❌

Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Özgür Özel: ‘Ben artık savaştayım, ölümü de hapsi de göze almışız’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde CHP’nin uzlaşma çabalarının anımsatılması üzerine, CHP’li görünen delegelerin çok önemli bir kısmının gönlünün Yeni Parti’de olduğunu, büyükşehir belediye meclislerindeki dağılım nedeniyle kendilerinin bu isimleri Yeni Parti’ye davet etmediğini belirterek, “Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlarla da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz. Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız, biz başka bir mücadelenin içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Now TV’de katıldığı programda, siyasette yapılan transferlere ilişkin olarak, dönemin AKP Milletvekili Hakan Şükür’ün partiden istifasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Partiden istifa ediyorsan, milletvekilliğinden de istifa etmen gerekir” dediğini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Erdoğan, meydana çıkıp karşısında gördüğü gencecik bir belediye başkanına ‘Kapılar açık, bize gelebilirsin’ diye davette bulunacak. Ya da Murat Kurum, vatandaşın talepleri için bakanlığa gelen herkesi kahve içmek için arkaya alacak ve AK Parti’ye davet edecek. Gidecekler Erdoğan’la görüştürecekler, güvenceler, teklifler vererek onları AK Parti saflarına katıyorlar. Bunu da başarı öyküsü gibi… Hani bir partinin oylarıyla seçilip o partiden istifa etmek ahlaksızlıktı. Benim belediye başkanlarım benden izin alıp Murat Kurum ile görüşüyorlar, Murat Kurum transfer teklif ediyor belediye başkanlarıma. Bunun sana yapıldığını düşünün. Evli kadına evlenme teklif edilir mi? Bir partinin belediye başkanının karşısına çıkıp transfer teklif etmek hangi adaba sığar. Bu işler doğru işler değil. Hangi partiden olursa olsun Türkiye’nin yüzde 78’i bu transferleri doğru bulmuyor. Özlem Çerçioğlu denen kişi sokağa çıkamıyor Aydın’da. Burcu Köksal, sokakta yürüyemiyor Afyon’da. İnsanların yüzüne bakacak halleri kalmadı.

‘İZMİR’DE ÖYLE BİR REKOR KIRACAĞIZ Kİ’

Bir siyasi partide siyaset yapıyorsundur, o siyasi partiyle yolların ayrılmak zorunda kalmıştır, bir süre bağımsız kalmışsındır, sonra aynı yöndeki bir siyasi partiye gidersin, bunun da nezaket kuralları vardır. Ama sen ben AK Parti’ye karşıyım diye bağıra çağıra oy isteyip, o oylarla AK Parti’ye katılırsan bu siyasi yankesiciliktir. İzmir’de Cemil Tugay’ın sözlerini duyduğumda midem bulanıyor, tüylerim diken diken oluyor. Şu iktidar değişimi olsun, ben biliyorum onun ne saikle oraya gittiğini, aynı saikle o hesabı ondan sorup burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum. Dünyanın en yalancı, iftiracı ekibi çıkmış, ‘Öz eleştiri yapın’ diyor. Ben öz eleştiri yaptım. Günün sonunda adayı belirledik, o aday tir tir titriyordu. İzmir’deki 30 ilçenin 25’inde miting yaptım. 31 belediyenin 29’unu kazandık. Orada emeğim, alın terim var. İzmirlilerin bize gösterdikleri sabır, bize verdikleri kredi var. O ahlaksız, aldı o krediyi götürdü AK Parti’ye sattı. İzmirlileri sattı AK Parti’ye, AK Parti de utanmadan bunu kabul etti. Gün sayıyorum resmen. Önce bu iktidarı değiştirip, sonra o Cemil Tugay’ın burnundan bunu fitil fitil getirip, İzmir’de yerel seçimler tarihinin rekorunu kırmak için, adayları İzmirlilere bizzat belirletmek için, İzmirlilerin sille tokat o büyükşehir belediyesini aldıkları günü görmek için. İzmir’de öyle bir rekor kıracağız ki devir teslime gelemeyecek Cemil Tugay, o seçimde karşımızda aday olamayacak. Hukuken de siyaseten de dünya siyaset tarihinin en büyük yüzleşmesiyle karşı karşıya kalacak. Hiçbir konuda bu kadar kararlı, azimli ve meseleyi kendi meselem yapmış değilim. Önce iktidarı değiştireceğiz, o topuklayan efesi de, İzmirlisi de Afyonlusu da kaçacak delik arayacak.

Bir tarafta Silivri’de, Çorlu’da, Kocaeli’de yatanlar, Özgür Özel’in sağdıcı diye hapiste yatanlar, bir tarafta düne kadar ağzına gelen lafı söylediklerine teslim olup milleti satanlar. Bu işin şakası yok. Bu siyaset mi rekabet mi?

‘BEN ARTIK SAVAŞTAYIM’

TBB’deki meclis üyelerinde CHP’nin 250 üyesi gözüküyor. Bunların çok önemli bir kısmı, biz ‘Buraya gelin’ demediğimiz için, İstanbul, Antalya, Muğla, Adana, Mersin büyükşehir belediyeleri riske girmesin diye cümle kötülükler bir yerde vücut bulup da yeni bir acı, yeni bir kayıp yaşanmasın diye orada duruyorlar. Çıkmış butlancılar bizimle pazarlık yapmaya çalışıyorlar, adaylık dayatıyorlar… Sen 250 değilsin. O 250 kişinin 200’ünün gönlü Yeni Parti’de. Biz, ‘aman durun’ dediğimiz için orada kalan insanlar. Dün 131 delegeyle seçim kazandık TBB’de. O butlancıların pazarlığına kapıyı kapattığımız için, AK Parti’yle kurdukları temasa yüz vermediğimiz için çatır çatır TBB’yi aldık. Yarın 50 kişiyi daha tutuklarlar, seçimi yenilerler, alırlar ama bu ayıbı tarihe kazırlar. Biz bunlarla pazarlık yapanlarla da, bunları yapanlarla da bir araya gelmek, oturmak, sanki her şey normalmiş gibi konuşmak… Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlar da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz. Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız, biz başka bir mücadelenin içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz. Bunun ikinci bir seçeneği yok. Hiç kimse herhangi bir dönemde belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği yapıyormuş gibi düşünmesin. Burası bir film seti değil, burası hayatın ta kendisi. Burada acı var, burada tutsaklık var, burada ölüm var, tehdit var, burada her şey var. Burada teslim olmak yok.”

‘DÜMENİ KURAN SENSEN İSTİFA ET, SEN KURMADIYSAN SANDIĞI GETİR’

Özel, fon krizine ilişkin soru üzerine, “Atayan AK Partili, atananlar AK Partili, soyanlar AK Partili, soyulanların çok büyük bölümü AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz, bir tek mağdurların hakkının arandığı yerlerdeyiz. Milletin meclisi, hepimizi millet oraya hem yasa yapalım, hem hesap soralım diye gönderdi. SPK’nın, TMSF’nin başkanını meclisten kaçıran iktidarla karşı karşıyayız. AK Parti, meclise gelip hesap verme noktasında en kritik zamanlarda hep kaçmıştır, darbe döneminde araştırma komisyonuna gelmediler. 17-25 Aralık döneminde dört bakan Meclis soruşturma komisyonundan hesap vermeleri talebiyle Yüce Divan’a yollanacaktı, Erdoğan oylamanın yapılacağı gün, oylamayı durdurttu. O dört bakanı hesap vermeye yollamadı. Bugün de geldiğimiz noktada büyük bir fon vurgunu var. Borsadaki çöküş ve mağduriyetle birlikte 10 milyon kişiyi aştığı söylenen bir mağduriyet ve milletin sırtına binen bir yük var. Bu işin sorumlularını meclisten kaçırıyorlar. Organize İşler filmi vardı. Bir deliyi tabutun içine yatıyorlar, dört kişi tabutu zorlanarak taşırken, samimi Müslümanlar tabuta omuz veriyorlar, bu üçkağıtçılar tabutu onlara bırakıp, elleri havada olanların ceplerinden paraları çalıyor. Tabutu taşımaya gidenlerin hem paraları çalınıyor, hem cenazeyle baş başa kalıyor. Tam kaldığımız mesele budur. Zavallı vatandaşın cebindeki paraları aldılar. Bu dümeni kuranların hepsini Tayyip Erdoğan atadı. ‘Cumhurbaşkanımızın haberi yok’ diyorlar. Eğer bu dümeni kuran sensen derhal istifa et, sen kurmadıysan, bu dümenin kuruluşunu attığın imzalarla onayladın ve burnunun dibinde bu dümeni çevirdilerse senin bu ülkeyi yönetme kabiliyetin kalmamış, sandığı getir, işi ehline ver. Millet kendisini soydurmayacak bir cumhurbaşkanı seçsin. Soyan sensen istifa et, soyuldu da görmediysen bu millet kendini soydurmayacak bir cumhurbaşkanı seçsin” ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

“100 bin liranın üzerinde bir işlem varsa MASAK’ın radarına girersin. Fatma Betül Sayan Kaya, mart ayında 24 daire parasını alıp da bu fonun hesabına koyarken eşiyle birlikte, ya da eylül ayında 2,1 milyar TL’yi… MASAK hamsiyi görüyor, bunlar balina yakalamış. MASAK, Fatma Betül Sayan Kaya’yı bilmiyor, öyle mi? Liste ellerinde, 274 kişi en basiti. Listeyi açıklamıyorlar. Bunların her birisi balina yakalamış, hamsiyi gören MASAK hiçbirini görmemiş, böyle bir şey olabilir mi? O yüzden gelmiyorlar hesap vermeye.”

‘KANAL İSTANBUL PROJESİ DERE YATAĞINA YAPILMAKTADIR’

Özel, “Selde kaybettiğimiz üç vatandaşımızın ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Murat Kurum çıkmış diyor ki, ‘Geçmişe bakalım, ders alalım, bundan sonra dere yataklarında yapılaşmaya mesafeli olalım’. Günaydın Sayın Kurum. Dere yataklarına yapılaşma izni veren siyasetin adı AK Parti’dir. Ayazağa dere yatağı olduğu gibi AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde imara açılmıştır. Hesabı sorulacaksa AK Parti’den sorulmalıdır. İBB döneminde dere yataklarıyla mücadele etmişiz biz. Ekrem Başkan’ın geçtiğimiz beş yılda yaptığı bütün işler, dere yataklarında yapılaşmaya karşıdır. Zaman zaman bu büyük projelerde hep Ankara’dan, Sayın Kurum’un başında olduğu bakanlıktan gelen izinlerle bu işler yapılmıştır. Hiçbir yerinde biz yokuz. AK Parti’nin geçmiş dönem İstanbul yönetimleri ve Şehircilik Bakanlığı var. Geçen sefer 31 kişinin hayatını kaybettiği Ayamama deresinden de ders alacağımızı söylüyorduk, aynı yanlışlar yapıldı. Diyorsun ya ders alalım. Sazlıbosna neresidir? Bizim itirazlarımıza rağmen Kanal İstanbul diye yaptığınız Sazlıbosna’da bir barajı kurutup yerine evler yapıyorsunuz. Baraj dediğin yer bütün derelerin toplandığı yer. Oranın zemini de sorunludur, oraya yapılaşma da sorunludur. Dere yatağına yapılaşma yapmamalıyız diyen Murat Kurum, Kanal İstanbul dediğimiz proje dere yatağına yapılmaktadır. Bütün sorumluluk Murat Kurum’dadır. İstanbul’u dere yataklarındaki iskanlardan kurtarmaya çalışan İmamoğlu içeridedir. AK Parti, İstanbul’u Murat Kurum yönetsin diye İstanbullulara teklif etmiştir. 1 milyonun üzerinde bir farkla İmamoğlu yönetecek denmiştir. Murat Kurum, İstanbul’a el atıp, İstanbul’daki belediyelerin transferi için Adalet Bakanlığı ile birlikte çalışıp, seçimde alamadığı İstanbul’u yargı oyunlarıyla ve bakanlık transfer gücüyle almak istemektedir” ifadesini kullandı.

‘SAVUNDUĞUMUZ ŞEY CUMHURİYETİN TA KENDİSİDİR’

Özel, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin şunları kaydetti:

“Ekrem İmamoğlu savunmasını yapmaktadır. Halk TV’nin sesini savunma başlamadan üç saat önce sesini kıstılar, bu savunma duyulmasın diye. Fon mağdurlarının sesini en çok duyuran mecralardan birisi Halk TV susturulmuştur. İktidara yürüyen partimiz, adaysızlaştırılmış, kurumsuzlaştırılmış ve bizlere yapılan saldırılarla lidersizleştirilmeye çalışılmaktadır. Halk TV’ye yapılan iş, muhalefetin sesini kısmaktır ve gelecek seçimlere giderken kendilerini rahatsız eden bir yayın mecrasından kurtulma çabasıdır. Bunların hiçbirisi, bugün içinde bulunduğumuz organize kötülükten ayrı değildir. Hepsi planlı, programlı, Tayyip Erdoğan’ın saray düzeninin bu ülkenin başına örmeye çalıştığı çoraptır. Mesele Erdoğan ile millet arasındadır. ‘Ben seçimle geldim ama gitmeyeceğim’ diyene, ‘gideceksin’ diyen millete had bildiriyorlar.

Millet, Atatürk’ün emaneti cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığı kimseye vermeyecektir. Sandığa uzanan elleri önce ittirecektir, hala uzatıyorsa kıracaktır, önüne katacaktır ama o sandığı kimseye bırakmayacaktır. İnancım budur. Bütün milletimizi cesaretle ve sabırla bu işin üzerine gitmeye, asla teslim olmamaya, asla yılgınlığa kapılmamaya davet ediyorum. Büyük bir kararlılıkla direniyoruz çünkü savunduğumuz şey cumhuriyetin ta kendisidir. Biz antiemperyalist Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine dört elle sarılarak bu ülkelerde sandığı da demokrasiyi de cumhuriyeti de kurtaracağız. Ne Trump’a, ne Barrack’a ne Erdoğan’a teslim edebileceğimiz bir cumhuriyetimiz, feda edebileceğimiz bir sandığımız yoktur. Biz başaracağız, eninde sonunda millet kazanacaktır.”

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Masasının üstündeki soyguncu listesini açıklamalı

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin gündemine yerleşen fon soruşturması hakkında mesajlar veren Özel, “Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir” değerlendirmesini yaptı.

Fon krizine ilişkin Sabah gazetesinin MASAK’a dayandırdığı haberde, “MASAK paranın izinde… 141 kişiye ait 187 milyar liralık hesaplar donduruldu” denildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ise 1 saat 45 dakika sonra yaptığı açıklamada, “85 kişilik” bir listeden söz ettiğini ifade eden Özel, iki açıklama arasındaki farka dikkati çekti.

‘KARADENİZ’DEKİ GEMİLERİN İÇİNDEKİ HER BİR CANI YOK SAYIYORLAR’

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Girne-Taşucu seferini yapan gemimiz 30 Ağustos’ta battı. 27 yurttaşımızı kaybettik. Bir kişinin naaşına halen ulaşılamadı. Bundan yalnızca üç gün sonra da Silivri’de Tuğberk İmamoğlu gemisi battı ve bir yurttaşımızı kaybettik, dokuz yurttaşımıza halen ulaşılamadı. Burada aileler, biraz önce salona girdiğimde bana konu hakkında bir bilgi notunu ve ikinci sayfasında beş maddeden oluşan haklı taleplerini ilettiler. Tahmin ediyorum bunu bugün diğer siyasi partilere de iletecekler.

Biz CHP Grubu olarak ilk günden beri meseleye duyarlılığımızı sürdürüyoruz. Bilgi notunu aldık. Buradaki talepleri kendimize dile getirilecek birer görev, birer ödev olarak alıyoruz. Acınızı paylaşıyoruz, talepleriniz doğrultusunda kayıplara ulaşılana kadar aramaların devam etmesini, adil bir soruşturma sürecine ilişkin beklentinizin karşılanmasının sonuna kadar arkanızdayız, hepinizin yanınızdayız. Hepinizi acınızı paylaşarak kucaklıyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşı seyrüsefer güvenliğini tehdit ediyor. Tabii bu savaş çoktandır var ama Türkiye’nin dış politikadaki birtakım savrulmaları, Karadeniz’de yaşanan birtakım saldırılar ve buna karşı sessizliği de manalı kılıyor. Bugüne kadar yaklaşık 220 ticaret gemisi saldırıya uğradı. En az dokuz Türk bayraklı ve en az 45 Türkiye bağlantılı ticaret gemisi saldırıya uğradı ve bunların bir kısmı battı.

Son iki gün içerisinde dahi üç Türkiye bağlantılı ticaret gemisinin saldırıya uğraması, meseleyi çok ciddi bir boyuta taşımış durumdadır. Gemilerimiz vuruluyor, iktidardan ses yok, adeta ölü taklidi yapıyorlar. Bu konuda hiçbir politikaları, hiçbir girişimleri yok. Gemilerimizi güvende tutamıyorlar, gemicilerimizin hayatlarıyla ilgili tehlikeleri bertaraf etmiyorlar ve bu konuda millete açıklama dahi yapmıyorlar. Sanki orada insansız hava araçları insansız gemileri, insansız deniz araçlarını vuruyormuş gibi davranıyorlar. Karadeniz’deki gemilerin içindeki her bir canı ve evlerinde onların yolunu bekleyen ailelerini yok sayıyorlar. Bu konudaki dikkatimizi, duyarlılığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

‘TÜRK ASKERİNİ YEMEN ÇÖLLERİNE GÖNDERMEKLE MEŞGULLER’

Bizimkiler dış politikada Türk askerlerini Yemen çöllerine göndermekle meşguller. Bunun hesabındalar. Öyle evirmeden çevirmeden, kitabın ortasından söylemek gerekirse, Türk askerini Yemen’e göndermek, Türkiye’nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen’e göndermek Türkiye’nin planı, programı değildir.

Meclis’e gelmemiş, somut bir anlaşmaya dönüşmemiş, Anayasa’nın 90 ve 92. maddelerini, yani uluslararası anlaşmaların usulüne uygun müzakere ve yürürlüğe girmesini ve yurt dışına asker göndermedeki Meclis yetkisini ihlal edemez. Türkiye, bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir. Böyle pakt anlaşmaları, barış zamanında güçleri birleştirmek, caydırıcılığı arttırmak, savaşa mani olmak, tarafların hiçbirisinin savaşa muhatap olmamasını temin etmek için yapılır.

‘SONUNA KADAR KARŞI ÇIKACAĞIZ’

Savaştaki bir ülkeyle ‘sana saldıran bana saldırmıştır’ anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır. Ne böyle bir savaşa taraf olmak kabul edilebilir ne böyle bir anlaşmayı imzalayıp, imzaya rağmen o ülkelerden birine saldırılıyorken böyle bir anlaşma varken buna cevap vermemek. Bir tanesi, attığınız imzayı değersiz, bundan sonra yapacağınız anlaşmaları hükümsüz, sizi muhataplarınız nezdinde kıymetsiz kılar. Diğeri hiç suçsuz günahsız Mehmetçiği, Yemen çöllerinde boşu boşuna hayatlarını tehlikeye atar.

Dış politika, Tayyip Bey ve çevresinin şahsi ilişkilerine göre, Amerika ile kurdukları al-ver ilişkisine göre, ‘Ben senin her istediğini yapayım, sen bende olmayan meşruiyeti bana ver, öyle anlaştık Tom Barrack ile’ ilişkilerine göre olmaz. Böyle bir durumda, herkes şunu bilsin ki, kendine ait bir planı olmayan başkasının planının parçasıdır. Yemen çöllerine ilişkin Türkiye’nin bir planı, programı yoktur. Trump’ın figüranı, İsrail’in koruyucusu olmaya, Mehmetçiği burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız.

‘BU MİLLETİN ELİNDEN SİZİ TRUMP KURTARAMAZ’

3 Kasım’da ABD’de yapılacak ara seçimlerde Trump, gecede birkaç saat uyudu, çok endişeliydi. Bizimkiler onun kadar da uyumuyor. Bütün meseleyi Trump’ın varlığına, Trump’ın bunlara tanıyacağı meşruiyete, seçimlerde bunlara vereceği desteğe ve Trump ile olan ilişkinin kendilerini burada bir dönem daha iktidar yapmasına bağlamış durumdalar. Önce şunu söyleyeyim, ister Trump olsun, ister olmasın, ister topal ördek olsun, ister çift ayakla çifte telli oynasın, bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz. Bunu bilin.

Trump onu hedef almış. Temsilciler Meclisi üyesinin dün evini bastırdı. Evinde arama yaptırdı. Ve aradığı belge, göçmen kayıt belgesi. Yani, düşünün ki, milletvekili seçilmiş birisine, ‘Sen bu ülkeye kaçak mı girdin, göçmen kayıt belgen var mı?’ bahanesiyle, Somalili kadının evini bastırıp, ona dünya kadar zulmedip, bunu servis edip yabancı düşmanlığı üzerinden kendisine destek sağlamaya çalışıyor.

Dünyada tüm duyarlı insan hakları aktivistleri, tüm ülkeler, özellikle İslam ülkeleri, başörtülü Ilhan Omar’a yapılan zulme karşı çıkıyor, ses çıkarmayan bir tek ülke var, Türkiye. Ses etmeyen birisi var, başörtülü bacımı Trump’ın yaptığı zulme bırakan, ona sahip çıkmayan Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü bütün ilişkisini Trump’ın desteğine bağlamış. Trump’ın İslamofobik çabalarına karşı ses çıkaramayacak kadar göbeğinden Trump’a bağlı.

‘EMEKLİLER TARİH BOYUNCA UĞRADIKLARI EN BÜYÜK İHANETE UĞRADI’

Emekliler tarih boyunca uğradıkları en büyük ihanetle ve vefasızlıkla karşı karşıya kalıyorlar” dedi. Özel, Özel, “Her sokağa çıktığımızda, her otobüs üstüne çıktığımızda, elimize her mikrofon aldığımızda emeklilerin hakkını savunuyoruz. Bundan sonra da savunmaya, yetmez, hep birlikte seçimlere ulaşmaya, bu iktidarı değiştirmeye, bu vefasızlığı sona erdirip bütün emeklilerin yüzünü güldürmeye söz veriyoruz.

‘ÜRÜNLER GEÇEN SENEKİ FİYATININ YARISINA DÜŞTÜ’

Geçen seneki fiyatların yarı fiyatında bütün ürünler. Toplama maliyetleri, ulaşım maliyetleri arttı. Üreticiyi koruyacak yasalar yok. Rize’de çay, Ordu, Giresun ve Karadeniz’de fındık, Gaziantep’te fıstık üreticisinin, Ege’de başta üzüm ve pamuk üreticileri olmak üzere bütün üreticiler ağlıyor. Hafta sonu Bursa’daydık. Çağrışan karası diye dünya güzeli üzümleri var.

Geçen sene 60 liraya satmışlar ve geçen sene mazot 50 lira. Yani 1 kilo üzüm satıp 1 litre mazot alırken bu sene Çağrışan karası 25 lira. Toplama maliyeti 13 lira ve topladığında 25 liraya sattığında toplamda zarar ediyorlar. Öyle olunca dallarda kalmış. 4 kilo üzüm satıp 1 litre mazot alamaz duruma gelmişler. Geçen sene 130 liraya satılan siyah incire bu sene 40-45 liranın dahi teklif edildiği bir yılı yaşamışlar ve perişan durumdalar.

‘AKHİSAR’DA ZEYTİN ÜRETİCİLERİ 1 HAFTA SÜREYLE ELEK KAPATTI’

Türkiye’nin en çok zeytin ağacına sahip olan ilçesi Akhisar’da zeytin üreticileri bir hafta süreyle elek kapattılar. Yani toplayıp eleklere zeytin götürüp dökmüyorlar. Çünkü bu fiyatlara bu işin yapılamayacağını, hepsinin iflas edeceğini, kredi borçlarını ödeyemeyeceklerini ve maalesef tarım kredisi çekebilmek, zirai kredi çekebilmek için ya verdikleri iki devlet memuru kefili yakacaklarını ya tarlalarını ipotek ettirdilerse mallarından olacaklarını biliyorlar.

Geçen sene 75 lira olan zeytin bu sene 35 lira. Geçen sene mazot 50 liraydı. Zeytinde de çeltikte de limonda da üzümde de tüm ürünlerde büyük bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Türkiye’yi bu hale getiren AK Parti’nin kara düzenidir. Bir tarafta fonlarda milletin parasını vurup kaçanlar. Bir tarafta bütün yaz, bütün kış elleri nasırlı, alınları yanmış, perişan olmuş şekilde çalışıp emeğinin karşılığını alamayanlar. And olsun ki AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Sizin için adil, hakkaniyetli bir düzen kuracağız.

ERDOĞAN’A SESLENDİ: BİZ BU İŞİN HİÇBİR TARAFINDA YOKUZ

Dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidarla karşı karşıyayız. Fon krizinin yarattığı ağır kriz ortamı sürüyor. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken, iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu gerçekleşti. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına çöktüler. 455 bin yatırımcıyı mağdur ettiler, iki milyon kişi mağdur, borsa mağdurları var. Bu işten etkilenen kişi sayısı beş milyonu, ailelerle birlikte 10 milyonu buluyor.

Peki bu işin içinde kimler var? Erdoğan’ın atadıkları vurgun yapan fon şirketlerinin yönetiminde. Her birisinin altında Erdoğan’ın atama imzası var. Fon şirketlerinin yönetiminde büyükelçi ararsan var, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı var, İstişare Kurulu üyesi var, Varlık Fonu yöneticisi var, eski milletvekili var. Aklınıza gelebilecek yönetimdeki herkes AK Partili.

Burada fazladan kazanç sağlayanlara baktığınızda Fatma Betül Sayan Kaya’dan başlayın, tutuklanan son tarım bakan yardımcısına kadar aklınıza gelebilecek ne kadar AK Partili varsa bütün isimler teker teker var. Ey Erdoğan, atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan, dolandırılan AK Partili. Biz bu işin hiçbir tarafında yokuz. Sen tam göbeğindesin.

‘SAYIN KERİM ROTA ‘BÜYÜK BİR FELAKET GELİYOR’ DİYEREK UYARMIŞTI’

Biz bu işin mağdurlar tarafındayız. Biz daha bundan üç hafta önce, fon krizi çıkmadan iki gün önce, Sayın Kerim Rota 35 yıllık finans deneyimiyle ‘Büyük bir felaket geliyor’ deyip partimizin Ekonomi Eşgüdüm Konseyini toplantıya davet etmişti. Başkanlık ettiğim toplantıda ‘Büyük bir felaket geliyor. Yıllardır söylediğimiz eksiklikler vardı. Bir yıl önce Mehmet Şimşek bunu uyardı. Ama birileri gerekli düzenlemeleri yapmaya yapmaya beklettiler. Yapana kadar bu işi suiistimal edenler kaçtılar. Yükü milletin sırtına bıraktılar’ demişti.

İlk duyulan meşhur isim Fatma Betül Sayan Kaya. Bu çıkana kadar günlerce sustular. Biz isim açıklayana kadar yokmuş gibi davrandılar. Gizlemeye niyetlendiler. Harıl harıl nasıl yaparız da isimler dökülmeden bu işi örteriz dediler. Çünkü biliyor ki genel başkan yardımcıları, mevcut bakanlar, bürokratlar, sarayın tamamı neredeyse orada. İşe aileden bulaşan da var. İsmi açıkladık, yavaş yavaş dökülmeye başladılar.

‘FATMA BETÜL SAYAN KAYA HAVAYA TEMAS ETTİRİLMEDEN İFADE VERİP UZAKLAŞTIRILDI’

Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ya da muhalif insanlara attığı bir tweetten ya da hakkında açılmış bir soruşturmadan… Ya İBB’de 20 bin lira yemek yemişler 7-8 kişi, 7 kişi parayı birinin hesabına atmış. O atılan paraların hesaplarını sormak için bürokratlarımızı topluyorlar. Sabah 6’da basıyorlar. Ters kelepçe icabında yapıyorlar. Yaşam biçimi kendinden değilse, AK Partili değilse, hele hele birazcık muhalifse bas ensesine, ver görüntüleri ekranlara, yap itibar suikastlarını. 2 bin lira, 20 bin lira, 200 bin lira evinde bulunamamış insanlar, haysiyet suikastlarına muhatap oldular. 2,2 milyar lira, 367 ev parası suçüstü yakalanmış kişi Fatma Betül Sayan Kaya ifade verdi, gören yok.

Gizlilik olan soruşturmalarda kişinin sabah evinden çıkışını üstündeki gece kıyafetine kadar servis edenler, sabah evinden çıkıp verdiği ifadeyi dakika dakika servis edenler, cep telefonunun içindeki soruşturmayla ilgisiz konuşmaları, yazışmaları, fotoğrafları servis edenler; Fatma Betül Sayan Kaya’yı havaya temas ettirmeden ifade verip uzaklaştırdılar. Geçmişin bir kirlisi sakız çiğneye çiğneye geldi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuya okuya… Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi. Nasıl oldu, nasıl bitti kimsenin haberi yok. İşte AK Parti’nin ikili hukuk sistemi budur. Soygunu bizzat yapanlar ‘Biz bu işi çözeceğiz’ diyor.

‘MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNE RET OYU VERDİLER’

Şimdi milletin parasını fonda çalmışlar, ilk başta böyle bir gaflete düşüp ‘Komisyon kursak mı?’ sorularına ‘Kurulur’ demişler. Şimdi geçen hafta hep birlikte ret oyunu vermişler. Neden? ‘Eğer isimleri gizli tutabilirsek AK Parti’yi mümkün mertebe bu işten hasarsız kurtarmaya çalışacağız, siz kenarda durun’. Milletvekillerinin bu meselenin ortaya çıkması için sorumluluğu var. GRECO kriterlerinde dahi der ki: Kamu adına denetim yükümlülüğü olan birisi kendine gelen bilgiyi saklamaz. Bunu araştırır, araştırtır, ilan eder, ifşa eder, ortaya çıkmasını sağlar.

‘BABANIZIN 7 DAKİKA UĞRADIĞI MAĞDURİYETE 1,5 YILDIR MUHATAP OLAN AİLELER VAR’

Birtakım bilgiler, bir takım listeler geliyor Fatma Betül Sayan Kaya’nın geldiği gibi. MKK numarası belli, işlem belli, isim soyad belli. Bir bakanın da babasının adı soyadı var. Ümit Özlale soru soruyor: ‘Bir bakanın babası böyle bir işlem yapmış mıdır?’. 10 dakika sonra Sayın Bakan: ‘Benim babamın T.C.’si bu. Aynı isim soyadındakinin T.C.’si bu.’ Eyvallah. ‘Özür dileyin benden. Mağdurum da mağdurum. Babama haysiyet cellatlığı…’ Allah Allah ya, ne güzel memleket. İlk kez biri mağdur oldu, ‘Mahinur Hanım’dan özür dilensin’. Partinin genel başkanı olarak ‘Mahinur Hanım’ın babasının ellerinden öpüyorum’ dedim. Mahinur Hanım’a önemli bir sorumluluk yükledim. O kadar iyi oldu ki bu iş. Bir hafta önce Ümit Özlale isimli birinin adını bütün AK Partililer servis etti, paylaştı. T.C.’si farklı çıktı. Özür dileyen yok. ‘Özür dilensin’ diyen yok. ‘Babam karalandı’, yedi dakika sürdü babanın karalanması. Ekrem İmamoğlu’nun babasına 18 ay ‘Senin oğlun hırsız’ diyorlar. Gidip babasının köydeki evinin bahçesini üç farklı kez dozerle kazıyorlar, ‘Buraya para sakladı mı?’ diye.

Altı yaşında küçücük Gizem’in kulağındaki küpeye sabahın 6’sında dedektör tutuyorlar, ‘Altın mı? Babası aldı da altına çevirdi rüşvet parasını da kızın kulağına mı taktı?’ diye. Altın diye öterse çıkartıp kulağından altı yaşındaki kızın küpesini alıyorlar. Bütün gece babaların, annelerin görüntüsü fır fır A Haber’de, TRT’de dönüyor. Mahinur Hanım, Aile Dayanışma Ağı… Babanızın yedi dakika uğradığı mağduriyete yedi ay, bir yıl yedi ay, 1,5 yıldır muhatap olan ailelerin dayanışma ağı… Oraya gidin, haysiyet suikastı nasıl yapılıyor, onlardan öğrenin. Okuduğunuz, sizi savunan gazeteler yıllardır bu insanlara ne yaptı, görün. Deyin ki: ‘Yedi dakika başıma geldi, doğrusunu söyledim. Özgür Bey bile babama selam yolladı, özür diledi. Ama ben de bir şeyi öğrendim; bu memlekette böyle oluyormuş bunlar’ deyin. O zaman Aile Bakanı’sınız. O ailelere sahip çıkarsanız Aile Bakanı’sınız.

ÖZEL’DEN VEKİLLERİNE ÇAĞRI

Buradan şunu söyleyeyim: Bütün milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum: Eline belge gelen, bilgisi olan, bu bilgiyi ‘Aman ha öyle mi olur, böyle mi olur?’… Kaya gibi arkanızdayız. Koyacaksınız ortaya. Doğru mu, yanlış mı onlar söyleyecek. Eğer yanılgı olsun istemiyorlarsa o lanet listeyi kendileri açıklasınlar, görelim. Kendileri açıklasın haramzadeler. Sen listeyi açıklama, TC’si yanlış, sanki iftira atmış. İftirayı birbiriniz atıyorsunuz, attırıyorsunuz, parti içinde birbirinizi yiyorsunuz. Sonra bize ahkam kesiyorsunuz. Hadi oradan. Bütün arkadaşlarımın sonuna kadar arkasındayım. Bir santim geri adım atan sizden beter olsun.”

Sistemde parası kalan her vatandaşın mağdur olduğunu söyleyen Özel, ev parasını, ameliyat parasını, evladının okul taksidini buraya kaptıranların bulunduğunu belirtti. Özgür Özel, “Mağdurlardan bir kısmı bugün grup toplantımızdalar. Biz mağdurun partisine bakmayız, mağdurun siyasi görüşüne bakmayız. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mağdurlara duyarsızlığının ve onları bir şekilde bastırmaya çalıştığının da farkındayız. Mağdurlar şunu bilsin, hangi görüşten olursa olsunlar biz sarayda oturanlardan, kibirle aşağıya bakanlardan, sizi karınca gibi görenlerden değiliz. Karıncanın kardeşi var o da YENİ Parti’nin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

‘ERDOĞAN MASASININ ÜSTÜNDEKİ SOYGUNCU LİSTESİNİ BİR AN ÖNCE AÇIKLAMALI’

Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir.

‘HAYATİ YAZICI’NIN OĞLU İŞİN İÇİNDE’

Erdoğan utanmadan, sıkılmadan sıkışınca hep yaptığı gibi ‘Dış güçler sabotaj yapıyor’ diyor. Kargalar gülüyor. Hatta dün ‘FETÖ parmağı var bu işin içinde’ dedi. Hayati Yazıcı’nın oğlu işin içinde ve suçüstü yakalandı. Oğlunun ortağı Allah rahmet eylesin, canına kıydı ya da o işe çok daha dikkatli bakmak lazım. Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya’nın on katı vurgun yapmış kişiyle Bodrum’da tatil yapmış, konser izlemiş, aynı uçakla gitmiş, aynı uçakla gelmiş. Şimdi fotoğrafı çıkmış önlü arkalı oturmuş.

O fonda milletin parasını çarpıp gidenle, onu yayınlayan gazeteciyi hapse attırdı. Ömer Çelik böyle pahalı takım elbiseler, dik duruşlar, o özgüvenli sözler… Konuşurken bu olay ortaya çıkınca çıktı, eli ayağı titriyor, eli ayağı. Ne dediğini bilmiyor. Ağzından ateş çıkıyor. Dedi ki ‘Şu andan itibaren.’ Ne andan itibaren Ömer Bey, ne oldu? Hangi andan itibaren? ‘Şu andan itibaren’ diyor, ‘Teyakkuzdayız, en üst düzey alarmdayız. Siyasi ve hukuki mücadelede en üst noktaya çıkıyoruz’ dedi.

‘BU KADAR GİZLİLİK VARKEN BU İŞLER NEREDEN ÇIKIYOR?’

Dört gazeteciyi evden aldılar, ikisini hapse attılar, ikisine adli kontrol, geceleyin itiraz üzerine ev hapsi verdiler. Savcıların, hakimlerin Parti Sözcüsü’den talimat aldığı, Parti Sözcüsü’nün işin ucu kendine geldiği zaman haykırdığı, hönkürdüğü, aslında çatıştıklarına ses yükselterek, ‘Bu gazetecileri bari toplayın’ dediği, haberin kaynağını değil de haberi yapanı hedefine koyduğu bir işin içindeyiz. Ömer Bey, bu kadar gizlilik varken, bu işler nereden çıkıyor? Nereden çıkıyor?

Bayrampaşa YENİ Parti örgütünden mi çıkıyor? Nereden çıkıyor? Birbirinizi yiyorsunuz, birbirinizin kuyusunu kazıyorsunuz, birbirinizle tehlikeli işlere girişiyorsunuz. Sonra dönüp zavallı gazetecileri çocuklarından ayırıyorsunuz. Birazcık mert olun, ‘Yaptıysam yaptım, hesabını veririm’ deyin, gazetecilerle uğraşmayın kardeşim.

’56 MEŞHUR İSMİ LİSTEDEN ÇIKARDILAR’

Özgür Özel, “Bu 85 adını sanını da çok bilmediğiniz, AK Partili olsalar da uzaktan bağlantılı 85. Arada buradaki 141’le arada 56 isim kayıp. 1,5 saat içinde 56 meşhur ismi listeden çıkarıp onların hesaplarındaki dondurmayı kaldırıp düzeltmeyi yapıp 85’e indiriyorlar. Sabah gazetesi bu kaynağını açıklasın -ki MASAK diyor- Sabah’taki 141 nasıl 85’e inmiş, Adalet Bakanlığı da onu açıklasın.

Bir taraftan ‘İşin ucu nereye giderse gitsin’ diyen, yalandan bir politik söylem, bir tarafta Hayati Yazıcı’nın oğlunun hesabına bloke koyan Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 saat sonra hesaptaki blokeyi kaldıran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Böyle adalet olacaksa olmaz olsun. O mağdurların hakkını yiyene de zehir zıkkım olsun.

‘SUÇUMUZ AK PARTİ’Yİ YENMEKTİR, O SUÇU BİR DAHA İŞLEYECEĞİZ’

Muhalefete karşı 2024 yılının 30 Ekim gününden beri muhalif seçmenin seçtiği, ilçelerini, illerini emanet ettiği belediye başkanlarına, meclis üyelerine karşı büyük bir siyasi operasyon sürdürülüyor. Hiçbir somut delili olmadan ki aylarca meydanlarda diyor ya, ‘Meydan meydan, şehir şehir gezdi.’ Gezdim. ‘Bu operasyonları itibarsızlaştı’ diyor. İtibarı yok da o yüzden itibarsızlaştırdım. Biliyordum, arkadaşlarının gözünün içine baktım ve onlara olan güvenimle bir Genel Başkan olmanın gereğini yaptım.

Ben bir günde Manavgat Belediye Başkanını partiden attık. Bakma, diyorlar ki ‘Baklava kutusu savundu.’ Filmi çekenin bir ay önce tutuklandığını, elverişli bir film için senaryo oynadıklarını söyledik. Ama baklavacıyı da belediye başkanını da o dakika attık, o dakika ve ispatladık. Bir ay önce uyuşturucudan gözaltına alınıp birkaç saatte bırakılıp, sonra baklava kutusuyla filminin çekildiğini. Bu olaydan birkaç ay sonra Bodrum’da bir belediye meclis üyesi rüşvet alırken yakalandı. O dakika attık. Uşak Belediye Başkanı dört günlük gözaltı sürecinde avukat kabul etmediler. Avukat ulaştığı an tedbirli olarak disipline sevk edip partiden attık.

İşlemin bittiği 20 günü, ‘Efendim 20 gün atmadılar. O gün aldık kararı. Herkes biliyor tedbirli disipline vermek nedir. Bir yerde kusuru olup da tartışmaya açık olmayıp da ya da kendi de kabullenip de bir dakika gözünün yaşına bakmadık. Ama öbür tarafta efendim AK Parti’nin güldür güldür kendine istediklerini gönüllü bağışlarla, millete çocuğuna kreş yaptırmış, ‘Efendim itibar yoluyla irtikap.’ Her ay aldığı parayı 12 ay sonra tekrar almaya devam etmiş, ‘Efendim ödemiyordu da rüşvet istedi de şunu verdi de bunu verdi de.’ Bir tek kanıt, bir delikli kör kuruş para, ne evde ne kasada ne hesapta ne yakınında ne orada burada. Tamamında hele hele partimize arkadaşlarımıza atılan büyük iftiralar.

Hani biliyorsunuz ya. Para kutusu çantaları, ‘İçinden jammer çıktı’ diyor sonra iddianamede. Hani diyor ya ‘Paraları bölüştüler.’ ‘Öyle duymuştum, yokmuş öyle bir video.’ Hani diyor ya parke altında 2 milyon Euro.’ 2 Cent çıkmamış. Yok öyle bir belge. ‘KİPTAŞ’tan ev dağıttılar. Öyle duymuştum, yalanmış.’ Tamamı çöktü.

‘HAYSİYET CELLATLIĞI YAPTIĞINIZ İŞLER’

Şimdi diyorlar ki ‘Efendim onlar kendilerini savundular, şöyle yaptılar, böyle yaptılar.’ ‘Meydan meydan gezdi, yolsuzluk yapan arkadaşlarını savundu’ diyor. Meydan meydan gezip savunduğum arkadaşlarım, bu milletin seçtiği, usulüne göre yapılan denetimlerde hiçbir suç çıkmayan, delilden suçluya değil; hedefteki kişiden delile gitmek için milleti iftiraya zorladığınız, somut kanıtla ispatlayamadığınız, haysiyet cellatlığı yaptığınız işlerdir. Milletimiz de biliyor ben de biliyorum.

Bütün AK Partili yöneticiler de biliyor ki arkadaşlarımızın suçu, Ekrem İmamoğlu’nun suçu, belediye başkanlarımızın suçu AK Parti’yi yenmektir. O suçu hep birlikte bir daha işleyeceğiz. Değerli arkadaşlar, Bayrampaşa, Ataşehir, Gaziosmanpaşa, Adalar, Üsküdar. Bu belediyelerde belediye başkanlarını tutukladılar, kimin de çoğunlukları vardı, Gaziosmanpaşa gibi. Hemen ilk seçimde o yüzden içeride başkan. Kimin de önce bizden seçildiği, o sırada belediye meclis üyelerine birkaç ay çalıştılar. Öyle somut deliller var ki buradan söylüyorum. Örneğin bazı gazeteciler demişlerdi ki bu iddialar doğruysa ispatlanmalıdır.

‘HİLEYLE, AHLAKSIZLIKLA BÖYLE İŞLERE KALKIŞIYORLAR’

Özgür Çelik gitti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘na partimiz adına başvurdu. Örneğin Üsküdar’da biri diyor ki ‘Benim oğlum yurt dışında firari. Adalet Bakan Yardımcısı söz verdi. Ben oyumu AK Parti‘ye vereceğim. 15 yıldır kaçak olan oğlumu Türkiye’yi geri getirecekler, terör suçundan kurtaracaklar.’ 40 kişinin içinde diyor ki ‘Mecburdum, AK Parti’ye verdim, kusuruma bakmayın.’ Bir başkasının ilk oylamada oğlu hapiste, ikinci oylamada bilmem kaç yıl ceza almış oğlu tutuksuz bırakılmış, dışarı salınmış. Oylamada tavrı değişiyor. Bir başkası ağzıyla söylüyor. ‘Belediye başkan yardımcılığı teklif edildi, o yüzden parti değiştirdim.’ Bizim kurultay davasında kurultay delegesi beş ay sonra belediye meclis üyesi olmuş, ‘Sen iradeni fesata mı uğrattın, belediye meclisi üyesi olmak için mi Özgür Özel’e oy verdin?’ sorusu var. Adam ağzıyla söylüyor, ‘CHP’liydim. Belediye başkan yardımcılığı sözü karşılığında taraf değiştirdim’ diye.

‘ŞANTAJLAR, TEKLİFLER, BASKILAR HAVADA UÇUŞUYOR’

Diğer taraftan şantajlar, teklifler, baskılar, paralar havada uçuyor ve belediye meclisindeki transferleri tamamlıyorlar. Önce gizli tutuyorlardı. Örnek; Üsküdar. Belediye başkanvekiline operasyon yapıyorlar. İlk seçilene. O anda transfer ettirdiklerine; birinci tur, ikinci tur belli değil, üçüncü turda şak taraf değiştirtiyorlar ve belediyeyi elimizden almaya çalışıyorlar. Buna millet dedi ki ‘Ya böyle şey mi olur? Kadını aldınız. Yerine seçilen var, onu da aldınız. Taraf değiştirttiniz.’ Bu sefer Ataşehir’de öyle yapmadılar, önce transferleri yaptılar. Sonra gelip belediye başkanvekiline ‘Ya istifa edersin ya içeri girersin’ dediler. Arkadaşımız tweet paylaştı, ‘Onurlu duracağım, asla bükülmeyeceğim, eğilmeyeceğim’ diye. Bütün Türkiye bir gece onu konuştu. Ertesi sabah daha Türkiye onu konuşurken sabah yatağından alıp götürdüler. Şimdi içeri attılar. O seçimi yenilediler. Ataşehir’e taraf değiştirttiler. Bu kadar açık, bu kadar net. Bakın bunların bir tanesine ‘Olmadı’ diyen yok. Biz bunların her birini, Üsküdar için yazıp Cumhuriyet Başsavcılığı‘na verdik, duruyor daha orada. ‘Çağır bunları konuş’ diyoruz. Belediye meclis üyesinin ortağını iki gün önce alıp salıyorlar. Ortağı diyor ki, mimar ortağı ‘Aman abiciğim yarın dikkatli ol.’ Geceleyin de onu bir yokluyorlar, ‘Yarınki durumun ne?’ diye. Bu şartlar altında böyle olmadık işlerle, hileyle, hurdayla, ahlaksızlıkla teker teker…

Eyüpsultan’da en son yine buna niyetlendiler. Ne olduğunu gördünüz. Buradan kayda geçirelim. Aynı şeye giriştiler. Üçüncü turda dört kişiyi böyle ikna edebilmişler, beşe gelememişler. 18-18 berabere kaldılar. Dördüncü turda 19-18 ya da 20’ye 18 biz kazandık son turda en yüksek oyu olarak. Adamın açıklaması şu. ‘Bu seçime itiraz edeceğiz. Biz bu seçimi iptal edeceğiz. Görün, haftaya gelip burayı yine biz kazanacağız.’ Eyüpsultan için bunu açık açık söylüyor. Eğer bu kadar kötülük, bu milletin gözünden kaçıyor sanıyorsanız… Bu kadar açık açık.

Yahu bu millet yıllarca Eyüpsultan’ı da Üsküdar’ı da Bayrampaşa’yı da Gaziosmanpaşa‘yı da size yönettirdi. Belediye meclisi de belediye başkanı da gitti, görev yaptı. Bu milletin karşısına çıktınız. ‘Bu sefer olmaz’ dediler, ‘Bu sefer başkası yönetsin’ dediler. ‘Siz de birazcık sabredin, muhalefet edin, az kenarda durun’ dediler. Şimdi bu milletin tercihlerine karşı böyle pis işlere girerek, güya ‘Üsküdar’ı geri aldık’ diyor. ‘Gaziosmanpaşa’yı kazandık’ diyor. ‘Bayrampaşa artık bizde’ diyor. ‘Ataşehir’i ilk kez aldık’ diyor. Yahu Ataşehirli vermedikten sonra sen belediye binasını kökünden çalsan binayı çalarsın, Ataşehir’i alamadın, alamayacaksın.”

Cemil Tugay’dan Özgür Özel’e: Kötü söz sahibine aittir

CHP’den istifa ettikten sonra yaklaşık dört ay bağımsız olarak görev yapan ve ardından AKP’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kendisini eleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e yanıt verdi.

Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından bugün Şato’da zirve gerçekleştirildi.

Zirveye, AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AKP İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AKP İzmir Milletvekilleri Yaşar Kırkpınar, Mehmet Ali Çelebi, Şebnem Bursalı, Mahmut Atilla Kaya, Ceyda Bölünmez Çankırı, Mustafa Bilici, Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Menderes Belediyesi Başkan Vekili Asuman Şen katıldı.

‘KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR’

Zirve sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cemil Tugay, Yeni Parti lideri Özgür Özel’in eleştirilerine yanıt verdi.

Tugay, Ege’de Sonsöz’ün aktardığına göre, açıklamasında, “Kendisine karşılık verecek bir yorum yapmak istemiyorum. Kendisi eski genel başkanımdır. Kötü söz sahibine aittir” dedi.

ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ?

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesinden bir gün önce kendisini eleştiren bir sosyal medya paylaşımı yapmıştı.

Özgür Özel, paylaşımında şunları demişti:

“Bir asır önce saraydan bir imza alanlar, Anadolu’yu da aldıklarını sandılar. Yanıldılar. Şimdi de bir bed-maye’den tehditle imza alınca koca İzmir’i alacaklarını sanıyorlar. Yanılıyorlar. İzmir’e “gavur” diyenlerin, İzmir marşına merakı manidar. Rehni alan, mülke sahip olmaz. Mülk benim oldu sanan varsa işte meydan.

Mert olan sandığı koyar, İzmirlilerin huzuruna çıkar. Bakanı aday çıkardın olmadı, Başbakanı aday çıkardın olmadı. İzmir’i sandıkta hiç kazanamadın, hiç kazanamayacaksın. KapKaç ile olmaz bu işler. Milletten ödü kopanın zaten süresi geriye işler.

Hadi Erdoğan, yarın o namerd ile kamera karşısına geçmeni ve tarihe yeni bir utanç fotoğrafı bırakmanı bekliyorum. Kaçan kaçsın, giden gitsin. Ben milletin gözüne bakıyorum. Herkes kendine yakışanı yapıyor. Millet bu olan biteni tarihin kara kaplı defterine yazıyor.”

Antalya Büyükşehir AKP’ye mi geçecek? Yeni Parti’den açıklama geldi

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Konuşmasında AKP’ye tepki gösteren Emre, “Bir süredir milli iradeyle kavga eden, onu tanımayan, yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi özellikle son yerel seçimden beri bizlerin kazandığı belediyelere adeta savaş açmış durumda ve sudan sebeplerle, çeşitli iddialarla belediye başkanlarımızı tutuklamakta, bazı belediyelere baskıyla kendi safına geçirmekte, yine bazı meclis üyeleri de bu baskıdan nasibini almaktadır. Ve bugün ülkemizde önemli sayıda yerde, nüfusun önemli bir kesiminde millet iradesine darbe yapılmış durumda” ifadelerini kullandı.

FON SKANDALI AÇIKLAMASI

Fon skandalı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Emre, “Burada büyük bir ikiyüzlülük var. Kendi hırsızını koruma iradesi var. Biz ortaya çıkarmasak hiçbirini ortaya çıkaracakları yok. Bu çok açık. Siz ne kadar bunu saklamaya çalışsanız da biz millet adına bu işin takipçisi olacağız” dedi.

“Bu iktidar son icraatlarıyla milletin partisi değil, Fatma Betül Sayan Kaya’ların partisi olduğunu bir kez daha göstermiştir” diyen Emre, “Bu vurgun, bu ülkenin yönetilemediğinin resmidir. Bunu bireysel soygun olarak göremeyiz. Buna Sermaye Piyasası Kurulu göz yummuştur, İstanbul Borsası göz yummuştur, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu göz yummuştur. İktidar partisi içinde yer almıştır ve bu soygunun ortağıdır” ifadelerini kullandı.

YENİ İSİMLER AÇIKLANACAK MI?

Fon skandalı ile ilgili yeni isimlerin açıklanıp açıklanmayacağı sorulan Emre, “Bildirilen isimler var, söylenen isimler var. Bunlarla ilgili teyit kısmı, emin olduğumuz zaman zaten bir saniye durmuyoruz, sizlerle paylaşıyoruz. Burada soruşturmayı yürüten makamların elindeki tüm belge, bilgileri ya da iktidarın masasında olan, Cumhurbaşkanı’nın masasında olan belge, bilgilerin bizde bulunması çok kolay bir iş değil. Süreç sağlıklı yürümediği için belgeleri tespit etmeye yönelik bizim çalışmalarımız oluyor” cevabını verdi.

Emre, şunları söyledi: “Soruşturma genişledikçe daha çok isimler göreceğiz. Bize soruyorsunuz isimler geliyor mu? diye. Evet, geliyor. Anlatılıyor. Birden fazla bakan yardımcısı, birden fazla siyasetçi… Ama bunları bizim daha önce açıkladığımız gibi emin olduğumuzu düşündüğümüzde açıklayacağız.”

ANTALYA BÜYÜKŞEHİR İDDİASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’in AKP’ye geçeceği iddiasına ilişkin soru üzerine Emre, “Bugün sabah itibarıyla kendisinin Genel Başkanımıza ulaştığını, bir vesileyle konuştuğunu, böyle bir durumun olmadığını ifade ettiğini söyleyebilirim. Biz o kadar çok olayla karşılaşıyoruz ki insanların zaman zaman bu tür söylentilerin çıkmasıyla bunları sorması gayet normal.”

Gözler MYK toplantısındaydı: YENİ Parti fon krizinde yeni isim açıklamadı

YENİ Parti MYK’sı toplandı, fon krizine dair yeni bir isim açıklanmadı. Zeynel Emre, “Emin olduğumuzu düşündüğümüzde açıklayacağız” dedi.

Gözler MYK toplantısındaydı: YENİ Parti fon krizinde yeni isim açıklamadı Medyascope

Eyüpsultan Belediyesi’nde başkan vekili seçimi: Yeni Parti ve CHP’nin adayı kazandı

Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in Ankara’da yürütülen bir soruşturma kapsamında 6 Ekim’de tutuklanması üzerine Eyüpsultan Belediye Meclisi’nde başkan vekilliği seçimi yapıldı. Kıymet Kaya Koçak başkanlığındaki meclis oturumunda Yeni Parti, CHP adayı Cafer Parlak ile AKP-MHP adayı Muhammet Çakır oldu.

İlk tur oylamada Cafer Parlak 21 oy, Muhammet Çakır ise 15 oy aldı. Bir oy geçersiz sayıldı.

İkinci tur oylamada Cafer Parlak 21 oy, Cumhur İttifakı adayı Muhammet Çakır 16 oy aldı.

Üçüncü tur oylamada Cafer Parlak 18 oy, Cumhur İttifakı adayı Muhammet Çakır 18 oy aldı. 1 oy geçersiz sayıldı.

CAFER PARLAK BAŞKAN VEKİLİ SEÇİLDİ

Seçimi dördüncü turda 19 oy alan Yeni Parti-CHP adayı Cafer Parlak kazandı. Cumhur İttifakı adayı Muhammet Çakır 16 oy aldı. İki oy geçersiz sayıldı.

Seçimin ardından söz alan Eyüpsultan Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Ali Öztürk, 31 Mart 2024’te halkın oylarıyla kazandıkları seçimi meclis üyelerinin iradeleriyle bir kez daha kazandıklarını belirterek, tutuklu başkan Bülent Özmen’e seslendi, “Başkanım emanetin bizde… Sincan’a buradan selam gönderiyoruz. Emanetin bizde, emanetin burada… Onurla insanlar, seni satmayanlar burada…” diye konuştu. (ANKA)

Haftaya Bakış (336): İzmir dersleri | Fon krizi ve muhalefet

Haftaya Bakış programında Ruşen Çakır ve Kemal Can, İzmir’deki gelişmeleri, fon krizini ve muhalefetin siyasi gündemini değerlendirdi.

Haftaya Bakış (336): İzmir dersleri | Fon krizi ve muhalefet Medyascope

💾

Haftaya Bakış programında Ruşen Çakır ve Kemal Can, İzmir’deki gelişmeleri, fon krizini ve muhalefetin siyasi gündemini değerlendirdi.

Yeni Parti İzmir İl Başkanı Güç: Cemil Tugay istifa edene kadar eylemlerimiz sürecek

Yeni Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesine karşı düzenlenen eylemin ardından İl Başkanlığı önünde açıklama yaptı.

Eyleme katılan herkese teşekkür eden Başkan Güç, eylemlerin tüm ülkede ve dünyada ses getirdiğini söyledi. Atatürkçü ve Cumhuriyetçi seçmenin oylarıyla göreve gelen Cemil Tugay’ın kendisine oy veren İzmir halkına ihanet ettiğini söyleyen Başkan Güç, Cemil Tugay istifa edene kadar her şekilde ve her platformda eylemlerin kararlılıkla süreceğini söyledi.

Güç, şunları söyledi:

“Zor ve yorucu bir akşam geçirdik. Tek bir isteğimiz vardı: Buradan Gündoğdu’ya yürümek, ardından Lozan Kapısı’nın önüne siyah çelengimizi ve siyasi mevta olan Cemil Tugay’ın tabutunu ve siyah karanfillerimizi bırakmaktı. Bu bizim demokratik hakkımızdı. Ama maalesef iktidar, halkından korkar oldu ve bu demokratik hakkımızı engellemeye çalıştı. Burada gördüğünüz gibi çember içine alınıp baskılandık. Oysa tek söylediğimiz şuydu: ‘Buradan çıkalım; milletvekillerimiz, ilçe başkanlarımız ve belediye başkanlarımızla bu siyah çelengi bırakalım.’ Ne yazık ki engellemeye çalıştılar. Ancak çok şükür kimsenin bir sorun yaşamadığını, ciddi bir problem olmadığını öğrendik. Provakatif davranışlara asla izin vermedik. Güvenlik görevlilerin gözaltına ve tutuklamasına fırsat verecek hiçbir davranışa izin vermedik. İnsanlarımızın zarar görmemesi, bizim öncelikli isteğimizdi.

Demokratik tepkimizi en etkili şekilde göstermek istedik. Yürüyüşü baltalamak isteyen, daha sert tepki vererek, kavga çıkartmak isteyenlere karşı da halkımız anında tepkisini göstermiştir. İktidarın trolleri veya farklı amaçlı kişilere fırsat verilmeyen büyük bir organizasyonu başarıyla gerçekleştirdik. Tüm dünyaya ve iktidara demokratik tepkimizi gösterdik. Biz bu iktidardan ülkemizin bir an önce kurtulmasını istiyoruz. Bu tür belediye başkanlarını ayartarak, çökerek şehirler yönetilmez. Milletin gönlünden geçmeyenler şehirleri de ülkemizi de yönetemez diyoruz.

Cemil Tugay istifa etmek zorundadır! Bu şekilde orada duramaz. İzmir’in Atatürkçü ve Cumhuriyetçi insanları Cemil Tugay’ı belediye başkanı yapmıştır ama o maalesef bize kesinlikle ihanet etmiştir. Bu ihanetin bedeli olarak acilen belediye başkanlığından istifa etmelidir. İstifa edeceği güne kadar eylemlerimiz kararlılıkla sürecektir. Bu akşam Alsancak’ın bütün sokaklarında, buradaki kalabalığın neredeyse beş katı insanla eylemler yapıldı ve sesimiz tüm Türkiye’ye ve dünyaya duyuruldu. Bundan sonraki süreçte de demokratik eylemlerimiz devam edecektir. Bu akşam eyleme katılan, destek veren Yeni Parti örgütlerimize, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, ilçe başkanlarımıza, demokrasi mücadelesi ve ülkemizin kurtuluşu için mücadele veren tüm halkımıza teşekkür ediyorum.”

Konu: Fon krizi… Yeni Parti, iki bakanın ismini verdi

Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a Hedef Portföy’de 170 milyon liralık işlem ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahirnur Özdemir Göktaş’ın babası Hasan Özdemir’in adına 830 milyon liralık işlemleri sordu.

Yeni Parti Genel Merkezi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özlale, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Pazartesi gününe dek süre verdi.

Özlale, “Sayın Erdoğan pazartesine kadar sıralı liste paylaşılmazsa yine belgeli bir şekilde çok büyük meblağlarla işlem yapan AK Partili üyeleri sizle paylaşacağız” ifadesini kullandı.

Özlale, açıklamasında Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ilişkin “Hedef Portföy’de MKK numarası 29289013 olan 170 milyon liralık işlem size ait” ifadelerini kullandı.

Özlale, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a da şu ifadelerle seslendi.

“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş. Babanız Hasan Özdemir, PHE. Ve PRY fonlarında hiç işlem yaptı mı? Birçok işlem tespit ettik, hepsinin belgesi var. Bir tanesinin MKK belgeni olsun veriyorum size. 235 42 284. Babanız Hasan Özdemir ya da kendi adı, kendisi adına başkası. Bu fonlarda toplam 830 milyon liralık bir işlem gerçekleştirdi mi?”

Fon krizi: İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ifadeye çağrıldı, Mustafa Balcı gözaltına alındı

İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ifadeye çağrıldı, Mustafa Balcı gözaltına alındı.

Fon krizi: İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ifadeye çağrıldı, Mustafa Balcı gözaltına alındı Medyascope

💾

İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ifadeye çağrıldı, Mustafa Balcı gözaltına alındı. Şaban Sevinç hakkında da gözaltı kararı verildi.

Özgür Özel: ‘Türkiye Yüzyılı’ diyenler yüzyılın vurgununu yapmışlar

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizine ilişkin, “Bu fonlardaki yöneticilerin tamamı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı, görevlendirdiği yöneticiler, tamamı AK Partililer. Fatma Betül Sayan Kaya, 163 milyon koymuş, beş ayda 2 milyar 200 milyon almış. 2 milyar ne demek? 6 milyon liraya bir ev düşünün. Fatma Betül Sayan Kaya, 6 milyon liralık evden 27 tanesini koymuş. 27 ev parası, 5 ay sonra 367 ev parasını çekmiş. 367… Yenisi çıktı: AK Parti’nin iki dönem milletvekili Ertan Aydın. Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan Ertan Aydın, borsada vatandaşı dolandırmış. Türkiye Yüzyılı geliyor diyenler, yüzyılın vurgununu yapmışlar” dedi.

Özgür Özel, Artvin’de Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen mitingde şunları kaydetti:

“Tarım ve hayvancılıkta büyük sorunlar var. Yem maliyetleri bir yılda yüzde 40 arttı. Arıcılar ağır üretim maliyetleri altında eziliyor, desteklemeler yetersiz. Artvin’in köylüsü, ‘Hayvana yem mi alayım, evime ekmek mi alayım?’ çelişkisi içinde. Öyle olunca önce ahırdaki hayvan azalıyor, sonra köydeki insan azalıyor. Önümüzde bir seçim olacak, Allah’ın izniyle o sandığa varacağız. O sandıkta bir cumhurbaşkanı seçeceğiz. Seçeceğimiz cumhurbaşkanı, bu sonuncusu gibi çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen biri değil, birincisi gibi ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen biri olacak. Yeni Parti olarak üreticilere hakkını vereceğiz. Dünyaca ünlü Artvin balını koruyacağız, markalaştıracağız, kayıt dışı sahte balla, Artvin balının taklitleriyle mücadele edeceğiz. İktidarımızda, ama tarım ürünlerinde, ama canlı hayvanda, ama löp et ithalatında vergiyi düşürüp çiftçinin beline vuran, hayvancının canını yakan uygulamalara son vereceğiz. Desteklenecekse kendi çiftçimiz desteklenecek. Artvin’e siyaset öncesi meslek örgütündeyken geldim, çok. Siyasette milletvekili olarak geldim, grup başkan vekili olarak geldim, grup başkanı olarak geldim. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken genel başkan olarak geldim. Bugün Yeni Parti Genel Başkanı olarak geldim ama size söz olsun, iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim. Bu dertlerin hepsini de çözeceğiz. Hep birlikte çözeceğiz.

‘HAKSIZLIĞA HEP BERABER DUR DİYECEĞİZ’

Butlan kararından sonra 38. şehirdeyim ve burada Artvin’de bu kez planlı bir il mitingi yaptık. Her mitingde gördüğüm bir şey var: Büyük bir öfke, büyük bir üzüntü emeklilerin yüzünde, gözünde. 23 bin lira en düşük emekli maaşına, 26 bin lira ortalama emekli maaşına mahkûm ederek, ‘Ya al, karnını doyur, sokakta kal; ya al, kira öde, aç kal’ diye emekliye tarihin en büyük vicdansızlığını yapıyorlar. TÜRK-İŞ yeniledi rakamları: Açlık sınırı 38 bin lira, emekliye verilen maaş 23 bin 500 lira, ortalama 26 bin lira. Meydanın yüzde 60’ı açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı ise 123 bin lira. Yani beş emekli bir araya gelse yoksulluktan birini kurtaramıyor. Memleketi böyle bir hale getirdiler. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti şimdi asgari ücretin yüzde 60’ı bile değil. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu, şimdi iki çeyrek altın alıyor. Yani satın alma gücünüz dörtte birine düşmüş durumda. Bu iktidar geldiği gün asgari ücret yedi çeyrek altın alıyordu. Bugün asgari ücret iki buçuk çeyrek altını zor alıyor. O yüzden bu memleketteki bu haksızlığa, bu gelir adaletsizliğine, bu vergi adaletsizliğine hep beraber dur diyeceğiz.

Resim

‘ÜLKEDE BU GIDA ENFLASYONUNU YARATAN DA AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR’

Türkiye enflasyonda ve gıda enflasyonunda dünyada ilk beşte. 180 ülkede enflasyon hesaplanıyor. Türkiye ilk beşte. Bizden kötü İran var, Amerika saldırıyor. Venezuela var, başkanını Trump kaçırdı. Arjantin var, krizler ülkesi. Güney Sudan vardı, onu listeden çıkarmışlar. Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 35, Avrupa’da yüzde 1,3. Türkiye’deki enflasyon, Avrupa ortalamasının neredeyse 20 katı. Bizim bir aylık gıda enflasyonumuz, Avrupa’daki bütün ülkelerin yıllık enflasyonundan fazla. Ve son açıklanan rakamı bütün Türkiye’ye ilan edelim. Ülkemizdeki en zengin yüzde 1, ülkemizdeki en yoksul yüzde 90’ın servetinden fazla servete sahip. Yüzde 1’de yüzde 35 var. Geri kalan yüzde 90’ın payı ise yüzde 32. O yüzden bugün emekliye 23 bin lira veren de, asgari ücretliye 28 bin lira veren de, çayı, fındığı bu fiyatlarda tutan da, bu ülkede bu gıda enflasyonunu yaratan da AK Parti’nin kara düzenidir. AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Yerine Yeni Parti’nin, sizin düzeninizi kuracağız.

‘YAŞADIĞIMIZ ŞEY BİR FİNANSAL KRİZ FALAN DEĞİLDİR, YAŞADIĞIMIZ ŞEY BİR DEVLET KRİZİDİR’

Yaşadığımız krizler yetmezmiş gibi şimdi bir de fon krizi çıktı. Vatandaşın devlete emanet ettiği parasına çöktüler. Bu ülkede borsada 7 milyon hesap var. Bunların 3,5 milyonu 10 bin lira ve altında. Bunlar kredi kartı ödeyemeyen, kirasını ödemekte zorlanan insanlar. Borsada hızlı para kazanılıyormuş diye bunlara güvenip inanıp küçücük birikimlerini borsaya koydular. Millet geldi, ‘Efendim, filanca bakan oradaymış, filanca AK Partili yönetici oradaymış’ diye oraya girdiler, paralarını koydular ve bunlar hiç acımadan ellerindeki o pahalı fonları, hisseleri vatandaşın sırtına bıraktılar ve üç gün içinde toz olup kaçtılar. Önceden uyarılmış vatandaşı koruyacak hiçbir şey yapmadılar ve 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyon kişi dolandırıldı. Ardından AK Parti’nin saadet zinciri çıktı. Bu fonlardaki yöneticilerin tamamı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı, görevlendirdiği yöneticiler, tamamı AK Partililer. Ve bu AK Partililerin döneminde, biz açıklamasak kimse sesini çıkarmazken büyük bir asrın soygunu yaşandı. Yaşadığımız şey bir finansal kriz falan değildir, yaşadığımız şey bir devlet krizidir. Ve bu krizde kimlerin olduğunun, hani ‘sıralı tam liste’ diyor ya Millİ Piyango, aynı o şekilde Recep Tayyip Erdoğan’ın önündedir. Ama susuyor, söylemiyor. Fatma Betül Sayan Kaya’yı biz söyleyene kadar sustu. Sonra ortaya bir çıktı, Fatma Hanım 163 milyon koymuş, beş ayda 2 milyar 200 milyon almış. 2 milyar ne demek? Altı sıfır atıldı, kiminin kafası karışıyor. Şu demek: 6 milyon liraya bir ev düşünün. Fatma Betül Sayan Kaya, 6 milyon liralık evden 27 tanesini koymuş. 27 ev parası, 5 ay sonra 367 ev parasını çekmiş. 367… Yani beş ayda 340 daire parasını milletin cebinden almış, kendi cebine koymuş. Bunu biz söyleyene kadar kimse konuşmuyordu.

‘MİLLETE BU KAZIĞI ATACAKSINIZ, SONRA DA PARTİNİN ADINA AK PARTİ DİYECEKSİNİZ. OLMAZ OLSUN ÖYLE AKLIK’

Yenisi çıktı şimdi: AK Parti’nin iki dönem milletvekili Ertan Aydın. Kim bu, biliyor musunuz? Geçen seçimlerde AK Parti’nin sloganı neydi? ‘Türkiye Yüzyılı’ Hatırlıyor musunuz? Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan, bunun mucidi Ertan Aydın, borsada vatandaşı dolandırmış. Şimdi yurt dışına çıkış yasağı var. Türkiye Yüzyılı geliyor diyenler, yüzyılın vurgununu yapmışlar. Ve Hayati Yazıcı, eski bakan, şu anda AK Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı. Oğlu bu işlere girmiş. Savcılık oğlunun mal varlığına tedbir koymuş. Bir bakmışlar, Hayati Yazıcı’nın oğlu bir saat içinde tedbiri kaldırmışlar. Birileri bu haksızlıkları yapacak, sonra Hayati Yazıcı’nın oğlu olunca onun mal varlığındaki tedbir kalkacak ki parayı istediği yere götürsün, istediği gibi yapsın. Mehmet Şimşek, 10 ay önce ‘Sıkıntı var, tedbir alınması lazım’ diyecek. 10 ay boyunca duracaksınız, kendi bakanlarınızın parasını kurtaracaksınız, millete bu kazığı atacaksınız. Hayati Yazıcı’nın oğlunun da tedbirini bir saat içinde kaldıracaksınız. Sonra da bu partinin adına AK Parti diyeceksiniz, öyle mi? Olmaz olsun öyle aklık, olmaz olsun öyle AK Parti. Yıkacağız AK Parti’nin kara düzenini. Yıkacağız. Bu kara düzeni yıkacağız.

‘ALLAH SİZDEN AİLEYİ KORUSUN, ALLAH SİZDEN KADINLARI KORUSUN, ALLAH SİZDEN BU MEMLEKETİ KORUSUN’

Dün sabah 05.00’te Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve Mersin’deki Yenişehir ve Mezitli Belediyelerine operasyon yaptılar. Bu fon vurgunu konuşulmasın, başka işler konuşulsun diye gelmişler, kapıya polisle dayanmışlar. Bir belediye başkanımızın eşi, telaşla kapıya bunlar vurunca kapıyı açmış. Orada üzerinde geceliği var. Karşısında erkek polisleri ve kamerayı görmüş. Diyor ki, ‘Ne var?’ İşte, ‘Kocanızı almaya geldik’ Kamerayı kapar mısınız diyor. Polis diyor ki, ‘Endişe etmeyin, ondan bir şey olmaz. Bu polis kamerası’ diyor. Bu görüntü çekildikten iki saat sonra hanımefendinin gece kıyafetiyle görüntüsünü bütün internet sitelerine yolladılar. Bakın, bir tarafta ‘Ailem güvende’ kampanyası yapacaksın, ‘Ailem’ sloganıyla kendince operasyonlar yapacaksın, güya aileyi koruyacaksın. Öbür tarafta suçsuz, günahsız insanların ev halini polis kamerasına çekeceksin, yayınlayacaksın. Allah sizden aileyi korusun, Allah sizden kadınları korusun, Allah sizden bu memleketi korusun. Yazıklar olsun. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Memleketin Rize’nin yanı başından sabah oradaydım. O Adalet Bakanlığı’nda gayriresmi olarak her haberi böyle yazın diye yalan yanlış fotoğraflar, videolar yollayan, suçsuz, günahsız insanların eşinin iffetiyle oynayan o şarlatanı ya sen durdur ya gelip biz durduracağız. Bu yüzden kimse bu memleketi sahipsiz sanmasın. Kimse geldiği makama güvenip yukarıdan bakıp millete kibir yapmasın. Kimse bu milleti karınca gibi görüp ezmeye kalkmasın. O karıncanın kardeşi var. O da Artvin’deki bu meydandadır. O da Yeni Parti’dedir, Yeni Partililerdir. Bundan sonra bir kadının ev görüntülerini, özel hayat görüntüsünü basına yollarsa eğer, o şarlatan, o bakanlığı biz basacağız milletvekilleri olarak. Bu kadar söylüyorum. O şarlatan biliyor kendini. Uyuşturucu operasyonunda İstanbul’da yakalanan, ilk ifadelerde yer alan, sonra adı çıkarılan, sonra İstanbul’dan bakan Ankara’ya gelirken yanına gelen, oraya yerleşen, izzetle, nefisle, ahlakla uğraşan o ahlaksız şarlatanın, gerekirse elimle yırtacağım ağzını, elimle yırtacağım.

Resim

‘ASRIN SOYGUNUNUN MALİYETİ 90 MİLYAR DOLAR’

Bu fon krizinde görünenler buzdağının tepesidir. AK Parti bunu gözden kaçırmaya çalışmaktadır. Kanun teklifimizi verdik. ‘O fazla kazananlardan alın, milletin zararını kapatın’ dedik. Bunu yapacaklarsa yapacaklar, yapmayacaklarsa mağdurların ahını aldılar, almaya devam edecekler. Ama buradan emekliye, işçilere, köylülere, balıkçılara, arıcılara, hayvancılıkla uğraşanlara söylüyorum, canım esnafımıza söylüyorum: Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hiç kimse enseyi karartmasın. Biz o sandığa varacağız. O seçimi alacağız. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bundan herkes emin olsun. İşte o gün geldiğinde bunların hepsinin hesabını soracağız. Borsada kayıp şu anda 3,5 trilyon. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar. Bu soygunun yaklaşık maliyeti 90 milyar dolar. Biliyorsunuz, 6 Şubat 2023’te bir büyük deprem oldu. Adına asrın felaketi dendi. Asrın felaketinin maliyeti devletin rakamlarıyla 100 milyar dolar. Asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Yani 11 şehirde, tarihin en büyük depremlerinden birinde ortaya çıkan yıkımın neredeyse tamamı kadarını borsada bu kara düzenin sahipleri çaldılar, çaldırdılar. Onun için asrın soygununun da hesabını, emekliye yapılan vefasızlığın da hesabını, çiftçinin yaşadığı zorlukların da hesabını, siftahsız kepenk kapatan esnafın yaşadıklarının da hesabını, karşılığı verilmeyen alın terinin, talan edilen, madencilik diye talan edilen güzel güzelin bu coğrafyanın da hesabını, AK Parti’nin kara düzeninin hesabını eninde sonunda soracağız.

‘KİMSE İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNDEN KORKMASIN, ÇÜNKÜ YOKSULLUĞU YENMEYE GELİYORUZ’

En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine tüm Türkiye’yi Yeni Parti’ye güvenmeye, Yeni Parti’yle birlikte bu yeni yolculuğa çıkmaya davet ediyorum. YENİ Parti geçen hafta tüm Türkiye’de ilçe kongrelerini yaptı. Bu hafta da resmî kongrelerini tamamlıyor. Yeni Parti’de tüm üyeler oylarını kullandı. Artık delege düzeniyle birilerinin, eskilerin, kıdemlilerin olduğu, üyelerin öneminin olmadığı bir dönem yok. Bundan sonra Yeni Parti’ye kim geldiyse benim kadar eski, ben en yeni kadar yeniyim. Bu parti, milletin kuruluş talimatını verdiği, bu parti, adını milletin koyduğu, bu parti, bütçesini milletin sağladığı bir partidir. Onun için tüm vatandaşlarımızı Artvin’de, önceki partimizdeki hemen herkes Yeni Parti’ye üye oldu. Ama Yeni Parti’nin kapısı Artvin’in bütün demokratlarına açık. Ülkesini seven, vatanını seven, bayrağını seven, Atatürk ile sorunu olmayan herkese kapımız sonuna kadar açık. Yeni Parti geldiğinde sadece Yeni Partililerin değil, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama bugün pişman olmuş herkesin maaşı düzelecek. AK Parti’ye, MHP’ye iyi olsun diye oy vermiş, iyi olmuş. Kimse iktidar değişikliğinden korkmasın çünkü yoksulluğu yenmeye geliyoruz. Kimse korkmasın ki kazandığımız seçimin kaybedeni olmayacak. Biz kazanacağız. Bizimle birlikte Artvin kazanacak, Türkiye kazanacak. Bundan sonra bu yolda Yeni Parti’yle yeni bir iktidara yürümeye hazır mısınız?” (ANKA)

💾

Gündem Özel, yeni bölümüyle saat 21.00’de canlı yayında.Eray Çelebi ve Burakhan Başaran; kamuoyuna yansıyan iddiaları, dosyada adı geçen kişi ve şirketleri, ...

Hatem Ete ile söyleşi: Seçmen YENİ Parti-CHP ayrışmasında kime, ne ölçüde destek veriyor?

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Panorama TR Direktörü Hatem Ete ile Eylül 2026 araştırmasının sonuçlarını değerlendirdi.

Hatem Ete ile söyleşi: Seçmen YENİ Parti-CHP ayrışmasında kime, ne ölçüde destek veriyor? Medyascope

💾

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Panorama TR Direktörü Hatem Ete ile Eylül 2026 araştırmasının sonuçlarını değerlendirdi.

Meclis açıldı: YENİ Parti Erdoğan konuşurken Genel Kurul’u terk etti

Özgür Özel ve YENİ Parti, Erdoğan’ın konuşması sırasında Genel Kurul’u terk etti; Meclis açılışına protesto ve siyasi temaslar damga vurdu.

Meclis açıldı: YENİ Parti Erdoğan konuşurken Genel Kurul’u terk etti Medyascope

Özel’den Erdoğan’a ‘fon’ yanıtı: ‘Fatma Hanım buzdağının sadece görünen yüzü’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel partisinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, ‘fon’ vurgununa adı karışan AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya’yla ilgili Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine yanıt verdi.

“İnanın bana, yüzsüzlüğün böylesini milletimiz görmedi” diyen Özel, “Milletimiz bu arsızlığa karşı ar edip parmağını ısırıyor. Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçmiş ‘Kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş’ diyor. Nefsine uyup da ne yapmış? Fazla değil sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış! Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek, 2 milyar 200 milyonu götüren ‘nefsine uymuş’ olacak! İşte AK Part’nin kara düzeni budur” ifadelerini kullandı.

Özel, “Fatma Hanım’ın yatırdığı parayla 27 daire alınırken, 5 ay sonra çektiği parayla 367 daire alınabiliyor. Bu isim, buzdağının sadece görünen yüzüdür” diye konuştu.  Özel, “Kabinenin diğer üyeleri gibi becerikli olmadığı için Fatma Hanım doğrudan kendi ve eşinin ismi ile işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır” ifadelerini kullandı.

Özel ise şunları kaydetti:

“Bu kamplar genellikle hafta sonu bir otelde ailelerle birlikte hem sosyal tarafı güçlü, hem içeriği hazırlığa yönelik geçmiş yaz dönemi çalışmalarının değerlendirildiği ve önümüzdeki dönem meclis çalışmalarının değerlendirildiği toplantılar olur. YENİ Parti’nin diğer partilerden bir farkı olağanüstü şartlarda kurulmuş olması, milletimizin ‘Bir yol bulamıyorsanız yeni bir yol açın’ demesi, istikameti göstermesi, kolumuza girmesi, arkamızda durması, partinin adını sahada, sokakta bizzat kendisinin koyması ve bütçesini kıt kanaat bütçeleriyle ürettiği üründen bir römorku satıp bize bağışlayarak ya da güç bela geçirdiği emekli maaşının içinden 200 lirayı yollayarak, 1 gram altını yollayarak ya da yastığının altında ya da gelecek günlerde kendisi için ihtiyaç olduğunda kimselere muhtaç olmadan bir yerden çıkarılıp kullanılsın diye ileriye dönük koyduğu bir paranın içinden bize yolladığı bütçeyi hiç şüphesiz ki bir otelde bir hafta sonu kamp yerini değerlendirmek hiçbirimizin içinden gelmiyor. Bu sebeptendir ki milletimizin bağışlarıyla kurduğumuz mütevazi genel merkezimizin toplantı salonunda bugün gerekirse yarın sabah Meclis’in açılışına kadar geçen süreyi değerlendirme toplantısı olarak yapacağız ve ondan sonra Yasama Yılı çalışmalarımıza başlayacağız.

’31 MART SEÇİMLERİNE GİDERKEN HEP BİRLİKTE BÜYÜK BİR EMEK, GAYRETLE ÇALIŞTIK’

Hep birlikte siyasi tarihimize geçen bir yaz dönemini geride bıraktık. Yaz başında önce hep beraber 21 Mayıs darbesini yaşadık. 21 Mayıs darbesi aslında mevcut iktidarın kendinden sonraki iktidara yaptığı, giriştiği 19 Mart’ta başlayan darbe sürecinin bir devamı ya da önemli bir aşaması olarak gerçekleşti. Kurultaydan hemen sonra bir araya gelip 31 Mart seçimlerine doğru giderken hep birlikte büyük bir emek, büyük bir gayretle çalıştık ve kenetlendik. Burada kendilerini farklı konumlandıranlar, yerel seçimden bir yenilgi bekleyenler, bu yenilgiden sonra partinin bir kez daha bir kurultaya gideceğini ve yönetimin değişeceğini düşünen açık açık söyleyenler, ‘1 Nisancılar’ diye kendilerini tanımlayanlar vardı. Ama hem örgütümüzün tümü hem grubumuzun çok önemli bir kısmı büyük bir kenetlenmeyle yerel seçimlere büyük bir özveri, büyük bir gayret, büyük bir heyecanla hazırlandı. Ve o günlerde ortaya koyduğumuz bir iddia, yani nasıl ki 1970’lerde rahmetli Bülent Ecevit girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden birinci parti çıkardıysa partimizi, ‘Bunu yapmazsak bırakırız’ demiştik. Milletimiz buna izin vermedi.

‘MEMNUNİYET ORANI YÜZDE 60’LARA VARDI’

Milletimiz 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapmamıza, yenilmez sanılan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulduğu günden sonra ilk kez yenilgiyle tanışmasına, nüfusun yüzde 65’ini ekonominin yüzde 84’ünü yönetecek CHPli belediyelerin görev başına gelmesine imkan tanıdı. Rekorlar yaşadık. İstanbul’u, Ankara’yı belediye meclis çoğunluğumuz yokken başarıyla yönetmişken belediye meclis çoğunluklarımızı sağladık. Yüzde 6 aldığımız geçmişte seçim çevrelerinde yüzde 60’larla, yüzde 55’lerle, iki kişiden birinin oyunu alarak çoğu arkadaşımız göreve geldi. 21 il belediyesi, 15 büyükşehir belediyesini kazandık. 411 belediyeyle birlikte Türkiye siyasi tarihinde yaşanmış en büyük yerel seçim zaferini, bir siyasi partiye nasip olmuş en büyük yerel seçim başarısını yaşadık. Ve bunun üzerine yolumuza o akşamı bir zafer değil, bir yükümlülük akşamı, bir sorumluluk akşamı, bir görev akşamı görerek havai fişeği, davulu, zurnayı yasak edip sabah erken kalkmayı öğütleyerek, bu seçimin kaybedeni yok, kazananı Türkiye’dir diyerek, seçmenin bize verdiği krediyi yatırımcı kredisi gibi Türkiye’nin yarınlarına yatırım yaptığı bir kredi gibi görerek yola başladık. Bir yıl oldu olmadı, belediyelerimizden memnuniyet oranı yüzde 60’lara vardı.

‘MİLLETİMİZ SANDIKLARA KOŞARAK 15,5 MİLYON OYLA CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZI BELİRLEDİ’

Milletimiz CHP çatısı altında gösterdiğimiz bu başarıyı bir iktidar yürüyüşü olarak gördü, böyle taçlandırdı ve bu gözle baktı. Ama o sırada artık İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder mantığıyla meseleye bakan, bunu sloganlaştıran Erdoğan ve ekibi bizi kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, ana kademesiyle yenemeyeceğini anlamış ve hiçbir siyasi partide olmayan yargı kollarını kurmuştu. Bir bakan yardımcısı İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı olarak geldi. Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt’tan başladı ve 19 Mart darbesiyle birlikte öncesinde Beşiktaş’ımıza saldırdı ve 19 Mart darbesiyle birlikte İstanbul’un üst üste üç kez seçilmiş belediye başkanını, daha milletin bir yıl önce yani asıl olan milli iradeyse bir yıl önce verdiği kararla görevlendirdiği kişiyi ve milletimizin cumhurbaşkanı adaylığına yakıştırdığı, 23 Mart günü kuracağımız sandıklarla ön seçimle belirleyeceğimiz cumhurbaşkanı adayını dört gün kala gözaltına aldı, tam o gün tutukladı ve tam o gün milletimiz sandıklara koşarak 15,5 milyon oyla kendisini cumhurbaşkanı adayımız olarak belirledi.

‘MUHALEFETMİŞ GİBİ BARINMA HESABINDA OLANLARIN HESAPLARI DEVREYE GİRDİ’

Buradan sonra kötülükler durmadı. Belediyelerimize, meclislerimize, bürokratlarımıza karşı sadece onlara olsa ‘Neyse diyeceğiz’ ailelerine, çocuklarına, çevrelerine, günahsız şoförlerine, devletin polis korumalarına karşı bir büyük kötülükle bir büyük saldırı başladı, sürdü ve aylar süren hakaretler, iftiralar, gerçek dışı iddialar hem yandaş medyada hem maalesef etkileri altına aldıkları merkez medyada gerçekmiş gibi konuşuldular. Maalesef bu sürede bu mücadeleye karşı yani bu bir yandan asrın iftiralarına, kumpaslarına, gerçek dışı ifadelerini asla delillendiremeyecekleri, ileride iddianamelerine yazamayacakları bu iddialara karşı 1 Nisan’da seçim başarısız olursa diye hesap kitap yapanların bu sefer bu iddiaları olumlayan ve bir arınma söylemi üzerinden iktidarın köşesinde muhalefetmiş gibi barınma hesabında olanların hesapları devreye girdi. Dümdüz konuşmak, gerekirse o dönemin tamamı sosyal medyadan, oradan, buradan Ak Parti’nin yargı kollarının iftiraları, milletimizin bu iftiraya direnişleri ama kurdun kendi içinden olan ağacın, baltasının sapı ağaçtan olan keserin verdiği yaralarla, hasarlarla bir yandan ilerledi ama bir yandan da biz de gördük, milletimiz de kimin ne yaptığını gördü.

‘PARTİNİN BAŞINDA OTUR’ ANLAYIŞINA PARTİNİN GENEL BAŞKANI DA YÖNETİMİ DE PRİM VERMİYOR’

Öyle bir noktaya gelindi ki her şeye rağmen parti birinci parti. Her şeye rağmen kumpaslara karşı direnç en üst noktada. İddianame çıktı, iddianamede yer alanlar geçmişte atılan iftiraların hiçbirini doğrulamıyor. Kör kuruş yolsuzluğunu ispatlayamayan ve tel tel itirafçıların dökülmeye başladığı, yalancı şahitlerin bile isim değiştirip şahitlikten çekilip gizli tanıkların isimlerinin değiştirildiği bir süreç yaşanırken işte o aşamada artık şunu gördüler ki biz yaptığımız çağrılarla partinin başını, yönetimini, ‘Arkadaşlarını bırak, onları sat, onlar geride kalsın, sen önüne bak. Partinin başına otur, yıllarca muhalefette dur’ anlayışına partinin genel başkanı da yönetimi de, o partiyi parti yapan gerçek kadroları da, üyeleri de prim vermiyor. İşte darbe girişiminin son evresi o yüzden 21 Mayıs günü Türkiye’nin kurucu partisini, birinci kongresini Sivas’ta yapmış olan bir partiyi, o partinin seçimle değişmiş ilk genel başkanını, o seçimden sonra üç kez daha toplam dört mazbatası olan genel başkanını, Parti Meclisi’ni, Yüksek Disiplin Kurulu’nu yargı kolları eliyle olmayacak bir tedbirle sonuç doğuracağı için tedbir kararının alınamayacağını tüm hocaların söylediği bir kararla partinin başından uzaklaştırdılar ve partinin başına geçmişte defalarca yendikleri, onlar yendikten sonra öz eleştiri yapmayan, yine devam eden ve yine kaybeden bir anlayışın bulunmasını gelecek açısından kendileri için önemli, iktidarlarının devamı için elzem gördüler.

‘BU İKTİDAR İKTİDARDA DURSUN’ DERSENİZ MİLLET ALIR, BÖYLE YÜZDE 3’E BIRAKIR’

İşte arınma söylemiyle bu konuya katılanların iktidarın kenarında muhalefetmiş gibi barınma süreci ve bu hayalleri bu şekilde gerçekleşirken bir şey oldu. 24 Mayıs günü butlancılarla Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, darbecilerin talimatlandırdığı polis kapıları kırarak Atatürk’ün hatırasını tarumar etti. Ve Atatürk’ün hatırası tarumar edilirken Türkiye’de bir vicdan dalgası ve gerçekten tarihin doğru tarafında duranların vicdanlı sesleri yükseldi ve biz o binadan çıktığımızda yağmurun, dolunun altında nereden geldiklerini kimsenin bilemediği, evlerinden nasıl kendilerini dışarı attıklarını kendileri de bilmeyen on binlerce Ankaralı, Türkiye’de on milyonlarca yürek bizimle birlikte yürümeye, arkamızda durmaya ve bizi eskiyi geride bırakmaya, yeniye doğru adım atmaya, teslim olmamaya, direnmeye ve iktidar hedefinden şaşmamaya doğru yüreklendirdi ve arkamızda durarak bizi onurlandırdılar. Biz Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de o binadan Atatürk’ün mirasını alarak hep beraber çıktık. Dün arınma deyip iktidarın kenarında barınma hevesinde olanların oldukça yetkili bir ismine anket soruyorlar. Üç çıkmış ankette. Diyor ki ‘Anketlerdeki oy oranımıza bakmıyoruz.’

‘Biliyoruz ki seçim gelsin millet Atatürk’ün partisine oy verecektir’ diyor. Şu konuda doğrudur. Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermek ister. Ama bu millet Atatürk’ün partisini baraj altında da bıraktı. Bu millet Atatürk’ün partisi ile girdiğiniz 14 seçimde sizi birinci partide yapmadı. Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermeyi çok ister ama eğer Atatürk gibi cesursanız, onun ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılıyorsanız, onunla Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıyla husumeti olanlarla mücadeleyi göze alıyorsanız, kimseyi geride bırakmıyorsanız ve tek hedefiniz Atatürk’ün partisini iktidar yapmaysa millet 50 yıl sonra arkanızda durur. Yok eğer bu iktidar iktidarda dursun, ben Atatürk’ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım derseniz millet alır, böyle yüzde 3’e bırakır. Ondan sonra da Atatürk’ün partisinin adıyla iktidar olma umudunu gösterirsiniz. Bizler Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de binadan Atatürk’ün mirasını hep beraber alarak çıktık. Şimdi o miras YENİ Parti’nin kadrolarına ve milletimize emanettir.

‘MİLLETİMİZİN BEKLENTİSİ YENİ PARTİ’DEN BÜYÜKTÜR’

Binadan çıktığımız gün milletimize sığındık. Haziran ve Temmuz’da 22 il gezerek milletimizi dinledik. Sokakta, meydanda, tarlada bana, size, hepimize ‘Yeni’yi kurun’ dediler, kurduk. Adını ‘YENİ’ koydular, uyduk. Sizler de partimizin kurucuları oldunuz. Hem partinin kuruluş sürecinde hem partiyi kurduktan sonra yaz boyunca özveri ve fedakarlık gösterdiniz. Durduğunuz yer tarihin kayıtlarına geçmiştir. Partimizin kurucular kurulu grubumuzun tüm milletvekillerine tarih önünde bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Son aylarda sahada sadece YENİ Parti kadroları vardı. Sokağa çıkamayanlar bir yana iktidar partisinin de sokakta, tarlada, meydanda, ortada olduğu yoktu. İktidar partisi sokağa çıkamazken sizler gittiniz emeklinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin elini sıktınız derdini dinlediniz. 10 Eylül’den sonra ilk olarak 32 ilde, 20 Eylül-30 Eylül arası 29 ilde, toplam 61 ilde milletvekillerimiz olarak sahadaydınız. Hızla önümüzdeki ay tamamlanacak programla 81 ilimizde çalışmalarımızı tamamlamış olacağız. Geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, torpil, kayırmacılık, adaletsizlik memleketin her köşesinde ayrı bir feryat gibi yükseliyor. İşte tam böyle bir dönemde yeni yasama yılına başlıyoruz. Milletimiz sizlerden, hepimizden milletimizin beklentisi YENİ Parti’den büyüktür. Her birimiz bize duyulan güvenin sorumluluğuyla sokağın, çarşının, pazarın, esnafın, fabrikanın ve tarlanın sesi olmak durumundayız. Bu yasama yılının partimize, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor, her birinize önümüzdeki dönem çalışmalarınız için şimdiden başarılar diliyorum.

‘TARİHİ BİR FİNANSAL KRİZ ORTAMINDA BAŞLIYORUZ’

Değerli grubumuz, değerli arkadaşlarım ne yazık ki yeni yasama yılına tarihimizdeki en büyük finansal krizlerinden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece ‘finansal kriz’ demenin yeterli olmadığı bir devlet krizi ile karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisinin açtığı yolda iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı. 800 milyar liralık vurgun çarkı üç-beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi.

Fon krizi patlak verdiğinde bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama pustular, sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz AK Partili eski Bakan ve mevcut Genel Başkan Yardımcısı’nın adeta deveyi hamutuyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar. Fatma Hanım, eşi ile birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan hemen önce 2,2 milyar lirayı kapıp kaçmış. Şöyle söyleyelim; gittiğim her şehirde o şehirdeki emsal daire fiyatıyla ifade ediyorum. Hemen buralarda Fatma Hanım’ın fona yatırdığı parayla 27 tane daire alabiliyorsunuz. Fatma Hanım’ın beş ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz. Eşiyle birlikte kendisinin yatırdığı para 27 daire alırken, beş ay sonra çektiği para 367 daire alabiliyor.

‘BUZDAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜDÜR’

Bu isim buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabinenin diğer öğeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için Fatma Hanım doğrudan kendi ve eşinin ismi ile işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır. İşlemlerini çantacılara yaptıran maharetli isimlerden değildir. İşlemlerini Lüksemburg’daki offshore hesapları üzerinden vekaletle yaptıran bakanlardan değildir. İşlemlerini Hollanda’dan, Akdeniz’deki çeşitli ada ülkelerindeki farklı bankacılık uygulamalarına tabi bankalardan yapanlardan değildir. Bu yüzden doğrudan ismi listede görünen birisidir. Burada piyasa gerçeklerine aykırı biçimde koyduğu parayla yüzde 1000 değer katıp kaçanlar, bir saadet zinciri oluşturmuşlardır.

Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti’nin saadet zinciri olduğudur. Kapıp açtıkları paralar havadan gelmemiştir. O paralar 455 bin mağdurun parasıdır, para neredeyse hesap da oradadır. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gizlemeye çalıştığı gerçeği ortaya çıkarınca birdenbire ahlak timsali kesilmeye kalktılar. İnanın bana yüzsüzlüğün böylesini milletimiz görmedi. Milletimiz bu arsızlığa karşı ar edip parmağını ısırıyor. Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçmiş diyor ki kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş. Nefsine uymuş da ne yapmış? Fazla değil, sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış. Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavayla nefsine uyan hapse girecek; 2,2 milyar lirayı götüren nefsine uymuş olacak. İşte AK Parti’nin kara düzeni, kendine adaleti budur.

‘ERDOĞAN ‘HABERİM YOKMUŞ GİBİ ÇEKİN’ DİYOR’

Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve ‘Haberim yokmuş gibi çekin bakalım’ diyor. Yahu yanınızdakiler milleti soymuş, nasıl haberiniz yok? Borsa çökmüş, fonlar patlamış; nasıl haberiniz yok? Toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz ne iş yapıyorsunuz? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz. İşine gelince ‘Bizden habersiz kuş uçmaz’ diyeceksiniz, işinize gelmeyince ‘Vallahi haberim yok, Fatma Hanım nefsine uymuş’ diyeceksiniz. Bunun kabul edilebilir tarafı yoktur. Şimdi kamuoyunun önünde şunu ifade etmek isterim.

Fatma Betül Sayan Kaya, elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki, bunu anlatmaya gerek yok ki bu mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Bu fon TERA’yı, diğerlerini AK Parti’nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, bakan isimlerinden bilirler. ‘Onun parası oradaymış, bunun parası oradaymış’ diye birbirlerini yüreklendirdiler. Kimin ne para götürdüğü MASAK’ın çeşitli takipleri ile bu dönem Maliye Bakanı’nın üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde bakalım bu sınavdan Maliye Bakanı geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır? Ama göreceğimiz şudur; yurt dışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden, daha önce isimlerini verdiğimiz, soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar ki ‘soğuk cüzdan’ lafını Türkiye ilk kimden duyduysa oraya bir baksın. Yurtdışında offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur.

‘HEPSİ ERDOĞAN’IN EKİBİNDEN’

Ama burada Fatma Betül Sayan Kaya’ya bakarak ve cambaza bakarken ‘Acaba ipin üstünde başka cambaz var mı?’ falan diyerek sanki ‘İşin içinde tek sorumlu Fatma Betül Sayan Kaya’ymış, o da nefsine uymuş’ oyununa karşı şimdi milletimizi şu isimlere kulak kesilmeye davet ediyorum. Bakın; paraları kim çoğalttı, onların yakalanıp ilan edilmesi devletin sorumluluğu. Bu konuda üzerimize düşen muhalefet olarak en ciddi takibi yapacağız. Çalışma grupları kurduk, yurt içinde, yurt dışında çalışacağız. Meclis’te komisyon kurulursa orada mücadele edeceğiz. Tüm imkanları zorlayacağız ve bir şekilde bu milletin bu parasını çalanları ya ortaya çıkaracağız ya milletimizin seçimden sonra verdiği yetkiyle teker teker ortaya çıkaracağız. Ancak ‘Fatma Betül Sayan Kaya var.

Orada da nefsine uymuş. Tayyip Bey de üzgün.’ Öyle bir şey yok. 455 bin kişi, aileleriyle 2 milyon kişi ve dolaylı etkilenen neredeyse 5 milyon kişi… Size bu fon gerçeğini şöyle açıklamak isterim. Paranızı çoğaltıp da çalanlar değil de ona zemin hazırlayanlara bir bakın ki her birinin orada fonda hesapları da var. Emre Alkin, TERA’nın tutuklu Yönetim Kurulu Üyesi. Kim bu? Bizzat Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi Üyesi. Atamasının altında Erdoğan’ın imzası var. Kerem Alkin, TERA Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi. Türkiye’nin OECD Daimi Büyükelçiliği’ne Erdoğan tarafından atanmıştı. Varlık Fonu ve Halkbank’ın yönetimindedir. Emre Tezmen, TERA Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı. Fatma Hanım’ın ve ailesinin yakın arkadaşı. Erkan Kilimci, TERA Başkan Vekili ve Genel Müdürü. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Atamasını Erdoğan yaptı. 200 liranın üzerinde imzası var.

Fecir Alptekin, TERA’nın Yönetim Kurulu Üyesi. Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Üyesi idi. Abdulkadir Özkan, Yönetim Kurulu Üyesi. Başbakanlık Başdanışmanı, Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Müşaviri imiş. Erdin Özel, TERA Portföy Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı’ydı. Önce inkar ettiler. Anadolu Ajansı kayıtlarını silmeyi unuttular. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı olarak basın açıklamaları ortada. Serdar Turhan, Pusula’nın tutuklu Yönetim Kurulu Başkanı. Eski AK Parti Gençlik Kolları Başkanı’nın Ortağı. Muhammed Yarız, Pusula Portföy’de Yönetici ve tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi. Özdemir Ataseven, Özata Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı idi. İskender Balcı, Özata Denizcilik’te Yönetici. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı. Hepsi Erdoğan’ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var; Recep Tayyip Erdoğan. Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan Cumhurbaşkanı olmaz. Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi ‘Asrın Soygunu’nu yapanları teker teker atayandan Cumhurbaşkanı olmaz.

‘ASRIN SOYGUNUN MALİYETİ DEPREMİN ETKİSİ KADAR’

‘Bu işlerden haberim yok’ diyen Erdoğan bir de sözüm ona millete güven vermeye çalışıyor. Şöyle söylüyor; ‘Finansal sistemimizde bir risk mevzu bahis değildir.’ Şimdi herkesin iyi dinlemesini istiyorum. Borsadaki kayıp, şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para, 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti, 90 milyar dolar. Üç yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık, Erdoğan bunun adına ‘Asrın Felaketi’ dedi ve ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın soygunun ekonomiye etkisi deprem etkisidir. Kimse kimseyi kandırmayacak, kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz; asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir ve düpedüz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur ve maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir.”

‘TURPUN KÜÇÜĞÜ’ TOPLANTISINDA BELGELERLE AÇIKLADIM’

Şimdi bugün Fatma Betül Sayan Kaya’dan çok daha maharetli olan AK Partili ‘fonzi’lerin bir yöntemini açıklayalım. Bunlar fonlarda, hisselerde yakalanmamak için kendileri işlem yapmıyorlar. Üçüncü kişilere işlem yaptırıyorlar. 17 Mart 2026 tarihinde, o zaman önceki partimizin Genel Başkanı olarak bir basın toplantısı yapmıştım. Erdoğan’ın ‘turpun büyüğü’ ifadelerine karşı ‘turpun küçüğü’ hatırlatmasıyla bir basın toplantısı.

Orada memur maaşıyla edinilmesi akıl almaz bir serveti tapularıyla, belgeleriyle açıklamıştım. Adalet Bakanlığı’na atanan, geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan kişinin 16 tapusunu ID numaraları ile vermiştim. Ertesi gün dördü üzerinde aktifi gösterdi, yakın yani iki ay içinde satılmış 12 tapuyu gizledi. ID numaralarını ilan ettim, ‘Bizi yalanlayın’ dedim. Örneğin Şehircilik Bakanlığı’nın önündeki bilgisayara o ID numaralarını girince o evin şu an ve bir önceki sahibi belli, ne zaman satıldığı belli. Tek bir açıklama yok Murat Kurum’dan. Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelere ‘Vergi kaçakçılığı’ olmasın diye yollanan yazılarda Murat Kurum bu 16 tapunun Adalet Bakanı’na ait olduğunu yazmış zaten. Belediyelerin her birinin kayıtlarında var.

Erdoğan, Adalet Bakanı’na ‘Sen bu konuda konuşma, sus’ dedi. Bana dava açtılar. Davanın birincisi görüldü. Dava açarken ne diyordu Adalet Bakanı? Şöyle söylüyordu; ‘Nasılsa mahkeme tapuları ister.’ Avukatımız mahkemenin tapularını istemesini istedi. Kendisinin avukatı ayağa zıpladı; ‘Karşıyız. Bu bir tazminat davasıdır, delile gerek yoktur. Müvekkilim söylenen bu sözlerle itibar kaybetmiştir, tazminat verin.’ Neredeyse tazminata hükmedecekti. Avukatlarımızın itirazı, isyanıyla bir mahkeme ertelendi. Burada herkesin önünde söylüyorum. O 16 tapuyu mahkemeye istiyor benim avukatlarım. Bakanlığa yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım. İlgili kurumlara yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım. Adalet Bakanı’nın avukatları ‘Tapuları istemeyin’ diyor. Bu durumla karşı karşıyayız.

‘MASANIN TOZUNU SİLMEDEN BASIN TOPLANTISINI SİLENLER…’

İşte o gün, o toplantıda açıkladım ve o gün, o toplantıda açıkladığım üç isim hiçbir açıklama yapmadılar. O tapular üzerinde işlem yapanlar, paraya döndüğünde o tapuları, o paraları alanlar, götürenler yapılmadı. Ama o günden bugüne bir şey yapıldı. O da nedir biliyor musun? Turpun küçüğü basın toplantısı. Partimize polis girdikten ve butlan yönetimi yerine oturduktan birkaç gün sonra partinin arşiv hesaplarından çıkarıldı ve silindi. Elbette her yerde var ancak butlan yönetiminin benim geçmişte yaptığım ve bizim geçmişte yaptığımız parti sözcülerimizin geçmişte yaptığı bütün basın toplantıları dururken sadece ve sadece turpun küçüğü basın toplantısını parti kayıtlarından çıkartmıştır.

Bu da bugünkü Adalet Bakanı’yla bugünkü butlancıların arasındaki ilişkiyi ve ilk iş olarak masanın tozunu silmeden basın toplantısını silenlerin nereden talimatla, kimle ilişkili olduğunu göstermektedir. Şimdi de fondaki 200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aittir ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri yarınlarının izlenmesi, yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine, yurt dışındaki ülkelerle iş birliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçirilmesi gereklidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i asla ve asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir.” “

‘TARİHİN AZABINDAN KURTULSA ALLAH’IN GAZABINDAN KURTULAMAYACAKLAR’

Ayrıca sıralı tam liste elinde olan Erdoğan’a söylüyoruz. Fatma Hanım’ı sakladınız, ortaya çıkınca, ‘Biz yanlışın arkasında durmayız’ diyorsunuz. Parti Sözcümüz Sayın Zeynel Emre bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışınız arkasında durdunuz, bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmışsınız, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın. Türkiye’de ikili bir hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyon 200 milyon lirayı gören AK Parti’yi ‘nefsine uydu’ deyip işin içinden ayıklayanlar, diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2 bin lira para gönderdi diye birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var. ‘İBB soruşturmasında parkenin altından 2 milyon Euro çıktı’ diyeceksin, ‘Valizlerle para taşındı’ diyeceksin, ‘Kasalardan para çıktı’ diyeceksin sonra kasadan mühür çıktı, parke videosunun yalan olduğu, valizlerde jammer olduğu ortaya çıkacak, ‘Bizi de yanılttılar, biz gazeteci olarak duyduğumuzu yazdık’ diyeceksin ve bu haberleri servis eden şimdiki Adalet Bakanlığı basın ilişkileri, o günkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın ilişkileri de bunları o günlerde alttan alta, gizli gizli yayacak, sonra iddianameye yazamayacak. Sayın Erdoğan, kantarın topuzu kaçmıştır. Bir de çıkıp orada, burada laf ola beri gele konuşuyorsunuz. Hoşuma gitti, dediniz ki ‘Tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.’ Bu sözü söylediğiniz Gazze’de zulüm yapanlar için bütün vicdanımla paylaşıyorum. Ama şunu da tekrar ediyorum. Bu milletten oyu alıp bu gariban milletin üç kuruşluk paralarını alanlar, soyanlar, yurtdışına kaçıranlar, günahsız insanlara sırf onlar partileri karşısında tehdittir diye iftira atanlar, tarihi azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

‘EŞE, AİLEYE SALDIRDIKLARI BİR KORKAKLIĞIN İÇİNDEYİZ’

Değerli arkadaşlar bu kadar skandal, durduk yere ortaya dökülmüyor. Milletin bunlardan haberdar olması için birileri çalışıyor ve gayret ediyor. Ama bu işin üstüne gidenler de saldırıya uğruyor. Sayın Ahmet Şık ve Sayın Sera Kadıgil tespitlerini kamuoyuyla paylaştılar ve milletvekili olarak bu bakana bu konuyla ilgili çeşitli sorular sordular. Onlara yanıt vermek yerine Adalet Bakanlığı’nın güdümündeki troll hesaplar ve butlancılar, ahlaksızca bu iki isme hem de kendilerinin özel yaşamlarına yönelik ipe sapa gelmez saldırılar yaptılar. Maksat, ‘konuşmasınlar hesap sormasınlar.’ Dikkat edin Adalet Bakanlığı eleştiriliyor, Adalet Bakanlığının geçmişte uyuşturucu soruşturmasında adı olan, sonra dosyadan adı çıkarılan, sonra yakında tutulan, Ankara’ya bakanlığa getirilen ve şimdi bütün gazeteci arkadaşlarım dün akşamdan da biliyorlar gayri resmi yoldan basın bültenleri, ‘Alın böyle yazın haberi’ diye servislerle bu tür iftiralar atılıyor.

Dün, Zonguldak Milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz, en başından beri yolsuzlukların üzerine giden Genel Başkan Yardımcımız, milletvekilimiz. O kadar korkak ve kirliler ki onunla baş edemeyeceğini gördükleri için hiçbir şeyle ilgisi olmayan değerli eşi, kardeşimize yağmadan soruşturma başlatmışlar. Akıl almaz. Yağma soruşturması. Nedir bu diyorsun? Saatler sonra ortaya çıktı ki yıllar önce çalışmış bir danışmanın bir şikayet dilekçesini Deniz Yavuzyılmaz’a bir şey diyemeyecekleri için eşi üzerinden yorumlayarak eşini mahkemeye çağırma, tutuklama tehdidi ile karşılaşıyor. Öyle bir noktadayız ki bizlerle baş edemeyenlerin eşlere, çocuklara, anneye, babaya, kardeşe saldırdıkları bir korkaklığın içindeyiz.

‘İÇİNDE ÖZGÜR ÖZEL’İN ‘Ö’SÜ YOK’

Birkaç aydır haysiyet cellatlıkları durmuştu. Neden? Bu tip konular yoktu. Dün Adalet Bakanlığı bu konuda, bakım fon meselesinin üstüne giden kim varsa onun hakkında, bir uyuşturucu dosyası, 23 sayfa ifade vermiş. İçinde Özgür Özel’in ‘Ö’sü yok. Bu kadar basın metni yapmış. ‘Uyuşturucu dosyasında Özgür Özel’in adı geçiyor, kişinin telefonundan Özgür Özel ile fotoğrafları çıktı’ diye. Öyle bir noktadayız ki; buradan açık açık söylüyorum. Aileyle uğraşan, eşle, kardeşle, dostla, çolukla çocukla uğraşan, korkaklara söylüyorum. Cirminiz kadar yer yakarsınız. Sizden korkan sizden beter olsun. Bu kara düzende yaşadıklarımız ilk değil, son da olmayacak.

17 – 25 Aralık’ta yolsuzluğa batan bakanlar kurtarılacak, kendi bakanlığına dezenfektan satanlar korunacak, 16 tapusu, akıl almaz serveti ortaya çıkan başsavcı bakanlığa terfi edecek. Şimdi de milleti dolandıranlara sessiz kalınacak. Ya hu 2,2 milyar lirayı çaldığını kabul edip, Hazine’ye iade ediyor. İşte ispat, işte kanıt, işte belge. Beyefendi Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmiş. O kurulun başkanı Borsa İstanbul’un Başkanvekili. O adaleti sağlayacak? Meclis’te sözde komisyon kurulacak, Fatma Hanım’ın saz arkadaşları komisyonda çoğunluk olacak, kurda kuzuyu emanet edip oradan adalet çıkaracaksınız. Milletin bunlara karnı tok. İki kelimeyle millet işi özetliyor. Suçüstü yakalandınız.

‘KAYYIMLAR, YASAKLAR, BASKILAR BU KARA DÜZENİN ESASIDIR’

Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2018’deki sistem değişikliği ile kurduğu kara düzeninde kimse güvende değildir. Değerli vatandaşlarımız, okullarda evlatlarınız, madenlerde, fabrikalarda, otellerde canınız, bankada paranız güvende değildir. Çorlu tren katliamı bu kara düzenin işidir. İliç’te işçilerin toprağın altında kalması, bu kara düzende olmuştur. Yenidoğan çetesi bu kara düzende evlatlarımızın, sabilerin canına kastetmiştir. Okullardaki cinayetler bu kara düzendedir. Kartalkaya’daki canlar bu kara düzende yanmıştır. 6 Şubat‘ta imar aflarıyla yasal hale getirilen denetimsiz binalarla insanlarımız bu kara düzende enkaz altında kalmış, can vermiştir. Dilovası’nda kaçak fabrikadaki işçiler bu kara düzende ölmüşlerdir. Milletin seçtikleri bu kara düzende hapistedir. Kayyımlar, yasaklar, baskılar bu kara düzenin esasıdır. Tweet atanlar, gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, avukatlar bu kara düzende tutuklanmakta, sosyal medya hesapları kapanmaktadır.

Bu kara düzende bir emekli yoksulluktan canına kıymış, bu kara düzende son bir haftada beş polisimiz canına kıymıştır. Şimdi fon vurgunu ile 2 milyon insanın birikimleri çalınmıştır. Milletimize sesleniyoruz. Senin yakının tren katliamında can vermemiş olabilir. Senin evladın, torunun yenidoğan çetesinin eline düşmemiş olabilir. Senin bir sevdiğin o otelde ya da o fabrikada yanarak can vermemiş olabilir. Ya da son vurgunda senin paran çalınmamış olabilir. Ama bu yaşananların her birinde bizden birilerinin senin bir bildiğinin, bir komşunun, bir yakının ya da tanımadığınsa, bu vatanın bir evladının, bir ailesinin canı yanmaktadır. Bu yaşananların her birinde birilerinin canı yanmaktadır. Bu düzen böyle devam ederse senin de canın yanacaktır. Sıranın sana gelmesini bekleme. Acıyı çekenler de bunları hak etmedi, sen de hak etmiyorsun. Kimse bu kara düzenden tek başına kurtulamaz. O yüzden söylüyoruz; ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’

‘O SANDIĞA VARACAK, O SEÇİMİ ALACAĞIZ’

Değerli yol arkadaşlarım Türkiye’nin yeni ve temiz bir sayfaya, yeni ve tertemiz bir başlangıca ihtiyacı var. Biz bu eskimiş, çürümüş kara düzeni değiştirmek için yola çıktık. Partimizi milletimizle birlikte kurduk. Milletimizle birlikte yürüyoruz, büyüyoruz. Biz koltuk sahibi olmaya değil, milletin sorunlarını çözmeye talibiz. Tüm mağdurların hakkını vermeye, hakkı yenenlerin hakkını teslim etmeye talibiz. Bu iktidar üzerinde milletin ahı vardır. Mağdur edilen, yoksul bırakılan, adaletsizliğe uğrayan milyonların ahı bu iktidarın üzerindedir. Haksız yere hapiste tutulanların ahı bu iktidarın üzerindedir. Biz milletin yüzünü güldürmeye, sarsılmaz adaleti sağlamaya, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya geliyoruz. Safımız milletle birdir. Milletimizin kaderi bizim kaderimizdir. Millet de bizimle beraberdir. Kimsenin şüphesi olmasın ki biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu iktidarı değiştireceğiz. Yaz boyunca emekleriniz için, sizi misafir eden örgütümüze, sizi misafir eden milletimize teşekkür ediyorum. Emekleriniz için sizlere teşekkür ediyoruz. Kampımızın başarılı çalışmalar yapacağına, sizlerin fikirleriyle YENİ Parti’nin yeni yürüyüşünün daha da güçleneceğine yürekten inanıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

AYM, Yeni Parti ismine itirazı görüştü: 1 ay savunma süresi

Yenilik Partisi’nin, Yeni Parti ile ilgili isim benzerliğine yönelik yaptığı başvurusunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti’ye isim değişikliği yapılması yönünde süre vermişti. Başsavcılık, sürenin bitmesinin ardından söz konusu talebi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

Anayasa Mahkemesi, Yeni Parti’nin isminin, Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılığı ileri sürülerek hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebini, Genel Kurul’un bugünkü gündemine aldı.

Yüksek Mahkeme talebi inceledi, partiye konuyla ilgili savunmasını yapması için 1 ay süre verdi.

Yeni Parti, 1 ay içinde veya daha önce Anayasa Mahkemesi’ne savunmasını sunacak. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısı, Yenilik Partisi’nin görüşü ve Yeni Parti’nin savunması alındıktan sonra Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun kararı beklenecek.

Yüksek Mahkeme, aykırılık tespit ederse, Yeni Parti’nin isminin hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden silinmesine karar verecek.

Yeni Parti, Anayasa Mahkemesi konuyla ilgili karar verene kadar isim değişikliği yapmama kararı almıştı. (ANKA)

Gökçe Gökçen: “Halk geçim derdinde, iktidar düşmanlaştırma siyasetiyle meşgul”

YENİ Parti Kurucular Kurulu ve Parti Meclisi Gökçe Gökçen, Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu'nun sorularını yanıtladı.

Gökçe Gökçen: “Halk geçim derdinde, iktidar düşmanlaştırma siyasetiyle meşgul” Medyascope

💾

YENİ Parti Kurucular Kurulu ile Parti Meclisi üyesi ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Göksel Göksu'nun sorularına yanıt verdi.

Hafta Başı (100): Borsada neler oluyor? Seçimler 2028’de mi? Özgür Özel ve YENİ Parti

Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, "Borsada neler oluyor?" ve "Seçimler 2028'de mi?" sorularına yanıt ararken YENİ Parti'nin gidişatını yorumladı.

Hafta Başı (100): Borsada neler oluyor? Seçimler 2028’de mi? Özgür Özel ve YENİ Parti Medyascope

💾

Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, "Borsada neler oluyor?" ve "Seçimler 2028'de mi?" sorularına yanıt ararken YENİ Parti'nin gidişatını yorumladı.

Özgür Özel’den açılıma ‘Öcalan’ formülü: ‘Toplumsal destek azalıyor, artırma sürecindeyiz’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

Özel, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği, ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız. Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna, ‘hayır’ demek düşmez. Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye ‘hayır’ diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var ve esas Türkiye orada kazanacak. Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye’nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak. Esas mesele; heyecan verici, umut verici mesele orası.

‘TOPLUMSAL DESTEK AZALIYOR’

Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine, ötesinde Abdullah Öcalan’ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir; bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum: Toplumsal destek azalıyor, toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı, toplumdan aldığı destekle ölçülür. Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında doğrudan sorduğunuzda, ‘terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin’ toplumun yüzde 90’ı bunu destekliyor. Bu süreci sorduğunuzda yüzde 55’e düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok. Ama Abdullah Öcalan ile ilgili bir soruya geldiğinde iş, destek bir anda yüzde 10’ların altına geriliyor. Hal böyleyken ‘Öcalan’a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a adada bir ev yaptık…’ Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysaki şimdi toplumsal desteği artırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var.

‘BENİM KİMSEYİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK GİBİ BİR NİYETİM YOK’

Ben Abdullah Öcalan’ın adada ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş’ın, Figen Hanım’ın, tüm siyasi tutsakların, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum. Kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan ‘Bizi anlayan birisi çıktı’ diyen de oldu. Ama bu söyleminize başta DEM Parti yöneticileri, eleştiriler de geldi. Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğimiz söylendi. Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok. Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir. Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele, madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi demokratikleşme. Benim söylediğim Demirtaş’ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak Gezi Tutsakları da çıkacak Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak.

‘BENİM MESELEM…’

Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında, kayyum sorunu ortadan kalkacak. Şu anda vize sorunu yaşıyor Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum. Bir tanesi Siyasi Ahlak Yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi, yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. ‘Teröriste ‘terörist’ densin; gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın’ diyordu Avrupa Birliği. Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık. Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var. Yedinci maddede açıkça ifade edilen bu fırsatı dile getirmeye çalıştım. Yani ben, Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır, isteyen barışır. Bir kavga var mı, onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları.”

Armağan Öztürk yazdı: Türk siyasetinde genel eğilimler – II

Armağan Öztürk “Türk siyasetinde genel eğilimler” yazısının ikincisinde milliyetçi blok, İslamcı siyaset, AKP ve MHP’yi değerlendiriyor.

Armağan Öztürk yazdı: Türk siyasetinde genel eğilimler – II Medyascope

Ruşen Çakır yorumladı | Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!

Ruşen Çakır "Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!" başlıklı yayınında Özgür Özel’in cuma namazını ve solun dinle ilişkisini değerlendirdi.

Ruşen Çakır yorumladı | Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın! Medyascope

💾

Ruşen Çakır "Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!" başlıklı yayınında Özgür Özel’in cuma namazını ve solun dinle ilişkisini değerlendirdi.

Dr. Serkan Turgut ile söyleşi: İzmirlilerin tercihi CHP mi, YENİ Parti mi?

Ruşen Çakır’ın konuğu BAYETAV araştırma direktörü Dr. Serkan Turgut, İzmir Barometresi’nin Yaz 2026 sonuçlarını değerlendirdi.

Dr. Serkan Turgut ile söyleşi: İzmirlilerin tercihi CHP mi, YENİ Parti mi? Medyascope

💾

Ruşen Çakır’ın konuğu BAYETAV araştırma direktörü Dr. Serkan Turgut, İzmir Barometresi’nin Yaz 2026 sonuçlarını değerlendirdi.

Açık Oturum (533) | Dip dalga tartışması: YENİ Parti olmazsa aşırı sağ güçlenir mi?

Açık Oturum’da Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksü'nun konukları Berkant Gültekin, Ali Çarkoğlu ve Emre Erdoğan oldu.

Açık Oturum (533) | Dip dalga tartışması: YENİ Parti olmazsa aşırı sağ güçlenir mi? Medyascope

💾

Açık Oturum’da Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksü'nun konukları Berkant Gültekin, Ali Çarkoğlu ve Emre Erdoğan oldu.

Cemal Enginyurt’un danışmanı Cem Tekinoğlu tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yeni Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un danışmanı Cem Tekinoğlu, savcılıktaki ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Tekinoğlu, buradaki sorgusunun sonucunda “fuhuşa teşvik veya aracılık” ile “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamalarından tutuklandı.

Mümtaz’er Türköne ile söyleşi: Siyasi merkez yeniden şekillenirken YENİ Parti, AK Parti ve Kürt hareketi 

YENİ Parti’nin yükselişi, AK Parti’nin tükenişi ve çözüm sürecinin milliyetçi siyasete etkisini Mümtaz’er Türköne değerlendirdi.

Mümtaz’er Türköne ile söyleşi: Siyasi merkez yeniden şekillenirken YENİ Parti, AK Parti ve Kürt hareketi  Medyascope

💾

YENİ Parti’nin yükselişi, AK Parti’nin tükenişi ve çözüm sürecinin milliyetçi siyasete etkisini Mümtaz’er Türköne değerlendirdi.

Özgür Özel çerçeve yasaya evet dedi: ‘Kürt meselesi eşit yurttaşlık meselesidir’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bölücü çerçeve yasa teklifini görüşmek üzere toplanan Meclis’te konuştu.

“AK Parti’nin bugünkünden çok daha güçlü olduğu yıllar oldu” diyen Özel, “Meclis’te büyük çoğunluklara sahipti. Devletin bütün imkânları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi” açıklamasında bulundu.

Özgür Özel:

“AK Parti’nin bugünkünden çok daha güçlü olduğu yıllar oldu. Meclis’te büyük çoğunluklara sahipti. Devletin bütün imkânları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi” pic.twitter.com/lMDtGzrvSr

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) August 10, 2026

Özel, çerçeve yasaya evet oyu vereceğini açıkladı, Devlet Bahçeli alkışladı.

Özgür Özel çerçeve yasaya ‘evet’ dedi, Devlet Bahçeli alkışladı pic.twitter.com/gVNsdy6RL7

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) August 10, 2026

Özel, şunları söyledi:

“Toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil tam tersine en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil, eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez. Devlet özgüven üzerinde ayakta sağlamdır. Baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler. kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar ve bölünme riskini büyütürler. Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçirmek de ünlüler zayıflatmamış aksine güçlendirmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık. Anketlere göre konuşmadık.

Konjonktür değişince söz ve tavır değiştirmedik. işine geldiğinde çözüm diyen işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde hep doğru yerde Dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Bu mesele şiddetle değil siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil milletin gözü önünde milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören acısını da umudunu da yüreğinde taşıyan bir büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. Bu meselenin çözüm adresi meclistir dedik. Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik. Komisyon kurulduğunda katılım gösterdik.

Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk. Bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. Yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk. Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik. Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz. Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık. Çünkü bizim tutumumuz günlük değil tarihsel konjonktürel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince çözüm işine gelmeyince terörist diyen bir süreci önce masaya koyup sonra buz dolabına kaldıran Dolmabahçe’de görüştükleri rahmetli Sırır Süreyya Önder’i hapse atıp sonra arkasından Timsah yaşı, timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, siyasi iktidar bu süreci maalesef büyük bir özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. Bu toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırtınasını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütülmüştür. Üç kişinin bildiği metin diye bir metin kutsanıp meclisten gizlenmiş. Adalet ve Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş bir telaş ve bir panikle son sürece girilmiştir.

Komisyonda itiraz eden, soru soran, eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar bir süreç yönet yerine bir devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı bir telaş, farklı bir panik bilinmeyen bir ruh hali bütün meclisin, bütün milletin önünde yaşanmıştır. Barışın hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız. Yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi olamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir, ta kendisidir.

Bu teklife ‘hayır’ deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Günlerdir bu teklife ‘hayır’ dememiz için binlerce öneri, eleştiri alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz. Kolaya kaçmayan devlet ciddiyetiyle karar veren bu ülkenin on yıl, yirmi yıl otuz yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz.

Bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı, milletin barış hakkının önüne koymayan da biziz. Komisyonda masadan kalkmadık çünkü o masa milletin barış umutlarının masasıdır. Türkiye’de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorunudur. Yazıma aylar süren komisyon raporu katılan tüm partilerin mutabakatı ile hazırlandı. Raporun yedinci maddesinde demokratikleşme vardı. Siyasi tutukluların durumundan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasına kayyım uygulamaların sona erdirilmesine pek çok demokratikleşme önerisi vardı. Altında iktidar milletvekillerinin de imzası vardı. Ama bu kanunun teklifinde hiçbiri yok. Şimdi bunlar kanunla olmak zorunda değil, yürütme yapar, uygulamayla olur, gelecekte olur. Hele bu süreç bir yere varsın, ondan sonra olur diyorlar. Sürecin bir yere varsın diye tarif edilen verilen süre örgütün silah bırakmasının teyit ve tespiti için geçen süre, ‘o süreyi de bekleyelim demokrasi için verdiğimiz sözleri bundan sonra yaparız…’

Bu kanun teklifinde hepimizin altına imza attığı Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun sadece sadece altıncı maddesi var. O kısmı da sorunlu, özensiz, problemli, kapsamı tartışmalı uygulaması tartışmalı, yetkilendirmesi tartışmalı bir şekilde hayata geçirilmiş. Uzun tutukluluklara gizli tanık düzenine siyasallaşmış yargıya karşı tek bir demokratik adım yok. Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay için bir adım yok, bir adım atmaya da görünen vakitli bir niyet yok. Selahattin Demirtaş için açık bir hukuk yok, örtülü keyfiyete kalmış bir muğlaklık var. Burada komisyonun iradesini hiçe sayan meseleyi yüzeye eli alan özensiz bir metin var.

Erdoğan barış umutlarını yine heba etmek isteyen taraftadır. Mecbur kaldığı için barıştan yanaymış gibi taraftadır. Yeni Parti ise ona bu fırsatı vermeyen taraftadır.

Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için barışın önünde durmayacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye; korku değil umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız.

Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Bu milletin hiçbir ferdinin umudunu, siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz.

Bugün silah faslının kapanması için bir kapı aralanıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi, eşit yurttaşlık, kalkınma mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne de demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne de imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız. Ama Cumhur İttifakı’nın da yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi o bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz.

Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis’e getireceğiz. Kayyım uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan haklının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının ifade özgürlüğünün seçilmişlerin iradesinin ve eşit yurttaşlığın mücadelesini vereceğiz. AK Parti’nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz. Onların kurmadığı toplumsal mutabakatı biz arayalım. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz.

İlk günden şehit aileleri ve gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız bir şeyin İçinde olmayacağımızı söylemiştik Aynı kararlılıkla ifade ediyorum ki Herkes kendi vicdanıyla yaşar. Herkes vicdanının sesini bastırabildiği zaman uykuya dalar.

Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin, teröre karşı sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele eden başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin ve terörden zarar gören vatandaşlarımızın olmak üzere tüm milletimizin yüzüne bakamayacak bir duruma düşmemektir. Kırmızı çizgilerimiz nettir.

Atatürk, Lozan Anlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğüyle Anayasa’nın güvence altına aldığı Cumhuriyetin temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz. Buna asla izin vermeyiz.

Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki yeni partimizi millet kurmuştur. Partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde halk ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti grubunu kararında serbest bırakıyor değil, aksine kendi il bölge temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak onları milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyorum.

Hiçbir Yeni Parti milletvekili üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti’nin yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki biliyoruz ki barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa alacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum.”

Sorel Dağıstanlı ile 8. Gün: Anayasa değişikliği ve DEM Parti | Oluç-Emir tartışması | Mekke Anlaşması’nı kim istedi?

Sorel Dağıstanlı, konuklarıyla Anayasa değişikliği ve DEM Parti, Saruhan Oluç-Murat Emir tartışması ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Sorel Dağıstanlı ile 8. Gün: Anayasa değişikliği ve DEM Parti | Oluç-Emir tartışması | Mekke Anlaşması’nı kim istedi? Medyascope

💾

Sorel Dağıstanlı, konuklarıyla Anayasa değişikliği ve DEM Parti, Saruhan Oluç-Murat Emir tartışması ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Ruşen Çakır yorumladı: Bir oyunbozan olarak Selahattin Demirtaş

Ruşen Çakır “Bir oyunbozan olarak Selahattin Demirtaş” başlıklı yayınında Demirtaş'ın süreçteki rolünü ve YENİ Parti’nin tutumunu yorumladı.

Ruşen Çakır yorumladı: Bir oyunbozan olarak Selahattin Demirtaş Medyascope

💾

Ruşen Çakır “Bir oyunbozan olarak Selahattin Demirtaş” başlıklı yayınında Demirtaş'ın süreçteki rolünü ve YENİ Parti’nin tutumunu yorumladı.

Gökhan Günaydın’dan dikkat çeken ‘Erdal Beşikcioğlu’ eleştirisi

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Etimesgut Belediyesi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, hakkındaki ihbarlar üzerine kan, idrar ve saç örnekleri alınan tutuklu Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun uyuşturucu testinin pozitif çıktığı öğrenilmişti.

Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Youtube kanalı Onlar TV’de Şule Aydın’ın sorularına verdiği yanıtlarda Beşikçioğlu hakkında da konuştu.

”Adam uyuşturucu kullanıyor. Başkanın kullanıyor, başkan yardımcın kullanıyor. Ne oluyor arkadaş? Siz kamu görevini nasıl yapıyorsunuz acaba?” ifadelerini kullanan Günaydın şunları söyledi:

“Eğer siyasete girdiysen siyasetin koşulları var. Hele bugünkü siyasetin koşulları var. Ona uygun davranacaksın. Özel hayatı için de, kamusal hayatı için de insanın kendine çeki düzen vermesini beklemek bizim hakkımız değil mi?”

NE OLMUŞTU?

Etimesgut Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” soruşturması kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun da aralarında bulunduğu 55 kişiden 40’ı tutuklandı. Dört kişi de adli kontrolle serbest bırakıldı.

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 30 Temmuz’da Ankara merkezli dokuz ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti.

Başsavcılığın açıklamasına göre, 42 belediye görevlisi ile 13 firma yetkilisinden oluşan toplam 55 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. Operasyon kapsamında şüphelilere ait 56 konut, 15 iş yeri ve 41 araçta arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş, ele geçirilen belge, dijital materyal ve diğer deliller incelemeye alınmıştı.

Soruşturma; “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “kurulan örgüte üye olma”, “zimmet”, “rüşvet”, “irtikap”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “edimin ifasına fesat karıştırma” suçlamaları kapsamında yürütülüyor.

Etimesgut Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı ve sahte belgeler düzenlendiği; otopark kiralama işlemleri ile inşaat projelerine ilişkin imar ve ruhsat süreçlerinde menfaat sağlandığı öne sürülüyor.

Başsavcılık, soruşturma kapsamında Sayıştay raporlarının, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde alınan ifadelerin, müşteki beyanlarının, CİMER başvurularının, ses ve video kayıtlarının, MASAK raporlarının ve HTS kayıtlarının incelendiğini açıklamıştı.

Operasyonda belediyenin Sosyal Yardım İşleri, Mali Hizmetler, İmar ve Şehircilik, Destek Hizmetleri, Zabıta, Emlak ve İstimlak müdürleri ile Fen İşleri Müdürlüğü İhale Şefi de gözaltına alınmıştı.

Beşikçioğlu’nun danışmanı ve koruması, ihale ve muayene kabul komisyonlarında çalışan personel, mühendisler, belediye iştiraki ETİMKENT A.Ş.’nin genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri, mevcut ve eski belediye çalışanları, bazı siyasi parti yöneticileri, belediye meclis üyeleri, belediyeyle çalışan firma yetkilileri ve bir iş takipçisi de soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı.

FMT Global, Kule Medikal, AER Group, Yosun Ambalaj, Standart Katı Atık, TBD Group A.Ş., Seka Tıp Merkezi, HFO İnşaat ve Ritim Bilgisayar başta olmak üzere belediyeyle iş ilişkisi bulunduğu değerlendirilen çeşitli firmaların yetkilileri hakkında da işlem yapılmıştı.

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, mart ayında Sayıştay denetimlerinde Etimesgut Belediyesi ile belediye iştiraki Etimkent A.Ş.’nin hesaplarında tespit edilen usulsüzlüklere ilişkin “zimmet” suçlamasıyla soruşturma başlatmış, dört kişi gözaltına alınmıştı. Beşikçioğlu, söz konusu soruşturmanın belediye tarafından yapılan şikâyet üzerine başlatıldığını ve siyasi bir operasyonun söz konusu olmadığını söylemişti.

YENİ Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper tutuklandı

YENİ Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, çıkar amaçlı suç örgütü ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alındı.

YENİ Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper tutuklandı Medyascope

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ile Siyasetname (81): “Türkiye’nin önceliği rejim sorununu çözmek olmalı”

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Siyasetname’de YENİ Parti’yi, seçimlerin adaletini ve Türkiye’nin rejim sorununu değerlendirdi.

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ile Siyasetname (81): “Türkiye’nin önceliği rejim sorununu çözmek olmalı” Medyascope

💾

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Siyasetname’de YENİ Parti’yi, seçimlerin adaletini ve Türkiye’nin rejim sorununu değerlendirdi.

Açık Oturum (531) | YENİ Parti gemisine “Bana da yer var mı?” diyenler de binebilecek mi? 

YENİ Parti gemisine kimler binebilecek, kimler gemide kendine yer bulabilicek? Göksel Göksu, Açık Oturum'da konuklarıyla değerlendirdi.

Açık Oturum (531) | YENİ Parti gemisine “Bana da yer var mı?” diyenler de binebilecek mi?  Medyascope

💾

YENİ Parti gemisine kimler binebilecek, kimler gemide kendine yer bulabilicek? Göksel Göksu, Açık Oturum'da konuklarıyla değerlendirdi.

Ruşen Çakır izleyicilerden gelen soruları yanıtladı: YENİ Parti’nin gidişatı

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'yle ilgili izleyicilerden gelen soruları yanıtladı.

Ruşen Çakır izleyicilerden gelen soruları yanıtladı: YENİ Parti’nin gidişatı Medyascope

💾

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'yle ilgili izleyicilerden gelen soruları yanıtladı.

Yeni Parti ilk 24 saatte topladığı bağışın miktarını açıkladı

Yeni Parti İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, sosyal medya hesabından partilerine yapılan bağışa ilişkin açıklamada bulundu. Ceylan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Yeni Partimizin dayanışma kampanyasına ilk 24 saatte 31.934 vatandaşımız tarafından 113.841.910 TL bağışta bulunulmuştur. Bağış yapan tüm vatandaşlarımıza destekleri için yürekten teşekkür ediyoruz. Yapılan bağışlarla ilgili bilgileri şeffaf bir şekilde halkımız ile paylaşmaya devam edeceğiz. Yeni Partimiz milletimizin desteğiyle büyümeye devam edecek. Tek resmi bağış sayfamız aşağıdadır, desteklerinizi bekliyoruz.”

Erdal Beşikçioğlu’ndan karar: CHP mi Yeni Parti mi?

Ankara Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun ise CHP’de kalma kararı aldığı iddia edildi.

Gazeteci Hilal Köylü’nün haberine göre, CHP Etimesgut İlçe Örgütü toplu şekilde istifa ederek Yeni Parti’ye katılma kararı aldı. Etimesgut Belediyesi’nde görev yapan 15 CHP’li belediye meclis üyesi de partilerinden ayrılarak Yeni Parti’ye geçiş başvurularını tamamladı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ndeki siyasi aritmetiğin korunması amacıyla ise büyükşehir belediye meclis üyelerinin istifaları istenmedi. Ayrıca Mansur Yavaş ile hareket eden 2 meclis üyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne giden Etimesgutlu meclis üyeleri ile Erdal Beşikçioğlu’nun kontenjanından meclise giren üyelerin de istifalarının talep edilmediği ifade edildi.

Gazeteci Deniz Zeyrek de ilçe örgütünün ve belediye meclis üyelerinin önemli bölümünün ayrılmasına karşın, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun CHP’de kalmayı tercih ettiğini aktardı.

Yeni Parti’nin kuruluşuyla Meclis’in yeni oturma düzeni belli oldu

Edinilen bilgiye göre, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dün Yeni Parti ile CHP parti yöneticileriyle görüştükten sonra Genel Kurul’da oturma düzenini belirledi. Kurtulmuş, partilere gönderdiği yazıda “TBMM’de temsil edilen siyasi parti grubunun 7’ye çıkması üzerine Genel Kurul’da oturma düzeninin yeniden belirlenmesine ihtiyaç olduğunu” vurguladı.

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Parti’nin TBMM grup yönetimi belli oldu
Haberi görüntüle

Kurtulmuş, “Başkanlık Divanı’nda bu konuda bir karar alınıncaya kadar geçici olarak siyasi parti gruplarının Genel Kurul’da oturma düzeninin, ön sıralar ile arka sıraların mevcut yerleşim düzeni göz önünde bulundurularak DEM Parti’nin mevcutta kullandığı iki ön sıradan birinin CHP Grubu’na tahsis edileceğini” bildirdi.

Numan Kurtulmuş, Başkanlık Divanı’nın oturuşuna göre en solda AKP olmak üzere sırasıyla Yeni Parti, DEM Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi grupları şeklinde belirlendiği kaydetti.

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Parti’den kapalı grup toplantısı… Özgür Özel: ‘Milletimizin ihtiyacıydı’
Haberi görüntüle

Yeni Parti’nin TBMM grup yönetimi belli oldu

Toplantıda Yeni Parti TBMM Başkanvekilliği’ne CHP’de bu görevi yürüten Ankara Milletvekili Tekin Bingöl seçildi. Grup Yönetim Kurulu Üyeliklerine; Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, Ordu Milletvekili Seyit Torun ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat seçildi.

Meclis Başkanlık Divanı’nda görev alacak idare amiri, CHP Grubu’nun da idare amirliğini yapan Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı oldu. Katip üye ise Antalya Milletvekili Aliye Coşar olarak belirlendi.

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Parti’den kapalı grup toplantısı… Özgür Özel: ‘Milletimizin ihtiyacıydı’
Haberi görüntüle

Ağbaba, grup yönetimine seçilmesine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, “Ben 2023 Kasım Kurultayı’ndan sonra hiçbir görev almamıştım. Daha önce de açıklamalarda bulundum, ‘Partimde hiçbir göreve talip değilim. Yeni ve genç arkadaşlarımızın görev alması lazım’ dedim. Ama bugün bir görevlendirmeyle Grup Yönetim Kurulu üyesi olduk. Yeni Partimiz için çalışmaya, Genel Başkanımız liderliğinde görev ne olursa olsun bir nefer gibi çalışmaya her zaman hazırız” ifadelerini kullandı.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre de, Grup Yönetim Kurulu seçimlerine ilişkin olarak, “Kurucu olup PM’de yer almayan arkadaşlar değerlendirildi” ifadesini kullandı. (ANKA)

 

❌