❌

Normal görünüm

Dün alınanlar — 24 Ekim 2026

Canlı bahiste '7 saniye' vurgunu: Veri analistinin skandal WhatsApp yazışmaları ifşa oldu

Bahis şirketlerine spor verisi sağlayan özel bir kurumda çalışan veri analisti O.B.'nin, canlı bahis sistemini 7 saniye geciktirerek ortaklarına garanti kupon yaptırdığı dev vurgunun detayları netleşti. Yasal bahis şirketlerini 12 milyon lira zarara uğratan şüphelinin, suç ortaklarıyla yaptığı kan donduran WhatsApp yazışmaları soruşturma dosyasına girdi.

Ucuz araç kiralama vaadiyle tuzağa düşürdüler: 'Patinaj' operasyonunda 12 tutuklama

Diyarbakır merkezli 10 ilde, gerçeğini aratmayan sahte internet siteleri üzerinden ucuz araç kiralama vaadiyle vatandaşları dolandıran çeteye yönelik düzenlenen "Patinaj" operasyonunda gözaltına alınan 15 şüpheliden 12'si tutuklandı.

2,1 milyar TL’lik yasa dışı bahis trafiğine 4 ilde operasyon: 11 tutuklama

Tekirdağ merkezli 4 ilde yasa dışı bahse yönelik düzenlenen eş zamanlı şafak operasyonunda gözaltına alınan 14 şüpheliden 11’i tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında toplam 2 milyar 146 milyon 143 bin 816 TL işlem hacmi tespit edildi. Tekirdağ, İstanbul, Kütahya ve Eskişehir’de belirlenen adreslerde yapılan aramalarda 16 cep telefonu, 9 SIM kart, 1 hard disk, 2 dizüstü bilgisayar, 2 bilgisayar, 1 Micro SD kart ve 4 USB bellek ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 3’ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Aksaray’da uyuşturucu operasyonu

Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele (NSM) Şubesi ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 229 kök hint keneviri, 246 gram kubar esrar, 175 gram kenevir tohumu ve 3 bin 400 lira para ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden biri emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Dünden önceki gün alınanlar

İnşaat ve tır hırsızı operasyonla yakalandı

Aksaray’da TIR ve inşaatlarda hırsızlık olayları meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tır ve inşaatlarda yaşanan hırsızlık olayının ardından çalışma başlatan Aksaray polisi hırsızın peşine düştü. Güvenlik kameraları ile bir şahsın kimliğini belirleyen ekipler şüpheliyi teknik ve fiziksel olarak takibe aldı. Yapılan taksite yeterli delile ulaşan polis yaptığı operasyonla şahsı saklandığı yerde yakaladı. Şahıs gözaltına alınırken çaldığı malzemelerde ele geçirildi. Olayla ilgili incelemeler sürüyor.

Diyarbakır'da kaçak silah ve mühimmat ticareti operasyonunda 13 şüpheli yakalandı

Diyarbakır'da, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince silah ve mühimmat ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen dosya kapsamında, 20 Ekim'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda, ⁠13 şüpheli yakalandı. Adreslerde yapılan aramalarda ve devam eden çalışmalarda 1'i otomatik 8 tabanca, 3 pompalı tüfek, 10 şarjör, 235 fişek ve ⁠7 kaçak cep telefonu ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerden 3'ü emniyetteki işlemlerin ardından serbest bırakıldı, 10'unun işlemleri sürüyor.

Bayburt’ta uyuşturucu operasyonunda 1 kişi tutuklandı

Bayburt’ta İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, belirlenen iki adrese operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda, uyuşturucu madde yetiştirme düzeneği, düzeneğe ait çok sayıda suç unsuru, 385 gram uyuşturucu madde, ruhsatsız tabanca ve tabancaya ait şarjör ile fişekler ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan şüpheli hakkında, 'Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti' suçundan adli işlem yapıldı. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bayburt İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, kentte uyuşturucuyla mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceği kaydedildi.

'Balina James'in 3 korumasına operasyon: 7 milyon dolar ve cephanelik ele geçirildi

İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan uluslararası kripto para dolandırıcılığı şüphelisi 'Balina James' lakaplı Richard James Schueller'in, MİT ve İstanbul Emniyeti'nin ortak operasyonuyla Beşiktaş'ta yakalandı. Soruşturmayı derinleştiren ekipler, şüphelinin yakın korumalığını yapan 3 kişiyi daha gözaltına alırken, adreslerde yapılan aramalarda milyonlarca dolar nakit para ve cephanelik ele geçirildi.

Osmaniye’de fuhuş operasyonu: 14 kişi gözaltına alındı

Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, ekonomik ve sosyal açıdan zor durumda bulunan kişilerin maddi sıkıntılarından faydalanarak fuhşa yönlendirdikleri, fuhşa aracılık ettikleri ve komisyon karşılığında gelir elde ettikleri öne sürülen şüphelilere yönelik çalışma başlattı.Yürütülen çalışmalar kapsamında 9 Ekim’de belirlenen 13 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 14 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 8’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 1 şüpheli hakkında ev hapsi kararı verildi. Diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yüzlerce vatandaşı 16 milyon TL dolandırdığı tespit edilen 13 şüpheli yakalandı: Hesaplarından 25 milyar TL çıktı

Mersin’de iş bulma ve yatırım vaadiyle 360 vatandaşı yaklaşık 16 milyon TL dolandırdığı tespit edilen 13 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin, vatandaşların adına GSM hatları ve banka hesapları açtırarak bunları kullandığı belirlendi. MASAK verilerine göre, şüphelilerin banka hesaplarında 25 milyar TL işlem hacmi tespit edildi.

Ankara merkezli 9 ilde 'change araç' operasyonu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada; deprem, yangın veya trafik kazası nedeniyle tamir edilemeyecek derecede hasar görmüş, farklı marka ve modellerdeki ağır hasar kayıtlı araçların motor ve şasi numaraları üzerinde kimyasal sıvı kullanılarak oynama yapılarak aynı marka ve modeldeki 11 araca change işlemi yapıldığı tespit edildi. Ankara merkezli İstanbul, Denizli, Afyonkarahisar, Manisa, Edirne, Amasya, Kocaeli ve Ağrı olmak üzere toplam 9 ilde, 17 şüphelinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 11 şüpheli yakalandı. Diğer 6 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

İzmir'de minibüsten 1 milyondan fazla makaron çıktı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri kaçakçılıkla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ekipler, Bornova ilçesinde kaçak tütün ve mamullerinin depolanarak piyasaya sürüleceği bilgisi üzerine harekete geçti. Yürütülen titiz çalışmalar kapsamında, bölgede kaçak ürün sevkiyatı ve depolamasında seyyar/mobil depo olarak kullanıldığı belirlenen bir minibüse operasyon düzenlendi. Araçta yapılan aramalarda, koliler halinde toplam 1 milyon 100 bin adet içi tütün doldurulmuş makaron ele geçirildi. Operasyon çerçevesinde yakalanan 1 şüpheli şahıs hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan adli işlem yapıldı.

PKK, Irak’ın kuzeyindeki dört barınma alanını boşalttı

Geçtiğimiz aylarda önce Türkiye’de, ardından Suriye’de silah bırakan terör örgütü PKK/KCK, Irak’ın kuzeyindeki Metina alanının Baze bölgesinde bulunan dört barınma alanını 8 Ekim itibarıyla boşalttı. Güvenlik kaynakları, gelişmenin Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi kapsamında yürütülen çalışmaların bir parçası olduğunu belirtti.

Ankara merkezli 8 ildeki dolandırıcılık operasyonunda yakalanan 18 zanlı tutuklandı

Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, kendilerini polis, savcı, Milli İstihbarat Teşkilatı personeli diye tanıtıp dolandırıcılık yapan zanlıların yakalanması için çalışma yürüttü. Ekiplerce, 6 Ekim'de Ankara, Adana, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Tekirdağ'da yapılan eş zamanlı operasyonla 21 şüpheli gözaltına alındı. Yapılan incelemelerde, dolandırıcıların, mağdurlar adına sözde Cumhuriyet savcısınca düzenlenmiş sahte tutuklama belgeleri hazırladığı, "kimlik bilgileriniz suç örgütlerinin elinde" ya da "adınız FETÖ soruşturmasında yer alıyor" gibi yöntemlerle mağdurları ikna ettiği belirlendi. Zanlıların, mağdurlarla yaptıkları görüşmelerde "vatan", "bayrak", "turan" ve "hakan" kelimelerini parola olarak kullandıkları saptandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 18'i tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sigara satışında kimlik şartı netleşiyor: Bakan’dan yeni mesaj

T.C. kimlik numarasıyla sigara satışı açıklaması tartışma yaratırken Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, düzenlemenin ayrıntılarına açıklık getirdi. Memişoğlu, önceliklerinin 18 yaş altına tütün satışını engellemek olduğunu belirtti.

İstanbul'da yasa dışı bahis gelirlerini aklama operasyonunda 12 zanlı yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yaptığı çalışmada, yasa dışı bahis faaliyetlerinden elde edildiği tespit edilen yaklaşık 150 milyon liranın Arnavutköy'de faaliyet gösteren bir kuyumcuya ait banka hesaplarına aktarıldığını belirledi. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından para transferleriyle bağlantılı 378 bin 350 doların elden teslim alınacağını tespit eden ekipler, şüpheliyi para alacağı sırada suçüstü yakaladı. Çalışmaların devamında para transferlerine aracılık ettikleri ve suç gelirlerinin aktarılmasında kullanılmak üzere banka hesapları temin ettikleri belirlenen 11 şüpheli düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Operasyonun ardından suçtan elde edildiği değerlendirilen 7 daire, 11 araç, 3 motosiklet ile zanlılara ait banka hesaplarına el konuldu.

Mete Yarar 'Türkiye Yemen'e asker gönderecek mi?' tartışmalarına noktayı koydu: Türk ordusu gittiği her yerde sorunları çözdü

Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar, Türkiye'nin Yemen'de askeri operasyona katılıp katılamayacağı tartışmalarını değerlendirdi. Türkiye'nin asla başkasının savaşının parçası olmayacağını belirten Yarar, unsurların Suudi Arabistan'a gidebileceğini ancak Yemen'e geçmeyeceğini, Türk ordusunun gittiği her yerde sorun çözdüğünü vurguladı.

NATO'dan 'TCG Gediz' paylaşımı: Bizi her türlü çözüme kavuştururken güvende tutuyor

NATO'nun resmi Instagram hesabından Türkiye'nin Gabya sınıfı fırkateyni TCG Gediz'in görüntüleri paylaşıldı. "NATO bizi her türlü çözüme kavuştururken güvende tutuyor" notuyla yapılan paylaşım sosyal medyada büyük ilgi görürken, binlerce beğeni ve yorum aldı.

Çanakkale'de TIR dorsesinde 5 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü tarafından göçmen kaçakçılığıyla mücadele çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda Gelibolu ilçesinde, saat 02.00 sıralarında şüpheli görülen AG 70 ATT Romanya plakalı TIR, Gelibolu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından durduruldu. TIR'ın AG 96 ATT plakalı dorsesinde yapılan aramada, yurt dışına kaçmaya çalışan 5 kaçak göçmen yakalandı. Yabancı uyruklu göçmenler, işlemleri için polis tarafından götürüldü.

Bursa'da kız arkadaşını bıçaklayarak öldüren zanlı tutuklandı

Bursa'nın Karacabey ilçesinde 4 Ekim'de kız arkadaşı Gökçe Alkan'ı (18) bıçaklayarak öldüren M.B. (24) tutuklandı. Kendisini de yaralayan zanlı, hastanedeki tedavisinin ardından emniyete götürüldü. Sevk edildiği hakimlikçe tutuklandı.

Olay nasıl yaşandı?

Gökçe Alkan ile erkek arkadaşı M.B., Güngörmez Mahallesi'ndeki ormanlık alana otomobille gitti. İkili arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine M.B., Alkan'ı bıçakladı ve kendisine de zarar verdi.

Olay nasıl ortaya çıktı?

M.B., olayın ardından yaya olarak mahalleye gitti ve karşılaştığı kişilere durumu anlattı. Bunun üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Alkan'ın hayatını kaybettiği belirlendi. Yaralı hâldeki M.B. hastaneye kaldırıldı.

Zanlının hukuki durumu ne?

Hastanedeki tedavisinin ardından emniyete götürülen M.B.'nin buradaki işlemleri tamamlandı. Zanlı, sevk edildiği hakimlikçe tutuklandı. Cinayetin nedenine ilişkin soruşturma sürüyor.

Kaynak: AA

İBB davasında 92. duruşma: Tutuksuz sanıklar savunma yaptı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddiasıyla 53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 92. duruşması, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam ediyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada savunma yapan iş insanı Özge Bağdatlı ve Kültür AŞ Bilgi Teknolojileri Müdürü Erdinç Çolak, kendilerine yöneltilen tüm suçlamaları reddetti.

Özge Bağdatlı ne dedi?

Tutuksuz sanık iş insanı Özge Bağdatlı, şirketini 2011'de kurduğunu, kimseden borç ya da destek almadığını ve çok uluslu markalarla çalıştığını söyledi. Bağdatlı, iddianamede yer alan "Deniz Dörtyol'dan para teslim aldığı" iddiasını reddetti. Firari sanıklardan Emrah Bağdatlı'nın ağabeyi olduğunu belirten Bağdatlı, kardeşiyle aralarında herhangi bir iş ortaklığı bulunmadığını söyledi. Bağdatlı, "Biz iş ile ilgili karşı karşıya geldik, çok büyük bir tartışma yaşadık ve 3 yılı aşkın küslüğümüz var. Babamın araya girmesiyle barıştık" dedi. İddianamede birçok yerde adının birey olarak değil, Emrah Bağdatlı'nın kardeşi olarak geçtiğini söyleyen Bağdatlı, tüm suçlamaları reddetti.

Erdinç Çolak ne dedi?

Kültür AŞ Bilgi Teknolojileri Müdürü Erdinç Çolak, ihale ve alım yöntemlerinin kendi yetki alanında olmadığını söyledi. Çolak, iddianameye konu dosyaların tamamında sorumlulukların yerine getirildiğini ve ortada bir zarar bulunmadığını savundu. Çolak, "İddianamede Murat Ongun'a bağlı üye olarak gösterilmişsem de ben Murat Ongun'la tutuklu olduğum dönemde duruşma salonunda tanıştım. Benim bildiğim ya da bilmediğim herhangi bir örgüte üyeliğim yoktur" dedi.

Duruşmada başka neler yaşandı?

Tutuklu sanık avukat Mehmet Pehlivan, geçen hafta nereye götürüleceğini bilmeden başka bir cezaevine nakledildiğini anlattı. Pehlivan, kendisinin duruşma salonuna getirilmesi için sevk yazısı yazan mahkeme heyetine teşekkür etti. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, durumu çözmek için ilgili cezaeviyle görüştüklerini söyledi. Ardından bazı avukatların söz istemesine izin vermeyen Başkan Aylan, bir başka tutuksuz sanığın savunmasına geçti. Bazı avukatların mikrofonsuz konuşması üzerine duruşmaya öğle arası verildi.

Davada kaç sanık var?

Davada 436 sanık yargılanıyor. Bunlardan 53'ü tutuklu bulunuyor. Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı" olarak gösterildiği iddianamede, savcılık İmamoğlu için 849 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. İddianamedeki suçlamalar savcılığın iddiaları olup sanıkların hukuki durumu yargılama sonunda netleşecek.

Kaynak: AA

Kafkametler gemisinin batması davası Şubat 2027'ye ertelendi

Zonguldak'ın Karadeniz Ereğli ilçesinde 19 Kasım 2023'te fırtına nedeniyle mendireğe çarparak batan "Kafkametler" adlı kuru yük gemisine ilişkin davanın 6. duruşması yapıldı. Gemi sahibi şirketin yetkilileri olan 3 tutuksuz sanığın yargılandığı dava, bilirkişi raporunun henüz gelmemesi nedeniyle 22 Şubat 2027'ye ertelendi.

Duruşmada ne oldu?

Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, gemi sahibi Kafkametler Denizcilik ve Ticaret AŞ'nin yetkilileri olan tutuksuz sanıklar S.Ö., G.Ö. ve K.Ö. katılmadı. Duruşmada hayatını kaybeden denizcilerin bazılarının aileleri ve sanıkların avukatı hazır bulundu. Mahkeme heyeti, bilirkişiye gönderilen dosyanın henüz gelmemesi üzerine duruşmayı erteledi.

Kaza nasıl yaşanmıştı?

Rusya'dan İzmir'in Aliağa Limanı'na yük taşıyan Türk bayraklı Kafkametler gemisi, 19 Kasım 2023'te Ereğli Limanı'ndan çıkarken fırtınanın etkisiyle askerî bölgedeki mendireğe çarparak battı. Gemideki 12 kişilik Türk mürettebattan 5'inin cansız bedenine ulaşıldı.

Sanıklar için ne isteniyor?

Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede, gemi sahibi şirketin yetkilileri S.Ö., G.Ö. ve K.Ö. hakkında "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanıkların hukuki durumu, yargılamanın sonunda netleşecek.

Kaynak: AA

Gürlek: Yılın ilk 9 ayında 294 kişi Türkiye'ye iade edildi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, yurt dışına kaçan suçluların Türkiye'ye iadesine ilişkin verileri paylaştı. Gürlek'in açıklamasına göre yılın üçüncü çeyreğinde adi suçlar ve terör suçları kapsamında 16 farklı ülkeden 89 kişi Türkiye'ye iade edildi. Böylece 2026'nın ilk 9 ayında iade edilenlerin sayısı 294'e ulaştı. Gürlek, "Suçlular için kaçacak yer yoktur" dedi.

Üçüncü çeyrekte kaç kişi iade edildi?

1 Temmuz-30 Eylül tarihlerini kapsayan dönemde 16 ülkeden 89 kişi Türkiye'ye getirildi. Bu kişilerin 48'i Gürcistan'dan, 12'si Almanya'dan, 10'u Yunanistan'dan ve 3'ü İngiltere'den iade edildi.

9 ayda hangi ülkelerden iade yapıldı?

2026'nın ilk 9 ayında Türkiye'ye iade edilen 294 kişinin ülkelere göre dağılımında öne çıkanlar şöyle:

  • Gürcistan: 137 kişi
  • Almanya: 67 kişi
  • Yunanistan: 19 kişi
  • Karadağ: 9 kişi
  • Bulgaristan: 8 kişi
  • İngiltere: 5 kişi

Gürlek ne dedi?

Gürlek, Adalet Bakanlığı'nın İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarıyla koordinasyon içinde iade süreçlerini yakından takip ettiğini söyledi. Uluslararası adli iş birliğinde karşılıklılık ilkesini gözetmeye devam edeceklerini belirten Gürlek, "Hangi suç örgütüne mensup olursa olsun, hangi ülkeye kaçarsa kaçsın teröristlerin, organize suç örgütü mensuplarının, dolandırıcıların ve milletimizin huzuruna kasteden suç odaklarının peşini bırakmayacağız" dedi.

Muhabir: Berk Küçük

Altı ilde FETÖ’nün emniyet mahrem yapılanmasına operasyon: 14 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli 6 ilde FETÖ’nün “emniyet mahrem” yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan 20 şüpheliden 14’ü tutuklandı. 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmanın 5’inci dalgasında, örgütün emniyet yapılanmasında sorumlu düzeyde faaliyet gösterdikleri öne sürülen şüpheliler hakkında işlem yapıldı.

Yüzlerce yeni nesil suç örgütlerine dokuz ayda bin 675 operasyon

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2026 yılının “yeni nesil suç örgütleriyle mücadele yılı” ve “uyuşturucuyla mücadele yılı” ilan edildiğini belirterek, yılın ilk 9 ayında yaklaşık 600 yeni nesil suç örgütüne yönelik 1675 operasyon düzenlendiğini açıkladı. Çiftçi, bu operasyonlarda örgütlerin büyük çoğunluğunun çökertildiğini söylerken, yurt dışına kaçan suç örgütü mensuplarına yönelik çalışmalar kapsamında 714 kişinin iadesinin sağlandığını belirtti. Uyuşturucuyla mücadelede ise 40 bin operasyon gerçekleştirildiğini ve 33 bin 752 kişinin tutuklanmasını sağladıklarını ifade etti.

Sakarya'da terör örgütü DEAŞ operasyonunda yakalanan şüpheli tutuklandı

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince terör örgütü DEAŞ'a yönelik çalışma yürütüldü. Düzenlenen operasyonda, geçmiş dönemde örgüt içinde faaliyet gösterdiğine dair hakkında bilgi ve belge bulunan Irak uyruklu şüpheli gözaltına alındı. Yapılan aramalarda, dijital materyal ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

İş adamı Cengiz Avcı hakkında yakalama kararı: Odine hissesinden son bir yılda 15 milyar TL'lik kazanç

Yurtdışında bulunan iş adamı Cengiz Avcı hakkında yakalama kararı çıkarıldı, mal varlığına el konuldu. Avcı’nın son 1 yıl içinde yalnızca Odine hissesinden 15 milyar TL kazandığı ortaya çıktı.

MSB "Birliğin Gücü-2026 Tatbikatı" görüntülerini paylaştı: Güçlü koordinasyon yüksek hazırlık

Milli Savunma Bakanlığı, Azerbaycan'ın ev sahipliğinde Nahçıvan'da gerçekleştirilen "Birliğin Gücü-2026 Tatbikatı"na ilişkin görüntüler paylaştı. Bakanlık açıklamasında ortak eğitim ve güçlü koordinasyon vurgusu yapılırken, tatbikatın sahadaki başarısı gözler önüne serildi.

Ankara merkezli 7 ilde sahte belge operasyonu: 95 milyon liralık vurguna 7 tutuklama

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, polis ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda TOKİ'ye ait arazileri kendilerine miras kalmış gibi göstererek sahte belgelerle sattıkları belirlenen 15 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 7'si tutuklandı, yapılan değerlendirmeye göre toplamda 95 milyon 500 bin lira haksız kazanç tespit edildi.

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 36 tutuklama

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan 38 şüpheliden 36'sı tutuklandı; iki kişi ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğü belirtildi.

Jandarmadan sanal devriye: 417 internet sitesine erişim engeli

Ankara İl Jandarma Komutanlığının 21-27 Eylül tarihlerinde yürüttüğü sanal devriye faaliyetlerinde 760 sosyal medya hesabı ve URL adresi incelendi. Yasa dışı bahis, oltalama yoluyla dolandırıcılık ve müstehcen içerik barındırdığı belirlenen toplam 417 internet sitesi BTK’ye bildirilerek erişime engellendi. Çankaya’da meydana gelen faili meçhul nitelikli dolandırıcılık olayı da çalışmalar sonucunda aydınlatılırken, tespit edilen şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

Türk savaş uçakları Kıbrıs’ın güneyinde: Akdeniz’de gövde gösterisi

Türk Hava Kuvvetleri, Kıbrıs Adası’nın güneyi ve Akdeniz’in uluslararası hava sahasında kapsamlı bir eğitim uçuşu gerçekleştirdi. F-16 savaş uçaklarının yanı sıra E-7T Havadan Erken İhbar ve Kontrol uçağı ile KC-135R tanker uçağının da görev aldığı faaliyet dikkat çekti. F-16’ların hava-hava füzeleriyle gerçekleştirdiği uçuşta E-7T’nin havadaki unsurlara erken ihbar ve kontrol desteği, KC-135R’nin ise havadan yakıt ikmali kabiliyeti öne çıktı. Böylece savaş uçaklarının uzun süreli ve koordineli operasyon kabiliyeti de sahada uygulandı. Milli Savunma Bakanlığı, faaliyetin Türkiye’nin Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunması, harekât kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve birliklerin hazırlık seviyesinin yüksek tutulması amacıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Kıbrıs’ın güneyinde icra edilen uçuş, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki askeri kapasitesini ve hava gücünü bir kez daha ortaya koydu.

İstanbul'da fuhuş operasyonu: 31 şahıs gözaltına alındı

İstanbul'da fuhuş yapan veya fuhşa aracılık yaptıkları tespit edilen şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldı. Yürütülen soruşturma fuhuş yapıldığı tespit edilen adresler, örgütlü şekilde fuhşa aracılık, teşvik ve yer temin eden şahıslar tespit edildi. Soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekiplerince Bahçelievler, Beylikdüzü, Başakşehir, Avcılar, Küçükçekmece, Esenyurt ve Bağcılar'da tespit edilen 20 farklı mekan ve masaj salonlarına operasyon düzenlendi. Operasyonda, fuhşa aracılık ettiği tespit edilen 15 şüpheli ile fuhuş yaptığı değerlendirilen 16 kadın olmak üzere toplam 31 şahıs gözaltına alındı. Tespit edilen diğer şüphelileri yakalama çalışmaları ve adreslerde yapılan arama işlemleri ise devam ediyor.

Kahramanmaraş’ta kuyuya düşen iki kişi hayatını kaybetti

Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde kuyu yapımında çalışan 2 işçi, kuyuya düşerek hayatını kaybetti. AFAD, itfaiye, jandarma ve sağlık ekiplerinin ortak çalışmasıyla kuyudan çıkarılan işçilerin cansız bedenleri otopsi için morga kaldırıldı.

İzmir'de uyuşturucu operasyonu: Sekiz şüpheli yakalandı

İzmir'in Bayındır ilçesinde uyuşturucu ticareti ve kullanımının engellenmesine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 8 şüpheli gözaltına alındı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında 3 farklı mahalledeki 4 adrese baskın yapıldı.

Adıyaman'da motosiklet yayaya çarptı: İki kişi yaralandı

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan bir yayaya motosikletin çarpması sonucu 2 kişi yaralandı. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, sağlık ekipleri tarafından Gölbaşı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Kars’ta traktörle otomobil çarpıştı: Altı kişi yaralandı

Kars çevre yolunda otomobil ile traktörün çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 6 kişi yaralandı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan yaralılar, ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Ankara’da yakıt tankeri ile otomobil çarpıştı: İki kişi yaralandı

Ankara-İstanbul kara yolunda bir otomobil ile yakıt tankerinin çarpışması sonucu meydana gelen kazada 2 kişi yaralandı. Çarpışmanın etkisiyle tanker yola devrilirken, ihbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

Hatay'da motosiklet uçurumdan yuvarlandı: Sürücü hayatını kaybetti

Hatay’ın Hassa ilçesinde hakimiyetini kaybederek motosikletiyle uçuruma yuvarlanan 74 yaşındaki Hasan Keskin hayatını kaybetti. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri, talihsiz sürücünün cansız bedenini uçurumdan çıkararak sağlık ekiplerine teslim etti.

Adana'da kamyonet tıra çarptı: İki kişi hayatını kaybetti

Adana'nın Ceyhan ilçesinde TAG Otoyolu'nda bir kamyonetin tıra çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi hayatını kaybetti. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, araçta sıkışan Ahmet Diyar ve Rıdvan Dakar'ın cansız bedenlerini çıkardı.

Akran zorbalığına karşı okullarda güvenlik çağrısı

Araştırmada öğretmenlerin yüzde 90,5’i akran zorbalığını önlemeye yönelik eğitimlerin artırılmasını, yüzde 91,3’ü ise risk grubundaki öğrencilere düzenli psikolojik destek verilmesini istedi. Okulların 14 Eylül’de başlayacak olmasıyla birlikte eğitim kurumlarında güvenlik ve akran zorbalığına karşı alınacak önlemler de gündeme geldi. Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarının ardından Türk Eğitim-Sen, yeni eğitim-öğretim yılının “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” temasıyla başlatılması için Millî Eğitim Bakanlığına talepte bulundu. Sendika ayrıca okullardaki akran zorbalığı, şiddet ve suça sürüklenen çocuklara ilişkin öğretmenlerin görüşlerini belirlemek amacıyla kapsamlı bir anket gerçekleştirdi. 1 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında altı internet sitesi üzerinden yürütülen “Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar” başlıklı araştırmaya 2 bin 296 öğretmen katıldı. HER 10 ÖĞRETMENDEN YAKLAŞIK 9’U ZORBALIĞA TANIK OLDUAraştırmada öğretmenlerin yüzde 49,2’si akran zorbalığının görev yaptığı okulda “kısmen yaygın”, yüzde 34,5’i ise “yaygın” olduğunu belirtti. Öğretmenlerin yüzde 65,2’si okulunda akran zorbalığına doğrudan tanık olduğunu, yüzde 24,2’si ise kısmen tanık olduğunu ifade etti. Böylece zorbalığa bir biçimde tanık olduğunu bildirenlerin oranı yüzde 89,4’e ulaştı. Ankete katılanların yüzde 26,6’sı ise zorbalığa maruz kalan öğrencilerin yaşadıklarını öğretmen, okul yönetimi veya aileleriyle paylaşmadığını düşündüğünü bildirdi. Zorbalık fark edildiğinde öğretmenlerin yüzde 81,8’i zorbalığa maruz kalan ve zorbalığı uygulayan öğrencilerin rehber öğretmenle görüşmesini sağladığını, yüzde 81,7’si mağdur öğrenciyle görüştüğünü, yüzde 78’i zorbalığı uygulayan öğrenciyi uyardığını belirtti. ZORBALIĞIN EN FAZLA GÖRÜLDÜĞÜ YER OKUL BAHÇESİAraştırmaya göre akran zorbalığının en fazla görüldüğü alan yüzde 37,2 ile okul bahçesi oldu. Okul bahçesini yüzde 19,5 ile sınıf, yüzde 16 ile sosyal medya ve yüzde 14,7 ile okul dışındaki ortamlar takip etti. Okulların zorbalık olayları karşısındaki yaklaşımına ilişkin sorularda ise katılımcıların yüzde 53,4’ü rehberlik biriminin zorbalığı uygulayan ve zorbalığa maruz kalan öğrenciler ile aileleriyle görüştüğünü belirtti. Önleyici çalışma ve farkındalık eğitimleri gerçekleştirildiğini ifade edenlerin oranı yüzde 28,3 olurken, öğretmenlerin yüzde 16’sı yeterli müdahalenin yapılamadığını düşündüğünü bildirdi. SOSYAL MEDYA VE DİJİTAL OYUNLAR RİSK OLARAK GÖRÜLÜYORÖğretmenlere çocukların şiddet ve suça yönelmesinde etkili olduğunu düşündükleri faktörler de soruldu. Katılımcıların yüzde 85,9’u ebeveyn ilgisizliği ve yetersiz denetimin şiddeti tetiklediği görüşüne katıldı. Sosyal medya içeriklerinin çocukları şiddete yönlendirdiğini düşünenlerin oranı yüzde 82,6 olurken, şiddet içerikli dijital oyunların saldırgan davranışları artırdığı görüşüne katılanların oranı yüzde 80,1 olarak belirlendi. Öğretmenlerin yüzde 81,9’u çeteleşmenin, yüzde 81,1’i madde kullanımının, yüzde 74,9’u ise akran baskısının suça yönelmede etkili faktörler arasında bulunduğunu ifade etti. Dışlanmışlık ve zayıf aidiyet duygusunun etkili olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 77,8, okula aidiyetin zayıflığını etkili bulanların oranı ise yüzde 70 oldu. SİBER ZORBALIK DA GÜNDEMDEAraştırmada dijital ortamda yaşanan zorbalığa ilişkin sonuçlar da dikkat çekti. Öğretmenlerin yüzde 63,5’i siber zorbalığın öğrenciler arasında önemli bir sorun olduğunu belirtirken, yüzde 69,8’i çevrim içi zorbalık ile okul içindeki akran zorbalığı arasında bağlantı bulunduğunu ifade etti. Sosyal medyanın öğrenciler arasındaki çatışmaları artırdığını düşünenlerin oranı yüzde 77,7 olurken, sosyal medyada dışlama ve küçük düşürmenin öğrencilerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediği görüşüne katılanların oranı yüzde 82,5’e çıktı. Katılımcıların yüzde 79,2’si siber zorbalığın akademik başarı ve okul uyumuna zarar verdiğini, yüzde 59,6’sı ise öğrencilerin siber zorbalığın sonuçları konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını düşündüğünü belirtti. Velilerin çocuklarının dijital medya kullanımını yeterince takip ettiğini düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 20’de kaldı. PSİKOLOJİK DESTEK TALEBİ ÖNE ÇIKTIŞiddet ve zorbalığı önlemek amacıyla uygulanabilecek yöntemler konusunda öğretmenlerin büyük bölümü psikolojik destek ve önleyici eğitimlerin artırılması gerektiği görüşünde birleşti. Katılımcıların yüzde 91,3’ü risk grubundaki öğrencilerin düzenli psikolojik destek alması gerektiğini belirtirken, yüzde 90,5’i akran zorbalığını önlemeye yönelik eğitimlerin artırılmasını istedi. Psikolojik danışman sayısının artırılmasına destek verenlerin oranı yüzde 80,2 oldu. Buna karşılık mevcut rehberlik servislerinin şiddeti önlemede yeterli sayıda personele sahip olduğunu düşünenlerin oranı yalnızca yüzde 25 olarak belirlendi. “HER 100 ÖĞRENCİYE EN AZ BİR REHBER ÖĞRETMEN”Araştırma sonuçlarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, öğrencilerin şiddete ve suça yönelmesinde tek bir neden yerine aile, okul, arkadaş çevresi ve dijital ortamın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Okullarda sözlü şiddet, akran zorbalığı ve psikolojik şiddetin öne çıktığını ifade eden Geylan, zorbalığın özellikle okul bahçelerinde yoğunlaşması nedeniyle ortak kullanım alanlarında öğretmen ve okul personelinin görünürlüğünün artırılması gerektiğini kaydetti. Rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğine de dikkat çeken Geylan, “Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır” dedi. Risk grubundaki öğrencilerin erken belirlenmesinin önem taşıdığını ifade eden Geylan; devamsızlık, okuldan uzaklaşma, akademik performansta belirgin düşüş, sosyal dışlanma, akran ilişkilerindeki bozulma, ani davranış değişiklikleri ve tekrarlayan disiplin olaylarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. OKUL GÜVENLİĞİNDE İLK TALEP GİRİŞ DENETİMİAraştırmada Millî Eğitim Bakanlığından beklenen önlemler de öğretmenlere soruldu. Açık uçlu yanıtlarda okul güvenliği, güvenlik personeli ve giriş denetimi yüzde 41,3 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 40,2 ile disiplin yönetmeliği, caydırıcı yaptırımlar ve sınıf tekrarı; yüzde 33,9 ile aile eğitimi, okul-aile iş birliği ve veli sorumluluğu izledi. Öğretmenlerin yüzde 87,1’i olumlu okul ikliminin şiddet davranışlarını azalttığını, yüzde 84,3’ü sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin öğrencilerde olumlu davranışların gelişmesine katkıda bulunduğunu belirtti. Geylan, okul güvenliğinin yalnızca disiplin ve güvenlik önlemleriyle ele alınmaması gerektiğine işaret ederek aile, okul yönetimi, öğretmenler ve rehberlik servisleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Araştırmanın sonuçlarının Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara gönderileceği bildirildi.

Antalya’da Yeni Nesil Suç Örgütlerine Şafak Baskını: 10 Gözaltı, İşte o görüntüler...

Şafak Vakti Eş Zamanlı Baskın

Söz konusu suç örgütlerinin şiddet ve tehdit içeren yasa dışı eylemlerini sosyal medya ve çeşitli platformlarda öven, meşru kılan ya da bu yapılara katılmak istediklerini belirten 14 şüpheli teknik ve fiziki takibe alındı. Ekipler, 4 Eylül sabahı saat 06.00 sıralarında önceden belirlenen adreslere eş zamanlı baskın düzenledi.

Gerçekleştirilen operasyonda 10 zanlı yakalanarak gözaltına alınırken, firari durumdaki diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmaların aralıksız sürdüğü bildirildi.

Uyuşturucu ve Dijital Materyallere El Konuldu

Adreslerde gerçekleştirilen aramalarda daralı ağırlığı yaklaşık 338 gram gelen yasaklı madde, satışa hazır hale getirilmiş 61 fişek 1 adet hassas terazi ele geçirildi. Şüphelilerin suç faaliyetlerini organize ettikleri değerlendirilen cep telefonlarına da incelenmek üzere el konuldu.

Sabıka Kayıtları Dikkat Çekti

Yakalanan ve aranan şüphelilerin büyük bölümünün geçmişte kasten yaralama, ruhsatsız silah bulundurma, uyuşturucu madde ticareti/kullanımı ve hırsızlık gibi çok sayıda suçtan adli kayıtlarının bulunduğu belirlendi. Emniyetteki işlemleri devam eden şüpheliler hakkında başlatılan çok yönlü adli tahkikat sürüyor.

Muhabir: Anıl Budak

Yener: Otobüs kazaları önlenebilir

27 Haziran-25 Ağustos dönemindeki 16 kazada 12 kişinin hayatını kaybettiği, 286 kişinin yaralandığı bildirilirken, Yener kazaların yalnızca sürücü hatasıyla açıklanamayacağını belirterek mevzuat değişikliği ve güçlü kamusal denetim çağrısı yaptı.Türkiye’de yolcu taşımacılığında güvenlik tartışmaları yeniden gündeme gelirken, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, son aylarda art arda yaşanan otobüs ve servis kazaları üzerinden mevcut sistemdeki eksikliklere dikkat çekti. Oda tarafından hazırlanan “Son 2 Aylık Servis ve Otobüs Kaza Haberleri” başlıklı çalışmada, 27 Haziran-25 Ağustos tarihleri arasında farklı kentlerde meydana gelen 16 kaza sıralandı. Kazalarda otobüslerin devrilmesinden bariyer ve araçlara çarpmasına, TIR ve tankerle çarpışmalardan servis araçlarının karıştığı zincirleme kazalara kadar çok sayıda olay yer aldı.9 Temmuz’da Anadolu Otoyolu’nda bariyer ve tabelaya çarpan yolcu otobüsünde 15 kişi yaralanırken, yaralılardan biri daha sonra yaşamını yitirdi. 17 Temmuz’da Eskişehir’de bir yolcu otobüsünün şarampole devrilmesi sonucu 24 kişi, 22 Temmuz’da Kütahya’da bariyerlere çarpıp devrilen otobüste ise 31 kişi yaralandı. 25 Temmuz’da Kırıkkale’de meydana gelen otobüs kazasında ilk olarak 40 yaralı bildirilirken, daha sonra kazanın 1 ölü ve 40 yaralıyla sonuçlandığı açıklandı. Aynı gün İstanbul Eyüpsultan’da meydana gelen kazada ise 30 kişi yaralandı. Ağustos ayında da tablo değişmedi. 4 Ağustos’ta Kayseri’de bir yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu 1 kişi hayatını kaybederken 22 kişi yaralandı. 16 Ağustos’ta Hatay Erzin’de işçi servisi ile kamyonun kafa kafaya çarpışması sonucu 1 kişi öldü, 14 kişi yaralandı. 18 Ağustos ise iki ayrı ağır kazaya sahne oldu: Gaziantep’te bir yolcu otobüsünün TIR’a arkadan çarpması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı; aynı gün Muğla Milas’ta TIR’a arkadan çarpan tur/yolcu otobüsünde ise ölü sayısı daha sonra 4’e yükseldi, 17 kişi yaralandı. 25 Ağustos’ta Kayseri Melikgazi’de benzin yüklü tankerle çarpışan otobüste de 38 kişi yaralandı.“SÜRÜCÜ HATASI” DENİLİP GEÇİLEMEZYener, kazaların yalnızca sürücü dikkatsizliği üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkarak sürücülerin sorumluluk zincirinin son ve en zayıf halkası olduğunu belirterek, güvenli taşımacılığın öncelikle aracın teknik olarak güvenli olmasına bağlı olduğunu vurguladı.Odaya göre araçların üreticinin belirlediği standartlarda periyodik bakımdan geçirilmesi, fren ve lastik sistemlerinin yanı sıra aydınlatma ve sürüş destek sistemlerinin çalışır durumda olması gerekiyor. Bunun yanında sürücülerin yasal sürüş sürelerine uyması ve düzenli dinlenmesi de güvenli taşımacılığın temel unsurları arasında gösteriliyor.Oda, Türkiye’nin trafik kazalarında 100 bin araç başına düşen ölü sayısında Avrupa’da birinci sırada olduğunu belirterek, tablonun yalnızca bireysel hatalarla açıklanamayacağını savunuyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de 288 bin 321 ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldi; bu kazalarda 6 bin 35 kişi hayatını kaybetti, 403 bin 937 kişi yaralandı. Ölümlerin yüzde 42,8’inin yerleşim yeri dışındaki kazalarda meydana gelmesi ise şehirlerarası yolcu taşımacılığında araç, sürücü ve denetim güvenliğinin önemini ortaya koyuyor. OTOBÜSLERE YENİ GÜVENLİK TEKNOLOJİLERİ ZORUNLU OLSUNMakina Mühendisleri Odası, kazaların azaltılması için Avrupa Birliği’nde uygulanan “Güvenli Sistem-Vision Zero” yaklaşımının Türkiye’de de hayata geçirilmesini istiyor. Bu yaklaşımda sürücünün hata yapabileceği kabul edilerek, sistemin insan hatasının ölümle sonuçlanmasını engelleyecek şekilde tasarlanması hedefleniyor.Bu kapsamda otobüs ve servis araçlarında Otomatik Acil Frenleme Sistemi (AEBS), Elektronik Denge Kontrolü (ESC), Akıllı Hız Destek Sistemi (ISA), şerit takip ve şerit koruma sistemleri ile yorgunluk takip sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi öneriliyor. Odaya göre bu teknolojilerin yaygınlaştırılması, yaşanan kazaların önemli bir bölümünün önlenmesine katkı sağlayabilir.Hız denetimlerinin de güçlendirilmesini isteyen Oda, ticari araçlardaki hız sınırlayıcıların aktif olup olmadığının izlenebilir hale getirilmesini ve bu sistemlerdeki eksikliklerin araç muayenesinde “ağır kusur” kabul edilmesini öneriyor. Takograf denetimlerinin etkinleştirilmesi, sürücülerin son 28 günlük çalışma sürelerinin ve olası takograf manipülasyonlarının düzenli biçimde kontrol edilmesi de talepler arasında yer alıyor. OTOBÜS YANGINLARINDA KRİTİK UYARIOdanın dikkat çektiği bir başka başlık ise otobüs yangınları. Açıklamada, araştırma ve istatistiklerin otobüs yangınlarının yüzde 75’inin motor odasında başladığını gösterdiği belirtiliyor. Emisyon seviyelerine ilişkin düzenlemeler nedeniyle motorlarda oluşan yüksek işletme sıcaklıkları ve motor bölmelerindeki yalıtımın artması, bazı bileşenlerde sıcaklıkların yükselmesine ve yangın riskinin büyümesine neden olabiliyor.Odanın teknik önerileri arasında motor odalarına otomatik yangın algılama, alarm ve söndürme sistemlerinin kurulmasının zorunlu hale getirilmesi bulunuyor. Özellikle ağır motor bakımlarından sonra bu sistemlerin yetkin olmayan servislerde devre dışı bırakılmasının önlenmesi gerektiği belirtiliyor. Araçların elektrik sistemlerinde kısa devre ve yangına yol açabilecek kontrolsüz tadilatların da sıkı biçimde denetlenmesi isteniyor.Yangın güvenliğine ilişkin teknik önerilerde ise Türkiye’nin UNECE'nin ilgili araç güvenliği regülasyonlarını mevzuatına tam olarak uyarlaması gerektiği belirtiliyor. Bazı düzenlemelerin gerekli tebliğlerin hazırlanmaması veya uygulama tarihlerinin ertelenmesi nedeniyle tam olarak uygulanamadığı ifade edilirken, gerekli düzenlemelerin acilen çıkarılması ve yeni ertelemelere gidilmemesi isteniyor. HEDEF: “SIFIR KAZA, SIFIR ÖLÜM”Yener, sürücülerin çalışma ve dinlenme sürelerinin izlenmesini, işletmeleri de sorumluluk zincirinin bir parçası haline getirecek daha katı kurallar oluşturulmasını istedi. Bunun yanı sıra Türkiye’nin ulaşım politikasının yeniden ele alınması ve karayollarının yanı sıra demiryolu ve denizyolu taşımacılığının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.Yener, yolcu taşımacılığının kamusal nitelik taşıdığını ve denetimin piyasanın ya da kişilerin inisiyatifine bırakılamayacağını vurguladı. Oda, yerel yönetimler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını mevcut sistemdeki eksiklikleri gidermeye, araçların bakım ve işletme süreçlerini daha sıkı denetlemeye ve teknik güvenlik standartlarını yükseltmeye çağırdı.Açıklamasını “Sıfır Kaza, Sıfır Ölüm” hedefiyle yapan Makina Mühendisleri Odası, karayollarında güvenli seyahatin temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, yaşanan ölümlerin kader olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Oda, sistemik eksikliklerin ve denetim yetersizliklerinin giderilmesi için kamu idaresini somut adımlar atmaya davet etti.

Okullarda güvenlik için profesyonel model önerisi

Okulların yeni eğitim dönemine hazırlanmasıyla birlikte öğrencilerin güvenliği yeniden gündemin önemli başlıkları arasında yer alırken, okul çevreleri ve eğitim kurumlarında güvenliğin nasıl daha etkin sağlanabileceği tartışılıyor. Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay Şahan, okullarda güvenliğin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları desteklediklerini belirterek, Türkiye'nin yıllar içinde 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında oluşturduğu profesyonel güvenlik altyapısının bu alanda daha etkin kullanılabileceğine dikkat çekti. Okullarda güvenliğin yalnızca okul girişinde bir personelin görevlendirilmesiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten Şahan, eğitim kurumlarının öğrenci yoğunluğu, ziyaretçi trafiği, giriş ve çıkışların kontrolü, okul çevresinin güvenliği ve acil durumlara müdahale gibi farklı riskleri aynı anda barındırdığına işaret etti. Bu nedenle okul güvenliğinin, risklerin önceden belirlenmesinden personel görevlendirmesine, eğitimden denetime ve güvenlik teknolojilerinin kullanımından genel kolluk kuvvetleriyle koordinasyona kadar bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiği değerlendiriliyor. OKULLARA ÖZEL GÜVENLİK MODELİTürkiye'de özel güvenlik hizmetleri, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında kapsamlı bir hukuki ve mesleki çerçeveye sahip bulunuyor. Kanun, özel güvenlik görevlilerinin taşıması gereken şartların yanı sıra eğitim, çalışma izinleri, kimliklendirme, görev alanları ve yetkiler gibi birçok konuyu düzenliyor. GÜSOD'a göre bu yapı, okullarda ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetinin de profesyonel standartlar içerisinde yürütülmesi açısından önemli bir altyapı sunuyor. Okulların tamamının aynı güvenlik risklerine sahip olmadığına dikkat çekilirken, eğitim kurumlarının bulunduğu bölge, öğrenci sayısı, okulun fiziki yapısı, çevresindeki yoğunluk ve geçmişte yaşanan olaylar gibi kriterlerin dikkate alınarak farklı güvenlik modellerinin oluşturulabileceği belirtiliyor. Bu kapsamda düşük, orta ve yüksek risk grubundaki okullar için farklı güvenlik uygulamalarının geliştirilmesi; ihtiyaç duyulan bölgelerde pilot çalışmalar yapılarak sonuçların ölçülmesi ve başarılı modellerin yaygınlaştırılması öneriliyor. “TEK TİP UYGULAMA YERİNE İHTİYACA GÖRE MODEL”Okul güvenliğinde tek tip bir uygulama yerine, okulun ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre farklı modellerin değerlendirilmesinin daha etkin sonuç verebileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda 5188 sayılı Kanun kapsamında gerekli eğitim ve yeterlilikleri bulunan özel güvenlik görevlilerinden yararlanılması, yetkilendirilmiş özel güvenlik şirketlerinin kapasitesinin değerlendirilmesi, kamu ve özel sektör imkanlarının birlikte kullanıldığı hibrit modeller oluşturulması ve belirlenen okullarda pilot uygulamalar gerçekleştirilmesi seçenekler arasında bulunuyor. Özellikle okul giriş ve çıkış saatlerinde yaşanan yoğunluk, ziyaretçi kontrolü, okul çevresindeki riskler ve acil durumlar dikkate alınarak güvenlik planlarının hazırlanmasının, olası olaylara müdahale kapasitesini artırabileceği belirtiliyor. GÜVENLİK YALNIZCA OKUL KAPISINDA BAŞLAMIYOROkul güvenliğinin sadece bina içerisinde değil, okulun çevresini de kapsayacak şekilde planlanması gerektiği vurgulanıyor. Öğrencilerin okula geliş ve çıkış saatlerinde okul çevresindeki yoğunluk, servis araçlarının giriş ve çıkışı, ziyaretçilerin kontrolü ve okul çevresindeki olası güvenlik riskleri, bütüncül bir güvenlik planının parçası olarak değerlendirilebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Bu noktada özel güvenlik görevlilerinin eğitimli ve belirli standartlara tabi olması, görev ve sorumluluklarının açık şekilde tanımlanması ve düzenli olarak denetlenmesi önem taşıyor. GÜSOD, okul güvenliğinde kamu kaynakları ile özel sektörün mevcut kapasitesinin birlikte değerlendirilmesinin de alternatif bir çözüm oluşturabileceğini belirtiyor. Bu yaklaşım kapsamında 5188 sayılı Kanun doğrultusunda eğitim ve yeterlilik süreçlerini tamamlayan kişilerin okul güvenliği alanında istihdam edilmesi, hem eğitim kurumlarının güvenlik ihtiyacına yanıt verebilir hem de nitelikli özel güvenlik personeli sayısının artırılmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca farklı bölgelerde uygulanacak pilot projelerle hangi güvenlik modelinin hangi okul türünde daha etkili olduğunun ortaya konulabileceği, elde edilen sonuçlara göre ülke genelinde uygulanabilecek daha sürdürülebilir bir okul güvenliği sisteminin oluşturulabileceği ifade ediliyor. “ÖZEL GÜVENLİK, GENEL KOLLUĞUN ALTERNATİFİ DEĞİL TAMAMLAYICISI”GÜSOD Başkanı Turgay Şahan, özel güvenlik sisteminin genel kolluk kuvvetlerinin alternatifi olmadığını, aksine onları tamamlayan bir yapı olduğunu belirtti. Şahan, okul güvenliğinin çocukların eğitim hayatını doğrudan ilgilendiren ve toplumun tamamını ilgilendiren bir konu olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti: “Çocuklarımızın güvenliği hepimizin ortak önceliğidir. Türkiye, 5188 sayılı Kanun ile özel güvenlik alanında uzun yıllar içerisinde güçlü bir mevzuat, insan kaynağı ve operasyonel tecrübe oluşturmuştur. Bu kapasitenin okul güvenliğine yönelik geliştirilecek modellerin doğal bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.” Şahan, okullarda güvenliğin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların, mevcut özel güvenlik altyapısı ve yetişmiş insan kaynağıyla desteklenmesinin önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek modellerin geliştirilmesi ve uygulamaların sonuçlarının ölçülmesi gerektiğini ifade etti. GÜSOD, okul güvenliğinde eğitimli, yetkin ve denetlenebilir personel anlayışının yaygınlaştırılmasının, öğrencilerin daha güvenli ortamlarda eğitim görmesine katkı sağlayacağını değerlendiriyor.

Meriç'e bıçaklı saldırı: Siyasilerden tepki yağdı

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep Şahinbey ilçesi Akkent Mahallesi'nde bıçaklı saldırıya uğradı. Hastanede ameliyata alınan Meriç'in sağlık durumunun iyi olduğu açıklanırken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş saldırıyı kınayarak olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi için sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Saldırıya ilişkin farklı siyasi partilerden de kınama ve geçmiş olsun mesajları geldi. MERİÇ'İN SAĞLIK DURUMU İYİGaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Şehir Hastanesi'nde tedavisi süren Meriç'in sağlık durumuna ilişkin gazetecilere açıklama yaptı. Meriç'in ameliyat sonrası yoğun bakıma alındığını belirten Çeber, genel durumunun iyi olduğunu ve tepki vermeye başladığını söyledi. Uygun olması halinde doktorlar tarafından uyandırılacağını ifade eden Çeber, "Ameliyattan sonra bizi ve hekimlerimizi tereddüte düşürecek herhangi bir gelişme de olmadı. Süreç iyi gidiyor, inşallah çok kısa zamanda toparlayacak." dedi. Çeber, Meriç'in ameliyatının alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirildiğini belirterek ailesinin de daha moralli olduğunu söyledi. KURTULMUŞ SALDIRIYI KINADITBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Meriç'e yönelik saldırıyı kınayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Kurtulmuş, "Şiddetin hiçbir gerekçesi, mazereti ve meşruiyeti olamaz." ifadesini kullandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak her türlü şiddetin karşısında durmaya devam edeceklerini belirten Kurtulmuş, saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi için sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını kaydetti. TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Kurtulmuş, Meriç'in sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere Gaziantep Valisi Kemal Çeber ile telefonda görüştü. Kurtulmuş ayrıca Meriç'in ailesini telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. ŞÜPHELİ TESLİM OLDUVali Çeber, saldırının şüphelisinin İl Emniyet Müdürlüğünün koordineli çalışması sonucu yakalanarak teslim olduğunu bildirdi. Şüphelinin emniyette ifade verdiğini aktaran Çeber, saldırının taraflar arasındaki tartışmanın ardından gerçekleştiğini belirtti. Çeber'in verdiği bilgiye göre şüpheli, Meriç'in partisinden ayrılmasının ardından kendisinin de istifa ettiğini ve yeniden ilçe başkanı olmak istediğini ancak bu talebinin uygun görülmediğini ifade etti. Yaşanan tartışmaların ardından saldırının gerçekleştiği belirtildi. Şüphelinin olaydan önce evinde olduğunu, alkol aldığını ve Meriç'in bulunduğu sırada evden olayda kullanılan bıçağı alarak dışarı çıktığını söylediği aktarıldı. Çeber, bundan sonraki adli sürecin savcılar ve adli makamlar tarafından yürütüleceğini kaydetti. Meriç'in olaydan kısa süre önce şoförü ve korumasına izin verdiğini belirten Çeber, milletvekilinin mahalle ziyaretine tek başına devam ettiği sırada saldırının meydana geldiğini söyledi. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli S.A.K. ile 4 kişi gözaltına alınmıştı. SİYASİLERDEN KINAMA MESAJLARIÖmer Çelik: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Meriç'e yönelik saldırıyı lanetledi. Çelik, şiddetin her türlüsünün siyasi alanda da mahkum edilmesi gerektiğini belirterek Meriç'e şifa, ailesine ve partisine geçmiş olsun dileklerini iletti. Akın Gürlek: Adalet Bakanı Akın Gürlek, saldırıyı şiddetle kınayarak Meriç'e acil şifalar diledi. Gürlek, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi için adli soruşturma başlatıldığını ve sürecin yakından takip edildiğini bildirdi. Özgür Özel: Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meriç'e yönelik saldırıyı lanetledi. Meriç'in ameliyatının başarılı geçtiğini ve sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Özel, siyasetin üzerine şiddet, tehdit ve zorbalığın gölgesinin düşmesini kabul etmediklerini ifade ederek sorumluların cezalandırılmasını istedi. Efkan Ala: AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da Meriç'e yönelik saldırıyı lanetleyerek milletvekiline acil şifalar, yakınlarına geçmiş olsun dileklerini iletti. Kemal Memişoğlu: Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da Meriç'e yönelik saldırıyı kınayarak, ameliyat sonrası yoğun bakımda tedavisi süren milletvekilinin genel durumunun iyi olduğunu ve sağlık sürecini yakından takip ettiklerini bildirdi. Meriç'e acil şifalar diledi. Kaynak: AA

TÜİK: Mağdur çocuk sayısı 267 bini aştı

Türkiye'de çocukların güvenlik birimlerine geliş nedenlerine ilişkin yayımlanan son resmi veriler, çocuk mağduriyetinin dikkat çekici boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri'ne göre, geçen yıl güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 609 bin 959 olarak kayıtlara geçti. Bu olaylarda en büyük grubu ise mağdur çocuklar oluşturdu. Verilere göre güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların 267 bin 794'ü mağdur olarak kaydedildi. Böylece mağdur çocuklar toplam olayların yüzde 43,9'unu oluştururken, suça sürüklenme nedeniyle işlem gören çocuk sayısı ise 196 bin 308 oldu. İstatistikler, çocukların güvenlik birimleriyle karşı karşıya gelmesinde mağduriyetin hâlâ ilk sırada yer aldığını ortaya koyuyor. 2025 yılı verileri bir önceki yılla karşılaştırıldığında toplam olay sayısında yüzde 0,4'lük sınırlı bir düşüş yaşandığı görülüyor. Ancak uzmanlara göre toplam olay sayısındaki küçük değişime rağmen mağdur çocuk sayısının yüz binlerle ifade edilmeye devam etmesi, çocukların korunmasına yönelik sosyal politikaların önemini koruduğunu gösteriyor. Çocukların güvenlik birimlerine geliş nedenleri incelendiğinde mağduriyetin ardından ikinci sırada suça sürüklenme yer aldı. Bunun yanında 92 bin 301 çocuk hakkında bilgisine başvurulması amacıyla güvenlik birimlerine gelirken, 28 bin 251 çocuk kabahat işlediği iddiasıyla işlem gördü. Hakkında kayıp başvurusu yapıldıktan sonra bulunan çocuk sayısı ise 18 bin 554 olarak kayıtlara geçti. Diğer nedenlerle güvenlik birimlerine gelen çocuk sayısı ise 6 bin 751 oldu. Bu tablo, çocukların güvenlik birimleriyle temasının yalnızca suç olaylarından ibaret olmadığını gösteriyor. Mağduriyet, kayıp çocuk vakaları, ifadeye başvurulması gereken olaylar ve kabahat kapsamındaki işlemler de toplam istatistikler içerisinde önemli yer tutuyor. HER 10 ÇOCUKTAN YAKLAŞIK 4'Ü MAĞDUR OLARAK KAYDA GEÇTİTÜİK verilerinin dikkat çeken yönlerinden biri de mağdur çocukların toplam olaylar içindeki yüksek payı oldu. Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 267 bin 794 çocuğun büyük bölümünü suç mağdurları oluşturdu. İstatistiklere göre mağdur çocukların yüzde 83,9'u suç mağduru, yüzde 16,1'i ise takibi gereken olay mağduru olarak kaydedildi. Suç mağduru olarak değerlendirilen çocuk sayısı 224 bin 579'a ulaştı. Suç mağduru çocukların karşılaştığı olaylar incelendiğinde yaralama ilk sırada yer aldı. Verilere göre suç mağduru çocukların yüzde 59,2'si yaralama nedeniyle mağdur oldu. Bu oran, mağduriyet türleri içerisinde açık ara ilk sırada bulunuyor. Yaralamayı yüzde 10,3 ile cinsel suçlar izledi. Aile düzenine karşı suçlar yüzde 8,5, tehdit suçları ise yüzde 5 oranında gerçekleşti. Geriye kalan yüzde 17'lik bölüm ise diğer suç türlerinden oluştu. Veriler, çocukların maruz kaldığı olayların önemli bölümünün fiziksel şiddet içerikli suçlardan oluştuğunu gösterirken, cinsel suçların da dikkat çekici düzeyde yer almaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, çocuk mağduriyetinin yalnızca adli bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, aynı zamanda sosyal politika, eğitim, aile destek hizmetleri ve koruyucu mekanizmalar açısından da ele alınmasının önem taşıdığına dikkat çekiyor. Erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi ve risk altındaki çocukların daha etkin biçimde korunmasının mağduriyet oranlarının azaltılmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARDA YARALAMA İLK SIRADA YER ALDITÜİK verileri, suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine gelen çocuklara isnat edilen suçların dağılımını da ortaya koydu. Buna göre 196 bin 308 çocuk hakkında suça sürüklenme kapsamında işlem yapıldı. İsnat edilen suçlar arasında ilk sırada yaralama yer aldı. Suça sürüklenen çocukların yüzde 41,6'sına yaralama suçu isnat edildi. Bu oran, çocukların karıştığı olaylarda şiddet içerikli suçların önemli yer tuttuğunu gösteriyor. İkinci sırada yüzde 14,7 ile hırsızlık yer alırken, üçüncü sırada yüzde 9,7 ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak ya da satın almak suçları bulunuyor. Tehdit suçları ise yüzde 5,1'lik pay oluşturdu. Diğer suç türleri ise toplamın kalan bölümünü meydana getirdi. Veriler, çocukların güvenlik birimlerine geliş nedenlerinde yaralama olaylarının hem mağduriyet hem de suça sürüklenme başlıklarında ilk sırada yer aldığını ortaya koyuyor. Bu durum, çocukların şiddet olaylarıyla hem mağdur hem de fail konumunda karşılaşabildiğini gösteren dikkat çekici göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Çocukların suçla karşı karşıya gelmesinde aile yapısı, eğitim hayatı, sosyal çevre, ekonomik koşullar ve akran ilişkileri gibi birçok farklı etkenin rol oynayabildiği belirtiliyor. Bu nedenle çocuk suçluluğuyla mücadelede yalnızca adli süreçlerin değil, koruyucu ve önleyici sosyal çalışmaların da önem taşıdığı ifade ediliyor. SON BEŞ YILLIK VERİLER DİKKAT ÇEKİYORTÜİK'in son beş yıllık istatistikleri incelendiğinde güvenlik birimlerine gelen çocuk sayısında dönemsel değişiklikler yaşansa da mağdur çocukların en büyük grubu oluşturmaya devam ettiği görülüyor. 2025 yılında mağdur çocuk sayısı 267 bin 794 olurken, suça sürüklenme nedeniyle işlem gören çocuk sayısı 196 bin 308 olarak kaydedildi. Bir önceki yıla göre hem mağdur çocuk sayısında hem de suça sürüklenen çocuk sayısında sınırlı gerileme yaşansa da rakamların yüksek seviyesini koruduğu dikkat çekiyor. Uzmanlara göre çocuklara ilişkin istatistiklerin değerlendirilmesinde yalnızca yıllık değişim oranlarına odaklanmak yerine uzun vadeli eğilimlerin incelenmesi gerekiyor. Çocukların güvenliğinin artırılması, aile destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, okul temelli sosyal çalışmaların yaygınlaştırılması ve risk altındaki çocukların erken dönemde belirlenmesi, bu alandaki en önemli başlıklar arasında gösteriliyor. İSTATİSTİKLER OLAY SAYISINI ESAS ALIYORTÜİK, yayımladığı çalışmada istatistiklerin hazırlanış yöntemine ilişkin de bilgi verdi. Buna göre Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, güvenlik birimi kayıtlarına geçen ve dosyaları Cumhuriyet başsavcılıklarına intikal ettirilmiş ya da ettirilmemiş tüm olayları kapsıyor. İstatistikler hazırlanırken Türk vatandaşı olsun ya da olmasın güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı her olay ayrı kayıt olarak değerlendiriliyor. Aynı çocuğun birden fazla olaya karışması durumunda ise her olay bağımsız istatistik olarak sisteme yansıtılıyor. Bu nedenle açıklanan rakamlar çocuk sayısını değil, çocukların karıştığı olay sayısını ifade ediyor. Aynı çocuğun farklı tarihlerde birden fazla olaya karışması halinde her olay ayrı kayıt olarak değerlendirilirken, veriler güvenlik birimlerinin kayıt sistemleri esas alınarak oluşturuluyor. 2025 yılı verileri, çocukların güvenlik birimlerine geliş nedenlerinde mağduriyetin en büyük payı oluşturmaya devam ettiğini gösterirken, yaralama olaylarının hem mağdur hem de suça sürüklenen çocuklar açısından ilk sırada yer alması dikkat çekiyor. Ortaya çıkan tablo, çocukların korunmasına yönelik önleyici politikaların, aile destek mekanizmalarının ve sosyal hizmet uygulamalarının önemini bir kez daha gündeme taşıyor.

Tatil planınız dolandırıcılıkla kabusa dönüşmesin

Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkan Yardımcısı Alişir Şahin, dolandırıcıların otellerin internet sitelerini ve sosyal medya hesaplarını birebir kopyalayarak tüketicileri hedef aldığını belirterek, rezervasyon dolandırıcılığında geçen yıla göre yaklaşık yüzde 10 artış yaşandığını söyledi.Yaz tatili için hazırlık yapan milyonlarca kişi konaklama rezervasyonlarını internet üzerinden gerçekleştirirken, uzmanlar sahte rezervasyon sitelerine karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor. Özellikle popüler turizm merkezlerinde faaliyet gösteren otellerin isimleri kullanılarak hazırlanan sahte internet siteleri ve sosyal medya hesapları nedeniyle her yıl çok sayıda tatilci mağdur oluyor.Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkan Yardımcısı Alişir Şahin, yaz sezonuyla birlikte rezervasyon dolandırıcılığında da hareketlilik yaşandığını belirterek, sahte rezervasyon girişimlerinde geçen yıla göre yaklaşık yüzde 10 artış görüldüğünü ifade etti.DOLANDIRICILAR OTELLERİN İNTERNET SİTELERİNİ BİREBİR KOPYALIYORDolandırıcılık yöntemlerinin her geçen yıl daha profesyonel hale geldiğini belirten Şahin, suçluların artık yalnızca otel fotoğraflarını değil, logoları, kurumsal kimlikleri ve tanıtım içeriklerini de birebir kullanarak güven oluşturmaya çalıştığını söyledi.İnternet adreslerinde yalnızca tek bir harfin değiştirilmesi ya da farklı alan adı uzantılarının kullanılmasıyla hazırlanan sahte sitelerin ilk bakışta gerçeklerinden ayırt edilmesinin zorlaştığını belirten Şahin, sosyal medya reklamları aracılığıyla bu sitelerin geniş kitlelere ulaştırıldığını ifade etti.Dolandırıcıların "Son oda", "Bugüne özel yüzde 70 indirim", "Sadece bugün geçerli fiyat" gibi kampanyalarla tüketicileri acele karar vermeye yönlendirdiğini belirten Şahin, piyasa fiyatlarının çok altında sunulan tekliflere karşı şüpheyle yaklaşılması gerektiğini söyledi.TATİLCİLER OTELE GİDİNCE GERÇEĞİ ÖĞRENİYORSahte rezervasyon mağdurlarının çoğunun dolandırıldıklarını ancak otele ulaştıklarında fark ettiklerini belirten Şahin, yaşanan mağduriyetlerin sadece maddi kayıpla sınırlı kalmadığını dile getirdi."Vatandaşlarımız otele geldiğinde rezervasyonlarının sistemde bulunmadığını öğreniyor. Üstelik birçok kişi rezervasyonu doğrudan otelin resmi internet sitesi üzerinden yaptığını zannederken, aslında ödemeyi tamamen dolandırıcılara gerçekleştirmiş oluyor" diyen Şahin, özellikle yoğun tatil dönemlerinde bu tür olayların arttığına dikkat çekti.Mağduriyet yaşayan vatandaşların hem tatillerinin aksadığını hem de yüksek tutarlarda maddi kayıplarla karşı karşıya kaldığını ifade eden sektör temsilcileri, internet üzerinden yapılan rezervasyonlarda doğrulama yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.BİRKAÇ DAKİKALIK KONTROL BÜYÜK ZARARI ÖNLEYEBİLİRAlişir Şahin, internet üzerinden rezervasyon yapmadan önce uygulanacak basit kontrollerin dolandırıcılık riskini önemli ölçüde azaltacağını söyledi.Rezervasyon yapılacak internet sitesinin adresinin dikkatlice incelenmesi gerektiğini belirten Şahin, alan adında yer alan tek bir harf değişikliğinin bile sahte siteyi işaret edebileceğini ifade etti.İnternet sitesinin güvenlik sertifikasının (https) kontrol edilmesi, resmi internet sitesiyle karşılaştırılması ve ödeme yapılmadan önce otelin telefonla aranarak rezervasyonun doğrulatılması gerektiğini belirten Şahin, güvenilir rezervasyon platformlarının tercih edilmesinin de önemli bir güvenlik adımı olduğunu söyledi.KİŞİSEL IBAN'A ÖDEME TALEBİNE DİKKATDolandırıcılık girişimlerinde en önemli işaretlerden birinin ödeme yöntemleri olduğunu belirten Şahin, özellikle kişisel IBAN hesaplarına ödeme yapılmasının istendiği durumlarda vatandaşların son derece dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.Sosyal medya reklamları üzerinden yönlendirme yapılan internet sitelerinin mutlaka ayrıntılı şekilde incelenmesini tavsiye eden Şahin, otelin iletişim bilgilerinin doğrulanması, kullanıcı yorumlarının okunması ve tesisin Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli olup olmadığının kontrol edilmesinin de güvenli rezervasyon açısından önem taşıdığını dile getirdi."Tatil planı yaparken yapılacak birkaç dakikalık doğrulama hem maddi kayıpların hem de tatilin kabusa dönüşmesinin önüne geçebilir" dedi."DOLANDIRICILIK TÜRKİYE TURİZMİNE DE ZARAR VERİYOR"Sahte rezervasyon olaylarının yalnızca bireysel mağduriyet oluşturmadığını belirten Şahin, bu durumun Türkiye'nin turizm sektöründeki güven algısını da olumsuz etkilediğini söyledi.Turizmin güven üzerine kurulu bir sektör olduğuna dikkat çeken Şahin, yaşanan her dolandırıcılık olayının yalnızca bir tatilciyi değil, destinasyonun ve sektörün uluslararası itibarını da zedelediğini ifade etti.Yetkililerin sahte internet siteleri ve dolandırıcılık ağlarına karşı daha etkin mücadele yürütmesinin önemine işaret eden Şahin, tüketicilerin de bilinçli hareket ederek resmi kanallar üzerinden rezervasyon yapmalarının mağduriyetlerin önüne geçeceğini kaydetti.UZMANLARDAN GÜVENLİ REZERVASYON ÇAĞRISITurizm sektörü temsilcileri, yaz aylarında artan rezervasyon yoğunluğunun dolandırıcılar için de fırsata dönüştüğünü belirterek, tatil planı yapan vatandaşların cazip fiyat tekliflerine karşı dikkatli olmalarını istiyor.Uzmanlara göre rezervasyon öncesinde internet adresinin doğrulanması, otelle doğrudan iletişime geçilmesi, ödeme bilgilerinin kontrol edilmesi ve güvenilir platformların tercih edilmesi hem tatil bütçesini koruyor hem de tatilin daha başlamadan kabusa dönüşmesini önlüyor.

Yenimahalle'de inşaat alanında göçük can aldı

Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Macun Mahallesinde inşaat sahasında çalışma yapıldığı sırada yaşanan toprak kayması sonucu Suriyeli Abdullah Ahmed El Selim (35) isimli işçi göçük altında kaldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, itfaiye, polis ve UMKE ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin yaptığı çalışmalar sonucu, göçük altından çıkarılan El Selim'in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtilirken, şantiye şefinin gözaltına alındığı öğrenildi. Kaynak: İHA

Tartıştığı arkadaşını silahla öldüren zanlı tutuklandı

İlçeye bağlı Yeni Mahalle'de dün sabah saatlerinde tartıştığı E.B'yi (27) tabancayla öldürdükten sonra polis ekiplerince gözaltına alınan M.A.K'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Adliyeye sevk edilen zanlı, savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

İzmir'de uyuşturucu ticareti yapan 2 şüpheli yakalandı

İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Kuruçeşme Mahallesi'nde kenevir yetiştiren ve uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen M.A.A. ve T.S'nin ikametlerine operasyon düzenledi.

Aramada, 4 kök kenevir, 595 gram esrar, 41 gram kokain, 258 sentetik ecza ve kenevir yetiştirmede kullanılan malzemeler ele geçirildi.

Gözaltına alınan şüphelilerin işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

Başkentte gıda zehirlenmesi şüphesi üzerine 2 iş yeri mühürlendi

Etimesgut Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, gelen ihbarlar ve Emniyet Müdürlüğünün teyidi üzerine ilçedeki iki işletmede toplum sağlığını tehdit ettikleri gerekçesiyle zabıta ekiplerince denetim yapıldığını belirtti.

Gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvuran kişilerin yemek yediği belirtilen işletmenin ruhsata aykırı catering hizmeti verdiğinin tespit edildiğini ifade eden Kerimoğlu, söz konusu işletmede son kullanma tarihi geçmiş paketlenmiş et ve tavuk ürünlerinin bulunduğunu bildirdi.

Bu işletmeye ürün tedarik eden başka bir iş yerinin de denetlendiğini aktaran Mutlu Kerimoğlu, her iki işletmenin toplum ve çevre sağlığını tehlikeye soktukları gerekçesiyle mühürlenerek faaliyetlerine son verildiğini belirtti.

Kerimoğlu, "Belediyemizin halk sağlığı ve gıda güvenliğine yönelik denetimlerini aralıksız sürdüreceğini, yasalara ve sağlık standartlarına aykırı hareket eden bu tür işletmelere karşı kararlılıkla mücadele edeceğini kamuoyuna saygıyla duyururuz." ifadelerini kullandı.

- Olay

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, dün, Ankara'nın bazı ilçelerinde bulantı ve kusma şikayetleriyle çok sayıda kişinin 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istemesi ve 153 kişinin gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere başvurması üzerine soruşturma başlatmış, aralarında yemek firması sahibinin de bulunduğu 4 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Başkentte çeşitli suçlardan aranan 994 kişi yakalandı

Valilikten yapılan açıklamaya göre, aranan şüphelilerin yakalanmasına yönelik 21-27 Kasım tarihleri arasında emniyet ve jandarma ekiplerince kapsamlı çalışma yapıldı.

Çalışmalarda, yirmi yıl ve üzeri hapis cezası olan 8, on yıl ve üzeri hapis cezası olan 17, beş ila on yıl arası hapis cezası olan 46, beş yıla kadar hapis cezası olan 354 ve ifadeye yönelik aranan 569 şüpheli olmak üzere 994 kişi yakalandı.

Esenyurt'ta patlamamış el bombası bulundu

Doğan Araslı Bulvarı'nda sabah saatlerinde temizlik yapan belediye işçisi, kaldırımda patlamamış el bombası buldu.

İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi.

Ekipler olay yerinde geniş güvenlik önlemi alırken, bomba imha uzmanları el bombasını alarak incelenmek üzere emniyet müdürlüğüne götürdü.

Ekiplerin olayla ilgili çalışması sürüyor.

15 yaşındaki Duru Pakarda'yı öldürdüğü öne sürülen sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis

Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, "kasten öldürme" ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından yargılanan sanık K.C.A, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, Pakarda'nın ailesi ve avukatları hazır bulundu.

Sanık K.C.A, savunmasında olayın kasıtlı şekilde meydana gelmediğini savunarak pişman olduğunu belirtti.

Mahkeme heyeti, verdiği aranın ardından K.C.A'ya "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, "ruhsatsız silah bulundurma" suçundan ise 3 yıl hapis 4 ay hapis cezası verdi.

"Verilen hiçbir ceza kızımızı geri getirmiyor."

Duruşma sonrası adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Pakarda ailesinin avukatı Süleyman Eren, çok sağlıklı ve bilinçli bir yargılama olduğunu belirterek, mahkeme heyetine teşekkür etti.

Sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldığını ifade eden Eren, "Sanığın yaşının küçük olması nedeniyle cezası 24 yıla indirildi. 'ruhsatsız silah bulundurma' suçundan ise 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Toplamda 27 yıl 3 ay cezası var. Tek dileğim bu cezanın anne ve babanın içine birazcık su serpmesi. Verilen hiçbir ceza kızımızı geri getirmiyor." dedi.

Duru'nun annesi Sıla Lale ise kararın ardından gözyaşlarını tutamayarak, "Duru geri gelmeyecek" diye ağladı

Bağımlılık: Beynin Sessiz Dönüşümü

Bağımlılık, toplumda çoğu zaman bireyin iradesiyle yaptığı bir tercih olarak görülse de, uzmanlar bunun bilimsel olarak bir beyin hastalığı olduğunu vurguluyor. Beyindeki biyolojik değişimlerin etkisiyle gelişen bağımlılık, yalnızca alışkanlık değil; tedavi gerektiren nörobiyolojik bir süreç. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, bağımlılıkla mücadelede genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor. BEYİNDEKİ DEĞİŞİM, İRADEYİ ZAYIFLATIYORPsikoaktif maddelerin beynin ödül ve karar verme sistemlerini etkileyerek kontrol kaybına yol açtığını aktaran Prof. Dr. Onur Noyan, “Karar alma ve dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal korteks zayıfladığı için, birey zararlarını bilse bile madde kullanımını durduramaz.” dedi. Bu durum, bağımlılığın yalnızca bir tercih değil, beyindeki işlevsel bozulmalarla gelişen bir hastalık olduğunu ortaya koyuyor. DOPAMİN SİSTEMİ BOZULUYOR, DOĞAL HAZLAR SİLİKLEŞİYORİlk kullanımın çoğu zaman bilinçli bir tercih olduğunu, ancak devam eden süreçte beynin ödül merkezi olan mezolimbik sistemdeki işleyişin bozulduğunu belirten Noyan, dopamin düzeylerindeki değişikliklerin kişinin yemek, sosyal ilişki gibi doğal haz kaynaklarına olan duyarlılığını azalttığını ifade etti. Bu değişim, bireyin maddeye karşı aşırı bir motivasyon geliştirmesine neden oluyor. Aynı zamanda prefrontal kortekste meydana gelen bozulmalar, dürtü kontrolünü ve sağlıklı karar almayı zorlaştırıyor. Sonuç olarak bireyin bilişsel işlevleri zayıflıyor ve madde kullanımı üzerinde kontrol kaybı yaşanıyor. BEYNİN FREN MEKANİZMASI DEVRE DIŞI KALIYORUyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, beynin haz alma, karar verme, öğrenme ve duyguları kontrol etme gibi önemli bölgelerini etkileyerek bağımlılığa yol açtığını vurgulayan Noyan, “Özellikle beynin ‘ödül sistemi’ olarak bilinen yapılar dopamin adlı kimyasalın aşırı salınmasıyla devreye girer ve kişiye yoğun bir haz duygusu verir. Zamanla bu sistem bozulur; kişi doğal yollarla mutlu olamaz hale gelir ve sürekli madde arayışına girer.” dedi. Amigdala ve hipokampus gibi bölgeler ise maddeyle ilgili anıları ve duygusal deneyimleri pekiştirerek bağımlılığı daha kalıcı hale getiriyor. Bu nörobiyolojik değişiklikler sonucunda kişi, maddeden başka hiçbir şeye ilgi duymamaya başlıyor ve kullanım üzerinde kontrolünü kaybediyor. TEDAVİ SÜRECİNDE ANLAYIŞ, İYİLEŞMENİN TEMELİDİRBağımlılığın bir hastalık olduğunu anlamanın, kişinin sadece kendi iradesiyle bu durumdan kurtulmasının çoğu zaman mümkün olmadığını kabul etmeye yardımcı olduğunu belirten Noyan, “Bağımlı birey iyileşmek isteyebilir, ancak beyindeki değişimler nedeniyle tıbbi ve psikolojik destek olmadan bu süreçle başa çıkmakta zorlanacaktır. Bu noktada toplumda sıkça karşılaşılan ‘istersen yaparsın’ ya da ‘kendine hakim ol’ gibi ifadeler, hem kişide suçluluk ve yetersizlik duygusu yaratır hem de aile içinde anlaşmazlık ve tartışmalara yol açabilir.” dedi. Hastalık modeli, bağımlılığın kişinin iradesini zayıflatan nörobiyolojik temelleri olduğunu kabul ederek, daha anlayışlı, destekleyici ve profesyonel bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Bu da hem tedavi sürecini kolaylaştırıyor hem de hasta ile ailesi arasındaki ilişkiyi iyileştiriyor. GENETİK YATKINLIK, ÇEVRESEL TRAVMALAR VE PSİKOLOJİK ZEMİN BİRLİKTE ELE ALINMALIBağımlılığın sadece bireysel tercihlere değil; genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin bir araya gelmesine bağlı olarak gelişen çok yönlü bir hastalık olduğunun altını çizen Noyan, “Genetik yatkınlık, bazı bireylerin maddelere karşı daha duyarlı olmasına neden olurken; aile içi çatışmalar, çocukluk travmaları, arkadaş çevresi ve maddeye kolay erişim gibi çevresel etkenler de riski artırır. Ayrıca depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar, bireyin maddeyi bir baş etme aracı olarak kullanmasına zemin hazırlar.” dedi. Bu etmenlerin bir bütün olarak ele alınması, etkili, bireye özel ve sürdürülebilir bir tedavi yaklaşımı geliştirilmesini sağlıyor. DAMGALAMA DEĞİL, BİLİM TEMELLİ EMPATİToplumda bağımlılığın ‘iradesizlik’ olarak damgalanmasının, hem bireylerin yardım aramasını engellediğini hem de tedavi sürecini zorlaştırdığını kaydeden Noyan, “Oysa bağımlılık, beynin ödül, karar verme ve dürtü kontrolü sistemlerinde meydana gelen nörobiyolojik değişimlerin sonucu ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır.” dedi. Bu bilgilerin aktarılmasının, bağımlı bireylerin suçlanmadan, anlayışla karşılanmasını sağlayacağına ve onların tedaviye yönelme olasılığını artıracağına işaret etti. SÜREKLİLİK, KARARLILIK VE GÜVENLİ ALANLAR İYİLEŞMEYİ DESTEKLİYORAilelerin daha yapıcı, destekleyici bir tutum benimsemelerinin önemine dikkat çeken Noyan, “Bağımlılıkla mücadelede iyileşme sürecinin başarılı olabilmesi için, bireylere karşı anlayışlı bir yaklaşım sergilemek kadar, aynı zamanda net, tutarlı ve sınırları belli bir tutum benimsemek de büyük önem taşır.” dedi. Bağımlılık davranışının çoğu zaman inkâr, kaçınma ve dirençle birlikte seyrettiğini belirten Noyan, tedavi sürecinde kararlılık, süreklilik ve düzenli profesyonel takibin hem bireyin motivasyonunu koruması hem de nüks riskinin azaltılması açısından kritik rol oynadığını ifade etti. Toplumsal farkındalığı artırmak için bilim temelli kamu spotları, okullarda eğitim programları, medyada uzman görüşlerine yer verilmesi ve bağımlılık yaşayan kişilerin deneyimlerini paylaşabildiği güvenli alanların oluşturulması gerektiğini vurgulayan Noyan, damgalama yerine empati ve bilgiye dayalı bir yaklaşımın yaygınlaşmasıyla toplumun bağımlılıkla daha etkili bir şekilde mücadele edebileceğini söyledi.

Türkiye’de suç oranları alarm veriyor

Türkiye’de suç oranları son 10 yılda yüzde 108 arttı. Cezaevlerinde kapasite aşımı yaşanırken, en çok işlenen suçların kasten yaralama ve hırsızlık olduğu görülüyor. Gençler arasında suça yönelim kaygı verici düzeyde artarken, sosyoekonomik eşitsizlikler ve toplumsal krizler bu eğilimi besliyor. Uzmanlar, yalnızca hukukî tedbirlerin değil, aynı zamanda toplumsal çözümlerin de hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.  YÜZDE 108’LİK BİR ARTIŞ YAŞANDIResmî kurumlar tarafından yayınlanan son istatistiki veriler göz önünde bulundurulduğu zaman Türkiye'de hem niceliksel hem de niteliksel olarak suç oranlarında bir dönüşüm olduğuna işaret eden Dr. Berat Dağ, “Somut olarak Adalet Bakanlığı’nın verilerine bakılırsa 2011’de toplam 128 bin 253 kişi cezaevine girerken bu sayının 2020’ye gelindiğinde 266 bin 831’e ulaştığı görülmektedir. Bu da 10 yıl içinde suç oranlarında yüzde 108’lik bir artışın olduğunu göstermektedir. Burada erkek hükümlüler her yıl bu mevcut toplamın yüzde 95’inden fazlasını oluşturmaktadır. Diğer taraftan kadın hükümlü sayısında da iki katına yakın bir yükseliş ortaya çıkmaktadır. Bütün bu veriler, Türkiye’de son dönemde genel suç oranlarında belirli bir artışın olduğunu ortaya koymaktadır.” dedi. Türkiye’de cezaevine girenlerin suç türlerine göre dağılımının, toplumsal şiddet ve güvensizlik eğilimini yansıttığına işaret eden Dr. Berat Dağ, şöyle devam etti: “Bu eğilimin ortaya çıkmasında kutuplaşma, kriz ve parçalanma süreçlerinin bir etkisi olduğu düşünülebilir. Yani ekonomik, siyasî ve toplumsal beklentiler ile karşılaşılan yapısal sonuçların arasındaki çelişkiler, suç oranlarını arttırabilir. Bu minvalde 2020 verileri, en çok işlenen suçların 40 bin 445 kişinin hüküm giydiği kasten yaralama ve 39 bin 279 kişinin hüküm giydiği hırsızlık olduğunu ortaya koymaktadır. Bu suçları, uyuşturucu madde ticareti, uyuşturucu madde kullanımı ve dolandırıcılık suçları takip etmektedir. Diğer taraftan cinayet suçlarında uzun vadeli bir düşüş eğilimi de dikkat çekmektedir. Polis ve Jandarma verilerine göre, 2006’da 3 bin 020 olan cinayet vakası, 2020’de 2 bin 075’e gerilemiştir. Bu düşüşü görece etkili kolluk gücü koordinasyonu, erken müdahale sistemleri ve caydırıcı cezaların etkisi bağlamında açıklamak söz konusudur. O nedenle Türkiye’de suç oranlarının azalması için yetkin hukukî yaptırımlar ile ekonomik, siyasî ve toplumsal bütünlüğün eşzamanlı olarak sürdürülmesi son derece önemlidir.” GENÇLER ARASINDA SUÇA YÖNELİM ARTIYORTürkiye’de çocuk ve gençlerin suça sürüklenme oranında ciddi bir artış görüldüğünü ifade eden Dr. Berat Dağ, “2020 verileri, sadece 15–17 yaş grubunda hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu suçlarından dolayı yaklaşık 8 bin 500 gencin cezaevine girdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, gençlik döneminde suça yönelimin arttığını göstermektedir. Bu artışa karşı Türkiye’de acilen etkili hukuki tedbirler ile suçu önleyici sosyal politikaların birlikte hayata geçirilmesi gerektiği açıktır.” diye konuştu. Türkiye’de bölgesel farklılıklara göre, suç oranlarının değiştiğinin görüldüğünü dile getiren Dr. Berat Dağ, “Bir örnek olarak İçişleri Bakanlığı tarafından Erzurum’da yürütülen bir proje oldukça ilginçtir. Zira burada ‘Huzurum Erzurum’ projesi dâhilinde kentte mal varlığına karşı işlenen suçlarda %34, kişiye karşı işlenen suçlarda ise %5 oranında azalma sağlanmıştır. Aynı kent, hırsızlık suçlarının aydınlatılması konusunda da yine Türkiye birincisi olmuştur. Bu örnekten hareketle suça karşı toplumsal katılımın sağlanması ile merkezî ve yerel güvenlik politikalarının koordineli şekilde yürütülmesi, suçla mücadele hususunda etkili olmaktadır denebilir.” şeklinde konuştu. SİYASİ-İKTİSADİ EŞİTSİZLİKLER DE SUÇ ORANLARINI ARTIRIYORKentleşme, iç ve dış göç süreçlerinin çarpık bir şekilde sürdürülmesinin ve siyasi-iktisadi eşitsizliklerin suç oranlarını artırdığına dikkat çeken Dr. Berat Dağ, “Bu bağlamda devlet tarafından her bir bireyin sürekli bir biçimde özel ve kamusal alanda eşit ve özgürce var olabilme imkânının sağlanması çok önemlidir. Bunun getireceği toplumsal dayanışma gücünün suç oranlarının düşmesine kritik bir katkı sağlayacağı şüphesizdir.” ifadesinde bulundu. Türkiye'deki cezaevlerinin mevcut doluluk oranlarına da değinen Dr. Berat Dağ, “2020 itibarıyla Türkiye’de ceza infaz kurumlarının kapasitesi yaklaşık 230 bin kişiyken bugün, 266 bini aşmış durumdadır. Türkiye’de bu kapasitenin çok üstünde hükümlü olduğu açıktır. Zaten kapasite aşımı sorununun çözümü için yeni cezaevleri inşa edilmesine rağmen hala etkili sonuçlar ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle suça karşı hukukî önlemler kadar toplumsal çözümler getirmek üzerine de düşünmek gerekmektedir.” dedi. TÜRKİYE’DE CEZAEVİNDE OLAN NÜFUS ARTIYORDr. Berat Dağ, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’de cezaevinde olan nüfus artmaktadır. Belirtilen bu sonucun ortaya çıkmasında birey, toplum ve devletin suçun sosyolojik temellerine yeterince odaklanmaması etkili olabilir. Zira Türkiye’de belirli aralıklarla suç sorununa yönelik siyasî ve hukukî tedbirler alınmasına rağmen bu olumsuz sonuç değişmemektedir. Dolayısıyla toplumsal yaşamın her bir alanında güven, eşitlik ve özgürlük gibi değerler sürekli bir hale getirilmediğinde suç sorununun artarak devam edeceği her dem iddia edilebilir.”

“İtfaiye Genel Müdürlüğü acilen kurulmalı”

Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. İ. Hamit Hancı ile Derneğin Adli Yöneylem Komisyonu Başkanı Av. Alp Aslan, Türkiye’nin yangınla mücadele ve afet müdahale altyapısında uzun süredir kangren haline gelen bir soruna dikkat çekti: İtfaiye hizmetlerinin merkezi bir otoriteye bağlanmaması ve dağınık yapıda yürütülmesi. Yetkililer, İtfaiye teşkilatlarının belediyelerle sınırlı kalmasının kamu güvenliği ve afet yönetimi açısından ciddi riskler doğurduğunu vurgulayarak, “İtfaiye Genel Müdürlüğü”nün acilen kurulması gerektiğini yineledi. KBRN ALANINDA İTFAİYELERİN ÖNE ÇIKMASI DİKKAT ÇEKTİAFAD tarafından düzenlenen Uluslararası KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) Kongresine katıldıklarını belirten Hancı ve Aslan, bazı ülkelerdeki itfaiye teşkilatlarının, KBRN müdahale kapasitesinde polis ve arama kurtarma birimlerinden bile daha donanımlı olduğunu vurgulayarak Türkiye’deki eksikliklere dikkat çekti. “İtfaiye teşkilatlarımız yalnızca yangın söndürme göreviyle sınırlı düşünülmemelidir. Bugün afetlerde, kimyasal tehlikelerde, arama kurtarma operasyonlarında ve halkın eğitilmesinde de başrol üstlenmektedirler. Ancak bu yük, dağınık yapıda hizmet veren teşkilatların kapasitesini aşmaktadır.” BELEDİYELERE BAĞLILIK SORUNLARA YOL AÇIYORİtfaiye teşkilatlarının hukuki dayanağı 5393 Sayılı Belediye Kanunu ve Belediye İtfaiye Yönetmeliği’ne dayanıyor. Türkiye’deki itfaiye teşkilatları “merkezi olmayan” bir sistemle hizmet veriyor ve büyükşehirler dahil olmak üzere belediyelere bağlı olarak çalışıyor. Bu model, kurumsal dağınıklığa, personel yetersizliğine, standart eksikliğine ve finansal zorluklara neden oluyor. Hancı ve Aslan, bu dağınıklığın altını çizerek şunları kaydetti: “İtfaiyecilik hizmetlerinin finansmanı yetersiz, personel alım ve eğitiminde standardizasyon yok, kurumlar arası koordinasyon ise çok zayıf. Belediyeler için itfaiye birimi bir ‘kar merkezi’ değil, aksine bir ‘gider kalemi’ olarak görülüyor. Bu zihniyetle ilerleyemeyiz.” İTFAİYE, YANGIN SÖNDÜRMENİN ÖTESİNDE BİR HİZMETTİRGünümüzde itfaiye teşkilatları sadece yangın söndürme ile sınırlı kalmayıp; doğal afetler, su baskınları, KBRN saldırıları, kayıp aramalar, su altı kurtarma, halkın eğitimi, tehlike önleme gibi geniş bir görev yelpazesi üstleniyor. Buna rağmen, mevcut mevzuatın yetersizliği ve merkezi bir otoritenin eksikliği, bu görevlerin etkinliğini sınırlandırıyor. Yetkililer, AFAD ve itfaiye arasında görev çakışmaları olduğuna da dikkat çekerek, kaynakların verimsiz kullanıldığını vurguladı. “AFAD ve belediye itfaiyeleri aynı görevlere sahip gibi görünse de aralarında etkin bir koordinasyon yok. Bu durum hem müdahale hızını azaltıyor hem de kaynak israfına yol açıyor.” PERSONEL VE EĞİTİMDE STANDART EKSİKLİĞİYetkililer şunları belirtti: “İtfaiye teşkilatlarında görev alanların eğitimi ve atanma kriterleri konusunda net bir düzenleme bulunmaması, yetkililerin en çok eleştirdiği konular arasında. Oysa ki Türkiye’de çok sayıda ‘İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği’ bölümü olan meslek yüksekokulu ile ‘Acil Yardım ve Afet Yönetimi’ gibi bölümler, bu alanda yetişmiş kalifiye personel sunuyor. Ancak, mezunların bu teşkilatlara yerleştirilmesinde bir zorunluluk bulunmuyor. YENİ BİR “İTFAİYE KANUNU” ŞARTAdli Bilimciler Derneği yetkililerine göre Türkiye'de özel bir "İtfaiye Kanunu" bulunmaması, itfaiyecilik mesleğini tanımsız bırakıyor ve teşkilatın görevlerini karmaşık hale getiriyor. Hancı ve Aslan, bu yüzden yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirterek çözüm önerilerini sıraladı: İçişleri Bakanlığı bünyesinde ya da AFAD’a bağlı “İtfaiye Genel Müdürlüğü” kurulmalı.İtfaiye Akademisi hayata geçirilmeli ve personel bu akademiden yetiştirilmeli.Sadece ilgili bölümlerden mezun olanlar teşkilata alınmalı.Gönüllü itfaiyecilik yasal zemine oturtulmalı ve teşvik edilmeli.Finansman modeli merkezi bütçeye bağlanmalı. TARİHİ ARKA PLAN: 300 YILLIK GELENEK, MODERNLEŞEMİYORTürkiye’de itfaiyeciliğin tarihi 1714 yılına, Osmanlı’daki “Tulumbacılar”a dayandığını ifade eden Hancı, “1826’da yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla yerini ‘Yangıncı Taburu’ almış, Cumhuriyet döneminde ise belediyeler eliyle yaygınlaştırılmıştı. Ancak yaklaşık üç asırlık geçmişine rağmen, bugünün modern ihtiyaçlarını karşılayacak merkezi bir organizasyona hâlâ geçilmiş değil.” dedi.  ULUSAL İTFAİYE REFORMU ARTIK KAÇINILMAZAdli Bilimciler Derneği, yaptığı çağrıyla belediyelere bağlı, eşit olmayan kaynaklara sahip, standart dışı bir yapının Türkiye’ye artık yetmediğini vurguladı: “İtfaiye teşkilatı sadece yangın söndürmez; hayat kurtarır, risk yönetir, toplumu bilinçlendirir. Bu yüzden sadece yerel değil, ulusal bir güvenlik ve hizmet organizasyonunun parçası olmalıdır. Türkiye, itfaiyecilikte de merkezi yapılanmaya geçmelidir.”

❌