Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Aziz İhsan Aktaş davası: Rıza Akpolat ‘itirafçı oldu’ iddiasına ne dedi?

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin tutuklu olmak üzere 7 belediye başkanının yargılandığı davanın karar duruşmasının 27’nci günü, Silivri’de yeni inşa edilen duruşma salonunda yapılıyor.

‘İTİRAFÇI OLDUĞUM SÖYLENDİ’

Savunması devam eden Rıza Akpolat, dosya süreci boyunca yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Ağzımızdan çıkan her söze, kamuoyuna yaptığımız her açıklamaya dikkat ettik. İddianame hazırlanıp huzurunuza gelene kadar bir devlet terbiyesi içerisinde hareket ettik. Masumiyet karinemiz yok sayılmasına rağmen, gizlilik kararı olan dosyalarımız basına sızdırılmasına rağmen sustuk. Herkesin gözü önünde bana, çalışma arkadaşlarıma, aile bireylerime yapılan haksız uygulamaların hepsine mahkeme salonunda cevap verdik, duyurduk. Tabii kolay olmadı. Her sabah yeni bir operasyonla uyanıp ve detaylarını belli basın mecralarından öğrendiğimiz bir süreci yaşadık. Bu ülkenin, bu toprakların adalet duygusuna olan inancımla yarın yöneteceğimiz kurumları itibarsızlaştırmamak için sustum. Önce itirafçı olduğumuz söylendi. Sonra iddianame çıktığında bakıldı ki böyle bir şey yok. Günlerce televizyonlarda konuşuldu, ‘40 sayfa itiraf yazdı. Onu yaptı, bunu yaptı’. İddianame bir çıktı. Ben hep sustum. Sustum. Sustum. Sustum… İddianame çıktı. Böyle bir şey olmadığı ortaya çıkınca bir açıklama yapmak zorunda kaldım ki tek yaptığım açıklama bu kötü dedikoduya karşıydı, bugüne kadar bunca suçlamanın içinde.

‘YALANLA İKNA ETMEK ZORUNDALAR’

Çünkü o benim siyasi tarafıma dokunduğu için ona bir şey söylemem gerekiyordu. Sonra ne oldu? Bu olmayınca ikinci bir yalan ortaya atıldı. Ne dediler? ‘Rıza Akpolat aslında iki kere savcıya gitti Çağlayan’a. İki tane ifade yazdı. Altını imzalamadı. Üçüncüsünde de gittiğinde savcı istemedi. Geri gönderdi’. Çok güzel. Bu yalan da ortaya çıktı. Nasıl çıktı? Ben 17 Ocak 2025 tarihinde Marmara Kapalıya Ceza İnfaz Kurumu’na gelmişim. 18 Ocak’ta revire çıkmışım. Bir de bir kere tutukluluk incelemesine çıkmışım. Onun dışında ne tutukluluk incelemesine ne de yerleşkeden dışarı çıkmışım. Ne zamana kadar? 6 Ocak 2026’daki İstanbul İl Kongresi davasına kadar. Böyle bir şeyin doğru olmadığı ortaya çıkınca ne dediler bu sefer? ‘Rıza Akpolat bize avukat yolladı. Suçu Ali Rıza Yılmaz’ın, Alican Abacı’nın üzerine atmamızı söyledi’. Yılmaz burada. Benim yol arkadaşım, abim, yıllardır beraberiz. Avukatlarımız burada. O bahsi geçen avukatlar da burada. Böyle bir şey olabilir mi? Niye? Yalan üretmek zorundalar, birilerini ikna etmek zorundalar. İhanet etmişler çünkü.

‘MAHALLE DEDİKODUSU YAPMIYORUM’

Şimdi o da ortaya çıkmadı. Bir de mantık hatası var. Şimdi mantıken ne olması gerekir? Benim birinin üzerine suç atarak çıkabileceğim düşünmem hayatın doğal akışına aykırı. Çünkü bu yapılan operasyonların tamamı siyasilere, başkanlara yapılmış operasyonlar. Bir başkan yardımcısına, bir müdüre ya da bir ihale komisyonu üyesine suç atarak buradan çıkmam mümkün mü? Ne olur? Demek ki o insanlar benden daha önemli insanlar, aslında konu ben değilim; konu onlar. Bana da diyorlar ki ‘Bunların üzerine iftira at, çık’. Bana şunu söylediler. Burada huzurunuzda söyledim. ‘CHP’nin 38. kurultayıyla ilgili konuş, çık. Beşiktaş dosyasını temizleyelim’. Böyle şeyler söylendi. Sorsaydınız kimlerin söylediğini de söylerdim. Ben mahalle dedikodusu yapmıyorum. Basına da demeç veriyorum. Ben her şeyi huzurunuzda söyleyeceğime dair söz verdim. Bütün demeçlerimi de burada huzurunuzda veriyorum. Çünkü burası adaletin huzuru ve sayın savcı da burada.

‘İRADELERİ SAKATLANDI’

Bir şeyin soruşturması açılacaksa bunu bana çok rahat sorabilir. Ben de kimlerin bana geldiğini burada çok net söyleyebilirim. Bütün bu anlattıklarım teknik savunmalar, hukuki savunmalar bir kenara bırakılıp ‘Kim bunu söyledi? Bunu açıklaması gerekir’. Ben dediğim gibi burada söyledim. Burada sorulursa burada cevabını söylerim. Bunun dışında söyleyeceğim bir yer yok. Ben cezaevindeyim, tutukluyum, kısıtlıyım. Adam 15 senedir yanımda. İhanet etmiş. Bir şey söylemesi lazım. Adam soruyor, ‘Nasıl yaptın’. ‘Senin bilmediğin şeyler var’ deyip o an aklına ne geliyorsa… Günün sonunda aslında ben bunlara ağır laf söylemedim. Savunmamda çıktım dedim ki bu çocuklar, bu arkadaşlar itirafçı oldular. Bunların iradeleri sakatlandı. Tehdit edildi. Kiminin işte eşi, babası, teyzesi, eniştesi gözaltına alındı. Ötekinin eşi doğum yapacaktı bir hafta sonra. Ötekinin işte özel bir çocuğu var. Ötekini Iğdır Cezaevi’ne yollayacaklar bilmem ne… Ben bunları duyuyorum. Hepsini biliyorum. Onlar da benim bildiğimi biliyorlar. Hâlen devam ediyorlar. Keşke otursalar, devam ettirmeseler. Yaptınız bari oturun.”

İTİRAFÇILARA TEPKİ GÖSTERDİ

İtirafçı olarak ifade veren sanıklara tepki gösteren Akpolat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben ilk savunmamı yaptığım gün burada savunmadan önce dışarı çıkarken iki kadın arkadaş gözümün içine bakamadı. Ben onu söyledim. Dedim ki ya gözümün içine bakamıyor. Üzüldüm çünkü kardeşim kadar sevdiğim insanlar. Onu söyledim. Ondan sonra bir baktım, hepsi buraya dizilmiş. Böyle gözümün içine bakıyorlar. Anladım ki bu arkadaşlar yaptıkları şeyin arkasındalar. O yüzden ilk savunmamdaki bazı şeyleri geri almak istiyorum. İfade değiştiriyorum. Bu arkadaşlar kendi iradeleriyle itirafçı olmuşlar. Yarın öbür gün ‘Bize baskı yaptılar. Biz o yüzden itirafçı olduk’ diyemeyecekler. Tarihe ve kayıtlara böyle geçmesini istiyorum. ‘Babam, teyzem, eniştem, kız kardeşim, eşim alındı. Ben o yüzden itirafçı oldum’ diyen arkadaş meğer onun için olmamış. Şahsiyet meselesiymiş. Kendiliğinden gitmiş itirafçı olmuş. Eşi bir hafta sonra doğum yapacak arkadaş da kendiliğinden gitmiş ifade vermiş. Hepsi için aynı şeyi söyleyebilirim. Burada dedim ki Aziz İhsan Aktaş’la Mustafa Mutlu, aynı anda ifadeye alındı. Ben onlara hiçbir şey demedim ki. Onlara bir kumpas kuruldu orada. Konkordato tehdidiyle, Aziz İhsan Aktaş malıyla canıyla belki de bizim bilmediğimiz birçok şeyle tehdit edildi. İtirafçı hâline getirildi. Mustafa Mutlu ile aynı anda odaya alındı. Orada hukuka aykırı bir işlem yapıldı ve bütün iş öyle başladı.

‘AKTAŞ, ‘RÜŞVET ANLAŞMASI YAPMADIM’ DEDİ’

Onlar Ozan İş’i verdi. Ozan İş onu görünce Alican Abacı’yı verdi. Alican Abacı, Emirhan Akçadağ’ı verdi. Günün sonunda birbirlerine girdiler. Hepsi bizimle ilgili konuşmaya başladılar. Sonra ne oldu? A kişisi, B kişisini verdi. B kişisi, A kişisini verdi. Üçer kez birbirlerinin aleyhine ifade vermişler. Geldiler buraya, birbirleriyle ilgili bir cümle etmediler. Siz de doğal olarak sordunuz. Çünkü dışarıdalar, özgürler. Anlaşmışlar birbirleriyle. Birlikte gelip gidiyorlar zaten. Ne oldu o kadar ifade? Şimdi bana sormuş avukatı, ‘Aziz İhsan Aktaş’la Rıza Akpolat, hiç birbirlerinin aleyhine bir şey söylemedi’. Ne zaman söyledi ki? Bu dosyanın başından beri ifadelerimiz ortada. Tutuklandığımız günden bugüne Aziz İhsan Aktaş’la ilgili benim söylediğim, bugün söylediklerimin dışında herhangi bir şey var mı ya da onun benimle ilgili bugüne kadar söylediklerinin dışında bir şey var mı? O itirafçı olduktan sonra söylediklerini söylemiyorum. O günden sonra da söylediği şeyi burada devam ettirdi. Kaldı ki kendisi burada çıktı. Dedi ki ‘Ben avukatları sormadan söyleyeyim. Ben Rıza Akpolat’la rüşvet ilişkisi falan içerisine girmedim. Rüşvet pazarlığı yapmadım. Rüşvet anlaşması yapmadım’ diye kendisi söyledi.” (ANKA)

Rıza Akpolat’ın avukatından açıklama

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın avukatı Görkem Gökçe, Akpolat’ın tutuklanma sürecine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ANKA’nın haberine göre Gökçe, şunları kaydetti:

”Müvekkilimiz Sayın Rıza Akpolat, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ifadesini vermek üzere çağrılabilecekken, değerli babasının hastalığı nedeniyle gittiği Balıkesir’de hakkında hukuka aykırı şekilde yakalama işlemi icra edilmiş, ardından tam dört gün boyunca Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınmadan gözaltında tutulmuş, en sonunda da Sulh Ceza Hâkimliği tarafından hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmasına karar verilmiştir.

‘MASUMİYET KARİNESİ VE LEKELENMEME VE ADİL YARGILANMA HAKKI ZEDELENMİŞTİR’

Bu süreçte dosya içeriği müvekkilimizden ve müdafileri olarak bizlerden gizlenmesine rağmen, kimi basın yayın organlarında dosya içeriği ile ilgili bilgi ve belgelerin yayınlandığı görülmüş, bu suretle müvekkilin kamuoyu nezdinde peşinen mahkûm edilmeye çalışılarak ceza hukukunun en önemli güvencelerinden masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ihlal edilmiş, adil yargılanma hakkı zedelenmiştir. Bu çerçevede bazı basın yayın organlarınca bütünlükten koparılmış birtakım iddialar, bilgiler ve tek taraflı yayınlarla kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşturarak yargı sürecinin etkilenmeye çalışıldığı müşahede edilmiş olup bu haksız tutum ve davranışların özgür ve tarafsız basının haber verme hakkı ile telifinin mümkün olmadığı tartışmadan varestedir.

‘SUÇLAMALAR HİÇBİR SOMUT DELİLE DAYANMIYOR’

Gerçekte ise müvekkilimiz Sayın Rıza Akpolat’a yöneltilen suçlamaların tamamen soyut, dayanaksız ve afaki olduğu, hiçbir somut delile dayanmadığı, yürütülen soruşturma sürecinde de pek çok hukuka aykırı işlemin cari olduğu hususları müvekkilimizin nihayet dört gün sonra ifadesinin alınması ile birlikte anlaşılmıştır. Rekor bir oy oranı ile seçilerek göreve başlayan, toplumda saygın ve itibar sahibi, başarılı bir belediye başkanı olan müvekkilin güya bir örgüt üyesi olduğu, üstelik bu örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen kişiden güya rüşvet aldığı gibi fiilen, aklen ve hukuken ciddiye alınması dahi imkansız isnatların dile getirilmesi elbette hukuken kabul edilebilir olmaktan uzaktır.

‘AFAKİ İDDİALARLA HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKILMASI…’

Müvekkilin aleyhine somut delil bulunmamasına rağmen bu derece afaki iddialarla hürriyetinden yoksun bırakılmasının en temel hak ve özgürlüklerden olan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiği şüphesizdir. Tüm bu gerçeklere rağmen müvekkilin basmakalıp gerekçelerle tutuklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olup, bir an evvel serbest kalıp görevine dönmesi için gerekli tüm hukuki yolları işleteceğimizi kamuoyuna saygılarımızla bildiririm.”

 

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Siyasi mafyalığa soyundu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi tutukluları Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyareti sonrası Bakırköy Cezaevi önünde açıklama yaptı.

CHP lideri Özel burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat’ın tutukluluğuna ilişkin söylediği ‘turbun büyüğü heybede’ sözlerine yanıt verdi.

Özel, Erdoğan için “siyasi mafyalığa soyunmuş durumda” ifadesini kullanıp “oyuna gelmeyeceğiz” dedi.

‘MAFYAVARİ BİR ŞEKİLDE BİZİ TEHDİT EDİYOR’

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in tutukluluğunun 999. günü, yarın bininci günü olacak. Dün Boğaziçi eylemlerinin bininci günüydü. Yarın aynı zamanda Hrant Dink’in katledilişinin yıl dönümü. Her gün başka felaketlerin yıl dönümleriyle uyanıyoruz. Bir yandan İstanbul Barosu’na kayyum atanıyor, bir yandan Beşiktaş Belediyesi’ne siyasi darbe girişimi var.

Öbür tarafta sayın Erdoğan turp peşinde. Mafyavari şekilde bizi tehdit ediyor. Ona sadece şunu söyleyebiliriz. Turplar büyüdükçe endişe artıyorsa turpun büyüğü sandıkta. Korkmuyorsan sandığa gel. Biz CHP olarak, olmamız gereken her yerdeyiz. Dünyanın en büyük barosunun arkasındayız. Mücadelenin bir bütün olarak verilmesi gerektiğinin farkındayız. CHP hem kararlı, hem güçlü, hem de milletin kendine verdiği vazifenin farkında.

‘OYUNA GELMEME OYUNUNA DA GELMEYECEĞİZ’

Oyuna gelmeyeceğiz ama hiç heveslenme, senin oyuna gelmeme oyununa da gelmeyeceğiz. Sen benim ne demek istediğimi anldın. İçerideki arkadaşlarımızın moralleri ve sağlıkları çok iyi. İçeriye girerkenki gibi dimdik çıkacaklarından eminiz. Gezi davası, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar gereği uymak zorunda olduğu AİHM kararlarına göre de, AYM kararlaınra göre de, milletin vicdanına göre de hukuksuzdur. Bizim yerimize içeride yatmaktadırlar. Geziyi destekleyen on milyonlarca kadın adına burada iki kadın yatıyor. Tayfun Kahraman parti üyesi, benim adıma yatıyor.

‘ARTIK BAMBAŞKA BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ’

Beşine de hepimiz sahip çıkıyoruz. Ben de gezideydim. Davaları bu kadar davamızdır. Buradaki arkadaşların şiddetle hiçbir ilgisi yok. Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olmak yerine demokrasisi sıfırlanan bir ülke olması ne zarar veriyor bir de onu hesaplayın. Bu iş fazla uzadı. Her seferinde dünya 5’ten büyüktür diyen kişiye Türkiye’nin bir kişiden büyük olduğunu söylemek lazım. O kadar da uzun boylu değil. Artık bambaşka bir sürecin içindeyiz ve o süreç bu kötülükten Türkiye’yi kurtarma sürecidir. İktidarı devretmeye hazırlansın.”

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Partisinin Konya 8. olağan il kongresinde açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin mesajlar verdi.

Erdoğan, “Yargıya parmak sallayarak, bağırıp çağırarak, yargı mensuplarını baskı altına alarak hiçbir netice elde edemezsiniz. Sağa sola sataşmaktan vazgeçin. Biz işte buradayız. Gelin millet önünde kara kaplı defterleri ortaya serelim. Bakalım kimin yüzü kızaracak kim yüzü ak çıkacak. Özel harami arayacağına yanındaki yöresindeki şahıslara baksın. Dosyalardaki iddialara verecekleri cevapları olmadığı için sürekli topu taca atıyorlar. Çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyüğü heybede” dedi.

İlişkili Haber
thumbnail

Erdoğan ‘Rıza Akpolat’ mesajında neyi ima etti? ‘Daha turpların büyükleri heybede’

Haberi görüntüle

💾

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi tutukluları Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyareti sonrası Bakırköy Cezaevi önünde açıklama yaptı.
❌