❌

Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Zafer Partisi’nde ‘darp’ krizi: Genel Başkan Yardımcısı Çolak ve 9 isim ihraç talebiyle disipline sevk edildi

Zafer Partisi GİK Üyesi Eray Ertürk’ü 8 Aralık 2024’te düzenlenen parti kongresinde darbettiği iddia edilen, aralarında Genel Başkan Yardımcısı Ali Dinçer Çolak’ın da bulunduğu 10 partili, kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edildi.

Zafer Partisi Genel Sekreteri Cezmi Polat’ın parti teşkilatlarına yaptığı açıklamaya göre, Ertürk ile Çolak arasında, Genel Başkan Ümit Özdağ’ın kongrede konuşma yaptığı sırada tartışma çıktı. Ertürk, 10 kişi tarafından darbedildiğini öne sürdü.

Polat, Ertürk’ün darp raporu aldığını, avukatı aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve adli süreç başlatıldığını bildirdi. Ertürk’ün ayrıca 20 Aralık 2024’te partiye gönderdiği dilekçeyle disiplin sürecinin başlatılmasını istediği belirtildi.

08 Aralık 2024 tarihinde yapılan Parti Kongresi sırasında Genel Başkanımızın konuşma yaptığı esnada o tarihte parti MDK üyesi, halihazırda GİK üyesi Eray ERTÜRK ile Genel Başkan yardımcısı Ali Dinçer ÇOLAK arasında tartışma çıkmıştır.. Olay sonrası Eray ERTÜRK adli darp raporu…

— Cezmi Polat (@cezmi_polat) September 16, 2026

POLAT: TARAFLAR ARASINDA UZLAŞMA SAĞLANAMADI

Polat, Özdağ’ın tahliyesinin ardından Ertürk’ün avukatının, ilk başvurusu üzerine disiplin süreci başlatılıp başlatılmadığı, hangi işlemlerin yapıldığı ve herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığına ilişkin partiye yeniden başvurduğunu belirtti.

Ertürk’ün avukatının 20 Temmuz 2026’da verdiği yeni dilekçeyle başvuruların ivedilikle işleme alınmasını ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bilgi verilmesini istediğini aktaran Polat, şunları kaydetti:

“Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ, siyasi parti kongrelerinde zaman zaman gerilimli tartışmaların yaşanabileceği değerlendirmesiyle olay sonrasında herhangi bir disiplin soruşturması başlatmamıştır. Ayrıca Eray Ertürk’e iki ayrı kez, parti içi birlik ve beraberliğin korunması amacıyla adli ve idari şikâyetlerini geri çekmesi yönünde görüşmüştür. Ancak Eray Ertürk, bu talepleri kabul etmemiş ve şikâyetini sürdürmüştür. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması nedeniyle gelinen aşamada disiplin sürecinin işletilmemesi hem Genel Başkanımızın hem de partimizin hukuksal anlamda ve kurumsal kimliğinin zarar görmesine neden olacaktır.”

Özdağ’ın parti tüzüğünün ilgili hükümleri uyarınca konunun Merkez Disiplin Kurulu tarafından değerlendirilmesi ve disiplin soruşturmasının başlatılması yönünde talimat verdiğini belirten Polat, Çolak’ın Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdüğünü bildirdi.

Polat, işlemin parti tüzüğünün öngördüğü kurumsal yükümlülüğün yerine getirilmesinden ibaret olduğunu ifade ederek, sürecin henüz devam ettiğini, kurulun dosyayı savunma hakkını gözeterek parti tüzüğü ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde karara bağlayacağını kaydetti.

ÇOLAK SUÇLAMALARI REDDETTİ

Çolak ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kesin ihraç talebiyle savunmasının istendiğini duyurdu. Şikâyet dilekçesinde kendisinin de aralarında bulunduğu 10 kişinin Ertürk’ü tehdit ve darbettiğinin iddia edildiğini belirten Çolak, şöyle devam etti:

“İddiaya konu olayın tarihi ise 8 Aralık 2024. Yaklaşık iki sene önce yaşandığı iddia edilen bir olayla ilgili bugün disiplin soruşturması başlatılması ve ihracımın istenmesini şimdilik bir kenara bırakarak şikâyet dilekçesinde yer alan bir iddiayı sizlerle paylaşmak istiyorum.”

Çolak, şikâyet dilekçesinde Ertürk’ün yangın merdiveninde 10 kişi tarafından darbedildiğini ve Çolak’ın Ertürk’ün kızına küfür ettiği ileri sürüldüğünü aktardı. Kendisine yöneltilen hakaret suçlamasını reddeden Çolak, “Beni tanıyan herkes, kimseye böyle ağır bir küfür etmeyeceğimi bilir” ifadesini kullandı.

Öte yandan, Çolak’ın da aralarında bulunduğu 10 partilinin kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilmesi, sosyal medyada bazı Zafer Partililerin tepkisine neden oldu. (ANKA)

Ümit Özdağ’dan çerçeve yasaya tepki: Bu yeni bir Sevr tasarımıdır

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Birinci TBMM Binası önünde yaptığı açıklamada, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen çerçeve yasaya tepki gösterdi.

Özdağ, “PKK terör örgütü ve elebaşısı Abdullah Öcalan’la yapılan ikinci müzakere süreci sonunda gelinen noktada, Sevr Anlaşması’nın uğursuz 106’ncı yıl dönümünde PKK’ya yönelik bir özel af yasa tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmiştir ve şimdi görüyoruz ki başta Abdullah Öcalan olmak üzere terör örgütü ve yandaşları sevinç naraları atmakta, Abdullah Öcalan bu süreci, Cumhuriyetimizin kuruluşu kadar önemli olarak nitelendirmektedir. Demek ki mesele sadece bir af yasası değil, bu PKK’ya yönelik özel af yasasıyla birlikte devletimizin kuruluş esaslarının ortadan kaldırılarak, Öcalan’ın ifadesiyle sözde bir demokratik Cumhuriyet’e geçiş sürecinin ilk adımı atılmak istenmektedir” diye konuştu.

Teklif Meclis’e getirilirken, Türk milletine de dünyaya da “PKK terör örgütünün kendisini feshettiği, silah bırakmayı kabul ettiği, bu silahların devlet güçlerinin denetiminde toplanacağı”nın söylendiğini ifade eden Özdağ, şöyle devam etti:

“PKK, sadece PKK değil, PKK, KCK, PKK kapsamında Irak’ta, İran’da ve Suriye’de de örgütlü bir narkoterör örgütüdür. PKK’nın Suriye ayağı YPG’nin 4 tugay halinde örgütlenen yapısının silahlarını da toplayacak mısınız? Hayır. Irak PKK’sının silahlarını teslim alıp imha edecek misiniz? Hayır. Hala İran’da, İran Özel Kuvvetleri ve Devrim Muhafızlarıyla çarpışan PKK terör örgütünün elindeki silahları alacak mısınız? Ona da hayır. O zaman hangi silahları alıyorsunuz? PKK, kendisini feshedecek… Hangi PKK kendisini feshediyor? İran’daki PKK mı, Suriye’deki PKK mı, Irak’taki PKK mı? Hayır. Örgütün örgütsel yapısı, varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bu yasa tasarısı ile terör örgütü elebaşı ve üyeleri dağılmak yerine affediliyor, cezaevinden tahliye ediliyor. Dış destek başta olmak üzere finansal, lojistik ve uyuşturucu altyapısına yönelik tedbirler olduğunu görmüyoruz. 2024’e kadar devlet kayıtlarından ‘narkoterör örgütü’ olarak geçen örgütün, 2025 ve 2026 belgelerinden narkotik kaçakçılığı ile ilgili faaliyetlerinin durmamasına rağmen çıkartıldığını görüyoruz. Ayrıca Öcalan’ın, bu yasa ve süreç çerçevesinde bulunduğu İmralı adasında mahkum konumundan çıkartılıp ‘siyasi misafir’ haline getirileceği ve umut hakkı çerçevesinde de sonunda serbest kalacağı anlaşılıyor.

‘TERÖRLE MÜCADELEDE AMAÇ ÖRGÜTÜ YOK ETMEKTİR’

Terörle mücadele sonucunda devletlerin amacı, terör örgütlerini yok etmek, toplumla bağını kesmektir. Oysa bu yasayla Irak’ta, İran’da, Suriye’de terör eylemlerini sürdüren bir örgütün elemanları Türkiye’de topluma entegre edilecekmiş gibi gösterilmektedir. Bunların zaman zaman Irak’a, Suriye’ye, İran’a gidip yarı zamanlı terörist olarak faaliyet göstermeyeceklerinden emin misiniz? Birinci terörle müzakere sürecinde pratiklerinizin Irak’a gidip Kandil’de eğitim aldıktan sonra gelip Türkiye’deki hendek terörünün altyapısını hazırladıklarını unuttunuz mu?

Önümüzdeki aylarda, anayasal veya yasal düzenlemeler yapılması sırasında anlaşmazlık çıkarsa PKK terör örgütünün Irak, Suriye veya İran’daki unsurlarıyla Türkiye içinde eylem yapmayacağından, terör eylemi yapmayacağından emin misiniz? Ankara’da Kahramankazan’da TUSAŞ’a yapılan baskının Suriye PKK’sı tarafından yapıldığını unuttunuz mu? Bu Çerçeve Yasa, Türk siyasetinde Ergenekon, Balyoz, casusluk davalarıyla yaratılan birinci travmadan, 2017’deki kirli referandumla gerçekleşen ikinci travmadan sonra çok ağır ve telafisi zor yeni bir toplumsal, siyasal travmaya, psikolojik travmaya, bir toplumsal kırılmaya neden olabilir.

Çünkü biliyoruz ki PKK affı olan bu tasarı, sadece bir başlangıç niteliği taşımaktadır. Daha sonra Anayasa’da yapılacak değişikliklerle mezhep ve etnik yapılara siyasi ayrıcalıklar verilmesi ve ucu açık bir Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesi hedeflenmektedir. Böylece büyük Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının arkada burada, Birinci Meclis’te kurmuş olduğu Milli Üniter Laik Türkiye Cumhuriyeti fesholacak, Öcalan’ın ‘Demokratik Cumhuriyet’ diye ifade ettiği gevşek bir üniter devlet denilen bazıları tarafından, ama gerçekte çok uluslu özerk bölgeli bir federasyona doğru Türkiye, sürüklenmek istenecektir.”

‘TÜRKİYE, YUGOSLAVYA’YA, IRAK’A, LÜBNAN’A DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENMEKTEDİR’

Ümit Özdağ, terör örgütü yandaşlarının, “yüz yıllık düğüm çözülüyor” diyerek sevindiklerini savundu.

İktidara 3 Kasım 2002’de gelen AK Parti’nin, bugün Türkiye’yi getirdiği noktanın bu olduğunu söyleyen Ümit Özdağ, “İstiklal Harbi ile kurduğumuz ve şimdi bugünkü gayrimilli eğitimsizlik Bakanı’nın ders kitaplarından çıkartmak istediği İstiklal Harbi sonucunda inşa ettiğimiz Cumhuriyet, ağır bir tehdit altındadır. Türkiye, Yugoslavya’laştırılmak istenmektedir. Türkiye Irak’laştırılmak, Türkiye Lübnan’laştırılmak istenmektedir. Bu yeni bir Sevr tasarımıdır ve Sevr’in 106’ncı uğursuz yıl dönümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmesi de tesadüf değildir. Allah’ın günü mü kalmadı?” dedi.

Zafer Partisi olarak, terörle müzakere yerine hemen mücadeleye dönülmesi gerektiğine inandıklarını dile getiren Özdağ, şöyle devam etti:

“PKK’nın dış desteği; lojistik, finans ve uyuşturucu altyapısı tahrip edilmeli; bölge ülkeleri ile iş birliği içerisinde PKK/KCK’nın Orta Doğu’daki bütün parçaları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin meşru hedefi haline gelmelidir. Milli Üniter Laik Türkiye Cumhuriyeti, tavizsiz bir şekilde babalarımızdan ve dedelerimizden devraldığımız gibi çocuklarımıza ve torunlarımıza emanet edilmelidir. Türkiye teröre, terör örgütüne yenilmedi. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Jandarma Teşkilatı, Türk Polis Teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı, kahraman güvenlik güçlerimiz terör örgütünü iki defa yendiler, ezdiler ve şimdi onların kanları pahasına, terleri pahasına kazanmış oldukları büyük zafer siyasi masalarda heba edilmemeli. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

‘BU YEMİNİ EDEN MİLLETVEKİLLERİNİN BU YASAYA ‘EVET’ DEME LÜKSÜ YOKTUR’

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ümit Özdağ, “çerçeve yasanın TBMM’de edilen milletvekili yeminiyle örtüşüp örtüşmediği” sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Bir sayın milletvekili, bu yasaya ‘hayır’ diyeceğini dün akşam açıklarken, bu hayırın gerekçesini milletvekili yeminine dayandırdı. Çok haklıdır. Bu yemini eden milletvekillerinin, bu yasaya ‘evet’ deme lüksü yoktur. Ayrıca, bu yasaya, ‘evet’ diyenler, destekleyenler oluşması için çalışanlara hukuki bir koruma getiriyor. Neden? Yaptığınız işin doğru olduğundan emin değil misiniz? Neden hukuki bir korumaya ihtiyaç duyuyorsunuz? Hani büyük bir iş yapıp terörü sona erdiriyorsunuz, onu söylüyorsunuz. Peki neden kendinizi hukuki koruma altına almak istiyorsunuz? Doğru iş yaptığından emin olanlar, millete karşı vicdanı rahat olanlar yasa maddelerinin arkasına sığınarak koruma aramazlar.

Zafer Partisi olarak biz Türkiye’nin milli, üniter, laik cumhuriyet olarak İstiklal Harbi felsefesi üzerinde 21’inci yüzyılda yoluna devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu inanca sahip olan herkesi, daha önce hangi siyasi partiye oy vermiş olurlarsa olsun, Zafer Partisi saflarında milli, üniter Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmaya davet ediyoruz.” (ANKA)

 

Ümit Özdağ’a Şeyh Said’e hakaretten ceza

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Şeyh Said’e ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle “kişinin hatırasına hakaret” suçlaması ile Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada karar açıklandı.

Mahkeme, Özdağ’ı 8 bin 700 TL para cezasını çarptırdı ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Duruşmanın ardından adliyenin içinde Şeyh Said’in akrabaları olduğu öne sürülen bir grup “Faşist Ümit” diye tepki göstermesi üzerine kısa süreli gerginlik yaşandı.

Hınıs Adliyesi önünde kararı değerlendiren Özdağ, şunları kaydetti:

“Biraz önce mahkeme kararını açıkladı. Şeyh Said’in hatırasına hakaretten para cezası verdi ve hükmün açıklanmasını da beş sene erteledi. Tabii bu kabul edilebilir bir ceza değil. Neden? Çünkü Şeyh Said’in hakaret edilebilecek bir hatırası olduğunu kabul ediyor ki biz bunu kabul etmiyoruz.

Bu bana karşı verilmiş bir ceza değil esasen; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verilmiş bir ceza. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, terörle mücadele eden, ayaklanmayı bastıran güçlerimize verilen bir ceza ve ne yazık ki doğru değil. Onun için hukuk mücadelemizi devam ettireceğiz ve bu cezaya itirazımızı avukatlarımız önümüzdeki günlerde bir üst mahkeme olan istinafa yapacaklar.

‘BU SİYASİ BİR DAVADIR’

Burada mesele bir kişi ile Ümit Özdağ arasında bir hakaret meselesi değil, bir ailenin mensuplarıyla Ümit Özdağ arasında bir hakaret meselesi de değil. Burada söz konusu olan Cumhuriyet’e karşı bir ayaklanmaya benim ve partimin almış olduğu tavırdır. Bu tavrımızı bugünkü netliğiyle sürdürme kararlılığı içerisindeyiz. Bundan sonra da sürdüreceğiz. Şeyh Said’i tarihte ait olduğu yerde değerlendiriyoruz ve orada değerlendirmeye de devam edeceğiz.”

Ümit Özdağ, “Bu davayı siyasi bir dava olarak görüyor musunuz” sorusuna “Tabii bu siyasi bir davadır” yanıtını verdi. (ANKA)

 

💾

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Şeyh Said'e ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle "kişinin hatırasına hakaret" suçlaması ile Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada karar açıklandı.
❌