Tüketici güven endeksi 84,8'e geriledi
Tüketici güven endeksi ekimde aylık bazda yüzde 7,7 düşerek 84,8'e geriledi.
The post Tüketici güven endeksi 84,8'e geriledi appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Tüketici güven endeksi ekimde aylık bazda yüzde 7,7 düşerek 84,8'e geriledi.
The post Tüketici güven endeksi 84,8'e geriledi appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,32 düşüşle 11.540,61 puandan başladı.
The post Borsa güne düşüşle başladı – 22 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Bugün (22 Ekim) bir gram altın (9:08) 6.496,59 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 22 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Dolar/TL 49,6275 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 55,9515 seviyesinden güne (22 Ekim) başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 22 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, üçüncü çeyrekte 64,6 milyar dolar (yaklaşık 3,2 trilyon lira) gelir elde etti.
The post Meta'nın üçüncü çeyrekte net kârı 9,9 milyar dolar appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Benzine bugün (22 Ekim) 3 lira 30 kuruş daha indirim geldi.
The post Benzine bir indirim daha: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 22.10.2026 .Yemen’deki Ensarullah Hareketi’nin (Husiler) Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine misillemede bulundukları yönündeki açıklamaları ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatabileceği kaygısıyla petrol fiyatları yükseldi. 5 ayın zirvesini gören Brent petrol, 111 doların üzerine çıktı. Halen, 110-111 dolar aralığında işlem görüyor.
Küresel piyasalarda motorinin metrik ton fiyatları da bir miktar yükseldi. Tonu, uluslararası piyasalarda 25-26 dolar artan motorin, halen bin 475 dolar düzeyinde bulunuyor.
Küresel piyasalarda, motorinin tersine benzin fiyatları düştü. Buna bağlı olarak benzine peş peşe indirim göründü.
Sektör kaynakları, ANKA Haber Ajansı’na yaptıkları açıklamada, benzine salı gününden geçerli 4 TL 37 kuruş indirim yapıldığını hatırlatarak, “Uluslararası piyasalarda benzinin ton fiyatı düşmeye devam ediyor. Bu çerçevede perşembe günü de benzine 3 TL 35 kuruş indirim bekleniyor” dedi.
Kaynaklar, motorinde şimdilik bir fiyat hareketinin söz konusu olmadığını belirterek, “Şu aşamada bir zam ya da indirim söz konusu değil” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararı piyasaların odağında yer alırken Ekonomist Hikmet Baydar, Türkiye’nin yüksek risk priminin faiz politikası üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti. Baydar, piyasa beklentisinin 100 baz puanlık indirim yönünde olduğunu ifade etti.
Enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesiyle reel faizin yüksek seviyelerde bulunduğunu belirten Baydar, bu durumun faiz indirimi için zemin oluşturduğunu söyledi.
Piyasanın yaklaşık yüzde 90 ihtimalle 100 baz puanlık indirim beklediğini aktaran Baydar, yıl sonu politika faizi beklentisinin yüzde 35 seviyelerinde şekillendiğini kaydetti.
Altın için kritik eşik, faiz için geri sayım! Piyasaları neler bekliyor?
Türkiye’nin risk priminin yüksek olmasının yabancı yatırımcıların daha yüksek faiz talep etmesine yol açabileceğini belirten Baydar, rezerv hareketlerinin de Merkez Bankası açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Bu nedenle olası bir faiz indiriminin temkinli bir şekilde yapılabileceğini ifade eden Baydar, indirimin gerçekleşmemesi ihtimalinin de bulunduğunu ancak 100 baz puanlık bir adımın piyasa beklentileriyle uyumlu olacağını dile getirdi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Antalya'da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) "Master Partneri" ve "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji" destekçisi olan şirket, sürdürülebilirlik yaklaşımını sporun birleştirici gücüyle buluşturdu.
Ankara'da oynanan Türk Telekom-Siauliai BKT Avrupa Kupası B Grubu 4. maçında oyuncular, plastik atıkların geri dönüşümüyle elde edilen iplikler kullanılarak üretilen formalarla sahaya çıktı.
Doğal kaynakların korunmasına, atıkların azaltılmasına ve döngüsel ekonomiye dikkati çeken adımın ardından başlayan resmi seremonide sporcular, atık malzemelerden üretilmiş kanvas üzerine işlenen "Yarına Sözümüz Var" (Our Commitment to Tomorrow) pankartının arkasında bir araya geldi.
Tribünde yer alan ve COP31'e vurgu yapan "Sahada rakip, dünya için aynı takımdayız" yazılı pankart da sürdürülebilir gelecek mesajına destek sundu. Salondaki taraftarların desteğiyle karşılanan mesaj, çevre duyarlılığını ortak bir paydada buluştururken, iklim kriziyle mücadelede her bireyin üstlenebileceği sorumluluğa dikkati çekti.
Toplumsal farkındalık çalışmalarının yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda teknoloji ve enerji yatırımlarını sürdüren şirket, Karbon Saydamlık Projesi (CDP) İklim Değişikliği Programı'nda 2025'te de Global A Listesi'nde yer alırken, CDP Su Güvenliği Programı'nda yüksek başarı notu elde etti.
Sivas'ta devreye alınan 128 MWp kapasiteli güneş enerjisi santralinin (GES) ardından Malatya ve Ağrı'da hayata geçirilecek yatırımlarla GES kurulu gücünü 530 MWp seviyesine çıkarmayı hedefleyen şirket, yıllık yaklaşık 800 GWh enerji üretimi planlıyor.
Yeni nesil yeşil şebeke mimarisi, enerji verimliliği çözümleri ve akıllı şehir uygulamalarıyla karbon ayak izini azaltan şirket, Türkiye'nin ulusal iklim hedeflerine ve 2053 net sıfır vizyonuna stratejik katkı sağlıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir güç olarak değil, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasında önemli bir araç olarak gördüklerini belirtti.
Sürdürülebilirliği tüm iş stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini aktaran Şahin, teknoloji alanındaki güçlerini sürdürülebilir bir gelecek için değer yaratma hedefiyle birleştirdiklerini ifade etti.
Şahin, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 kapsamında Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olarak, sürdürülebilirlik odaklı dijital dönüşüm vizyonlarını Antalya'daki zirve alanında sahaya yansıtmayı ve "Yarına Sözümüz Var" yaklaşımlarını somut değere dönüştürmeyi hedefediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sürdürülebilir bir gelecek için ortak hedef, sorumluluk ve eylem bilincinin güçlenmesini önemsiyor, iklim değişikliğine yönelik farkındalığı artırmak için sporun gücünden faydalanıyoruz. Basketbol takımımızın oynadığı uluslararası bir mücadelede tüm insanlığı ilgilendiren iklim değişikliğine dikkat çekerek, sürdürülebilir bir gelecek için küresel vizyonumuzu ortaya koyduk. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla teknoloji ve sürdürülebilirlik vizyonumuzu hayatın her alanına taşımaya devam edeceğiz."

Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilme yatırımcıların gündemindeki yerini koruyor. Ekonomist Hikmet Baydar, küresel piyasalardaki gelişmelerin altın üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek kısa vadede güçlü bir yükseliş beklentisi taşımadığını ifade etti.
Altının teknik göstergelerinde aşağı yönlü sinyallerin devam ettiğini vurgulayan Baydar, 4 bin 190 dolar ve üzerindeki seviyelerin görülmesi halinde yükseliş sinyallerinin güçlenebileceğini söyledi. Bu seviyenin altında satış baskısına karşı temkinli olunması gerektiğini belirten Baydar, altının 4 bin 60 dolara, hatta 3 bin 960 dolara kadar gerileme potansiyeli bulunduğunu kaydetti.
Dev banka dengeleri altüst etti: İşte gelecek 15 yılın en çok kazandıracak aracı!
Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu tetikleyebileceği ve merkez bankalarının faiz artışlarına yönelebileceği endişesinin altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Baydar, faiz artışlarının altına olan talebi zayıflatabileceğine dikkat çekti. Ayrıca fonlardan yaşanan para çıkışları ve yatırımcıların nakit ihtiyacı nedeniyle altın fonlarında satış eğiliminin öne çıktığını ifade etti.
Dört gündür kesintisiz çakılıyor! Bir söylenti altını yerle bir etti! İşte güncel rakamlar
Küresel piyasalardaki satışların gram altına da yansıdığını belirten Baydar, yurt içindeki dolar hareketlerinin bu düşüşü kısmen dengeleyebildiğini söyledi. Altının güçlü bir prim yapmaması halinde enflasyon karşısında yatırımcısına yeterli getiri sağlayamayabileceğini vurgulayan Baydar, hem yurt içinde hem de küresel piyasalarda yakın vadede güçlü bir yükseliş trendi beklemediğini dile getirdi.

Fransa genelinde yüksek yaşam maliyetleri ve kamu hizmetlerindeki gerilemeye karşı düzenlenen protestolar, cumartesi günü şiddet olaylarına dönüştü. Göstericiler ile polis arasında yaşanan çatışmalar sırasında çok sayıda iş yeri yağmalanırken, binlerce işletmenin zarar gördüğü bildirildi.
Yetkililer, hafta sonu yaşanan olaylar kapsamında yaklaşık 2 bin 400 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Yağmalanan işletmeler arasında lüks markaların satış noktalarının da bulunduğu, çalınan ürünlerin bir bölümünün ikinci el satış platformlarında satışa çıkarıldığı belirtildi.
Yaşanan gelişmelerin ardından Fransa'da ikinci el kıyafet alım satımında kullanılan Vinted, şüpheli ilanlara yönelik kontrollerini sıkılaştırdığını duyurdu. Şirket, yağmalama olaylarıyla bağlantılı olabileceği değerlendirilen ilanların tespit edilerek kaldırılması için harekete geçti.
Vinted tarafından yapılan açıklamada, ekiplerin hafta sonundan itibaren şüpheli ilanları belirlemek ve yayından kaldırmak amacıyla acil önlemler aldığı ifade edildi. Ayrıca platform kurallarını ihlal ettiği belirlenen kullanıcıların hesaplarının kalıcı olarak kapatılabileceği kaydedildi.
Şirket sözcüsü, çalıntı ürünlerin satışının ve pazarlanmasının kesinlikle yasak olduğunu vurgulayarak bu tür faaliyetlere karşı sıfır tolerans politikası uyguladıklarını belirtti.
Vinted ayrıca kolluk kuvvetleri ve Fransız yetkililerle iş birliği yaptığını, olası riskleri ve kötü niyetli faaliyetleri belirleyerek bunlarla mücadele etmek amacıyla mevcut süreçlerini geliştirmeyi sürdüreceğini bildirdi.
Fransa'nın küçük işletmelerden sorumlu bakanı Serge Papin, cumartesi günü yaşanan olaylarda çalınan ürünlerin internet üzerinden satışa sunulmasının ardından yetkililerin harekete geçtiğini açıkladı.
Papin, pazar yeri işletmecileri ile İçişleri ve Adalet Bakanlıklarından yetkililerin günün ilerleyen saatlerinde bir araya geleceğini bildirdi. Hükümet kaynaklarına göre Vinted, Amazon, eBay ve TikTok gibi platformlar da pazartesi günü gerçekleştirilen toplantıya davet edildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demir yollarında güvenli, konforlu ve çevreye duyarlı ulaşım hizmetlerinin sağlanması için yatırımlara devam edeceklerini belirterek, "Demir yolu hattımızı gelecek yıl 14 bin 913 kilometreye ulaştırmayı planlıyoruz." dedi.
Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2027 yılı bütçesinde demir yollarına ayrılan paya ve yapılacak çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
![]()
Sanayi bölgeleri, lojistik merkezler ve limanların demir yolu ağına bağlantısını sağlayacak hatlara öncelik verilerek, bu alanda yatırımların hızlandırılacağını vurgulayan Uraloğlu, "Demir yollarında güvenli, konforlu ve çevreye duyarlı ulaşım hizmetlerinin sağlanması için yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bu kapsamda çift hatlı demir yolu uzunluğunun toplam ana hat içindeki payını 2027'de yüzde 22'ye, 2028'de yüzde 24'e ve 2029'da ise yüzde 25'e ulaştıracağız." diye konuştu.
Uraloğlu, 2027'de Ankara-İstanbul T26 Tüneli, Konyaray 2. Etap, Konyaray 3. Etap, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Ankara-İzmir (Polatlı-Afyon kesimi), Filyos İltisak Hattı, Çukurova İltisak Hattı ve Halkalı-Ispartakule projelerini tamamlamayı planlandıklarını bildirdi.
![]()
Demir yolu hat uzunluğu hedeflerine işaret eden Uraloğlu, "Demir yolu hattımızı gelecek yıl 14 bin 913 kilometreye ulaştırmayı planlıyoruz. Ayrıca Türkiye'nin demir yolu hat uzunluğunu 2028'de 15 bin 989 kilometreye, 2029'da ise 16 bin 929 kilometreye yükseltme hedefimiz var." ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, demir yolu yolcu taşımacılığının toplam taşımacılık içindeki payının artırılmasına değinerek, gelecek yıl bu payı yüzde 6,99'a, 2028'de yüzde 7,6'ya ve 2029'da ise yüzde 7,65'e çıkarmayı planladıklarını anlattı.
Demir yollarında güvenli, konforlu ve çevreye duyarlı ulaşım hizmetlerinin sağlanması için çalışmalar yürütüldüğünü, gelecek yıl hızlı tren hat uzunluğunu artırmak için yatırımlara devam edeceklerini dile getiren Uraloğlu, şunları kaydetti:
"Önümüzdeki yıl ülkemizin hızlı tren hat uzunluğunu 3 bin 244 kilometreye, 2028'de 4 bin 98 kilometreye ve 2029'da ise 5 bin 389 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz. Demir yolu altyapısının yaygınlaştırılması ve taşımacılık sektörünün geliştirilmesi için her daim yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Hızlı tren ağlarının genişletilmesi, Türkiye'nin gelecek dönemdeki demir yolu yatırımlarının merkezinde bulunuyor. Bunun için gelecek yıl demir yolu ulaşımına yaklaşık 515 milyar lira ayrıldı. 2028'de bu rakamın 622 milyar liranın üstüne çıkarılması, 2029'da ise yaklaşık 748 milyar liraya yükseltilmesi öngörüldü." değerlendirmesinde bulundu.
![]()
Kombine taşımacılık ve lojistik hizmetlerinin geliştirilmesi, serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılması için çalışmalara devam ettiklerini vurgulayan Uraloğlu, tehlikeli madde taşımacılığının kara, deniz, demir ve hava yolu ile emniyetli şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanması için de projeler gerçekleştirdiklerini anlattı.
Uraloğlu, demir yolu hat verimliliğini 2027'de yüzde 5'e, 2028'de yüzde 7'ye ulaştırmayı öngördüklerini, yük taşımacılığının da artırılması için çalıştıklarını dile getirdi.
Bakan Uraloğlu, "Toplam yük taşımacılığı içinde demir yolunun payını gelecek yıl yüzde 5,02'ye, 2028'de yüzde 5,68'e ve 2029'da yüzde 6,28'e ulaştıracağız." dedi.

ABD'li finans devi JPMorgan, küresel piyasaların önümüzdeki 10-15 yıllık geleceğine ışık tutan devasa varlık tahsis raporunu yayımladı. Gayrimenkulden özel sermayeye, hisse senetlerinden altına kadar uzanan getiri projeksiyonlarında çarpıcı revizyonlara gidilirken, Bitcoin de bankanın analiz masasında ilk kez resmi olarak yerini aldı.
Geleceğin kazandıran varlık haritası tamamen değişti! ABD'li finans devi JPMorgan, önümüzdeki 10-15 yıla damga vuracak getiri raporunu yayımladı. Gayrimenkulden hisse senetlerine, altından tahvillere kadar devasa bir projeksiyon sunan dev banka, kripto para dünyasının amiral gemisi Bitcoin için de bir ilke imza attı.
![]()
JPMorgan'ın uzun vadeli analizinde en yüksek yıllık getiri beklentisi alternatif yatırım araçlarında öne çıktı. Küresel enflasyon ve reel varlık ihtiyacının etkisiyle listenin zirvesine yerleşen varlıklar ve tahmini yıllık ortalama getirileri şöyle sıralandı:
Özel Sermaye (Private Equity): Yıllık %9,8
ABD Gayrimenkul Piyasası: Yıllık %8,1
Gelişmiş Küresel & ABD Hisseleri: Yıllık %7,5
Gelişmekte Olan Ülke Hisseleri: Yıllık %7,1
Avrupa Gayrimenkul Piyasası: Yıllık %7,1
Yüksek Getirili Tahviller: Yıllık %6,7
Altın: Yıllık %5,5
Küresel Tahviller: Yıllık %5,3 (Son 20 yılın zirvesi)
ABD Orta Vadeli Hazine Tahvilleri: Yıllık %4,6
![]()
Raporda ABD büyük ölçekli şirket hisselerine yönelik yıllık getiri tahmini %6,7'den %7,5'e revize edildi. Şirket kârlılıklarındaki ivmelenme ve yapay zeka yatırımlarının bu artışta ana sürücü güç olduğu bildirildi.
Raporda dikkat çeken en tarihi detay ise gelişmiş ülke borsalarının getiri beklentisinin (%7,5), gelişmekte olan ülke borsalarının (%7,1) üzerine çıkması oldu. Böylece küresel sermayenin gelişmiş piyasalara kayma eğilimi raporda tescillenmiş oldu.
![]()
JPMorgan, uzun vadeli varlık değerlendirme raporlarına kripto para dünyasının amiral gemisi Bitcoin'i de ilk kez resmi olarak dahil etti.
Banka, kripto varlıkların potansiyel getiri senaryoları üzerinde aktif çalışıldığını ancak mevcut oynaklık ve risk yapısı nedeniyle Bitcoin'in henüz temel portföy tahsis önerilerine doğrudan entegre edilmediğini bildirdi.
Yatırımcılara riskin dağıtılması çağrısında bulunan finans devi, klasik %60 Hisse Senedi / %40 Tahvil modelinin yıllık ortalama getiri beklentisini %7,0 olarak açıkladı.
Ancak gayrimenkul ve özel sermaye gibi alternatif yatırım araçlarının eklendiği karma/çoklu varlık portföylerinde bu oran %7,5'e yükseliyor.

Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kış lastiği uygulaması araç sahipleri için yeniden gündeme geldi. Kara yollarında yolcu ve eşya taşımacılığında kullanılan ticari taşıtlar için zorunlu kış lastiği uygulaması 15 Nisan'da sona ermişti. 4 hafta sonra başlayacak uygulama ile yaz lastiği olan taşıtların trafiğe çıkmasına izin verilmeyecek.
![]()
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 4 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemesiyle uygulamanın başlangıç tarihi 1 Aralık'tan 15 Kasım'a çekilmişti. Buna göre 2026-2027 kış dönemi için zorunlu kış lastiği uygulaması 15 Kasım 2026 Pazar günü başlayacak.
Söz konusu zorunluluk 15 Nisan 2027 Perşembe günü sona erecek. Araç sahipleri 5 aylık süreçte kış lastiği takmak zorunda olacak. Yaz lastiği olanlara ise ceza kesilecek.Uygulama kapsamında şehirler arası yollarda yolcu ve yük taşımacılığı yapan kamyon, çekici, tanker, otobüs, minibüs ve kamyonet gibi araçların kış lastiği kullanması gerekiyor. Zorunluluk kapsamındaki araçların lastiklerine ilişkin şartlar da araç türüne göre değişiyor.
Hususi otomobiller için ülke genelinde zorunlu kış lastiği uygulaması bulunmuyor. Ancak sürücülerin hava ve yol koşullarını dikkate alarak araçlarını kışa hazırlamaları, güvenli sürüş açısından önem taşıyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, özellikle soğuk hava koşullarında özel otomobil sahiplerinin de kış lastiği kullanmasını tavsiye ediyor.
![]()
Zorunlu kış lastiği uygulamasına uymayan sürücülere 2026 yılı için 5.856 TL idari para cezası kesiliyor. Karayolları Trafik Kanunu'nun 65/A maddesine göre ceza, zorunluluğa uymayan aracın işletenine uygulanıyor. Ayrıca aracın lastiklerini uygun hâle getirebileceği en yakın yerleşim birimine kadar gitmesine izin veriliyor.
Söz konusu ceza yeniden değerleme oranına göre 2027 yılında yeniden zamlanacak. Zam oranı Hazine ve Maliye Bakanlığınca ilan edilecek Yİ-ÜFE ile belli olacak.
2027 yılında kış lastiği takmama cezası Yİ-FE yüzde 20 olursa 7.200 TL, yüzde 25 olursa 7.500 TL, yüzde 30 olursa 7.800 TL olacak.
Araçta patinaj zinciri bulunması veya zincir kullanılması, kış lastiği takma zorunluluğunu ortadan kaldırmıyor.
Bakanlık, sürücülerin kış lastiğinin yanında zincir, takoz ve çekme halatı gibi gerekli ekipmanları da araçlarında bulundurmalarını tavsiye ediyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, hava sıcaklığının 7 derecenin altına düştüğü koşullarda kış lastiklerinin yol tutuşunu artırdığına dikkat çekiyor.
Uzmanlar ise kış lastiklerinin +5 dereceden sonra çok riskli olduğunu belirterek yaz lastiği takılmasının önemli olduğunun altını çiziyor.

Bloomberg HT ve Habertürk ortak yayınında konuşan Şimşek, ilk aşamada 10 milyon TL ve üzeri reel kazanç sağlayanların hedef alınacağını söyledi.
Şimşek, "İade hesaplarına bir miktar ödeme var. Belli eşikler belirledik, ilk önce 10 milyon TL ve üzeri reel geri kazananlara başvurulacak. Gönüllü iade olmazsa Adalet Bakanlığı ilgili süreçleri işletecek" dedi.
Sürecin planlandığı şekilde ilerlediğini belirten Şimşek, "Piyasa bozucu faaliyetlerden kazanım sağlayanların hepsi tespit edildi" dedi.
Sürecin ilgili kurumların koordinasyonunda sürdürüldüğünü söyleyen Bakan, tasfiyesi tamamlanan üç portföy yönetim şirketine bağlı 66 fon hakkında bilgi verdi.
Şimşek, "45 bin 747 hesaba 40,8 milyar TL ödendi. Normal tasfiye başarılı şekilde gerçekleşti" ifadelerini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakanı, "Fonlardan hukuka aykırı şekilde nemalanan kişi ve şirketlere aktarılan varlıkların alınması çok önemli. Birlikte hareket edenlerin kişisel mal varlıklarına başvurulacak" ifadelerini kullandı.
Şimşek ayrıca sermaye piyasalarında denetim ve gözetim mekanizmalarının da güçlendirileceğini ifade etti.
"Manipülasyonlar ve diğer piyasa bozucu eylemlerle ilgili yaptırımları ciddi şekilde artıran bir yaklaşım içine gireceğiz" diye ekledi.
Para piyasası fonu yatırımcılarının zarar etmediğini belirten Şimşek, "Para piyasası fonu yatırımcıları bırakın zarara uğramayı 17 Eylül'e göre %1,43 ilave getiri aldılar" dedi.
Hisse senedi yoğun fonlarda ise yatırımcıların 17 Eylül'deki değerin yaklaşık % 58'ini alabildiğini, bunun da hisselerin şişirilmiş değerlerinin gerilemesinden kaynaklandığını söyledi.
![]()
AKP'nin olağanüstü ödemelerle ilgili kanun taslağı geçen hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilmişti.
Taslağın yakın zamanda Meclis Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor.
Bu konuda yorum yapan Şimşek, düzenlemenin kabul edilmesi halinde ödemelerin hızlanacağını kaydetti.
"Kanun kabul edildikten hemen sonra küçük yatırımcı ve para piyasası fonları önceliklendirilecek. Böylelikle 390 bin hesap da tasfiye edilecek" diye konuştu.
Özel sektör tahvilleri konusunda da değerlendirmelerde bulunan Şimşek, olası destek mekanizmalarında Hazine kaynağı kullanılmayacağını vurguladı.
![]()
Fon krizinin ekonomide sistemik bir risk oluşturmadığını yineleyen Şimşek, bankacılık sektörünün doğrudan riskinin 1,3 milyar lira seviyesinde olduğunu söyledi.
"56 trilyon liralık bir aktiften bahsediyorsunuz. Yani 10 binde 2'den bahsediyorsunuz" diyen Şimşek, bankacılık sektörüne yönelik bir risk görmediklerini ifade etti.
Fonlardan çıkışların büyük ölçüde durduğunu belirten Şimşek, 17 Eylül'den bu yana fonlardan net çıkışın 647 milyar lira olduğunu, bunun 287 milyar lirasının yabancı yatırımcılardan kaynaklandığını söyledi.
Şimşek, çıkan kaynağın önemli ölçüde TL mevduata yöneldiğine işaret ederek, "17 Eylül'den bu yana TL mevduat artışı 685 milyar lira" dedi.
![]()
Şimşek, dünyanın en büyük ve en etkili borsa endeksi sağlayıcılarından biri olan MSCI'nın Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin değerlendirmelerinin yapıcı olduğunu belirterek, endeks sağlayıcısının dile getirdiği taleplerin büyük bölümünün zaten üzerinde çalışılan konular olduğunu söyledi.
"MSCI'nın açıklaması oldukça yapıcı. Süre vermesi zaten bizim için önemliydi. Dolayısıyla talepler de son derece makul" dedi.
ABD merkezli Morgan Stanley Capital International (MSCI) adlı finans şirketi, 15 Ekim'de Türkiye hisse senedi piyasası endekslerindeki bazı işlemleri ikinci bir karara kadar dondurdu.
Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, karara gerekçe olarak "Fon holdingleri ile yakın ilişkili bazı küçük ölçekli şirketler arasındaki muhtemel koordineli satışlara dair kurumsal yatırımcılar tarafından dile getirilen ciddi endişeleri" gösterdi.
Sağlıklı işleyen bir fon piyasası ve sermaye piyasalarının Türkiye için kritik önemde olduğunu vurgulayan Şimşek, "Onların sorun olarak ifade ettiği hususların zaten üzerine gideceğiz, zaten gidildi. Fon rehberi ile çok güçlü bir adım atıldı" diye konuştu.
Şimşek, önümüzdeki dönemde şeffaflık, yaptırımlar ve denetim kapasitesine odaklanacaklarını belirterek, "İlgili düzenleyici ve denetleyici bağımsız kurumlarımızın kapasitesini nasıl güçlendiririz ve gerekirse bireysel inisiyatiflerin ötesinde algoritmalarla zamanında müdahaleyi nasıl sağlarız, bu konular çalışılacak" ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, piyasa bozucu faaliyetlere yönelik cezaların artırılacağını da belirterek, "Güvenilir ve sürekli yaptırım hususu ve ağır yaptırım hususu kalıcı düzenlemeler içerisinde var" dedi.

Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı 1050 rakımlı Çevreli köyünde yetiştirilen Peterek üzümünde hasat dönemi devam ediyor. İnce kabuğu, küçük çekirdekleri ve yoğun tatlı aromasıyla dikkat çeken üzüm, Türkiye’nin farklı bölgelerinden talep görüyor. Özenle yetiştirilen Peterek üzümünün kilogram fiyatı yaklaşık 200 liraya ulaşıyor.
Peterek üzümünün hasadı ağustos ayında başlıyor ve ekim ayının sonuna kadar devam ediyor. Bölgenin coğrafi koşullarında yetişen üzümler, ekim ayında sarararak kendine özgü aromasına ve lezzetine ulaşıyor. Hasadın diğer birçok üzüm çeşidine göre daha geç yapılması, Peterek üzümünü öne çıkaran özellikler arasında yer alıyor.
Çevreli Köyü Muhtarı Turgay Aslan, üzümün köyün eski adı olan Peterek’ten geldiğini belirterek hasat döneminin bölgenin rakımıyla bağlantılı olduğunu söyledi. Aslan, hasadın diğer bölgelerde sona erdiği dönemde Peterek üzümünün sofralara ulaşmaya devam ettiğini ifade etti.
![]()
Peterek üzümü, yalnızca aromasıyla değil, iri salkımlarıyla da dikkat çekiyor. Bölgenin doğal yetişme koşullarında gelişen üzümün iki salkımının ağırlığı zaman zaman 5 kilograma ulaşabiliyor. İnce kabuğu, yüksek şeker oranı ve yok denecek kadar küçük çekirdekleri de üzümün tercih edilmesinde etkili oluyor.
Üretici Mehmet Bahri Yıkıcı, Peterek üzümünün yetiştirilmesinin uzun süreli emek gerektirdiğini belirtti. Şubat ayında budama işlemiyle başlayan sürecin ekim ayına kadar devam ettiğini aktaran Yıkıcı, bölgenin zorlu coğrafi koşullarına rağmen kaliteli ürün elde etmek için yoğun çaba harcandığını dile getirdi.
Peterek üzümü, bölge dışından gördüğü talebin yanı sıra üst düzey isimlere gönderilmesiyle de gündeme geliyor. Çevreli Köyü Muhtarı Turgay Aslan, üzümün Türkiye’nin farklı bölgelerine ulaştırıldığını, aromasıyla tanınması nedeniyle Cumhurbaşkanı’na, bakanlara ve çeşitli kurum yöneticilerine de gönderildiğini söyledi.
Üretici Halil Çelik de siyasetçilerin bölgeden üzüm sipariş ettiğini belirterek Peterek üzümünün farklı aroması ve gördüğü talep nedeniyle tercih edildiğini ifade etti.
![]()
Üretici Hülya Ergen Aslan, Peterek üzümünün yetiştirilmesinde birçok aşamanın titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Ürünün ince kabuğu, küçük çekirdek yapısı ve aroması nedeniyle özellikle yemeklerden sonra tüketildiğini aktaran Aslan, üretimin makine gücü kullanılmadan, el emeğiyle gerçekleştirildiğini kaydetti.
Ekim ayının sonuna kadar sürmesi beklenen hasat döneminde üreticiler, bağlardan topladıkları üzümleri tüketicilere ulaştırmayı sürdürüyor. Bölgenin iklimi ve coğrafi koşullarıyla şekillenen Peterek üzümüne yönelik talebin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması ve yöresel tarım ürünlerinin tanıtılması açısından önem taşıdığı belirtiliyor.

Yapay zekanın ürettiği fotoğraflar nedeniyle Getty zor duruma düştü ve iflas etti.
Getty Images Holdings Inc., şirkete yeni sermaye enjekte edecek ve fotoğraf arşivi ve stok görsel şirketini özel hale getirecek bir yeniden yapılandırma destek anlaşması sağladıktan sonra, önceden hazırlanmış bir iflas sürecine başlıyor.
Şirket, Delaware Bölgesi ABD İflas Mahkemesi'nde 11'nci Bölüm kapsamında iflas başvurusunda bulundu. Getty, varlıklarının 1 milyar ila 10 milyar dolar arasında, yükümlülüklerinin ise aynı aralıkta olduğunu belirtti.
Şirket, daha önce açıkladığı mali yeniden yapılandırma planını uygulamaya koyduğunu belirtti. Bu adım, Getty ailesi üyeleri ve Koch Equity Development'ın iştirakleri de dahil olmak üzere çeşitli taraflardan 533 milyon dolara kadar öz sermaye yatırımı yapılmasını içeriyor. Şirket daha önce bu tarafların yeni öz sermaye sağlayacağını açıklamıştı.
Şirket, yüksek borç yükü ve müşterilerin hazır fotoğraflar yerine yapay zeka tarafından oluşturulan görselleri kullanmaya başlamasıyla mücadele ederken, uzun süren müzakerelerin ardından iflas başvurusunda bulundu.
Getty, teminatsız tahviller üzerindeki 1 Eylül'de vadesi gelen faiz ödemelerini yapamamasının ardından 30 günlük bir ödeme erteleme süresine girdi. O dönemde şirket, ödemeleri yapacak nakdi olduğunu ancak uzlaşmaya dayalı bir çözüm anlaşması sağlamak için bu erteleme süresini kullanmayı tercih ettiğini belirtmişti.
Yeniden yapılandırma planı kapsamında tedarikçilere ödemeler eksiksiz olarak yapılacak.

Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, aile kurumunu güçlendirmek ve gençleri sosyal risklere karşı korumak amacıyla hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu'nun, Türkiye’nin yer altı zenginliklerinden elde edilen gelirlerle finanse edildiğini hatırlatarak, "Bu kaynakla gençlerimizin geleceğine yatırım yapıyoruz. 81 ilde yürüttüğümüz bu projeyle aile birliğini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Gençlerimiz başvurularını ailegenclikfonu.aile.gov.tr web sitesi veya e-Devlet üzerinden yapabilirler.” dedi.
Fondan daha fazla genç çiftin faydalanması için ocak ayında kredi miktarını güncellediklerini belirten Göktaş, "Fona başvuran çiftlerden ikisinin de 18-25 yaş arasında olması halinde 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olmaları durumunda ise 200 bin liralık destek sağlıyoruz. Başvurusu onaylanan çiftlerimize kredi desteğini 48 ay vadeli ve 2 yıl geri ödemesiz şekilde veriyoruz." ifadelerini kullandı.
Fondan yararlanmak için gereken gelir şartını da yükselttiklerini hatırlatan Bakan Göktaş, bu kapsamda gelir durumu değerlendirmesinde son 6 ay gelirine ilişkin başvuru şartını asgari ücretin 2,3 katından 2,5 katına çıkardıklarını bildirdi.
Bakan Göktaş, ayrıca 48 ay içinde çocuk sahibi olan genç çiftlerin geri ödemelerini ise ilk çocuk için 12 ay hibe ederek, kalan borçlarını ise 12 ay ertelediklerini belirterek, "Erteleme süreci ile birlikte 60 aya uzayan vade süresi içerisinde ikinci çocuk sahibi olunması halinde kalan borcun tamamını hibe ediyoruz. Fon kapsamında bugüne kadar tek çocuk sahibi olan 23 bin 110 çift borcunun 12 aylık taksitinin hibe edilmesi, 12 aylık taksitinin ertelenmesi hakkından yararlandı. İki ve üzeri çocuk sahibi olan 528 çift ise borcunun tamamının hibe edilmesi hakkından yararlandı. Fon kapsamında desteklediğimiz 23 bin 638 çiftimizin, 24 bin 176 çocuğu dünyaya geldi. Bu, desteğimizin en güzel sonucudur." değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerin sağlam temeller üzerinde aile kurmalarını hedeflediklerini söyleyen Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
"Gençlerimizin yuva kurma hayallerini destekliyor, güçlü ailelerin temellerini birlikte atıyoruz. 2024 yılında pilot illerde hayata geçirdiğimiz ve 2025 yılında Türkiye geneline yaygınlaştırdığımız Aile ve Gençlik Fonu’na yapılan başvurular 315 bin 696’a ulaştı. Bu ay 15 bin 468 gencimize 1 milyar 756 milyon 600 bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Böylece evlilik yolundaki 238 bin 448 gencimize 22 milyar 804 milyon 100 bin lira tutarında sıfır faizli kredi desteği sağlamış olduk. Maddi desteğin yanı sıra eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle de bugüne kadar 271 bin 118 gencimizin yanında olduk."

Kahramanmaraş'a özgü tescilli Maraş tarhanasında 145 işletmede gerçekleştirilen üretimde yaklaşık 3 bin 650 tonluk rekolteye ulaşıldı. Kahramanmaraş mutfağının coğrafi işaretli lezzetlerinden Maraş tarhanasında, yaz aylarında yoğunlaşan üretim mesaisi tamamlandı. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan tarhana, üretim sürecinin ardından kurutularak tüketime hazır hale getirildi. Kendine özgü lezzeti ve üretim yöntemiyle öne çıkan Maraş tarhanası, çorba olarak tüketilmesinin yanı sıra çıtır haliyle de sofralarda ve atıştırmalık olarak yer buluyor.
![]()
Üretim sezonunun tamamlanmasıyla birlikte işletmelerde tarhana mesaisi sona ererken, sezon boyunca hazırlanan ürünler yıl boyunca tüketilmek üzere satışa sunuluyor. Kent genelindeki 145 işletmede gerçekleştirilen üretimde yaklaşık 3 bin 650 tonluk rekolteye ulaşıldı. Kalitesine göre 250 ile 350 liralara satılan tarhanada yıllık rekoltenin 1 milyar lirayı aştığı tahmin ediliyor.
![]()
Üretici Ümmet Güngör, tarhana sezonunun kapandığını belirterek, "Allah'ım tekrarını nasip eylesin. Bu yıl önceki yıllara göre daha verimli geçti. Tarhana işinde sabahın erken saatlerinde ayakta olmak lazım. Pişirme, yoğurtlama, dinlendirme, serme ve paketleme gibi çeşitli evrelerden geçiyor. Son günlerdeyiz ve üretim tamamlandı. Hijyenik ve sağlıklı bir üründür tarhana. Kış boyu tüketilebilir. Bayatlama ve benzeri durumlar olmaz. Maraş tarhanası Avrupa ve Türkiye'nin birçok yerlerine sevk edilebiliyor. Tarhana kalitesine göre değişiyor ve 250-350 TL arasında satıldı" dedi.
![]()

Adana'nın Saimbeyli ilçesinde 18 yıl önce bin 200 rakımda 5 kestane ağacıyla denemeye başlayan üretici, verim aldığı ağaçlarıyla bölge çiftçilerine alternatif ürün için örnek oldu.
'Hacı Ömer' cinsi kestane üreten üretici, kestanenin kiraza göre daha uzun raf ömrü ve pazarlama avantajıyla bölgede yaygınlaşmasını hedefliyor.
2006 yılında bahçesine kestane fidanları diken Naci Yıldızan, ilk meyvelerini üçüncü yılda almaya başladı.
Zamanla verimi gözlemleyerek ağaç sayısını artıran Yıldızan, bugün 20 ağaçla üretimini sürdürüyor. Bu yıl ağaç başına yaklaşık 40-50 kilogram ürün beklediğini belirten Yıldızan, kestane yetiştiriciliğinin bölge için önemli bir alternatif olabileceğini söyledi.
![]()
Daha önce bölgede kestane yetiştirmeyi deneyenlerin verim alamadığını belirten Yıldızan, doğru çeşit seçimi ve tozlaşmanın önemine dikkati çekerek, "Hacı Ömer cinsi kestane, Türkiye'nin en kaliteli çeşitlerinden biri. Daha önce deneyenler olmuş ancak tozlaştırıcı ağaç olmadığı için ürün alamamışlar. Ben 5 ağaçla başladım, verimin iyi olduğunu görünce sayıyı artırdım" dedi.
![]()
Kestanenin pazarlama ve muhafaza açısından üreticiye avantaj sağladığını ifade eden Yıldızan, geçen yıl ürünlerini iriliğine göre ayırarak sattığını belirterek, "Küçük kestanelerin kilogramını 400 liradan, iri olanları ise 500 liradan toptan sattım. Kestane yetiştiriciliğinde su dışında herhangi bir ilaç kullanmıyoruz. Kirazda hasat ve muhafaza süreci üreticiyi zorlarken kestanenin raf ömrü daha uzun. Ekim ayında hasat edilen kestane, mart ve nisan aylarına kadar pazarlanabiliyor. Feke ve Saimbeyli'nin dağlık yapısı kestane yetiştiriciliği için oldukça elverişli. Bu ürünün bölgede yaygınlaşmasını istiyorum" diye konuştu.
![]()
Bahçeyi ziyaret eden bölge sakinlerinden Ahmet Kaytancı da Saimbeyli'de kestane yetiştiriciliğinin geleceği açısından umut verici sonuçlar gördüklerini söyleyerek, şunları kaydetti: "Naci beyin 18 yıllık denemelerinin ardından güzel sonuçlar aldığını gördük. Kestanenin iç dolgunluğu ve kalitesi oldukça iyi.
Bölgenin dağlık yapısı da kestane yetiştiriciliği için avantaj. Üreticilerin bu ürünü değerlendirmesini tavsiye ediyoruz. Bundan sonraki süreçte daha iyi sonuçlar alınacağını düşünüyorum."

Zorlu Enerji Elektrik Üretim AŞ, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı bildirimle elektrikli araç şarj istasyonu pazarındaki iştirak paylarını devrettiğini duyurdu.
Yapılan anlaşma kapsamında şirket, Electrip Global Limited sermayesindeki yüzde 41,28'lik payının tamamını Kuveyt Yatırım Otoritesi ve Wren House Infrastructure LP ortaklığına satıyor.
![]()
Toplam 147 milyon 619 bin 178 dolar bedelle gerçekleştirilecek olan bu satış, Zorlu Grubu'nun son dönemdeki nakit akışı yönetiminin kritik bir parçası oldu.
Sözleşmeye göre ödeme peşin olarak tahsil edilecek ve elde edilen kaynak finansal yükümlülüklerin geri ödenmesi ile yeni yatırımların finansmanında kullanılacak.
Zorlu Holding, daha önce Trabzon'daki otel yatırımı ve Manisa Gördes'teki maden sahalarını elden çıkararak varlık portföyünü sadeleştirme yoluna gitmişti.
Türkiye genelinde 1.800'den fazla noktada hizmet veren ZES şarj ağının operasyonel geleceği, bu mülkiyet devriyle birlikte yeni yatırımcı grubun yönetim stratejisine emanet edilmiş oldu.
Şirket, satıştan doğacak kesin kâr veya zarar tablosunun 31 Aralık 2026 tarihli finansal raporlarda netleşeceğini öngörüyor.
![]()
![]()

Narenciye deposu Adana'nın Yüreğir ilçesinde mandalina hasadı bütün hızıyla sürerken, tarladaki fiyatlar ve market raflarındaki etiketler arasındaki devasa fark cep yakıyor.
Türkiye'nin mandalina ihtiyacının yüzde 51'ini tek başına karşılayan ve yılda 1 milyon tondan fazla üretimin yapıldığı kentte, dalında 2 ila 5 liraya alıcı bulan ürünler zincir marketlerde 50 liraya satılıyor.
![]()
Bölgedeki gelişmeleri A Haber canlı yayınında değerlendiren üretici Vedat Kaya, tarlada 5 TL markette 50 TL olan fiyat uçurumuna tepki gösterdi.
Aylarca emek verdikleri ürünün tüketiciye fahiş fiyatlarla ulaşmasını eleştiren Kaya, "2 TL'den başlıyor, 5 TL'ye kadar ürünler satılıyor. Ama bu beklediğimiz fiyat değil. Bayağı düşük fiyatlar. Halleşme oranından ve marketleşmeden dolayı aradaki makastan fiyatlar çok yüksek olabiliyor." dedi.
Marketlerin doğrudan bahçeden alım yapmasına rağmen fiyatların düşmediğini anlatan Kaya, "Önceden hale gidiyordu ürünler, şimdi marketler doğrudan bahçeden alıyor ama buna rağmen 48 lira üzerine koyarak satış yapıyor. Kendi ürettiğim ürün dalında 2 TL 5 TL arasında satabildiğim ürünü ben markette online satışlarda fahiş fiyatlarda gördüğüm zaman gerçekten sadece gülmüyorum, başka hiçbir şey yapamıyorum. Milletimiz ucuz yesin diye her türlü olanak imkan varken marketlerde bu kadar yüksek fiyatı ben türlü anlamadım." ifadelerini kullandı.
Bu yıl rekoltenin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Kaya, toptancı hallerinin devre dışı bırakılmasının tüketimi yavaşlattığını dile getirdi.
Kaya, "Daha hızlı tüketim olurdu. Çünkü marketlerde iki kasa üç kasa varken hallerde tonlarca kamyonlarca mal alabiliyordu. Şimdi her market iki kasa üç kasayla ürünü bitirebileceğini sanıyor. Bu da büyük yanlış, büyük hata." diye konuştu.
İhracat kalitesindeki ürünlerin yurt dışına gönderildiğini, iç piyasada ise düşük kaliteli ürünlerin yüksek fiyattan satıldığını belirten Kaya, şunları kaydetti:
"Marketlerin sattığı genellikle ikinci kalite, üçüncü kalite dediğimiz ürünler. Küçük, lekeli darbeli. Fiyatı da 2 lira. Ama market bunun üzerine 48 lira daha koyarak 50 liraya satışını gerçekleştiriyor. Dalında tüm hepsi 2 TL 5 TL arası satılırken, şu ıskartanın Türkiye'de 48 TL satılması tarım ülkesi olduğunu düşünerekten gerçekten çok fahiş fiyatlar."
Marketlerin sezon başında sözleşme yaparak ürünleri kapattığını öne süren Kaya, "İstanbul Bayrampaşa halini düşünürsek bugün Adana ilinde kesilen ürünlerin yüzde 10'u girmiyor. Ama marketlere baktığımız zaman marketler bayağı ürün kapatabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, Edirne’deki İpsala ve Kapıkule gümrük kapılarında düzenlenen iki ayrı operasyonda, tarihi eser niteliği taşıdığı değerlendirilen 7 bin 160 kültür varlığı ele geçirdi. Ele geçirilenler arasında 6 bin 910 sikkenin yanı sıra ok uçları, yüzükler ve çeşitli aksesuarlar da yer aldı.
![]()
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, tarihi eser kaçakçılığına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. İpsala Gümrük Kapısı'nda Türkiye'den Yunanistan'a çıkış yapmak üzere gelen bir TIR, risk analizi kapsamında X-Ray taramasına alındı.
![]()
Araçta yapılan detaylı aramada, dorsedeki yemek ve malzeme dolabına gizlenmiş 5 bin 685 sikke, 130 ok ucu, 100 yüzük ve 20 muhtelif aksesuar bulundu. Böylece ilk operasyonda toplam 5 bin 935 kültür varlığı ele geçirildi.
![]()
Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen ikinci operasyonda ise Yunanistan'a çıkış yapmaya hazırlanan bir TIR, rutin kontroller sırasında X-Ray taramasına yönlendirildi. Araçtaki şüpheli yoğunluk üzerine yapılan aramada, gümrüğe beyan edilmediği belirlenen ve tarihi eser niteliği taşıdığı değerlendirilen 1.225 sikke ele geçirildi.
![]()
Ticaret Bakanlığı, kültürel mirasın korunması ve tarihi eserlerin yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmasının önlenmesi amacıyla kaçakçılıkla mücadele çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Olaylarla ilgili soruşturmaların devam ettiği açıklandı.
![]()
![]()

Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 3,22 değer kazanarak 11.797,70 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 64,43 puan ve yüzde 0,55 azalışla 11.733,26 puana indi. Bankacılık endeksi yüzde 0,55, holding endeksi ise yüzde 0,87 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,07 ile gayrimenkul yatırım ortaklığı, en çok gerileyen yüzde 4,15 ile finansal kiralama faktoring oldu.
Küresel piyasalar, güçlü şirket bilançolarına karşın yapay zeka yatırımlarına ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik risklerin etkisiyle karışık seyrediyor.
Dün, petrol fiyatlarının gerilemesi ve beklentileri aşan şirket bilançolarının teknoloji hisselerindeki oynaklığı sınırlaması, küresel piyasalarda risk iştahını artırdı.
Beklentilerin belirgin şekilde üzerinde gerçekleşen şirket karları yapay zeka temasına ilişkin endişelerin bir ölçüde hafiflemesine katkı sağlıyor. Ancak yüksek beklentilerin şirket bazında fiyat oynaklığına yol açabileceğine dair tahminler de öne çıkıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün, 131 fonun 66'sının tamamen tasfiye edildiğini ve 7 portföy yönetim şirketinden 3'ünün tam tasfiyesinin tamamlandığını söyledi.
Analistler, bugün yurt içinde reel kesim güven endeksi ve imalat sanayi kapasite kullanım oranı, yurt dışında ise veri gündeminin sakin olacağını belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 11.600 ve 11.500 puanın destek, 11.900 ve 12.000 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Geçtiğimiz hafta yaşanan sel felaketi , İstanbul, Antalya ve Kocaeli başta olmak üzere birçok ili etkiledi.
Sel ve su baskınları binlerce eve ve araca zarar verdi. İstanbul'da sigorta maliyeti 4 buçuk milyar lirayı geçti.
İstanbul'da sigorta şirketleri nezdinde 3 bin 17 hasar dosyası açılmış durumda. Bunların 2 bin 41 adedi konut, işyeri ve sınai tesisleri. 976 tanesi ise kasko sigortası kapsamında açılan hasar dosyaları.
Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre, İstanbul'da 1,2 milyon konut ve işyerinin yangın poliçesi var. Bu poliçeler sel felaketlerini de kapsıyor. Araçların ise 2,6 milyonu kaskolu durumda.
Konutta sigortalılık oranı yüzde 20 iken, otomobillerde kasko oranı yüzde 43 seviyesinde.
NTV'nin aktardığına göre; hasar ihbarlarının devam ettiği, 4,5 milyar TL'lik toplam hasar tutarının 4 milyarı yangın sigortalarına ait olduğu belirtildi.
İstanbul'un ardından en fazla hasar Kocaeli'den geldi. Yalova, Antalya ve Bursa'dan yapılan hasar ihbarları daha sınırlı sayıda kaldı.


S&P Global Ratings'e göre eylülde başlayan fon soruşturması ve bazı yatırım fonlarının tasfiyesinin yansımaları sınırlı kaldı.
The post S&P: Fon önlemleri finansal bulaşmanın önüne geçti appeared first on #site_linkat 20.10.2026 .Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon vurgununda geri ödeme için ilk 10 milyon lira ve üstü 'kazananlara' başvurulacağını söyledi.
The post Fon vurgunu: 'Gönüllü iade için' ilk 10 milyon lira ve üzeri 'kazananlara' gidilecekmiş appeared first on #site_linkat 20.10.2026 .2027 bütçe teklifi, 3 trilyon 868 milyar TL açık öngörürken eğitim, sağlık, savunma, dönüşüm ve sosyal desteklerde artış planlıyor.
TBMM’de 2027 bütçe görüşmeleri başlıyor: Takvimde neler var? Medyascope


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, enerjiyi güvenli ve verimli şekilde taşıyacak iletim ve dağıtım altyapısına 2035'e kadar yaklaşık 80 milyar dolar yatırım öngördüklerini bildirdi.
Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) tarafından düzenlenen 2. Enerji Stratejileri Konferansı'nda konuşan Şatıroğlu, 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı çalışmalarını sürdürdüklerini, Türkiye'nin gelecek yıllardaki enerji yapısına yön verecek uzun vadeli bir yol haritası belirlemeyi hedeflediklerini söyledi.
Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün ağustos ayı itibarıyla 127 gigavata, yenilenebilir enerji kurulu gücünün de 80 bin megavata ulaştığının altını çizen Şatıroğlu, "Yenilenebilir enerji potansiyelimizi yalnızca karasal alanlarla sınırlı görmüyoruz, Denizüstü Rüzgar Projesi'nde de 2035'e kadar 5 gigavatlık yatırım yapılmasını öngörüyoruz." ifadesini kullandı.
![]()
Şatıroğlu, büyüyen enerjiyi güvenli ve verimli şekilde taşıyacak iletim ve dağıtım altyapısını güçlendirmek amacıyla 2035'e kadar yaklaşık 80 milyar dolar yatırım yapılmasını öngördüklerini vurgulayarak, "Bu yatırımlar kapsamında ülkemize ilk kez hayata geçirmeyi hedefleyeceğimiz yüksek gerilim doğru akım iletim hatları da bulunmaktadır. Yenilenebilir kaynaklarla üretilen elektriğin sisteme entegrasyonunu kolaylaştırmayı, şebeke esnekliğimizi ve arz güvenliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz." dedi.
Süper İzin Kanunu ile enerji depolamaya yapılan yatırımların artmasını umut ettiklerini belirten Şatıroğlu, "Mevcut enerji depolama kapasitemiz 495 megavata ulaşmış. Süreci devam eden projeler de tamamlandıktan sonra gelecek yıllarda bu kapasitenin birkaç bin megavata çıkmasını bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Şatıroğlu, enerji sistemlerinde yaşanan dönüşümün bir başka önemli boyutunun da dijitalleşme olduğunu belirterek, "Elektrik şebekelerinden doğal gaz altyapılarına kadar kritik sistemlerimizin güvenliği yalnızca fiziksel korumayla sağlanamaz. Dijital altyapıların korunması, veri güvenliği, sistemler arası koordinasyon ve kriz anlarında kesintisiz işleyişin sürdürülmesi de oldukça önemlidir. Bu nedenle dijital dönüşümü verimlilik ve yenilik kadar güvenlik ve dayanıklılık açısından değerlendiriyoruz. Bizlerin de üretimden tüketim noktasına kadarki bütün unsurlarımızı bilhassa siber saldırıya karşı çok dikkatli korumak zorunda olduğumuzu ifade etmek isterim." diye konuştu.
![]()
Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdürü ve TESAB Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Benli de 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı'nın önemli aktörlerinden biri olma kararlılığıyla çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bugün enerji dönüşümünün öncüsü olan AB'nin son 10 yılda yaptığı 430 gigavat güneş ve rüzgar yatırımlarıyla 2030 yılı için 200 gigavat depolama kapasitesi hedefini sadece çevresel değil, ekonomik rekabet açısından da değerlendirmemiz gerekmektedir. Bu durum, Bakanlığımızın ortaya koyduğu elektrifikasyon atağının ve COP31'in de merkezinde olan 2035 yılı için yüzde 35 elektrifikasyon hedefinin önemini bir kez daha göstermiştir."
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Söyler ise elektrik enerjisinin ekonomik kalkınma, toplumsal refah ve sürdürülebilirlik ekseninde stratejik bir rol üstlendiğine dikkati çekerek, "Üniversitelerle işbirliği enerji sektöründe yeniliklerin ve sürdürülebilir çözümlerin önünü açacaktır. Bu işbirliklerine katkı sunmak ve sektörel dönüşümde aktif bir rol oynamak için tüm gücümüzle çalışıyoruz." dedi.

Türkiye'de bankalar, kara para aklama ve yasa dışı finansal faaliyetlerin önlenmesine yönelik yükümlülükleri kapsamında müşteri hesaplarını ve para hareketlerini inceleyebiliyor. MASAK mevzuatı çerçevesinde gerçekleştirilen kontroller sırasında, müşterinin gelir düzeyiyle örtüşmeyen işlemler veya olağan dışı para transferleri hakkında açıklama istenebiliyor.
e-Devlet'ten şimdi bakın: İptal edilebilir! Bu işaretlere dikkat edin
Bankanın talep ettiği bilgi ve belgelerin sunulmaması durumunda ise işlemlere kısıtlama getirilebiliyor. Mevzuatın izin verdiği koşullarda müşterinin banka hesapları ve kartları üzerindeki kullanım hakları sınırlandırılabiliyor, hatta bankacılık ilişkisi sona erdirilebiliyor.
Finansal sistemin güvenliğini sağlamak ve şüpheli işlemleri tespit etmek amacıyla bankalar, müşterilerinin hesap hareketlerini düzenli olarak değerlendiriyor. Özellikle kişinin bilinen gelir kaynaklarıyla açıklanamayan para girişleri ve transferler, ek inceleme yapılmasına neden olabiliyor.
Bu tür durumlarda bankalar, paranın nereden geldiğini ve hangi amaçla kullanıldığını açıklayan belgeler talep edebiliyor. İstenen evraklar arasında maaş bordrosu, vergi beyannamesi, satış sözleşmesi, fatura ve transferin kaynağını ortaya koyan diğer resmî kayıtlar bulunabiliyor.
Böbrek ve karaciğere ciddi zarar veriyor! Kaş yapayım derken göz çıkarmayın
Müşterinin talep edilen belgeleri bankanın bildirdiği süre içerisinde sunmaması, işlemlerin değerlendirilmesini zorlaştırabiliyor. Banka, somut duruma ve yürürlükteki yükümlülüklere bağlı olarak hesap hareketlerini sınırlandırma yoluna gidebiliyor.
Finansal denetimlerde belirleyici olan unsurların başında, işlemlerin müşterinin ekonomik profiliyle ne ölçüde uyumlu olduğu geliyor. Bu nedenle incelemeler yalnızca yüksek meblağlı para transferleriyle sınırlı kalmıyor.
Örneğin, düzenli gelir düzeyiyle açıklanamayacak büyüklükte para girişlerinin kısa süre içerisinde gerçekleşmesi, bankanın işlem hakkında ek bilgi istemesine neden olabiliyor. Benzer şekilde, sık aralıklarla yapılan nakit yatırma işlemleri veya farklı hesaplar arasında gerçekleştirilen olağan dışı transferler de incelemeye alınabiliyor.
İşlemlerin sıklığı, kaynağı, amacı ve müşterinin finansal geçmişi birlikte değerlendirilebiliyor. Dolayısıyla düşük tutarlı işlemler de koşullara göre inceleme konusu olabiliyor.
Fazla tüketeni tehdit ediyor: Diyabet riskini %63 artırıyor! Hemen azaltın
![]()
Bankanın para hareketlerinin kaynağı hakkında açıklama talep etmesi durumunda, işlemin türüne uygun belgelerin sunulması sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olabilir.
Müşterilerin karşılaşabileceği belge türleri şöyle sıralanabilir:
Maaş ve düzenli gelirler: Maaş bordrosu, SGK kayıtları ve ilgili gelir belgeleri.
Ev veya araç satışından elde edilen tutarlar: Tapu kayıtları, satış sözleşmeleri ve ödeme dekontları.
Ticari kazançlar: Vergi beyannameleri, faturalar, bilanço ve gelir tabloları.
Miras yoluyla edinilen varlıklar: Veraset ilamı, ilgili vergi belgeleri ve para transferini gösteren hesap kayıtları.
Diğer para transferleri: İşlemin niteliğine göre sözleşmeler, ödeme belgeleri veya paranın kaynağını açıklayan resmî kayıtlar.
Hangi belgenin gerekli olduğu, gerçekleştirilen işlemin türüne ve bankanın talebine göre değişebilir. Bu nedenle müşterilerin kendilerinden istenen evrakların kapsamını doğrudan bankalarından öğrenmeleri önem taşıyor.
Yasal yollarla elde edilen paranın banka hesabına yatırılması veya başka bir hesaba aktarılması, tek başına hukuka aykırı bir durum oluşturmuyor. Bununla birlikte bankaların finansal işlemleri izleme ve gerekli durumlarda müşterilerden açıklama isteme yükümlülükleri bulunuyor.
Talep edilen bilgi ve belgelerin sağlanmaması ya da işlemlerin yeterince açıklanamaması halinde, ilgili mevzuat ve somut olayın koşullarına göre bazı işlemler gerçekleştirilemeyebiliyor. Banka hesaplarına veya kredi kartlarına yönelik kısıtlamalar uygulanması da mümkün olabiliyor.
Şüpheli işlem değerlendirmesi sonucunda, yasal şartların oluşması halinde MASAK'a bildirim yapılabiliyor. Ayrıca bankalar, mevzuat ve sözleşme hükümleri kapsamında müşteriyle olan ilişkilerini sonlandırmayı da değerlendirebiliyor.
Ancak gelir belgesi talep edilmesi, tek başına müşterinin yasa dışı bir işlem gerçekleştirdiği veya hesabının mutlaka kapatılacağı anlamına gelmiyor. Uygulanacak işlemler, incelemenin sonuçlarına, bankanın yükümlülüklerine ve ilgili mevzuata göre belirleniyor.
Bu nedenle banka tarafından açıklama veya belge talep edilen müşterilerin bildirilen süreleri takip etmesi, istenen evrakları eksiksiz sunması ve gerekli durumlarda bankadan yazılı bilgi alması önem taşıyor.

Satış baskısının genele yayıldığı geçtiğimiz hafta 532 hisse değer yitirdi. Yabancılar BIST 30’daki 15 şirkette payını artırarak büyük hisselerde tersi bir hamle yaptı; Astor ve Sasa gibi tahtalarda yaşanan sert fiyat düşüşüne rağmen alımları, satıcılı piyasada mal toplama olabilir mi? Geçtiğimiz hafta BIST 30 kapsamındaki şirketlerin takas verileri zorlu haftanın özeti niteliğindeydi. Piyasada çoğu hisse gerilerken, yabancılar Sasa, Astor ve Türk Altın gibi tahtalarda düşen fiyatı fırsata çevirdi. Yüzde 18,4 değer kaybı yaşayan Astor’da yabancı fonların beş gün boyunca alım yapması dikkat çekti. Fiyatı yükselen Sabancı Holding’de ise kâr satışları öne çıktı. Fiyatlardaki kısa süreli düşüşlere aldanarak bir hisseyi panikle elden çıkarmak yerine, şirketin finansal tablolarını ve üretim gücünü göz önünde bulundurarak hareket etmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacağı unutulmamalı.
Yabancılar geçtiğimiz hafta Sasa’da piyasanın tersine hareket ederek paylarını 3,45 puan artışla %14,62’ye çıkardı. Şirket, eylül ayında satışlarını önceki yılın aynı dönemine göre %45 artırarak 173 milyon dolara çıkardı. Satıştaki ihracatın payı ise 51 milyon dolar seviyesinde. Altı aylık dönemde geliri %31 büyüyen Sasa’nın satış ivmesi güçleniyor. Geçtiğimiz hafta fiyatı %5,92 gerileyen Türk Altın’da yabancı payını 2,02 puan artırarak %30,74’e taşıdı. Aynı zamanda şirketin kendisi de geri alımlarda bulunuyor. Ancak gerçekleşen alımlara rağmen fiyatı son iki aydır dalgalı bir seyirle gerilemeye devam ediyor. Hisse için 7 kurum tavsiyede bulunurken ortalama fiyat önerisi 59 TL seviyesinde.
![]()
Düşüşlerin ağırlıklı olduğu piyasada Sabancı Holding geçtiğimiz hafta %2,16 prim yaptı. Yabancılar 0,14 puanlık satışla payını %26,04’e indirdi. Holding, 16 Ekim günü aldığı kararla 7 milyar TL bütçe ile 42 milyon lota kadar geri alım yapacağını duyurdu. İlk alımını 85,82 TL ortalama fiyattan gerçekleştirirken, yabancılar satış tarafında yer aldı.
İkincil piyasa; yüksek likidite, şeffaf fiyatlama, geçmiş veri avantajı, kolay erişim. Primli maliyet, dalgalanma, işlem masrafları, yanlış beklenti. Birincil piyasa; iskontolu giriş, doğrudan finansman, tavan potansiyeli, sıfır başlangıç. Bilinmezlik, kısıtlı alım, likidite engeli, beklenti çöküşü.
Empa’nın yurt dışı şirketleri ve yeni ortaklığının amacı nedir? Halil Tosun. Halil, şubatta borsada işlem görmeye başlayan Empa Elektronik’in yurt dışında farklı ülkelerde şirket kurduğu gözleniyor. Dubai’de, Empa Electronics MENA firması ve New York’ta Empa Electronics USA’yı kurdu. Ayrıca Deico firmasıyla %50 ortaklı savunma sanayisine yönelik Versom Elektronik’i hayata geçirdi. MENA şirketi Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki satışlarını büyütmeyi, ABD iştirakinin ise tedarik süreçlerini iyileştirmesi amaçlanıyor. Savunma odaklı ortaklık şirketi ise katma değerli teknoloji pazarında konumlanmasını sağlayacak.
Halk GMYO’nun projelerle ilgili bilgi alabilir miyim? Cemil Ergin. Cemil, geçtiğimiz ağustos ayında Halk GMYO; Adana’da 21,9 bin metrekarelik kentsel dönüşüm projesi için %55 payla STS Grup ile ortaklık kurdu. Kartal’da geliştirilecek yaklaşık 40,8 bin metrekarelik karma proje için ise Vakıf ve Ziraat GYO ile eşit paylı yeni bir iş birliğine imza attı. Öte yandan Kemerburgaz’daki proje kapsamında ana yüklenici sözleşmesi imzalanarak yapım aşamasına geçildiği bilgisi paylaşıldı. Şirketin büyük ölçekli yatırımlarda riskleri konsorsiyumlarla bölüşerek ilerlemesi portföy verimliliğini artırmasına olanak verecek.
![]()
Aura Portföy’ün yönettiği Yabancı Borçlanma Araçları Fonu (TLE), yılın ilk yarısında yükselen eğilimi ile öne çıksa da ikinci yarıda yataya döndüğü gözleniyor. Eylülde 28,49 TL seviyelerinde işlem görürken şimdilerde bu fiyatın altında duruyor. Fonun toplam değeri 462,05 milyon TL düzeyinde ve son dört ayda daraldığı gözleniyor. Hazirandan itibaren para çıkışı yaşanan fonda ekimde çıkan tutar 21,45 milyon TL düzeyinde. Bir yıldır yatırımcı sayısı gerilerken halihazırda sayı 641 kişiye inmiş durumda. Temel stratejisi, yabancı kamu ve özel sektör borçlanma araçlarına yatırım yapmak üzerine kurulu. Portföyünün %50,14’ü yabancı özel sektör ve %34,52’si yabancı kamu borçlanma araçlarından oluşuyor. Son bir yılda %23,41 yükseliş kaydeden TLE, aynı sürede %12 oranında performans sergileyen endeksi geçti.
TF Varlık Kiralama, 16.10.2026 günü kira sertifikası ihraç etti. Toplam tutarı 200.000.000 TL olan kira sertifikasının, yıllık basit getirisi %34, bileşik getirisi ise %33,91 düzeyinde. Tek kupon ödemeli kira sertifikası 371 gün vadeli ve ödeme tarihi 22.10.2027 olarak belirlendi. Kupona isabet eden getiri oranı %34,56 olacak. 16 Ekim tarihli Türk Lirası Gecelik Katılım Referans Getiri Oranı (TLREFK) %36,67 seviyesinde bulunuyor. Türkiye Finans Katılım Bankası’nın fon kullanıcısı olduğu kira sertifikası yıllık %34 basit getirisi, TLREFK’nın 2,67 puan altında yer alıyor. Önerilen getiri, piyasa koşullarında kendisi için uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Kira sertifikası piyasada TRDTFVKE2729 kodu ile işlem görecek.
![]()
Şirket haberlerinde bugün önemli ne var? Yonga Mobilya, ağustosta devreye giren yönetmelik nedeniyle durma noktasına gelen meşe kerestesi ithalatının, yeni düzenlemeyle yeniden serbest bırakıldığını duyurdu. Tarım Bakanlığının yaptığı değerlendirmeyle, AB standartlarına uygun sertifikasyon şartlarının sağlanması kaydıyla Amerikan meşesi başta olmak üzere kereste tedariki tekrar mümkün hale geldi. Şirketin üretim süreci ve ihracat bağlantıları için önemli olduğu belirtilen temel hammaddenin ithalatına yönelik belirsizliğin ortadan kalkması, Yonga’nın üretim planlamasındaki riskini bertaraf edecek.
Etiler Gıda, yurt dışına yönelik önemli bir satış bağlantısı gerçekleştirdi. Polonya merkezli Sweet Nuts firması ile 10 milyon euro referans ticari bedelli ihracat sözleşmesi imzaladığını duyurdu. Bir yıl süreli anlaşma kapsamında, belirlenen teslimat programı dahilinde 125 ton Antep fıstığı içi, 160 ton kavrulmuş Antep fıstığı, 100 ton çekirdek ve 7,7 bin teneke baklavalık yağ satışı öngörülüyor. Sözleşme şartlarına göre nihai fiyatlar piyasa koşulları ve hammadde fiyatlarındaki değişikliklere göre revize edilebilecek. İş bağlantısı yıllık gelirinin %22,5’i düzeyinde.
![]()
Masfen Enerji, Türkiye’de faaliyet gösteren kurumsal bir firmayla anahtar teslim güneş enerjisi santrali kurulumu için mühendislik, tedarik, inşaat ve devreye alma (EPC) süreçlerini kapsayan bir sözleşme imzaladı. KDV hariç 10,2 milyon dolar tutarındaki sözleşmenin 120 günlük süre içerisinde tamamlanması öngörülüyor. Tutar firmanın yıllık gelirinin %13’ü düzeyinde bulunuyor. Yenilenebilir enerji pazarındaki konumunu güçlendirmeye çalışan şirket, aldığı bu yeni taahhüt projesiyle birlikte görünürlüğünü artırmakta. Masfen, yılın ilk yarısında kârını %107 artırdı.
Çelebi’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %9,67 ile toplamda 303 lot azalarak 2,83 bine indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 4’ten 3’e geriledi. TGR fonu 670 lot ile en fazla alımı yaparken, FLY fonu 856 lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Çelebi hakkında 2026 yılında öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede konumlanan fonların düşük miktarlarla işlem yaptığı görülüyor. FLY fonu yaptığı satış ile payını sıfırlarken BIY fonu 117 adet satışla payını azalttı.

Sivas’ın dağlık bölgelerinde ve yüksek kesimlerinde doğal olarak yetişen karamuk meyvesinde hasat sezonu başladı.
Yaklaşık bir aylık tüketim dönemi bulunan meyve, hem taze olarak hem de reçel ve komposto yapımında kullanılıyor.
Kurutularak çay şeklinde de tüketilebilen meyve, tansiyon, kolesterol, prostat, idrar yolu enfeksiyonları gibi birçok hastalığa fayda sağlarken kan yapma özelliği ile ön plana çıkıyor. Karamuk meyvesinin tezgahta kilosu 70-100 TL arasında değişiyor.
![]()
Karamuk meyvesinin farklı şekillerde tüketildiğini belirten hal esnafından Ethem Yıldız, meyvenin ilaç hammaddesi olarak da kullanıldığını ifade etti.
Yıldız, Karamuğun çileğe benzeyen bir meyve olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Bir aylık bir tüketim dönemi vardır. Bir anda toplanıp satışa sunulup bir anda da bitebilir. Karamuk meyvesi şeker hastaları için bire bir sağlıklı bir meyve.
Tansiyon, kolesterol, göz damarları, idrar yolları, prostat, gibi bir çok hastalığa faydalıdır. Özellikle kan şekerini düşürür ve kan yapma özelliği vardır. İçinde C vitamini vardır. Kanser hastaları için ise hızlı ilerleyen metabolizmayı hızlandırır."
![]()
Faydasını öğrenen kişilerin tüketime daha fazla ilgi gösterdiğini anlatan Yıldız, "Çok faydalı bir meyve. Karamuk meyvesi normalde tüketilebilir. Kompostosu yapılabilir, reçeli yapılabilir. Kurusu ise çay olarak tüketilebilir.
Karamuk ilaçta hammadde olarak da kullanılır. Birçok derde deva bir meyve. Dağlık bölgelerde ve yüksek yerlerde yetişen bir meyve. Köylüler bu meyveyi biliyorken şehirde ki insanlar yeni yeni tüketmeye başladı. Faydalarını öğrettikten sonra devamlı tüketiliyor" dedi.

Bu sezon palamutta uzun yıllardır görülmeyen bir bolluk yaşanıyor.
Balıkçılar, bu bereketin kasım sonuna kadar sürmesini ve sezonun geri kalanında hamsi, çinekop ve lüfer avında verim bekliyor.
Av sezonunun palamuttaki bereketle başlamasının sevincini yaşayan balıkçılar, vatandaşların bu sezon daha çok balık tüketmesini istiyor.
İstanbul Su Ürünleri Komisyoncuları Derneği (İSKOMDER) Başkanı Metin Akçay, 1,5 ayı aşkın süredir avcılık yapıldığını, çok iyi bir sezon geçirdiklerini söyledi.
Bu dönemde palamut bolluğuyla karşılaştıklarını belirten Akçay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu sezon bereketi daha devam edecek. Bir ay daha sürmesini bekliyoruz. 1987'den beri hallerdeyim, o yıldan bu tarihe kadar böyle bir balıkçılıkla ilk defa karşılaşıyoruz. 2005'te olmuştu ama bu yıl gerçekten çok bol.
Yani Doğu Karadeniz'de de batıda da oluyor. Herkes bu işten nasipleniyor. Vatandaş da bol bol balık tüketecek. Ucuz bir şekilde tüketip çoluğuna çocuğuna yedirecek."
Metin Akçay, bir palamudun ortalama 800 gram geldiğini ve hallerde 40 lira ile 60 lira arasında satıldığını ifade etti.
Akçay, şu anda en çok palamut avlandığını, hamsinin de bu yıl bol olmasını beklediklerini belirterek şunları söyledi:
"Palamut ve hamsiyle birlikte bu sezon çinekopu da lüfer balığını da bol bekliyoruz. Şartlar, hava, iklim gibi bütün her şey bir araya gelince denizlerimiz verimli oluyor. Sezonun geri kalanı için umutluyuz.
Palamudun peşinde çinekopumuz, lüferimiz olacak. Daha sonra da hamsimiz devam edecek. Dördüncü aya kadar umutlu bir şekilde balıkçılık sürecek. Palamut ise mevsim balığı olduğu için kasım sonlarına kadar devam eder. Temennimiz aralık ayını da bulması."
İSKOMDER Başkanı Akçay, vatandaşlara daha çok balık tüketmeleri çağrısında bulunarak, "Onlar ne kadar bol tüketirlerse bu balık o kadar çok satılacaktır. Fiyatlar da çok ideal." diye konuştu.
Balıkçıların zor şartlar altında çalıştığını ifade eden Akçay, balıkçılık faaliyetlerinin sürmesi için vatandaşların alışverişe devam etmesi gerektiğini belirtti.
İstanbul Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Erdoğan Kartal da sezona palamudun damga vurduğunu, ancak fiyat uygun olmasına rağmen talebin istenilen düzeyde olmadığını dile getirdi.
Geçmişte buna yakın sezonlar yaşandığını ancak bu yılın farklı olduğunu söyleyen Kartal, "Gerçekten 'deniz palamut dolu, Karadeniz palamut fışkırıyor' diyebiliriz. Palamut ciddi şekilde ucuz. Onun için palamudun peşine koşmamız lazım. Sofrada çoluk çocuğumuz hepimiz palamut yiyerek, balık yiyerek bunca yılın eksiğini tamamlayalım bence. Geçmiş yıllarda olmuştur ama uzun dönem sonra böyle bir palamut bolluğu olmadı." dedi.
Kartal, palamut fiyatlarının yerine göre değişebildiğini ancak en ucuzunun Doğu Karadeniz'de olduğunu belirterek, "Toptan fiyatı için 25-30 liralar konuşuluyor. İstanbul'da toptanda 50 liradan gidiyor tanesi. Palamutlar şu anda ortalama bir kilogram, bir kilograma yaklaştık. Bunların fiyatı (perakendede) 100 lira ile 125 lira arasında değişiyor. Tabii Karadeniz fiyatları daha düşük." diye konuştu.
Erdoğan Kartal, şu anda erken olmasına rağmen hamside de verimin iyi olduğuna dikkati çekerek, "Palamutun peşinde koştuğumuz için diğer balıkları hiç görmüyoruz ama diğer balıklarda da eksiklik yok. Palamut azaldıktan sonra diğer kısımda da bereketin iyi olduğunu düşünüyorum. En azından hamsimizi iyi görüyoruz." ifadesini kullandı.
Tüm meyvelerde bu yılın bereketli geçtiğini söyleyen Kartal, "Böyle bir bolluk olduğu zaman bunun aynısının denize yansıdığını görebiliriz. (Sezonun kalanı için) Umutluyuz." dedi.
Kartal, balıkçılıkta maliyetlerin yükseldiğini belirterek, öngörülebilirliğin artırılması, hal sisteminin değiştirilmesi ve kooperatiflerin balıkçılığı sahiplenmesi gerektiğini söyledi.
Havaların soğumasıyla birlikte tüm balıkların yenilmeye başlanabileceğini ifade eden Kartal, kasım ayının ortasından sonra hamsinin daha da yağlanacağını ve lezzetli hale geleceğini sözlerine ekledi.

SON DAKİKA: MSCI kararını değerlendiren Mehmet Şimşek, kararı olumlu bulduklarını belirtirken yaşanan düşüşün sadece Türkiye'den değil, küresel gelişmelerden kaynaklandığını söyledi.
Mehmet Şimşek'in açıklaması bu şekilde:
MSCI'ın Türkiye'ye yönelik uyarısını oldukça yapıcı bulduğunu ve verilen sürenin önemli olduğunu belirten Şimşek, küresel finansal koşulların sıkılaştığına dikkat çekti.
Şimşek "son dönemde tüm gelişmekte olan ülkelerden çıkış söz konusu, riskten bir kaçış var" dedi.
Türkiye borsasındaki düşüşü diğer ülkelerle kıyaslayan Şimşek, "İçerideki tartışmalar sanki dünyayla bizim hiçbir etkileşimimiz yok, biz dünyadan kopuk, sadece fon piyasasında bir sorun yaşandı da borsamızda değer kaybı oldu gibi algılanıyor.
Bakın rakam vereyim. Mısır'da bir fon sorunu yok, Mısır piyasası 17 Eylül'den bu yana yüzde 15,2 düştü.
Türkiye yüzde 14,8 düştü, Güney Kore yüzde 14,1 düştü. Güney Kore'de bir fon sorunu mu var? Hayır. Birçok gelişmekte olan ülkede yüzde 23'lere kadar düşüşü olan ülkeler var. Bunların tamamı fon piyasasındaki çıkışlarda, borsadaki çıkışlarda etkili. Hani derler ya Murphy Kanunu, öyle bir şekilde denk geldi." dedi.
Türkiye ekonomisinin uygulanan program sayesinde şoklara karşı dayanıklılığının güçlendiğini belirten Bakan Şimşek, "Türkiye ekonomisi son 3 yıldır şoklara karşı rüştünü ispat etti. Bütün bu süreç biraz sıkıntılı da olsa nihai kertede sermaye piyasalarımızın sağlıklı bir şekilde işleyeceğini uzmanlar söylüyor.
Standard & Poor's açıklama yaptı, Fitch açıklama yaptı.
Hepsi bu süreci daha sağlıklı bir sermaye piyasası açısından olumlu gördüğünü, reel ekonomiye kalıcı, sistemik bir riskin olmayacağını ifade etti.
Türk sermaye piyasası çok daha güçlü, sağlıklı bir zemine kavuşacak. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Gelinen noktada bizim şu andaki önceliğimiz bu tasfiye sürecini etkin, şeffaf ve adil bir şekilde yürütmek. Meclisten kanun çıkar çıkmaz sürecin başka ülkelerle karşılaştırılamayacak kadar hızlı ve güvenli bir şekilde gideceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Dünya ekonomisinin şoklara karşı büyük bir dayanıklılık gösterdiğini ve Türkiye'nin de bu sürece uyum sağladığını anlatan Şimşek, "İlave şoklar gelirse ekonomilerde politika tepki alanı var mı? Ne demek bu? Şu demek. Mesela para politikası eğer şu anda gevşekse alanınız yok demektir.
Ama Türkiye'de para politikası şu anda dezenflasyon için gerek politika faizi üzerinden, gerekse kredi büyüme limitleri ve sayısal sıkılaşma üzerinden ciddi bir politika tepki alanımız var. Yani ekonomide ciddi bir yavaşlama olursa biz tepki verebiliriz." dedi.
Maliye politikasındaki avantajlara dikkat çeken Bakan Şimşek, rakamlar vererek Türkiye'nin konumunu şu sözlerle özetledi: "Geçen sene gelişmekte olan ülkelerin bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 5.9 iken, bizde yüzde 2.9 oldu.
Bizim bütçedeki tahminimiz ise temkinli bir tahmindir, altında olabilir, yüzde 3 veya yüzde 3.1 civarında. Yani gelişmekte olan ülkelere göre bizim bütçe açığımız yarı yarıya daha düşük.
Peki kamunun iç ve dış borç stokunun milli gelire oranı ne? Yüzde 22 civarı. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 78'ler civarında. Yani 3,5 kat daha düşük bizim."
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et

Küresel piyasalarda jeopolitik riskler ve Fed beklentileri altın fiyatları üzerinde etkili olurken, yurt içi piyasalarda gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz kararına çevrildi. Marbaş Menkul Değerler Yatırım Uzmanı Gülbahar Özdemir, altın ve borsaya ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
Altının 4 bin 300 dolar seviyesindeki direnci aşamadığını ve 4 bin 100 dolar civarında işlem gördüğünü belirten Gülbahar Özdemir, mevcut görünümün zayıf olduğunu ancak bunun tek başına olumsuz değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Jeopolitik riskler, güçlü dolar, yüksek tahvil faizleri ve enerji fiyatlarının altındaki yükselişi sınırlayan başlıca unsurlar olduğuna dikkat çeken Özdemir, Fed’den gelecek faiz mesajlarının belirleyici olacağını vurguladı. Özdemir, altının 4 bin 300 dolar üzerinde kalıcılık sağlaması halinde yeni hedef seviyelerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Altın rezervlerinde güvenlik alarmı! Merkez bankaları harekete geçti
Yurt içi piyasalarda perşembe günü açıklanacak TCMB faiz kararının yakından takip edildiğini belirten Özdemir, politika faizinin yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesinin beklendiğini söyledi.
Enflasyondaki belirgin düşüş ve iç talepteki yavaşlamanın faiz indirimi beklentisini destekleyen unsurlar olduğunu kaydeden Özdemir, 100 baz puanlık indirimin piyasalarda fiyatlandığını belirtti. Özdemir, kararın yanı sıra Para Politikası Kurulu metninde verilecek mesajların da piyasaların yönü açısından önem taşıdığını dile getirdi.

İstanbul Havalimanı, Conde Nast Traveller dergisinin İngiltere edisyonu tarafından düzenlenen "Okuyucu Tercihleri Ödülleri 2026" (Readers' Choice Awards 2026) kapsamında "Dünyanın En İyi Havalimanı" seçildi.
İstanbul Havalimanı İşletmecisi İGA'dan yapılan açıklamaya göre, seyahat dergisi okurlarının değerlendirmeleriyle belirlenen listede İstanbul Havalimanı, 94,29 puanla ilk sırada yer aldı.
![]()
Dünyada yaklaşık 350 noktaya uçuş imkanı sunan İstanbul Havalimanı, Singapur Changi Havalimanı ve Dubai Uluslararası Havalimanı'nı geride bırakarak listenin zirvesine yerleşti.
Sıralamada Singapur Changi Havalimanı 93,92 puanla ikinci, Dubai Uluslararası Havalimanı ise 93,18 puanla üçüncü oldu.
Kopenhag Havalimanı 93,13 puanla dördüncü, Zürih Havalimanı 91,79 puanla beşinci, Katar’daki Hamad Uluslararası Havalimanı ise 90,45 puanla altıncı sırada yer aldı.
Listede, Madrid-Barajas Havalimanı 90,23 puanla yedinci, Hong Kong Uluslararası Havalimanı 89,50 puanla sekizinci, Cape Town Uluslararası Havalimanı 88,24 puanla dokuzuncu ve Roma Fiumicino Havalimanı 87,92 puanla onuncu oldu.
İstanbul Havalimanı, 2024 ve 2025 yıllarında da Conde Nast Traveller’ın ABD edisyonunun okurları tarafından dünyanın en iyi havalimanı seçilmişti.
1909 yılında kurulan ve bünyesinde Vogue, The New Yorker, GQ, Vanity Fair ve Wired gibi yayınları barındıran Conde Nast, basılı yayınları, dijital platformları ve sosyal medya kanalları aracılığıyla dünya genelinde milyonlarca okura ulaşıyor.

Türkiye'nin önemli üretim ve turizm şehirlerinden Mersin'de hizmete giren Çeşmeli-Erdemli-Silifke-Taşucu Otoyolu'nun Çeşmeli-Kızkalesi kesiminden ilk günde binlerce araç geçti. Otoyoldan ilk gün geçen araç sayısı 17 bin 681 olurken deneyimleyenler, Mersin-Erdemli arasında ulaşımın daha güzel olduğuna değinerek "Ekspres gidip geliyoruz" ifadelerini kullandı.
![]()
Mersin ile Kızkalesi arasındaki ulaşımı önemli derecede rahatlatacak olan Çeşmeli-Erdemli-Silifke-Taşucu Otoyolu'nun Çeşmeli-Kızkalesi kesimi dün gece açıldı. Bağlantı yollarıyla toplam 52 kilometre uzunluğa sahip Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu'nun özellikle yaz aylarında ve bayram dönemlerinde turizm bölgelerinde yaşanan trafik sorununa kalıcı çözüm sunması bekleniyor. Projede 10 köprülü kavşak, 7 tünel ve 5 viyadük, 2 otoyol hizmet tesisi, 6 ücret toplama alanı, birer bakım ve tünel işletme merkezi yapıldı. Yazın saatler süren seyahat süresinin bu sayede 18 dakikaya kadar düşmesi hedeflendi. Zamandan yılda 2,68 milyar lira, akaryakıttan ise 340 milyon lira olmak üzere toplam 3 milyar 20 milyon lira tasarruf sağlanacağı, karbon emisyonunu da yılda 17 bin ton azalacağı kaydedildi. Ayrıca, Mersin'in turizm, tarım, sanayi ve lojistik merkezleri arasındaki ulaşım altyapısını güçlendireceği aktarıldı. D-400 Antalya-Mersin ve D715 Konya-Mersin devlet yollarındaki transit trafiğin şehir merkezlerine girmeden otoyol ağına ulaşmasına imkan tanınan yolu ilk günden binlerce sürücü kullandı. İlk gün toplam 17 bin 681 araç geçtiği bildirildi.
![]()
Otoyolun bağlantı yollarıyla birlikte 52 kilometre olduğunu belirten Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, "Havalimanından sonra otoyolun da açılması hem Erdemli'nin turizmine, hem de tarımına ciddi katkı sağlayacaktır. Ben emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, liderimiz Devlet Bahçeli'ye, bölgemizdeki bölge milletvekillerimize, karayollarımıza ve yüklenici firmaya teşekkür ediyoruz. Erdemli'mize, Mersin'imize hayırlı uğurlu olsun. Önümüzdeki günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız resmi açılışını yapacak" dedi.
Vatandaşların ilk günden ciddi bir şekilde otoyolu kullandığına da dikkat çeken Başkan Kara, "Şu ana kadar binlerce araç bu otoyolu kullandı. İnşallah önümüzdeki günlerde de özellikle yaz döneminde Silifke'yle Mersin arası yaklaşık 3 saati bulan bir yol mesafesi oluyordu. Artık ciddi bir şekilde kısaldı. Çeşmeli'den Kızkalesi'ne 18 dakikada gidilecek. Tabii dediğim gibi Erdemli'mizin turizmine de ciddi katkı sağlayacak" ifadelerini kullandı.
![]()
Otoyolu kullanan esnaf Cumaali Göçer "Ulaşım güzel bir şey. Yani trafik, ışıklar, sıkıntı, her şey kalktı. Çok güzel. Mersin-Erdemli arasında işimiz olduğunda ekspres gidip geliyoruz, ulaşım daha güzel oldu. Mersin Erdemli arası 12-13 dakika sürdü, çok düştü" şeklinde konuştu.
Çeşmeli'den Erdemli'ye gelen Kerim Şişman ise, "Yol gayet güzeldi, keyifli bir sürüş oldu. Çok güzel olmuş. Ellerine sağlık. Yapan herkese teşekkür ederim. Çeşmeli-Erdemli arası 8 dakika sürdü" diye konuştu.
Otoyolu kullanan diğer sürücülerde çok memnun olduklarını söyledi.

Son Dakika: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon tasfiyelerinde sürecin öngörüldüğü gibi hız ve çerçevede ilerlediğini söyledi
Tasfiye sürecini olağan ve olağanüstü diye ikiye ayırdıklarını söyleyen Bakan Şimşek, nihai tasfiyenin zaman alacağını söyledi. Şimşek, tasfiye sürecinde kamu kaynaklarının kullanılmayacağını yineledi.
Şimşek'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;
"Kamu kaynağı kesinlikle kullanılmayacak denilmişti. Bu aynı şekilde devam edecek.
45747 hesaba 40,7 milyar TL ödeme yapıldı, 3 fonun normal tasfiyesi tamamlandı.
Hisse senedi değerleri şişirilmiş olduğu için hisse senedi yoğun fonlarda yatırımcılar 17 Eylül'e göre yaklaşık yüzde 58'ini alabildi.
Bu hafta itibariyle Hedef Portföy yönetim şirketini de normal tasfiye sürecine dahil etmeyi planlıyoruz. Atlas Portföy'ün yönetimi tasfiyeci kurum ile bir süredir diyalog halinde. Fonların 66'sı tamamen tasfiye edildi."
SPK GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYOR!
"Kanun bu hafta geçer mi bilemiyorum. MKK, SPK hazırlıklarını tamamladı, en önemli konu tasfiyeyi Ziraat ve İş Bankası yapıyor.
Öncelikle tasfiyeyi ikiye ayırdık, olağan ve olağanüstü diye. Olağan tasfiye mali yapıları yönetilebilir olanlar için uygulamaya kondu. 131 fon, 7 portföy yönetim şirketi tasfiyeye alındı. 66'sı tamamen normal tasfiyeye tabi tutuldu. Geçen hafta itibarıyla A1, Pardus ve Bulls'un tam tasfiyesi tamamlandı. Burada 45 bin 747 hesaba 40,8 milyar ödendi ve normal tasfiye başarılı şekilde gerçekleşti.
SPK, Hedef Portföy Yatırım şirketini de normal tasfiye sürecine tabi etti. Yöneticiler varlıkları getirip teslim ettiler. Bununla birlikte 4 şirketin tasfiye şirketinin tasfiyesi tamamlanmış olacak.
Tera, Pusula ve Atlas olağanüstü tasfiye sürecine tabi olacaklar. Görüşmeler sürüyor. Atlas'ın sahipleriyle görüşmeler dürüyor, fondan dışarı çıkarılan kaynağın geri getirilmesi konusunda irade ortaya koydular. Bu aşamada benim bir yorum yapmam doğru olmaz. SPK bir karar alırsa bizde gerekli bilgilendirmeleri yaparız."
Piyasa bozucu faaliyetlerden kazanım sağlayanların tümü tespit edildi, TMSF, Adalet Bakanlığı, MKK hepsi birlikte çalışıyor. 131 fon için 131 hesap açıldı.
Gönüllü iade süreci devam ediyor. Bir miktar ödeme yapıldı. Birkaç yüz tane şirket var buradan nemalanan ve kişiler var.
Tasfiye sürecinde şeffaflık, etkinlik ve adalet ilkelerinin esas alındığını belirten Şimşek, kamu kaynaklarının kullanılmayacağını açık bir şekilde dile getirdi.
Bakan, bu konudaki açıklamasında, "Burada kamu kaynaklarının kullanılmayacağı hususu çok net bir şekilde ifade edildi ve bu şekilde devam edecek." dedi.
Sermaye piyasalarının süreçten daha sağlıklı bir yapıyla çıkacağını belirten Şimşek, Türkiye'nin geçmiş krizlerden çıkardığı derslere de değindi. Şimşek, 2001 bankacılık krizi sonrasında güçlü dersler çıkarıldığını, 2008 krizinde dünyada 1.400 banka batarken Türkiye'deki bankaların ilave sermaye ihtiyacı yaşamadığını ifade etti.
10 milyon TL ve üzeri kar sağlayanlar için süreç başlatıldı, gönüllü iade hesabına ödeme yapılması istenecek. Bunların manipülasyona iştirak etme durumları var. Davete icabet etmezlerse hukuki süreç devam edecek.
Buralardan elde edilen kaynaklarla yatırımcılar paralarını alabilecekler. 5. şirketin de olağan tasfiyeye girme durumu var. Yani geriye 2 şirket kalıyor.
Fonlarda kalan haklar saklı ve üzerine gideceğiz.
"Tasfiye süreci öngördüğümüz hız ve çerçevede ilerliyor. Nihai tasfiye zaman alacak. Küçükleri ve para piyasası fonlarını önceliklendireceğiz. Nihai ödemeler yatırımcıların fonlardaki payı oranında yapılacak. Meclis'te kanun geçtikten sonra 1 milyon TL'ye kadar ödeme yapılacak.
Tasfiyeyi olağan ve olağanüstü şeklinde ikiye ayırdık.
131 fonun 66'sı tamamen tasfiye edildi .45 bin 747 hesaba 40,8 milyar tl ödendi, normal tasfiye başarılı şekilde gerçekleşti. Hisse senedi değerleri şişirilmiş olduğu için hisse senedi yoğun fonlarda yatırımcılar 17 Eylül'e göre yaklaşık yüzde 58'ini alabildi.
Geriye sadece Tera, Pusula ve Atlas kaldı. 7 şirketin 4'ünün tasfiyesi bu hafta muhtemelen tamamlanacak.
Hedef Portföy'de 31 fon var. Amacımız bu hafta itibariyle Hedef Portföy yönetim şirketini de normal tasfiye sürecine tabi tutmak.
Atlas'ın yönetimi tasfiyeci kurum ile bir süredir diyalog içindeler."


Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde alternatif tarım ürünü olarak denenen tütün, üretim alanının genişlemesiyle çiftçilerin dikkatini çekti. Geçen yıl 10 dönüm arazide deneme amacıyla ekilen tütün, alınan olumlu sonuçların ardından bu yıl yaklaşık 40 dönüm alanda yetiştirilmeye başlandı.
Denemek için ekti ilçenin geçim kaynağı oldu: Bir buçuk dönüm araziden 250 bin lira kazandırıyor. Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde deneme amacıyla ekildi, olumlu sonuç alınınca bu yıl ekili alan 40 dönüme çıkarıldı. pic.twitter.com/vqZryvO6jy
— Haber 7 (@Haber7) October 20, 2026
Pazaryeri Ziraat Odası Başkanı Abdullah Duman, tütünün bölgedeki tarımsal üretim çeşitliliğine katkı sağlayabileceğini belirterek çiftçilerin iklim ve toprak yapısına uygun farklı ürünleri de değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
İlçede geçen yıl sınırlı bir alanda denenen tütün ekimi, elde edilen sonuçların ardından genişletildi. Üretimin ikinci yılına girdiğini belirten Duman, tütünün Pazaryeri çiftçisi için alternatif ürünler arasında değerlendirilebileceğini ifade etti.
Duman, tarımsal çeşitliliğin artırılmasının üreticilere farklı seçenekler sunacağını vurgulayarak bölgenin şartlarına uygun yeni ürünlerin denenmesinin önemine dikkati çekti.
![]()
Tütünün ekimi ve kurutulması hakkında bilgi veren Duman, yaklaşık 1,5 dönümlük alana 2 bin kök tütün ekilebildiğini söyledi. Ekim alanının 3 dönüme çıkması durumunda kök sayısının 4-5 bine ulaşabildiğini belirten Duman, bu miktardan 200 bin ila 250 bin lira arasında kazanç elde edilebildiğini kaydetti.
Tütünün bakımının diğer bazı ürünlere kıyasla daha az zahmetli olduğunu dile getiren Duman, ürünün bölgedeki çiftçiler için değerlendirebilecekleri alternatiflerden biri olduğunu ifade etti.
Pazaryeri’nde üretim alanı genişleyen tütünün, önümüzdeki dönemde ilçedeki tarımsal çeşitliliğe nasıl katkı sağlayacağı takip edilecek.

Kripto para piyasalarında iki haftadır etkili olan satış baskısı, ABD hisse senedi piyasalarında görülen toparlanmayla birlikte hafifledi.
Piyasanın en büyük kripto para birimi Bitcoin, pazartesi günü yüzde 1 yükselerek 82 bin 3,7 dolar seviyesine çıktı. Bitcoin, önceki iki haftalık dönemde ise yaklaşık yüzde 2 değer kaybetmişti.
ABD borsalarındaki yükseliş, yatırımcıların riskli varlıklara yönelik ilgisini yeniden artırdı. Özellikle teknoloji hisselerinde görülen alımlar, Bitcoin ve diğer kripto para birimlerinin toparlanmasına destek verdi.
ABD borsaları, yapay zeka şirketlerinin geleceğine ilişkin endişeler nedeniyle geçen haftayı haziran sonundan bu yana en kötü performansıyla tamamlamıştı.
![]()
Çinli şirketlerin artan rekabeti ve yapay zeka yatırımlarının yüksek borçlanmayla finanse edilmesine yönelik kaygılar, özellikle teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışları hızlandırmıştı.
Philadelphia Yarı İletken Endeksi, cuma günü üst üste sekizinci işlem gününde gerileyerek Ekim 2008'den bu yana en uzun düşüş serisini kaydetti.
Yeni haftanın ilk işlem gününde ise alımlar yeniden güç kazandı. Nasdaq Bileşik Endeksi'nin yüzde 1'in üzerinde yükselmesi, kripto para piyasasındaki toparlanmayı destekleyen gelişmeler arasında yer aldı.
Bitcoin'deki yükselişe karşın ABD tahvil piyasasında satışların sürmesi, yatırımcıların temkinli duruşunu korumasına neden oldu. Tahvil getirilerindeki artış, riskli varlıklara yönelik talebin güçlenmesini zorlaştıran temel unsurlardan biri olarak öne çıktı.
Fransa'da artan yaşam maliyetleri ve kamu hizmetlerine ayrılan kaynakların yetersizliğine ilişkin hafta sonu düzenlenen şiddetli protestolar da Avrupa piyasalarında tedirginliği artırdı. Gelişmelerin ardından tahvil piyasalarındaki satış baskısı hızlandı.
ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvilinin faizi 4,3 baz puan yükselerek yüzde 5,143'e ulaştı. Faiz beklentilerine daha duyarlı olan iki yıllık tahvil faizi de 4,2 baz puan artışla yüzde 4,778 seviyesine çıktı.
![]()
Bitcoin'in yükselişini sınırlayan bir diğer faktör, enerji piyasalarındaki gelişmeler oldu. Brent petrolün varil fiyatı pazartesi günü yüzde 0,1 gerileyerek 109,16 dolardan kapanmasına rağmen yüksek seviyesini korudu.
Petrol fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya'ya yönelik bazı yaptırımları askıya alması ve Rus petrolü ithal eden ülkelere uygulanması planlanan gümrük vergilerinden vazgeçmesinin ardından gerilemişti. Ancak Orta Doğu'da artan gerilim, enerji arzına yönelik endişelerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
İran destekli Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'e yönelik saldırılarına karşılık son 48 saat içinde Suudi Arabistan'daki çeşitli hedeflere operasyon düzenlediklerini açıkladı. Husiler, Saudi Aramco'nun Yanbu kentindeki tesislerinin, Şeybe petrol sahasının ve bazı uluslararası havalimanlarının hedef alındığını bildirdi.
Bölgedeki gelişmeler, petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırlandırırken küresel piyasalardaki risk algısının da yüksek kalmasına neden oldu.
Piyasalardaki dalgalanmaya rağmen kurumsal yatırımcıların Bitcoin alımları devam etti. En fazla Bitcoin'e sahip halka açık şirket olan Strategy, 12-18 Ekim tarihleri arasında 267 Bitcoin daha satın aldığını duyurdu.
Şirketin söz konusu alımlardaki ortalama Bitcoin fiyatı 82 bin 900 dolar oldu. Yeni alımlarla Strategy'nin toplam Bitcoin varlığı 848 bin 517'ye yükselirken yatırımlarının toplam maliyeti 64,02 milyar dolara ulaştı. Şirketin Bitcoin başına ortalama alım maliyeti ise 75 bin 446 dolar olarak açıklandı.
Halka açık şirketler arasında en fazla Bitcoin bulunduran dördüncü kuruluş olan Strive da alımlarına devam etti. Şirket, 14-16 Ekim döneminde 1.223 Bitcoin satın aldı. Böylece Strive'ın toplam Bitcoin varlığı 36 bin 818'e çıktı.
![]()
Bitcoin'deki toparlanma, altcoin piyasasında da yükselişi beraberinde getirdi. Bununla birlikte önde gelen kripto para birimleri, son bir ayda işlem gördükleri fiyat aralıklarının dışına çıkamadı.
Piyasa değeri bakımından ikinci sırada bulunan Ethereum yüzde 1,3 yükselerek 2 bin 401,87 dolara ulaştı. XRP'nin fiyatı yüzde 2,1 artarken BNB yüzde 2,3, Solana ise yüzde 2,5 değer kazandı. Cardano'da yükseliş yüzde 0,6 seviyesinde gerçekleşti. Meme coin piyasasında da pozitif bir görünüm öne çıktı. TRUMP yüzde 1,3, Dogecoin ise yüzde 2,3 yükseldi.
Bitcoin'deki toparlanma, ABD borsalarındaki olumlu seyrin kripto para piyasasına destek verdiğini gösterirken tahvil faizleri ve enerji fiyatları yatırımcıların temkinli kalmasına neden oluyor. Kurumsal alımların devam etmesi piyasaya destek sağlasa da küresel ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin kripto para fiyatları üzerindeki etkisi sürüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk sinemasının gelişimine katkı sağlamak amacıyla yapım desteklerine yenileri eklendi.
Deneyimli yönetmenlerin yeni filmlerinden ilk uzun metrajını çekecek sinemacılara, animasyon yapımlarından uluslararası ortak yapımlara kadar farklı alanları kapsayan desteklerle sinema sektörüne ayrılan kaynak artırıldı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yeni destek kararını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.
Bakan Ersoy, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Türk sinemasına desteğimizi büyütüyor, yeni hikâyelerin beyaz perdeyle buluşmasına güç katıyoruz.
2026 yılında uzun metrajlı sinema filmi yapım desteğimizi yüzde 42 artırarak 412,9 milyon liraya ulaştırdık.
Son kararla 22 projeye daha 180,4 milyon lira destek sağlıyoruz. Böylece bu yıl desteklediğimiz proje sayısı 49’a yükseldi.
Zeki Demirkubuz ve Reha Erdem’in yeni projelerinden Filistinli sinemacı Tawfeek Barhom’un filmine, genç yönetmenlerden uluslararası ortak yapımlara kadar sinemanın üretim gücünü desteklemeyi sürdürüyoruz.
Türk sinemasını güçlendirmeye, yeni yeteneklerin önünü açmaya devam edeceğiz.”
![]()
Sinema Destekleme Kurulunun 2026/6 sayılı kararıyla 6 ilk uzun metrajlı kurgu film yapım projesi, 12 uzun metrajlı sinema film yapım projesi, 1 çekim sonrası projesi ve 3 ortak yapım projesi destek kapsamına alındı.
İlk uzun metrajlı kurgu film yapım, uzun metrajlı sinema film yapım, çekim sonrası ve ortak yapım kategorilerinde, 2025 yılında 46 projeye toplam 290 milyon 150 bin lira sağlanmıştı. Son kararla birlikte 2026 yılında bu alanlarda desteklenen proje sayısı 49’a, toplam kaynak ise 412 milyon 900 bin liraya ulaştı.
Böylece uzun metrajlı sinema filmi yapımına ayrılan kaynak, geçen yıla göre 122 milyon 750 bin lira artırıldı.
Son kararın öne çıkan projelerinden biri, Filistinli oyuncu ve yönetmen Tawfeek Barhom’un yazıp yönettiği “The Trap” oldu. “I’m Glad You’re Dead Now” adlı kısa filmiyle 2025 Cannes Film Festivali’nde kısa film dalında Altın Palmiye kazanan Barhom’un yeni projesi, Türkiye’den Alaz Film’in yer aldığı uluslararası ortak yapım kapsamında desteklenecek.
Son kararda yer alan üç uluslararası ortak yapıma sağlanacak kaynak, Türkiye’deki yapımcıların farklı ülkelerden sinemacılarla kurduğu yaratıcı iş birliklerine katkı sunacak.
![]()
Desteklenen projeler, deneyimli yönetmenlerin yeni filmlerinden ilk uzun metrajını gerçekleştirecek sinemacıların özgün hikâyelerine uzanıyor.
Çocuk ve aile izleyicisine yönelik üç uzun metrajlı animasyon projesi de destek kapsamında yer alıyor.
Son kararla altı ilk filme daha kaynak sağlanırken, 2026 yılında ilk uzun metrajlı kurgu film yapım kategorisinde desteklenen proje sayısı 15’e ulaştı.
Bu projelerle sinemaya yeni sesler ve farklı anlatım biçimleri kazandırılması hedefleniyor.
Destek kararına ilişkin ayrıntılı bilgilere sinema.ktb.gov.tr adresinden ulaşılabiliyor.

Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin sağladığı güçlü sanayi entegrasyonunun korunması ve ortak üretim ile tedarik zincirlerinin gözetilmesi için diplomatik temasların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat başkanlığında otomotiv sektörü temsilcileri ile sektördeki gelişmelere ilişkin toplantı gerçekleştirildi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Avrupa Birliği'nde görüşülmekte olan Sanayi Hızlandırma Yasası Taslağı (IAA) kapsamında öngörülen 'Made in EU' politikasının, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği temelinde oluşturulan güçlü ekonomik bütünleşmeyi ve ortak üretim ve tedarik zincirlerini gözetmesi temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda, ilgili tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde sürecin en başından itibaren AB kurumları, üye ülkeler ve AB sektör temsilcileri nezdinde sayısız temas gerçekleştirilerek ülkemizin görüş, beklenti ve hassasiyetleri her düzeyde kararlılıkla dile getirilmektedir. Özel sektörümüz de çok sayıda girişimle görüş ve beklentilerimizi muhataplarına aktarmakta, tam bir koordinasyon içerisinde çalışmalar sürdürülmektedir. Bu kapsamda, bugün Ticaret Bakanımız Ömer Bolat başkanlığında, Ticaret Bakanlığında ilgili bakanlıklarımız, kurumlarımız ve otomotiv sektörümüzün temsilcileri ile kapsamlı bir toplantı daha yapılmış ve toplantıda son gelişmeler ve müteakip adımlar gözden geçirilmiştir. Toplantıya, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayi Derneği (OSD), Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) başkanları ve üst yönetimi katılım sağlamıştır. Toplantıda, AB içinde ortaya konulan nihai çalışmanın Türkiye ile AB arasındaki köklü sanayi entegrasyonunu gözetecek bir yönde sonuçlanması için hem üye ülkelerin pozisyonlarına hem de AB Konseyi, Parlamentosu ve Komisyonunun çalışmalarına yansıtılmasına dönük çabaların kararlılıkla devam ettirilmesi hususunda mutabık kalınmıştır " denildi.
![]()
Açıklamada ayrıca "Otomotiv sektörünün 1996 yılı başında yürürlüğe giren Gümrük Birliği ilişkisinin ortaya koyduğu entegrasyonun en başarılı alanlarından birisi olduğu ve sanayi entegrasyonumuzun omurgasını teşkil ettiği; ortaya konulacak her yaklaşımın Gümrük Birliği'nin oluşturduğu ekonomik bütünleşmeyi dikkate alması, ortak üretim, yatırım ve tedarik ağlarımızı göz önüne alması gerektiği bir kez daha güçlü şekilde ifade edilmiştir. Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artırmayı amaçlayan bir düzenlemenin, bizzat Avrupalı üreticilerin yatırımlarını ve mevcut üretim ağlarını olumsuz etkileyecek sonuçlar doğurmaması gerektiği hususu, AB içerisindeki tüm paydaşlarla, üye ülkelerle, başta Avrupa Birliği Parlamentosu, AB Bakanlar Konseyi ve AB Komisyonu üyeleri olmak üzere resmi karar alıcılarla ve tüm özel sektör paydaşlarıyla bir yıla yakındır sürdürülen ticaret diplomasisinin de temel vurgusu olmuştur. Avrupalı otomotiv üreticileri ve sektör temsilcileri de mevcut üretim ve tedarik zincirlerinin olumsuz etkilenmemesi için Türkiye'deki üretim ve yatırımların Avrupa otomotiv ekosistemi açısından taşıdığı stratejik önemi AB'deki karar alıcılara aktarmaktadır. Tüm çalışmalarımız, karşılıklı pazar erişimini daraltan uygulamalar yerine AB ile ortak üretim kapasitemizi ve küresel rekabet gücümüzü birlikte geliştirmeyi; Gümrük Birliği'nin hukuki ve ekonomik gerçeklerini dikkate alan kapsayıcı bir yaklaşımın AB içerisinde benimsenmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, AB kurumları, üye ülkeler ve özel sektörle girişimlerimizi ve temaslarımızı her düzeyde kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerine yer verildi.

Türkiye'nin verimli tarım arazilerine sahip Hatay'da lübye hasadı başladı.
Antakya ilçesi Bohşin Mahallesi'nde yaşayan çiftçi Halil Koçak, 10 dönümlük tarlaya ektiği lübyenin hasadına başlandı.
İşçilerin tek tek elle topladıkları lübye, tarladan kilogramı 40 TL ila 50 TL'den satılırken manavlarda 130 TL ila 140 TL'den alıcı buluyor. Bölgede lübye olarak isimlendiren ve birçok kişi tarafından börülce olarak bilinen lezzet, protein ve lif bakımından zengin olan ürün. Sağlığa faydalı konusunda yararlı olan lübye, kentteki farklı ilçelere gönderilerek satışa sunuluyor.
Tek tek elle toplanarak hasadı yapılan ve sağlığa iyi gelen lübye hasadını yapan çiftçi Halil Koçak, 20 dönüm alanda lübye ektiğini belirterek, şöyle devam etti:
Şimdi hasat yapıyoruz. Hasat iyi gidiyor ama fiyatlar biraz düşük. Ürünü tarladan 40-50 TL'den alıyorlar, marketlerde ise 130-140 TL'ye satıyorlar. Lübye erken ekiliyor, bazen yaz ortasında da ekiliyor. Ancak toplaması biraz zor. Bir işçi günde en fazla iki çuval toplayabiliyor.
Bu nedenle masrafları karşılamak kolay olmuyor. Hasadı makasla değil, elle yapıyoruz. 40 dereceye yaklaşan sıcaklarda çalışıyoruz. Sabah saat 05.30'da evden çıkıp 06.00'da tarlada oluyoruz. Güneş doğmadan işe başlıyoruz.
![]()
Lübye yemeklerde taze olarak kullanılıyor. Tane olarak da tüketiliyor. Ayrıca tohumluk olarak ekiliyor ve turşusu da yapılıyor. Sağlığa faydalı olduğu, özellikle böbreklere iyi geldiği söyleniyor.
Lübye, fasulye ve baklaya benzeyen bir ürün. Sıcakta da yetişiyor ancak hava ne kadar serin olursa o kadar verimli oluyor.
Sıcak havalarda verimi düşüyor. Fazla su istemiyor. Ekimden sonra bir kez, ardından ihtiyaç durumuna göre iki üç kez sulamak yeterli oluyor.
![]()
Az su vermek gerekiyor. Fazla su verildiğinde bitki büyüyor ancak ürünün verimi istenen düzeyde olmuyor. Ürünleri Antakya ve Kırıkhan'a gönderiyorum. Bugün belki Kırıkhan'a ve Reyhanlı'ya da götürürüz. İşçiler günde yaklaşık 20 çuval lübye topluyor.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) yayımladığı Ağustos 2026 Uluslararası Yatırım Pozisyonu verilerine göre, Türkiye'nin net uluslararası yatırım pozisyonu eksi 364,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.
![]()
Türkiye'nin yurt dışındaki varlıkları bir önceki aya göre yüzde 6,1 artarak 445,2 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde yurt dışına olan toplam yükümlülükler yüzde 1,1 azalarak 809,7 milyar dolara geriledi. Böylece Türkiye'nin yurt dışı varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki fark Ağustos ayında eksi 364,5 milyar dolar oldu.
![]()
REZERV VARLIKLAR 186,7 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ
TCMB verilerine göre, rezerv varlıklar Ağustos ayında 22,2 milyar dolar artarak 186,7 milyar dolara ulaştı. Türkiye'nin yurt dışı varlıklarındaki değişimde rezerv varlıklardaki yükseliş öne çıktı.
Varlık kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde doğrudan yatırımlar yüzde 0,7 artarak 82,4 milyar dolara yükseldi. Finansal türevler yüzde 51,9 artışla 3,8 milyar dolara, diğer yatırımlar ise yüzde 1 artışla 163,3 milyar dolara çıktı.
Bankaların yabancı para varlıkları ise yüzde 2 azalarak 43,8 milyar dolar olarak kaydedildi.
![]()
HİSSE SENEDİ VE YATIRIM FONU PAYLARI 53,6 MİLYAR DOLAR OLDU
Portföy yatırımları altındaki hisse senetleri ve yatırım fonu payları, bir önceki aya göre yüzde 6,8 artarak 53,6 milyar dolara ulaştı.
Türkiye'nin yurt dışı yükümlülükleri tarafında ise doğrudan yatırımlar yüzde 2,9 azalarak 225,9 milyar dolara geriledi. Portföy yatırımları yüzde 2,8 artışla 164,7 milyar dolara yükselirken finansal türevler yüzde 22,7 azalarak 3,1 milyar dolar oldu.
Diğer yatırımlar kalemi de yüzde 1,3 düşüşle 416 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
![]()
YÜKÜMLÜLÜKLERDE EN BÜYÜK KALEM
Ağustos 2026 verilerine göre Türkiye'nin yurt dışı yükümlülükleri içinde en yüksek tutar diğer yatırımlar kaleminde kaydedildi. Bu kalem 416 milyar dolara ulaşırken doğrudan yatırımlar 225,9 milyar dolar, portföy yatırımları ise 164,7 milyar dolar oldu.
Diğer yatırımların alt kalemlerinde krediler 249,6 milyar dolar, efektif ve mevduatlar 93,2 milyar dolar, ticari krediler 65,7 milyar dolar ve SDR tahsisatları 7,4 milyar dolar olarak yer aldı.
![]()
NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU NE ANLAMA GELİYOR?
Uluslararası yatırım pozisyonu, bir ülkenin belirli bir tarihte yurt dışındaki finansal varlıkları ile yurt dışına olan finansal yükümlülüklerini gösteriyor. Net uluslararası yatırım pozisyonu ise bu iki tutar arasındaki farkı ifade ediyor.
Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye'nin yurt dışı yükümlülüklerinin varlıklarından yüksek olması nedeniyle net uluslararası yatırım pozisyonu eksi 364,5 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,49 değer kaybederek 11.430,14 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 43,68 puan ve yüzde 0,38 artışla 11.473,82 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,39 yükselirken holding endeksi ise yatay seyretti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,86 ile ticaret, en çok gerileyen yüzde 5,71 ile finansal kiralama faktoring oldu.
Küresel piyasalarda, ABD ile İran arasındaki çatışmaların yarattığı tedirginlikler risk iştahını törpülerken, bilanço sezonunda önemli şirketlerin finansal sonuçları öncesinde negatif bir seyir izleniyor.
Analistler, bugün yurt içinde uluslararası yatırım pozisyonu, yurt dışında ise ABD'de haftalık ADP özel sektör istihdamı, konut başlangıçları, Avro Bölgesi'nde cari işlemler dengesi ve Almanya'da Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 11.600 ve 11.700 puanın direnç, 11.400 ve 11.300 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.


Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftaya yüzde 0,20 yükselişle 11.745,68 puandan başladı.
The post Borsa güne yükselişle başladı – 19 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 19.10.2026 .Bugün (19 Ekim) bir gram altın (9:05) 6.668,44 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 19 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 19.10.2026 .Dolar/TL 49,5510 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 55,6750 seviyesinden güne (19 Ekim) başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 19 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 19.10.2026 .
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), fon soruşturması kapsamında 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Fon soruşturması: SPK’dan 37 kişi hakkında suç duyurusu kararı Medyascope
AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, ekim ayında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36’ya çekmesini bekliyor.
AA Finans’ın, TCMB’nin 22 Ekim Perşembe günü yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına yönelik düzenlediği beklenti anketi, 20 ekonomistin katılımıyla sonuçlandı.
Beklenti anketine katılan ekonomistlerden 19’u politika faizinin 100 baz puan, biri ise 200 baz puan indirileceğini tahmin ediyor.
Ekonomistlerin ekim ayı PPK kararı beklentilerinin medyanı politika faizinin yüzde 36’ya çekileceği yönünde oldu.
Ankete katılan ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 35 oldu. Eylül ayında yapılan PPK toplantısında politika faizi değiştirilmemiş ve yüzde 37’de sabit tutulmuştu. (AA)












Rusya'ya yönelik yaptırımlar ve Moskova'ya enerji bağımlılığını azaltma çabalarıyla tedarik güvenliğini gündeminden düşürmeyen Avrupa için Norveç'ten yeni bir petrol ve doğal gaz keşfi haberi geldi. Kuzey Denizi'nde bulunan Grimsnes sahasında 50 milyon varil petrol eşdeğerine ulaşabilecek kaynak tahmin ediliyor. Ancak üretimin üç yıl içinde başlaması hedeflendiğinden, keşif Avrupa'nın bugünkü enerji açığını hemen kapatmayacak.
Norveçli enerji şirketi Equinor ve ortakları Petoro ile Total Energies, Kuzey Denizi'ndeki Oseberg sahası yakınında yeni petrol ve doğal gaz kaynakları buldu. İlk hesaplamalara göre Grimsnes adı verilen keşifte geri kazanılabilir kaynak miktarı 19 milyon ila 50 milyon varil petrol eşdeğeri arasında bulunuyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa ülkeleri, Rus enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltmak ve alternatif tedarik kanallarını güçlendirmek için harekete geçti. Norveç bu süreçte Avrupa'nın önde gelen petrol ve doğal gaz tedarikçilerinden biri olarak öne çıktı. Equinor'un verilerine göre Norveç, Avrupa'nın petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 20'sini, doğal gaz ihtiyacının ise yüzde 30'unu karşılıyor. Ancak Kuzey Denizi'ndeki eski sahalarda üretimin azalması, mevcut kapasitenin korunmasını ve yeni kaynakların devreye alınmasını daha önemli hale getiriyor.
![]()
Grimsnes keşfinin en önemli özelliklerinden biri, yeni bir üretim platformu kurulmasına gerek kalmadan geliştirilmesinin planlanması. Şirket, kaynağı deniz altındaki mevcut tesislere bağlayarak Oseberg Sør platformu üzerinden üretmeyi hedefliyor. Equinor ve ortakları, yatırım kararını 2027 yazında almayı, üretime ise üç yıl içinde başlamayı planlıyor. Böylece yeni bir saha için gereken altyapı yatırımının azaltılması ve kaynağın daha kısa sürede üretime alınması amaçlanıyor.
Grimsnes keşfi, Norveç'in üretim kapasitesini destekleyebilecek yeni bir kaynak olarak önem taşıyor. Ancak 19 milyon ila 50 milyon varil petrol eşdeğeri arasındaki tahmin, Avrupa'nın toplam enerji ihtiyacıyla karşılaştırıldığında sınırlı bir hacme işaret ediyor. Üstelik kaynağın üretime geçmesi için yatırım kararı ve saha geliştirme çalışmalarının tamamlanması gerekiyor. Değerlendirmelere göre bu nedenle keşif, Avrupa'nın Rusya karşısındaki enerji tedarik sorununu tek başına çözecek bir gelişme değil. Buna göre keşfin önemi Norveç'in mevcut üretim altyapısına yakın yeni kaynakları devreye alarak Avrupa'ya petrol ve doğal gaz tedarikini sürdürme çabasına katkı sağlayabilecek olmasında yatıyor.

Ekonomist Hikmet Baydar, altın fiyatlarında aşağı yönlü sinyallerin güçlendiğini belirterek yatırımcıları temkinli olmaya çağırdı. ABD enflasyon verisinin piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini vurgulayan Baydar, ons altında 4.214 dolar seviyesinin önemine dikkat çekti.
Altında orta vadeli düşüş sinyallerinin devam ettiğini belirten Baydar, ons altında 4.214 dolar seviyesinin üzerinde kalıcılık sağlanamaması durumunda 4.035 dolar seviyelerinin yeniden gündeme gelebileceğini söyledi. Baydar, 4.250 doların üzerine çıkılmadığı sürece güçlü bir yükseliş beklentisinin oluşmadığını ifade etti.
Küresel piyasalarda tasarruf imkanlarının zayıfladığına işaret eden Baydar, altına yönelik talebin de bu durumdan olumsuz etkilendiğini belirtti. Baydar, mevcut koşullarda 4.035 dolar seviyesinin test edilme ihtimalini, 4.250 doların üzerinde kalıcılık sağlanmasına kıyasla daha yüksek gördüğünü kaydetti.
Altın piyasasında beklenen kırılma: Uzmanlar neye işaret ediyor?
ABD'de açıklanacak enflasyon verisinin faiz beklentileri açısından kritik olduğunu vurgulayan Baydar, enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesinin faiz artırımı endişelerini güçlendirebileceğini söyledi. Böyle bir senaryonun altın üzerinde satış baskısı oluşturabileceğini belirtti.
Altın ve petrolde kritik eşik! Piyasaların gözü ABD enflasyonunda
Almanya'da toptan satış fiyatlarındaki artışa ve yükselen petrol fiyatlarına dikkat çeken Baydar, küresel ölçekte enflasyonla mücadelenin zorlaştığını ifade etti. Lojistik sorunlar, artan enerji maliyetleri ve üretimde yaşanan aksaklıkların fiyatları öngörülemez hale getirdiğini belirten Baydar, talepteki zayıflığın hem petrol tüketicilerini hem de üreticilerini olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Hatay’ın yöresel lezzetlerinden coğrafi işaretli beyaz Menteşe kabağında hasat başladı.
Bu yılın ilk aylarında etkili olan yağışlar beyaz kabakta hasadın gecikmesine sebep oldu. Geç ekimi yapılarak hasadı yapılan kabakta, tarladaki fiyatının 12 ila 17 TL iken manav tezgahlarında ise 20 ila 25 TL civarında satışı yapılıyor.
Tarladan toplanan kabaklar, römorklara konularak depolara gönderiliyor. Depoda bir süre bekleyen kabaklar; İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara ve kent içine dağıtılıyor. Her yıl kabakta hasadın daha iyi olduğunu ifade eden Erkan Zan, bu yılki 10 dönümlük tarladan 45 ton rekolte beklediğini söyledi.
![]()
Bu yılki hasatta 10 dönümlük tarlada 45 ton rekolte beklediklerini ifade eden çiftçi Erkan Zan, şöyle konuştu: "
![]()
"Burası Hatay'ın Altınözü ilçesi Akdağ Mahallesi. Bu tarlamız 10 dönüm. Hatay'a özgü, tescilli Beyaz Menteş kabağı yetiştiriyoruz.
Çok şükür, bu yıl hasadımız geçen yıllara göre oldukça iyi.
Kabakların ekimi yaklaşık 15 Mart ile 15 Nisan arasında yapılıyor. Ancak bu yıl hava şartları nedeniyle hasat 15-20 gün gecikti.
Kabak tarlada ne kadar kurursa tatlılık oranı da o kadar iyi oluyor. Beyaz Menteş kabağından yapılan tatlı, Hatay'a özgü ve birinci sınıf bir lezzet olarak biliniyor.
Çıtır kabak tatlısı olarak da tercih ediliyor.
Bu yıl tarladaki kabakların kilogram fiyatı 12 ila 17 TL arasında değişiyor.
Geçen yıl fiyatlar 10-12 TL civarındaydı. Manavlarda ise kilogram fiyatı 20 ila 25 TL arasında satılıyor.
Ürünlerimizin bir bölümünü İstanbul, Bursa, Ankara ve İzmir gibi şehirlere gönderiyoruz.
Hatay'a özgü tatlısı nedeniyle büyük kabaklarımızı ise Hatay'a veriyoruz. Bu yıl 10 dönümlük tarlamızdan yaklaşık 40-45 ton rekolte bekliyoruz."
Hava şartlarından dolayı kabak hasadına bir ay geç başladıklarını söyleyen çiftçi Gökhan Zan ise şunları söyledi:
"Hasatta çok şükür, her şey yolunda, bir sıkıntımız yok. Ekimde biraz geç kaldık. Normalde mart ayının ortasında ekilmesi gerekirken biz nisan ayının ortasında ektik. Bu nedenle hasat da gecikti. Normalde hasadın 15 Ağustos'ta başlaması gerekiyordu ancak şu anda 15-20 günlük bir gecikme yaşandı.
Yine de çok şükür, her şey yolunda. Tarlada kabakları büyük ve küçük olmak üzere iki kaliteye ayırıyoruz. Birinci kalite olan, 10 ila 30 kilogram arasındaki kabaklar, tescilli Menteşe kabağı olarak biliniyor. Bunları Hatay'a teslim ediyoruz, zaman zaman Hatay dışına da gönderiyoruz.
Daha küçük, 5-7 kilogram ağırlığındaki kabakları ise İzmir, İstanbul ve Ankara gibi şehirlere, pazarlarda satılmak üzere gönderiyoruz.
Ürünlerimizi kilogram üzerinden fiyatlandırıyoruz. Küçük kabaklar bazen pazarcılar tarafından tane hesabıyla da satılabiliyor. Ancak biz perakende satış yapmıyoruz, ürünlerimizin tamamını toptan pazarlıyoruz.
Fiyatlar küçük kabaklarda kilogram başına 10-15 TL arasında değişiyor. Büyük kabaklarda ise fiyatlar 17-19 TL civarında oluyor. Bu fiyatlar pazara göre değişiklik gösterebiliyor" ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Hayvancılık İşletmelerinin Sınıflandırılmasına İlişkin Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Bakanlık veri tabanına kaydedilen sığır-manda veya koyun-keçi bulunduran hayvancılık işletmeleri, il veya ilçe müdürlüklerince yerinde incelenecek.
Bu işletmeler, fiziki altyapı ve biyogüvenlik bakımından düzenlemeyle belirlenen şartlara göre A, B, C, D veya E sınıflarından birine dahil edilecek.
HAYVAN BAKIMINDA KULLANILAN EKİPMAN DÜZENLİ DEZENFEKTE EDİLECEK
D sınıfı için belirlenen asgari şartları sağlamayan işletmeler, E sınıfı kapsamına alınacak.
D sınıfı işletmelerde hayvancılık faaliyeti, aynı yerleşkede hayvancılık dışındaki amaçlarla kullanılan yapılardan ayrılmış, sınırları belirli ve bağımsız bölümde yürütülecek. Hayvan bakımında kullanılan ekipman düzenli dezenfekte edilecek. Hayvanların bulunduğu yere girecek kişilerin ayakkabılarının dezenfeksiyonunu sağlayacak ekipman bulunacak. İşletmelerde temizlenebilir nitelikte yemlik ve suluk ile hayvanların refahını sağlayacak asgari düzeyde havalandırma yapıları yer alacak.
C sınıfı işletmelerde, D sınıfı işletmeler için istenen şartlara ilave olarak işletme sınırları, hayvan girişini engelleyecek şekilde duvar, çit, tel örgü ve benzeri uygun bir malzeme ile çevrilecek. Ayrıca, hayvanların barındırıldığı yerin açık alanda olması halinde, hayvanların olumsuz hava koşullarından etkilenmesini engelleyecek gölgelik ve yağmurdan korunma alanları, otomatik suluk, aşı yolu veya kilit sistemi ile canlı hayvan kantarı bulunacak.
HASTALIKTAN ARİ İŞLETME SERTİFİKASI ARANACAK
B sınıfı işletmelerde de C sınıfı işletmeler için istenen şartlara ek olarak Bakanlıkça belirlenen hastalıktan ari işletme sağlık sertifikası aranacak. İşletme içerisinde uygulanacak biyogüvenlik kurallarının yazılı olduğu levhalar yer alacak. İşletmeye giriş-çıkış yapan tüm araçlar ve ziyaretçiler kayıt altında tutulacak. Araçların işletme alanına girmemesi için gerekli önlemler alınacak. Zorunlu ziyaretçilerin işletmeye giriş-çıkışlarında ve işletme içinde bir bölümden başka bir bölüme geçişlerinde ayak dezenfeksiyonu yapmalarını sağlayacak düzenek ile özel giysi veya tek kullanımlık koruyucu giysi bulundurulacak.
Buradaki hayvanlar, farklı işletmelerdeki hayvanlarla temas etmeyecek. İşletmede, yeni hayvanların karantinada tutulacağı, izole, hastalıkların bulaşmasını önleyecek mesafe ve yapıda ayrı bir alan bulunacak. Piyasaya süt arz eden işletmelerde, seyyar veya sabit hatlı sağım sistemi ve süt soğutma tankı yer alacak. Ayrıca, hayvan hastalıklarının bulaşmasını önleyecek mesafe ve yapıda doğumhane bulunacak.
A VE B SINIFI İŞLETMELERE VETERİNER HEKİM ÇALIŞTIRILACAK
A sınıfı işletmelerde, B sınıfı işletmeler için istenen şartlara ilave olarak veteriner hekim çalıştırılacak. İşletmede tüm bölümler için biyogüvenlik prosedürleri uygulanacak. Giriş ve çıkışlarda, araçlar için dezenfeksiyon tüneli, ziyaretçiler için dezenfeksiyon kabini yer alacak. İşletmenin bulunduğu köy veya mahallede, ihbarı mecburi bir hayvan hastalığının tespit edilmesi durumunda uygulanacak ilave tedbirler ile acil durum planı belirlenecek.
GEREKLİ GÖRÜLEN HALLERDE FİZİKİ ALTYAPI VE BİYOGÜVENLİK ŞARTLARI DENETLENECEK
Hayvancılık işletmeleri, il ve ilçe müdürlüklerince gerekli görülen hallerde fiziki altyapı ve biyogüvenlik şartları yönünden denetlenecek. Denetim sonucunda sınıfının değiştiğinin tespit edilmesi halinde işletme yeniden sınıflandırılacak.
Bakanlık veri tabanına kayıtlı ve faal olan işletmeler, bir yıl içinde sınıflandırılacak.
Daha önce kurulmuş ve Bakanlık veri tabanına kayıtlı olduğu halde faaliyetlerine ara vermiş ya da faaliyetlerini sonlandırmış hayvancılık işletmeleri, faaliyetlerine başladıklarında sınıflandırılacak.

Gümüş piyasasında arz ve talep dengesine ilişkin gelişmeler, fiyatların gelecekteki seyrine yönelik beklentileri yeniden gündeme taşıdı.
Son iki ayın en düşük seviyesini test eden ons gümüş, yüzde 1,14 düşüşle 58,48 dolara gerilerken gram gümüş 93,77 lira seviyesinde işlem gördü. Fiyatlardaki geri çekilmeye rağmen uzmanlar, gümüşün altına kıyasla daha sert yükselişler kaydedebileceğine dikkat çekiyor.
Sprott Araştırma ve Yatırım Stratejisi Direktörü Kenny Zhu, gümüş fiyatlarının altından daha hızlı yükselmesine zemin hazırlayabilecek üç temel faktöre işaret etti. Sanayi kaynaklı talebin yüksek payı, madencilik üretiminin kısa sürede artırılamaması ve fiziksel piyasadaki arz kısıtları, bu faktörlerin başında geliyor.
Gümüşü altından ayıran en önemli özelliklerden biri, endüstriyel kullanım alanlarının genişliği. Kenny Zhu'nun değerlendirmesine göre küresel gümüş talebinin yüzde 50 ila 60'ı güneş panelleri ve elektronik bileşenler gibi sanayi uygulamalarından kaynaklanıyor. Yatırım amaçlı talebin payı ise yüzde 40 ila 50 aralığında bulunuyor.
![]()
Bu yapı, gümüş fiyatlarının yalnızca yatırımcı davranışlarından değil, sanayi üretimindeki değişimlerden de etkilenmesine neden oluyor. Özellikle teknoloji ve enerji sektörlerinden gelen talep, metalin fiyat hareketlerinde belirleyici rol oynayabiliyor.
Bununla birlikte sanayinin gümüş ihtiyacındaki değişimler, fiyat artışlarına her zaman hızlı tepki vermiyor. Bu durum, talebin güçlü kaldığı dönemlerde piyasadaki arz-talep dengesinin daha fazla zorlanmasına yol açabiliyor.
Gümüş piyasasındaki arz esnekliğini sınırlayan unsurlardan biri, üretimin önemli bölümünün başka metallerin madenciliği sırasında yan ürün olarak elde edilmesi.
Zhu'ya göre gümüş fiyatlarında yaşanan yükseliş, madencilik şirketlerinin üretim kararlarını doğrudan ve aynı hızda değiştirmiyor. Çünkü şirketler çoğunlukla bakır ve altın gibi ana faaliyet alanlarındaki metallerin üretimine göre hareket ediyor.
Bu nedenle gümüşe yönelik talep hızla artsa bile üretimin aynı ölçüde genişlemesi kolay olmuyor. Arzın talepteki yükselişi takip edememesi, fiyatların yukarı yönlü hareketlerini güçlendirebilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Gümüş fiyatlarını etkileyebilecek üçüncü faktör, piyasada kısa sürede satın alınabilecek fiziksel metal miktarının sınırlı olması.
Kenny Zhu, yatırımcı ilgisinin yoğunlaştığı dönemlerde, özellikle gümüş borsa yatırım fonlarına (ETF) güçlü para girişleri gerçekleştiğinde, mevcut fiziksel arzın artan talebi karşılamakta zorlanabileceğini belirtiyor.
Böyle bir ortamda yatırımcıların gümüşe yönelmesi, fiziksel metal üzerindeki talep baskısını artırabiliyor. Arzın yetersiz kalması halinde fiyatlardaki yükseliş hızlanabilir ve piyasada birbirini güçlendiren hareketler görülebilir.
Zhu, Ocak 2026'ya kadar yaşanan hızlı fiyat yükselişini, arz sıkışmalarının gümüş piyasasında ne kadar etkili olabileceğine örnek gösteriyor. Uzman değerlendirmesine göre benzer koşulların yeniden oluşması, metalde yeni bir yükseliş dalgasının önünü açabilir.
![]()
Ancak sanayi talebinin güçlü seyretmesi ve arzın sınırlı kalması, gümüş fiyatlarının kesintisiz yükseleceği anlamına gelmiyor. Yatırımcıların pozisyonlarını değiştirmesi, ETF'lerden para çıkışları yaşanması veya endüstriyel talebin zayıflaması fiyatlarda sert geri çekilmelere neden olabilir.
Bu nedenle gümüşün gelecekteki performansında sanayi talebi, madencilik arzı ve yatırımcı hareketlerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.
Gümüşün altından daha hızlı yükselme potansiyeli bulunsa da fiyatların yönü, piyasa koşullarının nasıl şekilleneceğine bağlı olacak.

Kuveyt, petrol ihracatında Hürmüz Boğazı'na bağımlılığını azaltmak için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden iki ayrı boru hattı projesini değerlendiriyor. Milyarlarca dolarlık yatırım planı kapsamında Kuveyt petrolünün Kızıldeniz ve Umman Körfezi'ne ulaştırılması hedefleniyor.
Kuveyt'in devlet petrol şirketi Kuwait Oil Company (KOC), petrol ihracatında alternatif güzergâhlar oluşturmak amacıyla iki yeni boru hattı projesi üzerinde çalışıyor.
Projelerle Kuveyt petrolünün Suudi Arabistan üzerinden Kızıldeniz'e, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden ise Umman Körfezi'ne taşınması ve böylece Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor.
KOC'nin Planlama ve İnovasyondan Sorumlu Üst Yönetici Yardımcısı Mohammed Al-Abduljalil, Suudi Arabistan ve BAE'deki yetkililerle iki ayrı boru hattı için fizibilite çalışmaları yürütülmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı.
Suudi Arabistan merkezli Asharq ekonomi haber sitesine konuşan Abduljalil, her iki projenin de Kuveyt'in Ahmedi bölgesinden başlayacağını bildirdi.
![]()
Değerlendirilen ilk proje, Kuveyt'in Ahmedi bölgesinden çıkarılacak ham petrolün Suudi Arabistan üzerinden Kızıldeniz kıyılarına taşınmasını öngörüyor.
Bu kapsamda Suudi Arabistan'ın doğusundaki petrol üretim bölgelerini ülkenin batısındaki Kızıldeniz kıyılarına bağlayan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'ndan yararlanılması planlanıyor.
Kuveyt'in üzerinde çalıştığı ikinci güzergâh ise petrolün Ahmedi bölgesinden BAE'nin Füceyre bölgesine ulaştırılmasını kapsıyor.
KOC yöneticisi Abduljalil, söz konusu iki projenin bölgedeki enerji taşımacılığını yeniden şekillendirmeyi amaçlayan milyarlarca dolarlık yatırım sürecinin bir parçası olduğunu belirtti.
Projelerin hayata geçirilmesi halinde petrol ve doğal gazın küresel pazarlara ulaştırılmasında alternatif güzergâhların oluşturulmasının hedeflendiğini ifade eden Abduljalil, temel önceliğin Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltmak olduğunu vurguladı.

Tarımda yükselen üretim maliyetleri, çiftçileri daha fazla gelir sağlayabilecek alternatif ürünlere yönlendiriyor. Geleneksel ürünlerin dışında öne çıkan seçeneklerden biri ise Phycocyanin olarak adlandırılan mavi alg özütü oluyor. Özellikle doğal renklendirici özelliğiyle öne çıkan bu ürün, yüksek kilogram fiyatıyla adından söz ettiriyor.
Mavi alglerden elde edilen Phycocyanin özütünün kilogram fiyatı, ürünün saflık oranına ve üretim sürecinde uygulanan işlemlere göre 5 bin dolara kadar ulaşabiliyor. Bu değer, ürünü yüksek katma değerli tarım ve biyoteknoloji ürünleri arasında öne çıkarırken alternatif üretim modellerini değerlendiren yetiştiricilerin de ilgisini artırıyor.
13 Ekim 2026 tarihindeki yaklaşık 49,36 TL'lik dolar kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre, 5 bin dolarlık kilogram fiyatı yaklaşık 246 bin 800 TL'ye karşılık geliyor. Ancak bu tutar, ürünün ulaşabildiği üst fiyat seviyesini yansıtıyor, piyasadaki tüm mavi alg özütlerinin aynı bedelle satıldığı anlamına gelmiyor.
![]()
Mavi alg özütünün ekonomik değerini artıran başlıca özelliklerinden biri, gıda başta olmak üzere çeşitli sektörlerde doğal renklendirici olarak kullanılabilmesi. Sentetik renklendiricilere alternatif olarak değerlendirilen Phycocyanin, doğal kaynaklı bileşenlere yönelik ilginin arttığı pazarlarda önem kazanıyor.
Bununla birlikte ürünün satış değerini yalnızca doğal renklendirici olması belirlemiyor. Saflık seviyesi, ekstraksiyon yöntemi, işleme koşulları ve kullanım alanı da fiyat üzerinde etkili oluyor. Bu nedenle kilogram başına yaklaşık 247 bin TL'ye ulaşan tutarı, standart bir piyasa fiyatı olarak değil, belirli niteliklere sahip ürünler için söz konusu olabilen bir değer olarak değerlendirmek gerekiyor.

Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre tonu 14.624,50 dolar seviyesinde işlem gören bakır için yeni bir fiyat projeksiyonu ortaya kondu.
Araştırma kuruluşu BMI, enerji dönüşümü ve elektrifikasyon süreçlerinin etkisiyle bakırın 2035 yılına kadar ton başına 17 bin dolar seviyesine yükseleceğini raporladı.
![]()
Analistler, küresel piyasalarda devam eden yapısal arz sıkışıklığının, muhtemel fiyat düşüşlerine karşı koruyucu bir tampon görevi göreceğini belirtiyor.
Ancak ABD'nin yeni tarife politikalarına ilişkin belirsizliklerin, yılın kalanında fiyatlarda kısa vadeli dalgalanmalara yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Elektrik şebekelerinin yenilenmesi ve geniş çaplı elektrifikasyon projeleri bakıra yönelik küresel talebi diri tutan temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Mevcut piyasa koşulları altında belirlenen 17 bin dolarlık hedef, sektör genelinde %16,23'lük bir büyüme potansiyeline işaret ediyor.
Editörün notu: Yatırım tavsiyesi değildir.

Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,82 değer kazanarak 12.250,68 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 18,71 puan ve yüzde 0,15 azalışla 12.231,97 puana indi. Bankacılık endeksi yüzde 0,17, holding endeksi yüzde 0,45 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 1,01 ile orman kağıt basım, en çok gerileyen yüzde 4,87 ile finansal kiralama faktoring oldu.
Küresel piyasalarda, teknoloji şirketlerinin hisselerindeki dalgalanmalar, yükselen petrol fiyatları ve ABD'de bankaların açıkladığı bilançolardan gelen karışık sinyallerle yön arayışı öne çıkarken, gözler bugün ABD'de açıklanacak enflasyon verisine çevrildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankasının Tayland'ın başkenti Bangkok'ta düzenlediği yıllık toplantılarda "Türkiye'de Makroeokonomik Görünüm ve Para Politikası" başlıklı sunum yaptı.
Karahan, enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen temel enflasyonun yavaşladığına dikkati çekti. Karahan, sıkı para politikası altında Türk lirasına yönelik tercihin güçlü kalmaya devam ettiğini ifade ederken, fon çıkışlarının, yerleşiklerin Türk lirası cinsi varlıklara yönelik tercihini kayda değer ölçüde zayıflatmadığını bildirdi.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise ABD'de enflasyon ve ABD Merkez Bankasının (Fed) Bej Kitap raporu başta olmak üzere veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.100 ve 12.000 puanın destek, 12.400 ve 12.500 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Serbest piyasada 49,3860 liradan alınan dolar, 49,3880 liradan satılıyor. 55,3960 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 55,3980 lira oldu.
Dün doların satış fiyatı 49,3670 lira, avronun satış fiyatı ise 55,3050 lira olmuştu.

Orzax CFO’su Yüksel Akarsu, büyüme hedefleri doğrultusunda Esenyurt Fabrika-3 yatırımıyla yerli üretimi artırmayı, ithalata bağımlılığı azaltmayı ve maliyet avantajı sağlamayı planladıklarını belirtti.
Türkiye’nin lider takviye edici gıda markası Orzax, yaklaşık 30 bin eczaneye ulaşan dağıtım ağı ve üretim yatırımlarıyla büyümesini desteklerken nakit akışı ve operasyonel verimliliği önceliklendiriyor. Şirket, halka arz gelirlerini işletme sermayesini güçlendirmek ve finansal borçluluğunu azaltmak için değerlendiriyor.
Esenyurt Fabrika-3 yatırımının tamamlanmasıyla birlikte, yatırım harcamalarının satışlara oranının 2026’daki yaklaşık yüzde 12,1 seviyesinden 2027 itibarıyla yüzde 1’e gerilemesi öngörülüyor. Bu süreçte yatırım harcamalarının ağırlıklı olarak rutin bakım ve onarım çalışmalarına, dijital altyapının geliştirilmesine ve Kazakistan’daki bölgesel üretim tesisinin tamamlanmasına yönlendirilmesi planlanıyor.
FABRİKA-3 İLE MALİYET AVANTAJI
Yapı kullanım izin belgesi alınan Fabrika-3'ün, validasyon ve ruhsatlandırma süreçlerinin ardından 2026 sonuna kadar kademeli olarak devreye alınması planlanıyor. Probiyotik mikroorganizma suşları ve biyoteknolojik etken maddelerin yerli üretimiyle ithalata bağımlılığın azaltılması, kur dalgalanmalarına ve tedarik zinciri aksamalarına karşı maliyet avantajı sağlanması hedefleniyor.
Orzax CFO’su Yüksel Akarsu, dikey entegrasyonla birim maliyetlerin düşmesini ve yüzde 60-65 aralığındaki brüt kâr marjının yükselmesini bekliyor. Akarsu, orta-uzun vadede yüzde 30'un üzerinde sürdürülebilir FAVÖK marjına ulaşmayı hedeflediklerini, sermaye harcamalarının azalmasıyla düşük hammadde maliyetleri ve artan faaliyet kârlılığının serbest nakit akımını güçlendireceğini ifade etti.
NET İŞLETME SERMAYESİ 3,2 MİLYAR TL’Yİ AŞTI
Orzax’ın net işletme sermayesi 2026’nın ilk yarısında 3,2 milyar TL’yi aşarken cari oranı 1,56 oldu. Aynı dönemde ortalama tedarikçi ödeme vadesi 58 gün, tahsilat süresi ise 117 gün olarak gerçekleşti. Şirket, yılın ikinci yarısında halka arz gelirleri ve tahsilat sürelerindeki normalleşmeyle işletme sermayesi verimliliğini artırmayı hedefliyor.
Bu doğrultuda likidite yönetiminin önemine dikkat çeken Akarsu, belirsizlikler karşısında izledikleri stratejiyi şöyle anlattı:
“Belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemde büyüme, yatırım, nakit yönetimi ve riskler arasında dengeyi ‘Operasyonel Çeviklik ve Dinamik Likidite Yönetimi’ ilkemizle sağlıyoruz. Tek bir planla ilerlemek yerine, çoklu senaryo modellemeleriyle likidite tamponlarımızı sürekli güncel tutuyoruz.”
Yüksek faiz ve sıkı finansman koşullarında kısa vadeli borçlanma baskısını azaltarak net borcu hızla aşağı çektiklerini belirten Akarsu, güçlü FAVÖK marjı ve operasyonel nakit yaratma kapasitesini koruyarak yatırımların öz kaynakla finanse edilen kısmını güçlendirdiklerini ifade etti. Kaynaklarını ise üretim kapasitesinin artırılmasına, dermokozmetik faaliyetlerine ve dikey entegrasyon yatırımlarına yönlendirmeye devam edeceklerini belirtti.

Parasını bekleyen yatırımcı için ilk haber basittir.
Hesabıma ne zaman, ne kadar para yatacak?
Meclisin ve işi çözmeye çalışan kurum/kuruluşların cevaplaması gereken soru biraz daha zordur.
Eldeki para herkese yetmezse, kalan kayıp nasıl paylaşılacak?
13 Ekim akşamı İletişim Başkanlığının, Fon Koordinasyon Kurulunun beşinci toplantısının ardından yaptığı açıklama, bu iki soruyu birlikte düşünmeyi açıkçası gerektiriyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sn. Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıya ilgili kurumların temsilcileri katıldı. Açıklamaya göre geçen hafta Ziraat Bankası aracılığıyla A1, Bulls ve Pardus fonlarındaki 43.643 yatırımcıya 6,4 milyar lira ödendi.
Aynı üç şirketin kalan 49 fonunda 34,1 milyar liralık tasfiyenin hafta sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Böylece 66 fonda 45.745 kişiyi kapsayan toplam 40,5 milyar liralık ayni ve nakdi tasfiyeye ulaşılması öngörülüyor. Diğer 65 fondaki ara ödemeler içinse teklifin yasalaşması bekleniyor. Komisyon görüşmesinin 14 Ekim’de yapılması öngörülmüş.
Ödemelerin başlaması önemlidir. Bekleyen insanın borcu, kirası, işletmesinin ihtiyacı yasama takvimine göre ertelenmiyor.
Bununla birlikte açıklanan tutarların aynı şeyi ifade etmediğini de görmek zorundayız. Yapılmış ödeme, hedeflenen tasfiye ve kanundan sonra yapılması planlanan ara ödeme farklı aşamalardır.
Bu ilerlemeyi kalıcı güvene dönüştürmek için ödeme süreciyle hukuki çerçevenin birlikte güçlenmesi gerekiyor.
Yazıdaki amacım da tam olarak bu…
Teklifin çözüm kapasitesini artırabilecek, uygulayıcıların işini kolaylaştırırken yeni uyuşmazlıkları önleyebilecek noktaları komisyon görüşmesi öncesinde ortaya koymak.
Hesaba geçen varlık, kullanılabilir para mı?
Açıklamadaki “ayni ve nakdi” ayrımı üzerinde durmak gerekiyor. Nakdi ödeme para aktarımıdır; ayni tasfiye ise varlık devrini içerebilir. Bu nedenle 40,5 milyar liranın tamamını yatırımcıların banka hesaplarına yatacak nakit gibi sunamayız. Açıklama bu toplamın ne kadarının ayni, ne kadarının nakdi olduğunu ayrı ayrı vermiyor.
Bir örnek düşünelim.
Bir yatırımcıya bir milyon lira nakit, diğerine aynı değerle kaydedilmiş menkul kıymet aktarılsın. İkinci yatırımcının elindeki varlığı o bedelle hemen satabilmesi, piyasadaki alıcıya ve satış koşullarına bağlıdır.
Dolayısıyla kâğıt üzerindeki bu eşitlik, aynı gün kullanılabilir para (likit varlık) bakımından eşitlik sağlamayabilir.
Ayni tasfiye kötü bir yöntem olmak zorunda değil.
Fon bütün varlıkları aynı anda satmaya zorlandığında fiyat düşebilir fakat varlık devri bu baskıyı azaltabilir. Burada akla ister istemez şu soru geliyor.
Bunca badirede bir grup hırsız ve onun avaneleri tarafından tescilli şekilde dolandırılmış ve iyi niyeti suistimale uğramış olan küçük yatırımcı satış yükü kendisine geçtiğinde yönetebilecek mi? Bu bağlamda bunun ne anlama geldiği kendilerine açıkça anlatılmalı, izah edilmelidir. Zira küçük yatırımcı, devraldığı varlığın riskini yönetebilecek durumda olmayabilir.
SPK’nın belirleyeceği ortak standartla, tasfiye kuruluşları her yatırımcıya nakit ödemesini, devredilen varlığını, değerleme esasını, varsa satış kısıtını ve kalan hakkını gösteren bir hesap dökümü sunmalıdır. Bu teknik bilgiler bir uygulama düzenlemesinde ayrıntılı biçimde izah edilebilir, kanunda ise bilgilendirme yükümlülüğünün çerçevesi belirginleştirilebilir.
Burada yeni bir ödeme vaadi önermiyorum.
Yatırımcı, tasfiye sonucunu kendi hesabıyla karşılaştırabilmeli.
Varlık devriyle nakit ödeme arasındaki fark yeterince açıklanmazsa, tamamlanma duyurusu sonrasında da belirsizlik sürebilir.
Dolayısıyla başarının ölçüsü yalnızca kapanan fon sayısı olmamalıdır.
Önce ödemek, daha fazla korumak olabilir
Teklif, nakit yetersizliğinde küçük net yatırım tutarlarından başlayarak ödeme yapılmasına veya herkes için ortak bir ara ödeme eşiği belirlenmesine imkân veriyor.
Küçük birikimini bekleyen kişiyi önce rahatlatmanın toplumsal gerekçesi güçlüdür.
Fakat sonraki tahsilatlar beklenenden düşük kalırsa bu tercih, ödeme zamanından daha fazlasını belirleyebilir.
Basit bir karşılaştırma yapalım.
Aynı fonda ödeme hesabına esas tutarları 100 bin ve 900 bin lira olan iki yatırımcı bulunsun. Diğer ödeme sınırlarının da uygun olduğunu varsayalım.
Kasada yalnızca 100 bin lira olsun.
Sonradan hiç tahsilat gelmesin.
Küçük tutarın tamamı önce ödenirse bir yatırımcı bu tutarının tamamını, diğeri hiçbirini alamaz. Mesela aynı para örnekteki tutarlar oranında paylaştırılsaydı ödemeler 10 bin ve 90 bin lira olurdu.
Oransal dağıtımın hukuken zorunlu veya her durumda daha adil olduğunu ilan etmiyorum.
Bu karşılaştırma, küçük tutarlara önceliğin ekonomik sonucunu gösteriyor. Geçici ödeme önceliği, tahsilat yetersiz kalırsa kalıcı bir koruma farkına dönüşebilir. Böyle bir koruma tercih edilebilir; fakat bunun maliyetini kimin taşıyacağı bilinmelidir.
Kanunda, küçük tutarlara tanınan önceliğin yalnızca ödeme zamanına mı ilişkin olduğu, yoksa nihai kayıp paylaşımında da korunup korunmayacağı hususu da açıklığa kavuşturulmalıdır.
Sonradan gelen para dağıtılırken önce bekleyenlerin durumu mu düzeltilecek, yoksa başka bir yöntem mi uygulanacak?
Bu sorunun cevabı yatırımcıların ekonomik hakkını etkiler.
Teklifte önceki ödemelerin mahsubu var. Ayrıca SPK’ya dağıtım usullerini belirleme yetkisi tanınıyor. Dolayısıyla ortada hiçbir kural bulunmadığını söylemek yanlış olur. İhtiyaç olan temel tercihin sınırlarının belirlenmesi ve farklı yatırımcı örnekleriyle sonuçlarının gösterilmesidir. Teknik hesaplamanın tamamını kanuna yazmak gerekmez.
Net yatırım hesabıyla daha sonraki pay oranına dayalı dağıtımın bağlantısı da aynı açıklığın parçasıdır. MKK’nın hesaplamalarıyla tasfiye kuruluşları ve YTM’nin ödemeleri, yatırımcı bazında tek bir kayıtta izlenmeli. Kişi, aldığı tutarın hangi hesabından düşüldüğünü ve sonraki tahsilata hangi ölçüde katılacağını görebilmelidir.
Bir noktayı özellikle ayıralım.
Mahsup, otomatik olarak paranın geri istenmesi demek değildir.
Metinden, usulüne uygun yapılmış her ara ödemenin tahsilat yetersiz kalınca geri alınacağı sonucu çıkmıyor. Mağduru böyle bir belirsizlikle korkutmak yerine, iyi niyetli yatırımcının durumuyla hileli veya mükerrer ödemenin sonuçları açıkça ayrılmalı.
Elbette güvenli ödeme hesabı zaman alır. Fakat bütün tahsilatları beklemek de çözüm değildir.
Doğrulanmış nakitle belirsiz alacağı ayıran, ihtilafsız tutarı ödeyen ve sonraki dağıtımın hesabını baştan gösteren bir yöntem, hızla hakkaniyeti birlikte gözetebilir.
Fon kapanınca hak da kapanmamalı
Tasfiyelerin bir bölümünün yakın zamanda tamamlanması hedeflenirken teklif, yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonları kapsamına alıyor. Böylece tasfiyenin kapanış tarihi ile kanunun yayım tarihi arasındaki ilişki önem kazanıyor.
İnce ayrım şu.
Kanun kapsamına girdikten sonra tasfiyesi tamamlanan fonlar için sonradan tahsilat ve dağıtım mekanizması öngörülüyor.
Sorulması gereken, kanun yayımlanmadan önce kapanan bir fonun, sonradan ortaya çıkan bağlantılı alacağı için aynı özel araçlardan yararlanıp yararlanamayacağıdır.
Diyelim ki aynı olaylarla bağlantılı iki fondan biri daha erken tasfiye edildi.
Aylar sonra, bu fonlardan çıkarılmış bir varlığa ulaşıldı.
Sırf işlemleri daha hızlı tamamlandı diye birinin yatırımcıları özel geri kazanım yolunun dışında kalacak mı? Genel hukuk yolları bulunabilir. Tartışma bütün hakların yok olması değil, aynı zararın giderilmesinde kullanılabilecek araçların farklılaşmasıdır.
Henüz hangi fonun kanunun yayımından önce hukuken kapanacağını bilmiyoruz.
Bu nedenle gerçekleşmiş bir mağduriyet ilan edemeyiz.
Ancak artık yalnızca uzak bir ihtimali de tartışmıyoruz.
Açıklanan tasfiye takvimi, bu geçiş sorusunun komisyon aşamasında cevaplanmasını gerektiriyor.
Madde 1’e, ilgili tasfiye kararlarına tabi olup kanunun yayımından önce kapanan fonların sonradan belirlenen bağlantılı alacaklarını da özel geri kazanım hükümlerine dahil eden dar bir geçiş hükmü eklenebilir. Önceki bütün ödemelerin yeniden açılması gerekmez. Tarihsel hak sahipliği kayıtlarının korunması ve yalnızca ek tahsilatın dağıtılması yeterli olabilir.
Bu seçenek ek takip yükü getirir. Dolayısıyla kapsamı belirsiz bırakılmamalıdır.
Hangi alacağın hangi fonla bağlantılı olduğu belgelenmeli. Böylece tasfiyenin daha erken tamamlanması, bağlantılı alacakların takibinde yatırımcı aleyhine bir fark yaratmaz. Ödemeyi hızlandıran kuruluşlar da kapanış sonrasında izleyecekleri yolu baştan bilir.
İtirazı kazanan yatırımcı ne alacak?
Bir başka soru da ödeme dışında bırakılanlara ilişkin.
Teklif, belirli fiillerin SPK tarafından tespiti üzerine ödeme yapılmamasını öngörüyor. Amaç, usulsüzlüğe katılanların mağdurlar için kurulan mekanizmadan yararlanmasını önlemek.
Bir yatırımcının dışlama kararına itiraz ettiğini ve haklı bulunduğunu düşünelim.
Bu arada dağıtılabilir tutarın tamamı başkalarına aktarılmışsa ne olacak?
Genel hukukta başvuru ve tazmin yolları bulunması, yatırımcının parasına zamanında ulaşması sorununu kendiliğinden çözmez. Haklı çıkmanın ardından yeni bir tahsilat mücadelesine zorlanmaması gerekir.
Bu nedenle özel mekanizma içinde çekişmeli tutarların nasıl korunacağı açıklanmalı. Her itiraz için paranın tamamını süresiz bekletmek diğer mağdurlara zarar verir. Buna karşılık hiçbir karşılık ayırmadan dağıtmak, hatalı dışlamanın düzeltilmesini güçleştirebilir. Çekişmeli haklar için gerekçeli, tutarla sınırlı ve düzenli gözden geçirilen bir karşılık yöntemi, mevcut yargısal güvencelerle uyumlu biçimde düzenlenebilir.
Kanuna bütün işlem adımlarını doldurmak gerekmiyor.
Nitekim uzman kurumların teknik takdir alanı olmalı. Fakat küçük yatırımcıya sağlanacak korumanın sınırı, tasfiye kapanınca devam edecek haklar ve hatalı dışlamanın mali sonucu yalnızca hesap tekniği değildir. Bunlar, kimin hangi kayba katlanacağını belirleyen tercihlerdir.
Komisyonun önündeki fırsat, bu temel ilkeleri belirlerken uygulama ayrıntılarını uzman kurumlara bırakmak. Ek kontrollerin ödeme süresini uzatmaması için ihtilafsız tutarlar ayrılmalı; aynı verinin farklı kurumlarda tekrar tekrar incelenmesini önleyecek ortak kayıt düzeni kurulmalı.
Fon bazında nakit ödeme, ayni devir ve bekleyen hakların ayrı raporlanması da ilerlemenin izlenmesini kolaylaştırır. Bu güvenceler açıkça sağlanırsa, burada dile getirilen kaygıların önemli bölümü giderilmiş olur.
İlk ödemeyi bekleyen insanın acelesi haklıdır.
Son dağıtımda hakkının korunmasını isteyenin kaygısı da.
İyi bir kanun, yatırımcıyı parasına çabuk ulaşmakla hakkını tam arayabilmek arasında seçim yapmak zorunda bırakmamalıdır.
Fonlar tasfiye edilirken adalet eksilmesin.



Dolar endeksi 102,57 puan çıkarak Nisan 2025'ten sonraki en yüksek seviyeyi gördü.
The post Dolar endeksi 2025'ten sonraki en yüksek seviyesinde appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .



Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,09 yükselişle 12.161,15 puandan başladı.
The post Borsa güne yükselişle başladı – 13 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .Bugün (13 Ekim) bir gram altın (9:01) 6.653,83 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 13 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .Dolar/TL 49,3676 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 55,2252 seviyesinden güne (13 Ekim) başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 13 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine dair beklentilerini açıkladı.
The post IMF'den Türkiye için enflasyon tahmini appeared first on #site_linkat 13.10.2026 .Hava sıcaklıklarının düşmesiyle araç sahiplerine kış bakımı uyarısı yapıldı. Uzmanlar, özellikle akü, antifriz ve fren sisteminin kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekerek küçük ihmallerin ağır faturalara dönüşebileceğini söyledi.
Kış aylarında düşen hava sıcaklıkları, araçların özellikle akü ve soğutma sistemini zorluyor. Soğuk havalarda akü performansı düşerken antifrizin yetersiz olması, motor soğutma sisteminde ciddi hasarlara neden oluyor. Araç sahiplerinin yalnızca periyodik bakım kilometrelerini beklememesi, kış öncesinde gerekli kontrolleri yaptırması gerekiyor. Uzmanlar, araçların yalnızca yağ değişimi ve rutin bakımlarla takip edilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekerek akü, antifriz, motor yağı, elektrik sistemi ve ön düzen aksamı gibi birçok noktanın düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
![]()
Araç servis bakım işletme müdürü Ziya Çorumlu, "Şunu düşünmek gerekiyor araçlar, bir yerden başka bir yere ulaşmamızı sağlayan önemli ulaşım araçlarıdır. Bu nedenle kış ayları gelmeden önce araçlarımızın gerekli kontrollerden geçirilmesi büyük önem taşıyor. İlk etapta araçta bulunan 20 nokta kontrolünden geçirilmesi gerekiyor. Bu kontroller kapsamında akü ölçümü yapılmalı, antifriz seviyesi ve donma derecesi kontrol edilmeli. Hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle birlikte akü kaynaklı sorunlar daha sık yaşanabiliyor. Aynı şekilde, antifriz ölçümünün yapılması da motorun soğuk hava şartlarından zarar görmesini önlemek açısından büyük önem taşıyor. Yağ, antifriz ve diğer bakım noktalarının kontrol edilmesi, kış aylarında araçların daha güvenli kullanılmasına yardımcı oluyor. Araç sahipleri genellikle bakım işlemlerini yalnızca belirli kilometre aralıklarında yaptırmayı düşünüyor. Ancak araçların mevcut durumunu daha yakından takip edebilmek için bu aralıkların dışında da kontrol edilmesi gerekiyor. Nasıl ki vücudumuzun sağlığını korumak için belirli aralıklarla sağlık kontrolünden geçiyorsak araçlarımızı da üç ayda bir 20 nokta kontrolünden geçirmek faydalı olacaktır. Aracın yağ sisteminde veya elektrik aksamında herhangi bir sorun olup olmadığı tespit edilebilir. Belirlenen arızaların erken aşamada giderilmesi, ilerleyen süreçte daha büyük sorunların yaşanmasını önleyebilir. Araç sahiplerinin araçlarını iyi tanımaları, güvenilir servislerle ve yetkili bayilerle iletişim halinde olmaları da bu açıdan önem taşıyor" dedi.
![]()
Öngörü üzerine araçların parça değişiminin aksatılmaması gerektiğini anlatan Ziya Çorumlu, "Özellikle fren balatalarının değişim aralığı konusunda kesin bir kilometre sınırı vermek doğru değildir. Fren balatalarının kullanım ömrü, sürüş alışkanlıklarına ve aracın kullanıldığı yol şartlarına göre değişiklik gösterir. Dağlık, engebeli veya yokuşlu yollarda kullanılan araçlarla düz yollarda kullanılan araçların fren balataları aynı sürede aşınmayabilir. Bu nedenle balataların durumu düzenli olarak kontrol edilmeli ve değişim ihtiyacı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Fren balatalarının zamanında değiştirilmemesi, ilerleyen süreçte fren disklerinde de hasara yol açabilir. Böyle bir durumda yalnızca balata değişimi yeterli olmayabilir ve disklerin de değiştirilmesi gerekebilir. Bu da araç sahibinin karşılaşacağı maliyeti önemli ölçüde artırabilir" ifadelerini kullandı.
![]()
Çorumlu, "Kış bakımı açısından antifriz kontrolü de hayati önem taşıyor. Antifrizin donma derecesi ölçülmez ve gerekli durumlarda değişimi yapılmazsa düşük sıcaklıklarda motor bloğunda ciddi hasarlar meydana gelebilir. Örneğin, antifriz kontrolü ve değişimi yaklaşık 500-600 lira gibi bir maliyet oluşturabilirken gerekli önlemlerin alınmaması durumunda motor bloğunda oluşabilecek hasarlar çok daha yüksek masraflara neden olabilir. Bu tür arızaların maliyeti, hasarın boyutuna bağlı olarak 150-200 bin liraya kadar çıkabilir. Benzer şekilde, fren balatalarının değişimi yaklaşık 3-4 bin lira tutabilirken fren disklerinin de zarar görmesi durumunda toplam maliyet 15 bin liraya ulaşabilir. Bu nedenle araç sahiplerinin küçük gibi görünen bakım işlemlerini ihmal etmemesi gerekiyor. Zamanında yapılan kontroller ve gerekli bakımlar, hem sürüş güvenliğini artırıyor hem de ilerleyen süreçte ortaya çıkabilecek yüksek maliyetli arızaların önüne geçilmesine yardımcı oluyor" diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda denetimleri kapsamında taklit ve tağşiş tespit edilen ürünler listesini güncelledi. Yapılan son incelemelerde sağlığı tehlikeye atacak şekilde tağşiş taklit yapılan takviye edici gıda, bitkisel ürün, peynir, sirke, tatlı, şarküteri, yağ, baharat ve bal markaları ifşa edildi. İşte yeni taklit ve tağşiş listesi
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda denetimleri kapsamında taklit ve tağşiş tespit edilen ürünlere ilişkin yeni listesini kamuoyu ile paylaştı.
Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar, Aynı Değeri Taşımayan Madde Eklenmesi ile Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıdalar başlıkları altında halk sağlığını tehlikeye atan firmalar, markalar ve ürünler bakanlık tarafından tek tek ifşa edildi.
Son yapılan testlerde dana sucuklarda kanatlı eti, çiğ pide harcında kanatlı eti ve taşlık, tulum peynirinde nişasta ve bazı ürünlerde gıda boyası tespitleri yer aldı.
Listede yer alan kayıtlara göre Kule Sucukları ve Et Ürünleri markalı ısıl işlem görmüş dana sucukta kanatlı eti ve baş eti, Güllüoğlu Kasabı Sucukları markalı ısıl işlem görmüş dana sucukta ise kanatlı eti tespit edildi.
Afyonkarahisar'da listelenen Koca Sinan Sucukları, Mustafa Yüksel Afyon, İsmail Dönmez Osmanlı ve Bollez Sucukları markalı ısıl işlem görmüş piliç sucuklarda mekanik ayrılmış kanatlı eti tespiti kaydı yer aldı.
Aynı tespit, Mando Sucukları ve Ceylaner Afyonkarahisar Sucukları markalı ürünler için de listelendi.
BSZ Bozanlı Serdar Zümrüt markalı sucukta sakatat dil tespiti bildirilirken, AS Pide Emin'e Öznalcı tarafından üretilen çiğ pide harcında kanatlı eti ve sakatat taşlık tespiti kaydedildi.
Elazığ'da Çeloğlu Gıda Hayvancılık İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından üretilen tam yağlı olgunlaştırılmış tulum peynirinde nişasta tespiti bildirildi.
Konya'da Konşenay Gıda Doğal Ürünler Tarım ve Kozmetik Sanayi Ticaret Limited Şirketi markalı kuşburnu sirkesinde ise gıda boyası tespiti kayıtlara geçti.
Listede baklava ürünlerine ilişkin tespitler de yer aldı. İstanbul Bağcılar'da Fıstıksan Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi tarafından üretilen fıstıklı baklava Dilber dudağı için ay çekirdeği ve gıda boyası tespiti bildirildi.
Siirt'in Kurtalan ilçesinde Arzu Pastanesi Ergün Kutluk tarafından üretilen Antep fıstıklı baklavada da gıda boyası tespiti kaydedildi.
Takviye edici gıda ve bitkisel ürünlere ilişkin tespitler de bulunuyor. GRIMLABS markalı Shredder Powerful Appetite Control, DIOX markalı 30 Days Capsules ve ZEROTHIN GUMMY markalı Korean Bromelain Dietary Supplement ürünlerinde ilaç etken maddesi tespiti bildirildi.
LOVE FUN markalı Ginseng Chocolate ve VITATUA markalı çikolata özlü bitkisel macun da aynı uygunsuzluk kaydıyla listede yer aldı.
LEZOT markalı 500 gramlık sucuk harcında ise gıdada kullanımına izin verilmeyen boya tespiti bildirildi.
İşte sağlığı tehlikeye düşürecek gıdaların tam listesi:
![]()
![]()
![]()
![]()

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan "Taşıma İşleri Organizatörlüğü Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi.
Sektördeki yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi amacıyla güncellenen mevzuat, hizmet standartlarını karşılamayan işletmeler için mali yaptırımları yeniden tanımladı.
İhlalin türüne göre değişmekle birlikte, işletmelere 3 bin 187 lira ile 50 bin lira arasında değişen tutarlarda idari para cezası uygulanması kararlaştırıldı.
Bakanlık kaynaklarına göre, sektördeki kayıt dışılığın önlenmesi ve hizmet kalitesinin artırılması için bu yaptırımların caydırıcı bir işlev görmesi planlanıyor.
Ayrıca, belirlenen bu idari para cezaları sabit kalmayacak.
Her takvim yılı başında Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak güncellenecek.
Bu sayede enflasyon karşısında cezaların caydırıcılığının korunacak.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’dan ek dizel tedarikini duyurması ve iki ülke arasında enerji ateşkesi ilan etmesine piyasanın tepkisi hızlı oldu. Avrupa’da dizel fiyatları dün sabah yüzde 3 düşerek ton başına yaklaşık 1.437 dolara gerilerken Brent petrol yüzde 0,7 kayıpla varil başına 104 dolar seviyesine indi. NYMEX’te vadeli işlem gören ultra düşük kükürtlü dizelin fiyatı varil başına 6,45 dolar düşüşle 96,80 dolara geriledi.
Rusya’dan ek tedarik beklentisi fiyatları baskılarken Orta Doğu’daki gelişmeler piyasadaki risk primini koruyor. Riyad Havaalanı'na yönelik ölümcül saldırılara rağmen petrol fiyatlarının gerilemesi, yatırımcıların o sırada enerji arzına doğrudan bir darbe gelmemesini ve Rus dizelinin geri dönüş ihtimalini öne çıkardığını gösteriyor. ING Think’e göre Basra Körfezi’nden petrol akışının güçlü seyretmesi de fiyatları aşağı çeken unsurlardan biri. Buna karşılık Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler ve petrolün bölgeden taşınmasında yaşanan verimsizlik, tanker navlunlarını yükselterek rafine ürünlerin maliyetini artırıyor.
Analistlerin ortak değerlendirmesi, açıklanan hacimlerin küresel arz açığını tek başına kapatamayacağı yönünde. Dizelde kalıcı fiyat düşüşü için Rusya’dan teslimatların gerçekleşmesi, rafineri üretiminin toparlanması ve Orta Doğu’daki sevkiyat akışının normale dönmesi gerekiyor.
Trump'ın açıkladığı plana göre Rusya; küresel piyasalara hemen 300 bin ton, kasım ayında 500 bin ton ve aralıkta 1 milyon ton dizel tedarik edecek. Rafinerilerin durumuna bağlı olarak 3 milyon tonluk ek teslimat da gündemde. Böylece potansiyel toplam miktar 4,8 milyon tona ulaşabilecek. Ancak Rusya, Trump'ın açıkladığı miktarları ve teslimat takvimini henüz doğrulamadı.
S&P Global verilerine göre Ukrayna'nın saldırıları, eylül sonu itibarıyla Rusya'nın günlük 3,1 milyon varillik rafineri kapasitesini devre dışı bıraktı. Rusya'nın deniz yoluyla dizel ve gazyağı ihracatı da yılın ilk yarısındaki yaklaşık 1 milyon varil/gün seviyesinden temmuz sonrasında ortalama 550 bin varil/güne geriledi.
Rus arzının gerçekleşmesi: Trump'ın açıkladığı 4,8 milyon tonluk potansiyel dizel tedarikinin ne kadarının ve hangi takvimle piyasaya ulaşacağı belirleyici olacak. Teslimatların gecikmesi veya miktarın beklentilerin altında kalması, fiyatlardaki düşüşü sınırlayabilir.
Rafinerilerin toparlanması: Ukrayna'nın saldırıları nedeniyle Rusya'da devre dışı kalan rafineri kapasitesinin yeniden çalışması, dizel ihracatındaki daralmayı hafifletebilir. Ancak üretimin kısa sürede kriz öncesi seviyelere dönmesi beklenmiyor.
Orta Doğu'da normalleşme: Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik risklerinin azalması ve tanker taşımacılığının normale dönmesi, navlun ve teslim maliyetlerini aşağı çekebilir. Bu gelişmeler yaşanmadan Rusya'dan gelecek ek arzın dizel fiyatlarında kalıcı bir düşüş sağlaması zor görünüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) iş birliğiyle kurulan Türkiye standı, MIPCOM’da Türk dizi sektörünü dünya ile buluşturuyor. Yaklaşık 170 ülkede 1 milyara yakın izleyiciye ulaşan Türk yapımları, Türkiye’nin kültürel tanıtımına ve turizmine katkı sağlarken uluslararası pazarlarda yeni iş birliklerinin de kapısını açıyor.
Dünya televizyon ve içerik sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından MIPCOM, dünyanın dört bir yanından yapımcıları, yayıncıları, dağıtımcıları ve dijital platformları bir araya getiriyor. Sektörün önde gelen uluslararası oyuncularının yer aldığı etkinlikte Türkiye de güçlü bir katılımla temsil ediliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve İTO iş birliğiyle hayata geçirilen Türkiye standında Türk firmaları, sektörün uluslararası temsilcileriyle buluşuyor. Uluslararası sektör profesyonellerinin yoğun ilgi gösterdiği stant, Türk yapımlarının tanıtılması, yeni ticari bağlantıların kurulması ve ihracat olanaklarının geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturuyor.
Etkinliğe Kültür ve Turizm Bakanı Başdanışmanı Tayfun Topal, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, ATV Genel Müdürü Ali Türkaslan ve Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı da katıldı.
![]()
Kültür ve Turizm Bakanı Başdanışmanı Tayfun Topal, Türk dizilerinin dünya çapında ulaştığı izleyici kitlesinin Türkiye’nin tanıtımı açısından büyük bir değer taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, bugün dizi ihracatında dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer alıyor. Yaklaşık 170 ülkede 1 milyara yakın insan yapımlarımızı takip ediyor. Çok farklı dilleri konuşan, farklı kültürlere sahip insanlar bizim hikâyelerimizde kendilerinden bir şey buluyor. Oyuncularımız dünyanın dört bir yanında tanınıyor, yapımlarımız büyük bir ilgiyle izleniyor. Bu başarıda yapımcılarımızın, senaristlerimizin, yönetmenlerimizin, oyuncularımızın ve kamera arkasındaki bütün çalışanlarımızın büyük emeği var. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak sektörümüzün ulaştığı bu gücü çok önemsiyor, daha ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Türk dizilerinin Türkçeye ve Türkiye’ye yönelik ilgiyi artırdığını vurgulayan Topal, şöyle devam etti:
“Dünyanın dört bir yanında insanlar dizilerimizle Türkçe kelimeler öğreniyor, günlük hayatlarında Türkçe ifadeler kullanıyor ve dilimizi öğrenmek için kurslara gidiyor. Binlerce kilometre uzakta yaşayan bir insanın bir diziden etkilenerek Türkçe öğrenmeye başlaması, ülkemizle kurduğu bağın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Dizilerimiz sayesinde sofralarımız, müziğimiz, aile ilişkilerimiz, geleneklerimiz ve şehirlerimiz dünyanın farklı coğrafyalarında tanınıyor. Ekranda anlatılan bir hikâye, Türkiye’yi daha yakından tanıma isteğine dönüşüyor. Türk dizileri bu yönüyle çok geniş bir kültürel etki oluşturuyor.”
![]()
Bu ilginin turizme de yansıdığını ifade eden Topal, “İzleyici, sevdiği oyuncunun yürüdüğü sokakta yürümek, gördüğü tarihî yapıyı ziyaret etmek, ekranda karşılaştığı yemeği tatmak istiyor. İstanbul’u, Antalya’yı ve ülkemizin farklı destinasyonlarını izlediği hikâyeler üzerinden keşfediyor. Böylece dizilerimiz, Türkiye’ye yönelik merakı seyahat isteğine dönüştüren güçlü bir tanıtım aracı hâline geliyor. Biz de tanıtım çalışmalarımızı bu etkiyi dikkate alarak şekillendiriyoruz.” dedi.
Bakanlığın hayata geçirdiği kısa tanıtım dizilerine de değinen Topal, şu değerlendirmede bulundu:
“Dünyanın dört bir yanında izlenen yapımlarımızı ve sanatçılarımızın uluslararası tanınırlığını tanıtım stratejimizin merkezine alıyoruz. GoTürkiye çatısı altında hayata geçirdiğimiz kısa tanıtım dizileriyle son derece başarılı sonuçlar elde ettik, milyarlarca gösterime ulaştık. Türkiye’nin tarihî, kültürel ve doğal güzelliklerini izleyicinin merakla takip ettiği hikâyelerin içine yerleştiriyoruz. İzleyici hikâyeye bağlandıkça o hikâyenin geçtiği yere de ilgi duyuyor. Bu sayede destinasyonlarımızı daha geniş kitlelerle buluşturuyor, ülkemizin farklı zenginliklerini uluslararası alanda görünür kılıyoruz.”
![]()
Topal, sektörün uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini belirterek şunları kaydetti:
“MIPCOM gibi buluşmalar, sektörümüzün yeni pazarlara ulaşması ve uluslararası iş birliklerini geliştirmesi açısından çok kıymetli. Burada yapımcılarımızın, yayıncılarımızın ve dağıtımcılarımızın kurduğu bağlantılar, Türk yapımlarının daha fazla ülkede izleyiciyle buluşmasına imkân sağlıyor. Bakanlık olarak sektörümüzün yanında olmaya, tanıtım çalışmalarımızı ve açıkladığımız destekleri sürdürmeye devam edeceğiz. Sahadan elde ettiğimiz deneyim ve sonuçlar doğrultusunda attığımız adımlarla hem dizi sektörümüzün uluslararası başarısını büyütmeyi hem de bu başarının ülkemizin tanıtımına ve turizmine katkısını artırmayı hedefliyoruz.”
Topal, kültür ve sanat alanına verilen desteğin sektörün gelişimindeki önemine de dikkat çekerek açıklamasını şöyle tamamladı:
“Türk dizilerinin küresel gücünü turizm ve tanıtım çalışmalarımızla buluşturan, sektörümüzün önünü açan destekleri hayata geçiren Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ediyorum. Bu vizyon doğrultusunda, sektörümüzün bütün paydaşlarıyla birlikte Türkiye’nin hikâyelerini dünyanın dört bir yanına taşımaya devam edeceğiz.”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Türk dizilerinin uluslararası yolculuğuna ilişkin şunları söyledi:
“Türk dizileri bir kar topuydu, çığa dönüştü ve dünyanın her yerine ulaştı. Bugün Türk yapımları dünyanın dört bir yanında yüz milyonlarca izleyiciyle buluşuyor. Biz de Sinema Genel Müdürlüğü olarak sektörümüzün MIPCOM gibi dünyanın en önemli içerik marketlerinde yer almasını önemsiyor, uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşması için sektörümüzü destekliyor ve her zaman yanında oluyoruz.”
Güçlü hikâyeleri, başarılı oyunculukları ve yüksek prodüksiyon kaliteleriyle dünya televizyon sektöründe önemli bir yer edinen Türk yapımları, MIPCOM’da yeni pazarlara açılma imkânı buluyor. Türkiye standında gerçekleştirilen görüşmeler, sektörün uluslararası konumunu güçlendirirken yeni ortaklıkların kurulmasına ve ihracat olanaklarının artırılmasına katkı sağlıyor.

Öğrencilere günlük bin 375 lira, ayda 14 gün katılım sağlamaları halinde ise toplam 19 bin 250 lira gelir desteği verilecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İŞKUR Gençlik Programı’nın yeni dönem başvurularına ilişkin açıklamada bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından duyurduğu program kapsamında 150 bin üniversite öğrencisi için kontenjan ayrıldı.
Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, programın üniversite öğrencilerinin eğitim süreçlerini aksatmadan çalışma hayatına hazırlanmalarını amaçladığını belirtti.
Program kapsamında öğrencilerin kendi üniversite kampüslerinde çalışma hayatına yönelik deneyim kazanmalarının hedeflendiğini ifade eden Işıkhan, günlük 1.375 lira ödeme yapılacağını bildirdi.
Bakan Işıkhan, öğrencilerin ay içerisinde 14 gün programa katılmaları durumunda toplam 19 bin 250 lira gelir desteği elde edebileceklerini belirtti.
İŞKUR Gençlik Programı’nın yeni dönemine katılmak isteyen üniversite öğrencileri, programa ilişkin ayrıntılara guc.iskur.gov.tr adresinden ulaşabilecek.
Başvuru takvimi ve süreçle ilgili bilgilerin ise öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelerden edinilebileceği bildirildi.

Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,94 değer kaybederek 12.150,67 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 10,48 puan ve yüzde 0,09 artışla 12.161,15 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,41 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 0,31 düştü.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,57 ile spor, en çok gerileyen yüzde 4,73 ile finansal kiralama faktoring oldu.
Küresel piyasalar, Orta Doğu'da jeopolitik gerilimlerin artması ve teknoloji hisselerinde görülen düşüşlerin etkisiyle karışık seyrediyor.
Analistler, bugün yurt içinde ödemeler dengesi istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD'de ADP haftalık özel sektör istihdamı ve ikinci el konut satışlarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.300 ve 12.400 puanın direnç, 12.000 ve 11.900 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının ağustosta 3 milyar 502,9 milyon dolar fazla vereceği tahmininde bulundu. Ekonomistler, cari işlemler hesabının bu yıl ise 48 milyar dolar açık vereceğini tahmin etti.

Yozgat'ın Çandır ilçesinde, sulak alanlarda kendiliğinden yetişen gilaburu meyvesinin hasadına başlandı. Vatandaşlar tarafından toplanan meyveler, temizlenip bidonlara doldurulduktan sonra olgunlaşması için özel mahzenlerde bekletiliyor. Yaklaşık 2-3 ay sonra tüketime hazır hale gelen gilaburu, meyve ve meyve suyu olarak satışa sunuluyor.
![]()
Yozgat'ın Çandır, Çayıralan ve Boğazlıyan ilçelerinde, özellikle dere kenarları ve sulak alanlarda yetişen gilaburu meyvesinin hasat dönemi başladı. Sonbaharda olgunlaşan meyveler, üreticiler tarafından toplanarak satışa hazırlanıyor.
Hasadın ardından temizlenip yabancı maddelerden arındırılan gilaburu, bidonlara dolduruluyor ve üzerine su eklenerek bekletiliyor. Meyvenin kendine özgü buruk tadının azalması ve tüketilmeye uygun hale gelmesi için yaklaşık 2-3 ay beklenmesi gerekiyor. Hazırlanan ürünler hem bölgede hem de şehir dışından gelen talepler doğrultusunda satışa sunuluyor.
![]()
Gilaburu meyvesi üreticisi Bekir Turna, hasadın ekim ayının ilk günlerinde başladığını ve ayın ortalarına kadar devam ettiğini belirterek, meyveleri talep edenlere sattıklarını söyledi.
Turna, gilaburunun hazırlanma sürecini ve satışını şu sözlerle anlattı:
"Biz bunları isteyenlere satıyoruz. Genellikle böbrek hastaları gelip alıyorlar. Taş düşürmeye, böbreklerinde rahatsızlık olanlara, kum dökmeye rahatsızlık olanlara veriyoruz. Bana mesela İstanbul'dan geliyor bir tane. Şahsın çocuğu rahatsızmış. Her yıl ona veriyorum. Suyunu da içiyor. Kendisi o şekilde öyle yaşamaya çalışıyor. Bu haliyle yıkarız biz. Bidonlara koyarız. Biz öyle satarız. Sonra da suyunu koyarız. Ama bu 2 ay, 3 ay sonra olgunlaşır. Ondan sonra suyunu sıkıp rahatça içilebilir. Kimileri şeker de atıp içiyor. Kimileri de şekersiz içiyor. Ben fiyatını uygun veriyorum. 1.000 liradan veriyorum. Bir bidonu 8 kilo. Geçen sene 900 liradan vermiştim. Bu sene de 1.000 liradan veriyorum. Su yoktu. Bu, su olmadığı zaman olmaz. Bir de soğuk alma durumu oluyor kış şartlarında. Hasat 10. ayın 1'i ile 10'una kadar, 15'ine kadar devam eder."
![]()
Çandır ilçesinde kurdukları tesiste gilaburu meyvesi alımı yapan işletme sahibi Mustafa Kır ise bölgedeki üreticilerden temin ettikleri meyveleri temizleyip ayıkladıktan sonra bidonlara doldurduklarını ve özel mahzenlerde beklettiklerini ifade etti.
Kır, gilaburunun yaklaşık 2-3 ay sonra tüketime hazır hale geldiğini belirterek şöyle konuştu:
"Biz bu bölgede yetişmiş olan gilaburularımızı bu şekilde çiftçilerimizden, arkadaşlarımızdan topluyoruz. Topladıktan sonra böyle temizliyoruz, ayıklıyoruz. İçindeki pisliklerini, yani yabancı maddelerini ayırdıktan sonra bu şekilde bidonlara dolduruyoruz. Bu bidonları bidonlara doldurduktan sonra suluyoruz. Bizim özel mahzenimiz var. O mahzenlere koyuyoruz.
2 ay, 3 ay sonra yemeye hazır ve suyunun içilmesine hazır bir şekilde kullanıma sunuyoruz. Şu anda bu gilaburu yenir mi? Yenir. Ama bilen yer, adı üstünde buruk gilaburu. Buruk bir tadı olduğu için çok insanlar beğenmiyor bu mevsimde. Onun için biz 2 ay gibi bir süre beklettikten sonra satışa sunuyoruz. Su olarak da sunuyoruz. Böyle meyve olarak da sunuyoruz.
Ağırlıklı şehir dışından bilenler bizi arıyorlar. Kargoyla, kargo halinde istedikleri yere gönderiyoruz. Bu bölgede aşağı yukarı Çandır, Çayıralan, Kozan, gibi bu bölgelerde olan, Dere boyunda olan yerlerde, sulak yerlerde yetişir, geçen sene hiç yoktu. Bu sene çok şükür var. Bu sene meyve bol. İnşallah fiyat da ona göre uygun olacaktır. Arkadaşlara tavsiye ederim.
Bu ne dostu? Şeker hastalarına, efendime söyleyeyim, böbrek rahatsızlığı geçenlere, böbrek taşlarını, kumlarını dökmeye yarayan bir ürün. Sağlık açısından, C vitamini açısından çok, çok faydalı ürün."

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Pazartesi akşamı gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından Bloomberg’e yaptığı açıklamada, Bangkok’ta düzenlenen IMF-Dünya Bankası toplantılarına katılmayacağını söyledi.
Bakan Şimşek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen fon kurulu toplantıları ile 16 Ekim’de TBMM’ye sunulacak 2027 bütçe taslağı kapsamında bakanlıkların bütçelerine ilişkin toplantılar nedeniyle Bangkok’taki toplantılara katılamayacağını açıkladı.

Değerli Okurlarım!
Son günlerde hepimiz fon krizini konuşuyoruz.
Bu hadise, yatırım kararı verirken ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini hepimize yeniden hatırlatmış oldu.
Ne yazık ki birçok yatırımcı; “Bu fon çok kazandırmış, falancanın da parası buradaymış, getirisi yüksekmiş…” diye yatırım yapıyor.
Sadece getiriye odaklanıyor.
Oysa para neye yatırılıyor, fonu kim yönetiyor, gerektiğinde ne kadar kolay nakde dönüyor, riskler neler…
Bunları da bilmek lâzım!
Bu arada yakın zamanda Ticaret Bakanı Ömer Bolat hakkında ortaya atılan iddialar ve Sayın Bakan’ın verdiği cevaplar vesilesiyle “SUKUK”, yani kira sertifikası da yeniden gündeme gelmiş oldu.
Ben de tartışmanın siyasî tarafını bir kenara bırakıp, yeniden konuşulmaya başlanan bu önemli yatırım aracına biraz olsun değinmek istiyorum.
Nedir bu sukuk? Nasıl bir yatırım aracıdır?
Yatırımcıya ve şirketlere ne sağlamaktadır?
Gelin birlikte bakalım.
SUKUK NEDİR?
Sukuk, yatırımcıya bir varlık, hak veya ekonomik faaliyetten doğan gelire ortak olma imkânı veren bir sermaye piyasası aracıdır.
Türkiye’deki mevzuat dilinde buna kira sertifikası diyoruz.
Biliyorsunuz özel sektör ve kamu, borçlanma amacıyla tahvil veya bono ihraç ediyor. Bu araçlarda yatırımcı genellikle şirkete veya devlete borç verip; karşılığında faiz geliri alıyor.
Ancak sukuk böyle değil. İşlemler katılım esaslı finans dairesi içinde gerçekleştiriliyor.
Sukukta işin arkasında bir varlık, bir kira ilişkisi, ticari işlem veya ekonomik faaliyet var.
Yani reel ekonomi var.
Yatırımcı, işte bu ekonomiden doğan gelirden, aldığı sertifika oranında pay alıyor.
SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Kira sertifikasını öyle herkes ihraç edemiyor.
Bu sertifikaları, yalnızca varlık kiralama şirketi, yani kısaca VKŞ denilen ve sadece bu iş için kurulmuş özel şirketler çıkarabiliyor.
Devlet bile kafasına göre sukuk ihraç edemiyor.
Hazine’nin bu iş için kurulmuş Hazine Varlık Kiralama AŞ adında özel bir şirketi var. Kamu kira sertifikaları, bu şirket üzerinden ihraç ediliyor.
Öncelikle finansman ihtiyacı olan şirketin bir varlığı veya hakkı, VKŞ’ye devrediliyor ya da bu varlıktan doğacak gelire ilişkin sözleşme yapılıyor.
VKŞ, yatırımcılara kira sertifikası satıyor.
Yatırımcı, bu sertifikayı alarak VKŞ üzerinden finansman ihtiyacı olan şirkete kaynak sağlıyor; karşılığında da sözleşmede belirlenen kira veya gelirden pay alıyor.
Şöyle düşünelim: Bir şirketin kiraya verdiği depoları var. Bu depolardan her ay düzenli kira geliri elde ediyor. Yeni bir depo yatırımı yapmak ve işlerini büyütmek istiyor.
İşte bu noktada bu depoları, sözleşme süresi sonunda geri almak üzere VKŞ’ye devrediyor. VKŞ ise bu taşınmazları şirkete kiralıyor.
Bir yandan da bu taşınmazlara ve kira gelirine dayalı kira sertifikası ihraç ediyor.
O depolar kira geliri elde etmeye devam ediyor. Yatırımcı da aldığı sertifika karşılığında, sözleşme çerçevesinde gelirlerden pay alıyor.
Yani işin arkasında sadece soyut bir ödeme vaadi değil; kiracısı, sözleşmesi ve düzenli geliri bulunan somut bir varlık var.
Vade sonunda ise anapara geri ödeniyor.
Yatırımcının hakkı, alınan kira sertifikasının türüne ve sözleşmenin yapısına göre belirleniyor.
Kira sertifikası genelde nitelikli yatırımcı dediğimiz, büyük yatırımcılara yöneliyor. Ancak küçük yatırımcı da doğrudan olmasa da, kira sertifikası içeren düşük riskli fonlar sayesinde her miktar ve tutarda kira sertifikası yatırımı yapabiliyor.
1 TRİLYON DOLARLIK SUKUK PİYASASI
Kira sertifikası belki birçoğumuza henüz yeterince tanıdık gelmiyor olabilir. Ancak küresel finans dünyasında her geçen gün daha fazla konuşulan, hızla büyüyen devasa bir sukuk piyasası var.
Uluslararası İslami Finans Piyasası (IIFM) raporuna göre küresel sukuk piyasasında dolaşımdaki tutar 1 trilyon doları aştı.
Sadece 2025 yılında dünya genelindeki yeni ihraçlar 263 milyar dolara ulaştı.
Pazarın önde gelen ülkeleri ise Malezya, Suudi Arabistan ve Endonezya.
TÜRKİYE’DE RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?
Türkiye’de sukuk piyasası artık küçümsenmeyecek bir hacme ulaşmış durumda. Ancak daha yürünecek çok yol var.
Katılım bankaları, 2026 yılının ilk altı ayında yaklaşık 119,5 milyar liralık sukuk ihracı gerçekleştirdi. Bu rakam bugünkü döviz kuruyla neredeyse 2,5 milyar dolar ediyor.
Bu manada sukuk, milyarlarca liralık kaynak sağlayan; bankaların, şirketlerin ve kamunun kullandığı gerçek bir sermaye piyasası aracı olarak dikkat çekiyor.
VERGİSEL TEŞVİKLER DE VAR
Devlet, şirketlerin finansman sağlarken ağır vergi yükleri altında ezilmesini önlemek adına ciddi kolaylıklar sağlamış durumda.
Kira sertifikası sisteminde VKŞ ve kaynak kuruluş arasında cereyan eden tüm alım-satım, kiralama ve tapu-sözleşme süreçleri KDV’den, damga vergisinden ve harçlardan istisna tutuluyor.
Üstelik bu devirlerden doğan kazançlar için şirketlerden kurumlar vergisi de aranmıyor.
Hazine’nin çıkardığı sukuklarda ise avantajlar birazcık daha öne çıkıyor.
Hazine’nin ihraçlarına konu olan taşınmazlar emlak vergisinden daimi olarak muaf tutuluyor.
Yatırımcı açısından bakarsak; Hazine’nin yurt içi ihraçlarında 2026 sonuna kadar iktisap edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirlerde %0 stopaj uygulanıyor.
Özel sektör ihraçlarında ise gerçek kişi yatırımcılara stopaj oranı %10, bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarında ise %15 olarak uygulanıyor.
Bu gelirler için stopajdan başka vergi alınmıyor.
Yani gerçek kişi yatırımcılar beyanname vermiyor ve %40’a kadar varan artan oranlı tarifeye dâhil olmuyor.
Özetle bu sistem, hem şirketin operasyonel maliyetini düşüren hem de yatırımcıya alan açan çok net vergi avantajlarıyla destekleniyor.
ŞİRKETLER İÇİN DE ÖNEMLİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Biliyorsunuz, bugün işletmelerimizin en büyük sorunlarından biri finansmana erişim.
Kredi maliyetleri yüksek.
Vadeler kısa.
Teminat şartları ağır.
Şirketler bütün yatırımlarını, işletme sermayelerini ve nakit akışlarını banka kredileriyle yönetmeye çalışıyor.
Oysa finansmanın tek adresi banka kredisi olmak zorunda değil.
Kira sertifikaları; doğru yapılandırıldığında şirketlere yeni yatırımcı gruplarına ulaşma, finansman kaynaklarını çeşitlendirme ve uygun koşullarda, uygun maliyetle kaynak sağlama imkânı verebilir.
Tabii ki sukuk her şirket için ve her koşulda banka kredisinden ucuzdur demiyorum.
İhraç giderleri var.
Hukukî bir hazırlık gerekiyor.
Şeffaf mali tablolar, güçlü bir nakit akışı ve yatırımcı güveni gerekiyor.
Fakat sanayi, enerji, ihracat, lojistik, tarım, depolama ve altyapı yatırımları için sukukun daha fazla değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Özellikle yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım ve ihracat finansmanı alanlarında; farklı sukuk modellerinin Türkiye’ye ciddi katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.
SON SÖZLER
Kamudan altyapıya, enerjiden şirket finansmanına kadar çok geniş bir alanda kullanılan sukuk, Türkiye için de önemli bir alternatif kaynak.
Nitekim Hazine ve Maliye Bakanlığımızın 25 Haziran’da gerçekleştirdiği 2,75 milyar dolarlık, altı yıl vadeli sukuk ihracına 100’ün üzerinde yatırımcıdan ihraç tutarının 2,5 katından fazla talep geldi.
İhracın %65’inin Orta Doğu, %20’sinin Birleşik Krallık, %9’unun ABD, %4’ünün Avrupa ve kalan %2’sinin diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edilmesi; Türk kira sertifikalarına uluslararası piyasalarda ilgi bulunduğunu açıkça gösteriyor.
Evet, sermaye ve para piyasalarında güveni yeniden tesis etmek için daha fazla şeffaflığa, daha sıkı denetime ve yatırımcının anlayabileceği ürünlere ihtiyacımız var.
Hisse senedi ve fon piyasasında güven bir hayli sarsıldı. Ve güven öyle hemen ve kolaylıkla inşa edilemiyor.
Tam da bu ortamda; nakit akışı ve hukukî çerçevesi açık olarak yapılan başarılı sukuk ihraçları; hem yerli hem yabancı yatırımcının güvenini güçlendirebilir.
Belki de yaşanan bu çalkantıların ardından, reel ekonomiye dayalı bu sistemin kıymetini çok daha iyi anlamamızın zamanı gelmiştir.

HABER 7 YAZARI PROF. DR. RAUF KARASU'NUN YAZISI İÇİN TIKLAYIN!
Bir düşünün; hayatınızın en karanlık gününü yaşıyorsunuz. Bir trafik kazasıyla dünyanız başınıza yıkılmış. Belki evladınızı, belki eşinizi, evinizin direğini bir anda kara toprağa vermişsiniz. Ya da bir yakınız ağır yaralanmış, çaresizce hastane koridorlarında bekliyorsunuz. Yüreğiniz yangın yeri...
İşte tam o derin acının, o büyük şokun ortasında, kendilerini "hasar danışmanı" diye tanıtan kişiler sizi arıyor. Bu kişilerin tek amacı, tazminat alacağınızı fahiş komisyonlar karşılığında takip etmektir.
SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve yargı makamlarının desteği ile bu tazminat aracılarına çok büyük bir darbe vurdu. Vatandaşın acısını sömüren o yapılar birer birer temizlendi.
Ancak bu tasfiye süreci, beraberinde ciddi bir operasyonel boşluk riskini de getirmektedir. Aracıların devreden çıkmasıyla, sigorta şirketlerinden tazminat alacağı olduğunu dahi bilmeyen hak sahiplerinin mağduriyet yaşamaması adına, düzenleyici ve denetleyici otoritelerin proaktif ve kamusal önlemler alması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir.
Bugün adliye koridorlarında, karakol odalarında o kadar büyük trajediler yaşanıyor ki... Evladını kaybeden bir anne, kazayı yapan sürücü hapse girmesin, bir ocak daha sönmesin diye insani duygularla ağlayarak bir imza atıyor. "Şikayetçi değilim, kimseden bir şey istemiyorum" diyor. Oysa o acılı anda atılan bilinçsiz imza; o ailenin geleceğini, sigorta şirketinden alabileceği yetim hakkını ve tazminatını da bir kalemde yok ediyor. Sürücüyü affetmek isterken geride kalan çocuklarının geleceğini yaktığını kimse o anneye o an anlatmıyor.
Somut Bir Reform Önerisi: Kamusal Aydınlatma Formu Protokolü
İçişleri Bakanlığı, SEDDK ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) vakit kaybetmeden el ele vermeli ve bir "Kamusal Aydınlatma Formu Protokolü" hayata geçirilmelidir.
Bedeni zararlara ilişkin tazminat süreçlerinde istismarı kökten bitirmek ve hak arama hürriyetini güvenceye almak adına sürecin en başına odaklanan bir mekanizma kurulmalıdır. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında ilk resmi idari işlem, trafik kolluk kuvvetlerince kaza tespit tutanağının düzenlenmesidir.
Model uyarınca; SEDDK, İçişleri Bakanlığı (EGM ve Jandarma) ve TBB arasında yapılacak bir protokol vasıtasıyla, kaza tespit tutanağını tanzim eden kolluk kuvvetleri, kazazede veya yakınlarına standartlaştırılmış matbu bir "Kamusal Aydınlatma Formu" teslim etmekle yükümlü kılınmalıdır.
Geliştirilecek aydınlatma formu asgari olarak şu bilgileri içermelidir:
Ölümlü Kazalar İçin: Vefat eden kişinin yakınlarının; zarar veren aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) şirketine, araç işletenine ve şartları varsa Güvence Hesabı’na karşı "destekten yoksun kalma tazminatı" talep etme hakkına sahip olabileceğine dair açık bilgilendirme.
Yaralanmalı Kazalar İçin: Yaralanan bireylerin sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi gideri farkları ve bakıcı gideri gibi yasal alacak kalemlerinin mevcut olabileceğine dair teknik açıklama.
Ceza Soruşturmasında Bilinçsiz İbra ve Feragat Riskinin Önlenmesi: Uygulamada mağdurların en sık uğradığı hak kaybı, ceza soruşturmasında (kolluk veya savcılık ifadesinde) insani saiklerle veya sürücünün tutuklanmasını önlemek amacıyla verilen "şikâyetçi değilim, hiçbir maddi ve manevi talebim yoktur, ibra ediyorum" şeklindeki beyanlardır. Ceza soruşturması sürecinde zarar veren araç işleten/sürücü ile uzlaşılması halinde, uzlaşma tarihinde sigorta şirketine karşı sahip olduğunuz bazı tazminat alacağınızdan da feragat etmiş sayılıyorsunuz. Düzenlenecek form sayesinde vatandaş; ceza yargılamasındaki uzlaşma ile özel hukuktan doğan bakiye tazminat hakları arasındaki kesin farkı öğrenecek, sürücüyü cezai bakımdan affederken sigorta şirketine karşı sahip olduğu hakları bilinçsizce kaybetmeyecektir.
Hukuki Koruma ve Hak Arama Rehberliği: Yasal hakların somut olay özelinde tespiti, doğru tazminat miktarının aktüeryal olarak hesaplatılması ve sürecin takibi adına; yetkisiz aracı kurumlara itibar edilmemesi, doğrudan sigorta şirketine başvurulması ya da barolara kayıtlı bir avukattan profesyonel hukuki danışmanlık alınması yönünde bağlayıcı yasal ihtar.
Dijital Entegrasyon (e-Devlet ve SBM): Kaza tutanağı sisteme işlendiği anda, yaralıların veya vefat edenlerin kanuni mirasçılarının e-Devlet kapısına ve kayıtlı telefon numaralarına SMS yoluyla otomatik bilgilendirme yönlendirilmelidir.
Sigorta bilincinin artırılması ve vatandaşın tazminat alacaklarının korunması, sosyal devlet ilkesinin ve devletin gözetim-denetim yükümlülüğünün bir parçasıdır.
Önerilen sistemin hayata geçirilmesi amacıyla SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve TBB arasında en kısa süre içinde bir iş birliği protokolünün imzalanması gerekmektedir.
Böyle bir kurumsal ortaklık:
Aracı kurumların haksız kazanç kapılarını tamamen kapatacak,
Mağdurların ceza soruşturması evresindeki bilinçsiz uzlaşma, feragat ve ibra beyanları sebebiyle sigorta teminatından mahrum kalmasını önleyecek,
SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve TBB’den beklenen bu ortak icraat, sadece hukuki bir zorunluluk değil; bu ülkenin canı yanmış tüm insanlarına olan vicdan borcumuzdur.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı
Tahkim Hakemleri Derneği Başkanı

Serbest piyasada 49,3590 liradan alınan dolar, 49,3610 liradan satılıyor. 55,2120 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 55,2140 lira oldu.
Dün doların satış fiyatı 49,3350 lira, avronun satış fiyatı ise 55,1700 lira olmuştu.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et

Petrol piyasalarında jeopolitik riskler fiyatları yukarıda tutarken, Brent petrolün varil fiyatı hafta başında 107,33 dolarla son 4 haftanın zirvesini test etti. Rusya'nın dizel ihracatını artırabileceği yönündeki açıklamaların etkisiyle fiyatlarda 13 Ekim işlemlerinde kısmi geri çekilme görülse de petrol, 105 doların üzerindeki güçlü görünümünü korudu. TSİ 07:55 itibarıyla Brent varil fiyatı 105,5 dolardan fiyatlandı. Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaların tırmanması ve Rusya ile Ukrayna hattında enerji ateşkesinin uygulanmasına ilişkin belirsizlikler, arz güvenliğine yönelik endişeleri canlı tutuyor.
Petrol fiyatlarını yükselten en önemli gelişmelerde biri, Orta Doğu'da enerji altyapısını ve deniz taşımacılığını tehdit eden gelişmeler oldu. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları yoğunlaşırken, Riyad yönetiminin muhtemel karşılığına ilişkin belirsizlikler bölgedeki tansiyonu yükseltti. 11 ve 12 Ekim tarihli haberlerde, Husilerin Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırılarının can kayıplarına yol açtığı bildirildi. Suudi Arabistan'ın bazı hava ulaşımı faaliyetlerini askıya alması ve yeni saldırıların gündeme gelmesi, çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği endişelerini artırdı.
![]()
Husilerin Suudi enerji altyapısına ve Kızıldeniz kıyısındaki tesislere yönelik tehditleri de petrol piyasası açısından yakından izleniyor. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresinde deniz taşımacılığının aksamasının, tankerlerin güzergâhlarını değiştirmesine, navlun ve sigorta maliyetlerinin yükselmesine sebep olabileceği ifade ediliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki risklerle birlikte değerlendirildiğinde, sevkiyatlarda yaşanabilecek yeni bir aksamanın küresel arzın daha da sıkışmasına yol açabileceğinden endişe duyuluyor.
Petrol piyasasının diğer önemli gündem maddesi, Rusya ile Ukrayna arasında enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulmasına ilişkin ateşkes girişimi oldu. ABD Başkanı Donald Trump, iki ülkenin enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurmayı kabul ettiğini duyurdu. Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya'nın ateşkesi kabul ettiğine dair henüz somut bir işaret görmediklerini belirtti. Zelenskiy, ateşkes önerisinin açıklanmasının ardından Harkiv'deki bir enerji tesisinin hedef alındığını ifade etti.
Uzmanlar “Ateşkesin uygulanması ve enerji altyapısına yönelik saldırıların azalması, üretim ve sevkiyat kesintisi riskini düşürerek fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak saldırıların devam etmesi, Rusya'nın petrol işleme kapasitesine ve ihracatına ilişkin belirsizliği artırarak fiyatları destekleyebilir” uyarısında bulunuyor.
![]()
Bu arada petrol fiyatlarında kısa vadeli geri çekilmeyi destekleyen gelişme, Rusya'nın dizel ihracatını artırabileceğine yönelik açıklamalar oldu. ABD yönetiminin, Rusya'nın ihracatına yönelik bazı yaptırımları geçici olarak kaldırması ve ilave sevkiyatların gündeme gelmesi, özellikle dizel piyasasındaki arz sıkışıklığını hafifletebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Analistler “Rusya'nın sağlayacağı ek ürün, uluslararası piyasalarda rafine yakıt arzını artırabilir. Bu durum dizel fiyatlarını ve rafineri marjlarını aşağı çekebilir. Ancak Rusya'nın ihracat kapasitesini fiilen ne ölçüde kullanabileceği, ateşkesin uygulanıp uygulanmayacağına bağlı” görüşünü aktarıyor.
Brent petrolün varili, uluslararası vadeli piyasalarda 105,37 dolardan işlem görüyor.
Dün 107,33 dolara kadar yükselen Brent petrolün vadeli varil fiyatı, günü 106,65 dolardan tamamladı. Brent petrolün aralık vadeli varil fiyatı, bugün saat 09.38 itibarıyla kapanışa göre yüzde 1,2 azalarak 105,37 dolar oldu.
Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün kasım vadeli varil fiyatı da 92,46 dolar olarak belirlendi.
Fiyatlardaki düşüşte, ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya-Ukrayna enerji ateşkesinin geçerliliğini koruduğu yönündeki açıklamaları ve Rusya ile yapılan dizel anlaşması kapsamında küresel piyasalara ilave arz sağlanabileceği beklentisi etkili oldu.

Küresel piyasalarda doların güçlenmesi ve petrol fiyatlarının ivmelenmesi, altın fiyatları üzerinde ekili oluyor. Ons altın fiyatı dünkü işlemlerde 4.215 doların üzerine yönelse de günü yüzde 0,55 değer kaybı ile 4.171 dolardan tamamladı. Bugünkü işlemlerde de ons TSİ 07:00 itibarıyla 4.189 dolardan fiyatlanıyor.
Spot piyasada işlem gören 13 Ekim 2026 gram altın fiyatı da 6.646 TL'den güne başlıyor.
Altın üzerinde etkili olan gelişmelerin başında, avro bölgesindeki ekonomik ve siyasi belirsizlikler sebebiyle doların güç kazanması geliyor.
![]()
Fransa'nın bütçe açığı, kamu borcuna ilişkin endişeler ve siyasi belirsizlikler avro üzerinde baskı oluştururken; dolar endeksi 102,5 seviyesine gördü ve son 18 ayın zirvesine dayandı. Doların değer kazanması, uluslararası piyasalarda ABD para birimi ile fiyatlanan altını, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından pahalılaştırıyor. ABD tahvil getirilerinin yüksek kalması da faiz getirisi bulunmayan altının alternatif maliyetini artırarak, sarı metalde fiyatları baskılayabiliyor.
Bu sabah itibarıyla dolar endeksinde 102,4'e yakın görünüm devam ediyor.
Altın piyasasında FED yetkililerinin açıklamaları da yakından izleniyor. Son olarak Cleveland FED Başkanı Beth Hammack, enflasyonun yüzde 2,5-3 aralığında kalıcı olabileceğini ve ekonomik talebin yeterince yavaşlamadığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hammack'ın faizlerin daha yüksek bir seviyeye çıkarılması gerektiğine yönelik mesajları, FED'in faiz indiriminden ziyade ilave sıkılaşmayı gündeme alabileceği öngörülerini artırdı.
Piyasalarda ekim ayındaki FED toplantısında faizlerin sabit tutulması beklentisi öne çıkarken, aralık toplantısına ilişkin fiyatlamalarda faiz artışı ihtimali ağırlık kazanıyor.
![]()
Öte yandan Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi, bölgedeki enerji arzına ve güvenliğine ilişkin endişeleri artırıyor. Washington'ın da çatışmaya dahil olma ihtimali gündeme gelirken, bu konuda kesinleşmiş bir durum bulunmuyor.
Petrol fiyatlarının 107 doları aşarak yaklaşık son bir ayın zirvelerine yaklaşması da, enflasyon ve faiz beklentileri üzerinden altın fiyatlarını baskılayan başka bir unsur olarak öne çıktı.
Altının kısa vadeli yönü açısından bu haftaki ABD enflasyon verileri kritik önem taşıyor. Eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi'nin 14 Ekim Çarşamba ve Üretici Fiyat Endeksi'nin (ÜFE) ise 15 Ekim Perşembe günü açıklanması bekleniyor.
Analistler, enflasyonun beklentilerin altında kalması halinde faiz artışı endişelerinin de azalabileceğini ve bu senaryonun altına destek olabileceğini aktarıyor. Ons için teknik olarak 4.065 dolar destek ve 4.230 dolar direnç olarak gösteriliyor.
Gram altın, güne yükselişle başlamasının ardından 6 bin 653 liradan işlem görüyor.
Dün ons altındaki düşüşe paralel değer kaybeden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,4 azalışla 6 bin 615 liradan tamamlamıştı.
Bugün güne yükselişle başlayan gram altın, saat 09.25 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,6 üzerinde 6 bin 653 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 911 liradan, cumhuriyet altını 43 bin 445 liradan satılıyor.

Ulaştırma ve Altyapı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile İçişleri bakanlıkları tarafından hazırlanan "Elektrikli Skuter Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, paylaşımlı elektrikli skuter işletmeciliği ve yetki belgesi yükümlülüklerine ilişkin genel hususlara aykırı davrananlara 8 bin 687 lira, yetkisiz, izinsiz ve yetki belgesi sınırları dışında elektrikli skuter işletmeciliği yapanlara 86 bin 900 lira idari para cezası uygulanacak.
![]()
Yetki belgesi sahiplerinin faaliyet gösterdikleri il için aldıkları toplam elektrikli skuter izin sayısını ilk aştıklarında 8 bin 687 lira, ikincisinde 86 bin 900 lira, üçüncüsünde 170 bin lira ceza kesilecek ve faaliyetleri 6 ay durdurulacak.
Çağrı merkezi kurma şartını ihlal edenlere de 43 bin 447 lira idari para cezası verilecek.
Denetim yetkililerine inceleme için gereken bilgi veya belgeleri ibraz etmeyen işletmecilere de 50 bin lira ceza kesilecek.
Birden fazla kusurun bir arada işlenmesi durumunda her bir kabahat için ayrı idari para cezası karar tutanağı tanzim edilecek.

IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun ekim sayısını yayımladı.
Raporda, küresel ekonominin dayanıklılığını yeniden ortaya koyduğu ancak bu dayanıklılığın ülkeler arasında eşit dağılmadığı ve kısa vadede ekonomilerin uyum sağlama imkanlarının hızla daraldığı belirtildi.
Orta Doğu'da uzayan savaş ve ticaret gerilimlerinden kaynaklanan süregelen baskılara rağmen 2026'nın ilk yarısındaki ekonomik faaliyetin beklenenden daha iyi seyrettiği aktarılan raporda, yapay zekaya yönelik güçlü yatırımların yön verdiği teknoloji döngüsünün talebi destekleyen bir ivme yarattığı kaydedildi.
![]()
Raporda, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1 ve gelecek yıl yüzde 3,4 büyümesinin beklendiği bildirildi.
IMF, son olarak temmuz ayındaki tahminlerinde küresel ekonominin 2026'da yüzde 3 ve 2027'de yüzde 3,4 büyümesini öngörmüştü. Fon, nisan ayındaki tahminlerinde ise küresel ekonomik büyüme öngörüsünü bu yıl için yüzde 3,1 ve gelecek yıl için yüzde 3,2 olarak açıklamıştı.
- KÜRESEL ENFLASYONUN YÜKSELMESİ BEKLENİYOR
Raporda, küresel manşet enflasyonun büyük ölçüde enerji ve gıda fiyatlarından kaynaklanan geçici artışın etkisiyle 2026'da yüzde 4,7'ye yükselmesinin, ardından 2027'de yüzde 4,1'e gerilemesinin beklendiği belirtildi.
Küresel ticaret hacmindeki büyümenin 2026'da yavaşlamasının, 2027'de ise istikrar kazanmasının beklendiğine işaret edilen raporda, bu görünümde tarifelerin olumsuz etkisi, üretim zincirlerindeki uyum süreci ve teknolojiyle bağlantılı ticaretin güçlü seyrini sürdürmesinin etkili olduğu ifade edildi.
Raporda, küresel dengesizliklerin orta vadede yalnızca ılımlı ölçüde azalmasının beklendiği, orta vadeli büyüme görünümünün ise tarihsel standartlara kıyasla zayıf kalmaya ve ülkeler arasında farklılaşmaya devam ettiği aktarıldı.
Risklerin aşağı yönlü eğilimi olduğuna işaret edilen raporda, Orta Doğu'da uzun süreli bir çıkmazın devam etmesinin veya gerilimin daha da tırmanmasının enerji ve gıda fiyatlarının yüksek ve oynak kalmasına, enflasyonist baskıların yeniden güçlenmesine, mali ve dış dengelerin bozulmasına ve büyümeyi baskılamasına yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
- ABD'NİN BU YILKİ BÜYÜME TAHMİNİ DEĞİŞMEDİ, AVRO BÖLGESİ'NİN YUKARI YÖNLÜ REVİZE EDİLDİ
Ülkelerin ekonomik büyüme tahminlerinin de paylaşıldığı raporda, gelişmiş ekonomiler grubunda yer alan ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin bu yıl için yüzde 2,3'te korunduğu, gelecek yıl için yüzde 2,2'den yüzde 2,3'e yükseltildiği aktarıldı.
Avro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 0,9'dan yüzde 1,1'e yükseltildiği belirtilen raporda, bölge ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme tahmininin yüzde 1,2'de sabit tutulduğu kaydedildi.
Raporda, Almanya'nın büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 0,7'den yüzde 1,3'e, gelecek yıl için yüzde 1'den yüzde 1,1'e çıkarıldığı, Fransa ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin ise bu yıl için yüzde 0,6'dan yüzde 0,4'e, gelecek yıl için yüzde 0,9'dan yüzde 0,7'ye indirildiği bildirildi.
İtalya ekonomisine ilişkin büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 0,5'ten yüzde 0,8'e, gelecek yıl için yüzde 0,5'ten yüzde 0,6'ya yükseltildiği kaydedilen raporda, İspanya ekonomisine dair büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 2,1'den yüzde 2,5'e çıkarıldığı, gelecek yıl için yüzde 1,8'de korunduğu aktarıldı.
Raporda, İngiltere ekonomisinin büyüme beklentisinin bu yıl için yüzde 1'den yüzde 1,3'e çıkarıldığı, gelecek yıl için yüzde 1,3'ten yüzde 1,2'ye düşürüldüğü, Kanada ekonomisinin büyüme tahminlerinin bu yıl için yüzde 1,1, gelecek yıl için yüzde 1,7'de korunduğu, Japonya ekonomisinin büyüme tahmininin ise bu yıl için yüzde 0,6'dan yüzde 0,7'ye yükseltildiği, gelecek yıl için yüzde 0,7'de sabit tutulduğu kaydedildi.
- ÇİN'İN BÜYÜME TAHMİNLERİ DÜŞÜRÜLDÜ
IMF'nin raporunda, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler grubunda Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin bu yıl için yüzde 4,6'dan yüzde 4,5'e, gelecek yıl için yüzde 4,1'den yüzde 4'e düşürüldüğü bildirildi.
Hindistan ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmininin yüzde 6,4'ten yüzde 7'ye, gelecek yıla ilişkin tahminin de yüzde 6,7'den yüzde 7'ye çıkarıldığı kaydedilen raporda, Rusya ekonomisine dair büyüme beklentisinin ise bu yıl ve gelecek yıl için yüzde 1,1'den yüzde 0,9'a düşürüldüğü aktarıldı.
- TÜRKİYE EKONOMİSİNİN BU YIL YÜZDE 2,7 BÜYÜMESİ BEKLENİYOR
Raporda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,7, gelecek yıl yüzde 3,6 büyümesinin beklendiği belirtildi.
IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 2,9, 2027'de yüzde 3,6 büyümesini öngörmüştü.
Türkiye'nin 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 31,2 ve 2027 yıl sonu tahmininin yüzde 26,5 olmasının beklendiği kaydedildi.

Türkiye’den işlenmiş ürün olarak da dış satımı yapılan hamsi, yılın ilk 9 ayında 22 ülkeye ihraç edildi. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerine göre ocak-eylül 2025'te 11 milyon 313 bin 687 dolar olan hamsi ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 20 artarak 13 milyon 621 bin 885 dolara yükseldi. Miktar bazında ise ihracat yüzde 80 artışla 4 bin 62 tona çıktı.
Geçen yılın ilk 9 ayında 2 bin 259 ton olan hamsi dış satımı, bu yıl aynı dönemde yüzde 80 artışla 4 bin 62 tona ulaştı. Değer bazındaki artış yüzde 20'de kaldı. Miktardaki artışın değerdeki artıştan belirgin biçimde yüksek olması, birim fiyatın düştüğüne işaret ediyor; bu çıkarım kaynaktaki rakamlardan yapılan hesaba dayanıyor, kaynakta ayrıca belirtilmiyor.
Bu yıl ocak-eylül döneminde en çok talep Belçika, Fransa ve Ukrayna’dan geldi:
Geçen yılın aynı döneminden farklı olarak Avustralya, Portekiz, Katar ve Irak’a da hamsi satıldı.
DKİB Su Ürünleri Sektör Komitesi Başkanı Hasan Kuzuoğlu, özellikle miktar bazındaki artışın sektör açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi. “Yılın son çeyreğinde de mevcut pazarlarımızdaki talebin devam etmesini ve yeni pazarların ihracata katkı sağlamasını bekliyoruz” dedi. Ülke çeşitliliğinin her yıl arttığını, Avrupa’nın yanı sıra farklı coğrafyalardan da talep geldiğini belirten Kuzuoğlu, ürünün tanıtımı, pazar çeşitliliği ve katma değerli işlenmiş ürün ihracatının geliştirilmesinin öncelikleri arasında olduğunu ifade etti.

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,09 yükselişle 12.161,15 puandan başladı. Endeks dünkü işlem gününü yüzde 0,94 değer kaybederek 12.150,67 puandan kapatmıştı. Açılışta önceki kapanışa göre 10,48 puanlık artış kaydedildi.
Bankacılık endeksi yüzde 0,41 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 0,31 düştü. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,57 ile spor, en çok gerileyen ise yüzde 4,73 ile finansal kiralama faktoring oldu.
Küresel piyasalar, Orta Doğu’da jeopolitik gerilimlerin artması ve teknoloji hisselerinde görülen düşüşlerin etkisiyle karışık seyrediyor.
Analistler, yurt içinde ödemeler dengesi istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD’de ADP haftalık özel sektör istihdamı ve ikinci el konut satışlarının izleneceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100'de 12.300 ve 12.400 puanın direnç, 12.000 ve 11.900 puanın destek konumunda olduğu ifade edildi.
AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının ağustosta 3 milyar 502,9 milyon dolar fazla vereceğini tahmin etti. Ekonomistler, yıl genelinde ise 48 milyar dolar açık bekliyor.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
Fon soruşturmasıyla ilgili soruşturmaların titizlikle devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan "Milletimizin hak ve hukukunun korunması kırmızı çizgimizdir. Spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış kim varsa bedelini ödeyecektir" açıklamasını yaptı.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları..
Fon meselesinin çözülmesi amacıyla yoğun gayret içindeyiz. Meselenin yargı tarafında soruşturmalar devam ediyor. 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı. 84 kişi tutuklandı.
Kanun teklifinin Meclis'ten geçmesiyle 1 milyon liraya kadar ana para ödemeri yapılacak. Yatırımcıların büyük bir bölümü ara ödemelerini alacak. Fon Koordinasyon Kurulu kamuoyunu bilgilendirecek. Bizim amacımız kamu kaynakları kullanılmadan süreci şeffaf şekilde yönetilmesidir.
Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Spekülasyon üzerinden kazanç elde eden bedelini ödeyecektir. Hukukun meşru sınırları çıkan kim olursa olsun hesabını sorarız. Ülkemizi sıkıntıyla karşı karşıya bırakmamak için gerekenleri yapacağız.
Sermaye piyasalarımızın işleyişini çok daha sağlıklı hale getireceğiz. Kadrolarımıza, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Şahsım dahil kimse eleştirilemez değildir. Ama kimseye itibar suikasti hakkı olamaz.
İfade özgürlüğü, önüne gelene iftira atmak değildir. Hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır.

TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu, KAAN ve HÜRJET gibi milli projelerin caydırıcılık gücüne dikkat çekerek, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı noktanın dünya çapında takdir topladığını vurguladı.
Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen Mavi Vatandan Gök Vatana Milli Teknoloji Hamlesi programına katılan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Türkiye'nin savunma sanayisinde geldiği noktaya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
![]()
Programa katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren ve gözlerinin daima yükseklerde olduğunu belirten Demiroğlu, "Vatan söz konusu olduğu zaman diğer bütün farklılıklar, diğer bütün düşünceler teferruatta kalır. Vatan kutsaldır, ona hizmet etmek kutsaldır." dedi.
"BÖYLE BİR TESİS DÜNYADA BULAMAZSINIZ"
TUSAŞ'ın 16 bin 500 çalışanıyla büyük bir aile olduğunu aktaran ve kurumun yürüttüğü projelere dikkat çeken Demiroğlu, "Bir kampüsün içinde KAAN yapılıyor, HÜRJET, HÜRKUŞ yapılıyor, helikopterler yapılıyor, İHA'lar yapılıyor. Uzay tesisi var, uydular yapılıyor, uçakların birçok parçası yapılıyor. Altı farklı alanda bunların testleri, üretimleri yapılıyor. Böyle bir tesis dünyada bulamazsınız. Yakına gelenleri var, hepsi bir kampüste olan tesis yok. Burası bizim medarıiftiharımız, gururumuz ve sizleri bekliyor." diye konuştu.
"İSPANYA HÜRJET ALMAK İÇİN İMZA ATTI"
HÜRKUŞ'un sınıfının en iyi eğitim uçağı olduğunu anlatan Demiroğlu, teslimat süreçleriyle ilgili şunları kaydetti:
"Biz yaptığımız zaman güzelini yapabiliyoruz. Başkasına bakmamıza gerek yok. Şimdi teslimatlara başladık. Bu sene, önümüzdeki sene, ondan sonraki sene. Azerbaycan'a gönderiyoruz. Sonra başka yerlere satacağız. Yurt içinde değil yurt dışında da satacağız. Biz güzel bir milletiz. İşimizi güzel yapıyoruz. Güzel yaptığımız zaman sonuçları güzel çıkıyor. Başka ne var, HÜRJET. Bu uçak sesten hızlı gidiyor. Biz daha teslimatımızı Hava Kuvvetlerine başlamadan İspanya demiş ki 'Ben beğendim, almak istiyorum 30 tane', aldı. İmza attık. 2028'de teslimatlar için çalışıyoruz. Bir 15 tane daha almak için plan yapıyor."
"KAAN ORTAYA ÇIKARSA ORTALIK TOZ DUMAN OLUR"
Savaşların dünyanın acı bir gerçeği olduğunu ifade eden ve caydırıcılığın önemine vurgu yapan Demiroğlu, "Biz savaşmak için uğraşmıyoruz. Savaşmamak için uğraşmamız lazım. 'Dokunmayın' dediğinizde geliyorlar, kafanıza vuruyorlar. Elinizdeki ekmeğinizi alıyorlar. Evinizi yıkıyorlar. Görüyoruz. O zaman bizim hazırlıklı olmamız lazım. Anladıkları dilden konuşmamız lazım. Bunun için hem askerimizi hem ülkemizi hazır hale getirmemiz lazım. Bizim gök vatanda yapmaya çalıştığımız şey bu. KAAN'ı kullanmak istemiyoruz. 'O zaman neden yapıyorsun?' diyorlar. Kullanmamak için yapıyoruz. Biz yapacağız, KAAN öyle bir güçlü uçak ki ortaya çıktığında kimse kalmayacak ortalıkta. O zaman bana bulaşacak olan bir düşünsün. 'Bu KAAN ortaya çıkarsa ortalık toz duman olur, biz de bunlara bulaşmayalım' desin diye yapıyoruz. Gerekirse kullanırız. Kuzeyimiz, güneyimiz, doğumuz, batımız her tarafımız ateş çemberi. Biz huzur adası olarak duruyoruz." ifadelerini kullandı.
"MÜTHİŞ BİR TÜRKİYE HAYRANLIĞI OLUŞTU"
Türkiye'nin geçmişten gelen bağları ve kültürüyle eski itibarını yeniden kazandığını belirten Demiroğlu, "Ben uzun yıllar yurt dışında yaşadım. Kimse bizim yüzümüze bakmazdı. 2000'li yılların sonuna doğru herkes bir şekilde yüzünü Türkiye'ye çevirdi. 2020'li yıllarda özellikle savunma sanayisindeki başarılarla müthiş bir Türkiye hayranlığı oluştu dünyada. Bizim ürünlerimize, bizim yaptıklarımıza, bizim başarılarımıza hayranlık duyuyorlar." dedi.
Yeni neslin teknoloji geliştirme konusunda çok şanslı bir dönemde yaşadığına işaret eden Demiroğlu, gençlere şu tavsiyelerde bulundu:
"Biz olmazdan geldik. 'Yapamazsınız, edemezsiniz, size yaptırmazlar, başımıza icat çıkarma' dediler. Özellikle TEKNOFEST'lerden sonraki süreçte, siz gençler müthiş şanslısınız. Bırakın 'Yapamazsın' denmeyi, 'Bakın biz buraya kadar yaptık, sizler de daha iyisini yapabilirsiniz' denen bir dönemden geçiyoruz. Bunları iyi kullanın gençler. Sosyal medyada video seyrederek vaktinizi boşa harcamış olursunuz. Vaktinizin çoğunluğunu kendinizi eğitecek, kendinizi geleceğe hazırlayacak, kendinizi yetiştirecek teknolojileri öğrenmeye harcayın."
"YARINA YÖN VEREN BİR GENÇLİK İSTİYORUZ"
Dünyada hızlı bir değişim ve dönüşümün yaşandığını dile getiren İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise bu tür programları düzenlemeye devam edeceklerini belirterek, "Türkiye Yüzyılı'nı imar edecek gençlerimizin sadece teknolojiyi tüketen değil üreten, dünyadaki gelişmeleri izleyen değil dünyadaki gelişmelere yön veren, dünyada bugünü kurtaran değil yarına şekil ve yön veren bir gençlik olmasını istiyoruz." diye konuştu.
Programa, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, İl Emniyet Müdürü Tamer Taş, Kastamonu İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Ahmet Baydar, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu ile çok sayıda öğrenci katıldı.

Borsa İstanbul'da yatırımcıların yakından takip ettiği temettü ödemelerinde yılın son çeyreğine ilişkin takvim netleşiyor. Şirketlerin açıkladığı kâr payı dağıtım kararlarına göre, 12 Ekim 2026 itibarıyla 24 farklı şirketin 34 temettü işlemi takvimde yer alıyor. Bu işlemlerin 29'u ekim, kasım ve aralık aylarında gerçekleşmesi planlanan dağıtımlardan oluşurken, 5 işlem 2027 yılına uzanıyor.
Temettü takviminde dağıtılacak nakit kâr payı tutarları bakımından Turkcell, BİM, Astor Enerji ve ASELSAN öne çıkan şirketler arasında bulunuyor. Bazı şirketler kâr payını tek seferde ödemeyi planlarken, bazıları ise taksitli dağıtım yöntemini tercih ediyor. Yatırımcıların hak kullanım tarihlerini ve hisse başına düşen net temettü tutarlarını takip edebileceği takvimde, yıl sonuna kadar gerçekleştirilecek ödemelerin yanı sıra gelecek yılın ilk aylarına ilişkin dağıtım planları da bulunuyor.
ŞİRKETLERİN TEMETTÜ TAKVİMİ
|
Hisse |
Hak kullanım tarihi |
Dağıtılacak net nakit kâr payı (TL) |
Hisse başına net temettü (TL) |
|---|---|---|---|
|
ASTOR |
15.10.2026 |
1.858.750.165,07 |
1,86 |
|
EBEBK |
15.10.2026 |
85.000.000,00 |
0,53 |
|
BEGYO |
20.10.2026 |
10.000.000,00 |
0,01 |
|
BASCM |
21.10.2026 |
595.000.000,00 |
0,90 |
|
MCARD |
23.10.2026 (onaya bağlı) |
202.371.744,00 |
2,19 |
|
SRVGY |
26.10.2026 |
250.000.000,00 |
0,08 |
|
OSMEN |
26.10.2026 |
17.000.000,00 |
0,04 |
|
MERIT |
27.10.2026 |
286.100.000,00 |
0,85 |
|
MEDTR |
27.10.2026 |
11.475.000,00 |
0,10 |
|
DESA |
30.10.2026 |
40.000.000,00 |
0,08 |
|
LIDER |
06.11.2026 |
25.000.000,00 |
0,03 |
|
GOKNR |
09.11.2026 |
91.122.080,00 |
0,26 |
|
KBORU |
10.11.2026 |
10.617.217,94 |
0,02 |
|
ETILR |
13.11.2026 |
3.825.000,00 |
0,02 |
|
GIPTA |
17.11.2026 |
875.160,00 |
0,01 |
|
DURKN |
18.11.2026 |
10.491.525,15 |
0,08 |
|
ASELS |
24.11.2026 |
1.657.500.000,00 |
0,36 |
|
OFSYM |
25.11.2026 |
52.311.416,63 |
0,36 |
|
DESA |
30.11.2026 |
40.000.000,00 |
0,08 |
|
SUMAS |
07.12.2026 |
11.475.000,00 |
1,84 |
|
TCELL |
09.12.2026 |
7.480.000.000,00 |
3,40 |
|
EBEBK |
15.12.2026 |
85.000.000,00 |
0,53 |
|
NTHOL |
16.12.2026 |
425.000.000,00 |
0,85 |
|
BIMAS |
16.12.2026 |
2.550.000.000,00 |
2,13 |
|
BEGYO |
21.12.2026 |
15.000.000,00 |
0,02 |
|
SRVGY |
25.12.2026 |
250.000.000,00 |
0,08 |
|
MEDTR |
28.12.2026 |
11.475.000,00 |
0,10 |
|
GLYHO |
31.12.2026'ya kadar |
170.000.000,00 |
0,09 |
|
GWIND |
31.12.2026'ya kadar |
340.000.000,00 |
0,63 |
|
GOKNR |
08.02.2027 |
91.122.080,00 |
0,26 |
|
BEGYO |
22.02.2027 |
25.000.000,00 |
0,03 |
|
SRVGY |
25.02.2027 |
250.000.000,00 |
0,08 |
|
BEGYO |
20.04.2027 |
25.000.000,00 |
0,03 |
|
GOKNR |
10.05.2027 |
91.122.080,00 |
0,26 |
Kaynak: Şirketlerin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı kâr payı dağıtım bildirimleri.

Orta Doğu'daki savaşın enerji fiyatları ve borçlanma maliyetleri üzerindeki baskısı, gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyacını artırıyor. Dünya Bankası, yükselen maliyetlerin ekonomiler üzerinde yarattığı olumsuz etkileri hafifletmek amacıyla 30 ila 40 ülkeyle görüşmeler yürütüyor.
Dünya Bankası Grubu'nun resmî açıklamaları ve kurumun Başkanı Ajay Banga'nın uluslararası basına yaptığı değerlendirmeler, enerji krizine karşı hazırlanan finansman planının ayrıntılarını ortaya koydu. İlk aşamada 25 milyar dolarlık kaynak hazırlanırken ekonomik koşulların ağırlaşması halinde toplam desteğin 100 milyar dolara ulaşabileceği belirtildi.
25 MİLYAR DOLARLIK KAYNAĞA TALEP SINIRLI KALDI
Dünya Bankası, Orta Doğu'daki savaşın başlamasının ardından gelişmekte olan ülkelerin acil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 25 milyar dolarlık finansmanı kullanıma hazır hale getirdi.
Banga'nın açıklamalarına göre küresel ekonominin beklenenden dirençli kalması, yapay zekâ yatırımlarının ekonomik büyümeye katkısı ve petrol piyasasındaki arz-talep dengesinin değişen koşullara uyum sağlaması, başlangıçta acil finansmana yönelik talebi sınırladı.
Bununla birlikte bazı ülkeler doğrudan yeni kredi kullanmak yerine daha önce onaylanan Dünya Bankası projelerinin kaynaklarını mevcut ihtiyaçlarına yönlendirmeyi tercih ediyor.
Mevcut projelerden yeniden yönlendirilebilecek yaklaşık 35 milyar dolarla birlikte ilk aşamadaki toplam finansman kapasitesi 50-60 milyar dolar seviyesine ulaşabiliyor.
MOTORİN VE GÜBRE FİYATLARI YENİ RİSK OLUŞTURUYOR
Enerji maliyetlerindeki yükselişin özellikle gelişmekte olan ekonomiler üzerindeki etkisi giderek ağırlaşıyor.
Motorin fiyatlarındaki artış taşımacılık ve üretim maliyetlerini yükseltirken gübre fiyatlarındaki yükseliş tarımsal üretim ve gıda fiyatları üzerinde baskı yaratıyor.
Dünya Bankası Başkanı Banga, güçlü bir El Niño hava olayının ortaya çıkma ihtimalinin de mevcut ekonomik sorunları derinleştirebileceğine dikkat çekti.
Uluslararası kaynaklara yansıyan değerlendirmelerine göre Banga, önümüzdeki aylarda daha fazla ülkenin kriz finansmanından yararlanmak için başvuruda bulunabileceğini öngörüyor.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN 400 MİLYAR DOLARLIK BORÇ SINAVI
Enerji fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra ağır dış borç ödemeleri de gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini zorluyor.
Dünya Bankası'nın hesaplamalarına göre bu ülkelerin 2026 yılında dış alacaklılarına yapacağı toplam ödeme yaklaşık 400 milyar doları buluyor. Bu tutarın üçte birini faiz ödemeleri oluşturuyor.
Yüksek borçlanma maliyetleri, ülkelerin eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal destek programlarına ayırabileceği kaynakları daraltıyor.
Dünya Bankası ile Uluslararası Para Fonu (IMF), borç yükünü hafifletmek amacıyla yeni finansman mekanizmaları üzerinde çalışıyor.
Bu kapsamda yüksek maliyetli mevcut borçların daha uygun koşullarla değiştirilmesini sağlayabilecek 14-15 projenin hazırlık aşamasında olduğu belirtiliyor.
100 MİLYAR DOLARLIK DESTEK SEÇENEĞİ HAZIR
Dünya Bankası'nın 11 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler raporuna göre kurum, Orta Doğu'daki savaşın ekonomik etkilerinin devam etmesi halinde finansman desteğini 15 aylık dönemde 80 ila 100 milyar dolar düzeyine çıkarabilecek.
Ancak bu tutar, ülkelere aktarılmış bir kaynak ya da yeni açıklanan bağımsız bir yardım paketi anlamına gelmiyor. Söz konusu rakam, mevcut finansman araçları ve gerektiğinde devreye alınabilecek ilave mekanizmalarla ulaşılabilecek toplam kapasiteyi ifade ediyor.
TÜRKİYE ÖZEL SERMAYE FİNANSMANINDA ÜÇÜNCÜ SIRADA
Dünya Bankası'nın 11 Ekim'de yayımladığı ayrı bir değerlendirme, Türkiye'ye yönlendirilen özel sermaye finansmanının büyüklüğünü ortaya koydu.
Kurumun verilerine göre Türkiye, 2022-2026 döneminde Dünya Bankası Grubu'nun desteğiyle 21 milyar doların üzerinde özel sermaye çekti. Türkiye bu tutarla kurumun küresel özel sermaye finansmanı faaliyetlerinde üçüncü sırada yer aldı.
Yalnızca Temmuz 2025-Haziran 2026 döneminde Türkiye için harekete geçirilen özel sermaye 5,4 milyar dolara ulaştı.
Dünya Bankası Grubu'nun 868 milyon dolarlık garanti desteğiyle küçük işletmelere yönelik 1,74 milyar dolarlık özel sermaye sağlanırken Antalya Havalimanı'nın genişletilmesi için de 1,2 milyar doların üzerinde özel finansman harekete geçirildi.
Bununla birlikte Türkiye'ye sağlanan özel sermaye finansmanı ile kriz nedeniyle 30 ila 40 ülkeyle yürütülen acil destek görüşmeleri farklı programları kapsıyor. Dünya Bankası, kriz desteği için görüşülen ülkelerin tam listesini henüz açıklamadı.

ABD'de güçlü ekonomik veriler ve yükselen enerji fiyatları, enflasyon endişelerini yeniden artırırken gözler ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yılın son aylarında atacağı adımlara çevrildi. Tahvil getirilerindeki sert yükseliş, para politikasında sıkılaşma sürecinin uzayabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.
İsviçre merkezli bankacılık devi UBS, 12 Ekim tarihli piyasa değerlendirmesinde Fed'in aralık ayında politika faizini 25 baz puan artıracağını öngördü. Banka, ölçülü faiz artışlarının ABD ekonomisindeki büyümeyi ve hisse senedi piyasalarındaki yükselişi sona erdirmesini beklemediğini bildirdi.
UBS'nin değerlendirmesine göre piyasalar, Fed'in önümüzdeki 12 ay içerisinde yaklaşık üç faiz artışına gideceği beklentisini fiyatlıyor.
Fed'in eylül ayında politika faizini 25 baz puan yükselttiği hatırlatılan raporda, güçlü ekonomik göstergeler ve yüksek enerji maliyetlerinin enflasyona ilişkin kaygıları artırdığı belirtildi.
Bu gelişmelerin etkisiyle ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi ekim ayının başında yüzde 5,34'e kadar yükselerek 2002 yılından bu yana en yüksek gün içi seviyesine ulaştı.
UBS, faiz artışı beklentisine karşın enflasyonun temel göstergelerinde yavaşlamanın devam edeceğini tahmin ediyor.
ABD'de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonunun üç aylık yıllıklandırılmış oranı ağustosta yüzde 2,05'e gerileyerek Temmuz 2024'ten bu yana en düşük seviyeye indi.
İşgücü piyasasında da soğuma sinyalleri görüldü. Eylül ayında tarım dışı istihdam 90 bin kişilik artış beklentisine karşılık yalnızca 29 bin kişi yükseldi.
UBS, istihdamdaki zayıflamanın Fed üzerindeki acil faiz artırma baskısını hafiflettiğini değerlendiriyor.
UBS, para politikasındaki sıkılaşmaya rağmen ABD hisse senedi piyasalarının yükselişini sürdürebileceği görüşünde.
Banka, S&P 500 endeksinde yer alan şirketlerin toplam kârlarının 2026 yılında yüzde 25, 2027 yılında ise yüzde 14 büyümesini bekliyor.
Ekonomik büyümenin dirençli kalması ve şirket bilançolarının güçlü seyretmesinin, yüksek tahvil faizlerinin hisse senetleri üzerindeki baskısını sınırlandırabileceği belirtiliyor.
UBS, yatırımcılara hisse senedi pozisyonlarını korurken bölge ve sektörler arasında çeşitlendirmeye gitmelerini, tek bir hissede yoğunlaşmaktan kaçınmalarını öneriyor.
Artan tahvil getirilerinin yatırımcılar açısından yeni fırsatlar yarattığını değerlendiren UBS, sabit getirili menkul kıymetlere yönelik görüşünü "cazip" olarak koruyor.
Banka, özellikle orta ve uzun vadeli yüksek kaliteli tahviller ile kredi notu yatırım yapılabilir seviyede bulunan güçlü şirketlerin orta vadeli borçlanma araçlarında fırsatlar görüyor.
Bununla birlikte en uzun vadeli tahviller ve düşük kredi kalitesine sahip borçlanma araçları konusunda temkinli olunması gerektiği vurgulanıyor.
Raporda, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller'ın son açıklamalarına da yer verildi.
Waller'ın yüksek faizlerin ekonomide ciddi bir yavaşlamaya yol açacağı konusunda büyük endişe taşımadığı, buna karşılık tüketicilerin, yatırımcıların ve şirketlerin enflasyon beklentilerinin kontrolden çıkması riskini daha önemli gördüğü aktarıldı.
UBS, aralık ayında beklediği 25 baz puanlık faiz artışının ardından ölçülü bir sıkılaşma sürecinin ABD ekonomisini veya hisse senedi piyasalarındaki yükselişi rayından çıkarmayacağı görüşünü koruyor.

HSBC, 2027'ye birkaç ay kalmışken yatırım fırsatı gördüğü sekiz gelişen hisse senedi piyasasını sıraladı. Türkiye'nin de yer aldığı listede, yapay zekâ yatırımlarından yararlanabilecek ve ekonomik reformlarla güçlenebilecek ülkeler öne çıktı.
Bankanın 6 Ekim tarihli raporunda Türkiye, Tayvan, Çin ana karası, Brezilya, Güney Afrika ve Macaristan için "ağırlık artır" tavsiyesi korundu. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kolombiya'nın tavsiyesi de "nötr"den "ağırlık artır"a yükseltildi. Böylece HSBC, yatırım portföylerinde bu sekiz piyasaya daha fazla pay ayrılması yönündeki görüşünü ortaya koydu.
TÜRKİYE'DE NORMALLEŞME VE YATIRIM FIRSATLARI
HSBC'ye göre Türkiye'de ekonomik normalleşme süreci yatırım fırsatlarını destekliyor. Banka, bu sürecin yanında savunma, havacılık, yapay zekâ ve yeniden inşa yatırımlarına dikkat çekiyor.
Şeyda Karaca'nın Dünya'daki haberine göre, Türkiye'nin de bulunduğu listeyi şekillendiren temel beklenti ise küresel sorunlara karşı daha dayanıklı ekonomilerin yatırımcılar tarafından tercih edilmesi. HSBC, enerji ve diğer kaynaklar, teknoloji, finansman ve dış pazarlara erişim açısından daha bağımsız ülkelerin avantaj kazanacağını düşünüyor. Banka, bu avantajı "özerklik primi" olarak tanımlıyor.
Bu yaklaşımın arkasında gelişen piyasaların karşı karşıya olduğu dört zorluk bulunuyor: Yüksek petrol fiyatları, El Niño'nun gıda fiyatlarını artırma riski, yükselen ABD tahvil faizleri ve yapay zekâdaki hızlı değişim.
TAYVAN VE ÇİN'DE TEKNOLOJİ TALEBİ ÖNE ÇIKIYOR
Yapay zekâdaki gelişmeler bazı ekonomiler için uyum gerektirirken, teknoloji üretiminde güçlü olan ülkelere fırsat sunuyor. HSBC'nin Tayvan'a yönelik olumlu değerlendirmesinde gelişmiş çiplere, çip paketleme teknolojilerine, soğutma sistemlerine ve diğer altyapı unsurlarına yönelik talep etkili oluyor.
Bankaya göre Tayvan'da borsada işlem gören şirketlerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 60'ı yapay zekâyla bağlantılı faaliyetlerden geliyor.
Çin ana karasında da yapay zekâ donanımı, yenilikçilik ve ihracatçı şirketler dikkat çekiyor. HSBC, şirketlerin piyasa değerlerini görece cazip bulurken, kârlardaki iyileşmenin de bu görünümü desteklediğini belirtiyor.
EMTİA FİYATLARI İKİ ÜLKEYE DESTEK SAĞLAYABİLİR
Teknolojinin yanı sıra emtia piyasalarındaki gelişmeler de bankanın tercihlerinde rol oynuyor. Brezilya'nın para politikasındaki gevşemeden ve yüksek petrol fiyatlarından yararlanabileceğini belirten HSBC, başkanlık seçimi öncesinde olası getirileri alınan risklere kıyasla olumlu değerlendiriyor.
Güney Afrika'da ise değerli metallerle bağlantılı yatırımlar öne çıkıyor. Yükselen emtia fiyatları madencilik şirketlerinin nakit akışlarını desteklerken, yapısal reformların da şirketlerin kârlılığını artırabileceği ifade ediliyor.
BAE VE KOLOMBİYA İÇİN BEKLENTİLER İYİLEŞTİ
HSBC'nin tavsiyesini yükselttiği BAE'de, ülkede yaşayan yabancıların ekonomik faaliyetlerinin güçlü kalması ve altyapı yatırımları olumlu unsurlar olarak gösteriliyor. Yabancı yatırımcıların piyasada henüz görece sınırlı pozisyona sahip olması da değerlendirmede yer alıyor.
Kolombiya'da ise kamu maliyesini güçlendirmeye yönelik adımların ve petrol ile doğal gaz sektörlerindeki düzenleyici kısıtlamaların azaltılmasının piyasayı destekleyebileceği belirtiliyor. Yeniden inşa faaliyetleriyle bağlantılı ihracat da ülke için fırsat alanları arasında sıralanıyor.
Reform beklentilerinin öne çıktığı bir diğer ülke Macaristan. HSBC, dondurulan Avrupa Birliği fonlarının serbest bırakılması ve yatırımların artması halinde ülkenin bundan yararlanabileceğini düşünüyor. Ancak kur ve siyasi risklerin devam ettiğini de hatırlatıyor.
ÜÇ PİYASANIN TAVSİYESİ DÜŞÜRÜLDÜ
Banka, bazı ülkelerde fırsat görürken diğerlerinde daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Piyasaları destekleyecek etkenlerin zayıflaması ve ekonomik risklerin artması nedeniyle Meksika, Şili ve Mısır'ın tavsiyesi "nötr"e indirildi. Hindistan, Tayland, Endonezya ve Filipinler için ise "ağırlık azalt" tavsiyesi korundu.
HSBC'ye göre ülkeler arasındaki bu ayrışma, değişen küresel yatırım koşullarını yansıtıyor. Ekonomilerin dış şoklara dayanabilmesi ve stratejik alanlarda daha bağımsız hareket edebilmesi, hisse senetlerinin performansında giderek daha belirleyici olabilir.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 595 bin 1 liraya çıktı.
Altın piyasasında en düşük 6 milyon 588 bin lira, en yüksek 6 milyon 642 bin 540 lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yatay seyirle 6 milyon 595 bin 1 lira oldu. Standart altının kilogram fiyatı cuma gününü 6 milyon 595 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 2 milyar 854 milyon 469 bin 95,96 lira, işlem miktarı ise 433,21 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi, 2 milyar 864 milyon 533 bin 885,35 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, NMGlobal Kıymetli Madenler, Altınbaş Kıymetli Madenler Borsası, Osmanlı Kıymetli Madenler, Goldsas Kıymetli Madenler ile Say Kıymetli Madenler olarak sıralandı.

Eskişehir'de 'süper meyve' olarak da bilinen aronyayı toprakla buluşturan üretici Erdem Erçam, "Bu meyve şeker ve kanser hastalarına ek gıda olarak tavsiye ediliyor. Yani ilaç değildir. Bildiğim kadarıyla şu anda ülkemizde antioksidan değeri en yüksek olan meyvelerden bir tanesi" dedi.
Kuzey Amerika kökenli olduğu belirtilen aronya meyvesinin antioksidan deposu olduğu biliniyor. Sağlık açısından sunduğu faydalarla dikkat çeken aronya, özellikle şeker ve kanser hastaları için ek gıda olarak tercih ediliyor. Eskişehir'de yaşayan Erdem Erçam, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı kırsal Kayı Mahallesi'nde aronya yetiştiriciliği yapıyor.
![]()
Aronya meyvesinden bahseden Erçam, "Bu meyve ile ilk tanışmam bir arkadaşımın vasıtasıyla oldu. O da ilçenin farklı bir bölümünde kendi tarlasını kurdu. Aronya meyvesinin ilk olarak, 2012 yılında Yalova'nın Atatürk Kültür Merkezinde araştırması yapıldı. 2017 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bahçeleştirildi. Adalar Denizi kıyılarımızda sıklıkta görülen bir meyve. Anavatanı Kuzey Amerika olan meyvemiz 6 ile 6 buçuk pH değerinde toprakları daha çok seviyor. Aronya tadı biraz buruk, o yüzden her insanın ağız tadına uygun bir meyve değil. Satışı toptan yapılıyor" ifadelerini kullandı.
Meyvenin sağlık alanındaki önemine dikkat çeken Erçam, ürünün ilaç niteliğinde olmadığını ancak şifa kaynağı olduğunu vurgulayarak, "Bu meyve şeker hastaları ve kanser hastalarına ek gıda olarak tavsiye ediliyor. Yani ilaç olarak tanınacak bir meyve değil, ilaç değildir. Bildiğim kadarıyla şu anda ülkemizde antioksidan değeri en yüksek olan meyvelerden bir tanesi. Çevremizde bazı arkadaşlarımıza tattırma imkanımız da oldu. Onların da düşüncelerine göre, şekeri gerçekten düşürüyor, bir faydası var. Meyve genel olarak salkım biçiminde şekilde büyüyor. İsterseniz bu şekilde yiyebilirsiniz. Aronya, 'Süper Meyve' adıyla da biliniyor. Reçel, meyve suyu, toz veyahut da konsantre haline getirilerek de kullanılabiliyor. Aynı zamanda çayı da güzel oluyor. Kuruttuktan sonra çay şeklinde kullanabiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
![]()
Aronya bitkisine devlet desteği verilirse güzel olacağını dile getiren Erdem Erçam, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Meyve gerçekten faydalı ve kullanım alanı da geniş bir meyve. 1 kilo aronyayı alıp suyunu çıkardıktan sonra 8 litre suya meyve suyu haline getirebiliyorsunuz. Evimde suyunu çıkartıp çocuklarım için kullanıyorum, kendim de içiyorum aynı zamanda. İnternetten yaptığım araştırmalarda, çocuklarda bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği söyleniyor. Erken dönemlerde aldığınız aronyanın tadı daha burukken, 20 Ekim gibi alacağınız aronyanın tadı gerçekten çok güzel olur."

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre Nacar'ın borsa işlemlerinden elde ettiği toplam kâr 81 milyon 139 bin 320 TL olarak hesaplandı. Nacar'ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde oluşturulan gönüllü iade hesabına ise 81 milyon 500 bin TL yatırdığı bildirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturmasında ismi geçen eski bürokrat Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar'ın borsa işlemleriyle ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Nacar'ın yaklaşık 20 milyar TL tutarındaki fon işlemleriyle bağlantılı olduğu ve bu parayla yurt dışına çıktığı yönündeki iddiaların ardından, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına dayandırılan farklı rakamlar kamuoyuyla paylaşıldı.
Soruşturma kapsamında Nacar'ın 20 milyar TL'lik fon işlemiyle ilişkilendirildiği ve söz konusu tutarı yurt dışına çıkardığı öne sürülmüştü. Bu iddialar çok sayıda haber sitesinde yer almıştı.
Ancak MKK verilerine dayandırılan son bilgilerde, Nacar'ın borsa işlemlerinden sağladığı toplam kârın 20 milyar TL değil, 81 milyon 139 bin 320 TL olduğu belirtildi.
Paylaşılan bilgilere göre Nacar'ın borsada gerçekleştirdiği işlemlerden elde ettiği toplam kazanç 81 milyon 139 bin 320 TL olarak kayıtlara yansıdı.
Söz konusu işlemlerin getiri oranının ise yaklaşık yüzde 44 seviyesinde olduğu aktarıldı. Böylece Nacar'ın borsadan 20 milyar TL kazanç sağladığı yönündeki iddiayla MKK kayıtlarına dayandırılan kâr tutarının örtüşmediği görüldü.
Nacar'ın borsa işlemlerinden elde ettiği kazancın yanı sıra gönüllü iade sürecine ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Edinilen bilgilere göre Nacar, TMSF nezdinde oluşturulan gönüllü iade hesabının duyurulmasının ardından 81 milyon 500 bin TL tutarında ödeme yaptı.
Böylece Nacar'ın gönüllü iade hesabına aktardığı belirtilen miktar, MKK kayıtlarına göre elde ettiği toplam borsa kârını 360 bin 680 TL aştı.
Nacar hakkında kamuoyuna yansıyan bir diğer iddia ise mesleki geçmişiyle ilgiliydi. Bazı haberlerde yer alan "ambulans şoförü" nitelendirmesine karşı Nacar'ın eğitim ve çalışma hayatına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Buna göre Nacar, 2000 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Daha sonra Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Beyin ve Sinir Cerrahisi alanındaki uzmanlık eğitimini tamamladı. Uzun yıllar hekim olarak görev yapan Nacar, sağlık bürokrasisinde de çeşitli yöneticilik görevleri üstlendi.
Nacar'ın Nisan 2018'de kamu görevinden ayrılarak özel sektörde çalışmaya başladığı belirtildi. Paylaşılan bilgilere göre Nacar, bu tarihten itibaren herhangi bir bürokratik veya siyasi görev üstlenmedi.

Norveç Veri Koruma Kurumu, kişisel verileri izinsiz paylaştığı gerekçesiyle ABD'li teknoloji devi Microsoft'un reklam platformu Xandr'e para cezası verdiğini açıkladı.
Norveç Veri Koruma Kurumunca yapılan yazılı açıklamada, Microsoft'un reklam platformu Xandr'in hassas kişisel verileri izinsiz paylaştığı belirtilerek, platforma 12 milyon euro ceza uygulama kararı alındığı aktarıldı.
Açıklamada görüşüne yer verilen Norveç Veri Koruma Kurumu Direktörü Line Coll, yapılan ihlallerin son derece ciddi olduğunu ifade ederek, kurumun bugüne kadar uyguladığı en yüksek para cezasını Xandr'e verdiğinin altını çizdi.
Norveç'teki binlerce kullanıcının olumsuz etkilendiğine işaret eden Coll, kullanıcıların kişisel bilgilerinin yasa dışı kullanımına maruz kaldığını söyledi.
Norveç'te yayın yapan NRK'nin haberinde ise bir Microsoft yetkilisinin kullanıcı gizliliğinin Microsoft için önemli olduğunu söylediği aktarıldı.
Yetkili, söz konusu ihlallerin Microsoft'un Xandr'i satın almadan önce yapılmış olabileceğini ifade ederek, verilen karara ilişkin incelemede bulunduklarını kaydetti.

Doğu Karadeniz'de 2005 yılından bu yana görülen en yoğun palamut akını yaşanırken, ağların dolması tezgahlardaki fiyatlara indirim olarak yansıdı.
![]()
Doğu Karadeniz sularında son yılların en bereketli balıkçılık sezonu yaşanıyor. Ağlarını doldurarak limanlara dönen balıkçı tekneleri sayesinde tezgahlarda palamut bolluğu oluştu. Yaşanan bollukla birlikte balık fiyatları gerilerken, bu durum tüketiciye yansıdı. Palamut bereketinin görüldüğü noktalardan biri olan Rize'nin Pazar ilçesindeki balık tezgahlarında, ağırlığı 600 gramın üzerinde olan iri boy palamutların 3 tanesi 100 TL'den satılmaya başlandı. Uygun fiyatlar nedeniyle balıkçı tezgahlarında yoğunluk meydana geldi.
![]()
Av sezonunun verimli geçmesiyle birlikte uzun süredir bu denli yoğun bir bolluk görmediklerini belirten balıkçı esnafı, fiyatların düşmesiyle satışların katlandığını dile getiriyor. Vatandaşlar ise hem sağlıklı hem de oldukça hesaplı olan palamuda yoğun ilgi gösteriyor.

Merkezi Wolfsburg'da bulunan Audi, Skoda, SEAT ve Porsche gibi markaları bünyesinde barındıran Volkswagen Grubu, yılın üçüncü çeyreği ile ocak-eylül dönemine ilişkin küresel araç teslimat verilerini açıkladı.
Buna göre, grubun küresel araç teslimatları temmuz-eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,3 azalarak 1 milyon 885 bin 300'e geriledi.
Söz konusu dönemde, grubun ana markası olan Volkswagen binek araç satışları yüzde 19,3 azalışla 946 bin 600'e inerken, Volkswagen binek, Skoda, SEAT/CUPRA ve Volkswagen ticari araçları kapsayan "çekirdek marka grubu" toplam teslimatları yüzde 14 kayıpla 1 milyon 430 bin 900 oldu.
ÇİN VE ABD PAZARLARINDA SERT DÜŞÜŞ
Şirketin en büyük pazarı konumundaki Çin'de, yerel elektrikli otomobil tedarikçileriyle yaşanan yoğun fiyat rekabeti ve iç pazardaki daralma zayıf seyrin temel nedeni oldu. Üçüncü çeyrekte grubun Çin'deki araç teslimatları yüzde 38,5 azalarak 405 bin 800'e düştü.
Grubun küresel tam elektrikli araç satışları da üçüncü çeyrekte güç kaybetti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,7 azalan tam elektrikli araç teslimatları 240 bin 200 seviyesine indi.
Bu dönemde, özellikle ABD pazarında teşvik programlarının sona ermesi ve gümrük tarifelerinin baskısıyla grubun elektrikli araç satışları yüzde 86,4 düşüşle 5 bin 100'e kadar geriledi.
VOLKSWAGEN GRUBU’NUN TOPLAM KÜRESEL TESLİMATLARI 9 AYDA YÜZDE 9 GERİLEDİ
Yılın ocak-eylül döneminde ise Volkswagen Grubunun toplam küresel teslimatları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9 gerileyerek 6 milyon 11 bin oldu. Şirket, bu sonuçla geçen yıla kıyasla yaklaşık 600 bin daha az araç teslimatı gerçekleştirdi.
9 ayda grubun ana markası Volkswagenin binek araç satışları yüzde 13,7 düşüşle 3 milyon 14 bin olarak kayıtlara geçti. Bölgesel bazda 9 aylık teslimatlar Çin'de yüzde 30,2 azalarak 1 milyon 378 bin 800'e, Kuzey Amerika'da ise yüzde 4 düşüşle 680 bin 200'e geriledi.
Buna karşın Güney Amerika'da yüzde 4,3, Batı Avrupa'da yüzde 1,1 ve Orta/Doğu Avrupa'da yüzde 5,3'lük satış artışları kaydedildi.
AVRUPA'DA ELEKTRİKLİ ARAÇ SİPARİŞLERİ GÜÇLÜ SEYREDİYOR
Küresel düşüşe tezat olarak, grubun Avrupa pazarındaki elektrikli araç siparişleri güçlü bir ivme yakaladı.
Avrupa'da üçüncü çeyrekte elektrikli araç teslimatları yüzde 19,6 artarken, grubun Avrupa genelindeki elektrikli araç sipariş defteri 2025 yıl sonuna göre yaklaşık ikiye katlandı. Yeni satışa sunulan "ID. Polo", "ID. Cross", "Skoda Epiq" ve "CUPRA Raval" modellerinden oluşan uygun fiyatlı elektrikli şehir otomobili ailesi kısa sürede 150 bine yakın sipariş aldı.
Gelişmeleri değerlendiren Volkswagen Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Martin Sander, "Çin pazarındaki genel daralma, otomotiv sektörü genelinde hissedilen ortak bir zorluk olmaya devam ediyor. Öte yandan, Avrupa pazarında özellikle yeni giriş seviyesi modellerimizin desteğiyle tam elektrikli araçlara doğru ivmelenen güçlü bir eğilim görüyoruz." ifadesini kullandı.

Küresel petrol piyasasında arz sıkıntısı derinleşirken, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Saudi Aramco'dan enerji güvenliğine ilişkin önemli bir uyarı geldi. Şirketin 5 Ekim'de yayımladığı resmî konuşma metnine göre, Londra'daki Energy Intelligence Forum'da değerlendirmelerde bulunan Saudi Aramco CEO'su Amin Nasser, petrol stoklarının kritik seviyelere gerilediğini ve piyasanın toparlanmasının uzun zaman alabileceğini söyledi.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan uzun süreli aksamanın enerji piyasalarını ciddi biçimde etkilediğini belirten Nasser, boğazdaki sevkiyatın tamamen normale dönmesi halinde bile mevcut tüketim karşılanırken stokların yeniden oluşturulmasının iki yıla kadar sürebileceğini ifade etti.
Nasser'in verdiği bilgilere göre, dünya enerji krizine yaklaşık 10 milyar varillik toplam petrol stokuyla girdi. Kriz boyunca küresel brüt petrol arzında yaklaşık 3 milyar varillik kayıp yaşandı.
Bu kaybın etkisi, mevcut stoklardan piyasaya sağlanan 1 milyar varilin üzerindeki petrol sayesinde kısmen hafifletildi. Ancak kullanılan kaynakların büyük bölümünün karadaki ticari stoklardan karşılanması, piyasanın arz kesintilerine karşı dayanıklılığını önemli ölçüde zayıflattı.
Aramco CEO'su, küresel ticari petrol stoklarının 6 milyar varilin altına indiğine ilişkin tahminlere dikkat çekti.
Üstelik bu stokların büyük bölümünün fiilen kullanıma uygun olmadığını belirten Nasser, acil durum rezervlerinin kısa vadeli ihtiyaçları karşılayabileceğini ancak uzun vadeli arz sorunlarına kalıcı çözüm oluşturamayacağını vurguladı.
Ham petrol arzındaki sıkışıklığın yanı sıra rafine petrol ürünlerinin fiyatlarında daha sert artışlar yaşandığını da dile getirdi.
Enerji arzındaki sıkıntıların yalnızca petrol piyasasıyla sınırlı kalmadığını belirten Nasser, deniz taşımacılığı, tedarik zincirleri ve temel ürünlerin maliyetlerinde de baskı oluştuğunu ifade etti.
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) ağır kriz senaryosuna işaret eden Nasser, bu senaryoda gelecek yıl küresel ekonomik büyümenin yüzde 2'ye gerileyebileceğini, enflasyonun ise yüzde 6'nın üzerine çıkabileceğini aktardı.
Enerji arzındaki kesintilerin uzamasının söz konusu riskleri artıracağı uyarısında bulundu.
Dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yarısının Orta Doğu'da bulunduğunu hatırlatan Nasser, bölgenin küresel enerji güvenliği açısından stratejik önemini koruyacağını söyledi.
Saudi Aramco'nun petrol ihracatı için alternatif güzergâhları değerlendirdiğini ve kısa süreli arz kesintilerinin etkisini azaltmak amacıyla yurt dışındaki depolama olanaklarını artırmayı araştırdığını belirtti.
Nasser, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi için üretici ve tüketici ülkeler arasında işbirliğinin artırılması ve enerji altyapısına uzun vadeli yatırımlar yapılması gerektiğini vurguladı.

Çin Merkez Bankası (PBOC), 23 aydır üst üste altın alarak bu değerli metale yönelik ithalatı tarihin en yüksek seviyesine taşıdı. CNBC'nin haberine göre söz konusu alımlar, Pekin yönetiminin dolara bağımlılığını azaltma çabasını ve Çin vatandaşlarının güvenli yatırım alternatiflerinin sınırlı olmasını yansıtıyor.
Çin Devlet Döviz İdaresi verilerine göre Çin Merkez Bankası, eylül ayında yaklaşık 23 ton altın aldı. Böylece banka, yaklaşık üç yılın en yüksek aylık alımını gerçekleştirirken, en az 2015'ten bu yana devam eden en uzun kesintisiz altın alım serisini de uzatmış oldu.
Ülkede vatandaşlar ve şirketler, güvenli liman olarak gördükleri altına yönelmeyi sürdürüyor. Gümrük verilerine göre Çin, 2026'nın ilk sekiz ayında 1.000 tonu aşkın altın ithalatı için rekor kırarak 158,8 milyar dolar harcadı. Bu rakam, 2025 yılının tamamında 886 ton altın için ödenen 96,5 milyar doları geride bıraktı. Bu birikim, altının ons fiyatının eylül ayında yüzde 8'den fazla düşerek yaklaşık 4.176 dolara indiği bir dönemde gerçekleşti. Fiyatlar, ocak ayında ise 5.500 doların üzerine çıkarak rekor kırmıştı.
"ABD DOLARININ BİR SİLAH OLARAK KULLANILMASI"
Çin Merkez Bankasının altın alımlarının temelinde siyasi nedenler olduğunu belirten Julius Baer Group Analisti Carsten Menke, "ABD dolarının bir silah olarak kullanılması ve buna bağlı olarak rezerv varlığı olarak ABD Hazine tahvillerine daha az bağımlı olma isteği bu durumu tetikliyor." dedi.
Batılı hükümetlerin, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik müdahalesinin ardından Rusya Merkez Bankasının varlıklarını dondurması, jeopolitik gerilim dönemlerinde yurt dışında tutulan rezervlerin kısıtlanabileceğini gösterdi. Buna karşılık, bir ülkenin kendi kasalarında sakladığı altın bu tür kısıtlamalardan daha az etkileniyor.
ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre Çin, ABD Hazine tahvillerindeki varlıklarını azaltmayı sürdürdü. Çin'in elindeki bu tahvillerin toplam değeri temmuz ayında 618 milyar dolara gerileyerek son 18 yılın en düşük seviyesine indi. Pekin yönetimi böylece döviz rezervlerini çeşitlendirme politikasını devam ettirdi.
"FIRSAT MALİYETİ ÇOK DAHA DÜŞÜK"
Çin'de altına yönelik talebi artıran bir diğer unsur da metalin güvenli liman olarak görülmesi olarak öne çıkıyor. Ekonominin kırılgan seyrinden endişe duyan tüketiciler, altın takılara, külçelere ve madeni paralara yöneliyor. Gayrimenkul piyasasının yıllardır süren durgunluğu, yerli yatırımcıların alternatiflerini sınırlıyor. Çin'in gösterge CSI 300 endeksi bu yıl yaklaşık yüzde 8 gerilerken, S&P 500 endeksi yüzde 13 yükseldi.
Kredi ve tahvil getirileri de borçlanma talebinin zayıf seyretmesi nedeniyle düşüş gösterdi. Çin'de bir yıllık devlet tahvilinin getirisi yaklaşık yüzde 1,2'ye inerken, ABD'de aynı vadeli tahvilin getirisi yaklaşık yüzde 4,46 düzeyinde bulunuyor.
Piyasadaki bu tabloya dikkat çeken Saxo Bank Emtia Stratejisi Başkanı Ole Hansen, "Çin'de altın tutmanın fırsat maliyeti, birçok Batı piyasasına kıyasla çok daha düşük." diye konuştu.
Benzeri görülmemiş alımları hızlandıran bir diğer unsurun Pekin'in daha derin ve gelişmiş bir iç altın piyasası oluşturma planı olduğunu anlatan Carsten Menke, "Merkez bankasının ağustos sonu itibarıyla bu yıl yaklaşık 190 ton altın satın aldığını tahmin ediyoruz. Bu miktarın 110 tonu ise resmi olarak açıklanmayan alımlardan oluşuyor." ifadelerini kullandı.
"YAPISAL DESTEK KAYNAĞI HALİNE GELDİ"
Çin'in altın talebi, ABD'deki yüksek tahvil getirilerinin faiz getirisi sağlamayan değerli metale yönelik talebi sınırladığı bir dönemde fiyatların daha derin bir düşüş yaşamasını önlemeye yardımcı oldu.
Piyasadaki fiyatlanmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan ING Bank Emtia Stratejisti Ewa Manthey, "Çin'in alımları, altın fiyatları için önemli bir yapısal destek kaynağı haline geldi." dedi. Merkez bankalarının uzun vadeli yatırım amacıyla alım yaptığını belirten Manthey, bu kurumların bireysel yatırımcılara kıyasla fiyat hareketlerine çok daha az duyarlı olduklarına vurgu yaptı.
Faiz oranlarına ilişkin beklentiler ve tahvil getirileri belirgin biçimde yükselmesine rağmen altın fiyatlarının yaz aylarındaki seviyelerinin üzerinde kaldığına dikkat çeken uzmanlar, ABD Merkez Bankasının (Fed) 2026 yılında bir faiz artırımını daha gündeme alabileceğini öngörüyor.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre dünyanın en fazla altın rezervine sahip beşinci ülkesi olan Çin, ağustos ayı itibarıyla 2.387 ton altın bulunduruyor. Bu miktar, ABD'nin altın rezervlerinin üçte birinden daha az bir seviyeye karşılık geliyor.
Piyasadaki olası risklere değinen Ole Hansen, "Çin'de gayrimenkul ve hisse senedi piyasalarına duyulan güvenin yeniden artması, altına yönelik talebi azaltabilir. Aynı şekilde yuanın değer kaybetmesi, altını ülke içinde daha pahalı hale getirerek talebi sınırlayabilir. Faiz oranlarının yükselmesi de banka mevduatlarını daha cazip bir yatırım seçeneğine dönüştürebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Turkcell’in çok ses getiren “Shaq diye 5G” reklam kampanyası, reklam ve yaratıcılık dünyasının en prestijli organizasyonlarından London International Awards’ta (LIA) iki ödüle birden layık görüldü. NBA efsanesi Shaquille O’Neal’ın rol aldığı kampanya, “Teknoloji” kategorisinde Gümüş, “En İyi Mizah Kullanımı” kategorisinde ise Bronz Ödül kazandı.
“SHAQ KAMPANYAMIZIN GLOBAL YANSIMALARINI GÖRMEYE BAŞLADIK”
Turkcell Kurumsal İletişim, Medya ve Marka Yönetimi Direktörü Mustafa Alcan, kampanyanın kazandığı uluslararası ödüllere ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Bizim için önemli olan, Shaq gibi bir dünya starını, yerel içgörülerle örülü bir hikâyenin parçası yapmaktı. Turkcell’in 5G’deki gücünü ve kreatif cesaretini ortaya koyan kampanyamızda teknolojiyi mizahla buluşturarak insanların konuşacağı, paylaşacağı ve yıllarca hatırlayacağı bir iletişim yaptık. Kampanya döneminde sosyal medyada yapılan organik paylaşımların erişiminin milyonlarca olması strateji ve kreativitenin başarısının önemli bir göstergesi oldu. ‘Shaq diye 5G’ kampanyamız bugüne kadar çok değerli 22 ödüle layık görüldü. Şimdi artık Shaq kampanyamızın global yansımalarını görmeye başladık. Dünyanın en prestijli reklam festivallerinden olan London International Awards’ta (LIA) teknoloji ve mizah kategorilerinde aldığımız ödüller mutluluk veren önemli bir haber oldu bizim için.”
![]()
“TÜRK REKLAMCILIĞI İÇİN ÇOK GÜZEL BİR AN”
Rafineri Reklam Ajansı Kreatif Ortağı Emre Kaplan, LIA’da kazandıkları ödüllerden duydukları mutluluğu ifade ederek şöyle dedi: “London International, dünyanın en prestijli reklam festivallerinden biri. Her yıl tüm dünyadan on binlerce işin yarıştığı, shortlist olmanın bile ödül sayıldığı bir yarışma. Böyle bir yarışmada shortlist’i de geçip tam 2 ödül birden kazanmak gerçekten çok büyük mutluluk. Bizi daha mutlu eden nokta da filmimizin teknoloji markaları kategorisinde kazandığı ödülün yanı sıra ‘Best Use of Humor’ (En İyi Mizah Kullanımı) kategorisinde de ödül kazanması. Bu kategori, sektörel kırılımı olmayan, yani tüm işlerin tek bir kategoride yarıştığı, tabiri caizse yılın en komik reklam filmlerini belirleyen kategori. Burada ödüle layık görülmek, hele ki bir de bu ödülü ‘mizahın başkenti’ Londra’da kazanmak, sadece Rafineri ve Turkcell adına değil, Türk reklamcılığı adına büyük bir gurur.”
![]()
TURKCELL 5G’NİN GÜCÜ ÖDÜLLERE YANSIDI
Turkcell 5G’nin hız, kapasite ve kapsama gücünü alışılmış teknoloji anlatımının dışına taşıyan kampanya, mizahi dili ve sinematik yapımıyla geniş yankı uyandırdı. Shaquille O’Neal’ın Türkiye’ye gelişini saç ekimi esprisine bağlayan hikâye, “Shaq diye/şak diye” kelime oyunuyla Turkcell 5G’nin gücünü akılda kalıcı bir reklam fikrine dönüştürdü. Bu yıl Effie Awards’tan Altın Effie, Kristal Elma’dan 2 Büyük Ödül’ün de aralarında bulunduğu 13 ödül alan kampanya, Brandverse Awards’ta ise Grand Prix dahil 8 ödül kazandı. “Shaq diye 5G” reklam kampanyası uluslararası alanda ilk başarısına imza atarak London International Awards’tan 2 ödülle döndü.
SEKTÖRDE REFERANS KABUL EDİLEN ÖDÜL ORGANİZASYONU
1986 yılında kurulan London International Awards (LIA), reklam ve pazarlama iletişimi dünyasının köklü uluslararası yaratıcılık yarışmalarından biri. Reklam, dijital iletişim, teknoloji, tasarım ve prodüksiyon gibi farklı alanlarda yaratıcı çalışmaları ödüllendiren organizasyonda başvurular, dünyanın çeşitli ülkelerinden sektör profesyonellerinin oluşturduğu jüriler tarafından değerlendiriliyor. LIA, küresel reklamcılık sektörünün saygın araştırma ve analiz kuruluşlarından WARC’ın, dünyanın en çok ödül kazanan yaratıcı kampanyalarını ve ajanslarını sıraladığı Creative 100 araştırmasında referans aldığı beş küresel ödül organizasyonundan biri konumunda.

ASRİAD'ın 9-11 Ekim tarihlerinde Sapanca'da gerçekleştirdiği 9. Programlama Çalıştayı'nda teşkilat meseleleri dışında dünyada yaşanan küresel gelişmeler, tüm dünyayı etkileyen politik kararlar ve küresel haksızlıkları önleyecek kurumların işlevsizliği ve tüm bunlara bağlı olarak ekonomide meydana gelen gelişmeler üzerinde duruldu.
Bu kötücül egemenliğin ürettiği atmosferin güçlülerin diledikleri haksızlıkları yapması, zayıfların ise haklarını arayacak bir merci bulamaması gidi sonuçlar olduğu değerlendirmeleri yapıldı.
Meselenin en hassas tarafının ise bu büyük kaos ortamında ülkemizin kendi direncini oluşturacak güce sahip olup olmadığı değerlendirmeleri üzerinde duruldu. Mukayeseler; ekonomik, askeri ve sosyopolitik açılardan ele alındı. Bir işadamları derneği olarak bu ortamda üzerimize düşenlerin neler olabileceği konusunda müzakereler gerçekleştirildi.
Kamuoyu ile paylaşılması uygun görülen sonuçların bu bildirge ile açıklanmasına karar verildi.
1. Artık dünyada küresel bir sistemden bahsetmek son derece zor hale gelmiştir. 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya düzeni ve onun küresel sistemi koordine eden kurumları zayıflatılmış ve nerdeyse tamamen işlevsiz hale dönüştürülmüştür.
2. Artık yeryüzünde kuralsızlık hakimdir. Güçlü olanlar dilediklerini yapmakta, zayıflar ise haklarını arayacak güvenli bir mahkeme dahi bulamamaktadırlar.
3. Büyük bir güç yarışı tüm hızıyla devam etmektedir. Silahlanma yarışı tüm hızıyla sürmektedir. Kendilerini halen dünyanın egemeni sayanlar, bu egemenliklerini kaybetmemek için büyük çılgınlıkların, haksızlıkların ve hukuksuzlukların içine girmektedirler.
4. Ancak rakamlar göstermektedir ki giderek aktörlerde önemli değişimler yaşanma arifesine gelinmiştir. GSYH gelişme hızları farklılaşmakta, silahlanmanın karakteri kökten değişmektedir. Bir zamanların milyarlarca dolarlık uçak gemileri 15-20 bin dolarlık füzelerin hedefi olacak hale dönüşmektedir. Bu tür sonuçlar endüstriyel değişimleri de zorunlu kılmaktadır.
5. Bu bağlamada GYSH yükselişleri gelişim konusunda yeterli fikri sunmaktadır. 1970 ila 2025 yılları arsıdan gelişen asimetrik yükselişler sonucu belirlemektedir. Dünya 40 kat büyürken ABD 28 kat, Çin 212 kat büyümüştür. Afrika 120 kat artsa da yekun açısından varlığı henüz önemli bir rekabet avantajı elde edememiştir. Türkiye ise 94 kat büyüyebilmiştir.
6. Ancak SGP'ne göre 1990-2025 arasında Çin 37.5 kat artarken ABD 5.2 kat artmıştır. Türkiye ise ancak 8.5 kat artmıştır.
7. Askeri harcamalara bakıldığında ise son 15 yılda Kuzey Amerika 3.1 kat artarken Doğu Asya Pasifik 7 kat artış gösterdiği görülmektedir. Bu da demektir ki artık güç mücadelesinde ABD hakimiyetine karşı Çin önemli ve sistematik bir meydan okuma pozisyonuna gelmiştir. Sürecin neler getireceğini zaman gösterecektir.
8. Türkiye bu hinterlant da yeterli bir güç oluşumunu temin etme konusunda kendini aşacak çalışmalar yapmış olsa da henüz yeterli seviyeye ulaştığını söylemek mümkün değil.
9. Ekonomik olarak SGP'ne göre dünyada 11. sıraya gelmiş olsa da askeri harcamalarda risk analizine göre yeterli güce erişebilmiş değildir. Son yıllardaki bütün atılımlara rağmen tehdit algısının çok yüksek olduğu hissedilmektedir.
10. Bu tehdit algısına karşın sosyolojik direnç hattında dikkat edilmesi gereken durum söz konusudur. Türkiye her ne kadar ekonomik alanda sıçramalar yapmış olsa da gelir dağılım adaleti açısından o kadar iyi bir durumda değildir. Bu sonuç toplumsal direnç açısından bir sorundur.
11. Maalesef kuralsız bir dünyada var olmak, ancak güç sahibi olmakla mümkün olabiliyor. Güç eğer hukuka kendini bağlı hissetmiyorsa hiçbir değerin kalmadığı bir dünyaya evriliyoruz demektir. Bu talihsizliğin acımasız tecellisi GAZZE de yaşanmış ve yüz karalığının ibret vesikası olarak kayıtlara geçmiştir. Bu yüzden her ülkenin ya kendisini koruyacak güç yarışında var olması, ya da herkese gerekli olan hukuka dönmek için bir an önce küresel organizasyonlar içine girilmesi gerekmektedir.
12. Tüm bu küresel gelişmeler bağlamında ASRİAD, kendi üzerine düşeni yamak için çalışmalarını hızlandırma ve kapasitesini daha etkin değerlendirilmek için yeniden durum değerlendirmesi yapmıştır.
13. Bunun için ASRİAD üyeleri arasında ticari şeffaflık seviyesinin yükseltilmesi, iş kapasitesinin detay anlamda bilinmesi ve boşlukların tamamen kapatılması için özel çalışmalar yapılması kararlaştırılmıştır.
14. İşbirliği organizasyonlarında bilgi öncelikli ve ağırlıklı çalışmaların yapılmasına dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
15. Küresel rekabette ölçek ekonomisinin önemi gittikçe artmaktadır. Bu yüzden ortak girişimler daha önemli hale gelmektedir. Ortak girişimlerin geliştirilmesi için yatırımları kolaylaştıracak nesnel çalışmalara hız verilmesi kararlaştırılmıştır.
16. Kurumun dış ilişkiler çemberinin olabildiğince genişletilmesi için tüm üyelerimizin dış ilişkiler teması olan tüm potansiyeli ortaya çıkarıcı çalışmalar yapılmasına karar verilmiştir.
17. Afrika'nın stratejik geleceğinin aşikar olduğu bu dönemde ASRİAD olarak etkin iletişim kurmanın örgütlenmesi için yapısal anlamda düzenlemelere gidilmesi değerlendirilmiştir.
18. ASRİAD olarak toplumsal sorumluluğumuzun bir gereği olarak bazı değerlerin zayıflamasına karşı ortak zemine ahlakı yerleştirerek var olmaya ve bu eksende bir gelecek inşa etmeye devam etmek için ahlaki değerleri tüm çalışmaların içine tekrar yerleştirilmesine önemle vurgu yapılmıştır.
19. Küresel kuralsızlık ve ahlaksızlıklarla başa çıkmayı gündem yaptığımız bir durumda ülkemizin bu tür yanlışlıklarla anılması asla kabul edilemez. Ahlaki yozlaşma görüntüleri hiçbir açıdan kabul edilemez. Ayrıca gelecek açısından büyük bir risk biriktirdiği gözden ırak tutulmamalıdır.
20. Doğru duruş önemlidir. ASRİAD, tüm mensupları ile her şeye rağmen böyle bir duruşa sahiplenmeyi görev saymaktadır.
21. ASRİAD, hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında da etik kuralların daha etkin olması için güzel örneklik ve doğru çevre oluşturma çabalarına devam edecektir.
22. ASRİAD olarak zor geçen 2026 yılından sonra 2027 yılının çok daha güzel gelişmelere vesile olmasını temenni ediyoruz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 25. Dünya Petrol Konseyi Enerji Kongresi (WPC Energy Congress) kapsamında yaptığı değerlendirmede, küresel enerji piyasalarının kriz ve belirsizliklerle karşı karşıya olduğu dönemde ülkeler arasındaki işbirliğinin öneminin arttığını söyledi.
Türkiye'nin Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye ile büyük ölçekli bir elektrik bağlantısı projesini görüştüğünü aktaran Bayraktar, "Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Türkiye arasında büyük bir mega interkoneksiyon projesini, elektrik iletim hattı projesini konuşuyoruz." dedi.
![]()
Bayraktar, Libya, Irak, Pakistan ve Özbekistan başta olmak üzere farklı ülkelerle de enerji alanındaki işbirliklerini geliştirmek istediklerini ifade etti.
MEVCUT ENERJİ ALTYAPISININ DAHA ETKİN KULLANILMASI HEDEFLENİYOR
Türkiye'nin son yıllarda enerji altyapısına yaptığı yatırımların bölgede arz güvenliğine katkı sağladığını vurgulayan Bakan Bayraktar, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), TürkAkım, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye petrol boru hattı gibi projelerle enerjinin farklı yönlerde taşınmasına imkan sağlayan güçlü bir altyapı oluşturulduğunu kaydetti.
Bu altyapının daha etkin kullanılmasının önemine işaret eden Bayraktar, Irak-Türkiye petrol boru hattının günlük 1,5 milyon varil kapasitesinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
![]()
Bayraktar, "İstiyoruz ki mevcut hatlarımızı, mevcut altyapımızı en üst düzeyde kullanalım. Hatlarımız dolu olsun. Irak-Türkiye petrol boru hattının günlük 1,5 milyon varillik kapasitesi var. Bunu dolduralım." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin doğal gaz taşımacılığındaki imkanlarının da geliştirilmesini hedeflediklerini aktaran Bayraktar, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'ndaki (TANAP) boş kapasitenin ilave gazla değerlendirilerek Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya daha fazla doğal gaz taşınmasının gündemlerinde olduğunu bildirdi.
LNG ALTYAPISI AVRUPA'YA GAZ ARZI İÇİN FIRSATLAR SUNUYOR
Bayraktar, Türkiye'nin gazlaştırma terminallerine ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) altyapısına yaptığı yatırımların daha fazla LNG'nin ülkeye getirilmesi ve buradan Avrupa'ya iletilmesi açısından fırsatlar sunduğunu belirtti.
Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme stratejisini sürdürdüğünü ifade eden Bayraktar, "Farklı enerji kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi ve ülkeler arasındaki işbirliğinin artırılması önemli. Türkiye enerji alanında yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil, bölgesel ve Avrupa ölçeğindeki arz güvenliğine katkı sunacak projeler geliştiriyor." diye konuştu.
KÜRESEL KRİZE RAĞMEN PETROL VE PETROL ÜRÜNLERİNDE ARZ SORUNU YAŞANMADI
Dünya enerji piyasalarının modern zamanın en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu belirten Bayraktar, küresel ölçekte yaşanan gelişmelere rağmen Türkiye'de petrol ve petrol ürünlerinin arz güvenliği bakımından sorun yaşanmadığını söyledi.
Venezuela, Rusya ve İran gibi önemli petrol üreticilerinin üretim ve tedarik süreçlerini etkileyen gelişmelerin küresel piyasalar üzerindeki baskıyı artırdığına işaret eden Bayraktar, fiyatlardaki hareketliliğin ise dünya ekonomilerini etkilediğini ifade etti.
Bayraktar, "Enerji piyasalarında yaşanabilecek uzun süreli bir daralma küresel ekonomi üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir, krizden çıkış için uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi gerekiyor. Enerji piyasalarının daha dengeli bir yapıya kavuşması bölgesel gerilimlerin ve savaşın sona ermesiyle mümkün olabilecek." ifadelerini kullandı.
Bayraktar, son günlerde sivil havalimanlarını hedef alan Husilerin saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduklarını belirterek, "Türkiye olarak Suudi Arabistanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermek için de buradayız. Yaşanan menfur saldırıların sona ermesini diliyor, Suudi kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Türk halkı, Suudi Arabistan halkının yanındadır. Suudi kardeşlerimizin bu zor günlerin üstesinden geleceğine inanıyoruz." dedi.




Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Hukuk Dairesi, yıllarca güvenlik görevlisi olarak çalışan bir işçinin işe iade davasında emsal niteliğinde bir karara imza attı. İşverenin sunduğu el yazılı ve imzalı ancak tarihsiz belgeyi gerçek bir istifa dilekçesi olarak kabul etmeyen mahkeme, iş akdinin feshini geçersiz saydı.
ÇIKIŞ KODU 03 İLE İŞTEN ÇIKARILDI
Uzun yıllar görev yaptığı iş yerinden çıkarılan güvenlik görevlisi M.K., haksızlığa uğradığı gerekçesiyle İş Mahkemesine başvurdu. İstifa etmemesine rağmen işverenin çıkış kodu 03'ü kullanarak kendisini haksız yere işten çıkardığını belirten M.K., iş akdinin feshinin geçersizliği ile işe iadesini talep etti. Davacı işçi ayrıca, süresi içerisinde işe başlatılmaması durumunda işe başlatmama tazminatının ve 4 aylık boşta geçen süre ücretinin davalıdan tahsil edilmesini istedi.
"BAŞKA BİR PROJEDE ÇALIŞMAK İÇİN AYRILIYORUM"
Yargılama sürecinde savunma yapan davalı işveren, dosyaya işçinin kendi el yazısıyla yazdığı ve imzaladığı bir istifa dilekçesi sundu. Dosya kapsamına giren belgede yer alan, "Çalışmış olduğunuz projenizden başka bir projede çalışmak için ayrılıyorum." ifadelerine dikkat çeken İş Mahkemesi, belgenin tarihsiz olmasını göz önünde bulundurarak davacının talebini haklı buldu. Mahkeme, feshin geçersizliğinin tespiti ile işçinin işe iadesine hükmetti. Bu gelişme üzerine davalı avukatı, kararı istinaf mahkemesine taşıdı.
"İSTİFA DİLEKÇESİNE İTİBAR EDİLEMEYECEĞİ..."
Dosyayı inceleyen BAM 8. Hukuk Dairesi, işveren tarafından sunulan el yazılı belgenin tarihsiz oluşu dikkate alındığında düzenlendiği tarihin anlaşılamadığını ve bunun gerçek bir istifa dilekçesi olmadığını vurguladı. İspat yükünün işverende olduğuna dikkat çeken mahkeme heyeti, kararında şu ifadelere yer verdi:
"İstifa dilekçesine itibar edilemeyeceği, ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça iş akdinin davacının istifası ile sona erdiği ispatlanamadığından davacının iş akdinin davalı tarafça geçerli veya haklı bir nedene dayanılmaksızın feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulü yerindedir. İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının özel güvenlik hizmetleri şirketindeki iş yerine işe iadesine, davacının süresi içindeki başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması hâlinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının çalıştığı süre ve fesih sebebi de dikkate alınarak takdiren 4 aylık brüt ücreti olan 57 bin 240 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir."


Araç muayene istasyonlarının işleyişini doğrudan ilgilendiren yeni yönetmelik değişikliği yürürlüğe girdi. 9 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle istasyonların faaliyet şartları, denetim uygulamaları ve işletmecilerin sorumlulukları yeniden düzenlendi. Yeni kurallara aykırı davranan işletmeler için ise ihlalin türüne göre farklı tutarlarda idari para cezası uygulanabilecek.
Togg'lara bomba özellik geliyor: Müjdeyi verdi! Çok konuşulacak yenilik...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan düzenleme, araç muayene istasyonlarının yürürlükteki mevzuata uygun biçimde faaliyet göstermesini amaçlıyor. Yeni yönetmelik kapsamında istasyonların denetimi, ilgili kanunlar ve mevzuat hükümleri doğrultusunda Bakanlık tarafından gerçekleştirilecek.
Denetimlerde işletmelerin çalışma standartlarına uyup uymadığı ve kendilerine yüklenen sorumlulukları yerine getirip getirmediği önem taşıyacak. İşletme belgesiyle hizmet veren istasyonlarda tespit edilen mevzuata aykırı uygulamalar, ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirilecek.
Yiyeni çivi gibi yapıyor: Yoğurttan 5 kat daha çok proteinli! 1 kaşıkta...
![]()
Yönetmelik değişikliğiyle belirli yükümlülüklerin ihlali halinde uygulanabilecek idari para cezaları da gündeme geldi. İhlalin niteliğine ve hangi kuralın ihlal edildiğine bağlı olarak işletmelere farklı tutarlarda yaptırım uygulanabilecek.
Düzenlemede öne çıkan idari para cezası tutarları şöyle:
17 bin 376 TL: Belirli işletme ve çalışma şartlarına aykırı davranılması durumunda uygulanabilecek.
43 bin 447 TL: Bazı idari veya operasyonel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde gündeme gelebilecek.
100 bin TL: Yönetmelikte tanımlanan daha ağır nitelikteki ihlaller için uygulanabilecek.

Avrupa Birliği'nin (AB), hibrit saldırılara karşı güvenliğini güçlendirmek amacıyla üye ülkeleri her yıl turist olarak ziyaret eden yüz binlerce Rus vatandaşına yönelik vize kurallarını sıkılaştırmaya hazırlandığı bildirildi.
Politico'nun, AB yetkililerine dayandırdığı habere göre, AB Komisyonu 2027'nin başında bir teklif sunmayı planlıyor.
AB Komisyonunun İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, başlangıçta AB'ye seyahat vizesi alan Rus vatandaşlarının sayısında düşüş yaşandığını, ancak bu eğilimin artık devam etmediğini belirtti.
Üye ülkelere, Rus vatandaşlarına daha az vize vermeleri çağrısında bulunan Brunner, konuya ilişkin çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Brunner, AB Komisyonunun gelecek yılın başlarında vize kısıtlamasına ilişkin bir teklif sunacağına işaret ederek, "Bu turistlerin gerçekte kim olduğunu asla bilemezsiniz." değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan bazı AB ülkelerinin, yarın Lüksemburg'da düzenlenecek AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda konuyu gündeme getirerek, üye ülkelerde görev yapan Rus diplomatlara yönelik kısıtlamaların artırılmasını da önermesi bekleniyor.
Polonya, İsveç ve Estonya'nın da aralarında bulunduğu bir grup ülke ise Ukrayna'daki savaşta görev yapmış eski askerler de dahil olmak üzere Rus vatandaşlarına yönelik vize kurallarının daha sıkı hale getirilmesi çağrısında bulunuyor.
Geçen yıl Rus vatandaşlarına yaklaşık 478 bin Schengen bölgesi turist vizesi verilmişti.
Rus vatandaşlarına verilen vize sayısı 2022 öncesinde yılda yaklaşık 4 milyonu buluyordu.
2022'den sonra üye ülkelere vizeleri kısıtlama yönünde verilen talimatların ardından sayılar yaklaşık 500 bine gerilemişti.

Suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesine yönelik düzenlemelerde değişikliğe gidildi. İlgili yönetmelikte yapılan düzenlemeyle bankalar başta olmak üzere finansman ve faktoring şirketleri, sermaye piyasası kurumları, portföy yönetim şirketleri, elektronik para ve ödeme kuruluşları ile kuyumcuların uyguladığı kimlik tespitine ilişkin parasal limitler yeniden belirlendi.
Herkes dikkat etsin: Zehirlenmeye yol açıyor! Ne olacak deyip geçmeyin
Yeni düzenlemeyle nakit, döviz ve kuyumculuk işlemlerinde kimlik tespitini gerektiren tutar 185 bin liradan 370 bin liraya çıkarıldı. Elektronik transferler, dijital kimlik doğrulama ve basitleştirilmiş tedbirler kapsamında uygulanan parasal sınır da 15 bin liradan 30 bin liraya yükseltildi.
370 bin lira ve üzerindeki işlemlerde kimlik kontrolü
Yeni uygulamaya göre nakit, döviz ve kuyumculuk işlemlerinde işlem tutarının veya birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplamının 370 bin lira ya da daha fazla olması halinde kimlik tespiti yapılması zorunlu olacak.
Bu kapsamda müşterinin yanı sıra müşteri adına işlem gerçekleştiren kişilerin kimlik bilgilerinin alınması ve doğrulanması gerekecek.
1 bardak için: İltihabınızı temizliyor! Zehri vücudunuzdan söküp atıyor
![]()
SMS ile doğrulamada güvenlik şartları
Düzenlemeyle birlikte finans kuruluşlarının internet ve mobil uygulamalar üzerinden gerçekleştirdiği müşteri doğrulama süreçlerinde de yeni kurallar getirildi.
Buna göre müşterinin kimlik doğrulaması, daha önce doğrulanmış cep telefonu numarasına gönderilecek tek kullanımlık SMS doğrulama kodu (SMS OTP) aracılığıyla gerçekleştirilebilecek. Bu yöntemin kullanılması halinde ayrıca imza örneği alınması gerekmeyecek.
Ancak uygulanacak kimlik doğrulama yönteminin, gerçekleştirilen işlemin niteliği ve taşıdığı riskle uyumlu olması şartı aranacak. Yöntemin aynı zamanda işlemi yapan kişinin daha önce kimliği belirlenmiş müşteri olduğuna ilişkin yeterli güvence sağlaması ve yetkisiz kişilerin müşteri adına işlem yapmasını önlemeye yönelik güvenlik tedbirlerini içermesi gerekecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Merkez Bankası arasında elektronik ödeme sistemlerine yönelik önemli bir gelişme yaşandı.
KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay, Elektronik Ödeme Sistemi (EÖS) konusunda iki merkez bankası arasında mutabakata varıldığını ve gerekli onayların alındığını bildirdi. Günay, Türkiye ile KKTC arasındaki ödeme sistemleri entegrasyonunun en geç kasım ayında hayata geçirilmesinin beklendiğini söyledi.
TÜRKİYE İLE KKTC ARASINDA ELEKTRONİK ÖDEME SİSTEMİNDE MUTABAKAT SAĞLANDI
KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay, Türkiye ile KKTC arasındaki ödeme sistemlerinin daha fazla entegre edilmesi gerektiğini belirterek iki merkez bankası arasında Elektronik Ödeme Sistemi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından İstanbul Finans Merkezi'nde 8-9 Ekim tarihlerinde düzenlenen İstanbul Ekonomi Forumu'na katılan Günay, yaptığı değerlendirmede Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik ilişkiler ve ödeme sistemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye ve KKTC'nin Türk lirası para birliği içerisinde bulunduğunu hatırlatan Günay, iki ülke arasındaki finansal işlemlerin ödeme sistemleri üzerinden gerçekleştirildiğine dikkat çekti.
Günay, elektronik ödeme sistemlerine ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında TCMB ile KKTC Merkez Bankası arasında mutabakat sağlandığını ve gerekli onay süreçlerinin tamamlandığını bildirdi.
ELEKTRONİK ÖDEME SİSTEMİ NE ZAMAN DEVREYE GİRECEK?
KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay, Türkiye ile KKTC arasında elektronik ödeme sistemi entegrasyonuna ilişkin beklenen takvimi açıkladı.
İki ülkenin aynı para birimini kullanmasının ödeme sistemlerindeki entegrasyonu önemli hale getirdiğini belirten Günay, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye ve KKTC'nin ödeme sistemleri içerisindeki entegrasyonunun gelişmesi gerekiyor. Eğer benim elimde Türk lirası varsa ve Ada'da bir yatırım fırsatı bulamadıysam bunu Türkiye'ye getirmek zorundayım. Bunu da ödeme sistemleri vasıtasıyla yapıyoruz. TCMB ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankası arasında Elektronik Ödeme Sistemi (EÖS) üzerinde bir mutabakat sağlandı, onaylar alındı. Muhtemelen en geç kasım ayı içerisinde ödemeler anlamında biz sisteme bağlanacağız."
Böylece iki merkez bankası arasında üzerinde mutabakat sağlanan Elektronik Ödeme Sistemi'ne bağlantının en geç kasım ayı içerisinde gerçekleştirilmesi bekleniyor.
İSTANBUL EKONOMİ FORUMU'NDA KÜRESEL EKONOMİ DEĞERLENDİRİLDİ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından İstanbul Finans Merkezi'nde gerçekleştirilen İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde dünyanın farklı bölgelerinden merkez bankası başkanları ve üst düzey politika yapıcılarını bir araya getirdi.
Forumda küresel ekonomik gelişmeler, mevcut sorunlar ve finansal görünüm ele alınırken KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay da dünya ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu riskleri değerlendirdi.
Küresel ekonomide mevcut sorunların devam ettiğini belirten Günay, yaşanan gelişmelerin tedarik zincirlerini etkilediğini ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu söyledi.
Günay, gelecek yıl dünya ekonomisinde büyüme hızının bir miktar düşebileceğini ancak küresel ekonominin büyümeye devam edeceğini ifade etti.
Savaş kaynaklı arz şoklarının, petrol fiyatlarındaki gelişmelerin ve tedarik zincirindeki aksaklıkların ortadan kalkmasının ekonomik görünüm üzerinde olumlu etkiler yaratacağını belirten Günay, enflasyonla mücadelede dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Günay, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Özellikle savaşa bağlı olarak yaşadığımız arz şokları, petrol şoku ya da işte tedarik zincirindeki sıkıntılar ortadan kalktığında tabii çok daha olumlu yansıyacaktır her şeye ancak enflasyonla mücadele kısmında gözleri açık tutmak gerekir."
ENFLASYON VE TEDARİK ZİNCİRİ ETKİSİ
KKTC ekonomisinin ağırlıklı olarak hizmet sektörüne dayandığını belirten Rifat Günay, ülkenin ithalata bağımlı ekonomik yapısının küresel gelişmelerden etkilendiğini anlattı.
KKTC'nin ithalat yapan bir ülke olduğunu hatırlatan Günay, uluslararası tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıkların fiyat artışlarına neden olduğunu ve bu durumun enflasyon üzerinde sınırlı da olsa baskı oluşturduğunu belirtti.
Özellikle bölgesel sorunların ve tedarik zincirindeki aksamaların KKTC gibi küçük ekonomiler açısından etkili olduğunu ifade eden Günay, enerji fiyatlarındaki gelişmelerin de ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olduğunu söyledi.
Günay, KKTC'nin bir ada ülkesi olmasının ve ekonomik büyüklüğünün sınırlı kalmasının bölgesel gelişmelerin etkisini artırdığına dikkat çekti.
KKTC'DE TURİZM VE EĞİTİM SEKTÖRÜ İÇİN BÜYÜME BEKLENTİSİ
KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay, bölgedeki sorunların ortadan kalkmasının turizm sektörü üzerinde olumlu etkiler yaratacağını ifade etti.
Bölgesel sıkıntıların etkisinin azalması durumunda turizm sektöründe çok ciddi bir ivmelenme beklediklerini belirten Günay, hizmet sektörünün KKTC ekonomisindeki ağırlığına işaret etti.
Turizmin yanı sıra yurt dışından gelen öğrencilerin de ülke ekonomisine önemli katkılar sağladığını vurgulayan Günay, uluslararası öğrencilerin Ada'ya ve ekonomik faaliyetlere ciddi destek verdiğini söyledi.
Günay'ın değerlendirmelerinde, bölgedeki gelişmelerin turizm ve eğitim gibi hizmet sektörleri üzerindeki etkileri öne çıktı.
KKTC BANKACILIK SEKTÖRÜNDE FİNANSAL İSTİKRAR AÇIKLAMASI
KKTC ekonomisinin finansal görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günay, ülkede güçlü bir bankacılık sektörünün faaliyet gösterdiğini belirtti.
Bankacılık ve finans sektörünün mevcut durumunu değerlendiren Günay, finansal istikrar bakımından ciddi bir endişelerinin bulunmadığını söyledi.
KKTC'nin küçük bir ekonomi olduğunu hatırlatan Günay, bölgedeki gelişmelerin ekonomik faaliyetlere doğrudan yansıdığını ancak bankacılık sektörünün gücünü koruduğunu ifade etti.
TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER KKTC'Yİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR
KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay, Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde doğrudan etkili olduğuna dikkat çekti.
Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik ilişkilerin önemini vurgulayan Günay, TCMB ile yürütülen iş birliğinin mümkün olan en geniş kapsamda sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'de yaşanan ekonomik gelişmelerin KKTC ekonomisine de yansıdığını ifade eden Günay, şu açıklamayı yaptı:
"İlişkilerimizi Türkiye ile, TCMB ile en geniş anlamda yürütmek durumundayız çünkü burada yaşanan her olaydan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi etkilenecektir. Türkiye'de işlerin iyi gitmesi, doğrudan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin de iyi gitmesi anlamına gelecek."
Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmelerin KKTC ekonomisine de olumlu yansıyacağını belirten Günay, KKTC'nin kendi ekonomik tedbirlerini almasının da önemli olduğunu vurguladı.
Her konuda Türkiye'den destek beklemenin doğru bir yaklaşım olmayacağını ifade eden Günay, şöyle konuştu:
"KKTC makamları olarak alabileceğimiz tedbirler var, yapmamız gereken işler var. Türkiye'de işler düzeldikçe KKTC ekonomisine de bu çok iyi bir şekilde yansıyacak."
KKTC İTHALATININ YÜZDE 70'İNİ TÜRKİYE'DEN KARŞILIYOR
Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik ilişkilerin boyutuna ilişkin verileri paylaşan Günay, KKTC'nin toplam ithalatının yüzde 70'ini Türkiye'den karşıladığını açıkladı.
KKTC'nin ithalata dayalı ekonomik yapısı nedeniyle nakliye maliyetlerinde ve akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışların ülke ekonomisini etkilediğini belirtti.
Nakliye ve enerji maliyetlerindeki yükselişin ithal edilen ürünlerin fiyatlarını artırdığını ifade eden Günay, bu gelişmelerin enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Bölgesel sorunların KKTC ekonomisini doğrudan etkilediğini yineleyen Günay, ülkenin ada ekonomisi olması ve ithalatının büyük bölümünü Türkiye'den karşılamasının önemine işaret etti.
GAYRİMENKUL YATIRIMLARINDA TÜRKİYE VURGUSU
KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay, ülkedeki gayrimenkul yatırımlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Gayrimenkul yatırımlarının Türkiye'deki yatırımcılara yönelik olarak planlanması ve organize edilmesinin sektörde yaşanan sorunları asgari düzeye indireceğini belirtti.
Günay, KKTC ekonomisinde Türkiye ile ilişkilerin geniş kapsamlı şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgularken ödeme sistemleri entegrasyonunun geliştirilmesine de dikkat çekti.
TCMB ile KKTC Merkez Bankası arasında Elektronik Ödeme Sistemi üzerinde sağlanan mutabakat ve alınan onayların ardından, KKTC'nin ödeme sistemine en geç kasım ayında bağlanması bekleniyor.


Rize Belediyesinin karşısında sergilenen otomobili inceleyen vatandaşlar, araçla ilgili yetkililerden bilgi aldı.
Çamlıhemşin ilçesinden gelen Hakan Bergal, AA muhabirine, Togg'un "Ayder" renkli modelini görmek için sergi alanına geldiğini söyledi.
Otomobili beğendiğini belirten Bergal, "Yerli ve milli olduğu için daha çok gururluyuz. Kızımı da getirdim. Kendisi de beğendi. Bakalım kısmet olursa almayı düşünüyoruz." dedi.
Güneysu ilçesinden gelen Mustafa Sancaktutan da otomobili Türk malı olduğu için benimsediğini ve beğendiğini dile getirdi.
Elektrikli otomobil almayı düşündüğünü dile getiren Sancaktutan, "Yeğenim aldı, bana da tavsiye etti. Şu anda bakıyorum. Arabamı değiştirmeyi düşünüyorum." diye konuştu.
Sancaktutan, Togg'un "Ayder" renginin de çok güzel olduğunu vurguladı.
İlhamını Karadeniz'in yeşilinden ve Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası'ndan alan T10F modelinin "Ayder" rengi, yaklaşık bir ay boyunca Rize'de sergilenecek.


Bu hafta dolar yüzde 0,63 gram altın yüzde 0,48 değer kazanırken avro yüzde 0,38 değer kaybetti.
The post Dolar, avro ve altında haftanın bilançosu appeared first on #site_linkat 10.10.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,03 azalışla 12.265,98 puandan tamamladı.
The post Borsada en çok kazandıran ve kaybettiren hisseler appeared first on #site_linkat 10.10.2026 .Motorine (mazot) 6 lira 39 kuruş zam, benzine 96 kuruş indirim geldi.
The post Motorine zam, benzine indirim: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 10.10.2026 .Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden yapılan derlemeye göre, dünyada üzerine kar yağan tek çay olma özelliğine sahip Türk çayı, 2026 ocak-eylül döneminde 119 ülke, özerk ve serbest bölgeye satıldı.
Bu kapsamda yılın 9 ayında 3 bin 360 ton çay ihraç edilerek 25 milyon 21 bin 548 dolar kazanç sağlandı. Birleşik Krallık, Belçika ve ABD, en fazla çay ihraç edilen ülkeler oldu.
Türkiye'den ocak-eylül döneminde Birleşik Krallık'a 6 milyon 366 bin 50, Belçika'ya 5 milyon 989 bin 977, ABD'ye de 1 milyon 804 bin 526 dolarlık çay satışı yapıldı.
Rize'den de yılın 9 ayında Belçika başta olmak üzere 25 ülkeye 1.820 ton çay ihraç edildi.
Türkiye'nin çay ihracatının değer bakımından yüzde 37'sini tek başına gerçekleştiren Rize, söz konusu ihracattan 9 milyon 205 bin 793 dolar kazanç sağladı.
DKİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Çay Sektör Komitesi Başkanı Mustafa Okutan, Türk çayı ihracatında yılın 9 aylık döneminin sektör açısından olumlu geçtiğini söyledi.
Okutan, Türk çayının kendine özgü özellikleri, kaliteli üretimi ve Rize ile özdeşleşen güçlü imajının, uluslararası pazarlarda Türk çayına ilgiyi artırdığını ifade etti.
İhracattaki ülke çeşitliliğinin sektör açısından önemli bir gösterge olduğunu belirten Okutan, "İhracat yaptığımız ülke sayısının yüksek olması, Türk çayının farklı coğrafyalarda bilinirliğinin giderek arttığını gösteriyor. Bununla birlikte mevcut pazarlarımızdaki payımızı artırmanın yanı sıra henüz yeterince yer almadığımız pazarlara da ulaşmayı hedefliyoruz." dedi.
Okutan, yılın kalan dönemine ilişkin beklentilerinin de olumlu olduğunu vurgulayarak, "Özellikle yılın son aylarında ihracatımızın ivme kazanmasını bekliyoruz. Hedefimiz, yıl sonunda hem miktar hem de ihracat geliri açısından geçen dönemin üzerine çıkmak. Bunun için sektör temsilcileri olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu.
Türk çayının daha fazla ülkede tüketiciyle buluşması için pazar çeşitliliğine önem verdiklerine dikkati çeken Okutan, şu değerlendirmede bulundu:
"Sadece mevcut pazarlardaki ihracatımızı artırmak yeterli değil. Yeni pazarlar bulmamız ve Türk çayını bu pazarlarda daha fazla tanıtmamız gerekiyor. Özellikle Türk çayının kalite, doğallık ve kendine has üretim özelliklerini ön plana çıkararak farklı coğrafyalarda bilinirliğimizi artırmaya çalışıyoruz."
Okutan, ihracat yapılan ülke sayısının gelecek dönemde daha da artırılmasının sektörün öncelikleri arasında olduğunu sözlerine ekledi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, fon soruşturmaları kapsamında hakkında dile getirilen iddialara ilişkin yaptığı açıklama ve değerlendirmelerde, 16 Eylül'de hükümetin aldığı karar sonucunda 7 portföy yönetim şirketi ile ilgili soruşturma başlatıldığını anımsatarak bu şirketlere ait 131 farklı fonun tasfiyesi için bazı bankaların görevlendirildiğini söyledi.![]()
Soruşturmalar henüz tamamlanmadan ve fonlarla ilgili manipülasyon yapılıp yapılmadığı ortaya çıkmadan, ismi yeni ancak zihniyeti eski bir partiye mensup kişilerin ve partinin genel başkanının süreci siyasi istismar ve linç kampanyasına dönüştürdüğünü dile getiren Bolat, "3 gün önce akşam vakti iki itibar suikastçısı 'Ömer Bolat da operasyondan önce fondan hesabını kapattığı' şeklinde bir iftira ortaya attılar ve hemen akabinde '400 milyon koydu, 800 milyon çekti' şeklindeki ikinci iftirasıyla algı operasyonunu devam ettirdiler" diye konuştu.
Bolat, bu iftiralar üzerine, kendilerinin bir saat içerisinde tüm gerçekleri bütün açıklığıyla ortaya koyarak hemen kamuoyuyla paylaştıklarını ifade etti.
Öncelikle bakan olanların bu göreve geldiklerinde ve sonraki süreler içinde, kanuni olarak mal varlığı beyan ettiğini vurgulayan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlar (mal beyanları) zaten kontrole tabidir. Diğer taraftan ifade ettik, iş dünyasında 43 yıl boyunca en üst düzey görevlerde bulundum. Bakan olarak atandıktan sonra aile tasarrufum olan 37,8 milyon lirayı 26 Şubat 2024 tarihinde, yaklaşık 16-17 yıldır sermaye piyasasında faaliyette bulunan Hedef Yatırım Portföy Şirketi'nde sukuk, kira sertifikası hesabına yatırdım. Ondan sonra da zaten sukuk yatırımından dönüş yapmadım."![]()
Bakan Bolat, Türkiye'deki bütün ödeme işlemlerinin mecburen bankalar üzerinden yapıldığını ve ödemelerin bankalar üzerinden hesaplara transfer edildiğini belirterek şunları kaydetti:
"(Bu iddialar üzerine) 'Hodri meydan, hesap kapatılmadı, siz iftira atıyorsunuz. Bu hesapla ilgili herhangi bir manipülatif işlem yapılmadı. Zaten sukuk kira sertifikası faizsiz bir para piyasası enstrümanıdır ve eğer sukuk ihraç eden özel kuruluşlar borçlarını öderse, enflasyon oranına yakın yıllık bir getirisi olur. Hatta getiri oranlarını da yayınladım' dedim. Bu iftiraları çürüttükten sonra, herhangi bir kripto veya yurt dışı tasarruf hesabımın olmadığını, devletime düzenli vergilerimi ve sigorta primlerimi ödediğimi net bir şekilde ortaya koydum. Çok şükür milletimiz, halkımız bizleri tanıyor, geçmişimizi, şeceremizi biliyor, iftira atanları da iyi biliyor. Bu anlamda kısa bir sürede aziz vatandaşlarımızın yoğun destekleri ve dualarıyla sabaha karşı bu iftiraları yerle bir oldu."
Ticaret Bakanı Bolat, sürecin seyrinin değişmesi üzerine Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin 8 Ekim'de kendisine kolaylıkla ulaşabileceği halde bir bilim insanına yakışmayacak vicdansızlıkta iki yeni iftirada bulunduğunu belirterek bunlardan birinin kendisi, diğerinin ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş hakkında olduğunu ifade etti.
Kendisinin ve Göktaş'ın bu yeni iftiraları da birkaç saat içinde delilleriyle çürüttüklerini ve iftira olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Bolat, şu açıklamalarda bulundu:
"Ben Ümit Özlale'ye aynı gün hemen cevabımda Merkezi Kayıt Kurulu'nda 16 Eylül operasyonu öncesi böyle bir 170 milyon liralık para çekme kaydının olmadığını, sukuk hesabımızın da tasfiye için Ziraat Bankasına devredildiğini ifade ettim. Ayrıca Türkiye'de herhangi bir hesap kapatma, para çekme işlemi yapılmış olsaydı, bunun bir bankada transfer işlemi olması lazımdı. MKK, bir kayıt ve saklama merkezi olup, doğrudan bir şahıs tarafından verilen istekle finansal işlem yapacak bir kuruluş değil. Ayrıca, 'Buyurun açık davet, Türkiye'deki bütün bankalara sorabilirsiniz, herhangi bir bankada bana ve yakınlarıma ait 170 milyon lira bir hesap kapatma, para çekiş işlemi varsa, bulun' diye çağrıda bulundum. Tabii bir cevap veremediler."
![]()
Tüm bunlara rağmen iftiraların sürdüğünü dile getiren Bolat, sözlerine şöyle devam etti:
"Bütün bu gerçekler tarafımızdan ortaya konulduğu halde, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, dün Mersin mitinginde utanmadan ve sıkılmadan 'Ticaret Bakanı Ömer Bolat da 170 milyon liralık işlem yapmış' şeklinde, fon soruşturmalarıyla hiçbir ilgisi olmayan sukuk hesabımı kapattığım ve parayı çektiğim algısını oluşturmaya çalıştı. Buradaki taktikleri şudur: Önce küçük, sade ve yalın bir yalan söyleyecekler. Sonra bu yalanı sürekli tekrarlayacaklar. Ondan sonra da keyifle oturup bu yalanın kitleler tarafından nasıl doğruymuş gibi algılandığını zevkle seyredecekler. İşte Özgür Özel ve adamları bu taktiği izliyorlar."
Bakan Bolat, söz konusu iddiaları hukukçular ve uzmanlarla birlikte detaylıca araştırdıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"E-Devlet ile ulaşılması zaten mümkün olan MKK kayıtlarımda ve de Hedef Yatırım Portföy Şirketi'ndeki sukuk hesabımızda kesinlikle tarafımızdan 170 milyon liralık bir para çekişi ve hesap kapatılışı yok. Bu koskoca bir yalan ve iftira. Şöyle bir evrak sahteciliği yapmışlar: Yatırım portföy şirketinde benim hesabımdaki farklı vadeleri olan sukuk kira sertifikaları ile alakalı olarak, vadesi dolan eski ihraçlar ve yerine konulan yeni ihraçlar için farklı işlemler yapılıyor. 2 yıl 8 aylık, yani 32 aylık süreçteki bütün vadesi dolan tahsilat ve yeni sukuk kira sertifikası alımı için yapılan ödemelerle ilgili farklı mükerrer işlemleri toplayarak, '170 milyon lira işlem yaptı, para çekti diye' manipülasyon algısı oluşturmaya çalışmışlar. Bunu tespit ettik. Buna ilaveten, 25 Ekim 2024 tarihinden bu yana kayıtlarda yeni bir sukuk ödeme ve tahsilat işlemi de yapılmamış.
Ben kendilerine bir kez daha açık çağrıda bulunuyorum. Eğer yürekleri varsa resmi olarak MKK'ye sorabilir ve gerçeği öğrenebilirler. Finansal kuruluşlarda mutlaka birkaç köstebekleri vardır, onlara da sorabilirler. Bankacılık sistemindeki yakın kişilerine de '170 milyon lira Ömer Bolat veya yakınlarının hesaplarına bir para çekişi olmuş mu, olmamış mı' diye sorabilirler. Bu evrak sahteciliği bir ahlaksızlık eylemidir, siyaset değildir."
![]()
Ticaret Bakanı Bolat, bu yalan ve iftiralar nedeniyle Türk milletinin 24 yıldır bu zihniyete iktidar yüzü göstermediğini belirterek sadece son iki yerel seçimde kazandıkları birçok belediyenin nasıl çökertildiğinin ve yağmalandığının halk tarafından açıkça görüldüğünü ve adaletin önünde hesap verdiklerini anlattı.
Bu iftiraları ortaya atanların "karşılarındaki kimseleri kendileri gibi" zannettiklerini ifade eden Bolat, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bunların en büyük sermayesi yalan ve iftiradır. Bununla ülkemiz ve halkımız için yapılan büyük hizmetleri karartmak, böylece bir gün iktidara gelip çökmek arzusuyla davranıyorlar. Onlarla yüce Türk mahkemelerinde hesaplaşacağız. Haysiyet cellatlığı, itibar suikastı neymiş? Onlarla bu mücadeleyi yargıda sonuna kadar sürdüreceğim."

Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi mutfağında önemli bir yere sahip olan turşuluk acura, sonbahar aylarında kışlık hazırlık yapan vatandaşların tercihleri arasında yer alıyor. Sarımsak hasadının ardından ikinci ürün olarak eylül ayının ortalarında ekilen acurun hasadı, hava şartlarına bağlı olarak ekim ayının sonuna kadar devam ediyor. Sert yapısı ve kendine özgü aromasıyla öne çıkan ürün, turşu yapımında kullanılıyor.
![]()
Çiftçi Yusuf Karataş, acur ekim ve hasat süreci hakkında bilgi verdi. Sarımsak hasadının ardından ikinci ürün olarak ektiği acurun hasadına ekim ayının ilk günlerinde başladığını belirten Karataş, günlük yaklaşık 200 kilogram ürün topladığını söyledi.
Acurun Gaziantep başta olmak üzere bölgedeki yerel pazarlarda yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Karataş, tarlasında hasat ettiği ürünün kilogramını 30 TL'den sattığını kaydetti.
![]()
Araban Ziraat Odası ve Sarımsak Üretici Birliği Başkanı Hasan Altun da kış hazırlıklarının başlamasıyla birlikte turşuluk acura talebin arttığını belirtti.
Acurun özellikle Gaziantep ve ilçeleri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kışlık turşu yapımında sıkça tercih edildiğini ifade eden Altun, Araban Ovası'nın verimli topraklarında yetiştirilen ürünün çıtır dokusuyla öne çıktığını söyledi. Altun, eylül ayının ortalarında ekilen ve ekim ayının ilk günlerinde hasadına başlanan turşuluk acurun, sonbahar döneminde kışlık turşu hazırlayan vatandaşların öncelikli tercihlerinden biri olduğunu dile getirdi.

Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonları için hazırlanan kanun teklifi TBMM'ye sunuldu. Teklif, yatırımcılara 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasından fon varlıklarının geri kazanılmasına kadar birçok düzenleme içeriyor.
AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunuldu.![]()
Teklif, yatırımcılara yapılabilecek ara ödemelerden fon varlıklarının geri kazanılmasına kadar birçok düzenleme içeriyor.
Teklifin amacı, "tasfiyesine karar verilen ve işlemleri henüz tamamlanmamış belirli yatırım fonlarında varlıkların geri kazanılması, yatırımcı alacaklarının hesaplanması ve ödemelerin belirli kurallara bağlanması" olarak açıklandı.
Düzenleme, sadece SPK tarafından 17 Eylül 2026'da tasfiyesine karar verilen ve tasfiyesi tamamlanmamış fonları içeriyor, bütün yatırım fonları için geçerli genel ve sürekli bir tasfiye rejimi oluşturmuyor.
Teklifte öne çıkan düzenlemeler 10 maddede şöyle sıralanıyor:
Teklif, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 17 Eylül 2026'da tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tasfiye işlemleri tamamlanmamış fonları kapsıyor.
Tasfiye işlemleri, SPK gözetiminde gerçekleştirilecek. Fonların varlıklarının belirlenmesi, değerlendirilmesi ve yatırımcılara yapılacak ödemeler, teklif kapsamında belirlenen esaslara göre yürütülecek.
Fon varlıklarının satışında farklı yöntemlerden yararlanılabilecek. Böylece varlıkların koşullara uygun biçimde nakde çevrilmesi ve yatırımcıların alacaklarının karşılanması amaçlanıyor.![]()
SPK tarafından belirlenecek fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara bu tutara kadar ara ödeme yapılabilecek.
Net yatırım tutarı 1 milyon lira ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon lira olacak.
Ödeme tutarı ve koşulları, düzenlemede belirlenen esaslar çerçevesinde değerlendirilecek.
Yatırımcıların net yatırım tutarlarının hesaplanmasında TÜFE ve Yİ-ÜFE değişimleri dikkate alınacak. Böylece yatırımcıların alacaklarının belirlenmesinde fiyat değişimlerini esas alan bir hesaplama yöntemi uygulanması hedefleniyor.
Fonun mevcut nakdinin ödemeleri karşılamaya yetmemesi durumunda, yatırımcılara yapılacak ödemelerde öncelik belirlenebilecek. Ödeme süreci, fonun mali durumu ve düzenlemede öngörülen esaslar doğrultusunda yürütülecek.
Evet. Fon varlıklarından hukuka aykırı biçimde çıkarılan veya aktarılan değerlerin geri kazanılması için gerekli işlemler yapılabilecek. Amaç, yatırımcıların alacaklarının karşılanmasına katkı sağlayacak varlıkları yeniden fon bünyesine kazandırmak.
Fonun veya portföy yönetim şirketinin yükümlülüklerini karşılayamaması durumunda, sorumluluğu bulunan kişilerden tahsilat yapılmasına yönelik hükümler uygulanabilecek. Böylece zararın karşılanması için sorumlulara başvurulmasının önü açılacak.![]()
Fonlarla bağlantılı olarak el konulan veya müsadere edilen varlıkların geri kazanım sürecine dahil edilmesi öngörülüyor. Her fon için ayrı geri kazanım hesabı oluşturulabilecek; tahsil edilen tutarların yatırımcılara ulaştırılmasında Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) rol üstlenecek.
SPK tarafından piyasa dolandırıcılığı, içeriden öğrenenlerin ticareti veya piyasa manipülasyonu gibi fiillerle bağlantılı olduğu belirlenen kişi ve kuruluşlar, düzenlemede öngörülen kapsamda ödemelerden yararlanamayacak.
Ayrıca ilgili kurumlar arasında bilgi paylaşımı yapılması da öngörülüyor.

Gümüş piyasasında geçen hafta yaşanan sert dalgalanmanın ardından fiyatlar yeniden 60 doların üzerine yükseldi. 9 Ekim Cuma günü yüzde 2,7 değer kazanan ons gümüş, haftayı 60,67 dolardan tamamladı. Şimdi yatırımcılar, 14–16 Ekim tarihleri arasında açıklanacak ekonomik verilerin fiyatlardaki toparlanmayı destekleyip desteklemeyeceğini izliyor.
Çin'den gelecek enflasyon rakamları ile ABD'nin tüketici enflasyonu, üretici fiyatları, perakende satışlar ve sanayi üretimi verileri, doların ve tahvil getirilerinin yönü açısından önem taşıyor. Bu göstergelerin Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentileri değiştirmesi, gümüş fiyatlarında yeni hareketlerin önünü açabilir.5–9 Ekim haftasında gümüş, doların güçlenmesi ve ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi nedeniyle satış baskısıyla karşılaştı. Vadeli gümüş işlemlerinde fiyat, 7 Ekim'de 59,90 dolara, 8 Ekim'de ise 59,06 dolara kadar geriledi. Böylece fiyatlar yaklaşık iki ayın en düşük seviyelerine yaklaştı.
Haftanın son işlem gününde ise piyasada alımlar öne çıktı. Gümüş vadeli işlemleri 9 Ekim Cuma günü yüzde 2,7 yükselerek 60,67 dolardan kapanış yaptı. Haftalık bazda kazanç yaklaşık yüzde 1,2 olarak gerçekleşti.
Fiyatın yeniden 60 doların üzerine çıkması kısa vadeli görünümü desteklese de bu hareket, yükseliş trendinin kesin olarak başladığını göstermiyor. Yeni haftada açıklanacak veriler, toparlanmanın devam edip etmeyeceğine ilişkin daha fazla ipucu verecek.
Yeni haftanın ilk önemli veri başlıklarından biri, Çin'in eylül ayına ilişkin tüketici ve üretici enflasyonu olacak. Verilerin 14 Ekim Çarşamba günü Türkiye saatiyle 04.30'da açıklanması bekleniyor.
Dünyanın önde gelen sanayi ekonomilerinden biri olan Çin'deki üretim ve talep koşulları, gümüş piyasası açısından önem taşıyor. Sanayi faaliyetlerinde zayıflama görülmesi, özellikle üretimde kullanılan gümüşe yönelik talep beklentilerini olumsuz etkileyebilir.
Buna karşılık fiyat baskılarının hafiflemesi ve ekonomik görünümün iyileşmesi, piyasalarda daha olumlu bir beklenti oluşturabilir. Yine de Çin verilerinin etkisi, küresel faiz görünümü ve diğer ekonomik göstergelerle birlikte değerlendirilmeli.
Çarşamba günü saat 15.30'da açıklanması beklenen ABD eylül ayı tüketici fiyat endeksi (TÜFE), gümüş fiyatlarının kısa vadeli yönü açısından haftanın en kritik göstergelerinden biri olacak.
Enflasyonun piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşmesi, ABD Merkez Bankasının (Fed) faizleri uzun süre yüksek tutabileceği veya daha sıkı bir politika izleyebileceği düşüncesini güçlendirebilir. Bu ihtimalin doları ve tahvil getirilerini yükseltmesi, faiz getirisi sunmayan gümüş üzerinde baskı yaratabilir.Enflasyonun beklentilerin altında kalması ise para politikasının gevşeyebileceği yönündeki beklentileri destekleyebilir. Böyle bir tablo, değerli metallere yönelik talebi artırabilir.
Piyasanın değerlendirmesinde yalnızca genel enflasyon oranı değil, enerji ve gıda gibi oynak kalemlerin etkisini dışarıda bırakan çekirdek enflasyon göstergeleri de önemli olacak.
14 Ekim Çarşamba günü saat 21.00'de yayımlanması beklenen Fed Bej Kitap raporu da yatırımcıların takip edeceği gelişmeler arasında yer alıyor.
Raporda ABD'nin farklı bölgelerindeki ekonomik faaliyetler, istihdam koşulları, işletmelerin maliyetleri ve fiyat hareketleri hakkında değerlendirmeler bulunuyor.
Şirketlerin artan maliyetlere ilişkin bildirimleri ve tüketici talebinin gücü, Fed'in önümüzdeki dönemde izleyeceği politikaya yönelik beklentileri etkileyebilir. Ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak fiyat baskılarının sürdüğü bir görünüm, piyasalardaki belirsizliği artırabilir.
ABD'de 15 Ekim Perşembe günü saat 15.30'da eylül ayı üretici fiyat endeksi (ÜFE) ile perakende satış verilerinin açıklanması bekleniyor. İki gösterge, enflasyon baskıları ve tüketici harcamalarının durumu hakkında farklı açılardan bilgi verecek.
Üretici fiyatlarının tahminlerin üzerinde artması, işletmelerin maliyetlerinin yüksek kaldığına ve bu baskının tüketici fiyatlarına yansıyabileceğine işaret edebilir. Böyle bir gelişme, faizlerin yüksek kalacağı beklentisini güçlendirerek gümüş fiyatlarını olumsuz etkileyebilir.
Perakende satışların güçlü gelmesi ise ABD ekonomisinin yüksek faizlere rağmen dayanıklılığını koruduğunu gösterebilir. Bu durumun faiz beklentilerini yukarı çekmesi, gümüş üzerinde baskı oluşturabilir.
Öte yandan zayıf perakende satışlar ekonomik yavaşlama endişelerini artırabilir. Bunun gümüş açısından olumlu bir gelişmeye dönüşmesi, faizlerdeki olası düşüşün sanayi talebine ilişkin kaygılardan daha baskın olmasına bağlı olacak.
Haftanın son önemli veri günü olan 16 Ekim Cuma'da ABD'nin eylül ayı ithalat ve ihracat fiyat endekslerinin saat 15.30'da, sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranının ise saat 16.15'te açıklanması bekleniyor.
İthalat ve ihracat fiyatları, küresel maliyet hareketlerinin ABD ekonomisine yansımasını değerlendirmeye yardımcı olacak. Sanayi üretimi verileri ise ekonomik faaliyetin ne kadar güçlü seyrettiğine ilişkin önemli göstergeler arasında bulunuyor.Gümüş, değerli metal olmasının yanı sıra elektronik, güneş enerjisi sistemleri ve çeşitli sanayi alanlarında da kullanılıyor. Bu nedenle üretim faaliyetlerindeki güçlenme, metalin fiziksel talebi açısından destekleyici olabilir.
Ancak güçlü sanayi verileri, Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini de artırabilir. Bu nedenle ekonomik büyümenin güçlenmesi, gümüş fiyatlarına her zaman doğrudan olumlu yansımayabilir.
Gümüşün 60 doların üzerine dönmesi, kısa vadeli teknik görünüm açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. Bununla birlikte fiyatın bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlaması, toparlanmanın gücünü değerlendirmek açısından önem taşıyor.
9 Ekim tarihli teknik değerlendirmede 61,70–61,94 dolar aralığı, yükselişin ivme kazanması açısından izlenen direnç bölgesi olarak öne çıkıyor. Fiyatın bu aralığı aşması durumunda 63,40 dolar seviyesi sonraki olası hedeflerden biri olarak değerlendiriliyor.Aşağı yönlü hareketlerde ise 60 doların yeniden kaybedilmesi, 59 dolar çevresindeki dip seviyelerin tekrar gündeme gelmesine neden olabilir.
Bu seviyeler kesin fiyat tahminleri veya garanti edilmiş hedefler değil. Piyasa koşulları, ekonomik veriler ve yatırımcı beklentileri doğrultusunda değişebilecek teknik referanslar olarak ele alınmalı.
14–16 Ekim dönemindeki ekonomik verilerin ardından piyasaların odağında Fed'in 27–28 Ekim tarihli para politikası toplantısı bulunuyor. Toplantıdan çıkacak faiz kararı kadar, bankanın gelecekteki faiz adımlarına ilişkin vereceği mesajlar da değerli metallerin seyri açısından belirleyici olabilir.
Enflasyonun yüksek kalması ve ekonomik faaliyetlerin güçlü görünmesi, sıkı para politikasının daha uzun süre devam edebileceği beklentisini artırabilir. Enflasyonun yavaşlaması ve ekonomik göstergelerin zayıflaması ise daha ılımlı bir politika ihtimalini destekleyebilir.
Bu nedenle önümüzdeki hafta açıklanacak veriler, yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerini değil, ay sonundaki Fed toplantısına yönelik beklentileri de şekillendirebilir.
Kısa vadeli piyasa hareketlerinin yanı sıra uluslararası yatırım kuruluşlarının fiyat beklentileri de gümüş yatırımcılarının gündeminde yer alıyor.
J.P. Morgan'ın 13 Ağustos 2026 tarihli araştırmasında, gümüşün 2026'nın son çeyreğinde ons başına ortalama 63 dolar seviyesinde işlem görmesi bekleniyor. Bankanın tahminleri, 2026 yılının tamamı için 70,6 dolar, 2027 yılı için ise 63,9 dolar ortalama fiyat öngörüsüne işaret ediyor.
Bu rakamlar, belirli bir tarihte ulaşılması beklenen kesin fiyatlar değil, ilgili dönemlere yönelik ortalama fiyat tahminleri olarak değerlendirilmeli.
Araştırmada fiziki piyasadaki sıkışıklığın azalması, sanayi talebinin zayıflaması ve yüksek faiz ortamı, gümüşün önceki dönemdeki hızlı yükselişini tekrarlamasını zorlaştırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Gümüşün orta ve uzun vadeli görünümünde arz-talep dengesi de önemini koruyor. Silver Institute tarafından nisan ayında yayımlanan 2026 yılı araştırmasına göre, küresel gümüş piyasasında bu yıl 46,3 milyon ons arz açığı oluşması bekleniyor. Tahminin gerçekleşmesi halinde piyasada üst üste altıncı yılda da arz talebin gerisinde kalacak.
Bununla birlikte sanayi talebinin aynı hızla büyümesi beklenmiyor. Araştırmada 2026 yılı sanayi kullanımının yüzde 3 azalarak 639,6 milyon onsa gerileyeceği öngörülüyor.
Güneş paneli üretiminde kullanılan gümüş miktarının azaltılması ve alternatif malzemelere yönelim, sanayi talebini sınırlayan unsurlar arasında bulunuyor. Yapay zekâ altyapısı, elektrikli araçlar ve elektrik şebekelerine yönelik yatırımlar ise gümüş kullanımını destekleyebilecek alanlar olarak öne çıkıyor.
Arz açığı fiyatlar açısından destekleyici bir unsur olsa da talepteki değişim, faiz oranları ve yatırımcıların pozisyonları da fiyatların yönünde etkili olmaya devam edecek.
Türkiye'de gram gümüş yatırımı yapanlar için uluslararası piyasalardaki ons fiyatının yanı sıra dolar/TL kurundaki değişimler de büyük önem taşıyor.
Ons gümüşün yükselmesi ve dolar/TL kurunun aynı dönemde artması, gram fiyatını birlikte destekleyebilir. Buna karşılık ons fiyatındaki yükselişin kurdaki gerilemeyle dengelenmesi, gram gümüşteki kazancı sınırlayabilir. Ons fiyatı düşerken dolar/TL'nin yükselmesi ise kaybın bir bölümünü telafi edebilir.
Yeni haftada olumlu senaryonun oluşması için ABD verilerinin faiz baskısını hafifletmesi ve ons gümüşün 60 dolar üzerinde kalıcılık sağlaması önem taşıyor. Bu koşulların güçlenmesi halinde 61,70–61,94 dolar aralığı ve ardından 63,40 dolar seviyesi yeniden gündeme gelebilir.
Buna karşılık enflasyonun beklentileri aşması, tahvil getirilerinin yükselmesi ve sanayi talebine ilişkin kaygıların artması, fiyatlarda yeni bir geri çekilmeye yol açabilir.
Gram gümüşte işlem yapmayı düşünen yatırımcıların ons fiyatı ve döviz kurunun yanı sıra fiziki alımlardaki alış-satış farkını, komisyonları ve diğer işlem maliyetlerini de hesaba katması gerekiyor.

Sigortada sahte hasarlar filmlere konu olan bir konu. Sigorta şirketleri teknoloji geliştikçe dolandırıcıların yöntemlerini keşfedip açıkları kapatmaya çalışırken dolandırıcılar da boş durmuyor.
Habertürk'te Rahim Ak imzalı haberde görüşlerine yer verilen sigorta şirketlerine teknolojik destek sağlayan FraudFlow'un Kurucusu ve CEO’su Güneş İnal, dolandırıcıların son taktiklerinin araçlarının gerçek fotoğraflarını kullanarak yapay zekâ ile araç üzerinde gerçekte var olmayan hasarlar oluşturmak olduğunu belirtiyor. İnal'ın verdiği bilgilere göre bu kişiler yapay zeka görselleri üzerinden hasar başvurusunda bulunuyor.
İnal, üretken yapay zekâ araçlarıyla 10–15 saniye içerisinde, insan gözüyle gerçek bir hasar fotoğrafından ayırt edilmesi son derece güç görseller üretmenin mümkün olduğunu belirterek "Araç üzerindeki ezikler, kırık farlar, tampon ve kaporta hasarları; ışık, gölge ve çevresel detaylarla birlikte son derece gerçekçi biçimde oluşturulabiliyor. Bu durum, yalnızca klasik görsel kontrole dayanan hasar inceleme süreçleri açısından yeni bir risk alanı yaratıyor" diyor.
İnal, buna karşı kendilerinin de yapay zekâya karşı yapay zekâyı kullandıklarını ImageMap teknolojisi ile hasar süreçlerine dahil edilen görselleri analiz ederek insan gözüyle fark edilmesi oldukça güç manipülasyon izlerini tespit ettiklerini Böylece şüpheli görselleri henüz hasar değerlendirme sürecindeyken belirleyerek ilgili dosyaları inceleme ekiplerinin dikkatine sunduklarını kaydediyor.
İnal, bugüne kadar FraudFlow ile gerçekleştirdikleri analizlerde, yapay zekâ ile manipüle edilmiş görsellerin kullanıldığı 39 şüpheli hasar dosyası tespit ettiklerini bu dosyaların toplam hasar tutarının yaklaşık 6,5 milyon TL seviyesinde olduğunu ifade ediyor.
İnal, "Bu tablo bize sigorta suiistimalinin artık yalnızca geçmiş veriler, sahte belgeler veya organize ilişkiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Üretken yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte “gördüğümüz şey gerçekten yaşandı mı?” sorusu da hasar süreçlerinin önemli kontrol noktalarından biri haline geliyor. Yapay zekâ suiistimalcilerin elinde yeni yöntemler yaratırken, doğru kullanıldığında sigorta şirketlerine bu yöntemleri ortaya çıkarabilecek çok daha güçlü bir savunma mekanizması da sunuyor "diye konuşuyor.

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Modern savaşlarda üstünlük yalnızca silahlarla değil, düşmanı ne kadar erken tespit edebildiğinizle de belirleniyor. Türkiye, savunma sanayisinde geliştirdiği yerli radar teknolojileriyle hava sahasının korunmasında kritik bir kapasite oluşturuyor.
Çelik Kubbe kapsamında görev yapan radar sistemleri, savaş uçaklarından insansız hava araçlarına kadar farklı tehditlerin tespit ve takibinde önemli rol oynuyor.ASELSAN’ın MURAD AESA radarı ve ALP radar ailesi ile Meteksan’ın MİLSAR sistemi, Türkiye’nin farklı platformlardaki radar kabiliyetlerini ortaya koyuyor.

Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarındaki tahvil satışları hız kazandı. Son haftalarda yaşanan fonlama ve likidite kaynaklı gelişmelerin etkisiyle yabancı yatırımcıların tahvil piyasasından çıkışı 1 milyar doları aştı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, yabancı yatırımcılar 2 Ekim ile sona eren haftada devlet iç borçlanma senetlerinde 484,7 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi. Özel sektör tahvillerindeki satış ise yaklaşık 60 milyon dolar oldu.
Böylece söz konusu haftada yabancı yatırımcıların tahvil piyasasındaki toplam satışı 500 milyon doların üzerine çıktı.
Yabancı yatırımcıların tahvil piyasasındaki satışları son üç haftada belirgin şekilde hızlandı. Bu dönemde tahvil piyasasından çıkan yabancı kaynak miktarı 1,8 milyar doları aştı.
Satışların hızlanması, Türkiye'nin tahvil piyasasında yabancı yatırımcı pozisyonlarının yeniden şekillendiğine işaret etti.
Yabancı yatırımcıların aynı haftada hisse senedi piyasasında da satış tarafında olduğu görüldü. Böylece yabancıların TL cinsi varlıklardaki toplam satış eğilimi güç kazandı.
Piyasalardaki hareketlilikte küresel fon akımlarının yanı sıra yatırımcıların risk iştahındaki değişim de etkili oldu.
Tahvil piyasasında son haftalarda yaşanan yüksek tutarlı çıkışların ardından piyasaların odağında yabancı yatırımcıların yeniden pozisyon alıp almayacağı bulunuyor.
Yabancı sermaye girişlerinin seyri, tahvil faizleri ve TL varlıkların performansı açısından yakından takip ediliyor.

ABD merkezli içecek devi Coca-Cola'nın, İngiliz kahve zinciri Costa Coffee'yi satmak amacıyla yeni seçenekleri değerlendirmeye hazırlandığı öne sürüldü. Semafor'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre şirket, yılın başında sonuç alamadığı satış girişiminin ardından Costa Coffee'yi elden çıkarmak için yeniden harekete geçmeyi planlıyor.
Financial Times'ın ocak ayında yayımladığı haberde, özel sermaye yatırım şirketlerinden gelen tekliflerin Coca-Cola'nın beklentilerinin altında kalması üzerine Costa Coffee'nin satış planlarının askıya alındığı aktarılmıştı.
![]()
Semafor'un haberinde ise en az bir stratejik alıcının kahve zincirini satın alma ihtimalini değerlendirdiği, ancak değerleme konusundaki anlaşmazlıklar ve stratejik uyumla ilgili endişeler nedeniyle bu seçeneğin rafa kaldırıldığı belirtildi.
Coca-Cola, daha sağlıklı içecek alternatiflerine yönelik faaliyetlerini genişletme stratejisi doğrultusunda Costa Coffee'yi 2018 yılında 5,1 milyar dolara bünyesine katmıştı.
Söz konusu satın alma, şirketin geleneksel içecek portföyünün dışına çıkarak farklı ürün kategorilerinde büyüme hedefinin önemli adımlarından biri olarak gerçekleştirilmişti.

Enerji Piyasaları İşletme AŞ verilerine göre, dün spot doğal gaz piyasasında işlem hacmi 2 milyon 228 bin 616 lira oldu. Bu tutar, önceki gün 3 milyon 32 bin 800 lira olarak açıklanmıştı.
Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 19 bin 48 lira olarak belirlenirken, gaz ticaret miktarı 117 bin metreküp oldu.
Piyasa katılımcıları için dengeleme gazı alış fiyatı 20 bin lira 40 kuruş, satış fiyatı ise 18 bin 95 lira 60 kuruş olarak belirlendi.
Türkiye'ye dün 125 milyon 371 bin 725 metreküp gaz girişi gerçekleşti. Piyasaya arz edilen doğal gaz miktarı ise 125 milyon 492 bin 26 metreküp olarak kayıtlara geçti.
![]()
Enerji Piyasaları İşletme AŞ verilerine göre, spot elektrik piyasasında işlem hacmi bugün düne göre yüzde 34,47 azalarak 1 milyar 107 milyon 83 bin 589 lira olarak gerçekleşti.
Gün öncesi piyasada bir megavatsaat elektriğin fiyatı, yarın için en yüksek saat 19.00'da 4 bin 500 lira, en düşük saat 09.00-14.00 saatlerinde 0 lira olarak tespit edildi.
Gün öncesi piyasada bir megavatsaat elektriğin aritmetik ortalama fiyatı 2 bin 260 lira 82 kuruş, ağırlıklı ortalama fiyatı ise 2 bin 392 lira 56 kuruş oldu.
Spot piyasada bir megavatsaat elektriğin fiyatı, bugün için en yüksek 4 bin 500 lira, en düşük 249 lira olarak kayıtlara geçti.

Türk savunma sanayisinin Avrupa'daki yükselişi yeni bir boyuta taşınıyor. İsrail yapımı Heron gibi İHA sistemlerinin de bulunduğu uluslararası pazarda, İtalya ve İngiltere ile Türk İHA'ları için görüşmeler yürütülüyor. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, iki ülkeyle İHA alanındaki iş birliklerine işaret ederken "NATO 3.0 tasarlanırken Türkiye, bu tasarımın merkez ülkelerinden biri olacak" açıklamasında bulundu.
İspanya'nın HÜRJET tercihi ve Avrupa ülkeleriyle savaş gemisi üretimindeki iş birliklerinin ardından İtalya ve Birleşik Krallık ile insansız hava araçları alanında yürütülen çalışmalar gündeme geldi.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, İstanbul'da düzenlenen ALFA 2026 etkinliğinde Türkiye'nin NATO içindeki savunma sanayisi ortaklıklarını değerlendirdi.
Görgün, İHA alanında İtalya ve Birleşik Krallık ile, savaş gemisi üretiminde ise Portekiz ve Romanya ile kurulan iş birliklerine işaret etti.
![]()
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Türk savunma sanayisinin Avrupa'daki ortaklıklarının giderek genişlediğini vurguladı.
İspanya'nın ileri jet eğitim uçağı ihtiyacına TUSAŞ tarafından geliştirilen HÜRJET ile cevap verildiğini hatırlatan Görgün, İtalya ve Birleşik Krallık ile İHA alanındaki iş birliklerine değindi.
Görgün, "İspanya'nın ileri jet eğitim uçağı ihtiyacına, TUSAŞ'ın geliştirdiği HÜRJET ile cevap verdik. İspanyol ekosistemini de sürece dahil ettik. İHA sistemlerinde İtalya ve Birleşik Krallık'la, savaş gemisi üretiminde Portekiz ve Romanya'yla kurduğumuz işbirlikleri de bu yaklaşımın diğer güzel örnekleri olarak verilebilir" dedi.
Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatında NATO ülkelerinin payı da öne çıktı.
Görgün, "Savunma ve havacılık ihracatımızın yüzde 56'sını NATO ülkelerine gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Türk savunma sanayisinin üretim kapasitesi, teslimat performansı ve maliyet etkin çözümlerinin müttefik ülkelerle yürütülen ortaklıklarda önemli rol oynadığına değindi.
![]()
Türkiye'nin NATO içindeki konumunun yalnızca askerî personel ve kuvvet büyüklüğüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Görgün, savunma sanayisi ürünlerinin İttifak'ın kolektif savunmasına katkısına işaret etti.
Görgün, "Büyük bir özgüvenle ifade ediyorum ki NATO 3.0 tasarlanırken Türkiye, bu tasarımın merkez ülkelerinden biri olacak" dedi.
Türkiye'nin uzun yıllar NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip ülke olarak anıldığını hatırlatan Görgün, bugün yerli savunma ürünleriyle İttifak'ın savunma kapasitesine niteliksel katkı sağlandığına dikkat çekti.
Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda 5-8 Ekim tarihlerinde düzenlenen ALFA 2026 etkinliğinde 28 yerli firma, altı farklı senaryoda geliştirdikleri teknolojileri sergiledi.
Alfa 2026 kapsamında mildar, toraman, kaptan, sümer, kafes, dekon ve bade projeleriyle geliştirilen kabiliyetler de sergilendi.
Görgün, "Yeni nesil teknolojilerimiz artık sadece masada değil, laboratuvarda değil, sahada" ifadelerini kullandı.
NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığı ile imzalanan mutabakat muhtırasıyla Türk savunma sanayisinin yenilikçi çözümlerinin İttifak'ın deneme, doğrulama ve kabiliyet geliştirme süreçlerine daha erken aşamada dahil edilmesi hedefleniyor.
İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) tarafından geliştirilen Heron ailesi, uzun yıllardır Avrupa ülkelerinin insansız hava aracı envanterlerinde yer alıyor. Almanya ve Yunanistan gibi ülkelerin de kullandığı İsrail yapımı sistemlere karşı Türkiye, ANKA, AKSUNGUR ve Bayraktar TB2 gibi yerli platformlarıyla uluslararası pazarda alternatif oluşturuyor.
Türkiye ile İngiltere arasındaki savunma sanayisi iş birliği yalnızca savaş uçaklarıyla sınırlı değil. Kasım 2025'te Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile İngiliz savunma devi BAE Systems, insansız hava sistemleri ve ilgili teknolojiler alanında iş birliği yapmak üzere mutabakat zaptı imzaladı.
İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinin eski komutanı Mareşal Mike Wigston ise geçmişte TUSAŞ'ı ziyaret ederek AKSUNGUR İHA'yı yerinde incelemişti.








Bu hafta yatırım seçenekleri arasında gram altın yüzde 0,48; dolar yüzde 0,63 değer kazandı.
The post Yatırımda haftalık tablo: Altın ve dolar değer kazandı appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .AKP’nin fon krizi teklifinde yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme, şahsi sorumluluk ve malvarlığı tahsili öngörülüyor.
AKP fon krizi için kanun teklifini sundu: Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme, zarara uğratanlara şahsi sorumluluk Medyascope
BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 52,40 puan artarken, toplam işlem hacmi 114,1 milyar lira oldu.
Bankacılık endeksi yüzde 0,26, holding endeksi yüzde 1,45 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 4,79 ile madencilik, en fazla kaybettiren ise yüzde 5,15 ile finansal kiralama, faktoring oldu.
Küresel piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a ara seçimler öncesinde saldırı düzenlemeyeceklerini açıklamasının ardından enerji arzına ilişkin endişelerin hafiflemesi ve petrol fiyatlarının gerilemesiyle pozitif seyrediyor.
Yurt içinde de Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, bankacılık ve holding sektöründeki satışlara karşın, küresel piyasalardaki pozitif seyre paralel günü alıcılı bir seyirle tamamladı.
Bununla birlikte AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan "Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi", TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklife göre kurulca belirlenen fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bugün gerçekleştirilen dördüncü Fon Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda ise tasfiye süreçleri ve ara ödemelere ilişkin teknik hazırlıklar gözden geçirildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının açıklamasına göre, toplantıda fahiş kazançların iadesi için kurumlar arasında yürütülecek koordinasyon çalışmaları da ele alındı.
Analistler, haftaya yurt içinde cari denge, bütçe dengesi ve konut satışları, yurt dışında ise ABD'de enflasyon, perakende satışlar, sanayi üretimi ile Almanya ve Çin'de enflasyon başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.400 ve 12.500 puanın direnç, 12.100 ve 12.000 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Sektöre özel yapay zeka harcamaları 1 yılda yaklaşık 3 katına çıktıTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Yapay Zeka İstatistikleri’ne göre, Türkiye’de yapay zeka teknolojilerinden en az birini kullanan girişimlerin oranı 2021'de %2,7 iken 2025'te %7,5'e yükseldi. Öte yandan 2025 itibarıyla Türkiye’de 10-49 çalışanlı girişimlerde kullanım oranı %6,6'da kalırken, Avrupa Birliği'nde 10 ve üzeri çalışanı olan 5 işletmeden birinin 2025'te yapay zeka kullandığı görüldü.
Farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin ihtiyaçlarına yönelik yapay zeka destekli yazılımlar geliştiren ve şirketlerin günlük iş akışlarında zaman alan süreçlerin verimliliğini artıran İstanbul merkezli yazılım şirketi URİKEM, bu açığı kapatmak için harekete geçti.
BENİMSEMENİN ÖNÜNDEKİ ENGEL, UZMANLIK EKSİKLİĞİ
TÜİK verileri, yapay zeka kullanmayı planlayan işletmelerin önemli bölümünün, uzmanlık eksikliğinden dolayı harekete geçemediğini de ortaya koydu. Buna göre şirketlerin yapay zeka benimsemesinin önündeki engeller arasında %74,2 oranla uzmanlık eksikliği, %67,4 oranla yüksek maliyetler öne çıktı.
![]()
Yapay zeka modellerinin günden güne çeşitlendiğini, bu alana yönelik yatırımlar arttıkça maliyetlerin de azalacağını vurgulayan URİKEM Genel Müdürü Kutlu Altun, “Son olarak Anthropic, çoğu görevde %40 daha az maliyetle Fable 5.1'in seviyesinde performans gösteren yeni modeli Claude Opus 5.5’i duyurdu. Teknoloji ölçeklendikçe erişim kolaylaşsa da pek çok işletme için yapay zeka dönüşümüne nereden başlanacağı daha büyük bir soru işaretine dönüşüyor. 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nda da KOBİ'lerin yapay zeka çözümlerine erişiminin desteklenmesi hedefleniyor. Bu noktada erişilebilir, sektöre ve şirketlerin süreçlerine özgü özel yazılımlar üreten URİKEM gibi paydaşların önemi artıyor” dedi.
SEKTÖRE ÖZEL YAPAY ZEKA ÇÖZÜMLERİNE YAPILAN KURUMSAL HARCAMALAR ARTIYOR
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, sektöre özel yapay zeka çözümlerine 2024’te yapılan 1,2 milyar dolar kurumsal harcamanın, 2025 yılında 3,5 milyar dolara çıktığını hatırlatan Kutlu Altun, “Aynı dönemde şirketler, yapay zeka kullanım senaryolarının %76'sını kendileri geliştirmek yerine hazır çözüm olarak satın almaya başladı. Aynı sektörde çalışan şirketler dahi farklı çalışma yöntemlerine sahip olabiliyor. Bu noktada, yazılımların günlük işleyişe uyum sağlaması kritik önem taşıyor. Genel yapay zeka araçları bireysel verimliliği artırmasa da iş akışlarına uyarlanmadıkları ve şirket süreçleriyle beslenmedikleri müddetçe yetersiz kalıyor. Biz, aday müşterilerimizden hangi sektörde çalıştıklarını, hangi işte zaman kaybettiklerini ve neyi kolaylaştırmak istediklerini anlatmalarını istiyoruz. Teknik şartname beklemeden, verimli bir süreç yönetimiyle ihtiyacı, sektörü ve şirketi anlayan gerçek çözümler üretiyoruz” diye konuştu.
ŞİRKETLER TEKRAR EDEN İŞLERİ KOLAYLAŞTIRMAK İSTİYOR
Bugüne kadar teslim ettikleri tüm çözümlere dair ayrıntıları urikem.ai internet sitesinde düzenli olarak paylaştıklarını dile getiren Kutlu Altun,“Toplu veri girişi, belgelerden tablo oluşturma, envanter hazırlama, tedarikçi yazışmalarını takip etme, mükerrer kayıtları temizleme ve eksik dosyaları tamamlama gibi tekrar eden, emek yoğun işlere yönelik çok talep alıyoruz. Şirketler özellikle tekrar eden işleri yapay zeka desteğiyle otomatikleştirme konusunda desteğe ihtiyaç duyuyor” dedi.
Kurulduğu 2023 yılından bu yana yapay zeka dönüşümüne odaklanan URİKEM’in; kimyasal mevzuat danışmanlığı alanında faaliyet gösteren, regüle sektörlere ve saha operasyonlarına aşina bir şirket olan ONAY Mühendislik’in birikimini taşıdığını hatırlatan URİKEM Genel Müdürü Kutlu Altun, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“İlk olarak kimya sektöründe kayıt, bildirim, takip süreçlerine yönelik uygulamalar geliştirdik. Bugün ise talepleri içeriden tanıyarak ihtiyaca uygun çözümler geliştirme metodolojimizi farklı sektörlere uyarlıyoruz. URİKEM olarak şirkete özel yapay zeka çözümlerinin yanı sıra internet sitesi, randevu sistemi, yapay zeka müşteri asistanı, rapor ve teklif otomasyonu gibi hazır çözümler de sunuyoruz.”

Karabük'ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen ve 'dünyanın en pahalı baharatı' olarak adlandırılan safranda hasat maratonu başladı.
Avrupa Birliği Komisyonu tarafından coğrafi işareti tescillenen safranın bu yılki hasadından elde edilecek ürün 800 bin liradan satışa sunulacak.
UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan safran; boya, yemek, kozmetik, ilaç ve gıda gibi birçok alanda kullanılmasının yanı sıra; hücre yenileme, hafızayı güçlendirme, astım ve solunum yolu hastalıkları, sindirim ve diş eti güçlendirme gibi birçok etkisi var.
Kasım ayının ortalarına kadar sürecek hasat döneminde, safran tarlaları ziyaretçileri de ağırlayacak.
Ziraat mühendisi ve safran üreticisi Mine Yılmaz, 7 Ekim itibarıyla safranların çiçek açmaya başladığını belirterek, çiçeklenme yoğunluğunun ve hasat döneminin yaklaşık 45 gün sürdüğünü söyledi.
Yaklaşık 20 dekarlık alanda üretim yaptıklarını aktaran Yılmaz, farklı yaşlardaki parsellerde yetiştiricilik gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Yılmaz, bitkinin biyolojik özellikleri nedeniyle üç yıllık parsellerde daha fazla çiçek verimi beklediklerini dile getirerek, hasat süresince her gün çiçek toplayacaklarını kaydetti.
![]()
Son 5 yılla kıyaslandığında bu yıl sonbahar yağışlarının ve hava şartlarının daha iyi seyrettiğini anlatan Yılmaz, bunun çiçeklenme tarihini etkilediğini vurguladı.
Yılmaz, safranların bu yıl yaklaşık 1-1 buçuk hafta erken çiçek açtığını belirterek, çiçeklenme yoğunluğuna göre ziyaretçilere hasat deneyimi yaşatmayı da planladıklarını bildirdi.
Çocukluğunun safran üretim çiftliğinde geçtiğini aktaran Yılmaz, babasıyla birlikte tarlada çalışarak yetiştiriciliği öğrendiğini, ziraat mühendisi olduktan ve yüksek lisans çalışmalarına başladıktan sonra son iki yıldır üretimi daha profesyonel şekilde sürdürdüklerini kaydetti.
![]()
Safran üreticisi İsmail Yılmaz da safranı yakından görmek isteyen ziyaretçileri tarlalarına davet etti.
Bu yıl yeni sezon ürününün gram fiyatını 800 lira, kilogram fiyatını ise 800 bin lira olarak belirlediklerini ifade eden Yılmaz, sezon sonunda elde edilecek toplam miktarın netleşeceğini, yaklaşık 15 kilogram ürün beklediklerini söyledi.
Yılmaz, Safranbolu'da 1-4 Kasım tarihlerinde 10. Safran Festivali'nin düzenleneceğini belirterek, 4 gün sürecek etkinliğin bu yıl daha uluslararası nitelikte gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini sözlerine ekledi.

Araç muayene istasyonlarının açılması, işletilmesi ve denetimine ilişkin yönetmelikte değişikliğe gidildi. Düzenlemeyle, mevzuata aykırı hareket eden istasyon işletmecilerine uygulanacak idari para cezaları yeniden belirlendi.
Araç muayene istasyonu işletmecilerine uygulanacak idari para cezaları üç ayrı grupta düzenlendi.
Yönetmelikte belirtilen bazı yükümlülüklere aykırı hareket eden işletmecilere 17 bin 376 TL, farklı yükümlülükleri ihlal edenlere 43 bin 447 TL, daha ağır kapsamda değerlendirilen ihlallerde ise 100 bin TL idari para cezası uygulanacak.
Düzenlemeyle araç muayene istasyonlarının denetimine ilişkin hükümler de güncellendi. İstasyonların denetiminin, Karayolları Trafik Kanunu, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili yönetmelik kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacağı hükme bağlandı.
Ayrıca yönetmelikteki bazı yükümlülükler, istasyonların uyması gereken “idari şartlar” kapsamında tanımlandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik değişikliği, 9 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı yürütecek.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 595 bin liraya çıktı.
Altın piyasasında en düşük 6 milyon 535 bin lirayı, en yüksek 6 milyon 642 bin 222 lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 1,1 artışla 6 milyon 595 bin lira oldu.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 525 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 6 milyar 70 milyon 436 bin 138,60 lira, işlem miktarı ise 919,38 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 6 milyar 191 milyon 510 bin 860,64 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Akbank, Yapı Kredi Bankası, Garanti BBVA, Yıldız Döviz ve Yetkili Müessese ile NMGlobal Kıymetli Madenler olarak sıralandı.




Avro dolar karşısında 17 ayın en düşük seviyesinde seyrediyor.
The post Avro dolar karşısında 17 ayın en düşük seviyesinde appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .İhtiyaç kredilerinde takibe düşme oranı zirveyi gördü.
The post İhtiyaç kredilerinde takibe düşme oranı zirvede appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .Motorine (mazot) 6 lira 40 kuruş, benzin fiyatınaysa 96 kuruş indirim bekleniyor.
The post Motorine zam, benzine indirim bekleniyor appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,42 yükselişle 12.264,61 puandan başladı.
The post Borsa güne yükselişle başladı – 9 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .Bugün (9 Ekim) bir gram altın (9:10) 6.652,59 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 9 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .Dolar/TL 49,3419 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 55,4185 seviyesinden güne (9 Ekim) başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 9 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 09.10.2026 .Milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendiren 2027 yılı asgari ücretine ilişkin hesaplamalar gündeme gelmeye başladı. Aralık ayında yapılması beklenen Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıları öncesinde, enflasyon tahminleri üzerinden olası zam oranları hesaplandı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) eylül ayı verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 29,73, yılın ilk dokuz ayındaki enflasyon ise yüzde 24,32 olarak gerçekleşti.
Açıklanan verilerin ardından gözler, yıl sonu enflasyon beklentilerine ve yeni yılda çalışanların maaşlarına yapılabilecek artışa çevrildi.
Halen net 28 bin 75 TL olarak uygulanan asgari ücret üzerinden yapılan beş farklı hesaplama, zam oranına bağlı olarak yeni ücretin 35 bin 936 TL ile 36 bin 608 TL arasında değişebileceğini gösterdi.
Ekonomi yönetiminin hedefleri ve çeşitli kurumların enflasyon beklentileri esas alınarak hazırlanan senaryolarda, asgari ücrete yüzde 28 ile yüzde 30,39 arasında zam yapılması ihtimali değerlendirildi.
Söz konusu oranların mevcut net ücrete yansıtılmasıyla ortaya çıkan rakamlar şöyle:
Merkez Bankası enflasyon tahminine göre:
Zam oranı: Yüzde 28
Yeni net asgari ücret: 35.936 TL
Zam tutarı: 7.861 TL
Orta Vadeli Program (OVP) tahminine göre:
Zam oranı: Yüzde 28,4
Yeni net asgari ücret: 36.049 TL
Zam tutarı: 7.973 TL
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre:
Zam oranı: Yüzde 29,61
Yeni net asgari ücret: 36.389 TL
Zam tutarı: 8.313 TL
AA Finans Beklenti Anketi’ne göre:
Zam oranı: Yüzde 29,66
Yeni net asgari ücret: 36.403 TL
Zam tutarı: 8.327 TL
Finansal Kurumlar Birliği tahminine göre:
Zam oranı: Yüzde 30,39
Yeni net asgari ücret: 36.608 TL
Zam tutarı: 8.532 TL
Beş farklı hesaplama arasında en yüksek artış, yüzde 30,39’luk zam oranıyla Finansal Kurumlar Birliği tahminine dayanan senaryoda ortaya çıktı.
Bu oranın uygulanması halinde asgari ücretin 8 bin 532 TL artarak 36 bin 608 TL’ye yükselmesi öngörülüyor.
En düşük artışın hesaplandığı yüzde 28’lik senaryoda ise net asgari ücret 35 bin 936 TL seviyesinde kalıyor.
Böylece en düşük ve en yüksek zam senaryoları arasında 672 TL’lik fark oluşuyor.
Asgari ücrette yapılacak artışın belirlenmesinde enflasyon verilerinin yanı sıra çalışanların alım gücü, geçim koşulları ve işverenlerin maliyetleri de gündeme gelecek.
Ancak enflasyon tahminleri üzerinden yapılan bu hesaplamalar, kesinleşmiş bir zam oranı ya da komisyona sunulmuş resmi bir teklif niteliği taşımıyor.
Nihai rakam, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinin yer aldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun görüşmeleri sonucunda belirlenecek.
2027 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi için komisyonun aralık ayında bir araya gelmesi bekleniyor.
İlk toplantının aralık ayının başında yapılması öngörülürken, tarafların zam oranına ilişkin görüş ve taleplerini bu süreçte masaya taşıması bekleniyor.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından yeni asgari ücretin aralık ayının sonuna kadar açıklanması ve 1 Ocak 2027 itibarıyla yürürlüğe girmesi öngörülüyor.leniyor.

Fon tasfiye sürecinde A1 Capital, Bulls ve Pardus’a ait 17 fonun yatırımcı ödemelerine ilişkin tutarlar ilgili hesaplara aktarıldı.
Fon krizi: “17 fonun tasfiye tutarları hesaplara aktarıldı” Medyascope
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, odanın ekim ayı meclis toplantısında ekonomi gündemini değerlendirdi. Avdagiç, "2026'nın son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin temel sınavı yalnızca enflasyonu düşürmek olmayacak, enflasyonu düşürürken üretim, istihdam ve ihracat kapasitesini korumamız da gerekecek" dedi. İTO Meclisi'nin 21. dönemindeki son toplantısında Avdagiç, 27 Ekim seçimlerinde başkanlığa yeniden aday olduğunu açıkladı.
Avdagiç, küresel ekonominin daha yüksek maliyetli ve jeopolitiğin öneminin arttığı bir döneme girdiğini belirtti. Türkiye'nin hareket alanının şokları ortadan kaldırmaktan çok, şokların ekonomiye geçişini sınırlamaktan geçtiğini söyledi. İç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini belirten Avdagiç, seçici kredi mekanizmalarının, ihracat finansmanının, yatırım teşviklerinin ve enerji maliyetlerini azaltacak politikaların para politikasının tamamlayıcısı olması gerektiğini ifade etti. Dezenflasyonun maliyetinin üretime uzun süre fatura edilmemesini beklediklerini kaydetti.
Avdagiç, fon piyasasındaki gelişmelerin ardından alınan proaktif önlemlerin etkili sonuçlar doğurduğunu, finans ve sermaye piyasalarında sistemik risk oluşturacak bir tablo ortaya çıkmadığını söyledi. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin sürecin Cumhurbaşkanlığı'nın oluşturduğu kurulca koordine edilmesini önemsediklerini belirten Avdagiç, benzer bir durumun yaşanmaması gerektiğini, suçluların Türk adaleti önünde hesap vereceğine inandıklarını söyledi. Avdagiç ayrıca Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a yönelik "kara propaganda" yürütüldüğünü öne sürerek bunu kınadı.
Avdagiç, 27 Ekim seçimlerinden sonra icraatlarını sürdürmek için başkanlığa aday olduğunu söyledi. Seçimin vakar ve kardeşlik içinde geçmesini diledi.
Avdagiç, dijitalleşmeyi yapay zekâ ile üretimi ve verimliliği artıracak bir adıma taşıdıklarını, e-ticaret ve e-ihracat eğitimleri verdiklerini söyledi. Teknopark İstanbul, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve SoftITO Akademi ile bir teknoloji ve girişimcilik ekosistemi kurduklarını, 8 yılda dünyanın en iyi 3. startup merkezini oluşturduklarını belirtti. Tarihi yapıların restorasyonu, yeni genel merkez binası ve İstanbul Fuar Merkezi'nin kapasite artışı gibi projelere de değindi.
Avdagiç, son 3 yıldır ekim ayı meclis toplantılarına Gazze'yi anarak başladığını belirterek, 7 Ekim 2023'te başlayan saldırıların üzerinden 3 yıl 1 gün geçtiğini söyledi ve adaletin gerçekleşmesini diledi.



Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Ticaret Bakanı ve MÜSİAD'ın geçmiş dönem Genel Başkanı Prof. Dr. Ömer Bolat hakkında gündeme getirilen iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
MÜSİAD'ın 37 yıldır Türkiye'nin geleceği için çalışan, kalkınmayı üretim ve ticarette gören bir iş dünyası teşkilatı olduğunu belirten Özdemir, yaşanan süreçte kamuoyuna karşı sorumlulukları gereği görüşlerini paylaşma ihtiyacı duyduklarını ifade etti.
Özdemir, yaşananların yalnızca Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ı değil, toplumun ihtiyaç duyduğu doğru, dürüst ve temiz siyaset anlayışını da hedef aldığını söyledi.
Ömer Bolat hakkında dün akşam ortaya atılan iddialara dikkat çeken Özdemir, Bakan Bolat'ın yaptığı ayrıntılı açıklama ve sunduğu belgelerin iddiaların dayanaksız olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Bolat'ın suçlamalar karşısında gösterdiği şeffaf yaklaşımın, MÜSİAD ailesi olarak uzun zamandır şahit oldukları dürüstlüğünün göstergesi olduğunu kaydeden Özdemir, bu yaklaşımın toplumun tüm kesimleri için ölçü ve emsal teşkil etmesini temenni ettiklerini ifade etti.
MÜSİAD olarak kamuoyu vicdanında derin yara oluşturan sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini ve yaşananların gerçek sorumlularının hesap vermesini desteklediklerini belirten Özdemir, mesnetsiz suçlamalarla itibar suikastı yapılmasının ise adalet ve hakkaniyet arayışına zarar vereceğini söyledi.
Özdemir, bu tür suçlamaların doğru ile yanlışın birbirine karıştırılmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
MÜSİAD'ın helal kazanç anlayışına aykırı hareket eden hiç kimseyi bünyesinde barındırmadığını belirten Özdemir, bundan sonra da aynı anlayışın sürdürüleceğini ifade etti.
Özdemir, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:
"Doğruluk ve dürüstlüğüne şehadet ettiğimiz hiçbir yol arkadaşımızın iftiralara kurban edilmesine de müsaade etmeyeceğiz."
![]()

Denizlerde palamut avının artmasıyla birlikte tezgâhlarda bolca yer bulan palamut, uygun fiyatıyla vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.
![]()
İlçede balıkçılık yapan Mehmet Tunç, palamut sezonunun geçen dönemlere göre oldukça hareketli geçtiğini belirterek, avın artmasının fiyatlara olumlu yansıdığını söyledi.
Tunç, "Bu yıl palamut açısından oldukça bereketli bir sezon geçiriyoruz. Balık miktarının artmasıyla birlikte fiyatlarda da düşüş yaşandı. Vatandaşlarımız şu anda uygun fiyata palamut alabiliyor. İnşallah sezon böyle bereketli devam eder" dedi.
Türkeli’de balık tezgâhlarında palamuda olan ilginin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Piyasa değerine göre borsanın en büyük şirketlerine bakınca büyüklük ile değerleme arasında önemli farklar görülüyor. Aselsan, 1,71 trilyon TL piyasa değeriyle ikinci sıradaki QNB Bank'a yaklaşık 796 milyar TL fark atıyor. Dolar bazında Aselsan'ın piyasa değeri 34,94 milyar dolar seviyesinde. İlk 10 şirketin toplam Piyasa değeri yaklaşık 6,76 trilyon TL'ye ulaşıyor. Son dört çeyrek kârında ise liderlik 120,7 milyar TL ile Garanti Bankası'nda. Özkaynak büyüklüğünde Türk Hava Yolları 1,02 trilyon TL ile ilk sırada olmasına rağmen PD/DD oranı yalnızca 0,39. Yani piyasanın en büyük şirketleri aynı zamanda en yüksek kârı, en büyük özkaynağı ya da en düşük değerleme çarpanını taşıyan şirketler anlamına gelmiyor.
Listenin açık ara lideri Aselsan (ASELS).
Şirketin piyasa değeri 1 trilyon 714 milyar 560 milyon TL, dolar karşılığı ise yaklaşık 34,94 milyar dolar.
İkinci sıradaki QNB Bank (QNBTR) 918,5 milyar TL piyasa değerine sahip. Böylece Aselsan ile QNB Bank arasındaki fark yaklaşık 796,1 milyar TL.
Başka bir ifadeyle Aselsan'ın piyasa değeri QNB Bank'ın yaklaşık 1,87 katı.
![]()
Üçüncü sıradaki Tüpraş (TUPRS) ise 730,74 milyar TL piyasa değeri ve 14,89 milyar dolarlık büyüklüğüyle listenin ilk üçünde.
Bu üç şirketin toplam piyasa değeri yaklaşık 3,36 trilyon TL. İlk 10 şirketin 6,76 trilyon TL'lik toplamının yaklaşık yarısı yalnızca ilk üç şirketten geliyor.
En büyük piyasa değeri en yüksek kâr anlamına gelmiyor. Şirketleri son dört çeyrek kârlarına göre sıraladığımızda tablo değişiyor. Garanti Bankası (GARAN) 120,70 milyar TL ile listenin kâr lideri. Onu Türk Hava Yolları (THYAO) 112,06 milyar TL, Tüpraş 67,50 milyar TL ve Akbank (AKBNK) 66,77 milyar TL takip ediyor. Piyasa değerinde ilk sıradaki Aselsan'ın son dört çeyrek kârı ise 35,93 milyar TL. Bu farklılık F/K oranlarına da yansıyor. Aselsan 47,72 F/K ile işlem görürken Garanti Bankası'nda bu oran 4,57, Türk Hava Yolları'nda ise 3,58.
Piyasanın şirketlere yalnızca mevcut kârları üzerinden fiyat biçmediğini gösteren önemli bir fark bu. Büyüme beklentileri ve şirketlere ilişkin diğer unsurlar da piyasa değerine yansıyor; ancak tabloda bu unsurlara ilişkin veri bulunmadığı için nedenlerine dair ek bir çıkarım yapmak mümkün değil.
Tablonun en güçlü karşılaştırmalarından biri Türk Hava Yolları'nda. Şirketin özkaynakları 1 trilyon 18,5 milyar TL ile 10 şirket arasındaki en yüksek seviyede. Buna karşılık piyasa değeri 400,89 milyar TL. Bu nedenle THY'nin PD/DD oranı yalnızca 0,39. Yani tabloda piyasa değeri en yüksek 10 şirket arasında defter değerinin altında işlem gören iki şirket bulunuyor: Türk Hava Yolları 0,39 ve Koç Holding 0,68 PD/DD. Koç Holding'in 792,64 milyar TL'lik özkaynağına karşılık piyasa değeri 541,67 milyar TL seviyesinde.
F/K oranlarında şirketler arasındaki fark oldukça geniş. En düşük F/K 3,58 ile Türk Hava Yolları'nda. Garanti Bankası 4,57, Akbank 5,41, Tüpraş 10,83 ve Enka İnşaat 12,69 ile devam ediyor. Listenin diğer ucunda ise Enpara Bank 62,70 F/K ile bulunuyor. Aselsan'ın F/K'sı da 47,72. PD/DD tarafındaki fark daha da belirgin. Türk Hava Yolları 0,39, Koç Holding 0,68 ile listenin altında yer alırken Enpara Bank'ın PD/DD oranı 24,27. Dolayısıyla piyasa değeri yüksek şirketleri tek bir değerleme kalıbıyla değerlendirmek mümkün görünmüyor.
Hisse başına kâr verisinde de lider değişiyor. Türk Hava Yolları 81,20 TL HBK ile açık ara ilk sırada. Tüpraş 35,03 TL, Garanti Bankası 28,74 TL ve BİM Mağazalar 21,85 TL ile onu izliyor. Listenin en düşük HBK'sı ise 0,70 TL ile Enpara Bank'ta. Burada da hisse başına kâr rakamlarının şirketlerin pay sayılarından etkilendiği unutulmamalı. Bu nedenle farklı şirketlerin yalnızca HBK tutarları üzerinden karşılaştırılması tek başına değerleme ölçüsü olarak kullanılmamalı.
![]()
Temettü verimi bulunan şirketlerde en yüksek oran yüzde 4,21 ile Tüpraş ve Enka İnşaat'ta. Garanti Bankası yüzde 3,41, Koç Holding yüzde 2,93, Akbank yüzde 2,69, Türk Hava Yolları yüzde 2,01, BİM Mağazalar yüzde 1,45 ve Aselsan yüzde 0,10 temettü verimine sahip. QNB Bank ve Enpara Bank için tabloda temettü verisi bulunmuyor. Dolayısıyla piyasa değeri büyüklüğü ile temettü verimi arasında doğrudan bir sıralama oluşmuyor.
Bu listenin yatırımcı açısından en önemli tarafı şirket büyüklüğünün yanına kâr, özkaynak ve değerleme çarpanlarını koyduğumuzda sıralamanın tamamen değişmesi.
Aselsan piyasa değerinde, Garanti Bankası son dört çeyrek kârında, Türk Hava Yolları özkaynak ve hisse başına kârda lider. Tüpraş ve Enka İnşaat ise verilen rakamlarda yüzde 4,21 ile en yüksek temettü verimine sahip.
Bu nedenle “en büyük şirket” ile “en düşük çarpanlı şirket” aynı kavram değil. Özellikle bankalar, sanayi şirketleri, holdingler, perakende ve ulaştırma şirketlerinin çarpanlarını kendi faaliyet yapıları içinde değerlendirmek gerekiyor.
Aselsan (ASELS): 1,715 trilyon TL | F/K 47,72 | PD/DD 5,59
QNB Bank (QNBTR): 918,50 milyar TL | F/K 16,64 | PD/DD 4,58
Tüpraş (TUPRS): 730,74 milyar TL | F/K 10,83 | PD/DD 1,60
Garanti Bankası (GARAN): 551,04 milyar TL | F/K 4,57 | PD/DD 1,13
Enpara Bank (ENPRA): 549,16 milyar TL | F/K 62,70 | PD/DD 24,27
Koç Holding (KCHOL): 541,67 milyar TL | F/K 15,90 | PD/DD 0,68
Enka İnşaat (ENKAI): 495,90 milyar TL | F/K 12,69 | PD/DD 1,21
BİM Mağazalar (BIMAS): 491,10 milyar TL | F/K 18,73 | PD/DD 2,44
Türk Hava Yolları (THYAO): 400,89 milyar TL | F/K 3,58 | PD/DD 0,39
Akbank (AKBNK): 361,40 milyar TL | F/K 5,41 | PD/DD 1,11
Aselsan 1,71 trilyon TL ile piyasa değerinin lideri.
İlk 10 şirketin toplam piyasa değeri yaklaşık 6,76 trilyon TL.
Garanti Bankası 120,7 milyar TL ile son dört çeyrek kârının lideri.
Türk Hava Yolları 1,02 trilyon TL ile en yüksek özkaynağa, 0,39 ile en düşük PD/DD'ye sahip.
Tüpraş ve Enka İnşaat yüzde 4,21 ile tabloda temettü verimi bulunan şirketler arasındaki en yüksek orana sahip.

PD/DD oranı en düşük şirketler taramasında 100 hissenin tamamında piyasa değeri, özkaynakların yüzde 41’ini aşmıyor. Zorlu Enerji, Menderes Tekstil ve Mega Polietilen 0,15 PD/DD ile listenin en düşük çarpanına sahipken, ilk 10 şirkette oran 0,20 ve altında kalıyor.
Borsada defter değerinin altında işlem gören şirketlere bu kez daha sert bir eşikten bakıyoruz. Listedeki 100 şirketin tamamının PD/DD oranı 0,41 veya altında. En düşük değer 0,15 ve bu seviyede üç şirket bulunuyor. PD/DD'si 0,20 veya altında olan şirket sayısı 10. 0,25 ve altında ise sayı 34'e yükseliyor. Listenin diğer ucundaki şirketlerde bile piyasa değeri özkaynakların yarısına ulaşmıyor. Ancak bu kadar düşük PD/DD oranları tek başına “ucuz hisse” anlamına gelmiyor; asıl soru piyasanın özkaynaklara neden bu kadar düşük değer biçtiği.
Listenin ilk sırasında tek bir şirket yok.
Zorlu Enerji (ZOREN), Menderes Tekstil (MNDRS) ve Mega Polietilen (MEGAP) 0,15 PD/DD ile aynı seviyede bulunuyor.
Zorlu Enerji'nin 63,38 milyar TL özkaynağına karşılık piyasa değeri 9,30 milyar TL.
Menderes Tekstil'de 17,63 milyar TL özkaynağa karşılık piyasa değeri 2,59 milyar TL, Mega Polietilen'de ise 2,30 milyar TL özkaynağa karşılık 346,5 milyon TL piyasa değeri bulunuyor.
Bu üç şirkette piyasa değeri kabaca defter değerinin yüzde 15'i seviyesinde.
0,15 seviyesindeki üç şirketi Vestel Beyaz Eşya ve İhlas Gazetecilik 0,16, Uşak Seramik 0,17 ve Yeşil Yapı 0,18 ile izliyor.
Loras Holding, Güler Yatırım Holding ve Sinpaş GMYO'nun PD/DD oranı ise 0,20. Böylece ilk 10 şirketin tamamında PD/DD 0,20 veya altında kalıyor.
Bu eşik önemli. Çünkü 0,20 PD/DD, şirketin piyasa değerinin muhasebe özkaynaklarının yaklaşık beşte biri seviyesinde olduğunu ifade ediyor.
34 şirkette piyasa değeri defter değerinin dörtte birini aşmıyor.
Listenin kapsamı yalnızca birkaç sıra dışı düşük çarpanlı şirketten oluşmuyor.
Adese Gayrimenkul, Net Holding, Vera Konsept GMYO, Kızılbük GYO ve Kayseri Şeker Fabrikası 0,21 seviyesinde; Tek-Art Turizm ile Kiler GMYO 0,22 seviyesinde bulunuyor.
0,23 seviyesinde Asce GMYO, Merit Turizm, Euro Yatırım Holding, Özak GMYO, İşbir Holding ve Edip Gayrimenkul var.
0,24 ve 0,25 seviyesindeki şirketler de eklendiğinde, listenin yaklaşık üçte biri defter değerinin dörtte biri veya daha düşük piyasa değeriyle işlem görüyor.
Düşük PD/DD’de gayrimenkul ve enerji şirketleri sık görülüyor.
Şirket isimlerine bakıldığında gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile enerji şirketlerinin listenin farklı bölümlerinde tekrarlandığı görülüyor.
Vera Konsept GMYO, Kızılbük GYO, Kiler GMYO, Asce GMYO, Özak GMYO, Özderici GMYO, Kuzugrup GMYO, Martı GMYO, Vakıf GMYO ve Atakule GMYO ilk 0,25'lik grupta bulunuyor.
Enerji tarafında ise listenin ilk sırasında Zorlu Enerji var. Mogan Enerji 0,26, Esenboğa Elektrik 0,29, A1 Yenilenebilir Enerji Üretim 0,30 seviyesinde.
Bu yoğunluk, düşük PD/DD taramasında sektör yapısının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Varlık ağırlıklı şirketlerde defter değeri ile piyasa değeri arasındaki farkın anlamı, başka iş modellerindeki şirketlerle aynı olmayabilir.
Listenin alt bölümünde ölçek açısından çok farklı bir şirket bulunuyor: Türk Hava Yolları (THYAO).
THY'nin özkaynakları 1 trilyon 18,52 milyar TL, piyasa değeri ise 400,89 milyar TL. PD/DD oranı 0,39.
Aynı 0,39 seviyesinde Agrotech Teknoloji, IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Tera Yatırım Menkul Değerler ve Rönesans Gayrimenkul Yatırım da bulunuyor.
Bu bölüm, düşük PD/DD'nin yalnızca küçük piyasa değerli şirketlerde görülmediğini gösteriyor.
Yatırımcı düşük PD/DD’yi nasıl okumalı?
PD/DD oranının 1'in altında olması, şirketin piyasa değerinin bilançosundaki özkaynak tutarının altında bulunduğunu gösterir. 0,15 PD/DD ise piyasanın şirketi defter değerinin yaklaşık yüzde 15'i seviyesinde fiyatladığı anlamına gelir.
Fakat düşük çarpan tek başına yatırım gerekçesi olamaz.
Bir şirket düşük özkaynak kârlılığı üretiyor olabilir. Varlıklarının kalitesi, borç yapısı, gelecekteki kârlılık beklentisi veya sektörel koşullar piyasanın defter değerine uyguladığı iskontoyu açıklayabilir.
Bu nedenle yatırımcı açısından ikinci aşama, bu listenin içinden özkaynak kârlılığı güçlü, borçluluğu yönetilebilir ve faaliyet performansı destekleyici olan şirketleri ayırmak olmalı. Bu veriler mevcut tabloda bulunmadığından, burada yalnızca PD/DD ve bilanço büyüklüğü üzerinden değerlendirme yapılabilir.
Listede 100 şirketin PD/DD oranı 0,41 veya altında.
Zorlu Enerji, Menderes Tekstil ve Mega Polietilen 0,15 ile en düşük PD/DD'ye sahip.
10 şirketin PD/DD oranı 0,20 veya altında.
34 şirketin PD/DD'si 0,25 veya altında.
Türk Hava Yolları 1,02 trilyon TL özkaynağa rağmen 0,39 PD/DD ile listede bulunuyor.
Tarama yalnızca paylaşılan tablodaki özkaynak, piyasa değeri ve PD/DD verilerine dayanıyor. PD/DD'nin düşük olması tek başına şirketin ucuz, yüksek olması da pahalı olduğu sonucunu vermediği için kârlılık, borçluluk ve varlık kalitesi hakkında tabloda bulunmayan bir varsayım yapılmadı.

Mercedes-Benz’in en fazla tercih edilen modelleri arasında bulunan C-Serisi’nin tamamen elektrikli yeni versiyonu Türkiye’de satışa çıktı. Yeni C-Serisi’nin Türkiye lansmanında, Alman otomotiv markasının geleceğinde önemli bir rol üstlenmesi beklenen elektrikli modelin ileri teknolojileri ve dikkat çeken tasarımının yanı sıra, Mercedes-Benz’in yeni CEO’su Şenol Bayrak’ın Almanya’dan Türkiye’ye uzanan sıra dışı kariyeri de gündeme geldi.
Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şenol Bayrak, lansmanda yaptığı konuşmada yeni görevine atfedilen özel anlamı ve bu görevin kendisi açısından taşıdığı önemi paylaştı.
"Mutluyum, heyecanlıyım. Birazcık da duygusalım" sözleriyle yeni göreviyle ilgili hislerini paylaşan Bayrak, Mercedes-Benz Türkiye’nin başına geçmenin kendisi için yalnızca profesyonel bir görev olmadığını belirtti.
Bayrak’ın aile hikayesi 1964 yılında başlıyor. Dedesi o yıl Almanya’ya işçi olarak gidiyor. Bayrak ise üçüncü nesil olarak Stuttgart’a yaklaşık bir saat mesafedeki küçük bir kasabada doğup büyüyor.
Almanya ve Stuttgart’ın çocukluğundan itibaren hayatının bir parçası olduğunu belirten Bayrak’ın yolu Goethe Frankfurt Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünden mezun olduktan sonra Mercedes-Benz ile kesişiyor.
2004 yılında Daimler bünyesindeki Smart markasında ürün ve proje yönetimi alanında çalışma hayatına başlayan Bayrak, 23 yıldır şirkette farklı pozisyonlarda görevler alıyor.
Bayrak, ürün ve proje yönetimi alanlarındaki çeşitli görevlerinden sonra 2013’te Pekin’e transfer oldu.
Beijing Mercedes-Benz Sales & Service Co.’da Ürün Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev alan Bayrak, 2021’de Stuttgart’a dönerek EQS lansmanına destek verdi ve aynı yıl içinde Mercedes-Benz ABD’ye Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak atandı.
Mercedes-Benz ABD satış ağının bayi grubu odaklı bir yapıya dönüşümünü gerçekleştiren Bayrak, 2024 yılınıda Stuttgart’taki Mercedes-Benz Genel Merkezinde Satış Operasyonları’nı yönetmeye başladı.
Bu sürecin ardından Mercedes-Benz Türkiye’nin başına geçen Bayrak, kariyerinin önemli bir bölümünü geçirdiği markada bu kez Türkiye operasyonuna liderlik etmeye başladı.
Lansman etkinliğinde konuştuğumuz Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şenol Bayrak, farklı coğrafyalarda geçen kariyer yolculuğunun kendisi açısından taşıdığı anlamı ise dedesinin Almanya’ya gidişi üzerinden anlattı.
"Kim derdi ki dedemin Almanya’ya gidişinden 62 yıl sonra ben burada olacağım ve İstanbul’da Mercedes-Benz Türkiye’de çalışmaya başlayacağım" diyen Bayrak, Türkiye’ye dönüşünün kendisi için duygusal bir anlam taşıdığını vurguladı.
Mercedes-Benz’in bu yıl kullandığı "Welcome Home" söyleminin kendi hikayesi açısından da ayrı bir anlam taşıdığını belirten Bayrak, İstanbul’daki yeni görevini de bu ifadeyle ilişkilendirdi.
Bayrak, "Bu sene markamızın 'Welcome Home' (eve hoş geldin) söylemi büyük önem taşıyor ve bu sene İstanbul’da görevimin başına geçmek benim için bir 'Welcome Home' hissi oldu" ifadelerini kullandı.
Çin, ABD ve Almanya’da edindiği deneyimlerin ardından Türkiye’ye dönüşünün kendisi için farklı bir anlam taşıdığını belirten Bayrak, sözlerini "Çünkü Çin, ABD, Almanya bir yana bu güzel memleketimiz bir yana. Ne mutlu Türküm diyene" mesajı tamamladı.
Şenol Bayrak’ın yeni görevi, Mercedes-Benz’in Türkiye operasyonu açısından da önemli bir döneme denk geliyor.
Yeni C Serisi’nin lansmanında Türkiye pazarının Mercedes-Benz açısından önemine ilişkin değerlendirmeler de paylaşılırken, Türkiye’nin C Serisi satışlarında dünyada ilk beş ülke arasında olduğu belirtildi.
Şirketin elektrikli araç satışları yılın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artarken, elektrikli modellerin toplam satışlar içindeki payı da yüzde 29’a yükseldi. Yani, Türkiye'de satılan her dört Mercedes'ten biri elektrikli oldu.
C-Serisi satışlarında önemli bir konuma sahip Türkiye, geçen yıl tüm gövde tipleri dahil Çin, ABD ve Almanya’nın ardından dünyada dördüncü sırada yer aldı.
Öte yandan, C-Serisi’nin 2025 yılında Türkiye’de Mercedes-Benz’in en çok satan modeli olurken, yeni elektrikli versiyonun da modelin Türkiye’deki güçlü konumunu daha da ileri taşıması hedefleniyor.
Yeni C Serisi’nin tanıtımı için bir araya geldiğimiz gecede elbette otomobilden, teknolojiden ve Türkiye pazarından bolca konuştuk.
Fakat benim açımdan gecenin akılda kalan taraflarından biri, otomotiv sektörünün içinden gelen bu kişisel hikaye oldu.
1964’te Almanya’ya işçi olarak giden bir dedenin hikayesi, 62 yıl sonra İstanbul’da Mercedes-Benz Türkiye’nin CEO koltuğuna uzanmış durumda.
60 yıl önce Almanya’ya çalışmaya giden Türk işçilerin birçoğunun memlekete 'kesin dönüşü' gerçekleştirme şansı belki de hiç olmadı.
Fakat Almanya’ya işçi olarak giden ilk kuşağın yıllarca hayalini kurduğu o 'kesin' dönüşü, bugün üçüncü kuşak farklı bir biçimde gerçekleştiriyor: Almanya’dan Türkiye’ye, bu kez Mercedes-Benz Türkiye’nin CEO’su olarak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 22 Ekim'deki faiz kararı öncesinde piyasa beklentilerinden ayrışan bir tahmin geldi.
CNBC-e'nin haberine göre, ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, piyasaların faiz indirimi beklediği toplantıda politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulacağını öngördü. Banka, mevcut ekonomik koşulların faiz indirimlerine başlanması için henüz uygun olmadığı görüşünü paylaştı.
Goldman Sachs, TCMB'nin 23 Ağustos'ta repo penceresini yeniden açmasıyla gecelik referans faizde fiilen 300 baz puanlık düşüş yaşanmasının hem kendileri hem de piyasa açısından sürpriz olduğunu belirtti.
Merkez Bankası'nın bu adımı para politikasında gevşemenin başlangıcı olarak değil, operasyonel çerçevenin normalleşmesi olarak değerlendirdiğine dikkat çekildi.
Goldman Sachs, çekirdek enflasyonun enerji fiyatlarındaki şok öncesindeki seyrine ancak geri dönebildiğini belirtti. Hanehalkının enflasyon beklentilerinde yeniden yükseliş görüldüğüne de işaret edildi.
Bankanın değerlendirmesinde, 300 baz puanlık fiili faiz düşüşünün ardından rezerv kayıplarının hızlanması önemli bir risk olarak öne çıktı.
Yurt dışı piyasalardaki fiyatlamaların Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısına işaret ettiği kaydedildi.
Goldman Sachs, piyasalarda faiz indirimlerinin fiyatlanmasına rağmen yabancı yatırımcıların Türk tahvillerindeki pozisyonlarını kayda değer ölçüde artırmadığına dikkat çekti.
Banka, TCMB'nin son dönemdeki iletişiminde daha yumuşak bir yaklaşım görülmesine karşın ekim toplantısında faiz indiriminin finansal istikrar açısından risk yaratabileceğini değerlendirdi.
Goldman Sachs, faizlerin sabit tutulacağı yönündeki temel tahminini korurken bu öngörüye ilişkin belirsizliklerin de arttığını bildirdi.

THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, şirketin eylül ayı yolcu ve kargo trafik sonuçları paylaşıldı.
Eylülde toplam yolcu sayısı 9 milyon olarak kaydedilen THY'nin, dış hat doluluk oranı yüzde 86,6, iç hat doluluk oranı ise yüzde 88,2 olarak gerçekleşti.
Toplam Arz Edilen Koltuk-km (AKK) eylül 2025 döneminde 24 milyar iken, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 2,5 artarak 24,6 milyar oldu.
Taşınan kargo ve posta hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artarak, 205,7 bin ton olarak kaydedildi.
Yılın 9 ayına ait verilerin paylaşıldığı açıklamaya göre, THY'nin taşıdığı yolcu sayısı 2025 yılının aynı dönemine oranla yüzde 5,2 artarak 73 milyon olarak gerçekleşti.
Toplam yolcu doluluk oranı ocak-eylül döneminde yüzde 85 olarak kaydedildi.
Toplam Arz Edilen Koltuk-km (AKK) 2025 yılının ocak-eylül döneminde 203,3 milyar iken, 2026 yılında yüzde 4,4 artarak 212,2 milyar oldu.
Taşınan kargo ve posta hacmi 2025 yılında 1,6 milyon ton iken, 2026 yılında yüzde 10,6 artarak 1,8 milyon ton olarak kaydedildi.
THY'nin filosundaki uçak sayısı eylül ayında 567 oldu.

Türk Hava Yolları (THY) eylül ayında 9 milyon yolcuya hizmet verirken, yılın 9 ayında taşıdığı yolcu sayısını 73 milyona yükseltti.
THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, şirketin eylül ayı yolcu ve kargo trafik sonuçları paylaşıldı.
Eylülde toplam yolcu sayısı 9 milyon olarak kaydedilen THY'nin, dış hat doluluk oranı yüzde 86,6, iç hat doluluk oranı ise yüzde 88,2 olarak gerçekleşti.
Toplam Arz Edilen Koltuk-km (AKK) eylül 2025 döneminde 24 milyar iken, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 2,5 artarak 24,6 milyar oldu.
Taşınan kargo ve posta hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artarak, 205,7 bin ton olarak kaydedildi.
Yılın 9 ayına ait verilerin paylaşıldığı açıklamaya göre, THY'nin taşıdığı yolcu sayısı 2025 yılının aynı dönemine oranla yüzde 5,2 artarak 73 milyon olarak gerçekleşti.
Toplam yolcu doluluk oranı ocak-eylül döneminde yüzde 85 olarak kaydedildi.
Toplam Arz Edilen Koltuk-km (AKK) 2025 yılının ocak-eylül döneminde 203,3 milyar iken, 2026 yılında yüzde 4,4 artarak 212,2 milyar oldu.
Taşınan kargo ve posta hacmi 2025 yılında 1,6 milyon ton iken, 2026 yılında yüzde 10,6 artarak 1,8 milyon ton olarak kaydedildi.
THY'nin filosundaki uçak sayısı eylül ayında 567 oldu.

İstanbul Havalimanı’nın resmi ulaşım markası Havaist, Türk Kızılay iş birliğiyle düzenlediği kan bağışı organizasyonuyla toplumsal dayanışmaya katkı sundu. “Üç hayata umut, doğaya üç fidanla nefes ol” mesajıyla gerçekleştirilen etkinlikte Havaist çalışanları, kan bağışına destek vermek üzere bir araya geldi.
![]()
Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdüren Havaist, Türk Kızılay ile birlikte anlamlı bir kan bağışı organizasyonuna imza attı. 8 Ekim Perşembe günü, 13.30–16.30 saatleri arasında İstanbul Havalimanı Havaist Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, kan bağışının hayat kurtaran önemine dikkat çekildi.
Daha önce de Türk Kızılay'ın kan bağışı çalışmalarına destek veren Havaist, bu organizasyonla çalışanları arasında gönüllülük ve dayanışma kültürünü güçlendirmeyi amaçladı.
![]()
Kan bağışının hayat kurtaran öneminin yanı sıra çevre duyarlılığının da vurgulandığı organizasyonda, “Siz de kan bağışında bulunun; üç hayata umut, doğaya üç fidanla nefes olun” çağrısı öne çıktı.
Etkinlik kapsamında kan bağışında bulunan katılımcılara, desteklerinin anısına dijital termos hediye edildi.

Üniversite öğrencilerine yönelik program, katılımcıları 8 ay boyunca yüz yüze eğitimler, mentörlük ve teknik gezilerle savunma teknolojilerine hazırlayacak. 15 Ekim’e kadar devam edecek programın detaylarına ve başvuru formuna, “savunmakariyer.com” adresinden ulaşılabiliyor.
Konya Büyükşehir Belediyesi KAPSÜL Teknoloji Platformu ile Savunma Sanayii Akademisi (SSA) iş birliğiyle hayata geçirilen KAPSAM Savunma Sanayii Gelişim Programı’na başvurular başladı.
Millî Teknoloji Hamlesi doğrultusunda nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve millî yetkinlikleri artırmayı hedefleyen KAPSAM, savunma ve ileri teknoloji sektörlerinin ihtiyaç duyduğu teknik ve stratejik becerileri gençlere kazandırmayı amaçlıyor.
Konseptiyle Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan ve 8 ay sürecek programdaki eğitimler tamamen yüz yüze yapılacak.
Katılımcılar, hafta sonları teorik ve uygulamalı derslere katılacak; siber güvenlik ve otonom sistemlerden teknik sunum becerilerine, kriz ve stres yönetimine kadar farklı alanlarda teknik ve davranışsal eğitimler alacak.
![]()
Savunma sanayiinin önde gelen firmalarında görev yapan deneyimli mühendis ve uzmanlar da katılımcılara birebir mentörlük desteği verecek, gelişimlerini ve kariyer adımlarını düzenli olarak takip edecek.
Program kapsamında savunma sanayii tesislerine, üretim hatlarına, test sahalarına ve laboratuvarlara teknik geziler de düzenlenecek. Katılımcılar bu gezilerde imalat, doğrulama ve test süreçlerini yerinde gözlemleme imkânı bulacak.
Programın son aşamasında katılımcılar disiplinler arası takımlar kurarak savunma sanayiinin saha ihtiyaçlarına yönelik projeler geliştirecek. Ortaya çıkan prototip ve mühendislik projeleri, sektör temsilcileri ve değerlendirme kurullarına sunularak sanayiye kazandırılma fırsatı bulacak.
Programı başarıyla tamamlayan ve projesini teslim eden katılımcılar, e-Devlet onaylı sertifika almaya hak kazanacak.
![]()
Tüm üniversite öğrencilerine açık olan KAPSAM Savunma Sanayii Gelişim Programı için başvurular 15 Ekim’e kadar devam edecek. Program detaylarına ve başvuru formuna, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı vizyonuyla hizmet veren savunmakariyer.com adresinden ulaşılabiliyor.

Millî Eğitim Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfı iş birliğinde, öğrencilerin çevre bilincini geliştirmek ve sürdürülebilir yaşam kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla "SAS2027 Uluslararası Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Yarışması" düzenlenecek. Üç farklı kategoride gerçekleştirilecek yarışmaya başvurular, 15 Ocak 2027'ye kadar yapılabilecek.
"SAS2027 Uluslararası Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Yarışması" ile öğrencilerin sıfır atık, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularında farkındalık kazanmaları, çevre sorunlarına yönelik özgün ve yenilikçi çözümler geliştirmeleri hedefleniyor.
Yarışmayla öğrencilerin atıkları geri dönüşüm ve ileri dönüşüm yoluyla yeniden değerlendirmeleri, çevre ve sürdürülebilirlik temalı özgün tasarımlar ortaya koymaları ve okullarda doğayla bütünleşen sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmaları teşvik edilecek.
Yarışma, "Atıktan Sanata", "Görsel Tasarım" ve "Yaşayan Okul Bahçeleri" olmak üzere üç kategoride gerçekleştirilecek. Başvurular, 15 Ocak 2027 tarihine kadar yapılabilecek.
"Atıktan Sanata Kategorisi”ne yurt içindeki okullarda öğrenim gören tüm kademelerdeki öğrenciler katılabilecek. Bu kategoride öğrencilerin atıkları yeniden değerlendirerek özgün sanatsal çalışmalar ortaya koymaları amaçlanıyor.
"Görsel Tasarım Kategorisi”, yurt içi ve yurt dışındaki ortaokul ve lise öğrencilerinin katılımına açık olacak. Öğrenciler, çevre ve sürdürülebilirlik konularındaki düşüncelerini özgün görsel çalışmalarla ifade edebilecek.
"Yaşayan Okul Bahçeleri Kategorisi”ne ise yurt içi ve yurt dışındaki okullar kurumsal olarak katılabilecek. Bu kategoride okulların doğayla bütünleşen, sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir uygulamalar geliştirmeleri teşvik edilecek.
Türkçe ve İngilizce olarak yürütülecek yarışma; resmî ve özel okulların yanı sıra yurt dışındaki eğitim temsilcilikleri, Türkiye Maarif Vakfı ve kardeş okullar aracılığıyla uluslararası katılıma da açılacak.
Böylece Türkiye'deki iyi uygulamaların farklı ülkelerdeki öğrenciler ve okullarla buluşturulması, çevre bilinci ve sürdürülebilir gelecek konusunda ortak bir farkındalık oluşturulması hedefleniyor.

Coğrafi işaretle tescillenen endemik "Erciş karası"nda hasat başladı.
Van'ın Erciş ilçesinde kökleri yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayanan Erciş üzümü, ince kabuğu, kendine özgü aroması ve kara rengiyle dikkat çekiyor.
Binlerce yıllık üretim geleneğiyle ilçenin tarımsal ve kültürel mirasının önemli unsurları arasında yer alıyor.
Geleneksel yöntemlerle yetiştirilen ve son yıllarda üretim alanlarının artırılması için çalışmalar yürütülen "Erciş karası"nda, yeni sezonun ilk hasadı Bayramlı Mahallesi'ndeki bağlarda yapılıyor.
Bağlarda hummalı çalışma yürüten üreticiler, özenle topladıkları coğrafi işaretli salkımları kasalara yerleştirerek çevre il ve ilçelere, ayrıca İran ve Irak'a göndermeye hazırlanıyor.
Üzüm üreticisi ve ziraat mühendisi Ahmet Mesut Özdek, Erciş üzümünün yaklaşık 3 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu söyledi.
Yaklaşık 1500 dekar alanda 3 bin ton üzüm üretiminin yapıldığını belirten Özdek, şunları kaydetti:
"Erciş üzümü ağırlıklı olarak sofralık tüketiliyor. Üzüm sirkesi, şırası, pestil ve köme olarak da satışı yapılıyor. Bölgede yaklaşık 2 bin aile üzüm üretimini sürdürüyor. Erciş üzümü bölgemiz açısından hem ekonomik hem de kültürel olarak büyük bir öneme sahip.
Son yıllarda üzüm üretiminin azalması üzerine bağ alanlarının artırılması amacıyla çalışma yürütülüyor. Yaklaşık 4 yıldır Erciş Kaymakamlığı, Van Valiliği ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün katkılarıyla ilçemize 1,5 milyon Erciş üzümü çeliği dağıtıldı. Üreticilere verilen desteklerle yeni bağlar oluşturuldu."
Üretici İlhami Demir de "Bağcılıkla uğraşıyorum. Bizim üzümümüz endemik bir üzümdür. Aroması yüksek olan bir üzümdür. Gerçekten bu üzüme sahip çıkmalıyız. Üzümümüz bu sene yağışların bol olmasından dolayı yüksek rekolte verdi. İyi bir verim bekliyoruz. İnşallah böyle devam eder. Bu üzüm her yerde yetişmiyor. Endemik olduğu için ilçemize özgü." dedi.
Çiftçi Mehmet Demir ise Erciş üzümünün üretimini üçüncü nesil üretici olarak sürdürdüğünü söyledi.
Demir, "Bu üzümün genç çiftçisiyim, üçüncü nesil üretici olarak bu işi devam ettiriyoruz. Bu üzümü gerçekten babadan, dededen kalan bir miras olarak devam ettirmeye çalışıyoruz. Üzümü satarak, ailemizin geçimini sağlıyoruz." diye konuştu.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Hattı’nın yarın gerçekleştirilecek açılış töreni öncesinde açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, konuşmasının başında İstanbul’un Maltepe ilçesinde meydana gelen bina çökmesi sonucu hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralı olarak kurtarılan vatandaşlara da geçmiş olsun dileklerini iletti.
![]()
“HALKALI KAPIKULE HATTINI DAHA GÜÇLÜ BİR KORİDORLA TAÇLANDIRACAĞIZ”
Bakan Uraloğlu, hattın yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılacağını belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye’nin Avrupa demiryolu ağına yüksek standartlarda bağlandığı ve Orta Koridor’un batı ucunu güçlendiren bir stratejik eserimizi daha milletimizin hizmetine sunmanın gururunu yaşayacağız. Asya ile Avrupa arasındaki yükün ve yolcunun buluştuğu Orta Koridor’un Avrupadaki ucu Halkalı Kapıkule Hattını; sınır ötesi bağlantıyı kesintisiz, hızlı ve yüksek standartlı bir lojistik akışa kavuşturacak daha güçlü bir koridorla taçlandıracağız.”
Bugünün dünyasında ulaşımın sadece bir noktadan diğerine varmak olmadığını belirten Bakan Uraloğlu, “Yükün, yolcunun ve zamanın en verimli şekilde yönetilmesi anlamına geliyor. Küresel ticaret hatlarını yeniden şekillendiren bu dönemde demiryolu, mesafeleri kısaltmanın ötesinde sanayi bölgelerini pazarlara bağlayan, sınır geçişlerini hızlandıran ve ülkelerin lojistik rekabet gücünü belirleyen stratejik bir altyapı hâline geldi.” açıklamasında bulundu.
![]()
Bakan Uraloğlu, özellikle Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin yoğunlaştığı bu çağda, kesintisiz, elektrikli ve yüksek kapasiteli demiryolu koridorlarının işlevinin ve değerinin her geçen gün arttığını ifade etti. Uraloğlu, “Çerkezköy-Kapıkule Hattı da bu ihtiyacın, uluslararası yük taşımacılığında sınır geçiş kapasitemizi artıran somut karşılığı olmuştur. Asya ile Avrupa arasındaki demiryolu trafiğinin ülkemiz üzerinden daha yüksek kapasiteli, hızlı ve düzenli akması bakımından bu hat hem yurt içi sanayimiz hem de uluslararası transit lojistik açısından önemli bir eşiktir.” şeklinde konuştu.
ORTA KORİDOR’UN AVRUPA’YA AÇILAN EN KRİTİK YAPISI
Bakan Uraloğlu, özellikle ulaştırma alanında yapılan büyük projelerin, sadece mesafeleri kısaltmadığını, ülkelerin kaderini, bölgelerin geleceğini yeniden şekillendirdiğini söyledi. Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattının en uzun kesimi olan 153 kilometrelik uzunluğuyla Çerkezköy-Kapıkule Hattı da tam olarak bu projelerden biridir. Bu hattımız, Türkiye’yi Avrupa demiryolu ağına yüksek standartlarda bağlayan, Orta Koridorun Avrupa’ya açılan en kritik yapısıdır. Bakü-Tiflis-Kars ile başlayan ve Marmaray ile Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan demiryolu zincirinin son ve en önemli halkasıdır. Yine, Basra Körfezindeki Fav Limanı’ndan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak proje aşamasındaki Kalkınma Yolu’nun da batı ucunda yer almaktadır. Yani bu proje, uluslararası Doğu-Batı ve Kuzey-Güney koridorlarını Türkiye ekseninde buluşturarak ülkemizi küresel lojistiğin merkez ülkesi kılacak somut eserlerden biridir.”
![]()
“TEKİRDAĞ, KIRKLARELİ VE EDİRNE DE HIZLI TREN KONFORUNA KAVUŞUYOR”
Bakan Uraloğlu, “Yarın hizmete alacağımız bu hatla yalnızca bir koridoru değil, üç ili daha hızlı trenle buluşturuyoruz. Artık, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne de hızlı tren konforuna kavuşuyor. Böylece hızlı trenin doğrudan ulaştığı il sayımız da 11’den 14’e çıkıyor. Sıfırdan inşa ettiğimiz 2.251 kilometrelik hızlı tren ağımız da 353 kilometrelik ray serimiyle 2.604 kilometreye ulaşıyor. Trakya, artık Anadolu’nun hızlı tren haritasının Avrupa’ya açılan son halkası değil; o haritanın bizzat parçası oluyor.” dedi.
“353 KM RAY SERİMİNİ BİTİRDİK”
Bu projenin finansmanında kısmen Avrupa Birliği fonu da kullandıklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, “Hem yolcu hem de yük taşımacılığına uygun olarak hayata geçirdiğimiz proje kapsamında; 31 köprü, 8 aç-kapa tünel, 61 üstgeçit, 53 altgeçit ve 175 menfez inşa ettik. Az öncede belirttiğim üzere 353 km ray serimini bitirdik. Elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmalarını da tamamlayarak hattımızı, saatte 200 km işletme hızına, çift hatlı, elektrikli ve Seviye-1 sinyalli olarak inşa ettik. Test sürüşlerimizi ve sertifikasyon süreçlerini de başarıyla tamamladık.” dedi.
![]()
“YILLIK YOLCU KAPASİTESİ 600 BİNDEN 3,4 MİLYONA, YILLIK YÜK KAPASİTESİ 1,5 MİLYON TONDAN 9,6 MİLYON TONA ÇIKACAKTIR”
Bakan Uraloğlu, Çerkezköy -Kapıkule Hattı’nın doğu tarafındaki Ispartakule-Çerkezköy ve Halkalı-Ispartakule hatlarının da tamamlanmasıyla Halkalı-Kapıkule yolcu seyahat süresinin 4 saatten 1,5 saate, yük taşıma süresinin 8,5 saatten 3,5 saate düşeceğini söyledi. Uraloğlu, “Yıllık yolcu kapasitesi 600 binden 3,4 milyona, yıllık yük kapasitesi 1,5 milyon tondan 9,6 milyon tona çıkacaktır. Özellikle İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgelerimiz ile limanlarımız Avrupa pazarlarına çok daha hızlı ve rekabetçi şartlarda erişecektir.” diye konuştu.
“KAPIKULE’DE, AVRUPA’YA YÖNELİK LOJİSTİK TRAFİĞİNİ ÇOK DAHA ETKİN BİR ŞEKİLDE YÖNETECEĞİZ”
İstasyon binaları hakkında da açıklamada bulunan Uraloğlu, “Yine, bu projemiz kapsamında yeni istasyon binalarımız; Kapıkule, Edirne, Lüleburgaz, Babaeski, Büyükkarıştıran’ı da çok daha modern ve yüksek kapasiteli olarak tamamladık. Özellikle Kapıkule gar sahasında yapmış olduğumuz genişletme çalışmalarıyla; yaşanan tren yığılmalarının önüne geçiyor, gümrük ve muayene işlemlerini hızlandırarak sınır geçişlerindeki bekleme sürelerini önemli ölçüde azaltıyoruz. Yani, artık Kapıkule’de, Avrupa’ya yönelik lojistik trafiğini çok daha etkin bir şekilde yöneteceğiz. Böylece Trakya bölgesi ve İstanbul başta olmak üzere tüm Ülkemiz, Avrupa-Asya demiryolu taşımacılığında çok daha güçlü bir lojistik merkez haline gelecektir.” dedi.
“ISPARTAKULE’Yİ HALKALI’YA BAĞLAYACAK KESİMDE YAPIM ÇALIŞMALARINI BİTİRMEK ÜZEREYİZ”
69 kilometre uzunluğundaki Ispartakule-Çerkezköy etabındaki çalışmalara devam ettiklerini de söyleyen Bakan Uraloğlu, “Ispartakule’yi Halkalı’ya bağlayacak yaklaşık 7 kilometrelik son kesimde de yapım çalışmalarını bitirmek üzereyiz. O kesimi de bu yıl bitmeden açmayı planlıyoruz.” bilgisini paylaştı.
“2028’E KADAR DOĞRUDAN HIZLI TRENLE BAĞLANAN İL SAYIMIZI 14’TEN 27’YE YÜKSELTECEĞİZ”
Uraloğlu, Çerkezköy-Kapıkule Hattı’nın, aslında çok daha büyük bir resmin, Asya’dan Avrupa’ya uzanan devasa bir lojistik vizyonun sadece parlak bir parçası olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde demiryolu ağımızı 2002’den bu yana devlet politikası hâline getirdik. Demiryolu ağımızı 10.948 kilometreden 14.272 kilometreye ulaştırdık, sıfırdan 2.604 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Şu anda Halkalı – Kapıkule Hattının diğer kesimleriyle birlikte; Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum, Karaman – Ulukışla gibi yeni hızlı tren hatların yapımlarına devam ediyoruz. Yapımı devam eden Kırıkkale-Çorum hattımızın devamında Havza’ya kadar uzanan güzergâhta; Çorum–Merzifon ve Merzifon–Havza kesimlerinin de ihalelerini gerçekleştirdik. İnşallah, 2028’e kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 14’ten 27’ye yükselteceğiz.”
“MARMARAY’A ALTERNATİF YENİ BİR DEMİRYOLU HATTINA DAHA KAVUŞACAĞIZ”
2017 yılında hizmete açtıkları Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nı destekleyecek yeni hatları hayata geçirdiklerini ifade eden Uraloğlu, “Orta Koridor üzerinden ülkemizde ikinci bir kapı açacak 224 kilometrelik Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu projemiz de başarıyla ilerliyor. Bu hattımızla Türkiye Ermenistan-Azerbaycan arasındaki demiryolu bağlantısını güçlendiriyoruz. Kalkınma Yolu Projesiyle de Basra Körfezi’ni Irak’taki Büyük Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturuyoruz. Ülkemizdeki kesimi Ovaköy’den başlayıp Edirne’den çıkacak Kalkınma Yolu’nun Türkiye ayağındaki en önemli halkalarından biri olacak İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesinin ihalesini de 14 Ekim’de gerçekleştireceğiz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde hayata geçireceğimiz bu projeyle İstanbul Boğazı üzerinde Marmaray’a alternatif yeni bir demiryolu hattına daha kavuşacağız.” dedi.
Çerkezköy-Kapıkule Hattı Projesi’nin Avrupa Birliği ile işbirliği içerisinde uzun zamandır hayata geçmesi için çaba sarf ettikleri yegane yapım projesi olduğunu söyleyen Uraloğlu, “Hem Türkiye hem de Avrupa Birliği tarafı olarak her seviyede ciddi oranda zaman, emek ve çaba sarf ettik. Hattımızı yarın hizmete alarak bir kez daha hem kıtaları hem de AB ile ülkemizi birbirine bağlayacak ve iş birliğimizi pekiştireceğiz.” diye konuştu.






Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Olağan tasfiyesi yapılacak üç şirket (A1 Capital, Bulls ve Pardüs)’ün 17 fonunda 43 bin 643 yatırımcısına perşembe günü ödeme yapılacak" dedi.
The post Cevdet Yılmaz: Yarın 17 fonun 43 bin 643 yatırımcısına ödeme yapılacak appeared first on #site_linkat 07.10.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi güne yükselişle başladı. Endeks, dünkü kapanışa göre 15,47 puan ve yüzde 0,12 artışla 12.389,72 puana çıktı. FTSE Russell ise Türkiye'yi izleme listesine almayarak ülkenin "Gelişmiş Gelişen Piyasa" statüsünü korudu.
BIST 100 endeksi, dünü yüzde 0,56 değer kaybederek 12.374,26 puandan tamamlamıştı. Endeks bugün açılışta önceki kapanışa göre 15,47 puan artışla 12.389,72'ye yükseldi. Bankacılık endeksi yüzde 0,18, holding endeksi yüzde 0,53 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,96 ile orman, kâğıt ve basım oldu. En çok gerileyen ise yüzde 6,30 ile finansal kiralama ve faktoring endeksi oldu.
London Stock Exchange bünyesindeki FTSE Russell, Türkiye'yi izleme listesine almadı ve ülkenin "Gelişmiş Gelişen Piyasa" statüsünü korudu. Kuruluşun duyurusunda, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından yayımlanan fiili dolaşım oranlarına temel teşkil eden verilerin ayrıntı düzeyinin iyileştirilmesinin uygulanabilirliğini değerlendiren Borsa İstanbul ve Sermaye Piyasası Kurulu ile temaslarını sürdürdüğü belirtildi.
Fed'in para politikasında beklendiği kadar sıkılaşmayabileceğine yönelik öngörüler ve şirket karlılığına ilişkin iyimserlik, küresel piyasalarda risk iştahını destekliyor. Yatırımcıların gözü bugün Fed'in toplantı tutanaklarında.
Analistlere göre BIST 100'de 12.500 ve 12.600 puan direnç, 12.200 ve 12.100 puan destek seviyesi. Bugün yurt içinde hazine nakit dengesi, yurt dışında ise ABD'de tüketici enflasyon beklentisi ve FOMC toplantı tutanakları takip edilecek.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), Orta Doğu'daki arz kesintilerinin küresel petrol stoklarını azaltması ve dizel piyasalarındaki sıkışıklık nedeniyle petrol fiyatı tahminlerini yukarı yönlü revize etti. EIA'ya göre Brent petrolün ortalama varil fiyatının bu yıl 96,32 dolar, gelecek yıl ise 83,74 dolar olması bekleniyor. Kurum, 2027'de fiyatların düşüş eğilimine gireceği beklentisini koruyor.
EIA'nın ekim ayı Kısa Dönem Enerji Görünümü raporuna göre Brent petrolün varil fiyatı eylülde ortalama 114 dolar oldu. Bu rakam, ağustos ortalamasının 23 dolar üzerinde gerçekleşti.
EIA, Brent petrolün spot fiyatının yılın dördüncü çeyreğinde ortalama 105 dolar olacağını öngörüyor. Bu tahmin, geçen ayki rapordan 14 dolar daha yüksek. Yıllık tahminler ise şöyle:
Yukarı yönlü revizyonda, Orta Doğu'daki arz kesintilerinin küresel stoklarda düşüşe yol açması ve dizel piyasasındaki sıkışıklık etkili oldu. EIA, küresel petrol stoklarının üçüncü çeyrekte günlük ortalama 1,9 milyon varil azaldığını tahmin ediyor. Dördüncü çeyrekte de günlük 700 bin varillik düşüş bekleniyor.
EIA, alternatif güzergahların ve gemiden gemiye transferlerin daha fazla kullanılmasıyla Orta Doğu'daki üretim ve ihracatın kademeli olarak artacağını öngörüyor. Bölgedeki üretimin büyük bölümünün 2027'nin ikinci çeyreği sonuna kadar çatışma öncesi seviyelere dönmesi bekleniyor. Bu doğrultuda Brent'in spot fiyatının 2027'nin ikinci çeyreğinde ortalama 87 dolara, stokların yeniden artmasıyla yılın son çeyreğinde ise 74 dolara gerilemesi tahmin ediliyor. EIA, Hürmüz Boğazı ve alternatif güzergahlardaki akışlarda oynaklığın sürebileceğini, kısa vadeli fiyat hareketlerinin öngörülenden daha dalgalı olabileceğini de belirtiyor.
EIA'ya göre küresel petrol üretimi bu yıl günlük ortalama 5,2 milyon varil azalarak 101 milyon 90 bin varile inecek. 2027'de ise 8,5 milyon varil artışla 109 milyon 550 bin varile çıkması bekleniyor. ABD'nin günlük ham petrol üretiminin bu yıl 13 milyon 870 bin, gelecek yıl 14 milyon 300 bin varil olacağı öngörülüyor.
Evet. Çatışmalar nedeniyle üretilemeyen ham petrol miktarı mayısta günlük 10,9 milyon varille en yüksek seviyesine çıktı. Ağustosta günlük ortalama 5,8 milyon varile, eylülde ise 4,8 milyon varile geriledi.

Irak Merkez Bankası, dolar için yeni bir döviz kuru belirleyerek doların halka satış fiyatını 1.520 Irak dinarına yükseltti. Irak resmî haber ajansı INA'ya göre karar bugünden itibaren yürürlüğe girdi. Merkez Bankası daha önce kuru 1.132 dinar olarak belirlemişti.
Merkez Bankası, doların halka satış fiyatını 1.520 dinar olarak belirledi. Daha önceki kur 1.132 dinardı. Bu, dinar cinsinden yaklaşık 388 dinarlık, yüzde 34 civarında bir artışa karşılık geliyor.
Karar, bugünden itibaren geçerli. Merkez Bankası'nın kararın gerekçesine ilişkin ayrıntılı bir açıklama kaynakta yer almadı.

Küresel piyasalarda risk iştahı, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasında beklendiği kadar sıkılaşmayabileceğine yönelik öngörüler ve şirket karlılığına ilişkin iyimserlikle sürüyor. Yatırımcıların gözü bu akşam açıklanacak Fed toplantı tutanaklarında. New York borsasında teknoloji hisseleri öncülüğünde S&P 500 ve Nasdaq rekor seviyelerden kapandı. Brent petrolün varili ise 100 doların üzerinde kalmayı sürdürüyor.
Son dönemde açıklanan verilerin ABD'de iş gücü piyasasının soğuduğuna işaret etmesi, enflasyon risklerini yumuşatırken Fed'e yönelik şahin beklentileri de azalttı. Para piyasalarında Fed'in bu ay faizi değiştirmeyeceği beklentisi güçlü. Aralık toplantısında ise faiz artırımı neredeyse kesin görülüyor. Analistler, aralığa kadar açıklanacak enflasyon ve istihdam verilerinde ekonomik zayıflama sinyalleri güçlenirse bu fiyatlamanın değişebileceğini belirtiyor.
Dün S&P 500 endeksi yüzde 0,58, Nasdaq yüzde 0,45 ve Dow Jones yüzde 0,49 yükseldi. S&P 500'ü oluşturan 11 ana sektörden 9'u yükseldi. Çip hisseleri öne çıktı: AMD yüzde 2,8, Broadcom yüzde 3,7, Marvell Technology yüzde 5,8 değer kazandı. AMD CEO'su Lisa Su'nun, yapay zekâya yönelik hızlı talep nedeniyle 2027'de çip arzını önemli ölçüde artırmayı planladığını açıklaması yükselişi destekledi. ABD'de dış ticaret açığı ağustosta aylık yüzde 13,7 artarak 105,6 milyar dolara çıktı ve 17 ayın en yüksek seviyesini gördü.
Avrupa borsaları dün yükselişle kapandı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure'ün, avroda güven kaybı olmadığını ve borç konusunda ECB'nin yardımına ihtiyaç duyulmadığını söylemesi mali endişeleri azalttı. Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 10 baz puan düşerek yüzde 4,74'e geriledi. FTSE 100 yüzde 0,42, FTSE MIB yüzde 0,87, DAX 40 yüzde 0,77 ve CAC 40 yüzde 0,40 arttı. Avro Bölgesi'nde perakende satışlar ağustosta aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 1,2 yükseldi.
Asya borsaları karışık verilerle satıcılı seyrediyor. Kapanışa yakın Nikkei 225 yüzde 0,5, Hang Seng yüzde 0,5, Kospi yüzde 1,2 düştü. Çin'de piyasalar tatil nedeniyle kapalı. Japonya'da çalışanların kazançları ağustosta yüzde 3,8 artarak beklentileri aştı. Hindistan Merkez Bankası politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,5'e çıkardı. Banka, faizi Şubat 2023'ten bu yana ilk kez yükseltti.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,31'de yatay. Dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 102,1'de. Avro/dolar paritesi 1,1220 civarında. Altının onsu yüzde 0,7 düşüşle 4.134 dolara geriledi. Aralık vadeli Brent petrol yüzde 1 artışla 101,6 dolardan işlem görüyor. İran tarafında petrol arzındaki zayıflık sürerken, bölgenin geri kalanından ihracatın savaş öncesi ortalamaların üzerine çıktığı haberleri arz endişelerini bir miktar dengeledi.
BIST 100 dün yüzde 0,56 düşüşle 12.374,26 puandan kapandı. Dolar/TL dünü 49,1750'den tamamladı, bugün 49,1960'tan işlem görüyor. TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar olduğunu, bunların büyük oranda mevduata yöneldiğini söyledi. Karahan, fon piyasası genelinin sağlıklı işlemeye devam ettiğini ve finansal sistemin geneline yayılan bir sorun olmadığını değerlendirdiklerini belirtti. Şokların etkisi azaldıkça sıkı para politikasının katkısıyla dezenflasyonun yeniden ivme kazanacağını öngördüklerini de ekledi. Analistlere göre BIST 100'de 12.300 ve 12.200 puan destek, 12.400 ve 12.500 puan direnç seviyesi.

Los Angeles'ın en büyük iki stüdyosunu bir araya getiren devralma, rekabete zarar verebileceği ve tüketici fiyatlarını artırabileceği yönündeki eleştirilerin ardından gerçekleştirildi.
Yeni devleşen eğlence şirketi, David Ellison'ın kurduğu Skydance Corporation adı altında yeniden markalandı.
Anlaşma; HBO, CBS, Nickelodeon, Showtime, Comedy Central, DC Studios ve Food Network gibi çok sayıda önemli yapıyı tek çatı altında topladı. Harry Potter, Game of Thrones ve Yüzüklerin Efendisi gibi efsanevi seriler, Indiana Jones, Görevimiz Tehlike ve Shrek gibi Paramount'un mevcut hit kataloğuna eklendi.
Skydance CEO'su David Ellison, anlaşmanın film endüstrisi için tarihi bir adım olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise anlaşmayı olumlu karşılayarak harika insanların yer aldığı büyük bir şirket olacağını belirtti.
Şirketin günlük operasyonlarını Mattel'in eski CEO'su Ynon Kreiz yönetirken, strateji ve teknoloji kısmını Ellison üstlendi. CNN Worldwide'ın başkanı ve baş editörü Mark Thompson ile CBS News baş editörü Bari Weiss görevlerine devam ederken, HBO içerik lideri Casey Bloys doğrudan tüketiciye yönelik içeriklerin baş sorumlusu oldu.
Ancak uzmanlar, yüksek faiz oranları döneminde şirketin borçlarını azaltmak için maliyetleri düşürmek zorunda kalacağına ve bunun içerik kalitesini etkileyebileceğine dikkat çekti.
Süreç boyunca ABD'deki bazı eyaletlerin savcıları rekabetin kısıtlanacağı endişesiyle dava açsa da geçen ay sağlanan uzlaşmayla engel aşılmıştı.
Anlaşma gereği CNN ve CBS'de bağımsız haberciliği güvence altına almak için bir editoryal bağımsızlık kurulu oluşturulması kararlaştırıldı.
Ayrıca şirketin her yıl en az 30 film yayınlaması zorunlu kılınırken, yapay zeka ürünü filmlere karşı sıkı sınırlamalar getirildi ve prodüksiyonun belirli bir oranının ABD'de yapılması şartı koşuldu.

AA muhabirinin BBVA Research tarafından yayımlanan "Türkiye - Savunma Sanayisi Potansiyeli" başlıklı raporundan derlediği bilgilere göre, küresel savunma talebi jeopolitik gerilimler, artan askeri harcamalar ve savaş teknolojilerindeki dönüşümün etkisiyle daha yapısal bir döneme giriyor.
Avrupa'nın güçlü bir savunma sanayisi altyapısına sahip olmasına rağmen üretim ölçeği, hız ve stokların yenilenmesi açısından önemli darboğazlarla karşı karşıya bulunduğu ifade edildi.
Raporda, Avrupa'nın en belirgin kapasite açıklarının entegre hava ve füze savunması, İHA ve İHA karşıtı sistemler, gezici mühimmatlar, uzun menzilli ateş gücü ile mühimmat stoklarında yoğunlaştığı bildirildi.
Avrupa'nın ihtiyaçları ile Türkiye'nin mevcut savunma sanayisi kapasitesi karşılaştırılırken, en yüksek eşleşme potansiyeline sahip iki alanın "İHA ve taarruz dronları" ile "mühimmat, patlayıcılar ve stok kapasitesi" olduğu belirtildi.
Türkiye ile Avrupa'nın savunma kapasitelerinin birbirini tamamlamasının tek başına Avrupa pazarına erişim anlamına gelmediğine dikkatin çekildiği raporda, Avrupa Birliği'nin (AB) tedarik kuralları ile özellikle SAFE kapsamındaki yerel içerik ve tasarım haklarına ilişkin şartların AB dışındaki tedarikçiler açısından sınırlamalar oluşturduğu aktarıldı.
Bu nedenle Türkiye'nin Avrupa savunma sanayisine daha fazla entegre olmasının en gerçekçi yolunun ortak üretim, yerel montaj, ortak girişimler, tedarik zinciri entegrasyonu ve tarafların kabul edebileceği teknoloji paylaşımı modellerinden geçebileceği değerlendirildi.
Türkiye'de savunmayla ilişkili sektörlerin ekonomideki ağırlığının da arttığına işaret edilen raporda, Türkiye'nin savunma sektörü ihracatının 2025'te 10 milyar dolara ulaştığı, füze ve roket üretiminde yerlilik oranının yüzde 90'ın üzerine çıktığı bilgisine yer verildi.
Savunmayla ilişkili sektörlerde yaklaşık 176 bin 700 kişinin istihdam edildiği kaydedildi. Türkiye'nin savunma sanayisi açısından fırsatların Avrupa ile sınırlı olmadığı belirtilen raporda, ihracat pazarlarının Afrika, Asya ve Körfez ülkelerine doğru çeşitlendiği ifade edildi.
Afrika'da uygun maliyetli ve hızlı teslim edilebilen sistemlerin, Asya'da ortak üretim ve teknoloji transferinin, Körfez ülkelerinde ise yerlileştirme, ortak girişim ve teknoloji ortaklıklarının Türkiye açısından öne çıktığı aktarıldı.
Türkiye'nin gelecek dönemdeki rekabet gücünün ise yalnızca mevcut platformların üretimini artırmasına değil, yapay zeka, otonom sistemler, siber güvenlik, uzay ve diğer ileri teknolojilerde sağlayacağı ilerlemeye bağlı olacağı vurgulandı.
Raporda, Avrupa'nın ölçek, hız ve sahada kullanılabilir kapasiteye ihtiyaç duyduğu, Türkiye'nin ise rekabetçi platformları, esnek üretim kapasitesi ve modern savaşın hızla gelişen alanlarındaki tecrübesiyle Avrupa'nın savunma ihtiyaçları açısından tamamlayıcı bir ortak konumunda bulunduğu değerlendirmesine yer verildi.
Türkiye ile Avrupa arasında söz konusu kısıtların etkili biçimde yönetilmesi halinde, savunma işbirliğinin gelecek 10 yılın en önemli endüstriyel ve jeopolitik fırsatlarından biri haline gelebileceği öngörüldü.

4.88 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en değerli şirketleri listesinin en tepesinde yer alan Apple , rekor bir tazminat cezasıyla karşı karşıya.
ABD'de federal mahkeme jürisi, iPhone ve Apple Watch'larda kullandığı fiziksel düğmeye basma hissi veren dokunsal geri bildirim teknolojisi "Taptic Engine"de patent ihlali yaptığı gerekçesiyle açılan davada Apple'ı haksız buldu.
Apple ise cezaya ve patent ihlali iddiasına ilişkin yaptığı açıklamada “Apple'ın Taptic Engine'i Taction'ın teknolojisinden temelde farklıdır. Taction'ın kendi ürün testleri de duruşma sırasında bunu doğruladı.” ifadelerini kullandı.
“Taction'ın teknolojisini kullanmıyoruz.” diyen Apple, bunun ABD'de şimdiye kadar verilen en yüksek tutarlı patent ihlali cezası olduğunu belirterek karara itiraz edeceğini açıkladı.
Taction'ın avukatı Lance Yang ise “Jürinin Taction lehine karar vermesinden ve patent haklarımızı doğrulamasından memnunuz.” ifadelerini kullandı.
ABD Federal Temyiz Mahkemesi, San Diego'daki federal bir yargıcın 2023 yılında Apple'ın patentleri ihlal etmediğine hükmetmesinin ardından geçen yıl davanın yeniden görülmesinin önünü açmıştı.
Haziran ayında da İngiltere'deki Rekabet Temyiz Mahkemesi tüketici hakları grubu Which? tarafından Apple'a karşı açılan 3 milyar sterlinlik (4 milyar dolar) toplu davaya onay vermişti.
Karar, on milyonlarca tüketicinin toplu dava sürecine dahil edilmesinin önünü açtı. İlk olarak Kasım 2024'te sunulan dava dilekçesinde, Apple'ın iPhone ve diğer cihaz kullanıcılarını kendi iCloud depolama hizmetine mecbur bırakarak hakim konumunu kötüye kullandığı ve rakiplerine geçişlerini zorlaştırdığı savunuluyordu.
Tüketici grubu Which?, Apple'ın bunu belirli dosyaların depolanma şeklini teknik olarak kısıtlayarak, iCloud'u iOS işletim sistemine sahip cihazlarla ilişkilendirerek ve sistem tasarımları ile yönlendirmelerle kullanıcıları kendi hizmetine sevk ederek yaptığını kaydediyor. Bunun da rekabeti zayıflattığı ve fiyatları yükselttiği ifade ediliyor.

Dünya Bankası, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini güncelledi. Kurum, 2026 yılında yüzde 2,8 büyümesi beklenen Türkiye ekonomisinin, 2027'de yüzde 3,8 ve 2028'de yüzde 4,5 oranında büyüyeceğini tahmin etti. Türkiye'nin gelecek iki yılda Avrupa ve Orta Asya'daki ekonomik toparlanmaya önemli ölçüde katkı sunacağı öngörüldü.
Dünya Bankası'nın Avrupa ve Orta Asya Ekonomik Güncellemesi raporunda, bölge ekonomilerindeki büyüme görünümüne ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Rapora göre yüksek enerji maliyetleri, artan belirsizlikler ve ticaret ortaklarındaki zayıf büyüme nedeniyle bölge ekonomisinin 2025'te yüzde 2,6 olan büyüme hızının 2026'da yüzde 2,2'ye gerilemesi bekleniyor.
Bölge ekonomisinin 2027'de yüzde 2,4, 2028'de ise yüzde 2,6 büyüyeceği tahmin edilirken, Rusya hariç tutulduğunda büyüme oranlarının sırasıyla yüzde 3,4 ve yüzde 3,7 seviyesinde gerçekleşeceği öngörüldü.
Raporda Türkiye ekonomisinin 2023'te yüzde 5, 2024'te yüzde 3,5 ve 2025'te yüzde 3,7 büyüdüğü hatırlatıldı. 2026'da büyüme hızının yüzde 2,8'e gerilemesi beklenirken, ekonominin sonraki iki yılda yeniden ivme kazanacağı belirtildi.
Dünya Bankası, Türkiye'nin büyümesinin 2027'de yüzde 3,8'e, 2028'de ise yüzde 4,5'e yükselmesini bekliyor.
Kurum, Türkiye'de enflasyondaki düşüşün ve finansal koşullardaki gevşemenin iç tüketim ile yatırımları destekleyeceğini değerlendirdi. Avrupa Birliği'nden gelecek talebin güçlenmesinin ise Türkiye'nin ihracatına olumlu katkı sağlamasının beklendiği ifade edildi.
Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin 2027 ve 2028 yıllarında Avrupa ve Orta Asya'daki büyüme toparlanmasına "büyük katkı" sunacağını öngördü.
Türkiye'deki büyüme ivmesinin güçlenmesinin, aynı dönemde Avrupa ve Orta Asya genelindeki ekonomik genişlemenin daha sınırlı kalmasının beklendiği bir süreçte gerçekleşeceğine dikkat çekildi.
Raporda ayrıca Orta Asya'nın bölgenin en hızlı büyüyen alt bölgesi olmayı sürdüreceği belirtildi. Orta Asya ekonomilerinin 2027-2028 döneminde ortalama yüzde 5,3 büyümesi beklenirken, reel ücretlerdeki artış, işçi dövizleri ve kamu yatırımlarının büyümeyi destekleyeceği kaydedildi.
Dünya Bankası, Orta Asya ekonomilerinin 2026'da yüzde 5,8, 2027'de yüzde 5,4 ve 2028'de yüzde 5,1 büyüyeceğini tahmin etti.
Kırgızistan ekonomisinin 2026'da yüzde 9,6, 2027'de yüzde 7,3 ve 2028'de yüzde 7,5 büyümesi beklenirken, Özbekistan için büyüme tahminleri sırasıyla yüzde 7,9, yüzde 7,5 ve yüzde 7,1 olarak açıklandı.
Batı Balkanlar'da ekonomik büyümenin 2026'da yüzde 3,1'e ulaşacağı, 2027 ve 2028 yıllarında ise yüzde 3,4 seviyesine çıkacağı öngörüldü. Orta Avrupa ve Güney Kafkasya'da ise ekonomik büyümenin genel olarak istikrarlı bir seyir izlemesi bekleniyor.

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 69,66 puan azalırken, toplam işlem hacmi 107,1 milyar lira oldu.
Bankacılık endeksi yüzde 0,66 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 0,81 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 1,63 ile gıda içecek, en fazla kaybettiren ise yüzde 6,67 ile finansal kiralama faktoring oldu.
Küresel piyasalar, petrol fiyatları ve tahvil faizlerindeki gerileme ile yapay zeka sektörüne ilişkin iyimserliğin desteğiyle pozitif seyrederken, ABD'de S&P 500 ve Nasdaq endeksleri gün içinde rekor tazeledi.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, bankacılık sektöründeki alımlara karşın sanayi hisselerinde öne çıkan satışların etkisiyle günü satıcılı bir seyirle tamamladı.
Analistler, yarın yurt içinde hazine nakit dengesinin, yurt dışında ise Japonya'da öncü endeks, Almanya'da sanayi üretimi, ABD'de tüketici enflasyon beklentisi ve Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanaklarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.300 ve 12.200 puanın destek, 12.400 ve 12.500 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Booking, Expedia ve Airbnb gibi yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye’deki faaliyetlerini düzenleyen kanun teklifi, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda kabul edildi.
Teklifin bir sonraki aşamada TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi bekleniyor.
Genel Kurulda görüşülecek teklif, kabul edilerek yasalaşması hâlinde 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek. Düzenlemeyle yurt içinden yurt içine yapılan satışlarda komisyona yüzde 17 üst sınır getirilmesi öngörülüyor.
![]()
Dijital platformlar üzerinden yapılan konaklama rezervasyonlarında, konaklama hizmetine ilişkin KDV ve stopajı beyan etme ile ödeme yükümlülüğü hizmeti sunan otelde olacak.
![]()
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, “Tüketicinin hakkını koruyan, kayıtlı işletmeleri gözeten ve haksız rekabeti önlemeyi hedefleyen bir hukuki çerçeve oluşturuyoruz.” dedi.
![]()
Alpaslan, düzenlemeyle uluslararası platformların hukuki ve mali sorumluluklarının açıkça belirlendiğini, tüketici haklarını koruyan ve kamu denetimini güçlendiren bir yapı oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi. Düzenlemenin ayrıntılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alpaslan, “Yabancı platformların faaliyetlerini denetime bağlıyoruz. Türkiye’deki tüketicilere hizmet sunan uluslararası platformların faaliyet alanlarını ve sorumluluklarını belirlerken kurallara aykırılık hâlinde uygulanacak yaptırımları da düzenliyoruz.” diye konuştu.
![]()
Alpaslan, düzenlemenin mali yükümlülüklerine ilişkin şunları kaydetti:
“Teklifin yasalaşmasıyla platformlar vergi yükümlülüklerini yerine getirecek, izin belgesi bedelini ödeyecek ve turizm payı verecek.
Türkiye turizminden gelir elde eden bu kuruluşların ülkemizin tanıtımına da katkı sağlamasını kurala bağlıyoruz.”
Teklifle, platformlardan turizm payı alınması amacıyla 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılması öngörülüyor.
Yurt içinden yurt içine yapılan satışlarda platformların alacağı komisyona yüzde 17 üst sınır getirilmesi planlanıyor.
Teklifin yasalaşması hâlinde bu satışlarda komisyon, hizmetin vergiler hariç bedelinin yüzde 17’sini aşamayacak
. Dijital platformlar üzerinden yapılan konaklama rezervasyonlarında, konaklama hizmetine ilişkin KDV ve stopajı beyan etme ve ödeme yükümlülüğü hizmeti sunan otelde olacak.”
Teklifte yabancı platformların doğrudan satış yapabileceği alanlar da belirlendi.
Düzenlemeye göre platformlar doğrudan yalnızca turizm belgeli konaklama tesisleri, turizm amaçlı kiralama izinli konutlar ve uçak bileti satışları yapabilecek.
Münhasıran seyahat acentalığı kapsamındaki diğer hizmetler, 1618 sayılı Kanun uyarınca yetkili seyahat acentaları üzerinden sunulacak. Araç kiralama işlemleri ise Ticaret Bakanlığından yetkili işletmeler aracılığıyla gerçekleştirilecek.
![]()
Alpaslan, “Platformların hangi hizmeti, hangi şartlarla sunabileceğini teklifte açıkça belirledik. Münhasıran seyahat acentalığı kapsamındaki diğer hizmetlerin yetkili seyahat acentaları üzerinden sunulmasını zorunlu tutuyoruz. Bu alanlarda hizmet sunumunu Türkiye’de yetkilendirilmiş işletmelere bağlıyoruz.” dedi.
Teklifle, yabancı dijital konaklama platformlarının faaliyet gösterebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığından iki yıl süreli izin belgesi alması zorunlu hâle getiriliyor. Belge bedeli 5 milyon lira olarak belirleniyor.
Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak. İzin başvurularında dijital hizmet vergisi mükellefiyeti, vergi borcunun bulunmaması, Türkiye’de temsilci atanması, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) adresinin bildirilmesi ve belge bedelinin ödenmesi şartları aranacak.
Temsilci ve elektronik tebligat zorunluluğuna dikkat çeken Alpaslan, “Platformların ülkemizdeki faaliyetleri için ulaşılabilir ve resmî tebligat yapılabilir bir muhatap bulunmasını zorunlu tutuyoruz. Türkiye’de tüketiciye hizmet sunmanın hukuki sorumluluklarını açıkça ortaya koyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
![]()
Teklifte, platformların bu faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklarda münhasıran Türk hukukunun uygulanması ve Türk mahkemelerinin yetkili olması öngörülüyor.
Alpaslan, “Vatandaşlarımızın satın aldıkları hizmetle ilgili hak arama süreçlerinin hukuki zeminini açıkça belirliyoruz. Düzenlemeye göre bu faaliyetlerden doğan uyuşmazlıklarda Türk hukuku uygulanacak, Türk mahkemeleri yetkili olacak. Tüketicilerimiz açısından temel güvencelerden birini bu şekilde oluşturuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
![]()
Teklifte yükümlülüklere aykırı faaliyetler için idari para cezaları ve erişimin engellenmesi yaptırımları öngörülüyor.
Genel Kurulda kabul edilerek yasalaşması hâlinde 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek düzenleme kapsamında, hâlihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı dijital konaklama platformlarının yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde izin belgesi almak üzere Bakanlığa başvurması gerekecek.
Başvuruda bulunmayan veya başvurusu reddedilen platformlar hakkında erişimin engellenmesi hükümleri uygulanacak.
Kanunun uygulanmasına ilişkin alt mevzuat Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak.
Alpaslan, düzenlemenin temel yaklaşımını şu sözlerle anlattı:
“Türkiye’deki tüketiciye hizmet sunan bir platformun faaliyet alanı, muhatabı, mali sorumlulukları ve tabi olduğu denetim belli olmalı. Bu teklifle dijital turizm hizmetlerini izin, kayıt ve denetim esasına dayandırıyoruz. Tüketicilerimizin haklarını ve sektörümüzün kurallı işleyişini gözeten bir yapı oluşturuyoruz.”

AK Parti'nin fon krizinden etkilenen yatırımcıların alacaklarının ödenmesine yönelik yasal düzenleme hazırlığı sürüyor.
AK Parti'nin üzerinde çalıştığı yaklaşık 10 maddelik kanun teklifinde, fonların tasfiyesi ile yatırımcılara yapılacak geri ödemelere ilişkin düzenlemeler yer alacak.
Teklifin cuma ya da pazartesi günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor.
Fon krizinden etkilenen toplam yatırımcı sayısının 455 bin 578 olduğu belirtiliyor. Bu yatırımcıların yaklaşık 350 bininin fonlarda 1 milyon liranın altında yatırımı bulunuyor.
Düzenlemeyle ilk olarak bu gruptaki yatırımcılara ödeme yapılması öngörülüyor. 1 milyon liranın altındaki alacakların bu ay içinde ödenmesi planlanıyor.
Ödemeler peyderpey ve kademeli şekilde yapılacak. Bir milyon liranın üzerinde alacağı bulunan yatırımcıların ödemeleri ise sonraki aşamalarda gerçekleştirilecek.
Süreçte ara ödeme yöntemiyle hareket edilmesi öngörülüyor.
Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, yatırımcılara yatırdıkları ana paranın yanı sıra enflasyon farkının da ödenmesi planlanıyor.
Tasfiye kapsamındaki fonların bünyesinde bulunan menkul kıymetler, taşınmazlar ve diğer varlıklar da tasfiye edilerek nakde çevrilecek.
Elde edilen kaynağın yatırımcılara yapılacak ödemelerde kullanılması öngörülüyor.
Düzenlemenin yasalaşmasının ardından ödemelerin tek seferde değil, aşamalı biçimde yapılması planlanıyor.
İlk aşamada 1 milyon liranın altında yatırımı bulunan yaklaşık 350 bin kişi için ödeme süreci başlatılacak. Daha yüksek tutarda alacağı bulunan yatırımcılar ise fonların varlıklarının nakde çevrilmesi ve tasfiye sürecinin ilerlemesine bağlı olarak ödeme alacak.
Ödemelerin İş Bankası ve Ziraat Bankası üzerinden yapılacağı bildirdi.
AK Partili kurmayların verdiği bilgiye göre bu süreçte hiçbir kamu kaynağı kullanılmayacak.
Diğer yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın fon soruşturması konusunda yarın TBMM'yi bilgilendirecek.
NTV muhabiri Özgür Akbaş, muhalefet partilerinin fon kriziyle ilgili araştırma komisyonu kurulmasını istediğini bildirdi.
Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından SPK, 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermişti. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
29 Eylül'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ekonomi yönetimi ve ilgili kurumların yöneticilerinin katılımıyla toplantı yapılmıştı.
Toplantının ardından, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili sürecin koordinasyonunu sağlamak amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Devlet Denetleme Kurulu da fon işlemlerini incelemek ve denetlemek üzere görevlendirildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek de bugün fon soruşturmasında gelinen son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.
Gürlek, soruşturma kapsamında 85 şüphelinin tutuklandığını, 207 kişi hakkında işlem yapıldığını ve şüphelilerin mal varlıklarına yönelik tedbir kararları uygulandığını açıkladı. Gürlek ayrıca, haksız kazançların iadesi amacıyla TMSF bünyesinde oluşturulan hesaplara şimdiye kadar 5 kişinin gönüllü iade yaptığını bildirdi.
Tasfiye sürecinde SPK, mutabakatı tamamlanan yatırımcılara nihai ödemeden mahsup edilmek üzere fon başına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasına da karar verdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Karacabey Tarım İşletmesi yetiştirmesi 15 safkan Arap tayı, müzayedede 57 milyon 170 bin liralık toplam satış bedeliyle tüm zamanların en yüksek hasılatına ulaştı.
"Üstün Umut" tayı 12 milyon 50 bin lirayla bireysel satışta rekor kırdı.
Karacabey Tarım İşletmesi tarafından yetiştirilen 15 tay İstanbul Veliefendi Hipodromu'nda düzenlenen "Safkan Arap Elit Tay Müzayedesi"nde yeni sahipleriyle buluştu.
Müzayede programının açılışında konuşan TİGEM Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bülbül, "Karacabey işletmemiz 1300 yılından beri faaliyet gösterdiğimiz, at yetiştirdiğimiz, TİGEM'in tohumlarının atıldığı işletmelerimizden bir tanesi. 726 senelik bu deneyimle bu kaliteli tayları sizlere arz etmiş olacağız." diye konuştu.
Bülbül, müzayedede "Oğuz Boylu", "Serdümen", "Berksoy", "Baba Mevlüt", "Özhaber" gibi Arap atı camiasının çok iyi bildiği aygırların yavrularının satışa sunulacağını kaydetti.
Müzayedeyi 2 senedir yaptıkları gibi hibrit satış yöntemiyle gerçekleştirdiklerini ifade eden Bülbül, fiziken alana gelen katılımcılarla birlikte ekranları başındaki katılımcıların da telefon yoluyla bu ihaleye iştirak edeceklerini söyledi.
![]()
Müzayedede satışa sunulan tayların tamamı yeni sahiplerini bulurken, toplam 57 milyon 170 bin lira satış hasılatı elde edildi. Bu rakam, safkan Arap elit tay müzayedelerinde tüm zamanların en yüksek toplam satış bedeli olarak kayıtlara geçti.
Müzayedenin en yüksek bedelle satılan tayı ise "Üstün Umut" oldu. Serdümen'in yavrusu olan "Üstün Umut", 12 milyon 50 bin liraya satın alındı.
Müzayedede ikinci en yüksek bedelle satılan tay ise 8 milyon 500 bin lirayla "Zafer Müjdesi" oldu.
"Okçualp" 6 milyon 550 bin lira, "Anadolu Siperi" 5 milyon 750 bin lira, "Şarapnel" 2 milyon 700 bin lira, "Kafkas Aslanı" 4 milyon 450 bin lira, "Demir Koparan" 2 milyon 600 bin lira, "Demir Toynak" 2 milyon 400 bin lira, "Ateşyürek" 2 milyon 200 bin lira, "Hüralp" 2 milyon lira ve "Akpazar" 2 milyon liradan alıcı buldu.
Diğer taylardan "Sarı Oğuz" 1 milyon 800 bin lira, "Mangır" 1 milyon 520 bin lira, "Mukayese" 1 milyon 400 bin lira ve "Çelikbüken" 1 milyon 250 bin liraya satıldı.
Böylece 15 tayın tamamının satıldığı müzayedede ortalama satış fiyatı 3 milyon 811 bin 333 lira oldu.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yarın Genel Kurul'da fon soruşturmasına ilişkin bilgilendirme yapacağını bildirdi.
Özlem Zengin, TBMM Genel Kurulunda, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen bazı işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmaya değindi.
Konuyu, "fon meselesi olarak" tanımladığını ifade eden Zengin, "Bu konuda kim yanlış yaptıysa, kim hukuku ihlal ettiyse, kim vatandaşlarımızın parasını istismar ettiyse, gasbettiyse, siyasi görüşüne, sosyal çevresine, makamına, kimin yakını olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde muhakkak hesap verilmelidir." diye konuştu.
Zengin, bu kişilerin mutlaka soruşturmaya tabi tutulması ve ifadeye çağrılması gerektiğini belirterek, "Bu konuyla ilgili olarak da şunu belirtmek istiyorum: yarın İçtüzük 59'a göre Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Genel Kurul'a gelecek ve bizlere bilgi verecekler." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Genel Kurul'da Fon Koordinasyon Kurulunun çalışmalarına ilişkin bilgi vermesi bekleniyor.








İspanya merkezli banka BBVA'ya göre Türkiye’de fon krizi nedeniyle ekimde faiz indirimi ihtimali arttı.
The post BBVA: Fon krizi ekimde faiz indirimi ihtimalini artırdı appeared first on #site_linkat 06.10.2026 .Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,05 düşüşle 12.437,59 puandan başladı.
The post Borsa güne düşüşle başladı – 6 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 06.10.2026 .Bugün (6 Ekim) bir gram altın (9:04) 6.518,19 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 6 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 06.10.2026 .Dolar/TL 49,1795 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 55,1888 seviyesinden güne (6 Ekim) başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 6 Ekim 2026 appeared first on #site_linkat 06.10.2026 .Motorine (mazot) 4 lira 95 kuruş indirim geldi.
The post Motorine indirim geldi: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 06.10.2026 .Maaşlarına altı aylık periyotlar halinde enflasyon farkı kadar zam alan milyonlarca SSK ve Bağ-Kur emeklisi, 2027 Ocak ayı maaş artış oranını yakından takip ediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Eylül ayında enflasyon aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 oldu.
Temmuz ve Ağustos ayı enflasyon verilerinin ardından TÜİK’in Eylül ayı rakamlarını ilan etmesiyle birlikte, 2027 yılı başında maaşlara yansıyacak 3 aylık zam oranı da kesinleşti.
Temmuz 2026’da maaşlarını zamlı olarak alan emekliler için yeni dönem verileri birer birer açıklanıyor.
Temmuz 2026 Enflasyonu: yüzde 1,78
Ağustos 2026 Enflasyonu: yüzde 1,84
Eylül 2026 Enflasyonu: yüzde 1,84
Ağustos ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,51 olarak gerçekleşmesinin ardından, Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,73 seviyesine gerilemesiyle birlikte yeni zam döneminin ilk çeyreği tamamlanmış oldu.
TÜİK’in Eylül ayı verisini duyurmasıyla birlikte, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 2027 Ocak zammı için 3 aylık kesinleşen zam oranı yüzde 5,56 oldu.
Emeklilerin nihai zam oranının belirlenmesi için Ekim, Kasım ve Aralık olmak üzere 3 aylık enflasyon verisi daha bulunuyor.
Brent petrolün varil fiyatı 100 doların altına indi. Dün 103,40 dolara kadar yükselen Brent petrol, bugün saat 09.24 itibarıyla yüzde 0,5 düşüşle 99,79 dolardan işlem görüyor. G7 ülkelerinin stratejik rezervlerden 100 milyon varil petrol piyasaya sürme kararı ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) sıkı para politikasını sürdüreceği beklentisi fiyatları aşağı çekti.
Brent petrolün aralık vadeli varil fiyatı, dünü 100,32 dolardan kapattıktan sonra bugün 99,79 dolara geriledi. Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün kasım vadeli varil fiyatı ise 88,77 dolar oldu.
G7 ülkeleri, küresel enerji piyasalarındaki arz sıkıntısını hafifletmek için Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) koordinasyonunda stratejik rezervlerden 100 milyon varil petrolü 4 aya yayarak piyasaya sürme kararı aldı. G7 üyelerinin ilk 20 günde önemli miktarda dizeli piyasaya sunması bekleniyor. İhtiyaç hâlinde ek stokların da kullanılması değerlendirilecek.
Piyasalarda Fed'in bu ay faizleri sabit tutma ihtimali yüzde 80'in üzerinde fiyatlanıyor. Ancak aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali de yüksek görülüyor. Sıkı para politikasının ekonomik aktiviteyi ve buna bağlı olarak petrol talebini yavaşlatabileceği öngörülüyor.
Yemen'de Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasındaki çatışmalar, petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırlıyor. Yemen ordusunun Taiz'in batısındaki Muha kentinin kontrolünü ele geçirdiği bildirilirken, Husilerin Babülmendep Boğazı çevresindeki etkisinin azalması enerji taşımacılığına yönelik riskleri kısmen hafifletiyor. Ancak Husilerin Kızıldeniz'deki gemilere saldırı kapasitesini koruması, risklerin sürmesine yol açıyor. Ayrıca OPEC+ grubunun 7 üyesinin kasımda üretimi artırmama kararı da fiyatları destekliyor. Grubun bir sonraki toplantısı 1 Kasım'da yapılacak.
Analistlere göre Brent petrolde 101,13 dolar direnç, 100,11 dolar ise destek seviyesi olarak izleniyor.

Ticaret Bakanlığı, 2026'nın ilk 9 ayında 360 bin 578 firmayı ve yaklaşık 44 milyon 12 bin ürünü denetledi. Denetimlerde tespit edilen aykırılıklar nedeniyle toplam 2,6 milyar lira idari para cezası uygulandı. Fahiş fiyat uygulamalarına kesilen ceza 399,5 milyon lirayı buldu. Rekabet Kurumu ise aynı dönemde 255 şirkete 20,5 milyar lira ceza verdi.
Bakanlığın İç Ticaret Genel Müdürlüğü, otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat ve haksız ticari uygulamalar gibi alanlarda 59 bin 947 gerçek ve tüzel kişiyi denetledi. Kurallara aykırı hareket eden 6 bin 72 kişi ve şirkete 724,7 milyon lira ceza verildi. Bu cezaların dağılımı şöyle:
Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, 9 ayda 40 bin 857 kişi ve şirketi denetledi. Aykırılık tespit edilen 1.498 kişi ve şirkete yaklaşık 984 milyon lira ceza kesildi. Ön ödemeli konut satışları, abonelik, internetten satış, taksitli satış, paket tur ve devre tatil sözleşmelerindeki aykırılıklar için 735,3 milyon lira, reklam ve haksız ticari uygulamalar için 232,1 milyon lira, ürün güvenliği ihlalleri için ise 16,7 milyon lira ceza uygulandı.
Ticaret il müdürlükleri, 81 ilde 259 bin 774 firmayı denetledi. Bu firmalardan 52 bin 786'sına toplam 917,6 milyon lira ceza kesildi.
Rekabet Kurumu, yılın ilk 9 ayında iş gücü piyasaları, bilişim teknolojileri ve dijital platformlar, otomotiv ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren 255 şirkete toplam 20,5 milyar lira ceza verdi. Kurum, geçen yılın tamamında 227 şirkete 13,2 milyar lira ceza uygulamıştı.

Orta Doğu'daki gerilimlerin dolaylı etkileriyle yükselen tahvil faizleri ekonomiler için önemli bir risk unsuru olmaya devam ederken, yaklaşan bilanço sezonu öncesi yapay zeka ve teknoloji alanındaki iyimserlikler yatırımcı iştahını besliyor.
Analistler, yüksek borçlanma maliyetlerinin ekonomiler açısından orta ve uzun vadede endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirterek, yatırımcıların yapay zeka alanındaki anlaşmalar ve bilanço sezonuna ilişkin güçlenen beklentilerin etkisiyle söz konusu riskleri şimdilik ikinci planda tuttuğunu ifade etti.
Geçen hafta ABD'de açıklanan verilerin iş gücü piyasalarının yavaş yavaş da olsa soğuduğuna işaret etmesiyle ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik şahin tahminlerin bu ay için zayıflaması da yatırımcıların risk alma eğiliminin artmasında etkili oldu.
Yapay zeka sohbet robotu ChatGPT'yi geliştiren ABD merkezli teknoloji şirketi OpenAI'ın 30 milyar dolarlık finansman turu için Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) yatırım fonlarıyla ve varlık yönetim şirketi BlackRock ile görüşmeler yürüttüğüne ilişkin haberler medyaya yansırken, bu gelişme yapay zekaya yönelik olumlu bakış açısını kuvvetlendirdi.
Teknoloji hisselerindeki yükselişe yapay zekayla bağlantılı şirketlerin hisseleri öncülük etti. SpaceX'in hisseleri yüzde 7,6, Nvidia'nın hisseleri yüzde 2,1, Meta'nın hisseleri yüzde 1,9 ve Microsoft'un hisseleri yüzde 1,5 değer kazandı.
Söz konusu iyimserliklerle New York borsasında rekor kapanışlar görülürken, S&P 500 endeksini oluşturan 11 ana sektörden 10'u yükseldi. Endekste yalnızca gayrimenkul sektörü geriledi.
Analistler, ABD'de 30 yıl vadeli mortgage (konut kredisi) için ortalama faiz oranının yüzde 7'yi aşmasının gayrimenkul sektöründeki gerilemede başrol oynadığını belirtti.
Makroekonomik veri tarafında, ABD'de Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), eylülde 54,9'a gerileyerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşirken sektördeki büyüme hızının yavaşladığına işaret etti.
Öte yandan ABD'de akaryakıt fiyatlarındaki artış enflasyon korkularını körüklemeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, kara yolu dışında kullanılan araçlarda tüketilen ve kırmızı renge boyanan dizel yakıtın kara yollarında kullanımına geçici olarak izin veren ve buna uygulanan federal tüketim vergisinin ödenmesini yıl sonuna kadar erteleyen kararı imzaladı.
Diğer taraftan ABD Hazine Bakanlığı ise İran veya ülkenin finans sektörüyle iş yapmayı sürdüren yabancı finans kuruluşlarının önceden haber verilmeksizin yaptırımlara maruz kalabileceği uyarısında bulundu.
Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, enflasyon risklerini yansıtmayı sürdürerek dün 3 baz puan artışla yüzde 5,31'e çıkmasının ardından bugün de yüzde 5,33 seviyesinde bulunuyor. Jeopolitik gerginliklerin enflasyonist baskıları güçlendireceği endişeleri ve yüksek tahvil faizleriyle dolara yönelik talep artışı dün de devam etti. Dolar endeksi dünü yüzde 0,2 artışla 102,2 seviyesinde tamamlarken yeni günde ise yatay seyrediyor.
Dolardaki değerlenme ve yükselen tahvil faizlerinden ötürü alternatif maliyeti artan altının ons fiyatı yüzde 0,5 düşüşle 4 bin 121 dolardan alıcı buluyor. Aralık vadeli Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,6 artışla 100,9 dolarda işlem görüyor.
Dün New York borsasında S&P 500 endeksi yüzde 0,66, Nasdaq endeksi yüzde 1,05 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,18 değer kazandı. Nasdaq endeksi kapanış rekoru kırdı. ABD'de endeks vadeli kontratlar ise güne pozitif başladı.
Avrupa borsaları dün Fransa hariç alıcılı seyretti. Fransa'da mali endişeler, siyasi belirsizlikler ve ülkedeki karışıklıklar devam ederken, borçlanma maliyetlerindeki artış Avrupa Merkez Bankasının (ECB) söz konusu duruma müdahale edebileceği beklentileriyle bir miktar yavaşladı.
Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi dün, cuma gününe göre yaklaşık 5 baz puan azalışla yüzde 4,85 seviyesine indi.
Analistler, Fransa gibi Avro Bölgesi'nin en büyük ekonomilerinden birinde borç sürdürülebilirliği konusunda endişelerin artmasının, yatırımcıların avro varlıklarından daha yüksek risk primi istemesine yol açtığına ve bu durumun da avronun değerini baskıladığını kaydetti.
Üstelik aynı anda ABD tarafında doların da güçlü olmasının avro üzerindeki baskıyı güçlendirdiğini belirten analistler, avro/dolar paritesinin dün 1,1161'e inerek Mayıs 2025'ten beri en düşük seviyeyi gördüğünü söyledi.
Dün açıklanan verilere göre, Avro Bölgesi'nde bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), eylülde 53,1 puana yükselerek son 41 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Avro Bölgesi'nde Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), ağustosta bir önceki aya kıyasla yüzde 1,9 yükseldi.
Bu gelişmelerle İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,34, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,66 ve Almanya'da DAX 40 endeksi ise yüzde 0,09 yükselirken, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,80 düştü. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar ise haftaya pozitif başladı.
Asya tarafında ise Çin'de piyasalar bugün de tatil nedeniyle kapalı olacak. Bölgede mevcut yapay zeka iyimserlikleri piyasalarda hissedilirken Güney Kore'de yarı iletken şirketi SK Hynix'in hisseleri, şirketin ABD'deki iştiraki Solidigm'in olası halka arzı öncesi şirket yapısına ilişkin soru işaretleriyle yüzde 3 düştü.
Japonya'da dün bir miktar gevşeyen tahvil faizleri bugün yeniden yükseliş eğilimine geçerken, Japonya'nın 2 yıllık tahvil faizi yaklaşık 3 baz puan artışla yüzde 1,93, 10 yıllık tahvil getirisi de sınırlı artışla yüzde 3,10 seviyesinde bulunuyor.
Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,9 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,6 yükselirken Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,2 düştü.
Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,42 değer kazanarak 12.443,92 puandan tamamladı.
Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yatay seyretti.
Öte yandan yurt içinde yıllık enflasyon eylülde yüzde 29,73 olurken, Kasım 2021'den bu yana ilk kez yüzde 30'un altına geriledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyon rakamlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Öncü göstergeler, kira enflasyonundaki düşüşün süreceğine işaret ediyor. Son dönemde yeniden yükselen petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak için mazottan sonra benzinde de eşel mobil uygulamasından kademeli olarak çıkıyoruz." ifadelerini kullandı.
Dolar/TL dünü 49,1400'dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 49,1780'den işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru ve aylık fiyat gelişmeleri raporunun, yurt dışında ise Almanya'da fabrika siparişleri, Avro Bölgesi'nde perakende satışlar ve ABD'de dış ticaret dengesinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.600 ve 12.700 puanın direnç, 12.300 ve 12.200 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
09.00 Almanya, ağustos ayı fabrika siparişleri
12.00 Avro Bölgesi, ağustos ayı perakende satışlar
14.30 Türkiye, eylül ayı reel efektif döviz kuru
15.30 ABD, ağustos ayı dış ticaret dengesi
Çin'de piyasalar kapalı olacak

Türkiye’nin lider, dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, bu yıl Şanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu 2026’da yerini aldı. Festivalin paydaşları arasında yer alan Trendyol, 200 metrekarelik standında ziyaretçileri e-ticaret, teknoloji ve sporu bir araya getiren interaktif deneyimlerle buluşturdu. Trendyol standındaki satıcı paneli deneyimi, ziyaretçilere bir e-ticaret işletmesinin nasıl yönetildiğini keşfetme fırsatı sundu. “Satıcı Paneliyle İşinin Kontrolü Sende!” mesajıyla tanıtılan aktivite, panelin satıcıların işlerini tek merkezden takip etmelerine ve yönetmelerine sağladığı katkıyı öne çıkardı.
Standı ziyaret edenler, Trendyol'un sponsorluğunu üstlendiği Avrupa ve Dünya Şampiyonu A Milli Kadın Voleybol Milli Takımı’mızdan ilhamla kurgulanan deneyimde VR teknolojisini ve voleybolu birarada deneyimledi. Ayrıca, standda yer alan Dijital Usta aktivitesinde tüm katılımcılara dijital becerilerini test etme olanağı sağlandı.
Trendyol ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) iş birliğiyle TEKNOFEST Güneydoğu 2026 kapsamında gerçekleştirilen E-Ticaret Yarışması ise, genç yetenekleri gerçek bir e-ticaret problemine çözüm üretmek üzere bir araya getirdi. Yarışmacılar, kullanıcıların arama niyetleri ile ürünler arasındaki ilişkiyi daha doğru anlamlandırarak e-ticaret arama deneyimini geliştirecek yapay zekâ ve veri bilimi modelleri üzerinde çalıştı.
Bu yıl 544 takım ve 1.700 yarışmacının başvurduğu yarışmanın ön eleme aşaması, Kaggle platformu üzerinden 21 gün boyunca gerçekleştirildi. Katılımcılar, geliştirdikleri modelleri test etmek için toplam 11.400 farklı tahmin üretti. Ön elemeyi geçen 10 takım ve 32 yarışmacı, final aşamasında projelerini ve canlı demolarını jüriye sundu.
Yarışmada birinci olan ArmaTerimi takımı 150 bin TL, ikinci olan Abdül Basitadam takımı 120 bin TL, üçüncü olan Dream Team ise 100 bin TL ödül kazandı.

Konya Büyükşehir Belediyesi Kapsül Teknoloji Platformu, gençlerin teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarına katkı sunmayı sürdürüyor.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, KAPSÜL’ün Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda gençlere destek olmaya devam ettiğini ifade ederek, TEKNOFEST Şanlıurfa’da finale kalan 51 takımdan 11’inin derece, özel ödül ve yatırım ödülü kazanmasının Konya adına büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi.
Başkan Altay, “KAPSÜL bünyesinde yarışmalara katılan tüm takımlarımızın ortaya koydukları azim, gayret ve üretkenlikten dolayı tüm gençlerimize teşekkür ediyorum. TEKNOFEST’te dereceye giren KAPSÜL takımlarımızı tebrik ediyorum. İnşallah gençlerimizin başarıları bundan sonra da artarak devam edecek ve Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizin teknoloji yolculuğuna güç katacaklar. Gençlerimize güveniyoruz ve onların yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
2026 TEKNOFEST Şanlıurfa’da ödül alarak Konya’nın gururu olan Kapsül Teknoloji Platformu takımları ve başarıları şu şekilde:
KAPSÜL Borafen ve KAPSÜL AgroByte Aqua takımları Tarım Teknolojileri Yarışması’nda ayrı ayrı 1 milyon TL tutarında yatırımcı ödülü, KAPSÜL MYS Yavuz İnsansız Deniz Aracı Yarışması’nda ikincilik, Kapsül Civelekler Lise Öğrencileri İklim Değişikliği Araştırma Projeleri Yarışması’nda ikincilik, Kapsül Çumra Metal Serbest TEKNOFEST Mesleki Yetenek Yarışması’nda ikincilik, Kapsül Tulpar Jet Motor Tasarım Yarışması’nda üçüncülük, Kapsül BANSA Yapay Zekâ Dil Ajanları Yarışması’nda da üçüncülük ödülü kazandı.
TEKNOFEST’te 4 KAPSÜL takımı da mansiyon ve özel tasarım ödülüne layık görüldü.
Kapsül Raclab Nova İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması’nda En Özgün Tasarım Ödülü, (Mansiyon), Kapsül RACLAB ROVER İnsansız Kara Aracı Yarışması’nda En İyi Tasarım Ödülü (Mansiyon), Kapsül Kırlangıç Savaşan İHA Yarışması’nda En İyi Kontrol ve Güdüm Yazılımı Ödülü (Mansiyon), Kapsül Core | Finansal Teknolojiler Yarışması – Yenilikçi Yazılım Ödülü (Mansiyon)
Kapsül Teknoloji Platformu'nun desteklediği 398 takımdan 51 takımın TEKNOFEST finallerine kalması ve bu takımlardan 11'inin kürsü, özel tasarım ve ticari yatırım ödülleriyle dönmesi, platformun altyapı ve mentörlük süreçlerinin başarısını açıkça ortaya koyuyor.
Özellikle; İnsansız Deniz Araçları, İnsansız Su Altı Sistemleri, İnsansız Kara Araçları, Savaşan İHA, Jet Motor Tasarımı, Yapay Zekâ, Fintek, Tarım Teknolojileri ve İklim Değişikliği gibi geniş bir teknoloji yelpazesinde elde edilen bu dereceler, KAPSÜL’ün çok disiplinli çalışma ve teknolojik derinlik sağlama yetkinliğini pekiştiriyor.
Ayrıca tarım teknolojileri alanında kazanılan 2 milyon TL değerindeki Yatırımcı Ödülü, Kapsül Teknoloji Platformu bünyesinde geliştirilen projelerin yarışma başarısının ötesinde sürdürülebilir birer teknoloji girişimine dönüşme gücünü de kanıtlıyor.

Türkiye'nin lider e-ticaret platformu Trendyol, yapay zekâ ve makine öğrenmesi çözümlerini “Yapay Zeka/Makine Öğrenimi Zirvesi: Ölçeklenebilir Yapay Zeka” (AI/ML Summit: AI at Scale) buluşmasında profesyoneller ve akademisyenlerle paylaştı. Teknoloji ekosistemine katkı sağlama amacıyla bu yıl dördüncü ve en kapsamlı buluşmasını düzenleyen Trendyol, 350'den fazla mühendis, veri bilimci, akademisyen, ürün lideri ve yapay zeka uzmanını Trendyol Kampüs'te bir araya getirdi.
Açılış panelinde söz alan Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, Trendyol'un teknoloji deneyimlerini sektör profesyonelleriyle paylaşarak ekosisteme katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydetti:
"Yapay zekanın sunduğu asıl büyüme fırsatı, mevcut iş akışlarımızı sadece hızlandırmakta değil; süreçleri en baştan tasarlayarak yepyeni alanlar açabilmekte yatıyor. Bu noktada kendimize sormamız gereken temel soru; ‘Şu an yaptığım bu işi, en baştan kurgulasaydım yine böyle mi yapardım?' olmalı. AI-native diye tanımladığımız bu süreçte, benzer kaynaklarla daha kaliteli, hızlı hizmet sunma ve büyüyebilme fırsatı var. Alışverişin keşif, eğlence ve sosyal boyutu güçlenerek sürerken; az veriyle bile kişiye özel görsel, video, ürün ve vitrin tasarlama imkanı doğuyor. Geleceğin e-ticaretini de tam olarak bu kişiselleştirilmiş deneyimler şekillendirecek. Tüm dünyada rekabetin yeniden tanımlandığı bu yeni dönemde, ekosistemimizle birlikte dönüşüme öncülük etmekten heyecan duyuyoruz. "
Trendyol Grubu CTO'su Cenk Çivici ise, konuşmasında yapay zeka araçları ile sonuç üretmenin önemine vurgu yaparak, “Güçlü bir yapay zeka mimarisi, tek bir modele bağımlı kalmadan doğru işi doğru modele yönlendiren ortak bir altyapı katmanıyla mümkün hale geliyor. Geliştirdiğimiz otonom yapay zeka sistemleri Trendyol'da 16 binden fazla yazılım görevini şimdiden başarıyla tamamladı. Mühendislerimizin üzerindeki rutin teknik yük azaldıkça stratejik karar alma süreçlerine ayrılan kapasite artıyor; yeni dönem mühendisliğin etkisini ve uzmanlık alanlarını hiç olmadığı kadar büyütüyor” dedi.
![]()
Zirve kapsamında, yapay zeka ajanları, yazılım geliştirme süreçlerinde otomasyon, büyük dil modellerinin kurumsal kullanımı ve uçtan uca makine öğrenmesi sistemleri ele alındı.
Trendyol Tech’in mühendislik ve veri bilimi ekiplerinden 10'dan fazla uzman; "Yapay zekayı deneme (demo) ortamından çıkarıp milyonlarca kullanıcı için her gün, ölçeklenebilir şekilde nasıl çalıştırırsınız?"sorusunun yanıtını gerçek uygulama örnekleri üzerinden katılımcılarla paylaştı.
Zirvede katılımcılar, yazılım geliştirme sürecinin yapay zekâ ile nasıl hızlandığını canlı bir gösterimle izledi.
Bir mühendisin proje yönetim sisteminde (Jira) tanımladığı bir görev, saniyeler içinde incelemeye hazır bir kod değişikliğine (merge request) dönüştü.
Katılımcılar, etkinlikte normal iş akışında saatler süren bir sürecin yapay zekâ desteğiyle saniyelere indiğine tanık oldu.
Etkinlik kapsamında ayrıca Trendyol'un aktif olarak kullandığı yapay zeka altyapıları paylaşıldı. Çalışanlara günlük iş süreçlerinde rehberlik eden ve belirli görevleri kendi başına tamamlayabilen yapay zeka ajanlarının yanı sıra, farklı yapay zeka büyük dil modellerini (LLM) tek bir güvenli merkezden yönetmeyi sağlayan ortak altyapı katmanı öne çıktı.
Bunun yanı sıra bir modelin veriyle eğitilmesinden test edilmesine ve kullanıcıya sunulmasına kadar uzanan tüm sürecin otomatikleştirildiği uçtan uca makine öğrenme süreçleri detaylandırıldı.
Zirvenin öne çıkan başlıklarından biri de Trendyol'daki yapay zeka sistemlerinin yalnızca öneri sunan değil, insanın da karar sürecinde yer aldığı ve ileri düzeyde aksiyon alabilen yapılara evrilmesi oldu.
Farklı sektör ve şirketlerden profesyonellerin ve akademisyenlerin karşılıklı deneyim ve bilgi alışverişinde bulunduğu kapanış oturumuyla sona eren zirvede, Trendyol’un sektöre katkı sağlamaya ve teknoloji ekosistemini büyütecek adımlar atmaya devam edeceği vurgulandı.

Dünyaya en çok dizel satan ülkeler ortaya çıktı. Küresel enerji piyasasında dizel arzına ilişkin endişeler sürerken, ülkelerin ihracat performansları yeniden gündeme geldi.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ise yükselen yakıt fiyatlarının ardından Avrupa ülkelerine stratejik dizel rezervlerini piyasaya sürmeleri için baskı yaptı. Aksi durumda ABD'nin dizel ihracatını kısıtlayabileceği uyarısında bulundu.
ABD'nin baskısının ardından G7 ülkeleri acil rezervlerden toplam 100 milyon varil dizel ve ham petrolün piyasaya sürülmesi konusunda anlaşmaya vardı. Yaşanan gelişmelerden sonra OPEC'in yayınladığı listeye göre en çok dizel satan ülkeler de ortaya çıktı...
Dünyaya en çok dizel satan ülkeler açıklandı! Birinci ne S. Arabistan ne de Rusya...

Bolu’da havaların soğumaya başlamasıyla birlikte kış hazırlıkları da hız kazandı.
Kış aylarının geleneksel lezzetleri arasında yer alan kestane, pazar tezgahlarında satışa sunuldu.
Tezgahlarda boylarına göre farklı fiyatlardan satılan kestanelere vatandaşların ilgisi yoğun oldu.
![]()
Pazarcı esnafı Yakup Taşkıran, kestane satışlarının havaların soğumasıyla başladığını belirterek, ürünleri Düzce'den günlük olarak getirdiklerini söyledi.
Taşkıran, "Kışın gelmesiyle beraber kestane satışlarımız başladı. Kestaneler Düzce'den geldi. Taze ve günlük olarak getirip Bolu'da satıyoruz. Vatandaşların ilgisi var. Kestane, evlerde özlenen bir lezzet olduğu için tüketiliyor. Eskiden beri gelenek olduğu için tercih ediliyor. Vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor, özlemişler. Fiyatları boylarına göre 250, 300, 350 ve 400 liraya satılıyor" dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) tarafından geliştirilen Milli Hızlı Tren’in üretim çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu.
İlk setin testleri sürerken ikinci setin üretim çalışmalarının da devam ettiğini belirten Uraloğlu, “İkinci Milli Hızlı Tren setimizin imalat çalışmalarını sürdürüyoruz. Bir taraftan ilk setimizin testlerini gerçekleştirirken diğer taraftan ikinci setimizi adım adım raylara hazırlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Milli Hızlı Tren üretiminin belirlenen takvim doğrultusunda devam edeceğini ifade eden Bakan Uraloğlu, “2027 yılında 7, 2028 yılında da 7 olmak üzere iki yılda toplam 14 Milli Hızlı Tren seti üretmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Uraloğlu, 8 araçtan oluşan Milli Hızlı Tren setlerinin 577 yolcu kapasitesine sahip olduğunu belirterek trenlerin kritik bileşenlerinden Tren Kontrol ve Yönetim Sistemi ile Cer Sistemi’nin de ASELSAN iş birliğiyle yerli ve milli olarak tasarlanıp üretildiğini kaydetti.
İlk Milli Hızlı Tren setinin test sürecinin başarıyla devam ettiğini belirten Bakan Uraloğlu, saatte 225 kilometre işletme hızına sahip trenin dinamik seyir emniyeti testleri kapsamında saatte 250 kilometre hıza ulaştığını hatırlattı.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 570 bin 1 liraya geriledi.
Altın piyasasında en düşük 6 milyon 478 bin lira, en yüksek 6 milyon 662 bin lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 1,1 düşüşle 6 milyon 570 bin 1 lira oldu.
Standart altının kilogram fiyatı cuma gününü 6 milyon 644 bin 1 liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 5 milyar 312 milyon 515 bin 764,01 lira, işlem miktarı ise 810,07 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 5 milyar 380 milyon 233 bin 991,51 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Garanti BBVA, Uğuras Kıymetli Madenler, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Nilo Metal ve Kıymetli Madenler ile Vakıf Katılım Bankası olarak sıralandı.

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Dünya GSM Birliği GSMA’nın Yönetim Kurulu’na yeniden seçildi. Koç, dünyanın önde gelen mobil operatörlerinin üst düzey yöneticilerinden oluşan 26 üyeli kurulda 1 Ocak 2027-31 Aralık 2028 tarihleri arasında görev yapacak.
GSMA’nın stratejik yol haritasını belirleyen Yönetim Kurulu, mobil iletişim sektörünün ortak gündeminin şekillenmesinde önemli bir rol üstleniyor. Dr. Ali Taha Koç’un ikinci kez yönetim kuruluna seçilmesi, operatörün küresel mobil ekosistemdeki temsilinin yanı sıra Türkiye’nin teknoloji ve mobil iletişim alanındaki deneyiminin uluslararası platformlara taşınması açısından da önem taşıyor.
"Türkiye’nin ve Turkcell’in küresel ölçekte temsili adına gurur verici büyük bir sorumluluk"
GSMA Yönetim Kurulu’nda ikinci dönem görev yapacak olmaktan ötürü büyük gurur duyduğunu belirten Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, şunları söyledi: "Bugün sektörümüz yapay zekâdan otonom şebekelere, 5G ve 6G’den siber güvenliğe kadar büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu başlıklar tek bir operatörün ya da tek bir ülkenin gündemiyle sınırlı değil. GSMA, ortak sorunlara ortak akılla, ortak standartlarla ve güçlü iş birlikleriyle çözüm üretmek açısından çok kritik bir role sahip. Turkcell olarak GSMA çatısı altında sektörün geleceğinin şekillenmesine doğrudan katkı veriyoruz.
Teknoloji yetkinliğimizi ve sahada hayata geçirdiğimiz uygulamaları küresel ekosistemle paylaşırken, dünyadaki birikimi de ülkemize taşıyoruz. Bu görev gerek Turkcell’in gerekse Türkiye’nin küresel ölçekte daha güçlü temsil edilmesi açısından da önemli bir sorumluluk. Hedefimiz Turkcell ve GSMA arasındaki 30 yıla yaklaşan stratejik ilişkiyi daha da geliştirmek. Türkiye’nin teknoloji gücü ve markamızın birikimiyle, sektörün gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, şahsımı bir kez daha bu anlamlı göreve layık gören tüm GSMA yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum."
Dr. Ali Taha Koç, GSMA Yönetim Kurulu üyeliğinin yanı sıra temmuz ayından bu yana GSMA Teknoloji Grubu Başkanlığı görevini de yürütüyor. Genel Müdür Koç, 5 Ekim’de Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de gerçekleşen Teknoloji Grubu toplantılarına da başkanlık etti.
GSMA Teknoloji Grubu, şebekelerin geleceğinden global standartlara, teknoloji mimarisinden sektör içi iş birliklerine kadar mobil iletişimin gelişiminde kritik öneme sahip başlıklarda çalışmalar yürütüyor ve GSMA Yönetim Kurulu’na destek veriyor.
Dünya genelindeki binden fazla mobil operatörü ve sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren GSMA, politika, teknoloji ve birlikte çalışabilirlik alanlarında sektöre öncülük ediyor. Kuruluş aynı zamanda MWC (Mobil Dünya Kongresi) ve M360 etkinlikleriyle mobil iletişim ekosisteminin en önde gelen küresel buluşma platformlarına imza atıyor.

Şanlıurfa'da 5 gün boyunca birbirinden renkli etkinliklerle gerçekleştirilen TEKNOFEST Güneydoğu Festivali kentte yoğun hareketliliğe neden oldu. Yoğun ilgi gören festival ile esnafın da yüzü güldü. İş yeri sahipleri festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Ciğer salonu işletmecisi Ömer Çoban, "TEKNOFEST Güneydoğunun Şanlıurfa'da düzenlenmesi bizi gerçekten çok mutlu etti. Esnaf olarak hepimizin yüzü güldü. Sadece bana değil bütün esnafa katkısı oldu. Gerçekten de potansiyelimizin, kapasitemizin çok üzerinde işler yaptık. Bu tür etkinliklerin devam etmesini istiyoruz. Bu etkinliği bize sağlayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a çok teşekkür ediyoruz. Bu konuda canı gönülden teşekkürlerimi iletiyorum. Bu güzelliklerin olmasında rol oynayan her kim varsa Allah razı olsun, çok teşekkür ederim. Öncelikle bu organizasyonu yapan kişilere, Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Kasım Gülpınar ve valimize teşekkür ederiz" dedi.
TEKNOFEST'in kendilerine çok katkısı olduğunu söyleyen hediyelik eşya satıcısı Ahmet Boztepe, "Bir buçuk milyon insanın TEKNOFEST'e katılması esnaf olarak bize çok faydalı oldu, yüzümüz güldü. Kalabalık ortam oldu, katılım çok oldu. Dışarıdan gelen yabancıların katılımları çok oldu. Tabii Urfa'daki hemşerilerimizin de TEKNOFEST'e yoğun ilgileri vardı. Havalimanı yolunda biraz trafik yoğunluğu oldu, bunu da normal karşılamak lazım. Biraz eleştiri oldu ama bu normaldir. Bir buçuk milyon insanın oraya akın etmesi, kalabalık olması, 3 saat 5 saat trafikte kalmamız, bunlar normal şeyler. Biz çarşı esnafı, butik oteller, restoranlar gayet iyi işler yaptık. Biz yöresel ürünler satıyoruz. En çok puşi ve isota ilgi vardı" diye konuştu.

Gedik Yatırım’ın tasfiye kararı verilen yatırım fonlarına ilişkin çalışması, fon krizinin boyutunu rakamlarla ortaya koydu.
30 Eylül itibarıyla tasfiye kapsamındaki 129 fonun büyüklüğü 652,3 milyar TL olurken, portföy içeriğine ulaşılabilen fonlarda yaklaşık 334 milyar TL’lik varlığın likiditesinin sınırlı olabileceği hesaplandı.
Rapora göre tasfiye kapsamındaki varlıkların yüzde 76,5’i Tera Portföy’ün 6 fonunda yoğunlaşırken, yalnızca iki fon toplam büyüklüğün yüzde 72’sini oluşturuyor. Likiditesi sınırlı 123 hisse pozisyonunun güncel değeri ise 146,5 milyar TL’ye ulaşıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmesinin ardından, fonların ne kadarının ve hangi sürede nakde dönüşebileceği yatırımcıların en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
Gedik Yatırım Araştırma’nın 5 Ekim tarihli “Tasfiye Kararı Verilen Yatırım Fonları ile İlgili Değerlendirme” raporu, tasfiye kapsamındaki fonların portföylerini menkul kıymet bazında inceleyerek likidite sorununu ortaya koydu.
Rapora göre TEFAS verisine ulaşılabilen 129 fonun 15’i para piyasası fonu, 114’ü ise para piyasası fonu dışındaki fonlardan oluşuyor. MKK verilerine göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
756 milyar TL işleme kapalı
30 Eylül 2026 itibarıyla tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü 652,3 milyar TL olarak hesaplandı.
Bunun 305,1 milyar TL’si para piyasası fonlarında, 347,2 milyar TL’si ise diğer fonlarda bulunuyor. Tasfiyeye alınmadan alım satıma kapatılan 103,7 milyar TL de eklendiğinde işleme kapalı toplam fon büyüklüğü 756 milyar TL’ye ulaşıyor.
Bu rakam 31 Ağustos’ta 1 trilyon 470,4 milyar TL seviyesindeydi. Tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü de 15 Eylül’deki 992,5 milyar TL’den 30 Eylül’de 652,3 milyar TL’ye geriledi.
Rapora göre fonların işleme kapalı olduğu bu dönemde gerçekleşen yüzde 34,3’lük düşüş büyük ölçüde portföylerdeki payların fiyat kaybını yansıtıyor.
Tasfiyenin kaderini iki fon belirleyecek
Rapordaki en dikkat çekici bulgulardan biri varlıkların belirli fonlarda olağanüstü derecede yoğunlaşması oldu. Tasfiye kapsamındaki 652,3 milyar TL’nin yüzde 76,5’i Tera Portföy’ün sadece 6 fonunda bulunuyor.
Tera Portföy Birinci Serbest Fon’un (TLY) büyüklüğü 243,6 milyar TL, Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fonu’nun (TP2) büyüklüğü ise 224,4 milyar TL.
Bu iki fon tek başına tasfiye kapsamındaki toplam büyüklüğün yüzde 72’sini oluşturuyor. Raporda bu nedenle sürecin genel seyrinin büyük ölçüde bu iki fonun tasfiyesine bağlı olduğuna dikkat çekiliyor.
334 milyar TL’lik varlığın likiditesi sınırlı
Gedik Yatırım, tasfiye kapsamındaki 129 fondan portföy içeriğine ulaşılabilen 48 fonu ayrıntılı olarak analiz etti. Bu fonlar sayı olarak toplamın sınırlı bir bölümünü oluştursa da 569,9 milyar TL ile tasfiye kapsamındaki büyüklüğün yaklaşık yüzde 87’sini temsil ediyor.
İncelemede toplam 1.339 pozisyon tek tek değerlendirildi. İşlem derinliği ve değerleme göstergeleri dikkate alınarak 249 hisse, borçlanma araçlarında ise 140 ihraç likiditesi sınırlı olabilecek varlıklar kapsamında ele alındı.
Analiz sonucunda, incelenebilen 48 fondaki likiditesi sınırlı olabilecek varlıkların ağırlığı yüzde 58,6, tutarı ise yaklaşık 333,9 milyar TL olarak hesaplandı.
Raporda özellikle “likiditesi sınırlı” ifadesinin söz konusu varlıkların değersiz olduğu anlamına gelmediği; piyasa fiyatını bozmadan kısa sürede nakde çevrilmelerinin güç olabileceğini ifade ettiği vurgulandı.
Üç büyük fon çıkarılınca risk yüzde 23,2’ye düşüyor
Ancak likidite sorunu bütün fonlara eşit biçimde dağılmıyor. Rapora göre ortalamayı büyük ölçüde Tera Portföy’ün TP2, TLY ve THF kodlu üç büyük fonu yukarı çekiyor.
Bu üç fon, portföy içeriğine ulaşılabilen tasfiye büyüklüğünün yüzde 84,6’sını oluşturuyor.
Üç fon analizden çıkarıldığında, likiditesi sınırlı varlık oranı para piyasası fonlarında yüzde 40’tan yüzde 21’e, diğer fonlarda yüzde 80,1’den yüzde 48,7’ye, toplamda ise yüzde 58,6’dan yüzde 23,2’ye geriliyor.
Rapora göre kalan fonların portföylerinin dörtte üçünden fazlası görece likit varlıklardan oluşuyor.
146,5 milyar TL’lik hisse pozisyonu
Rapordaki bir diğer kritik bulgu ise fonların taşıdığı likiditesi sınırlı hisse pozisyonlarında ortaya çıkıyor. İncelenen fonların likiditesi sınırlı olarak sınıflandırılan 123 hissedeki pozisyonlarının güncel değeri yaklaşık 146,5 milyar TL.
Bu tutarın yüzde 86’sı yalnızca ilk 10 hissede yoğunlaşıyor. Söz konusu hisselerin 31 Ağustos-28 Eylül dönemindeki pozisyon ağırlıklı ortalama getirisi eksi yüzde 58 olarak hesaplandı.
Ortalama günlük işlem hacminin yüzde 20’sini aşmadan satış yapılması varsayımında, 146,5 milyar TL’lik pozisyonların yüzde 45’inin, yaklaşık 66 milyar TL’lik bölümünün satışı 60 işlem gününden uzun sürebilir.
Yaklaşık 62 milyar TL’lik bölüm için 20-60 işlem günü, 19 milyar TL’lik bölüm için ise 20 işlem gününden kısa süre öngörülüyor.
Altı büyük hisse pozisyonu 106,2 milyar TL
Yoğunlaşma tek tek pozisyonlarda daha da belirginleşiyor. Rapora göre en büyük altı hisse pozisyonunun toplam büyüklüğü 106,2 milyar TL. Ortalama günlük işlem hacminin yüzde 20’siyle satış varsayımında bu pozisyonların tasfiyesinin 27 ile 126 işlem günü arasında sürebileceği hesaplanıyor.
Altı pozisyonun beşinde satış süresi 50 işlem gününü aşarken, söz konusu hisselerin son bir ayda yüzde 44 ile yüzde 71 arasında değer kaybettiği belirtiliyor.
Her 100 TL’nin ne kadarı nakde dönebilir?
Gedik Yatırım, farklı değer kaybı varsayımlarını kullanarak dört ayrı senaryo da oluşturdu. Raporda özellikle bu çalışmanın bir tahmin değil duyarlılık analizi olduğu vurgulanıyor.
Tüm tasfiye kapsamındaki fonlar için 30 Eylül tarihli her 100 TL’lik fon değerinin yaklaşık nakit karşılığı; hafif senaryoda 91 TL, orta senaryoda 80 TL, ağır senaryoda 67 TL, çok ağır senaryoda ise 53 TL olarak hesaplandı.
Ancak Tera Portföy’ün üç büyük fonu çıkarıldığında tablo önemli ölçüde değişiyor. Aynı değerler sırasıyla 97 TL, 93 TL, 88 TL ve 81 TL’ye yükseliyor.
ÖST’lerin yüzde 84’ü likiditesi sınırlı grupta
Özel sektör tahvilleri (ÖST) tarafında da dikkat çekici bir tablo bulunuyor.
Tasfiye kapsamındaki fonların elindeki 37,5 milyar TL’lik ÖST’nin 31,6 milyar TL’si, yani yüzde 84’ü, raporda likiditesi sınırlı olarak sınıflandırılan ihraçlardan oluşuyor.
Buna karşılık fonlarda 29,4 milyar TL tutarında devlet tahvili bulunuyor.
Bunun 24,5 milyar TL’si Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fonu’nda. Raporda, derin ikincil piyasaya sahip devlet tahvillerinin kısa sürede ve sınırlı fiyat etkisiyle nakde çevrilebileceği ve ara ödemelerin finansmanında ilk kaynaklardan biri olabileceği değerlendiriliyor.
Fonlardaki ÖST’lerin yüzde 89’u aynı grup şirketlerinden
Rapordaki en çarpıcı tespitlerden biri de ilişkili taraf pozisyonlarına ilişkin. İncelenen fonlarda takip listesine alınan ÖST pozisyonlarının yaklaşık yüzde 89’unun, fonun kurucusuyla aynı gruptaki ihraççılara ait olduğu belirtiliyor.
Gedik Yatırım, ilişkili taraf işlemlerinde daha düşük limitler, bağımsız onay mekanizması ve işlem bazında kamuya açıklama yükümlülüğü öneriyor.
1 milyon TL’ye kadar ara ödeme
SPK’nın 30 Eylül tarihli kararıyla Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan fonların yatırımcılarına ara ödeme yapılması kararlaştırıldı.
Her yatırımcıya her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere yapılacak ara ödeme 1 milyon TL’yi aşamayacak ve süreç para piyasası fonlarından başlayacak.
Karar 131 fonun 65’ini kapsıyor. Gedik Yatırım’ın hesaplamasına göre bu 65 fonun büyüklüğü yaklaşık 605 milyar TL ve tasfiye kapsamındaki toplam varlıkların yüzde 93’üne karşılık geliyor.
Gedik Yatırım’dan “önce güven” vurgusu
Raporda tasfiye sürecinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasından ziyade, yatırımcı adına elde edilecek toplam nakdin piyasa bozucu etki yaratmadan azami seviyeye çıkarılmasının hedeflenmesi gerektiği belirtiliyor.
Tasfiye için başlangıçta üç ay olarak belirlenen azami süre altı aya çıkarılmış durumda; ancak rapor bunun bir hedef tarih değil üst sınır olduğuna, likit portföylerde ödemelerin daha erken yapılabileceğine dikkat çekiyor.
Gedik Yatırım çalışmasını, piyasanın bu aşamadaki temel ihtiyacının güven olduğu vurgusuyla tamamlıyor.
Rapora göre bunun için fon bazında satış ve ödeme takviminin şeffaf biçimde açıklanması, 305 milyar TL büyüklüğündeki 15 para piyasası fonunda ödemelerin öncelikli yapılması, alım satıma kapatılmış 170 fonun akıbetinin kısa sürede belirlenmesi ve SPK’nın denetim kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, SPK eski Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan soruşturma izni istedi. Başsavcılığın yazısında Gönül'ün yatırım fonlarının denetiminde görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğine ilişkin “açık ve yeterli emareler” bulunduğu vurgulandı.
Hürriyet gazetesi yazarı Nedim Şener, "Başsavcılık’tan SPK eski Başkanı hakkında soruşturma izni: Bu da savcının size 'teveccühü' şakacı İbrahim Bey!" başlıklı yazısında, Gönül'ün manipülasyon yapılan fonlarla ilgili yaptığı açıklamayı hatırlattı. Gönül "Bir hissedeki bin katlık artış SPK'nın gözünden kaçar mı? Bu fonların manipülasyonu nasıl fark edilmedi?" sorusuna verdiği cevapta, "Denetim ve gözetimler sıkıdır. Manipülasyonun veya kural dışı bir hareketin gözden kaçması olmaz. Tabii hiçbir şey yüzde 100 de değildir. Ayrıca öncelikle delillendirmek gerekir. Halk teveccüh eder de bir hisseye yığılma olursa onu hemen ‘manipülasyon’ olarak sınıflandıramayız. Soruşturup delillendirmemiz gerekir. Bu da bugünden yarına olmaz, ortalama üç-dört aylık bir süreç alır. Dosya da öylece oluşturulur" ifadelerini kullanmıştı.
Şener, yazısında şu ifadelere yer verdi:
Yani bir kağıdın değerinin 1000 kat artmasını bir anormal fiyat hareketi olarak değil “halkın kağıda teveccühü” olarak görüyor.
Ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, SPK eski Başkanı Gönül gibi görmüyor tabloyu.
![]()
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu, yatırım fonlarının denetiminde görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğine ilişkin “açık ve yeterli emareler” bulunduğunu belirttiği SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan soruşturma izni verilmesi için 30 Eylül 2026 günü Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurdu.
Savcılığın yazısında; Borsa İstanbul Pay Piyasasında işlem gören hisselerde gerçekleştirildiği değerlendirilen manipülatif eylemlerin portföy yönetim şirketleri ve yatırım fonları aracılığıyla yapıldığına ilişkin ihbar ve tespitler üzerine dört ayrı soruşturmanın kapsamlı şekilde sürdürüldüğü belirtildi. Soruşturmalarda, Borsa İstanbul’da işlem gören hisseler ile TEFAS’a açık ve kapalı fonların birlikte incelendiği, fonlar ile hisseler arasındaki bağlantılı ve eş zamanlı hareketlerin araştırıldığı kaydedildi. Savcılık, dosyalardaki eylemlerin; nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve piyasa dolandırıcılığı suçları kapsamında değerlendirildiğini bildirdi. Başsavcılık yazısında, SPK’nın yatırım fonları üzerindeki denetim ve inceleme faaliyetlerini finansal ve dijital gözetim mekanizmaları üzerinden çok katmanlı biçimde yürütmekle yükümlü olduğu vurgulandı. Kurulun özellikle yatırımcı haklarının korunması, fonların mevzuata uygun faaliyet gösterip göstermediğinin denetlenmesi ve piyasa ile fiyat hareketlerinin gözetilmesi konusunda asli sorumluluğu bulunduğu ifade edildi. Yazıda, SPK’nın fonların Borsa İstanbul’da işlem gören paylarda ekonomik ve finansal gerçeklerle uyuşmayan yapay fiyat hareketlerine yol açıp açmadığını yakından takip etmesinin temel görevleri arasında bulunduğu belirtildi.
Savcılık tarafından Gönül’ün mevzuattan kaynaklanan inceleme, denetim ve değerlendirme yetkisi ile görev sorumluluğunu yerine getirmediği hususunda “açık ve yeterli emarelerin bulunduğu” değerlendirmesi yapıldı.
Bu da soruşturmanın; dolandırıcılardan sonra en büyük sorumlu olan SPK üzerinden derinleştirileceğini gösteriyor.
Eski SPK Başkanı için soruşturma talebi: Bakan Şimşek, Teftiş Kurulu'nu görevlendirdi
Fon krizinde çember daraldı: 50 kilit isim masada, soruşturma 2 yıl geriye uzandı

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinden yapılan yazılı açıklamada, 1-30 Eylül 2026 döneminde yurt dışına 18 bin 929 ton fındık ihraç edilirken, karşılığında 192 milyon 83 bin 755 dolar gelir sağlandığı belirtildi.
Açıklamada, geçen yılın aynı döneminde 13 bin 926 ton fındık ihracatından 143 milyon 978 bin 657 dolar kazanç sağlandığı kaydedildi.

Türkiye'de genel sekreterlik bazında en fazla ihracat yapan ikinci birlik olan Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), eylülde 4 milyar 123 milyon 766 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Birliğin yılın ilk 9 ayındaki ihracatı ise 32 milyar 777 milyon 155 bin dolara ulaştı. Eylül ihracatının yaklaşık yüzde 87'sini otomotiv sektörü yaptı.
UİB bünyesindeki birliklerin eylül ve 9 aylık ihracatları şöyle:
UİB Koordinatör Başkanı Kemal Yazıcı, rekabette zorlandıklarını ancak üyelerini yeni pazarlarda yeni alıcılarla buluşturmak için sürekli sahada olduklarını söyledi. Yazıcı, "2026'nın son çeyreğinde de yıllık hedefimizin üzerine çıkmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz" dedi.
UİB'in ihracatında belirleyici rol oynayan otomotiv sektörü, son dönemde Türkiye genelinde zorlu bir süreçten geçiyor. Sektörün ihracatında yılın bazı aylarında belirgin düşüşler yaşanmış, artan maliyetler ve Avrupa'daki talep daralması rekabet gücünü olumsuz etkilemişti.

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftanın ilk işlem gününde yükselişle başladı. Endeks, günün ilk yarısında önceki kapanışa göre 173,17 puan ve yüzde 1,41 artışla 12.443,35 puana çıktı. Yükselişe mali endeks ve teknoloji endeksi öncülük etti. Gün içinde açıklanan eylül ayı enflasyon verisi, beklentilerin altında kalmıştı.
Cuma gününü 12.270,18 puandan kapatan BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,84 artışla 12.373,11 puandan başladı. Endeks, günün ilk yarısında en düşük 12.373,11, en yüksek 12.528,60 puanı gördü. BIST 100'deki hisselerden 72'si yükselirken, 22'si düştü, 6'sı ise yatay seyretti.
Günün ilk yarısında teknoloji endeksi yüzde 1,98, mali endeks yüzde 1,49, sanayi endeksi yüzde 0,25 ve hizmetler endeksi yüzde 0,12 değer kazandı. En çok işlem gören hisseler ise Astor Enerji, ASELSAN, Akbank, Türk Hava Yolları ve Türkiye İş Bankası (C) oldu.
İstanbul serbest piyasada dolar 49,1630 liradan, avro ise 55,1400 liradan satılıyor. Uluslararası piyasalarda avro/dolar paritesi 1,1210, sterlin/dolar paritesi 1,3230, dolar/yen paritesi ise 157,9 seviyesinde bulunuyor. Altının onsu yüzde 0,4 artışla 4 bin 160 dolardan, Brent petrolün varili ise yüzde 0,2 artışla 102,5 dolardan işlem görüyor.
Gösterge niteliğindeki 15 Mart 2028 vadeli tahvilin basit getirisi yüzde 36,35, bileşik getirisi ise yüzde 39,65 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayı enflasyon verilerini açıkladı. Tüketici fiyat endeksi eylülde bir önceki aya göre yüzde 1,84 artarken, yıllık enflasyon yüzde 29,73 olarak gerçekleşti. Ağustosta yüzde 31,51 olan yıllık enflasyon böylece 30'un altına indi. Ekim ayında konut ve iş yerleri için uygulanabilecek en yüksek kira artış oranı ise yüzde 31,49 oldu.
Evet. AA Finans'ın Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, eylülde aylık enflasyonun yüzde 2,18, yıllık enflasyonun ise yüzde 30,16 olmasını bekliyordu. Açıklanan veriler, her iki göstergede de beklentilerin altında kaldı. Geçen yılın aralık ayına göre birikimli artış yüzde 24,32, on iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 31,49 oldu.
Yıllık bazda en yüksek artış yaşanan ana harcama grupları şöyle:
Yıllık enflasyona en büyük katkıyı 6,73 puanla gıda ve alkolsüz içecekler yaptı. Bu grubu 5,96 puanla ulaştırma ve 4,84 puanla konut izledi.
Eylülde ulaştırma harcamaları yüzde 2,79, konut harcamaları ise yüzde 2,71 arttı. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda ise fiyatlar yüzde 0,20 geriledi. Endekste takip edilen 174 alt kalemden 133'ünde fiyatlar arttı, 35'inde düştü, 6'sında ise değişmedi.
On iki aylık ortalama enflasyona göre belirlenen yasal sınır uyarınca, ekim ayında kira sözleşmesini yenileyecek konut ve iş yerlerinde kiraya en fazla yüzde 31,49 zam yapılabilecek.
Yurt içi üretici fiyat endeksi eylülde aylık yüzde 2,07 arttı. Üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 27,38 oldu. Geçen yılın aralık ayına göre artış yüzde 23,38, on iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 27,81 olarak gerçekleşti.






Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eylül ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Şimşek, yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına gerilediğini belirterek, dezenflasyonun ulaştırma hariç genele yayıldığını ifade etti.
Eylül ayında gıda enflasyonu yıllık yüzde 27,6 olurken, eğitim enflasyonu yüzde 48,6, kira enflasyonu yüzde 41,3 olarak gerçekleşti. Şimşek, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak için benzinde de eşel mobil uygulamasından kademeli olarak çıkıldığını belirtti.
Bakan Şimşek, Konut ve gıda arzını artırmaya yönelik politikalara devam edildiğini kaydetti.

AYRINTI GELİYOR



Geçen hafta ABD'de açıklanan istihdam verilerinin iş gücü piyasasında soğumaya işaret etmesi ve ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin faiz artışlarında duraklama mesajları vermesi, bankanın ilave sıkılaşmaya gideceği yönündeki beklentileri zayıflattı.
Analistler, para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in bu ayki toplantısında politika faizini sabit bırakacağı ihtimalinin yüzde 80 seviyesini aştığını bildirirken, aralık ayındaki yılın son toplantısında bankanın 25 baz puan faiz artışına gitme ihtimalinin yüzde 95 ile fiyatlandığını kaydetti.
Bugün dünya genelinde açıklanacak Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri yatırımcıların odağına yerleşirken, bu hafta yayımlanacak Fed'in son toplantısına ilişkin tutanaklarda ise bankanın politika adımlarına ilişkin ipuçları aranacak.
Yatırımcıların, Fed'in bu ay şahin adımlarına ara vereceği beklentisiyle riskli varlıklara yöneldiğine dikkati çeken analistler, Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimlerin piyasalarda tedirginlik yaratmaya devam ettiğini belirtti.
Yemen'de hükümet güçleri ile Husiler arasında çatışmalar şiddetlendi. Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın ulusal petrol şirketi Aramco'nun başkent Riyad'daki ve Hureys bölgesindeki tesislerini füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını duyurdu.
Bölgede enerji tesislerinin hedef alınmasının petrol arzına ilişkin endişeleri körüklemesiyle Brent petrolün varil fiyatı yeniden 100 doların üzerine çıktı. Bununla birlikte İsrail basınında ABD'nin, Orta Doğu'da olası gerilime karşı hazırlık kapsamında İsrail'e ek asker ve uçak göndermeye hazırlandığı öne sürüldü.
Haberde ayrıca İsrail ordusunun İran'la yeni bir çatışma veya bölgede hızlı bir gerilim ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürdüğü, olası geniş çaplı çatışmada İran'da vurulabilecek hedefler üzerinde çalışmalar yapıldığı bildirildi.
İsrail ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) arasındaki askeri koordinasyonun da İran'dan gelebilecek olası füze saldırıları dahil çeşitli senaryolar çerçevesinde sürdüğü kaydedildi.
Jeopolitik gerginliklerin enflasyonist baskıları güçlendireceği endişeleriyle dolara yönelik talebin arttığı görülürken, dolar endeksi haftanın ilk işlem gününde yüzde 0,5 artışla 102,5'e çıkarak Nisan 2025'ten bu yana en yüksek seviyeyi test etti.
Dolardaki değerlenme diğer tüm varlık fiyatlarında oynaklığa yol açarken, değerli metallerden altın ve gümüşün ons fiyatlarında ayrışma gözlendi. Altının onsu, güçlü dolar ve enflasyon risklerinden ötürü Fed'in bu ay olmasa bile aralık ayında faiz artışlarını sürdürebileceği öngörüleriyle haftaya satıcılı başlarken, gümüşün onsu dünya genelinde teknoloji ve elektrifikasyonun hız kazanacağı beklentileriyle alıcılı seyrediyor.
Altının ons fiyatı yüzde 0,2 azalışla 4 bin 134 dolarda, gümüşün onsu ise yüzde 1,1 artışla 61 dolarda işlem görüyor.
Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftaya yatay bir görünümle yüzde 5,27 seviyesinde başlarken, Fed'in para politikalarına duyarlı ABD 2 yıllık tahvil faizi sınırlı düşüşle yüzde 4,82'de bulunuyor. Aralık vadeli Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 0,4 azalışla 101,8 dolarda işlem görüyor.
Cuma günü New York borsasında S&P 500 endeksi yüzde 0,7, Nasdaq endeksi yüzde 1,19 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,49 değer kazandı. ABD'de endeks vadeli kontratlar ise haftaya karışık başladı.
Avrupa borsaları cuma günü pozitif seyrederken, bölgede bugün yoğun veri gündemi takip edilecek.
Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin enerji arzına etkileri yakından izlenirken, bölge genelinde bugün açıklanacak üretici enflasyonu ile PMI verileri yatırımcıların odağında bulunuyor.
Analistler, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) ileriye dönük olası adımları açısından üretici enflasyonundaki enerji payına dikkat edileceğini belirterek, PMI verilerinde ise ekonomik aktivitenin durumuna ilişkin sinyaller aranacağını söyledi.
Öte yandan, Fransa'da devam eden mali endişeler, siyasi belirsizlikler ve ülkedeki karışıklıklar sürerken, geçen haftadan bu yana dikkati çeken Fransa ile Almanya arasındaki 10 yıllık tahvil faizi farkı 141 baz puana çıkarak 2012 yılından bu yana ilk kez bu seviyeye ulaştı.
Analistler, Fransa'nın artan borçlanma maliyetlerinin oluşturduğu risklerin bölgeye yayılmasını önlemek amacıyla ECB'nin müdahalede bulunabileceği beklentilerinin gündeme geldiğini belirtti.
Cuma günü İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,32, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,49, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,79 ve Almanya'da DAX 40 endeksi ise yüzde 1,17 yükseldi. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar ise haftaya karışık başladı.
Asya borsalarında Güney Kore ve Çin'de piyasaların tatil nedeniyle kapalı olduğu haftanın ilk işlem gününde işlem hacmi daralırken, açık olan borsalar karışık seyrediyor.
Bölgede bugün açıklanan verilere göre, Japonya'da eylül ayında hizmet sektörü PMI 51,3'e, bileşik PMI ise 52,3'e gerileyerek önceki aya göre yavaşlamaya işaret etti. Japonya'da tüketici güven endeksi aynı ayda 35,4 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Ülkede ekonomik aktivitenin hız kestiğine işaret eden verilerin ardından Japonya Merkez Bankasının (BoJ) politikalarına duyarlı olan 2 yıllık tahvil getirisi yaklaşık 10 baz puan azalışla yüzde 1,90'a indi.
Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,2 yükselirken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi ise yüzde 0,3 düştü.
Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,17 değer kazanarak 12.270,18 puandan tamamladı.
Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat ise cuma günü akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,05 yükseldi.
Öte yandan yurt içinde bugün enflasyon verileri takip edilecek. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) eylülde yüzde 2,18 artacağını tahmin ediyor. Ekonomistlerin eylül ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 2,18) ağustosta yüzde 31,51 olan yıllık enflasyonun eylülde yüzde 30,16'ya gerilemesi bekleniyor.
Dolar/TL cuma gününü 49,1280'den tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 49,1600'dan işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde enflasyon, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde üretici enflasyonu verileri ile dünya genelinde PMI verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.100 ve 12.000 puanın destek, 12.400 ve 12.500 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
10.00 Türkiye, eylül ayı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)
10.55 Almanya, eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
11.00 Avro Bölgesi, eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
11.30 İngiltere, eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
11.30 Avro Bölgesi, ekim ayı sentix yatırımcı güven endeksi
12.00 Avro Bölgesi, ağustos ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
16.45 ABD, eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
17.00 ABD, eylül ayı ISM hizmet sektörü PMI
Çin'de ve Güney Kore'de piyasalar kapalı olacak

Dijital yayın platformu Netflix, Türkiye’deki hizmet seçeneklerinin fiyat tarifelerini yeniledi.
Temel, Standart ve Premium olmak üzere her üç abonelik paketini kapsayan fiyat artışı sonrasında, paket türlerine göre aylık ödemelerde 70 TL ile 120 TL arasında değişen yükselişler gerçekleşti.
Açıklanan güncel fiyat listesine göre paketlerdeki eski ve yeni ücretler şu şekilde sıralandı:
Temel Plan: 189,99 TL’den 259,99 TL’ye yükseldi (70 TL artış).
Standart Plan: 289,99 TL’den 389,99 TL’ye yükseldi (100 TL artış).
Premium Plan: 379,99 TL’den 499,99 TL’ye yükseldi (120 TL artış).
Abonelik ücretlerindeki değişim oranlarına bakıldığında, en yüksek oransal artış platformun giriş seviyesi olan Temel pakette yaşandı.
Temel Plan: Fiyatı yaklaşık yüzde 36,8 oranında arttı.
Standart Plan: Fiyatı yüzde 34,5 oranında arttı.
Premium Plan: Fiyatı yüzde 31,6 oranında arttı.
Fiyatların 12 ay boyunca sabit kalması durumunda abonelerin üstleneceği yıllık toplam abonelik maliyetleri ise şu seviyelere ulaştı:
Temel Plan: 3.119,88 TL
Standart Plan (1080p): 4.679,88 TL
Premium Plan (4K): 5.999,88 TL
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Fitch Ratings ve S&P Global Ratings, Türkiye'de gündemi meşgul eden fon soruşturmalarına ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerini paylaştı. İki kurumun ortak mesajında, yaşanan krizin ciddi ve yakından izlenen bir süreç olduğu belirtilse de mevcut haliyle makroekonomik veya sistemik bir krize dönüşmediği ve Türkiye’nin kredi notunu bozacak ölçekte görülmediği kaydedildi.
![]()
S&P Global Ratings, 3 Ekim’de yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin kredi notu üzerinde aşağı yönlü bir baskı beklemediğini duyurdu. S&P Türkiye analisti Karen Vartapetov, fon soruşturmasına ilişkin yetkililerin aldığı düzenleyici önlemler ile politika tepkisinin "hızlı ve ikna edici" olduğunu belirtti.
Söz konusu sürecin kontrol altına alındığını ve finansal sistemin geneline yayılan olumsuz bir etki görülmediğini ifade eden Vartapetov, fon soruşturmasının Türkiye ekonomisine yönelik güven ve algıyı belirgin biçimde bozduğunu gösteren güçlü kanıtların bulunmadığını vurguladı. Döviz kuru, dolarizasyon, finans ve bankacılık sektörünün likiditesi gibi kredi değerlendirmesinde izlenen alanlarda önemli bir tepki görülmediğini kaydetti.
Fonlarla ilgili gelişmelerin izole kalması halinde kredi notu açısından aşağı yönlü bir baskı beklemediklerini yineleyen Vartapetov, olumsuz etkilerin sınırlı kalması için hanehalklarının reel para birimi cinsinden varlıklara yönelik güveninin devam etmesinin kritik olduğunu belirtti. Türkiye'nin kredi notunun bir komite kararıyla belirlendiğini ve gelişmelerin bu komitede mutlaka değerlendirileceğini ekleyen analist, sürecin bir risk unsuru olarak gündeme alınabileceğini ancak şu aşamada önemli makroekonomik sonuçlar doğuracağına ilişkin belirgin bir kanıt görmediklerini söyledi. Vartapetov, sürecin dar bir varlık sınıfıyla sınırlı kalması durumunda yatırımcı duyarlılığı açısından önemli bir değişim beklemediklerini dile getirdi.
S&P'nin Türkiye için bir sonraki planlı not değerlendirmesinin 16 Ekim 2026 tarihinde yapılması bekleniyor. Kuruluş, nisan ayında gerçekleştirdiği son değerlendirmesinde Türkiye'nin kredi notunu "BB-/B" seviyesinde teyit ederken, not görünümünü "durağan" olarak korumuştu.
Fitch Ratings tarafında ise Türkiye’den sorumlu Kıdemli Direktör Douglas Winslow, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada oldukça net mesajlar verdi. Yaşananları “negatif bir gelişme” olarak değerlendirmekle birlikte, gelişmelerin mevcut aşamada Türkiye’nin kredi notunda bir değişikliğe yol açmasını beklemediklerini ifade etti.
Fon krizinin finansal sistemin geneline yayılma potansiyelini değerlendiren Winslow, ekonominin geneli baz alındığında fon krizi kaynaklı bir dolarizasyon baskısının ortaya çıkmadığına dikkat çekti. Ayrıca gelişmeler sebebiyle finansal sisteme yönelik bir sistemik risk beklemediklerini kaydetti. Kamu dengelerine ilişkin sürecin izlendiğini belirten Winslow, kamu finansmanı tarafının yakından takip edileceğini ve hükümetin gerekli adımları atma noktasında geride kalacağını düşünmediklerini vurguladı.

İç ve dış piyasayı etkileyen altın ve döviz kurundaki değişimler merakla takip ediliyor. Vatandaşlar günün ilk saatlerinden itibaren “Gram altın, çeyrek altın, ons altın fiyatı bugün ne kadar?” araştırmaları yapıyor.
İşte 4 Ekim 2026 Pazar gününün ilk saatlerinde güncel altın fiyatları tablosu…
* Gram altın satış fiyatı: 6.542,72 TL
* Çeyrek altın satış fiyatı: 10.782,00 TL
* Yarım altın satış fiyatı: 21.558,00 TL
* Tam altın satış fiyatı: 42.915,60 TL
* Cumhuriyet altını satış fiyatı: 42.991,00 TL
* Gremse altın satış fiyatı: 107.618,12 TL
* Ons altın satış fiyatı: 4.141,73 dolar

Konut alırken tapu sürecinde karşılaşılabilecek hukuki risklerin başında ipotekli taşınmazlar geliyor. İpotekli bir evin satışına hukuken engel bulunmazken, asıl risk ödemenin nasıl yapıldığında ortaya çıkıyor.
İpotekli konut satışları konusunda uyaran Gayrimenkul Hukukçusu Murat Tezcan, "Problem, ödemenin nasıl yapıldığında. Önümüze gelen dosyaların çoğu aynı: 'Siz ipoteği kapatın, tapuyu hemen hallederiz' deniyor, alıcı parayı ödüyor. Sonra ya satıcı vazgeçiyor ya da eve haciz geliyor. Alıcının elinde de parasını geri almak için açacağı, yıllar sürebilecek bir dava kalıyor." dedi.
Tezcan, "Bir de, bankalar ipoteği çoğu zaman 'limit ipoteği' olarak kurar. Bu ipotek satıcının o bankadaki kredi kartı ya da ticari kredi gibi başka borçlarını da kapsayabilir. Size söylenen kredi borcunu ödeseniz bile banka ipoteği kaldırmayabilir." diye konuştu.
Güvenli ödeme yöntemlerine dikkati çeken Tezcan, "Bankadan ipoteğin kalkması için gereken tutarı yazılı olarak alın, parayı satıcıya ya da emlakçıya değil doğrudan bankaya yatırın. En sağlamı, ipoteğin kaldırılmasının ve satışın aynı gün tapuda yapılması. Bankalar bunu yapıyor. Krediyle alıyorsanız bankanız zaten bu işi tek seferde organize ediyor. Güvenli Ödeme Sistemi'nde para, tapu size geçene kadar bloke edilmiş olarak kalıyor. Borcu devralmak ise ancak bankanın onayıyla mümkün. Taraflar kendi aralarında anlaşsa bile banka kabul etmedikçe borçlu yine satıcıdır ve ipotek evin üzerinde kalır" ifadelerini kullandı.

Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Avrupa'nın savunma kapasitesindeki eksikliklere dikkat çekerken Türkiye'yi işaret etti.
Avrupa'nın hızla değişen savaş teknolojilerine ayak uydurması gerektiğini belirten Francken, bu kapsamda savunma şirketleriyle yenilikçi ortaklıklar kurmak istediğini söyledi.
Francken, "Belçikalı şirketlerimizle, Avrupalı, Amerikalı ve hatta belki Türk şirketleriyle ortaklık kurmak istiyorum. Çünkü çok çok iyi İHA sistemlerine sahipler. Mümkün olan en kısa sürede, sürekli gelişen trendleri takip eden yenilikçi bir ortaklık kurmak istiyorum" dedi.
Türk İHA ve SİHA'larına yönelik uluslararası ilgi 2026'da yeni anlaşmalarla kendini gösterdi. Mayıs ayında Baykar ile Endonezya merkezli Republikorp arasında Bayraktar KIZILELMA için çerçeve anlaşması imzalandı. Anlaşma kapsamında 2028'den itibaren 12 KIZILELMA'nın teslim edilmesi, ayrıca 48 uçaklık ilave seçenek bulunması kararlaştırıldı. Anlaşma yalnızca uçak tedarikini değil, Endonezya'da bakım ve yerel üretim altyapısının kurulmasını da kapsıyor. Endonezya böylece TB2 ve AKINCI'nın ardından KIZILELMA'yı da envanterine katmak için adım attı.
Avrupa'da da Türk İHA teknolojisine yönelik ortaklık ilgisi dikkat çekiyor. İtalyan savunma şirketi Leonardo ile Baykar'ın yüzde 50-50 ortak girişimi LBA Systems, 2026'da gerekli onayların ardından faaliyete geçti ve Avrupa'da İHA üretimine başladı.

Edirne'nin önemli alışveriş noktalarından Balkan Pazarı'nda son haftalarda yerli vatandaşların yanı sıra Bulgaristan'dan gelen turistlerin de yoğun ilgisiyle hareketlilik yaşanırken, esnaf artan alışverişten memnuniyetini dile getirdi. Giyimden gıdaya, ev eşyasından temizlik ürünlerine kadar birçok ürünün satıldığı pazarda, özellikle Bulgaristan'dan gelen ziyaretçilerin alışveriş yaptığı görüldü. Pazardaki hareketlilik hem esnafın hem de vatandaşların yüzünü güldürdü.
![]()
Pazar esnafı Yılmaz Kul da Bulgaristan'dan gelen ziyaretçilerin yoğunluğunun satışlara yansıdığını belirterek, "Satışlarımız çok güzel. Bulgaristanlı komşularımız, arkadaşlarımız da yoğun bir şekilde pazarımıza geliyor. Alışverişlerini yapıp memnun ayrılıyorlar" dedi.
Sektörde ailecek 20 yıldır hizmet verdiklerini belirten halıcı esnafı Adil Keskin, pazarın potansiyelinden memnun olduklarını dile getirdi.
![]()
Pazarcı esnafı Mehmet Yıldırım, Bulgaristan'dan gelen vatandaşların birçok ürüne ilgi gösterdiğini ifade ederek, "Bulgar vatandaşları geldiği zaman iş oluyor. O da iyi kötü bir ekmek parası çıkarıyor. Deterjanından şampuanına, giyiminden kozmetiğine kadar ne bulurlarsa alıyorlar. Fiyatlar uygun olduğu için tercih ediyorlar; su bile uygun olduğu için mecburen buradan alıyorlar" şeklinde konuştu.
Pazarı tercih eden Şenay Özeker, "Her şeyi bulabiliyoruz. Bedenler de fiyatlar da uygun. Bir Edirne vatandaşı olarak komşumuz Bulgaristan halkını da davet ediyoruz, gelmelerinden memnunuz" dedi. Pazarda alışveriş yapan vatandaşlardan Sunay Yeniköy, yaşanan hareketliliğin kent ekonomisine katkı sağladığını belirtti.
![]()
Pazar esnafı Selami Akmeşe, son haftalarda işlerin hareketlendiğini belirterek, Bulgaristan'dan gelen müşterilerin yeniden yoğunlaşmaya başladığını ifade ederek, "Son iki üç haftadır pazarda çok güzel bir kalabalık var, işlerimiz çok şükür yerinde. Esnafımızın durumu düzelmeye başladı. Bulgaristan'dan gelen müşterilerimiz de yeniden artmaya başladı. Meyvesinden sebzesine, domatesinden suyuna kadar her ihtiyaçlarını Edirne'den karşılayıp götürüyorlar. Buranın suyunun ve ürünlerinin daha tatlı ve kaliteli olduğunu söylüyorlar. Önümüzdeki günlerde işlerin daha da iyi olacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.
Ailesiyle pazara gelen Metehan Özer de ihtiyaç duydukları ürünleri pazarda kolaylıkla bulabildiklerini söyledi. Diğer esnaf ve vatandaşlar da Edirne'nin Bulgaristan'dan gelen ziyaretçiler tarafından da tercih edildiğini belirtti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, vatandaşlardan gelen yoğun talep üzerine hayata geçirilen yüzde 25 indirim kampanyası, ilk günden itibaren alıcılardan ilgi görüyor.
Borcunu peşin ödeyip tapuyu elde etmek isteyen yaklaşık 228 bin hak sahibini yakından ilgilendiren kampanya kapsamında, borç bakiyesinin tamamını kapatan alıcılar, net yüzde 25 indirim kazanıyor.
Borcunun tamamını kapatamayacak durumda olan alıcılar da borç bakiyesinin en az yüzde 25'i oranında peşin ödeme yapmaları halinde, yatırdıkları tutar üzerinden aynı indirim oranından kısmi olarak faydalanabiliyor.
Kampanyadan yararlanmak isteyen konut ve iş yeri alıcıları, 19 Ekim'e kadar satış işlemlerini gerçekleştirdikleri bankaya başvurabilecek.
Alıcılar, borç kapatma tarihi itibarıyla hesaplanacak borç bakiyelerini de aynı tarihler arasında ilgili bankadan öğrenebilecek.
Kampanyadan faydalanabilmek için geri ödeme taksitlerinin en geç 2025 Haziran ayı sonuna kadar başlamış olması, başvuru tarihi itibarıyla ilgili aya ait taksitlerin ödenmiş olması ve geçmişe dönük taksit ile emlak vergisi borcunun bulunmaması gerekiyor.
Kalan taksit sayısı 12 ay ve daha az olan konut ve iş yeri alıcıları ise indirim kampanyasından yararlanamayacak.
Kat mülkiyeti oluşmuş projelerde tapu teslimi yapılacağından, bankaya başvuru yaparken ilgili belediyeden temin edilecek emlak beyan değerini gösteren belge ile güncel DASK sigortası poliçesinin teslim edilmesi şartı aranıyor.
Borç bakiyesini kapatarak indirimden faydalanmak isteyen alıcılar, Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'ni imzalamış oldukları aracı bankalardan konut kredisi de kullanabiliyor.
19 Ekim'den sonra yapılacak borç kapatma ve kısmi ödemelerde yüzde 25 indirim oranından yararlanmak mümkün olmayacağından, tapusuna kavuşmak isteyen vatandaşların belirtilen tarihe kadar banka şubelerine başvuru yapması gerekiyor.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul piyasalarındaki gelişmeleri dikkate alarak, kredili sermaye piyasası işlemlerinde özkaynak oranının esnetilerek uygulanmasına ilişkin tedbirin süresini 30 Ekim 2026 seans sonuna kadar uzattı.
SPK’nın 3 Ekim 2026 tarihli ve 65/1779 sayılı Kurul Kararı kapsamında yapılan duyuruya göre, kredili sermaye piyasası işlemlerinin devamı süresince özkaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik mevcut tedbirin süresi uzatıldı.
Kurul, kararın sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf ve istikrarlı bir ortamda işleyişinin sağlanması ile yatırımcıların hak ve yararlarının korunması amacıyla alındığını bildirdi.
Söz konusu uygulama, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli bülteninde duyurulan ve aynı tarihli Kurul Kararı ile yürürlüğe konulan düzenleme kapsamında uygulanıyordu.
Yeni kararla birlikte, özkaynak oranının esnetilmesine ilişkin uygulama 30 Ekim 2026 tarihi seans sonuna kadar devam edecek.





Bu hafta dolar yüzde 0,14 değer kazanırken gram altın yüzde 1,53; avro yüzde 0,69 değer kaybetti.
The post Dolar, avro ve altında haftanın bilançosu appeared first on #site_linkat 03.10.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 4,88 azalışla 12.270,18 puandan tamamladı.
The post Borsada en çok kazandıran ve kaybettiren hisseler appeared first on #site_linkat 03.10.2026 .Motorine (mazot) gece yarısı 2 lira 22 kuruş indirim geldi. 6 Ekim'de de 4 lira 95 kuruş indirim bekleniyor.
The post Motorine indirim geldi: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 03.10.2026 .