Normal görünüm

Dün alınanlar — 5 Eylül 2026

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den kılık kıyafet açıklaması: Öğretmenlerin itibarını korumak için bu kararı aldık

23. İmam Hatipliler Kurultayı'nda Yeni Şafak'ın sorularını yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmenlerin kılık kıyafetlerini düzenleyen yeni karar hakkında açıklamalarda bulundu. Tekin, yayımlanan genelgenin öğretmenlere yeni bir kıyafet dayatması getirmediğini belirterek, kamu personeli olarak öğretmenlerin mevcut kılık-kıyafet mevzuatına uymakla yükümlü olduğunu söyledi. Tekin, “Bir tane kötü örnek, 1,2 milyon öğretmenimizin emeğinin önüne geçiyor. Az sayıdaki kötü örneğin 1,2 milyon öğretmenin mesleki itibarına ve emeğine zarar vermesini önlemek amacıyla bu tedbiri aldıklarını vurgulayan Tekin, kamu personelinin mevcut mevzuata uyması konusunda kararlı olduklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmam Hatipler elde ettikleri başarılarla göz dolduruyor

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı'na video mesajla katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önlerindeki tüm engeller kaldırıldığında İmam Hatip mezunlarının neler başarabileceğine en son Harp Okullarımızın mezuniyet töreninde bir kere daha gururla şahit olduk. Liselere Geçiş ve Yükseköğretim Kurumları Sınavlarında okullarımız aynı şekilde elde ettikleri başarılarla göz doldurdu. Tüm bunları, yasaklardan ve müsadeden, damgalardan kurtulan Türkiye’nin artık normalleştiğinin birer işareti olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan’dan 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nda "Harp Okulu" vurgusu: "Önlerindeki engeller kaldırıldığında neler başaracaklarını gördük"

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı, Trabzon’da yoğun katılım ve coşkuyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen imam hatip camiasını buluşturan kurultaya video mesajla katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hangi görüşe ve kökene sahip olursa olsun tüm gençlerimizi kardeşçe kucaklayın" çağrısında bulundu. ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin geleneksel olarak her yıl düzenlediği İmam Hatipliler Kurultayı’nın 23’üncüsü Karadeniz’in ev sahipliğinde Trabzon’da yapıldı. Türkiye’nin 81 ilinden imam hatip öğrencilerinin, okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve ÖNDER teşkilat mensuplarının katıldığı kurultay, 7’den 77’ye tüm imam hatip neslini aynı çatı altında bir araya getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın torunu Fatıma Serra'dan Türk sanat müziği ziyafeti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın torunu Fatıma Serra Erdoğan, Türk sanat müziğinin klasik eserlerinden “Yine Bir Gülnihal”i seslendirdi. Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi'nin bestelediği ve güftesini yazdığı eseri yorumlayan Fatıma Serra Erdoğan'ın performansı ile büyük beğeni topladı.

Medeniyetler kökleriyle yaşar: Mazisi olmayanın atisi de olamaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitap ve kütüphanelerin geçmişle bağın korunmasındaki önemine dikkat çekerek, “Mazisi olmayanın atisi de olamaz” dedi. Erdoğan, geçmişte kitap ve kütüphanelerin hedef alındığını belirterek 28 Şubat döneminde 4 bin 500 eserin çöpe atıldığını söyledi.

Karadeniz'de ağır fatura: Ticaret ateş altında

Rusya ile Ukrayna arasında süren ve her geçen gün daha fazla belirsizleşen savaş, bölgede hava ve deniz trafiğini vurdu. 100’den fazla gemi Karadeniz’deki liman ve tersanelere sığındı. Sadece son birkaç gün içinde Türkiye ile Rusya arasında planlanan 29 sefer iptal edildi.

Dolar, Üzerinde Kral Charles'ın Portresiyle Çıkacak

Kanada Merkez Bankası, ülke tarihinde ilk kez Kral III. Charles’ın portresine yer verilen banknotu Ottawa’da düzenlenen törenle kamuoyuna tanıttı.

Yeni 20 dolarlık banknotun tanıtımı; Kanada Genel Valisi Louise Arbour, Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem ve Kanada Gelir İdaresi ile finans kuruluşlarından sorumlu Devlet Sekreteri Wayne Long’un katılımıyla 3 Eylül’de gerçekleştirildi.

Banknot, Kral Charles’ın 2022’de tahta çıkmasının ardından portresinin Kanada kâğıt parasına işlendiği ilk tasarım olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda 20 dolarlık banknot üzerinde 70 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez yeni bir hükümdarın portresi yer alıyor.

Henüz piyasaya çıkmadı

Yeni banknotun piyasaya çıktığı yönündeki haberlerin aksine, Kanada Merkez Bankasının resmî açıklamasına göre para henüz dolaşıma girmedi. Kral Charles portreli 20 dolarlık banknotların Şubat 2027’nin sonundan itibaren kademeli olarak kullanıma sunulması planlanıyor.

Merkez Bankası, geçiş öncesinde finans kuruluşları, perakendeciler ve para işleme cihazı üreticileriyle birlikte çalışacak. Banknot sayma makineleri, ATM’ler, satış cihazları ve diğer nakit işleme sistemlerinin yeni paraya uyarlanması için gerekli hazırlıkların yapılacağı belirtildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dikey ve ağırlıklı olarak yeşil tasarım

Polimerden üretilen yeni banknot, geleneksel yatay görünümün aksine dikey olarak tasarlandı. Kanada’nın dikey banknot serisinin ikinci üyesi olan yeni 20 dolarlık para, ağırlıklı olarak yeşil renk taşıyor. Serinin ilk dikey banknotunda, 10 dolarlık kupür üzerinde sivil haklar öncüsü Viola Desmond’un portresi bulunuyor.

Kral Charles’ın ön yüzdeki portresi, hükümdarın çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarından esinlenen yaprak ve çiçek motifleriyle çevrelendi. Kanada’nın 10 eyaleti ile üç bölgesini temsil eden toplam 13 resmî çiçek amblemi de ön yüzde yer aldı.

Yerli halklar için anlam taşıyan bitkilere yer verildi

Banknotun iki tarafından da görülebilen yuvarlak şeffaf pencerede Kanada’nın yerli halkları açısından kültürel önem taşıyan dört bitki bulunuyor: yabani çilek, Batı kızıl sediri, örgülü tatlı çayır otu ve Arktik pamuk otu.

Bu bölümün tasarımı, Kanada Merkez Bankasının Yerli Danışma Çevresi ile yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlandı. Görme engelli ve az gören kişilerin banknotu tanıyabilmesi amacıyla kabartmalı işaretler ve yüksek kontrastlı büyük rakamlar da kullanıldı.

Kral Charles Portre Kanada Dolari 1

Arka yüzde Vimy Anıtı korundu

Banknotun arka yüzünde Fransa’daki Kanada Ulusal Vimy Anıtı yer almaya devam ediyor. Anıt, Kanada askerlerinin savaşlardaki hizmet ve fedakârlıklarını simgeliyor. Tasarımda ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenleri anmak amacıyla gelincik çiçeklerine yer verildi.

Kanada Maliye ve Ulusal Gelir Bakanı François-Philippe Champagne, tasarımın ülkenin anayasal geleneklerini, İngiliz Milletler Topluluğu’yla bağlarını ve Kanadalı askerlerin fedakârlıklarını yansıttığını söyledi.

Sahteciliğe karşı yeni güvenlik şeridi

Yeni banknotta Kanada parasında daha önce kullanılmamış güvenlik teknolojileri bulunuyor. Mor renkli güvenlik şeridindeki şekiller, banknot hareket ettirildiğinde dönüyor, biçim değiştiriyor ve titreşimli bir görünüm oluşturuyor.

Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem, yeni banknotu “çarpıcı, sembolik ve güvenli” olarak nitelendirerek, tasarımın Kanada’nın doğal güzelliklerini ve tarihini yansıttığını belirtti.

Dünden önceki gün alınanlar

FETÖ'ye son darbe sanal medyada: Erk Acarer dahil birçok hesap erişime kapatıldı

Türkiye aleyhine içerikler paylaşarak milli güvenliği hedef aldığı belirlenen FETÖ iltisaklı sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Erişim engeli uygulanan hesaplar arasında, MİT şehidini ifşa eden yapıda yer alan ve MİT TIR’ı davası sanıklarından olan firari Erk Acarer ile bir diğer FETÖ'cü Cevheri Güven'le yakın teması bulunan Dilek Ekmekçi'nin hesabı da bulunuyor.

Melih Gökçek ifade verdi: Şahsım adına herhangi bir endişem yok

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yaklaşık 2 saat ifade verdikten sonra adliye önünde açıklamalarda bulundu. Soruşturmanın tamamlanmasını beklediğini söyleyen Gökçek, “Neticeyi alacağız. Ondan sonra hepinizle televizyonlarda bol bol konuşacağız” dedi. "Şahsım adına herhangi bir endişem yok" diyen Gökçek ayrıca Mansur Yavaş’ın kendisi hakkında “ifade vermeye bile gitmedi” şeklindeki sözlerinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, Yavaş’ı “yalan söylemekle” suçladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İtalya’nın en uzun süre görev yapan Başbakanı Meloni’yi tebrik etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İtalya’nın en uzun süre görevde kalan başbakanı ünvanını elde eden Giorgia Meloni’yi tebrik ederek iki ülke arasındaki iş birliği ve dayanışmanın daha da güçleneceğine inandığını belirtti.

Yeni nesil suç örgütlerine büyük darbe: 42 şüpheli yakalandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Antalya ve Kayseri’de faaliyet gösteren dört yeni nesil suç örgütüne yönelik operasyonların sonuçlarını açıkladı. Antalya’da sosyal medyada suç örgütlerinin şiddet ve tehdit içeren eylemlerini öven 14 şüpheliden 10’u yakalanırken, Kayseri merkezli operasyonda 32 şüphelinin tamamı gözaltına alındı. Kayseri’deki örgütün 68 mağdura yönelik 89 ayrı suç eylemine karıştığı tespit edildi; operasyonlarda silah, mühimmat, uyuşturucu, çek ve senetler ele geçirildi.

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Sivas Kongresi mesajı: Aynı şuurla Türkiye Yüzyılı'na ilerliyoruz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Çelik "Sivas Kongresi ile milletimiz, 107 yıl önce bir kere daha aziz vatanımızda hür ve bağımsız yaşayacağımızı dünyaya ilan etmiştir. Aynı şuurla Türkiye Yüzyılı hedeflerimize ilerliyoruz" dedi.

AB: Gazze'de demografik veya toprak değişikliğine yönelik tüm girişimleri reddediyoruz

Avrupa Birliği, İsrail Savunma Bakanı Katz ve İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir'in Gazze'de Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin açıklamalarının ardından, 'Gazze Şeridi'nde demografik veya toprak bakımından herhangi bir değişiklik yapılmasına yönelik tüm girişimleri reddediyoruz.' açıklamasında bulundu.

Deniz Göktaş hakkında 3 suçtan iddianame: İstenen ceza belli oldu

Dini değerleri diline dolayarak mizah yaptığını zanneden Deniz Göktaş hakkında iddianame hazırlandı. Sanal medyada yayınladığı videolarda suç unsuru tespit edilmesi üzerine hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Göktaş'ın 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapsi istendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Sivas Kongresi mesajı: Türkiye Yüzyılı hedefinde en güçlü motivasyon kaynağımız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Kongre'nin milli mücadaledeki tarihi önemine vurgu yapan Erdoğan, o dönem sergilenen birlik ve beraberlik ruhunun bugün de en büyük güç kaynağı olduğunu belirtti.

Millet süreci destekliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecini millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. Milletimiz sürece desteğini ortaya koymuştur” dedi. Kırgızistan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, “Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz” diye konuştu. Erdoğan, yasanın uygulanmaya başlanması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerektiğini söyledi.

Keir Starmer siyasete temelli veda ediyor

İngiltere’nin eski Başbakanı Sir Keir Starmer, Avam Kamarası’ndan ayrılma kararı aldığını duyurdu.

Starmer, 1 Eylül Salı günü yaptığı açıklamada, yaz aylarında geleceği konusunda düşünme fırsatı bulduğunu ve Holborn and St Pancras milletvekilliğini bir başka isme devretmenin zamanının geldiğine karar verdiğini söyledi.

Starmer’ın ayrılmasıyla Kuzey Londra’daki seçim bölgesinde ara seçim yapılacak. Ara seçimin tarihi henüz açıklanmadı.

“Bayrağı halefime devretme zamanı geldi”

Kararını ilk olarak seçim bölgesindeki Camden New Journal gazetesine açıklayan Starmer, Holborn and St Pancras’ı temsil etmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirtti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Starmer, daha sonra sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Yaz boyunca geleceğim üzerinde düşünme fırsatım oldu. Holborn and St Pancras milletvekilliğinden ayrılmanın ve bayrağı bir halefe devretmenin doğru zamanı olduğuna karar verdim.”

2015 yılında eski İşçi Partili siyasetçi Frank Dobson’ın yerine seçildiğini hatırlatan Starmer, bölge halkına ve yerel İşçi Partisi teşkilatına kendisine verdikleri destek nedeniyle teşekkür etti.

Önce “milletvekili olarak kalacak” denilmişti

Starmer’ın kararı, daha önce açıklanan tutumdan geri dönüş anlamına geliyor. Haziran ayında İşçi Partisi liderliğinden ayrılacağını duyurmasının ardından Başbakanlık, Starmer’ın bir sonraki genel seçime kadar milletvekili olarak görev yapmaya devam edeceğini bildirmişti.

Starmer’ın Andy Burnham hükümetinde görev almasının beklenmediği, buna karşılık arka sıralarda Holborn and St Pancras milletvekili olarak kalacağı belirtilmişti. Ancak eski Başbakan, yaklaşık iki aylık değerlendirme sürecinin ardından Parlamento’dan tamamen ayrılmaya karar verdi.

Muhafazakâr Parti, bu değişikliği Starmer’ın bir başka “U dönüşü” olarak nitelendirirken yapılacak ara seçimin kamuya ek maliyet getireceğini savundu.

Starmer’a yakın bir isim ise eski Başbakan’ın Andy Burnham açısından bir dikkat dağıtıcı unsur haline gelmeden “temiz bir kopuş” gerçekleştirmek istediğini ileri sürdü.

Independent Mortgage 3

Uluslararası ilişkilere yoğunlaşacak

Starmer, siyaset sonrası çalışmalarını savunma, güvenlik, ticaret ve teknoloji başta olmak üzere uluslararası meselelere yönelteceğini açıkladı.

Eski Başbakan ayrıca siyasete girmeden önce de üzerinde çalıştığı kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele faaliyetlerini sürdüreceğini belirtti.

Starmer’ın başbakanlığı döneminde dış politika, kamuoyu desteğinin gerilediği iç siyasete kıyasla daha güçlü olduğu alanlardan biri olarak değerlendirilmişti. İngiltere’nin Ukrayna’ya desteğinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yakın çalışan Starmer; Çin ile ilişkileri yeniden düzenlemeye, Filistin devletini tanımaya ve ABD Başkanı Donald Trump ile işleyen bir ilişki kurmaya çalışmıştı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ara seçim Burnham için ilk büyük sınav olacak

Starmer’ın milletvekilliğinden ayrılması, İşçi Partisi lideri ve Başbakan Andy Burnham’ın göreve gelmesinden sonraki ilk büyük seçim sınavını beraberinde getirecek.

Burnham’ın 20 Temmuz’da başbakanlık görevini devralmasından yalnızca altı hafta sonra yapılması beklenen ara seçim, yeni hükümete yönelik kamuoyu desteğinin ölçülmesi açısından önem taşıyor.

Holborn and St Pancras, 1983’ten bu yana İşçi Partisi’nin kazandığı güçlü seçim bölgelerinden biri olsa da son seçim sonuçları, partinin bu kez ciddi bir yarışla karşılaşabileceğine işaret ediyor.

Starmer 2024’te oy kaybetmişti

Starmer, 4 Temmuz 2024 genel seçiminde Holborn and St Pancras’ta 18 bin 884 oy alarak yüzde 48,9’luk oy oranıyla yeniden milletvekili seçilmişti.

Ancak Starmer’ın oy oranı bir önceki seçime göre 17,3 puan gerilemişti. Gazze’deki savaşa karşı yürüttüğü kampanyayla öne çıkan bağımsız aday Andrew Feinstein 7 bin 312 oy ve yüzde 18,9’luk destek elde etmişti.

Yeşillerin adayı David Stansell ise 4 bin 30 oyla yüzde 10,4’e ulaşmıştı. Starmer seçimi 11 bin 572 oy farkıyla kazanmış olsa da İşçi Partisi’nin bölgedeki desteğinde belirgin bir gerileme yaşanmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeşillerin lideri aday olabilir

Ara seçimde en fazla konuşulan isimlerden biri Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski oldu. Polanski daha önce Londra’dan milletvekili adayı olmak istediğini açıklamış ve Starmer’ın ayrılması halinde Holborn and St Pancras’ı değerlendirebileceğini söylemişti.

Yeşiller Partisinden yapılan ilk açıklamada da Polanski’nin Londra milletvekili olma arzusunu hiçbir zaman gizlemediği vurgulandı. Ancak parti henüz resmî adayını ilan etmedi.

2024 seçiminde ikinci olan eski Güney Afrikalı siyasetçi ve yolsuzlukla mücadele kampanyacısı Andrew Feinstein’ın da yeniden aday olabileceği belirtiliyor. Feinstein’ın yarışa katılması, İşçi Partisi karşıtı sol ve Gazze odaklı oyların Yeşiller ile bağımsız aday arasında bölünmesine yol açabilir.

11 yıllık Parlamento kariyeri sona eriyor

İnsan hakları avukatı olan Starmer, siyasete girmeden önce Kraliyet Savcılık Servisinin başındaki Kamu Savcılıkları Direktörü olarak görev yaptı. Ceza adaletine yaptığı hizmetler nedeniyle 2014 yılında şövalye unvanı aldı.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk kez Mayıs 2015’te milletvekili seçilen Starmer, Jeremy Corbyn’in ardından Nisan 2020’de İşçi Partisi liderliğine geldi. Partiyi 2019’daki ağır seçim yenilgisinin ardından yeniden yapılandırdı ve 2024 genel seçiminde büyük bir parlamento çoğunluğuyla iktidara taşıdı.

Ancak İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde aldığı kötü sonuçlar, anketlerdeki gerileme ve parti içindeki desteğinin zayıflaması üzerine 22 Haziran 2026’da liderlikten ayrılacağını duyurdu. Andy Burnham’ın lider seçilmesinin ardından 20 Temmuz’da başbakanlık görevini resmen devretti.

Milletvekilliğinden ayrılmasıyla Starmer’ın yaklaşık 11 yıllık Avam Kamarası kariyeri ve 2020’de başlayan İşçi Partisi liderliği döneminin siyasi bakımdan son halkası da kapanmış olacak. Starmer’ın bundan sonra üstleneceği uluslararası görevin niteliği ise henüz açıklanmadı.

Burnham ilk kez Başbakan olarak Avam Kamarası’na hitap edecek

İngiltere Parlamentosu, yaz tatilinin ardından 1 Eylül Salı günü çalışmalarına yeniden başlıyor. Avam Kamarası oturumu saat 14.30’da Dışişleri Bakanlığına yöneltilecek sorularla başlayacak.

Başbakan Andy Burnham’ın daha sonra hükümet adına açıklama yapması bekleniyor. Bu, 20 Temmuz’da göreve gelen Burnham’ın Başbakan sıfatıyla Avam Kamarası kürsüsüne ilk çıkışı olacak. Aynı zamanda Burnham, yaklaşık 16 yıl aradan sonra ilk kez Avam Kamarası’ndaki hükümet kürsüsünde konuşacak.

İlk Başbakan’a Sorular oturumu çarşamba günü

Burnham’ın bugünkü konuşması, Başbakan’a Sorular oturumundan ayrı bir hükümet açıklaması olacak.

Başbakan, 2 Eylül Çarşamba günü Londra saatiyle 12.00’de ilk kez Başbakan’a Sorular oturumuna katılacak. Burnham’ın burada ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch’un yanı sıra diğer parti liderleri ve milletvekillerinin sorularını yanıtlaması öngörülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Kamu hizmetlerinde daha fazla kamu kontrolü mesajı

Burnham’ın konuşmasında, enerji, su ve ulaşım gibi temel hizmetlerde daha fazla kamu kontrolünün ekonomik büyümenin önünü açabileceğini savunması bekleniyor.

Başbakan, özelleştirilen bazı temel hizmetlerin vatandaşlar açısından yeterince güvenilir ve uygun fiyatlı olmadığını, artan faturaların hane bütçelerini ve ekonomiyi olumsuz etkilediğini düşünüyor.

Burnham’ın ülke genelinde “pozitiflik ve imkân duygusunu” güçlendirmek istediğini belirtmesi ve siyasetçilerin birbirlerine karşı puan kazanmaktan çok sorunların çözümüne odaklanması gerektiğini vurgulaması bekleniyor.

Hükümetin yaz döneminde açıkladığı elektrik faturalarındaki KDV indirimi, 2 sterlinlik otobüs ücreti uygulaması, yerel yönetimlere daha fazla yetki devri ve ulusal bakım hizmeti planlarının finansmanı da muhalefetin gündeme getireceği konular arasında bulunuyor.

Independent Mortgage 3

Hükümete harcama ve borçlanma baskısı

Eski Hazine Başsekreteri Darren Jones ise kamu harcamalarının artırılmasının tek başına İngiltere’yi daha zengin hale getirmeyeceği uyarısında bulundu.

Jones, ekonomik büyümenin güçlü bir piyasa ekonomisi, uzun vadeli planlama ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla sağlanabileceğini savundu. Burnham hükümetinin bazı harcama vaatlerinin nasıl finanse edileceğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Burnham’ın Parlamento’ya döndüğü gün İngiltere’nin uzun vadeli borçlanma maliyetleri de 28 yılın en yüksek düzeyine çıktı. İngiliz devletinin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,89’a ulaşarak Mart 1998’den bu yana görülen en yüksek seviyeyi kaydetti. On yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,22’yi aşarak 2008 küresel finans krizinden bu yana en yüksek düzeye yükseldi.

Faizlerdeki yükselişin, küresel tahvil satışları, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyonun yeniden hızlanabileceğine ilişkin kaygılardan kaynaklandığı belirtiliyor. Bu durum, 28 Ekim’de bütçeyi açıklamaya hazırlanan Maliye Bakanı John Healey üzerindeki baskıyı artırıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Savunma bütçesindeki açık gündemde

Burnham’ın savunma harcamaları konusunda da milletvekillerinin sorularıyla karşılaşması bekleniyor.

Hükümet, savunma harcamalarını 2035’e kadar milli gelirin yüzde 3,5’ine çıkarmayı hedefliyor. Ancak Savunma Yatırım Planı’nda yaklaşık 4,7 milyar sterlinlik finansman açığı bulunduğu yönündeki değerlendirmeler, hükümetin harcama planlarını tartışmalı hale getiriyor.

Ofisler ve çamaşırhaneler hücreye dönüştürülecek

Hükümetin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli sorun cezaevlerindeki aşırı doluluk.

Adalet Bakanlığı, cezaevlerindeki kullanılmayan ofis, depo ve çamaşırhane gibi bölümlerin hücrelere dönüştürülmesi için 110 milyon sterlinlik kaynak ayırdı. İlk aşamada bu dönüşümlerle yaklaşık 200 ek mahkûm kapasitesi oluşturulması planlanıyor.

Yeni kapasite önlemlerine rağmen İngiltere ve Galler’deki cezaevlerinin Mayıs 2027’ye kadar yeniden tamamen dolabileceği tahmin ediliyor. Hükümet, 2031’e kadar toplam 14 bin yeni cezaevi yeri oluşturmayı hedefliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Küçük tekne geçişleri azaldı

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Manş Denizi üzerinden gerçekleştirilen küçük tekne geçişlerinde de belirgin bir düşüş yaşandı.

Haziran-ağustos döneminde İngiltere’ye ulaşan 102 küçük tekne tespit edildi. Bu sayı, 57 teknenin kayıtlara geçtiği 2019’dan bu yana en düşük yaz dönemi rakamı oldu. Ancak insan kaçakçılarının daha az sayıda tekneye daha fazla göçmen bindirmeye başladığına dikkat çekiliyor.

27 Ağustos itibarıyla yılbaşından bu yana küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların sayısı 16 bin 391 olarak kaydedildi. Aynı dönemde 2025 yılında 29 bin 3 geçiş gerçekleşmişti. Bu da yıllık bazda yaklaşık yüzde 43,5’lik düşüş anlamına geliyor.

Burnham’ın bugünkü konuşması, yaz tatili boyunca açıkladığı politikaların finansmanını ilk kez doğrudan milletvekilleri önünde savunacağı önemli bir siyasi sınav olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şanghay Zirvesi için Kırgızistan’da

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'ne katılmak üzere Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e gitti. Zirvede liderler, uluslararası ve bölgesel güncel meselelerin yanı sıra iş birliğinin derinleştirilmesine yönelik öncelikli adımları ele alacak. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in de katılacağı zirve kapsamında ‘Bişkek Deklarasyonu’ imzalanacak. Erdoğan, Putin ile ikili görüşme de yapacak.

Bölgede istikrar oluşacak: Mekke İttifakı'nda ilk toplantı

Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ilk toplantısını İstanbul’da yaptı. Türkiye, Pakistan ve S. Arabistan’ın dışişleri, savunma ve genelkurmay başkanlarının bir araya geldiği toplantının ardından konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Bu ittifakla bölgede giderek daha büyük bir istikrarın oluşacağını göreceğiz ve belirsizlik azalacak” dedi.

Hürmüz’de sessizlik bozuldu

ABD ile İran arasında haftalardır devam eden görece askeri sessizlik, Hürmüz Boğazı'nda düzenlenen saldırıyla yeniden bozuldu. ABD ordusu, İran’ın stratejik öneme sahip Hark Adası'nda iki fırlatıcıyı hedef aldı. İran da misilleme olarak ABD’nin bölgedeki üslerini füzeyle vurdu.

Londra Belediye Başkanlığı İçin Gölge Bakanlığı Bıraktı

İngiltere'de Muhafazakâr Parti’nin önde gelen isimlerinden Sir James Cleverly, 2028’de yapılacak Londra Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde partisinin adaylığını kazanmak amacıyla gölge kabinedeki görevinden ayrıldı.

Gölge Konut Bakanlığı görevini bırakan Cleverly, bütün enerjisini adaylık sürecine ve seçim kampanyasına yönelteceğini açıkladı. Ancak Cleverly henüz Muhafazakâr Parti’nin resmî adayı değil; öncelikle parti içindeki aday belirleme sürecini kazanması gerekiyor.

Daha önce dışişleri, içişleri ve eğitim bakanlığı yapan Cleverly, 2008-2016 yılları arasında Londra Meclisi’nde Bexley ve Bromley bölgesini temsil etmişti. Boris Johnson’ın belediye başkanlığı döneminde de belediye başkan yardımcılığı görevinde bulunmuştu. Bu geçmişi, Cleverly’nin kampanyasında Londra yönetimi konusundaki deneyimini öne çıkarmasına imkân veriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Klasik Muhafazakâr bir vizyon sunacağım”

Cleverly, Times Radio’ya yaptığı açıklamada kampanyasının temelini girişimcilik, ekonomik büyüme ve fırsat eşitliğinin oluşturacağını söyledi.

“Klasik Muhafazakâr bir Londra Belediye Başkanlığı vizyonu ortaya koyacağım. Bu vizyon girişimcilik ve fırsatlar üzerine kurulacak” diyen Cleverly, kampanyasının parti lideri Kemi Badenoch’un ülke genelindeki siyasi programıyla paralel ilerleyeceğini belirtti.

Badenoch liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin daha sağa yönelmesi nedeniyle gölge kabineden ayrıldığı iddiasını reddeden Cleverly, pazar günü verdiği röportajlarda göç, kimlik ve kültür savaşları gibi tartışmalı alanlardan uzak durdu. Bunun yerine ekonomi, konut, yatırım ve Londra’nın uluslararası rekabet gücüne ağırlık verdi.

Independent Mortgage 3

Khan’a “tutkusunu kaybetti” eleştirisi

Cleverly, 2016’dan bu yana Londra Belediye Başkanlığı görevini sürdüren İşçi Partili Sadiq Khan’ın kentin sorunlarını çözme konusundaki isteğini kaybettiğini öne sürdü.

LBC’ye konuşan Cleverly, Khan’ın “göreve yönelik tutkusunu gerçekten kaybettiğini” savundu. Muhafazakâr siyasetçi, Londra’nın yalnızca mevcut hizmetleri yöneten bir belediye başkanına değil, kent ekonomisini yeniden canlandıracak güçlü bir siyasi liderliğe ihtiyacı olduğunu söyledi.

Khan, 2024 seçimlerinde oyların yüzde 43,8’ini alarak Muhafazakâr aday Susan Hall’u yenmiş ve üçüncü kez göreve seçilmişti. Khan’ın 2028’de dördüncü dönem için aday olup olmayacağı henüz kesinleşmedi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Burnham’a “Londra ile savaş yürütüyor” suçlaması

Cleverly’nin hedefindeki bir diğer isim Başbakan Andy Burnham oldu. Burnham’ı “çok fazla Londra karşıtı” olmakla suçlayan Cleverly, hükümetin başkenti vergi ve düzenlemeler yoluyla bir gelir kaynağı olarak gördüğünü ileri sürdü.

Cleverly, “Andy Burnham meseleyi anlamıyor. Londra ile bir savaş yürütüyor ve Londra’nın kendi çıkarlarını savunacak birine ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Eski bakanın bu çıkışı, seçim kampanyasının yalnızca Sadiq Khan’ın belediye yönetimine değil, Burnham hükümetinin başkente yönelik ekonomi, vergi ve bölgesel kalkınma politikalarına karşı da yürütüleceğine işaret etti.

Konut politikası kampanyanın önemli başlıklarından biri olacak

Cleverly’nin daha önce yaptığı açıklamalar, konut krizinin kampanyasının merkezinde yer alacağını gösteriyor. Cleverly, Londra Planı’nın yeniden yazılmasını, toplu ulaşım hatları çevresinde daha fazla konut yapılmasını ve atıl durumdaki eski sanayi alanlarının konut ve iş merkezlerine dönüştürülmesini savunuyor.

Konut inşaatlarının önündeki düzenlemelerin azaltılmasını isteyen Cleverly, Londra’da ortalama bir evin fiyatının yarım milyon sterlini aştığını ve konut sahibi olmanın çok sayıda kişi için ulaşılmaz hale geldiğini belirtiyor. Muhafazakâr Parti’de yaptığı önceki konuşmada, özellikle kahverengi alanlarda on binlerce yeni konutun önünün açılması gerektiğini söylemişti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Liberal Demokrat seçmenin desteği kritik olabilir

2028 seçimlerinde iki tercihli “tamamlayıcı oy” sisteminin yeniden uygulanmasının planlanması, adayların yalnızca kendi seçmenlerine değil, diğer partilerin destekçilerine de seslenmesini gerekli kılıyor.

London School of Economics’ten Prof. Tony Travers’a göre Cleverly’nin kazanabilmesi için ilk tercihini Liberal Demokratlardan yana kullanan seçmenlerin ikinci tercih oylarını da alması gerekecek. Bu nedenle Cleverly’nin önceki Muhafazakâr aday Susan Hall’a kıyasla daha merkezde ve daha kapsayıcı bir kampanya yürütmesi bekleniyor.

Ağustos ayında yayımlanan bir Savanta araştırması; İşçi Partisi’nin Londra’daki desteğini yüzde 33, Reform UK’in yüzde 20, Muhafazakârların yüzde 18, Yeşillerin yüzde 14 ve Liberal Demokratların yüzde 10 olarak ölçtü. Aynı araştırmaya göre Khan yeniden aday olması halinde dördüncü kez seçilebilecek konumda bulunuyor.

Bununla birlikte başka bir YouGov araştırmasında Londralıların yüzde 56’sı Khan’ın görevi bırakması ve İşçi Partisi’nin 2028’de farklı bir aday çıkarması gerektiğini söyledi.

İşçi Partisi’nde alternatif isimler konuşuluyor

Sadiq Khan’ın aday olmaması halinde İşçi Partisi’nde Brent East Milletvekili Dawn Butler’ın yarışa girmesi bekleniyor. Rosena Allin-Khan ile eski Adalet Bakanı David Lammy’nin isimleri de muhtemel adaylar arasında gösteriliyor.

Muhafazakârlar açısından ise Cleverly’nin kabine deneyimine sahip, kamuoyunda tanınan bir isim olması yarışın siyasi ağırlığını artırdı. Cleverly’nin adaylığı kazanması halinde 2028 Londra seçimi, yalnızca belediye başkanlığının değil, Kemi Badenoch liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin yeniden iktidar alternatifi olup olamayacağının da önemli bir sınavı olacak.

Cleverly de Londra’da elde edilecek bir Muhafazakâr zaferin Badenoch’un başbakanlığa uzanan yolunda önemli bir basamak oluşturacağını savunuyor. Buna karşılık adaylığının gelecekte yeniden parti liderliğine yönelmek için bir araç olduğu iddialarını reddediyor.

Eski Başbakan Brown'a göre İrlanda’nın birleşmesi uzun vadede kaçınılmaz

Eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown, İrlanda’nın uzun vadede tek devlet çatısı altında birleşeceğine inandığını açıkladı.

Brown, yeni kitabı The Future Starts With Us dolayısıyla The Guardian’a verdiği röportajda, Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile coğrafi bağının birleşmeyi mantıklı hale getirip getirmediğinin sorulması üzerine, “Evet. Elbette uzun vadede İrlanda birleşecek” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak bunun yakın zamanda veya tek taraflı bir siyasi kararla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Brown, sürecin toplumların birbirine yaklaşmasını ve ortak bir çözüm üzerinde anlaşmasını gerektireceğini söyledi.

Brown, “Bu, insanların bir araya gelerek uzlaşmanın yolunu bulması gereken uzun bir süreç olacak. Temel mesele, insanların gerçekten anlaşabilip anlaşamayacağıdır” dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Burnham “referandum gündemde değil” demişti

Brown’ın açıklaması, Başbakan Andy Burnham’ın ilk resmi Kuzey İrlanda ziyareti sırasında birleşme referandumunu “gündem dışı” ilan etmesinden hemen sonra geldi.

Belfast’ta siyasi parti temsilcileriyle görüşen Burnham, Kuzey İrlanda’daki bütçe baskıları ve hayat pahalılığına odaklanacağını belirterek, “Dinlemek ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım sergilemek için buradayım. Ancak bazı konular gündem dışında olacak; bu da onlardan biri” demişti.

Böylece Brown’ın uzun vadeli öngörüsü ile mevcut hükümetin kısa vadeli politikası arasında belirgin bir görüş ayrılığı ortaya çıktı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Referandum kararı nasıl alınabilir?

1998 tarihli Belfast/Hayırlı Cuma Anlaşması, Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünün halkın rızasına bağlı olduğunu kabul ediyor.

İngiltere yasalarına göre Kuzey İrlanda’dan sorumlu bakan, çoğunluğun birleşmeden yana oy verme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varırsa “sınır referandumu” düzenlemek zorunda. Bununla birlikte, bu kanaate hangi ölçütlerle varılacağı yasada ayrıntılı biçimde tanımlanmıyor.

Birleşmenin gerçekleşebilmesi için hem Kuzey İrlanda’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde yapılacak oylamalarda çoğunluk desteği gerekiyor. Bir referandum düzenlenmesi halinde, yeni bir oylama için en az yedi yıl beklenmesi gerekiyor. Avam Kamarası Kütüphanesi de hükümetin referandum eşiğini belirlerken kullanacağı somut kriterlerin hâlâ açıklığa kavuşturulmadığına dikkat çekiyor.

Independent Mortgage 3

Barış sürecinde önemli rol üstlendi

Brown, Hayırlı Cuma Anlaşması’nın imzalandığı 1998 yılında Tony Blair hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yapıyordu.

2007-2010 yılları arasında başbakanlık yapan Brown, polis ve adalet yetkilerinin 2010’da Londra’dan Kuzey İrlanda’daki güç paylaşımı yönetimine devredilmesiyle sonuçlanan müzakerelerde de görev aldı. Bu devir, Hayırlı Cuma Anlaşması sonrasındaki siyasi normalleşmenin en önemli aşamalarından biri olarak kabul ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İskoçya’nın bağımsızlığına karşı çıktı

İskoçya doğumlu Brown, Kuzey İrlanda için uzun vadede birleşme ihtimalini kabul ederken İskoç bağımsızlığına karşı tutumunu yineledi.

İskoçya’nın İngiltere, Galler ve Birleşik Krallık’ın diğer bölgeleriyle güçlü coğrafi, ekonomik, sosyal ve kültürel bağlara sahip olduğunu söyleyen Brown, bağımsızlık yerine ülkeler ve bölgeler arasında daha kapsamlı iş birliği kurulması gerektiğini savundu.

Brown’ın açıklamaları, İrlanda’nın birleşmesi ile İskoçya’nın bağımsızlığının aynı anayasal tartışmanın parçaları gibi görünmesine rağmen, eski başbakana göre farklı tarihsel ve coğrafi koşullara sahip olduğunu ortaya koydu.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham geri adım

Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, “Elgin Mermerleri” olarak da bilinen Partenon Heykelleri’nin Yunanistan’a kalıcı olarak iade edilmesi konusunda daha temkinli bir tutum benimsedi.

Burnham, Financial Times’a verdiği röportajda, yaklaşık 2 bin 500 yıllık heykellerin geleceğine ilişkin kararın doğrudan hükümet tarafından değil, British Museum yönetimi tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.

“Neticede bu, British Museum’un çözmesi gereken bir mesele” diyen Burnham, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yasal olarak bu mesele, müzenin ilgilendiği bir süreç. Ancak Britanya’nın kültürel diplomasiyi kullanmasını tamamen destekliyorum.”

Burnham’ın açıklaması, daha önceki koşulsuz iade çağrılarından belirgin bir geri dönüş olarak değerlendirildi. Financial Times, Başbakan’ın şimdilik bu konu için önemli bir siyasi mücadele vermeye hazır görünmediği yorumunu yaptı.

Independent Mortgage 3

2002’den beri iadeyi destekliyordu

Burnham, parlamentoya seçilmesinden bir yıl sonra, 2002’de British Museum’un heykelleri kalıcı olarak koleksiyonundan çıkarmasını engelleyen 1963 tarihli British Museum Yasası’nın değiştirilmesini amaçlayan özel üye yasa teklifine destek vermişti.

Şubat 2023’te Manchester Müzesi’nin yeniden açılışı sırasında kendisine, British Museum Başkanı George Osborne’un heykelleri Yunanistan’a iade edip etmemesi gerektiği sorulduğunda “Evet” yanıtını vermişti.

Burnham daha sonra sosyal medya hesabından, “Hiçbir şart koşmadan geri gönderin. Kültürü, Britanya’nın dünyadaki algısını değiştirmek için kullanalım” mesajını paylaşmıştı.

Ancak başbakanlık görevine gelmesinin ardından aynı çağrıyı tekrarlamaktan kaçınması, iade yanlılarının tepkisini çekti. Eski Kültür Bakanı ve Partenon Projesi Danışma Kurulu Başkanı Lord Ed Vaizey, tutum değişikliğini “üzücü” olarak nitelendirdi.

British Museum’dan bir yetkili ise bir siyasetçinin milletvekili veya belediye başkanıyken desteklediği bir konuyla, başbakan olduktan sonra siyasi öncelik haline getirdiği meselelerin farklı olabileceğini belirtti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kalıcı iadenin önünde yasal engel var

British Museum Yasası, mütevelli heyetinin koleksiyondaki eserleri kalıcı olarak devretmesine yalnızca son derece sınırlı durumlarda izin veriyor. Bu nedenle heykellerin mülkiyetinin Yunanistan’a geçirilmesi için parlamentonun yasada değişiklik yapması gerekiyor.

Buna karşılık mevcut mevzuat, eserlerin belirli koşullarla başka müzelere ödünç verilmesine izin veriyor. Bu durum, Londra ile Atina arasında kalıcı devir yerine uzun vadeli bir kültürel ortaklık kurulması seçeneğini öne çıkarıyor.

British Museum, Yunanistan ile “yeni bir Partenon ortaklığı” kurulması amacıyla yapıcı görüşmelerin sürdüğünü belirtiyor. Üzerinde çalışılan formüllerden biri, heykellerin bir bölümünün uzun süreli ve dönüşümlü olarak Atina’daki Akropolis Müzesi’nde sergilenmesini; Yunanistan’ın da önemli antik eserleri Londra’ya göndermesini öngörüyor.

Ancak olası bir ödünç verme anlaşmasının önünde önemli bir anlaşmazlık bulunuyor. British Museum, eserlerin yasal biçimde edinildiğini ve koleksiyonun mülkiyetinin kendisine ait olduğunu savunurken Yunanistan, heykellerin Osmanlı yönetimi döneminde hukuka aykırı biçimde ülkeden çıkarıldığını belirtiyor. Atina’nın bir “ödünç alma” anlaşmasını kabul etmesi, British Museum’un mülkiyet iddiasını tanıdığı şeklinde yorumlanabileceği için görüşmeler henüz sonuçlandırılamadı.

Istikbal 860X450 Pxl

Bayeux Anlaşması örnek gösteriliyor

Fransa’nın yaklaşık bin yıllık Bayeux Duvar Halısı’nı geçici olarak Birleşik Krallık’a göndermesi, Partenon Heykelleri için de benzer bir kültürel değişim modeli kurulabileceği yönündeki beklentileri artırdı.

British Museum Direktörü Nicholas Cullinan, Fransa ile yapılan anlaşmanın kültürel diplomasi ve karşılıklı eser değişimi açısından önemli bir örnek oluşturabileceğini söyledi. Ancak Cullinan, British Museum Yasası’nın aceleyle değiştirilmesine karşı çıkarak çözümün mevcut hukuki ve kurumsal yapı içerisinde aranması gerektiğini belirtti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Britanyalıların çoğu iadeyi destekliyor

Kamuoyu araştırmaları, Birleşik Krallık halkının çoğunluğunun heykellerin Yunanistan’a gönderilmesine sıcak baktığını gösteriyor. JL Partners tarafından Partenon Projesi için gerçekleştirilen 2025 tarihli ankette, katılımcıların yüzde 56’sı olası bir referandumda iadeyi destekleyeceğini belirtirken yüzde 22’si eserlerin Londra’da kalmasını istedi.

Heykeller, 19. yüzyılın başlarında Britanya’nın Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki büyükelçisi Lord Elgin’in görevlileri tarafından Atina Akropolü’ndeki Partenon’dan sökülerek İngiltere’ye götürülmüştü. Britanya devleti eserleri 1816’da Elgin’den satın alarak British Museum’a devretmişti.

Yunanistan ise heykellerin Atina’daki diğer Partenon parçalarıyla yeniden birleştirilmesini talep ediyor. Burnham’ın başbakanlığa gelmesi Atina’da yeni bir anlaşma umudu yaratmış olsa da son açıklaması, kalıcı iadenin kısa vadede hükümet gündemine alınmayacağını gösteriyor.

İki ilde FETÖ operasyonu: Kemal Batmaz'ın kızı Esma Batmaz yakalandı

FETÖ'nün güncel yapılanmasına yönelik İstanbul ve Muğla'da yapılan operasyonlarda Akıncı Üssü’nde yakalanan Kemal Batmaz’ın kızı Esma Batmaz ile KHK ile ihraç edilen Bilal Köseoğlu’nun kızı Hilal Köseoğlu gözaltına alındı. Operasyonda çok sayıda dijital materyale el konuldu.

Mayınlar Hürmüz’de duruyor

ABD ile İran arasında güç gösterisi savaşının sürdüğü Hürmüz Boğazı’nda daha önce İran tarafından döşenen mayınlar üzerinden taraflar hakimiyetlerini ispat etmeye çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump, boğazın kontrollerinde olduğunu ve mayınları temizlediklerini iddia ederken İran, “Mayınların yerini yalnız biz biliyoruz ve hâlâ oradalar” dedi. Trump’ın müttefikleri de İran’ı doğruladı.

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Suriye'de istikrar mesajı: SDG'nin feshedilmesinden sonra önemli bir eşik aşıldı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "SDG’nin feshedilmesinden sonra Suriye’nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu. Suriye’nin ve komşu ülkelerin istikrarı, güvenliği refahı için atılan her adımı, Cumhurbaşkanımızın inşa ettiği “kardeşlik siyaseti”mizin gereği olarak desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan Malazgirt Zaferi mesajı: Güçlü ve büyük Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "955 sene sonra da Sultan Alparslan'ın ve Selahaddin-i Eyyubi'nin torunları olarak, gönül birliği ve sarsılmaz bir inançla yeniden bu topraklarda güçlü ve büyük Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.

İmar konusunda belediye başkanlarına daha fazla yetki

İngiltere’de konut politikasını ve yerel yönetimler arasındaki yetki dağılımını değiştirecek yeni planlama reformunun ayrıntıları belli oldu.

Hükümet, 24 Ağustos’ta yayımladığı istişare belgesiyle bölgesel belediye başkanlarına “potansiyel stratejik öneme sahip” planlama başvurularına doğrudan müdahale etme yetkisi verilmesini resmen gündeme aldı.

Yeni sistemde belediye başkanları, belirlenen büyüklükteki bir projeyi yerel planlama makamından devralarak karar verici konumuna gelebilecek. Ayrıca yerel yönetime bir başvuruyu reddetme talimatı verebilecek.

Düzenleme, Londra Belediye Başkanı’nın 2008’den bu yana kullandığı planlama yetkilerinin İngiltere’nin diğer belediye başkanlığı bölgelerine genişletilmesini öngörüyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Hangi projeler kapsama girecek?

İngiltere’de Londra dışındaki bölgeler için ilk kez ortak ulusal müdahale eşikleri belirlenecek. Buna göre yeni yetkiler:

  • 150’den fazla konut içeren projeleri,
  • 15 bin metrekareden büyük ticari alanları,
  • 30 metre veya daha yüksek, yaklaşık 10 katlı binaları

kapsayacak.

Bu ölçütlerden birine giren başvuruların yerel yönetimler tarafından bölgesel belediye başkanına bildirilmesi gerekecek.

Belediye başkanı öncelikle projenin bölgesel kalkınma stratejisine uygunluğu konusunda görüş bildirecek. Yerel yönetimin başvuruyu kabul etmeye veya reddetmeye hazırlandığını açıklamasının ardından belediye başkanının müdahale edip etmeyeceğine karar vermesi için 14 günü olacak.

Başkan projeyi devralırsa, ilgili başvuru bakımından yerel planlama makamı haline gelecek ve nihai kararı kendisi verecek.

Istikbal 860X450 Pxl

Belediye başkanları projeleri doğrudan onaylayabilecek

Reformun en dikkat çekici bölümlerinden birini Mayoral Development Order – Belediye Başkanlığı Kalkınma Kararı oluşturuyor.

Bu mekanizma sayesinde belediye başkanları belirli bir bölge, arsa veya proje türü için önceden planlama izni verebilecek. Geliştiriciler, kararda belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde ayrıca standart bir planlama başvurusu yapmadan inşaata geçebilecek.

Ancak bu yetki bütün projeler için otomatik izin anlamına gelmeyecek. Belediye başkanının izin verilecek alanı, yapı türünü, sınırları ve uyulması gereken koşulları resmî kalkınma kararında açıkça belirlemesi gerekecek.

Hükümet, bu yöntemin özellikle büyük ölçekli konut alanları, kentsel dönüşüm projeleri ve atıl durumdaki eski sanayi arazilerinin geliştirilmesinde kullanılmasını bekliyor.

Independent Mortgage 3

Yerel yönetimler çoğu başvuruyu karara bağlamayı sürdürecek

Hükümet, reformun belediyelerin planlama yetkilerini tamamen ortadan kaldırmayacağını vurguluyor. Başvuruların büyük çoğunluğunu yine ilçe ve şehir meclisleri değerlendirecek.

Belediye başkanlarının müdahalesi yalnızca stratejik önem taşıdığı kabul edilen büyük projelerle sınırlandırılacak. Alınan bütün kararların yerel planlara, ulusal planlama politikasına ve mevcut çevre kurallarına uygun olması gerekecek.

Başvuru sahiplerinin kararlara karşı itiraz hakkı korunurken, merkezi hükümet de gerekli gördüğü durumlarda müdahale edebilecek. Belediye başkanının bir projenin reddedilmesi yönünde talimat vermesi halinde kararın gerekçesini yazılı olarak açıklaması ve planlama sicilinde yayımlaması zorunlu olacak.

Hedef beş yılda 1,5 milyon konut

Reform, Burnham hükümetinin beş yıllık parlamento döneminde İngiltere’de 1,5 milyon yeni konut inşa etme hedefinin temel araçlarından biri olarak görülüyor.

Hükümet, özellikle yerel itirazlar, uzun değerlendirme süreleri, altyapı eksiklikleri ve farklı belediyeler arasındaki koordinasyon sorunları nedeniyle büyük projelerin yıllarca bekletilebildiğini savunuyor.

Resmî verilere göre bazı yerel yönetimler mevcut konut hedeflerini aşmayı başardı. Son üç yılda Salford’da 4 bin 249 konutluk hedefe karşı 7 bin 584, Leeds’te 10 bin 151 konutluk hedefe karşı 11 bin 690 konut teslim edildi. Knowsley’de ise 772 olan hedefin iki katından fazla, toplam bin 888 konut tamamlandı.

Hükümet bu örnekleri, yerel planlama sistemiyle yüksek üretim seviyesine ulaşılabileceğinin göstergesi olarak sunarken reformun gecikmelerin yaşandığı bölgelerde devreye gireceğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Homes England fonlarında daha fazla yerel söz hakkı

Belediye başkanlarının yetkileri yalnızca planlama kararlarıyla sınırlı olmayacak. Bölgesel yönetimler, ulusal konut kurumu Homes England tarafından sağlanan finansmanın kendi bölgelerinde nasıl kullanılacağı konusunda daha fazla söz sahibi olacak.

Homes England en büyük projeleri yönetmeye devam edecek ancak kurumun finansmanı ve teknik uzmanlığı, belediye başkanlarıyla kararlaştırılan bölgesel önceliklere yönlendirilecek.

Hükümet, ulusal arazi ve altyapı fonunun 1,3 milyar sterlinlik bölümünün en yerleşik yedi belediye başkanlığı bölgesine ayrıldığını açıkladı. Buna ek olarak yedi stratejik belediye başkanlığı yönetimine 234 milyon sterlinlik eski sanayi arazisi fonu sağlanırken, Housing Accelerator Fund kapsamında yetki devri için 1,5 milyar sterlin tahsis edildi.

Yeni projelerden altyapı katkı payı alınacak

Londra dışındaki belediye başkanlarına Mayoral Community Infrastructure Levy adı verilen bölgesel altyapı katkı payını uygulama yetkisi de verilecek.

Londra’da Elizabeth Line’ın finansmanına katkı sağlayan modele benzeyen sistem kapsamında geliştiricilerden alınan paylar ulaşım, okul, sağlık tesisi ve büyük ölçekli bölgesel altyapı yatırımlarında kullanılabilecek.

Hükümet, Londra’daki katkı payının ağırlıklı olarak ulaşım projeleriyle sınırlı olduğunu ancak diğer bölgelerde belediye başkanlarına daha geniş harcama esnekliği verilebileceğini belirtiyor. Katkı payının uygulanabilmesi için bölgenin onaylanmış bir Mekânsal Kalkınma Stratejisi’ne sahip olması gerekecek.

Liberal Demokratlardan “yerel demokrasi” tepkisi

Düzenleme, on farklı belediye başkanının partiler üstü desteğini aldı. Ancak Liberal Demokratlar, karar yetkisinin seçilmiş yerel meclis üyelerinden alınmasının halkın planlama süreçlerindeki etkisini zayıflatacağını savunuyor.

Partinin konut ve planlama sözcüsü Gideon Amos, düzenlemeyi “yerel topluluklara doğrudan saldırı” olarak nitelendirdi. Amos, hükümetin belediye başkanlarına geniş bir yetki vermek yerine yerel yönetimlere uygun fiyatlı konut ve gerekli altyapıyı oluşturabilmeleri için daha fazla kaynak sağlaması gerektiğini söyledi.

Başbakan Burnham ise belediye başkanlarının yetkilerinin hem projeleri ilerletmek hem de bölgesel stratejiye aykırı yapılaşmayı engellemek için kullanılabileceğini belirtiyor. Burnham’a göre yerel kararların kimi zaman daha geniş bölgesel konut, ulaşım ve ekonomik büyüme hedefleri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

İstişare 5 Ekim’de sona erecek

İmar yetkilerine ilişkin kamuoyu istişaresi 24 Ağustos’ta başladı ve 5 Ekim 2026 saat 23.59’a kadar devam edecek. Süreçte yerel yönetimlerden, belediye başkanlıklarından, sektör temsilcilerinden, sivil toplum kuruluşlarından ve bölge sakinlerinden görüş alınacak.

Hükümet, sonuçların değerlendirilmesi ve gerekli ikincil mevzuatın Parlamento’ya sunulmasının ardından proje devralma ve Belediye Başkanlığı Kalkınma Kararı yetkilerini 2027’nin başında uygulamaya koymayı hedefliyor.

Üç ülke birbirini tamamlıyor: Pakistan cephesinden Mekke Anlaşması

Mekke Anlaşması Pakistan’da bayram havasıyla karşılandı. Büyük şehirlerde ışıklandırmalar, havai fişek gösterileri yapıldı ve konvoylar düzenlendi. Pakistanlı emekli Tümgeneral İjaz Malik; Türkiye, Pakistan ve S.Arabistan’ın birbirlerinin potansiyellerini tamamlayacağını söyledi. Eski bakan ve senatör Mushahid Hussain Sayed de anlaşmanın Pakistan’a sağlayacağı üç avantaja dikkat çekti.

Kabine üçüncü kez Ahlat’ta

Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü Ahlat’ta görkemli etkinliklerle kutlanacak. Etkinlikler kapsamında Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üçüncü kez Ahlat’ta bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yarın Ahlat’tan, çarşamba günü ise Malazgirt’ten mesaj vermesi bekleniyor.

47 yıl sonra o listeden çıktı

Suriye, yaklaşık 47 yılın ardından ABD’nin “Terörizmi Destekleyen Devletler” listesinden çıkarılırken Şam yönetimine yönelik uluslararası destek de güçleniyor. İsrail’in askeri baskısına rağmen Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinden destek alan Suriye gelişme ve güçlenme konusunda önemli adımlar atıyor. İşgalci güce güvenmediğini belirten Şam yönetimi, diplomasi kapısını ise açık tutuyor.

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten TEKNOFEST Mavi Vatan mesajı: Savunma sanayiinde 'Öz güven devrimi' gerçekleştirdik

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız, ülkemizi savunma sanayi konusunda bağımlılığa hapsetmek isteyen vesayeti yıktı ve tam bir öz güven devrimi gerçekleştirdi. TEKNOFEST Mavi Vatan etkinlikleri, kabiliyetlerimizi ve kapasitemizi geliştirme konusunda Sayın Cumhurbaşkanı'mızın gerçekleştirdiği öz güven devriminin kesintisiz ilerlediğini bir kere daha ispat ediyor" ifadesini kullandı.

Türkiye’nin Netanyahu için kırmızı bülten girişimi dünya basınında

Türkiye’nin, Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahaleyle bağlantılı davada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması için harekete geçmesi, dünya basınının gündemine girdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülen ve 35 sanığın bulunduğu dava kapsamında Netanyahu ile Afek Moskovitch hakkında 14 Temmuz 2026’da yakalama kararı verildiğini açıkladı.

Gürlek, bu kararlar doğrultusunda İçişleri Bakanlığından Interpol nezdinde kırmızı bülten sürecinin başlatılmasının istendiğini, ilgili belgelerin Dışişleri Bakanlığına da gönderildiğini bildirdi.

Dosyada Netanyahu ve Moskovitch’e “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli biçimde kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma”, “işkence”, “kasten yaralama”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ve “ulaşım aracının kaçırılması” gibi suçlamalar yöneltiliyor. İsrail ise suçlamaları reddediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reuters: İç hukuk davasının uluslararası ayağı

Reuters, gelişmeyi Türkiye’de yürütülen bir ceza davasının uluslararası boyuta taşınması olarak değerlendirdi. Ajans, Ankara’nın daha önce de Gazze’deki savaş nedeniyle Netanyahu hakkında ulusal yakalama kararları çıkardığını hatırlattı.

Haberde, Türkiye’nin İsrail’in Gazze politikalarına en sert tepki gösteren NATO ülkelerinden biri olduğu belirtilirken kırmızı bülten başvurusunun, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye üzerinden yükselen gerilimle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekildi.

Reuters ayrıca İsrail güçlerinin mayıs ayında Gazze’ye yardım ulaştırmaya çalışan filoya ait en az iki tekneye ateş açtığını ve Türk davasının bu müdahale ile aktivistlerin gözaltına alınmasına dayandığını aktardı.

Independent Mortgage 3

New York Times işkence iddialarını öne çıkardı

New York Times, Türkiye’nin girişimini yalnızca diplomatik bir kriz olarak değil, filo aktivistlerinin İsrail güçleri tarafından kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların devamı olarak ele aldı.

Gazete, kırmızı bültenin uluslararası yakalama emri olmadığını; aranan kişinin yerinin tespit edilmesi ve iade gibi bir işlem beklenirken geçici olarak gözaltına alınması için üye ülkelere gönderilen bir talep niteliği taşıdığını vurguladı.

Interpol’ün Türkiye’nin başvurusunu kabul edip etmeyeceğinin henüz belli olmadığına da dikkat çekildi.

Le Monde karşılıklı sert açıklamalara odaklandı

Fransız Le Monde gazetesi ise AFP kaynaklı haberinde hukuki ayrıntılardan çok Ankara ile Tel Aviv arasındaki sert siyasi restleşmeyi öne çıkardı.

Netanyahu’nun ofisi, Türkiye’nin girişimini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrailli liderleri “yıldırmaya yönelik sonuçsuz bir girişimi” olarak nitelendirdi. Açıklamada Erdoğan hakkında “antisemit diktatör” ifadesi kullanılarak Türkiye’nin Kürtler, Hamas, Kıbrıs ve tutuklu gazetecilere ilişkin politikaları hedef alındı.

İsrail yönetimi ayrıca Türkiye’nin Suriye’de artan etkisine işaret ederek bu dosyayı iki ülke arasındaki daha geniş bölgesel rekabetle ilişkilendirdi.

El País zamanlamaya dikkat çekti

İspanyol El País gazetesi, filoda Türk vatandaşlarının yanı sıra İspanyol vatandaşlarının da bulunduğunu belirterek davanın Avrupa açısından taşıdığı boyutu öne çıkardı.

Gazete, mahkemenin başvuru yönündeki ara kararının 14 Temmuz’da verilmesine rağmen girişimin kamuoyuna duyurulmasının, İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasının ardından yaşanan gerilimle aynı döneme rastladığına dikkat çekti.

El País bu nedenle kırmızı bülten hamlesini hem bir yargı süreci hem de Ankara-Tel Aviv ilişkilerindeki son diplomatik tırmanmanın parçası olarak değerlendirdi.

Al Jazeera “soykırım” suçlamasını başlığa taşıdı

Al Jazeera, Ankara’nın Netanyahu’ya yönelttiği “soykırım” suçlamasını haberin merkezine yerleştirdi. Katar merkezli yayın, girişimi Gazze’ye yardım götürmek isteyen Küresel Sumud Filosu’na mayıs ayında gerçekleştirilen müdahalenin hukuki sonucu olarak sundu.

Haberde Türkiye’nin dosyayı yalnızca ulusal mahkemelerde değil, uluslararası mekanizmalar aracılığıyla da takip etmeye çalıştığı vurgulandı.

İsrail basını: Ankara’nın siyasi baskı hamlesi

Jerusalem Post ve Israel Hayom gibi İsrail gazeteleri ise gelişmeyi daha çok Ankara’nın Netanyahu hükümetine yönelik siyasi baskısı şeklinde yansıttı.

Jerusalem Post, Türkiye’deki dosyanın Netanyahu ile birlikte çok sayıda İsrailli yetkiliyi kapsadığını aktarırken, kırmızı bülten çıkarılsa dahi her ülkenin kendi hukukuna göre hareket edeceğini belirtti. Gazete ayrıca dava sürecini, Türkiye ile İsrail arasında Suriye konusunda tırmanan gerilimle birlikte ele aldı.

Israel Hayom ise filonun insani yardım niteliğini sorgulayan İsrail hükümetinin yaklaşımına ağırlık verdi ve başvuruyu iki ülke arasındaki bölgesel güç mücadelesinin yeni cephesi olarak sundu

Afek Moskovitch’in kimliği belirsizliğini koruyor

Uluslararası haberlerde dikkat çeken bir başka ayrıntı, Netanyahu ile birlikte kırmızı bülten istenen Afek Moskovitch’in kimliği oldu.

Kamuoyuna açık dava belgelerinde Moskovitch’in adı yer almakla birlikte unvanı, görevi ve filo operasyonundaki iddia edilen rolü konusunda ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Bazı yayınlar onu “İsrailli yetkili”, bazıları ise “İsrail askeri” olarak tanımlasa da bu bilgiler resmî kaynaklar tarafından açıklığa kavuşturulmuş değil.

Kırmızı bülten uluslararası tutuklama emri değil

Haberlerde zaman zaman “uluslararası tutuklama emri” ifadesi kullanılsa da teknik olarak Türkiye’nin attığı adım, henüz yayımlanmış bir kırmızı bülten anlamına gelmiyor.

Öncelikle Türkiye’nin hazırladığı dosyanın Interpol’e iletilmesi, ardından Interpol Genel Sekreterliğinin başvuruyu kendi anayasası ve veri işleme kuralları açısından incelemesi gerekiyor.

Interpol’ün açıklamasına göre kırmızı bülten, uluslararası yakalama emri değil; üye ülkelerin kolluk makamlarına bir kişinin yerinin belirlenmesi ve iade veya benzeri bir hukuki süreç öncesinde geçici olarak yakalanması yönünde yapılan bildirim niteliğinde. Kişinin gözaltına alınıp alınmayacağına her ülke kendi mevzuatına göre karar veriyor.

Bu nedenle Türkiye’nin talebi kabul edilse bile Netanyahu’nun 196 Interpol üyesi ülkenin tamamında otomatik olarak tutuklanması söz konusu olmayacak. Başvurunun Interpol tarafından kabul edilip edilmeyeceği ve kabul edilmesi halinde hangi ülkelerin işlem yapacağı şimdilik belirsizliğini koruyor.

CHP YDK’da 81 dosya masaya yatırıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Yüksek Disiplin Kurulu, parti genel merkezinde gerçekleştirdiği toplantıda aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 81 kişinin dosyasını ele aldı.

Yaklaşık 3 saat süren toplantıda bazı dosyalar hakkında karar verilirken, bazı isimlerle ilgili değerlendirmelerin bir sonraki toplantıya bırakılması kararlaştırıldı.

81 DOSYA GÖRÜŞÜLDÜ
CHP YDK’nın toplantısında, daha önce disiplin süreci kapsamında gündeme alınan 81 dosya değerlendirildi. Toplantının önemli gündem maddelerinden birini, daha önce istifa dilekçeleri talep edilen ancak dilekçe vermeyeceklerini bildiren bazı isimlerin durumu oluşturdu.

Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu bu kişilerin durumunun daha ayrıntılı incelenmesi amacıyla muhakkik heyeti belirlenmesine karar verildi. Söz konusu dosyalara ilişkin nihai kararın ise YDK’nın gelecek toplantısında verilmesi planlandı.

İSTİFA EDENLERİN DOSYALARI SİCİLLERİNE İŞLENECEK
Toplantıda partiden istifa eden kişilerin dosyaları da gündeme geldi. YDK, bu dosyaların herhangi bir disiplin kararı verilmeden, ilgili kişilerin parti sicillerine işlenmek üzere kaldırılmasına karar verdi.

Böylece istifa nedeniyle parti üyeliği sona eren isimlere ilişkin dosyaların mevcut süreç kapsamında kayda geçirilmesi kararlaştırıldı.

AHMET BARAN YAZGAN’IN DOSYASI HENÜZ ULAŞMADI
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında Merkez Yönetim Kurulu (MYK) tarafından alınan sevk kararının YDK’ya henüz ulaşmadığı belirtildi. Bu nedenle Yazgan hakkındaki MYK kararının toplantıda görüşülmediği öğrenildi.

MEZİTLİ BELEDİYE BAŞKANI TUNCER’İN DOSYASI ERTELENDİ
Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkındaki dosya da YDK’nın gündeminde yer aldı. Dosyadaki incelemenin tamamlanabilmesi amacıyla değerlendirme ertelendi.

Tuncer hakkındaki sürecin, gerekli incelemelerin tamamlanmasının ardından yeniden YDK gündemine alınması bekleniyor.

YDK 18 EYLÜL’DE YENİDEN TOPLANACAK
Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından YDK’nın bir sonraki toplantısının 18 Eylül tarihinde gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Görüşülmesi ertelenen dosyalar ile muhakkik heyetinin incelemelerinin tamamlanmasının ardından hazırlanacak raporların yeni toplantıda değerlendirilmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Balıkesir'deki 'Kadın Buluşması'na telefonla bağlandı: Balıkesir yeniden dönüşümü sağlayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Balıkesir Kadın Kolları Başkanlığınca düzenlenen "Kadın Buluşması"na katılanlara telefonla seslendi. Erdoğan yaptığı açıklamada "Balıkesir'den tabii geleceğe yönelik yeni sinyaller bekliyorum. Balıkesir'in inşallah yeniden bu emaneti sahiplenmesi lazım. Gerek kadın kollarıyla gerek gençlik kollarıyla gerekse ana kademeyle inşallah Balıkesir'in yeniden bir dönüşümü sağlayacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

DEM Partili Bakırhan'dan Yeni Parti liderine 'Terörsüz Türkiye' tepkisi: Ülkeyi yönetme iddiası zarar gördü

DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, “Terörsüz Türkiye” yasasına yönelik tutumunu değerlendirdi. CHP’nin sürece verdiği desteği önemli bulan Bakırhan, Yeni Parti milletvekillerinin “hayır” oylarını ve tutumunu eleştirdi. Bakırhan, partinin meselede yaşadığı ayrışmanın ülkeyi yönetme iddiasına zarar verdiğini söyledi.

İzmir'de CHP’li Çiğli İlçe Başkanı Yıldız'ın makam aracına silahlı saldırı

İzmir’in Çiğli ilçesinde Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın belediye otoparkında park halindeki makam aracına silahla ateş açıldı. Olay sırasında araçta kimsenin bulunmadığı öğrenilirken, saldırının ardından kaçmaya çalışan 21 yaşındaki şahıs belediyenin güvenlik görevlileri tarafından durduruldu. Şüpheli, suç aleti tabancayla birlikte gözaltına alınırken, olayda kullanılan motosikletin de çalıntı olduğu belirlendi.

Bakan Bolat'tan Kütahya'da 'Terörsüz Türkiye' mesajı: 42 yıllık terör belası sona erdirildi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "42 yıllık terör belası sona erdirildi, terör örgütü pes ettirildi ve dağıtılma noktasına getirildi. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge projesi çerçeve kanunu da çıkarıldı, milli birlik ve kardeşlik pekiştiriliyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 'İnsan kaynağı hamlesi başlatıyoruz' diyerek duyurdu: Stratejik alanlarda 550 doktora öğrencisi yetiştirilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki nitelikli insan kaynağını artırmaya yönelik yeni programı duyurdu. Yapay zeka, siber güvenlik, çip teknolojileri ve ileri bilgisayar sistemleri gibi stratejik alanlarda ilk etapta 550 doktora öğrencisi, merkezi sınavla seçilerek 20 araştırma üniversitesinde yetiştirilecek. Programla 5 yılın sonunda yaklaşık 3 bin genç araştırmacının Türkiye’nin bilim ve teknoloji ekosistemine kazandırılması hedefleniyor.

Erdoğan ile Burnham arasında ilk temas: Savunma ve ticarette yeni dönem mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham arasında ilk üst düzey temas gerçekleşti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre telefon görüşmesinde Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerinin yanı sıra güncel bölgesel ve küresel gelişmeler değerlendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni görevi dolayısıyla Burnham’ı tebrik ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine inandığını ifade etti.

İletişim Başkanlığının açıklamasında, bölgesel ve küresel gelişmelerin hangilerinin ayrıntılı biçimde ele alındığına ilişkin bilgi paylaşılmadı. Görüşmeye dair ilk resmi açıklama Türk tarafından yapıldı.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Savunma ortaklığı yeni mekanizmalarla genişliyor

Görüşmenin öne çıkan başlıklarından birini güvenlik ve savunma alanındaki iş birliği oluşturdu.

Erdoğan, Türkiye ile Birleşik Krallık’ın özellikle savunma sanayiinde önemli aşamalar kaydettiğini belirterek, son dönemde imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi ile Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’nin ilişkilerin geleceği bakımından taşıdığı öneme dikkat çekti.

İki ülkenin 8 Temmuz 2026’da Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında imzaladığı Güvenlik ve Savunma Ortaklığı; askerî iş birliği ve savunma sanayiinin yanı sıra siber güvenlik, hibrit tehditler, terörle mücadele, uzay, sivil hazırlık ve dayanıklılık alanlarını da kapsıyor. Belge, bu konulardaki siyasi ve askerî istişarelerin yeni mekanizmalar aracılığıyla kurumsallaştırılmasını öngörüyor.

Savunma ilişkilerinde son dönemin en büyük adımlarından biri de Türkiye’nin 20 Eurofighter Typhoon savaş uçağı almasına yönelik, değeri 8 milyar sterline kadar çıkabilen anlaşma olmuştu. Mart 2026’da imzalanan destek paketiyle İngiltere’nin Türk Hava Kuvvetleri pilotları ve yer personeline eğitim vermesi de kararlaştırılmıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Stratejik ortaklık güvenlikten teknolojiye uzanıyor

Türkiye ve Birleşik Krallık arasında 23 Nisan 2026’da imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi ise ilişkilerin yalnızca savunma alanıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Belge; NATO içindeki eş güdümün artırılması, terörizm ve organize suçlarla mücadele, enerji güvenliği, iklim değişikliği, insani kalkınma, bilim, teknoloji ve inovasyon gibi geniş bir iş birliği gündemini kapsıyor.

İki ülke, belgeyle aynı zamanda bölgesel krizler ve küresel güvenlik sorunları karşısında daha yakın diyalog kurulmasını hedefliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ticaret gündeminde yeni anlaşma var

Erdoğan-Burnham görüşmesinde ekonomik ilişkiler ve karşılıklı yatırımlar da ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, belirlenen ticaret ve yatırım hedeflerine ulaşılması için ortak çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki mevcut ticaret düzenlemesini hizmetler, dijital ticaret ve yatırımlar gibi yeni alanları kapsayacak şekilde genişletmeyi amaçlayan güncellenmiş Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri Mart 2024’ten bu yana devam ediyor. Birleşik Krallık Avam Kamarası Kütüphanesinin Temmuz 2026 tarihli raporunda da Türkiye ile yürütülen görüşmelerin henüz sonuçlanmadığı belirtildi.

Independent Mortgage 3

Türkiye’nin 2025 yılında Birleşik Krallık’a mal ihracatı yaklaşık 16,7 milyar dolara, bu ülkeden ithalatı ise 7,26 milyar dolara ulaştı. Hizmet ticareti de hesaba katıldığında toplam ekonomik hacmin 30 milyar doların üzerine çıktığı tahmin ediliyor.

Yeni anlaşmayla mevcut mal ticaretinin ötesine geçilerek finansal ve profesyonel hizmetler, dijital ekonomi, yatırım, fikrî mülkiyet ve sürdürülebilirlik alanlarında daha kapsamlı kurallar oluşturulması amaçlanıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Yeni hükümetle diyaloğun sürdürülmesi bekleniyor

Erdoğan ile Burnham arasındaki ilk görüşme, Ankara ile Londra’nın yeni İngiliz hükümeti döneminde de mevcut stratejik iş birliğini sürdürme iradesinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İki ülkenin NATO üyeliği, savunma sanayiindeki büyük ölçekli projeler, büyüyen ticaret hacmi ve Avrupa ile Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerini önümüzdeki dönemde de her iki başkentin dış politika gündeminde tutacak başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere Başbakanı Burnham’a sahte “Beyaz Saray” tuzağı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ABD yönetiminin en güçlü isimlerinden biri olan Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’ı taklit eden bir kişinin hedefi oldu.

Dört yetkiliye dayandırılan haberlere göre Burnham, iletişim kurduğu kişinin gerçekten Wiles olduğunu düşünerek kendisiyle birkaç mesaj paylaştı. Ancak yazışmalar sırasında karşısındaki kişinin kimliğinden şüphelenmeye başladı.

Temasın güvenilir olmadığı anlaşılınca durum vakit kaybetmeden ilgili İngiliz makamlarına bildirildi ve iletişim sonlandırıldı. Kaynaklar, yazışmalarda hassas veya önemli nitelikte herhangi bir bilginin paylaşılmadığını belirtti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Telefon görüşmesi yapılmadı

Burnham ile sahte Wiles arasındaki iletişimin yalnızca yazılı mesajlarla gerçekleştiği, taraflar arasında herhangi bir telefon ya da görüntülü görüşme yapılmadığı bildirildi.

Mesajlaşmanın hangi uygulama üzerinden gerçekleştirildiği ise açıklanmadı. Başbakanlık, WhatsApp veya başka bir haberleşme platformunun kullanılıp kullanılmadığı konusundaki soruları yanıtsız bıraktı.

Downing Street sözcüsü, olayla ilgili ayrıntı vermeyerek, “Ulusal güvenlik konularında yorum yapmıyoruz” açıklamasıyla yetindi. Olayın Burnham’ın başbakanlık görevini devralmasından önce başlayıp daha sonra da devam etmiş olabileceği öne sürülürken, bu ayrıntı resmî makamlarca doğrulanmadı.

Independent Mortgage 3

İngiltere, Beyaz Saray’ı bilgilendirdi

İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği, olayın doğurduğu güvenlik endişesi nedeniyle Beyaz Saray ile temasa geçti.

Beyaz Saray, Wiles’ın mevcut cihazlarının ele geçirilmediğini bildirdi. Bu açıklama, Burnham’ı hedef alan son girişimin Wiles’ın telefonunun daha önce hedef alındığı olayla doğrudan bağlantılı olduğunun henüz kanıtlanmadığını gösteriyor. ABD makamları olayın arkasında aynı kişi veya grubun bulunup bulunmadığını açıklamadı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Wiles’ın kişisel rehberi daha önce ele geçirilmişti

Susie Wiles’ın kişisel telefonu ve rehberindeki bilgilerin Mayıs 2025’te korsanların hedefi olduğu bildirilmişti. Olayın ardından Wiles gibi davranan bir kişi; ABD’li senatörlere, valilere ve üst düzey şirket yöneticilerine mesajlar göndermiş, bazı isimleri telefonla aramıştı.

Söz konusu iletişimlerin Wiles’ın gerçek telefon numarasından yapılmadığı, ancak saldırganların kişisel telefonundaki iletişim bilgilerine ulaşmış olabileceği aktarılmıştı. Olay üzerine FBI soruşturma başlatmıştı.

ABD makamları ayrıca saldırganların güven kazanmak veya hedeflerin hesaplarına erişmek amacıyla yapay zekâyla üretilmiş ses kayıtlarından yararlanabilecekleri konusunda uyarıda bulunmuştu.

Istikbal 860X450 Pxl

Üst düzey isimlerin telefonları internette bulundu

Burnham’a yönelik girişimin ardından İngiliz siyasetindeki dijital güvenlik açıklarına ilişkin yeni bilgiler de gündeme geldi. En az üç kabine üyesinin kişisel cep telefonu numaralarının internette bulunabildiğinin belirlenmesi, üst düzey siyasetçilerin kimlik taklidi ve sosyal mühendislik saldırılarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu yeniden tartışmaya açtı.

David Cameron da benzer yöntemle hedef alınmıştı

İngiltere’de üst düzey bir siyasetçinin sahte kimlikle kandırılması ilk kez yaşanmıyor. Eski Dışişleri Bakanı David Cameron da 2024 yılında, kendisini Ukrayna’nın eski Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko olarak tanıtan bir kişiyle mesajlaşmış ve kısa bir görüntülü görüşme gerçekleştirmişti.

Burnham olayı, saldırganların üst düzey yöneticilerin kişisel iletişim ağlarını kullanarak devletler arası resmî temas izlenimi oluşturabildiğini gösterirken, Londra ve Washington’daki güvenli haberleşme prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi çağrılarını artırdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'de 34 adaylı sıra dışı ara seçimde sandıktan sürpriz ikinci çıktı

Reform UK lideri Nigel Farage, İngiltere’nin Essex bölgesindeki Clacton seçim çevresinde yapılan ara seçimden galip çıktı. 13 Ağustos’ta gerçekleştirilen seçimde 79 bin 785 kayıtlı seçmenin bulunduğu bölgede katılım yüzde 44,37 oldu. Farage 22 bin 239 oy alarak parlamentodaki koltuğunu yeniden kazandı.

Farage’ın zaferi ilk bakışta büyük bir farkla gerçekleşmiş görünse de seçim, İngiliz siyasetinde alışılmış ara seçimlerden oldukça farklıydı. Çünkü ana akım siyasi partilerin tamamına yakını yarıştan çekildi. Böylece Farage’ın karşısında Labour, Muhafazakâr Parti ve Liberal Demokratlar gibi büyük partilerin adayları bulunmadı.

Bu durum, seçim kampanyasını alışılmadık bir yarışa dönüştürdü.

Sandıktan ikinci olarak Count Binface çıktı

Farage’ın en güçlü rakibi, siyasi hiciv karakteri Count Binface oldu. Komedyen Jonathan Harvey tarafından canlandırılan karakter, İngiliz seçimlerinde daha önce de mizahi kampanyalarıyla dikkat çekmişti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Gümüş renkli çöp kutusunu andıran kostümüyle kampanya yürüten Binface, 9 bin 455 oy alarak yüzde 26,9’a ulaştı ve seçimi ikinci sırada tamamladı. Böylece Farage ile Binface arasındaki oy farkı 12 bin 784 oldu.

Binface’ın performansı, İngiliz seçim tarihinde siyasi mizah açısından dikkat çekici bir sonuç olarak değerlendiriliyor. Reuters, bu sonucu Birleşik Krallık’taki bir komedi adayı için şimdiye kadarki en başarılı sonuçlardan biri olarak nitelendirdi.

Binface’ın seçim vaatleri de kampanyanın sıra dışı karakterini ortaya koydu. Dondurma külahlarının fiyatına sınır getirilmesi ve toplu taşımada hoparlörle yüksek sesle konuşanların zorunlu askerlik hizmetine gönderilmesi gibi mizahi öneriler kampanyanın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Rekor: Aynı pusulada 34 aday

Clacton ara seçiminin bir başka özelliği ise aday sayısı oldu.

Seçimde 34 aday yarıştı. Tendring Bölge Konseyi, bunun bir Birleşik Krallık parlamento seçimi için şimdiye kadar kaydedilen en yüksek aday sayısı olduğunu açıkladı. Aday sayısının yüksekliği nedeniyle seçmenlerin karşısına son derece uzun bir oy pusulası çıktı ve seçim görevlileri açısından da süreç normalden daha karmaşık hale geldi.

Farage’ın ardından gelen adayların oyları ise oldukça düşük kaldı. Avrupa Birliği’ne yeniden katılımı savunan Rejoin EU adayı John Stevens 492 oyla üçüncü oldu. Bağımsız aday Tony Francis 432, Pamela Walford 371, Reclaim Party lideri Laurence Fox ise 347 oy aldı.

Seçimde üç farklı Official Monster Raving Loony Party adayı da yarıştı. Bunlardan en yüksek oyu alan Nick The Incredible Flying Brick yalnızca 28 oy alabildi.

Independent Mortgage 3

Büyük partiler neden yoktu?

Seçimin en dikkat çekici siyasi boyutu, ana akım partilerin yarışa katılmamasıydı.

Farage, Temmuz ayında milletvekilliğinden istifa ederek ara seçimi kendisi tetiklemişti. Amacı, parlamentodaki koltuğunu yeniden kazanarak hakkında yürütülen mali incelemelerin gölgesinde seçmenden yeni bir siyasi yetki almaktı.

Ana akım partiler ise bu hamleyi gereksiz ve kişisel siyasi hesaplara dayanan bir seçim olarak değerlendirdi ve yarıştan çekildi. Böylece Clacton’daki seçim, normal bir iktidar-muhalefet mücadelesinden ziyade Farage ile çok sayıda bağımsız ve marjinal adayın yarıştığı sıra dışı bir siyasi gösteriye dönüştü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Farage'ın göç karşıtı siyaseti yeniden sandıkta

Farage, Reform UK lideri olarak özellikle göçün azaltılması, düzensiz göçle mücadele ve İngiltere’nin sınır politikalarının sertleştirilmesi üzerinden siyaset yürütüyor. Brexit sürecinin en önde gelen savunucularından biri olan Farage, uzun süredir İngiltere'deki göçmenlik politikalarını ve siyasi elitleri hedef alan söylemleriyle İngiliz siyasetinin sağ kanadındaki en etkili isimlerden biri.

Clacton da bu açıdan Farage için sembolik önem taşıyor. 2024 genel seçiminde Reform UK lideri olarak ilk kez Avam Kamarası'na seçildiği bölge olan Clacton, onun siyasi kariyerinde özel bir yere sahip.

2026 ara seçiminde ise Farage, seçimi yalnızca kendi milletvekilliğini geri kazanma mücadelesi olarak değil, kendisine yönelik eleştirileri reddetmek için halktan alınacak yeni bir destek olarak sunmaya çalıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Ancak sonuç Farage için tam anlamıyla rahatlatıcı olmadı

Farage yüzde 63,3 oyla açık ara kazanmasına rağmen sonuç, Reform UK liderinin beklediği kadar güçlü bir tablo ortaya koymadı.

Seçim öncesindeki bir Survation araştırması Farage’ın oy oranının yüzde 73'e ulaşabileceğini öngörmüştü. Gerçek sonuç ise yüzde 63,3'te kaldı. Count Binface'ın yüzde 26,9'luk oranı da tahminlerin üzerinde gerçekleşti.

Üstelik ana akım partilerin aday çıkarmadığı bir seçimde Farage’ın yüzde 63 civarında kalması, Reform UK'nin ulusal ölçekteki ivmesi açısından soru işaretleri yarattı.

Reuters'ın aktardığı değerlendirmelere göre Reform UK'nin kamuoyu desteğinde son dönemde gerileme işaretleri görülürken, yeni Başbakan Andy Burnham yönetimindeki Labour'ın desteğinde artış yaşandı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

£5 milyonluk bağış soruşturması yeniden başladı

Farage’ın Clacton'daki zaferinin hemen ardından karşı karşıya olduğu mali inceleme de yeniden gündeme geldi.

Parlamento standartları soruşturmasının merkezinde, Farage’ın 2024 genel seçimleri öncesinde kripto para milyarderi Christopher Harborne’dan aldığı yaklaşık 5 milyon sterlinlik hediye veya finansal desteği parlamentoya bildirme yükümlülüğü bulunuyor.

Farage parayı aldığını kabul etmiş ancak herhangi bir yanlış yapmadığını savunmuştu. Parlamento standartları soruşturması, ara seçim nedeniyle Farage'ın milletvekilliğinden ayrılması üzerine askıya alınmıştı; seçim sonucunun açıklanmasının ardından soruşturmanın yeniden aktif hale geldiği bildirildi.

Eğer soruşturma sonucunda parlamentonun bildirim kurallarının ihlal edildiğine karar verilirse Farage'ın parlamentodan uzaklaştırılması ve koltuğu için yeniden ara seçim yapılması ihtimali gündeme gelebilir. Böyle bir durumda bu kez büyük siyasi partilerin yarışa katılması beklenebilir.

Farage seçim gecesinde sonucu salondan izlemedi

Seçimin bir diğer dikkat çekici gelişmesi de kazanan adayın sonuç açıklanırken salonda bulunmaması oldu.

Farage, polis tarafından kendisine seçim sonucunu açıklama sırasında bir protesto veya etkinlik düzenlenebileceği konusunda uyarıda bulunulduğunu öne sürerek sonuçların açıklandığı salona gitmedi. Daha sonra yapmayı planladığı zafer konuşmasını da iptal etti.

İngiliz basınında ve siyasi çevrelerde bu karar tartışma yarattı. Essex Polisi ise Farage'ın sözünü ettiği tehdide ilişkin açıklamaların güvenilirliği konusunda farklı bir tablo ortaya koydu.

Zafer mi, siyasi kumar mı?

Farage koltuğunu geri aldı ve böylece parlamentodaki varlığını korudu. Ancak Clacton ara seçimi, Reform UK liderinin siyasi geleceği açısından beklenenden daha karmaşık bir tablo ortaya çıkardı.

Bir yanda yüzde 63,3'lük oyla kazanılmış net bir seçim zaferi var. Diğer yanda ise ana akım partilerin yarışmadığı bir ortamda bir komedi karakterinin yaklaşık 9 bin 500 oyla yüzde 27'ye yaklaşması, ulusal kamuoyu desteğindeki gerileme ve Farage hakkındaki mali soruşturmanın yeniden başlaması bulunuyor.

Dolayısıyla Clacton sonucu Farage'ın parlamentoya dönüşünü kesinleştirmiş olsa da, Reform UK liderinin kendisini “siyasi sistemle halk arasındaki mücadele” olarak sunmaya çalıştığı seçim, aynı zamanda onun üzerindeki tartışmaları sona erdirmek yerine yeniden gündeme taşıdı. Reuters'ın değerlendirmesine göre Farage'ın seçimle eleştirileri susturma stratejisi, beklenenin aksine ters tepmiş olabilir.

Clacton'daki sonuçlar:

  • Nigel Farage – Reform UK: 22.239 oy | %63,3
  • Count Binface: 9.455 oy | %26,9
  • John Stevens – Rejoin EU: 492 oy | %1,4
  • Tony Francis – Bağımsız: 432 oy | %1,2
  • Pamela Walford – Bağımsız: 371 oy | %1,1
  • Laurence Fox – Reclaim Party: 347 oy | %1,0

Kayıtlı seçmen sayısı 79.785, katılım ise %44,37 oldu. Toplam 34 adayın yarıştığı seçimde Reform UK koltuğunu korurken, Farage'ın çoğunluğu 12.784 oy olarak kayda geçti.

Netanyahu’ya Piers Morgan’dan sert yanıt: “Aptal”

İngiliz gazeteci ve televizyon sunucusu Piers Morgan, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İngiltere’ye yönelik tartışmalı sözlerine sert tepki gösterdi. Netanyahu’nun İngiltere’yi “İslami Cumhuriyet” olarak tanımlamasının ardından Morgan, Netanyahu’nun paylaşımını alıntılayarak yalnızca “Idiot” (Aptal) ifadesini kullandı.

Netanyahu İngiltere’yi hedef aldı

Netanyahu, İsrail Ordu Radyosu’nda yayımlanan bir podcast programında İngiltere’nin İsrail’e yönelik tutumundaki değişimi eleştirirken ülkeyi “İslami Cumhuriyet” olarak nitelendirdi.

İsrail Başbakanı, geçmişte İngiltere’de İsrail’e yönelik daha olumlu bir yaklaşım bulunduğunu savunarak Winston Churchill’in oğlu ve torununun 1967’deki Altı Gün Savaşı hakkındaki haberlerini örnek gösterdi. Ardından günümüz İngiltere’sine atıfta bulunarak, “İslami Cumhuriyet Britanya” ifadesini kullandı.

Netanyahu sözlerini nükleer silah tartışmasına da taşıdı. Daha önce ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından kullanılan bir ifadeye atıfta bulunarak İngiltere’nin nükleer silaha sahip “ilk İslami cumhuriyet” olabileceğini söyledi ve İsrail’in İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeye çalıştığını belirtti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Piers Morgan’dan tek kelimelik yanıt

Netanyahu’nun açıklamalarının ardından Piers Morgan, sosyal medya platformu X’te İsrail Başbakanı’nın sözlerini alıntılayarak “Idiot” yazdı.

Morgan’ın paylaşımı kısa sürede geniş yankı bulurken, sosyal medya kullanıcıları arasında da tartışma başladı. Bazı kullanıcılar Morgan’a destek verirken, bazıları ise Netanyahu’nun İngiltere’de İslam’ın ve Müslüman nüfusun artışına ilişkin değerlendirmelerini savundu.

Morgan, İsrail’in Gazze’deki savaşına ilişkin Netanyahu hükümetine yönelik eleştirileriyle de son dönemde sık sık gündeme geliyor.

Londra’dan sert tepki

Netanyahu’nun sözleri yalnızca sosyal medyada değil, diplomatik çevrelerde de tepkiyle karşılandı.

İngiltere Dışişleri, İngiliz hükümetinin açıklamalarla ilgili İsrail yönetimiyle temasa geçtiğini belirterek Netanyahu’nun ifadelerini “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

İsrail muhalefetinden de Netanyahu’ya tepki geldi. Demokratlar Partisi’nden Avi Dabush, başbakanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ve İsrail’den çok daha büyük bir ülke olan İngiltere hakkında bu şekilde konuşmasını eleştirdi. Dabush, açıklamaların İsrail’in uluslararası alandaki yalnızlığını daha da artırabileceği uyarısında bulundu.

Independent Mortgage 3

İngiltere-İsrail ilişkilerinde yeni gerilim

Netanyahu’nun açıklamaları, İngiltere ile İsrail arasındaki ilişkilerin Gazze savaşı nedeniyle zaten ciddi biçimde gerildiği bir dönemde geldi.

İngiltere'nin İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yönelik eleştirileri ve Filistin konusunda daha sert bir tutum benimsemesi, Netanyahu hükümetiyle Londra arasındaki görüş ayrılıklarını artırdı. İngiltere Başbakanı Andy Burnham da İsrail hükümetine yönelik baskının artırılabileceğini ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı ticarete yönelik yeni adımların değerlendirilebileceğini açıklamıştı.

Netanyahu’nun İngiltere’yi “İslami Cumhuriyet” şeklinde tanımlaması, bu siyasi gerilimi diplomatik tartışmanın da ötesine taşıdı. İngiliz hükümetinin açıklamayı açık biçimde reddetmesi ve Morgan gibi tanınmış isimlerin sert tepkileri, sözlerin Londra’da yarattığı rahatsızlığın boyutunu ortaya koydu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Vance’ın 2024’teki sözlerini tekrarladı

Netanyahu’nun kullandığı ifade aslında tamamen yeni değil. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2024’te başkan yardımcılığı adaylığı sırasında İngiltere’nin “ilk gerçek İslamcı ülke” olabileceğini ve nükleer silaha sahip olabileceğini söylemişti.

Netanyahu da son açıklamasında benzer ifadeyi kullanarak İngiltere’yi İran’la bağlantılı nükleer tehdit tartışmasının içine çekti. Ancak sözlerin İsrail Başbakanı tarafından, İngiltere ile ilişkilerin son derece hassas olduğu bir dönemde dile getirilmesi yeni bir diplomatik tartışma başlattı.

İngiltere’de milyonlarca kişiye yangın alarmı gönderildi

NEVSAL ELEVLİ

LONDRA

İngiltere ve Galler’de milyonlarca kişi, ülke genelinde hızla büyüyen orman ve arazi yangını tehdidi nedeniyle hükümetin acil durum uyarısıyla karşı karşıya kaldı. Cuma akşamı saat 19.00’dan itibaren cep telefonlarına gönderilmeye başlanan mesajda halka mangal, kamp ateşi ve havai fişek gibi yangın çıkarabilecek faaliyetlerden uzak durmaları ve gördükleri yangınları derhal 999 üzerinden bildirmeleri çağrısı yapıldı.

Uyarının ardından hükümet, tek kullanımlık mangalların satışını geçici olarak yasakladı. Perakendecilere ürünleri derhal satıştan kaldırmaları bildirildi. Yasak, yangın riskinin yüksek olduğu dönem boyunca yürürlükte kalacak ve koşullar değiştikçe yeniden değerlendirilecek.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“İngiltere bir tutuşma kutusuna dönüştü”

Başbakan Andy Burnham, West Midlands bölgesindeki Stourbridge’i ziyaret ederek yangınlardan etkilenen vatandaşlarla görüştü ve itfaiye ekiplerine teşekkür etti. Burnham, ülkenin mevcut koşullarını “tutuşmaya hazır bir kavanoz” olarak nitelendirerek insanların açık alanlarda ateş yakmaması gerektiğini vurguladı.

Hükümetin aldığı önlemler yalnızca mangal satışının durdurulmasıyla sınırlı kalmadı. Yangın söndürme kapasitesi üzerindeki baskının artması üzerine Güney Galler’de yaklaşık 100 askeri personel görevlendirildi; 100 askerin daha aynı akşam bölgeye gönderileceği açıklandı. Askeri birliklerin yangınlarla mücadele ve toparlanma çalışmalarında itfaiye ekiplerine destek vermesi planlanıyor.

Hükümet ayrıca yangından etkilenen bölgelerdeki itfaiye ve kurtarma hizmetlerine acil finansman sağlanacağını duyurdu. Uzun vadede ise yangınla mücadele kapasitesinin ele alınacağı ulusal bir “yangın zirvesi” düzenlenecek. Hükümet, itfaiye hizmetlerinin eğitim ve özel ekipman ihtiyaçları için daha önce 97 milyon sterlinlik yatırım açıkladığını da hatırlattı.

Istikbal 860X450 Pxl

Stourbridge’de 19 ev tamamen kül oldu

Yangın krizinin en ağır sonuçlarından biri West Midlands bölgesindeki Stourbridge’de yaşandı.

Burada geniş bir alana yayılan yangında 19 ev tamamen kullanılamaz hale gelirken 18 ev daha hasar gördü. Bölgedeki yangınlar nedeniyle 54 kişi sağlık ekiplerince tedavi edildi, bunların 19'u hastaneye kaldırıldı. Çok sayıda aile evlerinden tahliye edilirken bazı vatandaşlar geçici barınma merkezlerine yerleştirildi.

Yangının etkilediği alanın yüzlerce dönüme ulaşması, alevlerin kuru otluk alanlardan yerleşim bölgelerine hızla sıçramasına neden oldu. İtfaiye ekipleri, ana yangınların kontrol altına alınmasının ardından bile açık arazilerde, demiryolu hatlarının çevresinde ve yerleşim alanlarındaki sıcak noktaları söndürmeye devam ediyor.

Stourbridge’deki tabloyu yerinde gören Burnham, yaşananları “tam anlamıyla yıkıcı” olarak değerlendirdi. Yangınların insanların evlerini ve yıllar boyunca biriktirdikleri eşyalarını yok ettiğini belirten hükümet yetkilileri, sigorta şirketlerine zarar gören hanelerin ve işletmelerin taleplerini mümkün olduğunca hızlı sonuçlandırmaları çağrısında bulundu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

2026’da yangın sayısı yeni rekor kırdı

Yangınların boyutu, yalnızca birkaç bölgedeki münferit olaylarla sınırlı değil. İngiltere ve Galler’de 2026 yılı boyunca kaydedilen yangınların sayısı 1.000'i aşarak geçen yılın rekorunu geride bıraktı. Reuters'a göre yıl içinde kaydedilen yangın sayısı 1.085'e ulaşmış durumda. Yetkililer, yangın sezonunun iklim koşullarındaki değişim nedeniyle daha uzun bir döneme yayılabileceği uyarısında bulunuyor.

Yangın söndürme ekipleri üzerindeki baskı da olağanüstü boyutlara ulaştı. Son 24 saat içinde 11 büyük olay için “major incident” ilan edildi. İtfaiye hizmetlerinin kapasitesinin aynı anda birçok noktada zorlanması, askeri desteğin devreye sokulmasının temel nedenlerinden biri oldu.

Independent Mortgage 3

Rekor sıcaklık ve kuraklık yangın riskini büyütüyor

Yangınların hızla yayılmasının arkasındaki en önemli faktörlerden biri uzun süredir devam eden sıcak ve kurak hava.

13 Ağustos'ta İngiltere'de yılın en yüksek sıcaklığı ölçüldü. Londra'daki Kew Gardens'ta sıcaklık 38,1 dereceye ulaştı. Bu, ülkenin art arda yaşadığı beşinci sıcak hava dalgasının ortasında gerçekleşti. Kurumuş otlar, çalılar ve tarım arazileri ise küçük bir kıvılcımın bile kısa sürede büyük bir yangına dönüşmesine uygun koşullar oluşturdu.

Kuraklık da tabloyu ağırlaştırıyor. Yaklaşık 45 milyon kişinin kuraklıktan etkilenen bölgelerde yaşadığı, yaklaşık 27 milyon kişinin ise su kullanım kısıtlamalarına tabi olduğu bildiriliyor. Su kaynaklarının azalması, hem tarım hem de yangınlarla mücadelede kullanılabilecek kaynaklar üzerindeki baskıyı artırıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümetten halka “hiçbir ateş yakmayın” çağrısı

Hükümetin acil durum uyarısında vatandaşlardan özellikle şu kurallara uymaları istendi:

  • Kırsal alanlarda, parklarda, ormanlık bölgelerde ve açık arazilerde ateş yakılmaması,
  • Mangal ve kamp ateşi kullanılmaması,
  • Havai fişek gibi yangın çıkarabilecek faaliyetlerden kaçınılması,
  • Sigara izmaritlerinin kesinlikle yere atılmaması,
  • Cam şişe ve benzeri çöplerin doğada bırakılmaması,
  • Görülen en küçük yangının bile vakit kaybetmeden 999'a bildirilmesi.

Hükümet, cam şişelerin güneş ışığını yoğunlaştırarak yangın riskini artırabileceği konusunda da uyarıda bulundu.

Yetkililer, ana yangınların büyük ölçüde kontrol altına alınmasının tehlikenin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtiyor. Aşırı sıcak ve kurak koşullar devam ettiği sürece küçük bir kıvılcımın bile yeni bir yangına dönüşebileceği belirtilirken, itfaiye ekipleri özellikle yerleşim yerleri, demiryolları ve açık arazilerde kalan sıcak noktalara karşı teyakkuzda tutuluyor.

Hükümet ise mevcut krizden çıkarılacak derslerin, daha sıcak ve daha kurak yazların yaşanabileceği gelecek yıllar için yangınla mücadele kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

AK Parti'ye 25. yıl dönümünde, 3 milletvekili ve 7 belediye başkanı katıldı

AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla Ankara'daki Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen geniş katılımlı programda partiye yeni katılımlar gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partiye katılan milletvekilleri ve belediye başkanlarına rozetlerini taktı.

Program öncesinde farklı sayılar gündeme gelse de gün sonunda 3 milletvekili ve 7 belediye başkanının AK Parti saflarına geçtiği bildirildi.

AK Parti'ye katılan milletvekilleri

Partiye katılan üç milletvekili şöyle:

  • Ömer Karakaş – İYİ Parti Aydın Milletvekili
  • Mehmet Mustafa Gürban – İYİ Parti Gaziantep Milletvekili
  • Mustafa Bilici – Gelecek Partisi/ Yeni Yol çizgisinden İzmir Milletvekili

Üç milletvekilinin katılımıyla AK Parti'nin TBMM'deki sandalye sayısı 280'e çıktı.

Özellikle Mustafa Bilici'nin geçişi, Meclis aritmetiği açısından dikkat çekti. Bilici'nin AK Parti'ye geçmesiyle Yeni Yol grubunun milletvekili sayısının 19'a düşeceği ve bunun parti grubunun devamı açısından kritik bir eşik oluşturduğu daha önce gündeme gelmişti.

Ak Parti 25 Yil Katilim 2

Yedi belediye başkanı da AK Parti saflarında

Törende belediye başkanları düzeyinde de kapsamlı bir katılım gerçekleşti. Gün içinde yayımlanan listelerde şu isimler yer aldı:

  • Yakup Odabaşı – Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı
  • Selim Çırpanoğlu – Ankara Kahramankazan Belediye Başkanı
  • Tuncay Başoğlu – Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı
  • Türkan Kayır – Şırnak İdil Belediye Başkanı
  • Ali Kemal Derin – Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı
  • Engin Uysal – Kütahya Domaniç Belediye Başkanı
  • Saim Zileli – Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı

Burada dikkat çeken bir ayrıntı, Tavşanlı Belediye Başkanı'nın adının bazı ilk listelerde “Ali Kemal Verimli” şeklinde yer almasına karşın güncel kaynaklarda isminin Ali Kemal Derin olarak geçmesi. 2024 yerel seçim sonuçlarında Derin'in Tavşanlı'yı Yeniden Refah Partisi adayı olarak kazandığı görülüyor. Aynı listelerde Domaniç Belediye Başkanı Engin Uysal'ın CHP, İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır'ın ise DEM Parti adayı olarak seçildiği bilgisi yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhalefet belediyelerinden AK Parti'ye geçiş

Transferlerin siyasi açıdan en dikkat çekici yönlerinden biri, belediye başkanlarının farklı siyasi geleneklerden gelmesi oldu.

Ankara'da Gölbaşı ve Kahramankazan gibi CHP'nin 2024 yerel seçimlerinde kazandığı iki ilçenin belediye başkanlarının AK Parti'ye geçmesi, başkentteki siyasi dengeler bakımından ayrıca önem taşıyor. 2024 seçimlerinde Yakup Odabaşı Gölbaşı'nı, Selim Çırpanoğlu ise Kahramankazan'ı CHP adına kazanmıştı.

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde ise Ali Kemal Derin 2024 seçimlerini Yeniden Refah Partisi adayı olarak kazanmıştı. Domaniç'te Engin Uysal CHP'den, İdil'de Türkan Kayır ise DEM Parti'den seçilmişti.

Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli'nin siyasi geçmişi de dikkat çekiyor. Zileli, 2019'da İYİ Parti'den belediye başkanı seçilmiş, 2023'te CHP'ye katılmış ve 2024 yerel seçimlerinde CHP'den yeniden seçilmişti. Daha sonra AK Parti'ye geçişini doğruladı.

Meclis aritmetiğinde AK Parti'nin ağırlığı arttı

Üç milletvekilinin katılımıyla AK Parti'nin sandalye sayısının 280'e ulaşması, iktidar partisinin Meclis'teki ağırlığını bir miktar daha artırdı. Ancak bu sayı, TBMM'de tek başına anayasa değişikliği veya referandum gibi yüksek oy gerektiren işlemler için yeterli değil.

Transferlerin bir başka boyutu ise muhalefet partilerinin Meclis ve yerel yönetimlerdeki temsil kapasitesiyle ilgili. Özellikle Mustafa Bilici'nin AK Parti'ye geçişi, Yeni Yol'un Meclis'teki grup statüsü açısından tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

AK Parti'den 25. yıl mesajı

AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü programı yalnızca partiye yeni isimlerin katılmasıyla değil, geniş katılımıyla da öne çıktı. Program için yaklaşık 100 bin kişilik davet hazırlanmıştı.

14 Ağustos 2001'de kurulan AK Parti, 25. yılına girerken iktidarını sürdüren parti olarak siyasi organizasyonunu ve yerel teşkilat ağını güçlendirmeye odaklanıyor. Ankara'daki törende açıklanan yeni katılımlar ise partinin özellikle muhalefet saflarından transfer stratejisinin devam ettiğini gösteren önemli bir siyasi mesaj olarak değerlendiriliyor.

Son tablo: 3 milletvekili ve 7 belediye başkanının katılımıyla AK Parti, kuruluşunun 25. yılında hem TBMM'deki sandalye sayısını 280'e çıkardı hem de farklı siyasi partilerden gelen yerel yöneticileri bünyesine kattı.

CHP'li vekil Ahmet Baran Yazgan, için kesin ihraç talebi

CHP’de Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında parti içi disiplin süreci başlatıldı. CHP’nin mahkeme kararıyla göreve gelen yönetiminin Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Yazgan’ın “tedbirli olarak kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edildiğini açıkladı.

Sarı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Partimizin temel ilkeleri, tüzüğü ve disiplin hükümleri çerçevesinde Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, bugün itibarıyla tedbirli olarak ‘kesin ihraç’ talebiyle disipline sevk edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Görüntülerin ardından soruşturma

Yazgan’ın bir kadına yönelik cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla bir grup tarafından darbedildiğini gösteren görüntüler sosyal medyada yayıldı. Görüntülerde Yazgan’ın tekme ve yumruklarla darbedildiği görülürken, olayın ardından tarafların karşılıklı olarak şikayetçi olduğu bildirildi.

Olayla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da sosyal medyada yayılan görüntüler ve iddialar üzerine Yazgan hakkında soruşturma başlattı.

CHP’de disiplin süreci

Adli soruşturmanın yanı sıra CHP yönetimi de olayla ilgili parti içi disiplin mekanizmasını devreye soktu. Yazgan, tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle disipline sevk edildi.

Karar, Yazgan hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan alınan parti içi disiplin tedbiri niteliğinde. Kesin ihraç konusunda son karar, disiplin sürecinin tamamlanmasının ardından verilecek.

Yazgan kimdir?

1987 Edirne doğumlu Ahmet Baran Yazgan, iş insanı ve iç mimar. İstanbul Kültür Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü mezunu olan Yazgan, 2019 yerel seçimlerinde CHP’den Edirne Belediye Meclisi üyeliğine seçildi. 2023 genel seçimlerinde CHP Edirne milletvekili olarak TBMM’ye girdi.

Yazgan hakkındaki adli soruşturmanın sonucu ve CHP’nin disiplin kurulunun vereceği karar, sürecin bundan sonraki seyrini belirleyecek.

Tacizle Suçlanan Yazgan’dan açıklama

Hakkındaki cinsel taciz ve darp iddialarıyla kesin ihraç talebiyle CHP Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, yaşananların tamamen kurgulanmış bir siyasi kumpas olduğunu belirterek kendisini savundu.

Olayın yaşandığı eve davet üzerine gittiğini, kendisine gizlice ilaç verildiğini ve başına sert bir cisimle vurularak darp edildiğini öne süren Yazgan; çirkin söz ve eylemlerin hiçbirini kabul etmediğini, asıl amacın kendisini CHP'den kopararak Yeni Parti'ye yönlendirmek olduğunu iddia etti.

Olayda asıl mağdurun kendisi olduğunu vurgulayan Yazgan, partisinin milletvekiline sahip çıkması gerektiğini ifade ederek konuya dair tüm bilgi ve belgeleri savcılığa teslim edeceğini bildirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig takımlarına mesaj: Hiçbir kupa huzurdan değerli değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trendyol Süper Lig’e yükselen Erzurumspor, Arca Çorum FK ve Amed Sportif Faaliyetler kulüplerinin yönetici, teknik heyet ve sporcularını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Yeni sezon öncesi takımlara başarı dileyen Erdoğan, sporun rekabet boyutuna dikkat çekerek, “Hiçbir kupa ülkemizin huzurundan, kardeşliğinden, iç barışından daha değerli değildir” mesajını verdi. Erdoğan ayrıca 2026-2027 sezonunun adil rekabetin hakim olduğu ve iyi oynayanın kazandığı bir mücadeleye sahne olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şehit ailelerini kabul etti: Türkiye'yi bu sıkıntıdan ebediyen kurtaracağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde şehit ailelerini kabul etti. Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda Meclis'in önemli bir adım attığını belirterek, "İnşallah sabır, sağduyu ve serinkanlılıkla hareket ederek Türkiye'yi bu sıkıntıdan ebediyen kurtaracağız." dedi.

AK Parti 25 yaşında: Siyasette çeyrek asır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde 14 Ağustos 2001'de kurulan AK Parti, 25 yıllık siyasi yolculuğunda çok sayıda seçim zaferi, kritik dönemeç ve siyasi dönüşüme imza attı. İşte partinin çeyrek asırlık iktidar serüveninin öne çıkan başlıkları.

Çerçeve Yasa Meclis’ten geçti: “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeni dönem

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün tarihi bir oylama gerçekleştirildi. “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki çerçevesini oluşturması beklenen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Genel Kurul’daki görüşmelerin ardından kabul edilerek kanunlaştı.

Saat 11.00’de başlayan görüşmelerde teklifin 12 maddesi iki bölüm halinde ele alındı. İlk altı maddenin kabul edilmesinin ardından ikinci bölümün görüşmelerine geçildi. İkinci bölümün de kabul edilmesiyle teklifin tamamı yapılan son oylamada 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla Meclis’ten geçti.

Böylece kamuoyunda haftalardır “Çerçeve Yasa” olarak tartışılan düzenleme yasama sürecinin en kritik aşamasını tamamlamış oldu.

Sürecin hukuki zemini oluşturuluyor

Yasanın temel amacı, PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesi sonrasında uygulanacak hukuki mekanizmaları belirlemek olarak düzenleniyor.

Düzenlemede, mekanizmanın devreye girmesi için önemli bir ön koşul bulunuyor. Örgütün fiili varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, ardından bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.

Bu şart gerçekleşmeden yasanın öngördüğü soruşturma, kovuşturma ve infaz erteleme mekanizmalarının uygulanması mümkün olmayacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Soruşturma ve davalarda 5 ve 10 yıllık erteleme

Yasanın en dikkat çeken hükümlerinden biri, belirli suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini öngörüyor.

Buna göre, kapsam dahilindeki ve üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlar için soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar bakımından ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek.

Aynı şekilde belirli koşulları taşıyan hükümlülerin cezalarının infazı da 5 veya 10 yıl süreyle ertelenebilecek.

Erteleme süresi içinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde verilen erteleme kararı kaldırılarak yargılama veya infaz süreci yeniden işletilecek.

Hangi suçlar kapsam dışında?

Düzenlemede bazı ağır suçlar açık biçimde kapsam dışında bırakılıyor.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar için öngörülen erteleme hükümleri uygulanmayacak.

Bu nedenle düzenleme, hükümet tarafından genel bir af yasası olarak değil, belirli şartlara ve belirli suç kategorilerine bağlı özel bir hukuki mekanizma olarak çerçevelendiriliyor.

Uygulamayı takip edecek kurul oluşturulacak

Yasanın uygulanmasının koordinasyonu için ayrıca özel bir kurul kurulması öngörülüyor.

Kurula Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanlarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri yer alacak.

Kurulun, sürecin uygulanmasını takip etmesi, gelişmeleri değerlendirmesi ve gerekli görülmesi halinde yeni hukuki veya idari düzenlemeler konusunda talepte bulunması öngörülüyor. Kurul ayrıca çalışmalarına ilişkin TBMM’ye düzenli bilgi verecek.

Meclis Başkanlığı bünyesinde de uygulamayı izleyecek bir İzleme Komisyonu oluşturulacak.

Silah teslimi için ayrı mekanizma

Yasanın bir başka önemli bölümünü ise silah ve malzeme teslimine ilişkin hükümler oluşturuyor.

Düzenleme kapsamında teslim edilen veya beyan edilen silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemelerin kayıt altına alınması öngörülüyor.

Bu uygulamanın usul ve esasları ise güvenlik kurumlarının görüşleri alınarak İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarınca belirlenecek.

Yasadan yararlanmak için altı aylık süre

Kanunun uygulanması açısından dikkat çeken bir diğer düzenleme ise başvuru süresi.

MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından, kanun kapsamındaki hükümlerden yararlanmak isteyenlerin altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı başvuruda bulunması gerekiyor.

Dolayısıyla Meclis’ten geçen yasa tek başına otomatik bir tahliye veya infaz değişikliği anlamına gelmiyor. Düzenlemenin fiilen işletilebilmesi için yasada belirtilen güvenlik ve MGK şartlarının yerine getirilmesi gerekiyor.

Yasa nasıl bu noktaya geldi?

Çerçeve Yasa çalışmaları, TBMM bünyesinde oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının ardından hız kazandı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, temmuz ayında siyasi partilerle yaptığı görüşmelerde düzenlemenin Meclis tatile girmeden yasalaştırılması için temaslarda bulundu. O dönemde teklifin 12-14 maddeden oluşması ve ağustos ayının ilk yarısında Meclis’ten geçirilmesi hedefleniyordu.

Teklif 5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Yaklaşık 18 saat süren görüşmelerin ardından 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’ndan geçti ve bugün Genel Kurul gündemine taşındı.

Meclis’te geniş destek, siyasi tartışma da devam ediyor

Oylama sonucu, düzenlemenin Meclis’te geniş bir siyasi destekle kabul edildiğini ortaya koydu. Buna karşın yasa sürecin başından bu yana muhalefet partileri ve kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oldu.

Özellikle düzenlemenin “af” niteliği taşıyıp taşımadığı, hangi hükümlülerin yararlanabileceği ve sürecin güvenlik boyutunun nasıl yürütüleceği konusunda farklı değerlendirmeler yapıldı.

Muhalefet cephesinde bazı partiler düzenlemenin içeriğine yönelik eleştirilerini sürdürürken, bazı partiler ise “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hukuki bir çerçevenin oluşturulmasına destek verdi.

Böylece siyasi tartışmaların ardından Meclis aşaması tamamlanmış oldu.

Gözler şimdi uygulama aşamasında

Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesiyle birlikte gözler artık Meclis’ten çıkacak düzenlemenin uygulama takvimine çevrildi.

Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından en kritik aşama, PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edildiğine ilişkin güvenlik kurumlarının tespitinin yapılması olacak.

Bu tespitin MGK tarafından teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanması, yasanın öngördüğü hukuki mekanizmaların fiilen başlaması açısından belirleyici olacak.

Meclis’te bugün kabul edilen düzenleme, bu yönüyle yalnızca bir kanun değişikliği değil, Türkiye’nin yıllardır devam eden terör sorununa ilişkin yeni sürecin hukuki altyapısını oluşturan temel adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

468 oyla kabul edilen Çerçeve Yasa’nın bundan sonraki aşaması ise Meclis’teki oylamadan çok, sahadaki uygulamanın nasıl gerçekleşeceği ve yasada belirtilen şartların ne zaman yerine getirileceği olacak.

Burnham, “Sahte indirim” ve abonelik tuzaklarına savaş açtı

İngiltere’de yaşam maliyeti baskısı devam ederken hükümet, bu kez doğrudan tüketicinin alışveriş ve abonelik alışkanlıklarını hedef alan yeni bir reform paketini gündeme taşıdı.

Başbakan Andy Burnham, tüketicilerin “indirim” adı altında gerçekte olmayan tasarruflara yönlendirilmesini ve istemedikleri aboneliklerde ödeme yapmaya devam etmelerini engellemek amacıyla yeni kurallar açıklarken, hükümetin mesajı net oldu:

Tüketiciye indirim diye gösterilen fiyat gerçekten indirim olacak, abonelikten çıkmak ise abone olmak kadar kolay hale gelecek.

Hükümetin tahminlerine göre özellikle yeni abonelik kuralları tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin tutarında fayda sağlayabilir.

Istikbal 860X450 Pxl

“Önce yüksek fiyat, sonra büyük indirim” dönemi mercek altında

Yeni düzenlemenin en dikkat çekici ayaklarından biri perakendecilerin kullandığı “eski fiyat” ve indirim gösterimleri olacak.

Bir ürünün fiyatının önce yapay biçimde yükseltilmesi, ardından fiyatın düşürülerek tüketiciye büyük bir indirim yapılmış izlenimi verilmesi hükümetin özellikle üzerinde durduğu uygulamalar arasında.

Benzer şekilde, gerçekte piyasada uygulanmayan veya tüketicinin karşılaştırabileceği gerçek bir fiyatı temsil etmeyen tavsiye edilen satış fiyatlarının indirim göstergesi olarak kullanılması da inceleme kapsamına alınacak.

Hükümet, bu tür uygulamaların tüketicinin gerçek fiyatı anlamasını zorlaştırdığı görüşünde.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Sahte indirimlerle ilgili hangi uygulamaların doğrudan yasaklı ticari uygulamalar listesine ekleneceği henüz kesinleşmiş değil. Hükümet, konuyla ilgili sonbaharda kapsamlı bir istişare süreci başlatacak.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Abonelik tuzaklarına Ocak 2027’den itibaren sıkı denetim

Tüketicileri yakından ilgilendiren ikinci ve daha somut değişiklik ise abonelik sözleşmelerinde yapılacak.

Yeni sistemle şirketlerden müşterilerine;

  • sözleşmenin temel şartlarını daha açık biçimde anlatmaları,
  • aboneliğin yenilenmesinden önce hatırlatma göndermeleri,
  • abonelikten çıkış işlemini kolaylaştırmaları,
  • ücretsiz veya düşük ücretli deneme süresinin ardından yapılacak ödemeleri açıkça bildirmeleri

istenecek.

Daha da önemlisi, tüketicilere belirli durumlarda 14 günlük cayma ve iptal hakkı getirilecek.

Özellikle ücretsiz deneme süresinin sona ermesi veya uzun süreli bir aboneliğin yenilenmesinin ardından tüketicinin sözleşmeden çıkabilmesi için ek bir süre tanınması planlanıyor.

Hükümet, daha önce açıklanan bu abonelik reformlarının yürürlüğe girişini hızlandırarak Ocak 2027'de uygulamaya başlamayı planlıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İngiltere’de 155 milyon aktif abonelik bulunuyor

Düzenlemenin neden bu kadar geniş kapsamlı olduğu, İngiltere'deki abonelik ekonomisinin büyüklüğünde ortaya çıkıyor.

Hükümete göre ülkede yaklaşık 155 milyon aktif abonelik bulunuyor. İstenmeyen aboneliklere İngiliz tüketicilerin yılda yaklaşık 1,6 milyar sterlin harcadığı tahmin ediliyor.

Bu nedenle hükümet, aboneliklerden tüketicinin daha kolay çıkabilmesini sağlayacak düzenlemelerin yalnızca hukuki bir değişiklik olmayacağını, doğrudan hane bütçelerine yansıyacağını savunuyor.

Hükümetin hesaplamasına göre istenmeyen aboneliklerin sona erdirilmesi bazı tüketiciler için ayda yaklaşık 14 sterlinlik bir tasarruf anlamına gelebilecek.

“Bir tıkla üye, çıkmak için telefon kuyruğu” sona erecek

Yeni düzenlemelerin arkasındaki temel sorunlardan biri, şirketlerin abonelik satarken süreci son derece kolaylaştırmasına karşın iptal aşamasında tüketicinin önüne çok daha fazla engel koyması.

Örneğin internet üzerinden birkaç saniyede başlatılan bir aboneliğin iptali için telefonla müşteri hizmetlerini aramak, uzun süre beklemek veya farklı kanallardan tekrar tekrar başvuru yapmak tüketici kuruluşlarının uzun süredir eleştirdiği uygulamalar arasında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümetin yeni yaklaşımı ise basit:

Abone olmak ne kadar kolaysa, abonelikten çıkmak da o kadar kolay olacak.

Nitekim hükümetin Nisan ayında yayımladığı düzenleme çerçevesinde, tüketicilerin aboneliklerini yönetebilmesi, yenileme öncesinde uyarılması ve kolay biçimde iptal edebilmesi için yeni yükümlülükler öngörülmüştü.

“Ücretsiz deneme” dönemi de değişiyor

Yeni sistem özellikle “free trial” olarak pazarlanan ücretsiz deneme kampanyalarını da yakından ilgilendiriyor.

Tüketicinin başlangıçta ücretsiz veya çok düşük ücretli bir hizmete kaydolup daha sonra otomatik olarak yüksek ücretli bir aboneliğe geçirilmesi, hükümetin “subscription trap” olarak tanımladığı uygulamaların başında geliyor.

Tüketici kuruluşu Which? de son dönemde sosyal medya reklamları ve sahte teklifler üzerinden tüketicilerin istemedikleri aboneliklere yönlendirildiği konusunda uyarılarda bulundu.

Which?'in Temmuz ayında yayımladığı araştırmaya göre, 2025'te yapılan bir National Trading Standards araştırması, 20 milyondan fazla İngiliz yetişkinin farkında olmadan bir aboneliğe kaydolmuş olabileceğini tahmin etmişti.

Independent Mortgage 3

400 milyon sterlinlik hedefin kaynağı ne?

Burada önemli bir ayrım bulunuyor.

Hükümetin açıkladığı yaklaşık 400 milyon sterlinlik yıllık tüketici faydası, ağırlıklı olarak yeni abonelik sözleşmesi rejimine ilişkin resmi etki değerlendirmesinden geliyor.

Parlamentoya verilen hükümet yanıtında, abonelik önlemlerinin birlikte tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin fayda, işletmelere ise yaklaşık 171 milyon sterlin yıllık doğrudan net maliyet getirmesinin beklendiği belirtildi.

Dolayısıyla bu rakamı sahte indirimlerin yasaklanmasından doğacak ayrı bir tasarruf rakamı olarak değerlendirmek doğru olmayacak.

Perakendeciler de baskı altında

Hükümetin tüketiciyi koruma hamlesi, perakende sektörünün maliyet baskılarının arttığı bir döneme denk geliyor.

British Retail Consortium, perakendecilerin yüksek iş gücü maliyetleri, enerji giderleri, ambalaj vergileri ve diğer işletme maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Kuruluş, Temmuz ayında Burnham hükümetinden işletmelerin maliyetlerini azaltacak adımlar atmasını istemiş ve perakende sektörünün fiyatları düşük tutabilmesi için enerji, işletme vergileri ve istihdam maliyetlerinde destek çağrısı yapmıştı.

Bu nedenle hükümetin yeni tüketici düzenlemeleri, işletmeler açısından “ek bürokrasi ve uyum maliyeti” tartışmasını da beraberinde getirebilir.

Burnham’ın “gündelik hayatı kolaylaştırma” politikası

Başbakan Burnham'ın tüketici hamlesi, göreve gelmesinin ardından açıkladığı daha geniş “gündelik hayatı kolaylaştırma” yaklaşımının bir parçası olarak görülüyor.

Burnham hükümeti daha önce hane elektrik faturalarındaki vergi yükünü azaltma ve ulaşım maliyetlerini düşürme gibi adımları öne çıkarmıştı. Yeni tüketici düzenlemeleri ise doğrudan alışveriş sırasında karşılaşılan sorunlara odaklanıyor.

Burnham'ın yaklaşımı, büyük ekonomik reformlardan ziyade vatandaşın günlük yaşamında doğrudan hissedilebilecek küçük ancak somut maliyetleri hedeflemek üzerine kuruluyor.

Sırada hangi uygulamalar var?

Hükümetin önündeki tartışma yalnızca sahte indirimler ve aboneliklerle sınırlı değil.

İngiltere'de tüketici grupları;

gizli bilet ücretlerinin kaldırılması, küçülen ürünlerde “shrinkflation” uyarılarının zorunlu hale getirilmesi, enerji şirketlerinin otomatik ödeme tutarlarını artırması, şirketlerin müşterilere ulaşmasını kolaylaştıracak iletişim kuralları ve otopark cezalarının daha adil hale getirilmesi

gibi başlıkların da gündeme alınmasını istiyor.

Bu nedenle Burnham'ın açıkladığı paket, hükümetin tüketici politikalarının son noktası olmaktan çok yeni bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.

İngiliz tüketiciyi ne bekliyor?

Sonbahar 2026: Sahte indirimler ve yanıltıcı fiyatlandırma konusunda istişare.

Ocak 2027: Yeni abonelik kurallarının yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Yeni sistem: Daha açık sözleşme bilgileri, yenileme hatırlatmaları ve kolay iptal.

14 gün: Belirli yenileme ve deneme süresi durumlarında tüketiciye ek cayma/iptal süresi.

£400 milyon: Abonelik düzenlemelerinden tüketicilere sağlanması beklenen yıllık fayda.

£1,6 milyar: İngiltere'de istenmeyen aboneliklere yılda harcandığı tahmin edilen tutar.

Burnham hükümeti böylece yaşam maliyeti sorununa yalnızca maaşları ve vergileri değiştirerek değil, tüketicinin parasını harcarken karşılaştığı “gizli maliyetleri” azaltarak da müdahale etmeye hazırlanıyor.

Özellikle sahte indirimlerin yasaklanmasına ilişkin sonbahar istişaresinin ardından hangi ticari uygulamaların doğrudan yasak kapsamına alınacağı, İngiltere'deki perakende sektörünün önündeki en önemli yeni düzenleme başlıklarından biri olacak.

Cemil Tugay'la ilgili çok konuşulacak AK Parti kulisi: İzmir için ilk olacak

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın siyasi rotasına dair ortaya atılan son iddialar, gündemde geniş yankı uyandırdı. Gazeteci Sinan Burhan tarafından paylaşılan çarpıcı kulis bilgilerine göre, Tugay'ın 14 Ağustos tarihinde AK Parti saflarına katılması bekleniyor. Bu hamle gerçekleşirse, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk kez AK Parti yönetimine geçmiş olacak.

Tarihi anlaşma Galata Kulesi'ne yansıtıldı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın taşıdığı birlik, dayanışma ve işbirliği mesajının kamuoyuna ulaştırılması amacıyla Ankara ve İstanbul'un simgesel noktalarında iletişim kampanyası yürütülüyor. İstanbul'un simge yapılarından Galata Kulesi'nde Mekke Ortak Savunma Anlaşmasına özel olarak hazırlanan içerikler gösterime sunuldu.

'Yürüyen para' İlkay Çiçek ihraçtan önce CHP'den istifa etti: 'Partim beni lekeledi'

'Ben yürüyen parayım bebeğim' yazışmaları deşifre olan ve İzmir’de yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, CHP’nin kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesinin ardından partisinden istifa etti. Çiçek, istifa dilekçesinde CHP yönetiminin kendisini “lekelediğini” savundu.

Mekke İttifakı’nın üç stratejisi

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın imzaladığı Mekke Anlaşması, savunmada 3 ayaklı bir strateji üzerine oturuyor: Taraflar askeri personel değişimi yaparak birbirlerinin askeri tecrübe ve kabiliyetlerinden yararlanacak. Üç ülke ortak askeri tatbikatlar düzenleyecek. Savunma sanayiinde iş birliği yapılacak ve ortak projeler geliştirilecek.

Reform UK’nin “Türk berber ihbar hattı” planına tepkiler artıyor

İngiltere’de göç ve güvenlik politikalarıyla öne çıkan Reform UK, High Street’lerde faaliyet gösteren işletmelerde yasa dışı çalıştırma ve organize suçla mücadele gerekçesiyle yeni bir ihbar mekanizması kurulmasını önerdi. Ancak planın kamuoyuna sunuluş biçimi, ülkedeki Türk toplumu ve özellikle Türk berber işletmeleri açısından yeni bir tartışma başlattı.

Reform UK’nin İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf tarafından 6 Ağustos Perşembe günü açıklanan pakete göre vatandaşlar, yasa dışı işçi çalıştırdığından şüphelendikleri işletmeleri yetkililere bildirebilecek.

Polis ve Ticaret Standartları birimlerinin güvenilir ihbarları soruşturması öngörülürken, yapılan ihbarın başarılı bir yaptırım veya kovuşturmayla sonuçlanması halinde ihbarda bulunan kişilere, tahsil edilen cezalardan finansal ödül verilmesi planlanıyor.

Reform Uk Turk Berber Hatti Tepkiler 3

“Yasa dışı çalışmayı fiilen suç olmaktan çıkardılar”

Zia Yusuf, Muhafazakâr ve İşçi Partisi hükümetlerini yasa dışı çalışmayla yeterince mücadele etmemekle suçladı.

Yusuf, Reform UK’nin iktidara gelmesi halinde yasa dışı işçi çalıştıran işverenlere yönelik cezaların ciddi biçimde artırılacağını belirterek, şirketlere küresel cirolarının yüzde 10’una kadar para cezası verilmesini ve bazı üst düzey yöneticilerin hapis cezasıyla karşı karşıya kalmasını önerdi.

Ancak Yusuf’un basın toplantısına ilişkin yayımlanan metinlerde özellikle Türklerden söz edilmedi.

Buna karşın Reform UK’nin politikayı kamuoyuna sunma biçimi, kısa sürede “Türk berber” ifadesinin planla özdeşleşmesine yol açtı.

İngiliz basınında Reform lideri Nigel Farage’ın “Turkish Barber tip line” yani “Türk berber ihbar hattı” kurulmasını vaat ettiği aktarılırken, BBC, Daily Mail, The Independent ve The Telegraph da haberlerinde Reform’un planını aynı ifadeyle tanımladı.

Jenrick: “Şüpheli Türk berberler High Street’leri düzensiz gösteriyor”

Tartışmayı daha da büyüten açıklama ise Reform UK Hazine Sözcüsü Robert Jenrick’ten geldi.

Jenrick yayımladığı videoda “şüpheli Türk berberlerin” High Street’leri “dağınık” gösterdiğini ve yasalara uygun çalışan işletmelerin yerini aldığını savundu.

Jenrick’in Türk berberlere yönelik sözleri yeni değil.

Mayıs 2025’te henüz Muhafazakâr Parti milletvekiliyken Londra’daki suç ve kamu düzeni sorunlarını konu alan bir sosyal medya videosunda Jenrick, “garip Türk berber dükkânlarını” bisiklet hırsızlığı, telefon hırsızlığı, mağazalardan hırsızlık ve uyuşturucuyla aynı bağlamda değerlendirmişti.

Tepkilerin ardından Jenrick, “birçok Türk berberin iyi yerel işletmeler olduğunu” kabul etmek zorunda kalmıştı.

Farage da Türk berberleri daha önce hedef aldı

Reform UK lideri Nigel Farage da uzun süredir Türk markalı berberleri siyasi söyleminin bir parçası haline getiriyor.

Farage daha önce yayımladığı bir videoda İngiltere’de Türk berberlerin sayısındaki artışı sorgulamış, bazı dükkânların az müşteriye rağmen nakit para kabul ettiğini ve arkalarında pahalı araçların bulunduğunu öne sürmüştü.

Farage’ın bu yaklaşımı, dönemin Toplumlar Bakanı Miatta Fahnbulleh tarafından “köpek düdüğü siyasetiyle ırkçılık” ve “bölücü siyaset” yapmakla eleştirilmişti.

Türk berberlere yönelik bu söylem, sektörde de tepkiyle karşılandı.

Glasgow’da G11 Barbers adlı işletmenin sahibi Ali Ghasr, Şubat ayında dükkânının camlarını Farage’ın 13 farklı saç modeliyle hazırlanmış fotoğraflarıyla kaplayarak tartışmaya mizahi bir yanıt vermişti.

Ghasr, LBC’ye yaptığı açıklamada Türk berberlerin dolandırıcılık veya vergi kaçakçılığıyla ilişkilendirilmesinin haksız olduğunu belirterek kendi işletmesinde kartla ödeme kabul edildiğini ve çok sayıda müşteriye hizmet verdiklerini söylemişti.

Reform Uk Turk Berber Hatti Tepkiler 4

Suçla mücadelede sorun gerçek, ancak “Türk” bağlantısının kanıtı nerede?

İngiltere’de berber dükkânları ve diğer nakit ağırlıklı işletmeler üzerinden yürütülen bazı ciddi suç faaliyetlerinin güvenlik birimlerince tespit edildiği konusunda ise tartışma bulunmuyor.

Ulusal Suç Ajansı’nın (NCA) 2025 ilkbaharında yürüttüğü Operation Machinize operasyonunda 380 işletme hedef alınmış, 84 arama kararı uygulanmış ve 35 kişi gözaltına alınmıştı.

Operasyon kapsamında en az 10 işletmenin kapatıldığı, toplam değeri 1 milyon sterlinin üzerinde banka hesaplarının dondurulduğu açıklanmıştı. Güvenlik güçleri ayrıca yasa dışı çalıştırma şüpheleri ve modern kölelik mağduru olabilecek kişilerle de karşılaşmıştı.

Ancak NCA, söz konusu operasyonu “Türk suçluluğu” olarak tanımlamadı.

Aksine kurumun uyarısı; berberler, elektronik sigara mağazaları, güzellik ve tırnak salonları, Amerikan tarzı şekerleme dükkânları ve oto yıkamalar gibi geniş bir nakit ağırlıklı işletme grubuna yönelikti.

Bu işletmelerin, suç örgütleri tarafından yasa dışı gelirleri yasal ticari kazançlarla karıştırmak amacıyla kullanılabileceği belirtildi.

İngiliz hükümetinin 2025 Ulusal Risk Değerlendirmesi de berberleri, oto yıkamalar ve tırnak salonlarıyla birlikte kara para aklama açısından risk taşıyabilecek işletmeler arasında sayıyor. Raporda risk faktörü olarak işletme sahiplerinin Türk olması ya da belirli bir etnik kökene mensup bulunması gösterilmiyor.

Parlamento sorusunda da “Türk” bağlantısı kurulmadı

Reform milletvekili Lee Anderson geçen yıl hükümete özellikle “Türk berber dükkânları” üzerinden kara para aklama konusunda soru yöneltti.

Ancak İçişleri Bakanlığı’nın verdiği yanıtta Türk vatandaşları veya Türk kökenli işletmeler hakkında herhangi bir tespit yapılmadı.

Hükümet, bunun yerine berberler gibi nakit ağırlıklı işletmelerin suçlular tarafından kullanılabildiğini belirtti ve Operation Machinize operasyonunun sonuçlarına dikkat çekti.

Bu durum, Reform UK’nin söylemiyle resmi güvenlik kurumlarının kullandığı dil arasındaki farkı da ortaya koydu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Türk berber” ifadesi her zaman işletme sahibinin milliyetini göstermiyor

Tartışmanın bir başka boyutunu ise “Türk berber” ifadesinin kendisi oluşturuyor.

İngiliz basınında daha önce yayımlanan bazı araştırmalarda, “Turkish barber” adıyla faaliyet gösteren işletmelerin önemli bölümünün aslında Türkler tarafından işletilmediğine dikkat çekilmişti.

The National’ın 2025 yılında yayımladığı bir habere göre, Türk markası veya “Turkish barber” konsepti kullanan bazı işletmeler Kürt veya Arnavut kökenli kişiler tarafından işletiliyor.

Dolayısıyla İngiltere’de “Türk berber” ifadesi giderek işletme sahibinin milliyetinden çok erkek kuaförlüğünde belirli bir hizmet ve işletme tarzını tanımlayan ticari bir kavrama dönüşmüş durumda.

Türk toplumu “hedef gösterme” endişesi yaşıyor

Reform UK’nin yeni ihbar hattı planı, yasa dışı çalıştırma ve organize suçla mücadele gibi meşru bir hedef üzerine kurulsa da, özellikle “Türk berber” söyleminin öne çıkarılması İngiltere’deki Türk toplumunda damgalama tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Eleştirilerin merkezinde, suçla mücadelede belirli işletme türlerinin denetlenmesiyle bir ulusal veya etnik kimliğin suçla ilişkilendirilmesi arasındaki çizginin aşılmaması gerektiği görüşü bulunuyor.

İngiltere’de güvenlik kurumlarının verileri, nakit ağırlıklı işletmelerin suç örgütleri tarafından istismar edilebildiğini gösterirken, mevcut resmi açıklamalarda bu riskin Türk işletmeleri veya Türk toplumuna özgü bir sorun olduğuna dair bir tespit bulunmuyor.

Bu nedenle Reform UK’nin “Türk berber ihbar hattı” şeklinde kamuoyuna yansıyan politikası, yasa dışı çalışma ve kara para aklamayla mücadele tartışmasının ötesine geçerek, İngiltere’de yaşayan Türk toplumunun siyasi söylemde nasıl temsil edildiği konusunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumda.

“Türk berber” tartışması büyüyor: Söylem gerçek işletmeleri de vuruyor

Resmi denetim verileri, Türklerin işlettiği berberlerin diğer berberlere, nakit ağırlıklı işletmelere veya farklı topluluklara kıyasla daha yüksek oranda suç işlediğini gösteren herhangi bir etnik dağılım ortaya koymuyor. Buna rağmen siyasi söylemde “Türk” kelimesinin başlı başına bir şüphe göstergesi haline gelmesi, İngiltere’de faaliyet gösteren yasal işletmeler açısından ciddi endişe meydana getiriyor.

Bu ayrım büyük önem taşıyor.

Bir işletmenin yasa dışı işçi çalıştırdığı, kara para akladığı, vergi kaçırdığı veya organize suç faaliyetlerine karıştığına ilişkin kanıt bulunması halinde işletmenin soruşturulması ve yaptırım uygulanması, hukukun uygulanması anlamına geliyor.

Ancak “Türk” kelimesinin kendisinin şüphe nedeni olarak kullanılmaya başlanması, bambaşka bir risk yaratıyor: Suçun belirli bir etnik veya ulusal kimlikle özdeşleştirilmesi.

Yasalara uyan berberler: “Müşterilerimiz gitmeye başladı”

Siyasi söylemin yasalara uygun faaliyet gösteren işletmeleri de etkilemeye başladığına ilişkin somut örnekler bulunuyor.

Bristol yakınlarındaki Keynsham kentinde Turkish Style Barbers adlı işletmeyi işleten Alan Ahmea, Reform UK’nin son açıklamasının ardından The Independent’a yaptığı açıklamada, bazı müşterilerin dükkânının yasa dışı işçi çalıştırdığı veya vergi kaçırdığı endişesiyle başka yerlere gitmeye başladığını söyledi.

Ahmea, “Çok çalışıyoruz, her şeyi yasalara uygun yapıyoruz ve vergilerimizi ödüyoruz” diyerek bazı işletmelerde yaşanan usulsüzlüklerin tüm Türk tarzı berberlerin şüpheyle karşılanmasına yol açmaması gerektiğini vurguladı.

Ancak son dönemde yaşanan bazı olaylar, sosyal medyada ve siyasi söylemde yayılan şüphelerin ne kadar kolay biçimde düşmanlığa ve şiddete dönüşebileceğini de ortaya koyuyor.

Kuzey İrlanda’da Türk berber dükkânına saldırı

Bu yıl 9 Haziran’da Kuzey İrlanda genelinde yaşanan ırkçı ve göçmen karşıtı olaylar sırasında Ballyclare kentindeki bir Türk berber dükkânının camları kırıldı.

Sky News, olaylar sırasında etnik azınlıklara ait ev ve işletmelerin hedef alındığı anlaşılan çok sayıda saldırının gerçekleştiğini doğruladı.

Ancak daha çarpıcı bir örnek Bristol’da yaşandı.

“Türk berber” söylemi bir saldırıda delil olarak kullanıldı

2 Ağustos 2025’te neo-Nazi aşırı sağcı Alina Burns, Bedminster bölgesinde çalıştığı berber dükkânının önünde bulunan Kürt-İranlı berber Mohammed Mahmoodi’ye arkadan baltayla saldırdı ve onu öldürmeye çalıştı.

Mahmoodi saldırıdan mucizevi biçimde hafif yaralarla kurtuldu.

Terör motivasyonuyla gerçekleştirilen cinayete teşebbüs suçundan bu yıl mayıs ayında hapse gönderilen Burns, Mental Health Act kapsamında yapılan değerlendirmede, dükkânın “Türk berberi” olması nedeniyle kara para aklama faaliyetlerine karıştığına inandığını söyledi.

Burns, polisin bu konuda harekete geçmediğini düşündüğünü belirterek saldırısının dükkânın soruşturulmasını sağlayabileceğini ifade etti.

Saldırının ardından savcılar, Burns’ün eyleminin başkalarını benzer şiddet saldırıları gerçekleştirmeye teşvik etmesini istediğini belirtti.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Burns’ün gerçekleştirdiği saldırıdan Reform UK’nin sorumlu olduğuna dair herhangi bir iddia bulunmuyor.

Ancak olay, etnik kimlikle ilişkilendirilen belirli bir işletme türünün kamuoyundaki söylemlerde sürekli suçla yan yana getirilmesinin yaratabileceği tehlikeyi açık biçimde gösteriyor.

Bir siyasi söylemde “Türk berber” ifadesinin suçla özdeşleşmesi, bu işletmelerin çalışanları ve sahipleri açısından yalnızca itibar kaybına değil, daha ciddi güvenlik risklerine de yol açabilecek bir ortam oluşturabiliyor.

İngiliz Türkleri için eski bir tartışmanın yeni versiyonu

Son tartışma, İngiltere’de yaşayan Türk toplumu açısından geçmişteki siyasi söylemleri de hatırlatıyor.

Türkiye, 2016’daki Brexit referandumu öncesinde göç tartışmalarında defalarca siyasi bir araç haline getirilmişti.

Nigel Farage’ın o dönem liderliğini yaptığı UKIP, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılma ihtimaline karşı hazırlanan bir reklam yayımlamış; Türkiye’nin Müslüman nüfusuna dikkat çekilerek milyonlarca Türk vatandaşının Avrupa’ya göç edebileceği öne sürülmüştü.

Farage da dönemin medya açıklamalarında benzer söylemleri sık sık dile getirmişti.

Söz konusu yayın, ırkçılık ve İslamofobi gerekçeleriyle çok sayıda şikâyete konu olmuştu.

İngiltere’nin medya düzenleyicisi Ofcom ise sonunda soruşturma başlatmamış, reklamın rahatsız edici olabilecek nitelikte olduğunu kabul etmekle birlikte siyasi söylemin bağlamı nedeniyle ifade özgürlüğünün özel bir ağırlık taşıdığına karar vermişti.

Aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra, “Türk berberler” İngiltere’nin göç ve suç tartışmalarında yeni bir siyasi kısa yola dönüşmüş durumda.

Siyasi söylemin denetiminde büyük boşluk

İngiltere’de siyasi aktörlerin bu tür söylemlerinin denetlenmesi konusunda da önemli bir düzenleyici boşluk bulunuyor.

Seçim Komisyonu, siyasi partilerin ve adayların kampanya materyallerinde neler söyleyebileceği konusunda “çok az kısıtlama” bulunduğunu açıkça belirtiyor. Komisyon, siyasi kampanya içeriklerini genel anlamda denetlemiyor.

Siyasi reklamlar da ticari reklamlardan farklı değerlendiriliyor.

Reklam Standartları Kurumu’na (ASA) göre temel amacı seçmenleri etkilemek olan siyasi reklamlar, normal reklamlar için geçerli olan reklamcılık kurallarının dışında tutuluyor.

Bu nedenle siyasi reklamlar, ticari reklam verenlerin uymak zorunda olduğu yanıltıcı, zararlı veya saldırgan iddialara ilişkin aynı kurallara tabi değil.

Bu özgürlük, demokratik siyasi tartışmanın önemli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.

Ancak aynı zamanda siyasetçilere, toplumların tamamını daha geniş sosyal sorunların kolay ve kullanışlı bir sembolüne dönüştürmeme konusunda daha büyük bir sorumluluk yüklüyor.

Hedefte sadece berberler yok

İngiltere’nin bazı High Street bölgelerinde organize suç ve yasa dışı çalıştırma sorunu bulunduğu açık.

Hükümet de bu nedenle yeni bir adım atarak 30 milyon sterlinlik High Street Organised Crime Unit oluşturdu.

Yeni birim; şüpheli berberler, elektronik sigara mağazaları, mini marketler ve şekerleme dükkânları gibi işletmeler üzerinden yürütülebilecek organize suç faaliyetlerini hedef alıyor.

Yasa dışı faaliyetlerden sorumlu olanların, milliyetleri veya etnik kökenleri ne olursa olsun, yasaların öngördüğü en ağır yaptırımlarla karşılaşması gerektiği konusunda ise tartışma bulunmuyor.

Ancak mevcut verilerin ortaya koymadığı bir şey var:

Yasalara uygun faaliyet gösteren yüzlerce, hatta binlerce Türk ve Türk markalı işletmenin topluca şüpheli ilan edilmesi.

“Bedelini sıradan işletme sahipleri ödüyor”

İngiltere’deki Türk toplumu, diğer bazı toplulukların sahip olduğu güçlü ulusal lobi ve temsil mekanizmalarından yoksun, daha parçalı bir yapıya sahip.

Bu nedenle Reform UK’nin “Türk berberler” ifadesini siyasi bir söylem aracına dönüştürmesinin bedelini, sıradan işletme sahiplerinin ödemek zorunda kaldığı belirtiliyor.

Üstelik son dönemde yaşanan olaylar, tartışmanın yalnızca siyasi ifadelerden ibaret olmadığını gösteriyor.

Kuzey İrlanda’daki ırkçı olaylar sırasında Türk markalı bir berber dükkânının saldırıya uğraması, Bristol’da bir berberin aşırı sağcı bir saldırgan tarafından neredeyse öldürülmesi ve yasalara uygun faaliyet gösteren işletmelerin müşteri kaybettiklerini bildirmesi, tartışmanın gerçek hayattaki sonuçlarını ortaya koyuyor.

Bristol’daki saldırıda sanığın, saldırısına gerekçe olarak doğrudan “Türk berber” ve kara para aklama iddiasını göstermesi ise tehlikenin boyutunu daha da çarpıcı hale getiriyor.

Bu nedenle eleştirmenlere göre konu artık yalnızca “siyasetçilerin kullandığı sert ifadeler” meselesi değil.

Söz konusu söylemlerin, belirli bir topluluğu ve işletme grubunu suçla ilişkilendiren bir algıyı besleyip beslemediği ve bunun gerçek hayatta ayrımcılık, müşteri kaybı veya fiziksel saldırı riskini artırıp artırmadığı tartışılıyor.

Reform UK’den açıklama gelmedi

Reform UK, haberle ilgili görüşünü açıklaması için davet edildi.

Ancak haberin yayımlandığı saate kadar partiden herhangi bir açıklama alınamadı.

(Kaynak: t-vine.com)

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma paktı imzalayacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif, anlaşmayı resmileştirmek üzere Cidde’de toplanacak. Dönüm noktası niteliğindeki anlaşmayla, ABD-İran savaşının tırmandırdığı gerilimin ardından bölgesel güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Suudi Arabistan ordusu ve hükümetine yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, cuma günü Cidde’de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Anlaşma, bölgede savaşların, çatışmaların ve askeri gerilimlerin arttığı bir dönemde gündeme geldi. Özellikle Körfez ülkelerini de içine çeken ABD-İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını sekteye uğrattı.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynak, “Anlaşma uzun süredir görüşülüyordu ancak bölgedeki son gelişmeler süreci hızlandırdı,” dedi.

Suudi Arabistan hükümetine yakın ikinci bir kaynak da anlaşmanın cuma günü imzalanacağını doğruladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Kızıldeniz kıyısındaki Cidde kentinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şerif ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, cumartesi gününe kadar sürecek ziyaret kapsamında perşembe günü Suudi Arabistan’a geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığına göre Erdoğan’ın ise cuma günü Cidde’ye gitmesi bekleniyor.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin 6-8 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi perşembe günü yaptığı açıklamada, “Ziyaret, Körfez’deki gerilimin tırmandığı bir dönemde gerçekleşse de taşıdığı önem mevcut krizin ve kısa vadeli değerlendirmelerin ötesine geçiyor,” dedi.

Üç ülkenin olası bir stratejik ittifak kuracağına ilişkin aylardır çeşitli iddialar gündeme geliyordu.

Pakistan, ABD-İran savaşının sona erdirilmesine yönelik ara buluculuk girişimlerinde bulunurken Türkiye de Gazze’deki savaşı sonlandırmayı amaçlayan müzakerelerde diplomatik rol üstlendi.

Suudi Arabistan ile Pakistan, 2025 yılında da ortak savunma anlaşması imzalayacaklarını açıklamıştı. Pakistan’ın Müslüman dünyada

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan'a gidiyor: Yerine Cevdet Yılmaz vekalet edecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 Ağustos'ta gerçekleştireceği Suudi Arabistan ziyareti nedeniyle Cumhurbaşkanlığı görevine, Anayasa'nın 106'ncı maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz vekalet edecek. Karara ilişkin tezkere Resmi Gazete'de yayımlandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması: Veli Ağbaba'nın ağabeyi Hür Ağbaba tutuklandı

İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmada Veli Ağbaba'nın ağabeyi Hür Ağbaba ile Ferhat Yetişsin tutuklandı. Ağbaba ile Yetişsin, Egeşehir Yapı Planlama Müşavirlik ve Teknoloji AŞ'nin Genel Müdürü Süleyman Ekinci ile bağlantıları tespit edilmiş, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.

MGK'dan 8 maddelik bildiri: İstikrar ve refah vurgulu 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yazılı açıklama yapıldı. Sekiz maddelik bildiride istikrar ve refah vurgusuyla Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge mesajı verildi. Gazze Barış Planı kapsamında son günlerde ilerleme sağlanmasına rağmen İsrail yönetiminin ateşkes ihlallerini sürdürdüğü belirtilen bildiride, Filistin topraklarındaki yerleşimci terörünün tırmandırıldığı ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik kışkırtıcı saldırıların devam ettiği ifade edildi. Bildiride ayrıca İran-ABD gerilimi için müzakere çağrısında bulunulurken, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda gerilimin düşürülmesi istendi.

FBI, Trump Hakkında "Rus Ajanı" Soruşturması Yürütmüş

ABD'de kamuoyundan yıllarca gizli tutulan FBI belgelerinin yayımlanması, Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminin en tartışmalı olaylarından birini yeniden gündeme taşıdı.

Gizliliği kaldırılan belgelere göre FBI, Mayıs 2017'de Başkan Donald Trump hakkında "Oxferd Comma" kod adıyla gizli bir karşı istihbarat soruşturması başlattı. Soruşturmanın temel amacı, Trump'ın Rusya adına "bilerek ya da bilmeyerek" hareket edip etmediğini ve bunun ABD'nin ulusal güvenliği açısından bir risk oluşturup oluşturmadığını belirlemekti.

Belgeler, soruşturmanın Trump'ın FBI Direktörü James Comey'yi görevden almasının hemen ardından başlatıldığını gösteriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

"Ciddi ulusal güvenlik riski" değerlendirmesi

Soruşturma dosyalarındaki dikkat çekici ifadelerden biri, Trump'ın eylemlerinin "ciddi bir ulusal güvenlik riski" oluşturabileceği yönündeki değerlendirme oldu.

CBS News'e ismi açıklanmayan bir yetkilinin verdiği bilgiye göre dosya, FBI içinde dahi son derece sınırlı sayıda kişinin erişebildiği "hassas soruşturma" statüsünde yürütüldü. Böylece soruşturmanın varlığından kurum içindeki çok sayıda görevlinin dahi haberdar olmadığı belirtiliyor.

Axios'un aktardığı belgelere göre soruşturmacılar, Trump'ın Rusya lehine hareket ederek federal ceza yasalarını ihlal edip etmediğini ve ulusal güvenliği tehlikeye atabilecek faaliyetlerde bulunup bulunmadığını değerlendirdi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Mueller soruşturmasına dahil edildi

"Oxferd Comma" dosyası daha sonra, eski FBI Direktörü Robert Mueller'in yürüttüğü özel yetkili savcılık soruşturmasına entegre edildi.

Mueller, 2017 yılında Rusya'nın 2016 başkanlık seçimlerine müdahale ettiği ve Trump seçim kampanyasıyla olası bağlantıları araştırmak üzere görevlendirilmişti.

Yaklaşık iki buçuk yıl süren soruşturmanın ardından 2019'da yayımlanan Mueller Raporu'nda, Rusya'nın seçimlere müdahale ettiği sonucuna yer verilmesine rağmen Trump'ın ya da seçim kampanyasının Moskova ile suç teşkil edecek düzeyde gizli iş birliği yaptığına ilişkin yeterli delil bulunamadığı açıklandı. Buna karşın rapor, kampanya ekibi ile Rus bağlantılı kişiler arasında çok sayıda temas yaşandığını da kayıt altına almıştı.

Independent Mortgage 3

Belgeler neden şimdi yayımlandı?

Belgelerin kamuoyuna açıklanması da Washington'da yeni bir siyasi tartışma başlattı.

Beyaz Saray bünyesindeki "Government Transparency Task Force" (Hükümet Şeffaflığı Görev Gücü) tarafından yayımlanan belgelerin, Trump yönetiminin geçmişteki soruşturmaların nasıl yürütüldüğünü kamuoyuna göstermek amacıyla açıklanmasına karar verdiği bildirildi. Açıklamanın, eski FBI Direktörü James Comey hakkındaki yeni hukuki süreçlerin tartışıldığı bir döneme denk gelmesi de dikkat çekti.

Rusya soruşturmaları yeniden siyasetin merkezinde

Son haftalarda ABD istihbarat kurumlarınca gizliliği kaldırılan farklı belgeler de 2016 seçimlerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Özel Yetkili Savcı John Durham'ın daha önce hazırladığı rapora ait bazı ek belgelerin yayımlanmasının ardından Trump yönetimi, FBI'ın Rusya soruşturmalarını başlatırken ciddi usul hataları yaptığını savunuyor. Buna karşılık bağımsız incelemeler ve Senato İstihbarat Komitesi'nin önceki raporları, Rusya'nın 2016 seçimlerine müdahalede bulunduğu yönündeki değerlendirmelerini koruyor. Ancak Trump ile Rus hükümeti arasında suç teşkil edecek gizli bir koordinasyonu ortaya koyan kesin kanıt bugüne kadar açıklanmış değil.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Siyasi ve hukuki tartışmalar yeniden alevlendi

Yeni belgelerin yayımlanmasıyla birlikte Trump ile eski FBI yönetimi arasındaki yıllardır süren gerilim yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.

Cumhuriyetçiler, belgelerin FBI'ın Trump'a yönelik soruşturmalarında siyasi saiklerle hareket edildiğini gösterdiğini savunurken; Demokratlar ise belgelerin, dönemin güvenlik birimlerinin olağan karşı istihbarat prosedürleri çerçevesinde hareket ettiğini ve Rusya'nın seçimlere müdahalesi konusundaki kaygıların gerçek olduğunu belirtiyor.

Gizliliği kaldırılan belgeler, Trump-Rusya soruşturmalarının hukuki boyutundan çok, Washington'da yıllardır süren siyasi kutuplaşmanın ve istihbarat kurumlarına yönelik tartışmaların yeniden canlanmasına neden olmuş görünüyor.

Bakan Göktaş'tan yeni düzenleme mesajı: Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri gözetildi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nde şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin temel ilke olarak gözetildiğini söyledi. "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında 18 ilde şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldiklerini belirten Göktaş, bu görüşmelerde dile getirilen taleplerin kanun teklifine yansıtıldığını ifade etti. Göktaş, düzenlemeyle gazi aylıklarının artırıldığını, şehit anne ve babalarının aylıklarının asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde güvence altına alındığını, ayrıca terörle mücadelede yaralanmasına rağmen malul sayılmayanlar ile 15 Temmuz gazilerine de ilk kez düzenli aylık bağlanacağını açıkladı.

Farage'ın "mülteci botları" planı Londra-Paris hattını gerdi

İngiltere'de düzensiz göç tartışmaları yeniden siyasetin merkezine oturdu. Reform UK lideri Nigel Farage'ın, iktidara gelmeleri halinde İngiliz Kanalı'nı geçen göçmen botlarını Kraliyet Donanması tarafından durdurup Fransa'ya geri göndereceklerini açıklaması, hem Londra'da hem de Paris'te büyük tartışma yarattı. Fransa İçişleri Bakanlığı planı "egemenliğin ihlali" olarak nitelendirirken, uluslararası hukuk uzmanları ve eski askeri yetkililer de önerinin ciddi hukuki engeller içerdiğini belirtti.

"Operation Fortress" planı

Reform UK, "Operation Fortress" adını verdiği yeni göç politikası kapsamında İngiliz Kanalı'nda onlarca yıldır görülmemiş büyüklükte bir askeri operasyon düzenlemeyi vaat ediyor.

Nigel Farage, hükümete gelmeleri halinde Kraliyet Donanması'nın küçük tekneleri denizde durduracağını, göçmenleri güvenli şekilde gemilere alarak Fransa veya Belçika'ya geri götüreceğini ve düzensiz tekne geçişlerini iki hafta içinde sona erdirebileceklerini öne sürdü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Fransa'dan sert uyarı

Planın açıklanmasının ardından en sert tepki Paris'ten geldi.

Fransa İçişleri Bakanlığı, İngiliz savaş gemilerinin Fransız kara sularında veya Fransa'nın onayı olmadan böyle bir operasyon gerçekleştirmesinin uluslararası hukuka aykırı olacağını belirterek bunun iki ülke arasındaki egemenlik ilkelerini ihlal edeceğini vurguladı.

Fransız yetkililer ayrıca göç krizinin tek taraflı askeri adımlarla değil, iki ülke arasındaki mevcut iş birliği mekanizmalarıyla çözülebileceğini savundu.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Uzmanlar: "Uygulanması çok zor"

Savunma ve uluslararası hukuk uzmanları da Farage'ın önerisinin pratikte hayata geçirilmesinin oldukça güç olduğu görüşünde birleşiyor.

Eski askeri yetkililer;

  • Kraliyet Donanması'nın görev tanımının bu tür göç operasyonlarını kapsamadığını,
  • İngiliz gemilerinin Fransız karasularında izinsiz faaliyet gösteremeyeceğini,
  • Denizde geri itme (pushback) uygulamalarının uluslararası mülteci hukuku açısından ciddi davalara konu olabileceğini,
  • Böyle bir operasyonun insan hayatını riske atabileceğini ifade ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Hükümetten "gerçekçi değil" eleştirisi

Başbakan Andy Burnham liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti ise Reform UK'nin önerisini "uygulanamaz bir seçim vaadi" olarak değerlendirdi.

Hükümet yetkilileri, son dönemde Fransa ile ortak devriye faaliyetleri, istihbarat paylaşımı ve kaçakçı şebekelerine yönelik operasyonların artırıldığını belirterek, sorunun uluslararası iş birliğiyle çözülmeye çalışıldığını savunuyor.

Muhalefetten de eleştiriler geldi

Muhafazakâr Parti de Farage'ın planına mesafeli yaklaştı.

Parti yetkilileri, düzensiz göçün ciddi bir sorun olduğunu kabul etmekle birlikte, önerilen askeri operasyonun maliyetinin, hukuki zemininin ve uygulanabilirliğinin belirsiz olduğunu dile getirdi.

Siyasi gözlemcilere göre Farage'ın çıkışı, göç konusunu yeniden seçim gündeminin ilk sıralarına taşımayı hedefliyor. Ancak aynı dönemde Reform UK'nin bağışlar ve mali şeffaflık konularındaki tartışmalar nedeniyle baskı altında bulunması da dikkat çekiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kamuoyu göç konusunda sertleşiyor

Son kamuoyu araştırmaları, İngiliz seçmenlerin önemli bölümünün Fransa'nın Kanal'daki göçmen geçişlerini önleme konusunda yeterince çaba göstermediğine inandığını ortaya koyuyor. Bu tablo, düzensiz göç konusunun önümüzdeki dönemde İngiliz siyasetindeki en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Londra-Paris ilişkileri yeniden sınanıyor

Analistler, Farage'ın önerisinin yalnızca göç politikası tartışması olmadığını, aynı zamanda Brexit sonrası yeniden şekillenen İngiltere-Fransa ilişkileri açısından da kritik bir sınav niteliği taşıdığını değerlendiriyor.

İki ülke, insan kaçakçılığıyla mücadelede ortak çalışmayı sürdürürken, tek taraflı askeri müdahale söylemlerinin diplomatik gerilimi artırabileceği ve mevcut iş birliği mekanizmalarını zayıflatabileceği uyarısı yapılıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Burnham’dan Birleşik Krallık için tarihi anayasa çıkışı!

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC'ye verdiği kapsamlı röportajda hükümetin hazırladığı "yetki devri (devolution) reformu"nun yalnızca yerel yönetimleri güçlendiren bir idari düzenleme olmayacağını, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın anayasal yapısını kökten değiştirecek tarihi bir dönüşümün başlangıcı olacağını söyledi.

Burnham, İngiltere'nin yüzyıllardır yazılı bir anayasa yerine parlamento egemenliği, ortak hukuk (common law), mahkeme kararları ve anayasal teamüllerle yönetildiğini hatırlatarak, "Ülke değişiyor. İngiltere'nin yönetim modeli değiştikçe bunun yazılı kurallara bağlanması gerekecek" ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık, İsrail ve Yeni Zelanda ile birlikte dünyada halen tek bir yazılı anayasaya sahip olmayan az sayıdaki gelişmiş demokrasiden biri olarak gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Gelir vergisinin bir bölümü bölgelerde kalacak

Hükümetin hazırladığı reform paketinin en dikkat çekici maddesi ise mali yetkilerin Westminster'dan bölgelere aktarılması olacak.

Plana göre 2028 yılına kadar İngiltere'deki bölgesel belediye başkanları, kendi bölgelerinde toplanan gelir vergisinin belirli bir kısmını doğrudan kullanabilecek.

Böylece Londra, Greater Manchester, West Yorkshire ve West Midlands gibi ekonomik merkezler ulaşım, konut, altyapı, eğitim ve yerel kalkınma yatırımlarını merkezi hükümetten bağımsız biçimde planlayabilecek.

Burnham, bunun İngiltere tarihinde yerel yönetimlere gerçekleştirilecek en büyük mali yetki devri olacağını vurguladı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

"İyi büyüme her posta koduna ulaşmalı"

Başbakan Burnham, reformun temel hedefini "good growth in every postcode" (her posta koduna iyi büyüme) sloganıyla özetledi.

Burnham'a göre ekonomik büyümenin yalnızca Londra ve Güneydoğu İngiltere'de yoğunlaşması yerine ülkenin tamamına yayılması gerekiyor.

Bu kapsamda;

· ulaşım yatırımları,

· mesleki eğitim,

· konut politikaları,

· yerel ekonomik kalkınma,

· planlama yetkileri

· giderek daha fazla bölgesel yönetimlerin kontrolüne bırakılacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Almanya modeli örnek alınıyor

Burnham, hükümetin hazırladığı sistem için Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında kabul ettiği Grundgesetz (Temel Yasa) modelini örnek aldıklarını söyledi.

Almanya'da eyaletler arasında uygulanan mali dengeleme sistemi sayesinde zengin bölgelerin daha az gelişmiş eyaletlere katkı sağladığını hatırlatan Burnham, benzer bir modelin İngiltere'de de uygulanabileceğini belirtti.

Bu çerçevede ekonomik olarak güçlü bölgelerin daha zayıf bölgelere mali katkı sağlaması planlanıyor.

Başbakan, "Bir ülkede insanların yaşadığı yer kaderlerini belirlememeli" diyerek bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasının hükümetin temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Yazılı anayasa tartışması yeniden gündemde

Burnham'ın açıklamaları, uzun yıllardır akademik çevrelerde tartışılan yazılı anayasa konusunu yeniden ülke gündemine taşıdı.

Başbakan, yeni yetki paylaşımının yalnızca siyasi uzlaşılarla yürütülemeyeceğini, bölgesel yönetimlerin hak ve sorumluluklarının açık biçimde anayasal güvence altına alınmasının gerekebileceğini ifade etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlara göre böyle bir adım;

Westminster ile bölgesel yönetimler arasındaki yetki sınırlarını,

Parlamento egemenliği ilkesini,

· merkezi hükümetin müdahale alanlarını,

· vatandaşların temel anayasal haklarını

· yeniden tanımlayabilecek tarihi bir reform anlamına geliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Uzmanlar uyarıyor: Reform kolay olmayacak

Ancak uzmanlar, reformun uygulanmasının siyasi ve idari açıdan oldukça zorlu olacağı görüşünde.

İngiltere bugün Avrupa'nın en merkeziyetçi mali sistemlerinden birine sahip. Yerel yönetimler topladıkları vergilerin yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini doğrudan kontrol edebiliyor. Reformun bu oranı önemli ölçüde artırması hedefleniyor. Öte yandan bazı uzmanlar, mali kapasitesi yüksek bölgelerin daha hızlı gelişebileceği, bunun da yeni eşitsizlikler doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca yerel yönetimlerin son yıllardaki bütçe kesintileri nedeniyle artan yetkileri kullanabilmeleri için kurumsal kapasitelerinin de güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Yerel demokrasi ve hesap verebilirlik öne çıkacak

Reform sürecinde yalnızca mali yapı değil, yerel demokrasinin güçlendirilmesi de hükümetin öncelikleri arasında yer alıyor.

Yerel yönetimlerin daha fazla bütçe ve karar alma yetkisi üstlenmesiyle birlikte yerel denetim mekanizmalarının, bağımsız denetim sistemlerinin ve yerel medyanın da güçlendirilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor. Basın kuruluşları, güçlü bir yerel gazetecilik olmadan yetki devrinin şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından eksik kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Burnham hükümeti, reform paketini önümüzdeki aylarda parlamentoya sunmayı hedeflerken, sürecin yalnızca yerel yönetimlerin yetkilerini artırmakla kalmayıp, Birleşik Krallık'ın yüzyıllardır süregelen yönetim anlayışını yeniden tanımlayacak en kapsamlı anayasal değişimlerden biri olarak tarihe geçebileceği değerlendiriliyor.

Andy Burnham Kabinesi Son Şeklini Aldı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İşçi Partisi'nde yaşanan liderlik değişiminin ardından oluşturduğu ilk Bakanlar Kurulu'nu büyük ölçüde tamamladı. Kabine, ekonomi, güvenlik, enerji, dış politika ve yerel yönetim reformlarını merkeze alan isimlerden oluşurken, Burnham'ın hem deneyimli hem de parti içindeki farklı kanatları temsil eden siyasetçileri aynı masada buluşturması dikkat çekti.

Yeni hükümet, hayat pahalılığıyla mücadele, ekonomik büyümenin yeniden hızlandırılması, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve ülke genelinde yetki devrini artıracak kapsamlı reformlara odaklanacağını açıkladı. Başbakan Burnham, göreve gelir gelmez "ülkeyi Westminster merkezli yönetim anlayışından çıkaracak en büyük yerel yönetim reformunu" hayata geçireceklerini duyurdu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ekonominin başında John Healey

Kabinenin en dikkat çeken tercihlerinden biri Hazine'nin John Healey'e emanet edilmesi oldu. Healey, sonbaharda açıklanacak ilk bütçe hazırlıkları kapsamında bakanlıklardan mevcut kaynaklar içinde tasarruf planları hazırlamalarını isterken, yeni hükümetin mali disiplini koruyacağını vurguladı. Buna karşın bölgesel kalkınma, teknik eğitim ve yaşam maliyetini düşürmeye yönelik projeler Burnham hükümetinin öncelikleri arasında yer alıyor.

Deneyimli isimler görevlerini korudu

Kabinede birçok önemli isim görevine devam etti veya farklı sorumluluklar üstlendi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kesinleşen başlıca kabine üyeleri şöyle:

  • Başbakan: Andy Burnham
  • Maliye Bakanı (Chancellor): John Healey
  • Dışişleri Bakanı: Ed Miliband
  • İçişleri Bakanı: Shabana Mahmood
  • Savunma Bakanı: Wes Streeting
  • Konut, Yerel Yönetimler ve İskân Bakanı: Angela Rayner
  • Kültür, Medya ve Spor Bakanı: Lisa Nandy
  • Adalet Bakanı: Yvette Cooper

Angela Rayner'ın yeniden kabineye dönerek Konut ve Yerel Yönetimler Bakanlığı görevini üstlenmesi, Burnham'ın yerel yönetim reformuna verdiği önemin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Lisa Nandy'nin Kültür Bakanlığı görevini koruması da hükümette istikrar mesajı veren adımlardan biri oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk hedef ekonomi ve bölgesel kalkınma

Burnham hükümeti, ilk haftalarda enerji faturalarının düşürülmesi, yerel yönetimlere daha fazla mali yetki verilmesi, konut üretiminin hızlandırılması ve ekonomik büyümeyi destekleyecek yatırım programlarını gündeme almayı planlıyor.

Başbakan ayrıca Manchester'da oluşturduğu "No.10 North" ofisiyle merkezi yönetimin bir bölümünü Londra dışına taşıyarak karar alma süreçlerini bölgelere yaklaştırmayı hedefliyor. Hükümet, bu modeli İngiltere genelinde ekonomik dengesizlikleri azaltacak yeni bir yönetim anlayışının başlangıcı olarak tanımlıyor.

Independent Mortgage 3

Muhalefet yakından izliyor

Muhalefet partileri, Burnham'ın iddialı reform vaatlerinin finansmanına ilişkin ayrıntıları beklediklerini belirtirken, özellikle sonbaharda açıklanacak bütçenin yeni hükümetin ekonomik yaklaşımını ortaya koyacağını ifade ediyor. Öte yandan İşçi Partisi içinde de Kuzey Denizi enerji politikası ve kamu harcamalarının sınırlandırılması gibi bazı başlıklarda tartışmalar sürüyor.

Yeni kabineyle birlikte Andy Burnham, hem parti içindeki birlik görüntüsünü güçlendirmeyi hem de seçmenlere ekonomik istikrar, kamu hizmetlerinde iyileşme ve yerel yönetimlere daha fazla yetki vaat eden yeni bir yönetim anlayışı sunmayı hedefliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bev Craig, Burnham’ın Yerine Manchester Belediye Başkanı Seçildi

Greater Manchester'da gerçekleştirilen ara seçim, Andy Burnham'ın İşçi Partisi liderliğine seçilmesi ve ardından Makerfield milletvekili olarak Westminster'a dönerek başbakanlık görevini üstlenmesi nedeniyle boşalan belediye başkanlığı koltuğu için yapıldı.

Yaklaşık 2,9 milyon nüfusa sahip Greater Manchester; Manchester, Salford, Bolton, Bury, Oldham, Rochdale, Stockport, Tameside, Trafford ve Wigan'dan oluşan İngiltere'nin en güçlü bölgesel yönetimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bölge, yıllık milyarlarca sterlinlik bütçesi, ulaşım sistemi, konut politikaları, polis ve itfaiye denetimi ile ülke siyasetinde Londra'dan sonraki en etkili yerel yönetimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Gima Sultanim Wafers 667X300

İkinci Tercih Oyları Sonucu Belirledi

Seçimin ilk turunda hiçbir aday oyların yüzde 50'sini aşamadı. Bunun üzerine tercihli oy sisteminin ikinci aşamasına geçildi ve elenen adayların ikinci tercihleri yeniden dağıtıldı.

Yapılan sayım sonunda İşçi Partisi adayı Bev Craig, toplam 309 bin 525 oya ulaşırken, Reform UK adayı Sian Astley ise 157 bin 178 oyda kaldı.

Ortaya çıkan sonuç, İşçi Partisi'nin bölgedeki güçlü siyasi tabanını koruduğunu gösterirken, Reform UK'nin ilk turdaki yüksek oy performansının ikinci tercih oylarında aynı desteği bulamadığını da ortaya koydu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kimdir Bev Craig?

Bev Craig, son yıllarda Greater Manchester siyasetinin yükselen isimlerinden biri olarak görülüyor.

Manchester Şehir Konseyi'nin liderliğini yürüten Craig, aynı zamanda Greater Manchester Birleşik Otoritesi'nde ekonomi ve kapsayıcı büyümeden sorumlu başkan yardımcılığı görevini üstlenmişti.

Özellikle;

  • sosyal konut üretimi,
  • şehir merkezinin yeniden canlandırılması,
  • yeşil yatırım projeleri,
  • düşük karbonlu ulaşım,
  • bölgesel ekonomik kalkınma

alanlarında hazırladığı çalışmalarla dikkat çekti.

Göreve seçildikten sonra yaptığı ilk açıklamada:

"Kararlarımızın merkezinde her zaman Greater Manchester halkının yaşam kalitesini yükseltmek olacak. Daha güvenli mahalleler, daha iyi ulaşım, daha fazla konut ve daha güçlü bir ekonomi için çalışacağız." ifadelerini kullandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Burnham'ın Politikalarını Sürdürmesi Bekleniyor

Siyasi gözlemcilere göre Craig'in, Andy Burnham döneminde başlatılan birçok projeyi devam ettirmesi bekleniyor.

Bunlar arasında;

  • Bee Network toplu ulaşım sisteminin genişletilmesi,
  • uygun fiyatlı konut projeleri,
  • sağlık ve sosyal bakım entegrasyonu,
  • şehir merkezlerinin ekonomik dönüşümü,
  • karbon nötr Greater Manchester hedefi

öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Yeni belediye başkanının özellikle merkezi hükümet ile güçlü ilişkiler kurarak Greater Manchester'a daha fazla yatırım çekmeye çalışacağı değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sonuç Westminster İçin Ne Anlama Geliyor?

Ara seçim sonucu yalnızca yerel yönetimler açısından değil, Westminster siyaseti bakımından da dikkatle takip edildi.

Andy Burnham'ın başbakanlık görevini üstlenmesinin ardından gerçekleştirilen ilk önemli seçimlerden biri olması nedeniyle sonuç, yeni hükümete yönelik ilk siyasi testlerden biri olarak değerlendiriliyor.

İşçi Partisi'nin bölgedeki üstünlüğünü koruması, Burnham'ın parti lideri olarak kuzey İngiltere'deki etkisini sürdürdüğünü gösterirken, Reform UK'nin ikinci sırayı alması ise Nigel Farage'ın partisinin kuzeydeki seçmen tabanını genişletmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Ancak seçim, tercihli oy sisteminin etkisini de yeniden gündeme taşıdı. İlk turda güçlü bir performans sergileyen Reform UK'nin, diğer partilerin ikinci tercih oylarını yeterince alamaması nedeniyle farkın açılması, merkez sol seçmenin ikinci tur davranışının belirleyici olduğunu gösterdi.

Independent Mortgage 3

Yerel Yönetim Reformu Açısından Kritik Dönem

Bev Craig'in göreve başlaması, Burnham hükümetinin açıkladığı kapsamlı yerel yönetim reformlarıyla aynı döneme denk geliyor.

Yeni düzenlemeler kapsamında Greater Manchester gibi metro belediyelerine gelir vergisi ve işletme vergilerinden daha fazla pay aktarılması, yatırım kararlarında daha geniş yetkiler verilmesi ve altyapı projelerinde merkezi hükümete bağımlılığın azaltılması planlanıyor.

Bu nedenle Craig'in yalnızca bir belediye başkanı değil, aynı zamanda İngiltere'de yerel yönetimlere daha fazla yetki devrini öngören yeni modelin en önemli uygulayıcılarından biri olması bekleniyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Analiz

Greater Manchester sonucu, İşçi Partisi açısından yalnızca geleneksel bir "kale"nin korunması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Andy Burnham sonrası dönemde partinin bölgedeki kurumsal gücünün devam ettiğini gösteriyor. Bev Craig'in açık farkla kazanması, Burnham'ın yıllar içinde oluşturduğu yerel yönetim modelinin seçmen nezdinde karşılık bulduğunu ortaya koyarken, Reform UK'nin ikinci sıraya yerleşmesi İngiliz siyasetindeki iki kutuplu rekabetin kuzey İngiltere'de de giderek belirginleştiğine işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde Craig'in performansı yalnızca Greater Manchester'ın ulaşım, konut ve ekonomik kalkınma politikalarını değil, Burnham hükümetinin yerel yönetim reformlarının başarısını da ölçen önemli göstergelerden biri olarak yakından izlenecek. Bu nedenle Greater Manchester, Westminster siyasetinin yönünü etkileyebilecek en kritik siyasi laboratuvarlardan biri olmayı sürdürecek.

Gelecek Partisi Siyasi Hayatını Noktaladı

2019 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'nden ayrılan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan Gelecek Partisi, Türk siyasetindeki yolculuğunu resmen sona erdirdi.

Ahmet Davutoğlu, sosyal medya üzerinden yayımladığı kapsamlı açıklamada, partinin yetkili organlarıyla yapılan istişareler sonucunda Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu.

Davutoğlu, açıklamasında Türkiye'deki mevcut siyasi ortamı eleştirerek, "kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldık" ifadelerini kullandı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"Bu bir teslimiyet değil"

Davutoğlu, kararın siyasetten tamamen çekilmek ya da Türkiye'nin sorunlarına sırt çevirmek anlamına gelmediğini belirtti.

Açıklamasında bundan sonraki süreçte düşünce üretimi, akademik çalışmalar, diplomasi, ekonomi, kültür ve sivil toplum alanlarında faaliyetlerini sürdüreceğini ifade eden Davutoğlu, ülkenin geleceğine katkı sunmaya farklı platformlarda devam edeceğini söyledi.

2019'da büyük iddiayla kurulmuştu

Gelecek Partisi, 12 Aralık 2019'da Ahmet Davutoğlu liderliğinde kurulmuş, özellikle parlamenter sisteme dönüş, hukuk devleti, demokratikleşme ve ekonomi politikaları üzerine söylemleriyle dikkat çekmişti.

2023 genel seçimlerinde CHP listelerinden TBMM'ye milletvekili sokan parti, daha sonra DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile birlikte Meclis'te Yeni Yol çatısı altında çalışmalarını sürdürmüştü.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Milletvekillerinin siyasi geleceği merak konusu

Partinin kapanmasının ardından en çok merak edilen konuların başında Gelecek Partisi kökenli milletvekillerinin siyasi yol haritası geliyor.

Siyasi kulislerde bazı isimlerin Yeni Yol bünyesinde siyaset yapmayı sürdüreceği, bazılarının ise farklı partilere katılabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Ancak bu konuda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Muhalefette yeni denge arayışı

Siyaset uzmanları, Gelecek Partisi'nin kapanmasının muhalefet cephesindeki yeniden yapılanma sürecini hızlandırabileceği görüşünde. Özellikle merkez sağ seçmene hitap eden partilerin önümüzdeki dönemde yeni iş birlikleri geliştirebileceği, Meclis'teki temsil yapısında ise Yeni Yol'un nasıl şekilleneceğinin belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

Davutoğlu'nun aktif parti siyasetinden çekilmesi de son yıllarda Türk siyasetinde yaşanan en dikkat çekici gelişmelerden biri olarak yorumlanıyor.

Yurtdışındaki Yurttaşlarımız İçin Yeni Dönem: Borcunu Ödemeyen Sınırdan Çıkamayacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, yabancı plakalı araçların ücretli kara yollarını kullanımına ilişkin kuralları yeniden düzenledi. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelikle birlikte geçiş ücretleri, idari para cezaları ve tahsilat süreçlerinde önemli değişikliklere gidildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlemenin yabancı plakalı araçların ücretli otoyollar ve erişme kontrollü kara yollarındaki geçişlerine ilişkin uygulamaları tek çatı altında topladığını belirterek, tahsilat süreçlerinin daha etkin ve hızlı yürütülmesinin hedeflendiğini söyledi.

HGS kullanımı zorunlu olacak

Yeni düzenlemeye göre yabancı plakalı araçların ücretli kara yollarını kullanabilmeleri için Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) veya benzeri elektronik geçiş sistemlerinden birine abone olmaları gerekiyor. Araç sahipleri ve sürücüler, elektronik etiketin çalışır durumda olmasından, ön cama uygun şekilde yerleştirilmesinden ve hesaplarında geçiş ücretini karşılayacak yeterli bakiyenin bulunmasından sorumlu olacak.

HGS hesapları PTT şubeleri, PTT acenteleri ile anlaşmalı banka ve üye iş yerleri üzerinden açılabilecek.

İhlalli geçişlerde yeni ceza sistemi

Yönetmelikte, geçiş sistemi aboneliği olmadan, hesapta yeterli bakiye bulunmadan veya geçiş ücreti ödenmeden yapılan kullanımlar “ihlalli geçiş” olarak tanımlandı.

İhlalli geçiş yapan sürücüler, geçiş tarihinden itibaren 15 gün içinde ücretlerini öderse idari para cezası uygulanmayacak. Bu sürenin ardından başlayacak 30 günlük dönemde ödeme yapılması halinde ise geçiş ücretine ek olarak geçiş ücreti kadar idari para cezası tahsil edilecek.

İhlalli geçişin üzerinden 45 gün geçmesi durumunda ise geçiş ücretine ek olarak geçiş ücretinin dört katı tutarında idari para cezası uygulanacak. Aynı kurallar Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen otoyollar için de geçerli olacak.

Borç ödenmeden yurt dışına çıkışa izin verilmeyecek

Yeni yönetmelikle sınır kapılarındaki tahsilat sistemi de güncellendi. Türkiye’de tahsil edilemeyen geçiş ücretleri ve idari para cezaları, yabancı plakalı aracın ülkeyi terk etmek üzere sınır kapısına gelmesi halinde elektronik ortamda sorgulanacak.

Karayolları Genel Müdürlüğü kayıtlarında borcu bulunan araçların geçiş ücretleri ve cezaları tahsil edilmeden gümrük idaresi tarafından yurt dışına çıkış işlemi gerçekleştirilmeyecek.

Farklı ödeme seçenekleri sunulacak

Sınır kapılarında geçiş ücretleri ve idari para cezaları banka kartı, kredi kartı veya ilgili muhasebe birimlerinde nakit olarak ödenebilecek. Böylece sürücülere farklı ödeme yöntemleri sunularak tahsilat işlemlerinin kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Eski yönetmelik yürürlükten kaldırıldı

Yeni düzenlemeyle birlikte 2017 yılında yürürlüğe giren yabancı plakalı araçların geçiş ücretleri ve idari para cezalarına ilişkin yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Bakanlık, güncellenen kurallarla birlikte veri paylaşımı, ödeme ve tahsil süreçlerinin daha koordineli ve etkin şekilde yürütülmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Kıbrıs’ta Türkiye’yi kızdıran LNG projesi başlıyor

Kıbrıs Açıklarındaki Kronos Gaz Sahasında Üretim Kararı Alındı

Doğu Akdeniz’de uzun süredir siyasi ve hukuki anlaşmazlıklara konu olan Kıbrıs açıklarındaki Kronos doğal gaz sahasında üretim süreci resmen başlıyor. İtalyan enerji şirketi ENI ile Fransız TotalEnergies, sahaya yönelik nihai yatırım kararını alarak üretimin 2028 yılında başlamasını hedeflediklerini duyurdu.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) içerisinde yer alan 6 numaralı parselde bulunan Kronos sahasında çıkarılacak doğal gazın, Mısır’daki sıvılaştırma tesislerine boru hattıyla taşınması ve burada LNG’ye dönüştürüldükten sonra Avrupa pazarına ihraç edilmesi planlanıyor.

Şirketlerin açıklamasına göre sahadan yılda yaklaşık 2,8 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretilecek. Pazarlama faaliyetleri ise ENI ve TotalEnergies tarafından eşit ortaklık esasına göre yürütülecek.

Avrupa’nın enerji arzı açısından stratejik önem taşıyor

Kıbrıs kıyılarının yaklaşık 185 kilometre açığında bulunan Kronos sahasının yaklaşık 85 milyar metreküp çıkarılabilir doğal gaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar, sahayı Doğu Akdeniz’in önemli enerji kaynaklarından biri haline getiriyor.

Projenin, Avrupa’nın enerji tedarikini çeşitlendirme hedefi açısından da kritik bir rol üstlenmesi bekleniyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa Birliği, doğal gaz arzında alternatif kaynaklara yönelme stratejisini hızlandırmıştı.

Türkiye ve KKTC’den itiraz

Kronos sahasının yer aldığı 6 numaralı parsel, uzun süredir Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında görüş ayrılıklarına konu oluyor. Türkiye, söz konusu alanın bir bölümünün kendi kıta sahanlığı sınırları içinde bulunduğunu savunurken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de Kıbrıs Türk halkının doğal kaynaklar üzerindeki haklarının tek taraflı girişimlerle göz ardı edildiğini belirtiyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti ise uluslararası hukuk çerçevesinde ilan ettiği münhasır ekonomik bölge içerisinde enerji arama ve üretim faaliyetlerini sürdürme hakkına sahip olduğunu ifade ediyor.

Doğu Akdeniz’deki enerji projelerinin, bölgedeki ekonomik fırsatların yanı sıra deniz yetki alanları konusundaki siyasi ve hukuki tartışmaları da önümüzdeki dönemde gündemde tutması bekleniyor.

Suudi Arabistan da İran’a Karşı Savaşa Girdi

ABD ve Suudi Arabistan’dan Irak’ta Ortak Hava Operasyonu

ABD ile Suudi Arabistan, Irak’ta İran destekli silahlı gruplara yönelik ortak hava saldırıları düzenledi. Operasyonda, İran’a yakınlığıyla bilinen Haşdi Şabi’ye ait hedeflerin vurulduğu, ilk belirlemelere göre en az 10 örgüt mensubunun hayatını kaybettiği bildirildi.

Haşdi Şabi yönetimi, saldırıların Irak’ın farklı kentlerinde gerçekleştirildiğini açıkladı. Yapılan açıklamada, can kaybının artabileceği belirtilirken operasyon “Irak’ın egemenliğinin açık ihlali ve tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirildi. Saldırılarda çok sayıda binanın zarar gördüğü ve çeşitli bölgelerde yaralıların bulunduğu ifade edildi.

Riyad’dan İHA saldırıları gerekçesi

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, operasyona gerekçe olarak ülkedeki petrol tesislerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarını gösterdi. Riyad yönetimi, söz konusu İHA’ların Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli gruplar tarafından fırlatıldığını öne sürdü.

Bakanlık, bölgesel gerilimi artırmayı amaçlamadıklarını ancak ülkeye yönelik her türlü saldırıya karşı gerekli karşılığın verileceğini açıkladı.

İran destekli gruplar ise suçlamaları reddederek iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu ve Suudi Arabistan’ı Irak’a yönelik askeri operasyonlardan kaçınması konusunda uyardı.

Irak üzerindeki baskı artıyor

ABD ile İran arasındaki rekabet, uzun süredir Irak topraklarında vekâlet çatışmalarına neden oluyor. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ülkedeki silahlı grupların devlet kontrolü altına alınması için girişimlerini sürdürürken, bu süreçte hem Washington hem de Tahran ile diplomatik temaslarını yoğunlaştırmış durumda.

İran’dan ABD üslerine füze saldırısı

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Irak’taki operasyonlardan saatler önce İran kaynaklı balistik füzelerin Ürdün’deki ABD üslerini hedef aldığını, saldırının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurdu.

İran Devrim Muhafızları da Ürdün’de bulunan ABD askeri tesislerine füze fırlattıklarını açıkladı.

Böylece kısa süreli durgunluğun ardından ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden tırmanırken, bölgedeki güvenlik risklerinin artması enerji piyasalarını da etkiledi. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden geçen gemilere yönelik tehditleri sonrasında Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3 yükselerek 87 doların üzerine çıktı.

Kıbrıs İçin 5+1 Görüşmeleri Yeniden Başlıyor

Guterres: Kıbrıs İçin 5+1 Görüşmeleri Yeniden Başlıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorununa çözüm arayışları kapsamında Türk ve Rum tarafları ile garantör ülkelerin katılımıyla 5+1 formatındaki görüşmelerin yeniden başlayacağını açıkladı.

16 yıl aradan sonra Kıbrıs’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olan Guterres, temasları kapsamında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıslı Türklerin lideri Tufan Erhürman ve sivil toplum temsilcileriyle ayrı ayrı görüştü. Ardından iki liderle üçlü bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantının ardından basın açıklaması yapan Guterres, Kıbrıs’taki iki tarafın yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile BM temsilcilerinin katılacağı yeni bir 5+1 toplantısı düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldığını duyurdu.

Guterres, tüm taraflardan toplantıya katılım konusunda onay aldığını belirterek, hazırlık sürecinin tamamlanmasının ardından görüşmenin tarih ve yerinin açıklanacağını ifade etti.

Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık, 1960 yılında Kıbrıs’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından adadaki anayasal düzeni korumak amacıyla garantör ülke statüsünü üstlenmişti.

Tarafların çözüm önerileri farklı

Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi, çözüm için iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modelini savunmayı sürdürüyor. Kıbrıslı Türklerin lideri Tufan Erhürman ise müzakerelerin yeniden başlaması için öncelikle karşılıklı güven ortamının oluşturulması gerektiğini vurguluyor ve adanın yeniden birleşmesini destekleyen bir yaklaşım sergiliyor.

Buna karşılık Türkiye, iki devletli çözüm tezini koruyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile yaptığı son görüşmede, kalıcı çözümün adadaki iki devletin yan yana varlığına dayandığını yineleyerek Kıbrıs Türk halkı için “egemen eşitlik” ve “eşit uluslararası statü” taleplerini tekrarladı.

Kıbrıs’ta 52 Yıllık Bölünmüşlük

Kıbrıs, 1974 yılından bu yana fiilen ikiye bölünmüş durumda. Aynı yıl Yunanistan destekli darbenin ardından Türkiye adaya askeri harekât düzenlemiş ve kuzey kesimini kontrol altına almıştı.

1976 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulurken, 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. KKTC, uluslararası alanda yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor.

Adanın güneyindeki Kıbrıs Cumhuriyeti ise 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği’ne tam üye oldu.

Yeni 5+1 görüşmelerinin, 2017 yılında başarısızlıkla sonuçlanan müzakere sürecinin ardından tarafları yeniden aynı masa etrafında buluşturması bekleniyor. Görüşmelerin, Kıbrıs sorununda uzun süredir devam eden çıkmazın aşılması açısından önemli bir diplomatik fırsat olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

BM Kıbrıs’ta Yeni Müzakere Peşinde

BM Genel Sekreteri Guterres Kıbrıs’ta Yeni Müzakere Zemini Arayacak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin önünü açmak amacıyla Ada’ya resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Guterres, 16 yıl aradan sonra Kıbrıs’ı ziyaret eden ilk görevdeki BM Genel Sekreteri olurken, temaslarına Salı günü başlayacak.

Ziyaret kapsamında Guterres, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’le ayrı ayrı görüşecek. Çarşamba günü ise BM İyi Niyet Misyonu Ofisi’nin ara bölgedeki merkezinde üçlü bir toplantı düzenlenecek.

Diplomatik kaynaklara göre Guterres’in temel hedefi, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerin yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın katılımıyla “5+1” formatında yeni bir uluslararası toplantı gerçekleştirilmesini sağlamak. Böyle bir zirvenin Ağustos sonu veya Eylül başında yapılabileceği değerlendiriliyor.

Yeni girişimde dikkat çeken unsurlardan biri, Ekim ayında KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Tufan Erhürman’ın göreve gelmesi oldu. Diplomatik çevreler, Erhürman’ın selefi Ersin Tatar’a kıyasla müzakerelere daha açık bir yaklaşım sergilemesinin yeni bir diyalog zemini oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Ancak çözüm modeli konusunda taraflar arasındaki görüş ayrılıkları devam ediyor. Türkiye ve KKTC yönetimi, iki devletli çözüm ve Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünü savunurken, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Yunanistan ise Birleşmiş Milletler parametreleri doğrultusunda iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federal çözümü destekliyor.

Uluslararası basında yer alan bazı iddialara göre BM’nin üzerinde çalıştığı yeni plan, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modelini temel alırken, kurucu devletlere daha geniş özerklik verilmesini ve federal hükümetin yetkilerinin sınırlandırılmasını öngörüyor. Aynı iddialarda, Kapalı Maraş ve Güzelyurt’un statüsü ile Ada’daki askeri varlığa ilişkin yeni düzenlemelerin de yer aldığı öne sürülüyor. Ancak BM bu haberleri doğrulamazken, Kıbrıs Rum yönetimi de söz konusu iddiaların tamamının gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Öte yandan Avrupa Birliği’nin de süreçte daha aktif rol üstlenmeye başladığı görülüyor. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Temmuz ayında Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kıbrıs konusunu görüşmesinin ardından Avrupa Komisyonu, Raffaele Fitto’yu Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak görevlendirdi.

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik daha önce yürütülen girişimler sonuçsuz kalmıştı. 2004 yılında hazırlanan Annan Planı, Kıbrıs Rum tarafında yapılan referandumda reddedilmiş, 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde gerçekleştirilen federasyon temelli müzakereler ise anlaşma sağlanamadan sona ermişti. Guterres’in son girişimi, yıllardır çözülemeyen Kıbrıs meselesinde yeni bir diplomatik sürecin başlayıp başlamayacağını ortaya koyacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Son Yapılan Araştırmaya Göre, İşçi Partisi 16 Ay Sonra Zirvede

İngiltere'de İşçi Partisi, yaklaşık 16 ay sonra ilk kez bir kamuoyu araştırmasında Reform UK'nin önüne geçti.

Araştırma şirketi More in Common tarafından 24-27 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete göre, bugün seçim yapılması halinde seçmenlerin yüzde 28'i İşçi Partisi'ne, yüzde 24'ü Reform UK'ye, yüzde 22'si Muhafazakâr Parti'ye, yüzde 12'si Liberal Demokratlar'a ve yüzde 8'i Yeşiller'e oy vereceğini belirtti. İşçi Partisi bir önceki ankete göre dört puan yükselirken, Reform UK iki puan geriledi.

Anket, Andy Burnham'ın başbakan olarak göreve başlamasının ardından açıklanan ilk kapsamlı araştırma olması nedeniyle Westminster'da ayrı bir önem taşıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yaşam Maliyeti Mesajları Karşılık Buldu

More in Common UK Direktörü Luke Tryl, seçmenlerin hükümetin ilk haftasında ortaya koyduğu performansa olumlu tepki verdiğini belirterek, özellikle yaşam maliyeti krizini hafifletmeye yönelik politikaların kamuoyunda karşılık bulduğunu söyledi.

Burnham hükümeti göreve gelir gelmez;

  • elektrik faturalarındaki KDV'nin kaldırılacağını açıklaması,
  • otobüs ücretlerinde üst sınır uygulamasını duyurması,
  • işletmelere yönelik vergi indirimleri ve yaşam maliyetini düşürmeye yönelik ekonomik mesajlar vermesi

gibi adımlarla dikkat çekmişti. Siyasi gözlemciler, kamuoyunda oluşan bu yükselişi "Burnham etkisi" (Burnham bounce) olarak tanımlıyor.

Independent Mortgage 3

Burnham: "Rehavete Kapılmayacağım"

Anket sonuçlarını değerlendiren Başbakan Andy Burnham ise yükselişten memnun olduğunu ancak tek bir kamuoyu araştırmasının kendilerini rehavete sürüklemeyeceğini söyledi.

Burnham, seçmenlerle yeniden güven ilişkisi kurmayı hedeflediklerini belirterek, "İnsanlarla bağ kurabildiysem bundan memnuniyet duyarım ancak hiçbir ankete kapılıp gitmeyeceğim." mesajını verdi.

Başbakan, önümüzdeki günlerde genç işsizliğiyle mücadele, sosyal bakım reformu, konut üretiminin artırılması ve eğitim sisteminin iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesine yönelik yeni paketlerin açıklanacağını da duyurdu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Farage Zor Günlerden Geçiyor

Anketin dikkat çeken diğer yönü ise Reform UK'nin son haftalarda yaşadığı oy kaybı oldu.

Parti lideri Nigel Farage, son dönemde parti finansmanı ve bağışlarla ilgili tartışmalar nedeniyle yoğun baskı altında bulunuyor.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre, yüksek tutarlı bağışlar, hediye bildirimleri ve bazı bağışçıların geçmişiyle ilgili iddialar hem polis hem de parlamenter denetim mekanizmalarının incelemesine konu oldu. Reform UK ise tüm suçlamaları reddederek bunların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor.

Siyasi analistler, Farage'ın kişisel popülaritesindeki gerilemenin de Reform UK'nin oy oranına yansımaya başladığını değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhafazakârlar Hâlâ Yarışta

Ankette Muhafazakâr Parti'nin yüzde 22 ile üçüncü sırada yer alması, İngiltere'deki üç büyük parti arasındaki rekabetin oldukça sıkı geçtiğini gösteriyor.

Uzmanlara göre, İşçi Partisi'nin öne geçmiş olması önemli bir psikolojik eşik olsa da oy farkının hata payı içinde değerlendirilebilecek seviyede olması nedeniyle önümüzdeki haftalarda yayımlanacak diğer kamuoyu araştırmaları siyasi eğilimin kalıcı olup olmadığını gösterecek.

Siyasi kulislerde ise Burnham hükümetinin özellikle ekonomi, sosyal bakım ve konut alanlarında açıklayacağı yeni reformların, kamuoyundaki bu olumlu havayı sürdürüp sürdüremeyeceğinin önümüzdeki dönemin en kritik belirleyicisi olacağı yorumları yapılıyor.

İngiltere Başbakanı Burnham’dan sosyal bakım alarmı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ülkenin uzun yıllardır çözüm bekleyen sosyal bakım krizinin artık ertelenemeyeceğini belirterek, hükümetinin kapsamlı bir reform paketi hazırlığında olduğunu açıkladı.

BBC'ye göreve gelmesinin ardından verdiği ilk kapsamlı röportajda konuşan Burnham, sosyal bakım hizmetlerindeki yetersizliklerin yalnızca yaşlıları ve engellileri değil, doğrudan sağlık sistemini de olumsuz etkilediğini söyledi.

Başbakan, mevcut yapının hastaneler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Sosyal bakım sistemini düzeltmezsek NHS, aslında hastaneye gelmek zorunda olmayan kişilere bakım vermeye çalışmanın yükü altında çökecek."

Burnham, hastanelerde tıbben taburcu edilmeye hazır olmasına rağmen evde veya bakım merkezlerinde uygun destek bulunamadığı için yatmaya devam eden binlerce hastanın bulunduğunu, bunun da acil servislerde bekleme sürelerini ve ameliyat kuyruklarını artırdığını vurguladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Yaşlanan nüfus sistemi zorluyor

İngiltere'de yaşlı nüfusun hızla artması, sosyal bakım hizmetlerine olan talebi her geçen yıl yükseltiyor.

Uzmanlara göre bakım personeli açığı, yerel yönetim bütçelerindeki kısıtlamalar ve artan bakım maliyetleri nedeniyle birçok aile yakınlarının bakımını kendi imkânlarıyla üstlenmek zorunda kalıyor.

Hükümet kaynakları, sosyal bakım reformunun yalnızca yaşlı bakımını değil;

  • evde bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini,
  • bakım çalışanlarının ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini,
  • yerel yönetimlere ek kaynak sağlanmasını,
  • NHS ile sosyal bakım hizmetleri arasındaki koordinasyonun artırılmasını

hedeflediğini belirtiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sosyal yardım sisteminde de değişiklik sinyali

Burnham, röportajında sosyal yardım (welfare) sistemine ilişkin planlanan değişikliklere de değindi.

Çalışabilecek durumda olan daha fazla kişinin yeniden istihdama kazandırılmasının hedeflendiğini belirten Başbakan, sosyal yardımların tamamen kesilmesi yerine insanların iş gücüne dönüşünü kolaylaştıracak yeni bir model üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Hükümetin yaklaşımının, yalnızca tasarruf sağlamaya değil, uzun vadede ekonomik büyümeyi desteklemeye odaklanacağını ifade eden Burnham, çalışma hayatına dönüşü teşvik edecek eğitim, rehabilitasyon ve sağlık desteklerinin de reform paketinin önemli parçaları arasında yer alacağını dile getirdi.

Independent Mortgage 3

NHS üzerindeki baskı büyüyor

Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), son yıllarda artan hasta sayısı, personel eksikliği ve finansman baskısı nedeniyle tarihinin en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor.

Acil servislerde uzun bekleme süreleri, planlı ameliyatlarda uzayan listeler ve aile hekimlerine erişimde yaşanan sıkıntılar kamuoyunun en önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Sağlık uzmanları, hastanelerde tıbbi tedavisi tamamlanan ancak sosyal bakım desteği bulunmadığı için taburcu edilemeyen hastaların oluşturduğu "yatak işgali" sorununun, NHS kapasitesini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhalefet de reform çağrısı yapıyor

Sosyal bakım sistemi uzun yıllardır İngiliz siyasetinin çözüm bekleyen en önemli sorunlarından biri olarak görülüyor.

Farklı hükümetler çeşitli reform planları açıklasa da finansman modeli ve bakım hizmetlerinin nasıl sürdürülebilir hale getirileceği konusunda kalıcı bir uzlaşma sağlanamadı.

Burnham hükümeti ise bu kez sosyal bakım reformunu sağlık sisteminin geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir mesele olarak ele alıyor.

Başbakan, hükümetinin önümüzdeki aylarda ayrıntılı reform paketini kamuoyuna sunacağını belirterek, "NHS'yi korumanın yolu yalnızca hastanelere daha fazla kaynak aktarmaktan değil, insanların doğru zamanda doğru bakım hizmetini almasını sağlayacak sosyal bakım sistemini kurmaktan geçiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin hazırlayacağı reform paketinin, NHS üzerindeki yükü hafifletmesi, yaşlı ve bakıma muhtaç bireylerin yaşam kalitesini artırması ve uzun yıllardır çözüm bekleyen sosyal bakım krizine kalıcı bir çerçeve oluşturması hedefleniyor.

İngiltere'de Emeklilik Yaşı Tartışması Büyüyor!

İngiltere'de devlet emeklilik yaşının beklenenden yedi yıl önce 68'e yükseltileceği yönündeki haberler siyaset ve ekonomi gündeminin ilk sıralarına yerleşti.

Tartışmanın merkezinde, Bütçe Sorumluluğu Ofisi'nin (OBR) yayımladığı uzun vadeli mali görünüm raporu bulunuyor. Raporda, devlet emeklilik yaşının mevcut takvim yerine 2037-2039 yılları arasında 68'e yükseltilmesinin kamu maliyesi açısından temel varsayım olarak değerlendirildiği ifade edilirken, bu değişikliğin gecikmesi halinde devlet bütçesine yıllık yaklaşık 6 milyar sterlin ek yük bineceği öngörüldü.

Bu değerlendirme, özellikle 1971-1977 yılları arasında doğan yaklaşık 5 milyon kişiyi yakından ilgilendirdiği gerekçesiyle geniş yankı uyandırdı.

Independent Mortgage 3

Hükümet: "Yasa değişmedi"

Artan tartışmalar üzerine açıklama yapan Emeklilik Bakanı Torsten Bell, emeklilik yaşının erkene çekildiğine ilişkin haberlerin mevcut hükümet kararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bell, yürürlükteki mevzuata göre devlet emeklilik yaşının hâlâ 2044-2046 yılları arasında 68'e yükseleceğini belirterek, hükümetin bu takvimi değiştiren herhangi bir karar almadığını vurguladı. Ayrıca önceki Muhafazakâr hükümetin 68 yaşın daha erken uygulanmasını istediğini, ancak bunun hiçbir zaman yasalaşmadığını da hatırlattı.

Hazine Bakanlığı da benzer bir açıklama yaparak mevcut yasal düzenlemenin değişmediğini ve emeklilik yaşına ilişkin üçüncü resmi incelemenin devam ettiğini doğruladı. İncelemenin tamamlanmasının ardından hükümetin nihai kararını açıklaması bekleniyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Mali baskılar artıyor

OBR, İngiltere'nin hızla yaşlanan nüfusu nedeniyle emeklilik harcamalarının önümüzdeki yıllarda ciddi biçimde yükseleceğine dikkat çekiyor.

Rapora göre devlet emekliliği harcamalarının önümüzdeki yarım yüzyılda milli gelirin yaklaşık yüzde 5'i seviyesinden yüzde 9'una yaklaşması bekleniyor. Bu artışın en önemli nedenleri arasında yaşam süresinin uzaması ve emekli maaşlarını enflasyon, ücret artışı veya yüzde 2,5'in en yükseğine göre artıran "Triple Lock" sistemi gösteriliyor.

Ekonomistler, emeklilik yaşının artırılması, Triple Lock sisteminin gözden geçirilmesi veya vergi düzenlemeleri gibi seçeneklerin önümüzdeki yıllarda kamu maliyesinin en önemli başlıklarından biri olacağını değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

OECD de reform çağrısı yaptı

Emeklilik sistemi üzerindeki baskı yalnızca OBR tarafından değil, uluslararası kuruluşlar tarafından da gündeme getiriliyor.

OECD geçen hafta yayımladığı değerlendirmede, mevcut Triple Lock sisteminin uzun vadede kamu maliyesi üzerinde önemli yük oluşturacağını belirterek hükümete emeklilik reformlarını değerlendirme çağrısında bulundu. Ancak Başbakan Andy Burnham hükümeti, mevcut parlamento dönemi boyunca Triple Lock uygulamasını koruma taahhüdünü sürdürdüğünü açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Karar henüz verilmedi

Uzmanlar, kamuoyunda oluşan "68 yaş kesinleşti" algısının doğru olmadığını vurguluyor.

Şu aşamada yürürlükte bulunan yasa değişmediği için devlet emeklilik yaşı 2026-2028 döneminde 67'ye, ardından 2044-2046 döneminde 68'e yükselecek. Ancak devam eden üçüncü resmi inceleme sonucunda hükümetin farklı bir takvim önermesi ve bunun Parlamento tarafından yasalaştırılması halinde bu tarihler değişebilecek.

Bu nedenle OBR'nin raporunda yer alan 2037-2039 takvimi hükümetin kesinleşmiş politikası değil, kamu maliyesine ilişkin bir varsayım ve olası senaryo olarak değerlendiriliyor.

Özgür Özel CHP'deki son grup toplantısında 'yeni partiyi' duyurdu

Özgür Özel, CHP'de yaptığı son grup toplantısında yeni partiyi kuracaklarını açıkladı. Yeni oluşumun TBMM'de ana muhalefet partisi olacağını söyleyen Özel, Kılıçdaroğlu'na yaklaşık 2 milyon üyeyle seçime gitme çağrısı yaparak 'Hodri meydan,' dedi.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş lideri ve Grup Başkanı Özgür Özel, salı günü yapılan parti grup toplantısında, yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı.

Özgür Özel, CHP'de yaptığı son grup toplantısında yeni partiyi kuracaklarını açıkladı. Yeni oluşumun TBMM'de ana muhalefet partisi olacağını söyleyen Özel, Kılıçdaroğlu'na yaklaşık 2 milyon üyeyle seçime gitme çağrısı yaparak 'Hodri meydan,' dedi.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş lideri ve Grup Başkanı Özgür Özel, salı günü yapılan parti grup toplantısında, yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı.

onuşmasını "mecbur bırakılmış, vakti gelmiş hüzünlü bir vedanın eşiği" olarak nitelendiren Özel, "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız," dedi ve buna karşılık yeni bir başlangıcın umudunu taşıdıklarını ifade etti.

CHP'nin TBMM grup kürsüsüne veda edeceklerini ancak ana muhalefet partisi konumunu koruyacaklarını iddia eden Özel, teknik işlemlerin ardından milletvekilleriyle birlikte kuracakları partinin "TBMM'nin ana muhalefet partisi olacağını" iddiasını sundu.

Siyasette "gömlek çıkarmadıklarını", ülkenin geleceği için "ateşten bir gömlek giydiklerini" söyleyen Özel, hedeflerinin ana muhalefette kalmak değil iktidara gelmek olduğunu vurgulayarak, "Artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda edip iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşacağımız günleri sayıyoruz," ifadelerini kullandı.

Yeni parti kararının bir ayrılık veya vazgeçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Özel, "Bu, Türkiye'de değişimi daha güçlü şekilde sürdürmenin ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır," dedi.

Geçiş süreci kademeli yürütülecek

Özel, milletvekillerinin katılımıyla kurulacak partiye belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve diğer yöneticilerin hemen geçmesi yönünde baskı yapılmamasını istedi.

Sürecin planlanan bir takvim doğrultusunda ilerleyeceğini belirten Özel, "Yarın sabah kimse belediye başkanına 'Sen niye geçmedin?', belediye meclisi üyesine 'Hâlâ niye buradasın?' demesin," diye konuştu.

Yeni oluşumun "doğru takvimlendirilmiş, doğru hazırlanmış ve riskleri analiz edilmiş" bir planla büyütüleceğini söyleyen Özel, geçiş sürecindeki temel ilkelerini "Kimseyi geride bırakmayacağız," sözleriyle açıkladı.

Özel, kendileriyle birlikte olmadığını açık biçimde ilan etmeyen herkesin bu siyasi yürüyüşün parçası olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

"Ben yeni partide yokum, Özgür Özel ve arkadaşlarıyla birlikte değilim" dediği doğrudan duyulmayan herkesin kendileriyle hareket ettiğini savunan Özel, belediye başkanlarının da sürecin dışında bırakılmayacağını söyledi.

Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Zeydan Karalar ve Vahap Seçer'in isimlerini anan Özel, "Bu iktidar yürüyüşünde ne Ekrem İmamoğlu'nu ne Mansur Yavaş'ı geride bırakırız. Ne Zeydan Karalar Adana'da ne Vahap Seçer Mersin'de kalır," dedi.

Kılıçdaroğlu'na 'Hodri meydan' çağrısı: Yüzde 90'ın altındaki oyu güvensizlik sayarım

Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, CHP genel başkanının yaklaşık iki milyon üyenin katılacağı bir seçimle belirlenmesi çağrısında bulundu.

Yarıştıkları kurultayın veya son kurultayın delegeleriyle de sandığa gitmeye hazır olduğunu belirten Özel, "En doğrusu, iki milyon üyemizin her biriyle sandığı ortaya koyalım. Genel başkana onlar karar versin. Yüzde 90'ın altındaki oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın?" dedi.

Bu noktayı siyasi mücadelede kritik bir eşik olarak nitelendiren Özel, "Tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. İnceldiği yerden kopacaksa burada kopacak," ifadelerini kullandı.

Özel, Kılıçdaroğlu'na yönelik sözlerini, "Kimse bana particilik oynamayacak. Ya Cumhuriyet Halk Partili gibi davranılacak ya da Saray'dan alınan talimatlar unutulacak," diye sürdürdü.

Yaşanan süreçte kişi ve kurumların takındığı tutumları unutmayacaklarını söyleyen Özel, "Size söz veriyorum, her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız," dedi.

Yapılanların zaman içinde unutulup sorumluların yanına kâr kalacağının düşünülmemesi gerektiğini belirten Özel, "Zalimi zalim, mazlumu mazlum; tembeli tembel, emek vereni çalışkan; sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı kahraman olarak anacağız. Dost olanı da olmayanı da bugünlerdeki tutumunu unutmadan hatırlayacağız. Millet de hatırlayacak," ifadelerini kullandı.

Konuşmasını "Tarih kaydediyor. Tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak," sözleriyle sürdürdü.

'Türkiye İttifakı' için geniş katılım çağrısı

Özel, yeni oluşumun yalnızca sosyal demokrat seçmene seslenen bir parti olmayacağını belirterek farklı siyasi kesimlere "Türkiye İttifakı" çatısı altında birlikte hareket etme çağrısı yaptı.

Yerel seçimlerde yüzde 25 seviyesinden yüzde 38'e ulaşırken sosyal demokratlar, muhafazakâr demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar, sosyalistler ve liberal demokratlarla birlikte hareket ettiklerini savunan Özel, bu yaklaşımı sürdüreceklerini söyledi.

"Atatürk'le, Misak-ı Milli sınırlarıyla ve Cumhuriyet ile sorunu olmayan bütün demokratları Türkiye İttifakı'nda kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum," diyen Özel, yeni partinin geniş bir demokratik birliktelik oluşturmayı hedefleyeceğini belirtti.

Özel; kontrollü muhalefeti, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları karşı karşıya getiren siyasi dili, devleti partiye dönüştüren yaklaşımı ve siyaseti hukuk yoluyla şekillendirme girişimlerini reddettiklerini söyledi.

Yeni bir siyasi rekabet anlayışı oluşturacaklarını savunan Özel, eski ve yozlaşmış siyaset anlayışını geride bırakarak "yeni nesil siyaset" kurmayı amaçladıklarını ifade etti.

'Partinin adı ve logosu değişir ancak bizi bölemezler'

Özel, yeni parti kararının CHP kadrolarında bir bölünmeye yol açmayacağını savundu.

"Partinin adı değişir, logosu değişir, gün gelir devran değişir. Ayrı düşenler birleşir ama bizim birlikteliğimizi bölemezler," diyen Özel, bu birlikteliğin 103 yıllık bir siyasi geleneğe dayandığını söyledi.

CHP binalarından ayrılmalarının partinin tarihsel mirasından vazgeçtikleri anlamına gelmediğini belirten Özel, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir," ifadelerini kullandı.

Konuşmasının yeni partiye ilişkin bölümünü salondakilere yönelttiği "Yeni bir yol açmaya var mısınız?" sorusuyla tamamlayan Özel, "Yolları kapattılar, yeni bir yol açıyoruz. Yeni yolda hep birlikte yürüyeceğiz, iktidara yürüyeceğiz," dedi.

Kılıçdaroğlu'na kurultay tepkisi

Özel, konuşmasının devamında CHP'deki kurultay ve "butlan" tartışmalarına değindi. Sürecin çözülmesi için bütün hukuki ve siyasi yolları denediklerini söyleyen Özel, parti yönetimine kurultay çağrısı yaptıklarını ancak bu talebin karşılanmadığını belirtti.

Tedbir kararının kurultaya engel olmadığını savunan Özel, 32 hukuk profesörü ile ilgili kanunun hazırlanmasında görev alan üç akademisyenin de aynı yönde görüş bildirdiğini aktardı. Özel, "Tedbir kararı kurultaya engel değildir. Aksine kurultay yapılmasını zorunlu kılar," dedi.

İlgili kanunun hazırlanmasında görev alan üç hukuk profesörünün de aynı değerlendirmeyi yaptığını belirten Özel, tedbir kararının kurultayı engellemek bir yana, parti iradesinin yeniden oluşturulmasını zorunlu hale getirdiğini savundu.

Özel, dokuz milletvekili ile dört PM üyesinin ihraç süreçleri üzerinden Parti Meclisindeki çoğunluğun düşürülmeye çalışıldığını öne sürdü. Altmış kişilik PM'nin üye sayısının 23'e kadar gerilediğini belirten Özel, bu durumda kanun gereği kurultayın derhal toplanması gerektiğini söyledi.

Kurultay talebiyle bin 40 delegeden imza toplandığını belirten Özel, bu delegelerin yaklaşık 500'ünün 2023'teki genel başkanlık seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verdiğine dikkat çekti.

Özel, söz konusu delegelerin önceki tercihlerinden bağımsız olarak partinin geleceği için yeniden kurultay istediğini savundu.

Kadın ve gençlik kollarına müdahale eleştirisi

Özel, "butlan" kararının ardından seçilmiş il ve ilçe örgütlerine müdahale edildiğini ileri sürdü.

Geçmişte Kılıçdaroğlu döneminde görev yapan bazı il başkanlarının daha sonra yeniden seçildiğini ancak kendisine destek verdikleri için görevden alındığını savunan Özel, 74 seçilmiş il başkanının grup toplantısına katıldığını söyledi.

Bilecik'te kadın üyeler tarafından seçilen kadın kolları il başkanının görevden alındığını belirten Özel, kadınların iradesine Ankara'dan atanan erkek yöneticilerin müdahale ettiğini ifade etti.

Benzer müdahalelerin gençlik kollarında da yaşandığını öne süren Özel, "Otuz yaş altındaki gençlerin seçtiği gençlik kolları başkanlarını, 70 yaş üstündekiler Ankara'dan belirliyor," dedi.

Özel, bu müdahalelerin kaynağında "butlan" kararının bulunduğunu savunarak, "Kadının seçtiğine karşı Saray'ın seçtirdikleri, gençlerin seçtiğine karşı Saray'ın yetkilendirdikleri karar verecek," ifadelerini kullandı.

Parti içi kongre sürecinin aylarca sürdürülmek istendiğini belirten Özel, bunun CHP kadrolarını kendi aralarında mücadeleye yönelterek iktidar hedefinden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Özel, genel başkanlık meselesinin delegeler veya yaklaşık iki milyon CHP üyesinin katılacağı bir seçimle çözülmesi çağrısını da yineledi. Böyle bir seçimde yüzde 90'ın altında oy almayı güvensizlik olarak kabul edeceğini ve partinin önünü açacağını söyledi.

'Ekrem'i bırak, Ankara merkezli siyaset yap dediler'

Özel, kendisine İmamoğlu'ndan ve tutuklu belediye başkanlarından uzaklaşması yönünde mesajlar iletildiğini öne sürdü.

"Ankara merkezli siyaset yap, otobüsün üzerinden in, Ekrem'i bırak" şeklinde çağrılar aldığını anlatan Özel, arkadaşlarıyla arasına mesafe koyması karşılığında uzun yıllar parti yönetiminde kalabileceğinin söylendiğini iddia etti.

Özel, bu öneriyi şu sözlerle anlattı:

"Gel, burada çimento var, kum var, harç var. Karalım, eline verelim. Arkadaşlarının üzerine betonu sen dök. Daha 50 yaşındasın, 80'e kadar 30 yıl partinin başında oturursun, diyorlar."

Böyle bir uzlaşmayı kabul etmeyeceğini söyleyen Özel, önlerindeki yol ayrımının parti içindeki konumunu korumak ile tutuklu yol arkadaşları için mücadele etmek arasında bulunduğunu belirtti.

Belediye başkanlarına yönelik operasyonların partiyi "adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme" amacı taşıdığını savunan Özel, Ekrem İmamoğlu ile belediye başkanları, meclis üyeleri ve bürokratların çeşitli suçlamalarla hedef alındığını söyledi.

Bağımsız yargıya güvendiklerini ve yargı süreçlerini takip edeceklerini ifade eden Özel, bununla birlikte arkadaşlarından uzaklaşması veya partinin onlardan "arındırılması" yönünde bir tutum benimsemeyeceğini vurguladı.

2023'teki değişim sürecini hatırlattı

Özel, konuşmasında 2023 genel seçimlerinin ardından başlayan CHP'deki değişim hareketini de anlattı.

14 ve 28 Mayıs seçimlerindeki yenilgilerin ardından toplumda yaşanan hayal kırıklığını gördüklerini ifade eden Özel, CHP'nin bu tablo karşısında öz eleştiri yapması ve yeni bir yol açması gerektiğini savunduklarını söyledi.

O dönemde partinin oy oranının yüzde 13-14 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Özel, aynı siyasi anlayışla yerel seçime gidilmesi halinde daha büyük bir yenilgi yaşanacağını düşündüklerini aktardı.

CHP'de genel başkan değişikliğinin mevcut delege yapısıyla mümkün olmadığı yönündeki değerlendirmeleri hatırlatan Özel, delegelerin yalnızca parti yöneticilerini değil, sokaktan ve ailelerinden gelen talepleri de dinlediğini söyledi.

2023 kurultayındaki "Delege, sokağın sözünü dinle" sloganını hatırlatan Özel, partinin tarihinde ilk kez görevdeki bir genel başkanın yarışmalı seçimle değiştirildiğini belirtti.

Genel başkan değişikliğinin yalnızca kadroları değil, yönetim anlayışını da değiştirdiğini savunan Özel, partide üyeleri ve örgütleri dinleyen bir yapının göreve geldiğini söyledi.

Yerel seçim sonuçlarını değişim sürecine bağladı

Özel, 2024 yerel seçimlerinde elde edilen sonucu 2023 kurultayında başlayan değişim sürecinin devamı olarak değerlendirdi.

Kurultay ile yerel seçim arasında yalnızca dört ay bulunduğunu hatırlatan Özel, bu dönemde aday belirleme süreçlerinde kadınlara, gençlere, ölçme ve değerlendirme yöntemlerine ağırlık verdiklerini söyledi.

İzmir'de dokuz kadın adaydan sekizinin, 14 genç adaydan ise 13'ünün seçildiğini belirten Özel, aday tercihlerinde kişisel yakınlık yerine seçim başarısını ve değişim görüntüsünü esas aldıklarını savundu.

CHP'nin 47 yıl sonra ilk kez birinci parti olduğunu vurgulayan Özel, genel başkanlık yarışında verdiği "Partiyi bir seçimde ikinci sıraya düşürürsem kurultayı toplar ve yeniden aday olmam" sözünü hatırlattı.

Yerel seçimin ardından iktidarın "demokrasi sınavını" geçemediğini ileri süren Özel, seçimi kazanırken milli iradeyi savunanların kaybettiklerinde sonucu kabul etmediğini ifade etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ahmet Davutoğlu siyaseti bırakma kararı aldı iddiası

Türk siyasetinden her gün yeni bir gelişme yaşanıyor.

Son yaşanan gelişmenin başrolünde ise Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu var.

Deneyimli siyasetçi hakkında dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı.

  • SİYASETİ BIRAKACAK İDDİASI

Ahmet Davutoğlu'nun aktif siyaseti bırakma kararı aldığı öne sürüldü.

Deneyimli siyasetçiden, konu hakkında resmi bir açıklama henüz gelmedi.

Ekran Görüntüsü 2026 07 29 185120

  • PARTİNİN DE FESHEDİLMESİ BEKLENİYOR

Öte yandan siyaseti bırakma kararı aldığı iddia edilen Ahmet Davutoğlu'nun, hem kurucularla hem il başkanlarıyla toplantı halinde olduğu ve yarın da milletvekilleri ile bir araya geleceği belirtildi.

Gelecek Partisi'nin kapanması ile ilgili resmi açıklama henüz yapılmasa da Ahmet Davutoğlu kurmayları ile yaptığı toplantıdan partinin feshedilmesi kararı çıkması bekleniyor.

Ekran Görüntüsü 2026 07 29 185116

  • AÇIKLAMA BEKLENİYOR

Gelecek Partisi 12 Aralık 2019 tarihinde eski Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kurulmuştu.

Gözler Gelecek Partisi Genel Merkezi’nden gelecek açıklamaya çevrildi.

Ekran Görüntüsü 2026 07 29 185129

İngiltere'de KOBİ'lere milyarlarca sterlinlik destek geliyor

İngiltere hükümeti, ekonomik büyümeyi hızlandırmak ve özel sektör yatırımlarını artırmak amacıyla küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak kapsamlı bir reform paketini hayata geçiriyor.

Maliye Bakanı Rachel Reeves tarafından açıklanan düzenlemeler, özellikle büyüme potansiyeli taşıyan işletmelerin krediye daha kolay ulaşmasını, yatırım yapmasını ve yeni istihdam oluşturmasını hedefliyor. Reform paketi, aynı zamanda İngiltere'nin uzun süredir karşı karşıya olduğu verimlilik ve yatırım açığını kapatmayı amaçlıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Büyüme Garanti Programı genişletiliyor

Reformların merkezinde, British Business Bank tarafından yürütülen Growth Guarantee Scheme (Büyüme Garanti Programı) bulunuyor.

Program kapsamında hükümet, KOBİ'lere sağlanan ticari kredilerin yüzde 70'ine kadar garanti vererek bankaların kredi verme riskini azaltıyor. Böylece işletmelerin krediye erişimi kolaylaşırken, daha uygun koşullarda finansman bulmaları da mümkün hale geliyor. Program; işletme kredileri, kredili mevduat hesapları, ekipman finansmanı, fatura finansmanı ve varlık teminatlı finansman gibi farklı finansman araçlarını kapsıyor.

Independent Mortgage 3

6,5 milyar sterlinlik yeni kaynak

Hükümetin son açıkladığı düzenlemeyle programa 6,5 milyar sterlinlik ilave kapasite eklendi.

Bu genişleme sayesinde önümüzdeki dört yıl içinde yaklaşık 33 bin işletmenin ilave finansmana ulaşması bekleniyor. Programın kredi vadesi bazı ürünlerde 6 yıldan 10 yıla çıkarılırken, programa başvurabilecek işletmeler için yıllık ciro üst sınırı da 45 milyon sterlinden 54 milyon sterline yükseltilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

80 milyar sterlinlik ilave kredi potansiyeli

Reform paketi yalnızca garanti programıyla sınırlı kalmıyor.

Hükümet, 2008 küresel finans krizinin ardından uygulamaya konulan bankacılık kurallarında da değişikliğe giderek bankaların işletmelere daha fazla kredi verebilmesini amaçlıyor. Hazine'nin değerlendirmesine göre düzenlemeler sayesinde finans sektörünün önümüzdeki yıllarda işletmelere 80 milyar sterline kadar ilave finansman sağlamasının önü açılabilecek.

Yetkililer, bu değişikliklerin finansal istikrarı korurken bankaların yatırım ve kredi verme kapasitesini artıracağını belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İhracat yapan KOBİ'lere de yeni destek

Açıklanan paket kapsamında ihracat yapmak isteyen küçük işletmeler için de yeni bir finansman modeli devreye alınacak.

UK Export Finance ile British Business Bank ortaklığında oluşturulacak yeni program sayesinde özellikle işletme sermayesi bulmakta zorlanan ihracatçı KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor. Programın gelecek yılın ilkbaharında başlaması planlanıyor.

Ekonomik büyüme hedefleniyor

İngiltere hükümeti, söz konusu reformların yalnızca işletmeleri değil, ülke ekonomisinin genelini de olumlu etkilemesini bekliyor.

Hazine'ye göre finansmana erişimin kolaylaşmasıyla şirketlerin daha fazla yatırım yapması, yeni teknolojilere yönelmesi ve istihdamını artırması mümkün olacak. Böylece üretkenliğin yükselmesi ve ekonomik büyümenin hız kazanması hedeflenirken, özellikle Londra dışındaki bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin de daha güçlü şekilde desteklenmesi amaçlanıyor. Bugüne kadar Growth Guarantee Scheme kapsamında sağlanan finansmanın yaklaşık yüzde 70'inin Londra ve Güneydoğu İngiltere dışındaki işletmelere kullandırıldığı belirtiliyor.

Andy Burnham'dan İşçi Partisi'ne Gazze Öz Eleştirisi

İngiltere'de İşçi Partisi'nin gelecekteki lider adayları arasında gösterilen Andy Burnham, Gazze savaşına ilişkin partisinin izlediği politikaya yönelik bugüne kadarki en sert eleştirilerden birini yaptı.

Guardian gazetesine konuşan Burnham, İşçi Partisi'nin savaşın ilk döneminde İsrail'in askeri operasyonlarına karşı yeterince güçlü bir tavır ortaya koyamadığını belirterek, "Partimiz doğru davranmadı. Bunun için üzgünüm." ifadelerini kullandı.

Burnham, İngiltere'nin ateşkes çağrısını geciktirmesinin hem insani hem de diplomatik açıdan yanlış bir yaklaşım olduğunu savunurken, gelecekte ülke yönetiminde görev alması halinde Orta Doğu politikasında daha farklı bir çizgi izleyeceğinin mesajını verdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

"İsrail üzerindeki diplomatik baskı artırılmalı"

Burnham, İngiltere'nin yalnızca ateşkes çağrısıyla yetinmemesi gerektiğini belirterek İsrail hükümeti üzerinde siyasi ve ekonomik baskının artırılmasını istedi.

Bu kapsamda Batı Şeria'daki uluslararası hukuka aykırı kabul edilen Yahudi yerleşimlerinden üretilen ürünlerin İngiltere pazarına girişinin yasaklanmasını öneren Burnham, ayrıca insan hakları ihlalleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen İsrailli kişi ve kuruluşlara yönelik ilave yaptırımların da gündeme alınabileceğini söyledi.

İngiliz siyasetçi, Londra'nın uluslararası hukukun uygulanması konusunda daha tutarlı bir dış politika izlemesi gerektiğini savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

"Gazze'deki görüntüler vicdanları yaralıyor"

Gazze'de yaşanan insani krizin dünya kamuoyunu derinden etkilediğini ifade eden Burnham, bölgeden gelen görüntülerin kendisini de büyük ölçüde sarstığını söyledi.

Savaş suçlarına ilişkin giderek daha fazla delilin ortaya çıktığını belirten Burnham, uluslararası toplumun sivillerin korunmasına yönelik sorumluluklarını daha etkin biçimde yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.

Bununla birlikte yaşananları "soykırım" olarak nitelendirmekten kaçınan Burnham, bunun siyasi bir değerlendirmeden ziyade uluslararası hukuk çerçevesinde mahkemeler tarafından karara bağlanması gereken bir konu olduğunu ifade etti.

Independent Mortgage 3

İşçi Partisi içinde Gazze tartışmaları sürüyor

Burnham'ın açıklamaları, İşçi Partisi içinde Gazze politikasına yönelik süregelen görüş ayrılıklarını da yeniden gündeme taşıdı.

Parti yönetimi, savaşın ilk haftalarında İsrail'in kendini savunma hakkına güçlü vurgu yapmış, ancak ilerleyen süreçte sivillerin korunması, insani yardım koridorlarının açılması ve kalıcı ateşkes çağrılarına daha fazla ağırlık vermişti.

Bu süreçte özellikle İngiltere'deki Müslüman toplumun yoğun olarak yaşadığı seçim bölgelerinde çok sayıda seçmenin İşçi Partisi'ne yönelik eleştirileri dikkat çekmiş, bazı milletvekilleri de parti yönetiminin tutumunu açık şekilde sorgulamıştı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Liderlik hesaplarının bir parçası mı?

Siyasi kulislerde Burnham'ın açıklamaları, yalnızca dış politika değerlendirmesi olarak değil, aynı zamanda olası liderlik yarışına yönelik stratejik bir mesaj olarak yorumlanıyor.

İşçi Partisi içinde uzun yıllardır partinin sol ve merkez kanadı arasında denge kurabilen isimlerden biri olarak görülen Burnham'ın, özellikle Gazze politikası nedeniyle partiden uzaklaşan ilerici, genç ve Müslüman seçmenlerin güvenini yeniden kazanmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Siyaset uzmanlarına göre Burnham, sosyal adalet, kamu hizmetleri ve yerel yönetim deneyiminin yanı sıra dış politika başlıklarında da daha bağımsız bir profil çizerek parti tabanındaki farklı kesimlere hitap etmeye çalışıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'nin Orta Doğu politikası yeniden tartışılıyor

Burnham'ın çıkışı, İngiltere'nin İsrail-Filistin meselesindeki dış politika yaklaşımına ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi.

Son aylarda İngiliz kamuoyunda Gazze'deki insani durum nedeniyle hükümete ve muhalefete yönelik eleştiriler artarken, birçok sivil toplum kuruluşu Londra yönetiminin uluslararası hukukun uygulanması konusunda daha aktif rol üstlenmesini talep ediyor.

Uzmanlar, İşçi Partisi içinde Gazze konusunda yapılan bu tür özeleştirilerin önümüzdeki dönemde hem parti politikalarının şekillenmesinde hem de İngiltere'nin Orta Doğu'ya yönelik diplomatik yaklaşımında etkili olabileceğini değerlendiriyor. Özellikle olası bir liderlik değişikliği tartışmasının hız kazanması halinde Burnham'ın açıklamalarının parti içindeki dış politika tartışmalarına yön veren önemli çıkışlardan biri olarak anılabileceği ifade ediliyor.

Giorgia Meloni’den ‘Eşcinsel Evliliğe’ Karşı Net Tavır!

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet, göreve geldiği 2022 yılından bu yana aile politikalarını muhafazakâr bir çerçevede şekillendirmeye devam ediyor. "Tanrı, vatan ve aile" söylemini siyasi programının önemli unsurlarından biri haline getiren hükümet, aile kurumunun anne, baba ve çocuk ekseninde korunmasının toplumsal istikrar açısından temel öneme sahip olduğunu savunuyor.

Meloni yönetimi, son dönemde özellikle taşıyıcı annelik, aynı cinsiyetten çiftlerin ebeveynlik hakları ve doğurganlığı teşvik eden sosyal politikalar konusunda attığı adımlarla dikkat çekiyor.

Taşıyıcı annelik yasağı genişletildi

Hükümetin en dikkat çeken düzenlemelerinden biri, taşıyıcı anneliğe ilişkin yaptırımların kapsamının genişletilmesi oldu.

İtalya'da uzun yıllardır yasak olan taşıyıcı annelik uygulamasının, yurt dışında gerçekleştirilmesi halinde de İtalyan vatandaşları açısından cezai yaptırıma konu olmasını öngören düzenleme parlamentodan geçti. Böylece İtalya, vatandaşlarının ülke dışında yaptırdığı taşıyıcı annelik işlemlerini de cezalandırabilen ülkeler arasına girdi.

Hükümet, söz konusu düzenlemenin kadın bedeninin ticari amaçlarla kullanılmasını önlemeyi ve çocukların "metalaştırılmasının" önüne geçmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Muhalefet partileri ise düzenlemenin özellikle çocuk sahibi olamayan çiftleri ve aynı cinsiyetten aileleri olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Ebeveynlik kayıtlarında yeni yaklaşım

Meloni hükümeti, aynı cinsiyetten çiftlerin çocuklarının resmi kayıtlara her iki ebeveyn adına da kaydedilmesine ilişkin uygulamalarda da daha sınırlayıcı bir politika izliyor.

İçişleri Bakanlığı'nın talimatları doğrultusunda bazı belediyelerde biyolojik ebeveyn olmayan partnerin doğrudan nüfus kayıtlarına ebeveyn olarak yazılması uygulaması durduruldu. Bu durumda ikinci ebeveynin hukuki statü kazanabilmesi için evlat edinme süreçlerinin işletilmesi gerekiyor.

Bu uygulama özellikle büyükşehir belediyeleri ile merkezi hükümet arasında hukuki tartışmalara neden olurken, konu zaman zaman İtalyan mahkemelerinin de gündemine taşınıyor.

Independent Mortgage 3

Doğum oranlarını artırmaya yönelik teşvikler

Meloni hükümetinin aile politikalarının yalnızca sınırlayıcı düzenlemelerden ibaret olmadığına dikkat çekiliyor.

İtalya, Avrupa'nın en düşük doğum oranlarına sahip ülkeleri arasında yer alırken hükümet, çocuk sahibi olmayı teşvik etmek amacıyla çeşitli ekonomik destek programlarını da yürürlüğe koydu.

Bu kapsamda;

  • Çocuklu ailelere yönelik vergi avantajları artırıldı.
  • Kreş desteği ve çocuk bakım yardımları genişletildi.
  • Çalışan annelere yönelik sosyal güvenlik prim teşvikleri hayata geçirildi.
  • Çok çocuklu ailelere yönelik çeşitli mali destek paketleri uygulamaya alındı.

Hükümet, bu adımların hem demografik krizin etkilerini azaltmayı hem de aile kurumunu güçlendirmeyi amaçladığını ifade ediyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Avrupa'da farklı değerlendirmeler

Meloni hükümetinin aile politikaları Avrupa genelinde de geniş yankı uyandırıyor.

Muhafazakâr siyasi çevreler, İtalya'nın aile kurumunu ve çocukların korunmasını önceleyen yaklaşımını desteklediklerini belirtirken, insan hakları kuruluşları ile LGBTİ+ haklarını savunan örgütler söz konusu düzenlemelerin ayrımcılık riski taşıdığı ve aile çeşitliliğini yeterince tanımadığı görüşünü dile getiriyor.

Bazı Avrupa hukukçuları ise çocukların mevcut hukuki statülerinin korunması ile aile politikalarının devletlerin egemenlik alanı arasında hassas bir denge bulunduğuna dikkat çekiyor.

Tartışmaların sürmesi bekleniyor

Uzmanlara göre Meloni hükümeti, muhafazakâr seçmen tabanının beklentileri doğrultusunda aile politikalarını önümüzdeki dönemde de gündemin üst sıralarında tutmayı sürdürecek.

Öte yandan söz konusu düzenlemelerin bir kısmının İtalya'daki yüksek yargı organları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği hukukuyla ilişkisi bakımından yeni hukuki tartışmalara konu olabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle aile politikaları, Meloni hükümetinin hem iç siyasette hem de Avrupa ile ilişkilerinde en fazla tartışılan başlıklardan biri olmaya devam edecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Erdoğan'ın NATO liderlerine hediyesinin yankıları sürüyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen 2026 NATO Zirvesi'nin ardından ittifak liderlerine isimlerine özel hazırlanmış, gerçek mermileriyle birlikte sunulan nostaljik Magnum .357 tipi revolver hediye etti. Türkiye'nin savunma sanayisini tanıtmayı amaçlayan jest, bazı liderler tarafından ilgiyle karşılanırken, bazı ülkelerde ise silah mevzuatı ve diplomatik hediye kuralları nedeniyle farklı uygulamalara konu oldu.

Ahşap kutuda kişiye özel tabanca

Zirvenin sona ermesinin ardından liderlere verilen hediyeler arasında, her biri alıcısının adına özel olarak işlenmiş Gümüşay .357 Magnum revolver yer aldı. Türk bayrağı ve NATO logosunun bulunduğu ahşap teşhir kutusunda sunulan tabancaya, gerçek mermiler ile ihracat kontrollerinden muafiyet belgesi de eşlik etti.

Kutudaki plakette Türkçe ve İngilizce olarak, "Gümüşay, ülkemizde üretilen ilk revolver tipi tabanca" ifadesi yer aldı. Söz konusu modelin, 1990'lı yıllarda Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından sınırlı sayıda üretildiği belirtiliyor. Hediye paketinde ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İngilizce biyografisi ile kişiselleştirilmiş kalem ve not defteri setlerinin de bulunduğu bildirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Liderlerden farklı yaklaşımlar

Silah hediyesi, NATO ülkelerinde farklı tepkilere yol açtı. Bazı liderler hediyeyi ülkelerine götürmemeyi tercih ederken, bazıları ise tabancaların etkisiz hale getirilerek müzelere bağışlanması veya resmi koleksiyonlarda muhafaza edilmesi yönünde karar aldı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın tabancayı Türkiye'de bıraktığı, Kanada Başbakanı Mark Carney'nin ise silahın bir müzeye verilmesi seçeneğini değerlendirdiği belirtildi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in tabancayı devre dışı bırakıldıktan sonra askeri bir müzeye bağışlamayı planladığı, Almanya, Hollanda ve Hırvatistan'ın da benzer bir yaklaşım benimsediği aktarıldı. Belçika Başbakanı Bart De Wever ise ülkesine döndüğünde silahı havaalanındaki yetkililere teslim ederek resmi işlemlerin tamamlanmasını sağladı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Savunma sanayii vurgusu

Diplomatik çevreler, sıra dışı hediyenin Türkiye'nin son yıllarda büyüyen savunma sanayisini uluslararası kamuoyuna tanıtma amacı taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor. Ankara'nın özellikle insansız hava araçları, deniz platformları ve hafif silah üretimindeki kapasitesini öne çıkarmayı hedeflediği ifade edilirken, gerçek mermilerle birlikte verilen revolverler, bazı ülkelerde güvenlik ve gümrük mevzuatı açısından tartışma yarattı. Buna karşın hediyelerin, diplomatik prosedürler çerçevesinde kayıt altına alınarak ilgili ülkelerin kendi kurallarına göre muhafaza edileceği veya tasarrufa konu olacağı bildirildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ara seçim, İngiliz siyasetinde yeni bir kırılma oluşturacak mı?

İngiliz siyasetinin en tartışmalı isimlerinden Nigel Farage, milletvekilliğinden istifasının ardından yapılacak ara seçimde yeniden aday olacağını duyurdu.

Seçim bölgesi Clacton'a vurgu yapan Farage, "Yaptıklarım hakkındaki kararı Clacton halkı vermeli" ifadelerini kullanarak, kendisi hakkında yürütülen tartışmalara son sözü seçmenlerin söylemesi gerektiğini savundu.

Farage, açıklamasında "İşte bu yüzden yapılacak ara seçimde adaylığımı koyacağım. Kazanmak için mücadele edeceğim. Reform'un başlattığı siyasi devrimi sürdürmek için savaşacağım." dedi.

İstifanın ardından Clacton'da Temmuz ayının sonu veya Ağustos ayının başında ara seçim yapılması bekleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Muhalefetten ortak tavır: "Bu bir gündem değiştirme hamlesi"

Farage'ın yeniden adaylık kararına İngiltere'nin büyük siyasi partilerinden dikkat çekici bir tepki geldi.

İktidardaki İşçi Partisi, ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti ile Liberal Demokratlar ve Yeşiller, ortak bir siyasi tutum sergileyerek ara seçimde aday göstermeyeceklerini açıkladı.

Partiler, Farage'ın seçim çağrısını demokratik bir hesaplaşmadan çok, hakkında ortaya atılan iddiaların önüne geçmeye yönelik siyasi bir hamle olarak değerlendirdi.

Muhalefet cephesine göre Farage, kamuoyunun dikkatini kişisel tartışmalardan uzaklaştırarak seçimi bir "güven oylaması"na dönüştürmeye çalışıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Mali sorular gündemin merkezinde

Farage'ın yeniden seçime gitme kararının arka planında, son dönemde kamuoyunda tartışılan mali konular bulunuyor.

Siyasi faaliyetlerinin finansmanı, kişisel gelir kaynakları, bağışlar ve mal varlığına ilişkin çeşitli sorular uzun süredir İngiliz kamuoyunun gündeminde yer alıyor.

Farage ise hakkındaki eleştirileri reddederken, siyasi rakiplerinin kendisini itibarsızlaştırmaya çalıştığını savunuyor. Yeniden aday olmasının temel gerekçesini de seçmenlerden doğrudan destek istemek olarak açıklıyor.

Ancak muhalefet partileri, seçim kampanyasının Farage'ın hukuki veya etik açıdan cevaplaması gereken soruların yerini alamayacağını dile getiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Reform UK için kritik sınav

Ara seçim yalnızca Nigel Farage açısından değil, Reform UK açısından da önemli bir test niteliği taşıyor.

Son genel seçimlerde oy oranını artıran parti, özellikle göç, vergi politikaları ve devlet harcamaları konusundaki sert söylemleriyle dikkat çekmişti.

Farage'ın yeniden seçilmesi halinde, Reform UK'nin taban desteğini koruduğu ve liderinin kişisel popülaritesini sürdürdüğü yönünde güçlü bir siyasi mesaj ortaya çıkabilir.

Buna karşılık beklentilerin altında kalacak bir sonuç ise hem Farage'ın liderliğini hem de partinin yükseliş ivmesini sorgulatabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Rakipsiz seçim tartışması

İşçi Partisi, Muhafazakâr Parti, Liberal Demokratlar ve Yeşillerin aday çıkarmama kararı, ara seçimi alışılmışın dışında bir siyasi mücadeleye dönüştürüyor.

Bu durum, seçim yarışının rekabet düzeyi kadar demokratik temsil açısından da tartışmalara neden olabilir.

Siyasi gözlemcilere göre büyük partilerin ortak tavrı, Farage'a meşruiyet kazandırmama amacı taşırken, aynı zamanda seçmenin tercih alanını da daraltabilir.

Burnham’dan İngiltere’yi yeniden dengeleyecek reform hazırlığı

İngiltere’de Başbakanlık koltuğuna oturması beklenen Andy Burnham’ın, ülkenin uzun yıllardır tartışılan bölgesel ekonomik dengesizliklerini azaltmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir reform paketi hazırlığında olduğu bildirildi. Reformların, ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde Londra ve Güneydoğu İngiltere'de yoğunlaşmasının yarattığı gelir ve yatırım farklarını azaltmayı hedeflediği ifade ediliyor.

Hazırlanan paketin temelini, merkezi hükümetin bazı yetkilerinin yerel yönetimlere devredilmesi, altyapı yatırımlarının artırılması ve bölgesel kalkınmanın hızlandırılması oluşturuyor. Böylece ülkenin kuzeyi, Midlands bölgesi ve diğer şehirlerde istihdam olanaklarının artırılması, özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Steve Reed: Londra üzerindeki baskı azalacak

Konut, Topluluklar ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Devlet Bakanı Steve Reed, katıldığı bir televizyon programında Burnham'ın açıklaması beklenen yetki devri reformlarına destek verdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Reed, taşra kentlerine milyarlarca sterlinlik altyapı yatırımı yapılmasını ve bölge belediye başkanlarına vergilendirme dahil daha geniş mali ve idari yetkiler verilmesini savunarak şu değerlendirmede bulundu:

"Eğer insanlar istihdam ve ekonomik büyüme fırsatlarını yalnızca Londra'da görürse, bu durum Londra'ya da fayda sağlamaz. Ülkenin dört bir yanından gelen göç, başkentte konut maliyetlerini ve talebini artırıyor. Ülkenin geri kalanı iyi performans gösterirse, bundan Londra ve güneydoğu bölgesi de kazançlı çıkacaktır."

Reed'e göre ekonomik büyümenin ülke geneline yayılması, yalnızca bölgeler arasındaki gelir farkını azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda Londra'daki konut krizi, ulaşım yoğunluğu ve kamu hizmetleri üzerindeki baskının da hafiflemesine katkı sağlayacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Yerel yönetimlere daha fazla yetki

Kulislere yansıyan bilgilere göre reform paketi, İngiltere'de son yıllarda uygulanan "devolution" (yetki devri) modelini daha ileri bir aşamaya taşımayı hedefliyor.

Bu kapsamda büyükşehir belediye başkanlarının;

  • ulaşım yatırımları,
  • konut planlaması,
  • ekonomik kalkınma,
  • beceri ve mesleki eğitim programları,
  • belirli vergi ve harçların belirlenmesi

gibi alanlarda daha geniş karar alma yetkisine sahip olması öngörülüyor.

Merkezi hükümetin yatırım bütçelerinin önemli bölümünün doğrudan bölgesel yönetimlere aktarılması da reform paketinin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor.

Independent Mortgage 3

Londra merkezli büyüme modeli tartışılıyor

Uzmanlara göre İngiltere ekonomisi uzun yıllardır Londra odaklı büyüme modeli nedeniyle eleştiriliyor. Finans sektörü ve yüksek katma değerli hizmetlerin büyük ölçüde başkentte yoğunlaşması, ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki üretkenlik ve gelir farkının giderek açılmasına neden oldu.

Ekonomistler, Manchester, Birmingham, Liverpool, Leeds, Newcastle ve Sheffield gibi şehirlerin daha güçlü yatırım ve ulaşım ağlarıyla desteklenmesi halinde ülke ekonomisinin daha dengeli büyüyebileceğini değerlendiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Konut krizine de çözüm aranıyor

Reformların bir diğer önemli hedefi ise Londra'daki konut krizini hafifletmek. Son yıllarda yüksek kira fiyatları, artan konut talebi ve yetersiz arz nedeniyle başkentte yaşam maliyeti önemli ölçüde yükseldi.

Hükümet çevreleri, kaliteli iş imkanlarının ülkenin farklı bölgelerinde oluşturulmasının iç göçü daha dengeli hale getireceğini, bunun da Londra üzerindeki nüfus baskısını azaltarak konut piyasasının rahatlamasına katkı sağlayacağını savunuyor.

Uzmanlar ise reformların başarıya ulaşabilmesi için yalnızca altyapı yatırımlarının değil, özel sektör yatırımlarını teşvik edecek vergi politikalarının, ulaşım projelerinin ve uzun vadeli sanayi stratejilerinin de eş zamanlı uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Böyle bir dönüşümün, İngiltere'nin ekonomik büyümesini daha dengeli hale getirirken bölgesel refah farklarının azaltılmasına da önemli katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Andy Burnham İngiliz siyasetine meydan okudu

İşçi Partisi liderlik yarışının favorisi olarak gösterilen Makerfield Milletvekili ve eski Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, adaylığını ilan ettikten sonra yaptığı ilk kapsamlı politika konuşmasında mevcut yönetim sistemine sert eleştiriler yöneltti.

Manchester'daki People's History Museum'da konuşan Burnham, Westminster ve Whitehall merkezli yönetim anlayışının artık işlemediğini belirterek, "İngiliz siyasetinin kalbi parçalanmış ve mutsuz durumda. Aynı sistemi sürdürerek ne ekonomiyi ayağa kaldırabiliriz ne de insanların siyasete olan güvenini yeniden sağlayabiliriz" dedi.

Merkezi bürokrasinin karar alma süreçlerini yavaşlattığını, bakanlıklar arasındaki koordinasyonsuzluğun kamu hizmetlerini aksattığını savunan Burnham, İngiltere'nin "aşağıdan yukarıya" yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yetki Londra'dan yerel yönetimlere devredilecek

Burnham'ın reform paketinin merkezinde, bugüne kadar Westminster ve Whitehall'da toplanan yetkilerin belediyelere ve bölgesel yönetimlere aktarılması bulunuyor.

Konut politikaları, ulaşım, eğitim, sağlık, istihdam ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda yerel yönetimlere daha geniş karar alma yetkisi verilmesini öneren Burnham, "İnsanların hayatını etkileyen kararlar, o insanların yaşadığı şehirlerde alınmalı" ifadelerini kullandı.

Yerel yönetimlerin yıllardır artan sorumluluklara rağmen yetersiz bütçelerle baş başa bırakıldığını söyleyen Burnham, merkezi hükümetin kaynak dağıtım modelini de değiştireceğini açıkladı.

Independent Mortgage 3

Manchester'da ikinci yönetim merkezi kurulacak

Burnham'ın en dikkat çeken vaatlerinden biri ise Başbakanlık Ofisi'nin bazı birimlerinin Manchester'a taşınması oldu.

"Kuzey No.10" (No.10 North) adını verdiği yeni yönetim merkeziyle ülkenin ekonomik ve idari kararlarının yalnızca Londra'da alınmasına son vermeyi hedeflediğini belirten Burnham, bölgesel kalkınma politikalarının doğrudan yerel yönetimlerle birlikte yürütüleceğini söyledi.

Burnham, "İngiltere'nin geleceği yalnızca Westminster koridorlarında değil, Manchester'da, Liverpool'da, Newcastle'da, Birmingham'da ve ülkenin dört bir yanında yazılacak" dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

10 yıllık dönüşüm programı

Burnham, lider seçilmesi halinde uygulanacak kapsamlı bir ekonomik ve sosyal reform programı da açıkladı.

Programa göre 10 yıl içinde 1,5 milyon yeni konut inşa edilmesi, ulaşım altyapısının güçlendirilmesi, teknik eğitimin yeniden yapılandırılması, şehir merkezlerinin canlandırılması ve kamu hizmetlerinde yerel yönetimlerin rolünün artırılması hedefleniyor.

Greater Manchester'da uyguladığı yerel kalkınma modelini ülke geneline yaymayı planladığını belirten Burnham, bu yaklaşımın ekonomik büyümeyi Londra dışındaki bölgelere taşıyacağını savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"Mali disiplin korunacak"

Kapsamlı reform vaatlerine rağmen mali disiplinden taviz vermeyeceğini söyleyen Burnham, mevcut mali kurallara bağlı kalacağını vurguladı.

Gelir vergisi, ulusal sigorta primi ve Katma Değer Vergisi (KDV) oranlarında artış planlamadıklarını belirten Burnham, kamu yatırımlarının sürdürülebilir bir mali yapı içerisinde gerçekleştirileceğini ifade etti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Siyasi dengeleri değiştirebilir

Burnham'ın konuşması, yalnızca İşçi Partisi liderlik yarışının değil, İngiliz siyasetinin geleceğine ilişkin en kapsamlı vizyon açıklamalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Parti içinde geniş destek bulan reform önerileri, özellikle Londra merkezli yönetim anlayışının değiştirilmesi ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi hedefiyle dikkat çekiyor.

Siyasi gözlemcilere göre Burnham'ın açıkladığı program, İşçi Partisi'nin geleneksel sosyal demokrat politikalarını yerel yönetim odaklı yeni bir yönetim modeliyle birleştiriyor. Liderlik yarışını kazanması halinde Burnham'ın önerileri, İngiltere'de son yılların en kapsamlı idari reformlarından birinin önünü açabilir.

Sadıq Khan, Londra’daki Konut Savaşında Mahkemelik Oldu

Londra’da derinleşen konut krizi, bu kez yargıya taşındı. Bağımsız yönetimdeki Tower Hamlets Belediyesi ile Yeşiller Partisi’nin yönettiği Hackney ve Lewisham belediyeleri, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Sadiq Khan’ın uygun fiyatlı konut kotasını yüzde 35’ten yüzde 20’ye düşürme kararının iptali için Yüksek Mahkeme’de adli inceleme (judicial review) süreci başlattı. Davaya Lambeth, Southwark, Waltham Forest ve Haringey belediyeleri de resmi destek verdi.

Belediyeler tarafından Büyük Londra İdaresi’ne (GLA) sunulan başvuruda, söz konusu politikanın yerel yönetimlerin vatandaşlar için yüksek oranda uygun fiyatlı konut üretmesini zorlaştıracağı ve geliştiricilerin sosyal konut yükümlülüklerini azaltacağı savunuldu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Londra yatırım aracına dönüşüyor”

Tower Hamlets Belediye Başkanı Lutfur Rahman, kararın kentin geleceğini tehdit ettiğini belirterek, "Uygun fiyatlı konut ihtiyacının zirve yaptığı bir dönemde kotayı düşürmek skandaldır. Londra, çalışan insanların yaşayabileceği bir şehir olmaktan çıkıp süper zenginler için bir yatırım aracına dönüşüyor." ifadelerini kullandı.

Lewisham Belediye Başkanı Liam Shrivastava ise belediyelerinde 10 bin 500'den fazla hanenin sosyal konut bekleme listesinde bulunduğunu, yaklaşık 2 bin 450 ailenin de geçici barınma merkezlerinde yaşadığını belirterek, alınan kararın "sıradan Londralılar için yıkıcı sonuçlar doğuracağını" söyledi.

Independent Mortgage 3

Belediyelerin hukuki itirazı neye dayanıyor?

Davacı belediyeler, Khan yönetiminin Londra Planı'nda böylesine önemli bir değişikliği gerekli yasal prosedürü işletmeden yaptığını öne sürüyor. Başvuruda;

  • Politika değişikliğinin yeterli kamu istişaresi yapılmadan kabul edildiği,
  • Yüzde 20'lik yeni sınırı destekleyecek somut kanıt ortaya konulmadığı,
  • Tüm Londra ilçelerine tek tip uygulama getirmenin hukuki gerekçesinin bulunmadığı

iddialarına yer verildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Khan yönetimi neden kotayı düşürdü?

Londra Büyükşehir Belediyesi ise uygulamanın kalıcı değil, "geçici acil önlem" olduğunu savunuyor. Kentte artan inşaat maliyetleri, yüksek faiz oranları ve finansman sıkıntısı nedeniyle çok sayıda büyük konut projesinin durma noktasına geldiğini belirten City Hall, uygun fiyatlı konut oranının yüzde 20'ye çekilmesiyle ekonomik olarak askıya alınan projelerin yeniden başlayacağını ve sonuçta daha fazla konut üretileceğini ifade ediyor.

İnşaat sektörü temsilcilerinin bir bölümü de mevcut yüzde 35 şartının birçok projeyi ekonomik açıdan uygulanamaz hale getirdiğini savunurken, belediyeler ise bunun geliştiricilerin kârını artıracağını, buna karşılık sosyal konut üretimini azaltacağını dile getiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Londra'da konut krizi büyüyor

Son yıllarda Londra'da hem özel sektör hem de sosyal konut üretiminde ciddi bir yavaşlama yaşanıyor. Artan inşaat maliyetleri, yüksek kredi faizleri ve ekonomik belirsizlik nedeniyle çok sayıda proje ertelenirken, belediyelerin sosyal konut bekleme listeleri rekor seviyelere ulaştı. Bu tablo, uygun fiyatlı konut hedeflerinin düşürülmesi konusunu yalnızca bir planlama tartışması olmaktan çıkarıp Londra'nın en önemli siyasi ve sosyal gündemlerinden biri haline getirmiş durumda.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Burnham Döneminde İlk Büyük Sınav: Maliye Bakanı Kim Olacak?

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın İşçi Partisi liderliğinden ve başbakanlıktan ayrılacağını açıklamasının ardından, Westminster’da yeni dönemin en kritik tartışmalarından biri ekonomi yönetimi oldu. Parti içinde başbakanlığa en yakın isim olarak gösterilen Makerfield milletvekili Andy Burnham’ın göreve gelmesi halinde mevcut Maliye Bakanı Rachel Reeves ile yola devam edip etmeyeceği merak ediliyor.

Starmer’ın istifasının ardından başlayan liderlik sürecinde Burnham’ın rakipsiz şekilde parti liderliğine ve dolayısıyla başbakanlığa ulaşabileceği değerlendiriliyor. Parti içinden gelen destek açıklamaları da Burnham’ın elini güçlendiriyor. Wes Streeting’in liderlik yarışına girmeyeceğini duyurması ve Burnham’a destek vermesi, olası bir “taç giyme” sürecini daha da hızlandırdı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Ekonomi yönetiminde kritik tercih

Yeni başbakanın önündeki en önemli kararlardan biri Maliye Bakanlığı koltuğuna kimin oturacağı olacak.

Görevdeki Maliye Bakanı Rachel Reeves’in ekonomik istikrar ve piyasa güveni açısından görevine devam etmesinin güçlü bir seçenek olduğu belirtiliyor. Reeves’in Hazine’de sürdürdüğü mali disiplin politikalarının finans çevrelerinde destek gördüğü ifade edilirken, Burnham’ın daha müdahaleci ve yatırım odaklı ekonomi yaklaşımını benimsemesi nedeniyle yeni bir isimle çalışabileceği de konuşuluyor.

Parti kulislerinde ise üç isim özellikle öne çıkıyor: Sağlık Bakanı Wes Streeting, Enerji Bakanı Ed Miliband ve Kabine Ofisi Bakanı Pat McFadden.

Istikbal 860X450 Pxl

Streeting piyasalara güven mesajı verebilir

Liderlik yarışına girmeyeceğini açıklayan Wes Streeting’in Burnham hükümetinde üst düzey bir ekonomik görev üstlenebileceği belirtiliyor. Parti içindeki merkezci kanadı temsil eden Streeting’in Maliye Bakanı olması durumunda yatırımcıların ve iş dünyasının olumlu karşılayacağı değerlendiriliyor. Streeting’in Burnham’a açık destek vermesi de kabinede önemli bir rol üstlenebileceği yorumlarını güçlendirdi.

Miliband seçeneği tartışma yaratıyor

Enerji Bakanı Ed Miliband ise Burnham’a yakın isimlerden biri olarak görülüyor. Ancak Miliband’ın Maliye Bakanlığına getirilmesi parti içinde ve iş dünyasında tartışmalara yol açıyor.

Son günlerde bazı sendika temsilcileri ve parti içindeki gruplar, Miliband’ın ekonomi yönetimini üstlenmesine karşı kampanya yürütürken, buna karşın çok sayıda ekonomist yeşil dönüşüm politikalarının ekonomik büyüme ve istihdam açısından önemli fırsatlar sunduğunu savunuyor. Miliband’ın adı Burnham’ın geçiş ekibinde de yer alıyor ve başbakan olması halinde güçlü adaylardan biri olarak gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Pat McFadden sürpriz yapabilir

Westminster kulislerinde dikkat çeken bir diğer isim ise Pat McFadden. Parti yönetiminde deneyimli bir figür olarak görülen McFadden’ın, özellikle kamu maliyesi ve hükümet koordinasyonu konularındaki tecrübesi nedeniyle Burnham’ın tercih edebileceği isimlerden biri olduğu belirtiliyor.

Parti kaynakları, Burnham’ın ekonomi yönetiminde ideolojik dönüşüm ile piyasa güveni arasında denge kurmaya çalışacağını ifade ediyor. Bu nedenle McFadden gibi uzlaşıcı bir ismin öne çıkabileceği değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Burnham’ın tercihi yeni dönemin yönünü belirleyecek

Andy Burnham’ın ekonomi politikaları konusunda mevcut hükümetten daha müdahaleci bir çizgiye yakın olduğu biliniyor. Kamu yatırımlarının artırılması, altyapı projelerinin hızlandırılması ve bazı stratejik sektörlerde devletin rolünün güçlendirilmesi gibi öneriler, yeni dönemin ekonomi politikalarına ilişkin beklentileri artırıyor.

Bu nedenle Burnham’ın Maliye Bakanlığı için yapacağı tercih yalnızca kabinenin şekillenmesini değil, İngiltere ekonomisinin önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyecek. Şimdilik Rachel Reeves’in görevde kalma ihtimali masada olsa da Westminster kulislerinde Streeting, Miliband ve McFadden isimleri güçlü alternatifler olarak konuşulmaya devam ediyor. Nihai kararın ise Burnham’ın liderlik sürecinin tamamlanmasının ardından açıklanması bekleniyor.

Starmer Döneminde İngiltere-AB İlişkilerinde Yeni Sayfa

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasına yol açan Brexit referandumu, dönemin Başbakanı David Cameron'un girişimiyle 23 Haziran 2016'da gerçekleştirildi. Referandumda seçmenlerin yüzde 51,9'u Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullanırken, İngiltere yaklaşık yarım asırlık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020 tarihinde resmen AB'den ayrıldı.

Brexit sürecinin mimarları arasında yer alan Muhafazakâr Parti hükümetleri, ayrılığı ülkenin egemenliğini güçlendiren tarihi bir adım olarak sunarken, İşçi Partisi uzun yıllar boyunca Avrupa ile yakın ilişkilerin korunmasından yana tavır aldı. Her ne kadar Brexit'in geri çevrilmesini savunmasa da parti yönetimi, Avrupa ile ekonomik ve siyasi bağların mümkün olduğunca güçlü tutulmasını destekledi.

Bu yaklaşım, 4 Temmuz 2024 seçimlerinde İşçi Partisi'nin ezici bir zafer elde ederek iktidara gelmesiyle birlikte hükümet politikasına dönüştü.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer'ın Hedefi: Brexit'i Geri Almak Değil, Sonuçlarını Yönetmek

Başbakan Keir Starmer göreve geldiği günden bu yana Avrupa Birliği'ne yeniden katılmanın, ortak para birimi euroya geçmenin veya tek pazara dönüşün gündemlerinde olmadığını sık sık vurguladı.

Ancak Starmer hükümeti aynı zamanda Brexit'in meydana ekonomik ve ticari sorunların azaltılması gerektiğini savunuyor. Bu nedenle Londra'nın yeni stratejisi, Brexit'i tersine çevirmek yerine Avrupa ile daha işlevsel ve pragmatik bir ilişki kurmak üzerine şekilleniyor.

Bu politika, özellikle İngiliz ihracatçıların karşılaştığı bürokratik engellerin azaltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ekonomik büyümenin desteklenmesi hedefleriyle doğrudan bağlantılı görülüyor.

Independent Mortgage 3

Ticaret İlişkilerinde Yeni Arayış

Brexit sonrasında İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacmi tamamen ortadan kalkmasa da işletmeler için maliyetler önemli ölçüde arttı. Özellikle gıda, tarım ve küçük ölçekli ihracat yapan şirketler yeni gümrük uygulamalarından olumsuz etkilendi.

İşçi Partisi hükümeti bu nedenle Avrupa ile yeni ticaret kolaylıkları üzerinde çalışıyor. Tarım ve gıda ürünlerinde denetim süreçlerini azaltacak düzenlemeler, teknik standartların uyumlaştırılması ve sınır işlemlerinin sadeleştirilmesi müzakere edilen başlıklar arasında yer alıyor.

Ekonomistler, İngiltere'nin Avrupa pazarına erişiminin kolaylaştırılmasının büyüme hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gençler İçin Avrupa Kapısı Yeniden Aralanabilir

Londra ile Brüksel arasındaki görüşmelerde en dikkat çekici başlıklardan biri ise gençlik hareketliliği programı.

Taraflar, belirli yaş grubundaki gençlerin karşılıklı olarak eğitim alabilmesi, staj yapabilmesi ve çalışma deneyimi kazanabilmesini sağlayacak yeni bir sistem üzerinde çalışıyor. Brexit sonrasında sona eren Erasmus benzeri fırsatların bir kısmının yeniden hayata geçirilmesi ihtimali özellikle üniversiteler ve gençler tarafından yakından takip ediliyor.

Bu konuda tam bir anlaşmaya henüz varılmış olmasa da diplomatik kaynaklar müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığını belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Savunma ve Enerji Alanında Ortak Çıkarlar

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanan değişim de İngiltere ile AB arasındaki yakınlaşmayı hızlandıran faktörlerden biri oldu.

İngiltere, NATO'nun en güçlü üyelerinden biri olmayı sürdürürken Avrupa güvenliği konusunda da kritik rol üstleniyor. Bu nedenle savunma sanayii iş birliği, ortak güvenlik projeleri ve istihbarat paylaşımı son dönemde ilişkilerin en hızlı gelişen alanları arasında yer alıyor.

Benzer şekilde enerji güvenliği ve karbon piyasalarının entegrasyonu da tarafların ortak çıkarlarının kesiştiği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

22 Temmuz Zirvesi Yeni Dönemin Yol Haritasını Çizebilir

İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Avrupa Birliği liderlerinin 22 Temmuz'da Brüksel'de gerçekleştireceği zirve, Brexit sonrasında kurulan yeni ilişkinin en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Zirvede ticaret kolaylıkları, gençlik hareketliliği, enerji iş birliği ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik somut adımların ele alınması bekleniyor.

Uzmanlara göre taraflar arasında AB üyeliğine dönüşü içermeyen ancak ekonomik ve siyasi iş birliğini derinleştiren yeni bir model şekilleniyor. Brexit'in ardından uzun süre mesafeli seyreden ilişkilerde yaşanan bu değişim, hem Londra'nın ekonomik önceliklerinin hem de Avrupa'nın güvenlik ve rekabetçilik ihtiyaçlarının bir sonucu olarak görülüyor.

Temmuz ayındaki zirve, İngiltere ile Avrupa Birliği arasında son altı yıldır devam eden ayrışma sürecinin ardından yeni bir yakınlaşma döneminin başlangıcı olarak tarihe geçebilir.

Starmer'ın İstifa Kararıyla İngiliz Siyasetinde Yeni Bir Sayfa Açılıyor

Başbakanlık konutu önünde kameraların karşısına geçen Keir Starmer, sabah saatlerinde Kral Charles ile görüştüğünü belirterek, partinin yeni liderini seçmesine kadar görevine devam edeceğini söyledi. Liderlik yarışının başlangıç tarihinin 9 Temmuz olarak belirlendiğini açıklayan Starmer, Ulusal İcra Komitesi’nden seçim takvimini hazırlamasını istediğini ifade etti.

Görevden ayrılma kararının ardından halefine tam destek vereceğini vurgulayan Starmer, düzenli ve istikrarlı bir geçiş süreci için çalışacağını belirtti.

İktidara Gelişi ve Beklentiler

Keir Starmer, iktidara geldiğinde İngiltere’de siyasi istikrarı yeniden tesis etme, kamu hizmetlerini güçlendirme ve ekonomik büyümeyi hızlandırma vaatleriyle geniş bir destek kazanmıştı. Uzun yıllar süren siyasi kutuplaşmanın ardından daha merkezci ve teknokrat bir yönetim anlayışı sunmayı hedefleyen Starmer, özellikle sağlık sistemi, eğitim ve yaşam maliyeti krizine yönelik reform planlarıyla öne çıkmıştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Görev süresinin ilk dönemlerinde hükümet, mali disiplin ile kamu yatırımları arasında denge kurmaya çalışırken, uluslararası arenada da İngiltere’nin Avrupa ve küresel ortaklarıyla ilişkilerini yeniden şekillendirmeye yönelik adımlar attı.

Ekonomi ve Kamu Hizmetleri En Büyük Sınav Oldu

Starmer hükümetinin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında ekonomik büyümenin yavaş seyretmesi, enflasyon baskısı ve kamu hizmetlerinde yaşanan yapısal sorunlar geldi.

Ulusal Sağlık Sistemi’ndeki (NHS) bekleme süreleri, kamu çalışanlarının ücret talepleri ve yerel yönetimlerin bütçe sorunları hükümet üzerinde sürekli baskı oluşturdu. Muhalefet partileri ve bazı ekonomi çevreleri, hükümetin reformlarının beklenen hızda ilerlemediğini savunurken, hükümet kanadı ise uzun yılların birikmiş sorunlarını kısa sürede çözmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Parti İçindeki Görüş Ayrılıkları Derinleşti

Starmer’ın istifasına giden süreçte parti içindeki tartışmaların belirleyici rol oynadığı değerlendiriliyor.

Özellikle ekonomi politikaları, vergi düzenlemeleri, kamu harcamaları ve seçim stratejileri konusunda farklı görüşler zamanla daha görünür hale geldi. Parti içindeki bazı gruplar daha iddialı reformlar talep ederken, diğer kanatlar mali disiplinin korunmasını savundu.

Bu görüş ayrılıkları zaman zaman parlamentodaki oylamalara ve kamuoyu önünde yapılan açıklamalara da yansıdı. Parti yönetimi uzun süre birlik görüntüsü vermeye çalışsa da, liderlik üzerindeki baskının giderek arttığı yorumları yapılıyordu.

Independent Mortgage 3

Kabine Değişiklikleri Krizin İşareti Oldu

Starmer döneminde gerçekleştirilen kabine revizyonları, hükümetin önceliklerini yeniden belirleme çabası olarak değerlendirilmişti.

Bazı bakanların görevden alınması veya farklı görevlere kaydırılması, hükümetin performansını artırma girişimi olarak sunulsa da, siyasi kulislerde bu değişikliklerin parti içindeki memnuniyetsizliğin işareti olduğu yorumları yapıldı.

Özellikle ekonomi, içişleri ve kamu hizmetlerinden sorumlu bakanlıklarda yaşanan değişiklikler, hükümetin karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koydu. Kabine içindeki farklı yaklaşımlar zaman zaman hükümet politikalarının uygulanmasını da zorlaştırdı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İstifa Sürecine Giden Yol

Siyasi gözlemcilere göre Starmer’ın görevden ayrılma kararı tek bir gelişmenin sonucu değil; uzun süredir biriken siyasi baskıların ve parti içi tartışmaların doğal sonucu olarak ortaya çıktı.

Parti teşkilatlarından gelen eleştiriler, kamuoyu desteğindeki dalgalanmalar ve yaklaşan siyasi takvimin yarattığı baskı, liderlik değişiminin kaçınılmaz hale geldiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Starmer’ın açıklamasında yeni lider seçilene kadar görevde kalacağını vurgulaması ise piyasalara, kamu kurumlarına ve uluslararası ortaklara istikrar mesajı verme çabası olarak yorumlandı.

Liderlik Yarışı Başlıyor

9 Temmuz’da başlayacak liderlik yarışının, partinin gelecekteki yönünü belirlemesi bekleniyor. Yarışa katılacak isimlerin ekonomi politikalarından dış ilişkilere kadar birçok konuda farklı vizyonlar ortaya koyacağı değerlendiriliyor.

Yeni liderin önünde hem parti içindeki birlikteliği yeniden sağlamak hem de seçmen desteğini korumak gibi zorlu görevler bulunuyor. Bu nedenle liderlik seçiminin yalnızca bir isim değişikliğinden ibaret olmayacağı, aynı zamanda partinin siyasi rotasının yeniden çizileceği bir süreç olacağı ifade ediliyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İngiliz Siyasetinde Yeni Dönemin Eşiği

Keir Starmer’ın istifası, İngiliz siyasetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Görev süresi boyunca ekonomik sorunlar, kamu hizmetlerindeki reform arayışları ve parti içi dengelerle mücadele eden Starmer, görevi yeni bir lidere devretmeye hazırlanıyor.

Önümüzdeki haftalarda başlayacak liderlik yarışı yalnızca iktidar partisinin geleceğini değil, İngiltere’nin siyasi ve ekonomik yönelimini de şekillendirecek. Starmer’ın ardından göreve gelecek ismin nasıl bir program ortaya koyacağı ve parti içindeki farklı görüşleri nasıl bir araya getireceği, ülke siyasetinin en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Parti Liderliğine 2020'de Seçildi

Keir Starmer, İşçi Partisi'nin (Labour Party) 2019 genel seçimlerindeki ağır yenilgisinin ardından başlayan liderlik yarışını kazanarak 4 Nisan 2020'de parti lideri seçildi. Oyların yüzde 56,2'sini alarak ilk turda zafere ulaşan Starmer, Jeremy Corbyn'den görevi devraldı ve aynı zamanda ana muhalefet lideri oldu.

Starmer, liderliği döneminde partiyi daha merkezci bir çizgiye taşıyarak kamuoyu nezdindeki güvenilirliğini artırmayı hedefledi. Yaklaşık dört yıl süren muhalefet liderliği sonrasında partisini yeniden iktidara taşımayı başardı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

5 Temmuz 2024'te Başbakanlık Görevine Başladı

İşçi Partisi'nin 2024 genel seçimlerinde elde ettiği tarihi zaferin ardından Keir Starmer, 5 Temmuz 2024'te Kral Charles tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi ve resmen Birleşik Krallık Başbakanı oldu. Böylece 14 yıllık Muhafazakâr Parti iktidarı sona ererken, Starmer da Gordon Brown'dan sonra göreve gelen ilk İşçi Partili başbakan olarak tarihe geçti.

Downing Street'te yaptığı ilk konuşmada "değişim" mesajı veren Starmer, ekonomik istikrarı sağlama, kamu hizmetlerini iyileştirme ve ülkeye duyulan güveni yeniden tesis etme sözü vermişti.

Başbakanlığı 718 Gün Sürdü

Keir Starmer, 5 Temmuz 2024'te başladığı başbakanlık görevinden 22 Haziran 2026 tarihinde ayrılacağını açıklayana kadar yaklaşık 718 gün görev yaptı. Bu süre içinde ekonomik zorluklar, kamu hizmetlerindeki reform tartışmaları, parti içi görüş ayrılıkları ve kabinede yaşanan değişikliklerle mücadele etti.

Siyasi baskıların artması ve parti içinde liderlik değişimi taleplerinin güçlenmesi üzerine istifa kararı alan Starmer, yeni lider seçilene kadar görevini sürdüreceğini açıkladı. Böylece İngiltere'de son yıllarda yaşanan sık lider değişikliklerine bir yenisi daha eklenmiş oldu.

Kronoloji

  • 4 Nisan 2020: İşçi Partisi lideri seçildi.
  • 5 Temmuz 2024: Birleşik Krallık Başbakanı olarak göreve başladı.
  • 22 Haziran 2026: İstifa kararını açıkladı.
  • Başbakanlık süresi: Yaklaşık 718 gün.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer istifa ettiğini açıkladı

Başbakanlık konutu önünde yaptığı açıklamada Starmer, sabah Kral Charles ile görüştüğünü ve yeni bir lider seçilene dek görevinde kalmaya devam edeceğini söyledi.

Starmer, liderlik yarışı için başvuruların 9 Temmuz'da başlayacağını ve Ulusal İcra Komitesi'nden seçim takvimi belirlemesini istediğini anlattı.

Keir Starmer, halefine tam destek vereceğini ve normal bir devir teslim için elinden geleni yapacağını kaydetti.

Starmer istifa açıklamasında, parti içinde kendisinin partiyi bir sonraki genel seçime taşıyacak en uygun isim olup olmadığı sorusunun sorulduğunu ve yanıtı kabul ettiğini belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi'nde liderlik yarışı Starmer'ın başlıca rakibi olarak Andy Burnham'ın 18 Haziran'da Makerfield bölgesinde yapılan ara seçimi kazanıp milletvekili olmasıyla hızlanmıştı.

Starmer daha önce görevinden ayrılmayacağını ve her türlü liderlik mücadelesine karşı koyacağını ifade etmişti.

İşçi Partisi Temmuz 2024'te iktidara geldi. Ancak izlenen politikalar nedeniyle Başbakan Starmer'a kamuoyu desteği kısa sürede erozyona uğradı.

7 Mayıs'ta İngiltere'de yapılan yerel seçimlerde, İskoçya ve Galler'de de özerk yönetim parlamento seçimlerinde İşçi Partisi'nin büyük kayıplar yaşaması bu süreci daha da hızlandırdı.

Seçimler öncesinde de ABD'de cinsel saldırı suçları hükümlüsü Jeffrey Epstein ile ilişkileri ifşa olan Peter Mandelson'ın İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atanması nedeniyle başlayan tartışmalar da Starmer'ın yıpranmasına neden olmuştu.

Independent Mortgage 3

Starmer, Mandelson'un Epstein bağlantısının kendisinden gizlendiğini iddia etmişti.

İşçi Partisi milletvekilleri, sorunun partide değil, tepesindeki kişide olduğunu, Starmer'ın popülaritesinin düşük olması nedeniyle partinin ilerlemesine engel oluşturduğunu düşünüyordu.

Yüzden fazla milletvekili bu nedenle bir süredir Starmer'ın istifa etmesi gerektiğini dile getiriyordu.

Kabinedeki bazı bakanlar da bu talebi savundu. Bakan ve bakan yardımcıları düzeyinde istifalar oldu.

Eski Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, 18 Haziran'da Makerfield seçim bölgesindeki ara seçimi büyük bir farkla kazandı.

Andy Burnham şu anda İşçi Partisi liderliği ve başbakanlık için en favori isim.

Burnham seçim zaferi konuşmasında "İngiltere için yeni bir yol çizmek" istediğini söyledi. Ancak henüz parti liderliği için adaylığını açıklamadı.

(BBC)

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere’de Andy Burnham Fırtınası: Makerfield Zaferi Starmer’i Sarstı

Birleşik Krallık siyasetinde dengeleri değiştirebilecek sonuç, İngiltere’nin kuzeybatısındaki Makerfield ara seçiminde ortaya çıktı. Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, İşçi Partisi’nin adayı olarak yarıştığı seçimde oyların yaklaşık yüzde 55’ini alarak ezici bir zafer kazandı ve Westminster’a geri dönmeyi başardı.

24 bin 927 oy alan Burnham, 15 bin 696 oyda kalan Reform UK adayı Robert Kenyon’u açık farkla geride bıraktı. Restore Britain partisinin adayı Rebecca Shepherd ise 3 bin 111 oyla üçüncü sırada yer aldı. Seçim sonucu, Başbakan ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer üzerindeki baskıyı daha da artırırken, Burnham’ın parti liderliği için en güçlü isimlerden biri olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Starmer’a meydan okumanın yolu açıldı

Ara seçim, Makerfield Milletvekili Josh Simons’ın Mayıs ayında görevinden istifa etmesiyle yapılmıştı. Simons’ın çekilmesinin temel amacı, uzun süredir İşçi Partisi içinde alternatif lider olarak görülen Burnham’ın Avam Kamarası’na dönmesinin önünü açmaktı.

Burnham’ın zaferi yalnızca bir milletvekilliği kazanması anlamına gelmiyor. Westminster’a dönüşü, onu resmen İşçi Partisi liderliği için yarışabilecek konuma getiriyor. Parti kulislerinde uzun süredir Burnham’ın, son aylarda ciddi oy kaybı yaşayan ve yerel seçimlerde ağır darbeler alan Starmer’ın yerine geçebilecek en güçlü isim olduğu konuşuluyordu. Bugünkü sonuç, bu senaryoyu daha gerçekçi hale getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

“İşçi Partisi’nin değişmek için son şansı”

Zafer konuşmasında Burnham, seçimin yalnızca Makerfield için değil, ülkenin siyasi geleceği açısından da bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Partisine açık mesaj veren Burnham, İşçi Partisi’nin seçmenle bağlarını yeniden kurması gerektiğini belirterek, “Bu sonuç bize halkın değişim istediğini gösteriyor. İşçi Partisi’nin değişmek için son bir şansı olabilir” ifadelerini kullandı.

Burnham ayrıca bölgesel eşitsizliklerin azaltılması, yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi ve ülke siyasetinde kutuplaştırıcı dilin terk edilmesi çağrısında bulundu.

Independent Mortgage 3

Parti içinde Burnham rüzgârı

İşçi Partisi içinde son haftalarda yaşanan huzursuzluk, Burnham’ın zaferiyle daha görünür hale geldi. Yerel seçimlerde alınan kötü sonuçların ardından çok sayıda milletvekili ve parti yöneticisi, Starmer liderliğinde partinin Reform UK karşısında güç kaybettiğini savunuyordu.

Parti içindeki bazı isimler, Burnham’ın özellikle kuzey İngiltere’deki geleneksel İşçi Partisi seçmenlerini yeniden kazanabilecek tek lider olduğunu düşünüyor. Kamuoyu araştırmalarında da Burnham’ın olası bir liderlik yarışında avantajlı konumda olduğu belirtiliyor.

Öte yandan bazı kıdemli İşçi Partililer, liderlik değişiminin kontrollü ve hızlı şekilde gerçekleşmesi gerektiğini savunurken, Starmer’a yakın isimler ise parti içi bir hesaplaşmanın hükümete zarar vereceği görüşünü dile getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reform UK’ye ağır darbe

Makerfield sonucu, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK açısından da önemli bir yenilgi olarak değerlendiriliyor. Parti son dönemde ulusal anketlerde yükseliş göstermesine rağmen Burnham karşısında beklenen sıçramayı yapamadı.

Seçimde yüksek katılım oranına rağmen Reform UK’nin ikinci sırada kalması, Farage’ın seçim stratejisi ve aday tercihleri konusunda parti içinde yeni tartışmalar başlatabilir. Siyasi gözlemciler, Burnham’ın kişisel popülaritesinin ve merkez seçmeni etrafında toplama becerisinin Reform UK’nin ilerleyişini durdurduğunu belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Gözler Westminster’da

Makerfield’daki sonuç, Birleşik Krallık siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Burnham’ın Avam Kamarası’na dönüşüyle birlikte gözler şimdi Londra’ya çevrilmiş durumda.

Keir Starmer liderliğini korumakta kararlı olduğunu açıklasa da parti içindeki memnuniyetsizlik ve Burnham’ın aldığı güçlü halk desteği, önümüzdeki haftalarda İşçi Partisi’nde sert bir liderlik mücadelesinin yaşanabileceğine işaret ediyor.

Siyasi analistler, Burnham’ın önümüzdeki günlerde Westminster’daki ilk hamlelerinin hem İşçi Partisi’nin geleceğini hem de Birleşik Krallık’ın siyasi yönünü belirleyebileceğini değerlendiriyor. Eğer liderlik yarışı resmen başlarsa, Burnham yalnızca İşçi Partisi’nin değil, ülkenin bir sonraki başbakanı olmaya en yakın isimlerden biri haline gelebilir.

Başbakan Starmer’e Yönelik Kundaklama Komplosunda Karar Çıktı

İngiltere’de geçen yıl Başbakan Keir Starmer ile bağlantılı mülk ve araçlara yönelik gerçekleştirilen kundaklama saldırılarıyla ilgili davada karar çıktı. Old Bailey Mahkemesi, Ukrayna vatandaşı Roman Lavrynovych ile Romanya vatandaşı Stanislav Carpiuc’u kundaklama komplosu kurmaktan suçlu buldu. Karar 15 Haziran 2026 tarihinde açıklandı. Soruşturma kapsamında saldırıların, “El Money” takma adını kullanan gizemli bir kişi tarafından Telegram üzerinden yönlendirildiği ortaya çıktı.

Saldırılar Beş Günlük Süreçte Gerçekleşti

Mahkemede ortaya konulan delillere göre olaylar, Mayıs 2025’te peş peşe gerçekleştirildi. İlk saldırıda Starmer’a ait olduğu belirtilen eski bir Toyota RAV4 araç Londra’nın Kentish Town bölgesinde ateşe verildi. Birkaç gün sonra Başbakan ile bağlantılı iki ayrı konut hedef alındı. Bunlardan biri Starmer’ın daha önce yaşadığı bir mülk, diğeri ise kız kardeşinin ailesinin ikamet ettiği evdi. Son saldırının ardından dosya Londra Terörle Mücadele Polisi’nin (CTP) kontrolüne geçti ve geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Telegram Yazışmaları Dava Dosyasına Girdi

Savcılık, saldırıların tesadüfi olmadığını ve organize bir planın parçası olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Mahkemede okunan yüzlerce Telegram mesajında, “El Money” takma adlı kişinin Lavrynovych’e saldırıları gerçekleştirmesi karşılığında kripto para üzerinden ödeme teklif ettiği ortaya çıktı. Soruşturmacılar, saldırıların arkasındaki kişinin Rusça konuştuğunu ve kimliğinin halen kesin olarak belirlenemediğini açıkladı.

Sanıklar Ne Savundu?

22 yaşındaki Roman Lavrynovych, aracı ateşe verdiğini kabul etti ancak bunu maddi sıkıntılar nedeniyle yaptığını ve hedef aldığı kişinin İngiltere Başbakanı olduğunu bilmediğini öne sürdü. Mahkemede, hasta babasına destek olmak amacıyla para kazanmak istediğini söyledi. Stanislav Carpiuc ise saldırıların planlanmasına yardım ettiği yönündeki suçlamaları reddetti ancak jüri savcılığın sunduğu delilleri yeterli bularak suçlu kararı verdi.

Independent Mortgage 3

Üçüncü Sanık Beraat Etti

Davada yargılanan üçüncü sanık Petro Pochynok hakkında ise yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Jüri, Lavrynovych ve Carpiuc’un kundaklama komplosuna katıldığına hükmederken, Lavrynovych ayrıca yangın çıkarma suçundan da mahkûm edildi. Ancak sanık, “hayatı tehlikeye atma kastıyla kundaklama” suçlamasından beraat etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Rusya Bağlantısı İddiaları Araştırıldı

Dava boyunca saldırıların olası yabancı devlet bağlantıları da gündeme geldi. Savcılık ve terörle mücadele ekipleri, “El Money” adlı kişinin Rusya ile bağlantılı olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşıldığını ancak saldırıların doğrudan Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlayacak yeterli delil elde edilemediğini açıkladı. Buna rağmen uzmanlar, olayın son yıllarda Avrupa’da görülen vekil aktörler aracılığıyla yürütülen sabotaj girişimleriyle benzerlik taşıdığına dikkat çekti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ceza Duruşması Bu Hafta Yapılacak

Old Bailey’de 15 Haziran 2026’da açıklanan suçlu kararının ardından gözler ceza duruşmasına çevrildi. Mahkemenin, iki sanık hakkında verilecek nihai cezayı bu hafta içerisinde açıklaması bekleniyor. İngiliz hükümeti ise kararın ardından yaptığı açıklamada, demokratik kurumları hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek soruşturmayı yürüten polis ekiplerine teşekkür etti.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’dan Tarihi Karar

İngiltere hükümeti, çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmak amacıyla kapsamlı bir sosyal medya yasağı hazırladı. Başbakan Keir Starmer, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimini engelleyecek düzenlemenin Parlamento'ya 2026 yılı sonuna kadar sunulacağını ve 2027 yılının ilkbaharında yürürlüğe girmesinin hedeflendiğini duyurdu.

Kararı bir ebeveyn olarak değerlendirdiğini söyleyen Starmer, “Kendi çocuklarım için yürekten istediğim tek şey onların mutlu ve güvende olmalarıdır. Sanırım her ebeveynin istediği de budur” ifadelerini kullandı. Başbakan, çocukların çevrimiçi ortamda maruz kaldığı zararlı içerikler, siber zorbalık ve bağımlılık yaratan algoritmalar nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu savundu.

Hangi Platformlar Yasak Kapsamında?

Hükümetin açıklamasına göre yasağın Snapchat, TikTok, YouTube, Instagram, Facebook ve X başta olmak üzere sosyal etkileşim ve içerik paylaşımı amacı taşıyan platformları kapsaması planlanıyor. Ancak nihai platform listesi henüz yayımlanmadı. Mesajlaşma uygulamaları WhatsApp ve Signal'ın ise düzenleme dışında kalması bekleniyor.

Yeni kurallarla birlikte çocukların canlı yayın yapması yasaklanacak, yabancı kişilerle doğrudan iletişim kurmaları sınırlandırılacak ve bu düzenlemeler çevrimiçi oyun platformlarını da kapsayacak.

Teknoloji Şirketlerine Yaş Doğrulama Zorunluluğu

Yasağın uygulanabilmesi için sosyal medya şirketlerinin daha güçlü yaş doğrulama sistemleri kurması gerekecek. Düzenlemenin denetiminden İngiltere'nin iletişim düzenleyicisi Ofcom sorumlu olacak. Kurallara uymayan platformlar ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecek.

Hükümet ayrıca 18 yaş altındakiler için gece saatlerinde sosyal medya kullanımını sınırlayabilecek dijital sokağa çıkma yasağı ve sonsuz kaydırma gibi bağımlılık yaratan özelliklere yönelik ek kısıtlamaları da değerlendiriyor.

Destek de Var, Eleştiri de

Karar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hükümetin danışma sürecinde ebeveynlerin yaklaşık yüzde 90'ının sosyal medya kullanım yaşının 16'ya çıkarılmasını desteklediği açıklandı.

Buna karşın bazı teknoloji şirketleri ve uzmanlar yasağın çocukları VPN gibi yöntemlerle daha az denetlenen platformlara yönlendirebileceğini savunuyor. Eleştirmenler, sorunun yalnızca erişimi engellemekle değil, platformların algoritmaları ve güvenlik politikalarının güçlendirilmesiyle çözülebileceğini belirtiyor.

Avustralya'nın Ardından En Sert Adımlardan Biri

Benzer bir düzenlemeyi dünyada ilk uygulayan ülke Avustralya olmuştu. İngiltere'nin hazırladığı modelin ise kapsam bakımından daha katı olduğu değerlendiriliyor. Kanada, Brezilya ve Endonezya gibi ülkelerde de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırlamaları ve yeni düzenlemeler gündemde bulunuyor.

Türkiye'de de Mayıs ayı itibarıyla 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişimine yönelik çeşitli kısıtlamalar yürürlüğe girmişti. İngiltere'nin aldığı son karar, çocukların dijital güvenliği konusunda dünya genelinde yükselen yeni düzenleme dalgasının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

İşçi Partisi Lider Adayı Burnham'dan Aşırı Sağ Parti Söylemine Destek!

İngiltere'de yaklaşan Makerfield ara seçimi öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulunan Andy Burnham, BBC Radio Manchester'a verdiği röportajda sığınma ve göç sisteminin daha sıkı işletilmesi gerektiğini söyledi.

Burnham, “Gözaltı merkezlerinden daha fazla yararlanmalıyız ki, ülkede kalmak için haklı bir gerekçesi olmayan kişiler sisteme dahil olamasın. Böylece süreç daha hızlı ilerler ve geri gönderme işlemleri daha çabuk gerçekleşir” dedi.

İşçi Partili siyasetçi ayrıca, sığınma başvurusu yapan kişilerin yerleştirilme biçimini de eleştirerek İçişleri Bakanlığı'nın yerel yönetimlerle yeterli koordinasyon kurmadığını savundu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Farage'ın Bu Konudaki Görüşüne Katılıyorum”

Burnham'ın en dikkat çekici çıkışı ise göç konusunda uzun süredir sert politikalar savunan Reform UK lideri Nigel Farage ile aynı noktada buluştuğunu söylemesi oldu.

“Yerel yönetimlere çoğu zaman danışılmıyor. İçişleri Bakanlığı istediğini yapıyor. Ben bu sözleşmelerin ve sistemin reforme edilmesini istiyorum. Farage'ın söylediği bir noktaya katılıyorum; ülkenin yeniden bir düzen duygusuna kavuşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Söz konusu açıklamalar, Burnham'ın geçmişte daha kapsayıcı ve göçmen dostu olarak görülen siyasi çizgisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Liderlik Hesapları ve Makerfield Sınavı

Burnham'ın açıklamaları, 18 Haziran'da yapılacak Makerfield ara seçimi kampanyasının en kritik dönemine denk geldi. Ara seçim, sadece bir milletvekilliği yarışından çok daha büyük önem taşıyor.

Burnham, seçimi kazanması halinde Avam Kamarası'na dönecek ve İşçi Partisi içinde Başbakan Keir Starmer'a karşı olası bir liderlik mücadelesine katılabilecek. Burnham geçtiğimiz günlerde, uygun koşullar oluşması halinde Starmer'ın yerine aday olacağını resmen açıklamıştı.

Independent Mortgage 3

Reform UK Baskısı Artıyor

Makerfield yarışı aynı zamanda Burnham ile Reform UK adayı Robert Kenyon arasında sembolik bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Reform UK, Burnham'ı uzun süredir “Açık Sınır Andy” sloganıyla hedef alırken, Burnham'ın son açıklamaları bu eleştirileri boşa çıkarmayı amaçlayan bir strateji olarak değerlendiriliyor.

Son kamuoyu araştırmaları Burnham'ın yarışta küçük bir üstünlüğe sahip olduğunu gösterse de seçim halen başa baş görülüyor. Bazı anketler Burnham'ın önde olduğunu ortaya koyarken, diğer modeller yarışın hata payı içinde seyrettiğini belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İşçi Partisi İçinde Tartışma Yarattı

Siyasi gözlemcilere göre Burnham'ın göç konusunda daha sert bir söylem benimsemesi, Reform UK'nin işçi sınıfı seçmenler üzerindeki etkisini kırmaya yönelik bir hamle.

Ancak bu yaklaşımın İşçi Partisi'nin ilerici kanadında rahatsızlık yaratabileceği belirtiliyor. Burnham daha önce seçim sistemi reformu, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve Westminster merkezli siyasetin dönüştürülmesi gibi daha reformist önerilerle öne çıkmıştı.

18 Haziran'daki Makerfield seçiminin sonucu yalnızca bir milletvekilini değil, aynı zamanda İşçi Partisi'nin gelecekteki liderlik mücadelesinin seyrini de belirleyebilir. Burnham'ın göç konusunda attığı son adımların seçmen nezdinde nasıl karşılık bulacağı ise seçim gecesi netleşecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Parlamento Kararıyla Açıklanan Gizli Belgeler İktidar Partisini Sarsıyor

Birleşik Krallık'ta siyaset gündemi, kamuoyuna açıklanan kapsamlı yazışma arşiviyle sarsıldı. Avam Kamarası'nın şeffaflık ilkeleri doğrultusunda erişime açılan yaklaşık 1.500 sayfalık belge, hükümetin perde arkasındaki tartışmalarını ve parti içindeki rahatsızlıkları gözler önüne serdi.

Belgelerde, ülkenin eski ABD Büyükelçisi Lord Peter Mandelson'un, Kabine Ofisi Bakanı Pat McFadden ile yaptığı özel görüşmeler ve yazışmalar dikkat çekiyor. İşçi Partisi'nin seçim zaferinin mimarlarından biri olarak görülen Mandelson'un değerlendirmeleri, hükümetin mevcut performansına yönelik sert eleştiriler içeriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Downing Street Yönünü Kaybetmiş Görünüyor”

Yazışmalarda Mandelson'un, Başbakan Keir Starmer'ın liderlik yaklaşımını sorguladığı ve hükümetin stratejik bir rota çizmekte zorlandığını savunduğu görülüyor.

Mandelson'un değerlendirmelerine göre hükümet, iktidara gelişinden sonra seçmenlere vaat ettiği büyük dönüşüm programını somut politikalarla destekleyemedi. Belgelerde Downing Street'in "zor durumda", "savunmada kalan" ve "siyasi gündemi belirlemek yerine gündemin peşinden sürüklenen" bir görüntü verdiği yönünde ifadelerin yer aldığı belirtiliyor.

Eski büyükelçi, Starmer'ın kamuoyu baskıları ve medya eleştirileri karşısında sık sık politika değişikliğine gitmesinin liderlik algısını zedelediğini savunuyor.

Independent Mortgage 3

Parti İçinde Sessiz Rahatsızlık

Siyasi kulislerde uzun süredir konuşulan liderlik tartışmalarının bu belgelerle birlikte daha görünür hale geldiği değerlendiriliyor.

Özellikle ekonomi politikaları, kamu harcamaları ve göç konusunda hükümetin zaman zaman farklı mesajlar vermesi, bazı İşçi Partisi milletvekilleri arasında da rahatsızlık yaratmıştı. Son aylarda yapılan kamuoyu araştırmalarında hükümetin oy desteğinde yaşanan dalgalanmalar, parti içindeki eleştirilerin daha yüksek sesle dile getirilmesine neden oldu.

Siyasi gözlemciler, Mandelson'un eleştirilerinin yalnızca kişisel görüşlerden ibaret olmadığını, parti içindeki daha geniş bir kesimin kaygılarını yansıtabileceğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhafazakârlar ve Reform UK'den Sert Tepki

Belgelerin yayımlanmasının ardından muhalefet partileri hükümete yüklenmeye başladı. Muhafazakâr Parti sözcüleri, yazışmaların İşçi Partisi'nin kendi yönetimine güven duymadığını gösterdiğini savundu.

Son dönemde yükselen oy oranlarıyla dikkat çeken Reform UK ise hükümetin "değişim" vaadini yerine getiremediğini öne sürerek erken politika revizyonu çağrısında bulundu.

Siyasi analistler, İşçi Partisi'nin seçimlerden sonra karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklar, bütçe baskıları ve kamu hizmetlerindeki sorunların hükümet üzerindeki yükü artırdığını ifade ediyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Starmer Cephesi Sessizliğini Koruyor

Başbakanlık kaynakları ise belgelerde yer alan değerlendirmelerin kişisel görüşler olduğunu ve hükümetin ekonomik büyüme, sağlık hizmetleri ve altyapı yatırımları konularındaki programını uygulamaya devam ettiğini vurguluyor.

Downing Street'e yakın kaynaklar, hükümetin önümüzdeki aylarda ekonomik büyüme, konut üretimi ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik yeni adımlar açıklayacağını belirtiyor.

Ancak siyasi uzmanlara göre, İşçi Partisi'nin en deneyimli isimlerinden biri olan Mandelson'un eleştirileri, hükümet üzerindeki baskıyı artırabilir ve parti içindeki liderlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Londra'da Siyasi Dengeler Yeniden Şekillenebilir

Açıklanan belgeler, yalnızca geçmişe ait iç yazışmalar olmanın ötesinde, İşçi Partisi'nin gelecekteki siyasi yönelimi açısından da önemli ipuçları barındırıyor.

Önümüzdeki dönemde ekonomik performansın beklentileri karşılayamaması veya hükümetin kamuoyu desteğinde yeni gerilemeler yaşanması halinde, Mandelson'un dile getirdiği eleştirilerin parti içinde daha geniş yankı bulabileceği değerlendiriliyor.

Londra kulislerinde konuşulan senaryolara göre, belgelerin yarattığı siyasi etki önümüzdeki haftalarda hem İşçi Partisi'nin iç dengelerini hem de Birleşik Krallık siyasetinin genel seyrini etkilemeye devam edecek.

Milletvekillerinin içki tüketimi Avam Kamarası’nı karıştırdı

Şubat ayında yapılan ara seçimle Avam Kamarası’na giren Yeşiller Partili milletvekili Hannah Spencer, Westminster’daki içki kültüründen duyduğu rahatsızlığı kamuoyuyla paylaşarak tartışmayı başlattı.

Spencer, parlamentoda oy kullanma süreçleri sırasında bazı milletvekillerinden alkol kokusu geldiğini söyledi. Parlamentonun çeşitli bölümlerinde milletvekillerinin oylamalar arasında içki içtiğine tanık olduğunu belirten Spencer, bunun birçok iş yerinde kabul edilmeyecek bir davranış olduğunu savundu. Milletvekilinin temel argümanı, milyonlarca insanı etkileyen kararların alındığı bir kurumda görev yapan siyasetçilerin oy kullanırken tamamen ayık olması gerektiği yönünde.

Spencer daha sonra yaptığı açıklamada da, “Toplumu etkileyen kararlar için oy kullanan milletvekillerinin ayık olmasının çok büyük bir talep olmadığını” ifade etti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Hükümetten karşı çıkış

Tartışmalar sürerken, İşçi Partili Hazine Başsekreteri Darren Jones, milletvekillerinin çalışma koşullarına dikkat çekerek Spencer’ın eleştirilerine karşı çıktı.

LBC’ye konuşan Jones, parlamentodaki oturumların zaman zaman gece geç saatlere kadar sürdüğünü belirterek, “Milletvekilleri gece 10-11’e kadar parlamentoda kalıyorsa, akşam yemeğiyle birlikte bir kadeh şarap içmelerinde sorun görmüyorum” dedi. Jones, milletvekillerinin “açık kalp ameliyatı yapan kişiler olmadığını”, birçok ofis çalışanının da uzun mesailer sırasında yemek yiyip içecek tüketebildiğini savundu.

Ancak Jones, aşırı alkol tüketiminin kabul edilemez olduğunu da vurgulayarak parlamentonun sonuçta bir iş yeri olduğunu ve herkesin sorumlu davranması gerektiğini söyledi.

Independent Mortgage 3

Siyasi cepheler oluştu

Spencer’ın açıklamaları Westminster’da farklı tepkilere yol açtı. Reform UK lideri Nigel Farage, Yeşiller Partisi’ni hedef alarak eleştirileri alaya alırken, Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski ise Spencer’a destek verdi. Polanski, “Öğleden sonra bir bira içmek ile çalışma günü sırasında alkol alıp milyonlarca insanı etkileyen kararlar için oy kullanmak aynı şey değil” değerlendirmesinde bulundu.

İşçi Partisi içinden de farklı görüşler yükseldi. Bazı milletvekilleri uzun çalışma saatlerinin ve Westminster’daki yoğun temponun zaman zaman sosyal içki tüketimini beraberinde getirdiğini savunurken, bazıları ise Spencer’ın dikkat çektiği kültürel sorunun gerçek olduğunu kabul etti. Deneyimli İşçi Partili milletvekili Emily Thornberry, parlamentodaki içki kültürünün geçmişe kıyasla azaldığını ancak hâlâ varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

Westminster’ın eski tartışması yeniden gündemde

Aslında parlamentodaki alkol kültürü İngiltere’de yeni bir konu değil. Westminster yerleşkesinde milletvekilleri ve çalışanların kullandığı çok sayıda bar ve restoran bulunuyor. Son yıllarda bazı barlarda yaşanan olaylar ve disiplin soruşturmaları nedeniyle güvenlik önlemleri artırılmıştı. Parlamento bünyesindeki şikâyet mekanizmaları da geçmiş raporlarında alkol tüketiminin uygunsuz davranışları tetikleyen faktörlerden biri olduğunu belirtmişti.

Spencer’ın çıkışı, bu nedenle yalnızca bireysel bir eleştiri olarak değil, Westminster’ın çalışma kültürüne yönelik daha geniş bir sorgulamanın parçası olarak değerlendiriliyor. Kamuoyu araştırmalarında da milletvekillerinin oylama yapılacak günlerde alkol tüketmesine yönelik eleştirilerin toplumda önemli destek bulduğu görülüyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Tartışma büyüyor

Son günlerde parlamentoda alkol satış ve tüketiminin tamamen yasaklanmasını isteyen bir dilekçenin başlatılması da konunun gündemde kalacağını gösteriyor. Spencer, milletvekillerinin diğer çalışanlardan farklı standartlara tabi olmaması gerektiğini savunurken, hükümet cephesi ve bazı milletvekilleri ise ölçülü içki tüketiminin Westminster’daki uzun çalışma saatlerinin doğal bir parçası olduğunu öne sürüyor.

Böylece Avam Kamarası’nda başlayan “bir kadeh şarap mı, tam ayıklık mı?” tartışması, yalnızca alkol meselesini değil, İngiliz siyasetinin çalışma kültürünü de yeniden ülke gündeminin merkezine taşımış durumda.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Eski Başbakan Sturgeon: İşlemediğim Bir Suçun Bedelini Ödüyorum

BBC’nin deneyimli gazetecisi Laura Kuenssberg’in programına konuk olan eski İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, eski eşi Peter Murrell’in işlediği suçlardan haberdar olmadığını savundu. Kamuoyunda yükselen eleştirilere yanıt veren Sturgeon, özür dilemesi gerektiği yönündeki çağrıları da reddetti.

“Başkalarının suçları için özür dilemeyeceğim” diyen Sturgeon, yıllardır sürdürdüğü siyasi kariyerinin gölgelendiğini ve kendisinin de yaşananlardan büyük zarar gördüğünü söyledi.

Parti kasasından lüks harcamalar

Mahkeme kayıtlarına göre uzun yıllar SNP’nin genel sekreterliğini yürüten Peter Murrell, partiye ait fonları kişisel harcamaları için kullandı. Soruşturma dosyasında Murrell’in parti kaynaklarından yararlanarak mücevherler, lüks araçlar, kozmetik ürünleri ve çeşitli pahalı tüketim malları satın aldığı belirtildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Dava kapsamında ortaya çıkan ayrıntılardan biri de Murrell’in Sturgeon’a hediye ettiği kolye oldu. Savcılık kayıtlarına göre sık sık kamuoyu önünde taktığı kolyenin de parti parasıyla satın alındığı belirlendi. Ancak Sturgeon, satın alma sürecinden haberdar olmadığını ve söz konusu hediyenin kaynağını bilmediğini ifade etti.

SNP’yi sarsan mali skandal

İskoç bağımsızlığı hareketinin en önemli siyasi aktörü olan SNP, son yıllarda parti maliyesine ilişkin soruşturmalarla gündeme gelmişti. Özellikle bağımsızlık kampanyaları için bağışlanan yüz binlerce sterlinin nasıl kullanıldığına yönelik iddialar, parti yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturmuştu.

2023 yılında SNP liderliğinden ve İskoçya Başbakanlığı görevinden ayrılan Sturgeon, daha sonra yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alınmış ancak hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmemişti. Yetkililer, yapılan incelemeler sonucunda Sturgeon’a yönelik soruşturmanın kapatıldığını açıklamıştı.

Independent Mortgage 3

Siyasi mirası tartışılıyor

İskoç siyasetinde yaklaşık on yıl boyunca belirleyici bir figür olan Sturgeon, bağımsızlık yanlısı hareketin en güçlü liderlerinden biri olarak görülüyordu. Ancak eski eşinin karıştığı mali usulsüzlük skandalı, hem SNP’nin hem de Sturgeon’un siyasi mirasının yeniden tartışılmasına neden oldu.

Muhalefet partileri, Sturgeon’un parti yönetimindeki etkisi göz önüne alındığında yaşananlardan tamamen habersiz olmasının kamuoyu tarafından sorgulandığını savunurken, eski lider ise kendisine yönelik suçlamaların adaletsiz olduğunu belirtiyor.

Sturgeon, röportajının sonunda yaşananların hayatındaki en zor dönemlerden biri olduğunu ifade ederek, “İnsanlar beni işlemediğim bir suçla ilişkilendiriyor. Bunun yükünü taşımak zorunda kalıyorum” sözleriyle yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

SNP Fon Skandalı (Operation Branchform) Detayları:

Peter Murrell, SNP’nin (İskoç Ulusal Partisi) uzun yıllar genel sekreteri ve CEO’su olan Nicola Sturgeon’ın eski eşi, 25 Mayıs 2026 tarihinde Edinburgh Yüksek Mahkemesi’nde £400.310,65 (yaklaşık 540.000 USD / 18-19 milyon TL civarı) partiden zimmetine para geçirmekten suçunu kabul etti.

Zaman Çizelgesi ve Kapsam

  • Suç dönemi: Ağustos 2010 - Ekim 2022 (yaklaşık 12 yıl).
  • Murrell, partiye ait fonları kişisel harcamaları için kullandı. Çalınan parayı parti gideri gibi göstererek gizledi.
  • Embezzlement (zimmet) 2016’dan itibaren hızlandı, büyük kısmı 2019-2022 arasında gerçekleşti.

Harcanan Paralar (Örnekler)Mahkeme kayıtlarına göre Murrell şu tür lüks ve kişisel harcamalar yaptı:

  • Motorhome (lüks karavan): £124.550
  • Jaguar I-Pace (lüks elektrikli SUV): £81.000 civarı (partiden £57.500 katkı)
  • Volkswagen Golf (kısmi ödeme)
  • Bremont gibi lüks saatler, mücevherler, Estée Lauder kozmetik ürünleri, Harrods alışverişleri
  • Pahalı kahve makineleri, robotik çim biçme makinesi, tuz-biber değirmenleri (£2.600), fountain pen (£1.475), tuvalet koltukları, Playstation, DVD setleri vb.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Toplamda yüzlerce kalemlik bir harcama listesi var.Soruşturma (Operation Branchform)

  • Soruşturma 2021’de başladı. Parti’nin bağımsızlık kampanyası için toplanan £600.000+ bağışın büyük kısmının kayıp olduğu iddialarıyla tetiklendi.
  • 2023’te Murrell, Sturgeon ve eski hazineci Colin Beattie gözaltına alındı. Polis SNP merkezini ve Sturgeon-Murrell evini aradı, ünlü motorhome’a el koydu.
  • Sturgeon ve Beattie’ye suçlama yöneltilmedi (2025’te soruşturma kapandı).
  • Murrell Nisan 2024’te suçlandı, Mayıs 2026’da suçunu kabul etti. Cezası 23 Haziran 2026’da açıklanacak (muhtemel hapis).

Nicola Sturgeon’ın KonumuSturgeon, BBC’deki Laura Kuenssberg programında dahil olmak üzere birçok röportajda hiçbir şeyden haberi olmadığını, kocasının kendisini aldattığını ve ihanete uğradığını söyledi. Özür dilemeyi reddetti ve “Başkalarının suçları için özür dilemem” dedi. Kamuoyunda inanırlığı düşük görülüyor; bazı SNP milletvekilleri ve muhalifler bağımsız mali soruşturma talep ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Etkiler

  • SNP lideri John Swinney olayı “büyük ihanet” olarak nitelendirdi.
  • Parti fonlarının yanı sıra kamu kaynaklarından (milletvekili/MSP hibeleri) da etkilenme şüphesi var.
  • Skandal, SNP’nin itibarına ağır darbe vurdu ve Sturgeon’ın istifasında rol oynadığı düşünülüyor.

Göçmen Karşıtları Göçmen Politikasında Anlaşamadı

İngiltere’de anketlerde yükselişini sürdüren Reform UK Partisi, göçmenlik politikası konusunda üst düzey iki ismi arasında yaşanan sert görüş ayrılığıyla sarsıldı. Parti lideri Nigel Farage’ın en güvendiği isimlerden Hazine Sözcüsü Robert Jenrick ile İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf’un kamuoyu önünde birbirini yalanlayan açıklamalar yapması, parti yönetiminde derin fikir ayrılıkları bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Göçmenlerin sınır dışı edilmesi konusunda çelişkili açıklamalar

Tartışmanın fitilini, eski Muhafazakâr Parti bakanlarından ve Reform UK’nin Hazine Sözcüsü Robert Jenrick’in Sky News’e verdiği röportaj ateşledi. Jenrick, Reform UK’nin iktidara gelmesi halinde yabancı ülke vatandaşlarının yalnızca sosyal konutlarda yaşadıkları gerekçesiyle sınır dışı edilmeyeceğini söyledi. Jenrick, böyle bir uygulamanın parti politikası olmadığını ve sınır dışı kararlarının daha geniş ekonomik ve yasal kriterlere göre değerlendirileceğini ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Ancak Jenrick’in açıklamaları parti içinde sert bir karşılık buldu. Reform UK’nin göçmenlik ve sınır dışı planlarının mimarlarından biri olarak görülen İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Jenrick’i doğrudan yalanladı.

Yusuf paylaşımında, “Robert’ın verdiği cevap Reform UK politikası değildir” ifadelerini kullanarak, “Bir yabancı ülke vatandaşı vergi mükelleflerinin finanse ettiği bir sosyal konutta yaşıyorsa ekonomik kriter testimizden otomatik olarak başarısız olur ve sınır dışı edilir” dedi.

Parti içinde nüfuz savaşı

Siyasi gözlemciler, yaşanan tartışmanın yalnızca bir politika anlaşmazlığı olmadığını, aynı zamanda Reform UK’nin üst yönetiminde süregelen bir güç mücadelesinin dışa vurumu olduğunu değerlendiriyor.

Parti kulislerinde hem Jenrick’in hem de Yusuf’un gelecekte partinin ekonomi yönetiminde veya olası bir Reform hükümetinde en güçlü isimlerden biri olmayı hedeflediği konuşuluyor. Her iki isim de daha önce kamuoyu önünde “Gölge Maliye Bakanı” rolüne talip olduklarını ima etmişti.

Independent Mortgage 3

Muhafazakâr Parti’den ayrılarak Reform UK’ye katılan Jenrick, Westminster deneyimi ve devlet yönetimindeki geçmişiyle parti içinde daha pragmatik bir çizgiyi temsil ederken, iş insanı kökenli Yusuf ise Farage’ın göçmenlik konusundaki sert söylemlerinin en önemli savunucularından biri olarak öne çıkıyor.

Farage’ın liderliği test ediliyor

Tartışma, Nigel Farage’ın parti üzerindeki otoritesinin de sınandığı bir dönemde yaşandı. Son aylarda kamuoyu yoklamalarında İşçi Partisi ile başa baş görünen Reform UK, kendisini iktidar alternatifi olarak sunmaya çalışırken, üst düzey yöneticiler arasındaki bu tür açık anlaşmazlıklar partiye yönelik eleştirileri artırıyor.

İşçi Partisi yetkilileri, yaşanan gelişmenin Reform UK’nin hükümet yönetmeye hazır olmadığını gösterdiğini savundu. Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda, partinin göçmenlik konusunda ortak bir politika üzerinde dahi uzlaşamadığı ve kamuoyuna farklı mesajlar verdiği öne sürüldü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Daha sert politikalar gündemde

Öte yandan Zia Yusuf son günlerde yalnızca Jenrick ile yaşadığı polemikle değil, kamu bürokrasisine yönelik açıklamalarıyla da gündemde. Yusuf, Reform UK’nin iktidara gelmesi halinde politikalarına direnç gösteren bazı kamu görevlilerinin işten çıkarılabileceğini ve emeklilik haklarını kaybedebileceğini savunarak yeni bir tartışma başlattı. Bu çıkış, partinin devlet kurumlarına yaklaşımı konusunda da yeni soru işaretleri doğurdu.

Reform UK yönetimi şimdilik tartışmayı büyütmemeye çalışsa da, Jenrick ve Yusuf arasında yaşanan açık fikir ayrılığı, partinin en önemli seçim vaatlerinden biri olan göçmenlik politikası konusunda bile tam bir görüş birliği sağlayamadığını ortaya koydu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yaklaşan ara seçimler ve olası genel seçim hazırlıkları öncesinde gözler şimdi Nigel Farage’a çevrilmiş durumda. Parti liderinin, yükselen siyasi beklentilerle birlikte büyüyen iç rekabeti nasıl yöneteceği Reform UK’nin geleceği açısından belirleyici olacak.

Enfield Belediyesi, Alessandro Georgiou Liderliğinde Muhafazakar Yönetime Geçti

ALİ KALAY

Enfield Belediye Meclisi yıllık olağan toplantısında, Yeşiller Partisi üyelerinin çekimser kalma kararı almasının ardından Muhafazakar Parti belediyenin yönetimini devraldı.

Seçimlerin ardından meclis başkanlığı için yapılan oylamada Yeşiller’in Alessandro Georgiou’nun adaylığını engellememesi üzerine, Muhafazakarlar Enfield Civic Centre’da bir azınlık yönetimi oluşturdu.

7 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirilen ve Muhafazakar Parti’nin salt çoğunluğu bir sandalye farkla kaçırdığı seçim sonuçlarının ardından, dengeleri belirleme gücü meclise yeni giren beş Yeşiller Partili üyenin eline geçmişti. Son üç haftadır yürütülen yoğun görüşmelere rağmen ne Muhafazakarlar ne de İşçi Partisi ile resmi bir koalisyon anlaşmasına varılamadı.

Enfield Belediye Meclisi’nin Yeni Lideri Alessandro Georgiou Oldu 2-1

Londra Enfield Belediyesi’nde Yeni Dönem

Londra’nın Enfield Belediyesi’nde yeni kabine üyeleri ve görev dağılımları açıklandı. Belediye liderliğine Alessandro Georgiou getirildi.

Yeni kabinede; James Hockney maliye, Lee Chamberlain konut ve teknoloji, Andy Milne yetişkin sosyal hizmetleri, Edward Smith belediye varlıkları ve kültür, Andrew Thorp iletişim ve müşteri hizmetleri, Maria Alexandrou çevre, Chris Dey çocuk hizmetleri, Mike Rye planlama ve kentsel dönüşüm, Elisa Morreale ise ruhsatlandırmadan sorumlu olacak.

27 Mayıs Çarşamba günkü liderlik oylamasını kritik bir eşik haline getirdi. Muhafazakar lider Cllr Alessandro Georgiou ve eski konsey lideri İşçi Partili Ergin Erbil’in yarıştığı oylamada Yeşiller’in çekimser kalması, Georgiou liderliğindeki 31 kişilik Muhafazakar grubun azınlık hükümeti kurmasının önünü açtı.

Belediye Meclisi Lideri olarak yaptığı ilk konuşmada Enfield halkının değişim yönünde oy kullandığını belirten Cllr Georgiou, bu değişimin bu gece itibarıyla başladığını vurguladı. Yönetiminin en önemli önceliğinin “şeffaflık” olacağını ifade eden Georgiou, kararlarının hesabını vermeye hazır olduklarını dile getirdi. Liderlik makamındaki ilk icraatının, Crews Hill ve ‘Chase Park’ olarak bilinen tarım arazilerinde İşçi Partisi hükümeti tarafından planlanan 21 bin konutluk “yeni şehir” projesinden Enfield Belediyesi’ni resmen çekmek olacağını açıkladı. Söz konusu proje, seçim sürecinde hem Muhafazakarlar hem de Yeşiller tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Georgiou, ikinci hamle olarak ise Premier Lig kulübü Tottenham Hotspur’a, Whitewebbs Park projesinde artık istenmediklerini bildireceğini açıkladı. Kulüp, geçtiğimiz yıl kadın futbol takımı için bir antrenman tesisi kurma izni almış olsa da, projenin hayata geçmesi için gereken 25 yıllık kira sözleşmesi seçim öncesinde İşçi Partisi yönetimi tarafından imzalanmamıştı. Bu durum, yeni Muhafazakar yönetime anlaşmayı iptal etme fırsatı tanıdı.

Muhalefetten “Arka Kapı Anlaşması” Suçlaması Yeşiller’in çekimser kalarak Muhafazakarların iktidara gelmesine yol açmasına tepki gösteren İşçi Partili meclis üyeleri, salonda protesto etti.

Eleştirilere yanıt veren Enfield Yeşiller Grubu ise yaptıkları resmi açıklamada, Muhafazakar Parti ile herhangi bir koalisyon veya ittifak yapılmadığının altını çizdi. Yeşiller Grubu Lideri Sarah Jons, “Bu ilçede giderek büyüyoruz ancak amacımız siyasi oyunlar oynamak değil. Biz buraya çalışmaya, kararları titizlikle denetlemeye ve bize güvenerek oy veren Enfield sakinlerinin sesi olmaya geldik” dedi.

Independent Mortgage 3

İşçi Partisi Liderlik Tartışmasına Tony Blair De Girdi

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, İşçi Partisi’nde son dönemde giderek büyüyen liderlik tartışmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Parti içinde Başbakan Keir Starmer üzerindeki baskının “tehlikeli boyuta ulaştığını” söyleyen Blair, “İşçi Partisi ateşle oynuyor” ifadelerini kullandı.

Sky News’e verdiği röportajda konuşan Blair, Starmer’ın yerine alternatif bir siyasi vizyon ortaya koyulmadan lider değişikliği tartışılmasının seçmen nezdinde büyük bir güvensizlik yaratacağını savundu. Blair’e göre partinin şu anda ihtiyacı olan şey isim değişikliği değil, ekonomik büyüme ve kamu hizmetleri konusunda daha net ve ikna edici bir program.

Gima Sultanim Croissant H 667X300

“Sorun yalnızca liderlik değil”

Blair, İşçi Partisi içinde bazı milletvekilleri ve parti üyeleri tarafından yükseltilen eleştirilerin yalnızca liderlik tartışmasına indirgenmesinin yanlış olduğunu söyledi. Parti içindeki huzursuzluğun temelinde ekonomik performans, vergi politikaları ve kamu harcamaları konusundaki memnuniyetsizliğin bulunduğunu ifade eden Blair, “Sorun yalnızca liderlik değil; seçmene nasıl bir gelecek sunulduğu meselesi” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Başbakan, özellikle son aylarda ekonomik büyümenin beklentilerin altında kalmasının hükümet üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Blair, seçim zaferinin ardından hükümetin iş dünyasına yeterince güven vermediğini ve yatırım ortamının güçlendirilmesi konusunda daha cesur adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Independent Mortgage 3

Parti içinde huzursuzluk büyüyor

İngiltere siyaset kulislerinde son haftalarda Starmer’ın liderliği üzerindeki baskının arttığı konuşuluyor. Bazı İşçi Partili milletvekillerinin hükümetin düşük kamuoyu desteği ve ekonomik performans nedeniyle rahatsız olduğu belirtiliyor.

Özellikle hayat pahalılığı, yüksek mortgage maliyetleri ve sağlık sistemindeki kriz nedeniyle hükümete yönelik eleştirilerin arttığı ifade ediliyor. Parti içindeki bazı isimlerin, hükümetin seçmen beklentilerini karşılamakta zorlandığını düşündüğü ve bu nedenle strateji değişikliği talep ettiği öne sürülüyor.

Siyasi analistler ise Blair’in açıklamalarını sıradan bir değerlendirme olarak görmüyor. Çünkü Blair, hâlâ parti içinde önemli etkisi bulunan ve merkez siyaseti temsil eden en güçlü figürlerden biri olarak kabul ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Yeni bir kimlik arayışı” tartışması

İşçi Partisi’nde son dönemde yalnızca liderlik değil, partinin ideolojik yönü de tartışma konusu haline geldi. Parti içindeki bazı sol kanat isimlerin kamu harcamalarının artırılmasını ve daha sert sosyal politikalar uygulanmasını istediği belirtilirken, merkezci kanat ise ekonomik istikrar ve yatırımcı güveninin öncelik olması gerektiğini savunuyor.

Blair’in açıklamaları da bu iç mücadelede merkez kanada destek olarak yorumlandı. Eski Başbakan, röportajında “İşçi Partisi’nin yeniden yapılanmaya ihtiyacı var” diyerek partinin uzun vadeli strateji eksikliğine dikkat çekti.

Blair döneminde uygulanan “Yeni İşçi Partisi” modeli, piyasa ekonomisiyle sosyal politikaları birleştiren merkezci yaklaşımıyla üç seçim üst üste kazanmıştı. Ancak parti içinde bugün birçok genç milletvekili ve aktivistin daha sol politikaları savunduğu görülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Muhafazakârlar fırsat kolluyor

Siyasi gözlemcilere göre İşçi Partisi içindeki liderlik tartışmaları, ana muhalefette toparlanmaya çalışan Muhafazakâr Parti için de önemli bir fırsat yaratabilir.

Anketlerde hükümete destek son aylarda gerilerken, muhalefetin henüz güçlü ve birleşik bir alternatif görüntüsü verememesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, İşçi Partisi içindeki iç çekişmelerin sürmesi halinde seçmen güveninin daha fazla zarar görebileceği görüşünde.

Westminster kulislerinde ise Blair’in çıkışının perde arkasında, parti yönetimine yönelik daha geniş bir memnuniyetsizlik mesajı olduğu yorumları yapılıyor. Bazı yorumculara göre eski liderin bu kadar açık bir uyarıda bulunması, İşçi Partisi içindeki tartışmaların artık kapalı kapılar ardında kalmadığını gösteriyor.

Starmer cephesinden sessizlik

Başbakanlık ve İşçi Partisi yönetimi ise Blair’in açıklamalarına doğrudan yanıt vermedi. Ancak parti kaynakları, hükümetin ekonomik büyüme planı üzerinde çalıştığını ve önümüzdeki aylarda yeni yatırım paketlerinin açıklanabileceğini belirtiyor.

Londra siyasi kulislerinde şimdi en çok konuşulan soru ise şu: İşçi Partisi içindeki huzursuzluk geçici bir dalgalanma mı, yoksa Blair’in işaret ettiği gibi daha derin bir kimlik krizinin başlangıcı mı?

YSK, CHP’nin “mutlak butlan” başvurusunu reddetti

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunu reddetti.

CHP, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultay hakkında verilen kararın ardından YSK’ya başvuruda bulunmuştu. Parti adına YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu tarafından sunulan dilekçede, söz konusu kararın “madden ve hukuken uygulanamaz” olduğu belirtilmişti.

Başvuruyu değerlendirmek üzere saat 17.30’da toplanan YSK, yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından CHP’nin itirazını reddetti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

CHP için tarihi karar: 38. Kurultay 'mutlak butlan' ile iptal edildi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı.

Buna göre, esas dava ile birleşmesine karar verilen dosyalar yönünden yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verildi.

Söz konusu davanın kabulüne karar veren Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı'nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti.

Daire, mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle iptal kararı dolayısıyla bu tarihten sonra parti bünyesinde gerçekleştirilen tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile alınan kararların da hükümsüz kaldığına karar verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kararda, "Olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali" nedeniyle "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay'dan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine" karar verdi.

Ayrıca, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların da aynı gerekçeyle iptaline hükmetti.

Dairenin kararında şu ifadelere yer verildi:

"Mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi
üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine, göreve iadelerine ihtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir."

Daire, 2 hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararı "oy birliğiyle" aldı.

Enflasyon geriledi, hükümet marketlere yöneldi: “Temel gıdada fiyatları sabitleyin”

İngiltere’de yıllık enflasyon nisanda yüzde 2,8’e gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Mart ayında yüzde 3,3 seviyesinde bulunan enflasyonun yüzde 3’e düşmesi bekleniyordu. Açıklanan veri, ekonomide fiyat baskılarının kısmen hafiflediğine işaret etse de özellikle gıda ve günlük yaşam maliyetlerindeki yüksek seyir, hükümeti yeni arayışlara yöneltti.

Çekirdek enflasyon da marttaki yüzde 3,1 seviyesinden yüzde 2,5’e gerileyerek son dönemin en dikkat çekici düşüşlerinden birini kaydetti. Ancak ekonomistler, enerji fiyatlarındaki baz etkisi ve zayıflayan tüketici talebinin bu düşüşte belirleyici olduğunu, vatandaşın cebindeki baskının ise hâlâ güçlü şekilde hissedildiğini belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Starmer hükümetinden marketlere çağrı

Enflasyondaki gerilemeye rağmen özellikle dar gelirli kesimlerin market harcamalarında zorlanmaya devam etmesi üzerine Başbakan Keir Starmer liderliğindeki hükümet, süpermarket zincirleriyle masaya oturdu.

Birden fazla süpermarket kaynağına göre hükümet, bazı düzenleyici yükümlülüklerin gevşetilmesi karşılığında marketlerden temel gıda ürünlerinde fiyatları gönüllü olarak sabitlemelerini istedi. Kulislere yansıyan bilgilere göre hükümetin hedefinde süt, ekmek, tereyağı, yumurta ve makarna gibi temel tüketim ürünleri bulunuyor.

Bu adımın, özellikle düşük gelirli ailelerin artan yaşam maliyetleri karşısında korunması amacıyla gündeme geldiği belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“1970’lerin fiyat kontrolü geri dönüyor”

Ancak hükümetin önerisi perakende sektöründe ciddi tartışma yarattı. Süpermarketleri temsil eden British Retail Consortium (BRC), fiyat sabitleme uygulamalarının piyasayı bozabileceği uyarısında bulundu.

BRC yetkilileri, “1970’ler tarzı fiyat kontrolleri”nin marketleri zararına satış yapmaya zorlayacağını savunarak, bu tür müdahalelerin uzun vadede raf fiyatlarını düşürmek yerine tedarik zincirini daha kırılgan hale getirebileceğini ifade etti.

Perakende sektörü temsilcileri ayrıca enerji maliyetleri, lojistik giderleri ve ücret baskılarının sürdüğü bir dönemde marketlerin fiyatları yapay biçimde baskılamasının sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Toplumda hayat pahalılığı baskısı sürüyor

İngiltere’de son iki yıldır yüksek enflasyon nedeniyle özellikle orta ve düşük gelir gruplarında ciddi bir yaşam maliyeti krizi yaşanıyor. Gıda fiyatlarındaki artış hız kesmiş olsa da birçok temel ürün hâlâ pandemi öncesi seviyelerin oldukça üzerinde bulunuyor.

Sosyal yardım kuruluşları ve tüketici örgütleri, ülkede çalışan yoksulluğunun arttığını ve giderek daha fazla ailenin gıda bankalarına bağımlı hale geldiğini belirtiyor.

Uzmanlara göre hükümetin marketlere yönelik fiyat sabitleme baskısı, yaklaşan seçim sürecinde hayat pahalılığına karşı kamuoyuna “aktif mücadele” mesajı verme çabasının da bir parçası.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Gözler şimdi Merkez Bankası’nda

Enflasyondaki düşüş, İngiltere Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentileri de yeniden şekillendirdi. Piyasalar, yıl içinde faiz indirimlerinin başlayabileceği ihtimalini daha güçlü fiyatlamaya başladı.

Ancak ekonomistler, ücret artışları ve hizmet sektöründeki fiyat baskılarının hâlâ yüksek olduğunu, bu nedenle enflasyonla mücadelenin tamamen sona erdiği yönünde erken bir iyimserliğin riskli olacağını vurguluyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere ekonomisi şimdi bir yandan enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeye çalışırken, diğer yandan vatandaşın mutfak masrafını kontrol altına almanın siyasi ve ekonomik maliyetiyle karşı karşıya bulunuyor.

Suça Karışan Çocukların Ebeveynlerine Hapis Yolu Açılıyor

İngiltere’de Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümetinin, Adalet Bakanı David Lammy tarafından hazırlanan yeni ‘Youth Justice White Paper’ kapsamında, çocukları suça karışan ebeveynlerin para cezalarının artırılması ve bazı durumlarda hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilmesi gündeme geldi.

Reform paketi, çocukların erken yaşta suç döngüsüne girmesini önlemeyi, tekrar suç işleme oranlarını düşürmeyi ve ailelerin sorumluluğunu artırmayı amaçlıyor. İngiliz Adalet Bakanlığı verilerine göre, “prolific offenders” olarak tanımlanan sürekli suç işleyen yetişkinlerin yaklaşık yüzde 80’i ilk suçlarını çocuk yaşta işliyor. Ayrıca cezaevinden çıkan gençlerin üçte ikisinin bir yıl içinde yeniden suça karıştığı belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Parenting Orders” Sistemi Sertleşiyor

Mevcut sistemde mahkemeler, suç işleyen çocukların ebeveynlerine yönelik “parenting orders” adı verilen ebeveyn sorumluluk emirleri verebiliyor. Bu emirler kapsamında aileler danışmanlık programlarına katılmak, çocuklarının davranışlarını takip etmek ve belirli kurallara uymak zorunda bırakılıyor. Kurallara uymayanlara ise para cezası uygulanabiliyor.

Yeni reformla birlikte bu yaptırımların ciddi biçimde ağırlaştırılması planlanıyor. Hükümet, para cezalarının üst sınırını yükseltmeyi ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen ebeveynler için hapis cezası seçeneğini devreye sokmayı değerlendiriyor.

Adalet Bakanı Lammy, reformun temel amacının “cezalandırmaktan çok erken müdahale” olduğunu savunurken, ailelerin çocuklarının yaşamındaki rolünün göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Lammy, yayımlanan politika belgesinde şu görüşe yer verdi:

“Bir çocuğun hayatının raydan çıkması ile başarılı olması arasındaki çizgi çoğu zaman çok ince.”

Independent Mortgage 3

Son 20 Yılda Büyük Düşüş

Adalet Bakanlığı verileri, ebeveyn sorumluluk emirlerinin kullanımında dramatik bir gerileme yaşandığını ortaya koydu. 2009-2010 döneminde bini aşkın kez uygulanan bu emirler, 2022-2023 döneminde yalnızca 33 vakada kullanıldı. Uzmanlar, bu düşüşün temel nedenlerinden birinin zorunlu yaptırımlar yerine gönüllü aile destek programlarının yaygınlaşması olduğunu belirtiyor.

Hükümet ise mevcut sistemin caydırıcılığını kaybettiğini savunuyor. Yeni beyaz kitapta, genç suçluluğunun yalnızca polis ve mahkeme meselesi olmadığı, eğitim, aile yapısı, sosyal hizmetler ve ruh sağlığı desteğinin birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Gençlik Mahkemeleri ve Erken Müdahale Planı

Reform paketi yalnızca ebeveyn cezalarını içermiyor. Hükümet ayrıca “Youth Intervention Courts” adı verilen yeni gençlik müdahale mahkemelerini pilot olarak devreye sokmayı planlıyor. Bu sistemde hâkimler, sosyal hizmet uzmanları ve eğitim danışmanları birlikte çalışarak risk altındaki çocuklar için kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programları oluşturacak.

Plan kapsamında ayrıca yıllık yaklaşık 15 milyon sterlinlik yeni bir bütçeyle 12 binden fazla risk altındaki çocuğa destek verilmesi hedefleniyor. Hükümet, çocukların kısa süreli hapis cezaları yerine toplum temelli rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesini istiyor.

Beyaz kitapta dikkat çeken bir başka düzenleme ise çocuk yaşta işlenen suçların sabıka kayıtlarının ömür boyu bireyin karşısına çıkmasının sınırlandırılması oldu. Hükümet, “13 yaşında yapılan bir hatanın hayat boyu kapıları kapatmaması gerektiğini” savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İnsan Hakları Grupları Tepkili

Ancak reform paketi, çocuk hakları savunucuları ve bazı sosyal politika uzmanları tarafından eleştiriliyor. Özellikle ebeveynlerin hapisle tehdit edilmesinin, zaten kırılgan aile yapılarında daha büyük travmalara yol açabileceği belirtiliyor.

Gençlik adaleti alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, çocuk suçluluğunun temelinde yoksulluk, eğitimden kopuş, sosyal dışlanma ve ruh sağlığı sorunlarının bulunduğunu; yalnızca cezaların artırılmasının uzun vadeli çözüm üretmeyeceğini savunuyor.

Bazı uzmanlar ise hükümetin yaklaşımını “iki yönlü” olarak değerlendiriyor: Bir tarafta daha sert ebeveyn yaptırımları, diğer tarafta ise gençlerin hapse gönderilmesini azaltmaya yönelik rehabilitasyon politikaları bulunuyor. Bu nedenle reformun kamuoyunda hem güvenlikçi hem de sosyal destek odaklı unsurlar taşıdığı yorumları yapılıyor.

Bakan Tekin, Bilal Erdoğan, Zafer Sırakaya, Mesut Özil ve YTB Başkanı Abdulhadi Turus’tan yoğun temas trafiği

Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, eski milli futbolcu Mesut Özil ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus’un katıldığı temaslarda; diaspora politikaları, eğitim, gençlik çalışmaları ve kültürel bağların güçlendirilmesi öne çıkan başlıklar oldu.

Türk diasporası Londra’da buluştu

UID UK tarafından Londra’da düzenlenen “Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Buluşmaları” programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa iş insanları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın da iştirak ettiği programda, Avrupa’daki Türk toplumunun geleceği ve diaspora çalışmalarının önemi ele alındı.

Uid Londraz Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Bilal Erdogan 3

Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’nin özellikle son yıllarda eğitim alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Türkiye’nin uluslararası eğitim göstergelerinde dikkat çekici başarılar elde ettiğini söyledi. Tekin, yurtdışındaki Türk gençlerinin ana dil ve kültürel aidiyetlerini korumasının önemine dikkat çekti.

Uid Londraz Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Bilal Erdogan 1

Bilal Erdoğan’dan “medeniyet” vurgusu

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ise konuşmasında Türk diasporasının güçlenmesinin Türkiye’nin küresel etkisini artırdığını ifade etti. Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun yalnızca ekonomik değil, kültürel ve akademik alanlarda da daha görünür hale geldiğini belirtti.

Ytb Londra Sivil Toplum Bulusmasi Bilal Erdogan 1

Dünyada yaşanan kültürel ve ahlaki krizlere dikkat çeken Erdoğan, yeni bir medeniyet perspektifine ihtiyaç olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu noktada önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.

Zafer Sırakaya: “Diaspora artık daha etkin”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya da Avrupa’daki Türk toplumunun son yıllarda daha örgütlü ve etkin bir yapıya ulaştığını kaydetti. Sırakaya, özellikle genç kuşakların Türkiye ile bağlarının korunmasının büyük önem taşıdığını belirterek, diaspora çalışmalarının her alanda güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sırakaya’nın temaslarında Avrupa’daki Türk sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan görüşmelerin de öne çıktığı öğrenildi.

Ytb Londra Diaspora Bulusmasi Abdulhadi Turus 1

YTB Başkanı Turus’tan gençlik ve aidiyet mesajı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus da Londra temasları kapsamında gençlerle ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldi. Turus, yurtdışında yaşayan gençlerin Türkiye ile bağlarını korumalarının stratejik önem taşıdığını belirterek, YTB’nin eğitim, burs ve kültürel projelerle diaspora gençliğine yönelik çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

Turus’un özellikle öğrenci toplulukları ve gençlik temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerde, aidiyet bilinci, kültürel kimlik ve uluslararası başarı hedefleri üzerinde durduğu belirtildi.

Ytb Londra Diaspora Bulusmasi Abdulhadi Turus 2

Mesut Özil’e yoğun ilgi

Eski milli futbolcu ve AK Parti Milletvekili Mesut Özil ise Londra programlarında özellikle gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Spor kariyeri boyunca Avrupa’da önemli başarılara imza atan Özil, gençlerle yaptığı sohbetlerde disiplin, mücadele ve özgüven mesajları verdi.

Özil’in katıldığı etkinliklerde vatandaşlar uzun süre fotoğraf çektirmek için sıraya girerken, özellikle Türk gençlerinin programa yoğun ilgi gösterdiği gözlendi.

Ytb Londra Sivil Toplum Bulusmasi Abdulhadi Turus 5

Dünya Eğitim Forumu kapsamında görüşmeler

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Londra temaslarının bir bölümünü de Dünya Eğitim Forumu oluşturdu. Tekin’in forum kapsamında farklı ülkelerden eğitim bakanları ve temsilcilerle bir araya gelerek Türkiye’nin yeni eğitim vizyonuna ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu belirtildi.

Londra’da gerçekleştirilen temasların, Türkiye’nin Avrupa’daki Türk toplumu ile ilişkilerini güçlendirme ve diaspora politikalarını daha etkin hale getirme hedefi açısından önemli bir diplomatik ve toplumsal buluşma olarak değerlendirildiği ifade edildi.

İşçi Partisi’nde Liderlik Yarışı Isınıyor: Adaylar Ortaya Çıkıyor

İngiltere’de ana muhalefetteki Labour Party (İşçi Partisi) içinde olası bir liderlik yarışı tartışmaları hız kazanırken, Wes Streeting, mevcut lider Keir Starmer’ın yerine yapılacak bir seçimde aday olacağını açıkladı. Londra merkezinde düzenlenen bir konferansta konuşan Streeting, “En güçlü adayların yarışacağı gerçek bir liderlik yarışına ihtiyacımız var ve ben de aday olacağım” diyerek ilk kez açık şekilde liderlik hedefini ortaya koydu.

Bu hafta sağlık bakanlığı görevinden ayrılan Streeting, liderlik yarışını başlatabilecek seviyede milletvekili desteğine sahip olduğunu savundu. Ancak yarışın, Andy Burnham’ın yeniden parlamentoya dönmesine fırsat verilmeden yapılmasının “meşruiyet sorunu” doğuracağını söyledi.

Independent Mortgage 3

“Parti Gerçek Bir Yarışa İhtiyaç Duyuyor”

Progress düşünce kuruluşunun etkinliğinde konuşan Streeting, İşçi Partisi’nin geleceğinin yalnızca tek bir isim etrafında şekillenmemesi gerektiğini belirterek, parti içindeki farklı eğilimlerin demokratik bir yarış içinde temsil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Streeting’in açıklamaları, son dönemde parti yönetimi üzerindeki baskının arttığı bir dönemde geldi. Özellikle seçim stratejileri, ekonomik program ve parti tabanıyla ilişkiler konusunda Starmer yönetimine yönelik eleştiriler parti içinde yüksek sesle dile getirilmeye başlanmıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Burnham Faktörü Yarışı Şekillendirebilir

Parti kulislerinde adı en güçlü alternatiflerden biri olarak geçen Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın olası adaylığı, yarışın dengelerini değiştirebilecek unsur olarak değerlendiriliyor. Streeting’in özellikle Burnham’ın parlamentoya dönüşü sağlanmadan yapılacak bir yarışın eksik kalacağını vurgulaması dikkat çekti.

Siyasi yorumcular, Burnham’ın parti tabanında güçlü bir karşılığı bulunduğunu ve özellikle sendikal hareket ile kuzey İngiltere’de etkili bir destek ağına sahip olduğunu belirtiyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Diğer Muhtemel Adaylar da Netleşiyor

İşçi Partisi’nde olası liderlik yarışında adı geçen diğer önemli isimler arasında Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Angela Rayner, İçişleri Bakanı Yvette Cooper ve Maliye Bakanı Rachel Reeves bulunuyor.

Angela Rayner’ın parti tabanındaki etkisi ve sendikalarla yakın ilişkileri nedeniyle güçlü bir aday olabileceği değerlendirilirken, Yvette Cooper’ın ise deneyimli ve merkez siyasete yakın çizgisiyle parlamenter grupta destek bulabileceği konuşuluyor. Rachel Reeves’in adı ise özellikle ekonomi yönetimindeki performansı nedeniyle öne çıkıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Starmer Cephesinden Sessizlik

Şimdilik Keir Starmer cephesinden liderlik tartışmalarına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak Westminster kulislerinde, parti içindeki hareketliliğin önümüzdeki aylarda daha da artabileceği ve olası bir liderlik yarışının İngiliz siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği yorumları yapılıyor.

İngiltere İşçi Partisi Hükümeti, Yeni Göç Ekseninde Avrupa’yla Anlaştı

Avrupa’da düzensiz göç tartışmaları sertleşirken, United Kingdom hükümeti, sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin üçüncü ülkelerde kurulacak merkezlere gönderilmesini destekleyen yeni Avrupa mutabakatına katıldı. Avrupa Konseyi’ne üye 46 ülkenin Moldova’nın başkenti Chișinău’da imzaladığı siyasi bildiride, devletlerin sınırlarını koruma ve göç politikalarını belirleme konusunda “egemen hakka” sahip olduğu vurgulandı.

Bildiride, düzensiz göçü caydırmak amacıyla sığınma başvurularının üçüncü ülkelerde değerlendirilmesi ve “geri dönüş merkezleri” kurulması gibi yeni yöntemlerin desteklendiği belirtildi. Bu yaklaşımın, özellikle Italy ile Albania arasında yürürlüğe giren modele dayandığı ifade ediliyor. Roma yönetimi, Arnavutluk’taki merkezleri hem iltica başvurularının işlenmesi hem de sınır dışı süreçleri için kullanıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

İngiltere “Rwanda modeli” yerine Avrupa ortaklığına yöneldi

İngiliz hükümeti, önceki Muhafazakâr Parti döneminde büyük tartışma yaratan Rwanda planının ardından, bu kez Avrupa ülkeleriyle ortak hareket etmeyi tercih ediyor. İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer hükümeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden tamamen çekilmek yerine sözleşmenin yorumunun “güncellenmesini” savunuyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, yeni bildirinin “sağduyulu bir yaklaşım” sunduğunu belirterek, mevcut sistemin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Cooper, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tamamen terk edilmesini istemediklerini, ancak özellikle aile hayatı hakkını düzenleyen 8. madde ile kötü muamele yasağını içeren 3. maddenin yorumlanış biçiminin sınır dışı işlemlerini zorlaştırdığını savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Bildiri bağlayıcı değil, ancak siyasi yön değişimini gösteriyor

Uzmanlara göre anlaşma hukuken bağlayıcı değil. Ancak Avrupa’da göç politikalarının giderek daha sertleştiğini göstermesi bakımından önemli görülüyor. Avrupa Konseyi’nin yayımladığı metin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dolaylı biçimde “devletlerin göç politikalarına daha fazla alan tanınması” mesajı veriyor.

Bazı hukukçular ise bildirinin mahkemeler üzerinde doğrudan etkisi olmayacağını savunuyor. Eski yargıçlar ve insan hakları uzmanları, siyasi deklarasyonun hukuki içtihatları değiştirmeye yetmeyeceğini, ancak hükümetlerin daha sert göç yasaları hazırlamasına zemin oluşturabileceğini belirtiyor.

Independent Mortgage 3

İnsan hakları örgütlerinden sert tepki

Uluslararası insan hakları kuruluşları ve göç hukuku uzmanları ise anlaşmaya tepki gösterdi. Eleştiriler, üçüncü ülke merkezlerinin sığınmacıların hukuki korumalara erişimini zorlaştırabileceği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkisini zayıflatabileceği yönünde yoğunlaşıyor.

Hak örgütleri ayrıca, Avrupa dışındaki merkezlerde tutulacak kişilerin hangi hukuki denetime tabi olacağının belirsiz olduğunu ve uygulamanın uzun süreli gözaltı koşullarına dönüşebileceğini savunuyor. Özellikle çocuklar ve aileler açısından ciddi insan hakları riskleri doğabileceği belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Avrupa’da yeni göç ekseni oluşuyor

Son dönemde Denmark, Germany ve Italy gibi ülkelerin de üçüncü ülke merkezleri fikrine sıcak yaklaşması, Avrupa’da ortak bir göç ekseninin oluştuğu yorumlarına yol açtı. Avrupa Birliği de son aylarda “güvenli üçüncü ülke” uygulamalarını genişleten yeni düzenlemeleri onayladı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise Avrupa Konseyi bildirisi sonrası yaptığı açıklamada, Arnavutluk modeliyle başlatılan yaklaşımın artık Avrupa genelinde kabul gördüğünü savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İspanya Başbakanı Sanchez’den Filistin bayrağı açan Lamine Yamal’a destek

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, perşembe günü yaptığı açıklamada, La Liga'da şampiyonluğunu ilan eden Barcelona'nın yıldız futbolcusu Lamine Yamal’ın zafer kutlamalarında Filistin bayrağı sallayarak İspanya’yı "gururlandırdığını," söyledi.

İsrail ise Yamal'ın bayrak sallaması için "nefreti kışkırtmak," suçlaması yapmıştı.

18 yaşındaki forvet, Katalan devinin üst üste ikinci La Liga şampiyonluğunu kutladığı pazartesi günü Barcelona’da üstü açık otobüsle yapılan geçit töreninde Filistin bayrağı sallayarak dikkat çekti.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, perşembe günü İspanyol yıldıza tepki göstererek Yamal’ın ülkesine karşı "nefreti kışkırtmayı," tercih ettiğini söyledi.

Katz, X’te İspanyolca yaptığı paylaşımda, "Barcelona gibi büyük ve saygın bir kulübün bu ifadelerden uzak durmasını ve nefreti kışkırtmaya ya da teröre desteğe yer olmadığını açıkça ortaya koymasını umuyorum," dedi.

İsrail’in Gazze’de Filistinli militan grup Hamas’a karşı yürüttüğü yıkıcı iki yıllık savaşı "soykırım," olarak nitelendiren ve İsrail’in sert eleştirmenlerinden biri olan Sanchez, Yamal’ı savunarak karşılık verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sanchez X’te, "Bir devletin bayrağını sallamayı 'nefreti kışkırtmak' olarak görenler ya akıllarını kaybetmiştir ya da kendi utançları tarafından kör edilmiştir," diye yazdı.

Sanchez, "Lamine yalnızca milyonlarca İspanyolun Filistin’e duyduğu dayanışmayı ifade etti. Onunla gurur duymak için bir neden daha," ifadelerini kullandı.

İspanya’da geniş destek gören Filistin davasına Yamal’ın verdiği destek, Gazze’de de karşılık buldu.

AFP haber ajansından bir gazetecinin aktardığına göre, büyük ölçüde yıkıma uğrayan bölgede bir mülteci kampındaki sanatçılar, enkaz üzerine Yamal’ı Filistin bayrağı sallarken gösteren bir mural çizdi.

Barcelona Teknik Direktörü Hansi Flick, Yamal’ın bu hareketinden "hoşlanmadığını," söyledi ancak "bunu yapmak istiyorsa, bu onun kararı," dedi.

İspanya ile İsrail arasındaki ilişkiler, Hamas öncülüğündeki 7 Ekim 2023 İsrail saldırısının ardından başlayan Gazze savaşından bu yana kötüleşti.

İsrail, Madrid’in 2024’te Filistin devletini tanımasının ardından büyükelçisini geri çağırırken, İspanya da mart ayında Tel Aviv’deki en üst düzey temsilcisini resmen görevden aldı.

Independent Mortgage 3

Keir Starmer İstifa Çağrılarına Direniyor: Ülke Kaosa Sürüklenir

Birleşik Krallık Başbakanı ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer, yerel seçimlerde yaşanan ağır yenilginin ardından partisinden yükselen istifa çağrılarına rağmen görevini bırakmayacağını açıkladı. Starmer, liderlik değişikliğinin “ülkeyi siyasi ve ekonomik kaosa sürükleyeceğini” savunurken, parti içinde halef tartışmaları giderek derinleşiyor.

7 Mayıs’ta İngiltere genelinde yapılan yerel yönetim ve bölgesel meclis seçimleri, iktidardaki İşçi Partisi için tarihi bir çöküşe dönüştü. Parti, elindeki 2 bin 403 belediye meclisi sandalyesinin 1406’sını kaybetti. Londra’da ise İşçi Partisi’nin kontrolündeki 19 belediyeden 9’u muhalefete geçti.

Seçimlerin en dikkat çekici sonucu ise aşırı sağcı Nigel Farage liderliğindeki Reform UK partisinin yükselişi oldu. Daha önce yalnızca iki yerel meclis sandalyesine sahip olan Reform UK, seçimlerde 1444 sandalye kazanarak ülke siyasetinde dengeleri değiştirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

“İstifa etmeyeceğim”

Seçim sonuçlarının ardından tepkilere cevap veren Starmer, ortaya çıkan tabloyu “çok vahim” olarak nitelendirdi ancak görevden ayrılmayı düşünmediğini söyledi. Parti içindeki muhaliflere de meydan okuyan Starmer, kendisine karşı resmi liderlik süreci başlatılması gerektiğini ifade etti.

Starmer’a yakın isimler, hükümetin ortasında yaşanacak bir lider değişiminin piyasaları sarsabileceğini ve erken seçim baskısını artırabileceğini savunuyor. Başbakanın özel görüşmelerde, “şimdi geri çekilmenin ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyeceğini” dile getirdiği belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Parti içinde isyan büyüyor

İşçi Partisi’nde ise öfke giderek büyüyor. Özellikle partinin kuzey İngiltere’deki geleneksel kalelerinde yaşanan ağır kayıplar, milletvekilleri arasında “lider değişimi” çağrılarını hızlandırdı.

Parti içindeki muhalif kanadın önde gelen isimlerinden bazı milletvekilleri, Starmer’ın görevde kalmasının Reform UK’nin yükselişini daha da hızlandıracağını savunuyor. Bazı milletvekilleri, Başbakan’ın bir yıl içinde görevi bırakacağı bir “çıkış takvimi” açıklamasını isterken, bazıları ise derhal liderlik yarışına gidilmesini talep ediyor.

Krizi büyüten gelişmelerden biri de Sağlık Bakanı Wes Streeting’in kabineden ayrılarak açık biçimde Starmer’ın istifasını istemesi oldu. Streeting, Başbakan’ı “vizyonsuzluk” ve “otoriterleşme” ile suçladı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Starmer’ın yerine kimler gelebilir?

İşçi Partisi kulislerinde Starmer sonrası dönem için birçok isim konuşuluyor. En güçlü adaylardan biri, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham olarak gösteriliyor. Parti içinde geniş bir destek tabanına sahip olan Burnham’ın yeniden Avam Kamarası’na dönmesi için bir milletvekilinin koltuğunu boşaltmaya hazırlandığı öne sürüldü.

Parti içindeki bir diğer güçlü isim ise Başbakan Yardımcısı Angela Rayner. Sol tabanda etkili olan Rayner’ın özellikle sendikalar ve parti örgütü içinde önemli desteğe sahip olduğu belirtiliyor.

Enerji Bakanı Ed Miliband de adı geçen isimler arasında bulunuyor. Eski parti lideri olan Miliband’ın deneyimi nedeniyle “geçiş dönemi lideri” olabileceği konuşuluyor.

Kabineden ayrılan Wes Streeting’in adı da liderlik için geçse de bazı milletvekillerinin Streeting’i parti tabanında yeterince güçlü görmediği belirtiliyor. Savunma Bakanlığı’nda görev yapan Al Carns gibi daha genç isimler de kulislerde anılıyor.

I N D E P E N D E N T M O R T G A G E 3

Reform UK yükselişi İngiliz siyasetini sarsıyor

Siyasi analistler, seçim sonuçlarının yalnızca İşçi Partisi için değil, İngiliz siyaseti açısından da tarihi bir kırılma yarattığını belirtiyor. Reform UK’nin özellikle eski sanayi bölgeleri ve İşçi Partisi’nin geleneksel işçi sınıfı seçmenleri arasında güç kazanması, ülkede yeni bir siyasi eksen oluştuğuna işaret ediyor.

Uzmanlara göre seçmenlerin önemli bir bölümü ekonomik durgunluk, hayat pahalılığı, göç politikaları ve kamu hizmetlerindeki kötüleşme nedeniyle hem İşçi Partisi’ne hem de Muhafazakârlara tepki gösteriyor. Bu boşluğu ise Nigel Farage liderliğindeki Reform UK dolduruyor.

YouGov anketlerine göre halkın yaklaşık yarısı Starmer’ın görevden ayrılması gerektiğini düşünüyor. Parti tabanında da memnuniyetsizlik dikkat çekiyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Gözler Westminster’da

Şimdilik koltuğunu koruyan Starmer’ın önümüzdeki haftalarda parti grubunu ikna edecek yeni bir siyasi yol haritası açıklaması bekleniyor. Ancak Westminster kulislerinde, İşçi Partisi içinde “sessiz bir liderlik savaşı”nın çoktan başladığı yorumları yapılıyor.

İngiltere’de siyaset artık yalnızca İşçi Partisi ile Muhafazakârlar arasındaki klasik rekabetten ibaret görülmüyor. Reform UK’nin yükselişi ve İşçi Partisi içindeki liderlik krizi, ülkenin önümüzdeki genel seçimlere son derece parçalı ve gergin bir atmosferde gideceğine işaret ediyor.

İngiltere Kabinesinde Nesil Çalışkan’a Yeni Görev

İngiltere’de son günlerde yoğunlaşan hükümet içi değişim sürecinde, İşçi Partisi’nin genç ve yükselen isimlerinden Nesil Caliskan için yeni bir görev kararı alındığı yönündeki haberler gündeme geldi. İngiliz basını ve hükümet kaynaklarında yer alan bilgilere göre Çalışkan’ın, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki hükümette bakan yardımcılığı seviyesinde görev üstlendiği ifade edildi.

Yerel yönetimlerden Westminster’a uzanan kariyer

Kıbrıs Türk kökenli siyasetçi Nesil Çalışkan, İngiltere’de özellikle yerel yönetimlerdeki çalışmalarıyla tanındı. Londra’nın Enfield bölgesinde uzun yıllar belediye meclis üyeliği yapan Çalışkan, daha sonra Enfield Belediye Lideri olarak görev aldı. Aynı zamanda İngiltere Yerel Yönetimler Birliği’nde (Local Government Association) de aktif roller üstlendi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi’nden milletvekili seçilen Çalışkan, Westminster’daki ilk Kıbrıslı Türk milletvekili olarak tarihe geçti. Özellikle göçmen topluluklar, sosyal konut politikaları ve yerel yönetim reformları konularındaki çıkışlarıyla dikkat çekti.

Hükümette ilk üst düzey görev

İngiliz hükümetinin yayımladığı resmi atama listelerinde, Nesil Çalışkan’ın daha önce “Government Whip” olarak görev yaptığı ve ardından hükümet yapılanması içinde daha üst düzey sorumluluklar aldığı görüldü. Son günlerdeki kabine revizyonu sonrasında ise Çalışkan’ın “Parliamentary Under-Secretary of State” düzeyinde görev aldığı bilgileri öne çıktı.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi kaynakları, Çalışkan’ın özellikle yerel yönetimler ve toplumsal uyum alanlarındaki deneyimi nedeniyle tercih edildiğini belirtiyor. Parti içinde yükselen genç siyasetçiler arasında gösterilen Çalışkan’ın, Starmer ekibinin çeşitlilik ve temsil politikalarının da önemli sembollerinden biri olduğu yorumları yapılıyor.

Türk ve Kıbrıslı toplumdan destek

Nesil Çalışkan’ın kabinede görev alması, İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplumu içinde de memnuniyetle karşılandı. Özellikle Londra’daki göçmen toplum temsilcileri, bunun İngiliz siyasetinde azınlık toplumlarının daha görünür hale geldiğinin bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Siyasi gözlemciler ise Çalışkan’ın önümüzdeki dönemde İşçi Partisi içinde daha etkili pozisyonlara yükselebileceğine dikkat çekiyor. Westminster kulislerinde adı son dönemde “partinin yeni kuşak etkili isimleri” arasında anılan Çalışkan’ın, hükümetteki performansının yakından izleneceği belirtiliyor.

Türkiye'deki NATO Zirvesi öncesi İsrail'de tedirginlik! Sözünü geçirmeye çalışıyor...

  • Haber7

Türkiye 7 ve 8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinde Basra Körfezi ülkelerini de dahil etmek amacıyla görüşmelere başladığını açıkladı.

Tarihi adım olarak nitelendirilen bu girişim, "İstanbul İşbirliği Girişimi" üyesi ülkeler olan Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'i hedef alıyor. Ortadoğu’yu sarsan kriz sonrasında acil ve somut adımlar atılması bekleniyor.

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE ENERJİ TEHDİDİ

ABD’nin 28 Şubat’ta İran'a yönelik düzenlenen saldırıların ardından Körfez’deki ülkelerin ağır darbe aldığı, küresel enerji yollarının tehdit altında olduğu için dengelerin değiştiğini belirten İsrail Maariv gazetesi Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, istikrarsızlığın doğrudan ve şiddetli sonuçlarından en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirtti.

TÜRKİYE NATO'DAKİ GÜCÜNÜ ARTTIRMAYA ÇALIŞIYOR

Maariv gazetesi Türkiye’nin Körfez ülkeleri ile NATO Zirvesi’nde bir araya gelmesine ilişkin ise, "Ankara, kendisini NATO'nun Orta Doğu'ya yayılmasının mimarı olarak konumlandırarak, örgüt içindeki etkisini önemli ölçüde artırmaya çalışıyor. İttifaktaki en büyük ikinci orduya sahip olan Türkiye, mevcut krizi atıl bir ortaklığı proaktif bir araca dönüştürmek için kullanıyor. Gözlemciler, Türkiye'nin dar ulusal taleplerde bulunmak yerine, faaliyetlerini NATO'nun örgütsel bütünlüğünü güçlendirme stratejisi olarak sunduğuna ve bunun da siyasi etkisini tarihi bir zirveye taşıyabileceğine inanıyor" ifadelerini kullandı.

ABD'yi endişelendiren uzay atağı! Türkiye'nin Somali'deki faaliyetlerine örtülü tepki

  • Haber7-ÖZEL

Türkiye’nin öncü savunma sanayi şirketlerinden olan Roketsan’ın Somali’nin Hint Okyanusu kıyısında inşa edilen yeni uzay limanını uzun menzilli balistik füzeleri test etmek için kullanılacak.

Türkiye’nin Somali’de kurmuş olduğu tesis, Arap Yarımadası, Hürmüz Boğazı, Aden Körfez, Kızıldeniz nakliye yolları, Hint Okyanusu kıyı şeridi ve Hindistan’ın batı kıyı şeridini kapsarken Türkiye ve Somali arasında teknolojik bir ortaklık olarak nitelendirildi.

Türkiye’nin 2017 yılında Mogadişu’da en büyük denizaşırı üssü olan TURKSOM Askeri Eğitim Üssü’nü açmasıyla Somali ordusunda eğitim, teçhizat ve lojistik destek sağladı.

Şubat 2025'te iki ülke, Türk deniz kuvvetlerine Somali sularında devriye gezme ve açık deniz kaynaklarını koruma konusunda on yıllık bir yetki veren bir çerçeve anlaşması imzaladı.

TÜRKİYE SOMALİ'DE BÜYÜK BİR İVME YAKALADI

Ankara, 2024 ve 2025 yılları arasında yapılan sismik araştırmaların ardından Somali sularına ilk sondaj gemisini gönderdi ve Türk enerji yetkilileri, her biri yaklaşık 1.930 mil karelik üç açık deniz bloğu konusunda iyimser olduklarını ifade etti.

Türkiye, Somali’de uzay üssü inşa etmesinin asıl nedeni olarak ekvatora yakın konumda Dünya ile ek bir dönme ivmesi kazandırdığı, yakıt maliyetinin düşürüldüğü ve yük kapasitesini arttırması nedeniyle bölgede uzay ve havacılık konusunda faaliyetlerini arttırdı.

"SOMALİLER TÜRKİYE'NİN EYLEMLERİNİ YAKINDAN İNCELESİN"

Middle East Forum’da yapılan analizde, Somaliler’in Türkiye’nin eylemlerini yakından incelenmesi gerektiğini belirtirken, Mogadişu, tıpkı daha önceki deniz anlaşması ve petrol imtiyazları gibi, uzay limanı anlaşmasını da gönüllü olarak ve baskı altında olmadan imzaladığı vurgulandı.

"TÜRK VARLIĞI SOMALİ'DE KALICI HALE GELİYOR"

Türkiye’nin askeri gücü ve gemilerinin Somali sularında devriye gezdiğini, Şubat 2026 yılı itibariyle bölgeye F-16 konuşlandırılmasıyla Türk askerinin El-Şebab’a karşı kara muharebesine katılmasıyla ülkede yeni bir boyu kazandığı belirtilerek, “Türk kuvvetleri Somali topraklarında savaşmaya başladığında, ilk operasyonel aşamasının 12 ay içinde tamamlanması beklenen bir uzay limanı da dahil olmak üzere Türk altyapısının korunması kendi kendini güçlendiren bir hal alır. Varlık kalıcı hale gelir” denildi.

ABD, SOMALİ'DEKİ TÜRK VARLIĞINDAN RAHATSIZ 

Türkiye’nin Somali’deki faaliyetlerinin ABD tarafından geç de olsa fark edildiği, Türkiye ve ABD’nin bölgede çekişmeye başlayabileceğini belirten analizde, Washington, gecikmeli de olsa, bunun sonuçlarını fark etmeye başladı.

ABD yetkilileri, Türkiye'nin uzay limanı planlarından ve Somali sularındaki kaynak çıkarımından duydukları hoşnutsuzluğu dile getirdiler ve Mogadişu'ya, savunma bakanını görevden almadığı takdirde El-Şebab'a karşı güvenlik işbirliğini yeniden değerlendireceklerini açıkça belirttiler.

Somali Savunma Bakanı Ahmed Moali Fiqi'nin Türkiye ile ilişkilerinin en iyi seviyede olduğunu belirterek, büyük projeler hayata geçirmek istediklerini de söylemişti.

Somali Savunma Bakanının görevinden alındığı yabancı bir hükümetin kabine atamasına ilişkin “Ankara ve Washington arasında bir ihale savaşıyla çözülmesi, Somali'nin egemenliğinin hamileri arasında ne kadar kapsamlı bir şekilde bölündüğünü göstermektedir” denildi.

Somali Eski Savunma Bakanı Ahmed Moali Fiqi

TÜRKİYE GELİŞİYOR BATI İZLİYOR

Türkiye’nin Somali’de köklü bir geçmişe sahip olduğu, Amerika Birleşik Devletleri'nin Somali'de Türkiye'ninkiyle kıyaslanabilecek bir varlığı kadar derin bir ikili güvenlik mimarisi olmadığı belirtilirken, Körfez Arap devletleri, başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Afrika Boynuzu'ndaki yatırımlarını Mogadişu yerine Somaliland ve Puntland'a yoğunlaştırdı.

Türkiye’nin Hint Okyanusu kıyısında, Afrika ve Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü menziline alan, daimi bir askeri üsle güvence altına alındığı, “On yıllık bir deniz gücü yetkisiyle korunan ve kısmen ev sahibi devletin deniz tabanından kaynak çıkarımıyla finanse edilen bir füze test tesisi inşa ediliyor” denilerek, Avrupa’nın tepki göstermediği vurgulandı.

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal AK Parti'ye katıldı

CHP yönetimi tarafından kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen Burcu Köksal, AK Parti Genel Merkezi'ndeki programda AK Parti'ye katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye katılan Burcu Köksal ve diğer belediye başkanlarına 'hoş geldiniz' diyerek "Afyonkarahisar için birlikte çalışacağız" açıklamasını yaptı. KÖKSAL'IN ROZETİNİ ERDOĞAN TAKTI

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'ye katılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'a program sonrasında rozet taktı.

"AİLENİN KUTSALLIĞINA İNANANLARLA AYNI YOLDA YÜRÜYECEĞİM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından AK Parti rozeti takılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, yaptığı konuşmada 'aile' ve 'toplum değerleri' vurgusu yaparak CHP'ye göndermede bulundu. Köksal, konuşmasında şunları söyledi:

Sayın Cumhurbaşkanım, kıymetli genel başkan yardımcılarım, kıymetli AK Parti'li arkadaşlarım, sayın Cumhurbaşkanı'mızın önderliğinde Afyonkarahisar'da başta kentsel dönüşüm olmak üzere hemşehrilerimize söz verdiğimiz birçok projeyi hayata geçirmek, şehrimizi inşa etmek için memleketimi Adalet ve Kalkınma Partisi saflarında hizmet edeceğim. Ailenin kutsallığına inanlarla, toplumun değer yargılarına saygı duyanlarla aynı yolda yürüyeceğim. Afyonkarahisar'ımıza, milletimize, ülkemize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun.

Afyon Belediye Baskani Burcu Koksal Ak Parti Erdogan 2

KÖKSAL: İÇİM ÇOK RAHAT

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, dün akşam yaptığı açıklamada "AK Parti'ye katılıyorum, içim çok rahat. CHP'de siyaset yapma imkanı kalmamıştı" diyerek tartışmalara son noktayı koydu.

"CHP'DE SİYASET İMKANI KALMADI"

CNN Türk Muhabiri Melike Görür, Burcu Köksal'ın AK Parti'ye katılım sürecine ilişkin detayları aktardı:

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, uzun süren sessizliğini dün bozdu ve bir televizyon programında konuştu. Burcu Köksal, bugün AK Parti’ye geçeceğini söyledi ve içinin rahat, huzur dolu olduğunu ifade etti. CHP’de siyaset yapma imkânının kalmadığını belirtti.
Bilindiği üzere CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burcu Köksal’a bir mesaj atarak, kocası nedeniyle kendisinin tehdit edilmesi gerekçesiyle bu yönde bir karar aldığını iddia etmiş; mesajında da Burcu Köksal’a, ‘Boşa çıkma, partin arkanda durur’ dediğini söylemişti. Burcu Köksal da bunu doğruladı ve ‘Bu mesaj, en hafif mesajlardan biriydi’ ifadelerini kullandı. ‘Evet, tehdit edildim ancak beni Özgür Özel tehdit etti’ dedi.

"KILIÇDAROĞLU'NA OY VERDİĞİM İÇİN UNUTAMADI"

Ayrıca, ‘Özgür Özel, kurultaydan bu yana Kılıçdaroğlu’na oy verdiğim için bunu bir türlü unutamıyor’ ifadelerini kullandı. 31 Mart seçimlerinde kendisine yalnızca bir kez mazot desteği geldiğini belirten Köksal, ‘Ekrem İmamoğlu ile ters düşünce bir daha mazot kartı da yollamadılar. Sistematik olarak trollerin saldırısına uğradım’ dedi.

"CUMHURBAŞKANIMIZLA 45 DAKİKA GÖRÜŞTÜM"

Burcu Köksal, aynı zamanda CHP yönetimi tarafından mobbinge uğradığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la da 45 dakikalık bir görüşme yaptığını anlattı ve ‘Cumhurbaşkanımız birlikte siyaset yapacağımızı söyledi. Ben de kendisine, “CHP’deyken hep sizin karşınızda oldum ama artık o CHP kalmadı. Bu CHP, bizim CHP’miz değil” dedim’ ifadelerini kullandı.

Köksal’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile telefonda görüştüğü bilgisi vardı. Köksal da bunu doğruladı. ‘Kemal Kılıçdaroğlu, partiden ayrılmama razı olmadı. Ama beni kararlı görünce, “İlla istifa edeceksen bari bağımsız kal” dedi’ ifadelerini kullandı. ‘O görüşmemizde kendisine de söyledim; ben zaten bağımsız gibiydim. Bize hiçbir görev verilmiyordu’ dediğini de aktardı.

Burcu Köksal’a bugün AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda AK Parti rozeti takılacak. Böylece AK Parti’ye geçmiş olacak.

Burcu Köksal, dün sessizliğini koruduğu saatlerde CHP Merkez Yönetim Kurulu tarafından tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na kesin ihraç talebiyle sevk edilmişti. Tedbirli sevk nedeniyle parti üyeliği de askıya alınmıştı. Bu gelişmeyi, MYK toplantısının ardından açıklama yapan Parti Sözcüsü Zeynel Emre duyurdu. Zeynel Emre, ‘Artık istediği yere gidebilir’ ifadelerini kullandı.

Keir Starmer depremi: İçişleri Bakanı Mahmood ve 72 Vekilden İstifa Çağrısı

İngiltere’de iktidardaki İşçi Partisi’nde Başbakan Keir Starmer üzerindeki baskı her geçen saat büyüyor. Yerel seçimlerde alınan ağır yenilginin ardından başlayan liderlik tartışmaları, parti içinde açık bir isyana dönüşmüş durumda.

İngiliz basınında yer alan son bilgilere göre, 72’den fazla İşçi Partisi milletvekili Starmer’ın görevden ayrılması ya da en azından bir istifa takvimi açıklaması çağrısında bulundu. Parti içindeki huzursuzluk özellikle Westminster koridorlarında “liderlik savaşının artık başladığı” şeklinde yorumlanıyor.

Krizin en dikkat çekici gelişmesi ise İçişleri Bakanı Shabana Mahmood cephesinden geldi. Mahmood’un, Starmer’dan görevden ayrılış sürecine ilişkin net bir yol haritası istemesi, Başbakan’a yönelik en üst düzey kabine çıkışlarından biri olarak değerlendirildi.

Attelia Clinik London

No 10’da kritik trafik

Londra’daki Başbakanlık Ofisi No 10’da gece boyunca yoğun görüşmeler yapıldı. Bir grup bakan Starmer’a destek vermek amacıyla Downing Street’e giderken, başka bir grup ise parti içindeki çöküşün daha fazla büyümeden kontrollü bir geçiş süreci başlatılması gerektiğini savundu.

İngiliz gazeteleri, kabine içinde ciddi bir bölünme yaşandığını yazarken; özellikle seçim sonuçlarının ardından kamuoyunda Starmer’a yönelik güven kaybının hızlandığı belirtiliyor. İşçi Partisi’nin İngiltere genelinde yüzlerce belediye meclis üyeliğini kaybetmesi ve bazı bölgelerde Reform UK karşısında ağır yenilgi alması, parti yönetiminde alarm zillerini çaldı.

Istikbal 860X450 Pxl

Dört danışman istifa etti

Krizi derinleştiren bir diğer gelişme ise hükümet içinden gelen istifalar oldu. Başbakan’a yakın çalışan dört parlamento özel danışmanı görevlerinden ayrılarak açık şekilde yeni liderlik çağrısı yaptı.

İstifa eden isimler arasında Wes Streeting’e yakınlığıyla bilinen Joe Morris’in bulunması, olası bir liderlik yarışının perde arkasında hareketlendiği yorumlarına yol açtı. Parti içindeki bazı grupların Sağlık Bakanı Wes Streeting etrafında pozisyon almaya başladığı öne sürülüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gözler olası lider adaylarında

İşçi Partisi kulislerinde şu anda üç isim öne çıkıyor: Wes Streeting, Başbakan Yardımcısı Angela Rayner ve Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham.

Özellikle Burnham’ın adı parti tabanında giderek daha yüksek sesle dillendiriliyor. Ancak Burnham’ın milletvekili olmaması nedeniyle olası bir liderlik yarışında teknik süreçlerin nasıl işleyeceği tartışılıyor.

Angela Rayner’ın da son günlerde “mevcut siyasi çizginin işlemediği” yönündeki açıklamaları, Starmer sonrası dönem için hazırlık yaptığı yorumlarını beraberinde getirdi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Starmer geri adım atmıyor

Tüm baskılara rağmen Keir Starmer ise görevden ayrılmayacağı mesajını vermeyi sürdürüyor. Pazartesi günü yaptığı konuşmada seçim sonuçlarının “çok ağır” olduğunu kabul eden Starmer, buna rağmen ülkeyi “kaosa sürüklemeyeceğini” söyledi.

Starmer konuşmasında, “Şüphe duyanların yanıldığını kanıtlayacağım” ifadelerini kullanırken, erken bir liderlik yarışının hem hükümete hem de İşçi Partisi’ne zarar vereceğini savundu.

Ancak parti içindeki hava bunun tersini gösteriyor. Westminster’da birçok milletvekili artık Starmer’ın siyasi olarak “geri dönüşü olmayan bir noktaya” geldiğini düşünüyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Piyasalar da tedirgin

İngiltere’de yaşanan siyasi kriz yalnızca parti içi dengeleri değil, ekonomik piyasaları da etkilemeye başladı. İngiliz basınında yer alan analizlerde, hükümette yaşanan belirsizliğin tahvil piyasalarında baskı oluşturduğu ve yatırımcıların olası liderlik değişimini yakından takip ettiği belirtildi.

İşçi Partisi’nde önümüzdeki günlerde yeni istifaların ve açık liderlik çağrılarının gelmesi beklenirken, Londra kulislerinde artık en çok konuşulan soru şu: “Keir Starmer ne kadar daha dayanabilecek?”

Keir Starmer’ın güç kaybetmesi AB’de endişe meydana getirdi

İngiltere’de yapılan yerel seçimler, iktidardaki İşçi Partisi için son yılların en ağır siyasi darbelerinden biri oldu. Parti yüzlerce belediye meclis üyeliğini kaybederken, özellikle kuzey İngiltere ve Midlands bölgesindeki geleneksel “kırmızı duvar” seçmen tabanında ciddi çözülme yaşandı. Reform UK’nin yükselişi ise İngiliz siyasetinde dengeleri sarstı.

Seçim sonuçlarının ardından konuşan Keir Starmer, “Çekip gitmeyeceğim ve ülkeyi kaosa sürüklemeyeceğim” diyerek istifa çağrılarını reddetti. Ancak parti içinde liderlik tartışmaları artık açık biçimde konuşuluyor.

İngiliz basınına göre yaklaşık 40 İşçi Partili milletvekili Starmer’ın ya görevden ayrılmasını ya da bir geçiş takvimi açıklamasını istiyor. Bazı milletvekilleri ise olası liderlik yarışında Sağlık Bakanı Wes Streeting, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham ve Başbakan Yardımcısı Angela Rayner gibi isimlerin öne çıkabileceğini savunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Reform UK yükselişi Londra’yı sarstı

Yerel seçimlerin en dikkat çekici sonucu, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK partisinin büyük çıkışı oldu. Parti yüzlerce yeni sandalye kazanırken, Farage sonuçları “İngiliz siyasetinde tarihi kırılma” olarak nitelendirdi.

Analistler, özellikle göç, hayat pahalılığı ve enerji fiyatları nedeniyle seçmenin hem Muhafazakârlardan hem de İşçi Partisi’nden uzaklaştığını belirtiyor. Reform UK’nin Brexit söylemini yeniden merkez siyasete taşıması, Starmer’ın AB ile yakınlaşma planlarını da siyasi açıdan riskli hale getiriyor.

Reddit ve sosyal medya platformlarında yapılan yorumlarda da Starmer’ın “seçmenle bağ kuramayan technokrat bir lider” olduğu yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. Bazı İşçi Partisi destekçileri, seçmenin yalnızca hükümet politikalarına değil doğrudan Starmer liderliğine tepki gösterdiğini savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Brüksel’de “zayıf lider” endişesi

Starmer hükümeti, Brexit sonrası dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden yapılandırmak için yeni bir diplomatik açılım hazırlığında. Londra kulislerinde konuşulan plana göre İngiltere’nin AB ile savunma iş birliği, ticaret standartları, gençlik değişim programları ve gümrük süreçlerinde daha yakın koordinasyona gitmesi hedefleniyor.

Ancak Avrupa başkentlerinde asıl soru şu: “Siyasi olarak zayıflayan bir Starmer bu dönüşümü gerçekleştirebilir mi?”

AB diplomatik çevreleri, Starmer’ın parlamentodaki büyük çoğunluğuna rağmen kamuoyu desteğini hızla kaybetmesinin müzakereleri zorlaştırabileceğini düşünüyor. Özellikle Farage’ın yükselişi nedeniyle İngiltere’de yeniden sert Brexit söylemlerinin güç kazanabileceği değerlendiriliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiliz medyasına sızan bilgilere göre Starmer’ın pazartesi günü yapacağı büyük konuşmada “daha pragmatik ve daha yakın Avrupa ilişkileri” vurgusu öne çıkacak. Ancak hükümet kaynakları, serbest dolaşım ya da tam AB üyeliğinin gündemde olmadığını özellikle vurguluyor.

İşçi Partisi içinde yön kavgası

Seçim yenilgisi, İşçi Partisi içinde ideolojik tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Partinin sol kanadı hükümeti “fazla teknokratik ve seçmenden kopuk” olmakla suçlarken, merkez kanat ise ekonomik istikrar söyleminden vazgeçilmemesi gerektiğini savunuyor.

Başbakan Yardımcısı Angela Rayner’ın son günlerde yaptığı çıkışlar Londra’da “örtülü liderlik hazırlığı” yorumlarına neden oldu. Bazı sendikalar da hükümetin işçi sınıfı tabanıyla bağlarını kaybettiğini savunarak daha radikal ekonomik politikalar talep ediyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Kritik konuşma bekleniyor

Gözler şimdi Starmer’ın pazartesi günü yapacağı kapsamlı konuşmaya çevrildi. İngiliz basını bu konuşmayı “ya yeniden başlangıç ya da siyasi çözülmenin hızlanması” şeklinde yorumluyor.

Başbakanın konuşmada:

  • Avrupa ile yeni ekonomik ortaklık planını,
  • kamu hizmetlerine yönelik yeni yatırım paketini,
  • göç ve sınır güvenliği politikalarını,
  • hayat pahalılığıyla mücadele stratejisini

açıklaması bekleniyor.

Ancak siyaset uzmanlarına göre asıl mesele artık yalnızca politika değil; Starmer’ın seçmene yeniden güven verip veremeyeceği olacak. Çünkü İngiltere’de siyasi tablo hızla çok parçalı bir yapıya dönüşürken, Reform UK’nin yükselişi hem İşçi Partisi’ni hem de Muhafazakârları tarihi bir baskı altına sokmuş durumda.

Bilal Erdoğan ve Mesut Özil Londra’da Konuşacak

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya ve AK Parti MKYK Üyesi, ünlü eski futbolcu Mesut Özil Londra’da konuşacak.

Uluslararası Demokratlar Birliği UID UK’in düzenleyeceği, “Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Buluşmaları” etkinliğine katılacak olan Erdoğan, Sırakaya ve Özil, Doğu Londra’daki “124-126 Cheshire Street, London E2 6EJ” adresindeki The Atrium’da 17 Mayıs Pazar günü halkla bir araya gelecek.

UID ve farklı kuruluşlar taragından sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, etkinliği izlemek isteyenlerin kayıt yaptırmalarının zorunlu olduğu belirtildi.

Söz konusu paylaşımlarda, toplantıyı izlemek isteyenlerin, “uk.u-id.org” internet sitesinden veya sosyal medyada paylaşılan QR code üzerinden kayıt yaptırabilecekleri hatırlatıldı.

Uid Uk Bilal Erdogan Mesut Ozil Zafer Sirakaya Londra 1

Paylaşımlarda programın 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 19:00’da başlayacağı da kaydedildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiliz İşçi Partisi’nde “Starmer İsyanı”: Liderlik Savaşı Büyüyor

İngiltere İşçi Partisi içinde aylardır devam eden huzursuzluk, İngiltere, Galler ve İskoçya’daki seçim sonuçlarının ardından artık açık bir iç savaşa dönüşmüş durumda. Parti kaynaklarına göre çok sayıda milletvekili Keir Starmer’ın liderliğinin “sürdürülemez” hale geldiğini düşünüyor.

Parti içindeki muhalefetin sembol isimlerinden Labour milletvekili Catherine West, Başbakan ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer’a karşı açık bir liderlik hamlesi başlatabileceğini duyurdu. West, pazartesi gününe kadar kabineden bir ismin Starmer’a meydan okumaması halinde süreci kendisinin başlatacağını söyledi.

27 yıllık kale çöktü

Krizin fitilini ateşleyen gelişme, İşçi Partisi’nin özellikle Galler’de aldığı tarihi yenilgi oldu. Labour, yaklaşık 27 yıl sonra ilk kez Galler’de iktidar üstünlüğünü kaybetti. İskoçya’da Scottish National Party yeniden güç kazanırken, İngiltere’de ise Reform UK büyük sıçrama yaptı.

Ingiltere Isci Partisi Liderlik Krizi Catherine West Keir Starmer

Yerel seçimlerde Labour’ın yaklaşık 1.500 sandalye kaybetmesi, parti tabanında ve milletvekilleri arasında büyük öfke yarattı. Bazı bölgelerde Yeşillerin ve Reform UK’nin geleneksel Labour seçmenini çekmesi, parti yönetiminde alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

“81 imza gerekiyor”

Labour kurallarına göre bir liderlik yarışının resmen başlayabilmesi için parlamentodaki İşçi Partili milletvekillerinin en az yüzde 20’sinin desteği gerekiyor. Bu da mevcut tabloda yaklaşık 81 milletvekilinin imzası anlamına geliyor.

Catherine West ise şu anda yaklaşık 10 milletvekilinin kendisine destek vermeye hazır olduğunu belirterek, “Bu sayı hızla büyüyebilir. İnsanlar artık sessiz kalmak istemiyor” mesajı verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

West’in çıkışı Westminster kulislerinde “öncü hamle” olarak yorumlanıyor. Parti içindeki bazı isimler, West’in aslında daha güçlü adayların önünü açmak için “stalking horse” rolü üstlendiğini savunuyor. Kulislere göre potansiyel lider adayları arasında Angela Rayner, Wes Streeting ve Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham öne çıkıyor.

Kabinede bölünme

Parti içinde görüş ayrılıkları giderek sertleşiyor. Bazı milletvekilleri West’in çıkışını “zamansız ve sorumsuz” olarak nitelerken, Starmer’a yakın isimler liderlik tartışmasının partiye daha fazla zarar vereceğini savunuyor.

Eğitim Bakanı Bridget Phillipson, Starmer’a yönelik bir liderlik hamlesinin “yanlış” olacağını belirterek parti içinde birlik çağrısı yaptı. Ancak perde arkasında yaklaşık 40 milletvekilinin Starmer’ın geleceği konusunda ciddi şüphe taşıdığı ifade ediliyor.

Öte yandan bazı sendika temsilcileri de parti yönetimini sert sözlerle hedef aldı. Unite sendikasının bazı yöneticileri, Labour’ın işçi sınıfı seçmeniyle bağını kaybettiğini ve mevcut çizgiyle devam edilmesi halinde partinin “siyasi olarak yok olabileceği” uyarısında bulundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer geri adım atmıyor

Tüm baskılara rağmen Keir Starmer ise görevi bırakmaya niyetli görünmüyor. Starmer, hükümetinin “10 yıllık bir proje” olduğunu savunarak liderliği bırakmayacağını açıkladı. “Bu işi yarıda bırakıp ülkeyi kaosa sürüklemeyeceğim” diyen Starmer’ın pazartesi günü kapsamlı bir “yeniden başlangıç” konuşması yapması bekleniyor.

Starmer’ın ayrıca eski Başbakan Gordon Brown ve deneyimli Labour figürü Harriet Harman ile yeniden yakın çalışmaya başlaması da dikkat çekti. Bu hamle, parti içinde “krizi kontrol altına alma girişimi” olarak değerlendiriliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Reform UK yükselişi paniği büyüttü

Parti içindeki paniğin temel nedenlerinden biri de Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’nin hızlı yükselişi oldu. Özellikle kuzey İngiltere’de geleneksel Labour seçmeninin önemli bölümünün Reform UK’ye yönelmesi, “kırmızı duvar” olarak bilinen bölgelerde alarm yarattı.

Siyasi gözlemcilere göre Labour içindeki kriz artık yalnızca liderlik tartışması değil; partinin ideolojik yönü ve seçmenle ilişkisi üzerine daha büyük bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda.

Westminster’da şimdi herkesin gözü pazartesi gününe çevrilmiş durumda. Eğer kabineden güçlü bir isim Starmer’a meydan okumazsa, Labour son yılların en sert liderlik savaşlarından birine sahne olabilir.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Catherine West’in Kısa Özgeçmişi

  • Tam adı: Catherine Elizabeth West
  • Doğum tarihi: 14 Eylül 1966
  • Doğum yeri: Mansfield, Victoria, Avustralya
  • Vatandaşlık: Birleşik Krallık ve Avustralya çifte vatandaşlığı
  • Partisi: Labour Party
  • Mesleği: Politikacı, eski sosyal hizmet uzmanı
  • Eğitim:
    • Sydney Üniversitesi’nde modern diller ve sosyal hizmet eğitimi
    • SOAS University of London bünyesinde Çin Çalışmaları yüksek lisansı

Kariyeri

West, siyasi kariyerine Londra yerel yönetimlerinde başladı. 2002–2014 yılları arasında Islington Belediye Meclisi üyeliği yaptı ve 2010–2013 arasında belediye lideri olarak görev aldı. Bu dönemde sosyal eşitsizlikle mücadele politikalarıyla dikkat çekti.

2015 genel seçimlerinde ilk kez milletvekili seçildi. Parti içinde daha çok merkez-sol (“soft left”) çizgide değerlendiriliyor. Jeremy Corbyn döneminde gölge dışişleri ekibinde görev aldı. Brexit sürecinde AB yanlısı tavrıyla öne çıktı ve parti yönetimine karşı oy kullandığı için bir dönem görevden alındı.

2024–2025 yılları arasında İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda Hint-Pasifik’ten sorumlu devlet bakan yardımcılığı yaptı. Ayrıca Çin ve Asya politikaları konusunda uzman isimlerden biri olarak görülüyor. Mandarin Çincesi dahil beş dil konuştuğu belirtiliyor.

Son Dönemde Neden Gündemde?

2026 yerel seçimlerinde Labour’ın ağır kayıplar yaşamasının ardından West, Starmer liderliğini açık şekilde sorgulayan ilk milletvekillerinden biri oldu. Kabineden bir ismin liderlik yarışına girmemesi halinde kendisinin aday olabileceğini açıkladı. Bu çıkış, parti içindeki liderlik krizinin sembollerinden biri haline geldi.

İşçi Partisi'nde tarihi kayıp, Starmer üzerinde istifa baskısı

Birleşik Krallık’ta İngiltere, İskoçya ve Galler’de düzenlenen yerel seçimler ülke siyasetinde büyük bir kırılmaya işaret etti. 7 Mayıs’ta sandık başına giden seçmenler, hem iktidardaki İşçi Partisi’ne hem de ana muhalefetteki Muhafazakârlara ağır bir mesaj verdi. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Reform UK seçimlerin açık ara kazananı olurken, Yeşiller ve Liberal Demokratlar da önemli kazanımlar elde etti. Buna karşılık Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi 1.400’den fazla meclis üyesini kaybederek seçimlerin en ağır yenilgisini yaşadı.

Seçim sonuçları, Birleşik Krallık siyasetinde geleneksel iki partili yapının çözülmeye başladığı yorumlarını beraberinde getirdi. Özellikle İngiltere’nin kuzeyindeki eski İşçi Partisi kalelerinde Reform UK’in yükselişi dikkat çekti.

Istikbal 860X450 Pxl

Reform UK seçimlerin en büyük kazananı oldu

Nigel Farage liderliğindeki Reform UK, yerel seçimlerde tarihi bir sıçrama yaptı. Parti, İngiltere genelinde 1.400’den fazla meclis üyesi kazanırken birçok belediyede yönetimi ele geçirdi. Reform UK özellikle eski sanayi kentlerinde ve geleneksel İşçi Partisi bölgelerinde büyük başarı sağladı.

Reform UK’in kazandığı önemli belediyeler

  • Hartlepool
  • Barnsley
  • Wakefield
  • Gateshead
  • Essex
  • Suffolk
  • Newcastle-under-Lyme
  • Sunderland çevresindeki bazı yerel yönetimler

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reform UK’in meclis üyesi kazancı

  • +1.450’nin üzerinde yeni meclis üyesi
  • Toplam yaklaşık 1.453 sandalye

Farage seçim gecesi yaptığı açıklamada sonuçları “Britanya siyasetinde tarihi değişim” olarak nitelendirdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yeşiller yükselişini sürdürdü

Green Party de seçimlerin dikkat çeken partilerinden biri oldu. Parti, çevre politikalarının yanı sıra sosyal konut ve yerel hizmetler alanındaki vaatleriyle özellikle büyük kentlerde oy artırdı.

Yeşillerin kazandığı belediyeler

  • Norwich
  • Hastings
  • Hackney Belediye Başkanlığı
  • Londra’da iki belediye başkanlığı

Yeşillerin meclis üyesi kazancı

  • +370 ila +440 arasında yeni meclis üyesi
  • Toplam yaklaşık 580’den fazla sandalye

Liberal Demokratlar sekizinci kez yükseldi

Liberal Democrats daha sınırlı ama istikrarlı bir yükseliş yaşadı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Liberal Demokratların kazandığı bölgeler

  • Portsmouth
  • Stockport
  • Richmond
  • Sutton

Liberal Demokratların meclis üyesi kazancı

  • +150’den fazla yeni meclis üyesi
  • Üst üste sekizinci yıl artış rekoru

Muhafazakârlar ağır kayıp yaşadı

Conservative Party de seçimlerin kaybedenleri arasında yer aldı. Parti birçok güney İngiltere belediyesinde kontrolü kaybetti.

Muhafazakârların kaybettiği belediyeler

  • Essex’in bazı bölgeleri
  • Suffolk
  • Newcastle-under-Lyme
  • Londra çevresindeki çeşitli yerel yönetimler

Muhafazakârların sandalye kaybı

  • -550’nin üzerinde meclis üyesi
  • Toplam yaklaşık 800 sandalye seviyesine geriledi

İşçi Partisi’nde kriz derinleşiyor

Keir Starmer liderliğindeki Labour Party seçimlerin en büyük kaybedeni oldu. Parti 1.400’den fazla sandalye kaybederken onlarca belediyeyi de yitirdi.

İşçi Partisi’nin kaybettiği önemli belediyeler

  • Wandsworth
  • Westminster
  • Southampton
  • Tameside
  • Tamworth
  • Exeter
  • Hartlepool
  • Redditch

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

İşçi Partisi’nin sandalye kaybı

  • -1.400’den fazla meclis üyesi
  • 37 belediyede kontrol kaybı

Seçim sonuçlarının ardından İşçi Partisi içinde Starmer’a yönelik eleştiriler sertleşti. Bazı milletvekilleri lider değişiminin kaçınılmaz hale geldiğini savunurken, Hartlepool milletvekili Jonathan Brash açık biçimde Starmer’ın istifa takvimi açıklaması gerektiğini söyledi.

Starmer ise yaptığı ilk açıklamada “zor sonuçlar” aldıklarını kabul etti ancak görevden ayrılmayacağını duyurdu.

Bölge Bölge Seçim Sonuçları

İngiltere

İngiltere seçimlerin merkez üssü oldu. Reform UK özellikle kuzey ve orta İngiltere’de eski İşçi Partisi bölgelerini ele geçirdi. Londra’da ise Yeşiller ve Liberal Demokratlar etkisini artırdı.

Öne çıkan sonuçlar

  • Reform UK birçok kuzey belediyesini kazandı
  • İşçi Partisi Londra dışındaki birçok kaleyi kaybetti
  • Yeşiller Hackney’de belediye başkanlığını aldı
  • Liberal Demokratlar güney İngiltere’de güç kazandı

İskoçya

İskoçya’da seçimlerin galibi yine İskoç Ulusal Partisi oldu. İşçi Partisi burada da beklenen yükselişi gösteremedi.

Öne çıkan sonuçlar

  • SNP iktidarını korudu
  • Reform UK oylarını artırarak ikinci büyük parti konumuna yaklaştı
  • İşçi Partisi ciddi oy kaybı yaşadı

Galler

Galler’de sonuçlar İşçi Partisi için tarihi bir çöküş anlamına geldi.

Öne çıkan sonuçlar

  • İşçi Partisi’nin 27 yıllık üstünlüğü sona erdi
  • Plaid Cymru önemli kazanımlar elde etti
  • Reform UK ikinci büyük siyasi güçlerden biri haline geldi

Büyük Kentlerde Sonuçlar

Londra

  • İşçi Partisi bazı bölgelerde kontrolü korudu
  • Hackney’de Yeşiller büyük başarı kazandı
  • Barnet, Brent ve Haringey’de “kontrolsüz belediye” sonuçları çıktı

Manchester ve Kuzey İngiltere

  • Tameside ve Hartlepool gibi geleneksel İşçi Partisi kaleleri kaybedildi
  • Reform UK büyük sıçrama yaptı

Midlands

  • Tamworth ve Redditch el değiştirdi
  • Reform UK oylarını ciddi biçimde artırdı

Bu sonuçlarla birlikte Birleşik Krallık siyasetinde yeni bir dönemin başladığı yorumları yapılırken, gözler şimdi hem Keir Starmer’ın liderliğinin geleceğine hem de Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’in ulusal siyasette yaratacağı etkiye çevrildi.

AB'den Abu Dabi Kraliyet Ailesine Milyonlarca Euro Destek Tartışması

Avrupa Birliği’nde uzun süredir tartışma konusu olan tarım destek sistemi yeniden gündemin merkezine oturdu. Avrupa basınında yer alan haberlerde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin en güçlü ailelerinden biri olan Abu Dabi kraliyet ailesiyle bağlantılı tarım şirketlerinin, AB’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) çerçevesinde milyonlarca euroluk destek aldığı öne sürüldü.

İddialara göre son altı yılda toplam destek miktarı yaklaşık 71 milyon euroya ulaştı. Söz konusu fonların, Doğu Avrupa’daki büyük ölçekli tarım arazileri üzerinden alındığı belirtiliyor.

Konu, özellikle son dönemde artan maliyetler, kuraklık ve düşük ürün fiyatları nedeniyle zor günler geçiren Avrupalı çiftçilerin tepkisini çekti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Çiftçilerden Sert Tepki

Fransa, Almanya, Polonya ve Hollanda başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde çiftçi birlikleri, büyük sermaye gruplarının tarım fonlarından yüksek pay almasını eleştiriyor.

Birçok çiftçi örgütü, mevcut sistemin küçük üreticiler yerine dev şirketleri ödüllendirdiğini savunuyor.

Avrupalı çiftçilerden gelen tepkilerde şu görüş öne çıkıyor:

“Gerçek üreticiler bu kadar destek alamazken milyarder aileler neden AB fonlarından yararlanıyor?”

Özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçiler, desteklerin arazi büyüklüğüne göre dağıtılmasının büyük yatırım fonları ve uluslararası holdinglere avantaj sağladığını belirtiyor.

Sistem Nasıl İşliyor?

AB’nin Ortak Tarım Politikası kapsamında verilen desteklerin önemli bölümü, sahip olunan veya işletilen tarım arazisinin büyüklüğüne göre hesaplanıyor.

Bu durum, büyük arazi sahiplerinin otomatik olarak daha fazla destek almasına neden oluyor.

Uzmanlara göre sistemin temel amacı Avrupa’daki tarımsal üretimi korumak olsa da yıllar içinde büyük yatırım şirketleri, finans fonları ve yabancı sermaye grupları da bu desteklerden yararlanmaya başladı.

Özellikle Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve İspanya gibi ülkelerde geniş tarım arazileri satın alan yabancı yatırımcıların AB fonlarından ciddi miktarda kaynak aldığı belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Şeffaflık Tartışması Büyüyor

Avrupa Parlamentosu’nda bazı milletvekilleri, tarım desteklerinin kimlere gittiğine ilişkin daha şeffaf bir sistem kurulması çağrısında bulundu.

Yeşiller ve sol partiler, milyarder yatırımcıların kamu kaynaklarından yararlanmasının sosyal adalet açısından sorun yarattığını savunuyor.

Bazı milletvekilleri ise mevcut sistemin “tarım üretimini değil, arazi sahipliğini ödüllendirdiğini” dile getiriyor.

Tarım politikaları üzerine çalışan uzmanlar da desteklerin çevresel sürdürülebilirlik, küçük çiftçilerin korunması ve yerel üretimin devamlılığı gibi kriterlere göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

AB Komisyonu Savunmada

Avrupa Komisyonu ise mevcut kuralların tüm yatırımcılar için eşit uygulandığını ve desteklerin yasal çerçeve içinde dağıtıldığını savunuyor.

Komisyon yetkilileri, tarım fonlarının yalnızca mülkiyet değil üretim faaliyetleri temel alınarak verildiğini belirtirken, üye ülkelerin dağıtım süreçlerinde daha fazla denetim yapabileceğini ifade ediyor.

Ancak eleştirmenler, sistemin pratikte büyük arazi sahiplerini kayırdığı görüşünde.

Avrupa’da Tarım Krizi Derinleşiyor

Son iki yılda Avrupa genelinde çiftçi protestolarında ciddi artış yaşandı. Artan enerji maliyetleri, gübre fiyatları, iklim krizi kaynaklı kuraklık ve ucuz ithalat baskısı nedeniyle birçok çiftçi ekonomik darboğaz içinde bulunuyor.

Bu nedenle büyük sermaye gruplarına sağlanan destek iddiaları kamuoyunda daha güçlü tepki yaratıyor.

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde AB’nin Ortak Tarım Politikası’nın yeniden şekillendirilmesi ve destek sisteminin daha adil hale getirilmesi yönündeki baskılar artacak.

Enfield’da siyasi deprem: Labour çoğunluğu kaybetti, Green Parti kilit aktör oldu

Türkiye ve KKTC kökenli toplumun en yoğun olduğu Londra’nın kuzeyindeki Enfield ilçesinde yapılan yerel seçimler, İngiltere genelinde giderek belirginleşen çok parçalı siyasi yapının yerel ölçekteki en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

İlk sonuçlara göre Conservative Party meclisteki sandalye sayısını artırarak 31 üyeye ulaşırken, Labour Party 11 sandalye kaybederek 27 üyede kaldı. Green Party of England and Wales ise tarihinde ilk kez Enfield Belediye Meclisi’ne girerek 5 sandalye kazandı. Böylece ilçede hiçbir parti tek başına yönetim çoğunluğunu sağlayamadı.

Toplam 63 sandalyeli belediye meclisinde çoğunluk için 32 üye gerekiyor. Conservative Parti bu sınırın yalnızca bir sandalye gerisinde kaldı. Sonuçlar, Enfield’da “No Overall Control” yani hiçbir partinin tek başına yönetemediği yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.

Attelia Clinik London

Green Parti genç ve sol seçmenden destek aldı

Seçimin en dikkat çekici çıkışı Green Parti’den geldi. Özellikle genç seçmenler, çevre politikaları ve sosyal adalet söylemi üzerinden Green Parti’ye yöneldi. Labour’dan kopan ilerici seçmenin önemli bölümünün Green Parti’ye kaydığı değerlendiriliyor.

İngiltere genelindeki son yerel seçimlerde Green Parti’nin Londra dahil birçok bölgede ciddi yükseliş göstermesi, Enfield sonuçlarının tesadüf olmadığını ortaya koydu. Parti son dönemde Hackney gibi bazı geleneksel Labour bölgelerinde de tarihi başarılar elde etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Reform UK beklentinin altında kaldı

Seçim öncesi ilçenin kuzey ve doğu mahallelerinde etkili olabileceği konuşulan Reform UK ise ülke genelindeki yükselişine rağmen Enfield’da beklenen etkiyi oluşturamadı. Parti bazı mahallelerde oylarını artırsa da belediye yönetiminde belirleyici bir güç haline gelemedi.

Buna karşın seçim sonuçları, Enfield’da artık klasik “Labour-Conservative” ikili rekabetinin zayıfladığını ve çok partili bir denge oluştuğunu gösterdi.

Koalisyon ya da azınlık yönetimi gündemde

Ortaya çıkan tabloda Conservative Parti teknik olarak en büyük grup olsa da tek başına kabine oluşturacak çoğunluğu sağlayamadı. Labour ise yönetimde kalabilmek için Green Parti’nin desteğine ihtiyaç duyuyor.

Bu nedenle önümüzdeki günlerde ilçede azınlık yönetimi ya da fiili koalisyon pazarlıkları gündeme gelecek. Green Parti’nin desteği olmadan alınacak kararların meclisten geçirilmesi zor görünüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türk kökenli üyeler dikkat çekti

Seçimlerin dikkat çeken bir başka yönü ise Türkiye ve KKTC kökenli toplumun yerel siyasetteki güçlü varlığını koruması oldu. Geçen dönemde belediye liderliği görevini üstlenen Ergin Erbil yeniden meclise giren isimler arasında yer aldı.

Toplamda Türkiye ve KKTC kökenli 14 adayın seçim kazanması, Enfield’daki Türk kökenli toplumun yerel siyasetteki etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Ergin Erbil, Britanya Alevi Federasyonu kurucu başkanı ve eski İAKM-Cemevi başkanı İsrafil Erbil’in oğlu olarak biliniyor. Erbil ailesinin farklı üyeleri geçmiş dönemlerde de Enfield Belediye Meclisi’nde görev yapmıştı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Enfield sonucu ülke siyasetinin küçük modeli

Siyasi gözlemcilere göre Enfield’daki tablo, İngiltere genelindeki dönüşümün yerel bir yansıması niteliğinde. İşçi Partisi hem merkez sağ seçmeni Reform UK’ye, hem de sol-progressive seçmeni Green Parti’ye kaptırırken; iki büyük partinin hakim olduğu geleneksel yapı giderek parçalanıyor.

Enfield’da 8 Mayıs Yerel Seçimleri’nde açıklanan sonuçlar şöyle:

Haselbury Seçim Bölgesi
Ibrahim Cam (Lab)
Mahym Bedekova (Lab)
George Savva (Lab)

Southbury

Penny Heathwood (Cons)

Betty Achayo (Cons)

Benny Neza (Cons)

Ponders End
Aziz Yildiz (Green)

Niamh O’Brien (Lab)

Brimsdown

Hivran Dalkaya (Lab)

Ahmet Hasan (Lab)

Bektas Ozer (Lab)

Carterhatch

Ayten Guzel (Lab)

Nawshad Ali (Lab)

Oakwood

James Bone (Cons)

Thomas O’Halloran (Cons)

Bush Hill Park

Pat Gregory (Cons)

James Hockney (Cons)

Peter Fallart (Cons)

Upper Edmonton

Margaret Greer (Lab)

Tim Leaver (Lab)

Chris McCoy (Lab)

Lower Edmonton

Sinan Boztas (Lab)

Siddo Dwyer (Lab)

Elif Erbil (Lab)

Town

Michael Rye (Cons)

Emma Supple (Cons)

Kiran Mistry (Cons)

Whitewebbs

Reece Fox (Cons)

Maxwell Day (Cons)

Eralda Qirjo (Cons)

Arnos Grove

Paul Pratt (Cons)

Shyamala Lennon (Cons)

Southgate

Stephanos Ioannou (Cons)

Chris Joannides (Cons)

Elisa Morreale (Cons)

Enfield Lock

Ratip Alsulaiman (Green)

Suna Hurman (Lab)

Sarah Jons (Green)

Grange Park

Chris Dey (Cons)

Andy Milne (Cons)

Edmonton Green

Ergin Erbil (Lab)

Abdul Abdullahi (Lab)

Gunes Akbulut (Lab)

Jubilee

Ian Barnes (Lab)

Alev Cazimoglu (Lab)

Susan Erbil (Lab)

Bullsmoor

Destiny Karakus (Lab)

Faye Nimoh (Lab)

Ridgeway

Joanne Laban (Cons)

Andrew Thorp (Cons)

Edward Smith (Cons)

New Southgate

Laura Davenport (Green)

Madeline Church (Green)

Highfield Ward

Bambos Charalambous (Cons)

Peter Charalambous (Cons)

Winchmore Hill ward

Maria Alexandrou (Cons)

Lee Chamberlain (Cons)

Palmers Green ward

Chris James (Lab)

Doug Taylor (Lab)

Cockfosters Ward

Alessandro Georgiou (Cons)

Alara Ayyildiz (Cons)

Bowes Ward

Alex Diner (Lab)

Dino Lemonides (Cons)

Her bir seçim bölgesinin tam sonuçları aşağıdaki web sayfasına yüklenecektir: https://orlo.uk/xkUGr

Londra’da yerel seçim şoku: Reform UK yükselişte, İşçi Partisi baskı altında

İngiltere’de gerçekleştirilen 2026 yerel seçimlerinde Londra’dan gelen ilk sonuçlar, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi açısından alarm zillerinin çaldığını gösteriyor. Sayımı tamamlanan ilk bölgelerde Yeşiller Partisi ve Reform UK dikkat çekici kazanımlar elde ederken, bazı geleneksel İşçi Partisi kalelerinde siyasi tablo değişmeye başladı.

Türk nüfusunun yoğun olduğu Enfield ve Hackney bölgelerinde İşçi Partisi güçlü çoğunluğunu kaybetti. En fazla Türk kökenli belediye meclisi üyesi bulunan Enfield’da yönetim belki bir sandalye farkıyla Muhafazakar Parti yönetimine geçebilir.

Başkent Londra’da, 32 belediyenin tamamında meclis seçimleri yapılırken, Tower Hamlets, Newham, Croydon, Hackney ve Lewisham bölgelerinde doğrudan belediye başkanlığı seçimleri de gerçekleştirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk sonuçlara göre Londra’da tablo

Şu ana kadar kesinleşen ve kamuoyuna açıklanan sonuçlara göre:

  • Hackney belediye başkanlığını Yeşiller Partisi adayı Zoë Garbett kazandı. Bu sonuç, bölgede 24 yıllık İşçi Partisi yönetiminin sona ermesi anlamına geliyor.
  • Lewisham belediye başkanlığını Yeşiller Partisi adayı Liam Shrivastava kazandı. Bölgedeki sonuç “tarihi kırılma” olarak yorumlandı.
  • Newham belediye başkanlığını İşçi Partisi destekli Forhad Hussein kazandı.
  • Tower Hamlets’te mevcut belediye başkanı Lutfur Rahman’ın yeniden seçildiği bildirildi.
  • Waltham Forest belediye meclisinde Yeşiller Partisi’nin çoğunluğu elde ederek yönetimi İşçi Partisi’nden aldığı belirtildi. Bu sonuç Yeşiller’in Londra’daki ilk büyük belediye kontrolü olarak değerlendiriliyor.
  • Havering’de Reform UK’nin belediye kontrolünü kazandığı bildirildi. Böylece parti Londra’daki ilk büyük belediye yönetimini elde etmiş oldu.
  • Bromley belediyesi Muhafazakâr Parti’nin kontrolünde kaldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şu ana kadar açıklanan belediye sonuçları

  • Bexley — Muhafazakâr Parti çoğunluğu
  • Ealing — İşçi Partisi çoğunluğu
  • Enfield — Hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadı
  • Hammersmith and Fulham — İşçi Partisi çoğunluğu
  • Havering — Reform UK çoğunluğu
  • Kensington and Chelsea — Muhafazakâr Parti çoğunluğu
  • Merton — İşçi Partisi çoğunluğu
  • Richmond upon Thames — Liberal Demokrat çoğunluğu
  • Sutton — Liberal Demokrat çoğunluğu
  • Westminster — Muhafazakâr Parti çoğunluğu
  • Wandsworth — Hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadı
  • Waltham Forest — Yeşiller Partisi çoğunluğu

Belediye meclislerinde çoğunluğu alan partiler

Şu ana kadar açıklanan sonuçlara göre belediye yönetimlerinde öne çıkan tablo şöyle:

Londra Belediyesi

Yönetimi Kazanan Parti

Durum

Hackney

Yeşiller Partisi

Belediye başkanlığı kazanıldı

Lewisham

Yeşiller Partisi

Belediye başkanlığı kazanıldı

Waltham Forest

Yeşiller Partisi

Belediye meclisi çoğunluğu

Havering

Reform UK

Belediye kontrolü

Bromley

Muhafazakâr Parti

Kontrol korundu

Newham

İşçi Partisi

Belediye başkanlığı korundu

Tower Hamlets

Aspire

Belediye başkanlığı korundu

Birçok Londra ilçesinde oy sayımı sürerken, belediye liderlerinin önemli bölümünün hafta sonuna doğru netleşmesi bekleniyor. Londra’daki bazı belediyelerde hiçbir partinin tek başına çoğunluk sağlayamaması nedeniyle koalisyon ve azınlık yönetimi ihtimali de gündemde bulunuyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Katılım oranı beklentilerin üzerinde

İlk açıklanan verilere göre Londra’da seçime katılım oranı birçok bölgede yüzde 35 ila 45 bandında gerçekleşti. Bazı ilçelerde oran yüzde 50’nin üzerine çıktı.

Öne çıkan bazı katılım oranları şöyle:

  • Newham: yüzde 34,9
  • Hackney’in bazı bölgelerinde: yüzde 40-58 arası
  • Londra genelinde tahmini ortalama: yaklaşık yüzde 40

Uzmanlar, yerel seçimler için bu seviyenin “nispeten yüksek” kabul edildiğini belirtiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Reform UK ve Yeşiller yükselişte

İlk sonuçlar, Reform UK partisinin özellikle dış Londra ve banliyölerde oylarını ciddi biçimde artırdığını ortaya koyuyor. Nigel Farage liderliğindeki parti ülke genelinde yüzlerce yeni meclis üyeliği kazandı.

İç Londra’da ise Green Party of England and Wales dikkat çekici bir ivme yakaladı. Özellikle genç seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde Yeşiller’in oy oranlarında güçlü artış görüldü.

Siyasi yorumcular, ortaya çıkan tablonun İngiltere’de uzun süredir hakim olan iki partili siyasetin çözülmeye başladığını gösterdiğini savunuyor.

Londra Hackney’de siyasi deprem: İşçi Partisi’nin kalesinde tarihi Yeşil zafer

Zoë Garbett’in belediye başkanlığı zaferi, yalnızca Hackney’de değil, Londra ve Birleşik Krallık siyasetinde de yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. İşçi Partisi’nin yaklaşık çeyrek asırlık hakimiyetinin sona erdiği seçim, genç seçmenlerin, kiracılarının ve ilerici kent siyasetinin yön değiştirdiğini ortaya koydu.

Türk nüfusunun da yoğun olarak yaşadığı, Doğu Londra’nın uzun yıllardır İşçi Partisi ile özdeşleşen ilçesi Hackney, dün yapılan yerel seçimlerde tarihi bir kırılmaya sahne oldu. Zoë Garbett liderliğindeki Yeşiller Partisi, ilçede ilk kez belediye başkanlığını kazanırken, sonuç ülke genelindeki “beş partili yeni siyaset” tartışmalarını da hızlandırdı.

Resmi sonuçlara göre Garbett oyların yüzde 47,2’sini alarak 35 bin 720 oyla seçimi kazandı. İşçi Partisi’nin adayı ve mevcut belediye başkanı Caroline Woodley ise 26 bin 865 oyda kaldı. Muhafazakâr Parti yüzde 8,4, Reform UK yüzde 5,3, Liberal Demokratlar ise yüzde 3,6 oy alabildi. Katılım oranı yüzde 40,98 ile son yılların en yüksek seviyesine çıktı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Hackney’de sonuçlar ne söylüyor?

Aday

Parti

Oy

Oy oranı

Zoë Garbett

Green Party

35.720

%47,2

Caroline Woodley

Labour

26.865

%35,5

Tareke Gregg

Conservative

6.345

%8,4

Vahid Almasi

Reform UK

4.013

%5,3

Eva Steinhardt

Liberal Democrats

2.731

%3,6

Bu tablo, yalnızca bir belediye yönetiminin el değiştirmesini değil, Londra’nın merkez sol seçmen tabanındaki ciddi çözülmeyi de gösteriyor. Hackney, uzun yıllardır genç profesyonellerin, göçmen toplulukların, öğrencilerin ve sosyal konut kiracılarının yoğun yaşadığı; aynı zamanda İşçi Partisi’nin “güvenli bölgesi” kabul edilen ilçelerden biriydi.

Ancak özellikle son üç yılda hızlanan kira krizleri, yaşam maliyetlerindeki artış, sosyal konut politikalarına yönelik memnuniyetsizlik ve Gazze savaşı sonrası merkez sol seçmendeki kırılma, Yeşiller Partisi’ni alternatif haline getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi neden kaybetti?

Seçim sonucu üzerinde üç temel dinamik öne çıkıyor.

1. Hackney’de “ilerici seçmen” yön değiştirdi

Yeşiller Partisi özellikle genç seçmenler, kiracılar ve üniversite mezunu kentli orta sınıf arasında büyük sıçrama yaptı. Garbett’in kampanyası; kira kontrolü, sosyal konut üretimi, iklim politikaları ve yerel hizmetlerin kamusal karakterini koruma eksenine oturdu.

Özellikle Dalston, Stoke Newington ve London Fields çevresinde Yeşiller’in oy patlaması yaşadığı belirtiliyor.

2. Labour yönetiminin yıpranması

Hackney’de İşçi Partisi’nin son yıllardaki yönetimi çeşitli krizlerle sarsılmıştı. Eski belediye başkanı Philip Glanville hakkında ortaya çıkan skandal ve ardından yaşanan liderlik tartışmaları, partinin yerel güvenilirliğini ciddi biçimde aşındırdı.

Caroline Woodley göreve kriz ortamında gelmişti; ancak seçmenlerin önemli bölümü Labour’un “değişim üretmediği” görüşünde birleşti.

3. Gazze ve dış politika etkisi

Hackney, Birleşik Krallık’ta Filistin dayanışmasının en görünür olduğu ilçelerden biri olarak biliniyor. Son aylarda düzenlenen kitlesel yürüyüşler ve yerel kampanyalar, özellikle genç Müslüman seçmenler ile ilerici sol tabanda Labour’a yönelik tepkiyi artırdı.

Yeşiller Partisi’nin İsrail hükümetine yönelik daha sert eleştirileri ve ateşkes çağrıları, bu seçmen grubunda karşılık buldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“İki partili siyaset öldü” tartışması

Seçim sonrası Yeşiller Partisi yöneticileri sonucu “İngiliz siyasetinde dönüm noktası” olarak tanımladı. Parti eş liderlerinden Zack Polanski, “iki partili siyasetin öldüğünü” söyledi.

Gerçekten de seçim sonuçları yalnızca Hackney’de değil, ülke genelinde çok parçalı yeni bir siyasi tabloya işaret ediyor. Reform UK sağ seçmende yükselirken, Liberal Demokratlar güney İngiltere’de güç kazanıyor; Yeşiller ise büyük kentlerin ilerici bölgelerinde Labour’un alanına giriyor.

Siyasi analistler, özellikle Londra’nın iç bölgelerinde artık “otomatik Labour çoğunluğu” döneminin sona erdiğini belirtiyor.

Zoë Garbett kimdir?

Zoë Garbett, son yıllarda Yeşiller Partisi’nin yükselen isimlerinden biri olarak öne çıktı. Daha önce Hackney belediye meclis üyeliği yapan Garbett, aynı zamanda London Assembly üyesi olarak görev yapıyor. 2024’te Londra Belediye Başkanlığı yarışında Yeşiller’in öne çıkan yüzlerinden biri olmuştu.

Kampanyasında özellikle şu başlıkları öne çıkardı:

  • kira artışlarının sınırlandırılması
  • sosyal konut yatırımları
  • düşük gelirli mahallelere destek
  • iklim dostu ulaşım
  • gençlik hizmetlerinin genişletilmesi
  • belediye bütçesinde şeffaflık

Yeni dönemde Hackney’de ne bekleniyor?

Garbett’in önündeki en büyük sınavın “yüksek beklenti” olacağı belirtiliyor.

Yeşiller Partisi belediye başkanlığını kazansa da belediye meclisinde hâlâ sınırlı temsil gücüne sahip. Bu nedenle Labour çoğunluklu meclisle nasıl çalışacağı kritik olacak.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Yeni dönemde özellikle şu alanlarda sert tartışmalar bekleniyor:

Konut ve kira krizi

Hackney, Londra’nın en hızlı gentrification yaşayan bölgelerinden biri. Ortalama kiralar son yıllarda dramatik biçimde arttı. Garbett yönetiminin kiracı hakları konusunda daha agresif politikalar izlemesi bekleniyor.

İklim ve ulaşım politikaları

Yeşiller’in düşük emisyon bölgeleri, bisiklet altyapısı ve araç trafiğinin azaltılması yönündeki politikalarının hız kazanabileceği değerlendiriliyor.

Belediyede “katılımcı model”

Yeni yönetimin mahalle meclisleri, yurttaş bütçesi ve doğrudan katılım mekanizmalarını artırma sözü verdiği belirtiliyor.

Labour–Green rekabetinin derinleşmesi

Hackney sonucu, Londra’nın diğer ilerici bölgelerinde de Labour için alarm niteliğinde görülüyor. Özellikle Islington, Lewisham ve Bristol gibi merkez sol ağırlıklı kentlerde Yeşiller’in artık “protesto partisi” olmaktan çıkıp iktidar alternatifi haline geldiği yorumları yapılıyor.

Hackney’deki sonuç, yalnızca bir belediye başkanlığı değişimi değil; Britanya solunun yeni güç haritasının ilk büyük işareti olarak değerlendiriliyor.

CIA İran raporunda kritik detay: Trump, Erdoğan ve diğer liderlerin baskısı altında kaldı

  • Haber7-ÖZEL

İsrailli diplomatik kaynaklar bu hafta ABD’li politikacılara sunulan gizli CIA bilgilerini açıkladı.

İran’ın 3-4 ay boyunca ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki ablukasına dayanabilecekleri ve balistik füze cephaneliğinin çoğunu elinde bulundurduğunu ortaya koydu.

İsrailli kaynakların edindiği bilgilere göre İsrailli yetkilileri tedirgin eden asıl sorun Benyamin Netanyahu’nun İran’la savaş konusundaki siyasi ve stratejik planlarının tutmaması oldu.

İRAN SAVAŞ ÖNCESİ BALİSTİK FÜZELERE HAKİMDİ

Washington Post’ta yer alan analiz haberine göre, İsrail ve ABD’nin haftalarca süren saldırılarına rağmen Tahran’ın savaş öncesi balistik füzelerin yaklaşık yüzde 70’ini ve mobil fırlatma rampalarının yüzde 75’ini elinde bulundurduğu, yeraltı depolama ağının büyük bir kısmına ise yeniden erişim sağladığı değerlendiriliyor.

Ekim ayının sonarlarında Netanyahu’nın seçim öncesi savaş stratejisini başarılı olarak gösteremeye çalıştığı, İsrail’in savaş öncesinde sürekli bombardımanın İran’ın yakın vadede İsrail’i tehdit etme kabiliyetini önemli ölçüde azaltacağı yönündeki varsayımlarını arttırdı.

SAVAŞ İRAN'A BAĞIŞIKLIK KAZANDIRDI

İsrail ordusuna göre, İran 40 günlük savaş boyunca İsrail'e tahminen 650 füze fırlatmasına ilişkin konuşan İsrail'in eski üst düzey bir askeri yetkilisi, "İran, savaşın arifesinde 10.000 balistik füzeye sahip olmayı hedefliyordu. Bu hedefe doğru ilerliyorlardı, ancak savaş bunu durdurdu. Eğer bu kapasitelerini yenilerler ve tekrar 10.000 veya 20.000 balistik füzeye ulaşmayı hedeflerlerse, bu onları herhangi bir dış saldırıya karşı neredeyse bağışık hale getirecektir. Bu nedenle, nihayetinde nükleer silah elde etmeleri çok daha kolay olacaktır” dedi.

TRUMP VE NETANYAHU ARASINDA SOĞUK RÜZGAR

Diplomatik bir kaynağa göre, CIA'nın değerlendirmesi Netanyahu'nun İran'la başa çıkmak için tercih ettiği stratejiyi de baltalıyor: Amerika Birleşik Devletleri, İran hükümeti çökene kadar abluka ve ekonomik yaptırımları sürdürecek.

Netanyahu’nun yakın çevresinde yer alan bir ismin Al-Monitor’a verdiği demeçte, Netanyahu’nun artık Trump’ın eylemlerini etkileyemediğini, “Mevcut savaşın başında aralarındaki uyum ve koordinasyon mükemmeldi. Şimdi ise durum daha az, çünkü Trump ilgisini kaybetti. Hala görüşüyorlar ve iyi ilişkileri var, ancak eskisi gibi değil” dedi.

"TRUMP, ERDOĞAN VE DİĞER AKTÖRLERİN BASKISI ALTINDA KALDI"

Al- Monitor'da daha önce bildirdiği bilgilere göre, Mossad'ın ABD-İsrail ortak askeri harekatının sona ermesinin hemen ardından İran hükümetini devirmek için hazırladığı iddialı plan gerçekleşmedi.

Mart ayında CNN ve diğer kaynakların bildirdiğine göre ise,  Kürt savaşçılardan oluşan bir isyancı güç tarafından yönetileceği iddia edilen rejimin devrilmesi, CIA ile işbirliği içinde birkaç yıldır planlanıyordu.

İsrail istihbaratından ismini açıklamak istemeyen bir kaynak Al-Monitor'a, "Bunu engelleyen biz değildik. Görünüşe göre Erdoğan ve diğer aktörlerin baskısı altında kalan Trump, bundan vazgeçmeye karar verdi” dedi. Ayrıca ibrçok İsrailli uzman da Kürt güçlerinin ciddi bir hasara yol açamayacağına inanıyor.

Yerel seçim öncesi dengeler değişiyor: Yeşiller ve Reform UK yükselişte

İngiltere’de yerel seçimlerde oy verme işlemi 7 Mayıs 2026 Perşembe günü saat 22.00’de sona eriyor. İlk sonuçların gece yarısından sonra gelmesi, Londra genelindeki net tablonun ise 8 Mayıs sabahı erken saatlerde büyük ölçüde ortaya çıkması bekleniyor. Bazı yoğun ilçelerde kesin sonuçların öğle saatlerini bulabileceği belirtiliyor.

Anketler: İç ilçelerde Yeşiller, banliyölerde Reform UK

Son haftalarda yayımlanan kamuoyu yoklamaları, Londra’daki seçmen davranışında dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor. Şehir merkezine yakın, genç ve kiracı nüfusun yoğun olduğu bölgelerde Yeşillerin oy oranı artarken; dış ilçelerdeki muhafazakâr ve göç karşıtı seçmenlerin Reform UK’e yöneldiği görülüyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Son anket ortalaması (Nisan 2026)

Parti

Oy Oranı (%)

Değişim (2024’e göre)

İşçi Partisi (Labour)

38

-6

Muhafazakâr Parti (Conservative)

22

-4

Yeşil Parti (Green)

18

+7

Reform UK

15

+8

Liberal Demokratlar

6

-2

Diğer

1

İşçi Partisi için risk büyüyor

Halihazırda Londra’daki 32 belediyenin 21’ini kontrol eden İşçi Partisi, bu seçimde ciddi kayıplar yaşayabilir. Özellikle çevreci politikaların öne çıktığı bölgelerde Yeşillerin oy bölmesi, partinin bazı kritik belediyeleri kaybetmesine yol açabilir.

Istikbal 860X450 Pxl

Siyasi analistlere göre, eğer İşçi Partisi 5’ten fazla belediye kaybederse bu durum Keir Starmer’ın liderliği üzerinde baskı yaratabilir. Temmuz 2024 genel seçimlerinde elde edilen büyük zaferin ardından ilk ciddi “sandık testi” olarak görülen bu seçim, hükümetin performansına dair bir referandum niteliği taşıyor.

Reform UK sürpriz yapabilir

Öte yandan Reform UK özellikle Londra’nın dış çeperlerinde dikkat çekici bir yükseliş sergiliyor. Parti, düşük vergiler ve göç politikaları üzerinden yürüttüğü kampanyayla daha önce Muhafazakâr Parti’ye oy veren seçmeni kendine çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Seçimin olası sonuçları

Uzmanlara göre mevcut anketlere dayanarak olası tablo şöyle şekillenebilir:

  • İşçi Partisi: 21 belediyeden 15–17 arası
  • Muhafazakâr Parti: 5–7 belediye
  • Yeşil Parti: 2–4 belediye (tarihi artış)
  • Reform UK: 1–3 belediye (ilk büyük kazanımlar)

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Kritik bir siyasi dönemeç

7 Mayıs seçimleri yalnızca yerel yönetimlerin değil, aynı zamanda İngiltere siyasetinin genel yönünün de yeniden şekillenebileceğini gösteriyor. Özellikle Yeşillerin şehir merkezlerinde kalıcı bir güç haline gelmesi ve Reform UK’in sağ seçmeni konsolide etmesi, önümüzdeki genel seçimlerin dinamiklerini şimdiden değiştirmeye aday görünüyor.

John Major’dan Bugünün İngiliz Siyasetine Sert Eleştiri

BBC Radio 5 Live ve Newsnight programlarına konuşan John Major, modern siyasetin giderek yüzeyselleştiğini belirtti. Politikacıların odak grup sonuçlarına aşırı bağımlı hale geldiğini savunan Major, bu durumun uzun vadeli politika üretimini zayıflattığını ifade etti.

“Bazı siyasetçiler işlerinin medya için malzeme üretmek ve kendi kariyerlerini ilerletmek olduğunu düşünüyor” diyen Major, bu yaklaşımın kamu yararını geri plana ittiğini dile getirdi.

“En Büyük İtici Güç Umuttur”

Major, siyasetin temelinde seçmenlere umut vermenin yattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Siyasetteki en güçlü afrodizyak umuttur. İnsanlar bir değişim görürse, atmosfer de değişir.”

Büyük ve karmaşık konular üzerine cesur tartışmalar yürütülmemesinin “siyaseti küçük düşürdüğünü” vurgulayan eski başbakan, özellikle sağlık hizmetleri, emeklilik sistemi ve iklim değişikliği gibi alanlarda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Genç Nesil Uyarısı

Kamu hizmetine bağlı yeni bir neslin siyasete katılmaması halinde ülkenin “çok kötü bir durumda” olacağını belirten Major, siyasete olan güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu açıklamalar, İşçi Partisi lideri Keir Starmer üzerindeki baskı tartışmalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Parti içinden Angela Rayner ve Wes Streeting gibi isimlerin etkisinin arttığı yorumları yapılırken, bazı gözlemciler Starmer’ın parti içi muhalefete karşı daha sert bir tutum alabileceğini öne sürüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Geçmişten Bugüne Liderlik Tartışması

Major’ın açıklamaları, kendi liderlik dönemine de göndermeler içeriyor. 1990’ların ortasında parti içi bölünmelerle karşı karşıya kalan Major, rakiplerine “ya iddianızı ortaya koyun ya da susun” diyerek meydan okumuştu. Bu çıkışın ardından yapılan oylamada John Redwood karşısında liderliğini korumuştu.

Siyasette Öncelik: Politika mı, Kariyer mi?

Major, bireysel siyasi kariyerlerin değil, doğru politikaların öncelikli olması gerektiğini vurguladı. Günümüz siyasetinde kısa vadeli popülaritenin uzun vadeli reformların önüne geçtiğini savunan Major, bu eğilimin demokratik sistem açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Attelia Clinik London

John Major Kimdir?

John Major, 29 Mart 1943’te Londra’da doğdu. Mütevazı bir aileden gelen Major, genç yaşta iş hayatına atıldıktan sonra siyasete girdi.

  • 1979’da Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi
  • Conservative Party içinde hızla yükselerek Hazine ve Dışişleri gibi önemli görevlerde bulundu
  • 1990’da Margaret Thatcher’ın ardından başbakan oldu
  • 1992 genel seçimlerini kazanarak görevini sürdürdü
  • 1990–1997 yılları arasında başbakanlık yaptı
  • Görev süresi, Avrupa politikaları ve parti içi bölünmelerle şekillendi

Siyasetten ayrıldıktan sonra da kamuoyu tartışmalarında zaman zaman görüşlerini paylaşan Major, özellikle demokrasi, hukuk devleti ve siyasi etik konularında yaptığı eleştirilerle dikkat çekmeye devam ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Seçim Öncesi Parlamentoda Tansiyonu Yükselten Tartışma

İngiltere Parlamentosu'nun alt kanadı House of Commons’ta gerçekleşen son PMQ (Prime Minister’s Questions), seçim atmosferinin gölgesinde son derece gergin geçti. Muhalefet lideri Kemi Badenoch, hükümeti “yönsüzlük” ve “kriz yönetememe” ile suçlarken, Başbakan Keir Starmer ise eleştirileri “abartılı ve temelsiz” olarak nitelendirdi.

Badenoch, hükümetin ekonomi ve kamu hizmetlerinde başarısız olduğunu savunarak, “Bu hükümet bir felaketten diğerine sürükleniyor” dedi. Ayrıca Starmer’ın “ülkeyi yönetmekten çok kendi siyasi geleceğini kurtarmaya çalıştığını” öne sürdü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Starmer: “Somut kazanımlar ortada”

Başbakan Starmer ise hükümetinin icraatlarını savunarak, özellikle sosyal politikalar ve çalışma hayatında yapılan reformlara dikkat çekti.

Starmer, “Çalışan haklarını güçlendirdik, kiracıları daha güvende hale getirdik ve yüz binlerce çocuğu yoksulluktan çıkardık” ifadelerini kullandı. Hükümet kaynakları, çocuk yoksulluğunda düşüş ve kira düzenlemeleri gibi başlıklarda ilerleme kaydedildiğini belirtirken, bağımsız analizlerde bu kazanımların etkisinin bölgesel olarak farklılık gösterdiği de vurgulanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Mandelson tartışması gündemin merkezinde

Oturumun en hararetli başlıklarından biri, eski diplomat ve İşçi Partisi figürü Peter Mandelson ile ilgili süreç oldu.

Muhafazakâr Parti, Starmer’ın bu konuda parlamentoyu yanıltmış olabileceğini öne sürerek resmi bir soruşturma talep etti. Ancak bu girişim, Avam Kamarası’nda yapılan oylamada reddedildi.

Starmer, söz konusu girişimi “temelsiz siyasi manevra” olarak nitelendirirken, hükümet cephesi de iddiaların somut kanıtlara dayanmadığını savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Farklı değerlendirmeler ve tartışmalı noktalar

Siyasi gözlemciler, oturumdaki tartışmaların seçim kampanyasının sertleştiğine işaret ettiğini belirtiyor.

  • Muhafazakârlar, ekonomik büyümenin zayıf kaldığını ve kamu hizmetlerinde iyileşme görülmediğini savunuyor.
  • Hükümet ise ücret artışları, istihdam verileri ve sosyal destek paketlerini başarı göstergesi olarak öne çıkarıyor.
  • Mandelson meselesinde ise bazı yorumcular, konunun siyasi olarak büyütüldüğünü, bazıları ise şeffaflık açısından daha fazla açıklama gerektiğini dile getiriyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Seçim öncesi son mesajlar

Bu PMQ, seçim öncesi liderlerin parlamentodaki son büyük yüzleşmelerinden biri olarak görülüyor. Hem Starmer hem de Badenoch, seçmenlere doğrudan mesaj vermeye çalışırken, tartışmaların tonu kampanyanın geri kalanının da sert geçeceğine işaret ediyor.

Uzmanlara göre, önümüzdeki günlerde ekonomi, yaşam maliyeti ve kamu hizmetleri tartışmanın ana ekseni olmaya devam edecek.

Sürücülere tuzak gibi kullanılan otobüs şeriti uygulaması seçim vaadi oldu

Yerel seçimlere sayılı günler kala Muhafazakâr Parti, özellikle büyük şehirlerde sıkça tartışma konusu olan otobüs şeritleriyle ilgili yeni politikasını duyurdu. Parti yetkilileri, kontrol ettikleri belediyelerde 24 saat kesintisiz uygulanan otobüs şeritlerinin kaldırılacağını açıkladı.

Parti sözcüsü, mevcut sistemi “uygulama tuzağı” olarak nitelendirerek, sürücülerin gereksiz cezalarla karşı karşıya kaldığını savundu. Açıklamada, yeni düzenlemenin “trafik akışını rahatlatacağı ve sürücülere daha adil bir sistem sunacağı” ifade edildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

ÜLKE GENELİNDE KARMAŞA
Birleşik Krallık genelinde otobüs şeridi uygulamaları uzun süredir yerel yönetimlere göre farklılık gösteriyor.

Londra’da 2021 yılında Ulaşım Birimi (TfL), yaklaşık 85 kilometrelik otobüs şeridini kalıcı olarak 7/24 esasına geçirmişti. Buna karşın aynı yıl bazı Muhafazakâr yerel yönetimler bu uygulamayı kaldırırken, diğerleri yeni 24 saatlik şeritler açtı.

Parti, yeni planla bu “çelişkili uygulamaları” ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

MUHALEFETTEN TEPKİ
Ana muhalefetteki İşçi Partisi, planın şehir içi ulaşımı olumsuz etkileyeceğini savunuyor. Parti sözcüleri, otobüs şeritlerinin kaldırılmasının toplu taşıma sürelerini uzatacağını ve trafik yoğunluğunu artıracağını dile getirdi.

Liberal Demokratlar ise düzenlemenin çevresel etkilerine dikkat çekerek, özel araç kullanımını teşvik edeceğini ve karbon emisyonlarını artırabileceğini öne sürdü.

KARŞI VAADLER GÜNDEMDE
Seçim öncesi diğer partiler de ulaşım politikalarını öne çıkarıyor. İşçi Partisi, daha fazla otobüs hattı ve uygun fiyatlı ulaşım sözü verirken; bazı yerel yönetimlerde “yeşil ulaşım koridorları” oluşturulmasını öneriyor.

Liberal Demokratlar ise bisiklet yollarının genişletilmesi ve şehir merkezlerinde araç kullanımının azaltılmasına yönelik projelerle seçmenin karşısına çıkıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

SEÇİM YARIŞINDA ULAŞIM BELİRLEYİCİ OLABİLİR
Uzmanlara göre ulaşım politikaları, özellikle büyük şehirlerde yaşayan seçmenler için belirleyici başlıklar arasında yer alıyor. Otobüs şeritleri tartışması da sürücüler ile toplu taşıma kullanıcıları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşımış durumda.

Mayıs ayındaki yerel seçimler yaklaşırken, partilerin ulaşım vaatleri üzerinden yürüttüğü rekabetin önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Trump’tan “özel ilişki” vurgusu: Kral Charles’ın ziyareti buzları eritir mi?

ABD’nin başkenti Washington, D.C.’deki White House önünde düzenlenen törende, iki ülkenin milli marşları çalındı ve geleneksel 21 pare top atışı yapıldı. Resmi karşılama, diplomatik protokolün tüm unsurlarını içerirken, törenin simgesel anlamı dikkat çekti.

Donald Trump konuşmasında, “Amerikalıların İngilizlerden daha yakın dostları olmadı” diyerek ABD ile Birleşik Krallık arasındaki tarihsel bağların altını çizdi. Kral Charles’ı “zarif ve dengeli bir lider” olarak tanımlayan Trump, merhum Elizabeth II için de “dünya çapında saygı uyandıran bir figürdü” ifadelerini kullandı.

Gerilim gölgesinde kritik ziyaret

Kraliyet ziyareti, iki ülke arasında son dönemde artan siyasi görüş ayrılıklarının ardından gerçekleşti. Trump’ın, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı özellikle İran politikası nedeniyle eleştirmesi, diplomatik tansiyonu yükseltmişti.

Kral Charles Abd Ziyareti Donald Trump 1

Analistler, bu ziyaretin sadece sembolik değil, aynı zamanda ilişkileri yeniden dengeleme girişimi olduğunu değerlendiriyor. Washington ve Londra arasındaki “özel ilişki” kavramı, özellikle güvenlik, istihbarat ve ticaret alanlarında kritik önem taşıyor.

Kral Charles’tan Kongre’de birlik mesajı

Kral Charles’ın ABD ziyareti kapsamında Kongre’de yaptığı (ya da yapması beklenen) konuşmada, iki ülke arasındaki yaklaşık 250 yıllık ortak tarihe vurgu öne çıktı. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ortak değerler temelinde şekillenen ilişkilerin korunmasının önemine dikkat çekildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Konuşmada ayrıca:

  • Transatlantik ticaretin güçlendirilmesi
  • Yapay zekâ ve teknoloji alanında iş birliği
  • İklim değişikliğiyle mücadelede ortak adımlar

gibi başlıkların öne çıktığı belirtildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Diplomatik mesaj: “İlişkiler sağlam”

Uzmanlara göre, Trump’ın sert siyasi çıkışlarına rağmen törendeki uzlaşmacı tonu, iki ülkenin ilişkileri tamamen zedelemek istemediğini gösteriyor. Kral Charles’ın ziyareti ise, siyasi liderlikten bağımsız olarak kurumsal ve tarihsel bağların sürdüğüne dair güçlü bir mesaj olarak yorumlanıyor.

Ziyaretin, önümüzdeki dönemde ticaret anlaşmaları ve güvenlik iş birlikleri açısından somut sonuçlar doğurup doğurmayacağı ise merak konusu.

Londra’da Siyasi Deprem Sinyali: Sadiq Khan’dan Anket İtirafı

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaklaşan yerel seçimler öncesi siyasi tansiyon yükseliyor. Belediye Başkanı Sadiq Khan, The Standard gazetesine verdiği röportajda, kamuoyu yoklamalarının İşçi Partisi açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.

Khan, özellikle hükümete yönelik artan kamuoyu öfkesinin yerel yönetimlere yönelmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Seçmenler ulusal siyasetteki memnuniyetsizliklerini yerel düzeye taşımamalı” ifadelerini kullandı.

YOUGOV ANKETİ: “BALYOZ ETKİSİ”

Hafta başında yayımlanan YouGov araştırması, Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi için Londra’da sert bir düşüşe işaret etti.

Anket verilerine göre:

  • 2022 yerel seçimlerinde oy oranı: %42
  • Güncel tahmin: %26

Bu yaklaşık 16 puanlık düşüş, siyasi yorumcular tarafından “balyoz etkisi” olarak nitelendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

BELEDİYELER TEHLİKEDE

İşçi Partisi hâlihazırda Londra’daki 32 belediyenin 21’ini kontrol ediyor. Ancak son projeksiyonlara göre parti:

  • 14 belediyede kontrolü kaybetme riskiyle karşı karşıya
  • Bazı geleneksel güçlü bölgelerde dahi yarışın başa baş geçmesi bekleniyor

Bu tablo gerçekleşirse, Londra’daki siyasi dengeler son yılların en sert değişimini yaşayabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

ULUSAL SİYASETİN GÖLGESİ

Uzmanlara göre düşüşün arkasında yalnızca yerel faktörler değil, ulusal siyaset de etkili. Özellikle ekonomik sıkıntılar, yaşam maliyeti krizi ve hükümet politikalarına yönelik genel memnuniyetsizlik seçmen davranışını etkiliyor.

Her ne kadar İşçi Partisi ulusal düzeyde hâlâ güçlü görünse de, yerel seçimlerde seçmenin daha farklı tercihler yapabildiği biliniyor.

FARKLI ANALİZLER NE DİYOR?

Bazı siyaset analistleri ise anket sonuçlarının abartılı olabileceğini ve seçim gününe kadar tabloyun değişebileceğini belirtiyor. Özellikle Londra gibi çok katmanlı bir seçmen yapısına sahip şehirde:

  • Kampanya performansı
  • Aday profilleri
  • Yerel konular (ulaşım, konut, güvenlik)

sonuçları ciddi şekilde etkileyebilir.

Ayrıca geçmiş seçimlerde de anketlerle sonuçlar arasında farklar yaşandığı hatırlatılıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

KHAN’DAN SEÇMENE MESAJ

Khan, seçmenlere doğrudan çağrıda bulunarak, yerel yönetimlerin performansının ulusal politikadan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Yerel hizmetler, günlük yaşamı doğrudan etkiler. Bu seçimler bir mesaj verme aracı olmamalı.”

KRİTİK SINAV YAKLAŞIYOR

Londra’daki yerel seçimler, yalnızca belediye dengelerini değil, aynı zamanda Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi’nin genel siyasi momentumunu da test edecek.

Anketler alarm veriyor olsa da, nihai sonucu seçmenin sandık başındaki tercihi belirleyecek. Şimdi gözler, kampanya sürecinin nasıl şekilleneceğinde.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

İngiltere’de “Açık İftar” ve Ramazan Etkinlikleri Tartışması Büyüyor

İngiltere’de her yıl Ramazan ayında düzenlenen ve farklı inançlardan insanların da katılımına açık olan “Açık İftar” programları, bu yıl siyasi tartışmaların odağına yerleşti. Özellikle Ramadan Tent Project tarafından organize edilen etkinliklerde iftarın ardından toplu namaz kılınması, bazı siyasetçiler tarafından eleştirildi.

Londra başta olmak üzere ülkenin farklı şehirlerinde tarihi ve kamusal alanlarda gerçekleştirilen programlar, geniş katılımıyla dikkat çekerken, eleştirilerin tonu da giderek sertleşiyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Muhafazakâr Cepheden “Kamusal Alan” Eleştirisi

Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch ve partinin önde gelen isimlerinden Nick Timothy, söz konusu etkinliklerde kılınan toplu namazı “kamusal alanda hâkimiyet göstergesi” olarak nitelendirdi.

Timothy’nin açıklamaları özellikle sosyal medyada geniş yankı bulurken, bu söylem sağ seçmen tabanında destek gördü. Eleştiriler, İngiltere’de kamusal alanların dini etkinlikler için kullanımının sınırları konusundaki eski tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer’dan Sert Tepki

Başbakan Keir Starmer ise bu eleştirilere sert karşılık verdi. Starmer, Timothy’nin açıklamalarını “bölücü” olarak nitelendirerek görevden alınması çağrısında bulundu.

İşçi Partisi cephesi, Ramazan etkinliklerini İngiltere’nin çokkültürlü yapısının bir parçası olarak gördüklerini vurgularken, dini özgürlüklerin korunmasının altını çizdi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Farage’tan Yasak Vaadi

Sağ popülist Nigel Farage ise tartışmayı daha ileri taşıdı. Reform UK lideri Farage, başbakan olması hâlinde “tarihi İngiliz mekânlarında toplu Müslüman namazlarını yasaklayacağını” açıkladı.

Farage, Londra’daki son etkinliği “ele geçirme, gözdağı verme ve hâkimiyet kurma girişimi” olarak tanımlayarak, bu tür organizasyonların sınırlandırılması gerektiğini savundu.

Londra Belediye Başkanı da Katıldı

Tartışmaların merkezindeki etkinliklerden birine Sadiq Khan da katıldı. Khan, iftar programında yer alarak akşam namazını cemaatle birlikte kıldı.

Khan’ın katılımı, destekleyenler tarafından “toplumsal uyumun göstergesi” olarak değerlendirilirken, eleştirenler tarafından ise siyasetin dini etkinliklere fazla angaje olması şeklinde yorumlandı.

Toplumsal ve Siyasi Fay Hatları Derinleşiyor

Uzmanlara göre tartışma yalnızca bir etkinlik meselesi değil; İngiltere’de göç, kimlik, entegrasyon ve kamusal alanın kullanımı gibi daha geniş konuların yansıması.

Son yıllarda artan kültürel çeşitlilik, özellikle büyük şehirlerde dini ve kültürel etkinliklerin görünürlüğünü artırırken, bu durum bazı siyasi aktörler tarafından “ulusal kimlik” tartışmalarıyla ilişkilendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tartışmanın Önümüzdeki Günlerde Büyümesi Bekleniyor

Ramazan ayı boyunca benzer etkinliklerin devam edecek olması, tartışmanın kısa vadede dinmeyeceğine işaret ediyor. Özellikle yaklaşan seçim atmosferinde, bu konunun siyasi kampanyalarda daha fazla kullanılabileceği değerlendiriliyor.

İngiltere’de “açık iftar” etrafında şekillenen bu tartışma, ülkenin çokkültürlü yapısı ile ulusal kimlik arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşımış durumda.

İngiltere, Hürmüz Boğazı bahanesiyle üslerini ABD’ye açtı

İngiltere, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı hedef alan İran noktalarına yönelik saldırılar başlatmak amacıyla Britanya üslerini kullanmasını onayladı.

Başbakanlık ofisinin açıklamasına göre, İngiliz bakanlar Cuma günü İran'daki savaşı ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını görüşmek üzere toplandı.

Ülke daha önce, çıkarlarını veya vatandaşlarının hayatlarını korumak amacıyla düzenlenen operasyonlarda ABD güçlerinin üslerini kullanmasına izin vermişti.

Bakanlar bugün ABD'nin Britanya üslerini kullanımının Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri korumayı da kapsayacak şekilde genişletilebileceği konusunda mutabakata vardı.

ABD Başkanı Donald Trump, konuyla ilgili açıklamasında İngiltere'nin hamlesinin "çok geç verilmiş bir yanıt" olduğunu söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiltere'nin kararı Ortadoğu'da saldırılara doğrudan katılacağı anlamına gelmiyor.

Başbakanlık ofisi "İngiltere'nin çatışmaya yaklaşımının arkasındaki prensiplerin aynı kaldığını" vurguladı.

Buna ek olarak "bakanların acilen tansiyonun düşürülmesi ve savaşın hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladığı" belirtildi.

İngiltere'nin kararı, ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 Mart'ta ABD NATO üyesi müttefiklerini Hürmüz Boğazı konusunda harekete geçmekte geç kalmakla suçlamasının ardından geldi.

Trump, açıklamasında, "Korkaklar, bunu unutmayacağız" ifadelerini kullandı.

Trump: 'Çok geç verilmiş bir yanıt'

ABD Başkanı Donald Trump, konuyla ilgili açıklamasında İngiltere'nin hamlesinin "çok geç verilmiş bir yanıt" olduğunu söyledi.

Beyaz Saray'ın dışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan, "Açıkçası İngiltere beni biraz şaşırttı; çok daha hızlı hareket etmeliydiler" dedi.

Sözlerinin devamında, "İlişkimiz çok iyi ama bu daha önce hiç olmamıştı. Gerçekten de neredeyse bizim ilk müttefikimiz oldular… Adanın – sözde adanın – kullanılmasını istemediler; ki nedense onun üzerindeki haklarından vazgeçmişlerdi" ifadelerini kullandı.

Trump sözlerinde, Chagos Adaları sınırları içindeki Diego Garcia'ya atıf yaptı.

İngiltere adaların egemenliğini Maldivler'e devretmeyi ve ardından üssü geri kiralamayı kabul etmişti.

Kafkas Maun 3-2

Arakçi: 'Starmer Britanyalıların hayatını tehlikeye atıyor'

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi İngiltere'nin kararıyla ilgili İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ı "Britanyalıların hayatını tehlikeye atmakla" suçladı.

İran'ın "meşru müdafaa hakkını kullanacağı" uyarısında bulundu.

Arakçi, X üzerinden yaptığı paylaşımda, "İngiltere halkının büyük çoğunluğu, İsrail-ABD'nin İran'a karşı tercih ettiği savaşta herhangi bir rol almak istemiyor.

"Kendi halkını görmezden gelen Starmer, Britanya üslerinin İran'a yönelik bir saldırganlık için kullanılmasına izin vererek Britanyalıların hayatını tehlikeye atıyor"

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere hükümetinin üsler konusunda duruşu nasıl değişti?

İngiltere hükümeti çatışma öncesinde ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını desteklemek için Britanya askeri üsleri kullanmasına izin vermemişti.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı ortak saldırı başlattığı gün, Başbakan Keir Starmer İngiliz uçaklarının Ortadoğu'da "halkımızı, çıkarlarımızı ve müttefiklerimizi korumaya" yönelik savunma operasyonunun bir parçası olarak "gökyüzünde" olduğunu söyledi.

Ertesi gün Starmer, İngiltere'nin ABD'ye Gloucestershire'daki RAF Fairford ve Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia hava üslerini "savunma amaçlı" saldırılar için kullanılmasına izin verdiğini açıkladı.

Starmer, bu saldırıların bölgede İngiltere personeline ve müttefiklerine ateş açan İran noktalarını hedef alacağını söyledi. Ancak Britanya'nın hâlâ "taarruz amaçlı eylemlere" katılmayacağını belirterek ABD'nin üsleri bu amaçla kullanmasına izin vermedi.

Trump, Starmer'dan "memnun olmadığını" söyledi. 3 Mart'ta "Karşımızda Winston Churchill yok" dedi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

(BBC)

Yalan beyanda bulunan politikacıya ceza geliyor

Galler Parlamentosu olarak bilinen Senedd Cymru, demokratik sistemde güven krizine yanıt olarak dikkat çekici bir yasa tasarısını ezici çoğunlukla kabul etti. Yeni düzenleme, özellikle seçim kampanyaları sırasında adayların kasıtlı olarak yanlış ya da yanıltıcı bilgi yaymasını cezai yaptırımla karşı karşıya bırakmayı öngörüyor.

Tasarıya göre, bir siyasetçinin bilerek yanlış bilgi verdiğinin kanıtlanması halinde, para cezasından siyasi yasaklara kadar uzanan yaptırımlar uygulanabilecek. Bu yönüyle yasa, yalnızca etik ihlalleri değil, aynı zamanda seçmen iradesini yanıltmaya yönelik davranışları da doğrudan suç kapsamına alıyor.

Düzenlemenin en dikkat çekici unsurlarından biri ise “geri çağırma” (recall) mekanizması. Buna göre, kuralları ihlal ettiği tespit edilen milletvekilleri, belirli bir imza eşiğinin aşılması halinde seçmenler tarafından görevden alınabilecek. Bu sistem, seçmenlere yalnızca seçim günü değil, görev süresi boyunca da denetim yetkisi tanıması bakımından önemli bir yenilik olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yasa tasarısının destekçileri, bu adımın siyasette şeffaflığı ve hesap verebilirliği artıracağını savunuyor. Son yıllarda özellikle sosyal medya üzerinden yayılan dezenformasyonun seçim süreçlerini olumsuz etkilediğine dikkat çeken savunucular, düzenlemenin demokratik sistemin sağlıklı işlemesi için gerekli olduğunu vurguluyor.

Ancak tasarı, beraberinde ciddi tartışmaları da getiriyor. Eleştirmenler, “yanıltıcı beyan” tanımının sınırlarının net olmamasının, politik söylemler üzerinde caydırıcı bir etki yaratabileceğini belirtiyor. Özellikle Birleşik Krallık genelinde ifade özgürlüğü tartışmalarını alevlendiren bu gelişme, hukuki yorum farklılıklarının siyasallaşabileceği endişesini doğuruyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Uzmanlara göre en kritik mesele, bir ifadenin “kasıtlı yalan” mı yoksa “yorum veya siyasi görüş” mü olduğunun nasıl belirleneceği. Bu ayrımın net yapılmaması durumunda, yasa siyasi rekabeti sınırlayan bir araca dönüşebilir.

Yasanın yürürlüğe girmesi için teknik altyapı, denetim mekanizmaları ve hukuki çerçevenin tamamlanması gerekiyor. Bu nedenle düzenlemenin en erken 2030 yılında uygulanmaya başlanması öngörülüyor.

Galler’in bu adımı, yalnızca Birleşik Krallık içinde değil, küresel ölçekte de yakından izleniyor. Siyasette doğruluk ve hesap verebilirlik tartışmalarının arttığı bir dönemde, benzer düzenlemelerin başka ülkelerde de gündeme gelmesi ihtimali güçleniyor.

Kafkas Maun 3-2

Avrupa'nın aşırı sağ grupları Orban'ın etrafında toplandı

Aşırı sağın önde gelen isimleri Marine Le Pen ve Matteo Salvini, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarına karşı en ciddi meydan okuma olarak görülen genel seçimlere 3 hafta kalmışken, önümüzdeki pazartesi günü Budapeşte’deki seçim mitinginde Orban’a eşlik edecek.

"İlk Yurtsever Büyük Kurultayı" olarak adlandırılan etkinlik, Orban'ın Fidesz partisinin 12 Nisan'daki oylama öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarının çoğunda rakibi Peter Magyar'ın partisi Tisza'nın gerisinde kaldığı bir döneme denk geliyor.

Etkinlikte Fransa'nın Ulusal Birlik (RN) lideri Le Pen ve İtalya Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Lig partisinin lideri Salvini'nin yanı sıra Çekya Başbakanı Andrej Babia ve Hollandalı siyasetçi Geert Wilders de konuşma yapacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Avrupa Parlamentosu'nda (AP) bu liderlerin çoğu, meclisin üçüncü en büyük siyasi grubu olan aşırı sağcı Avrupa için Vatanseverler'in üyesi. Hem Le Pen hem de Salvini uzun zamandır Orban'ın katı göçmen karşıtı tutumunu destekliyor ve Avrupa Birliği'ne yönelik şüpheciliğini yineliyor.

Etkinliğe ev sahipliği yapan Sivil Macaristan Vakfı Başkanı Adam Kavecsanszki yaptığı basın açıklamasında, "Avrupa'nın hala hem Avrupa hem de halkının yanında duran liderlere sahip olduğunu gösteriyoruz," dedi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Trump'ın Budapeşte ziyareti henüz teyit edilmedi

Ocak ayının başlarında ABD Başkanı Donald Trump bir mektup ile Macaristan'ın seçim kampanyası döneminde Budapeşte'yi ziyaret etmeyi planladığını belirtti. Trump, Orban'ı önemli bir Avrupalı müttefik olarak görüyor ve Macaristan Başbakanı kasım ayında Beyaz Saray'ı ziyaret ettiğinde onu "büyük bir lider" olarak nitelendirmişti.

Trump mektupta, "Liderliğiniz dünyanın dört bir yanındaki diğer liderlere örnek teşkil ediyor," ifadelerini kullandı. "Macaristan'ı güçlü kılan ilkeleri - inanç, aile ve ulusal egemenlik - tutarlı bir şekilde savundunuz ve Amerika bu cesarete saygı duyuyor."

Trump'ın ziyareti bugüne kadar henüz resmi olarak teyit edilmedi. ABD Başkanı daha önce de Ukrayna'da ateşkes sağlanması amacıyla Budapeşte'de bir ABD-Rusya barış zirvesi düzenlenmesini önermiş ancak Rusya'nın katılma konusundaki isteksizliği nedeniyle bu plan suya düşmüştü.

Budapeşte önümüzdeki cumartesi de Amerikalı ve Avrupalı sağcı figürlerin popüler bir buluşması olan Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) da ev sahipliği yapacak. Konuşmacı olarak ABD yönetiminden herhangi bir üst düzey üye açıklanmadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

(euronews)

Hükümet Partisi İçinden Göç Reformuna Sert Tepki

Birleşik Krallık’ta hükümetin göç politikalarında köklü değişiklikler öngören yeni reform planı, siyasi arenada tartışmaları alevlendirdi. Eski bakan Angela Rayner, söz konusu düzenlemelere sert tepki göstererek hükümetin yaklaşımını eleştirdi.

İçişleri Bakanlığı cephesinde, Shabana Mahmood tarafından gündeme getirilen plan, göçmen işçilerin “indefinite leave to remain” (süresiz oturum izni) alma süresini mevcut 5 yıldan 10 yıla çıkarmayı öngörüyor. Tasarıda ayrıca mülteciler için bu sürenin 20 yıla kadar uzatılması gibi dikkat çekici maddeler yer alıyor.

Rayner, bu değişikliklerin özellikle uzun süredir ülkede yaşayan ve ekonomik katkı sağlayan göçmenler açısından ciddi bir belirsizlik yarattığını ifade etti. Mevcut sistemde hayatlarını kuran kişilerin “oyunun ortasında” kuralların değiştirilmesiyle mağdur edildiğini savunan Rayner, bu durumun “bir güven ihlali” olduğunu vurguladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Angela Rayner ayrıca, İşçi Partisi içinde de bu konuda önemli bir destek buldu. Parti içinden bazı milletvekilleri ve sendika temsilcileri, reformların sosyal adalet ilkeleriyle çeliştiğini dile getirerek Rayner’a destek verdi. Göçmenlerin vergi ödeyen, çalışan ve topluma entegre olmuş bireyler olduğuna dikkat çeken bu kesimler, daha kapsayıcı bir politika çağrısında bulundu.

Öte yandan hükümet kanadı, reformların göç sistemini daha “kontrollü ve sürdürülebilir” hale getirmeyi amaçladığını savunuyor. Yetkililer, uzun vadeli oturum hakkı verilmeden önce daha sıkı kriterler uygulanmasının kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı azaltacağını öne sürüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlar ise bu tür değişikliklerin hem ekonomik hem de toplumsal etkilerine dikkat çekiyor. Göçmen iş gücünün Londra başta olmak üzere ülke genelinde birçok sektörde kritik rol oynadığı belirtilirken, uzun bekleme sürelerinin nitelikli iş gücünü caydırabileceği ifade ediliyor.

Siyasi gözlemcilere göre, bu tartışma önümüzdeki dönemde Birleşik Krallık siyasetinde göç meselesinin yeniden ana gündem maddelerinden biri haline geleceğinin sinyallerini veriyor.

Kafkas Maun 3-2

Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten Mal Varlığı İddialarına Sert Cevap

Türkiye siyasetinde son günlerin en çok tartışılan başlıklarından biri olan mal varlığı iddialarına ilişkin Akın Gürlek’ten açıklama geldi. Gürlek, Özgür Özel tarafından dile getirilen iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, kamuoyunu yanıltmaya yönelik ifadeler kullanıldığını ifade etti.

Bakan Gürlek, yaptığı değerlendirmede tüm mal varlığının şeffaf ve yasal çerçevede edinildiğini ifade ederek, “Görevim süresince hukukun dışına çıkan hiçbir işlemim olmamıştır” mesajını verdi. İddiaların somut delillere dayanmadığını dile getiren Gürlek, kişisel itibarına yönelik bu tür açıklamalara karşı gerekli hukuki adımların atılabileceğini kaydetti.

Tartışmanın fitilini ateşleyen açıklamalar ise Özgür Özel’den gelmişti. Özel, Gürlek’in mal varlığına ilişkin kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini belirterek bazı iddiaları gündeme taşımıştı. Bu çıkış, kısa sürede siyaset arenasında geniş yankı bulmuştu.

Gürlek’in yanıtı sonrası gözler muhalefet kanadından gelecek yeni açıklamalara çevrilirken, tartışmanın önümüzdeki günlerde de gündemdeki yerini koruması bekleniyor. Siyasi kulislerde, karşılıklı açıklamaların daha da sertleşebileceği ve konunun yargıya taşınabileceği yorumları yapılıyor.

Uzmanlar, bu tür tartışmaların kamuoyunda şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentisini artırdığını, ancak iddiaların somut verilerle desteklenmesinin önem taşıdığını vurguluyor. Öte yandan gelişmelerin hem siyasi tansiyonu hem de kamuoyu gündemini etkilemeye devam edeceği değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İran’a Saldırı, ABD Yönetiminde Krize Yolaçtı

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, görevinden istifa ettiğini duyurarak yönetimi İran politikasını nedeniyle sert sözlerle hedef aldı.

İSRAİL LOBİSİ BİZİ SAVAŞA SOKTU

Kent, İran'ın ABD için bir tehdit oluşturmadığını belirterek "Bu savaş İsrail ve İsrail'in güçlü lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız ortadadır" sözleriyle istifasını açıkladı.

Kent'in istifa mektubunun tamamı şu şekilde:

"Başkan Trump, uzun düşünmelerden sonra, bugünden itibaren geçerli olmak üzere Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğü görevimden istifa etmeye karar verdim. İran'daki devam eden savaşı vicdanen destekleyemem. İran, ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır.

2016, 2020, 2024 yıllarında seçim kampanyanızda savunduğunuz ve ilk döneminizde uyguladığınız değerleri ve dış politikaları destekliyorum. Haziran 2025'e kadar, Orta Doğu'daki savaşların Amerika'yı vatanseverlerimizin değerli hayatlarından mahrum bırakan ve ulusumuzun zenginliğini ve refahını tüketen bir tuzak olduğunu anladınız.

İlk yönetiminizde, bizi sonsuz savaşlara sürüklemeden askeri gücü kararlı bir şekilde nasıl kullanacağınızı modern başkanlardan daha iyi anladınız. Bunu, Kasım Süleymani'yi öldürerek ve IŞİD'i yenerek gösterdiniz.

Abd Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent Istifa Dilekcesi

IRAK SAVAŞI'NDAKİ YALANIN AYNISI BU HATAYI TEKRAR YAPAMAYIZ

Bu yönetimin başlarında, yüksek rütbeli İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasının etkili üyeleri, "Önce Amerika" platformunuzu tamamen baltalayan ve İran'la savaşı teşvik etmek için savaş yanlısı duyguları eken bir dezenformasyon kampanyası yürüttüler. Bu yankı odası, İran'ın Amerika Birleşik Devletleri için yakın bir tehdit oluşturduğuna ve şimdi saldırmanız durumunda hızlı bir zafere giden açık bir yol olduğuna inanmanızı sağlamak için kullanıldı. Bu bir yalan ve İsraillilerin bizi, ulusumuzun en iyi erkek ve kadınlarının binlercesinin hayatına mal olan felaket Irak savaşına çekmek için kullandıkları aynı taktiktir. Bu hatayı tekrar yapamayız.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

11 kez savaşa katılmış bir gazi ve İsrail tarafından uydurulmuş bir savaşta sevgili eşim Shannon'ı kaybetmiş bir Şehit Eşi olarak, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan hayatlarının bedelini haklı çıkarmayan bir savaşta savaşmak ve ölmek üzere gelecek nesli göndermeyi destekleyemem.

İran'da yaptıklarımızı ve bunları kimin için yaptığımızı düşünmenizi rica ediyorum. Cesur adımlar atmanın zamanı geldi. Yönünüzü değiştirip ulusumuz için yeni bir yol çizebilirsiniz ya da daha da gerilemeye ve kaosa doğru kaymamıza izin verebilirsiniz. Kartlar sizin elinizde. Yönetiminizde ve yüce milletimize hizmet etmek bir onurdu."

Kuşadası Belediye Başkanı rüşvet soruşturmasında tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan, Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş, belediye mimarı ve şehir plancısı Meral Celep, iş insanı ve eski Kuşadasıspor Kulübü Başkanı Ferdi Zenginoğlu ile iş insanı Hüseyin Kabasakal'ın emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden Ömer Günel, Mustafa Burak Gündeş, Meral Celep, Ferdi Zenginoğlu ve Hüseyin Kabasakal tutuklama, Ahmet Taşkan ise adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, şüpheliler Günel, Gündeş, Celep, Zenginoğlu ve Kabasakal'ın tutuklanmasına, Taşkan hakkında ise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verdi.

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı soruşturmada tanık ve müşteki beyanları, şüpheli ifadeleri, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeler, HTS kayıtları ile MASAK tarafından hazırlanan raporlar neticesinde incelenen hesap hareketlerinin değerlendirilmesi sonucu "rüşvet" ve "irtikap" suçlarının işlendiği belirlenmişti.

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş'in de aralarında bulunduğu 6 şüpheli, 13 Mart'ta Aydın, İzmir ve Antalya'da düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı.

Starmer, Trump’ın savaşa destek çağrısına cevap verdi!

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Orta Doğu’da artan gerilim ve enerji güvenliği endişelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Starmer, İngiltere’nin önceliğinin bölgedeki vatandaşlarını korumak ve müttefikleriyle birlikte güvenliği sağlamak olduğunu belirtti.

Starmer, ülkesinin daha geniş çaplı bir çatışmanın parçası olmayacağını vurgulayarak, “İngiltere'nin önceliği bölgedeki vatandaşlarını korumak ve kendisi ile müttefiklerini savunmak için gerekli adımları atmaktır. Gerekli önlemleri alırken savaşın mümkün olan en kısa sürede sona ermesini istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hürmüz için insansız mayın temizleme araçları

Londra yönetimi, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda güvenliği sağlamak amacıyla insansız mayın temizleme araçları gönderme planlarını değerlendiriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiliz hükümeti, petrol ihracatının yeniden başlamasını sağlamak ve uluslararası deniz trafiğini güvence altına almak için bu hava destekli mayın tarama sistemlerinin kullanılabileceğini belirtiyor.

Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’daki gerilimin artmasıyla birlikte son dönemde küresel enerji piyasalarının da odak noktası haline geldi.

Washington’dan müttefiklere çağrı

ABD Başkanı Donald Trump ise müttefik ülkelere boğazın güvenliğinin sağlanması konusunda daha fazla askeri destek çağrısı yaptı. Trump, NATO ülkelerinin bölgedeki güvenlik sorumluluğunu paylaşmaması halinde ittifakın geleceğinin tehlikeye girebileceğini ifade etti.

Kafkas Maun 3-2

İngiltere temkinli adım atıyor

Londra yönetimi, Washington’ın askeri katkı çağrısına temkinli yaklaşırken, doğrudan savaş gemileri göndermek yerine teknolojik ve savunma amaçlı destek seçeneklerini öne çıkarıyor.

İngiliz hükümeti, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve enerji sevkiyatının güvenli şekilde sürdürülmesi için müttefiklerle koordinasyon içinde hareket edileceğini vurguluyor.

İngiltere daha önce de bölgede artan güvenlik riskleri nedeniyle donanmaya ait bazı unsurları Doğu Akdeniz’e konuşlandırmıştı. Ancak hükümet, mevcut krizin daha geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşmesini istemediğini açık şekilde dile getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İskoçya’da Bağımsızlık İçin “Hazırlıklara Başlayın” Çağrısı

Birleşik Krallık’ta İskoçya’nın geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme taşındı. İskoçya’nın bağımsızlığını savunan siyasi hareketin öncüsü olan Scottish National Party tarafından düzenlenen 2026 Kampanya Konferansı’nda kabul edilen bir önerge, Londra yönetimine İskoçya’nın olası bağımsızlığına yönelik hazırlıklara başlaması çağrısında bulundu.

Konferansta delegelerin oy birliğiyle kabul ettiği önerge, Glasgow Southside seçim bölgesi tarafından sunuldu. Konferans gündemindeki en kısa metinlerden biri olmasına rağmen güçlü siyasi mesajlar içeren önerge, İskoçya’nın bağımsız bir ülke olma hedefinin giderek daha fazla destek gördüğünü savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Önergede, Birleşik Krallık hükümetinin gelecekte İskoçya’dan gelen mali katkılara güvenemeyeceği bir döneme hazırlıklı olması gerektiği ifade edildi. Bu ifadeler, bağımsızlık yanlısı çevrelerin İskoçya ekonomisinin ve kamu maliyesinin Londra’dan ayrı bir yapı içinde planlanması gerektiği yönündeki görüşlerinin güçlendiğini gösteriyor.

İskoçya’da bağımsızlık konusu uzun süredir siyasi gündemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. 2014 yılında düzenlenen ve 2014 Scottish independence referendum olarak bilinen referandumda seçmenlerin yaklaşık yüzde 55’i Birleşik Krallık içinde kalma yönünde oy kullanmıştı. Ancak özellikle Brexit referendum 2016 sonrasında İskoçya’da ikinci bir referandum talepleri sık sık gündeme geliyor.

Kafkas Maun 3-2

SNP yetkilileri, İskoçya halkının geleceği konusunda yeniden söz sahibi olması gerektiğini savunurken, Birleşik Krallık hükümeti ise yeni bir referandum için gerekli yasal yetkinin Westminster’dan verilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu durum, Londra ile Edinburgh yönetimleri arasında uzun süredir devam eden siyasi gerilimin de temel başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Siyasi analistler, SNP konferansında kabul edilen önergenin doğrudan bir referandum kararı anlamına gelmediğini ancak bağımsızlık kampanyasının yeniden ivme kazandığını gösterdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde İskoçya’daki siyasi gelişmelerin, Birleşik Krallık’ın anayasal yapısı ve ekonomik dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere Parlamentosu’ndan göç reformuna sert uyarı

İngiltere Parlamentosu’na bağlı UK Home Affairs Committee, hükümetin kalıcı oturum sisteminde köklü değişiklikler öngören “earned settlement” planlarına ilişkin dikkat çekici bir rapor yayımladı. Raporda, reformların mevcut haliyle hem göçmenler hem de kamu kurumları için ciddi belirsizlikler barındırdığı ifade edildi.

Milletvekilleri, kalıcı oturum (Indefinite Leave to Remain – ILR) sistemini değiştirmeyi amaçlayan düzenlemelerin yeterince hazırlanmadığını ve uygulama detaylarının hâlâ netleşmediğini belirtti. Raporda, bu nedenle reformların planlandığı gibi Nisan 2026’da tam olarak yürürlüğe girmesinin gerçekçi görünmediği vurgulandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Göçmenler arasında endişe büyüyor

Rapora göre özellikle kalıcı oturum başvurusu hazırlığında olan göçmenler yeni sistemin nasıl işleyeceğini bilmedikleri için ciddi kaygı yaşıyor. Komite, hükümetin reform planlarının henüz “yeterince geliştirilmiş ve anlaşılır” olmadığını belirterek daha şeffaf bir yol haritası hazırlanması gerektiğini ifade etti.

İçişleri politikalarından sorumlu kurum olan Home Office tarafından hazırlanan reform paketi, kalıcı oturum sistemini “katkı temelli” bir modele dönüştürmeyi hedefliyor. Bu modele göre göçmenlerin İngiltere ekonomisine ve toplumuna yaptıkları katkılar, kalıcı oturuma giden sürenin uzunluğunu etkileyebilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2021’den önce gelenlere muafiyet çağrısı

Komite raporunun en önemli tavsiyelerinden biri, reformların geriye dönük uygulanmaması oldu. Milletvekilleri, 2021’den önce İngiltere’ye gelmiş ve mevcut kurallara göre hayat planı yapan kişilerin yeni sistemden muaf tutulması gerektiğini vurguladı.

Raporda, aksi bir uygulamanın “adil olmayan sonuçlar doğurabileceği” ve göçmenlerin hukuki güven duygusunu zedeleyebileceği ifade edildi.

Çocuklar için otomatik yerleşim önerisi

Komite ayrıca İngiltere’de büyüyen çocukların göç sisteminde karşılaştığı zorluklara da dikkat çekti. Raporda, küçük yaşta ülkeye gelen ve eğitim hayatını İngiltere’de sürdüren çocukların yetişkin olduklarında karmaşık göç prosedürleriyle karşılaşmaması gerektiği belirtildi.

Bu nedenle komite, İngiltere’de büyüyen çocukların 18 yaşına geldiklerinde otomatik olarak yerleşim hakkı elde etmeleri yönünde düzenleme yapılmasını önerdi.

Kafkas Maun 3-2

Uzun bekleme süreleri ve mali yük

Yeni sistemin göçmenleri daha uzun süre geçici vize statüsünde bırakabileceği de raporda vurgulanan konular arasında yer aldı. Kalıcı oturuma giden sürenin uzaması, daha fazla vize yenilemesi ve yüksek başvuru ücretleri anlamına gelebilir.

Uzmanlara göre bu durum özellikle sağlık, sosyal bakım ve hizmet sektöründe çalışan göçmenler için önemli bir ekonomik yük oluşturabilir.

Eslem Meat Centre Doner Banner 1-1

Hükümetten yanıt bekleniyor

Parlamentodaki komitelerin hazırladığı raporlar doğrudan yasa niteliği taşımıyor. Ancak hükümetin rapordaki tavsiyelere resmi yanıt vermesi gerekiyor.

Bu nedenle Home Office’in önümüzdeki haftalarda reform planlarına ilişkin yeni bir açıklama yapması bekleniyor. Yapılacak düzenlemeler, İngiltere’de yaşayan yüz binlerce göçmenin kalıcı oturum planlarını doğrudan etkileyebilir.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Milletvekili Joani Reid’in eşi Çin'e casusluktan tutuklandı

Birleşik Krallık siyasetinde deprem etkisi meydana getiren gelişmede,

İskoç İşçi Partisi milletvekili Joani Reid’in eşi David Taylor’ın, Çin adına casusluk yaptığı şüphesiyle gözaltına alındığı ortaya çıktı.

Soruşturma kapsamında Taylor’ın, Birleşik Krallık’ın Ulusal Güvenlik Yasası’nın 3. maddesi uyarınca “yabancı bir istihbarat servisine yardım etmek” suçlamasıyla tutuklandığı bildirildi.

Londra Polisi tarafından yapılan açıklamada, operasyonların koordineli biçimde yürütüldüğü ve Galler ile İskoçya’daki terörle mücadele polislerinin de sürece destek verdiği kaydedildi. Yetkililer, soruşturmanın hassasiyeti nedeniyle detayların sınırlı paylaşıldığını, ancak ulusal güvenliği ilgilendiren ciddi iddiaların söz konusu olduğunu vurguladı.

Bromcom E (2)

Ulusal Güvenlik Yasası’nın 3. maddesi

Birleşik Krallık’ta 2023 yılında yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası, yabancı devletlerin İngiltere iç siyasetini, kamu kurumlarını veya stratejik sektörleri etkilemeye yönelik faaliyetlerine karşı daha sert yaptırımlar öngörüyor. Yasanın 3. maddesi, bir yabancı istihbarat servisine bilerek ve isteyerek yardım etmeyi ağır suç kapsamına alıyor. Bu suçtan hüküm giyenler uzun süreli hapis cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Soruşturma dosyasına ilişkin resmi belgelerde, şüphelilerin Çin devletiyle bağlantılı bir istihbarat yapılanmasına bilgi aktardığı ya da operasyonel destek sağladığı iddiasının incelendiği öne sürüldü. Ancak henüz mahkeme süreci başlamadığı için suçlamalar kesinleşmiş değil.

Istikbal 860X450 Pxl

Kocam, işlerimin bir parçası değil

İskoç İşçi Partisi milletvekili Joani Reid, eşi David Taylor'ın Çin için casusluk şüphesiyle tutuklanmasının ardından, kocasının "herhangi bir yasayı çiğnediğinden" şüphelenmesine neden olacak hiçbir şey görmediğini söyledi.

Taylor'ın tutuklanmasının ardından Reid, yaptığı açıklamada kocasının iş faaliyetlerinin "bir parçası olmadığını" söyledi.

Şunları ekledi: "Ne ben ne de çocuklarım bu soruşturmanın bir parçası değiliz ve medya kuruluşları tarafından sanki bizmişiz gibi muamele görmemeliyiz. Her şeyden önce, medya kuruluşlarının çocuklarımın mahremiyetine saygı duymasını bekliyorum."

Kafkas Maun 3-2

Siyasi yankılar

Olayın kamuoyuna yansımasının ardından gözler, İşçi Partisi yönetimine çevrildi. Parti kaynakları, milletvekili Joani Reid’in soruşturma kapsamında herhangi bir suçlamayla karşı karşıya olmadığını ve sürecin tamamen eşine yönelik yürütüldüğünü belirtti. Reid’in konuyla ilgili kısa bir açıklama yaparak adli sürece saygı duyduğunu ve yorum yapmayacağını bildirdiği öğrenildi.

Muhafazakâr Parti’den bazı isimler ise olayın “ulusal güvenlik açısından son derece ciddi” olduğunu belirterek hükümeti ve güvenlik birimlerini daha fazla şeffaflığa çağırdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Terörle mücadele birimleri devrede

Londra Polisi, operasyonlara terörle mücadele birimlerinin dahil edilmesinin, soruşturmanın kapsamı ve olası uluslararası bağlantılarıyla ilgili olduğunu ifade etti. Güvenlik kaynakları, son yıllarda özellikle Çin ve Rusya bağlantılı istihbarat faaliyetlerine karşı ülke genelinde teyakkuz halinde olunduğunu belirtiyor.

Birleşik Krallık ile Çin arasındaki diplomatik ilişkiler, son dönemde teknoloji, siber güvenlik ve üniversitelerdeki araştırma iş birlikleri gibi başlıklarda zaman zaman gerilim yaşamıştı. Bu son gelişmenin iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği ise merak konusu.

Gima Sultanim 667X300

Hukuki süreç nasıl işleyecek?

David Taylor’ın önümüzdeki günlerde mahkemeye çıkarılması bekleniyor. Savcılığın, yabancı istihbarat servisine yardım suçlamasına ilişkin delilleri mahkemeye sunacağı, savunma tarafının ise suçlamaları reddetmeye hazırlandığı bildirildi.

Soruşturma sürerken, Londra Polisi kamuoyuna “devam eden adli süreç hakkında spekülasyon yapılmaması” çağrısında bulundu. Olayın siyasi ve diplomatik yansımalarının ise önümüzdeki günlerde daha da netleşmesi bekleniyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Vietnam Savaşı’ndan bu yana ABD’nin en büyük vahşeti!

İngiliz siyasetçi George Galloway, ABD’nin dış politikasına yönelik sert eleştirilerine bir yenisini ekledi. Galloway, İran’da 167 çocuğun öldürülmesini “Vietnam Savaşı’ndan bu yana ABD’nin en büyük vahşeti” olarak nitelendirdi.

“Bu olay yıllarca manşetlerden düşmezdi”

Yaptığı açıklamada çifte standart iddiasını dile getiren Galloway, Batı medyasının ve hükümetlerinin olaylara yaklaşımını eleştirdi. “Eğer Rusya 167 Ukraynalı çocuğu öldürmüş olsaydı, bu yıllarca manşetlerden düşmezdi” diyen Galloway, benzer şekilde Filistinlilerin 167 İsrailli öğrenciyi ya da İran’ın 167 öğrenciyi öldürmesi durumunda da küresel çapta uzun süreli ve sert bir tepki oluşacağını savundu.

Galloway, bu örnekler üzerinden Batı dünyasının siyasi ve medya reflekslerinde seçici bir duyarlılık bulunduğunu öne sürdü. ABD’nin müttefiklerinin eylemlerine karşı daha yumuşak bir tutum alındığını, buna karşılık rakip ya da düşman olarak görülen ülkelerin benzer eylemlerinin ise çok daha sert şekilde gündeme taşındığını ifade etti.

Iran Abd Israil Kiz Okulu Bombaladi 160 Cocuk Oldu Mezarlari 1

ABD’ye sert eleştiri

İngiliz siyasetçi, Washington yönetimini uluslararası hukuk ve insan hakları konusunda tutarsız davranmakla suçladı. ABD’nin geçmişteki askeri müdahalelerine atıfta bulunan Galloway, özellikle Orta Doğu’daki operasyonların sivil kayıplar açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu savundu.

Açıklamasında, “Çocukların ölümü hangi ülke tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin aynı derecede kınanmalıdır” ifadelerini kullanan Galloway, uluslararası toplumun insan hakları ihlallerine karşı ilkesel ve eşit bir tutum sergilemesi gerektiğini dile getirdi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Tartışma meydana getirdi

Galloway’ın sözleri sosyal medyada ve siyasi çevrelerde geniş yankı buldu. Destekçileri, açıklamaların Batı’daki medya ve siyaset dünyasında var olduğunu iddia ettikleri çifte standarda dikkat çektiğini savunurken; eleştirmenleri ise ifadelerin abartılı ve siyasi amaçlı olduğunu ileri sürdü.

İngiliz siyasetçinin açıklamaları, ABD’nin dış politika uygulamaları ve uluslararası krizlerde medya yaklaşımı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmiş görünüyor.

Kafkas Maun 3-2

Donald Trump, Destek Vermeyen Keir Starmer’a Çok Bozuldu!

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından konuşan Donald Trump, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın yeterli destek vermediğini savundu. Trump, iki ülke arasındaki “özel ilişkinin” zarar gördüğünü belirtti.

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırı sonrası uluslararası diplomasi trafiği hız kazanırken, ABD Başkanı Donald Trump’tan İngiltere Başbakanı Keir Starmer’a sert eleştiriler geldi. Trump, Starmer’ın kriz sürecinde Washington’a beklenen düzeyde destek vermediğini öne sürdü.

Trump yaptığı açıklamada, İngiltere’nin tutumunun kendisini hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, “O yardımcı olmadı... Bunu göreceğimi hiç düşünmemiştim. İngiltere’den bunu göreceğimi hiç düşünmemiştim” ifadelerini kullandı.

Bromcom E (2)

“En Sağlam İlişkimizdi”

ABD ile İngiltere arasındaki tarihi ve stratejik bağlara dikkat çeken Trump, iki ülke arasındaki ilişkilerin geçmişte diğer müttefikliklerden daha güçlü olduğunu vurguladı.

“İngiltere ile ilişkimiz, diğer ülkelerle ilişkilerimiz arasındaki en sağlam olanıydı. Durumumuzun artık eskisi gibi olmaması çok üzücü” diyen Trump, mevcut tablonun iki ülke açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ima etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra’dan Resmi Yanıt Gelmedi

Trump’ın açıklamalarına İngiltere hükümetinden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak diplomatik kaynaklar, Londra’nın İran’a yönelik askeri adımlar konusunda temkinli bir yaklaşım benimsediğini ve bölgesel gerilimin daha fazla tırmanmaması için diplomatik çözüm yollarını öncelediğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Özel İlişki” Tartışması

ABD ile İngiltere arasındaki “özel ilişki” kavramı, özellikle savunma, istihbarat paylaşımı ve dış politika alanlarında uzun yıllardır stratejik ortaklığı ifade ediyor. Trump’ın açıklamaları, iki ülke arasındaki bu geleneksel yakınlığın geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.

Uluslararası uzmanlar ise taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının kalıcı bir kopuş anlamına gelmeyebileceğini, ancak mevcut krizin transatlantik ilişkilerde yeni bir döneme işaret edebileceğini değerlendiriyor.

Kafkas Maun 3-2

Tren Bileti Ücretleri 30 Yıl Sonra İlk Kez Sabitlendi

İngiltere’de hükümet, son 30 yılda ilk kez düzenlemeye tabi tren ücretlerine zam yapmama kararı aldı. Department for Transport tarafından duyurulan düzenleme kapsamında, özellikle sezonluk biletler ve şehirler arası bazı hatlarda uygulanan devlet kontrollü tarifeler 2026/27 mali yılı boyunca sabit kalacak.

Bakanlık verilerine göre uygulama, İngiltere genelinde düzenlemeye tabi bilet kullanan yaklaşık 9 ila 10 milyon yolcuyu doğrudan ilgilendiriyor. Günlük işe gidiş-gelişlerde tren kullanan çalışanlar, öğrenciler ve indirimli tarifelerden yararlanan yolcular kararın en büyük faydalanıcıları arasında yer alıyor. Hükümet, ücret artışının yapılmaması sayesinde yolcuların toplamda 600 milyon sterlin tasarruf edeceğini hesaplıyor.

Bromcom E (2)

“Daha Uygun Fiyatlı ve Güvenilir Sistem” Vurgusu

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, kararın yalnızca kısa vadeli bir mali rahatlama sağlamadığını, aynı zamanda demiryolu sisteminde köklü değişimlerin parçası olduğunu belirtti. Alexander, demiryollarının kamu mülkiyetine geçiş süreci ve planlanan yapısal reformlarla birlikte daha güvenilir ve yolcu odaklı bir sistem kurulacağını ifade etti.

Alexander açıklamasında, “Yolcular yıllardır yüksek ücret artışlarıyla karşı karşıya kalıyordu. Yeni reform süreciyle hem fiyatları daha makul seviyede tutmayı hem de hizmet kalitesini artırmayı hedefliyoruz” dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Yaşam Maliyetiyle Mücadele Planının Parçası

Maliye Bakanı Rachel Reeves ise tren ücretlerinin dondurulmasının, hükümetin yaşam maliyeti krizine karşı yürüttüğü ekonomik programın önemli bir ayağı olduğunu vurguladı. Reeves, artan enflasyon ve hane halkı giderleri karşısında ulaşım maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının çalışan kesim için kritik önemde olduğunu söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ekonomi çevreleri, özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve toplu taşımaya bağımlı olan milyonlarca kişinin bu karardan doğrudan fayda sağlayacağını belirtiyor. Londra, Manchester, Birmingham ve Leeds gibi büyük merkezlere günlük ulaşım sağlayan yolcuların bütçelerinde yıllık yüzlerce sterlinlik ek yük oluşmasının önüne geçileceği hesaplanıyor.

Kafkas Maun 3-2

30 Yıllık Geleneğe Ara

İngiltere’de düzenlemeye tabi tren ücretleri genellikle her yıl enflasyon oranına paralel veya belirli bir formüle bağlı olarak artırılıyordu. Bu uygulamanın ilk kez askıya alınması, demiryolu politikasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Ulaşım uzmanları, kararın kısa vadede yolcu memnuniyetini artırabileceğini ancak demiryolu işletmecilerinin finansman yapısının nasıl dengeleneceğinin önümüzdeki dönemde yakından izleneceğini ifade ediyor.

Hükümet ise maliyetin kamu bütçesi içindeki planlamalarla karşılanacağını ve demiryolu reformları tamamlandığında sistemin daha verimli hale geleceğini savunuyor. Kararın özellikle sabit gelirli çalışanlar ve öğrenciler için önemli bir ekonomik rahatlama sağlaması bekleniyor.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Hamaney sonrası Washington’dan yoğun telefon diplomasisi

Ortadoğu’da tansiyonu zirveye taşıyan saldırı gecesiyle ilgili uluslararası ajanslara yansıyan iddialara göre, İran’ın dini lideri Ali Hamaney hedef alınan operasyon sırasında yaşamını yitirdi. Ancak İran makamlarından konuya ilişkin resmi ve net bir doğrulama yapılmış değil.

Bölgedeki güvenlik kaynakları, saldırının İran’ın askeri ve stratejik noktalarını hedef aldığını, başkent Tahran başta olmak üzere birçok kentte patlama seslerinin duyulduğunu aktardı. Sosyal medyada yayılan görüntüler ve iddialar bilgi kirliliğini artırırken, İran devlet televizyonunun yayın akışını kesmemesi dikkat çekti.

Washington’dan Diplomasi Trafiği

Hamaney’in öldürüldüğüne dair iddiaların uluslararası kamuoyunda yankı bulmasının ardından Washington’da diplomasi trafiği hız kazandı. Beyaz Saray kaynaklarına dayandırılan haberlere göre ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.

Görüşmelerde bölgesel güvenlik, olası misilleme senaryoları ve enerji arz güvenliği başlıklarının ele alındığı öne sürüldü. Özellikle Türkiye’nin bölgedeki stratejik konumu ve NATO üyeliği çerçevesinde atılabilecek adımların değerlendirildiği ifade ediliyor.

Bölgesel ve Küresel Etkiler

Analistler, Hamaney’in hayatını kaybettiği yönündeki iddiaların doğrulanması halinde İran’da siyasi ve dini liderlik konusunda ciddi bir belirsizlik doğabileceğini belirtiyor. Böyle bir gelişmenin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte enerji piyasalarından diplomatik dengelere kadar geniş bir etki yaratabileceği vurgulanıyor.

İngiltere ve Avrupa Birliği cephesinden ise taraflara “itidal” çağrıları geldiği bildiriliyor. İsrail hükümeti saldırıya ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, ABD Savunma Bakanlığı da operasyon iddialarına dair soruları yanıtsız bıraktı.

Bromcom E (2)

Resmi Açıklama Bekleniyor

Gözler şimdi Tahran’dan gelecek resmi açıklamaya çevrildi. Hamaney’in sağlık durumu ve iddiaların doğruluğuna ilişkin net bir bilginin paylaşılması beklenirken, bölgedeki askeri hareketlilik ve diplomatik temaslar yakından izleniyor.

Ortadoğu’da yeni ve kritik bir dönemin eşiğinde olunduğu yorumları yapılırken, saldırı gecesinin yankıları dünya siyasetinde uzun süre hissedilecek gibi görünüyor.

İran Dinî Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti

Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran'a yönelik ortak saldırılara devam ediyor.

İran medyası, dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in ABD ve İsrail'in saldırılarında hayatını kaybettiğini doğruladı. Hamaney'in ölümünün ardından İran'da 40 günlük yas ilan edildi. Ülke genelinde 7 günlük resmi tatil ilan edildi.

Hamaney'in cumartesi erken saatlerde ofisinde öldürüldüğü açıklandı.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani'nin de öldürüldüğü duyuruldu.

Ali Hamaney kimdir?

Ayetullah Ali Hamaney 19 Nisan 1939'da Meşhed kentinde doğdu.

Meşhed ve Kum kentlerinde dini ilimler eğitimi alan Hamaney, 1962 yılında Kum'da Ayetullah Humeyni'nin Şah'a karşı başlattığı harekete katıldı. Çeşitli aralıklarla tutuklandı ve sürgüne gönderildi.

1978'de İslam Cumhuriyeti Partisi kurucularından olan Hamaney, devrim sonrası Temmuz 1979'da İran İslam Cumhuriyeti Savunma Bakanı Yardımcılığını üstlendi.

24 Kasım 1979'da İslam İnkılabı Muhafızları Ordusu Başkanlığına atanmasının yanı sıra aynı yıl, Tahran Cuma namazı imamlığına atandı. 1980 yılında İmam Humeyni tarafından İran Yüksek Savunma Şurası'na temsilci olarak atandı. Aynı yıl, İran Meclisine Tahran milletvekili olarak seçildi.

27 Haziran 1981 tarihinde Tahran Ebuzer Camisi'nde Halkın Mücahitleri grubunun düzenlediği iddia edilen bombalı saldırısında ağır yaralandı. Ekim 1981'de yapılan seçimlerde devrimden sonra ülkenin 3'üncü Cumhurbaşkanı seçildi. 1985 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıyla da ikinci kez Cumhurbaşkanı oldu.

Humeyni'nin vefatından sonra Hamaney, ülke liderini seçme ve denetlemeyle görevli Uzmanlar Meclisi tarafından Haşimi Rafsancani'nin desteğiyle 1989 yılında ülkedeki en üst makam olan Lider (Rehber) olarak seçildi.

Yönetimi boyunca Batı karşıtlığıyla ön plana çıkan Hamaney, Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı.

İran'da seçimle işbaşına gelen Cumhurbaşkanı sınırlı yetkilere sahipken, Ali Hamaney'in temsil ettiği liderlik makamı, tüm devlet organlarının üzerinde, sahip olduğu anayasal yetkilerle iç ve dış politika konularında son sözü söyleyen isim oldu.

Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere tüm devlet organlarının üzerinde bir otoriteye sahip Rehber, İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olarak iç güvenlik ve dış politika konularında da belirleyici rol oynadı.

Özellikle son yıllarda, yönetim sorunları ve ekonomik problemlerden kaynaklanan sokak gösterilerinde Hamaney yönetim karşıtı eylemcilerin hedefi oldu.

Tesisatçı Hannah Spencer'ın Parlamentoya Uzanan Hikayesi

İngiltere’nin Bolton kentinde 26 Şubat’ta gerçekleştirilen ara seçim, siyasi dengeleri sarsan bir sonuçla tamamlandı. Yeşil Parti’nin adayı Hannah Spencer, sandıktan ezici bir çoğunlukla çıkarak bölgenin yeni milletvekili oldu.

Uzun yıllardır su tesisatçısı olarak çalışan ve yerel toplum projelerinde aktif rol alan Spencer’ın zaferi, özellikle çalışan sınıf seçmenler arasında büyük heyecan yarattı. Seçim kampanyası boyunca hayat pahalılığı, kamu hizmetlerine erişim ve çevre politikalarına odaklanan Spencer, “siyasetin sadece profesyonel politikacıların işi olmadığını” vurgulamıştı.

Resmî sonuçlara göre rakiplerini açık farkla geride bırakan Spencer, zafer konuşmasında Bolton halkına teşekkür ederek, “Bu sonuç yalnızca benim değil, geçim derdiyle mücadele eden, sesini duyurmak isteyen herkesin başarısıdır” dedi.

Bromcom E (2)

Siyasete yerel çevre hareketlerinde gönüllü olarak başlayan Spencer, kampanya sürecinde kapı kapı dolaşarak seçmenle birebir temas kurdu. Özellikle enerji faturaları ve sosyal konut sorunlarına dair somut çözüm önerileri, bölgedeki kararsız seçmenlerin desteğini kazanmasında etkili oldu.

Spencer’ın seçilmesiyle birlikte, Parliament of the United Kingdom’da Yeşil Parti’nin temsili güçlenmiş oldu. Siyasi analistler, bu sonucun yalnızca yerel bir başarı değil, aynı zamanda ülke genelinde artan çevre ve sosyal adalet taleplerinin bir yansıması olduğunu belirtiyor.

Bolton’daki bu sonuç, geleneksel parti dengelerinin sorgulandığı bir dönemde, tabandan gelen adayların da güçlü bir destek bulabileceğini gösteren dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Hannah Spencer Kimdir?

Hannah Spencer, 1990’ların başında İngiltere, Bolton, Greater Manchester civarında doğmuş bir İngiliz siyasetçi ve Yeşil Parti üyesidir. 2026 Şubat’ında, İngiltere’nin kuzeyindeki Gorton & Denton seçim bölgesinde yapılan ara seçimde Yeşil Parti adayı olarak tarihi bir zafer kazanarak Birleşik Krallık Parlamentosu’na seçilmiştir. Bu sonuç, Yeşil Parti’nin bir Westminster ara seçimini ilk kez kazanması ve kuzey İngiltere’den çıkan ilk Yeşil milletvekili olması açısından dikkat çekicidir.

Kafkas Maun 3-2

Hayatı ve Kökeni

Eğitim ve Meslek: Spencer, eğitimini 16 yaşında bırakıp plumber yani tesisatçı olarak çalışmaya başlamıştır. Ayrıca gaz mühendisi ve sıva (plasterer) alanında da deneyim kazanmıştır.

Kendi İşini Kurma: 2015’te kendi tesisat işini kurmuş, Manchester ve çevresindeki evlerde çalışmıştır.

Gündelik Yaşam: Greyhound köpekleriyle ilgilenir ve dört kurtarılmış greyhound’un sahibi olarak bilinir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Siyasete Girişi

Yeşil Parti Üyeliği: 2022’de Yeşil Parti’ye katılmıştır.

Yerel Yönetim: 2023’te Trafford Konseyi’nde Hale Ward’dan meclis üyesi olarak seçilmiş, ilerleyen dönemde parti grubunun lideri olmuştur.

Parti Görevleri: 2025’te Yeşil Parti’nin göç ve mülteci desteği sözcüsü olarak da görev almıştır.

Ara Seçim Zaferi

2026 Şubat’ında yapılan Gorton & Denton ara seçiminde Spencer, yaklaşık %41 oy alarak 14,980 oyla seçimi kazanmıştır. Bu başarıyla İşçi Partisi’nin neredeyse bir asırdır sürdürdüğü çoğunluğu yenmiş ve Reform UK ile İşçi Partisi’ni geride bırakmıştır.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Siyasi Öncelikleri ve Mesajı

Hannah Spencer, seçim kampanyasında özellikle şu konulara vurgu yapmıştır:

Eşitsizlik ve yaşam maliyetiyle mücadele

Zenginlerden alınacak vergilerle toplum hizmetlerinin iyileştirilmesi

Kamu hizmetlerinin genişletilmesi (örneğin su şirketlerinin millileştirilmesi)

En düşük ücretin artırılması, kira kontrolleri, ücretsiz reçeteler ve sağlık hizmetleri gibi sosyal adımlar
Ayrıca dış politikada Filistin yanlısı bir duruş sergilediğini ve Gazze’deki duruma karşı tutumuyla dikkat çektiğini belirtmiştir.

Bolu Belediyesine yönelik "irtikap" operasyonu

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince kentteki çeşitli adreslere operasyon düzenlendi.

Operasyonda, Belediye Başkanı Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı S.C, Mali Hizmetler Müdürü N.A, BOLSEV Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı A.S, belediye meclisi üyeleri H.E.S, B.Ö. ve C.G, eski Zabıta Müdürü H.Y, eski İnsan Kaynakları Müdürü ve mevcut İtfaiye Müdürü M.A, eski Yazı İşleri Müdürü T.A, eski belediye meclisi üyesi ve Bolu Bel AŞ Yönetim Kurulu Başkanı E.T, İmar Müdürü S.P. ile imar müdürlüğü personeli Y.B. gözaltına alındı.

Olayın ardından belediye başkan yardımcıları ve belediye çalışanları ile bazı vatandaşlar, İl Jandarma Komutanlığının önüne geldi.

Jandarma Komutanlığında Tanju Özcan ile görüştükten sonra çıkışta gazetecilere açıklamada bulunan avukat Ferit Atalay, Özcan ve diğer şüphelilerin, bir grup tacir, işletici ve market sahibinin şikayeti üzerine "ikna suretiyle irtikap" iddiasıyla gözaltına alındığını söyledi.

"YA SEVE SEVE VERECEKSİNİZ YA DA ..."

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, zincir market temsilcilerine yönelik toplantıda sarf edildiği öne sürülen "Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz, ya da … vereceksiniz" sözleri dosyaya girdi. İddialara göre reklam sözleşmesi imzalamayan marketlere art arda denetim ve faaliyetten men yaptırımı uygulandı.

TOPLANTIDAKİ SÖZLER DOSYADA

Bolu Bel A.Ş. yönetimince hazırlanan reklam teklifleri market temsilcilerine iletildi. Teklif bedelinin yüksek bulunması üzerine toplantıda Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın "Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz, ya da s.ke s.ke vereceksiniz" ifadelerini kullandığı öne sürüldü. Market temsilcilerine sözleşmeyi imzalamaları için bir hafta süre verildiği iddia edildi.

DENETİM SÜRECİ: KRİTİK ZAMANLAMA

Başsavcılık açıklamasına göre, bir haftalık sürenin ardından Bolu Belediyesi zabıta ekipleri zincir marketlere yönelik geniş çaplı denetimler başlattı.

Denetim yapılan şubeler:
• BİM: 32 şube
• A101: 44 şube
• ŞOK: 26 şube
• Carrefoursa: 5 şube

Denetimlerde çeşitli eksiklikler tespit edildiği belirtilerek tutanak tutuldu ve süre verildi.

SÖZLEŞMEYİ KABUL EDENLER VE ETMEYENLER

Soruşturma dosyasına göre; bazı market zincirleri (BİM, Carrefoursa, Nuhmar/1N, Avantaj) reklam sözleşmesini kabul etti. A101 ve ŞOK marketlerinin ise sözleşme imzalamayı kabul etmediği belirtildi.

OPERASYON VE GÖZALTILAR

28 Şubat 2026 sabahı İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen operasyonda:

• Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan dahil 13 şüpheli gözaltına alındı.
• Şüphelilerin ikametlerinde arama yapıldı.
• Dijital materyallere ve cep telefonlarına el konuldu. Dijital verilerin incelenmesi sürüyor.

SÜREÇ NASIL İLERLEYECEK?

Başsavcılık, soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğünü ve delillerin değerlendirilmesi sonrasında adli sürecin şekilleneceğini açıkladı.

Dosyada, belediye görevlilerinin görevlerinin sağladığı nüfuzu kullanarak belediye şirketine menfaat sağlamak amacıyla marketleri baskı altına alıp almadıkları hususu "icbar suretiyle irtikap" kapsamında değerlendiriliyor.

ŞÜPHELİLER:

(1) Tanju Özcan – Belediye Başkanı
(2) Süleyman Can – Belediye Başkan Yardımcısı
(3) Ali Sarıyıldız – Meclis Üyesi
(4) Ergün Temel – Bolu Bel. Şti. Yetkilisi
(5) Hakan Yılmaz – Zabıta Müdür Vekili
(6) H. Ekrem Serin – Encümen Başkanı
(7) Cahit Görüş – Meclis Üyesi
(8) Buse Özkan – Meclis Üyesi
(9) Mehmet Ağan – Meclis Üyesi
(10) Naim Ayhan – Meclis Üyesi
(11) Sinan Pekcan – Meclis Üyesi
(12) Tahsin Arslan – Belediye Yazı İşleri Müdürü
(13) Yasin Bargaç – İmar ve Şehircilik Müdür Vekili

Bu kapsamda, Bolu İl Jandarma Komutanlığı unsurlarınca 28 Şubat 2026 Cumartesi günü saat 06.30 sıralarında gerçekleştirilen operasyon neticesinde (13) şüpheliden (9)'u ikametlerinde gözaltına alınmıştır. Adreslerinde bulunamayan (4) şüpheli (Buse Özkan, H. Ekrem Serin, Sinan Pekcan ve Yasin Bargaç) hakkında yakalama çalışmaları devam ediyor.

KİMLER GÖZALTINDA?

Operasyonun sadece belediye başkanıyla sınırlı kalmadığını belirten A Haber Muhabiri Yusuf Gül, "Sadece Bolu Belediye Başkanı değil, aynı zamanda İdari ve Mali Hizmetler Müdürü olan Naim Ayhan da gözaltına alındı. Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can da gözaltına alınan isimler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.

KRİTİK İSİMLER LİSTEDE

Gözaltına alınan diğer belediye iştiraki yöneticilerine dikkat çeken Yusuf Gül, "Ali Sarıyıldız isimli şirket müdürü ile eski şirket müdürü Ergün Temel de gözaltına alınan isimler arasında karşımıza çıkıyor. Sabah saatlerinde düzenlenen operasyon kapsamında bu isimlerin tamamı jandarma tarafından gözaltına alındı" sözleriyle operasyonun kapsamını aktardı.

İşçi Partisi’ne Yeşil Tokat: Göçmen Karşıtlığı Kalesinde Kaybettirdi

Manchester, Greater Manchester’da yapılan ara seçim, İngiltere siyasetinde tarihin akışını değiştirdi.

Geleneksel olarak İşçi Partisi’nin kalesi olarak bilinen Gorton and Denton seçim bölgesinde 26 Şubat 2026’da yapılan ara seçimde Yeşil Parti adayı Hannah Spencer güçlü bir zaferle parlamentoya girerek bölgeyi kazandı. Bu sonuç, sadece yerel değil ulusal siyasi dengeler üzerinde de derin etkiler yaratıyor.

Oy Dağılımı ve Sonuçlar

Parti

Oy Sayısı

Oy Oranı

Yeşil Parti

14,980

%40,7

Reform UK

10,578

%28,7

İşçi Partisi

9,364

%25,4

Muhafazakârlar

706

%1,9

Liberal Demokratlar

653

%1,8

Yeşil Parti’nin oy oranı 2024’e kıyasla büyük bir sıçrama gösterirken, İşçi Partisi’nin oy oranı yaklaşık yarı yarıya düştü; bu durum, partide stratejik bir yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor.

Ingiltere Manchester Ara Secim Yesiller Partisi Kazandi 1

Derin Analiz: Neden Bu Sonuç Çıktı?

1) Demografik Yapının Etkisi

Gorton and Denton, nüfus yapısı bakımından İngiltere ortalamasından farklı özellikler taşıyor. Bölgede önemli bir etnik azınlık ve görece genç bir nüfus var; özellikle Müslüman toplulukların oranı ulusal ortalamanın üzerinde. Bu demografik yapı, siyasi tercihleri doğrudan etkiledi.

2) İşçi Partisi’nin Göç Politikaları ve Seçmene Yansıması

Bu seçimde dikkat çeken bir başka katman, İşçi Partisi’nin göçmen politikalarına yönelik seçmen tepkisi oldu. Partinin iktidarda olduğu dönemde İçişleri Bakanı tarafından yürürlüğe konulan ve göçmenlerin belirsizlik sürecini uzatan sert göç politikaları, özellikle bölgedeki göçmen ailelerin bulunduğu mahallelerde büyük hoşnutsuzluğa yol açtı. Bazı seçmenler bu politikanın, uzun süreli yerleşik göçmen topluluklarına yönelik “kasıtlı olarak zorlaştırıcı” bir yaklaşım olarak algılandığını belirtti.

Bromcom E (2)

Ayrıca, seçim kampanyası sırasında bazı kaynaklar, diğer partilerin Müslüman seçmenlere yönelik özel mesajlarla hitap ettiğini ve İşçi Partisi’nin göçmen karşıtı kimi söylemlerinin bu seçmen gruplarında tepki yarattığını öne sürdü. Bu, özellikle Yeşil Parti’nin Gazze konusundaki duruşu ve daha kapsayıcı mesajlarıyla birleşince, bölgedeki göçmen topluluklarının oy tercihlerini etkiledi.

Bu bağlamda bazı İşçi Partisi destekçileri, Partinin göç konusundaki görece sert çizgisi ve anlatısının “sadece göç karşıtlarını değil, uzun yıllardır parti ile birlikte yaşayan göçmen topluluklarını da yabancılaştırdığı” eleştirisini yaptılar. Bu durum, İşçi Partisi’nin klasik tabanını zayıflattı ve Yeşil Parti ile daha genç, çeşitli demografik grupları hedef alan kampanyalar için bir fırsat yarattı.

Istikbal 860X450 Pxl

3) İşçi Partisi’ndeki Kırılma ve Politik Algı

İşçi Partisi için bu kayıp, sadece bir seçim yenilgisi değil, köklü bir bağın çözülmesi anlamına geliyor. Parti, 2024’te bu bölgede %50’nin üzerinde oyla öndeyken, bu seçimde üçüncü sıraya geriledi. Analistler bunun başlıca nedenlerini liderlik ve strateji eksikliği ile göçmen politikalarındaki sert duruşun seçmen tepkisiyle buluşması olarak değerlendiriyor.

4) Popülizm ve Siyasi Kutuplaşma

Bu seçimin bir diğer göstergesi, İngiltere siyasetinde popülist söylemlerin birden fazla taraftan güç kazanması oldu. Reform UK gibi sağ popülist partiler güçlü ikinci sırayı alırken, Yeşil Parti sol popülist bir alternatif olarak çıkış yaptı. Böylece iki taraflı sistem yerini çok kutuplu bir dengeye bırakıyor.

Kafkas Maun 3-2

Ulusal Siyasi Sonuçlar ve Yansımalar

1) Yeşil Parti’nin Ulusal Momentum Kazanması

Yeşil Parti, sadece çevre politikalarıyla değil, geniş kapsamlı sosyal adalet ve kapsayıcı kampanya diliyle dikkat çekti. Bu zafer, partiye büyükşehir merkezlerinde ilerleme potansiyeli sağlıyor ve genel seçimlerde daha güçlü bir rol oynayabileceğine dair beklentileri artırıyor.

2) İşçi Partisi’nin Seçmen Tabansındaki Kırılma

İşçi Partisi’nin göç ve ulusal politika çizgisi, bazı geleneksel destekçiler nazarında sert ve uzak olarak algılandı. Bu durum, özellikle göçmen ailelerin yoğun olduğu bölgelerde partinin gücünü zayıflattı ve Yeşil Parti’ye yönelen veya protesto oyu veren seçmen sayısını artırdı.

3) Çok Partili Siyasete Doğru Kayma

Bu ara seçim, İngiltere’de klasik iki parti hegemonyasının çözülmeye başladığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Yeşil Parti’nin yükselişi, Reform UK’nin güçlü taban bulması ve İşçi Partisi ile Muhafazakârların görece zayıflaması, gelecekte koalisyon arayışlarını gündeme getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sonuç: Siyasi Dönüşümün İşaretleri

Gorton and Denton’daki ara seçimin sonucu, İngiltere siyaseti için sadece bir yerel seçim değil, sistematik bir dönüşümün habercisi oldu. Göçmen politikalarının seçmen davranışına etkisi, İşçi Partisi’nin geleneksel tabanıyla arasındaki mesafenin açılması ve Yeşil Parti’nin yükselişi, ülke genelinde siyasi dengeyi yeniden şekillendiriyor.

İngiltere siyasetinde artık yalnızca “sol ve sağ” değil, çok sesli bir parlamenter manzara beliriyor. İktidar partilerinin seçim stratejilerini yeniden gözden geçirmesi, toplumsal çeşitliliği daha dikkatli analiz etmesi ve göç gibi hassas konularda daha kapsayıcı söylemler geliştirmesi bekleniyor.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Keir Starmer’dan Sosyal Medyaya 48 Saatlik Mahremiyet Ultimatomu

İngiltere hükümeti, dijital platformlarda izinsiz yayımlanan mahrem görüntülere karşı yeni ve sert bir düzenleme hazırlığında. Başbakan Keir Starmer, kamuoyuna yaptığı açıklamada, mağdurları korumayı amaçlayan yasa tasarısının sosyal medya şirketlerine açık bir sorumluluk yüklediğini belirtti.

Tasarıya göre, herhangi bir kişi hakkında rızası olmadan paylaşılan özel nitelikli görüntüler, ilgili platformlara bildirilmesinin ardından en geç 48 saat içinde kaldırılmak zorunda olacak. Süreye uymayan şirketler ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Bromcom E (2)

“Teknoloji şirketleriyle süregelen mücadele”

Starmer, hükümetin teknoloji şirketleriyle uzun süredir içerik denetimi ve kullanıcı güvenliği konusunda karşı karşıya geldiğini ifade ederek, “Bu, bireylerin onurunu ve güvenliğini koruma meselesidir. Platformlar sorumluluk almaktan kaçamaz” dedi.

Başbakan, özellikle “intikam pornosu” ve yapay zekâ destekli sahte görüntü (deepfake) üretimindeki artışa dikkat çekerek, mevcut düzenlemelerin mağdurları korumakta yetersiz kaldığını savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Ağır para cezaları ve erişim engeli

Tasarı kapsamında kurallara uymayan firmalara milyonlarca sterlini bulabilecek para cezaları verilmesi planlanıyor. Tekrarlanan ihlallerde ise platformlara İngiltere genelinde erişim engeli uygulanmasının önü açılabilecek.

Hükümet kaynakları, düzenlemenin yalnızca içerik kaldırma süresini değil, aynı zamanda şeffaf raporlama ve hızlı başvuru mekanizmalarını da kapsayacağını belirtiyor.

Kafkas Maun 3-2

İfade özgürlüğü tartışması

Tasarı, bazı çevrelerde ifade özgürlüğü ve içerik denetiminin sınırları konusunda tartışma başlattı. Dijital hak savunucuları, düzenlemenin kötüye kullanım riskine karşı açık ve net tanımlar içermesi gerektiğini savunuyor.

Hükümet ise düzenlemenin yalnızca açık şekilde izinsiz ve mahrem nitelikli içerikleri kapsadığını, gazetecilik faaliyetleri veya kamu yararı taşıyan paylaşımların hedef alınmayacağını vurguluyor.

Yasa tasarısının önümüzdeki haftalarda parlamentoya sunulması bekleniyor. Düzenleme kabul edilirse, İngiltere dijital mahremiyet konusunda Avrupa’daki en katı yaptırım rejimlerinden birini hayata geçirmiş olacak.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan 2028 İçin Sinyal Verdi

İşçi Partisi’nin Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, dördüncü dönem için yeniden aday olabileceğinin sinyallerini vererek İngiliz siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. 2028 yılında yapılması planlanan Londra Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde kulisler hareketlenirken, Khan’ın 2032’ye kadar görevde kalabileceği yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı buldu.

Üç Dönemin Ardından Yeni Hedef

2016 yılında ilk kez Londra Belediye Başkanı seçilen Khan, 2021’de ikinci dönemine başlamış, 2024’te ise üçüncü kez seçilerek görevini sürdürmüştü. Görev süresi boyunca özellikle hava kirliliğiyle mücadele, toplu taşıma yatırımları ve uygun fiyatlı konut projeleriyle gündeme gelen Khan, başkentte sosyal politikaları önceleyen bir yönetim anlayışı benimsedi.

Bromcom E (2)

Son haftalarda yaptığı açıklamalarda doğrudan adaylığını ilan etmese de, “Londra için yapacak daha çok işimiz var” ifadeleri, siyasi çevrelerce açık bir mesaj olarak yorumlandı. Belediye kaynaklarına göre Khan, özellikle iklim değişikliğiyle mücadele ve şehir güvenliği konularında uzun vadeli projelerini tamamlamak istiyor.

2028 Seçimleri ve 2032 Senaryosu

Londra Belediye Başkanlığı için bir sonraki seçimlerin 2028 yılında yapılması planlanıyor. İngiltere’de belediye başkanları için dönem sınırlaması bulunmuyor. Bu durum, Khan’ın seçilmesi halinde 2032 yılına kadar görev yapmasının önünde hukuki bir engel olmadığı anlamına geliyor.

Siyasi analistler, dördüncü dönem adaylığının hem parti içinde hem de muhalefette farklı tepkiler doğurabileceğini belirtiyor. İşçi Partisi tabanında Khan’a yönelik güçlü destek sürerken, bazı isimler ise “yeni bir vizyon” çağrısında bulunuyor.

Kafkas Food Yatay (3)-1

Destekleyenler ve Eleştiriler

Khan destekçileri, Londra’nın Brexit sonrası ekonomik dalgalanmalar ve pandemi sürecinde istikrarlı bir liderliğe ihtiyaç duyduğunu savunuyor. Özellikle ulaşım altyapısına yapılan yatırımlar ve düşük emisyon bölgeleri uygulamaları, çevre politikaları açısından örnek gösteriliyor.

Öte yandan eleştirmenler, artan yaşam maliyetleri ve konut krizinin hâlâ tam anlamıyla çözülemediğini öne sürüyor. Muhalefet cephesi, 2028 seçimlerinin “değişim için fırsat” olacağını dile getiriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Karar Ne Zaman Netleşecek?

Sadiq Khan’ın resmi adaylık açıklamasını 2027 yılı içinde yapması bekleniyor. Parti içi aday belirleme süreci ve olası rakiplerin tutumu, önümüzdeki iki yıl içinde Londra siyasetinin ana gündem maddelerinden biri olacak.

Khan’ın 2032’ye kadar görevde kalıp kalmayacağı ise yalnızca kendi kararına değil, Londralı seçmenlerin sandıkta vereceği mesaja bağlı olacak. Ancak şimdiden görünen o ki, 2028 yarışı hem başkentte hem de ulusal siyasette önemli bir sınav niteliği taşıyacak.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Seçim Erteleme Kararı Geri Çekildi: 30 İlçe 7 Mayıs'ta Sandık Başında

İngiltere'de İşçi Partisi hükümeti, 30 belediyede yerel seçimleri ertelenmesi planından ani bir U dönüşü ile vazgeçti. Plan, Reform UK partisinin açtığı yasal meydan okuma ve bu kararın “hukuka aykırı” olabileceğine dair uyarıların ardından resmen iptal edildi. Böylece Norfolk, Suffolk, Thurrock ve daha birçok bölge dahil pek çok yerde seçmenler 7 Mayıs 2026’da sandık başına gidecek.

Plan Neden Geri Çekildi?

Hükümet, Aralık 2025’te bölgesel yönetim reformu kapsamında bazı yerel seçimleri 2027’ye erteleme kararı almıştı. Bu erteleme, iki kademeli yerel yönetim yapısını “birleşik otoritelere” dönüştürmek için zaman kazandırmayı amaçlıyordu ancak şiddetle eleştirildi. Reform UK lideri Nigel Farage, hükümetin bu adımını parlamenter hakları kısıtlama olarak nitelendirip yasal yollara başvurdu.

Istikbal 860X450 Pxl

Pazartesi günü İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı, gelen yeni hukuki tavsiye üzerine orijinal erteleme kararını geri çektiğini açıkladı. Bakanlık, tüm yerel seçimlerin Mayıs 2026’da yapılacağını teyit etti ve ertelenen seçimlerin düzenlenmesi için yerel yönetimlere daha fazla destek sağlayacağını bildirdi. Ayrıca hükümet, Reform UK’nin dava masraflarını da karşılamayı kabul etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reform UK “Hukuk Zaferi” Dedi

Reform UK lideri Nigel Farage, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada kararı “hukukun zaferi” olarak değerlendirdi:

“Bu İşçi hükümetini mahkemeye verdik ve kazandık.”
“Sir Keir Starmer, 4.6 milyon insanın 7 Mayıs’ta oy kullanmasını engellemeye çalıştı.”

Farage, durumun yerel demokrasinin korunması açısından önemli olduğunu savunurken, partisinin bu hafta resmen hukuki süreci başlattığını da hatırlattı.

Bromcom E (2)

Muhalefetten Sert Eleştiriler: “U Dönüşü” ve “Kaos”

Hükümetin ani geri çekilmesi muhalefet tarafından sert bir dille eleştirildi:

  • Muhalefet partileri, planın geri çekilmesini “küçük düşürücü bir U dönüşü” olarak nitelendirdi ve hükümetin karar alma süreçlerindeki çalkantılı görüntüsünü vurguladı.
  • Yerel yönetim liderleri ve bağımsız gözlemciler, alınan kararın seçim hazırlıklarını zorlaştırdığını ve kısa sürede kampanya ve organizasyon yapma baskısı oluşturduğunu belirtti.
  • Bazı belediye başkanları ve parti temsilcileri, bu tür politik dalgalanmaların yerel hizmetlerde güven ve istikrarı zayıflattığını söyledi.

Reform UK’nin açıklamalarına karşılık, Muhafazakâr Parti ve Liberal Demokratlar da hükümeti icraat eksikliği ve belirsizlikle suçladı. Kritik sesler, hükümetin seçim tarihlerini değiştirme yetkisini yasayla sınırlandırma çağrısı yaptı.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

7 Mayıs 2026: Yarış Başlıyor

Resmi olarak iptal edilen ertelemenin ardından birçok bölgede yerel liderlikler yeniden politik yarış hattına girecek. Özellikle Norfolk, Suffolk, Thurrock, East Sussex ve West Sussex gibi bölgeler dahil olmak üzere 30 civarında belediyede yerel meclis seçimleri yeniden planlandı.

Bu gelişme, sadece yerel yönetimlerdeki dengeleri etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda merkezi hükümetin reform programına olan güveni sınayan büyük bir siyasi test olarak değerlendirilecek.

Kafkas Food Yatay (3)-1

Oy Verme Yaşının 16’ya İndirilmesi Tartışması Parlamento Gündeminde

İngiltere’de oy verme yaşının 18’den 16’ya düşürülmesine yönelik öneriler siyasi gündemin üst sıralarına taşındı. Parlamento’da görüşülen düzenleme, gençlerin demokratik süreçlere daha erken yaşta katılmasını hedefliyor.

Hükümet yetkilileri, gençlerin eğitim, iklim, ekonomi ve gelecekleriyle ilgili kararlardan doğrudan etkilendiğini belirterek, oy hakkının bu yaş grubuna verilmesinin “temsil adaletini güçlendireceğini” savunuyor. Ayrıca 16 ve 17 yaş grubunun vergi ödediği, çalışabildiği ve bazı hukuki sorumlulukları üstlenebildiği hatırlatılarak, siyasi kararlara katılmalarının da doğal olduğu ifade ediliyor.

Bromcom E (2)

Teklifin destekçileri, erken yaşta oy kullanmanın demokrasi bilincini artıracağını ve gençlerin siyasete olan ilgisini güçlendireceğini düşünüyor. Bazı eğitimciler ve sivil toplum kuruluşları da gençlerin güncel konular hakkında sanıldığından daha bilinçli olduğunu belirterek düzenlemeye destek veriyor.

Ancak öneri, muhalefet ve bazı kamuoyu temsilcileri tarafından eleştiriliyor. Karşıt görüşte olanlar, 16 yaşındaki bireylerin henüz yeterli hayat tecrübesine sahip olmadığını ve siyasi kararların uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmekte zorlanabileceğini savunuyor. Ayrıca bu yaş grubunun aile ve sosyal çevre etkisine daha açık olduğu öne sürülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Uzmanlar, düzenlemenin kabul edilmesi halinde ülkenin seçim sisteminde önemli bir değişiklik yaşanacağını belirtiyor. Teklif yasalaşırsa yüz binlerce yeni seçmenin seçim listelerine dahil edilmesi gerekecek.

Oy verme yaşının düşürülmesi konusu daha önce de gündeme gelmiş, özellikle İskoçya’daki bazı seçimlerde 16 ve 17 yaş gruplarına oy hakkı tanınması tartışmaları yeniden alevlendirmişti. Parlamento’daki görüşmelerin ardından teklifin kaderinin önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor.

Kafkas Food Yatay (3)-1

İskoç Bakan 11 Bin Sterlinlik İnternet Faturası Nedeniyle İstifa Etti

İskoçya Sağlık Bakanı Michael Matheson, 2022 Noel tatilinde ailesiyle birlikte Fas’a yaptığı seyahat sırasında kamuya ait iPad üzerinden oluşan yaklaşık 11 bin Sterlinlik internet faturası nedeniyle görevinden ayrıldı. Başlangıçta 3 bin Sterlinini ödemeyi kabul eden Matheson, soruşturma sürecinin derinleşmesi ve parlamentoyu yanıltmakla eleştirilmesinin ardından istifa kararı aldı.

Tatilde başlayan kriz

Olay, Matheson’un 2022 Noel döneminde ailesiyle birlikte Fas’a yaptığı özel tatil sırasında yaşandı. Bakanın resmi görevler için tahsis edilen parlamento iPad’i, yurtdışında veri dolaşımına açık şekilde kullanıldı. Matheson’un çocuklarının tablet üzerinden futbol maçı izlemek için internet paylaşımını (hotspot) kullanması sonucu yaklaşık 11 bin Sterlinlik mobil veri faturası oluştu.

Bromcom E (2)

Fatura, kamu bütçesinden karşılanmak üzere İskoç Parlamentosu’na sunuldu. Ancak harcamanın özel tatil sırasında gerçekleştiğinin ortaya çıkması üzerine kamuoyunda tepki oluştu.

İlk açıklama ve geri adım

Matheson başlangıçta faturanın yalnızca yaklaşık 3 bin Sterlinlik kısmını ödemeyi kabul etti. Harcamanın teknik bir hatadan kaynaklandığını ve veri kullanımının boyutundan haberdar olmadığını savundu.

Ancak muhalefet partileri, kamu kaynağının özel amaçla kullanıldığını belirterek tam tutarın geri ödenmesi ve konunun bağımsız şekilde incelenmesi çağrısında bulundu. Artan baskılar üzerine Matheson, daha sonra faturanın tamamını şahsi olarak ödeyeceğini açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Soruşturma ve parlamentoyu yanıltma iddiası

İskoç Parlamentosu kuralları çerçevesinde başlatılan soruşturmada, yalnızca harcamanın kendisi değil, Matheson’un parlamentoya yaptığı ilk açıklamaların doğruluğu da mercek altına alındı.

Muhalefet, Bakan’ın ilk beyanlarında olayın tüm ayrıntılarını paylaşmadığını ve parlamentoyu eksik bilgilendirdiğini savundu. Soruşturma raporunda, harcamanın kamu kurallarıyla bağdaşmadığı ve Bakan’ın davranışının etik standartlara aykırı olduğu yönünde değerlendirmelere yer verildi.

Kafkas Food Yatay (3)-1

İstifa kararı

Siyasi baskının artması ve güven krizinin derinleşmesi üzerine Matheson görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa açıklamasında ailesini koruma refleksiyle hareket ettiğini ancak gelinen noktada görevini sürdürmesinin hükümete ve kamu hizmetine zarar vereceğini ifade etti.

Olay, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, İskoç siyasetinde etik kuralların uygulanması konusunda da önemli bir örnek olarak kayıtlara geçti.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Epstein Belgeleri ve Skandallar İngiltere’de Starmer’ı Sarsıyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge ve dosyalar, İngiltere’de siyaset gündemini sarsmaya devam ediyor. Belgelerde, İngiltere’nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson ile Epstein arasındaki yakın ilişkilere dair yeni bilgiler yer alırken, Starmer’ın 2025’te Mandelson’u büyükelçi olarak ataması eleştiri oklarının hedefi oldu. Starmer, Mandelson’un kendisini yanlış bilgilendirdiğini ve ilişkilerin derinliğini bilmediğini söyleyerek kamuoyu önünde özür diledi.

Bu atamaya dair belgelerin yeni ayrıntılarının ortaya çıkmasıyla birlikte, Mandelson daha sonra İşçi Partisi üyeliği ve Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etti; bu tablo İngiltere siyasetinde güven krizine dönüşmüş durumda.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Matthew Doyle skandalı: Yeni gündem, yeni tartışma

Starmer, Mandelson krizinin etkileriyle mücadele ederken şimdi de eski iletişim direktörü Matthew Doyle ile ilgili bir skandalın ortasında kaldı. Doyle, geçmişte bir arkadaşı ve yerel siyasetçi Sean Morton için kampanya yürüttüğü ve bu kişinin daha sonra çocuklara yönelik uygunsuz fotoğraflar bulundurmaktan hüküm giydiği ortaya çıktı. Bu nedenle Doyle, Aralık 2025’te verilen hayat boyu Lordluk unvanı sonrasında İşçi Partisi tarafından askıya alındı ve kendisi de özür dilemek zorunda kaldı. Starmer, Parlamento’da bu atamadan dolayı kendisini savunurken muhalefet lideri Kemi Badenoch, bu tür atamaların kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Bu yeni skandal, Starmer’ın “yargı, vetting ve siyasi muhakeme” konusundaki kararlarının sorgulanmasına yol açtı.

Bromcom E (2)

Muhalefet ateşi: Badenoch ve Davey’den sert eleştirile

Starmer’a karşı sadece parti içi eleştiriler değil, muhalefet partilerinden de yoğun baskı geliyor. Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, Mandelson ataması sonrası Starmer’ın “yanlış kararlar zincirini” sürdürdüğünü söyleyerek başbakanlığın sürdürülemez hâle geldiğini savundu. Liberal Demokrat lider Sir Ed Davey de hükümetin güvenilirlik zaafını vurgulayan açıklamalar yaptı ve anlatının yalnızca Starmer’ın partisinde değil, tüm siyaset sahnesinde tartışılan bir mesele olduğunu gösterdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer’ın liderliği ve geleceği

Starmer, tüm bu krizlere rağmen görevden çekilmeyeceğini ve ülke yönetimini sürdürme kararlılığında olduğunu belirtti. Hükümet içindeki bazı yetkililer, belgelere tam şeffaflıkla yanıt verilmesi gerektiğini savunurken, belgelere ilişkin detayların tamamının yayımlanmasının haftalar alabileceği yönünde iktidar kaynakları da uyarıda bulundu.

Ancak halk desteği ve parti içi güven zayıflarken, Starmer’ın Başbakanlık koltuğu etrafındaki tartışmalar giderek yoğunlaşıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Shabana Mahmood: Olası bir sonraki lider mi?

Starmer üzerindeki baskı arttıkça, partisinin içinde ve dışındaki bazı gözlemciler, potansiyel halef olarak İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un ismini gündeme getiriyor. Mahmood, 2025’ten bu yana Home Secretary olarak ciddi bir profil çizdi ve özellikle göç, yasa ve iç güvenlik gibi hassas konularda sert politik adımlar attı. Bu tavrı, partinin bazı kanatları tarafından hem eleştirilse de hem de bir “yeni lider” adayı olarak görülmesine yol açtı.

Öte yandan parti içinde diğer isimler de konuşulsa da resmi bir liderlik yarışının başlayıp başlamayacağı belirsiz. Starmer’ın istifası için yeterli parti içi desteğin oluşup oluşmayacağı, önümüzdeki haftalarda parlamentoda ve kamuoyunda netleşecek.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Kabinede Mini Revizyon: Adalet Ve İçişleri Bakanı Değişti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan yeniden yapılanma kararına göre kabinede iki önemli bakanlıkta görev değişikliği yapıldı. Resmî Gazete’de yayımlanan kararla birlikte Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nda koltuklar yeni isimlere devredildi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Görevden Alındı

Cumhurbaşkanlığı kararıyla Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un görevine son verildi. Yerine Akın Gürlek atandı. Gürlek, daha önce Adalet Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gibi kritik görevlerde bulunmuş deneyimli bir bürokrat olarak biliniyor. Atama kararı 11 Şubat 2026 tarihli 2026/51 sayılı Resmî Gazete kararıyla yürürlüğe girdi.

Buna göre, görevden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Yılmaz Tunç'tan boşalan Adalet Bakanlığına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Ali Yerlikaya'dan boşalan İçişleri Bakanlığına Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi getirildi.

ALİ YERLİKAYA'DAN KARAR SONRASI TEŞEKKÜR MESAJI

Karar sonrası sosyal medya hesabından bir mesaj yayınlayan Ali Yerliaya, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tensip ve takdirleriyle 4 Haziran 2023 tarihinde başladığım İçişleri Bakanlığı görevimi kıymetli kardeşim Mustafa Çiftçi’ye devrediyorum. Kendisini tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyorum. Allah hayırlı uğurlu etsin. Bakanlığım süresince verdiği büyük desteklerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Ülkemizin huzur ve güvenliği için canla başla görev yapan İçişleri Ailemizin her bir ferdine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyorum. Allah’a emanet olun." ifadelerini kullandı.

YILMAZ TUNÇ: İLK GÜNKÜ HEYECANLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Atama kararları sonrası bir paylaşım da Yılmaz Tunç'tan geldi. Tunç, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmak, davamıza gönül vermek bizler için her zaman gurur vesilesi olmuştur. 2001 yılında başlayan kutlu yolcuğumuzda AK Parti Kurucu İlçe Başkanlığı, Milletvekilliği, TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı, AK Parti Meclis Grup Başkanvekilliği görevlerimizin ardından Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 4 Haziran 2023 tarihinde Adalet Bakanlığı görevinin tarafıma tevdi edilmesi milletimize ve devletimize hizmet etme sorumluluğumuzu daha da artırmıştır. 23 yıllık hükümetlerimiz döneminde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması ve Hukuk Devleti ilkesinin tahkimi yolunda gerçekleştirilen reformlara omuz vermenin onurunu yaşadık. Bundan sonra da ülkemiz ve milletimiz için ter dökmeye, Türkiye Yüzyılı için ilk günkü heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Adalet Bakanı olarak atanan Sayın Akın Gürlek’e görevinde üstün muvaffakiyetler diliyorum." dedi.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

AKIN GÜRLEK KİMDİR?

1982 Nevşehir doğumlu olan Akın Gürlek, 2005 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Hakimlik kariyerinde hızla yükselen Gürlek, özellikle İstanbul'daki Ağır Ceza Mahkemesi başkanlıkları döneminde Türkiye'nin en çok konuştuğu isimlerden biri haline geldi.

ÜLKE TARİHİNE GEÇEN KARARLAR

Akın Gürlek, birçok kritik davanın karar merciinde yer aldı:

Selahattin Demirtaş: AİHM'in ihlal kararı öncesi "örgüt propagandası" suçundan hapis cezası vererek tahliyesini engelleyen karara imza attı.

Canan Kaftancıoğlu: Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 9 yıl 8 aylık hapis cezası veren mahkemenin başkanıydı.

Enis Berberoğlu: Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) "hak ihlali" kararını uygulamayarak yerel mahkemede direnen hakim olarak hafızalara kazındı.

Hrant Dink Savası: Cinayetin "FETÖ hedefleri doğrultusunda işlendiğine" hükmeden kararı açıklayan heyetin başındaydı.

Sözcü Gazetesi & ÇHD davaları: Gazeteci ve avukatlara yönelik hapis cezası kararlarıyla dikkat çekti.

MİT TIR'ları davası sonrasında yurt dışına çıkan Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ı "kaçak" ilan etti ve gayrimenkullerine el koyma kararı verdi

Son başsavcılık döneminde ise İBB'ye yönelik yolsuzluk operasyonları, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanması ve Ekrem İmamoğlu hakkındaki hukuki süreçlerle isminden söz ettirmeye devam etti.

2 EKİM 2024'DEN BU YANA İSTANBUL'DA GÖREVLİYDİ

1982 yılında Nevşehir'de doğan Akın Gürlek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Hakimlik kariyerine başladıktan sonra birçok ilde görev yaptı ancak ismini asıl olarak İstanbul 14. ve 37. Ağır Ceza Mahkemeleri Başkanlığı döneminde duyurdu. 2022 yılında Adalet Bakan Yardımcılığı görevine atanan Gürlek, 2 Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaya başlamıştı. Gürlek son olarak kabine revizyonuyla Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu.

Elif Gülşah Gürlek ile evli olan Akın Gürlek bir çocuk babasıdır.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

MUSTAFA ÇİFTÇİ KİMDİR?

1970; Çumra, Konya doğumlu Mustafa Çiftçi 55 yaşındadır. Konya İmam Hatip Lisesi'nde eğitim aldıktan sonra 1995 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. 2007 Yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Bölümü'nde Yüksek Lisans çalışmasını tamamladı, 2011 yılında da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi.

1998 yılında 8 ay süreyle İngiltere'ye gitti. 1999 yılında Millî Güvenlik Akademisi'nden mezun oldu. Gülağaç (Aksaray), Tekman (Erzurum), Derinkuyu (Erzurum), Adilcevaz (Bitlis) ve Kaman (Kırşehir) ilçelerinde Kaymakamlık, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde Daire Başkanlığı yaptı. TBMM'de Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Başmüşavirliği görevlerinde bulundu. 6 Kasım 2018 - 9 Ağustos 2023 tarihleri arasında Çorum Valisi olarak görev yaptı.

Evli ve 3 çocuk babası olan Mustafa Çiftçi İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Japonya'nın ilk kadın başbakanı Takaichi'nin seçim zaferi borsaya zirve yaptırdı

Japonya'da yapılan erken genel seçimi, resmi olmayan sonuçlara göre açık farkla Başbakan Sanae Takaichi'nin liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP) kazandı.

İlk sonuçlara göre 465 sandalyeli Japonya Parlamentosu'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'nde 316 milletvekili çıkardı. LDP ve koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi'nin toplam sandalye sayısı 352.

LDP böylece 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya tarihinin en büyük seçim zaferini elde etmiş oldu.

Ülkede daha önce bu dönemde hiçbir parti Meclis'te üçte ikilik bir çoğunluk sağlayamamıştı.

Takaichi, Ekim ayında milletvekilleri tarafından Japonya'nın ilk kadın başbakanı seçilmiş ve doğrudan seçmenlerden yetki isteyerek erken seçim kararı almıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Gözlemciler başlangıçta bunu riskli bir hamle olarak değerlendirse de, LDP sandıktan siyasi konumunu güçlendirerek çıktı.

Muhafazakar bir siyasetçi olan Takaichi seçim kampanyasında savunma harcamalarını artırma, göç kurallarını sertleştirme ve Japonya'nın pasifist anayasasını (özellikle savaş feragatini içeren 9. madde üzerinden) revize etme sözü vermişti.

Yeni dönemde Takaichi'yi bekleyen zorlukların başında ise hayat pahalılığıyla mücadele, Japonya'nın durgun ekonomisini canlandırma ve zayıf büyümeyi hızlandırma geliyor.

Bromcom E (2)

Nikkei endeksi rekor kırdı

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin seçim zaferi, ülkede piyasalara olumlu yansıdı

Japonya Borsası'nda Nikkei endeksi, borsanın açılmasıyla birlikte ilk işlemlerde yaklaşık yüzde 5 yükseldi ve bir ara tarihinde ilk kez 57.000 puanı aştı.

Japon yeni de ABD doları karşısında yüzde 0,5 değer kazandı.

Takaichi kampanyasında, vergileri azaltma ve kamu harcamalarını artırarak Japon ekonomisini canlandırma sözü vermişti.

Gözlemcilere göre piyasalardaki olumlu havanın en önemli nedeni, Takaichi'nin iş dünyası yanlısı politikalarını, partisi LDP'nin bu kez Meclis'teki ezici çoğunluğu sonrası her konuda muhalefetle uzun müzakerelere girmek zorunda kalmadan uygulayabilecek olması.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Japonya dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi ancak ülkede çok uzun süredir istenilen ölçüde büyüyemiyor.

1990'da emlak piyasasının çökmesi Japonya'da ekonomik krize yol açmış ve borsanın çöküşünü tetiklemişti.

O zamandan beri Japonya, yıllarca deflasyonla mücadele etti. Yani fiyatlar uzun süre boyunca sürekli düştü, tüketiciler gelecekte fiyatların daha da düşeceğini düşündükleri için harcama yapmaktan kaçındı.

Ülkede hükümetler, ekonomi durgunlaşırken iç talebi artırmakta ve ücretleri yükseltmekte zorlandı.

Japonya Merkez Bankası, 2016'da ekonomiyi canlandırmak amacıyla faiz oranlarını sıfırın altına indirdi. 2024'te 17 yıl sonra ilk kez faiz artırımlarına başlandı.

Ülkede halen politika faizi yüzde 0,75 ve bu Japonya'da 1995'ten beri görülen en yüksek oran.

Japonya ekonomisi, azalan ve yaşlanan nüfus nedeniyle baskı altında. Bu durum iş gücünün azalmasına, sosyal bakım maliyetlerinin de hızla artmasına yol açıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Trump'tan Takaichi'ye kutlama mesajı

Sanae Takaichi'yi seçim zaferi sonrası kutlayan ilk lider ise ABD Başkanı Donald Trump oldu.

Donald Trump, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'ye de seçimde net destek vermişti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Takaichi'nin erken seçim kararıyla, "güçlü, etkili ve bilge bir lider olduğunu kanıtladığını" belirtti.

Takaichi ve koalisyonun çok önemli bir seçimde ezici bir zafer kazandıklarını vurgulayan Trump, "Sizi ve koalisyonunuzu desteklemek benim için bir onurdu. Büyük bir coşkuyla oy veren Japonya'nın harika insanlarını her zaman güçlü şekilde destekleyeceğim" dedi.

Takaichi, Trump'ın gümrük tarifelerinin ardından ABD'yle ilişkilerini geliştirmek istemiş ve göreve gelmesinden sadece bir hafta sonra, Trump'ı ağırlamıştı.

Takaichi'nin Amerikan uçak gemisi USS George Washington'da, Trump'ın onu binlerce Amerikan askerinin önünde övdüğü sırada yumruğunu havaya kaldırması dünyada yankı uyandırmıştı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi de, Sanae Takaichi'nin seçim zaferinin ülkesini çok memnun ettiğini açıkladı.

BBC Tokyo Muhabiri Shaimaa Khalil'e göre, "kışın en sert döneminde erken seçim kararı almak Sanae Takaichi için bir kumardı ancak bu karar görünüşe göre işe yaradı".

Shaimaa Khalil, Takaichi için, "Japonya'nın ilk kadın başbakanı, kişisel çekiciliğine güvendi ve kazandı" diyor.

Khalil seçim zaferinin Takaichi'ye politikalarını hayata geçirmek için geniş bir manevra alanı sağlayacağını söylüyor. Ancak Japonya'da onu eleştirenlerin, kamu harcamalarını artırma ve vergileri azaltma vaatlerinin, Japon ekonomisinde istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği uyarısında bulunduğunu da ekliyor.

Khalil'in dikkat çektiği bir diğer nokta da, Takaichi'nin dış politikada kendisini destekleyen ABD Başkanı Donald Trump ile daha yakın ilişki kurmaya çalışırken, Tayvan konusundaki sert tutumu nedeniyle Japonya'nın en büyük ticaret ortağı Çin ile ilişkilerinin gerilmesi.

Kafkas Food Yatay (3)-1

Sanae Takaichi kimdir?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin lakabı "Demir Lady".

Bunun nedeni, Takaichi'nin bu lakabın takıldığı, İngiltere'nin ilk kadın başbakanı ve Muhafazakar Parti lideri Margaret Thatcher'a duyduğu hayranlık.

64 yaşındaki Takaichi, LDP'nin sağ kanadında yer alan, cinsiyet eşitliği konusundaki muhafazakâr görüşleri ve sıkı göçmenlik politikalarını savunmasıuyla tanınan bir siyasetçi.

Takaichi, eski başbakan Shinzo Abe'ye yakın biri isimdi. Kariyeri boyunca çeşitli bakanlık görevlerinde bulunmuş ve daha önce de başbakanlık için yarışmıştı.

Ekim ayında başbakan seçilen Takaichi, Japonya'da son beş yılda bu göreve seçilen dördüncü kişiydi.

Ondan önceki son başbakanların görev süreleri ise kamuoyu desteklerinin hızla azalması ve çeşitli skandallar nedeniyle kısa sürmüştü.

Siyasete girmeden önce kısa bir süre televizyonda sunuculuk da yapan Takaichi, heavy metal müzik hayranı.

Takaichi, bir grupta da çalmıştı ve yoğun performansları sırasında bagetlerini kırdığı için yanında çok sayıda baget taşımasıyla da biliniyordu.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

(BBC Türkçe)

Epstein skandalında, başbakanın yerine danışmanı istifa etti

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın en üst düzey siyasi danışmanı Morgan McSweeney, Peter Mandelson’un Washington Büyükelçisi olarak atanması sürecindeki rolü nedeniyle istifa etti. Bu atama, eski hükümet bakanı Lord Peter Mandelson’un Jeffrey Epstein’la bağlantıları nedeniyle kamuoyunda büyük tepki çekmişti.

McSweeney, bugün yayımladığı açıklamada, Başbakan’a Mandelson’un Washington Büyükelçiliği görevi için öneride bulunduğunu ve bu tavsiyenin sorumluluğunu tamamen üstlendiğini belirterek görevinden ayrılma kararı aldığını duyurdu. Kararın “partiye, ülkeye ve siyasete olan güvene zarar verdiği” gerekçesiyle verildiğini söyledi.

Bromcom E (2)

Peter Mandelson daha önce İngiltere’nin ABD Büyükelçisi olarak görevlendirilmiş, ancak Epstein’la ilişkilere ait e-posta ve belgelerin kamuoyuna yansımasının ardından görevinden alınmıştı. Bu belgelerde Mandelson’un Epstein’dan maddi çıkar sağladığı ve geçmişte iletişimde bulunduğuna dair bilgiler yer alıyor; bu da uzun süredir tartışma konusu oldu.

Starmer yönetimi içinde yükselen tepkiler, McSweeney üzerindeki baskıyı artırdı. Bazı Parlamento üyeleri ve muhalefet partileri, Starmer’ın karar alma süreçlerinde daha titiz davranması gerektiğini vurguladı. McSweeney’in istifasının, hükümete duyulan güveni yeniden tesis etmek için gerekli olduğu ifade edildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Başbakan Starmer, McSweeney’in hükümetteki hizmetlerini överek “parti tarihinin en zorlu anlarında önemli katkılar sunduğunu” söyledi, ancak tartışmanın gölgesinin hâlâ sürdüğünü kabul etti.

Muhalefet ve bazı siyasiler ise istifanın yeterli olmadığını belirterek Starmer’ın da sorumluluk almasını talep ediyor. Tartışmanın İngiliz siyaseti üzerinde uzun vadeli etkiler yaratması bekleniyor.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Glasgow’da Türk berberden Nigel Farage’a harika gönderme!

Reform UK lideri Nigel Farage, daha önce paylaştığı bir videoda ülkedeki berberlerin büyük bölümünün Türk olduğunu öne sürerek “İngiliz berber kalmadığını” söylemiş, bu sözleri kamuoyunda üstü kapalı bir eleştiri olarak değerlendirilmişti.

Aşırı sağ ve göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen Farage’ın açıklamaları tartışma yaratmıştı.

İskoçya’nın Glasgow kentinde faaliyet gösteren bir Türk berberi ise Farage’a dikkat çekici bir yanıt verdi.

Iskocya Turk Berber 1

Berber, dükkânının vitrininde Farage’ı manken olarak kullanarak farklı saç modelleriyle hazırladığı esprili düzenlemeyle, söz konusu açıklamalara mizahi bir dille karşılık verdi.

Vitrin, sosyal medyada ilgi görürken göçmenlere yönelik söylemlere yaratıcı bir gönderme olarak yorumlandı.

Bromcom E (2)

İngiltere İşçi Partisi’nde Liderlik Tartışması Alevleniyor

Jeffrey Epstein belgelerinde, İngiltere’nin Washington Büyükelçisi Peter Mandelson’un Epstein ile geçmişte arkadaşlık ilişkisi bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından, Başbakan Keir Starmer’a yönelik eleştiriler artarken, iktidardaki İşçi Partisi’nde liderlik tartışmaları yeniden gündeme geldi.

Söz konusu iddialar, muhalefetin yanı sıra İşçi Partisi içinde de rahatsızlık yaratırken, bazı parti üyeleri ve milletvekilleri Starmer’ın süreci yeterince şeffaf yönetmediği görüşünü dile getirdi. Mandelson’un parti içindeki etkili konumu ve Starmer’a yakınlığı, eleştirilerin Starmer’ın liderliğine yönelmesinde etkili oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiliz basınında yer alan haberlerde, parti içinde olası bir liderlik yarışının konuşulmaya başlandığına dikkat çekiliyor. The Sun gazetesi, Başbakan Yardımcısı Angela Rayner’ın Keir Starmer’ın yerine başbakanlığa “hazır” olduğu yönündeki iddialara yer verdi. Haberde, Rayner’ın parti tabanındaki desteği ve örgütlerle kurduğu yakın ilişkilerin, onu olası bir liderlik değişiminde öne çıkarabileceği belirtildi.

Siyasi gözlemciler, Epstein belgelerinin doğrudan Starmer’ı hedef almadığını ancak İşçi Partisi yönetimi üzerinde baskıyı artırdığını ifade ediyor. Parti içinde farklı görüşlerin daha açık şekilde dile getirilmeye başlanması, liderlik tartışmalarının önümüzdeki dönemde yoğunlaşabileceği şeklinde değerlendiriliyor.

Bromcom E (2)

İşçi Partisi yönetimi ise konuya ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, liderlik tartışmalarına ilişkin iddiaların şu aşamada erken ve spekülatif olduğunu vurguluyor. Başbakan Starmer’ın önümüzdeki günlerde hem parti grubuna hem de kamuoyuna yönelik mesajlarının, sürecin seyrini belirlemesi bekleniyor.

Londra ve Brüksel hattında yeni Brexit tartışması

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Pekin’de yaptığı ve Avrupa Birliği tek pazarıyla “daha derin uyum” arayışına işaret eden açıklamaları, yalnızca Londra’da değil Brüksel’de de dikkatle takip ediliyor. Brexit sonrası dönemin en net yakınlaşma mesajlarından biri olarak görülen bu çıkış, iki taraf için de yeni fırsatlar kadar siyasi riskler barındırıyor.

Brüksel Cephesi: Temkinli Açıklık

Avrupa Birliği kurumları, Starmer’ın açıklamalarına doğrudan ve coşkulu bir yanıt vermekten kaçınıyor. AB kaynakları, İngiltere ile ilişkilerin “daha yapıcı bir zemine” oturmasından memnuniyet duyulduğunu vurgularken, tek pazarın “seçmece” şekilde kullanılamayacağı ilkesini hatırlatıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Brüksel açısından temel mesele, İngiltere’nin hangi alanlarda ve ne ölçüde uyum sağlamaya hazır olduğu. AB yetkilileri, tek pazara daha derin erişimin;

  • ortak kurallara bağlılık,
  • rekabet ve devlet yardımları denetimi,
  • Avrupa Adalet Divanı kararlarının dolaylı da olsa kabulü

gibi başlıklarda tavizler gerektireceğini dile getiriyor. Bu nedenle Starmer’ın “ulusal çıkarlar” vurgusu, Brüksel’de “somut taahhütler” beklentisini de beraberinde getiriyor.

Öte yandan, özellikle gıda güvenliği, sanayi standartları ve enerji gibi alanlarda kademeli bir uyumun mümkün olabileceği değerlendiriliyor. AB için İngiltere ile daha yakın ekonomik bağlar, jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir dönemde stratejik bir kazanım olarak da görülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra’da Siyasi Fay Hatları

Starmer’ın açıklamaları İngiltere iç siyasetinde ise net bir ayrışma meydana getirdi. İşçi Partisi yönetimi, bu yaklaşımı “Brexit’in yarattığı ekonomik hasarı onarma” girişimi olarak sunarken, Muhafazakâr Parti ve Brexit yanlısı çevreler sert tepki gösteriyor.

Muhalefetteki muhafazakâr kanat, tek pazara daha derin uyumun “arka kapıdan AB üyeliği” anlamına gelebileceğini savunuyor. Özellikle egemenlik, göç ve ulusal karar alma mekanizmaları üzerinden eleştiriler yoğunlaşıyor. Starmer’ın serbest dolaşımın geri gelmeyeceğini vurgulaması ise bu eleştirileri şimdilik yumuşatmaya yetmiş değil.

Buna karşın iş dünyası ve sendikaların önemli bir bölümü, AB ile uyumun ihracatı artıracağı ve yatırım ortamını rahatlatacağı görüşünde. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, Brexit sonrası artan bürokrasinin hafifletilmesini talep ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni Bir Brexit Tartışması mı?

Siyasi analistlere göre Starmer’ın çıkışı, Brexit’in kendisini değil ama Brexit’in uygulama biçimini yeniden tartışmaya açıyor. Kamuoyunda AB üyeliğine dönüş için güçlü bir talep bulunmasa da, ekonomik ilişkilerin yeniden yapılandırılmasına dair destek giderek artıyor.

Bu tablo, önümüzdeki dönemde İngiltere siyasetinde “tam kopuş” ile “pragmatik yakınlaşma” arasındaki çizginin daha sık tartışılacağını gösteriyor. Brüksel ile yapılacak her yeni temas, Starmer hükümeti için hem diplomatik bir sınav hem de iç politikada riskli bir denge oyunu anlamına geliyor.

Kafkas Food Yatay (3)-1

İngiltere Başbakanı Starmer’dan Kiracıları İlgilendiren Tarihi Adım

İngiltere ve Galler’de milyonlarca kiracıyı doğrudan ilgilendiren tarihi bir konut reformu paketi, Başbakan Sir Keir Starmer tarafından bugün duyuruldu. Hükümetin açıkladığı taslak yasa, mevcut arsa kiralarının (ground rents) yılda en fazla 250 sterlin ile sınırlandırılmasını öngörüyor; bu rakam 40 yıllık bir geçiş sürecinin sonunda nominal “peppercorn” seviyesine, yani fiilen sıfıra indirilecek.

Starmer, TikTok üzerinden yayımladığı kısa videoda, “Milyonlarca aile yüksek ve öngörülemeyen arsa kiraları yüzünden zorlanıyor. Bugün bu adımı atarak, haksız sistemle mücadele ediyor ve insanların evlerinin kontrolünü geri alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Reformun Detayları ve Etkileri

  • Yıllık arsa kiralarının sınırlandırılması: Tasarı, İngiltere ve Galler’deki mevcut sözleşmeli arsa kiralarını en fazla yılda 250 sterlin ile sınırlandıracak. Bu düzenleme 2028’de yürürlüğe girebilir ve 40 yıl içinde tamamen kaldırılacak.
  • Yeni kiralık daireler: Gelecekte yapılacak yeni kiralık daireler için arsa kiralaması sistemi yasaklanacak; bunun yerine ortak mülkiyet (commonhold) modeli teşvik edilecek.
  • Konut sahipliği üzerinde güçlendirme: Mevcut kiracılara, arsa kira sözleşmelerini commonhold’a dönüştürme ve evlerinin yönetiminde daha fazla söz sahibi olma hakkı tanınacak.
  • Satış ve ipotek kolaylığı: Yüksek arsa kiraları nedeniyle zorlaşan ev satışları ve ipotek süreçlerinin önüne geçilmesi bekleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Sektör ve Siyaset Dünyasından Tepkiler

Reform geniş bir kesim tarafından memnuniyetle karşılanırken, emlak sektörü ve yatırımcılar arasında karışık tepkiler de geldi. Bazı yatırım firmaları, sözleşmelerin geriye dönük değişmesinin yatırımcı güvenini zedeleyebileceğini belirtiyor; örneğin M&G gibi büyük portföy yöneticileri, reformun bilanço üzerinde yüz milyonlarca sterlinlik etkisi olabileceğini açıkladı.

İktidardaki İşçi Partisi içinden de reformun güçlü bir taahhüt olduğunu savunan açıklamalar geldi. Eski vekillerden bazılarının, arsa kira sınırlamasına yönelik muhtemel hukuki itirazlara karşı hükümeti kararlı durmaya çağırdığı bildirildi.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Kiracılar İçin Beklenen Faydalar

Ev sahipleri ve kiracı hakları savunucuları, bu değişikliğin uzun vadede milyonlarca kişi için tasarruf fırsatı yaratacağını ve konut piyasasında daha adil bir denge sağlayacağını belirtiyor. Birçok kiracının yüksek arsa kiraları nedeniyle satış yapamadığı veya evlerini ipotek ettiremediği biliniyor; bu reformun hayat pahalılığı karşısında aile bütçelerine doğrudan katkı yapması bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhafazakâr Parti’den Reform UK’ye yüksek profilli geçişler hızlandı

Birleşik Krallık siyasetinde Muhafazakâr Parti’den sağ popülist Reform UK’ye yönelik kopuşlar dikkat çekici bir ivme kazandı. Son olarak eski İçişleri Bakanı Suella Braverman, Muhafazakâr Parti’den ayrılarak Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’ye katıldığını açıkladı. Braverman’ın bu kararı, son dönemde art arda yaşanan parti değiştirmelerin en yüksek profilli örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Yaklaşık 30 yıl boyunca Muhafazakâr Parti saflarında siyaset yapan Braverman, yaptığı açıklamada partisinin özellikle göç, hukuk ve egemenlik konularında seçmenlere verdiği sözleri yerine getiremediğini savundu. Reform UK’ye katılma kararını “siyasi olarak eve dönüş” sözleriyle tanımlayan Braverman, bundan sonra parlamentoda Reform UK milletvekili olarak görev yapacağını duyurdu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Braverman’dan önce de Muhafazakâr Parti’nin önde gelen isimleri Reform UK’ye geçmişti. Eski bakanlardan Robert Jenrick ve Nadhim Zahawi, Muhafazakâr Parti yönetimini sert şekilde eleştirerek Reform UK saflarına katılan isimler arasında yer aldı. Bu geçişler, Reform UK’nin yalnızca bir protesto partisi olmaktan çıkıp parlamentoda daha görünür bir aktöre dönüştüğü yorumlarını güçlendirdi.

Reform UK lideri Nigel Farage, partiye katılan eski Muhafazakârları memnuniyetle karşılarken, bu sürecin “ülkenin siyasi rotasını değiştirecek bir yeniden yapılanmanın başlangıcı” olduğunu savundu. Farage, özellikle göç ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi başlıklarda Reform UK’nin daha net ve sert bir çizgi sunduğunu vurguluyor.

Muhafazakâr Parti cephesinde ise yaşanan ayrılıklar parti içi tartışmaları derinleştirdi. Parti yönetimi, bazı isimlerin ayrılışını “ideolojik savrulma” olarak nitelendirirken, analistler bu gelişmeleri Muhafazakâr Parti’nin seçim yenilgileri sonrası yaşadığı kimlik krizinin bir yansıması olarak değerlendiriyor.

Uzmanlara göre, üst düzey isimlerin Reform UK’ye geçmesi Birleşik Krallık’ta geleneksel iki partili yapının zayıfladığını ve sağ seçmen tabanında yeni bir güç mücadelesinin başladığını gösteriyor. Reform UK’nin bu ivmeyi yerel ve genel seçimlere ne ölçüde yansıtabileceği ise önümüzdeki dönemde İngiliz siyasetinin en önemli başlıklarından biri olmaya aday.

Istikbal 860X450 Pxl

Birleşik Krallık siyasetinde Reform UK’ye geçen isimler

Suella Braverman son örnek olsa da, bu ay ve son aylarda bir dizi eski veya mevcut Muhafazakâr politikacı Reform UK saflarına katıldı. Aralarında eski bakan ve milletvekilleri de bulunuyor:

Mevcut milletvekilleri (2026)

  • Suella Braverman – eski İçişleri Bakanı
  • Robert Jenrick – eski Adalet Bakanı
  • Andrew Rosindell – eski dış ilişkiler sözcüsü
  • Lee Anderson – 2024’ten beri Reform UK milletvekili

Daha önce katılanlar

  • Nadhim Zahawi – eski Maliye Bakanı
  • Danny Kruger
  • Maria Caulfield
  • Nadine Dorries ve başkaları

Bu geçişler Reform UK’yi parlamentoda 8 sandalye ile temsil edilen bir parti haline getirirken, Muhafazakâr Parti’nin iç dinamiklerinde ve muhalefet rolünde sarsıntılara yol açıyor.

Kafkas Food Yatay (3)-1

İtalya Ve Almanya, Trump’ın Oluşturduğu Barış Kurulu'na Katılmıyor

Almanya Başbakanı AFriedrich Merz, ABD Başkanı Donald Trump'ın önerisiyle oluşturulan ve Türkiye dahil çok sayıda ülkenin katıldığını duyurduğu "Barış Kurulu"nda yer almayacaklarını açıkladı.

Merz, Almanya–İtalya hükümet istişarelerinin ardından düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, kurulun mevcut yapısının Almanya açısından kabul edilebilir olmadığını belirtti. Merz, "ABD ile yeni işbirliği biçimlerini denemeye elbette hazırız. Ancak Barış Kurulu'nun şu anki yapısına katılmamız mümkün değil" dedi.

Alman Başbakanı, Trump'a haftalar önce böyle bir yapıya kişisel olarak katılmaya hazır olduğunu ilettiğini ancak kurulun son halinin Almanya'nın mevcut anayasal çerçevesiyle bağdaşmadığını vurguladı. Merz, "Ortaya çıkan yapıyı anayasal nedenlerle kabul edemeyiz" ifadelerini kullandı.

Merz, buna rağmen ABD ile barışa katkı sağlayacak yeni formatlar geliştirmeye açık olduklarını belirterek, "Bu sadece Gazze veya Ortadoğu ile sınırlı değil. Elbette Ukrayna için de geçerli olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Istikbal 860X450 Pxl

İtalya Zamana Oynuyor

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Kurulu'na katılma konusunda, kurulun tüzüğüyle kendi anayasaları arasında tespit ettikleri uyumsuzluk nedeniyle bugün için öngörülen törende imza atamayacaklarını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’tan Barış Kurulu için davet aldıklarını 18 Ocak’ta açıklayan Meloni, İtalya'nın bu kurula katılma konusundaki tutumunun açık olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Biz açığız, müsaitiz ve ilgiliyiz. En az iki nedenle. Birincisi İtalya, Orta Doğu barış planının hayata geçirilmesinde ve iki devletli perspektifin inşasında benzersiz bir rol oynayabilir. Ayrıca genel olarak, ister İtalya ister Avrupa olsun, ilginç olan böyle bir organın dışında kalmayı akıllıca bir tercih olarak görmem."

Meloni, bunlara karşın kendilerinin bu kurula katılmalarında anayasalarından kaynaklı bir sorun olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bizim açımızdan anayasa ile bir uyumluluk sorunu var çünkü tüzüğün incelenmesinden sonra bazı unsurların anayasamızla uyumsuz olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle yarın (bugün) kesin olarak imza atmamız mümkün değil ancak zamana ihtiyacımız var, yapılması gereken bir çalışma var. Fakat benim tutumum açık olmaya devam ediyor."

Başbakan Meloni, bu hususta İtalyan Anayasası'nın 11. maddesine işaret ederek, "Bu madde, bizim egemenliğimizin bir kısmını ancak devletler arasında eşit şartlarda devretmemize olanak tanıyor. Bu, söz konusu Barış Kurulu tüzüğündeki bazı maddelerle uyumsuz olabilir." ifadelerini kullandı.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Avrupa'dan mesafeli duruş

Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi imza törenine katılmadı. Fransa, kurulun tüzüğünün Gazze'deki savaşa ilişkin BM kararlarıyla örtüşmediğini ve bazı unsurlarının BM Şartı’na aykırı olduğunu belirterek şimdilik katılmayacağını duyurdu.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise "Zaten bir barış kurulumuz var; o da Birleşmiş Milletler" açıklamasını yaptı.

AB üyesi ülkelerden yalnızca Bulgaristan ve Macaristan Barış Kurulu Şartı'na imza attı. Rusya ve Çin ise davet edilmelerine rağmen henüz resmi bir yanıt vermedi.

Birçok uzman, Trump'ın girişiminin BM'ye alternatif bir yapı oluşturma riski taşıdığına dikkat çekerek, bazı değerlendirmelerde bu girişim "BM’ye saldırı" olarak nitelendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gazze için oluşturulan "Barış Kurulu"

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 17 Kasım 2025 tarih ve 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Donald Trump tarafından 29 Eylül 2025'te açıklanan Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı desteklemeyi kararlaştırmıştı.

Bu kapsamda, başkanlığını Trump'ın yapacağı Barış Kurulu oluşturulurken, Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, Gazze'nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu "Barış Kurulu"na kurucu üye olarak davet etmişti.

Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, yeni yapılandırmada "Barış Kurulu", "Barış Yönetim Kurulu" ve "Gazze Yönetim Kurulu" şeklinde 3 ana organ bulunuyor.

Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 14 Ocak'ta 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını duyurmuştu.

Kafkas Food Yatay (3)-1

İngiltere'den, Yetenekli Yabancı İşçiler İçin Vize Kolaylığı

İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves, uluslararası alanda yetenekli işçileri ve yatırımcıları Birleşik Krallık’a çekmek amacıyla vize sistemine yeni düzenlemeler getirmeyi planladığını duyurdu. Bu adımlar, ülkenin küresel ölçekte rekabet gücünü artırma hedefiyle, özellikle teknoloji, yapay zeka, bilim ve temiz enerji gibi stratejik sektörlerde uzman çalışanlara daha cazip fırsatlar sunmayı amaçlıyor.

Hedef: “Trailblazer” Yetenek ve Yatırımlar

Reeves’in planının merkezinde, ülkeye yüksek becerili çalışanlar ve küresel şirketlerin kritik personelini getirmek var. Maliye Bakanı, bu kapsamda bazı vize ücretlerini belirli şirketler için geri ödeme şeklinde iade etmeyi ve sponsor olma süreçlerini hızlandırmayı öngören bir paket üzerinde çalışıyor. Bu düzenlemelerin özellikle küresel arenada “yenilikçi ve önder” firmaları hedeflemesi bekleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Bakan Reeves bu planları, 2026 Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında Davos’ta açıklayarak, İngiltere’yi istikrar, yatırım ve yetenek odaklı bir ekonomi merkezi olarak tanıtmayı amaçlıyor. Reeves, ülkedeki bu yeni yaklaşımın ekonomik büyümeyi hızlandıracağını, uluslararası firmalar ve yatırımcılar için cazip bir ortam yaratacağını belirtti.

Yeni Düzenleme İle Neler Değişebilir?

Yeni plan dahilinde değerlendirilmekte olan birkaç kilit unsur şöyle:

Vize ücretleri geri ödemeleri: Seçilen küresel şirketlere, yüksek vasıflı çalışanlarını getirmeleri için ödedikleri vize ücretlerinin bir kısmı devlet tarafından iade edilebilir.

Vize süreçlerinde hızlandırma: Sponsor belgesi alma ve yabancı personeli işe getirme süreçleri kısaltılarak, İngiltere’ye giriş daha “akıcı” hale getirilecek.

Istikbal 860X450 Pxl

Yetenek ve yatırım odağı: Yapay zeka, temiz enerji, biyoteknoloji ve diğer stratejik sektörlerde uluslararası uzmanlara özel erişim kolaylıkları planlanıyor.

Bu adımlar, önceki dönemlerde vize sisteminin karmaşık ve maliyetli olarak eleştirilmesi üzerine yapılacak bir dizi “tatlılaştırıcı” düzenlemenin parçası olarak görülüyor.

Arka Planda: Küresel Rekabet ve ABD

Reeves’in açıklamaları, aynı zamanda Birleşik Krallık’ı ABD gibi rakip pazarlarla daha avantajlı bir pozisyona yerleştirme stratejisinin de bir parçası olarak yorumlanıyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri son dönemde H-1B gibi vasıflı işçi programlarında ücretleri ve koşulları zorlaştırırken, İngiltere’nin bu alanda daha çekici bir alternatif sunma niyeti dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni Planda Sıkı Göç Politikası da Var

Bununla birlikte İngiltere’de göç ve vize politikalarının sadece “kolaylaştırma” yönünde ilerlemediği de bir gerçek. Geçtiğimiz aylarda açıklanan planlarda, bazı vasıflı işçi vizeleri için İngilizce dil seviyesinin yükseltilmesi, bazı iş kolları için daha yüksek maaş ve beceri barajlarının getirilmesi gibi daha sıkı kriterler de gündeme geldi. Bu çerçevede hükümet, göçü kontrol altında tutma ve potansiyel düşük vasıflı göçü sınırlama hedeflerini de sürdürüyor.

Kafkas Food Yatay (3)-1

Neden Bu Hamle Yapılıyor?

Bu vizyonun arkasındaki temel gerekçeler şöyle özetlenebilir:

Ekonomik büyüme: Yüksek nitelikli iş gücü, inovasyon ve yatırım getirerek uzun vadeli büyümeyi destekler.

Küresel rekabet: ABD, Avrupa ve Asya’daki rakipler özellikle teknoloji iş gücünü çekmek için cazibe paketleri sunarken, İngiltere de bu yarışta geride kalmak istemiyor.

İstihdam ve üretkenlik: Nitelikli yabancı çalışanlar, İngiltere’de üretkenliği artırabilir ve kritik sektörlerde eksiklikleri kapatabilir.

İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves’in planladığı vize reformları, ülkeyi uluslararası yetenekler ve yatırımcılar için cazip bir merkez haline getirme çabalarının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Hem vize ücret iadesi gibi doğrudan teşvikler hem de süreç hızlandırma gibi kolaylaştırıcı adımlar, küresel yetenek savaşında İngiltere’nin elini güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak bu hamleler, eşzamanlı olarak yürütülen göç kontrolü stratejisiyle dengeleniyor.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Trump’ın Afganistan Çıkışı İngiltere İle Diplomatik Krize Neden Oldu

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afganistan’daki NATO müttefikleriyle ilgili açıklamaları İngiltere’de diplomatik krize yol açtı. Trump, İsviçre’nin Davos kentinde Fox News’e verdiği röportajda, Afganistan’daki NATO askerlerinin cephe hattında etkin bir şekilde yer almadığını ve ABD’nin müttefiklere “gerçekten hiç ihtiyaç duymadığını” ileri sürdü. Bu ifadeler, İngiltere dahil birçok müttefikte sert eleştirilere neden oldu.

İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer, Trump’ın sözlerini “aşağılayıcı ve gerçekten korkunç” olarak nitelendirerek eleştirdi. Downing Street’te yaptığı açıklamada Starmer, Trump’ın açıklamalarının Afganistan’da hayatını kaybeden ve yaralanan İngiliz askerleri ile diğer NATO güçleri adına “derin şekilde incitici” olduğunu söyledi ve ABD Başkanı’nın özür dilemesi gerektiğini belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer, 11 Eylül sonrası Afganistan’daki çatışmalarda İngiltere’nin önemli bir rol oynadığını hatırlatarak, İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin 457 kayıp verdiğini ve yüzlerce askerin ciddi şekilde yaralandığını vurguladı. Ayrıca, Trump’ın NATO’nun kolektif savunma ilkesi (Madde 5) kapsamındaki ilk aktif görevinde ittifakın önemi konusunda yanlış izlenim yarattığını dile getirdi.

Trump’ın açıklamaları, sadece İngiltere’de değil, Avrupa genelinde de tepkiyle karşılandı; eski askerler, siyasetçiler ve kamuoyu, müttefik askerlerin Afganistan’daki fedakârlıklarının küçümsenmesine sert tepki gösterdi. Birçok isim, Trump’ın sözlerinin hem tarihsel gerçeklerle hem de müttefiklik ilişkileriyle bağdaşmadığını savundu.

Bu gelişme, ABD ile İngiltere arasındaki “özel ittifak” üzerinde gerginlik yaratan son olaylar zincirine yeni bir halka ekledi. Trump’ın NATO müttefiklerine yönelik eleştirileri, taraflar arasında trans-Atlantik ilişkilerde yeniden tartışma konusu oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Pezeşkiyan’dan Trump’a sert uyarı: Pişman edici karşılık veririz

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı hedef alan açıklamalarına sert tepki gösterdi. Pezeşkiyan, ülkesine yönelik olası saldırılara karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, “İran İslam Cumhuriyeti, her türlü zalimce saldırıya sert ve pişman edici bir karşılık verecektir” dedi.

ABD–İran hattında tansiyon yeniden yükseldi

İran ile ABD arasındaki gerilim, karşılıklı sert açıklamalarla yeniden tırmanışa geçti. Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’ın egemenliğine yönelik tehditlerin ağır sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Trump’tan nükleer ve füze tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında Tahran yönetimini hedef aldı. Trump, İran’ın nükleer programını ya da füze kapasitesini yeniden inşa etmeye çalışması halinde Washington’un daha sert askeri adımlar atabileceğini söyledi.

“Gerekirse yok ederiz” çıkışı

Trump, “İran’ın füze ve nükleer kapasitesini yeniden kurmaya çalıştığını duyuyorum. Eğer böyle bir durum varsa, onları durdurmamız gerekir. Sert vururuz, yerle bir ederiz. Ancak umarım buna gerek kalmaz” ifadelerini kullandı.

Trump: “İran’ı vururuz”

Trump: “İran barışçıl protestocuları vurup şiddetle öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır”


ABD’nin eski başkanı Donald Trump, İran’daki protestolara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Trump, İran yönetiminin barışçıl göstericilere yönelik şiddet uygulaması halinde ABD’nin buna kayıtsız kalmayacağını söyledi.


Trump, yaptığı değerlendirmede, “Eğer İran barışçıl protestocuları vurur ve şiddet kullanarak öldürürse, Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına koşacaktır” ifadelerini kullandı. Açıklama, İran’da son dönemde artan toplumsal huzursuzluk ve protestoların uluslararası kamuoyunda yakından izlendiği bir dönemde geldi.


ABD’nin, temel insan hakları ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini savunduğunu belirten Trump, barışçıl gösterilere yönelik her türlü sert müdahalenin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Trump’ın sözleri, Washington’un İran’daki gelişmelere olası müdahalesi konusunda yeni bir tartışma başlattı.


İran yönetiminden Trump’ın açıklamalarına ilişkin henüz resmi bir yanıt gelmezken, uzmanlar bu tür söylemlerin bölgedeki gerilimi daha da artırabileceğine dikkat çekiyor.

İran’da Ekonomik Kriz Protestolara Dönüştü

İran’da Ekonomik Kriz Protestolara Dönüştü: Sokaklarda Sert Müdahale


İran’da derinleşen ekonomik kriz ve siyasi baskılar, ülke genelinde kitlesel protestolara yol açtı. Başkent Tahran ile Meşhed başta olmak üzere birçok kentte binlerce kişi sokaklara çıkarken, göstericiler ile güvenlik güçleri arasında sert çatışmalar yaşandı.


Tahran’da toplanan kalabalıklar, Cumhuriyet (Jomhouri) Caddesi’nden yürüyüşe geçerek Naser Khosrow Caddesi ve İstanbul Meydanı’na yöneldi. Kent merkezindeki hükümet binaları ve ticari bölgelerde polis ile göstericiler arasında uzun süreli kovalamacalar yaşandı. Güvenlik güçleri, kalabalığı dağıtmak için yoğun biçimde biber gazı ve cop kullandı.


Görgü tanıklarına göre, protestocular “Utanmaz! Utanmaz!” ve “Korkma, hepimiz buradayız” sloganları atarak güvenlik güçlerine karşı direniş gösterdi. Bazı noktalarda polis hatlarının geri çekildiği bildirildi.


Çarşılar Kapandı, Grevler Yayılıyor


Protestolarla eş zamanlı olarak ülke genelinde esnaf grevleri dikkat çekti. Tahran Kapalıçarşı başta olmak üzere Lalezar Caddesi, Naser Khosrow ve İstanbul Meydanı’ndaki çok sayıda iş yeri kepenk kapattı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, esnafın protestolara destek verdiği ve iş yerlerini kapatma çağrılarının yapıldığı görüldü.


Bazı videolarda ise açıkça “Diktatöre ölüm” sloganlarının atıldığı duyulurken, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın istifası talep edildi.


Meşhed’de Çatışmalar


Protestolar günün ilerleyen saatlerinde İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentine de sıçradı. Kentin merkezi meydanlarında toplanan kalabalık, çevik kuvvetin coplu müdahalesiyle karşılaştı. Müdahaleye rağmen göstericilerin dağılmadığı ve direnişin sürdüğü bildirildi.


Resmi Açıklamalar: “Ekonomik Talepler Aşıldı”


Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı, protestolara yaklaşık 200 kişinin katıldığını, kalabalık içinde 5-10 kişilik grupların ekonomik taleplerin ötesine geçen siyasi sloganlar attığını öne sürdü. Ajans, gösterilerin “siyasi istikrarsızlığa sürüklenmek istendiğini” iddia etti.


Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ilk resmi açıklamasında İçişleri Bakanı’na, protestocuların temsilcileriyle diyalog kurulması talimatı verdiğini duyurdu. Pezeşkiyan, hükümetin “haklı taleplerin dinleneceğini ve sorunların çözümü için adım atılacağını” söyledi.


Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da protestoların “kötü niyetli çevreler tarafından şiddete dönüştürülmek istendiğini” savundu.


Krizin Arka Planı


Uzmanlara göre protestoların temelinde, İran’da giderek ağırlaşan ekonomik kriz bulunuyor. İran riyali dolar karşısında tarihi dip seviyelere gerilerken, resmi verilere göre yıllık enflasyon aralık ayında yüzde 52,6’ya ulaştı. Ortalama yıllık enflasyon ise yüzde 42,2 olarak açıklandı.


Ülkede artan hayat pahalılığı, işsizlik ve alım gücündeki sert düşüşün, önümüzdeki günlerde yeni protestoları tetikleyebileceği değerlendiriliyor.

Almanya, Suriye Kürdistan’ını tanıdı

Almanya’da bazı eğitim kurumlarının, Suriye’nin kuzeyinde SDG’nin kontrolündeki bölgelerde verilen eğitim sertifikalarını tanıma yönünde adım attığı bildirildi. Saksonya eyaletinde alındığı belirtilen kararın, söz konusu bölgelerdeki eğitim kurumlarınca düzenlenen diplomalara resmî geçerlilik kazandırdığı ifade edildi.

Bu gelişme siyasi tanımanın ilk adımı anlamına geliyor.

Söz konusu gelişme, Almanya’nın Suriye’nin kuzeyindeki fiilî yapıya dolaylı meşruiyet sağladığı yönünde yorumlara yol açtı. Kararın, özellikle SDG’nin “Rojava” olarak adlandırdığı bölgelerdeki sözde özerk yönetim tarafından verilen eğitim belgelerini kapsadığı belirtildi.

Almanya’daki bu adımın ardından, sosyal medyada örgüt yanlısı hesaplar arasında memnuniyet paylaşımlarının arttığı gözlendi. Eleştirilerde ise kararın, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bölgedeki güç dengeleri açısından tartışmalı sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Öte yandan Berlin yönetiminden konuya ilişkin kapsamlı bir resmî açıklama yapılmazken, kararın eyalet düzeyindeki uygulamalar kapsamında alındığı ve federal hükümetin genel dış politika çizgisini yansıtıp yansıtmadığına dair belirsizlik sürüyor.

Gelişme, Almanya’nın Orta Doğu politikaları ve Suriye krizine yaklaşımı bağlamında yeni bir tartışma başlığı olarak değerlendiriliyor.

Rusya, ABD’ye ajanlık yapan bürokratı deşifre etti

Rusya’dan ABD istihbaratıyla bağlantılı eski diplomata hapis cezası. Rusya’da bir mahkeme, ABD istihbaratına gizli bilgi aktardığı gerekçesiyle Dışişleri Bakanlığı’nın eski çalışanı Arseni Konovalov’u vatana ihanetten mahkûm etti. Karar, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından duyuruldu.


FSB’nin cuma günü yaptığı açıklamaya göre, Moskova Şehir Mahkemesi 38 yaşındaki Konovalov’u 12 yıl süreyle yüksek güvenlikli ceza kolonisinde hapse ve 100 bin ruble para cezasına çarptırdı. Konovalov’un 2014–2017 yılları arasında Rusya Federasyonu Houston Başkonsolosluğu’nda ikinci sekreter olarak görev yaptığı belirtildi.
Mart 2024’te “yabancı istihbarat servisleriyle işbirliği” şüphesiyle gözaltına alınan Konovalov’un tutuklanma anına ilişkin görüntüler de paylaşıldı. Videoda, bir görevlinin “Ne olduğunu biliyor musun?” sorusuna Konovalov’un “Evet” yanıtını verdiği duyuluyor.
FSB’ye göre Konovalov, ABD’de görev yaptığı dönemde Dışişleri Bakanlığı’ndaki konumu gereği eriştiği gizli bilgileri gönüllü olarak ev sahibi ülkenin istihbarat servislerine iletti ve bunun karşılığında para aldı. Paylaşılan bilgilerin içeriğine ilişkin ayrıntılar ise kamuoyuyla paylaşılmadı. Dava, Rusya Ceza Kanunu’nun 275. maddesi (vatana ihanet) kapsamında yürütüldü.


Ajanlık davalarında artış
Rusya’da son dönemde casusluk ve vatana ihanet suçlamalarıyla açılan davalarda dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Bu hafta başında Kaluga bölgesinde yaşayan 38 yaşındaki bir kişi, Rus hava savunma birliklerinin konuşlanmasına dair bilgileri Kiev’e aktardığı gerekçesiyle 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.


Aralık ayı başında ise Rusya Bilimler Akademisi Genel Fizik Enstitüsü’nün eski çalışanı Artem Horoşilov, vatana ihanet suçundan 21 yıl süreyle en yüksek güvenlikli ceza kolonisinde hapse mahkûm edilmişti. Horoşilov, Ukrayna’daki bazı kurumlara finansman sağlamak, kritik bilgisayar sistemlerine yönelik siber saldırılar düzenlemek ve bir demiryolu hattında sabotaj planlamak ile suçlanmıştı.

27 Aralık Atatürk’ün Ankara’ya gelişi Yalçın Mıhçı

27 Aralık 1919 Kızılca Gün: Hoş geldin Ata’m!


27 Aralık 1919, yalnızca Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişi değil; Türk ulusal kurtuluş mücadelesinin fiilen merkezileştiği, Ankara’nın direnişin başkenti olarak tarih sahnesine çıktığı gündür. Bu tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde fiili başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir.


İşgalle kuşatılmış bir ülke


1919’da Anadolu karanlık bir dönemden geçiyordu. Osmanlı Devleti fiilen çökmüş, İstanbul işgal altına alınmıştı. Ülkenin dört bir yanı emperyalist güçlerce paylaşılmış, Yunan orduları Batı Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemeye başlamıştı. İşgalin yarattığı zulüm, Anadolu’da yerel direniş hareketlerini doğurdu. Ancak bu direnişler parçalıydı ve ulusal bir stratejiden yoksundu.


Samsun’dan Ankara’ya uzanan yol


Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan süreç, Erzurum ve Sivas kongreleriyle siyasal bir kimlik kazandı. Ulusal egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri bu kongrelerde netleşti. Ankara’ya geliş ise Milli Mücadele’nin siyasal ve coğrafi merkezinin belirlendiği dönüm noktası oldu. Anadolu’nun ortasında, işgalden uzak ve ulaşım açısından elverişli olan Ankara, bilinçli bir tercihle mücadelede merkez seçildi.


“Kızılca Gün” ve seymen töresi


27 Aralık 1919’da Ankara’da yaşananlar, sıradan bir karşılama değildi. Binlerce seymen, Dikmen sırtlarında Mustafa Kemal’i karşıladı. Ankara halkının “Kızılca Gün” olarak adlandırdığı bu gün, Türk tarihinde varlık-yokluk dönemlerinde yeni bir liderin kabulünü simgeleyen seymen dizilme töresiyle anlam kazandı. Davullar, sancaklar ve dualarla yapılan bu karşılama, Ankara’nın Milli Mücadele’ye açık desteğinin ilanıydı.


“Uğrunda ölmeye geldik Paşam”


Kaynaklara göre Mustafa Kemal’in “Niçin zahmet ettiniz?” sorusuna seymenlerin verdiği “Uğrunda ölmeye geldik Paşam” yanıtı, Anadolu halkının kararlılığını özetliyordu. Bu sözler, milli mücadelenin liderliğinin halk tarafından benimsendiğini gösteren tarihi bir an olarak kayda geçti.


Kurtuluşun karargâhı, Cumhuriyet’in beşiği
27 Aralık 1919’dan sonra Ankara, Milli Mücadele’nin siyasal ve askeri kararlarının alındığı merkez haline geldi. TBMM’nin açılması, düzenli ordunun kurulması ve Kurtuluş Savaşı’nın yönetimi bu kentte şekillendi. Tarihsel açıdan bakıldığında, 27 Aralık 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuken değil ama fiilen doğduğu gündür.


Bu tarih, yalnızca bir anma değil; Cumhuriyet’in hangi koşullarda, hangi irade ve bedellerle kurulduğunu hatırlatan güçlü bir tarihsel pusuladır.

27 Aralık Seymen Yürüyüşünde Atatürk’ü Yalçın Mıhçı Canlandırıyor

Her yıl yapılan anma yürüyüşünde Atatürk’ü Yalçın Mıhçı Canlandırıyor

TBMM’de Dünya Uygur Kurultayı düzenlensin

Gelecek Partisi Muğla Milletvekili ve Yeni Yol TBMM Gurup Başkanı Doç. Dr. Selçuk Özdağ  TBMM’nin de Japonya, Çek Cumhuriyeti ve diğerleri gibi TBMM çatısı altında Doğu Türkistan’la ilgili olarak Dünya Uygur Kurultayının genel kurulunun  ve Doğu Türkistan Çalıştayının düzenlenmesi gerektiğini açıkladı.

Yeni Yol  TBMM Gurubu Başkanı ve Muğla Milletvekili  bu sözleri TBMM’nde düzenlediği basın toplantısında dile getirdiği bildirildi.

Yeni Yol TBMM Gurubu Başkanı ve GP Muğla Milletvekili Doç.Dr.Selçuk Özdağ  24 Aralık 2025 Perşembe günü TBMM’de  düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasını X hesabı üzerinden paylaşarak  şunları söyledi  :

Doğu Türkistan Milli Davamızdır

Doğu Türkistan Türk Milleti olarak bizim Millî davamızdır. Almanya, Doğu Türkistan Uygur Kongresini yapıyor. Japonya Parlamentosuna gittik, Japonya Parlamentosu Doğu Türkistan  meselesi ile ilgili  özel toplantı yaptı. Bu toplantıda  biz dahil çeşitli ülkelerden gelen  100’e  yakın yabancı milletvekilleri Doğu Türkistan meselesini konuştu. Türk Milletvekilleri olarak bizler de oraya gittik ve Doğu Türkistan ile ilgili düzenlenen toplantılarda konuşmalar yaptık.  Aynı toplantıyı Çek Cumhuriyetinin başkenti  Prag’da Çek Cumhuriyeti yaptı.

Hadi, Biz De Ankara’da TBMM’de Dünya Uygur Kurultayının Genel Kurulunu  Gerçekleştirelim! 

Yeni Yol TBMM Gurubu Başkanı Selçuk Özdağ Almanya merkezli Dünya Uygur Kurultayı’nın   bir sonraki genel kurulunu  Ankara’da TBMM.çatısı altında yapılması gerektiğini ve bunu teklif olarak sunduğunu belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı : ” Hadi Türkiye olarak, siz, Hükûmet olarak şunu yapın: Gelin, Ankara’da, bu Parlamentoda Doğu Türkistan’la ilgili, Doğu Türkistan Uygur Kurultayının genel Kurulunu düzenleyelim. Bu Kurultaya  dünyadaki çeşitli ülkelerden  Milletvekillerini çağıralım. Ayrıca bu vesile ile TBMM. çatısı altında Doğu Türkistan ile ilgili bir sempozyum veya Çalıştayı düzenleyelim.” şeklinde konuştu.

Avrupa teyakkuzda, Trump düğmeye bastı

Avrupa teyakkuzda, Trump düğmeye bastı

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzeybatı Nijerya’da IŞİD’e karşı askeri operasyon başlatıldığını duyurdu. Trump açıklamayı Truth Social hesabından yaparken, operasyonun ayrıntılarına ilişkin bilgi paylaşmadı.

Trump mesajında, “Amerika Birleşik Devletleri, masum Hristiyanları hedef alan ve tarihte eşi benzeri görülmemiş vahşetler gerçekleştiren IŞİD teröristlerine karşı güçlü ve ölümcül bir saldırı başlattı” ifadelerini kullandı.

ABD’li bir askeri yetkiliye göre, Amerikan füzeleri Nijerya’nın Sokoto Eyaleti’nde bulunan iki IŞİD kampını hedef aldı. Operasyonun Nijerya ordusu ile koordinasyon içinde gerçekleştirildiği belirtildi.

Afrika’nın nüfus açısından en kalabalık ülkesi olan Nijerya’da, on yılı aşkın süredir farklı silahlı grupların yol açtığı çatışmalar nedeniyle binlerce kişi yaşamını yitirdi. Nijerya makamları, saldırıların yalnızca Hristiyanları değil Müslümanları da hedef aldığını vurgulayarak “Hristiyan soykırımı” iddialarını reddediyor.

TÜRKİYE’DE PEŞ PEŞE OPERASYONLAR

Türkiye’de ise son bir hafta içinde IŞİD bağlantılı çok sayıda şüpheliye yönelik operasyonlar düzenlendi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla, yılbaşında saldırı hazırlığında olduğu belirlenen IŞİD’li terörist İbrahim Burtakuçin Malatya’da yakalandı.

Güvenlik kaynaklarına göre Burtakuçin’in, Türkiye’de örgüt adına faaliyet yürüttüğü ve fırsat bulması halinde çatışma bölgelerine gitmeyi planladığı tespit edildi.

İstanbul’da da yılbaşı öncesi güvenlik önlemleri kapsamında Ataşehir’de düzenlenen operasyonda bir şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda çok sayıda silah, mühimmat, örgütsel doküman ve dijital materyal ele geçirildi.

AVRUPA DİKEN ÜSTÜNDE

Avrupa genelinde artan IŞİD tehdidi nedeniyle güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı. Fransa ve Almanya’da bazı Noel etkinlikleri ve pazarlarının iptal edildiği bildirildi.

Suriye’de düzenlenen operasyonlarda ise örgütün sözde “Horan Valisi”nin yakalandığı açıklandı.

Uluslararası güvenlik kaynakları, Türkiye’deki operasyonların ve ABD’nin Nijerya’daki askeri müdahalesinin, IŞİD’in küresel eylem kapasitesine yönelik ciddi bir baskı oluşturduğunu değerlendiriyor.


Orban: Avrupa Birliği dağılma sürecinde

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Avrupa Birliği’nin (AB) geleceğine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Macar basınına konuşan Orban, ABD’nin küresel gücünün artmasına karşın Avrupa’nın ekonomik ve siyasi olarak gerilediğini savunarak, “Avrupa Birliği dağılma sürecine girmiş durumda” dedi.


Ukrayna-Rusya savaşı ve Avrupa’nın güvenlik politikalarına değinen Orban, 2025 yılının Avrupa için son barış yılı olabileceği ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Avrupa’da son büyük savaşın 1945’te sona erdiğini hatırlatan Orban, nükleer felaket korkusunun kıtayı yaklaşık 80 yıl boyunca büyük çatışmalardan uzak tuttuğunu söyledi. Ancak Orban’a göre, artık dünya köklü bir değişim sürecinden geçiyor.


“Avrupa ikiye bölünmüş durumda”


18-19 Aralık tarihlerinde yapılan AB Liderler Zirvesi’nde alınan kararları eleştiren Orban, bu adımların Ukrayna’daki savaşı körüklediğini ve Rusya’yı kışkırtmayı amaçladığını öne sürdü. Avrupa’da iki farklı siyasi yaklaşım olduğunu savunan Orban, “Bir tarafta savaş yanlıları, diğer tarafta barışı savunanlar var. Şu anda Brüksel’de savaş isteyenler daha güçlü. Macaristan ise barıştan yana” ifadelerini kullandı.

“Birlik parçalanıyor”


AB’nin ekonomik gücünün 20 yıl önce ABD’ye yakın bir seviyede olduğunu hatırlatan Orban, bugün ise ABD’nin güçlendiğini, Avrupa’nın ise gerilediğini söyledi. AB’nin karar alma süreçlerinde giderek daha fazla yasal boşluklardan yararlanıldığını iddia eden Orban, bu durumun üye ülkeler ile Brüksel arasındaki kopuşu derinleştirdiğini savundu.


Orban, “Brüksel’de kararlar alınıyor ancak bu kararlar üye ülkelerde uygulanmıyor. Brüksel bürokrasisinin imparatorluk kurma hevesleri artarken, Avrupa Birliği eş zamanlı olarak parçalanıyor” dedi.

İngiltere’de hükümetten 50 bin gence yeni fırsat paketi

Birleşik Krallık İşçi Partisi Hükümeti, genç işsizliğiyle mücadele için 725 milyon sterlinlik yeni reform paketini açıkladı. Paket, çıraklık maliyetlerinin tamamen devlet tarafından karşılanmasını, yapay zekâ ve dijital becerilere yönelik kısa kursların başlatılmasını ve 50 bin genç için yeni eğitim ve iş fırsatı yaratılmasını kapsıyor.

İngiltere Hükümeti, genç işsizliğiyle mücadele etmek ve ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmek amacıyla 725 milyon sterlinlik yeni beceri ve çıraklık reform paketini açıkladı. Bu kapsamlı düzenleme ile önümüzdeki üç yıl içinde 50 bin genç, geleceğin mesleklerine hazırlanmak üzere çıraklık ve eğitim programlarından faydalanacak.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Paketin merkezinde, çıraklık sisteminin modernize edilmesi, gençlere daha hızlı ve erişilebilir eğitim imkânı sunulması ve işverenlerin ihtiyaç duyduğu beceri alanlarında daha güçlü bir eğitim altyapısı oluşturulması yer alıyor.

Yerel liderlerle ortaklık: 140 milyon sterlinlik pilot proje

Açıklanan fon kapsamında, 140 milyon sterlinlik bir pilot proje ile belediye başkanlarına ve bölgesel liderlere gençleri yerel işverenlerle buluşturma yetkisi verilecek. Bu pilot çalışmanın özellikle NEET (eğitimde, istihdamda veya mesleki eğitimde olmayan gençler) gruplarını hedeflemesi bekleniyor.

Bölgesel karar vericiler, gençlerin bulundukları bölgedeki işverenlerin gerçek ihtiyaçlarına uygun eğitim ve çıraklık fırsatlarına yönlendirilmesinde kritik rol oynayacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer’dan Müslüman Karşıtlığı İle Mücadelede Kararlılık Mesajı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Müslüman karşıtlığının (İslamofobi) tüm nefret suçları gibi kınanması gerektiğini belirterek, bu konuda adım atmaya kararlı olduklarını bildirdi.

İngiltere Parlamentosunda yapılan haftalık Başbakana Sorular oturumunda milletvekillerinin sorularını cevaplayan Starmer, Müslüman karşıtlığının tanımı konusundaki sorulara da yanıt verdi.

İktidardaki İşçi Partisi milletvekili Graham Stringer, İngiltere'de inanç özgürlüğü olduğu gibi inançları eleştirme özgürlüğü bulunduğunu da belirterek, Müslüman karşıtlığının tanımıyla ilgili çalışmalar sonrasında "küfür yasası" çıkıp çıkmayacağını sordu.

Başbakan Starmer, bu soruya yanıtında Stringer'a böyle bir yasa çıkmayacağı güvencesini verdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Hükümetin İsrail'in Gazze saldırılarına ilişkin tutumunu eleştirerek 2024 genel seçimlerinde bağımsız aday olan ve Güney Leicester'da 20 yıllık İşçi Partisi sandalyesini kazanan Shockat Adam şu soruyu sordu:

"Hiçbir din, teoloji ve felsefe dokunulmaz ya da eleştirilmez değildir. Düşünce ve ifade özgürlüğünü ne olursa olsun korumalıyız. Ama İslamofobi diye bir gerçek var. En azından, Müslüman olduğu için iki kere arabayla ezilen Zainab Hussain için var. Hayatta kaldı ama Finsbury Camisi dışında, yalnızca Müslüman olduğu için öldürülen Makram Ali ve Müslüman olduğu için bıçaklanarak öldürülen Mohammed Saleem o kadar şanslı değildi. (Başbakan) Muhalefetteyken İslamofobi tanımını benimsemişti, iktidara gelince bundan vazgeçildi. Neyin değiştiğini sorabilir miyim?"

Kafkas Food Yatay (3)

Starmer soruya doğrudan yanıt vermekten kaçınarak, "Bu nefret suçu örneklerini hatırlattığı için teşekkür ederim. Bunları hatırlatmakta haklı. Hepimiz bunu kınamalıyız. Nefretin her türlüsü bu parlamentoda kınanmalı. Buna Müslüman karşıtı nefret de dahildir. Biz de buna karşı adım atmakta kararlıyız." ifadelerini kullandı.

Hristiyanlardan sonra en büyük dini azınlığı Müslümanların oluşturduğu İngiltere'de Müslüman karşıtlığı kavramı halen resmi tanıma sahip değil.

İngiltere hükümeti, uzun süredir tartışma konusu olan Müslüman karşıtlığı kavramına ilişkin yeni tanım oluşturmak amacıyla 28 Şubat'ta Müslüman toplulukların temsilcileri, akademisyenler ve bağımsız uzmanlardan oluşan bir çalışma grubu kurulduğunu duyurmuştu.

Grubun ekimde sunduğu rapor üzerinde çalışmalarını sürdüren İngiltere hükümeti, yeni tanımın, ülkede konuya ilişkin uzun yıllardır süren anlaşmazlıkları sonlandırmayı ve Müslümanların maruz kaldığı ayrımcılıkla mücadelede daha net çerçeve sunmayı hedeflediğini açıklamıştı.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Başbakan Starmer, suçlamaların hedefindeki bakanına Sahip çıktı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, geçen hafta açıklanan Sonbahar Bütçesi'ndeki planlarıyla kamuoyunu yanıltmakla suçlanan İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves'i savunarak bütçeyi tamamen desteklediğini açıkladı.

Starmer, "Herkes için inşa edilmiş bir İngiltere" temalı konuşmasında, Maliye Bakanı Reeves'in 26 Kasım'da duyurduğu Sonbahar Bütçesi'ndeki yeni vergi düzenlemeleri ve planlarda "gerekli ama adil" seçimler yapıldığını ancak vergi artışlarının insanların hayatını zorlaştığını da kabul ettiğini söyledi.

Bütçeyi kendisi için "kişisel bir gurur anı" olarak nitelendiren ve bütçeyi desteklediğini belirten Starmer, bütçe öncesinde kamu maliyesindeki sorunları abartarak halkı yanıltmakla suçlanan Reeves'in "yanlış bilgilendirme" yapmadığını savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Starmer, gazetecilerin Maliye Bakanı Reeves'in tamamen doğruyu söyleyip söylemediğine ilişkin soruları üzerine, "Bunu kabul etmiyorum. Orada herhangi bir yanıltma yoktu." cevabını verdi.

Seçmenlerinin gelecek 12 ay içinde hükümetinin değişikliklerinin olumlu yansımalarını göreceğini söyleyen Starmer, "Dar tünelin en zor kısmını artık geride bıraktığımıza eminim çünkü biliyorum ki hala birçok kişi için hayat zor, yaşam maliyeti krizi geçmedi. Ancak önümüzdeki yıl yaklaşımımızın faydalarını göreceksiniz, yalnızca ulusal istatistiklerde değil, kendi topluluklarınızda da. Herkes için inşa edilmiş gerçek bir İngiltere yolunda ilerlemek, maliyetsiz ve kolay olmayan birçok ek kararı gerektiriyor." diye konuştu.

Ayrıca, bugünkü İngiliz The Times gazetesinde kabineden ismi paylaşılmayan bir bakana dayandırılan habere göre, Başbakan Starmer ve Bakan Reeves'in bütçe hazırlık süreci ve mali durumun tamamını bakanlara aktarmadı.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Reeves, geçen haftaki Sonbahar Bütçesi kapsamında 26 milyar sterlinlik vergi artışına yol açan bir dizi yeni düzenlemeler açıklamıştı.

Starmer hükümeti, geçen yılki seçimler öncesinde manifesto olarak, vergi artışına gitmeyeceklerini vadetmişti.

İngiltere’de Başbakan Keir Starmer’ın liderliği tartışılıyor

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer’ın görevine yönelik iç partide artan sorgulamalar ve muhtemel liderlik tartışmaları ülke siyasi gündeminde tartışılıyor.

İÇ HUZURSUZLUK VE DÜŞEN KAMUOYU DESTEĞİ

Starmer hükümetinin kamuoyu yoklamalarında gerileme yaşadığı, partisine yönelik güvenin zayıfladığı belirtiliyor.

Üst üste politika hataları ve stratejik belirsizlikler, bazı milletvekillerinin “yeni yön” arayışı içine girmesine neden oldu.

Özellikle 2025 yılı yerel seçimleri ve bütçenin ardından “kritik eşik” olarak görülen bir dönem öne çıkıyor.

MEVCUT KAMUOYU DESTEĞİ

Yakın dönemde yapılan bir analiz, “genel seçim yarın olsaydı” şeklinde yapılan anketlerde İşçi Partisi’nin yalnızca yaklaşık %15-22 civarında oy aldığına işaret ediyor.

Aynı kaynaklara göre, rakip partilerden Reform UK gibi partiler çok daha yüksek oranlara çıkmış durumda.

Araştırma kuruluşu “YouGov” tarafından 28 Ekim 2025’te yayımlanan ankette Reform UK yaklaşık %27, İşçi Partisi ve Conservative Party (Muhafazakar Parti) yaklaşık %17’şer oy alabileceğini gösterdi.

Genel olarak, İşçi Partisi’nin oy oranında ciddi bir düşüş içinde olduğu ve popülerliğinin gerilediği değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

LİDERLİK BASKISI VE POTANSİYEL ADAYLAR

Başbakan Keir Starmer’ın yanında yer alanlar, herhangi bir liderlik mücadelesi karşısında onun “direneceğini” ve görevinden kendi isteğiyle çekilmeyeceğini söylüyor.

Muhtemel bir yarışta en çok adı geçen potansiyel lider adayları arasında Sağlık bakanı Wes Streeting, İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un yanısıra, Ed Miliband ve Bridget Phillipson gibi isimler yer alıyor.

YÖNTEM VE ZAMANLAMA TARTIŞMALARI

Parti içinde bir liderlik mücadelesinin ne zaman ve nasıl başlayabileceği konusunda belirsizlik hakim. Özellikle bütçe açıklaması ya da 2026 yerel seçimlerinin ardından bu sürecin tetiklenebileceği konuşuluyor.

Starmer’ın danışmanları, böyle bir değişimin piyasalar, uluslararası ilişkiler ve parti içi tutarlılık açısından “tehlikeli” olacağını savunuyor.

Efes Yatay

POLİTİKA BAĞLAMINDA EK GERİLİMLER

Son dönemde, hükümetin 2 çocuk üzeri yardım kesintisini kaldırma önerisi gibi popüler politik adımlar attığı ancak aynı zamanda vergi artışları gibi manifesto taahhütlerine ters düşebilecek hamlelerin de gündeme geldi.

Bu tür politika sapmaları hem seçmenler hem de parti içi milletvekilleri nezdinde memnuniyetsizlik oluşturabiliyor.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddianamesi tamamlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik yürütülen soruşturmada 105'i tutuklu, 5'i "müşteki şüpheli" olmak üzere toplam 407 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında iddianame hazırlandığı belirtildi.

Açıklamada, "Bugün itibarıyla iddianamemizle 105'i tutuklu, 170'i adli kontrollü, 7'si yakalama emriyle aranan 402 şüpheli ve 1'i adli kontrollü 5 müşteki şüpheli hakkında toplam 143 farklı eylemle ilgili olarak 'suç örgütü kurma ve yönetme', 'suç örgütüne üye olma', 'örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme', 'rüşvet alma', 'rüşvet verme', 'irtikap', 'ihaleye fesat karıştırma', 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Vergi Usul Kanunu'na muhalefet', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'kişisel verilerin kaydedilmesi', 'kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'çevrenin kasten kirletilmesi', 'Orman Kanunu'na muhalefet', 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, 'kamu malına zarar verme, 'Maden Kanunu'na muhalefet ve Orman Kanunu'na muhalefet' suçlarından İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılmıştır." denildi.

Hakkında kamu davası açılan şüphelilerden 99'unun örgüt mensubu, Ekrem İmamoğlu'nun örgütün kurucusu ve elebaşı olduğu belirtilen açıklamada, şüpheliler Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün'ün örgütün yöneticileri olduğu kaydedildi.

Açıklamada, şüphelilerden 92'sinin de örgüt üyesi olduğu aktarılarak, diğer şüphelilerin de örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı suçlar işleyen konumunda yer aldığı vurgulandı.

İddianamede, şu ifadelere yer verildi:

"İddianamede örgütün kurucusu ve elebaşı şüpheli Ekrem İmamoğlu hakkında, doğrudan işlediği suçlar olan 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'rüşvet' (12 kez), 'suç gelirlerinin aklanması' (7 kez), 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık' (7 kez) suçlarından, suç örgütünün kurucusu ve lideri olması dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/5'inci maddesi uyarınca örgütün faaliyeti çerçevesinde örgüt mensupları tarafından işlenen 'kişisel verilerin kaydedilmesi' (2 kez), 'kişisel verileri ele geçirme ve yayma' (2 kez), 'suç delilerini gizleme' (4 kez), 'haberleşmenin engellenmesi', 'kamu malına zara verme', 'rüşvet alma' (47 kez), 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'irtikap' (9 kez), 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık' (39 kez), 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' (4 kez), 'ihaleye fesat karıştırma (70 kez), 'çevre kasten kirletilmesi', 'Vergi Usul Kanunu'na muhalefet', 'Orman Kanunu'na Muhalefet, Maden Kanunu'na muhalefet' suçlarından olmak üzere toplamda iddianameye konu 142 eylemle ilgili olarak cezalandırma talep edilmiştir."

Açıklamada, hakkında işlem yapılan bir kısım şüpheliler yönünden soruşturmanın devam ettiğini belirtildi.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman Türkiye'yi ziyaret edecek

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle 13 Kasım 2025'te Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu.

Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle, ilk yurt dışı ziyaretini 13 Kasım 2025 tarihinde ülkemize gerçekleştirecektir. Ziyaret kapsamında yapılacak görüşmelerde, Kıbrıs meselesine ilişkin güncel gelişmeler değerlendirilecek olup, Türkiye-KKTC ilişkileri tüm veçheleriyle ele alınacaktır."

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Nigel Farage, “Erken Seçime Hazırlanın” Mesajı Verdi

Birleşik Krallık’ta iktidardaki İşçi Partisi hükümetinde yaşanan krizler ve iç tartışmalar üzerine Reform UK lideri Nigel Farage, partisini “erken genel seçime hazır olma” çağrısıyla sahaya indirdi.

Farage’in Açıklamanın Temel Noktaları

Farage, Birmingham’da düzenlenen Reform UK konferansında, hükümette yaşanan karışıklıklara işaret ederek “2027’de genel seçim olma ihtimali yüksek” dedi.

Ayrıca, seçilmeleri hâlinde iki hafta içinde mültecilerin Manş Denizi üzerinden yapılacak küçük bot geçişlerinin durdurulacağını, “İki hafta içinde tekneleri durduracağız” kararlılığını dile getirdi.

Farage konuşmasında, Keir Starmer kabinesini “ülkemizi yönetmeye bütünüyle yetersiz kişilerden oluşan bir ekip” olarak tanımladı ve bu durumun seçimi erkene çekebileceğini savundu.

Konferansta Farage’ın sahneye rock müziği ve havai fişeklerle çıkması dikkat çekti: bu, partinin dikkat çekme stratejisinin bir parçası olarak yorumlandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Değerlendirme ve Etkiler

Reform UK’nin bu tarz bir erken seçim çağrısı yapması, gündemi belirleme ve “yeni alternatif” imajı oluşturma adımı olarak, Reform UK’in siyasette daha agresif bir konuma geçmek istediği şeklinde yorumlanıyor.

Farage’ın göç ve güvenlik odaklı vaatlerinın başında, Manş denizinden tekne geçişlerini durdurma vaadi de, partinin seçim stratejisinde merkezi bir yer tutuyor. Bu, göç karşıtı politikaların seçmen nezdinde başarılı bulunduğu bölgelerde potansiyel destek kazanımı anlamına geliyor.

Hükümet açısından ise bu açıklama, erken seçime hazırlık yapılması gereken bir işaret olarak okunabilir: Muhalefetin baskısının artması, iç krizlerin yoğunlaşması veya yönetim erozyonu hâlinde erken seçim seçeneği daha gerçekçi hâle gelebilir.

Ancak Farage’ın vaatleri ve Reform UK’nin programı üzerindeki belirsizlikler de dikkat çekiyor. Muhalefetten gelen yorumlarda, bu açıklamanın “şikâyetten öteye geçmeyen” bir söylem olduğu ve somut politikaların eksikliğinin göze çarptığı ifade ediliyor.

Efes Yatay

Siyasi Bağlam

İşçi Partisi hükümeti, özellikle göç ve kamu hizmetleri alanında eleştiriliyor. Farage da bu zayıf noktalara odaklanarak Reform UK’ye yeni bir seçenek olarak konumlanıyor.

Reform UK, yerel seçimlerde artan destek alıyor ve Farage bu ivmeyi genel seçim düzeyine taşımayı hedefliyor.

Erken seçim için motivasyon olabilecek faktörler arasında: kamuoyunda hükümete dair memnuniyetsizlik, iç partiler arası çatışmalar, ekonomik baskılar ve liderlik zayıflıkları sayılabilir.

Farage, Reform UK’yi bir “seçim için saldırıya hazır” parti olarak konumlandırıyor. Erken bir seçim çağrısı niteliği taşıyan “2027’ye kadar seçim olabilir” ifadesi, kampanya hazırlığını hızlandırma mesajı içeriyor. Göç ve güvenlik temaları üzerinden yapılan vurgu, partinin seçim stratejisini şekillendiriyor. Ancak vaatlerin uygulanabilirliği ve Reform UK’nin seçime hazırlığı hâlâ soru işareti.

Kafkas Maun 3-1

Zohran Mamdani'nin zaferi ABD siyasetinde neyi değiştirecek?

Zohran Mamdani, resmi olmayan sonuçlara göre New York belediye başkanlığı seçimini kazandı. Birçok adayın yarıştığı seçimde Demokrat Parti’nin adayı olan Mamdani, seçimi esas olarak bağımsız yarışan eski Demokrat Partili Andrew Cuomo ve Cumhuriyetçi Partili Curtis Sliwa’ya karşı kazanmış oldu.

Öncelikle 2025 yılı yerel seçimleri bağlamında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) birçok seçimin yapıldığını belirtmek gerekiyor. Bunlardan en çok göz önünde olanı, ABD’deki merkezi konumu dikkate alındığında, doğal olarak New York Belediye başkanlığı seçimi oldu. Hem yerel hem ulusal düzeyde ABD genelindeki birçok tartışmayı içinde barındıran bir kampanya süreci yaşandı. Bu noktada Mamdani, hem kimliği hem de kampanya stratejisi açısından oldukça tartışıldı.

Kendini demokratik sosyalist olarak tanımlayan Mamdani, zaten Demokrat Parti ön seçimlerinde en büyük rakibi Cuomo’yu yenmişti. Cuomo sonrasında bağımsız aday olarak yarıştı. Bu iki isme karşı fazla bir iddiası bulunmayan Cumhuriyetçi Sliwa’ya yönelik de özellikle Cuomo kampanyası tarafından çekilme baskısı yapılıyordu. Mevcut belediye başkanı Eric Adams ise yarıştan eylül ayında çekilmişti ve sonraki süreçte Cuomo’ya destek açıklaması yapmıştı.

-Mamdani’nin seçim kampanyası

Mamdani’nin kampanyası içerik anlamında bire bir olmasa da kendi kitlesinde yarattığı heyecan ve döneminin kitle iletişim araçlarının etkin kullanımı açısından 2008 Obama kampanyasından esintiler sundu. Ancak sadece sosyal medya merkezli bir kampanya yürütmedi. Bu anlamda üzerinde çalışılması gereken bir yöntem izledi. Özellikle Demokrat Parti ön seçimlerinde Mamdani ekibindeki gönüllüler, New York şehrinde yüz binlerce haneyi kapı kapı gezerek propaganda yaptı. Bu durum, seçmenle doğrudan fiziksel iletişim kurulması açısından oldukça önemliydi. Yine Mamdani’nin isminin ilk etapta duyulması açısından da gayet işlevsel oldu. Sonrasında gelişen sosyal medya kampanyası aslında böylesi bir temel üzerine inşa edilmişti. Yani hem sahada hem de dijital dünyada izleri olan bir kampanya stratejisi benimsendi.

Diğer taraftan rakiplerinin sert bir şekilde saldırması da Mamdani’nin popülaritesini artırdı. Bu noktada, başta ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisi olmak üzere mevcut yönetimden isimlerin Mamdani’yi doğrudan eleştirmesi ters tepti. Trump, Mamdani seçilirse New York şehrine ödenekleri kısacağını ilan etmişti. Ancak bu tarz çıkışlar özellikle genç ve sol kesimleri tetikleyerek daha da kenetlenmelerine yol açtı.

Mamdani, kampanyasının merkezine ekonomik sıkıntılarla kimlik meselelerini koydu. Bu noktada, New York’un sosyoekonomik açıdan hem alt hem de üst gruplarına hitap etti. Ancak meseleleri diğer seçmen gruplarını yabancılaştıracak şekilde abartılı bir dille işlemedi. Kimlik açısından herkese dokunan ama herhangi bir meseleyi yoğun biçimde merkeze koymayan bir kampanya güttü. Ekonomik olarak ise şehirdeki hayat pahalılığı, kira ücretleri ve bazı otobüs hatlarının ücretsiz olması gibi temaları kampanyasının merkezine yerleştirdi. Vaatlerinin rakipleri tarafından da çok eleştirilip tartışılması aslında bu mesajların daha da yaygınlaşmasına ve tanınmasına neden oldu.

Mamdani bilhassa kampanya sürecinde Vermont Senatörü Bernie Sanders ve New York’lu Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’den aktif destek gördü. Ancak Demokratların Senato lideri Chuck Schumer’den kendisine bir destek açıklaması gelmedi. Yine Barack Obama da Mamdani’nin kampanyasını etkileyici bulduğunu söylese de açıktan destek açıklaması yapmaktan çekindi.

-İsrail lobisine rağmen kazanılan zafer

Zohran Mamdani, “progressive” sol ve genç kesimler başta olmak üzere kendi kitlesi üzerinde heyecan yaratsa da bunu ABD genelinde, özellikle sol kanat için, bir ideolojik yükselişin göstergesi olarak görmek abartılı bir yorum olur. Nitekim New York son yıllarda zaten Demokrat Parti’ye oy veren bir demografinin hakim olduğu bir şehir. Demokrat bir adayın New York gibi bir şehirde kazanması bu anlamda çok büyük bir sürpriz değil.

Yine Mamdani, kimliği itibarıyla muhafazakar kesimler için uzak bir isim olsa da “progressive” sol için uygun bir imaja sahip. Bu açıdan, özellikle Trump’ın son yıllarda estirdiği rüzgar karşısında Amerikan solunun “kazanan bir proje” ihtiyacını karşılayabileceği sol çevrelerde dillendiriliyordu.

Ancak Mamdani’nin seçim zaferinin politik anlamını daha farklı bir yerde aramak gerekiyor. Kampanya süreci boyunca başta İsrail lobisi olmak üzere birçok çıkar grubu ve sermaye çevresinin doğrudan hedefi oldu. Özellikle New York gibi Yahudi nüfusunun yoğun olduğu bir şehirde Filistin meselesi ve antisemitizm suçlamaları etrafında birçok tartışma yaşandı.

Bu noktada Mamdani, İsrail lobisine rağmen hatta bu lobiyi karşısına alarak New York gibi bir şehirde seçim kazanabileceğini gösterdi. Bu durum, Amerikan siyaseti açısından sadece klasik Demokrat-Cumhuriyetçi parti ayrışmasının ötesinde, her iki partinin önümüzdeki seçimlerdeki rotasını da belirleyecek bir anlama sahip. Çünkü ABD’de özellikle Gazze’den dolayı İsrail’e verilen destek artık bütün kesimlerce sorgulanmaya başlanıyor. Bu bağlamda, başta 2026’daki ara seçimler olmak üzere önümüzdeki süreçte bu desteği daha cesurca sorgulayan aday profilleri her iki partiden de çıkabilir.

Bu, özellikle Cumhuriyetçi Parti’nin Trump sonrası dönemi için de geçerli. Son zamanlarda Cumhuriyetçi Parti’deki MAGA hattında da İsrail’e destek noktasında ayrışmalar gün yüzüne çıktı. Trump’ın bir daha aday olup olmayacağına ilişkin yasal tartışmalar sürerken, bu ayrışma derinleştiği takdirde Cumhuriyetçilerin 2028 başkanlık adayları İsrail’i desteklemeyi artık “varsayılan” bir politik duruş olarak görmeyebilir. Yine Mamdani’nin seçimleri Schumer ve Obama gibi Demokrat Parti müesses nizamını temsil eden figürlerin kendisine destek açıklaması yapmamasına rağmen kazanması Demokrat Parti’nin de önümüzdeki süreçte bu konudaki tartışmalardan azade olmayacağının bir göstergesi. Büyük lobi gruplarının etkisi Demokrat Parti’de zaten uzun süredir tartışılıyordu.

Sonuç olarak, New York belediye başkanlığı seçimleri için ideoloji ve kimlik meseleleri bağlamında Amerikan ulusal siyasetine dair genelleme yapmak pek sağlıklı olmayacaktır. Ancak Amerikan siyasetinde İsrail’e yakın lobi gruplarının eskisi kadar istediği sonucu alamadığını göstermesi açısından 2026 seçimleri düşünüldüğünde birçok aday için cesaretlendirici olacaktır. Bu durumun hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler içinde yansımaları olacaktır.

[Bekir İlhan, University of Cincinnati, School of Public and International Affairs'te Siyaset Bilimi alanında doktora adayıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

New York'un ilk Müslüman Belediye Başkan Adayı Mamdani'nin Zaferi

New York’un Demokrat Belediye Başkan adayı Zohran Mamdani, resmi olmayan ilk sonuçlarına göre oyların yüzde 50,4'ünü alarak New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı oldu.

Yerel saatle 21.00’de tamamlanan oy verme işlemlerinden sonra açılan sandıklardaki oyların yüzde 89’u sayıldı.

ABD’nin New York eyaletinde bulunan Associated Press’in (AP) açıkladığı resmi olmayan ilk sonuçlara göre, Mamdani açılan sandıklardaki oyların yüzde 50,4’ünü alarak, en yakın rakibi bağımsız aday Andrew Cuomo’ya yaklaşık 9 puan fark attı.

Cuomo’nun aldığı oy yüzde 41,6 olurken, Cumhuriyetçi Parti adayı Curtis Sliwa ise yüzde 7,2'de kaldı.

Toplam kullanılan oylarda Mamdani 1 milyon 16 bin 968, Cuomo 840 bin 191, Sliwa da 144 bin 397 oy aldı.

34 yaşındaki Mamdani, "New York Kenti’nin ilk Müslüman Belediye Başkanı" ünvanını alarak tarihe geçmiş oldu.

New Jersey eyaletinde yapılan valilik seçimlerinde de Demokrat Parti adayı Mikie Sherrill oyların yüzde 56’sını alarak yarışta ipi göğüslerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın desteklediği Cumhuriyetçi rakibi Jack Ciattarelli ise yüzde 43,4’tte kaldı.

Virginia’daki valilik seçimlerinde de Demokrat Parti adayı Abigail Spanberger oyların yüzde 56,9’unu alarak yarışı önde bitirirken, Cumhuriyetçi Parti adayı Winsome Earle-Sears ise yüzde 42,9 ile sandıktan ikinci çıktı.

Kafkas Maun 3

MAMDANİ, SEÇİM ZAFERİNİN ARDINDAN KONUŞTU

ABD'de resmi olmayan ilk sonuçlara göre New York belediye başkanlığı seçimlerinden galip çıkan Zohran Mamdani, New York'un göçmenler tarafından inşa edildiğini, bugün itibarıyla da göçmenler tarafından yönetilen bir şehir olacağını vurguladı.

Resmi olmayan ilk sonuçlara göre oyların yüzde 50,4'ünü alarak New York'un ilk Müslüman belediye başkanı olan Mamdani zafer konuşması yaptı.

Mamdani, galibiyetle "siyasi bir hanedanı devirdiklerini" belirterek, "New York, bu gece değişim için bir yetki verdiniz, yeni bir tür siyaset için yetki verdiniz." ifadesini kullandı.

New York'un artık Müslüman karşıtı nefret söylemi yayarak seçim kazanılan bir şehir olmayacağını dile getiren Mamdani, değişim çağını başlatacaklarını söyledi.

Mamdani, "Bir despotu korkutmanın bir yolu varsa, o da onun iktidar kazanmasına olanak sağlayan koşulları ortadan kaldırmaktır. Bu sadece (ABD Başkanı Donald) Trump'ı durdurmanın yolu değil, bir sonrakini de durdurmanın yolu. O halde Donald Trump, beni izlediğini bildiğim için sana söylüyorum: Sesi aç" ifadelerini kullandı.

"Trump gibi milyarderlerin vergi kaçırmasına ve vergi indirimlerinden faydalanmasına olanak sağlayan yolsuzluk kültürüne" son vereceklerini kaydeden Mamdani, "New York, göçmenler tarafından inşa edilmiş ve bu gece itibarıyla göçmenler tarafından yönetilen bir şehir olarak kalacak. Yani, beni dinle Başkan Trump, herhangi birimize ulaşmak için hepimizi aşmanız gerek." dedi.

Mamdani, şimdiye kadar yürüdükleri yol gibi cesur yeni bir yol oluşturmaları gerektiğini dile getirerek, "Müslümanım. Demokrat bir sosyalistim. Bunlar için özür dilemeyi reddediyorum." diye konuştu.

"TOPLUM GÜVENLİĞİ DEPARTMANI" KURULACAK

1 Ocak'ta "New York Şehri'nin Belediye Başkanı" olarak yemin edeceğini anımsatan Mamdani, "Daha iyi bir gelecek vaadinin geçmişten bir kalıntı olarak görmeyi reddeden yeni nesil New Yorklulara teşekkür ederim." dedi.

Mamdani, New Yorkluların imkansızın mümkün olabileceği umudunu kendilerine verdiklerini belirterek, "Çünkü artık siyasetin bize yapılan bir şey olmayacağı, bizim yaptığımız bir şey olduğu konusunda ısrar ettik." değerlendirmesinde bulundu.

Eskiyi geride bırakıp yeninin içine adım attıklarına dikkati çeken Mamdani, yaşam maliyeti krizine de müdahale edeceklerini vurguladı.

Mamdani, buna göre, 2 milyondan fazla kira denetimli kiracının kiralarını dondurmak, otobüsleri hızlı ve ücretsiz hale getirmek ve çocuklara yönelik erişilebilir bakım sağlamak için çalışmalar yürüteceklerini anlatarak, suç oranlarını azaltmak, zihinsel sağlık ve evsiz krizleriyle mücadele kapsamında polisle işbirliği içinde "Toplum Güvenliği Departmanı"nın kurulacağını söyledi.

34 yaşındaki Mamdani, "New York kentinin ilk Müslüman Belediye Başkanı" ünvanını alarak tarihe geçmiş oldu.

Associated Press'in (AP) açıkladığı resmi olmayan ilk sonuçlara göre, Mamdani açılan sandıklardaki oyların yüzde 50,4'ünü alarak, en yakın rakibi bağımsız aday Andrew Cuomo'ya yaklaşık 9 puan fark atmıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

İSRAİLLİ ESKİ TEMSİLCİDEN: "İSRAİL'İ SEVENLER İÇİN KARA BİR GÜN" YORUMU

İsrail'in eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, ABD'de resmi olmayan sonuçlara göre Demokrat Parti adayı Zohran Mamdani'nin New York Belediye Başkanı seçilmesini "İsrail'i seven herkes için kara bir gün" olarak değerlendirdi.

Erdan, Mamdani'nin resmi olmayan sonuçlara göre New York'taki seçimleri önde tamamlanması hakkında İsrail'in Kanal 14 televizyonuna değerlendirmelerde bulundu.

Mamdani'nin Gazze'deki soykırıma ilişkin açıklamalarını anımsatan Erdan, New York'un yeni Belediye Başkanı'nı "antisemetik olmakla" suçladı.

Erdan, Mamdani'nin "İsrail karşıtı" söylemlerine rağmen seçimi kazandığına işaret ederek, "Bu hepimiz için geleceğe dair büyük bir kırmızı bayraktır." yorumunu yaptı.

Mamdani'nin seçilmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getiren Erdan, "Bu, ABD için, New York Yahudileri için ve İsrail'i seven herkes için kara bir gündür." ifadesini kullandı.

- İsrailli Bakan, Mamdani'yi hedef aldı

İsrail'in Diaspora Bakanı Amichai Chikli, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, New York'taki belediye başkanlığı seçimlerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

Chikli, New York'un simgesi olan Özgürlük Heykeli'nin boynu bükülmüş ve meşalesi sönmüş gibi gösteren bir yapay zeka fotoğrafını da kullandığı açıklamasında Mamdani'yi hedef aldı.

Mamdani'ye yönelik suçlamalarda bulunan Chikli, "Bir zamanlar küresel özgürlüğün sembolü olan şehir, anahtarlarını bir Hamas destekçisine devretti." ifadesini kullandı.

Bu seçimin New York için "kritik bir dönüm noktası" olduğunu savunan Chikli, "İsrail dışında dünyanın en büyük Yahudi topluluğunun kalesi haline gelen bu yerin (New York) temellerini sarsıyor. New York, özellikle de Yahudi cemaati için bir daha asla eskisi gibi olmayacak. New York, Londra'nın içine düştüğü uçuruma gözleri açık bir şekilde yürüyor." yorumunda bulundu.

İsrail'in mevcut BM Daimi Temsilcisi Danny Danon da Mamdani'nin resmi olmayan sonuçlara göre yarışı önde tamamlamasına ilişkin Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yazılı açıklama yaptı.

New York'taki Yahudi toplumunun liderleriyle ilişkilerini güçlendirmeye devam edeceklerini kaydeden Danon, "Mamdani'nin kışkırtıcı sözleri bizi caydıramayacak." ifadesini kullandı.

İsrail'in New York Başkonsolosu Ofir Akunis de dün yaptığı açıklamada, Mamdani'nin Filistin gösterilerine destek verdiği için eyaletteki Yahudi toplumuna "tehlike oluşturduğunu" ileri sürmüştü.

Mamdani, resmi olmayan ilk sonuçlarına göre oyların yüzde 50,4'ünü alarak New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı oldu.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

LONDRA'NIN İLK MÜSLÜMAN BELEDİYE BAŞKANI KHAN TEBRİK ETTİ

Londra'nın ilk Müslüman belediye başkanı olan ve bu görevi hala sürdüren Sadiq Khan, New York'un ilk Müslüman belediye başkanı seçilen Zohran Mamdani'yi kutladı.

Khan, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "New Yorkluların umut ve korku arasında iki net seçeneği vardı. Londra'da olduğu gibi umut kazandı." ifadelerini kullandı.

Londra'nın ilk Müslüman belediye başkanı olarak 2016'dan beri görev yapan Pakistan kökenli Khan, kendisi gibi Müslüman olan Mamdani'yi "Tarihi kampanyasından ötürü tebrik ediyorum." sözleriyle kutladı.

Demokrat Parti adayı Mamdani, resmi olmayan ilk sonuçlarına göre oyların yüzde 50,4'ünü alarak New York'un ilk Müslüman belediye başkanı oldu.

Ashton Ross Law Eurovizyon 860X450

İsrail istemezse Türkiye giremez!

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Gazze'de görev gücü grubunun kuruluşuna dair dikkat çekici açıklamalar yaptı. Rubio, Türk Ordusu'nun Gazze'ye gideceğine dair söylentilerle ilgili yaptığı açıklamasında "İsrail istemezse Türkiye giremez" mesajı verdi.

"GAZZE'DE KALICI BARIŞ İÇİN ULUSLARARASI GÜÇ ŞART"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin ardından ülkenin güneyindeki askeri-sivil koordinasyon merkezini ziyaret eden Rubio, burada gazetecilere açıklamalarda bulundu. ABD'li bakan, Gazze'ye insani yardımların yeniden başladığını doğrularken, "Uzun vadeli hedef, bölgenin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasıdır" dedi.

NETANYAHU KARŞI ÇIKIYORDU

Geçtiğimiz gün Türk askerinin Gazze'ye gönderilmesi konusunda endişelerini dile getiren Netanyahu, üstü kapalı şekilde buna karşı olduğunu ifade ederek "Bu konuda (Türk güvenlik personelinin Gazze'ye gitmesi konusunda) güçlü görüşlerim var. Bunların ne olduğunu tahmin etmek ister misiniz? ifadelerini kullandı..

ABD, Türkiye’yi böyle kuşattı

ABD, Türkiye’yi böyle kuşattı

🔹 Kıbrıs’taki Askerî ve İstihbarat Tesisleri

Geniş gövdeli uçaklara uygun hale getirilen tesis:

Denetlenen altyapı çalışmalarıyla pist kapasitesi artırılmış; keşif ve gözetleme uçakları için geçici konuşlanma noktası olarak kullanılmaktadır.

Troodos Elektronik Dinleme Üssü:

ABD ve Birleşik Krallık tarafından ortak işletilen sinyal istihbaratı merkezi olup, Orta Doğu, Türkiye ve Doğu Akdeniz bölgesindeki elektronik haberleşmeleri izlemektedir.

Ayios Nikolaos Üssü (Larnaka):

ABD–İsrail iş birliğiyle yönetilen ileri istihbarat tesisi; insansız hava araçları, radar sistemleri ve veri toplama ağlarının bölgesel merkezidir.

Cape Gata İstihbarat Üssü:

ABD’nin Akdeniz’deki elektronik dinleme ve gözetleme sistemlerinin bir parçası olup, İsrail ile koordineli çalışan bir elektronik istihbarat (ELINT) merkezidir.

🔹 Yunanistan’daki Yabancı Askerî Varlık

Dedeağaç Limanı:

Türkiye sınırına yaklaşık 40 km uzaklıktaki üs, ABD’nin zırhlı birlik, tank ve mühimmat sevkiyatında kullandığı önemli bir lojistik ve nakliye merkezidir.

Selanik / Nea Santa – Kilkis Üssü:

NATO kara kuvvetlerinin eğitim üssü olarak kullanılmakta; ABD birlikleriyle çok uluslu tatbikatların koordinasyon noktasıdır.

Larisa Hava Üssü:

ABD’ye ait MQ-9 Reaper insansız hava araçlarının konuşlu olduğu tesis; Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi üzerinde keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütmektedir.

Andravida Hava Üssü:

F-16 savaş uçaklarının konuşlandığı, NATO’nun “Tiger Meet” hava tatbikatlarına ev sahipliği yapan ana merkezdir.

Araksos Hava Üssü:

NATO’nun taktik nükleer silah deposu olarak bilinir; ABD’nin B61 tipi bombalarına uyumlu altyapıya sahiptir.

Aktio Üssü:

NATO’nun erken uyarı uçakları (AWACS) için radar ve iletişim merkezidir.

Atina Deniz Üssü / Salamis:

ABD donanma gemileri ve deniz uçakları için ikmal ve destek üssü olarak kullanılmaktadır.

Suda Körfezi Üssü (Girit):

ABD Donanması’nın Akdeniz’deki ana üssüdür; destroyerler, denizaltılar ve Patriot hava savunma sistemleri burada konuşludur.

Kasteli (Girit):

Yeni ABD–Yunan ortak hava üssü projesidir; F-35 savaş uçaklarının konuşlandırılması için hazırlıklar sürmektedir.

Karpathos Adası:

Yeni radar ve savunma tesisi inşası planlanmaktadır.

Kalimnos Adası:

Deniz kuvvetlerine yönelik eğitim ve ikmal noktası olarak yapılandırılmaktadır.

Siros Adası:

ABD’nin Ege’deki yeni bakım, onarım ve ikmal limanı yatırımı olarak planlanmıştır.

AKP, Ersin Tatar’ı destekliyormuş gibi görünüp desteklemedi

Ümit Özdağ: “AKP, Ersin Tatar’ı destekliyormuş gibi görünüp aslında desteklemedi”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Manisa’da basın mensuplarıyla yaptığı görüşmede, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Ersin Tatar’ı Kıbrıs seçimlerinde desteklemediğini öne sürdü.

Özdağ, “AK Parti iktidarı, Ersin Tatar’ı destekliyormuş gibi görünüp aslında desteklemiyordu” dedi.

Seçim öncesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gittiğini belirten Özdağ, “Bu seçimlerle ilgili adaya giderek KKTC’de bir heyetle çalışma yapan tek siyasi parti genel başkanı bendim. Prof. Dr. Sina Gürel ve Parti Sözcümüz Azmi Karamahmutoğlu ile üç gün boyunca Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne’de temaslarda bulunduk. Dönüşte edindiğimiz ortak kanaat, AKP’nin Ersin Tatar’a görünürde destek verse de gerçekte desteklemediğiydi. Bu yalnızca benim görüşüm değil; KKTC’de görüştüğümüz pek çok deneyimli siyasetçinin de ortak değerlendirmesi” ifadelerini kullandı.

Özdağ, AKP’nin bu yenilgiyi “tercih ettiğini” savunarak, “KKTC seçimleri AK Parti’nin yenilgisiyle sonuçlanmıştır; üstelik bu, AK Parti’nin tercih ettiği bir yenilgidir” dedi.

Ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan ile Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı’nın görüşmesini eleştiren Özdağ, “Türkiye açısından böyle bir makam yoktur. Bu tür bir görüşme, karşı tarafı meşrulaştırmak anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Yeni bir “milliyetçi blok” mümkün mü?

İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti: Yeni bir “milliyetçi blok” mümkün mü?

Milliyetçi Kongre Derneği’nin 12 Ekim’deki etkinliğinde Müsavat Dervişoğlu ile Ümit Özdağ’ın samimi bir şekilde el sıkışması dikkat çekti.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Devlet Bahçeli ile Abdullah Öcalan’ın birbirlerine övgüler dizdiği bir siyasi ortamda, biz de Müsavat Başkan’la kahve içeriz” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ise bu sözlere “Biz zaten hiç ayrılmadık, biriz beraberiz” yanıtını verdi.

Bu diyalog, siyasi kulislerde “ittifak ya da birleşme sinyali mi?” sorularını gündeme taşıdı.

Ancak İYİ Parti, “bizi dar bir alana sıkıştırmak istiyorlar” diyerek, partiden koparak kurulan Zafer Partisi ve Anahtar Parti ile olası bir ittifaka şimdilik mesafeli yaklaşıyor.

Özgürlük Filosu'nda alıkonulan 3 Türk milletvekili yurda döndü

İsrail'in yasa dışı şekilde el koyduğu Özgürlük Filosu Koalisyonu'ndaki gemide yer alan milletvekilleri Sema Silkin Ün, Mehmet Atmaca ve Necmettin Çalışkan, Azerbaycan Havayolları'na ait uçakla İstanbul'a geldi.

Milletvekilleri, İsrail'in başkenti Tel Aviv'de bulanan Ben Gurion Havalimanı'ndan Azerbaycan Havayolları'na ait uçakla öğlen saatlerinde Başkent Bakü'ye gitti.

Yeni Yol Partisinden Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ve Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, daha sonra Bakü'den kalkan Azerbaycan Havayolları'na ait uçakla 22.20'de İstanbul Havalimanı'na indi.

Milletvekilleri, havalimanının VIP salonunda, aileleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Bülent Kaya ile partililer ve vatandaşlar tarafından karşılandı.

Ashton Ross Law Eurovizyon 860X450

Ortadoğu'da barış anlaşması

Orta Doğu için tarihi bir an yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın sunduğu barış planı uyarınca Hamas ve İsrail, ateşkes anlaşmasına imza attılar.

Taraflar, 2 yıl süren aralıksız savaş ve İsrail'in Gazze'de işlediği, soykırıma varan saldırılardan sonra anlaşmaya varacak.

Buna rağmen İsrail son ana kadar Gazze'de saldırılarına devam etti. Gazze şehri defalarca vuruldu.

İmzalar atıldıktan sonra öğleden sonra saat 3'te İsrail kabinesi acilen toplanacak ve anlaşmayı onaylayacak. Bu toplantıdan sonra ateşkes resmen yürürlüğe girecek.

BİRİNCİ AŞAMA BAŞLIYOR

Ateşkes anlaşması, Trump'ın Barış Planı'nın birinci evresini devreye sokuyor. Bu evreye göre İsrail, önceden kararlaştırılan "sarı çizgiye" 24 saat içinde çekilecek, saldırılarını durduracak.

Bu esnada gelecek 72 saatte tüm İsrailli rehineler serbest kalacak, 2 bin Filistinli mahkum serbest bırakılacak.

Gazze'de açlık çeken halka ise insani yardım ulaştırılacak. Yiyecek, ilaç ve hijyen ürünleri Gazze'ye girecek.

Birinci aşama başladıktan 24 saat sonra planın ikinci evresi için görüşmeler başlayacak. İkinci evrede Hamas'ın silahlarını Mısır'a teslim etmesi gündeme gelecek.

Grönland, AB’ye de, ABD'ye de Mesafeli Duracak

Euronews’in 'Grönland gelecekte AB’ye mi katılmaya yoksa ABD tarafından ilhak edilmeye mi daha yakın?' sorusuna Nielsen, 'Bunu açıkça söyleyeyim, başka bir ülkeye katılmayacağız,' yanıtını verdi.

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı ilk konuşmada, ülkesinin Avrupa Birliği’ne katılma niyetinde olmadığını ve 'kesinlikle Amerika Birleşik Devletleri’nin bir parçası olmayı da istemediğini' söyledi.

Euronews’in “Grönland gelecekte AB’ye mi katılmaya yoksa ABD tarafından ilhak edilmeye mi daha yakın?” sorusuna Nielsen, “Bunu açıkça söyleyeyim, başka bir ülkeye katılmayacağız” yanıtını verdi.

“Şu anda Avrupa Birliği’ne üye olma yönünde hiçbir planımız yok,” diyen Nielsen, Grönland’ın mevcut AB ortaklığını geliştirmeye ve eğitim, madenler, sanayi gibi birçok alanda işbirliğini derinleştirmeye çalıştığını belirtti.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

Grönland ne istiyor?

Yaklaşık 56 bin nüfuslu Grönland, 2009’dan bu yana geniş özerklik haklarına sahip ve 1979’da başlayan “kendi kendini yönetme” geleneğini sürdürüyor. Kuzey Atlantik’te Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge, 1982’de yapılan referandumun ardından 1985’te Avrupa Ekonomik Topluluğu’ndan (bugünkü AB’nin öncülü) ayrılmıştı.

Grönland o tarihten bu yana AB ile yakın ilişkilerini koruyor. Son yıllarda bu ilişkiler daha da güçlendi ve AB, başkent Nuuk’ta bir ofis açtı.

Başbakan Nielsen, özellikle eğitim, kritik mineraller, yenilenebilir enerji, dijitalleşme ve sürdürülebilir turizm alanlarında mevcut iş birliğini geliştirmek istiyor. Grönland, AB’nin “kritik mineraller” listesinde yer alan 34 ham maddenin 24’üne sahip olması nedeniyle stratejik önem taşıyor.

“2023’te AB ile Grönland arasında sürdürülebilir hammadde tedarik zincirlerine ilişkin stratejik bir ortaklık kuruldu,” diyen Nielsen, “küresel güvenlik koşulları ve yeşil dönüşüm göz önüne alındığında artık daha hızlı hareket etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Grönland ekonomisinin temelini oluşturan balıkçılık da AB ilişkilerinin önemli bir ayağını oluşturuyor. 1985’ten beri yürürlükte olan sistemle AB gemileri, belirlenen kota ve mali katkı karşılığında Grönland sularında avlanabiliyor. Nielsen, mevcut anlaşmadan memnun olduğunu ancak “Grönland balıkçılık sektörünün büyümesine paralel olarak işbirliğinin güncellenmesi gerektiğini” vurguladı.

Grönland ne istemiyor?

Nielsen, konuşmasında AB’nin fok ürünlerinin piyasaya sürülmesini yasaklayan kararına da tepki gösterdi. Bu yasağın “fok avcılığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığını” belirten Nielsen, bu durumun hem iç tedarikte hem de ihracatta büyük düşüşe yol açtığını söyledi.

Fok avcılığının Inuit kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Nielsen, “Bu bizim kültürümüzün ve kimliğimizin yaşam kaynağı,” dedi.

“Grönland Avrupa Birliği’ne ihtiyaç duyuyor, Avrupa Birliği de Grönland’a,” diyerek sözlerini bitiren Nielsen, dolaylı biçimde Washington’a da mesaj gönderdi. ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ı satın alma ya da ilhak etme fikrini gündeme getirerek Avrupa’da tepki toplamıştı.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola da Nielsen’in sözlerini yineledi: “Grönland her zaman Avrupa Birliği’nde güçlü bir ortak bulacak,” dedi. Metsola, AB’nin Grönland’a “taleplerle değil, dostluk ve karşılıklı saygı ruhuyla” yaklaştığını vurguladı.

Muhafazakar Parti, göçmen karşıtlığında zirveyi kimseye bırakmıyor

İngiltere’de siyasi partiler bir yılın muhasebesini geleneksel hale gelen ‘Sonbahar Konferans’larında yaparlar.

Partilerin kurmayları, liderliğe hazırlananlar de bu konferanslarda delegelere dolaylı mesajlarını ulaştırır.

Bu yıl yapılan konferanslarda iktidar ve muhalefetin ana partilerinin ortak mesajını “göçmen”ler oluşturdu.

Muhalefette iken göçmen dostu olan soldaki İşçi Partisi iktidara gelince aşırı sağ partilerin göçmen politikalırını geride bırakan uygulamaları hayata geçirme telaşına kapıldı.

Yakın zamana kadar parlamentoda birkaç sandalyeye bile sahip olmayan ve geniş bir kesimin “aşırı sağ” olarak nitelediği Reform UK'in anketlerde iktidar namzeti olması, ülkenin kemikleşmiş Muhafazakar Partisi ile birlikte “solcu” İşçi Partisi’ni göçmen karşıtı kampa doğru sürükledi.

İşçi Partisi hükümeti, göçmenlere yönelik en ağır düzenlemeleri hayata geçirmek için acele ettiğini sonbahar konferansında başbakan Keir Starmer ve kabine üyeleri tarafından doğrudan dile getirildi.

Muhafazakar Parti de, bu konuda daha önde görünmek için göçmenleri nasıl sınır dışı edeceğini rakamlarla ifade etti.

Istikbal Genis Yatay Haber Icine

KEMI BADENOCH, DONALD TRAMP’IN İZİNDEN GİDİYOR

Muhafazakar Parti, bir sonraki genel seçimi kazanması halinde yılda 150 bin göçmeni sınır dışı etme sözü verdi.

The Standard’ın haberine göre, parti lideri Kemi Badenoch, ABD Başkanı Donald Trump’ın sınır dışı etme planlarına benzer tarzda “Removals Force” ekibi kurmayı hedefliyor.

“Removals Force” ekibi için 1,6 milyar pound bütçe ayrılacağı ve bu plan kapsamında görevlendirilenlere yasadışı göçmenleri tespit etmek için yüz tanıma sistemlerini kullanmak gibi yetkiler verileceği belirtiliyor.

Görevlendirilecek ekiplerin polisle yakın işbirliği içinde olmasının beklendiği ifade ediliyor.

İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan verilere göre, bu yıl şimdiye kadar küçük botlarla ülkeye gelenlerin sayısı 34 bin 401’e ulaştı.

Böyle giderse 2025 yılında bu konuda rekor kırılmasının beklendiği aktarıldı.

Ashton Ross Law Eurovizyon 860X450

Sebastien Lecornu'n başbakanlığı 27 saat sürdü

Fransa'da Başbakan Sebastien Lecornu, dün kurduğu hükümete yönelik eleştirilerin ardından istifa etti.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından 9 Eylül'de başbakan atanan Lecornu, 3,5 haftadır siyasilerle devam eden müzakerelerin ardından dün akşam saatlerinde yeni hükümeti kurdu.

Lecornu hükümetinin, eski bakanlardan ve Macron'a yakın isimlerden oluşması tepki çekti.

Hükümete yönelik eleştirilerin ardından Lecornu, sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Macron'a istifasını sundu.

Macron, Lecornu'nun istifasını kabul etti.

Lecornu, muhalefetin gensoru önergesiyle 4 Aralık 2024'te 3 aylık görev süresinin ardından düşürülen Michel Barnier'i geçerek 5. Cumhuriyet'in en kısa süre görev yapan başbakanı oldu.

Lecornu, dün, yeni hükümeti kurduğunu duyurmuştu. Hükümette, Meclisin en büyük siyasi ittifakı solcu Yeni Halk Cephesi (NFP) ile Meclisin en büyük siyasi partisi aşırı sağcı Ulusal Birlik'ten (RN) hiçbir isim yer almamıştı.

- Tepkiler

Aşırı sağcı RN Genel Sekreteri Jordan Bardella, BFMTV’de katıldığı programda, Lecornu’nun istifasının ardından "sandığa gitmeden siyasi istikrarın bulunamayacağını" belirterek, Macron’a Ulusal Meclisi feshetmesi çağrısı yaptı. Bardella, gelecek haftalarda seçime gidilmesi halinde partisinin ülkeyi yönetmeye hazır olduğunu vurguladı.

RN’nin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yapılan açıklamada da "Macronculuk ayakta öldü." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan, Ulusal Meclisi feshederek erken seçime gitmesi ya da istifasını sunması istendi.

Aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Melenchon ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki açıklamasında, daha önce 104 milletvekili tarafından Macron’un azledilmesi için yapılan başvurunun derhal değerlendirmeye alınmasını istedi.

Öte yandan Cumhuriyetçiler Partisi (LR) Başkan Yardımcısı ve Cannes Belediye Başkanı David Lisnard da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Macron’un istifasını programlamasının Fransızların çıkarına" olduğunu vurguladı.

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

- Lecornu’nun açıklaması

Sebastien Lecornu, Macron’a istifasını sunmasının ardından basına yaptığı açıklamada, ülkede hükümet krizlerinin odağında olan bütçe meselesine değindi.

Hükümet bütçesinin geçirilmesi için muhalefetin talepleri doğrultusunda işsizlik sigortası, vergi adaletinin sağlanması ve emeklilik konularında bazı değişiklikler yapıldığını belirten Lecornu ancak bunların uzlaşı için yeterli olmadığını söyledi.

Lecornu, istifasının nedenine ilişkin, geçen haftalarda hükümetin, bütçeyi parlamentoda oylama yapmadan geçirmesine izin veren Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrasına başvurmayacağını ve uzlaşı arayışını sürdüreceğini belirtmesine rağmen siyasilerden bu çabalarının karşılığını alamadığını dile getirdi.

Parçalı meclis tablosu göz önüne alındığında bütçe konusunda siyasi partilerin “Ulusal Mecliste mutlak çoğunluğa sahipmiş gibi” davrandıklarını savunan Lecornu, partilerin kendi bütçe programlarının uygulanmasında ısrarcı olduklarını ifade etti.

Lecornu, siyasi partilerin yaklaşan 2027 Cumhurbaşkanı seçimleri ile partizan heveslerinin de uzlaşıya engel olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Lecornu, “İki uçta da olamayız ve bazı muhalefet partileri bunu anladı, onlara teşekkür etmek istiyorum. İlerleyebiliriz, en azından ülkemiz için bir yol bulmak isteyenler ilerleyebilmeli." dedi.

Ashton Ross Law Eurovizyon 860X450

- İçişleri Bakanı Retailleau, başbakanın istifasından sorumlu olduğu iddialarını reddetti

Lecornu, hükümeti kurmasının üzerinden bir gün geçmeden muhalefetten gelen eleştiriler üzerine istifa ederken, başbakanın istifasının bir önceki hükümette de İçişleri Bakanı olarak görev yapan Bruno Retailleau ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklandığı haberleri basına yansıdı.

Retailleau TF1 kanalına yaptığı açıklamada, Lecornu’nun istifasından “hiçbir şekilde sorumlu olmadığını” belirterek, Cumhurbaşkanı Macron’un yaşanan hükümet krizine ilişkin açıklama yapmasını istedi.

Öte yandan Retailleau, Lecornu’nun dün açıklanan listede Savunma Bakanlığı görevi verilen Bruno Le Maire’in kabinede yer alacağının kendisinden sakladığını belirterek, aralarında bir “güven sorunu yaşandığını” dile getirdi. Retailleau, “Bir ekipte yer aldığımız zaman, güvene ihtiyaç duyuyoruz." şeklinde konuştu.

- Bütçe anlaşmazlıkları, Fransa'da hükümet istikrarsızlığına yol açıyor

Fransa'da merkez sağcı Michel Barnier hükümeti, 3 aylık görev süresinin ardından 2025 bütçe görüşmelerinde yaşanan uzlaşmazlık nedeniyle 4 Aralık 2024'te muhalefetin sunduğu gensoru önergesiyle düşmüştü.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, François Bayrou'yu 13 Aralık 2024'te başbakan atamıştı.

Kamu borçları nedeniyle zor durumda olan ülkede yeni bütçe görüşmeleri, hükümet ile muhalefet kanadı arasındaki temel anlaşmazlık konularından biriydi.

Bayrou, bazı resmi tatillerin kaldırılmasıyla 43 milyar avro civarında tasarruf yapılmasını içeren, Fransızların tepki gösterdiği 2026 bütçesinin görüşülmesi öncesinde hükümeti güven oylamasına götüreceğini duyurmuştu.

François Bayrou hükümeti, 8 Eylül’de yapılan oturumda güvenoyu alamayarak düşmüştü.

Avrupa İsrail’e karşı ayakta: “Gazze ablukası insanlık dışı”

Avrupa İsrail’e karşı ayakta: “Gazze ablukası insanlık dışı”

Küresel Sumud Filosu’na yapılan müdahale sonrası Avrupa genelinde milyonlar sokağa döküldü

Avrupa genelinde tarihi protestolar
İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na müdahalesi, Avrupa’da büyük bir infial yarattı. On binlerce aktivistin bulunduğu yaklaşık 50 gemilik filonun durdurulması, yüzlerce yolcunun gözaltına alınması ve yardım malzemelerine el konulması, Avrupa’nın dört bir yanında öfkeyle karşılandı.

Organizatörler bu girişimi “deniz yoluyla yapılan en büyük insani yardım operasyonu” olarak tanımlarken, müdahalenin ardından Avrupa’nın büyük kentlerinde eş zamanlı protestolar başladı. Roma’dan Londra’ya, Paris’ten Cenevre’ye kadar yüzbinlerce kişi, “Gazze’ye özgürlük”, “Ablukayı kırın” ve “Özgür Filistin” sloganlarıyla meydanları doldurdu.


İtalya’da genel grev: “Filistin halkının yanındayız”

En büyük protesto İtalya’da yaşandı. Yaklaşık 2 milyondan fazla kişi sokaklara döküldü. Ülkenin en büyük sendikası CGIL’in çağrısıyla ulaşımdan eğitime kadar birçok sektörde bir günlük genel grev ilan edildi. Roma, Milano, Napoli, Torino ve Floransa’da yapılan yürüyüşler, İtalya tarihinin son yıllardaki en büyük kitlesel eylemleri arasında yer aldı.

CGIL Genel Sekreteri, Roma’daki konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“İsrail’in Gazze’ye uyguladığı abluka insanlık suçudur. Biz yalnızca Filistin için değil, insanlık onuru için buradayız.”

Muhafazakâr Başbakan Giorgia Meloni ise grevi “siyasi provokasyon” olarak nitelendirdi. Meloni, “Ülke çapında bir kaos yaratmak Filistinlilere değil, yalnızca popülistlere yarar” dedi. Ancak muhalefet partileri, hükümetin “insani değerlerden uzaklaştığını” savundu.


Fransa’da ‘Özgür Filistin’ sloganları Place de la République’te yankılandı

Paris’in tarihi Place de la République Meydanı’nda binlerce kişi toplandı. Filistin bayrakları, pankartlar ve müziklerle renklenen gösteride kalabalık sık sık “İsrail dışarı, Filistin senin değil!” ve “Yaşasın Filistin!” sloganlarını attı.

Göstericiler, aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu filo üyelerinin derhal serbest bırakılmasını talep etti. Paris dışında Lyon, Marsilya ve Bordeaux’da da benzer eylemler düzenlendi.


Brüksel’de AB’ye çağrı: “Sessizliğiniz suça ortaklık”

Avrupa Birliği’nin kalbi Brüksel, protestoların diplomatik merkezi haline geldi. Dışişleri Bakanlığı önünde başlayan yürüyüş, Avrupa Parlamentosu önündeki Lüksemburg Meydanı’na kadar devam etti. “All eyes on Gaza” (Tüm gözler Gazze’de) yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, kefiyeleriyle Filistin’le dayanışma mesajı verdi.

Belçika merkezli sivil toplum kuruluşları, AB kurumlarını İsrail’e yönelik yaptırımlar konusunda daha net bir tutum almaya çağırdı. Meydanda konuşan bir organizatör,

“AB, Ukrayna için gösterdiği duyarlılığı Gazze için de göstermelidir. Çifte standart insanlık vicdanını yaralıyor,”
dedi.


İspanya’da hükümete baskı: “Netanyahu’ya yaptırım uygulayın”

İspanya’da 24 büyük şehirde gösteriler düzenlendi. Madrid’deki Santa Cruz Sarayı önünde toplanan kalabalık, “Soykırımı durdurun”, “İsrail’e boykot” ve “Filistin’e özgürlük” sloganları attı.

Polisle zaman zaman tansiyon yükselirken, Barselona’daki eylemlerde Katalan aktivistlerin aileleri, gözaltındaki yakınlarının serbest bırakılması için hükümete “acil diplomatik girişim” çağrısı yaptı.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Türkiye, İrlanda ve Belçika dışişleri bakanlarıyla görüşerek ortak diplomatik tutum oluşturma çabası başlattı.


İsviçre’de barışçıl protestolar: “Gazze’ye umut götürmek suç değildir”

Isvicre Tdhhaber

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen gösteri, ülke genelinde ses getirdi. Lisa Girardin Meydanı’nda toplanan binlerce kişi, Fransızca, Arapça ve İngilizce sloganlarla İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını protesto etti.

Gazze’ye umut götürmek suç değildir” yazılı pankartlar taşıyan kalabalık, iki saat boyunca barışçıl bir yürüyüş yaptı. Bern, Basel, Zürih ve Lugano’da da dayanışma gösterileri düzenlendi. İsviçre medyası, ülke genelinde protestolara katılımın son yılların en yüksek seviyesinde olduğunu bildirdi.


İngiltere’de Trafalgar yolu kapandı, çok sayıda gözaltı

Londra’da yüzlerce kişi Parlamento Meydanı’nda toplandı. “Stop bombing Gaza” (Gazze’yi bombalamayı durdurun) sloganları atan kalabalık, Whitehall üzerinden Trafalgar Meydanı’na yürümek istedi. Polis, yürüyüşe izin vermedi ve çok sayıda gösterici gözaltına alındı.

Trafiğin durduğu eylem sırasında bazı otobüs şoförleri korna çalarak protestoculara destek verdi. Birmingham, Manchester ve Glasgow’da da dayanışma yürüyüşleri yapıldı.


Yunanistan’da büyükelçilik önünde gerilim: “Ablukayı kırın”

Atina’da binlerce kişi İsrail Büyükelçiliği önüne yürüyerek “Gazze’de soykırımı durdurun” ve “Ablukayı kırın, Filistin’e özgürlük” sloganlarını attı. Göstericiler, gözaltındaki 27 Yunan vatandaşının hemen serbest bırakılmasını talep etti.

Selanik, Patras, Midilli ve Sakız Adası’nda da eylemler düzenlendi. Organizasyon komitesi yayımladığı bildiride,

“İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden bu saldırısı, yalnızca Filistinlilere değil, insanlığın vicdanına yöneliktir,”
ifadelerine yer verdi.


Artan uluslararası baskı ve diplomatik yalnızlaşma

Uzmanlar, bu gelişmelerin İsrail’in uluslararası arenada giderek yalnızlaştığına işaret ettiğini belirtiyor. Avrupa’da hem halk desteği hem de siyasi çevrelerdeki eleştiriler artarken, birçok ülkenin Tel Aviv Büyükelçiliği önünde protestolar yapılması, diplomatik ilişkilerde de yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Birleşmiş Milletler’den yapılan açıklamada, “Gazze’ye insani yardım ulaştırmak uluslararası hukuka uygun bir haktır” ifadesi dikkat çekti. Buna karşın İsrail, müdahaleyi “güvenlik gerekçesiyle zorunlu bir operasyon” olarak savundu.


Sonuç: Avrupa’da dayanışma rüzgârı

Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırı, Avrupa halkları arasında Filistin’le dayanışma duygusunu güçlendirdi.
Protestoların önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Hamas Trump'ın teklifini reddetti

Hamas’ta Gazze çatlağı! Dünya beklenen haberi aldı

ABD Başkanı Donald Trump’ın hazırladığı 20 maddelik Gazze planı, Hamas içinde ayrışmaya yol açtı. Gelen bilgilere göre örgütün Gazze’deki askeri kanadı, söz konusu plana karşı çıktı.

BBC’nin aktardığına göre, Hamas’ın Gazze’deki askeri lideri İzzeddin el-Haddad, teklifin Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediğine inanıyor ve bu nedenle mücadeleyi sürdürme niyetinde.

Trump’ın, İsrail tarafından da desteklenen bu planı, çatışmalara son vermeyi amaçlasa da; Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve örgütün Gazze yönetiminde artık hiçbir rol üstlenmemesini öngörüyor.

Katar’da bulunan bazı Hamas yetkililerinin, küçük değişikliklerle planın kabul edilebileceğini düşündüğü bildiriliyor. Ancak rehine meselesindeki kontrol kaybı nedeniyle bu grubun etkisinin sınırlı olduğu vurgulanıyor.

Hamas’ın elinde 48 rehine bulunduğu, bunlardan sadece 20’sinin hayatta olduğunun tahmin edildiği ileri sürülüyor. Ayrıca planda, ilk 72 saat içinde tüm rehinelerin serbest bırakılmasının şart koşulması, Hamas içindeki bazı çevreler için ciddi bir engel olarak değerlendiriliyor. Çünkü bu durum, örgütün elindeki tek pazarlık kozunu kaybetmesi anlamına geliyor.

Trump her ne kadar İsrail’in anlaşmaya uyacağına dair güvence vermiş olsa da, özellikle geçen ay İsrail’in Doha’daki Hamas liderliğini hedef alan hava saldırısı girişiminden sonra, Hamas içinde “rehineler teslim edildikten sonra yeni bir askeri operasyon başlatılmayacağı” konusunda güvenin zayıf olduğu belirtiliyor.

Sumud Filosu’ndaki 45 Türk İsrail'e götürüldü

İsrail ablukası altındaki Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na, İsrail güçleri uluslararası sularda müdahale etmişti. Filoda yer alan Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Halk TV canlı yayınına bağlanarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının İsrail tarafından alıkonularak Aşdod Limanı’na götürüldüğünü duyurdu.

Ün, İsrail’in dün geceden bu yana filodaki teknelere yönelik tehlikeli tacizlerde bulunduğunu belirterek, bugün İsrail ordusu tarafından alıkonulan Türk vatandaşlarının sayısının kendi kayıtlarına göre 45’e çıktığını açıkladı.

Ün, İsrail güçleri tarafından 39 tekneye müdahale edildiğini belirterek "Bizim hesapladığımıza göre içindeki arkadaşlar [Türkiye vatandaşı sayısı] 45'i buluyor. 37 sayısı dolaşıyor ama hepsinin dökümünü de almıştık. Onları da paylaşırız yine. Benim hesabıma göre 45'e yakındı Türk aktivist sayısı. Şu anda aslında 15 tanesinin yine arkadaşlarımızla görüşmemizden Aşdod limanına çekildiği ve oradan mahkeme yani gözaltı süreçlerinin başlatıldığı yönünde. Bugün öğle saatlerinde avukatlarıyla görüştürüleceği yönünde aslında İsrailli yetkililer bilgi vermişlerdi ama o görüşmeler de henüz avukatlarla görüştürme süreci de henüz başlamamış. Bunu biliyoruz." dedi.

Milletvekili Ün, yargılama ve beklenen sınır dışı işlemlerinin burada yapılacağı ve aktivistlerin hepsinin avukatlarının hazır olduğu belirterek şunları söyledi:

- Bizim, orada görevli avukatlar var. Teknelere binmeden önce biz vekaletnamelerimizi vererek biniyoruz. Orada 15-20 tane avukat var. İsrail barosuna kayıtlı olmak zorunda olduğu için bu avukatlar belli bir listesi var ve onlara vekaletname vererek teknelerde yer alıyoruz.

- İsrail dün gece saatlerinden itibaren, sizin de belirttiğiniz gibi, zaten hiçbir konuda hukuk tanımazlığını gösterdiği gibi bu insani yardım taşıyan teknelere müdahalesinde de yine o hukuk tanımazlığını göstermiş oldu. Motorunu kapatmayı reddeden teknelere tazyikli su sıkarak tacizde bulundu ama bu tacizin ötesine varabilirdi. Yani, bunlar küçük tekneler, bu kadar su sıkılması çok kolay şekilde bir kazaya yol açabilirdi.

ABD Orta Doğu'da hazırlığa başladı: B-2'ler havalandı

ABD'nin sessizce Orta Doğu'da hazırlığa başladı: B-2'ler havalandı, dev uçak gemisi Akdeniz'e girdi

ABD Başkanı Donald Trump'ın Hamas için sunduğu barış planı, tehditle birlikte gelmişti.

Trump, "ya Hamas bu teklifi 3 ila 4 gün içinde kabul eder, ya da sonuçlarına katlanır" uyarısını yapmıştı.

Bu tehdidini unutmayan ABD Başkanı, hazırlıklara başladı. ABD'nin en büyük uçak gemisi Gerald R. Ford, Salı günü Akdeniz'e Cebeli Tarık üzerinden giriş yaptı.

Gerald R. Ford, Cebeli Tarık'tan geçmeden önce (01/10/2025)

Geminin önünde keşif uçakları güvenlik için geçiş yaptı. Bu esnada gemiyi takip eden 'saldırı filosuna' bağlı USS Roosevelt, İtalya'da bakım yaptırdı.

20 maddelik savaş planını sunan Trump, savaş planını da hazırlamaya başladı. ABD, sessizce büyük bir askeri eyleme hazırlık yapıyor.

SES YOK, SİLAH VAR

ABD'den geminin Akdeniz'e konuşlanması konusunda bir açıklama gelmedi. Ancak Hamas'ın teklifi değerlendirmesi için iki günü kaldığı hatırlatıldı.

Gemiden önce ABD'nin onlarca Stratejik Yakıt İkmal uçağı ABD'den kalkarak Katar'daki El-Üdeyde üssüne konuşlandı.

ABD Stratejik İkmal Uçakları, Türkiye üzerinden geçiyor (01/10/2025)

Dün ise İran'ın nükleer tesislerini bombalayan B-2 Hayalet bombardıman uçaklarının Atlantik üzerinden Avrupa'ya doğru uçtuğu görüntülendi.

ABD resmi bir açıklama yapmamasına rağmen Orta Doğu etrafında büyük bir askeri yığınak yaptı. Bu yığınağın amacı ise gelecek günlerde belli olacak.

Trump Putin'e istediğini verdi

Zelenski’den Anchorage zirvesine tepki

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABC News’in This Week programında yaptığı açıklamalarda, Donald Trump ile Vladimir Putin’in Alaska’nın Anchorage kentinde gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendirdi.

“TRUMP, PUTİN’İN TALEPLERİNİ KARŞILADI”

Zelenski, Ukrayna’nın söz konusu toplantıya davet edilmemesini “üzücü” bulduğunu dile getirerek, “Bana göre Başkan Trump, Putin’in istediği her şeyi ona sundu.” ifadelerini kullandı.

“PUTİN BENİMLE GÖRÜŞMEKTEN KAÇIYOR”

Putin’in kendisiyle görüşmeye yanaşmadığını söyleyen Zelenski, Rus liderin ise Trump ile görüşmeye büyük önem atfettiğini vurguladı. “Putin, o toplantıya katıldığına dair görüntülerin herkes tarafından izlenmesini arzuluyor.” dedi.

“BU DURUM HAKİKATEN ÜZÜCÜ”

Ukrayna lideri, “Putin’in asıl amacı Trump ile bir araya gelmekti ve sonunda bunu başardı. Bu gerçekten çok üzücü.” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

ANKORAGE BULUŞMASI

Trump ile Putin, 15 Ağustos’ta Anchorage’da 3 saat süren bir toplantı yapmış, görüşme sonrasında ABD Başkanı “önemli ilerlemeler sağlandığını” ancak henüz nihai bir anlaşmaya varılamadığını açıklamıştı.

800'den fazla drone ve füze fırlatıldı

Rusya'dan Ukrayna'ya 800'den fazla drone ve füze fırlatıldı ve saldırılardan en az biri Kiev'deki ana hükûmet binasına hasar verdi. Saldırı, savaşın başlangıcından bu yana yapılan en büyük saldırı olarak kayıtlara geçti

Ukrayna Başbakanı Yulia Svyrydenko, pazar günü Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "İlk kez bir düşman saldırısı nedeniyle hükûmet binası, çatısı ve üst katları hasar gördü" dedi.

İnternette paylaşılan görüntülerde, Svyrydenko'nun kurtarma ekipleri tarafından söndürüldüğünü söylediği üst katta yangın çıktığı görüldü. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, X'te yaptığı açıklamada, ana hükûmet binasının vurulmasının tansiyonda "ciddi bir tırmanış" olduğunu belirtti.

Ukraynalı yetkililer, Kiev, Odesa, Kremenchuk, Kryvyi Rih ve Zaporijya'daki binalara toplamda 800'den fazla drone ve 13 füze atıldığını bildirdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, X üzerinden yaptığı açıklamada, ülke genelinde çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Tarihi yanılgı içindesiniz!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin kuruluşunun 102'inci yıl kutlamaları kapsamında Batıkent'te 18 sanatçının yer alacağı, CHP 102. Yıl Dayanışma Konseri'nde konuştu. Özel, şunları söyledi:

"Türkiye'nin kurucu partisinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin Cumhuriyet Halk Partisi'nin kuruluş haftası kutlu olsun. Bu gece burada Yenimahalle Belediyemizin, Belediye Başkanımız Fethi Yaşar'ın çabalarıyla, Ankara Milletvekilimiz Umut Akdoğan'ın çabalarıyla, gayretleriyle böyle muhteşem bir dayanışma gecesi organize edildi. Buraya katılan hem de herhangi bir ücret almadan, yol parasını, konaklama parasını kabul etmeyip cebinden ödeyip gelen halkın sanatçılarının önünde saygıyla eğiliyorum.

"YAZIKLAR OLSUN"

Aslında saat 19.30 gibi konser alanına gelip, burada bu muhteşem geceyi takip etmek, türkülere eşlik etmek ve sizlerle birlikte dayanışmayı büyütmek, huzurlu bir geceyi, akşamı paylaşmayı arzusundaydım. Ancak bu partinin nasıl bir parti olduğunu bilmeyenler, bu partiyi plazalarda, avukat bürolarında kurulmuş partilerle karıştıranlar, bu partinin Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'nin birleşmesiyle savaş meydanında, Kurtuluş Savaşı'nda kurulduğunu bilmeyenler saldırılarına devam ediyorlar. İstanbul İl Başkanlığı, ki partimizin İstanbul'daki baba evidir, o baba evi ki tapusu ne bana, ne Özgür Çelik'e ne bir başkasına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e aittir. Şu anda baba evimizi polis kuşatması altına alanlara Çevik Kuvveti İstanbul İl Başkanlığımızın önüne getirenlere, bu milletin polisine bu kanunsuz emirleri verenlere, yetkisiz Aliye Hukuk Mahkemelerinden, İstanbul İl Kongremizi iptal ettirip, oraya bir kayyum oturtmaya çalışanlara yazıklar olsun.

"TESLİM OLMUYORUZ, OLMAYACAĞIZ"

Şunu bilsinler ki, Cumhuriyet Halk Partisi'ni savunmak, Cumhuriyet'i savunmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi'ne saldırmak, Cumhuriyet'e saldırmaktır. Cumhuriyet'e saldıranların karşısında bizler çelik gibi irademizle, korkusuzca, 102 yıl önceki, 105 yıl önceki azim ve kararlılıkla duracağız. Korkmuyoruz. Teslim olmuyoruz, olmayacağız.

"DİRENMEYE, MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Bekle kar altında kalmış buğday tanesi yine onun sularıyla yeşereceksin. Ağlama boşuna. Umudu büyüt. Elbet sonunda sen kazanacaksın. Dik durdukça eğme başını. Dik durdukça mutlaka baş vereceksin. Bu mücadeleyi eninde sonunda sen kazanacaksın. Buradan İstanbul İl Başkanlığımızı savunan milletvekillerimizi, İl Başkanımız Özgür Çelik'i ve tüm Cumhuriyet Halk Partilileri saygıyla selamlıyoruz. Direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Asla ve asla bizi bir başkaları gibi bu rejimin rahatsızlık duymayacağı bir muhalefet partisine çeviremeyecekler. Rahatsız oluyorlar, korkuyorlar, korkmaya devam edecekler. Biz haklıyız, biz güçlüyüz, biz kazanacağız. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir. Çoğunluk enerjisi bizdedir. Millet bizimledir. Halk bizimledir. Biz kazanacağız.

"TARİHİ BİR YANILGI İÇERİSİNDESİNİZ"

Buradan sesimin eriştiği bütün demokratları, bütün Cumhuriyet Halk Partilileri; İstanbul'daki baba ocağına, Atatürk'ün evine sahip çıkmaya davet ediyorum. Ve AK Parti yargısı eliyle oraya oturtulmaya çalışanlara, polis marifetiyle kardeşi kardeşin karşısına dikmeye çalışanlara buradan sesleniyorum: Tarihi bir yanılgı içerisindesiniz. Mahcup olacaksınız. Bu hatadan dönün. Mustafa Kemal'in partisinin üyelerine yakışan şekilde davranın. Son uyarımdır.

Hepinizi çok seviyorum. Hepinize ayrı ayrı sarılıyorum. Bu geceye emek veren, katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Ve eğer buradalarsa bu gece burada sahne alan, sahne alacak olan halkın sanatçılarını kuvvetli ve sürekli alkışlarınızla buraya davet ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar."

CHP'ye kayyum, demokrasiye darbe!

CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde başkan seçilen CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimi, 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla görevden alındı.

Söz konusu kararla birlikte İstanbul İl Başkanlığı'na Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap kayyum olarak görevlendirildi. Ancak Hasan Babacan ve Müjdat Gürbüz, aldıkları kararla kayyum heyetinden çekildi.

GÜRSEL TEKİN PAZARTESİYİ İŞARET ETTİ

Kayyum olarak atanan ve görevi kabul edeceğini açıklayan Gürsel Tekin pazartesi günü (8 Eylül) saat 12.00'de il başkanlığına gideceğini bildirdi.

Bunun üzerine gözler yarın saat 12.00'ye çevrildi. CHP'li kurmayların yarın il binası önünde bir "insan zinciri" oluşturacağı iddia edildi.

CHP İSTANBUL GENÇLİK'TEN ÇAĞRI

CHP İstanbul Gençlik Kolları'ndan ise bu akşam saat 23.00'e dikkat çeken bir çağrı geldi. Çağrının ardından vatandaşlar il binası önünde toplandı.

POLİS BİNAYI ABLUKA ALTINA ALDI

CHP İstanbul İl Başkanlığı'na çok sayıda çevik kuvvet ekibi sevk edildi.

İl başkanlığına çıkan yollar kapatılırken il binasına giriş ve çıkışların çevik kuvvet polisi tarafından engellendiği belirtildi.

Burada polis ile partililer arasında tartışma yaşandı. Vatandaşlar da ablukaya tepki gösterdi.

PROTESTOLAR BAŞLADI

CHP İstanbul İl Başkanlığı önündeki ablukanın ardından Özgür Özel başta olmak üzere CHP kurmayları, vatandaşları il binası önüne davet etti.

Bu arada İstanbul'un birçok ilçesinde de vatandaşlar ablukayı protesto ederek CHP'ye destekte bulundu.

Başta Kadıköy olmak üzere birçok ilçede evlerden ıslık, düdük ve tencere sesleriyle protestolar yükseldi.

CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, yaptığı paylaşımda vatandaşların evlerinin balkonunda polis ablukasına karşı yaptığı protesto görüntüleri paylaştı.

CHP'Lİ BAŞARIR VE ÖZÇAĞDAŞ'TAN SERT TEPKİ

CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde konuşlanan polis ekiplerinin CHP İstanbul İl Başkanlığı'na giriş ve çıkışları engellemesine tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, il başkanlığı önünde açıklama yaptı.

Başarır, "Arkamızda yüzlerce çevik kuvvet polisi var. Buraya giriş ve çıkış engelleniyor. Şu anda il binamız, irademiz esaret altında. Herkesi, tüm İstanbullu, tüm İstanbulluları bize oy veren vermeyen fark etmiyor, buraya davet ediyorum. Bu yüzyılda bu manzarayla karşı karşıyayız. Evet, orada, burada, yukarıda, arkada yüzlerce polis var. Şu anda İstanbul il binamız işgal edilmiş durumda. Herkesi İstanbul'a, iradeye, demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum" diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, polis ekiplerine, "CHP binasını abluka altına aldın, fiilen kapattın. Bu nedir?" ifadeleri ile tepki gösterdi.

VALİLİKTEN MİTİNG YASAĞI KARARI

Bu arada İstanbul Valiliği; Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Kağıthane, Sarıyer ve Şişli ilçelerinde 10 Eylül saat 23.59'a kadar gösteri ve yürüyüş yasağı uygulanacağını duyurdu.

ÖZGÜR ÇELİK'TEN DİKKAT ÇEKEN PAYLAŞIM

Bu arada tansiyonun yükseldiği anlarda CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'ten dikkat çeken bir paylaşım geldi.

Sosyal medya hesabından İl Başkanlığı'ndaki fotoğrafını paylaşan Çelik, "CHP halktır. Halkımızın evini koruyacağız. Görevimizin başındayız" notunu düştü.

İngiltere, Göç Politikalarını Sertleştirip, Sıkı Uygulamalar Getiriyor

İngiltere’de Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, Temmuz ayında Fransa ile yaptığı göçmen ve sınır kontrollerini kapsayan anlaşmanın ardından Ağustos’ta da Irak hükümetiyle bir anlaşma imzalayarak, yasa dışı yollarla ülkeye giren göçmenleri geri göndermek için sıkı adımlar attı.

Muhalefette iken göçmen koruyucusu açıklamalarıyla bilinen İçişleri Bakanı Yvette Cooper’ın da tavizsiz destek verdiği sıkı önlemler, Birleşik Krallık’ı geleceğinde göçmen kaynaklı işgücü konusunda da zor bir döneme taşıyor.

Bu anlaşma, küçük teknelerle geçişleri caydırmayı ve sınır kontrollerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Mali destekle gerçekleştirilen bu dönemde, hükümet göçmen akınları durduracak alternatif yollar sunmaya çalışıyor.

Aytac Trs Cash And Carry Banner Reklam Yatay

FRANSA İLE “ONE IN, ONE OUT” (BİR GİDİŞ, BİR GELİŞ) ANLAŞMASI

Temmuz–Ağustos 2025 döneminde yürürlüğe giren bu ikili işbirliği kapsamında, Birleşik Krallık’a küçük teknelerle gelen yasa dışı göçmenler Fransa’ya geri gönderilecek; karşılığında ise, uygunluk kriterlerini karşılayan yeni sığınmacılar Fransa’dan Birleşik Krallık’a getirilecek. İlk aşamada hafta başına yaklaşık 50 kişi hedefleniyor.

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN İNSAN KAÇAKÇILIĞINA KARŞI YENİ SUÇ

2 Ağustos 2025 tarihinde parlamentoya sunulan “Sınır Güvenliği, Sığınma ve Göç Yasası” kapsamında, küçük tekne geçişlerini teşvik eden sosyal medya reklamlarını yayınlamak yeni bir suç olarak tanımlandı. Ayrıca kaçakçıların kullandığı ekipmanları sağlamak ya da üzerlerinde bulundurmak da yasaklanarak 14 yıla kadar hapis cezası getirildi.

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINA KARŞI YAPTIRIMLAR

Dünyada bir ilki teşkil eden bu yaptırım rejimi ile, yasa dışı göçü organize eden kişi ve gruplara yönelik mali varlık dondurma, seyahat yasakları gibi yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Amaç, insan kaçakçılığından kazanç sağlayan suç örgütlerine net bir mesaj göndermek.

GÖÇMEN GERİ GÖNDERİMLERİ VE UYGULAMA ARTIŞI

2025 yılı başında yayımlanan resmi verilere göre:

· Hükümet, 2018’den bu yana en yüksek sayıda—yaklaşık 16.400 kişi—göçmeni sınır dışı etti.

· Bu kapsamda özellikle suç işlemiş yabancılar arasında önemli bir artış gözlemlendi. Yeni yasalarla kaçakçılık ağları hedef alınırken, sınır güvenliğini koordine eden Sınır Güvenliği Komutanlığı (Border Security Command) kuruldu.

KAÇAK ÇALIŞMA OPERASYONLARI VE İŞVERENE YAPTIRIMLAR

2025 Temmuz sonu itibarıyla bir haftalık operasyonlarda 1.780 kişi durduruldu, bunlardan 280’i yasa dışı çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandı. Operasyon kapsamında işverenlere yönelik cezalar uygulandı; araçlara el kondu, nakit ve kaçak sigara ele geçirildi. Ayrıca Deliveroo, Uber Eats ve Just Eat gibi gig-ekonomi platformlarıyla iş birliği artırıldı.

TEDARİK ZİNCİRİNE TEKNOLOJİK DESTEK

Daha önce duyurulan bir düzenlemede, Kaçak Göç Operasyonlarına karşı teknolojik destek kapsamında biyometrik kitler, sahipli (body-worn) kameralar ve yeni kaynaklar ile sınır güvenliğinin artırılması hedeflendi. Göçmen kaçıran çetelerin izlenmesi ve tespiti bu sayede geliştirilmiş oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

MÜLTECİ OTELLERİ ÜZERİNDE SOSYAL BASKI

Epping’deki Bell Hotel’in planlama izinleri gerekçesiyle göçmenlere barınma sağlaması mahkeme kararıyla engellenirken—hükûmet bu kararın uygulanmasını yavaşlatmak için itiraz etti ve otellerin sorunsuz şekilde kapatılacağını belirtti. Bu süreç, ülke genelindeki göçmen konaklama politikalarında ciddi tartışmalara yol açtı.

SOKAK PROTESTOLARI VE KAMUOYU

Temmuz–Ağustos 2025 arasında, göçmen otellerine karşı çok sayıda şehirde protestolar düzenlendi. Göçmen barınma merkezlerine yönelik tepkiler özellikle Epping, Leeds, Cardiff, Aberdeen gibi yerlerde yoğunlaştı. Karşı-protestolar da düzenlendi; polis müdahaleleri arttı ve bazı protestolar taşkınlıkla sonuçlandı.

Bu gelişmeler ışığında, İngiltere hükümeti yasadışı göç ve sığınmacı politikalarını kapsamlı şekilde yeniden düzenliyor; uluslararası iş birliği, güçlü yaptırım mekanizmaları, teknolojik denetim ve hızlı uygulama süreçleriyle hedef odaklı bir strateji benimsendi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na karşı hamle

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP'nin İstanbul İl Başkanlığı'nın görevden alınması ve bazı ilçe kongrelerinin iptal edilmesine yönelik itirazlarını karara bağladı.

Küçükçekmece, Sancaktepe, Bayrampaşa, Esenyurt, Çekmeköy, Avcılar, Beylikdüzü, Kartal ve Zeytinburnu ilçelerindeki kongrelerin durdurulma kararını kaldıran YSK, bu ilçelerde seçimlerin devamına onay verdi...

Ancak, CHP'nin İstanbul İl Yönetimi'nin görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili itirazı reddedildi.

Kararın ardından CHP delegeleri, noter aracılığıyla olağanüstü kurultay için başvuru yaptı.

Akşam saatlerinde ise partiden yapılan açıklamada, olağanüstü kurultayın 21 Eylül'de gerçekleştirileceği duyuruldu.

ÖZEL'İN STRATEJİSİ VE 21 EYLÜL KURULTAYI

Gazeteci Alican Uludağ, CHP’nin olağanüstü kurultay kararının perde arkasını değerlendirdi.

Uludağ, partinin bu adımının, olası bir yönetim değişikliği ihtimaline karşı stratejik bir hamle olduğunu vurguladı.

Alican Uludağ, şu ifadelerini kullandı:

Özgür Özel’in hamlesinin anlamı ne?

-CHP lideri Özgür Özel, iktidarın 15 Eylül’de CHP’de yönetimi değiştirme planına karşı hamle yaptı. CHP, 21 Eylül‘de olağanüstü kurultay yapacak.

-Bunun anlamı şu: Eğer Ankara’daki mahkeme, Özgür Özel ve ekibini yönetimden uzaklaştırır ve Kemal Kılıçdaroğlu’na teslim ederse, dünkü YSK kararıyla birlikte bu kurultayı kimse durduramaz.

-YSK’da buna izin vermez. Kılıçdaroğlu 21 Eylül’de kurultayı yapmak zorunda olacak.

-Bu seçimden kaçamaz. Partiyi kurultaysız 1,5 yıl kurultaysız yönetme planı da boşa çıkacak.

Dr. Furkan Dölek’in ABD’de gözaltında olduğu teyit edildi

ABDPost’un diplomatik kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Fermilab’da usulsüzlükleri ifşa eden ve Kanada’ya protesto yürüyüşü başlatan Türk bilim insanı Dr. Furkan Dölek’in gözaltında olduğu resmen doğrulandı. Türk temsilcilikleri, Dölek’in haklarının korunması için süreci yakından takip ediyor.Özlem Özgüt Yörekli - abdpost / ABD (İGFA) - ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Fermilab Laboratuvarı’nda araştırmacı olarak görev yapan Türk bilim insanı Dr. Furkan Dölek’ten bir süredir haber alınamıyordu.

Diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Dölek’in gözaltında olduğu Amerikan makamlarınca resmen teyit edildi. Ancak Dölek’in nerede tutulduğuna dair bilgi paylaşılmadı.

USULSÜZLÜK İDDİALARI VE PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ

Dr. Furkan Dölek, Fermilab’da güvenlik açıkları ve usulsüzlükler tespit ettiğini öne sürmüş, sosyal medyada araştırmacıların güvensiz koşullarda çalışmaya zorlandığını paylaşmıştı. Bu paylaşımların ardından mobbinge maruz kaldığı, görevine son verildiği ve vizesinin iptal edildiği iddia edilen Dölek, sesini duyurmak için Kanada’ya tek kişilik protesto yürüyüşü başlatmıştı. Dölek’in, 27 Ağustos 2025’te ABD’nin Mohawk bölgesinde gözaltına alındığı belirtiliyor.

TÜRK TEMSİLCİLİKLERİNDEN YOĞUN TAKİP

New York Başkonsolosluğu kaynakları, Dölek’in gözaltında olduğunun doğrulandığını, ancak yer bilgisi verilmediğini aktardı. Amerikan makamları, Dölek’in haklarının korunduğuna dair güvence verdi. Türk temsilcilikleri, Dölek’in ailesiyle düzenli iletişim halinde olup, konsolosluk yetkililerinin doğrudan görüşme yapabilmesi için girişimlerini sürdürüyor.

New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli, diplomatların “Aile gelişmelerden haberdar ediliyor. Yerinin tespiti, iletişim imkânı ve haklarının korunması için süreci yakından takip ediyoruz” dediğini aktardı. Diplomatik kaynaklar, Türk temsilciliklerinin Dölek’in haklarının korunması, ailesinin bilgilendirilmesi ve iletişim imkânı sağlanması için kararlılıkla çalıştığını vurguladı.

Başkan Maduro: ABD ile diyalog kurulamıyor

Venezuela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolás Maduro, “Venezuela'nın ABD ile her zaman diyalog kanalları vardı, ancak şimdi manipüle ediliyorlar. Ülkenin savunması için azami baskı altında, azami hazırlık." dedi.

DULCE FELİCİANO CARACAS

VENEZUELA (İGFA) - Venezuela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ulusal ve uluslararası basına verdiği bir basın toplantısında, ABD ile diyalog kanallarının her zaman var olduğunu, ancak "şimdi manipüle edildiğini" belirtti.

Başkan Maduro, yaptığı açıklama, ABD'nin Karayip kıyılarındaki askeri konuşlanmasına atıfta bulunarak yapıldı.

Venezuela Devlet Başkanı, "Venezuela'nın görevi, ABD ile tüm diyalog ve iletişim kanallarını sürdürmekti. ancak bunlar kötü durumda. Savaş gemisi diplomasisi düzensiz" dedi.

Bu bağlamda, ABD'li mevkidaşı Donald Trump'ı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "ellerini kanla, Karayip ve Latin kanıyla doldurmak istediği" konusunda uyardı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan 30 milyon Latin kökenli vatandaşı "barış bayrağını yükseltmeye" çağırdı. "Burada seçim bağımsızlık ya da sömürge, özgür olmak ya da köle olmak, sömürge ve kölelik asla."

Ayrıca Rubio'nun, Daniel Noboa liderliğindeki Ekvador hükümetinin Kolombiya'da üretilen kokainin %60'ından fazlasını Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderdiğini de atladığını belirtti. "Noboa Arnavut mafyasıyla iş birliği yapıyor; bunu ben söylemiyorum, Avrupa Birliği ve Dünya Uyuşturucuyla Mücadele Örgütü bunu doğruluyor. Daniel Noboa, halkının onurunu temsil etmeyen Kuzey Amerika imparatorluğunun bir kuklasıdır."

Ekvador cumhurbaşkanının şirketlerinin Avrupa kıtasına uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını belirtti. "Amerika Birleşik Devletleri, çıkarlarını gözeten yöneticileri elinde tutmanın kendisi için uygun olduğu için sessiz kalıyor." diye ekledi.

Başkan Maduro, "sekiz savaş gemisi, 1.200 füze ve bir nükleer denizaltı Venezuela'yı hedef alıyor. Bu, Latin Amerika tarihindeki en büyük tehdittir." diye açıkladı.

"Bu, aşırı, ahlaksız, haksız bir tehdit... kesinlikle suç teşkil eden ve kanlı. Azami baskı dedikleri şeyi, bu durumda askeri baskıyı ilerletmeye çalıştılar." diye belirtti.

Tehdit karşısında Venezuela'nın azami hazırlığını, "azami baskı karşısında azami hazırlık" olduğunu vurguladığını belirtti.

Bu senaryonun ardında, "ne Amerika'mızda ne de dünyada, hiçbir koşulda yeni bir tür egemenlik, yeni bir tür sömürgecilik dayatılmasına izin vermeyecek" küresel bir vicdan yükseldiğini söyledi.

"Venezuela'ya saldırılırsa, ulusal topraklarımızı savunmak için silahlı mücadeleye başvuracağız ve barışı, egemenliği ve ülkenin kalkınmasını garanti altına almak için silahlı bir Cumhuriyet ilan edeceğiz." diye ekledi.

İkili Bölge

"Venezuela ve Kolombiya arasındaki ikili bölgeyi güvenli bir bölge haline getirmek için temizleme konusunda ilerleme kaydediyoruz." Maduro, Venezuela tarafındaki sınır bölgesine 15.000 asker ve Gustavo Petro liderliğindeki Kolombiya hükümeti tarafından konuşlandırılan 25.000 üniformalı personele atıfta bulunarak bunu vurguladı.

Venezuela Devlet Başkanı, "Venezuela tarafındaki topraklar temizlendi ve Cumhurbaşkanı Petro da sınırların ticaret için kullanılabilmesi için aynı yönde adımlar atıyor." dedi.

Gustavo Petro ve Nicolás Maduro hükümetlerinin, iki ülke arasında beş yıl süreyle geçerli olacak ilk ortak ekonomik bölgenin uygulanması için bir iş birliği çerçevesi oluşturmak üzere 17 Temmuz'da Caracas'ta bir mutabakat zaptı imzaladığını hatırlayalım.

Bölge, ülkenin batısında bulunan Venezuela'nın Táchira ve Zulia eyaletleri ile sınırın karşısında bulunan Kolombiya'nın Norte de Santander bölgesini kapsayacak. Bogota, La Guajira ve Cesar gibi diğer eyaletlerin de girişime katılabileceğinin garantisini verdi.

Kolombiyalı Senatör David Luna'nın İkili Bölge'nin oluşturulmasına yönelik suçlamalarına yanıt olarak Cumhurbaşkanı Petro, sosyal medya hesabı X üzerinden şu yanıtı verdi: "Hiçbir Kolombiyalı asker Venezuela sınırını geçmeyecek, hiçbir Venezuelalı asker Kolombiya'ya geçmeyecek. Bazıları (ABD) petrol ararken, biz sadece ailelerin birbirini bulmasını, üretmesini ve iyi yaşayabilmesini istiyoruz."

8 milyondan fazla

Maduro, Bolivarcı Milislere katılım sayısının 8.200.000'i aştığını bildirdi ve ülkenin 5.336 komünal bölgesinin her birinde Komünal Milis Muharebe Birlikleri'nin oluşturulacağını ve eğitimlerinin önümüzdeki günlerde başlayacağını duyurdu.

"Bu hafta, tüm bölgelerdeki halk için Komünal Milis Muharebe Birimi'nde kapsamlı bir hazırlık ve eğitim süreci başlatacağız."

Maduro, katılımın sürekli ve sürekli olacağını vurguladı. "İki gün yetmedi; vatanı savunmaya hazırlanmak için ulusal bir mutabakat var. Ulusal barış, inananlar ve inanmayanlar, sevenler, çocuklar, yaşlılar ve Venezuela ailesi içindir. Venezuela'nın egemenlikle barış yapma hakkı vardır. Bahsettiğimiz barış, adaletle, eşitlikle, haklarla, insan özgürlüğüyle barıştır ve neyse ki, karşılaşabileceğimiz her koşulda bunu garanti edeceğiz."

Venezuelalıların yüzde 90'ının ABD'nin dayattığı tehditleri reddettiğini belirtti.

Venezuela Devlet Başkanı, 300'den fazla ulusal ve uluslararası gazeteciyle yaptığı görüşmede, "Sosyal hareketlerin, ABD de dahil olmak üzere küresel kamuoyunun bilinçli dayanışması, Karayipler ve Latin Amerika halklarına karşı bir savaş fikrini reddediyor" dedi.

CHP İstanbul İl Yönetimi görevden alındı

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen başkan ve yönetimin görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı'na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

Davacı Özlem Erkan, mahkemeye sunduğu şikayet dilekçesinde, 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Başkanlığı İl Kongresi'nin yetkisizlik ve usulsüzlük nedeniyle hükümsüz kaldığını, delegelerin irade fesadı halleri ve suç kapsamlı eylemleri bulunmakta olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmalara ve basına yansıyan ses kayıtlarına göre kongrede oy kullanacak delegelerin oylarını para, telefon-tablet hediyeleri, iş vaadi ve çeşitli maddi menfaatler karşılığında yönlendirildiğinin tespit edildiğini belirtti.

Erkan, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:

"Kongrede kullanılan oy sayısının 600 delege sınırının aştığının tespit edildiğini, dava konusu edilen İstanbul İl Kongresinin mutlak butlan ile sakat olduğunun savcılık soruşturmaları ile kanıtlanmış olduğundan bahisle 8 Ekim 2023 İstanbul İl Kongresi'nde alınan tüm kararların tedbiren hükümlerinin durdurulmasına, bu kongrede seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, önceki kongrede seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu'nun tedbiren göreve iadesine veya mahkemece uygun görülecek geçici kurulun atanmasına, İstanbul İl Kongresi delegelerinin görevden uzaklaştırılmasına, CHP Merkez Yönetim Kurulunca başlatılan 39. Olağan Kurultay sürecinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ederim."

CHP İSTANBUL İL YÖNETİMİ'NE GEÇİCİ GÖREVLENDİRME

Bunun üzerine dosyayı karara bağlayan İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 8 Ekim 2023'te yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38.Olağan İstanbul İl Kongresinde seçilen ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli kararında yer alan İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren bu görevlerden uzaklaştırılmalarına karar verdi.

Mahkeme, Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap'tan oluşan geçici kurulun tedbiren Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu yetkilerini kullanmak üzere görevlendirilmelerine hükmetti.

CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli kararında yer alan üst kurul-kurultay delegelerinin tedbiren bu görevden uzaklaştırılmaları da mahkeme tarafından karara bağlandı.

İSTANBUL'DA YAPILACAK İLÇE VE İL KONGRELERİ SEÇİM ÇALIŞMALARI TEDBİREN DURDURULDU

Mahkeme, CHP Merkez Yönetim Kurulu tarafından 14 Temmuz 2025'te alınan karar uyarınca başlatılan 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi seçim çalışmalarının tedbiren durdurulmasına da karar verdi.

CHP'nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebinin reddine hükmeden mahkeme, şu kararları verdi:

"8 Ekim 2023'te yapılan CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talebinin reddine, İhtiyati Tedbir Ara Kararının taraflara ve geçici kurul olarak atananlara tebliğine, İhtiyati Tedbir Ara Kararının gereği için İstanbul İl Seçim Kuruluna, Sarıyer 1. İlçe Seçim Kuruluna ve İstanbul Valiliğine gönderilmesine, Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli mazbata kararının ve ek listelerin mahkeme kararının eki sayılmasına, dair kararın kabul edilen kısımlarına yönelik HMK 394. Maddesi uyarınca mahkememize itiraz yolu açık, kararın reddedilen kısımlarına yönelik olarak HMK 391. Maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi."

ADALET BAKANI YILMAZ TUNÇ'TAN AÇIKLAMA

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, CHP İstanbul İl Yönetiminin görevden alınmasına ilişkin, "Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir." ifadelerini kullandı.

Tunç, NSosyal hesabından CHP İstanbul İl ve Kurultay Delegesi tarafından İstanbul İl Kongresindeki usulsüzlük, menfaat temini iddiaları ve seçmen iradesini etkilemeye yönelik ileri sürülen eylemler nedeniyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara karara ilişkin açıklama yaptı.

Bakan Tunç, paylaşımında şunları kaydetti:

"Ara kararla Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresinde seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmalarına, il başkanı, il yönetim kurulu, il disiplin kurulu yetkilerini kullanmak üzere tedbiren geçici kurul görevlendirilmesine, 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve İl Kongresi seçim işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebi ve İstanbul İl Kongresinde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talepleri reddedilmiştir.

Mahkeme tarafından kabul edilen kararlar yönünden HMK 394. maddesine göre itiraz yolu açık olup, kararın reddedilen kısımlarına yönelik HMK 391. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir."

Cml Cargo Eurovizyon Banners Yatay Iceri

İngiltere’de yeni çıkan kitapta çarpıcı Kraliçe ayrıntısı!

Kraliyet biyografi yazarı Valentine Low’un kaleme aldığı “Power and the Palace: Inside the Monarchy and Politics” kitabında, Kraliçe II. Elizabeth’in aslında Brexit’e karşı olduğunu öne sürüyor.

Yaklaşık 100 siyasetçi, bürokrat ve saray görevlisiyle yapılan röportajlara yer verilen kitapta, Kraliçe’nin 2016’da bir bakana “AB’den ayrılmamalıyız” dediği ve “Bildiğin şeytanla kalmak daha iyidir” ifadesini kullandığı aktarılıyor.
Anlatılanlara göre Kraliçe, Avrupa iş birliğini destekliyor ve oy hakkı olsaydı Remain’den (AB’de kalmak) yana oy verecekti.

Ancak hayatı boyunca siyasi tarafsızlık ilkesiyle hareket ettiği için bu görüşleri kamuoyuna hiç yansımadı.

Belirli sayıda kişiye ve medyaya ön gönderimi yapılan kitap, 11 Eylül’de genel satışa açılacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Cumhurbaşkanı Erdoğan Çin’den ayrıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Teşkilatının 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi için bulunduğu Çin'in Tiencin kentindeki temaslarını tamamlamasının ardından Türkiye'ye hareket etti.ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Binhay Uluslararası Havalimanı'nda, Çin Devlet Bakanı Ley Haycao ile Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal ve büyükelçilik personeli uğurladı.

İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da Türkiye'ye hareket etti.

Çin-ABD bağını güçlendiren Flying Tigers mirası kutlanıyor

CGTN, Çin'in yakında Pekin'de düzenleyeceği Zafer Günü anma törenleri hakkında bir makale yayımladı. Flying Tigers isimli Amerikan birliğinin Japon işgalcilerle savaşında Çin'e verdiği desteğin hikâyesini anlatan makale, Çin'in zaferine destek olanların sağladığı katkılara dikkat çekiyor ve zor zamanlarda karşılıklı yardımlaşma ruhunun kalıcılığını vurguluyor.Globe Newswire / PEKİN (İGFA) - Çin halkının Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı (1931-1945) ve Dünya Anti-Faşist Savaşı'nda kazandığı zaferin 80. yıl dönümü anısına, Çin önümüzdeki ay Pekin'de görkemli bir askerî geçit töreni düzenlemeye hazırlanıyor.

Gelişmiş silahların da sergileneceği geçit töreninde uluslararası konukların bulunması, Çin'in zaferine destek olanların sağladığı katkılara ışık tutarak zor zamanlarda karşılıklı yardımlaşma ruhunun kalıcılığını vurguluyor.

Saygın yabancı konuklar arasında Flying Tigers isimli Amerikan birliğinin üyeleri ve aileleri de yer alıyor. Resmî adıyla Çin Hava Kuvvetleri'nin Amerikalı Gönüllüler Grubu olarak bilinen Flying Tigers birliği Amerikalı General Claire Lee Chennault tarafından, Japon işgalcilerle savaşında Çin'e destek olmak amacıyla 1941'de kuruldu.

FLYİNG TİGERS'IN BIRAKTIĞI MİRAS

Flying Tigers birliği, 1941 aralık ayında Çin'e geldikten kısa süre sonra dokuz Japon uçağını düşürdü ve böylece güneybatı Çin'deki Kunming şehrine yönelik hava saldırıları başladığından beri Japonlara ilk büyük yenilgiyi yaşattı.

Japon kuvvetleri 1942'de Myanmar'ı işgal ederek Çin'in son uluslararası ikmal hattını kesince, Çin ve ABD hava kuvvetleri Hump hava ikmal hattına öncülük etti: Hindistan'ı Kunming'e bağlayan bu ikmal hattı Himalayalar üzerindeki en tehlikeli ve ölümcül hava geçiş hatlarından biriydi ve çok önemli uluslararası yardımların ve ikmal malzemelerinin ulaşmasını sağladı.

Flying Tigers 1941-1945 arasında Çin ordusuyla ve Çinli sivillerle iş birliği içinde, yaklaşık 2.600 Japon uçağını düşürdü veya imha etti. Nanjing'de bulunan Japon İşgalcilere Direniş Savaşındaki Havacı Şehitleri Anma Müzesi verilerine göre 2.000'den fazla Flying Tigers üyesi çatışmalar sırasında hayatını kaybetti.

"Flying Tigers, Çin halkının hafızasından hiç silinmiyor. Chongqing'de bir Flying Tigers müzesi inşa ettik ve 1.000'den fazla gaziyi ve ailelerini Çin'i ziyaret etmeye davet ettik."Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD'deki Dostluk Kuruluşları tarafından 2023'te düzenlenen bir karşılama yemeğinde bu sözleri sarf etmişti.

Flying Tigers da Çin halkının gösterdiği nezaketi unutmadı. Çin-Amerikan Havacılık Mirası Vakfı (Sino-American Aviation Heritage Foundation) Başkanı Jeffrey Greene, birçok Flying Tigers pilotunun o dönemde Çin halkının güç versin diye ikram ettiği yumurtaların tadını onlarca yıl geçmesine rağmen unutamadıklarını kendisine söylediğini dile getirdi.

Greene ve birkaç Flying Tigers gazisi tarafından 1998 yılında kurulan vakıf, ABD ve Çin arasında savaş zamanlarındaki iş birliğinin ortak tarihini korumayı ve tanıtmayı amaçlıyor. Vakıf, aradan geçen yıllarda yaklaşık 500 gazinin yanı sıra onların yüzlerce aile üyesinin ve torununun Çin’e yaptığı ziyaretlere mali destek sağladı.

KALICI BİR BAĞI GÜÇLENDİRMEK

Başkan Xi, 2023'te Greene ve Flying Tigers gazileri olan Moyer ve Mel McMullen'a yazdığı cevap mektubunda, kurulan vakfı ve gazilerin Flying Tigers hikâyesini her iki ülkede tanıtma çabalarını övdü. Flying Tigers ruhunun gelecek nesle aktarılmasını ve böylece iki ülkenin halkları arasındaki bağın güçlenmesini umduğunu dile getirdi.

Temmuz ayı sonunda Orta Çin'e bir gençlik heyeti götüren Greene genç ziyaretçileri deneyimlerini, özellikle de Beneda'nın mezar taşını ziyaret ederken öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmaya teşvik etti. Gençleri "Flying Tigers hikâyesinin bir parçası" olarak nitelendiren Greene, gençlerin eylemlerinin Çin ile ABD arasındaki devam eden ilişkiye katkıda bulunduğunu vurguladı.

Greene, hayattaki Flying Tigers gazilerinin sayısının azaldığını belirterek vakfın iki ülkenin gençleri arasında karşılıklı anlayışı destekleme ve Flying Tigers ruhunu yeni bir çağda da canlı tutma konusundaki kararlılığını yineledi.

Temmuz ayındaki Çin-ABD Flying Tigers Dostluk ve İş Birliği Forumu'nun açılış töreninde konuşan Çin'in ABD Büyükelçisi Xie Feng, iki halk arasındaki dostluğu güçlendirmenin yanı sıra Çin-ABD ilişkilerini istikrarlı, sağlam ve sürdürülebilir şekilde geliştirmeye kendilerini adayacak yeni nesil Flying Tigers üyelerinin ortaya çıkmasını umduğunu ifade etti.

MİT'ten sığınak projesi raporu

İran-İsrail savaşı sonrası artan güvenlik kaygıları, Türkiye’de kapsamlı bir sığınak projesini gündeme taşıdı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın hazırladığı raporda, ülkenin olası hava saldırıları ve nükleer tehditlere karşı hazırlıklı olması gerektiği belirtilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 81 ilde modern sığınak inşası için TOKİ’ye görev verildi.

MİT RAPORUNDA NELER VAR
MİT bünyesindeki Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan “12 Gün Savaşı ve Türkiye İçin Dersler” başlıklı raporda şu uyarılar öne çıktı:

-Hava saldırılarına karşı uyarı ve alarm sistemleri kurulmalı.
-Büyükşehirlerde ulaşımı kolay kitlesel sığınaklar yapılmalı.
-Stratejik tesislerde alçak irtifa savunma sistemlerine ağırlık verilmeli.
-Türkiye, balistik ve hipersonik füze yatırımlarını artırmalı.
Raporda, İsrail’in gelişmiş hava savunmasına rağmen hipersonik füzeleri engellemede zorlandığına da dikkat çekildi.

TOKİ İLE YENİ DÖNEM
Kabine toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği talimat doğrultusunda, ilk etapta büyükşehirlerden başlanarak kitlesel sığınakların inşa edilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden TOKİ devreye alındı. Sığınakların parklar, okullar, hastaneler gibi alanların altına yerleştirilmesi, en az birkaç bin kişiyi barındırabilecek ve 72 saat bağımsız yaşam imkânı sunacak şekilde tasarlanması planlanıyor.

DIŞ BASIN NASIL GÖRDÜ
Proje, uluslararası medyada da dikkat çekti. Middle East Eye, haberi “Turkey to build bomb shelters across the country” başlığıyla duyurdu ve kararın İsrail’in İran’la yaptığı savaşın ardından alındığını yazdı. Haberde İstanbul’un havadan görüntüsü eşliğinde, Ankara’nın tüm ülkeyi kapsayan bir güvenlik planına giriştiği aktarıldı.

Al Arabiya ise gelişmeyi “Turkey approves nationwide bomb shelter project amid regional tensions” manşetiyle verdi. Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sivilleri olası savaşlar ve felaketlere karşı korumak amacıyla projeye onay verdiği vurgulandı.

PROJE NEDEN ÖNEMLİ
Uzmanlara göre Türkiye’nin bu adımı yalnızca bölgesel savaş senaryolarına karşı değil, olası nükleer sızıntılar veya afetler için de kritik. Çernobil örneğini hatırlatan uzmanlar, “Sığınaklar sadece savaş zamanı değil, olağanüstü durumlarda da güvenlik sağlayacak” değerlendirmesini yaptı.

İran’dan İsrail’e hipersonik füzeler

İsrail ile İran arasında gün boyunca süren çatışmalar, gece saatlerinde tehlikeli bir boyuta ulaştı. İsrail’in başlattığı "Yükselen Aslan" operasyonuna İran, “Gerçek Vaat 3” adını verdiği füze saldırısıyla karşılık verdi. Tahran ve Tel Aviv semalarında art arda patlamalar meydana gelirken, bazı füzelerin İsrail’in hava savunma sistemlerini aşarak hedeflere ulaştığı bildirildi. HAYFA’YA HİPERSONİK FÜZE SALDIRISI İran, gece 23.30 sularında İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kentine hipersonik füzeler fırlattı. Füze saldırıları Hayfa’nın doğusunda yer alan Tamra kasabasında patlamalara yol açtı. İlk belirlemelere göre çok sayıda sivil yaralanırken, bazı yapılar ciddi hasar gördü. TEL AVİV SEMALARINDA PATLAMALAR İran’ın balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği geniş çaplı saldırının hedeflerinden biri de Tel Aviv oldu. Kent semalarında çok sayıda patlama yaşanırken, İsrail’in “Demir Kubbe” hava savunma sistemi bazı füzeleri etkisiz hale getirdi. Ancak sistemin yetersiz kaldığı anlarda yerleşim bölgelerinde hasar oluştuğu açıklandı. TAHRAN VE HAYFA KARŞILIKLI VURULDU İsrail ordusu, İran’ın saldırılarına Tahran’daki bir akaryakıt deposunu vurarak karşılık verdi. Aynı saatlerde İran güçleri de Hayfa’daki bir petrol rafinerisini hedef aldı. Çatışmaların maddi boyutunun yanı sıra can kayıpları da artıyor. İran’ın füze saldırısında İsrail’in kuzeyinde iki katlı bir binanın yıkılması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği, 13 kişinin ise yaralandığı belirtildi. HİPERSONİK FÜZELER NEDİR? Hipersonik füzeler, ses hızının en az beş katı (Mach 5) ve üzerine ulaşabilen son derece gelişmiş mühimmatlardır. Bu, saniyede yaklaşık 1.7 kilometrelik bir hıza denk gelir. Sahip oldukları aerodinamik yapı sayesinde atmosferin üst ve alt katmanlarında tahmin edilmesi zor yörüngelerle hareket edebilirler. Bu füzeler iki ana kategoriye ayrılır: Hipersonik Planör Araçlar (HGV):Genellikle balistik bir taşıyıcı ile belirli irtifaya çıkarılıp, ardından hedefe kayarak ilerler. Hipersonik Seyir Füzeleri: Kendi motor gücüyle yüksek hızlarda uçarak hedefe yönelir. İsrail’in etkili kısa ve orta menzilli savunma sistemi olan Demir Kubbe, hipersonik füzelerin yüksek hız ve manevra kabiliyeti karşısında yetersiz kalabiliyor. Bu durum, çatışmaların boyutunun çok daha yıkıcı hale gelmesine neden oluyor.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin ikinci perdesi

İsrail’in İran’a yönelik “Yükselen Aslan” operasyonu, sadece hava saldırısı değil; Büyük Ortadoğu Projesi’nin başlayan yeni bir fazı: İran Kürt koridoru. İsrail’in İran’a düzenlediği bu çok katmanlı operasyon, yalnızca askeri bir başarı olarak değil, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) güncel versiyonunda önemli bir eşik olarak da değerlendiriliyor. AZINLIKLAR ÖNEMLİ ABD’nin çekildiği, Rusya’nın zorlandığı bir denklemde, İsrail Ortadoğu’da kendisine hedef olabilecek üniter devletleri dağıtarak etnik-federatif temelli devlet oluşumlarına yol açmaya çalışıyor. Bu saldırı, İran’daki merkezi yönetimin gücünü zayıflatıp Kürtler, Azeriler, Beluçlar gibi azınlıkları harekete geçirebilir. Mossad’ın içeriden kurduğu dron üssü, sadece taktik bir parlama değil; rejim içi kırılmaların tetikleyicisi olabilecek kadar derin bir hamle. KÜRT KORİDORU Şii eksenini (Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut hattı) parçalanıyor. Gelişmeler, İran’ın kuzeyindeki Pejak yapılanmaları, Suriye’deki Kürt kantonları ve Türkiye’deki açılım süreciyle birlikte okunduğunda, önce Irak, sonra Suriye ve şimdi de İran’da bir Kürt koridorunun (Kürt özerk bölgesi) açılmaya çalışıldığı düşüncelerini kuvvetlendiriyor.

İslam dünyası israil'e karşı birleşmeli

Pakistan'dan İsrail ile Diplomatik İlişkileri Kesme Çağrısı Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf, İsrail ile diplomatik ilişkileri sürdüren Müslüman ülkelere bu ilişkileri derhal sonlandırma çağrısında bulundu. Asıf, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) olağanüstü toplanarak ortak bir tutum belirlemesi gerektiğini vurguladı. Bakan Asıf ayrıca, Pakistan'ın İran ile güçlü bağlara sahip olduğunu belirterek, “İran’ın yanındayız ve haklarını tüm uluslararası platformlarda savunacağız” dedi. Gerilim Nasıl Başladı? 13 Haziran’da İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği hava saldırılarında, nükleer tesisler ile üst düzey askeri hedefler vuruldu. Saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı, bazı üst düzey yetkililer ve 9 nükleer bilim insanı hayatını kaybetti. Ayrıca 78 sivilin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin de yaralandığı bildirildi. İran’ın bu saldırılara karşılık olarak İsrail’e düzenlediği balistik füze saldırılarında ise 3 kişi hayatını kaybetti, 172 kişi yaralandı.

İsrail'e kısık ses, Trump'a suspus!

Özgür Özel’den Bayburt’ta Sert Mesajlar: “Trump’a da Tepki Bekliyoruz” CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin miting çalışmaları kapsamında Bayburt’ta halka seslendi. AK Parti’nin güçlü olduğu bölgelerde miting düzenlemeye devam eden Özel, yoğun doluya rağmen alanı terk etmeyen vatandaşlara teşekkür etti. Konuşmasında hem iç hem dış politika konularına değinen Özel, İsrail ile İran arasındaki gerilime dikkat çekti. İsrail’in İran’a yönelik saldırısını kınadığını belirten Özel, “Bölgede nükleer bir tehdit ve yeni bir savaş riski var. Türkiye bu gelişmelerin tam ortasında. Bu nedenle iktidarın sadece İsrail'e değil, aynı zamanda eski ABD Başkanı Trump’a karşı da net bir tutum sergilemesi gerekiyor,” dedi. İktidarın dış politikadaki tutumunu yetersiz bulduğunu belirten Özel, “İsrail’e kısık sesle, Trump’a ise hiç ses çıkarmadan yaklaşmak kabul edilemez,” ifadelerini kullandı. Özgür Özel, konuşmasında ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunu, ekonomideki dalgalanmaları ve yabancı yatırımcıların Türkiye’den çekilmesini de ele aldı. “İftiralara karşı 7 gün 7 gece Saraçhane’de direndik. Şimdi Türkiye’yi adım adım gezerek gerçekleri anlatıyoruz,” diye konuştu. ABD eski Başkanı Trump’ın Gazze için söylediği iddia edilen "Buraları sahil kenti yapalım, kumarhane açalım" şeklindeki sözlerini de eleştiren Özel, “Bu açıklamalara kimse tepki vermedi. Sessizlik, bu tür skandal açıklamaları meşrulaştırır,” dedi.

Üçüncü dünya savaşını başlatan katil

İsrail ordusu, İran’ın nükleer programını vurmak için “Yükselen Aslan” adını verdiği bir saldırı başlattı. Gece İran’a düzenlenen, apartman dairesine kadar nokta atışı operasyonlar günün ilerleyen saatlerinde de sürdü. Öğlen saatlerinde Tebriz’de patlamalar oldu. İsrail gizli servisi Mossad Tahran’a drone üssü kurdu, İran’a 4 koldan gizli operasyon yaptı, pek çok stratejik hedef vuruldu. SESSİZ HAZIRLIK, EŞZAMANLI SALDIRI İlk aşamada, Mossad ve İsrail Ordusu IDF tarafından İran’daki füze bataryalarının yakınına gizlice yerleştirilen yüksek hassasiyetli mühimmat, uzaktan aktive edilerek hedeflerini eşzamanlı vurdu. Bu adım, İran’ın hava savunma kabiliyetini felç etti. SIZAN ARAÇLARLA İKİNCİ DALGA İkinci aşamada, İran topraklarına önceden sokulmuş araçların içinden fırlatılan gelişmiş silah sistemleri devreye girdi. Bu mobil sistemler, özellikle radar merkezleri ve hava savunma komuta noktalarını hedef alarak İsrail Hava Kuvvetleri’ne gökyüzünde tam operasyonel üstünlük sağladı. İsrail kaynaklarına göre bu aşama, hava harekâtının “temiz koridorlar” üzerinden yürütülmesini sağladı. TAHRAN’DA DRON ÜSSÜ Operasyonun en çarpıcı boyutu Mossad’ın, Tahran yakınlarında kurduğu gizli kamikaze dron üssüydü. Bu üsten gece boyunca havalanan patlayıcı yüklü dronlar, İran’ın en tehlikeli füze rampalarından biri olan Asfajaabad üssünü hedef alarak yok etti. İsrailli güvenlik yetkilileri saldırıyı, “İran’ın kalbine milim sapmadan ulaşan, sıfır sızıntıyla yürütülmüş bir operasyon” olarak tanımladı. Uçaklar Arap ülkelerinin üzerinden uçtu EN SON F-16’LAR DEVREDE Operasyonun son aşamasında, F-16I “Sufa” ve son teknoloji F-35I Adir savaş uçakları devreye girdi. Temizlenen koridorlar üzerinden İran hava sahasına giren jetler, Natanz ve Arak’taki nükleer altyapı tesisleri ile Tahran çevresindeki komuta merkezlerine nokta atışı bombardıman düzenledi. İsrail’in Spice-2000 gibi akıllı mühimmatla gerçekleştirdiği bu hava saldırıları, operasyonun “cerrahi hassasiyetle” yürütüldüğünün bir göstergesi olarak değerlendirildi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, “Siyonist rejim eyleminden pişmanlık duyacak” dedi. Vurulan Kirmanşah’tan dumanlar yükseliyor. Saldırı hazırlığı sekiz ay sürmüş İsrail basını, MOSSAD’ın operasyona 8 ay hazırlandığını belirtti. İsrail ajanlarının İran topraklarına sızarak dron “ürettiğini” ve saldırıöncesinde hava savunma bataryalarını vurduğunu kaydetti. ​​İddiaya göre MOSSAD, saldırı için İran’da gizli bir dron üretim merkezi kurdu. İRAN: 78 KİŞİ ÖLDÜ İran saldırılarda 78 kişinin öldüğünü açıkladı. 329 kişi yaralı. İSRAİL BAŞBAKANI ORTADOĞU’YU KANA BULAMAYA DEVAM EDİYOR Bir gün önce Ağlama Duvarı’na ayet sıkıştırıp sinyalini verdi İsrail basını, ziyaretin şaşırtma hamlesi olduğunu yazdı, Netanyahu’nun kağıda yazdığı satırlar Yükselen Aslan’ın sinyaliydi İsrail medyasında Başbakan Netanyahu’nun önceki günkü Ağlama Duvarı ziyaretinin Yükselen Aslan Operasyonu’nun şaşırtma hamlelerinin bir parçası olduğu yorumları yapıldı. Fotoğrafı İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından basınla paylaşılan notta, Netanyahu’nun Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’taki bir ayete atıfla “Dişi aslan gibi ayağa kalkan, aslan gibi kendini yücelten bir halk” diye yazdığı görülebiliyor. Jerusalem Post, operasyonun adının da bu ifadeye atıfla seçildiğini ve Netanyahu’nun nota yazdığı bu satırlarla operasyonun sinyalini verdiğini yazdı. İRAN NÜKLEER SİLAH YAPMAK ÜZERE Netanyahu İran’ın nükleer silah üretmek için daha önce atmadığı adımları attığını ileri sürdü. Ankara’da dört saatlik güvenlik zirvesi toplandı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile bir araya geldi. Toplantı dört saat sürdü. Fidan, “Ülkelerle temas halindeyiz” dedi. THY savaş bölgesine uçuşlarını durdurdu - Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, THY ve diğer hava yollarının 16 Haziran 2025 Pazartesi gününe kadar İran, Irak, Suriye ve Ürdün’e yönelik seferlerini iptal ettiğini açıkladı. UÇAĞINI KAÇIRDILAR - İsrail Başbakanı Netanyahu’nun uçağı, Yunanistan’a gönderildi. Netanyahu’nun henüz uçakta olup olmadığı bilinmiyor. BMGK TOPLANIYOR - Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İran’ın çağrısıyla toplanacak. WHATSAPP YASAKLANDI - Şin Bet, bakanların WhatsApp’ı kullanmasını yasakladı. İsrail: Uzun bir savaş - İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, “Uzun sürecek bir operasyona hazırlanmamız gerekiyor” dedi.

İsrail İran’a saldırdı!

Tahran’da Geniş Çaplı Patlamalar: İsrail Saldırıları ve Sonuçları İran resmi haber ajansı IRNA, 12 Haziran 2025 tarihinde Tahran’ın doğu, batı ve merkezi bölgelerinde yoğun patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi. Olayın hemen ardından İran devlet televizyonu, söz konusu patlamaların İsrail tarafından düzenlenen bir saldırı dalgasının sonucu olduğunu kamuoyuna duyurdu. Sivil Yerleşim Alanları Hedef Alındı: İran devlet televizyonunda yayımlanan görüntülerde, İsrail’in özellikle Tahran’ın kuzeydoğusundaki Mahallati bölgesinde bulunan çok katlı bir binayı hedef aldığı görülmektedir. Aynı zamanda, Tahran’ın kuzeyinde yer alan Kamraniye semtinde de benzer şekilde bir sivil yapının saldırıya uğradığı ifade edilmiştir. Her iki bölgede de ciddi yapısal hasar meydana gelmiştir. Can Kayıpları ve Yaralılar: İran devlet medyası, saldırılar sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivillerin yaşamını yitirdiğini bildirmiştir. Ancak ölü ve yaralıların kimlik bilgileri ve kesin sayıları hakkında resmi bir açıklama yapılmamıştır. Devlet televizyonunun ilk belirlemelere dayandırdığı verilere göre, Tahran’daki saldırılarda en az 5 kişi hayatını kaybetmiş, 20 kişi ise yaralanmıştır. Askeri Yetkililere Yönelik Kayıplar: İran’a yakın kaynaklar, saldırıların üst düzey askeri ve bilimsel figürleri hedef aldığını ileri sürmektedir. İran kaynakları General Hüseyin Selami, General Gholamali Rashid, nükleer fizikçi Dr. Tehranchi ve eski Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Fereydoon Abbasi’nin yaşamını yitirdiğini bildirmiştir. Mossad’a yakın kaynaklar ise İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’nin de öldüğü yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Ancak Bakıri’nin ölümüne ilişkin İran makamları tarafından resmi bir açıklama yapılmamıştır. İran’dan Sert Tepki: İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, İsrail’in saldırılarında Amerika Birleşik Devletleri’nin rolü olduğunu öne sürerek, “Bu saldırılar karşılıksız kalmayacak; İsrail ağır bir bedel ödeyecek” açıklamasında bulunmuştur. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise saldırılarda bazı üst düzey komutan ve bilim insanlarının öldüğünü belirterek, İsrail’e karşılık verileceğini vurgulamıştır. Tahran Dışında da Saldırılar: İsrail’in yalnızca Tahran’ı değil, aynı zamanda İran’ın kuzeybatısındaki Tebriz kentini de hedef aldığı bildirilmektedir. Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen “Sepahnews” haber ajansı, İsrail’in Tebriz’de 5 farklı noktaya saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Ancak bu saldırılara ilişkin can ve mal kaybına dair resmi bir veri henüz paylaşılmamıştır. 12 Haziran 2025 tarihinde gerçekleşen saldırılar, İran-İsrail arasındaki mevcut gerginliğin yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. Saldırılar yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp, doğrudan sivilleri ve altyapıyı da etkilemiş; bölgedeki istikrarsızlık riskini derinleştirmiştir. Uluslararası toplumun bu gelişmelere nasıl tepki vereceği önümüzdeki günlerde daha netlik kazanacaktır.

“Ortadoğu'da zafer Üstüne Zafer Kazanacağız”

Trump’tan Orduya Mesaj: “Zafer Üstüne Zafer Kazanacağız” ABD’nin eski Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Amerikan ordusunun önümüzdeki günlerde önemli başarılar elde edeceğini ifade etti. Trump, açıklamasında, “İlerleyen günlerde ve gelecek tüm kuşaklarda ABD ordusunun zaferden zafere koşacağına her zamankinden daha fazla inanıyorum.” ifadelerine yer verdi. Amerikan askerlerine seslenen Trump, “Amerika’yı dünyanın öbür ucuna kadar savunacaksınız.” dedi. Trump’ın bu açıklamaları, ABD’nin Orta Doğu’daki bazı askerî personelini bölgeden çekme kararının ardından geldi. İran Gerilimi Tırmanıyor İran ile ABD arasında devam eden nükleer müzakerelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamalarda Trump, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde İran’ı “benzeri görülmemiş şekilde bombalayacaklarını” söylemişti. İran Savunma Bakanı Aziz Nasırzade ise buna karşılık olarak, ABD’nin bölgedeki tüm askerî üslerinin İran’ın saldırı menzilinde olduğunu belirtti. Nasırzade, “Müzakerelerin başarıyla sonuçlanmasını temenni ediyorum, ancak eğer başarısız olursa ve bize çatışma dayatılırsa, karşı tarafın kayıpları kesinlikle bizimkinden fazla olacaktır.” ifadelerini kullandı. Trump: “Orası Tehlikeli Olabilir” Washington’daki Kennedy Merkezi girişinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zorunlu olmayan ABD personelinin bölgeden çekilmesi yönünde alınan kararı yorumlayan Trump, “Evet, çekiliyorlar çünkü orası tehlikeli bir yer olabilir. Neler olacağını göreceğiz.” dedi. Trump ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin verilmeyeceğini belirterek, “Bu kadar basit. Nükleer silaha sahip olamazlar. Buna izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı. Senato’da İran’a Nükleer Uyarı ABD Senatosu’nda düzenlenen oturumda konuşan Pete Hegseth, İran’ın nükleer programına dair değerlendirmelerde bulundu. Senatör Lindsey Graham’in, “İran, barışçıl nükleer enerji programı yerine nükleer silah üretmeye çalışıyor.” sözlerine atıfta bulunan Hegseth, “Nükleer silaha çok benzeyen bir şeye doğru ilerlediklerine dair birçok gösterge var.” dedi. ABD Savunma ve Dışişleri Bakanlıkları da yaptıkları ortak açıklamada, Orta Doğu’da görev yapan ancak zorunlu görevde olmayan Amerikalı personelin ülkeden ayrılmalarına izin verildiğini duyurdu.

Avrupa Birliği, Türkiye Yunanistan sınırına asker yerleştirecek

Avrupa Birliği'nin dış sınırlarında sürekli bir Sınır Muhafızları Birliği'nin kurulması için çalışmaların başladığı resmen duyuruldu. Bununla birlikte Yunanistan Antalya’nın Kaş ilçesi karşısındaki Kızılhisarlı (Meis) Adası’ndan tüm Ege ve Batı Trakya’daki Edirne’ye kadar olan tüm sınır bölgesine Avrupa Birliği Sınır Muhafızları Birliği yerleştirilecek. Yunanistan Antalya’nın Kaş ilçesi karşısındaki Kızılhisarlı (Meis) Adası’ndan tüm Ege ve Batı Trakya’daki Edirne’ye kadar olan tüm sınır bölgesine Avrupa Birliği Sınır Muhafızları Birliği yerleştirilecek. DAİMİ SINIR MUHAFIZ BİRLİKLERİ KURULACAK Avrupa Birliği Bütçe Komiseri Piotr Serafin, Avrupa Birliği'nin dış sınırlarında , Yunanistan sınırlarını da kapsayan, daimi bir Sınır Muhafız Birlikleri kurulacağını duyurdu. TÜM TÜRKİYE YUNANİSTAN SINIRINDA AB SINIR MUHAFIZLARI GÖREV YAPACAK Batı Trakya’da ki Meriç (Evros) ilinde yayın yapan www. evrosnews-gr. Haber sitesinin bugün okuyucularına duyurduğu haberde Avrupa Birliği Bütçe Komiseri Piotr Serafin Avrupa Parlamentosu Ekonomi İşleri Komisyonu'nda yaptığı konuşmada, Yunanistan'ın Meriç ilinde (Evros) ve Türkiye ile olan tüm sınırlarında karada ve denizde yoğun yasadışı göç baskıları ve akımları yaşadığının bilinmesi nedeniyle kararın alındığını açıkladı. KAŞ’TAN EDİRNE’YE KADAR Bu açıklamanın ardından iktidarda bulunan Yeni Demokrasi Partisi Milletvekili Giorgos Aftias'ın Yunanistan’ın “Kızılhisarlı (Meis)ten Meriç’e güvenliğin artırılmasının defalarca gündeme geldiğini belirterek "Ekonomik Komite'de, Yunan sınırlarını da kapsayan Avrupa Sınırları için finansmanın onayını ilk kez elde etmiştik. Daha sonra, 21/10/2024'te Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu bu kararı onayladı" ifadelerini kullandı. Aftias alınan kararın Yunanistan ve AB açısından olumul sonuçlarını şu şekilde sıraladı. YUNANİSTAN AB’DEN EK FON ALACAK Ayrıca, Yunanistan'ın Meis’ten (Kızılhisarlı) Evros'a (Meriç) kadar olan sınırları ve kuzey sınırlarımızın tamamı boyunca sınırlarımız güçlendiriliyor. Frontex'in Ege adaları ve Meriç'teki varlığı güçlendirilecek. Yunanistan sınırlarını korumak için ek fon alacak

Dünya, Amerikan askerlerinin bu görüntüsünü konuşuyor

ABD’de California Valisi Gavin Newsom, ABD Başkanı Donald Trump’ın, protestolar nedeniyle Los Angeles’a Ulusal Muhafızı konuşlandırma kararının yasadışı olduğunu belirterek, "Kendisini mahkemeye vereceğiz" dedi. Trump ise Ulusal Muhafızlara yönelik tepkilere, "Ulusal Muhafızları konuşlandırarak harika bir karar verdik" yanıtını verirken, California Valisi Gavin Newsom’u ve Belediye Başkanı Karen Bass’ı halka yalan söylemekle suçladı. "O SENSİN TRUMP!" Trump-Newsom gerilimi devam ederken son olarak; California Valisi Newsom, X hesabından ABD Ulusal Muhafızları'nın yerde yatan fotoğrafını paylaşarak Trump'ı hedef aldı. Newsom ayrıca Trump'ı askerleri yakıtsız, yiyeceksiz, susuz ve kalacak yer olmadan göndermekle suçladı. Newsom, paylaşımında ABD Başkanı Donald Trump'a şu sözlerle seslendi: "Askerlerini buraya yakıtsız, yiyeceksiz, susuz ve kalacak yer olmadan gönderdin. Eğer birisi askerlerimize saygısızlık ediyorsa, o sensin Donald Trump." NE OLMUŞTU? Trump, Los Angeles kentinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından farklı noktalarda göçmenlere yönelik gerçekleştirilen gözaltı operasyonu sonrası şiddetlenen protestolarda 2 bin Ulusal Muhafız görevlendiren bir Başkanlık Muhtırası imzalamıştı.

Amerika iç savaşın eşiğinde!

Trump’tan Los Angeles’taki Protestolara Sert Tepki: “Gerekirse Çok Sert Davranırız” ABD Başkanı Donald Trump, Los Angeles’ta düzenlenen sınır protestolarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Ülkemize ve vatandaşlarımıza yönelik bir tehdit algılarsak, kanun ve düzeni sağlamak adına çok sert önlemler alırız.” ifadelerini kullandı. Trump, New Jersey’deki golf tesislerinden Camp David’e geçmeden önce havalimanında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Los Angeles’ta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) uygulamalarını protesto eden gösterilere değinen Trump, kente Ulusal Muhafız birlikleri gönderdiğini ve gerektiğinde daha fazlasını da sevk etmeye hazır olduğunu belirtti. “Bence bu bir isyandı ve çok kötüydü. Kanun ve düzenin sağlandığından emin olmalıyız.” diyen Trump, olaylardan California eyaleti ve Los Angeles yönetimindeki Demokrat yetkilileri sorumlu tuttu. ICE karşıtı protestolar iki gündür sürerken, çok sayıda gösterici gözaltına alınmış, güvenlik güçleri ile protestocular arasında zaman zaman arbede yaşanmıştı. Trump yönetimi, olayların büyümesi halinde daha sert müdahalelerde bulunulacağının sinyalini verdi.

İsrail'in muhalif gazetesinden Netanyahu'ya sert sözler: Katil topluluk olarak anılıyoruz

  • Haber7

Netanyahu’nun 7 Ekim 2023 yılından bu yana sürdürdüğü Gazze katliamına tüm dünyadan tepkiler çığ gibi büyürken kendi halkı da savaşın devam etmesinden dolayı kaygılanmaya başladı.

İsrail’in ünlü muhalif gazetesi Hareetz’te yayınlanan analizde Netanyahu’nun İsrail’in dış dünyada imajını zedeleyerek “katil” topluluk olarak anılmasından duyduğu rahatsızlığa değindi. İsrail medyasına uygulanan sansür nedeniyle Gazze’de yaşanan insani felaketi gündeme getirmeyen ana akım medyayı da sert bir dille eleştirdi.

Netanyahu hükümeti dağılmanın eşiğinde: Haredi Yahudileri siyasi gerilimi tırmandırdıNetanyahu hükümeti dağılmanın eşiğinde: Haredi Yahudileri siyasi gerilimi tırmandırdı

"İSRAİL'DE ÇÜRÜME BAŞLADI"

Gazze’yi abluka altına alan ve binlerce insanı ölüme sürükleyen İsrail hükümeti istikrarlı bir şekilde savaşı bitirmemekte ısrar ederken İsrail medyası ülke içinde algı operasyonunu sürdürüyor.

Şekel’in istikrarlı yükselişi, ülke genelinde işsizlik oranında düşüş ile Tel Aviv’de plaj ve restoranlardaki artış ile halka umut sattığı Gazze’deki katliamları ana akım medyada halka yansıtmamasına değinen gazete İsrail’de yaşananlara “bölgede çürümenin belirtilerinin başladığını” belirterek, yaygın şiddet suçları, halk arasında ayrışma ve geleceğe yönelik umut kaybı başladığı ifade edildi.

İsrailli vekil yine insanlıktan çıktı: Madleen gönüllülerine yiyecek ve içecek vermeyelim!İsrailli vekil yine insanlıktan çıktı: Madleen gönüllülerine yiyecek ve içecek vermeyelim!

"İSRAİLLİ LİDERLER GERÇEKLİKTEN UZAKLAŞTI"

Trump’ın Amerika’sına bağımlı olan İsrail hükümetinin artık bölgeye barış getirmeyeceği ve ülkelerinin giderek kötüye gittiğini belirten gazete İsrail’in geleceği için halkın endişelendiğini ve siyasi liderlerin ise gerçeklikten giderek uzaklaşmasına tepki göstererek, “Öyle ki İsrailli solcular bile artık kaprisli başkanı bir kurtarıcı ve barış getiren biri olarak görüyor, tıpkı sağın Gazze'nin boşaltılması için umutlarını ona bağlaması gibi” dedi.

HAMANEY'İN SÖZLERİNİN GERÇEKLEŞEMSİNDEN ENDİŞELİLER

İran dini lideri Ayetullah Hamaney’in İsrail 25 yıl içinde var olmayacak tahmininin doğru olmasından endişe duymaya başlayan İsrailliler Benyamin Netanyahu’nun artık İsrail’e yardım etmeyeceği konusunda hem fikir.

“Tüm yetkilileri kovsanız, Gazze'yi tamamen yok etseniz ve bir şekilde görevde kalsanız bile, İsrail'de ülkeyi yıkımın eşiğine getiren lider olarak hatırlanacaksınız” diyen yazar Aluf Benn dünya üzerinde “katil” olarak anılan bir toplum olarak kalacakları konusunda Netanyahu’yu sert bir şekilde eleştirdi.

Netanyahu’nun hayali düşmanlar ve paranoyası nedeniyle ülkenin siyasi sistemi İsrail’in yargısal çalkantıları ve bitmeyen savaşın yıkıntılarından kurtulmak yerine ülkeyi böldüğünü belirterek herhangi bir barış yanlısı davranışta bulunmadığının altını çizdi.

💾

<p>Netanyahu hükümetinin Gazze'ye yönelik acımasız müdahaleleri İsrail'deki muhaliflerin de tepkisini çekiyor.İsrail'de yayın yapan muhalif Hareetz gazetesinde dünyada "katil topluluk" olarak anıldıklarını açıklayan bir analiz hazırladı.</p>

<p>Hareetz Gazetesi ayrıca İsrail medyasına uygulanan sansür nedeniyle Gazze’de yaşanan insani felaketi gündeme getirmeyen ana akım medyayı da sert bir dille eleştirdi.</p>

NATO Türkiye'ye sırtını döndü!

NATO Türkiye'ye sırtını döndü! Geçtiğimiz yıl NATO Savunma Bakanları Toplantısı için Brüksel’e giden Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, kırmızı halı ve üst düzey protokolle karşılanmıştı. Ancak bu yılki görüntü oldukça farklıydı. Aynı havaalanında Yaşar Güler’i karşılarken bu kez ne kırmızı halı serildi ne de üst düzey yetkililer hazır bulundu. Askeri karşılama alt düzeyde kaldı. NATO’DA SAVUNMA MESAJI Güler, Brüksel’de gündemi de değerlendirdi. AB’nin 150 milyar Euro’luk SAFE savunma fonuna ilişkin Güler, AB ile “geleceğin güvenliğini birlikte inşa etmek için” iş birliğini kuvvetlendirmeyi istediklerini belirtti. Bakan Yaşar Güler, “Türkiye’nin, Suriye’deki askerlerini geri çekme planı yok” ifadesini kullandı ve İsrail’i ‘barışı baltalamakla suçladı.

Ukrayna, Rusya’nın 40 nükleer uçağını vurdu!

İstanbul'da düzenlenecek Rusya Ukrayna zirvesi öncesi Ukrayna gizli servisi, savaşın başlamasından bu yana komplike saldırılarından birini gerçekleştirdi. Ukrayna'nın verdiği bilgiye göre, tahta konteynerler içinde yüzlerce insansız hava aracı Rusya'ya sokuldu. Bu konteynerler kamyonlara yüklendi, stratejik noktalara taşındı. İşaret verildiği anda da, eş zamanlı olarak konteynerler açıldı ve insansız hava araçları Rusya'nın 5 üssüne konuşlu 40 kadar nükleer kapasiteli savaş uçağını etkisiz hale getirdi. UKRAYNA’NIN SALDIRISINDA MİLYONLARCA DOLARLIK ZARAR Özellikle Ukrayna’nın saldırısında savaş tarihini değiştirecek detaylar dikkat çekti. Rusya’nın içlerine kadar sokulan TIR’lardan küçük kamikaze İHA'ların fırlatıldı ve bu İHA'ların milyonlarca dolar değerindeki uçakları imha ettiği belirtildi. Saldırıda vurulduğu belirtilen A-50 uçakları imha edildi. Rusya’nın envanterinde bu uçaklardan 10’dan az sayıda bulunuyor. Bir A-50 uçağının tahmini maliyeti 350 milyon dolar civarında. Saldırıya uğrayan diğer uçaklardan Tu-95, Sovyetler dönemine ait ve seyir füzeleri taşıyabiliyor. Tu-22 ise saatte 4 bin kilometre hıza ulaşabilen süpersonik bir bombardıman uçağı. Bu model yalnızca ABD üretimi Patriot veya İtalyan-Fransız yapımı SAMP-T sistemleriyle düşürülebiliyor. Tu-160 ise halen aktif görevdeki en büyük bombardıman uçağı olarak kabul ediliyor. Ukrayna'nın vurduğu Rus üslerinin uzaklığının binlerce kilometre olması ise gündeme oturdu. Rus istihbaratında yaşanan açığı da gözler önüne seren saldırı sonrasında İstanbul görüşmelerinin nasıl geçeceği ise merak konusu oldu. GÖRÜŞMELER YARIN Öte yandan Rusya ve Ukrayna arasında yarın İstanbul'da yapılması beklenen görüşmelere ilişkin bilgi veren Dışişleri Bakanlığı kaynakları, müzakerelerin saat 13’te Çırağan Sarayı’nda yapılmasının planlandığını bildirdi.

AB şantajı: Fondan yararlan, Ege’yi yunanistan’a bırak!

Avrupa Birliği (AB), 150 milyar Euro’luk SAFE savunma fonunu devreye soktu. Türkiye de bu dev pastadan pay almak istiyor. Ancak fonun kapıları her ülkeye açık değil. sözcünün haberine göre, AB adayı ülkelerin katılımı için güvenlik anlaşması şart. Tüm üyelerin de onayı gerekiyor. Bu noktada Yunanistan devreye giriyor ve Ankara’dan Ege’deki “casus belli” (savaş sebebi) kararını çekmesini istiyor.  MITÇOTAKIS’TEN MESAJ Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Türkiye AB’nin savunma fonlarından yararlanmak istiyorsa, 30 yıllık savaş tehdidini kaldırmalı” dedi. Miçotakis’in işaret ettiği tehdit, TBMM’nin 1995’te aldığı ve Yunanistan’ın karasularını 6 milin üzerine çıkarması halinde bunun savaş sebebi sayılacağını ilan eden karar. Fona geniş haklarla katılabilmek için AB’yle ikili güvenlik anlaşması şart ve bu da tüm üyelerin onayını gerektiriyor. Yunanistan, bu aşamada Türkiye’ye veto uygulama tehdidini gündemde tutuyor. AB tüzüğünün 16’ncı maddesi, “güvenlik çıkarlarını tehdit eden ülkenin” dışlanmasına izin veriyor. AB’NİN İHTIYACI VAR! Türkiye’nin savunma sanayi alanında üretim kapasitesi üst düzeyde. Avrupa’nın üretim kapasitesi ise daha sorunlu. Türkiye’de geliştirilen Bayraktar TB2 gibi sistemler NATO standartlarında üretiliyor ve pek çok AB ülkesi tarafından da kullanılıyor. Almanya, İtalya, İspanya gibi ülkeler, Türkiye’nin SAFE fonuna katkısına sıcak bakıyor. Yunanistan’ın itirazları süreci kilitleyebilir. YANIT BEKLEYEN SORU Ankara, Avrupa’nın savunma mimarisinde daha etkin rol almak istiyor. Ancak bu istek Ege’deki kırmızı çizgilerle çakışıyor. Türkiye, karasuları ve adaların silahsızlandırılması konularında geri adım atmazken; Yunanistan bu konulardaki “sessizlik” karşılığında fona erişime yeşil ışık yakabileceğini ima ediyor. Şimdi ise kritik soru şu: Türkiye SAFE’ye katılmak için Ege’den vazgeçer mi? Türkiye’nin ilan ettiği ‘casus belli’ kararı kalkar ve karasuları 6 milden 12 mile çıkarsa, Ege’nin yüzde 70’i Yunanistan’a geçiyor ve Ege fiilen Yunan gölüne dönüşüyor. Türk gemileri Çanakkale’den çıktıktan sonra Atina’dan izin almak zorunda kalıyor. Vazgeçilen kırmızı çizgiler Türkiye, son yıllarda dış politikada birçok “ilkesel” duruşunu ekonomik gerekçelerle esnetti. İşte daha önce yaşanan ‘U dönüşleri’nden bazıları: - Darbeci Sisi’den Dostum Sisi’ye: Mısır’daki askeri darbeye sert tepki gösterildi, yıllarca diplomatik ilişki kurulmadı. Şimdi Erdoğan ile Sisi samimi pozlar veriyor. - BAE 15 Temmuz’un ‘finansörü’ydü:FETÖ’nin darbe girişiminin arkasında olmakla suçlanan Birleşik Arap Emirlikleri’yle milyarlarca dolarlık yatırım anlaşmaları imzalandı. - Kaşıkçı cinayeti unutuldu: Gazeteci Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki konsolosluk binasında vahşice öldürüldü. Türkiye bu cinayetin ‘takipçisi’ olacaktı. 2022’de dava Suudilere devredildi. Prens Selman Ankara’da kırmızı halıyla karşılandı. - AB ile ‘Mülteci pazarlığı’: Geri Kabul Anlaşması’yla mülteciler Türkiye’de tutuldu. Karşılığında 6 milyar Euro alındı ama vize serbestisi gelmedi. - Mavi Vatan’dan geri adım: AB ile yeniden ticari müzakere başlatmak için Doğu Akdeniz’deki sert söylem yumuşatıldı, sismik araştırmalar durduruldu.

NATO tatbikatı Türkiye'yi vuracak!

"NATO güçleri, sınırlarımızın biraz ötesinde, 9 Haziran’a kadar sürecek bir tatbikata başladı. Olası savaş senaryoları için güçlerini, örgütlülüklerini, eşgüdümlülüklerini tahkim edecekler. Siyaset ve diplomasi alanında arka arkaya attığı adımlarla bölgedeki hâkimiyetini artırma peşinde olan ABD, suç örgütü NATO aracılığı ile bu hâkimiyeti biraz daha güçlendirmeye çalışacak. Peki kimi hedef alıyorlar bu tatbikatla? Müttefiklerini mi? NATO üyesi olmayan ülkeleri mi? Yoksa bazı basın ve siyaset çevrelerince ima edildiği gibi, Türkiye’yi mi? Hepsi ve hiçbiri. Giderek iç çatışmaları artan emperyalist sistem içindeki tüm aktörler, buradan kendilerine mesaj çıkarabilir. Savunma harcamalarını GSYH’lerinin %5’ine çıkarmaları tavsiye edilen tüm NATO ülkeleri, kendi savunma planı üzerine çalışan Avrupa, emperyalist rekabetin başlıca aktörlerinden Çin ve daha birçok aktör bu tatbikatı izleyerek notlar alabilir. Ama mesajın ve tehdidin en büyüğü, bu ülkelerin yönetenlerine değil, emekçi halklarına. Dünyadaki çelişki ve çatışmaların böylesine arttığı bir dönemde, savaş provalarının ve verilen mesajların gerçek bir çatışmaya evrilmesi, bazen derin bir hesap bazense anlık bir hesap hatası meselesidir. Bu tatbikatın bir kez daha gösterdiği, öyle bir an geldiğinde, dört bir yanımızın halka düşman suç örgütü NATO’nun askerleri ve üsleriyle çevrili olacağı gerçeğidir. Daha da önemli olan ise, bu askeri varlığın kendi içimizde ve topraklarımızda da mevcut olmasıdır. Sürmekte olan NATO tatbikatı, yalnızca ülkemizin değil, Yunanistan’ın, Bulgaristan’ın ve tatbikata katılan diğer Balkan ülkelerinin halklarının güvenliğine yöneltilmiş bir tehdittir. NATO ve ABD üsleriyle donatılan Ege’de konuşlandırılan silahların ucunda, iki kıyıda da emekçi halk durmaktadır. Karadeniz’de, Ege’de ve dünyanın başka yerlerinde savaşları önleyecek ve savaşçı NATO’nun hazırlıklarını boşa çıkaracak bir tek şey var: O da, emperyalist planların karşısında dimdik duracak örgütlü bir halk. Böyle etkili bir karşı koyuş için NATO’nun bizim iç meselemiz olduğu gerçeğini hatırlamalıyız. Her ne kadar uluslararası boyutları olsa da, NATO, ülkemiz için sadece bir dış politika gündemi olarak ele alınamaz. İçimizdeki NATO, sermaye iktidarının çıkarlarını korumakta, halkımızın güvenliğini hedef almaktadır. Öyleyse işe buradan başlamalıyız. Türkiye NATO’dan çıkmalı. NATO da tüm askerleri ve üsleriyle ülkemizden çıkmalı. NATO’ya sadakat yemini eden iktidar ve muhalefetin toplumdaki anti-emperyalist hassasiyeti suistimal etmesine izin vermemeli, NATO’nun ve NATO’cuların karşısında emekçi halkın örgütlü gücüyle durmalıyız. Ülkemizdeki NATO karşıtı sesi yükseltmeli, bu sesi diğer ülkelerin emekçilerinin seslerine katmalı, onları da cesaretlendirmeliyiz. Bu ses, NATO’yu defedişimizi hızlandıracak ve emperyalist saldırganlığı geriletecek yegâne güç olacaktır."

Af düzenlemesi Meclis'te... Neleri kapsıyor?

AK Parti milletvekillerinin hazırladığı “10. Yargı Paketi” TBMM’ye sunuldu. Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda noter cezaları, hapis cezaları, trafik güvenliği ve internet yayınlarına yönelik düzenlemeler getiriliyor.ANKARA (İGFA) - AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kamuoyunda “10. Yargı Paketi” olarak bilinen düzenleme, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararlarına uyum sağlayan teklif, noterlik, ceza, trafik, internet yayınları ve çocuk hükümlüler gibi birçok alanda değişiklik öngörüyor. TBMM'nin resmi internet sitesinden derlenen içeriğe göre, İcra ve İflas Kanunu: İstinaf ve temyiz başvurularında davanın açıldığı tarihteki parasal sınırlar esas alınacak. Yeniden değerleme artışları, bozma veya kaldırma kararları sonrası verilen kararlarda uygulanmayacak. Teklif, AYM kararlarına uyum sağlamayı, cezai caydırıcılığı artırmayı, çocuk hükümlülerin rehabilitasyonunu desteklemeyi ve trafik güvenliğini güçlendirmeyi hedefliyor. NOTERLİK KANUNU Noterlere, görevlerine aykırı davranışlarda uyarma, kınama, para cezası, geçici işten çıkarma veya meslekten çıkarma cezaları verilecek. Meslekten çıkarma hariç benzer eylemler de cezalandırılacak. 5 yıl içinde yeni bir disiplin suçu işleyen notere bir üst derece ceza uygulanacak. İlk kez suç işleyen olumlu sicile sahip noterlere hafif ceza verilebilecek. Disiplin soruşturmaları için 3 yıl, ceza için 5 yıl zamanaşımı olacak. Ortak cari hesap gelirlerini zamanında yatırmayan noterlere yönelik cezalar düzenleniyor. CEZA KANUNU Suça Teşebbüs Ağırlaştırılmış müebbet yerine 14-21 yıl, müebbet yerine 10-18 yıl hapis cezası verilecek. Hapis cezası alt sınırı 1 yıldan 1,5 yıla, basit yaralamada 6 ay-1,5 yıl, kadına karşı işlenirse 9 ay olacak. Ağır sonuçlu yaralamalarda cezalar 4-9 yıla yükseltilecek. Ölümle sonuçlanan yaralamalarda ceza 10-14 yıla çıkacak. Malvarlığına zarar tehdidinde hapis cezası alt sınırı 2 ay, nitelikli tehditlerde üst sınır 7 yıl olacak. Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar suç kapsamına alındı. Toplu alanlarda işlenen suçlara cezalar yarıdan bir kata kadar artacak. Tehlikeli araç kullananlara hapis cezası alt sınırı 3 aydan 4 aya, alkollü veya uyuşturucu etkisinde araç kullananlara 6 aya çıkarılacak. Ulaşım araçlarının hareketini engelleyenlere 1-5 yıl, hava araçlarında 5-10 yıl hapis cezası verilecek. Kasıtlı suçlarda 3 yıl, taksirli suçlarda 5 yıl ve altında cezaya mahkum çocuklar doğrudan çocuk eğitimevlerinde kalacak. Firar eden veya disiplin cezası alanlar kapalı cezaevine gönderilecek. 15 yıl ve altında cezalı çocuk tutuklular eğitimevlerinde barındırılabilecek. İNTERNET YAYINLARINA AYAR Söz konusu pakette internet yayınlarıyla ilgili düzenleme de yer aldı. İnternet yayınlarında AYM kararıyla “içeriğin yayından çıkarılması” tanımı değiştirildi. Kişilik hakları ihlallerinde sulh ceza hakimliği 24 saat içinde içerik kaldırma veya erişim engelleme kararı verecek. İhlalin açıkça anlaşılamadığı durumlarda başvuru reddedilecek. Sosyal ağ sağlayıcıları kararları 24 saat içinde uygulamazsa bant genişliği yüzde 50, 30 gün içinde içeriği kaldırmazsa yüzde 90 daraltılabilecek. Pakette "Hakimler ve Savcılar Kurulu" ile ilgili düzenlemede görev süresi biten yüksek mahkeme üyeleri otomatik olarak eski görevlerine dönecek. Adli ve idari yargıdan seçilen üyeler, görev bitiminde tercih ettikleri yere atanacak veya Yargıtay/Danıştay üyeliğine seçilebilecek. 80 yaş üstü hükümlülere 6 yıla kadar konutta infaz imkanı tanınacak. Ağır hasta veya engelli hükümlülerin cezaları konutta çekilebilecek. Yeni doğum yapan kadınlar 5 yıl ve altında cezalarını konutta infaz edebilecek.

MY Kıbrıs Gazetesinin, TDH Derneği Gn. Bşk. Sayın Yalçın MIHÇI‘yla söyleşisi

MY Kıbrıs Gazetesinin, Türk Dünyasının En Büyük STK'sı TDH Derneğinin Genel Başkanı Sayın Yalçın MIHÇI‘yla söyleşisi "Kıbrıs bizim milli davamızdır." diyen Atatürk’ümüzün emir ve görüşleri doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs ziyareti tamamlanmış bulunuyor. Genel Başkanımız Sayın Yalçın Mıhçı Kıbrıs Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ve STK'lar ile yaptığı görüşmelerini Kıbrıs basınıyla söyleşiler yaparak tamamladı. TDH Derneği Genel Başkanı Sayın Yalçın Mıhçı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar'a nezaket ziyaretinde bulundu. Türkçemizin öneminin ve Türk Dünyasının güncel sorunlarının konuşulduğu ziyaret son derece yapıcı ve yararlı bir ortamda gerçekleşti. Toplantıda ayrıca Sayın Mıhçı, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar'a "Atatürk'üm Gülüyor" adlı kitabını imzalayıp takdim etti.  KKTC'mizin önde gelen ressam ve mimarlarından Sayın Gülsün Karadayı, Basın Danışmanı Sayın Figen Atalay ve diğer yetkililerin katıldığı toplantı Yavru Vatan'dan Ana Vatan'a selam ve sevgi dilekleriyle sonlandı... Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar'a konukseverlikleri için çok teşekkür ediyor, Kıbrıs Türklerimize en içten sevgilerimizi gönderiyoruz.  TDHD-Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği  Kıbrıs’ın en saygın gazetelerinden My Kıbrıs Gazetesi Sayın Genel Başkanımızla bir röportaj gerçekleştirdi.  Röportajı Gerçekleştiren Sayın Ramazan Çelikel ve kameraman Sayın  Samet Karakoç‘a TDH Türk Haber olarak teşekkür ediyoruz ve Kıbrıs Türklerimize en içten saygı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Röportajdan bir kesiti aşağıda bulabilirsiniz. Saygılarımızla. TDH TÜRK HABER My Kıbrıs Gazetesi  Fiziksel görünümüyle Atatürk'e benzeyen ve pek çok yapımda Atatürk'ü canlandıran sanatçı Yalçın Mıhçı, “Benzerlik Tanrı'nın bana verdiği bir torpil diyelim yoksa Atatürk'e kimse benzemez. Kaşla gözle Atatürk olunmuyor." dedi. Türkçenin Diriliş Hareket Derneği kurucu genel başkanıyım. Konservatuvar mezunu müzisyenim. 500’ün üzerinde bestem var. Bir şiirim Amerika'da yılın şiiri seçildi, Beyaz Saray arşivlerine de girdi. Konservatuvarda Türk Sanat Müziği eğitimi aldım, bununla birlikte Amerika’da biraz da caz çalıştım. Bir ülkenin kültürü o ülkenin kimlik kartıdır. Eğer ülkenin kimliği bozulursa sömürge olur ülke, bu da ilk önce dili bozularak yapılır. Dilimize sahip çıkma için Türkçe'nin Diriliş Hareketi’ni kurduk, sonra dernekleşti. şu anda 30 milyon takipçisi var. Sözcüklere çok, dikkat ediyoruz.  ‘Selfie’ yerine ‘özçekimi’ bulan biziz. Ses bayrağımızdır dilimiz bizim. Kubilay filminde oynadım, tiyatroda Atatürk'ü canlandırıyorum. Kastamonu'da şapka devrimini tanıtıyorum, Samsun'da 19 Mayıs'larda aynı ata, arabaya biniyoruz. Atatürk'ün yapmış olduğu, bize bıraktığı bütün eserleri tekrar hatırlatmaya çalışıyoruz. Atatürk'ün ruhunun bende yaşadığını düşünüyorum.  Gerçekten Atatürk gibi düşünüyorum. Herkes soruyor; Nasılsın? Ben daima ‘İyiyim’ diyorum. Çünkü, yorulmamak üzere yola çıkarsanız ancak, o zaman her işi başarabilirsiniz ve Atatürk gibi de düşünmüş olursunuz. Cuma günü sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile görüştük, kendisine yazdığım ‘Atatürk’üm gülüyor’ kitabını da takdim ettim. Burada neler yapabileceğimizi konuştuk. İleride gelip burada elimden gelen her şeyi yapacağım. Atatürk gerekeni söylemiş zaten, bu güzel Kıbrıs'a çok dikkat edelim, hiçbir zaman Kıbrıs'ı elden çıkartmayalım, Kıbrıs daima bizim göz bebeğimizdir.

Apo yeniden sayın oldu!

Apo yeniden sayın oldu! DEM Parti'nin İmralı heyeti merakla beklenen açıklamayı yaptı! DEM Parti İmralı heyeti, devam eden görüşme sürecine ilişkin beklenen açıklamayı yaptı. Yapılan açıklamada "Hemen tüm görüşmeler samimi ve umut verici düzeyde olumlu geçmiştir. Çeşitli hususlarda kaygı ve öneriler var" denildi. Açıklamada sürecin adını 'barış süreci' olarak değerlendirildi, açıklamada 4 kez 'Sayın Öcalan', 2 kez 'Kürt sorunu' ifadesi kullanıldı. Öncelikle bizi nezaket ve hüsnükabulle karşılayarak kıymetli görüş ve önerilerini paylaşan, kaygı ve eleştirilerini son derece yapıcı bir dille ifade eden tüm siyasi partilerimize ve sayın liderlerine en içten saygı ve teşekkürlerimizi sunmak isteriz. Ziyaret gündemlerimizin ana eksenini, Sn. Öcalan ile yaptığımız görüşmenin sonuçlarının aktarımı ve ortaya çıkan yeni durumun karşılıklı olarak değerlendirilmesi oluşturmuştur. Bunlar da özetle, Kürt sorununa ve bundan kaynaklı çatışmalı sürece kalıcı çözüm bulmak için pozitif katkı sunma istek ve iradesine, Türk-Kürt kardeşliğinin güçlendirilmesinin tarihsel sorumluluğuna, Ortadoğu’da yaşanan köklü ve geri döndürülemez gelişmelerin yüklediği sorumluluğa, TBMM ve demokratik siyasetin sorunun en önemli çözüm zeminini oluşturduğuna odaklanmıştır. Hemen tüm görüşmeler samimi ve umut verici düzeyde olumlu geçmiştir. Sayın liderler ve heyetleri, ilkesel olarak barış sürecine desteklerini bildirmişlerdir. Bununla birlikte çeşitli hususlarda kaygı ve önerileri de olmuştur. Bunlar da temelde sürecin şeffaflığı ve TBMM bünyesinde yürümesi/yürütülmesi hususlarında toplanmaktadır. Bu görüşmeler süresince heyetimizin, kaygıları ve soru işaretlerini gidermeye dönük açıklamaları ve sunumları olmuştur. Görüşmelerden edindiğimiz izlenim, tüm siyasi partilerde Kürt sorunundan kaynaklı çatışmalı ve gerilimli süreci geride bırakma hususunda ortak bir arzu ve irade bulunduğu yönündedir. Bunu aşarak ülkemizdeki tüm etnik, dini ve mezhebi unsurların birlik ve kardeşliğini geliştirmenin herkesin yararına ve hayrına olduğu ise ortak fikirdir. Buna paralel bir husus da barış sürecinin genel demokratikleşmeye ve demokratik siyaset alanının genişlemesine vesile olması gerektiğidir. Cezaevlerinde başkanlarımız ve arkadaşlarımızla yürüttüğümüz tartışmalarımız son derece olumlu sürmüştür. Sn. Öcalan’ın ve DEM Parti’nin bu süreçte üstleneceği role dair açık desteklerini belirtmişler, siyasal ve toplumsal zeminin güçlendirilmesi yönünde üzerlerine düşen pozitif katkı sorumluluğunun gereklerini yerine getireceklerini ifade etmişlerdir. Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşliğe odaklandığımız bu dönemde, yazılı ve görsel basında zaman zaman karşılaştığımız ayrıştırıcı ve önyargılı üslup ve bunun yarattığı spekülasyon alanı işimizi güçleştirmektedir. Bu sürece dair herkesin, her toplumsal kesimin beklentileri ve ümitleri olduğu kadar kaygıları, hassasiyetleri ve soru işaretleri de vardır. Bunun bilincindeyiz. Hal böyle iken, kulaktan dolma dahi denilemeyecek uydurma söylemleri üreterek dolaşıma sokmak ve yer yer ahlaki sınırları dahi zorlayıcı gündemler oluşturmaya çalışmak, olsa olsa sonucu itibariyle savaş çığırtkanlığına bağlanmaktır. Tüm iyi izlenimlerimizle birlikte en kısa zamanda Sn. Öcalan’a bir ziyaret gerçekleştirip sürecin sağlıklı yöntemlerle barışa ulaşması için hiçbir emeği esirgemeyeceğiz. Kamuoyunun bu çabalarımıza verdiği desteğin sürdürülmesi, barışın ve çözümün inşasında en kıymetli yapı taşı olacaktır. Sevgi ve saygılarımızla."

İran'ın Türkiye-Azerbaycan Koridorunu Kesme Çabası

İran Devrim Muhafızlarının Poldeşt’teki Arazi Satın Alımı: İran'ın Türkiye-Azerbaycan Koridorunu Kesme Çabası Gazeteci, Araştırmacı: Mesut HARAY Zeynep Süleymani’nin 5.000 Hektarlık Arazi Hamlesi Kasım Süleymani’nin kızı Zeynep Süleymani’nin, İran’ın Batı Azerbaycan Eyaleti’ndeki Poldeşt ilçesinde yaklaşık 5.000 hektar arazi satın aldığı bildirildi. Bu araziler, Türkiye, Nahçıvan ve Güney Azerbaycan sınırlarına yakın Zengene Ovası ve Şiblu bölgelerinde yer almakta. Stratejik konumu nedeniyle bu gelişme, bölgesel jeopolitik denge açısından dikkatle izlenmesi gereken bir hamle olarak öne çıkıyor. Coğrafi ve Stratejik Önemi Satın alınan arazi, Türkiye ile Nahçıvan’ı bağlayan kritik iletişim ve ticaret koridoruna yakın bir bölgede yer almakta. Bu durum, arazinin gelecekte Türkiye-Azerbaycan bağlantısını kesme veya zayıflatma amacıyla kullanılabileceği endişesini doğuruyor. Bölgedeki stratejik geçiş noktalarının İran Devrim Muhafızları tarafından kontrol altına alınması, iki Türk devleti arasındaki güvenlik ve ekonomik iş birliğine ciddi zarar verebilir. Ekonomik Boyut ve Şüpheler Toplam maliyeti yaklaşık 10.000 milyar tümen olarak tahmin edilen bu yatırımın finansmanı büyük bir soru işareti oluşturuyor. Yerel halkın, bu büyüklükte bir yatırım için dışlanmış olması ve ekonomik kalkınma projelerinden mahrum bırakılması, İran hükümetine yönelik eleştirileri artırıyor. Devrim Muhafızları’nın Rolü ve Potansiyel Planlar Bu hamle, Zeynep Süleymani’nin bireysel girişiminden çok, İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki askeri ve stratejik hedefleri doğrultusunda atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor.  İran’ın bu bölgedeki etkisini artırma çabaları, Türkiye ve Azerbaycan’ın güvenlik politikalarını doğrudan etkileyebilir. Bölgenin tarım projeleriyle kamufle edilerek askeri ve stratejik planlara hizmet etme ihtimali oldukça yüksek. Sonuç olarak İran'ın Güney Azerbaycan toprakların Poldeşt bölgesinde bu stratejik arazi hamlesi, bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek nitelikte bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye ve Azerbaycan, bu tür hamlelerin etkisini azaltmak ve bölgedeki güvenliği sağlamak için ortak hareket etmek zorundadır. İran’ın bölgedeki bu girişimleri, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik açıdan da titizlikle değerlendirilmelidir. Haber Editörü MESUT HARAY mesutharay@gmail.com

3. Dünya savaşı fiilen başladı

NATO, Rusya'nın Ukrayna'ya hipersonik orta menzilli füzeyle saldırması hakkında görüşmek üzere acil toplantı düzenleyecek. Reuters'ın haberine göre 2023'teki NATO Zirvesinde alınan kararla kurulan NATO-Ukrayna Konseyi, Ukrayna’nın talebi üzerine ilgili yetkililerin katılımıyla 26 Kasım Salı günü toplanacak. ABD ve İngiltere'nin Batı üretimi gelişmiş silahlarla Ukrayna'nın Rusya'yı vurmasına izin vermesine karşılık olarak Rusya Ukrayna'nın Dnipro kentine orta menzilli hipersonik balistik füzeyle saldırdı. NATO, müttefik ülkelerin NATO büyükelçileri ve Ukraynalı mevkidaşlarından oluşan NATO Ukrayna Konseyi'nin Ukrayna'nın talebi üzerine toplanacağını teyit etti fakat görüşmelerin konusu hakkında detay vermedi. NATO GENEL SEKRETERİ TRUMP İLE GÖRÜŞECEK The Washington Post'un NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Rusya'nın Ukrayna gündemi ile ilgili Donald Trump ile bir araya gelmeyi planlanladığını yazmasının ardından Hollanda basını Rutte'nin Florida'ya geçtiğini yazdı. Hollanda'nın devlet kanallarından NOS'un Havacılık muhabiri Menno Swart'a dayandırdığı bilgiye göre, eski Hollanda Başbakanı ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ocak ayı sonunda ABD'nin yeni başkanı olarak göreve başlayacak olan Donald Trump ile görüşmek üzere Hollanda hükümet uçağıyla Florida'ya geçti. '3'NCÜ DÜNYA SAVAŞI BAŞLADI' Eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gidişatıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Savaşın boyut değiştirdiğini belirten Zalujni, 3. Dünya Savaşı'nın artık başladığını ifade etti.

Tutuklanan Mahruki'ye BTP'den mesaj ve ziyaretli destek

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki’nin sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasına tepki gösterdi.İSTANBUL (İGFA) - BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Nasuh Mahruki’nin kaçma şüphesi yok, delil karartma şüphesi yok, katalog suç değil neye göre tutukluyorsun? Bu tutuklamalar önümüzdeki süreçte hukukun sopa olarak daha da aktif kullanılacağının göstergesi” diyerek duruma tepki gösterdi. Bu arada BTP MYK Üyeleri Avukat Ahmet Haydar Özdoğan ve Avukat Mustafa Hayri Ergan Nasuh Mahruki’yi tutuklu bulunduğu Marmara Cezaevinde ziyaret etti. Görüşmeye ilişkin açıklama yapan Özdoğan, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın talimatıyla Mahruki'yi ziyaret ettiklerini belirterek, kendisine genel başkan Baş'ın selamlarını ve desteklerini ilettiklerini kaydetti.   “İnşallah bu yanlıştan en kısa zamanda dönülür, kendisi de özgürlüğüne kavuşur" diyen Özdoğan, "Kendisi aynı zamanda 99 depreminde insanların gönlünde taht kurmuş bir insan, kaçma şüphesi yok, delil karartma şüphesi yok. Sayın Mahruki’nin burada bulunması hukuka tamamen aykırı. Kendisinin bir gazeteci sıfatı da var.  Onun için en kısa zamanda bu yanlış karardan dönülmesini ümit ediyoruz. Kendisi İnşallah en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur" değrlendirmesinde bulundu.

G20 sonrası 'Dünya 5'ten büyüktür' vurgusunu yineledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Brezilya'nın Rio De Janeiro kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi'ndeki temaslarını tamamlamasının ardından basın toplantısı düzenledi. Uluslararası kuruluşların iflasına tanıklık edildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünya 5'ten büyüktür" vurgusunu yineledi.ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi sonrası yaptığı basın açıklamasında, "Batılı güçlerin desteğiyle İsrail'in bölgemizde estirdiği devlet terörünün insani maliyeti her geçen gün artmaktadır." dedi. Zirveye ev sahipliği yapan Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva'ya şahsı, eşi ve heyete gösterdikleri hüsnükabul için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında, dönem başkanının davetlisi olanlarla birlikte 35'i aşkın ülkenin devlet ve hükûmet başkanlarıyla, uluslararası teşkilatların temsilcileriyle bir araya geldiklerini söyledi. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin geçmiş yıllarda olduğu gibi G20 faaliyetlerine bu yıl da aktif olarak katkıda bulunduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brezilya'nın 2024 dönem başkanlığı için son derece isabetli şekilde belirlediği üç öncelik olan "açlık, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele", "enerji geçişi ve sürdürülebilir kalkınma" ile "küresel yönetişim kurumlarının reformu" başlıklarının yakından takip ettikleri önemli meseleler olduğunu söyledi. "ULUSLARARASI KURULUŞLARIN İFLASINA TANIKLIK EDİYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin Küresel Yönetişim Kurumlarının Reformu başlıklı oturumunda mevcut uluslararası sistemin bir an önce adil ve katılımcı temelde ıslah edilmesi gerekliliğinin vurgulandığını belirtti. COVID-19 salgınında, ülkeler arası yardımlaşmanın büyük oranda iflas ettiğine şahit olunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Şimdi de tüm insanlığın vicdanını sızlatan savaşlar, doğal felaketler ve zulümler karşısında uluslararası kuruluşların iflasına tanıklık ediyoruz. Bu kuruluşların en başında temel görevi küresel istikrarı ve barışı korumak olan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi geliyor. BM Güvenlik Konseyi, BM üyesi 193 ülkenin hak, hukuk kaygılarını gözetmek yerine sadece 5 daimi üyenin çıkarlarını önceleyen ve bu 5 ülkeye hizmet eden elitist bir yapıya dönüşmüştür. Bunun günümüzün çoğulcu dünyasında hiçbir makul, mantıklı, tutarlı izahı olamaz. Her fırsatta ifade ettiğim gibi dünya beşten büyüktür. Yine çok yakınımızdaki bir bölgede Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş bu gerçeği bir kez daha tüm insanlığın yüzüne çarpmıştır. Türkiye olarak daha adil bir düzenin inşasını hedefleyen gayretlerimizin merkezinde etkili bir BM sistemi, onun da odağında Güvenlik Konseyi reformu vardır. 11 yıl önce ilk kez dillendirdiğimiz bu önemli tespitimizin her geçen gün daha geniş kitleler tarafından benimsendiğini görüyoruz. Özellikle mevcut mekanizmaların dışladığı, mağdur ettiği, sesine ve taleplerine kulak tıkadığı Latin Amerika, Afrika ve Asya'dan ciddi destek alıyoruz. Rio Zirvesi bunun adeta bir ispatı oldu. 11 sene evvel açtığımız yolun bugün veya yarın ama bir gün mutlaka menzile varacağına yürekten inanıyorum." Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin izlerini silmek için bugüne kadar 71,5 milyar dolar harcama yapıldığını bildirdi. Ekonomide 2023 yılını yüzde 5,1 oranında büyümeyle kapatarak, 14 yıl boyunca kesintisiz büyüme sürecini devam ettirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024 yılının ilk yarısında büyümemiz yüzde 3,8 olarak gerçekleşti. Millî gelirimizin 2024 sonunda 1 trilyon 331 milyar dolara ve kişi başına gelirimizin ise 15 bin 551 dolara yükselmesini bekliyoruz. Tüm dünya gibi bizim de en büyük endişemiz yüksek enflasyondur. Amerika ve Avrupa dâhil pek çok yerde son 60-70 yılın zirvelerini gören enflasyon baskısından herkes gibi biz de olumsuz etkilendik. Dezenflasyon sürecimiz 2024 yılı haziran ayından itibaren başladı ve 2025 yılında da devam edecek. Son bir yılda toplam istihdamı 1,1 milyon kişi arttırarak, işsizlik oranımızı yüzde 8,6'ya düşürdük. Ekim ayında yıllıklandırılmış ihracatımız toplam 262,3 milyar dolarla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Bir başka güçlü olduğumuz alan olan turizmde, 2024'ün ilk 9 ayında 47 milyar dolar gelirle rekor kırdık. Yıllık cari açığımızı 10 milyar doların altına indirerek, dış kırılganlığımızı giderdik." diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Maas

ANTALYA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Türkiye olarak göç konusunda ahlaki ve insani sorumluluklarımızı yeterince yerine getirdik. Bizim artık ilave bir mülteci yükü kaldırmamız söz konusu değildir." dedi.

Çavuşoğlu, Antalya'da Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Çavuşoğlu, Afganistan'dan Türkiye'ye gelmek isteyen Türk vatandaşlarının tahliyesinin güvenli bir şekilde gerçekleştiğini söyledi.

Kabil Havaalanı'nın güvenliğini sağlayan güvenlik güçlerinin ve büyükelçilik görevlilerinin özverili bir şekilde çalıştığını belirten Çavuşoğlu, tahliye zamanında görevlilerin havalimanında çalışmalarını yürüttüğünü, şu anda ise büyükelçilik binasına döndüklerini kaydetti.

Afganistan'da insani krizin endişe verici boyuta ulaştığını ifade eden Çavuşoğlu, ülkenin yarısından fazlasının acil insani yardıma muhtaç olduğunu dile getirdi.

Bölgedeki 10 milyona yakın çocuğun hayatının kuraklık, açlık ve salgın nedeniyle tehlikede olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, uluslararası toplumun Afganistan'a insani yardımlarını artırması gerektiğini vurguladı.

Afganistan'da 3,5 milyon kişinin yerinden edildiğini anlatan Çavuşoğlu, "Afganistan kaynaklı göç akını, kriz boyutuna ulaşırsa sadece bölge ülkeleri değil Avrupa dahil herkes etkilenir. Suriye krizinden dersler çıkartılmalı. Birlikte bu konuda çözümler üretmeliyiz. Bu konuyu da biraz önce ele aldık. Türkiye olarak göç konusunda ahlaki ve insani sorumluluklarımızı yeterince yerine getirdik. Bizim artık ilave bir mülteci yükü kaldırmamız söz konusu değildir." diye konuştu.

Kabil Havaalanı'nın güvenliğinin nasıl sağlanacağına ilişkin soruya Çavuşoğlu, "Havaalanı konusu gerçekten ciddi bir konu, bunu titizlikle değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde daha detaylı incelemelerde bulunulacak. Özellikle sivil uçuşlara." diye yanıt verdi.

Çavuşoğlu, Afganların Türkiye'de tutulacağı iddialarına ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

"Maalesef dezenformasyon böyle durumlarda çok daha yaygın oluyor, hatta bazen de etkili olabiliyor. Özellikle ABD ve İngiltere'nin Afganları ülkeden çıkardıktan sonra Türkiye'de belli bir süre tutacağına dair iddialar ortaya atıldı. O ülkeler bunu yalanladı. Gerçekten de hiçbir ülkeden bugüne kadar 'Göçmenleri Afganistan'dan çıkardıktan sonra daha doğrusu tahliye edilen kişileri Türkiye'de belli bir süre tutalım' teklifi hiç olmadı. En başta vize konusunda ABD'nin bir açıklaması oldu, biz de zaten net bir şekilde ona karşı çıktık. Böyle bir teklif ne Almanya'dan ne de başka bir ülkeden bize gelmedi."

(Sürecek)

Gizli görüntüsü sosyal medyaya düştü, 'güvercin beyinli'ye cevap bile veremedi

Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Ahmet Şık, İstanbul 3. Bölge'de HDP/Yeşil Sol adayı Hasan Cemal'e rakip olunca gizli görüntü kaydı sosyal medyaya düştü. PKK yanlısı Yeşil Sol cenahının TİP'li Şık'a oy vermesini engellemeye yönelik olduğu gözlenen kayıt iki parti arasında gerilimin fitilini bir kez daha ateşledi. 

Ahmet Şık, HDP'li Selahattin Demirtaş'a yönelik sözlerinden ötürü özür diledi ama bu özür PKK yanlılarının ateşini söndürmeye yetmedi. HDP'li Sezai Temelli, Şık'a alenen 'güvercin beyinli' dedi. 

PKK'yı terör örgütü olarak görmeyenlerin oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı'nda HDP/Yeşil Sol ile TİP arasında, oyların bölündüğü iddiasıyla bir süredir gerilim yaşanıyor. 

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın TİP'e oy verilmemesine yönelik kesin uyarılarının ardından HDP/Yeşil Sol adayı Hasan Cemal de Buldan'ın mesajını paylaşarak İstanbul'da seçmenin 'dikkatli olmasını' istemişti. Zira oylar İstanbul 3. Bölge'de TİP'ten birinci sıra adayı Ahmet Şık'a giderse HDP/Yeşil Sol 3. sıra adayı Hasan Cemal'in seçilme ihtimali ortadan kalkıyor. 

Tam da bu esnada Ahmet Şık'ın bir görüntüsü sosyal medyaya düştü. Bir seçmenle sohbet eden Şık, "Selahattin (Demirtaş) bizim canımıza okudu ama aynı ittifaktayız. Selahattin'i çıkar HDP'den ortada HDP kalmıyor. Ben tamamından rahatsızım. Türk faşisti var, Kürt faşistiyle de uğraşamam" ifadelerini kullanıyor. 

TİP Milletvekili Ahmet Şık:

''Selahattin bizim canımıza okudu ama aynı ittifaktayız''

''Yeterince Türk faşisti var bir de Kürt faşistiyle uğraşamam'' pic.twitter.com/ZGAietUX9M

— TRHaber (@trhaber_com) April 28, 2023

Görüntünün sızdırılmasıyla birlikte bu ifadelerinden çark eden TİP'li Şık, özür üstüne özür diledi. Şık, "Fikrimi, kasıtımı, duygumu yansıtmayan bu sözler nedeniyle kırdığım tüm HDP'li dostlarımdan ve Kürt halkından, TİP'li yoldaşlarımdan içtenlikle özür diliyorum" mesajı yayınladı ancak bu özrü PKK yandaşı Sezai Temelli'yi teskin etmeye yetmedi. 

HDP'li Temelli sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, "Güvercin kadar beyinleriyle şahinlerle aşık atmaya kalkanların hüsranla sonlanan tweet dünyası" ifadelerini kullandı. Hükümete yönelik sert eleştirileriyle bilinen ve yoldaşlarıyla birlikte 'cesur' eylemlere imza atan TİP'li Şık, 'güvercin beyinli' ithamına cevap vermeyi göze alamadı. 

Selahattin Demirtaş ise Şık'ın ifadelerine tepki olarak yazdığı mesajda "Halkımıza zafer sözümüz var, önce bunu yerine getirelim. Ve Selahattin'den HDP'yi çıkarsan geriye pek bir şey kalmaz" diye yazdı. 

Türkiye İşçi Partisi de kendi vekili Ahmet Şık'ın arkasında duramadı. PKK'yı terör örgütü olarak görmeye cesaret edemeyenlerin oluşturduğu parti şu açıklamayı yayınladı:

"Ahmet Şık'ın kamuoyuna yansıyan sözleri partimizin görüşlerini yansıtmadığı gibi vekilimizin bugüne dek koruduğu mücadele kimliği açısından da talihsiz ve kastını aşan ifadeler içermektedir. Bu sebeple, başta HDP'li dostlarımız olmak üzere ittifak güçlerimizden, Kürt halkından, sol kamuoyundan ve tüm yurttaşlarımızdan özür diliyoruz"

CHP'li Başkanın "Hiçbir ayrımcılık görmedik" açıklamasına rağmen Kılıçdaroğlu ısrarla "Engellendik" yalanını sürdürüyor!

11 ilde büyük yıkıma yol açan ve asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli korkunç depremler sonrası bütün Türkiye tek yürek olarak depremzedelerin yaralarını sarmaya çalışırken, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun dozu giderek artan söylemleri dikkat çekiyor.

Partisinin Meclis grubunda konuşan Kılıçdaroğlu, deprem üzerinden siyasi söylemlerini sürdürdü.

Kılıçdaroğlu'nun, "CHP'li belediyeleri engellemeye, önlerini kesmeye çalıştılar" iddiası, akıllara CHP'li Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkanı İskender Yıldırım'ın açıklamasını getirdi.

Yıldırım, "Ben Gölbaşı Belediye Başkanı olarak bütün belediyelerimize ve Bakanımızın ilgisinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Hiçbir ayrımcılık görmedik. Milletimizle birlikte inşallah bu zorlu günleri aşacağımızı umuyorum" diye konuşmuştu.

Kılıçdaroğlu, "Merkezi yönetimlerle iş birliği objektif kurallara bağlanacak. Bu depremde bir acıyı daha gördük. CHP'li belediye, aman gidelim, o orda olmasın, önünü keselim, engel çıkaralım. Belediye ya... Deprem için senin yapamadığını yapıyor. Hepimiz oturup kalkalım CHP'li belediyelere teşekkür edelim. Ulaşılamayan her yere ulaşıldı. Önünü kesmeye, engel olmaya çalıştılar. İnsanda biraz vicdan olur ya. Enkaz altında vatandaş bekliyor, ben gideceğim sen gidemezsin diyor. Hiçbir CHP'li belediye CHP logosu ile bile ortaya çıkmadı" ifadelerini kullandı.

Oysa CHP'li Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkanı İskender Yıldırım, Bakan Kurum'un davetiyle katıldığı koordinasyon toplantısında deprem sonrası yapılan çalışmaların yanı sıra şehrin yeni yerleşim alanıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını açıklamıştı.

Yıldırım, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun aksine engellenmediklerini, ayrımcılığa uğramadıklarını açıkça ifade etmişti.

Kılıçdaroğlu'nun sözleri sonrası akıllara gelen o açıklama şöyle:

"Bakanlığımız, belediyemize 3 milyon lira yardımda bulundu. Bir çöp kamyonunun hızlı bir şekilde gönderilmesi talimatını verdi. Sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Ben Gölbaşı Belediye Başkanı olarak bütün belediyelerimize ve Bakanımızın ilgisinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Hiçbir ayrımcılık görmedik. Milletimizle birlikte inşallah bu zorlu günleri aşacağımızı umuyorum.

Çok büyük bir tahribat yaşadık. İnşallah milletimizin, devletimizin destekleriyle bu sıkıntılardan da kurtulacağımıza inanıyorum."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: CHP'li belediyelerin önünü kestiler, engel çıkardılar.

CHP Gölbaşı Belediye Başkanı İskender Yıldırım: Çevre ve Şehircilik Bakanımıza sonsuz şükranlarımı sunuyorum, hiçbir ayrımcılık görmedik. pic.twitter.com/B6sOPxG0VE

— Sabah (@sabah) February 28, 2023

Selahattin Demirtaş'tan Altılı'ya: HDP ile müzakereyi açık ve şeffaf yürütün

HDP ile uzun bir süredir açık değil gizli pazarlık yürüten Altılı Masa, perde gerisindeki ortağını karanlıkta tutmakta zorlanıyor. Masada eşit bir sandalye kapma niyetini aylardır dile getiren HDP'nin Altılı Masa'ya yönelik çağrılarına bir yenisi daha eklendi. HDP eski eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Edirne Cezaevi'nden gönderdiği mesajda "HDP ile açık ve şeffaf ilişki kurun" dedi. 

Selahattin Demirtaş

ABD-Avrupa fonlu Ruşen Çakır'ın yönettiği Medyascope'a konuşan Demirtaş, "Eğer ortak adayda uzlaşma olmazsa iyi olmaz ama herkes bilmeli ki bunun sorumlusu da HDP olmaz. Çünkü HDP ortak adayda uzlaşmak için bundan daha fazlasını yapamaz. Bana kalırsa şimdi adım atma sırası Altılı Masa'dadır. HDP ile açık, şeffaf müzakere yürütmeleri birçok sorunun aşılmasını sağlayacaktır. Eş genel başkanlarımız buna hazır olduklarını onlarca defa ilan ettiler ve Altılı Masa'ya çağrı yaptılar. Bu samimi çağrıların Altılı Masa'da karşılık bulup bulmayacağını hep beraber göreceğiz" dedi. 

İMAMOĞLU'NA SICAK, KILIÇDAROĞLU'NA SOĞUK

Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu

Ekrem İmamoğlu hakkındaki mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle 'halen siyasetin resmi aktörü' olduğunu dile getiren Demirtaş, "Sayın İmamoğlu artık bir siyasi figürdür" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olacağı açıklamalarını da gördüğünü dile getiren Demirtaş, "HDP'nin Kılıçdaroğlu'nun adaylığına ilişkin nasıl bir tutum alacağına günü geldiğinde partimizin yönetimi karar verecektir" dedi. 

BABACAN'I TAKDİR ETTİ, AKŞENER NE DİYECEK?

Anayasa'dan 'Türk' ifadesinin çıkarılması gerektiğini savunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve ekibinin 'ana dilde eğitim'e ilişkin görüşlerini destekleyen Demirtaş, "Sayın Babacan'ın çabalarını, dürüstlüğünü, samimiyetini kıymetli görüyorum. Kendisinin ve partisinin HDP ile daha fazla istişare, diyalog içinde olma isteği ve girişimleri de son derece kıymetlidir" yorumunda bulundu. 

Altılı Masa'nın ikinci büyük ortağı İYİ Parti'de Meral Akşener, HDP ile aynı masada olmayacaklarını söylemişti. Demirtaş'ın son mesajlarına Akşener'in ne diyeceği merak konusu. 

Hamza Dağ'dan seçim açıklaması: 6 Nisan'dan önce zor görünüyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Kanal 7'de Mehmet Acet'in hazırlayıp sunuculuğunu üstlendiği Başkent Kulisi isimli programa katıldı ve erken seçim iddiaları ile ilgili açıklama yaptı.

'6 NİSAN'DAN ÖNCE ZOR'

6 Nisan'dan önce seçime gidilmesinin zor göründüğünü söyleyen Hamza Dağ, şu şekilde konuştu:

2 türlü seçime gitme imkanı var: Birisi, Meclis'in 360 milletvekiliyle karar almasıyla, diğeri, Cumhurbaşkanının Meclis'i feshetmesiyle. Dolayısıyla 18 Haziran değil de başka bir tarih durumu söz konusu olacak olursa bunlardan birisi uygulanabilir. Muhalefet yokum derse kendileri bilir.  

'TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİNDE OLMASI GEREKEN BİR KONU DEĞİL'

Türkiye'nin gündeminde olması gereken bir konu değil. Bunun hukuki olarak açıklaması TBMM başkanımız Mustafa Şentop tarihe not düşmek adına bir makaleyle bunu açıkladı. Muhalefetin içinde halen vesayet kalıntıları devam ediyor. Devam ettiği için ondan bir türlü kurtulamıyorlar. 

'EN GÜÇLÜ ADAYLA GELSİNLER'

Hamza Dağ, ayrıca Altılı Masa'nın Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili açıklama yaptı ve şöyle konuştu:

Meral Akşener bir televizyon programında "İki belediye başkanından biri aday gösterildiğin biz itiraz etmeyiz" dedi. Kendi içlerinde tartışsınlar en güçlü adayla gelsinler. Kılıçdaroğlu, Akşener, Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu...

'ALTILI MASAYI BİLARDO MASASINA BENZETECEK OLURSAK...'

6'lı masayı bilardo masasına benzetecek olursak. Elini ıstakayı alıp sayı yapmaya çalışan ve kuralları kendi belirlemeye çalışan bir masa. 6'lı masa diyoruz ama HDP ile 7, Akşener-Kılıçdaroğlu görüşmesinden sonra 2'li masaya düştü. Birisi dokunsa yıkılacak gibi. 

'MUHALEFET AK PARTİ'NİN TEKLİFİ HAKKINDA SESSİZLİĞE GÖMÜLMÜŞ DURUMDA'

Hamza Dağ, son olarak AK Parti'Nin başörtüsü teklifi hakkında konuştu. Dağ'ın açıklamaları şu şekilde: 

Muhalefet AK Parti'nin teklifi hakkında sessizliğe gömülmüş durumda. Başörtüsü konusunda samimi bir şekilde mücadele vermiş hatta kendi hayatında bunu yaşamış, kendi kızları başörtüsü sebebiyle lisede okuyamadığı için başka bir şehre onları göndermek durumunda kalmış bir lideri, o dönemde "Başörtüsü liselerde olmasın" diyen birinin şimdi bizi suçlaması net bir ifadeyle aymazlıktır.

Anayasa teklifine evet 360-400 arası çıkarsa referanduma gitmesi mecburi. 400'ün üzerinde bir oy alırsan zaten Meclis kabul etmiş olacak. Referanduma da gerek kalmayacak böyle olursa.

Akşener'in hesabı tutmadı: Altılı Masa'da dengeler değişiyor

Altılı Masa'da dengeler değişiyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevde olduğunu açıklaması ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in hesabı boşa düştü.

Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı 2023 Genel Seçimleri iççin Altılı Masa'nın adayı olmaları için yönlendirmişti. YSK'ya yönelik hakaret ettiği gerekçesi ile İmamoğlu hakkında hapis cezası ve siyasi yasak getirilmesinin ardından Akşener kartlarını daha açık oynamış ve Altılı Masa'nın cummhubrşakanı adayı oarak İmamoğlu'nu görmek istediğini açıkça göstermişti. 

AKŞENER'DEN HASSASİYET TALEBİ

Saraçhane'de İmamoğlu'na destek için Kılıçdaroğlu'ndan habersiz düzenlenen mitingin ardından Kılıçdaroğu ve Akşener sulh için bir araya geldi. Görüşmede Akşener'in parti yönetiminden CHP ve Kılıçdaroğlu'nun adaylığı ile ilgili daha hassas davranmasını istediği öne sürüldü. 

İmamoğlu'nun Altılı Masa'nın adayı olacağına yönelik söylentilerin ardından Kılıçdaroğlu açıkça kendisinin aday olacağını belirtmeye başladı. Kılıçdaroğlu'nun hamlelerinin ardından İmamoğlu da geri çekilerek Kılıçdaroğlu'nu desteklediğine yönelik mesajlar gönderdi. Bu süreç devam ederken son günlerde İYİ Parti cephesindeki sessizlik dikkat çekiyor. 

SAADET PARTİSİ'NDEN BEKLENMEYEN ÇIKIŞ

Son olarak, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolloğlu, geçtiğimiz günlerde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu'nun aday olması ihtimali ile ilgili, “Erdoğan onları buldozer gibi ezip geçer” değerlendirmesinde bulundu. Karamollaoğlu, CHP kurmaylarının ifade ettiği gibi “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın en az 3 puan üzerinde görünüyor." şeklinde konuştu. Dolayısıyla Karamollaoğlu da açıkça Kılıçdaroğlu'nun tarafında yer almayı seçti.

ALİ BABACAN DA SEÇİMİNİ YAPTI

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, Altılı Masa'nın cumhurbaşkanı adayının masadaki liderlerden biri olmasının işleri kolaylaştıracağını söyledi. 

ALtılı Masa'dan Deva Partisi ve Saadet Partisi liderleri İmamoğlu ile Yavaş'ın adaylığını sıcak karşılamadıklarını açıkça belli etti. Masadaki partiler Kılıçdaroğlu'na yönelik desteği Akşener'in hesabını bozdu. Son açıklamalar ile Altılı Masa'da dengeler yeniden değişirken hâlâ masanın cumhurbaşkanı adayı nete bir şekilde açıklanmış değil. 

O fotoğraf CHP'li kurmayların yüreğini yaktı: İmamoğlu telafi için grup toplantısına koştu

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun kendi genel başkanına haber vermeden Saraçhane'de Meral Akşener'le miting yapması CHP ile İYİ Parti arasında tüm ipleri kopardı. Altılı Masa'nın iki büyük aktörü arasında telafisi mümkün olmayan bir güven bunalımı oluştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu Almanya'dan apar topar gelmek zorunda bırakan 'korsan gösteri', CHP kurmaylarının da 'yüreğini dağladı'. Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi'ye göre Meral Akşener ile Ekrem İmamoğlu'nun el ele tutuştuğu fotoğrafı gördüğünde bir CHP'li yöneticinin ağzından şu ifade döküldü: "Yüreğim yandı!" 

14 Aralık akşamı Almanya'dan İstanbul'a gelerek İmamoğlu'na karşı üzerine basa basa "16 milyon İstanbulluya hizmet et" diyen Kılıçdaroğlu, CHP'li belediye başkanlarına kancayı takmış Akşener'i de şöyle uyardı: "Bir parti, başka bir partinin içişlerine karışmamalı. Her partinin kendi kuralları vardır. İmamoğlu ve Yavaş görevinin başındadır."

KILIÇDAROĞLU'NA 'MİTİNG YOK' DEMİŞ

TV100 yazarı CHP'li gazeteci Barış Yarkadaş'a göre İmamoğlu Saraçhane'de verdiği pozla Akşener'i 'CHP eş genel başkanı' gibi gördüğünü ilan etti. Aynı zamanda CHP'li değil İYİ Parti'li bir belediye başkanı gibi hareket eden İmamoğlu'nun 14 Aralık günü kendisini arayan Kılıçdaroğlu'na Saraçhane'de yapmayı düşündüğü mitingden bahsetmediği ortaya çıktı. 

Kılıçdaroğlu'nun "Açıklama yapma... Ben Almanya'dan hemen dönüyorum. Diğer genel başkanları da davet edeceğim. Kamuoyu önüne birlikte çıkalım" demesine rağmen İmamoğlu, kendi liderini "Açıklama yapmayacağım" deyip oyalayarak Saraçhane'de Akşener'le mitinge koştu. 

Hem CHP yönetimini hem de parti tabanını şoke eden bu davranış biçimi, İmamoğlu'na dair sempatinin tamamen sonlanmasına yol açtı. Geri adım atmak zorunda kalan İmamoğlu, kısa süre öncesine kadar yakın çevresine "Ben Türkiye'yi yönetmeye hazırlanıyorum" diyorken, şimdi Kılıçdaroğlu'nun adaylık kampanyasına destek vereceğini söylemeye başladı. 

Gelinen noktada CHP ile İYİ Parti arasında yaşanan ayrışmanın Altılı Masa'da çoklu aday durumu ile sonuçlanmasına artık kesin gözüyle bakılıyor. CHP yönetimi Altılı Masa'ya sadece Kılıçdaroğlu ismiyle gidecek. Bu hamlenin ardından İmamoğlu'nun İYİ Parti'li vekillerin imzasıyla aday yapılıp yapılmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. 

GRUP TOPLANTISINDA MİKROFON VERİLMEDİ

İmamoğlu, partisiyle yaşadığı güven bunalımını telafi etmek için bugün TBMM'ye giderek CHP'nin grup toplantısına katıldı. Toplantı öncesi Kılıçdaroğlu ile başbaşa bir toplantı gerçekleştiren İmamoğlu, konuşma metni hazırlamış olmasına rağmen CHP grubunda konuşturulmadı. Yaşanan krizi perdeleme gayretindeki Kılıçdaroğlu ise İmamoğlu'nu 'affettiği' algısıyla şu açıklamayı yaptı: "Ben, Ekrem İmamoğlu ile baba-oğul ilişkisi gibiyiz. Kendisi CHP'nin evladı olduğu gibi benim de evladım. Ona sahip çıkmak benim boynumun borcudur."

İmamoğlu ise sosyal medya hesabındaki paylaşımında Kılıçdaroğlu ile buluşmasını gösteren fotoğrafa yer verdi. İmamoğlu, "Bugün CHP Grup Toplantısı için Ankara'dayım. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ettim. Bu süreçte, 16 milyon İstanbullunun iradesine sahip çıktığı için teşekkürler."

SALONA GİRDİ KİMSE AYAĞA KALKMADI

CHP grubunda Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanına oturan Ekrem İmamoğlu'na partililer ilgisiz kaldı. İmamoğlu salona girerken ismi anons edildiğinde grupta hiçbir partili ayağa kalkmadı. İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nun kürsüye çıkarken aldığı alkışın çok azını alabildi. İmamoğlu'nu alkışlayanların sadece TBMM'ye dışarıdan gelmiş vatandaşlardan bazısı olması dikkat çekti. Kılıçdaroğlu'nun 'evladım' diyerek sahiplenmeye çalıştığı İmamoğluna'da CHP'deki soğukluk dikkatlerden kaçmadı. 

KILIÇDAROĞLU'NUN YANINDA GÖRÜNÜP DE...

CHP'nin önemli isimlerinden milletvekili Akif Hamzaçebi'nin sosyal medya hesabındaki paylaşımı Ekrem İmamoğlu ve ona destek veren İYİ Parti'ye yönelik kızgınlığın bir yansıması olarak algılandı. Hamzaçebi şunları yazdı: "İktidarın Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirileri siyasetin doğası gereğidir. Bunu anlayabiliriz. Ama Kılıçdaroğlu'nun yanında gözüküp de onu yıpratmaya yönelenleri kabul etmemiz mümkün değildir. Suskunluğumuzu kimse farklı yorumlamasın."

Aslı Baykal'dan CHP'ye yeni bomba: Bu partinin laiklikle de bir ilgisi kalmadı

Deniz Baykal'ın kızı Prof. Dr. Aslı Baykal, CHP'den istifa ettikten sonra parti yönetimine sert eleştirilerde bulunmaya devam ediyor. Sosyal medya hesabındaki her paylaşımıyla siyaset gündemini sarsan Baykal'ın gündeminde bu kez 6 yaşında evlilik skandalı vardı. 

H.K.G.'nin çocuk yaşta evlendirilmesi olayı Türkiye'de infial uyandırırken Altılı Masa'nın ortaklarından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun tavrını eleştiren Aslı Baykal, son mesajlarında şunları yazdı:

"Temel Karamollaoğlu açıkça tecavüz olayının yaşandığı tarikat vakfını kolluyor. Ve onun seçmeni Kılıçdaroğlu’na oy verecek... Bu kadar zillet yetmedi mi? AK Parti’de Özlem Zengin ‘tarikatsa tarikat’, Emine Erdoğan ‘takipçisi olacağım’ derken... Kemal Bey cumhurbaşkanlığı hayali için Temel beyden himmet bekliyor. Kimse kusura bakmasın, CHP’nin laiklikle de bir ilgisi kalmamıştır."

KARAMOLLAOĞLU: AİLE RAHATSIZ OLUYOR

Karamollaoğlu, 6 yaşında evlilik skandalını değerlendirirken birkaç gün önce yaptığı açıklamada 'konunun gündemde tutulmasının yanlış olduğunu' söylemiş, hem toplumun hem de ailenin bundan rahatsız olduğunu belirtmişti. Meseleye önyargıyla yaklaşıldığını söyleyen Karamollaoğlu, Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in, kızı H.K.G.'yi 6 yaşındayken dini nikahla evlendirmesi skandalını hafife alan bir tavır takınmıştı. 

Temel Karamollaoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu

❌