Okuma görünümü

Doğu Ekonomik Forumu’nda gündem yeni ticaret rotaları

Okay Deprem yazdı…

Seneledir Rusya’nın Pasifik Okyanusu kıyısındaki en büyük kenti Vladivostok’ta düzenlenegelen “Doğu Ekonomik Forumu” (DEF) bu sene de tam 1 Eylül itibariyle binlerce ziyaretçisine kapılarını açtı. Ondan hemen öncesinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü üye, gözlemci ve olası aday ülkelerin delagasyonlarının bir kısmı dsa, Kırgız başkentindeki buluşma sona erer ermez, Rusya’nın forumun her yıl organize edilegeldiği şehrine uçtular. Aynı zamanda Asya’nın en büyük iktisadi etkinliklerinden birisi olan DEF’te bu sene de gündem oldukça yoğun ve yüklü. Dahası, Avrasya’nın motor gücü ekonomileri özellikle bu yıl, hem devasa kıtayı hem de toplamda global ekonomik dengeleri giderek daha fazla değiştirecek sayısız ticaret anlaşmasına imza atıyor ve kritik kararlar alıyorlar. Bir kere en başta ev sahibi ülke Rusya Federasyonu’nun ekonomisini, her yıl oranı artacak biçimde daha fazla Asya ve Afrika ülkeleri yönünde yapılandırmakta olduğu görülüyor. Bununla birlikte ziyaretçi ve gözlemciler, önceki yılki mütevazi büyüme oranına rağmen “Rus ekonomisinin bu seneden itibaren daha istikrarlı bir büyüme yönelişine geçeceğinin kuvvetli sinyallerinin alındığını” belirtiyorlar.  

TARİHİ GELİŞME

Son yıllarda geniş Avrasya havzasındaki dinamik ekonomik eğilimlere yakından bakıldığında ev sahibi ülkenin “Küresel Güney” ve Doğu pazarlarında “kilit oyuncu” statüsünü pekiştirdiği ileri sürülüyor. Gerçekten de özellikle son 10-15 yıldır küresel ticaret akışlarının Batı ülkelerinden giderek Asya ve hatta Afrika’ya doğru yön değiştirmekte olduğunu, her iki kıtanın da, ancak bilhassa birincisinin rekor düzeylerde ticaret hacmine ulaşmakta olduğunu ve dahası ve belki de en önemlisi, dünya tarihinde yüzyıllar sonra yepyeni lojistik rotalarının oluşturulduğu ifade edilmekte. Burada tam olarak bahsediyor olduğumuz yeni gerçekliğin en güncel simgesi muhtemelen, Çin’den yola çıkan büyük tonajlı bir geminin “Kuzey Deniz Yolu” üzerinden geçip önceki günlerde Rusya’nın meşhur Murmansk limanına varması oldu. Bu ticari sehayat; nam-ı değer “Arktik Koridoru”nun, Asya’daki üretim merkezlerini Rusya’nın sanayi ve ticari merkezlerine bağlayan geleneksel güney rotalarına gerçek anlamda ve güvenli bir alternatif haline geldiğini kanıtlamaya başladı. İşte DEF, dünya ticari – lojistik ve haliyle ekonomi tarihini kökten değiştirecek gelişmelerin ve dönüm noktalarının yaşandığı bir dönemde düzenleniyor bu yıl. Her sene Güney Asya ülkelerinden daha çok yatırım çeken Vladivostok’ta çok kutuplu dünya ekonominin mimarisi oluşturulurken, Asya-Pasifik bölgesinden ve Afrika kıtasından yüzlerce heyetle karşılıklı, şimdiden milyarlarca dolarlarla ölçülen ticaret sözleşmeleri imzalanıyor. Şimdi de, yaşanan değişimlerin ölçeğini tam olarak yansıtan ve toplam dört ana temaya ayrılan bu yılki forum gündemine ve programların içerine detaylıca bakalım. 

NELER KONUŞULDU?

DEF’in sabahtan akşama kadar tam dört gün boyunca sürmekte olan oturum, toplantı ve diğer etkinliklerinin temel üst başlıkları, alt başlıkları ve de kısa içerikleri özetle şunlar:

1. Çok kutuplu bir dünyada uluslararası işbirliği ve ticari diyaloglar: “Rusya – Çin”, “Rusya – Hindistan”, “Rusya–ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği)” ve “Rusya – Afrika” formatında toplantılar. Birliklerin entegrasyonu: EAEU (Avrasya Ekonomik Birliği) ve BRICS’in gündemlerinin birleştirilerek tek ve kesintisiz bir ekonomik alan oluşturulması. Yeni finansal sistem: İlgili ülkeler arasında bağımsız ödeme mekanizmalarının geliştirilmesi ve ulusal para birimleri üzerinden ödemelerin genişletilmesi.

2. Lojistik ve bağlantı altyapısı – Kuzey Deniz Yolu: Liman altyapısının, ticari buzkıran filolarının ve yıl boyunca seyrüseferlerin arttırılması. Baykal–Amur ve Transsibirya demiryolu hatlarının modernizasyonu: Doğu demiryolu hattının taşıma kapasitesinin genişletilmesi. Ulaşım koridorları: Rusya’nın Çin ve Asya’daki “dost ülkelerle” olan hudutu boyunca yeni lojistik merkezlerin oluşturulması.

3. Teknolojik egemenlik ve endüstriyel büyüme – Ortak inovasyonlar: Mikroelektronik ve robotik sahalarında teknoloji transferi ve ortak girişimlerin oluşturulması. Enerji ittifakı: Petrol, gaz ve kömür tedariklerinin yeniden yönlendirilmesi ve nükleer enerji alanında müşterek projeler. Dijital entegrasyon: Siber güvenlik, yapay zeka ve “bulut bilişim” alanlarında iş birliği.

4. Yerel bölgelerin geliştirilmesi ve Uzak Doğu’nun insan sermayesi: Sonuçların özetlenmesi ve uzmanları çekme programlarının ölçeklendirilmesi. Şehirlerin master – planları: Uzak Doğu’nun mühim kentsel alanlarının finansmanı ve yenilenmesi. Turistik potansiyel: Yeni tatil bölgelerinin teşkil edilmesi ve de Asya ve Afrika ülkeleri ile Rusya arasındaki vize rejiminin kolaylaştırılması. 

ASYA-AFRİKA İLETİŞİMİNİN KİLİT ALANLARI

“Uzakdoğu Federal Üniversitesi”nin kampüsünde düzenlenen DEF’teki tartışma, görüşme ve buluşmaların ağırlık noktalarının ilk sıralarında Güneydoğu Asya başta olmak üzere, geniş Avrasya hinterlandındaki yeni lojistik merkezlerin yapılandırılması ve mevcutların da geliştirilip entegrasyonlarının ilerletilmesi geliyor. Bu kapsamda Çin ie Rusya arasındaki ticari görüşmeler ve ilgili anlaşmalar öncelikli olarak elektronik, otomotiv endüstrisi, enerji kaynaklarının tedariki, Kuzey Deniz Rotası (Murmansk-Şanghay) ve de Blagoveşçensk / Zabaykalsk sınır geçiş kapıları ve gümrük noktaları üzerine odaklanmış. Rusya ile Hindistan arasındaki konu başlıkları ise petrokimya, ilaç, gübre, savunma sanayi, Kuzey – Güney Uluslararası Taşımacılık Koridoru üstüne yoğunluk kazanmış durumda. Bunun dışında ise, Afrika ülkeleri ile Rusya arasındaki temaların merkezinde ise gıda, tarım makineleri ve madencilik endüstrisinin geldiği görülüyor. 

‘EKONOMİK EGEMENLİK VE BAĞIMSIZLIK’

DEF boyunca hakikaten de fark ediliyor ki, Rusya’nın  “ekonomik egemenlik ve bağımsızlığı” artık teorik bir kavram veya tek taraflı hayal olmanın çok ötesine geçip gerçekliğe dönüştüğü savunuluyor. Vladivostok’taki ekonomik forumun; Güney Asya limanlarından Arktik Okyanusu üzerinden Murmansk ve Saint Petersburg limanlarına kadar yapılmaya başlanan düzenli ticari gemi seferleri, yine Rusya üstünden de geçen Çin’in yeni kuşak-yolunun Novorossiysk Limanı’na bağlanması, ülkenin sadece yeni yaptırım ve abluka koşullarına fazlasıyla uyum sağlamadığını, ama dahası ve aynı zamanda Çin başta olmak üzere en yakın büyük ticari partnerleriyle beraber yepyeni bir küresel ekonomik haritanın oluşum sürecine öncülük ettiği ileri sürülüyor.

  •  

ABD ve İsrail, ‘ortaklık’ masalları altında Türkiye’nin ‘silahsızlandırılmasını’ hazırlamaya çalışıyor

Okay Deprem yazdı…

Türkiye epeydir Ortadoğu’da öncü bir rol oynamayı amaçlıyor ve bölgede düzeni sağlamak istiyor. Bu basit ve temel sonuca varabilmek için, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamadan yola çıkmak bile yeterli olacaktır. Erdoğan bir kez daha, Ankara’nın Ortadoğu’da “kanlı senaryoların hayata geçirilmesine izin vermeyeceğini” söyleyip açıkça, İsrail’in Filistinlilere karşı devam eden soykırımına ve Tel Aviv’in Lübnan ile Suriye’ye yönelik sinsi saldırganlığına göndermede bulundu. Bu beyanat, Malazgirt Savaşı ve Anadolu’nun fethinin başlangıcının 955. yıldönümü anısına düzenlenen etkinlikler çerçevesinde verildi.  

ABD’NİN ‘BASKIN ÜLKE’ OLARAK GÖRDÜĞÜ İSRAİL’E HER TÜRLÜ SİLAH MÜBAH LAKİN TÜRKİYE’YE HAYIR!

Bazı birtakım uluslararası uzman ve yorumculara bakılırsa Ankara’nın bölgede önüne koyduğu siyasi-askeri ve stratejik hedeflere ulaşması uzak ara hiç de kolay değil, çünkü ona İsrail açıkça, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise örtülü olarak karşı. Ne Amerikalıların ne de İsraillilerin güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaçları olduğunu adeta yedi alem uzunca süredir biliyor, çünkü Washington her şeyden önce bölgenin “baskın ülkesi” olarak her zaman İsrail’i göregelmiştir. Bu çerçevede, Yahudi devletine beşinci nesil F-35 savaş uçakları da dahil olmak üzere sınırsız miktarlarda en yeni Amerikan silahları geldi ve gelmeye de devam ediyor. Ancak Türkiye’ye Amerikalılar, çeşitli uydurma bahanelere atıfta bulunmak suretiyle söz konusu uçakları bilindiği gibi bir türlü vermiyorlar. Her şey, askeri güç dengesini İsrail lehine değiştirmek için yapılıyor… 

‘BATI, TÜRKİYE’NİN DAHİL OLACAĞI BÖLGESEL ASKERİ İHTİLAFTA KKTC’Yİ ELE GEÇİRMEK İSTEYEBİLİR’

Yukarıda betimlenen gidişat deneyimli siyaset bilimciler, jeopolitoglar, diplomatlar ve diğer uzmanlar tarafından uzun süredir yakınen takip ediliyor. Bunlardan birisi de tarihçi Mehmet Perinçek. Batı’nın; Ankara’yı müttefiklerden mahrum bırakmak, konumunu zayıflatmak ve sonunda da Kuzey Kıbrıs’ı ele geçirmek emelleriyle, Türkiye’yi bir tuzağa doğru sürüklediğinden emin gözüken Perinçek, Türkiye’nin buna karşı koyamayabileceğini çünkü ABD’nin ona, “Made in USA” damgalı silahları İsrail’e ve NATO müttefiklerine karşı kullanmasını muhtemelen yasaklayacağı uyarısında bulunarak şunları dile getirdiği dikkat çekti geçtiğimiz günlerde:  

MEHMET PERİNÇEK: İRANLILAR, ABD VE BATI’DAN BAĞIMSIZ ASKERİ SİSTEMLER SAYESİNDE KAZANDILAR

“Şunu anlamamız gerekiyor ki, eğer Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma olursa, Amerikan uçaklarını veya hava savunma sistemlerini kullanamayız. Tüm bu tür ekipmanlar Washington’a bağlıdır. Eylül 2025’te İsrail Katar’a saldırdığında benzer bir şeyi gördük. İşte, Katar o zaman İsrail’e karşı Amerikan sistemlerinden istifade edemedi – bu çok büyük bir ders. Tıpkı İran’daki son savaş gibi… İranlılar, ABD ve Batı’dan bağımsız olan askeri sistemler sayesinde kazandılar. Ve şimdi Türkiye hükümeti Rus S-400 füzelerinden kurtulmak ve Amerikan sistemlerini satın almak istiyor. Onlar bu yolla Türkiye’yi İsrail’in saldırganlığından koruyabileceklerini düşünüyorlar, ancak bu tam tersine Türkiye’nin silahsızlandırılmasıdır.” Türk tarihçi, verdiği mülakatının devamında, ülkesinin ulusal çıkarlarının Çin, İran ve Rusya Federasyonu ile daha yakın ilişkiler kurulmasını gerektirdiğini sözlerine ekledi. 

İRAN’IN SURİYE’DEN AYRILMASINDAN SONRA “BÜYÜK İSRAİL”İN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL TÜRKİYE KALDI

Son yıllardaki olaylar gerçekten de, Tel Aviv’in Afrika’dan Kafkasya’ya kadar uzanan “Büyük İsrail”in yaratılması yönündeki malum hayalini tutarlı bir şekilde gerçekleştirmeye doğru ilerlediğini gösteriyor. İranlıların Suriye’den ayrılmasından sonra, bu geniş-bölgesel hegemonik planın hayata geçirilmesinin önündeki tek ciddi engel olarak Türkiye kalmış bulunuyor. Yahudi devletinin, sadık müttefiki ABD’yi de yanına alarak, Türkiye’yi kendi yolundan uzaklaştırmak için elinden gelen her şeyi ardına koymayacağı çoktan kesinlik kazanmış bir olgu. Aslında ilgili süreç çoktan başlamış gözüküyor: Türkiye’yi kendince itibarsızlaştırma peşindeki Tel Aviv işe sözde «Ermeni Soykırımı”nı tanımakla başladı. Hızını alamayan İsrail, Lübnan ve Suriye’de askeri tampon bölgeler oluşturdu ve dahası Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile düzenli ortak hava tatbikatları, silah tedariki ve istihbarat alışverişini içeren bir de yöresel askeri-stratejik-siyasi ittifak kurmaya soyundu. Yani açıkça Beyaz Saray’ın onayıyla Doğu Akdeniz’in Türkiye’yi kontrol altına almak ve İsrail’in çıkarlarını korumak için bir “arena” haline getirilmesi planlı şekilde gerçekleştiriliyor. 

‘MEKKE PAKTI’NA YAKIN VADEDE BANGLADEŞ VE İRAN’IN İŞTİRAK ETMESİ SÜRPRİZ OLMAYABİLİR

Yukarıda sıralananların hepsini bir araya getirdiğimizde, Türkiye’nin istikrarın bölgesel garantörü ve İslam Dünyası’nın çıkarlarının savunucusu olarak rolünün NATO’daki mecut üyeliğiyle giderek daha fazla çeliştiği pekala söylenebilir çünkü bazı ittifak ülkelerinin Arap topraklarındaki eylemlerinin çoktandır Müslümanların bilinçli imhası olarak görüldüğü İsrail hükümetine açıkça sponsorluk yaptığı bilinmez değil. Belki de tam da bu yüzden, bölgede bazılarının “İslami NATO” olarak adlandırdıkları başka bir askeri bloğun örgütlemesine başlanıldı bile. Burada bahsedilen tahmin edileceği gibi, 7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve katılımcı ülkelerin Kuzey Atlantik Antlaşması’nın Beşinci Maddesi ilkesine benzer bir şekilde korunmalarını öngören “Mekke Paktı”. Bangladeş, çiçeği burnunda ittifaka katılma konusunu ele alırken, İran da böyle bir olasılığı göz ardı etmiyor… 

  •  

Rus ‘muhalifler’ seçimlere savaş mı açtı?

Okay Deprem yazdı…

Rusya parlamentosu’nun alt kanadı Devlet Duması’nın yaklaşan eylül ayının ikinci yarısında seçimleri gerçekleşecek. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin medyasında ilgili seçimlerin gayrimeşru olarak tanınması için şimdiden dikkatlice koordine edilmiş bir kampanya yürütüldüğü gözleniyor. Bu enformasyon saldırısının araçlarından birisi de tahmin edileceği üzere, ülke dışına çıkmış bulunan Rus muhalifler. Bunlardan bazıları bilindiği gibi çok uzun zaman önce vatanlarını terk etmişti, geri kalanları ise şubat-Mart 2022 döneminde Rusya’dan göç etmişlerdi. Ama bu durum onların her nedense ve halen, Rusya Federasyonu seçim sistemini itibarsızlaştırma yönünde güçlerini birleştirmelerine engel olmuyor. Ve bu hakikaten de asılsız bir iddia değil. Söz gelimi, sadece resmi veriler dahi baz alındığında, Kremlin’e muhalif “Yolsuzlukla Mücadele Vakfı”nın (FBK) eski başkanı Leonid Volkov’un, Avrupa’da ikamet ettiği mahalde birkaç yıl önce 540.000 avro değerinde iki katlı bir ev satın aldığı hatırlanacaktır. Putin’in yurt dışına kaçan diğer muhaliflerinin de pek “yoksulluk çekmedikleri” belirtilebilir: FBK’nın eski çalışanlarından İvan Jdanov, Yulia Navalnaya (hapishanede ölen ünlü muhalif siyasetçi Aleksey Navalni’nin dul eşi), Devlet Dumasının eski milletvekilleriden İlya Ponomarev, eski satranç şampiyonu Garry Kasparov, emekli petrol patronu Mikhail Khodorkovski ve rejim değişikliği talep eden diğerleri gibi… Hepsi de Rusya’nın Batı siyasetine geri dönmesini, Ukrayna ile savaşta yenilmesini ve ardından da ülkenin muhtemel birkaç sözde egemen cumhuriyete bölünmesini savunageliyor.

GÖRECE MADDİ REFAHLARI KENDİ VATANLARINA BİR ŞEKİLDE SIRT ÇEVİRMELERİ SAYESİNDE OLMASIN?

Bu insanlar kendilerini birer büyük stratejistler sanıyor olabilirler, ancak şu anda zorunlu olarak bulundukları ortamda siyasi göçmenlere artık çok da saygıyla değil, fakat tersine, olabildiğinde tersi duygu ve düşüncelerle bakanların sayısının hiç de az olmadığını biliyor olsalar gerek. Çevrelerindeki pek çok kişi, kavuştukları görece maddi refahlarının kendi vatanlarına bir şekilde sırt çevirmek sayesinde olduğunu anlayıp görebiliyor. Ve benzer grupların günümüzde her yerde giderek daha çok hor görülüp dışlandıklarına tanık olunuyor… Yukarıda tasvir edilen politize karakterlerin gerçek siyasi mücadele yerine adeta “yabancı hibeler” uğruna çekişmede daha başarılı olduklarını düşünenlerden ünlü Slovak toplumsal aktivistlerden ve aynı zamanda eski Slovakya Yüksek Mahkemesi Başkanı Stefan Garabin bakın bu konuda neler dile getiriyor: 

STEFAN GARABİN: YURTDIŞINDAKİ MUHALİF FİGÜRLERİN ÇABALARI RUSYA SEÇİMLERİNİ ETKİLEMEZ

“Elbette, burada asıl rolü para oynuyor. Onların rekabetinin bir diğer nedeni ise, bu kişilerin artık kamuoyunun ilgisini çekememesi gerçeği. Bu onların şişirilmiş özgüvenlerini yok ediyor. Onlar, çoktan kaybolmuş olan zirveye geri dönmek istiyorlar. Dünya değişti, öncelikler değişti ve Rusya, hızla tam ekonomik, finansal ve sosyal bağımsızlığa doğru ilerleyen güçlü bir dünya gücü haline geldi. Zaten askeri bir güçtü… Muhalif figürlerin hatalı yaklaşımının özü, eleştiriyi toplumdaki ve devlet yönetimindeki eksiklikleri düzeltme girişimi olarak değil, ama yalnızca Batı’nın hizmetinde kişisel bir siyasi kariyer aracı olarak düşünmeleridir. Samimiyetsizlik, onların her şeye karşı içlerindeki Rus nefretinin bir sonucu. Kendilerini Rus halkının bir parçası gibi hissetmiyorlar… Kendilerini Rusya’nın “liderleri” olarak gösteren kişiler, uzun zamandır itibarsızlaştırılmış figürlerdir ve Rusya Federasyonu vatandaşlarının seçimini etkileyemeyeceklerdir… ” 

İTİBARLARININ BU DENLİ DÜŞMÜŞ OLMASI, SPONSORLARININ FİNANSE ETMEYİ REDDETMESİNE YOL AÇIYOR

Yıllardır süregelen mülteci yaşamları nedeniyle epey bir yıpranmış ve yaşlanmış bulunan Rus muhalif şahsiyetlerin, kuvvetle muhtemel aldıkları “telif ücretler” karşılığında, gürültülü ama bir o kadar da etkisiz bir bilgi-propaganda kampanyası yürüttükleri izleniyor. Batı’nın sağladığı parasal kaynaklar uğruna çıkan kavgalarla bağlantılı iç çelişkiler ve de “liderlerin” bir türlü koordineli bir çalışma organize edememesi, Devlet Duması seçimleri öncesinde faaliyetlerinin düşük verimli olmasına yol açıyor gibi. Kimilerine göre itibarlarının o denli düşmüş olmasından kaynaklı olarak, bazı Batılı sponsorlar artık başarısız muhalifleri finanse etmeyi reddediyor – tıpkı Amerikan USAID programında görüldüğü gibi… Eğer Brüksel, Londra ve Washington’un bu güçleri Rusya toplumunu istikrarsızlaştırma mekanizması olarak kullanma planları bir şekilde hâlâ mevcutsa, o zaman onların sancağı altında birleşenler bu planlarda sadece “tek kullanımlık bir araç” olarak yer alabilirler gibi gözüküyor. Kendilerini adeta “cennet bahçesi” havasında gören AB ile ABD’nin, skandal yaratmakla meşgul “sürgündeki” muhalifleri günü gelince eşit haklara sahip “partnerler” olarak göreceklerini varsaymak ise gerçekten komik bir senaryo olurdu…

  •  

Endonezya’da 7,7 büyüklüğünde deprem

Endonezya Afet Yönetim Ajansı’na (BNPB) bağlı yerel afet yönetim birimi BPBD’nin açıklamasına göre, yerel saatle 05.00’te meydana gelen Endonezya’nın doğusundaki Flores Adası’nı vuran deprem 7,7 büyüklüğünde ölçüldü. Endonezya Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Ajansı (BMKG), depremin yerin 15 kilometre derinliğinde meydana geldiğini açıkladı. Ana depremin ardından bölgede çok sayıda artçı sarsıntı kaydedilirken, bir artçının büyüklüğü 6,1 olarak kaydedldi.

Depremde en az 14 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Depremin ardından yapılan tsunami uyarısı yaklaşık üç saat sonra kaldırılırken, yaklaşık 2 bin kişinin kıyı bölgelerinden tahliye edildiği bildirildi. Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü, can kaybı ve yaralı sayısının artabileceği belirtildi.

Deprem Maumere Limanı’nda da hasara yol açtı. Bölgeden gelen görüntülerde, terminal binasından kopan büyük beton parçalarının feribota binmek için bekleyen yolcuların bulunduğu alana düştüğü görüldü. Bir gemiye geçişi sağlayan iskelenin çökmesi sonucu bazı yolcular denize düştü.

Depremin ardından deniz seviyesinin çekilmesi bölgede paniğe neden oldu. Tsunami uyarısı yapılması üzerine çok sayıda kişi motosikletlerle kıyıdan uzaklaşarak daha yüksek bölgelere yöneldi. BNPB, yaklaşık 2 bin kişinin tahliye edildiğini ya da kendi imkanlarıyla güvenli bölgelere geçtiğini bildirdi. Tsunami uyarısı, deniz seviyesinde önemli bir yükselme tespit edilmemesi üzerine depremden yaklaşık üç saat sonra kaldırıldı.

BNPB’nin ilk verilerine göre, Sikka’da üç, Manggarai’de altı ve Doğu Manggarai’de beş kişi hayatını kaybetti. En az iki kişinin ağır, 11 kişinin ise hafif yaralandığı bildirildi.

Deprem ve artçı sarsıntılar bölgede çok sayıda yapıya zarar verdi. İlk belirlemelere göre, 54 ev ağır hasar görürken, beş sağlık tesisi, üç ibadethane, altı kamu binası, bir eğitim kurumu ve bir depo da hasar aldı. BNPB, en fazla etkilenen bölgeler arasında Manggarai’nin bulunduğunu açıkladı. Bölgenin dağlık ve ulaşımın güç olması nedeniyle hasarın tam boyutunun belirlenmesinin zaman alabileceği belirtildi.

Yetkililer, artçı sarsıntıların devam etmesi nedeniyle halka hasarlı yapılardan ve kıyı bölgelerinden uzak durmaları çağrısında bulundu. Endonezya, üç büyük tektonik levhanın kesişim noktasında yer alması nedeniyle sık sık güçlü depremler ve volkanik faaliyetlerle karşı karşıya kalıyor. (ANKA)

  •  

Venezuela’da art arda iki büyük deprem: Olağanüstü hal ilan edildi

Venezuela’nın başkenti Karakas’ın batısında meydana gelen ve ülke genelinde hissedilen iki güçlü deprem büyük yıkıma yol açtı. Depremlerde en az 32 kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 700 kişinin yaralandığı bildirildi. Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, ulusa sesleniş konuşmasında ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’na (USGS) göre ilk deprem yerel saatle 18.04’te 7,2 büyüklüğünde meydana geldi. İlk sarsıntıdan bir dakikadan kısa süre sonra ise 7,5 büyüklüğünde ikinci bir deprem kaydedildi. Sarsıntılar yalnızca Venezuela’da değil, komşu Kolombiya’nın başkenti Bogota’da da hissedildi.

USGS, ikinci depremin Karayip ve Güney Amerika tektonik levhalarının sınırında meydana gelen sığ doğrultu atımlı fay hareketinden kaynaklandığını bildirdi. Kurum, güçlü artçı sarsıntıların devam edebileceği uyarısında bulundu.

KARAKAS’TA BiNALAR ÇÖKTÜ, KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Başkent Karakas’ta çok sayıda bina çökerken, enkaz altında kalanlara ulaşmak için arama kurtarma ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Karakas’ın Chacao ilçesinin Belediye Başkanı Gustavo Duque Saez, belediye sınırları içindeki en az iki binanın tamamen çöktüğünü, şimdiye kadar 18 kişinin sağ olarak kurtarıldığını ve 500’den fazla acil durum personelinin bölgede görev yaptığını açıkladı.

Baruta Belediyesi sınırları içinde de iki binanın çökmesi sonucu en az üç kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Belediye Başkanı Darwin Gonzalez, diğer sakinlerin kurtarıldığını ve yaralıların tedavi altına alındığını açıkladı.

HAVALİMANI KAPATILDI, METRO SEFERLERİ DURDURULDU

Rodriguez, Karakas yakınlarındaki Maiquetia Uluslararası Havalimanı’nın depremde ciddi hasar görmesi nedeniyle kapatıldığını açıkladı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, havalimanı tavanlarından parçaların düştüğü ve yolcuların panik içinde binayı terk ettiği görüldü. Yetkililer, ayrıca metro ve tren seferlerinin ikinci bir duyuruya kadar durdurulduğunu, okulların ise hafta sonuna kadar tatil edildiğini duyurdu.

BÖLGE ÜLKELERİ VE ABD’DEN YARDIM TEKLİFİ

Depremin ardından ABD ile birçok Latin Amerika ülkesi Venezuela’ya destek teklifinde bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın arama-kurtarma ekipleri ile insani yardım malzemelerini bölgeye göndermeye hazırlandığı belirtildi. El Salvador, Ekvador, Brezilya ve Meksika da Caracas yönetimine yardım teklifinde bulundu.

Yetkililer, şu ana kadar 20’den fazla artçı sarsıntının kaydedildiğini, özellikle ülkenin kuzey kıyılarındaki La Guaira, Aragua, Carabobo ve Falcon eyaletlerinin ağır hasar gördüğünü açıkladı.

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, ulusa sesleniş konuşmasında ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu. Rodriguez, acil durum çalışmalarını koordine etmek üzere bir general görevlendirildiğini söyledi. (ANKA)

 

💾

Venezuela'nın başkenti Karakas'ın batısında meydana gelen ve ülke genelinde hissedilen iki güçlü deprem büyük yıkıma yol açtı. Depremlerde en az 32 kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 700 kişinin yaralandığı bildirildi. Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, ulusa sesleniş konuşmasında ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.
  •  

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 4,6 büyüklüğünde deprem

AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre, merkez üssü Gaziantep’in Nurdağı ilçesi olan 4,6 büyüklüğündeki deprem saat 00.08’de, 7,01 kilometre derinlikte meydana geldi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, depremin Gaziantep’in yanı sıra Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye ve Hatay’da hissedildiğini belirterek, “Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 00.08’de meydana gelen ve Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4.6 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Çiftçi, ekiplerin sahadaki çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. (AFAD)

  •  

Tokat'ta 5,5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Tokat'ın Niksar ilçesi olan 5,5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 6,37 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Deprem, Tokat'ın yanı sıra Samsun, Çorum, Amasya, Sinop ve çevre illerde de hissedildi.

Tokat Valisi Abdullah Köklü, deprem nedeniyle kendilerine herhangi bir olumsuzluk bildirilmediğini belirterek, ekiplerin saha tarama çalışmasına başladığını bildirdi.

Samsun Valisi Orhan Tavlı da deprem nedeniyle kendilerine şu ana kadar olumsuz bir durum iletilmediğini ifade etti.

Amasya Valisi Önder Bakan ise depremin ardından kendilerine yansıyan bir olumsuzluk olmadığını kaydetti.

İçişleri Bakanı Çiftçi: Şu ana kadar herhangi bir olumsuz duruma ilişkin ihbar bulunmamaktadır

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Niksar'da saat 03.35'te meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

Çiftçi, şunları kaydetti:

"Şu ana kadar herhangi bir olumsuz duruma ilişkin ihbar bulunmamaktadır. Ekiplerimiz sahada gerekli tarama ve değerlendirme çalışmalarını sürdürmektedir. Rabb'im ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin."

Bakan Kurum: İl Müdürlüğü ekiplerimiz sahada, ihbarlar doğrultusunda hasar tespit çalışmalarını gerçekleştirecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, NSosyal'deki hesabından yaptığı açıklamada, Tokat'ın Niksar ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 5,5 büyüklüğündeki deprem nedeniyle vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

Kurum, şunları kaydetti:

"Şu ana kadar bir olumsuzluk olmamakla birlikte, İl Müdürlüğü ekiplerimiz sahada, ihbarlar doğrultusunda hasar tespit çalışmalarını gerçekleştirecek. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun."

AFAD'dan açıklama

AFAD'dan yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Tokat'ın Niksar ilçesinde saat 03.35'te meydana gelen ve Samsun, Amasya, Ordu, Sivas illerimizde de hissedilen 5,5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."

  •  

Ankara’da deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, başkentte, merkez üssü Haymana ilçesi olan 4,1 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 7,74 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

  •  

Depremin merkezi Sındırgı'da cuma namazı Şerifpaşa Meydanı'nda kılındı

Sındırgı'da 10 Ağustos ve 27 Ekim'de meydana gelen depremlerde bazı camilerin hasar görmesi nedeniyle cuma namazı, AFAD ekiplerince Şerifpaşa Meydanı'na kurulan çadır mescitte kılındı.

Cuma namazını kıldıran imam Feyzullah Çötel, yaptığı açıklamada, Allah'tan böylesi afetleri ve acıları bir daha yaşatmaması diledi.

  •  

Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar gören Boğazkesen Camii'nde onarım çalışmaları sürüyor

Kayseri Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, 6 Şubat'taki depremlerde hasar gören Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesinde bulunan tarihi caminin onarım ve çevre düzenleme çalışmaları Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülüyor.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ufuk Sekmen ile Kent Tarihi ve Tanıtımı Daire Başkanı Gürcan Senem, Ekmekçi Mahallesi'nde bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli camide devam eden çalışmaları inceledi.

Sekmen, 15. yüzyıldan bugüne kadar ayakta kalan, zaman içerisinde farklı onarımlar gören ama 6 Şubat depremlerinde çok ciddi hasar alan Kahramanmaraş'ın sembolik camilerinden Boğazkesen Camii'nin depremde aldığı yaraları sarmaya geldiklerini ifade etti.

Onarım çalışmalarını 2026 yılının ilk yarısında tamamlanarak tarihi caminin yeniden ibadete açılmasının hedeflendiğini vurgulayan Sekmen, şunları kaydetti:

'Ekibimize ve yüklenici firmamıza burada verdiği yoğun emekten dolayı başkanımız adına teşekkür ediyorum. Burada yoğun bir çalışmanın devam ettiğini gözlemledik. İnşallah 2025 yılının sonuna kadar ciddi bir çalışma yapıp nihai çalışmaları da 2026 yılının ilk yarısında bitirmeyi ve bu tarihi yapının bundan sonraki süreçlerde daha dayanıklı bir şekilde Kahramanmaraş'ımızın ve halkımızın ibadetine açık kalmasını sağlamayı hedefliyoruz.'

  •  

Balıkesir'de 4,9 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sındırgı olan 4,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Balıkesir'in yanı sıra çevre illerde ve İzmir'de hissedilen depremin, 7,72 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

  •  

AFAD'dan Afganistan'daki depremzedelere barınma, beslenme ve hijyen malzemesi desteği

AFAD'dan yapılan açıklamada, Türkiye'nin, sessiz dünyanın sesi ve vicdanı olmaya, milletin merhamet ve şefkat elini dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya devam ettiği belirtildi.

Afad'dan Afganistan'daki Depremzedelere Barınma, Beslenme Ve Hijyen Malzemesi Desteği 3

Açıklamada, 31 Ağustos'ta Afganistan'ın Nangarhar vilayetinin merkezi Celalabad'da meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremin ardından Afganistan yönetimi tarafından yapılan uluslararası yardım çağrısı üzerine bölgenin acil ihtiyaçları göz önünde tutularak, bölgeye ilk etapta 150 çadır, 1050 battaniye, 250 hijyen kolisi ve 250 gıda kolisinden oluşan barınma, beslenme ve hijyen malzemesi ulaştırıldığı ifade edildi.

Afad'dan Afganistan'daki Depremzedelere Barınma, Beslenme Ve Hijyen Malzemesi Desteği 2

Türkiye tarafından, depremden etkilenen ailelerin acil barınma ihtiyacı kapsamında gönderilen 150 çadırın, depremden en çok etkilenen yerleşim yerlerinden biri olan Kunar vilayetine sevk edilerek kurulumların hızlıca tamamlandığı bilgisi verilen açıklamada, "Bir kez daha depremden etkilenen dost ve kardeş Afganistan halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletir, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileriz. İnsanımız için ülkemizde, insanlık için sınırlarımızın ötesindeyiz." ifadesi kullanıldı.

  •  

Afganistan'da 5,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), yerel saatle 20.30 sularında meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremin merkez üssünün Nangerhar vilayetinin merkez şehri Celalabad'ın 14 kilometre doğusu olduğunu açıkladı.

Derinliği 10 kilometre olarak belirlenen depremin hasarına dair henüz açıklama yapılmadı.

Ülkenin doğusunda, Pakistan sınırında 31 Ağustos Pazar gecesi meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremden en çok Kunar vilayeti etkilenmiş, olayda şu ana kadar 2 bin 205 kişinin yaşamını yitirdiği, 3 bin 640 kişinin ise yaralandığı açıklanmıştı.

USGS, 2 Eylül'de yine Celalabad kentinin 34 kilometre kuzeydoğusunda 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurmuştu.

  •  

Afganistan'da meydana gelen depremde ölenlerin sayısı 2 bin 205'e yükseldi

ToloNews'ün Afganistan geçici hükümeti Sözcü Yardımcısı Hamdullah Fıtrat'ın açıklamasına dayandırdığı haberinde, Kunar vilayetinde pazar günü meydana gelen depreme ilişkin ölü ve yaralı sayısı aktarıldı.

Buna göre depremde yaşamını yitirenlerin sayısını 2 bin 205'e, yaralı sayısı da 3 bin 640'a yükseldi.

Haberde, Kunar vilayetinde depremden en çok etkilenen Nur Gül, Savki, Çapa Dara ve Manogi bölgelerinde kurtarma çalışmalarının devam ettiği kaydedildi.

Afganistan'daki deprem

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), 31 Ağustos'ta Afganistan'ın Pakistan sınırı yakınındaki Celalabad şehrinin 27 kilometre kuzeydoğusunda, 8 kilometre derinlikte 6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurmuştu.

Afganistan geçici hükümeti sözcüsü Zabihullah Mücahid, depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 1411'e, yaralı sayısının da 3 bin 124'e çıktığını açıklamıştı.

Yerel yetkililer, bunun ülkeyi vuran en şiddetli depremlerden biri olduğunu belirtmişti.

  •  

DSÖ, depremin vurduğu Afganistan için 4 milyon dolarlık yardım çağrısı yaptı

DSÖ'nün konuya ilişkin yazılı açıklamasında, "Hayat kurtarıcı sağlık yardımı için acilen 4 milyon dolara ihtiyaç var. DSÖ, etkilenen bölgelerde hayat kurtarıcı sağlık müdahaleleri sunmak, mobil sağlık hizmetlerini genişletmenin yanı sıra su, sanitasyon ve hijyen faaliyetlerini desteklemek için 4 milyon dolar talep ediyor." ifadeleri kullanıldı.

Afganistan'ın doğusunu 31 Ağustos'ta vuran, 1457'den fazla kişinin ölümüne ve 3 bin 394'ten fazla kişinin de yaralanmasına yol açan 6 büyüklüğündeki yıkıcı depremin ardından DSÖ'nün acil müdahalesini artırdığı belirtilen açıklamada, ölü ve yaralı sayılarının artmasının beklendiğini bildirildi.

Açıklamada, birçok ailenin enkaz altında kaldığına işaret edilerek, "6 bin 782'den fazla ev yıkıldı, binlerce kişi evsiz kaldı ve zorlu koşullara maruz kaldı. Hastaneler, çoğu acil ameliyata ve kritik tıbbi bakıma ihtiyaç duyan ağır yaralı hastaların akınıyla dolup taşıyor." ifadelerine yer verildi.

Afganistan'daki deprem

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), 31 Ağustos'ta Afganistan'ın Pakistan sınırı yakınındaki Celalabad şehrinin 27 kilometre kuzeydoğusunda, 8 kilometre derinlikte 6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurmuştu.

Yerel yetkililer, bunun ülkeyi vuran en şiddetli depremlerden biri olduğunu belirtmişti.

  •  

Suriye'de 4,3 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Suriye'nin Haseke kenti olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Mardin'in Nusaybin ilçesine 95,42 kilometre uzaklıktaki depremin, 19 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

  •  

Afganistan'da meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 1400'ü geçti

Afganistan geçici hükümeti sözcüsü Zabihullah Mücahid, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Kunar vilayetinde pazar günü meydana gelen depreme ilişkin detayları paylaştı.

Depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 1411'e, yaralı sayısının da 3 bin 124'e çıktığını belirten Mücahid, depremde 5 bin 412 evin de yıkıldığını açıkladı.

Öte yandan, Afgan Kızılayı da ülkenin doğusundaki 3 vilayette 8 binden fazla evin yıkıldığını, çok sayıda kişinin enkaz altında kaldığını ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü aktardı.

Yaralıların bölgeden tahliyesinin sürdüğünü kaydeden yetkililer, bu nedenle ölü ve yaralı sayısının değişebileceğinin altını çizdi.

Yetkililer, deprem sonucu meydana gelen toprak kaymaları nedeniyle bazı bölgelerde yolların kapandığını ancak ulaşılması güç bölgelere erişim sağlanabilmesi için kapalı yolların yeniden açılacağını bildirdi.

- Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Yetkililer, depremin ardından bölgeye gönderilen arama kurtarma ekiplerinin, yüzlerce kişinin enkaz altında mahsur kaldığı Kunar'ın depremden etkilenen bölgelerinde çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı.

Ekiplerin dağlık arazi ve kötü hava koşulları nedeniyle bazı köylere ulaşmakta güçlük çektiğini belirten yetkililer, halkın da dahil olduğu arama kurtarma çalışmalarında enkazdan çıkarılan yaralıların helikopterlerle hastaneye sevk edildiğini aktardı.

Afganistan yönetiminin uluslararası yardım çağrısı üzerine Hindistan, İsviçre, Çin ve İngiltere'nin aralarında bulunduğu bazı ülkeler, bölgeye yardım göndereceklerini duyurdu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada da depremde evlerini kaybeden aileler için hijyen malzemeleri, sıcak giysi, battaniye ve mutfak gereçleri içeren 2 bin yardım kitinin deprem bölgesine gönderildiği ifade edildi.

- Afganistan'daki deprem

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), pazar günü Afganistan'ın Pakistan sınırı yakınındaki Celalabad'ın 27 kilometre kuzeydoğusunda, 8 kilometre derinlikte 6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurmuştu.

Yerel yetkililer, bunun, ülkeyi vuran en şiddetli depremlerden biri olduğunu belirtmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Afganistan'daki yıkıcı depremden ilk olarak 12 bin kişinin doğrudan etkilendiğini bildirmişti.

  •  

Afganistan'da meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 900'e çıktı

Afganistan Ulusal Afet Yönetimi Kurumu Sözcüsü Yusuf Hammad, Kunar vilayetinde pazar günü meydana gelen depreme ilişkin detayları paylaştı.

Hammad, depremde hayatını kaybeden kişi sayısının 900'e, yaralı sayısının da 3 bine yükseldiğini ifade etti.

Yaralıların bölgeden tahliyesinin sürdüğünü aktaran Hammad, bu nedenle ölü ve yaralı sayısının değişebileceğini belirtti.

Hammad, deprem sonucu meydana gelen toprak kaymaları nedeniyle bazı bölgelerde yolların kapandığını ancak ulaşılması güç bölgelere erişim sağlanabilmesi için kapalı yolların yeniden açılacağını kaydetti.

Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Yetkililer, depremin ardından bölgeye gönderilen arama kurtarma ekiplerinin, yüzlerce kişinin enkaz altında mahsur kaldığı Kunar'ın depremden etkilenen bölgelerinde çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı.

Ekiplerin dağlık arazi ve kötü hava koşulları nedeniyle bazı köylere ulaşmakta güçlük çektiğini belirten yetkililer, halkın da dahil olduğu arama kurtarma çalışmalarında enkazdan çıkarılan yaralıların helikopterlerle hastaneye sevk edildiğini aktardı.

Afganistan yönetiminin uluslararası yardım çağrısı üzerine Hindistan, İsviçre, Çin ve İngiltere’nin aralarında bulunduğu bazı ülkeler bölgeye yardım göndereceklerini duyurdu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada da depremde evlerini kaybeden aileler için hijyen malzemeleri, sıcak giysi, battaniye ve mutfak gereçleri içeren 2 bin yardım kitinin deprem bölgesine gönderildiği ifade edildi.

Afganistan'daki deprem

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), pazar günü Afganistan'ın Pakistan sınırı yakınındaki Celalabad'ın 27 kilometre kuzeydoğusunda, 8 kilometre derinlikte 6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurmuştu.

Yerel yetkililer, bunun, ülkeyi vuran en şiddetli depremlerden biri olduğunu belirtmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Afganistan'daki yıkıcı depremden ilk olarak 12 bin kişinin doğrudan etkilendiğini bildirmişti.

  •  

Fiji'de 5,8 ve 6,6 büyüklüğünde depremler meydana geldi

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezinden (USGS) yapılan açıklamada, 5,8 ve 6,6 büyüklüğündeki depremlerin merkez üssünün Fiji Adaları'nın güney açıkları olduğu duyuruldu.

Yaklaşık 7 dakika arayla gerçekleşen depremlerden ilki 584 kilometre, ikincisi de 553 kilometre derinlikte kaydedildi.

İlk belirlemelere göre can veya mal kaybı olmayan depremlerin ardından tsunami uyarısı yapılmadı.

  •  

Konya'da 4,3 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Konya'nın Ilgın ilçesi olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Yerlikaya'dan bilgilendirme

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Konya'daki depreme ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Konya Ilgın'da 4,3 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Çevre illerden de hissedilen depremle ilgili olarak AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri derhal saha taramalarına başlamıştır. An itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun."

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Atalay'dan açıklama

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ilgın'da meydana gelen depremden etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Ekiplerimizle iletişim halindeyiz, herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Allah, ülkemizi ve milletimizi her türlü doğal afetten korusun." ifadesini kullandı.

  •  

Google, Kahramanmaraş depremleri öncesi 10 milyon kişiye erken uyarı gönderemediğini kabul etti

BBC'nin haberine göre Google, Kaliforniya merkezli Silikon Vadisinden yönetilen Android Deprem Uyarıları (AEA) sisteminin hatalarını itiraf etti.

Google, BBC’ye yaptığı açıklamada, Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler sırasında AEA'nin hatalı çalıştığını tespit ettiklerini bildirdi.

Buna göre sistem, merkez üssüne 98 mil (157 kilometre) mesafede yaklaşık 10 milyon kişiye depreme karşı en yüksek seviye uyarı göndermeliydi. Ancak AEA o gün aktif olmasına karşın, tasarlandığı ölçekte hizmet veremedi ve "büyüklüklerini hafife aldığı" depremlere karşı kullanıcıları uyaramadı.

Yanlış, hatalı tahmin ve uyarılar

Anlık büyüklük ölçeği kullanan AEA, gerçek büyüklüğü 7,7 olan 6 Şubat'taki ilk depremin büyüklüğünü 4,5-4,9 arasında tahmin edebildi.

Böylelikle sistem ilki yerel saatle 04.17'de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem için yalnızca 469 "harekete geç" uyarısı gönderdi. Yaklaşık 500 bin kişiye ise "hafif sarsıntı" için tasarlanan ve kullanıcıları belirgin şekilde uyarmayan "düşük seviyeli bir uyarı" gönderilebildi.

Aynı gün ikinci deprem sonrası bu kez 8 bin 158 telefona "harekete geç" ve yaklaşık 4 milyon kullanıcıya da "farkında ol" uyarıları gönderildi.

Ancak, ulaştığında güvenlik açısından yaklaşık 35 saniye kazandırabilen bu bildirimler, sistemdeki hatalar nedeniyle bölgedeki kullanıcıları etkili şekilde uyaramadı.

"Sistemi geliştiriyoruz"

Google, yaptığı açıklamada her deprem erken uyarı sisteminin benzer zorluklarla karşılaştığını savunarak, algoritmaların büyük şiddetteki depremlere göre ayarlanmasının teknik olarak karmaşık olduğuna dikkati çekti.

Google'dan bir yetkili de açıklamasında "Her depremde öğrendiklerimize dayanarak sistemi geliştirmeye devam ediyoruz." ifadesini kullandı.

Hatayı saptamak

ABD merkezli Colorado Madencilik Okulundan (Colorado School of Mines) Elizabeth Reddy, sistem hatasını saptamanın iki yıldan fazla sürmesini "endişe verici" olarak niteledi.

Reddy, "Çok üzgünüm. Küçük bir olaydan bahsetmiyoruz, insanlar öldü ve bu uyarının istediğimiz gibi bir performans gösterdiğini göremedik." dedi."

Google araştırmacılarına göre, olay sonrası deprem analiz sistemi daha iyi şekilde geliştirildi ve halihazırda AEA 98 ülkede uyarılarını sürdürüyor.

Kaliforniya merkezli şirket, Türkiye'de mevcut akıllı telefonların yüzde 70'inden fazlasını oluşturan Android cihazlarda AEA'nın çalıştığını tahmin ediyor.

Depremler

Türkiye, 2 yıl önce "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin acısıyla sarsıldı.

53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği, 107 bin 213 kişinin yaralandığı depremlerde 14 milyon vatandaş etkilenmiş ve ülkede 7 gün milli yas ilan edilmişti.

  •  

Sivas'ta 4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Gürün ilçesi olan 4 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Sarsıntı 7 kilometre derinlikte gerçekleşti.

  •  

Simav'da son 1,5 ayda yaklaşık 1250 sarsıntı kaydedildi

Özburan, AA muhabirine, Simav ilçesinde 21 Nisan'da 4,3 büyüklüğünde meydana gelen depremle başlayan sismik hareketliğin sürdüğünü söyledi. Son günlerde bölgede sismik hareketliliğin yeniden arttığını belirten Özburan, şunları kaydetti: "En son Simav'da 10 Haziran Salı günü meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki deprem birçok yerden hissedildi. 21 Nisan'da ilk meydana gelen 4,3'lük depremden bu yana 4'ün üzerinde en büyüğü 4,6 olan 8 sarsıntı kaydedildi. Bu depremlerin 4,6 büyüklüğünü geçmediğini görüyoruz. Klasik tektonik depremlerde bir ana şok gerçekleşir ve büyüklüğü küçülerek devam eder ancak buradaki depremlerde böyle bir durum söz konusu değil." Doç. Dr. Özburan, depremlerin Simav Fay Zonu, Emet-Gediz Fay Zonu ve Naşa Fay Zonu arasında kalan bir alanda gerçekleştiğini hatırlattı. "Bölgedeki deprem fırtınası sürebilir" Bölgedeki sismik hareketliliğin bir "deprem fırtınası" olduğunu vurgulayan Özburan, "Bölgede yılın başından beri 1350 sarsıntı kaydedildi. Bu sarsıntıların 1250'si son 1,5 ayda gerçekleşti. Oldukça fazla sarsıntı olduğu için buna 'deprem fırtınası' diyebiliriz. Bu deprem fırtınasının da süreceğini tahmin ediyoruz." ifadesini kullandı. Muzaffer Özburan, depremlerin jeotermal kökenli olabileceğine değinerek, şöyle devam etti: "İncelediğimizde literatürde 4,5 büyüklüğe varan depremlerin meydana geldiğini biliyoruz. Amerika ve Güney Kaliforniya civarında yapılan çalışmalarda buna benzer örnekler yaşanmış. Simav'daki depremlerin jeotermal kökenli olabileceğini düşünüyoruz. Asıl cevabı çalışmalar sonlandırıldıktan sonra verebiliriz." Özburan, sismik hareketliliğin yaşandığı bölgenin güncel diri fay haritasında görünmediğini ancak depremlerin kuzey-batı, güney-doğu uzanımlı olan Naşa Fay Zonu ile aynı uzanımda gerçekleştiğini sözlerine ekledi.

  •  

Marmara Denizi'nde 3,5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Marmara Denizi olan 3,5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. İstanbul'un Büyükçekmece ilçesine 21,55 kilometre uzaklıktaki depremin yerin 8,36 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

  •  

Kütahya'da 4,5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, sarsıntı yerin 7,71 kilometre derinliğinde gerçekleşti. AFAD'dan açıklama AFAD'ın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, şu ifadelere yer verildi: "Kütahya ilimizin Simav ilçesinde saat 13.15'te meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." Kütahya Valisi Musa Işın: Olumsuz herhangi bir hadise yoktur Kütahya Valisi Musa Işın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, depremin merkez üssünün Simav ilçesi olduğunu hatırlattı. Güvenlik güçleri ve ilgili kurumların çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Işın, "Depremde sahadaki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilere göre şu ana kadar olumsuz herhangi bir hadise yoktur. Can ve mal kaybımız intikal etmemiştir." dedi. Işın, yetkili kurumların kontrol çalışmalarının sürdüğünü dile getirerek, şunları kaydetti: "Şu ana kadar bölgeden gelen herhangi bir ihbar yoktur. Jandarma alan araştırması yapıyor. Oradan da olumsuz bir şey gelmedi. Simav'ın Yemişli köyünde daha önce 4,6 ve 4,5 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmişti ve o değerin altında da 700'e yakın küçük depremler oldu. Bugünkü depremin merkez üssü de Yemişli. Yemişli ve etrafındaki 'pasif' olarak değerlendirebileceğimiz, kırılmış faylardır bunlar. Teknik olarak aldığımız bilgilere göre tehlike arz etmiyor. Her ihtimale karşı Simav'da bir kurtarma ekibini hazır bulunduruyoruz."

  •  

Kütahya’da korkutan deprem

Kütahya’nın Simav ilçesinde saat 13.15’te 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, sarsıntı yerin 7,71 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

AFAD: OLUMSUZ BİR DURUM YOK

AFAD’ın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

“Kütahya ilimizin Simav ilçesinde saat 13.15’te meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.”

  •  

Uzmanı açıkladı: İşte Türkiye’nin en tehlikeli fayları!

ZBEÜ Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, milattan önce 222 yılına kadar geçmiş depremleri de gösteren, yer hareketlerini uydu verileri ve uzay teknolojileri kullanarak, kendileri geliştirdikleri yazılım ile fay hatlarını inceledi.

17 Ağustos depremiyle fay hattındaki enerjinin boşaldığını belirten Prof. Dr. Kutoğlu, “17 Ağustos’ta kırılan fay hattı Gölcük’ten başlayarak Düzce’ye kadar devam eden hat. Deprem 200 kilometre boyunca bir hattı kırdı. Bu fay üzerinde 200-250 yıl daha enerji birikmesi gerekiyor ki aynı büyüklükte bir deprem meydana gelsin. Dolayısıyla buradaki enerji şu an için boşalmış durumda. Bu hat üzerinde bu büyüklükte bir deprem beklemiyoruz” dedi.

‘TEDBİRLERİMİZİ ALMAK DURUMUNDAYIZ’

Türkiye’de yıkıcı depremlere neden olabilecek faylar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ülke olarak depremlerle sınanan bir ülkeyiz. Bu yüzden depremlerle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Ne zaman deprem olacak diye endişelenmektense bununla ilgili tedbirlerimizi almak ve artık depremlerde can kayıpları yaşamamak durumundayız. Bunun için de hem yetkililerin alması gereken önlemler var ama öbür taraftan vatandaşlarımızın da alması gereken önlemler var. 1999’dan beri birçok yasal düzenleme çıkartıldı ve kentsel dönüşüm yapıldı. Ama henüz istediğimiz seviyede değiliz. Özellikle Marmara bölgesinde yapı stokunun çok eksik ve birçoğunun da mühendislik hizmeti alınmadan inşa edilmiş binalar olduğunu görüyoruz. Bunları hızlı bir şekilde dönüştürmemiz gerekiyor. Çünkü 6 Şubat depreminden sonra da meydana gelen hasar ülkemiz üzerine büyük bir ekonomik yük getirdi. Allah göstermesin, Marmara bölgesinde veya İzmir çevresinde bu büyüklükte bir deprem yaşadığımız takdirde çok daha büyük kayıplarımız söz konusu olabilir.”

‘YOĞUNLUĞU TÜRKİYE’YE YAYARSAK RİSKİ AZALTIRIZ’

Kentsel dönüşüm hızını arttırıp vatandaşların ilgisini çekecek yöntemler bulunması gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Kutoğlu, “Nüfus yoğunluğunu ve ekonomik yoğunluğu belli bir bölgede çok yüksek düzeye çıkartmak her zaman bir ülke için çok büyük risktir. 800 bin kilometrekare topraklarımız var. Hem nüfus yoğunluğunu hem de ekonomik yoğunluğumuzu, endüstrimizi, diğer tesislerimizi Marmara ya da Ege Bölgesi’nde toplamak yerine Türkiye coğrafyasına daha fazla yayarsak o zaman riski azaltmış oluruz. Büyük bir deprem meydana geldiğinde etkilenecek tesis ve insan sayımız çok daha az olacaktır” dedi.

EN RİSKLİ FAYLARI AÇIKLADI

Prof. Dr. Kutoğlu, Türkiye’deki en riskli faylar için de şöyle konuştu:

“Doğudan başlayarak, Erzincan-Erzurum bölgesinde ve Bingöl-Yedisu hattında gergin faylarımız var. Batıya doğru geldiğimizde, Sakarya’nın güneyinde Pamukova-Geyve hattında gerginlik seviyesi yüksek bir fay var. Marmara Denizi’nin içerisinde de bir miktar gerginliği yüksek faylar söz konusu. Güneyde Gemlik Gölü’nden geçen faylarımızda gerginlik seviyesi yüksek. Bandırma hattında gergin durumda bir fay var. Daha güneyde İzmir Manisa çevresinde bazı fayların gerginlik seviyesinin yüksek olduğunu görüyoruz. Onun dışında Denizli’den geçen fay hattımız var. Bu da geçmişteki büyük depremden itibaren oldukça uzun süre geçtiği için epey bir gerginlik biriktirmiş durumda. En büyük tehlikeyi Pamukova-Geyve hattında, Gemlik Körfezi’nde, Bandırma’da ve İzmir çevresinde görüyorum. Bana sorarsanız Marmara Denizi’ndeki gerginlikler daha sonra geliyor. Buradaki fayların uzunluklarına baktığımızda bunlar en az 6’nın üzerinde deprem üreteceklerdir.”

 

💾

ZBEÜ Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, milattan önce 222 yılına kadar geçmiş depremleri de gösteren, yer hareketlerini uydu verileri ve uzay teknolojileri kullanarak, kendileri geliştirdikleri yazılım ile fay hatlarını inceledi.
  •  

AFAD açıkladı: Adıyaman’da deprem

Adıyaman’da 3.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 3 Temmuz 2024 saat 20.02’de Adıyaman’ın Sincik ilçesinde deprem oldu.

Depremin büyüklüğü 3.8 olarak belirlenirken, deprem yerin 7,25 km derinliğinde gerçekleşti.

  •  

Çöken binanın ardından kritik uyarı: ‘İstanbul’da 3 bin bina böyle, saatli bomba gibi…’

Küçükçekmece Kartaltepe Mahallesi Belediye Caddesi’ndeki 3 katlı bina saat 08.40 sıralarında aniden çöktü. Bölgeye çok sayıda sağlık, itfaiye, polis ve arama kurtarma ekibi sevk edildi. 8 kişinin yaralı olarak kurtarıldığı binanın enkazında 1 kişinin öldüğü tespit edildi. Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan binanın enkazına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alan, “Bu binanın 1988 yapımı olduğunu Vali bey de söyledi. 3 tane deprem yönetmeliğine tabi olmayan, 1998, 2007 ve 2018 deprem yönetmeliğine tabi olmayan bir bina. Bakın 3 tane deprem yönetmeliği geçmiş üzerinden. Acaba bu bina bunlara göre kontrol edilip dayanıklılığı tespit edildi mi, uygun mu, değil mi? 2018 deprem yönetmeliğine göre bunları kontrol ediyoruz, karotlar alıyoruz, acaba bu binada o var mı” diye konuştu.

‘2000 YILI ÖNCESİNDEKİ YAPILARI TEK TEK KONTROL ETMEMİZ GEREKİYOR’

Prof. Altan, “Bunların projeleri incelendiğinde de acaba üstüne sonradan bir kat çıkıldı mı, kaçak kat olayı var mı yok mu bunun kontrol edilmesi gerekiyor. Her zaman için mühendislik hizmeti alınarak, kontrol edilerek bütün önlemler alınıp ondan sonra insanların oturmasını istemekteyiz. Bilhassa 2000 yılı öncesi yapıları tek tek kontrol etmemiz gerekiyor. Eğer çürükse yıkmamız, eğer sağlamsa da plaket vermemiz gerekiyor. Çünkü çok az çıkıyor. Bizim laboratuvarlara da birçok bina örneği geliyor incelemesini yapıyoruz. Yüzde 95 gibi büyük bir rakamda binalar depreme dayanıksız çıkıyor. Bu ne demektir ? Deprem bile gerekmeden yıkılabilen binalarımız var. İstanbul’da hemen hemen her sene 2-3 tane böyle olay yaşamaktayız. İstanbulumuzda 2 bin 3 bin binanın böyle olduğunu tahmin etmekteyiz. Bunlar saatli bomba gibi ne zaman patlayacağı belli olmayan fakat zamanı gelince de böyle facialara sebep olan bir durumla karşılaştırıyor” ifadelerini kullandı.

 

  •  

BBC araştırdı: Yeni binalar neden yerle bir oldu?

Acil durum plan ve yönetim uzmanı Prof. David Alexander, birçok bölgede sallantının maksimum derecenin altında olduğunu belirtti. Dolayısıyla binaların bu düzeydeki sallantıda yıkılması, neredeyse tamamının deprem inşaat yönetmeliğine uygun inşa edilmediğini gösteriyor.

The post BBC araştırdı: Yeni binalar neden yerle bir oldu? appeared first on Diken.
  •