Elektronik Ürün Alımında Taksitlerde Değişikliğe Gidildiği İddia Edildi



HABER MERKEZİ / İki doz ölümcül ilaç verildi, günlerce bilinci kapalı kaldı, doktorlar beyin ölümünden endişe etti. ABD'de başarısız infaz girişimiyle dünya gündemine oturan Christa Pike hakkında haftalar sonra gelen açıklama dikkat çekti. 50 yaşındaki Pike'ın avukatı, 21 Ekim'de yaptığı açıklamada müvekkilinin sağlık durumundaki son gelişmeleri duyurdu.
AVUKATINDAN GÜNLER SONRA AÇIKLAMA
ABD'nin Tennessee eyaletinde 1995 yılında sınıf arkadaşı Colleen Slemmer'ı vahşice öldürmekten hüküm giyen Christa Pike, kendisine iki yüksek doz ölümcül madde verilmesine rağmen hayatta kalmıştı. İnfaz girişiminin ardından günlerce yoğun bakımda bilinci kapalı halde ve solunum cihazına bağlı tutulan Pike'ın beyin ölümünün gerçekleşmiş olabileceğinden endişe edilmişti. Ancak Pike daha sonra uyanarak konuşmaya başlamıştı.
Pike'ın avukatı, 21 Ekim'de TMZ'ye yaptığı açıklamada müvekkilinin fiziksel durumunun iyileşmeye devam ettiğini bildirdi. Avukat, Pike'ın artık kendi başına daha fazla yürüyebildiğini, konuşmasının geliştiğini ve çevresiyle daha net iletişim kurarak tam cümleler oluşturabildiğini söyledi.
Ancak iyileşme sürecinin ne ölçüde ilerleyeceği henüz net değil. Pike'ın bilişsel ve psikolojik işlevleri izlenmeye devam ediyor. Avukatına göre, yaşananların uzun vadeli etkilerine ilişkin daha net bir tablo ortaya çıkması bir ay veya daha uzun sürebilir.
İnfaz girişiminin ardından hastanede tedavi gören Pike, daha sonra taburcu edilerek cezaevine geri gönderilmişti. Avukatları, daha önce yaptıkları açıklamalarda müvekkillerinin kafa karışıklığı, hafıza sorunları ve ciddi fiziksel yaralanmalarla mücadele ettiğini belirtmişti.

KOLLARINDA YANIKLAR VE AĞIR ŞİŞLİK OLUŞTU
Pike'a verilen iki yüksek doz ilacın ölümüne neden olmaması, buna karşılık vücudunda ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkması dikkat çekmişti. Kollarında yanıklar ve kabarcıklar oluşan Pike'ın ellerinde de aşırı şişlik meydana geldi.
30 Eylül'de hastaneye kaldırılmasının ardından avukatı Randy Spivey, müvekkilinin ellerindeki olağanüstü şişliği, içi şişirilmiş bir cerrahi eldivene benzetmişti.
Pike'ın ayrıca kan pıhtısı ve zatürre yaşadığı; yutkunamadığı, yemek yiyemediği ve aşırı şişen kollarını hareket ettiremediği bildirilmişti. Hastanede tedavi gördüğü sırada yatağına zincirlenmiş halde tutulan Pike'ın hangi fiziksel işlevlerini yeniden kazanabileceği de başlangıçta belirsizliğini koruyordu.
Avukatı, infaz girişiminden sonraki günlerde Pike'ın iyileşmesinin uzun ve zorlu bir süreç olacağını vurgulamıştı. Son açıklamayla birlikte konuşma ve hareket kabiliyetinde ilerleme kaydedildiği ortaya çıkarken, kalıcı hasar ihtimali henüz açıklığa kavuşmadı.
ACİL TIBBİ MÜDAHALEDE 31 DAKİKALIK GECİKME
Pike'ın yaşadıkları, infaz girişiminin ardından acil tıbbi müdahalenin nasıl yürütüldüğüne ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirdi. 911 çağrı merkezi kayıtlarına göre, cezaevi personeli ile ilk müdahale ekipleri arasında yaşanan karışıklık nedeniyle müdahalede gecikme yaşandı. Cezaevi yetkililerinin acil tıbbi yardım talebinin meşru olduğunu doğrulaması 31 dakika sürdü.
CHRİSTA PİKE YENİDEN İDAM EDİLECEK Mİ?
Pike'ın sağlık durumundaki gelişmelerin ardından yanıt bekleyen bir başka soru da geleceğine ilişkin: Tennessee eyaleti onu yeniden idam etmeye çalışacak mı?
Şimdilik yeni bir infaz girişimi konusunda kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Pike'ın avukatları, Cumhuriyetçi Vali Bill Lee'yi ölüm cezasını şartlı tahliye olanağı olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çevirmeye ikna etmeye çalışacaklarını açıkladı.
Pike'ın fiziksel durumunda iyileşme belirtileri görülse de bilişsel ve psikolojik sağlığına ilişkin değerlendirmeler sürüyor. Avukatlarının cezanın değiştirilmesi için yürüteceği girişimlerin nasıl sonuçlanacağı ve eyaletin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği ise belirsizliğini koruyor.

HABER MERKEZİ/ Güney Kore'de ünlü bir kara köpekbalığı, yetkililerin onu başarılı bir şekilde kanaldan çıkardıklarını açıklamasından sadece bir gün sonra, bir aydır mahsur kaldığı kanala geri döndü.
Bukangi lakaplı köpekbalığı, geçen ay güneydoğudaki liman kenti Busan'daki bir kanalda görülmesinin ardından beklenmedik bir şekilde büyük bir ilgi uyandırdı.
Güney Kore Okyanuslar Bakanlığı Çarşamba akşamı ismini kanaldan alan Bukangi adlı köpekbalığını kanaldan çıkarıp açık bir limana götürdüklerini açıkladı. Ancak daha sonra çıkan haberlerde köpekbalığının yetkililer tarafından yerleştirilen bir bariyeri aşarak kanalın ağzına geri yüzdüğü belirtildi.

DAHA FAZLA KÖPEKBALIĞI GELEBİLİR
Bukangi'nin yerinin değiştirilmesi için Perşembe günü bir operasyon daha planlandı.
Bukangi'nin, alışılmadık derecede sıcak sular ve bol balık nedeniyle kanala çekilmiş olabileceği düşünülüyor. Denizin her yıl daha da ısınmasıyla birlikte, uzmanlar Busan'ın gelecekte daha fazla köpekbalığına ev sahipliği yapabileceğini söylüyor.
ŞEHRİN MASKOTU OLDU, MİLYONLAR ZİYARETE GELDİ
Son haftalarda, adını bulunduğu kanaldan alan Bukangi'yi görmek için Busan'daki bir parka 1,6 milyondan fazla ziyaretçi akın etti.
Popülaritesi Busan'ın turizmine olumlu bir ivme kazandırdı ve şehir onu gayri resmi maskotu olarak benimsedi.
Çarşamba günü canlı yayınlanan bir operasyonda, kurtarma ekipleri, üç metre uzunluğundaki (10 fit) köpekbalığını bir ağ yardımıyla limandaki açık suya doğru hassas bir şekilde yönlendirmek için sekiz saatten fazla zaman harcadı.
Çarşamba günkü operasyondan önce, Bukangi'yi ağlarla kanaldan çıkarmak için daha önce iki başarısız girişimde bulunulmuştu.

Haaretz gazetesinin haberinde, hafta sonu Taybe ve Ebu Falah beldelerindeki şiddet olaylarına ilişkin gözaltına alınan İsraillilerin hakim karşısına çıkarıldığı bildirildi.
'SERBEST BIRAKILDILAR
Habere göre, polisin gözaltı sürelerinin uzatılması yönündeki talebine rağmen İsrail mahkemesi 9 şüpheliyi serbest bıraktı. The Washington Post foto muhabiri Heidi Levine'e saldırmakla suçlanan 4 İsrailli ev hapsi şartıyla serbest kalırken, Avrupalı diplomatik heyete saldırdığı belirtilen bir diğer şüpheliye ise Taybe beldesine 180 gün, Batı Şeria'daki diğer Filistin köylerine 30 gün giriş yasağı getirildi.
Serbest bırakılan tüm isimlere kefalet, nakdi teminat ve ifadeye çağırma şartı getirilirken, Nadav Cohen Tzemach isimli İsraillinin gözaltı süresi uzatıldı.
NE OLMUŞTU?
Filistin topraklarını gasbeden maskeli bir grup İsrailli, 17 Ekim'de işgal altındaki Batı Şeria'nın Taybe beldesinde zeytin hasadına giden Fransız, Belçikalı ve Polonyalı diplomatların araçlarına saldırmıştı.
İsrail basınında yer alan haberlerde, saldırganların diplomatları taşıyan araçların önünü kestiği belirtilmiş, sosyal medyaya yansıyan görüntülerde de Belçikalı bir diplomatı taşıyan aracın camlarının kırıldığı görülmüştü.
Saldırıya uğrayan araçlarda Fransa ve Belçika konsoloslarının da bulunduğu belirtilmişti.
Ramallah'ın kuzeydoğusunda yer alan ve nüfusunun çoğunluğunu Filistinli Hristiyanların oluşturduğu Taybe beldesi, bölgede bu özelliğe sahip tek yerleşim olarak biliniyor.
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Batı Şeria'da zeytin hasadı yapan Filistinliler ile bölgedeki gazetecileri sık sık hedef alıyor.
İsrailliler, 16 Ekim'de Batı Şeria'daki Ebu Falah köyünde zeytin hasadını takip eden The Washington Post gazetesinin foto muhabiri Heidi Levine'i darbederek yaralamıştı.

Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, "izin verilmeyen" güzergahlardan geçtikleri belirtilen 4 geminin petrol transferi sırasında tespit edildiği ve eş zamanlı olarak vurulduğu ifade edildi.
'3 GEMİ DENİZ MAYININA ÇARPTI'
Açıklamada ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın batısında dün gece 3 geminin deniz mayınına çarptığı, yangın çıktığı ve gemilerin durdurulduğu belirtildi.
'ABD ÜSLERİNİ DE İÇİNE ALIR'
ABD'yi, gemileri mayın döşenmiş geçitten geçmeye teşvik etmekle suçlayan Devrim Muhafızları Ordusu, bu durumun deniz kazalarının artmasına yol açtığını savundu.
Açıklamada, ABD'nin bu tutumunu sürdürmesi halinde karşılık verme kapsamının bölgedeki ABD üslerini de içine alacağı belirtilerek Washington yönetimine uyarıda bulunuldu.

HABER MERKEZİ / Libya Temsilciler Meclisi, Salı günü 2019'da Libya ve Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasını onayladı. Atina’nın uzun zamandır engellemeye çalıştığı kritik adım Yunanistan’ın yanı sıra İsrail’de de alarm zillerini çaldırdı.
‘GERÇEK TEHLİKE’
İsrail basınından Maariv ‘Gerçek bir tehlike: Türkiye’nin yakınlaşması İsrail’i etkileyecek” başlıklı haberinde “Libya'nın doğusundaki parlamentonun Türkiye ile imzalanan deniz sınır anlaşmasını onaylaması da İsrail'i etkileyecek. Yunanistan bu kararı reddederken Türkiye bunu Doğu Akdeniz’deki hakları konusunda konumunu güçlendiren önemli bir adım olarak sundu” denildi.
‘İSRAİL’İ NASIL ETKİLEYECEK?’
Haberde Tel Aviv’in bu kritik imza sonrası yaşanacak bölgesel gelişmelerden etkileneceği öne sürülürken “Türkiye ile Libya arasındaki anlaşma, İsrail'in Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa enerji altyapısına bağlanmasını zorlaştırabilir. Somut risk, gelecekte İsrail'i Avrupa şebekesine bağlaması beklenen planlanan elektrik kablosuyla ilgilidir: Ankara, güzergahın bir kısmının kendi yetki alanındaki bir bölgeden geçtiğini iddia ediyor ve önceden arazi etütlerinin koordine edilmesini talep ediyor. İsrail açısından olası anlamı, elektrik ithalat ve ihracat seçeneklerinin ertelenmesi ve Amerikan ve Avrupa desteğine olan ihtiyacın artmasıdır” ifadeleri kullanıldı.

‘ÖFKE VE ENDİŞEYE YOL AÇIYOR’
Öte yandan Tel Aviv merkezli Kanal 12 ise “Türkiye Akdeniz'deki nüfuzunu genişletiyor: Libya ile yapılan anlaşma Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail'i endişelendiriyor” başlıklı haberinde “Türkiye, Libya ile deniz sınır anlaşmasının onaylanmasıyla önemli bir siyasi ve ekonomik başarıyı kutluyor. Anlaşma, aslında üzerinde anlaşmaya varılmasından yedi yıl sonra Doğu Libya tarafından onaylandı. Türkiye, bölgesel etkisini genişleterek Yunanistan, Kıbrıs, Mısır ve İsrail'de öfke ve endişeye yol açıyor” denildi.

‘ALTIN FIRSAT'
Haberde Türkiye’nin başlıca hedefinin Akdeniz'in enerji kaynaklarına, özellikle de potansiyel doğalgaz ve petrol rezervlerine daha geniş erişim sağlamak olduğu iddia edilirken “Bölge, İsrail, Mısır ve Kıbrıs kıyıları açıklarında büyük doğalgaz rezervlerinin keşfedilmesinin ardından son yirmi yılda ekonomik rekabetin merkezi haline gelmiştir. Libya ile yapılan anlaşma, Türkiye'nin arama yapmak, yatırım teşvik etmek ve enerji iş birliği kurmak istediği bölgelerdeki denizcilik haklarına ilişkin iddialarını güçlendiriyor. Ticari rezervlerin keşfedilmesi durumunda, bu durum Türk şirketleri için altın fırsatlar yaratabilir ve bölgesel enerji pazarındaki konumunu güçlendirebilir” ifadesinde bulunuldu.
‘İSRAİL İÇİN DARBE’
Yunanistan’daki endişenin İsrail’de halihazırda sürdüğüne dikkat çekilen haberde “Kritik anlaşma Türkiye için bir başarı ancak İsrail ve müttefikleri için bir darbedir” denildi.
NE OLMUŞTU?
Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan ve iç savaş pençesindeki ülkede resmen kabul edilemeden Birleşmiş Milletler’e (BM) tescil ettirilen deniz yetki anlaşmasında son nokta kondu. Anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi’nde de kabul edilmesiyle üzerindeki hukuki tartışmalar sona ererken, Yunanistan’ın Akdeniz’deki maksimalist hedeflerine en büyük tokatlardan biri indirilmiş oldu.
Libya iç savaşının ardından, ülkede hem Halife Hafter’in kontrolündeki kesimler hem Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin bulunduğu Trablus ile dengeli bir diplomasi yürüten Türkiye, 2020’de başlayan ateşkes ve imar ile kalkınma süreçlerinin en büyük destekçilerinden oldu.
Bu süreçle birlikte, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’deki söylemlerine karşılık vermek ve Mavi Vatan doktirinini güçlendirmek için Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması hazırlandı.
Ulusal Mutabakat Hükümeti ile 27 Kasım 2019 tarihinde atılan imzalar, Yunanistan’ın yanı sıra Mısır, BAE, İsrail ve Fransa’yı da bir cephe halinde Türkiye’nin karşısına çıkardı. Böylece başlayan diplomatik ve hukuki mücadele, anlaşmanın TBMM’de 5 Aralık 2019’da kabul edilmesi ve 18 Mart 2020’de BM’ye bildirilip 30 Eylül 2022’de tescil edilmesiyle önemli dayanaklar kazandı.
Süreç, Hafter kontrolündeki Libya Meclisi’nin 8 Ocak 2020’de anlaşmayı reddedip Ankara ile ilişkileri kesmesi gibi zorluklarla sınansa da 7 yıl süren bekleyiş, bu yıl artan diplomasi çabalarıyla son buldu ve anlaşma Meclis’den geçti.
Uluslararası kayıtlara, henüz Meclis’de kabul edilmeden giren anlaşma üzerindeki son tartışmalar da bitirildi. Böylece Yunanistan’ın, Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsetmek için 20 yılı aşkın süredir kullandığı Sevilla Haritası’ndaki söylemlerin önüne büyük bir engel kondu.

Kazakistan'da 5 yıl doktorluk yaptıktan sonra Türkiye'ye gelen ve gerekli süreçlerin ardından hekimlik mesleğine devam eden Acil Pratisyen Dr. Aziz Seyfeddin, Hakkari'nin Derecik ilçesinde hastalara şifa oluyor. Derecik Devlet Hastanesi bünyesindeki Evde Sağlık Hizmetleri Birimi'nde çalışan Dr. Seyfeddin, sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken hastaları evlerinde ziyaret ederek sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor.
İlçe merkezi ve köylerde sürdürülen çalışmalar kapsamında Dr. Seyfettin ve ekibi muayene, kan alma, pansuman, şeker ve tansiyon ölçümü gibi hizmetlerin yanı sıra hastalara ilaç kullanımı, hijyen ve beslenme konularında da bilgi veriyor. Hastaneye gitmesi gereken vatandaşların ise nakil aracıyla sağlık kuruluşlarına ulaştırılması sağlanıyor.
96 HASTAYA DÜZENLİ SAĞLIK HİZMETİ
Evde Sağlık Hizmetleri Birimi kapsamında 30 yatağa bağımlı, 10 pansuman ihtiyacı bulunan, 10 oksijen tüpüne bağlı ve 46 kronik hastalığı bulunan toplam 96 hastaya hizmet veriliyor. Özellikle sınır köylerinde yaşayan hastaları düzenli olarak ziyaret eden ekip, hastaların sağlık durumlarını yakından takip ediyor. Dr. Aziz Seyfeddin, sağlık ekibiyle birlikte Derecik ilçesine bağlı Ulaşan köyünde yaşayan, KOAH hastası ve yaklaşık 10 yıldır oksijen tüpü kullanan Sıddık Karakoç'u da (64) evinde ziyaret etti. Karakoç'un şeker ve tansiyon ölçümlerini yapan ekip, gerekli kontrollerin ardından oksijen desteğini sağladı.
Yaklaşık 10 aydır Derecik Devlet Hastanesi'nde görev yaptığını belirten Dr. Aziz Seyfeddin, "Aralık ayından beri Derecik Devlet Hastanesi'nde görev yapıyorum. Türkiye'deki ilk görev yerim burası oldu. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi kapsamında özellikle sınır köylerinde yaşayan hastalarımızı evlerinde ziyaret ediyoruz. Hastalarımızın şeker ve tansiyon ölçümlerini yapıyor, pansumanlarını gerçekleştiriyoruz. Her hafta düzenli olarak hastalarımızın kontrollerini yapıyoruz. Hastalarımıza ihtiyaçlarına göre hizmet sunuyoruz. Ulaşan köyünde yaşayan hastamız Sıddık Karakoç'u evinde ziyaret ettik. Şeker ve tansiyon ölçümlerini yaptıktan sonra oksijen tüpünü taktık. Sınır köylerimizde yaşayan hastalarımızı düzenli olarak evlerinde ziyaret ediyor, günlük ihtiyaçları doğrultusunda sağlık hizmeti sunuyoruz" diye konuştu.

‘ALLAH DEVLETİMİZDEN RAZI OLSUN’
Yaklaşık 10 yıldır oksijen tüpüne bağlı yaşamını sürdüren Sıddık Karakoç ise evde sağlık hizmeti sayesinde hastaneye gitmekte yaşadığı güçlüğün azaldığını belirterek sağlık ekibine teşekkür etti. Karakoç, "Sürekli hastaneye gidip gelemiyorum. Allah devletimizden razı olsun. Derecik Devlet Hastanesi doktorları her hafta düzenli olarak evime gelip tansiyonumu ve şekerimi ölçüyor, ardından oksijen tüpümü takıyor. Rahatsızlandığımda aradığım zaman ekip evime kadar geliyor. Derecik Devlet Hastanesi'ndeki bütün doktorlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Antakya'da yaşayan Deniz Helvacıoğlu, uzun yıllar araç kullandıktan sonra ağabeyinin yönlendirmesiyle taksiciliğe adım attı. Ağabeyinin emekli olmasıyla onun kullandığı taksiyi devralan Helvacıoğlu, daha önce yaptığı köftecilik mesleğini bırakarak yeni bir başlangıç yaptı. Yaklaşık 3 aydır direksiyon başında olan Helvacıoğlu, Antakya'nın Vali Göbeği ve çarşı merkezi başta olmak üzere kent genelinde yolcularını gidecekleri yerlere ulaştırıyor. Kadın taksici olduğunu görenlerin şaşırdığını belirten Helvacıoğlu, müşterileriyle kurduğu iletişimden ve aldığı olumlu geri dönüşlerden memnun olduğunu dile getirdi.

"İYİ Kİ BU İŞE BAŞLAMIŞIM"
Ağabeyinden emanet olarak aldığı taksicilik mesleğini sürdüren Deniz Helvacıoğlu, "Abimin sayesinde bu mesleğe başladım. Abim eski taksicilerden, ben de araç kullanmayı çok sevdiğim için bana ‘Gel, seni de bu işe geçirelim' dedi. İyi ki de başlamışım, çok memnunum. Halkımıza hizmet etmeye çalışıyoruz ve güzel geri dönüşler alıyoruz. Bir kadın olarak taksicilik yaptığımı görenler şaşırıyor. Ancak kadınların yapamayacağı hiçbir iş olmadığını düşünüyorum. Mesleğimi seviyorum, iyi ki bu işe başlamışım. Yaklaşık 3 aydır taksicilik yapıyorum ve henüz yeniyim. Çok şükür, şimdiye kadar kötü bir durumla karşılaşmadım. Allah herkesten razı olsun. İnsanlar şaşırsa da genellikle güzel yorumlar ve olumlu tepkiler alıyorum. Müşterilerimizle iletişimimiz çok güzel. Allah hep iyi insanlarla karşılaştırsın. Müşterilerim bilmediğim yerlerde bana çok yardımcı oluyor ve desteklerini hissettiriyorlar. Duraktaki arkadaşlarıma da buradan selam gönderiyorum" dedi.

"GÜNLÜK ÇALIŞMA SÜREM ORTALAMA 15 SAATİ BULUYOR"
Haftanın her günü ortalama 15 saat kentin sokaklarında direksiyon sallayan Deniz Helvacıoğlu, "Günlük çalışma sürem ortalama 15 saati buluyor. Müşterimiz olduğunda çağırıyorlar, biz de gidip alıyoruz. Bazen durak dışında, evden çıkıp müşterilerimize hizmet verdiğimiz de oluyor. Telefonla haftanın her gün 24 saat müşterilerimizin hizmetindeyiz. Ben Antakya'da, Vali Göbeği ve çarşı merkezinde çalışıyorum. Çok çalışmaya alışkın olduğum için bu meslek beni pek yormuyor. Daha önce köftecilik yapıyordum. Şimdi taksiciliğe başladım. İnşallah Allah bu mesleği sürdürmeyi de nasip eder. Yaklaşık 11 yıldır araç kullanıyorum. Önceki işim nedeniyle de sürekli trafikteydim. Araba kullanmayı çok sevdiğim için bu durum benim için bir avantaj oldu. Artık arabamla daha fazla zaman geçiriyor, daha çok yol yapıyor ve bundan daha fazla mutluluk duyuyorum" şeklinde konuştu.

"KADIN TAKSİCİLERİ DESTEKLİYORUZ, TAKSİCİLİK MESLEĞİNE KADINLAR YAKIŞIYOR"
Taksicilik mesleğine kadın sürücülerin yakıştığını söyleyen Mustafa Kartal, "Kadın taksicileri destekliyoruz. Taksicilik mesleğine kadınlar yakışıyor. Bütün meslektaşlarım Deniz ablayı destekliyorlar. Deniz abla çok iyi araç sürücüsü. Durakta kadın sürücüsünün olması duraktaki meslektaşlarıma çeki düzenli olmasını sağladı" ifadelerini kullandı.


Ülke genelinde kuzey ve doğu kesimlerinin yer yer çok bulutlu, Marmara'nın batısı ile Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun doğusunun sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde Marmara, İç Ege, Batı Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu, Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan tahminlere göre, hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik beklenmiyor. Mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.
YARIN AKŞAMA DİKKAT
Rüzgarın ise genellikle güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.
CNN Türk Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, “Yarın yeni bir yağış geliyor. Trakya’dan başlayıp, sadece 1 geceliğine geçecek ve İstanbul'u da etkileyecek. Hafif bir yağış değil ama aşırı bir yağış da değil. O yüzden Cuma akşamına dikkat edelim.”

BU BÖLGELERDE YAŞAYANLAR DİKKAT!
CNN Türk Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Şen, “Önümüzdeki hafta Güney Ege ve Akdeniz’de kuvvetli yağışlar var. Antalya, Fethiye, Finike, Marmaris ve Bodrum su baskınları olabilecek şehirler. Buralara dikkat edelim. Önümüzdeki haftanın sonuna doğru Türkiye’nin batı bölgelerinde İstanbul ve Marmara Bölgesi dahil olmak üzere kasım ayının ilk haftasında kuvvetli yağışlar var.
PASTIRMA SICAKLARI İÇİN TARİH VERİLDİ
Pastırma sıcakları için kasım ayının ikinci haftasını işaret eden Şen, bu dönemin oluşmasında gece ve gündüz sıcaklıkları arasındaki farkın önem taşıdığını anlattı. Yaklaşık 20 derecelik farkın görülebildiği koşullarda gündüz güneşlenmeyle ısınma, gece ise sıcaklıkların düşmesi söz konusu olabiliyor.
Bu yıl pastırma sıcaklarının belirtilen dönemde yaşanma olasılığı yüksek görülse de bu tarih kesinleşmiş değil. Hava sıcaklıklarının seyri ve yeni meteorolojik değerlendirmeler, tahminin ilerleyen günlerde güncellenmesine neden olabilir.

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve az bulutlu 20
İstanbul: Parçalı, zamanla çok bulutlu 22
İzmir: Parçalı ve az bulutlu 27
Bursa: Parçalı ve az bulutlu 26
Adana: Parçalı ve az bulutlu 30
Antalya: Parçalı ve az bulutlu 28
Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 22
Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 20
Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, doğu kesimleri sabah saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 14
Diyarbakır: Parçalı, yer yer çok bulutlu 25

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan altı ilde kaliteli, kesintisiz ve kayıpsız enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, kaçak elektrik kullanımıyla mücadele faaliyetlerine devam ediyor. Mardin'in Nusaybin ilçesinde emniyet güçleri tarafından düzenlenen operasyonda, bir binanın bodrum katında kaçak elektrik kullanılarak kripto para üretimi yapıldığı ortaya çıkarıldı.
Operasyonun ardından polis ekiplerinin talebiyle olay yerinde teknik inceleme gerçekleştiren Dicle Elektrik ekipleri, yüksek miktarda elektrik tüketen cihazların harici hat üzerinden kaçak elektrikle çalıştırıldığını tespit etti.
KRİPTO PARA ÜRETİMİ İÇİN BODRUM KATINA DÜZENEK KURULMUŞ
Edinilen bilgilere göre, Nusaybin'de bir binada mevzuata aykırı şekilde kripto para üretimi yapıldığı yönünde bilgi alan emniyet güçleri, konuyla ilgili çalışma başlattı. Yapılan araştırmalar sonucunda belirlenen binanın bodrum katına operasyon düzenleyen polis ekipleri, elektrik kullanımının incelenmesi amacıyla Dicle Elektrik'ten teknik destek talep etti.
Operasyonun tamamlanmasının ardından olay yerinde kontroller gerçekleştiren Dicle Elektrik ekipleri, kripto para üretiminde kullanılan cihazların elektrik ihtiyacının harici hat çekilerek kaçak yollarla karşılandığını belirledi.

200 HANENİN ELEKTRİK İHTİYACINA EŞDEĞER KAÇAK TÜKETİM
Dicle Elektrik ekiplerinin yaptığı ilk incelemelere göre, söz konusu kripto para üretim merkezinde aylık yaklaşık 200 hanenin elektrik tüketimine eşdeğer miktarda enerjinin kaçak olarak kullanıldığı belirlendi. Yüksek miktarda elektrik tüketen cihazların çalıştırıldığı adreste, savcılık kararı doğrultusunda kripto para üretiminde kullanılan cihazlara el konuldu. Dicle Elektrik ekipleri de kaçak elektrik kullanımına ilişkin teknik tespitlerini tamamlayarak gerekli işlemleri başlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtildi.
Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği anlatılan açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedildi.
İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda haklarında gözaltı kararı verilen 31 şüphelilerden 26'sı yakalanmış, 5 şüpheli aranıyordu.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fedimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Almus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi-Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Almus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına aldı.
GÖZALTI KARARI VERİLEN 31 ŞÜPHELİ YAKALANDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında SPK tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda yapılan incelemeler sonucu 31 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, şüphelilerden 26'sı gözaltına alınmıştı. Devam eden operasyonlarda 5 şüpheli daha gözaltına alındı. Böylece gözaltı sayısı 31'e yükseldi.

İstanbul merkezli mobil oyun geliştiricisi Flow Games, küresel oyun ve teknoloji yatırımcılarından toplam 49 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. Yatırım turunda dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden Tencent ile birlikte Makers Fund, Arcadia Gaming Partners ve Ludus Ventures yer aldı.
Ekibi genişletecek
Şirket, özellikle mobil oyunu Smash Fest! ile dünya çapında büyük bir başarı yakalamıştı. Mayıs 2026’da dünya genelinde yayımlanan oyun kısa sürede indirme listelerinde üst sıralara yükselerek 23 milyon indirmenin üzerine çıktı ve yılın en dikkat çeken mobil oyunları arasında gösterildi. Flow Games yönetimi, yeni yatırımı oyunun küresel büyümesini hızlandırmak, ekibi genişletmek ve uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmek için kullanmayı planlıyor.Türk oyun şirketleri son yıllarda Peak Games’in 1,8 milyar dolarlık satışı, Dream Games’in milyar dolarlık değerlemeleri ve yeni nesil stüdyoların aldığı yatırımlarla dünyanın dikkatle izlediği ekosistemlerden biri haline geldi.
Türk oyunları dünyanın gözdesi
Türkiye son yıllarda mobil oyun sektöründe milyarlarca dolarlık başarı hikâyeleri çıkardı. Türk geliştiricilerin küresel oyun içi satın alma gelirleri 2020’de 504 milyon dolar seviyesindeyken 2025’te 2.76 milyar doları aştı. Dünyaca tanınan oyunlar şöyle:
■ Royal Match ve Royal Kingdom (Dream Games): Oyun içi gelirleri 5.2 milyar doları aştı.
■ Toy Blast ve Toon Blast (Peak Games): Toplam gelirleri 3.4 milyar doları geçti.
■ Match Factory (Peak Games): 432 milyon doların üzerinde gelir.
■ Pixel Flow (Loom Games): 77 milyon doları aşan oyun içi satın alma.
■ Hunter Assassin (Ruby Games): 100 milyonun üzerinde indirilme.

Teklifin imza sahiplerinden AK Partili Ersan Aksu, düzenlemenin yasalaşmasıyla yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan vatandaşlara bu tutarın tamamının ödenebileceğini söyledi, bu kapsamdaki yatırımcı sayısının da 390 bin olduğunu açıkladı.
Kritik yeni önerge
TBMM Genel Kurulu'nda fon yasası görüşmeleri sürerken AK Parti'nin, tasfiye sürecindeki yatırım fonlarında yaşanan mağduriyetlere ilişkin hazırladığı kritik bir değişiklik önergesi dün gece kabul edildi. TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı'nda (PBLK) bulunan fon paylarına ilişkin düzenlemeye göre, katılma payı sahipleri adına TEFAS'a satış talimatı iletilmiş olmasına rağmen fonun temerrüdü veya fiyat açıklayamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen işlemlere konu fon paylarının sahipleri de tasfiye kapsamında değerlendirilecek. Önergenin gerekçesinde, düzenlemenin yalnızca gerçekleşmemiş veya takası tamamlanmamış emirlerle sınırlı olduğu, ödemesi tamamlanan işlemleri etkilemeyeceği vurgulandı. Böylece satış talimatı vererek parasını tahsil eden yatırımcıların işlemleri geçerliliğini korurken, işlemi tamamlanmayan yatırımcılar fon pay sahibi olarak tasfiye sürecinde yer alacak.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise, düzenlemeye tepki göstererek, iktidarın 250 bin mağdurun alacak hakkını tehlikeye attığını savundu. / AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU Ankara
'Yatırımcı daha etkin korunacak'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Meclis komisyonunda 2027 bütçesini sundu. Sermaye Piyasası Kununu'nda yapılacak değişiklikle yatırımcıların daha etkin korunması ve sermaye piyasalarındaki ihlallere yönelik yaptırımların caydırıcılığının artırılmasının amaçlandığını belirten Yılmaz, "Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan, titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçireceğiz" dedi. / ASLIHAN ALTAY KARATAŞ Ankara

Duygu Erdoğan - Akaryakıtta hızlı yükselen fiyatlar, market tezgahlarının nabzını belirler hale geldi. Gıda ürünleri başta olmak üzere yakıt fiyatlarına bağlı olarak ürünlerde haftalık hatta günlük fiyat artışları yaşanıyor. Tüketicilerin fiyat sorgulamasında ise karşılarına hep aynı yanıt çıkıyor: “Benzine zam geldi.” Tüketiciler buna karşılık ise, benzin fiyatlarında gözle görülür indirimler olduğunda ürünlerde aynı oranda fiyat düşüşü sağlanmadığını dile getiriyor. Vatandaşların tüketici derneklerine ilettikleri şikayetlerinde “roket gibi artan fiyatlar sonrasında paraşütle düşüyor, onu da biz göremiyoruz” ifadeleri dikkat çekiyor.
İsrail ile ABD’nin İran’a saldırıları ardından bölgedeki savaş ortamı ve petrol geçiş güzergâhı Hürmüz Boğazı’ndaki erişim sorunları akaryakıt fiyatlarında oldukça hızlı hareketlere neden oluyor. Brent petrolde haftalık hatta günlük hareketlerle çok hızlı değişen enerji fiyatları dolaylı olarak pek çok ürün grubunda fiyat artışı olarak kendini gösteriyor.
‘Yeni sığınak oldu’
Orta Doğu’daki savaş ortamı ve bağlı enerji fiyat artışlarının tüccarlar için ‘yeni bir sığınak’ olduğunu ifade eden Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, özellikle temel gıda ürünlerinde buna bağlı zamların artık gerçeği yansıtmaktan uzak olduğuna dikkat çekti. Ağaoğlu, “Küresel olarak bir enerji sorunu ortaya çıktı ve benzin gruplarındaki bu artış hemen her ürüne yansıtıldı. Ancak bu artış çoğu zaman stabil kalmasına ve yurt içinde devlet desteğiyle belli bir seviyede kısmen indirimler olmasına karşın hala fiyatlarda indirim değil, yine günlük artış görüyoruz. Örneğin bu hafta motorin fiyatı yüksek ve Antalya’dan taşınması pahalı oldu, peki şimdi fiyat düştüğünde, yani taşıma bedeli azaldığında aynı anda yansıtmıyorsanız, bu davranış tüketicide güven bırakmaz. Yakıt fiyatı artarken tamam da düşerken neden aynı şekilde indirim uygulanmıyor; o halde mesele yakıt değil” değerlendirmesinde bulundu.
‘Göstermelik indirimler’
Fiyat indirimi konusunda ise tutarsızlıkların ve tüketiciyi aldatıcı hareketlerin devam ettiğini anlatan Ağaoğlu, şunları söyledi: “Kendim üçlü olarak satılan ve tanesi 17.5 liradan alınan avokadonun bu paketini bir hafta önce 100 liraya almış iken, sonraki hafta aynı fiyata alınmış ürünü ‘indirim’ etiketiyle 150 liraya gördüm. Şimdi onlara akaryakıt kaynaklı indirimi sorsak, ‘indirdik’ diyecekler; bu göstermelik indirimler sadece tüketiciye aldatmaktır. Tüketicimiz takipçi olacak, bu sayede bunları ticaret hayatından uzaklaştırmamız lazım.”

Haftalık düşüş 7 lira 65 kuruş
Benzin litre fiyatına önceki gün gelen 4 lira 30 kuruşluk indirimin ardından yeni indirim tutarı da belli oldu. Benzinin litresine bugünden geçerli de indirim gelmesi bekleniyor. Petrol fiyatlarındaki volatilitenin etkisi kısa süreli olsa da fiyatlara yansıyor. Benzinin litre fiyatına 3.35 lira indirim bekleniyor. Benzin fiyatları yeni indirimle bu hafta 7.65 lira düşmüş olacak. Bu sayede benzinin litresinin İstanbul’da 76.25 lira, Ankara’da 77.25 lira, İzmir’de 77.45 liradan satılması bekleniyor.

Araştırmaya göre haftalık market alışverişi, liste hazırlığından ürünlerin eve taşınıp yerleştirilmesine kadar ortalama 111 dakika sürüyor. Çocuklarla yapılan alışverişlerde ise bu süre 181 dakikaya kadar çıkıyor. Haftada bir kez yapılan alışveriş dikkate alındığında tüketiciler yılda yaklaşık 96 saat market alışverişine ayırıyor.
Katılımcıların bildirdiği ortalama
249 TL’lik gidiş-dönüş maliyeti de yıllık bazda 12 bin 950 TL’ye ulaşıyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 52’si online market veya hızlı teslimat hizmetlerinden yararlanıyor. Getir CEO’su Batuhan Gültakan, “Türkiye genelinde market alışverişlerinin yüzde 10’u online yapılıyor. Kazanılan zaman dinlenmeye ve sevdiklerine ayrılıyor” dedi. / İSMAİL ŞAHİN

İSMAİL ŞAHİN - COP31 için sürdürülen hazırlıklar ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalar Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Garanti BBVA Ticari Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran ve Garanti BBVA Kurumsal ve Yatırım Bankacılığından sorumlu Sinem Edige ve Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü İrem Barzilay’ın katılımıyla düzenlenen buluşmada ele alındı. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin 2053 net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için 2040’a kadar yaklaşık 165 milyar dolar ilave yatırıma ihtiyaç bulunuyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, şirketlerin rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur olduğunu belirterek enerji verimliliği, elektrifikasyon, iklim dayanıklılığı ve düşük karbonlu üretim gibi alanlarda müşterilerine özel çözümler sunduklarını ifade etti.
Banka, 2018-2025 dönemi için koyduğu 400 milyar TL’lik sürdürülebilir finansman hedefini öngörülenden önce tamamlayarak çıtayı 2018-2029 dönemi için 3.5 trilyon TL’ye yükseltti. 2026’nın üçüncü çeyreği itibarıyla sağlanan sürdürülebilir finansman hacmi yaklaşık 1.9 trilyon TL’ye ulaşırken bunun 855 milyar TL’lik kısmı yalnızca bu yıl gerçekleştirildi.
Enerji dönüşümüne destek
Garanti BBVA, 2014 yılından bu yana finansman sağladığı yeni elektrik üretim projelerinde yenilenebilir enerjiye odaklanıyor. Bu kapsamda güneş, rüzgâr ve diğer yenilenebilir enerji yatırımları için 7.7 milyar doların üzerinde kaynak sağlandı.
BBVA Grubu’nun 2025-2029 dönemi için 700 milyar euroluk sürdürülebilir finansman hedefi belirlediğine dikkat çeken Akten “Biz bunun yüzde 15-20’sini gerçekleştirmek istiyoruz. Grup, 2026 yılının ilk çeyreğinde 36 milyar euro sürdürülebilir finansman sağladı. 2025’ten bu yana BBVA’nın toplam sürdürülebilir finansmanı 170 milyar euroya ulaştı. Kadın girişimciler için de son 5 yılda 350 milyar TL’lik fon sağlandı” dedi. Kasımda Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında Garanti BBVA ve BBVA, sürdürülebilir finansman, temiz enerji, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler, tarım ve biyoçeşitlilik gibi alanlarda uluslararası paydaşları bir araya getirecek. Akten, COP31’i yalnızca taahhütlerin konuşulduğu bir zirve olarak değil, bu taahhütlerin yatırımlara ve somut uygulamalara dönüştürülmesini hızlandıracak bir platform olarak gördüğünü ifade etti.

100 baz puan faiz indirimi
Mahmut Akten, Merkez Bankası’nın bu haftaki toplantısında 100 baz puanlık faiz indirimi beklediklerini söyledi. Enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi halinde yılın son toplantısında da 50 ila 100 baz puan arası ek indirim gelebileceğini belirten Akten, Türk lirasının cazibesini koruduğunu ifade etti. Akten yatırım fonlarında son dönemde yaşanan dalgalanmalara rağmen Garanti BBVA fonlarından ciddi bir çıkış gözlemlemediklerini kaydetti.
iPhone Duo'ya yönelik yoğun talep, Apple'ı ön siparişlerde kısıtlamaya yöneltti. ABD, Japonya, İspanya ve İngiltere'de uygulanan yeni kurala göre bir müşteri en fazla iki cihaz satın alabiliyor.
Yıl ortasında Smash Fest! adındaki fizik tabanlı bulmaca oyununu indirmeye sunan Flow Games kısa sürede inanılmaz rakamlara ulaşınca sağlam bir yatırım aldı.
Microsoft, Windows 11'de Copilot entegrasyonunu sadeleştirmeye hazırlanıyor. Şirket, Dosya Gezgini'ndeki OneDrive menüsünden 8 yapay zeka eylemini kaldıracak.
PHP kodlarında ortaya çıkan iki kritik açık ile ilgili ayrıntıların kötü niyetli saldırganların eline geçmiş olması ihtimali tüm dünyada hükümetleri harekete geçirdi.
GTA 6'nın pazarlama çalışmaları oyun dünyasının dışına taşınabilir. ABD'de Pißwasser, Patriot ve No Mames Vice City isimli bira etiketleri ortaya çıktı. İşte detaylar...
İnternet sitelerinin yaklaşık yüzde 70'inde kullanılan PHP, yapay zeka ile keşfedilen kritik güvenlik açıklarıyla gündemde. Peki PHP nedir ve bu açıklar neden milyonlarca siteyi tehdit ediyor?
İnternette pek çok sistemde kullanılan PHP’deki güvenlik açığına ilişkin ilk işaretler 2024’te ortaya çıktı. Yamanın gecikmesi ve yayımlama sürecindeki aksaklıklar ortaya kondu.
Günümüzde sayısız devlet kurumunun PHP altyapısı üzerinde hizmetlerini sunması büyük bir krizi de beraberinde getirdi. PHP kodlarındaki açık bütün interneti etkisi altına aldı.
Batman hikâyelerinde kötü adam olarak karşımıza çıkan Clayface, kendi filmiyle sinemalara geliyor. Bu hafta vizyona girecek film hakkında ilk yorumlar paylaşıldı. İşte filme ilk tepkiler...
PHP’de keşfedilen iki kritik güvenlik açığı dünya genelinde alarm verdi. Yapay zeka ile bulunan açıklar nedeniyle bazı kamu kurumları ve internet siteleri geçici olarak erişime kapatıldı.
AMD, FSR 4.1 teknolojisini Xbox Series S ve Series X'e getiriyor. Yeni teknoloji, özellikle donanımı daha sınırlı olan Series S'te oyun performansını ve görüntü kalitesini artırabilir.
ABD'de yaygınlaşan güneş otlatmacılığı, güneş panellerinin altındaki otları koyunlarla kontrol ederek enerji şirketlerine tasarruf, çiftçilere ise yeni gelir kapısı sunuyor.
Nvidia bünyesindeki Groq, yeni nesil yapay zeka çiplerinde bellek teknolojisini değiştirmeye hazırlanıyor. Şirketin daha yüksek kapasite için 3D yığınlanmış DRAM kullanacağı ortaya çıktı.
Xiaomi, uygun fiyatlı yeni araç süpürgesini satışa sundu. 20.000 Pa emiş gücü, katlanabilir tasarımı ve beş farklı aksesuarıyla dikkat çeken cihaz, 40 dakikaya kadar kullanım süresi vadediyor.
Anthropic'in yapay zeka modeli Claude, 64 saatte 318 bin protein tasarladı. Laboratuvarda test edilen 211 adaydan 17'si akrep zehrini hedeflemede başarılı oldu.
Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni bir araştırma, ChatGPT'nin hafıza özelliğine dair bazı çarpıcı gerçekleri ortaya çıkardı. Yapay zekâ, konuşmalarınızı analiz edip psikolojik profilinizi çıkarıyor.
DeepSeek, yapay zeka modellerini daha verimli çalıştıran DeepInfer altyapısını açık kaynak yaptı. Yazılım, hesaplama maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmayı hedefliyor.
Amazon, Nvidia'ya milyarlarca dolar ödeyerek çok sayıda yapay zekâ çipi alıyor. Ancak şirketin bu donanımları çalıştırabilmesi için önce çözmesi gereken büyük bir sorun var.
Elon Musk, robotik ve yapay zekadaki ilerlemelerin geleneksel para sistemini gereksiz hale getireceğini düşünüyor. Musk'a göre paranın yerini enerji, güç ve kütle gibi fiziksel büyüklükler alabilir.
Anthropic’in 2026’nın ilk yarısındaki net zararı 80,7 milyar dolara ulaştı. Zararda 72 milyar dolarlık muhasebe gideri etkili olurken şirket, kasım ayında halka arz edilmeye hazırlanıyor.
Honda, elektrikli araçları hareket halindeyken kablosuz şarj edebilen yol teknolojisi geliştiriyor. 150 kW’a kadar güç aktarımı hedefleyen sistemin otoyol testleri Nisan 2027’de başlayacak.
Microsoft Xbox'ı satmaya mı hazırlanıyor? Gelen son haberler birden fazla yatırım şirketinin Xbox'ı satın almakla ilgilendiğini gösteriyor. Konuşulan rakamlar ise dikkat çekici.
Tamamen yenilenen sensör altyapısı, Readyness özelliği ve Siri AI. Bir Watch 10 kullanıcısının 12'de bulabileceği yeni şeyler neler? Geçilmeli mi? Detaylar videomuzda.
Deniz altındaki yanardağı elektrik santraline dönüştürmek isteyen Endurance Energy, gerçekleştirdiği testte net enerji üretmeyi başardı. Ticari tesis için 2027 yılı hedefleniyor.
Qualcomm ile Arm arasındaki lisans anlaşmazlığında dikkat çekici rakamlar ortaya çıktı. Armv10 için önerilen ücretlerin mevcut seviyenin 35 katına kadar çıkabildiği ortaya çıktı.
Yapay zekânın artan enerji ihtiyacı, ABD'yi yıllar önce kapattığı nükleer santrallere geri döndürüyor. Microsoft ve Google'ın da desteklediği üç proje, toplam 2,25 GW elektrik üretecek.
Nvidia CEO’su Jensen Huang, Avrupa’nın yapay zeka konusunda fazla düşündüğünü ve fırsatları kaçırdığını savundu. Huang, “kazanmamak için o tek nedeni buluyorsunuz” dedi.
25 Ekim BİM aktüel teknoloji ürünleri arasında Havit markasına ait H692BT Pro kulak üstü kablosuz kulaklık modeli piyasa fiyatının oldukça altına satılacak.
İran, küresel internet trafiği için kritik öneme sahip deniz altı kablolarını hedef almakla tehdit etti. Peki, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir saldırı dünya genelindeki dijital hizmetleri nasıl etkiler?
TFF, Süper Lig ve 1. Lig yayın ihalesini 13 Ocak 2027'den 30 Kasım 2026'ya çekti. Bu değişiklik ihaleye aday olmayı düşünen şirketlerin planlarını bozmuş olabilir.
Omoda, yeni X konseptiyle daha sert görünümlü SUV’ların ipuçlarını verdi. 200 mm yerden yükseklik sunan model, fiziksel kontrol düğmeleri ve 90 metreye kadar gece görüş sistemiyle geliyor.
Robert Downey Jr., Iron Man karakterinde de gördüğümüz teknoloji vizyonunu bu kez beyaz perde dışına taşıyor. Ünlü oyuncu, yeni nesil artırılmış gerçeklik (AR) gözlükleri için göreve başladı.
Zyxel, küçük işletmeler ve profesyonel kullanıcılar için iki yeni WiFi 7 access point tanıttı. NWA50BE MAX ve NWA90BE MAX, 9,3 Gbps'ye kadar hız ve kolay kontrol özellikleri sunuyor.
Coolpad Cool X Wide geniş ekranlı akıllı telefonları deneyimlemek isteyen ancak fazla para vermek istemeyen tüketiciler için neredeyse bedava bir fiyat etiketi ile geliyor.
Mercedes-Benz, iki hareketli CLA’yı 56 km/s hızdaki yan çarpışma testinde karşı karşıya getirdi. Sekiz test mankeninin kullanıldığı denemede kabinlerin ve bataryanın korunduğu açıklandı.
İzmir’de geliştirilen elektrikli ticari araç Karluna Pratik’in ilk teslimatları yapıldı. Şirket, yaklaşık 500 ön sipariş aldığını ve 2027’de teslimat sayısını 5 bine çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.
Microsoft, Xbox Game Pass abonelik sistemini yenilemeye hazırlanıyor. Yeni modelin oyuncuların istedikleri özellikleri ayrı ayrı seçebileceği bir yapıda olması bekleniyor.
AMD, Radeon ekran kartları için yeni Adrenalin 26.10.1 sürücüsünü yayınladı. Güncelleme FSR 4.1 desteğinin yanı sıra 3 yeni oyun için destek ve hata düzeltmeleri getiriyor.
Microsoft’un Xbox bölümünde önümüzdeki aylarda üç yeni işten çıkarma dalgası planladığı öne sürüldü. Bu yeni süreçte kaç çalışanın ve stüdyonun etkileneceği ise belirsiz.
Microsoft, Windows’ta ReFS formatlı USB ve harici diskler için yeni bir kısıtlama getiriyor. Ocak 2027'de başlayacak değişiklik, bazı kullanıcıların dosyalarına erişimini etkileyebilir.
Tesla ve SpaceX, 3,6 trilyon doları aşabilecek birleşme için görüşmelere başladı. Elon Musk'ın desteklediği olası anlaşma, iki şirketin geleceğini tek çatı altında birleştirebilir.
PS5'in yeni 14.10 sürümü için kritik bir açık ortaya çıktı. GTA 6'nın çalışması için bu sürümün gerektiği iddiaları, gelişmeyi Sony açısından daha önemli hale getiriyor.
Microsoft’un yeni nesil Xbox planları ortaya çıktı. Şirketin 2027’de el konsolu, 2028’de ise yeni nesil konsolunu piyasaya sürmesi bekleniyor. Yeni konsolun fiyatı 1.800 dolara ulaşabilir.
GTA 6 ön siparişlerinde yeni rekorlara yaklaşılıyor. Üçüncü taraf tahminlerine göre oyunun dijital ön siparişleri 6,45 milyona ulaşırken PlayStation yüzde 74 pay aldı.
Inception, yeni yapay zekâsı Mercury 3'ün GPT-6 Luna ve Claude Haiku 5.5 gibi en üst modelleri geride bırakırken sekiz kata kadar daha hızlı çalıştığını iddia ediyor.
Yapay zeka destekli siber saldırılara karşı güçlü parolalar, çok faktörlü kimlik doğrulama ve parola yöneticileri dijital güvenliğinizi artırmanıza yardımcı olabilir.
Güneş panellerinde kullanılan camları daha ince ve dayanıklı hale getirmeyi amaçlayan yeni bir kaplama geliştirildi. Teknoloji, panellerin toplam ağırlığını yüzde 30'a kadar azaltabilir.
Fergani Uzay’ın 160 kilogramlık uydusu FRG-100D4, 590 kilometre irtifadaki yörüngesine yerleşti. Uydu, Türkiye’nin 200’den fazla uydudan oluşacak navigasyon ağı hedefinde önemli rol oynayacak.
Subaru, kendi geliştirdiği elektrikli araç altyapısını Outback gövdeli bir prototiple sergiledi. 510 beygirlik çift motorlu sistem, markanın 2029’dan itibaren kullanabileceği teknolojileri taşıyor.
Baseus U2 Pro Outdoor adındaki yeni nesil güvenlik kamerası hareketli nesnelere LED ışığını kilitleyerek muhtemel soygunların önüne geçmeyi hedefliyor. 

















































































İpek Özsüslü, her hafta Medyascope takipçileri için çiziyor. 19 Ekim 2026 haftasının karikatürü: "Hırsız mı, katil mi, vurguncu mu?" "Gazeteci..."
Karikatür | “Hırsız mı, katil mi, vurguncu mu?” “Gazeteci…” Medyascope
Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Altınbaş fon soruşturmasında gözaltına alındı. Şirketin malvarlıkları donduruldu.
Fon soruşturması: Altınbaş Holding’in malvarlıkları donduruldu Medyascope
Orionid meteor yağmuru, 21 Ekim'i 22 Ekim'e bağlayan gece en yoğun evresine ulaşıyor, Türkiye'den de izlenebilecek.
Orionid meteor yağmuru bu gece zirveye ulaşıyor: Türkiye’den nasıl izlenir? Medyascope
Ahmet Eşref Fakıbaba, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun istifasını istemesi üzerine partisinden istifa etti.
Müsavat Dervişoğlu istedi, Ahmet Eşref Fakıbaba İYİ Parti’den istifa etti Medyascope
Anayasa Mahkemesi, YENİ Parti’nin adının ve rumuzunun iptal edilerek siyasi parti sicilinden silinmesi talebini reddetti.
İngiltere'de otobüste kulaklıksız müzik dinleyenlere 100 sterline (yaklaşık 6 bin 650 TL) kadar ceza geliyor.
İngiltere’de otobüslerde kulaklıksız müzik dinleyenlere para cezası geliyor Medyascope
Recep Tayyip Erdoğan, fon soruşturmasına ilişkin "Haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulacak" dedi.
Erdoğan’dan fon soruşturması açıklaması: “Haksız kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulacak” Medyascope
Şile Belediyesi davası kapsamında ifadesinde "Örgüt kuruldu" diyen otel sahibi, duruşmada “Bu benim şahsi fikrim, somut bir şey değil" dedi.
Şile Belediyesi davasında ilk duruşmada ikinci gün | “Örgüt kuruldu” diyen otel sahibi: “Bu benim şahsi fikrim, somut bir şey değil” Medyascope
CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı davasında duruşma savcısı tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında cezalandırılmasını talep etti.
CHP kurultay davası: Savcı İmamoğlu’na ceza, AKP’ye geçen Cemil Tugay’a beraat istedi Medyascope
Ruşen Çakır "Kandil'in gözü İmralı'da, İmralı'nın gözü Ankara'da" başlıklı yayınında çözüm sürecinde yaşanan duraklamayı değerlendirdi.
Ruşen Çakır yorumladı: Kandil’in gözü İmralı’da, İmralı’nın gözü Ankara’da Medyascope

Mümtaz’er Türköne “Uzun iktidar yıllarının yorgun-argın yozlaşması” başlıklı yazısında, iktidarın meşruiyet kaybını, güven krizini irdeliyor.
Mümtaz’er Türköne yazdı: Uzun iktidar yıllarının yorgun-argın yozlaşması Medyascope

























PKK terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan, Suriye’de HTŞ yönetimiyle yaptıkları entegrasyon anlaşmasına ilişkin yeni mesajlar verdi.
Örgütün ajansına konuşan Karayılan, “kitleleri harekete geçirme dönemi” olduğunu söyledi.
Karayılan şunları söyledi:
“Şimdi dönem entegrasyon dönemidir. Siyasi, toplumsal ve kültürel mücadele dönemidir. Bütün güçlerimizi buna göre harekete geçirmeliyiz. Savunma güçlerinin artık belli bir düzeyi var, o ayrı. Onlar da rollerini oynamalılar. Ancak mücadele artık siyasi ve toplumsal yöntemlerle yürütülmelidir. İki konuda cesur hareket etmek gerekir. Birincisi, halkların kardeşliği meselesidir; yani Önder Apo’nun demokratik ulus perspektifini cesaretle savunmaktır. Bakıyoruz, bu ırkçılar esas olarak bu perspektife saldırıyorlar. Yani halklar arasında, Kürtlerle Araplar arasında düşmanlık yaratmak istiyorlar. Bu ne anlama geliyor? Demokratik ulus perspektifini boşa çıkarmak istedikleri anlamına geliyor. Orada halkları birbirine düşürmek istiyorlar. Buna karşı cesaretle mücadele etmemiz gerekiyor. Yani Arap, Kürt, Asuri, Süryani ve Ermeni halklarının kardeşliğini korumalıyız. Bunu her yerde korumalı, kardeşliği geliştirmeliyiz. Birincisi, bu konuda tavizsiz ve cesur olmak gerekir.
İkincisi entegrasyondur. Entegrasyonu nasıl demokratik bir entegrasyona dönüştüreceğiz? Bunun için mücadele etmek gerekir. Siyasi mücadele, toplumsal mücadele yürütmek gerekir. Cesaretle yürütmek gerekir. Entegrasyon, özünde ortaklaşma anlamına gelir. Yani iki taraf bir olur. Ama her iki taraf da birbirini kabul etmelidir. Yani Kürtleri Kürt olarak kabul etmek gerekir. Entegrasyon budur. Birinin diğerinin üzerine çıkıp her şeyi dayatması değildir. Dayatma değildir, birbirini kabul etmektir. Sen onun bir şeyini kabul edersin, o da senin bir şeyini kabul eder. Fakat bunun için mücadele yürütmek gerekir. Mücadelede sürekli “Bunu yaparsak savaş olur, bunu yaparsak her şey bozulur” bahanesine sığınılmamalı. Her şey bozulmaz. Yani kimse kıyameti koparmamalı. İki yönden de kıyamet koparılmamalı.
Birincisi, bazı çevreler “Her şey gitti, her şeyi verdik” diyor. Öyle değildir. Bazı şeyler, kazanımlar var. Kazanımlarına sahip çıkmalı, bu kazanımlar üzerinde şehitlerin davasını ilerletmelisin. Yeni yol ve yöntemlerle siyasi, demokratik, toplumsal ve kültürel mücadeleyi güçlendirmelisin. Örgütlenmelisin. Kazanımlar var; her şey gitmiş değil. Diğeri de siyasi mücadele yürüttüğünde “Aman, yine savaş çıkacak” demektir. Bu da doğru değildir. Yani Rojava Kürdistanı’nın arkasında bir güç var, yalnız değildir. Her şeyden önce bütün Kürt halkı onun arkasındadır. Ocak ayında bu belli olmadı mı? Yine Rojava Kürdistanı, DAİŞ’e karşı savaşta, Kobanê direnişiyle, kadınların ve özgür kadının direnişiyle dünyada kendisine bir yer edindi. Bakıyoruz, Şam yönetimi yüzünü olumlu göstermek için birçok kez Rojava yetkilileriyle birlikte fotoğraf çektirmek istiyor. Buna ihtiyaç duyuyor. Yani her şeyi bir kenara atmak o kadar kolay değildir. Hayır, Rojava Devrimi de kendi mevzilerini oluşturmuştur. Bu mevziler üzerinden siyasi ve toplumsal mücadeleyi daha güçlü yürütmek gerekir.
Şimdi gerekli olan, hızla toparlanmak ve mücadele etmektir. Bugün Hesekê’de Suriye bayrağını kaldırıp ırkçılık yapanlar Arap halkını temsil etmiyorlar. “Devlet gelsin” diye bağırıyorlar. Onlara “Biz zaten devletiz. Entegrasyon gerçekleştirmedik mi? Biz devletin ortağıyız. Buradaki devlet biziz. Sen kimsin?” denilerek yanıt verilmelidir. Bu nedenle resmi kurumlar aciz davranmamalıdır. Karşılarına çıkıp “Siz kimsiniz? Burada kimsenin kargaşa yaratmasına izin vermiyoruz” demelidirler. Yani bu resmi kurumlar kendilerini ikinci sıraya koymamalıdır. Sorumluları rollerini oynamalıdır. Siyasi kurumlar daha fazla yanıt verebilir, konuşabilir, Suriye’de kamuoyu oluşturabilir ve mücadele yürütebilir. Yani mücadele birkaç kişiye bırakılmamalıdır. Herkes yürütmelidir. Yani şimdi savaş dönemi değil; siyasi mücadele, konuşma, yanıt verme ve kitleleri harekete geçirme dönemidir. Kürt halkı haklarını korumalıdır. Hakları vardır, Suriye hükümetinde yeri vardır. Mevcut koşullara göre şehitlerin davasını daha fazla temsil etmeye, şehitlerin çizgisini daha fazla geliştirmeye ihtiyaç vardır.
Halkımız burada emek verdi. Arap halkı ve Kürt halkı birlikte kan döktü. Artık kimse bunu geriye, eski düzeye götüremez. Hayır, dostlar var. Örneğin şehitlerimizin, arkadaşlarımızın bütün Arap ailelerine ulaşılmalıdır. Olumlu yaklaşan bütün aşiretlerle birlikte çalışılmalıdır. Böyle kargaşa yaratanların, provokatif yaklaşımlar geliştirenlerin arkasında kimin olduğunu biliyoruz. Kimin müdahale ettiğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bütün kurumlar, kişiler ve özellikle şehit aileleri hızla toparlanmalı, hızla örgütlenmelidir. Bu tür uygulamalara karşı daha etkili yanıtlar geliştirmelidirler. Toplumumuz her yerde kendisini bir güç ve irade hâline getirmelidir. Doğrudur, bazı savunma güçleri var. Onlar rollerini oynamalılar. Böyle pasif ve aciz olmamalılar. Eğer aciz olacaklarsa o silahları neden aldılar? Birincisi budur. Ama halkımız da kendisini korumalıdır. Yani öz gücüyle, örgütlülüğüyle kendisini korumalıdır. Hiçbir yerde kimse böyle savunmasız kalmamalıdır.
Bazı eller Suriye’de Kürt halkının önünü kesmek istiyor. Bu açıktır. Ancak Kürt halkı, şehitlerinin kanıyla artık kendisine bir yer oluşturmuştur. Suriye’de temel bir aktör olabilir. Bunu da demokratik ulus perspektifiyle, halkların kardeşliğiyle güçlü biçimde sürdürebilir. Bunun zemini bir ölçüde oluşmuştur. Bu temel üzerinden hareket etmek gerekir. Böyle “Ah vah, biz bunu yaptık, şunu yaptık” denilerek olmaz. Hayır, ne olmuşsa bunun hesabı sorulsun. Hesap vermesi gerekenler hesap versin. Ama bu, boşluk yaratılması, alanın başkalarına boş bırakılması anlamına gelmez. Hayır, alan doldurulmalıdır. Meydan demokratik toplumla gümbür gümbür kaynamalı, harekete geçmelidir. Siyasi ve toplumsal çalışma ve mücadeleyle demokratik toplumun hareketliliği yükselmeli, güçlenmeli, ilerlemelidir. Hedef budur.
Şimdi Önder Apo’nun çizgisi var. Önder Apo’nun mücadelesi var, hareketin mücadelesi var, sizin kendi mücadeleniz var; Rojava Kürdistanı’nın kendisi var. Bu hareket var. Ancak onların planı buydu; hepsini tasfiye etmek, böylece yenilgiye uğratmak. Şimdi de yine daraltmaya çalışıyorlar. Rojava Devrimi’ne yönelik mevcut çaba budur. Daraltmak, anlamsızlaştırmak, anlamından uzaklaştırmak istiyorlar. Yani zamana yayılmış böyle bir plan var. Herkes buna karşı dikkatli olmalı, saflarını hızla güçlendirmeli, harekete geçmeli; koşullara uygun yol ve yöntemlerle mücadeleyi güçlendirmeli ve kahraman şehitlerin davasını başarıya ulaştırmalıdır. Herkesin görevi budur.”
MSB’den yapılan açıklamaya göre, ortak işbirliğini güçlendirme ve stratejik ortaklıklar geliştirme kararlılığını yansıtan bir adım olarak, Katar’ın başkenti Doha’da bugün, Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, Katar Savunma Bakanlığı, Endonezya Savunma Bakanlığı, Pakistan Savunma Bakanlığı arasında çok taraflı “Bedir Mutabakat Zaptı” imzalandı.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Saud bin Abdulrahman bin Hasan Al Sani, Endonezya Savunma Bakanı Yardımcısı Yusuf Jauharı ve Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf tarafından imzalanan mutabakata dolunay anlamına gelen “Bedir” ismi verildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, mutabakata ilişkin şu ifadeler yer aldı:
“Söz konusu mutabakat, askeri üretim alanında işbirliğini teşvik etmeyi, dört ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmeyi, ayrıca teknik askeri eğitim, araştırma ve geliştirme konularında işbirliğini desteklemeyi amaçlıyor. Bu girişim, modern savunma sistemlerinin gelişimiyle uyumlu çözüm ve sanayi kollarının oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Mutabakata, dolunay anlamına gelen ‘Bedir’ ismi verilmiştir; zira bu mutabakat sayesinde dört ülke birbirini tamamlamakta olup, anlaşma büyük bir askeri ve ekonomik önem taşımaktadır.
Mutabakat, imzacısı olan ülkeler için kayda değer bir ekonomik öneme sahiptir. Her bir ülkenin askeri üretim alanındaki kabiliyetlerinden yararlanılarak işbirliği ve entegrasyon sağlanacak, savunma sanayisi kapasiteleri geliştirilecek ve böylece müttefik ve dost ülkelerin ihtiyaçları karşılanabilecektir. Ayrıca bu mutabakat; katılımcı ülkeler arasındaki askeri işbirliği ufkunu genişletmeye, savunma sanayisi sektöründeki ilişkilerini geliştirmeye ve güvenlik ile istikrarı destekleyip ortak hedeflere ulaşılmasını sağlayacak şekilde çok taraflı işbirliğini güçlendirmeye katkıda bulunacaktır.”
İmza töreninde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de yer aldı.
Azerbaycan, Türk vatandaşı 31 ismin ülkeye girişine geçici veya kalıcı olarak yasak getirildiğini duyurdu.
Bugün yayımlanan açıklama ile yürürlüğe giren kararda, listedeki kişilerin Azerbaycan mevzuatı çerçevesinde “istenmeyen kişi” statüsüne alındığı duyurdu.
Bakü yönetiminin yayımladığı metinde, alınan bu karara gerekçe olarak söz konusu isimlerin sosyal medya platformlarında ve internet sitelerinde yer alan muhtelif açıklamaları gösterildi. İlgili şahısların dijital mecralar üzerinden Azerbaycan’ın egemenliğini, milli güvenliğini, halkını, anayasal düzenini ve mevcut yönetimini hedef alan ifadeler kullandığı ileri sürüldü.
Kararın yasal dayanakları arasında, yönetim yapısının zor kullanılarak değiştirilmesine yönelik çağrılar yapılması, dini radikalizm temelli şiddet eğilimleri ile dini nefret ve düşmanlığın körüklenmesi unsurları sıralandı. Bununla birlikte resmi açıklamada, listede bulunan isimlerin hangi somut söz ya da eylemleri sebebiyle bu kapsama dahil edildiğine dair kişi bazında detaylı örneklendirmelere yer verilmedi.
Azerbaycan hükümeti tarafından kamuoyuyla paylaşılan 31 kişilik yasaklı listesinde Türk siyasetinden, basınından, spor camiasından, akademisinden ve dini çevrelerden tanınan çok sayıda sima yer aldı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş ve Toprak Partisi Genel Başkanı Ömer Ulutaş listedeki siyasi isimler olarak dikkat çekti.
Medyadan ve yazarlık dünyasından Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçarslan, Adem Özköse ile eski hakem ve spor yorumcusu Ahmet Çakar’ın da listede bulunduğu bildirildi. Ayrıca eski Ayasofya İmamı ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Boynukalın da yasaklı isimler arasında yer aldı.
İşte o 31 isim:
Ahmet Barış İyison – İyison Medya ve Gazeteciabi Projesi Yöneticisi
Cem Özyurt – Blog Yazarı
Akın Duru – TV8 ve Acunmedya Çalışanı
Dursun Eker – Gazeteci, File Prodüksiyon Hizmetleri
Adem Özköse – Gazeteci, Siyasi Analist ve Yazar
Muhammed Emin Yıldırım – Köklü Değişim Dergisi İstanbul Temsilcisi
Cüneyt Sezer – Blog Yazarı, Sosyolog ve Siyasi Analist
Serhat Koyuncu – Kamuoyu Aktivisti
Mikail Ayyıldız – Dini Araştırmacı ve Yazar
Ahi Aratoğlu – Araştırmacı Yazar, Şair ve Sosyolog
Muharrem Çavuş – Eski AKP Boğaziçi Gençlik Kolları Başkanı (2020-2025)
Fatih Erbakan – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı
Yahya Uğraş – HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı
Aydın Binboğa – Ekonomist ve Siyasetçi
Hakkı Eren – Köklü Değişim Gazetecisi
Sait Seyitoğlu – HÜDA PAR Batman Mali ve İdari İşler Sorumlusu
Mehmet Boynukalın – Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Profesörü, Eski Ayasofya İmamı
Okan Aytaş – Gazeteci, Finansopia Medya Sahibi
Mert Armağan – Gazeteci
Yaşar Yavuz – Gazeteci
Ahmet Sırrı Arvas – Şair, Gazeteci ve Yazar
Yusuf Kaplan – Yazar ve Gazeteci
Erdinç Teğmen – Erte Medya Sahibi
Ahmet Çakar – Spor Yorumcusu ve Eski Futbol Hakemi
Halil Atakan Ay – İlahiyatçı
İsmail Kılıçarslan – TVNET ve Yeni Şafak Yazarı
Murat Şahin – Akit TV Program Sunucusu
İrfan Kaya Ülger – Akit TV Program Sunucusu
Fatin Dağıstanlı – Akit TV Program Sunucusu
Ömer Ulutaş – Toprak Partisi Genel Başkanı
Ömer Faruk Gergerlioğlu – Milletvekili
SPK bültenine göre Kurul, Alnus Yatırım Menkul Değerler, Bulls Yatırım Menkul Değerler ve Pusula Yatırım Menkul Değerler’in sermaye piyasası faaliyetlerini bugün saat 00.01 itibarıyla geçici olarak durdurma kararı aldı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis’te partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Grup toplantısına “staj ve çıraklık sigortası mağduru” olduğunu belirten vatandaşlar da katıldı.
Staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının durumuna değinen Dervişoğlu, bir staj kartı örneğini göstererek “Elimdeki bu karta iyi bakın. Devletin sosyal güvenlik kurumunun mührünü imzasını taşıyor. Bu kartı kendileri basmadı, bunu devlet verdi. Şimdi de aynı devlete diyorlar ki: Madem bizi o gün kayda aldın, madem bu kartı elimize verdin, staj ve çıraklık başlangıcımızı, sigorta başlangıcı saymak zorundasın. Talep budur. Devlette devamlılık esas ise çok da haklı ve yerinde bir taleptir. Meseleyi yalnızca bir prim günü, bir emeklilik cetveli gibi görmeyin. Devlet dediğiniz şey zaten kayıttır. Kayda aldığı vatandaşı unutmamak, verdiği belgenin arkasında durmaktır devlet olmak. Kayıt sadece fişlemek, sicil dosyası tutmak değil, aynı zamanda hakkın da kaydını tutmaktır. Çünkü bir insan, elindeki resmî belgeye bakıp da ‘Acaba yarın bunun da hükmü kalmayacak mı’ diye düşünmeye başlamışsa, orada eksilen yalnızca bir hak değildir, devlet ile vatandaş arasındaki hukuk da yara almış demektir. O muhalif, diplomasını iptal et. Bu canını sıktı, tapusuna el koy. Şu belediye benim partime geçmedi, kayyum ata. Her konuya böyle bakan bir iktidara soruyorum: Staj mağdurları da mı muhaliftir? Onlar da mı siyasidir? Onlarda mı cumhurbaşkanı adayıdır? Türk devleti sözünün eri olmalıdır. Ve o devleti yönetenler de, o sözü yere düşürmemekle mükelleftir” dedi.
Dervişoğlu, fon vurgununa ilişkin şunları kaydetti:
“İki haftadır bu kürsüden Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu, fon rezaletini anlatıyorum. Bunun münferit bir piyasa vakası değil, kamu gözetiminde yapılan organize bir soygun olduğunu söylüyorum. İlk andan itibaren de önemli bir noktanın altını çiziyorum. Bu işi bir magazin haberi edasıyla konuşamayız. Bu mesele, sadece kimin ne çaldığının, kimin kime ne fırsatlar yarattığının dedikodusuyla geçiştirilecek bir konu değildir. O yüzden, işin magaziniyle değil, sistemin kendisiyle ilgileniyoruz. Bu yüzden, sadece kelle değil, hesap verilsin istiyoruz. Görevini yapmayanların, yapılanlara göz yumanların, olaya bizzat iştirak edenlerin görevden bir an önce el çektirilmesi gerekiyor. SPK Başkanı ‘sağlık gerekçesi ile’ istifasını sundu. Gerekçeye bakar mısınız sağlık sorunları… Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı da emeklilik dilekçesini verdi. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı da görevden alındı. Ekonomi bürokrasisindeki üç kritik koltuklar boşaldı. Şimdi biz ne yapacağız? Gerekçe mi dinleyeceğiz? Yoksa devletin tepesinde ne olup bittiğini mi soracağız?
Tutuklu bulunan 17 kişinin haksız kazançla elde ettiği, halk tabiriyle soyduğu paraları iade ettiğine dair haberler çıkıyor. Oysa kanun metni açıktır. Bahse konu olan miktarın 2 katı iade edilir diyor. Geçen hafta söylediğimi de aynen tekrar ediyorum: Hırsıza ‘gönlünden ne koparsa’ diyecek bir devlet yoktur. Varsa, onun adı zaten devlet değildir. Milleti soydukları fonun ardından, şimdi de tövbe fonu kurdular. Güleriz ağlanacak halimize… Parayı çalıyor, sonra yakalanıyor, getir parayı yerine koy diyorlar. Ve her şey temize çıkıyor. Orman kanunlarında yeri vardır belki ama bizim kanunlarda yeri var mıdır bunun? Atanıp soyguna katılanlar, istifa ederek bu işten sıyrılıyor. Parayı iade eden soyguncu da temize çıkıyor. Bütün bu sistemi kuran, atamaları yapan, burnunu ucunu görmeyen reis bey de sözüm ona temizlik yapıyor. Utanmasalar kiliseye girip günah çıkaracaklar. Aziz milletim uyanık olun, bunlar yarın bir gün cennetten arsa satmaya bile kalkar.”
Bu vurgunun boyutları bize anlatılandan çok daha büyük. Yağmanın faturası, bunların söylediğinden çok daha yüksek. Bu süreç dürüst ve samimi bir şekilde yürümezse vatandaş piyasaya, yatırımcı kurala, sanayici yarınına, sermaye hukuka güvenmez. Sonunda dışarıdaki yatırımcı da size güvenmez. Bir fon vurgunu böylece fonun içinde kalmaz. Bankanın bilançosundan fabrikanın kapısına, kredi maliyetinden istihdama kadar üretimin tüm damarlarına yayılır. Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa kategorisinden çıkartılması tehlikesini, Yani MSCI meselesinin varabileceği yerleri de bir ay önce yine biz söylemiştik. İçeride mülkiyet rejimini, hukuk güvenliğini yok edip, otel toplantılarıyla yatırımcı avına çıkarak bir yere varamazsınız dedik. Peki, bu alt lige düşme tehlikesi ne demektir? İlk elde yabancı yatırımcının kaçması demektir. Ancak konu sadece bu da değildir. Ülkemizde doğru ve dürüst yabancı yatırımcı da uzun zamandır pek yoktur. Piyasalardaki yüzde 35 civarındaki yabancının yarısı, borsa deyimiyle, bıyıklı yabancıdır. Yani, vergiden kaçma peşindeki, yabancı görünümlü yerli kurnazlardır. Alt lige düşmek demek, finansman ve kredi olanaklarının tüm sektörler için daha da zorlaşmasıdır. Üretimin azalması, ithalata bağımlılığın artması demektir. Zam demektir. İflaslar ve işten çıkarmalar demektir. Türkiye, kökten bir zihniyet ve yönetim reformuna muhtaçtır. Yapay zekâ ve robot teknolojisinin ivmesi görülmektedir. Aklı başında memleketler, bu dönüşüme kafa yormaktadırlar. Bizse, bitmeyen bir yağmanın içinde harap ve bitap haldeyiz.”
İktidarın ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Dünyada iki ayrı ekonomi politikası yahut iki tip eğilim vardır: Biri, üretim ekonomisidir, diğeri yağma ekonomisidir. Bugün ekonomi büyüdü diye bir başlık gördüğünüzde de bu dediğimi hatırlayınız. Ekonomideki büyüme vatandaş için de refah artışı demektir. O halde sorarım, büyüyen rakamlar nereye gitmiştir? Vatandaşın refahı mı artmış? Yoksa bir azınlığın servetine servet mi katılmıştır? Dokuzuncu yılına doğru giden ekonomik kriz ve bunalımımız açıkça göstermektedir ki, Türkiye’de üretim değil, bir yağma ekonomisi vardır. Bereket yerine tüketim, yatırım yerine faiz, katma değer yerine rant vardır. Enflasyonun da en büyük sebebi, bu azgın saray azınlığının koyacak yer bulamadığı parasındandır. Sen bir ömür bir ev alamazken, o 3’er 5’er alıyor. Sen evladına bir okul çantası hesabı yaparken, o en lüks markadan 3’er 5’er alıyor. Sen bir külüstür araba alayım diye düşünürken, o koleksiyon yapıyor, 3’er 5’er alıyor. Sana da ‘Büyük Türkiye’ diyor işte. Türkiye büyük, büyük tabii ki. Büyük de bu büyüklük içinde, hırsızlar da büyük, çok büyük. O yüzden, millete ekmek kalmıyor, ev kalmıyor, refah ve rızık kalmıyor.
Üretim ekonomisi, bereket ekonomisi başka bir şeydir. Sermayeyi üretime, bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ihracata, emeği refaha bağlar. Böylece devlet üretenin sırtına binmez, önünü açar. Zor mudur bunları yapmak? Bizim girişimcimiz yok mudur? Yazılımcımız, mühendisimiz, mucidimiz yok mudur? Hepsi vardır ama ya bu çarkın içinde geçim derdinden küsmüştür; ya batmayayım diye ince ip üzerinde yürüyordur, ya da el üstünde tutulacakken, el kapılarında ‘azıcık aşım ağrısız başım’ diye yurt dışına gitmiştir. İYİ Parti, bu sebeple, tarımda, sanayide, ticarette bereket ekonomisi demektedir. Evet, yaşadığımız tablo karanlıktır. Ancak ondan kurtulmak da bir o kadar kolaydır. Anadolu’nun bereketini yükseltmek elimizdedir. Biz bu işi başarırız. Büyük Türkiye, büyük götürenlerin değil, pastayı büyütenlerin Türkiye’sidir. Büyük Türkiye, küçük dilimler için birbirine düşürülenlerin değil, büyük dilimleri paylaşan müreffeh Türkiye’dir.
Herkes dünyanın değiştiği konusunda hemfikirdir. Ancak hemfikir olmadığımız konu, bu değişime karşı yapılacaklardır. Bu iktidar ve ortaklarının, bu değişimden anladığı sadece teröristlerle müzakeredir. Ancak diğer ülkeler, bu değişime karşı gerçek toplumsal tedbirler arıyorlar. Savaşlar sadece cephelerde yahut gökyüzünde olmuyor, gümrük savaşları da yaşanıyor. Bunun için de koruma duvarları örülüyor. İşte ‘Made in Europe’ bu sürece ilişkindir. Bu süreç, yine daha evvel dile getirdiğimiz ancak iktidarın kılını kıpırdatmadığı Gümrük Birliği’nin güncellenmesi meselesiyle ve yaşadığımız vize rezaletleriyle de bağlantılıdır. Avrupa, otomotiv sektöründe yeni standartlar ve anlaşmalar yapmakta, Türkiye ise sürecin dışına itilmektedir. Bunun Türkiye bakımından anlamı Brüksel’de yazılan birkaç teknik madde değildir. Bursa’daki otomotiv işçisinin işi, Kocaeli’ndeki mühendisin geleceği, Anadolu’daki yan sanayicinin siparişidir. Çünkü Türkiye’nin yıllık 40 milyar doları aşan otomotiv ihracatının yüzde 73’ü Avrupa pazarına akmaktadır. Kürsüden hayt huyt demek yerine, keşke adam akıllı bir ekonomi diplomasisi yürütseler. On yıllardır Avrupa’yla aynı tedarik zincirlerinin içindeyiz.
Şimdi Avrupa kendi üretimini korumak için duvar örüyorsa, bizim işimiz duvara kızmak değil, Türk üreticisinin o duvarın dışında kalmamasını sağlamaktır. Avrupa sevdası anlatacak halimiz yok. Bu bir gönül meselesi değil, menfaat ve pazar meselesidir. Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Türkiye’nin de Avrupa pazarına ihtiyacı vardır. Bize yıllardır ‘alternatif pazar’ anlatılıyor. Afrika önemlidir… Ama tüm Afrika kıtasıyla ticaret hacmimiz, Almanya ile olanın yarısından biraz fazladır. Orta Doğu önemlidir… Fakat Avrupa’daki yüksek katma değerli pazarın yerini, Orta Doğu’ya üçüncü sınıf mamul ve biraz da silah satarak dolduramazsınız. Çin büyük pazardır, elbette ticaret yapacağız. Fakat böyle bir ticaret dengesi, alternatif pazar değil, bağımlılık üretir. Bugünkü gerçek şudur: Avrupa dışında, Türk sanayisinin Avrupa’yla kurduğu üretim ilişkisine denk bir pazarımız yoktur. Bunu söylemek teslimiyet değil, gerçeği görmektir. Daha iki ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bizim önceliğimiz Avrupa Birliği değil’ dedi. Ardından, alınmazsak kaybedenin Avrupa olacağını söyledi. Doğrudur, onlar da kaybeder. Türkiye’yi kaybetmenin Avrupa’ya bir maliyeti vardır. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten kişinin görevi, Brüksel’in kaybıyla teselli bulmak değil, Türkiye’nin kaybını önlemektir. Bu faturayı Avrupa Komisyonu değil Türk işçisi, Türk sanayicisi ve en sonunda Türk milleti ödeyecektir. Gümrük Birliği’ni 30 yıldır güncelleyemiyorsanız, sanayici yarın yatırımını hangi kurala göre yapacağını bilmiyorsa, mesele artık Brüksel’in bize ne yaptığı kadar, sizin Ankara’da neyi yapamadığınızdır. Bugüne kadar hangi masada ne istediniz? Hangi sektörü korudunuz? Hangi istisnayı aldınız? Bunları anlatın.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yazılı başvurular doğrultusunda inceleme yapıldı.
Soruşturmanın, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin iddiaları kapsadığı bildirildi.
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, SPK raporları ve söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddiaların değerlendirilmesi sonucunda 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 26 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Soruşturmanın sürdüğü kaydedildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporları ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda incelemeler gerçekleştirildi.Soruşturma kapsamında Altınbaş Holding sahibi Nusret Altınbaş hakkında yakalama kararı verildi. Altınbaş’ın kardeşi İnan Altınbaş ise gözaltına alınan şüpheliler arasında yer aldı.
Soruşturmanın dikkat çeken bir diğer gelişmesi de Altınbaş ailesinin mal varlıklarına yönelik alınan karar oldu. Nusret Altınbaş hakkında yakalama kararı çıkarılırken, ailenin diğer fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu belirtildi.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütaalasını sundu.
Savcı, Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediklerinin sabit görüldüğünü” belirterek, sanıkların Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi ile TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesini istedi.
AKP’li Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama’nın ise mevcut deliller itibarıyla atılı suça iştirak ettiklerine dair somut delil bulunmadığı iddiasıyla beraatleri talep edildi.
Duruşma, 11 Kasım’a ertelendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Haziran’da, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırlanmıştı.
İddianamede, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na mağdur, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a müşteki sıfatıyla yer verilmişti.
Sanıkların birlikte hareket ederek atılı suçu işlediklerine işaret edilen iddianamede, şunlar yer alıyor:
“4-5 Kasım 2023 tarihinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’nda oy kullanan bir kısım kurultay delegelerine, genel başkan adayı Özgür Özel lehine oy kullanmaları için bir kısım delegeye para verdikleri, bir kısmına değişik il ve ilçelerde belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği adaylığı teklif ve taahhüt ettikleri, bir kısım delege ve yakınlarını CHP’li belediyeler ile bu belediyelere bağlı şirket ve iştiraklerinde işe yerleştirdikleri, bir kısım delege ve yakınlarına çok sayıda market alışveriş kartları dağıttıkları, kurultayda oy kullanan bu delegelerden kullandıkları oyların fotoğrafını cep telefonlarıyla çekerek kendilerine göndermelerini istedikleri, kurultay salonunda 1. tur oylama sonucunda 2. tur oylamaya geçilmesini geciktirerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiğine yönelik gerçeğe aykırı açıklamalarda bulundukları, bu şekilde kurultay delegelerinin iradelerini fesada uğratarak, genel başkan adayı Özgür Özel’in genel başkanlık seçimini kazanmasına yönelik faaliyet yaptıkları anlaşılmıştır.”
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarına ilişkin aralarında İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da arasında bulunduğu 12 sanık hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan 1 yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
Yemen’deki Ensarullah Hareketi’nin (Husiler) Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine misillemede bulundukları yönündeki açıklamaları ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatabileceği kaygısıyla petrol fiyatları yükseldi. 5 ayın zirvesini gören Brent petrol, 111 doların üzerine çıktı. Halen, 110-111 dolar aralığında işlem görüyor.
Küresel piyasalarda motorinin metrik ton fiyatları da bir miktar yükseldi. Tonu, uluslararası piyasalarda 25-26 dolar artan motorin, halen bin 475 dolar düzeyinde bulunuyor.
Küresel piyasalarda, motorinin tersine benzin fiyatları düştü. Buna bağlı olarak benzine peş peşe indirim göründü.
Sektör kaynakları, ANKA Haber Ajansı’na yaptıkları açıklamada, benzine salı gününden geçerli 4 TL 37 kuruş indirim yapıldığını hatırlatarak, “Uluslararası piyasalarda benzinin ton fiyatı düşmeye devam ediyor. Bu çerçevede perşembe günü de benzine 3 TL 35 kuruş indirim bekleniyor” dedi.
Kaynaklar, motorinde şimdilik bir fiyat hareketinin söz konusu olmadığını belirterek, “Şu aşamada bir zam ya da indirim söz konusu değil” dedi.
MGM’nin son değerlendirmelerine göre, Doğu Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun doğusu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Edirne, Ordu ve Artvin çevrelerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış görülecek. Diğer bölgelerin ise az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
Gece ve sabah saatlerinde Marmara, İç Ege, Batı Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu ve Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor.

Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmezken, sıcaklıkların mevsim normalleri civarında seyredeceği öngörülüyor.
Rüzgarın genellikle kuzey ve doğu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.
Meteoroloji uyardı: Sis ve sağanak yağışa dikkat!
https://t.co/I5ag2zlkBQ https://t.co/J05rMyKgAq
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) October 21, 2026
Yüksek Mahkeme, bugünkü Genel Kurul gündeminde, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılık iddiasıyla Yeni Parti’nin ismine ilişkin yapılan başvuruyu görüştü.
Anayasa Mahkemesi, Yeni Parti’nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılığı gerekçesiyle hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebini oy çokluğuyla reddetti.
Bu kararla Yeni Parti ismini kullanmaya devam edecek.
Yenilik Partisi’nin, Yeni Parti ile ilgili isim benzerliğine yönelik yaptığı başvurusunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti’ye isim değişikliği yapılması yönünde süre vermişti. Başsavcılık, sürenin bitmesinin ardından söz konusu talebi Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı.






















































































































