Normal görünüm

Bugün alınanlar — 6 Eylül 2026 Haber Portalları

Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş’ın FBI ifadesi ortaya çıktı: ‘Cinayete tanık oldum, cesedi bagajda taşıdık’

Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.

TRT Haber’in aktardığına göre; ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca sorguladı.

FBI’ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorguyu belgeleyen FD-302 soruşturma raporunun Türkiye’nin adli yardımlaşma talebine cevap olarak hazırlandığı belirtildi. Dosya, adli yardımlaşma kanalları üzerinden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldı.

FBI tutanağında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden soruşturma yürüttüğü kayda geçirildi. Türk makamlarınca hazırlanan adli yardımlaşma talebinde Altaş’a yöneltilmek üzere tam 109 soru bulunduğu belirtildi.

‘MUSTAFA TÜRKAY SONEL’İN GÜLİSTAN’I ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYOR MUSUN?’

FBI sorgusunun en çarpıcı bölümü, Umut Altaş’a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi sorulduğunda yaşandı. Altaş, Sonel için önce “Beni kullandı” dedi. FBI görevlileri nasıl kullanıldığını sorduğunda ise Altaş, Sonel’in kendisini “Gülistan Doku’yu öldürmek ve suçu üzerine atmak” amacıyla kullanmış olabileceğini öne sürdü.

Bunun üzerine FBI görevlileri doğrudan “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?” diye sordu. Altaş başını sallayarak “Evet” cevabını verdi. “Neden buna inanıyorsun?” sorusuna “Gördüğümü söyledim” yanıtını verdi.

‘GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU’

Altaş’ın FBI’a anlattığı iddiaya göre olay 5 Ocak 2020 günü gerçekleşti. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’le birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın araca bindiğini ileri sürdü.

Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön yolcu koltuğunda, Gülistan Doku ise arka koltuktaydı. Altaş, araç içerisinde Gülistan Doku’nun kendilerini “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını iddia etti.

Ardından Mustafa Türkay Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Gülistan Doku’yu vurduğunu öne sürdü. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini de söyledi. FBI görevlileri Altaş’a Gülistan’a bakıp bakmadığını sordu. Altaş “Evet” dedi. “Ölü müydü?” sorusuna da “Evet.” cevabını verdi.

‘CESEDİ BAGAJA TAŞIDIK’

Altaş’ın anlatımına göre olay bununla da sınırlı kalmadı. Altaş, ateş edilmesinin hemen ardından Mustafa Türkay Sonel’e bağırarak neden Gülistan’ı öldürdüğünü sorduğunu ileri sürdü.

Sonel’in ise kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini iddia etti. Altaş başlangıçta bunu reddettiğini ancak sonunda Gülistan Doku’nun cesedini birlikte aracın bagajına taşıdıklarını söyledi.

OLAYDAN SONRA KORUMA POLİSİ ŞÜKRÜ EROĞLU’NU ARADI

Altaş’ın FBI’a verdiği ifadede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu hakkında da çok önemli iddialar yer aldı. Altaş, cesedin bagaja konulmasının ardından Mustafa Türkay Sonel’in Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını ileri sürdü.

Daha sonra Sonel ve Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüklerini, kendisinin konuşmanın dışında tutulduğunu söyledi. Altaş’a göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme” dedi. Altaş’ın “Bu mesele ortadan kalkmaz” demesi üzerine ise Sonel’in “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak” dediğini öne sürdü.

‘MERAK ETME, HALLETTİK, KİMSEYE HİÇBİR ŞEY SÖYLEME’

Altaş’ın iddiasına göre ertesi sabah Mustafa Türkay Sonel kendisini yeniden aradı. Altaş, Sonel’e neler olduğunu sorduğunu, aldığı cevabın ise “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme” olduğunu anlattı.

Altaş daha sonra Gülistan Doku’nun cesedine ne olduğunu sorduğunu, Sonel’e “Nereye gömdün?” dediğini de FBI görevlilerine söyledi.

FBI tutanağındaki en önemli yeni iddialardan biri de Gülistan Doku’nun cesedinin muhtemel yeriyle ilgili. Altaş’ın anlatımına göre Mustafa Türkay Sonel, cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söyledi.

Altaş daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzeltti. Bölgenin toprak yol olduğunu ve o dönemde yeni bir yol yapıldığını anlatan Altaş, cesedin Pertek yolu çevresinde, yeni yapılan yolun kenarına gömülmüş olabileceğini öne sürdü. Ancak Altaş, bunun kendi gördüğü bir olay değil, Sonel’den aldığı bilgiye dayanan bir tahmin olduğunu da belirtti.

BAZ KAYITLARI: ÜÇ İSİM AYNI BÖLGEDE

FBI sorgusunda Altaş’ın önüne Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi verileri de konuldu.

Soruya aktarılan dosya tespitlerine göre 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Umut Altaş, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarındaydı. Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise saat 22.08’de aynı bölgede bulunduğu belirtiliyordu.

PTS verilerine göre Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan araç saat 22.17.51’de yalnızca Sonel varken Tunceli’den Elazığ yönüne çıktı. Aynı araç saat 22.30.17’de Tunceli yönüne geri dönerken, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel, ön yolcu koltuğunda ise Umut Altaş görüntülendi.

FBI SORDU: CİNAYETİN İŞLENDİĞİ ARAÇLA KÖPRÜYE NEDEN GERİ DÖNDÜNÜZ?

Bu kayıtlar Umut Altaş’ın ilk günkü anlatımıyla çelişince FBI ajanları sorguyu derinleştirdi. Altaş sonunda, olayın ardından Mustafa Türkay Sonel’le aynı BMW ile yeniden köprü bölgesine döndüklerini anlattı.

FBI görevlileri “Az önce birinin öldürüldüğü araçla köprüye neden geri dönesiniz ki?” diye sordu. Altaş’ın cevabına göre Sonel, “Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz” demişti.

FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtlarına ilişkin de dikkat çekici bir soru yöneltildi.

Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine köprüye geri döndükleri sırada kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini öne sürdü. Altaş kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini ise bilmediğini söyledi.

‘BENİM GÜCÜMÜ BİLİYORSUN, SENİ VE AİLENİ ÖLDÜREBİLİRİM’

Altaş, cinayetten sonra tehdit edildiğini de ileri sürdü. İfadesine göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim” dedi.

Altaş ayrıca Sonel’in “Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar” şeklinde konuştuğunu iddia etti. Susması için kendisine para teklif edildiğini, bunu kabul etmediğini ancak Sonel’in cüzdanına para koyduğunu da öne sürdü.

HAMİLELİK VE KÜRTAJ İDDİASI FBI SORGUSUNDA

Dosyanın en hassas başlıklarından biri ise Gülistan Doku’nun hamile bırakıldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialardı. Altaş, FBI sorgusunda bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin’le yaptığı görüşmenin içeriği kendisine okununca önemli bir gelişme yaşandı.

Altaş’ın Keskin’e, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan’ın hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Gülistan’ın bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine başından tek el ateş ederek öldürdüğünü anlattığını söylediği kayıtlara yansımıştı.

FBI görevlileri bu sözlerin kendisine ait olup olmadığını sordu. Altaş önce cevap vermek istemedi. Ardından kararından vazgeçerek, vu beyanların kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak hemen ardından hamilelik ve kürtaj konusunda tahminde bulunmuş olabileceğini ve bazı ayrıntıları hatırlamadığını savundu.

TEK SEFERLİK VİDEO İDDİASI: PARÇALANMIŞ CESET

FBI dosyasındaki bir diğer çarpıcı başlık ise Altaş’ın eski işverenine anlattığı WhatsApp videosu oldu. Sorgu tutanağına göre Altaş daha önce, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine WhatsApp üzerinden yalnızca bir kez görüntülenebilen bir video gönderdiğini; videoda parçalanmış bir ceset gördüğünü anlatmıştı.

FBI sorgusunda Altaş, videoyu aldığını ve Mustafa Türkay Sonel’in gönderdiğini doğruladı. Videonun birkaç saniye sürdüğünü ve bir kişinin bir ceset parçasını tuttuğunu söyledi. Ancak videodaki cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini savundu.

FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan olduğunu söylediği yönündeki eski beyanını hatırlattığında, Altaş bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü.

FBI’DAN KRİTİK SORU: CİNAYET SIRASINDA ORADA MIYDIN?

İki günlük sorgunun en kritik anlarından biri 91’inci soru oldu. Altaş’a, eski patronuyla yaptığı konuşmada cinayet sırasında Mustafa Türkay Sonel’le birlikte olduğunu ima eden sözleri hatırlatıldı ve açıkça “Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?” diye soruldu.

Altaş’ın cevabı FBI tutanağına şöyle geçti: “Hepsine evet.” FBI ajanları daha sonra bir kez daha, iki günlük sorgu boyunca verdiği çelişkili beyanlara rağmen cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu yönündeki açıklamasının geçerli olup olmadığını sordu. Altaş, olay yerinde olduğunu doğruladı.

BABASINA MESAJI: ROL YAPMAYI BIRAK, BENİ SUSTURAN SENDİN

Dosyanın çarpıcı delillerinden biri de Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın telefonunda ele geçirilen WhatsApp mesajı oldu. Soruşturma makamlarının telefon incelemesinde Umut Altaş’ın babasına “Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin” mesajını gönderdiği tespit edildi. FBI görevlileri mesajı Umut Altaş’a sordu.

Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti. Ancak neden böyle yazdığını açıklamakta zorlandı ve hatırlamadığını söyledi. FBI görevlileri, mesajın Umut Altaş’ın Gülistan Doku olayı nedeniyle susturulduğu ve ABD’ye gönderilmesinde babasının rolü bulunduğu anlamına gelebileceğini söyledi. Altaş önce ABD’ye gitme kararının kendi fikri olduğunu söyledi. Sorgu derinleştirildiğinde ise “Hepimizin firiydi” cevabını verdi.

Altaş, Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyledi. Altaş’a göre bu para Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendi.

GENÇLİK MERKEZİNDEKİ 27 ARALIK BULUŞMASI DA SORULDU

Soruşturmada Gülistan Doku’nun kaybolmasından önce yaşandığı iddia edilen olaylar da FBI sorgusunun gündemindeydi. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019 saat 15.31-16.22 arasında Umut Altaş ile Gülistan Doku’nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı konumda bulunduğu Altaş’a soruldu.

Altaş; kendisinin, Mustafa Türkay Sonel’in ve muhtemelen Gülistan’ın orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın yürüdüğünü, Sonel’in onu takip ettiğini, ikisinin binaya girerek yaklaşık 15 dakika sonra döndüğünü anlattı.

FBI görevlileri bu kızın Gülistan olup olamayacağını sorduğunda “Mümkün olabilir.” cevabını verdi. Altaş, gizli tanığın Gençlik Merkezi’nde uyuşturucu kullanıldığı ve Gülistan’a cinsel saldırıda bulunulduğu yönündeki iddialarını ise doğrulamadı.

SORGU SONUNDA ESKİ VALİYE AĞIR SUÇLAMA

İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlileri Umut Altaş’a Gülistan Doku hakkında bildiklerinin bundan ibaret olup olmadığını sordu. Altaş “Evet” cevabını verdi. Ardından soruşturmanın adil yürütülmediğini öne sürdü ve dönemin Tunceli Valisini, olayı örtbas etmek ve oğlunu adalete teslim etmemekle suçladı.

34 sayfalık dosyada önemli bir teknik ayrıntının da altı çizildi. FBI, raporun başında ve ikinci gün bölümünde, Altaş’ın sözlerinin kelimesi kelimesine yapılmış bir ifade çözümü olmadığını, ajanlar tarafından görüşmenin içeriğinin özetlenmesi suretiyle hazırlandığını özellikle belirtti.

‘BABAM BU İŞİ HALLEDECEK’

Umut Altaş’ın ABD’de verdiği ifade şimdi Türk adli makamlarının elinde. İfadenin en kritik başlıklarını; Altaş’ın cinayet sırasında araçta ve olay yerinde bulunduğunu doğrulaması, Gülistan Doku’nun araç içinde vurulduğu iddiası, cesedin bagaja taşındığı anlatımı, Şükrü Eroğlu’nun olay sonrasında devreye girdiği iddiası, “babam bu işi halledecek” sözü, Pertek yolundaki muhtemel ceset noktası, aynı araç ile köprüye geri dönülmesi, kamera kayıtlarına ilişkin iddia ve babasına gönderilen “Beni susturan sendin” mesajı oluşturuyor.

Bununla birlikte Altaş’ın sorgu boyunca bazı kritik ayrıntılarda çelişkili ifadeler vermesi, hamilelik, kürtaj ve cesedin sonraki akıbetine ilişkin bazı anlatımlarının doğrudan gözleme değil duyuma ve aktarıma dayanması nedeniyle, FBI tutanağındaki iddiaların diğer deliller, HTS ve PTS kayıtları, dijital materyaller ve tanık ifadeleriyle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.

Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada, Gülistan Doku’ya ne olduğu ve cesedinin nerede bulunduğunun ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak sürüyor.

Dünden önceki gün alınanlar Haber Portalları

Gülistan Doku soruşturması… 6 yıl önceki su altı arama görüntüleri yeniden gündemde

Gülistan Doku’nun akıbetinin belirlenmesi amacıyla Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma devam ediyor.

Gazeteci Ferit Demir tarafından sosyal medya hesabından yayımlanan ve 8 Ocak 2020 tarihini taşıyan görüntülerde, Elazığ Emniyet Müdürlüğünden arama çalışmalarına katılmak üzere Tunceli’ye gelen dalgıç polislerin hazırlıkları ile dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve beraberindeki emniyet yöneticilerinin Sarısaltuk Viyadüğü’ne gelişi yer aldı.

DOKU AİLESİ DE ARAMA BÖLGESİNDEYDİ

Görüntülerde, aramaların yapıldığı gün Gülistan Doku’nun ailesi, arkadaşları, üniversitedeki hocaları, vatandaşlar ve basın mensuplarının da Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu yer aldı.

Dalgıç polislerin su altı kıyafetlerini giyerek hazırlık yaptığı, Vali Sonel’in bölgeye gelişinin ardından önce ekiplerle, daha sonra da Doku ailesiyle görüştüğü de görüntülere yansıdı.

Aynı soruşturma kapsamında halen tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Sonel ve beraberindeki emniyet yöneticilerinin daha sonra viyadüğün altındaki arama bölgesine geçtiği görüldü. Dalgıç ekipleri aynı gün Uzunçayır Baraj Gölü’nde arama çalışmalarına başlamıştı.

KİŞİSEL NOTLAR VE REÇETE SUDAN ÇIKARILMIŞTI

Doku’nun kaybolmasının ardından yürütülen aramalarda, kendisine ait olduğu belirtilen kişisel notlar ve reçete parçalarının Uzunçayır Baraj Gölü’nde bulunduğu açıklanmıştı. Aramaların ilerleyen döneminde Doku’ya ait olduğu değerlendirilen bir makasın da sudan çıkarıldığı bildirilmişti.

Gülistan Doku’nun bulunması amacıyla Uzunçayır Baraj Gölü ve çevresinde aylar boyunca geniş çaplı arama çalışmaları yürütülmesine rağmen Doku’ya ulaşılamadı.

DALGIÇ DEFTERİ İLE RESMİ TUTANAKLAR ARASINDA UYUMSUZLUK TESPİT EDİLDİ

Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 2026 yılında genişletilen soruşturma kapsamında, 2020’de gerçekleştirilen su altı aramaları da yeniden incelemeye alındı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in soruşturmanın son operasyonuna ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamada, adli makamlardan gizlendiği belirtilen dalgıç defterindeki kayıtlarla resmi arama tutanaklarının uyuşmadığının tespit edildiği bildirildi.

Gürlek ayrıca, Gülistan Doku’ya ait bazı kişisel eşyaların intihar ihtimalini destekleyen bir görüntü oluşturmak amacıyla su altına sonradan yerleştirilmiş olabileceğine ilişkin bulgular elde edildiğini açıkladı.

Söz konusu tespitlerin ardından 2020’de gerçekleştirilen su altı aramalarında görev alan bazı personel de soruşturma kapsamına dahil edildi.

ARAMALARA KATILAN DALGIÇ GÜRDAL TUTUKLANDI

Soruşturmanın beşinci dalgası kapsamında düzenlenen operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında 2020’de Gülistan Doku’nun bulunması amacıyla yapılan su altı aramalarında görev alan dalgıç polisler Gürkan Gürdal, Alaattin Kocamemik ve Vahit İlgör de yer aldı.

Önceki gün Erzurum Adliyesi’ne sevk edilen Gürkan Gürdal çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı. Aynı mahkeme Alaattin Kocamemik ve Vahit İlgör hakkında ise adli kontrol kararı verdi.

Şüpheliler hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlamaları kapsamında işlem yapıldığı bildirildi.

BALIK ADAMLARIN GÖRÜNTÜLERİ YAYIMLADI

Gazeteci Ferit Demir, soruşturmadaki son gelişmelerin ardından 8 Ocak 2020’de Sarısaltuk Viyadüğü’nde kaydedilen görüntüleri sosyal medya hesabından yayınladı.

Demir, görüntülerle birlikte yaptığı paylaşımda, o dönem gerçekleştirilen su altı aramalarına ve Doku’ya ait kişisel eşyaların bulunmasına ilişkin çeşitli iddialarda bulundu.

Bazı eşyaların dalgıçlar aracılığıyla suya bırakıldığı ve aramaların Doku’nun intihar ettiği yönünde kanaat oluşturmak amacıyla kullanıldığı yönündeki ifadelerin gazetecinin iddiaları olduğu belirtildi.

Soruşturma makamlarının son açıklamalarında ise bazı kişisel eşyaların sonradan suya yerleştirilmiş olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşıldığı belirtilirken, bu işlemin kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.

5’İNCİ DALGA OPERASYONU

Soruşturmanın 5’inci dalga operasyonunda farklı kentlerde gözaltına alınan 10 şüphelinin tamamı işlemleri yapılmak üzere Erzurum’a getirildi.

Operasyonda, Temmuz 2017-Temmuz 2019 tarihleri arasında Tunceli İl Jandarma Komutan Vekilliği ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcılığı görevlerinde bulunan A.K. ile eşi B.H.K., polis dalgıçlar Gürkan Gürdal, A.K. ve V.İ., soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan güvenlik korucusu Fatih Ö.’nün çocukları D.Ö., S.Ö. ve N.M.Ö. ile eşi S.Ö. ve olay tarihinde üniversite öğrencisi olan P.B. gözaltına alındı.

İlk olarak işlemleri tamamlanan üç dalgıç polis Erzurum Adliyesi’ne sevk edildi. Cumhuriyet Savcılığındaki ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Gürkan Gürdal tutuklanırken, Alaattin Kocamemik ve Vahit İlgör hakkında adli kontrol kararı verildi. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı iki dalgıç hakkında verilen adli kontrol kararlarına itiraz etti.

Operasyon kapsamında gözaltında bulunan şüphelilerden iki kadın ise 1 Eylül’de Erzurum Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle hakimliğe gönderilen kadın şüphelilerden biri tutuklandı, diğeri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Son kararla birlikte 5’inci dalga operasyonda tutuklananların sayısı 2’ye, Gülistan Doku soruşturmasının tamamında tutuklu bulunanların sayısı ise 30’a yükseldi. (ANKA)

 

İlişkili Haber
thumbnail

Gülistan Doku soruşturmasında bir tutuklama daha

Haberi görüntüle

💾

Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetinin belirlenmesine yönelik soruşturma sürerken, kaybolmasının üçüncü gününde Sarısaltuk Viyadüğü’nde yapılan su altı aramalarına ilişkin görüntüler yeniden gündeme geldi. 2026 yılında genişletilen soruşturma kapsamında, su altı aramalarında görev alan dalgıçlardan Gürkan Gürdal tutuklanırken, soruşturma kapsamında tutuklu bulunanların sayısı 30’a yükseldi.

Tunceli’de kayyım kararı sonrası eylem ve etkinlik yapılması 10 gün süreyle yasaklandı

İçişleri Bakanlığı, Tunceli il ve Ovacık ilçe belediyelerine kayyım atadı.

Bakanlık, DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın yerine Vali Bülent Tekbıyıkoğlu’nu; CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün yerine de Kaymakam Hüseyin Şamil Sözen’i görevlendirdi.

İlişkili Haber
thumbnail
Tunceli ve Ovacık belediyelerine kayyım atandı
Haberi görüntüle

Tunceli Valiliği’nden yapılan açıklamada, il sınırları içinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla çeşitli kararlar alındığı bilgisi verildi.

İlde sadece Valilik ve kaymakamlıkların uygun göreceği etkinliklerin yapılabileceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İlimizde yapılmak istenilen açık ve kapalı alanlarda toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri, broşür dağıtma, sticker, afiş, pankart asma, her türlü eylem ve etkinliklerin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/A, B ve C maddeleri gereğince (jandarma bölgesi dahil) il ve ilçe mülki sınırlarımız içinde 1 Aralık saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle yasaklanması kararı alınmıştır.”

❌