❌

Normal görünüm

Bugün alınanlar — 21 Ekim 2026

Özgür Özel’den Erdoğan’a ‘fon’ tepkisi: ‘Bu işin içinden kendine özgü yöntemlerle kurtulamazsın’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında fon krizine ilişkin şunları kaydetti:

“Bu yaşadığımız sorunların hiçbiri gökten zembille inmedi. Bunların hepsi üst üste konmuş yanlış tuğlaların sonucudur. Yanlış tuğlayla doğru duvar örülmez. Yanlış tuğlayla duvar örüyorsan sonunda o duvarın altında sen de kalırsın, bu millet de kalır. Bu vurgunun açığa çıkmasının üzerinden tam 34 gün geçti. İlk gün ‘Ucu nereye varırsa varsın’ diyenler ucu kendilerine dokununca çark ettiler. Fon Koordinasyon Kurulu kurdular. Altı kez toplandılar. Sorunu çözmediler. Çözmek bir yana toplantıya dahil ettiklerini ancak dün istifaya ikna edebildiler. Dış güçler diyerek, suyu bulandırarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar. Her gün kriz biraz daha derinleşiyor, suiistimal, kötü yönetim, kötü niyet biraz daha ispatlanıyor. Milyonlarca mağdura her gün yeni mağdurlar ekleniyor. İlk bu iş çıktığında 20 milyar dolarlık önemli bir sorun diye ifade ediliyordu. Geçtiğimiz haftalarda 90 milyar dolara çıktı. Son yapılan hesaplamalarla tarafsız konunun uzmanları 110 milyar dolardan bahsediyorlar. 6 Şubat 2023 depreminin maliyeti 100 milyar dolar. Fon vurgununun maliyeti oldu şimdi 110 milyar dolar. Asrın felaketinden daha yıkıcı, yakıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmak gerekir.

‘AYKUT ERDOĞDU 19 AYDIR TUTUKLU’

Düne kadar SPK Başkanı, Bakan Yardımcısı, önceki SPK Başkanı görevde. Saadet Partisi Sayın Milletvekili Mehmet Atmaca dile getirmişti. 2023 yılı Bursa’da bir şirket borsaya açılmak istiyor. Dönemin, yani o günün AK Parti milletvekilini aracı kılıyor. Milletvekili SPK Başkanı’yla görüşüyor. ’30 milyon lira istiyorlar’ diyor. ’30 milyon lira verirsen senin işlemlerini yapacaklar.’ İş adamı 30 milyonu veriyor ve şöyle anlatıyor diyor ki, ‘Parayı gönderdik. Bir gün SPK Başkanı arıyor’ dediler. Dedim ki, ‘Allah Allah! Bir hatamız mı var? Bir eksiğimiz mi var?’ ‘Sayın Ömer Gönül, SPK Başkanı hatta’ Diyor ki, ‘Beyefendi gönderdiğiniz emaneti aldık. Verdiğinizi helal edin.’ 30 milyon rüşveti istiyorlar. AK Parti milletvekili aracılığıyla nakit parayı temin ediyorlar. Teyit telefonu açıyor. ‘Emaneti aldık. Verdiğinizi helal edin’ diyor. İddia, bunun 30’da 1’i gibi bir paranın bir şirket İstanbul’da bir kreş yaptırsın diye İstanbul Belediyesi’ne bağışlandığıdır. Bu konuda Aykut Erdoğdu ‘Bunlar bir kreş yapmak istiyorlar’ dediği için ya da ‘Bunlar bir şey yapmak istiyorlar’ deyince ‘Kreş yapsınlar’ haberini götürdüğü için rüşvete aracılık etmekten 19 aydır tutuklu. Suçu kabul etse yatarı kalmadı. Böyle bir suçu yok. Ama 30 katı iş yapmış olanlar ‘Teyit telefonu geldi’ diyor. Ömer Gönül’den ‘Emanet geldi verdiğini helal et’ diyor.

‘NİHAYET BU ÜÇÜ İSTİFA ETTİ’

Şimdi düne kadar bu Ömer Gönül önceki SPK Başkanı bir başka kamu kurumunda başkandı. Bugünkü SPK Başkanı düne kadar duruyordu. Bakan Yardımcısı duruyordu. Pislik bunların paçalarından akıyordu. Ama Erdoğan bunları görevden alamıyordu. Niye biliyor musunuz? Herhangi görevden alacağı bir bürokratın kiminle geçmiş ilişkisini ifşa edeceği… Yani tamam aldık 30 milyonu da Bursa milletvekili ‘Şu aracılık etti’ demesin diye. ‘Tamam bu fona izin verdik de sizin aileden şu aradı’ demesin diye. Ya da ‘Tamam denetimde farkettik ama arkasından filanca bakan çıktı ben ne yapayım’ demesin diye görevden alamadı Erdoğan. Tam 34 gündür bunları görevden alamadı. Altı kez SPK Başkanı’yla fon vurgunu toplatısına girdi. Mikropla birlikte mikrobiyoloji toplantısına giriyor. ‘Hastalığı nasıl yeneceğiz?’ Mikropla birlikte enfeksiyon hastalıkları çalışıyorlar. ‘Mikroplardan nasıl vücudu temizleyebiliriz?’ Nihayet bu üçü dün istifa etti. Bak tutmayın küçük enişteyi. Dün akşam 00.04’te üçünün de adını yazmış. Altına da güzelce imzayı çakmış. Allah için havalı imza. ‘Üçünü de görevden aldım. Recep Tayyip Erdoğan.’ Dün öğlene kadar neredeydin küçük enişte?

‘BİZİM LİYAKATLİ KADROLAR OLSA BUNLARA KAŞINI OYNATTIRMAZ’

Yeni Parti olarak bu sorunu daha nasıl çözeceğimizi kanun teklifi olarak verdik. Dedik ki yönetebilme kapasitemizi gösterelim. Konuya hakimiz. Başta Kerim Rota 35 yıllık finans, bankacılık deneyimi, fon yönetimi Türk bankalarının yurt dışında temsili, bunun yanında Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nde İMKB’nin kuruluşunda, yönetiminde yer almış arkadaşlarımızdan tutun bu konularda en deneyimli ekip. Ümit Özlale milletvekili olarak Plan Bütçe’de, önceki dönem genel sekreterlerimiz Selin Sayek Böke finans alanındaki deneyimiyle, Bihlun Hanım İMKB deneyimiyle bütün arkadaşlarımız var gücüyle çalıştılar. 11 kişi iyi bir kanun teklifi hazırladılar. Buradakiler daha milleti nasıl dolandıracaklarını Amerika’dan kopyalarken işin başında liyakatsizler, işbirlikçiler ya da oradan buradan talimatlı yani ‘şu kapıyı açık bırak da oradan biz yolumuzu bulalım’ talimatına atanmasına vesile olanlara karşı çıkamayanlar yerine bizim bu liyakatli kadrolar olsa bunlara kaşını oynattırmaz.

‘BUNLARIN KANUN TEKLİFİ ÇALANA KILIF UYDURAN, PEŞİNİ BIRAKAN VE KENDİNCE İCAT ÇIKARAN BİR ŞEY’

Bizimkiler vurgunu yapanların tam listesinin açıklanması gerektiğini, haksız kazançların son kuruşuna kadar tahsili için tamamının hızla tüm işlemlerinin durdurulması, varlıklarına el konulması gerektiğini uluslararası anlaşmaları sayıyorlar, çeşitli ülkelere kaçırılmış paraların peşine nasıl düşüleceğini, nasıl geriye getirileceğini ve hakkaniyetle bu parayı çalanlardan alıp mağdurlara nasıl dağıtılacağını formüle ettiler. AK Parti de bir kanun teklifi vermiş. Arkadaşlarımız tartıştılar. Komisyonda görüşüldü. Kanunlaşması ile ilgili aceleleri var. Bizim kanun teklifi çalandan alan, mağdura veren, bunların kanun teklifi çalana kılıf uyduran, peşini bırakan ve kendince icat çıkaran bir şey. Büyük bir günah var, işlemiş, haramı yemiş, parayı sırtlamış. Yeni Parti isimlerini söylemese büyük bir mutlulukla karını güya kar vurgunu realize etmiş, parayı kenara koymuş. Şimdi bu işler ortaya çıkınca diyorlar ki ‘Sen bugün öl caminin avlusuna gel bırak.’ Bir gördüm teklifi dedim ki ‘Olacak şey mi tövbe hesabı açmışlar’ dedim. Çaldığın parayı diyor şu hesaba bırakırsan diyor ben de senin peşini bırakırım diyor öz Türkçesi.

‘AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ TAM OLARAK BUDUR’

Mesela Sayın Fatma Betül Sayan Kaya parayı verdi vermedi tartışmaları var. Bir iddiaya göre vermedi direniyor. Bir iddiaya göre yok canım vermiş diyor. Eksik diyorlar. İçinden ana parayla faizini kesmiş diyor. Evladım dediği nefsine uymuş dediği hanımefendi 24 daire parası koyup 360 daire parası beş ayda milletin sırtından kazanmış. Parayı koy dediği hesaba ana parayı alırım. İçinden bir de yasal faizi alırım diye hesap kitap yapıyor. Gariban müezzinin vaizin camideki imamın promosyonuna gelince ‘Bankada faiz var. Verdiği promosyon faizden veriliyordur. Haram olur. Sen Katılım Bankasına git’ deyip ona beşte birini verirler. Sonra günü geldiğinde beş ayda 26 daire parasını bu milletin sırtından 360 daire parasına çıkarırlar. AK Parti’nin kara düzeni tam olarak budur.

‘KURTULAMAZSIN’

Bu iktidar bunu yapamaz. Çünkü en güçlü ortaklık suç ortaklığıdır. Ve bunların hepsi suç ortağıdır. Tam da ahtapotun kolları gibi yayılmış. Kendi fon örgütlerini ve kollarını iyi bildikleri için tasvirde kopya çekmişler. Şimdi dediğim gibi tövbe et kurtul, istifa et kurtul dönemine girdiler. Türkiye Sigorta’nın genel müdürü istifa ediyor. Beyefendi fona da tövbe hesabına da para koymuş. Türkiye Sigorta’yı fonda zarar ettirmiş ama kendisi bizzat kar etmiş. Şimdi o istifa ediyor. 50 liranın üzerinde imzası var bu beyefendinin. SPK Başkanı istifa ediyor. Bu işin baş sorumlularından biri kurdu kuzuya emanet etmişler, altı toplantı, tamamına katılmış. Hazine bakan yardımcısı istifa ediyor. Damadı fon şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapmış. Fatma Betül Sayan Kaya istifa ediyor. Milletin 2.2 milyar lirasını alıp kaçmış. Ve tövbe hesabına üç beş bir şey atan sütten çıkmış ak kaşık gibi temizleniyor. Erdoğan’a söylüyorum: Geçmişte yaptığın gibi elini FETÖ sabunuyla yıkayarak o bütün müşterek işlediğiniz günahlardan kurtulduğun gibi, 17-25 Aralık’ta milat yapıp öncesinde olanlar affa uğramıştır, sonrasında olanlar darbeye karşı çıkmıştır dediğin gibi bu işin içinden kendine özgü yöntemlerle cami bahçesine günah bıraktırıp milleti affettirerek kurtulamazsın. Bunların hepsini atayan AK Partili. Atananlar AK Partili. Soyan AK Partili. Soyulan AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Sen en ortasındasın Erdoğan. Tam ortasındasın.

‘ÇÜRÜTMÜŞLER MEMLEKETİ’

Bu çürümüşlük içinde bu yönetim kabiliyeti ortadan kalkmış her tarafında suçlular, her tarafında görevi kötüye kullananlar ekonominin her tarafında bu güvensizlik, borsa altı yıl öncesine düştü. Daha dün yüzde 2,5 düştü. Yarın ne kriz çıkacak, ne skandal patlayacak, hangi bakan, hangi üst düzey bürokrat bu işin arkasından çıkacak, Erdoğan’ın hangi atadığının yaptığı bir başka yanlış ortaya çıkacak belli değil. Bir borsanın toparlanması için en az sabit olması için satıcı kadar alıcı olması lazım. Satıcıdan daha hevesli alıcı yoksa borsa yukarıya doğru gitmez. Alıcının heveslenmesi için güven duyması lazım. Bu öngörülebilirliktir. Ama kimin ne karıştırdığının bilinmediği kimin borsaya açılacağına AK Parti milletvekilinin rüşvetiyle karar verildiği bir yerde bomboş şirketlerin sırf adının anıldığı, iç çamaşırı firmasının adını alıp makinalarını bırakmışlar, teknoloji firması yapıp borsada yukarıya kaldırmışlar, garibanların sırtına atmışlar. Parayı alıp kaçmışlar. Bu memlekette mi şimdi üç tane zibidi istifa etti diye borsaya güven gelecek, yatırımcıya güven gelecek. Çürütmüşler memleketi.”

Tera Holding’e kayyım atandı

Tera Yatırım Teknoloji Holding, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 14 Ekim 2026 tarihli kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun şirkete kayyım olarak atandığını açıkladı. Fon Kurulu kararıyla şirketin yeni yönetim kurulu da oluşturuldu.

Tera Yatırım Teknoloji Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformuna yaptığı açıklamada, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 14 Ekim 2026 tarihli kararıyla TMSF’nin şirkete kayyım olarak atandığını duyurdu.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Karar uyarınca Fon Kurulu tarafından şirketimizin yönetim kurulu oluşturularak Yönetim Kurulu Başkanlığına Enis Güçlü Şirin, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğine Cüneyt Ardağ, Yönetim Kurulu üyeliklerine Melek İnceköse İmert, Ercan Doğan, Arif Kural, Mert Can Aktı, Batuhan Başoğlu, Aybike Kaynar Bardakcı ve Mine Terzi atanmıştır. Şirketimizin yönetimi ve temsili, Fon Kurulunca atanan yönetim kurulu tarafından yerine getirilmekte olup gerekli çalışmalara büyük bir titizlikle ve ivedilikle başlanmıştır.”

İlişkili Haber
thumbnail
Erdoğan’dan çok sayıda atama: SPK Başkanı görevden alındı, yeni bakan yardımcısı belli oldu
Haberi görüntüle

Dünden önceki gün alınanlar

Erdoğan’dan fon mesajı: ‘3 lirasını 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana…’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’ndeki “TİM 13. İnovasyon Haftası Programı”na katıldı.

Erdoğan konuşmasında, teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığının bir gerçek olduğunu söyledi. “Daha doğrusu umursanmıyor” diyen Erdoğan, insanı ve insani değerleri taşlayan teknolojinin ne kadar faydalı olacağının şüpheli olduğunu kaydetti.

Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahade ettiklerine değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece entelektüel çevrelerde değil. İş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda, değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişim ile birlikte ellerindeki imkanları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zeka başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişeler.

Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayımladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. Yüz milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yapboz tahtası olarak gören bu zihniyetin insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk.

Kimilerinin teknokrasi, kimilerinin tekno-faşizm adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz. Bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dahil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli buluyorum. Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı veren herkese şimdiden şükranlarımı sunuyorum.”

‘GERİ KALMAK İSTEMİYORUZ’

“Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz” diyen Erdoğan, milli teknoloji hamlesiyle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma-geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettiklerini dile getirdi. 24 yıl önce sayılarının bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparkların sayısının bugün 115’e ulaştığını söyleyen Erdoğan, 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardıklarını ifade etti.

Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını söyleyen Erdoğan, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2019 yılına kadar unicorn’u olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicorn’umuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesinin ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” diye konuştu.

‘ÖNEMLİ BİR ADIM ATTIK’

Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke haline getirecek adımları nisan ayında kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Erdoğan, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini belirtti. Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek Teknoloji Destek Programı HIT-30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık” dedi.

Erdoğan, KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık İmalat Sanayii Kredi Finansman Programı’nı devreye aldıklarını söyleyerek, “Yine yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’yla gelecek vizyonumuzu sizlerle paylaştık. Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge Dil Modelimiz ile Türkçe yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı. Erdoğan, şöyle konuştu:

‘SIKINTISINI ÇOK ÇEKTİK’

“Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayii alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kuvvetlerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor, tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.

Kıbrıs Barış Harekatı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektik. Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayiinde 4 bin 500’ü aşkın firma, 1400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık.

Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde ise ihracatımızı önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdık. Bir diğer gurur verici rakam şudur. Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 milyar dolar civarındayken, savunma sanayiinde hacimli ürünler dahil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta, SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar.

Bunlar bize aslında şunu anlatıyor. Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”

‘CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden bir sorunla yüzleştiklerini” belirterek, 17 Eylül’den itibaren “attıkları kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldıklarını” söyledi. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk, tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz. Burada üç tane önceliğimiz var. Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasını müteakip ara ödemeler başlayacak.

İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim, bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için adeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla üç lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancın bedelini ona mutlaka ödeteceğiz.

‘BİZE ZARAR VERMEK UĞRUNA…’

Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk. Maalesef aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremedik. Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna, Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler.

Şimdi burada bir hususu önemle ifade etmek istiyorum. Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekün sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir.

Zira sermaye piyasaları, tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü, borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle, sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hal almıştır.”

‘TÜRK EKONOMİSİNİN ALTINI OYMAK OLUR’

Bir diğer hususun, sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların başında teknoloji ve inovasyon bulunduğuna işaret eden Erdoğan, teknoloji yatırımlarının yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahip olduğunu kaydetti. Erdoğan, teknoloji ve inovasyonun finansmanının, bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alan olduğunu dile getirdi. “Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkan tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz. Milli teknoloji hamlemizin en önemli finansal destekleyicilerinden birini, girişim sermayesi yatırım fonlarımız oluşturuyor. Hal böyleyken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek, bakın açık konuşuyorum, Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi, ister gazeteci hüviyeti olsun, kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz.

Tekrar söylüyorum, tamahkarlara ve sahtekarlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim. Ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım. Bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili bir üslup kullanmalarını bekliyorum. Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz.” (ANKA)

Fon Kurulu toplandı: ’43 bin 643 yatırımcıya toplam 6,4 milyar TL ödendi’

İletişim Başkanlığı’nın resmi X hesabından yapılan paylaşımda şunlar kaydedildi:

“Beşinci Fon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile bu bakanlıklarımızın ilgili kurum ve kuruluşları katılmıştır. Kurulun önceki toplantı kararlarının gerçekleştirmesini temin edecek, Sermaye Piyasası Kurulunca tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarında tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesi ve ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulmasını sağlayacak Kanun Teklifi 09.10.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur. Teklifin 14.10.2026 tarihinde TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi öngörülmektedir.

Gelinen aşamada; geçtiğimiz hafta Ziraat Bankası tarafından A1, Bulls ve Pardus’un yönetimindeki fonlarda bulunan 43 bin 643 yatırımcıya toplam 6,4 milyar TL ödenmiştir. Söz konusu bu 3 portföy yönetim şirketinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 Milyar TL tutarında tasfiye sürecinin bu hafta sonuna kadar tamamlanması hedeflenmektedir. Böylelikle, 3 portföy yönetim şirketindeki toplam 66 ayrı yatırım fonunda bulunan 45 bin 745 kişiye toplam 40,5 Milyar TL tutarındaki ayni ve nakdi tasfiye tamamlanmış olacaktır.

Diğer taraftan TBMM gündeminde yer alan teklifin yasalaşmasının ardından tasfiye sürecinde yer alan diğer 65 fona ait ara ödemelerin de ivedilikle tamamlanması hedeflenmektedir.”

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Masasının üstündeki soyguncu listesini açıklamalı

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin gündemine yerleşen fon soruşturması hakkında mesajlar veren Özel, “Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir” değerlendirmesini yaptı.

Fon krizine ilişkin Sabah gazetesinin MASAK’a dayandırdığı haberde, “MASAK paranın izinde… 141 kişiye ait 187 milyar liralık hesaplar donduruldu” denildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ise 1 saat 45 dakika sonra yaptığı açıklamada, “85 kişilik” bir listeden söz ettiğini ifade eden Özel, iki açıklama arasındaki farka dikkati çekti.

‘KARADENİZ’DEKİ GEMİLERİN İÇİNDEKİ HER BİR CANI YOK SAYIYORLAR’

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Girne-Taşucu seferini yapan gemimiz 30 Ağustos’ta battı. 27 yurttaşımızı kaybettik. Bir kişinin naaşına halen ulaşılamadı. Bundan yalnızca üç gün sonra da Silivri’de Tuğberk İmamoğlu gemisi battı ve bir yurttaşımızı kaybettik, dokuz yurttaşımıza halen ulaşılamadı. Burada aileler, biraz önce salona girdiğimde bana konu hakkında bir bilgi notunu ve ikinci sayfasında beş maddeden oluşan haklı taleplerini ilettiler. Tahmin ediyorum bunu bugün diğer siyasi partilere de iletecekler.

Biz CHP Grubu olarak ilk günden beri meseleye duyarlılığımızı sürdürüyoruz. Bilgi notunu aldık. Buradaki talepleri kendimize dile getirilecek birer görev, birer ödev olarak alıyoruz. Acınızı paylaşıyoruz, talepleriniz doğrultusunda kayıplara ulaşılana kadar aramaların devam etmesini, adil bir soruşturma sürecine ilişkin beklentinizin karşılanmasının sonuna kadar arkanızdayız, hepinizin yanınızdayız. Hepinizi acınızı paylaşarak kucaklıyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşı seyrüsefer güvenliğini tehdit ediyor. Tabii bu savaş çoktandır var ama Türkiye’nin dış politikadaki birtakım savrulmaları, Karadeniz’de yaşanan birtakım saldırılar ve buna karşı sessizliği de manalı kılıyor. Bugüne kadar yaklaşık 220 ticaret gemisi saldırıya uğradı. En az dokuz Türk bayraklı ve en az 45 Türkiye bağlantılı ticaret gemisi saldırıya uğradı ve bunların bir kısmı battı.

Son iki gün içerisinde dahi üç Türkiye bağlantılı ticaret gemisinin saldırıya uğraması, meseleyi çok ciddi bir boyuta taşımış durumdadır. Gemilerimiz vuruluyor, iktidardan ses yok, adeta ölü taklidi yapıyorlar. Bu konuda hiçbir politikaları, hiçbir girişimleri yok. Gemilerimizi güvende tutamıyorlar, gemicilerimizin hayatlarıyla ilgili tehlikeleri bertaraf etmiyorlar ve bu konuda millete açıklama dahi yapmıyorlar. Sanki orada insansız hava araçları insansız gemileri, insansız deniz araçlarını vuruyormuş gibi davranıyorlar. Karadeniz’deki gemilerin içindeki her bir canı ve evlerinde onların yolunu bekleyen ailelerini yok sayıyorlar. Bu konudaki dikkatimizi, duyarlılığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

‘TÜRK ASKERİNİ YEMEN ÇÖLLERİNE GÖNDERMEKLE MEŞGULLER’

Bizimkiler dış politikada Türk askerlerini Yemen çöllerine göndermekle meşguller. Bunun hesabındalar. Öyle evirmeden çevirmeden, kitabın ortasından söylemek gerekirse, Türk askerini Yemen’e göndermek, Türkiye’nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen’e göndermek Türkiye’nin planı, programı değildir.

Meclis’e gelmemiş, somut bir anlaşmaya dönüşmemiş, Anayasa’nın 90 ve 92. maddelerini, yani uluslararası anlaşmaların usulüne uygun müzakere ve yürürlüğe girmesini ve yurt dışına asker göndermedeki Meclis yetkisini ihlal edemez. Türkiye, bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir. Böyle pakt anlaşmaları, barış zamanında güçleri birleştirmek, caydırıcılığı arttırmak, savaşa mani olmak, tarafların hiçbirisinin savaşa muhatap olmamasını temin etmek için yapılır.

‘SONUNA KADAR KARŞI ÇIKACAĞIZ’

Savaştaki bir ülkeyle ‘sana saldıran bana saldırmıştır’ anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır. Ne böyle bir savaşa taraf olmak kabul edilebilir ne böyle bir anlaşmayı imzalayıp, imzaya rağmen o ülkelerden birine saldırılıyorken böyle bir anlaşma varken buna cevap vermemek. Bir tanesi, attığınız imzayı değersiz, bundan sonra yapacağınız anlaşmaları hükümsüz, sizi muhataplarınız nezdinde kıymetsiz kılar. Diğeri hiç suçsuz günahsız Mehmetçiği, Yemen çöllerinde boşu boşuna hayatlarını tehlikeye atar.

Dış politika, Tayyip Bey ve çevresinin şahsi ilişkilerine göre, Amerika ile kurdukları al-ver ilişkisine göre, ‘Ben senin her istediğini yapayım, sen bende olmayan meşruiyeti bana ver, öyle anlaştık Tom Barrack ile’ ilişkilerine göre olmaz. Böyle bir durumda, herkes şunu bilsin ki, kendine ait bir planı olmayan başkasının planının parçasıdır. Yemen çöllerine ilişkin Türkiye’nin bir planı, programı yoktur. Trump’ın figüranı, İsrail’in koruyucusu olmaya, Mehmetçiği burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız.

‘BU MİLLETİN ELİNDEN SİZİ TRUMP KURTARAMAZ’

3 Kasım’da ABD’de yapılacak ara seçimlerde Trump, gecede birkaç saat uyudu, çok endişeliydi. Bizimkiler onun kadar da uyumuyor. Bütün meseleyi Trump’ın varlığına, Trump’ın bunlara tanıyacağı meşruiyete, seçimlerde bunlara vereceği desteğe ve Trump ile olan ilişkinin kendilerini burada bir dönem daha iktidar yapmasına bağlamış durumdalar. Önce şunu söyleyeyim, ister Trump olsun, ister olmasın, ister topal ördek olsun, ister çift ayakla çifte telli oynasın, bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz. Bunu bilin.

Trump onu hedef almış. Temsilciler Meclisi üyesinin dün evini bastırdı. Evinde arama yaptırdı. Ve aradığı belge, göçmen kayıt belgesi. Yani, düşünün ki, milletvekili seçilmiş birisine, ‘Sen bu ülkeye kaçak mı girdin, göçmen kayıt belgen var mı?’ bahanesiyle, Somalili kadının evini bastırıp, ona dünya kadar zulmedip, bunu servis edip yabancı düşmanlığı üzerinden kendisine destek sağlamaya çalışıyor.

Dünyada tüm duyarlı insan hakları aktivistleri, tüm ülkeler, özellikle İslam ülkeleri, başörtülü Ilhan Omar’a yapılan zulme karşı çıkıyor, ses çıkarmayan bir tek ülke var, Türkiye. Ses etmeyen birisi var, başörtülü bacımı Trump’ın yaptığı zulme bırakan, ona sahip çıkmayan Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü bütün ilişkisini Trump’ın desteğine bağlamış. Trump’ın İslamofobik çabalarına karşı ses çıkaramayacak kadar göbeğinden Trump’a bağlı.

‘EMEKLİLER TARİH BOYUNCA UĞRADIKLARI EN BÜYÜK İHANETE UĞRADI’

Emekliler tarih boyunca uğradıkları en büyük ihanetle ve vefasızlıkla karşı karşıya kalıyorlar” dedi. Özel, Özel, “Her sokağa çıktığımızda, her otobüs üstüne çıktığımızda, elimize her mikrofon aldığımızda emeklilerin hakkını savunuyoruz. Bundan sonra da savunmaya, yetmez, hep birlikte seçimlere ulaşmaya, bu iktidarı değiştirmeye, bu vefasızlığı sona erdirip bütün emeklilerin yüzünü güldürmeye söz veriyoruz.

‘ÜRÜNLER GEÇEN SENEKİ FİYATININ YARISINA DÜŞTÜ’

Geçen seneki fiyatların yarı fiyatında bütün ürünler. Toplama maliyetleri, ulaşım maliyetleri arttı. Üreticiyi koruyacak yasalar yok. Rize’de çay, Ordu, Giresun ve Karadeniz’de fındık, Gaziantep’te fıstık üreticisinin, Ege’de başta üzüm ve pamuk üreticileri olmak üzere bütün üreticiler ağlıyor. Hafta sonu Bursa’daydık. Çağrışan karası diye dünya güzeli üzümleri var.

Geçen sene 60 liraya satmışlar ve geçen sene mazot 50 lira. Yani 1 kilo üzüm satıp 1 litre mazot alırken bu sene Çağrışan karası 25 lira. Toplama maliyeti 13 lira ve topladığında 25 liraya sattığında toplamda zarar ediyorlar. Öyle olunca dallarda kalmış. 4 kilo üzüm satıp 1 litre mazot alamaz duruma gelmişler. Geçen sene 130 liraya satılan siyah incire bu sene 40-45 liranın dahi teklif edildiği bir yılı yaşamışlar ve perişan durumdalar.

‘AKHİSAR’DA ZEYTİN ÜRETİCİLERİ 1 HAFTA SÜREYLE ELEK KAPATTI’

Türkiye’nin en çok zeytin ağacına sahip olan ilçesi Akhisar’da zeytin üreticileri bir hafta süreyle elek kapattılar. Yani toplayıp eleklere zeytin götürüp dökmüyorlar. Çünkü bu fiyatlara bu işin yapılamayacağını, hepsinin iflas edeceğini, kredi borçlarını ödeyemeyeceklerini ve maalesef tarım kredisi çekebilmek, zirai kredi çekebilmek için ya verdikleri iki devlet memuru kefili yakacaklarını ya tarlalarını ipotek ettirdilerse mallarından olacaklarını biliyorlar.

Geçen sene 75 lira olan zeytin bu sene 35 lira. Geçen sene mazot 50 liraydı. Zeytinde de çeltikte de limonda da üzümde de tüm ürünlerde büyük bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Türkiye’yi bu hale getiren AK Parti’nin kara düzenidir. Bir tarafta fonlarda milletin parasını vurup kaçanlar. Bir tarafta bütün yaz, bütün kış elleri nasırlı, alınları yanmış, perişan olmuş şekilde çalışıp emeğinin karşılığını alamayanlar. And olsun ki AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Sizin için adil, hakkaniyetli bir düzen kuracağız.

ERDOĞAN’A SESLENDİ: BİZ BU İŞİN HİÇBİR TARAFINDA YOKUZ

Dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidarla karşı karşıyayız. Fon krizinin yarattığı ağır kriz ortamı sürüyor. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken, iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu gerçekleşti. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına çöktüler. 455 bin yatırımcıyı mağdur ettiler, iki milyon kişi mağdur, borsa mağdurları var. Bu işten etkilenen kişi sayısı beş milyonu, ailelerle birlikte 10 milyonu buluyor.

Peki bu işin içinde kimler var? Erdoğan’ın atadıkları vurgun yapan fon şirketlerinin yönetiminde. Her birisinin altında Erdoğan’ın atama imzası var. Fon şirketlerinin yönetiminde büyükelçi ararsan var, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı var, İstişare Kurulu üyesi var, Varlık Fonu yöneticisi var, eski milletvekili var. Aklınıza gelebilecek yönetimdeki herkes AK Partili.

Burada fazladan kazanç sağlayanlara baktığınızda Fatma Betül Sayan Kaya’dan başlayın, tutuklanan son tarım bakan yardımcısına kadar aklınıza gelebilecek ne kadar AK Partili varsa bütün isimler teker teker var. Ey Erdoğan, atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan, dolandırılan AK Partili. Biz bu işin hiçbir tarafında yokuz. Sen tam göbeğindesin.

‘SAYIN KERİM ROTA ‘BÜYÜK BİR FELAKET GELİYOR’ DİYEREK UYARMIŞTI’

Biz bu işin mağdurlar tarafındayız. Biz daha bundan üç hafta önce, fon krizi çıkmadan iki gün önce, Sayın Kerim Rota 35 yıllık finans deneyimiyle ‘Büyük bir felaket geliyor’ deyip partimizin Ekonomi Eşgüdüm Konseyini toplantıya davet etmişti. Başkanlık ettiğim toplantıda ‘Büyük bir felaket geliyor. Yıllardır söylediğimiz eksiklikler vardı. Bir yıl önce Mehmet Şimşek bunu uyardı. Ama birileri gerekli düzenlemeleri yapmaya yapmaya beklettiler. Yapana kadar bu işi suiistimal edenler kaçtılar. Yükü milletin sırtına bıraktılar’ demişti.

İlk duyulan meşhur isim Fatma Betül Sayan Kaya. Bu çıkana kadar günlerce sustular. Biz isim açıklayana kadar yokmuş gibi davrandılar. Gizlemeye niyetlendiler. Harıl harıl nasıl yaparız da isimler dökülmeden bu işi örteriz dediler. Çünkü biliyor ki genel başkan yardımcıları, mevcut bakanlar, bürokratlar, sarayın tamamı neredeyse orada. İşe aileden bulaşan da var. İsmi açıkladık, yavaş yavaş dökülmeye başladılar.

‘FATMA BETÜL SAYAN KAYA HAVAYA TEMAS ETTİRİLMEDEN İFADE VERİP UZAKLAŞTIRILDI’

Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ya da muhalif insanlara attığı bir tweetten ya da hakkında açılmış bir soruşturmadan… Ya İBB’de 20 bin lira yemek yemişler 7-8 kişi, 7 kişi parayı birinin hesabına atmış. O atılan paraların hesaplarını sormak için bürokratlarımızı topluyorlar. Sabah 6’da basıyorlar. Ters kelepçe icabında yapıyorlar. Yaşam biçimi kendinden değilse, AK Partili değilse, hele hele birazcık muhalifse bas ensesine, ver görüntüleri ekranlara, yap itibar suikastlarını. 2 bin lira, 20 bin lira, 200 bin lira evinde bulunamamış insanlar, haysiyet suikastlarına muhatap oldular. 2,2 milyar lira, 367 ev parası suçüstü yakalanmış kişi Fatma Betül Sayan Kaya ifade verdi, gören yok.

Gizlilik olan soruşturmalarda kişinin sabah evinden çıkışını üstündeki gece kıyafetine kadar servis edenler, sabah evinden çıkıp verdiği ifadeyi dakika dakika servis edenler, cep telefonunun içindeki soruşturmayla ilgisiz konuşmaları, yazışmaları, fotoğrafları servis edenler; Fatma Betül Sayan Kaya’yı havaya temas ettirmeden ifade verip uzaklaştırdılar. Geçmişin bir kirlisi sakız çiğneye çiğneye geldi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuya okuya… Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi. Nasıl oldu, nasıl bitti kimsenin haberi yok. İşte AK Parti’nin ikili hukuk sistemi budur. Soygunu bizzat yapanlar ‘Biz bu işi çözeceğiz’ diyor.

‘MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNE RET OYU VERDİLER’

Şimdi milletin parasını fonda çalmışlar, ilk başta böyle bir gaflete düşüp ‘Komisyon kursak mı?’ sorularına ‘Kurulur’ demişler. Şimdi geçen hafta hep birlikte ret oyunu vermişler. Neden? ‘Eğer isimleri gizli tutabilirsek AK Parti’yi mümkün mertebe bu işten hasarsız kurtarmaya çalışacağız, siz kenarda durun’. Milletvekillerinin bu meselenin ortaya çıkması için sorumluluğu var. GRECO kriterlerinde dahi der ki: Kamu adına denetim yükümlülüğü olan birisi kendine gelen bilgiyi saklamaz. Bunu araştırır, araştırtır, ilan eder, ifşa eder, ortaya çıkmasını sağlar.

‘BABANIZIN 7 DAKİKA UĞRADIĞI MAĞDURİYETE 1,5 YILDIR MUHATAP OLAN AİLELER VAR’

Birtakım bilgiler, bir takım listeler geliyor Fatma Betül Sayan Kaya’nın geldiği gibi. MKK numarası belli, işlem belli, isim soyad belli. Bir bakanın da babasının adı soyadı var. Ümit Özlale soru soruyor: ‘Bir bakanın babası böyle bir işlem yapmış mıdır?’. 10 dakika sonra Sayın Bakan: ‘Benim babamın T.C.’si bu. Aynı isim soyadındakinin T.C.’si bu.’ Eyvallah. ‘Özür dileyin benden. Mağdurum da mağdurum. Babama haysiyet cellatlığı…’ Allah Allah ya, ne güzel memleket. İlk kez biri mağdur oldu, ‘Mahinur Hanım’dan özür dilensin’. Partinin genel başkanı olarak ‘Mahinur Hanım’ın babasının ellerinden öpüyorum’ dedim. Mahinur Hanım’a önemli bir sorumluluk yükledim. O kadar iyi oldu ki bu iş. Bir hafta önce Ümit Özlale isimli birinin adını bütün AK Partililer servis etti, paylaştı. T.C.’si farklı çıktı. Özür dileyen yok. ‘Özür dilensin’ diyen yok. ‘Babam karalandı’, yedi dakika sürdü babanın karalanması. Ekrem İmamoğlu’nun babasına 18 ay ‘Senin oğlun hırsız’ diyorlar. Gidip babasının köydeki evinin bahçesini üç farklı kez dozerle kazıyorlar, ‘Buraya para sakladı mı?’ diye.

Altı yaşında küçücük Gizem’in kulağındaki küpeye sabahın 6’sında dedektör tutuyorlar, ‘Altın mı? Babası aldı da altına çevirdi rüşvet parasını da kızın kulağına mı taktı?’ diye. Altın diye öterse çıkartıp kulağından altı yaşındaki kızın küpesini alıyorlar. Bütün gece babaların, annelerin görüntüsü fır fır A Haber’de, TRT’de dönüyor. Mahinur Hanım, Aile Dayanışma Ağı… Babanızın yedi dakika uğradığı mağduriyete yedi ay, bir yıl yedi ay, 1,5 yıldır muhatap olan ailelerin dayanışma ağı… Oraya gidin, haysiyet suikastı nasıl yapılıyor, onlardan öğrenin. Okuduğunuz, sizi savunan gazeteler yıllardır bu insanlara ne yaptı, görün. Deyin ki: ‘Yedi dakika başıma geldi, doğrusunu söyledim. Özgür Bey bile babama selam yolladı, özür diledi. Ama ben de bir şeyi öğrendim; bu memlekette böyle oluyormuş bunlar’ deyin. O zaman Aile Bakanı’sınız. O ailelere sahip çıkarsanız Aile Bakanı’sınız.

ÖZEL’DEN VEKİLLERİNE ÇAĞRI

Buradan şunu söyleyeyim: Bütün milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum: Eline belge gelen, bilgisi olan, bu bilgiyi ‘Aman ha öyle mi olur, böyle mi olur?’… Kaya gibi arkanızdayız. Koyacaksınız ortaya. Doğru mu, yanlış mı onlar söyleyecek. Eğer yanılgı olsun istemiyorlarsa o lanet listeyi kendileri açıklasınlar, görelim. Kendileri açıklasın haramzadeler. Sen listeyi açıklama, TC’si yanlış, sanki iftira atmış. İftirayı birbiriniz atıyorsunuz, attırıyorsunuz, parti içinde birbirinizi yiyorsunuz. Sonra bize ahkam kesiyorsunuz. Hadi oradan. Bütün arkadaşlarımın sonuna kadar arkasındayım. Bir santim geri adım atan sizden beter olsun.”

Sistemde parası kalan her vatandaşın mağdur olduğunu söyleyen Özel, ev parasını, ameliyat parasını, evladının okul taksidini buraya kaptıranların bulunduğunu belirtti. Özgür Özel, “Mağdurlardan bir kısmı bugün grup toplantımızdalar. Biz mağdurun partisine bakmayız, mağdurun siyasi görüşüne bakmayız. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mağdurlara duyarsızlığının ve onları bir şekilde bastırmaya çalıştığının da farkındayız. Mağdurlar şunu bilsin, hangi görüşten olursa olsunlar biz sarayda oturanlardan, kibirle aşağıya bakanlardan, sizi karınca gibi görenlerden değiliz. Karıncanın kardeşi var o da YENİ Parti’nin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

‘ERDOĞAN MASASININ ÜSTÜNDEKİ SOYGUNCU LİSTESİNİ BİR AN ÖNCE AÇIKLAMALI’

Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir.

‘HAYATİ YAZICI’NIN OĞLU İŞİN İÇİNDE’

Erdoğan utanmadan, sıkılmadan sıkışınca hep yaptığı gibi ‘Dış güçler sabotaj yapıyor’ diyor. Kargalar gülüyor. Hatta dün ‘FETÖ parmağı var bu işin içinde’ dedi. Hayati Yazıcı’nın oğlu işin içinde ve suçüstü yakalandı. Oğlunun ortağı Allah rahmet eylesin, canına kıydı ya da o işe çok daha dikkatli bakmak lazım. Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya’nın on katı vurgun yapmış kişiyle Bodrum’da tatil yapmış, konser izlemiş, aynı uçakla gitmiş, aynı uçakla gelmiş. Şimdi fotoğrafı çıkmış önlü arkalı oturmuş.

O fonda milletin parasını çarpıp gidenle, onu yayınlayan gazeteciyi hapse attırdı. Ömer Çelik böyle pahalı takım elbiseler, dik duruşlar, o özgüvenli sözler… Konuşurken bu olay ortaya çıkınca çıktı, eli ayağı titriyor, eli ayağı. Ne dediğini bilmiyor. Ağzından ateş çıkıyor. Dedi ki ‘Şu andan itibaren.’ Ne andan itibaren Ömer Bey, ne oldu? Hangi andan itibaren? ‘Şu andan itibaren’ diyor, ‘Teyakkuzdayız, en üst düzey alarmdayız. Siyasi ve hukuki mücadelede en üst noktaya çıkıyoruz’ dedi.

‘BU KADAR GİZLİLİK VARKEN BU İŞLER NEREDEN ÇIKIYOR?’

Dört gazeteciyi evden aldılar, ikisini hapse attılar, ikisine adli kontrol, geceleyin itiraz üzerine ev hapsi verdiler. Savcıların, hakimlerin Parti Sözcüsü’den talimat aldığı, Parti Sözcüsü’nün işin ucu kendine geldiği zaman haykırdığı, hönkürdüğü, aslında çatıştıklarına ses yükselterek, ‘Bu gazetecileri bari toplayın’ dediği, haberin kaynağını değil de haberi yapanı hedefine koyduğu bir işin içindeyiz. Ömer Bey, bu kadar gizlilik varken, bu işler nereden çıkıyor? Nereden çıkıyor?

Bayrampaşa YENİ Parti örgütünden mi çıkıyor? Nereden çıkıyor? Birbirinizi yiyorsunuz, birbirinizin kuyusunu kazıyorsunuz, birbirinizle tehlikeli işlere girişiyorsunuz. Sonra dönüp zavallı gazetecileri çocuklarından ayırıyorsunuz. Birazcık mert olun, ‘Yaptıysam yaptım, hesabını veririm’ deyin, gazetecilerle uğraşmayın kardeşim.

’56 MEŞHUR İSMİ LİSTEDEN ÇIKARDILAR’

Özgür Özel, “Bu 85 adını sanını da çok bilmediğiniz, AK Partili olsalar da uzaktan bağlantılı 85. Arada buradaki 141’le arada 56 isim kayıp. 1,5 saat içinde 56 meşhur ismi listeden çıkarıp onların hesaplarındaki dondurmayı kaldırıp düzeltmeyi yapıp 85’e indiriyorlar. Sabah gazetesi bu kaynağını açıklasın -ki MASAK diyor- Sabah’taki 141 nasıl 85’e inmiş, Adalet Bakanlığı da onu açıklasın.

Bir taraftan ‘İşin ucu nereye giderse gitsin’ diyen, yalandan bir politik söylem, bir tarafta Hayati Yazıcı’nın oğlunun hesabına bloke koyan Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 saat sonra hesaptaki blokeyi kaldıran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Böyle adalet olacaksa olmaz olsun. O mağdurların hakkını yiyene de zehir zıkkım olsun.

‘SUÇUMUZ AK PARTİ’Yİ YENMEKTİR, O SUÇU BİR DAHA İŞLEYECEĞİZ’

Muhalefete karşı 2024 yılının 30 Ekim gününden beri muhalif seçmenin seçtiği, ilçelerini, illerini emanet ettiği belediye başkanlarına, meclis üyelerine karşı büyük bir siyasi operasyon sürdürülüyor. Hiçbir somut delili olmadan ki aylarca meydanlarda diyor ya, ‘Meydan meydan, şehir şehir gezdi.’ Gezdim. ‘Bu operasyonları itibarsızlaştı’ diyor. İtibarı yok da o yüzden itibarsızlaştırdım. Biliyordum, arkadaşlarının gözünün içine baktım ve onlara olan güvenimle bir Genel Başkan olmanın gereğini yaptım.

Ben bir günde Manavgat Belediye Başkanını partiden attık. Bakma, diyorlar ki ‘Baklava kutusu savundu.’ Filmi çekenin bir ay önce tutuklandığını, elverişli bir film için senaryo oynadıklarını söyledik. Ama baklavacıyı da belediye başkanını da o dakika attık, o dakika ve ispatladık. Bir ay önce uyuşturucudan gözaltına alınıp birkaç saatte bırakılıp, sonra baklava kutusuyla filminin çekildiğini. Bu olaydan birkaç ay sonra Bodrum’da bir belediye meclis üyesi rüşvet alırken yakalandı. O dakika attık. Uşak Belediye Başkanı dört günlük gözaltı sürecinde avukat kabul etmediler. Avukat ulaştığı an tedbirli olarak disipline sevk edip partiden attık.

İşlemin bittiği 20 günü, ‘Efendim 20 gün atmadılar. O gün aldık kararı. Herkes biliyor tedbirli disipline vermek nedir. Bir yerde kusuru olup da tartışmaya açık olmayıp da ya da kendi de kabullenip de bir dakika gözünün yaşına bakmadık. Ama öbür tarafta efendim AK Parti’nin güldür güldür kendine istediklerini gönüllü bağışlarla, millete çocuğuna kreş yaptırmış, ‘Efendim itibar yoluyla irtikap.’ Her ay aldığı parayı 12 ay sonra tekrar almaya devam etmiş, ‘Efendim ödemiyordu da rüşvet istedi de şunu verdi de bunu verdi de.’ Bir tek kanıt, bir delikli kör kuruş para, ne evde ne kasada ne hesapta ne yakınında ne orada burada. Tamamında hele hele partimize arkadaşlarımıza atılan büyük iftiralar.

Hani biliyorsunuz ya. Para kutusu çantaları, ‘İçinden jammer çıktı’ diyor sonra iddianamede. Hani diyor ya ‘Paraları bölüştüler.’ ‘Öyle duymuştum, yokmuş öyle bir video.’ Hani diyor ya parke altında 2 milyon Euro.’ 2 Cent çıkmamış. Yok öyle bir belge. ‘KİPTAŞ’tan ev dağıttılar. Öyle duymuştum, yalanmış.’ Tamamı çöktü.

‘HAYSİYET CELLATLIĞI YAPTIĞINIZ İŞLER’

Şimdi diyorlar ki ‘Efendim onlar kendilerini savundular, şöyle yaptılar, böyle yaptılar.’ ‘Meydan meydan gezdi, yolsuzluk yapan arkadaşlarını savundu’ diyor. Meydan meydan gezip savunduğum arkadaşlarım, bu milletin seçtiği, usulüne göre yapılan denetimlerde hiçbir suç çıkmayan, delilden suçluya değil; hedefteki kişiden delile gitmek için milleti iftiraya zorladığınız, somut kanıtla ispatlayamadığınız, haysiyet cellatlığı yaptığınız işlerdir. Milletimiz de biliyor ben de biliyorum.

Bütün AK Partili yöneticiler de biliyor ki arkadaşlarımızın suçu, Ekrem İmamoğlu’nun suçu, belediye başkanlarımızın suçu AK Parti’yi yenmektir. O suçu hep birlikte bir daha işleyeceğiz. Değerli arkadaşlar, Bayrampaşa, Ataşehir, Gaziosmanpaşa, Adalar, Üsküdar. Bu belediyelerde belediye başkanlarını tutukladılar, kimin de çoğunlukları vardı, Gaziosmanpaşa gibi. Hemen ilk seçimde o yüzden içeride başkan. Kimin de önce bizden seçildiği, o sırada belediye meclis üyelerine birkaç ay çalıştılar. Öyle somut deliller var ki buradan söylüyorum. Örneğin bazı gazeteciler demişlerdi ki bu iddialar doğruysa ispatlanmalıdır.

‘HİLEYLE, AHLAKSIZLIKLA BÖYLE İŞLERE KALKIŞIYORLAR’

Özgür Çelik gitti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘na partimiz adına başvurdu. Örneğin Üsküdar’da biri diyor ki ‘Benim oğlum yurt dışında firari. Adalet Bakan Yardımcısı söz verdi. Ben oyumu AK Parti‘ye vereceğim. 15 yıldır kaçak olan oğlumu Türkiye’yi geri getirecekler, terör suçundan kurtaracaklar.’ 40 kişinin içinde diyor ki ‘Mecburdum, AK Parti’ye verdim, kusuruma bakmayın.’ Bir başkasının ilk oylamada oğlu hapiste, ikinci oylamada bilmem kaç yıl ceza almış oğlu tutuksuz bırakılmış, dışarı salınmış. Oylamada tavrı değişiyor. Bir başkası ağzıyla söylüyor. ‘Belediye başkan yardımcılığı teklif edildi, o yüzden parti değiştirdim.’ Bizim kurultay davasında kurultay delegesi beş ay sonra belediye meclis üyesi olmuş, ‘Sen iradeni fesata mı uğrattın, belediye meclisi üyesi olmak için mi Özgür Özel’e oy verdin?’ sorusu var. Adam ağzıyla söylüyor, ‘CHP’liydim. Belediye başkan yardımcılığı sözü karşılığında taraf değiştirdim’ diye.

‘ŞANTAJLAR, TEKLİFLER, BASKILAR HAVADA UÇUŞUYOR’

Diğer taraftan şantajlar, teklifler, baskılar, paralar havada uçuyor ve belediye meclisindeki transferleri tamamlıyorlar. Önce gizli tutuyorlardı. Örnek; Üsküdar. Belediye başkanvekiline operasyon yapıyorlar. İlk seçilene. O anda transfer ettirdiklerine; birinci tur, ikinci tur belli değil, üçüncü turda şak taraf değiştirtiyorlar ve belediyeyi elimizden almaya çalışıyorlar. Buna millet dedi ki ‘Ya böyle şey mi olur? Kadını aldınız. Yerine seçilen var, onu da aldınız. Taraf değiştirttiniz.’ Bu sefer Ataşehir’de öyle yapmadılar, önce transferleri yaptılar. Sonra gelip belediye başkanvekiline ‘Ya istifa edersin ya içeri girersin’ dediler. Arkadaşımız tweet paylaştı, ‘Onurlu duracağım, asla bükülmeyeceğim, eğilmeyeceğim’ diye. Bütün Türkiye bir gece onu konuştu. Ertesi sabah daha Türkiye onu konuşurken sabah yatağından alıp götürdüler. Şimdi içeri attılar. O seçimi yenilediler. Ataşehir’e taraf değiştirttiler. Bu kadar açık, bu kadar net. Bakın bunların bir tanesine ‘Olmadı’ diyen yok. Biz bunların her birini, Üsküdar için yazıp Cumhuriyet Başsavcılığı‘na verdik, duruyor daha orada. ‘Çağır bunları konuş’ diyoruz. Belediye meclis üyesinin ortağını iki gün önce alıp salıyorlar. Ortağı diyor ki, mimar ortağı ‘Aman abiciğim yarın dikkatli ol.’ Geceleyin de onu bir yokluyorlar, ‘Yarınki durumun ne?’ diye. Bu şartlar altında böyle olmadık işlerle, hileyle, hurdayla, ahlaksızlıkla teker teker…

Eyüpsultan’da en son yine buna niyetlendiler. Ne olduğunu gördünüz. Buradan kayda geçirelim. Aynı şeye giriştiler. Üçüncü turda dört kişiyi böyle ikna edebilmişler, beşe gelememişler. 18-18 berabere kaldılar. Dördüncü turda 19-18 ya da 20’ye 18 biz kazandık son turda en yüksek oyu olarak. Adamın açıklaması şu. ‘Bu seçime itiraz edeceğiz. Biz bu seçimi iptal edeceğiz. Görün, haftaya gelip burayı yine biz kazanacağız.’ Eyüpsultan için bunu açık açık söylüyor. Eğer bu kadar kötülük, bu milletin gözünden kaçıyor sanıyorsanız… Bu kadar açık açık.

Yahu bu millet yıllarca Eyüpsultan’ı da Üsküdar’ı da Bayrampaşa’yı da Gaziosmanpaşa‘yı da size yönettirdi. Belediye meclisi de belediye başkanı da gitti, görev yaptı. Bu milletin karşısına çıktınız. ‘Bu sefer olmaz’ dediler, ‘Bu sefer başkası yönetsin’ dediler. ‘Siz de birazcık sabredin, muhalefet edin, az kenarda durun’ dediler. Şimdi bu milletin tercihlerine karşı böyle pis işlere girerek, güya ‘Üsküdar’ı geri aldık’ diyor. ‘Gaziosmanpaşa’yı kazandık’ diyor. ‘Bayrampaşa artık bizde’ diyor. ‘Ataşehir’i ilk kez aldık’ diyor. Yahu Ataşehirli vermedikten sonra sen belediye binasını kökünden çalsan binayı çalarsın, Ataşehir’i alamadın, alamayacaksın.”

Fon soruşturmasında 141 kişinin malvarlığı donduruldu: Fatma Betül Sayan Kaya ve TERA CEO’su Emre Tezmen de aralarında!

Fon şirketlerine yönelik soruşturmada eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın yanı sıra TERA CEO’su Emre Tezmen’in de aralarında olduğu 141 kişinin malvarlıkları donduruldu.

Halk TV’nin aktardığına göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen nitelikli dolandırıcılık ve Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet öncül suçlarından elde edilen malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya ve İlyas Kaya’nın da aralarında bulunduğu 141 kişinin mal varlığı donduruldu.

Malvarlığı dondurulan kişiler arasında TERA Ceo’su Emre Tezmen de yer aldı.

Başsavcılığın SPK ve Merkez Bankası Başkanlığı’na yazdığı yazıda listede yer alan kişilerin emekli maaşlarını kapsamadığı, şüpheli işlemler konusunda savcılığa gecikmeksizin bildirilmesi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından, listedeki kişiler adına kayıtlı taşınmaz, gemi ve hava aracı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve mal varlıklarının dondurulması istendi.

Meclis’e giden fon mağdurlarından çağrı: ‘Ana paramızı verin’

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, son günlerde yürütülen fon soruşturması kapsamında, haksız kazanç elde edildiği iddiaları üzerine kapatılan fonlar nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirten yatırımcıları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ağırladı.

Fon krizini yakından takip ettiklerini belirten Turhan Çömez, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun yaklaşık bir yıl önce fonlardaki manipülasyon ve usulsüzlüklere ilişkin uyarılarda bulunduğunu, ancak gerekli adımların atılmadığını savundu.

Çömez, sürecin ardından sosyal medya üzerinden uyarılarda bulunan bazı ekonomistlerin hesaplarının kapatıldığını ve bu kişilerin gözaltına alındığını öne sürdü.

Fonlarda yaşanan usulsüzlüklere örnek olarak Gündoğdu Gıda’yı gösteren Çömez, şirketin piyasa değerinin spekülasyonlarla 105 milyar liraya çıkarıldığını, buna karşın fabrikanın ekipmanlarının ve arazisinin satıldığını iddia etti. Çömez, fon krizinin boyutuna ilişkin ise 21 milyar doların kaybedildiğini öne sürerek, bunun kamuoyuna küçük bir sorun olarak sunulmasını eleştirdi.

‘GELİN SORUMLULARDAN HESAP SORALIM’

Turhan Çömez, devlet kurumlarının denetim sorumluluğunu yerine getirmediğini savunarak, şöyle konuştu:

“Vatandaş SPK’sına güvenmiş, devletine güvenmiş. Bu hırsızlık yapılırken, bu soygun yapılırken, bu dolandırıcılık yapılırken neredeydi benim devlet kurumlarım? Bunlar yurt dışına götürülürken bu paralar, BDDK neredeydi? MASAK neredeydi? Maliye Bakanlığı neredeydi? MKK neredeydi? Devlet Denetleme Kurulu neredeydi? Sistem çökmüş. Diyoruz ki gelin bu sistemi adam edelim, sorumlulara hesap soralım, hırsızlara tek tek hesap soralım. Yanı sıra, bunlara yol veren siyasilere, arkalarında duran siyasilere, kimi güç merkezlerine hesap soralım.”

Konuyu Meclis gündeminde tutmayı sürdüreceklerini ifade eden Çömez, mağdurların haklarını savunacaklarını ve iddiaları gündeme taşımaya devam edeceklerini söyledi. Açıklamasının sonunda fon mağdurlarına söz veren Çömez, yaşadıkları sorunları dinledi.

‘BİZ RİSK ALDIK AMA DOLANDIRILMA RİSKİNİ ALMADIK’

Güvenlik firması çalışanı Hasan Işıkol, ailesinin birikimini ve 32 yıllık emeğini fonlara yatırdığını belirterek, yaklaşık 13 milyon liraya ulaşan yatırımının yüzde 90’ının eridiğini öne sürdü. Satış talimatı vermesine rağmen işlemini gerçekleştiremediğini ifade eden Işıkol, “Biz risk aldık ama dolandırılma riskini almadık” dedi. Fonlara, kamu kurumlarının denetimine ve hükümete yakın olduğu yönündeki izlenime güvenerek yatırım yaptığını belirten Işıkol, ailesinin tüm birikimini kaybettiğini ifade ederek gözyaşları içinde, “Bütün paramızı aldı bunlar bizim. Benim hayatım bitti. Kimseye duyuramıyoruz sesimizi. Hiç kimse duymuyor” diye konuştu.

‘YAZIK, GÜNAH DEĞİL Mİ?’

Anne ve babasının birikimini fona yatırdığını belirten mali müşavir, Tera’ya yatırdıkları yaklaşık 12-13 milyon liranın eridiğini ifade etti. Kızını ocak ayında İrlanda’ya eğitime göndermeye hazırlandığını ancak parasını kaybettiği için bunu gerçekleştiremediğini söyleyen mali müşavir, “Her şey hazır, parası yok. Okumaya gönderemiyorum” dedi. Devletin denetimine ve SPK’ya güvendiklerini vurgulayan mali müşavir, yatırımcıların ana paralarının iade edilmesini ve stopajların geri ödenmesini istedi. Satış hakkının ellerinden alındığını savunan mali müşavir, şöyle konuştu:

“Biz riski aldık ama satıp çıkabilirdik. Bir gecede kapatıp bizi içeri almaya hiçbir kişinin hakkı yok. Bizi resmen bir gecede kapattılar her şeyi, bizi tasfiye ettiler. Böyle bir hak, hukuk, adalet olabilir mi? Ve bu devam da edecek. Yani bu sistem böyle sürdüğü sürece devam edecek. Bunun baştan değişmesi lazım, bazı şeylerin. Bu kadar insan, dört milyon aile, beş milyon aile… Yazık, günah değil mi? Herkes emeğiyle, tırnaklarıyla çalışıyor. Zaten hayat zor.”

‘BİZE ANA PARAMIZI VERİN, KAR İSTEMİYORUZ’

Annesinin parasını TERA’ya yatırdığını belirten genç, 2,4 milyon liralık yatırımını kaybettiğini ve annesine ev almak istediğini söyledi. Alım emrinin gerçekleştirildiği gün satış işlemlerinin kapatılmasını sorgulayan genç, “Biz risk aldık ama piyasa riskini aldık; soyulma, çalınma riskini değil. Bizim hiçbirimizin sözleşmesinde ‘nitelikli dolandırıcılıktan kaynaklı dolandırılabilirsiniz’ yazmıyor. Biz bunu devlete anlatamıyoruz. ‘Siz risk aldınız’ diyorlar. Ya biz risk aldık ama ‘gelin de bizi dolandırın’ demedik. Devletimize sesleniyoruz: Bizim ana paramızı verin, kar istemiyoruz. Ancak devletimizden, yetkili kurum ve kuruluşların görevlerini yapıp yapmadığı konusunda hiçbir açıklama duyamadık. 25 gün olmuş. 255 kişinin lekelenmeme hakkı var ama bizim hakkımız yok” dedi.

YENİ PARTİ GRUBUNU ZİYARET ETTİLER

Fon mağdurları, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Yeni Parti Grubunu ziyaret etti. Heyeti kabul eden Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, mağdurların yaşadığı ekonomik kayıplara dikkat çekti.

Emir, “Herkes mağdur, herkes perişan. Zar zor biriktirmiş. Kimi okul taksitini, kimi kirasını, kimi ilaç parasını, kimi hastane parasını, kimi ev alma umudunu, kimisi araç alma umudunu, kimisi de 40 yıllık birikimini, emekli ikramiyesini yatırmış” dedi.

‘455 BİN ÇOK BÜYÜK BİR RAKAM’

Emir mağdur sayısının büyüklüğüne dikkat çekerek, “455 bin çok büyük bir rakam. Böylesine büyük bir vurgunda hâlâ seyrediyorlar. Hâlâ siyasi sorumluluk almıyorlar, hâlâ hukuki sorumluluk almıyorlar” ifadelerini kullandı.

Sürece ilişkin eleştirilerini sürdüren Emir, “Devlet, ‘Ben arkamı döndüm. Biraz para yatırın, takdir ettiğinizi yatırın. Ben bunu alacağım, sizi affedeceğim’ noktasına gelmiş durumda” diye konuştu.

‘SİZ DE KOMİSYONDA TARAF OLMALISINIZ’

Yeni Parti olarak konuya ilişkin teklif üzerinde çalıştıklarını belirten Emir, mağdurların kurulacak komisyon çalışmalarına temsilci göndermesinin önemli olduğunu söyledi.

Emir, “Komisyon başladığında bu mesele sadece milletvekillerinin kendi aralarında konuşacakları bir mesele değil. Burada siz de bir tarafsınız. Komisyon çalışmalarında taraflar mutlaka dinlenir. Sizin de olmanız gerekir” dedi.

Mağdurlara örgütlenme çağrısında bulunan Emir, “Sizin bir an evvel örgütlülük içerisine girmeniz, birlikte olmanız, bir güç biriktirmeniz çok önemli. Siz birleşirseniz kimse sizin kuruşunuzu yiyemez” ifadelerini kullandı.

Başsavcılık açıkladı: Fon krizinde yeni soruşturma!

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, “fon soruşturması” kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Bankalar Birliği ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlara soruşturmanın aşamalarına uygun talimat ve müzekkereler gönderildiği belirtildi.

Açıklamada, bazı sosyal medya platformları ve dijital mecralarda, soruşturmanın içeriğine ilişkin “gizli” ibareli belgelerin kamuoyuyla paylaşıldığının görüldüğü ifade edildi.

Başsavcılık, soruşturmanın gizliliğinin alenen ihlal edilmesinin Türk Ceza Kanunu’nun 285. maddesinde düzenlenen “soruşturmanın gizliliğini ihlal” suçu kapsamında değerlendirileceğini bildirdi. Açıklamada, “Bu paylaşımları yapanlar hakkında Başsavcılığımızca resen adli soruşturma işlemlerine başlanılmıştır” denildi. (ANKA)

 

Ünlü market zinciri fon mağduru çıktı

Mopaş tarafından KAP’a yapılan açıklamada, şirketin toplam finansal varlıklarının yaklaşık 2,52 milyar TL olduğu bildirildi.

Bu tutarın yüzde 20,4’lük bölümünün Hedef Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’nda değerlendirildiği belirtildi. Söz konusu oran, yaklaşık 514 milyon TL’lik finansal varlığa karşılık geliyor.

Fonun tasfiye sürecine alınması nedeniyle şirket, yatırımının geri ödenmesine ilişkin gelişmeleri takip ettiğini açıkladı.

RİSK SEVİYESİ EN DÜŞÜK KATEGORİDEYDİ

Şirketin açıklamasında, Hedef Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’nun ilan edilen risk değerinin 1/7 olduğu vurgulandı. Bu değer, fonun en düşük risk kategorisinde sınıflandırıldığını gösteriyor.

Buna rağmen fonun tasfiye sürecine girmesi, Mopaş’ın finansal varlıklarının önemli bir bölümünü ilgilendiren bir gelişme olarak kayıtlara geçti.

514 MİLYON TL GERİ ALINABİLECEK Mİ?

Mopaş, fonda bulunan anapara ve birikmiş getirilerin tahsil edilmesi amacıyla gerekli hukuki ve idari süreçlerin yürütüldüğünü bildirdi.

Şirket, ilgili kurumlar nezdindeki girişimlerin mevzuata ve resmi prosedürlere uygun şekilde sürdürüldüğünü belirtti. Ancak fon yatırımlarının ne zaman ve hangi tutarda geri ödeneceğine ilişkin kesin bir bilgi paylaşılmadı.

Bu nedenle söz konusu tutarın tamamının kaybedildiğine ilişkin bir açıklama bulunmuyor.

MARKET ZİNCİRİNİN FAALİYETLERİ ETKİLENDİ Mİ?

Mopaş, tasfiye sürecinin ticari faaliyetleri ve operasyonları üzerinde herhangi bir olumsuzluk oluşturmadığını duyurdu.

Şirket, güçlü özkaynak yapısı, operasyonel nakit üretme kapasitesi ve diğer finansal varlıklarının desteğiyle faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğünü bildirdi. Finansal yükümlülüklerin yerine getirilmesinde de herhangi bir aksama yaşanmadığı ifade edildi.

ŞİRKETTEN YATIRIMCILARA AÇIKLAMA

Mopaş, Hedef Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’ndaki tasfiye ve geri ödeme sürecini yakından takip ettiğini belirtti.

Anapara ve birikmiş getirilerin tahsiline yönelik hukuki ve idari girişimlerin sürdürüleceği aktarılırken süreçte yaşanacak önemli gelişmelerin Kamuyu Aydınlatma Platformu aracılığıyla yatırımcılarla ve kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi.

Bahçeli’ye ‘fon krizinde iki bakan’ sorusu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen gelişmelerde iki bakan hakkındaki iddialara ilişkin, “Henüz daha hukuken araştırılmadan, sonuca bağlanmadan sorgulamalar yapıyor. Bu yanlış bir yoldur. Biraz sabırlı olmalarında önemli fayda vardır. Bakanlarımızı daha hiç sonuç almadan böyle bir suçlamayı yapmak siyasete ihanettir, insanlığa saygısızlıktır” dedi.

Bahçeli, partisinin genel merkezinde Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 24. Dönem Açılış Töreni’ne katıldı.

Tören öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen gelişmelerde iki bakan hakkındaki iddiaların sorulması üzerine, “Bu konu gündeme taşınır taşınmaz birçok çevre, birçok siyasi anlayış farkı taşıyan insanlar değişik yorumlar yapmakta ve henüz daha hukuken araştırılmadan, sonuca bağlanmadan sorgulamalar yapıyor. Kendi tarafında da herkesi suçlamayı bir siyasi maharet olarak kabul etmektedirler. Bu yanlış bir yoldur. Biraz sabırlı olmalarında önemli fayda vardır. Aksi takdirde bu anlaşmazlık siyaseti gerginleştirir, siyaset dilini ağırlaştırır, iftira, yalan ve dolana çok büyük fırsat tanır” yanıtını verdi.

‘…ÇOK BÜYÜK FIRSAT TANIR’

Bahçeli şöyle konuştu:

“Bu anlaşmazlık siyaseti gerginleştirir, siyaset dilini ağırlaştırır, iftira, yalan ve dolana çok büyük fırsat tanır. Onun için bu toplumda yaşayan insanlar olarak devletimize, yargımıza, değerli araştırmacı arkadaşlarımıza ve Türkiye’de konular üzerinde çalışma yapan başta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin değerli mensupları olmak üzere her türlü araştırmayı yapmaya da adım atmak suretiyle sonuçlandırmalarında yarar vardır. Bakanlarımızı daha hiç sonuç almadan böyle bir suçlamayı yapmak veya bunların içlerinden kimler olduğunu tahmin ederek bazı yorumlar sunmak hattızatında siyasete ihanettir, insanlığa saygısızlıktır. Bu memlekete hizmet edecek olan insanları da her türlü suçlamayla takdirden uzak tutmaktır.

Bu memlekete hizmet eden her insan eli öpülecek insandır. Suçlarken çok dikkatli olmalıyız. Var ise bir suç gereği de yapılmalıdır. O da ayrı bir konudur. Onun için biraz sabırla beklemekte fayda var. Siyasilerin de ve özellikle de televizyonlarımızda konuşmacı bulunan insanlarımızın dünyanın ve Türkiye’nin çok önemli konularının bulunduğu bir ortamda iki konuya veyahut bir konuya Türkiye’yi kilitlemeleri de doğru değildir. Ondan da vazgeçmelerini tavsiye ederiz. Meclis faaliyettedir. Yargı faaliyettedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayaktadır. İnşallah sonuç da hayırlara vesile olacaktır.”

BÖLÜCÜ AÇILIM MESAJI: ‘ÇOK SAĞLIKLI YÜRÜMEKTEDİR’

Bölücü açılım sürecinin bundan sonraki aşamalarına ve Meclis’te kurulması gündeme gelen komisyona ilişkin soruyu yanıtlayan Bahçeli, çalışmaların sağlıklı yürüdüğünü ve Türkiye’nin önemli mesafeler katettiğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sürecin sahibi olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye artık bir devlet politikası haline dönüşmüştür. Bu politikanın da uygulama alanları bellidir. Yürütme, yasama ve yargıdır. Onları da dikkate alarak çalışmalar hızla devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Türkiye’yi yeniden çıkmaza sokabilecek, toplumu kışkırtarak ayrışmaya ve çatışmaya sürükleyebilecek yanlış ifadelerden ve davranışlardan uzak durulması gerektiğini savunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Meclis’te komisyonlar teşekkül etmiştir. Yasa çok yüksek bir oranda kabul görerek uygulamaya geçmiştir. Şimdi o yasa çerçevesinde bazı kurumların oluşturulması ve faaliyetine başlaması gelmektedir. Terörle mücadelede geri dönüş yoktur. Geri dönüşü kabullenmek mümkün değildir. Onun için herkes, bu ülkeyi seven her insan kardeşlik ruhuyla hareket etmeli. Yasanın öngörmüş olduğu kurumlar kurulmalı ve herkese de bu manada sorumluluk istiyorlarsa o sorumluluğu da vermek lazımdır. Bunlardan bir tanesi de Barış Sürecinde Siyasallaşma Koordinatörlüğü, İmralı’da bulunan kişinin de hakkıdır. O sıfatı da ona vermek suretiyle olayları tamamen feshetmek, silahları bırakmak, devlete isyan etmek ve siyaseten şiddet kullanmaktan 27 Şubat 2025’te, 27 Şubat 2026 tarihinde yapmış olduğu tutarlı ve değerli açıklamalarını kabul ederek, toplum olarak tam destekle Türkiye Cumhuriyeti’nin bu politikasına devam etmelerini sağlamak lazımdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız da, bu konuda Meclisimizle de müştereken düşünceler geliştirerek çok önemli bir kararlılık içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedir. İnşallah Türkiye terörden arınmış, bölgede lider ülke konumuna gelmiş ve huzur içinde, kardeşlik içinde yaşayacak bir toplulukla kardeşlik ruhuyla Türkiye’yi ayağa kaldırmak ve hedefe koşturmak için gerekli çabayı göstermek hepimizin görevidir. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak sözümüz sözdür. Ne söylemişsek arkasındayız. Geri dönüşümüz de yoktur. Bunu da herkesin bilmesi lazımdır.”

 

Gazetecilere ‘fon krizi’ soruşturması: Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı hakkında tutuklama talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dün akşam saatlerinde gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç’in ‘fon soruşturmasına ilişkin olarak basın yayın organları ve sosyal medya üzerinden kamuoyunu yanıltıcı nitelikle’ açıklama yaptıklarını iddia ederek ifadeye çağrıldıklarını duyurdu.

Gazeteci Mustafa Balcı da aynı saatlerde ifade için adliyeye çağrıldığını duyurdu. Ancak ilerleyen saatlerde hem Mustafa Balcı hem Şaban Sevinç gözaltına alındı. Bu sabah Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürülen gazeteciler 15.30 sıralarında tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edildi. (ANKA)

AKP’nin 9 maddelik ‘fon’ düzenlemesi Meclis’e sunuldu

Türkiye gündemindeki fon vurgununun ardından AKP, yatırım fonlarının tasfiyesi ve yatırımcılara yapılacak ödemeleri düzenleyen 9 maddelik kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu.

Teklif, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül tarihli kararıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tasfiyesi tamamlanmış yatırım fonlarını kapsıyor.

YATIRIMCILARA 1 MİLYON LİRAYA KADAR ARA ÖDEME

Düzenlemeye göre yatırımcılara, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altındaysa yatırdıkları tutar kadar, 1 milyon lira ve üzerindeyse en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek.

Dağıtılabilir nakdin yetersiz kalması durumunda ödemeler orantılı olarak gerçekleştirilecek. Yatırımcıların ana parası, TÜFE ve Yİ-ÜFE artışlarının ortalaması esas alınarak tasfiye tarihine kadar güncellenecek. Ancak nakit oluşmayan fonlarda ara ödeme hesaplamasına enflasyon endekslemesi uygulanmayacak.

EL KONULAN MAL VARLIKLARI SATILABİLECEK

Fonlarla bağlantılı soruşturmalarda el konulan mal varlıklarına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabilecek. TMSF, dava sonuçlarını beklemeden söz konusu varlıkları satabilecek.

Tasfiye sürecindeki zarar, kayıp veya eksik bakiyeden öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak. Görevden ayrılan yöneticilerin geçmiş işlemlerinden doğan sorumlulukları devam edecek.

Ayrıca mevzuata aykırı şekilde ya da şeklen uygun olsa bile fon menfaati elde edilerek fondan çıkarılan değerler hukuka aykırı çıkarılmış sayılacak. Düzenlemeyle cebri tahsilat imkanı da getirilecek.

GÜLER: KAMU KAYNAKLARI KULLANILMAYACAK

Teklife ilişkin Meclis’te açıklama yapan AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, sermaye piyasalarında herhangi bir olumsuz durum bulunmadığını savunarak, “Tasfiye sürecinde asla kamu kaynakları kullanılmayacak.” dedi.

Tasfiyeden elde edilen tutarların yatırımcılara aktarılacağını belirten Güler, “Yatırımcının hakkı korunacak. Suç işleyenler ödemelerden asla yararlanmayacak.” ifadelerini kullandı.

Güler, sorumlular hakkında işlem yapılacağını vurgulayarak, “Elbette yanlış yapanlar olur ama yanlarına kar kalmayacak. Kardeşimiz de olsa gereğini sonuna kadar yaparız.” diye konuştu.

Kanun teklifinin gelecek hafta Meclis komisyonunda görüşülmesi bekleniyor.

Kanun teklifinin tam metni şöyle:

TASFİYESİNE KARAR VERİLEN BAZI YATIRIM FONLARI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 128 inci maddesi uyarınca Sermaye Piyasası Kurulunun 17/9/2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarının adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, tasfiye sonucunda eksik kalan tutarların sorumlulardan tahsiline, geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanun hükümleri birinci fıkrada belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmaz.

Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Borsa: Borsa İstanbul Anonim Şirketini,

b) Fon: Kurulun 17/9/2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarından her birini,

c) Geri kazanım hesabı: Bu Kanun kapsamında tahsil ve/veya iade edilen veya Kurulca açılan isteğe bağlı iade hesapları ile genel hisse iade hesaplarına aktarılan tutarların TMSF nezdinde, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı ve her bir fon için ayrı alt hesaplarda izlendiği özel hesabı,

ç) Fon pay sahibi: Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası saklı kalmak kaydıyla, MKK, Takasbank, portföy saklama kuruluşları, dağıtım kuruluşları ve tasfiye ile görevli kuruluş kayıtlarının mutabakatı sonucunda ilgili fonun tasfiye bakiyesinden ödeme alma hakkı bulunduğu tespit edilen fon katılma payı sahibini,

d) Kurul: Sermaye Piyasası Kurulunu,

e) MKK: Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketini,

f) Takasbank: İstanbul Takas ve Saklama Bankası Anonim Şirketini

g) Tasfiye ile görevli kuruluş: Kurulca ilgili fonun tasfiye iş ve işlemlerini yürütmekle görevlendirilen kuruluşu,

ğ) Tasfiye malvarlığı: Fonun mevcut varlıkları ile bu Kanun uyarınca geri kazanılan değerleri ve fonun üçüncü kişilerden olan iade, tazmin ve diğer alacaklarını,

h) TEFAS: Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformunu,

ı) TMSF: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu,

i) YTM: Yatırımcı Tazmin Merkezini ifade eder.

Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi

MADDE 3- (1) Fonların tasfiyesi Kurulun gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülür. Kurul; tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

(2) Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterir. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici farklı fiyat marjına ve Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlere Kurulca karar verilebilir. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilir. Bu fıkra kapsamında yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmaz. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilir.

(3) Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına dâhil edilir. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılır.

(4) MKK, Takasbank, Borsa, Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunun uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, YTM’ye veya TMSF’ye talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlüdür. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemezler.

(5) Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından, MKK, Takasbank, TEFAS, portföy saklama kuruluşları ve dağıtım kuruluşlarının kayıtları mutabık hâle getirilerek fon ve hesap bazında tespit edilir.

(6) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104, 106 veya 107 nci maddelerinde düzenlenen fiillerin Kurulun 17/9/2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından ya da bu fonlar ile birlikte hareket edilmesi veya fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya bunlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, Kurulun 17/9/2026 tarihli kararları uyarınca tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmaz.

Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme

MADDE 4- (1) Fon malvarlığının nakde çevrilmesi halinde tüm fon pay sahiplerine ödeme yapılmasına imkân verecek bir nakdin oluşmaması durumunda, 3 üncü maddenin altıncı fıkrası saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı; fona fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanır.

(2) Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemeler bakımından birinci fıkradaki tutarı geçmemek kaydıyla, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarı 1.000.000 TL’nin altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1.000.000 TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1.000.000 TL ara ödeme yapılabilir. Şu kadar ki bu fıkra kapsamında yapılacak ara ödemenin hesabında birinci fıkrada öngörülen endeksleme uygulanmaz. Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, fonun tasfiyesine karar verildiği tarihte hesapta bulunan fon katılma paylarının bir önceki gün sonu hesaplanan toplam değerini aşamaz. Bir önceki gün sonu fiyat açıklamayan fonlar için Takasbank tarafından ilgili güne dair yapılan değerleme ile hesaplanan fiyat, fonun önceki gün sonu hesaplanan fiyatı olarak kabul edilir.

(3) Dağıtılabilir nakdin ikinci fıkraya göre hesaplanan ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi hâlinde mevcut nakit, her bir fon pay sahibinin ara ödemeye esas tutarının tüm fon pay sahiplerinin bu kapsamdaki tutarları toplamına oranı korunarak dağıtılır. Bu suretle hiçbir fon pay sahibine, net yatırım tutarı, kesinleşmiş hak ve alacak tutarını veya 1.000.000 TL tutarındaki ara ödeme tavanını aşan ödeme yapılamaz. Ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılmaz; söz konusu katılma payları nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilir.

(4) Kurulun 17/9/2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen fonlarda, gerçeğe aykırı olarak oluşan değerler üzerinden katılma paylarını fona tasfiye tarihine kadar iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, fona fiilen yaptıkları yatırım tutarı ile bu tutarın fonda kaldığı süre dikkate alınarak, fon ünvanı esasıyla aynı yatırım stratejisi kategorisinde olduğu kabul edilen yatırım fonlarının yıllık ortalama getirisi baz alınmak suretiyle Kurulca belirlenecek yöntemle hesaplanan emsal getiri tutarının toplamını aşan kısmı, Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilir. Emsal getirinin belirlenmesinde, bu Kanun kapsamında tasfiyesine karar verilen fonların getirileri hesaplamaya dâhil edilmez. Bu fonların malvarlığında yer alan ve fiyatlarının gerçeğe aykırı olarak oluştuğu Kurulca tespit edilen paylardan kazanç elde eden kişilerce, söz konusu paylardan elde edilen getirinin, payın elde tutulduğu dönemde ilgili payın dâhil olduğu endeksin ve/veya Kurulca belirlenecek diğer objektif piyasa ölçütlerinin getirisi esas alınarak hesaplanan olağan getiriyi aşan kısmı, Kurulca ilan edilen genel hisse iade hesabına isteğe bağlı olarak iade edilebilir. Emsal fon grubunun, hesaplama döneminin, yıllık ortalama getirinin hesaplanma yönteminin, payın olağan getirisinin ve iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak endeks, emsal, dönem ve hesaplama yöntemi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesine Kurul yetkilidir.

(5) Nihai ödemede, fon pay sahibine tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından, isteğe bağlı iade hesaplarından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilir.

Fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk

MADDE 5- (1) Fon malvarlığından mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın; karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo veya benzeri işlem ve sözleşmeler yoluyla ilişkili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler, bunların doğrudan veya dolaylı kontrol ettikleri kişiler yahut diğer üçüncü kişiler lehine çıkarılan veya aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen veya değerlendirilmesi suretiyle elde edilen değerler fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılmış değer addedilerek fon zarara veya kayba uğratılmış sayılır.

(2) Zarar veya kayıp veya eksik tasfiye bakiyesinden öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumludur. Bu tutarın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde, fonun zarara veya kayba uğratılmasında yahut eksik tasfiye bakiyesinin oluşmasında sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler, şahsen sorumludur. Bu fıkra kapsamındaki kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları veya yönetim ya da kontrolü ellerinde bulundurdukları dönemde gerçekleştirilen işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(3) Kanunun 6’ncı maddesi kapsamında bulunmayan durumlar bakımından Kurul, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar veya kayıp tutarını yahut eksik kalan tasfiye bakiyesini, zarar veya kayıpta yahut tasfiye bakiyesinin eksik kalmasında sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek TMSF’ye bildirir.

(4) Kurulun bildirimi üzerine sorumluların malvarlığından geri kazanım sağlanması amacıyla, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında TMSF tarafından tahsil ve takip işlemleri başlatılır. TMSF takip işlemlerinde, 6183 sayılı Kanun hükümlerini ve 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 132, 134, 136, 138, 140 ve Geçici 27 nci maddeleri hükümlerini uygulama yetkisini haizdir. Bu fıkra kapsamında açılacak davalarla ilgili olarak İstanbul idare mahkemeleri yetkilidir. Kurulun TMSF’ye bildiride bulunduğu kişiler hakkında, bu Kanun kapsamındaki alacakların tahsilini teminen TMSF tarafından yürütülen takipler sonuçlanıncaya kadar, bu kişilerin malvarlığı değerleri üzerinde 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında yeni takip başlatılamaz; daha önce başlatılmış takipler durur ve bu takipler kapsamında haczedilen malvarlığı değerleri hakkında satış ve paranın paylaştırılması işlemleri yapılamaz, bu malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulamaz; daha önce konulmuş hacizler, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler başkaca bir işleme gerek olmaksızın kalkar.

(5) Bu madde kapsamında sorumlulukları belirlenen kişilerin kendi kusur ve sorumlulukları nedeniyle özel hükümlerden doğan tazminat yükümlülükleri saklıdır.

El konulan ve müsadere edilen malvarlığı değerleri ve geri kazanım hesabı

MADDE 6- (1) Bu Kanun kapsamındaki fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalar kapsamında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca elkoyma kararı verilebilir. Elkonulan malvarlığı değerleri arasında, fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları bulunması halinde bunlar, 5271 sayılı Kanunun 131 inci maddesi uyarınca ilgili fona veya geri kazanım hesabına Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece iade edilir. Bu fıkra kapsamında Kurulca yapılan suç duyurularına dayanak raporlar, 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinde düzenlenen suçtan elde edilen değere ilişkin rapor sayılır.

(2) Birinci fıkra kapsamında fona devredilemeyen malvarlığı bakımından TMSF kayyım olarak atanabilir. Kayyım atanması halinde TMSF, 5411 sayılı Kanunda tanınan yetkileri kullanır. Dava sonucu beklenmeksizin derhal malvarlıklarını satar veya tasfiye eder. Tasfiye ve satıştan elde edilecek tutarları, her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere açılan geri kazanım hesaplarında izler.

(3) Yargılama sonucunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin, Hazineye gelir kaydedilmeksizin ilgili yatırım fonuna; tasfiyenin tamamlanmış olması hâlinde ise geri kazanım hesabına aktarılmasına mahkemece karar verilir.

(4) Bu Kanun kapsamında tahsil ve/veya iade edilen tutarlar ile suçla bağlantılı malvarlığı değerlerinden ilgili fona veya fon pay sahiplerine aktarılmasına karar verilen tutarlar, TMSF nezdinde her bir fon için ayrı alt hesaplarda geri kazanım hesabı olarak izlenir. Bu tutarlar TMSF’nin kendi malvarlığından ayrıdır.

(5) Geri kazanım hesabında bulunan tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilir; başka bir amaçla kullanılamaz, teminat gösterilemez ve kamu alacakları için olsa dahi haczedilemez, üzerlerine ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulamaz.

(6) Geri kazanım hesabında biriken tutarlar, yapılan zorunlu masraflar düşüldükten sonra TMSF tarafından tasfiye ile görevli kuruluşa; tasfiyenin tamamlanmış olması hâlinde ise Kurulca bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere YTM’ye aktarılır. Ödemeler YTM tarafından katılma payı sahipliği oranında yapılır. Şu kadar ki, nihai dağıtım hariç olmak üzere, dağıtım sonucunda bir fon pay sahibine yapılacak ödemenin, ödeme yöntemine ilişkin işlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak Kurulca belirlenecek asgari ödeme tutarının altında kalması hâlinde, bu tutar fon pay sahibi adına izlenir ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenir, birikmiş tutarın asgari ödeme tutarına ulaşması hâlinde fon pay sahibine ödeme yapılır.

(7) Geri kazanım hesabına gelen veya aktarılan bir tutarın birden fazla fon ile bağlantılı olması durumunda fonlar arasında dağıtımına ilişkin usul ve esaslar fon türleri, likidite yeterlik oranı, fon katılma payı sahipliği yapısı, yatırımcının korunması, ilgili fonlardaki tasfiye oranı ve benzeri kıstaslar dikkate alınarak Kurulca belirlenir.

Dışarıdan hizmet alımı ve uygulanacak hükümler

MADDE 7- (1) Bu Kanunun uygulanmasında gerekli görülen durumlarda, koşulları Kurul Karar Organı tarafından belirlenmek üzere, bu Kanunun uygulanmasından doğan işler, açılacak dava ve takipler için Kurul ve YTM tarafından dışarıdan avukatlık hizmeti ile muhasebe ve yazılım geliştirme hizmetleri temin edilebilir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından; TMSF’nin görev alanına giren hususlarda TMSF’nin görüşü alınarak belirlenir.

(3) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6362 sayılı Kanun, 5271 sayılı Kanun, 5411 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatın bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Yürürlük

MADDE 8- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Konu: Fon krizi… Yeni Parti, iki bakanın ismini verdi

Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a Hedef Portföy’de 170 milyon liralık işlem ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahirnur Özdemir Göktaş’ın babası Hasan Özdemir’in adına 830 milyon liralık işlemleri sordu.

Yeni Parti Genel Merkezi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özlale, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Pazartesi gününe dek süre verdi.

Özlale, “Sayın Erdoğan pazartesine kadar sıralı liste paylaşılmazsa yine belgeli bir şekilde çok büyük meblağlarla işlem yapan AK Partili üyeleri sizle paylaşacağız” ifadesini kullandı.

Özlale, açıklamasında Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ilişkin “Hedef Portföy’de MKK numarası 29289013 olan 170 milyon liralık işlem size ait” ifadelerini kullandı.

Özlale, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a da şu ifadelerle seslendi.

“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş. Babanız Hasan Özdemir, PHE. Ve PRY fonlarında hiç işlem yaptı mı? Birçok işlem tespit ettik, hepsinin belgesi var. Bir tanesinin MKK belgeni olsun veriyorum size. 235 42 284. Babanız Hasan Özdemir ya da kendi adı, kendisi adına başkası. Bu fonlarda toplam 830 milyon liralık bir işlem gerçekleştirdi mi?”

Tera Yatırım’ın dikkat çeken BlackRock bağlantısı

VERYANSIN TV

Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Eray Çelebi, “Açıklıyoruz: BlackRock ve Fon Krizi | Devlet Kurumları Birbirine Girdi | Kilit İsmin Şüpheli *lümü” başlıklı YouTube yayınında, Türkiye’nin gündemine yerleşen fon krizine ilişkin yeni ayrıntılar paylaştı.

Çelebi, Tera Yatırım’ın Borsa İstanbul’daki piyasa araştırmaları konusunda dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden BlackRock’a hizmet verdiğini söyledi.

Söz konusu bilgi, BlackRock’ın Türkiye ile son dönemdeki temaslarını da yeniden gündeme getirdi.

ERDOĞAN, BLACKROCK CEO’SU İLE GÖRÜŞMÜŞTÜ

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Mart 2026 tarihinde BlackRock CEO’su Larry D. Fink’i Dolmabahçe’de kabul etmişti.

Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Üst Düzey Yöneticisi Alois Zwinggi de yer almıştı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da görüşmeyi kamuoyuna duyurmuştu.

ASELSAN’I SATIN ALACAKLARI İDDİA EDİLMİŞTİ

Amerikalı yatırım fonu BlackRock’ın Türk savunma sanayisi şirketlerinden ASELSAN’ı satın almak istediğine yönelik iddialar gündeme gelmişti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), “ASELSAN’ın ABD menşeili bir şirkete satılacağına” dair iddiaları resmi X hesabından yazılı olarak yalanlamıştı.

Açıklamada, “Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerli ve milli gücünün en önemli sütunlarından biri olan ASELSAN gibi stratejik öneme sahip milli bir değerimizin yabancı bir şirkete satılması ya da devredilmesi söz konusu değildir.” denilmişti.

BlackRock, ASELSAN’ın (ASELS) toplam şirket sermayesindeki doğrudan sahiplik payının yaklaşık yüzde 1,24’ünü elinde bulunduruyor.

BLACKROCK NEDİR?

ABD’de faaliyet alanlarının genişliği nedeniyle adeta finans dünyasının “İsviçre çakısı” olarak tanımlanan BlackRock; kurumsal yatırımcılık, varlık ve para yönetimi ile özel sermaye gibi çok sayıda alanda faaliyet gösteriyor.

Şirketin yatırım ağı yalnızca Apple, Microsoft, Facebook ve Lockheed Martin gibi küresel şirketlerle sınırlı değil. BlackRock, Chase ve Goldman Sachs gibi büyük bankalarda da önemli hisselere sahip. Şirketin dünya genelindeki toplam yatırımlarının büyüklüğü ise 15 trilyon doları aşıyor.

BlackRock, bugün de şirketin CEO’luğunu sürdüren Larry Fink tarafından 1988 yılında kuruldu. Şirketin finans dünyasındaki en önemli araçlarından biri ise “Alaaddin Risk Yönetimi Sistemi” olarak bilinen yazılım. Bu sistem aracılığıyla ABD Federal Rezervi ve Avrupa merkez bankaları dahil olmak üzere 18 trilyon dolarlık varlık portföyü gözetim altında tutuluyor.

NASIL BİR NUMARA OLDU?

BlackRock’ın büyüme hikâyesinde ekonomik krizlerin ayrı bir yeri bulunuyor. Şirket, kuruluşundan bu yana özellikle kriz dönemlerinde üstlendiği rollerle dikkat çekiyor.

BlackRock’ın kurtarma süreçlerine dahil olduğu şirketlerin hemen hemen hepsinde hisse sahibi olması da dikkat çekiyor. Şirketin yönettiği varlıkların hacmi kriz dönemleriyle birlikte katlanarak büyürken BlackRock zaman içerisinde devlet fonları, büyük yatırımcılar, emeklilik fonları ve maliye bakanlıklarına danışmanlık yapan bir yapıya dönüştü. Böylece finans sektöründe şirketin müdahil olmadığı alan neredeyse kalmadı.

BlackRock’ın oluşturduğu ESG (Çevre, Sosyal, Yönetimsel sorunlar) puanlama sistemi ise şirketlerin sosyal sorunlara ne ölçüde duyarlı olduğunu değerlendiriyor. Sistem, yatırımcılara şirketlerin ne kadar “güvenli” olduğuna ilişkin değerlendirmeler sunuyor.

Ancak sistemin amacı olumlu görünse de bazı çevreler BlackRock’ın ESG aracılığıyla küresel nüfuzunu artırdığı görüşünde.

ABD’DEN AVRUPA’YA SİYASETLE İLİŞKİSİ

BlackRock’ın siyaset dünyasıyla kurduğu ilişkiler de yıllardır tartışılıyor. Şirketin komplo teorisyenlerinin dikkatini çekmesinin nedenlerinden biri de siyasete müdahale ettiği yönündeki iddialar.

Washington merkezli Campaign for Accountability isimli STK’nin 2019 yılında yayımladığı araştırmada, BlackRock’ın devlet düzenlemelerinden kurtulabilmek amacıyla yoğun ve agresif lobicilik faaliyetleri yürüttüğü öne sürüldü. Araştırmada, şirketin dünyanın en büyük finans firması haline gelmesinde söz konusu faaliyetlerin etkili olduğu savunuldu.

BlackRock’ın lobicilik faaliyetleri özellikle 2016 ABD seçimleri döneminde kamuoyunun dikkatini çekti. Demokratların adayı Hillary Clinton’a bir dönem danışmanlık yapan Cheryl Mills ve Michael Pyle, daha sonra BlackRock bünyesinde görev aldı. Joe Biden’ın 2019 yılında, ABD seçimleri öncesinde BlackRock’a yaptığı ziyaret de dikkat çekti. Biden’ın daha sonra Ulusal Ekonomi Konseyi’nin başına getirdiği Brian Deese, göreve başlamadan önce BlackRock’ta çalışıyordu. Deese, BlackRock’a geçmeden önce ise Obama döneminde danışmanlık görevinde bulunmuştu.

Biden hükümetinin Hazine Bakanı Janet Yellen ile çalışan bakanlık müsteşarı Adewale Adeyemo da 2017-2019 yılları arasında BlackRock CEO’su Larry Fink’in danışmanlığını yaptı. Biden’ın daha sonra Hazine Bakanlığı kadrosuna dahil ettiği ve Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili ekonomi politikaları üzerinde çalışacak olan Eric Van Nostrand da BlackRock yönetim kurulundan geliyordu.

BlackRock’ın siyasetle kesişen ilişkileri yalnızca ABD ile sınırlı değil. Güncel bir örnek olarak Almanya’nın mevcut Hristiyan-Demokrat Şansölyesi Friedrich Merz, aktif siyasetin dışında bulunduğu dönemde dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden BlackRock ile doğrudan çalıştı. Merz, 2016-2020 yılları arasında BlackRock’ın Almanya Denetim Kurulu Başkanı olarak, şirketin ülkedeki en üst pozisyonunda görev yaptı.

İSRAİL’LE BAĞLANTILARI

BlackRock’ın küresel faaliyet ağında İsrail de önemli bir yer tutuyor.

Şirket, kendi açıklamasına göre 2016 yılından bu yana İsrail’de faaliyet gösteriyor ve ülkedeki kurumlara, finans profesyonellerine ve bireysel yatırımcılara çeşitli yatırım ürünleri sunuyor. BlackRock’ın İsrail yapılanmasının başında Anath Levin bulunuyor.

Şirketin kurucusu ve CEO’su, Larry Fink’in de İsrail kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan ilişkileri bulunuyor.

‘KÜÇÜK İSRAİL’

Yahudi asıllı Amerikalı bir iş insanı olan Larry Fink, kariyerine 1976 yılında Wall Street’teki yatırım bankası First Boston’da başladı. Fink’in bu dönemde kurduğu ve başında olduğu tahvil ticaret ekibinin büyük bir kısmı Yahudi çalışanlardan oluşuyordu. Dönemin Wall Street ortamında, firmadaki diğer çalışanlar bu yoğunluk nedeniyle Fink’in çalışma masasına ve departmanına “Küçük İsrail” lakabını takmıştı.

Fon soruşturmasında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında soruşturma izni! Eşiyle birlikte ifade verecek…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında, hesapları dondurulan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında soruşturma izni verildi.

Sözcü TV’nin haberine göre Kaya’nın ifadesi, hakkında mal varlığı tedbiri uygulanması ve ardından yatırımlarının ana para dışındaki bölümünü TMSF’ye iade etmesinin ardından soruşturmanın yeni aşaması olacak.

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın adı, sermaye piyasasındaki bazı hisse ve fon işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gündeme geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaya çifti dahil bazı kişilerin mal varlıklarının dondurulması için ilgili kurumlara yazı gönderdi. Bu işlem, Kaya’nın soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla incelendiği anlamına geliyor.

Kaya’nın adı özellikle Özata Denizcilik hisselerindeki işlemler nedeniyle gündeme geldi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Kaya’nın yaklaşık 63,4 milyon liralık yatırım karşılığında yaklaşık 1,34 milyar lira, eşi İlyas Kaya’nın ise yaklaşık 99,7 milyon liralık yatırım karşılığında 826 milyon lira çektiği iddia edildi. Kaya, hakkındaki iddiaların ardından 26 Eylül’de AKP Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer parti görevlerinden ayrıldı.

Saray’dan fon açıklaması: ‘MİT zan altında bırakılıyor’

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, fon skandalına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Saral, soruşturma sürecinde ilgili kamu kurumlarının daha aktif olması ve kamuoyunun düzenli şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti.

‘MİT ZAN ALTINDA BIRAKILIYOR’

Saral’ın açıklaması şöyle:

“Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır.

Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.

AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır.

Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin.

‘SÜREÇ NEREYE GİDERSE GİTSİN…’

Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.

Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.

Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!”

Özgür Özel: ‘Türkiye Yüzyılı’ diyenler yüzyılın vurgununu yapmışlar

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizine ilişkin, “Bu fonlardaki yöneticilerin tamamı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı, görevlendirdiği yöneticiler, tamamı AK Partililer. Fatma Betül Sayan Kaya, 163 milyon koymuş, beş ayda 2 milyar 200 milyon almış. 2 milyar ne demek? 6 milyon liraya bir ev düşünün. Fatma Betül Sayan Kaya, 6 milyon liralık evden 27 tanesini koymuş. 27 ev parası, 5 ay sonra 367 ev parasını çekmiş. 367… Yenisi çıktı: AK Parti’nin iki dönem milletvekili Ertan Aydın. Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan Ertan Aydın, borsada vatandaşı dolandırmış. Türkiye Yüzyılı geliyor diyenler, yüzyılın vurgununu yapmışlar” dedi.

Özgür Özel, Artvin’de Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen mitingde şunları kaydetti:

“Tarım ve hayvancılıkta büyük sorunlar var. Yem maliyetleri bir yılda yüzde 40 arttı. Arıcılar ağır üretim maliyetleri altında eziliyor, desteklemeler yetersiz. Artvin’in köylüsü, ‘Hayvana yem mi alayım, evime ekmek mi alayım?’ çelişkisi içinde. Öyle olunca önce ahırdaki hayvan azalıyor, sonra köydeki insan azalıyor. Önümüzde bir seçim olacak, Allah’ın izniyle o sandığa varacağız. O sandıkta bir cumhurbaşkanı seçeceğiz. Seçeceğimiz cumhurbaşkanı, bu sonuncusu gibi çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen biri değil, birincisi gibi ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen biri olacak. Yeni Parti olarak üreticilere hakkını vereceğiz. Dünyaca ünlü Artvin balını koruyacağız, markalaştıracağız, kayıt dışı sahte balla, Artvin balının taklitleriyle mücadele edeceğiz. İktidarımızda, ama tarım ürünlerinde, ama canlı hayvanda, ama löp et ithalatında vergiyi düşürüp çiftçinin beline vuran, hayvancının canını yakan uygulamalara son vereceğiz. Desteklenecekse kendi çiftçimiz desteklenecek. Artvin’e siyaset öncesi meslek örgütündeyken geldim, çok. Siyasette milletvekili olarak geldim, grup başkan vekili olarak geldim, grup başkanı olarak geldim. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken genel başkan olarak geldim. Bugün Yeni Parti Genel Başkanı olarak geldim ama size söz olsun, iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim. Bu dertlerin hepsini de çözeceğiz. Hep birlikte çözeceğiz.

‘HAKSIZLIĞA HEP BERABER DUR DİYECEĞİZ’

Butlan kararından sonra 38. şehirdeyim ve burada Artvin’de bu kez planlı bir il mitingi yaptık. Her mitingde gördüğüm bir şey var: Büyük bir öfke, büyük bir üzüntü emeklilerin yüzünde, gözünde. 23 bin lira en düşük emekli maaşına, 26 bin lira ortalama emekli maaşına mahkûm ederek, ‘Ya al, karnını doyur, sokakta kal; ya al, kira öde, aç kal’ diye emekliye tarihin en büyük vicdansızlığını yapıyorlar. TÜRK-İŞ yeniledi rakamları: Açlık sınırı 38 bin lira, emekliye verilen maaş 23 bin 500 lira, ortalama 26 bin lira. Meydanın yüzde 60’ı açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı ise 123 bin lira. Yani beş emekli bir araya gelse yoksulluktan birini kurtaramıyor. Memleketi böyle bir hale getirdiler. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti şimdi asgari ücretin yüzde 60’ı bile değil. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu, şimdi iki çeyrek altın alıyor. Yani satın alma gücünüz dörtte birine düşmüş durumda. Bu iktidar geldiği gün asgari ücret yedi çeyrek altın alıyordu. Bugün asgari ücret iki buçuk çeyrek altını zor alıyor. O yüzden bu memleketteki bu haksızlığa, bu gelir adaletsizliğine, bu vergi adaletsizliğine hep beraber dur diyeceğiz.

Resim

‘ÜLKEDE BU GIDA ENFLASYONUNU YARATAN DA AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR’

Türkiye enflasyonda ve gıda enflasyonunda dünyada ilk beşte. 180 ülkede enflasyon hesaplanıyor. Türkiye ilk beşte. Bizden kötü İran var, Amerika saldırıyor. Venezuela var, başkanını Trump kaçırdı. Arjantin var, krizler ülkesi. Güney Sudan vardı, onu listeden çıkarmışlar. Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 35, Avrupa’da yüzde 1,3. Türkiye’deki enflasyon, Avrupa ortalamasının neredeyse 20 katı. Bizim bir aylık gıda enflasyonumuz, Avrupa’daki bütün ülkelerin yıllık enflasyonundan fazla. Ve son açıklanan rakamı bütün Türkiye’ye ilan edelim. Ülkemizdeki en zengin yüzde 1, ülkemizdeki en yoksul yüzde 90’ın servetinden fazla servete sahip. Yüzde 1’de yüzde 35 var. Geri kalan yüzde 90’ın payı ise yüzde 32. O yüzden bugün emekliye 23 bin lira veren de, asgari ücretliye 28 bin lira veren de, çayı, fındığı bu fiyatlarda tutan da, bu ülkede bu gıda enflasyonunu yaratan da AK Parti’nin kara düzenidir. AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Yerine Yeni Parti’nin, sizin düzeninizi kuracağız.

‘YAŞADIĞIMIZ ŞEY BİR FİNANSAL KRİZ FALAN DEĞİLDİR, YAŞADIĞIMIZ ŞEY BİR DEVLET KRİZİDİR’

Yaşadığımız krizler yetmezmiş gibi şimdi bir de fon krizi çıktı. Vatandaşın devlete emanet ettiği parasına çöktüler. Bu ülkede borsada 7 milyon hesap var. Bunların 3,5 milyonu 10 bin lira ve altında. Bunlar kredi kartı ödeyemeyen, kirasını ödemekte zorlanan insanlar. Borsada hızlı para kazanılıyormuş diye bunlara güvenip inanıp küçücük birikimlerini borsaya koydular. Millet geldi, ‘Efendim, filanca bakan oradaymış, filanca AK Partili yönetici oradaymış’ diye oraya girdiler, paralarını koydular ve bunlar hiç acımadan ellerindeki o pahalı fonları, hisseleri vatandaşın sırtına bıraktılar ve üç gün içinde toz olup kaçtılar. Önceden uyarılmış vatandaşı koruyacak hiçbir şey yapmadılar ve 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyon kişi dolandırıldı. Ardından AK Parti’nin saadet zinciri çıktı. Bu fonlardaki yöneticilerin tamamı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı, görevlendirdiği yöneticiler, tamamı AK Partililer. Ve bu AK Partililerin döneminde, biz açıklamasak kimse sesini çıkarmazken büyük bir asrın soygunu yaşandı. Yaşadığımız şey bir finansal kriz falan değildir, yaşadığımız şey bir devlet krizidir. Ve bu krizde kimlerin olduğunun, hani ‘sıralı tam liste’ diyor ya Millİ Piyango, aynı o şekilde Recep Tayyip Erdoğan’ın önündedir. Ama susuyor, söylemiyor. Fatma Betül Sayan Kaya’yı biz söyleyene kadar sustu. Sonra ortaya bir çıktı, Fatma Hanım 163 milyon koymuş, beş ayda 2 milyar 200 milyon almış. 2 milyar ne demek? Altı sıfır atıldı, kiminin kafası karışıyor. Şu demek: 6 milyon liraya bir ev düşünün. Fatma Betül Sayan Kaya, 6 milyon liralık evden 27 tanesini koymuş. 27 ev parası, 5 ay sonra 367 ev parasını çekmiş. 367… Yani beş ayda 340 daire parasını milletin cebinden almış, kendi cebine koymuş. Bunu biz söyleyene kadar kimse konuşmuyordu.

‘MİLLETE BU KAZIĞI ATACAKSINIZ, SONRA DA PARTİNİN ADINA AK PARTİ DİYECEKSİNİZ. OLMAZ OLSUN ÖYLE AKLIK’

Yenisi çıktı şimdi: AK Parti’nin iki dönem milletvekili Ertan Aydın. Kim bu, biliyor musunuz? Geçen seçimlerde AK Parti’nin sloganı neydi? ‘Türkiye Yüzyılı’ Hatırlıyor musunuz? Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan, bunun mucidi Ertan Aydın, borsada vatandaşı dolandırmış. Şimdi yurt dışına çıkış yasağı var. Türkiye Yüzyılı geliyor diyenler, yüzyılın vurgununu yapmışlar. Ve Hayati Yazıcı, eski bakan, şu anda AK Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı. Oğlu bu işlere girmiş. Savcılık oğlunun mal varlığına tedbir koymuş. Bir bakmışlar, Hayati Yazıcı’nın oğlu bir saat içinde tedbiri kaldırmışlar. Birileri bu haksızlıkları yapacak, sonra Hayati Yazıcı’nın oğlu olunca onun mal varlığındaki tedbir kalkacak ki parayı istediği yere götürsün, istediği gibi yapsın. Mehmet Şimşek, 10 ay önce ‘Sıkıntı var, tedbir alınması lazım’ diyecek. 10 ay boyunca duracaksınız, kendi bakanlarınızın parasını kurtaracaksınız, millete bu kazığı atacaksınız. Hayati Yazıcı’nın oğlunun da tedbirini bir saat içinde kaldıracaksınız. Sonra da bu partinin adına AK Parti diyeceksiniz, öyle mi? Olmaz olsun öyle aklık, olmaz olsun öyle AK Parti. Yıkacağız AK Parti’nin kara düzenini. Yıkacağız. Bu kara düzeni yıkacağız.

‘ALLAH SİZDEN AİLEYİ KORUSUN, ALLAH SİZDEN KADINLARI KORUSUN, ALLAH SİZDEN BU MEMLEKETİ KORUSUN’

Dün sabah 05.00’te Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve Mersin’deki Yenişehir ve Mezitli Belediyelerine operasyon yaptılar. Bu fon vurgunu konuşulmasın, başka işler konuşulsun diye gelmişler, kapıya polisle dayanmışlar. Bir belediye başkanımızın eşi, telaşla kapıya bunlar vurunca kapıyı açmış. Orada üzerinde geceliği var. Karşısında erkek polisleri ve kamerayı görmüş. Diyor ki, ‘Ne var?’ İşte, ‘Kocanızı almaya geldik’ Kamerayı kapar mısınız diyor. Polis diyor ki, ‘Endişe etmeyin, ondan bir şey olmaz. Bu polis kamerası’ diyor. Bu görüntü çekildikten iki saat sonra hanımefendinin gece kıyafetiyle görüntüsünü bütün internet sitelerine yolladılar. Bakın, bir tarafta ‘Ailem güvende’ kampanyası yapacaksın, ‘Ailem’ sloganıyla kendince operasyonlar yapacaksın, güya aileyi koruyacaksın. Öbür tarafta suçsuz, günahsız insanların ev halini polis kamerasına çekeceksin, yayınlayacaksın. Allah sizden aileyi korusun, Allah sizden kadınları korusun, Allah sizden bu memleketi korusun. Yazıklar olsun. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Memleketin Rize’nin yanı başından sabah oradaydım. O Adalet Bakanlığı’nda gayriresmi olarak her haberi böyle yazın diye yalan yanlış fotoğraflar, videolar yollayan, suçsuz, günahsız insanların eşinin iffetiyle oynayan o şarlatanı ya sen durdur ya gelip biz durduracağız. Bu yüzden kimse bu memleketi sahipsiz sanmasın. Kimse geldiği makama güvenip yukarıdan bakıp millete kibir yapmasın. Kimse bu milleti karınca gibi görüp ezmeye kalkmasın. O karıncanın kardeşi var. O da Artvin’deki bu meydandadır. O da Yeni Parti’dedir, Yeni Partililerdir. Bundan sonra bir kadının ev görüntülerini, özel hayat görüntüsünü basına yollarsa eğer, o şarlatan, o bakanlığı biz basacağız milletvekilleri olarak. Bu kadar söylüyorum. O şarlatan biliyor kendini. Uyuşturucu operasyonunda İstanbul’da yakalanan, ilk ifadelerde yer alan, sonra adı çıkarılan, sonra İstanbul’dan bakan Ankara’ya gelirken yanına gelen, oraya yerleşen, izzetle, nefisle, ahlakla uğraşan o ahlaksız şarlatanın, gerekirse elimle yırtacağım ağzını, elimle yırtacağım.

Resim

‘ASRIN SOYGUNUNUN MALİYETİ 90 MİLYAR DOLAR’

Bu fon krizinde görünenler buzdağının tepesidir. AK Parti bunu gözden kaçırmaya çalışmaktadır. Kanun teklifimizi verdik. ‘O fazla kazananlardan alın, milletin zararını kapatın’ dedik. Bunu yapacaklarsa yapacaklar, yapmayacaklarsa mağdurların ahını aldılar, almaya devam edecekler. Ama buradan emekliye, işçilere, köylülere, balıkçılara, arıcılara, hayvancılıkla uğraşanlara söylüyorum, canım esnafımıza söylüyorum: Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hiç kimse enseyi karartmasın. Biz o sandığa varacağız. O seçimi alacağız. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bundan herkes emin olsun. İşte o gün geldiğinde bunların hepsinin hesabını soracağız. Borsada kayıp şu anda 3,5 trilyon. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar. Bu soygunun yaklaşık maliyeti 90 milyar dolar. Biliyorsunuz, 6 Şubat 2023’te bir büyük deprem oldu. Adına asrın felaketi dendi. Asrın felaketinin maliyeti devletin rakamlarıyla 100 milyar dolar. Asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Yani 11 şehirde, tarihin en büyük depremlerinden birinde ortaya çıkan yıkımın neredeyse tamamı kadarını borsada bu kara düzenin sahipleri çaldılar, çaldırdılar. Onun için asrın soygununun da hesabını, emekliye yapılan vefasızlığın da hesabını, çiftçinin yaşadığı zorlukların da hesabını, siftahsız kepenk kapatan esnafın yaşadıklarının da hesabını, karşılığı verilmeyen alın terinin, talan edilen, madencilik diye talan edilen güzel güzelin bu coğrafyanın da hesabını, AK Parti’nin kara düzeninin hesabını eninde sonunda soracağız.

‘KİMSE İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNDEN KORKMASIN, ÇÜNKÜ YOKSULLUĞU YENMEYE GELİYORUZ’

En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine tüm Türkiye’yi Yeni Parti’ye güvenmeye, Yeni Parti’yle birlikte bu yeni yolculuğa çıkmaya davet ediyorum. YENİ Parti geçen hafta tüm Türkiye’de ilçe kongrelerini yaptı. Bu hafta da resmî kongrelerini tamamlıyor. Yeni Parti’de tüm üyeler oylarını kullandı. Artık delege düzeniyle birilerinin, eskilerin, kıdemlilerin olduğu, üyelerin öneminin olmadığı bir dönem yok. Bundan sonra Yeni Parti’ye kim geldiyse benim kadar eski, ben en yeni kadar yeniyim. Bu parti, milletin kuruluş talimatını verdiği, bu parti, adını milletin koyduğu, bu parti, bütçesini milletin sağladığı bir partidir. Onun için tüm vatandaşlarımızı Artvin’de, önceki partimizdeki hemen herkes Yeni Parti’ye üye oldu. Ama Yeni Parti’nin kapısı Artvin’in bütün demokratlarına açık. Ülkesini seven, vatanını seven, bayrağını seven, Atatürk ile sorunu olmayan herkese kapımız sonuna kadar açık. Yeni Parti geldiğinde sadece Yeni Partililerin değil, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama bugün pişman olmuş herkesin maaşı düzelecek. AK Parti’ye, MHP’ye iyi olsun diye oy vermiş, iyi olmuş. Kimse iktidar değişikliğinden korkmasın çünkü yoksulluğu yenmeye geliyoruz. Kimse korkmasın ki kazandığımız seçimin kaybedeni olmayacak. Biz kazanacağız. Bizimle birlikte Artvin kazanacak, Türkiye kazanacak. Bundan sonra bu yolda Yeni Parti’yle yeni bir iktidara yürümeye hazır mısınız?” (ANKA)

💾

Gündem Özel, yeni bölümüyle saat 21.00’de canlı yayında.Eray Çelebi ve Burakhan Başaran; kamuoyuna yansıyan iddiaları, dosyada adı geçen kişi ve şirketleri, ...

‘Fon skandalı SPK’da raporlandı’ iddiası: Ömer Gönül sümenaltı mı etti?

VERYANSIN TV

Veryansın TV Genel Yayın Yönetmeni Eray Çelebi, “A’dan Z’ye Fon Skandalı: Kimler Çıktı Kimler! | Nasıl Sümenaltı Edildi?” başlıklı YouTube yayınında, Türkiye’nin gündemine yerleşen fon krizine ilişkin yeni ayrıntılar paylaştı.

Çelebi, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Aracılık Faaliyetleri Dairesi’nin, fonların hisse manipülasyonunda kullanıldığı yönündeki bulgular ve bazı hisselerdeki olağan dışı artışlar üzerine harekete geçtiğini söyledi. Dairenin, söz konusu işlemlere karşı alınabilecek tedbirleri içeren bir çalışma hazırlayarak 2026 Ocak ayında rapor haline getirdiğini aktardı.

RAPOR SİSTEME YÜKLENDİ

Çelebi’nin aktardığına göre hazırlanan rapor, SPK’daki kurum içi yazışmaların elektronik ortamda yürütüldüğü Elektronik Belge Yönetim Sistemi’ne (EBYS) yüklendi.

Ancak Çelebi, raporun sisteme yüklenmesinin ardından SPK Başkanı Ömer Gönül tarafından imzalanmadığını iddiasını aktardı. İmza sürecinin tamamlanmaması nedeniyle raporun SPK Yönetim Kurulu’nun gündemine de taşınmadığını belirtti.

SPK Yönetim Kurulu’nun gündeminin Başkan tarafından belirlendiğine dikkat çeken Çelebi, diğer kurul üyelerinin de raporun gündeme alınması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı iddiasını gündeme getirdi.

RAPOR SİSTEMDEN SİLİNDİ Mİ?

Çelebi, “Bu raporun daha sonra sistemden silindiğine dönük iddialar da kulağımıza geldi. Bu iddiaların doğrul olmadığına inanmak istiyoruz ve soruyoruz: Bu rapor halihazırda sistemde midir?” diye konuştu.

Çelebi, Veryansın TV olarak iddialarla ilgili Ömer Gönül’ün başkanı olduğu Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’na ulaştıklarını ancak iddialarla ilgili Gönül’den geri dönüş alamadıklarını dile getirdi.

ŞİMŞEK VE GÖNÜL ‘FONLARDA MANİPÜLASYON VAR’ DEMİŞTİ

Fonlar üzerinden gerçekleştirilen işlemlere ilişkin tartışmalar sürerken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül’ün Kasım 2025’te yaptığı açıklamalar da yeniden gündeme geldi.

4 Kasım 2025’te düzenlenen 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nde konuşan Şimşek, bazı fonların manipülasyon amacıyla kullanıldığının bilindiğini belirterek “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. Bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız” ifadelerini kullanmıştı. Şimşek ayrıca piyasa manipülasyonuyla mücadelede cezaların ve tedbirlerin artırılacağı mesajını vermişti.

Aynı kongrede konuşan SPK Başkanı Ömer Gönül de “Fonları kötüye kullananlara ceza vermekten çekinmeyeceğiz” diyerek, portföy yönetim şirketleri ve yöneticilerinin sorumluluklarına işaret etmişti. Gönül, mevzuata aykırı işlemler konusunda para cezalarının yanı sıra lisans iptaline kadar gidebilecek yaptırımlar uygulanabileceğini belirtmişti.

ÖMER GÖNÜL ŞÜPHELİ SIFATIYLA İFADEYE ÇAĞRILDI

2022 ile 2026 seneleri arasında SPK Başkanlığı görevini yürüten İbrahim Ömer Gönül, bugün “şüpheli” sıfatıyla savcılığa ifade vermek üzere adliyeye çağrıldı.

Gönül, adliyeye gitmeden önce Hürriyet gazetesinden Musa Kesler’e açıklamalarda bulundu.

Kesler’in “Bir hissedeki bin kat artış SPK’nın gözünden kaçabilir mi? Bu fonların manipülasyonu nasıl fark edilmedi?” şeklindeki sorusunu yanıtlayan eski SPK Başkanı, denetimlerin sıkı olduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Denetim ve gözetimler sıkıdır. Manipülasyonun veya kural dışı bir hareketin gözden kaçması olmaz. Tabii hiçbir şey yüzde 100 de değildir. Ayrıca öncelikle delillendirmek gerekir.

BİN KATLIK ARTIŞA ‘HALKIN TEVECCÜHÜ’ DEDİ

Halk teveccüh eder de bir hisseye yığılma olursa onu hemen ‘manipülasyon’ olarak sınıflandıramayız. Soruşturup delillendirmemiz gerekir. Bu da bugünden yarına olmaz, ortalama üç-dört aylık bir süreç alır. Dosya da öylece oluşturulur.”

Kurul bünyesindeki denetim mekanizmalarının nasıl çalıştığını anlatan Gönül, SPK içerisinde özel piyasa gözetim birimleri bulunduğunu ve olağandışı hareketlerin bu birimlerce anlık tarandığını kaydetti.

Gönül, şunları söyledi:

“Bu gözetim birimleri her gün hisselerdeki artışları takip eder. Yapay artış, manipülasyon şüphesi olanlar mercek altına alınıp incelenir. Şüphe yoğunlaşırsa ‘ileri inceleme’ başlar. Karşılıklı işlemlere bakılır. Alan ile satan arasındaki ilişki incelenir. Şüphe somutlaşırsa dosya oluşur ve soruşturma başlar. Gerekli yaptırımlar uygulanır. Bu gözetimler süreklidir. Biz gerekli denetleme ve gözetimi uygun şekilde yaptık. Savcılığa bu konularda detaylı bilgi vereceğiz.”

💾

Gündem Özel, yeni bölümüyle saat 21.00’de canlı yayında.Eray Çelebi ve Burakhan Başaran; kamuoyuna yansıyan iddiaları, dosyada adı geçen kişi ve şirketleri, ...
❌