❌

Okuma görünümü

Çin'de 7 büyüklüğünde deprem

Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde 7 büyüklüğünde deprem meydana geldiği bildirildi.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezinden (USGS) yapılan açıklamaya göre, merkez üssü Tibet Özerk Bölgesi'nin Nakçu ilinin 183 kilometre kuzeydoğusu olan 7 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Yaklaşık 10 kilometre derinlikte kaydedilen depremde, henüz can kaybı veya hasar bildirilmedi.

Çin Deprem Ağları Merkezi (CENC) de depremin büyüklüğünün 7 olduğunu açıkladı.

Tibet'in Şıgatsı iline bağlı Tingri ilçesinde Ocak 2025'te meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde, 120 kişi hayatını kaybetmişti.

  •  

Son dakika...Kanada Başbakanı Ankara'da! Basın toplantısında önemli açıklamalar

Son dakika...Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Kanada Başbakanı Mark Carney ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Konuşmasının başında, Kanada Başbakanı Mark Carney ve beraberindeki heyeti Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, ziyaretin tarihi bir dönüm noktası olduğuna işaret ederek iki ülke arasındaki üst düzey temasların süreklilik kazanmasını temenni etti.

Görüşmede ikili ilişkilerin tüm boyutlarıyla etraflıca ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti;

Bölgesel ve küresel meselelere değinme imkanı bulduk. Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada'yla ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl sonundan önce başlanmasını kararlaştırdık.

"TİCARET HACMİMİZİ 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ"

Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dahil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz. Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile birlikte ülkelerimiz arasında doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracağız.

Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar geniş bir coğrafyada önemli iş birliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz.

"KANADA İLE YAKIN TEMAS HALİNDEYİZ"

Malumunuz olduğu üzere Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas halindeyiz. Savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefikiz. Bunu son olarak Ankara'da yaptığımız NATO Zirvesi sırasında da gördük. Biraz önce de Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı'na imzalar atıldı. Müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası'nın savunma sanayii iş birliğimizi desteklemesini bekliyoruz.

Enerji alanında madencilikten LNG'ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir iş birliği alanı mevcut. Enerji bakanlıklarımız arasında kabul edilen enerji alanında iş birliğine dair ortak bildiri, nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ediyor.

"ORTAK GÖRÜŞTE OLDUĞUMUZU TEYİT ETTİK"

Bugün ayrıca Gazze, Ukrayna ve Körfez dahil birçok bölgesel gelişmeye ilişkin son gelişmeleri de değerlendirdik. Gerek Ukrayna'da gerek Körfez'de olsun, diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze'de ise Kanada'nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını İsrail hükümetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz.

Bugün değerli dostum Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kağıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney'in ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum. Başbakan Carney ve kıymetli heyetine ziyaretleri için bir daha teşekkür ediyorum. 

 

💾

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Kanada Başbakanı Mark Carney'i resmi törenle karşılamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ile ortak basın toplantısı düzenledi.</p>
  •  

İsrail açlığı silah olarak kullanıyor! Gazze'de un sevkiyatına engel!

Gazze'deki Sosyal Kalkınma Bakanlığı, İsrail'in Gazze Şeridi'ne temel gıda maddeleri ve un girişini engellemesi sebebiyle, kentteki fırınların çoğunun çalışmalarını durdurması sonucu Filistinlilerin hayatının tehdit altında olduğu uyarısı yaptı.

GAZZE'DE, SOYKIRIMCI İSRAİL'İN UN SEVKİYATINA İZİN VERMEMESİ NEDENİYLE FIRINLARIN ÇOĞU FAALİYETLERİNİ DURDURDU

Bakanlık, gelinen son durumda Gazze Şeridi'ndeki insani felaketin yansımalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Bakanlık açıklamasında, "Un ve fırınlar için gereken malzemelerin girişinin engellenmeye devam edilmesi, sistematik aç bırakma siyasetinin ve savunmasız sivillere karşı gıdanın bir silah olarak kullanılmasının bir uzantısıdır." ifadelerine yer verdi.

Bu durumun varacağı muhtemel noktanın, "uluslararası ortaklar ve insani yardım programlarının sunmuş olduğu malzemelerle yetinmeye çalışan aileler, çocuklar ve kadınların içinde bulunduğu son gıdasal savunma hattının çöküşü" olduğu yorumu yapıldı.

Katil İsrail'in un sevkiyatlarına el koyması ve faaliyetleri için gereken malzemelerin girişini engellemesinin fırınların kapanmasına yol açtığına dikkat çekilen açıklamada, bunun uluslararası insancıl hukukun ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin ihlali olduğu vurgusu yapıldı.

Sosyal Kalkınma Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası toplum ve insan hakları örgütlerine, hiçbir kayıt olmaksızın un sevkiyatının yapılabilmesi için sınır kapılarının açılması yönünde baskı yapmaları çağrısında bulundu.

Kurumlardan, yardımları Gazze Şeridi'nde hak eden kesimlere ulaştırmaya yoğunlaşmalarını talep eden bakanlık, kentteki insanlara yönelik sorumluluklarını yerine getirmeleri ve insanların hayatlarını tehdit eden açlık tehlikesi konusunda uyardı.

Bakanlık, 19 Ekim'de "Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programının (WFP), finansman yetersizliği nedeniyle 500 bin Gazzeliye yönelik yardımları sonlandıracağını açıklamasının" akabinde krizin muhtemel çağrışımları konusunda uyarıda bulunmuştu.

WFP aynı gün bir başka açıklamasında, Ekim 2026 ile Mart 2027 arasında Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki hassas operasyonlarını sürdürebilmesi için 450 milyon dolar finansmana ihtiyaç duyduğunu vurgulamıştı.

  •  

Aramco'dan çalışanlarına acil talimat: Tesisi boşaltın!

Yemen'deki İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki karşılıklı saldırılar sürüyor. Reuters haber ajansının konuyla ilgili bilgi sahibi 6 kaynağa dayandırdığı haberine göre Suudi Arabistan'ın ulusal petrol ve doğalgaz şirketi Aramco, şirket personeline Dhahran'daki genel merkezini boşaltmaları ve uzaktan çalışmaları talimatını verdi.

Kararın nedenine yönelik detay verilmedi. Üç kaynağa göre Yemen'deki İran destekli Husi milislerinin bu ayın başlarında şirketin genel merkezine düzenledikleri saldırı büyük hasara yol açarken, yangın birkaç kata yayılmıştı.

Tesis, dünyanın en büyük petrol şirketinin karadaki ve denizdeki petrol platformlarını, rafinerilerini, ihracat terminallerini ve binlerce kilometrelik boru hatlarını denetlemesine yardımcı olan operasyon merkezine ev sahipliği yapıyor.

DAMMAM'DAN 15 KM UZAKTA

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden bugün yapılan açıklamada, dün akşam Suudi Arabistan'ın doğusundaki petrol merkezi Dammam'daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin de yaralandığı bildirilmişti. Dammam, Dhahran'ın yaklaşık 15 kilometre kuzeyinde yer alıyor.

  •  

Ünlü oyun geliştiricisi hayatını kaybetti! Ölümüne ilişkin çarpıcı iddia

Bir dönemin popüler internet oyunlarından Stick Run’ın geliştiricisi Manuel Otto’nun 30 yaşında hayatını kaybetmesi, oyun dünyasında üzüntü yarattı. Almanya’nın Bavyera eyaletinde 20 Ekim’de çıkan yangında bir kişinin yaşamını yitirdiği bildirilirken, Otto’nun ölüm haberi oyunun resmî sosyal medya hesabından yapılan açıklamayla doğrulandı. Olayın Twitch üzerinden canlı yayımlandığı ve Otto’nun kendini yaktığı yönündeki iddialara ilişkin ise resmî makamlarca kesin bir doğrulama yapılmadı.

CANLI YAYININ ARDINDAN AÇIKLAMA GELDİ

Stick Run’ın resmî hesabından 20 Ekim’de yapılan ilk açıklamada, Manuel Otto’nun yer aldığı bir Twitch yayını sırasında hayatını kaybetmiş olabileceği belirtildi. Açıklamada, olayın koşullarının henüz netleşmediği vurgulanarak doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmaması istendi.

Twitch yetkililerinin de olayın ardından ilgili yayın kaydını ve kanalı erişime kapattığı bildirildi.

ALMANYA’DAKİ YANGINDA BİR KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Alman basınında yer alan bilgilere göre, 20 Ekim Salı günü Bavyera eyaletindeki Breitbrunn am Chiemsee’de bulunan bir binanın çatı katında yangın çıktı. Saat 19.45 sıralarında bildirilen yangına müdahale edilirken içeride bulunan 30 yaşındaki bir kişinin hayatını kaybettiği belirlendi.

Yerel basında hayatını kaybeden kişinin Manuel Otto olduğu aktarılırken, polisin kişinin kimliğini ve ölümün kesin koşullarını resmen açıklamadığı belirtildi.

Rosenheim Kriminal Polisi tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ilk incelemelerde başka bir kişinin olaya müdahil olduğuna ilişkin bulguya rastlanmadığı bildirildi.

STICK RUN EKİBİ ÖLÜM HABERİNİ DOĞRULADI

Stick Run ekibi, 21 Ekim’de yayımladığı ikinci açıklamada Marc-Manuel Alexander Otto’nun hayatını kaybettiğini duyurdu.

Açıklamada Otto’nun yalnızca oyunun geliştiricisi olmadığı, aynı zamanda oyuncu topluluğunun da önemli bir parçası olduğu vurgulandı. Ekibin, oyunun milyonlarca kişinin çocukluk anılarında yer edindiğine dikkat çekerek Otto’nun ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilediği belirtildi.

MANUEL OTTO KİMDİR?

Alman oyun geliştiricisi Manuel Otto, henüz 14 yaşındayken Stick Run’ı geliştirmeye başladı. İlk olarak 2010’da Facebook üzerinden oyuncularla buluşan oyun, sonraki yıllarda mobil platformlara da taşındı.

Basit oynanışı ve rekabete dayalı yapısıyla geniş bir oyuncu kitlesine ulaşan Stick Run, özellikle tarayıcı tabanlı oyunların popüler olduğu dönemin öne çıkan yapımları arasında yer aldı.

Otto’nun 30 yaşında hayatını kaybetmesi, oyunun takipçileri ve internet oyunları topluluğunda üzüntüyle karşılandı. Ölümüne ilişkin olayın kesin koşullarının belirlenmesi için soruşturma sürüyor.

  •  

Avrupa'da virüs alarmı: İlk kez insanda tespit edildi! İlk can kaybı yaşandı

Fransa’da, bugüne kadar hayvanlarda görülen Shamonda virüsünün ilk insan vakası doğrulandı.

Fransa Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, ay başında Lyon kentinde bir hastanede tedavi gören hastada Shamonda virüsü enfeksiyonu tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada, virüsün bugüne kadar insanlara bulaşmadığının kabul edildiği ve Lyon'daki vakanın virüsün ilk kez bir insanda tespit edilerek kamuoyuna bildirilen olay olduğu kaydedildi.

Öte yandan açıklamada, virüse dair şu ana kadar bilinenler ışığında kamu sağlığı açısından herhangi bir risk bulunmadığı aktarılırken, Shamonda nedeniyle hayatını kaybeden hastanın Culicoides cinsi bir sinek tarafından ısırılması sonucu enfekte olduğu ihtimali üzerinde durulduğu ifade edildi.

Fransa’nın doğusunda bu yaz hayvanlarda Shamonda virüsü görülmüştü.

1960’larda ilk kez Nijerya’da tespit edilen virüs daha sonra Afrika ve Japonya’daki sığırlarda tespit edilmişti. İlk kez bu yıl Avrupa kıtasında Shamonda virüsü vakaları bildirilmişti.

Daha çok sığırlarda görülen virüsün başlıca belirtileri arasında ishal, halsizlik ve ateş bulunuyor.

 

  •  

İran'dan ABD ve İsrail'e gözdağı: Yeni dev İHA üretim hattı ilk kez görüntülendi!

İran, insansız hava aracı (İHA) teknolojisindeki son hamlesini duyurarak şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamış devasa bir üretim hattını ilk kez kamuoyuna sundu.

💾

<p>İran, insansız hava aracı (İHA) teknolojisindeki son hamlesini duyurarak şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamış devasa bir üretim hattını ilk kez kamuoyuna sundu. Devlet televizyonu ve askeri yetkililer tarafından paylaşılan görüntülerde, çatışma ve savaş süreçlerine rağmen ülkenin İHA stoklarının daha önce hiç olmadığı seviyelere ulaştığı vurgulandı.</p>

<p>Yayınlanan karelerde, yer altı tünellerinde ve korunaklı tesislerde seri üretimi devam eden yüzlerce intihar ve saldırı İHA'sı dikkat çekti.</p>

<p><strong>GÜNCELLENEN ARASH İHA: "GPS OLMADAN HEDEFİNİ VURUYOR"</strong></p>

<p>Lansmanın en çok konuşulan başlığı ise baştan aşağı yenilenen Arash kamikaze İHA modeli oldu. Yetkililerin aktardığı teknik detaylara göre yenilenen platform öne çıkan şu özelliklere sahip:</p>

<p><em><strong>GPS Bağlantısından Bağımsız Seyir</strong></em>: Elektronik harp (EH) koruması artırılan yeni Arash, uydu navigasyon (GPS) sinyallerinin kesildiği veya karıştırıldığı yoğun sinyal bastırma alanlarında bile ataletsel seyrüsefer (INS) ve optik/radar arayıcı başlıklar sayesinde hedefine kesintisiz ilerleyebiliyor.</p>

<p><em><strong>Üç Kat Daha Fazla Patlayıcı Gücü:</strong></em> Harp başlığı tasarımı ve patlayıcı bileşimi geliştirilen yeni versiyonun, önceki modellere kıyasla 3 kat daha yüksek tahrip gücüne ulaştığı belirtildi.</p>

<p><em><strong>Stratejik Menzil</strong></em>: Yaklaşık 1.000 ila 2.000 kilometre menzile sahip olan sistem, özellikle kritik altyapı tesisleri ve hava savunma radarlarını imha etmek üzere tasarlandı.</p>
  •  

Arnavutluk'ta milletvekilleri birbirine girdi, yumruklar havada uçuştu

Arnavutluk Meclisi, aralarında Kuzey Makedonya ile ortak sınır kapıları anlaşmasının da olduğu gündem maddeleriyle toplandı.

İki ülke arasındaki sınır geçişlerinde ortak kontrol uygulamalarını öngören anlaşma kabul edildi. Ancak muhalefet partilerinin milletvekilleri, ülkede 13 Ekim'de başlayan ve hala devam eden öğrenci gösterilerinin de meclis gündemine taşınmasını talep etti.

Taleplerinin kabul edilmemesi üzerine muhalifler, devam eden meclis oturumunu engellemek için sandalyelerini masaların üzerine koydu.

Muhalefet ile iktidardaki Sosyalist Parti milletvekilleri arasında karşılıklı yumruklaşmalar ve arbedeler yaşandı.

Yaşanan gerilimin ardından Meclis Başkanı Niko Peleshi, kalan gündem maddelerinin tartışılmadan oylanmasına karar verdi.

Arnavutluk'ta, öğrencilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 13 Ekim'de başlayan ve hala devam eden protestolar şiddet eylemlerine sahne olmuştu.

Öğrenciler protestolarına devam edeceklerini belirtiyor.

💾

<p>Arnavutluk'ta muhalefet partilerinin milletvekillerinin, ülkede 10 gündür süren öğrenci gösterilerinin gündeme alınmasını talep etmesi üzerine mecliste arbede yaşandı.</p>

<p>Arnavutluk Meclisi, aralarında Kuzey Makedonya ile ortak sınır kapıları anlaşmasının da olduğu gündem maddeleriyle toplandı.</p>

<p>İki ülke arasındaki sınır geçişlerinde ortak kontrol uygulamalarını öngören anlaşma kabul edildi. Ancak muhalefet partilerinin milletvekilleri, ülkede 13 Ekim'de başlayan ve hala devam eden öğrenci gösterilerinin de meclis gündemine taşınmasını talep etti.</p>

<p>Taleplerinin kabul edilmemesi üzerine muhalifler, devam eden meclis oturumunu engellemek için sandalyelerini masaların üzerine koydu.</p>

<p>Muhalefet ile iktidardaki Sosyalist Parti milletvekilleri arasında karşılıklı yumruklaşmalar ve arbedeler yaşandı.</p>

<p>Yaşanan gerilimin ardından Meclis Başkanı Niko Peleshi, kalan gündem maddelerinin tartışılmadan oylanmasına karar verdi.</p>

<p>Arnavutluk'ta, öğrencilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 13 Ekim'de başlayan ve hala devam eden protestolar şiddet eylemlerine sahne olmuştu.</p>

<p>Öğrenciler protestolarına devam edeceklerini belirtiyor.</p>
  •  

Bakan Memişoğlu, Singapur'da resmi temaslarda bulundu

Sağlık Bakanı Memişoğlu, ilk olarak Singapur Sağlık Bakanı ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Koordinatör Bakan Ong Ye Kung ile ikili görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede dijital dönüşümden tıbbi cihaz üretimine, halk sağlığı politikalarından yenilikçi sağlık teknolojilerine kadar birçok konu ele alınırken sağlık teknolojileri alanındaki ortaklıkların geliştirilmesi, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi, iki ülke arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması değerlendirildi.

Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin “Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık” modeli doğrultusunda atılan adımları da mevkidaşıyla paylaştı.

GlaxoSmithKline’ın (GSK) Singapur’daki ilaç ve aşı üretim tesislerinde yetkililerle bir araya gelen Bakan Memişoğlu, burada ilaç ve aşı geliştirme, üretim ve tedarikine yönelik faaliyetler hakkında bilgi alarak iki ülke arasındaki ortaklıkların geliştirilmesine yönelik konuları değerlendirdi.

Bakan Kemal Memişoğlu, daha sonra Singapur İleri Hücresel Tedavi ve Araştırma Enstitüsüne (ACTRIS) giderek hücresel tedaviler ve gen tedavileri alanında yürütülen çalışmaları inceledi. Ziyarette hücresel tedaviler alanındaki araştırmalar ve yeni nesil tedavi yöntemleri hakkında yetkililerden bilgi alındı ve CAR-T hücre tedavileri üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Sağlık Bakanı Memişoğlu, Singapur programı kapsamında Ulusal Üniversite Hastanesini (NUH) de ziyaret ederek hastanenin wellness hizmetleri üzerine gerçekleştirilen sunumu dinledi ve bu alanda yürütülen çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulundu.

💾

<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, ilk olarak Singapur Sağlık Bakanı ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Koordinatör Bakan Ong Ye Kung ile ikili görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Görüşmede dijital dönüşümden tıbbi cihaz üretimine, halk sağlığı politikalarından yenilikçi sağlık teknolojilerine kadar birçok konu ele alınırken sağlık teknolojileri alanındaki ortaklıkların geliştirilmesi, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi, iki ülke arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması değerlendirildi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin “Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık” modeli doğrultusunda atılan adımları da mevkidaşıyla paylaştı.</p>

<p>GlaxoSmithKline’ın (GSK) Singapur’daki ilaç ve aşı üretim tesislerinde yetkililerle bir araya gelen Bakan Memişoğlu, burada ilaç ve aşı geliştirme, üretim ve tedarikine yönelik faaliyetler hakkında bilgi alarak iki ülke arasındaki ortaklıkların geliştirilmesine yönelik konuları değerlendirdi.</p>
  •  

Orta Doğu'da ABD'nin ağırlığı azalıyor: Türkiye'nin mimarlığında bölgesel düzen kuruluyor

Dünyanın önde gelen jeopolitik yayın organlarında yayımlanan son raporlar, 1991 yılından bu yana Orta Doğu’da tek taraflı güç gösteren ABD hegemonyasının sarsıldığını ilan etti. Washington yönetiminin izlediği stratejilerin sahada başarısızlığa uğramasıyla birlikte oluşan güç boşluğunu, Türkiye’nin başını çektiği aktörlerin kurucu hamlelerle doldurmaya başladığı vurgulanıyor. Yaşanan bu gelişmeleri “Ortadoğu kendi güvenlik mimarisini oluşturabilir mi?” başlığıyla köşesine taşıyan Nebi Miş çarpıcı tespitlerde bulundu.

WASHINGTON’IN BÖLGEDEN ÇEKİLİŞİ

Foreign Affairs dergisinde “Amerika Ortadoğu’sunun sonu” başlığıyla kaleme alınan dikkat çekici bir değerlendirmede, ABD ve İsrail ortaklığının İran politikalarındaki tıkanma ile Gazze’de yaşanan insani dramın, küresel gücün Orta Doğu’daki varlığını temelden sarstığı belirtildi.

Analizde yer alan tespitlere göre Washington; Körfez bölgesindeki müttefiklerine yeterli güvenlik şemsiyesi sunamaması, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş emniyetini tam anlamıyla sağlayamaması ve desteklediği rejimlerin savunma taleplerini karşılayamaması, “Körfez müttefiklerini koruyamayan, Hürmüz Boğazı’nı açık tutamayan, desteklediği rejimlerin güvenlik taleplerine cevap veremeyen Washington’ın stratejisi, askeri ve siyasi olarak iflas etti” şeklinde ifade edildi.

OLUŞAN BOŞLUĞU BÖLGESEL AKTÖRLER DOLDURACAK

Öte yandan İngiltere merkezli The Economist dergisinde başlığıyla “Washington’ın bıraktığı boşluğu Türkiye, İran ve İsrail dolduracak” yayımlanan bir diğer analizde, ABD ordusunun Irak’tan tamamen çekilme sürecine girmesi masaya yatırıldı.

Küresel yayın organlarında yayınlanan analizleri değerlendiren Miş, Washington’ın bölgeden çekilmesiyle ortaya çıkacak devasa jeopolitik boşluk, dışarıdan müdahalelerle değil; Türkiye, İran ve İsrail gibi bölgesel güçlerin hamleleriyle şekillenecek.

'İRAN MALİYET ÜRETİYOR'

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı işgal savaşı devam ederken, "Tahran'ın Hürmüz'de keşfettiği küresel ve bölgesel maliyet üretme kabiliyetini Babü'l Mendeb Boğazı'na taşımayı hedeflediği" belirtildi.

'İSTİKRARSIZLIĞA EN BÜYÜK YATIRIM İSRAİL'DEN'

Gazze Soykırımı ile Orta Doğu'yu ateşe atan ve bölgesel savaş planı ile ABD'yi İran savaşına sürükleyen İsrail'in "Orta Doğu'nun istikrarsızlığına yatırım yaptığı" vurgulanıyor. İsrail'in tırmandırdığı gerilimler karşısında Körfez ülkelerinin kendi güvenlik garantilerini çeşitlendirmek için yol ve yöntemler aradığı aktarılırken, İran'ın füze saldırılarında ABD'nin güvenlik garantilerinin "yeterli olmadığını yaşayarak deneyimledikleri" öne çıkarılıyor.

BUNLARIN AKSİNE TÜRKİYE DÜZEN KURUP BÖLGEYİ SAHİPLENİYOR

Nebi Miş’in kaleme aldığı “Ortadoğu kendi güvenlik mimarisini oluşturabilir mi?” makalesinde, yaşanan bu tarihi kırılma anında Türkiye, klasik hegemonik güç arayışlarının ötesine geçerek kapsayıcı ve yapıcı bir teklifle öne çıktığını vurguladı. Ankara’nın benimsediği "bölgesel sahiplenme" yaklaşımı, coğrafyadaki krizlerin ancak ve ancak bölge ülkelerinin kendi ortak iradeleriyle çözülebileceği ilkesine dayanıyor. Türkiye’nin önerdiği model; tek bir ülkenin baskın olduğu bir tahakküm düzeni yerine, karşılıklı güvene dayalı diplomasinin, derinleşen ekonomik entegrasyonun ve ortak hareket eden bir güvenlik mimarisinin tesisine dayanıyor.

Miş, “ABD’nin aksine Türkiye’nin önem verdiği nokta, yeniden bir gücün hegemonya kurduğu bir sistemden ziyade, ortaklı bir güvenlik mimarisi ile ekonomik ilişkilerin derinleştiği, diplomasinin karşılıklı güven temelinde yürütüldüğü, topyekun istikrara katkı yapacak bir yeni düzenin kurulmasıdır” ifadelerini kullandı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması

YENİ İTTİFAK DALGASI: BEKLEYEN ALTI ÜLKE

Bu kapsamda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgenin kendi geleceğini tayin etme iradesinin somut bir nişanesi olarak değerlendiriliyor. Söz konusu ittifakın yakaladığı başarının, coğrafyadaki diğer aktörler için de bir çekim merkezi oluşturduğu belirtiliyor. Bölgesel istikrarı hedefleyen bu yeni güvenlik şemsiyesine katılmak amacıyla şimdiden altı farklı ülkenin yoğun ilgi gösterdiği ve sürece dahil olmak istediği aktarılıyor. Orta Doğu’daki bu köklü dönüşüm, dış aktörlerin gölgesinden sıyrılan bölgesel güçlerin kendi güvenlik ve kalkınma hatlarını bizzat inşa edeceği yeni bir dönemi başlatıyor.

💾

<p>Dünyanın önde gelen jeopolitik yayın organlarında yayımlanan son raporlar, 1991 yılından bu yana Orta Doğu’da tek taraflı güç gösteren ABD hegemonyasının sarsıldığını ilan etti. Washington yönetiminin izlediği stratejilerin sahada başarısızlığa uğramasıyla birlikte oluşan güç boşluğunu, Türkiye’nin başını çektiği aktörlerin kurucu hamlelerle doldurmaya başladığı vurgulanıyor.</p>

<p><strong>WASHINGTON’IN BÖLGESEL İFLASI VE STRATEJİK ÇÖKÜŞ</strong></p>

<p>Foreign Affairs dergisinde “Amerika Ortadoğu’sunun sonu” başlığıyla kaleme alınan dikkat çekici bir değerlendirmede, ABD ve İsrail ortaklığının İran politikalarındaki tıkanma ile Gazze’de yaşanan insani dramın, küresel gücün Orta Doğu’daki varlığını temelden sarstığı belirtildi.</p>

<p>Analizde yer alan tespitlere göre Washington; Körfez bölgesindeki müttefiklerine yeterli güvenlik şemsiyesi sunamaması, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş emniyetini tam anlamıyla sağlayamaması ve desteklediği rejimlerin savunma taleplerini karşılayamaması, “Körfez müttefiklerini koruyamayan, Hürmüz Boğazı’nı açık tutamayan, desteklediği rejimlerin güvenlik taleplerine cevap veremeyen Washington’ın stratejisi, askeri ve siyasi olarak iflas etti” şeklinde ifade edildi.</p>
  •  

Son dakika...Husilerden Suudi Arabistan'a yeni saldırı! Hedefte bakanlık binası var

Son dakika...Yemen'deki İran destekli Husiler, Riyad'daki Suudi Arabistan Savunma Bakanlığını hedef aldıklarını öne sürdü.

Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, son 48 saatte Suudi Arabistan'a balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile 4 "nitelikli saldırı" düzenlediklerini belirtti.

Seri, söz konusu saldırılarla Riyad'daki Suudi Arabistan Savunma Bakanlığının yanı sıra Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı'nı, Yenbu kentindeki ulusal petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait tesisleri ve Abha Uluslararası Havalimanı'nı hedef aldıklarını ileri sürdü.

Suudi Arabistan'ın ise son 100 günde Yemen'e 2 bin 900'den fazla hava ve füze saldırısı düzenlediğini söyleyen Seri, bu saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 562 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

ARAMCO ÇALIŞANLARINA "BİNAYI BOŞALTIN" TALİMATI VERDİ

Reuters haber ajansının konuyla ilgili bilgi sahibi 6 kaynağa dayandırdığı haberine göre Suudi Arabistan'ın ulusal petrol ve doğalgaz şirketi Aramco, şirket personeline Dhahran'daki genel merkezini boşaltmaları ve uzaktan çalışmaları talimatını verdi.

Kararın nedenine yönelik detay verilmedi. Üç kaynağa göre Yemen'deki İran destekli Husi milislerinin bu ayın başlarında şirketin genel merkezine düzenledikleri saldırı büyük hasara yol açarken, yangın birkaç kata yayılmıştı.

Tesis, dünyanın en büyük petrol şirketinin karadaki ve denizdeki petrol platformlarını, rafinerilerini, ihracat terminallerini ve binlerce kilometrelik boru hatlarını denetlemesine yardımcı olan operasyon merkezine ev sahipliği yapıyor.

SALDIRILAR DEVAM EDİYOR

Seri, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları sürdürecekleri tehdidinde bulundu.

Yemen, İran destekli Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana ile bazı vilayetleri ele geçirmesinin ardından başlayan iç savaşa sahne oluyor.

Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Mart 2015'ten bu yana uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetine destek veriyor.

Yemen'de hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmalar son dönemde yoğunlaşırken, İran destekli Husiler kendilerine yönelik saldırılardan Suudi Arabistan'ı sorumlu tutarak ülkeyi balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alıyor.

💾

<p>Husiler Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Yanbu'daki Aramco'ya saldırı düzenlediklerini duyurdu.</p>

<p>Uluslararası haber ajanslarına yansıyan bilgilere göre, Yemen'deki İran destekli Husiler, az önce Suudi Arabistan'ın kritik altyapı tesislerini ve askeri noktalarını hedef aldıklarını açıkladı. Husiler, operasyonun kapsamına dikkat çekerek, "Riyad'daki Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Yanbu'daki Suudi Aramco tesisleri ve Dammam'daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırılar gerçekleştirdik" açıklamasında bulundu.</p>
  •  

Suriye'den Esed kardeşler için yeni hamle

Suriye resmi ajansı SANA'nın Şam 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fahruddin el Aryan'a dayandırdığı habere göre, Esed kardeşlerin dosyaları Interpol'e gönderildi.

Fahruddin el Aryan, firari suçlular Beşşar Esed ve Mahir Esed ile diğer mahkumlar hakkında verilen gıyabi kararların hukuki sonuç doğurduğunu ve haklarında gerekli işlemlerin yürütülmesi amacıyla dosyaların Interpol'e gönderildiğini belirtti.

Şam 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Ağustos ayında Beşşar Esed ve Mahir Esed ile birlikte 7 firari sanığı idam cezasına çarptırmıştı.

  •  

Rusya'dan Karadeniz'de 4 gemiye İHA'lı saldırı

Rusya Savunma Bakanlığı, Karadeniz'de askeri amaçlı yük taşıdığı belirtilen üç kuru yük gemisi ile bir konteyner gemisinin vurulduğunu duyurdu. Hedef alınan gemilerin Ukrayna'ya ait olduğu öne sürüldü.

  •  

Almanya Rusya’ya karşı alarma geçti

Almanya’da Rusya kaynaklı sabotaj tehdidine ilişkin alarm seviyesi yükseltildi. Alman basınına göre, Alman ordusu tehdidi ciddi biçimde yeniden değerlendirdi. Gelişme, ordunun hazırladığı bir iç raporda yer aldı.

  •  

Telegraph: Bazı Türk savcılar, Almanya'ya sığınmak isteyenlere sahte 'siyasi zulüm' kaydı üretiyor

Telegraph: Bazı Türk savcılar, Almanya'ya sığınmak isteyenlere sahte 'siyasi zulüm' kaydı üretiyor 22.10.2026 Diken

İngiliz gazetesi The Telegraph’a göre Türkiye’deki bazı savcılar Almanya’dan sığınma talep eden Türkiye vatandaşlarına sahte 'siyasi zulüm' delilleri üretiyor.

The post Telegraph: Bazı Türk savcılar, Almanya'ya sığınmak isteyenlere sahte 'siyasi zulüm' kaydı üretiyor appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .
  •  

Suudi Arabistan'da yeni havalimanı saldırısı: ABD bir kısım personelini çekiyor

Suudi Arabistan'da yeni havalimanı saldırısı: ABD bir kısım personelini çekiyor 22.10.2026 Diken

Suudi Arabistan'da Kral Fahd Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda bir kişi öldü, sekiz kişi yaralandı. ABD, 'artan güvenlik riskleri' gerekçesiyle acil durum dışı diplomatik personelinden ülkeyi terk etmesini istedi.

The post Suudi Arabistan'da yeni havalimanı saldırısı: ABD bir kısım personelini çekiyor appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .
  •  

Rusya Letonya'ya protesto notası verdi

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın Riga Büyükelçiliğinde sosyal güvenlik biriminde görev yapan tüm çalışanların işten çıkarılmasını talep ettiği gerekçesiyle Letonya'ya protesto notası verdiğini bildirdi.
  •  

AB, Booking.com hakkında soruşturma başlattı

Avrupa Birliği AB, çevrim içi seyahat ve konaklama rezervasyon platformu Booking.com hakkında, kullanıcıları dolandırıcılık ve siber suçlara karşı yeterince korumadığı gerekçesiyle resmi soruşturma başlattı.
  •  

Filistin'e destek veren yazara İngiltere'de yasak

Nobel ödüllü yazarların da aralarında bulunduğu 150'den fazla isim, Filistin yanlısı tutumu nedeniyle kitapları İngiltere'de satıştan kaldırılan İrlandalı yazar Sally Rooney'ye destek verdi.
  •  

ABD bütçesinde faiz alarmı: Borç faturası savunma ve sağlık harcamalarını geride bıraktı

ABD’de rekor kıran 40,4 trilyon dolarlık ulusal borç ve tırmanan faizler federal bütçeyi adeta kıskaca aldı. 2026 mali yılında 1,05 trilyon doları aşan net faiz faturası, devasa harcama kalemleri olan savunma ve sağlığı geride bırakarak toplam kamu bütçesinin tam yüzde 12’sine dayandı. Önümüzdeki 10 yılda devletin 16,2 trilyon dolarlık devasa bir faiz yüküyle karşılaşması bekleniyor.
  •  

İşgal topraklarında Netanyahu-Eisenkot seçimi: İsrail ordusu oy kullanıyor

İsrail’in işgal altında tuttuğu Filistin, Lübnan ve Suriye toprakları dahil olmak üzere, 27 Ekim’de yapılacak 26’ncı Meclis seçimleri için ordu genelinde oy kullanma işlemleri başladı. Askeri üslerin yanı sıra Gazze Şeridi, Batı Şeria, Lübnan’ın güneyi ve Şeyh Dağı’nda kurulan 850’den fazla merkezde sandıkların seçim gününe kadar açık kalacağı duyuruldu.
  •  

Atina'da Libya mutabakatı şoku: "Bingazi ve Trablus Ankara güdümünde"! Ege'de 12 mil tehdidi

Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını oy birliğiyle onaylaması Yunanistan’da paniğe yol açtı. Libya'da her iki tarafın da Ankara ile birlikte hareket etmesine yönelik endişelerden söz eden Yunan basını, Girit açıklarında karasularını 12 deniz miline çıkarma tehdidini yeniden gündeme getirdi.
  •  

Trump Fransa’daki krizde göçmenleri işaret etti: “Böyle giderse Avrupa Birliği diye bir şey kalmaz”

ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’daki olayların göçmenlerden kaynaklandığını savunarak yaşananları “tam anlamıyla bir devrim” sözleriyle değerlendirdi. Macron’u daha önce uyardığını söyleyen Trump, Avrupa’daki göçmenlerin bulundukları ülkelerden “çıkarılması” gerektiğini savundu ve aksi hâlde “Avrupa Birliği diye bir şeyin kalmayacağını” belirtti.
  •  

Rumlara Türk sillesi: 20 yıllık bayat senaryo çöktü

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis'in Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler (BM) yönetimine devredilmesi karşılığında Mağusa Limanı'nın Avrupa Birliği (AB) kontrolünde doğrudan ticarete açılması önerisine "Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil" yanıtını verdi.

ERHÜRMAN'DAN HRİSTODULİDİS'İN MARAŞ-MAĞUSA ÖNERİSİNE RET

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, katıldığı canlı yayın programında Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarda bulunarak, GKRY lideri Hristodulidis'in gündeme getirdiği Kapalı Maraş ve Mağusa Limanı önerisinin ayrıntılarını değerlendirdi. Rum liderin kendisine yazılı bir 19 maddelik öneri paketi sunmadığını yineleyen Erhürman, Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler (BM) yönetimine devredilmesi karşılığında Mağusa Limanı'nın Avrupa Birliği (AB) kontrolüne alınmasını öngören formülü kabul etmesinin mümkün olmadığını söyledi.

"MAĞUSA LİMANI ZATEN AÇIK, SORUN DOĞRUDAN TİCARET YAPILAMAMASI"

Hristodulidis'in önerisinin Maraş'ın BM yönetimine devredilmesini ve Mağusa Limanı'nın AB kontrolünde ticarete açılmasını içerdiğini belirten Tufan Erhürman, "Maraş'ı Birleşmiş Milletler yönetimine devretmek, Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde; Mağusa Limanı'nın da AB kontrolünde açılması. Söylenen bu" ifadelerini kullandı.

Mağusa Limanı'nın halihazırda faaliyet gösterdiğini vurgulayan Tufan Erhürman, asıl sorunun limanın açık veya kapalı olması değil, AB ile doğrudan ticaret yapılamaması olduğunu belirtti. KKTC Cumhurbaşkanı, "Mağusa Limanı açık bir limandır. Mağusa Limanı kapalı bir liman değil. Bizim limanlarımızdaki sorun Avrupa Birliği ile doğrudan ticaret yapamıyor oluşumuzdur" dedi.          

"DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜ YÜRÜRLÜĞE GİRMİYOR"

Rum liderin önerisinin AB Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün yürürlüğe girmesini sağlamadığını belirten Tufan Erhürman, konuyu Hristodulidis'e doğrudan sorduğunu ve olumsuz cevap aldığını açıkladı. Önerinin Mağusa Limanı'nın AB kontrolüne alınması yoluyla ticaret yapılmasını öngördüğünü ifade eden Erhürman, "Doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girmesi mi bu? Hayır, tüzüğün yürürlüğe girmesi değil. Ama AB kontrolünde olduğu için doğrudan ticaretin başlaması" diye konuştu.

Maraş'ın BM yönetimine devredilmesi ile Mağusa Limanı üzerinden ticaret yapılmasının birbirine bağlanmasını eleştiren KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, "Maraş'ı niye BM idaresine vermenin karşılığı haline geliyor bu? Bunlar dengeli şeyler mi?" ifadelerini kullanarak, önerinin kabul edilebilir bir karşılıklılık içermediğine işaret etti.

"20 YIL ÖNCE TALAT'A SUNULAN FORMÜL YENİDEN GETİRİLDİ"

Hristodulidis tarafından gündeme taşınan önerinin yeni olmadığını belirten Tufan Erhürman, benzer bir formülün 2006 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sunulduğunu hatırlattı. Erhürman, "Bu formül 2006 yılında Sayın Talat'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde sunulmuş bir formül. Yani 20 sene geçti üstünden. 20 sene sonra yeni bir formül diye getirildi" dedi.

Talat'ın söz konusu öneriyi o dönemde reddettiğini ve gerekçelerini açıkladığını belirten Erhürman, aynı formülün yıllar sonra yeniden gündeme getirilmesine dikkat çekti. Öneriye ilişkin tutumunu net bir şekilde ortaya koyan Erhürman, "Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil ki" ifadelerini kullandı.

"MÜZAKERE OLSUN DİYE MÜZAKERE YAPMAM"

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, New York'ta gündeme gelen üçlü görüşmeye neden katılmadığına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Kıbrıs sorununda sonuç üretmeyen ve yalnızca görüşmelerin devam etmesine dayanan bir müzakere anlayışını benimsemediğini vurgulayan Tufan Erhürman, müzakere sürecinin belirli bir hedefe ve sonuç almaya yönelik olması gerektiğini vurguladı. Tufan Erhürman, "Müzakere olsun diye müzakere yapmam. Sizi bu masada on sene daha süründürmem" diyerek, sonuçsuz görüşmelerin yıllarca devam ettirilmesine karşı olduğunu belirtti.

💾

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis'in Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler (BM) yönetimine devredilmesi karşılığında Mağusa Limanı'nın Avrupa Birliği (AB) kontrolünde doğrudan ticarete açılması önerisine "Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil" yanıtını verdi.</p>

<p><strong>ERHÜRMAN'DAN HRİSTODULİDİS'İN MARAŞ-MAĞUSA ÖNERİSİNE RET</strong></p>

<p>KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, katıldığı canlı yayın programında Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarda bulunarak, GKRY lideri Hristodulidis'in gündeme getirdiği Kapalı Maraş ve Mağusa Limanı önerisinin ayrıntılarını değerlendirdi. Rum liderin kendisine yazılı bir 19 maddelik öneri paketi sunmadığını yineleyen Erhürman, Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler (BM) yönetimine devredilmesi karşılığında Mağusa Limanı'nın Avrupa Birliği (AB) kontrolüne alınmasını öngören formülü kabul etmesinin mümkün olmadığını söyledi.</p>
  •  

İmza sonrası ilk tanker yola çıkıyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksander Novak, St. Petersburg'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya ile ABD arasında dizel sevkiyatına ilişkin sözleşmelerin imzalanması sürecinin son aşamaya geldiğini söyledi.

İlk tankerin yarın limandan ABD'ye doğru hareket etmesinin planlandığını aktaran Novak, "Sevkiyat ileride de devam edecek. İki lider arasındaki anlaşmalar doğrultusunda ABD'nin dizel ihtiyacını imkanlarımız ölçüsünde karşılayacağız" ifadelerini kullandı.

Novak, Rusya'nın dizel ihracatını yıl sonuna kadar yeniden eski seviyesine çıkarabileceğini vurgulayarak, "İhracat petrol rafinerilerinin üretim kapasitesine bağlı olarak kademeli şekilde artırılacak. İhracat konusunda yıl sonuna kadar tamamen toparlanılması halinde diğer ülkelere de önceki miktarlarda dizel sevkiyatı yapılabilecek" dedi.

  •  

Miçotakis'in kablosu elinde kaldı! Türkiye karşı çıkıyordu: Mürettebat da kazan kaldırdı

Türkiye ile Yunanistan arasında deniz yetki alanları nedeniyle anlaşmazlıklara konu olan denizaltı kablo projesi, bu kez Yunanistan'da krize yol açtı. Aigaion araştırma gemisinin mürettebatı, Güney Kıbrıs ve İsrail bağlantılı kablo araştırmaları için planlanan sefere katılmayı reddetti. Yunan denizcilik sendikaları ise hükümeti hedef alarak görevi "tasarlanmış bir suç" olarak nitelendirdi.

TÜRKİYE'NİN KARŞI ÇIKTIĞI MİÇOTAKİS'İN KABLO PLANI ELİNDE PATLADI! YUNAN DENİZCİLER AYAKLANDI

Yunanistan'ın denizaltı kablo projelerine ilişkin tartışmalar sürerken, araştırma gemisi Aigaion'un mürettebatından sefere çıkmama kararı geldi.

Atina merkezli 902.gr'nin haberine göre, Yunanistan Deniz Araştırmaları Merkezi (ELKETHE) bünyesindeki geminin mürettebatı, tehlikeli olduğunu savunduğu araştırma görevine katılmayı reddetti.

Panhellenik Ticari Donanma Makine Mühendisleri Birliği (PEMEN) ve STEFENSON Denizcilik Sendikası, mürettebatın kararına destek verdi.

"ÇOK TEHLİKELİ BÖLGELERE GÖNDERİLİYOR"

İki sendikanın ortak açıklamasında, Aigaion gemisinin Girit-İsrail ve Güney Kıbrıs-İsrail arasındaki enerji bağlantılarıyla ilişkili araştırmalarda görevlendirilmek istendiğine dikkat çekildi.

Sendikalar, "Aigaion araştırma gemisinin çok tehlikeli ve çatışma bölgelerine gönderilmesi operasyonu bir başka tasarlanmış suçtur" ifadelerini kullandı.

Görevin kablo döşenmesine yönelik araştırmaları ve kabloların korunmasıyla ilgili çalışmaları kapsadığı aktarıldı.

YUNAN HÜKÜMETİNE SERT TEPKİ

Yunan sendikaları, Başbakan Kiryakos Miçotakis liderliğindeki hükümeti denizcilerin güvenliğini tehlikeye atmakla suçladı.

Aigaion'un eski ve bakımsız olduğunu ileri süren sendikalar, hükümetin gemiyi riskli bölgelere göndermekte ısrar ettiğinin altını çizdi.

Açıklamada, "Hiçbir denizcinin şantaja uğramasına izin vermeyeceğiz" denildi.

"DENİZCİLERİN HAYATI PAHA BİÇİLEMEZ"

Sendikalar, 15 Ekim'de gemi mürettebatıyla yeni bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirterek ELKETHE yönetiminin tehlikeyi küçümsemeye çalıştığını öne sürdü.

' 'EGE' (AIGAIO) oşinografi gemisinin mürettebatı tehlikeli bölgelerde araştırma yapmak için yola çıkmayı reddediyor - Deniz işçileri sendikaları PEMEN ve STEFENSON onların yanında'

Açıklamada, hükümetin ve yüklenici şirketin muhtemel tavizlerinin mürettebatın güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmayacağı vurgulandı.

PEMEN ve STEFENSON, "Denizcilerin hayatı ve güvenliği fiyat biçilemez bir değerdedir" ifadeleriyle sefere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini yineledi.

Sendikalar, araştırma gemisinin tehlikeli bölgelere gönderilmesini engellemek için gerekli bütün girişimlerde bulunacaklarını duyurdu.

💾

<p> </p>

<p>Türkiye’nin karşı çıktığı Girit-Kıbrıs-İsrail denizaltı kablo projesi, Yunanistan’da krize neden oldu. Projede araştırma yapmakla görevlendirilen Aigaion gemisinin mürettebatı, çatışma riski ve güvenlik endişeleri nedeniyle sefere çıkmayı reddetti. Yunanistan Deniz Araştırmaları Merkezi (ELKETHE) bünyesindeki geminin görevlendirilmesine tepki gösteren denizcilik sendikaları, Başbakan Kiryakos Miçotakis hükümetini eleştirdi.</p>

<p>Yunanistan merkezli 902.gr’nin haberine göre, Panhellenik Ticari Donanma Makine Mühendisleri Birliği (PEMEN) ile STEFENSON Denizcilik Sendikası, mürettebatın kararına destek verdi. Ortak açıklamada, Girit-İsrail ve Güney Kıbrıs-İsrail arasındaki enerji bağlantıları kapsamında yürütülmesi planlanan araştırmaların tehlikeli bölgeleri kapsadığı belirtilerek operasyon, “tasarlanmış bir suç” olarak nitelendirildi. Sendikalar ayrıca, eski ve bakımsız olduğunu öne sürdükleri Aigaion’un riskli bölgelere gönderilmesinin denizcilerin hayatını tehlikeye attığını savundu.</p>

<p>Mürettebatla 15 Ekim’de yapılan toplantıya da değinen sendikalar, ELKETHE yönetiminin güvenlik risklerini küçümsediğini ileri sürdü. Hükümetin ve yüklenici şirketin olası tavizlerinin güvenlik endişelerini gidermeyeceğini vurgulayan sendikalar, “Denizcilerin hayatı ve güvenliği paha biçilemez” mesajını verdi. Açıklamada, mürettebatın sefere çıkmaya zorlanmasına izin verilmeyeceği ve araştırma gemisinin tehlikeli bölgelere gönderilmesini engellemek için girişimlerin sürdürüleceği bildirildi.</p>
  •  

NATO'dan Karadeniz kararı: Uçak ve İHA gönderecekler!

NATO Sözcüsü Allison Hart sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Karadeniz'e daha fazla deniz devriye uçağı, radar sistemi ve insansız hava aracı gönderileceğini belirtti.

Hart, "NATO Büyükelçileri Karadeniz'deki güvenliği görüşmek üzere toplandı. NATO, doğu kanadımız boyunca duruşumuzu zaten güçlendirdi, buna insansız hava aracı önleme kabiliyetleri de dahil. NATO, bölgeye ek varlıklar gönderecek. Bu varlıklar arasında gözetleme, keşif ve adli inceleme desteği de yer alacak. Birlik içinde olmaya devam edeceğiz ve 1 milyar vatandaşımızı güvende tutmak için herhangi bir tehdide hazır ve yetkin olduğumuzdan emin olacağız" ifadelerini kullandı.

NATO, son dönemdeki saldırılardan herhangi bir ülkeyi sorumlu tutmadı. Askeri analistler ise saldırıları neredeyse kesin olarak Rusya'nın gerçekleştirdiğini söylerken, Moskova sorumluluğu kabul etmedi.

Geçtiğimiz hafta Romanya'nın Karadeniz kıyısı yakınlarında iki kimyasal tankere insansız hava araçlarının saldırması ve tankerlerde yangın çıkmasının ardından 7 denizci kaybolmuştu. Bu olay, Ukrayna tarafından kullanılan hayati bir nakliye rotası boyunca yeni güvenlik endişelerini gündeme getirdi.

Romanya ve komşu NATO üyesi Bulgaristan kıyıları yakınlarında en az 5 kargo gemisine daha saldırı düzenlenmiş, en az 23 denizcinin kayıp veya ölü olduğu bildirilmişti.

💾

<p>NATO Sözcüsü Allison Hart sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Karadeniz'e daha fazla deniz devriye uçağı, radar sistemi ve insansız hava aracı gönderileceğini belirtti.</p>

<p>Hart, "NATO Büyükelçileri Karadeniz'deki güvenliği görüşmek üzere toplandı. NATO, doğu kanadımız boyunca duruşumuzu zaten güçlendirdi, buna insansız hava aracı önleme kabiliyetleri de dahil. NATO, bölgeye ek varlıklar gönderecek. Bu varlıklar arasında gözetleme, keşif ve adli inceleme desteği de yer alacak. Birlik içinde olmaya devam edeceğiz ve 1 milyar vatandaşımızı güvende tutmak için herhangi bir tehdide hazır ve yetkin olduğumuzdan emin olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>NATO, son dönemdeki saldırılardan herhangi bir ülkeyi sorumlu tutmadı. Askeri analistler ise saldırıları neredeyse kesin olarak Rusya'nın gerçekleştirdiğini söylerken, Moskova sorumluluğu kabul etmedi.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta Romanya'nın Karadeniz kıyısı yakınlarında iki kimyasal tankere insansız hava araçlarının saldırması ve tankerlerde yangın çıkmasının ardından 7 denizci kaybolmuştu. Bu olay, Ukrayna tarafından kullanılan hayati bir nakliye rotası boyunca yeni güvenlik endişelerini gündeme getirdi.</p>

<p>Romanya ve komşu NATO üyesi Bulgaristan kıyıları yakınlarında en az 5 kargo gemisine daha saldırı düzenlenmiş, en az 23 denizcinin kayıp veya ölü olduğu bildirilmişti.</p>
  •  

Fransa sokaklara asker konuşlandırıyor

Fransa hükümeti, cumartesi günü başlayarak şiddet olaylarına dönüşen protestoların tekrarını önlemek amacıyla harekete geçti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu yaptığı açıklamada, 24 Ekim Cumartesi günü beklenen yeni protesto dalgası nedeniyle "büyük çaplı bir güvenlik operasyonunun" devreye sokulacağını duyurdu.

Lecornu, "Önümüzdeki Cumartesi günü yapılacak konuşlandırma çok büyük olacak" ifadelerini kullandı. Başbakan Lecornu, 17 Ekim'de Paris, Marsilya, Lyon ve diğer şehirlerde yaşana şiddet ve yağmalama olaylarının ardından önceliğin düzeni yeniden sağlamak olduğunu vurguladı.

Fransa'daki eylemlerde 1200 gözaltı! Canlı yayında endişe uyandıran tehditFransa'daki eylemlerde 1200 gözaltı! Canlı yayında endişe uyandıran tehdit

Fransa'da belediye binası kundaklandıFransa'da belediye binası kundaklandı

AŞIRI SOL GRUPLARI SORUMLU TUTTU

Lecornu, yanan şiddet olaylarından ise aşırı sol grupları sorumlu tuttu. Ayrıca hafta sonu müdahalelerde eksiklikler olduğunu kabul eden Lecornu, istihbaratta başarısızlıklar yaşandığını, yetkililerin polis izinlerini iptal etmeyerek hata yaptığını söyledi.

Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise yaptığı açıklamada, polis ve jandarmanın yükünü hafifletmek amacıyla sokaklara Sentinelle gücünden askeri birliklerin konuşlandırılacağını aktardı.

Müdahalede yetersiz kaldıklarını kabul eden Nunez, "Yaşananlardan dolayı derin üzüntü duyuyorum. Sorumluluğumun bir kısmını kabul ediyorum" diye konuştu.

Fransa'da sokağa çıkma yasağı ilan edildiFransa'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Milano sokakları savaş alanı: Ordu sokağa iniyorMilano sokakları savaş alanı: Ordu sokağa iniyor

SARI YELEKLİLER CUMARTESİ YİNE YÜRÜYÜŞ İZNİ İSTEDİ

Fransa'da geçtiğimiz cumartesi günü düzenlenen gösterilerle bir kez daha sokağa inen Sarı Yelekliler grubu, önümüzdeki cumartesi günü yürüyüş düzenlemek için resmi olarak başvuruda bulundu. Planlanan yürüyüşün Paris'teki Bastille Meydanı'ndan başlayıp başkentin Opera Binası'nda sona ereceği öğrenildi.

💾

<p>Fransa hükümeti, Cumartesi günü düzenlenmesi beklenen yeni protestolara karşı sokaklara asker konuşlandırılacağını duyurdu.<br>
<br>
Fransa hükümeti, cumartesi günü başlayarak şiddet olaylarına dönüşen protestoların tekrarını önlemek amacıyla harekete geçti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu yaptığı açıklamada, 24 Ekim Cumartesi günü beklenen yeni protesto dalgası nedeniyle "büyük çaplı bir güvenlik operasyonunun" devreye sokulacağını duyurdu. Lecornu, "Önümüzdeki Cumartesi günü yapılacak konuşlandırma çok büyük olacak" ifadelerini kullandı. Başbakan Lecornu, 17 Ekim'de Paris, Marsilya, Lyon ve diğer şehirlerde yaşana şiddet ve yağmalama olaylarının ardından önceliğin düzeni yeniden sağlamak olduğunu vurguladı. Lecornu, yanan şiddet olaylarından ise aşırı sol grupları sorumlu tuttu. Ayrıca hafta sonu müdahalelerde eksiklikler olduğunu kabul eden Lecornu, istihbaratta başarısızlıklar yaşandığını, yetkililerin polis izinlerini iptal etmeyerek hata yaptığını söyledi.<br>
<br>
Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise yaptığı açıklamada, polis ve jandarmanın yükünü hafifletmek amacıyla sokaklara Sentinelle gücünden askeri birliklerin konuşlandırılacağını aktardı. Müdahalede yetersiz kaldıklarını kabul eden Nunez, "Yaşananlardan dolayı derin üzüntü duyuyorum. Sorumluluğumun bir kısmını kabul ediyorum" diye konuştu.<br>
<br>
Sarı Yelekliler, cumartesi günü için resmi izin talebinde bulundu<br>
<br>
Fransa'da geçtiğimiz cumartesi günü düzenlenen gösterilerle bir kez daha sokağa inen Sarı Yelekliler grubu, önümüzdeki cumartesi günü yürüyüş düzenlemek için resmi olarak başvuruda bulundu. Planlanan yürüyüşün Paris'teki Bastille Meydanı'ndan başlayıp başkentin Opera Binası'nda sona ereceği öğrenildi.</p>
  •  

Meloni'den protestolara demir yumruk: Çocuk suçlulara "önleyici gözaltı" kararı!

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 17-18 Ekim'de özellikle de Milano kentinde şiddet olaylarına sahne olan protestoların ardından çocuk suçları ve güvenlik alanındaki suçları ve cezaları belirleyen kabinenin onayladığı yeni kararnameyi duyurdu.

İTALYA'DA ŞİDDETLİ PROTESTOLARIN ARDINDAN ÇOCUK SUÇLARI VE GÜVENLİĞE İLİŞKİN YENİ KARARNAME ONAYLANDI

ANSA ajansının haberine göre Başbakan Meloni, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda kabinenin, çocuk suçları ve güvenlikle ilgili onayladığı yeni kararnamenin detaylarını açıkladı.

Kararnameyle "gösterilere şiddet içeren katılımın" suç olarak tanımlandığını ifade eden Meloni, "Bir yürüyüş ya da gösteri sırasında 5 ya da daha fazla kişilik gruba katılıp taş, küçük havai fişek ya da sopa atar, herkesin güvenliğini tehlikeye atarsanız 5 yıla kadar hapis ve 20 bin avroya kadar para cezasıyla karşı karşıya kalırsınız." dedi.

Meloni, gösteriler sırasında yüzlerini kapatanların, birilerinin yaralanmasına yol açanların veya grup halinde "yıkım faaliyetlerine" katılanların daha ağır cezalara çarptırılacağını ve verdikleri zararı karşılamak zorunda kalacaklarını vurguladı.

Başbakan Meloni, kamu malına ya da özel mülke maddi zarar veren kişi reşit değilse bu zararı ebeveynlerin karşılaması gerekeceğini sözlerine ekledi.

REŞİT OLMAYANLAR DA "ÖNLEYİCİ GÖZALTI" UYGULAMASININ KAPSAMINA ALINDI

Meloni, yeni suç tanımı kapsamında "soruna yol açabilecek gösteriler öncesinde kimliği bilinen veya kargaşa çıkaran şüphelilere yönelik önleyici gözaltı" uygulamasının reşit olmayanları da kapsayacağını belirtti.

Mevcut durumda hükümetin, 14 ila 18 yaşlarındaki gençlerin yaptıklarını kavrayabilecek durumda olduğunu kanıtlaması gerektiğini söyleyen Meloni, şunları kaydetti:

"Bu ilkeyi tersine çeviren bir hükmü daha önce onaylamıştık. Bu hüküm, aksi ispat edilmedikçe kişinin eylemlerini kavrayabilecek durumda olduğu varsayımında bulunuyordu. Bu konu şu anda Parlamento'nun gündeminde ancak bugünkü kararnameyle birlikte derhal yürürlüğe giriyor. Ayrıca, şimdiye kadar sadece yetişkinlere uygulanan tutuklu yargılama hali, artık reşit olmayanlara da uygulanabilecek."

İtalya'nın kuzeyinde finans ve modanın kalbinin attığı bir şehir olan Milano'da 17-18 Ekim'de hayat pahalılığı ve Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümetinin politikalarını protesto için meydanlara inen binlerce kişinin katıldığı protestolar şiddet olaylarına dönüşmüştü.

Çoğunluğu gençlerden oluşan bazı göstericilerin, bazı mağaza ve süpermarketlerin vitrinlerini kırıp, mağazaları ve süpermarketleri yağmaladıkları, çöp kutularını ateşe verdikleri ve de şehirde büyük maddi hasara yol açtıkları görülmüştü.

💾

<p>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 17-18 Ekim'de özellikle de Milano kentinde şiddet olaylarına sahne olan protestoların ardından çocuk suçları ve güvenlik alanındaki suçları ve cezaları belirleyen kabinenin onayladığı yeni kararnameyi duyurdu.</p>

<p>İTALYA'DA ŞİDDETLİ PROTESTOLARIN ARDINDAN ÇOCUK SUÇLARI VE GÜVENLİĞE İLİŞKİN YENİ KARARNAME ONAYLANDI</p>

<p>ANSA ajansının haberine göre Başbakan Meloni, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda kabinenin, çocuk suçları ve güvenlikle ilgili onayladığı yeni kararnamenin detaylarını açıkladı.</p>

<p>Kararnameyle "gösterilere şiddet içeren katılımın" suç olarak tanımlandığını ifade eden Meloni, "Bir yürüyüş ya da gösteri sırasında 5 ya da daha fazla kişilik gruba katılıp taş, küçük havai fişek ya da sopa atar, herkesin güvenliğini tehlikeye atarsanız 5 yıla kadar hapis ve 20 bin avroya kadar para cezasıyla karşı karşıya kalırsınız." dedi.</p>

<p>Meloni, gösteriler sırasında yüzlerini kapatanların, birilerinin yaralanmasına yol açanların veya grup halinde "yıkım faaliyetlerine" katılanların daha ağır cezalara çarptırılacağını ve verdikleri zararı karşılamak zorunda kalacaklarını vurguladı.</p>

<p>Başbakan Meloni, kamu malına ya da özel mülke maddi zarar veren kişi reşit değilse bu zararı ebeveynlerin karşılaması gerekeceğini sözlerine ekledi.</p>

<p>REŞİT OLMAYANLAR DA "ÖNLEYİCİ GÖZALTI" UYGULAMASININ KAPSAMINA ALINDI</p>

<p>Meloni, yeni suç tanımı kapsamında "soruna yol açabilecek gösteriler öncesinde kimliği bilinen veya kargaşa çıkaran şüphelilere yönelik önleyici gözaltı" uygulamasının reşit olmayanları da kapsayacağını belirtti.</p>

<p>Mevcut durumda hükümetin, 14 ila 18 yaşlarındaki gençlerin yaptıklarını kavrayabilecek durumda olduğunu kanıtlaması gerektiğini söyleyen Meloni, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bu ilkeyi tersine çeviren bir hükmü daha önce onaylamıştık. Bu hüküm, aksi ispat edilmedikçe kişinin eylemlerini kavrayabilecek durumda olduğu varsayımında bulunuyordu. Bu konu şu anda Parlamento'nun gündeminde ancak bugünkü kararnameyle birlikte derhal yürürlüğe giriyor. Ayrıca, şimdiye kadar sadece yetişkinlere uygulanan tutuklu yargılama hali, artık reşit olmayanlara da uygulanabilecek."</p>

<p>İtalya'nın kuzeyinde finans ve modanın kalbinin attığı bir şehir olan Milano'da 17-18 Ekim'de hayat pahalılığı ve Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümetinin politikalarını protesto için meydanlara inen binlerce kişinin katıldığı protestolar şiddet olaylarına dönüşmüştü.</p>

<p>Çoğunluğu gençlerden oluşan bazı göstericilerin, bazı mağaza ve süpermarketlerin vitrinlerini kırıp, mağazaları ve süpermarketleri yağmaladıkları, çöp kutularını ateşe verdikleri ve de şehirde büyük maddi hasara yol açtıkları görülmüştü.</p>
  •  

Fransa'da kölelik yasası 341 yıl sonra kaldırıldı

Fransız parlamentosunun üst kanadı Senatoda, "Kara Kanun"un yürürlükten kaldırılmasına ilişkin tasarı oylamaya sunuldu. Söz konusu yasa tasarısı Senatoda oy birliğiyle kabul edildi.

Bu oylamayla birlikte tasarı, Fransız parlamentosu tarafından nihai olarak onaylanmış oldu. "Kara Kanun"un ülkede resmen yürürlükten kaldırılması için tasarının ayrıca Resmi Gazete'de de yayımlanması gerekiyor.

Fransa'da parlamentonun bir tasarıyı onaylaması için Senato ve Meclisin aynı metin üzerinde anlaşması gerekiyor.

FRANSA'DA KÖLELİK YASASI: KARA KANUN

"Kara Kanun", sömürgecilik dönemine ait olan ve Fransız kolonilerindeki kölelere yönelik insanlık dışı düzenlemeleri içeriyordu.

Fransa'nın 1685'te yürürlüğe koyduğu "Kara Kanun", kolonilerde köleleştirilen insanların yaşamlarına ve dinlerine yönelik düzenlemeleri kapsıyordu. Köleleri taşınabilir mülk olarak gösteren kanun, köle ticaretine dayanak sağlıyordu.

Fransa'nın 1848'de köleliği kaldırmasıyla "Kara Kanun" yasal olarak geçerliliğini yitirse de o tarihten bu yana resmen yürürlükten kaldırılmamıştı.

Guadeloupe Milletvekili Max Mathiasin'in sunduğu tasarı, mayısta parlamentonun alt kanadı Ulusal Mecliste oy birliğiyle kabul edilmişti.

  •  

Dünyanın en kalabalık şehirleri belli oldu: İstanbul kaçıncı sırada?

HABER İÇİN TIKLAYINIZ 

World Population Review’un 2026 verilerine göre, dünyanın en kalabalık şehirleri sıralamasında Endonezya’nın başkenti Cakarta, 41.9 milyonluk nüfusuyla ilk sıraya yükseldi.

İSTANBUL 18'İNCİ ŞEHRİ OLARAK KAYDEDİLDİ

Bangladeş’in başkenti Dakka 36.6 milyonla ikinci, Tokyo 33.4 milyonla üçüncü oldu. Hindistan’ın Delhi kenti 30.2 milyon, Çin’in Şanghay kenti ise 29.6 milyon nüfusla ilk beşte yer alırken İstanbul, yaklaşık 15 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık 18’inci şehri olarak kaydedildi.

YÜZDE 68'E YÜKSELMESİ BEKLENİYOR

Hindistan’ın Ghaziabad kenti ise yıllık yüzde 5.2’lik nüfus artışıyla dünyanın en hızlı büyüyen şehri oldu. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 55’i kentsel alanlarda yaşarken, bu oranın 2050’ye kadar yüzde 68’e yükselmesi bekleniyor.

  •  

Demokratların hedefinde Elon Musk var: ‘Hesap verecek’

ABD'de kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi tansiyon yükselirken, Demokratların hedef tahtasına dünyanın en zengin insanı Elon Musk oturdu. Politico gazetesinde yer alan habere göre, Demokratlar Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçirmeleri durumunda, Başkan Donald Trump yönetimindeki yolsuzluk iddialarını araştırmak için geniş çaplı bir soruşturma başlatmayı planlıyor ve bu listenin en başında Elon Musk yer alıyor.

Cumhuriyetçi Parti'ye yaptığı devasa bağışlarla dikkat çeken Musk, potansiyel komite başkanları ve çok sayıda Demokrat milletvekili için bir numaralı ilgi odağı haline geldi. Soruşturma dosyalarının arasında Musk'ın Hükümet Verimliliği Bakanlığı (DOGE) başkanı olarak geçirdiği fırtınalı dönem, şirketlerinin federal hükümetle yaptığı milyarlarca dolarlık sözleşmeler ve Ukrayna ordusunun kritik internet erişimini yavaşlatma ihtimali bulunuyor.

Dış İlişkiler Komitesi üyesi Demokrat Milletvekili Pramila Jayapal, Musk'ın devletten aldığı devasa ihalelere dikkat çekerek, "Bir adam hükümetten dev bir sözleşme alıp, ardından bunu ABD'nin Ukrayna'yı desteklemesi açısından son derece önemli olan bir savaşta iletişimi kesmek için kullandığında ne olur? Musk'ın etrafındaki yolsuzluğun pek çok farklı boyutu var" değerlendirmesinde bulundu.

BİR NUMARALI GÜNDEM MADDESİ DOGE

Birden fazla komite, Demokratların meclis çoğunluğunu geri kazanması halinde Musk'ı nasıl ele alacaklarını planlıyor. Gözetim Komitesi'nin önde gelen Demokrat üyelerinden Robert Garcia'nın sözcüsü Sara Guerrero, "Elon Musk'ın DOGE'deki rolü hakkında kesinlikle pek çok sorumuz var ve bu, soruşturmayı planladığımız bir konu" ifadelerini kullandı. Musk'ın sözcüleri ise konuyla ilgili yorum taleplerine cevap vermedi.

Bazı üyeler harekete geçmek için seçim sonuçlarını beklemiyor. İç Güvenlik Komitesi'ndeki Demokratlar, geçtiğimiz ay Musk'ın DOGE'nin tasarruflarını abarttığını iddia eden bir rapor hakkında yeminli ifade vermesini talep etti. Yollar ve Araçlar Komitesi ise DOGE ile bağlantılı veri hırsızlığı iddialarının soruşturulması için çağrıda bulundu.

KAOS YARATTI VE KARİYERLERİ MAHVETTİ

Musk'ın federal hükümetle olan ilişkilerinin büyük bir kısmı, SpaceX'in NASA ile imzaladığı milyarlarca dolarlık uzay uçuşu sözleşmeleri ve Tesla'nın aldığı temiz enerji sübvansiyonları da dahil olmak üzere kongre denetimine girebilir. Uzay, Bilim ve Teknoloji Komitesi'nin en kıdemli Demokrat üyesi Zoe Lofgren, Musk'ın eylemlerini sert bir dille eleştirerek, "Elon Musk ve DOGE yandaşları kaos yarattı, kariyerleri mahvetti ve yasadışı hibe iptalleri ile memurların işten çıkarılmasında büyük rol oynadı. Çıkar çatışmalarının boyutu şaşırtıcı" diyerek tepki gösterdi.

Dış İlişkiler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Greg Meeks de benzer bir tutum sergileyerek, Musk ve DOGE'nin neden olduğu zararın tam bir dökümünün yapılması çağrısında bulundu. Meeks, "USAID'in Elon Musk tarafından savunulan ve Bakan Rubio tarafından yürütülen acımasızca parçalanması hiçbir vergi mükellefinin parasını kurtarmadı, hiçbir bütçeyi dengelemedi ve Amerika'yı daha güvenli hale getirmedi" dedi.

KİMSE HUKUKUN ÜSTÜNDE OLMAMALIDIR

Kongre panelleri arasında en güçlü soruşturma ekibine sahip olduğu düşünülen Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi'nin de Musk'ın anlaşmalarını incelemeye dahil olabileceği belirtiliyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir komite üyesi, DOGE'yi "ilk günah" olarak nitelendirerek, "Komitenin üçte biri avukatlardan oluşuyor ve kanunsuzluğu, kanunun kasıtlı ihlallerini görüyoruz. Kesinlikle Elon Musk ve DOGE'nin ifadeye çağrılmasını umuyorum. Kimse hukukun üstünde olmamalıdır" şeklinde konuştu.

Musk, Cumhuriyetçi komitelere ve adaylara yaptığı 276 milyon dolarlık (Yaklaşık 9 milyar 439 milyon TL) bağışla, partisinin en büyük ara seçim bağışçısı konumunda bulunuyor. Kongre İlerici Grubu Başkanı Greg Casar, Musk'ın nüfuzunun ticari doğasını araştırmanın asıl mesele olduğuna dikkat çekerek, "Komitelerimizin hem Trump yönetimi üzerinde hem de hükümetimizi yozlaştırmaya çalışan şirketler ve aşırı zenginler üzerinde denetim yapması gerekiyor. Ve elbette Elon Musk da bu listede yer alıyor" ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Musk'ın şirketleri SpaceX ve Starlink'in küresel çapta üstlendiği kritik roller, olası bir soruşturmanın etkilerinin ABD sınırlarını aşabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin de uzay ve uydu teknolojileri alanında işbirliği yaptığı SpaceX'in kongre kıskacına alınması, küresel savunma ve teknoloji ihalelerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Demokratların atacağı adımların, uluslararası teknoloji pazarındaki dengeleri ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel iletişim altyapısı projelerini dolaylı olarak etkilemesi bekleniyor.

  •  

Ukrayna'nın 18 yaşındaki muhbiri Rusya'da kıskıvrak: Kız arkadaşıyla yürürken FSB bastı!

Kız arkadaşıyla sokakta yürürken neye uğradığını şaşırdı! Ukrayna istihbaratına çalışan 18 yaşındaki genç, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ekiplerince sokak ortasında gözaltına alındı.

💾

<p>Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna istihbaratı adına casusluk ve kundaklama/sabotaj faaliyetleri yürüttüğü tespit edilen 18 yaşındaki bir genci düzenlenen nokta operasyonla gözaltına aldı. Şüphelinin, kız arkadaşıyla birlikte sokakta hiçbir şeyden habersiz yürüdüğü sırada FSB sivil ekipleri tarafından saniyeler içinde etkisiz hale getirildiği anlar kameralara yansıdı.</p>

<p><strong>SOKAKTA YÜRÜRKEN SANİYELER İÇİNDE ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ</strong></p>

<p>FSB tarafından servis edilen bilgilere göre, Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başdirektörlüğü (GUR) ile temas halinde olan 18 yaşındaki şüphelinin, para karşılığında askeri ve stratejik tesislere yönelik bilgi aktardığı ve sabotaj eylemleri planladığı belirlendi. İstihbarat birimlerinin fiziki takibi sonucu, genç adam kız arkadaşıyla sokakta yürüdüğü sırada baskın düzenlendi. FSB ajanları tarafından yere yatırılarak kelepçelenen genç, sorgulanmak üzere gözaltı merkezine götürüldü.</p>
  •  

Sanchez'den Milei'ye imalı mesaj

Milei, Arjantin Devlet Başkanı olarak göreve başladığı Aralık 2023'ten bu yana İspanya'ya yedinci ziyaretini gerçekleştirdi. Diğer ziyaretlerinde olduğu gibi yine bir etkinliğin konuğu olarak İspanya'ya gelen, protokol olarak resmi bir ziyaret gerçekleştirmeyen Milei'nin, bu kez de ne İspanya Kralı 6. Felipe ne de Başbakan Pedro Sanchez ile görüşmesi öngörülmüyor.

AÇIKLAMASI TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Siyasi ve ideolojik olarak zıt görüşte olduğu Sanchez'e yönelik geçmişte hakaret içerikli açıklamalarıyla bilinen Milei'nin, 3 Eylül 2026'da Şili'nin San Carlos de Apoquindo bölgesinde düzenlenen Madrid Forumu'nun açılış konuşmasında "pis solcular" şeklindeki ifadesi ise bu Madrid ziyaretinde polemik konusu oldu.

PSOE'nin Madrid'deki merkez binasına açılan dev pankartta, Milei'nin bu sözüne atıfta bulunularak, "Solcular ve gururlular" etiketi altında "Merhaba Milei, erkek solcular ve kadın solcular sana İspanya'ya hoş geldin diyor. Avrupa'nın en çok ekonomik büyümesi olan ülke." ifadeleri yazıldı.

SANCHEZ: SOLCU OLMAMLA GURUR DUYUYORUM

Söz konusu pankartın fotoğrafını sosyal medyadaki hesabından paylaşan Başbakan Sanchez de yayımladığı videoda şu ifadeleri kullandı:

"Bazı insanlar bize solcu diyerek hakaret ettiklerini düşünüyor. Eğer emekli maaşlarını artırmak, ebeveynlere çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmek için daha fazla para vermek, asgari ücreti artırmak, kürtajı savunmak, savaşa karşı ve barış için mücadele etmek sizi solcu yapıyorsa evet ben solcuyum ve bununla gurur duyuyorum."

Diğer yandan Milei'nin bir günlük Madrid ziyareti, İspanya'da 29 Kasım'da yapılacak erken genel seçim öncesi kampanyanın ortasında gerçekleşmesi dikkati çekti.

Geçmişte olduğu gibi yine İspanya'daki aşırı sağcı Vox partisinin etkinliklerine katılacak Milei, Vox lideri Santiago Abascal'ın seçim kampanyası için başka şehirde olmasından dolayı bu partinin diğer üst düzey yöneticileriyle bir araya gelecek.

  •  

"Fetih ordusu hazırlanıyor" İsrailli general Brik: Türkiye artık askeri bir süper güç!

Video için tıklayınız

💾

<p>İsrailli emekli Tümgeneral Yitzhak Brik, Türkiye'nin bölgesel bir askeri süper güç haline geldiğini ve İsrail'e karşı büyük bir ittifak kurduğunu belirtti.</p>

<p>Brik, katıldığı bir YouTube programında bölgesel ittifaklara, Türkiye'nin artan askeri gücüne ve İsrail ordusunun mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ordusunun sınırları savunma konusunda ciddi zafiyetler yaşadığını belirten Brik, "İsrail hattından, Suriye sınır hattından 8,5 kilometre içeri sızmak, sınıra ulaşmak dahil. Bir ordumuz yok. Orada duracak kimse yok. Çünkü her yerde dağılmış, seyrekleşmiş durumdayız." dedi.</p>

<p><strong>"GOLAN TEPELERİ'Nİ SAVUNACAK DURUMDA DEĞİLİZ"</strong></p>

<p>Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığına ve Suriye ordusuna yönelik yatırımlarına dikkat çeken Brik, Ankara'nın Şam yönetimini İsrail'e karşı olası bir çatışmaya hazırladığını iddia etti. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye içinde uçakları, tankları ve piyadeleriyle konuşlandığını anlatan Brik, "Eğer Golan Tepeleri'ne girmeye karar verirlerse, orada gücümüz yok. Bugün bölge içinde parçalanmış, dağılmış kuvvet kırıntılarımız var ancak Golan Tepeleri'ni savunacak durumda değil." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"YENİDEN ASKERİ BİR SÜPER GÜÇ OLMAYA KARAR VERDİLER"</strong></p>

<p>Türkiye'nin işgalci İsrail ile olası bir çatışmaya hazırlandığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını ifade eden Brik, güç dengesinin Ankara lehine değiştiğini kaydetti. Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı adımlara değinen Brik, şunları söyledi:</p>

<p>"Türklerde olan şey şu: Yeniden askeri bir süper güç olmaya karar verdiler. Milyarlarca dolar yatırım yapmaya hazırlar. Ordunun yıllık bütçesinde devasa meblağlarda yatırımları var. Füzelerden tutun, insansız hava aracı üretiminde bir süper güç haline geldiler. Bugün zırhlı birliklerini ve piyadelerini kitlesel bir şekilde güçlendiriyorlar. Kendi tanklarını geliştiriyorlar, sanırım uçaklarını da."</p>

<p><strong>"İSRAİL'İ SİLİP SÜPÜRMEK İÇİN İTTİFAK KURMAK İSTİYORLAR"</strong></p>

<p>Türkiye'nin bölgesel bir askeri süper güç olarak hız kazanmak amacıyla diğer Müslüman ülkelere yardım sağladığını anlatan Brik, soykırımcı İsrail'i korkutan Mısır ile gelişen ilişkilere dikkati etti. Ankara'nın Kahire yönetimine insansız hava aracı ve füze üretimi konusunda yetenek kazandırmayı vadettiğini belirten Brik, "Böylece Mısır onlara borçlu ve bağlı hale geliyor. Ardından da tek amacı İsrail'i buradan silip süpürmek olan bir ittifak kurmak istiyor. Mısırlılar yıllardır bu doğrultuda tatbikat yapıyor, şimdi ise Türklerle ortak tatbikatlar dahil olmak üzere bunu daha da büyük bir güçle sürdürüyorlar." diye konuştu.</p>

<p>Mekke Savunma İttifakı ile Türkiye'nin Suudi Arabistan ve nükleer güce sahip Pakistan'ı da yanına çekmeye çalıştığını ifade eden Brik, Orta Doğu'daki Müslüman ülkelerin İsrail karşıtlığı etrafında birleştirildiğini dile getirdi. Brik, "Golan Tepeleri'nin karşısındalar, İsrail devletini fethedebilecek kapasitede bir Suriye ordusu kuruyorlar. Tıpkı benim ve senin gibi İsrail'in zayıflıklarını tam olarak anlıyorlar. Zamanları var." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>İsrail'in artık ABD'nin mızrağının ucu olma kabiliyetine sahip olmadığını savunan Brik, "Trump çok sevimli görünüyor, hoş konuşuyor ama fiiliyatta bizi terk etti, bizi kendi halimize bıraktı." ifadelerini kullandı.</p>
  •  

Türkiye düşmanlarının hayalleri paramparça: Tarihi anlaşmaya giden yol

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki en önemli hamlelerinden biri olan Libya ile deniz yetki alanları mutabakatında 6 yıl sonra kritik bir eşik aşıldı.

Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 20 Ekim'de Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı kabul etti.

Meclis bununla da kalmayarak 2020 yılında alınan, Türkiye ile yapılan deniz yetki ve güvenlik anlaşmalarını reddeden karar ile Ankara'yla siyasi ilişkilerin kesilmesine yönelik kararı da oy birliğiyle yürürlükten kaldırdı.

Böylece 2019'da Türkiye'nin desteklediği Trablus yönetimiyle savaşan Halife Hafter'in etkili olduğu doğu Libya'da Türkiye'ye yönelik politika tersine döndü.

2019'DA KARŞI CEPHEDEYDİLER

Türkiye ile Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti, 27 Kasım 2019'da deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzaladı. Ancak o tarihte Libya'da iki farklı güç merkezi bulunuyordu.

Trablus'taki yönetim anlaşmanın tarafıyken ülkenin doğusunda Halife Hafter'in askeri olarak desteklediği Temsilciler Meclisi mutabakata karşı çıktı.

Doğu Libya yönetimi 2020'de yalnızca anlaşmayı reddetmekle kalmadı, Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesi yönünde de karar aldı.

Aradan geçen 6 yılın ardından aynı Meclis, 20 Ekim 2026'da iki kararı da kaldırarak 2019 mutabakatını kabul etti.

İLK KÖPRÜ BÜYÜKELÇİ ÜZERİNDEN KURULDU

Karara giden süreçte Ankara'nın doğu Libya ile yeniden kurduğu temas trafiği dikkat çekti.

Türkiye, Trablus yönetimiyle mevcut ilişkilerini korurken 2021'in sonlarından itibaren doğu Libya'daki siyasi aktörlerle de doğrudan temas kanalları açmaya başladı.

Kenan Yılmaz

Bu sürecin dikkat çeken adımlarından biri Ocak 2022'de atıldı.

Türkiye'nin dönemin Trablus Büyükelçisi Kenan Yılmaz, doğu Libya'daki Kubbe kentinde Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile görüştü.

Yılmaz görüşmenin ardından, doğu bölgesiyle temasların olumlu yönde geliştiğini açıklarken Bingazi Başkonsolosluğu'nun yeniden faaliyete geçirilmesinin de değerlendirilebileceğini söyledi.

AKİLE SALİH ANKARA'YA GELDİ

Büyükelçilik düzeyindeki temasları üst düzey siyasi görüşmeler takip etti.

Doğu Libya'nın en önemli siyasi aktörlerinden Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Türkiye'ye gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk yetkililerle temaslarda bulundu.

Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Eylül 2022'de Türkiye'nin Libya politikasındaki yaklaşımı açık şekilde anlattı.

Akile Salih'in Eylül 2023'teki ayrı bir ziyaretinden görüntü.

Çavuşoğlu, Ankara'nın Libya'nın doğusuyla da ilişkilerini geliştirdiğini belirterek Akile Salih'in Türkiye ziyareti ile Türk Büyükelçisinin doğu Libya temaslarına dikkati çekti.

Ankara böylece Trablus ile ilişkilerini sürdürürken Bingazi-Tobruk hattıyla ayrı bir diplomatik kanal oluşturdu.

HAKAN FİDAN: HAFTER'LE TEMASIMIZ VAR

Süreç Hakan Fidan'ın Dışişleri Bakanlığı döneminde hızlandı. Fidan, Temmuz 2024'te verdiği mülakatta Türkiye'nin doğu Libya ile ilişkilerinin ilerlediğini kamuoyuna açıkladı.

Fidan, Akile Salih'in birkaç kez Türkiye'ye geldiğini belirterek Halife Hafter ve oğullarıyla da temas halinde olduklarını söyledi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan

Aynı dönemde Ankara, uzun süre kapalı kalan Bingazi Başkonsolosluğu'nu yeniden faaliyete geçirmek için çalışmalarını hızlandırdı.

Türkiye'nin Libya Büyükelçisi Güven Begeç de Bingazi'deki yerel yönetim ve Hafter yönetimiyle temaslarda bulundu.

Güven Begeç'in Saddam Hafter ile görüşmesinden bir fotoğraf

Görüşmelerde Türk şirketlerinin doğu Libya'daki yeniden imar projelerine dönüşü ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi gündeme geldi.

EKONOMİK İLİŞKİLER DEVREYE GİRDİ

Ankara-Bingazi yakınlaşmasının önemli başlıklarından birini doğu Libya'nın yeniden imarı oluşturdu.

Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu ile Türk tarafı arasında temaslar yoğunlaştı.

Türk firmalarının altyapı, inşaat ve kentsel dönüşüm projelerinde yeniden rol alması gündeme gelirken iki taraf arasındaki ilişki siyasi temasların ötesine taşındı.

2025'TE ASKERİ KANAL AÇILDI

Diplomatik ve ekonomik temasları askeri ilişkiler takip etti. Halife Hafter'in oğullarından Saddam Hafter, Nisan 2025'te Ankara'ya geldi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Saddam Hafter'i kabul etti.

Saddam Hafter ve Yaşar Güler

Saddam Hafter aynı yıl Türkiye'ye birden fazla ziyaret gerçekleştirirken Türk ve doğu Libyalı askeri yetkililer arasındaki görüşmeler sıklaştı.

Ağustos 2025'te Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Kınalıada'nın Bingazi ziyareti ise ilişkilerde yeni bir aşamaya geçildiğini gösterdi.

Türk askeri heyeti, Saddam Hafter ve doğu Libya'daki askerî yetkililerle "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi çerçevesinde görüşmeler gerçekleştirdi. Türk ve Libyalı deniz unsurları arasında denizde ortak faaliyetler de yapıldı.

MİT BAŞKANI KALIN HAFTER'LE GÖRÜŞTÜ

Askerî temasların hemen ardından süreç istihbarat diplomasisine taşındı.

MİT Başkanı İbrahim Kalın, 25 Ağustos 2025'te Bingazi'ye giderek Halife Hafter ile görüştü.

MİT Başkanı İbrahim Kalın, Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter ile görüştü.

Görüşme, Türkiye'nin yıllar önce sahada karşı karşıya geldiği Hafter ile en üst düzey temaslarından biri olarak kayıtlara geçti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da aynı günlerde Ankara'nın izlediği politikayı anlatırken Türkiye'nin Libya'nın doğusuyla ilişkilerini "aşamalı aşamalı, karşılıklı güven oluşturarak" geliştirdiğini söyledi.

Fidan ayrıca Ankara'nın Libya dosyasında yalnızca Bingazi ile değil; Hafter yönetimi üzerinde etkili olan Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerle de ilişkilerini geliştirdiğine dikkati çekti.

DENİZ ANLAŞMASI İÇİN KOMİTE KURULDU

Ankara-Bingazi ilişkilerindeki değişimin deniz yetki mutabakatına yansıması da bu dönemde belirginleşti.

Doğu Libya'daki Temsilciler Meclisi, daha önce reddettiği 2019 Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nı yeniden incelemek üzere teknik komite oluşturdu.

Bu adımla birlikte yıllardır mutabakata karşı çıkan doğu Libya'nın anlaşmayı yeniden değerlendirdiği ilk kez kurumsal bir zemine taşındı.

FİDAN BİNGAZİ'YE GİTTİ

Sürecin en kritik temaslarından biri ise 11-12 Ağustos 2026'da gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Libya ziyaretinin ilk bölümünde Trablus'taki yönetimle görüştükten sonra Bingazi'ye geçti.

Fidan burada doğu Libya'daki güç yapısının neredeyse bütün önemli isimleriyle ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.

Halife Hafter ile Hakan Fidan

Fidan'ın temaslarında; Halife Hafter, Saddam Hafter, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter yer aldı.

Böylece Türkiye, hem siyasi kanadı temsil eden Akile Salih hem askerî gücü elinde bulunduran Hafter ailesi hem de doğu Libya'nın ekonomik yeniden yapılanmasını yöneten Bilkasım Hafter ile aynı ziyaret kapsamında temas kurdu.

20 EKİM'DE 6 YILLIK RET KARARI KALKTI

Yoğun diplomasi trafiğinin ardından Libya Temsilciler Meclisi 20 Ekim 2026'da toplandı.

Meclis, uzman komitelerin mutabakatın hükümlerine ilişkin yaptığı inceleme ve bilgilendirmenin ardından Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nı kabul etti.

Libyalı milletvekili Ayşe et-Tabalki, anlaşmanın uzman komitelerin kapsamlı değerlendirmesinden sonra kabul edildiğini açıkladı.

Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nın haritadaki görünümü

Milletvekili Tarık el-Curuşi ise anlaşmanın Libya'nın siyasi, askerî ve ekonomik konumuna katkı sağlayacağını belirterek bazı ülkelerin karardan rahatsız olabileceğini ancak kendileri açısından Libya'nın ulusal çıkarlarının esas olduğunu söyledi.

Meclis ayrıca 2020 yılında alınan Türkiye ile mutabakatları reddetme ve Ankara ile siyasi ilişkileri kesme kararlarını da oy birliğiyle kaldırdı.

TÜRKİYE: MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ

Dışişleri Bakanlığı kararın ardından yaptığı açıklamada, Libya Temsilciler Meclisi'nin kararının memnuniyetle karşılandığını duyurdu.

Bakanlık, 2019'dan beri yürürlükte bulunan mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini belirtti.

Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı onaylaması, tarihi ve hukuki haklılığımızın tescilidir. Türkiye ve Libya’nın haklarının korunması bakımından bu anlaşma hukuki olarak sağlam temellere dayanmaktadır. Sahadaki gerçekleri ve hukuk ilkelerini görmezden gelen beyanlar ve dayatmacı yaklaşımlar bizim için geçersizdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Mavi Vatan’daki haklarımızı ve kardeş Libya halkının haklarını güçlü bir biçimde savunacağız. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve kardeş Libya’nın haklarını yok sayan hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz. Bölgenin geleceği dayatmalarla değil, hakkaniyet ve iş birliğiyle şekillenecektir.

— Ömer Çelik (@omerrcelik) October 21, 2026

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

"Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve kardeş Libya’nın haklarını yok sayan hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz. Bölgenin geleceği dayatmalarla değil, hakkaniyet ve iş birliğiyle şekillenecektir."

ATİNA'NIN 'DOĞU LİBYA' ARGÜMANI ORTADAN KALKTI

Kararın Doğu Akdeniz açısından en önemli sonuçlarından biri Yunanistan-Libya-Türkiye denkleminde ortaya çıktı.

Atina, 2019'dan bu yana Türkiye-Libya mutabakatına karşı çıkarken anlaşmanın Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmemesini de siyasi tartışmalarda gündeme getiriyordu. 20 Ekim kararıyla bu durum değişti.

Mutabakatı imzalayan Trablus yönetiminin yanı sıra yıllardır anlaşmaya karşı çıkan ve Hafter cephesinin siyasi merkezini oluşturan Temsilciler Meclisi de mutabakatı kabul etti.

Böylece Yunanistan açısından "Libya'nın doğusu ve Temsilciler Meclisi Türkiye ile yapılan anlaşmayı tanımıyor" şeklindeki siyasi dayanak ortadan kalktı.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis

YUNANİSTAN'IN HUKUKİ İTİRAZI İSE DEVAM EDİYOR

Atina kararın hemen ardından yaptığı açıklamada mutabakatı tanımadığını duyurdu.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ile Libya'nın deniz yetki alanı sınırlandırmasına imkan verecek karşılıklı veya bitişik kıyılara sahip olmadığını savundu.

Atina ayrıca Girit başta olmak üzere Yunan adalarının kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge oluşturma hakkının Türkiye-Libya mutabakatıyla dikkate alınmadığını ileri sürdü.

Karar, Atina'nın Libya içerisindeki en önemli siyasi dayanaklarından birini ortadan kaldırdı.

💾

<p>Libya’nın doğusundaki Halife Hafter’e yakın Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’nı kabul etti. 20 Ekim’de alınan kararla, 2020 yılında Türkiye ile yapılan anlaşmaları reddeden ve Ankara ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararlar da oy birliğiyle kaldırıldı. Böylece 2019’da Türkiye’nin karşısında yer alan doğu Libya yönetimi, altı yıl sonra Ankara ile aynı noktada buluştu.</p>

<p>Kararın arkasında Türkiye’nin son yıllarda doğu Libya ile yürüttüğü yoğun diplomatik, askerî ve ekonomik temasların etkili olduğu değerlendiriliyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in Ankara ziyaretleriyle başlayan süreç, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Bingazi temasları, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Halife Hafter ile görüşmesi ve askerî iş birliği adımlarıyla ilerledi. Türk şirketlerinin bölgedeki yeniden imar projelerine katılımı da ilişkilerin gelişmesinde öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p>Mutabakatın kabul edilmesi, Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya ilişkileri açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkarken Yunanistan’ın anlaşmaya yönelik siyasi itirazlarını da yeni bir boyuta taşıdı. Atina, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin anlaşmayı tanımamasını daha önce gündeme getirirken alınan son kararla bu dayanak ortadan kalktı. Ancak Yunanistan, Girit başta olmak üzere adaların deniz yetki alanlarına ilişkin haklarının ihlal edildiğini savunarak mutabakatı tanımadığını açıkladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.</p>
  •  

"Gazze'yi işgal etmeliyiz" İsrail’de genç seçmen aşırı sağa kayıyor

Uluslararası basında yer alan kapsamlı analizlere göre, İsrail'de 27 Ekim'de gerçekleştirilecek genel seçimler öncesinde siyasi tablo giderek sertleşiyor. İlk kez sandık başına gidecek 500 binden fazla genç seçmenin tercihleri, ülkenin gelecekteki rotasını belirleyecek. Kudüs İbrani Üniversitesi bünyesindeki Agam Labs tarafından yapılan kamuoyu yoklamaları, genç seçmenlerin önemli bir bölümünün Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Yahudi Gücü ve Bezalel Smotrich'in Dini Siyonizm Partisi gibi aşırı sağcı partilere yöneldiğini ortaya koyuyor.

Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 50'nci yaş gününü üzerinde idam ilmeği bulunan bir pastayla kutlaması ve tutuklu Filistinlilerin etrafını timsahlarla çevirmeyi planladığını söylemesiyle tanınıyor. Ancak anketler, Yahudi Gücü partisinin desteğinin işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrailli işgalcilerin ötesine geçerek şehirli genç seçmenlere ulaştığını gösteriyor. Kudüs yakınlarındaki Beit Shemesh'ten 18 yaşındaki ilk kez oy kullanacak öğrenci Gavriel Marmon, Ben-Gvir'in politikalarına olan desteğini açıklayarak, "Eskiden onun biraz deli olduğunu düşünürdüm ama sonra ne söylediğine gerçekten baktım ve hepsi mantıklı geldi" değerlendirmesinde bulundu.

"GAZZE'Yİ İŞGAL ETMELİYİZ ÇÜNKÜ HEPSİ BİZİM"

İsrail'in 7 Ekim 2023'teki olaylardan bu yana yapacağı ilk seçimlerde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Likud partisinin 120 sandalyeli Knesset'teki 32 sandalyesinin yaklaşık üçte birini kaybetmesi bekleniyor. Ancak muhalefet de çoğunluğu sağlayamıyor. Bu siyasi boşlukta Ben-Gvir'in partisinin tek başına sekiz veya daha fazla sandalye kazanacağı tahmin ediliyor. Seçim kampanyasında dini ve milliyetçi söylemleri sertleştiren faşist Ben-Gvir, Tel Aviv'deki bir mitingde destekçilerine seslenerek, "İki bin yıllık sürgünden sonra eve döndük ve gurur duymalıyız. Gurur duymalı ve Gazze'yi işgal etmeliyiz, çünkü hepsi bizim" ifadelerini kullandı.

ULUSLARARASI ALANDA ARTAN TEPKİ

Ben-Gvir'in sicili uluslararası alanda da tepki çekiyor. 2007 yılında ırkçı kışkırtma ve yasaklı bir terör örgütünü desteklemekten hüküm giyen İsrailli bakan, hapishanelerin kontrolünü devraldığından beri Filistinli mahkumların koşullarını zorlaştırmakla övünüyor.

BİRÇOK ÜLKENİN YAPTIRIM LİSTESİNDE

İngiltere, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve Norveç, Batı Şeria'da şiddeti kışkırttıkları gerekçesiyle geçen yıl Ben-Gvir ve Smotrich'i yaptırım listelerine ekledi. Ancak bu dış tepkiler, parti tabanında bir gurur kaynağı olarak görülüyor. Ben-Gvir'in danışmanı Yishai Fleisher, uluslararası eleştirileri umursamadıklarını belirterek, "Önce bölgemizin bize saygı duymasını ve bizi kabul etmesini sağlamalıyız, o zaman dünyanın geri kalanı anlayacaktır: İsrail kalıcıdır" diyerek partisinin tavizsiz duruşunu ortaya koydu.

💾

<p>İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde anketler şaşırttı. İlk kez oy kullanacak genç seçmenlerin Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir liderliğindeki aşırı sağcı partilere yöneldiğini gözler önüne serdi.</p>

<p>Uluslararası basında yer alan kapsamlı analizlere göre ilk kez sandık başına gidecek 500 binden fazla genç seçmenin tercihleri, ülkenin gelecekteki rotasını belirleyecek. Kudüs İbrani Üniversitesi bünyesindeki Agam Labs tarafından yapılan kamuoyu yoklamaları, genç seçmenlerin önemli bir bölümünün Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Yahudi Gücü ve Bezalel Smotrich'in Dini Siyonizm Partisi gibi aşırı sağcı partilere yöneldiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>ULUSLARARASI ALANDA ARTAN TEPKİ</p>

<p>Ben-Gvir'in sicili uluslararası alanda da tepki çekiyor. 2007 yılında ırkçı kışkırtma ve yasaklı bir terör örgütünü desteklemekten hüküm giyen İsrailli bakan, hapishanelerin kontrolünü devraldığından beri Filistinli mahkumların koşullarını zorlaştırmakla övünüyor.</p>

<p> </p>
  •  

Fransa'da savaş uçağı düştü

Fransa'da askeri uçak düştü. Nancy kenti yakınlarında eğitim görevinden dönen Mirage 2000D tipi savaş uçağının düşmesi sonucu 1 asker hayatını kaybetti, 1 asker ise kayıp olarak bildirildi.

Fransa Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, kazanın dün yerel saatle 22.40 sıralarında Meurthe-et-Moselle bölgesindeki Rogeville kasabası yakınlarında meydana geldiği belirtildi. Nancy-Ochey 133. Hava Üssü'ndeki Avcı Filosu'na bağlı uçakta, savaş pilotu ile silah sistemleri subayı olmak üzere 2 askerin bulunduğu belirtildi.

İlk bilgilere göre, eğitim dönüşü uçakla önce telsiz, ardından radar bağlantısı kesildi.

KAYIP ASKER ARANIYOR

Kazanın ardından ormanlık alanlar ve tarım arazilerinden oluşan geniş bölgede arama kurtarma çalışması başlatıldı. Operasyona jandarma, itfaiye ve askeri kurtarma ekipleri katılırken, helikopter de havadan destek verdi. Çalışmaların koordinasyonu amacıyla Rogeville'de kriz merkezi kuruldu. Kayıp mürettebat üyesinin bulunması için çalışmalar devam ederken, kazanın kesin nedeni henüz açıklanmadı.

"UÇAĞIN ENKAZI İHA İLE TESPİT EDİLDİ"

Pont-a-Mousson Belediye Başkanı Henry Lemoine sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uçağın Rogeville, Domevre-en-Haye ve Tremblecourt kasabaları arasındaki bölgede düştüğünü belirtti. Lemoine, "Uçağın enkazı bir insansız hava aracıyla tespit edildi. Ancak kurtarma ekipleri olay yerinde olduğu ve soruşturma henüz başladığı için şu aşamada daha fazla bilgi vermek mümkün değil" ifadelerini kullandı.

Bölgeye çok sayıda ekibin sevk edildiğini belirten Lemoine, jandarma ve itfaiye ekiplerinin Meurthe-et-Moselle İtfaiye Teşkilatı Müdürü, jandarma bölük komutanı ve Toul Alt Valiliğinin koordinasyonunda seferber edildiğini açıkladı. Belediye Başkanı, ayrıca arama kurtarma çalışmaları nedeniyle çevrede ulaşımın aksayabileceği uyarısında bulundu.

Rogeville Belediye Başkanı Pascal Doyotte ise görgü tanıklarının gece saatlerinde şiddetli bir patlama duyduklarını ve gökyüzünde büyük bir alev topu gördüklerini aktardı.

AYNU MODEL UÇAK 2019'DA DA DÜŞMÜŞTÜ

Fransız ordusunda 1993 yılından bu yana kullanılan Mirage 2000D tipi savaş uçağı, özellikle kara hedeflerine yönelik taarruz görevlerinde kullanılıyor. İki kişilik mürettebatla görev yapan uçak, gece ve gündüz operasyonları gerçekleştirebiliyor. Ocak 2019'da Jura bölgesinde gece eğitim uçuşu sırasında düşen aynı model uçaktaki 2 asker hayatını kaybetmişti. Temmuz 2021'de Nancy yakınlarında meydana gelen başka bir kazada ise mürettebat fırlatma koltuklarını kullanarak kurtulmuştu.

  •  

Libya Türk’ün mavi vatan yeminine mühür vurmuştu: AB’den tepki mesajları yağdı

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Libya'nın Türkiye ile 2019'da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasına tepki gösterdi. Von der Leyen, anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu savunarak Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışma içinde olduklarını söyledi.

AVRUPA BİRLİĞİ, LİBYA ANLAŞMASINDAN RAHATSIZ OLDU: YUNANİSTAN VE KIBRIS'IN YANINDAYIZ

Türkiye ve Libya 6 yıl sonra tek ses.

Libya Temsilciler Meclisi, 2019'da Libya ve Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasını onayladı.

TARİH MUTABAKAT ONAYLANDI

Temsilciler Meclisinin Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 2019’da imzalanan Mutabakat Muhtırasını oy birliğiyle onayladığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Temsilciler Meclisi ayrıca, Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türk hükümeti arasında imzalanan iki mutabakat zaptının onaylanmasının reddine ilişkin 2020 tarihli (1) sayılı Temsilciler Meclisi Kararını oy birliğiyle iptal etti."

KARAR AVRUPA BİRLİĞİ'Nİ ÇILDIRTTI

Gelişme sonrası Avrupa Birliği anlaşmayı hedef alan bir bildiri yayınlayıp, Yunanistan ile Kıbrıs'a destek açıkladı.

Açıklamada, “Libya Parlamentosu’nun bugün onayladığı sözde Libya-Türkiye Mutabakat Muhtırası Deniz Hukuku ile bağdaşmamaktadır ve yok hükmündedir." denildi.

"ÜZÜNTÜYLE KARŞILIYORUZ"

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de X hesabından yaptığı paylaşımda, "Muhtıranın onaylamasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Söz konusu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, Deniz Hukuku’na aykırılık teşkil etmekte ve geçersiz ve hükümsüzdür." ifadelerini kullandı.

"Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışmamızı bir kez daha teyit ediyoruz." diyen Leyen, "AB’nin Libya’daki her türlü dış müdahaleye karşı bilinen tutumunu yineliyoruz." sözlerine yer verdi.

BİR AÇIKLAMA DA YUNAN'DAN: EGEMENLİK HAKLARIMIZI KORUYACAĞIZ

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı da Libya Temsilciler Meclisi'nin kararına karşı çıkarak mutabakatın hukuki geçerliliğini kabul etmediğini açıkladı.

Bakanlık, "Yunanistan, Libya Temsilciler Meclisi'nin 2019 tarihli, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin sözde Türk-Libya mutabakat muhtırasını onaylama kararını reddetmektedir" ifadelerine yer verdi.

Türkiye ile Libya arasındaki mutabakatın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ileri süren Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, "Bu karar, uluslararası deniz hukuku ile çelişen ve bölge devletlerinin egemenlik haklarını ihlal eden mutabakat muhtırasının hukuka aykırı, geçersiz ve hükümsüz niteliğini değiştirmemektedir." açıklamasında bulundu.

Bakanlık, Libya Meclisi'nin kararının deniz yetki alanlarına ilişkin hukuki durumu değiştirmediğini savunarak, "Coğrafya ve uluslararası deniz hukuku, tek taraflı ve hukuki dayanaktan yoksun parlamento kararlarıyla değişmez" ifadelerini kullandı.

6 YILLIK MUHALEFETİN SONU

Muhtıra, 27 Kasım 2019’da İstanbul’da Türkiye ile o dönem BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında imzalanmıştı.

Doğudaki Temsilciler Meclisi, Ocak 2020’de muhtırayı geçersiz sayarak reddetmişti.

Ankara ile Bingazi arasındaki ilişkiler, 2023’ten itibaren yumuşama sürecine girdi.

Saddam Hafter, Nisan 2025’te Ankara’da Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü, Temmuz 2025’te de IDEF fuarına katıldı. MİT Başkanı Kalın ise Ağustos 2025’te Bingazi’de Halife Hafter ile bir araya geldi.

Yunanistan, Türkiye-Libya muhtırasına yanıt olarak Ağustos 2020’de Mısır ile kendi deniz yetki alanları anlaşmasını imzalamıştı.

AB'YE SOĞUK DUŞ!

Konuya ilişkin paylaşım yapan Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa sosyal medya platformu üzerinden yayımladığı mesajında ise şu ifadelere yer verdi:

"Libya Parlamentosu'nun bugün, sözde Libya-Türkiye Denizdeki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın onaylanmasından derin bir pişmanlık duyuyoruz.

Bu konuda AB'nin tutumunun 2019'da Avrupa Konseyi tarafından açıkça ifade edildiğini ve değişmediğini hatırlatıyoruz. Bu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, Deniz Hukuku'na uymamakta ve geçersiz ve hükümsüzdür.

Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışmamızı yeniden teyit ediyoruz.

AB'nin Libya'daki herhangi bir dış müdahaleye karşı bilinen tutumunu yineleriz."

  •  

İngiliz çiftin sahte donör skandalı Türkiye'deki çeteyle bağlantılı çıktı

Sabah'ın haberine göre; İstanbul'da üreme hücrelerini para karşılığı satan kadınlara yönelik düzenlenen "Doku Ticareti" operasyonu, Kıbrıs-İngiltere hattındaki sahte donör skandalını deşifre etti. İngiltere'de yaşayan Rachel isimli 39 yaşındaki kadın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki merkeze başvurup özellikle saç ile göz rengi gibi fiziksel özelliklerini titizlikle inceledikten sonra Danimarka genine sahip donör tercih etti. Çocuk doğduktan sonra fiziksel özellikleri tutmayınca kadın gen testi yaptırdı. Bunun sonucunda çocuğun Türk genleri taşıdığı ortaya çıktı.

Türkiye'deki kadınlardan yasadışı yumurta temin eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki şirket, yumurtaları Danimarka'daki dünyanın en büyük dönor bankası Cryos International'dan aldığını iddia etti. Ancak olay Türkiye'deki Hacer T. liderliğindeki örgütle bağlantılı çıktı.

Rachel ve oğlu (Kaynak: BBC)

14 ilde yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonu! 811 kez yumurta satışı yapmış14 ilde yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonu! 811 kez yumurta satışı yapmış

Üreme hücresi örgütünün mide bulandıran mesajları ortaya çıktı!Üreme hücresi örgütünün mide bulandıran mesajları ortaya çıktı!

ÇOCUK SARIŞIN OLMAYINCA ŞÜPHELENDİLER

Rachel'ın yaklaşık 4 bin avro ödeyerek Kıbrıs'taki tüp bebek merkezinde tedavi oldu ve hamile kaldı. Doğumdan bir süre sonra Jonah ismini verdiği oğlunun istediği fiziksel özelliklere sahip olmadığını gören kadın, gen testi yaptırdı. Raporda çocuk için Danimarkalı donör kullanılmadığı ortaya çıktı.

Çift bu kez uygulamayı yaptırdıkları şirkete başvurdu. Ellerindeki donör kodlarını sisteme sorgulatan çift, ikinci şokunu yaşadı. Kayıtlar incelendikten sonra merkeze daha önce hiç böyle bir teslimatının yapılmadığı ortaya çıktı.

Skandalın patlak vermesi üzerine benzer durumu yaşayan birçok aile de gen testi yaptırdı. Böylece 30 çocuğun biyolojik kökenlerini Türk olduğu belirlendi.

Danimarkalı veya İskandinav kökenli donör vaadiyle ailelere fahiş fiyatlarla üreme hücresi pazarlandığı ortaya çıkmış oldu.

  •  

Trump'a göre Fransa'daki olaylar 'protesto' değil 'devrim'

Trump'a göre Fransa'daki olaylar 'protesto' değil 'devrim' 20.10.2026 Diken

ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'daki olaylar için "Hiç böyle bir şey görmemiştim. Bu öyle küçük bir protesto değildi, bu tam anlamıyla bir devrimdi " dedi.

The post Trump'a göre Fransa'daki olaylar 'protesto' değil 'devrim' appeared first on #site_linkat 20.10.2026 .
  •  

Britanya, Husilere karşı Suudi Arabistan'a savaş uçağı gönderecek

Britanya, Husilere karşı Suudi Arabistan'a savaş uçağı gönderecek 20.10.2026 Diken

Britanya, Yemen'de İran destekli Husilere karşı savunma amacıyla Suudi Arabistan'a savaş uçakları ve bir nakliye uçağı gönderecek.

The post Britanya, Husilere karşı Suudi Arabistan'a savaş uçağı gönderecek appeared first on #site_linkat 20.10.2026 .
  •  

Britanya'da otobüste yüksek sesli müzik dinleyene 100 sterlin ceza

Britanya'da otobüste yüksek sesli müzik dinleyene 100 sterlin ceza 20.10.2026 Diken

Britanya'da otobüste yüksek sesli müzik dinleyen ya da çevresini rahatsız edenlere 100 sterlin (yaklaşık 6 bin 620 lira) ceza kesilecek.

The post Britanya'da otobüste yüksek sesli müzik dinleyene 100 sterlin ceza appeared first on #site_linkat 20.10.2026 .
  •  

Prens Harry ailesiyle barışmak istediğini söyledi

Prens Harry, GQ dergisine verdiği röportajda babası ve ağabeyiyle arasını düzeltmek istediğini belirtti. Dünyada yaşanan diğer sorunlara dikkat çeken Harry, yaşananların geride bırakılması ve bağların yeniden kurulmasının en önemli öncelik olduğunu ifade etti.
  •  

Ultra işlenmiş gıdalar beyin damarlarına sessizce zarar veriyor

Uzmanlar, yoğun şekilde işlenmiş gıdaların tüketimi ile orta yaşlı bireylerin beyin damarlarında görülen hasarlar arasında bir bağlantı tespit etti. Belirti vermeden ilerleyebilen bu durum, günlük beslenme alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı.
  •  

Rubiodan üçlü zirveye olumlu mesaj

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD, Çin ve Rusya'nın silah kontrolü gibi konuları tartışacağı olası bir üçlü görüşmenin "dünya için çok olumlu bir şey" olacağını belirtti.
  •  

Milano sokakları savaş alanı: Ordu sokağa iniyor

İtalya'da 17 Ekim'de hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine tepki olarak başlayan protestoların Milano'da şiddet ve yağma olaylarına dönüşmesi üzerine Meloni hükümeti, kamu düzenini sağlamak amacıyla kente 500 asker sevk etme kararı aldı.

  •  

Google Cloud'da "europe-west2" krizi! İngiltere ve Avrupa bankalarını vuran kesinti... Sabotaj mı var?

Google Cloud'un Londra merkezli altyapısındaki kesinti İngiltere ve Batı Avrupa'yı vurdu. 'Sabotaj mı var?' sorusu gündeme gelirken şirket, sorunun elektrik kesintisinden kaynaklandığını açıkladı. Öte yandan bulut sistemindeki aksaklıktan finans şirketleri ve bankalar da etkilendi. Revolut, HSBC, Rightmove ve Kraliyet Posta servislerinde sorunlar baş gösterdi. Google Cloud, hizmetlerin yeniden sağlanmaya başlandığını duyurdu.
  •  

Tom Barrack'tan İsrail'e Türkiye ve Suriye uyarısı! "Türkiye ile çatışmaya girecek kadar akılsız değiller"

Netanyahu Türkiye'ye yönelik tehditlerle seçim öncesi oylarını artırmaya çalışırken ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail ile Türkiye arasında doğrudan bir sıcak çatışma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu belirterek, her iki ülkenin de bu tür bir savaşa girmeyecek kadar akıllıca hareket ettiğini vurguladı. Barrack ayrıca, İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını sonlandırması gerektiğini belirtti.
  •  

İsrail’le 3 milyar euroluk silah anlaşması yapan Yunanistan’da tasarruf planı: 187 kışla kapatılacak

İsrail’le hava savunması için yaklaşık 3 milyar euroluk anlaşma imzalayan Yunanistan, askerî tesislerin giderlerini azaltmak amacıyla 831 kışladan 187’sini kapatmayı planlıyor. Yılda yaklaşık 100 milyon euro tasarruf hedefleyen Atina yönetimi, personel yetersizliği yaşanan birlikleri birleştirerek askerleri kritik noktalarda toplamayı amaçlıyor. Tasarruf edilecek kaynakların personelin barınma ihtiyaçları, maaş düzenlemeleri ve yeni silah sistemleri için kullanılması öngörülüyor.
  •  

Polonya'da 250 kg'lık bomba alarmı! 3 bin kişiye tahliye

Polonya’nın Wroclaw kentindeki bir inşaat alanında, İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma 250 kilogramlık patlamamış uçak bombası bulundu. Polis güvenlik önlemlerini artırırken, bomba imha çalışmaları nedeniyle bölgedeki yaklaşık 3 bin kişinin tahliyesine başlandı. Kentteki toplu taşıma ve demir yolu ulaşımında da aksaklıklar yaşanacağı bildirildi.
  •  

Tesla'nın uçan otomobili havalandı, hisseleri çakıldı! Elon Musk'ın şirketinde yüzde 18'lik kayıp

ABD'li elektrikli otomobil devi Tesla, yeni Roadster modeliyle teknoloji dünyasında ses getirirken borsada irtifa kaybediyor. Elon Musk'ın havalanabilen ve 1 saniyeden kısa sürede yaklaşık 97 kilometre hıza ulaşabilen otomobili tanıtmasının ardından gözler şirketin finansal performansına çevrildi. Tesla hisseleri yılbaşından bu yana yüzde 18'in üzerinde değer kaybederken, kredi risk primi Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Şirketin geleceği açısından kritik önem taşıyan üçüncü çeyrek bilançosu ise çarşamba günü açıklanacak.
  •  

Fransa'da Sarı Yelekliler eylemlerinin ardından soruşturma komisyonu kuruluyor

Fransa Ulusal Meclisinde siyasi partiler, 17 Ekim'deki Sarı Yelekliler eylemlerinde yaşanan yağma, yakma olayları ve güvenlik güçlerinin müdahalelerini incelemek üzere ortak bir soruşturma komisyonu kurulmasında uzlaştı. Hayat pahalılığı ve yüksek akaryakıt fiyatlarına karşı düzenlenen ve yaklaşık 2 bin 500 kişinin gözaltına alındığı şiddet dolu gösterilerin ardından, Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet hükümetten eylemcilerin taleplerini dikkate almasını istedi.
  •  

Kurt Cobain'in ölümünde kritik itiraf! Yıllar sonra soruşturma yeniden açılıyor: "Parmağında kan yoktu"

Nirvana’nın efsanevi solisti Kurt Cobain’in 1994 yılındaki ölümüne ilişkin polis raporuyla deliller arasındaki çelişkilerin ortaya çıkması üzerine, Seattle Polis Hesap Verebilirlik Ofisi olayla ilgili yeni bir inceleme başlattı. Eski Emniyet Müdürü Shon Barnes’ın, Cobain’in tetiği çektiği varsayılan elinde kan izi bulunmadığını kabul ettiği iddiaları intihar tezini yeniden tartışmaya açarken, gönüllü araştırmacılar dosyanın cinayet şüphesiyle baştan ele alınmasını talep ediyor.
  •  

Riyad'da patlama sesleri! Husilerden balistik füze saldırısı

Yemen’deki İran destekli Husiler tarafından Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a düzenlenen balistik füze saldırısı, erken uyarı sisteminin devreye girmesinin ardından Arap Koalisyonu güçlerince hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirildi. Başkentte patlama seslerinin duyulması üzerine Sivil Savunma Müdürlüğü halka güvenli alanlara geçmeleri yönünde çağrıda bulunurken, kısa süre sonra tehlikenin tamamen geçtiği bildirildi.
  •  

Arnavutluk karıştı! Eylemcilerle polis arasında çatışma

Arnavutluk'ta üniversite öğrencilerinin eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başlattığı protestolar 7. gününde de devam ederken, başkent Tiran'daki Temyiz Mahkemesi ve İçişleri Bakanlığı önünde eylemciler ile polis arasında arbede yaşandı. Göstericilerin polise taş ve molotof kokteyli atması üzerine güvenlik güçleri tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahalede bulundu.
  •  

Pete Hegseth'ten İsrail'e gizli ziyaret! BAE'li yetkililer de katıldı

İsrail’de 27 Ekim seçimlerine 8 gün kala ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Ovda Hava Üssü’ne gizli bir ziyarette bulunduğu ortaya çıktı. Görüşmede Netanyahu ve ABD'li yetkililerin yanı sıra BAE yetkililerinin de yer aldığı vurgulandı. Gündemde ise İran'a yönelik yeni saldırıların olduğu belirtildi.
  •  

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un hakkında koma iddiası: Devlet medyası fotoğraflarla yalanladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un'un beyin kanaması geçirdiği ve komada olduğu iddiaları üzerine Kuzey Kore devlet medyası KCNA, başkent Pyongyang'daki bir fuarı ziyaret eden Kim Jong-Un'un fotoğraflarını yayınladı. Haberde, sağlık durumuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve spekülasyon olduğu bildirildi.
  •  

Kim Jong-Un komada iddiası: Çin'de acil ameliyat! Kuzey Kore'den yalanlama

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’un beyin kanaması geçirdiği ve Çin'de geçirdiği ameliyatın ardından komada olduğu iddia edildi. Pyongyang ise Kim'e ait olduğu iddia edilen fotoğraflarla, liderlerinin fuara katıldığını öne sürdü. İlk iddialara göre şiddetli bir beyin kanaması geçiren Kim, Çin'de tedavi görüyor.
  •  

Kolombiya'da altın madeninde facia! 14 kişi hayatını kaybetti, göçük altında kalan madenciler aranıyor

Kolombiya'nın güneybatısında yasa dışı altın çıkarılan bir madende meydana gelen göçükte 14 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı. Narino bölgesinde yaşanan facianın ardından arama kurtarma çalışmaları başlatılırken, göçük altında halen madencilerin bulunduğu bildirildi. Yetkililer, can kaybının artmasından endişe ediyor.
  •  

Meta’nın yapay zekâ şartları ortalığı karıştırdı, Google Avrupa ve ABD’de hukuk duvarına çarptı

Teknoloji devleri ABD ve Avrupa’da aynı anda hukuk ve regülasyon baskısıyla karşı karşıya kaldı. Meta’nın 30 Ekim’de yürürlüğe girecek yeni ticari şartları, haber sitelerindeki içeriklerin yapay zekâ sistemlerinde kullanılabileceği endişesiyle Avrupalı yayıncıları ayağa kaldırırken, Avrupa Yayıncılar Konseyi Komisyon’a resmi başvuruda bulunacağını açıkladı. Google ise bir yandan AB’nin toplam 890 milyon euroluk Dijital Piyasalar Yasası cezalarını mahkemeye taşırken, diğer yandan ABD’de VirtaMove bağlantılı patent dosyasında Yüksek Mahkeme’den ret aldı. Aynı gün peş peşe gelen üç gelişme, yapay zekâdan telif haklarına, platform gücünden patent sistemine kadar Big Tech’in hareket alanının giderek daraldığını ortaya koydu.
  •  

ABD Başkanı Trump Ukrayna müzakereleri için yeni isim istedi! Macron'a yönelik sözleri gündem oldu

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna adına müzakereleri yürütmek için başka bir ismin devreye girmesi gerektiğini söyledi. Fransa’daki durumu da eleştiren Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u geçmişte sınırlarını kapatması konusunda uyardığını belirterek, “Ülkeni mahvedeceksin dedim ve ülke mahvoldu” ifadelerini kullandı.
  •  

Norveç'te çocuklar için sosyal medya yasağında kapsam genişliyor: Online oyunlar da listeye girebilir!

Norveç hükümeti, 16 yaş altına yönelik sosyal medya sınırlamasını yalnızca TikTok ve Snapchat’le sınırlı tutmayacak. Tasarı, kullanıcıların iletişim kurduğu ve içerik ürettiği çevrim içi oyunları da risk değerlendirmesine alırken, yaş doğrulama yükünü teknoloji şirketlerine bırakacak.
  •  

Katil Netanyahu için sandıkta hesap günü! 27 Ekim’de siyasi geleceği oylanacak

Gazze’deki kanlı saldırıların ve işgal politikalarının siyasi sorumluluğunun merkezindeki katil Benjamin Netanyahu, 27 Ekim’de sandıkta kritik bir sınav verecek. Muhalefetin 7 Ekim’deki güvenlik çöküşünden sorumlu tuttuğu Netanyahu, aşırı sağcı ortaklarıyla iktidarını korumaya çalışırken, Filistinli seçmenlerin ve Netanyahu karşıtı partilerin sandıktaki ağırlığı seçim sonucunu belirleyebilir.
  •  

Bangladeş’te kızamık kabusu büyüyor: Can kaybı 1.201’i aştı! Salgın krizi gittikçe artıyor

Bangladeş’te kızamık nedeniyle 5 çocuğun daha yaşamını yitirmesiyle toplam can kaybı 1.201’e ulaştı. Mart ortasından bu yana bildirilen şüpheli vaka sayısı 214.000’i aştı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ölümlerin büyük çoğunluğunu 5 yaş altı çocuklar oluştururken, Bangladeş hükümeti rutin aşılamalara ek olarak milyonlarca çocuk için acil kampanyalar başlattı. Buna rağmen azalan aşılama oranları, sağlık personeli açığı, lojistik aksaklıklar ve uzak bölgelerdeki bazı ailelere aşı ekiplerinin zamanında ulaşamaması gibi faktörler salgının kontrol altına alınmasını zorlaştırmaya devam ediyor.
  •  

Guardiola yine Gazze'nin sesi oldu! "Bu cehennem devam ediyor" deyip çağrı yaptı... "Susan İsrail'in tarafındadır"

Eski Barcelona ve Manchester City Teknik Direktörü Pep Guardiola, İsrail zulmünün karşısında durup Gazze'nin sesi olmaya devam ediyor. Daha önce 'Biz ezilenlerin yanındayız' diyerek Gazze ve Batı Şeria ile dayanışma mesajı veren Guardiola bu kez de 'Bu cehennem devam ediyor ve bununla birlikte Filistin halkının insansızlaştırılması da sürüyor. Onların hayatları da bizimki kadar değerli. Unutmayalım; Filistin ile dayanışmaya ara verilemez' açıklamasında bulundu. Filistin halkının direncine ve kararlılığına hayranlık duyduğunu belirten İspanyol teknik adam 'Bugün sessiz kalmak da bir taraf tutma biçimidir' dedi.
  •  

"Cosmic Breath" adlı eser Londra’da sergileniyor

Sanatçı Joe Namy’nin dünyanın farklı bölgelerinden ezan kayıtlarını çalan hoparlörlerden oluşan “Cosmic Breath” adlı ses enstalasyonu, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Ibraaz’ın Musalla alanında sergileniyor.

  •  

Özel uçakla gizli görüşme: Hegseth İsrail seçimleri öncesi Tel Aviv'de

 İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının tekrar başlama ihtimalinin gündemde olduğu bir sırada ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İsrail'i ziyaret ederek Başbakan Binyamin Netanyahu ile bir araya geldiği belirtildi.

ABD'DEN SÜRPRİZ ZİYARET

Axios haber sitesi, iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Hegseth'in 27 Ekim'de yapılacak seçimlerden sadece 8 gün önce İsrail'e kamuoyuna duyurulmamış bir ziyaret gerçekleştirdiği ileri sürüldü.

Söz konusu iki kaynağa göre, ABD-İsrail'in İran'a karşı büyük çaplı saldırıların yeniden başlatılması kapsamında görüşmeler yaptığı sırada İsrail'i ziyaret eden Hegseth, Ovda Hava Üssü'nde Başbakan Netanyahu ile görüştü.

Üsteki ABD askerleriyle de bir araya gelen Hegseth, daha sonra X hesabından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) askerlerini ziyaret ettiğini açıklayarak fotoğraf paylaştı.

"İŞİ YAKINDA BİTİRECEĞİZ"

Haberde, İsrail'in Washington Büyükelçiliğinin konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı, İsrail Başbakanlık Ofisi'nin de sorulara yanıt vermediği kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya 27 Ekim seçimlerinde desteğini açıklarken, İran'a "Eğer yollarını hızla değiştirmezlerse, işi yakında bitireceğiz." tehdidinde bulunmuştu.

Trump'a desteği için teşekkür eden Netanyahu da "İran'a saldırı" mesajı vermişti.

💾

<p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail'deki 27 Ekim seçimlerine sekiz gün kala Ovda Hava Üssü'nde İsrail Başbakanı Netanyahu ile basına kapalı gizli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>
  •  

Paris yanıyor! Yağmanın faturası belli oldu

Fransa'da hafta sonu düzenlenen eylemlerin ardından adeta enkaz kaldırırken, yağmalanan iş yeri sayısının bin 500'ü bulduğu, yüz milyonlarca euroluk da maddi hasar olduğu kaydediliyor.

  •  

Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi

Bakan Fidan, Türkiye-Belçika Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanları Dördüncü Toplantısı'na katılmak üzere geldiği Brüksel'de temaslarını sürdürüyor. Bakan Fidan, toplantı öncesinde Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prevot ile görüşme gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brüksel’de düzenlenen Türkiye-Belçika Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanları Dördüncü Toplantısı kapsamında, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prevot ile görüştü.

  •  

Hitler'in silahı dünyanın bir ucundan çıktı: 3 bin dolara satıyorlar!

Yemen'deki bir silah dükkanında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından kullanılan ve "Hitler'in makineli tüfeği" olarak bilinen MG42 satışa çıkarıldı. Tarihi silah için 3 bin 387 dolar, yani yaklaşık 170 bin lira fiyat belirlendi.

Yemen'de bir silah dükkanında sergilenen MG42 model makineli tüfek, sosyal medya platformlarında büyük ilgi gördü. İkinci Dünya Savaşı'nın en bilinen silahlarından biri olan MG42, 1942 yılında Nazi Almanyası ordusu envanterine girerek kullanılmaya başlandı. Yüksek atış hızı nedeniyle savaş döneminde büyük bir ün kazanan silah, Alman ordusunun en etkili makineli tüfeklerinden biri olarak tarihe geçti.

YAKLAŞIK 170 BİN LİRAYA ALICI BEKLİYOR

Silah için belirlenen satış fiyatı 800 bin Yemen riyali olarak açıklandı. Bu tutar güncel kurlarla 3 bin 387 dolara, yaklaşık 170 bin liraya karşılık geliyor. Ancak Yemen'in farklı bölgelerinde farklı döviz kurlarının uygulanması nedeniyle silahın dolar cinsinden güncel karşılığında değişiklikler yaşanabiliyor.

KOLEKSİYONCULARIN DİKKATİNİ ÇEKTİ

Tarihi makineli tüfeğin satışa çıkarılması, dünya genelindeki silah koleksiyoncularının da ilgisini çekti. Özellikle ABD'deki koleksiyon piyasasında böyle bir silahın çok daha yüksek fiyatlara alıcı bulabileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte ABD'de tam otomatik silahların ithalatı ve sivil mülkiyeti sıkı yasal düzenlemelere tabi olduğu için, Yemen'deki bu silahın ABD'de yasal olarak satışa sunulmasının mümkün olmayabileceği belirtiliyor.

DAKİKADA 1.200 ATIŞ KAPASİTESİ

MG42, dakikada yaklaşık 1.200 atış yapabilen mekanizmasıyla İkinci Dünya Savaşı'nın en yüksek atış hızına sahip makineli tüfeklerinden biri olarak biliniyor. Savaşın ardından da birçok ülkenin silah tasarımını derinden etkileyen MG42'nin geliştirilmiş türevleri, farklı ordularda uzun yıllar boyunca kullanılmaya devam etti.

Yemen'deki dükkanda satışa çıkarılan bu tarihi silahın ülkeye hangi dönemde getirildiği ve geçmişte kimler tarafından kullanıldığı ise bilinmiyor.

💾

<p>Yemen'deki bir silah dükkanında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından kullanılan ve "Hitler'in makineli tüfeği" olarak bilinen MG42 satışa çıkarıldı. Tarihi silah için 3 bin 387 dolar, yani yaklaşık 170 bin lira fiyat belirlendi.</p>

<p>Yemen'de bir silah dükkanında sergilenen MG42 model makineli tüfek, sosyal medya platformlarında büyük ilgi gördü. İkinci Dünya Savaşı'nın en bilinen silahlarından biri olan MG42, 1942 yılında Nazi Almanyası ordusu envanterine girerek kullanılmaya başlandı. Yüksek atış hızı nedeniyle savaş döneminde büyük bir ün kazanan silah, Alman ordusunun en etkili makineli tüfeklerinden biri olarak tarihe geçti.</p>

<p>YAKLAŞIK 170 BİN LİRAYA ALICI BEKLİYOR</p>

<p>Silah için belirlenen satış fiyatı 800 bin Yemen riyali olarak açıklandı. Bu tutar güncel kurlarla 3 bin 387 dolara, yaklaşık 170 bin liraya karşılık geliyor. Ancak Yemen'in farklı bölgelerinde farklı döviz kurlarının uygulanması nedeniyle silahın dolar cinsinden güncel karşılığında değişiklikler yaşanabiliyor.</p>

<p>KOLEKSİYONCULARIN DİKKATİNİ ÇEKTİ</p>

<p>Tarihi makineli tüfeğin satışa çıkarılması, dünya genelindeki silah koleksiyoncularının da ilgisini çekti. Özellikle ABD'deki koleksiyon piyasasında böyle bir silahın çok daha yüksek fiyatlara alıcı bulabileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte ABD'de tam otomatik silahların ithalatı ve sivil mülkiyeti sıkı yasal düzenlemelere tabi olduğu için, Yemen'deki bu silahın ABD'de yasal olarak satışa sunulmasının mümkün olmayabileceği belirtiliyor.</p>

<p>DAKİKADA 1.200 ATIŞ KAPASİTESİ</p>

<p>MG42, dakikada yaklaşık 1.200 atış yapabilen mekanizmasıyla İkinci Dünya Savaşı'nın en yüksek atış hızına sahip makineli tüfeklerinden biri olarak biliniyor. Savaşın ardından da birçok ülkenin silah tasarımını derinden etkileyen MG42'nin geliştirilmiş türevleri, farklı ordularda uzun yıllar boyunca kullanılmaya devam etti.</p>

<p>Yemen'deki dükkanda satışa çıkarılan bu tarihi silahın ülkeye hangi dönemde getirildiği ve geçmişte kimler tarafından kullanıldığı ise bilinmiyor.</p>
  •  

Alberta, Kanada'dan ayrılmayacak

Kanada'nın Alberta eyaletinde dün ülkenin geri kalanından ayrılma seçeneğinin değerlendirildiği bir referandum düzenlendi. Kanada'nın ulusal yayın kuruluşu CBC News'in aktardığına göre, sayılan oyların yüzde 76'sı Kanada'nın bir parçası olarak kalma yönünde çıkarken, yüzde 23'ü ayrılık konusunda bağlayıcı bir oylamaya geçilmesini destekledi.

Alberta Başbakanı Danielle Smith oylamanın ardından yaptığı açıklamada, ilk sonuçların Kanada'da kalma yönünde "yaygın bir destek" olduğunu göstermesinden büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Smith, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, "Albertalılar, birleşik bir Kanada içinde daha güçlü bir Alberta için oy kullandı" ifadelerini kullandı. Referandumda oy kullanan seçmenlere teşekkür eden Danielle Smith, ayrıca sonuçları ve eyaletin bundan sonraki süreçte izleyeceği yolu değerlendirmek üzere salı akşamı bir açıklama yapacağını belirtti.

Kanada'nın Alberta eyaleti

BAŞBAKAN CARNEY'DEN AÇIKLAMA

Kanada Başbakanı Mark Carney ise ilk sonuçların Albertalıların bağımsızlık referandumu seçeneğini reddetme yönünde "net bir tercih" yaptığını gösterdiğini söyledi. Carney, "19 Ekim'de Albertalılar net bir tercih yaptı. Birliği, birlikte inşa etmeyi ve birbirlerine sahip çıkmayı seçtiler. Her şeyden önemlisi Albertalılar Kanada'yı seçti. Oyların sayımı devam ederken, bu akşam ayrılık konusundaki belirleyici soruya ilişkin ortaya çıkan sonuçlar, Albertalıların ve tüm Kanadalıların yenilenmiş bir amaç ve büyük hedeflerle birlikte ilerleyeceği anlamına geliyor. Bu geleceği her zamankinden daha büyük ve daha hızlı bir şekilde inşa ediyoruz. Kanada, dünyanın dört bir yanında yeni ticaret ortaklıkları kuruyor, ülkenin her bölgesinde ulus inşasına katkı sağlayacak büyük projeleri hızlandırıyor ve merkezinde Alberta'nın yer aldığı küresel bir enerji süper gücü olarak tüm potansiyelini ortaya çıkarıyor. Kanada, parçalarının toplamından çok daha büyüktür. Şimdi, Kanadalılar olarak bize verilen her şeyi değerlendirerek ülkemizi hepimiz için daha iyi bir yer haline getirme fırsatına sahibiz" dedi.

ABD'nin yanı başında yeni bir ülke mi kurulacak?ABD'nin yanı başında yeni bir ülke mi kurulacak?

Alberta'daki referandumdan önce, Fransızca konuşan nüfusun çoğunlukta olduğu Quebec eyaletinde de iki ayrılık referandumu yapılmıştı. Quebec halkı her iki oylamada da Kanada'da kalma yönünde oy kullanmıştı.

  •  

Son dakika... Riyad'da patlama sesleri: Erken uyarı sisteminin devreye girdi!

Son dakika...Husilerin hedefindeki Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da erken uyarı sisteminin devreye alınmasının ardından patlama sesleri duyuldu.

Sivil Savunma Müdürlüğünün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, Riyad için erken uyarı sisteminin devreye girdiği belirtildi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre, saldırı uyarısı sonrası Riyad'da patlama sesleri duyuldu.

Yetkililer, uyarı mesajı alanların sakin olmalarını ve resmi makamların talimatlarına uymalarını istedi.

Tehlike ortadan kalkana kadar en yakın güvenli alana geçilmesi, bina içindeki pencerelerden uzak durulması ve ev ya da binalardan çıkılmaması tavsiye edildi. Dışarıda bulunanların ise en yakın binaya girmeleri ve sağlam bir bariyerin arkasına sığınmaları istendi.

SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ: RİYAD'DAKİ TEHLİKE GEÇTİ

Sivil Savunma Müdürlüğü, erken uyarı sisteminin devreye alınmasından kısa süre sonra yaptığı ikinci açıklamada, "Riyad'daki tehlikenin" geçtiğini duyurdu.

Açıklamada, "tehlikenin" niteliğine ilişkin ise bilgi verilmedi.

İran destekli Husiler, 2014'ten bu yana başkent Sana dahil Yemen'in bazı bölgelerinin kontrolünü elinde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise 2015'ten beri Yemen hükümetine destek veriyor.

YEMEN ORDUSU: SON 24 SAATTE DÜZENLENEN 1164 OPERASYONDA 558 HUSİ ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ

Yemen ordusu, son 24 saatte İran destekli Husilere karşı 1164 operasyon düzenlediğini ve 558 Husi mensubunu etkisiz hale getirdiğini bildirdi.

Ordudan yapılan yazılı açıklamada, Yemen Şafağı operasyonu kapsamında Husilere karşı düzenlenen askeri operasyonlar hakkında bilgi verildi.

Buna göre son 24 saatte Husilerin bulunduğu bölgelere, Husi araçlarına ve mevzilerine 1164 hassas operasyon gerçekleştirildi ve 558 Husi milisi etkisiz hale getirildi.

Ülkenin güneyindeki Marib ve Taiz illerinde Husilere ait birçok mevzinin ele geçirilmesiyle çok sayıda ağır silaha ve askeri teçhizata el konuldu.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, ABD merkezli X platformundaki hesabında Marib ilindeki Husi mevzilerine ve unsurlarına yönelik İHA saldırılarının görüntülerini paylaştı.

Yemen'de 5 Ekim'de başlatılan "Yemen Şafağı" askeri operasyonu devam ediyor.

 

💾

<p>Husilerin hedefindeki Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da saldırı uyarısı sonrası patlama sesleri duyuldu.</p>
  •  

Türkiye'ye flaş teklif! Avrupa ülkesi 'bizimkleri siz alın' dedi...

Türkiye 2025 yılında, 5,4 milyar sterlin bedelle, 20 adet Erofighter Typhoon savaş uçağı alımı için İngiltere ile anlaşma imzaladı.

Uçakların teslimatı mevcut üretim hattındaki doluluk nedeniyle 2030 yılında itibaren başlayacak.

Türk Hava Kuvvetleri bir yandan da, sıfır uçakların teslimatına kadar geçecek sürede harekat ihtiyaçlarını karşılamak için Umman ve Katar Hava Kuvvetlerinin envanterindeki ikinci el Eurofighter'ları almak üzere görüşmeler yürütüyor.

AVRUPA ÜLKESİNDEN SÜRPRİZ TEKLİF, 3 YIL ERKEN TESLİM ALMA İMKANI

Tüm bu gelişmeler yaşanırken sürpriz bir teklif geldi. İsmi açıklanmayan bir Avrupa ülkesi, kendi hava kuvvetleri için üretim bandında olan uçaklarını Türkiye'ye vermeyi teklif etti.

Türkiye'nin alacağı uçaklarla aynı niteliklere sahip uçaklar için görüşmelerin başladığı öğrenildi. Fiyat ve teslimatla ilgili detaylarda anlaşılması halinde Türkiye, Eurofighterları yaklaşık 3 yıl erken teslim almaya başlamış olacak.

2025'de İngiltere ile yapılan anlaşmaya göre, Türkiye'ye yapılacak teslimatlar, 2030'da 6, 2031’de 8 ve 2032’de 6 uçak olarak planlanıyor.

Halen Eurofihter Typhoon üretim bandında Almanya için 38, İspanya için 20, İtalya için 24 uçak siparişi bulunuyor.

TÜRK PİLOTLAR EĞİTİME BAŞLADI

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedariki kapsamında Türk pilotları n uçuş eğitimlerine başladığını açıklamıştı. 

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedariki kapsamında Türk pilotların uçuş eğitimlerine başladığını bildirdi.

Tedarik sürecinin eğitim ve destek aşamasına ilişkin sözleşme ise 25 Mart 2026’da Londra’da imzalanmıştı. Bu kapsamda 10 Türk pilot ile yaklaşık 100 bakım personelinin İngiltere’de eğitim alması öngörülüyordu. 

💾

<p>Türkiye 2025 yılında, 5,4 milyar sterlin bedelle, 20 adet Erofighter Typhoon savaş uçağı alımı için İngiltere ile anlaşma imzaladı.</p>

<p>Uçakların teslimatı mevcut üretim hattındaki doluluk nedeniyle 2030 yılında itibaren başlayacak.</p>

<p>Türk Hava Kuvvetleri bir yandan da, sıfır uçakların teslimatına kadar geçecek sürede harekat ihtiyaçlarını karşılamak için Umman ve Katar Hava Kuvvetlerinin envanterindeki ikinci el Eurofighter'ları almak üzere görüşmeler yürütüyor.</p>

<p>AVRUPA ÜLKESİNDEN SÜRPRİZ TEKLİF, 3 YIL ERKEN TESLİM ALMA İMKANI</p>

<p>Tüm bu gelişmeler yaşanırken sürpriz bir teklif geldi. İsmi açıklanmayan bir Avrupa ülkesi, kendi hava kuvvetleri için üretim bandında olan uçaklarını Türkiye'ye vermeyi teklif etti.</p>

<p>Türkiye'nin alacağı uçaklarla aynı niteliklere sahip uçaklar için görüşmelerin başladığı öğrenildi. Fiyat ve teslimatla ilgili detaylarda anlaşılması halinde Türkiye, Eurofighterları yaklaşık 3 yıl erken teslim almaya başlamış olacak.</p>

<p>2025'de İngiltere ile yapılan anlaşmaya göre, Türkiye'ye yapılacak teslimatlar, 2030'da 6, 2031’de 8 ve 2032’de 6 uçak olarak planlanıyor.</p>

<p>Halen Eurofihter Typhoon üretim bandında Almanya için 38, İspanya için 20, İtalya için 24 uçak siparişi bulunuyor.</p>

<p>TÜRK PİLOTLAR EĞİTİME BAŞLADI</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedariki kapsamında Türk pilotları n uçuş eğitimlerine başladığını açıklamıştı. <br>
<br>
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedariki kapsamında Türk pilotların uçuş eğitimlerine başladığını bildirdi.<br>
<br>
Tedarik sürecinin eğitim ve destek aşamasına ilişkin sözleşme ise 25 Mart 2026’da Londra’da imzalanmıştı. Bu kapsamda 10 Türk pilot ile yaklaşık 100 bakım personelinin İngiltere’de eğitim alması öngörülüyordu. </p>
  •  

Kanada Başbakanı Carney Türkiye'ye geliyor

2019-2024 tarihleri arasında savunma sanayii alanında Türkiye'ye örtülü ambargo uygulayan Kanada ile ilişkiler ters yönde bir boyut kazandı. Başbakan Mark Carney, 21-23 Ekim tarihleri arasında Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunacak. Kanada Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre Carney'nin ziyareti, Ankara ve İstanbul'u kapsayacak.

ERDOĞAN'LA BİR ARAYA GELECEK

Carney, Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelecek. Görüşmede iki ülke arasındaki ortaklığın enerji ve madencilik, iklim, savunma ve güvenlik ile halklar arası ilişkiler gibi alanlarda geliştirilmesi ele alınacak.

Carney'nin İstanbul programında ise Türk iş dünyası ve yatırımcılarla görüşmeler yer alacak.

TİCARET VE YATIRIM KONULARI MASADA OLACAK

Kanada Başbakanı'nın, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi için özellikle enerji, havacılık, ileri teknolojiler, madencilik ve kritik mineraller alanlarındaki fırsatlara odaklanması bekleniyor.

Kanada Başbakanlığı, iki ülke arasındaki ticaretin son beş yılda yaklaşık yüzde 50 arttığını bildirdi.

KANADALI BÜYÜKELÇİ: YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Kanada'nın Ankara Büyükelçisi Marcel Lebleu, Kanada Başbakanı Mark Carney'in Türkiye ziyaretine ilişkin AA'ya değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güven mektubu sunduğu sırada verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Lebleu, "Türkiye daha fazla yatırım yapmamız gereken bir ülke, ekonomik yatırımdan değil, ilişkilerimize daha fazla yatırım yapmaktan bahsediyorum. Türkiye'yi stratejik ortaklık kurabileceğimiz bir ülke olarak görüyoruz." dedi.

Büyükelçi Lebleu, bu görüşün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney'in vizyonuyla örtüştüğünün altını çizerek, iki liderin daha önce iki kez bir araya geldiğini söyledi.

Kanada'nın Ankara Büyükelçisi Marcel Lebleu

"TARİHİ BİR ZİYARET"

Carney'in beraberindeki heyetle Türkiye'ye yapacağı ziyarete dikkati çeken Lebleu, "Bunun tarihi bir ziyaret olduğunu söylemeliyim. Kanada'dan bir hükümet liderinin Türkiye'ye gerçekleştireceği ilk devlet ziyareti olacak. Daha önce Türkiye'den Kanada'ya bir cumhurbaşkanı ziyareti de olmamıştı. Bu, yeni bir ilişkinin başlangıcını simgeliyor. Bunu, yeni bir stratejik ilişkinin başlangıcı olarak tanımlayabilirim." diye konuştu.

Lebleu, ziyaret kapsamında, temel hedefin stratejik ortaklığın resmen başlatılması olduğunu vurgulayarak, bu ortaklığın liderler düzeyinde ortak bildiri yayımlamasıyla başlatılacağını aktardı. Bununla birlikte bir eylem planının olacağını, çeşitli işbirliği alanları üzerine çalışılacağını söyleyen Lebleu, bu alanlardan birinin enerji olacağını belirtti.

"ASELSAN'I ZİYARET ETTİĞİMDE HAYRETE DÜŞTÜM"

Ziyaretin ikinci ayağının da endüstriyel düzeyde savunma işbirliği olduğunu aktaran Lebleu, bu alanda büyük bir potansiyelin mevcut olduğunu dile getirdi.

Lebleu, "Harika bir endüstri var. Dünyanın en heyecan verici şirketlerinden bazıları, insansız hava aracı üreticilerini ve platform montaj tesislerini ziyaret etme fırsatım oldu. ASELSAN'ı ziyaret ettiğimde hayrete düştüm, 10 bin mühendisleri var gibiydi. BAYKAR'ı ziyaret ettim, oradaki çalışanların yaş ortalaması 29'du. Bu, Kanada standartlarına göre oldukça genç bir yaş. İnanılmaz varlıklar geliştiriyorlar. Dolayısıyla, savunma işbirliğini kapsayan bu ikinci ayağın üzerinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ayrıca, muhtemelen en önemli sütun olacak diğer alanla ilgili de bir anlaşma imzalayacağız." ifadelerini kullandı.

NATO ZİRVESİ KAPSAMINDA TÜRKİYE'YE GELMİŞTİ

Carney, Türkiye'yi son olarak Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında ziyaret etmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmişti.

İki lider bu görüşmenin ardından kapsamlı bir Kanada-Türkiye serbest ticaret anlaşması için müzakerelerin başlatıldığını duyurmuştu.

💾

<p>2019-2024 tarihleri arasında savunma sanayii alanında Türkiye'ye örtülü ambargo uygulayan Kanada ile ilişkiler ters yönde bir boyut kazandı. Başbakan Mark Carney, 21-23 Ekim tarihleri arasında Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunacak. Kanada Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre Carney'nin ziyareti, Ankara ve İstanbul'u kapsayacak.</p>
  •  

İngiltere Kralı'ndan Kıbrıs çıkışı

İngiltere Kralı Charles, başkent Londra’daki St. James Sarayı’nda düzenlenen İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) resepsiyonunda, Fashion Heritage Network Cyprus adlı kuruluşun kurucusu Christina Dymioti ile bir araya geldi. Kral Charles ve Kraliçe Camilla’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen resepsiyona, İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinin yüksek komiserleri ve çeşitli kuruluşların temsilcileri katıldı.

KRAL CHARLES'İN KIBRIS MESAJI

Kıbrıs Postası yazarı James Morphakis’in kaleme aldığı haberde, Dymioti’nin aktardığı bilgilere göre Kral Charles’ın görüşmede Kıbrıs meselesine değindiği belirtildi. Dymioti, Kral Charles’ın adanın hala bölünmüş olmasından üzüntü duyduğunu ve sorunun yakın zamanda çözüme kavuşmasını umut ettiğini söylediğini aktardı. Söz konusu ifadelerin Buckingham Sarayı tarafından yayımlanan resmi bir açıklamaya değil, görüşmeye katılan Dymioti’nin anlatımına dayandığı bildirildi.

İKİ TOPLUMLU ÇALIŞMALAR

Haberde, Kral Charles’ın, KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden (GKRY) gençleri bir araya getirmeyi amaçlayan projelerle yakından ilgilendiği belirtildi. Habere göre; Dymioti, kurucusu olduğu Fashion Heritage Network Cyprus’un sürdürülebilir moda ve ortak kültürel miras çalışmaları aracılığıyla Kıbrıslı Türk ve Rum gençler arasında iş birliğini geliştirmeyi hedeflediğini anlattı.

İki toplumlu çalışmaların nasıl ilerlediğini soran Kral Charles’a, GKRY lideri Nikos Hristodulidis tarafından iki toplumlu Gençlik Teknik Komitesi’ne atandığını da aktaran Dymioti, komitenin Birleşmiş Milletler (BM) ile doğrudan çalıştığını ifade etti.

Dymioti’nin açıklamasına göre Kral Charles, yürütülen çalışmalardan dolayı kendisini tebrik ederek ekibini faaliyetlerini sürdürmesi yönünde teşvik etti.

İNGİLTERE GARANTÖRLERDEN BİRİ

İngiltere, 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörlük sisteminde Türkiye ve Yunanistan ile birlikte yer alan üç devletten biri olma özelliğini taşıyor. Kıbrıs’ta İngiliz egemen üs bölgelerini de bulunduran Londra yönetimi, Kıbrıs meselesinin uluslararası boyutunda tarihi ve hukuki konumunu koruyor. Kral Charles’ın açıklamasında ise Kıbrıs sorununun hangi siyasi model temelinde çözülmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir görüşe yer verilmedi.

Kıbrıs Postası’nın haberinde, Kral Charles’ın gerek Galler Prensi olduğu dönemde gerekse tahta çıkmasının ardından Kıbrıs’a resmi ziyarette bulunmadığı da hatırlatıldı. Charles ve Camilla’nın 2020 yılında Kıbrıs’a gerçekleştirmesi planlanan ziyaretin Covid-19 salgını nedeniyle ertelendiği, daha sonra ise yeni bir ziyaret programı açıklanmadığı belirtildi.

  •  

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov tarafından kabul edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Sadır Caparov’a nazik kabulleri ve misafirperverlikleri dolayısıyla teşekkür ediyorum. Ziyaretimizin kardeş Kırgızistan ile ilişkilerimizin güçlenmesine ve Türk dünyasının birlik ve dayanışmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.

  •  

Milano sokakları savaş alanı: Ordu sokağa iniyor

İtalya'da protestoların şiddet olaylarına dönüşmesinin ardından hükümet, Milano'ya 500 asker gönderme kararı aldı. Gösteriler sırasında mağazalar yağmalanırken araçlar ateşe verildi, polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, askerlerin kentin güvenliğini sağlamak için görevlendirileceğini açıklarken Meloni hükümeti de yeni güvenlik önlemlerini gündemine aldı.

PROTESTOLARLA YIKILAN İTALYA'DA ORDU SOKAĞA İNİYOR! MİLANO'YA 500 ASKER GÖNDERİLECEK

İtalya'da hafta sonu yaşanan şiddet olaylarının ardından hükümet güvenlik önlemlerini artırma kararı aldı. Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı Matteo Salvini, Milano'da polis ekiplerine destek vermek amacıyla 500 askerin daha görevlendirileceğini açıkladı.

Salvini, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sözden eyleme! Milano'yu korumak için 500 asker daha" ifadelerini kullandı.

Askerlerin, kentte kamu düzenini sağlamak amacıyla yürütülen "Güvenli Sokaklar" operasyonu kapsamında görev yapması planlanıyor.

GÖSTERİLER YAĞMA VE ÇATIŞMALARA DÖNÜŞTÜ

Milano'da 17 Ekim'de hayat pahalılığına, savaşlara ve kamu hizmetlerindeki sorunlara karşı başlayan protestolar ilk saatlerde barışçıl şekilde ilerledi.

Ancak gösterilerin ilerleyen saatlerinde yüzlerini kapatan bazı gruplar polisle çatışmaya girdi. Göstericiler güvenlik güçlerine taş ve çeşitli cisimler fırlatırken çöp konteynerlerini ateşe verdi, barikatlar kurdu ve mağazaları yağmaladı.

Polis, olaylara tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Kentin en işlek noktalarından Duomo Meydanı ve çevresindeki alışveriş alanlarında güvenlik önlemleri artırıldı.

271 KİŞİ POLİS MERKEZİNE GÖTÜRÜLDÜ

18 Ekim'de yaşanan olayların ardından Milano polisi 271 kişiyi emniyete götürdü. Bu kişilerden 32'si gözaltı işlemlerinin ardından tutuklanırken 28 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.

Polis verilerine göre emniyete götürülenlerin 220'si çocuk yaştaydı. Çatışmalarda 14 güvenlik görevlisi yaralandı. Milano'daki ticari işletmelerin uğradığı zararın ise ilk hesaplamalara göre 1 milyon euroya ulaştığı açıklandı.

LÜKS MAĞAZALAR VİTRİNLERİNİ BOŞALTTI

Şiddet olaylarının yeniden yaşanmasından endişe eden mağaza sahipleri, Milano'nun ünlü alışveriş caddesi Via Montenapoleone'de önlem aldı.

Chanel, Tiffany ve Dior gibi dünyaca ünlü markaların bulunduğu bölgede birçok mağaza vitrinlerindeki ürünleri kaldırırken bazı iş yerleri erken kapandı. Yağmalanan mağazaların ardından çok sayıda işletme camlarını ahşap panellerle kapattı.

MELONİ HÜKÜMETİNDEN YENİ GÜVENLİK PAKETİ

Başbakan Giorgia Meloni, yaşanan olayların ardından bakanlar ve güvenlik yetkilileriyle acil toplantı gerçekleştirdi.

Toplantıda protestolar sırasında şiddete başvuran kişilere yönelik yeni yasal düzenlemeler ele alındı. Hükümetin hazırladığı güvenlik paketinde çocuk yaştaki şüphelilere yönelik önleyici gözaltı uygulamasının genişletilmesi, toplu mala zarar verme suçlarına ilişkin yaptırımların artırılması ve sokak çetelerine karşı yeni önlemler alınması değerlendiriliyor. Yeni düzenlemelerin 20 Ekim'deki Bakanlar Kurulu toplantısında görüşülmesi bekleniyor.

💾

<p>İtalya'da 17 Ekim'de hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine tepki olarak başlayan protestoların önünü alamayan Meloni hükümeti, kamu düzenini sağlamak amacıyla kente 500 asker sevk etme kararı aldı.</p>

<p>Milano'daki eylemde göstericiler güvenlik güçlerine taş ve çeşitli cisimler fırlatırken çöp konteynerlerini ateşe verdi, barikatlar kurdu ve mağazaları yağmaladı.</p>

<p>Polis, olaylara tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Kentin en işlek noktalarından Duomo Meydanı ve çevresindeki alışveriş alanlarında güvenlik önlemleri artırıldı.</p>

<p> </p>
  •  

Diplomatik kriz sonrası Güney Kore'den Ukrayna kararı

Yonhap'ın haberine göre, Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Park Doo-soon, düzenlediği basın toplantısında, Ukrayna'daki diplomatik personelin bir kısmının geri çekileceğini açıkladı.

Park, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda yakalanan iki Kuzey Koreli askerin Güney Kore'ye gönderildiğinin gizlilik anlaşmasını ihlal edecek şekilde duyurulması nedeniyle yaşanan anlaşmazlığın çözümü için Ukrayna'nın henüz "olumlu adımlar" atmadığını belirtti.

Ayrıca, Ukrayna genelinde devam eden hava saldırısı tehdidinin diplomatik personelin güvenliğini sağlamayı zorlaştırdığını ifade eden Park, bu koşullar nedeniyle personelin bir kısmının geri çekilmesine karar verildiğini aktardı.

Park, Ukrayna ile diplomatik iletişimin maslahatgüzar aracılığıyla sürdürüleceğini, Güney Kore vatandaşlarının korunmasına yönelik çalışmaların devam etmesi için konsolosluk personelinin tamamının ülkede kalacağını kaydetti.

ZELENKİY'İN AÇIKLAMASI TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Rusya-Ukrayna Savaşı'na katılan Kuzey Koreli askerlerden ikisinin 2025'in başlarında yakalandığını ve Güney Kore'ye gönderildiğini açıklamıştı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, Zelenskiy'nin bu açıklamasının, askerlerin transferi konusunda iki ülke arasında varılan gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini öne sürmüş, Ukrayna ise böyle bir anlaşmanın var olmadığını iddia etmişti.

Güney Kore Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Ukrayna'nın Seul Büyükelçiliği Maslahatgüzarı'nın konuyla ilgili Bakanlığa çağrıldığı belirtilmişti.

Seul hükümeti, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda yakalanan iki Kuzey Koreli askerin Güney Kore'ye gönderildiğinin gizlilik anlaşmasını ihlal edecek şekilde duyurulduğu gerekçesiyle Ukrayna'dan dilediği özrün beklentilerini karşılamadığını ve bu nedenle "sıkı önlemler" alacağını bildirmişti.

  •  

İran: ABD'ye ait MQ-9 düşürdük

İran devlet televizyonunun haberine göre, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, bu sabah Hürmüz Boğazı semalarında ABD'ye ait MQ-9 tipi bir İHA'nın İran hava savunma sistemleri tarafından vurularak düşürüldüğü belirtildi.

Açıklamada, söz konusu İHA'nın İran tarafından düşürülen 54'üncü MQ-9 olduğu ileri sürüldü.

  •  

Dünyaca ünlü müze ziyarete kapatıldı: Louvre'a öğrenci eylemi engeli!

Fransa'nın başkenti Paris'te dünyaca ünlü Louvre Müzesi'nin, öğrenci eylemi nedeniyle ziyarete kapalı olduğu bildirildi.

Louvre Müzesi, sabah saatlerinde kurumun önünde yapılan eyleme ilişkin, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan açıklama yaptı.

PİRAMİT GİRİŞİ İŞGAL EDİLDİ: LOUVRE MÜZESİ ZİYARETE KAPATILDI!

Açıklamada, öğrenci eylemi nedeniyle müzenin halihazırda kapalı olduğu belirtilerek, "Yaşatılan rahatsızlıktan ötürü özür dileriz." ifadesine yer verildi.

Eyleme ilişkin sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, aralarında sendika yeleği giyen kişilerin de bulunduğu eylemcilerin, müzenin güvenlik personelini aşarak piramit şeklindeki ana girişinin önünde toplandığı görülüyor.

LOUVRE ÖNÜNDE BARİKAT

"Elysee'yi eğitmek için daha fazla tarih öğretmeni istiyoruz" ve "365 gün kemer sıkma (politikası)" yazılı pankartlar taşıyan eylemcilerin, "(Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron ve polisi bizimle savaşıyor ancak ülkeyi abluka altına almaya kararlıyız" sloganları attığı anlar görüntülere yansıyor.

Fransa'da lise öğrencilerinin daha iyi eğitim koşulları için 17 Eylül'den bu yana düzenlediği eylemlerde 1000'i aşkın kişi yaralandı.

Eylemler kapsamında, 6 bin 800'den fazla kişi gözaltına alındı.

 

💾

<p>Fransa'nın başkenti Paris'te dünyaca ünlü Louvre Müzesi'nin, öğrenci eylemi nedeniyle ziyarete kapalı olduğu bildirildi.</p>

<p>Louvre Müzesi, sabah saatlerinde kurumun önünde yapılan eyleme ilişkin, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan açıklama yaptı.</p>

<p>PİRAMİT GİRİŞİ İŞGAL EDİLDİ: LOUVRE MÜZESİ ZİYARETE KAPATILDI!</p>

<p>Açıklamada, öğrenci eylemi nedeniyle müzenin halihazırda kapalı olduğu belirtilerek, "Yaşatılan rahatsızlıktan ötürü özür dileriz." ifadesine yer verildi.</p>

<p>Eyleme ilişkin sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, aralarında sendika yeleği giyen kişilerin de bulunduğu eylemcilerin, müzenin güvenlik personelini aşarak piramit şeklindeki ana girişinin önünde toplandığı görülüyor.</p>

<p>LOUVRE ÖNÜNDE BARİKAT</p>

<p>"Elysee'yi eğitmek için daha fazla tarih öğretmeni istiyoruz" ve "365 gün kemer sıkma (politikası)" yazılı pankartlar taşıyan eylemcilerin, "(Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron ve polisi bizimle savaşıyor ancak ülkeyi abluka altına almaya kararlıyız" sloganları attığı anlar görüntülere yansıyor.</p>

<p>Fransa'da lise öğrencilerinin daha iyi eğitim koşulları için 17 Eylül'den bu yana düzenlediği eylemlerde 1000'i aşkın kişi yaralandı.</p>

<p>Eylemler kapsamında, 6 bin 800'den fazla kişi gözaltına alındı.</p>
  •  

Putin'den yeni Yalta hamlesi! Ukrayna üç devin masasında

Kremlin'den dünya dengelerini değiştirebilecek diplomasi hamlesi geldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump ve Çin lideri Şi Cinping'e Ukrayna savaşını bitirmek için üçlü zirve önerdi. Ancak teklifin en çarpıcı yanı, Ukrayna ve Avrupa'nın masada yer almaması. Washington ile Moskova arasında enerji ve yaptırımlar üzerinden başlayan yakınlaşma, yeni bir güç paylaşımı pazarlığının işareti olarak yorumlanıyor.

  •  

Suikast planı Berlin’i harekete geçirdi: İran Büyükelçisi Dışişleri’ne çağrıldı

Almanya’da İran adına saldırı ve suikast hazırlığı yapmakla suçlanan iki kişinin hapis cezasına çarptırılmasının ardından Berlin-Tahran hattında gerilim tırmandı. İran’ın Berlin Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrılırken, Alman makamları Yahudi toplumunu hedef alan saldırı planlarına sert tepki gösterdi.

  •  

Fransızlar sokakta: İçişleri bakanının istifası kabul edilmedi

Fransızlar sokakta: İçişleri bakanının istifası kabul edilmedi 19.10.2026 Diken

Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, sarı yeleklilerin gösterilerini iyi yönetemediği yönündeki eleştirilerin ardından istifa etti.

The post Fransızlar sokakta: İçişleri bakanının istifası kabul edilmedi appeared first on #site_linkat 19.10.2026 .
  •  

Trump ve Netanyahu'dan ortak İran mesajı: 'İşi yakında bitireceğiz'

Trump ve Netanyahu'dan ortak İran mesajı: 'İşi yakında bitireceğiz' 18.10.2026 Diken

ABD Başkanı Donald Trump ve 27 Ekim'deki seçimler öncesi destek verdiği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İran'a ortak saldırı mesajı verdi.

The post Trump ve Netanyahu'dan ortak İran mesajı: 'İşi yakında bitireceğiz' appeared first on #site_linkat 18.10.2026 .
  •  

Tarihin en büyük depremi sanıldı: 9.9'luk alarm Japonya'yı ayağa kaldırdı

Japonya Meteoroloji Ajansı'nın, Rusya açıklarında meydana gelen bir depremi yanlış hesaplayarak 9.9 büyüklüğünde ve tarihi bir felaket olabileceği uyarısıyla erken alarm vermesi ülkede büyük paniğe yol açtı. Dakikalar sonra alarmın geri çekilmesiyle rahat bir nefes alınırken, sistem ilk kez iptal duyurusu yapmış oldu.
  •  

Suudi Arabistan'ın Abha ve Hamis Muşayt kentlerinde erken uyarı sistemi devreye alındı

Sivil Savunma Müdürlüğünün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Abha ve Hamis Muşayt kentlerinde erken uyarı sisteminin devreye alındığı belirtilen açıklamada, tehlikeye karşı uyarıda bulunulduğu vurgulandı.

Açıklamada, uyarı mesajı alan kişilerden sakin olmaları ve resmi makamların talimatlarına uymaları istendi.

Tehlike ortadan kalkana kadar en yakın güvenli yere, özellikle bina içindeki pencerelerden uzak bir odaya geçilmesi ve ev ya da binadan çıkılmaması gerektiğine işaret edilen açıklamada, dışarıda olanların da en yakın binaya girmeleri istendi. Açıklamada, sağlam bir bariyerin arkasına siper alınması gerektiği kaydedildi.

Sivil Savunma Müdürlüğünün erken uyarı sisteminin devreye alınmasından kısa bir süre sonra yaptığı ikinci açıklamada, her iki kentte de "tehlikenin geçtiği" belirtildi ancak tehlikenin niteliğine ilişkin bilgi verilmedi.

Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun Husilere yönelik askeri operasyonlarına misilleme olarak, Husiler sık sık Suudi Arabistan'ın sınır bölgelerini ve güney vilayetlerini hedef alıyor.

Kaynak: AA

  •  

Batı Şeria’da İsrail saldırısı: 3 gözaltı, 3 yaralı

Filistin Kızılayından yapılan yazılı açıklamada, Kızılay ekiplerinin, Cenin'in batısındaki el-Yamun beldesinde 54 yaşındaki bir adam ile güneydeki Siylet ez-Zahr beldesinde yaralanan 2 kişiye müdahale ettiği belirtildi.

Açıklamada, İsrail ordusunun her iki beldeye düzenlediği baskınlar sırasında darbedilen 3 Filistinlinin tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldığı kaydedildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan habere göre ise İsrail güçleri, çok sayıda askeri araçla el-Yamun beldesine baskın düzenledi.

Birçok eve baskın yapıp arama gerçekleştiren İsrail askerleri, Ali es-Sammar, Asım Ebu Hasan ve Cihad Ferihat isimli 3 Filistinli genci gözaltına aldıktan sonra beldeden çekildi.

İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların başladığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria'daki ihlalleri artış gösterdi.

Bu süreçte Filistinlilerin öldürülmesi, gözaltına alınması, evlerinin yıkılması, mülklerinin yakılması, arazilerinin tahrip edilmesi ve toplulukların yerlerinden edilmesi gibi hak ihlalleri tırmandı.

Filistinliler, tırmanan Filistin topraklarını gasbeden İsrailli şiddeti ile İsrail hükümetinin Yahudi yerleşim birimlerini genişletme ve ilhak politikasının, kendilerini topraklarından söküp atmayı ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması imkanını ortadan kaldırmayı hedeflediği konusunda uyarıda bulunuyor.

İsrail, 1967'den bu yana Doğu Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria'yı işgal altında tutuyor.

Uluslararası toplum, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki Yahudi yerleşim birimlerini uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediyor.

Kaynak: AA

  •  

BM Genel Sekreterliği yarışı için BMGK’de yeni yöntem

Kapalı toplantı şeklinde gerçekleştirilen "straw poll" denilen ön oylamada, 15 konsey üyesi adaylar hakkındaki görüşlerini bir kez daha ortaya koydu.

BMGK Dönem Başkanı Yunanistan’ın BM Daimi Temsilcisi Aglaia Balta, ön oylamadan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bir sonraki Genel Sekreter için 6. tur ön yoklama yapılmıştır. Her adaya sonuçlar, aday gösteren üye devletlerin ilgili daimi temsilcileri aracılığıyla bildirilecektir. Genel Kurul Başkanı da ön yoklamanın yapıldığı konusunda bilgilendirilecektir." dedi.

Balta, bir sonraki ön yoklamanın ne zaman yapılacağının belli olmadığını bildirdi.

"En iyi adaya ihtiyacımız var"

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz da oylama sonrası gazetecilere, bölgesel rotasyona yönelik bir istek olduğunu anladıklarını belirterek, "Elbette en iyi aday bir kadınsa, bunu memnuniyetle karşılarız. Ama gerçekten sadece en iyi adaya ihtiyacımız var." diye konuştu.

Waltz, yarışa katılabilecek yeni adaylar konusunda, "Ülkeler daha fazla aday göstermek isterlerse, bu kesinlikle egemenlik hakları dahilindedir." ifadesini kullandı.

Konsey olarak doğru olanı yapmaları gerektiğini söyleyen Waltz, "Bunun kesinlikle bu takvim yılı içinde ve Genel Sekreter Guterres'in görev süresi sona ermeden önce yapılmasını tercih ederiz." görüşünü paylaştı.

Waltz, ABD'nin hangi adayı tercih ettiği sorusuna ise "Bu gizli." karşılığını verdi.

6. tur oylama sonuçları

Diplomatik kaynaklardan dışarıya sızan ve resmi olmayan ilk bilgilere göre, bugün yapılan oylamada şu ana kadar yarışı önde götüren ilk üç adaya veto yetkisi bulunan daimi üyelerden 2'şer aleyhte oy çıktı.

Adaylardan Kosta Rikalı Rebeca Grynspan 9 "lehte", 5 "aleyhte" ve 1 "çekimser" oyla ön yoklamayı önde bitirdi. Ancak Grynspan için kullanılan aleyhte oyların 2'si "kırmızı renkli" çıktı.

Grynspan'ı 8 "lehte", 6 "aleyhte" ve 1 "çekimser" oyla Rafael Grossi ve Carolyn Rodrigues Birkett takip ederken, Grossi ve Birkett'in de 2 kırmızı renkli "aleyhte" oy aldığı belirtildi.

Diğer adaylar Macky Sall 5 "lehte", 10 "aleyhte", Olara Otunnu 4 "lehte", 10 "aleyhte", 1 "çekimser", Maria Fernanda Espinosa 3 "lehte", 9 "aleyhte", 3 "çekimser", Ivonne Baki ise 1 "lehte", 14 "aleyhte" oy aldı.

Grynspan ve Rodriques-Birkett'e 3 daimi üye "lehte" oy verirken, Grossi ve Sall'a 2, Otunnu ve Espinosa'ya da daimi üyelerden 1'er "lehte" destek oyu çıktı.

BMGK'deki ön yoklama

BMGK'de gizli yapılan ve resmi olmayan ön yoklamada, her aday için Konsey üyeleri oy pusulasında bulunan "lehte", "aleyhte" ve "çekimser" seçeneklerinden birini işaretliyor.

Ön oylama, bir sonraki BM Genel Sekreteri olmak için yarışan adaylara verilen desteği ölçmek için kullanılan bir test oylama işlevi görüyor.

İlk kez bu oylamanın "renk kodlu" şekilde yapılması ise adaylık yarışının gidişatı için ayrı önem taşıyor.

BM'nin 5 daimi üyesinin adaylar için kırmızı renkte "aleyhte" oyu kullanması, 5 daimi üyenin adaylar üzerinde veto yetkisi bulunduğundan "kırmızı" oy alan adayların yarışta şansı azalıyor.

Ancak ön yoklamalar, gayri resmi bir süreç olduğundan verilen kırmızı "aleyhte" oyların bir sonraki ön seçimde veya resmi oylamada tersine çevrilme ihtimali de bulunuyor.

Yeni BM Genel Sekreter adaylığı yarışı

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in yerine geçmek için şu an 7 aday yarışıyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi, eski Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, adaylığı için görevinden izin alan BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri Rebeca Grynspan, 2018-2019 döneminde BM Genel Kurulu Başkanlığı yapan Maria Fernanda Espinosa, Guyana'nın BM Daimi Temsilcisi Carolyn Rodrigues Birkett, 1980'lerde BM Uganda Daimi Temsilciliği görevinde bulunmuş Olara Otunnu ve yarışa en son katılan Ekvadorlu siyasetçi ve diplomat Ivonne Baki adaylar arasında yer alıyor.

15 üyeli BMGK'de yapılacak kapalı oturumlarda en az 9 "evet" oyu alan ve daimi üyeler ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'nın vetosuna takılmayan aday, BM Genel Kurulu'nun onayına sunulacak.

BM Şartı Konsey'in birden fazla isim önermesini açıkça yasaklamasa da uzun süredir devam eden bir uygulama gereği BMGK'nin bir aday üzerinde anlaşarak Genel Kurul'a önermesi bekleniyor.

BMGK üyelerinin tek aday üzerinde mutabakata varmasının biraz zaman alacağı düşünülürken, yeni genel sekreterin en geç aralıkta belli olması bekleniyor.

193 üyeli Genel Kurul'da çoğunluğun onayını alan aday, 1 Ocak 2027'de BM Genel Sekreteri olarak 5 yıllığına yeni görevine başlayacak.

2016'dan bu yana iki dönemdir BM Genel Sekreterliği koltuğunda oturan Portekiz vatandaşı Guterres'in görev süresi 31 Aralık'ta sona eriyor.

Kaynak: AA

  •  

Panama’da deprem hareketliliği: 746 artçı sarsıntı kaydedildi

Panama Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Nestor Luque, ulusal yayın yapan La Prensa gazetesine verdiği demeçte, son bir haftadaki artçı sarsıntılara dikkati çekti.

Ülkede 9 Ekim'deki 7,7 büyüklüğünde deprem sonrası 746 artçı sarsıntının meydana geldiğini kaydeden Luque, "Bu büyüklükteki bir depremin ardından artçı sarsıntılar 1 ila 2 ay sürebilir." dedi.

Luque, depremin tektonik blokların yeniden dengelenmesine yol açmaya devam eden bir enerji açığa çıkardığını belirtti.

Panama'nın güney ucuna yakın Pitaloza Arriba bölgesinde 9 Ekim'de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde 30 kişi yaralanmış, yüzlerce kişi evsiz kalmıştı.

Kaynak: AA

  •  

Yemen’de Husilerin deniz araçları ve kara nakil vasıtaları hedef alındı

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı logosunu taşıyan video kaydında, siyah-beyaz gece ve gündüz hava gözetleme görüntüleri yer aldı.

Görüntülerde denizdeki botların, karadaki araçların ve bazı tesislerin takibe alındığı, ardından bu noktaların vurularak patlamaların meydana geldiği ve dumanların yükseldiği görüldü.

Kayıtta, deniz ortasında hedef göstergesine alınan bir tekneye yer verilerek, bu aracın "Yemen'e deniz yoluyla silah kaçırmak için kullanılan deniz araçlarından biri" olduğu ifade edildi.

Açık alanda park halindeki araçların hedef alındığı anlara ilişkin kesitte ise "silah kaçakçılığında kullanılan nakil araçlarının imha edildiği" kaydedildi.

Tesis ve yolların yakınındaki araçların da hedef alındığı sahnelerde, bombardıman sonrası çıkan yangınlar ve patlama anları yer aldı.

Koalisyon, söz konusu operasyonların "organize suç örgütleri tarafından Husilere yapılan silah sevkiyatını önlemeyi" amaçladığını bildirdi.

Görüntülerin diğer bölümlerinde ise sahil tesislerinin yakınındaki botların gece saatlerindeki hareketliliği ve deniz araçlarının Yemen adalarına silah taşıma faaliyetleri aktarıldı.

Sahil yakınında yan yana duran botların hava saldırısıyla vurulması ve ardından yoğun dumanların yükselmesiyle video sona erdi.

Görüntülerde, gerçekleştirilen hava saldırılarının kesin tarihleri, lokasyonları ve operasyonlar sonucu meydana gelen can veya mal kayıplarına ilişkin net bilgilere yer verilmedi.

Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Hudeyde kenti ve limanı, Husilerin kontrolünde bulunuyor. Yemen'de Nisan 2022'de sağlanan göreceli sükunetin ardından, geçen yılın temmuz ayından bu yana çatışmalarda yeniden tırmanış yaşanıyor.

Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı vilayetleri elinde tutan İran destekli Husilere karşı, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Mart 2015'ten bu yana Aden merkezli Yemen hükümetine destek veriyor.

Kaynak: AA

  •  

Rusya’dan dizel açıklaması!

Novak, başkent Moskova'da düzenlenen "Rusya Enerji Haftası" kapsamında gerçekleştirilen ana oturumda, küresel enerji piyasalarındaki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Küresel dizel piyasasında önemli bir arz sıkıntısı yaşandığını belirten Novak, "Bugün piyasada büyük bir arz açığı var. Bu açığın dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 25'ine ulaştığını değerlendiriyoruz." dedi.

Novak, arz açığının başlıca nedenleri arasında Basra Körfezi ülkelerinden dış piyasalara sevkiyat yapılamamasını ve Rusya'nın temmuzdan itibaren iç piyasayı desteklemek amacıyla dizel ihracatını yasaklamasını gösterdi.

Dizel fiyatlarındaki artışa dikkati çeken Novak, petrolün varil fiyatının 120 dolar seviyesinde bulunduğu ortamda, dizelin varil fiyatının yaklaşık 200 dolara yükseldiğini söyledi. Novak, Rusya ile ABD arasındaki dizel sevkiyatı anlaşmasını da değerlendirerek, "Bu anlaşmayı tüm piyasa katılımcılarının yararına olan pragmatik bir karar olarak değerlendiriyorum." diye konuştu.

Avrupa Birliği'nin (AB) anlaşmaya yönelik eleştirilerine değinen Novak, "Avrupalı ortaklarımızın siyasi kararlarının ve açıklamalarının, piyasanın ve tüketicilerin ihtiyaçlarıyla çelişmesine alışkınız. Bundan öncelikle Avrupalı tüketiciler zarar görüyor." ifadelerini kullandı.

Novak, Rusya'nın 2022'den bu yana Avrupa'ya 320 milyar dolarlık, 2026'nın ilk 9 ayında ise 21,3 milyar dolarlık enerji kaynağı ihraç ettiğini bildirdi.

Küresel enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle tüketicilerin alternatif enerji kaynaklarına yöneldiğine işaret eden Novak, enerji güvenliğinin sağlanması için ülkeler arasında daha yakın işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Kaynak: AA

  •  

Putin duyurdu: Rus ordusu Dobropolye’de kontrolü sağladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da savaşan Rusya Silahlı Kuvvetleri Birleşik Kuvvetler Grubu’nun bir komuta merkezini ziyaret ederek, Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov ve bazı birlik komutanlarıyla toplantı yaptı.

“Özel askeri operasyonun” gidişatı hakkında askeri yetkililerden bilgi alan Putin, burada yaptığı konuşmada, çatışma alanında 2026'nın başından bu yana 6 bin 500 kilometrekarelik alanı ve 310 yerleşim birimini ele geçirdiklerini söyledi.

Putin, “Kiev rejimi, Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarının yüzde 10'undan biraz fazlasını ve Zaporijya Bölgesi'nin yüzde 16,5'ini kontrolü altında tutmaya devam ediyor. Lugansk Halk Cumhuriyeti ise artık tamamen bizim kontrolümüz altında.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin Rusya'nın Kursk Bölgesi'ne yönelik saldırısının ardından Rus ordusunun sınır bölgelerinde “bir güvenlik kuşağı” oluşturma görevini başarıyla yerine getirmeye devam ettiğini vurgulayan Putin, “Hedefimiz, Rusya'nın sınır bölgelerinin gelecekte mutlak güvenliğini sağlamaktır. Bunu, Ukrayna ile yapılabilecek olası barış müzakerelerinin bir konusu haline getirme niyetinde değiliz.” dedi.

Putin, Kiev’in Rus sanayi tesisleri ve enerji sektörüne saldırılarına yanıt olarak Ukrayna'nın askeri ve sanayi kompleksini ve altyapı tesislerini hedef almaya devam ettiklerini bildirdi.

"Donetsk'teki Dobropolye şehrini ele geçirdik"

Cephe hattındaki durumla ilgili konuşan Putin, Rus ordusunun Donetsk bölgesindeki Dobropolye şehrini kontrol altına aldığını duyurdu.

Putin, “Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin özgürleştirilmesi, şüphesiz temel hedeflerimizden biri olmaya devam ediyor. Merkez birliklerinin Dobropolye şehrini ele geçirmesi, özel askeri operasyonda önemli bir gelişmedir. Zira bu durum, Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin sınırlarına ulaşmak için doğrudan bir yol açmaktadır.” diye konuştu.

Halihazırda Donetsk sınırları içinde 2 bin 748 kilometrekarelik bir alanın hala Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin kontrolü altında olduğuna işaret eden Putin, sadece bu yıl içinde 2 bin kilometrekareden fazla bir alanın tamamının kontrol altına alındığına dikkati çekti.

Gerasimov: Eylülden bu yana 92 yerleşim birimini ele geçirdik

Rusya Genelkurmay Başkanı Gerasimov da Putin’e verdiği raporda, 1 Eylül’den bu yana Rus ordusunun tüm cephe hattında 1800 kilometrekareden fazla alanı ve 92 yerleşim birimini ele geçirdiğini bildirdi.

Donbas bölgesinin tamamen kontrol altına alınmasını hedeflediklerini aktaran Gerasimov, “Eylül ayında ve ekim ayının ilk iki haftası içerisinde Donetsk Halk Cumhuriyeti'nde yaklaşık 500 kilometrekarelik bir alan ve 23 yerleşim yeri kontrolümüz altına girmiştir. Merkez askeri birliklerimiz, Dnipropetrovsk istikametinde düşmanın kilit savunma merkezlerinden biri olan Dobropolye şehrini kurtarmıştır.” ifadelerini kullandı.

"Eylülden bu yana 15 binden fazla Ukrayna hava hedefi düşürdük"

Kiev’in cephe hattında başarılı olamadığı için dikkatini Rusya topraklarının derinliklerindeki sivil altyapıya yönelik yoğun saldırılar düzenlediğini söyleyen Gerasimov, bu yılın ocak ayında günde ortalama 120 civarında Ukrayna insansız hava aracını (İHA) ve füzesini etkisiz hale getirdiklerini bildirdi.

Gerasimov, eylül ayı itibarıyla bu sayının 5 kat arttığını kaydederek, “Sadece eylül ayında 15 binden fazla hava hedefi düşürülmüştür, bu da günlük ortalama 500'den fazla hedefe tekabül etmektedir.” bilgisini verdi.

"Ukrayna’ya 1,5 ayda 12 büyük çaplı saldırı yapıldı"

Eylülden bu yana Ukrayna’ya 12 büyük çaplı saldırı gerçekleştirildiğini hatırlatan Gerasimov, bu saldırılarda füzelerin ve İHA’ların üretimi ve depolanmasıyla ilgili 30 askeri-sanayi tesisi ve lojistik merkezinin yanı sıra yakıt, enerji ve ulaşım altyapısına ait 14 noktanın hedef alındığını dile getirdi.

Gerasimov, saldırıların Ukrayna sanayi sektörünün seyir ve balistik füzeler dahil olmak üzere uzun menzilli silahlar üretme kapasitesini önemli ölçüde zayıflattığını, sanayi ve enerji sektörlerine ekipman teminini güçleştirdiğini savundu.

Bununla eş zamanlı olarak Ukrayna’nın kritik metalürji işletmelerine yönelik saldırılar düzenlendiğini de anlatan Gerasimov, bu saldırılar sonucunda Ukrayna’daki çelik üretiminin durduğunu, 9 metalürji işletmesinin vurularak devre dışı bırakıldığını belirtti.

Gerasimov, Rus ordusunun Ukrayna’nın liman ve lojistik altyapısına, deniz araçlarına sistematik saldırılar gerçekleştirdiğini kaydederek, “Gerçekleştirilen bu saldırılar sonucunda 76 lojistik ve depolama merkezi, 203 liman altyapı tesisi ve Ukrayna’ya askeri kargo taşımak için kullanılan 93 deniz aracı vurulmuştur.” dedi.

Kaynak: AA

  •  

Sel felaketi: Binlerce kişi tahliye edildi

Günlerdir devam eden şiddetli yağışlar, Parana, Uruguay ve Iguazu nehirlerinin su seviyelerini yükselterek Arjantin'in kuzeydoğusunda, Paraguay'ın güneyinde ve Uruguay'ın batısında taşkınlara neden oldu.

Arjantin'in kuzeydoğusundaki Corrientes eyaletinde Parana nehrinin su seviyesi yükseldiği için çiftçiler sular altında kalan meralardaki büyükbaş hayvanlarını daha yüksek kesimlere taşımaya çalışırken, pek çok kişi tahliye edildi.

Yetkililer, yeni yağışlara karşı kanallar açılması ve drenaj sistemleri kurulması için bölgede çalışma başlattı.

Sel nedeniyle en fazla tahliye ise Paraguay'da gerçekleştirildi. Yetkililer, Ayolas kentinde Parana Nehri'nin son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ve su seviyesinin daha da yükselebileceğini belirterek, 2 binden fazla kişinin tahliye edildiğini kaydetti.

Arjantin ile Brezilya sınırındaki Iguazu Şelaleleri'nde ise yükselen su seviyesi nedeniyle turistlerin ziyaret ettiği Şeytan Boğazı'na ulaşımı sağlayan yürüyüş yolu kapatıldı.

Uruguay'da da Arjantin ile ortak kullanılan Salto Grande hidroelektrik barajının kapakları, yükselen nehir seviyesini düşürmek amacıyla kademeli olarak açıldı. Bunun sonucunda nehrin aşağı kesimlerindeki bazı yerleşim yerleri sular altında kalırken, onlarca kişi evlerine dönemedi.

Yetkililer, bölgede şiddetli yağışların devam etmesinin beklendiği uyarısında bulundu.

El Nino ve La Nina hava olayları

El Nino, ekvatoral Pasifik'in orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla gelişen bir hava olayı olarak tanımlanıyor.

Pasifik Okyanusu'ndaki El Nino hava olayı, özellikle okyanuslara kıyısı bulunan bölgelerde ve dünya genelinde sıcaklık artışına neden oluyor.

Bunun tersi şeklinde nitelendirilebilecek La Nina ise dünya için daha soğuk hava koşulları anlamına geliyor. El Nino ile La Nina arasındaki geçişte de nötr yani doğal hava olayları geçerli oluyor.

Kaynak: AA

  •  

ABD federal hükümetinin bütçe açığı açıklandı!

ABD Hazine Bakanlığı, eylül ayı ve 2026 mali yılına ilişkin bütçe dengesi raporunu yayımladı.

Buna göre, 1 Ekim 2025'te başlayan ve 30 Eylül 2026'da sona eren 2026 mali yılının son ayında federal hükümet, 27 milyar dolarlık bütçe açığı verdi.

Federal hükümet, geçen yılın aynı ayında 198 milyar dolarlık bütçe fazlası kaydetmişti.

Hükümetin gelirleri, eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3 artarak 558 milyar dolara yükselirken, harcamaları yüzde 69 artışla 585 milyar dolara çıktı.

2026 mali yılında bütçe açığı yüzde 12 arttı

ABD federal hükümetinin 2026 mali yılının tamamındaki bütçe açığı 1,99 trilyon dolar olarak kaydedildi.

Ülkenin bütçe açığı, 2025 mali yılında 1,78 trilyon dolar seviyesindeydi. Böylece bütçe açığı, 2026 mali yılında geçen yıla kıyasla yüzde 12 arttı.

2026 mali yılında kaydedilen bütçe açığı, 2021 mali yılında Kovid-19 salgını döneminde görülen 2,77 trilyon dolarlık açığın ardından "5 yılın en yüksek seviyesine" ulaştı.

Federal hükümetin gelirleri, 2026 mali yılında önceki mali yıla göre yüzde 3 artarak 5,4 trilyon dolara yükseldi. Aynı dönemde harcamalar, yüzde 6 artışla 7,4 trilyon dolara çıktı.

Faiz ödemeleri arttı, gümrük vergisi gelirleri düştü

Federal hükümetin 2025 mali yılında 1,22 trilyon dolar olan brüt faiz ödemeleri, 2026 mali yılında 1,36 trilyon dolara yükseldi.

Net faiz giderleri de 2026 mali yılında 1 trilyon doları aştı. Net faiz giderleri, 2025 mali yılında 970,4 milyar dolar seviyesindeydi.

2026 mali yılında net gümrük vergisi gelirlerinde de düşüş kaydedildi.

Federal hükümetin net gümrük vergisi gelirleri, 2025 mali yılındaki 194,9 milyar dolar seviyesinden 2026 mali yılında 173,2 milyar dolara geriledi.

Kaynak: AA

  •  

Pakistan Başbakanı Şerif: Türkiye ile dayanışma içindeyiz

Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından İstanbul'da meydana gelen sel felaketine ilişkin Türkçe paylaşım yaptı.

Paylaşımda İstanbul'daki selin yol açtığı can kayıpları ve yıkımdan derin üzüntü duyduğunu belirten Şerif, "Kıymetli kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve hayatını kaybedenlerin yaslı ailelerine en içten taziyelerimi sunuyorum." ifadesini kullandı.

Şerif, yaralananların bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını, kayıp olanların ise sağ salim bulunmalarını dilediğini ifade etti.

Pakistan'ın Türkiye halkıyla dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Şerif, ülkesinin bu zorlu süreçte Türkiye'ye her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu kaydetti.

Kaynak: AA

  •  

Yunanistan Batı Trakya Türklerinin okullarını kapattı

Yunanistan'daki Batı Trakya Türk azınlığı, öğrenci azlığı gerekçesiyle azınlık okullarının kapatılmasının, çocukların ana dillerinde eğitim almasını ve toplumun kültürel değerlerinin gelecek nesillere aktarılmasını olumsuz etkilediğini belirtiyor.

  •  

Gazze'de açlık seviyesi "felaket düzeyinde"

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in soykırım ve savaş suçları işlediği Gazze Şeridi'nde açlığın "felaket düzeyine" ulaştığını özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamilelerin ciddi yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.

  •  

İşgale karşı iyilik hareketi: 'Allah için vazgeç'

Batı Şeria’daki Filistinliler, İsrail'in işgali ve ekonomik kuşatması altında büyük bir dayanışma hareketi başlattı. “Allah için vazgeç” sloganıyla başlatılan kampanyada borçlardan vazgeçildi, alacaklılar senetleri yırttı. İsrail, kampanyayı başlatan gazeteci Alaa el-Rimavi’yi tutuklasa da iyilik akımı büyüyüp çevre ülkelere yayıldı.

  •  

OpenAI'da casusluk skandalı! Mühendis dinleme cihazıyla yakalandı

OpenAI’ın San Francisco’daki ofisinde, üst düzey yöneticilerin gizli görüşmeler yaptığı toplantı odasına tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı yerleştirildi. Olayın ardından şirketin 35 yaşındaki Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ı işten çıkardığı ve FBI’ın tutukladığı ortaya çıktı. FBI olayın şirketin kritik yapay zekâ teknolojilerine yönelik bir casusluk girişimi olup olmadığını araştırıyor.
  •  

Trump duyurdu: Grönland'da petrol ve maden aramaları başlıyor! Grönland ısrarının asıl nedeni...

ABD Başkanı Donald Trump, ABD, Danimarka ve Grönland arasında imzalanan yeni güvenlik anlaşmasının ardından adada büyük ölçekli petrol, gaz ve maden arama çalışmalarının başlayacağını duyurdu. Arktik'te yükselen Çin ve Rus etkisine karşı ABD'ye iki yeni askeri üs ile 'Altın Kubbe' füze savunma sistemini kurma yetkisi veren anlaşmanın ardından aramalar başlıyor. Peki, Trump neden Grönland konusunda ısrar ediyor?
  •  

İran’a yeni saldırı iddiası! Trump-Netanyahu görüşmesinin perde arkası

ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu’nun, İsrail ve ABD’deki seçimler öncesi İran’a yönelik yeni bir saldırı ihtimalini görüştüğü öne sürüldü. Görüşmelerde İran’ın askeri ve nükleer tesislerinin hedef alınmasının konuşulduğu iddia edilirken Beyaz Saray söz konusu görüşme iddiasını yalanladı.
  •  

Papa XIV. Leo ameliyat masasına yattı! Akciğerindeki nodülün ardından Vatikan’dan açıklama

Vatikan, Papa XIV. Leo’nun akciğerinde tespit edilen nodül nedeniyle Roma’daki Gemelli Hastanesi’nde geçirdiği ameliyatın başarıyla tamamlandığını duyurdu. Operasyonun planlandığı gibi geçtiği belirtilirken, 71 yaşındaki Papa’nın ameliyat sonrası odasına döndüğü ve yaklaşık bir hafta içinde iyileşmesinin beklendiği bildirildi.
  •  

Pahalı hediye ve para talebi iddiaları gölgesinde istifa! ABD'nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle görevini bıraktı

ABD'nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle için Washington'da ipler koptu. “Pahalı hediyeler kabul ettiği” ve “yönetim yetkililerine erişim karşılığında para talep ettiği” iddialarıyla gündeme gelen Guilfoyle, Beyaz Saray'ın istifa çağrısının ardından görevini bıraktı. İddiaları reddeden Guilfoyle'a Trump'tan ise “Hakkında okuduklarım hoşuma gitmedi” çıkışı geldi.
  •  

Yol bir anda çöktü: 15 araç çukura yuvarlandı

Çin'in Yunnan Eyaletin'deki Kunming şehrinde tam bir facia yaşandı. 11 Ekim'de gerçekleştiği bildirilen olayda bir yol aniden çöktü ve sokakta ev bir çukur oluştu. Orada bulunan çok sayıda araç çukura yuvarlandı.

Faciaya ait görüntüler sosyal medyada hızla yayıldı. Resmi bir açıklamaya göre, 15 aracın mahsur kaldığı ve arama-kurtarma ekiplerinin olaya müdahale ettiği bildirildi.

Olay yerine ekipler sevk edildi.

Can kaybı olmadığı açıklandı. Ancak yerel basında yayınlanan görüntülerde birinin aracı hareket ettirmeye çalıştığı sırada hem kişinin hem de aracın çukura düştüğü ifade edildi.

Olayın neden gerçekleştiği açıklanmadı, inceleme devam ediyor.

  •  

İngiltere'deki vahşeti paylaşıp dalga geçti: Trump'tan tepki çeken kaplan videosu

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesaplarından bir kaplanla karşı karşıya geldiği yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir video paylaştı.

YORKSHIRE'DA KAN DONDURAN ÖLÜM

İngiltere'deki Yorkshire Wildlife Park hayvanat bahçesinde serbest dolaşan Bengal kaplanlarının bulunduğu "Kaplanlar Ülkesi" bölümüne giren 23 yaşındaki William Chapman, yaklaşık 200 kilo ağırlığındaki "Altai" isimli kaplanın saldırısı sonucu olay yerinde hayatını kaybetmişti.

"DOĞAYLA ASLA OYNAMAYIN!"

Trump sosyal medya hesabı Truth Social üzerinden "Doğayla asla oynamayın!" gerçek saldırı görüntülerini paylaşmıştı. Polisin ve kurbanın ailesinin görüntülerin yayılmaması yönündeki çağrılarına rağmen yapılan bu paylaşım sert eleştiriler aldı.

TAKIM ELBİSEYLE VAHŞİ DOĞA MİZAHI

Bu tepkilerin hemen ardından Trump, kendisinin bir kaplanla boğuştuğu ve kovaladığı yapay zeka tarafından üretilmiş gerçek dışı bir video klip paylaştı.

Trump'ın paylaştığı yapay zeka videosunda, mavi takım elbisesiyle çimlerin üzerinde bir kaplanın önünde yer aldığı görülüyor.

"BÜYÜK DUYARSIZLIK"

Ancak trajedinin hemen ardından yapılan paylaşım tepki aldı.

İngiliz yetkililer ve kurbanın ailesi trajik olayla ilgili saygı çağrısında bulunurken ABD Başkanı'nın konuyu bu şekilde gündeme getirmesi "duyarsızlık" olarak nitelendirildi.

Takipçilerin bir kısmı paylaşımı saygısızca ve ciddiyetsiz bulurken bazı destekçileri ise bunun yapay zeka mizahından ibaret olduğunu savundu.

  •  

Kimya fabrikasında yangın: 7 bin işçi tahliye edildi

Güney Kore'nin güneydoğusundaki sanayi kenti Ulsan'da yer alan bir kimya fabrikasında yerel saatle 09.40 sıralarında yangın çıktı. Tesisin açık alanında bulunan ve yüksek derecede yanıcı bir madde olan 8 bin litrelik toluen tankında başlayan yangın, kısa sürede büyüdü.

Rüzgarın etkisiyle kıvılcımların komşu tesislere sıçraması ve alevlerin diğer depolama tanklarını tehdit etmesi üzerine ulusal düzeyde yangın alarmı verildi. Yoğun siyah duman ve zehirli koku nedeniyle yakındaki petrokimya tesisi inşaatında çalışan yaklaşık 7 bin işçi ile çevredeki işletmelerde bulunan personel tedbir amacıyla tahliye edildi.

CAN KAYBI YAŞANMADI

Bölgeye çevre kentlerden 200'den fazla personel, yangın söndürme helikopterleri ve özel donanımlı araçlar sevk edildi.

Fabrika bünyesinde çalışan 12 personelin tamamının güvenli bir şekilde tahliye edildiği ve olayda yaralanan ya da hayatını kaybeden kimsenin bulunmadığı bildirildi.

Ekiplerin müdahalesiyle saat 13.50 sıralarında tamamen kontrol altına alınarak söndürülen yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.

  •  

Ukrayna Rusya’nın en büyük veri merkezini vurdu

VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ukrayna, Rusya’daki bir veri merkezini daha vurdu. Ukrayna, Rus bankası ve teknoloji şirketi Sberbank'a ait Volga Nehri kıyısındaki Saratov bölgesinde bulunan ülkenin en büyük veri merkezine İHA saldırısı düzenledi. Sberbank İcra Kurulu Birinci Başkan Yardımcısı Aleksandr Vedyahin, "Veri işleme merkezinin saldırıya uğradığını doğruluyoruz. Bununla birlikte Sberbank'ın tüm sistemleri ve hizmetleri normal şekilde ve kesintisiz olarak çalışmaya devam etmektedir" dedi.

Ukrayna, geçtiğimiz hafta Rus teknoloji grubu Yandex'e ait veri merkezlerine yönelik 3 saldırı düzenlemişti. Ukrayna, söz konusu saldırıların Rusya'nın kendi veri merkezlerine yönelik saldırılarına bir cevap olduğunu belirtti. Yandex ya da Sberbank, Ukrayna saldırılarında süper bilgisayarların zarar görüp görmediğine ilişkin bir açıklamada bulunmadı.

Sberbank, Yandex ile birlikte Rusya'nın yapay zeka alanındaki lider geliştiricisi konumunda bulunuyor. Rusya pazarı, Sberbank'ın GigaChat modeli ile YandexGPT arasında paylaşılmış durumda.

💾

<p>Ukrayna, Rus bankası ve teknoloji şirketi Sberbank'a ait ülkenin en büyük veri merkezini vurdu.<br>
<br>
Ukrayna, Rusya’daki bir veri merkezini daha vurdu. Ukrayna, Rus bankası ve teknoloji şirketi Sberbank'a ait Volga Nehri kıyısındaki Saratov bölgesinde bulunan ülkenin en büyük veri merkezine İHA saldırısı düzenledi. Sberbank İcra Kurulu Birinci Başkan Yardımcısı Aleksandr Vedyahin, "Veri işleme merkezinin saldırıya uğradığını doğruluyoruz. Bununla birlikte Sberbank'ın tüm sistemleri ve hizmetleri normal şekilde ve kesintisiz olarak çalışmaya devam etmektedir" dedi.<br>
<br>
Ukrayna, geçtiğimiz hafta Rus teknoloji grubu Yandex'e ait veri merkezlerine yönelik 3 saldırı düzenlemişti. Ukrayna, söz konusu saldırıların Rusya'nın kendi veri merkezlerine yönelik saldırılarına bir cevap olduğunu belirtti. Yandex ya da Sberbank, Ukrayna saldırılarında süper bilgisayarların zarar görüp görmediğine ilişkin bir açıklamada bulunmadı.<br>
<br>
Sberbank, Yandex ile birlikte Rusya'nın yapay zeka alanındaki lider geliştiricisi konumunda bulunuyor. Rusya pazarı, Sberbank'ın GigaChat modeli ile YandexGPT arasında paylaşılmış durumda.</p>
  •  

ABD'de karaya çıkan kasırgada 6 kişi öldü

ABD’de kategori 3 seviyesinden kategori 2’ye gerileyerek cumartesi günü Florida eyaleti kıyılarında karaya çıkan Isaias Kasırgası’nın bilançosu belli oldu. Florida Valisi Ron DeSantis yaptığı açıklamada, kasırga sebebiyle eyalette 6 kişinin öldüğünü bildirdi.

Can kayıplarından 2'si, eyaletin batısındaki Escambia County'de meydana geldi. Bu kişilerden biri, bir ağacın evin üzerine devrilmesi sonucu, diğeri ise garajda çalışan jeneratörden kaynaklanan karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetti.

Florida'daki kasırga sonucu bir evin üstüne ağaç düştü.

Florida Valisi Ron DeSantis, diğer 4 can kaybından birinin trafik ışıklarının çalışmadığı bir kavşakta meydana gelen kazayla bağlantılı olduğunu, 2 kişinin ise fırtına nedeniyle tıbbi tedavilerinin aksaması sonucu yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Isaias Kasırgası nedeniyle Florida, Alabama, Georgia ve Mississippi eyaletlerinde yüz binlerce kişi elektriksiz kalmıştı. Alabama Valisi Kay Ivey, cumartesi günü yaptığı açıklamada, eyalette fırtına nedeniyle 2 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.

  •  

ABD'nin savaş hattı değişiyor! Trump: Eşsiz bir konuma sahip!

Trump, sosyal medya hesabından, daha önce ülkesinin kontrolünde olması gerektiğini savunduğu Grönland'a ilişkin açıklamalarda bulundu. Grönland'da devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu aktaran Trump, Grönland'ın, hem ülkesi hem de Avrupa'nın savunması ve güvenliği bakımından eşi benzeri olmayan bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Trump, "ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırı Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacak." ifadesini kullandı.

Grönland'ın konumu infografik

"EŞSİZ BİR KONUM VE GÖRÜŞ SAĞLIYOR"

Savunma sistemlerinin burada insansız hava araçlarını, füzeleri veya "henüz hayal edilmemiş her türlü silahı" rutin olarak etkisiz hale getireceğini savunan Trump, Grönland'ın kendilerine dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar "zaman, konum ve görüş hattı" sağladığını ifade etti.

Trump, Grönland'a "ulusal güvenlik" gerekçeleriyle ihtiyaç duyduklarını birçok defa belirtmiş, Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland ise bu söylemlere tepki göstermişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, 22 Eylül'de New York'ta ABD'nin Grönland'da güvenlik kontrollerini sağlamasına ilişkin anlaşmaya imza atmıştı.

Arktik Denizi'nde önem kazanan ticaret yolları infografik

GRÖNLAND'IN KONTROLÜ ABD'YE GEÇMİŞTİ

Yaklaşık bir ay önce ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, Grönland'ın kontrolünü ABD yetkisine veren bir anlaşma imzaladı.

Söz konusu anlaşma adanın kaderini ABD'ye bağlı kıldı. Ayrıca anlaşmaya göre ABD Grönland'da iki yeni askeri üs ve Altın Kubbe füze savunma sistemleri kuracak. Yeni anlaşmayla ABD artık adada şunları yapabilecek:

  • Pituffik Uzay Üssü'ndeki (eski adıyla Thule Hava Üssü) operasyonlarını "modernize edebilir ve genişletebilir".

  • Grönland'ın güneyindeki Narsarsuaq ve doğusundaki Mestersvig'de iki savunma bölgesi kurabilir.

  • Grönland genelinde ve karasularında serbest uçuş, karaya iniş ve denizaltı erişim hakkına sahip olabilir.

  •  

600 doktor adayının geleceği tehlikede: Çobanbey Tıp Fakültesi’nde kapatılma belirsizliği

Suriye’de sağlık çalışanlarından sancağı devir alarak hastalarına kavuşmak isteyen genç doktor adaylarının eğitim gördüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çobanbey Tıp Fakültesi’nde belirsizlik sürüyor. Suriye’deki Türk üniversitelerinin entegrasyon süreci kapsamında kapatılacağına ilişkin iddiaların ardından yaklaşık 600 öğrencinin eğitim ve mezuniyet süreci tehlikeye girdi. Bir dönem doktor adaylarıyla dolup taşan derslikler bugün boş kalırken, son sınıf öğrencileri mezuniyetlerini güvence altına alabilmek için hastanelerde gönüllü internlik yaparak akademik risk alıyorlar. Öğrenciler, Türkiye ve Suriye makamlarından gelecek resmî açıklamayı beklerken, “Suriye’nin sağlık sistemine hizmet etmeye hazırız ancak belirsizlik nedeniyle eğitimimiz yarım kalabilir” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.

TARAFLAR BİRBİRİNDEN HABER BEKLİYOR

Çobanbey Tıp Fakültesi 6’ncı sınıf öğrencisi Bashar Alwiso, 2025-2026 eğitim öğretim yılında Mart itibariyle Suriye tarafından Türk üniversitelerinin kapatılması ile ilgili yayınlanan kararla birlikte yaklaşık 7 aydır öğrencilerin ciddi stres altında yaşadığını belirtti. Türk yetkililerin yaşanan mağduriyet hakkında Suriye tarafından resmi bir karar beklediklerini dile getiren Alwiso, üniversitenin akıbeti ile ilgili Suriye tarafına sorduğumuzda “onlar tarafından bu kararın netleştiği entegrasyonun tamamen tamamlandığı fakat Türkiye tarafından Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) veya Sağlık Bilimleri Üniversitesi rektörlüğü tarafından resmi bir açıklama beklediğini” ifade etti.

SADECE RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÇÖZEBİLİR

“Entegrasyonun tamamlanmasına rağmen Suriye’nin beklediği açıklama nedir?” sorusunu yönelttiğimiz Alwiso,

“Üniversitedeki 600'e yakın öğrencinin üniversitesine veya Suriye'nin diğer üniversitelerine entegrasyon aşamaları hazır.” Çobanbey Tıp Fakültesi 2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla açılan bir üniversite olduğu için, yalnızca Sayın Erdoğan'ın imzasıyla kapatılıp Suriye'deki diğer üniversitelere entegrasyonu yapılabilir.

Yani son sözü Türkiye Cumhuriyeti Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yapması gerektiğini dile getiriyorlar” şeklinde yanıt verdi. Bu bilgileri Suriye Yüksek Öğretim Kurumu Başkanı Marwan El-Halabi’nin resmi Facebook sayfasındaki yaptığı açıklamalara istinaden söylediğini ayrıca vurgulayan Alwiso, “Yaşanan mağduriyete dair açıklama veya karar yayınlanmadı.” Bu durumun öğrencileri ağır bir stres yükü altında bıraktığının altını çizen Alwiso, eylül ayında Türkiye'deki eğitim öğretim yılının başladığı ve Suriye'de de Türkiye'de başlanan tarihten ortalama bir ay sonra bu eğitimin başlaması gerektiğinin altını çizdi.

DOKTOR ADAYLARININ EĞİTİM HAKLARI YANMAK ÜZERE

Eğer Suriye’deki üniversitelere yatay geçiş yapılacaksa bile o tarihleri kaçırmak üzere olduklarını ifade eden Alwiso, “Resmi bir açıklama yapılmaması da bizi daha çok ümitsizliğin içine sürüklüyor” ifadelerine yer verdi.

ÜNİVERSİTE KAPANACAK İDDİALARI

Suriye’deki öğrencilerin Türkiye eğitim ve öğretim yılının takvimine göre, Temmuz ayında internlüğe başlanması gerekiyordu. Fakat bu yıl yaşanan eğitim öğretimin askıya alınmasıyla birlikte öğrencilerin internlüğe başlaması iki hafta gecikti. Doktor adayları internlüğe başladıktan sonra yeni kararlar alındığını öğrendiler. Bu kararlar hakkında bildiklerini aktaran Alwiso, “İlk başta bizim bu iki haftalık gecikmemizin sebebi üniversitenin kapanma durumu olduğu aktardılar” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversite Çobanbey Tıp Fakültesi’nde mevcut öğrenciler mezun olmadan bu üniversitenin kapatılmaması ve kapatılmayacağı söylendiğini ve bundan dolayı tekrar internlüğe başladıklarını ifade eden Alwiso, “Temmuz'un 16'sında 2 hafta geç ede olsa internlüğe başladık. Mezuniyetimiz aksamayacaktı. Fakat bir eylülden sonra eğitime başlaması gereken diğer öğrenciler için bu teorik eğitimin başlamayacağını söylediler” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çobanbey Tıp Fakültesi tarafından bu açıklama eğitimlerinin askıya alındığını öğrenen öğrenciler interlüğe başlayamadılar.

MEZUNİYET SALLANTIDA: GÖNÜLLÜ İNTERN OLARAK ÇALIŞIYORLAR

Şu an çevredeki hastanelerde gönüllü internler olarak devam ettiklerini ve bunun dekanlık tarafından takip edilmediğini ifade eden Alwiso, “Biz gönüllü olarak intern karnelerimizi doldurmaya çalışıyoruz ki eğer bizim lehimize bir karar alınırsa mezuniyetimiz aksamasın” şeklinde konuştu. Fakat çıkacak kararın leyhlerine mi aleyhlerine mi çıkacağına dair büyük bir bilinmezlik içinde çaresizce bekliyorlar.

Eğitimleri faaliyetlerinin askıya alınmasına dair yapılan resmi açıklamada, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ders kayıtları ve eğitim öğretim harçlarının ödenmesi talimatı geldiğini fakat eylül ayının başlarında ortalama 2-3 gün sonra yapılan açıklamada, “Şimdilik eğitim ve üretim ücretlerinin ödemeleri askıya alındı. Lütfen herkes beklesin” şeklinde resmi açıklama yapıldı.

Suriye’nin sağlık sektörünün sancağını devir alacak genç doktor adayları bu mağduriyetin sebebini, Türkiye tarafından resmi bir açıklama yapılmaması ve Suriye tarafındaki Yüksek Öğretim Kurumu’nun Türkiye tarafından alınacak resmi bir kararı beklediklerini dile getiriyorlar.

GÖNÜLLÜ STAJLARI AKADEMİK HAYATLARINI BİTİREBİLİR

Akademik hayatı tehlikede olan son sınıf öğrencisi Alwiso’ya yönelttiğimiz, “Eğitim hayatınıza Suriye'deki diğer üniversitelere aktarılarak devam etmeniz gerektiği söylenirse yaptığınız stajlar sayılmayacak mı?” sorusuna,

“Diğer üniversitelere geçmemiz halinde yaptığımız staj yok sayılacak ve mezuniyetimizi olumsuz yönde etkileyecek. Fakat bizim üniversitenin Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çobanbey Tıp Fakültesi’nde eğitim öğretim yılına devam edersek ve olumlu bir karar alınırsa bu yaptığımız stajlar sayılacak ve mezuniyetimizi olumsuz yönde etkilemeyecek” yanıtını verdi.

SON ÇARE YATAY GEÇİŞ BEKLEYİŞİ

Öğrenciler Suriye'deki üniversitelere yatay geçişle alınacak ve stajlarını orada yapacaklar. Daha sonra da mezun edeceğiz. Şeklinde bir çalışma var mı? sorusuna Alwiso,

Yakındıkları şeyin tam da bu olduğunu, belirsizliğin bunalıma soktuğunu, “Resmi bir açıklama yapılmadığını ve yatay geçiş hakkında herhangi bir açıklama yapılmadığı” şeklinde yanıt verdi.

EN GÜNCEL EĞİTİM TÜRK ÜNİVERSİTELERİNDE

“Müfredatta denklik var mı? Suriye hükümeti yatay geçişe onay verdiğinde ‘Türk üniversitelerinde almış olduğunuz eğitim Suriye üniversitelerinde vermiş olduğumuz eğitime denk değil’ şeklinde durumla karşı karşıya kalır mısınız? sorusuna,

Türk üniversitelerinde aldıkları eğitimin Türkçe ve en güncel eğitim olduğunu vurgulayan Alwiso, “En güncel teorik eğitimi aldığımızı dile getirmek istiyorum. Halep Üniversitesi'nde ve Suriye'de bulunan diğer üniversitelerde bulunan öğrenciler ile iletişime geçtiğimizde onların aldığı eğitim bizim eğitime göre eski kaynaklarla eğitim aldıklarını söyleyebilirim” dedi.

Türkiye'deki üniversiteler ve küresel düzeyde tıp eğitimi veren fakülteler tamamen denk ve güncel bilgilerden oluşmasına rağmen, Suriye'deki eğitimin bundan farklı olduğu noktalara dikkat çeken Alwiso, “2010 ve öncesi yani iç savaştan önce verilen eğitimle hala aynı eğitime devam ediliyor” dedi.

SURİYE’DEKİ TIP FAKÜLTELERİNDE EĞİTİM DİLİ DÜNYA TERMİNOLOJİSİNE UYMUYOR

Eğitim hayatlarına darbe vuracak diğer bir noktanın ise “eğitim dili” olduğunu belirten Alwiso, “Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çobanbey Tıp Fakültesi’nde aldığımız eğitim dili Türkçe ve Suriye, Arap ülkeleri dahilinde dünyada tıp eğitim dili tamamen Arapça olan tek ülke ve bu bizi oldukça zor duruma sokacak” ifadelerini kullandı.

Alwiso, Biz eğer Suriye üniversitelerine geçişimiz sağlansa bile Arapça tıp eğitimi görmemiş öğrenciler olarak oldukça zor durumda kalacaklarını ifade etti. Dünyanın her yerinde tıp dilinin ortak olduğunu belirten Alwiso, “Suriye, tıp alanında eğitim dilinin tamamı Arapça olan tek ülke. Suriye'deki tıp fakülteleri bu küresel tıp terminolojisini kendi dilinde harmanlamış ve kendine özgü kavramları var. Arapça dili iyi olan kişiler bile bu durumdan yakınıyor” şeklinde konuştu.

EĞİTİM YUVALARININ KAPILARINA KİLİT VURULACAK

Alwiso’ya yönelttiğimiz, “Şu an intern olan altıncı sınıf öğrencileri mezun olmadan önce fakültenin kapatılmasına karar verilirse mevcut fakülteyi Suriye yönetiminin devralmaya dair adımı var mı?” sorusuna,

“Bizim aleyhimize alınan kararla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Fakat yapılan ilk açıklamada 2026 yılının Mart ayında yapılan ilk açıklamada yaptıkları açıklama şu yöndeydi. Suriye'de bulunan Türk üniversitelerinin entegrasyon sonrası kapılarını kilit vurulacağını ve kalıcı olarak kapatılacağı belirtilmişti” yanıtını verdi.

‘SURİYE’DE BİR ÜNİVERSİTENİN DEKANLIĞINA BAĞLANALIM’

Üniversitede eğitim gören öğrenciler olarak yetkililere bir tavsiyede bulunduklarını dile getirdi. Entegrasyonun sağlanması halinde Çobanbey Tıp Fakültesi’nde bulunan öğrenciler eğitimlerine aynı fakültede devam etsin ve dekanlık olarak Suriye’de herhangi bir üniversitesinin dekanlığına bağlansın diyen Alwiso, “Öğrenciler evlerini üniversitenin çevresinde kiraladılar ve uzun yıllardır burada eğitim aldı. Alışılmış bir kurum olduğu için en azından bu kuruma devam edelim. Ama idari olarak dekanlık olarak Suriye'nin belirlenen üniversite dekanlığı çatısı altında devam etmemizi hani edebiliriz. Bununla ilgili resmi bir açıklama veya resmi bir geri dönüş alamadık” dedi.

YATAY GEÇİŞ ÇÖZÜM DEĞİL: SINIR İZİNLERİ ENGEL OLACAK

Bu üniversitede eğitim gören yaklaşık 600 öğrenci arasında ortalama 45 öğrencinin Türkiye'de ikamet ettiği ve sadece bu üniversiteyi eğitim görmek için Türkiye'den Suriye'ye geldiğini, Suriye üniversitelerine geçişin sağlanması halinde sorunun tamamen çözülmeyeceğini dile getiren Alwiso, “Benimde aralarından bulunduğum birçok öğrenci büyük bir sorun sorunla karşı karşıya kalacağız. Geçici koruma statüsünde Türkiye'de ikamet eden öğrencilerin Suriye'ye geçişinde sınır izinlerinin üniversite dekanlığı sağlıyordu. Eğer aleyhimize bir karar alınırsa sınır izinlerimiz kaldırılacak. Yani Türkiye'den Suriye'ye geçişimiz mümkün olmayacak” şeklinde yatay geçisin sorunları tamamen çözmediğini dile getirdi.

💾

<p><br>
Türkiye ve Suriye makamlarının resmi adım atmaması yüzünden Suriye’deki Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çobanbey Tıp Fakültesi'nde yaklaşık 600 öğrencinin eğitim ve mezuniyet süreci zora girdi.</p>

<p>Suriye’deki Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çobanbey Tıp Fakültesi'nde yaklaşık 600 öğrencinin eğitim ve mezuniyet süreci, üniversitenin kapatılacağına dair iddialar nedeniyle tehlikeye girdi. Öğrenciler, Türkiye ve Suriye makamlarından gelecek resmi açıklamaları bekliyor.</p>

<p> </p>
  •  

Son dakika... Riyad'da patlama sesleri

Son dakika haberi: Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, erken uyarı sisteminin başkent genelinde devreye girdiği bildirildi. Kurum ayrıca vatandaşların uyarı anında izlemesi gereken güvenlik talimatlarını içeren bir bilgilendirme mesajı paylaştı.

RİYAD'DA 4 PATLAMA SESİ DUYULDU

Görgü tanıklarından edinilen bilgiye göre uyarının ardından Riyad'da 4 patlama sesi duyuldu.

Arap Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Husilerin Riyad'ı hedef alan bir balistik füze saldırısı düzenlediğini duyurdu. Maliki, balistik füzenin müdahale edilerek imha edildiğini kaydetti.

FÜZELER İMHA EDİLDİ

Sivil Savunma Müdürlüğünden kısa süre sonra yapılan açıklamada da tehlikenin geçtiği kaydedildi.

Riyad'da cep telefonu kullanıcılarına tehdidin geçtiği, olası isabet noktalarından uzak durmaları, çevredeki herhangi bir yabancı cisme yaklaşmamaları uyarısı içeren ikinci bir bildirim gönderildi.

Yemen'deki İran destekli Husiler, bir süredir Suudi Arabistan'da başkent Riyad'a ve diğer birçok bölgeye balistik füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenliyor.

💾

<p>Yemen'deki İran destekli Husilerin hedef aldığı Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da saldırı uyarısı sonrası patlama sesleri duyuldu.</p>

<p>Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğünün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, erken uyarı sisteminin başkent genelinde devreye girdiği bildirildi. Kurum ayrıca vatandaşların uyarı anında izlemesi gereken güvenlik talimatlarını içeren bir bilgilendirme mesajı paylaştı.</p>

<p>Görgü tanıklarından edinilen bilgiye göre uyarının ardından Riyad'da 4 patlama sesi duyuldu.</p>

<p>Sivil Savunma Müdürlüğünden kısa süre sonra yapılan açıklamada da tehlikenin geçtiği kaydedildi.</p>

<p>Riyad'da cep telefonu kullanıcılarına tehdidin geçtiği, olası isabet noktalarından uzak durmaları, çevredeki herhangi bir yabancı cisme yaklaşmamaları uyarısı içeren ikinci bir bildirim gönderildi.</p>

<p>Yemen'deki İran destekli Husiler, bir süredir Suudi Arabistan'da başkent Riyad'a ve diğer birçok bölgeye balistik füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenliyor.</p>

<p> </p>
  •  

Husilerin silahlarının ardında o ülke var! Herkes İran sanıyordu...

Orta Doğu'da güvenlik dengelerini etkileyebilecek yeni bir gelişme gündemde. Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarıyla bölgesel gerilimi tırmandıran Husilerin, yalnızca İran'dan gelen silahlara bağımlı kalmayarak kendi gelişmiş balistik füzelerini üretmek için harekete geçtiği öne sürüldü. WSJ'nin incelediği yeni bir rapor, bu girişimde Çin'den temin edilen parçaların rolüne işaret etti.

Çatışma bölgelerinde silahların izini ve tedarik zincirlerini araştıran Conflict Armament Research kuruluşunun raporuna göre Husiler, İran'ın en gelişmiş balistik silahlarından biri olan Hayber Şiken füzesinin benzerini üretmek için gerekli bileşenleri Çinli bir tedarikçiden ülkeye getirdi.

İddia edilen üretim girişiminin başarıya ulaşması hâlinde, Husilerin füze kapasitesinde önemli bir artış yaşanabileceği belirtiliyor. Yaklaşık 1.930 kilometre menzile sahip olması hedeflenen füze, Suudi Arabistan'ın tamamını ve İsrail'i menziline alabilecek potansiyele sahip.

SUUDİ ARABİSTAN'A YÖNELİK SALDIRILARDA ÇİN DETAYI

Husilerin füze üretimine yönelik girişimi, Suudi Arabistan'la gerilimin yükseldiği bir dönemde ortaya çıktı. WSJ'nin haberine göre örgüt, Riyad yönetiminin öncülük ettiği ablukayı kırmak amacıyla son haftalarda Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırdı.

Husilerin saldırıları, Körfez bölgesindeki güvenlik risklerini artırırken örgütün daha uzun menzilli ve daha güçlü silahlara erişme ihtimali yeni endişeleri beraberinde getiriyor.

Rapora göre Yemenli yetkililer, geçen yıl iki ayrı sevkiyata el koydu. Çeşitli ticari ürünlerin arasına gizlenmiş füze ekipmanları ve üretimde kullanılabilecek bileşenler, Husilerin silah tedarik ağlarına ilişkin önemli bulgular ortaya koydu.

Ele geçirilen parçalar arasında özel üretim metal füze bileşenleri, motor ve gövde parçaları, füzenin uçuş dengesini sağlayan kanatçıklar ve katı yakıtlı roket motoruna ait bileşenler bulunuyor. Yetkililerin ayrıca füze üretiminde kullanılabilecek test ekipmanları, aletler ve yüksek ısıya dayanıklı malzemelere el koyduğu bildirildi.

İRAN'IN HAYBER ŞİKEN FÜZESİNE BENZER BİR SİSTEM GELİŞTİRMEK İSTİYORLAR

Husilerin üretmeye çalıştığı sistemin, İran'ın Hayber Şiken balistik füzesini örnek aldığı belirtiliyor. İran, ilk kez 2022'de tanıttığı bu füzeyi geçen ilkbaharda ABD ile yaşanan savaş sırasında Amerikan üslerine karşı kullanmıştı. WSJ'nin daha önceki haberlerinde, füzenin bazı saldırılarda belirli ölçüde başarı sağladığı aktarılmıştı.

Hayber Şiken'i öne çıkaran özelliklerden biri, hava savunma sistemlerinden kaçmayı zorlaştıran manevra kabiliyeti. Füzenin bazı varyantlarında, patlayıcı savaş başlığını taşıyan burun bölümünün uçuşun son aşamasında ana gövdeden ayrılarak küçük bir motor yardımıyla yön değiştirebildiği belirtiliyor.

Bu teknolojinin benzerini geliştirmek, Husilerin yalnızca dışarıdan temin edilen silahları kullanan bir örgüt olmaktan çıkarak daha gelişmiş silah sistemleri üretmeye yöneldiğine işaret edebilir.

Ancak raporda, füze üretiminin hangi aşamada olduğu konusunda kesin bir tespit bulunmuyor. Uzmanlar, ithal edilen bileşenlerin üretimin başladığını gösterebileceği gibi, başarısızlıkla sonuçlanan üretim girişimlerinin de parçası olabileceğine dikkat çekiyor.

UZMANLAR UYARIYOR: DAHA UZUN MENZİL, DAHA BÜYÜK TEHDİT

BM'nin Yemen yaptırımlarını izleyen uzman heyetinde daha önce görev yapan Henry Thompson, Husilerin en az iki yıldır Çin'den katı yakıtlı balistik füze bileşenleri ithal ettiğine ilişkin kanıtlar bulunduğunu söyledi.

Thompson'a göre orta menzilli balistik füzeler, Husilere seyir füzeleri ve insansız hava araçlarına kıyasla daha büyük bir savaş başlığı taşıyarak Suudi Arabistan'ın iç kesimlerindeki hedeflere ulaşma imkânı sağlayabilir.

Bu durum, özellikle kritik altyapı, enerji tesisleri ve hava ulaşımı açısından güvenlik risklerini artırabilir.

Washington merkezli Basha Report'un kurucusu Mohammed al-Basha da Husilerin yıllar içinde İran'a bağımlılığını azalttığını ve kendi silahlarını üretme konusunda daha fazla kapasite kazandığını belirtti.

Al-Basha, örgütün yerli üretim kapasitesini geliştirdiğini, tedarik zincirlerini çeşitlendirdiğini, operasyonel deneyim kazandığını ve bölgesel kaçakçılarla uluslararası tedarik ağlarıyla ilişkiler kurduğunu söyledi.

ÇİN'DEN HUSİLERE UZANAN TEDARİK ZİNCİRİ

WSJ'nin aktardığı verilere göre Çinli şirketler, Husilere gönderilmek üzere yola çıkan ve sonradan el konulan ürünlerin başlıca kaynakları arasında yer alıyor. Silah uzmanlarının topladığı veriler, ABD yaptırımları kapsamındaki Husilere ait insansız hava aracı parçalarının tedarikçilerinin çoğunun Çin'de bulunduğuna işaret ediyor.

Sevkiyat belgelerinde, kendisini havacılık ve uzay sanayisine yönelik özel metal parçalar üreten bir şirket olarak tanıtan Çinli bir üreticinin adı yer aldı. Ancak şirketin kimliği raporda açıklanmadı.

Çin yönetimi, Yemen'deki Husilere yönelik Birleşmiş Milletler silah ambargosuna uyduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, ithal edilen bazı parçaların sivil amaçlarla da kullanılabilen çift kullanımlı ürünler olduğu, bazı bileşenlerin ise doğrudan füze sistemlerinde kullanılmak üzere tasarlandığı bildiriliyor.

Stratejik danışmanlık şirketi Horizon Engage'in araştırma direktörü Michael Knights, Çin menşeli bileşenlerin Husilerin balistik füze programında kullanılmasının, Pekin'in çift kullanımlı teknolojilerin nihai varış noktasını kontrol etme kapasitesi konusunda soru işaretleri doğurduğunu söyledi.

ABD, geçen yıl Çinli bir şirketi Husilerin Kızıldeniz'deki Amerikan gemilerine yönelik saldırılar düzenlemesine yardımcı olmakla suçlamıştı.

FÜZELERİN ARKASINDAKİ GERÇEK KAPASİTE HENÜZ NET DEĞİL

Conflict Armament Research kıdemli analisti Fabian Hinz, Çin'den bu tür bileşenlerin ithal edilmesinin Husilerin üretime başlamış olabileceğine veya üretim girişimlerinin henüz başarıya ulaşmadığına işaret edebileceğini söyledi.

Hinz, Husilerin silah üretim tesislerini etkili biçimde kamufle etmesi nedeniyle füze programının hangi aşamada olduğunun belirlenmesinin zorlaştığını ifade etti.

Kuruluşun uzmanları, 2024'ün sonlarında daha kısa menzilli Sadr füzesiyle bağlantılı, özel olarak işlenmiş metal parçaların ithalatını da belgelemişti. Ancak bu parçaların hangi tedarikçi tarafından sağlandığı bilinmiyor.

💾

<p>Orta Doğu’daki güç dengelerini sarsacak yeni bir istihbarat raporu, Yemen’deki Husilerin yalnızca İran’dan hazır silah almakla kalmayıp kendi gelişmiş balistik füzelerini üretmek için harekete geçtiğini ortaya koydu. Wall Street Journal’ın (WSJ) Conflict Armament Research verilerine dayandırdığı habere göre örgüt, İran’ın yüksek manevra kabiliyetine sahip Hayber Şiken füzesinin bir benzerini geliştirmek üzere Çin merkezli tedarikçilerden kritik bileşenler temin etti. Yemenli yetkililerce sivil kargoların arasına gizlenmiş halde ele geçirilen iki ayrı sevkiyatta; özel işlenmiş metal gövde parçaları, yön kanatçıkları, katı yakıtlı motor aksamları ve yüksek ısıya dayanıklı test ekipmanları bulundu.</p>

<p>Yaklaşık 1.930 kilometrelik bir menzile ulaşması hedeflenen bu yeni sistem, başarıyla tamamlanması halinde Suudi Arabistan’ın tamamı ile İsrail’i doğrudan hedef alma kapasitesine sahip. Husilerin son haftalarda Riyad yönetimine yönelik saldırılarını tırmandırdığı bir dönemde ortaya çıkan bu tedarik ağı, örgütün sadece dış yardımlara bağımlı bir yapıdan çıkıp kendi füze üretim altyapısını kurmaya yöneldiğini gösteriyor. Hava savunma sistemlerini atlatabilen oynar başlıklı bu füze teknolojisi, bölgedeki kritik enerji altyapıları, havacılık ve genel güvenlik açısından tehdidin boyutunu katlıyor.</p>

<p>Olayın uluslararası boyutunda ise Çin menşeli şirketlerin rolleri tartışma konusu oldu. Pekin yönetimi BM'nin Yemen'e yönelik silah ambargosuna uyduğunu savunsa da raporda el konulan malzemelerin bir kısmının doğrudan füze imalatına özel, bir kısmının ise çift kullanımlı teknolojiler olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, örgütün üretim tesislerini son derece sıkı bir şekilde gizlemesi sebebiyle projenin tam olarak hangi aşamada olduğunu tespit etmenin güç olduğunu belirtirken, bu küresel tedarik ağının Husilerin bölgesel operasyonel gücünü ve bağımsızlığını artırdığı konusunda hemfikir.</p>
  •  

Küresel Güçlerin Biyolojik Karanlığı

Küresel Güçlerin Biyolojik Karanlığı

Dünya, nükleer silahların gölgesinde yaşarken daha sessiz, daha görünmez ve sınır tanımayan başka bir tehditle karşı karşıya: biyolojik güç mücadelesi.

İnsanlık; tehlikeli patojenler, yüksek riskli araştırmalar, denetimsiz laboratuvarlar ve devletlerin sakladığı gizli bilgilerin oluşturduğu sinsi bir tehdide karşı çaresizce beklemektedir.

Bir tarafta küresel biyolojik faaliyetleri tartışılan ABD, diğer tarafta açıklama bekleyen Rusya ve COVID-19’un kökenine ilişkin soru işaretlerinin hâlâ giderilemediği Çin var.

Bu tabloda uluslararası sağlık sisteminin en güçlü aktörlerinden biri olması gereken Dünya Sağlık Örgütü ise büyük güçlerin siyasi hesaplarının arasında sıkışmış durumda.

Oysa tarih bize gerçeği defalarca acı tecrübelerle öğretti: Güç denetlenmediğinde suistimale, gizlilik sorgulanmadığında ise felakete dönüşür.

Bugün, Sibirya’nın buzlu coğrafyasından Washington’ın kirli biyolojik dehlizlerine, Wuhan’ın koridorlarından Ukrayna’nın çatışma bölgelerindeki gizli tesislerine kadar uzanan devasa bir hat, insanlığın kaderini rehin almış durumda.

Soru artık yeni bir pandeminin gelip gelmeyeceği değil; bu felaketin hangi laboratuvarın sızıntısıyla tetikleneceğidir.

İNSANLIKLA OYNANAN BİYOLOJİK RUS RULETİ

Rusya’da yaşanan son gelişme, sorunun ciddiyetini yeniden gündeme taşıdı. Sibirya’daki İrkutsk Veba ile Mücadele Enstitüsü’nde çalışan 28 yaşındaki laboratuvar teknisyeni Daria Shipilova, 2 Ekim’de ağır zatürre nedeniyle hayatını kaybetti.

Yerel basın, Shipilova'nın laboratuvarda canlı veba bakterisi (Yersinia pestis) içeren bir deney tüpünü kırdığı ve bu kazadan sonra enfekte olduğunu iddia etti. Ancak Rus biyogüvenlik komisyonu, laboratuvar kazası iddialarını reddederek hastanedeki müdahale yetersizliklerine işaret etti.

Gündeme gelen ikinci bir ölüm iddiası ise Rus makamları tarafından reddedilmekte 200 kişinin karantina altına alındığı belirtilmektedir.

Rus makamları yaklaşık 5 bin test yapıldığını, tehlikeli patojen tespit edilmediğini ve temaslılarda bağlantılı hastalık görülmediğini açıkladı. Ancak DSÖ, herhangi bir bulaşma kanıtına ulaşamasa da ölümün kesin nedeninin hâlâ bilinmediğini bildirdi.

Oysa şüphe edilen akciğer vebası (pnömonik veba), bilinen tüm bakteriyel hastalıklar arasında en ölümcül ve en hızlı yayılan enfeksiyonlardan biri olarak değerlendiriliyor. “Kara Ölüm” olarak tarihe geçen veba hastalığının akciğerleri hedef alan bu formu, tıp dünyasında adeta zamanla yarışılan acil bir durum olarak kabul ediliyor.

Hastalığı bir halk sağlığı kabusuna dönüştüren neden, ilk 24 saat içinde antibiyotik verilmezse ölüm oranının yüzde yüze yakın olmasıdır.

Solunum yoluyla insandan insana çok kolay bulaşabilen, doğrudan akciğerleri hedef alan hastalık; şiddetli, kanamalı zatürreye yol açarak hastayı nefessiz bırakabiliyor.

Üstelik çok agresif, kitlesel ve ölümcül olduğu için uluslararası düzeyde en yüksek riskli biyolojik silah ajanı (Kategori A) olarak da kabul ediliyor.

Yaşanan trajedinin yanı sıra asıl korkutucu olan, Rus makamlarının böylesine ölümcül risklere rağmen vakayla ilgili katı kapalılığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bu bilgi kısırlığı karşısında çaresiz kalışıdır.

Böylece devletlerin bilgi saklama eğilimi ve uluslararası koordinasyondaki zayıflık; ölümcül riskleri yalnızca bir virüsün veya bakterinin kendisinden ibaret olmaktan çıkarıyor.

Büyük güçlerin ortak sorunu, biyolojik güvenliği ulusal çıkarların gerisinde bırakabilmeleridir.

Washington, Moskova veya Pekin fark etmiyor: Tehlikeli bir patojenin sınır aşması için vizeye, diplomatik izne ya da siyasi uzlaşmaya ihtiyacı yoktur.

Buna rağmen biyolojik araştırmaların ayrıntıları, laboratuvar güvenliği ve olası kazalar söz konusu olduğunda devletler çoğu zaman bilgiyi paylaşmak yerine kontrol etmeyi tercih ediyor. Biyolojik tehdit küresel, şeffaflık ise hâlâ ulusal bir tercih olmaya devam ediyor.

AMERİKA’NIN ORTALIĞA SAÇILAN KİRLİ SIRLARI

İnsanlığın karşı karşıya olduğu biyolojik tehlikelere ilişkin bilgiler, ABD Ulusal İstihbarat Teşkilatı’nın (DNI) son dönemde deşifre ettiği belgelerle de gün yüzüne çıkmıştı.

Üstelik ABD’nin insanlığı ölümcül tehdit altına sokan kirli sırlarını, bizzat Amerika istihbaratının en tepesindeki isim, Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard haziran ayında istifa etmeden hemen önce açıkladı.

Yıllarca "komplo teorisi" damgasıyla gölgelenmeye çalışılan bu belgelerde, Amerika’nın 30’u aşkın ülkede 120’den fazla gizli biyolojik araştırma laboratuvarının nasıl faaliyet gösterdiği ortaya konuyor.

Ukrayna’dan Gürcistan’a, Asya’dan Afrika’nın kırılgan coğrafyalarına kadar çatışma bölgelerinde kurulan bu tesisler; şarbon, Ebola, Marburg, SARS ve veba gibi en yüksek riskli patojenleri barındırıyor.

Virüs ve mikroorganizmaların özelliklerini değiştiren tehlikeli işlev kazanımı “Gain-of-Function" araştırmalarının yapıldığı bu tesislerin üçte birinin Rusya ile aktif savaşın devam ettiği Ukrayna olması ise tehlikenin boyutunu daha da artırıyor.

Bu laboratuvarların varlığı ve finansmanıyla ilgili kanıtların bilerek Amerikan halkından gizlendiğini açıklayan Gabbard, denetimlerin yetersiz olduğu merkezlerdeki tehlikelere dikkat çekmişti.

Gabbard’ın yayımladığı yüzlerce gizli belge, Dr. Anthony Fauci’nin başında bulunduğu ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) aracılığıyla Wuhan’daki koronavirüs araştırmalarına fon aktarıldığını ortaya koydu.

Bu belgeler, Çin’i yıllarca ölümcül virüs yaymakla suçlayan Amerika’nın, yarasa koronavirüsleri üzerinde yürütülen araştırmalara nasıl milyonlarca dolar aktardığını açıkça gösteriyor.

Gabbard’ın açıklamaları, pandemi sürecinde tüm dünyaya söylenen yalanların, uygulanan sansür ve örtbas operasyonlarının en net itirafıdır.

Amerika, insanlığın canı pahasına yürütülen bu tehlikeli araştırmaları sağlık bakanlıklarının ya da DSÖ’nün bütçeleriyle değil, doğrudan Pentagon’un (Savaş Bakanlığı) örtülü ödenekleriyle fonluyor.

DSÖ’NÜN ACZİYETİ VE SAVUNMASIZ DÜNYA

Bugün gelinen noktada, küresel halk sağlığının koruyucusu olması gereken Dünya Sağlık Örgütü, süper güçlerin jeopolitik çıkarları ve bilgi saklama refleksleri karşısında tamamen işlevsizleşmiş durumdadır.

DSÖ, ne Rusya’nın laboratuvarlarında ne de Washington’ın küresel ölçekte finanse ettiği karanlık projelerde şeffaf bir denetim mekanizması kurabilmektedir.

Örgütün acziyeti ve ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin bu mekanizmalardan 22 Ocak itibarıyla çekilmesi, uluslararası toplumu korumasız ve savunmasız bir duruma mahkûm etmektedir.

Amerika’nın kendi ülkesinde yapmaya cesaret etmediği, biyogüvenlik açısından en tehlikeli deneyleri kilometrelerce uzaktaki coğrafyalarda, denetimden uzak bir şekilde yürütmesi karşısında hiçbir mekanizma devreye giremiyor.

Çin’in laboratuvar sızıntılarıyla suçlanırken benzer kirli çarkların Washington merkezli fonlarla döndüğünün anlaşılması, insanlığın nasıl ikiyüzlü ve ölümcül bir tehditle karşı karşıya olduğunu yansıtmaktadır.

Dünyayı biyolojik tehditlere karşı korumak, yalnızca başka devletleri suçlamakla değil; bilgi paylaşmak, denetime açık olmak ve ortak kurumları güçlendirmekle mümkündür.

Küresel sağlık güvenliği, siyasi açıklamalarla değil; doğrulanabilir bilgi ve işleyen denetim mekanizmalarıyla sağlanabilir.

BİYOLOJİK GÜÇ SARHOŞLUĞU VE İNSANLIĞIN KABUSU

Sibirya’daki ölümün nedeni henüz açıklığa kavuşmadı. ABD’nin finanse ettiği 120’den fazla laboratuvara ilişkin sarsıcı açıklamalara rağmen bu kirli faaliyetlerin detayları hâlâ tam olarak aydınlatılabilmiş ve sorumlulardan hesap sorulabilmiş değil.

Hatta milyonlarca insanı hayattan kopartan, tüm insanlığı derinden etkileyen COVID-19’un kökenine ilişkin tartışmalar bile hâlâ kesin bir sonuca ulaşmış değil.

Bu olaylar, biyolojik güvenlik alanında şeffaflık, denetim ve uluslararası iş birliğinin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunun en açık göstergesidir.

Bugün insanlığın önündeki en büyük tehdit, virüslerin mutasyona uğramasından ziyade o virüsleri birer cephaneliğe, jeopolitik birer silaha dönüştürenlerin bitmek bilmeyen güç hırsıdır.

Biyolojik Silahlar Sözleşmesi, biyolojik ve toksin silahlarının geliştirilmesini, üretilmesini ve stoklanmasını yasaklıyor. Ancak sözleşmenin kapsamlı ve bağlayıcı bir doğrulama-denetim mekanizmasına sahip olmaması, uygulamanın izlenmesi bakımından önemli bir boşluk doğuruyor.

Bu boşluklar kapatılmadıkça ülkeler birbirlerini suçlayabilir, istihbarat raporları açıklayabilir ve diplomatik restleşmeler yaşanabilir.

Oysa bilim, emperyalist hedeflerin kitle imha silahı değil, insanlığın ortak mirasıdır. Pentagon’un veya Moskova’nın yeraltı sığınaklarında rehin tutulacak bir kitle imha aracı olamaz.

Çıkar ve tahakküm hırsıyla hareket eden Amerika, Rusya ve Çin gibi küresel aktörler; laboratuvar fonları, bilimsel araştırma maskeleri ve genetik veri bankaları ardına gizlenerek virüs genomlarını birer cephaneliğe çevirmektedir.

Tulsi Gabbard’ın ifşa ettiği belgeler, küresel sistemin sinsi fay hatlarını gözler önüne sermiştir. İnsanlığın sonunu getirebilecek en tehlikeli biyolojik altyapı, şeffaflıktan uzak gizli laboratuvarları elinde tutan güç sarhoşlarının kontrolündedir.

Pentagon’un sınır ötesindeki denetimsiz dehlizlerinde rehin tutulan bu biyolojik gizemlerin hesabı sorulmadıkça; yarın yaşanacak her felaketin laboratuvar siparişi birer katil virüs olup olmadığını asla bilemeyeceğiz.

Dünya halkları, canlarıyla ödediği bedellere karşı hesap verebilir, şeffaf ve küresel bir denetim düzenini acilen kurmak zorundadır.

Çünkü tehlikeli bir patojen sınırları geçtiğinde, laboratuvarın hangi ülkeye ait olduğu veya araştırmanın hangi siyasi gerekçeyle yürütüldüğü önemini kaybeder.

Virüsler ve bakteriler devletlerin sınırlarını tanımadığı gibi bilimsel belirsizlikler de siyasi propagandayla ortadan kalkmaz.

Gerçek bir küresel biyolojik güvenlik düzeni kurulamazsa, tıpkı bundan önceki felaketlerde olduğu gibi bütün insanlık acı sonuçlarla yüzleşmek ve yeni kabuslar görmek zorunda kalabilir.

  •  

Suudi Arabistan: Husiler saldırılarının sonuçlarıyla yüzleşecek

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Yemen'deki Husilerin, ülkedeki havalimanlarına, Mekke ve Medine'ye, Haremeyn-i Şerifeyn'i (Kabe ve Mescid-i Nebevi) ziyaret edenlere, sivil ve ekonomik tesislere yönelik saldırılarının sonuçlarıyla yüzleşeceğini bildirdi. Açıklamada saldırılarda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifa dilekleri iletildi.

  •  

Trump: Erdoğan benim yakın dostum, kendisinden ne istersem yapacağını düşünüyorum

Trump: Erdoğan benim yakın dostum, kendisinden ne istersem yapacağını düşünüyorum 13.10.2026 Diken

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin Yemen sürecinde alacağı role ilişkin "Cumhurbaşkanı Erdoğan benim yakın bir dostum, Erdoğan’ın kendisinden ne istersem yapacağını düşünüyorum" dedi.

The post Trump: Erdoğan benim yakın dostum, kendisinden ne istersem yapacağını düşünüyorum appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .
  •  

Yabancı yatırımcı için: Komünist Küba, petrol yasalarını kaldırdı

Yabancı yatırımcı için: Komünist Küba, petrol yasalarını kaldırdı 13.10.2026 Diken

ABD'nin petrol kısıtlamalarıyla mücadele eden komünist Küba yönetimi, petrol arama ve üretim sektörünü yabancı yatırımlara açmak amacıyla 1938 ve 1959 tarihli yasaları yürürlükten kaldırdı.

The post Yabancı yatırımcı için: Komünist Küba, petrol yasalarını kaldırdı appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .
  •  

NASA'dan Ay'daki elektrik tehlikesi için 150 bin dolarlık yarışma

NASA, Ay görevlerinde statik elektrik birikimi yüzünden "yürüyen yüksek voltaj kondansatörüne" dönüşebilecek astronotları korumak için yeni bir yarışma başlattı. 150 bin dolar ödüllü projede, uzay kıyafetlerindeki tehlikeli elektrik yükünü güvenle boşaltacak yenilikçi çözümler aranıyor.
  •  

Papa 14. Leo hastaneye yatırıldı

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, akciğerinde tespit edilen kitle nodül nedeniyle bugün geçireceği operasyon için hastaneye yatırıldı.
  •  

Trablus’ta şiddetli yağış yolları su altında bıraktı

Libya Kızılayı Trablus Şubesinden yapılan açıklamada, Kızılay ekiplerinin yağmurun ardından su birikintisi oluşan bir bölgede elektrik akımına kapılan bir kişinin cesedine ulaştığı belirtildi.

Açıklamada, vatandaşların açık kablolardan ve elektrik trafolarından uzak durmaları uyarısı yapıldı.

Öte yandan Trablus Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada, kötü hava koşulları nedeniyle üniversitede eğitime bir gün ara verildiği kaydedildi.

Sosyal medya hesaplarında ise başkentin birçok caddesinde yağmur sonrası biriken sel sularının seviyesinin araçların üzerini kapattığı görüntüler paylaşıldı.

Kaynak: AA

  •  

Küresel İslami finans liderleri Londra’da buluştu

AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi, doğru ekonomik modeli geliştirme sorumluluğunun yerine getirilmediği durumda bütün insanlığın bunun bedelini ödeyeceğini belirterek, "İslami bankalar sorumluluklarını üstlenip standartlarını yükselttiğinde, geleneksel bankaların da onları takip edeceğinden eminim." dedi.

Anadolu Ajansının "Global İletişim Ortağı" olduğu 5. AlBaraka Zirvesi, İslami finansın etik ilkeleri, düzenleyici çerçeve ile bu alandaki teknoloji ve finansal fırsatları masaya yatırmak üzere bu yıl Londra'da 13-14 Ekim'de "Eylemde Etik: Temelleri Yeniden İnşa Etmek ve İslami Ekonominin Küresel Etkisini İleri Taşımak" temasıyla düzenleniyor.

Zirvede verilen bilgilere göre, küresel İslami finans sektörünün büyüklüğü 6 trilyon dolara ulaşırken dünyadaki sukuk ihraçları bir trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Dünya genelinde İslami tüketim ekonomisinin büyüklüğü ise 2,6 trilyon dolara yükseldi.

"Etik değerler günlük uygulamalara yansıtılmalı"

Zirvenin açılışında konuşan AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi, İslam ekonomisiyle ilgili uluslararası etkinlikler düzenlemenin kolay olmadığını ve önemli zorluklar barındırdığını söyledi.

Bu kapsamda AlBaraka organizasyonlarını İstanbul, Karaçi ve Kahire gibi farklı önemli şehirlerde gerçekleştirdiklerini kaydeden Khalawi, bu girişimlerin sadece İslami finans sektörüyle sınırlı olmadığını dile getirdi.

Khalawi, bu girişimlerin bütün insanlığın geleceğini ilgilendirdiğini belirterek, "Doğru ekonomik modeli geliştirme sorumluluğumuza inanmazsak, bütün insanlık bunun bedelini ödeyecektir." dedi.

Halihazırda dünyanın iklim değişikliği, aşırı sıcaklar, kuraklık, gıda güvenliği, savaşlar ve artan yoksulluk gibi birçok krizle karşı karşıya olduğunu ifade eden Khalawi, bu zorlukların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini aktardı.

Khalawi, dünyanın bir bölümünde bir milyardan fazla insan yoksullukla mücadele ederken diğer tarafta büyük servetler biriktiğini kaydederek, "Teknolojik gelişmeler ve ekonomik büyüme, insanlığın tamamı için refah üretmediğinde, bu gelişmelerin gerçek anlamda başarılı olarak değerlendirilmesi mümkün değil. Bu çelişkinin temelinde ise yalnızca ekonomik eşitsizlikler değil, etik değerlerin ihmal edilmesi yatıyor." diye konuştu.

Bu çerçevede sosyal medya ve yapay zeka gibi alanlarda çocukları, aileleri ve toplumu korumaya yönelik tartışmaların yalnızca teknoloji politikaları olarak görülmemesi gerektiğini, bunların aynı zamanda etik sorumluluk, toplumsal bilinç ve insanların geleceğiyle ilgili olduğunun altını çizen Khalawi, İslami bankacılık için de bu etik değerlerin kritik önemde olduğunu vurguladı.

Khalawi, İslami finansın yalnızca ürünlerin biçimsel olarak farklılaştırılmasıyla yetinemeyeceğini, etik değerlerin günlük uygulamalara, müşteri ilişkilerine ve kurumsal kararlara göre ne ölçüde yansıtıldığıyla ortaya çıkması gerektiğini anlattı.

İslami finansın özellikle risk konusunda daha sorumlu bir yaklaşım ortaya koyması gerektiğini dile getiren Khalawi, İslami finansın yalnızca faizsiz finansal işlemler sunan bir sistem olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda güvenilirlik, hesap verebilirlik ve müşterinin korunması gibi değerleri de uygulamalarının merkezine yerleştirmesi gerektiğini ifade etti.

Khalawi, İslami bankaların bu sorumluluğu üstlenip standartlarını yükselttiğinde geleneksel bankacılık sektörünün de rekabetin etkisiyle benzer yönde ilerleyebileceğini söyledi.

Bu kapsamda İslami bankaların dini ve etik ilkeleri gerçek anlamda uygulayarak finans sektörünün tamamına örnek olabilecek bir konuma sahip olduğunu belirten Khalawi, "İslami bankalar sorumluluklarını üstlenip standartlarını yükselttiğinde, geleneksel bankaların da onları takip edeceğinden eminim. İslami değerler çerçevesinin tamamını hayata geçirmeliyiz, yalnızca bu değerlerden söz etmekle yetinmemeliyiz. Dolayısıyla bu yalnızca İslami finans sektörüne liderlik etmeyi amaçlayan bir konferans değil." diye konuştu.

Khalawi, İslami finans sektörüne etik değerleri uygulamada daha görünür kılma çağrısında bulundu.

İslami Finans Kurumları Muhasebe ve Denetim Örgütü (AAOIFI) Uluslararası Şeriat Konseyi Başkanı Müftü Muhammed Taki Osmani de açılışta İslami finansta etik değerlerin uygulanmasının önemine dikkati çeken bir konuşma yaptı.

Mauritius Konut ve Arazi Bakanı Shakeel Ahmed Yousuf Mohamed ise ülkesinde İslami finansa yönelik uygulamalardan bahsederek, bu alandaki uluslararası kuruluşları Mauritius'ta faaliyet göstermeye ve faaliyetlerini artırmaya davet etti.

Açılış konuşmalarının ardından sponsorlara plaket takdim edildi. Anadolu Ajansının plaketini, AA Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru aldı.

Zirvenin stratejik partneri İslam Ticaret ve Kalkınma Odası (ICCD), küresel partneri Al Baraka Group, altın sponsoru Arab Bank Europe ve gümüş sponsoru Libya Afrika Yatırım Portföyü'nün (LAIP) temsilcileri de plaketlerini teslim aldı.

Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen "İslam Ekonomisi için Stratejik Liderlik" oturumunda düzenleyici çerçevenin yeniden inşa edilmesi, kamu politikalarında etiğin hayata geçirilmesi, stratejik liderlik ve küresel etki ve geleceğe yönelik eylem öncelikleri masaya yatırıldı.

Kaynak: AA

  •  

Suriye: İsrail, Suveyda’da milisleri finanse ediyor

Suriye Dışişleri Bakanı Asaad el-Şaibani Salı günü, İsrail'i güneydeki Suveyda kentinde devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı milisleri desteklemekle, onlara bölgede "kaos gündemi"ni uygulamaları için silah ve para sağlamakla suçladı.

Suriye Arap Haber Ajansı'na (SANA) göre, El-Şaibani bu açıklamaları Şam'da Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Genel Direktörü Sabrina Dallafior ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptı.

Esad rejiminin devrildiği Aralık 2024'ten bu yana İsrail'i, altyapıya yönelik saldırılar ve Suriye topraklarının işgali yoluyla Suriye'yi istikrarsızlaştırmaya çalışmakla suçladı.

Bakan ayrıca İsrail güçlerini Suriyelileri zorla yerlerinden etmek ve keyfi tutuklamalar yapmakla suçladı ve onlarca Suriyeli tutuklunun akıbetinin bilinmediğini söyledi.

El-Şaibani, uluslararası toplumu bölgeyi kaosa sürüklemekle tehdit eden İsrail eylemlerini durdurmaya çağırdı ve BM güçlerinin uygulamasına izin verecek şekilde 1974 tarihli geri çekilme anlaşmasına geri dönülmesini istedi.

İsrail'i, bir buçuk yıldır devam eden ve ABD'nin sponsorluğunda yürütülen müzakerelere ciddi bir şekilde katılmaya çağıran yetkili, Şam'ın Suriye'nin güvenliğini ve egemenliğini gözeten bir anlaşmaya varmaya olan bağlılığını vurguladı.

İsrail, 1967'den beri Suriye'nin Golan Tepeleri'nin büyük bir bölümünü işgal altında tutuyor. Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından İsrail güçleri, askerden arındırılmış tampon bölgeyi ele geçirdi ve güney Suriye'deki varlığını genişletti.

1974'te imzalanan ayrılık anlaşması, Suriye ve İsrail güçleri arasında BM gözetiminde bir tampon bölge oluşturdu.

Suriye ve İsrail, gerilimi azaltmak, İsrail'in askeri operasyonlarını durdurmak ve bir güvenlik anlaşmasına varmak amacıyla ABD arabuluculuğunda birkaç tur görüşme gerçekleştirdi.

Ağustos ayında, ABD arabuluculuğuyla Suriye ve İsrail heyetleri Ürdün'de bir araya gelerek İsrail'in saldırılarını, tutuklamalarını ve askeri operasyonlarını durdurmaya yönelik tedbirleri ve İsrail güçlerinin Aralık 2024 öncesindeki konumlarına geri çekilmesini görüştüler

Kaynak: AA

  •  

Duterte’ye karşı açılan 3 azil davası düşürüldü

Filipinler Temsilciler Meclisi savcıları Salı günü Başkan Yardımcısı Sara Duterte hakkındaki dört suçlamadan üçünü düşürdü ve Senato azil mahkemesinin yargılayacağı tek suçlamanın açıklanamayan servet olduğu iddiası kaldı.

İngiliz gazetesi Phil Star'ın haberine göre, düşürülen suçlamalar arasında gizli fonların kötüye kullanılması ve suikast planı iddiaları yer alıyor.

Senato azil mahkemesi, suçlamaların geri çekilmesini kabul ederek Duterte'nin yargılamasının açıklanamayan servetle ilgili tek bir suçlama üzerinden devam etmesine karar verdi.

Başsavcı Jinky Luistro mahkemeye, "Bugün, savcılık saygıyla üç suçlamadan da vazgeçtiğini beyan eder. Sadece bir suçlamaya, yani açıklanamayan servetle ilgili ikinci maddeye odaklanacağız" dedi.

Bu, Duterte'nin ancak açıklanamayan ve beyan edilmemiş serveti nedeniyle suçlandığı Anayasa'nın II. Maddesi uyarınca beraat edebileceği veya mahkum edilebileceği anlamına geliyor.

Geri çekilme, azil davasının önemli ölçüde küçültülmesi olarak değerlendiriliyor; zira düşürülen suçlamalar arasında Duterte'ye yöneltilen en önemli iki iddia yer alıyordu: gizli fonların kötüye kullanılması ve Cumhurbaşkanı Ferdinand Marcos Jr., First Lady Liza Araneta-Marcos ve eski Meclis Başkanı Martin Romualdez'e yönelik ciddi tehditler.

Duterte, suçlu bulunması halinde 2028'deki başkanlık da dahil olmak üzere kamu görevine aday olmaktan men edilebilir.

Kaynak: AA

  •  

BM’den ticari gemilere yönelik saldırılara kınama

Birleşmiş Milletler Salı günü Karadeniz'de ticari gemilere yönelik insansız hava aracı saldırılarını kınayarak, küresel gıda tedarik zincirleri ve uluslararası denizcilik mürettebatı için artan tehlikelere dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in sözcüsü Stephane Dujarric gazetecilere yaptığı açıklamada, "Sivil gemilere yönelik saldırıları, özellikle de Bulgaristan kıyılarında gerçekleşen son saldırıyı elbette kınıyoruz" dedi.

Tahıl ve temel ihtiyaç maddeleri taşıyan gemilere yönelik saldırıların arttığı ve bunun dünya çapında emtia fiyatlarını etkilediği konusunda uyarıda bulundu.

Dujarric, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki artan denizcilik tehlikelerine paralellikler kurarak, uluslararası toplumun küresel ticareti sürdürmek için ölümcül koşullar altında çalışan denizcilere minnettar olması gerektiğini vurguladı.

Bu açıklamalar, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev'in, Malta bayraklı Chelsea 3 gemisinin Salı günü erken saatlerde Byala'nın 18 deniz mili doğusunda güvertesine ve yan tarafına üç insansız hava aracının çarpmasının ardından imdat çağrısı gönderdiğini doğrulamasının ardından geldi. Ukrayna'ya ait gemideki 15 mürettebat üyesinin tamamı güvenli bir şekilde Varna'ya tahliye edildi.

Radev, Krapets'in 17 deniz mili doğusunda başka bir geminin vurulduğunu ve ardından battığını, bir denizcinin kurtarıldığını bildirdi.

Kaynak: AA

  •  

8 dakika konuştu, 6 dakika soru aldı! Trump’ın yeni sözcüsü Katie Zacharia’nın ilk zorlu sınavı

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni Beyaz Saray Basın Sözcüsü Katie Zacharia, ilk basın toplantısıyla ABD medyasının gündemine oturdu. Görevinin ikinci gününde kameraların karşısına geçen Zacharia’nın 14 dakikada bitirdiği toplantıda yalnızca üç gazeteciye soru hakkı tanıması, notlarına sık sık başvurması ve eşinden söz ederken yanlışlıkla “Başkanım” demesi dikkat çekti. Yunanistan Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle’un istifasının Trump tarafından istendiğini de duyuran Zacharia, gergin tavırları ve tekdüze ses tonuyla eleştirilirken Trump, yeni sözcüsü için “Bence çok iyiydi” dedi.
  •  

Terörsüz Bölge sürecinde kritik eşik! Sincar’da PKK uzantısı YBŞ bir ay içinde silahlarını Irak yönetimine teslim edecek

Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi açısından kritik öneme sahip Sincar’da silahlı varlığın sona erdirilmesi için bir aylık süre açıklandı. Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, bölgedeki silahlı unsurların dağdan inerek silahlarını devlete teslim edeceğini bildirdi. Irak genelindeki silah dosyasının kapatılması için ise gelecek yılın haziran ayı hedef gösterildi.
  •  

Ünlü oyuncu Selma Blair gözaltına alındı! Uçakta dehşet saçtı polise ve kabin ekibine saldırdı

Los Angeles-New York seferini yapan uçakta kabin görevlisini yumruklayıp diğerini ısıran, ardından kaldırıldığı hastanede polis ve hemşireye saldıran ünlü aktris Selma Blair, havalimanında gözaltına alındı. Hakkında iki ayrı 'ikinci derece saldırı' suçlamasıyla hakim karşısına çıkarılan 54 yaşındaki oyuncu, suçlamaları reddetmesinin ardından kefaletle serbest bırakıldı.
  •  

Casusluk tehlikesine karşı küresel alarm: Kritik tesislerde yabancı elektrikli araç yasağı genişliyor

Elektrikli ve akıllı otomobillerin sahip olduğu gelişmiş kamera, mikrofon ile sürekli kayıt özellikleri, küresel çapta askeri tesisler için büyük güvenlik açığı oluşturuyor. Türkiye’de ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI gibi savunma sanayisi devleri, casusluk risklerine karşı yabancı elektrikli araçların kampüslere girişini yasakladı. Türkiye’nin attığı kritik adım; ABD, Çin, Almanya, İngiltere ve Polonya gibi ülkelerin askeri üslerde uyguladığı katı güvenlik tedbirleriyle paralellik gösteriyor. Küresel aktörler, ulusal güvenliklerini tehdit eden teknolojik casusluk faaliyetlerine karşı önlemlerini her geçen gün artırıyor.
  •  

Mitingde protestocuya yumrukla daldılar! Trump dalga geçti: "Şişman oğlan"

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ohio eyaletine bağlı Youngstown kentindeki mitinginde bir protestocu yaka paça salondan çıkarılıp darp edildi. Trump kendisine hareket çeken eylemciyle dalga geçti ve 'Eve, annesinin yanına dönüyor. Acilen diyete girmesi lazım. Bayağı şişman bir oğlan.' dedi. O anlar gündeme damga vurdu.
  •  

Pakistan'da yolcu treni raydan çıktı! Ölü ve yaralılar var

Pakistan’ın Multan bölgesinde Peşaver’e giden yolcu treninin raydan çıkması sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, 30’dan fazla kişi yaralandı. Saatte 100 kilometre hızla ilerlerken kaza yapan trende kurtarma çalışmaları devam ederken son bir yılda art arda yaşanan kazalar ise ülkedeki demir yolu altyapısı ve bakım ihmallerini yeniden tartışmaya açtı.
  •  

Fransa'da perakende zincirlerine siber darbe! Yangınlar çıktı tonlarca gıda çöp oldu

Fransa’da süpermarketlerin soğutma sistemlerini hackleyen siber saldırganlar, buzdolaplarını altı saat boyunca 50°C’ye kadar ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine ve ülkenin onlarca milyon avroluk dev bir zarara uğramasına yol açtı. Başta Intermarché olmak üzere dev perakende zincirlerini felç eden ve küçük çaplı yangınlara sebep olan bu emsalsiz sabotaj, Fransız yetkililer tarafından halk sağlığına ve gıda güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olarak nitelendirildi.
  •  

İsrail yine ortalığı karıştırdı! Bu kez de uçakta bomba alarmı

İsrail’in Tel Aviv kentindeki Ben Gurion Havalimanı’na inen Delta Havayollarına ait New York kalkışlı yolcu uçağı, gelen isimsiz bomba ihbarı üzerine izole bir alana çekilerek tahliye edildi. Güvenlik güçlerince uçakta gerçekleştirilen detaylı aramaların ardından herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı ve havalimanındaki operasyonların normale döndüğü bildirildi.
  •  

Karadeniz'de iki gemiye İHA saldırısı: Biri battı, 11 denizci kayıp

Karadeniz'de iki gemiye İHA saldırısı: Biri battı, 11 denizci kayıp 13.10.2026 Diken

Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısı açıklarında insansız hava aracı (İHA) saldırısına uğrayan iki gemiden biri battı.

The post Karadeniz'de iki gemiye İHA saldırısı: Biri battı, 11 denizci kayıp appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .
  •  

Trump destekçileri, tişörtünde 'Epstein belgelerini yayınla' yazan protestocuyu dövdü

Trump destekçileri, tişörtünde 'Epstein belgelerini yayınla' yazan protestocuyu dövdü 13.10.2026 Diken

Seçim mitinginde ABD Başkanı Donald Trump'ı "(Jeffrey) Epstein dosyalarını yayınlayın" yazılı bir tişörtle protesto eden kadın, saldırıya uğradı. Trump da "Pislik, şişman" diyerek protestocuyla dalga geçti.

The post Trump destekçileri, tişörtünde 'Epstein belgelerini yayınla' yazan protestocuyu dövdü appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .
  •  

Elon Musk, Cumhuriyetçi Parti'ye en az 276 milyon dolar bağışlamış

Elon Musk, Cumhuriyetçi Parti'ye en az 276 milyon dolar bağışlamış 13.10.2026 Diken

ABD'li milyarder Elon Musk’ın 3 Kasım'daki ara seçimler için Cumhuriyet Parti'ye en az 276 milyon dolar bağışladığı bildirildi.

The post Elon Musk, Cumhuriyetçi Parti'ye en az 276 milyon dolar bağışlamış appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .
  •  

Kürt sorunu çözülürse Barzani'nin Nobel Barış Ödülü adayı Erdoğan

Kürt sorunu çözülürse Barzani'nin Nobel Barış Ödülü adayı Erdoğan 13.10.2026 Diken

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Neçirvan Barzani Kürt sorunu çözülürse Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi.

The post Kürt sorunu çözülürse Barzani'nin Nobel Barış Ödülü adayı Erdoğan appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .
  •  

Piyangoyu kazandım diye şaka yaptı, sonra gerçekten kazandı

İngiltere'de üç çocuk annesi bir kadın, eşine sahte kazıkazan şakası yaptıktan haftalar sonra National Lottery'den 1 milyon sterlin kazandı. Bu olay, kasabanın İngiltere'nin en şanslı bölgelerinden biri olma ünvanını bir kez daha gözler önüne serdi.
  •  

Uçakta tahtakurusu paniği: Sefer iptal edildi

Avustralyalı hava yolu şirketi Qantasın RomaPerth seferi, uçakta tahtakurusu tespit edilmesi üzerine iptal edildi. Bir önceki uçuşta yolcuların böcek ısırıklarından şikayet ettiği uçak, kapsamlı temizlik ve bakım için seferden çekildi. Yolcular alternatif uçuşlara yönlendirildi.
  •  

Endonezyada veri merkezleri su krizinin odağında

Endonezyanın Batam Adasında yüzlerce kişi, evlerine su ulaşmadığı gerekçesiyle veri merkezlerini protesto etti. Yapay zeka yatırımlarıyla dijital merkeze dönüşen adada, su kaynaklarının yetersizliği ve veri merkezlerinin tüketimi tartışma yarattı.
  •  

Moskova, Trumpın enerji ateşkesi açıklamasına neden sessiz kalıyor?

Trump, Rusya ve Ukraynanın enerji altyapısına yönelik saldırıları durdurmak için ateşkeste anlaştığını duyurdu. Ancak Kremlin anlaşmayı doğrulamadı. Moskovaya yakın medya, ateşkesin Rusyaya avantaj sağlayacağını savunurken, Kremlinin Ukraynayı kendi şartlarında barışa zorlamayı hedeflediği değerlendiriliyor.
  •  

Azerbaycan'da başörtüsü yasağına öğrencilerden tepki: Asla açmayacağız

Video için tıklayınız

💾

<p>Bakü'de 84 numaralı okulun kapısından çevrilen başörtülü öğrencilerin muhabire verdiği cevaplar sosyal medyada gündem oldu. Kendi istekleriyle örtündüklerini belirten öğrenciler, eğitim haklarından vazgeçmeyeceklerini ifade ettiler..</p>

<p>Azerbaycan genelindeki devlet okullarında son haftalarda kılık kıyafet yönetmeliği gerekçe gösterilerek İslam'ın emri başörtüsüsnün kısıtlamasının yeniden katı bir şekilde uygulanmaya başlanması, kamuoyunda büyük tepki. Sosyal medyada paylaşılan ve kısa sürede yayılan görüntülerde, haftanın ilk günü okula giden başörtülü öğrencilerin okul kapısından geri çevrildiği anlar yer aldı. Bir muhabirin okula alınmayan başörtülü çocuklara uzattığı mikrofona verilen cevaplar dikkat çekti.</p>

<p><strong>"BAŞÖRTÜMÜ AÇMAYACAĞIM, EĞİTİMİMİ DE ALACAĞIM"</strong></p>

<p>Görüntülerde 84 numaralı okulun öğrencisi olduğu belirtilen çocukların, muhabirin başörtülerini çıkararak okula girme teklifini kesin bir dille reddettiği görüldü. Eğitim alma hakkı olduğunu belirten 5'inci sınıf öğrencisi Çöhrə İsmayılova, "84 numaralı tam ortaokulun beşinci sınıf öğrencisiyim. Eğitim alma hakkım var, aynı zamanda başörtümü de takmalıyım. Bana başörtünü aç, gel eğitim al diye baskı yapıyorlar. Ben başörtümü açmayacağım, eğitimimi de alacağım." dedi.</p>

<p><strong>"KENDİ İSTEĞİMLE BAŞLADIM"</strong></p>

<p>Muhabirin öğrencilere yönelttiği aile baskısı iddialarına ilişkin sorular da görüntülerde yer buldu. Ailesi tarafından zorlanmadığını anlatan bir başka öğrenci muhabire cevap vererek, "Hayır, 10 yaşındayken kendi isteğimle başladım." ifadelerini kullandı. Aynı okulda 9B sınıfı öğrencisi olan Gülxar Mənsurəzadə ve Zeynəb Qasımova da başörtülerini çıkarıp eğitimlerine devam etme teklifini kabul etmedi.</p>

<p><strong>"ASLA AÇMAYACAĞIM"</strong></p>

<p>Öğretmenlerin ve okul yönetiminin başörtüsünü çıkarma yönündeki telkinlerine rağmen kararlı duruş sergileyen öğrencilerin tavrı kameralara yansıdı. Eğitimine devam etmek istediğine dikkat çeken bir öğrenci, "Eğitimime devam etmek istiyorum ama başörtümü asla açmayacağım." diye konuştu. Muhabirin gruptaki diğer kız öğrencilere yönelttiği başörtülerini açarak okula girmek isteyip istemedikleri sorusuna ise çocuklar hep bir ağızdan "Asla" diyerek karşılık verdi.</p>
  •  

Breaking Bad'ın oyuncusu hayatını kaybetti

Mitte'nin temsilcisi BBC'ye yaptığı açıklamada, oyuncunun yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Polis yetkilileri, Mitte'nin ölüm nedeninin henüz belirlenmediğini, soruşturmanın sürdüğünü ve herhangi bir suç şüphesine rastlanmadığını bildirdi.

RJ Mitte

Serebral palsiyle mücadele eden 34 yaşındaki sanatçı, Emmy ödüllü Breaking Bad dizisindeki Walter White Jr. karakteriyle tanındı ve bu yapımdaki performansıyla 2014'te Screen Actors Guild Ödülü'ne layık görüldü.

Hayırseverlik çalışmalarıyla da öne çıkan oyuncu, engelli bireylerin toplumdaki temsiliyetini artırmak ve toplumsal girişimleri teşvik etmek amacıyla The Mitte Foundation'ı kurmuştu.

  •  

Trump: Rusya ve Çin'in İran'a yardım ettiğine inanmıyorum

ABD Başkanı Trump, Truth sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Çin ve Rusya'nın İran'a yardım ettiği yönündeki iddialara tepki gösterdi. Bu iddiaları dile getiren kesimleri "radikal solcu ahmaklar ve deliler" olarak nitelendiren Trump, "Çin ve Rusya'nın 'harika' İran İslam Cumhuriyeti'ne yardım ettiğine dair o kadar çok yorum görüyorum ki" ifadelerini kullandı.

Buna rağmen söz konusu değerlendirmelerin gerçekliğine ihtimal vermediğinin altını çizen Trump, "Eğer yardım ediyorlarsa bile bu çok düşük bir düzeydedir. Ancak ben yardım ettiklerine kesinlikle inanmıyorum. Kaybedecek çok şeyleri var. Öyle bir durum olsaydı bundan haberimiz olurdu, hem de çok hızlı bir şekilde" ifadelerine yer verdi.

  •  

"F-35'leri yerleştirdik, fark edilmeden Türkiye'nin içlerine kadar girebiliriz"

Yunanistan kamuoyunda Türkiye'ye yönelik provokatif söylemler devam ediyor. Bir televizyon kanalında gerçekleştirilen tartışma, sosyal medyada gündem oldu. Görüntülerde 6 yorumcu, Türkiye'ye olası saldırı planları hakkında konuşuyor.

TÜRKİYE HARİTASI GÖSTERİP HESAPLAR YAPTILAR

Ekranda Türkiye haritası gösterilerek F-35 füzelerinin menzilleri ve nereye kadar ulaşabileceği tartışıldı.

Adalar Denizi'nin ortasına F-35 yerleştirdiklerini belirten yorumcu, bu füzenin Türkiye'de hangi şehre kadar ulaşabileceğini ayrıntılı bir şekilde değerlendirdi. Yorumcu, "F-35 ile Ankara, İstanbul’a hatta Türkiye’nin 1200km iç kesimlerine gidip fark edilmeden geri gelebiliriz." dedi.

Yunan televizyonunda gösterilen F-35'lerin menzilini anlatan Türkiye haritası

"TÜRKİYE'NİN İÇLERİNE KADAR GİREBİLİRİZ"

Bir F-35 füzesinin 1200 kilometreye kadar gidebileceği belirtildi. Buna dayanarak yorumcu, Yunan güçlerinin Türkiye'nin içlerine kadar gidip yakıt ikmali yapmadan geri dönebileceğini iddia etti.

  •  

Ülke tarihinin en büyük skandalı! Vatandaşların parası ve verileri İsrail'e aktarıldı

Tusk, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı video mesajında, Pegasus'un İsrailli bir şirket tarafından geliştirilen ve kapsamlı siber gözetim sağlayan bir araç olduğunu belirtti.

Pegasus’u geliştiren İsrail merkezli NSO Group’un, İsrail istihbarat servisleriyle işbirliği yaptığı konusunda kimsenin şüphesinin olmadığını söyleyen Tusk, olayı "komünizmin yıkılmasından sonra Polonya tarihinin en büyük skandallarından biri" olarak tanımladı.

Donald Tusk, Pegasus’un satın alınması için suç mağdurlarına verilmesi gereken paranın kullanıldığını aktararak, şu ifadeleri kullandı:

"Polonya'da suç mağdurlarına verilmesi gereken parayı, Polonya vatandaşlarına, Polonyalı muhalefet liderlerine ve bağımsız Polonyalı savcılara ilişkin mümkün olan tüm verileri, İsrail tarafına aktaran bir sistem için ödediler. Polonya tarafının bu konuda fiilen hiçbir kontrolü yoktu.

Adaletten ve devletin güvenliğinden sorumlu insanlar, binlerce, on binlerce Polonya vatandaşına ait hassas veriyi hiçbir kontrol sahibi olmadan yabancı bir devletin, İsrail'in eline teslim ettiler. Bu artık bir skandal değil. Aslında sanırım herkes için açık olan şu ki; burada devlete karşı işlenmiş ağır bir suçtan söz ediyoruz. Bunun hesabını verecekler."

UZMANLAR, SİSTEM ÜZERİNDEN AKTARILAN VERİLERİN POLONYA DIŞINA ÇIKTIĞINI TESPİT ETTİ

Polonya Ulusal Savcılık Ofisince, Mart 2024'ten bu yana devam eden soruşturma kapsamında elde edilen son bulgulara ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, Polonya İç Güvenlik Ajansı (ABW) uzmanlarının, Pegasus sisteminin, mobil cihazlardan kullanıcıların bilgisi ve izni olmadan geniş kapsamlı veriler elde edebildiğini belirlediği aktarıldı.

Uzmanların, Polonya Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Bürosunun (CBA) sistem üzerinde tam kontrole sahip olmadığı, yazılım geliştiricisinin verilerin işlendiği ve depolandığı altyapıya erişebildiği ve sistem üzerinden aktarılan verilerin Polonya dışına çıktığının tespit edildiği vurgulandı.

Açıklamada, sistemin tasarımının elde edilen verilerin tam güvenliğini garanti etmediği kaydedildi.

⁠⁠POLONYA'DA PEGASUS SUÇLAMASI

Polonya'da Ekim 2023'teki seçimlerin ardından göreve başlayan yeni parlamentoda Pegasus casus yazılımının önceki hükümet yetkililerince kullanıldığına ilişkin iddiaların soruşturulması için özel komisyon kurulmuştu.

Başbakan Donald Tusk, Şubat 2024'te dönemin Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ile düzenlediği basın toplantısında, selefi Morawiecki dönemindeki hükümet yetkililerini "Pegasus" casus yazılımını yasa dışı şekilde kullanmakla itham etmişti.

💾

<p>Tusk, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı video mesajında, Pegasus'un İsrailli bir şirket tarafından geliştirilen ve kapsamlı siber gözetim sağlayan bir araç olduğunu belirtti.</p>

<p>Pegasus’u geliştiren İsrail merkezli NSO Group’un, İsrail istihbarat servisleriyle işbirliği yaptığı konusunda kimsenin şüphesinin olmadığını söyleyen Tusk, olayı "komünizmin yıkılmasından sonra Polonya tarihinin en büyük skandallarından biri" olarak tanımladı.</p>

<p>Donald Tusk, Pegasus’un satın alınması için suç mağdurlarına verilmesi gereken paranın kullanıldığını aktararak, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Polonya'da suç mağdurlarına verilmesi gereken parayı, Polonya vatandaşlarına, Polonyalı muhalefet liderlerine ve bağımsız Polonyalı savcılara ilişkin mümkün olan tüm verileri, İsrail tarafına aktaran bir sistem için ödediler. Polonya tarafının bu konuda fiilen hiçbir kontrolü yoktu.</p>

<p>Adaletten ve devletin güvenliğinden sorumlu insanlar, binlerce, on binlerce Polonya vatandaşına ait hassas veriyi hiçbir kontrol sahibi olmadan yabancı bir devletin, İsrail'in eline teslim ettiler. Bu artık bir skandal değil. Aslında sanırım herkes için açık olan şu ki; burada devlete karşı işlenmiş ağır bir suçtan söz ediyoruz. Bunun hesabını verecekler."</p>

<p>UZMANLAR, SİSTEM ÜZERİNDEN AKTARILAN VERİLERİN POLONYA DIŞINA ÇIKTIĞINI TESPİT ETTİ</p>

<p>Polonya Ulusal Savcılık Ofisince, Mart 2024'ten bu yana devam eden soruşturma kapsamında elde edilen son bulgulara ilişkin yazılı açıklama yapıldı.</p>

<p>Açıklamada, Polonya İç Güvenlik Ajansı (ABW) uzmanlarının, Pegasus sisteminin, mobil cihazlardan kullanıcıların bilgisi ve izni olmadan geniş kapsamlı veriler elde edebildiğini belirlediği aktarıldı.</p>

<p>Uzmanların, Polonya Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Bürosunun (CBA) sistem üzerinde tam kontrole sahip olmadığı, yazılım geliştiricisinin verilerin işlendiği ve depolandığı altyapıya erişebildiği ve sistem üzerinden aktarılan verilerin Polonya dışına çıktığının tespit edildiği vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada, sistemin tasarımının elde edilen verilerin tam güvenliğini garanti etmediği kaydedildi.</p>

<p>⁠⁠POLONYA'DA PEGASUS SUÇLAMASI</p>

<p>Polonya'da Ekim 2023'teki seçimlerin ardından göreve başlayan yeni parlamentoda Pegasus casus yazılımının önceki hükümet yetkililerince kullanıldığına ilişkin iddiaların soruşturulması için özel komisyon kurulmuştu.</p>

<p>Başbakan Donald Tusk, Şubat 2024'te dönemin Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ile düzenlediği basın toplantısında, selefi Morawiecki dönemindeki hükümet yetkililerini "Pegasus" casus yazılımını yasa dışı şekilde kullanmakla itham etmişti.</p>
  •  

Trump: Ateşkes anlaşmasını her iki taraf da ihlal ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, seçim mitingi için Ohio'ya hareketinden önce Beyaz Saray'da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Moskova ile Kiev arasındaki enerji ateşkesi anlaşmasının halen geçerli olup olmadığı sorusuna Trump, “Evet anlaşmayı kabul ettiler. Neden biliyor musun? Çünkü kabul ettiklerini ben söyledim. Artık bu meselenin çözülmesi gerekiyor" yanıtını verdi.

İki liderin de anlaşmaya destek verdiğini söyleyen Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, ‘Rusya'nın anlaşmayı ihlal ettiği’ açıklamasıyla ilgili, “Buna bakmamız lazım, çünkü her iki taraftan da ihlaller oldu. Bence Putin, anlaşma yapmayı Zelenskiy'den daha fazla istiyor” ifadelerini kullandı.

Trump, son günlerde Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artıran Husiler'le ilgili soruyu ise “Husiler yanlış işler yapıyorlar hem de çok yanlış. Bu durum hiç iyi değil” diye yanıtladı.

💾

<p>ABD Başkanı Donald Trump seçim mitingi için Ohio'ya hareketinden önce Beyaz Saray'da gazetecilere açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Trump  “Rusya ile Ukrayna arasında varılan enerji ateşkesi anlaşmasını her iki taraf da ihlal ediyor ancak anlaşma geçerli” dedi.</p>
  •  

Küba'dan tarihi petrol kararı

Küba basınında çıkan habere göre, yürürlükten kaldırılan 1938 ve 1959 tarihli yasalar mevcut anayasa ve güncel sosyoekonomik şartlar karşısında işlevsiz kaldı.

Kanun hükmünde kararnameyle, yerli ve yabancı şirketlerin petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine katılımını kolaylaştırmak amacıyla sözleşme koşulları esnetildi.

Üretim paylaşım sözleşmeleri için 10 yıl uzatma opsiyonuyla 40 yıla, petrol imtiyazları için ise yine 10 yıl uzatma opsiyonuyla 30 yıla kadar süre öngörülürken, petrol hizmet sözleşmeleri de ana katılım modelleri arasında yer aldı.

Devlet, kaynaklar üzerindeki hakimiyetini koruyarak petrol, gaz ve bunlara eşlik eden maddelerin yataklarının "tüm halkın sosyalist mülkiyetinde" olduğunu ve devredilemezlik, zaman aşımına uğramazlık ve haczedilemezlik ilkelerine tabi olduğunu belirtiyor.

Yeni düzenleme, devletin ulusal güvenlik gerekçesiyle ruhsat ve imtiyazları reddetme hakkını saklı tutarken, ulusal enerji güvenliği için ihtiyaç duyulan hidrokarbon kaynaklarının temininde devlete rekabetçi piyasa koşulları çerçevesinde öncelik tanıyor.

Yönetmelik, üretim paylaşım sözleşmelerinde maliyetlerin karşılanması için karada ve sığ sularda yüzde 65, derin sularda ise yüzde 75 üst sınır belirliyor.

- ÇEVRESEL VE CEZAİ SORUMLULUK

Yasal düzenleme, hidrokarbon faaliyetlerini yüksek riskli kabul ederek, kusur veya ihmal kanıtlanmasa bile oluşan zararlardan işletmecileri sorumlu tutuyor. Ayrıca acil durumlar dışında doğal gazın havaya salınmasını ve yakılarak imha edilmesini yasaklıyor.

Ülkede karaborsa ve yakıt dağıtımındaki usulsüzlüklerin artması üzerine yeni mevzuat, tesis ve operasyonların fiziki güvenliğinden doğrudan işletmeci şirketleri sorumlu tutarken, ihlal ve suçlara karşı ağır yaptırımlar öngörüyor.

Küba yönetiminin, yürürlüğe giren düzenlemeyle ciddi sermaye yetersizliği yaşayan ulusal enerji sektörüne uluslararası yatırım çekmeyi, yabancı yatırımcılara hukuki güvenceler sunmayı ve hidrokarbon kaynakları üzerindeki katı devlet kontrolünü sürdürmeyi hedeflediği belirtiliyor.

- KÜBA'DAKİ DURUM

ABD'nin petrol ablukası ve ekonominin kilit sektörlerine yönelik uyguladığı ikincil yaptırımlar Küba'da ekonomik kırılganlığı daha da derinleştiriyor.

Küba halkı, elektrik kesintileri ve toplu taşımanın neredeyse tamamen durması nedeniyle zor günler geçirirken, hastaneler de yalnızca asgari düzeyde hizmet verebiliyor.

Ülkede özellikle kayıt dışı piyasalarda gıda ve ilaç fiyatları fahiş seviyelere yükseliyor.

 

💾

<p>Küba basınında çıkan habere göre, yürürlükten kaldırılan 1938 ve 1959 tarihli yasalar mevcut anayasa ve güncel sosyoekonomik şartlar karşısında işlevsiz kaldı.</p>

<p>Kanun hükmünde kararnameyle, yerli ve yabancı şirketlerin petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine katılımını kolaylaştırmak amacıyla sözleşme koşulları esnetildi.</p>

<p>Üretim paylaşım sözleşmeleri için 10 yıl uzatma opsiyonuyla 40 yıla, petrol imtiyazları için ise yine 10 yıl uzatma opsiyonuyla 30 yıla kadar süre öngörülürken, petrol hizmet sözleşmeleri de ana katılım modelleri arasında yer aldı.</p>

<p>Devlet, kaynaklar üzerindeki hakimiyetini koruyarak petrol, gaz ve bunlara eşlik eden maddelerin yataklarının "tüm halkın sosyalist mülkiyetinde" olduğunu ve devredilemezlik, zaman aşımına uğramazlık ve haczedilemezlik ilkelerine tabi olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Yeni düzenleme, devletin ulusal güvenlik gerekçesiyle ruhsat ve imtiyazları reddetme hakkını saklı tutarken, ulusal enerji güvenliği için ihtiyaç duyulan hidrokarbon kaynaklarının temininde devlete rekabetçi piyasa koşulları çerçevesinde öncelik tanıyor.</p>

<p>Yönetmelik, üretim paylaşım sözleşmelerinde maliyetlerin karşılanması için karada ve sığ sularda yüzde 65, derin sularda ise yüzde 75 üst sınır belirliyor.</p>

<p>ÇEVRESEL VE CEZAİ SORUMLULUK</p>

<p>Yasal düzenleme, hidrokarbon faaliyetlerini yüksek riskli kabul ederek, kusur veya ihmal kanıtlanmasa bile oluşan zararlardan işletmecileri sorumlu tutuyor. Ayrıca acil durumlar dışında doğal gazın havaya salınmasını ve yakılarak imha edilmesini yasaklıyor.</p>

<p>Ülkede karaborsa ve yakıt dağıtımındaki usulsüzlüklerin artması üzerine yeni mevzuat, tesis ve operasyonların fiziki güvenliğinden doğrudan işletmeci şirketleri sorumlu tutarken, ihlal ve suçlara karşı ağır yaptırımlar öngörüyor.</p>

<p>Küba yönetiminin, yürürlüğe giren düzenlemeyle ciddi sermaye yetersizliği yaşayan ulusal enerji sektörüne uluslararası yatırım çekmeyi, yabancı yatırımcılara hukuki güvenceler sunmayı ve hidrokarbon kaynakları üzerindeki katı devlet kontrolünü sürdürmeyi hedeflediği belirtiliyor.</p>

<p>KÜBA'DAKİ DURUM</p>

<p>ABD'nin petrol ablukası ve ekonominin kilit sektörlerine yönelik uyguladığı ikincil yaptırımlar Küba'da ekonomik kırılganlığı daha da derinleştiriyor.</p>

<p>Küba halkı, elektrik kesintileri ve toplu taşımanın neredeyse tamamen durması nedeniyle zor günler geçirirken, hastaneler de yalnızca asgari düzeyde hizmet verebiliyor.</p>

<p>Ülkede özellikle kayıt dışı piyasalarda gıda ve ilaç fiyatları fahiş seviyelere yükseliyor.</p>
  •  

Fairford Hava Üssü'ne saldırı iddiası! 29 ülkeden ortak açıklama: Harekete geçiyoruz

İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın ülkesindeki RAF Fairford hava üssüne yönelik şüpheli saldırı planının "yüksek ihtimalle" İran'dan koordine edildiği ve "neredeyse kesin olarak" İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından yönlendirildiği yönündeki açıklamasının yankıları sürerken, İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 29 ülkenin hükümetinden söz konusu değerlendirmeye destek geldi.



ABD, İngiltere, Avustralya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Kanada, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya ve İsveç hükümetleri, yayımladıkları ortak yazılı açıklamada olayda İran’ın rolünün bulunduğuna ilişkin değerlendirmeye katıldıklarını belirtti.

İngiltere hükümetinin ayrıca şüpheli saldırı planında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun rolüne dikkat çektiği hatırlatılarak, "İran'ın bize ve ortaklarımıza karşı ölümcül komplo, kundaklama, sabotaj, siber saldırı ve diğer hibrit faaliyetler dahil şiddet içeren saldırılara başvurmasını en güçlü şekilde kınıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

"DÜŞMANCA FAALİYETLERE KARŞI HAREKETE GEÇİYORUZ"

İran’ın yabancı ülkelerdeki insanları herhangi bir yolla tehdit etme, susturma, sindirme, taciz etme, zarar verme veya baskı kurma yönündeki tüm girişimlerinin "kabul edilemez" olduğu belirtilen açıklamada, "İran veya başka herhangi bir devlet adına düşmanca faaliyetler yürüten herkes; bu eylemleri tespit etmek, soruşturmak, engellemek ve faillerini yargılamak için harekete geçeceğimizi bilmelidir" uyarısında bulunuldu.


Açıklamada, "İran, egemenliğimizi koruma, uluslararası koordinasyonumuzu güçlendirme, ulusal dayanıklılığımızı artırma, topluluklarımızı koruma ve sorumlulardan hesap sorulmasını sağlama konusunda birlik içinde olduğumuzdan ve kararlılığımızı sürdürdüğümüzden hiçbir şüphe duymamalıdır" denildi.

RAF FAİRFORD ÜSSÜ ŞÜPHELİ SALDIRI PLANIYLA GÜNDEME GELMİŞTİ

İngiliz polisi 27 Eylül Pazar günü 3 minibüsün ABD Hava Kuvvetleri'ne ev sahipliği yapan Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Fairford üssüne doğru gittiği ihbarı üzerine harekete geçmiş, 20'li yaşlarındaki 5 kişi Gloucestershire kırsalında "patlayıcı ve terör suçları" şüphesiyle gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınanlar daha sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. 1 Ekim ve 6 Ekim’de gözaltına alınan diğer 2 şüpheli de yine kefaletle serbest kalmıştı. Yaşananlar üsse yönelik saldırı planı endişelerine yol açarken, İran ise olayla bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları reddetmişti.

İNGİLTERE BAŞBAKANI BURNHAM İRAN’IN ROLÜNE İŞARET ETMİŞTİ

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, son olarak parlamentoda yaptığı konuşmada Fairford hava üssüne yönelik şüpheli saldırı planıyla ilgili "Değerlendirmemize göre, planın İran'da koordine edilmiş olmasının yüksek ihtimal olduğunu ve neredeyse kesin olarak İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yönlendirildiğini doğrulayabilirim" ifadelerini kullanmıştı.

💾

<p>İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 29 ülke, RAF Fairford hava üssüne yönelik şüpheli saldırı planında İran’ın rolüne işaret eden değerlendirmeyi destekleyerek, 'harekete geçeceğiz' açıklamasında bulundu.</p>

<p> </p>
  •  

Paşinyan'dan sert mesaj! 'İlişkilerimiz artık eskisi gibi olamaz'

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Fransız radyo kanalı RFI'ye verdiği özel röportajda Rusya ile ilişkiler, Avrupa Birliği'ne yakınlaşma ve dış politika tercihleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Siyasi koşullardan bağımsız olarak, Ermenistan'ın Rusya ile olan ilişkilerinin artık eskisi gibi olamayacağını belirten Paşinyan'ın açıklamalarından önce çıkan satırbaşları şöyle:

"RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZ ARTIK ESKİSİ GİBİ OLAMAZ"

"Rusya ile olan ilişkilerimizin kopması veya kötüleşmesi hiçbir zaman amacımız olmadı, şu anda da değil ve olmayacak. Aksine, Rusya ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Ancak şunu kabul etmek gerekir: Koşullardan ve iktidarda kimin olduğundan bağımsız olarak, Ermenistan'ın Rusya ile olan ilişkileri artık eskisi gibi olamaz.

"BİZ KİMSEYE BAĞIMLI OLMAK İSTEMİYORUZ"

Ermenistan'ın Rusya'ya olan bağımlılıktan kurtulmayı hedeflemediğini, aksine dış ilişkilerini çeşitlendirmeye çalıştığını vurgulayan Ermeni lider şunları söyledi:

"Biz kimseye bağımlı olmak istemiyoruz. Başka bir deyişle, A'ya olan bağımlılığımızı bırakıp B'ye bağımlı olmak gibi bir amacımız yok. Bu bizim politikamız değil. Politikamız, bağımsızlığımızı güçlendirmek, pekiştirmek ve geliştirmek üzerine kurulu."

"BARIŞ ANLAŞMASI HENÜZ İMZALANMADI"

Azerbaycan ile yürütülen barış sürecini de değerlendiren Paşinyan, iki ülke arasında barış anlaşmasının henüz resmen imzalanmadığını ancak anlaşma metninin parafe edildiğini hatırlattı: "Fiiliyatta barış anlaşması henüz imzalanmadı, ancak fiiliyatta barış anlaşması parafe edildi ve 8 Ağustos 2025'te Washington'da bir barış deklarasyonu kabul edildi."

Ermenistan Başbakanı, iki ülke arasındaki sınır belirleme çalışmalarına da değinerek 2024 yılında imzalanan ve her iki ülkede onaylanan belgenin Almatı Deklarasyonu'nu esas aldığını söyledi: "Azerbaycan ile Ermenistan arasında fiiliyatta barış belli bir ölçüde tesis edilmiştir"

"İKİ YILDIR ÖLÜ VE YARALIMIZ YOK"

Azerbaycan ile barış sürecine ilişkin iyimserliğinin nedenleri sorulan Paşinyan, sınır hattındaki çatışmaların sona ermesini gerekçe gösterdi:

"Öncelikle iyimserim çünkü, daha önce de söylediğim gibi, barış tesis edilmiştir. Başka bir deyişle bugün kimse Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir çatışma olduğunu iddia edemez. 1991'den 2025'e kadar her yıl ölülerimiz ve yaralılarımız oldu. Artık iki yıldır ölü ve yaralımız yok. Bu iyimser olmak için bir neden değil mi?"

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Fransız radyo kanalı RFI'ye konuştu.

"BARIŞI HİÇBİR ŞEKİLDE TEHLİKEYE ATAMAZ"

RFI röportajında Paşinyan'a, Azerbaycanlı bir askerin Ermenistan sınırını geçerek bir Ermeni vatandaşını yaraladığı iddiası da yöneltildi.

Ermenistan Başbakanı, geçmişte her iki ülkenin askerlerinin sis veya başka nedenlerle sınırı yanlışlıkla geçtiği olaylar yaşandığını söyledi.

Paşinyan, "Bu süre zarfında ve daha genel olarak son otuz yılda, her iki taraftan askerlerin sis veya başka nedenlerle basitçe yolunu kaybedip Ermenistan'dan Azerbaycan'a veya Azerbaycan'dan Ermenistan'a geçtiği onlarca vaka yaşandı" dedi.

Söz konusu olayın barış sürecini tehlikeye atmayacağını savunan Paşinyan, "Bu olayın barışla hiçbir ilgisi yoktur ve barışı hiçbir şekilde tehlikeye atamaz" ifadelerini kullandı.

AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİ

Ermenistan'ın Avrupa Birliği'ne üyelik hedefi hakkında da konuşan Paşinyan, ülkesinin henüz resmi üyelik başvurusunda bulunmadığını dile getirdi:

"Ermenistan'da bu konuda bir referandum düzenlemek için en azından Ermenistan'ın Avrupa Birliği'ne üyelik için resmi olarak başvuruda bulunması gerekir. Biz henüz böyle bir başvuruda bulunmadık. Dolayısıyla bu yıl bahsettiğiniz referandumu düzenlemek gerçekçi değil"

Ermenistan'ın AB üyeliği için gerekli koşulları henüz karşılamadığını kabul eden Paşinyan, "Ermenistan Cumhuriyeti bugün Avrupa Birliği üyesi olmaya hazır mı? Size açıkça hayır derim, çünkü bu kriterleri karşılamak için hala pek çok reform gerçekleştirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

 

💾

<p>Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Fransız radyo kanalı RFI'ye verdiği özel röportajda Rusya ile ilişkiler, Avrupa Birliği'ne yakınlaşma ve dış politika tercihleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Siyasi koşullardan bağımsız olarak, Ermenistan'ın Rusya ile olan ilişkilerinin artık eskisi gibi olamayacağını belirten Paşinyan'ın açıklamalarından önce çıkan satırbaşları şöyle:</p>

<p>"RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZ ARTIK ESKİSİ GİBİ OLAMAZ"</p>

<p>"Rusya ile olan ilişkilerimizin kopması veya kötüleşmesi hiçbir zaman amacımız olmadı, şu anda da değil ve olmayacak. Aksine, Rusya ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Ancak şunu kabul etmek gerekir: Koşullardan ve iktidarda kimin olduğundan bağımsız olarak, Ermenistan'ın Rusya ile olan ilişkileri artık eskisi gibi olamaz.</p>

<p>"BİZ KİMSEYE BAĞIMLI OLMAK İSTEMİYORUZ"</p>

<p>Ermenistan'ın Rusya'ya olan bağımlılıktan kurtulmayı hedeflemediğini, aksine dış ilişkilerini çeşitlendirmeye çalıştığını vurgulayan Ermeni lider şunları söyledi:</p>

<p>"Biz kimseye bağımlı olmak istemiyoruz. Başka bir deyişle, A'ya olan bağımlılığımızı bırakıp B'ye bağımlı olmak gibi bir amacımız yok. Bu bizim politikamız değil. Politikamız, bağımsızlığımızı güçlendirmek, pekiştirmek ve geliştirmek üzerine kurulu."</p>

<p>"BARIŞ ANLAŞMASI HENÜZ İMZALANMADI"</p>

<p>Azerbaycan ile yürütülen barış sürecini de değerlendiren Paşinyan, iki ülke arasında barış anlaşmasının henüz resmen imzalanmadığını ancak anlaşma metninin parafe edildiğini hatırlattı: "Fiiliyatta barış anlaşması henüz imzalanmadı, ancak fiiliyatta barış anlaşması parafe edildi ve 8 Ağustos 2025'te Washington'da bir barış deklarasyonu kabul edildi."</p>

<p>Ermenistan Başbakanı, iki ülke arasındaki sınır belirleme çalışmalarına da değinerek 2024 yılında imzalanan ve her iki ülkede onaylanan belgenin Almatı Deklarasyonu'nu esas aldığını söyledi: "Azerbaycan ile Ermenistan arasında fiiliyatta barış belli bir ölçüde tesis edilmiştir"</p>

<p>"İKİ YILDIR ÖLÜ VE YARALIMIZ YOK"</p>

<p>Azerbaycan ile barış sürecine ilişkin iyimserliğinin nedenleri sorulan Paşinyan, sınır hattındaki çatışmaların sona ermesini gerekçe gösterdi:</p>

<p>"Öncelikle iyimserim çünkü, daha önce de söylediğim gibi, barış tesis edilmiştir. Başka bir deyişle bugün kimse Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir çatışma olduğunu iddia edemez. 1991'den 2025'e kadar her yıl ölülerimiz ve yaralılarımız oldu. Artık iki yıldır ölü ve yaralımız yok. Bu iyimser olmak için bir neden değil mi?"</p>

<p>"BARIŞI HİÇBİR ŞEKİLDE TEHLİKEYE ATAMAZ"</p>

<p>RFI röportajında Paşinyan'a, Azerbaycanlı bir askerin Ermenistan sınırını geçerek bir Ermeni vatandaşını yaraladığı iddiası da yöneltildi.</p>

<p>Ermenistan Başbakanı, geçmişte her iki ülkenin askerlerinin sis veya başka nedenlerle sınırı yanlışlıkla geçtiği olaylar yaşandığını söyledi.</p>

<p>Paşinyan, "Bu süre zarfında ve daha genel olarak son otuz yılda, her iki taraftan askerlerin sis veya başka nedenlerle basitçe yolunu kaybedip Ermenistan'dan Azerbaycan'a veya Azerbaycan'dan Ermenistan'a geçtiği onlarca vaka yaşandı" dedi.</p>

<p>Söz konusu olayın barış sürecini tehlikeye atmayacağını savunan Paşinyan, "Bu olayın barışla hiçbir ilgisi yoktur ve barışı hiçbir şekilde tehlikeye atamaz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİ</p>

<p>Ermenistan'ın Avrupa Birliği'ne üyelik hedefi hakkında da konuşan Paşinyan, ülkesinin henüz resmi üyelik başvurusunda bulunmadığını dile getirdi:</p>

<p>"Ermenistan'da bu konuda bir referandum düzenlemek için en azından Ermenistan'ın Avrupa Birliği'ne üyelik için resmi olarak başvuruda bulunması gerekir. Biz henüz böyle bir başvuruda bulunmadık. Dolayısıyla bu yıl bahsettiğiniz referandumu düzenlemek gerçekçi değil"</p>

<p>Ermenistan'ın AB üyeliği için gerekli koşulları henüz karşılamadığını kabul eden Paşinyan, "Ermenistan Cumhuriyeti bugün Avrupa Birliği üyesi olmaya hazır mı? Size açıkça hayır derim, çünkü bu kriterleri karşılamak için hala pek çok reform gerçekleştirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p>
  •  

Netanyahu'dan sinsi 'Husi' planı! Prens Selman anında veto etti

İsrail'in Haaretz gazetesi, adının açıklanmasını istemeyen iki diplomatik kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in Husilere yönelik saldırılara katılmak istediği ve ABD arabuluculuğuyla Suudi Arabistan'ı buna ikna etmeye çalıştığını ileri sürdü.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman

PRENS SELMAN'DAN NETANYAHU'YA VETO

Netanyahu'nun Suudi Arabistan ile normalleşme ve ilişkileri geliştirme süreci başlatmak ümidiyle Husilere müdahalede bulunmayı talep ettiği kaydedilen habere göre, diplomatik kaynak, Netanyahu'nun ABD arabuluculuğuyla Suudi Arabistan'ı ikna girişiminde bulunduğunu, Prens Selman'ın bu girişimi veto ettiğini öne sürdü.

İSRAİL'İN YARDIM TEKLİFİNİ REDDETTİ

Diplomatik kaynaklardan biri, Selman'ın İsrail ile güç birliği yapmanın kamuoyu nezdinde iyi bir izlenim bırakmayacağı gerekçesiyle İsrail'in yardım teklifini reddettiğini iddia etti. Kaynak, Selman reddettiği müddetçe İsrail'in Yemen'e askeri müdahalesinin söz konusu olmayacağını savundu.

Diğer kaynak ise, İsrail'in Suudi Arabistan ile ilişkileri normalleştirmek için müdahalede bulunma konusunda ısrar ettiğini aktardı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu

İSRAİL'İN AMACI BELLİ OLDU

Süreç hakkında bilgi sahibi başka bir kaynak ise gazeteye yaptığı açıklamada, amacın "Suudilerle çabaları birleştirmek, ilişkileri geliştirmek ve gelecekteki bir normalleşme anlaşmasının yolunu açmak" olduğunu ifade etti.

İSRAİL TAMAMEN DIŞLANDI

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın İsrail ile kurulacak bir ittifakın ülke kamuoyunda olumsuz yankı uyandırabileceği gerekçesiyle Husilere karşı yürütülen savaşta İsrail'in yardımını alma konusuna ilgi göstermediğini aktaran kaynak, Veliaht Prens'in kesin reddi nedeniyle İsrail'in Yemen'e olası bir askeri müdahale seçeneğinin "tamamen dışlandığını" kaydetti.

Habere ilişkin Suudi Arabistan makamlarından henüz bir açıklama yapılmadı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 11 Ekim’de Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırısını kınayarak hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilemişti.

SUUDİ ARABİSTAN'A YAPILAN SALDIRILAR

Suudi Arabistan'daki 5 havalimanı 5 Ekim'den bu yana 10 kez saldırıya uğramış, bu saldırılarda 19 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralanmış, uçuş trafiğinde aksamalar ve maddi hasar meydana gelmişti.

Saldırılar, Suudi Arabistan ile İran destekli Husiler arasında geçen temmuz ayından bu yana tırmanan ve sivil havacılık tesisleri ile enerji altyapısını hedef alan askeri gerilimin ortasında gerçekleşiyor.

 

💾

<p>İsrail'in Haaretz gazetesi, adının açıklanmasını istemeyen iki diplomatik kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in Husilere yönelik saldırılara katılmak istediği ve ABD arabuluculuğuyla Suudi Arabistan'ı buna ikna etmeye çalıştığını ileri sürdü.</p>

<p>PRENS SELMAN'DAN NETANYAHU'YA VETO</p>

<p>Netanyahu'nun Suudi Arabistan ile normalleşme ve ilişkileri geliştirme süreci başlatmak ümidiyle Husilere müdahalede bulunmayı talep ettiği kaydedilen habere göre, diplomatik kaynak, Netanyahu'nun ABD arabuluculuğuyla Suudi Arabistan'ı ikna girişiminde bulunduğunu, Prens Selman'ın bu girişimi veto ettiğini öne sürdü.</p>

<p>İSRAİL'İN YARDIM TEKLİFİNİ REDDETTİ</p>

<p>Diplomatik kaynaklardan biri, Selman'ın İsrail ile güç birliği yapmanın kamuoyu nezdinde iyi bir izlenim bırakmayacağı gerekçesiyle İsrail'in yardım teklifini reddettiğini iddia etti. Kaynak, Selman reddettiği müddetçe İsrail'in Yemen'e askeri müdahalesinin söz konusu olmayacağını savundu.</p>

<p>Diğer kaynak ise, İsrail'in Suudi Arabistan ile ilişkileri normalleştirmek için müdahalede bulunma konusunda ısrar ettiğini aktardı.</p>

<p>İSRAİL'İN AMACI BELLİ OLDU</p>

<p>Süreç hakkında bilgi sahibi başka bir kaynak ise gazeteye yaptığı açıklamada, amacın "Suudilerle çabaları birleştirmek, ilişkileri geliştirmek ve gelecekteki bir normalleşme anlaşmasının yolunu açmak" olduğunu ifade etti.</p>

<p>İSRAİL TAMAMEN DIŞLANDI</p>

<p>Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın İsrail ile kurulacak bir ittifakın ülke kamuoyunda olumsuz yankı uyandırabileceği gerekçesiyle Husilere karşı yürütülen savaşta İsrail'in yardımını alma konusuna ilgi göstermediğini aktaran kaynak, Veliaht Prens'in kesin reddi nedeniyle İsrail'in Yemen'e olası bir askeri müdahale seçeneğinin "tamamen dışlandığını" kaydetti.</p>

<p>Habere ilişkin Suudi Arabistan makamlarından henüz bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 11 Ekim’de Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırısını kınayarak hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilemişti.</p>

<p>SUUDİ ARABİSTAN'A YAPILAN SALDIRILAR</p>

<p>Suudi Arabistan'daki 5 havalimanı 5 Ekim'den bu yana 10 kez saldırıya uğramış, bu saldırılarda 19 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralanmış, uçuş trafiğinde aksamalar ve maddi hasar meydana gelmişti.</p>

<p>Saldırılar, Suudi Arabistan ile İran destekli Husiler arasında geçen temmuz ayından bu yana tırmanan ve sivil havacılık tesisleri ile enerji altyapısını hedef alan askeri gerilimin ortasında gerçekleşiyor.</p>
  •  

Somalili Sagal Abdi-Wali'den tarihi başarı! İngiltere'de Kur'an-ı Kerim ile yemin etti

Eski İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın istifasıyla boşalan koltuk için yapılan ara seçimi İşçi Partisi adayı Sagal Abdi-Wali kazandı. Abdi-Wali, Kur'an-ı Kerim'e el basarak yemin eden ilk Somali doğumlu milletvekili olarak tarihe geçti.

💾

<p>Eski İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın istifasıyla boşalan milletvekilliği koltuğu için Holborn ve St. Pancras seçim bölgesinde yapılan ara seçimi iktidardaki İşçi Partisinin adayı Sagal Abdi-Wali kazandı.</p>

<p>İngiltere'nin başkenti Londra'nın Holborn ve St. Pancras bölgesinde seçmenler, eski Başbakan Starmer'ın 11 yıldır sürdürdüğü milletvekilliğinden istifası sonrası boşalan koltuk için sandıklara gitti.</p>

<p>Bölgedeki ara seçimi, iktidardaki İşçi Partisinin adayı, Camden Belediye Meclisi Lideri Abdi-Wali kazandı. Somali kökenli 42 yaşındaki Abdi-Wali, 12 bin 292 oy alarak milletvekili seçildi. Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski ise 8 bin 928 oyla ikinci sırada yer aldı.</p>

<p>Abdi-Wali, oyların yüzde 45'ini alarak İşçi Partisinin 1983'ten bu yana elinde tuttuğu seçim bölgesini korudu.</p>

<p>Zafer konuşmasında seçim bölgesini temsil etmenin olağanüstü bir onur olduğunu söyleyen Abdi-Wali, evsizlik ile ülkenin en büyük su ve atık su hizmetleri şirketi Thames Water'ın kamulaştırılması gibi konulara değindi.</p>

<p>Abdi-Wali, <strong>"İnsanların siyasetin hayatlarını daha iyi hale getirebileceğine inanması gerekiyor."</strong> dedi.</p>

<p><span style="color:#B22222"><strong>KUR'AN-I KERİM'E EL BASARAK YEMİN ETTİ</strong></span></p>

<p>1984 yılında Somali'de doğan Abdi-Wali, 1990'lı yılların başında ülkesindeki iç savaştan kaçarak annesi ve dört kardeşiyle birlikte mülteci olarak Birleşik Krallık'a sığınmıştı. 42 yaşındaki Sagal Abdi-Wali, İşçi Partisi saflarından girdiği ara seçimleri kazanarak Avam Kamarası'nda resmen göreve başladı. Abdi-Wali, meclis kürsüsünde Kur'an-ı Kerim'e el basarak yemin eden ilk Somali doğumlu milletvekili unvanıyla İngiliz parlamento tarihine geçti.</p>

<p>Yemin etmeye davet edilen Abdi-Wali şunları söyledi:<strong> "Yüce Allah'a yemin ederim ki, kanunlara uygun olarak Majesteleri Kral Charles'a, varislerine ve haleflerine sadık kalacağım ve gerçek bağlılık göstereceğim. Allah bana yardım etsin."</strong></p>

<p>Çocuk yaşta ailesiyle birlikte Somali'den İngiltere'ye göç eden ve uzun yıllar boyunca toplumsal dayanışma projelerinde aktif rol üstlenen Abdi-Wali'nin zaferi, İngiliz kamuoyunda geniş yankı buldu. </p>

<p> </p>
  •  

NATO ülkesinden 'Teşekkürler Türkiye' paylaşımı! Baltık semalarında Türk F-16'lar uçtu

Estonya Savunma Bakanlığı, sosyal medya hesabı üzerinden NATO müttefiki Türkiye’ye teşekkür eden bir paylaşımda bulundu.

"TÜRK F-16 SAVAŞ UÇAKLARI BALTIK SEMALARINI KORUYOR"

Bakanlık, Türkiye’ye ait F-16 savaş uçakların fotoğraflarını paylaşarak, "Türk F-16 savaş uçakları Baltık semalarını koruyor. Bu hafta, Estonya'daki Amari Hava Üssü ile Litvanya'daki Siauliai Hava Üssü'nde konuşlu müttefik uçakları, alçak irtifa ve süpersonik uçuşları da kapsayan eğitim uçuşları gerçekleştiriyor. Bu tatbikatlar, mürettebatın NATO'nun Hava Savunma görevini icra etmeye hazır olmasını sağlıyor. Her iki üsteki savaş uçakları, Baltık semalarını korumak amacıyla 7/24 teyakkuz halinde bulunuyor. Bu durum, Müttefiklerin sorumluluğu paylaşmasının pratik bir örneği ve kolektif savunmanın fiili bir tezahürüdür" dedi.

Amari Hava Üssü’nün bu görev kapsamında halen Türk F-16'larına ev sahipliği yaptığnı belirten Bakanlık, Türkçe ifadeler ile "Türkiye'ye teşekkürler" dedi.

Turkish F-16 fighter jets are watching over Baltic skies. This week, Allied aircraft based at Ämari Air Base in Estonia and Šiauliai Air Base in Lithuania are conducting training flights, including low-level and supersonic flights. These drills ensure crews are ready to carry out NATO’s Air Defence mission. Fighter jets at both bases remain on 24/7 readiness to protect Baltic skies. A practical example of Allies sharing responsibility. Collective defence in action. Ämari is currently hosting Turkish F-16s as part of this mission. Türkiye’ye teşekkürler! #WeAreNATO

— MoD Estonia (@MoD_Estonia) October 12, 2026

 

💾

<p>Estonya Savunma Bakanlığı, sosyal medya hesabı üzerinden NATO müttefiki Türkiye’ye teşekkür eden bir paylaşımda bulundu.</p>

<p>"TÜRK F-16 SAVAŞ UÇAKLARI BALTIK SEMALARINI KORUYOR"</p>

<p>Bakanlık, Türkiye’ye ait F-16 savaş uçakların fotoğraflarını paylaşarak, "Türk F-16 savaş uçakları Baltık semalarını koruyor. Bu hafta, Estonya'daki Amari Hava Üssü ile Litvanya'daki Siauliai Hava Üssü'nde konuşlu müttefik uçakları, alçak irtifa ve süpersonik uçuşları da kapsayan eğitim uçuşları gerçekleştiriyor. Bu tatbikatlar, mürettebatın NATO'nun Hava Savunma görevini icra etmeye hazır olmasını sağlıyor. Her iki üsteki savaş uçakları, Baltık semalarını korumak amacıyla 7/24 teyakkuz halinde bulunuyor. Bu durum, Müttefiklerin sorumluluğu paylaşmasının pratik bir örneği ve kolektif savunmanın fiili bir tezahürüdür" dedi.</p>

<p>Amari Hava Üssü’nün bu görev kapsamında halen Türk F-16'larına ev sahipliği yaptığnı belirten Bakanlık, Türkçe ifadeler ile "Türkiye'ye teşekkürler" dedi.</p>
  •  

Trump'tan Suudi Arabistan açıklaması! 'Husiler yanlış işler yapıyorlar'

ABD Başkanı Trump, Ohio'da düzenleyeceği seçim mitingi için Beyaz Saray'dan ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"HUSİLER YANLIŞ İŞLER YAPIYORLAR HEM DE ÇOK YANLIŞ"

Trump, son günlerde Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artıran Husiler'le ilgili bir soruya, "Husiler yanlış işler yapıyorlar hem de çok yanlış. Bu durum hiç iyi değil." yanıtını verdi.

"HUSİLER YANLIŞ DAVRANIYORLAR"

AA muhabirinin, "Husilerin son dönemde saldırılarını artırması ile ABD'deki Kongre ara seçimleri arasında bir ilişki görüp görmediği" şeklindeki sorusunu da cevaplayan Trump, şunları söyledi:

"Bunun seçimleri nasıl etkileyeceğini bilmiyorum. Bunu hesaba katmıyorum. Tek bildiğim, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağı ve bu durumun artık gerçekleşmiş olduğu. Asla nükleer silaha sahip olmayacaklar. Ancak Husiler yanlış davranıyorlar."

 

💾

<p>ABD Başkanı Trump, Ohio'da düzenleyeceği seçim mitingi için Beyaz Saray'dan ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>

<p>"HUSİLER YANLIŞ İŞLER YAPIYORLAR HEM DE ÇOK YANLIŞ"</p>

<p>Trump, son günlerde Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artıran Husiler'le ilgili bir soruya, "Husiler yanlış işler yapıyorlar hem de çok yanlış. Bu durum hiç iyi değil." yanıtını verdi.</p>

<p>"HUSİLER YANLIŞ DAVRANIYORLAR"</p>

<p>AA muhabirinin, "Husilerin son dönemde saldırılarını artırması ile ABD'deki Kongre ara seçimleri arasında bir ilişki görüp görmediği" şeklindeki sorusunu da cevaplayan Trump, şunları söyledi:</p>

<p>"Bunun seçimleri nasıl etkileyeceğini bilmiyorum. Bunu hesaba katmıyorum. Tek bildiğim, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağı ve bu durumun artık gerçekleşmiş olduğu. Asla nükleer silaha sahip olmayacaklar. Ancak Husiler yanlış davranıyorlar."</p>
  •  

Qantas’ın Perth-Roma seferinde tahtakurusu istilası: Dönüş uçuşu iptal edildi

Avustralya merkezli Qantas hava yolu şirketine ait bir uçağın tahtakuruları tarafından istila edilmesi üzerine, Roma’dan Perth’e yapılacak dönüş seferi iptal edildi. Sunday Morning Herald’ın haberine göre uçak, 9 Ekim’de Perth’ten Roma’ya yaptığı seferde yolcuların “böcek ısırması” şikâyetlerine sahne oldu. Qantas, bazı ekonomi sınıfı koltuklarda ortaya çıkan sorun nedeniyle uçağın derinlemesine temizlendiğini belirtti ve yolculardan özür diledi.

Uçuşta neler yaşandı?

Perth’ten Roma’ya giden seferde yolcular böcek ısırmasından şikâyet etti. Tıbbi tavsiye üzerine yolculara kaşıntıları için antihistaminik ilaç verildi, ancak uçuşun ardından uçaktaki ilaç stokunun tükendiği görüldü.

Dönüş seferi neden iptal edildi?

Bunun üzerine Roma’dan Perth’e yapılacak yaklaşık 17 saatlik dönüş seferi iptal edildi. Tahtakurularının istila ettiği tespit edilen Boeing 787 Dreamliner tipi uçağın temizlenmesine karar verildi.

Yolculara ne sağlandı?

Dönüş seferine kayıtlı yolculara konaklama imkânı sağlandı ve 48 saat içinde yapılacak alternatif sefer ayarlandı.

Qantas ne açıkladı?

Şirket, bazı ekonomi sınıfı koltuklarda “ortaya çıkan sorundan ötürü” uçağın derinlemesine temizlendiğini belirtti ve yolculardan özür diledi. Açıklamada tahtakurusu ifadesi doğrudan geçmiyor; istila bilgisi gazete haberine dayanıyor.

Kaynak: AA

  •  

TARSİM heyeti Londra’da Aon ve Swiss Re ile görüştü

Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), tarım sigortalarında küresel iş birliklerini güçlendirmek ve reasürans alanındaki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla İngiltere’ye üst düzey teknik ziyaret gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı ve TARSİM Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bağcı başkanlığındaki heyet, Londra’da küresel finans kuruluşlarıyla görüştü. Görüşmelerde iklim değişikliği kaynaklı doğal afetlerin yönetimi, sürdürülebilir finansman modelleri ve 2027 reasürans yenileme süreçleri ele alındı.

Heyette kimler yer aldı?

Bağcı başkanlığındaki heyette Tarım ve Orman Bakanlığı, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Türk Reasürans ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi yetkilileri bulundu.

Aon ile ne görüşüldü?

Heyet, risk yönetimi ve reasürans brokerliğinde küresel lider konumundaki Aon Plc’yi ziyaret etti. Aon Türkiye Üst Yöneticisi Ferhan Özay, Küresel Takım Lideri Christopher Coe ve Türkiye Direktörü Mine Kübra Bozdağ ile bir araya gelen heyet, küresel risk transferi çözümlerini değerlendirdi.

Swiss Re görüşmesinde neler ele alındı?

Heyet daha sonra Swiss Re’yi ziyaret etti. Swiss Re’nin Birleşik Krallık ve İrlanda P&C Reasürans İcra Kurulu Başkanı Jason Richards, Kamu Sektörü Çözümleri İsviçre ve Küresel Pazar Geliştirme Başkanı Esther Baur ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Tarım Reasüransı Başkanı Gael Certain ile yapılan görüşmelerde iklim kaynaklı afetlerin yönetimi, sürdürülebilir finansman modelleri ve 2027 reasürans yenileme süreçleri konuşuldu. Deneyimlerin karşılıklı paylaşıldığı ziyaret, mevcut iş birliklerinin güçlendirilerek sürdürülmesi yönündeki ortak temennilerle sona erdi.

Kaynak: AA

  •  

ABD’li Temsilci Omar’ın Ofisi: Evde arama “gücün kötüye kullanılması”

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Ilhan Omar’ın Ofisi, Omar’ın Washington’daki evinde yapılan aramaya “gücün kötüye kullanıldığı” gerekçesiyle tepki gösterdi. X hesabından yapılan açıklamada aramanın amacının “siyasi düşmanların hedef alınması” olduğu savunuldu. Omar’ın evi, devam eden ceza soruşturması kapsamında dün DHS tarafından aranmıştı. İç Güvenlik Bakanlığı’nın ya da Beyaz Saray’ın açıklaması kaynakta yer almıyor.

Omar’ın Ofisi ne dedi?

Açıklamada, federal yetkililerin evde arama yapması “gücün kötüye kullanılması” olarak nitelendirildi. Trump’ın Omar’ı yıllardır söylemleriyle hedef aldığı savunulan açıklamada, “Şimdi ise bu saldırılar, anlamsız bir federal baskına dönüşmüştür. (Omar) Hiçbir yanlış yapmamıştır. Hiçbir başkan, siyasi düşmanlarını sindirmek için federal hükümetin gücünü kullanmamalıdır” denildi.

Soruşturma neyle ilgili?

ABC News’e konuşan, isimleri açıklanmayan kaynaklar soruşturmanın Omar’ın göçmenlik evrakıyla ilgili olduğunu belirtmişti. Başkan Yardımcısı JD Vance, mayısta Omar’ı göçmenlik işlemlerindeki dolandırıcılık iddiaları nedeniyle soruşturacağını söylemiş, Omar bu iddiaları reddetmişti. Bu bilgiler isimsiz kaynaklara ve siyasi beyanlara dayanıyor; resmî bir suçlama bildirilmedi.

CAIR nasıl tepki verdi?

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR), baskını kınayarak “siyasi zulüm eylemi” olarak nitelemişti.

Omar kimdir?

Minnesota’dan Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi 44 yaşındaki Somali kökenli Omar, 2018'de ilk kez Kongre’ye seçildi. Trump’a yönelik sert muhalefetiyle biliniyor.

Kaynak: AA

  •  

Güney Kore Devlet Başkanı Lee: Diplomaside “boyun eğici” tutumdan kaçınılmalı

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, kabine toplantısında diplomasinin ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruyacak şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek her türlü boyun eğici tutumdan kaçınılması çağrısı yaptı. Yonhap’ın haberine göre Lee, ABD ile ittifakın “çok önemli” olduğunu da vurguladı. Açıklamalar, ABD yönetiminin Kuzey Kore’nin nükleer tesislerine ilişkin istihbarat paylaşımına getirdiği kısıtlamaların ardından geldi.

Lee diplomasi hakkında ne dedi?

Lee, “Güney Kore diplomasisinin temel ilkesi pragmatizmdir. Güney Kore için en önemli şey ulusal çıkarlarıdır” dedi. Diplomasinin ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruyacak biçimde yürütülmesi gerektiğini söyleyen Lee, her türlü boyun eğici tutumdan kaçınılması çağrısında bulundu.

ABD ittifakı için ne söyledi?

Lee, ABD ile ittifakın “çok önemli” olduğunu ve Güney Kore dış politikasının temel eksenini oluşturduğunu belirtti. Ülkeler arasında görüş ayrılıklarının kaçınılmaz olduğunu, bunların sürekli diyalog ve koordinasyonla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Yatırım anlaşması hakkında neler söyledi?

Lee, Washington yönetimiyle ABD yatırım projeleri konusunda varılan anlaşmaya değinerek, uzun süren müzakereler sonucunda ulusal çıkarlara en uygun sonuçların elde edildiğini söyledi.

Açıklamalar hangi gelişmenin ardından geldi?

Lee’nin sözleri, ABD yönetiminin Kuzey Kore’nin nükleer tesislerine ilişkin istihbarat paylaşımına getirdiği kısıtlamaların ardından geldi. Kaynakta kısıtlamanın ayrıntıları yer almıyor.

Kaynak: AA

  •  

BM açıkladı: Suriye’de 1,82 milyon mülteci ülkesine döndü

"Orta Doğu'da Durum" başlığıyla düzenlenen BM Güvenlik Konseyi toplantısına çevrim içi katılan BM Acil Durum Koordinatör Yardımcısı Mohamed Yahya, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher'ı temsilen konuşma yaptı.

Ocak 2025'ten bu yana Suriye’de önemli ilerleme işaretleri gördüklerini belirten Yahya, daha fazla Suriyelinin evine döndüğünü ve ülkedeki insanların çatışmalarla harap olmuş hayatlarını yeniden inşa edebileceklerine inanmaya başladıklarını söyledi.

Yahya, "Aralık 2024'ten bu yana 1,82 milyondan fazla Suriyeli mülteci ve 2,04 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişi, geldikleri bölgelere geri döndü. Bu dönüşler, Suriyelilerin kendi geleceklerini şekillendirme konusundaki kararlılıklarını yansıtıyor." dedi.

Geri dönüşlerin birçok aile için yeni bir mücadelenin başlangıcı anlamına geldiğine işaret eden Yahya, geri dönenlerin önemli bir bölümünün hala insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Yahya, BM kayıtlarına göre Suriye içinde 5,5 milyondan fazla insanın yerinden edilmiş durumda olduğuna ve dörtte üçü kadın ve çocuklardan oluşan 770 binden fazla kişinin hala kamplarda yaşadığına dikkati çekti.

"Suriye'de fırsatın elimizden kaçmasına izin vermemeliyiz"

Yahya, ülkedeki mayınlar ve patlayıcı maddelerin insanların geri dönüşünü ve ülkenin iyileşme sürecini doğrudan engellediğine dikkati çekerek, patlayıcı maddeler nedeniyle ölenlerin üçte birini çocukların oluşturduğunu söyledi.

Yahya, "Bu olayların büyük çoğunluğu, geri dönüşlerin yoğun olduğu bölgelerde, tarım arazilerinde veya otlak alanlarında meydana geliyor. Gerçek şu ki evlerine dönen aileler, ölüm ve yaralanma riskiyle karşı karşıya kalıyor." ifadelerini kullandı.

Suriye’ye yönelik 2026 İnsani İhtiyaçlar ve Müdahale Planı’nın yalnızca yüzde 32’sinin finanse edildiğini belirten Yahya, insani yardım finansmanına desteğin sürdürülmesi, mayınların temizlenmesi ve istikrarın sağlanması için ekonomiye yatırım yapılması çağrısında bulundu.

Yahya, "Suriye halkı yalnızca hayatta kalmayı değil yeniden inşa etmeyi ve refah içinde yaşamayı da hak ediyor. Suriye’de bu fırsatın elimizden kaçmasına izin vermemeliyiz." dedi.

Kaynak: AA

  •  

Husilerden Suudi Arabistan’a füze saldırısı: İki balistik füze etkisiz hale getirildi

Arap Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Husilerin, ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt vilayetini iki balistik füzeyle hedef aldığını belirtti.

Tümgeneral Turki el-Maliki, "Savunma sistemleri, Husi teröristler tarafından atılan iki balistik füzeyi Hamis Muşayt semalarında tespit edip etkisiz hale getirdi." ifadesine yer verdi.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, kısa bir süre önce, ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt kenti için erken uyarı sisteminin tehlike alarmı verdiğini duyurmuştu.

Sivil Savunma Müdürlüğünün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan yazılı açıklamada, Hamis Muşayt kentinde erken uyarı sisteminin devreye alındığı belirtilmişti.

Yemen'de hükümet güçleriyle Husiler arasındaki çatışmalar son dönemde artarken, İran destekli Husiler, kendilerine saldırı düzenlendiğini öne sürerek, Suudi Arabistan'ı balistik füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alıyor.

Yemen, İran destekli Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana'yı ve bazı vilayetleri kontrol etmesinin ardından başlayan iç savaşa sahne oluyor.

Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Mart 2015'ten bu yana uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetine destek veriyor.

Kaynak: AA

  •  

Trump: Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları hiç iyi değil

ABD Başkanı Trump, Ohio'da düzenleyeceği seçim mitingi için Beyaz Saray'dan ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Trump, son günlerde Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artıran Husiler'le ilgili bir soruya, "Husiler yanlış işler yapıyorlar hem de çok yanlış. Bu durum hiç iyi değil." yanıtını verdi.

AA muhabirinin, "Husilerin son dönemde saldırılarını artırması ile ABD'deki Kongre ara seçimleri arasında bir ilişki görüp görmediği" şeklindeki sorusunu da cevaplayan Trump, şunları söyledi:

"Bunun seçimleri nasıl etkileyeceğini bilmiyorum. Bunu hesaba katmıyorum. Tek bildiğim, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağı ve bu durumun artık gerçekleşmiş olduğu. Asla nükleer silaha sahip olmayacaklar. Ancak Husiler yanlış davranıyorlar."

Kaynak: AA

  •  

Barzani’den Terörsüz Türkiye mesajı: Erdoğan Nobel Barış Ödülü’ne layık

Irak'ın Erbil kentinde Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü (MERI) tarafından düzenlenen forumda konuşan Barzani, Terörsüz Türkiye projesi ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Barzani, iki sene önce Terörsüz Türkiye projesinin "ciddi olup olmadığı" konusunda şüpheleri olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından bunun ciddi bir süreç olduğuna kanaat getirdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreç konusunda ciddi olduğunu ve bundan memnuniyet duyduklarını dile getiren Barzani, "Terörsüz Türkiye projesi ciddi bir süreç fakat yavaş ilerlediği yönünde şikayetler olabilir. Bence bu da çok doğaldır ve bir gecede çözülmez. Adımlar istediğimiz hızda olmayabilir fakat doğru bir istikamette ilerliyor." dedi.

Erbil olarak sürece destek verdiklerini ve üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını yineleyen Barzani, şu değerlendirmede bulundu:

"Süreç herkesin yararınadır. Hem bizim hem de Türkiye'nin. Bu süreç Türkiye’yi çok daha önemli bir noktaya taşıyacaktır. Sadece Kürtleri değil. Türkiye de bu noktadan çok farklı bir noktaya gelecektir ve bu şekilde bölgede tabii rolünü oynayabilecektir. Bu sorunun çözümü büyük bir olaydır ve çözülürse çözen kişi Nobel Barış Ödülü'ne layıktır. Bence bu noktada birinci kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır."

"Suriye'de Cumhurbaşkanı Şara sorunları çözmek istiyor"

Suriye’de gelinen aşamanın kolay olmadığını ve Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Kürt karşıtı olmadığını vurgulayan Barzani, "Suriye ziyaretimde Cumhurbaşkanı Şara ile yaptığım görüşmede Kürt karşıtlığı görmedim. Bu konuda çok konuştuk. Güvenlik güçlerinin entegrasyonuyla ilgili sürecin iyi bir şekilde ilerlediğini görüyoruz. Kürtler için çok önemli olan Kürtçe eğitim konusunda da ilerleme var. Suriye ile ilgili benim kanaatim Cumhurbaşkanı Şara’nın sorunları çözmek istediği yönündedir." ifadelerini kullandı.

Esed yönetimindeki Baas rejimi döneminde Kürtlerin yaşadıklarını hatırlatan Barzani, şunları söyledi:

"Suriye’de Kürtlere kimlik verilmiyordu. Suriyeli diyebileceğimiz bir kimlikleri de yoktu Kürtlerin. Böyle bir Suriye’de yaşadılar. Şimdi 13 bin kişi Suriye ordusu içinde, 17 bin kişi güvenlik kurumlarında yer alıyor, eğitimin Kürtçe yapılması için adım atılması ilerlemedir. Şara’nın bizi ağırlamada uyguladığı protokol Kürtlerle hiçbir sorununun olmadığına dair mesajını içeriyordu. Şam Havalimanı’na indiğimizde Şara’nın Kürtçe hoş geldiniz mesajıyla karşılandık. Protokolde Irak ve IKBY bayrakları taşındı. Bunlar sembolik şeylerdir. Yemek menüsü bile Kürtçe yazılmıştı. Tüm bunlar Kürtlerle sorunu olmadığına işaret ediyor."

Barzani, "Suriye’nin kendine özgü sorunları var. Kolay bir Suriye’de hüküm sürmüyorlar. Sosyal, imar ve altyapı açısından zor ve virane bir Suriye var. Bunun yeniden ayağa kaldırılması çok zaman ister." şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

  •  

Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırılar sürüyor: 12 saatte 14 olay

Komisyondan yapılan açıklamada, saldırıların 06.00-18.00 saatlerinde Ramallah, El-Bire, Selfit, Nablus ve El Halil vilayetlerinde gerçekleştiği belirtildi.

Saldırıların 10'unu İsrailli gaspçıların, 3'ünü de İsrail ordusunun düzenlediği, bir saldırının ise iki tarafın ortak katılımıyla gerçekleştirildiği aktarıldı.

Saldırılarda zeytin toplayan Filistinlilerin hedef alındığı, Filistinlilerin kendi arazilerinden çıkarıldığı veya alıkonulduğu kaydedildi.

Filistinlilerin tarım ürünleri ve ekipmanlarının çalındığı, mülklere zarar verildiği ve ağaçların söküldüğü ifade edildi.

Ramallah ve El-Bire kentlerinde 8 saldırının kayda geçtiği, İsrail ordusunun, Turmusaya beldesinin Eş-Şune bölgesinde çiftçilerin arazilerine ulaşmasını engellediği belirtildi.

Zeytin topladığı sırada Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırısına uğrayan bir Filistinlinin yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı bildirildi.

İsrailli saldırganların, Burka, Kefr Malik ve Deyr Dibvan'a bağlı bölgelerde çiftçileri arazilerinden zorla çıkardığı, Deyr Dibvan'da bir çiftçinin aracına zarar verdiği aktarıldı.

Selfit vilayetinde kaydedilen 3 saldırıdan birinde, Yasuf köyündeki çiftçilerin arazilerinden çıkarıldığı, zeytinleri ve zeytin toplamak için kullandıkları bir makinenin çalındığı bildirildi.

Deyr Estiya beldesinin batısında ise İsrail ordusu ile İsrailli gaspçıların ortak saldırısında Filistinli çiftçilerin bölgeden çıkarıldığı, ürünlerinin ve tarım ekipmanlarının çalındığı kaydedildi.

Nablus'ta İsrail ordusunun, Lubben eş-Şarkiyye köyünün es-Sur bölgesinde sahipleri hasat yapamadan önce 200'den fazla zeytin ağacını söktüğü belirtildi.

İsrail askerleri ayrıca Asirat el-Kıbliyye beldesinin Vadi eş-Şami bölgesinde çiftçileri alıkoyarak zeytin toplamalarını engelledi.

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, El Halil’in güneyindeki Masafer Yatta bölgesine bağlı Hirbet Akvavis’te zeytin toplayan En-Neamin ailesine saldırdığı, ailenin tarım ekipmanlarına el koymaya çalıştığı ve zeytin toplamalarını engellediği ifade edildi.

Filistinlilerin arazilerine ulaşmalarının engellenmesi, ürünlerin çalınması ve ağaçların sökülmesi gibi saldırıların çiftçileri gelecek hasat dönemlerinde de etkileyebilecek kayıplara uğrattığını ve geçim kaynaklarını tehdit ettiğini bildirdi.

Komisyondan daha önce yapılan açıklamaya göre, ekim ayının başından bu yana zeytin hasadıyla ilgili 136 saldırı kaydedildi. Bunların 92’sinde zeytin toplayan Filistinliler hedef alındı veya çiftçilerin arazilerine ulaşması engellendi. 44'ünde ise mahsulleri çalındı veya ağaçlarına zarar verildi.

Genellikle ekim ayının başında başlayıp kasım ayının sonuna kadar süren zeytin hasadı, binlerce Filistinli ailenin başlıca geçim kaynakları arasında yer alıyor.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

Kaynak: AA

  •  

Elon Musk’tan ABD ara seçimleri için 276 milyon dolarlık bağış!

CNN'in haberinde, Musk’ın Cumhuriyetçiler için yaz döneminden bu yana ara seçimler için en az 276 milyon dolar bağışta bulunduğu kaydedildi.

Musk'ın kurduğu siyasi eylem komitesi "America PAC" sözcüsünün söz konusu rakamı doğruladığı aktarılan haberde, böylelikle ABD’li iş insanının Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde bilinen en büyük bağışçısı olarak öne çıktığı belirtildi.

Haberde ayrıca, bağışın 158 milyon dolarlık kısmının, Senato seçimlerinde önde gelen Cumhuriyetçi "süper PAC"i (siyasi eylem komitesi) olarak bilinen Senato Liderlik Fonu’na aktarıldığı ifade edildi.

Kasım 2024 seçimlerinde ABD Başkanı Donald Trump ve diğer Cumhuriyetçi adayların seçim kampanyalarına yaklaşık 288 milyon dolar bağış yapan Musk, en fazla siyasi bağış yapan isim olmuştu.

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinde 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinin tamamı ve 100 sandalyeli Senatonun üçte biri yenilenecek.

Kaynak: AA

  •  

Hapishanede lüks yaşam sürüyordu! Sapkın Diddy cezaevinde başından yaralandı hastaneye kaldırıldı

ABD’de fuhuş amacıyla insan taşımacılığından suçlu bulunarak 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan dünyaca ünlü rapçi Sean 'Diddy' Combs, cezaevinde geçirdiği kaza sonucu başından yaralanarak gece yarısı hastaneye kaldırıldı. Sapkın Diddy'nin geçtiğimiz haftalarda hapishanedeki lüks yaşamı ve diğer mahkumlarla kavga ettiği de ortaya çıkmıştı.
  •  

Evinizdeki kameraya dikkat! 1,2 milyar cihaz üzerinden casusluk tehlikesi: Savaşlarda bile kullanılıyor

Evlerden iş yerlerine, bebek odalarından apartman girişlerine kadar güvenlik amacıyla kullanılan kameralar, siber casusluk tehlikesiyle gündemde. ABD merkezli Wall Street Journal, dünya genelinde internete bağlı 1,2 milyar kameranın istihbarat amacıyla hedef alınabildiğine dikkat çekti. Savaş bölgelerinde de kullanılan bu yöntemlerde yapay zekânın rolü artarken uzmanlar, kullanıcıları güvenlik açıklarına karşı uyardı. Son günlerde yapılan bu uyarılar akıllara Ekrem İmamoğlu'nun casusluk davasını getirdi. . 'İBB Hanem' isimli alt uygulamada ise 11 milyon 360 bin 412 kişinin sandık verilerinin işlendiği ve yine program dışına sızdırıldığı belirlenmişti.
  •  

Polonya'da Pegasus skandalında İsrail detayı! Donald Tusk'tan “ağır suç” değerlendirmesi

Polonya’da Pegasus casus yazılımıyla yürütülen dijital gözetim faaliyetleri, İsrail’e veri aktarımı iddialarıyla yeni bir boyut kazandı. Başbakan Donald Tusk, önceki hükümet döneminde kullanılan sistemin Polonyalı siyasetçilerin, muhalefet temsilcilerinin ve savcıların hassas bilgilerine erişim sağladığını belirtti. Soruşturma kapsamında yapılan teknik incelemelerde, Pegasus üzerinden toplanan verilerin Polonya dışına çıktığı ve yazılımı geliştiren şirketin veri altyapısına erişebildiği tespit edildi. Tusk, yaşananları ülkenin yakın tarihindeki en büyük skandallardan biri olarak değerlendirerek sorumluların hesap vereceğini açıkladı.
  •  

Polonya Başbakanı Tusk: "Hassas verilerin, İsrail'e aktarılması devlete karşı suç"

PRİŞTİNE (AA) - Polonya Başbakanı Donald Tusk, önceki hükümet döneminde kullanılan Pegasus casus yazılımı aracılığıyla Polonya vatandaşlarına ait hassas verilerin, İsrail tarafına aktarılmasını "devlete karşı işlenmiş ağır bir suç" ve "Polonya tarihinin en büyük skandallarından biri" olarak nitelendirdi.

  •  

Delta, Atlanta-Riyad uçuşlarını Mart 2027'ye erteleyecek

WASHINGTON (AA) - ABD'li hava yolu şirketi Delta, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na Husiler tarafından düzenlenen saldırının ardından Atlanta ile Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad arasındaki aktarmasız uçuşlarını Mart 2027'ye erteleyeceğini duyurdu.

  •  

İran, RAF Fairford Hava Üssü'ne saldırı iddialarını reddetti

TAHRAN (AA) - İngiltere'de ABD ordusu tarafından kullanılan RAF Fairford Hava Üssü'ne yönelik terör eylemi şüphesi üzerine İngiltere Dışişleri Bakanlığına çağrılan İran'ın Londra Büyükelçisi Seyyid Ali Musevi, olayda Tahran'ın rolü olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

  •  

Kral Halid Havalimanı uçuşlara kapatıldı

Yemen'deki İran destekli Husilerin hedef aldığı Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın 17 Ekim'e kadar operasyonlarını durdurduğu açıklandı.

  •  

Alman taz gazetesinden, İsrail'e tepki

BERLİN (AA) - Alman taz gazetesi (Die tageszeitung), muhabiri Serena Bilanceri’nin oturum izninin iptal edilmesi ve çalışma vizesi başvurusunun reddedilmesine tepki göstererek, İsrail hükümetinin Filistin’e ilişkin politikalarına yönelik eleştirilerin, basın özgürlüğünü kısıtlamak için gerekçe olarak kullanılamayacağını bildirdi.

  •  

İran’dan İngiltere’nin suçlamasına sert tepki!

İran Dışişleri Bakanlığı, İngiltere hükümetinin RAF Fairford hava üssüne yönelik şüpheli saldırı planı konusunda Tahran yönetimini suçlamasına sert tepki gösterdi. Açıklamada, "İngiliz makamlarının İngiltere'de yaşandığı iddia edilen bir güvenlik olayını İran'a atfetme girişimini şiddetle kınıyoruz" denildi.

  •  

29 ülkeden ortak "RAF Fairford" açıklaması: İran’ın saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz

İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 29 ülke, RAF Fairford hava üssüne yönelik şüpheli saldırı planında İran’ın rolüne işaret eden değerlendirmeyi destekleyerek, "İran'ın bize ve ortaklarımıza karşı ölümcül komplo, kundaklama, sabotaj, siber saldırı ve diğer hibrit faaliyetler dahil şiddet içeren saldırılara başvurmasını en güçlü şekilde kınıyoruz" açıklamasında bulundu.

  •  

Hürmüz'de 4 ticari gemiye saldırı

Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları Ajansı (UKMTO), Hürmüz Boğazı’ndan geçen 4 ticari geminin daha şüpheli saldırılara uğradığını açıkladı.

  •  

İsrail'de muhalefet Netanyahu'nun önünde

İsrail'de 27 Ekim'de gerçekleşecek genel seçimler öncesi yayımlanan son kamuoyu araştırmasına göre, muhalefet bloku 120 sandalyeli mecliste 67 sandalyeye ulaşarak iktidar koalisyonunun açık farkla önünde yer aldı.

  •  

Hackerlar Fransa'da market buzdolaplarını 50 dereceye kadar ısıttı

Hackerlar Fransa'da market buzdolaplarını 50 dereceye kadar ısıttı 12.10.2026 Diken

Fransa'da Intermarché ve Coopérative U market zincirleri 'benzeri görülmemiş' bir siber saldırının hedefi oldu. Hackerlar marketlerdeki akıllı buzdolaplarını 50 dereceye kadar ısıttı ve sayısız ürün bozulduğu için imha edildi. Hollanda'da da benzer bir saldırı düzenlendiğinden endişe ediliyor.

The post Hackerlar Fransa'da market buzdolaplarını 50 dereceye kadar ısıttı appeared first on #site_linkat 12.10.2026 .
  •  

Tek konutlu, elektriksiz İskoç adası: Yaklaşık 22,9 milyon liraya satılık

Tek konutlu, elektriksiz İskoç adası: Yaklaşık 22,9 milyon liraya satılık 12.10.2026 Diken

İskoçya'nın 110 hektarlık (yaklaşık 154 futbol sahası büyüklüğünde) Hildasay Adası, 350 bin sterlinden (yaklaşık 22,9 milyon lira) satışa çıkarıldı.

The post Tek konutlu, elektriksiz İskoç adası: Yaklaşık 22,9 milyon liraya satılık appeared first on #site_linkat 12.10.2026 .
  •  

AB, havalimanlarında uygulanan Giriş/Çıkış Sistemi'ndeki aksaklıklardan üye ülkeleri sorumlu tuttu

Avrupa Birliği AB Komisyonunun İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, biyometrik sınır kontrol sistemi Giriş/Çıkış Sistemi'nin EES uygulanmasında yaşanan aksaklıklardan üye ülkeleri sorumlu tutarak, sistemin sorunsuz işlemesi için lazım olan hazırlıkları yapmaları gerektiğini belirtti.
  •  

Fransa’da okulda silahlı saldırı: Gitar kılıfında av tüfeğiyle geldi!

Fransa’nın Aubagne kentinde bir ortaokulda 14 yaşındaki öğrenci, av tüfeğiyle okul müdürünü ve bir öğretmeni yaraladı.

Fransa’nın Marsilya kenti yakınlarında bir okulda silahlı saldırı düzenlendi. Joseph Lakanal Ortaokulu’ndaki saldırıda 14 yaşındaki öğrenci, av tüfeğiyle okul müdürünü ve bir öğretmeni vurarak yaraladı.

Aubagne Belediye Başkanı Jean-Pierre Squillari yaptığı açıklamada, okulda görevli bir gözetmenin polis gelmeden önce 14 yaşındaki saldırganı etkisiz hale getirerek silahını aldığını söyledi. Her iki yaralının da hastaneye kaldırıldığını ve hiçbir hayati tehlikelerinin bulunmadığını bildirdi. Squillari, "Bu, o okula giden bir çocuk ve okula tüfekle girdi. Bunu nasıl yaptığı soruşturmayla belirlenecek. Koridorda müdüre ve bir öğretmene doğru iki el ateş açtı" dedi.

Fransız televizyon kanalı BFM TV’ye göre, saldırgan tüfeği gitar kılıfına gizleyerek okula sokmayı başardı.

  •  

16 yıl sonra Kıbrıs semalarında KTHY sürprizi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye ile hayata geçirilmesi planlanan "Hedef 2033" vizyonu kapsamında enerji maliyetlerinin en az yüzde 50 düşürülmesi, 15 bin sosyal konut yapılması, Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın 2028'de yeniden uçuşlara başlaması ve Genel Sağlık Sigortası'nın 2027'de devreye alınmasının hedeflendiğini açıkladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ünal Üstel, "Hayatı Kolaylaştıran Projeler Lansmanı"nda, hükümetin geçmiş dönem icraatlarını ve gelecek beş yıllık yatırım hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. KKTC'nin kuruluşunun 50. yıl dönümü olan 2033 yılını kalkınma hedeflerinin merkezine yerleştirdiklerini belirten Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokoller kapsamında yaklaşık 75 milyar TL tutarında kaynak sağlandığını söyledi. Enerji, sağlık, ulaşım, teknoloji, konut, eğitim, tarım ve sosyal destek alanlarında yeni projeler açıklayan Üstel, "Biz konuşmuyoruz, çalışıyoruz. Yeni dönemde de hayal ettiğimiz ülke için çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

TÜRKİYE İLE ELEKTRİK VE DOĞAL GAZ PROJELERİ

Türkiye Cumhuriyeti ile elektrik enterkonnekte bağlantısı ve doğal gaz boru hattı projelerinin yeni dönemde tamamlanmasının hedeflendiğini açıklayan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğine dikkat çekti. Üstel, "Uluslararası birçok kuruluşun ve Rum kesiminin bütün engellemelerine rağmen, Türkiye ile kablo üzerinden elektrik projesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı duruşu ve büyük desteğiyle yeni dönemde mutlaka tamamlayacağız" diye konuştu.

KIB-TEK'in mevcut 430 megavatlık kapasitesine 300 megavatlık doğal gaz üretim kapasitesi ve 40 megavatlık yedek ünite ekleneceğini açıklayan Üstel, yaklaşık 200 milyon dolarlık yatırımla enerji altyapısının beş yıl içerisinde yenileneceğini belirtti. Lefkoşa'dan başlanarak elektrik hatlarının yer altına alınacağını, ayrıca 100 megavata kadar güneş enerjisi tesisi ve 25 megavatlık depolama ünitesi kurulacağını bildirdi.

Üstel, "Enterkonnekte bağlantı, doğalgaz, güneş enerjisi ve depolama üniteleri sayesinde ev ve iş yerlerimizdeki enerji maliyetlerini en az yüzde 50 oranında düşüreceğiz. Bu yatırımlarla ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan elektrik kesintileri artık son bulacak" dedi.

TÜRKİYE İLE SAĞLIKTA YENİ DÖNEM

Türkiye Cumhuriyeti ile sağlık alanında yeni bir protokol hazırlanacağını açıklayan Üstel, Genel Sağlık Sigortası kapsamında KKTC vatandaşlarının Türkiye'deki anlaşmalı hastanelerden de yararlanabilmesinin hedeflendiğini duyurdu. Üstel, "Genel Sağlık Sigortası kapsamındaki tüm vatandaşlarımızın, Türkiye Cumhuriyeti ile yapacağımız protokol gereği, Türkiye'de bulundukları sırada anlaşmalı tüm hastane ve sağlık birimlerinden aynı şartlarda yararlanabilmelerinin önünü açacağız" diye konuştu. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle dört toplantı gerçekleştirildiğini belirten Üstel, Ankara ziyaretlerinde protokolün gündeme alınacağını ve sistemin 1 Mart 2027'de başlatılmasının hedeflendiğini söyledi.

Sağlık yatırımları kapsamında 343 yataklı Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi'nin 2027 yılında, Karpaz Pamuklu Devlet Hastanesi'nin ise 2026 sonunda tamamlanmasının planlandığını açıklayan Üstel, İskele'ye yeni devlet hastanesi, Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne'ye üç ağız ve diş sağlığı hastanesi yapılacağını bildirdi. Sağlık sistemine helikopter ambulans kazandırılacağını ve Lefkoşa'da yeni 112 Acil Komuta Merkezi kurulacağını da duyurdu.

KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI 2028'DE YENİDEN UÇACAK

Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın yeniden faaliyete geçirilmesinin hedeflendiğini açıklayan Üstel, "Kıbrıs Türk Hava Yolları, 16 yıl aradan sonra 2028 yılında tekrar göklerde olacak" dedi. Hava yolu şirketinin yeniden uçuşlara başlamasıyla turizme katkı sağlanacağını ve bilet fiyatlarında denge oluşturulacağını savunan Üstel, son beş yılda 200 kilometrenin üzerinde yol yapıldığını veya yenilendiğini söyledi. Yeni dönemde 150 kilometrelik ilave yol yatırımı yapılacağını belirten Üstel, Haspolat-Atatürk Öğretmen Akademisi Yolu, Ercan-İskele çift şeritli yolu ve Girne-Güzelyurt Batı Sahil Yolu projelerinin hayata geçirileceğini açıkladı. Denizcilik Dairesi'nin kurulacağını duyuran Üstel, Girne Turizm Limanı ve Gazimağusa Limanı'nın iki yıl içerisinde modernize edileceğini, Lefke Limanı ve marinasının yeniden kazandırılacağını, İskele'de de yeni marina yapılacağını bildirdi. Lefke'deki maden atıklarının rehabilitasyonuna 2027 başında başlanacağını söyledi.

TÜRKİYE İLE FİBEROPTİK PROJESİ

Türkiye Cumhuriyeti ile yürütülen fiberoptik altyapı projesinde çalışmaların başladığını açıklayan Ünal Üstel, Türk Telekom ile gerçekleştirilen görüşmelerin ardından adanın iki ucundan eş zamanlı çalışma başlatılacağını söyledi. Üstel, "Fiberoptik projesiyle bir yıl içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti genelinde 150 bin hane ve iş yeri hızlı internete kavuşacak, beş kat hızlı interneti çok daha uygun fiyatlarla kullanmaya başlayacak" ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile imzalanan protokolün Anayasa Mahkemesi'ne taşındığını hatırlatan Üstel, ek protokol hazırlanarak projenin yeniden Cumhuriyet Meclisi'ne getirildiğini belirtti. Cumhuriyetçi Türk Partisi'ni (CTP) projeye karşı çıkmakla eleştiren Üstel, "Bu ülkeye hızlı internet gelmesini, gençlerimize beş kat daha hızlı internet sunulmasını engellemeye çalıştılar" şeklinde konuştu.

"Kıbrıs Tech" projesini de açıklayan KKTC Başbakanı Üstel, yazılım, yapay zeka, bilişim, siber güvenlik ve ileri teknoloji yatırımlarına vergi muafiyetleri ve istihdam avantajları sağlanacağını, KKTC'nin tamamının teknoloji yatırımlarına açık bir merkez haline getirileceğini söyledi.

15 BİN SOSYAL KONUT VE AİLELERE YENİ DESTEK PAKETİ

Yaklaşık 30 yıl aradan sonra sosyal konut projelerinin yeniden başlatıldığını hatırlatan Ünal Üstel, devam eden 3 bin konutluk yatırım hedefinin yeni dönemde 15 bine çıkarılacağını duyurdu. "Ev-Yap Kredisi" kapsamında yaklaşık 5 bin vatandaşa düşük faizli ve uzun vadeli kredi imkânı sağlanacağını belirtti. Ailelere yönelik yeni destekleri de duyuran Üstel, 0-6 yaş arasında çocuğu bulunan çalışan kadınlara asgari ücretin yarısı kadar kreş ve bakım desteği, sigorta girişi bulunmayan ve çocuk nedeniyle çalışma hayatına katılamayan kadınlara asgari ücretin üçte biri kadar aylık destek verileceğini söyledi. Üstel, 0-12 yaş grubuna yönelik tüketim ürünlerinde KDV'nin sıfırlanacağını söyleyerek, yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlara asgari ücretin yarısı tutarında bakım desteği sağlanacağını bildirdi. İlk kez konut sahibi olacak vatandaşların İhtiyat Sandığı birikimlerinin yüzde 50'sini geri ödemesiz kullanabilmelerinin sağlanacağını belirten Ünal Üstel, 200 engelli vatandaşın daha kamuda istihdam edileceğini ve kadın girişimcilere yönelik sosyal güvenlik prim desteğinin 60 aydan 72 aya çıkarılacağını duyurdu.

Hayat pahalılığıyla mücadele kapsamında temel tüketim ürünlerinde KDV'nin sıfırlanması, ithal ürünlere navlun desteği sağlanması ve ithalatta KDV erteleme süresinin 90 güne çıkarılması hedeflerini aktaran KKTC Başbakanı Üstel, "Türkiye'de 100 liraya satılan bir malın ülkemizde 150 liraya satılmasının önüne mutlaka geçeceğiz" ifadelerini kullandı.

Ünal Üstel, bir hafta içerisinde gençlere yönelik kapsamlı bir destek paketinin de açıklanacağını bildirdi.

YENİ STADYUM, SPOR BAKANLIĞI, EĞİTİM VE TARIM YATIRIMLARI

Yeni Atatürk Stadyumu ve Spor Kompleksi'nin temelinin 2027 yılının başında atılmasının hedeflendiğini belirten Üstel, 500 araç kapasiteli otoparkın aynı zamanda acil durum toplanma alanı olarak tasarlandığını söyledi. İskele, Lefke ve Gazimağusa'da üç yeni spor salonu inşa edileceğini açıklayan Üstel, yeni dönemde Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulacağını duyurdu. Lefkoşa Kültür Sanat Merkezi'nin iki yıl içerisinde tamamlanacağını ve altı ilçede çok amaçlı gençlik merkezleri oluşturulacağını belirtti. Eğitim alanında son beş yılda 30 yeni okul ve 622 dersliğin kazandırıldığını, altı okul projesinin devam ettiğini söyleyen Üstel, tarım ve hayvancılığa yaklaşık 7 milyar TL destek sağlandığını, tarımsal destek bütçesinin yüzde 321 artırıldığını açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti ile yürütülen Asrın Su Projesi'nin genişletildiğini belirten Üstel, suyun Güzelyurt Ovası'nın ardından Mesarya Ovası'na ulaştırılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

EKONOMİK HEDEFLER VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE TEŞEKKÜR

Ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üstel, 2022-2025 döneminde KKTC'nin gayrisafi milli hasılasının 74 milyar Türk Lirası'ndan yaklaşık 333 milyar Türk Lirası'na, kişi başına düşen milli gelirin ise 12 bin 245 dolardan 20 bin 121 dolara yükseldiğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokoller kapsamında KKTC'ye yaklaşık 75 milyar TL kaynak kazandırıldığını belirten Üstel, hükümetleri döneminde Ercan Havalimanı'nın tamamlandığını, Girne ve Güzelyurt devlet hastanelerinin açıldığını, yerel yönetimler reformunun gerçekleştirildiğini ve KIB-TEK'e 200 milyon doların üzerinde yatırım ve katkı sağlandığını ifade etti. Üstel, Türkiye Cumhuriyeti'nin desteğine ilişkin, "Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz projeler ve bu çerçevede önümüzdeki dönemde planlanan birçok dev proje için, İktisadi Mali İşbirliği Anlaşmaları çerçevesinde verdikleri desteklerden dolayı başta aziz Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği ve kurumlarına hepinizin huzurunda teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. KKTC'nin 2033 vizyonu doğrultusunda yeni yatırımların devam edeceğini belirten Üstel, açıklanmayan diğer büyük projelerin iki ayrı lansmanla kamuoyuna duyurulacağını söyledi.

  •  

İsrail'den gelen paket krize neden oldu: Moskova'da radyoaktif alarm!

Rusya Federal Gümrük Servisi (FTS), İsrail'den gönderilen bir pakette, doğal radyasyon seviyesinin 20 katı radyasyon yayan uçak saati tespit edildiğini bildirdi.

FTS'den yapılan açıklamada, Moskova'daki Domodedovo Havalimanı'nda görevli gümrük memurlarının, Rusya'ya bağlı Udmurtya Cumhuriyeti'nde yaşayan bir kişiye gönderilen paketi incelediği belirtildi.

Açıklamada, pakette çanta ve sırt çantası bulunduğu, sırt çantasının içindeki uçak saatinin radyasyon kontrol sisteminde alarma neden olduğu aktarıldı.

Yapılan incelemede, radyoaktif saatin yüzeyindeki iyonlaştırıcı radyasyon seviyesinin ölçüldüğü ve doğal radyasyon seviyesinin 20 katına karşılık geldiği kaydedildi.

Saatin günlük kullanım açısından tehlikeli olduğunun belirlendiği ifade edilen açıklamada, göndericinin gümrük belgelerinde paketin içeriğini anahtar, çanta, sırt çantası ve kıyafet olarak beyan ettiği bildirildi.

Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisinin (Rospotrebnadzor) yaptığı incelemede, ürünün gümrük ve sağlık standartlarına uygun olmadığını tespit ettiği belirtildi.

Açıklamada, saatin Rusya'ya girişinin yasaklandığı ve paketin İsrail'e iade edileceği bilgisi paylaşıldı.

RADYOAKTİF SAATLER RADYASYON YAYABİLİYOR

Özellikle 20. yüzyılın başlarından 1970'li yıllara kadar üretilen uçak ve askeri araç saatlerinde, kadranların ve göstergelerin karanlıkta görülebilmesi için radyum gibi radyoaktif maddeler içeren boyalar kullanılıyordu.

Bu tür saatler, özellikle İkinci Dünya Savaşı döneminde askeri havacılıkta yaygın olarak kullanıldı. Zamanla radyumun insan sağlığı açısından tehlikeli olduğunun anlaşılması üzerine kullanımı büyük ölçüde terk edildi.

Radyoaktif saatler, üretimlerinin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen radyasyon yaymaya devam edebiliyor.

  •  

İsrail ordusu Lübnan'da felaketi yaşadı: Sınırda büyük patlama!

İsrail'in kuzeyinde Lübnan sınırına yakın bir bölgede doğa yürüyüşüne çıkan öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu alanda patlama meydana geldi. 12kişinin yaralandığı olay sonrası Netanyahu canlı yayınını yarıda kesti.

💾

<p>İsrail'in kuzeyinde Lübnan sınırına yakın bir bölgede doğa yürüyüşüne çıkan öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu alanda patlama meydana geldi. 12kişinin yaralandığı olay sonrası Netanyahu canlı yayınını yarıda kesti.</p>

<p>İsrail basınında yer alan haberlere göre, Lübnan sınırı yakınlarında İsrail'in kuzeyindeki Ramim Sırtı bölgesinde patlama meydana geldi.</p>

<p>İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonuna konuşan Kızıl Davut Yıldızı Direktörü Eli Bin, ilk belirlemelere göre olayda yaralananların bölgede doğa yürüyüşü yapan siviller olduğunu söyledi.</p>

<p>Kızıl Davut Yıldızından ayrıca yapılan açıklamada, yaralananların öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir grup olduğu ve 4'ünün durumunun ağır olduğu aktarıldı.</p>

<p>Öte yandan İsrail ordusunun bölgeye helikopterler sevk ettiği kaydedildi.</p>

<p>İsrail basınında, olayın patlamamış bir mühimmatın infilak etmesi sonucu yaşandığı aktarıldı.</p>

<p>İsrail makamlarından olaya ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.</p>

<p><strong>CANLI YAYINI KAPATTI</strong></p>

<p>Öte yandan, sınır hattında yaşanan bu kanlı olayın ciddiyeti İsrail siyasetinin zirvesine de anında yansıdı. Savaş suçlusu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, patlama haberini Instagram üzerinden yaptığı bir canlı yayın sırasında aldı. Gelen acil bilgi üzerine panikleyen Netanyahu, takipçilerine herhangi bir açıklama yapmadan yayını aniden kesmek zorunda kaldı. Bölgede güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, askeri yetkililerin soruşturması sürüyor.</p>
  •  

NATO Komutanı: Akılsız davranmayın, her şeyi yok ederiz

NATO'nun Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı (SACEUR) Alexus Grynkewich, Varşova Güvenlik Forumu 2026’da konuştu. Rusya'yı açık bir dille uyaran Grynkewich, Moskova'nın ittifak topraklarına bir saldırı başlatacak kadar "akılsızca" davranması halinde saldırıya dahil olan "her şeyi ama her şeyi" yok edeceklerini söyledi.

"Zafer Teorisini" açıklayan Grynkewich, söz konusu teorinin herhangi bir saldırıyı "engelleme, etkisini kırma ve saldırı sona ermezse saldırıyı gerçekleştiren kuvvetleri etkisiz hale getirmeyi" hedeflediğini dile getirdi.

NATO'nun savunma amaçlı bir ittifak olduğunu ancak ittifak üye ülkelerinden herhangi birine yönelik saldırıyı engelleneceğini, etkisiz hale getirileceğini ifade eden Grynkewich, "Eğer birileri bize saldıracak kadar akılsızca davranırsa, savaşırız. Saldırıyı durdurur ve hedefleri, her ne olursa olsun, gerçekleştirmelerini engelleriz. Kısacası, herhangi bir müttefike yönelik her türlü saldırının tamamen sonuçsuz kalmasını sağlarız. Saldırı devam ederse veya yedek birliklerini devreye sokmayı seçerse, bize karşı kullanılan savaş sistemini kırarız. Bu, yalnızca saldıranın kendisini değil, aynı zamanda onu gücü destekleyen, ayakta tutan ve kontrol eden her şeyi ama her şeyi kapsar" dedi.

  •  

Azerbaycan'da okullardaki başörtüsü yasağı devam ediyor

Azerbaycan'da okul kıyafetlerine ilişkin getirilen yeni düzenleme ülkede kaos yarattı.Özellikle başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullara alınmaması viral oldu.

💾

<p>Azerbaycan'da okul kıyafetlerine ilişkin getirilen yeni düzenleme ülkede kaos yarattı.Özellikle başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullara alınmaması viral oldu.</p>

<p>Okuldan başörtüsü nedeniyle atılan kız çocuğu: “Bana dediler ki geç şu odaya başörtünü çıkar. Öğlene kadar çıkarmak zorundasın.” sözleri infial yarattı.</p>

<p>Bir grup öğrencide öğretmenlerini bırakmayarak  başörtüsü engeline protesto gösterisinde bulunarak "Hicaba azadlıq!" Başörtüsüne Özgürlük sloganları attı.</p>

<p><strong>ÖĞRENCİLER GÖZYAŞLARINI TUTAMADI</strong></p>

<p>Başörtüsü yasağı nedeniyle derslerine giremeyen öğrenciler, okul kapısında gözyaşlarına boğuldu.</p>

<p>Başörtüsü nedeniyle okula alınmayan öğrencilerin o anları sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p>

<p> </p>
  •  

Hackerların hedefi bu kez dondurucular oldu: Milyonlarca euroluk maliyet!

Fransa'da en az 150 süpermarketin soğutma sistemleri siber saldırının hedefi oldu. Sisteme uzaktan müdahale eden bilgisayar korsanları, dolaplardaki taze ve dondurulmuş ürünlerin bozulmasına yol açarak milyonlarca euroluk zarara neden oldu.

FRANSA'DA SÜPERMARKETLERE SİBER SALDIRI: SICAKLIKLARA MÜDAHALE EDİLDİ, DONMUŞ ÜRÜNLER BOZULDU

Bazı mağazalarda sıcaklıkların uzaktan değiştirildiği, bunun da taze ve dondurulmuş ürün stoklarının bozulmasına yol açtığı ifade edildi.

Cooperative U Grubunun Üst Yöneticisi Dominique Schelcher, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada durumu doğruladı. Schelcher, dün geceden bu yana ağlarındaki birçok mağazanın soğutma tesislerinin siber saldırıya uğradığını belirtti.

MİLYONLARCA EUROLUK KAYIP

Saldırının ardından dondurma dolaplarının sıcaklığı 26 derecenin üzerine çıktı. Sadece Alsace bölgesindeki iki Intermarche ve Super U süpermarketinde 270 bin euro tutarında hasar meydana geldi. Ulusal çapta maddi kaybın milyonlarca euroya ulaşabileceği tahmin ediliyor.

BFMTV'nin haberine göre, normalde soğutma tesislerini korumak için tasarlanan bir sistem bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildi.

Korsanların bu sistemi tersine çevirerek sürekli ve zorunlu buz çözme işlemi uyguladığı ifade edildi. Bu müdahale nedeniyle bazı buzdolaplarında sıcaklıkların 50 dereceye kadar ulaştığı kaydedildi.

  •  

Seyir halindeki aracın dingili koptu!

Malezya'da otoyolda seyir halinde olan bir otomobilin arka tekerleklerinin aniden koptuğu anlar, arkadan gelen bir aracın kamerasına yansıdı.

💾

<p>Malezya'da otoyolda seyir halinde olan bir otomobilin arka tekerleklerinin aniden koptuğu anlar, arkadan gelen bir aracın kamerasına yansıdı.  Olay, Malezya'da otoyol üzerinde meydana geldi. Araç içi kamerası kayıtlarına göre, orta şeritte normal seyrinde ilerleyen otomobilin arka dingili ve tekerlekleri bilinmeyen bir nedenle bir anda araçtan ayrıldı. </p>

<p><strong>O ANLAR KAMERAYA YANSIDI</strong></p>

<p>Kopan tekerleklerin otoyolda savrulduğu anlar, kazayı saniye saniye kaydeden arkadaki aracın kamerasıyla görüntülendi. Olay esnasında arkadan gelen aracın sürücüsünün durumu erken fark ederek yavaşlaması, olası bir zincirleme trafik kazasının önüne geçti. </p>
  •  

Almanya'da Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı istifa etti

Almanya'da Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı ve aynı zamanda Sosyal Demokrat Parti (SPD) Eş Genel Başkanı olan Baerbel Bas, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, üvey kızının ölümünün ardından yasını atlatabilmek için zamana ihtiyaç duyduğunu ve bu süreçte kendisine yeterince zaman ayırmak istediğini ifade etti.

Koalisyon ortağı Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinden de kendisine yönelik kamuoyu saldırılarının arttığını belirten Bas, bunun kişisel açıdan zor bir dönemden geçtiği sırada kendisini daha da zorladığını kaydetti.

Bas, hükümet ve parti görevlerini kısa vadede gerektiği şekilde yerine getirecek gücü kendinde bulamadığına işaret ederek, her iki görevinden de ayrılma kararı aldığını bildirdi.

SPD Eş Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil'e partinin eş genel başkanlığından istifa ettiğini ilettiğini aktaran Bas, ayrıca Başbakan Friedrich Merz'den Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı görevinden azledilmesini istediğini açıkladı.

MERZ'DEN BAS'A TEŞEKKÜR

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Bas ile hükümette güven içinde çalıştığını belirterek, Bas’a çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

Bas'ın aldığı kararın saygıyı hak ettiğini ifade eden Merz, "Bir baba ve büyükbaba olarak bu kaybın ne kadar ağır olduğunu ancak tahmin edebilirim. Ona ve ailesine güç diliyorum." ifadesini kullandı.

Lars Klingbeil de Berlin’de SPD Genel Merkezi'nde yapılan yönetim kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Bas'ın görevlerinden bugün istifa edeceği yönünde 10 Ekim Cumartesi günü kendisini bilgilendirdiğini belirtti.

Bas’ın zor dönemde sorumluluk aldığını ve izler bıraktığını ifade eden Klingbeil, parti ve ülke yönetiminde üstlendiği görevlerde yaptığı çalışmalar ve katkılar için Bas'a teşekkür etti.

Koalisyon ortağı CDU/CSU partilerinin bazı temsilcilerinin Bas'a karşı açıklamalarını eleştiren Klingbeil, "Siyasetçiler olarak büyük sorumluluk taşıyoruz. Ancak bugün bu makamlarda her şeyden önce insanlar olduğu açık bir şekilde görülüyor." dedi.

Klingbeil, kutuplaşmanın, siyasi tartışmaların giderek daha fazla nefret ve kışkırtıcı söylem içermesinin ve kişisel karalamaların siyasetçileri etkilediğini, özellikle üst düzey yönetici pozisyonlarında bulunan kadınların bu durumlarla karşı karşıya kaldığını kaydetti.

KLINGBEIL: KABUL EDİLEMEZ VE YAKIŞIKSIZ

Klingbeil, "Bu kabul edilmez ve toplumumuzda asla kabul edilebilir olmamalı." dedi.

Acı ve yas döneminde bile siyasi saldırılara maruz kalan bir kadın siyasetçi olarak Bas'ın burada sınırlara ulaşıldığını gösterdiğini vurgulayan Klingbeil, "Bu yakışıksızdır ve ülkemizde hiç kimse bunlara katlanmak zorunda kalmamalı. Bu siyasi tartışmayı zehirliyor." diye konuştu.

Siyasetin giderek daha fazla duyarlı ve dürüst insanları kaybetmesinden endişe duyduğunu belirten Klingbeil, ülkede saygı kültürüne ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

BAKANLIK İÇİN YENİ İSİM ÖNERİLDİ

Klingbeil, partisinin yönetim kurulunda SPD Genel Başkan Yardımcısı ve eski Rheinland-Pfalz Eyaleti Başbakanı Alexander Schweitzer'in Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı olmasını önerdiğini ve bu konuda Başbakan Merz'e bilgi verdiğini aktardı.

Schweitzer’in tecrübeli bir isim olduğunu aktaran Klingbeil, kendisi için istihdam ve emeklilik politikaları gibi konularda hükümetin derhal hareket kabiliyetine sahip olmasının önemli olduğunu belirtti.

Klingbeil, aralıkta veya ocakta partinin genel kurulunun düzenleneceğini ve burada tüm parti yönetiminin seçileceğini kaydetti.

  •  

Belçika'da genel grev: Kamu hizmetleri durma noktasına geldi

Belçika’nın en büyük sendikalarından Sosyalist sendikanın kamu çalışanlarını kapsayan kolu CGSP’nin çağrısıyla kamu çalışanları, bugün greve gitti. Sendika, memur statüsünün daraltılması, maaşların enflasyona göre tam olarak güncellenmesinin engellenmesi, emeklilik haklarının geriletilmesi ve çalışma şartlarının kötüleştirilmesine karşı çıkmak amacıyla greve gidildiğini açıkladı.

EN BÜYÜK ETKİ ULAŞIMDA YAŞANIYOR

Ülke genelinde yapılan grev nedeniyle ulaşımda büyük aksaklıklar yaşandı. Belçika'nın Valon bölgesi toplu taşıma işletmesi LETEC, tüm hatlarda belirsiz ve geniş çaplı aksamalar olacağını duyurdu. Hangi hatların çalışacağının net olmamasıyla birlikte sadece köyleri büyük şehirlere bağlayan hatların sınırlı hizmet verdiği gözlendi. Flaman bölgesinde ise toplu taşıma işletmesi De Lijn'in yalnızca kısmi bir alternatif hizmet sunacağı bildirildi. Başkent Brüksel’de Stib, hatların ve seferlerin ciddi şekilde etkileneceğini duyurdu.

Demiryollarında ise bugün yerel saatle 22.00'ye kadar sürecek grev nedeniyle garlarda sadece Paris-Londra gibi şehirlere giden hızlı trenlerin hizmet verdiği görüldü. Charleroi Havalimanı, uçuşların planlandığı gibi yapılacağını duyurdu, ancak terminale erişimin grev nedeniyle zorlaşabileceğini aktardı. Sendika tarafından kurulan barikatlar nedeniyle yolcuların havaalanına ulaşması daha uzun sürebilir uyarısı yapıldı. Brüksel Havalimanı için ise henüz net bir açıklama yapılmadı.

KAMU YAYIN ORGANLARI DA GREV YAPIYOR

Belçika'da yapılan genel grevden kamu yayıncılığı da etkilendi. Frankofon kamu yayın organı RTBF’de sendikaların ortak grev çağrısı üzerine bazı programların ve yayın akışının değiştirileceği bildirildi.

Flamanca yayın yapan kamu yayın organı VRT’de ise yalnızca birkaç haber programının küçük bir kadroyla yayınlanacağı, gün boyunca grevin nedenlerini açıklayan mesajlar ve görsellerin ekrana yansıtılacağı bildirildi. VRT’nin bütçesinin hükümet tarafından 10 milyon euro tutarında daraltılması, grevin ana gerekçeleri arasında gösteriliyor.

EĞİTİM YİNE ETKİLENDİ

Geçen eğitim öğretim yılının son aylarında baş gösteren grevler ve geçen haftadan beri devam eden öğrenci protestoları nedeniyle zarar gören eğitim bir kez daha sekteye uğradı. Ailelerin tepkilerine rağmen birçok okulda da iş bırakma eylemlerinin yapılması bekleniyor.

Posta hizmetleri işletmesi Bpost, cuma günkü grevde olduğu gibi bugün de hizmetlerde bölgesel farklılıklar olacağını duyurdu. Flaman bölgesinde posta dağıtımının yüzde 95’i yapılırken, Valon bölgesinde bu oranın yüzde 70’e düşebileceği belirtildi. Brüksel’de çöp toplama hizmetleri ciddi şekilde aksayacak, belediyeler ise normal düzene dönmek için birkaç güne ihtiyaç olacağını açıkladı.

ÖZEL SEKTÖR DE ETKİLENECEK

Ulaşımda yaşanan aksamalar, özel sektör çalışanlarının da iş yerlerine ulaşmasını zorlaştırırken, çocuk bakım hizmetlerindeki kesintiler bazı çalışanların işe gitmesini engelliyor. Grevin etkisiyle ülke genelinde hem kamu hizmetlerinde hem de özel sektörde ciddi aksamalar yaşanıyor.

  •  

Son dakika... Rusya ateşkes teklifini reddetti

Son dakika haberi: Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Rusya ile bir ateşkes sağlanması durumunda seçim düzenlemeye hazır olduklarını belirterek, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i bilgilendirin, bize iki ay verin. 60 günlük bir tam ateşkes sağlayın; biz de seçim düzenleriz" demişti. Kremlin’den Zelenskiy’in ateşkes açıklamalarına yanıt geldi.

Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, Zelenskiy’in talebini reddetti. Basın mensuplarına açıklama yapan Rus Sözcü, Rusya’nın geçici bir ateşkes yerine kalıcı barış anlaşması istediğini dile getirerek, "Kremlin'de hem Devlet Başkanı Putin hem de diğer kademelerdeki yetkililer, ateşkes istemediğimizi defalarca dile getirdiler. Biz uzun vadeli bir barış istiyoruz ve buna ulaşmak için mümkün olan her şeyi yapmaya hazırız" dedi.

"BU FIRSATI HAK ETMİYOR"

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Zelenskiy'nin ateşkes çağrılarıyla silahlanmak için zaman kazanmaya çalıştığını belirterek, "Onun böyle bir soluklanma fırsatını hak ettiğini düşünmüyorum." dedi.

Zelenski'den savaşı bitirecek karar! Trump'a resmen iletti! 'Putin'i bilgilendirin'Zelenski'den savaşı bitirecek karar! Trump'a resmen iletti! 'Putin'i bilgilendirin'

"SEÇİM GÜNÜ SALDIRIR EMRİ VERMEYİZ"

"Kiev'de seçim yapmak istemiyorlar. Bu tamamen açık" diyen Peskov, Putin’in ülkenin seçim gününde Ukrayna'ya herhangi bir saldırı emri vermemeye hazır olduğunu sözlerine ekledi. Peskov, "Ukrayna'nın 60 günlük ateşkesi seçimler için değil; güçlerini toplamak, yaralarını sarmak ve savaşa devam etmek için istiyorlar" dedi.

💾

<p>Kremlin Sarayı Sözcüsü Peskov ateşkes teklifi hakkında konuştu. Zelenskiy’in seçimler için 60 günlük ateşkes teklifine reddederek, "Ukrayna'nın 60 günlük ateşkesi seçimler için değil; güçlerini toplamak, yaralarını sarmak ve savaşa devam etmek için istiyorlar" dedi.</p>
  •  

Rusya'dan Harkov'daki yerleşim bölgesine füze saldırısı: 3 ölü, 25 yaralı!

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

💾

<p>Ukrayna’nın Harkov kenti yakınlarındaki Pisochyn yerleşim birimine düzenlenen Rus füze saldırısında 3 kişi hayatını kaybetti, aralarında çocukların da bulunduğu en az 22 kişi yaralandı.<br>
<br>
Ukrayna makamlarından yapılan açıklamalara göre, 11 Ekim akşamı saat 19.25 sıralarında düzenlenen saldırıda, yoğun yerleşimin bulunduğu bölgede bir gıda mağazası hedef alındı. Füzenin isabet etmesiyle bölgede yangın çıkarken mağaza, çevredeki apartmanlar ve araçlarda hasar meydana geldi.<br>
<br>
Hayatını kaybedenlerin 16 yaşında bir erkek çocuk, 19 yaşında bir kadın ve 51 yaşında bir kadın olduğu bildirildi. Yaralılar arasında 13 ve 8 yaşlarında çocukların da bulunduğu belirtildi. Ukrayna polisi ise yaralı sayısını 25 olarak açıkladı.<br>
<br>
<span style="color:#FF0000"><strong>SALDIRI ANI KAMERAYA YANSIDI</strong></span><br>
<br>
Saldırının gerçekleştiği anı gösteren görüntüler kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Görüntülerde füzenin yerleşim bölgesine isabet ettiği an ve patlamanın ardından yaşananlar yer aldı.<br>
<br>
Bir başka kayıtta ise, bir kadının olaya yakın bir noktada video çektiği esnada patlamanın meydana geldiği görülüyor.<br>
 </p>
  •  

Parmak izi ve yüz taraması çilesi büyüyor: Dijital sınır kalkanı kaosa dönüştü

Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, biyometrik sınır kontrol sistemi Giriş/Çıkış Sistemi'nin (EES) uygulanmasında yaşanan aksaklıklardan üye ülkeleri sorumlu tutarak, sistemin sorunsuz işlemesi için lazım olan hazırlıkları yapmaları gerektiğini belirtti.

AB, HAVALİMANLARINDA UYGULANAN GİRİŞ/ÇIKIŞ SİSTEMİ'NDEKİ AKSAKLIKLARDAN ÜYE ÜLKELERİ SORUMLU TUTTU

Politico'ya verdiği röportajda Brunner, üye ülkelerin sistemin uygulanmasına hazırlanmak için yeterli zamana sahip olduğunu ve sistemi kendilerinin kabul ettiklerini anımsattı.

Brunner, "Bu bir güvenlik meselesi. Sistemin çalışması gerekiyor. Üye ülkelerin üzerlerine düşeni yapması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Bazı üye ülkelerin hazırlık sürecinde geride kaldığını kabul eden Brunner, Belçika'daki Zaventem Havalimanı'nda yaşanan sorunların yanı sıra diğer üye ülkelerde de çeşitli aksaklıklar görüldüğünü söyledi.

Brunner, AB Komisyonunun, sistemin uygulanmasına destek olmak amacıyla Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) üzerinden yardım ve finansman sağladığını anımsatarak, sorunların bir sonraki tatil yoğunluğu öncesinde çözülmesi gerektiğine işaret etti.

EES'nin sonuçlarına ilişkin verileri de paylaşan Brunner, sistem üzerinden yaklaşık 1500 sınır noktasında 230 milyona yakın giriş ve çıkış işleminin kaydedildiğini bildirdi.

Brunner, sistemin yaklaşık 80 bin kişinin ülkeye girişini engellediğini belirterek, bunların 2 bininin terörizm veya organize suç gibi faaliyetlerle bağlantıları nedeniyle güvenlik tehdidi olarak değerlendirildiğini kaydetti.

Sistemin işe yaradığını dile getiren Brunner, "Gördüğünüz gibi, gerçekten çalışıyor ve karşılığını veriyor." dedi.

Brunner, EES'yi dünyanın en modern sınır yönetimi sistemi olarak nitelendirerek, "ABD, Kanada ve diğer ülkelerle karşılaştırma yapıyoruz ve hepsi bizi kıskanıyor." diye konuştu.

NİSAN'DA FAALİYETE GEÇEN EES, HAVALİMANLARINDA UZUN BEKLEMELERE YOL AÇTI

AB ülkeleri, Schengen bölgesine gelen AB vatandaşı olmayan yolcuların parmak izlerini ve yüz görüntülerini kaydeden EES'yi bir yıl önce aşamalı olarak uygulamaya başlamıştı.

Sistem, 10 Nisan itibarıyla 29 ülkede tüm dış sınır geçiş noktalarında tam olarak faaliyete geçmişti.

Yeni sistem, pasaportlara elle damga vurma uygulamasının yerini alırken, AB vatandaşı olmayan yolcuların biyometrik verilerinin alınmasını ve dijital olarak kaydedilmesini zorunlu hale getiriyor.

Bu işlemler, sınır kontrollerinin daha uzun sürmesine ve özellikle yoğun seyahat dönemlerinde bekleme sürelerinin artmasına neden oluyor.

Sistemin uygulanmasına ilişkin tartışmalar, sınır kontrolünde yaşanan gecikmelerin sorumluluğunun AB düzeyindeki düzenlemelerden mi yoksa üye ülkeler ve havalimanlarının hazırlık ve altyapı eksikliklerinden mi kaynaklandığı sorusunu gündeme getirdi.

 

  •  

AB'den Rusya'ya yeni yaptırım: Hedefte askeri-sanayi kompleksi var!

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya’nın askeri-sanayi kompleksini hedef alan yaklaşık 1600 yeni yaptırımın kabul edildiğini duyurdu.

Kallas, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Lüksemburg'da AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın düzenlendiğini belirtti.

Toplantıda, Rusya'ya yönelik yaptırım kararı alındığını kaydeden Kallas, "Bu, Rusya'nın savaşını başlatmasından bu yana yaptırım listemizde yapılan en büyük genişleme. Avrupa, bir kez daha birlik içinde hareket ettiğini gösteriyor" ifadesini kullandı.

Yeni yaptırımların yarısından fazlasının balistik füze üretim zinciriyle bağlantılı olduğunu belirten Kallas, AB üyelerinin Rusya’nın askeri-sanayi kompleksini hedef alan yaklaşık 1600 yeni yaptırımı kabul ettiğini duyurdu.

AB Yüksek Temsilcisi Kallas, "Rusya'nın Ukraynalıları öldürmek için kullandığı silahları üretmesini önemli ölçüde daha zor, daha yavaş ve daha maliyetli hale getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

  •  

Trump müttefikini tehdit etmiş: Saldırırsanız size silah vermeyiz!

CNN International'ın iki Avrupalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre; Trump, Zelenskiy'i, Rus enerji tesislerine saldırılara devam etmesi halinde ABD'nin istihbarat paylaşımı ve Ukrayna için Avrupa'nın ABD silahı alımlarını askıya alabileceği konusunda uyardı.

Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon'dan gelen uyarıların Ukrayna ve Avrupa'daki yetkililere iletildiği aktarıldı. Bunlar arasında ABD'nin Ukraynalı komutanlara doğrudan gönderdiği mesajlar da var.

Trump'tan bomba duyuru! Zelenski'ye kötü haber: Artık yeni bir lidere ihtiyaçları varTrump'tan bomba duyuru! Zelenski'ye kötü haber: Artık yeni bir lidere ihtiyaçları var

Trump fırçalamıştı! Zelenski'den flaş adım: Vazgeçebiliriz...Trump fırçalamıştı! Zelenski'den flaş adım: Vazgeçebiliriz...

"İSTİHBARAT PAYLAŞIMINI KESERİZ"

Konuyla ilgili bir kaynağın, ABD'nin Ukrayna'yı istihbarat paylaşımını kesmekle tehdit ettiğini söylediği aktarıldı.

İstihbarat paylaşımını ve silah alımlarını sona erdirme tehditleri daha önce de ABD medyasında yer almıştı. Bu tehdidin ise Rus rafinerisine yönelik saldırılar nedeniyle Trump'ın Zelenskiy'e öfkelendiği bir dönemde geldiğine dikkat çekildi.

Trump ayrıca, Ukrayna'nın yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu söylemişti. Zelenkiy ise Rus petrol rafinerilerini hedef almaktan vazgeçebileceklerini ancak Moskova’yla karşılıklı saldırıları durdurma güvencesi istediğini söylemişti.

TRUMP ENERJİ ATEŞKESİNİ DUYURDU

Öte yandan Trump, dün yaptığı açıklamada Rusya ve Ukrayna arasında bir enerji ateşkesi sağlandığını duyurmuş ve tarafları "bunu bozmaması" konusunda uyarmıştı.

CNN'in aktardığına göre Zelenkiy'e yakın bir kaynak bu gelişmenin "sürpriz olduğunu" söyledi.

Zelenskiy ise sosyal medya hesabından yayınladığı açıklamada Ukrayna'nın ateşkesi desteklediğini ilan etti ve "Rusya'nın da desteklemesi önemli. Amerikan tarafından detayları bekliyoruz" dedi.

  •  

Veri merkezi İHA'ların hedefi olmuştu: Yandex'e devlet koruması!

Rusya Dijital Kalkınma Bakanı Maksut Şadayev, insansız hava aracı (İHA) saldırılarının hedefi olan Yandex'in veri merkezlerinin korunması için Savunma Bakanlığı ile çalıştıklarını bildirdi.

Şadayev, Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma'daki komite toplantısında yaptığı açıklamada, Yandex'in son günlerde benzeri görülmemiş ölçekte saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Söz konusu veri merkezlerinin korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Şadayev, "Dijital Kalkınma Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ile birlikte bu tesislerin korunması konusunu ele alıyor." dedi.

Şadayev, saldırılara rağmen Yandex'in hizmetlerinin çalışmaya devam ettiğine işaret ederek, bunun şirketin yedekleme sistemlerine ve altyapısını farklı bölgelere dağıtmaya verdiği önemin sonucu olduğunu kaydetti.

Saldırıların boyutunu gerçek zamanlı takip ettiklerini belirten Şadayev, sektördeki tüm şirketlerin Yandex'in karşılaştığı sorunların çözümüne yardımcı olduğunu söyledi.

Yandex, 8 Ekim'de Ryazan bölgesindeki Sasovo'da, 9 Ekim'de Kaluga'da ve 11 Ekim'de Vladimir bölgesindeki veri merkezlerinin İHA saldırılarında hasar gördüğünü açıklamıştı.

Şirket, Sasovo ve Vladimir'deki veri merkezlerinin faaliyetlerinin tamamen durduğunu, Kaluga'daki merkezin ise altyapısının bir bölümünün kullanılamaz hale geldiğini bildirmişti.

"Rusya'nın Google'ı" olarak bilinen Yandex'in hizmetlerinde saldırılar nedeniyle aksaklıklar yaşanıyor.

ZELENSKİY, YANDEX VERİ MERKEZLERİ SALDIRISINI KABUL ETTİ

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Ukrayna’nın Rusya’nın veri merkezlerine yönelik operasyonlarına karşılık vererek Yandex veri merkezlerini vurduğunu söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Polonya’da düzenlenen Varşova Güvenlik Forumu’na video konferans yöntemiyle hitap etti. Konuşmasının hemen başında ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasında enerji ateşkesi sağlandığı duyurusuna değinen Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Trump’ın paylaşımını "beklenmedik ama çok önemli" şeklinde nitelendirdi. Zelenskiy, "Trump’ın paylaşımını hemen ardından Rusya, Harkov’daki bir elektrik santraline hedefli bir saldırı düzenledi ve enerji sistemlerimize daha fazla zarar verdi. Putin’in Truth Social’ı takip etmediği açık" dedi. Ukrayna tarafının enerji ateşkesi fikrini derhal desteklediğini vurgulayan Ukraynalı lider, "Rusya, bu kış enerji ateşkesini kabul etmezse karşılık vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, "Bizim misilleme saldırılarımız nedeniyle yaşanan yakıt sıkıntısı ve yanan rafineriler, Rusya açısından elbette acı verici. Ancak bunlar, Hürmüz krizinde kaybedilebilecek miktarlarla aynı değil. Rusya, rafinerilerine ve petrol ihracatına yönelik uzun menzilli saldırılarımızı durdurmamızı istiyorsa, enerji sistemimize ve kritik altyapımıza yönelik saldırılarını durdurmalı. İnsanlarımızı öldürmeyi bırakmalı. Tek mesele bu" diye konuştu.

💾

<p>Rus teknoloji şirketi Yandex, Vladimir bölgesindeki veri merkezinin İHA saldırısında hasar gördüğünü ve faaliyetlerinin tamamen durduğunu açıkladı.</p>
  •  

AB’den Putin ile Trump’ın dizel anlaşmasına tepki: ‘Rusya üzerindeki baskıyı artırmalıyız’

ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında hafta sonu varılan anlaşmaya göre Rusya, ABD ve küresel piyasalara ilk etapta 300 bin ton, kasım ayında 500 bin ton, daha sonra ise 1 milyon ton ilave dizel sağlayacak. Washington da anlaşmanın uygulanabilmesi için Rus dizeline yönelik yaptırımlara, Nisan 2027’ye kadar geniş kapsamlı muafiyet getirdi.

İlişkili Haber
thumbnail
Putin ve Trump görüştü: Dünya genelinde fiyatları hızla düşecek!
Haberi görüntüle

AB dışişleri bakanlarının Lüksemburg’daki toplantısı öncesinde konuşan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “ABD bizim en büyük müttefikimiz ancak mesajımız açık: Bu savaşı sona erdirmek istiyorsak bunu yapmanın tek yolu Rusya üzerinde daha fazla baskı kurmaktır. Bu savaşı Rusya başlattı. Bunu unutmamalıyız” dedi.

Lüksemburg’da düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde gazetecilere konuşan İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, anlaşmayı “endişe verici” olarak nitelendirirken, İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard anlaşmadan “büyük üzüntü” duyduğunu ve yürürlüğe girmemesini umduğunu söyledi. Litvanya Dışişleri Bakanı Kestutis Budrys ise anlaşmanın “transatlantik toplum içindeki birliğe yardımcı olmadığını” belirterek, Avrupa’nın Rusya üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürmesi gerektiğini savundu.

TRUMP ENERJİ ATEŞKESİ İLAN ETTİ, ZELENSKİ RUS SALDIRILARININ SÜRDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ

Dizel anlaşması tartışılırken Trump, Rusya ve Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları durduracak bir “enerji ateşkesi” konusunda da anlaştığını açıkladı. Trump, ateşkesin “derhal” yürürlüğe girdiğini söylerken anlaşmanın ayrıntılarını paylaşmadı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ilk olarak böyle bir ateşkesten haberdar olmadığını belirtirken, daha sonra Kiev’in, Rusya’nın da uyması koşuluyla enerji tesislerine saldırmama önerisini desteklediğini açıkladı. Zelenskiy, Trump’ın açıklamasından sonra Rusya’nın Kiev ve Harkiv bölgelerindeki enerji tesislerini vurduğunu söyledi.

Kallas da ateşkesin yalnızca petrol rafinerilerini kapsaması halinde Rusya’nın lehine sonuç doğuracağı görüşünü dile getirdi. Ukrayna’nın bir, Rusya’nın ise 32 büyük petrol rafinerisi bulunduğuna dikkati çeken Kallas, enerji altyapısının özellikle yaklaşan kış nedeniyle kritik önem taşıdığını belirtti.

  •  

Ramim Sırtı’nda patlama: Öğretmen ve öğrenciler yaralandı

İsrail basınında yer alan haberlere göre, Lübnan sınırı yakınlarında İsrail'in kuzeyindeki Ramim Sırtı bölgesinde patlama meydana geldi.

İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonuna konuşan Kızıl Davut Yıldızı Direktörü Eli Bin, ilk belirlemelere göre olayda yaralananların bölgede doğa yürüyüşü yapan siviller olduğunu söyledi.

Kızıl Davut Yıldızından ayrıca yapılan açıklamada, yaralananların öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir grup olduğu ve 4'ünün durumunun ağır olduğu aktarıldı.

Öte yandan İsrail ordusunun bölgeye helikopterler sevk ettiği kaydedildi.

İsrail basınında, olayın patlamamış bir mühimmatın infilak etmesi sonucu yaşandığı aktarıldı.

İsrail makamlarından olaya ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.

Kaynak: AA

  •  

Çin, Tayvan’la anlaşma yapan Belizeli ve Paraguaylı bakanlara yaptırım uygulayacak

Çin Dışişleri Bakanlığı, Tayvan’la diplomatik ve ekonomik işbirliği anlaşmaları yapan Paraguay Enformasyon ve İletişim Teknolojileri Bakanı Gustavo Villate ile Belize Dışişleri Bakanı Francis Fonseca’ya yaptırım uygulayacağını duyurdu. İki bakanın Çin ana karası ile Hong Kong ve Makau’ya girişi yasaklanacak. Tayvan Dışişleri Bakanlığı, kararı kınadı.

Hangi yaptırımlar uygulanacak?

Çin’in açıklamasına göre iki bakanın Çin ana karası, Hong Kong ve Makau Özel İdari Bölgeleri’ne girişi yasaklanacak. Çinli şahısların ve kuruluşların bu isimlerle herhangi bir alışveriş, iş birliği ve diğer etkinliklerde yer alması da yasak olacak.

Çin gerekçesini nasıl açıkladı?

Açıklamada iki politikacı, Tayvan’da iktidardaki Demokratik İlerici Parti’nin (DPP) dış destek yoluyla bağımsızlık çabalarının “piyonu” olmakla suçlandı. Pekin, bakanların Tayvan’ı ziyaret ederek ve “Tayvanlı ayrılıkçı güçleri” ülkelerinde kabul ederek Çin’in iç işlerine müdahale ettiğini savundu. Açıklamada, “Bazı Çin karşıtı politikacılar, Çin’in Tayvan bölgesiyle sözde diplomatik bağlarını sürdürmesini ısrarla destekleyerek Çin temel çıkarlarını zedelemektedir” denildi.

Tayvan nasıl yanıt verdi?

Tayvan Dışişleri Bakanlığı, yaptırımları kınadı. Adımın başka ülkelerin diplomasisine ve egemenliğine açık müdahale olduğunu belirten Tayvan, bunu Çin’in “başka ülkeleri kendi siyasi gündemine uymaya mecbur etmek üzere siyasi tehdit ve sınır aşırı baskı uygulamaya yönelik beyhude bir çabası” olarak niteledi.

Bakanlar Tayvan’la hangi anlaşmaları yapmıştı?

Villate, Tayvan’ın 200 milyon dolarlık yatırımla Paraguay’da veri merkezi kurmasına yönelik anlaşmaya öncülük etmişti. Fonseca ise eylülde Tayvan ile diplomatların eğitimine yönelik ikili bir anlaşma imzalamıştı. Paraguay ve Belize, Tayvan’la diplomatik ilişkilerini sürdüren az sayıdaki ülke arasında.

Tayvan’ı kaç ülke tanıyor?

Tayvan’ı diplomatik olarak 11 BM üyesi ülke tanıyor: Guatemala, Belize, Paraguay, Haiti, Saint Vincent ve Grenadinler, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lucia, Tuvalu, Palau, Marshall Adaları ve Esvatini. BM üyesi olmayan Vatikan da Tayvan’la ilişkisini sürdürüyor. Çin, Tayvan’ı kendi toprağının parçası sayıyor; Tayvan 1949'dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip.

Kaynak: AA

  •  

Gümüşhaneliler Fransa’nın Mulhouse kentinde buluştu

Fransa’nın Mulhouse kentinde Fransa Gümüşhaneliler Derneği tarafından “Gümüşhaneliler Mulhouse’da Buluşuyor” adlı kültür etkinliği düzenlendi. Avrupa’nın farklı ülke ve kentlerinde yaşayan Gümüşhaneliler etkinlikte bir araya geldi. Etkinlik dün yapıldı; kaynakta katılımcı sayısı belirtilmiyor.

Etkinlikte neler yapıldı?

Gümüşhane lezzetleri ve yöresel ürünler tanıtıldı. Gümüşhaneli sanatçılar Burcu Bakır, Oytun Elaman ve Selman İlhan sahne alarak türküler seslendirdi, halaylar çekildi.

Etkinliğe kimler katıldı?

Etkinliğe Gümüşhaneliler Derneği Başkanı Sezai Ertunç ev sahipliği yaptı. Programa Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, Mulhouse Belediye Başkanı Frederic Marquet, Gümüşhane Konfederasyonu (GÜMKON) Genel Başkanı Mehmet Kemal Nalçacı ve Gümüşhaneli Bürokratlar ve Kamu Çalışanları Derneği (GÜBDER) eski Başkanı Erol Tekçe de katıldı.

Kaynak: AA

  •  

AB, Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarında yapılan Rus seçimlerine katılan 77 kişiye yaptırım uyguladı

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, Rusya’nın Eylül 2026'da Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarında düzenlediği “yasa dışı seçimlere” katılan 77 kişi hakkında yaptırım kararı aldığını duyurdu. Yaptırım listesindeki 74 kişi, Rusya’nın işgali altındaki bölgelerde Duma seçimlerine aday oldu. Listede ayrıca Rusya Merkez Seçim Komisyonu’nun 3 üyesi yer alıyor. Rusya’dan konuya ilişkin açıklama kaynakta yer almıyor.

Yaptırım kimleri kapsıyor?

Konsey’in açıklamasına göre yaptırım uygulanan kişilerin 74'ü, Rusya’nın işgali altındaki Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgeleri ile Kırım ve Sivastopol’da çeşitli partilerden Rusya Duması seçimlerine aday oldu. Seçimlerin düzenlenmesindeki rolleri nedeniyle Rusya Merkez Seçim Komisyonu’nun 3 üyesi de listeye alındı.

Hangi yaptırımlar uygulanacak?

Yaptırım kapsamındaki kişilere AB ülkelerine giriş ve bu ülkeler üzerinden transit geçiş yasağı getirilecek, mal varlıkları dondurulacak. AB vatandaşları ve şirketlerinin bu kişilere doğrudan ya da dolaylı olarak fon, finansal varlık veya ekonomik kaynak sağlaması da yasaklandı.

AB gerekçesini nasıl açıkladı?

AB, söz konusu kişilerin seçimlere katılarak Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını meşrulaştırma çabalarına ve Ukrayna topraklarındaki yasa dışı işgalin sürdürülmesine katkıda bulunduğunu belirtti. Açıklamada, “AB, söz konusu seçimlerin Ukrayna ve uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı dahil olmak üzere ihlal ettiğini, Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verdiğini vurguluyor” denildi.

Kaynak: AA

  •  

Belçika'da kamu çalışanları greve gitti

Sosyalist İşçi Sendikasının çağrısıyla çok sayıda memur, Belçika'da kamu hizmetlerine ayrılan kaynakların yetersizliği ve hükümetin gündemindeki yeni bütçe kesintilerine karşı bir günlüğüne iş bıraktı.

Grev, ülke genelinde demir yolu ulaşımını olumsuz etkiledi. Tren seferlerinin büyük kısmı iptal edildi. Toplu taşımada da aksaklıklar yaşandı. Brüksel'de metro ve otobüs seferleri azaltılırken, bazı tramvay hatları çalıştırılmadı.

Flaman Bölgesi'nde de otobüs ve tramvay hizmetleri büyük ölçüde aksadı.

Belçika'da kamu çalışanları greve gitti

Grev nedeniyle Brüksel'de kağıt-karton ve ambalaj atıklarının toplanması da aksadı. Belçika'da kamu yayıncılığı da grevden etkilenirken, RTBF ve VRT'nin televizyon ve radyo yayın akışlarında değişiklikler yapıldı.

Ayrıca ülke genelinde eğitim, posta ve cezaevleri gibi kamu hizmetlerinde de aksamalar yaşandı. Sendika, kamu hizmetlerindeki kesintilerin çalışanların iş yükünü artırdığını ve vatandaşlara sunulan hizmetleri olumsuz etkilediğini savunuyor.

Ücretlerin enflasyona göre endekslenmesine yönelik olası müdahaleler ve katma değer vergisinin artırılması olasılığı da sendikanın tepkisini çekiyor.

Kaynak: AA

  •  

Mısır ve Türkiye turistleri güvenle ağırlayabiliyor

Seyahat ve turizm sektörünün geleceğini şekillendirme amacıyla düzenlenen Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin (WTTC) 26. Küresel Zirvesi, "Geleceği Yeniden Şekillendir (FUTU[RE]SET)" temasıyla 7-9 Ekim'de Malta'nın başkenti Valletta'da gerçekleştirildi.

Bakan Şerif Fethi, zirve kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, jeopolitik gelişmelerin bölge turizmine etkisini ve turistlerin seyahat tercihlerindeki değişimi değerlendirdi.

Orta Doğu'daki çatışmaların bölgedeki tüm ülkeleri etkilemediğini vurgulayan Fethi, şunları kaydetti:

"Orta Doğu'daki gelişmelerin bölgenin tamamını kapsayan bir türbülans olarak nitelendirilmesine karşıyım. Çünkü Orta Doğu'nun tamamı bu süreçten etkilenmiyor. Bölge birçok ülkeden oluşuyor. Bazı ülkeler maalesef yaşananlara doğrudan dahil olurken, bazıları ise hiç dahil değil. Elbette yaşananlardan üzüntü duyuyoruz ve bunların çok kısa sürede sona ermesini arzu ediyoruz. Ancak şunu güvenle söyleyebilirim ki Mısır ve Türkiye gibi ülkeler güvenli durumda ve herhangi bir aksilik yaşamadan turist ağırlayabiliyorlar."

Fethi, kendi ülkesinde turizmdeki büyümenin hala sürdüğüne işaret ederek, bu ivmeyi korumak ve daha da artırmak için kış sezonuna güvendiklerini söyledi.

"Her ülkeye ayrı ayrı odaklanmamız gerekiyor"

Şerif Fethi, dünya genelindeki turizm hareketliliği değerlendirilirken ülkelerin kendi koşullarının dikkate alınması gerektiğini ve genellemeleri doğru bulmadığını ifade etti.

Dünya genelindeki turizm gelişmelerinden söz ederken daha ayrıntılı ve spesifik değerlendirmeler yapılması gerektiğinin altını çizen Fethi, şöyle devam etti:

"Örneğin ABD'ye baktığınızda, ülkenin iç turizm pazarı çok büyük ve büyümeye devam ediyor. Avrupa'ya baktığınızda da büyüme var. Ancak mevcut çatışmalar başladıktan sonra birçok Avrupa ülkesinin vatandaşlarının yurt dışına çıkmak yerine Avrupa içinde seyahat etmeyi tercih ettiğini göz önünde bulundurmalısınız. Bunun birinci nedeni güvenlik. İnsanlar çatışmanın nasıl sonuçlanacağını, ne zaman sona ereceğini ve gerilimin nasıl tırmanabileceğini bilmiyordu. İkinci neden ise maliyetler. Günümüzde enflasyonun yarattığı baskı söz konusu. Uçak biletlerinin fiyatları üzerinde baskı var, sigorta maliyetleri yüksek ve başka sorunlar da yaşanıyor. Dolayısıyla bu konuyu çok hassas bir şekilde ele almamız, her ülkeye ayrı ayrı odaklanmamız gerekiyor."

"Bırakın turistler konuşsun"

Fethi, Orta Doğu'daki bazı ülkelerde yaşanan çatışmalar nedeniyle bölgenin tamamına yönelik oluşan güvenlik endişelerinin giderilmesi için turistlerin deneyimlerinin öne çıkarılması gerektiğini belirtti.

Turistlerin kendi deneyimlerini paylaşmasının yanlış algı ve ön yargıların giderilmesindeki önemine işaret eden Fethi, şunları kaydetti:

"Bırakın turistler konuşsun, siz (hükümetler) değil. Yalnızca onların deneyimlerini gösterin ve bu deneyimlerin başkalarıyla paylaşılmasını sağlayın. Bizim yaptığımız buydu ve doğru yaklaşımın da bu olduğunu düşünüyorum. Ancak çıkıp 'Mısır güvenlidir' ya da 'X, Y veya Z ülkesi güvenlidir' şeklinde reklamlar yayımlamaya başlarsak bunun bir anlamı olmaz. Özellikle bu mesajlar hükümetten geldiğinde insanlar bunları hükümetin kendi tanıtımını yapması olarak değerlendirebilir. Bence en doğru yaklaşım, turistlerin deneyimlerini kendi ülkelerinden insanlarla, yani kendi vatandaşlarıyla ve aynı zamanda dünyanın geri kalanıyla paylaşmalarına olanak tanımaktır."

Kaynak: AA

  •  

Rusya: Ateşkes değil, uzun vadeli barış istiyoruz

Peskov, başkent Moskova'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 60 günlük ateşkesi kabul etmesi halinde Ukrayna'da seçim düzenlenebileceğine ilişkin sözlerini değerlendirdi.

Rusya'nın Ukrayna'daki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik tutumunun değişmediğini belirten Peskov, "Rusya'da hem Putin hem de diğer düzeylerde defalarca dile getirildi. Biz ateşkes değil, uzun vadeli barış istiyoruz ve bunun için mümkün olan her şeyi yapmaya hazırız." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Rusya ve Ukrayna'nın enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulmasına ilişkin ateşkes konusunda anlaşmaya vardığı yönündeki açıklamasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Peskov, "Temaslar devam ediyor. Bu konuda söyleyecek bir şeyimiz olduğunda sizi mutlaka bilgilendireceğiz." ifadesini kullandı.

Avrupa ülkelerinin Ukrayna krizine yaklaşımını da değerlendiren Peskov, Avrupalıların çatışmaların sona ermesini engellemek için çaba göstermeye devam ettiklerini söyledi.

Peskov, Avrupalı ülkeleri "savaş yanlısı" şeklinde nitelendirerek, "Amerikalı müzakerecilerin çabalarını çok daha olumlu karşılıyoruz ve bu çabalarını sürdürdükleri için kendilerine minnettarız. ABD ile Avrupa arasında ayrılık yaratmaya çalışmıyoruz, barışçıl çözüme ulaşılmasını sağlayacak etkili adımlar ve sorumlu kararlar arıyoruz." diye konuştu.

Kaynak: AA

  •  

İngilizlerin Rus Korkusu! Suikast Manşetleri Attılar

Avrupa istihbarat servisleri Rusya'nın savunma sanayii yöneticilerine yönelik suikast planlarını devreye soktuğu konusunda uyardı. Kremlin'in Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatmak amacıyla Avrupalı sivilleri ve şirket yöneticilerini hedef aldığı bildirildi.

  •  

Avrupa'daki Müslümanların durumu konuşuldu

Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren Müslüman çatı kuruluşlarının katılımıyla "Avrupa Müslüman Kuruluşları Konferansı" gerçekleştirildi.

  •  

Yunanistan'dan sosyal medyaya yaş sınırı! Tarih verildi: 15 yaş altına kısıtlama geliyor

Yunanistan, çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni bir düzenlemeye hazırlanıyor. Hükümet, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini kısıtlayacak yasa tasarısını duyurdu. 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girmesi planlanan düzenleme, daha önce açılmış hesapları da kapsayacak. Sağlık Bakanı Antonis Georgiadis, 10-12 yaş grubundaki çocukların yarısından fazlasının sosyal medya hesabı bulunduğunu açıkladı.
  •  

Azerbaycan'da başörtüsü yasağı: 28 Şubat'ı hatırlatan görüntüler

Azerbaycan'da okullarda başörtüsü yasağı nedeniyle öğrenciler ve veliler protestolar düzenlerken yaşananlar Türkiye'deki 28 Şubat dönemini hatırlattı. Başörtülü öğrencilerin okula alınmadığı belirtilen görüntüler arasında, bir okul müdürünün polislerle birlikte girişte beklediği anlar da yer aldı.
  •  

Rusya, Zelenskiy'in 60 günlük ateşkes teklifini reddetti! Peskov gerekçesini açıkladı

Rusya, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'in seçimlerin düzenlenebilmesi için yaptığı 60 günlük ateşkes teklifini reddetti. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova'nın geçici ateşkes değil kalıcı barış istediğini belirterek, Kiev yönetiminin ateşkes talebinin arkasında askeri güçlerini yeniden toparlama amacı bulunduğunu öne sürdü. Peskov, 'Ukrayna'nın 60 günlük ateşkesi seçimler için değil; güçlerini toplamak, yaralarını sarmak ve savaşa devam etmek için istiyorlar' dedi.
  •  

Zelenskiy ve Putin, Erdoğan ve Trump formülüyle buluşabilir

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile masaya oturmaya hazır olduğunu açıkladı. Sybiha, bu kritik zirvenin Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuğunda veya ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımıyla gerçekleşebileceğini söyledi.
  •  

İsrail’den ölümcül kargo! Rusya’ya gönderilen paketten radyoaktif uçak saati çıktı

İsrail’den Rusya’ya bağlı Udmurtya Cumhuriyeti’ne gönderilen kargo paketi, Moskova’da radyasyon kontrol sistemlerini alarma geçirdi. Gümrük memurlarının yaptığı detaylı aramada, sırt çantası içine gizlenmiş ve doğal radyasyon seviyesinin 20 katı iyonlaştırıcı radyasyon yayan eski model uçak saati ele geçirildi. Günlük kullanım açısından son derece tehlikeli olduğu belirlenen radyoaktif ürünün gümrük standartlarına uymadığı tespit edilerek paketin geldiği ülkeye geri gönderilmesine karar verildi.
  •  

Batı Şeria'da hayvan zehirleme provokasyonu: Perde arkasından işgalci siyonistler çıktı

İşgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki el-Mugayyir köyünde yüzü maskeli bir kişinin İsrailli yerleşimcilere ait hayvanlara bir madde verdiği görüntüler sosyal medyada yayımlandı. Filistinli kaynaklar olayın Filistinlileri suçlamak ve yeni saldırılara zemin hazırlamak amacıyla gerçekleştirildiğini öne sürerken, İsrail ordusu ve polisinden henüz resmî açıklama yapılmadı.
  •  

İsrail basınındaki zehirleme iddialarının arkasından işgalci siyonistler çıktı!

İşgalci siyonist İsraillilerin Filistinlilere yönelik kirli provokasyonu görüntülere yansıdı. İşgal altındaki Batı Şeria'da yüzü maskeli bir kişinin İsrailli yerleşimcilere ait hayvanları zehirlediği öne sürülen görüntüler ortaya çıktı. Filistinli kaynaklar, hayvanların ölümünden Filistinlileri sorumlu tutarak yeni saldırılara bahane oluşturulmak istendiğini belirtti. Görüntüler İsrailli sosyal medya kullanıcılarının da tepkisini çekerken, İsrail ordusu ve polisinden henüz açıklama yapılmadı.
  •  

Riyad'daki havalimanı saldırıları: 4 ülkeden ortak tepki

Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a yönelik saldırılarını "en güçlü şekilde" kınadı. Açıklamada, "Sivillerin ölümüne ve yaralanmasına yol açan, uluslararası hukukun açık bir ihlalini teşkil eden, Husiler tarafından Suudi Arabistan'a karşı gerçekleştirilen mevcut düşmanca saldırıları en güçlü şekilde kınamaktadır." ifadeleri yer aldı.

  •