❌

Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Tom Barrack, Irak Dışişleri Bakanı ile İstanbul’da buluştu

Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Barrack, şunları kaydetti:

“Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’i Tersane’de, Haliç kıyısında ağırlamaktan onur duydum. Irak, ABD ve Türkiye arasındaki yakın ve köklü ittifakı ve hepimizi karşı karşıya bırakan bölgesel engelleri konuştuk; bu zorlukların üstesinden hiçbir ülke tek başına gelemez. Bölgenin en saygın diplomatlarından birinin bilgeliğini ve zarafetini dinlemek ve sohbete katılmak benim için bir onurdu. Bağdat’ın elçileri, halifeler döneminden bu yana bu limana geliyor; bu sohbeti burada sürdürmek doğru geldi.

Burası, dünyada diplomatik amaçlarla kesintisiz kullanılan en eski limandır. Yunan kolonileri yaklaşık MÖ 660 yılında burada barındı, Konstantin burayı yeni Roma’sının limanı yaptı ve Fatih Sultan Mehmet burayı bir dünya imparatorluğuna açılan kapıya dönüştürdü; donanmalarını, tam da üzerinde durduğumuz tersaneden denize indirdi. On altı yüzyıl boyunca Bizans’a, ardından da Yüce Osmanlı Devleti’ne gelen her elçi bu kubbelerin altında karaya ayak bastı; bir kıyıda elçilikler, diğer kıyıda sultan, aradaki su ise müzakere masasıydı.

Burada durmak, Doğu ile Batı’nın karşılaştığı ve neredeyse başka her yerden daha uzun bir süre boyunca savaşmak yerine konuşmayı seçtiği bir yerde durmaktır. Atatürk’ün Cumhuriyeti bu mirası ileriye taşıdı ve Türkiye bugün de bu limanın her zaman olduğu gibi, dünyanın hâlâ birbirini bulmak için geldiği yer olmayı sürdürüyor.”

Transatlantik: ABD Irak’tan çekiliyor | Suudi Arabistan’a askeri destek

Transatlantik'te bu hafta Ruşen Çakır ve Gönül Tol, ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesi ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Transatlantik: ABD Irak’tan çekiliyor | Suudi Arabistan’a askeri destek Medyascope

💾

ABD Irak'tan çekiliyor. Transatlantik'te bu hafta Ruşen Çakır ve Gönül Tol, ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesi ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

ABD, Irak’tan çekildi: 23 yıllık kanlı işgal ağır trajedi bıraktı

CENTCOM’un resmi internet sitesinde yer alan yazılı açıklamada, CENTCOM’un, ABD kuvvetlerinin ve ekipmanlarının, Erbil Hava Üssü’nden düzenli bir şekilde tahliyesini bugün tamamlayarak Doğal Kararlılık Harekatı misyonunu sona erdirdiği bildirildi.

Açıklamada, “Irak’tan çekilme, ABD ile Irak arasında ikili bir savunma ilişkisine geçişi öngören planlı bir sürecin parçasıdır. Birleşik Müşterek Görev Gücü-Doğal Kararlılık Harekatı (CJTF-OIR), ABD kuvvetlerinin Koalisyon ortakları ve Suriye hükümeti ile birlikte Suriye’de IŞİD’e karşı mücadeleyi sürdürmesi nedeniyle faaliyetlerine devam etmekte olup, karargahı şu anda Ürdün’de bulunmaktadır” denildi.

CJTF-OIR’in, CENTCOM’un 2014 yılında bu birimi kurmasından bu yana Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı yürütülen mücadelede ortak güçlere danışmanlık ve destek sağladığı ve bu güçlerin kapasitelerini artırdığı iddia edildi.

‘HER TÜRLÜ IŞİD TEHDİDİNE YANIT VERMEYE HAZIR KALMAYA DEVAM EDİLECEK’

Açıklamada, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın değerlendirmesine de yer verildi. Buna göre Cooper, şunları kaydetti:

“Irak’ta göreve çağrıldıklarında icabet eden on binlerce Amerikalı asker, diplomat ve sivil personele üstün hizmetlerinden dolayı teşekkür ederim. Azminiz, fedakarlığınız ve profesyonelliğiniz sayesinde IŞİD artık Irak’ın ulusal güvenliğine yönelik sistemsel bir tehdit oluşturmuyor, Peşmerge ve diğer Irak Kürdistan Bölgesi güvenlik güçleri de dahil olmak üzere Irak güvenlik güçleri, artık vatanlarına yönelik tehditleri tek başlarına yönetebilecek kapasiteye, liderliğe ve operasyonel bağımsızlığa sahip. Irak’ın güvenliğine ilişkin birincil sorumluluğu tamamen Irak Hükümeti’ne ve Irak’ın cesur halkına devrederken, bölgede konuşlu ABD ve Koalisyon güçleri, ortaya çıkabilecek her türlü IŞİD tehdidine yanıt vermeye hazır kalmaya devam edecektir. Teyakkuz ve hazırlık durumumuzu korumak, ABD’nin güvenliğini sağlamak ve bölgesel güvenliği güçlendirmek açısından hayati öneme sahiptir.”

Amerikan ve Koalisyon güçlerinin, Eylül ayında Erbil Hava Üssü’ndeki personel ve ekipmanların tahliyesiyle sonuçlanan geçiş sürecinin bir parçası olarak geçen yılın Ekim ayında Irak’tan ayrılmaya başladığı hatırlatılan açıklamada, Irak’ın kuzeyinde bulunan Erbil Hava Üssü, CJTF-OIR için ana operasyon merkezi görevi gördüğü ve IŞİD karşıtı operasyonlara destek veren bin 500 kişilik Amerikan ve Koalisyon gücünün büyük bir kısmına ev sahipliği yaptığı belirtildi.

PENTAGON’DAN AÇIKLAMA

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Sean Parnell, çekilme sürecine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Parnell, ABD ile Irak arasında Eylül 2024’te yapılan ortak açıklama ve “ABD’nin ulusal çıkarları” kapsamında ABD ve koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilme sürecini tamamladıklarını belirtti.

Irak Başbakanı, uluslararası koalisyonun IŞİD’le mücadele misyonunun sona erdiğini duyurdu

ABD’nin Irak’taki işgali sürecinde bölgedeki terör tehdidinin yenildiğini savunan Parnell, “Peşmerge ve Kuzey Irak’taki diğer güvenlik güçleri de dahil olmak üzere Irak Güvenlik Güçlerinin, Irak’ın güvenliğini sağlamak ve IŞİD kalıntılarını bastırmaya yönelik devam eden çabalara öncülük etmesini bekliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Parnell, Pentagon’un Irak’a eğitim ve istihbarat desteği vermeyi sürdüreceğine işaret ederek, “Irak’ın egemenliğini ve bölgesel istikrarı zedeleyen DEAŞ kalıntıları ve İran yanlısı milisler de dahil olmak üzere, Irak’ın halen karşı karşıya olduğu güvenlik sorunlarının çözümüne ilişkin birincil sorumluluk artık Irak hükümetine aittir.” ifadesini kullandı.

ABD’nin terörle mücadeleye olan bağlılığını sürdürdüğünün altını çizen Parnell, “ABD, sınırlarını güvence altına alan, halkını koruyan ve iki ülke arasında daha derin ticari, diplomatik ve güvenlik işbirliğinin temelini oluşturan, güçlü ve egemen bir Irak’ı desteklemektedir.” mesajını verdi.

Is Iraq Now a Virtual “US-Occupied Territory”?

KANLI İŞGAL

ABD ordusu, Mart 2003’te İngiltere ile birlikte öncülük ettiği koalisyon güçleriyle Irak’ı işgal etti.

Saddam Hüseyin’in biyolojik silahlar ürettiği iddiasıyla 23 yıl önce başlatılan kanlı işgal, ülkeye vadedilen “demokrasi” yerine sivillerin ağır bedeller ödeyeceği ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında büyük bir kaos getirdi.

Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından Irak’ta ciddi bir otorite boşluğu doğdu.

ABD işgaline karşı geniş çaplı bir direnişin ortaya çıkmasıyla birlikte ülkede etnik ve mezhebi çatışmalar da yaşandı.

Şiddetin görece azaldığı 2007 yılına gelindiğinde ABD, Irak’taki askeri varlığını kademeli olarak azaltmaya başladı.

18 Aralık 2011’de ABD ordusu muharip birliklerini tamamen çektiğini ilan etti. Ancak buna rağmen ABD’nin üslerdeki varlığı devam etti.

ABD’nin 1990’dan itibaren Baas lideri Saddam Hüseyin’i devirmek amacıyla yürüttüğü hazırlıklar ve Irak’a uygulanan 13 yıllık ambargo, ülkenin hem ekonomisinde hem de yaşam standartlarında büyük tahribata yol açtı.

ABD ve kendisine destek veren İngiltere, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararını beklemeden Irak’ı işgal etmek için harekete geçti. İşgal, “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” adıyla başlatıldı.

IŞİD terör örgütünün ortaya çıkmasının ardından ABD, Haziran 2014’te yeniden Irak’a girerek koalisyon güçleriyle birlikte ülkedeki askeri varlığını artırmaya başladı.

Why did the US and allies invade Iraq, 20 years ago?

500 BİN ÇOCUK ÖLDÜ

BMGK, Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinden yalnızca 4 gün sonra, 6 Ağustos 1990’da ağırlıklı olarak ekonomik ve mali yaptırımları içeren bir karar aldı. Irak’ın Şubat 1991’de Kuveyt’ten çekilmesine rağmen yaptırımlar Mayıs 2003’e kadar sürdü.

Bu süreçte BMGK, ABD ve İngiltere’nin engellemeleri nedeniyle Irak’ın yaptığı itirazları geri çevirdi.

Irak’ta 13 yıl boyunca uygulanan ağır ambargo, ekonomik koşulların giderek kötüleşmesine neden olurken halkın yaşam standartlarını da dramatik biçimde düşürdü. Ülkenin altyapısı büyük zarar gördü ve vatandaşlara sunulan hizmetlerde ciddi aksamalar yaşandı.

Iraqi babies for sale: people trafficking crisis grows as gangs exploit poor families and corrupt system | Human trafficking | The Guardian

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 1993 yılında yayımladığı raporda ambargo nedeniyle Irak’taki açlık oranının çok yüksek seviyelere ulaştığı uyarısında bulundu. FAO, 1995 tarihli raporunda ise yarım milyon Iraklı çocuğun uygulanan ambargo nedeniyle açlık ve kötü yaşam koşulları sonucunda hayatını kaybettiğini açıkladı.

SADDAM HÜSEYİN İDAM EDİLDİ

ABD Başkanı George W. Bush, 17 Mart 2003’te Saddam Hüseyin ve ailesine 48 saat içerisinde ülkeyi terk etmeleri, aksi halde askeri müdahaleyle karşı karşıya kalacakları uyarısında bulundu.

Bush, bu açıklamadan iki gün sonra, 19 Mart’ta ABD ve koalisyon güçlerinin Irak’a yönelik askeri operasyon başlattığını duyurdu.

Koalisyon güçleri Irak’ın tamamını ele geçirirken Saddam Hüseyin, 13 Aralık 2003’te doğduğu Tikrit’te yer altında saklanırken yakalandı.

Saddam Hüseyin’in ailesinden bazı isimler ile Baas yönetiminin üst düzey yetkilileri Ürdün’e kaçarak iltica etti.

Irak hükümeti ve ordusu tamamen lağvedildi.

How U.S. Troops Captured Saddam Hussein In 2003

ABD’den yaklaşık iki yıl görev yapacak Paul Bremer, Geçici Koalisyon Yönetimi’nin başkanlığını yaptı. Saddam Hüseyin, yaklaşık 3 yıl boyunca yargılandıktan sonra 30 Aralık 2006’da Salahaddin’e bağlı Diceyl bölgesinde Şiilere yönelik toplu katliam gerçekleştirilmesi emri verdiği bahanesiyle idam edildi.

Irak’ta işgalle birlikte başlatan ABD askerlerinin varlığı yaklaşık 9 yıl sonra 18 Aralık 2011’de son buldu. Ülkeyi kanlı bir kaosa sürükleyen işgal, sayıları net olarak bilinmemekle birlikte binlerce sivilin hayatını kaybetmesine, çok daha fazlasının göç etmesine yol açtı.

Irak Sağlık Bakanlığı’nın verileri üzerinde çalışma yapan bağımsız “Iraqcountybody” organizasyonuna göre, Irak’ta 2003-2011 yılları arasında çatışmalardan kaynaklı yaklaşık 120 bin sivil hayatını kaybetti.

BİR MİLYON CONİ KATILDI, 4 BİNİ ÖLDÜ

İşgalin sona erdiğini duyuran dönemin ABD Başkanı Barack Obama, Ekim 2011’de yaptığı açıklamada yaklaşık 9 yıllık sürede 1 milyona yakın Amerikanın görev yaptığı Irak’ta 4 bin 400 askerin hayatını kaybettiğini, 32 bininin yaralandığını ve 1 trilyon dolardan fazla paranın harcandığını ifade etti.

 

Irak’ta Zeydi ve 14 bakan güvenoyu aldı

Irak Meclisi’nde, hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Ali ez-Zeydi’ye ve çoğu kabine üyesine güvenoyu verildi.

Meclis’te gerçekleştirilen oturumda hükümet programının yanı sıra Başbakan Zeydi ile kabinede yer alacak 14 isim mutlak çoğunlukla güvenoyu aldı.

Parlamentoda yapılan oylama sonucunda Basim Muhammed Hıdır Petrol Bakanı, Muhammed Nuri Ahmet Sanayi Bakanı, Ali Saad Vehib Elektrik Bakanı, Abdülhüseyin Aziz Sağlık Bakanı, Serve Abdülvahid Çevre Bakanı, Abdürrahim Casım Tarım Bakanı, Müsenna Ali Mehdi Su Kaynakları Bakanı, Mustafa Nizar Cuma Ticaret Bakanı, Halid Şevani Adalet Bakanı, Abdülkerim Abtan Eğitim Bakanı, Veheb Selman Muhammed Ulaştırma Bakanı, Fuad Hüseyin Dışişleri Bakanı, Ali Falih Sari Maliye Bakanı ve Mustafa Sened İletişim Bakanı oldu.

Başbakan Zeydi ve güvenoyu alan bakanlar Meclis’te yemin ederek resmen göreve başladı.

Kabinede 23 bakan bulunuyor. Meclis’te yapılan oylama sonucu 14 bakan güvenoyu alırken, kabinenin İçişleri, Planlama, İmar ve İskan, Kültür ve Turizm ile Yüksek Öğretim Bakan adayları ise güven oyu alamadı. Geri kalan Çalışma, Spor ve Gençlik, Göç ve Göçmenler ile Savunma Bakanlığı için aday isimleri ise Meclis’e sunulmadı.

Kabinenin geri kalan bakan adayları için Meclis’te ileri tarihte oturum düzenlenecek.

İsrail’den İran’a saldırı: Tahran’da patlama sesleri duyuldu

İran’ın yarı resmi haber ajansı Fars, başkent Tahran’da bazı patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansının haberinde, “Bir kaç dakika önce Tahran’da patlama sesleri duyuldu.” ifadelerine yer verildi.

İran devlet televizyonu da başkent Tahran’daki patlama haberlerini doğruladı.

Haberde, “patlamanın kaynağının henüz belli olmadığı” aktarılırken “bazı patlama seslerinin ise hava savunma sistemlerinden kaynaklandığı” bilgisi verildi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise olayla ilgili detayların daha sonra açıklanacağını belirterek, Tahran’daki Uluslararası İmam Humeyni Havalimanı ile Mehrabad Havalimanı’nda olağanüstü bir durum yaşanmadığını bildirdi.

Haberde, sosyal medyada patlamaya dair yayınlanan görüntülerin bir kısmının eski olduğunun tespit edildiği ve bu geceki patlamalarla ilgili olmadığı ifade edildi.

Öte yandan yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Tahran’daki petrol rafinerisinden görüntüler paylaşarak, rafineride herhangi bir patlama yaşanmadığını aktardı.

Konuya ilişkin İranlı yetkililerden henüz açıklama gelmedi.

SURİYE VE IRAK’TA DA PATLAMA SESLERİ

İran’ın başkenti Tahran’daki patlamalarla eş zamanlı olarak Suriye’nin başkenti Şam ve Humus ilinde de patlamalar meydana geldiği bildirildi.

Suriye resmi devlet ajansı SANA’nın haberinde, Şam yakınlarında patlama seslerinin duyulduğu belirtildi.

Şam ve Humus’ta Hizbullah ile direniş grupları yoğun varlık gösteriyor.

Irak’taki Al Mayadeen muhabiri de, ülkenin Diyala ve Salah Al-Din şehirlerinin dış kesimlerinde patlamalar olduğunu bildirdi.

İSRAİL ORDUSU DOĞRULADI

İsrail, yaptığı açıklamayla İran’a saldırı gerçekleştirdiklerini doğruladı.

İsrail ordusu, İran ve ‘bölgedeki vekillerinin askeri hedeflerine’ yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu

Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İran’daki rejimin İsrail Devleti’ne karşı aylarca süren sürekli saldırılarına yanıt olarak, şu anda İsrail Savunma Kuvvetleri İran’daki askeri hedeflere hassas saldırılar düzenliyor. İran’daki rejim ve bölgedeki vekilleri, 7 Ekim’den bu yana İsrail’e yedi cephede, İran topraklarından doğrudan saldırılar da dahil olmak üzere amansızca saldırıyor.

Dünyadaki diğer egemen ülkeler gibi, İsrail Devleti’nin de yanıt verme hakkı ve görevi vardır. Savunma ve saldırı yeteneklerimiz tamamen seferber edilmiştir. İsrail Devleti’ni ve İsrail halkını savunmak için gereken her şeyi yapacağız.”

ABD’DEN AÇIKLAMA

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), İsrail’in “meşru müdafaa” hakkı uyarınca İran’da askeri hedefleri vurduğunu bildirdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Sean Savett, konuya ilişkin AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.

İsrail’in İran’a yönelik saldırısının 1 Ekim’de İran’ın balistik füze saldırısına cevaben gerçekleştiğini aktaran Savett, İsrail’in “meşru müdafaa” hakkı uyarınca İran’da askeri hedefleri vurduğunu kaydetti.

Savett, daha fazla bilgi için İsrail hükümetiyle irtibata geçilmesi gerektiğini belirtti.

Irak’la imzalanan terörle mücadele zaptının içeriği ortaya çıktı

Türkiye ile Irak arasında terör örgütleriyle mücadelede yeni bir dönem başlıyor. Türkiye ve Irak arasında bu amaçla imzalanan “Mutabakat Zaptı”nın içeriği ortaya çıktı. Buna göre, iki ülke arasında “terörle mücadelenin” yanı sıra, su, ülkelerin kalkınmaları konusunda işbirliğinin önümüzdeki dönemde daha da artırılması ilgili bakanlıklar arasında da yoğun temaslar yürütülecek.

15 Ağustos’ta Ankara’da Türkiye ile Irak’ın Dışişleri ve Savunma Bakanları, istihbarat yetkililerinin bir araya geldiği toplantıdan önemli sonuçlar çıktı. Savunma Bakanları arasında “Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı” da imzalandı.

Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberine göre, terör örgütünün varlığından Irak’ın da büyük rahatsızlık duyduğunu belirten diplomatik kaynaklar mutabakat metniyle ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu:

“Terör örgütünden Irak da büyük rahatsızlık duyuyor. Bu resmi toplantılar da olduğu gibi özel sohbetlerde de sıkça dile getiriliyor. Bölücü örgütün, Irak’ı istismar etmesini istemiyor. Irak, PKK’nın kendi topraklarında yayılmacı bir politika izlediğini çok açık bir biçimde görüyor. Irak’ın kuzeyinde terör yuvaları var. Bunlara son yıllarda Sincar da eklendi. Irak’ı en çok tedirgin eden, PKK’nın Bağdat’a kadar inmesi oldu. Burada, siyasi partilere nüfuz etmeye başladı. PKK’nın kullandığı yöntemler FETÖ ve DEAŞ gibi terör örgütlerine benziyor. PKK güneye indikçe, Araplar da Bağdat yönetimi de karşı karşıya oldukları tehlikenin bir anlamda farkına vardılar.

‘YASAKLI ÖRGÜT’ OLDU

Irak Merkezi Hükümeti ile atılan kurumsal yapılarla terörle mücadelede önemli gelişmeler olacak. Örneğin 10 ay önce Irak hükümeti, Türkiye’nin ısrarlı taleplerine rağmen PKK’ya yönelik bir adım atmıyordu. PKK bakımından gayri hukuki bir durumu yoktu. Ancak, aralık ayına geldiğimizde PKK tehdidi başladı. Mart ayında, PKK ‘Yasaklı örgüt’ oldu. 15 Ağustos’ta imzalanan mutabakat zaptı ile ilk kez mücadelede hukuki bir zemin oluşturuldu. ‘Terör örgütü ve/veya yasaklı örgüt’ ifadesi aynı cümlede kullanıldı. Sonuçta iki tanım yan yana getirildi. Irak hükümeti PKK’ya bağlı partileri, sivil toplum örgütlerini de yasakladı. Bunların faaliyetleri durdurulacak, mallarına el konulacak.

ORTAK HAREKAT MERKEZİ

Türkiye ve Irak hükümeti arasında ‘Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi’ kurulacak. Bu merkezde bir Türk, bir Iraklı komutan bulunacak. Herkes kendi ordusuna bağlı olacak. Hiyerarşik bir yapı yok. İstihbarat paylaşımı, bilgi paylaşımı ve askeri planlamalar yapılacak. Terörle mücadelenin birlikte yürütülmesini sağlayacak merkez olacak. Başika’daki askeri üs ile de Irak makamlarının kaygıları giderildi. Iraklılar Başika’da askeri eğitim alacaklar. Terör örgütüyle mücadele aşama aşama ilerleyecek. Sonuçta artık 40 yıl öncesinin örgütü yok. PKK, aynı anda birçok hasım ülkeye hizmet eden taşeron ve ipleri başkasında olan uyuşturucudan silah kaçakçılığına her türlü organize suça bulaşmış bir örgüt. Güvenlik toplantısında, PKK ile işbirliği yapan ve ona destek olan Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) açık ve bir biçimde uyarılması da gündeme geldi. Bir çeşit mafya tipi örgütlenmeye giren KYB yöneticilerinin bu tutumu halkı da bezdir. Gelinen aşamada artık KYB, PKK’yı değil, PKK onları kontrol edip yönetiyor. Ankara’nın tavrı net. Atılması istenen adımlar maddeler halinde verildi. Gereken yapılmazsa Ankara tarafından yeni yaptırımlar gündemde gelecek.”

BAĞDAT’A KADAR İNDİ

Toplantıda, PKK’nın Bağdat’a kadar nasıl uzandığı konusu da taraflarca gündeme getirildi. Habere göre, diplomatik kaynaklar, PKK’nın Irak içinde neredeyse Bağdat’a kadar indiğini, Irak içinde yayıldığını belirtti. Kaynaklar bu konuyu şöyle açtı:

“Türkiye, Irak’la yapılan toplantılarda yıllardır, ‘Bölücü terör örgütü topraklarınıza yerleşti, buradan Türkiye’ye saldırıyor. Bu konuda kendilerine üç öneride bulunuyorduk. ‘1- Bölücü örgütle topraklarınızda ya siz mücadele edin, 2- Ortak mücadele edelim, 3- Biz mücadele edelim.’

Türkiye bu kapsamda Irak’ın kuzeyindeki kararlı mücadelesini sürdürdü. Aynı zamanda Irak devletinin topraklarında sorumluluk alması talebinde de har fırsatta söylüyoruz. Irak’ın son 40 yılda yaşadıkları ve sorunları PKK’nın topraklarında yayılmasında etkili oldu.”

40 YIL ÖNCESİNE DÖNÜLÜYOR

Irak’ta olayların bu hale gelmesinde, bir süre öncesine kadar yaşanan yönetim eksikliği, 40 yılı aşkın süredir iç savaştan, işgale kadar yaşanan olayların yarattığı travma. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ve Bağdat hükümeti arasında rekabet. İhtilaflı bölgeler meselesi. Anayasada birbiriyle çelişkili maddeler. Gelir paylaşımındaki sorunlar. İstihdam sıkıntısı etkili oldu.

Bu sorunları kullanan bölücü terör örgütü, Irak’a önce yerleşti, sonra da Irak içinde yayıldı. Iraklılar başta ‘PKK Türkiye’nin sorunu. Çözüm süreci ile Irak’a girdiler’ gibi doğru olmayan, tarihsel gerçeklerden kopuk bir yaklaşım içindeydi. Ankara görüşmelerde 90’lardan beri terör örgütünün Irak’ta olduğunu her seferinde hatırlattı. Gelinen noktada Irak’ın yeniden 40 yıl önceki haliyle bölgeye dönme isteği net şekilde görülüyor.”

Irak’ın kuzeyine hava harekatı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın kuzeyine düzenlenen hava harekatında, bölücü terör örgütünce kullanılan, içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve tesislerden oluşan 37 hedefin imha edildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirerek, Irak’ın kuzeyinden halka ve güvenlik güçlerine yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğini sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa hakkı kapsamında, Metina, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos bölgelerindeki terörist hedeflerine hava harekatı düzenlendiği belirtildi.

Harekatla, bölücü terör örgütü tarafından kullanılan ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve tesislerden oluşan 37 hedefin imha edildiği aktarılan açıklamada, harekatta azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılarak çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiği kaydedildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için terörle mücadeleye son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bu harekat sırasında masum insanların, dost unsurların, tarihi ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmıştır.”

❌