Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Başkan Erbaş: İlme, irfana ve bilgiye Kur'an'la ulaşacağız

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde yapımı tamamlanan Hafız Hüseyin Emre Kur'an Kursu ile Hz. Abdullah B. Abdulmuttalip Camii’nin açılış törenine katıldı.

Başkan Erbaş, törende yaptığı konuşmada, hafız yetiştirmenin ve onların eğitim alacağı kursların kentlere kazandırılmasının önemli olduğunu ifade etti.

“Hafızlar, ümmetin en şereflileri”

Kur'an kursu açılışlarının "merasimlerin en hayırlısı" olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, şunları kaydetti:

"Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğreneniniz ve öğreteninizdir. En hayırlı insanların eğitim alacağı açılışın merasimi de en hayırlı merasimdir. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Hafız Hüseyin Emre hocamızın ismi verildiğine göre çok mübarek bir insanmış. Hafızlar öyledir, ümmetin en şereflileri. Efendimiz (s.a.s.) öyle buyuruyor."

Başkan Erbaş, mimari olarak dikkati çeken ve Oğuzeli ilçesine kazandırılan Kur'an kursunun ilçeye hayırlı olmasını diledi.

“İlme, irfana ve bilgiye Kur'an'la ulaşacağız”

Kur'an kursu binasının bölge için külliye görüntüsü verdiğini aktaran Başkan Erbaş, şu ifadelere yer verdi:

"Bu kurs, Oğuzeli'nin alametifarikası olmuş, ne mutlu sizlere. Bizim medeniyetimiz ilim, hikmet ve irfan medeniyetidir. İlme, irfana ve bilgiye Kur'an'la ulaşacağız. Bu müesseselerin yapılması, yaşatılması bize emanet edildi. Kur'an ve sünneti sürekli anlamaya, öğrenmeye ve yaşamaya çalışacağız. Çarşamba günü Peygamber'imizin dünyaya teşriflerinin 1500. yılını idrak ettik. İnşallah bir yıl boyunca önümüzdeki yıl ağustos ayının sonuna kadar Peygamber'imizi anmaya, insanlığa kazandırdığı değerleri anlatmaya devam edeceğiz."

Konuşmanın ardından Başkan Erbaş, Kur'an kursundaki derslikleri, yatakhane ve ortak kullanım alanlarını gezdi. Kurdele kesilmesinin ardından tören sona erdi.

Programa, Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, Gaziantep İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar, Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin ve vatandaşlar katıldı.

Başkan Erbaş: Eğer inanırsanız, en kuvvetli ve en güçlü siz olacaksınız

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, ÖNDER İmam Hatipliler Derneğinin ev sahipliğinde Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen 22. İmam Hatipliler Kurultayı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, İmam Hatip neslinin her zaman hakkın yanında, batılın karşısında yer aldığını söyledi.

Açılışının 25. yılında İmam Hatip Lisesi'ne kayıt olduğunu ve o dönem Türkiye'nin her yerinde olmadığını anlatan Prof. Dr. Ali Erbaş, şunları kaydetti:

'O dönem sıkıntılar vardı, ben İmam Hatip'in ortaokuluna gitmedim, liseden başladım. Çünkü 70'lerin başında İmam Hatip ortaokullarını kapattılar. Zaman zaman İmam Hatip ortaokullarının karşılaştığı büyük sıkıntılar oldu ama o önderler, fedakar öğretmenlerimiz bize öyle yardımcı ve destek oldu ki, bizim daha iyi yetişebilmemiz için ellerinden ne geliyorsa onu yapmaya gayret ettiler.'

- 'Eğer inanırsanız, en kuvvetli ve en güçlü siz olacaksınız'

İmam Hatip liselerinde okurken Kudüs mitinglerine katıldıklarını ve o dönem başörtüsü ile ilgili zulümler başladığını hatırlatan Başkan Erbaş, 'Edirne'den Kars'a kadar başörtüsü zulmüne karşı İmam Hatip nesli önderlik yaptı. O dönem çok büyük acılar yaşandı, elhamdülillah o engeller kalktı ama kolay olmadı.' dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, bugün kazanılan hakların kolay elde edilmediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

'Eğer inanırsanız, en kuvvetli ve en güçlü siz olacaksınız. Bizim toparlanmamız ve kendimize gelerek daha çok insana önderlik yapmamız lazım. Bizim neslimiz fedakâr ve cefakâr bir nesildir. Geçmiş hocalarımızdan aldığımız o ahlakı bizden sonrakilere aktaralım. Ancak bu şekilde ahlaki duruşumuzu muhafaza edebiliriz. İmam Hatip nesli her zaman hakkın yanında, batılın karşısında yer almıştır. Bu canlılığımızı devam ettirelim ve bizden sonrakilere aktaralım, buna ihtiyaç var. Yeryüzünde nice zulümler işleniyor.'

Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in hayatının seçmeli ders olarak verilmesi için mecliste büyük mücadeleler verildiğini kaydeden Prof. Dr. Erbaş, 'Kur'an'ı öğrenen genç faydalı mı olur yoksa zararlı mı? Kur'an önce 'inançlı ol, Rabbini bil.' diyor. Rabbini, peygamberini bilen ve ibadet yapan insandan zarar gelir mi? Kur'an bunları anlatıyor. Namaz, insanı bütün kötülüklerden alıkoyar. Kur'an'da mümini böyle tarif ediyor. Okullarımızda seçmeli olarak konulmuş bu dersi öğrencilerimize seçtirelim.' ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, 2025 yılının Aile Yılı ilan edildiğini de hatırlatarak, aile konusunda da hassasiyet gösterilmesi gerektiğini, gençlerin vakti geldiğinde evlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Konuşmanın ardından, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin 2025 Aile Yılı kapsamında, uzun yıllardır evli olup daha önce hac veya umre deneyimi yaşamamış çiftlere özel hayata geçirdiği '41 Yıllık Çiftlerin Umre'ye Gönderilme Projesi'nin protokol imza töreni gerçekleştirildi.

Aileler sabah namazında Gazze için bir araya geldi

İstanbul'da Cihannüma Derneğince 2025-2026 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla ve İsrail'in Gazze'de düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenler için "Aileler Gazze İçin Sabah Namazı'nda Buluşuyor" programı düzenlendi.

Fatih Camii'nde, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Vali Davut Gül, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, dernek yetkilileri ile vatandaşlar sabah namazında bir araya geldi.

Başkan Erbaş'ın kıldırdığı namazın ardından, Kur'an-ı Kerim okundu, okulların açılması dolayısıyla ve İsrail'in Gazze'de düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenler ve katliamların son bulması için dua edildi.

Tesbihatlar ve getirilen salavatların ardından cemaate hitap eden Prof. Dr. Erbaş, çocuklar için din eğitiminin önemli olduğunu söyledi.

Ülkede anaokulundan üniversiteye kadar 20 milyon öğrenci olduğunu belirten Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, "Öğrenci nüfusumuzun 100 ülkenin nüfusundan fazla olduğunu tahmin ediyorum. Bu, ülkemiz için büyük bir zenginlik, servet. Bu serveti nitelikli hale getirmeliyiz. Elbette nicelik de önemli ama nitelik daha önemli. Çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. Güzel ahlaklı çocuklar yetiştirmemiz lazım." diye konuştu.

Başkan Erbaş, Filistin'de İsrail'in düzenlediği saldırılara da değinerek, yaşanan zulmün bir an önce bitirilmesi gerektiğini vurguladı.

İsrail’in dünyanın gözü önünde soykırım düzenlediğine işaret eden Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, şöyle devam etti:

"Gazze'de bir zulüm var. Filistin'de bir işgal var. Siyonist işgalciler orada soykırım yapıyor, dünyanın gözü önünde, hemen burnumuzun dibinde. Orada vatanını, milletini ve toprağını savunan kardeşlerimize maddi ve manevi bütün yardımlarımızı yapmaya devam edeceğiz. Bütün Müslümanlar olarak, bütün dünya olarak, vicdan sahibi insanlar olarak dualarımızı yaparız. Ve öyle bir ‘Amin’ diyelim ki semadaki melekler de aminlerimizle idrak etsin."

Kahramanmaraş'ta sabah namazında dualar Filistin ve Küresel Sumud Filosu için yükseldi

Kahramanmaraş'ta "Aileler Gazze İçin Sabah Namazı'nda Buluşuyor" etkinliği kapsamında bir araya gelen vatandaşlar, Filistin halkı için dua edip İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla 31 Ağustos'ta İspanya'dan Gazze'ye doğru yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na destek verdi.

Kahramanmaraş Platformunca düzenlenen programda vatandaşlar, Abdulhamid Han Camii'nde toplandı.

Sabah namazını kılan katılımcılar daha sonra ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarıyla tekbir getirdi, Filistin'e destek sloganları attı.

Grup adına açıklama yapan platform sözcüsü Adnan Alagöz, Gazze’de açıkça soykırım işlendiğini, sivil halka yönelik abluka ile Gazze halkının açlığa mahkum edildiğini ve uluslararası mekanizmaların bu durumu kıtlık olarak isimlendirdiğini söyledi.

Gazze halkının azminin açlıkla kırılmaya çalışıldığına işaret eden Alagöz, şöyle devam etti:

"İki milyon insan savaş yöntemi olarak açlığa maruz bırakılıyor. Sistematik olarak sürdürülen bu vahşet ABD'nin koşulsuz desteğiyle sürerken, her geçen gün ölümler kitlesel hale geliyor. Tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden soykırıma karşı hem uluslararası mekanizmalar hem de bölgesel güçler sessiz kalmaya devam ediyor. Şayet bu sessizlik kısa bir müddet daha devam edecek olursa, tarihte eşine rastlanmamış toplu ölümler gerçekleşecek."

Dünya genelinde savaşın sona ermesi için çaba gösterenlerin devletlerin yapamadığını yaparak ablukayı kırmayı hedeflediği büyük bir organizasyon düzenlediğini dile getiren Alagöz, "Gazze’deki ablukanın kalkması için acilen insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. Bu koridorun oluşturulması amacıyla hareket eden 44 ülkeden katılımın olduğu Küresel Sumud Filosu'nun, Türkiye'nin öncülük ettiği bir konsorsiyum veya BM gibi uluslararası kuruluşların nezaretinde, gerektiğinde askeri himaye de oluşturularak Gazze’ye ulaşması ve insani amaçla denizden de insani yardım koridorunun oluşturulması mutlaka sağlanmalıdır." diye konuştu.

Alagöz, Filistin’de işlenen soykırım ve sömürge suçlarının faillerinin yargılanması ve çifte vatandaşların da Türk mahkemelerinde hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak, "Kahramanmaraş STK’ları ve halkı olarak Sumud Filosu'na tam destek veriyor, seferin başarısı için yanlarında olduğumuzu ve olası müdahalelere karşı meydanlarda olacağımızı ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından dua edildi ve katılımcılara çorba ikramında bulunuldu.

Başkan Erbaş: Sakın ibadetlerimizi ertelemeyelim

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul Parmakkapı Kadıasker Mehmet Efendi Camii’nde akşam namazını kıldırdı, ardından camii cemaatine hitap etti.

“Beş vakit namazımızda Rabbimize en yakın olduğumuz anları idrak ediyoruz”

Başkan Erbaş, bir Müslümanın Allah’a en yakın olduğu anın secde yaptığı sırada olduğunu belirterek, “Beş vakit namazımızda Rabbimize en yakın olduğumuz anları idrak ediyoruz, yaşıyoruz. Rabbimiz buyuruyor ki; ‘Yakin sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.’ Rabbimiz bu ayet-i kerimede ölüm anlamında ‘Yakin’ kelimesini kullanıyor. Demek ki ölüm bize yakin.” dedi.

“Sakın ibadetlerimizi ertelemeyelim”

Şair Erdem Bayazıt’ın “Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm” mısralarını hatırlatan Başkan Erbaş, “Ölüm her an kapımızda hazır. O yüzden sakın ibadetlerimizi ertelemeyelim. İbadetlerimizi ihmal etmeyelim. Yakınlarımıza, çocuklarımıza, komşularımıza, akrabalarımıza hatırlatalım. Bu gerçeği, bu hakikati hatırlatalım.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş: İhmal edilen çocuklar suça sürükleniyor

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Yalova Esenköy Merkez Camii'nin açılışını gerçekleştirdi. Ardından hutbe irad ederek cuma namazını kıldırdı.

İslam'ın ilme verdiği önemden bahseden Başkan Erbaş, "İslam’a göre ilim sadece meslek, kariyer ve dünya kazancı için yapılan bir yarış değildir." dedi.

Başkan Erbaş, "Allah’ın, öğrenilmesini emrettiği, Peygamber Efendimiz (sas)’in rehberlik ettiği ilmin temelinde; hayatın merkezine Kur’an’ı yerleştirmek vardır. Allah’ın ve Resûlü’nün sevgisini gönüllere nakşetmek vardır. Yaratana hürmet eden, yaratılana şefkat gösteren bir anlayışı hakim kılmak vardır. Şiddetin yerine muhabbeti, nefretin yerine merhameti; kin ve düşmanlığın yerine sevgi ve saygıyı ikame etmek vardır. İmanlı, ahlaklı ve erdemli nesiller yetiştirmek vardır." değerlendirmesinde bulundu.

Hz. Peygamber'in hadislerine işaretle ilmin değerinin Hz. Peygamber'den öğrenildiğini aktaran Başkan Erbaş, "Resûl-i Ekrem (sas)’i rehber edinen her öğretmen; eğitim ve öğretim için harcadığı zamanı bir ibadet şuuruyla değerlendirmeli; öğrencilerini, Allah’ın bir emaneti olarak görmelidir. Onlara, önce Allah’a ve Resûlü’ne imanı öğretmeli; sonra da adalet, merhamet, güzel ahlak, helal haram bilinci gibi değerler üzerine bina edilmiş iyi bir insan, güzel bir Müslüman olmanın yollarını göstermelidir." diye konuştu.

Günümüzdeki toplumsal problemlerin temelinde eğitimdeki yetersizlikten bahseden Başkan Erbaş, "Bugün ne yazık ki kimi çocuklarımız daha küçük yaşlarda bağımlılık tuzağında, kimileri sanal kumar batağında; kimileri sapkın fikirlerin, batıl düşüncelerin, fıtratlarını bozacak yanlış anlayışların ağında, kimileri akran zorbalığı altında, kimileri ise moda ve özenti uğruna elimizden kayıp gitmektedir. Maalesef anne, baba ve toplum tarafından ihmal edilen; manevi değerlerimize göre yetiştirilemeyen, kötülerin insafına terk edildiğinden dolayı suça sürüklenen nice çocuk vardır." dedi.

Hutbesinin sonunda Hz. Peygamber (sas)in doğumunun 1500. yılının idrak edildiğini anımsatarak bu yıl okullarda okutulacak Peygamberimizin Hayatı ve Kur’an-ı Kerim derslerini seçmelerini özellikle hatırlattı.

Başkan Erbaş: Sosyal medyada ifsat projeleriyle aileye zarar veriliyor

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Konya'da bir otelde 'Günümüzde Aileye Yönelik Tehditler ve Çözüm Önerileri' başlığında düzenlenen Uluslararası Aile Çalıştayı'nda, ailenin, insanlık tarihinin en köklü sosyal yapısı olduğunu dile getirdi.

Ailenin bir eğitim yuvası olduğunu, insanların kişilik ve karakterlerinin bu ocakta şekillendiğini vurgulayan Başkan Erbaş, kültürlerin gelecek nesillere aktarımı ve toplumların devamlılığının aileyle mümkün olduğunu söyledi.

- "Sanal sosyalleşme, insanların yalnızlaşmasına sebep olmaktadır"

Başkan Erbaş, bu çağda hızlı değişim ve dönüşümlerin aile kurumu üzerinde ciddi anlamda olumsuz etkiler bıraktığına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sanal sosyalleşme, insanların yalnızlaşmasına sebep olmaktadır. Bilhassa sosyal medyanın bilinçsizce kullanımı, aile içinde hayati bir role sahip olan iletişime büyük zararlar vererek sevgi bağlarını her geçen gün daha da zayıflatmaktadır. İletişimin zayıfladığı ailelerde sevgi, saygı, güven ve hoşgörü, yerini mesafeli ilişkilere ve yüzeysel birlikteliklere bırakmaktadır. Sosyal medya aracılığıyla yürütülmekte olan çeşitli ifsat projeleri, aile yapısını zedelemekte, aile içi rollerin belirsizleşmesine ve kimlik krizlerine yol açmaktadır. Mahremiyeti zedeleyen, sadakati önemsizleştiren, kısa vadeli hazlara yönlendiren içerikler, aile kurumuna yönelik değer erozyonuna yol açmaktadır."

Özellikle sosyal medya ve dijital platformların bilinçsizce kullanımının aile içi iletişimi zayıflattığına değinen Prof. Dr. Erbaş, çocuk ve gençler arasında artan ekran bağımlılığının da kuşaklar arası değer aktarımını ve aile içi etkileşimi sekteye uğrattığını anlattı.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, yeni medya unsurlarıyla özendirilen madde bağımlılığı, şiddet, alkol ve kumar gibi olumsuzlukların, aile kurumunu derinden sarstığını belirterek, aile içi stresi artıran pek çok yapısal sorunların olduğunu aktardı.

- "Aile kurumunu koruyacak tedbirlerin ivedilikle alınması elzemdir"

Evlenme oranlarının düştüğünü, boşanma oranlarının arttığını ve genç nüfusun artış hızının düşmesinin sadece istatistikle yorumlanamayacağını belirten Erbaş, şöyle devam etti:

'Bu istatistikler, toplumların geleceğinin tehdit altında olduğunu göstermektedir. Bu durum aynı zamanda manevi değerlere zarar veren bir yozlaşmaya işaret olarak okunmalıdır. Dolayısıyla boşanma oranlarındaki ve tek ebeveynli çocuk sayısındaki dikkat çekici artış, üzerinde önemle durulması gereken bir meseledir. Şu bir gerçek ki insanoğlu, nimetin kıymetini onu kaybedince anlamak gibi bir yanılgı içindedir. Aile de çoğu zaman içindeyken değeri tam olarak anlaşılmayan nimetlerden biridir. İçinde yaşadığımız çağın getirdiği alışkanlıklar, ne yazık ki ailenin yeri doldurulamaz bir nimet olduğu gerçeğini gölgelemektedir. Dolayısıyla her geçen gün örselenen, yıpranan bu önemli kurumu koruyacak, güçlendirecek tedbirlerin ivedilikle alınması elzemdir.'

Başkan Erbaş, yaşanabilir bir dünyanın yeryüzünde adalete, merhamete, sevgi ve saygıya dayalı bir hayat nizamı inşa etmekle mümkün olacağını belirterek, bunun da sağlam ve sağlıklı bir aile kurumuyla gerçekleştirileceğini anlattı.

- Diyanet'in aileye yönelik çalışmaları

Diyanet İşleri Başkanlığının, aileye yönelik faaliyetlerini bu anlayışla sürdürdüğüne değinen Başkan Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Başkanlığımızın ailenin kurulması, korunması, güçlendirilmesi ile ülkemizin dinamik nüfus yapısının muhafaza edilmesine yönelik katkıları, günden güne artarak devam etmektedir. Başkanlığımız, ülkemiz genelinde sayıları 500'ü aşan Aile ve Dini Rehberlik Merkezlerinde aileyi güçlendirecek çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadır. Diğer taraftan Başkanlığımız, aileyi tehdit eden şiddet, ihmal, istismar, bağımlılık gibi sorunlara karşı da önemli çalışmalar yapmaktadır. Gerek kurs ve seminer gibi aile eğitimleriyle gerekse basılı, görsel ve dijital yayınlarla insanları bu konuda bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye devam etmektedir. Cumhurbaşkanlığımız tarafından 2025 yılının 'Aile Yılı' ve önümüzdeki on yılın 'Aile On Yılı' ilan edildiği malumunuzdur. Bu durum bizlere önemli bir sorumluluk yüklemiştir. Bu şuurla ailenin tüm üyelerine yönelik farkındalık çalışmaları ve rehberlik faaliyetlerimizi geliştirerek sürdürüyoruz."

Başkan Erbaş Sosyal Medyada Ifsat Projeleriyle Aileye Zarar Veriliyor (3)

Açılış konuşmalarının ardından çalıştayda katılımcılar, görüş ve önerilerini sundu.

Diyanet'ten bir ilk: Hz. Peygamberin hayatını anlatan sinema filmi hazırlandı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Açılış Programı'nda yaptığı konuşmada, bu gecenin, Veladet-i Nebi'nin 1500. yıl dönümü olduğunu belirtti.

Başkan Erbaş, "Bu gece, Yüce Rabb'imizin insanlığa en büyük ikramı olan Resul-i Ekrem Efendimizin yeryüzünü teşrif ettiği gecedir. Bu gece, karanlıkların çepeçevre kuşattığı insanlığın ufkuna, ilahi rahmetin bir güneş gibi doğduğu gecedir. Bu gece sevinç, bu gece sürur, bu gece muhabbet gecesidir. Bu gece umut, bu gece şükür, bu gece rahmet gecesidir." diye konuştu.

Bundan 1500 sene önce, insani değerlerin yitirildiği, vicdanların köreldiği bir zamanda Peygamberin gelişiyle tüm yeryüzünün rahmet bulduğunu kaydeden Erbaş, şunları söyledi:

"Kuraklaşan gönüller, vahyin nuruyla ebedi bahara kavuştu. O, bütün varlığa ab-ı hayat oldu. O'nun gelişiyle cehaletin yerini hikmet, zulmün yerini adalet, husumetin yerini muhabbet, nefretin yerini merhamet aldı. Ve bugün bizlere, alem-i İslam'a düşen, Fahr-i Kainat Efendimizin kutlu mirasına, sünnet-i seniyyesine sahip çıkmaktır. Getirdiği ilke, ölçü ve değerleri hayata taşımaktır. O'nun eşsiz örnekliğini yeryüzünün her yerine ulaştırmak; insanlığın her bir ferdiyle buluşturmaktır."

Başkan Erbaş, bu inanç ve anlayışla, devletin ve milletin desteğiyle İslam'ın hayat veren değerlerini insanlıkla buluşturmak için gayret ettiklerini söyledi.

Bu noktada gençliğe yönelik hizmetlere özel önem verdiklerini aktaran Başkan Erbaş, "Biliyoruz ki daha güzel bir gelecek, ancak gençlerin heyecanıyla mümkündür. Allah Resulü, Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz, 23 senelik risalet görevi süresince gençlerin karakterini Kur'an'la, ilimle, irfanla, güzel ahlakla yoğurmuş ve her birini insanlığa örnek şahsiyet olarak yetiştirmiştir." diye konuştu.

Kendilerinin de gençlere yönelik hizmetlerini aynı gaye ve kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Başkan Erbaş, "Ülkemizin her köşesinde açtığımız 1350 civarında gençlik merkezlerimizde, üniversite kampüslerimizde açtığımız Türkiye Diyanet Vakfı kitap okuma salonlarımızda, 4-6 yaş, 7-10 yaş Kur'an kurslarımızda, ihtiyaç odaklı Kur'an kurslarımızda, yaz kurslarımızda, imamlarımızın liderliğinde yüzbinlerce gencimize ulaştığımız izcilik faaliyetlerimiz ile velhasıl toplumumuzun bütün kesimlerine yönelik tüm eğitim programlarımız ile güzel ahlaklı nesiller yetiştirmenin, merhametin ve iyiliğin egemen olduğu daha adil bir dünya inşa etmenin mücadelesini veriyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Aileyi korumaya yönelik çalışmalar yapıyoruz"

Mevlid-i Nebi münasebetiyle, bir yıl boyunca devam edecek olan etkinliklerde, Peygamberin örnek hayatını bütün boyutlarıyla ele alacaklarını aktaran Erbaş, şöyle devam etti:

"Özellikle 'Peygamberimiz ve Aile Ahlakı' konusunu etraflıca işleyeceğiz. Çünkü aile, bir inanç, ahlak ve değer eğitimi merkezidir. Tüm güzelliklerin odak noktasıdır. Allah Resulünün hane-i saadeti, bunun en güzel örneğidir. Onun aile hayatı, istişarenin, nezaketin, sadakatin, vefanın, güvenin, hürmet ve muhabbetin en büyük sembolüdür. Bu anlayışla ülkemiz genelinde 505 noktada Aile ve Dini Rehberlik Merkezlerimiz başta olmak üzere tüm imkanlarımızla aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarımızı artırarak devam ettireceğiz. Anneleri, babaları, gençleri ve çocukları Peygamber Efendimizin örnek aile hayatıyla buluşturacak faaliyetler yapıyoruz. Diğer yandan aileyi tehdit eden şiddet, ihmal, istismar, bağımlılık ve benzeri sorunlarla var gücümüzle mücadele ediyoruz."

- "Peygamber Efendimizin hayatını anlatan bir animasyon sinema filmi hazırladık"

Başkan Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının, tüm mensuplarıyla Peygamberin örnekliğinde inanç değerleri, millet ve medeniyet tecrübesini tanıtmaya ve yaşatmaya gayret ettiğini bildirdi.

Din hizmetleri alanında yaptıkları irşat çalışmalarıyla, vaaz ve hutbelerle, 4 bin 500 ayrı çeşitte basıp dağıttıkları yayınlarla, yurtiçinde ve yurtdışında milyonlarca insanı peygamberi bir ahlakla tanıştırmaya çalıştıklarına vurgu yapan Erbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yine, Başkanlığımız tarafından ülkemizde ilk defa Peygamber Efendimizin hayatını anlatan bir animasyon sinema filmi hazırladık. '571 Rahmet Peygamberi' ismiyle yakında sinemalarda gösterime girecek bu animasyon film, Mevlid-i Nebi'nin 1500. Yılında, öncelikle çocuklarımız olmak üzere her yaştan izleyiciye siyer-i Nebi'yi anlatan nadide bir hediye olmuştur. Ayrıca 160 bölümlük Asr-ı Saadet radyo tiyatromuz 5 senedir Diyanet radyomuzdan ve sosyal mecralardan milyonlarca kişi tarafından dinlenilmiş ve milletimizin büyük bir teveccühüne mazhar olmuştur. Şimdi ise bu eserden hareketle 30 bölüm halinde Asr-ı Saadet dizi film çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız.

Ayrıca ülkemizde ilk defa kapsamlı bir projeyle kaleme alınan konulu siyer çalışmamız, 'Eşsiz Rehber Hz. Muhammed ve Asr-ı Saadet' ismiyle yayınlanmıştır. Bu üç ciltlik kaynak eser, her boyutuyla Asr-ı Saadet'i okuyucularımızla buluşturacaktır. İstiyoruz ki bütün insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen peygamberimizin güzel ahlakı herkesi kuşatsın. Yeryüzünde iyilik egemen olsun, dünyayı iyilik değiştirsin ve Filistin'de, Gazze'de, dünyanın hiçbir yerinde çocuklar ölmesin, soykırım olmasın. İyiler, peygamberimizin insanlığa tanıttığı güzel ahlak etrafında toplansın, fesatlarıyla dünyayı yaşanmaz hale getirmeye çalışan kötülüğün temsilcileri Siyonist işgalciler buna cesaret edemesin."

Başkan Erbaş: Veladet-i Nebiyi, tefekkür vesilesi kılmalıyız

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, yayımladığı Mevlit Gecesi mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Bu gece, Sevgili Peygamberimiz Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed Mustafa’nın (sas) dünyayı teşriflerinin 1500. yıldönümüdür. Cenabıhak, idrak edeceğimiz Mevlid Gecesi’ni milletimiz, âlem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlara vesile eylesin. Veladet-i Nebi’nin insanlık için taşıdığı anlam ve önemi hakkıyla kavramayı bizlere nasip eylesin.

Rasul-i Ekrem Efendimiz (sas), Allah’ın insanlığa en büyük lütfu ve ikramıdır. İlahi rahmetin en büyük tecellisi, nübüvvet silsilesinin son temsilcisidir. O, insanlığın iftihar abidesi, yeryüzünün en nadidesidir. Cenabıhak, “Biz seni alemlere ancak rahmet olarak gönderdik” (Enbiya, 21/107) fermanıyla onun insanlık için ifade ettiği büyük manaya dikkat çekmektedir. “İçlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber (sas) göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki onlar önceleri apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Âl-i imran, 164) ayetiyle onun ilahi bir ihsan olduğunu beyan etmektedir. Nitekim cehaletin ve zulmün hayatı kuşattığı, insanlığın istikametini kaybettiği karanlık bir dönemde, Peygamber Efendimiz (sas), insanlığın ufkuna bir güneş gibi doğmuştur. Onun gelişiyle insanlık hidayet ve istikamet bulmuştur. Zulmetin, nefretin ve şiddetin kavurucu ateşiyle çoraklaşan ruhlar, onun adalet, merhamet ve muhabbetiyle yeniden hayat bulmuştur.

Bugün maalesef, dünya yeniden bir cahiliye girdabına doğru sürüklenmektedir. İnsanlık zor ve çetin bir süreçten geçmektedir. Yeryüzü pek çok alanda devasa sorunlara ve derin bunalımlara sahne olmaktadır. Dünyanın birçok yerinde vicdanları sızlatan trajediler, işgaller, savaşlar, katliamlar, insanlara hayatı zindan etmektedir. Bu süreç, bütün insanlığı olumsuz etkilemekte; her alanda bir anlam ve değer erozyonu yaşanmaktadır. Ne yazık ki insani değerlerin, ahlaki erdemlerin ve manevi hasletlerin alabildiğine örselendiği; dünyevileşme girdabında bireysel ve toplumsal sorunların insanlığı çepeçevre kuşattığı bir zamanı yaşıyoruz.

Hiç şüphesiz insanlığın bu buhrandan kurtuluşu, ancak Allah Resulünün (sas) kutlu mirasına sımsıkı tutunmakla ve madde ile mana, dünya ile ahiret arasında denge kuran mesajlarını benimsemekle mümkün olacaktır. Esasen bu Müslümanların uhdesindeki bir sorumluluktur. Onun için “ben Müslümanım” diyen her fert, Peygamber Efendimizin (sas) Kur’an’la yoğrulan ahlakını, merhametle vücut bulan adaletini, liyakatle ayakta duran yönetim anlayışını ve insana insan olduğu için değer veren yaklaşımını hayatının vazgeçilmezi kılmak zorundadır. Her Müslüman, Allah Resulünün söz, fiil ve tavırlarını, aile hayatından toplumsal ilişkilerine, akrabalık bağlarından komşuluk hukukuna, iş ortamından çalışma düzenine, kısacası her zaman ve her yerde temel hedef ve odak noktası yapmak durumundadır. Müslümanlar, sadece bireysel ahlakı değil; toplumsal vicdanı da Rasulüllah’ın örnekliğinde inşa etmek mecburiyetindedir. Zira Peygamber Efendimizin (sas) hayatı, insanın varoluş gayesinin pratiğe dökülmüş, kemale ermiş halidir.

Bu itibarla o kutlu Nebiye (sas) ümmet olma bahtiyarlığına erenler olarak 1500. yılını idrak ettiğimiz Veladet-i Nebiyi, başta kendimiz, ailemiz, ümmet varlığımız olmak üzere bütün insanlık için bir tefekkür vesilesi kılmalıyız. Rabbimize, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımız ekseninde hayatımızın kapsamlı bir muhasebesini yapmalıyız. Söz, tutum ve davranışlarımızı Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye çerçevesinde gözden geçirerek yaşantımızın her anında duruşumuzu imanımıza şahit kılmanın gayreti içinde olmalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle, aziz milletimizin ve İslam âleminin Mevlit Gecesi’ni tebrik ediyor, Veladet-i Nebi’nin Müslümanların vahdetine ve insanlığın hidayetine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum."

Prof. Dr. Erbaş: Gazze için çağrılarımız sürecek

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, TRT Haber'e konuk oldu.

Başkan Erbaş'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle:

"Şimdiden Mevlid-i Nebi’nin mübarek olmasını, hayırlı olmasını hem milletimiz için hem İslam alemi için hayırlar getirmesini Cenabı Haktan niyaz ediyorum. Mevlid-i Nebi Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın doğum günü anlamına gelmektedir. Doğum gecesi anlamına gelmektedir.

Mevlid Gecesi diye halk arasında bilinen Rebiülevvel ayının 12 gecesi Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın doğumunun yıl dönümüdür.

Bunu biz yıllardan beri hep kutlarız, anarız. O gece vesilesi ile bir hafta boyunca buna Mevlid-i Nebi haftası diyoruz. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın insanlığa getirdiği değerleri yeniden anlamak, anlatmak noktasında bir vesile kılarız. Ancak bu sene bir farklılık var. Bu sene Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın 1500'üncü doğum yıl dönümü. 3 Eylül gecesi çarşambayı perşembeye bağlayan gece İnşallah Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın 1500'üncü doğum gecesini idrak edeceğiz. İnşallah ve bunu vesile kılarak 3 Eylül'den itibaren 2026 yılının Ağustos sonuna kadar bir yıl boyunca Mevlid-i Nebi yılı olarak Mevlid-i Nebi haftasını adeta bir yıla yayarak anmaya, anlamaya idrak etmeye gayret edeceğiz İnşallah.

Mevlid-i Nebi Haftası Kapsamında Neler yapılacak?

Bugün tanıtım programını yaptık. Basın toplantısı yaptık. Aslında bugün startı vermiş olduk. Burada başkanlığımızda konferans salonunda basınımızı davet ederek tanıtımını yapmış olduk. İnşallah Çarşamba akşamı Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Cumhurbaşkanlığı Kongre Merkezi’nde çok önemli bir açılış programı yapacağız.

İnşallah bu programı çok önemsiyoruz. Zira yurt dışından 75 kadar ilim adamı balkanların Diyanet İşleri Başkanları, Orta Asya'dan Diyanet İşleri Başkanları ve ilim adamları dünyanın çeşitli yerlerinden bu açılış programımıza katılmış olacak.

İslamı yeni kabul etmiş olan kardeşlerimiz var. Onlardan da 20-25 kadar yeni Müslüman olmuş kardeşimizi davet ettik. Onlar da inşallah çarşamba akşamı Külliye’de Cumhurbaşkanlığı Kongre Merkezinde olacaklar.

Bu şekilde büyük bir açılış programı ile Mevlid-i Nebi'yi başlatmış olacağız. Tabii hazırlıklarımıza biz aylar önce başladık. Önce kurumlardan, bakanlıklardan bakan yardımcılarını, kurumlardan kurum başkanları, kurum Başkan yardımcılarını, Diyanet İşleri Başkanlığı’mıza davet ettik. Birlikte bir istişare toplantısı yaptık.

Mevlid-i Nebi yılı ismini verdiğimiz bu anma günlerini, haftalarını Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde yapacağız inşallah. Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacağı için bir genelge olarak da hem bütün müftülüklerimize hem de kurumlara Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanlığının himayesinde olacak şekilde gönderdik. En önemli farklılıklardan birisi budur. Sadece Diyanet İşleri Başkanlığı olarak biz değil, ülkemizde bütün kurumlar Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın doğumunun 1500 yılında kendi çaplarında programlar yapacaklar. Selamlar yapacaklar. Sadece bununla yetinmedik, sivil toplum kuruluşlarını davet ettik. 50'ye yakın Sivil Toplum Kuruluşu başkanlarını ya da temsilcilerini yine diyanetleri başkanlığımıza davet ettik. Gün boyu neler yapabiliriz, yıl boyunca Peygamber Efendimizin insanlığa kazandırdığı değerlerle ilgili hangi etkinlikleri yapabiliriz bunları konuştuk. Bütün STK'larımızın bu konuda yıl boyunca kendi bünyelerinde etkinlikler yapması şeklinde istişarelerimiz oldu. Ayrıca İstanbul'da münevverler toplantısı yaptık Bu toplantıya gazete köşe yazarları, çeşitli yine sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini mütefekkirler bu alanda kitap yazmış olanlar, yazarlar, makale yazarları onları davet ettik.

İstanbul'da onlarla da istişare toplantısı yaptık. Hem yurtiçinde hem yurtdışında Allah Resulü Hz Muhammed Mustafa Aleyhissalatu Vesselam efendimizin insanlığa kazandırdığı değerleri sevgi, saygı, merhamet, şefkat, adalet ve benzeri konuları insanımıza anlatmak, tanıtmak bunu bir fırsat olarak değerlendirmek gerçekten çok önemli.

İnsanlığın buna ihtiyacı var. Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en büyük mucizesi Kur'an-ı Kerim'dir. Kur'an-ı Kerim'in ilkelerini insanlığa tanıtmak bizim için gerçekten çok önemlidir. Zira Kur'an'ın zaten indiriliş amacı insanlara doğruyu göstermek, iyiliği yaygınlaştırmak, kötülüklere engel olmak.

Kur'an Kurslarına büyük ilgi: "2 milyon 540 bin kişiye kayıtlı olarak ulaştık"

Ulaşmak istediğimiz hedef kitlemizin yüzde 20 kadarına ulaşabiliyoruz ki bir yılda yüzde 20 kadarına ulaşıyoruz. Önümüzdeki yıl ya da geçen yıl bunları üst üste koyduğunuz zaman diyelim 3 yıl içerisinde 4 yıl içerisinde ulaşmak istediğimiz kitlenin yüzde 50'sinden fazlasına ulaşmış oluyoruz.

Belki daha fazlasına Bu yıl 2 milyon 540 bin kişiye kayıtlı olarak ulaştık. Ancak Bunun haricinde yatılı Kur'an kurslarımız var. Yatılı olarak vermiş olduğumuz eğitimi almış olduğumuz çocuklarımız var. Gençlerimiz var. Hedef kitlemiz 7-14 yaş arası. Ama 14 yaşın yaşını geçmiş olanlardan da gelenler var. 7 yaşına gelmemiş olanlardan da gelenler var.

Bizim yaz Kur'an kurslarımıza 4-6 yaş grubuna devam edenlerin sayısı neredeyse 250 bin kadar 4-5-6 yaşında bu rakam esasında.

Kışın Yani henüz yaz girmeden 8 ay boyunca devam eden bizim 4-6 yaş Kur'an kurslarımız var. O aylarda yani eylül ayından başlayıp devamındaki mayıs ayının sonuna kadar devam eden bizim kış Kur'an kurslarımız var. Orada 4-6 yaş Kur'an kurslarımız var. 7-10 yaş Kur'an kurslarımız var hafızlık yaptırdığımız. İhtiyaç odaklı Kur'an kurslarımız var ki bunlara biz yetişkinler için yapmış olduğumuz programlara devam eden öğrencilerimiz var.

Ayrıca camilerde Kur'an eğitimi dediğimiz Kur'an kurslarımız var. Kur'an kursları programımız var uzaktan eğitim dediğimiz Kur'an kurslarımız var. 250 bin kadar öğrencimiz 4-6 yaş Kur'an kurslarımıza devam ediyor ki on yılı aştık. Bu programı başlatalı. Şu ana kadar 1 milyon 750 bin kadar çocuğumuza 4-6 yaş Kur'an kurslarımızda eğitim verdik.

Elhamdülillah mezun sayımız 1 milyon 750 bin kadar oldu. 3 sene önce 7-10 yaş grubu Kuran kurslarımızın eğitimini başlattık. Bunu biz çok önemsiyoruz. Çocuklarımızı okuldan geldikten sonra daha çok ilkokul yani 1-4 dediğimiz 7-10 yaş grubundaki çocuklarımızdır.

Okuldan geldikten sonra evlerine geliyorlar, biraz dinlenip hemen mahallelerindeki bizim 4-6 yaş Kur'an kurslarımızda o saatlerde boş çocuklarımız eğitimlerini tamamlamış evlerine dönmüş oluyorlar.

7-10 yaşındaki çocuklarımız kurslarımıza geliyorlar adeta bir etüt şeklinde hem okulda öğrenmiş oldukları dini bilgilerini orada tekrarlıyorlar. 2-3 saatlik günlük programlar yapıyoruz. Geçen yıl 35 bin öğrencimiz kayıt oldu. Bu sene 100 bine yaklaştı.

7-10 yaş grubundaki öğrencilerimizin sayıları sadece dini bilgiler ya da Kur'an-ı Kerim bilgileri, Peygamber Efendimizin hayatı ile ilgili eğitimler değil aynı zamanda sportif faaliyetler de yapıyorlar. Anket çalışmamızda veli memnuniyeti yüzde 98,32.

Gazze’ye yardımlar

Öncelikle Gazze'de yurdunu, yuvasını, evini, barkını korumak için mücadele eden oradaki kardeşlerimize Cenab-ı Hak'tan yardım diliyorum. İnşallah en kısa zamanda bu zulüm biter.

Oradaki kardeşlerimize tabii bizim yardım etmemiz lazım. Sadece Müslümanların değil vicdanlı insanların dünyada vicdanlı insanlar var. Çeşitli ülkelerde hiç ummadığımız büyük kalabalıklar şeklinde Gazze’deki soykırıma dikkat çeken büyük yürüyüşler, büyük adeta İsyan derecesinde tepkiler gösteriliyor.

Bu gerçekten siyonist işgalcilerin hangi duruma düştüklerini ortaya koyan önemli gelişmeler.

Zulüm devam ediyor soykırım devam ediyor. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak sadece 7 Ekim’den sonra değil 7 Ekim'den önce de hep Gazze'ye dikkat çeken etkinlikler yaptık.

Programlar yaptık, hutbelerimizle, vaazlarımızla yardımlarımızla. 7 Ekim'den sonra hemen burada yedi Ekim'in 7 ekiminden birkaç gün sonra Türkiye'deki bütün sivil toplum kuruluşlarını toplantıya davet ettik.

Dedik ki birbirimizden haberdar olalım. Kim ne yapıyor, hangi desteyi veriyor, hangi yardımı yapıyor gün boyunca burada benim de içinde olduğum o toplantıda bu konuları görüştük.

Hemen o toplantının toplantının sonunda bir platform kurduk. Platformumuzun adı Filistin'e Destek Platformu yani zannediyorum 11-12 Ekim gibiydi. Hemen 7 Ekim'den 3-5 gün sonra diyelim o gün bugündür Filistin'e Destek Programı Platformu başlığı altında Türkiye'nin her yerinde çok büyük toplantılar, etkinlikler yapıldı. En son benim de içinde olduğum İstanbul'da Beyazıt Camii'nden Ayasofya önüne kadar bir yürüyüş yaptık.

Ayasofya önünde dua yaptık. Orada tepkimizi gösterici çeşitli konuşmalar yaptık. Önceki gün de İstanbul'da yine Fatih Camii'nden Saraçhaneye kadar bir tepki yürüyüşü yapıldı. Bunun haricinde tabii ki yardımlar özellikle Diyanet Vakfımızın şu ana kadar yapmış olduğu çok önemli yardımlar var. Mesela gıda kolisi, sıcak yemek, ekmek, yatak, yastık, hasır ve battaniye, kışlık elbise, temizlik kolisi, un, bebek bezi, tanker ile su, afet çantası, koltuk değneği, tekerlekli sandalye, hastanelere yakıt, ilaç, nakit dağıtımı, su kuyusu açılışı gibi çok önemli yardımlar gönderdik.

Şu ana kadar Diyanet Vakfı olarak 950 tıra yakın yiyecek, içecek, yiyecek maddesi gönderdik. Bu sene kurban bayramında 60 bin hisse kurbanı Mısır'da Gazzeli-Filistinli kardeşlerimiz için kurban kestik ve onlara paketler yaparak soğuk hava depolarına koyarak Gazzeli kardeşlerimize ulaştırmanın gayreti içerisindeyiz. 35 milyon dolar Türkiye Diyanet Vakfı olarak 35 milyon dolar şu ana kadar 7 Ekim'den bu yana Gazzeli kardeşlerimize bu yardımları ulaştırmaya gayret ettik.

"Gayrimüslim dini liderleri toplantıya davet ettik"

3 sefer bununla ilgili 3 etkinliğimiz oldu. İstanbul'da Taksim Camii önünde Gayrimüslim dini liderleri toplantıya davet ettik. Oradan her birimiz daha önce yapmış olduğumuz toplantıda düşüncelerimizi müzakere ettik. Birlikte bütün dünyaya Gazze’deki bu soykırımın, bu katliamın bir an önce durdurulması için çağrıda bulunduk. Yani Hristiyan, Katolik din adamları, Ortodoks din adamları, Ermeni din adamları ve diğer Kiliselerden yani Hristiyan kiliselerden özellikle herkesin her kilisenin katılmış olduğu bir toplantıda çağrıda bulunduk.

Ayrıca yine İstanbul'da böyle bir toplantı yaparak bu çağrımızı tekrarladık. Ayrıca Vatikan'da vefat eden papa ile bir görüşmemiz oldu. Bir buçuk sene kadar önce yani 2024 yılının Nisan ayında randevu aldık. Buradan Vatikan'a gittik vefat eden papa ile görüşmemizde Sayın Cumhurbaşkanımızın mektubunu kendisine ilettik. Onun oradan çağrısını da bütün dünya kamuoyu ile paylaştık. Kendisinin çok üzgün olduğunu bir an önce bu katliamın, bu zulmünün durdurulması noktasında bütün dünyanın destek vermesi gerektiğini ifade etti.

Bu çalışmalarımız devam ediyor. Mektuplar yazdık, bütün dünyadaki gayrimüslim dini liderlere. Mektup yazdık Gazze’deki soykırıma dikkat çekmek için. Bunların hepsinin faydalı olduğunu düşünüyorum. Siyonist işgalcilerin daha fazla bu zulmü devam ettirebileceklerini düşünmüyorum. Biz ne kadar bu konuda tepkiyi gösterirsek özellikle boykot konusuna buradan dikkat çekmek istiyorum. Zaman zaman boykot duyurularımız oldu hutbelerimizle bunu duyurduk, vaazlarımızla duyurduk. Milletimizi işgalci siyonistlerin siyonistlere destek olan malları almamaları noktasında bunları boykot etmeleri noktasında çok önemli çağrılarımız oldu.

"Diyanet Akademisi başkanlığımız tarihinde elde etmiş olduğumuz en büyük kazanımlardan"

Diyanet Akademisi başkanlığımız tarihinde elde etmiş olduğumuz en büyük kazanımlardan birisi. Neden böyle söylüyorum çünkü bizim mesleğimiz sadece bilgiye dayanan bir meslek değil. Aynı zamanda pratiği de içeriyor. Hem teoriyi bilmek gerekiyor, hem pratiği bilmek gerekiyor.

Yani uygulamalı bir eğitim ihtiyacı var. İmamlıkta öyle, müezzinlikte öyle. Kur'an kursu öğretmenliğinde öyle, vaizlikte öyle. Diyanet Akademisi kanunu ile din görevlisi adayı isimli bir unvana sahibi oldu.

Şu anda Diyanet akademilerimizde eğitim altında olan 6 bin talebimize, kursiyelerimize bir konuşma yaptım. Yani ilk dersi ben yapmış oldum. 6 bin kişiyi biz yatılı olarak Diyanet akademilerimizde eğitime alabiliyoruz. Bu açıdan Türkiye'de tek.

"Her imamımıza 10 genci emanet edelim diye başlattığımız bir proje"

İletişimimiz iyi olsun o kadar pırıl pırıl gençlerimiz var ki oradan başlayayım. Bizim gençlik merkezlerimiz var. İllerimizde ve ilçelerimizde sayıları 2 bine yaklaştı.

En son bana ulaşan rakam. Bizim Din Hizmetleri Genel müdürlüğümüz var. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün bünyesinde Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığımız var. Geçen yıl kurduk. O kadar güzel hizmetler yapıyor ki 1350'ye yakın gençlik merkezimiz var özellikle üniversite kampüslerimizin içinde yaptığımız gençlik merkezlerimiz var.

Gençlik merkezlerimizde görev yapan gençlik koordinatörlerimiz var. 2 bin civarında gençlik koordinatörümüz var. Ülke genelinde manevi rehberlerimiz var. Manevi danışmanlarımız var. Dolayısıyla her imamımıza 10 genci emanet edelim diye başlattığımız bir proje var.

Bu projeye de biz Gençliğe Değer Projesi diyoruz. Bir imamımız bir yılda 10 gence ulaşsın. Onunla bir vakit namaz kılsın, camide bir çay içsin, telefonunu alsın bir derdi var mı derdini sorsun, dersleriyle ilgili durumunu sorsun, bunlara biz çok önem veriyoruz. Dolayısıyla gençlik hizmetlerimizi takip eden Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı’mızın yapmış olduğu yıl boyu çok önemli etkinlikler var. Bu da bizi oldukça memnun ediyor. Bir de bizim yine gençliğimizi ilgilendiren izcilik faaliyetlerimiz var. Gençlik Bakanlığı’na bağlı Türkiye İzcilik Federasyonu ile yapmış olduğumuz bir İşbirliği Protokolü var.

Kaynak: TRT Haber

Ülke genelindeki camilerde kuraklık, afetler ve şehitler için dualar edilecek

Erbaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu akşam yatsı ezanından önce 90 bin camimizin minarelerinden dualar yükselecek. Yangınlardan korunmak, kuraklıktan kurtulmak, her türlü afetten, musibetten devletimizin ve milletimizin muhafazası için ve şehitlerimiz için yapılacak dualara camilerimizde ve evlerimizin balkonlarında hep birlikte amin diyelim. Allah kabul etsin."

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bugün yatsı ezanından önce yurt genelindeki camilerde yangınlardan korunmak, kuraklıktan kurtulmak, devletin ve milletin her türlü afetten muhafazası ve şehitler için dua edileceğini duyurdu.

Başkan Erbaş, Müslüman olan 11 ABD vatandaşını kabul etti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen “Konya’da İslam’ın Ruhunu Hisset” projesi kapsamında Türkiye’ye gelen ABD’li 11 mühtediyle bir araya geldi.

- "Müminler bir tarağın dişleri gibidir"

Ziyaretlerinden dolayı memnuniyetini ifade eden Başkan Erbaş, yaptığı konuşmada, “Peygamberimizin (sas) hadis-i şeriflerinde din kardeşliğinin kan kardeşliğinden daha önemli olduğunu anlıyoruz. Peygamber Efendimiz (sas) ‘Müminler bir tarağın dişleri gibidir.’ Buyuruyor. Dolayısıyla hepimiz o bir tarağın dişleri kadar birbirimize yakınız.” dedi.

- "Bu topraklarda bin 400 yıldır ezan okunuyor"

Türkiye'nin İslam dünyasının en kadim topraklarından biri olduğunu söyleyen Başkan Erbaş, İslamiyet’in bu topraklarda bin 400 yıllık bir mazisi olduğunu dile getirerek, “İslam'ın ilk doğduğu yıllardan itibaren Anadolu'da İslam yayılmaya başladı. Dolayısıyla biz diyoruz ki ‘Bu topraklarda bin 400 yıldır ezan okunuyor." diye konuştu.

- "Yeryüzüne Allah'ın gönderdiği en büyük nimet İslam'dır"

Başkan Erbaş, Müslümanlığın dünyada bir insanın erişebileceği en büyük nimet olduğunu belirterek, "Yeryüzüne Allah'ın gönderdiği en büyük nimet İslam'dır. Bu kurduğum cümlenin aslında kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Peygamber Efendimize (sas) son indiği rivayet edilen bir ayet-i kerime var. Rabbimiz şöyle buyuruyor; ‘Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı seçtim.’ ‘Üzerinizdeki nimetimi’ dediğine göre insanoğluna verilen bir nimettir İslam.” şeklinde konuştu.

Müslüman olmaktan dolayı Allah’a ne kadar şükredilse az olduğunu bildiren Başkan Erbaş, "Dünya bin 400 sene önce cahiliye döneminde İslam'a ne kadar muhtaç idiyse, bugün ondan çok daha fazla muhtaç. Çünkü İslam evrensel bir dindir ve kıyamete kadar insanlık hep İslam'a muhtaç olacaktır." ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, kabulün ardından misafirleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.

ABD’li mühtedilerden oluşan gruba proje kapsamında, bir hafta boyunca Konya’da İslam’ın temel kavramları, ibadet ve ahlak kuralları hakkında bilgiler verildi.

1500. Mevlid-i Nebi etkinlikleri istişare edildi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Diyanet Akademisi Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen “1500. Mevlid-i Nebi Yılı STK Temsilcileri İstişare ve Müzakere Toplantısı”na katıldı.

Buradaki konuşmasında Başkan Erbaş, Hz. Muhammed (sas)’in alemlere rahmet olarak gönderilişinin bin 500’üncü yıl dönümünde çeşitli etkinlikler gerçekleştirileceğini belirterek, “Rabbim hayırlı, mübarek eylesin. Şimdiden en güzel bir şekilde anlamayı, anlatmayı, idrak etmeyi, O’nun (sas) insanlığa kazandırdığı değerleri, insanlığa ulaştırmayı yurt içi ve dışında her vesileyle bunu gerçekleştirmeyi Rabbim bizlere nasip eylesin.” ifadelerini kullandı.

- "Bugün insanlık Kur’an-ı Kerim’e daha fazla muhtaç"

21’inci yüzyılda insanlığın Hz. Muhammed (sas)’in kazandırdığı değerlere geçmiş asırlara göre daha çok ihtiyacı olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, “Bu da Peygamber Efendimizin evrenselliğinin ne kadar önemli olduğunu ifade ediyor ve ortaya koyuyor. Cenabıhakk'ın Peygamber Efendimize (sas) nasip etmiş olduğu en büyük mucizesi Kur’an-ı Kerim’dir. Kur'an-ı Kerim'in ilkelerine, Kur'an-ı Kerim'in insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için ihtiva ettiği mesajlara, o gün insanlık ne kadar muhtaçsa bugün ondan daha fazla muhtaç. Kıyamete kadar da bu ihtiyaç devam edecek.” şeklinde konuştu.

Programa, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı, Doç. Dr. Burhan İşliyen, Din Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Şaban Kondi, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Sedide Akbulut, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Nezir Gül, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Erbaş: BM soykırımı durduramıyor

Ankara Milli Eğitim Bakanlığı MEB Şura Salonu’nda gerçekleşen konferansta konuşan Başkan Erbaş, gençlerle insanlığın derdini konuşmaktan dolayı çok mutlu olduğunu belirterek, “İnsanlığın derdini konuşacaksınız. Çünkü bizim medeniyetimiz bireysel değil, her zaman toplumsal dertleri konuşan bir medeniyettir. Çözmeye çalışan bir medeniyettir. İslam medeniyetinin gönderiliş sebebi de budur; insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak.” dedi.

“Kur’an-ı Kerim, insanlığın derdine çözümler bulmak için gönderildi”

“Kitabı, Sana insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarasın diye indirdik.” ayet-i kerimesini hatırlatan Başkan Erbaş, “Baş tacı ettiğimiz ve hayat rehberi olarak tanıdığımız Kur'an-ı Kerim, insanlığın derdine çözümler bulmak için gönderilen bir kitap.” diye konuştu.

“Dünya gençleri bekliyor”

Dünyanın soykırımlar karşısında iki yüzlü davrandığını söyleyen Başkan Erbaş, “Onun için gençler dünya sizi bekliyor. Sizleri tebrik ediyorum. Dünyanın bu iki yüzlülüğünü ancak Allah’ın ve Resulü’nün (s.a.s.) yeryüzünde iyilik yaygınlaşsın diye gönderdiği İslam medeniyetinin, adalet sistemine uygun olarak oluşturulacak bir BM dünyayı kurtarır.” ifadelerini kullandı.

“Mevcut BM soykırımın durdurulmasına katkı sağlamıyor”

Başkan Erbaş, gençlerin mutlaka Veda Hutbesi’ni devamlı olarak okuması gerektiğine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Mevcut BM dünyadaki bu kan ve gözyaşının, zulmün, soykırımın durdurulmasına katkı sağlamıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) orada bütün insanlığa şunu seslendi; ‘Ey insanlar hepiniz Adem’densiniz. Babanız bir. Adem ise topraktandır. Beyaz renkli olanın siyah renkli olana bir üstünlüğü yoktur. Siyahında beyaza bir üstünlüğü yoktur. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanda Arap’a bir üstünlüğü yoktur. Sizin en üstün olanınız; en ahlaklı olanınız, en dürüst olanınız, yaratıcımız Allah’ın istediği şekilde yaşayanınızdır. Allah indinde en üstününüz takva sahibi olanınız.”

Programa, Ankara Valisi Vasip Şahin, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Burhan İşliyen, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Dr. Ahmet İşleyen ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Başkan Erbaş: Gazze için seferber olalım

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde hutbe irad etti, ardından Cuma namazı kıldırdı.

Hutbesinin başında Kur'an-ı Kerimde anlatılan zalim topluluklardan olan "ashâbü’l-uhdûd"dan bahseden Başkan Erbaş, bugünün ashbü’l-uhdûd’unun siyonist zalimler olduğunu söyledi.

- "İşgalciler, haritalar çizse de takdir yalnızca Allah'ın"

Başkan Erbaş, "Gözü dönmüş bu caniler; Gazze’de kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlık tarihinin en acımasız katliamını gerçekleştirmektedirler. Tüm dünyaya meydan okuyarak kardeşlerimizi bir lokma ekmeğe, bir damla suya muhtaç bırakarak ölüme terk etmektedirler. Onları ya teslim olmaya ya da vatanlarını terk etmeye zorlamaktadırlar. Ancak unutulmamalıdır ki; zalimler plan kursa da, Allah onların planlarını yerle yeksan edendir. İşgalciler, haritalar çizse de takdir yalnızca Allah’a aittir." dedi.

- "Gazzeli kardeşlerimiz kazanacak"

"Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok kalabalık topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir." Ayet-i Kerimesini hatırlatan Başkan Erbaş, "Bugün de Gazze’de bir avuç mümin, siyonist zalimlere ve onları destekleyen bütün şer odaklarına karşı imanla, sabırla ve onurla direnmektedir. Evet, tarih şahittir ki Kabiller kaybetmiş Habiller kazanmıştır. Nemrutlar kaybetmiş İbrahimler kazanmıştır. Firavunlar kaybetmiş Musalar kazanmıştır. Ebu Cehiller, Ebu Lehebler kaybetmiş Hz. Muhammed Mustafa (sas) ve onun ümmeti kazanmıştır. Bugün de inşallah Gazzeli kardeşlerimiz kazanacak zalimler ve onlara destek olanlar mutlaka kaybedeceklerdir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Gazze, insanlığın onur sınavıdır"

Başkan Erbaş, Gazze'nin tüm insanlığın sınavı olduğunu vurgulayarak "Gazze, insanlığın onur sınavıdır. Dolayısıyla dini, ırkı ve rengi ne olursa olsun herkesin; bu zulme engel olması, dünyamızı huzur ve barış yurdu haline getirmek için çalışması gerekmektedir. Yoksa dünyada hiç kimse güvende olamayacaktır." dedi.

- Dünyaya çağrı

"Tarih boyunca zalimin karşısında, mazlumun yanında durmayı bir şeref bilmiş; nerede bir mazlum, nerede bir gözyaşı varsa oraya merhametini ve yardımını ulaştırmıştır" diyen Başkan Erbaş, "Bugün de milletimiz tek yumruk, yekvücut olarak muazzam bir birlik ve beraberlik içerisinde başta Gazze olmak üzere yeryüzündeki bütün mazlumların yarasını sarmak için tüm imkânlarını seferber etmektedir. 'Düşmanlarınıza karşı gücünüz yettiği kadar hazırlık yapın, kuvvet hazırlayın.' ayetini şiar edinerek ilim, bilim, teknoloji, maddi ve manevi her alanda daha da güçlü olmaktır. Birbirimize kenetlenmek, vahdeti kuşanmak, her türlü tefrikadan uzak durmaktır." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki zulme karşı dünyadaki Müslümanlara seslenerek birlik çağrısı yapan Başkan Erbaş, "Sadece dua ve yardım yetmez; zalimin ekonomisini besleyen ürünleri boykot etmek de imanımızın ve insanlığımızın gereğidir. Çünkü alışveriş tercihi sadece ticari değil, vicdani ve ahlaki bir duruştur. Unutmayalım ki, yeryüzündeki onurlu ve vicdan sahibi insanlar sayesinde zalimler mutlaka bozguna uğrayacak, inananlar mutlaka galip gelecektir." diye konuştu.

Başkan Erbaş, hutbesinin sonunda yurt genelindeki yangınlara dikkat çekerek orman yangınlarıyla mücadelede şehit olanlara rahmet diledi.

Müslümanların arasına atılmış en büyük fitne?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Üsküdar Üniversitesince NP Sağlık Yerleşkesi'nde düzenlenen "2. Al-i Beyt Mirasını Yeniden Düşünmek Sempozyumu"na katıldı. Başkan Erbaş, burada yaptığı konuşmada, İslam'ın hedeflediği toplumsal yapının düşünsel arka planını işaret etti. İbadetten ticarete, hukuktan ahlaka, aileden sosyal hayata kadar hemen her alanda pek çok örneği bulunan söz konusu kavramlardan birinin de aile mefhumuna atıfta kullanılan ehlibeyt tabiri olduğunu belirten Başkan Erbaş, şu ifadelere yer verdi: "İslam'ın ilk yıllarında gerek Peygamber Efendimiz (sas)’in gerekse diğer insanların ev halkını ifade etmek için kullanılan bu tabirin dini literatürde bir terim olarak yer bulması ise daha çok Hz. Peygamber (sas)’in ailesinin müminler nezdindeki anlam ve değeri çerçevesinde tezahür etmiştir. Böylece İslam inanç ve kültür dünyasında ehlibeyt kavramı, Peygamber Efendimiz (sas)’in mutahhar eşleri, çocukları, torunları ve diğer yakınlarından oluşan ailesinin özel ismi hüviyetini kazanmıştır." İslam'ın evrensel ilke ve değerlerinin hayata taşınması noktasında ehlibeytin örneklik misyonunun Hz. Muhammed (ss)’in vefatından sonra da devam ettiğini ifade eden Başkan Erbaş, şunları kaydetti: "Zira Allah Resulü'nün bu bağlamda Kur'an-ı Kerim'i ve ehlibeytini ashabına emanet olarak bıraktığına ve onlar hakkında dikkatli olunması gerektiğine işaret eden rivayetler vardır. Esasen medeniyet köklerimizde peygamber aşkı vardır. Peygamber Efendimizi sevmek, imanımızın ve Allah'a kulluğumuzun bir gereğidir. Allah'ın sevgisini kazanmanın ve rızasına ulaşmanın yolu, Peygamberimizi sevmekten, ona gönül vermekten, onu örnek almaktan ve onun yolunda olmaktan geçmektedir." Müslümanların Kur'an-ı Kerim'e ve sünnet-i seniyyeye sahip çıkmayı ulvi muhabbetin bir gereği olarak gördüklerine dikkati çeken Başkan Erbaş, buna karşın ehlibeyte duyulan ulvi muhabbetin tarihi süreç içinde kimileri tarafından ideolojik ve politik çıkar malzemesi yapılmasının da acı bir gerçek olduğunu vurguladı. Başkan Erbaş, Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi hadisesinin vahim çarpıtmayla istismar zemini yapılmak istendiğini belirterek, "İstisnasız bütün Müslümanların yüreğini dağlayan bu elim hadiseden hareketle yürütülen ırkçı, mezhepçi ve ideolojik tarafgirlik, Müslümanların arasına atılmış en büyük fitne ve ümmetin vahdetine, kardeşlik bilincine ve geleceğine yapılmış en ağır suikasttır.” ifadesini kullandı. Başkan Erbaş, ehlibeytin İslam ümmetinin önemli ortak paydalarından biri olduğunu anımsatarak, buna duyulan sevginin Hazreti Muhammed (sas)’e duyulan bir muhabbet olduğunu ifade etti. Sempozyuma, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rotterdam İslam Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz de katıldı.

Kur’an’a Adanmış Bir Ömür: Prof. Dr. İsmail Karaçam’a Vefa

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, geçtiğimiz günlerde vefat eden Marmara Üniversitesi (MÜ) İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Karaçam’ın ardından bir yazı kaleme aldı. 89 yaşında vefat eden hocası Karaçam’ın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getiren Erbaş, Arafat vakfesi öncesinde gıyabi cenaze namazı da kıldırmıştı. İşte Erbaş’ın Karaçam için kaleme aldığı o yazı: Arafat’ta vakfe duası öncesi gıyabi cenaze namazı kaç Müslüman’a nasip oldu acaba! Kur’an’a hizmet edeni Allah her vesileyle mükâfatlandırır. Burdur’un bir köyünde doğmuş, büyümüş, küçük yaşta hafız olmuş, imam hatip lisesinin ve Yüksek İslam Enstitüsünün ilk öğrencilerinden ve ilk hocalarından biri olan İsmail Karaçam hocamız, öncelikle Kur’an’ın doğru okunması için gösterilmesi gereken en büyük titizliği gösterirdi. “Kur’an-ı Kerim’in Faziletleri ve Okuma Kaideleri” isimli eserinde bu konuyu en ince detaylarına kadar ele almıştır. Ondan ders alan binlerce talebesi, Kur’an’ın doğru okunmasında gösterdiği titizliğin ve gayretin en yakın şahitleridir. Kur’an’ın doğru anlaşılması için “En Büyük Mucize: KUR’AN” isimli eserini yazdı. Ayrıca Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinin sadeleştirilmesi heyetinde yer aldı. Diğer bütün eserleri de Kur’an ile ilgilidir. Özetle, 90 yıllık ömrünü Kur’an’ın hıfzına, öğrenilmesine, öğretilmesine, anlatılmasına, anlaşılmasına ve yaşanmasına adadı. Yani “Hayruküm men tealleme’l-Kur’âne ve allemehû” müjdesine nail olan en hayırlılardan oldu. Marmara İlahiyat Fakültesi’nde Kur’an-ı Kerim dersimize üç yıl boyunca hep o girdi. Dersini çok sever, titizlenir, kendisinden sonra sınıfa giren öğrenciye kızar, bir daha yapmasınlar diye bazen sınıfa almaz; öğrenmeden kimseyi geçirmez, kimsenin gözünün yaşına bakmaz, dersinin hakkını fazlasıyla verirdi. Bir gün derste demişti ki: “Çocuklar! Biliyorum, bugün bana kızıyorsunuz ama ileride ‘Ben İsmail Karaçam’ın eleğinden geçtim.’ diyerek bana dua edeceksiniz.” Gerçekten de öyle oldu. Çoğumuz ondan öğrendiklerimizle öğrencilerimize Kur’an dersi anlattık. Tefsirdenx yüksek lisans ders dönemini bitirdik. Danışman atamalarını heyecanla bekliyoruz. Açıklandı, baktım benim nasibime İsmail Karaçam düşmüş. Önce korktum, heyecanlandım. “Hocayla nasıl çalışırız?” diye endişelendim. Başladık çalışmaya. Lisans döneminde nasıl titizse, lisansüstü çalışmalardaki hocalığında da aynı şekilde titizdi. Takip, tenkit, tavsiye… Üç T’yi en iyi şekilde uyguluyordu. Sonra şükretmeye başladım: “Hocadan daha çok istifade edeceğim inşallah,” dedim. Tefsir usûlü konularından biri olan “Kur’an’daki Tekrarlar” başlığı altında bir tez çalışması verdi bana. Başladım çalışmaya. Fakültedeki yoğunluğu dolayısıyla zaman bulup tezimle ilgili yazdıklarımızı birlikte müzakere edemediğimiz için Kadıköy Kızıltoprak’taki evinin adresini verdi: “Her bölümü bitirdiğinde eve gel, birlikte okuyalım,” dedi. Öyle yaptık. Bir kere, iki kere değil; defalarca evinde tezimle ilgili yazdığım bölümleri birlikte okuduk. Rahmetli eşi de bize çay, kahve yapıp büyük bir nezaket ve gönül hoşluğuyla ikram ederdi. O da öğretmendi. Öğrencinin kıymetini, ilim adamı yetiştirmenin önemini bilenlerdendi. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin, mekânı cennet olsun. Tezim bitti. Savunmamda danışmanım İsmail Karaçam ile birlikte Ali Osman Yüksel ve Mehmet Erkal hocalarımız da vardı. Üçü de dâr-ı bekâda… İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye en büyük mucize olan Kur’an kendisine gönderilen âlemlerin efendisi Hz. Muhammed Mustafa’ya komşu olsunlar inşallah. “Kur’an’daki Tekrarlar ve Hikmetleri” isimli tezimi kitaplaştırdım, Diyanet Yayınları’ndan yayınlandı. Kitabı imzalayıp İsmail Karaçam hocamıza takdim ettim. Önsözünde kendisinin bu yönlerinden bahsetmiştim. Nasıl mutlu olmuştu, nasıl içten dua ve teşekkür etmişti, anlatamam. Sakarya İlahiyat Fakültesi’nde dekan olduğum süre içerisinde kendisini davet edip Kur’an sempozyumlarında konuşturduk. Bu vesileyle birikimini ve Kur’an’ın eğitimine, öğretimine verdiği değeri anlatmasına imkan sunduk. Bundan çok mutlu olurdu. Geçen yıl buradan, Mekke’den aramış, bayramını tebrik etmiştim. Uçmuştu havalara. Bu yıl yine arayacaktım, ancak ömrü vefa etmedi. Arefe günü, Arafat’ta öğle namazının ardından vakfe duamızdan önce kendisi için gıyabi cenaze namazı kıldık. Arafat’ta cenaze namazını kıldırmak bize nasip oldu. Rabbim mekânını cennet, makamını âlî eylesin. İlahiyat fakültelerinde, imam hatip liselerinde onun gibi dersinin hakkını veren hocaların sayısını artırsın. Ne kadar da çok ihtiyacımız var onun gibi Kur’an hocalarına… İlahiyat fakültelerindeki Kur’an-ı Kerim dersi veren hocalarımız, öğrencilerine onun gibi hocalarımızı tanıtmalı. Çünkü her ilahiyat fakültesi mezunu bir şekilde ya Diyanet İşleri Başkanlığı’nda, ya imam hatip liselerinde ya da lise ve ortaokullardaki seçmeli Kur’an derslerinde Kur’an öğretimi işini yapacaktır. Öğrencilerimizi ne kadar iyi yetiştirirsek, onlar da Kur’an kursu öğreticisi, imam, müezzin gibi Diyanet’te görev yapan bir hoca ya da Millî Eğitim’de öğretmen olduklarında öğrencilerini o kadar iyi yetiştirmenin gayreti içerisinde olurlar. Mekke’den, vahyin merkezinden herkese selam ve dua ediyorum.

Erbaş: Hac ibadetini bir eğitim sürecine dönüştürmek istiyoruz

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Mekke’de Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. Mekke Din Hizmetleri Ataşeliği’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Başkan Erbaş, hac ibadetinin taşıdığı derin anlamlar ve Diyanet’in hac organizasyonuna dair detayları paylaştı. Kur’an-ı Kerim’in Mekke’de nazil olduğunu hatırlatan Başkan Erbaş, “Tarihin akışı burada istikamet buldu. İnsanlığın talihi burada değişti” ifadeleriyle Mekke’nin İslam medeniyetindeki yerini vurguladı. Erbaş, medya mensuplarına seslenerek, “İnanıyorum ki burada kaldığınız sürece İslam’ın güzelliklerini tanıtan haberler ve metinler paylaşacaksınız” dedi.  “Hac, evrensel bir kardeşlik buluşmasıdır” Erbaş, hac ibadetini sadece bir mekâna yapılan davet olmadığının altını çizerek, şöyle devam etti: “Bu davetin en temel amacı, insanları hakikatle buluşturmaktır. Bu manada hac, bir öze dönüş fırsatıdır. Bir arınma, yenilenme iklimidir. Âlemlerin rabbine yönelerek samimi tövbe, dua ve yakarışlarla ilahî affa mazhar olma; azim ve kararlılıkla kendine, özüne varma yolculuğudur. Hac, ümmet bilincini pekiştiren evrensel bir kardeşlik buluşmasıdır. Her yıl Mekke’de, Arafat’ta buluşan Müslümanlar, bütün farklılıkları ortak bir paydada buluşturan İslam kardeşliğini tüm dünyaya ilan etmektedir.” Hac yolculuğunun aynı zamanda bir eğitim süreci olduğunu hatırlatan Erbaş, her sembolün büyük manalar taşıdığını söyledi. “Hac, güzel ahlak ile diriliştir” Erbaş, haccın bir diriliş olduğuna işaret ederek, “Vahyin rehberliğinde iman ile diriliştir. Sünnetin rehberliğinde güzel ahlak ile diriliştir. Bu bilgi ve bilinç ile yapılan hac, elbette hayata çok kıymetli değerler kazandıracak, ahiretteki karşılığı ise cennet olacaktır. Çünkü Peygamber efendimiz “mebrur bir haccın karşılığı cennettir” buyurmaktadır.” şeklinde konuştu. “Vahdet şuurunu güçlendirmeye ihtiyacımız var” İnsanlığın zor bir çağa şahitlik ettiğine vurgu yapan Erbaş, “Bireysel bunalımların, toplumsal krizlerin, küresel musibetlerin kuşattığı bir hayatın içinden geçiyoruz. İşte şu anda, insanlığı içine düştüğü bunalımlardan kurtaracak ahlak ve değerlerin neşet ettiği topraklarda bulunuyoruz. Bu topraklarda, sevgili peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa tüm insanlığı cehalet ve kötülükten koruyacak büyük bir ahlak ve medeniyet inşa etmişti.” değerlendirmesinde bulundu.   Erbaş, Müslümanların İslam’ın getirdiği evrensel değerleri yeniden insanlığa sunmakla sorumlu olduğunu dile getirerek “Bunun için aynı iman, aynı heyecan, aynı umut, aynı azim ve kararlılıkla çalışmak zorundayız. Bu yüzden bugün Müslümanlar olarak vahdet şuurunu güçlendirmeye ihtiyacımız var.” diye konuştu. “Bunalımlar çağından umuda yol açmak için buna mecburuz” Müslümanlar küresel düzeyde güçlü inisiyatifler almalarının gerekliliğine dikkat çeken Erbaş, “Çevresel felaketlerden insani dramlara kadar yeryüzünü kuşatan küresel sorunların çözümü için buna mecburuz.  İslam’ın adalet ve merhamet ilkeleriyle insanlığı buluşturmak ve bunalımlar çağından umuda, sevince ve aydınlık yarınlara güçlü bir yol açmak için buna mecburuz. Tüm Müslümanlar olarak, birlik beraberlik içerisinde dünya mazlumların yanında zalimlerin karşısında olmak için buna mecburuz. Bu şuurun evrensel düzeyde güçlenmesi için hac büyük bir imkandır.” ifadelerini kullandı. “Hac ibadetini bir eğitim sürecine dönüştürmek istiyoruz” Erbaş, hacı adaylarının ibadetlerini en güzel şekilde yapabilmeleri için büyük bir gayret gösterdiklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Diyanet İşleri Başkanlığı olarak irşad, sağlık, servis başta olmak üzere birçok alanda büyük bir organizasyon yönetiyoruz. Öncelikle hac ibadetini bir eğitim ve irşat sürecine dönüştürmek istiyoruz. Bu amaçla en yetkin hocalarımızdan 71 kişilik özel bir irşat ekibimiz var. 418 kadın irşat görevlimiz var. Yine 392 kafile başkanı ve bin 840 din görevlisi hocamızla irşat faaliyeti yürütüyoruz.” şeklinde konuştu. Erbaş, yapılan eğitim ve irşad çalışmalarını Diyanet Dijitalin ürettiği içeriklerle, Diyanet TV’nin yaptığı yayınlarla ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin faaliyetleriyle daha kalıcı hale getirdiklerini söyledi. Diyanet 4091 Kişilik Kadroyla Hizmet Sunuyor Toplamda  4 bin 091 kişilik bir ekiple hacı adaylarına hizmet ettiklerini hatırlatan Erbaş, bu içerisinde sağlık alanında hizmet veren 409 kişilik bir sağlık ekibinin de bulunduğunu kaydetti. Kadın hacı adaylarının oranı %51,5 Erbaş, 2025 yılı hac organizasyonunda 84 bin 942 Türk vatandaşının hac ibadeti için kutsal topraklara geldiğini ifade ederek, “Bu sayının %51,5’i kadın, %48,5’i erkeklerden oluşuyor. Bugün itibariyle hacı adaylarımızın büyük çoğunluğu Mekke’ye intikal etti. Birkaç gün içerisinde tüm hacı adaylarımız kutsal topraklara gelmiş olacak. şeklinde konuştu. 8 hacı adayı vefat etti Bu yıl hacı adaylarının yaş ortalamasının 60 olduğunu paylaşan Erbaş, “Şu ana kadar hac için kutsal topraklarda bulunan 8 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına Rabbimizden sabr-ı cemil niyaz ediyorum.” dileklerinde bulundu. Erbaş, Arafat için hazırlıkların tamamlandığını belirterek, “Arafat çadırlarımızı klima ve halılarıyla donanımlı şekilde inşa ediyoruz. Kısa süreli kalıyor olsak da, Arafat’a hastane kuruyoruz. Yürüyemeyecek kadar hasta ve yaşlı hacılarımızın intikallerini tamamen araçla sağlıyoruz. Böylece inşallah hep beraber güzel bir şekilde hac ibadetimizi tamamlayacağız.” diye konuştu.  

Diyanet ile Suudi Arabistan arasında mutabakat zaptı imzalandı

İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığında düzenlenen törende, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ile Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı arasında “İslami İşler Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı” imzalandı. İmza töreninin ardından değerlendirmelerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Bu hayırlı ittifak, Kur’an ve sünnet rehberliğinde İslam’ın evrensel mesajını birlikte tebliğ etmeye ve merhamet, itidal ve sevgi değerlerini dünyada hakim kılmaya yönelik samimi bir iradenin tezahürüdür.” dedi. İmzalanan zaptın Suudi Arabistan ve Türkiye arasında İslami hizmetler noktasında gerçekleştirilecek ortak çalışmalara büyük bir katkı sağlayacağını belirten Başkan Erbaş, “İslami alanlarda, diyanet hizmetleri konusunda, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında çok güzel bir ittifak yaptık. İnşallah her iki ülke arasında hayırlara vesile olur. Cenabıhak, her iki ülke arasında yapmış olduğumuz bu ittifakı hayırlı uğurlu eylesin.” diye konuştu. Başkan Erbaş, başta hacı ve umreciler olmak üzere tüm Müslümanlara yönelik sağlanan hizmetlerden dolayı Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud’a, Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Suud’a, İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Dr. Abdullatif Al Şeyh’e, Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik Al-Rabia ve emeği geçen tüm yetkililere teşekkür etti. Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Dr. Abdullatif bin Abdülaziz Al Şeyh ise, imzalanan protokolden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Türkiye ile Suudi Arabistan’ın köklü tarihi ve kültürel bağlara sahip iki kardeş ülke olduğunu vurgulayan Bakan Al Şeyh, Türkiye’deki Müslümanların dini bağlılıklarının güçlü olduğunu, Avrupa’daki Türk toplumunun da dini değerlerini, örf ve adetlerini büyük bir sadakatle yaşattığını memnuniyetle gözlemlediklerini belirtti. Bakan Al Şeyh, İslam’ın sahih kaynaklara dayalı şekilde anlatılmasının, her iki ülkenin dini idareleri için ortak ve önemli bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ziyarette, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Prof. Dr. Emrullah İşler, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selim Argun, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) İSAM Başkanı Prof. Dr. Mürteza Bedir, Riyad Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Ramazan Muslu, Mekke Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Ahmet Oğuz, Büyükelçilik Müsteşarı Fatih Demir de yer aldı.

Başkan Erbaş, Suudi Bakan Abdülaziz ile görüştü

Görüşmede, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında dini hizmetler, din eğitimi, davet faaliyetleri, hac organizasyonu ve irşad hizmetleri gibi alanlarda işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Başkan Erbaş, iki ülkenin sahip olduğu ortak değerler etrafında ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkati çekti. Başkan Erbaş, hac ibadetine yönelik organizasyon ve koordinasyonun artırılması konusunda Bakan Abdülaziz ile fikir alışverişinde bulundu. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye'de yürütülen din hizmetlerinin büyüklüğüne işaret eden Başkan Erbaş, "Türkiye'de 90 bin kadar cami, 30 bin kadar Kur'an kursu var. Bu camilerde ve Kur'an hizmetlerinde çalışan 150 bin kadar hocamız var. Bütün çalışmalarımızda Kur'an ve sünnet doğrultusunda hareket etmeleri için tüm hocalarımızı eğitime tabii tutuyoruz." ifadesini kullandı. Bakan Abdülaziz de Diyanet İşleri Başkanlığının hac hizmetlerinde diğer İslam ülkelerine örnek teşkil ettiğini belirterek, ziyaretinden dolayı Başkan Erbaş'a teşekkür etti. Görüşmede, Türkiye'nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi Başkanı Murteza Bedir, Riyad Din Hizmetleri Müşaviri Ramazan Muslu ve Mekke Din Hizmetleri Ataşesi Ahmet Oğuz da hazır bulundu.

Başkan Erbaş: Kurbana dikkat çekti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul’da yenileme çalışmaları tamamlanarak ibadete açılan Gümrükçü İshak Ağa Camii'nde Cuma hutbesi verdi ve ardından Cuma namazını kıldırdı. Başkan Erbaş, hutbesinde yaklaşan Kurban Bayramı'nın önemine dikkat çekti. Hutbesinde, kurban ibadetinin İslam’da birlik, beraberlik ve kardeşliğin simgesi olduğunu vurgulayan Başkan Erbaş, Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldığını belirtti. Kurbanın; akıllı, buluğ çağına ermiş ve dinen zengin sayılan Müslümanların Allah rızası için gerçekleştirdiği önemli bir ibadet olduğunu ifade etti. - Kurban sadece bir hayvan kesmekten ibaret değildir Başkan Erbaş, kurbanın sadece bir hayvan kesmekten ibaret olmadığını, takva, vahdet ve dua anlamlarını taşıdığını dile getirdi. Kurbanın, insanın nefsiyle mücadele ederek Allah’a teslimiyetini simgelediğini, renk, dil, coğrafya ayrımı olmaksızın Müslümanları bir araya getirdiğini söyledi. Ayrıca kurbanın, yetimlerin, öksüzlerin ve ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürmek, onlara destek olmak anlamına geldiğini belirtti. - Kurban kesmek yerine yardım edilemez, kilo ile kurban caiz olmaz Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, ibadetlerin Peygamber Efendimiz’in (sas) uyguladığı şekilde yapılması gerektiğini, kurban kesmenin yerine bedelinin verilmesinin ibadet olarak kabul edilmediğini hatırlatarak şunları kaydetti: "Bir küçükbaş hayvan tek kişi tarafından kesilebilir. Bir büyükbaş hayvan ise; tamamı kurban kesme niyetini taşıyan en fazla yedi kişi tarafından kurban edilebilir. Her bir büyükbaş kurban, kendi içinde hisselere ayrılmalıdır. Bu sebepledir ki, bir hisseye birden fazla kişi ortak olamaz. Bazı organizasyonlarda olduğu gibi kurbanların kesilerek etlerinin birbirine karıştırılması, sonra da hisse sahiplerine kilo ile verilmesi caiz değildir. - Peygamber (sas) adına kurban kesmek doğru değil Kurban kesim işlemleri mutlaka bayram namazından sonra yapılmalıdır. Bayram namazından önce kesilen kurbanlar, kurban ibadeti yerine geçmez. Ayrıca bir hisseye birden fazla kişiden bağış toplanarak Peygamber Efendimiz (sas) adına kurban kesilmesi gibi bir uygulama dinimizde yoktur. Bu bir bidattir, dinimizi ve ibadetlerimizi istismar etmektir." - Vekaletle kurban kesilmesi Kurban ibadetinde esasın kişinin kendi kurbanını bulunduğu yerde kesmesi olduğunu belirten Başkan Erbaş, kendisi kesme imkanı olmayanların vekalet yoluyla kurban kestirebileceğini söyledi. Son olarak, Türkiye Diyanet Vakfı’nın yurt içinde ve yurt dışında ihtiyaç sahiplerine kurban etleri ulaştırmaya devam ettiğini vurgulayan Başkan Erbaş, vatandaşları bu iyilik seferberliğine katılmaya davet etti. Hutbesini Hac Suresi’nin 34. ayetiyle sonlandıran Başkan Erbaş, "Biz her ümmete kurban kesmeyi meşru kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. İlahınız tek bir ilahtır. O’na teslim olun. Allah’a teslim olan kimseleri müjdele." ifadelerini paylaştı.

Diyanet’ten Ali Erbaş’ın memleketine 1 milyar TL’lik tesis!

Tasarruf Tedbirleri Genelgesi kamuda yeni bina yapımı yasaklandı ama Diyanet İşleri Başkanlığı yüksek maliyetli harcamalarına devam ediyor.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın hbaeirne göre;  20 ayrı Dini İhtisas Merkezi olan Diyanet, şimdi de Ordu’da yenisini açıyor. Ordu Dini İhtisas Merkezi 1 milyar TL’ye mal olacak. Yapımı süren İzmir Dini İhtisas Merkezi için de 437.9 milyon TL ödenecek. 2024 yılında 201 milyon 885 bin TL harcanan merkezin yapımı 2025’te 236 milyon TL daha ödenerek tamamlanacak. Merkez 23 bin metrekare olacak.

Diyanet 2025’te 17 müftülük hizmet binası daha yapacak. Bu binalar için devletin kasasından 2 milyar 394 milyon 437 bin TL çıkacak. Diyanet’in İstanbul, Ankara, İzmir, Manisa, Bolu, Bursa, Yozgat, Ordu, Eskişehir, Konya, Kütahya, Şanlıurfa, Tekirdağ, Samsun, Kastamonu gibi illerde 20 adet Dini İhtisas
Merkezi bulunuyor.

❌