PKK elebaşı Karayılan’dan ‘Suriye’ itirafı: ‘Devletin ortağıyız, devlet biziz’
PKK terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan, Suriye’de HTŞ yönetimiyle yaptıkları entegrasyon anlaşmasına ilişkin yeni mesajlar verdi.
Örgütün ajansına konuşan Karayılan, “kitleleri harekete geçirme dönemi” olduğunu söyledi.
Karayılan şunları söyledi:
“Şimdi dönem entegrasyon dönemidir. Siyasi, toplumsal ve kültürel mücadele dönemidir. Bütün güçlerimizi buna göre harekete geçirmeliyiz. Savunma güçlerinin artık belli bir düzeyi var, o ayrı. Onlar da rollerini oynamalılar. Ancak mücadele artık siyasi ve toplumsal yöntemlerle yürütülmelidir. İki konuda cesur hareket etmek gerekir. Birincisi, halkların kardeşliği meselesidir; yani Önder Apo’nun demokratik ulus perspektifini cesaretle savunmaktır. Bakıyoruz, bu ırkçılar esas olarak bu perspektife saldırıyorlar. Yani halklar arasında, Kürtlerle Araplar arasında düşmanlık yaratmak istiyorlar. Bu ne anlama geliyor? Demokratik ulus perspektifini boşa çıkarmak istedikleri anlamına geliyor. Orada halkları birbirine düşürmek istiyorlar. Buna karşı cesaretle mücadele etmemiz gerekiyor. Yani Arap, Kürt, Asuri, Süryani ve Ermeni halklarının kardeşliğini korumalıyız. Bunu her yerde korumalı, kardeşliği geliştirmeliyiz. Birincisi, bu konuda tavizsiz ve cesur olmak gerekir.
ENTEGRASYON
İkincisi entegrasyondur. Entegrasyonu nasıl demokratik bir entegrasyona dönüştüreceğiz? Bunun için mücadele etmek gerekir. Siyasi mücadele, toplumsal mücadele yürütmek gerekir. Cesaretle yürütmek gerekir. Entegrasyon, özünde ortaklaşma anlamına gelir. Yani iki taraf bir olur. Ama her iki taraf da birbirini kabul etmelidir. Yani Kürtleri Kürt olarak kabul etmek gerekir. Entegrasyon budur. Birinin diğerinin üzerine çıkıp her şeyi dayatması değildir. Dayatma değildir, birbirini kabul etmektir. Sen onun bir şeyini kabul edersin, o da senin bir şeyini kabul eder. Fakat bunun için mücadele yürütmek gerekir. Mücadelede sürekli “Bunu yaparsak savaş olur, bunu yaparsak her şey bozulur” bahanesine sığınılmamalı. Her şey bozulmaz. Yani kimse kıyameti koparmamalı. İki yönden de kıyamet koparılmamalı.
‘KAZANIMLAR VAR, SAHİP ÇIKMALI’
Birincisi, bazı çevreler “Her şey gitti, her şeyi verdik” diyor. Öyle değildir. Bazı şeyler, kazanımlar var. Kazanımlarına sahip çıkmalı, bu kazanımlar üzerinde şehitlerin davasını ilerletmelisin. Yeni yol ve yöntemlerle siyasi, demokratik, toplumsal ve kültürel mücadeleyi güçlendirmelisin. Örgütlenmelisin. Kazanımlar var; her şey gitmiş değil. Diğeri de siyasi mücadele yürüttüğünde “Aman, yine savaş çıkacak” demektir. Bu da doğru değildir. Yani Rojava Kürdistanı’nın arkasında bir güç var, yalnız değildir. Her şeyden önce bütün Kürt halkı onun arkasındadır. Ocak ayında bu belli olmadı mı? Yine Rojava Kürdistanı, DAİŞ’e karşı savaşta, Kobanê direnişiyle, kadınların ve özgür kadının direnişiyle dünyada kendisine bir yer edindi. Bakıyoruz, Şam yönetimi yüzünü olumlu göstermek için birçok kez Rojava yetkilileriyle birlikte fotoğraf çektirmek istiyor. Buna ihtiyaç duyuyor. Yani her şeyi bir kenara atmak o kadar kolay değildir. Hayır, Rojava Devrimi de kendi mevzilerini oluşturmuştur. Bu mevziler üzerinden siyasi ve toplumsal mücadeleyi daha güçlü yürütmek gerekir.
‘DEVLET BİZİZ’
Şimdi gerekli olan, hızla toparlanmak ve mücadele etmektir. Bugün Hesekê’de Suriye bayrağını kaldırıp ırkçılık yapanlar Arap halkını temsil etmiyorlar. “Devlet gelsin” diye bağırıyorlar. Onlara “Biz zaten devletiz. Entegrasyon gerçekleştirmedik mi? Biz devletin ortağıyız. Buradaki devlet biziz. Sen kimsin?” denilerek yanıt verilmelidir. Bu nedenle resmi kurumlar aciz davranmamalıdır. Karşılarına çıkıp “Siz kimsiniz? Burada kimsenin kargaşa yaratmasına izin vermiyoruz” demelidirler. Yani bu resmi kurumlar kendilerini ikinci sıraya koymamalıdır. Sorumluları rollerini oynamalıdır. Siyasi kurumlar daha fazla yanıt verebilir, konuşabilir, Suriye’de kamuoyu oluşturabilir ve mücadele yürütebilir. Yani mücadele birkaç kişiye bırakılmamalıdır. Herkes yürütmelidir. Yani şimdi savaş dönemi değil; siyasi mücadele, konuşma, yanıt verme ve kitleleri harekete geçirme dönemidir. Kürt halkı haklarını korumalıdır. Hakları vardır, Suriye hükümetinde yeri vardır. Mevcut koşullara göre şehitlerin davasını daha fazla temsil etmeye, şehitlerin çizgisini daha fazla geliştirmeye ihtiyaç vardır.
‘AŞİRETLERLE BİRLİKTE ÇALIŞILMALIDIR’
Halkımız burada emek verdi. Arap halkı ve Kürt halkı birlikte kan döktü. Artık kimse bunu geriye, eski düzeye götüremez. Hayır, dostlar var. Örneğin şehitlerimizin, arkadaşlarımızın bütün Arap ailelerine ulaşılmalıdır. Olumlu yaklaşan bütün aşiretlerle birlikte çalışılmalıdır. Böyle kargaşa yaratanların, provokatif yaklaşımlar geliştirenlerin arkasında kimin olduğunu biliyoruz. Kimin müdahale ettiğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bütün kurumlar, kişiler ve özellikle şehit aileleri hızla toparlanmalı, hızla örgütlenmelidir. Bu tür uygulamalara karşı daha etkili yanıtlar geliştirmelidirler. Toplumumuz her yerde kendisini bir güç ve irade hâline getirmelidir. Doğrudur, bazı savunma güçleri var. Onlar rollerini oynamalılar. Böyle pasif ve aciz olmamalılar. Eğer aciz olacaklarsa o silahları neden aldılar? Birincisi budur. Ama halkımız da kendisini korumalıdır. Yani öz gücüyle, örgütlülüğüyle kendisini korumalıdır. Hiçbir yerde kimse böyle savunmasız kalmamalıdır.
Bazı eller Suriye’de Kürt halkının önünü kesmek istiyor. Bu açıktır. Ancak Kürt halkı, şehitlerinin kanıyla artık kendisine bir yer oluşturmuştur. Suriye’de temel bir aktör olabilir. Bunu da demokratik ulus perspektifiyle, halkların kardeşliğiyle güçlü biçimde sürdürebilir. Bunun zemini bir ölçüde oluşmuştur. Bu temel üzerinden hareket etmek gerekir. Böyle “Ah vah, biz bunu yaptık, şunu yaptık” denilerek olmaz. Hayır, ne olmuşsa bunun hesabı sorulsun. Hesap vermesi gerekenler hesap versin. Ama bu, boşluk yaratılması, alanın başkalarına boş bırakılması anlamına gelmez. Hayır, alan doldurulmalıdır. Meydan demokratik toplumla gümbür gümbür kaynamalı, harekete geçmelidir. Siyasi ve toplumsal çalışma ve mücadeleyle demokratik toplumun hareketliliği yükselmeli, güçlenmeli, ilerlemelidir. Hedef budur.
‘SAFLARI HIZLA GÜÇLENDİRMELİ’
Şimdi Önder Apo’nun çizgisi var. Önder Apo’nun mücadelesi var, hareketin mücadelesi var, sizin kendi mücadeleniz var; Rojava Kürdistanı’nın kendisi var. Bu hareket var. Ancak onların planı buydu; hepsini tasfiye etmek, böylece yenilgiye uğratmak. Şimdi de yine daraltmaya çalışıyorlar. Rojava Devrimi’ne yönelik mevcut çaba budur. Daraltmak, anlamsızlaştırmak, anlamından uzaklaştırmak istiyorlar. Yani zamana yayılmış böyle bir plan var. Herkes buna karşı dikkatli olmalı, saflarını hızla güçlendirmeli, harekete geçmeli; koşullara uygun yol ve yöntemlerle mücadeleyi güçlendirmeli ve kahraman şehitlerin davasını başarıya ulaştırmalıdır. Herkesin görevi budur.”