❌

Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Ekrem İmamoğlu’ndan Cemil Tugay’a: ‘Sokakta gezemiyordur’

Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili tutuklu Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davanın görülmesine devam ediliyor.

Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan 12 sanıklı davanın ikinci duruşması, Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 2 No’lu salonda yapılıyor. Duruşmada İmamoğlu ile Yeni Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş ve İBB Davası’nda tutuklu yargılanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş hazır bulundu.

Savunmasına devam eden İmamoğlu, iddianameyi “iftiraname” olarak nitelendirerek, şunları söyledi:

“Her mahkemede ifade ettiğim gibi burada da ifade ediyorum ki benim için iddia makamı yok hükmündedir. İddia makamı, Türkiye yargısını temsil edemeyecek seviyesizliktedir. Kazanç sütunu yine boş bırakılmış. Yani eğer bir sanık buraya çıkıyorsa, lehine olan ne varsa yine yok sayılmış ve gider sütunu üzerinden Türk yargısı adına mazot, bakım, lastik, toplam 122 bin 305 lira… Yine 12 yıl öncesine dönelim. Hatırlatayım. O dönem Beylikdüzü Belediyesi için belediye başkanı seçildiğimden birkaç ay sonra aylık 7 bin 200 lira bedeli ile araç kiralanmak üzereydi. Yani bir belediye başkanına hizmet aracı olarak tasarlanan bir aracın aylık 7 bin 200 lira bedeli ile kiralanması söz konusuydu. Bunu ben hem o dönem evrakta gördüm hem de bana araç gösterilerek aylık kirası ifade edildi. Bugüne geldiğimizde daha iyi anlaşılması için hatırlatayım. Aylık 250-300 bin lira arası bir kiraya tekabül ediyor.

‘BÖBÜRLENMEDİM’

Milyarlarca lira kazandıktan sonra tövbe hesabı kurulup, para yatırıp affedilenlerin bu pozisyonunu da bu iddianameyi yazan akla havale ediyorum. Bakayım onlara suç duyurusunda bulunabilecek mi bu iddia makamı? Diğer mahkemede de söylemiştim. Tövbe istiğfar makamı Yaradan’la kul arasındadır. Memleketin mahkemesinde ya da memleketin kanununda ‘tövbe hesabı’ diye bir şey olmaz. O araç 4 yıl 2 ay Beylikdüzü sokaklarında dolaştı. Pazara, okula, taziye evine gitti; sokak sokak ilçeyi arşınladı. O aracım eskidi, yenilemek zorunda kaldık çünkü yüzbinlerce kilometre oldu. Şirketim ikinci arabayı aldı. O ikinci arabayla da 6 yıl daha, yine kendi aracımla İstanbul’da hizmet etmeye devam etti. Yani ben İstanbul döneminde de mazotunu da bilmem neyini de ödeyerek kendi aracımla görevimi yaptım. Bunu da ben hiçbir yerde anlatmadım, mecbur kaldım açtığınız dava yüzünden anlatmak zorunda kaldım, anlatıyorum. Bundan da böbürlenmedim. Dolayısıyla İstanbul’un her kilometresine hizmet mücadelesinde kamu yararına hizmet etme amaçlı bir uygulamayı kendimce felsefe edindim.

‘500 BİN İNSAN SOYULURKEN TERAZİ NEREDEYDİ?’

Bu dosyanın deposunu mazot değil, siyaset doldurmuştur. Yoksa 11 yıl önce verilmiş, 1 kuruş kazanç sağlamamış, tersine belediyeye tasarruf ettirmiş bir olur, bu kadar yol yapması mümkün değildi. Çoktan mazotu biterdi yani ama siyasetle dolunca maşallah gidiyor yani. Devletin bütün gücü 12 yıl önceki bir arabanın lastiğine bu kadar dikkatle bakarken 500 bin insan soyulurken, vurgun yapılırken o terazi neredeydi? Ben teraziyi iyi bilirim. Terazinin kefesinde ürün satmayı iyi bilirim. O terazide adaleti sağlamayı şükürler olsun büyüklerimden iyi öğrendim. Terazinin eşit olmasını, zarar edeceksek işletme etsin ama müşteri etmesin diyen akıldan esnaflık terbiyesini aldım ben ama ne yazık ki o terazi hep aleyhte, kamunun lehine değil, aleyhine çalışan bir düzenle karşı karşıyayız. O büyük kamu zararlarının olduğu yerde müfettişler neredeydi, SPK neredeydi; başkanı, üyeleri, Maliye Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanı neredeydi?”

‘TÜRKİYE’DE YENİ BİR MAKAM ARACI VAR, ROZET. ROZETİN NE OLDUĞUNU HERKES BİLİYOR’

AKP’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a yönelik eleştirilerde bulunan İmamamoğlu, şöyle devam etti:

“Mesela bir örnek daha vereceğim. Geçen gün Ankara’da kurultay davası diye tanımlanan mahkemede bir mütalaa okundu. Aynı kurultay, aynı iddianame, aynı suçlama; bana ve arkadaşlarıma hapis istendi. Aynı dosyada yargılanan bir başka kişi için ise beraat istendi. Ne değişti, biliyor musunuz? Delil mi? Hayır. Hatta çok yakın zamanda o arkadaşla biz böyle şey mektuplaştık gibi yani. O bir şeyler söyledi, ben bir şeyler söyledim, aynı şeyleri söyledik. ‘Böyle delilsiz suçlama mı olur.’ vesaire… Ne oldu, biliyor musunuz? Tek şey, rozet değişti. Yani 7 Ekim’de yakasına başka bir rozet takıldı, 21 Ekim’de beraat istendi. Ne tesadüf? Yani 7 Ekim’de rozeti tak, 21 Ekim’de beraat istensin. Arada 14 gün var. Bu davada da mazot konuşuyoruz. Oysa bu ülkede insanı taşıyan asıl makam aracı, sistem değişti, yeni bir sistem kurdular; rozettir. Araba taşımıyor. Artık yeni makam aracı var, rozet. Türkiye’de yeni bir makam aracı var, rozet. O rozetin ne olduğunu herkes biliyor.

‘CUMBURLOP DÜŞECEKLER YERE’

Bilmiyorlar ki o rozetle bir adım gidemezler. Cumburlop düşecekler yere. Gidiyor zannediyorlar. Var ya bazı filmlerde böyle sahneler çekilir, arabanın içinde sallanırsın, gidiyor zannedersin ama aslında gitmezsin. Öyle bir halüsinasyon içindeler. Öyle bir yansıma içerisindedirler. Aslında gitmiyorlar. O kadar milletten koptular. Şimdi gidelim İzmir’e, muhtemelen sokakta gezemiyordur bu arkadaş. Ben size iddiayla söylüyorum, bu kapıdan çıkayım, İstanbul’a yürümeye başlayayım, 6 saat içinde İstanbul’da 10 milyonla buluşurum ben. 10 milyon diyorum. Abartmıyorum. Az söylemişsin de diyebilirler. Aradaki fark bu. Rozet aracı mı? Yoksa böyle bir hayali bir yaşam mı? Vallahi şükürler olsun hâlimden memnunum. O rozet aracına binen, ilk önce yapılan işlem hızla aklanıyor. Püripak oluyor, tertemiz. Niye? Bir kişinin kararıyla çünkü. Gerçekte mi aklanıyor? Asla. Binmeyene de diyorlar ki, ‘sen Silivri’ye git.’ Bu adalet değildir.”

‘SEMBOLÜ OLAN AMPÜLÜ KENDİ ELLERİYLE PATLATTILAR’

Ekrem İmamoğlu, yaklaşık 40 dakika süren savunmasını şöyle tamamladı:

“Yıllar önce bir siyasi hareket kendine ampulü sembol seçti. ‘Aydınlığa açık, karanlığa kapalıyız’ dediler. Şimdi mahkeme salonuna giren kameraya bile tahammülleri yok. Canlı yayınlansın, hayırlı olur, dediler. Yalanlarının, iftiralarının ortaya çıkacağını kulaktan kulağa duyunca topuklayıp kaçtılar. Sebebi belli, artık ışıktan, aydınlıktan, şeffaflıktan tir tir korkuyorlar. Sembolü olan ampulü kendi elleriyle patlattılar. Çünkü öylesine kirlendiler ve kirlettiler ki, o bir avuç muhteris, az önce dediğim bini geçmeyen insan gerçek hâlleriyle pislik içindeki durumlarıyla görünmek istemiyorlar halka. Çok net. Onun için ampulü patlattılar. Kendileri patlattılar ancak kaçamayacaklar. Esenyurt’taki para kuleleri de kamu yöneticilerinin evlerindeki külçe külçe altınlar da belediye yöneticilerinin kendi yöneticilerinin elindeki binlerce tapularıyla da bakanının hesabındaki 4 ayda kazanılmış milyarlarıyla da fon vurgunundaki 100 milyarlarca eş, dost, akraba sistemi içerisindeki bolluk içinde olduğunu düşünen insanlar da artık ayan beyan ortada. Bu daha da devam edecek.

‘GAZETECİLERİN YANINDA OLUN’

Benim kıymetli halkım, uyanık olmak, harekete geçmek zorundayız. Yarın Türkiye’nin illerinde, İstanbul Kadıköy’de gazeteciler haklarını savunacak, yanlarında olun. Destek olun, gidin. 29 Ekim’de Cumhuriyetimizi ülkemizin her yerinde kutlayalım ama bu bir başka kutlama. Kutlama olduğu kadar büyük tehdit altında olan cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti hep birlikte buluşalım, organize olalım, örgütlü olalım ve koruyalım.

‘VATANIMIZI BU VURGUNCULARDAN KORUYUN’

Koruduğumuzun gücünü Cumhuriyet Bayramı’nda 87 milyon yurttaş olarak bu güzel demokratik düzenden uzaklaşanlara, milletin, bu vatanın sahibi olduğunu gösterelim. Sevgili halkım, kendinizi, cebinizi, emeğinizi, alın terinizi, diplomanızı, şirketinizi, çocuklarınızı, hanenizi, geleceğinizi, şehirlerimizi, doğayı, devletimizi, milletimizi, vatanımızı bu vurgunculardan koruyun. Allah sizi de korusun. Görev milletimizdedir. Halkımızın sesini yükseltmesini talep ediyorum.” (ANKA)

CHP’nin 38. Kurultay davasında mütalaa açıklandı: İmamoğlu ve Çelik’e ceza, AKP’li Cemil Tugay’a beraat talebi

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütaalasını sundu.

Savcı, Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediklerinin sabit görüldüğünü” belirterek, sanıkların Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi ile TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesini istedi.

AKP’li Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama’nın ise mevcut deliller itibarıyla atılı suça iştirak ettiklerine dair somut delil bulunmadığı iddiasıyla beraatleri talep edildi.

Duruşma, 11 Kasım’a ertelendi.

İDDİANAMEDEN

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Haziran’da, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırlanmıştı.

İddianamede, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na mağdur, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a müşteki sıfatıyla yer verilmişti.

Sanıkların birlikte hareket ederek atılı suçu işlediklerine işaret edilen iddianamede, şunlar yer alıyor:

“4-5 Kasım 2023 tarihinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’nda oy kullanan bir kısım kurultay delegelerine, genel başkan adayı Özgür Özel lehine oy kullanmaları için bir kısım delegeye para verdikleri, bir kısmına değişik il ve ilçelerde belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği adaylığı teklif ve taahhüt ettikleri, bir kısım delege ve yakınlarını CHP’li belediyeler ile bu belediyelere bağlı şirket ve iştiraklerinde işe yerleştirdikleri, bir kısım delege ve yakınlarına çok sayıda market alışveriş kartları dağıttıkları, kurultayda oy kullanan bu delegelerden kullandıkları oyların fotoğrafını cep telefonlarıyla çekerek kendilerine göndermelerini istedikleri, kurultay salonunda 1. tur oylama sonucunda 2. tur oylamaya geçilmesini geciktirerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiğine yönelik gerçeğe aykırı açıklamalarda bulundukları, bu şekilde kurultay delegelerinin iradelerini fesada uğratarak, genel başkan adayı Özgür Özel’in genel başkanlık seçimini kazanmasına yönelik faaliyet yaptıkları anlaşılmıştır.”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarına ilişkin aralarında İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da arasında bulunduğu 12 sanık hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan 1 yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

Dr. Edgar Şar ile söyleşi: Bütün yönleriyle İmamoğlu’nun tarihi savunmasının analizi

Ruşen Çakır’ın konuğu siyaset bilimci Dr. Edgar Şar, Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasında dört gün süren tarihi savunmasını değerlendirdi.

Dr. Edgar Şar ile söyleşi: Bütün yönleriyle İmamoğlu’nun tarihi savunmasının analizi Medyascope

💾

Ruşen Çakır’ın konuğu siyaset bilimci Dr. Edgar Şar, Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasında dört gün süren tarihi savunmasını değerlendirdi.

Saraçhane protestoları: 88 kişi hakkında beraat kararı

Ekrem İmamoğlu’nun geçen yıl 19 Mart’ta gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandığı süreçte Saraçhane’de yapılan eylemler nedeniyle yüzlerce genç hakkında dava açılmıştı.

45 gencin yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesi’nce bugün yapıldı.

Avukatların ve sanıkların son sözlerinin ardından karar açıklandı. 44 kişi hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçundan beraat kararı verilirken bir kişi ise sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle “suç işlemeye tahrik” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldı.

Bu duruşmanın ardından ayrılan dosyanın yargılanmasına geçildi.

Aynı mahkeme, 44 kişi hakkında beraat kararı verirken yine bir kişi hakkında sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle “suç işlemeye tahrik” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına vererek hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Böylelikle Saraçhane davasında 88 kişiye beraat kararı verilirken 2 kişi ise 7 ay 15’er gün hapis cezasına çarptırılarak hükmün açıklanması geri bırakıldı. (ANKA)

Hafta Başı (101): Deniz Göktaş’ın tahliyesi | Casus davası | Fon krizi derinleşiyor 

Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, Ekrem İmamoğlu’nun casusluk davasındaki savunmasını, Deniz Göktaş’ın tahliyesini ve fon krizini değerlendirdi.

Hafta Başı (101): Deniz Göktaş’ın tahliyesi | Casus davası | Fon krizi derinleşiyor  Medyascope

💾

Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, Ekrem İmamoğlu’nun casusluk davasındaki savunmasını, Deniz Göktaş’ın tahliyesini ve fon krizini değerlendirdi.

Casusluk davası: Ekrem İmamoğlu neler söyledi? Medyascope ekibi aktardı

Medyascope ekibi, casusluk davasında İmamoğlu’nun konuşması, MİT raporu tartışması ve Hüseyin Gün'ün savunmasını yorumladı.

Casusluk davası: Ekrem İmamoğlu neler söyledi? Medyascope ekibi aktardı Medyascope

💾

Medyascope ekibi, casusluk davasında İmamoğlu’nun konuşması, MİT raporu tartışması ve Hüseyin Gün'ün savunmasını yorumladı.

‘Siyasi casusluk’ davası: Savcı İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün tutukluluğunun devamını istedi

Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada yargılamaya devam ediliyor. Davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda başladı.

Duruşmayı Yeni Parti milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Evrim Rızvanoğlu ve Türkan Elçi, Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, eski Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve sanatçı Orhan Alkaya ile tutuklu aileleri de takip etti.

Tanıkların dinlenmesinin ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, MİT Başkanlığı’na yazılan müzekkere akıbetlerinin sorulmasına, mevcut delil durumu ve üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tüm sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesini istedi. Duruşmaya bir saat ara verildi. (ANKA)

İmamoğlu’nun ‘makam aracı’ davası ertelendi

Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davanın ilk duruşması yapıldı. İlk olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de yeni inşa edilen salonda yapılan ve tutuklu yargılandığı İBB Davası’na katılan İmamoğlu, daha sonra Silivri’deki diğer duruşma salonu binasına geçti.

Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 4 No’lu salonda başlayan 12 sanıklı davada hazır bulunan İmamoğlu ile avukatları Kemal Polat ve Nusret Yılmaz, savunmasını tamamladı. Verilen aranın ardından tutuksuz sanıklar Orhan Yılmaz, Ercan Doğan, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, Bülent Arslaner, YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş, Nuray Köker ve Selçuk Altun da savunma yaptı.

Duruşmayı Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile çok sayıda yurttaş da izledi. Diğer 4 sanığın savunmalarının bir sonraki duruşmada alınmasına karar verilerek duruşma, 23 Ekim’e ertelendi. Duruşma bitiminde bir grup yurttaş, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı attı.

İDDİANAMEDEN

İmamoğlu’nun kullandığı makam aracının İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, özel bir şirkete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesiyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararının olduğu iddiası yer alıyor. İBB Davası kapsamında tutuklu olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş da bu davada yargılanıyor. (ANKA)

‘Hakaret’ davası: İmamoğlu 2 yıl 1 ay hapis cezası aldı

Ekrem İmamoğlu’nun, 2023 yılında yapılan bir törende eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle “hakaret” suçundan yargılanıp iki kez beraat ettiği davanın ikinci duruşması, Silivri’de bulunan 6 no’lu duruşma salonunda görüldü.

İmamoğlu ve avukatlarının savunmalarının ardından Şadi Yazıcı’nın avukatı söz aldı. Yazıcı’nın avukatı, müvekkilinin şikayetinin devam ettiğini söyledi.

İMAMOĞLU: NE BÖYLE BİR MÜTALAA OLUR NE BÖYLE BİR İDDİANAME

Duruşma savcısı, İmamoğlu’nun 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı beyanda bulunan İmamoğlu, “Ne böyle bir mütalaa olur ne böyle bir iddianame olur. Bu mahkemenin bile burada kurulu olması skandaldır. Bu mütalaa da mesnetsizdir. Türk yargısı adına hakim konumundasınız ve Türk milleti adına karar vereceksiniz. Dilerim ve umarım ki bu kararı verebilirsiniz” dedi.

SALONDAN GÖTÜRÜLDÜ

İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’nu “kamu görevlisine hakaret” suçundan 2 yıl 1 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi. İmamoğlu, kararın açıklanmasının ardından karara tepki göstererek, “Benim adıma karar verecek hiçbir mahkeme yoktur. Yere düşen Türk yargısına sağlam bir tekme vurmuştur. Hakimler yok hükmündedir” dedi.

İmamoğlu, sözlerinin ardından zor kullanılarak salondan götürüldü.

‘UMARIM YARGITAY BU HUKUKA AYKIRI KARARI DÜZELTİR’

Kararın ardından ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, şunları söyledi:

“Aslında çok fazla söyleyecek bir şey yok. Daha önce iki kez beraat kararı verilen bir yargılama sürecinden geçtik. Beraat kararı, bize göre usule uygun olmayan bir şekilde bozuldu ve dosya yeniden buraya gönderildi. Duruşmalarda da bunu dile getirdik. Hâkim değişikliğinin ardından böyle bir karar çıktı.

Bir hukukçu olarak bu kararı doğru bulmuyorum. Hiçbir hukukçunun doğru bulacağını ve vicdanına sığdırabileceğini de düşünmüyorum. Kararı hukuka aykırı görüyoruz. Gerekli yasal başvuruları yapacağız ancak bugün yaşanmaması gereken bir gün yaşadık.

Hâkim değişikliğinin kararda etkili olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum ancak olağan bir süreç yaşanmadığını elbette değerlendirmek durumundayız. Hâkim hanım, duruşma salonundan çıkarken siyasi yasak uyguladığını söyledi. Ancak istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanana kadar bu kararın herhangi bir hukuki sonucu olmayacaktır. Umarım istinaf ve Yargıtay bu hukuka aykırı kararı düzeltir; böylece Türk yargısı adına büyük ve tarihî bir yanlıştan dönülmüş olur.”

Mütalaa (34): Seçim belirleyen yargı

Mütalaa'nın bu haftaki bölümünde Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, seçimlere müdahil olan yargı pratiğini değerlendirdi.

Mütalaa (34): Seçim belirleyen yargı Medyascope

💾

Mütalaa'nın bu haftaki bölümünde Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, seçimlere müdahil olan yargı pratiğini değerlendirdi.

İBB davasında savcı, 53 ismin tutukluluk halinin devamını istedi

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın yargılaması sürüyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davanın 75’inci gününde tutuklu sanıkların tahliyeye yönelik talepleri alındı.

Bu kapsamda Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık, İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin adına avukatı Pınar Çengel ile Turgut Hökenek, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç, iş insanı Güldem Şık, İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz, Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İmamoğlu İnşaat AŞ Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve Ekrem İmamoğlu’nun beyanları dinlendi.

Daha sonra görüşü sorulan duruşma savcısı, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hâllerinin devamı istedi. Mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.

Mümtaz’er Türköne ile söyleşi: Siyasi merkez yeniden şekillenirken YENİ Parti, AK Parti ve Kürt hareketi 

YENİ Parti’nin yükselişi, AK Parti’nin tükenişi ve çözüm sürecinin milliyetçi siyasete etkisini Mümtaz’er Türköne değerlendirdi.

Mümtaz’er Türköne ile söyleşi: Siyasi merkez yeniden şekillenirken YENİ Parti, AK Parti ve Kürt hareketi  Medyascope

💾

YENİ Parti’nin yükselişi, AK Parti’nin tükenişi ve çözüm sürecinin milliyetçi siyasete etkisini Mümtaz’er Türköne değerlendirdi.

İmamoğlu’ndan çerçeve yasaya destek: Altına imzamı atıyorum

Ekrem İmamoğlu, “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” sosyal medya hesabından, bölücü çerçeve yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında açıklama yaptı.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in teklife “evet” oyu verme kararına destek veren İmamoğlu’nun açıklamasının tamamı şöyle:

“Aziz milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur.

Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum.

Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum.

Sayın Selahattin Demirtaş’ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum.

Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz.

Kıymetli halkımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye’nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur.

Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir.”

Ekrem İmamoğlu’ndan çerçeve yasa mesajı: “Özgür Özel’in kararının altına imzamı atarım”

İSTANBUL (Medyascope) – Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu çerçeve yasa sürecine ilişkin avukatları aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabı üzerinden açıklama yaptı. İmamoğlu, Özgür Özel’in kararını desteklediğini belirtirken hükümetin süreç yönetimine yönelik eleştirilerini de dile getirdi. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kamuoyundaki adıyla çerçeve yasaya ilişkin avukatları aracılığıyla açıklama yaptı. İmamoğlu, Türkiye’nin […]

Ekrem İmamoğlu’ndan çerçeve yasa mesajı: “Özgür Özel’in kararının altına imzamı atarım” Medyascope

İmamoğlu üç davada yargılanıyor

İmamoğlu, İBB, casusluk ve diploma davasında yargılanıyor. Aziz İhsan Aktaş karar duruşmaları devam ediyor. Gelişmeleri takip edin.

İmamoğlu üç davada yargılanıyor Medyascope

AP Türkiye Raportörü Amor, İmamoğlu davasını izlemek için İstanbul’a gelecek

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Son gelişmelerin ciddiyeti göz önüne alındığında, Ekrem İmamoglu hakkındaki yarınki duruşmalara, İBB davası dahil katılmak üzere İstanbul’a seyahat ediyorum. Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yaparken, demokratik geleceği Silivri’deki bir mahkeme salonunda şekilleniyor. Avrupa Birliği, sadece Ankara’ya odaklanmamalı” açıklamasını yaptı.

Amor, sosyal medya hesabından, “İmamoğlu davasındaki son gelişmeler” başlıklı bir açıklamayı da paylaştı. Açıklama şöyle:

“İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tutuklu olarak 1 yıl 3 aydan fazla süre geçirdi. İmamoğlu, 416 sanıklı toplu bir ceza davasında halen tutuklu bulunan 59 sanıkla yargılanıyor. İmamoğlu hakkında 142 ayrı suçlama bulunuyor ve iddia edilen bir suç örgütünün lideri olmakla suçlanıyor. Kendisine yönelik açılan çok sayıdaki ceza ve idari soruşturmadan yalnızca biri olan bu dava, zayıf suçlamalar ve adil yargılanma ilkeleriyle bağdaşmadığı öne sürülen ciddi usul eksiklikleri nedeniyle eleştirilirken, son gelişmeler bu kaygıları daha da artırdı.

Mahkeme heyeti, 1 Temmuz 2026 tarihinde, 9 Mart’tan bu yana devam eden ilk duruşma aşamasının 9 Temmuz’da tamamlanacağını açıkladı. Aynı gün, savunma avukatlarından biri henüz savunmasına yeni başlamışken mahkeme, savunma tarafına beyanlarını kısaltarak ertesi gün öğle saatine kadar tamamlamaları talimatını verdi. Oysa mahkeme daha önce, sanıklar ile avukatlarının içerik veya süre bakımından herhangi bir kısıtlama olmaksızın savunmalarını yapabileceklerini defalarca ifade etmişti. Bu tutum aniden değiştirildi.

2 Temmuz’da İmamoğlu ve avukatları, kalan sanıkların, İmamoğlu da dahil olmak üzere, 9 Temmuz’a kadar etkili bir savunma yapmasının mümkün olmadığını belirterek itiraz etti. Ayrıca daha önce İmamoğlu’nun, duruşmalarda ortaya konulan tüm iddialara cevap verebilmesi amacıyla savunmasını en son yapacağı anlaşılmışken, mahkeme herhangi bir gerekçe göstermeden bu sıralamayı değiştirdi ve İmamoğlu’nun savunmasını öne aldı. Savunma tarafı, mahkemenin ilk duruşma aşamasını neden 9 Temmuz’a kadar tamamlamak istediğine ilişkin ikna edici bir gerekçe sunulmadığını belirtti. Bunun yerine mahkeme başkanının talimatıyla İmamoğlu jandarma tarafından duruşma salonundan çıkarıldı. Bunun ardından duruşma daha da gergin bir hal aldı, bazı milletvekilleri ile savunma avukatları salondan çıkarıldı veya salona alınmadı. İmamoğlu’nun avukatlarından birinin duruşma salonundan çıkarılırken, bir diğer avukatı ise bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunuyor. Savunma avukatları daha sonra duruşmayı terk etti.

Mahkemenin artık adil yargılama görüntüsünü dahi koruyamadığı, savunma hakkının ciddi biçimde zedelendiği belirtilmektedir. 142 ayrı suçlamayla yargılanan bir sanığın savunmasının, sonucun önceden belirlenmiş olduğu izlenimi yaratmakta, bu büyüklükte ve siyasi öneme sahip bir davada savunmanın usule ilişkin bir formalite değil, yargılamanın temel unsuru olduğu vurgulanmaktadır.

İMAMOĞLU ÜÇ AYRI MAHKEMEDE

Bu kaygıların, İmamoğlu’nun 6 Temmuz 2026’da üç ayrı mahkemede hakim karşısına çıkacak olması nedeniyle arttığı belirtilmektedir. Bunlar; üniversite diplomasının iptaline ilişkin ceza davası, 19 Mart 2025’ten beri tutuklu bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası ve tutukluluğunun uzatılmasını amaçladığı öne sürülen ‘casusluk’ davasıdır. Uluslararası medya, diplomatik temsilcilikler, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları kurumları 6-9 Temmuz tarihleri arasındaki duruşmaları yakından izlemeye çağrılmaktadır. Savunma süresinin aniden kısıtlanması, baş sanığın duruşma salonundan çıkarılması, avukatların ve seçilmiş temsilcilerin salondan uzaklaştırılması ve uzun tutukluluk halinin devamının, yargılamanın adilliği konusunda ciddi endişeler doğurduğu ifade edilmektedir.

‘NATO’ VURGUSU

Türkiye’nin demokratik geleceğini etkileyebilecek bu önemli davanın, uluslararası ilginin Ankara’daki tarihi NATO Zirvesi’ne yoğunlaştığı sırada hızlandırıldığı belirtilmektedir.

Türkiye’nin ortaklarının, özellikle Avrupa Birliği ve üye devletlerin, hukukun üstünlüğünü ikincil bir mesele olarak görmemesi gerektiği savunulmaktadır. Stratejik önem, demokratik meşruiyetin yerini alamaz. Demokratik meşruiyet ise temel hakları koruyan, adil yargılamayı sağlayan ve vatandaşların yöneticilerini seçme hakkını güvence altına alan bağımsız kurumlara bağlıdır. Demokratik bir Türkiye’nin yalnızca kendi vatandaşları için değil, Avrupa’nın ve daha geniş bölgenin istikrarı ve güvenliği açısından da daha güçlü ve güvenilir bir ortak olacağı ifade edilmektedir.”

Mütalaa (23): Özgür Özel’e uzanan “kılıç”

Mütalaa'da Ekrem İmamoğlu'nun duruşmaya götürülmemesi, Muhittin Böcek soruşturması ve Özgür Özel'e uzanan dosyalar ele alındı.

Mütalaa (23): Özgür Özel’e uzanan “kılıç” Medyascope

💾

Mütalaa'da Ekrem İmamoğlu'nun duruşmaya götürülmemesi, Muhittin Böcek soruşturması ve Özgür Özel'e uzanan dosyalar ele alındı.

İktidarın CHP’ye topyekün savaşı | Ruşen Çakır uzman konuklar ile değerlendiriyor

Ruşen Çakır, konukları Murat Aksoy, Gül Çiftci ve Edgar Şar'la "İktidarın CHP'ye topyekün savaşı" başlıklı yayında gelişmeleri yorumladı.

İktidarın CHP’ye topyekün savaşı | Ruşen Çakır uzman konuklar ile değerlendiriyor Medyascope

💾

Ruşen Çakır, konukları Murat Aksoy, Gül Çiftci ve Edgar Şar'la "İktidarın CHP'ye topyekün savaşı" başlıklı yayında gelişmeleri yorumladı.

İBB davasında İmamoğlu ile hakim arasında ‘sorgu’ tartışması

Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 38’inci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görüldü.

İmamoğlu’nun da katıldığı duruşmada iş insanı Murat Kapki savunma yaptı. Kapki, şunları söyledi:

“24 Haziran günü öğlen saatinde avukatım geldi. Avukat görüşmesi için içeriye girdim (Eşi) Feyza Hanım’ı adliyeye götürdüklerini söyledi. Tabii orada kan beynime sıçradı. Tam avukat bana bunu söylediği sırada arkamdan kapı açıldı. İnfaz memuru, ‘Çağlayan’a gidiyorsun’ dedi. Olaylar dakikası dakikasına oluyor. ‘Savcı bey seni çağırıyor’ dediler. Tekirdağ’dan Çağlayan’a 2,5 saat içerisinde kafamdan eşim tutuklanır mı; oğlum, kızım, çocuklarım ne olacak, neden eşimi aldılar, onun hiçbir suçu yok diye geçirdim. Kendi kendimi yiyorum. Kardeşimi tutuklamışlar, kayınpederimi almışlar.”

‘SAVCI, ‘DAVET ETTİK’ DEDİ’

Adliyeye geldiğindeki süreci anlatan Kapki, “Beni savcının odasının önüne getirdiler. Yanımda jandarmalar var, 7’nci kata çıktık. ‘Avukatlarım burada mı? Eşim nerede? Avukatlarımı bulup görüşebilir miyiz’ dedim. Kapıda 3-5 dakika bekledikten sonra beni içeri aldılar. Savcı bey sağ olsun ayağa kalktı, elimi sıktı. Direkt, ‘Sayın savcım eşimi de almışsınız’ dedim. Aynen bu şekilde sordum. O da gülerek ‘Almadık canım, davet ettik’ dedi. ‘Allah razı olsun sayın savcım, beterin beteri var demek ki’ dedim. Artık o esnada eşimin tutuklanma ihtimali dışında hiçbir şey düşünemiyordum. Çocuklarımız ne olacak? Eşim tutuklanırsa neler yaşarız? Bunları düşünerek oturduğum yere gömüldüm” ifadelerini kullandı.

‘SAVCI, ‘FEYZA GİTSİN’ DEDİ’

Savci ile görüşmesini anlatan Kapki, “Savcı bey bana açık açık her şeyi anlattı. Ben önceki verdiğim ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum; baştan söyledim, şu anda da yine söylüyorum. Savcı bey konuşmamda aynen ‘Konuş’ dedi. Ben de ‘Ne konuşayım sayın savcı, bir şey bilmiyorum. Yemin ediyorum bir şey bilmiyorum’ diyorum. Biraz sohbet ettik, bana bir kahve söyledi. Sonra ‘İfade verecek misin’ dedi, ben de ‘Vereceğim’ dedim. Kahveyi bitirdik, yine sohbet ettik. Savcı bey bana daha önce ifade veren kişilerin ifadelerini okudu. Yani hakkımda verilen ifadeleri okuyor ama kimin olduğunu söylemiyordu. Sonra bir ara durdu, telefon açtı. ‘Feyza Hanım tamam, gitsin’ dedi. Aynen böyle. Yemin ediyorum size ‘Feyza gitsin’ dedi” diye konuştu.

‘ASLINDA ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ VERMEDİM’

Kapki, 24 Haziran’da verdiği ifadeye dikkati çekerek, “Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ‘Ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı bey bana sordu, ‘Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun’ diye. ‘Hayır, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum’ dedim. ‘Peki’ dedi; ifademizi yazdık, yazdık, yazdık… En sonunda bana dedi ki, ‘İleride sana atfedilen bir suç çıkarsa o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin’. İstemediğimi söyledim ama ‘Bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ‘Yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim” diyerek süreci anlattı.

MAHKEME BAŞKANINDAN “MİTİNG DEĞİL” UYARISI

Savunmasının ardından Kapki’nin hakim sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı, Kapki’ye “Çıkamayacağınızı anlayınca mı ifadenizi değiştirdiniz” sorusunu yöneltti. Bu sırada Ekrem İmamoğlu araya girerek, soruya itiraz etti. Mahkeme Başkanı, “Ekrem Bey sesinizi yükseltmeyin. Burası miting alanı değil, araya giremezsiniz. Burası mahkeme salonu” dedi. İmamoğlu, “Bu soruyu sormanız gereken ilk kişi Kapki değildi. Birçok etkin pişmanlıkçı konuştu. Bu insanların can ve mal güvenliği size emanet” diye konuştu.

Tartışmalar üzerine Mahkeme Başkanı, duruşmayı bitirdi. Duruşmaya pazartesi günü devam edilecek.

İMAMOĞLU, KAPKİ’NİN EŞİNE SESLENDİ

İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken tutuksuz sanıklar arasında yer alan Kapki’nin eşi Feyza Kapki’ye, “Size ve evlatlarınıza yapılanları duyunca kanım dondu. Evlatlarınızın hakkını savundum” diye seslendi. (ANKA)

Casusluk davası Silivri’de başladı: İlk duruşmada neler yaşandı?

Casusluk davasının ilk duruşmasını Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Haber Müdürü Göksel Göksu, muhabir Ali Deniz Çakır izledi.

Casusluk davası Silivri’de başladı: İlk duruşmada neler yaşandı? Medyascope

💾

Casusluk davasının ilk duruşmasını Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Haber Müdürü Göksel Göksu, muhabir Ali Deniz Çakır izledi.

‘Casusluk’ davasında ilk duruşma… Hüseyin Gün’ün savunmasında ‘Fuat Oktay’ ayrıntısı

“Casusluk” suçlamasıyla 4 Temmuz 2025’te tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine açılan davanın ilk duruşması, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan 4 no’lu duruşma salonunda görülüyor.

Duruşma salonunun küçük olması nedeniyle girişte jandarma, izleyiciler, avukatlar ve basın mensupları arasında tartışmalar yaşandı.

İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün jandarma eşliğinde duruşma salonuna getirildi. Bu sırada Yanardağ, “Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslıkla suçluyor” diye izleyici kısmına seslendi.

HÜSEYİN GÜN SAVUNMA YAPTI

Mahkeme Başkanı, ilk olarak Hüseyin Gün’ün savunmasıyla başlanacağını söyledi. Duruşmada, kimlik tespitinin ardından Gün’ün, savunmasına başladı.

Gün’ün savunmasından öne çıkanlar şöyle:

“Hakkımdaki süreç, 2 Mart 2025 tarihinde 112 Acil Çarı Merkezi’ne yapılan bir ihbarla başladı. Bu ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından 2025/5759 değişik iş numarasıyla yakalama kararı çıkarıldı.

Oysa ben bu süreçten tamamen habersizdim. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapay zekâ fabrikası kurulmasına ilişkin çalışmalar yürütüyordum. 30 Haziran 2025 tarihinde Türkiye’ye döndüğümde, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındım. Gözaltı sırasında cep telefonuma ve dizüstü bilgisayarıma el konuldu. Dijital materyallerimin tüm şifrelerini kendi rızamla kolluk kuvvetlerine teslim ettim. Çünkü kendimden emindim. Casus değilim.

Gözaltı sürem üç kez uzatıldı. İstanbul TEM Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerim 4 Temmuz 2025 günü sabah 06.30’da tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildim. Ardından İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından TCK 328/1 kapsamında ‘siyasal veya askeri casusluk’ suçlamasıyla tutuklandım. Soruşturma devam ederken dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde; Sayın Ekrem İmamoğlu ile rahmetli annem Meral Hanım’ın bulunduğu bir fotoğraf ve birkaç mesaj nedeniyle bu kez ‘İmamoğlu suç örgütü yöneticiliği’ iddiasıyla yürütülen 2025/48620 sayılı soruşturmaya dahil edildim.

24 Ekim 2025 sabahı Silivri Cezaevi’ndeki hücremden alınarak yeniden İstanbul TEM’e götürüldüm. 25 Ekim akşamı başlayan ifadem, ertesi gün sabah 10.50’ye kadar sürdü. Bu kapsamda verdiğim ifade sonrasında savcılık tarafından serbest bırakıldım. Bu dosya halen İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmektedir.

‘CASUSLUK’ İDDİASINI REDDETTİ

Bugün huzurunuzdaki yargılamaya dayanak yapılan 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede, TCK 328/1 kapsamında devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin ettiğim ileri sürülmektedir. Bu iddiaların tamamı mesnetsizdir.

Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken herhangi bir bilgiyi casusluk amacıyla temin etmedim. Böyle bir teşebbüste de bulunmadım. Kimseyle de paylaşmadım. Nitekim ikinci ifademde de bu yönde tek bir ikrarım bulunmamaktadır. Çünkü ben ülkeme karşı casusluk yapmadım. Ayrıca kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan bir insan, başka birine casusluk iftirası atmaz.

Bu soruşturmanın temelinde; uyuşturucu ve yasa dışı bahis bağımlılığı bulunan muhbir Ümit Deniz Alaçak’ın geçmişe dayalı husumeti ve kıskançlığı vardır. Öz yeğeninin beni kendisine rol model olarak göstermesinden rahatsızlık duyduğu açıktır. Tüm suçlamalar bu kişisel husumetin ürünüdür. İddianame incelendiğinde, devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken hangi bilgiyi temin ettiğime, bunu kime aktardığıma ya da hangi istihbarat görevlisiyle ne şekilde paylaştığıma ilişkin tek bir somut delilin bulunmadığı görülecektir.

Telefonumda kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasetçiler, bürokratlar, emekli askerler veya istihbarat mensuplarıyla yaptığım görüşmeler suçlama konusu yapılmıştır. Oysa benim uluslararası iş hayatım ve geçmiş kariyerim dikkate alındığında bu ilişkiler hayatın olağan akışı içerisindedir.

Ben uzun yıllardır dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapan bir iş insanıyım. Eğitimimi İngiltere’de tamamladım. Londra Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Meslek hayatıma Cenevre’de petrol ticareti alanında başladım. Daha sonra Merrill Lynch’in Londra şubesinde yatırım uzmanı ve başkan yardımcısı olarak görev yaptım. Ardından Crédit Agricole’de kıdemli başkan yardımcılığı görevinde bulundum.

Daha sonra kendi sermayemle enerji, doğal kaynaklar ve finans sektörlerinde yatırımlar yaptım. Londra merkezli Avicenna Capital şirketini kurdum. Siyasetin ve özellikle Anglo-Sakson siyasetinin nasıl şekillendiğini anlamaya duyduğum ilgi nedeniyle çeşitli düşünce kuruluşlarında da faaliyet yürüttüm. Bu nedenle uluslararası çevrelerle ilişki içerisinde olmam son derece doğaldır.

Hele ki 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında yürütülen diplomatik ve siyasi temaslar dikkate alındığında, iddianamede adı geçen kişilerle görüşmüş olmamın hayatın olağan akışına aykırı hiçbir yönü yoktur.”

FUAT OKTAY’IN İSMİNİ VERDİ

Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM’de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika’da firari olan önde gelen FETÖ’cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye’den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir.

Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017’ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek.”

İDDİANAMEDE NELER VAR?

“Casusluk” iddianamesinde, “dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, Ekrem İmamoğlu’nun vatandaşların kişisel bilgilerini, mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktardığı, bu durumdan siyasi olarak menfaat edinme gayesinde bulunduğu” iddia ediliyor.

İddianamede, “Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı olması akabinde mensubu olduğu başta CHP’yi ele geçirerek Cumhurbaşkanı adayı olma yolunu açmak amacıyla faaliyetlerde bulunulduğu” da belirtiliyor. (ANKA)

Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (241) | İktidarın “bekletme” stratejisi: Kimi, neden ve nasıl bekletiyor?

Kemal Can, iktidarın, rakip ve potansiyel rakiplerini pasifize etmek amacıyla uyguladığı “bekletme” stratejisini ele aldı.

Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (241) | İktidarın “bekletme” stratejisi: Kimi, neden ve nasıl bekletiyor? Medyascope

💾

Kemal Can, iktidarın, rakip ve potansiyel rakiplerini pasifize etmek amacıyla uyguladığı “bekletme” stratejisini ele aldı.

Haftaya Bakış (301): Suriye’de gerginlik sürüyor, İran belirsizliği, İmamoğlu hâlâ hedefte

Haftaya Bakış'ta Ruşen Çakır ile Kemal Can, İmamoğlu'nun duruşmasını, İran'da süren protestoları ve Suriye'de yaşananları değerlendirdi.

Haftaya Bakış (301): Suriye’de gerginlik sürüyor, İran belirsizliği, İmamoğlu hâlâ hedefte Medyascope

💾

Haftaya Bakış'ta Ruşen Çakır ile Kemal Can, İmamoğlu'nun duruşmasını, İran'da süren protestoları ve Suriye'de yaşananları değerlendirdi.

Cem Küçük: ‘Konuşmalar doğruysa İBB’ye derhal kayyım atanır’

Görevden uzaklaştırılan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “casusluk” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

TGRT Haber’de konuşan Cem Küçük, soruşturmaya dayanak olarak gösterilen Hüseyin Gün adlı şüphelinin, başsavcılık açıklamasında yer alan iddialarına dikkat çekti.

“Savcılık yazısına göre Hüseyin Gün’ün bilgisayarından çıkan kayıtlarda Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın ismi geçiyor” diyen Küçük, Hüseyin Gün’ün ‘FETÖ’nün kullandığı programlar üzerinden iletişim kurduğunu, seçmenlere ilişkin bilgileri yabancı istihbarat servislerine aktardığını ifade etti.

Küçük, şunları kaydetti:

“Savcılığın iddiasına göre Hüseyin Gün ile bağlantıları var. Özellikle Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın… Seçmenlere ait bilgilerin sızdırılması, yabancı istihbarat sahiplerine verilmesi var. Bu çok ciddi bir iddia. 2019 seçimlerini manipüle etme, seçmene ait gizli bilgileri alma… Bu iddiayı muhtemelen İBB iddianamesinde görürüz.”

Bu adamla iş birliğine yapıldı mı, iddianamede görmek lazım. Savcılığın yazısına göre bilgisayarda çıkan kayıtlarda Yanardağ ve Özkan’ın bu şahısla konuşmaları var. Elde ettikleri bilgileri de Ekrem Bey’e verdikleri iddiaları var. Doğruysa hakikaten vahim…

Hüseyin Gün’ün casus olduğuna şüphe yok. Diğerleriyle ilgili şüphe var demiyorum. Açıklamadaki konuşmalar doğruysa İBB’ye kayyım atanır.”

Özgür Özel’den ‘Mansur Yavaş’ açıklaması: ‘Kimsenin yedeği değil’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün partisinin Bolu’da yapılan milletvekili kampını takip eden basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları yanıtladı. Özel’e; Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ile Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut eşlik etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Ekim’de TBMM’nin yasama yılı açılışına partisinin katılmama kararına ilişkin olarak, “Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e gelip yürütmenin başı olarak yargıya verdiği talimatla yasama organının ana muhalefet partisine operasyon yaptığı bir siyasi süreçte, orada onu dinlememiz düşünülemezdi. Gelecek sene 1 Ekim’de aynı durum olursa aynı tutumumuz olur. Ama resmi törenleri boykot etme gibi bir yaklaşımımız bizim olmaz. 10 Kasım’a, 29 Ekim’e Anıtkabir’e gideriz. Ama Erdoğan’ın birinci aktör olduğu ve söz söylediği, konuştuğu yerde oturup da onu dinleyecek bir siyasi atmosfer yok şu anda Türkiye’de” dedi.

İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak gelmesi durumunda ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin olarak ise Özel, “Mansur Bey kimsenin yedeği değil, benim gözümde de öyle değil. Mansur Bey’in kendi gönlünde de öyle değil. Ama Mansur Bey bu milletin gönlünde yeri olan çok önemli bir siyasetçi. İhmal edilemeyecek, yok sayılamayacak bir figürdür. Bunu böyle görmek lazım. Zaman ne getirecek, Mansur Bey ne düşünecek, toplum ne düşünecek, nasıl bir noktaya geleceğiz? O gün gelmediği için, bugün o gün değil. Bunları konuşmak o açıdan yersiz ama Mansur Bey ile aramızda bu konuda en ufak bir çelişki yok” dedi.

Özel, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yürütülen konser soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonun devamının geleceğini düşünüyor musunuz? Özellikle ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik bir operasyon bekliyor musunuz” sorusuna karşılık şöyle konuştu:

“Bunu konuşan, tartışan Melih Gökçek ve oğlu. Ben de Ankara Adliyesi’ne seslendim zaten. Dedim ki bunlar bu kararları nereden biliyorlar? Bu operasyonu nereden biliyorlar? Şimdi de bir şey yapacak, olacak diyorlar. O zaman nerede soruşturmanın gizliliği? Ya dezenformasyon, o zaman niye böyle şeyler yapıldığında gerçek olmayan bilgiyi alenen yayma suçu sadece muhalefet partileri için mi var? İktidar partisinin önceki büyükşehir belediye başkanı ve şimdiki bir milletvekili, baba-oğul ilişkisi içinde dezenformasyon yapıyorsa buna niye, kimse hamle yapmıyor? Ben bu soruma cevap bekliyorum. Onun dışında ne düşünüyorum, böyle şeylerin Ankara Adliyesi’nde yaşanmıyor olduğunu ümit etmek istiyorum ama bir cevap bekliyoruz.”

Özgür Özel, “Soruşturma dosyayında MASAK listesinde adı geçenlerden biri, Osman Gökçek’e gidip dilekçe vermişti. Savcılığa değil de Osman Gökçek’e gidiyor olması hakkında ne söylersiniz” sorusuna karşılık şu yanıtı verdi:

“Soruşturma dosyasında ki herkesin MASAK raporu tertemiz, bir kişinin pis. O kişi de soruşturma dosyasında yok. MASAK raporuna bakıyorlar ve soruşturmada olmayan Melih Gökçek artığı bir pisliği, Osman Gökçek’e güya gidiyor ve soruşturma dosyasına dahil ediyorlar. Ve bu kişinin itirafçılığıyla tutuklamalar yapıyorlar ve yargılama yapıyorlar. Yani hani balık baştan kokmuş denir ya, tuzla balık yer değiştirirmiş durumda. Olacak iş değil. Dosyada olmayan bir suçluyu bulup, dosyaya sokup, itirafçı yapıp, onu salıp geri kalanına işlem yapıyorlar. Orada dosyada bir suçlu var, MASAK raporu kirli bir kişi var. O da Melih Gökçek artığı birisi. Kendi pisliği eliyle Mansur Yavaş’a kara çalmaya çalışan bir kumpas kurmuş durumdalar orada yani. Dosyanın o detaylarına hep hakimim, takip ediyorum.”

İmamoğlu’ndan Sosyalist Enternasyonal’e mesaj

81 ülkeden 89 partinin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ev sahipliğinde İstanbul’da toplandı. İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Özgür Özel tarafından ağırlandı. Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı, Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleştirildi. 23 Mart’tan beri tutuklu olan İBB ve TBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da toplantıya, Silivri’den bir mesaj gönderdi. İmamoğlu’nun mesajı, CHP Genel Sekreteri ve Kadın Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke tarafından okundu.

“Türkiye, özgür bir gelecek isteyen gençlerin, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara karşı direnen kadınların, traktörleriyle demokrasi konvoyu oluşturan çiftçilerin, adaletsizliğe karşı hakkını arayan emekçilerin ortak sesiyle yankılanıyor” diyen İmamoğlu, “O ses, Bertolt Brecht’in unutulmaz dizelerini tekrarlıyor: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz… Ve biliyoruz ki; bu sesi çoğaltan, demokraside ısrar eden, adaleti savunan, kalkınma ve sosyal adaleti inşa etme kararlılığını gösteren, daha iyi bir gelecek için omuz omuza mücadele eden milyonlar var oldukça, her şey çok güzel olacak…” şeklinde konuştu.

‘BUNU BAŞARAMAYACAKLAR’

İmamoğlu, Böke tarafından okunan mesajında şunları söyledi:

“Bugün demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet, dünyanın dört bir yanında ağır saldırıya uğruyor. Demokrasinin zayıflamasına ve otoriterleşmeye bağışık sanılan ülkelerde dahi, insan hakları ve özgürlükler tehdit altında. Türkiye’de yıllardır süren demokratik gerilemenin son noktası ise, millet iradesinin hiçe sayılması, hukuken dayanaksız gerekçelerle, ben dahil belediye başkanlarımızın ve pek çok yol arkadaşımızın tutuklanmasıdır. Daha dün sabah, yeni bir operasyonla, yine çok sayıda yakın çalışma arkadaşım gözaltına alındı. Belediyemizin hizmetlerine darbe vurarak, halkımızın bize olan inancını sarsmaya çalışıyorlar. Bunu asla başaramayacaklar. İstanbul halkının oylarıyla üç kez seçilmiş bir belediye başkanı ve 23 Mart’ta Türkiye genelinde gerçekleştirilen partimizin ön seçimde 15,5 milyon yurttaşın oyuyla belirlenmiş cumhurbaşkanı adayı olarak, milyonlarla demokrasi ve adalet talebinde buluştuğum için siyasi tutukluyum. Milyonlar bize inandığı ve güvendiği için, yürüttüğümüz mücadele sonucunda iktidar değişiminin yakın olduğu görüldüğü için tutukluyum.”

‘DİPLOMAM HUKUKSUZ BİÇİMDE İPTAL EDİLDİ’

“Demokrasiye açık bir saldırı, millet iradesine yönelik bir darbe girişimi olan bu süreçte üniversite diplomam, hukuksuz biçimde iptal edildi, evime baskın düzenlendi, belediyelerimiz soruşturmalarla kuşatıldı. Bu baskılar, yalnızca beni değil, daha özgür ve adil bir gelecek hayal eden herkesi hedef aldı. Bu saldırı demokrasiye, halkın iradesine ve bir sonraki seçimin adil gerçekleşmesini bugünden engelleme çabasıyla, yarının halk iradesine yönelik bir saldırıdır. Ne özgür ve adil gelecek kararlılığımızı elimizden alabilirler, ne de halkın iradesini zorbalıkla bastırabilirler. Biz, İstanbul’da katılımcı demokrasinin, birleştirici, kapsayıcı, adil, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir kenti birlikte kurmanın mümkün olduğunu gösterdik. Halk da İstanbul’da olanın, Türkiye genelinde yaşanmasını istediğini açıkça ortaya koydu. 2024 yerel seçimlerinde, CHP’nin birinci parti olması, 19 Mart’tan bu yana meydanları boş bırakmayan milyonlar… Hükümetin korktuğu işte bu; yenilikçi siyaset anlayışımız ve yaklaşan iktidarımız.”

“Küresel olarak, büyük dönüşümlerin gerçekleştiği bir çağdayız. Karşımızda tarihi bir dönüm noktası var… Bu dönüm noktasında geleceğin haritasını çizenler belli: Gençler, kadınlar, emekçiler, üretenler; yani halk, yani bizleriz… İhtiyaç duyduğumuz şeyi, bugün Sosyalist Enternasyonal’in Konsey toplantısının başlığında da Türkiye’nin dört bir tarafında da görüyoruz. Türkiye, özgür bir gelecek isteyen gençlerin, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara karşı direnen kadınların, traktörleriyle demokrasi konvoyu oluşturan çiftçilerin, adaletsizliğe karşı hakkını arayan emekçilerin ortak sesiyle yankılanıyor. O ses, Bertolt Brecht’in unutulmaz dizelerini tekrarlıyor: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz… Ve biliyoruz ki; bu sesi çoğaltan, demokraside ısrar eden, adaleti savunan, kalkınma ve sosyal adaleti inşa etme kararlılığını gösteren, daha iyi bir gelecek için omuz omuza mücadele eden milyonlar var oldukça, her şey çok güzel olacak…”

İmamoğlu’ndan AKP’ye: ’50 milyar doları cayır cayır yakan bir avuç muhteris’

Silivri’de tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yeni bir paylaşım yaptı.

AKP iktidarına seslenen İmamoğlu, “50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, bir avuç muhteris” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, AKP’ye yönelik “Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.

86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa hapseden, paramızı pula döndüren bir avuç muhteris.

Geleceğimize kasteden, milleti ayrıştırıp, kutuplaştıran, Anadolu irfanından ve erdeminden zerre nasiplenmemiş bir avuç muhteris.

Korkuyu, tehditi, zindanları göstererek kendi çıkarı için yalancı şahit, iftiracı, gizli tanık üretmeyi bağımsız yargı diye yutturmaya çalışan zalim ve baskıcı bir avuç muhteris.

AZİZ MİLLETİM,

MİLLET EGEMENLİĞİNİN KUTLU HAFTASINA GİRİYORUZ. HİÇBİR GÜÇ MİLLETİMİZİN ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNE ZİNCİR VURAMAZ.

SEVGİ DOLU, HOŞGÖRÜLÜ, DUYARLI, CESUR GENÇLER BİZİMLE.

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYEN ÇOCUKLARIMIZ BİZİMLE.

Ellerinden hürmetle öptüğüm, inşallah özgür olduğumda ilk fırsatta ziyaret edeceğim “TURPUNAN, ŞALGAMINAN DEVLET İDARE EDİLMEZ, ADALET İLE İDARE EDİLİR” diyen YOZGATLI ÇİFTÇİLERİMİZ BİZİMLE.

MERTLİKLE, CESARETLE, ADALETLE yürüyeceğiz bu yolu.

MİLLET İRADESİDİR HEPİMİZİN GÜVENCESİ.

Hiç merak etmeyin, MİLLET NE DERSE O OLACAK. MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİMİZ BÜYÜKTÜR.”

Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.

86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve…

— Ekrem İmamoğlu (@ekrem_imamoglu) April 20, 2025

Ekrem İmamoğlu’ndan hakkındaki davaya ilişkin açıklama

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Hakkında siyasi yasak istenen davaya ilişkin konuşan İmamoğlu, “Davanın son birkaç haftadır yoğun şekilde kamuoyuna yansımasının birkaç yönü var. Bu dava toplumu rahatsız ediyor, böyle bir dava olmaz” dedi.

İmamoğlu “Türkiye Belediyeler Birliği encümen üyesi belediye başkanı dostlarımız, yönetici oldukları ortamlarda bunun vatandaşları da rahatsız ettiğini ifade ederek basına bir bildiri hazırlıyor” ifadelerini kullandı.

‘BU İŞ TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ VE HUKUK MESELESİ’

İmamoğlu, “Davanın seyrini hukuk mu belirliyor, siyaset mi?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Yargının bir silah gibi kullanıldığını düşünenlerdenim. Bu sürdürülemez. Temennim odur ki yargının bu şekilde manipüle edilmesine istinaf son verir. Oradaki yargıçlardan en büyük isteğim bu, dilerim ve isterim ki o tarihi görevi yerine getirirler ve toplumu rahatlatırlar. Böyle bir davanın varlığını, gerekçesini, yargılanmayı bile anlatamazsanız. Sabah birisi arıyor, haber veriyor ‘Bugün karar veriyorlar.’ Hadi bakalım, altı saat sonra bütün Türkiye bunu konuşuyor. Yargıçların, savcıların, hakimlerin bu konuda tarihi görevlerini, omuzlarındaki büyük yükün karşılığını vermelerini ülkemin geleceği için istiyorum. Bu iş Türkiye’nin demokrasi ve hukuk meselesi. Dava şahsileşmemeli.”

MANSUR YAVAŞ SORUSUNA YANIT

Öte yandan “Mansur Yavaş ile bugün görüşecek misiniz?” sorusuna da yanıt veren İmamoğlu, “Her geldiğimde ararım, görüşürüm. Alacağım olsun, bugün zamanımız kısıtlı” dedi.

İmamoğlu’ndan ‘Bir dahaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday mısınız?’ sorusuna yanıt

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, dört yıl sonra cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına dair soruya “Benim İstanbul’a dair öyle güçlü öyle büyük hayallerim var ki onları gerçekleştirme rüyasından başka rüya görmüyorum. Planlama önemlidir ama planı yapan sadece insanlar değildir. Hayatın da kendi planları vardır. 4 yıl sonraki bir olay için bugünden yorum yapmak bana anlamlı gelmez” yanıtını verdi.

“İkinci kez kazanırsanız ilkine göre daha büyük engellerle karşılaşmayı bekliyor musunuz, buna ne kadar hazırlıklısınız?” sorusu üzerine de İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Tam tersi. Aradaki fark ne kadar çok olursa işlerimiz o kadar kolaylaşacak. Aslında normalleşme bunun adı. Normalleşmemiz lazım. Ben ekstra bir jest beklemiyorum zaten. Olması gerekenler olsun yeter. Neden ‘Her şey daha güzel olacak’ diyorum? Çünkü 5 yıldır uyguladıkları politikanın halkta hiçbir karşılığı olmadığını görecekler. Doğal olarak yanlışlığı kanıtlanmış bir siyaseti sürdürmek, aklı başında siyasetçilerin yapacağı şey değildir.”

İmamoğlu’nun sorulara yanıtları şöyle:

2019’da ittifak vardı, bugün yok. Bu seçimi nasıl etkiyecek?

İstanbul ittifakı var. Bu bir halk ittifakı. 2019 gibi partiler yok ama halkın gönlünde devam eden bir ittifak. Bu dayanışma çok güçlü. 31 Mart akşamı gücünü göreceksiniz.

Bu seçimde de geçen seçimdeki gibi iki seçim olma ihtimali var mı?

Gülüyoruz ağlanacak halimize. Ne diyeyim bu kez bu millet onlara bu fırsatı vermeyecek.

İkinci kez kazanırsanız ilkine göre daha büyük engellerle karşılaşmayı bekliyor musunuz, buna ne kadar hazırlıklısınız?

Tam tersi. Aradaki fark ne kadar çok olursa işlerimiz o kadar kolaylaşacak. Aslında normalleşme bunun adı. Normalleşmemiz lazım. Ben ekstra bir jest beklemiyorum zaten. Olması gerekenler olsun yeter. Neden “Her şey daha güzel olacak” diyorum? Çünkü 5 yıldır uyguladıkları politikanın halkta hiçbir karşılığı olmadığını görecekler. Doğal olarak yanlışlığı kanıtlanmış bir siyaseti sürdürmek, aklı başında siyasetçilerin yapacağı şey değildir.

Yerel seçimler değişim ekibi için önemli bir sınav olacak. Yeni yönetim hangi durumda bu sınavdan kalmış sayılır, sizin gözünüzde hangi senaryo için “başarısız” tanımı yapılır?

İklim Hanım ben sadece İstanbul’la ilgili konularda değerlendirme yapabilirim. İstanbul’da gayet başarılı olacağız göreceksiniz. Sorunuzun kapsamı Türkiye olduğu için adresi sayın genel başkanımızdır.

Olası başarısızlık CHP’yi kurultaya götürür mü?

Parti içi meseleleri hiç bir zaman medyada konuşmadım, konuşmayacağım. Buradan gördüğüm kadarıyla da Türkiye çapında da güzel bir başarı yakalayacağız. Ama bu konuda yetki ve karar sahibi de ben değilim. CHP 100 yıllık bir parti. Her konusunun ele alınacağı kurumsal ve değerli makamları, yapısı var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu son seçimim” ifadeleri için yorumunuz nedir?

Doğru demiş.

2023 Mayıs seçimi geçti. Olası adaylar arasında adınız vardı. Seçim kaybını, vatandaştaki hayal kırıklığını yani tüm yaşananları gördükten sonra “Keşke aday olsaydım” dediniz mi?

Biz geçmişi konuşarak değil, geleceği planlayarak zamanımızı kullanırız.

Aday olsaydınız kazanır mıydınız?

Ben mütevazı bir insanım. Kendimle ilgili nasıl böyle bir şey diyebilirim. Bir de anlamı yok yani. Yaşanmamış bir şeyin sonucunu ben nasıl bileyim.

Bir dahaki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday mısınız?

Benim İstanbul’a dair öyle güçlü öyle büyük hayallerim var ki onları gerçekleştirme rüyasından başka rüya görmüyorum. Planlama önemlidir ama planı yapan sadece insanlar değildir. Hayatın da kendi planları vardır. 4 yıl sonraki bir olay için bugünden yorum yapmak bana anlamlı gelmez.

❌