Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, sık sık genç iletişimcilerle bir araya geldiklerini ve bu buluşmaların hem Kurum hem basın sektörü açısından çok değerli olduğunu vurgulayarak Türkiye’de ilancılık tarihinden başlattığı sunumunu, Basın İlan Kurumunun teşkiliyle devam ettirdi.
2026 YILININ İLK 9 AYINDA BASINA 6 MİLYAR TL’LİK KAYNAK AKTARILDI
Eylül 2026 itibarıyla 2.359 süreli yayına dağıtılan resmi ilan ve reklam bedelinin 6 Milyar Türk Lirası olduğunu belirten Genel Müdür Çay, basın çalışanlarına verilen borç para, gazetelere sağlanan krediler, basın derneklerine ve azınlık gazetelerine yapılan yardımların toplamının 175 Milyon Türk Lirasına ulaştığını; bu anlamda Basın İlan Kurumunun Türk basınının en büyük destekçilerinden biri olduğunu aktardı.
Genel Müdür Abdulkadir Çay, Dijital Dönüşüm ve Dezenformasyonla Mücadele başlıklı sunumunda yapay zekânın haberciliğe etkileri, küresel risk raporları, dezenformasyon türleri ve dezenformasyonla mücadele mekanizmaları üzerine değerlendirmelerde bulundu.
KÜRESEL RİSK: HABERE GÜVEN AZALIYOR, DEZENFORMASYON TIRMANIYOR
Bilgi ekosistemindeki tahribatın türlerine değinerek mezenformasyon, malenformasyon ve dezenformasyon kavramlarını örnek vakalarla anlatan Genel Müdür Çay, küresel raporlarda dezenformasyonun son yıllarda dünyanın karşı karşıya kaldığı en şiddetli riskler arasına girdiğini, habere duyulan küresel güvenin gerilediğini ve toplumların haberden kaçış eğiliminde olduğunu belirtti.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay sunumunda “Habere güvenin azaldığı bu dezenformasyon çağında gazetecilik nasıl yapılacak? İşte sorulması gereken ve cevabı ivedilikle bulunması gereken soru budur. Her tehdit ve kriz ortamı aslında kendi içinde fırsatları da barındırır. Bu ortam güvenilir haber kaynaklarına olan talebi artırabilir. Dezenformasyonun tırmandığı bugünlerde, geleneksel medya bu fırsatı nasıl ve ne ölçüde kullanacak?” dedi.
YAPAY ZEKÂ VE ALGI OPERASYONLARINA KARŞI GAZETECİLİK PUSULA OLMALI
Yapay zekâ teknolojilerinin insan davranışlarını manipüle etmek, sahte ses ve görüntülerle (deepfake) kamuoyunu yanıltmak amacıyla giderek daha fazla kullanıldığını örneklerle aktaran Genel Müdür Çay; küresel mecralarda ve dijital algoritmalarda uygulanan çifte standartlara ve organize enformasyon savaşlarına değindi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hâle geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür” sözlerini hatırlatan Çay, iletişim fakültesi öğrencilerine seslenerek şu mesajı verdi:
“Teyit edemediğiniz haber gerçek değildir. Gazetecilik mesleği, yapay zekâ ve dijital manipülasyon çağında doğrulama sorumluluğundan asla taviz veremez. Doğruluk, güvenilirlik ve ilkeli yayıncılık; geleneksel ve dijital medyanın en büyük güvencesi olmaya devam edecektir.”
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dezenformasyona karşı geliştirilen İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) ve Anadolu Ajansı Teyit Hattı gibi mekanizmaların kritik görevler üstlendiğinin altını çizdiği sunumunu, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından tamamladı.
Etkinlik, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Betül Önay Doğan’ın günün anısına Genel Müdür Çay’a plaket takdim etmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Hayatın içinden, hayatın kendisine dokunan Ülke’de Hayat, günün içinden konularla evlere konuk olmaya devam ediyor. Ülke’de Hayat’ta bugün toplumsal değişimle birlikte dönüşen aile anlayışı ve değerlerin aile ilişkilerindeki yeri farklı yönleriyle değerlendirilecek.
Uzman Psikolog / Eğitim Danışmanı Burcu Kopar, Psikolog Aysel Has, Sosyolog / Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sami Şener ve Öğretim Üyesi / Uzman Sosyolog / SOSYODER Genel Başkanı Dr. Roza Süleymanoğlu “Ahlaki değerler ailede nasıl kazandırılır? Değişen ebeveynlik rolleri evlilik ve çocukların gelişimini nasıl etkiliyor? Modern hayatın değerleri aile ilişkilerini nasıl şekillendiriyor? Geleneksel aile anlayışı günümüzde nasıl değişiyor?” sorularını canlı yayında cevaplayacak.
“Ülke’de Hayat”, hafta içi her gün 10.00’da Serda Doğru’nun sunumuyla Ülke TV ekranlarında.
Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır, 26 Haziran'da yaşamını yitirmesinin ardından mirası gündem oldu. İnanır'ın vasiyetinin okunacağı davanın 17 Aralık'a ertelenmesi sonrası yeğeni Levent İnanır hukuki yollara başvuracaklarını açıkladı.
28 yasal mirasçısı bulunan İnanır'ın tüm mal varlığını, kendisiyle alakalı müze, vakıf gibi girişimlerle ilgili izinleri ve telif haklarını hayat arkadaşı Jülide Kural'a bıraktığı ortaya çıktı.
LEVENT İNANIR: O VASİYETE İNANMIYORUM
Bunun üzerine İnanır'ın kendisi gibi oyuncu yeğeni Levent İnanır da bahsi geçen vasiyete inanmadığını “Bu işin içinde bir iş var” diye açıkladı. Dayısının sağlık sorunları sebebiyle 2018 sonrası ağır ilaçlar kullandığını iddia eden İnanır, "Öyle çok özen gösterdiği yeğenleri vardı ki onlara bir kalem bile bırakmamış. Olacak iş değil” dedi.
İnanır'ın ardından usta oyuncunun bir başka yeğeni Gül Bakar ise dayısının kararına saygı duyduğunu ifade etti.
KURAL'DAN YAZILI AÇIKLAMA
Tüm bu tartışmalar sürerken sessiz kalmayı tercih eden Jülide Kural'dan da ilk açıklama geldi. Gel Konuşalım'a açıklama yapan Kural, çok üzgün ve yasta olduğunu söyledi.
Bu konu ile alakalı konuşmak istemediğini ve tartışmalardan rahatsız olduğunu ifade eden Kural, yazılı bir açıklama yaptı.
"YALNIZCA VEFA MESELESİ DEĞİL"
Gözlerden uzak bir yaşam süren oyuncu Jülide Kural'ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Kadir İnanır'ın toprağa verilmesinin üzerinden henüz 4 ay bile geçmemişken, onun adına, emeğine, iradesine ve onuruna saygı göstermek yalnızca bir vefa meselesi değildir. Bu insani, ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur. Yaşamı boyunca savunduğu değerlere ve geride bıraktığı büyük emeğe gösterilecek saygının, her türlü tartışmanın üzerinde tutulması gerektiğine inanıyorum.”
Gelin dizisinde Hançer, yaşadığı bütün acıları bir kenara bırakıp Cihan’a onu affettiğini ve her şeyi Efehan için yaptığını bildiğini söyler.
Cihan, karşısında eski Hançer’i gördüğü için çok mutludur. Ona yeni bir başlangıç yapmak ve yaşananları unutmak istediğini söyler. Hançer de kabul eder ve alyansını yeniden parmağına takar. Hançer’deki bu değişim, evliliklerini geri kazanmak için doğru bir adım mı?
Sürprizlerle dolu hikâyesi ile Gelin, yeni sezonuyla her gün saat 19.00’da Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie’nin evden çıkacağını öğrenen Malini, onu tuzağa düşürecek bir plan yapar.
İmlie’yi tehlikeye atacak bu planı Aryan’dan da saklamak ister. Aryan, İmlie’nin görev yerine gitmediğini öğrenir ve onun için endişelenir. İmlie de korkmuştur. Onu bu durumdan kurtarmak için gelen Aryan’ın kollarına atlar. Bu kahramanlık, ikisinin arasındaki ilişkiyi nasıl etkileyecek?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 16.00’da Kanal 7'de.
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja ve Ayşe, Diaz’ı kaçıranın Rani olduğunu öğrenirler. Rani, gözaltına alınmıştır.
Dimas ve Diaz ise polis karşısında sorgudadırlar. İkbal, şahit olduğu şeyleri delil olarak sunar ve Diaz’ı kaçıranın Dimas olduğunu söyler. Diaz da polise bunu destekleyecek bilgiler veriyordur. Kendisini savunmak için elinden geleni yapan ancak suçlamalara bir cevabı olmayan Dimas, yaptıklarının cezasını çekecek mi?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.10’da Kanal 7 ekranlarında!
Gelin dizisinde Hançer, İrem’i konaktan göndermiştir. Cihan bunu neden yaptığını sorduğunda ise, onun varlığının Efehan’ın annesine alışma sürecine zarar vereceğini ve onu bu konakta istemediğini söyler.
Efehan, İrem’in gidişiyle Hançer’e öfkelenir. Annesi bildiği İrem’i geri istiyordur. Bu durum Hançer’i çok üzer. Gülfem de Hançer’in ellerine bırakmak istemediği otorite için çabalamaya devam eder. Efehan’ın hastalanması, konaktaki herkesi korkutur. Oğlu için elinden geleni yapmak isteyen Hançer, İrem’i yeniden konağa kabul edecek mi?
Sürprizlerle dolu hikâyesi ile Gelin, yeni sezonuyla her gün saat 19.00’da Kanal 7’de!
Gelin dizisinde Aditya’nın annesi sağlığına kavuşana kadar ona bakmak için eve gelen İmlie, Malini’nin huzurunu kaçırmıştır.
Malini, kendisinin aksine İmlie’nin bu evde ve ailede bir yeri olduğunu fark etmeye başlar. Bu durum onu rahatsız ediyordur. Aryan da İmlie’nin orada kaldığını duyunca kıskançlığını gizleyemez. İmlie de bunun farkındadır ve Aryan’a açıkça bu durumdan bahseder. İmlie’nin söyledikleri karşısında şaşırıp kalan Aryan, ona ne cevap verecek?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 16.00’da Kanal 7'de.
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja ve Ayşe, Rani’nin doğru söylediğinden emin olmak için onu da alıp doktora giderler.
Gittikleri doktor da İkbal’dir. Rani’nin hamile olduğunu açıklar. Onun yalan söylediğini bildiği halde Diaz’ı korumak için Raja ve Ayşe’ye hiçbir şey söylemez. Rani’nin hamile olduğunu öğrendikten sonra verdiği sözü tutmak zorunda kalan Ayşe, Raja’dan boşanacağını söyler. Raja, bu durumu nasıl çözecek?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.10’da Kanal 7 ekranlarında!
İngiltere’de ITV televizyonunun gizli kamera araştırması, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK partisinde ırkçı, İslam karşıtı ve cinsiyetçi söylemleri ortaya çıkardı.
YouTube yapay zeka özelliği YouTube'a Sor, masaüstü arama sonuçlarında test ediliyor. Yeni sistemin izlenme sayılarını etkileyip etkilemeyeceği merak konusu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve kara para aklama iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında Halk TV'ye kayyum atandı.
Gelin dizisinde Cihan, Hançer’i alıp konağa getirir. Oğluna ve evine kavuşmak için can atan Hançer, Cihan’ın temkinli tavrıyla karşılaşır.
İrem’le yaptığı evlilikten dolayı Hançer’e kavuşmanın mutluluğunu yaşayamayan Cihan, bir an önce İrem’den boşanmak için elinden geleni yapar. Oğlunu camdan görmekle yetinmeye çalışan Hançer, onun yanında başka bir kadın görünce neye uğradığını şaşırır.Cihan’dan hesap sorar. Cihan, Hançer’e ne söyleyecek?
Sürprizlerle dolu hikâyesi ile Gelin, yeni sezonuyla her gün saat 19.00’da Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie, Aryan’ı Aditya’ya olan hislerinin bittiğine ikna etmeye çalışır. Çabalarının onun için değil, doğup büyüdüğü yer olan Pagdandia için olduğunu söyler.
Aryan, İmlie’yi kıskanmaya başladığını fark eder. Malini’nin annesi, İmlie’yi ortadan kaldırmak için plan yapmaya devam ediyordur. Ancak İmlie zaten bir tehlikenin ortasındadır.
Aditya’yı patlamak üzere olan bir bombadan kurtarmak isterken o ve Aryan ile birlikte bu tehlikeden etkilenirler. Haberlerden bu üçlünün kayıp olduğunu duyan aile endişelenir. Üçü de bu durumdan zarar görmeden kurtulabilecek mi?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 16.00’da Kanal 7'de.
Kalbim Sana Emanet dizisinde, Dimas’ın Diaz’a kurduğu plan işlemeye devam eder. Dimas’ın kaçırıldığını İkbal’den duyan dayısı da onun için endişelenir.
Ayşe, Raja ile konuşur ve Rani ile yüz yüze görüşmek istediğini, onunla iki kadın olarak konuşurlarsa sorunları çözebileceklerini söyler. Raja ne kadar istemese de Ayşe Rani’yi arar. Ayşe’nin bu aramasının altında kötü niyet olduğunu düşünen Rani, onun uzlaşma çabasına karşılık verecek mi?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.10’da Kanal 7 ekranlarında!
Takip ettiğiniz kullanıcıların Instagram hikayelerine bakarken adınızın görüntüleyenler listesinde yer almasını istemeyebilirsiniz. Bu nedenle anonim Instagram story izleme yöntemleri sıkça araştırılmaktadır. Herkese açık hesapların hikayelerini gizli bir şekilde takip edebilirsiniz. Lakin takip ettiğiniz kullanıcıların hikayelerine gizli bakmak isterseniz, daha ilkel yollara başvurmanız gerekebilir. Peki, Instagram hikayelerine karşı tarafa görünmeden bakmak mümkün mü? Bunun için hangi […]
Canlı yayın yapan içerik üreticilerine hediye göndermek isteyen kullanıcıların merak ettiği TikTok jeton yükleme işlemi, kullanılan platforma göre farklılık gösterebilmektedir. TikTok uygulaması üzerinden veya resmi internet sitesi aracılığıyla jeton satın almak mümkündür. Peki, TikTok jeton yükleme nasıl yapılır? İşte adım adım uygulayabileceğiniz yöntemler. Jeton satın almak için TikTok’un resmi uygulamasını veya internet sitesini kullanın. Hesap […]
Medya ekosisteminin dijitalleşmeyle birlikte hızlı ve çok katmanlı bir dönüşüm yaşadığını belirten BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteciliğin matbu yayıncılığın sınırlarını aşarak hız, veri, etkileşim ve çoklu platform kullanımı ekseninde yeni bir evreye geçtiğini ifade etti.
Okurların habere erişim alışkanlıklarındaki değişime ve dijital platformların giderek artan etkisine değinen Çay, uluslararası araştırmalarda da bu dönüşümü destekleyen verilerin ortaya çıktığını kaydetti. Genel Müdür Çay, dünya genelinde sosyal medya ve video ağlarının çevrim içi habere erişimde ilk kez haber kuruluşlarının kendi internet siteleri ve uygulamalarının önüne geçtiğini; çevrim içi haber videosunu haftalık olarak tüketenlerin oranının ise yüzde 77’ye ulaştığını aktardı.
Haberin okura ulaşmasında algoritmaların, içerik akışlarının ve tavsiye sistemlerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Çay, dijital yayıncılıkta görünürlüğün artık yalnızca haberin içeriği ve yayımlandığı mecrayla sınırlı olmadığını vurguladı.
Kurumun görev alanında faaliyet gösteren iki binin üzerindeki süreli yayını da dikkate alarak dijital dönüşümün basın sektörü açısından güncel bir mesele olduğuna işaret eden Çay, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dijital dönüşüm, yalnızca bir internet sitesi kurmak ya da basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir. Asıl üzerinde durmamız gereken husus, gazeteciliğin köklü üretim, doğrulama ve dağıtım zincirini yeni şartlara nasıl uyarlayacağımız ve bu dönüşümü kurumsal yapıya nasıl entegre edeceğimizdir.
Dijital dönüşümü; üretim biçimlerinden iş akışlarına, insan kaynağından teknik altyapıya, okurla kurulan ilişkiden gelir modellerine kadar basının bütün yapısını etkileyen çok boyutlu bir süreç olarak değerlendiriyoruz.”
Haberlerin arama motorları, sosyal ağlar, video platformları ve farklı dijital arayüzler üzerinden dolaşıma girmesinin yayıncılara daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sağladığını belirten Çay, bu durumun platformlara bağımlılık, dijital görünürlük ve okurla doğrudan ilişki kurma gibi yeni meseleleri de beraberinde getirdiğini ifade etti.
Yapay zekâ destekli bilgi erişiminin dönüşüme yeni bir boyut kazandırdığına dikkat çeken Çay, kullanıcıların arama motorlarında bağlantı aramak yerine yapay zekâ destekli sistemlerden doğrudan yanıt alma eğiliminin arttığını kaydetti.
”AKADEMİK BİLGİ İLE SAHA TECRÜBESİNİN BULUŞMASINI İSTİYORUZ”
Dijital dönüşümün ortaya çıkardığı ihtiyaçların yalnızca mevcut uygulamalar üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağına işaret eden Çay, üniversitelerle iş birliğinin bu açıdan önemli bir rol üstlendiğini belirtti.
Kurum olarak çeşitli üniversitelerle iş birliği protokolleri imzaladıklarını hatırlatan Çay, temel amaçlarının akademik bilgi ve birikimi sahaya aktarmak, sahada edinilen tecrübelerin ve karşılaşılan sorunların da akademik çalışmalara katkı sağlamasını temin etmek olduğunu ifade etti.
Çalıştayın bu iş birliğini güçlendirmesini beklediklerini belirten Çay, akademisyenlerin bilgi ve birikimlerinden yararlanarak hem akademiye hem de basın sektörüne katkı sağlayacak sonuçlar elde etmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.
Genel Müdür Çay, Basın İlan Kurumu ve SETA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştayın hem Kuruma hem de basın sektörüne fayda sağlayacağına inandıklarını kaydetti.
AKADEMİSYENLER SÜRDÜRÜLEBİLİR MODEL ÖNERİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ
Genel Müdür Çay’ın açılış konuşmasının ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Faruk Taşçı’nın başkanlığında iki oturum hâlinde gerçekleştirilen çalıştayda akademisyenler, basın kuruluşlarının dijitalleşme sürecinde karşılaştıkları adaptasyon ve entegrasyon sorunları ile uygulanabilir ve sürdürülebilir model önerilerini ele aldı.
Oturumlarda yapay zekâ teknolojilerinin temel gazetecilik ilkelerine uygun biçimde kullanılması, bu sistemlerin mevcut yayın mekanizmalarına entegrasyonu ve dijital süreçlerin takibi için dinamik bir ölçüm modeli geliştirilmesinin gerekliliği vurgulandı.
Dezenformasyonla mücadelede teyit mekanizmalarıyla iş birliğinin artırılması, gazetecilik alanında bağımsız bir mesleki yeterlilik yapısının oluşturulması, iletişim fakülteleriyle müfredat uyumunun sağlanması ve yerel medyanın niş habercilik alanlarında bölgesel güç birlikleri oluşturması da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
“BASILI GAZETECİLİĞİN VARLIĞINI SÜRDÜRMESİ BİR GÜVENLİK MESELESİDİR”
Çalıştayda dile getirilen görüşleri değerlendiren BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital platformların artan nüfuzuna karşı basılı yayıncılığın varlığını sürdürmesinin bir güvenlik ve çeşitlilik meselesi olduğuna dikkat çekti. Yayıncılık sektörünü yaşatma ve destekleme yaklaşımının altını çizen Çay, statik değerlendirme yöntemleri yerine nitelikli haberciliği ve okur kitlesini öne çıkaran, teşvik odaklı, teknik ve dinamik sistemlere geçilmesinin önemini vurguladı.
Sektör paydaşlarının ortak hareket etme kültürünü geliştirmesi ve akreditasyon süreçlerinin sağlıklı bir veri tabanı üzerinden yürütülmesi gerektiğini de ifade eden Çay, çalıştaya katılan akademisyenlere ve katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti.
Programda bugün, yeme alışkanlıklarının insanlar üzerindeki etkileri, sağlıklı yiyecekler varken neden fast food yiyeceklerin tercih edildiği, çocuklukta başlayan yeme alışkanlıkları için ailelerin üzerine düşen görevler ve ruhsal durumların yeme alışkanlıklarına etkisi konuları gündeme alınacak.
Hayatın içinden, hayatın kendisine dokunan Ülke’de Hayat, günün içinden konularla evlere konuk olmaya devam ediyor. Ülke’de Hayat’ta bugün sağlıklı ve sağlıksız yeme alışkanlıklarının insan üzerindeki etkileri ve bu alışkanlıkların nasıl yönetilebileceği konuları işlenecek.
Gıda Mühendisi/İletişimci/Yazar Ebru Akdağ, Uzman Diyetisyen Hümeyra Mutlu, Uzman Klinik Psikolog Gaye Kağan, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Sevgi Engür “Çocuklarda tombul yanak alarmı nedir? Stres ve üzüntü yeme alışkanlıklarımızı nasıl etkiliyor? Sağlıklı beslenmek için soframızda neler olmalı? Fast food neden çocuklar ve yetişkinler için bu kadar çekici?” sorularını canlı yayında cevaplayacak.
“Ülke’de Hayat”, hafta içi her gün 10.00’da Serda Doğru’nun sunumuyla Ülke TV ekranlarında.
TV’nin bilgi yarışması Kim Milyoner Olmak İster?’de yeni dönem başlıyor. Yarışmanın sunuculuğunu üstlenen Oktay Kaynarca, Hamal dizisiyle ekrana dönmeye hazırlanırken programdan ayrıldı. Kaynarca’nın yerine haber spikeri Cem Öğretir getirildi.
Kenan Işık, Selçuk Yöntem, Murat Yıldırım ve Kenan İmirzalıoğlu’nun ardından yarışmanın sunuculuğunu üstlenen Oktay Kaynarca’nın ayrılığıyla birlikte programda yeni bir dönem başlayacak. Cem Öğretir’in sunucu olarak tercih edilmesi, yarışmanın takipçileri arasında da gündem oldu.
YENİ BÜYÜK ÖDÜL BELLİ OLDU
Sunucu değişikliğinin yanı sıra yarışmanın ödül miktarı ve soru formatında da düzenlemeye gidildi. Daha önce 5 milyon TL olan büyük ödül, yeni sezonda 10 milyon TL’ye çıkarıldı. Bu tutar, Türkiye’de verilmiş en büyük para ödülü olarak duyuruldu.
Yarışmacıların büyük ödüle ulaşmak için yanıtlaması gereken soru sayısı da artırıldı. Önceki formatta 13 olan soru sayısı, yeni düzenlemeyle 15’e yükseltildi.
Baraj uygulamasında da değişiklik yapıldı. Daha önce 7. soruda bulunan 50.000 TL’lik baraj, yeni formatta 5. soruya çekildi ve tutar 20.000 TL olarak belirlendi.
Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığınca hazırlanan yönetmelikle, sosyal ağ sağlayıcı tarafından sunulan hizmetlere erişimde yaş doğrulamaya, 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunulmasına ve ebeveyn kontrol araçlarına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.
Yönetmeliğe göre, sosyal ağ sağlayıcısı 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak.
Sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmuş çocuklara yönelik ayrıştırılmış hizmet sunumunda ise çocuğun yüksek yararı ile fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal ve duygusal gelişim ihtiyaçlarını gözeterek gerekli tedbirleri alacak.
Yaş doğrulama süreçlerinde kişisel verilerin korunması esas olacak. Kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesine imkan tanıyan yöntemler kullanılacak.
Yaş doğrulama yöntemleri, gerçeğe aykırı beyan ve manipülasyon girişimlerine karşı teknik yönden sağlam ve güvenilir bir altyapıya sahip kılınacak.
YAŞ DOĞRULAMASI NASIL YAPILACAK?
Yönetmelikle “yaş doğrulama” standartları da belirlendi. Buna göre sosyal ağ sağlayıcı, hesap oluşturulması aşamasında kullanıcının yaş durumunu e-Devlet Kapısı üzerinden “yaş doğrulama belirteci” ile doğrulayacak.
Yaş doğrulaması sonucunda 15 yaşını doldurmadığı tespit edilen çocukların hesap açılış talepleri onaylanmayacak. 15 yaş üstü ise “çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet” esaslarına tabi tutulacak.
15 yaşını doldurmuş çocuk kullanıcıya ait kişisel verilerin korunması amacıyla sosyal ağ sağlayıcı, yüksek düzeyde gizlilik ayarlarını varsayılan olarak uygulayacak.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre ayrıştırılmış hizmet kapsamında bulunan çocuk hesapları, varsayılan olarak gizli hesap olacak. Bu hesaplarda canlı yayın açılmasına ve kişiselleştirilmiş reklam gösterilmesine izin verilmeyecek.
Çocuklar, yalnızca takip ettikleri hesaplardan mesaj alabilecek. Ayrıca diğer kullanıcılar, çocuk hesaplarının takipçi ve takip edilen listelerini görüntüleyemeyecek.
NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK?
Yönetmelikle sosyal ağ sağlayıcılarına ebeveyn denetim araçları sunma zorunluluğu da getirildi.
Bu kapsamda ebeveynler, çocuklarının hesap ayarlarını kontrol edebilecek, kullanım sürelerini sınırlandırabilecek ve ücretli işlemlere izin verebilecek.
1 Kasım’da yürürlüğe girecek yönetmelikle, mevcut hesaplar için yaş doğrulama işlemlerinin 31 Mart 2027’ye kadar tamamlanması gerekecek. Yaşının 15’in altında olduğu belirlenen kullanıcıların mevcut hesapları ise kapatılacak.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, T24’ün internet sitesi ve X hesabına erişimin engellenmesine karar verdi. T24, karara 1 Ekim’de itiraz etti. İtirazın ardından 5 Ekim’de dilekçenin “ivedilikle değerlendirmeye alınması” için ek başvuru yapıldı. T24’ün itirazı İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedildi. Hâkimlik kararında, erişim engeline ilişkin kararın “usul ve yasaya uygun olduğu”, “kararın gerekçesine göre yerinde olduğu” ve “kararı değiştirecek herhangi bir somut delil olmadığı” belirtildi.
T24’ÜN İTİRAZ DİLEKÇESİNDE NE DENİLDİ?
T24 avukatları Özlem Tekşen ve Gökhan Tekşen tarafından sunulan itiraz dilekçesine, İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu hukukçu Kerem Altıparmak da görüşleriyle katkı sundu. Dilekçede, erişim engeli kararının Anayasa, ilgili kanun hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve AYM içtihatlarına aykırı olduğu belirtildi.
Kararda maddi hatalar bulunduğu ve “son 1 yılda 118 aile yapısını bozacak nitelikte yazı kaleme alındığı” iddiasının gerçeği yansıtmadığı ifade edildi. Bu 118 içerikten yalnızca 21’inin son bir yıl içinde kaleme alındığı, yazıları yazdığı belirtilen 57 yazarın 22’sinin ise yıllar önce T24’ten ayrıldığı kaydedildi. Dilekçede ayrıca bazı yazıların 5, 10 ve 15 yıl önce yayımlandığı, karara konu içeriklerle ilgili araştırmanın ise AYM tarafından hukuka aykırı bulunan “toplu sanal devriye” yöntemiyle yapıldığı belirtildi.
‘SİTENİN BÜTÜNÜNE ERİŞİM ENGELİ ORANTISIZ’
Dilekçede, hukuka aykırı olduğu değerlendirilen içeriklerin tek tek engellenmesinin teknik olarak mümkün olduğu belirtilerek, haber sitesinin tamamına erişim engeli getirilmesinin orantısız olduğu savunuldu. Erişim engelinin ifade ve basın özgürlüğünün yanı sıra mülkiyet hakkını da ihlal ettiği belirtilen dilekçede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini ilk aşamada reddeden hâkimliğin, itiraz üzerine aynı talebi neden kabul ettiğinin de kararda gerekçelendirilmediğine dikkat çekildi.
Dilekçede, erişim engeline gerekçe gösterilen yazıların “olgusal bilgi/haberden ziyade köşe yazarlarının fikirlerini yansıtan değer yargıları olduğu” ifade edildi. Bu yazılarla Türk toplumu ve aile yapısının nasıl zayıflatıldığının somutlaştırılmadığı, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesindeki hukuki amaçlarla içerikler arasında illiyet bağı kurulamadığı savunuldu.
AYM’NİN EMSAL KARARLARINA İŞARET EDİLDİ
T24’ün itiraz dilekçesinde AYM’nin 8/A maddesi kapsamındaki erişim engellerine ilişkin emsal kararlarına da yer verildi. Dilekçede, AYM’nin bu yetkinin ancak “gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun varlığı” halinde uygulanabilecek istisnai bir koruma tedbiri olduğunu vurguladığı belirtildi. URL bazlı engelleme ile ihlalin neden önlenemediği gerekçelendirilmeden tüm siteye erişimin engellenmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğine ilişkin AYM kararlarına işaret edilen dilekçede, AİHM’nin de internet sitelerine erişimin engellenmesi konusunda benzer değerlendirmeler yaptığı belirtilerek, AYM’nin “Keskin Kalem” pilot kararına atıf yapıldı. Dilekçede, söz konusu kararda, internet yayınlarına erişimin engellenmesine ilişkin sulh ceza hâkimlikleri tarafından uygulanan usulün sistematik ve yapısal hak ihlallerine yol açtığının tespit edildiği ifade edildi.
T24, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin itirazın reddine ilişkin kararını Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacak. (ANKA)
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Türk İnternet Medya Birliği’nin (TİMBİR) Ankara’daki yeni Genel Merkezi ile Başkent Medya Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi. TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa’nın ev sahipliğinde düzenlenen tören, Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Hacettepe Mahallesi’nde yapıldı.
Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen gazetecilerin katıldığı organizasyonda kamu yöneticileri, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, medya kuruluşlarının yöneticileri, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. Törende internet haberciliğinin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, dijital yayıncılıktaki dönüşüm, gazetecilerin mesleki dayanışması ve basın kuruluşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi gündeme geldi.
Açılış kurdelesinin kesilmesiyle hizmete giren merkezde davetlilere yeni genel merkez hakkında bilgi verildi. Başkent Medya Merkezi’nin, Birlik Haber Ajansı (BHA) ile birlikte haber üretimi, yayın koordinasyonu, gazetecilerin mesleki gelişimi ve kurumlar arası iş birliği alanlarında faaliyet yürütmesi hedefleniyor.
SİYASET, BÜROKRASİ VE MEDYA DÜNYASI BULUŞTU
Radyo Evi Derneği Başkanı ve “By Sempatik” lakabıyla tanınan sunucu Yusuf Erbaş’ın sunduğu törene; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Rize Milletvekili Harun Mertoğlu, Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, Büyükelçi Yavuz Selim Kıran, AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Osman Timurtaş, Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri ve TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Seyfullah Hacımüftüoğlu katıldı.
Programda ayrıca Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu, 25. ve 26. Dönem AK Parti Zonguldak Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Siyasi Erdem ve Etik Kurulu Üyesi Hüseyin Özbakır, AK Parti 24. Dönem Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Ercihan Candan, AK Parti 24. Dönem İzmir Milletvekili ve TİMBİR Başkan Vekili Rıfat Sait, Ankara Kent Konseyi Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Başkan Vekili Halil İbrahim Yılmaz, Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı ve TED Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, RTÜK Başkan Yardımcısı Dr. Deniz Güler ve Tarım Bakanlığı Personel Genel Müdürü Seyfullah Arslantürk yer aldı.
Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca, RATEM Başkanı Vedat Gündoğan, Azerbaycan-Türkiye Dostluk Vakfı Başkanı Aygün Attar, GİMER Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak, TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı iş insanı Hasan Kartal, TİMBİR Genel Sekreteri ve Birlik Haber Ajansı Genel Müdürü Muhammet Kaçar ile TİMBİR Yönetim Kurulu üyeleri de açılışta hazır bulundu.
BASA: "TİMBİR DAYANIŞMADIR, ORTAK AKILDIR"
Törenin açılış konuşmasını yapan TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, internet medyasının toplumun bilgiye ulaşmasında ve demokrasinin güçlenmesinde önemli bir sorumluluk üstlendiğini söyledi. Birliğin Türkiye genelinde ve uluslararası alanda faaliyetlerini geliştirmeyi hedeflediğini belirten Basa, TİMBİR’in 81 ilde ve 26 ülkede faaliyet gösteren bir medya birlikteliği olma yolunda ilerlediğini ifade etti.
TİMBİR’in yalnızca bir meslek kuruluşu olmadığını vurgulayan Basa, birliğin ortak çalışma kültürünü, mesleki sorumluluğu ve güvenilir yayıncılığı esas aldığını belirterek şöyle konuştu:
“TİMBİR dayanışmadır, ortak akıldır, mesleki sorumluluktur. Aynı zamanda doğru, güvenilir, tarafsız ve kamu yararını gözeten bir internet medyası anlayışının geliştirilmesi için ortaya konan ortak bir iradedir”
Birliğin yürüttüğü çalışmalara da değinen Basa, TİMBİR Akademi, Güvenli İnternet Medya ve Tahkim Merkezi, Birlik Haber Ajansı, Tim web, BHA Web ve TİMBİR Telif başlıklarındaki yapılanmalarla internet medyasının mesleki kapasitesini artırmayı amaçladıklarını aktardı. Bu çalışmaların dezenformasyonla mücadeleye, yerel medyanın güçlenmesine ve gazetecilik alanında mesleki gelişimin desteklenmesine katkı sağlamasını hedeflediklerini kaydetti.
Dijital yayıncılığın geleceğinde yapay zekâ ve yeni nesil habercilik uygulamalarının belirleyici olacağına işaret eden Basa, değişime uyum sağlamanın yanı sıra bu dönüşüme yön veren bir medya anlayışının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Basa, “Değişimin dışında kalmak değil, değişimi doğru okuyarak mesleğimizin geleceğini birlikte inşa etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
GAZETECİLİK VURGUSU
Dr. Süleyman Basa, yeni merkezin yalnızca fiziksel bir mekân olmanın ötesinde, gazetecilerin ortak çalışma ve dayanışma anlayışını geliştirecek bir yapı olarak tasarlandığı vurgulandı. Metinde şu ifadeler yer aldı:
“Bugün burada yalnızca bir genel merkezin kapılarını açmıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında fedakârca görev yapan gazetecilerimizin ortak çatısını daha da güçlendirecek yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz.
Bizim en büyük hedefimiz, Türkiye’nin 81 ilinde görev yapan basın mensuplarını ortak bir anlayış etrafında buluşturmak, gazetecilik mesleğinin saygınlığını korumak ve dijital medyanın geleceğini birlikte inşa etmektir.
Gazetecilik yalnızca haber yazmak değildir. Gazetecilik, toplumun sesi olmak, doğruları araştırmak, kamuoyunu bilgilendirmek ve milletimizin haber alma hakkını savunmaktır.
Bugün teknoloji hızla gelişiyor. İnternet haberciliği, sosyal medya ve yapay zekâ uygulamaları medya sektöründe köklü değişimler meydana getiriyor. Bizler bu dönüşümün gerisinde kalan değil, bu dönüşüme yön veren bir medya anlayışını geliştirmek istiyoruz.
Anadolu’nun herhangi bir ilinde görev yapan gazetecimizin de büyükşehirlerde çalışan meslektaşlarımızla aynı imkânlara ulaşabilmesini önemsiyoruz. Yerel basın güçlenmeden ulusal medya tam anlamıyla güçlü olamaz.
Bizim anlayışımızda basın; ayrıştıran değil birleştiren, kutuplaştıran değil toplumun ortak değerlerine sahip çıkan, doğruluktan ve meslek ahlakından taviz vermeyen bir yapıya sahip olmalıdır.
TİMBİR olarak hedefimiz, gazetecilerimizin mesleki haklarını geliştirmek, eğitim imkânlarını artırmak, uluslararası iş birliklerini büyütmek ve Türk internet medyasının dünyada daha etkin bir konuma ulaşmasına katkı sunmaktır.
Bugün açılışımıza katılan bütün siyasi parti temsilcilerimize, kamu yöneticilerimize, iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcilerine, özellikle Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazeteci arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Biz birlikte güçlüyüz. Gazetecilerimizin dayanışması, Türk medyasının geleceğinin en önemli güvencesidir.”
Ankara Kent Konseyi Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Başkan Vekili Halil İbrahim Yılmaz, TİMBİR’in internet medyası kuruluşlarını ortak bir çatı altında buluşturmasının önemine işaret etti. Dijital yayıncılığın toplum üzerindeki etkisinin giderek arttığını belirten Yılmaz, Anadolu’da faaliyet gösteren yerel medya kuruluşlarının haberlerinin de geniş kitlelere ulaşabildiğini dile getirdi.
Yılmaz, dijital medyanın ulaştığı noktayı şu sözlerle anlattı:
“Herhangi bir Anadolu’daki dijital ekranla çıkan bir haberle, Ankara’daki güçlü bir mecranın etkisi artık aynı.”
İnternet ortamında itibarsızlaştırma ve dezenformasyon risklerine karşı meslek kuruluşlarının dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini de belirten Yılmaz, TİMBİR yönetimine yönelik değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Kirlenmenin, itibarsızlaştırmanın, isimsiz kötülerin örgütlendiği bir ortamda iyileri örgütleyen Süleyman Basa ve bütün heyeti ben büyük bir samimiyetle tebrik ediyorum”
KÖYLÜOĞLU: "HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜ ÇOK ÖNEMLİ"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu, törene Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın selamlarını ileterek başladı ve TİMBİR’in çalışmalarında başarılar diledi.
Doğru bilgiye ulaşmanın demokratik toplumlar açısından önemine değinen Köylüoğlu, haber alma özgürlüğünün yanı sıra kamu kurumlarının şeffaflığının da sağlıklı bir bilgilendirme sürecinin parçası olduğunu belirtti.
Köylüoğlu, “İleri demokrasilerde haber alma özgürlüğü; hızlı, tarafsız, doğru haber almanın önemi çok değerli. Kamu kuruluşlarının da şeffaflığı bu sayede sağlanıyor” dedi.
Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, TİMBİR Genel Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı’nın tensipleriyle hayata geçirilen oluşumun medya sektörü ve ülke açısından önemine dikkat çekti. Ahlatcı, “Bu oluşumun basınımıza, medyamıza, meslek mensuplarımıza, ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” sözleriyle yeni merkezin hayırlı olmasını temenni etti.
Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat da açılışın hayırlı olmasını dileyerek basının toplumdaki rolünü ve haber alma özgürlüğünün önemini vurguladı. Medya temsilcilerine çalışmalarında başarılar dileyen Hamarat, “Haber alma özgürlüğü kutsal bir özgürlük. Bunun teminatı sizlerin varlığı” ifadelerini kullandı.
Rize Milletvekili Harun Mertoğlu, geleneksel medyadan dijital yayıncılığa geçişle birlikte internet haberciliğinin öneminin arttığına işaret etti. Mertoğlu, “Hızlı, tarafsız ve doğru habere en fazla ihtiyaç duyduğumuz anlardan geçiyoruz” dedi.
RTÜK'DEN DOĞRU HABER MESAJI
RTÜK Başkan Yardımcısı Dr. Deniz Güler, TİMBİR’in yeni genel merkezinin açılışının hayırlı olmasını diledi. Anadolu medyasının önemine değinen Güler, sektörün teknolojinin etkisiyle hızlı bir dönüşüm geçirdiğini söyledi.
Bu süreçte doğru bilgiye erişimin öneminin daha belirgin hale geldiğini kaydeden Güler, “Bu hızlı dönüşümde de haber ve haber almanın önemi bir kez daha ortaya çıkmış durumda. Bu kapsamda en önemli hususlardan biri doğru habere etkili bir şekilde ulaşmak” ifadelerini kullandı.
Büyükelçi Yavuz Selim Kıran, dijital dönüşümün medya sektörüne etkileriyle birlikte dezenformasyon ve manipülasyonla mücadelenin önemine dikkat çekti. Objektif ve tarafsız gazeteciliğin, yalan haberle mücadeleyle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Kıran, “Yeni nesil tehditlerle mücadelede yeni nesil yaklaşımlar her geçen gün daha büyük önem kazanıyor” dedi.
TİMBİR’in çalışmalarını yakından takip ettiklerini kaydeden Kıran, birliğin uluslararası alandaki etkinliğini artıracağına ilişkin inancını da dile getirdi. Kıran, “TİMBİR’in Süleyman Basa ve yönetimiyle birlikte, Anadolu’nun dört bir tarafına yayılan tüm üyeleriyle Türkiye Yüzyılı hedeflerine çok değerli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.
TOPSAKAL: "MEDYA TOPLUMUN GELİŞMESİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR"
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, konuşmasında medyanın tarih boyunca toplumların ve devletlerin şekillenmesinde etkili olduğunu söyledi. Basının yalnızca haber aktaran bir alan olmadığını ifade eden Topsakal, toplumsal gelişim ve kültürel birikimin aktarılmasında da önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirtti.
Türk medyasının tarihsel gelişimine değinen Topsakal, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden günümüze uzanan bilgi ve medeniyet birikiminde basının rolüne dikkat çekti. İnternet ve yapay zekâ çağında da medya temsilcilerinin toplumsal sorumluluğunun sürdüğünü kaydeden Topsakal, “Hem devleti devlet yaptınız hem insanı insan yaptınız hem de insanı inşa ettiniz” sözleriyle gazeteciliğin toplum üzerindeki etkisine işaret etti.
PEHLİVANOĞLU: "İHTİYACIMIZ OLAN BAĞIMSIZ MEDYA"
Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı ve TED Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, açılışın hayırlı olmasını dileyerek bağımsız medya ve doğru haberin önemini vurguladı.
Pehlivanoğlu, “İhtiyacımız olan bağımsız medya, doğru haber ve bu ülkenin dünyanın en güçlü ülkesi olması” ifadelerini kullandı.
ATTAR'DAN TÜRK DÜNYASI MESAJI
Azerbaycan-Türkiye Dostluk Vakfı Başkanı Aygün Attar, dijital çağın gücünün ve dinamizminin TİMBİR çatısı altında bir araya getirilmesinin önemini dile getirdi. Genel merkezin açılışının hayırlı olmasını dileyen Attar, birliğin Türk dünyasıyla iletişimde önemli bir rol üstlenmesini temenni etti.
Attar, “Şuşa’dan Türkistan’a, bütün gönül coğrafyasının, Türk İslam coğrafyasının sesi olun, gücü olun, nefesi olun” ifadelerini kullandı.
ÇELEBİ: "MEDYA BİZİM HER ŞEYİMİZ"
Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi de konuşmasında, medyanın devlet ile millet arasındaki bağın kurulması ve güçlendirilmesindeki yerini değerlendirdi. Geleneksel medyanın kendini yenileyerek teknolojik gelişmelere uyum sağlaması gerektiğini belirten Çelebi, medyanın toplumsal önemini şu sözlerle anlattı:
“Medya bizim her şeyimiz. Özellikle devletle millet arasındaki bağı en bariz şekilde sağlamlaştıran en önemli kurumlardan birisi”
Türkiye’de ve dünyada yaşanan hızlı değişimin medya sektörüne de yansıdığını ifade eden Çelebi, gazetecilerin bu gelişime ayak uydurmasının gerekliliğine işaret ederek, “Hepimiz bu gelişime ayak uydurmak zorundayız, güçlü olmak zorundayız” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Türkiye’nin farklı bölgelerinden programa katılan basın emekçileriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. TİMBİR Genel Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada Tarıkdaroğlu, “81 ilimizden, Anadolu’nun dört bir köşesinden buraya kadar teşrif edip bizlerle beraber olan basın emekçileriyle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum” dedi.
Tarıkdaroğlu, Anadolu’da görev yapan gazetecilerin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesinin mesleğin gelişimine katkı sağlayacağını belirterek, internet haberciliğinin kurumsallaşması ve mesleki dayanışmanın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
TİMBİR'in hedefleri
TİMBİR’e ilişkin kurumsal bilgilerde, birliğin 7 Mart 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı onayıyla kurulduğu, Türkiye’nin 81 ilinde ve 25 ülkede oluşturduğu temsilcilik ağıyla çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Yaklaşık bin medya kuruluşunu aynı çatı altında buluşturan birliğin dijital gazeteciliğin geliştirilmesi, mesleki eğitim, haber paylaşımı ve uluslararası medya ilişkileri alanlarında faaliyet yürüttüğü kaydedildi.
Açılış konuşmasında Basa’nın birliğin 81 ilde ve 26 ülkede faaliyet gösteren bir medya birlikteliği olma yolunda ilerlediğini belirtmesiyle, kurumsal bilgilerde yer verilen ülke sayısı arasında farklılık bulunuyor.
Yeni hizmete açılan Başkent Medya Merkezi’nin, Birlik Haber Ajansı ile iş birliği içinde haber üretimi ve yayın koordinasyonunun yanı sıra gazetecilerin mesleki gelişimini desteklemesi amaçlanıyor. Merkezin kurumlar arası iletişimi geliştirmesi, farklı kentlerdeki medya kuruluşlarının ortak çalışmalarını kolaylaştırması ve yerel basının güçlendirilmesine katkıda bulunması hedefleniyor.
KURDELE KESİLDİ
Törende yapılan konuşmalarda gazetecilik mesleğinin saygınlığının korunması, doğruluktan ve meslek ahlakından taviz verilmemesi, dezenformasyonla mücadele edilmesi ve dijital yayıncılığın getirdiği imkânların doğru değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Mesleki dayanışma, yerel medyanın desteklenmesi, gazetecilerin mesleki sorunlarına çözüm bulunması ve ortak etik ilkelerin güçlendirilmesi de yeni merkezin önümüzdeki dönemdeki çalışmalarında öne çıkması beklenen başlıklar arasında yer aldı.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından açılış kurdelesi kesilerek TİMBİR Genel Merkezi ve Başkent Medya Merkezi hizmete açıldı. Ankara’daki organizasyon, Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan gazetecileri aynı çatı altında buluştururken, internet medyasının daha güçlü ve kurumsal bir yapıya kavuşması hedefini de gündeme taşıdı.
<p>Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Merkezi ve Başkent Medya Merkezi, Ankara’da düzenlenen törenle hizmete açıldı. Siyaset, bürokrasi, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve medya temsilcilerini bir araya getiren açılışta, dijital medyanın geleceği, doğru habere erişim, mesleki dayanışma ve yerel basının güçlendirilmesi konuları öne çıktı. TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, internet medyasının toplumun bilgiye ulaşmasında ve demokrasinin gelişmesinde üstlendiği role dikkat çekti.</p>
Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülen Hazar...
Türk internet medyasının ulusal ve uluslararası alandaki en geniş örgütlenmelerinden biri olan Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR), kurumsallaşma yolunda önemli bir adım daha atıyor. TİMBİR ve bünyesinde faaliyet gösteren Birlik Haber Ajansı'nın (BHA) yeni merkezi, 9 Ekim 2026 Cuma günü saat 14.00’te Ankara’nın tarihi Hamamönü bölgesinde düzenlenecek törenle açılacak.
CUMHURBAŞKANLIĞI KARARIYLA KURULDU, 81 İL VE 25 ÜLKEYE ULAŞTI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla, 7 Mart 2023 tarihli ve 6906 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında, 3335 sayılı Kanun uyarınca kurulan TİMBİR, 104 kurucu üyenin öncülüğünde faaliyetlerine başladı.
Kısa sürede Türkiye’nin 81 ilinde ve dünyanın 25 ülkesinde örgütlenen birlik, 1000’e yaklaşan medya kuruluşunu aynı çatı altında buluşturarak internet haberciliğinin kurumsallaşması ve uluslararası alanda güçlenmesi için çalışmalarını sürdürüyor.
BAŞKENT MEDYA MERKEZİ, DİJİTAL HABERCİLİĞİN YENİ ÜSSÜ OLACAK
Ankara’nın tarihi Hamamönü bölgesinde hizmet verecek yeni genel merkez, TİMBİR’in yönetim ve koordinasyon faaliyetlerinin yanı sıra Birlik Haber Ajansı’nın haber üretim ve yayın organizasyonuna da ev sahipliği yapacak.
Medya kuruluşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, mesleki dayanışmanın artırılması, eğitim faaliyetleri ve uluslararası medya ilişkilerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılacak merkez, Türkiye’nin dijital medya dünyasında önemli bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.
BHA, TİMBİR AKADEMİ VE GİMER İLE GÜÇLÜ MEDYA AĞI
TİMBİR, hayata geçirdiği projelerle internet medyasının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor.
Birlik Haber Ajansı (BHA), Türkiye’nin 81 ilinden ve uluslararası temsilciliklerinden sağladığı haber akışıyla dijital yayıncılara içerik sunarken, TİMBİR Akademi ücretsiz ve sertifikalı eğitim programlarıyla basın mensuplarının mesleki gelişimini destekliyor.
Güvenli İnternet Medya Merkezi (GİMER) ise internet medyasının hukuki altyapısının güçlendirilmesi ve sektörel uyuşmazlıkların çözümüne yönelik çalışmalar yürütüyor.
TÜRK İNTERNET MEDYASINDA YENİ DÖNEM
TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa ve yönetiminin öncülüğünde hayata geçirilen yeni genel merkez, Türkiye’nin dört bir yanına ve dünyanın farklı ülkelerine uzanan medya ağının Ankara’daki ortak buluşma noktası olacak.
Hayatın içinden, hayatın kendisine dokunan Ülkede Hayat, günün içinden konularla evlere konuk olmaya devam ediyor. Ülke’de Hayat’ta bugün aileyi ayakta tutan etkenler, eşlerin birbirine davranışları nasıl olmalı, aile kurumunu korumak ve güçlendirmek nasıl mümkün konuları konuşulacak.
Avukat Murat Altan, İmam Hatip Emin Kır, Psikolog/Eğitimci Kerem Gümüş ve Klinik Psikolog Halil Yalçın “Aile içinde hak ve sorumluluklar nasıl dengelenmeli? İyi bir ailenin temelinde hangi değerler olmalı? Aynı çatı altında yaşamak aile olmaya yetiyor mu, aile bağları nasıl güçlendirilmeli? En ufak sorunda ipleri koparmak yerine sorunlar nasıl aşılmalı?” sorularını canlı yayında cevaplayacak.
“Ülke’de Hayat”, hafta içi her gün 10.00’da Serda Doğru’nun sunumuyla Ülke TV ekranlarında.
Serda Doğru’nun sunumuyla ekrana gelen Hayatın içinden, hayatın kendisine dokunan Ülkede Hayat, günün içinden konularla evlere konuk olmaya devam ediyor.
Ülkede Hayat’ta bugün israf alışkanlığının ailede başlangıcı, eşyalardan çabuk sıkılıp yenilerine ihtiyaç duyma istekleri ve stok yapma konuları ele alınacak. Klinik Psikolog Elif İmamoğlu, Gıda Güvenliği Uzmanı Nurten Sırma, Uzman Aile Danışmanı Deniz Güler, Sosyolog Yazar Yusuf Özkan Özburun ‘İsraf alışkanlığı ailede nasıl başlıyor? Eşyalardan çabuk sıkılmak israf alışkanlığını besliyor mu? Aynı üründen birden fazla almak güven ihtiyacından mı? Stoklanan gıdalarda son kullanma tarihi neden önemli?’ sorularını canlı yayında cevaplayacak.
“Ülke’de Hayat”, hafta içi her gün 10.00’da Serda Doğru’nun sunumuyla Ülke TV ekranlarında.
Hayatın içinden, hayatın kendisine dokunan Ülkede Hayat, günün içinden konularla evlere konuk olmaya devam ediyor.
Ülkede Hayat’ta bugün sosyal hayatta insanların bireyselleşme isteği ve bu isteğin aile yapısına etkileri ele alınacak.
Psikolog Dr. Cihan Uluç, Prof Dr. Ekmel Geçer, Dr. Ömer Akgül, Psikolog Yazar Seda Uyanıker ‘ Aile içinde duygusal uzaklaşma nasıl başlıyor? Aynı evin içinde yaşayan insanlar birbirlerine neden yabancılaşabiliyor? İnsanlar kalabalıklar içinde neden giderek yalnızlaşıyor? Kalabalıklar içinde yalnızlaşmak aile hayatını nasıl etkiliyor?’ sorularını canlı yayında cevaplayacak.
“Ülke’de Hayat”, hafta içi her gün 10.00’da Serda Doğru’nun sunumuyla Ülke TV ekranlarında.
Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Medya Forumu, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de başladı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, "Kutuplaşmış Dünyada Medya Aracılığıyla Güven İnşası" temasıyla başkent Bakü'de düzenlenen CICA Medya Forumu'nun açılışında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yazılı mesajını okudu.
BARIŞ VE İSTİKRAR İÇİN BENZERSİZ BİR PLATFORM
Aliyev mesajında, Asya kıtasının yüzde 90'ını kapsayan ve 28 üye ülkeyi bir araya getiren CICA'nın, bölgedeki barış, güvenlik ve istikrara katkıda bulunan ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla üye ülkeler arasında karşılıklı güven ve işbirliğini güçlendirmeye yardımcı olan önemli ve benzersiz bir diyalog platformu olarak kabul edildiğini belirtti.
Son iki yıldır bu örgütün başkanlığını yürüten Azerbaycan'ın, karşılıklı güven artırıcı tedbirlerin ilerletilmesinde kararlılık ve tutarlılık sergilediğini ifade eden Aliyev, CICA'nın kurumsal kapasitelerini güçlendirmek, geniş kapsamlı pratik ortak faaliyetleri genişletmek ve bu örgütün uluslararası ilişkiler sistemindeki rolünü daha da artırmak için hiçbir çabadan kaçınılmadığını vurguladı.
Aliyev, CICA başkanlığı süresince Bakü'de düzenlenen üst düzey toplantılar ile düşünce kuruluşları, uzmanlar, iş dünyası ve gençler arasında organize edilen çeşitli etkinliklerin, karşılıklı bağların yoğunlaşmasına katkıda bulunarak Azerbaycan'ın diyalog ve çok taraflı işbirliğinin itici gücü olarak konumunu daha da pekiştirdiğini belirterek şunları kaydetti:
"CICA Zirvesi'nin arifesinde, CICA çerçevesinde Azerbaycan'ın girişimiyle Bakü'de düzenlenecek olan ilk Medya Forumu'nun düzenlenmesi, başkanlığımız döneminde üye devletlerle ortaklaşa yürüttüğümüz faaliyetlere ve uluslararası sahnede kuruluşumuzun üstlendiği önemli role daha fazla dikkat çekmek açısından özel bir öneme sahiptir."
ALİYEV: PRATİK İŞBİRLİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇTI
"Kutuplaşmış Dünyada Medya Aracılığıyla Güven İnşası" konulu Forum'un, bilgi ve iletişim alanının güven oluşturmada önemli ve ayrılmaz bir parça olduğunu vurgulamak için değerli bir fırsat olduğunun altını çizen Aliyev, medyanın, yalnızca bilgi paylaşımı için geniş bir platform olarak değil, aynı zamanda kamu diplomasisi, karşılıklı anlayış ve bölgesel işbirliğinin önemli bir aracı olarak da görülmesi gerektiğini belirtti.
Aliyev, Azerbaycan'ın CICA bünyesinde medya ve iletişim alanının geliştirilmesine, üye devletler arasında medya alanında ikili ve çok taraflı işbirliğinin genişletilmesine ve bilgi alışverişi mekanizmalarının iyileştirilmesine özel önem verdiğini vurgulayarak, "Son yıllarda çeşitli medya kurumları arasında kurulan ortaklık bağları, CICA üye devletlerinden medya temsilcilerinin Azerbaycan'ın ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası medya etkinliklerine katılımı da dahil olmak üzere, bu alanda pratik işbirliğinin önünü açmıştır." ifadesini kullandı.
Dünyanın, hızla değişen jeopolitik gerçeklikler, artan güvenlik sorunları ve medya ortamındaki köklü dönüşümlerle karmaşık bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Aliyev, farklı çıkarların ve vizyonların çatıştığı dijital çağda, yayılan her türlü bilginin, toplumlar ve ülkeler arasındaki ilişkileri etkileme potansiyeline sahip olduğunu kaydetti.
SAHTE BİLGİ VE YAPAY ZEKA TEHLİKESİ
İlham Aliyev, gelişen olayları aktaran ve haberleri topluma ulaştıran medyanın, kamuoyunun oluşumunu, karşılıklı güveni ve anlayışı etkileyebilecek bir güç olmakla birlikte, diyalog ve işbirliği fırsatlarını da şekillendirebileceğine dikkati çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Yanlış bilgilerin yaygın bir şekilde yayılması ve yapay zeka teknolojileri kullanılarak sahte bilgi ve materyallerin üretilmesi, kamuoyunun güvenini doğrudan etkilemektedir. Özellikle sosyal medyanın ve dijital platformların rolünün hızla genişlediği bir dönemde, medyanın hesap verebilirliği ve üstlendiği sorumluluk giderek daha önemli hale gelmektedir. Tüm bunlar, medya kurumlarına profesyonellik ve tarafsızlık açısından daha katı gereklilikler getirirken bilgi alanında ortak bir sorumluluk bilincinin oluşturulmasını da zorunlu kılmaktadır."
Bu bağlamda, CICA Medya Forumu'nun, medya işbirliğini yeni içerik ve alanlarla zenginleştirecek unutulmaz bir etkinlik olduğunu ifade eden Aliyev, "Dost ülkelerin saygın medya temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen bu Forum'un, CICA bölgesinde medya etkileşiminin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve adil, etkili ve esnek bir iletişimin kurulması konusunda deneyim paylaşımına katkıda bulunacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.
ÇOK TARAFLI MEKANİZMALARA DUYULAN İHTİYAÇ
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş de forum kapsamında düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, karşı karşıya kalınan pek çok küresel sınamanın getirdiği zorluklar ve doğurduğu belirsizlik ortamının, uluslararası ilişkilerde çok taraflı yapılara duyulan güvenin zedelenmesine yol açtığını belirtti.
Bu nedenle CICA gibi çok taraflı kuruluşların öneminin arttığını kaydeden Daniş, "Zira günümüzde hiçbir mesele bir tek devletin iradesiyle çözülememektedir. İnsanlığın karşılaştığı sorunların çözümünde CICA gibi devletler arası işbirliği mekanizmalarından daha etkin şekilde yararlanılması büyük önem arz etmektedir." dedi.
RTÜK Başkanımız Sayın Mehmet DANİŞ, Bakü’de düzenlenen 1. CICA Medya Forumu’na katıldı.
“Kutuplaşmış Dünyada Medya Aracılığıyla Güven İnşası” temalı forumda konuşan Başkanımız; dijital mecraların bilgi güvenliğine etkisine, dezenformasyonla mücadeleye ve uluslararası iş… pic.twitter.com/dI6M2Kx30A
— RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (@rtukkurumsal) October 1, 2026
Daniş, Türkiye'nin bu kapsamda yirmi yılı aşkın süredir konferans faaliyetlerine aktif katkı sağladığını dile getirerek Türkiye'nin CICA Azerbaycan Dönem Başkanlığı tarafından "Daha Güçlü Bir CICA: Asya'da Bağlantısallık, Dijitalleşme ve Sürdürülebilir Büyüme" temasıyla düzenlenen etkinlikleri desteklediğinin ve aktif katılım gösterdiğinin altını çizdi.
Türkiye'nin, Asya'nın en kapsamlı çok taraflı bölgesel güvenlik işbirliği platformu olan CICA'nın tam teşekküllü bir uluslararası teşkilata dönüştürülmesini desteklediğini vurgulayan Daniş, şöyle devam etti:
"Bu çerçevede, önceki dönem başkanı Kazakistan tarafından başlatılan ve halihazırdaki dönem başkanı Azerbaycan tarafından yürütülmekte olan çabaları takdirle karşılamaktayız. Üye devletler arasında Güven Artırıcı Önlemler kültürünün yerleştirilmesi, CICA'nın temel yapıtaşlarından biri olmuştur. CICA üyeleri arasındaki karşılıklı güven ve diyaloğu pekiştirmesi hedeflenen güven artırıcı önlemlerin, karşı karşıya olduğumuz pek çok zorluğun aşılmasında hepimize rehberlik edeceğine inanıyoruz."
"DİJİTAL VATAN" VİZYONU
Daniş, "Güvenliğin artık yalnızca fiziki sınırlarımızla sınırlı kalmadığı, dijital mecraların ve siber uzayın da egemenlik alanımızın bir parçası haline geldiği bir çağda yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, bu yeni tehdit ortamına karşılık 'Dijital Vatan' ve 'Siber Vatan' vizyonunu geliştirmiştir." ifadelerini kullandı.
Dijital vatan anlayışının yalnızca teknik bir altyapı koruması değil, toplumların hakikate erişimini ve toplumsal huzuru hedef alan manipülasyon ve dezenformasyon girişimlerine karşı kurumsal ve toplumsal bir dayanıklılık inşa etme iradesi olduğunu kaydeden Daniş, şunları kaydetti:
"Kriz ve dezenformasyon anlarında doğru, şeffaf ve güvenilir kurumsal söylemin ne denli hayati olduğunu bugün çok daha net görüyoruz. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın yürüttüğü stratejik iletişim faaliyetleri, dezenformasyonla mücadelede bize hem ulusal hem uluslararası düzeyde yol göstermektedir. İletişim Başkanlığımızın bu alandaki rolü, yalnızca kriz anlarında doğru bilgiyi ulaştırmakla sınırlı değildir, aynı başkanlık, ülkemizin insani diplomasi vizyonunu da uluslararası kamuoyuyla paylaşmaktadır."
<p>Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Medya Forumu, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de başladı.</p>
<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, "Kutuplaşmış Dünyada Medya Aracılığıyla Güven İnşası" temasıyla başkent Bakü'de düzenlenen CICA Medya Forumu'nun açılışında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yazılı mesajını okudu.</p>
<p>BARIŞ VE İSTİKRAR İÇİN BENZERSİZ BİR PLATFORM</p>
<p>Aliyev mesajında, Asya kıtasının yüzde 90'ını kapsayan ve 28 üye ülkeyi bir araya getiren CICA'nın, bölgedeki barış, güvenlik ve istikrara katkıda bulunan ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla üye ülkeler arasında karşılıklı güven ve işbirliğini güçlendirmeye yardımcı olan önemli ve benzersiz bir diyalog platformu olarak kabul edildiğini belirtti.</p>
<p>Son iki yıldır bu örgütün başkanlığını yürüten Azerbaycan'ın, karşılıklı güven artırıcı tedbirlerin ilerletilmesinde kararlılık ve tutarlılık sergilediğini ifade eden Aliyev, CICA'nın kurumsal kapasitelerini güçlendirmek, geniş kapsamlı pratik ortak faaliyetleri genişletmek ve bu örgütün uluslararası ilişkiler sistemindeki rolünü daha da artırmak için hiçbir çabadan kaçınılmadığını vurguladı.</p>
<p>Aliyev, CICA başkanlığı süresince Bakü'de düzenlenen üst düzey toplantılar ile düşünce kuruluşları, uzmanlar, iş dünyası ve gençler arasında organize edilen çeşitli etkinliklerin, karşılıklı bağların yoğunlaşmasına katkıda bulunarak Azerbaycan'ın diyalog ve çok taraflı işbirliğinin itici gücü olarak konumunu daha da pekiştirdiğini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"CICA Zirvesi'nin arifesinde, CICA çerçevesinde Azerbaycan'ın girişimiyle Bakü'de düzenlenecek olan ilk Medya Forumu'nun düzenlenmesi, başkanlığımız döneminde üye devletlerle ortaklaşa yürüttüğümüz faaliyetlere ve uluslararası sahnede kuruluşumuzun üstlendiği önemli role daha fazla dikkat çekmek açısından özel bir öneme sahiptir."</p>
<p>ALİYEV: PRATİK İŞBİRLİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇTI</p>
<p>"Kutuplaşmış Dünyada Medya Aracılığıyla Güven İnşası" konulu Forum'un, bilgi ve iletişim alanının güven oluşturmada önemli ve ayrılmaz bir parça olduğunu vurgulamak için değerli bir fırsat olduğunun altını çizen Aliyev, medyanın, yalnızca bilgi paylaşımı için geniş bir platform olarak değil, aynı zamanda kamu diplomasisi, karşılıklı anlayış ve bölgesel işbirliğinin önemli bir aracı olarak da görülmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Aliyev, Azerbaycan'ın CICA bünyesinde medya ve iletişim alanının geliştirilmesine, üye devletler arasında medya alanında ikili ve çok taraflı işbirliğinin genişletilmesine ve bilgi alışverişi mekanizmalarının iyileştirilmesine özel önem verdiğini vurgulayarak, "Son yıllarda çeşitli medya kurumları arasında kurulan ortaklık bağları, CICA üye devletlerinden medya temsilcilerinin Azerbaycan'ın ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası medya etkinliklerine katılımı da dahil olmak üzere, bu alanda pratik işbirliğinin önünü açmıştır." ifadesini kullandı.</p>
<p>Dünyanın, hızla değişen jeopolitik gerçeklikler, artan güvenlik sorunları ve medya ortamındaki köklü dönüşümlerle karmaşık bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Aliyev, farklı çıkarların ve vizyonların çatıştığı dijital çağda, yayılan her türlü bilginin, toplumlar ve ülkeler arasındaki ilişkileri etkileme potansiyeline sahip olduğunu kaydetti.</p>
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütmekte olduğu “Ailem Güvende" soruşturması kapsamında son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği belirtilen T24 adlı internet haber portalının internet ve sosyal medya hesapları İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince kapatıldı.
Mahkemenin kararı uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.
<p>Basın özgürlüğü ve bağımsız gazetecilik iddiasıyla yayın yapan T24 haber sitesinin aldığı uluslararası fonlar ve bu fonlar karşılığında yürüttüğü yayın politikası tepki çekiyor. Özellikle son yıllarda sistematik olarak artış gösteren ve toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunu hedef alan LGBT odaklı içerikler, sitenin editoryal çizgisine yönelik eleştirileri beraberinde getirdi. Milyonlarca liralık fonların arka planındaki ilişkiler ağı tartışılırken, sitenin yazar kadrosu tarafından kaleme alınan yüzlerce yazı, fon ve yayın ilişkisi bağlamında yeniden gündeme geldi.</p>
<p>Medya sektöründe uzun süredir tartışılan yabancı fonlu haber siteleri meselesi, T24'ün yayın çizgisi üzerinden yeni bir boyut kazandı. Bağımsız gazetecilik maskesi altında devasa bütçelerle algı operasyonu yürütüldüğü ve bu meblağların belirli bir ajanda doğrultusunda kullanması ayyuka çıktı. Eleştirilerin merkezinde ise, alınan fonlar karşılığında Türk aile yapısını zedelemeye yönelik LGBT projelerinin pazarlandığı ve bu durumun kusursuz bir editoryal stratejiyle okuyucuya sunması var. Dosyaların açılmasıyla birlikte, toplumsal hassasiyetlerin bir kenara bırakılarak bütçeli bir propagandanın kapıları aralanıyor.</p>
<p><strong>YAZAR KADROSUNDAN SİSTEMATİK LGBT VURGUSU</strong></p>
<p>Sitenin arşivleri incelendiğinde, farklı yazar ve gazetecilerin kaleminden çıkan sayısız içeriğin doğrudan LGBT konusuna ayrıldığı görülüyor. Ertuğrul Özkök'ten Tuğrul Eryılmaz'a, Hande Çayır'dan Yıldız Tar'a kadar uzanan geniş bir yazar yelpazesinde, eşcinsellik ve transseksüellik konuları adeta değişmez bir yayın ilkesi gibi işleniyor. Örneğin, Leyla Alp imzalı bir yazıda homofobinin bir hastalık olduğu öne sürülerek bireylere içlerindeki LGBT kimliğini ortaya çıkarma çağrısı yapılırken, Hande Çayır'ın yazılarında Onur Yürüyüşü eylemlerine yönelik polis müdahaleleri yerden yere vuruluyor ve "gökkuşağı bayrağının" masumiyeti savunuluyor. Tuğrul Eryılmaz ise magazin sosuna buladığı yazılarında Cihangir eksenli bir yaşam tarzını ve trans onur yürüyüşlerini okuyucuya aktarıyor.</p>
<p><strong>KÜLTÜR SANATTAN İŞ DÜNYASINA UZANAN GENİŞ YELPAZE</strong></p>
<p>T24'ün LGBT odaklı yayınları sadece toplumsal eylemlerle veya siyasi tartışmalarla sınırlı kalmıyor; kültür sanat, iş dünyası, tarih ve hukuk alanlarına da entegre ediliyor. Barış Soydan'ın kaleme aldığı bir yazıda Türk iş dünyasının LGBT ile imtihanı ele alınarak büyük şirketlerin çeşitlilik politikaları övülüyor. Kültür sanat köşelerinde Erel Eryürek, trans birey olmayı işleyen The Rocky Horror Picture Show gibi yapımları şölen havasında sunarken, Seden Mestan drag kültürünü anlatan Pose dizisini överek bu yaşam tarzını popüler kültürün bir parçası olarak kodluyor. Berna Abik ise Tanzimat döneminden harf devrimine kadar uzanan süreçteki Türk edebiyatı eserlerinde öteki cinsellik öykülerini arayarak konuyu tarihi bir zemine oturtmaya çalışıyor.</p>
<p><strong>AİLE KURUMU VE TOPLUMSAL HASSASİYETLER HEDEFTE </strong></p>
<p>Yayınlanan içeriklerin en çok tepki çeken yönü ise Türk aile yapısına, devlet kurumlarına ve inanç sistemlerine yönelik eleştirel tutumu oldu. Mine Söğüt'ün normal kavramını sorguladığı yazıları, Oya Baydar'ın eşcinsel evlilik taleplerini ironik bir dille savunduğu makaleleri ve Candan Yıldız'ın kamudaki LGBT çalışanların durumunu anlattığı haberleri, bu stratejinin birer parçası olarak değerlendiriliyor. Gökçer Tahincioğlu gibi isimler trans cinayetleri davalarını köşelerine taşıyarak yargı sistemini ve hakimleri hedef alıyor. Hatta eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen'in, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın cuma hutbesindeki ifadelerini nefret söylemi olarak nitelendirmesi, sitenin dini ve toplumsal hassasiyetleri nasıl bir kenara bıraktığının kanıtı.</p>
<p>Yazılar, milyonlarca liralık fonların nereye aktığı sorusuna da yanıt niteliği taşıyor. Basın özgürlüğü söyleminin arkasına sığınan T24, aldığı uluslararası bütçelerin karşılığını, toplumun temel değerlerini sarsmayı amaçlayan bu içeriklerle ödüyor. Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinden Onur Haftası yürüyüşlerine, göçmen sorunundan metropol "kabuslarına" kadar hemen her konunun bir şekilde LGBT eksenine çekilmesi, sıradan bir editoryal tercihten ziyade, planlı bir algı operasyonunun göstergesi. </p>
Meta, Instagram okul ortaklığı programını genişleterek öğrencilere özel içerik paylaşımı ve geliştirilmiş siber zorbalık koruması gibi yeni özellikler getirdi.
Aydın'da kardeşi Sibel Deniz Semerci hakkında açılan hakaret davasında tanık olarak dinlenen Özcan Deniz, duruşma sonrası yaptığı açıklamada davayı "yersiz ve haksız" olarak nitelendirerek kardeşine destek verdiğini söyledi.
TANIK OLARAK İFADE VERDİ
Sanatçı Özcan Deniz, ağabeyi Ercan Deniz ile kardeşleri Yurda Deniz tarafından diğer kardeşleri Sibel Deniz Semerci hakkında açılan hakaret davasında tanık olarak ifade vermek üzere Aydın Adliyesi'ne geldi.
Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tanık olarak dinlenen Özcan Deniz, duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yaptı.
Kız kardeşi Sibel Deniz Semerci'ye destek olmak amacıyla Aydın'a geldiğini belirten Deniz, davanın haksız ve yersiz olduğunu savundu.
"YERSİZ VE HAKSIZ BİR DAVA"
Ünlü sanatçı Özcan Deniz, kardeşinin sözlerinin hakaret kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, "Davayla ilgili çok yersiz ve haksız bir dava. Karşı taraf suçlu ama işte bazen böyle kitapta yazan olmadığı için kız kardeşim Sibel şu an burada hakaretten yargılandı. Ettiği şey hakaret de değil. 'Metres' demiş. Ondan sonra işte anneme ve küçük kız kardeşim Melek'e. 'Bir daha bunları yaparsanız sizi yakarım' demiş. Kız kardeşimin kimseyi yaktığı ettiği yok, annedir. Kendi halinde bir hayatı vardır. Burada anneme yapılan zulmü görmüş, bilmiş ve buna müdahale etmiş bir kızdır. Ve söyledikleri de tamamen o an koruma amaçlı. Kız kardeşini, en küçük kız kardeşini bu zalimlerden korumak için yapılmış bir cümledir, durum bu. Ben de destek için geldim, tanık olarak geldim." dedi.
ÖDEME YAPILMASI DURUMUNDA DAVANIN DÜŞMESİ BEKELNİYOR
Mahkeme, sanık Sibel Deniz Semerci hakkında ön ödeme ihtaratı (uyarısı) yapılmasına karar verildiği öğrenilirken, Semerci'nin ön ödemeyi yapması halinde davanın düşmesi bekleniyor.
<p>Aydın'da kardeşi Sibel Deniz Semerci hakkında açılan hakaret davasında tanık olarak dinlenen Özcan Deniz, duruşma sonrası yaptığı açıklamada davayı "yersiz ve haksız" olarak nitelendirerek kardeşine destek verdiğini söyledi.<br>
<br>
Sanatçı Özcan Deniz, ağabeyi Ercan Deniz ile kardeşleri Yurda Deniz tarafından diğer kardeşleri Sibel Deniz Semerci hakkında açılan hakaret davasında tanık olarak ifade vermek üzere Aydın Adliyesi'ne geldi. Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tanık olarak dinlenen Özcan Deniz, duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yaptı. Kız kardeşi Sibel Deniz Semerci'ye destek olmak amacıyla Aydın'a geldiğini belirten Deniz, davanın haksız ve yersiz olduğunu savundu.<br>
<br>
Ünlü sanatçı Özcan Deniz, kardeşinin sözlerinin hakaret kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, "Davayla ilgili çok yersiz ve haksız bir dava. Karşı taraf suçlu ama işte bazen böyle kitapta yazan olmadığı için kız kardeşim Sibel şu an burada hakaretten yargılandı. Ettiği şey hakaret de değil. 'Metres' demiş. Ondan sonra işte anneme ve küçük kız kardeşim Melek'e. 'Bir daha bunları yaparsanız sizi yakarım' demiş. Kız kardeşimin kimseyi yaktığı ettiği yok, annedir. Kendi halinde bir hayatı vardır. Burada anneme yapılan zulmü görmüş, bilmiş ve buna müdahale etmiş bir kızdır. Ve söyledikleri de tamamen o an koruma amaçlı. Kız kardeşini, en küçük kız kardeşini bu zalimlerden korumak için yapılmış bir cümledir, durum bu. Ben de destek için geldim, tanık olarak geldim" dedi.<br>
<br>
Mahkeme, sanık Sibel Deniz Semerci hakkında ön ödeme ihtaratı (uyarısı) yapılmasına karar verildiği öğrenilirken, Semerci'nin ön ödemeyi yapması halinde davanın düşmesi bekleniyor.</p>
Türkiye’nin dört bir yanında sinema salonları, hafta sonu yüz binlerce seyirciyi ağırladı. GNÇ Türkiye Sinema Festivali, ikinci yılında iki günde 777 bin seyirciye ulaştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteğiyle Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) tarafından düzenlenen festival, 26-27 Eylül’de 75 ilde yaklaşık 1.500 salonda gerçekleştirildi. Filmler, festival kapsamında 90 lira bilet fiyatıyla izleyiciyle buluştu.
“Haydi Türkiye, Herkes Sinemaya” sloganıyla düzenlenen festival, İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Türkiye genelindeki sinema salonlarında hareketlilik oluşturdu.
Yerli Filmlere Destek Sürecek
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, festivalde iki günde 777 bin seyircinin sinema salonlarında buluştuğunu belirtti. Ersoy, 75 ilde yaklaşık 1.500 salonda yaşanan yoğun ilginin sinemanın birleştirici gücünü bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
Bakanlık olarak yerli film üretimini desteklemeye, nitelikli yapımları daha geniş kitlelerle buluşturmaya ve gençlerin sinemayla bağını güçlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Ersoy, festivale ilgi gösteren tüm sinemaseverlere teşekkür etti.
SİNEMA FESTİVALİ 2027'DE DE DEVAM EDECEK
“Film Sinemada İzlenir” mesajını öne çıkaran festival, sinema salonlarının bulunduğu alışveriş merkezlerinde de hafta sonu boyunca yoğunluk oluşturdu. Bu hareketlilik yeme-içme ve perakende alanlarına da yansıdı.
Festivalin gelecek yıl da sürdürülmesi planlanıyor. Organizatörler, 25-26 Eylül 2027’de sinemaseverleri yeniden Türkiye genelindeki salonlarda buluşturmayı hedefliyor.
Sana Her Baktığımda dizisinde evlilik ritüellerinden biri olan ele kına yakma töreninde, kimin elindeki kına en koyu renkte tutmuşsa, karşısındakine en aşık kişi odur.
Prem ve sahte Leela’nın törenine ise Leela’da bu kınayı yakar ve sahte Leela’ya göre daha koyu bir kınası olur. Bunun anlamı, Prem’e olan aşkının çok büyük olmasıdır. Ancak Prem, bunu kabullenmek istemez. Avucuna Leela’nın ismini değil, Leela sandığı kişinin ismini yazmak istiyordur. Prem, gerçekleri ne zaman görecek?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
Gelin dizisinde, Hançer’in bindiği uçaktan haber alınamaz. Eli kolu bağlı beklemeye daha fazla dayanamayan Cihan, Hançer’i araması için bir kaptanla anlaşır.
Ancak Hançer’den bir iz yoktur. Cihan ile yüzleşip barışan Cemil’in sakladığı şeyden henüz kimsenin haberi yoktur. Umutları tükenen Cihan, kendini denizde bulur. Onu oradan çıkarmak için gelen kişi ise İrem’dir. Cihan, düştüğü bu karanlıktan çıkmak için İrem’in elini mi tutacak?
Sürprizlerle dolu hikâyesi ile Gelin, yeni sezonuyla her gün saat 19.00’da Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie, büyük hevesle girdiği stajda zorlanmaya ve köşeye sıkışmaya başlar.
CEO’nun ona verdiği zorlu görev, bir haberi en geç sabaha kadar yazıp teslim etmesidir. Aditya bunun imkansız olduğunu, İmlie için zor bir görev olacağını söylese de İmlie, yetiştirebileceğini söyler.
Bu sırada Malini, evde İmlie için hazırlanan tatlıya kendi dokunuşlarını katar ve içine uyku ilacı yerleştirir. Amacı, İmlie’nin işinde başarısız olmasıdır. İmlie, tüm planlara rağmen, patronunun ona verdiği görevi yerine getirebilecek mi?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 16.00’da Kanal 7'de.
Kalbim Sana Emanet dizisinde Rani, ilerleyen hamilelik süreci ile birlikte, arkadaşından da aldığı akılla, Raja’ya bebekten bahsetmeye ve bu sorumluluğu onunla birlikte taşımaya karar verir.
Raja Ayşe’ye, eğer Rama yaşasaydı ikisi arasında nasıl bir seçim yapacağını sorar. Ayşe ise bu kaderin onları bir araya getirmek için yazıldığını, onunla ruh eşi olduklarına inandığını söyler. Duyduğu sözlerden sonra Raja, Ayşe’ye bundan sonra hep yanında olacağına dair söz verir. Henüz haberleri olmayan bebek, Ayşe ve Raja’yı nasıl etkileyecek?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.10’da Kanal 7 ekranlarında!
Basın İlan Kurumu Tekirdağ Bölge Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde, İl Kültür Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen eğitime Tekirdağ, Çanakkale, Edirne ve Kırklareli illerinde resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunan gazete ve internet haber sitelerinin temsilcileri katıldı.
Eğitim toplantısının açılış konuşmasını yapan Basın İlan Kurumu Tekirdağ Bölge Müdürü Ökkeş Buğra Atılgan, Kurum olarak bir yandan basın sektörünün güncel ihtiyaçlarına çözüm üretmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini, diğer yandan da sektörün gelecekte karşılaşabileceği yapısal sorunlara hazırlıklı olmasını sağlayacak çalışmaların da kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.
Atılgan, düzenlemiş oldukları eğitimlerle; güncellenen mevzuata uyum sürecine katkı sunmayı amaçladıklarını belirtirken ‘”Uygulamada karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik rehberlik sağlamayı, mevzuatın doğru ve etkin bir şekilde uygulanmasına katkıda bulunmayı ve sizlerin görüş, tecrübe ve önerileri doğrultusunda sahadaki ihtiyaçların değerlendirildiği verimli bir istişare ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz”’” dedi.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü personeli tarafından verilen eğitimde, İŞKUR İşbaşı Eğitim Programına ilişkin Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliğinde yapılan mevzuat değişikliklerine ilişkin bilgilendirmelerde bulunulurken, resmî ilanların yasal süreleri içerisinde yayımlanması, vergi ve sigorta tahakkuklarının Kuruma zamanında bildirimi konuları ayrıntılı şekilde ele alındı.
Eğitimde ayrıca sektörel defterlerin günü gününe tutulması ve yayınların belirtilen baskı saatlerine riayet edilmesi hususlarında katılımcılara hatırlatmada bulunuldu.
Mevzuat eğitimleri, Ekim ayında Diyarbakır ve Malatya Bölge Müdürlüğü ev sahipliğinde yapılacak toplantılarla devam edecek.
Kaynak: Haber Merkezi
Adana basın camiası, uzun yıllar gazeteciliğe hizmet eden deneyimli gazeteci Vahit Şahin’in vefatıyla sarsıldı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve Sürekli Basın Kartı sahibi olan Şahin, 18 Eylül 2026 Cuma günü 66 yaşında hayatını kaybetti. Şahin’in vefatı, birlikte çalıştığı gazeteciler ve Adana basın camiasında üzüntüyle karşılandı.
Evli ve üç çocuk babası olan Vahit Şahin’in bir torunu bulunuyordu. Şahin’in cenazesi 19 Eylül 2026 Cumartesi günü öğle namazının ardından Ceyhan’a bağlı Gümürdülü/Gümüldürü Mahallesi’nde toprağa verilecek. Yerel kaynaklarda yer adı farklı yazımlarla aktarılıyor.
TGC: “Meslektaşımızı hiç unutmayacağız”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu da Vahit Şahin’in ölümünün ardından bir başsağlığı mesajı yayımladı.
TGC, Şahin’in uzun yıllar gazetecilik mesleğine başarıyla hizmet ettiğini belirterek ailesine ve basın topluluğuna başsağlığı ve sabır dileklerini iletti.
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti de Şahin’in vefatından duyulan üzüntüyü dile getirerek ailesine ve basın camiasına başsağlığı mesajı yayımladı.
Gazeteciliğe 1983 yılında başladı
1960 yılında Adana’da doğan Vahit Şahin, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Gazetecilik mesleğine 1983 yılında Türkiye Gazetesi’nde başladı.
Şahin daha sonra, Adana basın tarihinin köklü kuruluşlarından Yeni Adana Gazetesi’nde uzun yıllar görev yaptı. Muhabirlikten yöneticiliğe uzanan meslek yaşamında gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğü ve Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini üstlendi.
Yerel gazeteciliğe özel önem veren Şahin, Karaisalı’da Salbaş Gazetesi’ni yayımladı. Kendi yazılarında da Karaisalı’ya yaklaşık 40 yıl boyunca basın yoluyla hizmet verdiğini anlatıyordu.
Şahin’in Karaisalı’daki gazetecilik faaliyetleri yalnızca haber takibiyle sınırlı kalmadı. Yerel basına ilişkin geçmiş değerlendirmelerde, ilçede matbaa ve yerel yayıncılığın gelişmesine katkıda bulunan gazetecilerden biri olarak gösterildi.
ÇGC yönetiminde görev yaptı, çok sayıda ödül aldı
Vahit Şahin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Çukurova Gazeteciler Cemiyeti üyesiydi. ÇGC’de farklı dönemlerde yönetim kurulu üyeliği yapan Şahin, yaklaşık 43 yıllık gazetecilik yaşamı boyunca çeşitli meslek ödüllerine layık görüldü.
Yerel basında özellikle Adana ve Karaisalı’nın sorunlarını gündeme taşıyan Şahin, meslek yaşamının son dönemine kadar yazmayı ve gazetecilik faaliyetlerini sürdürdü. Nisan 2026’da yayımlanan yazılarının bulunması, gazetecilik faaliyetlerine hayatının son aylarına kadar devam ettiğini gösteriyor.
Vahit Şahin, eşi Güzin Şahin, üç çocuğu, bir torunu, yakınları ve uzun yıllar birlikte çalıştığı meslektaşlarını geride bıraktı.
***
Eurovizyon yazı ailesi olarak meslektaşımız Vahit Şahin’e Allah’tan rahmet, eşi Güzin Şahin, çocukları ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Avrupa Birliği, çocukların ruh sağlığını korumak amacıyla 13 yaş altı sosyal medya yasağı getiriyor. 15 yaş altı için hesap açma kısıtlamaları ve detaylar haberimizde.
Fırtınaya Doğru dizisinde annesi, Ahmer’in Sara’dan boşanması için fırsat kolluyordur. Ahmer’in şehir dışına çıkmış olması onu durdurmaz.
Ahmer’e iş için imzasının lazım olduğunu söyler ve ondan imzalı bir kağıt göndermesini ister. Amacı, boşanma davasını bir an önce açmaktır. Sara, evine gelen kadının Saim’in annesi olduğunu öğrenir. Sara’ya Faraz’ın yetim bebeğini getirmiştir. Kendi bebeğini henüz kaybetmiş olan Sara, bu bebeğe bakmayı kabul edecek mi?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie, hakkında söylenenlerden ve Malini’nin müdahalelerinden sonra okuldan kovulur.
Aditya da bundan nasibini alır ve onun da işine son verilir. Elinde kalan son şey olan işini de kaybeden Aditya, bu konuda İmlie’yi suçlar. Bu sırada Malini ve annesi, İmlie’den intikam almak için ellerinden geleni yaparlar. Malini’nin yargılandığı dava onun kazanması ile sonuçlanırsa, Aditya’dan onu tekrar eşi olarak kabul etmesini ve bunun her zaman böyle kalmasını isterler. Aditya, bu teklifi kabul edecek mi? Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Sana Her Baktığımda dizisinde, ailesi Leela’yı istemediği biriyle zorla evlendirmek üzeredir.
Nikah için toplandıklarında Prem, Leela’nın bu evliliğe razı olmadığını, onunla kendisinin evlenmek istediğini söyler. Prem’den güç alan Leela da nikaha itiraz eder. Onların sözlerini kulak asmayıp Leela’yı bir an önce evlendirmek isteyen aile, nikahın kıyılacağını düşünürken Prem, sinduru Leela’nın saçına sürerek onunla evlenmiş olur. Artık onun kocası olduğunu söyler. Prem’in bu hamlesi, Leela ile aralarındaki düşmanlığı nasıl etkileyecek?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
Kalbim Sana Emanet dizisinde Ayşe, Raja’nın her şeye rağmen zor durumunda ona yardımcı olmasından etkilenir.
Raja, onun iyileşmesi için elinden geleni yapar. Babası, Rama’nın ölümünün sırlarını araştırmaya ve yeni deliller bulmaya devam eder. Katilin kim olduğunu öğrenmeye çok yaklaşmıştır. Bu sırada Dimas ve Rani, birbirlerinin sırlarını biliyorlardır. Dimas, bu sırrı saklama karşılığında Rani’den Ayşe ve Raja’yı ayırmasını ister. Amacı, Ayşe’yi elde etmektir. Rani, bunu başarabilecek mi?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.10’da Kanal 7 ekranlarında!
Türkiye’nin dört bir yanını karış karış gezen ‘Gündüz Gece’, binlerce yıldır sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginliklerini ekranlara taşıyor. Medreselerden camilere, kervansaraylardan kalelere, antik kentlerden manastırlara kadar farklı dönemlerin izlerini taşıyan tarihi miraslar, programda geçmişten günümüze uzanan keyifli bir yolculukla keşfediliyor.
Anadolu’nun bereketli topraklarında yetişen ürünler, yöresel yemekler ve bölgelere özgü birbirinden özel tatlar da Kürşat’ın kendine has anlatımıyla ekranlara geliyor. Her rotasında Anadolu insanının sıcaklığına, samimiyetine ve renkli yaşamına konuk olan program, izleyicilere hem keşif hem de eğlence dolu anlar yaşatıyor.
Anadolu’nun eşsiz güzellikleri, köklü tarihi, birbirinden özel lezzetleri ve sıcacık insan hikâyeleri yeni sezonda da ‘Gündüz Gece’ Kürşat’ın keyifli sunumuyla her Cumartesi saat 16.20’de Kanal 7 ekranlarında…
Yıllardır sağlık alanındaki bilgi ve deneyimlerini izleyicilerle paylaşan Dr. Feridun Kunak, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için ihtiyaç duyulan pratik bilgileri ekranlara taşıyor.
Dengeli beslenmeden günlük yaşamda uygulanabilecek sağlıklı alışkanlıklara, doğal yöntemlerden yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerilere kadar pek çok konu yeni sezonda Dr. Feridun Kunak İle Evlerinize Sağlık ile ele alınıyor. Şehir şehir gezerek farklı evlere konuk olan Feridun Kunak, samimi sohbetleri ve uygulanabilir tavsiyeleriyle sağlıklı yaşamı günlük hayatın bir parçası haline getirmek isteyenlere yol gösteriyor.
Modern tıp bilgileriyle geleneksel ve doğal yöntemlerin bir arada ele alındığı Dr. Feridun Kunak’la Evlerinize Sağlık, kaliteli bir hayata dair merak edilen sorulara cevap arıyor.
Sağlıklı yaşama dair merak edilenler, pratik öneriler ve yaşam kalitesini artıracak bilgiler yeni sezonda da Dr. Feridun Kunak’la Evlerinize Sağlık’ta, her Cumartesi saat 12.00’de Kanal 7 ekranlarında.
Fırtınaya Doğru dizisinde Sara, Ahmer’in doğum gününde yaşananlardan sonra, olayları çözebilmek için evdeki çalışanlardan hesap sormaya başlar.
Ancak bu davranışı, kayınvalidesinden tepki görmesine sebep olur. Ahmer, Sara’nın ruhsal durumunun iyi olmadığını, sanrılar gördüğünü düşünür. Babası ile bu konuyu konuşurlar ve ona yardımcı olmaları gerektiğini düşünürler. Bu sırada Saim, Sara’yı tehdit etmeye devam ediyordur. Sara, Saim’in yaptıklarını ailesine ve Ahmer’e kanıtlayabilecek mi?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde Malini, annesinin etkisinde kalarak Aditya’nın yanına gitmiştir. Aditya gece uyurken onun odasına girer ve yanında uyuyakalır. Sabah Aditya’yı uyandırmak için odaya giren İmlie, onları yan yana görünce ne yapacağını şaşırır.
İkisi de İmlie’ye açıklama yapmaya çalışırlar. Malini, uykulu halde yanlış odaya girdiğini söyler. İmlie, ikisine de inanmayı seçer. Bu sırada Kunal, Malini’nin davranışlarına daha fazla dayanamaz ve Aditya’ya Malini ile aralarında hiçbir şey olmadığını, Malini’nin ona yalan söylediğini açıklar. Gerçeği öğrenen Aditya, ne yapacak?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Sana Her Baktığımda dizisinde kardeşi, Prem’i kılıç oyununa katılmaya ikna etmeye çalışır. Şiddete karşı olduğunu ve Leela’ya söz verdiğini söyleyen Prem, başta oyuna katılmayacağını söylese de annesinin ısrarları etkili olmaz ve katılmaya karar verir.
Kılık değiştirip eve çalışan olarak giren Leela, Prem’in kılıç oyununa katılacağını öğrenir. Bu onun için kaçırılmayacak bir fırsattır. Oyun günü geldiğinde karşısındaki rakibin Leela olduğunu bilmeyen Prem, ona zarar verecek mi?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja ve Ayşe, evden ayrılıp kendi evlerine taşınacakları için eşyalarını toplarlar.
Ayşe evden çıkmadan önce evdeki yardımcı onu görür ve son bir kez Rama’nın odasına girmesini teklif eder. Ayşe cesaretini toplar ve odaya girer. Rama’nın öldüğü kazada kendisinin de suçu olabileceğini düşünüp vicdan azabı çeker. Yardımcı kadın, sessiz kalamaz ve kaza ile ilgili duyduklarını Raja ve Ayşe’nin yanında söyler. Kazanın gerçekleri ortaya mı çıkıyor?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.00’te Kanal 7 ekranlarında!
Fırtınaya Doğru dizisinde, Saim’in bitmeyen öfkesini gören annesi, oğlu ile konuşur ve ona, verdiği intikam sözünden dönmesini söyler. Ancak Saim’in planları yeni başlıyordur.
Sara’nın evine gönderdiği ve evden haber aldığı yardımcıyla iş birliği yapmaya devam eder. Ahmer’in doğum günü partisi için toplanırlar. Pasta kesmek üzerelerken Sara’ya bir telefon gelir ve pastanın zehirli olduğunu öğrenir. Telefonu kapattığında ise karşısında Saim’i görür. Sara, partidekileri zehirlenmekten kurtarabilecek mi?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie, kaçırılan Aditya’nın yerini bulur ve onu kurtarmak için yanına gider.
Evdekiler ve Malini, Aditya için zaten endişeleniyorken şimdi de İmlie’nin yanlış bir hamle yapıp onun hayatını tehlikeye atmasından korkarlar. Çatışmaların ortasında kalan Aditya, İmlie’nin de yardımıyla kaçmayı başarır ancak son anda gerçekleşen bir patlama, ikisini de etkiler. Aditya ve İmlie, bu patlamadan kurtulabilecekler mi?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Sana Her Baktığımda dizisinde Leela, Prem’i kaçırıp ailesinin karşısına getirir. Düşman ailenin varisini ellerine geçiren aile, intikam almak için hırslanırlar.
Prem’in ailesi de oğullarını kurtarmak için canlarını tehlikeye atıp, düşmanlarının karşısına çıkmaya hazırlardır. Prem, Leela'yı ikna etmeye, geçmişlerinin bu düşmanlığın önünde durabileceğini anlatmaya çalışsa da Leela onu dinlemez. Prem kaçmayı başarır. Leela, elinden kaçırdığı Prem’i tekrar yakalayabilecek mi?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja, Ayşe ile yaşayacakları eve Rani’yi getirir. Ayşe, onunla aynı evde yaşayamayacağını, onların bu günahına ortak olmak istemediğini söyler.
Rani ise onu Raja’yı kıskanmakla suçlar. Ayşe’yi ikna edemeyen Raja, onu evdeki bir odaya kilitler. Ayşe, odadan çıkmanın bir yolunu arıyordur. Bu sırada babası, oğlu Rama’nın ölümünün arkasındaki sırları araştırmaya devam eder. Kazada aracın uçuruma yuvarlanmadan önce, başka bir araçla çarpışma tehlikesi geçirdiğini öğrenir. Bu gerçeklerin ortaya çıkması, evde nelere sebep olacak?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.00’te Kanal 7 ekranlarında!
Fırtınaya Doğru dizisinde intikam almak için her şeyi yapan Ahmer’in planları, Sara’nın gözaltına alınmasıyla başlamış olur.
Sara, suçsuz olduğunu söylese de Ahmer'i ikna edemez. Ahmer, onu ve varlıklı ailesini herkese rezil etmekte kararlıdır. Ailesi, Sara için endişelenir ve aklanması için çabalarlar. Ahmer’in, kardeşinin intikamını almak için bir sonraki hamlesi ne olacak?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie ve Malini, aynı babanın kızları olduklarını biliyorlardır.
İmlie, bu gerçekten sonra ablası Malini’nin yaşadıklarına üzülür. Artık onun yüzüne nasıl bakacağını sorunca Malini, ona gitmesi gerektiğini söyler. Aditya’yı da babasını da kabullenemiyorsa burada durmasının bir anlamı olmadığını savunur. Ablasından böyle bir tepki beklemeyen İmlie, onu dinleyip Aditya’nın evini terk edecek mi?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Saklı Bahar dizisinde Mishri, bebeğinin iyi olup olmadığını öğrenmek için onu doktora götürür. Doktordan aldığı iyi haberlere sevindiği esnada hastaneye baskın yapılır. Mishri, bebeğini korumak için bir köşeye saklanır.
Bu saldırıyı duyan Arjun, Mishri ve bebeği için endişelenir. Hemen onların yanına gider. Kimse zarar görmeden hastane kurtarılır ancak bunu yapan kişileri yakalayamazlar. Kimliklerini tespit etmek için kamera kayıtlarını izlediklerinde Arjun, Mishri ve doktorun önceden tanıştığını anlar. Mishri, Arjun’dan ne saklıyor?
Saklı Bahar, sürükleyici kurgusu, güçlü karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla hafta içi her gün 15.50’de Kanal 7 ekranlarında.
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja’nın Ayşe ile evleneceğini duyan sevgilisi, Raja’dan hesap sorar. Ona ihanet ettiğini söyler.
Raja ise bu evliliği zorunluluktan yaptığını ve asıl amacının, Ayşe’den intikam almak olduğunu açıklar. Abisinin ölümüne Ayşe’nin sebep olduğunu düşünüyordur. Ayşe, Rama’yı kaybetmenin üzüntüsüne rağmen, kaderin ona çizdiği yolda yürümeye çalışır. Kocası Raja’ya iyi bir eş olmak için çabalar ancak ondan aynı karşılığı alamaz. Onu ziyaret etmek için şirkete gittiğinde, odasında sevgilisiyle olduğunu görür. Ayşe, gördüklerine ne tepki verecek?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.00’te Kanal 7 ekranlarında!
Şirket, yapım, dağıtım ve televizyon yayıncılığını aynı çatı altında buluşturan entegre bir medya yapılanması oluşturmayı hedefliyor.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Kanalın yayın anlayışında özgün eğlence programları, yarışmalar, müzik ve kültür-sanat içerikleri, sinema filmleri, diziler, yaşam programları ve farklı yaş gruplarına hitap eden özel yapımlar yer alacak. SAFE Media’nın sinema yapımı, içerik üretimi ve dağıtımındaki tecrübesi de Flash TV’nin yeni dönem içerik stratejisinin önemli parçalarından biri olacak."
Şirketin; 'Mahi: Kara Fatma', 'Karadeniz Güzeli', 'Ben Sana İnanıyorum' ve 'Çatlı 2' gibi sinema projelerinin yanı sıra 'Rüzgarın Kokusu' adlı dizi projesini de hayata geçirmeye hazırlandığı kaydedildi.
Fransız araştırma kuruluşu Médiamétrie bünyesindeki Glance’ın verileri, Türk dizilerinin küresel televizyon pazarındaki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. 2025 yılında 17 farklı Türk dizisi, 8 ülkede yıllık en çok izlenen ilk 10 program arasına toplam 19 kez girdi. Türkiye bu performansıyla ABD ve Hindistan’ı geride bırakarak kurgu yapımların ülkeler arasındaki dolaşımında dünya liderliğini sürdürdü.
Türk dizilerinin son yıllarda Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Avrupa’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada elde ettiği başarı, uluslararası izlenme verilerine de yansıdı.
Televizyon ve video içeriklerinin küresel performansını takip eden Fransız Médiamétrie bünyesindeki Glance’ın “One TV Year in the World” araştırmalarından derlenen veriler, Türkiye’nin kurgu içerik alanındaki güçlü konumunun 2025 yılında da devam ettiğini gösterdi.
2025 verilerine göre 17 farklı Türk dizisi, 8 ayrı ülkede yılın en yüksek reyting alan ilk 10 programı arasına girmeyi başardı. Türk dizileri bu listelerde toplam 19 kez yer aldı.
Böylece Türkiye, yabancı ülkelerin yıllık Top 10 program listelerinde en fazla kurgu yapımla temsil edilen ülke oldu.
TÜRKİYE 19, ABD 13, HİNDİSTAN 6
Araştırmada ülkeler arasındaki kurgu içeriği dolaşımı açısından Türkiye’nin rakiplerine önemli fark attığı görüldü.
2025 yılında Türk yapımları farklı ülkelerin Top 10 listelerinde 19 kez yer alırken, Türkiye’yi 13 performansla ABD izledi. Üçüncü sırada ise 6 performansla Hindistan yer aldı.
Verilerin dikkat çekici noktalarından biri de Türkiye’nin elde ettiği 19 başarının tamamının dizi türündeki yapımlardan gelmesi oldu.
ABD kaynaklı Top 10 performanslarında ise sinema filmlerinin ağırlığı öne çıktı. ABD’nin 13 programlık uluslararası Top 10 performansının 12’sini filmler oluşturdu.
Türkiye açısından tablo, Türk televizyon dizilerinin tek başına güçlü bir uluslararası içerik kategorisine dönüştüğünü ortaya koydu.
17 FARKLI TÜRK DİZİSİ 8 ÜLKEDE ZİRVEYE OYNADI
2025 yılında Türkiye’nin başarısı yalnızca birkaç popüler yapımın performansından kaynaklanmadı.
Top 10 listelerine giren yapımların 17 farklı Türk dizisinden oluşması, Türk dizi sektörünün küresel pazardaki başarısının geniş bir yapım havuzuna yayıldığını gösterdi. Bu 17 dizi, toplam 8 ülkede yılın en yüksek reyting alan programları arasında kendisine yer buldu ve toplamda 19 Top 10 performansına ulaştı.
Bir başka ifadeyle Türk dizileri, yalnızca ihraç edilen içerik sayısıyla değil, yayınlandıkları ülkelerde ulaştıkları izleyici kitlesi ve reyting performansıyla da öne çıktı.
SON 6 YILDA 162 KEZ TOP 10’A GİRDİ
Türkiye’nin 2025 yılındaki başarısı uzun yıllara yayılan yükselişin devamı niteliğinde.
Glance-Médiamétrie verilerinden hazırlanan tablolar, Türk dizilerinin 2020 yılından bu yana yabancı ülkelerin yıllık Top 10 listelerinde sürekli güçlü biçimde yer aldığını ortaya koyuyor.
2020 yılında 25 farklı Türk dizisi, 11 ülkede toplam 30 kez Top 10’a girdi.
2021 yılında 23 farklı dizi, yine 11 ülkede toplam 37 kez ilk 10 içinde yer aldı. Bu dönem, söz konusu yıllar içerisinde Türk dizilerinin en yüksek Top 10 performansına ulaştığı yıl oldu.
2022’de 21 farklı Türk dizisi 11 ülkede 32 kez, 2023’te 17 farklı Türk dizisi 8 ülkede 24 kez, 2024’te ise 15 farklı Türk dizisi 7 ülkede 20 kez Top 10 listelerine girdi.
2025’te 17 farklı diziyle 8 ülkede toplam 19 performans kaydedildi.
Böylece 2020-2025 arasındaki altı yıllık dönemde Türk dizileri farklı ülkelerin yıllık en çok izlenen ilk 10 program listelerinde toplam 162 kez yer aldı.
ZİRVE 2021’DE GELDİ
Verilere göre son yılların en güçlü performansı 2021 yılında kaydedildi.
Türk dizileri o yıl 11 farklı ülkede toplam 37 kez Top 10 listelerine girerken, 23 ayrı yapım bu başarıya katkı sağladı.
2022’de performans 32’ye, 2023’te 24’e, 2024’te ise 20’ye gerilese de Türkiye küresel kurgu içerik pazarındaki güçlü konumunu korudu.
2025 yılında Top 10 performansının 19 olmasıyla birlikte, Top 10’a giren farklı Türk dizisi sayısının 2024’teki 15’ten 17’ye yükselmesi dikkat çekti.
Top 10’a girilen ülke sayısı da 7’den 8’e çıktı.
Bu tablo, toplam performanstaki sınırlı gerilemeye karşın Türk dizilerinin ulaştığı yapım ve ülke çeşitliliğinin yeniden arttığını gösterdi.
TÜRK DİZİLERİ KÜRESEL BİR MARKAYA DÖNÜŞTÜ
Türkiye’nin uluslararası televizyon sektöründeki yükselişinde diziler belirleyici rol oynuyor.
Türk yapımları farklı kültür ve coğrafyalarda yeniden çevrilmeden, orijinal halleriyle veya dublaj ve altyazı seçenekleriyle geniş izleyici kitlelerine ulaşabiliyor.
Dram, aile, romantizm, tarih ve aksiyon gibi farklı türlerde hazırlanan yapımların birçok ülkede prime-time kuşaklarında yayınlanması, Türkiye’nin televizyon içeriği alanındaki görünürlüğünü artırıyor.
Uluslararası reyting listelerindeki sonuçlar da bu etkinin yalnızca satış ve dağıtım rakamlarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Türk dizileri, yayınlandıkları ülkelerde yerel yapımlarla ve dünyanın en büyük içerik üreticilerinden gelen programlarla doğrudan rekabet ederek yıllık en çok izlenen yapımlar arasına girebiliyor.
ABD’Yİ DİZİYLE GERİDE BIRAKTI
2025 verilerinin en çarpıcı sonucu ise Türkiye ile ABD arasındaki fark oldu.
ABD onlarca yıldır sinema ve televizyon içeriğinin dünyadaki en büyük üreticisi ve ihracatçısı konumunda bulunmasına rağmen, yabancı ülkelerin yıllık Top 10 listelerine girme performansında Türkiye’nin gerisinde kaldı.
Türkiye 19 Top 10 performansına ulaşırken ABD 13’te kaldı.
Üstelik Türkiye’nin başarısının tamamını diziler oluştururken, ABD’nin 13 performansının 12’sinin filmlerden gelmesi Türk televizyon dizilerinin uluslararası pazardaki özel konumunu daha da belirgin hale getirdi.
Hindistan ise 6 performansla üçüncü sırada yer aldı.
Kanal 7 ekranlarının yeni dizisi Kalbim Sana Emanet bir kazanın sonucunda değişen hayatları ve bu hayatta yeşeren zoraki aşk öyküsüyle izleyicileri ekran başına kilitlemeye geliyor.
KANAL 7'DEN DAMGA VURACAK DİZİ GELİYOR! HEYECAN RÜZGARI ESECEK
İyi kalpli bir kadın olan Arsy’nin trajik hayat öyküsü Kalbim Sana Emanet ile ekrana taşınacak. Arsy, büyük bir aşkla bağlı olduğu ve evlilik hazırlıkları yaptığı nişanlısı Rama ile düğünlerine çok az bir süre kala bir trafik kazası geçirir. Bu kazadan Arsy sağ kurtulurken, nişanlısı Rama hayatını kaybeder.
Rama'nın ani ölümünün ardından, ailelerin isteği ve Rama'nın son vasiyeti üzerine Arsy'nin, Rama'nın erkek kardeşi Raja ile evlenmesine karar verilir. Raja, Arsy ile aşk evliliği yapmaz; abisinin vasiyetine ve aile baskısına boyun eğerek bu evliliği kabul eder.
Zaman geçtikçe Raja ve Arsy arasındaki bu zoraki bağ, zorluklara göğüs gerdikçe derin ve gerçek bir sevgiye dönüşmeye başlar Çift, bir yandan kendi aralarındaki buzları eritmeye çalışırken diğer yandan aile içi oyunlar, kıskançlıklar, eski sırlar ve evliliklerini yıkmaya çalışan dış tehditlerle mücadele etmek zorunda kalır.
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, 28 Ağustos’tan itibaren hafta içi her gün 14.00’te Kanal 7 ekranlarında!
Bölücü açılım süreci kapsamında çeşitli sosyal medya hesapları mercek altına alındı.
DHA’nın haberine göre; açılımla ilgili olarak bazı hesapların “terör propagandası yaptığı”, “terörü öven içerikler paylaştığı”, “çok sayıda hesabın dezenformasyon ve manipülasyon içeren, gerçek dışı içeriklerle kamuoyunu yönlendirmeye çalıştığı” tespitiyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, ilgili Cumhuriyet Başsavcılıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Terörle Mücadele birimlerinin katılımıyla çalışma başlatıldı.
Bazı sosyal medya kullanıcılarının; “toplumun hassasiyetlerini hedef alan provokatif paylaşımlarla kin ve düşmanlığı körüklemeye çalıştığı” iddia edilerek yapılan çalışmalar sonucu, suç unsuru taşıdığı değerlendirilen içerik ve hesaplar hakkında gerekli hukuki süreçlerin işletileceği belirtildi.
Janine di Giovanni’nin gazeteciliği, savaş meydanlarında ilerleyen orduların ya da haritalarda değişen sınırların hikâyesi değil. Onun kamerası ve kalemi, savaşın ortasında kalan kadınlara, çocuklara, yaralılara ve evlerini terk etmek zorunda bırakılan insanlara yöneliyor.
Amerikalı gazeteci, 35 yılı aşan kariyerinde 18’den fazla savaş ve çatışma bölgesinden haber geçti. Bosna-Hersek, Ruanda, Kosova, Çeçenistan, Sierra Leone, Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Yemen, Sudan, Ukrayna ve Filistin’de çalıştı.
The Times of London, The New York Times, Vanity Fair, Newsweek ve The Guardian gibi yayınlar için hazırladığı haberlerde savaşın askerî yönünden çok, siviller üzerinde bıraktığı görünmez yaraları anlattı. Uluslararası Kadın Medya Vakfı da di Giovanni’nin ilk savaş muhabirliği deneyiminin Birinci İntifada sırasında Gazze ve Batı Şeria’da başladığını belirtiyor.
Gazeteciliğini değiştiren Filistin fotoğrafı
Di Giovanni’yi savaş muhabirliğine yönelten olay, Filistinli bir gencin İsrail askerleri tarafından toprağa gömüldüğünü gösteren bir fotoğraf oldu.
Bu görüntünün ardından bölgeye giden genç gazeteci, İsrailli insan hakları avukatı Felicia Langer ile tanıştı. Langer’ın kendisine gazetecinin ağır insan hakları ihlallerine tanıklık etme sorumluluğu bulunduğunu söylediğini anlatan di Giovanni, meslek hayatını bu anlayış üzerine kurdu.
Gazze ve Batı Şeria’dan başlayan yolculuk, kısa süre içinde dünyanın en tehlikeli cephelerine uzandı.
Saraybosna kuşatmasını, Srebrenitsa katliamını ve Ruanda’daki kitlesel kıyımı yerinde izledi. Kosova’da silahlı kişiler tarafından kaçırıldı; Çeçenistan’da Grozni’nin düşüşüne tanıklık eden az sayıdaki Batılı gazeteciden biri oldu. Sierra Leone’de çocuk askerlerin ve uzuvları kesilen sivillerin hikâyelerini yazdı. Suriye’de işkence mağdurlarını, kuşatma altındaki aileleri ve bombalanan hastaneleri kayda geçirdi.
Kurşunların hedefi oldu, silahla tehdit edildi, kaçırıldı; meslektaşlarını ve arkadaşlarını savaşlarda kaybetti. Ancak cephelerden uzaklaşmak yerine, savaşın geride bıraktığı insanları anlatmayı sürdürdü.
“En kötüsünü gördüğümü sanıyordum”
Bosna, Ruanda ve Suriye’de insanlığın ulaşabileceği en karanlık noktaları gördüğünü düşünen di Giovanni, Gazze karşısında bu kanaatinin değiştiğini söylüyor.
Mayıs 2026’da yayımlanan bir söyleşide daha önce kullandığı şu ifadeler hatırlatıldı:
“İnsanlığın en kötü hâlini gördüğümü sanıyordum. Yanılmışım. Hiçbir şey Gazze ile ve bunun yaşanmasına izin veren suç ortaklığıyla kıyaslanamaz.”
Bu değerlendirme yalnızca yıkımın büyüklüğüne dayanmıyor. Di Giovanni açısından Gazze’yi diğer savaşlardan ayıran en çarpıcı unsurlardan biri, sivillerin acısının uluslararası kamuoyunda eşit ölçülerle değerlendirilmemesi.
France 24 ekranlarında yayımlanan konuşmasında bu çifte standardı hastanelere yönelik saldırılar üzerinden anlattı:
“Bir füze Ukrayna’da bir hastaneyi vurduğunda Avrupa bunun savaş suçu olduğunu söylüyor. Ancak Gazze’de bir hastane vurulup 100’den fazla insan öldüğünde, bu İsrail’in kendini savunma hakkı olarak nitelendiriliyor. Bu, Batı’nın ikiyüzlülüğüdür.”
Di Giovanni’nin itirazı, Ukraynalı kurbanlara gösterilen duyarlılığa değil; aynı hukukî ve ahlaki hassasiyetin Filistinlilerden esirgenmesine yönelik.
Tanıklıktan yargı dosyasına
Yıllarca savaş suçlarını yazan di Giovanni, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı savaşın ardından gazeteciliğin tek başına yeterli olmadığı sonucuna vardı.
Dezenformasyon uzmanı ve gazeteci Peter Pomerantsev ile birlikte The Reckoning Project’i kurdu. Kuruluşun amacı, savaş bölgelerinde yaşananları yalnızca kamuoyuna duyurmak değil; faillerin mahkemeye çıkarılmasını sağlayabilecek nitelikte deliller toplamak.
Proje, yerel gazetecileri ve araştırmacıları savaş suçu tanıklıklarını uluslararası hukuk standartlarına uygun biçimde kaydetmeleri için eğitiyor. Görüşmeler travma konusunda eğitimli ekipler tarafından yapılıyor; dijital veriler doğrulanıyor, komuta zinciri araştırılıyor ve elde edilen bulgular Uluslararası Ceza Mahkemesi, Birleşmiş Milletler mekanizmaları ile evrensel yargı yetkisini kullanan ulusal mahkemelere sunulabilecek dosyalara dönüştürülüyor.
Ukrayna’da başlayan girişim zamanla Gazze, Sudan, Suriye ve Darfur’u da kapsayan uluslararası bir savaş suçları belgeleme ağına dönüştü.
Gazeteci artık aynı zamanda delil toplayıcısı
Di Giovanni’nin girişiminin temelinde savaş gazeteciliği ile ceza hukuku arasındaki önemli bir boşluk bulunuyor.
Gazetecilerin topladığı güçlü tanıklıklar, görüşmeler hukukî usullere uygun yapılmadığı veya delilin elde edilme zinciri yeterince belgelenmediği için mahkemelerde kullanılamayabiliyor. The Reckoning Project, muhabirlere doğru soruları sormayı, tanığı yönlendirmemeyi, anlatılanları doğrulamayı ve materyali ileride açılabilecek bir davada kullanılabilecek şekilde korumayı öğretiyor.
Böylece bir savaş mağdurunun anlattıkları ertesi gün unutulan bir gazete haberinde kalmıyor; yıllar sonra bir komutanın, askerî yetkilinin ya da siyasi karar vericinin karşısına çıkabilecek hukukî kayda dönüşüyor.
Cesaretin ötesinde bir sorumluluk
Di Giovanni’nin çalışmaları iki Amnesty International ödülü, National Magazine Award, IWMF Cesur Gazetecilik Ödülü, Guggenheim bursu ve American Academy of Arts and Letters’ın Blake-Dodd Kurgu Dışı Edebiyat Ödülü dahil çok sayıda uluslararası başarıyla onurlandırıldı.
Ancak onu “kahraman gazeteci” yapan yalnızca bombaların altında çalışması değil. Asıl cesareti, güçlü devletlerin ve orduların kurbanlar arasında kurduğu hiyerarşiyi reddetmesinde yatıyor.
Onun gazeteciliğinde Ukraynalı bir çocuğun yaşamıyla Gazze’deki bir çocuğun yaşamı arasında değer farkı bulunmuyor. Bosna’da bir hastanenin vurulması nasıl savaş suçu şüphesi doğuruyorsa, aynı hukuk Gazze’de, Sudan’da veya Suriye’de vurulan hastane için de geçerli olmak zorunda.
Janine di Giovanni bugün yalnızca savaşların şahidi değil; unutulmaya karşı hafızanın, inkâra karşı belgenin ve cezasızlığa karşı adalet arayışının temsilcisi.
Onun cephelerden taşıdığı en güçlü mesaj ise son derece yalın:
Bir suçun adı, onu işleyenin kimliğine göre değişmemeli; adalet, kurbanların milliyetine göre dağıtılmamalı.
Türkiye’nin, Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahaleyle bağlantılı davada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması için harekete geçmesi, dünya basınının gündemine girdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülen ve 35 sanığın bulunduğu dava kapsamında Netanyahu ile Afek Moskovitch hakkında 14 Temmuz 2026’da yakalama kararı verildiğini açıkladı.
Gürlek, bu kararlar doğrultusunda İçişleri Bakanlığından Interpol nezdinde kırmızı bülten sürecinin başlatılmasının istendiğini, ilgili belgelerin Dışişleri Bakanlığına da gönderildiğini bildirdi.
Dosyada Netanyahu ve Moskovitch’e “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli biçimde kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma”, “işkence”, “kasten yaralama”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ve “ulaşım aracının kaçırılması” gibi suçlamalar yöneltiliyor. İsrail ise suçlamaları reddediyor.
Reuters: İç hukuk davasının uluslararası ayağı
Reuters, gelişmeyi Türkiye’de yürütülen bir ceza davasının uluslararası boyuta taşınması olarak değerlendirdi. Ajans, Ankara’nın daha önce de Gazze’deki savaş nedeniyle Netanyahu hakkında ulusal yakalama kararları çıkardığını hatırlattı.
Haberde, Türkiye’nin İsrail’in Gazze politikalarına en sert tepki gösteren NATO ülkelerinden biri olduğu belirtilirken kırmızı bülten başvurusunun, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye üzerinden yükselen gerilimle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekildi.
Reuters ayrıca İsrail güçlerinin mayıs ayında Gazze’ye yardım ulaştırmaya çalışan filoya ait en az iki tekneye ateş açtığını ve Türk davasının bu müdahale ile aktivistlerin gözaltına alınmasına dayandığını aktardı.
New York Times işkence iddialarını öne çıkardı
New York Times, Türkiye’nin girişimini yalnızca diplomatik bir kriz olarak değil, filo aktivistlerinin İsrail güçleri tarafından kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların devamı olarak ele aldı.
Gazete, kırmızı bültenin uluslararası yakalama emri olmadığını; aranan kişinin yerinin tespit edilmesi ve iade gibi bir işlem beklenirken geçici olarak gözaltına alınması için üye ülkelere gönderilen bir talep niteliği taşıdığını vurguladı.
Interpol’ün Türkiye’nin başvurusunu kabul edip etmeyeceğinin henüz belli olmadığına da dikkat çekildi.
Le Monde karşılıklı sert açıklamalara odaklandı
Fransız Le Monde gazetesi ise AFP kaynaklı haberinde hukuki ayrıntılardan çok Ankara ile Tel Aviv arasındaki sert siyasi restleşmeyi öne çıkardı.
Netanyahu’nun ofisi, Türkiye’nin girişimini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrailli liderleri “yıldırmaya yönelik sonuçsuz bir girişimi” olarak nitelendirdi. Açıklamada Erdoğan hakkında “antisemit diktatör” ifadesi kullanılarak Türkiye’nin Kürtler, Hamas, Kıbrıs ve tutuklu gazetecilere ilişkin politikaları hedef alındı.
İsrail yönetimi ayrıca Türkiye’nin Suriye’de artan etkisine işaret ederek bu dosyayı iki ülke arasındaki daha geniş bölgesel rekabetle ilişkilendirdi.
El País zamanlamaya dikkat çekti
İspanyol El País gazetesi, filoda Türk vatandaşlarının yanı sıra İspanyol vatandaşlarının da bulunduğunu belirterek davanın Avrupa açısından taşıdığı boyutu öne çıkardı.
Gazete, mahkemenin başvuru yönündeki ara kararının 14 Temmuz’da verilmesine rağmen girişimin kamuoyuna duyurulmasının, İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasının ardından yaşanan gerilimle aynı döneme rastladığına dikkat çekti.
El País bu nedenle kırmızı bülten hamlesini hem bir yargı süreci hem de Ankara-Tel Aviv ilişkilerindeki son diplomatik tırmanmanın parçası olarak değerlendirdi.
Al Jazeera “soykırım” suçlamasını başlığa taşıdı
Al Jazeera, Ankara’nın Netanyahu’ya yönelttiği “soykırım” suçlamasını haberin merkezine yerleştirdi. Katar merkezli yayın, girişimi Gazze’ye yardım götürmek isteyen Küresel Sumud Filosu’na mayıs ayında gerçekleştirilen müdahalenin hukuki sonucu olarak sundu.
Haberde Türkiye’nin dosyayı yalnızca ulusal mahkemelerde değil, uluslararası mekanizmalar aracılığıyla da takip etmeye çalıştığı vurgulandı.
İsrail basını: Ankara’nın siyasi baskı hamlesi
Jerusalem Post ve Israel Hayom gibi İsrail gazeteleri ise gelişmeyi daha çok Ankara’nın Netanyahu hükümetine yönelik siyasi baskısı şeklinde yansıttı.
Jerusalem Post, Türkiye’deki dosyanın Netanyahu ile birlikte çok sayıda İsrailli yetkiliyi kapsadığını aktarırken, kırmızı bülten çıkarılsa dahi her ülkenin kendi hukukuna göre hareket edeceğini belirtti. Gazete ayrıca dava sürecini, Türkiye ile İsrail arasında Suriye konusunda tırmanan gerilimle birlikte ele aldı.
Israel Hayom ise filonun insani yardım niteliğini sorgulayan İsrail hükümetinin yaklaşımına ağırlık verdi ve başvuruyu iki ülke arasındaki bölgesel güç mücadelesinin yeni cephesi olarak sundu
Afek Moskovitch’in kimliği belirsizliğini koruyor
Uluslararası haberlerde dikkat çeken bir başka ayrıntı, Netanyahu ile birlikte kırmızı bülten istenen Afek Moskovitch’in kimliği oldu.
Kamuoyuna açık dava belgelerinde Moskovitch’in adı yer almakla birlikte unvanı, görevi ve filo operasyonundaki iddia edilen rolü konusunda ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Bazı yayınlar onu “İsrailli yetkili”, bazıları ise “İsrail askeri” olarak tanımlasa da bu bilgiler resmî kaynaklar tarafından açıklığa kavuşturulmuş değil.
Kırmızı bülten uluslararası tutuklama emri değil
Haberlerde zaman zaman “uluslararası tutuklama emri” ifadesi kullanılsa da teknik olarak Türkiye’nin attığı adım, henüz yayımlanmış bir kırmızı bülten anlamına gelmiyor.
Öncelikle Türkiye’nin hazırladığı dosyanın Interpol’e iletilmesi, ardından Interpol Genel Sekreterliğinin başvuruyu kendi anayasası ve veri işleme kuralları açısından incelemesi gerekiyor.
Interpol’ün açıklamasına göre kırmızı bülten, uluslararası yakalama emri değil; üye ülkelerin kolluk makamlarına bir kişinin yerinin belirlenmesi ve iade veya benzeri bir hukuki süreç öncesinde geçici olarak yakalanması yönünde yapılan bildirim niteliğinde. Kişinin gözaltına alınıp alınmayacağına her ülke kendi mevzuatına göre karar veriyor.
Bu nedenle Türkiye’nin talebi kabul edilse bile Netanyahu’nun 196 Interpol üyesi ülkenin tamamında otomatik olarak tutuklanması söz konusu olmayacak. Başvurunun Interpol tarafından kabul edilip edilmeyeceği ve kabul edilmesi halinde hangi ülkelerin işlem yapacağı şimdilik belirsizliğini koruyor.
İngiliz gazeteci ve televizyon sunucusu Piers Morgan, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İngiltere’ye yönelik tartışmalı sözlerine sert tepki gösterdi. Netanyahu’nun İngiltere’yi “İslami Cumhuriyet” olarak tanımlamasının ardından Morgan, Netanyahu’nun paylaşımını alıntılayarak yalnızca “Idiot” (Aptal) ifadesini kullandı.
Netanyahu İngiltere’yi hedef aldı
Netanyahu, İsrail Ordu Radyosu’nda yayımlanan bir podcast programında İngiltere’nin İsrail’e yönelik tutumundaki değişimi eleştirirken ülkeyi “İslami Cumhuriyet” olarak nitelendirdi.
İsrail Başbakanı, geçmişte İngiltere’de İsrail’e yönelik daha olumlu bir yaklaşım bulunduğunu savunarak Winston Churchill’in oğlu ve torununun 1967’deki Altı Gün Savaşı hakkındaki haberlerini örnek gösterdi. Ardından günümüz İngiltere’sine atıfta bulunarak, “İslami Cumhuriyet Britanya” ifadesini kullandı.
Netanyahu sözlerini nükleer silah tartışmasına da taşıdı. Daha önce ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından kullanılan bir ifadeye atıfta bulunarak İngiltere’nin nükleer silaha sahip “ilk İslami cumhuriyet” olabileceğini söyledi ve İsrail’in İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeye çalıştığını belirtti.
Piers Morgan’dan tek kelimelik yanıt
Netanyahu’nun açıklamalarının ardından Piers Morgan, sosyal medya platformu X’te İsrail Başbakanı’nın sözlerini alıntılayarak “Idiot” yazdı.
Morgan’ın paylaşımı kısa sürede geniş yankı bulurken, sosyal medya kullanıcıları arasında da tartışma başladı. Bazı kullanıcılar Morgan’a destek verirken, bazıları ise Netanyahu’nun İngiltere’de İslam’ın ve Müslüman nüfusun artışına ilişkin değerlendirmelerini savundu.
Morgan, İsrail’in Gazze’deki savaşına ilişkin Netanyahu hükümetine yönelik eleştirileriyle de son dönemde sık sık gündeme geliyor.
Londra’dan sert tepki
Netanyahu’nun sözleri yalnızca sosyal medyada değil, diplomatik çevrelerde de tepkiyle karşılandı.
İngiltere Dışişleri, İngiliz hükümetinin açıklamalarla ilgili İsrail yönetimiyle temasa geçtiğini belirterek Netanyahu’nun ifadelerini “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
İsrail muhalefetinden de Netanyahu’ya tepki geldi. Demokratlar Partisi’nden Avi Dabush, başbakanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ve İsrail’den çok daha büyük bir ülke olan İngiltere hakkında bu şekilde konuşmasını eleştirdi. Dabush, açıklamaların İsrail’in uluslararası alandaki yalnızlığını daha da artırabileceği uyarısında bulundu.
İngiltere-İsrail ilişkilerinde yeni gerilim
Netanyahu’nun açıklamaları, İngiltere ile İsrail arasındaki ilişkilerin Gazze savaşı nedeniyle zaten ciddi biçimde gerildiği bir dönemde geldi.
İngiltere'nin İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yönelik eleştirileri ve Filistin konusunda daha sert bir tutum benimsemesi, Netanyahu hükümetiyle Londra arasındaki görüş ayrılıklarını artırdı. İngiltere Başbakanı Andy Burnham da İsrail hükümetine yönelik baskının artırılabileceğini ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı ticarete yönelik yeni adımların değerlendirilebileceğini açıklamıştı.
Netanyahu’nun İngiltere’yi “İslami Cumhuriyet” şeklinde tanımlaması, bu siyasi gerilimi diplomatik tartışmanın da ötesine taşıdı. İngiliz hükümetinin açıklamayı açık biçimde reddetmesi ve Morgan gibi tanınmış isimlerin sert tepkileri, sözlerin Londra’da yarattığı rahatsızlığın boyutunu ortaya koydu.
Vance’ın 2024’teki sözlerini tekrarladı
Netanyahu’nun kullandığı ifade aslında tamamen yeni değil. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2024’te başkan yardımcılığı adaylığı sırasında İngiltere’nin “ilk gerçek İslamcı ülke” olabileceğini ve nükleer silaha sahip olabileceğini söylemişti.
Netanyahu da son açıklamasında benzer ifadeyi kullanarak İngiltere’yi İran’la bağlantılı nükleer tehdit tartışmasının içine çekti. Ancak sözlerin İsrail Başbakanı tarafından, İngiltere ile ilişkilerin son derece hassas olduğu bir dönemde dile getirilmesi yeni bir diplomatik tartışma başlattı.
İngiltere'de 37 yıldır Türkçe yayın yapan Olay Gazetesi, Londra'da düzenlediği "Türk Diasporası Birlik ve Beraberlik Buluşması" ile toplumun farklı kesimlerini aynı çatı altında bir araya getirdi. Diplomasi temsilcileri, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, iş insanları, akademisyenler, basın mensupları ve çok sayıda okurun katıldığı etkinlik, yalnızca bir medya kuruluşunun organizasyonu olmanın ötesine geçerek, İngiltere'deki Türk toplumunun ortak hafızasını ve gelecek vizyonunu buluşturan anlamlı bir platforma dönüştü.
Londra'nın 100 Green Lanes, Newington Green adresinde 31 Temmuz Cuma günü gerçekleştirilen etkinliğe, Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosu Büyükelçi Doç. Dr. Hasan Ulusoy, yerel siyasetçiler, Türk ve Kıbrıs Türk toplumunun önde gelen temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.
37 yıllık yayın yolculuğuna duygusal bakış
Program, Olay Gazetesi'nin 1989 yılında başlayan yayın serüvenini anlatan arşiv görüntülerinin gösterimiyle başladı. Sunum, yalnızca gazetenin gelişimini değil, aynı zamanda İngiltere'deki Türk toplumunun yıllar içinde geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümü de gözler önüne serdi. Davetliler, geçmişten bugüne uzanan bu yolculuğu ilgiyle takip etti.
Nural Ezel: "Toplumun sesi olmaya devam edeceğiz"
Olay Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nural Ezel, açılış konuşmasında gazete ile tanışıklığının 1989 yılına dayandığını, 2000 yılında ise Olay Gazetesi'nin imtiyazını devralarak bu sorumluluğu üstlendiğini anlattı.
Geçen çeyrek asrı aşkın sürede gazetenin yayın hayatını kesintisiz sürdürdüğünü belirten Ezel, Olay Gazetesi'nin yalnızca haber veren bir yayın organı değil, aynı zamanda toplumun sesi, hafızası ve ortak vicdanı olduğunu söyledi.
Gazeteciliğin kendileri için yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Ezel, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler gazeteciliği sadece haber üretmek olarak görmüyoruz. İngiltere'de yaşayan insanlarımızın topluma uyum sağlamasına katkıda bulunmak, aidiyet duygusunu güçlendirmek ve toplumun her kesimini doğru bilgiyle buluşturmak en temel sorumluluğumuzdur."
Ezel ayrıca Olay Gazetesi'nin Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Birleşik Krallık arasında güçlü bir iletişim köprüsü olmaya devam ettiğini belirtti.
"Toplumun hafızasını yaşatan bir yayın kuruluşu"
Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, konuşmasında Olay Gazetesi'nin 37 yıllık yayın hayatının büyük bir başarı olduğunu belirterek, gazetenin yalnızca haber yapan bir kurum değil, aynı zamanda toplumun hafızasını geleceğe taşıyan önemli bir arşiv niteliği taşıdığını ifade etti.
Ertaş, "Toplumumuzun hikâyelerini kayıt altına alan, başarılarını görünür kılan ve insanlarımızı bir araya getiren bu çalışmalar büyük değer taşıyor." diyerek Olay Gazetesi'nin üstlendiği misyona dikkat çekti.
Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosu Doç. Dr. Hasan Ulusoy ise Londra'da öğrenci olarak bulunduğu yılları hatırlatarak, "O dönemlerde yolum buradan geçseydi belki ben de gazetecilik yapardım." sözleriyle davetlilere tebessüm yaşattı.
Toplumun her kesiminden destek mesajı
Olay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nesin Fehmi, gazetenin uzun yıllardır Türkçe konuşan toplumun farklı kesimlerini ortak paydada buluşturduğunu belirterek, bundan sonraki süreçte de özellikle genç kuşaklara ulaşan projelerle toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceklerini söyledi.
Avrupalı Türk Markalar Birliği’ni Yönetim Kurulu Üyesi Cemil Acıkan’ın temsil ettiği etkinlikte, UID İngiltere Bölge Temsilcisi Halil Erdoğan, Olay Gazetesi'nin yıllardır sürdürdüğü yayıncılık anlayışının Türk toplumunun birlik duygusuna önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Cockfosters Enfield Belediye Meclis Üyesi Alara Ayyıldız, İngilizce yaptığı konuşmada Olay Gazetesi'nin 37 yıldır İngiltere'deki Türk toplumunu bilgilendiren ve bir araya getiren önemli bir yayın organı olduğunu söyledi.
Etkinlikte ayrıca İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Kenan Nafi ile Charles Ramsden Consultancy Services Ltd. Managing Director'ü ve Young Turkish Cypriots Başkanı Eren Ramadan da yaptıkları konuşmalarda Türk toplumunun ortak değerlerine sahip çıkmasının önemine vurgu yaptı.
Birlik ve beraberlik mesajları öne çıktı
Etkinlik boyunca katılımcılara Türk mutfağının seçkin tatlıları ile Kuzey Kıbrıs Türk mutfağının geleneksel lezzetleri ikram edildi.
Programın ardından davetliler samimi sohbetler eşliğinde bir araya gelirken, farklı kurum ve kuruluşların temsilcileri toplumun geleceğine ilişkin görüş alışverişinde bulundu ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.
Sıcak ve samimi atmosferiyle dikkat çeken etkinlikte, farklı kuşaklardan ve farklı kesimlerden katılımcılar aynı masa etrafında buluştu. Gün boyunca verilen birlik ve beraberlik mesajları, İngiltere'deki Türk diasporasının ortak değerler etrafında kenetlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
37 yıldır İngiltere'deki Türkçe konuşan toplumun sesi olmayı sürdüren Olay Gazetesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşma, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarken, Türk diasporasının dayanışma ruhunu da bir kez daha gözler önüne serdi.
Meta, sosyal medya ekosistemini yapay zeka yetenekleriyle donatmaya devam ediyor. Şirket, yapay zeka asistanı Meta AI’ı Threads platformunun direkt mesajlar (DM) bölümünde küresel olarak kullanıma sunuyor. Daha önce Facebook, Instagram ve WhatsApp üzerinde aktif şekilde kullanılan asistan, artık Threads kullanıcılarına da sohbet arayüzü üzerinden birebir ve gizli bir etkileşim alanı açıyor. Bu yenilik sayesinde kullanıcılar, […]
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde Aditya’nın ailesi, İmlie’nin kim olduğunu anlamaya başlar. Aditya, evlenmek üzeredir.
İmlie’nin bir an önce evine dönmesini ister. Ancak İmlie ona, evliliğinden vazgeçmeyeceğini, onu bırakıp dönmeyeceğini söyler. Aditya şimdi ne yapacak?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ hafta içi her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Saklı Bahar dizisinde Arjun ve ailesi, mahkemeye çıkmak için Mishri’nin getireceği delilleri beklerler.
Ancak Mishri, evde Piria’nın çıkardığı yangının ortasındadır. Bu delilleri yetiştiremezse Arjun’un güvenini kaybedeceğini biliyordur. Ancak mahkemeye yetişemez. Arjun’a cinayet sebebiyle idam cezası verilir. Mishri, Arjun’u kurtarabilecek mi?
Saklı Bahar, sürükleyici kurgusu, güçlü karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla hafta içi her gün 15.50’de Kanal 7 ekranlarında.
Yıldızlar Kadar Yakın dizisinde Aslan, ondan vazgeçip Nihal’le evlendiği için Beena’ya öfkelidir.
Beena, Aslan’ın da mutlu olmasını ister. Ona Saniye ile evlenmesini söyler. Beena, Ramsha’nın telefon konuşmasını duyar ve Nihal’i istediğini öğrenir. Ramsha da bunu açıkça Beena’ya söyleyip, Nihal’i bırakmasını ister. Beena bunu kabul etmez. Saniye, Aslan’a evlenme teklif eder. Aslan, bu teklifi kabul edecek mi?
“Yıldızlar Kadar Yakın”, aile arası çatışmalar, aşk üçgenleri ve fedakârlıklarla dolu bir hikâyeyle hafta içi her gün 14.00’de Kanal 7’de…
Dini hassasiyetleri yüksek, bilinçli Müslüman gençlerin yetişmesine yönelik hazımsızlığıyla bilinen Cumhuriyet gazetesi, İslam karşıtı yayın politikasına yeni örnekler eklemeye devam ediyor. Gazete, bugün ilk sayfasından yayımladığı iki ayrı haberle, hem A Milli Futbol Takımı için edilecek duayı hem de çocuklara yönelik Kur'an-ı Kerim eğitimini "laiklik elden gidiyor" hezeyanıyla hedef tahtasına oturttu.
"Milli maç için namaz çağrısı" ve "TÜGVA'dan dini yaz okulu" başlıklı haberlerde, sendika temsilcilerinin dini ritüelleri birer tehdit gibi sunan açıklamalarına geniş yer verildi.
Milli Eğitim Bakanlığının okullarda sivil toplum kuruluşlarıyla imzaladığı protokolleri tarikat ve cemaat uzantısı olarak yaftalayan gazete, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yeşilay ve İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (İSTOK) işbirliğiyle düzenlenecek bir dua etkinliğini siyasi bir kriz gibi sundu.
İzmirlilerin ve öğrencilerin 14 Haziran sabahı davet edildiği, Sabah Namazında Buluşuyoruz, Milli Takımla Kenetleniyoruz ve Seccadeni Al Gel ifadelerinin yer aldığı, namaz sonrası çorba ve boyoz ikramının yapılacağı etkinlik, Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay'ın hedefi oldu. Özbay "Bu etkinlik, Anayasa'da güvence altına alınmış laik eğitim ilkesinin açık ihlalidir. Dini ritüelleri, milli duyguları ve sporu aynı potada eritip propaganda malzemesine dönüştürmesinin açık bir örneğidir." dedi.
TÜGVA YİNE HEDEFTE
Cumhuriyet gazetesinin hedefindeki bir diğer kurum ise daha önce "Paralel terör örgütü gibi" dediği Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) oldu. TÜGVA'nın Türkiye'nin 81 ilinde Renklensin Yaz Okulumuz sloganıyla düzenleyeceği ve 6 Temmuz ile 14 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek yaz okulu etkinlikleri, dini içerikleri sebebiyle karalandı.
Ailelerin çocuklarına kendi inanç ve değerlerini öğretme hakkını yok sayan ve sivil toplum kuruluşlarının bu yöndeki çabalarını kriminalize etmeye çalışan Eğitim Sen Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, gazeteye yaptığı açıklamada, "Çocuklarımızın geleceği vakıflara değil, laik, bilimsel ve kamusal eğitime emanet edilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı'nı Anayasa'nın laiklik ilkesine uygun hareket etmeye ve devlet okullarını hiçbir yapının faaliyet alanına dönüştürmemeye çağırıyoruz. Sportif vb. faaliyetler işin reklam tarafı. Esas amaç cemaatleri bu yolla okullara sokmak; yoksul emekçi çocuklarını ablukaya almak ve cemaatçi örgütlenmelere hizmet etmek. dedi.
Basın İlan Kurumu görev alanındaki internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiklerini ölçümleyen BİK Analitik sistemi; ziyaretçi davranışları, cihaz çeşitliliği ve erişim kanallarında yaşanan gelişmeler dikkate alınarak yeniden yapılandırıldı.
BİK Analitik Versiyon 2’de ölçümleme yöntemleri; yeni nesil cihaz ve uygulama mimarileri ile güncel izleme ve doğrulama ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde revize edilirken, ziyaretçilerin haber okuma davranışlarını ve etkileşim düzeyini yansıtan parametreler ölçümleme kriterlerine dâhil edildi.
Yeni altyapının geliştirme ve test süreçleri, ölçümleme işleyişinde herhangi bir kesintiye yol açılmaması amacıyla mevcut sistemle eşgüdümlü şekilde yürütüldü. Bu kapsamda internet haber siteleri, eş zamanlı olarak Versiyon 2 altyapısı üzerinden de izlenerek sistemin işleyişi değerlendirildi.
Yeni versiyona ilişkin politika belgesi 6 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanacak. Geçiş süreci ise yayın kategorileri dikkate alınarak Temmuz ayı boyunca kademeli şekilde yürütülecek. Genel Kategoride yer alan internet haber sitelerinde Versiyon 2 ölçümleri 10 Temmuz’dan itibaren esas alınmaya başlanacak olup, diğer Kategorilerdeki geçişlerin ise ay sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.
Teknik yönlendirmeler, uygulanacak işlemler ve geçiş takvimine ilişkin internet haber sitelerine ayrıca yazılı bildirim yapılacak.
WhatsApp, dolandırıcılık mesajlarını tespit etmek için yeni bir güvenlik sistemi test ediyor. İşte platforma gelecek yenilikler ve kullanıcı gizliliği detayları.
Kanal D’nin uzun yıllardır ilgiyle takip edilen fenomen yapımı Arka Sokaklar'ın ekran ömrü resmen noktalanacak. 2006 yılında yayın hayatına başlayan ve yıllardır izleyiciyi ekran başına toplamayı başaran dizi yayın macerasını sonlandırmaya hazırlanıyor.
20 YILLIK DİZİ FİNAL YAPIYOR: BİR SAYFA KAPANIYOR! BEKLENMİYORDU
Her bölümüyle büyük heyecan yaratan ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşan proje, yeni sezon yayın akışında yer almayacak. Polisiye türünün en uzun soluklu yapımları arasında gösterilen Arka Sokaklar, 20 sezon boyunca güçlü oyuncu kadrosu ve sürükleyici hikâyeleriyle adından sıkça söz ettirdi.
İlk bölümü 31 Temmuz 2006’da yayınlanan dizinin, 21. sezonuyla devam etmeyeceği izleyici kitlesine duyuruldu. Yaklaşık yirmi yıllık yayın serüveninde 750 bölüme ulaşan yapımda toplam 234 ana karakter izleyici karşısına çıktı. Sadece bir polisiye dizisi olmanın ötesine geçmeyi başaran Arka Sokaklar, Türk televizyon tarihinin en unutulmaz ve en uzun soluklu projeleri arasında yerini aldı.
Kanye West’in 118 bin kişilik katılımla gerçekleşen İstanbul konseri, şehrin küresel kültür ve etkinlik turizmindeki yükselen konumunu bir kez daha ortaya koydu.
<p>Kanye West'in merakla beklenen İstanbul konseri, Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda rekor seyirciyle gerçekleşti. Konser, İstanbul'u dünya müzik gündeminin merkezine taşıdı.<br>
<br>
ILS Vision tarafından organize edilen dünyaca ünlü sanatçı Kanye West'in İstanbul konseri, Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda gerçekleştirildi. Dev bir kürenin üzerinde tüm şarkılarını seslendiren West'e, stadyumu dolduran on binlerce müziksever tek bir ağızdan eşlik etti. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen ziyaretçilerin ve ünlü isimlerin yoğun ilgi gösterdiği organizasyon; dev prodüksiyonlu sahne tasarımı, görsel şovları ve festival atmosferiyle İstanbul'u dünya müzik gündeminin merkezine taşıdı.<br>
<br>
Kanye West’in 118 bin kişilik katılımla gerçekleşen İstanbul konseri, şehrin küresel kültür ve etkinlik turizmindeki yükselen konumunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın GoTürkiye markasıyla yürüttüğü uluslararası tanıtım çalışmalarıyla güçlenen İstanbul’un küresel görünürlüğü, bu büyük organizasyonla bir kez daha uluslararası ölçekte karşılık buldu.</p>
<p>Grammy Ödüllü dünyaca ünlü rap sanatçısı Ye, İstanbul’daki konseriyle şehri küresel müzik gündeminin merkezine taşıdı. İstanbul gösterisi, sanatçının ABD sonrası dünyadaki en büyük sahne prodüksiyonu olarak öne çıktı. Los Angeles SoFi Stadium performanslarında şekillenen yüksek ölçekli sahne dili, Avrupa’daki en büyük prodüksiyon kurulumlarından biriyle Türkiye’de yeniden yorumlanarak çok katmanlı bir festival deneyimine dönüştü.<br>
<br>
DÜNYADA YANKI BULDU<br>
<br>
Organizasyon, yalnızca Türkiye’de değil dünya müzik ve eğlence dünyasında da geniş yankı buldu. Uluslararası medya ve dijital platformlar tarafından yakından takip edilen gece son dönemin en çok konuşulan canlı performansları arasında gösterildi. Global müzik çevreleri, İstanbul ayağını “kıtalararası sahne serisinin en iddialı durağı” olarak değerlendirdi.<br>
<br>
Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, Rusya, Polonya ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeden on binlerce ziyaretçi konser için İstanbul’a geldi. Ye konserine dünyanın farklı ülkelerinden gösterilen yoğun ilgi, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın GoTürkiye çatısı altında yürüttüğü uluslararası tanıtım stratejisinin İstanbul’un kültür ve etkinlik turizmindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. İstanbul’un kültür, müzik ve deneyim ekonomisinde küresel ölçekte güçlenen konumunu bir kez daha görünür kıldı.<br>
<br>
<strong>TÜM DÜNYAYI BİRLEŞTİREN EŞSİZ SAHNE TASARIMI!</strong><br>
<br>
Saatler önce alana gelen ve 16.00 itibariyle kapıların açılmasıyla birlikte müzikseverler alana akın etti. Ye, saat 21.00’da sahneye çıkarak yaklaşık 2 saatten fazla süren bir performans sergiledi. Birçok ülkeden on binlerce müziksever, sanatçının performansını, kültür kenti İstanbul’da izlemenin tadını çıkardı. Konser için özel hazırlanan dev bir dünya küresi üzerinde şarkılarını söyleyen Kanye, müziğin evrenselliğini sembolize eden, efsanevi Japon anime filmi Akira'dan ilham alarak hazırlattığı devasa "dünya" sahne tasarımıyla müzikseverlere unutulmaz bir performans sundu. <br>
<br>
<strong>118 BiN SENKRONİZE IŞIKLI BİLEKLİK İLE DÜNYA REKORU!</strong><br>
<br>
LA SoFi Stadium konserlerinde öne çıkan sahne yaklaşımı, İstanbul’da daha yoğun bir görsel tasarım ile yeniden yorumlandı. Dev LED yapılar, hareketli sahne platformları ve çok katmanlı ışık kurgusu, performansı bir sanat sahnesine dönüştürdü. Tüm izleyicilere koltuk numaralarına özel dağıtılan senkronize ışıklı bileklikler ile konser, interaktif bir şölene dönüştü. Konserdeki görsel şovların ve müziklerin ritmine göre eş zamanlı olarak yanıp sönen bileklikleriyle seyirciler adeta sahneyi aydınlattı.<br>
<br>
<strong>SÜRPRİZLERLE DOLU GECE’DE İSTANBUL’A ÖZEL SETLİST</strong><br>
<br>
Konser boyunca müzik kariyerinin farklı dönemlerinden albümlerine ait parçaların yanı sıra son albümü BULLY’den seçkiler de seslendiren Kanye West, İstanbul’a özel hazırlanan setlisti, sahne şovları ve görsel prodüksiyonuyla dikkat çekti. Kanye West’in konser sırasında yaptığı “118 bin kişiyle tüm zamanların en yüksek katılımlı stadyum performansı rekorunu kırdık” sözü stadyumda yankılandı.<br>
<br>
<strong>SOSYAL MEDYADA BÜYÜK YANKI</strong></p>
<p>Konser, başlamasından yalnızca dakikalar sonra küresel sosyal medya trend listelerine yükselerek anlık bir dijital dalga yarattı. İstanbul’dan yapılan paylaşımlar kısa sürede milyonlarca etkileşime ulaşırken, sahne tasarımı, prodüksiyon ölçeği ve atmosferi özellikle görsel odaklı platformlarda yoğun şekilde paylaşıldı. Uluslararası influencer’lar, içerik üreticileri ve müzik odaklı medya hesapları etkinliği eş zamanlı olarak gündeme taşıdı; çok sayıda yorumda organizasyon “yılın en büyük müzik olayı” ve “canlı performans standartlarını yeniden tanımlayan bir gece” olarak nitelendirildi.<br>
Kanye West resmi Youtube hesabı üzerinden de canlı yayınlanan konser dakikalar içinde milyonlarca izleyiciye ulaştı.<br>
Kısa sürede farklı ülkelerdeki dijital haber akışlarına da taşınan konser, İstanbul’un yalnızca bir etkinlik destinasyonu değil, küresel pop kültürün gerçek zamanlı üretim merkezlerinden biri haline geldiğini görünür kıldı.<br>
<br>
<strong>İSTANBUL KÜRESEL SAHNEDE</strong><br>
<br>
Organizasyon, yalnızca bir konser değil; İstanbul’un küresel müzik ve eğlence haritasındaki yerini güçlendiren büyük ölçekli bir etkinlik olarak değerlendirildi. Kanye West’in İstanbul performansı hem prodüksiyon kalitesi hem de yarattığı kültürel etkiyle uluslararası basında geniş yer buldu.</p>
<p><br>
<strong>DEVASA HASILAT</strong></p>
<p>Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda sahne alan Kanye West, turne ortalamalarına göre bu tek konserden yaklaşık 30 milyon dolar brüt gelir elde etti. </p>
<p>120 bine yakın biletin satıldığı dev organizasyon, yabancı turistlerin harcamalarıyla birlikte İstanbul ekonomisine 100 milyon dolara yakın katkı sağladı.</p>
Gelin dizisinde Mukadder, polislerle birlikte ifade vermeye gider. Beyza’nın mektupları yüzünden savcı onu sorgular.
Konaktakiler de yavaş yavaş Mukadder’den şüphelenmeye başlarlar. Engin, Nisa’ya onu sevdiğini ve ondan vazgeçmeyeceğini söyler. Savcılıkta Gülfem ile karşılaşan Mukadder, yere yığılır. Verdiği ifade, Mukadder’i kurtarabilecek mi?
Sırların, büyük yüzleşmelerin ve çetin sınavların damga vurduğu Gelin, haftanın her günü 19.00’da Kanal 7 ekranlarında izleyicisiyle buluşuyor.
Anhu’nun babası merdivenlerden düşer. Hastaneye gittiklerinde doktorlar kan gerektiğini söylerler.
Herkes Anhu’dan yardım beklerken o, gerçek babası olmadığını bildiği için kan vermeyeceğini söyler. Kanı, Mishri vermek isteyince de ona engel olur. Mishri’nin kahraman ilan edilmesini istemez. Mishri, yardım edebilecek mi?
Saklı Bahar, sürükleyici kurgusu, güçlü karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla hafta içi her gün 16:00’da Kanal 7 ekranlarında.
Yalnız Karar dizisinde Mutahhir ve Anika’nın gizlice evlendikleri ortaya çıkar. Bu haber, evde büyük bir krize sebep olur.
Anika’nın ailesi, onları zor duruma soktuğu için Anika’ya öfkelilerdir. Bu evlilikten haber olmayan tek kişi Fatma’dır. Ona söylememeye karar verirler. Fatma, kocasının evlendiğini ne zaman öğrenecek?
Aile ilişkileri, fedakarlık, içsel çatışmalar ve hayatın dönüm noktaları etrafında şekillenen Yalnız Karar hafta içi her gün saat 14:15’te Kanal 7’e.
Taşacak Bu Deniz'in yeni bölümünden yayınlanan 2. fragman, izleyicileri heyecanlandırdı. Gürcistan'a kaçırılan Eleni, Şerif'i bezdirirken Esme ve Adil kızlarının peşine düştü. Tabii Oruç da...
Gazeteci-yazar Atakan Çelik’in kaleme aldığı “Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı’nın Asırlık Öyküsü” adlı eser, Nobel Yayınları tarafından yayımlandı. Dört yıla yayılan titiz bir çalışmanın ürünü olan kitap, ajansın kuruluşundan günümüze uzanan yolculuğunu bütüncül bir çerçevede inceliyor.
MESLEKİ BİRİKİM ve AKADEMİK ÇALIŞMANIN BİRLEŞİMİ Eser, Atakan Çelik’in yaklaşık çeyrek asra yaklaşan gazetecilik deneyimi ile Sakarya Üniversitesi’nde hazırladığı yüksek lisans tezinin geliştirilerek kitaplaştırılmasıyla ortaya çıktı.
Çelik, kitabın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, eserin hem sahada geçen meslek hayatının bir özeti hem de akademik bir çalışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Anadolu Ajansı’nın kendisi için yalnızca bir kurum değil, aynı zamanda bir okul ve hayat tecrübesi olduğunu dile getirdi.
KURUCU RUH VE KÜRESEL DÖNÜŞÜMKitapta, Anadolu Ajansı’nın Milli Mücadele yıllarında ortaya çıkan kurucu ruhu ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Ajansın, bir milletin sesini dünyaya duyurmak ve dönemin dezenformasyonuna karşı hakikati ortaya koymak amacıyla kurulduğu vurgulanıyor.
Eserde ayrıca ajansın zaman içinde geçirdiği dönüşüme de geniş yer veriliyor. Geyve’de bir telgraf hattında filizlenen bu yapının, çok dilli yayıncılıkla dünyanın dört bir yanına ulaşan küresel bir medya aktörüne dönüştüğü anlatılıyor. Bu sürecin yalnızca kurumsal büyüme değil, aynı zamanda bir zihniyet değişimi olduğu ifade ediliyor.
SAHA TANIKLIKLARI VE KRİZ DÖNEMLERİKitapta, Atakan Çelik’in sahadan edindiği deneyimler de önemli bir yer tutuyor.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşananlar, Arap Baharı sürecinde bölgedeki gelişmeler, Pakistan’daki sel felaketi ve Bosna’daki saha gözlemleri, ajansın kriz anlarında üstlendiği rolü ortaya koyan örnekler arasında sıralanıyor. Bu olaylar üzerinden ajansın yalnızca haber aktaran değil, aynı zamanda sahada aktif rol alan bir yapı olduğu aktarılıyor.
GAZZE BÖLÜMÜ VE BELGELEME ÇALIŞMALARIEserde Gazze’de yaşanan gelişmelere de özel bir bölüm ayrılıyor. Bu bölümde, Anadolu Ajansı tarafından yayımlanan “Tanık”, “Kanıt” ve “Sanık” adlı çalışmaların uluslararası kamuoyu ve hukuk açısından taşıdığı önem ele alınıyor.
Gazze’de yaşananların yalnızca insani değil, aynı zamanda hakikatin hedef alındığı bir süreç olduğu vurgulanırken, ajansın bu süreçte yaptığı yayınlarla yaşananları kayıt altına aldığı belirtiliyor.
İTHAF VE GENEL ÇERÇEVEAtakan Çelik, kitabını gazeteciler açısından zorlu bir dönem olarak nitelendirdiği İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında hayatını kaybeden meslektaşlarına ithaf etti.
“Yüzyılın Tanığı”, Anadolu Ajansı’nın yalnızca bir haber ajansı olmadığını; aynı zamanda Türkiye’nin küresel iletişim gücünün, medya diplomasisinin ve hakikat mücadelesinin önemli bir temsilcisi olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Haber Merkezi
Türkiye’deki dijital platform kullanımlarında uzun süredir tartışılan anonim hesap devri resmi olarak kapanıyor. Dijital dünyada işlenen suçların ve dezenformasyonun önüne geçmek amacıyla hazırlanan yeni yasal düzenleme, sosyal medya platformlarının da onayıyla hayata geçmeye hazırlanıyor. Diyarbakır’da düzenlenen TÜGVA İhtisas Akademisi 26 Lansmanı’nda konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, teknoloji devleriyle gerekli görüşmelerin tamamlandığını belirterek, internet ortamında herkesin […]
Arafta dizisinde Mercan’ın evlilik teklifini kabul etmesinin ardından kız isteme için hazırlıklar başlar.
İsteme gününde Mercan ve Ateş çok mutlu ve heyecanlıdır. Nişan yüzükleri takılır. Tören esnasında Cemal, telefonuna gelen mesajla gerilir. Nezir, nişanın yapıldığı eve, silahlı adamlarıyla gelmiştir. Nezir, mutlu güne gölge mi düşürecek?
Her tercihin bir bedeli olduğu tutkulu bir aşk ve intikam destanı olduğunu anlatan Arafta, hafta içi her gün 13:00’de Kanal 7’de…
Gelin dizisinde Cihan ve Hançer, Yiğit’in nişanı için Hilal’in evine giderler. Ancak isteme sırasında Hilal’in annesinden beklemedikleri bir cevap alırlar.
Sinem ve Metin, tekrar aynı evde yaşamalarıyla beraber birbirlerine yakınlaşmaya ve kavga etmemeye başlarlar. Cihan, Hançer’e evliliklerine bir şans daha vermek isteyip istemediğini sorar. Hançer ne cevap verecek?
Sırların, büyük yüzleşmelerin ve çetin sınavların damga vurduğu Gelin, haftanın her günü 19.00’da Kanal 7 ekranlarında izleyicisiyle buluşuyor.
Gönül Sözüm dizisinde Aditya, büyükannesinin rahatsızlığı nedeniyle hastanededir. O sırada Nisha’nın tuttuğu adamlar tarafından köşeye sıkıştırılan Preet’in sesini duyar.
Hızla yardım etmeye gider ve Preet’i adamların elinden kurtarır. Preet çok korkmuştur. Aditya, sakinleştirmek için ona sarılır. Aditya’nın yardımı, Preet’le aralarını düzeltmeye yardımcı olacak mı?
İntikamla yoğrulan bir aşk hikâyesi: Gönül Sözüm, hafta içi her gün saat 16.00’da Kanal 7’de…
Yalnız Karar dizisinde Ömer’in onunla evlenmeyi reddetmesinin ardından Fatma, üzüntüsünü gizleyemez.
Ömer, Fatma ile konuşur ve şu an evlenmeyi düşünmediğini, ancak bir gün evlenecekse bu kişinin Fatma olacağını söyler. Ömer’in annesi de Fatma ile konuşurken ona Ömer’in evliliğe ikna olabilmesi için, bir süre başörtüsünü çıkarmasını ve tarzını değiştirmesini tavsiye eder. Fatma, bu teklifi kabul edecek mi?
Aile ilişkileri, fedakarlık, içsel çatışmalar ve hayatın dönüm noktaları etrafında şekillenen Yalnız Karar hafta içi her gün saat 13:00’te Kanal 7’e.
Gaziantep’in önemli simgelerinden biri olan Zeugma Antik Kenti’ndeki “Çingene Kızı” mozaiğinin öyküsü, TRT tabii platformu için yarı belgesel niteliğinde bir döküdrama olarak izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. GGN Film imzasını taşıyan ve şimdiden merak konusu olan projede, “Çingene Kızı” karakterini başarılı oyuncu Gülper Özdemir üstlenecek.
TRT DİZİSİNE FLAŞ TRANSFER: ÜNLÜ İSİM SÜRPRİZ ROLLE EKRANA DÖNÜYOR!
Projenin yönetmenliğini Yağız Alp Akaydın üstlenirken, hikâye 1998 yılında Zeugma’daki Belkıs Tepesi’nde gerçekleştirilen kurtarma kazılarıyla başlıyor. Altı bölümden oluşacak yapım, yerli ve yabancı arkeologların anlatımlarıyla şekillenerek ilerliyor ve geçmişten günümüze uzanan bir bağ kurarak final yapıyor.
Bilindiği üzere Gülper Özdemir oyunculuk kariyerinde; Cennetin Çocukları, Leyla: Hayat Aşk Adalet, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi, Gül Masalı, Kıbrıs Zafere Doğru, Sen Anlat Karadeniz, Meleklerin Aşkı, Tutsak, Karayazı, Bana Sevmeyi Anlat ve Medcezir gibi projelerde kameralar karşısına geçmişti.
Türkiye genelinde hayata geçirilen “Yüzyılın Konut Projesi” kapsamında planlanan 500 bin sosyal konut için hak sahiplerini belirleme süreci sürüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından açıklanan takvim doğrultusunda bugün Muğla için kura çekimi gerçekleştiriliyor.
Kura çekimi noter huzurunda yapılırken vatandaşlar çekilişi TOKİ’nin resmi YouTube kanalı üzerinden canlı olarak izleyebiliyor. Çekiliş tamamlandıktan sonra Muğla’da konut sahibi olmaya hak kazanan asil ve yedek listeleri, hem e-Devlet sistemi hem de TOKİ’nin resmi internet sitesi üzerinden erişime açılacak.
Muğla’daki kura süreci de diğer illerde olduğu gibi şeffaflık ilkesi doğrultusunda canlı yayınla kamuoyuna aktarılıyor. Çekilişin tamamlanmasının ardından sonuçlar dijital platformlarda yayımlanarak başvuru sahiplerinin erişimine sunuluyor.
*Başvuru yapan vatandaşlar sonuçları T.C. kimlik numaralarıyla aşağıdaki platformlar üzerinden öğrenebiliyor:
-TOKİ’nin resmi internet sitesi
-e-Devlet Kapısı
-Ev Sahibi Türkiye – Kura Sonuçları sayfası
2026 TOKİ MUĞLA ASİL VE YEDEK LİSTESİ
TOKİ tarafından Muğla’da konut almaya hak kazanan asil ve yedek adayların listeleri ilçe bazında sisteme yüklenmeye başladı. Başvuru sahipleri, müracaat ettikleri ilçeyi seçerek sonuçlara kolayca ulaşabiliyor.
MUĞLA'DA HANGİ İLÇEYE KAÇ KONUT YAPILACAK?
*TOKİ, Muğla genelinde 6 bin 417 sosyal konut inşa etmeyi planlıyor. Proje kapsamında konutların dağılımı ise şu şekilde:
Gelin dizisinde Hançer’in Efehan’ı kaçırma şüphesi Cihan’ı huzursuz etmiştir. Hem Hançer’in ihanet edebileceğine hem de oğlundan ayrılma ihtimaline sinirlenir. Hançer’in hamle yapmasını tetikte bekler.
Sinem’in de desteği ile Hançer, Efehan’ı konaktan kaçırmaya karar verir. Sinem, Efehan’ı konaktan alıp Hançer’e getirir ancak Cihan onları yakalar. Hançer şimdi ne yapacak?
Sırların, büyük yüzleşmelerin ve çetin sınavların damga vurduğu Gelin, haftanın her günü 20.00’de Kanal 7 ekranlarında izleyicisiyle buluşuyor.
Gönül Sözüm dizisinde Pridvi, Sanju’nun ona oynadığı oyunu fark eder. Pari ve Sanju’nun arasının bozulmasıyla Neeti, Sanju’yu geri kazandığını düşünür ve onu kaybetmekten korkar.
Sanju’yu kendi canına kıymakla tehdit eder. Pari, annesi ve Pridvi arasında geçmişten kalan bir mesele olduğunu anlar. Bu meselenin ne olduğunu öğrenmek ister ve Pridvi’ye annesi ile nasıl bir bağı olduğunu sorar. Pari, Pridvi’nin sırrını öğrenecek mi?
İntikamla yoğrulan bir aşk hikâyesi: Gönül Sözüm, hafta içi her gün saat 15.45’de Kanal 7’de…
Arafta dizisinde Ateş, Aslı’nın yaptıklarını öğrenmiştir. Cemal de Ateş’e yardım eder ve Aslı’yı konuşturur. Ateş ve Mercan mutluluklarını yaşarken, sakladığı sır Ateş’i yiyip bitirir.
Mercan’a nasıl söyleyeceğini düşünür. Bu sırada Aslı, Mercan’ın şüphelenmesi için Ateş’in ondan bir sır sakladığını söyler. Mercan Ateş’e bu sırrı sorar. Ateş, gerçekleri Mercan’a açıklayacak mı?
Her tercihin bir bedeli olduğu tutkulu bir aşk ve intikam destanı olduğunu anlatan Arafta, hafta içi her gün 12:50’de Kanal 7’de…
TV8’de yayınlanan Survivor 2026 Ünlüler-Gönüllüler sezonunda eleme heyecanı her hafta olduğu gibi bu hafta da yaşandı. Haftanın eleme potasında yer alan yarışmacılar Engincan ve Onur Alp, adada kalabilmek için düelloda karşı karşıya geldi. Mücadelenin tamamlanmasının ardından gözler Kader Konseyi’ne çevrildi ve düelloyu kaybeden yarışmacının akıbeti resmen belli oldu.
Büyük rekabete sahne olan bölümde yarışmacılar önce ödül oyunu için parkura çıktı. Kırmızı ve mavi takımın karşı karşıya geldiği mücadelede yarışmacılar hem ödülü kazanmak hem de ceza almamak için tüm güçlerini ortaya koydu.
Oldukça çekişmeli geçen oyunun finalinde Ramazan ile Bayhan karşılaştı. Ramazan’ın kazandırdığı sayı sayesinde Gönüllüler takımı mücadeleyi 10-6 kazanarak ödülün sahibi oldu.
ELEME DÜELLOSUNU KİM KAZANDI?
Bu hafta eleme potasında Can Berkay, Barış Murat Yağcı, Engincan ve Onur Alp yer aldı. Yapılan oylama sonucunda Barış Murat Yağcı ile Can Berkay potadan çıkarken, düelloda karşı karşıya gelen isimler Engincan ve Onur Alp oldu. Zorlu geçen mücadelede galip gelen yarışmacı Engincan olarak adada kalmayı başardı.
SURVIVOR'DAN 1 İSİM DAHA GİTTİ! BUNDAN BÖYLE PROGRAMDA YER ALMAYACAK
Düelloyu kaybeden Onur Alp, final kararının verileceği Kader Konseyine çıktı. Kırmızı takımın yaptığı oylamada Onur Alp’in takıma katılması kabul edilmedi. Alınan karar doğrultusunda Survivor 2026’ya veda eden isim Onur Alp oldu.
İngiltere’nin kamu yayıncısı BBC’de genel direktörlük koltuğu için geri sayım başladı. Kurumun üst yönetiminde yapılacak değişiklik kapsamında yürütülen arayışta, teknoloji dünyasından bir isim öne çıktı.
Google’da üst düzey yöneticilik yapan Matt Brittin’in, BBC Genel Direktörlüğü için en yakın aday olduğu kulislerde konuşuluyor. Uzun yıllardır dijital medya ve teknoloji alanında görev yapan Brittin’in, özellikle dijital dönüşüm ve küresel platform stratejileri konusundaki deneyiminin BBC yönetimi tarafından önemli bir avantaj olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
Yarışın önceki aşamalarında güçlü adaylar arasında gösterilen Apple TV yöneticisi Jay Hunt ile eski Channel 4 CEO’su Alex Mahon’un ise süreçten çekildiği bildirildi. Bu gelişmenin ardından Brittin’in ismi daha da ön plana çıktı.
BBC’nin yeni genel direktörünün göreve zorlu bir dönemde başlayacağı belirtiliyor. Kamu yayıncılığı finansman modeli, lisans ücreti tartışmaları, dijital platformlarla artan rekabet ve değişen izleyici alışkanlıkları, yeni yönetimin önündeki temel başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle genç izleyici kitlesinin dijital mecralara yönelmesi, BBC’nin içerik stratejisinde kapsamlı bir dönüşümü zorunlu kılıyor.
Öte yandan, göreve gelecek ismin yıllık maaşının 500 bin sterlinin üzerinde olacağı ifade ediliyor. Bu rakam, kamu kaynaklarıyla finanse edilen kurumda üst düzey yönetici ücretlerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirebilir.
BBC yönetim kurulunun kısa süre içinde resmi açıklamayı yapması bekleniyor. Yeni genel direktörün kim olacağı, yalnızca kurumun geleceği açısından değil, İngiltere’de kamu yayıncılığının yönü bakımından da belirleyici olacak.
İngiltere’de dijital yayın platformlarına yönelik en kapsamlı düzenlemelerden biri yürürlüğe girdi. İşçi Partisi hükümetinin hazırladığı Media Act 2024, ülkede faaliyet gösteren ve geniş kullanıcı tabanına sahip video-on-demand (isteğe bağlı yayın) hizmetlerini daha güçlü bir düzenleyici çerçeveye bağlıyor.
Yeni düzenlemeye göre, İngiltere’de 500 binden fazla kullanıcıya sahip dijital yayın platformları “Tier 1” kategorisine alınacak. Bu statü, söz konusu platformların içerik standartları, çocukların zararlı içerikten korunması ve erişilebilirlik uygulamaları bakımından daha sıkı denetlenmesi anlamına geliyor.
Ofcom’un yetkileri genişliyor
Düzenleme kapsamında Ofcom’un yetkileri önemli ölçüde artırılıyor. Halihazırda televizyon ve radyo yayınlarını denetleyen kurum, artık büyük dijital yayın platformlarının da içerik politikalarını, yaş sınırlamalarını, ebeveyn kontrol sistemlerini ve erişilebilirlik özelliklerini yakından takip edecek.
Tier 1 kapsamındaki platformların:
Çocukları zararlı içerikten koruyacak etkili yaş doğrulama ve ebeveyn kontrol mekanizmaları sunması,
İçeriklerde açık ve anlaşılır yaş derecelendirmesi uygulaması,
Engelli bireyler için altyazı, işaret dili ve sesli betimleme gibi erişilebilirlik seçeneklerini artırması,
İzleyicilere şikâyet ve geri bildirim konusunda şeffaf mekanizmalar sağlaması zorunlu hale gelecek.
Küresel platformlar doğrudan etkilenecek
Yeni düzenleme; İngiltere pazarında güçlü konumda bulunan Netflix, Amazon Prime Video ve ITVX gibi platformları doğrudan kapsıyor. Kullanıcı sayısı eşiğini aşan tüm servisler, içerik standartları açısından geleneksel televizyon yayıncılarına benzer yükümlülüklere tabi tutulacak.
Hükümet, düzenlemenin amacının dijital yayıncıları cezalandırmak değil, hızla büyüyen çevrim içi yayın sektöründe izleyiciler için daha güvenli ve kapsayıcı bir ortam oluşturmak olduğunu vurguluyor.
Çocuk güvenliği ve eşit erişim ön planda
Media Act 2024’ün merkezinde özellikle çocukların korunması yer alıyor. Yetkililer, dijital platformların televizyon yayıncılarına kıyasla daha esnek bir denetim rejimine sahip olmasının çocuklar açısından risk oluşturduğunu savunuyordu. Yeni sistemle bu farkın azaltılması hedefleniyor.
Ayrıca erişilebilirlik alanında getirilen yükümlülüklerle, işitme ve görme engelli kullanıcıların dijital içeriklere daha eşit koşullarda erişmesi amaçlanıyor.
Sektörde yeni uyum süreci
Uzmanlara göre düzenleme, platformlar için ek maliyet ve teknik uyum gereksinimi doğuracak. Ancak uzun vadede, kullanıcı güvenini artırması ve sektörde standartları yükseltmesi bekleniyor.
Media Act 2024 ile birlikte İngiltere, dijital yayın platformlarını geleneksel yayıncılıkla daha uyumlu bir düzenleyici çerçeveye oturtarak Avrupa’da öncü bir model oluşturmayı hedefliyor.
İngiltere hükümeti, dijital platformlarda izinsiz yayımlanan mahrem görüntülere karşı yeni ve sert bir düzenleme hazırlığında. Başbakan Keir Starmer, kamuoyuna yaptığı açıklamada, mağdurları korumayı amaçlayan yasa tasarısının sosyal medya şirketlerine açık bir sorumluluk yüklediğini belirtti.
Tasarıya göre, herhangi bir kişi hakkında rızası olmadan paylaşılan özel nitelikli görüntüler, ilgili platformlara bildirilmesinin ardından en geç 48 saat içinde kaldırılmak zorunda olacak. Süreye uymayan şirketler ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.
“Teknoloji şirketleriyle süregelen mücadele”
Starmer, hükümetin teknoloji şirketleriyle uzun süredir içerik denetimi ve kullanıcı güvenliği konusunda karşı karşıya geldiğini ifade ederek, “Bu, bireylerin onurunu ve güvenliğini koruma meselesidir. Platformlar sorumluluk almaktan kaçamaz” dedi.
Başbakan, özellikle “intikam pornosu” ve yapay zekâ destekli sahte görüntü (deepfake) üretimindeki artışa dikkat çekerek, mevcut düzenlemelerin mağdurları korumakta yetersiz kaldığını savundu.
Ağır para cezaları ve erişim engeli
Tasarı kapsamında kurallara uymayan firmalara milyonlarca sterlini bulabilecek para cezaları verilmesi planlanıyor. Tekrarlanan ihlallerde ise platformlara İngiltere genelinde erişim engeli uygulanmasının önü açılabilecek.
Hükümet kaynakları, düzenlemenin yalnızca içerik kaldırma süresini değil, aynı zamanda şeffaf raporlama ve hızlı başvuru mekanizmalarını da kapsayacağını belirtiyor.
İfade özgürlüğü tartışması
Tasarı, bazı çevrelerde ifade özgürlüğü ve içerik denetiminin sınırları konusunda tartışma başlattı. Dijital hak savunucuları, düzenlemenin kötüye kullanım riskine karşı açık ve net tanımlar içermesi gerektiğini savunuyor.
Hükümet ise düzenlemenin yalnızca açık şekilde izinsiz ve mahrem nitelikli içerikleri kapsadığını, gazetecilik faaliyetleri veya kamu yararı taşıyan paylaşımların hedef alınmayacağını vurguluyor.
Yasa tasarısının önümüzdeki haftalarda parlamentoya sunulması bekleniyor. Düzenleme kabul edilirse, İngiltere dijital mahremiyet konusunda Avrupa’daki en katı yaptırım rejimlerinden birini hayata geçirmiş olacak.
Elon Musk’ın yapay zeka aracı Grok hakkındaki tartışmalar bitmiyor. Musk, chatbot’un izinsiz cinsel içerikli görseller üretmeyi durdurduğunu iddia etse de son raporlar durumun tam olarak böyle olmadığını gösteriyor. Grok, kadınların rızası dışında görsel oluşturmayı engellemiş olsa da, erkekler için aynı korumayı sağlamıyor gibi görünüyor. Fransa Hükümeti X Ofisine Baskın Yaptı! Elon Musk'ın X platformunun Paris […]
İngiltere’nin ulusal yayıncısı BBC, yıllardır tartışma konusu olan TV lisans ücretinin dijital çağda toplanması ve ödemeyenlerin tespiti için teknoloji odaklı yeni bir denetim stratejisi üzerinde çalışıyor.
BBC’nin son yıllarda TV lisans gelirlerinde ciddi düşüş yaşadığı ve kaçak kullanımın arttığı belirtiliyor. Parlamento’nun denetim raporlarına göre ev ziyaretleri ve geleneksel baskı yöntemleri, teknoloji çağında evrensel olarak yeterli sonuç vermiyor; ücret ödemeyenlerin tespiti ve cezalandırılması zorlaşıyor. Bu durum BBC’nin gelir kaybının boyutunu artırıyor ve yayıncının mali sürdürülebilirliğini tartışmaya açıyor.
iPlayer Verileriyle Dijital Denetim
BBC’nin üzerinde çalıştığı yeni modelde, ülke genelindeki yaklaşık 40 milyon BBC iPlayer hesabı, hizmete giriş yapan kullanıcı etkinliklerine ve IP verilerine göre analiz edilerek TV lisansı sahipliği ile eşleştirilecek. Sistemde, kullanıcıların IP adresi ile konut adresi gibi dijital veriler karşılaştırılarak lisans sahibi olup olmadıkları kontrol edilecek. Bu sayede sadece kapı ziyaretlerine dayalı klasik denetimin ötesine geçilmesi hedefleniyor.
BBC, iPlayer’ı kullanmak için artık kullanıcı adı ve parola zorunluluğu getirmiş durumda. Bu girişler, şirketin veritabanında kişisel e-posta adresi ve izleme geçmişi ile ilişkilendiriliyor; bu veri bağları, lisans ödemeyen kişilerin tespitinde kullanılabilecek.
Artan Evasion ve Baskı
Parlamento raporlarına göre, lisans ücreti ödemekten kaçınma oranı rekor seviyelere ulaşmış durumda. BBC’nin hem geleneksel hem de yeni dijital denetim tekniklerini geliştirmesine rağmen lisans ödemeyen sayı artıyor. BBC’nin lisans gelirlerinden yıllık yüz milyonlarca sterlin civarında kayıp yaşandığı tahmin ediliyor.
Veri Koruma Endişeleri
Planlanan teknoloji temelli denetim önerileri, bazı savunucular ve gizlilik uzmanları tarafından eleştiriliyor. IP adresleri ve hesap etkinliği gibi kişisel verilerin lisans denetimi amacıyla kullanılmasının, kullanıcı gizliliğini zedeleyebileceği yönünde endişeler bulunuyor. BBC ise bu verilerin yalnızca yasal çerçevede ve sınırlı şekilde kullanılacağını belirtiyor, “herkesi kapsamlı bir gözetim sistemine tabi tutmayacaklarını” ifade ediyor.
BBC’nin Geleceği ve Tartışma
BBC’nin bu dönüşüm çabası, yalnızca lisans gelirlerini artırma hedefiyle sınırlı değil; aynı zamanda dijital yayıncılık çağında kamu hizmeti yayıncılığının sürdürülebilirliğini sağlama çabasını da içeriyor. Ancak bu plan, yayıncının rolü ve bireysel özgürlükler arasındaki denge konusunda yeni tartışmaların fitilini ateşleyecek gibi görünüyor.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Avrupa Yayın Birliği'nin (EBU) İsrail'in 2026 Eurovision Şarkı Yarışması'na katılımını onaylayan kararına destek verdiğini açıkladı.
İsrail'in yarışmanın 2026 edisyonuna katılımının ele alındığı EBU Genel Kurulunda verilen onay kararının ardından bazı ülkeler yarışmadan çekildiğini açıklarken İngiliz kamu yayıncısı BBC karara destek verdi.
BBC'den konuya ilişkin yapılan açıklamada, "EBU üyeleri tarafından verilen ortak kararı destekliyoruz. Bu, EBU kararlarını uygulamak ve kapsayıcı olmakla ilgilidir." denildi.
İrlanda, Hollanda, İspanya ve Slovenya gibi ülkeler yarışmadan çekilme kararı alırken BBC'nin söz konusu kararı desteklemesine İngiltere'deki bazı siyasetçilerden de tepki geldi.
Bağımsız milletvekili Adnan Hussain, ABD merkezli X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda BBC açıklamasını alıntılayarak, "Soykırıma platform sağlayan Eurovision’u boykot edin." çağrısında bulundu.
Bir diğer milletvekili Zarah Sultana ise paylaşımında, "BBC, İrlanda, İspanya, Hollanda ve Slovakya’yı takip ederek Eurovision’u boykot etmeli. Soykırımcı apartheid devleti İsrail’le ilişkilere normal şekilde devam edemeyiz." ifadesini kullandı.
Her Cuma Show TV ekranlarında izleyiciyle buluşan Kızılcık Şerbeti, yeni bölümüyle izleyicileri ekran başına kilitlemeye hazırlanıyor. Beklenen 117. bölüm fragmanı yayınlandı. Bade ve Ömer’in sahnesi izleyicileri şaşırtacak.
Cuma akşamlarının favorisi Taşacak Bu Deniz, dün akşam ekranlara damga vurdu. Dünkü bölümün ardından gözler yeni bölüm fragmanına çevrildi. Peki, yeni bölümde neler olacak? Esme’nin başına neler gelecek? İşte Taşacak Bu Deniz 10. bölüm fragmanı…
ABD eski başkanı Donald Trump, İngiltere’nin önde gelen yayın kuruluşu BBC’ye karşı yaklaşık 1 milyar dolar tutarında bir tazminat davası açmakla tehdit etti.
Bu gelişme, medya ve yayıncılık açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor.
Trump’un rekor tazminat tehdidi bugünkü İngiliz gazetelerinin manşetlerini oluşturdu.
BBC İLE TRUMP’I KARŞI KARŞIYA GETİREN BELGESEL
Donald Trump’ın hukuk ekibi, BBC’nin belgesel programı Panorama’da yayımlanan bir bölümde, 6 Ocak 2021 günü Capitol baskını öncesindeki konuşmasından yaptığı seçmeli montajla “müşterek yürüyüp, orada olacağım ve savaşıyoruz, cehenneme savaşacağız” gibi ifadelerin çıkartıldığını ve gerçek bağlamından koparıldığını iddia ediyor.
Trump’ın avukatları, BBC’ye gönderilen ihtar mektubunda bu yayın nedeniyle “çarpıcı finansal ve itibar zararı” doğduğunu belirterek, kurumdan şu talepleri iletti:
1.Yayının tamamen geri çekilmesi,
2.Yönetici düzeyinde bir özür yayınlanması,
3.Uygun bir tazminat ödenmesi.
BBC ise durumu “yargı süreci öncesi gözden geçirme” aşamasında olduğunu belirtti. Kurumun yönetim koltuğundaki iki üst düzey isim, eleştiriler ışığında istifa etti.
BBC YÖNETİMİNİ SARSSI VE ÖZÜR GELDİ
BBC Başkanı Samir Shah, kurumun yaptığı yayınla ilgili olarak “yargısız infaz izlenimi veren bir montaj edildiğini ve bunun bir hata / kötü yargı olduğunu kabul ediyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.
Aynı zamanda, BBC Genel Müdürü Tim Davie ve BBC Haber ve Güncel İşler Başkanı Deborah Turness istifa etti. Bu durum kurum için yönetimsel bir kırılma noktası oldu.
DAVA ABD YASALARINA GÖRE AÇILABİLİR
Trump’ın avukatları, davanın ABD’nin Florida eyaletinde bulunan “defamation (iftira/karalama)” yasalarına göre açılabileceğini söylüyor. Çünkü Trump’ın ikametgahı Florida’da.
Amerikan hukuk sisteminde kamuya mal olmuş bir kişi için “gerçeğe aykırı bilginin yayıncının kasıtlılığıyla yayınlanması” (actual malice) koşulu uygulanabiliyor. Bu yüzden defamation davaları kamu figürleri açısından genellikle zorlayıcı.
BBC’nin İngiltere’deki hukuki durumunda ise “yayının ciddi şekilde bir itibar zedelenmesine yol açma ihtimali” gibi kriterler bulunmakta.
MEDYA VE YAYINCILIK AÇISINDAN ÖNEMİ
Bir yayın kuruluşuna karşı yabancı bir siyasi liderin yüksek meblağlı defamation tehdidi yapması nadir görülen bir gelişme. Medya özgürlüğü ile sorumluluğu arasında yeni bir tartışma başlatabilir.
BBC gibi ulusal bir yayıncı açısından, editoryal süreçlerin güvenilirliği ve bağımsızlık algısı bakımından önemli bir sınav söz konusu. Bu olay, yayın kuruluşlarında etik, montaj redaksiyon süreçleri ve iç denetim mekanizmalarının gözden geçirilmesine vesile olabilir.
Ayrıca, dijital yayıncılığın sınırları ve uluslararası izleyici kitlesine sahip kuruluşların editoryal outputlarının farklı coğrafyalarda yaratabileceği yasal ve itibari zorluklar ön plana çıkıyor.
DURUMUN SONUÇLANMA SÜRECİ
BBC şu an için resmi bir dava dosyasıyla karşı karşıya değil; Trump’ın avukatları tarafından bir ihtar mektubu gönderilmiş durumda.
BBC’nin yanıtı ve olası bir çekişmenin mahkeme sürecine dönüşmesi zaman alabilir. Bu süreçte kurumun iç inceleme sonuçları, hukuki raporlama ve editoryal uyum adımları kritik olacaktır.
Eğer dava açılırsa, hem uluslararası medya hukuku hem ABD–İngiltere yayıncılık ilişkileri açısından emsal niteliğinde bir dava olabilir.
ABD Başkanı Donald Trump, İngiliz kamu yayıncısı BBC'nin üst düzey yöneticilerinin 2021'deki Kongre baskınına ilişin konuşmasını değiştirdikleri ve yakalandıkları için kovulduklarını savundu.
Trump, ABD merkezli Truth Social hesabından, BBC Genel Müdürü Tim Davie ile Haber Dairesi Üst Yöneticisi Deborah Turness'in istifasına ilişkin açıklama yaptı.
"BBC'deki en üst düzey kişiler dahil olmak üzere patron Tim Davie istifa etti/kovuldu çünkü benim çok iyi (mükemmel!) 6 Ocak konuşmamı değiştirirken yakalandılar." ifadelerini kullanan Trump, BBC'nin konuşma üzerinde oynama yapmasını haberleştiren The Telegraph gazetesine teşekkür etti.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda BBC'nin "Trump karşıtı sahte haber yaptığı için battığını" ileri sürdü.
- BBC belgeselinde Trump'ın konuşmaları montajlandı
BBC Genel Müdürü Tim Davie ile Haber Dairesi Üst Yöneticisi Deborah Turness, geçen yıl yayımlanan ABD Başkanı Donald Trump belgeselinde 2021 Kongre baskınıyla ilgili ifadelerin bağlamından çıkarılarak montajlandığının ortaya çıkmasının ardından dün istifa etmişti.
The Telegraph'ın 3 Kasım'daki haberine göre BBC News'te yayımlanan Panorama programında 28 Ekim 2024'te gösterilen "Trump: İkinci bir şans?" başlıklı belgeselde Trump'ın 2021'deki Kongre baskını öncesi yaptığı iki farklı konuşma yer almıştı.
ABD Başkanlık seçiminden bir hafta önce yayımlanan belgeselde BBC'nin bu iki farklı konuşmayı birleştirerek tek konuşma gibi yayımladığı görülmüş ve montaj neticesinde Trump'ın destekçilerine "Kongreye yürüyün ve savaşın" mesajını verdiği algısı oluşmuştu.
Gerçek konuşmadaki barışçıl şekilde protesto etme ifadeleri ise BBC belgeselindeki birleştirilmiş konuşmadan çıkarılmıştı.
İngiliz kamu yayıncısı BBC Genel Müdürü Tim Davie ile Haber Dairesi Üst Yöneticisi Deborah Turness, geçen yıl yayımlanan ABD Başkanı Donald Trump belgeselinde 2021 Kongre baskınıyla ilgili ifadelerin bağlamından çıkarılarak montajlandığının ortaya çıkmasının ardından istifa etti.
The Telegraph gazetesinin montaj gerçeğini ortaya çıkarmasının ardından Davie, 20 yıllık BBC kariyerinin ardından istifa ettiğini açıkladı.
Yazılı açıklamasında "Tüm kurumlar gibi BBC de mükemmel değil. Açık, şeffaf ve hesap verebilir olmalıyız." ifadesini kullanan Davie, istifa için birçok sebebi olduğunu ancak BBC'nin haber kanalı BBC News'te yayımlanan Trump belgeselinin ana etken olduğunu belirtti.
Davie "Genel olarak BBC iyi bir iş çıkarıyor. Ancak bazı hatalar yapıldı ve genel müdür olarak tüm sorumluluğu üzerime almak zorundayım." değerlendirmesinde bulundu.
BBC Yönetim Kurulu Başkanı Samir Shah, Davie ve Turness'in istifa ettiğini açıkladı.
İkilinin BBC'ye önemli katkılar sağladığını ifade eden Shah, "BBC için üzücü bir gün." ifadesini kullandı. Shah, yönetim kurulu olarak söz konusu kararı ve sebeplerini saygıyla karşıladıklarını aktardı.
The Telegraph'ın 3 Kasım'daki haberine göre BBC News'te yayımlanan Panorama programında 28 Ekim 2024'te gösterilen "Trump: İkinci bir şans?" başlıklı belgeselde Trump'ın 2021'deki Kongre baskını öncesi yaptığı iki farklı konuşma yer almıştı.
ABD Başkanlık seçiminden bir hafta önce yayımlanan belgeselde BBC'nin bu iki farklı konuşmayı birleştirerek tek bir konuşma gibi yayımladığı görülmüş ve montaj neticesinde Trump'ın destekçilerine "Kongre'ye yürüyün ve savaşın" mesajı verdiği algısı oluşmuştu.
Gerçek konuşmadaki barışçıl şekilde protesto yapma ifadeleri ise BBC belgeselindeki birleştirilmiş konuşmadan çıkarılmıştı.
Olay, bu konuda BBC Yönetim Kurulu'na sunulan 19 sayfalık bir raporla gün yüzüne çıkmıştı.
İtalyan Nova Haber Ajansı muhabiri Gabriele Nunziati, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerine sorduğu Gazze sorusunun ardından işini kaybetti.
Brüksel'e yeni atanan İtalyan gazeteci Nunziati, 13 Ekim'deki basın toplantısında, AB Komisyonu sözcülerine "Rusya'nın Ukrayna'nın yeniden inşası için tazminat ödemesi gerektiğini defalarca tekrarladınız. Gazze Şeridi'nin neredeyse tamamını ve sivil altyapıyı yok eden İsrail'in, Gazze'nin yeniden inşası için tazminat ödemesi gerektiğine inanıyor musunuz?" sorusunu yöneltti.
Baş Sözcü Paula Pinho da soruyu "Kesinlikle ilginç bir soru ve bu aşamada herhangi bir yorumda bulunmayacağım." diyerek yanıtladı.
Ardından Avrupa Parlamentosu (AP) Sol grup mensubu İtalyan Milletvekili Gaetano Pedulla, sorudan birkaç gün sonra Nunziati'nin işine son verildiğini duyurdu.
Olayı, AA muhabirine doğrulayan Nunziati, detayları ise açıklayamayacağını kaydetti.
Alman siyasetçi Ursula von der Leyen başkanlığındaki AB Komisyonu, İsrail'in Gazze'deki soykırımı karşısında Tel Aviv yanlısı tutum takınmakla eleştiriliyor.
Yapım ve senaryosu Mehmet Bozdağ’a ait; yönetmenliğini Bülent İşbilen’in, başrolünü Orhan Bey karakteriyle Mert Yazıcıoğlu’nun üstlendiği Kuruluş Orhan, güçlü oyuncu kadrosu, görkemli prodüksiyonu ve etkileyici hikayesiyle ilk bölüm 2. tanıtımında karakterlerin arasındaki mücadeleler hakkında ipuçları verdi.
KURULUŞ ORHAN YENİ SEZON TANITIMI YAYINLANDI!
USTA İSİMLERLE DOLU SAHNELER HEYECANI ZİRVEYE TAŞIDI
Orhan Bey rolüyle seyircinin heyecanla beklediği başrol Mert Yazıcıoğlu’nun yeni imajı ve savaş sahnelerindeki performansından övgüyle bahsedilirken, tanıtımda diziye katılan Cihan Ünal Barış Falay, Bennu Yıldırımlar, Burak Sergen, Şükrü Özyıldız Mahassine Merabet, Sevinç Kıranlı, Tevfik Erman Kutlu da yer aldı.
Bölüm tanıtımında yer alan savaş sahnelerinden obadaki görüş ayrılıklarına uzanan kesitler izleyicileri meraklandırırken obanın kadınları arasındaki diyaloglar da heyecanı artırdı.
TÜRKİYE'DEN BREZİLYA'YA, SUUDİ ARABİSTAN'DAN FAS'A, RUSYA'DAN İSPANYA'YA KADAR GÜNDEM KURULUŞ ORHAN
‘Kuruluş Orhan’ın daha önce yayınlanan tanıtımları kısa sürede on milyonlar tarafından izlenirken Türkiye’den Brezilya’ya, Suudi Arabistan’dan Fas, Cezayir ve Tunus’a, Rusya’dan, İspanya’ya kadar birçok ülkede sosyal medya gündemine girerek global çapta büyük ses getirmişti.
‘Kuruluş Orhan’ın ilk bölüm 2. tanıtımında başrol Mert Yazıcıoğlu’nun canlandırdığı Orhan Bey’in “Mesele Bursa değil mesele benmişim” repliği sosyal medyada büyük yankı bulurken görkemli prodüksiyonu, etkileyici savaş sahneleri ve müthiş oyuncu kadrosuyla sosyal medyayı ayağa kaldırdı.
Ayrıca Barış Falay’ın hayat verdiği Şahinşah Bey karakterinin Orhan Bey’le girdiği güç savaşı da kullanıcılar tarafından çok konuşuldu.
Tanıtım kısa sürede milyonlarca izleyici tarafından izlenirken aldığı binlerce yorumla Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinde de gündem oldu.
Yeni hikayesi, müthiş dünyası ve kadrosuna kattığı önemli isimlerle yeni sezona bomba gibi girmeye hazırlanan ‘Kuruluş Orhan’ dizisinde başrol Mert Yazıcıoğlu’nun yanı sıra Cihan Ünal, Barış Falay, Bennu Yıldırımlar, Şükrü Özyıldız, Burak Sergen, Mahassine Merabet, Can Atak, Sevinç Kıranlı, Sena Mercan ve Tevfik Erman Kutlu gibi yeni isimlerle birlikte Kuruluş Dizisi’nde yer alan Çağrı Şensoy, Faruk Aran, Belgin Şimşek ve Yiğit Uçan gibi güçlü oyuncular da kadroda yer alıyor.
‘Kuruluş Orhan’ 29 Ekim Çarşamba akşamı saat 20.00’de ATV'de seyirciyle buluşacak.
Süleymanlı’ya göre, bu tür yapımlar Türk toplumunu sürekli entrikalar içinde yaşayan bir yapı olarak göstererek yurtdışında yanlış bir algının pekişmesine neden oluyor.
Bazı ülkelerde bu dizilerin aile yapısına zarar verdiği gerekçesiyle yasaklanmasının gündeme geldiğini hatırlatan Süleymanlı, “Bu yapımlar yalnızca yerel düzeyde değil, uluslararası platformlarda da eleştiri konusu. Her ne kadar döviz girdisi ve turizm açısından kısa vadede katkı sağlasalar da uzun vadede Türkiye’nin kültürel imajına zarar verebilirler” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Süleymanlı, dizilerin içerik üretiminde toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini, aile değerlerinin daha dengeli ve gerçekçi biçimde yansıtılmasının hem yerel hem küresel düzeyde olumlu etkiler yaratacağını savundu.
DİZİLERDE AİLE TEMSİLİ: GÜVENLİ LİMAN MI, ÇATIŞMA ALANI MI?Günümüz Türk yapımı dizilerinde aile kavramının çoğunlukla dramatik çatışmalar üzerinden ele alındığını dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Aile içindeki toksik ilişkiler, ihanet, ensest ve şiddet gibi olumsuz temalar, dizilerin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, izleyiciye aileyi güvenli bir limandan çok sürekli çatışmaların yaşandığı bir alan olarak algılatabilmektedir. İyileşme, uzlaşma ve sevgi gibi olumlu unsurların arka planda kalması, izleyicilerde olumsuz bir aile algısının yerleşmesine zemin hazırlamaktadır.” dedi.
OLUMLU AİLE DEĞERLERİNİ ÖNE ÇIKARAN YAPIMLAR DA MEVCUTAileyi güçlendiren yapımların da var olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Gönül Dağı gibi diziler, sevgi, saygı, fedakârlık ve dayanışma gibi değerleri öne çıkararak izleyicilere pozitif mesajlar vermektedir. Bu tür yapımlar, Türk kültürünün özünü yansıtan unsurlarıyla hem Türkiye’de hem de dizilerin yoğun ilgi gördüğü ülkelerde yüksek reytingler elde etme potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla, güçlü aile bağlarını işleyen diziler de geniş kitleler tarafından ilgi görmekte, bu da bazı yapımcıların ‘reyting alamama’ savını geçersiz kılmaktadır.” diye konuştu.
AŞIRI DRAMATİZASYON TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK ALGIYI BOZUYORTürk dizilerinde aile temsillerinin çoğunlukla gerçek hayattan uzak ve sınırları zorlayan biçimde aşırı dramatize edilmiş şekilde sunulduğuna işaret eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İhanet, aldatma, gizli sırlar ve yoğun çatışmalar abartılı şekilde işlenmekte, evlilik dışı ilişkiler ya da aile bireyleri arasındaki aşırı nefret gereksiz yere öne çıkarılmaktadır. Bu yaklaşım yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de olumsuz yansımalar doğurabilmektedir. İzleyicilerin duygusal dünyasını zedeleyen bu içerikler, aile bağlarını zayıflatmakta; ayrıca Türk insanını sürekli entrikalar içinde yaşayan bir topluluk gibi göstererek özellikle yurtdışında yanlış bir imajın pekişmesine yol açmaktadır.” ifadesinde bulundu.
KISA VADELİ KAZANÇLAR UZUN VADELİ İMAJ SORUNLARINA YOL AÇABİLİRBu tür yapımların yalnızca Türk ailesi açısından değil, uluslararası düzeyde de eleştirildiğini bazı ülkelerde aile yapısına zarar verdikleri gerekçesiyle yasaklanmalarının dahi gündeme geldiğini kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Dolayısıyla dizilerin döviz girdisi ve turizmdeki katkıları kısa vadede olumlu görünse de uzun vadede Türkiye’nin uluslararası imajı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir.” şeklinde konuştu.
YASAKLAMA GEREKÇELERİ: NORMALLEŞTİRİLEN ÇARPIK İLİŞKİLERProf. Dr. Süleymanlı, bazı ülkelerde "Türk dizileri yasaklanmalı" diyen uzmanların gerekçelerine de değinerek, “Bu görüşlerin bir kısmı, Türkiye’de dile getirilen eleştirilerle benzerlik taşımaktadır. Çarpık aile ilişkilerinin normalleştirilmesi, ihanet ve şiddetin özendirilmesi gibi temaların sıkça işlenmesi, izleyicilerin toplumsal yapılar üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda artan uyarılara yol açmaktadır.” dedi.
YABANCI İZLEYİCİDE GERÇEKÇİ OLMAYAN BEKLENTİLER OLUŞUYORTürk dizilerinin farklı nedenlerle de eleştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Nitekim Rus psikolog Andrey Zberovskiy, kendi ülkesi açısından Türk dizilerinin olumsuz yönlerini dile getirirken, erkek karakterlerin idealize edilmiş biçimde sunulmasının özellikle Rus kadın izleyicilerde gerçekçi olmayan beklentiler yarattığını belirtmektedir. Ona göre kadınların eşlerini dizilerdeki ‘mükemmel’ karakterlerle kıyaslaması, hayal kırıklıklarına ve Rusya gibi ülkelerde evliliklerin zayıflamasına yol açabilmektedir.” diye konuştu.
KÜLTÜREL HASSASİYETLERİN ALAYCI SUNUMU TEPKİ ÇEKİYORAyrıca, Türk dizilerinin yurtdışında yalnızca aile yapılarına değil, kültürel hassasiyetlere zarar verebilen içerikleriyle de eleştiri odağı haline gelebildiğinin görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Nitekim bazı yapımlarda, Azerbaycan gibi kardeş bir ülkede konuşulan Türkçenin, şarkılarının ve kültürel öğelerinin komiklik amacı taşısa dahi hafifletilmiş ve hatta alaycı bir üslupla sunulması, bu ülke kamuoyunda ciddi tepkilere yol açmaktadır. Bu tür örnekler, dizilerden beklenen ‘yumuşak güç’ işlevinin doğru işlemesini engellemekte; aksine, beklenen kültürel yakınlaşma yerine en yakın coğrafyalarda dahi olumsuz algılar doğurmaktadır.” dedi.
GENÇ İZLEYİCİLERDE GERÇEKÇİ OLMAYAN AİLE BEKLENTİLERİ OLUŞUYORÇocuklar ve ergenlerin çeşitli platformlarda izledikleri dizilerin hem aile algılarını hem de davranışlarını önemli ölçüde şekillendirdiğini anlatan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:
“Araştırmalar, gençlerin özellikle olumsuz karakterlerden etkilendiğini göstermektedir. Türk dizilerinde suçlular, dolandırıcılar, şiddet uygulayan bireyler ya da ahlaki kuralları hiçe sayan figürlerin cazip ve dramatize edilmiş biçimde sunulması, genç izleyicilerin bu tür davranışları model almasına ve geleneksel aile yapısını sorgulamasına yol açabilmektedir. Özellikle ergenler, evde sağlıklı rol modelleri bulamadıklarında dizilerdeki karakterleri taklit edebilmektedir. Bu durum aile içindeki değerler ve ilişkiler hakkında yanlış algılar doğurmakta; dizilerdeki tutkulu aşklar, dramatik barışmalar ve intikam hikâyeleri ise gençlerin gerçek ilişkilerle kıyaslama yaparak hayal kırıklığı yaşamalarına sebep olmaktadır. Yoğun dramatik temalar, genç izleyicilerde aileye dair gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmakta ve uzun vadede aile içi iletişim ile ilişkileri olumsuz etkileyebilmektedir.”
TOPLUMSAL DEĞERLERİ ÖNE ÇIKARAN YAPIMLAR GELİŞTİRİLMELİAileyi destekleyen yapımların, toplumsal değerleri ve sağlıklı aile ilişkilerini öne çıkaran bir anlayışla hazırlanması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Diziler, sadece dramatik öğeleri değil; sevgi, saygı, güven ve dayanışma gibi temel değerleri de izleyiciye aktarmalı, şiddet ve olumsuz ilişki biçimlerinden kaçınmalıdır. Bu yaklaşım, özellikle genç izleyicilere sağlıklı aile dinamiklerini, karşılıklı saygıyı ve empatiyi öğretme potansiyeline sahiptir.” şeklinde konuştu.
İÇERİK DENETİMİNDE SOSYOLOGLARIN ROLÜ ARTMALITürk dizilerinin sıkça “aşkın gücü” ve “güçlü aile bağları” temalarına odaklansa da bunların gerçekçi ve sağlıklı bir çerçevede sunulması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ayrıca dizilerin sosyal sorumluluk bilinciyle üretilmesi ve ailelerin çocuklarının izlediği içerikleri dikkatle denetlemesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda, denetim süreçlerinde sosyologların yer alması, içeriklerin toplumsal etkiler açısından daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlayabilir. Sosyologlar, dizilerin toplumsal yansımalarını analiz ederek, aile yapısını güçlendiren içeriklerin geliştirilmesine katkıda bulunabilirler. Sonuç olarak, genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri azaltmak için senaryo aşamasından itibaren sağlıklı aile yapılarını yansıtan içeriklerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle yapımlar, aileyi ve toplumsal bağları güçlendirerek Türkiye’nin kültürel imajına da olumlu katkılar sunacaktır.”
Senaryosunu Onur Uğraş'ın yazdığı Can Borcu dizisinden kötü haber geldi. ATV ekranlarında yayınlanan ve geçtiğimiz sezondan bu yana izleyiciyle buluşan Can Borcu dizisi için final kararı verildi. NTC Medya imzalı yapım, 10 Ekim tarihinde yayınlanacak olan 28. bölümüyle ekranlara veda etmeye hazırlanıyor.
REYTİNGLER BEKLENTİYİ KARŞILAYAMADI
21 Aralık 2024’te yayın hayatına başlayan dizi, ilk bölümüyle 3,18 reyting alarak zayıf bir başlangıç yaptı. İkinci bölümde ise izlenme oranlarında düşüş yaşandı.
İlk sezonunu ortalama 3,75 reytingle tamamlayan yapım, ikinci sezona 6 Eylül 2025’te geri döndü ancak açılış bölümü yalnızca 1,98 reyting aldı.
Yeni sezonda şu ana kadar dört bölüm yayınlanan dizi, bu bölümlerde ortalama 2,11 reyting elde etti. Bu performans sonrasında kanal ve yapım ekibi final kararı aldı.
ZENGİN KADROYA SAHİPTİ
İkinci sezonun yönetmen koltuğunda Hülya Bilban otururken, senaryo yine Barış Erdoğan ve İlker Arslan imzası taşıyor. Dizinin güçlü oyuncu kadrosunda ise Bülent İnal, Ebru Özkan, Mine Tugay, Cüneyt Mete, Ragıp Savaş, Demircan Kaçel, Nurşim Demir, Goncagül Sunar, Selen Soyder ve Çağla Boz gibi isimler yer alıyor.
Threads, uygulamasının kullanım şeklini değiştirebilecek topluluklar özelliğini hayata geçirdi. Meta, Perşembe günü yaptığı açıklamada, kullanıcıların basketbol, televizyon, K-pop, kitaplar ve daha birçok konuda rahatça sohbet edebileceği 100’den fazla topluluğun dünya genelinde erişime açıldığını duyurdu. Meta’ya göre bu yeni özellik, kullanıcılara ilgi duydukları konularda daha derin ve anlamlı sohbetler yapabilecekleri özel alanlar oluşturmayı hedefliyor. Kullanıcıların katıldıkları […]
Basın İlan Kurumu (BİK) verileriyle hazırlanan 2024 Süreli Yayın İstatistikleri yayımlandı. Bu yıl ilk kez internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiği de resmi verilere dahil edildi. Rapora göre, dijital basın 9,2 milyar tekil ziyaretçiye ulaşarak 46,7 milyar sayfa görüntülemesi elde etti.
Tirajlar düşerken dijital trafik yükseldiGazetelerin toplam tirajı bir önceki yıla göre yüzde 27,5 azalarak 462 milyon adede gerilerken, dijital medyada büyük bir okur ilgisi gözlemlendi. En çok trafik, Genel Kategori’deki haber sitelerinden geldi.
Süreli yayın sayısı azaldı, içerik hâlâ ‘siyasi-haber-güncel’ ağırlıklı2023’te 2.079 olan süreli yayın sayısı, 2024’te yüzde 1,8 düşüşle 2.040’a geriledi. Yayınların yüzde 88’i hâlâ siyasi-haber-güncel içerik üretiyor. Resmî ilan yayımlayan 753 gazetenin tamamı bu kategoride yer aldı.
İstanbul lider, Kahramanmaraş dijitalde öne çıktıEn çok süreli yayının bulunduğu il 372 yayınla İstanbul olurken, sadece resmî reklam yayımlayan internet haber sitelerinde Kahramanmaraş 69 siteyle ilk sırada yer aldı.
Kadın istihdamı yüzde 39, eğitim düzeyi yüksekToplam 7.719 basın çalışanının yüzde 39’u kadınlardan oluşuyor. Çalışanların yüzde 43,8’i lisans mezunu. Gazetelerde en çok muhabir, internet sitelerinde ise editör istihdam ediliyor.
İlan sayısı azaldı, bedeller katlandıResmî ilan ve reklam sayısı yüzde 7,1 düşerken, toplam bedel yüzde 90 artarak 3,98 milyar TL’ye ulaştı. Kamu desteğinin yüzde 84,5’i resmî ilanlardan geldi.
Kaynak: Haber Merkezi
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Aziz İhsan Aktaş’ın verdiği ifade üzerine Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırmak”, “suç örgütü kurmak ve yönetmek” suçlamalarıyla yakalama kararı çıkarıldı.
Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklama şu şekilde:
“Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2024/236201 soruşturma sayılı dosyasında suç örgütü kurmak, yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet vermek, mal varlığı değerlerini aklamak, vergi usul kanununa muhalefet etmek suçlarından hakkında soruşturma yürütülen Aziz İhsan Aktaş’ın alınan beyanı ve yapılan araştırma işlemleri kapsamında şüpheli Cafer Mahiroğlu’nun, ihale süreçlerine müdahale ettiğine ilişkin tespitlerin yapılması üzerine şüpheli Cafer Mahiroğlu hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan soruşturma işlemlerine başlanılmış, Yurtdışına çıktığı tespit edilen şüpheli ile ilgili İstanbul nöbetçi sulh ceza hakimliğince yakalama emri kararı verilmiştir. Kamuoyuna duyurulur.”
Para sıkıntısı yaşayanların organlarını satışa çıkardığı günümüzde, artık çaresizlik doğmamış bebekleri de yasadışı yollarla satmaya zorladı. Daha önce de “evlatlık bebek” siteleri üzerinden gayrimeşru ilişki sonrası yapılan bebek satışı yine maddi sıkıntı çeken ailelerin tercihi oldu.
Cumhuriyet, bebeğini para karşılığı satan ailelerle görüştü. Kırıkkale’de bir anne 55 günlük kız bebeğini 100 bin TL karşılığında “otomobil” satar gibi internet sitesinde ilana koyarak pazarlık yaptı. Kimliği, doğum raporu olmayan ve evlilik dışı dünyaya gelen bebek için açıklama notuna “Borçlarım var. Hamilelik ve doğum sırasında çok para harcadım. Sıkıntıları ve bebeği aileme anlatamadım. Tek şartım 100 bin TL. Bebeği istediğiniz yere getirim” diyerek satma nedenini maddi sıkıntılar olarak gösterdi. Aile, bebeğin fotoğrafını da paylaştı. Bir anne ise 40 günlük bebeği olduğunu ücret karşılığında güvendiği kişiye bebeğini vereceğini yazdı. Ücreti yüz yüze yapılan görüşme ve güven sonrası belirteceğini de not düştü.
İLANDA ULTRASON FOTOĞRAFI
Antalya’da 23 yaşındaki bir anne doğumuna 30 gün kalan kız bebeğini 110 bin TL’ye internet üzerinden satışa koydu. İlanda bebeğin doktor kontrolleri ve ultrason fotoğraflarını da paylaşan kadın, “Acilen bebeğimi vermek istiyorum” ifadesini kullandı. Hamile kadın, doğum masraflarını da alıcının ödemesi gerektiğini özellikle belirtti. Bebek ilanları altına bazı aileler de para karşılığı bebek satmanın vicdansızlık olduğunu, bedelsiz bebeği sahiplenmeye hazır olduklarını yazarak telefon numaralarını bıraktı.
HASTANEDE İŞİ ÇÖZMÜŞLER
İnternet üzerinden bebek alanların ne kadar ödediği de öğrenildi. İzmir’de bir aile üniversite öğrencisinden 45 bin TL vererek bebeği aldığını söylerken başka bir aile ise hastane masraflarını ödeyerek bebeği kendileri doğum yapmış gibi hastaneye kimliğini vererek üzerine geçirdiklerini anlattı. Başka bir aile de iki yıl önce Güneydoğu’ya giderek iki aylık bebeği aldıklarını itiraf etti.