❌

Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Transatlantik: Trump’ın ara seçim endişesi | Gözler Yemen’de

Transatlantik'te Trump’ın ara seçim endişesi ve Yemen’de tırmanan gerilimin bölgesel sonuçları değerlendirildi.

Transatlantik: Trump’ın ara seçim endişesi | Gözler Yemen’de Medyascope

💾

Transatlantik'te Trump’ın ara seçim endişesi ve Yemen’de tırmanan gerilimin bölgesel sonuçları değerlendirildi.

Husiler-Suudi savaşı: Riyad Havalimanı yine vuruldu

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, 12 kişinin öldüğü saldırıdan bir gün sonra yeniden vuruldu. Bölgede neler oluyor?

Husiler-Suudi savaşı: Riyad Havalimanı yine vuruldu Medyascope

CVP’den ‘Suudi Arabistan’ tepkisi: Türk askerine emperyalizmin yol temizliği yaptırılamaz

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) “Mekke Savunma İşbirliği Anlaşması”na ilişkin açıklama yaptı.

Anlaşmaya tepki gösterilen mesajda şu ifadeler yer aldı:

“TÜRK ASKERİNE EMPERYALİZMİN YOL TEMİZLİĞİ YAPTIRILAMAZ!

Mekke’nin adını kullanarak Türk milletini bizim olmayan bir savaşa sürükleyemezsiniz! Bu milletin inancını, alın terini, evlatlarının hayatını emperyalizmin ve siyonizmin çıkarlarına hizmet eden savaş hesaplarının içine koyamazsınız.

“Teknik destek” diyorsunuz. Herhangi bir şekilde bu savaşa destek verdiğinizde Türkiye’yi doğacak çatışmanın içine çekebilir ve hedef ülke haline getirebilirsiniz. Mehmetçiğin canını hiçe sayan bu kararların hesabını Türk milletine vereceksiniz!

‘MEHMETÇİĞİN CANI SUUDİ SARAYLARININ GÜVENLİK HESAPLARINA TEMİNAT YAPILAMAZ’

Çiftçinin tarlada, madencinin yerin altında, öğretmenin sınıfta, doktorun hastanede verdiği emeğe bakın. Esnafın siftah derdine, emeklinin ay sonunu getirme mücadelesine bakın. Bu insanların alın teriyle oluşan kamu kaynaklarını kimin için harcıyorsunuz? Türk milletinin sofrasından eksilen lokmayı emperyalizmin, NATO’nun, İsrail’in ve Suudi yönetiminin savaş hesaplarına ayıramazsınız. Türk ordusunun gücü Türk vatanını savunmak için kullanılmalıdır. Mehmetçiğin canı, Suudi saraylarının güvenlik hesaplarına teminat yapılamaz.

İran’da çocuk ve sivil demeden yüzlerce yerleşim yerini bombalayan ve binlerce sivili katlederek açıkça savaş suçu işleyen Abd ve Gazze’de onbinlerce çocuğu katlederek yüzyılın soykırımını yapan suç ortağı İsrail hem Hürmüz hem de Babülmendep Boğazlarındaki seyrüsefer yeteneğini kaybetti. Emperyalist işgal girişimine karşı vatan savunması yapan komşumuz İran’ın Basra Körfezi’ndeki hakimiyeti ve ardından Yemen halkının Kızıldeniz girişinde elde ettiği stratejik başarı Emperyalizm ve Siyonizmin bölgemizdeki kirli emellerini suya düşürmüştür.

‘İSRAİL’E BÜYÜK DARBE VURAN YEMEN HALKI…’

Bu gelişmelerin hemen ardından kamuoyunun onayı alınmadan alelacele girişilen ittifak gerçekte kime hizmet etmektedir? Tam da bugünlerde antlaşmanın odağında Babülmendep’i kontrol ederek İsrail’e büyük darbe vuran Yemen halkı bulunmaktadır. Suudi Arabistan’ın maddi kayıpları gerekçe gösterilerek Yemen hedef haline getirilmektedir. Peki o halde soruyoruz: Bugüne kadar Türkiye’ye yapılan saldırılarda Suudi Arabistan ülkemizi ne zaman desteklemiştir? Karadeniz’deki drone saldırıları nedeniyle hayatını kaybeden onlarca vatandaşımızı korumayı neden hiç düşünmediniz? Türk vatandaşlarının canı sizin için Suudi Arabistan’ın maddi kayıplarından daha mı değersizdir? Bu ittifak Karadeniz’de batırılan Türk gemilerinin güvenliğini sağlamayı neden hiç gündeme almamaktadır? Abd/İsrail gemileri Kızıldeniz’e giremediği için mi ortak tehdit bugün her türlü kuşatmaya ve zorluğa rağmen direnişiyle dünyanın takdirini kazanmış Yemen halkıdır?

‘ABD, YEMENLİLERİN ELİNDEN ALINMASINI TALEP ETMİŞTİR…’

İsrail adına lobi faaliyetleri yürüten AIPAC’tan yüzbinlerce dolar bağış alan, ABD Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson sosyal medya hesabından Mekke İttifakı ülkelerini defalarca Yemen’e karşı askeri müdahaleye davet etmiş ve Babülmendep Boğazının ABD/ İsrail gemilerini geçirmeyen Yemenlilerin elinden alınmasını talep etmiştir. Tüm bu yaşananlar ortadayken soykırımcı İsrail’in çıkarları için ülkemizin tehlikeli bir maceraya sürüklenmesi kabul edilemez.

‘İSRAİL’İN KİRLİ PLANLARINA ÜLKEMİZ ASLA VE ASLA ORTAK EDİLMEMELİDİR’

Son yaşanan gelişmeler göstermektedir ki haydut devlet Abd’nin dünya egemenliği artık sona ermiştir. Yüzlerce savaş suçu işlemiş, insanlık tarihine büyük yıkımlarla ve katliamlarla geçmiş bu ülkenin ve suç ortağı soykırımcı İsrail’in kirli planlarına ülkemiz asla ve asla ortak edilmemelidir. Emperyalizm ve Siyonizmin bölgemizi kana bulayan işgal girişimlerine karşı İran ve Yemen’in direnişi tüm dünyaya ve mazlum milletlere örnek olmuştur. Jeopolitik açıdan dünyada büyük değişimlerin yaşandığı bugünlerde ülkemize tarihi bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye, asla ve asla aktif bir çatışmanın tarafı olmamalıdır. Suudi Arabistan ve Yemenliler arasında barışı sağlamak ve bölgeyi istikrarlı hale getirmeye yönelik diplomasi geliştirmelidir

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak açıkça talep ediyoruz: Mekke Anlaşması’ndan ve NATO’dan çıkmak ve Türkiye’de bulunan yabancı ordu mensuplarını sınırdışı edip, Türkiye’yi olası bir bölgesel savaşa bağlayacak askeri taahhütlerden vazgeçmek bir zorunluluktur!

Türkiye komşu ülkelerin egemenliğini ve emperyalizme karşı mücadele veren mazlum milletlerin özgürlüğünü savunmalı ve bölge ülkeleri birbirine kırdıran her türlü girişime karşı durmalıdır.

Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!”

TÜRK ASKERİNE EMPERYALİZMİN YOL TEMİZLİĞİ YAPTIRILAMAZ! https://t.co/MjbEgKMnth

— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) October 10, 2026

Hakan Fidan’dan ‘Mekke Anlaşması’ mesajı: ‘Türkiye asker gönderip saldırı yapmayacak’

Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban ile bakanlıktaki görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Fidan, Orban ile çok verimli bir toplantı yaptıklarını belirterek, toplantının stratejik ortaklığı daha da güçlendirme istikametinde önemli bir adım teşkil ettiğini söyledi. Fidan, “Gelecek sene Macaristan’da gerçekleştireceğimiz bir yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi toplantısı var. Bunun hazırlıklarını da gözden geçirme imkanımız oldu. Hedefimiz, 2025 yılında 5 milyar doları aşan ikili ticaret hacmimizi gayretli bir çalışmayla 10 milyar dolar seviyesine taşımak. Bunun için neler yapılabilir, bunu tekrar gözden geçirdik” dedi.

‘MACARİSTAN’DAKİ NATO İLERİ KARA KUVVETLERİNE KATKIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ’

Fidan, ticaret bakanlarının bugün kendi aralarında video konferans gerçekleştirdiklerine değinen Fidan, “Ayrıca, savunma sanayi alanındaki iş birliğimizi de daha ileri taşımak için çalışıyoruz kendileriyle. Ortak üretim ve teknoloji geliştirme projelerinde birtakım mesafeler kat edildi. Bunlar daha ileri nasıl taşınır, bunun da arayışı içerisindeyiz. Savunma inovasyonu alanında oluşturduğumuz çalışma grubu da bu alanda somut çalışmalar yürütmekte. Bu vesileyle müttefikimiz Macaristan’daki NATO İleri Kara Kuvvetlerine katkı sağlamayı sürdüreceğimizi de ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Fidan, enerji, ulaştırma ve bağlantısallık konularına da özel önem verdiklerini vurgulayarak, Türkiye’nin Macaristan’ı konuda önemli bir ortak olarak gördüğünü söyledi. Fidan, “Doğal gaz ve yenilenebilir enerji alanlarında yeni iş birliği projeleri üzerinde çalışmaktayız. Bu hususları enerji bakanlarımız çok detaylı biçimde kendi aralarında görüşüyorlar. Müteahhitlik firmalarımız Macaristan’daki büyük ölçekli yabancı yatırımlarda roller üstleniyor. Yeni hükümet döneminde de bu türden rollerin devam etmesi konusunda genel fikir birliği oluştu. Buna ilaveten, Türk ürünlerinin Avrupa’ya taşınması bağlamında Macaristan kritik bir rota teşkil etmekte. Bilim, teknoloji, eğitim, kültür ve turizm alanlarındaki ortak faaliyetlerimizi de ilişkilerimizin geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN ÜYELİK SÜRECİ AB ÜLKELERİNİN İÇ SİYASİ TARTIŞMALARINA KURBAN EDİLMEMELİ’

Macaristan’ın Türk dünyasıyla sahip olduğu tarihi ve kültürel bağların son derece önemli olduğunu ve Macaristan’ın gözlemci üye olarak Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki mevcudiyetini kıymetli bulduklarını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın mevkidaşımla Türkiye-AB ilişkileri ile güncel bölgesel ve uluslararası meseleleri ele alma imkanımız oldu. Türkiye-AB ilişkileri iki taraf için de kritik önem taşımakta. Genişleme sürecinin adil ve kapsayıcı olması gerektiğini her fırsatta gündeme getiriyoruz. Türkiye’nin üyelik süreci AB üyesi ülkelerin iç siyasi tartışmalarına kurban edilmemelidir diye de vurguluyoruz. Bu bağlamda Macaristan’ın liyakat temelli yaklaşımını ve Türkiye’ye verdiği geleneksel desteği de kıymetli buluyoruz.

Diğer taraftan, Avrupa’nın güvenliği Türkiye’nin güvenliğinden, ülkemizin imkan ve kabiliyetlerinden bağımsız düşünülemez fikrindeyiz. Bu gerçekliğin ortak güvenlik politikalarına daha güçlü şekilde yansıması gerektiğini tekrar etmek istiyorum. Güvenlik politikalarında kalıcı yaklaşımlara gitmeden önce, bu tartışmaların çok nitelikli yapılması gerekiyor. Aksi takdirde çok geç olabilir.”

‘TÜRK BAYRAKLI, SAHİPLİ, PERSONELLİ GEMİLERİN ETKİLENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ’

Bakan Fidan, Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaşı da görüşmede ele aldıklarını söyledi. Ukrayna’daki savaşın bölgesel ve küresel istikrara yönelik tehditlerden biri olmaya devam ettiğini belirten Fidan, başından bu yana çatışmaların Karadeniz’e sirayet etmemesini sağlamak için çalıştıklarını vurguladı. Fidan, şöyle devam etti:

“Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulamamız ve Karadeniz Tahıl Girişimi bu yaklaşımımızın somut örneklerinden oldu. Bugün ise savaşın Karadeniz’e yayılmakta olduğunu görmekteyiz. Sivil gemilere yönelik artan saldırılar bölgemizdeki can, mal, seyir ve çevre güvenliğine ciddi tehdit oluşturmakta. Karadeniz’in yeni bir çatışma cephesine dönüşmesine, bölge ülkeleri olarak, uluslararası toplum olarak asla izin vermememiz gerekiyor. Ama maalesef gördüğünüz gibi bütün cephelerde savaş yaygınlaştıkça etkisini Karadeniz’de de gösteriyor.

Bu konudaki uyarılarımızı, değerlendirmelerimizi ve çözüm önerilerimizi her iki tarafa da yapmaktayız. Ama şu anda, kışa girmeden hemen önce iki taraf da birbirlerine belli bir askeri üstünlük sağlamak için muazzam bir saldırı içerisindeler. Bu, Karadeniz’deki seyir sefer güvenliğini ciddi şekilde etkiliyor. Özellikle Türk bayraklı, Türk sahipli, Türk personelli gemilerin de bundan etkilendiğini görüyoruz. Bunun tabii diğer ülkelerin gemileriyle beraber, vatandaşlarıyla beraber durması için elimizden geleni yapıyoruz. Sadece olan gemilere karşı olmuyor. Gemilerin taşıdığı, özellikle tahılın uluslararası piyasalara ulaşamamasından dolayı, başta Afrika olmak üzere, birçok ülkede gıda güvenliği ile ilgili sorunların oluştuğunu görüyoruz. Bunu da önlemek gerekiyor.”

“GÜMRÜK BİRLİĞİ YENİLENMELİ”

Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Orban ise ülkesinin dış ilişkilerinde Türkiye’nin çok önemli bir yer kapladığını belirtti. Görüşmede enerji, savunma sanayi ve yasa dışı göç konularını ele aldıklarını aktaran Orban, “Teknik iş birliğini arttırmaya karar verdik. Stratejik ortağımız Türkiye ile yüksek düzey stratejik iş birliği toplantılarımızı seneye Macaristan’da gerçekleştireceğiz” dedi.

“Türkiye’nin bütün Avrupa için seçkin öneme sahip olduğunu” söyleyen Orban, ülkeler arasındaki ticaret hacminin 5 milyar doları aşmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi. Türkiye-AB ilişkilerine sadece ekonomik açıdan bakmadıklarını söyleyen Orban, “AB-Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin yenilenmesi gerekmekte. Macaristan bunu da tamamen desteklemektedir. Türk yatırımcıları Macar ekonomisine güven duymaktadır. Türkiye’den giderek daha fazla alanda yatırımcı gelmektedir. İster gıda, ister üretim, ister savunma sanayinde olsun, birçok alanda iş imkanı bulmaktadır ve bu arada bu da Türk girişimcilerin rekabet gücünü artırmaktadır. Enerji açısından Türkiye çok önemlidir. TürkAkım üzerinden doğal gaz arz tedariği sağlanmaktadır” diye konuştu.

Macar Silahlı Kuvvetlerinn Türkiye’den son derece modern savunma sanayi ürünleri sağladığını söyleyen Orban, iki ülkenin savunma sanayi inovasyonu konusunda diyaloglarının ilerlediğini belirtti. Ankara ve Budapeşte arasında doğrudan uçuşların başladığını hatırlatan Orban, ulaştırma iş birliğinin daha da güçlenecektiğini umut ettiklerini söyledi. Orban, “İkili havacılık anlaşmasını artık Macar Meclisi onayladı. Bunun yürürlüğe girmesiyle hava trafiği daha da artacaktır ve pratikte de biraz daha yaklaşacağız halklarımızla” dedi.

Orban, göç alanında Türkiye’nin girişimleri sayesinde birçok krizin çözümüne katkıda bulunulduğunu dile getirerek, sadece ikili değil, uluslararası alanda da çok uluslu faaliyetlerde de çok önemli çalışmalar olduğunu, NATO çerçevesindeki iş birliğine de önem verdiklerini ifade etti.

‘TÜRKİYE BAŞKA BİR ÜLKENİN TOPRAĞINA ASKER GÖNDERİP SALDIRI YAPMAYACAK’

Ortak açıklamanın ardından iki bakan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fidan, Mekke Ortak Savunma İttifakı ile ilgili soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

“5 Ekim’de Riyad’da Olağanüstü Stratejik Siyasi Askeri Komite Toplantısı’na katıldık. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımızla beraber, biliyorsunuz bu üç makam aynı zamanda anlaşma gereği Stratejik, Siyasi ve Askeri Komite’nin üyelerini teşkil etmekte. Diğer ülkelerden de Pakistan ve Suudi Arabistan’dan da muhataplarımız bu düzeyde katıldılar. Olağanüstü toplantıya katılmamızın ana nedenleri arasında özellikle Suudi Arabistan’ın maruz kaldığı saldırıların görüşülmesiydi ve diğer taraftan alınması gereken kurumsallaşma ile ilgili birtakım ciddi kararlar vardı. Alt heyetlerimizin devam ettirdiği çalışmalar vardı. Özellikle askeri karar yeri yapısı, sekreteryanın durumu, yeni sekreteryanın atanması gibi başlıca konular, kurumsallaşmayla ilgili maddeler arasındaydı. Bunlara ilişkin oylamalarımızı yaptık. Kararlarımızı aldık. Bunlar hızlıca hayata geçiyor.

Şunu da memnuniyetle ifade etmek gerekiyor ki, anlaşma imzalanalı çok az olmasına rağmen geçen süre, kurumsallaşma ve pratik adımlar çok hızlı bir şekilde atılıyor. Taraflar bu konuda ciddi olduklarını, somut sonuçlar görmek istediklerini ortaya koydukları iradeyle göstermiş oluyorlar.

Diğer taraftan, tabii özellikle Yemen’den yapılan saldırılara yönelik, Türkiye savunmaya ne türden katkıda bulunabilir, Pakistan’la beraber bunların da teknik değerlendirmeleri yapılıyor. Bu değerlendirmeler askeri yetkililerimiz arasında devam etmekte. Savunmaya yönelik ne türden yardımlar yapılabilir, özellikle hava savunması, elektronik harp başta olmak üzere diğer teknik konularda nasıl yardım yapılabilir, bunlarla ilgili çalışmalar devam ediyor. Askeri komiteler çalışıyor. Yani burada zaman zaman ortaya konan ucuz siyasal retoriklerin gerçeklikle örtüşmediğini de ifade etmek istiyorum. Zaten arazide, Yemen’de, Yemen meşru hükümet güçleri mevcut mücadeleyi devam ettirmekte ve Suudi Arabistan onlara destek veriyor.

Ama diğer taraftan da olayın barışla, diyalogla çözülmesi için biz elimizden geleni de yapıyoruz. Bu konuda Suudi Arabistan’ın yapıcı desteği var. Ama bunun adı bir savunma anlaşması. Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman, siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye başka bir ülkenin toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak. Savunma anlaşması, Suudi Arabistan’da şu anda yaptığımız yardımların neticesi olarak, iş birliğinin neticesi olarak bir savunma iş birliği oluşturuyoruz. Bu iş birliği evrilen bir iş birliği. Askeri heyetlerimizin çalışarak alacakları kararlarla operasyon alanında ne türden savunma tedbirlerine ihtiyaç var. Pakistan ne türden katkılar yapabilir, Türkiye ne türden katkılar yapabilir, Suudi Arabistan’ın zaten büyük bir askeri teçhizat altyapısı var. Yıllar içerisinde temin ettiği, tedarik ettiği, yüksek miktarda teçhizatı, silahı, savunma unsurları var. Ama tabii ki müşterek planlama, harekat, analiz önemli. Askeri iş birliklerinin çok fazla çeşitleri var.

Diğer taraftan, bizim siyasi olarak uluslararası arenada taraflar arasında neler yapılabilir? Bölgeye daha büyük bir barış nasıl getirilebilir? Çünkü bunun İran ayağı var. İran’ın Amerika ile yürüttüğü savaş var. Bir tarafında başka konular var. Bütün bunların hepsini daha büyük bir resim içerisinde ele alarak götürmeye çalışıyoruz ama olayın Mekke Savunma Anlaşması’nda ortaya konduğu gibi, bir müttefikimiz saldırıya uğrarsa onun yanında olmanız gerekiyor. Anlaşmanın Meclis’e gönderilmesi için gerekli çalışmalar nihayete ermiş durumda. Dün Cumhurbaşkanımıza da nihai arzımızı bu konuda yaptık. Bunu en kısa sürede Meclis’e sevk etme yönünde kararımız var. Biz kendi çalışmalarımızı hemen hemen bitirmiş durumdayız.”

“MACARİSTAN AB İÇİNDE TÜRKİYE’NİN DOSTUDUR”

Türkiye’nin AB üyelik süreci ile ilgili bir soruyu Orban, “Macaristan her zaman Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yanında durdu, destekledi. Her diyaloğu hep destekledik ve destekleyeceğiz. Bölgenin istikrarı tabii ki ve somut olarak konuşmalarımızda, programında olsun, uzmanlarımızın gönderilmesi olsun, Gümrük Birliği’nin yenilenmesi, güncellenmesi olsun, AB ve de Türk vatandaşları için vize liberalizasyonu açısından kolaylığı açısından ki daha kolay gidebilsinler. Macaristan, AB içinde Türkiye’nin dostudur ve ortak menfaatlere dayalı bir yaklaşımının olmasını diliyoruz Türkiye ve AB arasında” ifadeleriyle yanıtladı.

‘GAZZE BARIŞ PLANI’NIN HAYATA GEÇMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ’

İsrail’in saldırılarıyla ilgili soru üzerine Fidan şunları kaydetti:

“Gazze’de devam eden trajedinin, sorununun bulunması ve kalıcı bir barışın gelmesi için var gücümüzle çalışmaktayız. Sadece biz değil, bölgedeki ortaklarımız, uluslararası ortaklarımız da bu konuda elinden geleni yapmakta. Hem ikili hem çok taraflı hem bölgesel hem küresel ne kadar diplomasi aracı varsa, bunu kullanıyoruz. Cumhurbaşkanımız da yaptığı bütün görüşmelerde bu konuyu bir numaralı gündem maddesi olarak ayakta tuttu.

Birkaç tane katmanı var bu meselenin. Birincisi, Gazze’deki şu andaki insanlık dramının sona erdirilmesi. Yani bunun için insani yardımların mümkün olan en yüksek miktarda gitmesi, Filistin Ulusal Komitesi’nin içeriye girip yönetimi devralması ve barış anlaşmasının birinci planı gereği olarak da Uluslararası İstikrar Gücü’nün Gazze’ye yerleşmesi gibi atılması gereken adımlar var. Bu konuda özellikle Gazze Barış Planı’nın maddelerinin hayata geçmesi için çalışıyoruz. Ama defaatle de ifade ettim, bunu uluslararası toplantılarla gündeme getiriyorum. İsrail’in Gazze Barış Planı’nın uygulanmasıyla çok fazla alakası yok. Dolayısıyla yeni bir uluslararası baskı, Gazze’de devam eden bu dramın sona erdirilmesi için fevkalade önemli. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor.

Maalesef, Körfez’de ortaya çıkan savaş, son bir yıldır, Haziran 2025’ten itibaren sürekli gündemimizi meşgul eden bu savaş, Gazze’ye yönelik yürütülen, Filistin’e yönelik yürütülen çalışmaları bir noktada özellikle bölgedeki muhataplarımız nezdinde inkıtağa uğratmış gibi gözükse de biz çok yönlü dış politika çabamız, politikamız gereği buradan herhangi bir minimum sapma bile göstermiyoruz. Sürekli bunu gündemde tutuyoruz. En son biliyorsunuz, Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler’de Genel Kurul’a hitap ederken muazzam bir küresel çağrıda ve tespitte bulundu.

‘İSRAİL’İN DIŞ POLİTİKASINDA ÇOK FAZLA DEĞİŞİM OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM’

Bizim bundan sonra atacağımız adımları, bölgesel dinamikleri de hesaba katarak daha geniş bir perspektiften ele almamız gerekiyor. Çünkü sorun çok katmanlı bir sorun. Burada İsrail’in bölgesel yayılmacılığı, buna iten bir tarihsel background var ve İsrail’in kendi iç politika denklemi var. Yakında seçimler olacak. ‘Buradan büyük bir değişim bekliyor musunuz?’ diye bana sorduğunuz zaman, ben dış politikasında çok fazla değişim olacağını açıkçası düşünmüyorum. Ama belli zeminler daha rahat konuşulabilir, daha rahat tartışılabilir. Belli konularda daha ileri adımlar atılabilir yeni bir hükümette diye uluslararası kamuoyunun bir beklentisi de açıkçası var. Tabii bu seçimlerden dolayı belli konular beklemeye alınmış gibi gözüküyor.

Ama bu tabii ki bizim çalışmalarımızı hiçbir zaman için durdurmuyor. Yani Gazze’de devam eden dramın, Batı Şeria’da başlayan toprak çalma eyleminin hızlandırılması meselesi ve Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya yönelik planlanan sinsi operasyonların önlenmesi için her türlü çabayı biz her türlü platformda gösteriyoruz. Bu konuda hassasiyetimiz inanılmaz derecede yüksek. Sadece bir milli politika, bir inanç politikası olarak değil, rasyonel olarak stratejiye baktığınız zaman bölgedeki ve küredeki bütün fay hatlarını tetikleyen bir sıkıntı ve bunun aslında kalıcı olarak çözümüne yönelik de Türkiye’nin geliştirdiği son derece yapıcı, İsrail’in, Filistin’in, bölge ülkelerinin, herkesi içine katan, herkese güvenlik, istikrar ve mutlu bir gelecek sağlayacak olan bir vizyon, bir barış planı bizim zihnimizde var. Bunu taraflarla da konuşuyoruz. Ama tarafların bu noktaya gelmesi için başta İsrail olmak üzere yoğun bir diplomatik çabaya ihtiyaç var. Kararlı, yapıcı, sonuç alıcı çalışmalara devam edeceğiz.” (ANKA)

Transatlantik: ABD Irak’tan çekiliyor | Suudi Arabistan’a askeri destek

Transatlantik'te bu hafta Ruşen Çakır ve Gönül Tol, ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesi ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Transatlantik: ABD Irak’tan çekiliyor | Suudi Arabistan’a askeri destek Medyascope

💾

ABD Irak'tan çekiliyor. Transatlantik'te bu hafta Ruşen Çakır ve Gönül Tol, ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesi ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Husilerden açıklama: İşte ABD’nin Yemen planı

Husilere bağlı hükümetteki Dışişleri Bakanı Cemal Amir, ABD’nin Yemen’de kara harekatına hazırlandığını belirterek, böyle bir hareketin “durumu tamamen istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıdığı” uyarısında bulundu.

Husilere ait SABA haber ajansına göre, Amir, başkent Sana’da, Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA) Başkan Yardımcısı Mari Yamashita ile bir araya geldi.

Bakan Amir, “Yemen’in batısındaki el-Hudeyde kentinde Ras İsa Limanı’nın hedef alınması ve sağlık görevlilerinin bombalanması tam anlamıyla bir savaş suçudur ve araştırılması gerekir.” dedi.

Özellikle temas bölgelerinde ve kıyılardaki ABD hava saldırılarına dikkati çeken Amir, “Bu durum, ABD’nin, bir kara askeri harekatına hazırlandığını ve yakıp yıkma politikası izlediğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Durumun kontrolden çıkmaması gerektiğine dikkati çeken Amir, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne (Antonio Guterres) durumun kontrolden çıkmaması için bir mesaj gönderiyoruz.” diye konuştu.

Amir, böyle bir hareketin “durumu tamamen istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıdığı” uyarısında bulundu.

ABD’NİN YEMEN’E SALDIRILARI

Husiler, 7 Mart’ta yaptıkları açıklamada, İsrail’e Gazze’ye yardımların girişine izin vermesi için 4 gün süre tanıdıklarını, aksi takdirde İsrail’e karşı deniz operasyonlarını yeniden başlatacaklarını duyurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump ise Truth Social platformundan 15 Mart’ta yaptığı açıklamada, orduya Yemen’deki Husilere karşı “büyük bir saldırı” başlatma talimatı verdiğini belirtmişti.

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi de ABD’ye ait uçak ve savaş gemilerinin Husilerin hedefi olacağını belirterek, saldırılarını sürdürdüğü sürece deniz seferlerindeki engellemelerin Washington’ı da kapsayacağını söylemişti.

❌