Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi, Tiran’da çeşitli ülkelerden akademisyenleri bir araya getirdi.

İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi (IRSSC), 1-5 Haziran 2026 tarihleri ​​arasında Arnavutluk’un Tiran kentindeki New York Üniversitesi’nde gerçekleşti. Kongre, sosyal bilimler alanındaki akademisyenleri, araştırmacıları ve öğrencileri bir araya getirerek bilimsel alışverişi teşvik etti ve uluslararası iş birliğini geliştirdi.

Akademisyenler ve Araştırmacılar Tiran’da Buluştu

3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi, Tiran'da çeşitli ülkelerden akademisyenleri bir araya getirdi.
3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi, Tiran'da çeşitli ülkelerden akademisyenleri bir araya getirdi.
3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi, Tiran'da çeşitli ülkelerden akademisyenleri bir araya getirdi.
3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi, Tiran'da çeşitli ülkelerden akademisyenleri bir araya getirdi.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kara’nın başkanlığında gerçekleşen etkinliğe Uluslararası Balkan Üniversitesi, New York Üniversitesi Tiran, Saraybosna Uluslararası Üniversitesi, Komrat Devlet Üniversitesi ve Bakü Slav Üniversitesi katıldı. Konferans ayrıca Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TIKA) ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ndan (YTB) destek aldı.

Küresel ve bölgesel gelişmeleri akademik bir bakış açısıyla ele alan kongrenin açılış törenine, Türkiye Cumhuriyeti Tiran Büyükelçisi Barış Ceyhun Erciyes; İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kara; New York Tirana Üniversitesi Rektörü Doç. Dr. İlir Kemalaj; Yüksek Öğretim Kalite Konseyi Başkanı ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümit Kocabıçak; İzmir Milletvekili ve Türkiye İnternet Medya birliği Başkan vekili Rifat Sait ve çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

Açılış töreninde konuşan Türkiye Cumhuriyeti Tiran Büyükelçisi Barış Ceyhun Erciyes, Türk akademisyenler ile Arnavutluk ve diğer Balkan ülkeleri arasındaki akademik iş birliklerinin önemini vurgulayarak, bu ortaklıkların gelecekte değerli sonuçlar doğuracağına olan inancını dile getirdi. New York Tiran Üniversitesi Rektörü Dr. İlir Kemalaj, Türkiye ile yürütülen bilimsel araştırmalara büyük değer verdiklerini belirterek, iki ülke arasındaki akademik iş birliklerinin daha da geliştirilmesinin önemini vurguladı.
Prof. Dr. Mustafa Kara: “Balkanlar’daki Bilimsel İş Birliklerimizi Güçlendirmeye Devam Ediyoruz”
Kongrenin açılışında konuşan İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kara, Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi’nin ilk olarak Moldova’da düzenlendiğini ve altı üniversitenin iş birliğiyle yıllar içinde büyüyüp geliştiğini belirtti.

Kongrenin ilerlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kara, “Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi, sadece bilimsel araştırmaların paylaşıldığı bir platform olmakla kalmayıp, aynı zamanda önemli bir etkinlik haline geldi. Farklı ülkelerden akademisyenleri, araştırmacıları ve öğrencileri ortak bir akademik zeminde bir araya getiriyor. Sadece üç yılda altı üniversitenin iş birliğiyle büyüyen bu yapı, bilimsel dayanışmanın ve iş birliğine dayalı üretim kültürünün güçlü bir örneği olarak duruyor” dedi.

Kongrenin her yıl farklı bir Balkan ülkesinde düzenlenmesinin özel bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Kara, “Rumeli bölgesi, tarihi ve kültürel bağlarımızın son derece güçlü olduğu bir bölgedir. Kongremizi her yıl farklı bir Balkan üniversitesinde düzenleyerek, hem bu ortak mirası canlı tutmayı hem de üniversitelerimiz arasındaki akademik bağları güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Sınırları aşan bilimsel araştırmanın birleştirici gücüne inanıyoruz,” dedi.

Kongreye gösterilen yüksek ilgiden duydukları memnuniyeti dile getiren Kara, “Bu yılki kongremizde, çok sayıda bildiri sunuldu ve Arnavutluk-Türkiye ilişkilerinden uluslararası ilişkilere, internet ve yapay zekâ sistemlerinden psikolojiye kadar geniş bir yelpazede konulara değiniyoruz. Sosyal bilimlerin çeşitli disiplinlerinden araştırmacıları tek çatı altında bir araya getirmek, sadece bilimsel bilgi alışverişini kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni araştırma alanlarının ve iş birliği fırsatlarının ortaya çıkmasına da katkıda bulunuyor” dedi.
Sosyal Bilimlerin Çeşitli Alanlarında Bilimsel Yayınlar

Kongre boyunca, eğitim, psikoloji, sosyoloji, tarih, ekonomi, siyaset bilimi, iletişim ve sosyal bilimler de dahil olmak üzere çeşitli disiplinlerde hazırlanan araştırma bildirileri sunuldu. Hem yüz yüze hem de uzaktan oturumlarda, akademisyenler ve uzmanlar güncel uluslararası gelişmeleri akademik bir bakış açısıyla analiz etme fırsatı buldu.

İlk oturumda, Türkiye Yüksek Öğretim Kalite Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocabıçak, yüksek öğretim kalite sistemine ilişkin bir değerlendirme sunarken, Prof. Dr. İsmail Boz da sunum yaptı. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörü, katılımcılarla üniversitelerinde uygulanan kalite kontrol sistemi hakkında bilgi paylaştı.

“Gelecek bazen geçmişte saklıdır.”

Bu iddialı cümleyle izleyiciyi karşılayan TRT ortak yapımı Geçmişin Kokusu, 24 Nisan’da beyaz perdede yerini almaya hazırlanıyor.

Dramın güçlü damarına yaslanan film, sadece bir aşk hikâyesi anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda parçalanan bir coğrafyanın, dağılan hayatların ve değişen insan ilişkilerinin izini sürüyor. Başrollerde Gülsim Ali İlhan, Görkem Sevindik ve Emir Benderlioğlu’nun yer aldığı yapım, duygusal yoğunluğu yüksek sahneleriyle seyirciyi içine çekmeyi hedefliyor.

Çekimleri Kuzey Makedonya’da gerçekleştirilen film, Yugoslavya’nın çöküş sürecinde Üsküp sokaklarında filizlenen bir aşkı merkezine alıyor. Ancak bu, sıradan bir aşk hikâyesi değil; tarihin sert rüzgârlarıyla sınanan, aidiyet, sadakat ve vicdan üçgeninde şekillenen bir yüzleşme.

Senaryosunu kaleme alan ve yönetmen koltuğunda oturan Serkan Özarslan, karakterleri üzerinden dönemin ruhunu incelikle işlerken; Görkem Sevindik “Salih”, Gülsim Ali İlhan “Elina” ve Emir Benderlioğlu “Murat” karakterleriyle hikâyeye derinlik katıyor.

Filmin hikâyesi ise tam anlamıyla bir kırılma anının portresi:

Yugoslavya’nın dağılma sürecinde, Üsküp’te 500 yıllık bir evin gölgesinde yaşayan Salih, mahallesinde hızla artan yabancılaşmaya ve çözülmeye karşı direnmeye çalışır. Ancak yıllar sonra şehre dönen çocukluk arkadaşı Elina, artık bambaşka bir kimlikle—bir sivil toplum kuruluşunun temsilcisi olarak—karşısına çıkar.

Elina’nın dönüşü sadece eski duyguları değil, bastırılmış gerçekleri de gün yüzüne çıkarır. Mahallede yükselen gerilim, komşuların birbirine düşman kesildiği karanlık bir dönemi tetiklerken; Salih kendini hem geçmişiyle hem de Elina’nın ardındaki görünmeyen güçlerle yüzleşmek zorunda bulur.

Geçmişin Kokusu, izleyiciyi sadece bir hikâyeye değil, hafızaya, kimliğe ve insanın en kırılgan yanlarına doğru sarsıcı bir yolculuğa davet ediyor

Kosova’da Siyasi Kriz: Meclis Feshedildi, Ülke Yeniden Sandığa Gidiyor

PRİŞTİNE – Kosova’da cumhurbaşkanlığı seçiminin Meclis’te sonuçsuz kalması üzerine siyasi kriz derinleşti. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, anayasal sürenin dolmasına rağmen yeni cumhurbaşkanının seçilememesi nedeniyle Kosova Meclisi’ni feshettiğini açıkladı. Ülkede erken genel seçim sürecinin başlaması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Osmani, düzenlediği basın toplantısında, Meclis’te dün gece gerçekleştirilen oturumda yeni cumhurbaşkanının seçilememesinin devlet açısından ciddi bir talihsizlik olduğunu söyledi. Anayasal sorumluluğunu yerine getirdiğini belirten Osmani, “Kosova Cumhuriyeti Anayasası’na uygun şekilde Meclisin feshedilmesine ilişkin kararı yayımladım” ifadelerini kullandı.

Osmani, milletvekillerinin siyasi uzlaşı sağlayamayarak ülkeyi yeniden seçim sürecine sürüklediğini vurgulayarak, bu tablonun önlenebilir olduğunu ancak Meclis’in temel anayasal sorumluluklarından birini yerine getirmekte başarısız kaldığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanının önümüzdeki günlerde siyasi parti liderleriyle görüşmeler gerçekleştirerek erken genel seçim tarihini açıklaması bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi çıkmaza girdi

Kosova’da mevcut cumhurbaşkanının görev süresi 4 Nisan’da sona erecek. Anayasaya göre yeni cumhurbaşkanının en geç 5 Mart’a kadar seçilmesi gerekiyordu. Ancak 120 sandalyeli Meclis’te gerekli çoğunluk sağlanamadı.

Başbakan Albin Kurti liderliğindeki Vetëvendosje, muhalefet partilerini kendi adayına destek vermeye ikna edemedi. Hükümet cephesi cumhurbaşkanlığı için Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Glauk Konjufca’yı aday gösterirken, muhalefet partileri ise geniş uzlaşıya dayalı bir aday talebinde bulundu.

Meclis Başkanı Albulena Haxhiu, gece yapılan oturumda yeterli çoğunluk sağlanamadığını belirterek oylamanın sürdürülemeyeceğini açıkladı. Haxhiu, oylama için en az 80 milletvekilinin hazır bulunması gerektiğini ancak salonda yalnızca 66 milletvekilinin bulunduğunu ifade etti.

Meclis Başkanlığı ayrıca cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin anayasal uygunluğunun değerlendirilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını ve karar çıkana kadar sürecin askıya alınmasına yönelik geçici tedbir talep ettiklerini duyurdu.

Anayasa değişikliği önerisi de destek bulmadı

Meclis’te aynı gece cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliği önerileri de gündeme geldi. Ancak bu girişim de milletvekillerinden gerekli desteği alamadı.

Kosova’da son dönemde siyasi takvim oldukça yoğun geçti. Ülkede 9 Şubat 2025’te genel seçim yapılmış, ardından 28 Aralık 2025’te erken seçim düzenlenmişti. Albin Kurti liderliğindeki hükümet ise 11 Şubat’ta Meclis’ten güvenoyu alarak göreve başlamıştı.

Meclisin feshedilmesiyle birlikte Kosova’da siyasi dengeleri yeniden şekillendirecek bir erken seçim süreci başlamış oldu. Cumhurbaşkanı Osmani’nin, parti liderleriyle yapacağı temasların ardından seçim takvimini netleştirmesi bekleniyor.

Madrid’de “Belirsizliği Yönetmek, Dönüşümü Yönlendirmek: Dönüm Noktasında NATO” paneli düzenlendi

Madrid’de “Belirsizliği Yönetmek, Dönüşümü Yönlendirmek: Dönüm Noktasında NATO” paneli düzenlendi

  • İletişim Başkanlığınca düzenlenen panelde, Türkiye’nin kuruluşundan bu yana büyük önem verdiği, sahiplendiği ve çalışmalarına aktif katıldığı NATO hakkındaki perspektifi, beklentileri, NATO’nun en güçlü üyelerinden Türkiye’nin İttifak’a yaptığı sivil ve askeri katkılar ile Türkiye’nin NATO için önemi gibi konular hakkında değerlendirmelerde bulunuldu
    ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İspanya’nın başkenti Madrid’de “Belirsizliği Yönetmek, Dönüşümü Yönlendirmek: Dönüm Noktasında NATO” başlıklı panel düzenledi.

Türkiye’de 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde önemli müttefik başkentlerinde yapılacak panel serisinin ilk ayağı Madrid’de gerçekleştirildi.

Elcano Kraliyet Enstitüsü’nde dün gerçekleştirilen programa, Kuzey Makedonya, Yunanistan, Arnavutluk, Hırvatistan, Slovenya, Bulgaristan ve Litvanya büyükelçileri başta olmak üzere birçok üst düzey diplomat ile düşünce kuruluşu temsilcisi katılım sağladı.

Ülkenin önde gelen düşünce kuruluşlarından Elcano Kraliyet Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen panelde, Türkiye’nin kuruluşundan bu yana büyük önem verdiği, sahiplendiği ve çalışmalarına aktif katıldığı NATO hakkındaki perspektifi, beklentileri, NATO’nun en güçlü üyelerinden biri olan Türkiye’nin İttifak’a yaptığı sivil ve askeri katkılar ile Türkiye’nin NATO için önemi gibi hususlar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Elcano Kraliyet Enstitüsü Müdürü Charles Powell ile İspanya Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci’nin açılış konuşmalarını yaptığı programda, CEU San Pablo Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Kraliyet Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Belen Becerril Atienza’nın moderatörlüğünde, Elcano Kraliyet Enstitüsü Brüksel Ofisi Direktörü Luis Simon, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi ve SETA Vakfı Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Elcano Kraliyet Enstitüsü Kıdemli Analisti Felix Arteaga söz aldı.

Elcano Kraliyet Enstitüsü Müdürü Powell, panel boyunca İran’dan da bahsedileceğini ancak İran’ın buluşmanın tek konusu olmayacağını belirterek, sözü Büyükelçi Ezberci’ye açılış konuşması için devretti.

Büyükelçi Ezberci, bu yıl Türkiye’nin hem NATO hem de COP31 zirvelerini düzenleyeceğini dile getirerek, önemli müttefikler Türkiye ile İspanya’nın ilişkilerinin güçlü olması yanında gelişmeye de her zaman açık olduğunu ifade etti.

Moderatör Atienza, panelin başlığında yer alan “Belirsizliği Yönetmek” ifadesinin gerçekten zamanın ruhunu yansıttığını belirtti.

Panelin tartışma konusu hakkında gerek İspanyol gerekse de Türk perspektifinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Atienza, Türkiye-İspanya ilişkilerinin son derece ehemmiyetli olduğunu, yaklaşık 40 yıldır bu konularda ısrarla yayın yaptıklarını söyledi.

Elcano Kraliyet Enstitüsü Brüksel Ofisi Direktörü Luis Simon ise bugün NATO açısından bir geçiş sürecinin yaşandığının kuşkusuz olduğunu dile getirdi.

NATO şemsiyesi altındaki Avrupa güvenliğinin, “Amerikan stratejik gözetimi” altında bir yapıdan, daha bağımsız bir yapıya dönüşme sürecinde olduğunu vurgulayan Simon, geçen aylarda NATO Komuta Kademesinde yaşanan değişikliklerin de bu değişime bağlı olarak NATO’da 30 yılda meydana gelen en büyük değişiklikler olduğunu ifade etti.

NATO’daki değişimin bir diğer boyutunu ise “Avrupa’nın önceliğinin azalması” süreci olarak yorumlayan Simon, Avrupa’nın bu süreçte bölgenin güvenliği açısından ABD varlığının azalması ile Avrupa Birliği askeri kapasitesinin hazır olmaması noktasında bir boşluğu kaldıramayacağını dile getirdi.

Simon, yaşanan değişimin bu açıdan AB ile ABD arasında birbirinin yerini alma yerine sorumluluk değişimi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan ise son zamanlarda uluslararası güvenlik alanında ardı ardına yaşanan gelişmelerin çok hızlı değişiklik gösterdiğine işaret etti.

Soğuk Savaş ve 11 Eylül saldırılarını takip eden süreçte dahi farklı bölgelerdeki silahlı çatışmalar arasında bu kadar kısa süre olmadığını belirten Erhan, günün şartlarının bugüne kadar yaşanan en tahmin edilemez dönemlerden birini getirdiğini, bu dönemde ise müttefiklerin yakınlaşmasının her zamankinden daha gerekli olduğunu aktardı.

Türkiye’nin NATO’ya katılımının Washington Antlaşması’nın imzalanmasından yalnızca 3 yıl sonra gerçekleştiğini anımsatan Erhan, Türkiye’nin NATO’ya katılımının yalnızca Sovyetler Birliği tehdidini bertaraf etmek motivasyonuna dayanan güvenlik amaçlı bir karar olmadığını, ayrıca ideolojik bir yöne de sahip bulunduğunu ve bu doğrultuda Türkiye’nin dönemin Batılı birçok kuruluşunu benimsediğini belirtti.

Türkiye’nin kriz zamanlarındaki arabulucu rolüne de değinen Prof. Dr. Erhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna-Rusya Savaşı sürecinde, savaşın her iki tarafıyla da doğrudan konuşabilen nadir liderlerden biri olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin İttifak’ın güney cephesinde çok önemli bir rol üstlendiğine de değinen Erhan, güney cephesinin göç, enerji güvenliği ve hibrit tehditler gibi birçok farklı tehditle mücadele ettiğini söyledi.

Bu yıl Ankara’da gerçekleştirilecek zirveyle Türkiye’nin İttifak’taki önemli konumunun bir kez daha vurgulanacağını anlatan Erhan, Türkiye’nin hem NATO’nun güvenliğine hem de savunma ekosistemine önemli katkılar sunduğunu belirterek, SAFE/ReARM programlarına Türkiye gibi birlik dışı ülkelerin dahil edilmesini önemsediklerini dile getirdi.

Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ise NATO’nun 2022 yılında benimsediği stratejik konsept sonrası uluslararası sistemin hızlı bir değişim sürecine girdiğini, NATO’nun bu süreçte ve özellikle son aylarda girdiği değişimin ise üç önemli boyutu olduğunu aktardı.

Birinci boyut açısından uluslararası güç rekabetinin tekrar canlandığını belirten Yeşiltaş, meselenin ikinci boyutunun ise uluslararası sistemdeki değişimin NATO’yu nasıl bir değişime yönelttiği noktası olduğunu vurguladı. Yeşiltaş, NATO’nun son geleneksel savaşın ardından gelecekteki savaşların artık geleneksel biçimde gerçekleşmeyeceğini düşünerek askeri modernizasyonu büyük ölçüde ihmal ettiğini ve SAFE programına ayrılan yaklaşık 1 trilyon avroluk bütçe ile bugün bunun sonuçlarının ortaya çıktığını söyledi.

Sorunun üçüncü boyutunun ise artık kural ve normlara dayanmayan, bunların etkisiz olduğu bir uluslararası sistemin ortaya çıkması olduğunu ifade eden Yeşiltaş, böyle bir dönemde NATO’nun nasıl bir değişim geçireceğinin de soru işareti teşkil ettiğini belirtti.

Bu değişim ve dönüşüm sürecinde NATO üyeleri arasında ise tehdit algılaması, çatışmaya hazırlık ve dayanıklılık açısından önemli farklar olduğunu kaydeden Yeşiltaş, NATO’nun bu sınamalara eğilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin bu açılardan önemli avantajlar taşıdığını ifade eden Yeşiltaş, NATO dahilindeki Türkiye-İspanya ekseninin İttifak’ın geleceği açısından son derece önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Panelin son konuşmacısı Elcano Kraliyet Enstitüsü Kıdemli Analisti Felix Arteaga ise İttifak’ın uzun yıllardır NATO’nun güney cephesini ihmal ettiğini ve dile getirilen sorunlara bir çözüm üretilmediğini aktardı.

Son 10 yılda yaşanan gelişmelerin ise NATO’yu güney cephesi hakkında harekete geçmeye zorladığını belirten Arteaga, 2023 Vilnius Zirvesi ile NATO’nun güney cephesi açısından güvenliğine dair önemli kararların alındığını anımsattı.

Panel sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünün ardından etkinlik, Elcano Kraliyet Enstitüsü Müdürü Charles Powell’ın, NATO bünyesinde ele alınan meselelerin tartışılması ve çözümüne yönelik süreçlerde Türkiye’nin bu yıl gerçekleştirilecek NATO Zirvesi vesilesiyle önemli bir platform sunacağına yönelik değerlendirmesiyle sona erdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Madrid’de düzenlenen program kapsamında, bugün Prof. Dr. Çağrı Erhan ile Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, Milli Savunma Çalışmaları Yüksek Merkezi’nde (CESEDEN) general adayı 120 kurmay albaya yönelik kurs verecek.

Avrupa’nın Kapıları Kuzey Makedonya’dan Açılıyor: Eğitim, Yatırım ve Yaşamda Yeni Fırsatlar

Yurt dışında eğitim almak, iş kurmak veya güvenli bir yatırım yapmak isteyenler için ibre Kuzey Makedonya’ya döndü. Elit Mentor Danışmanlık, sınavsız üniversite imkânlarından şirket kurulumuna, oturum izninden gayrimenkul yatırımlarına kadar tüm bürokratik süreçleri tek çatı altında ve profesyonel bir güvenceyle yönetiyor.

Avrupa’da yaşamak, eğitim almak veya ticari faaliyetlerini yurt dışına taşımak isteyen Türk vatandaşları için en cazip ve ulaşılabilir ülkelerin başında Kuzey Makedonya geliyor. Gerek coğrafi yakınlığı gerekse sunduğu bürokratik kolaylıklarla öne çıkan ülkede, doğru ve güvenilir bir danışmanlık hizmeti almak sürecin başarısı için kritik bir rol oynuyor. Bu noktada devreye giren Elit Mentor Danışmanlık, yatırımcı ve öğrencilere uçtan uca rehberlik hizmeti sunarak hayalleri gerçeğe dönüştürüyor.

İşte Kuzey Makedonya’da Elit Mentor Danışmanlık güvencesiyle yararlanabileceğiniz başlıca fırsatlar:

🎓 Avrupa Standartlarında “Sınavsız” Üniversite Eğitimi

Yurt dışında üniversite okumak artık zorlu bir hayal değil. Kuzey Makedonya, Türk öğrencilere sınav stresi yaşamadan, Avrupa standartlarında eğitim alma imkânı sunuyor. Elit Mentor Danışmanlık, amacın sadece bir okula kayıt yaptırmak değil, öğrencinin başarılı bir eğitim hayatına adım atması olduğu bilinciyle hareket ediyor.

  • Kapsamlı Rehberlik: Sınavsız kabul süreci, doğru bölüm/üniversite seçimi ve YÖK denklik süreçleri hakkında detaylı bilgilendirme.
  • Uçtan Uca Hizmet: Kayıt işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi, güvenli konaklama desteği, öğrenci oturum izni ve tüm resmi evrak takibi titizlikle sağlanıyor.

🏢 Yurt Dışında Şirket Kurmak Artık Çok Kolay

Ticari faaliyetlerini Avrupa’ya taşımak veya yeni bir pazara açılmak isteyen girişimciler için bürokratik karmaşa tarih oluyor. Şirket kurulum süreçlerini hızlı, yasal ve güvenli bir şekilde yöneten kurum; şirket türünün belirlenmesinden ticaret sicil işlemlerine, vergi kaydından banka hesap açılışlarına kadar tüm adımlarda yatırımcının yanında yer alıyor. Muhasebe yönlendirmeleri ve resmi kurum takipleri sayesinde girişimciler zaman kaybetmeden sadece kendi işlerine odaklanabiliyor.

🛂 Yasal ve Güvenli Yaşam: Oturum İzni Danışmanlığı

Kuzey Makedonya’da yasal olarak ikamet etmek isteyen bireyler için oturum izni süreçleri, karmaşık yasal prosedürler barındırabilir. Elit Mentor Danışmanlık uzmanları; gerek eğitim (öğrenci) gerekse ticari (şirket) faaliyetler üzerinden yapılacak oturum izni başvurularında, evrak hazırlığından dosya takibine kadar sürecin her adımını eksiksiz yürüterek işlemleri güvenle sonuçlandırıyor.

🏠 Doğru Analiz ile Karlı Yurtdışı Emlak Yatırımı

Balkanların parlayan yıldızı Kuzey Makedonya, gayrimenkul yatırımları için de ciddi fırsatlar barındırıyor. Yaşam alanı veya yatırım amaçlı ticari mülk arayışında olanlar için bölge değerlendirmesi ve yatırım getirisi (ROI) analizleri profesyonelce yapılıyor. Satılık daire bulma sürecinden tapu işlemlerinin yasal güvence altında tamamlanmasına kadar yatırımcının hakları korunarak güvenli alım süreci garanti ediliyor.


Detaylı Bilgi ve Profesyonel Danışmanlık İçin: Sürecin başından sonuna kadar yanınızda olacak güvenilir bir rehber arıyorsanız, uzman kadromuzla iletişime geçebilirsiniz.

👤 İletişim: Mahmut Özkaplan

📞 Telefon / WhatsApp: +90 554 372 36 69

🏢 Kurum: Elit Mentor Danışmanlık


Arnavutluk’ta Kabine Revizyonu: Rama Yönetimi Kritik Bakanlıkları Yeniledi

Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama’nın liderliğinde gerçekleştirilen kapsamlı kabine revizyonu resmen yürürlüğe girdi. Hükümet, özellikle reform sürecini hızlandırmak, kamu yönetiminde verimliliği artırmak ve Avrupa Birliği’ne uyum başlıklarında daha etkin bir icra mekanizması oluşturmak amacıyla kritik bakanlıklarda değişikliğe gitti.

Parlamentonun onayıyla resmiyet kazanan yeni kabine düzenlemesi, iç güvenlikten adalete, enerjiden dış politikaya kadar geniş bir alanda yeni isimleri görev başına taşıdı.

Yeni Kabinede Öne Çıkan İsimler

Albana Koçiu, Başbakan Yardımcılığı görevine atandı. Koçiu’nun hükümetin stratejik reform programlarının koordinasyonunda aktif rol üstlenmesi bekleniyor. Özellikle kamu yönetimi reformu ve kurumsal yeniden yapılanma süreçlerinde etkili bir pozisyonda olacak.

Enea Karakaçi, Altyapı ve Enerji Bakanlığı görevini devraldı. Ülkenin enerji arz güvenliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve büyük ölçekli altyapı projelerinin Karakaçi’nin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor.

Besfort Lamallari, İçişleri Bakanı olarak görevlendirildi. Kamu güvenliğinin güçlendirilmesi, organize suç ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında yeni dönemin en kritik aktörlerinden biri olacak.

Toni Gogu, Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi ve yargı reformlarının sürdürülmesi Gogu’nun öncelikli sorumluluk alanı olarak öne çıkıyor. AB müzakere sürecinde adalet başlığının belirleyici rolü göz önünde bulundurulduğunda bu atama ayrı bir önem taşıyor.

Ferit Hoxha, Avrupa ve Dışişleri Bakanı olarak atandı. Hoxha, Arnavutluk’un diplomatik ilişkilerini yönetmenin yanı sıra Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde müzakere trafiğini yönetecek kilit isim olacak.

Ermal Nufi, Savunma Bakanlığı görevine getirildi. Ulusal güvenlik stratejilerinin güncellenmesi, NATO ile koordinasyon ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesi yeni dönemin ana başlıkları arasında.

Eriona Ismaili ise Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Bakan olarak görevlendirildi. Ismaili’nin temel sorumluluğu, yürütme ile yasama organı arasındaki koordinasyonu artırmak ve reform paketlerinin Meclis sürecini hızlandırmak olacak.

Reform ve AB Süreci Vurgusu

Kabine değişikliğinin arkasında üç temel hedef öne çıkıyor: yolsuzlukla mücadelede daha güçlü bir siyasi irade ortaya koymak, yapısal reformları hızlandırmak ve Avrupa Birliği üyelik sürecinde somut ilerleme sağlamak.

Siyasi kulislerde, bu revizyonun yalnızca isim değişikliğinden ibaret olmadığı; hükümetin ikinci faz reform programına geçişinin işareti olduğu yorumları yapılıyor. Özellikle adalet ve içişleri alanındaki atamalar, uluslararası çevreler tarafından da yakından izlenecek.

Yeni kabinenin performansı, Arnavutluk’un hem iç siyasi dengeleri hem de AB ile yürüttüğü müzakere süreci açısından belirleyici olacak.

Haber: Furkan Bostancı

Saraybosna’da Hızlı Giden Tramvay Raydan Çıkıp Dehşet Saçtı: Kazada 1 Ölü, Birden Fazla Yaralı Var

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’nın merkezinde dün öğleden sonra meydana gelen tramvay kazasında bir kişi hayatını kaybetti, en az 3–4 kişi de yaralandı. Kazaya ilişkin resmi makamlar ve yerel kaynaklar gelişmeleri doğruladı.

Kaza Nasıl Gerçekleşti?

Olay, şehir merkezinin işlek güzergâhı Zmaja od Bosne Caddesi üzerinde, Bosna Hersek Ulusal Müzesi ve ABD Büyükelçiliği yakınlarındaki tramvay durağında meydana geldi. Tramvay, henüz belli olmayan bir nedenle raydan çıktı ve platforma savrularak durağı ve durakta bekleyenleri vurdu.

Görgü tanıkları ve görüntülerdeki ilk değerlendirmelere göre tramvayın viraja girerken hızını doğru kontrol edemediği ve bu durumun kazaya yol açmış olabileceği belirtildi. Kazanın ani olduğu ve tramvayın raydan fırlayarak kara yoluna savrulduğu ifade edildi.

Can Kaybı ve Yaralılar

Kazada bir kişi hayatını kaybetti. Yerel sağlık kaynaklarına göre hayatını kaybeden kişinin 21–23 yaşlarında genç bir erkek olduğu aktarılıyor.

Yaralananların sayısı kaynaklara göre değişse de en az 3 ila 4 kişi yaralandı.

Yaralılardan birinin ciddi şekilde yaralandığı ve bacağının ampute edildiği yönünde bilgiler sosyal medya ve bazı raporlarda yer alıyor.

Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Saraybosna’daki hastanelere sevk edildi.

Olay Yerinde İlk Müdahale

Polis, itfaiye ve acil sağlık ekipleri kısa sürede olay yerine intikal etti. Tramvayın ciddi hasar görmesi nedeniyle bir noktada itfaiye ekiplerinin tramvay gövdesini keserek içeride sıkışan kişiye ulaşmaya çalıştığı bildirildi.

Kazanın ardından bölgedeki araç trafiği uzun süreliğine kapatıldı ve güzergâh üzerindeki tramvay seferleri durduruldu. Alternatif yollarla ulaşım sağlanmaya çalışıldı.

Soruşturma Devam Ediyor

Saraybosna Kantonu İçişleri Bakanlığı ile Savcılık, kazanın nedenini belirlemek için kapsamlı bir soruşturma başlattı. Olay yerinde mekanik ve trafik uzmanlarının yer aldığı incelemeler sürüyor. Tramvayın teknik durumu, hızının kontrolü ve işletme prosedürleri soruşturmanın öncelikli konuları arasında.

Yetkililer, kazanın kesin sebebini belirlemek amacıyla tramvayın teknik parçalarını detaylı incelemeye tabi tutacaklarını açıkladı.

Kentin Tepkisi ve Güvenlik Endişeleri

Kaza, Saraybosna’daki toplu taşıma sisteminin güvenliği hakkında soru işaretleri doğurdu. Bazı yerel sakinler ve tanıklar, tramvayların yaşının ve bakım durumunun bu tür tehlikelere karşı risk oluşturduğunu dile getiriyor. Soruşturma ilerledikçe bu iddiaların da profesyonel incelemelerle ele alınması bekleniyor.

Özetle:
Dün Saraybosna’nın merkezinde bir tramvay kazası yaşandı. Kazada bir kişi yaşamını yitirdi, birkaç kişi yaralandı, olay yerinde geniş çaplı soruşturma ve inceleme çalışmaları sürüyor. Yetkililer kazanın kesin nedenini belirlemek için çalışmalarını sürdürüyor.

#arnavuthaber #bosnahersek

Brandeyes Optik Spring 2026: İzmir’de Stil ve Lüks Buluşması

Brandeyes Optik, dünya modasına yön veren lüks markaların Türkiye temsilcisi olarak, Spring 2026 (İlkbahar/Yaz) koleksiyonunun ilk gösterimini İzmir’de özel bir davetle gerçekleştirdi.

Brandeyes Optik CEO’su Hande Doğantekin Kın ve İzmir cemiyet hayatının sevilen ismi Av. Biriçim Didem Özkardeş’in ev sahipliğinde, Brandeyes Optik İzmir mağazası şehrin seçkin isimlerini ağırladı.

2026 İlkbahar sezonunun en çarpıcı tasarımları, moda tutkunlarıyla buluştu; davetliler yeni sezonun stil kodlarını yakından inceleyip, güneş gözlüğü trendlerini belirleyen modelleri deneyimleme fırsatı buldu.

Cemiyet, moda ve iş dünyasından Şebnem Bursalı, Ayşe Burcu Kaya’nın yanı sıra Rasila Başar, Figen Baz, Banu Tor, Songül Torbaoğlu ve Aysan Hasan Ali gibi İzmir sosyal yaşamının tanınmış simaları da etkinlikte yer aldı. Şıklığıyla dikkat çeken Sebnem Bursalı, davetlilerden tam not aldı.

Brandeyes Optik’in lüks ve sofistike vizyonunu yansıtan organizasyonda; Dior, Fendi, Celine, Bvlgari, Loewe, Givenchy, Kenzo, Fred, Tag Heuer ve Stella McCartney’nin Spring 2026 koleksiyonlarından seçkiler ilk kez görücüye çıktı. Canlı renkler, fütüristik formlar ve klasikleşmiş lüks detaylar davetlilerin beğenisini kazandı.

Etkinlik, Didem Özkardeş’in sıcak ev sahipliği ve İzmirli davetlilerin yüksek enerjisiyle birleşerek, yalnızca bir koleksiyon tanıtımı değil; 2026 bahar sezonunun başlangıcını müjdeleyen seçkin bir moda buluşması olarak hafızalarda yer etti.

Eski Siyasetçi Ve Diplomat Beyta Novobirdaliya’nın Yeni Kitabı Tanıtıldı!

Kosova’nın önemli şahsiyetlerinden eski siyateçi, diplomatve yazar merhum Beyta Novobırdaliya’nın  “Novobırda, Deliller ve Efsaneler” adlı kitabının tanıtımı yapıldı.

Kızları Kosova’nın İstanbul Başkonsolosu Suzan Novobırdaliya ve Dr. Sevim Novobırdaliya’nın, babaları Beyta Novobırdaliya’nın vefat sonrası basılması ve yayınlanmasıyla ilgili vasiyetini yerine getirmek için tertipledikleri kitabın tanıtımı programı geniş katılımla gerçekleşti.

Novobırda’nın zengin tarihi ve kültürel mirasına ışık tutan kitapta, yazar Beyta Novobırdaliya’nın tutkunu olduğu Novobırda’nın zengin tarihi geçmişi, eşsiz gelenek ve göreneklerine heyecan verici bir yolculuğu yansıtıyor.

Arnavutça yayımlanan kitabın tanıtım programının açış konuşmasını yapan Suzan Novobırdaliya, bugün sadece bir kitabın tanıtımının yapılmadığını, yaşamın bir eserini ve bir emaneti hatırlamanın yapıldığını da belirterek, kitabın sadece delliler toplamı ve efsanelerin yer aldığı bir eser değil, kitabın geçmiş ve günümüz arasındaki köprü bağını da yansıttığını söyledi.

Kitabın tanıtım programında söz alan diğer konuşmacılar da, kitabın tarihi veriler ve deliller açısından yıllardır üzerinde durulmuş Novobırda gibi çok eski bir yerleşim yeri hakkında bilinmeyenlere de ışık tutuğunu dile getirdiler.

Kitabın tanıtım programına Kosova Cumhurbaşkaı Vjosa Osmani, görevdeki Başbakan Yardımcıları Besnik Bislimi ile Emilia Rexhepi, KDTP Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, devlet kurum ile kuruluş temsilcileri ile diğer davetliler katıldı.

Tanıtım programının bitiminde Kosovaport mikrofonuna konuşan Sevin Novobırdaliya, “Bizim için çok önemli bir an. Rahmetli babam bu kitap üzerinde  çok uzun yıllar çalıştı. Kitabın basılması onun emaneti idi. Ablam Suzan bu kitabın basılması için çok çalıştı. Okuyucular bu kitapla buluştuklarında eminim çok keyif alacaklar.Çünkü Novobırda çok eski bir yer, çok tarihi bir yer. Zamanında çok nüfuslu olan bir yerleşim yeri idi. Kitabın tanıtımı bizim için belki de hayatımızın en önemli anı. Babamın emanetini yerine getirdiğimiz için çok mutluyuz.” ifadelerinbi kullandı. /kosovaport/

Balıkesir’de art arda depremler meydana geldi

AA

ANKARA (AA) – Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sındırgı ilçesi olan 4,1 ve 4,2 büyüklüğünde iki sarsıntı kaydedildi.

Depremlerin 10,73 ve 6,91 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde saat 00.24’te 5,1 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

Muhabir: Aykut Karadağ

Noa Lang, Galatasaray tarihindeki 214. yabancı futbolcu

AA

İSTANBUL (AA) – Sarı-kırmızılılar, eski adı Türkiye 1. Futbol Ligi olan Süper Lig’in başladığı 1959 sezonundan bu transfer dönemine kadar 6 kıta ve 53 ülkeden 213 yabancı futbolcuyla sözleşme imzaladı.

Galatasaray, “Ara transfer” olarak adlandırılan ikinci transfer ve tescil dönemindeki ilk takviyesini İtalya’nın Napoli takımından Hollandalı hücum oyuncusu Noa Lang’ı alarak gerçekleştirdi. 26 yaşındaki futbolcu, kulüp tarihindeki 214. yabancı oyuncu olarak kayıtlara geçti.

Sekizinci Hollandalı

Noa Lang, Galatasaray’da forma giyecek 8. Hollandalı oyuncu olacak.

Sarı-kırmızılı kulüpte 1995’te Ulrich van Gobbel ile başlayan süreçte Frank de Boer, Wesley Sneijder, Ryan Donk, Nigel de Jong, Ryan Babel ve Patrick van Aanholt ile sözleşme imzalandı.

Noa Lang, sarı-kırmızılı formayı terletecek 8. Hollandalı futbolcu ünvanını alacak.

En fazla yabancı Brezilya’dan

Galatasaray, 1959’dan bu yana transfer hakkını en fazla Brezilyalılardan yana kullandı.

Sarı-kırmızılı ekip, 66 yılda 25 “Sambacı”yı kadrosuna kattı. Yugoslavya 16 futbolcuyla bu alanda ikinci, Romanya ise 15 oyuncuyla üçüncü sırada yer aldı.

Türk asıllı yabancılar

Galatasaray’da başka ülke vatandaşı Türk asıllı 8 futbolcu forma giydi.

İsviçre pasaportu taşıyan Kubilay Türkyılmaz, Hakan Yakın ve Eren Derdiyok, Almanya vatandaşı olan Pierre Esser, Kerem Demirbay ve İlkay Gündoğan, İsveç Milli Takımı’nda oynayan Jimmy Durmaz ile Avusturya pasaportuna sahip Yusuf Demir, sarı-kırmızılı formayı terletti.

Galatasaray’ın yabancı futbolcuları

Galatasaray’ın 1959’dan beri kadrosuna kattığı yabancı futbolcular ve ülkeleri şöyle:

Ülke Sayı Futbolcular
Brezilya 25 Claudio Taffarel, Capone, Bruno Quadros, Marcio, Mario Jardel, Joao Batista, Felipe, Fabio Pinto, Christian, Cesar Prates, Flavio Conceiçao, Cassio Lincoln, Elano Blumer, Jo, Felipe Melo, Cris, Alex Telles, Maicon Roque, Mariano Filho, Fernando Reges, Marcao, Gustavo Assunçao, Tete, Carlos Vinicius, Gabriel Sara
Yugoslavya 16 Vladimir Nikolovski, Tatomir Radunovic, Ahmet Celovic, Ljubomir Milic, Bosko Kajganic, Jusuf Hatunic, Esref Jasarevic, Vladimir Pejovic, Resad Kunovac, Lasklo Lerinc, Tarık Hodzic, Mirsad Sedjic, Zoran Simovic, Cevad Prekazi, Mirsad Kovacevic, Stevica Kuzmanovski
Romanya 15 Iosif Rotariu, Iulian Filipescu, Gheorghe Hagi, Adrian Ilie, Gheorghe Popescu, Ion Ionut Lutu, Radu Niculescu, Gabriel Tamas, Ovidiu Petre, Florin Bratu, Bogdan Stancu, Iasmin Latovlevici, Florin Andone, Alexandru Cicaldau, Olimpiu Morutan
Almanya 11 Rüdiger Abramczik, Reinhard Stumpf, Falko Götz, Torsten Gütschow, Pierre Esser, Kevin Grosskreutz, Lukas Podolski, Kerem Demirbay, Derrick Köhn, Leroy Sane, İlkay Gündoğan
Fransa 10 Didier Six, Sebastian Perez, Franck Ribery, Lionel Carole, Bafetimbi Gomis, Cedric Carrasso, Steven Nzonzi, Sacha Boey, Leo Dubois, Tanguy Ndombele
Kolombiya 8 Faryd Mondragon, Gustavo Victoria, Jersson Gonzalez, Robinson Zapata, Juan Pablo Pino, Radamel Falcao, Davinson Sanchez, Carlos Cuesta
Hollanda 8 Ulrich van Gobbel, Frank de Boer, Wesley Sneijder, Ryan Donk, Nigel de Jong, Ryan Babel, Patrick van Aanholt, Noa Lang
Arjantin 7 Marcelo Carrusca, Leo Franco, Emiliano Insua, Emmanuel Culio, Guillermo Burdisso, Lucas Ontivero, Mauro Icardi
Fildişi Sahili 7 Abdulkader Keita, Emmanuel Eboue, Didier Drogba, Jean Michael Seri, Wilfried Zaha, Serge Aurier, Wilfried Singo
Portekiz 6 Abel Xavier, Fernando Meira, Armindo Bruma, Josue Pesqueira, Gedson Fernandes, Sergio Oliveira
Nijerya 6 Dominic Iorfa, Henry Onyekuru, Valentine Ozornwafor, Jesse Sekidika, Oghenekaro Etebo, Victor Osimhen
İsviçre 6 Kubilay Türkyılmaz, Adrian Knup, Hakan Yakın, Blerim Dzemaili, Eren Derdiyok, Haris Seferovic
İspanya 6 Albert Riera, Jose Rodrigues, Inaki Pena, Juan Mata, Angelino, Alvaro Morata
Belçika 5 Mbo Mpenza, Jason Denayer, Luis Cavanda, Dries Mertens, Mitchy Batshuayi
Bosna Hersek 4 Elvir Bolic, Elvir Balic, Zvjezdan Misimovic, Izet Hajrovic
Kamerun 4 Rigobert Song, Alioum Saidou, Dany Nounkeu, Aurelien Chedjou
Çekya 4 Pavel Horvath, Marek Heinz, Milan Baros, Tomas Ujfalusi
İsveç 4 Roger Ljung, Tobias Linderoth, Johan Elmander, Jimmy Durmaz
Uruguay 4 Andres Fleurquin, Fernando Muslera, Marcelo Saracchi, Lucas Torreira
Demokratik Kongo Cumhuriyeti 4 Ali Lukunku, Shabani Nonda, Christian Luyindama, Cedric Bakambu
Senegal 4 Mohamed Sarr, Badou Ndiaye, Mbaye Diagne, Ismail Jakobs
Norveç 3 Martin Linnes, Omar Elabdellaoui, Fredrik Midtsjö
Fas 3 Nordin Amrabat, Younes Belhanda, Hakim Ziyech
Danimarka 3 Victor Nelsson, Mathias Ross, Elias Jelert
Polonya 3 Roman Kosecki, Marek Godlewski, Przemyslaw Frankowski
Meksika 2 Sergio Almaguer, Giovani dos Santos
İngiltere 2 Barry Venison, Mike Marsh
Hırvatistan 2 Robert Spehar, Stjepan Tomas
Gana 2 Richard Kingson, Ahmet Barusso
Arnavutluk 2 Klodian Duro, Lorik Cana
Avustralya 2 Harry Kewell, Lucas Neill
Japonya 2 Junichi Inamoto, Yuto Nagatomo
Cezayir 2 Ismael Bouzid, Sofiane Feghouli
ABD 2 Brad Friedel, DeAndre Yedlin
İtalya 2 Morgan de Sanctis, Nicolo Zaniolo
Sırbistan 1 Sasa Ilic
İran 1 Naser Sadeghi
Surinam 1 Ulrich Watson
Litvanya 1 Gintaras Stauce
Zimbabve 1 Norman Mapeza
Galler 1 Dean Saunders
İsrail 1 Haim Revivo
Kuzey Makedonya 1 Goran Pandev
Yeşil Burun Adaları 1 Garry Rodrigues
İzlanda 1 Kolbeinn Sigthorsson
Yunanistan 1 Konstantinos Mitroglou
Gabon 1 Mario Lemina
Mısır 1 Mustafa Muhammed
Şili 1 Erick Pulgar
Avusturya 1 Yusuf Demir
Kosova 1 Milot Rashica
Kanada 1 Samuel Adekugbe
Macaristan 1 Roland Sallai

Not: Sonradan Türk vatandaşlığına geçen futbolcular, haberde yabancı olarak değerlendirilmiştir.

Muhabir: Emrah Oktay

Karadağ Dışişleri Bakanı İbrahimovic, Türkiye’nin küresel barışın sağlanmasında oynadığı rolü övdü

AA

İSTANBUL (AA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Balkan Barış Platformu 2. Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan İbrahimovic, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İbrahimovic, toplantı kapsamında birçok yapıcı ve olumlu görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, “Özellikle ev sahibi Bakan Hakan Fidan’a teşekkür etmek istiyorum, tüm günü bizimle geçirdi ve hepimizle yakından ilgilendi.” ifadesini kullandı.

Tüm katılımcı ülkelerin dışişleri bakanlarının son derece memnun olduğunu kaydeden İbrahimovic, bu platformunun barış, istikrar ve ortak çıkarlar doğrultusunda çok güzel sonuçlar vereceğine inandığını aktardı.

İbrahimovic, toplantı kapsamında yapılan görüşmelerde güvenlik, gençlik, ekonomi ve Avrupa Birliği (AB) gibi konuların ele alındığını dile getirerek, “Bugünkü kaliteli görüşmelerden son derece memnunum, doğru yolda olduğumuzu ve önümüzdeki dönemde hangi konularda işbirliği yapabileceğimizi gördük.” değerlendirmesinde bulundu.

Balkan Barış Platformu kapsamında çeşitli alanlarda yapılacak işbirlikleriyle toplumun farklı kesimlerine hitap edeceklerini anlatan İbrahimovic, bu projelerle bölgenin istikrarı ve refahına katkı sunacaklarını kaydetti.

Türkiye’nin dünya siyasetindeki rolü

Dünyadaki barış ve istikrarın sağlanması konusunda Türkiye’nin oynadığı rolün önemine dikkati çeken İbrahimovic, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye gibi büyük bir ülkenin desteğiyle, belirlediğimiz bu hedeflere daha kolay ulaşabileceğimizin farkındayız. Türkiye’nin bizimle işbirliği yapması ve beraber çalışmasından son derece mutluyuz.

Barış ve istikrarın büyük önem arz ettiği bölgemizde, Türkiye’nin rolü oldukça önemli. Sadece bölgesel anlamda değil dünya genelinde de özellikle de zorlu jeopolitik durumlarda Türkiye gibi bir ülkenin Balkan Barış Platformu gibi platformlarda yer alması çok değerli.”

İbrahimovic, Türkiye’nin Gazze ve Suriye’de barışın sağlanması konusunda önemli katkılar sunduğunu söyleyerek, “Türkiye, bugün tüm dünyada son derece güçlü bir rol oynuyor.” ifadesini kullandı.

Karadağ’ın hem komşu ülkelerle hem de Türkiye ile iyi ilişkilere sahip olduğu için oldukça “şanslı” olduğunu vurgulayan İbrahimovic, şöyle devam etti:

“Batı Balkan ülkeleri söz konusu olduğunda her zaman desteğini yineleyen sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bizi kabul etmesi büyük gurur. İstanbul’dan güçlü bir mesaj gönderiyoruz, Batı Balkanlar’ın Türkiye gibi çok güçlü bir dostu var. Önümüzdeki dönemde de işbirliğimizi güçlendirmeye hazırız.”

Türkiye-Karadağ ilişkileri

İbrahimovic, iki ülke arasındaki ilişkilere işaret ederek, “Türkiye ve Karadağ iyi ilişkilerin nasıl korunması gerektiğinin güzel bir örneği. Bunu devam ettirmeliyiz.” dedi.

Bu kapsamda, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic’in de yakın zamanda Türkiye’yi ziyaret edeceğini bildiren İbrahimovic, bunun ikili ilişkileri geliştirmeye yönelik isteklerine iyi bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

İbrahimovic, Karadağ ve Türkiye’nin NATO müttefikleri olduğuna dikkati çekerek, iki ülkenin ekonomi, turizm, kültür ve güvenlik gibi alanlarda “mükemmel ilişkilere” sahip olduğunu belirtti.

Türk turistlerin Karadağ’a yüksek rağbet gösterdiğini ifade eden İbrahimovic, “Geçen yıl 165 bin Türk turist ülkemizi ziyaret etti. Etkileyici bir rakam. Türkiye gibi turizmi oldukça zengin bir ülkeden bizim ülkemize gösterilen ilgi bizi çok memnun ediyor.” diye konuştu.

İbrahimovic, Türkiye’de yaşayan Karadağlıların iki ülke arasında “önemli bir köprü” görevi gördüğünü belirterek, şu anda Türkiye’de 250 bin Karadağlının yaşadığını kaydetti.

Bu durumun ekonomi ve kültürel alanlarda önemli bir potansiyel içerdiğini dile getiren İbrahimovic, “Bizim Türkiye ile temeli sağlam güçlü ilişkilerimiz var. Bunu da kimse bozamaz. Türk vatandaşlarını da Karadağ’a davet ediyorum, gelin, bizi ziyaret edin, kapılarımız açık. İki ülke arasında iyi hikayeler yazmaya devam edelim.” vurgusu yaptı.

Karadağ’ın AB üyelik süreci

İbrahimovic, Türkiye’nin Karadağ’daki en büyük yabancı yatırımcı konumunda olduğuna işaret ederek, 2025’te yabancı yatırımların yüzde 15’inin Türkiye’den geldiğini belirtti.

Karadağ’da faaliyet gösteren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi kurumlara işaret eden İbrahimovic, bu kurumların iki kültürün de yakından tanınması için oldukça faydalı çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

İbrahimovic, “Türkiye de iki ülke arasındaki ilişkilerinin gelişmesi için her katkıyı sağlamaya hazır. İki ülkenin de işbirliğini sürekli geliştirmek istemesinden son derece mutlu ve memnunum.” şeklinde konuştu.

Karadağ’ın 2028’de AB’nin 28. üyesi olmayı hedeflediğini vurgulayan İbrahimovic, “AB’nin tam üyesi olduğunda diğer bölge ülkeleri için üyelik süreci daha da kolaylaşacak. Karadağ, Avrupa’nın genişlemesinin canlı bir örneği. Bu nedenle bizim amacımız bölgenin istikrarına katkı sağlamak.” dedi.

İbrahimovic, Karadağ’ın geçen yıl AB üyelik sürecinde 6 faslı kapattığını, 26 Ocak’ta ise 32. faslı da başarıyla tamamlayacaklarını belirterek, “Bu yıl müzakereleri tamamlamak istiyoruz. AB ve NATO üyesi bir Karadağ, bölgenin barış ve istikrarı açısından önemli olacaktır.” diye konuştu.

Muhabir: Sercan İrkin,Lejla Biogradlija

THY, Tiran seferlerine yeniden başladı

AA

İSTANBUL (AA) – THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, haftada 7 frekans olarak icra edilecek Tiran seferleriyle, İstanbul ile Balkanlar arasındaki hava ulaşımı daha da güçleniyor.

İstanbul Havalimanı çıkışlı icra edilecek seferler, Tiran’ı THY’nin küresel uçuş ağına bağlayarak yolcularına Türkiye ile birlikte dünyanın farklı noktalarına konforlu ve kesintisiz bağlantı imkanı sunacak.

THY ve uçuş tarifesi ile ilgili daha ayrıntılı bilgilere “www.turkishairlines.com” resmi internet sitesi ile “444 0 849” numaralı çağrı merkezi ve satış ofislerinden ulaşılabilir.

Muhabir: Kenan Irtak

Bayğaralar organize suç örgütünün Antalya’daki yapılanmasına yönelik operasyonda 12 kişi tutuklandı

AA

ANKARA (AA) – Yerlikaya, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Antalya Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce, yurt dışında tutuklu olan R.B’nin elebaşılığını yaptığı Bayğaralar organize suç örgütünün Antalya yapılanmasının yöneticisi H.A. ile hareket eden şüphelilere yönelik operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Yerlikaya, operasyonda yakalanan 15 şüpheliden 12’sinin tutuklandığını, 3’ü hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulandığını aktardı.

Şüphelilere ilişkin detaylı bilgi paylaşan Yerlikaya, yakalanan şüphelilerin, silahlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında haksız çıkar sağlamak amacıyla hareket ettikleri, adam öldürme, yağma, yaralama ve iş yeri kurşunlanması eylemlerine karıştıklarının tespit edildiğini belirtti.

Operasyonda uzun namlulu silah ile 3 ruhsatsız tabanca ele geçirildiğini aktaran Yerlikaya, “Bizim mücadelemiz, vatandaşlarımızın huzurunu ve güvenliğini sağlamak içindir. Hiçbir organize suç örgütünün milletimizin huzurunu bozmasına izin vermeyeceğiz. Valimizi, Başsavcılığımızı, İl Emniyet Müdürümüzü, kahraman polislerimizi ve emeği geçenleri tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Aykut Karadağ

Genç kızın uyluğundaki kanserli kemik temizlenip yeniden yerine yerleştirildi

AA

İSTANBUL (AA) – İstanbul’da yaşayan 22 yaşındaki Rümeysa Karadağ, yaklaşık 1,5 yıl önce uyluk bölgesinde şiddetli ağrı şikayetiyle Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine başvurdu.

Burada yapılan ilk tetkiklerde Karadağ’ın uyluk kemiğinde kırık tespit edilmesi üzerine hasta, Ortopedi ve Travmatoloji Servisine yönlendirildi.

Serviste yapılan detaylı incelemelerin ardından hastanın uyluk bölgesinden dolayı kemik kanseri olduğu belirlendi.

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedik Onkoloji Konseyi’nde yapılan değerlendirmede, hastaya kemoterapi ve radyoterapi uygulanmasına karar verildi.

Yaklaşık 2 ay süren kemoterapi ve ışın tedavisinin ardından hastanın uyluk bölgesindeki kanserli kemiğin çıkarılması için cerrahi planlama yapıldı.

Hastanenin ortopedi ve plastik cerrahi uzmanlarından oluşan ekip tarafından ameliyata alınan Karadağ’ın tümörlü kemiği vücuttan çıkarıldı.

Uyluk bölgesinden çıkarılan kemik, azot tankında işlemden geçirilerek tüm canlı hücrelerinden arındırıldı. Ardından hastanın diğer bacağından alınan canlı kemik dokusu, buraya yerleştirilerek kemiğe yeniden canlılık kazandırıldı.

Yaklaşık 14 saat süren başarılı ameliyatın ardından Karadağ, yeniden sağlıklı yürümeye başladı.

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedik Bölümü Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Sefa Giray Batıbay, AA muhabirine, hastanın 1,5 yıl önce hastanenin acil servisinden kendilerine yönlendirildiğini söyledi.

Yapılan tetkiklerde kırık olan yerde kitle olduğunu tespit ettiklerini belirten Batıbay, daha sonra da tedavisi için Ortopedik Onkoloji Konseyi’nde karar aldıklarını kaydetti.

Batıbay, bunun üzerine hastadan biyopsi aldıklarını anlatarak, “Hastaya sonra kemik kanseri tanısı konuldu, kemoterapiye başlandı. Kemoterapiler alındıktan sonra hastayla alakalı cerrahi işleme geçtik.” dedi.

Ameliyatta hastadaki tümörlü kemiği çıkardıklarını aktaran Batıbay, “Kemiği tümörden arındırıp tekrardan aynı bölgeye naklettik. Hasta bize geldiğinde kırığı vardı. Kırığın olduğu yerin kırık sebebi de tümördü, aile farkında değildi.” diye konuştu.

“Kendi dokuları tekrar kullanıldığı için çok değerli bir ameliyat”

Ekipte bulunan Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Burak Alan ise hastanın Doç. Dr. Batıbay ile ekibi tarafından tanı aldığını belirtti.

Ardından hastanın ameliyatının planlandığını aktaran Alan, operasyona ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Doç. Dr. Sefa Giray Batıbay ve ekibiyle beraber planladığımız operasyonda güvenli sınırlarla kemiği tamamen çıkarıp azot tankında tüm hücrelerden arındırdık. Bunu adeta bir iskelet haline getirerek daha sonra bu dokuyu tekrar canlandırmak amacıyla diğer bacaktan aldığımız sağlıklı yedek sayılabilecek, yük taşımayan fibula kemiğini içerisine yerleştirdik. Bu şekilde tekrar canlanmasını sağladık.”

Alan, tedavi yönteminin çok nadir uygulandığının altını çizerek, “Ameliyat süresi yaklaşık 13-14 saat sürdü, bu operasyon boyunca ekipçe çalıştık. Protez yerine hastanın kendi dokuları tekrar kullanıldığı için çok değerli bir ameliyat. Hastamız şu anda yürüyebiliyor. Eklem hareket açıklığı yürümeye izin verecek düzeyde. Yine de temkinli oluyoruz, yükünü tam vermesini istemiyoruz. Fizik tedavi süreci devam ediyor. Diz ekleminin hareketini artırmak için hala fizik tedavi görüyor hastamız.” ifadelerini kullandı.

Hastanın annesi Mahbuk Karadağ da kızının oyun oynadıktan sonra kendilerine gelerek bacağında ağrı hissettiğini aktardığını söyledi.

Kızının ayağına basamaması üzerine acile gittiklerini dile getiren Karadağ, “Acilden bize ortopedi bölümüne gitmemiz söylendi. Biz de hemen geldik. Kemik kanseri olduğunu tesadüfen öğrendik. Her şerde bir hayır varmış, hiçbir ağrımız yoktu. Doktorlar çok ilgilendi, bu çok kıymetli. Kendi çocukları gibi kızımla ilgilendiler, ona sahip çıktılar.” dedi.

Rümeysa Karadağ da bir anda ayağında ağrı hissettiğini, ardından hastaneye geldiklerini anlattı.

Doktorların tetkiklerin ardından kemikte tümör olduğunu kendilerine söylediğini aktaran Karadağ, “Ardından tedaviye başladık. Şimdi durumum iyi, yürümeye başladım.” dedi.

Muhabir: Hikmet Faruk Başer

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balkan Barış Platformu’nun temsilcilerini kabul etti

AA

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Karadağ Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimovic, Kosova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donica Gervalla-Schwarz, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç, Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timço Mucunski, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Elisa Spiropali ve Sırbistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Nevena Jovanoviç’in yer aldığı kabulde, ülkelerin Türkiye ile ikili ilişkileri ve bölgesel konular görüşüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kabulde, Balkan Barış Platformu’nun İstanbul’da gerçekleşen ikinci toplantısından duyduğu memnuniyeti belirterek, ülkelerin temsilcilerine yaptıkları katkılar için teşekkür etti.

Toplantıda, sınır güvenliği, enerji, teknoloji, ulaşım gibi birçok konunun ele alınmasının ve bölgesel sahiplenme anlayışıyla gerçekleşen istişarelerin önemli olduğunu belirten Erdoğan, dünyanın ve bölgenin çeşitli sınamalarla karşı karşıya bulunduğunu, Balkan Barış Platformu üyesi ülkelerin arasındaki dayanışma ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesinin bu süreçte önem kazandığını ifade etti.

Erdoğan, Türkiye’nin bölgedeki istikrarsızlıkların etkilerinin azaltılması ve sona erdirilmesi için gayret gösterdiğini, Ukrayna, Gazze ve Suriye başta olmak üzere birçok yerde barış odaklı çalışmaların sürdüğünü bildirerek, Balkanlar’da da geçmişin acılarından ders alarak, geleceği hedefleyen bir anlayışla hareket etmenin gerekli olduğunu belirtti.

Kabulde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sabri Demir eşlik etti.

Muhabir: Koray Taşdemir

NATO Genel Sekreteri Rutte, Ukrayna’nın İttifak’a üyeliğinin pratik açıdan mümkün olmadığını söyledi

AA

İSTANBUL (AA) – NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ziyarette bulunduğu Polonya’da Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Polonya’nın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 4,5’ten fazlasını savunmaya harcadığını ve yakında F-35 savaş uçaklarını teslim almaya başlayacağını belirten Rutte, ülkenin 2035’e kadar askeri personel sayısını 300 bine çıkarma planını memnuniyetle karşıladı.

Rutte, Polonya’nın Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlangıcından bu yana Kiev’e 4 milyar avrodan fazla askeri yardım yaptığını dile getirerek, “Ukrayna’nın güvenliği, bizim güvenliğimizdir. Polonya, bunu çok iyi biliyor.” dedi.

“Ukrayna’ya tekrar saldırmaya kalkışırsa yıkıcı sonuçlarının olacağını bilmelidir”

Ukrayna’nın NATO’ya muhtemel üyeliği konusundaki soruyu yanıtlayan Rutte, bu alanda “prensip ve pratik” olmak üzere iki unsurun bulunduğunu söyledi.

Rutte, prensipte Ukrayna dahil Avrupa-Atlantik bölgesindeki herhangi bir ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunda bulunabileceğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Pratik unsur ise şu anda birkaç müttefikin, Ukrayna’nın NATO’ya katılımına onay vermeyeceklerini ve bu nedenle oy birliği sağlanamayacağını belirtmeleridir. Bu ülkelerin arasında Macaristan, ABD, Slovakya ve belki birkaç ülke daha bulunmaktadır.”

Olası barış anlaşması kapsamında “Rusların Ukrayna’ya bir daha saldırmasının nasıl önlenebileceği” sorusunun ortaya çıktığına işaret eden Rutte, güvenlik garantileri konusunun devreye girdiğini ve bunların üç katmandan oluştuğunu anlattı.

Rutte, savunma hattında ilk katmanın Ukrayna ordusu olduğunu, ikincisinin İngiltere ve Fransa liderliğindeki Gönüllüler Koalisyonu planlarını içerdiğini, üçüncüsünde de ABD’nin güvenlik garantilerine dahil olmasının bulunduğunu söyledi.

Güvenlik garantilerinin içeriğine dair görüşmelerin sürdüğünü dile getiren Rutte, “Bu, son derece önemlidir çünkü barış anlaşmasından sonra, NATO olmadan ve NATO (Ukrayna için) pratik nedenlerle şu anda mümkün değil. Rusların yeni bir saldırısını nasıl önleyeceğiz? (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, olası barış anlaşmasından sonra Ukrayna’ya tekrar saldırmaya kalkışırsa bunun yıkıcı sonuçlarının olacağını bilmelidir.” dedi.

Polonya, Patriotların savaş durumunda kullanılabilecek hale geldiğini açıkladı

Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Kosiniak-Kamysz da NATO’nun doğu kanadında aktif olarak yürütülen Baltık Nöbeti ve Doğu Gözcüsü girişimlerinin bölgenin güvenliğini güçlendirdiğini belirterek, Rutte’ye bunun için teşekkür etti.

Rutte ile Ukrayna’ya destek ve muhtemel barış hakkında görüştüklerini aktaran Kosiniak-Kamysz, ayrıca ülkesinin İsveç denizaltısı satın alma planı konusunda NATO Genel Sekreteri’ni bilgilendirdiğini söyledi.

Kosiniak-Kamysz, bu sabah Polonya’ya ait Patriot hava savunma sistemlerinin savaş durumunda kullanılabilecek hale geldiğinin bildirildiğini açıkladı.

Donald Trump yönetiminin başlarda Ukrayna’ya karşı yaklaşımıyla şimdikinin farklılık gösterdiğine işaret eden Kosiniak-Kamysz, bu yüzden 2024 Noel dönemine göre Ukrayna’da barış konusunda “daha iyimser” olunabileceğini söyledi.

Muhabir: İbrahim Hamdi Hacıcaferoğlu

AK Parti, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sundu

AA

TBMM (AA) – AA muhabirinin parti kaynaklarından aldığı bilgiye göre, AK Parti, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kurulan Komisyon çalışmaları kapsamında hazırladığı raporu tamamladı.

Yaklaşık 15 bölüm ve 50-55 sayfadan oluşan rapor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu. Erdoğan’ın görüşlerini alan parti yetkilileri, yarın raporu TBMM Başkanlığına iletecek.

Böylece komisyonda üyesi bulunan siyasi parti gruplarının tamamının komisyona raporları sunulmuş olacak.

Muhabir: Kemal Karadağ

Yandex Ads’te üst düzey atama

AA

İSTANBUL (AA) – Yandex Ads Türkiye Bölge Direktörlüğü'ne Edita Yıldız atandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Edita Yıldız, şirketin son iki yıldır Türkiye'deki reklamcılık faaliyetlerini yöneten Veronika Zueva'nın yerine göreve getirildi.

Zueva, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve Balkanlar'ın yanı sıra Afrika da dahil olmak üzere yeni bölgelerde reklam teknolojilerinin ve stratejik ortaklıkların geliştirilmesi yönündeki çalışmaları denetlemeye devam edecek.

Teknoloji şirketlerinde reklam teknolojilerini geliştirme ve sektörün önde gelen oyuncularla iş ortaklıkları kurma konusunda 10 yılı aşkın tecrübesi bulanan Edita Yıldız, bu süreçte şirketlerin hedeflerine ulaşmalarına ve işlerini büyütmelerine önemli katkılar sağladı.

Yıldız'ın, büyük kurumlardan orta ve küçük işletmelere kadar her ölçekten şirkete etkili stratejik pazarlama kampanyaları hazırlama, reklam teknolojilerini geliştirme ve ürün yeteneklerini iş ortaklarının ihtiyaçlarına göre genişletme alanlarında uzmanlığı bulunuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yandex Ads Türkiye Bölge Direktörü ​​​​​​​Yıldız, Türkiye'de reklam pazarı teknolojilerine aktif şekilde yön veren ve iş ortaklarının büyümesine katkı sağlayacak yenilikçi çözümler geliştiren bir ekibin parçası olmaktan heyecan duyduğunu belirtti.

Yıldız, “Yandex Ads için stratejik öneme sahip bir pazar olan Türkiye'de kullanıcılar için teknolojik altyapının güçlendirilmesine, eğitim girişimlerine ve verimli iş çözümlerine büyük yatırımlar yapıyoruz. Önümüzde büyük hedefler var. Ekibimizle ve iş ortaklarımızla birlikte, ülkemizin reklam sektöründe yeni bir atılım gerçekleştireceğimize yürekten inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Yandex Ads Büyüyen Pazarlar Müdürü Zueva da son iki yılda Türkiye'de güçlü bir ekip ve iş ortaklarıyla önemli ilişkiler kurduklarını vurguladı.

Zueva, bu faaliyetlerin Yandex Ads'in Türkiye'deki konumunu daha da güçlendirdiğine dikkati çekti.

Dışişleri Bakanı Fidan: “SDG”, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır

AA

ANKARA (AA) – Fidan, TRT World’de yayınlanan “One on One” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Gazze Şeridi’nde ateşkese ve henüz ikinci aşamaya geçilmemesine ilişkin Fidan, bu ateşkesin Türkiye için çok değerli olduğunu belirterek, Gazze’de son 2 yıldır yaşanan dehşete, insanlık trajedisine ve soykırıma tanıklık ettiklerini hatırlattı.

Fidan, bu ateşkese ulaşmak için çok çaba gösterdiklerine işaret ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi eylülde New York’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yapılan toplantının ateşkese yönelik bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Trump’ın bu durumun ciddi olduğunu ve ABD’nin bölgedeki ülkelerle bir şey yapması gerektiğini anladığını aktaran Fidan, “Şu anda ateşkes var ancak ateşkes sürekli ihlal ediliyor.” dedi.

Fidan, bu durumun Türkiye için “hayal kırıklığı yarattığını” dile getirerek, ateşkes kabul edildiğinden bu yana neredeyse 400 Filistinlinin öldürüldüğünü, Filistinlilerin ise ateşkese riayet etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Barış Planı çerçevesinde tarafların insanların korunması ve insani yardım konusunda kabul ettiği şartların açık olduğunu ancak şu andaki insani yardım miktarının hiçbir zaman yeterli olmadığını vurgulayan Fidan, bu büyük zorluklara rağmen Müslüman ülkelerin ve uluslararası toplumun ateşkesin ikinci aşamaya ilerlemesini istediğini belirtti.

Fidan, buna yönelik kamuoyuna yansımayan bazı görüşmeler olduğuna, genellikle “Barış Kuruluna”, “Uluslararası İstikrar Gücüne”, günlük işlerin yürütülmesine ve yürütme komitesine odaklanıldığına işaret ederek, gelecek birkaç hafta içinde bu görüşmelerin bazı sonuçlarını görebileceklerini söyledi.

Türkiye olarak bu müzakereleri yakından takip ettiklerini ve katkıda bulunmaya çalıştıklarını aktaran Fidan, sahadaki ateşkes sürecini de gözlemlediklerini, herhangi bir ihlal veya sorun tespit edildiğinde ilgili muhataplarla görüşerek gerekli adımların atılması için teşvikte bulunduklarını kaydetti.

“(Gazze ile) Aynı durumu Batı Şeria’da da görebiliriz”

Fidan, aksi takdirde Gazze’de insanların katledildiği ve soykırıma uğradığı korku günlerine geri dönülebileceğine dikkati çekerek, “Bu sefer sadece Gazze’de de değil, bu durum bulaşıcıdır. Allah korusun, aynı durumu Batı Şeria’da da görebiliriz.” dedi.

Uluslararası İstikrar Gücüne Türkiye’nin olası katılımı ve İsrail’in buna yaklaşımına ilişkin Fidan, “Türkiye’nin, İsrail’in Filistin’de işlediği suçlara ve on binlerce Filistinliyi katletmesine karşı insanlığın ve uluslararası vicdanın sesi olduğunun” altını çizdi.

Fidan, Filistin’de yaşananların, Türkiye’nin karşı çıkması ve sesini çıkarması gereken bir durum olduğunu ve diplomatik olarak en başından beri bunu yaptığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

“İsrail, uluslararası toplumdan bu düzeyde eleştiri ve kınama görmeye hiç alışık değil çünkü uluslararası toplum onlara, istedikleri her şeyi yapma, güvenlikleri için gerekli gördükleri her şeyi yapma konusunda açık çek vermiştir. Bu, toplu katliam anlamına gelse bile… Bu durum on yıllardır böyleydi ve İsrail uluslararası sistemden muaf tutuldu ama bence bu dönem artık sona erdi.” diye konuşu.

“İsrail, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücüne katılımına şiddetle karşı çıkıyor”

Türkiye’nin ortaklarıyla beraber bu sonuca ulaşılması için çok önemli bir rol oynadığının altını çizen Fidan, “Bu yüzden İsrail, Türkiye’nin katılımına şiddetle karşı çıkıyor ama burada tek ilgili aktör İsrail değil. Burada başka ilgili aktörler de var, bu yüzden onlarla da görüşüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Fidan, en başından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın barış süreci için insani, askeri, güvenlik, teknik, altyapı ve sağlık gibi alanlarda ne gerekliyse Türkiye’nin hazır olduğunu ifade ettiğini hatırlatarak, bu alanların Türkiye’nin üzerinde çok çalıştığı alanlar olduğunu dile getirdi.

Gazze’de belli desteklerin sağlanması konusunda spesifik alanlarda çalışan geniş ve departmanlar arası ekipler olduğuna değinen Fidan, bunun doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı olduğunu ve Dışişleri Bakanlığının da bu çabaları koordine ettiğini anlattı.

Fidan, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücüne katılmaya hazır olduğunu, İsraillilerin açıkça itiraz ettiğini ve Ankara’nın da diğer ortaklarla görüştüğünü yineleyerek, Türkiye için önceliğin sahada neyin gerekli olduğunu görmeyi teşkil ettiğini ve bunu kimin yapığının ikincil bir mesele olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, “Gazze’de insanlık ve insani değerler lehine başka biri gelip aynı şeyi yapabilirse, bizim için sorun yoktur ancak bizim yardımımıza çok ihtiyaç varsa, biz de katkıda bulunmaya hazırız.” dedi.

“İşbirliği mekanizması ile DEAŞ’la başa çıkılabilir”

Fidan, Suriye’deki duruma ve olası terör örgütü DEAŞ tehdidine yönelik, “Evet, DEAŞ kesinlikle büyük bir tehdit, bununla başa çıkabiliriz. Bölge ülkeleri olarak, Türkiye ve Suriye olarak, iyi bir işbirliği mekanizması olduğu sürece, bu sorunu etkili bir şekilde çözebileceğimizi düşünüyorum ” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, son 40 yılda terör örgütü PKK ve diğer terör unsurlarıyla mücadele ettiğine ve terörle mücadele konusunda bölgede çok tecrübeli bir ülke olduğuna işaret eden Fidan, bu tehditle başa çıkmak için kapsamlı beceri ve yetenekler geliştirdiklerini belirtti.

Fidan, geçen yıldan önce, Suriye’deki tehdit ortamı nedeniyle, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin sistemdeki çatlaklardan yararlanarak kendilerine bir yol bulabildiklerini anımsatarak, artık iç savaşın sona erdiğini, halkın Şam’ı yönettiğini ve şu anda sağlıklı bir işbirliği bulunduğunu dile getirdi.

İşbirliği mekanizması olduğu sürece bu tehditle başa çıkılabileceğinin altını çizen Fidan, şunları kaydetti:

“Bu nedenle, devrimin ilk aylarında, 2025’in başlarında, diğer bölge ülkeleriyle bir araya geldik ve şöyle dedik ‘Bakın, Suriye şimdi iyileşme yolunda. Derin yaraları var ve iyileşmek için zamana ihtiyaçları var, bu yönde ilerlemek için uluslararası ve bölgesel desteğe ihtiyaçları var. Ancak bu arada, başka düşman unsurların bu süreçten yararlanmasını istemiyoruz.’ Bu nedenle, o dönemde terörizmin en büyük tehdit olduğunu ve müdahale etmemiz gerektiğini düşündük. Bu işbirliği, Suriyeli ortaklarımızın zihninde ayrı bir farkındalık yaratmak açısından çok yararlı oldu çünkü onlar DEAŞ tehdidinin çok iyi farkındalar ancak ‘uluslararası toplum DEAŞ ile nasıl mücadele ediyor ve ne tür mekanizmalara sahip’, onlar artık devlet aktörleri ve bir devlet aktörü olarak bu sorunu diğer bölgesel ortaklarla birlikte ele alırken nasıl davranmalılar, bu onlar için başka bir şeydi ancak bu alana giriş yapmaları iyi oldu. Onlar bu sorunu çözme konusunda çok yetenekli ve istekli.”

Fidan, Suriye’nin geçen ay Washington’da belgeleri imzalayarak ABD öncülüğünde 2014’te kurulan DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyonun parçası olduğunu anımsattı.

Bunun iyi bir girişim olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye’nin diğer ülkelerle birlikte DEAŞ’la mücadeleye kararlı olduklarını çok net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi.

“Hiçbir terörist unsurun Suriye’yi iyileşme yolundan çıkarmasına izin vermemeliyiz”

Fidan, askeri uzmanlarla, istihbarat uzmanlarıyla, diğer bölge ülkeleriyle, ABD ve diğer herkesin DEAŞ’la mücadele gündemini ilerlettiğine dikkati çekerek, “Hiçbir terörist unsurun Suriye halkını ve devletini iyileşme yolunda raydan çıkarmasına asla izin vermemeliyiz.” dedi.

Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin durumuna ve Suriye’ye entegrasyon sürecine ilişkin Fidan, “Elbette sürecin hızından memnun değiliz. Biz, Suriyeliler ve bazı diğer ortaklar, isimlerini vermek istemiyorum, topluca ‘SDG’nin daha fazla zaman kazanmaya çalıştığını düşünüyor. Bence kendileri için başka fırsatlar umut ediyorlar, belki başka bir bölgesel kriz şeklinde, belki de İsrail’in Suriye ve diğer yerlere yönelik yayılmacı politikaları nedeniyle. Bu yüzden, bence iyi olan şey, Amerikalı ortaklarımızın bu sürecin tamamlanması gerektiğinin çok iyi farkında olmaları çünkü bu, ülkenin birliği için çok önemli.” diye konuştu.

Fidan, Suriye muhalefetinin her farklı unsurunun, silahlı grupların, “SDG” hariç, şu anda Suriye Savunma Bakanlığına bağlandığını anımsatarak, “Çünkü onlar eski muhalefet yapısında muhalefet üyesi değillerdi. Farklı gruplar vardı. Her zaman tek bir komuta ve kontrol altında değillerdi. Şimdi ise Savunma Bakanlığının komuta ve kontrolü altına girmeyi kabul ettiler. Bu, ulusal birlik için çok önemlidir çünkü bir devlette farklı otoritelere izahat veren iki veya üç farklı silahlı yapı olamaz. Böyle bir durumda birlik ve egemenlikten söz edilemez.” ifadelerini kullandı.

“‘SDG’ ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı”

Bunun çok önemli olduğunu, herkesin bunu anladığını ancak Türkiye’nin işlerin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla halledilmesini umduğunu vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

“Tekrar askeri yollara başvurmak zorunda kalmak istemiyoruz ancak ‘SDG’, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır. 10 Mart Anlaşması’na bağlılıklarını yerine getirmeleri gereken bir noktaya gelmeliler. Herkes, bu anlaşmayı gecikmeden ve çarpıtmadan yerine getirmelerini bekliyor çünkü bu anlaşmadan sapma görmek istemiyoruz. Günün sonunda, biliyorsunuz, Şam’daki Suriyeli ortaklarımız da bunun ulusal birlikleri için çok önemli bir adım olduğunu görüyorlar. Bir anlamda iyimserim. Umarım doğru taktik, teknik ve işbirliği biçimlerini kullanırsak, hedefe ulaşacağımızı düşünüyorum. “

“Özellikle Karadeniz’e doğru tırmanan savaş Türkiye’yi ve diğer kıyı ülkelerini de tehdit ediyor”

Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Bakan Fidan, “Elbette, bu savaştan doğacak herhangi bir ateşkes, herhangi bir barışı memnuniyetle karşılarız çünkü bu savaş 4 yıldır sürüyor. Ve tıpkı Gazze’deki savaşta olduğu gibi, büyük yıkıma ve insan hayatı kayıplarına neden oluyor.” diye konuştu.

Avrupa’nın orta yerinde, 21. yüzyılda böylesine konvansiyonel bir savaşa tanıklık etmenin Avrupalıların hayatları boyunca asla hayal etmeyecekleri bir şey olduğunu kaydeden Fidan, Avrupa halkının bu tür sahnelerin İkinci Dünya Savaşı dönemine ait olduğunu düşündüklerini söyledi.

Fidan, 2025’te Avrupa’nın ortasında “büyük çaplı bir konvansiyonel savaş yaşandığına” dikkati çekerek, bunun binlerce can aldığını ve büyük şehirlerde büyük yıkıma yol açarak şehirleri enkaz alanına çevirdiğini dile getirdi.

Bu durumun bölge ülkelerini ve savaşın bölgesel olarak tırmanması tehdidini oluşturduğunu aktaran Fidan, “Özellikle Karadeniz’e doğru tırmanan savaş Türkiye’yi ve diğer kıyı ülkelerini de tehdit ediyor. Bu nedenle Türkiye, en başından beri çok yoğun şekilde çalışıyor ve ateşkes için mümkünse gerçekten katkıda bulunmak için de çok çaba sarf ediyor.” ifadesini kullandı.

Fidan, Ankara’nın diğer ortaklarıyla birlikte çok sayıda girişimde bulunduğunu, özellikle son birkaç haftadır görüşme trafiğinin yoğunlaştığını, tarafların tartışma düzeyinin ve ciddiyetinin arttığını görmekten memnuniyet duyduklarını anlattı.

Bakan Fidan, Avrupalı aktörlerin de artık sürece dahil olduğunu belirterek, ABD’nin arabuluculuk sürecini yönettiğini ve bu hususta ABD Başkanı Donald Trump ve ekibine yaptıkları için “özel bir takdir” borçlu olduklarını vurguladı.

Gazze’deki gibi bu tür bir sürecin ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün olduğunun görüldüğünü bildiren Fidan, halihazırda Türkiye’nin Trump ve ekibiyle, Ruslarla, Ukraynalılarla ve Avrupalılarla temas halinde olduğu mesajını verdi.

Taraflar “anlaşmaya çok yakın”

Fidan, tarafların gelinen noktada “anlaşmaya çok yakın” olduğunun altını çizerek, muhtemelen üzerinde mutabık kalınacak metnin Ukrayna kamuoyuna sunulacağına ve bunun Ukrayna tarafının iç dinamikleriyle ilişkili bir konu olduğuna dikkati çekti.

Tarafların olası bir “kağıt üzerinde anlaşmaya” varması halinde bunu kamuoyuna sunmanın yolunu bulacaklarını aktaran Fidan, burada Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yanı sıra Ukrayna halkının iradesi ve Avrupa’nın tutumunun da önemli olduğuna değindi.

Fidan, halihazırda Avrupalıların “ateşkes etrafında birleşmiş görünmesinin” oldukça önemli olduğunu kaydederek, görüştükleri Avrupalı liderlerin bu konuda “samimi ve ciddi” göründüklerini dile getirdi.

Buna rağmen Avrupalıların kendi güvenlik kaygıları da olduğunu ifade eden Fidan, Ukraynalıların da bu endişelere sahip olduğunu ve güvenlik garantileri talep ettiklerini anımsattı.

Fidan, Moskova’nın da güvenlik kaygıları olduğunu ve ek garantiler istediklerini söyleyerek, tüm bu taleplerin bir araya getirilip herkesin kabul edebileceği format ve plan oluşturmanın son derece zor bir iş olduğunu ancak şu anda bir anlaşmaya çok yakın olunduğunu bildirdi.

Türkiye’nin arabuluculuk çalışmaları

Türkiye’nin savaş devam ederken Karadeniz Tahıl Girişimi ile taraflar arasında anlaşma yapılabilmesini sağladığını belirten Fidan, bunun Akdeniz’e erişim imkanı tanıdığı ve temel olarak deniz güvenliğiyle ilgili olduğunu, başta Afrika olmak üzere dünya piyasalarına 30 milyon ton tahılın ulaşmasına yardımcı olduğunu hatırlattı.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın insani nedenlerle bu girişime büyük hassasiyet gösterdiğine değinerek, Erdoğan’ın hala bunun öneminden söz ettiğini, zira savaşın Afrika’daki, Latin Amerika’daki, hatta Avrupa ve Orta Asya’daki insanların yaşamını da etkilediğini dile getirdi.

Bu sebeple deniz güvenliğinin “son derece önemli” olduğuna işaret eden Fidan, Rusya ve Ukrayna’nın, dünyaya sattıkları enerji ürünlerinin yanı sıra aynı zamanda büyük tahıl üreticileri olduğunu vurguladı.

Fidan, Rusya ve Ukrayna’nın dünyanın geri kalanına sağladığı birincil ürünün tahıl olduğuna dikkati çekerek, bu nedenle gündemi ilerletmeye ve deniz güvenliğine ulaşmaya özel önem verdiklerini söyledi.

Amerikalıların arabuluculuğundaki Rusya ve Ukrayna tarafları arasında tam plan hakkında büyük bir tartışma döndüğünü belirten Fidan, “Şu anda olan şey, tüm ilgili aktörlerin bir barış planına, bir barış paketi planına dahil olması ve artık sınırlı ateşkes anlaşmaları hakkında fazla tartışmamalarıdır. Sınırlı derken, enerji, altyapı ve deniz güvenliği ile sınırlı olduğunu kastediyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ben, muhataplarımızla yaptığımız görüşmelerde, tam bir ateşkes ve barış planına ulaşamazsak, lütfen bu sınırlı anlaşmayı yapalım diyoruz.” şeklinde konuştu.

Fidan, son haftalarda Türk gemilerinin her iki tarafın da hedefi haline geldiğini ve Türkiye’nin bu durumdan ciddi şekilde etkilendiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Artık insansız hava araçları sadece savaşan tarafların bölgelerinde değil, bizim topraklarımıza doğru da uçuyor. Bu da kıyı ülkeleri için daha fazla sorun yaratıyor. Aynı şeyi Romanya’da, Bulgaristan’da da gördük ve her şey birkaç yıl önce mayınların Karadeniz’de sürüklenerek Boğaz’a ulaşmasıyla başladı. Bir noktada, Boğaz’daki tüm gemi trafiğini engelleyecek kadar tehlikeli hale geldi. Dolayısıyla bunlar da bizim ordumuzla ve diğer kıyı ülkeleriyle, özellikle Romanya ve Bulgaristan’la işbirliği içinde uğraştığımız sorunlar.”

“Ateşkesin sağlanmasına tam destek veriyoruz”

Tüm bu sorunlara son vermenin en kısa yolunun ateşkesin sağlanması olduğuna değinen Fidan, “Bu nedenle buna tam destek veriyoruz. Umarım ateşkes sağlanır. Aksi takdirde başından beri uyardığımız gibi, gerginlik giderek tırmanıyor. Bölgesel gerginlik çok tehlikeli ve bu bölgede kalmayabilir. Avrupa’nın farklı bölgelerine de sıçrayabilir.” dedi.

“GKRY’nin yakında AB başkanlığını devralacak olmasını bir zorluk mu yoksa fırsat mı olarak değerlendirdiği”ne ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, bu durumun Türkiye için de bir fırsat olabileceğini belirtti.

“GKRY fırsat buldukları her yerde bizi engelliyor”

Fidan, GKRY’nin uluslararası platformda, Türkiye’nin önüne engeller koyduğuna işaret ederek, “Fırsat buldukları her yerde bizi engelliyorlar. Ancak Avrupa’nın karşı karşıya olduğu mevcut tehditler karşısında, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki işbirliği ve ilişkilerin her zamankinden çok daha anlamlı ve önemli hale geldiğini düşünüyorum. Yani Kıbrıs Rum Kesimi, AB ile Türkiye arasında büyük bir engel teşkil ediyor. Ve ne yazık ki AB’nin iç işleyiş sistemi Kıbrıslı Rumların bu tür eylemlerine izin veriyor.” diye konuştu.

Kıbrıs sorununu miras olarak aldıklarını ancak bunu gelecek nesillere bırakmak istemediklerini vurgulayan Fidan, “Eski zihniyete bağlı kalmak zorunda değiliz. Daha yaratıcı olabiliriz çünkü zaman akıyor ve nesiller, gelecek nesiller bizden bir çözüm bekliyor.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Kıbrıs’ta iki devletli çözümün tek gerçekçi çözüm olduğunun ve herkesin bunu bildiğinin altını çizerek, “Türkiye olarak Annan Planı ve Crans-Montana sürecinde olumlu bir tavır aldık, Kıbrıslı Türkler BM planına lehte oy verdiler. Ancak Kıbrıslı Rumlar bunu reddetti.” şeklinde konuştu.

“Alternatif iki devletli çözümdür”

Kıbrıslı Rum yetkililerin, Kıbrıs için eşit güç, servet ve yetki paylaşımı anlaşmasına asla “evet” demeyeceklerini aktaran Fidan, “Onlar bunu biliyor, biz bunu biliyoruz, Avrupalılar bunu biliyor. Bu bir gerçek. Öyleyse bunun alternatifi iki devletli bir çözümdür. Bunu yapabiliriz. Ve iki devletli çözümden sonra her türlü işbirliğini veya siyasi birliği kurabilirler. Bu onlara kalmış. Ancak acilen yapmamız gereken şey, bu anı değerlendirmek ve Kıbrıs’ı bir cennet haline getirmek için her türlü tarihi fırsatı kullanmaktır.” dedi.

Fidan, Akdeniz ülkelerinin turizm, ekonomi ve sanayiye yüklü yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Kıbrıslı Türkleri izole etmeyi bırakın, kaliteli bir işbirliği başlatabiliriz. Siyasi sorunu dondururken, ekonomik kalkınma, bölgesel kalkınma, enerji kaynaklarının kullanımı, turizm, sanayi ve her şeyden hep birlikte yararlanabiliriz. Ancak eski hedeflere ve zihniyete bağlı kalmak, bu sorunu olumlu bir şekilde ele almamıza yardımcı olmuyor. İşte, onlara vermek istediğimiz mesaj budur. Çünkü toplum uzun süredir bir şekilde şartlandırılmış durumda, bu yüzden politikacıların U dönüşü yapması çok zor. Ama birisi gerçeği söylemek zorunda. Birisi, Ada’daki gerçekler, hepimizin kaçırdığı fırsatlar ve mevcut fiili durum nedeniyle yarattığımız riskler hakkında gerçeği söyleyecek kadar cesur olmak zorunda.”

Muhabir: Tuğba Altun,Sercan İrkin,Gökhan Çeliker

MSB: (Düşürülen İHA) Süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır

AA

ANKARA (AA) – MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), milletin huzuru ve devletin bekası için ülkeye yönelik risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, “Son bir hafta içerisinde 6 PKK’lı terörist teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir.” dedi.

Aktürk, kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında sınır güvenliğinde etkili ve modern teknolojiye dayalı tedbirler alındığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

“Son bir hafta içerisinde 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 192 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 683 olmuş, engellenen 2 bin 414 şahısla bu yıl engellenen kişi sayısı da 65 bin 277’ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama tarama faaliyetlerinde toplam 284 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.”

İsrail

Tuğamiral Aktürk, İsrail’in, Suriye ve Lübnan’daki saldırıları ve bölgede izlediği yayılmacı politikanın, Gazze’de sağlanan ateşkesi ihlal edici operasyonları ve insani yardım faaliyetlerini engelleyici tutumunun, bölgesel barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ettiğini söyledi.

İsrail’in yürüttüğü politikanın, Birleşmiş Milletlerin (BM) itibarının ve uluslararası hukuka olan inancın, sadece bölge ülkeleri nezdinde değil, dünyada da sorgulanmasına sebep olduğuna vurgu yapan Aktürk, şunları kaydetti:

“Ayrıca, Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve sivillerin acil ihtiyaçlarının karşılanması, geçtiğimiz hafta bölgede meydana gelen sel felaketi nedeniyle daha da elzem hale gelmiştir. Uluslararası toplumun, İsrail’in hem saldırgan eylemlerine hem de insani yardımların bölgeye istenen düzeyde erişmesini geciktirici tutumuna karşı, yaptırım gücü olan bir irade ortaya koyarak adımlar atması gerektiğini vurguluyor, bu minvalde başlatılacak her türlü uluslararası girişime destek vereceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.”

Tatbikat ve eğitimler

TSK’nın harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin de aralıksız sürdürüldüğüne vurgu yapan Aktürk, şöyle devam etti:

“15 Aralık’ta İstanbul’da başlayan SAT timlerimiz ile Pakistan İkbal Timlerinin yer aldığı Türkiye-Pakistan Ayyıldız Tatbikatı 26 Aralık’a kadar devam edecektir. NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Lissus tarafından 18-21 Aralık tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılmaktadır. 17-18 Aralık’ta Fransa’da icra edilen ‘Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Komutanlar ve Deniz Girişimi Tavsiye Kurulu (MEAB) Toplantısı’na CTF Black ile TURMARFOR Komutan Yardımcılarımız iştirak etmektedir. Mısır Deniz Kuvvetleri heyetinin, deniz güvenliği alanında tecrübe paylaşımı maksadıyla, 21-25 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da bulunan Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığımızı (DGMM) ziyaret etmesi planlanmaktadır.”

Tuğamiral Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin gurur verici bir gelişim süreciyle küresel ölçekte kendini kanıtladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Savunma sanayimiz kara, deniz, hava platformları ile siber alanda geliştirdiği kritik sistemlerle, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin daha güçlü daha donanımlı ve daha hazırlıklı hale getirilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda Lazer Arayıcı Başlıklı Uzun Menzilli Tanksavar (L-UMTAS) füze, Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-O), KARAOK Tanksavar Silah Sistemi, modernize edilen M60T tankı ile Bayraktar TB-3 SİHA, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Genel maksat helikopteri projesi kapsamında 7’nci T-70 helikopterinin 23 Aralık’ta Hava Kuvvetlerimizin envanterine alınması planlanmaktadır.”

Aktürk, ayrıca şu bilgileri paylaştı:

“Pakistan MİLGEM Projesi 2’nci gemisi Khaibar’ın Pakistan Deniz Kuvvetlerine, Açık Deniz ve Karakol Gemisi Projesi kapsamında inşa edilen Akhisar’ın Romanya’ya teslimleri, Koçhisar’a bayrak çekilmesi, Hızırreis denizaltısı, Ç-159 Çıkarma Gemisi ve ULAQ insansız deniz aracının hizmete girişi, Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi kapsamında inşa edilecek 7’nci geminin sac kesimi törenlerinin 20 Aralık’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda icra edilmesi planlanmaktadır.”

Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin işlemlerinin de devam ettiğini belirterek, MSB’de istihdam edilmek üzere, “2025 Yılı Sürekli İşçi Temini” başvurularının 22-26 Aralık tarihleri arasında alınacağını söyledi.

Terör örgütü YPG/SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon sürecine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından, “Suriye hükümeti tüm kurum ve birimleriyle yeniden yapılanmaya, ülkede istikrar ve güvenliğin tesisine yönelik gayretli çalışmalarına devam etmektedir. Suriye’nin istikrarı ve güvenliği bölgenin huzuru için kritik öneme sahiptir. Türkiye, bu doğrultuda Suriye hükümetiyle yakın işbirliğini sürdürmeye ve ‘tek devlet, tek ordu’ ilkesini desteklemeye kararlıdır. Bu konuyla ilgili Türkiye olarak muhataplarımızla gerekli koordinasyonları yapıyor ve süreci yakından takip ediyoruz.” açıklaması yapıldı.

Karadeniz’de kontrolden çıktığı tespit edilen ve vurularak düşürülen insansız hava aracına ilişkin sorular üzerine şu bilgiler paylaşıldı:

“15 Aralık 2025 tarihinde, Karadeniz yönünden hava sahamıza yaklaşan bir İHA tespit edilmesi üzerine, ilgili tüm birimlerimizce yürürlükteki mevzuat ve standart operasyonel prosedürler çerçevesinde tespit, teşhis ve takip süreci derhal başlatılmıştır. Süreç söz konusu İHA’nın irtifa, sürat ve boyut olarak tespitinin güçlüğü ve düşük radar kesit alanına sahip olması nedeniyle tek bir sensör verisine dayanmaksızın radar, elektro-optik, elektronik harp ve erken ihbar sistemlerinden elde edilen çoklu verilerin karşılıklı doğrulaması esas alınarak yürütülmüştür.

Yapılan değerlendirmeler neticesinde, hava sahası emniyetinin muhafazası ile vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla, kontrolden çıktığı anlaşılan İHA, F-16 uçaklarımız tarafından takip edilmiş, prosedürlerin tamamlanmasını müteakip en uygun yerde kontrollü bir müdahaleyle düşürülmüştür. Hava sahasına ilişkin alınan tüm kararlar, sivil hava trafiği dahil olmak üzere hava sahası emniyetinin korunması, yerleşim alanlarına yönelik risklerin önlenmesi ve elde edilen verilerin bütüncül değerlendirilmesi esaslarına dayalı olarak, yüksek hassasiyetle verilmektedir. Bu kapsamda uygulanan yöntem, yerleşim alanlarına yönelik riskleri bertaraf eden, sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetini de önceleyen en ihtiyatlı ve güvenli yaklaşım olarak icra edilmiştir.

Havada vurularak imha edilen İHA’nın, çok küçük parçalara ayrılarak geniş bir alana dağıldığı değerlendirilmektedir. Bu durum sahada tek parça veya bütünlük arz eden enkaz tespitini zorlaştırmaktadır.”

Bu çerçevede, arama-tarama ve teknik inceleme faaliyetlerinin ilgili birimlerce titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, şunlar kaydedildi:

“Doğrulama süreçleri tamamlanmadan olay hakkında yapılan spekülatif değerlendirme ve dezenformasyon içerikli iddialara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Hava sahamızın kontrolü, radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Hava savunma sistemlerinden beklenen, hava sahasına giren unsurların tespiti, teşhisi, takibi ve imhasıdır.

Bahse konu İHA ile ilgili süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Hava savunma sistemimizin zafiyet içinde olduğu yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmamaktadır. Elde edilen tecrübeler ışığında tespit, teşhis ve reaksiyon süreçleri düzenli olarak gözden geçirilmekte, operasyonel prosedürler ve teknik kabiliyetler sürekli olarak geliştirilmektedir. Tüm bunlara ilave olarak, Ukrayna-Rusya arasında devam eden savaş dolayısıyla Karadeniz’in güvenliğine yönelik bu tür olumsuzluklar konusunda her iki tarafın da daha dikkatli olmaları hususunda muhataplarımız ikaz edilmiştir.”

Muhabir: Utku Şimşek

Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

AA

TBMM (AA) – Genel Kurulda, bütçeler üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kendisini ispat etmiştir
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan: İstihdamı yıllık ortalama 842 bin kişi artırmayı hedefliyoruz

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığının eskiye göre daha fazla harcama yaptığı iddialarına tepki gösterdi.

Yılmaz, şöyle konuştu:

“Rakamlar sizi doğrulamıyor. Az önce söyledim. Binde 1,1 ya da 1,2 civarında harcama söz konusu. Eski sisteme göre daha düşük bir harcama. Kaldı ki şunu da söylemek zorundayım. Cumhur İttifakı’nın adayı olan Cumhurbaşkanımız değil de rakibi seçilmiş olsaydı, şimdi 6 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Kim bilir kaç tane bakan olacaktı; 90’lı yıllarda koalisyon hükümetleri dönemlerinde 35, 36’ları bulmuş. Muhtemelen 30’un üstünde de bakan olurdu. Asıl o zaman cumhurbaşkanlığı makamı israf noktasına dönüşürdü. Bir de resmi resmi ilan edilen cumhurbaşkanı yardımcılarının dışında da kimlere cumhurbaşkanı yardımcılığı sözü verildi onu da bilmiyoruz. Onları da eklerseniz çok daha fazla olur.”

Belediyelerin asli işinin vatandaşlara temiz ve sağlıklı içme suyunu ulaştırmak, trafik sorununu çözmek, yeşil alanları arttırmak ve daha yaşanabilir bir şehir ortamı oluşturmaktan geçtiğini vurgulayan Yılmaz, “‘Bu altyapıları bırakıp, bu önemli temel işleri bırakıp, başka işlerle uğraşıyor, doğru yapmıyorlar’ dedim. Siz bunu haklı buluyorsanız aynı anlayışla devam edin. Ben ısrarla aynı şeyi söylüyorum.” dedi.

Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin halka açık olmadığı yönündeki iddialarına da tepki gösteren Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bir defa orada bir cami var. Cuma dahil namazlar kılınıyor ve herkes geliyor. Kütüphane 7 gün 24 saat açık. Kongre Merkezi açık. Ayrıca, Külliye’nin daha resmi bölümlerini gezmek isteyenler için belki Ali Mahir (Başarır) Bey de gezmek isteyebilir. O yüzden adresi söyleyeyim: ziyaret.tccb.gov.tr/. Turist olsun, vatandaşımız olsun herkes bu siteye girebilir. ‘Gezmek istiyorum’ diyebilir ve bunlar belli bir sistem içinde gezdiriliyorlar. Yani ‘vatandaşa açık değil’ ifadeniz doğru değil. Lütfen gezmek istiyorsanız bu siteye girebilirsiniz veya benden randevu istersiniz ben gezdiririm.”

Örtülü ödeneğin tüm ülkelerde kullanılan devletin milli güvenliğine ilişkin, devletin ihtiyaçları için kullanılan bir mekanizma olduğunu ifade eden Yılmaz, bunun sınırsız bir mekanizma da olmadığını, kanunlarla sınır konulduğunu söyledi.

Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Nedir bu sınır? ‘Bütçe başlangıç ödeneğinin binde 5’ini geçemez’ demiş kanunlarımız. Geçen yıl itibarıyla, 2024 yılında, genel bütçe başlangıç ödeneğinin 10 binde beşini kullanmış Cumhurbaşkanımız. 10 kat daha altında limitin bir kullanım söz konusu. Bu yıl itibarıyla 10 binde üç civarında kullanım. Öyle ifade ettiğiniz gibi sanki bütçenin tamamı büyük bir kısmı bu işlere harcanıyormuş gibi ifadeler doğru değil ama ihtiyaç oldukça da elbette kullanılacak. Tüm ülkelerin kullandığı gibi.”

Cumhurbaşkanlığındaki taşıt sayılarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığında ihtiyaç çıkabilir, acil bir şey olabilir diye 20 taşıt koyuyoruz. Doğru. Ama 2024 yılında sadece 7 taşıt alınmış. 2025 yılında yine 20 taşıt koymuşuz. Şu ana kadar bir tane bile alınmamış. NATO zirvesi geliyor, belki onun için bir ihtiyaç olursa bir alım yapılabilir. Yapılmaz demiyorum ama genelde bu 20 taşıt konuyor. Bir ihtiyat ödeneği olarak konuyor. Acil bir ihtiyaç çıkar kullanılabilir diye konuyor. Ama geçmişe baktığınız zaman bunun pek de kullanılmadığını görüyoruz.” şeklinde konuştu.

Kadınlarla ilgili sorular sorulduğuna değinen Yılmaz, “Kadınlarla ilgili meseleyi sadece LGBT kontekstinde tartışıyorsanız kadınlara büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Birincisi bu. İkincisi küreselci söylemlerin etkisi altındasınız ve geçmişe bakarsak oryantalist bir bakış açısıyla kendi toplumunuza bakıyorsunuz. Bu uzun bir entelektüel tartışma. Ama bakış açınıza hiçbir şekilde katılmadığımı, Kürt halkının da sizin bu bakış açınıza en küçük bir prim vermeyeceğini de buradan ifade etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açlık yoksulluk sınırı ile ilgili de, Türkiye’nin en son mutlak yoksulluğu 2015’te ölçtüğünü hatırlatarak, resmi olarak artık mutlak yoksulluğun ölçülmediğini, göreli yoksulluğun ölçüldüğünü ifade etti.

Yılmaz, şunları kaydetti:

“Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırı dediğiniz TÜRK-İŞ’in yaptığı hesaplamalar. Yoksulluk olarak hesapladığı geçen ay gördüm televizyonlardan 97 bin lira. Yani neredeyse 2 bin 500 dolara yakın bir geliri olanı yoksul olarak tarif ediyor. Siz 5 bin dolar da dersiniz. Açık arttırmaya da çıkabilirsiniz. Tüm toplumu da yoksul ilan edebilirsiniz. Ama bir uluslararası ölçüte, istatistiğe dayalı bir yaklaşım değil bu. Sendikal olarak hazırlanmış muhtemelen sendikal taleplerine baz teşkil etmek üzere yapılan çalışmalar. Biz elbette en küçük yoksulluk oranıyla da mücadele etmeye devam edeceğiz. Güçlü bir sosyal politikayla yolumuza devam edeceğiz.”

“Milletimizin vicdanını yaralayacak hiçbir ihmale asla müsaade etmeyeceğiz”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçesinin 2026’da 7 trilyon 130 milyar lira olacağının öngörüldüğünü belirtti.

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği kozmetik fabrikasında çıkan yangını hatırlatan Işıkhan, bu konuda adli ve idari soruşturmanın sürdüğünü aktardı.

Işıkhan, elim facianın ilk anından itibaren ailelerin yanında durduğunu, devlet olarak kimseyi yalnız bırakmadıklarını dile getirdi.

Yargının yürüttüğü soruşturmayı titizlikle takip ettiklerini bildiren Işıkhan, idari açıdan üzerlerine düşen sorumluluğu gecikmeden yerine getirdiklerini vurguladı.

Işıkhan, yaşanan olaya ilişkin görevden alınanlarla ilgili bilgi vererek, “Hem adli hem de idari soruşturmalar eş zamanlı devam etmektedir. İhmali, kusuru, sorumluluğu kim varsa gözünün yaşına bakmadan gerekli işlemi yapacağız. Suçluların ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Milletimizin vicdanını yaralayacak hiçbir ihmale asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.

SMA tedavisinde kullanılan “Nusinersen” etkin maddeli ilacın bedelinin Tip-1 hastalar için 2017’den, Tip-2 ve Tip-3 hastalar için de 2019’dan itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılandığını bildiren Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan ödeme kriterlerin de yenidoğan SMA taraması kapsamında, tarama sonucu, genetik analizi pozitif hastalarda da ödenecek şekilde düzenleme yaptıklarını anlattı.

Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:

“SMA hastalarının tedavisinde kullanılan ve halihazırda geri ödeme kapsamında Nusinersen etkin maddeli ilaca alternatif oral yolla kullanılacak Risdiplam etkin maddeli ilaç 2025 yılında hastalarımızın erişimine sunulmuştur. SMA hastalarının ilaçlarının geri ödeme kapsamındaki düzenlemeleri gözden geçirdik. SGK tarafından SMA’lı hastalarımızın talepleri karşılanmaktadır.”

Özel hastanelere yapılan ödemelerinin tedavi harcamalarındaki payının geçen yılın sonunda yüzde 10,45’e düştüğünü belirten Işıkhan, bu oranın 2025’in ilk 7 ayında 6,78’e gerilediğini dile getirdi. Işıkhan, “Özel hastanelere aktarılan pay artıyor ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır.” dedi.

Görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yanı sıra Mesleki Yeterlilik Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, İletişim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2026 yılı bütçeleri kabul edildi.

Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşimi, yarın saat 11.00’de toplanmak üzere kapattı.

Muhabir: Kemal Karadağ,Oğuzhan Sarı,Özcan Yıldırım,Merve Yıldızalp Yormaz

Almanya: Dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna yararına kullanılma ihtimali yüzde 50

AA

BERLİN (AA) – Kamu yayıncısı ZDF’ye konuşan Merz, dondurulmuş Rus varlıkları konusunun bu hafta yapılacak Avrupa Birliği (AB) Zirvesi’nde ele alınacağına işaret ederek, “Bugünkü bakış açısıyla, bunu başarmamız için yüzde 50 şans olduğunu söyleyebilirim.” dedi.

Merz, bu konuda Avrupa genelinde çekinceler bulunduğunu ve bunları ciddiye aldığını belirtirken, kendisinin bu çekinceleri paylaşmadığını ifade etti.

Berlin’de yapılan Ukrayna görüşmelerinin başarılı geçtiğini savunan Merz, “Ateşkesin ardından Ukrayna için güvenlik garantileri sağlanması konusunda Amerikalıların Avrupalılarla birlikte çalışma istekliliğine dair önemli ilerleme kaydettik. Bu yeni bir gelişme.” değerlendirmesinde bulundu.

NATO’nun 5. maddesine benzer güvenlik garantilerini de görüştüklerini dile getiren Merz, “5. madde, NATO anlaşmasının karşılıklı yardım yükümlülüklerini içeriyor. Böyle bir şeyi ifade etmek ve üzerinde anlaşmaya varmak, hatta bunu yazılı hale getirmek, işte dün başardığımız şey bu ve bu gerçekten yeni bir şey.” diye konuştu.

Merz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya yabancı birliklerin konuşlandırılmasını reddettiğinin belirtilmesi üzerine, “Putin birçok şeye ‘hayır’ dedi ancak bir noktada ‘evet’ demesi gerekecek. ” ifadesini kullandı.

Muhabir: Cüneyt Karadağ

AB liderleri, dondurulmuş Rusya varlıklarıyla Ukrayna’ya mali desteği tartışacak

AA

BRÜKSEL (AA) – AB’nin 27 üyesinin devlet veya hükümet başkanlarının katılımıyla Belçika’nın başkenti Brüksel’de yarın AB Liderler Zirvesi düzenlenecek.

Noel dönemi öncesinde yapılacak yılın son zirvesine, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa başkanlık edecek.

Zirveye, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da katılacak.

Üst düzey bir AB yetkilisinden alınan bilgiye göre, zirvenin ana konusu Ukrayna’ya mali destek sağlanması olacak.

Liderler, toplantının başında Ukrayna’daki son gelişmeleri ve AB’nin ülkeye desteğini nasıl sürdürebileceğini değerlendirecek.

Bu oturuma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy video konferansla bağlanacak. Zelenskiy’nin ardından AB liderleri Ukrayna konusundaki istişarelerine kendi aralarında devam edecek.

Ukrayna başlığında liderlerin ana gündeminde ülkeye nasıl mali destek sağlanacağı yer alacak.

AB ve üye ülkeleri bugüne kadar Ukrayna’ya 66 milyar avrosu askeri destek olmak üzere toplam 187,3 milyar avro kaynak sağladı ancak Ukrayna’nın savaşı sürdürebilmesi için devamlı mali destek alması gerekiyor.

Gelecek yılın ilk çeyreğinde Ukrayna’nın finansal kaynaklarının tükenmesi bekleniyor.

Tazminat kredisi planı

AB ülkelerinin liderleri, Rusya’nın dondurulmuş varlıklarından Ukrayna’ya sağlanacak “tazminat kredisi” planını tartışacak.

AB Komisyonu, uzun süredir Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının Ukrayna’ya sunulacak krediye teminat olarak kullanılması fikri üzerinde çalışıyor.

Plan kapsamında Ukrayna’ya ciddi miktarda kredi sağlanması, Ukrayna’nın bu krediyi sadece Rusya’nın savaş tazminatı vermesi halinde geri ödemesi öngörülüyor.

Belçika Başbakanı Bart De Wever ise 185 milyar avroluk kısmı ülkesindeki Euroclear finans kuruluşunda bulunan ve yaptırımlar kapsamında hareketsizleştirilen Rus varlıklarının, Ukrayna’ya sağlanacak kredinin teminatı olarak kullanılması için risklerin paylaşılması, birlikte hareket edilmesi ve yasal dayanakların açık biçimde ortaya konulmasını şart koşuyor.

Rus varlıklarına alternatif çözüm üretilmesini Belçika’nın yanı sıra İtalya, Malta ve Bulgaristan destekliyor. Macaristan, Slovakya ve Çekya ise Ukrayna’ya mali desteğe karşı çıkıyor.

AB ülkeleri, geçen hafta da Rusya’nın 210 milyar avroyu bulan varlıklarını süresiz dondurma kararı aldı.

Süresiz varlık dondurma kararı ve verilen çeşitli güvenceler ile Belçika’nın, Rus varlıklarının Ukrayna’ya sağlanacak krediye teminat olarak kullandırılması planına destek vermesi de hedefleniyor.

Bu noktada dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna’ya kullandırılması için oy birliği yerine nitelikli oy çokluğu yeterli oluyor. Nitelikli oy çokluğu ile bir kararın geçmesi için en az 15 üye ülkenin olumlu oy vermesi, bu ülkelerin toplam AB nüfusunun en az yüzde 65’ini temsil etmesi yeterli oluyor.

Bu nedenle zirvede, AB liderlerinin nitelikli oy çokluğuyla Rusya’nın dondurulmuş varlıklarını Ukrayna’ya kullandırmaya yönelik bir karar almaları bekleniyor.

Liderler, Ukrayna oturumundan sonra Birliğin 2028-2034 dönemi bütçesini içeren yaklaşık 2 trilyon avroluk Çok Yıllı Mali Çerçevesi konusunda fikirlerini paylaşacak.

Uzun vadeli AB bütçesi, üye ülkelerin gelecekteki bütçeye ne oranda katkı sağlayacakları, bütçenin hangi alanlara odaklanacağı gibi konularda tartışmalara sahne oluyor. Bu konuda henüz hızla bir karar almaya ihtiyaç duyulmuyor.

Genişleme konusunda da stratejik bir tartışma yapacak liderlerin, somut karar alması beklenmiyor. Aynı zamanda liderler, jeoekonomik durum ve bunun AB’nin rekabet gücünü nasıl etkilediği konusunda görüşlerini paylaşacak.

Muhabir: Ata Ufuk Şeker

Türkiye’den yılbaşı için 12 milyon dolarlık çiçek ihracatı

AA

ANTALYA (AA) – Çiçek sektöründe, aralık ayının başından itibaren yılbaşı hareketliliği yaşanıyor. Seralardan toplanan çiçekler, paketleme tesislerinde ambalajlanarak yurt içine ve dışına gönderiliyor.

Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine, yılbaşı sevkiyatlarında sona doğru geldiklerini ve ilave siparişleri hazırladıklarını söyledi.

Yılbaşı için 12 milyon dolarlık kesme çiçek ihracatı gerçekleştirdiklerini belirten Yılmaz, “Yılbaşı için yaklaşık 72 milyon dal çiçek gönderimimiz oldu. En büyük pazarımız Hollanda. Hollanda’nın dışında İngiltere, Almanya, Bulgaristan, Romanya gibi ülkelere de önemli miktarda satış yaptık. Bu dönemde 35 ülkeye ihracat gerçekleştirdik.” dedi.

Yılmaz, geçen yıla göre ihracatta yüzde 15’lik bir artış yakaladıklarını bildirdi.

En fazla kırmızı karanfil ihraç edildi

Yılbaşı için özellikle kırmızı renk çiçeklerin talep gördüğünü ifade eden Yılmaz, kırmızının dışında beyaz, bordo, mor renkteki çiçeklerin de tercih edildiğini kaydetti.

Türkiye’nin süs bitkilerinde en önemli ihracat ürününün karanfil olduğunu dile getiren Yılmaz, “En çok üretimini ve ihracatını yaptığımız ürün karanfil. Yılbaşı için de en fazla karanfil gönderdik. Karanfilin yanında hüsnüyusuf gibi çiçeklerden de satışlarımız oldu.” diye konuştu.

Muhabir: Hatice Özdemir Tosun

Hablemitoğlu suikastının üzerinden 23 yıl geçti

AA

ANKARA (AA) – AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Ankara’da 1954’te dünyaya gelen Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulundan 1977’de mezun oldu.

“Dilde, Fikirde, İşde Birlik” adlı dergiyi çıkaran, uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalışan Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora yaptı.

Orta Avrupa ve Balkanlar’daki Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitliklerle ilgili çalışmalar yapan Hablemitoğlu, “Sovyet Rusya’da Ölüm Kampları”, “Türksüz Kırım: Yüz Binlerin Sürgünü”, “Çarlık Rusyası’nda Türk Kongreleri (1905-1917)”, “Şefika Gaspıralı ve Rusya’da Türk Kadın Hareketi (1893-1920)”, “Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke: Türkiye”, “Milli Mücadelede Yeşil Ordu Cemiyeti”, “Gaspıralı İsmail”, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası”, “Kırım’da Türk Soykırımı” ve “Köstebek” isimli kitapları yazdı.

Alman vakıfları ile ilgili soruşturma yürüten dönemin Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, 2002’de hazırladığı iddianamede, Hablemitoğlu’nun “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabından alıntılara yer verdi. Hablemitoğlu bu kitapta, Alman vakıflarının Türkiye’de yasal olmayan çalışmalar yaptığını, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediğini ve altın madeni karşıtlarını finanse ettiğini savunuyordu.

Ankara Üniversitesinde Atatürk ilkeleri ve devrim tarihi dersleri veren Hablemitoğlu, Çankaya Portakal Çiçeği Sokak’taki evinin önünde 18 Aralık 2002 akşamı uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

O günün gazete manşetleri

Cinayetin ardından gazetelerde “Derin suikast-devletin hassas olduğu konularda araştırmalarıyla tanınan Hablemitoğlu vurularak öldürüldü”, “Derin cinayet-DGM’deki Gülen davası ve Alman vakıflarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınan ve ‘çok şey bilen’ Hablemitoğlu’nu Ankara’da vuranlar kaçtı”, “Başkentte kanlı pusu-İslamcı terör ve Fethullahçı yapılanmalara ilişkin çalışmalarıyla tanınan Hablemitoğlu öldürüldü” manşetleri vardı.

Yıllar önce FETÖ’yü anlatmıştı

​​​​​​​Hablemitoğlu, ölümünün ardından yayımlanan kitabı “Köstebek”in son bölümünde, çalışmasını sürdürürken telefonlarının dinlendiğinden, bilgisayarındaki elektronik posta ve dosyalarının kopyalandığından emin olduğunu belirterek, bu sebeple edindiği bir başka bilgisayarı internete girmeden kullandığını yazıyordu.

2003’te yayımlanan “Köstebek” adlı kitabında, yıllar sonra FETÖ olarak tanımlanacak örgüte ilişkin çarpıcı tespitler yapan Hablemitoğlu, “Fetullahçılar” olarak tanımladığı bu yapının devlette nasıl kadrolaştığını, özellikle Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığını nasıl ele geçirdiklerini ve kendilerine karşı hareket edenleri nasıl pasivize ettiklerini anlattı.

Hablemitoğlu kitabında, “Fetullahçılar” için “Türkiye’nin yüz yüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır” vurgusu yaparak, “Gülen cemaatinin silahlı örgüt halini almaya başladığı” tespitinde de bulunmuştu.

İlk soruşturmada iddiayı doğrulayacak delillere ulaşılamadı

Cinayetin ardından ilk soruşturma, dönemin Ankara DGM Savcısı Cengiz Köksal tarafından yürütüldü. İstanbul’da 5 kişiyi para için öldürmekten yargılanan bir sanık, 2003’teki bir duruşmada suikastı kendisinin gerçekleştirdiğini öne sürdü. İddia üzerine bazı kişilerin ifadesine başvuruldu, bazı yerler arandı ancak iddiayı doğrulayacak delillere ulaşılamadı.

Hablemitoğlu’nun çalışmaları nedeniyle başka ülkelerin gizli servislerince öldürüldüğü iddiaları ortaya atıldı ancak bununla ilgili de bir kanıta ulaşılamadı.

FETÖ’nün kumpası Ergenekon davasında ise Hablemitoğlu cinayetinin arkasında “Ergenekon terör örgütünün bulunduğu” iddia edildi. Ancak Ergenekon savcısının davaya müdahillik önerisi, Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu tarafından kabul edilmedi.

Suikastta FETÖ bağlantısı

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen faili meçhul kalan Hablemitoğlu dosyası, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden kısa süre önce yeniden raftan indirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün darbe girişiminden bir gün önce, 14 Temmuz 2016’da tamamladığı iddianamesinde, Hablemitoğlu suikastına da yer verdi.

Örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 73 kişi hakkında silahlı terör örgütü kurarak, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalıştıkları gerekçesiyle dava açıldı, iddianamede Hablemitoğlu cinayeti ile FETÖ ilişkilendirildi.

Bu iddianamede, “Fetullahçılar bu suikastı Ergenekon’un işi gibi göstermek için de çok çabalamış, davada yalancı tanık kullanmışlardır. Hablemitoğlu’nun öldürülmesinde yalnızca cemaatin çıkarı bulunmaktadır.” tespitleri yer aldı.

Suikastın FETÖ bağlantısıyla ilgili dava açıldı

Suikasta ilişkin detaylar yeniden incelendi, ulaşılan bilgiler, cinayetin FETÖ tarafından işlendiği şüphesini ortaya çıkardı. Hablemitoğlu suikastı soruşturması, cinayetten 20 yıl sonra, 11 Kasım 2022’de tamamlandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile emekli Albay Levent Göktaş’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 10 sanık hakkında yeniden dava açtı.

Sanıklardan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve FETÖ firarisi Mustafa Özcan’ın yanı sıra, Enver Altaylı ve Aydın Köstem “tasarlayarak öldürmeye azmettirmek”, emekli albaylar Levent Göktaş ve Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ile emekli binbaşı Fikret Emek “tasarlayarak öldürmek” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası istemiyle yargılanıyor.

Eski yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır ve FETÖ firarisi Serhat Ilıcak’ın “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 20 yıla kadar hapsi istenen davada, Göktaş’ın emir astsubayı Mehmet Narin’in de “suç örgütüne üyelik”ten 4 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Sanıklar adli kontrolle tahliye edildi

Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada sanıkların yargılanmasına 14 Şubat 2023’te başlandı. Mahkeme, 18 Mayıs 2023’teki duruşmada, davanın tutuklu sanıkları Göktaş, Altaylı, Bozkır, Mumcuoğlu, Köstem ve Emek’i “yurt dışına çıkış yasağı” adli kontrol tedbiriyle tahliye etti.

Adli kontrol tedbirlerine uymayan Bozkır hakkında 3 Temmuz 2023’te tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartıldı. 2 Ocak 2024’te Ankara’da yakalanan Bozkır, sonraki gün çıkarıldığı mahkemece, adli kontrol tedbirlerine uymadığı gerekçesiyle tutuklandı.

Sanıkların yargılanmasına 30 Ocak 2026’da devam edilecek.

Muhabir: Neriman Senanur Torun

Türkiye ile Bulgaristan’ın “100 yıllık” futbol geçmişi

AA

BURSA (AA) – Türkiye ile Bulgaristan A milli takımlarının ilk karşılaşması 100 yıl önce oynandı.

A Milli Takım, 100 yıllık maç tarihindeki 24 karşılaşmada 8 galibiyet alırken 10 maçı Bulgaristan kazandı. Rakipler arasındaki 6 maç da berabere sonuçlandı.

Takımların 1925 yılında başlayan karşılaşmalarında millilerin 42 golüne, Bulgaristan 44 golle yanıt verdi.

Ay-yıldızlı ekip, 102 yıllık geçmişinde 26 kez karşılaştığı Romanya’dan sonra en çok maçı Bulgaristan ile oynadı.

Türkiye, Bulgaristan ile bugüne kadar Balkan Kupası’ndaki 5 karşılaşma ve Sofya’da geçen ay oynanan Dünya Kupası Eleme Grubu mücadelesi dışında sadece özel maçlarda karşı karşıya geldi.

İlk maçı Türkiye kazındı

Ay-yıldızlı ekip, 4 Nisan 1925’te Taksim Stadı’ndaki ilk randevuda sahadan 2-1 galip ayrıldı.

Karşılaşmada milli takımın golleri Mehmet Leblebi ve Sabih Arca’dan geldi.

Türkiye’nin, Bulgaristan karşısında 1931 ve 1974’te 5-1’lik iki ağır yenilgisi bulunuyor.

Türk Milli Takımı, rakibi karşısında en farklı skorlu galibiyetini ise Sofya’da 11 Ekim 2025’te oynanan Dünya Kupası Eleme Grubu maçında 6-1’lik skorla kazandı.

Maçlar

Türkiye ile Bulgaristan A milli futbol takımları arasında geride kalan maçlarda alınan sonuçlar şöyle:

Tarih
Yer
Organizasyon
Sonuç
10.04.1925
İstanbul
Özel
2 – 1
17.07.1927
Sofya
Özel
3 – 3
14.10.1927
İstanbul
Özel
3 – 1
27.09.1931
Sofya
Balkan Kupası
1 – 5
04.11.1932
İstanbul
Özel
2 – 3
07.12.1958
Ankara
Özel
0 – 0
27.11.1960
Sofya
Özel
1 – 2
20.12.1964
İstanbul
Özel
0 – 0
09.05.1965
Sofya
Özel
1 – 4
09.10.1968
İstanbul
Özel
0 – 2
12.04.1972
Sofya
Özel
2 – 4
18.04.1973
İzmir
Balkan Kupası
5 – 2
08.05.1974
Sofya
Balkan Kupası
1 – 5
22.09.1976
Sofya
Özel
2 – 2
16.02.1977
İstanbul
Balkan Kupası
2 – 0
21.09.1977
Sofya
Balkan Kupası
1 – 3
22.12.1982
İstanbul
Özel
0 – 1
16.10.1984
İstanbul
Özel
0 – 0
22.08.1991
Stara Zagora
Özel
0 – 0
26.08.1992
Trabzon
Özel
3 – 2
17.08.2005
Sofya
Özel
1 – 3
29.05.2012
Salzburg
Özel
2 – 0
08.06.2015
İstanbul
Özel
4 – 0
11.10.2025
Sofya
Dünya Kupası Eleme Grubu
6 – 1
Not: Maç sonuçlarda ilk takım olarak Türkiye alınmıştır.

Muhabir: Hilmi Sever


A Milli Futbol Takımı 646. maçına çıkacak

AA

BURSA (AA) – Türkiye, 102 yıllık tarihinde 358’i resmi, 287’si özel toplam 645 maç oynayıp 1’i hükmen 254 galibiyet, 150 beraberlik ve 241 yenilgi yaşadı.

Ay-yıldızlılar, 277’si deplasmanda, 278’i Türkiye’de, 90’ı ise tarafsız sahada çıktığı maçlarda, 3’ü hükmen galibiyet sonucunda 891 gol attı, kalesinde 924 gol gördü.

Bugüne kadar 92 farklı ülke takımıyla karşılaşan milli takım, 645 müsabakanın 559’unu Avrupa, 34’ünü Asya, 24’ünü Afrika, 25’ini Amerika, 3’ünü de Okyanusya temsilcileriyle yaptı.​​​

Hükmen galibiyet ve Kosova maçı

Milliler, 645 maçta tek hükmen galibiyeti Yunanistan karşısında aldı.

Türkiye ile Yunanistan arasında 17 Kasım 2015’te Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda oynanan özel maç, 0-0 sona erdi. Bu müsabakadan 6 ay sonra FIFA, Yunanistan’ın kural dışı futbolcu oynattığı gerekçesiyle karşılaşmayı Türkiye lehine 3-0 tescil etti.

Ay-yıldızlı ekibin 21 Mayıs 2014’te deplasmanda Kosova ile yaptığı ve 6-1 kazandığı özel maç ise söz konusu tarihte bu ülkenin UEFA ile FIFA üyesi olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadı.

Vincenzo Montella yönetiminde 28’inci maç​​​​​​​

Türkiye, İtalyan teknik adam Vincenzo Montella yönetiminde 28’inci sınavını Bulgaristan karşısında verecek.

İtalyan teknik adam yönetiminde 20’si resmi, 7’si özel 27 maça çıkan milliler, 15 galibiyet elde etti, 8 mağlubiyet ve 4 beraberlik yaşadı. Bu müsabakalarda rakip fileleri 49 kez havalandıran ay-yıldızlı ekip, kalesinde 39 gol gördü.

Türkiye’nin İtalyan teknik adam idaresinde oynadığı maçların sonuçları şöyle:

Tarih
Maç
Organizasyon
Sonuç
12.10.2023
Hırvatistan-Türkiye
EURO 2024 Elemeleri
0-1
15.10.2023
Türkiye-Letonya
EURO 2024 Elemeleri
4-0
18.11.2023
Almanya-Türkiye
Özel
2-3
21.11.2023
Galler-Türkiye
EURO 2024 Elemeleri
1-1
22.03.2024
Macaristan-Türkiye
Özel
1-0
26.03.2024
Avusturya-Türkiye
Özel
6-1
04.06.2024
İtalya-Türkiye
Özel
0-0
10.06.2024
Polonya-Türkiye
Özel
2-1
18.06.2024
Türkiye-Gürcistan
EURO 2024
3-1
22.06.2024
Türkiye-Portekiz
EURO 2024
0-3
26.06.2024
Çekya-Türkiye
EURO 2024
1-2
02.07.2024
Avusturya-Türkiye
EURO 2024
1-2
06.07.2024
Hollanda-Türkiye
EURO 2024
2-1
06.09.2024
Galler-Türkiye
UEFA Uluslar Ligi
0-0
09.09.2024
Türkiye-İzlanda
UEFA Uluslar Ligi
3-1
11.10.2024
Türkiye-Karadağ
UEFA Uluslar Ligi
1-0
14.10.2024
İzlanda-Türkiye
UEFA Uluslar Ligi
2-4
16.11.2024
Türkiye-Galler
UEFA Uluslar Ligi
0-0
19.11.2024
Karadağ-Türkiye
UEFA Uluslar Ligi
3-1
20.03.2025
Türkiye-Macaristan
UEFA Uluslar Ligi
3-1
23.03.2025
Macaristan-Türkiye
UEFA Uluslar Ligi
0-3
07.06.2025
ABD-Türkiye
Özel
1-2
10.06.2025
Meksika-Türkiye
Özel
1-0
04.09.2025
Gürcistan-Türkiye
2026 Dünya Kupası Elemeleri
2-3
07.09.2025
Türkiye-İspanya
2026 Dünya Kupası Elemeleri
0-6
11.10.2025
Bulgaristan-Türkiye
2026 Dünya Kupası Elemeleri
1-6
14.10.2025
Türkiye-Gürcistan
2026 Dünya Kupası Elemeleri
4-1

Muhabir: Hilmi Sever


Agrotech’ten yapay zeka yatırımı

AA

İSTANBUL (AA) – Agrotech, yapay zeka tabanlı yazılım geliştirme ve dijital platform teknolojileri alanında faaliyet gösteren Code ALL Ltd. şirketine 1 milyon avro tutarında nakit sermaye artırımı yoluyla yatırım yapma kararı aldı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Agrotech, Bulgaristan merkezli Code ALL Ltd. şirketine yapacağı yatırımla yüzde 20 oranında ortaklık payına sahip olacak.

Agrotech ve Code ALL Ltd. arasında yapılan stratejik yatırım, MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgesi ve Türkiye pazarlarında satış, pazarlama ve yapay zeka teknolojileri alanlarında güçlü işbirliği oluşturulmasını hedefliyor.

Bu kapsamda oluşturulacak ortak iş modeliyle, Agrotech'in 2026'dan itibaren 10 milyon avronun üzerinde finansal katkı elde etmesi öngörüldü.

Agrotech Yönetimi, söz konusu yatırımın şirketin yapay zeka ve ileri teknoloji alanlarındaki stratejik konumunu güçlendireceğini ve uluslararası teknoloji portföyünü genişleteceğini vurguladı.

– “Harmony AI, insan ve makine arasındaki etkileşimi yeniden tanımlıyor”

Code ALL Ltd. yapay zeka orkestrasyonu ve yapay zeka alışveriş platformu olarak konumlanan “Harmony AI” projesinin tüm fikri mülkiyet haklarına sahip bir şirket olarak bulunuyor.

Harmony AI, Avrupa'nın prestijli teknoloji etkinliklerinden Web Summit Lisbon'da yenilikçi projelerin seçildiği Web Summit Beta Programı'na kabul edilerek, küresel arenada yenilikçilik gücünü ve teknoloji vizyonunu tescilledi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Harmony AI projesinin kurucusu ve Code ALL Ltd. ortağı Serdar Kodal, Harmony AI uygulamasının yapay zekayı herkes için erişilebilir, yönetilebilir ve etkileşimli hale getirme vizyonuyla yola çıktığını belirtti.

Kodal, Agrotech işbirliği hakkında değerlendirmelerde bulunarak, “Vizyoner yaklaşımı ve bölgesel gücüyle birlikte, teknolojimizi çok daha geniş coğrafyada hayata geçirme fırsatı yakalıyoruz. Bu ortaklık, yalnızca yatırım değil, aynı zamanda Avrupa ve MENA bölgesi arasında teknoloji köprüsü kuran stratejik işbirliği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.


2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar: Merih Demiral

AA

CIDDE (AA) – Anadolu Ajansının Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY’un katkılarıyla hayata geçirdiği “2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar” projesinin ilk konuğu olan Merih Demiral, Cidde’de AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.

24 yıllık Dünya Kupası hasretine son vermek için mücadele veren A Milli Takım futbolcularımızı, halkımıza daha yakından tanıtmak ve milli takım taraftar olgusunu güçlendirmek için gerçekleştirilen projede, milli oyuncuların Dünya Kupası hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadığı şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı bir şekilde ele alınacak.

Futbola 9 yaşında Karamürsel’de başlayan Merih Demiral, “O zamanlar bu kadar büyük hayallerim yoktu ama yıllar içerisinde yaşadıklarımla futbolun içinde çok büyük hayaller kurdum. Bu hayallere ulaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Fenerbahçe altyapısına 13 yaşımda girdim, 18 yaşıma kadar sürdü. Orada çok güzel günlerim oldu, çok güzel arkadaşlıklar edindim ve çok iyi hocalarla çalıştım.” dedi.

Fenerbahçe’den genç yaşında ayrılan ve Portekiz’in yolunu tutan Merih, “Alcanenense’de 4 ay geçirdim, ardından Sporting Lizbon’da 1,5 sene kaldım. Orada da çok iyi eğitim aldım, bana büyük katkısı oldu. Portekiz futbolu özellikle genç oyuncular için çok büyük avantaj. O avantajdan yararlandım, kendimi çok şanslı hissediyorum. Sonra Alanyaspor’a dönüşüm oldu bir 4 aylık, orada da çok iyi bir karar verdiğimizi düşünüyorum. Benim kariyerime büyük etkisi oldu. Ondan sonra zaten İtalya yolculuğum başladı, Sassuolo, Juventus ve Atalanta. İtalya her zaman benim için ayrı, çok güzel anılarımın olduğu bir yer. Şimdi de Suudi Arabistan’dayım, çok mutluyum kariyerime devam ediyorum.” ifadelerini kullandı.

A Milli Takım formasını ilk kez Antalya’da Ukrayna’ya karşı giyen Merih, “O zaman hoca Lucescu’ydu, Alanyaspor’da oynuyordum. Hiç beklemiyordum aslında, kulübede oturuyordum, bir anda Lucescu arkasını döndü, ‘Merih hazırlan, oyuna gireceksin’ dedi. Son 10 dakikaydı sanırım, çok heyecanlıydım, inanılmazdı. Çok güzel bir şeydi, milli takım formasını giymek herkese nasip olan bir şey değil. Benim için çok güzel anılardı.” şeklinde konuştu.

“Milli takım forması altında bulunmanın heyecanını ve gururunu yaşıyorum”

Milli takımda bulunmanın kendisi için çok önemli olduğunun altını çizen Merih, EURO 2020 ve EURO 2024 süreci hakkında şunları söyledi:

“Her zaman milli takım forması altında bulunmanın heyecanını ve gururunu yaşıyorum. EURO 2020’de çok iyi bir turnuva geçirmedik. Çok büyük hallerimiz vardı. Genç bir takımdık, tecrübesizdik. Tabii ki bazı yanlışlar da oldu ama baktığımız zaman tecrübe edindik. Bizim için kötü ve unutmak isteyeceğimiz bir turnuvaydı ama iyi yönlerini aldığımızı düşünüyorum. Bunu da EURO 2024’te yansıttık. EURO 2024’te gerçekten çok güzel bir ortam vardı. Herkes birbiriyle yakındı, konuşuyordu ve yardımlaşıyordu. Almanya’da kamp yerimiz de çok iyiydi, milli takımlarının çok iyi hazırlandığı bir yerdi. Çok rahattık, hep birlikteydik. Bunun avantajı çok büyük oldu. Birlikte olmaktan, birlikte oynamaktan zevk alıyorduk. En büyük faktörlerden biri bence buydu. O yüzden çok güzel bir turnuva geçirdik. Çok daha iyisini yapabilirdik, yapacağımıza da emindik aslında ama tabii bazen işler istediğiniz gibi gitmiyor. Ama ben bu jenerasyonun çok daha büyük başarılara imza atacağına eminim ve inanıyorum.”

Merih, “Gözünü kapattığında EURO 2024 ile ilgili neler aklına geliyor?” sorusuna, “Gerçekten çok şey geliyor. İnanılmaz güzel anılar biriktirdik. Hatta oradan ayrılırken hepimiz üzüldük, daha çok kalmak istiyorduk. Çok güzel anılarımız var, yemek yerken, antrenmanda hep beraberdik. Aklıma gelen şeyler tabii ki maçlar. Taraftarlarımızın bize olan sevgisi, bize destekleri inanılmazdı. Tek bir şey söyleyemem. Her maçın ve her günün ayrı bir hikayesi vardı.” yanıtını verdi.

“Avusturya maçı benim için çok özeldi”

Merih, EURO 2024’te attığı 2 golle milli takımın Avusturya’yı mağlup ettiği karşılaşmayı ise şöyle anlattı:

“Avusturya maçı benim için çok özeldi. Gerçekten hep hatırlayacağım, geçmişe bakarken gülümseyerek izleyeceğim bir maç. Çünkü turnuva öncesinde çok süre alamamıştım. Ondan sonra oynamaya başladım. Avusturya da mart ayında oynadığımız maçta bizi 6-1 yenmişti. Onun da ayrı bir şeyi vardı içimizde. Maça çok iyi hazırlandık. Hocamız çok iyi bir taktikle bizi sahaya sürdü, bizde onun öz güveni de vardı. Antrenmanlarda olsun, maça çıktığımızda olsun, birbirimizden emindik. Maç 50. saniyede attığım golle başladı, çok mutlu oldum. Golü attıktan sonra ‘Bu maç inşallah bizim, benim maçım olacak.’ dedim. Oynayan, sonradan giren hepimiz için muhteşem bir maçtı. Atmosfer inanılmazdı. Küçükken benim EURO 2008’de izlediğim maçları izlerken ki o hissim, o maçta bana geldi. Onu hissettim. O yüzden inanılmaz bir maçtı. Anlatılmaz yaşanır diyebilirim.”

Merih, Avusturyalı taraftarlarla maç içinde zaman zaman yaşadıkları gerginliklerin hatırlatılması üzerine, “Hiç baskı hissetmedik. Her yerde Türk görüyordum. Avusturya taraftarını çok görmedim. Sonradan izlediğimde, kale arkasında olduklarını gördüm ama maçta seslerini duymadım diyebilirim. Özellikle ikinci golümüzde Arda’ya bir şeyler attılar, bir şeyler de söylüyorlardı. Ben de o ara hakeme gittim, ‘Lütfen dikkat et, başına gelse çok tehlikeli maddeler’ dedim. Ondan sonra Allah nasip etti, 10 saniye sonra golü atmak nasip oldu. Çok ayrı duygular, sahada taraftarlarımızın varlığını, bize olan desteğini hissettim. Diğer hiçbir şey şu an aklımda bile değil. Sonradan izlediğimde görebildim ancak. O yüzden bütün taraftarlarımıza çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Gol yemediğimizde daha mutlu oluyorum”

Milli takımda 4 golü bulunan ve 2 maçta 2’şer gol atan Merih, “Bizim işimiz gol atmak değil öncelikle. Gol yememek, o yüzden, ben gol yemediğimizde daha mutlu oluyorum. Tabii gol atmak biz defans oyuncuları için ekstra bir iş. Çok iyi orta kesen oyuncularımız var. Hakan Ağabey, Arda, Orkun, hepsi… Antrenman ve maçlardan önce hep konuşuyoruz. Sağ olsunlar şuraya atın dediğimde her zaman topu oraya atıyorlar, ben de orada buluşuyorum. O yüzden gol atmak bana nasip oluyor. Duran toplarda çok tehlikeli bir takımız. İnşallah bunu devam ettiririz.” ifadelerini kullandı.

Milli futbolcu, memleketi Kocaeli’nde oynanan Gürcistan maçında attığı goller hakkında ise,”Memleketimde oynamak ayrı bir gururdu. İlk defa Kocaeli’de oynadım. Kocaeli’de maçın olmasını çok istemiştik, özellikle Kerem’le. 9-10 yaşlarında Karamürsel’de sokakta futbol oynarken bunun hayalini bile belki kurmadım ama şimdi milli takım formasıyla memleketimde goller atmak, galibiyet almak nasip oldu. Çok mutlu ve gururluyum. İnanılmaz duygulardı. Desteklemeye gelen yakınlarım oldu, akrabalarım, ailem, bayağı bir bilet ayarladık. İnşallah yine Kocaeli’de maç oynarız. Çünkü Kocaeli taraftarı, Kocaeli şehri gerçekten milli maçları hak ediyor. Bizi sonuna kadar desteklediler. İnanılmaz bir atmosfer vardı. Zaten stat da inanılmaz güzel.” değerlendirmesinde bulundu.

“İnşallah Dünya Kupası’na katılmak bize nasip olur”

Dünya Kupası elemelerinde, İspanya’nın ardından ikinci sırada bulunan ve son iki maçına çıkacak milli takımın durumunu da değerlendiren Merih Demiral, “Dünya Kupası yolculuğuna iyi başladık. Şimdi iki maçımız daha var. Play-off’u garantiledik diyebiliriz ama futbolda her şey mümkün, ne olacağı hiç belli olmaz. İspanya’nın bir tane daha maçı var, Gürcistan deplasmanı bence kolay değil. Biz de İspanya’yla son maçı oynayacağız, ilk maç Bulgaristan’la. İnşallah en iyi şekilde bitireceğimizi düşünüyorum. Play-off oynarsak maçlarımız mart ayında olacak. İnşallah en iyi şekilde bitirip Dünya Kupası’na katılacağımıza inanıyorum. Gerçekten takımımıza güveniyorum ve bunu hak ettiğimizi düşünüyorum. İnşallah Dünya Kupası’na katılmak bize nasip olur. Takım arkadaşlarımı gördüğümde, onlarla birlikte olduğumda herkesin ne kadar istediğini görüyorum. İnşallah bize nasip olur.” şeklinde konuştu.

Merih, İspanya karşısında alınan ağır yenilgi ve bir sonraki İspanya maçı hakkında ise şu ifadeleri kullandı:

“Bu mağlubiyeti almamızda çok etken vardı. Aslında çok motiveydik, çok iyi hazırlandık. Hepimiz galibiyet alacağımıza inanıyorduk, en azından yenilmeyeceğimize. Gerçekten bunu söyleyebilirim. Konya taraftarı inanılmazdı. Maç öncesi bizi karşılamaları vs… Belki çok motive olduk, belki de çok aklımızda büyüttük, çünkü genç bir takımız. Maça da aslında kötü başlamadık. Böyle olacağını hiç beklemiyordum, hiç düşünmemiştik. Üstümüzde onun şoku vardı. Bir anda goller geldi ve oyundan düştük. Hiç müdahale edemedik, taktiği sahaya yansıtamadık. Antrenmanlarda nasıl çalıştığımızı gösteremedik. Onun üzüntüsünü yaşıyorum. Çünkü bunu hak etmedik ama inşallah bir maç daha var. Rövanşta ne olacağı hiç belli olmaz. İspanya şu an dünyanın en iyi takımı. Ama biz çok daha iyisini yapabiliriz, yapacağımızı da düşünüyorum. İnşallah bizim için güzel bir maç olur.”

“Hepimiz İspanya maçını bekliyoruz”

Milli futbolcu, “İspanya karşısında alınan mağlubiyet, oyuncularda bir umutsuzluk oluşturdu mu? Avusturya karşısında da ağır bir yenilginin ardından şampiyonada rövanşı almıştık. Benzer bir rövanşı İspanya karşısında alabilir miyiz?” sorusunu şu şekilde yanıtladı:

“Umutsuzluğumuz hiçbir zaman olmadı, üzüntümüz oldu. Soyunma odasında 15-20 dakika bütün takım konuştuk. Yeteneklerimizi, benliğimizi sahaya yansıtamadık, onun üzüntüsü oldu. Yoksa Dünya Kupası’na gidemeyeceğimiz şeklinde aklımıza hiçbir şey gelmedi. Sadece üzgündük. Kendi sahamızda 50 bin kişinin önünde böyle bu duruma düşmek, benliğimizi ortaya koyamamak üzdü ama umutsuzluğumuz olmadı. Herkesin içinde rövanş için bir motivasyon vardır bence. Önce inşallah Bursa’da Bulgaristan’ı yeneceğiz. Yenmemiz de gerekiyor zaten. O maçtan sonra İspanya maçı. Çok iyi bir maç olacak bence. Rövanşta gereken özveriyi göstereceğimizi düşünüyorum. Ben çok da yorum yapmak istemiyorum futbol çünkü bu ama bizim için çok iyi bir maç olacağını düşünüyorum. Tabii ki yenilebiliriz, yenebiliriz ama önemli olan nasıl oynuyorsak her zamanki o oyunumuzu sahada göstermemiz gerekiyor. Bunu göstereceğimize eminim. Hepimiz İspanya maçını bekliyoruz.”

A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın Dünya Kupası’na doğrudan gitme şansımız olduğu sözlerinin hatırlatılması üzerine milli futbolcu, “Futbol bu, doğrudan da gidebiliriz, play-off’tan da gidebiliriz. Ben sadece Dünya Kupası’na gitmeyi düşünüyorum. Her iki yoldan da mümkün. O yüzden önemli olan Dünya Kupası’nda bulunmak. Nasıl gideceğimizin bir önemi yok. Sadece Dünya Kupası’nda olmak istiyorum.” dedi.

Merih Demiral, play-off’ların tek maç usulüne göre oynanacak olması hakkında ise, “Kolay demiyoruz hiçbir zaman. Milli takımlar düzeyinde kolay maç yok. Play-off’lar her zaman zor. Bunun zorluğunu tabii ki biliyoruz. Gönül ister ki doğrudan gidelim. O da mümkün, inşallah olur ama play-off’lara kalmak daha gerçekçi bir yaklaşım gibi duruyor şu an. Play-off’lar tabii ki zor olacak ama ben üstesinden geleceğimize inanıyorum. Gerçekten çok iyi bir takımımız, çok iyi bir hocamız, çok iyi bir ekibimiz var. İnşallah üstesinden geliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gidemezsek gerçekten çok üzülürüz ama gideceğimize inanıyoruz”

“Milli Takımda mükemmel bir ortamımız var” sözlerini kullanan Merih, “Çok şanslıyız, birbirini seven, saygı duyan, birbiriyle olmaktan mutluluk duyan bir ekibiz. Hem saha içerisinde, özellikle saha dışında. O yüzden çok mutluyuz çünkü hep beraberiz, hep birlikteyiz. Bizi takım yapan ve bu başarıları yakalamamızı sağlayan en önemli etken bence bu.” dedi.

Merih, “Taraftarlarla konuştuğumuzda ‘Bu jenerasyon Dünya Kupası’na gitmezse yazık olur’ sözlerini duyuyoruz. Aranızda konuştuğunuzda böyle diyaloglar geçiyor mu?” sorusuna, “Tabii ki geçiyor, hepimiz Dünya Kupası’nda olmak istiyoruz. Çok iyi bir jenerasyonumuz, çok yetenekli futbolcularımız var. Gidemezsek gerçekten çok üzülürüz yani o yüzden tabii ki bunları düşünmek insanı biraz baskı altına alıyor ama hepimiz bununla başa çıkabilecek futbolcularız. Tabii ki gideceğimize inanıyorum ama futbolda her şey mümkün, önemli olan sahada kendimiz gibi olmayı başarırsak en iyi yerlerde olacağımıza inanıyorum.” yanıtını verdi.

“Benim için milli takım her şeyin üstünde”

Milli futbolcu, “Merih Demiral deyince, ‘Bayrak adam, savaşçı’ gibi yorumlar yapılıyor. Bunları gördüğünde neler hissediyorsun?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Benim için milli takım her şeyin üstünde. Milli takıma gittiğim zaman, milli takım hakkında konuşurken bile gerçekten ayrı bir duygulanıyorum ve benim için çok ayrı bir yeri var. Milli takımda olmak benim için her zaman çok önemli ve çok gurur verici. Her maça çıktığımda ilk maçımmış gibi oynamaya çalışıyorum. Milli takım benim için her şeyin üstünde. Buna çok önem gösteriyorum. Bunu da zaten milletimiz görüyor. Çünkü milli takım, milli duygular benim için her şeyin önünde. O yüzden her sahaya çıktığımda ilk maçımmış gibi performans göstermeye, hiçbir zaman pes etmemeye, elimden gelenin en iyisini vermeye çalışıyorum. Milletimiz şundan emin olsun ki ben hiçbir zaman milli takım forması altında, saha içerisinde hiçbir zaman pes etmeyeceğim. Tabii ki yenilebiliriz, yenebiliriz ama her zaman elimdekinin en iyisini veririm. O yüzden böyle şeyleri gördükçe tabii ki çok gururlanıyorum, çok mutlu oluyorum. Bunlar beni çok motive ediyor. İnsanların içimi, o hissimi gördüklerine inanıyorum. O yüzden mutlu ve gururluyum. Anlatılmaz, inanılmaz bir şey. İnşallah hep böyle şeyler nasip olur.”

Merih, “Daha önce seninle ilgili ‘Arabistan’da fizik gücü düşer, bu milli takıma da olumsuz yansır’ eleştirileri de yapılmıştı.” senin bu eleştirilerle ilgili düşüncen nedir?” sorusuna, “Suudi Arabistan’a geldiğimde öyle şeyler çok konuşuldu. Suudi Arabistan Ligi’nde futbolumla ilgili çok konuşanlar oldu. Ama burada seviye gerçekten yüksek, onun haricinde ben özel olarak da çok çalışıyorum. Bunu yansıttığım için de çok mutluyum. Şimdi bütün herkes tam tersi düşünmeye başladı. O yüzden mutluyum çünkü Suudi Arabistan Ligi gerçekten kolay bir lig değil. Her sene büyük yıldızlar geliyor. Burada tutunmak, burada kalmak, buraya gelmek de gerçekten çok zor. Çünkü şimdi herkes buraya gelmek istiyor. O yüzden ben buraya gelen şanslı, ilk kişilerden biriyim. Bu projenin ilk parçalarından biriyim, O yüzden kendimi şanslı hissediyorum. Burada futbola çok büyük bir yatırım var. Ben de onlardan biriyim. Üç günde bir maç oynuyoruz. Onun haricinde özel de çalışıyorum milli takım için iyi ve her zaman hazır durumda olmak için. Zaten hocalarımız da hep maçlara geliyor, burada izliyor. O yüzden öyle bir algı vardı. Onu kırdığım için çok mutluyum.” yanıtını verdi.

Üç ülkede düzenlenecek 2026 Dünya Kupası’nın provasını geçen haziran ayındaki hazırlık maçlarında yaptıklarını aktaran Merih, “Unutulmayacak bir Dünya Kupası olacak, orada olma şansına erişirsek bizim için de unutulmaz olur. Hala 2002 Dünya Kupası’nı konuşuyoruz. Üç yaşındaydım, hiç hatırlamıyorum. Sadece 2008’i dolu dolu hatırlıyorum. 2002’yi çok hatırlamıyorum ama sanki oradaymış gibi her gün videolarla biliyoruz. Sanki orada izlemiş gibi her şeyi biliyorum, neyin ne olduğunu arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Çok güzel anılar. Herkese nasip olmayacak şeyler.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sahada asla pes etmeyen bir milli takım var”

Merih Demiral, “Dünya Kupası yolunda Türk Milli Takımı’nın hangi karakteristik özelliklerinin ön plana çıktığını, bunun bize avantaj sağladığını düşünüyorsun?” sorusunu, “Bize en büyük avantaj sağlayan şey, asla pes etmememiz öncelikle. Çünkü sahada asla pes etmeyen bir milli takım var. Bunu her maçta göstermemiz gerekiyor. Bunu gösterdiğimizde milletimiz de zaten her zaman arkamızda. Onlar da bizim ne kadar efor sarf ettiğimizi, ne kadar mücadele ettiğimizi görüyor. Eğer bunu yansıtırsak, yensek de yenilsek de bence herkes tarafından saygıyla karşılanan bir milli takım olacak. Çünkü bu çok önemli. Sahada hiçbir zaman pes etmeyen Türk Milli Takımı olmalı, Türk olan bir kişiye pes etmek hiçbir zaman yakışmaz. Bunu hep konuşuyoruz. Tabii ki sahada taktik çok önemli ama özellikle milli takımlar düzeyinde bu ruhu ortaya koymak en önemli şey. Her zaman bu ruhu ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu bence en önemli şey.” şeklinde yanıtladı.

Son yıllarda taraftarların milli takım bağlılığının arttığını hissettiklerinin altını çizen milli futbolcu, “Çünkü milletimiz bizi dışarıdan görüyor. Bizim için bu duyguyu onlara aktarmak çok önemli. Onlar da gördüklerinde gereken saygıyı, gereken değeri bize veriyorlar. O yüzden çok mutluyuz.” dedi.

Merih Demiral, unutamadığı Dünya Kupası maçlarının sorulması üzerine ise, “Tabii 2002 Dünya Kupası’ndaki bütün maçlar diyorum. İlhan Mansız’ın uzatmalarda attığı golün yeri ayrı. İnanılmaz, Senegal’e karşıydı. Bizim kalecimiz de Senegalli, Edouard Mendy’yle birlikte oynuyorum. Onunla da hep konuşuyoruz. Son Dünya Kupası’nda ve 2010 Dünya Kupası Güney Afrika’da çok güzel maçlar vardı. Güney Afrika’nın açılış maçındaki golünü söyleyebilirim. Unutulmaz maçlar vardı ama bizim için unutulmaz maçlar, her zaman Türkiye’nin oynadığı maçlar. Umuyoruz Dünya Kupası’nda çok daha maç oynarız ki yeni gelen jenerasyonlar, küçük kardeşlerimiz, onların çok daha iyi anıları olur. En büyük hedefimiz bu.” değerlendirmesinde bulundu.

“Montella ne yaptığını bilen bir hoca”

Teknik direktör Vincenzo Montella ile çok iyi uyum yakaladıklarını vurgulayan Merih, şöyle konuştu:

“Montella gerçekten ne yaptığını bilen, sahaya hakim, saha dışında da organizasyonu çok iyi yapan bir hoca. O yüzden şanslıyız. Hem takıma etkisi hem saha dışındaki şeyleri yönetimi vesaire gerçekten çok iyi. Türk olmamasına rağmen bizim sahip olduğumuz değerleri bilen, onlara çok saygı gösteren, onlara her maç öncesi değinen bir hoca. Bu beni çok mutlu ediyor. İnşallah hep beraber nice başarılar yaşarız. Bence çok önemli bir hoca. Arada tabii ki eğlenceli de o dengeyi iyi yapan bir hoca. Şakalaştığımızda İtalyanca konuşuyoruz. Video analizlerde aramızda çok şakalaşmalar oluyor.”

“Kenan’la gurur duyuyorum”

Milli futbolcu, eski takımı Juventus’ta 10 numaralı formayı giyen ve kaptanlığa yükselen Kenan Yıldız hakkında ise, “Kenan’la gurur duyuyorum, öncelikle Juventus’ta 10 numara giydiği için ve kaptan olduğu için. Gerçekten gurur verici. Onu izlerken çok seviniyorum, çok gurur duyuyorum. Çünkü hak ediyor. Çok çalışıyor, çok mütevazı ve çok iyi bir çocuk. Kenan’ın çok daha iyi yerlere geleceğine eminim. Çok büyük bir potansiyeli var. İnşallah o potansiyeline erişir ve özellikle ülkemizi en iyi şekilde temsil eder. Onun adına çok mutlu ve gururluyum.” açıklamasında bulundu.

“Suudi Arabistan’da insanlar futbola çok bağlı”

Cidde günlerinden de bahseden Merih Demiral, “Cidde biraz sıcak. Onun haricinde Cidde’ye alıştım. Cidde çok güzel. Burada insanlar bana çok saygılı. Çok iyi davranıyorlar. Burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Yemeklerimiz, kültürlerimiz birbirine benzediği için onun da bir rahatlığı var. Sokakta ilgiden çok mutluyum, bana çok iyi davranıyorlar, çok sevgi gösteriyorlar. O yüzden onların sevgisini boşa çıkarmamak için kulüpte her zaman iyi şeyler yapmaya çalışıyorum. Suudi Arabistan’da insanlar futbola çok bağlı. Özellikle bizim taraftarlarımız kulübe çok bağlı. Cidde’de hava gün içerisinde çok sıcak oluyor, o zamanlarda çok dışarı çıkmıyorum diyebilirim. Çocuklarla yapılacak güzel aktiviteler var, onlara çok zaman ayırıyorum. Onun haricinde zaten antrenman, maç derken zaman geçiyor, çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan’da görülecek çok güzel yerler olduğunu belirten Merih, “Cidde zaten çok güzel. Buraya gelen çoğu insan Mekke’ye, Medine’ye gidiyor, oraları görmek istiyor. Çok güzel yerler. Onun haricinde Kızıldeniz çok güzel. Suudi Arabistan artık daha çok turist çekmeye çalışıyor. Gezilecek de çok yer var. Alula, Neom, Tebük güzel yerler. Mesela burası çok sıcak ama bazı yerler çok soğuk, kar yağan yerler bile var. Bir maça gitmiştik geçen sene, gerçekten çok soğuktu. Ona çok şaşırmıştım.” şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan’da boş vakitlerinde yaptıklarından da bahseden Merih Demiral, “Kızıldeniz’de dalışı denedim, inanılmazdı. Yapılacak çok aktivite var ama ben sadece dalış yaptım çünkü çok zamanım olmuyor. Ama bir daha yapmam gerekiyor. Çünkü çok iyi fotoğraflar çekmiştik. Çok duygulanmıştım yani. Çünkü o tabiatı, o balıkları, oradaki yaşamı görünce insan gerçekten çok etkileniyor. Yemek kültürü biraz yakın ama buradakiler biraz daha baharatlı bize göre. Çok isimlerini bilmiyorum ama güzel yemekler var burada. Bazen bizim Suudi futbolcular getiriyor, bazen de restoranlara gidiyoruz. Yiyorum ama genelde, bizim usta var burada. Türk yemekleri yediğim için çok Suudi yemeği tatmaya vaktim olmuyor. Arapça çok öğrenemedim. Ama burada çok Türkçe bilen var. Tabii ki Arapça bazı kelimeler öğrendim. Yazımı da tersten olduğu için biraz zor ama yavaş yavaş öğreniyorum diyebilirim. Tesiste bizim çocuklarla şakalaşmak için kullandığım kelimeler var.” ifadelerini kullandı.

Daha çok Türkçe şarkılar dinlediğini aktaran Merih, “Biz Türkçelerden devam ediyoruz ama bizim kulüpte Arapça dinleyen çok var. Onlardan kulağımız aşina oldu. Orada dinlediğim için evde çok dinlemiyorum. Çünkü yeteri kadar zaten orada açıyorlar. Ben genelde Türk şarkıları dinliyorum. Öyle bir tarzım yok. Her şarkıyı dinliyorum. Barış Manço ve Sezen Aksu dinlerim. Rapi de çok seviyorum. Ayırım yapmıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bıyık benimle özdeşleşti. Bana Shanab diye bir lakap taktılar”

Milli futbolcu, “Kısa saçlar ve bıyık ile sert bir görüntün var. Saha dışında nasılsın?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Saha dışında farklıyız. Saha dışında zaten beni tanıyanlar bilir. Saha dışında daha sakiniz. Bizde saha içine girince her şey değişiyor. Bıyıklara da devam. Çünkü burada Türk denilince aslında doğrudan bıyık geliyor insanların aklına. Öyle bir lakap da taktılar hatta bana. Ben bazen bıyıklarımı kesince üzülüyorlar, lütfen kesme diyorlar. Çok bıyık bırakan taraftar oldu. O yüzden burada bıyık benimle özdeşleşti. Bana Shanab diye bir lakap taktılar. Burada bana ismimden ziyade öyle seslenirler. Arapça Shanab derler yani. O yüzden bıyıkları kesersek sıkıntıya gelebiliriz.”

“Al Ahli çok büyük tarihe sahip bir kulüp”

Suudi Arabistan’ın en büyük kulüplerinden birinde forma giydiğini belirten Merih, “Geçen sene Asya Şampiyonlar Ligi’ni kazandık. Bu senenin başında da Süper Kupa’yı kazandık. Al Ahli çok büyük tarihe ve ülkenin en büyük taraftar grubuna sahip. Bunu sokakta yürüdüğünüzde, bir yere gittiğinizde hissediyorsunuz, sokakta size olan sevgiyi, tanınırlığı görüyorsunuz. Kulübün imkanları da çok üst düzeyde. Özellikle biz geldikten sonra kulüp yeni tesisler inşa etti. Şimdi yine tesisler inşa ediliyor. Stat olsun, imkanlar olsun üst düzey. İçinde bulunduğunuzda ne kadar büyük bir kulüp olduğunu hissediyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

Al Ahli’nin ligdeki durumundan da bahseden milli futbolcu, “Yenilgi almadık. 2-3 tane beraberliğimiz var. O yüzden 5. sıradayız ama sezon daha yeni başladı. Şampiyonlar Ligi’nde de iyi durumdayız. Kupada da iyi durumdayız, çeyrek finaldeyiz. Üç ayrı kulvarda devam ediyoruz. Bu sene kupa ve kupalar kazanacağımızı düşünüyorum. İyi bir takımımız var. İnşallah sezonu en iyi şekilde bitiririz. Ligde son iki senedir en az gol yiyen takım biziz. Bu sene de öyle olacağımızı düşünüyorum. Sadece benim özelimde değil gerçekten çok iyi bir defansımız var ve bunu gösteriyoruz. Tabii benim için de çok önemli. Gol atmaktan ziyade gol yememek benim için çok önemli. Onu da gösterdiğimizi düşünüyorum. Bence Suudi Arabistan’ın en iyi defans hattına sahibiz. İnşallah bu senede öyle bitiririz diye düşünüyorum. Gol atmada bir tık sıkıntımız var. Rakipler genelde çok geriye çekildiği için gol atmada bu sene biraz sıkıntı yaşıyoruz ama önde de çok önemli futbolcularımız var. Açılmadılar henüz, açılacaklarını bekliyoruz. Çünkü daha çok gol atmamız gerekiyor. Ne kadar iyi defans yapsanız da gol atmadan maçı kazanamıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Taraftarların hakkında hep güzel düşünceler beslediğinin altını çizen Merih, “Türkleri gerçekten seviyorlar. Beni de zaten çok seviyorlar. Bunu hissediyorum. Dışarı çıktığımda yemek ısmarlayanlar, zorla evine davet edenler oluyor, para ödettirmiyorlar. İnanılmaz bir destek var. O yüzden çok mutluyum. Çünkü bir Türk olarak yurt dışında bize böyle sevgi gösterebilmesi gerçekten bizi çok mutlu ediyor ve ülkemizi de en iyi şekilde temsil ettiğimizi düşünüyorum. Takımımızda en iyi anlaştığım isim Mahrez. Ibanez, Tony’le de aram iyi. Herkesle iyi ama bunlarla uçaklarda oyun oynuyoruz. Suudi çocuklarda Ali Majrashi ve Ziyad var. Milli takımda oynuyorlar onlarla da aram iyi.” şeklinde konuştu.

“Guardiola’yla çok denk gelemedik”

Milli futbolcu, “Mahrez ile Manchester City günlerinden konuşuyor musunuz?” sorusunu, şu şekilde yanıtladı:

“Mahrez çok iyi. Hem saha içinde hem saha dışında. Hem mütevazı hem ne yaptığını bilen, herkese destek olan bir futbolcu. Çok büyük futbolcu gerçekten, böyle büyük futbolcularla oynamak herkese nasip olmuyor.. Milli takımı da Dünya Kupası’na katılma hakkı kazandı, orada da çok büyük bir katkısı var. 34 yaşında olmasına rağmen kariyerine hala çok iyi devam. Geçen City tesislerindeydi. Ben ona çok şey diyordum, Guardiola yanındayken beni ara. Çünkü, ben De Zerbi ile çalışırken zamanında Guardiola ile bir şeyimiz olmuştu. Mahrez’e, ‘sen gittiğinde lütfen beni ara ki Guardiola ile konuşalım’ dedim. Onun makarasını hep yapıyorduk. Ben de, o ara saunadaydım, telefonum da dışarıdaydı, beni görüntülü aramış. Guardiola’yla çok denk gelemedik. Onun çok makarasını yapıyoruz işte, inşallah bir dahakine denk geliriz diye. İnşallah bir daha arayacak ama kesin. Onun sözünü aldık.”

Geçen yıl Asya Şampiyonlar Ligi’ni kazandıklarını ve bu yıl da kazanmak istediklerini aktaran Merih Demiral, “Bu yıl yeni bir formata geçirdiler, aynı Avrupa’daki gibi. Bu sene inşallah yine şampiyon olacağımızı düşünüyorum. Hedefimiz o. Çünkü tarihte bunu üst üste başaran yok. İnşallah bize nasip olur. Hem Suudi taraftarlar hem de Suudi halkı için çok önemli. Final bu yıl ya Riyad’da ya Cidde’de. Yine kazanmak bize nasip olur diye düşünüyorum. Cidde’de iki stadımız var. Biri 60 bin, diğeri de 25 bin kişilik. Büyük maçları genelde büyük stadyumda oynuyoruz. Taraftarlar zaten inanılmaz. Her maç full. Bize olan destekleri inanılmaz. Çok tutkulular, öyle söyleyebilirim.” açıklamasında bulundu.

Merih, “Sıcak hava ülkede futbolu nasıl etkiliyor?” sorusunu, “Sıcaklık etkiliyor futbolu. Antrenmanları gündüz yapmıyoruz, akşam üzeri yapıyoruz. Çok da geç değil, 5-6 gibi oluyor. Bazı statlar klimalı ama bazı statlar klimasız. Dünya Kupası yolunda onları da klimalı yapacaklar. Hava şartlarından dolayı biraz zorluk var, onun haricinde bir sıkıntımız yok. Özellikle Cidde sıcak oluyor. Diğer şehirler o kadar değil. Yoksa şu an Riyad’a gitsek, diğer şehirlere gitsek gayet serin bir hava var.” şeklinde yanıtladı.

“Burada kalmak, bulunmak da kolay değil”

Suudi Arabistan Ligi’nde kalitenin üst düzeyde olduğunun altını çizen milli futbolcu, “Lig kalitesi üst düzeyde. Çok büyük futbolcular var ve çok büyük takımlar var. Gelen futbolcuları görüyorsunuz. Bunlar lige çok kalite katıyor ve her geçen gün seviye artıyor. Burada kalmak, bulunmak da kolay değil. O yüzden seviye gerçekten yüksek. Al Hilal, FIFA Dünya Kulüpler Kupası’nda çeyrek finale çıktı, daha da gidebilirdi. Yurt dışında, İşte Suudi Ligi ile ilgili eleştiriler yapılıyor, önceden olabilir ama şu an inanın ki öyle değil. Gerçekten zor bir lig.” ifadelerini kullandı.

Suudi Ligi’nde kendisini en zorlayan isimlerin sorulması üzerine ise Merih, “Mitrovic vardı, Mitrovic beni zorlamıştı. Malcom, Ronaldo, Sadio Mane ve Benzema gibi çok büyük futbolcular var. Bizi çok zorlayan Allah’a şükür olmadı ama böyle büyük futbolcularla oynamak çok zor yani. Zorlandığımız tabii ki pozisyonlar oluyor. Bu futbolcuları söyleyebilirim. Biz zorlamaya çalışıyoruz, öyle söyleyebilirim.” şeklinde konuştu.

“İnşallah Ronaldo ile Dünya Kupası’nda da karşı karşıya geliriz”

Merih Demiral, Juventus’tan eski takım arkadaşı Ronaldo’nun Suudi Ligi’nde de tüm gücünü ortaya koyduğunu aktararak, “Ronaldo ile çok karşı karşıya geliyoruz. 40 yaşında olmasına rağmen çalışmasıyla, azmiyle, gösterdiği performansla herkese örnek. Maçlar dışında da konuşuyoruz. Onunla birlikte oynama şansına erişebilmiş biriyim, gerçekten çok büyük bir futbolcu. Avrupa Şampiyonası’nda, Dünya Kupası elemelerinde, şimdi lig düzeyinde karşı karşıya geldik. Onunla hep denk geliyoruz. Suudi Ligi’nde şampiyon olamadı evet. Onun için zorluyor. Ronaldo ile karşılıklı oynamak ayrı bir tecrübe. Ronaldo gibi büyük bir figüre karşı oynamak herkese nasip olmuyor. Her zaman azimli, her zaman nerede olması gerektiğini bilen bir futbolcu. Çok iyi önlem almanız lazım. Bu yaşta olmasına rağmen hala gol ve goller atıyor. Ona dikkat etmeniz gerekiyor. Hala Dünya Kupası’na da gitmek istiyor. İnşallah Ronaldo ile Dünya Kupası’nda da karşı karşıya geliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Galatasaray’ın Liverpool’u yendiği maç burada çok konuşuldu”

Suudi Arabistan’da Türk takımlarına da büyük ilgi olduğunu vurgulayan Merih, “Türk futbolunu çok takip ediyorlar. Zaten maçları veriyorlar. Mesela Galatasaray’ın Liverpool’u yendiği maç burada çok konuşuldu. Bizim futbolcular ve Suudi çocuklar atmosferden çok bahsettiler, ‘Türkiye’de ne kadar iyi atmosferler olduğunu bir de canlı görseydiniz’ dedim. Şampiyonlar Ligi’nde böyle bir galibiyetin buradaki insanları bile ne kadar etkilediğini görüyorsunuz. O yüzden Türk takımların Avrupa’daki başarıları çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Merih, “Süper Lig’den sana en çok sorulan futbolcular kimler?” sorusuna, “Süper Lig’den Osimhen’i çok sordular bana. Osimhen konuşuluyor diyebilirim. Çünkü onun Suudi Arabistan’a da gelme ihtimali vardı. Bizim Ivan Toney de Abraham’ı çok sordu. Duran’ın çok muhabbeti oldu. Al Nasr’dan Türkiye’ye gitmesi… Asensio soruldu. Böyle futbolcuların Türkiye’ye gitmesi, dünyada çok konuşulan olaylar.” yanıtını verdi.

Deneyimli futbolcu, sezon sonunda Al Ahli ile sözleşmesinin biteceğinin hatırlatılması üzerine, “Burada mutluyum. Her şey yolunda. Suudi projesinin bir parçası olmaktan dolayı, ilk futbolcularından biri olmaktan dolayı mutluyum. Her şey yolunda. Tabii gelecek ne gösterir bilemeyiz ama şu an mutluyum.” dedi.

Avusturya maçındaki gol sevinci

Merih Demiral, Avusturya’ya attığı gollerin videosunun kendisine izletilmesi üzerine, “İnanılmaz bir şey. Topun benim önüme gelmesi acayip bir şeydi. Zaten ben orada tam onu kovalıyordum. Tüm gücümle vurdum, bir de sol ayağıma denk geldi. İnanılmazdı. İnsan duygulanıyor, 50. saniye… Zaten orada görüyorsunuz, herkes bir yerlere koşuyor. Zaten Cenk Ağabey ile muhabbetim oldu, sonra da kulübeye koşuyorum. İnanılmazdı.” ifadelerini kullandı.

Merih Demiral, Avusturya maçında attığı golden sonra bozkurt işaretiyle sevindiği fotoğraf hakkında ise şöyle konuştu:

“Bu fotoğraf tarihe geçen bir fotoğraf. O yüzden çok mutluyum. Bu simgenin daha iyi anlaşılmasına da vesile oldum. Çünkü bu işaret, ülkemizin işareti, bizim işaretimiz. O yüzden bunun daha iyi anlaşılmasına, daha aktarılmasına vesile olduğumu düşünüyorum. Bunu yanlış yere çekenler de oldu, özellikle Avrupa’da. Ama hiçbir zaman öyle bir düşüncemiz olmadı. Özellikle bizim insanımızın bunu çok iyi anladığını düşünüyorum. Çok mutlu ve gururluyum. Tarihe geçen ve yıllarca unutulmayacak bir fotoğraf. İlk golde aklımdan çıkmıştı. İkinci golde de sevinci yapıyorum, tribünlere gidiyorum, bunu yapmam bir salisede falan aklıma geldi. Maçtan önce stada giderken taraftarlarımız hep bozkurt işaretleri yapıyordu. Çoluk çocuklu aileler vardı, insanlar ağlıyordu, onu hissediyorsunuz. Onları gördükten sonra çok duygulandım. Maçtan önce, inşallah gol atmak nasip olursa aklımızın bir ucunda bulunsun dedim. İlk golden sonra unuttum, ikinci golden sonra da tribünde de bozkurt yapanları görünce bir anda aklıma geldi. Hemen yapayım dedim. Tabii bu kadar çok konuşulacağından, Avrupa’da çok kötü yöne çekileceği hiç aklımın ucundan geçmedi ama çok mutlu ve gururluyum ülkemizde de anlamının daha iyi anlaşılmasına vesile oldum.”

“Sekiz şarkılık listemiz var”

Merih, maçlara giderken Mehter Marşı dinlediklerinin hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

“Maçlara giderken müzik işi bizde. Genelde ben açıyorum. Hakan Ağabey de çok açar. Hakan Ağabey’den sonra da ben açarım. O yüzden Mehter Marşları, Türklük Marşları falan inanılmaz. O yüzden onun da bir hava vermesi var yani. Favorimiz Fetih Marşı, Fatih’in fethettiği yaştasın var. Onları hep açıyoruz. Sekiz şarkılık listemiz var, maçlara giderken hep aynı şarkıları dinliyoruz.”


Muhabir: Hilmi Sever


22 ilde düzenlenen “Orkinos Bulut-2” operasyonunda 138 kişi yakalandı

AA

ANKARA/İSTANBUL (AA) – Bakan Yerlikaya, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, ulusal ve uluslararası boyutta uyuşturucu ticareti yapan ve bu suçtan elde ettikleri gelirleri aklamaya çalışan organize suç örgütlerinin üst düzey üyelerine yönelik büyük bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirtti.

Operasyonun, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 5 aydır sürdürülen müşterek çalışmalar sonucu 22 ilde düzenlendiğini aktaran Yerlikaya, operasyon öncesinde de Hollanda, İran, Estonya, Slovenya, Azerbaycan, Kırgızistan, Yunanistan, Panama, İngiltere, Belçika ve Bulgaristan polis teşkilatlarıyla bilgi ve belge paylaşımı yapıldığını ifade etti.

Bakan Yerlikaya, “Orkinos Bulut-2 operasyonumuz kapsamında, hedefimizde 5 ayrı uluslararası uyuşturucu organize suç örgütü vardı. Bu suç örgütlerinin ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma, uyuşturucu madde ticareti, suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama’ gibi suçları işlediklerini belirledik.” bilgisini verdi.

Operasyona ilişkin detayları paylaşan Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Şüphelilerin, ülkemiz ve yurt dışında ele geçirilen 18 ton 129 kilogram uyuşturucu ve uyarıcı madde ile 1 milyon 290 bin tablet uyarıcı haptan sorumlu oldukları tespit edildi. Operasyonumuz sonucunda, F.K, A.M.G, V.G. isimli elebaşlarının da içerisinde bulunduğu toplam 138 üst düzey organize suç örgütü üyesini yakaladık. Bu uluslararası organize suç örgütlerinin, MASAK tarafından şu ana kadar tespiti yapılan 647 taşınmaz, 186 araç, 1 holding, 113 şirket, 1 kuru yük gemisi ile şüphelilerin banka hesapları olmak üzere yaklaşık 15 milyar lira değerindeki mal varlığına el konuldu.”

Operasyonda emeği geçenleri tebrik eden Yerlikaya, “Uyuşturucu, insanlığın en büyük düşmanıdır. Buna cüret eden zehir tacirleriyle ülkemiz ve insanlık adına mücadele etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Yurt dışındaki 56 örgüt mensubu hakkında kırmızı bülten

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında ise “Terörizmin Finansmanın Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu” tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında kriptolu haberleşme programı kullanarak ülkeler arası uyuşturucu ticareti yapan 5 farklı suç örgütünün tespit edildiği belirtildi.

Bu suç örgütlerinin kullandığı kriptolu haberleşme uygulamasının uçtan uca şifreli mesajlaşma imkanı sağladığı, özel hazırlanmış cep telefonları üzerinden çalışan bu cihazlarda mikrofon, kamera ve GPS gibi donanımların devre dışı bırakıldığının anlaşıldığı kaydedilen açıklamada, “Bu kriptolu haberleşme programı üzerinden yapılan yazışmaların incelenmesi neticesinde varlığı tespit edilen suç örgütlerinin çeşitli ülkelerden temin ettikleri uyuşturucu maddelerin zaman zaman ülkemize, zaman zaman da başkaca ülkelere naklini sağladıkları görülmüş ve yüksek miktarda yasa dışı gelir elde edip bu geliri çeşitli yöntemlerle aklamaya çalıştıkları anlaşılmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Fehmi Karcı ve Ünal Özeler elebaşılığında kurulmuş suç örgütünün, yurt içinde ve dışında farklı tarihlerde 30 kez uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, sevke konu uyuşturucunun toplam ağırlığının 7 tonun üzerinde olduğunun tespit edildiği bildirilen açıklamada, suç örgütünün yönetici ve üyelerinden 8 kişinin yurt dışında, 12 kişinin cezaevinde, 35 kişinin ise Türkiye’de olduğunun değerlendirildiği belirtildi.

Açıklamada, Veysi Gündoğan elebaşılığında kurulmuş suç örgütünün ise yurt içinde ve dışında farklı tarihlerde 22 kez uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiğinin anlaşıldığına işaret edilerek, “Söz konusu sevkiyatlara konu uyuşturucu maddelerin toplam ağırlığının 5 tonun üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Adı geçen suç örgütünün yönetici ve üyelerinden 30 kişinin yurt dışında, 37 kişinin cezaevinde, 63 kişinin ise ülkemiz sınırları içerisinde olduğu değerlendirilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Orhan Turgut elebaşılığında kurulmuş suç örgütünün, yurt içinde ve dışında farklı tarihlerde 4 kez uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı vurgulanan açıklamada şu bilgiler paylaşıldı:

“Söz konusu sevkiyatlara konu uyuşturucu maddelerin toplam ağırlığının 600 kilogramın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Adı geçen suç örgütünün yönetici ve üyelerinden 3 kişinin yurt dışında, 1 kişinin cezaevinde, 5 kişinin ise ülkemiz sınırları içerisinde olduğu değerlendirilmiştir. Kamuran Ata ve Adnan Korkmaz elebaşılığında kurulmuş suç örgütünün, yurt içinde ve yurt dışında farklı tarihlerde 6 kez uyuşturucu madde sevkiyatı gerçekleştirdiği anlaşılmış, söz konusu sevkiyatlara konu uyuşturucu maddelerin toplam ağırlığının 1 tonun üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Adı geçen suç örgütünün yönetici ve üyelerinden 4 kişinin yurt dışında, 4 kişinin cezaevinde, 11 kişinin ise ülkemiz sınırları içerisinde olduğu değerlendirilmiştir.”

Açıklamada, Ahmet Münir Güverte’nin elebaşılığındaki suç örgütünün de farklı tarihlerde 20 kez uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiğinin altı çizilerek, sevke konu uyuşturucunun toplam ağırlığının 11 tonun üzerinde olduğu, adı geçen suç örgütünün yönetici ve üyelerinden 11 kişinin yurt dışında, 1 kişinin cezaevinde, 6 kişinin ise Türkiye sınırları içinde olduğunun değerlendirildiği belirtildi.

Açıklamada, bu suç örgütlerinin mensubu olan, halihazırda yurt içinde bulunan 120 şüphelinin yakalanması için Başsavcılık koordinesinde bugün eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği bildirildi.

“Yurt dışında bulunduğu tespit edilen 56 örgüt mensubunun ise uluslararası düzeyde aranmalarını sağlamak maksadıyla haklarında kırmızı bülten çalışması başlatılmıştır.” bilgisine yer verilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

“Söz konusu suç örgütlerinin mensuplarının, suçtan elde ettiği gelir ile iktisap ettiği ve devamında da aklama eylemine tabi tuttuğu mal varlıkları tespit edilmiş, bu kapsamda 232 gerçek ve tüzel kişiye ait tüm banka hesapları ile kripto varlıklara, toplam 636 taşınmaza, 168 motorlu taşıta, 1 kuru yük gemisine, 97 şirketin ortaklık payına el konulmuş, ayrıca suçtan elde edilen gelirin aklanmasına özgülendiği tespit edilen, Fehmi Karcı ve ailesinin sahibi ile yetkilisi olduğu Daimond Group Emlak ve Danışmanlık Ltd. Şti, Karcı İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti, Mavi Okyanus Denizcilik İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti ve Karcı Lojistik Anonim Şirketine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. Kapsamlı soruşturma çok yönlü şekilde sürdürülmektedir.”

Öte yandan 5 suç örgütünün yurt içi ile dışında toplam 24,6 ton uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edildi.


Muhabir: İsmet Karakaş,Gökçe Karaköse


AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Yunanistan Hava Kuvvetlerinin paylaşımına ilişkin açıklama

AA

ANKARA (AA) – Ömer Çelik, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Yunanistan Hava Kuvvetlerinin C130 kargo uçağı fotoğrafı paylaşarak şehitlerimize dönük insani ve askeri tüm değerlerden yoksun çirkin bir mesaj paylaşmasını lanetliyoruz. Bu mesajın kaldırılıp yerine şehitlerimizle ilgili taziye mesajı konulması doğru bir yaklaşım olmuştur. Deprem ve afetlerde birbirimizin yardımına koşup acıyı paylaşıyoruz. Doğrusu budur. O çirkin mesajı yayımlayanlar hakkında gereğinin yapılmasını ve gerekli cezaların verilmesini bekliyoruz.”

Çelik’ten Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 81. yılına ilişkin paylaşım

Çelik, Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 81. yılına ilişkin NSosyal’den yaptığı paylaşımda da şunları kaydetti:

“Ahıska Türklerinin sürgününün 81. yılında kaybettiğimiz soydaşlarımızın acısını yaşıyoruz. Asla unutmadığımız soydaşlarımızı rahmetle anıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Ahıska Türklerinin yanında olmaya devam edeceğiz.”


Muhabir: Aynur Ekiz


Çocukları örgütlü suçta araç olarak kullananlara verilecek cezalar artırılacak

AA

TBMM (AA) – AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, AK Parti milletvekilleri Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak bilinen “kanun teklifinin” çalışmalarını tamamladı.

Gelecek hafta TBMM Başkanlığına sunulması öngörülen kanun teklifine göre, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine verilecek ceza bir katına kadar artırılacak.

Teklifle, bilişim suçlarıyla mücadelede de düzenlemelere gidilecek. Ayrıca meskun mahalde ateş edenlere verilecek cezalar da yükseltilecek. Bu kapsamda da meskun mahalde silahla ateş edenlere verilen hapis cezasının 6 ay olan alt sınırı 1 yıla, 3 yıl olan üst sınırı ise 5 yıla çıkarılacak. Böylece meskun mahalde silahla ateş edenlere 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Kamuoyunda “kurusıkı” olarak bilinen ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş edenler 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Düğün, nişan, asker uğurlaması gibi yerlerde silahla ateş edilmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacak.

“Trafikte yol kesme” eylemi Türk Ceza Kanunu’nda müstakil suç olarak düzenlenecek. Hukuka aykırı davranışla bir aracı durduran veya hareket etmesini engelleyenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilecek. Araçları gitmekte olduğu yerden başka yere götürenlere de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.


Muhabir: Kemal Karadağ


A Milli Futbol Takımı’nın rakibi Bulgaristan

AA

BURSA (AA) – Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadı’nda oynanacak karşılaşma, saat 20.00’de başlayacak ve TV8’den naklen yayınlanacak.

Karşılaşmada İskoçya Futbol Federasyonundan hakem Nicholas Walsh düdük çalacak. Walsh’ın yardımcılıklarını aynı ülkeden Francis Connor ve Daniel McFarlane yapacak. Mücadelenin 4. hakemi Donald Robertson olacak.

Türkiye, E Grubu’ndaki beşinci maçlar öncesinde 9 puanla ikinci, Gürcistan ise 3 puanla üçüncü sırada yer alıyor. Ay-yıldızlı ekibin bu karşılaşmadan alacağı puan ya da puanlar grubu ilk iki sırada bitirmesini ve play-off hakkı elde etmesini sağlayacak.

Grupta 4’te 4 yapan İspanya 12 puanla ilk sıranın sahibi olurken, puan alamayan Bulgaristan ise son sırada bulunuyor.

İki takım arasında Sofya’da oynanan maçı milli takımımız 6-1 kazandı.

Grubun diğer maçında yarın aynı saatte Gürcistan, İspanya’yı konuk edecek.

Grup lideri doğrudan Dünya Kupası’na gidecek

ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde düzenlenecek ve 48 takımın mücadele edeceği 2026 Dünya Kupası’na, eleme maçları sonucunda Avrupa’dan 16 takım katılım hakkı kazanacak.

Kasım ayında sona erecek Avrupa elemelerinde, gruplarını lider tamamlayan 12 takım doğrudan Dünya Kupası’na katılım hakkı elde edecek.

Son 4 bilet için ise 12 grup ikincisi ile UEFA Uluslar Ligi’nden gelecek 4 takımın katılımıyla toplam 16 takım mücadele edecek. Play-off maçları 2026’nın mart ayında oynanacak.

Milli takımın aday kadrosu

A Milli Takım’ın Bulgaristan maçı aday kadrosunda şu futbolcular bulunuyor:

Kaleciler: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Beşiktaş), Muhammed Şengezer (RAMS Başakşehir), Uğurcan Çakır (Galatasaray)

Savunma: Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Çağlar Söyüncü, Mert Müldür (Fenerbahçe), Emirhan Topçu (Beşiktaş), Ferdi Kadıoğlu (Brighton & Hove Albion), Merih Demiral (Al-Ahli), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Zeki Çelik (Roma), Mustafa Eskihellaç (Trabzonspor)

Orta saha: Atakan Karazor (Stuttgart), Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund)

Forvet: Aral Şimşir (Midtjylland), Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın (Fenerbahçe), Kenan Yıldız (Juventus), Yusuf Sarı (RAMS Başakşehir)

Bulgaristan’ın aday kadrosu

Teknik direktör Alexander Dimitrov tarafından belirlenen Bulgaristan’ın 24 kişilik aday kadrosunda şu futbolcular yer alıyor:

Kaleci: Dimitar Mitov (Aberdeen), Alex Bozhev (Slavia Prag), Dimitar Evtimov (Botev Vratsa)

Defans: Atanas Chernev (Estrela da Amadora), Kristian Dimitrov (Levski Sofya), Rosen Bozhinov (Royal Antwerp), Martin Georgiev (Slavia Sofia), Viktor Popov (Korona Kielce), Christian Petrov (Heerenveen), Stefan Velkov (Vejle)

Orta Saha: Ilia Gruev (Leeds United), Filip Krastev (Oxford United), Andrian Kraev (Hapoel Tel Aviv), Kristian Stoyanov (Slavia Sofia), Stanislav Shopov (Osijek), Ivaylo Chochev (Ludogorets), Ivan Yordanov (Ludogorets)

Forvet: Marin Petkov (Levski Sofya), Stanislav Ivanov (Ludogorets), Georgi Rusev (CSKA), Zdravko Dimitrov (Sipay Bodrum), Kiril Despodov (PAOK), Martin Minchev (Cracovia), Vladimir Nikolov (Korona Kielce)


Muhabir: Hilmi Sever


Bakan Kurum’dan deprem bölgesinde yapımı tamamlanan 350 bininci konuta ilişkin paylaşım

AA

ANKARA (AA) – Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, deprem bölgesindeki inşa çalışmaları hızla tamamlanıyor.

Bu kapsamda, “Memleket Aşkıyla 350 Bin Yuva Tamam” temasıyla 15 Kasım Cumartesi günü Adıyaman’da tören düzenlenecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bakan Kurum’un katılımıyla düzenlenmesi planlanan törende, 350 bininci konutun anahtarı hak sahibine teslim edilecek.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Emlak Konut GYO, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü ile deprem bölgesinde devam eden çalışmalar, örnek şehirlerin kurulmasıyla tamamlanma aşamasına geliyor.

Deprem bölgesinde 45 bin 342 bağımsız bölüm daha teslim edilecek

Bölgede saatte 23, günde 550 konut üretimi tüm hızıyla devam ederken, çalışmalarda son viraja girildi.

15 Kasım Cumartesi günü Adıyaman’da düzenlenecek törende, Malatya’da 21 bin 760, Hatay’da 11 bin 320, Kahramanmaraş’ta 6 bin 523, Gaziantep’te 3 bin 834, Şanlıurfa’da 644, Adıyaman’da 376, Elazığ’da 354, Osmaniye’de 214, Tunceli’de 97, Sivas’ta 79, Bingöl’de 62, Diyarbakır’da 50, Kayseri’de 15, Adana’da 14 olmak üzere toplam 45 bin 342 bağımsız bölümün daha hak sahibi vatandaşlara anahtarları teslim edilecek.

En yüksek teslimat 21 bin 760 ile Malatya’da gerçekleşirken, Hatay’da ise bugüne kadar teslim edilen konut ve iş yeri sayısı 100 bine yaklaşacak.

Teslim edilen bağımsız bölüm sayısı 350 bin 178’e yükselecek

Yeni konutların teslimatıyla deprem bölgesi genelinde teslim sayıları 286 bin 708’i konut, 12 bin 189’u iş yeri ve 51 bin 281’i köy evi olmak üzere toplam 350 bin 178’e yükselecek.

Deprem bölgesindeki 11 ilde bu yılın sonuna kadar 358 bin 859’u konut, 31 bin 307’si iş yeri, 62 bin 817’si köy evi olmak üzere toplam 452 bin 983 bağımsız bölümün teslim edilmesiyle çalışmaların tamamlanması hedefleniyor.

Adıyaman’da teslim edilen bağımsız bölüm 38 bin 533’e yükselecek

Törene ev sahipliği yapacak olan Adıyaman, depremlerde ağır yıkıma uğradığı için inşa seferberliğinin en önemli merkezlerinden birini oluşturuyor.

Yeni ev ve iş yerlerinin tamamlanmasıyla birlikte Adıyaman genelinde teslim edilen bağımsız bölüm sayısı 38 bin 533’e yükselecek. Yıl sonuna kadar kentte 30 bin 835’i konut, 2 bin 580’i iş yeri ve 10 bin 158’i köy evi olmak üzere toplam 43 bin 573 bağımsız bölümün yapımı tamamlanmış olacak.

Adıyaman merkezde yer alan 349 bin 427 metrekare alandaki 160 blokta 1126’sı konut, 1213’ü dükkan, 820’si ofis olmak üzere toplam 3 bin 159 bağımsız bölümün inşası Emlak Konut GYO tarafından devam ediyor. Bölgede aynı zamanda 1 savcılık binası ile 3 çocuk evinin inşası da sürüyor.

TOKİ de Adıyaman merkezde bulunan Mara ve Musalla Mahallesi’nde yaklaşık 195 bin metrekare alanda 1179 konut ve 134 iş yerinin inşasını tamamladı. Bugüne kadar 419 konut hak sahiplerine teslim edildi, 760 konut ve 134 iş yerinin de yıl sonuna kadar teslimi planlanıyor.

Öte yandan 10 bin mühendis, mimar ve işçinin çalıştığı Türkiye’nin en büyük ikinci şantiyesi olan Adıyaman İndere’de 5 milyon metrekare alan üzerine 16 bin 467’si konut, 355’i iş yeri olmak üzere toplam 16 bin 822 ev ve iş yerinin inşası Emlak Konut tarafından devam ediyor.

Karadağ olarak anılan bölgede kayalık zeminde kurulan şantiyede, inşaatların büyük bölümünü tamamladı. Bugüne kadar 9 binden fazla ev ve iş yeri hak sahiplerine teslim edildi.

Bakan Kurum’dan törene ilişkin paylaşım

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, NSosyal hesabından törene ilişkin tanıtım filmini paylaşarak, “350 bin gurur, 350 bin umut. Memleket aşkıyla 350 bininci yuvamız da tamam. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle deprem bölgesinde 350 bininci konutumuzun anahtarını teslim ediyoruz.” ifadelerini kullandı.


Muhabir: Ayşe Karaosmanoğlu


Sağlık Bakanı Memişoğlu, 3. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’nde konuştu:

⁠”DSÖ ile yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda, GETAT alanında bir DSÖ İşbirliği Merkezi’nin Türkiye’de açılması için resmi süreci başlattık. Bu adım, ülkemizin geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanındaki uluslararası rolünü daha da güçlendirecek, Türkiye’yi bu alanda bir bölgesel merkez haline getirecektir” – “Elimde tuttuğum küçük kağıttan gemi belki kırılgan, belki zayıf görünüyor ama aslında içinde bir çocuğun yaşama hakkını, bir annenin duasını, bir insanlığın vicdanını taşıyor. Bu gemi, sadece Gazze’ye değil, hepimizin yüreğine sesleniyor. Çocuklar ölmesin, sağlık hakkı engellenmesin, insanlık onuruyla yaşasın”

İSTANBUL (AA) – Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile yürütülen görüşmeler sonucunda, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) alanında DSÖ İşbirliği Merkezi’nin Türkiye’de açılması için resmi süreci başlattıklarını belirterek “Bu adım, ülkemizin geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanındaki uluslararası rolünü daha da güçlendirecek, Türkiye’yi bu alanda bir bölgesel merkez haline getirecektir.” dedi.

Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı ve USHAŞ organizasyonu ile DSÖ işbirliğiyle İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen 3. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’nin açılışındaki konuşmasında, sağlığın yalnızca hastalıkların tedavisi değil, bireyin, toplumun ve çevrenin bir bütün olarak korunması, geliştirilmesi ve geleceğe taşınması olduğunu söyledi.

Bu yaklaşımın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanındaki karşılığı olan Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunun özünü yansıttığını belirten Memişoğlu, “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp insan odaklı ve bütüncül bir anlayışla ele alıyor, koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modelimizle tam bir bütünlük kuruyoruz.” diye konuştu.

Memişoğlu, Anadolu’nun binlerce yıl boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını, şifa sanatının, bilimin ve merhametin merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak “Kayseri’de Gevher Nesibe Sultan’ın öncülüğünde kurulan Darüşşifa, yalnızca bir hastane değil, hem tıp eğitiminin hem de hasta bakımının aynı çatı altında buluştuğu, insanı merkeze alan anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Bu köklü miras bizlere, sağlığın sadece hastalıkları iyileştirmekten ibaret olmadığını, korunması, geliştirilmesi ve geleceğe taşınması gereken bütüncül bir emanet olduğunu hatırlatmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.

•⁠ ⁠”Dünyada da referans alınabilecek standartları hayata geçirmeyi hedefliyoruz”

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’yle güçlü bir yasal çerçeve kazandırdıklarının altını çizen Memişoğlu, bilimsel temele dayalı, modern tıp ile entegre uygulamalar geliştirmek amacıyla TÜSEB bünyesinde Türkiye GETAT Enstitüsünü kurduklarını anlattı.

Memişoğlu, “Bugün geldiğimiz noktada 84 GETAT Uygulama Merkezi, 2 bin 160 uygulama ünitesi, 26 bini aşkın sertifikalı sağlık çalışanlarımızla akupunktur, fitoterapi, mezoterapi, kupa terapisi, hipnoz, apiterapi, refleksoloji, osteopati ve müzikterapi dahil 15 farklı yöntemi etik ve bilimsel standartlar çerçevesinde vatandaşımızın hizmetine sunuyoruz. Ayrıca aile hekimlerimizin sertifika almaları halinde akupunktur ve fitoterapi gibi uygulamaları doğrudan yapabilmelerini sağlayarak, bu hizmetlerin vatandaşımıza en yakın noktadan güvenli ve erişilebilir şekilde sunulmasının önünü açtık.” ifadelerini kullandı.

Bugün itibarıyla 38 aile hekimliği biriminin sertifikalarını alarak yetkinliğe sahip olduğunu aktaran Memişoğlu, şöyle devam etti:

“Böylece hem kayıtlı ve izlenebilir bu uygulamaları yaygınlaştırıyor hem de vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına hızlı ve etkili çözümler sunuyoruz. Amacımız geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının etkinliğini ve güvenilirliğini, kanıta dayalı bilimsel araştırmalarla desteklemek, ulusal ölçekte klinik rehberler hazırlamak, saha araştırmaları yürütmek ve güçlü veri tabanları oluşturmaktır. Bu sayede yalnızca ülkemizde değil, bölgemizde ve dünyada da referans alınabilecek standartları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda uluslararası akreditasyona sahip test ve analiz laboratuvarlarını hayata geçirerek tıbbi ürünlerin kalite, güvenlik ve etkileşim profillerini bilimsel temellere dayandırıyoruz.”

Memişoğlu, hekimler ve sağlık çalışanları için eğitim ve sertifikasyon süreçlerini güçlendirdiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Tıp fakültelerimizde geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın müfredata dahil edilmesi için gerekli adımları atmış bulunuyoruz. Bunun yanında, toplum sağlığını koruyan ve geliştiren politikalarla GETAT uygulamalarını bütünleştiriyor, sağlık turizmi ve kültürel miras rotaları ile Anadolu tıbbını uluslararası düzeyde görünür kılmayı hedefliyoruz. Bu çalışmalarımızı yalnızca ulusal ölçekte değil, küresel düzeyde de geliştirmek için DSÖ başta olmak üzere farklı ülkelerin enstitüleriyle iş birliklerimizi artırıyoruz. DSÖ ile yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda, GETAT alanında bir DSÖ İşbirliği Merkezinin Türkiye’de açılması için resmi süreci başlattık. Bu adım, ülkemizin geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanındaki uluslararası rolünü daha da güçlendirecek, Türkiye’yi bu alanda bir bölgesel merkez haline getirecektir.”

Memişoğlu, kongrenin sadece bilimsel bir bilgi paylaşım zemini olmadığını belirterek, aynı zamanda uluslararası işbirliklerinin, ortak araştırmaların ve karşılıklı deneyimlerin filizleneceği bir buluşma noktası olduğunu kaydetti.

Dünyanın farklı ülkelerinden sağlık alanında söz sahibi değerli bakanların ve bilim insanlarının bulunmasının kongreyi yalnızca Türkiye için değil, insanlığın ortak geleceği için de anlamlı bir platforma dönüştürdüğünü dile getiren Memişoğlu, kongrede paylaşılan vizyonun bir sağlık politikasından çok daha fazlası olduğunun altını çizdi.

Memişoğlu, “Bu vizyon Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefimizin ve koruyan, geliştiren, üreten sağlık modelimizin insanlığın ortak geleceğine sunduğu güçlü bir katkıdır. Çünkü geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın gerçek gücü, milletin yüzyıllar boyunca geliştirdiği bilgi ve tecrübeyi, modern bilimin ışığında insanlığın hizmetine sunabilmesinde yatmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

•⁠ ⁠”Şifa yalnızca ilaçla değil, kalpten kalbe kurulan köprülerle de taşınır”

Memişoğlu, kongrede insanlığa şifa sunan yolları konuşurken, Gazze’de yaşanan büyük insani trajediyi de göz ardı edemeyeceklerini dile getirdi.

En temel hak olan yaşam hakkının ihlal edildiği, hastanelerin ve sağlık çalışanlarının hedef alındığı, ilaç ve tedaviye erişimin engellendiği bu tablonun yalnızca bölgenin değil, insanlığın ortak vicdanını derinden yaraladığını vurgulayan Memişoğlu, şunları kaydetti:

“Bakın, bu elimde tuttuğum küçük kağıttan gemi belki kırılgan, belki zayıf görünüyor ama aslında içinde bir çocuğun yaşama hakkını, bir annenin duasını, bir insanlığın vicdanını taşıyor. Bu gemi, sadece Gazze’ye değil, hepimizin yüreğine sesleniyor. Çocuklar ölmesin, sağlık hakkı engellenmesin, insanlık onuruyla yaşasın. Biz inanıyoruz ki şifa yalnızca ilaçla değil, kalpten kalbe kurulan köprülerle de taşınır. Bu küçük gemi, Gazze’ye uzanan merhametin, dayanışmanın ve insanlık onurunun sembolüdür. Diliyorum ki bu gemi, Gazze’nin karanlık sularına ışık taşısın, yaralı kalplere umut, çocuklara yarın olsun.”

Programa ayrıca, DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus da video mesaj gönderdi.

Programda, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nda bütüncül tıp yaklaşımıyla sağlık hizmet sunumuna katkı yapan hastane yöneticileri ve hastanelerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp birimi hekimlerine teşekkür belgesi verildi.

Aile fotoğrafının çekinilmesinin ardından Bakan Memişoğlu ve beraberindekiler kongredeki stant ve sergi alanını gezdi.

Programa Azerbaycan, Bulgaristan, Moğolistan, Suriye ve Gürcistan’dan sağlık bakanlığı yetkilileri, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, Sağlık Bakanı yardımcıları, milletvekilleri ile İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner ve çok sayıda kişi katıldı.

31 ülkeden yaklaşık 1700 katılımcının yer aldığı kongre, 3 gün sürecek.

Sektörde Menajer Çemberi

Bükre Sena Sait

Sosyal mecralarda ve basın ayağında bugüne kadar profesyonel bir serzenişte ya da eleştiride bulunmadım. Fakat artık bazılarının yalnız olmadığını bilmeye ihtiyacı olduğunu gördüm.

Yıllar içinde sinema sektörünün birçok alanında faaliyet gösterme ve farklı meslekleri gözlemleme fırsatım oldu. Paradigmaları ayrı ayrı zor ama hepsinde ortak olan bir gerçek var: Müthiş yaratıcılık, inisiyatif, bitmeyen mesailer ve sayfalarca tecrübeye rağmen hala iş bulmakta zorlanan sektör paydaşları… Yapımcısından set amirine kadar herkes, tecrübesine rağmen “ricacı” olmak zorunda bırakılıyor. Çemberi daraltan birkaç kişi dışında herkesin ortak noktası bu.

Bu noktada beklenen şey “taviz.” Neyden mi? Kişiliğinden, paylaşımlarından, yazdığın hikayenden, kaşe beklentinden, fiziğinden, dostlarından, ideolojik görüşünden. Kamera önünde ya da senarist/yönetmen olarak ayakta kalmak için taviz verseniz dahi, çoğu zaman sizi “eleme, mülakat, görüşme” aşamasına bile götürmeyen bir blokaj var.

İşte bu blokaj, 25 yıl önce “köprü, destek, yol arkadaşı” olarak görülen menajerlik sisteminden doğdu. Bugün ise koca bir dolambaç. Elbette hakkı yenmiş menajer dostlarımı bu çemberin/meclisin dışında tutarak söylüyorum: Yapımcının dahi üzerinde bir menajer dolambacı gerçeği var. Oyuncuyu önce eskitip sonra kabul etmeyen, yeni oyuncu alımını çoğu zaman “referans ya da torpil” üzerinden değil, sıcak para üzerinden yapan bir düzen…

Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta şu: Menajerlik Türkiye’de aslında 2000’lerden sonra, dizilerin global pazara açılmasıyla ciddi bir güç odağına dönüştü. Başlangıçta oyuncunun hakkını savunmak için doğmuş bir sistem, bugün oyuncunun önünü tıkayan bir yapıya evrildi.

Sektörün en iyi menajerleriyle görüştüğümde gözlemim daha da netleşti. Birinin yan odasında, televizyonlarda aranan neredeyse tüm karakterlerin dosyası duruyordu. Ve o karakterler üzerinde tek tek söz sahibilerdi. Kendi oyuncuları olmasa bile, pazarlık yaptıkları bir başkasının oyuncusunu off the record işe sokuyorlar. Rakibi olan bir başka menajer ise aynısının lacivertini yapıyor ama birbirine suç atıyorlar, birbirlerinin magazin haberlerini yapıyorlar. Yönetmenini bir işe soktuklarında, o yönetmenin yine kendi oyuncusunu seçme pazarlığını yürütmesi de cabası. Seçimler şirkette değil, akşam yemeklerindeki sözde dostane sohbetlerle yapılıyor.

Genel olarak hepsinin diline pelesenk olmuş bir cümle var: “Şu an alım yapmıyoruz.” Hayır. Aslında sordukları şu: “Şu an bana para getirebilir misin? Seni hemen pazarlayabileceğim bir güzelliğin yanında, akşam yemeklerine gidebilecek bir karakterin var mı?”

Senaryo tarafında da durum farklı değil. Bir senaristin bölümleri gizlice başka kalemlere yazdırılırken, WhatsApp gruplarında samimiyet görüntüsü altında dışlayıcı rekabet yaşanıyor. “Sen cast direktörü olunca benden al, ben olunca senden alırım” sözüne bianen yabancıya gitmesin pazarlığı dönüyor. Bazılarının hiç böyle oyunlara ihtiyacı yok zira kanalın bir numaralı adamı. Kanal/yapım yoğunluğu nedeniyle de yeni menajerlere güvenemiyor ya da reklam yüzü haline gelmiş başrolün menajerini karşısına almak istemiyor.

Dolayısıyla ayakta kalabilen az sayıdaki menajer, “garanti” gördüğü nadir isimleri bünyesine alıyor. Kendi kendini sunmaya kalktığında ise “hiç profesyonel ve etik değil” deniyor. Komik bulurum bu noktayı. Hatta yapımcıya doğrudan girdiğinde bile çoğu kez aynı cevapla karşılaşıyorsun: “Bu şekilde giremezsin, menajerle gelmen lazım.” Çünkü perde arkasında olmayan oyuncu, torpil isteyip ricacı olan birine dönüşüyor. Bir diğer masada ana castı aynı menajerin oyuncularıyla doldurursa “yarı fiyatına” alacağı başrol pazarlığı dönüyor. Ne ironiktir ki seçildikten sonra yapım tarafı da “aslında menajere gerek yok, bir noktadan sonra asistanın olsa kafi. Boşuna ödeme yapıyoruz” cümlelerini kullanıyor. Tabii bu konjonktürde müşteriler başka dükkana sokulmuyor. Aynı kısır döngü prodüksiyon ve reji tarafında da var. Esnaf insan olduğumuzu bu sektörde de gösteriyoruz.

Ama mesele sadece ekonomik değil. Bu çember, oyuncunun psikolojisini de zedeliyor. “Sen iyi oyuncusun ama piyasada işleyemezsin” denilerek özgüveni kırılıyor, kendi emeğini küçümsemek zorunda kalıyor. Yeni gelen genç oyuncular, yazarlar, yönetmenler ise daha ilk adımda bu duvarla karşılaşıyor. Bu yüzden birçok yetenek, daha yolun başında sektörden kopuyor.

Evet, kimse kimseyi kadrosuna almak zorunda değil. Ama o halde birbirimizi buna muhtaç etmeyelim. Dünyada satış rekorları kırdığımız dizi sektöründe, içeride oyunculuğu bir nevi “dilencilik” haline getirdi bu çember. Dışarıda global başarı yaşarken içeride lokal bir çemberin içine sıkışmak büyük bir ironi değil mi?

Sanırım artık sektör şeffaflığa muhtaç. Umuyorum ki bu daralan çemberde, sunumlarımızı açık self-tape mantığıyla kendimiz yapabiliriz ve bu “torpil” gibi algılanmaz. Zira en büyük torpil, bu çemberin ta kendisindedir. Menajer bir zorunluluk değil, bir seçim olmalı. Çıkışı da böyleydi zaten.

Vesselam.

BASAM Heyeti Kosova’da Temaslarda Bulundu

Türk İş Dünyası, Yatırım Fırsatları İçin Kosova’da Nabız Tuttu

Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) öncülüğündeki iş insanları heyeti, “Evlad-ı Fatihan” olarak anılan Kosova’da siyaset ve ekonomi çevreleriyle bir araya gelerek yeni işbirliği kapılarını araladı. Ziyaretin odak noktasında ise sağlık sektörü vardı.

PRİŞTİNE – Türkiye’nin bölgedeki ekonomik varlığını güçlendirme hedefiyle hareket eden Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM), yatırım rotasını bu kez dost ve kardeş ülke Kosova’ya çevirdi. BASAM Başkanı Rıfat Sait liderliğindeki, ağırlıklı olarak sağlık sektöründen 15 kişilik iş insanı heyeti, Kosova’da bir dizi kritik temas gerçekleştirerek yatırım potansiyelini yerinde inceledi.

Bu yoğun temas trafiğinin ilk duraklarından biri siyaset koridorları oldu. Heyet, Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka ile bir araya gelerek, bölgedeki yatırım iklimini ve Türk girişimciler için doğan fırsatları masaya yatırdı. Heyet, ekonomik bağları güçlendirme misyonu kapsamında Türkiye’nin Priştine Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Seda Ulukaya’yı da ziyaret ederek, güncel mevzuatlar ve devlet teşvikleri hakkında en yetkili ağızdan bilgi aldı.

Siyasi temasların yanı sıra, sahanın nabzı da tutuldu. Tarihi Prizren şehrinde Esnaf Derneği’ni ziyaret eden heyet, yerel iş insanlarının beklenti ve taleplerini dinledi. Başkent Priştine’de ise özellikle sağlık alanında faaliyet gösteren girişimcilerle bir araya gelerek somut işbirliği imkanlarını görüştü.

“AVRUPA’YA AÇILAN KAPIMIZ BALKANLAR”

Kosova temaslarını AA muhabirine değerlendiren BASAM Başkanı Rıfat Sait, bu ziyaretin yalnızca Kosova ile sınırlı kalmayıp Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Karadağ’ı da kapsayan bir Balkan turu olduğunu belirtti. Balkanlar’ın Türkiye için stratejik önemine vurgu yapan Sait, “Balkanlar, bizim için Avrupa’ya açılan kapıdır. Bu topraklarda ticari ve kültürel varlığımızı güçlendirmek, en temel hedeflerimizden biri,” dedi.

Kosova’nın Türk yatırımcılar için büyük bir potansiyel barındırdığını ifade eden Sait, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki ülke arasındaki serbest ticaret anlaşması, düşük lojistik maliyetleri, uygun iş gücü ve sunulan teşvikler, Kosova’yı cazip bir yatırım merkezine dönüştürüyor. ‘Evlad-ı Fatihan’ olarak gördüğümüz bu topraklarda, özellikle sağlık sektöründe ciddi fırsatlar mevcut. Bu tür iş gezilerimizle köprüler kurmaya devam edeceğiz.”

TİCARİ İLİŞKİLER SAĞLAM ZEMİNDE

BASAM heyetinin bu ziyareti, iki ülke arasında zaten güçlü olan ekonomik bağların üzerine inşa ediliyor. Resmi veriler, Türkiye’nin son üç yıldır Kosova’nın en çok ithalat yaptığı ülke olduğunu gösteriyor. İki ülke arasında 2019’da yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması, bu başarılı tablonun en önemli hukuki zeminini oluşturuyor.

“Türkiye’nin diğer illerine örnek olmalı” – Birlik Haber Ajansı

ADANA – BHA

‘Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik Buluşmaları’ kapsamında Adana’da düzenlenen programa katılan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, programın ardından Sarıçam’da geçtiğimiz 13 Eylül’de açılışı gerçekleştirilen Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesini ziyaret etti.

İlk olarak Sarıçam Belediyesi hizmet binasında Başkan Bilal Uludağ ile bir araya gelen Özdemir, ilçeye kazandırılan hizmet ve projeler hakkında bilgi aldı. Ardından Başkan Uludağ ile birlikte Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi’ni gezen Özdemir, müzedeki özel eşyaları, kıyafetleri, plak ve kasetleri inceledi; Nisan Yağmuru Müzik Kütüphanesi, Emmioğlu Yazlık Sineması ve Şekerci Çırağı Sanat Atölyesi gibi bölümlerde incelemelerde bulundu.

Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan İsmail Özdemir, Ferdi Tayfur’un sadece Adana’nın değil, Türk milletinin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi “Ferdi Tayfur, eserleri ve şahsiyetiyle yüzyıllar boyunca anılacak muazzam bir sanatçıdır. Böylesine büyük bir sanatçının memleketinde, böylesi anlamlı bir eseri görmekten büyük memnuniyet duydum.

Bu müze yalnızca Ferdi Tayfur’un sanatını ve kişiliğini yansıtmıyor; aynı zamanda Adana’nın sanat potansiyelini de geleceğe taşıyan bir kültür mirası niteliği taşıyor. Türkiye’de yalnızca Milliyetçiliğin değil aynı zamanda kültür ve sanatın yaşatılması konusunda da fikir önderi olan, aynı zamanda Ferdi Tayfur hayranlığı tüm kamuoyunca malum olan Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in talimatları doğrultusunda böylesine eşsiz bir çalışmayı ortaya koyan, üretken belediyeciliğin vizyonunu sanata ve kültüre yansıtan Sarıçam Belediye Başkanımız Sayın Bilal Uludağ’ı kutluyorum.”

Dünyanın farklı ülkelerinde birçok sanat merkezini gezme imkanı bulduğunu, ancak Ferdi Tayfur adına yapılan bu müzenin çok özel bir eser olduğunu dile getiren Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü “Henüz açılışının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen bu müze, estetiği, mimarisi ve içeriğiyle taşıdığı vizyonu açıkça ortaya koyuyor. İnanıyorum ki Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin en önemli sanat merkezlerinden biri haline gelecektir. Ayrıca akşam saatlerinde bile vatandaşlarımızın aileleriyle birlikte burayı ziyaret etmesi, çocuklarıyla güzel anılar biriktirmesi de bu eserin maksadına ulaştığını göstermektedir. Hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

BHA

MHP Adana “Büyük Buluşma”ya hazır! – Birlik Haber Ajansı

ADANA – BHA

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda başlatılan “Asırlık Birlik, Sonsuz Kardeşlik” temalı “Terörsüz Türkiye İçin Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları” kapsamında 27 Eylül Cumartesi günü Adana’da düzenlenecek olan büyük toplantıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, basın mensuplarıyla gerçekleştirilen sohbet programında, Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın’ın divan başkanlığında 27 Eylül Cumartesi günü saat 13.00’te Adnan Menderes Kapalı Spor Salonu’nda yapılacak toplantının, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine güçlü bir katkı sunmayı amaçladığını ifade etti.

Başkan Yusuf Kanlı, “Liderimiz Sayın Devlet Bahçe’nin çizdiği vizyon doğrultusunda; kardeşliği büyütmek, birliği pekiştirmek ve teröre karşı topyekûn duruşumuzu göstermek için bu buluşmaya herkesi davet ediyoruz.” diyerek; tüm Adanalıları ve Çukurova halkını bu anlamlı programa katılmaya çağırdı.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkan Vekili ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir’in misafir olarak katıldığı basınla sohbet toplantısında MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, MHP Adana’nın ev sahipliğinde yapılacak toplantıya Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Karaman, Kayseri, Mersin, Nevşehir, Niğde teşkilatlarının da iştirak edeceğini bildirdi.

BHA

Kathimerini gazetesi: Savunma sanayisi Ankara’yı yabancı silah bağımlılığından kurtardı

AA

ATINA (AA) – Kathimerini gazetesinin “Türkiye’nin silahlanması Yunanistan’a baş ağrısı yapıyor” başlıklı haberinde, Türkiye’nin son yıllarda silahlanma alanında attığı adımlar ile Yunanistan’ın bu alandaki mevcut hali karşılaştırıldı.

Türkiye’nin süratle gelişen savunma sanayisinin Yunanistan için hem askeri hem de diplomatik açıdan zorluklar yarattığı belirtilen haberde, “Güçlü ve kendi kendine yetebilen Türk savunma sanayisi Ankara’yı yabancı silah bağımlılığından kurtardı ve çatışma halinde NATO müttefiklerinden gelebilecek olası bir ambargoya karşı dayanma gücü verdi. Aksine, Yunanistan mühimmat konusunda bile kendi kendine yetebilmekten çok uzak kaldı ve bu onu korumasız bırakıyor.” ifadesi yer aldı.

Haberde, Türkiye’nin savunma kabiliyetlerini Avrupalı güçlerle bağlarını güçlendirmek için kullanabilmesinin Atina için endişe verici olduğu belirtildi.

İspanya ve İtalya’nın savunma sanayisi alanında şimdiden Türkiye ile işbirliğine gittiği ve Avrupa’daki diğer ülkelerin de benzer işbirliklerine gidebileceği vurgulanan haberde, Baykar tarafından üretilen insansız hava araçları (İHA) da dahil olmak üzere Türk savunma sanayisinin ürünlerinin Avrupa’ya çekici bir alternatif sunduğunun altı çizildi.

“Yunanistan, Türkiye’nin gerisinde kalmaya devam ediyor”

Haberde, Yunanistan’ın ise ekonomik kriz sürecindeki kemer sıkma politikaları nedeniyle birkaç istisna dışında savunma sanayisinde gerilediğine dikkati çekildi.

Yunanistan’ın yerli üretimde çok fazla ileri gidemediği kaydedilen haberde, “Tüm çabalara rağmen Yunanistan, savunma sanayisi diplomatik bir araç olarak kullanılan ve Avrupa savunma şirketleri için rekabet gücü yüksek bir partner olarak hizmet veren Türkiye’nin gerisinde kalmaya devam ediyor. Bölgesel gerginlikler devam ederken yerli kapasitenin yeniden inşası, Atina için önemli bir önceliktir.” ifadesi yer aldı.

Muhabir: Derya Gülnaz Özcan

Antalya’ya 8 ayda gelen turist sayısı 12 milyona yaklaştı

AA

ANTALYA (AA) – Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, kent ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre 37 bin 953 artışla 2 milyon 711 bin 395 ziyaretçiyi ağırladı. Antalya’ya bu dönemde en çok turist gönderen ülkeler sıralamasında Rusya ilk, Almanya ikinci ve İngiltere üçüncü sırada yer aldı.

İngiltere’yi, Polonya, Romanya, Kazakistan, Ukrayna, Hollanda, Çekya ve Slovakya takip etti. Ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre Ukrayna yüzde 29, Rusya yüzde 6, Almanya pazarında ise yüzde 5 artış kaydedildi.

2 ana pazarda 2 milyon barajı aşıldı

Öte yandan 1 Ocak-31 Ağustos tarihlerinde Antalya, 11 milyon 702 bin 733 yabancı turistin tatil rotasında yer aldı. Bu dönemde Rusya 2 milyon 664 bin 54 turistle ilk sıraya yerleşti. Rusya’nın ardından 2 milyon 205 bin 309 ziyaretçi ile Almanya ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sırada bulunan İngiltere’den de 8 ayda 1 milyon 116 bin 23 turist geldi.

Ana pazarlarımız Rusya ve Almanya

Kemer Yöresi Tanıtım Vakfı Başkanı Volkan Yorulmaz, AA muhabirine, kentteki turist hareketliliğin devam ettiğini ve ileriki aylar için de rezervasyonlarının iyi durumda olduğunu söyledi.

Turist yoğunluğunun birkaç ay daha devam etmesini beklediklerini dile getiren Yorulmaz, “Rusya ve Almanya, Antalya çanağının ana iki pazarı. Arkadan İngiltere ve Polonya geliyor.” dedi.

Antalya’nın özellikle “her şey dahil” sisteminde çok iyi konumda olduğunu aktaran Yorulmaz, ancak kentte kültür, spor gibi alternatif turizm faktörleriyle turisti otelden dışarı çıkardıklarını kaydetti.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca antik kentlere, müzelere yapılan yatırımların turizmin çeşitlenmesi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Yorulmaz, turizmcilerin de spor organizasyonları gibi etkinliklere ağırlık verdiğini ifade etti.

Muhabir: Hatice Özdemir Tosun

TBF Başkanı Türkoğlu’ndan A Milli Takım değerlendirmesi: Şu an bir hikaye yazma yolundalar

AA

RIGA (AA) – Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Başkanı Hidayet Türkoğlu, 2025 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda (EuroBasket 2025) 4’te 4 yapan A Milli Takım’ın güzel bir hava yakaladığını ve bunu sürdüreceğine inandığını belirterek, “Şu an bir hikaye yazma yolundalar. İnşallah gururla taşıyacakları bir başarı elde ederler.” dedi.

Başkan Türkoğlu, EuroBasket 2025’te Türkiye’nin grup maçlarını oynadığı Letonya’nın başkenti Riga’da AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Şampiyonada son 16 turuna yükselmeyi garantileyen ve yarın A Grubu’nda Sırbistan’a karşı liderlik maçına çıkacak ay-yıldızlı ekibi tebrik eden Hidayet Türkoğlu, “Güzel bir birliktelikleri var. Bunu her geçen gün katlayarak ileri noktaya götürdüklerini görebiliyoruz. Herkesin keyif aldığı ve gurur duyduğu noktadayız. Takım içerisindeki pozitif enerjiyi herkes görüyor. Güzel bir enerji yakaladılar. İnşallah böyle devam eder.” diye konuştu.

A Milli Basketbol Takımı’nın oynadığı basketbolla keyif verdiğini vurgulayan Türkoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“İlk hedefimiz grubumuzu en üst sırada tamamlayıp, çapraz eşleşmedeki en iyi avantajı sağlamaktı. Grubu ilk 2’de bitirmeyi garantiledik. Yarın da liderlik için çok önemli maça çıkacağız. İyi bir yolda olduğumuzu düşünüyorum. Ancak henüz bir şeyi başarmış durumda değiliz. Takım da bunun bilincinde. Yarın da aynı motivasyonla grup liderliği için sahaya çıkacaklar. Onlara başarılar diliyorum. Her geçen gün daha iyi takımlara karşı oynama fırsatı yakalayacağız. Sırbistan da bunlardan biri. Onlar ekol ve yıllardır bu tecrübeleri yakalamış bir ülke. Biz de güzel bir hava yakaladık. Çok keyifli bir maç olacağını düşünüyorum. İnşallah sevinen taraf biz oluruz. Yenersek istediğimiz hedef doğrultusunda işimizi biraz daha sağlam adımlarla atmaya devam etmiş olacağız.”

“İstediğimiz hedeflere doğru yavaş yavaş yükseldiğimizi görürüz”

Hidayet Türkoğlu, EuroBasket 2025’te madalya yolunda çeyrek finale yükselmenin çok önemli olduğunu aktardı.

Turnuvada çok iyi mücadele ettiklerini aktaran Türkoğlu, “Türk Milli Takımı’nı, hak ettiğimize inandığımız için sahnede en üst seviyede görmek istiyoruz. Şu an güzel bir hava yakaladık. Sporcular da bunun bilincinde. Sahada mücadelesini vermeye devam edecekler. İlk 8’e girmeden bir şey başardığımızı hiçbir zaman düşünmedim. Oynadığımız basketbolla bunu yapabilecek kapasitedeyiz. Bunu başardığımız zaman geleceğe yönelik doğru adımlar attığımızı söyleyebiliriz. Bunu başardığımız zaman inşallah istediğimiz hedeflere doğru yavaş yavaş yükseldiğimizi görürüz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bir hikaye yazma yolundalar”

Başkan Türkoğlu, A Milli Takım’ın şampiyonada hikaye yazma yolunda olduğunu ve oyuncuların gururla taşıyacakları bir başarı elde edeceğine inandığını dile getirdi.

Takımdaki pozitif enerjinin sahaya yansıdığının altını çizen Türkoğlu, “Buradaki arkadaşlarımızın hepsini, kardeşim olarak görüyorum. Bir başkan olarak değil abileri olarak onlarla bir diyalog kurdum. Onlara söylediğim sözler vardı. Sporculuk zamanımızda kendimizin hikayelerini yaşadık. Onlar da şu an bir hikaye yazma yolundalar. İnşallah kariyerleri için ileride her zaman gururla taşıyacakları bir başarı elde ederler. İnşallah bu arkadaşlarımız da hak ettikleri ve verdikleri mücadele sonunda güzel bir başarı elde ederler.” şeklinde görüş belirtti.

“Alperen, NBA’deki sezonun devamını milli takıma da yansıtıyor”

Hidayet Türkoğlu, A Milli Takım’ın yıldız oyuncusu Alperen Şengün’ün geçen sezon NBA’de sergilediği performansı EuroBasket 2025’e de taşıdığını söyledi.

Şampiyonadaki ilk 4 maçta ay-yıldızlıların en etkili ismi olan 22 yaşındaki pivotla ilgili övgü dolu ifadeler kullanan Başkan Türkoğlu, “Alperen, NBA’deki sezonun devamını şu an milli takıma da yansıtıyor. Alperen’in geçen sezon All-Star’ın verdiği başarıyı ve öz güveni sahaya her anlamda yansıttığını görüyoruz. Bu bizi de çok mutlu ediyor. Bu genç yaşında bu derece öz güvenli oynaması ve çok iyi bir takım oyuncusu olduğunu göstermesi bizi çok mutlu ediyor. O ve yanındaki genç arkadaşlarımız bu formayı uzun yıllar taşıyacak. İnşallah milli takımımızı başarılara götürürler.” ifadelerini kullandı.

“İnşallah ‘Triple double’ yapabilir”

Başkan Türkoğlu, “Alperen Şengün’ün EuroBasket 2025’in geride kalan bölümünde “Triple double” yapabileceğine inanıyor musunuz? sorusunu şöyle yanıtladı:

“İnşallah. Takımın sayı, ribaunt ve asist anlamında en çok katkı sağlayan ismi. Bu süreç de turnuvanın ilerleyen maçlarında mutlaka gelecektir. Bu anlamda kendisini çok geliştirmiş bir sporcu. Keşke geçen maç o başarıyı elde etseydi. Takım arkadaşlarıyla çok güzel bir uyumu var. Kaptanımız da çok güzel liderlik yapıyor. Diğer arkadaşlarımız çok güzel katkı sağlıyorlar. İnşallah da böyle devam eder.”

Son olarak Türk taraftarlara da milli takıma desteklerinden dolayı teşekkür eden ve çağrıda bulunan Hidayet Türkoğlu, “Portekiz maçında seyircimiz, takımımızın güzel performansına tribünlerde 10. Yıl Marşı ve İzmir Marşı ile destek verdi. Güzel bir atmosfer vardı. Her geçen gün bu başarıyı gören basketbolseverlerin milli takımı yalnız bırakmayacağına inanıyorum. İnşallah yarın ve hafta sonu da tribünde takımımızı yalnız bırakmazlar ve onları desteklerler.” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Emre Doğan

Dünyada bu hafta bir dizi etkinlik sanatseverlerle buluşacak

AA

İSTANBUL (AA) – Güney Kore’nin başkenti Seul’de 3-6 Eylül’de “Frieze Seoul 2025” fuarı gerçekleşecek. Gangnam COEX’de düzenlenecek fuarda, 30’u aşkın ülkeden 120’den fazla galeri yer alacak. Performanslar, filmler, söyleşiler ve sanatçı projeleriyle dolu zengin bir programın sunulacağı fuarda Lehmann Maupin, Hauser & Wirth, Gagosian gibi global galerilerin yanı sıra sanatçı merkezli katılımlar da dikkati çekiyor. Fuarda retrospektifler Lee Bul, Mark Bradford ve Kim Tschang-Yeul gibi isimlere odaklanıyor.

İlki 2002’de yapılan “KIAF Art Seoul” 4-6 Eylül’de Seul’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Fuar 20’den fazla ülkeden 175 galeriyi konuk edecek.

Güney Afrika Johannesburg’da bulunan Sandton Convention Centre’da 5-7 Eylül’de “FNB Art Joburg 2025” fuarı yapılacak. Fuar kıta genelinden birçok sanatçıyı ve kreatifi bir araya getiren ticari ve kültürel bir etkinlik olarak göze çarpıyor.

Bu yıl 58. yılını kutlayan “Penrod Arts Fair”, ABD’nin Indianapolis şehrinde 5-6 Eylül’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Fuarda, ülke genelinden 1000’i aşkın sanatçı eserlerini sergileyecek.

Kağıt tabanlı eserler, bağımsız galeriler ve koleksiyon ürünlerine odaklanan “Collectible New York” fuarı WSA’da, “Art on Paper NYC” fuarı ise Manhattan’s Pier 36’da, 4-7 Eylül’de New York’ta sanatseverlerle buluşacak.

Sergiler

Alberto Giacometti ile çağdaş sanatçı Mona Hatoum’un etkileyici diyaloğunu keşfe çıkaran “Encounters: Giacometti x Mona Hatoum” sergisi 11 Ocak 2026’ya kadar İngiltere’nin başkent Londra’da Barbican’da sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Jean-François Millet’in ünlü “The Angelus” tablosu ile kırsal yaşamı onurlandıran eserlerinin yer aldığı “Millet: Life on the Land” sergisi, 19 Ekim’e kadar Londra’da National Gallery’de açık kalacak.

Lindsey Mendick’in Tudor döneminde güç ve cinsiyet ilişkilerine dair güçlü bir bakış sunan, tarihi ve sembolik anlatılarla dolu sergisi “Wicked Game”, 31 Ekim’e dek İngiltere’de Kenilworth Castle’da görülebilecek.

Hafıza, yokluk ve ev ile kimlik temalarını estetik bir dille işleyen Do Ho Suh’un “Walk the House” sergisi 26 Ekim’e kadar Londra’da Tate Modern’de ziyarete açık olacak.

Londra’da Somali kültürüne adanmış ilk kalıcı sergi alanı olan Culture House, perşembeden pazar gününe kadar el yapımı taraklardan horoz çanlarına kadar 150’den fazla eseri barındırıyor. Mekanda sergilerin yanı sıra şiir atölyeleri de düzenleniyor. Ayrıca dijital arşiv de erişime açık.

Avrupa’da sergiler

Guatemalalı sanatçı Vivian Suter’in, neredeyse 500 eserle oluşturduğu canlı ve soyut dünyayı sunduğu “Disco” sergisi ile Vietnam’ın Fransa ile tarihi bağlarını multimedia ile işleyen Thao Nguyen Phan’ın “Le Soleıl Tombe Sans Un Bruit” sergisi Fransa’nın başkenti Paris’te, Palais de Tokyo’da 7 Eylül’e kadar ziyaretçileri bekliyor.

Işık ve algı üzerine fotoğraf çalışmaları sunan Catherine Balet’in “Albedo” sergisi 4 Ekim’e kadar Paris’te Bigaignon galerisinde izlenebilir.

Ai Weiwei ve Subodh Gupta gibi birçok sanatçının eserleriyle modern yaşam mekanlarını estetikle buluşturan “Pieces a vivre” sergisi 29 Ekim’e kadar Paris’te Galleria Continua’da görülebilecek.

Valerie Ghoussaini’nin “Girls Just Want to Have Fun” başlıklı monokrom resim sergisi, 29 Eylül’e kadar Beyrut’taki Wadi 99 Art Gallery’de ziyaret edilebilecek.

“Yoko Ono: Unfinished” sergisi, Karadağ’daki Museum of Contemporary Art of Montenegro’da (MCAM) 15 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.

Nadezhda Dzhakova’nın küratörlüğünü üstlendiği Milko Pavlov sergisi 12 Ekim’e kadar Sofia Arsenal – Museum of Contemporary Art’ta görülebilir.

Film Festivalleri

İtalya’nın Venedik şehrinde başlayan Venedik Film Festivali’nin 82. edisyonu, 6 Eylül’e kadar devam edecek.

Festival bu yıl kırmızı halı etkinliği kadar, Filistin’e destek verenlerin gerçekleştirdiği protestolarla da adından söz ettirdi.

50. yılını kutlayan “Toronto Uluslararası Film Festivali” 4-14 Eylül’de Kanada’nın Toronto şehrinde sinemaseverleri konuk edecek.

Deauville Amerikan Film Festivali 4-14 Eylül’de Fransa’da gerçekleşecek.

Konserler

İngiliz rock müzik grubu Coldplay yarın, 4 ve 6 Eylül’de, Hintli şarkıcı ve besteci Arijit Singh 5 Eylül’de Londra’da, Yusuf İslam 6 Eylül’de Cambridge’de konser verecek.

Kanadalı şarkıcı ve şarkı sözü yazarı Bryan Adams 6 Eylül’de İngiltere’nin Chelmsford şehrinde, İngiliz şarkıcı Robbie Williams 7 Eylül’de Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da, Norveçli DJ Alan Walker 5 Eylül’de Kazakistan’ın Almatı şehrinde sahne alacak.

İtalyan tenor Andrea Bocelli 6 Eylül’de Slovakya’nın başkenti Bratislava’da, Kanadalı rapçi AP Dhillon, 7 Eylül’de Dubai’de hayranlarıyla buluşacak.

Whoopi Goldberg gösterisi 4 Eylül’de Londra’da, 5 Eylül’de Cardiff’te gerçekleşecek.

Muhabir: Hilal Uştuk

Ederson, Fenerbahçe’nin 10. yabancı kalecisi oldu

AA

İSTANBUL (AA) – Transferde oldukça hareketli bir süreç geçiren sarı-lacivertliler, yeni oyuncularını Avrupa listesine eklemek için üst üste imzalar attırıyor. Aynı gün içinde Marco Asensio ve Kerem Aktürkoğlu transferlerini açıklayan kulüp, uzun süredir yaşadığı kaleci sorununu ise dünyaca ünlü bir isimle giderdi.

Fenerbahçe, Benfica’da gösterdiği performansın ardından uzun yıllar İngiltere’nin dev kulüplerinden Manchester City’nin kalesini koruyan Ederson’u renklerine bağladı.

Sarı-lacivertli takımın 31. Brezilyalı futbolcusu olan Ederson, aynı zamanda bu ülkeden alınan ikinci kaleci olarak kayıtlara geçti.

Unutulmaz birçok futbolcusunu Brezilya’dan kadrosuna katan sarı-lacivertliler, 10 yıl aranın ardından bu ülkeden bir kaleci transferi yaptı.

Başkan Ali Koç döneminde Fenerbahçe’ye katılan 114. isim olan Ederson, kulüp tarihindeki 204. yabancı oyuncu olarak kayıtlarda yer aldı.

İlk yabancı kaleci Yugoslavya’dandı

Sarı-lacivertlilerin ilk yabancı kalecisi, Yugoslav file bekçisi Vasille Radovic olmuştu.

Fenerbahçe’ye 1966-1967 sezonunda transfer olan Radovic’in ardından iki yıl sonra Rumen kaleci Ilie Datcu transfer edilmişti. “Sarı Kanaryalar”ın kalesini 6 sezon (1969-1975) koruyan Datcu, Fenerbahçe’yle 2 lig şampiyonluğu yaşamıştı.

Fenerbahçe, Datcu’dan sonra 1977 yılında bir başka Yugoslav file bekçisi Radmilo Ivancevic’e kalesini teslim etmişti. Sarı-lacivertlilerde Yugoslav kaleci geleneği Zvan Lukovcan’la sürmüştü.

Efsane bir kaleci daha transfer edilmişti

Fenerbahçe, 1988 yılında dünyaca ünlü Alman file bekçisi Tony Schumacher’i transfer ederek adından söz ettirmişti.

Todor Veselinovic yönetimindeki Fenerbahçe’ye 1988’de transfer olan ve 1991 yılına kadar forma giyen ünlü kaleci, sarı-lacivertli takımda ilk sezonunda şampiyonluğa uzanmıştı. Fenerbahçe’de kaptanlıkta yapan Schumacher, sarı-lacivertli formayı 109 resmi maçta giymişti.

Schumacher’den sonra 12 yıl yabancı kaleci transferi yapmayan ve uzun süre Türk kalecilerle yoluna devam eden sarı-lacivertliler, ardından Türk kaleciler Volkan Demirel ve Recep Biler’in yanına 2003 yılında Alman eldiven Robert Enke’yi getirmişti.

İlk Brezilyalı kaleci Fabiano

Fenerbahçe, Robert Enke’den sonra 12 yıl yabancı kaleci transfer etmemişti.

Bu süreçte kalesini Türk eldivenlere emanet eden sarı-lacivertliler, 12 yıl sonra ilk yabancı kaleci transferini Brezilyalı file bekçisi Fabiano ile gerçekleştirmişti.

Fenerbahçe tarihindeki ilk Brezilyalı kaleci olan Fabiano’nun performansı tartışmalara yol açmıştı.

10 yıl sonra Brezilyalı kaleci

Fenerbahçe, Ederson transferiyle kulüp tarihindeki 2. Brezilyalı eldiveni kadrosuna kattı.

Sarı-lacivertliler Fabiano’nun ardından Ederson’u renklerine bağlayarak, 10 yılı aşkın bir sürenin ardından kalesini tekrar bir Sambacı’ya emanet etti.

Yabancı kaleciler

Fenerbahçe tarihinin yabancı kalecileri şunlar:

Kaleci Ülkesi Oynadığı Yıllar
Vasille Radovic Yugoslavya 1966-1967
Ilie Datcu Romanya 1969-1975
Radmilo Ivancevic Yugoslavya 1977-1979
Zvan Lukovcan Yugoslavya 1986-1988
Tony Schumacher Almanya 1988-1991
Robert Enke Almanya 31 Temmuz-13 Ağustos 2013
Fabiano Ribeiro Brezilya 2015-2017
Carlos Kameni Kamerun 2017-2020
Dominik Livakovic Hırvatistan 2023-2025
Ederson Brezilya 2025-

Ali Koç’un başkanlığındaki 114. transfer

Fenerbahçe, Ali Koç başkanlığındaki 72. yabancı, toplamda ise 114. transferini Ederson’u alarak yaptı.

Sofyan Amrabat ile geçen sezon transferde “dalya” diyen başkan Ali Koç, ardından sırasıyla Filip Kostic, Diego Carlos, Anderson Talisca, Ognjen Mimovic ve Milan Skriniar’ı sarı-lacivertli renklere bağladı.

Bu sezon John Duran, Archie Brown, Tarık Çetin, Nelson Semedo, Dorgeles Nene, Edson Alvarez, Marco Asensio ve Kerem Aktürkoğlu ile anlaşan Fenerbahçe, Ederson ile Ali Koç yönetimindeki 114. transferine imza attı.

Ali Koç dönemindeki transferler şöyle:

Sezon

Oyuncu

Ülke

2018-19

Victor Moses

Nijerya

Yassine Benzia

Cezayir

Jailson

Brezilya

Miha Zajc

Slovenya

Michael Frey

İsviçre

Andre Ayew

Gana

İslam Slimani

Cezayir

Diego Reyes

Meksika

Tolgay Arslan

Harun Tekin

Berke Özer

Barış Alıcı

Ferdi Kadıoğlu

Sadık Çiftpınar

Tolga Ciğerci

Serdar Aziz

2019-20

Luiz Gustavo

Brezilya

Vedat Muriç

Kosova

Zanka

Danimarka

Adil Rami

Fransa

Allahyar Sayyadmanesh

İran

Max Kruse

Almanya

Simon Falette

Gine

Garry Rodrigues

Yeşil Burun Adaları

Deniz Türüç

Altay Bayındır

Yasir Subaşı

Mevlüt Erdinç

Murat Sağlam

Emre Belözoğlu

2020-21

Marcel Tisserand

Demokratik Kongo

Dimitris Pelkas

Yunanistan

Mauricio Lemos

Uruguay

Attila Szalai

Macaristan

Kemal Ademi

İsviçre

Bright Osayi-Samuel

Nijerya

Diego Perotti

Arjantin

Mame Thiam

Senegal

Filip Novak

Çekya

Enner Valencia

Ekvador

Papiss Cisse

Senegal

Jose Sosa

Arjantin

Ally Samatta

Tanzanya

İrfan Can Kahveci

Mesut Özil

Nazım Sangare

İsmail Yüksek

Sinan Gümüş

Mert Hakan Yandaş

Caner Erkin

Gökhan Gönül

Barış Sungur

2021-22

Mergim Berisha

Almanya

Min-jae Kim

Güney Kore

Miguel Crespo

Portekiz

Max Meyer

Almanya

Diego Rossi

Uruguay

Steven Caulker

Sierra Leone

Burak Kapacak

Serdar Dursun

Çağtay Kurukalıp

2022-23

Jayden Oosterwolde

Hollanda

Ezgjan Alioski

Makedonya

Luan Peres

Brezilya

Joao Pedro

İtalya

Bruma

Portekiz

Michy Batshuayi

Belçika

Lincoln

Brezilya

Willian Arao

Brezilya

Gustavo Henrique

Brezilya

Lamine Diack

Senegal

Joshua King

Norveç

Samet Akaydin

Emre Mor

İrfan Can Eğribayat

Tiago Çukur

Emre Demir

2023-24

Ryan Kent

İngiltere

Edin Dzeko

Bosna Hersek

Alexander Djiku

Gana

Sebastian Szymanski

Polonya

Dusan Tadic

Sırbistan

Rodrigo Becao

Brezilya

Fred

Brezilya

Omar Fayed

Mısır

Dominik Livakovic

Hırvatistan

Leonardo Bonucci

İtalya

Rade Krunic

Bosna Hersek

Çağlar Söyüncü

Umut Nayir

Bartuğ Elmaz

Mert Müldür

Cengiz Ünder

2024-25

Allan Saint-Maximin

Fransa

Youssef En-Nesyri

Fas

Sofyan Amrabat

Fas

Filip Kostic

Sırbistan

Anderson Talisca

Brezilya

Diego Carlos

Milan Skriniar

Slovakya

Ognjen Mimovic

Sırbistan

Oğuz Aydın

Levent Mercan

Cenk Tosun

Yiğit Fidan

2025-26

Jhon Duran

Kolombiya

Archie Brown

İngiltere

Nelson Semedo

Portekiz

Dorgeles Nene

Mali

Tarık Çetin

Edson Alvarez

Meksika

Marco Asensio

İspanya

Kerem Aktürkoğlu

Ederson

Brezilya

Fenerbahçe tarihindeki 204. yabancı

Fenerbahçe’nin yeni transferi Ederson, sarı-lacivertli kulübün tarihindeki 204. yabancı futbolcu olarak kayıtlara geçti.

Sarı-lacivertlilerin yabancı oyuncuları şöyle:

Brezilya (31): Gerson Candido, Sergio Nerves, Reinaldo Simao, Cerqueria Washington, Fabio Luciano, Marco Aurelio, Marcio Nobre, Fabiano Rodriquez, Alex de Souza, Eduardo Luis Abonizi de Souza “Edu”, Deivid de Souza, Roberto Carlos, Bilica, Cristian Baroni, Andre Santos, Diego Ribas, Fabiano Ribeiro, Fernandao, Josef de Souza, Giuliano, Jailson Marques Siqueira, Luiz Gustavo, Luan Peres, Lincoln Henrique, Willian Arao, Gustavo Henrique, Rodrigo Becao, Fred Rodrigues, Diego Carlos, Anderson Talisca, Ederson.

Yugoslavya (17): Asım Ferhadovic, Vasille Radovic, Lazar Lemic, Stevano Ostojovic, Radomir Antic, Radmilo İvançevic, İbrahim Begovic, Suat Karalic, Fahruddin Zeynelovic, Srebrenko Repcic, Dusan Pesic, Zvan Lukovcan, Fadıl Vokri, Miroslav Tanjga, Nikola Lazetic, Zoran Mirkovic, Miroslav Stevic.

Almanya (8): Wilhelm Kohlhammer, Körner, Tony Schumacher, Andreas Wagenhaus, Robert Enke, Max Kruse, Mergim Berisha, Max Meyer.

Portekiz (8): Manuel Dimas, Raul Meireles, Bruno Alves, Luis Carlos Almeida da Cunha (Nani), Luis Neto, Miguel Crespo, Bruma, Nelson Semedo.

Hollanda (7): Pierre van Hooijdonk, Dirk Kuyt, Robin Van Persie, Van der Wiel, Jeremain Lens, Vincent Janssen, Jayden Oosterwolde.

Senegal (7): Mamadou Niang, Issiar Dia, Moussa Sow, Abdoulaye Ba, Mame Thiam, Papiss Cisse, Lamine Diack.

Sırbistan (6): Mateja Kezman, Milos Krasic, Lazar Markovic, Dusan Tadic, Filip Kostic, Ognjen Mimovic.

Danimarka (6): Henrik Nielsen, Brian Steen Nielsen, Frank Pingel, Jes Högh, Simon Kjaer, Mathias Jorgensen “Zanka”.

Yunanistan (6): Jean Boris, Constantin Boris, Tripo, Apostol Nikoliadis, Koça Negroponti, Dimitris Pelkas.

Nijerya (6): Uche Okechukwu, Augustine Okocha, Joseph Yobo, Emmanuel Emenike, Victor Moses, Bright Osayi-Samuel.

Romanya (5): Ion Nunweiler, Ilie Datcu, Mircea Sasu, Sabin Ilie, Viorel Moldovan.

Gana (5): Samuel Johnson, Yaw Preko, Stephen Appiah, Andre Ayew, Alexander Djiku.

İngiltere (4): Horace Armitage, Dalian Robert Atkinson, Ryan Kent, Archie Brown

İsviçre (4): Gustav Haenni, Reto Ziegler, Michael Frey, Kemal Ademi.

Fransa (4): Nicolas Anelka, Mathieu Valbuena, Adil Rami, Allan Saint-Maximin.

Fas (4): Aatıf Chahechouhe, Nabil Dirar, Youssef En-Nesyri, Sofyan Amrabat.

Mısır (4): Hüseyin, Kamil, Faid, Fayed.

İtalya (4): Ranço, Baldini, Joao Pedro, Leonardo Bonucci.

İspanya (4): Daniel Güiza, Josico, Roberto Soldado, Marco Asensio.

Arjantin (3): Ariel Ortega, Jose Sosa, Diego Perotti.

Rusya (3): Ivan Viscnevski, Vladimir Beschastnykh, Roman Neustaedter.

Bulgaristan (3): Stonimir Stoilov, Emil Kostadinov, Ivailo Petkov.

Kamerun (3): Henri Bienvenu, Pierre Webo, Carlos Kameni.

Uruguay (3): Diego Lugano, Mauricio Lamos, Diego Rossi.

Polonya (3): Czeslaw Jakolcewicz, Piotr Soczynski, Sebastian Szymanski.

Slovakya (3): Miroslav Stoch, Martin Skrtel, Milan Skriniar.

Hırvatistan (3): Milan Rapaiç, Stjepan Tomas, Dominik Livakovic.

Bosna Hersek (3): Demir Hotic, Edin Dzeko, Rade Krunic.

Ukrayna (2): Sergei Rebrov, Oleksandr Karavaiev.

Arnavutluk (2): Bahri Kaya, Süleyman Vafi.

Cezayir (2): İslam Slimani, Yassine Benzia.

İsveç (2): Kenneth Andersson, Samuel Holmen.

Şili (2): Claudio Maldonado, Mauricio Isla.

İran (2): Hossein Sadaghiani, Allahyar Sayyadmanesh.

Slovenya (2): Dzoni Novak, Miha Zajc.

Gine (2): Süleyman Oulare, Simon Falette.

Çekya (2): Michal Kadlec, Filip Novak.

Macaristan (2): Zobel, Attila Szalai.

Makedonya (2): Eljif Elmas, Ezgjan Alioski.

Meksika (2): Diego Reyes, Edson Alvarez.

Güney Afrika (1): John Moshoeu.

İsrail (1): Haim Revivo.

Kosova (1): Vedat Muric.

Yeşil Burun Adaları (1): Garry Rodrigues.

Ekvador (1): Enner Valencia.

Kongo (1): Marcel Tisserand.

Tanzanya (1): Mbwana Samatta.

Güney Kore (1): Min-jae Kim.

Sierra Leone (1): Steven Caulker.

Belçika (1): Michy Batshuayi.

Norveç (1): Joshua King.

Kolombiya (1): Jhon Duran

Mali (1): Dorgeles Nene

Not: Türk vatandaşlığına geçtikten sonra transfer edilen futbolcular değerlendirmeye alınmadı. Bosna Hersekli futbolcular Elvir Baliç ve Elvir Boliç, bu nedenle listeye kaydedilmedi. Brezilyalı Marco Aurelio’ya ise Fenerbahçe’ye transfer olduktan sonra Türk vatandaşlığına geçtiği için listede yer verilmedi.

Muhabir: Süha Gür

Flightradar24 verilerine göre, von der Leyen’in dünkü uçuşunda GPS kalitesi “iyiydi”

AA

ANKARA (AA) – Flightradar24, ABD merkezli X sosyal medya platformu hesabından von der Leyen’in dünkü uçuşuna ilişkin elde ettiği verileri paylaştı.

Paylaşımda, von der Leyen’in yolculuk yaptığı uçağın GPS sinyalinin bozulduğuna dair haberlere işaret edilerek, uçuşun 1 saat 48 dakika olarak planlandığı ve bundan 9 dakika fazla sürdüğü bilgisi paylaşıldı.

Ayrıca, uçağın yerdeki radar tarafından sorgulandığında belli sinyali göndererek sinyal kalitesini ölçen cihazın kalkıştan inişe kadar GPS sinyal kalitesinin “iyi” olduğunu bildirdiği aktarıldı.

Öte yandan, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı Kirill Dmitriev, söz konusu paylaşımı alıntılayarak, “Gerçekler, yanlış görüşlerden daha iyidir.” ifadesini kullandı.

Ne olmuştu?

Bulgaristan ziyaretinde GPS erişimini kaybeden Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in uçağına Rusya’nın elektronik sinyallerle müdahalede bulunduğu iddiaları ortaya atılmıştı.

AB Komisyonu sözcülerinden Arianna Podesta’nın AA muhabirine verdiği bilgiye göre von der Leyen’in uçağı, dün ziyaret ettiği Bulgaristan’daki havalimanına yaklaşırken GPS erişimini kaybetmişti.

Uçak sorunsuz yere indirilirken Bulgar yetkililer, müdahalenin Rusya tarafından gerçekleştirildiğinden şüphelendiklerini belirtmişti.

Muhabir: Gökhan Çeliker

Kibar Holding Assan Panel ile başladığı halka arz sürecini diğer şirketleriyle sürdürecek

AA

İSTANBUL (AA) – FURKAN GENÇOĞLU/MUHAMMET FATİH KABASAKAL – Kibar Holding Üst Yöneticisi (CEO) Haluk Kayabaşı, Assan Panel AŞ'nin gelecek yılın ikinci yarısında halka arz edileceğini belirterek, “Assan Panel'in halka arzını başarıyla tamamlandıktan sonra yavaş yavaş diğer şirketlerimizin de halka arzıyla ilgili çalışmalarımız olacak.” dedi.

Kayabaşı, “İş Dünyası Söyleşileri” kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılın üç çeyreğinin Kibar Holding açısından planladıkları şekilde geçtiğini, üretimde verim sağlamaya ve daha farklı pazarlarda bulunmaya önem vererek, teknoloji yatırımlarına devam ettiklerini söyledi.

Kayabaşı, “ticaret savaşları” nedeniyle dünyada durgunluk yaşandığını, bu sebeple yıla, hasar almadan atlatmak üzere yaptıkları plana uygun olarak sistemlerini verimli kullanmak suretiyle devam ettiklerini anlattı.

Ulusal ve küresel anlamda normalleşmenin 2026'nın ikinci yarısında yaşanacağını ve ardından hızlı bir büyüme beklediklerini aktaran Kayabaşı, bu büyümede Avrupa'da gerçekleştirilmesi planlanan büyük savunma sanayisi yatırımlarının etkili olacağını dile getirdi.

Kayabaşı, Avrupa'da savunma sanayisi alanında gerçekleştirilecek yatırımların bölge piyasası ve sanayisini oldukça hareketlendireceği belirterek, “Biz de ülke, sanayiciler olarak ihracatımızın yüzde 50-51'ini Avrupa'ya yapıyoruz. Dolayısıyla oradan daha yüksek talepler alacağımızı düşünüyorum. O talepler ülkemize, bizlere ulaştıktan sonra 2026'nın ikinci yarısında oldukça verimli bir ikinci yarı yıl geçireceğimizi düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Türkiye'de orta vadeli planların oldukça başarılı şekilde uygulanmaya devam ettiğini vurgulayan Kayabaşı, 2026'nın ikinci yarısından itibaren Türkiye'de oldukça canlı bir ekonominin yaşanacağını düşündüğünü kaydetti.

– “200 milyon dolara yakın dijitalleşme yatırımı yaptık”

Kayabaşı, Türk sanayicisinin insanına ve ülkesine güvenerek dijitalleşme, teknoloji, verimlilik ve işbirliği alanlarına odaklanması gerektiğini vurguladı.

Türk sanayisi için verimliliğin büyük önem taşıdığını belirten Kayabaşı, sanayicinin bu konuda desteği devletten beklediğini fakat işletmelerin kendi maliyetlerini kontrol edebilir hale getirerek verimliği gündeme alması gerektiğini anlattı.

Kayabaşı, holdingin mevcut yatırımlarına ve gelecek hedeflerine de değinerek, şunları kaydetti:

“Bizim mevcut bir sürü fabrikamız var. Alüminyum ve paslanmaz sektöründe paslanmaz çelik üretiyoruz, ambalaj sektöründeyiz, endüstriyel tesislerin çatı cephe kaplamalarını üreten küresel ölçekte bölgesel bir oyuncu olan şirketlerimiz var. Biz bunların kapasite artırım yatırımlarına devam ediyoruz ve her sene her fabrikamızın kapasitesini bir miktar artırıyoruz. Teknolojiye de yatırım yapıyoruz. Son 5 yıldır yaklaşık 200 milyon dolara yakın dijitalleşme yatırımı yaptık. İskenderun'daki 250 bin TEU kapasiteli konteyner limanımızın kapasitesini 600 bine çıkarıyoruz. Bir ambalaj tesisimiz var ve Türkiye'nin en yeni, modern ve en büyük ambalaj tesisi. Orada ilaç sektörüne yönelik yeni bir yatırıma başladık ve bu sene sonunda yatırım tamamlanacağız ve o yeni fabrikayı da devreye alacağız.

Bölgesel yatırımlara da odaklanıyoruz, bazı ürünler var ki tüketim yerinde ancak üretirsen rekabet edebiliyorsun. Bu anlamda çatı ve cephe kaplamaları üreten Assan Panel şirketimiz için Ürdün'de 1, Türkiye'de 3, Azerbaycan'da da 1 tesisimiz var. Şimdi İngiltere'de geçen sene yatırım kararı aldık ve orada 45 milyon sterlinlik bir yatırım yaparak sene sonunda oradaki fabrikayı da devreye alacağız. Bu şekilde yeni sıfırdan yatırımlara odaklanıyoruz. Ayrıca özellikle alüminyum sektöründe, ambalaj sektöründe Avrupa'da ve Amerika'da satın almalarla büyüme konusunda da görüşmelerimiz var.”

– “Güney Amerika'da birçok ülkeye ürün satmaya başladık”

Kayabaşı, Avrupa ve Amerika'da Çin ürünlerine karşı uygulanan korumacı önlemlerin bulunduğunu, birtakım “antidamping” vergileriyle önlemler alındığını fakat bu vergilerin Gümrük Birliği'nde bulunması sebebiyle Türkiye'ye uygulanmadığını anımsattı.

Kayabaşı, bu sebeple çok özel birkaç ürün dışında neredeyse ürettikleri her ürünü sıfır vergiyle Avrupa'ya gönderebildiklerini, bu konuda Çin'den çok daha şanslı olunduğunu kaydetti.

Türkiye'deki üretim maliyetlerinin Çin'dekinden çok daha yukarıda, Avrupa'daki maliyetlerle kıyaslandığında ise Batı Avrupa ülkelerinden biraz daha aşağıda veya eşit olduğunu anlatan Kayabaşı, son iki yıldır Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Polonya'nın işçilik maliyetlerinin Türkiye'nin altında kaldığını dile getirdi.

Kayabaşı, “Ama bunun da geçici olduğunu düşünüyorum. O yüzden Çin'in ürün satabildiği, vergisiz satabildiği Orta Doğu ve Afrika ülkeleri gibi yerlerde rekabete zorlanıyoruz. Oralara çok fazla ürün satamıyoruz ama Avrupa'ya ve Amerika'ya rahat ürün satıyoruz.” dedi.

– “Doların 45, avronun da 53-55 arasında kapanacağını düşünüyorum”

Alternatif pazar arayışları ihracatı ve rekabet gücünü artırma arayışları ışığında sanayiciler olarak bazı beklentilerinin olduğunu dile getiren Kayabaşı, 2022-2025 arasındaki üretim maliyetlerinin yüzde 300, kurların ise yüzde 120 arttığını kaydetti.

Dolayısıyla üretim maliyetlerini tahsil etmekte zorlanır hale geldiklerini ifade eden Kayabaşı, bu nedenle baskılanan döviz kurunun yavaş yavaş gevşetilerek belli bir yere kadar çıkarılmasını sanayiciler olarak beklediklerini, bunun da enflasyonu çok fazla etkilemeyeceğini, aksi halde rekabet etmekte zorlandıklarını ve zorlanmaya devam edeceklerini anlattı.

Kayabaşı, yıl sonu dolar tahmini olarak 45'ler seviyesini beklediklerini, avronun da yıl sonunda 53-55 arasında olacağını düşündüklerini ancak bu rakamın biraz daha yukarıda olmasının daha doğru olduğunu paylaştı.

– “Rusya-Ukrayna Savaşı bittiğinde her iki ülkeye de odaklanacağız”

Kayabaşı, 2030'a kadar odaklanacakları pazarlara ilişkin değerlendirmelerinde, ana pazarlarının Avrupa ülkeleri ve Amerika olduğunu, ileride Afrika ülkelerine ve Güney Amerika'ya da odaklanacaklarını ifade etti.

Ukrayna-Rusya Savaşı bittiğinde her iki ülkeye de odaklanacaklarını dile getiren Kayabaşı, aynı zamanda Orta Doğu'da biraz daha fazla mal satan bir topluluk olmayı hedeflediklerini söyledi.

Kayabaşı, hemen hemen tüm Avrupa ülkelerine ihracat yaptıklarını anlatarak, “Kuzey Afrika ülkelerine ihracat yapıyoruz. Kuzey Amerika ülkelerine tamamıyla ihracat yapıyoruz. Güney Amerika ülkelerinin bir kısmına ihracat yapıyoruz ve senede de yaklaşık 3,5 milyar dolara yakın ihracatımız var.” dedi.

Sürdürülebilirliğin kendileri için çok önemli olduğuna işaret eden Kayabaşı, 12 yıldır sürdürülebilirlik raporu yayınladıklarını, UN Global Compact'ın (UNGC) imzacısı ve üyesi olduklarını söyledi.

Kayabaşı, karbon ayak izlerini azaltmak için 2025 hedeflerini ilk açıklayan topluluklardan olduklarını, ayrıca söz konusu hedefleri erken tamamlayarak 2030 hedeflerini açıkladıklarını paylaştı.

Atıklarının neredeyse yüzde 99'unu geri dönüştürebilir hale getirdiklerine vurgu yapan Kayabaşı, ham maddelerinin yüzde 30-35'ini hurdadan temin eder hale geldiklerini ve karbon ayak izlerini her sene düşürecek kararlar alıp uygulamaya devam ettiklerini kaydetti.

Kayabaşı, holding bünyesindeki şirketlerin halka arz süreçlerine ilişkin de bilgi vererek, şöyle devam etti:

“Assan Panel'i halka arz etmek üzere bir çalışma yaptık, bu çalışmamız devam ediyor. Bu şirketimizi 2026'nın ikinci yarısında halka arz edeceğiz. Tabii ki Assan Panel'in halka arzı başarı ile tamamlandıktan sonra yavaş yavaş diğer şirketlerimizin de halka arzıyla ilgili çalışmalarımız olacak. Özellikle Asan Alüminyum Avrupa'nın 4'üncü, 5'inci büyük alüminyum şirketi. Türkiye'nin en büyük alüminyum şirketi. Çok küresel bir oyuncu. İkinci sıraya da büyük ihtimal onu alacağız ama bununla ilgili herhangi bir çalışmaya henüz başlamadık.”

– “2025 ciromuzun 7,5 milyar dolar civarında olacağını tahmin ediyorum”

Kayabaşı, holding bünyesinde binlerce çalışanlarının olduğunu, 1990'dan beri uyguladıkları orta kademe yönetici ve mavi yakalı işçi yetiştirme programı olan K-team'e her yıl üniversitelerden yaklaşık 8-10 bin müracaat aldıklarını ve sınavla seçtikleri kişileri şirket bünyesinde yetiştirdiklerini söyledi.

Kayabaşı, mavi yakalılar için de benzer bir program işlettiklerini, bazı üniversitelerin meslek yüksek okullarıyla olan anlaşmaları kapsamında, son sınıf öğrencilerini fabrikalarında yetiştirerek mezun olduklarında bünyelerinde istihdam ettiklerini anlattı.

Bu yıla ilişkin ciro tahminlerini de paylaşan Kayabaşı, “2025'i tahmin etmek zor, bu yıl çok fazla karlı geçmeyecek fakat ciromuzun yaklaşık kombine olarak 7,5 milyar dolar civarında olacağını tahmin ediyorum. Bunun 3 ila 3,5 kadarı ihracat, geri kalanı ise iç piyasadan karşılanır. Biz düzenli olarak her sene ortalama yüzde 5 büyüyen bir topluluğuz, bazı yıllar yüzde 7, bazı yıllar 2 büyürüz. Biz 2026'da ciromuzu yüzde 5 büyütürüz diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

– “Sanayiciler Türkiye'de çok şanslı”

Sanayicilerin Türkiye'de çok şanslı olduğunu belirten Kayabaşı, ülkenin, yetişmiş insan kaynağı çok güçlü olan, lojistik, tedarik zinciri açısından da çok stratejik bir bölge konumunda bulunduğunu ifade etti.

Kayabaşı, “Yeter ki sanayici ülkesine, insanına inansın ve maliyetlerini iyi kontrol etsin, yatırımını doğru yere yapsın ve risklerini iyi yönetsin. Biz çoğu zaman risklerimizi, maliyetlerimizi iyi yönetmiyoruz. Doğru finansman yapısıyla yatırım yapmıyoruz. Bu konu çok önemli.” dedi.

Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının da doğru politikalar olduğunu ve meyvelerini vermeye başlayacağını vurgulayan Kayabaşı, “Tabi ki geçen sene ve bu sene bütün sanayiciler olarak biraz zorlandığımız bir yıl oldu ama herkes zorlanıyor, devlet de zorlanıyor. Bu sıkıntıların giderilmesi için hepimize düşen görevler var. Biz de payımıza düşen görevi yerine getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Önümüzdeki sene 2. yarıdan itibaren bu ülke geçmişteki o keyifli günlere geri dönecektir diye inanıyoruz.” diye konuştu.

– “Gençler sanayiye zaman ayırsınlar”

Türk sanayicisine ve sanayi alanında faaliyet gösterecek gençlere ilişkin de önerilerini paylaşan Kayabaşı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türk sanayisine önerim şunlar, yüzde 30 öz kaynak koyamıyorsan yatırma başlama. Yüzde 30 öz kaynağın yoksa o yatırma başlama ve o öz kaynağı biriktirene kadar bekle. Ondan sonra yüzde 30 öz kaynağını koy, yüzde 70 de uzun vadeli borçlanabiliyorsan o zaman yatırımını yap ancak o zaman sürdürülebilir olabiliyor sanayicilik. Aksi halde en ufak bir tökezlemede 'Birileri bana yardım etsin' diye bağırmaya başlarsın ve maalesef bizim genel karakterimiz bu.

Gençlere de tavsiyem şu, sanayide fazla çalışmak istemiyorlar, genellikle hizmet sektöründe çalışmak istiyorlar ama bir ülkenin sürdürülebilir olması için o ülkenin sanayisi çok önemli. Bizim sanayimiz olmasaydı bu ülkenin o gelişmiş iş gücü, gelişmiş, yetkin personeli olmasaydı şu anda gurur duyduğumuz bir sürü imalatımızı yapamıyor olacaktık. Bu çok önemli. Gençler sanayiye zaman ayırsınlar. Sanayi ne kadar zor olursa olsun bu ülke için çok önemlidir. Sanayide çalışmaya ilgi göstersinler.”

Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 14 suçlunun Türkiye’ye iadesi yapıldı

AA

ANKARA (AA) – Bakan Yerlikaya, NSosyal’deki hesabından yaptığı açıklamada, ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak operasyonel işbirliğiyle, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şüphelilerin izlerinin titizlikle sürüldüğünü belirtti.

Yerlikaya, bu kapsamda, uluslararası seviyede kırmızı bültenle aranan suçlulardan “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve kurulan örgüte üye olma, yağma, tefecilik, nitelikli yağma, tehdit, basit yaralama” suçlarından aranan ve A.G organize suç örgütü üyesi olan T.G, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından aranan M.A, “yağma” suçundan aranan M.A.D, “yağma, cebir, tehdit veya hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yaralama” suçlarından aranan C.Y, “kasten öldürme” suçundan aranan S.S, “çocuğun cinsel istismarı ve cinsel saldırı” suçlarından aranan M.D, “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan aranan K.D. ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve dolandırıcılık” suçlarından aranan E.Ç’nin Gürcistan’da yakalanarak Türkiye’ye getirildiğini ifade etti.

Bakan Yerlikaya, “bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan aranan K.K’nin Arnavutluk’ta, “çocuğun cinsel istismarı” suçundan aranan O.G’nin Senegal’de, “uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak ve kullanmak, hırsızlık, banka veya kredi kartını izinsiz kullanarak yarar sağlama” suçlarından aranan G.Ç. ve “cebir, tehdit ve hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma” suçlarından aranan M.C.Ü’nün de Almanya’da yakalanarak yurda getirildiğini bildirdi.

Ulusal seviyede aranan suçlulardan, “silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması” suçundan aranan T.Y’nin Arnavutluk’ta, “göçmen kaçakçılığı” suçundan aranan M.U’nun da Yunanistan’da yakalanarak Türkiye’ye iadelerinin sağlandığını belirten Yerlikaya, Adalet Bakanlığı ile operasyonda görev alan bakanlık çalışanlarına teşekkür etti.

Bakan Yerlikaya, “EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığımızı, KOM ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıklarımızı, Siber Suçlarla Mücadele, Asayiş ve Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Başkanlıklarımızı, İstanbul ve Artvin İl Emniyet Müdürlüklerimizi tebrik ediyorum. Hangi bültenle aranırsa aransın, hangi ülkeye kaçmış olursa olsun Türk Polisinden kaçamayacaklar.” ifadesini kullandı.

Muhabir: Emrullah Cesur

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan TBF Başkanı Türkoğlu’na tebrik telefonu

AA

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin’de gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı zirvesi dönüşü uçakta yaptığı telefon görüşmesinde Hidayet Türkoğlu ile sporcular ve başantrenör Ergin Ataman’a tebriklerini iletti.

A Milli Basketbol Takımı, organizasyonda ilk 3 maçını kazanarak son 16’ya kalmayı daha önce garantilerken Estonya galibiyetiyle ilk 2’deki yerini kesinleştirdi.

Milliler, 3 Eylül Çarşamba günü Sırbistan ile grup liderliği maçına çıkacak.

Muhabir: Ceren Aydınonat

Yavuz Ağıralioğlu: “Milletime mahcup olmadığım bir siyasi karnem var” – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Yalova’da düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, özellikle iktidar ve muhalefet kanadına yönelttiği eleştirilerle dikkat çekti.

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ağıralioğlu, Türkiye’deki artan kararsız seçmen sayısına değinerek, siyasi sistemin güven bunalımı yaşadığını söyledi.

“İktidar, her şeye muktedirken sorunları çözememek gibi ağır bir vebalin altına girdi. Muhalefet ise bu kadar soruna rağmen iktidar alternatifi olamamakla acziyet içinde,” diyen Ağıralioğlu, kararsız seçmenlerin bu iki kutba da mesafeli durduğunu belirtti.

“KARARSIZLAR BİRİNCİ PARTİ KONUMUNDA”

Ağıralioğlu, halkın önemli bir kısmının kimin çözüm üretemeyeceği konusunda netleştiğini, ancak kimin çözüm getireceği konusunda hala kararsız olduğunu vurguladı:

“Bugün kararsızlar birinci parti haline gelmiş durumda. İnsanlar artık kimin yapamayacağına karar vermiş, ama kimin yapacağına dair umutları tükenmiş.”

“HÜKÜMETİN EKSİĞİ KUDRETİ DEĞİL, İRADESİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da doğrudan eleştiriler yönelten Ağıralioğlu, hükümetin yetki ve imkan sıkıntısı yaşamadığını, ancak bu imkanları halkın sorunlarını çözmek için kullanmadığını savundu.

“25 yıldır iktidardasınız, millet size defalarca güvendi. Ama bu güvene karşılık ne verildi? Hangi kudretiniz eksik ki bu sorunlar hala çözülemiyor?” diye sordu.

“CHP’Yİ YENİYOR AMA SORUNLARI YENEMİYOR”

Muhalefetin özellikle CHP’nin, iktidarın sürekli hedefinde olduğunu belirten Ağıralioğlu, “Tayyip Bey CHP’yi yendikçe seçmeni konsolide edebiliyor ama sorunları yenemiyor. Artık çözülemeyen her sorunun üstüne ‘CHP’ yazalım, belki o zaman çözülür,” diyerek sistemin işleyişine dair hicivli bir eleştiride bulundu.

“SİYASİ KARNEMDE MAHCUBİYET YOK”

Ağıralioğlu, siyasetteki duruşunun net olduğunu ve yıllardır aynı çizgide kaldığını ifade ederek, “Ne zamandan beri siyaset yapıyorsam, o zamandan beri çizgim değişmedi. Milletime mahcup olmadığım bir siyasi karnem var,” dedi.

“Terörist teröristtir, bayrak bayraktır, devlet devlettir. Bizim üzerimize FETÖ’cü, dış mihrak yaftası yapışmaz,” sözleriyle çizgisini tanımladı.

Ağıralioğlu, iktidarın yıllar önceki vaatlerini bugün hâlâ tekrar ettiğini söyleyerek, “Ben Tayyip Bey’in 2002’de söyledikleriyle 2025’te parti kurdum. Eğer hâlâ aynı vaatleri konuşuyorsak, o zaman 25 yılda ne yapıldı?” dedi.

“KAHRAMANLARLA HAİNLERİN YER DEĞİŞTİRDİĞİ BİR DÖNEM YAŞIYORUZ”

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin söylemlerine de tepki gösteren Ağıralioğlu, Öcalan için “kurucu önder” benzetmesi yapan çevrelere sert çıktı:

“Terör örgütü kurmuş bir kişiye ‘kurucu önder’ denemez. 41 yıldır bu milletin bağrına hançer saplayan birine umut bağlanamaz. Hainlerle kahramanların yer değiştirdiği bir dönemden geçiyoruz.”

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET AMA TERÖRİSTE HAYIR”

Ağıralioğlu, teröre karşı net duruşunu yineleyerek, “Bu ülke terörsüz olsun istiyoruz ama bunun için teröriste taviz verilemez. Biz itiraz ediyoruz diye bize de terörist muamelesi yapılıyor. Bu adaletsizliktir,” dedi.

BHA

Milli boksör Simge Bekler’in hedefi ilk kez katılacağı Avrupa Şampiyonası’nda zirve

AA

KASTAMONU (AA) – Boksa 10 yaşında babasının yönlendirmesiyle başlayan Simge’in kariyerinde 4 Türkiye şampiyonluğu bulunuyor.

Milli takım ile Kastamonu Kadıdağı Boks Kamp Eğitim Merkezi’nde hazırlanan Simge, eylül ayında düzenlenecek Gençler Avrupa Boks Şampiyonası’nda 48 kiloda Türkiye’yi gururlandırmak istiyor.

Simge Bekler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8 yıldır boks yaptığını söyledi.

Babasının desteği ve yönlendirmesiyle boksa başladığını anlatan Simge Bekler, “Boksa başladığımda daha 10 yaşındaydım. Şimdi 18 yaşındayım. Boksa başladıktan kısa süre sonra ilk Türkiye şampiyonasına katıldım. Burada üçüncü oldum. Daha sonra Türkiye şampiyonalarında şampiyon oldum.” dedi.

Daha önce Avrupa Şampiyonası’na katılmadığını ifade eden milli sporcu Simge, heyecanlı ve istekli olduğunu dile getirdi.

“Hedefim olimpiyatlara gitmek”

Madalya kazanmak için elinden geleni yapacağını belirten Simge, şunları kaydetti:

“İlk kez katılacağım Avrupa Şampiyonası’ndan altın madalya ile dönmek istiyorum. Heyecanlı bir serüven geçiyor. Antrenörlerimiz bize çok destek sağlıyor. Kampımız güzel geçiyor. Yoğun bir tempoyla kamp yapıyoruz. Bosna Hersek’te bir turnuvaya gideceğiz. Daha sonra Avrupa Şampiyonası hazırlıklarımıza devam edeceğiz. Yoğun bir tempo geçiriyoruz. Çok çalışıyoruz. Çalışmamızın karşılığını almak istiyoruz.”

Simge Bekler, boksta asıl hedefinin olimpiyat olduğunu ifade ederek, “Hedefim olimpiyatlara gitmek. Olimpiyatlarda güzel dereceler, başarılar elde etmek. Boksu çok seviyorum. Baş antrenörümüz Baykan Arslan başta olmak üzere diğer antrenörlerimize ve Türkiye Boks Federasyonu Başkanımız Suat Hekimoğlu’na bize bu imkanı sağladığı için teşekkür ederiz.” diye konuştu.

Muhabir: Bilal Kahyaoğlu

Sardes Antik Kenti’ndeki Lidya kalıntıları ziyarete açılacak

AA

MANISA (AA) – UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Sardes Antik Kenti’nde, yaklaşık 120 yıldır yürütülen arkeolojik kazılarda ulaşılan Lidya dönemi kalıntılarının ziyarete açılması amacıyla çalışmalar yürütülüyor.

Manisa’nın Salihli ilçesindeki Sardes, tarihte devlet güvencesinde paranın ilk basıldığı yer olarak biliniyor. Lidya Devleti’ne başkentlik yapmış kente gelen ziyaretçiler, çok tanrılı dinler döneminden Artemis Tapınağı’nı, Antik Çağ’ın kayıtlara geçen en büyük sinagogunu, Yuhanna İncili’nde bahsi geçen kiliseyi, Roma dönemi anıtsal hamam ve gimnazyum kalıntıları görme imkanı buluyor.

Kentte, yüzeyden derine doğru sırasıyla Bizans, Roma, Helenistik ve Pers hakimiyeti ile Lidya dönemine ait kalıntılar üst üste yer alıyor.

Antik kentin ziyaretçileri, bugüne kadar Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait kalıntıları görme fırsatı edindi. Geçmişi milattan önce 1200’lü yıllara dayanan kentte Pers tahribatı ve Lidya dönemine tarihlendirilen buluntuların da görücüye çıkarılması için çalışma başlatıldı. Çalışmaların gelecek yıl ortasına doğru tamamlanması ve alanın ziyarete açılması hedefleniyor.

“Kazılarda Lidya seviyesine inmek zor”

Kazı Başkanı ABD’deki Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nicholas Cahill, AA muhabirine antik şehirde daha önceki kazılarda açtıkları bazı bölümleri ziyaret rotasına eklemeye hazırlandıklarını söyledi.

Bunlardan en önemlisinin Pers işgali dönemi ve klasik Lidya dönemi yapılarının buluntuları olduğunu ifade eden Cahill, gezi güzergahına eklenecek bazı yapıların Lidya mimarına ve yaşantısına dair önemli bilgiler sunacağını kaydetti.

Cahill, ziyarete açacakları alanda bir Lidya mutfağının yer aldığını anlatarak, “30 kadar tabak ve tabanda kalmış bir ocak, birkaç güveç ve kapağı, et kızartmak için demir şiş bulduk. Onun yanında evin sahibi olduğunu düşündüğümüz bir yaşlı insan iskeleti bulduk. Ayrıca bir cam fabrikası bulduk, ilginç bir cam tipi, saydam normal bir pencere camı değil. Taş gibi kullanmışlar, kan rengi kırmızı cam. O camlar o tarihlerde Yunanistan’da bulunmuyor, daha çok Mezopotamya’dan geliyor.” diye konuştu.

Sardes’te Bizans, Roma, Helenistik medeniyetlerinin yapılarının üst üste olması nedeniyle Lidya seviyelerine inmenin çok zor olduğunu vurgulayan Cahill, “Roma, Helenistik kalıntılarını yok etmeden Lidya şehir kalıntılarını ortaya çıkaramıyoruz. Onun için sadece küçük bir alan kazabildik.” dedi.

Cahill, koruma çatısı altına aldıklarını alanı ziyarete açacaklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Gezi patikası yapacağız. O, derin çukura yönelecek. Orada Lidya sur duvarının yıkıntısını görecekler, yanmış kerpiç seviyesini. Burada Lidya evlerini görecekler. İlk kez Lidya şehrini, kültürünü görecekler. Şu an Sardes, Lidya başkenti oldu ve Lidya kalıntıları kazıldı ama turistlere iyi, anlanan bir şekilde gözükmüyor. Şimdi bu sağlanacak.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Ahmet Bayram

Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 10 suçlu Türkiye’ye getirildi

AA

ANKARA (AA) – Yerlikaya, Next Sosyal hesabından, “Bizden kaçamayacaklar” mesajıyla yaptığı paylaşımda, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.M, N.C, A.C.B, B.Y, M.Ş, S.S. ile ulusal seviyede aranan E.E, S.K, E.G. ve C.Ş’nin yakalanıp Türkiye’ye iadelerinin sağlandığını belirtti.

Yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunanların izini titizlikle sürdüklerini ifade eden Yerlikaya, şunları kaydetti:

“İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak operasyonel işbirliğiyle ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etme’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.M. isimli şahıs Bulgaristan’da, ‘çocuğun basit cinsel istismarı’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan N.C. isimli şahıs Polonya’da, ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma, sağlama ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.C.B. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘hakaret ve tehdit’ ile ‘T.C.K. 227 maddesi’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan B.Y. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘kasten yaralama, kamu malına zarar verme, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, şartla tahliyenin geri alınması ve bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.Ş. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘213 sayılı kanuna muhalefet’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.S. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘çocuğun cinsel istismarı ve tehdit’ suçlarından ulusal seviyede aranan E.E. isimli şahıs Almanya’da, ‘ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, basit yaralama ve tehdit’ suçlarından ulusal seviyede aranan S.K. isimli şahıs KKTC’de, ‘konut ve eklentilerinde yağma’ suçundan ulusal seviyede aranan E.G. isimli şahıs KKTC’de, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan ulusal seviyede aranan C.Ş. isimli şahıs Lübnan’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.”

Bakan Yerlikaya, Adalet Bakanlığı ile operasyonda görev alan bakanlık çalışanlarına teşekkür ederek, “EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığımızı, İstihbarat, KOM ve Narkotik Suçlarla Mücadele başkanlıklarımızı, TEM, Siber Suçlarla Mücadele ve Asayiş Daire Başkanlıklarımızı tebrik ediyorum. Hangi bültenle aranırsa aransın, hangi ülkeye kaçmış olursa olsun Türk polisinden kaçamayacaklar.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Muhammed Nuri Erdoğan

BASAM ve TİMBİR’den Ankara’da Yoğun Temas trafiği

Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı ve 24. Dönem İzmir Milletvekili Rifat Sait ile Türkiye İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, başkent Ankara’da önemli temaslarda bulundu.

Heyetin gündeminde; uzun süredir üzerinde çalışılan ve Cumhurbaşkanlığı’na sunulmak üzere hazırlanan Türk Dünyası Projesi, Ekim ayında İzmir’de ikincisi düzenlenecek olan Balkan Medya Forumu ve dijital medyanın talep ile sorunları yer aldı.

Bu çerçevede, BASAM Başkanı Rifat Sait ve TİMBİR Başkanı Dr. Süleyman Basa; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı A. Hadi Turus’u makamlarında ziyaret ederek istişarelerde bulundu.

Ziyaretlerde, hem Türk dünyasının ortak gelecek vizyonu hem de dijital medyanın gelişim sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.

Bahçeli’den İsrail-İran uyarısı: “İsrail barışın düşmanıdır” – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail ile İran arasında artan gerilime ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, savaşın derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bahçeli, “Bölgesel barış ve istikrarın temini her ülkenin çıkarınadır. Aksi takdirde bu kıvılcım, küresel bir yangına dönüşebilir ve hiçbir millet bunun altında kalkamaz” ifadelerini kullandı.

“ZİNCİRLEME ÇATIŞMALAR İNSANLARA ZARAR VERİYOR”

Açıklamasında, 13 Haziran’da İsrail’in İran’a yönelik saldırısını hatırlatan Bahçeli, bu adımın hem bölgeyi hem de dünyayı büyük bir endişeye sürüklediğini belirtti. Nükleer savaş ihtimalinin konuşulmasının dahi insanlık adına kaygı verici olduğunu vurgulayan Bahçeli, “İran-İsrail çatışmasının nükleer kaynaklı yeni bir savaşa zemin hazırladığı yönündeki iddialar gün geçtikçe daha ciddiyet kazanmaktadır” dedi.

“İSRAİL BARIŞIN DÜŞMANIDIR”

İsrail’in politikalarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, İsrail’i “küresel emperyalizmin kiralık katili” ve “barışın amansız muhalifi” olarak niteledi. Gazze’de akan kanın hâlâ kurumadığını ifade eden Bahçeli, “İsrail’in geçim kapısı savaş ve yıkımdır. Bu devletin barışa, diyaloga ve uzlaşmaya tamamen kapalı olduğu açıktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik girişimlerine destek verdiğini belirten MHP lideri, Türkiye’nin barış için insani ve vicdani sorumluluğunu yerine getirdiğini söyledi. Bahçeli ayrıca, ABD’nin barış konusunda net ve samimi bir tutum takınması gerektiğini vurguladı.

İsrail’in bölgesel hedeflerine ilişkin endişelerini dile getiren Bahçeli, 13 Haziran’daki saldırının Türkiye açısından da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Her an tedbirli ve teyakkuz halinde olmak bu coğrafyanın bize yüklediği bir sorumluluktur” diyen Bahçeli, millet olarak doğru değerlendirmeler yapılması gerektiğini belirtti.

Bahçeli açıklamasının sonunda, Türkiye’nin barıştan yana olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türk milleti barıştan yanadır. Coğrafyamızın etrafını bir barış kuşağıyla çevrelemek vazgeçilmez hedefimizdir. İsrail ile İran arasında bir an önce diyalog ortamı sağlanmalı, savaş tehlikesi ortadan kaldırılmalıdır. Aksi takdirde bu çatışmanın küresel boyuta ulaşması halinde sonuçları telafi edilemez olacaktır.”

BHA

Trakya temmuzda 209 milyon dolarlık ihracata imza attı

AA

KIRKLARELI (AA) – Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Trakya’da, deniz ve kara yolu ulaşımı açısından avantajlı konumda bulunan ve gelişmiş sanayisi ile üretim kapasitesini artıran Tekirdağ, 188 milyon 123 bin 140 dolar ihracat rakamlarıyla ön plana çıkan il oldu.

Bölgenin temmuz ihracatında Kırklareli 11 milyon 790 bin 310 dolar ile ikinci, Edirne ise 9 milyon 285 bin 580 dolarlık dış satımla üçüncü sırada yer aldı.

Söz konusu ayda, geçen yılın aynı dönemine göre Tekirdağ ve Edirne’de ihracat artarken, Kırklareli’nde ise düşüş görüldü.

Sektörel bazda Tekirdağ’dan en çok demir ve demir dışı metaller sektöründe ihracat yapılırken, Kırklareli ve Edirne’den hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü ön plana çıktı.

Tekirdağ’dan en fazla ihracat 28 milyon 583 bin 700 dolar ile Almanya’ya, Kırklareli’nden 1 milyon 509 bin 840 dolar ile ABD’ye, Edirne’den de 1 milyon 493 bin 970 dolarla Bulgaristan’a gerçekleştirildi.

Söz konusu üç ilden ocak-temmuz döneminde yapılan ihracat ise 1 milyar 289 milyon 668 bin 260 dolara ulaştı.

Muhabir: Ufuk Ertop

Yapıtları Süleymaniye’de sergilenen Bursevi’nin “Ruhul Beyan”ı koleksiyon eseri olarak basılacak

AA

İSTANBUL (AA) – Sergide Bursevi’nin TÜYEK’e bağlı başta Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi olmak üzere diğer kütüphanelerden toplanan 30’dan fazla eseri yer alıyor.

TÜYEK Başkanı Coşkun Yılmaz, Osmanlı döneminin önde gelen mutasavvıf, müfessir, şair ve alimlerinden Bursevi’ye ve eserlerine ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.

Yılmaz, Bursevi’nin Osmanlıda yetişmiş büyük bir alim ve irfan ehli olduğunu belirterek, “En çok eser verimli müelliflerden. Bulgaristan’da dünyaya geliyor. 20 Temmuz 1725, onun vefat tarihi ve bu sene onun vefatının 300. seneidevriyesi. Osmanlı coğrafyasının büyük bir çoğunluğunu gezmiş, İstanbul’da görev yapmış. Büyük hocalardan eğitim görmüş, irşatla görevlendirmiş ama ağırlıklı olarak vazife gördüğü yer Bursa.” dedi.

“Hem kalem hem kelam hem de kılıç ehli”

Yılmaz, İsmail Hakkı Bursevi’nin Bursa’da dergah kurduğunu, aynı zamanda Bursa Ulu Cami’de vaizlik yaptığını anlattı.

“Ulu Cami’de tefsir dersleri veriyor.” diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Onun önemli eseri ‘Ruhul Beyan’, bu camideki tefsir derslerinden oluşuyor. Çok verimli ve müessir bir alim. Kendi yaşadığı devirde 17. yüzyılın sonu, 18. yüzyılın başlarında geniş Osmanlı coğrafyasında müessir olmuş. Alim, edip, müfessir, şeyh oluşunun yanında onu farklı kılan şeylerden birisi de elde kılıç savaşa iştirak etmiş. Cephede bizzat savaşmış ve yaralanmış yani hem kalem hem kelam hem de kılıç ehli. Bu da aslında ideal bir alimin temel vasıflarının yansımasıdır.”

Yılmaz, Bursevi’nin yaşamıyla ve yaptıklarıyla “üsve-i hasene” olduğunu vurgulayarak, “Tesiri yaşadığı yüzyılla sınırlı olmayan, sonraki asırlarda da devam eden ve günümüzde de geniş kitlelerin istifa ettiği bir isim. Sadece Türkiye sınırlarıyla değil ‘Ruhul Beyan’ eseri başta olmak üzere, diğer eserleriyle de dünyada ilgi gören bir isim.” diye konuştu.

“Bursevi’nin tespit edilmiş eser sayısı 120”

TÜYEK olarak önemli şahsiyetleri vefatlarının 50’nci, 100’üncü ve 300’üncü yılında anmak adına programlar düzenlediklerini söyleyen Coşkun Yılmaz, Bursevi’nin vefatının 300’üncü yılında da eserlerinden oluşan serginin yanı sıra anma programı gerçekleştirdiklerini, aynı zamanda eserlerini neşrettiklerini belirtti.

Yılmaz, İsmail Hakkı Bursevi’nin 300. vefat yılına özel hazırlanan Süleymaniye Külliyesi’ndeki sergide kaleminden çıkan önemli eserlerin yer aldığına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Kendi el yazısı örnekleri var. Tabii kendisi Hafız Osman’ın talebesi. Bu anlamda iyi bir hattat olduğunu da söyleyebiliriz. Bugüne kadar Bursevi’nin tespit edilmiş eser sayısı 120 ama çalışmalar yoğunlaştıkça onun çok daha fazla eserinin olduğunu görüyoruz. Kendisiyle ilgili 60’tan fazla doktora tezi yapılmış fakat tüm bunların yanında Bursevi’yi anlamak ve anlatmak için daha çok çalışılması gerekiyor. TÜYEK olarak biz de bu sergiyi açtık. Ziyaretçilerimiz gelsinler, onun eserlerini görsünler, onun dünyasıyla buluşsunlar istedik. Bursa’da da geçtiğimiz haftalarda neşrettiğimiz iki ciltlik meşhur eseri ‘Sübhatü’s-Salikin’in tanıtım toplantısını gerçekleştirdik. Kabri başında hatim duası yaptık. Bundan sonra da onun hakkında bazı faaliyetlerimiz olacak.”

Bursevi’nin yazdığı 16 defter halindeki “Ruhul Beyan” adlı tefsir eserini, onun elinden çıkmış haliyle belirli sayıda Bursa Valiliği ile bastıracaklarının bilgisini veren Yılmaz, “Ruhul Beyan’ı bu yıl içerisinde koleksiyon eseri olarak basacağız. Hazırlıklara başladık. İsmail Hakkı Bursevi’nin dijital ortamda eserleri yer alıyor ama Ruhul Beyan’ı bastırdıktan sonra PDF formatında da eseri, yine internet ortamında herkesin istifadesine sunacağız. Üstadın başka eserlerini de yayınlamaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün

Başakşehir, Süper Lig’de yarın Kayserispor’u konuk edecek

AA

İSTANBUL (AA) – Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda saat 21.30’da başlayacak müsabakayı hakem Kadir Sağlam yönetecek. Sağlam’ın yardımcılıklarını Mehmet Salih Mazlum ve Osman Gökhan Bilir üstlenecek.

Başakşehir’in ligin ilk haftasındaki Fatih Karagümrük maçı, Avrupa kupası maçları nedeniyle Türkiye Futbol Federasyonu tarafından ertelendi. Turuncu-lacivertliler, ligdeki ilk maçına Kayserispor karşısında çıkacak.

Kayserispor da geçen hafta ertelenen Beşiktaş mücadelesi sebebiyle sezona Başakşehir karşılaşmasıyla start verecek.

Turuncu-lacivertli takımda sakatlığı bulunan Olivier Kemen ve Ömer Ali Şahiner, müsabakada forma giyemeyecek.

Yeni transferler Onur Bulut, Nuno Da Costa, Luca Ekrem Stancic, Berkay Aslan, Eldor Shomurodov, Davie Selke ve Abbosbek Fayzullaev ise şans verilmesi halinde Süper Lig’de ilk kez sahaya çıkacak.

Sezonu 24 Temmuz’da açtı

RAMS Başakşehir, 2025-26 sezonunda 4 resmi maça çıktı.

UEFA Konferans Ligi 2. eleme turunda Bulgaristan temsilcisi Cherno More ile eşleşen turuncu-lacivertliler, rakibini 1-0 ve 4-0’lık skorlarla mağlup ederek 3. eleme turuna yükseldi.

Konferans Ligi 3. eleme turunda ise ilk maçta Norveç ekibi Viking’i 3-1 mağlup edip rövanşta 1-1 berabere kalan Başakşehir, ligde play-off etabına adını yazdırdı.

Turuncu-lacivertli takım, play-off turunda Romanya temsilcisi Universitatea Craiova ile karşılaşacak.

Muhabir: Ceren Aydınonat

Bulgaristan’da huzurevlerinde 205 yaşlıya işkence edildi

AA

SOFYA (AA) – Bulgaristan’da 5 huzurevinde 205 yaşlıya işkence yapıldığı tespit edildi.

Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada, Eski Zağara ve Varna şehirlerinde yasa dışı hizmet veren 5 huzurevine operasyon düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, ​​​​​​​5 huzurevinde 205 yaşlıya eziyet edildiği kaydedildi.

İşkence yapılan yaşlılara ilişkin fotoğraflar paylaşıldı.

Fotoğraflarda, bakımsızlıktan zayıflamış yaşlıların ayaklarından bağlandığı, yatakların altında yatırıldığı görülüyor.

Adalet Bakanı Georgi Georgiev, basına yaptığı açıklamada, huzurevlerinin “korku evlerine” dönüştüğünü söyledi.

Georgiev, “Buradaki insanlar uyuşturulup yataklarına bağlanmış, eziyet çekmiş ve işkence görmüşler.” dedi.

Bazı yaşlıların hastaneye kaldırıldığını ve bazılarının da başka yerlere nakledildiğini aktaran Georgiev, “Böyle bir dehşet şimdiye kadar kimse görmemiştir. Müfettişlerin bazıları durumu gördükten sonra ağlayarak dışarı çıktılar.” diye konuştu.

Georgiev, huzurevlerindeki yaşlıların esir gibi tutulduğunu ve acımasız muamele gördüklerini belirterek şunları söyledi:

“Kapılar kilitliydi, pencerelerin iç kolu sökülmüştü, hijyen koşulları iğrençti, yatak çarşafları yoktu. Telefonları alınmıştı, insanların dış dünyayla bağlantıları yoktu, kimlik kartları yoktu. Sürekli sağlık bakım yoktu. Doktor sadece biri öldüğünde geliyordu. Kalifiye olmayan kişiler o yaşlılara belirsiz ilaçlar enjekte ediyordu.”

Georgiev, kaçak huzurevlerinin kapatılacağını ve sıkı denetimlerin süreceğini bildirdi.

Muhabir: Ihvan Radoykov

2025 Alman Ulusal Ödülü, Biontech’in kurucuları Özlem Türeci ve Uğur Şahin’e verildi

AA

BERLIN (AA) – Berlin’deki Fransız Friedrichstadt Kilisesi’nde düzenlenen törene, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Andreas Vosskuhle ve çok sayıda davetli katıldı.

Başbakan Merz, burada yaptığı konuşmada, Robert Koch, Rudolf Wirth, Emil von Wehen, Alexander Fleckinger, Gerti Kuhn ve Karl Hirsch’in Alman tarihinde sağlık alanında önemli isimler olduğunu ve bu isimler arasına Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin de katıldığını söyledi.

Modern tıbbın iki öncüsü olarak Şahin ve Türeci’ye “2025 Alman Ulusal Ödülü” verildiğini ifade eden Merz, “Sürekli belirsizliğe doğru cesaretle ilerlemenizi onurlandırıyoruz.” dedi.

Aşı geliştirmenin normalde ortalama sekiz yıl sürdüğüne dikkati çeken Merz, bir yıldan kısa bir sürede, tüm dünyanın beklediği koronavirüs (COVID-19) aşısını geliştirilmesinin bir rekor olduğunu kaydetti.

Merz, Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin, göçmen kökenli vatandaşların neler başarabileceğini gösterdiklerini vurgulayarak, “İkisi de Türk göçmenlerin çocukları. Türeci’nin babası küçük yerel bir hastanede çalışıyor. Şahin’in babası da Köln’deki Ford fabrikasında 60’lı ve 70’li yıllarda Almanya’ya gelen ve ülkemizin refahına önemli katkılarda bulunan misafir işçiden biri.” diye konuştu.

Almanya’ya gelen misafir işçilerin ilk neslinin bugüne kadar çok az takdir gördüğüne işaret eden Merz, Uğur Şahin’in ilk Türk göçmen neslini “görmezden gelinen nesil” olarak adlandırdığını ve bunun unutulmaması gereken bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.

Merz, sosyal veya etnik kökenlere bakılmaksızın yetenekleri destekleyeceklerini belirterek, “İlerleme motoru olarak vasıflı göçmenlere ihtiyacımız var. Bunu sorgulayan ideolojiler, dar görüşlülükleriyle özgürlükçü düzenimizin geleceğini tehlikeye atıyor.” ifadelerini kullandı.

Uğur Şahin ve Özlem Türeci de yaptıkları konuşmada ödül için teşekkür etti.

Alman Ulusal Vakfı, 1997’den beri her yıl Alman Ulusal Ödülü ile demokratik bir toplum için çalışan kişi ve kuruluşları onurlandırıyor.

Ödülün toplam değeri 50 bin avro olarak açıklanmıştı.

Siyasi parti bağlantısı olmayan, bağımsız ve kar amacı gütmeyen Alman Ulusal Vakfı, 1993 yılında eski Başbakan Helmut Schmidt ve arkadaşları tarafından kuruldu.

Muhabir: Cüneyt Karadağ

A Milli Erkek Voleybol Takımı’nın Milletler Ligi mücadelesi başlıyor

AA

ANKARA (AA) – İlk ayak müsabakalarına Çin’in Şian şehrinde çıkacak ay-yıldızlı ekip, Sırbistan ile yarın TSİ 15.30’da karşı karşıya gelecek.

Türkiye, ilk ayak maçlarında Sırbistan’ın yanı sıra 13 Haziran’da Hollanda, 14 Haziran’da Polonya ve 15 Haziran’da ev sahibi Çin’le karşılaşacak.

Başantrenör Umut Çakır yönetimindeki milli takımın kadrosunda şu isimler bulunuyor:

Pasörler: Murat Yenipazar, Hilmi Şahin

Pasör çaprazları: Kaan Gürbüz, Berk Dilmenler

Smaçörler: Yiğit Gülmezoğlu, Efe Mandıracı, Efe Bayram, Gökçen Yüksel, Mirza Lagumdzija

Orta oyuncular: Bedirhan Bülbül, Vahit Emre Savaş, Mert Matic, Ertuğrul Gazi Metin, Ahmet Tümer

Liberolar: Berkay Bayraktar, Beytullah Hatipoğlu

Muhabir: Erkan Tiryaki

Türkiye’nin, Ege Denizi’ne ilişkin deniz park alanları çalışması sürüyor

AA

ANKARA (AA) – Edinilen bilgiye göre, Türkiye, Yunanistan tarafından ay sonunda açıklanacak deniz parkları alanlarının Ege’deki birbiriyle bağlantılı ihtilaflarla ilgili olup olmayacağına dair gelişmeleri dikkatle izliyor.

Yunanistan’ın “olası tek taraflı adımlarına karşı tedbirler gözden geçirilirken” bu bağlamda, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Marmara Denizi gibi tüm denizlerde muhtelif koruma alanları ve çevrenin korunmasına yönelik olabilecek diğer önlemler değerlendiriliyor.

Türkiye, Devletlerin Ulusal Yetki Alanları Ötesindeki Biyoçeşitliliğin Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımına Dair Anlaşmayı (BBNJ Anlaşması) 79. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında Eylül 2024’te imzalarken, söz konusu anlaşmanın iç onay süreci devam ediyor.

Aynı zamanda, Türkiye 16 Nisan’da tüm denizlerine ilişkin olarak Deniz Mekansal Planlaması’nı da duyururken, planlamanın içeriğinin daha da doldurulmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor.

Bu bağlamda, Türkiye’nin Deniz Mekansal Planlaması’nın BM nezdinde tescili için gerekli başvurular yapıldı.

Ankara, Fransa’nın Nice kentinde devam etmekte olan BM Okyanus Konferansı’nda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank başkanlığında bir heyetle temsil edilirken, Türkiye’nin de konferansa hitapta bulunması bekleniyor.

Yunanistan’ın “deniz park alanları” çalışmaları

Nice’de düzenlenen BM Okyanus Konferansı’na hitap eden Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, ülkesinin 2024’te Atina’da yapılan “Okyanuslarımız Konferansı”nda duyurduğu “deniz parklarının” ay sonundan önce İyon Denizi ve Ege Denizi’nde ilan edileceğini açıklamıştı.

Bu çerçevede, belirlenecek söz konusu deniz parklarında derin deniz trol avcılığının yasaklanması ve aşırı balıkçılığa karşı önlemler alınması öngörülüyor.

Dışişleri Bakanlığından konuya ilişkin geçen yıl yapılan açıklamada, “Yunanistan’ın, Ege sorunları bağlamında öteden beri hemen her platformdan istifade etme çabası içinde olduğu bilinmektedir. İlişkilerimizde son dönemde görülen yumuşamaya rağmen Yunanistan’ın bu defa da çevreyle ilgili hususları istismar ettiği görülmektedir.” ifadeleri kullanılmıştı.

Muhabir: Gökhan Çeliker,Can Efesoy

Türk Kızılay 168 bin 584 hisse kurban kesimi gerçekleştirdi

AA

ANKARA (AA) – Türk Kızılay’dan yapılan açıklamaya göre, Kızılay, 2025 yılı için aldığı kurban vekaletlerinin kesimlerini tamamladı.

Bayramın ilk gününden itibaren kurban kesimlerine başlayan Kızılay, bir önceki yıla göre yüzde 15’lik bir artışla toplamda 168 bin 584 hisse kurban kesimi yaptı.

“Kurban Bereketini Yıl Boyu Yaşatıyorsan Hilal Olsun Türkiye” sloganıyla yürüttüğü kampanyayla hayırseverlerin kurban vekaletlerini alan Kızılay, yurt içinde gerçekleştirdiği kurban kesiminden elde edilen etlerin yüzde 60’ını aşevlerinde sıcak yemek üretiminde kullanacak, kalan kısmını ise 800 gramlık konserve kavurma olarak yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak.

Kavurma konservelerinin hazırlanması için et işleme süreçlerini başlatan Kızılay, yurt içi dağıtımlarda önceliği deprem bölgesindeki afetzede ailelere verecek.

Gazze’de açlıkla mücadele eden Filistinliler için bu yıl da uzun ömürlü kavurma konservesi modelini uygulayan Kızılay, yurt içi kampanyası kapsamında Gazze için 21 bin 504 hisse kurban kesimi gerçekleştirdi.

Gazze için hazırlanan kavurma konserveleri, sınırlardan yardım geçişine izin verildiği an hızla bölgedeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.

Vekalet sahiplerine bilgi verildi

Kurban kampanyası kapsamında, Balkanlar’da Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kosova, Kuzey Makedonya, Orta Doğu’da Irak, Suriye, Yemen, Afrika’da Somali, Çad, Nijer, Kenya, Tanzanya, Uganda, Gine, Burkina Faso, Kamerun, Asya’da Afganistan, Bangladeş, Kırgızistan, Pakistan ve Moğolistan ile KKTC dahil olmak üzere toplam 22 ülkede gerçekleştirilen 137 bin 350 hisse kesiminden elde edilen kurban etleri ise dağıtılarak, yaklaşık 3 milyon 433 bin 750 ihtiyaç sahibine ulaştırıldı.

Kurban ibadetini Türk Kızılay aracılığıyla yerine getiren vekalet sahiplerine SMS ve sesli mesaj ile kesimi yapılan kurbanlar hakkında bilgi verildi. Kesimler, Kurban Bayramı’nın ilk üç günü, Kızılay görevlileri, din görevlileri, veteriner hekimler ve noterler eşliğinde gerçekleştirildi.

Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, yaptığı açıklamada, “Türk Kızılay olarak bir bayramı daha bağışçılarımızın emanetlerini layığıyla yerine getirmenin huzurunu ve gururunu yaşıyoruz. Bağışlarıyla, güvenleriyle ve destekleriyle bu iyilik hareketine katkı sunan tüm hayırseverlerimize teşekkür ediyor, birlik beraberlik ve dayanışma ruhunun yıl boyu sürmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Utku Şimşek

A Milli Erkek Voleybol Takımı, Milletler Ligi’nde bu senenin daha iyi geçeceğine inanıyor

AA

İSTANBUL (AA) – Ay-yıldızlı takım, VNL’nin 11-15 Haziran tarihlerinde
Çin’deki ilk etabında ev sahibi ekibin yanı sıra Sırbistan, Hollanda ve
Polonya ile karşı karşıya gelecek.

Kaptan Murat Yenipazar ile Adis Lagumdzija, organizasyon öncesinde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Efeler
Ligi’nde geride kalan sezonun Ziraat Bankkart formasıyla güzel
geçtiğini anlatan Murat Yenipazar, “Çok iyi bir takım oluşturmuştuk. O
takım ruhunu milli takımda da hedefliyoruz. Başarıya götüren en önemli
anahtarlardan bir tanesi bu. Bu yüzden geçtiğimiz sezona bireysel bir
performans olarak değil takım olarak bakıyorum. Herkesin işini iyi
yaptığı yerde ben de işimi çok iyi yaptım.” dedi.

Milli takımdaki tüm oyuncuların en üst seviyede voleybol oynadığını vurgulayan tecrübeli pasör, şunları kaydetti:

“Buradaki
en büyük faktör bireysel olarak iyi oyuncular olmamızın yanında çok iyi
bir takım olma isteğimizin olması. Bunu başardıktan sonra daha çok
galibiyete ulaşmamız mümkün olacak. Kısa vadeli hedeflerle yürürsek daha
başarılı olacağımızı ve bu işi daha ileriye taşıyacağımızı düşünüyorum.
En ileriyi düşününce gittiğimiz yolu unutabiliyoruz. Gün gün ilerleyip
çok daha iyi olma çabasıyla milli takımı ileri taşıyabiliriz. Takımda,
katılan genç oyuncularla yeni bir atmosfer var. Herkes kendini bireysel
olarak kanıtlamış. Bu yıl oluşturmamız gereken bir takım olgusu var.
Bunu başarabilirsek çok daha güzel şeyler konuşacağız.”

Adis Lagumdzija: “Tüm ayakları bireysel olarak değerlendireceğiz”

Ay-yıldızlı oyunculardan Adis Lagumdzija, takımın VNL’de kazanmaya istekli olduğunu söyledi.

Geçen
sezon İtalya’nın Cucine Lube Civitanova ekibinde güzel bir sezon
geçirdiğini belirten 26 yaşındaki pasör çaprazı, “Ocak ayında İtalya’da
kupa kazandık. Dünya Şampiyonası’na gittik, madalya alamadık ama önemli
şeyler başardık. İtalya Ligi’nde finale çıktık. Onu da kazanabilirdik
ama yorgunluğumuz vardı. Genel olarak çok güzel bir sezon geçirdik.”
dedi.

Sakatlığı sebebiyle VNL’nin ilk ayağında
forma giyemeyeceği açıklanan Adis, milli takımda bu sene genç ve dinamik
bir kadronun olduğuna dikkati çekti.

Milli
formayla geçen sezon istediklerini yapamadıklarını dile getiren oyuncu,
“Bu senenin çok daha iyi geçeceğine inanıyorum. Tüm ayakları bireysel
olarak değerlendireceğiz. İlk maçtan itibaren kazanma mantalitesiyle
oynamamız gerekiyor. Antrenmanlarımız da güzel geçiyor. Takım çok
istekli. Bunu da sahaya yansıtmak istiyoruz. Yaşım çok büyük değil ama
tecrübeliyim. Bunu takıma katmak istiyorum. Beş yıl İtalya’da oynadım.
Her sene milli takıma geldiğimde orada nasıl çalıştığımı takıma
yansıtmak istiyorum. Bu sene de aynısını yapabileceğime inanıyorum.”
diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Ceren Aydınonat

A Milli Futbol Takımı, 641. maçına çıkacak

AA

KUZEY CAROLINA (AA) – Türkiye, 102 yıllık tarihinde 354’ü resmi, 286’sı özel toplam 640 maç oynayıp, biri hükmen 251 galibiyet, 150 beraberlik ve 239 yenilgi yaşadı.

Ay-yıldızlılar, 275’i deplasmanda, 276’sı Türkiye’de, 89’u ise tarafsız sahada çıktığı maçlarda, 3 tanesi hükmen galibiyet sonucunda 878 gol attı, kalesinde 913 gol gördü.

Bugüne kadar 91 farklı ülke takımıyla mücadele eden milli takım, 640 karşılaşmanın 555’ini Avrupa, 34’ünü Asya, 24’ünü Afrika, 24’ünü Amerika, 3’ünü de Okyanusya temsilcileriyle yaptı.​​​

Hükmen galibiyet ve Kosova maçı

Milliler, 640 maçta tek hükmen galibiyeti Yunanistan karşısında aldı.

Türkiye ile Yunanistan arasında 17 Kasım 2015’te Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda oynanan özel maç, 0-0 sona erdi. Bu müsabakadan 6 ay sonra FIFA, Yunanistan’ın kural dışı futbolcu oynattığı gerekçesiyle karşılaşmayı Türkiye lehine 3-0 tescil etti.

Ay-yıldızlı ekibin 21 Mayıs 2014’te deplasmanda Kosova ile yaptığı ve 6-1 kazandığı özel maç ise söz konusu tarihte bu ülkenin UEFA ile FIFA üyesi olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadı.

Meksika ile ilk maç

A Milli Futbol Takımı, Meksika ile tarihindeki ilk maça çıkacak.

İki takım arasındaki ilk mücadeleye Kuzey Carolina eyaletindeki Kenan Stadı ev sahipliği yapacak. Mücadele, 11 Haziran Çarşamba günü TSİ 04.00’te başlayacak.

Meksika, ABD ve Kanada ile 2026 FIFA Dünya Kupası’nın üç ev sahibinden biri olacak.

Vincenzo Montella yönetiminde 23’üncü maç​​​​​​​

Türkiye, İtalyan teknik adam Vincenzo Montella yönetiminde 23’üncü sınavını Meksika karşısında verecek.

Montella’nın kulübede yer aldığı ilk 3 karşılaşmayı kazanan Türkiye, sonrasında oynadığı 5 maçta ise galibiyet elde edemedi. Ay-yıldızlı ekip, EURO 2024’ün ilk maçında Gürcistan’ı yenerek galibiyet özlemine son verdi.

İtalyan teknik adam yönetiminde 16’sı resmi, 6’sı özel 22 maça çıkan milliler, 12 galibiyet elde etti, 6 mağlubiyet ve 4 beraberlik yaşadı. Rakip fileleri 36 kez havalandıran ay-yıldızlı ekip, kalesinde 28 gol gördü.

Türkiye’nin İtalyan teknik adam idaresinde çıktığı maçlarda aldığı sonuçlar şöyle:

Tarih Maç Organizasyon Sonuç
12.10.2023 Hırvatistan-Türkiye EURO 2024 Elemeleri 0-1
15.10.2023 Türkiye-Letonya EURO 2024 Elemeleri 4-0
18.11.2023 Almanya-Türkiye Özel 2-3
21.11.2023 Galler-Türkiye EURO 2024 Elemeleri 1-1
22.03.2024 Macaristan-Türkiye Özel 1-0
26.03.2024 Avusturya-Türkiye Özel 6-1
04.06.2024 İtalya-Türkiye Özel 0-0
10.06.2024 Polonya-Türkiye Özel 2-1
18.06.2024 Türkiye-Gürcistan EURO 2024 3-1
22.06.2024 Türkiye-Portekiz EURO 2024 0-3
26.06.2024 Çekya-Türkiye EURO 2024 1-2
02.07.2024 Avusturya-Türkiye EURO 2024 1-2
06.07.2024 Hollanda-Türkiye EURO 2024 2-1
06.09.2024 Galler-Türkiye UEFA Uluslar Ligi 0-0
09.09.2024 Türkiye-İzlanda UEFA Uluslar Ligi 3-1
11.10.2024 Türkiye-Karadağ UEFA Uluslar Ligi 1-0
14.10.2024 İzlanda-Türkiye UEFA Uluslar Ligi 2-4
16.11.2024 Türkiye-Galler UEFA Uluslar Ligi 0-0
19.11.2024 Karadağ-Türkiye UEFA Uluslar Ligi 3-1
20.03.2025 Türkiye-Macaristan UEFA Uluslar Ligi 3-1
23.03.2025 Macaristan-Türkiye UEFA Uluslar Ligi 0-3
07.06.2025 ABD-Türkiye Özel 1-2

Muhabir: Hilmi Sever

İstanbul’da bu hafta birçok etkinlik sanatseverlerle buluşacak

AA

İSTANBUL (AA) – Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) 13 Haziran’da “Bir Taşın Hafızası” tiyatrosu ve “Destanların Dansı” dans gösterisi, 15 Haziran’da ise “Bulaşıkçılar” oyunu izleyiciye sunulacak.

“Kel Diva” oyunu 11 Haziran’da Zorlu PSM’de tiyatroseverlerle buluşacak.

İstanbul Dijital Sanat Festivali 11-15 Haziran’da yapılacak

Teknolojinin dönüştürücü gücüyle sanatın ilham verici dünyasını buluşturan İstanbul Dijital Sanat Festivali (IDAF), 11-15 Haziran’da sanatseverlerle buluşacak.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle düzenlenen festival, dijital sanatlar alanında yurt içinden ve dışından önemli isimleri sanatseverlerle bir araya getirecek.

Ön gösterimini Paris’te yapan ve Türkiye’nin uluslararası düzenlenen ilk ve tek dijital sanat festivali olan IDAF, “Connecting” (Bağlanıyor) temasıyla gerçekleştirilecek.

Festivalde, dijital sanatlar alanında ulusal ve uluslararası 80 sanatçının eserleri sergilenecek, ayrıca çocuk ve gençlik atölyeleri, tiyatrolar, dijital şovlar, robot gösterileri, paneller, görsel ve işitsel performanslar düzenlenecek.

Konserler

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) 13 Haziran’da “Orbi”, 15 Haziran’da “CRR Türk Müziği Topluluğu” konserleri gerçekleşecek.

AKM’de 11 Haziran’da “Tekfen Filarmoni Orkestrası & Bulgaristan Ulusal Filarmoni Korosu”, 14 Haziran’da “Camerata Salzburg & Fazıl Say” ve “Yurdal Tokcan’ın Hicaz Meydan Faslı”, 15 Haziran’da ise Milli Kurtuluş Gününde Azerbaycan’a Armağan Karcığar Faslı ve Azeri Türküler” konserleri müzikseverlerin beğenisine sunulacak.

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde bugün Serdar Ortaç, 11 Haziran’da Alan Parsons, 12 Haziran’da Ajda Pekkan, 13 Haziran’da Erdal Erzincan, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu ve Tolga Sağ, 14-15 Haziran’da Semicenk konser verecek.

“Pera Klasikleri: Viyana’dan Ezgiler-Der Wiener Kontrabass” konseri 14 Haziran’da Pera Müzesi’nde düzenlenecek.

“Gökhan Özen 25. Yıl Konseri” 14 Haziran’da BtcTurk Vadi Açıkhava’da izleyiciyle buluşacak.

Sergiler

Sanatçı Aylin Eskinazi’nin “Saklambaç Oynarken” adlı kişisel sergisi 12 Haziran’da Yapı Kredi bomontiada Galeri’de açılacak.

Ressam Ömer Onay’ın “Yitik Alemler”, “Zamandan Önce” ve “Noktrün” serilerini bir araya getirdiği “Bilinç Akışı” sergisi, 19 Haziran’da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Çok Amaçlı Salon’da sanatseverlerle buluşacak.

Tapu ve Kadastro Arşiv Dairesinin zengin koleksiyonlarından uzmanlarca derlenen “Toprağın Hafızası” sergisi, Büyük Çamlıca Camisi Sergi Salonu’nda sanatseverleri ağırlıyor.

Akademisyen ve fotoğraf sanatçısı Dr. Nevzat Yıldırım’ın, şehrin ikonik özellikli tarihi yapılarına odaklanan “İstanbul’u Sevmek” sergisi izlenime sunuldu.

Hattat Savaş Çevik’in öğrencilerinin Ma’kıli türünde hat eserlerine yer verilen “Mizan” sergisi, İstanbul Tasarım Merkezi’nde görülebiliyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Bilim Tarihi Bölümü, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Enstitüsü ve Science and Innovation Platformunun katkılarıyla hazırlanan “İslam Bilim Tarihi” sergisi, FSMVÜ Fatih Yerleşkesi’nde açıldı.

Rauf Tuncer’in resim, serigrafi ve gravür sergisi “Otağ”, Fatih Belediyesi Nusret Çolpan Sanat Galerisi’nde kapılarını açtı.

Pera Müzesi’nin kuruluşunun 20. yılına özel hazırlanan “Sıradışı Minas: Kütahya Çini ve Seramiklerinde Esin ve Yeniliğin Hikayesi” sergisi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Silahtarağa Arşiv ve Paribu işbirliğinde ​​​​​​​hazırlanan “İstanbul’un Aydınlık 100’ü” sergisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü Enerji Müzesi’nde ziyarete açıldı. Sergi 21 Kasım’a kadar devam edecek.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı işbirliğiyle bu yıl “Gölge Varsa Işık da Var” temasıyla düzenlenen “3. Uluslararası Yeditepe Bienali”, 18 Haziran’a kadar İstanbul’da Yedikule Hisarı, Sirkeci Garı Ambarları ve Nuruosmaniye Camisi Mahzeni’nde sanatseverleri ağırlayacak.

Sanatçı Seyed Davoud’un son dönem resimlerinden oluşan sergisi “HAY-AT”, 12 Haziran’a kadar Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Ebru ile minyatür sanatçılarını bir araya getiren “Zuhurat” sergisi, Dolmabahçe’de Milli Saraylar Resim Müzesi Hüseyin Zekai Paşa Sergi Salonu’nda 15 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.

Botanik illüstrasyon aracılığıyla Anadolu’daki bitki çeşitliliğini görünür kılmayı amaçlayan “Anadolu’nun Bitki Mirası” sergisi, 10 Ağustos’a kadar Salt Beyoğlu’nda görülebilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığınca (TÜYEK) düzenlenen “Yol ve Yad: Hac Yolculuğunun Yazılı Hafızası” sergisi, 11 Temmuz’a kadar Rami Kütüphanesi’nde ziyarete açık olacak.

İstanbul Modern, Ömer Uluç’un sanatsal yolculuğunu mercek altına alan kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sanatçının Türkiye’deki en geniş seçkilerinden birine yer veren “Ufuk Çizgisinden Öteye” başlıklı sergi, 12 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.

Muhabir: Ömer Mirza Şeker

Trakya’nın taş mezarları yeni turizm rotası oluşturacak

AA

EDIRNE (AA) – Trakya kültür mirasının önemli yapıları arasında yer alan ve 3 bin 500 yıl öncesine kadar tarihlenen dolmen ve menhirlerden 60’ı Edirne’de, 40’ı Kırklareli’nde bulunuyor.

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü programına katılmak üzere kente gelen İRO Yönetim Kurulu Başkanı Eracun, AA muhabirine, kentte bilinenin dışında bir rota oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Edirne’ye sık sık gezi programları düzenlediklerini ve turistlerin kente büyük ilgi gösterdiğini belirten Eracun, “Burada yapılacak olan gezilerde ben daha çok bilinenin haricinde bilinmeyen ve yorumlarla zenginleştirilecek olan programların peşindeyim. Edirne’ye her geldiğimizde yeni bir detayı keşfetmekteyiz. Bölgeye sık sık gelip burada zaman harcamak gerekiyor.” dedi.

Eracun, kentin daha fazla tanıtılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Edirne’nin stratejik önemini biliyoruz, aynı zamanda bu bölgenin kültürel mirasının da daha iyi tanıtılması gerektiğine inanıyorum. Özellikle yıllardır yaptığım çalışmalarda buradaki dolmenlerin ve menhirlerin tarihi açıdan turistlere daha iyi anlatılması, yerlerinin tespit edilmesi ve bu konuda yapılacak arkeolojik çalışmaların da başlaması için bir an önce sabırsızlanmaktayım. Bu eserler binlerce yıllık hikayesiyle Edirne’den Kırklareli’ne ve Bulgaristan’a kadar yayılmaktadır. Dolmen ve menhirlerin keşfi ve turizme tanıtılması, yeni rotanın oluşmasını sağlayacaktır.”

Muhabir: Cihan Demirci

Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde skandal: Başhekimden hekime şiddet! – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi‘nde görev yapan bir diş hekiminin, aynı hastanede başhekimlik görevini sürdüren kişi tarafından darbedildiği iddiası sağlık camiasında büyük tepki yarattı. Olayla ilgili Hekimsen tarafından yapılan açıklamada, yaşananlar “rezalet” olarak nitelendirildi.

İddiaya göre olay, bu sabah meydana geldi. Kliniğinde görevine devam eden diş hekimi, başhekimin talimatıyla odasından zorla çıkarıldı. Ardından başhekimin makam odasına götürülen hekim, burada fiziksel saldırıya uğradı. Açıklamada, başhekimin meslektaşının boğazını sıktığı ve çenesine yumruk attığı belirtildi.

HEKİMSEN: “BU KABUL EDİLEMEZ BİR DURUMDUR”

Konuyla ilgili açıklama yapan Hekimsen, söz konusu saldırıyı “şiddetle kınadıklarını” ifade ederek şu ifadelere yer verdi: “Kurum idarecilerinin en temel görevi, çalışan personelin güvenliğini sağlamak ve huzurlu bir çalışma ortamı tesis etmektir. Ancak burada bu sorumluluk tamamen çiğnenmiş ve bir meslektaşımıza fiziksel şiddet uygulanmıştır. Sağlık çalışanına yönelik her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu yineliyor, Sağlık Bakanlığı’nı derhal harekete geçmeye davet ediyoruz.”

Olayın ardından meslektaşlarına destek mesajı veren Hekimsen, darp edilen hekime geçmiş olsun dileklerini iletti ve sendikanın hukuk biriminin süreci yakından takip edeceğini bildirdi.

BHA

Yavuz Ağıralioğlu, Trabzon’dan seslendi: Bitireceğim dediğiniz fakirliği yönetiyorsunuz – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, memleketi Trabzon’da konuştu. Ağıralioğlu, Trabzon Meydanında düzenlenen partisinin Halk Buluşmasına katıldı. Ağıralioğlu’na Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcıları, Trabzon İl Başkanı Hüseyin Cahit Köse ve diğer teşkilat mensupları eşlik etti. Vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılanan Ağıralioğlu, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

FAKİRLİĞİ BİTİRMEK İÇİN YOLA ÇIKTINIZ, FAKİRLİĞİ YÖNETİYORSUNUZ

“Memleketin geleceği zorda. Milliyetçilerimiz memleketi ayağa kaldırmak zorundaydılar. Hazineyi doldurmak zorundalardı. Pasaport’u güçlü bir ülke bulundurmak zorundaydılar. Bunların hiçbiri olmadı. Milliyetçiliğimiz zorda. Memlekette bu kadar sorun var. Bu kadar derdimiz varken muhalefet bu kadar sorunla iktidar durumda olamaz. Niçin yapmadınız? Neyiniz eksikti? Milletiniz size ne istediniz de vermedi? Siz neyiniz eksik olduğu için milleti zorda bıraktınız? Sınırlarımızın niçin beklemediniz. Paramızın niçin beklemediniz. Ekonomimiz niçin düzeltmediniz. Geldiğinizde iki buçuk milyon fakire bakıyordunuz. Şimdi yedi buçuk milyon fakire bakıyoruz diye konuşuyorsunuz. Fakirliği bitirmek için yola çıktınız. Şimdi fakirliği yönetiyorsunuz.

1-132

DOSTLARINI DÜZGÜN SEÇER MİSİN SAYIN CUMHURBAŞKANIM?

Sevip de sövdüğünüz sövüp de sevmediğiniz düşman olup dost olmadığınız dost olup düşman olmadığı kimse kalmadı. Bir milletinizle dost olamadınız. Bugün konuşuyorsunuz. Dün bir yerdeki konuşmasında Sayın Cumhurbaşkanı Trump’a dostum dedi. Daha önce kime dostum dediğini söylemeyeceğim. Ama şunu hatırlatmak zorundayım. Senin bu dostum dediğin adam, Gazze’deki zulme rağmen, oradaki soykırıma rağmen, orada yaşanan zulmü himaye olmasına rağmen, Gazzeliler oradan çıksın ben oraya otel yapacağım diyen adamdır. Dostlarını düzgün seçer misin Sayın Cumhurbaşkanım? Trump dostun. Daha önce Esed’e de dostum diyordun. Putin’in de dostun. Dostlarından bu milletin çektiklerini unutmayasın diye söylüyorum; Putin’e dostum diyorsun 36 evladımızı vurdu. Biden’a dostum diyordun memlekette başımıza ne kadar bela gelse o planlıyordu. Darbeyi de arkasında onlar vardı diyordun. Memlekette terör devletini başımıza bunları bela edecek diyordun. Suriye’deki terör devletini, terör koridorunu bunları planlıyor diyordun. Bunlara dostum demekten vazgeçip, milletinle dost olmayı dener misin? Seni milletine dost olarak görmek, seni milletinin dertleriyle uğraşırken görmek, seni milletinin dertlerini çözerken görmekti milletinin beklentisi. Millet senden sorunlarını çözesin diye bunca zamandır sabırla, ümitle derman bekledi, derman. Senden CHP’yi yenmeni beklemedi. CHP’yi yenmen için getirmedi seni. Memleketin sorunlarını yenmen için getirdi.

3-49

23 YILDIR CHP’Yİ YENMİŞSİNİZ MEMLEKETİN SORUNLARINI YENEMEMİŞSİNİZ

Her seçimde iktidarın hissesine Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniyoruz ya tesellisi düştü. Bir seçim CHP’yi yenmişsiniz. Memleketin fakirliğini yenememişsiniz. Sonra bir seçim CHP’yi bir daha yenmişsiniz. Enflasyonu yenememişsiniz. Sonra CHP’yi bir daha yenmişsiniz. Çocuklarımızın işsizliğini yenememişsiniz. Sonra CHP’yi bir daha yenmişsiniz. Emeklinin dar gelirlinin geçim sorunlarını yenememişsiniz. 23 yıldır CHP’yi devamlı yenmişsiniz, memleketin sorunlarını yenememişsiniz. Sizin vazifeniz CHP’yi yenmek değildi. Siz memleketin sorunlarını yenmek için tercih edildiniz. Yenemediğiniz sorunların halledemediğiniz sorunların çözemediğiniz sorunların bize yüklediği mesuliyetle meydanlardayız biz. Biz bu Anahtar Parti’yi siz memleketin dertlerine derman olamadınız diye kurduk. Biz bu Anahtar Parti’yi siz söz verdiniz, tutamadınız diye kurduk. Sınırlarımızı bekleyemediğiniz için kurduk. Sınırlarımız kevgire döndü o yüzden kurduk. İsminiz Adalet ve Kalkınma Partisi. Adaleti ve kalkınmayı başaramadınız diye kurduk.

ÜLKEMDE ÇOK PARTİ VAR, BİZİM PARTİ ANAHTAR

İsmail Türüt parça yapmış güzel bir parça olmuş. Kalbine, gönlüne sağlık. Ülkemde çok parti var. Bizim parti anahtar diye bir nakarat yapmış. El hak ülkemizde çok parti var. Bizim parti anahtar sözünün hakikatini ifade etmeliyim size. Biz adalet ve kalkınma partisiyiz. Biz memleketi adaletle kalkındıracak olanlarız. Biz cumhuriyeti halkla buluşturacak olanlarız. Biz milliyetçi hareket hassasiyetiyle koşuşturacak olanlarız. Biz memleketin dertleri deva bulsun diye mücadeleye başlayanlarız. Biz saadetle yeniden refahı milletin olmazsa olmazı saydığımız için alın teri döküp mücadele edenleriz. Biz iyilikle yola çıkıp zafer bu memleketin burçlarında dalgalansın diye anahtar partilileriz. O yüzden ülkemde çok parti var. Bizim parti anahtar. Bizim parti anahtar şu. Biz bir parti telaşının bir oy hevesinin biz ne olacak gailesinin değil Türk milletinin geleceğinin partisiyiz. Sizin söz verip de yapamadıklarınız için söz verip başaramadıklarınız için mücadeleye başlayanlarız. Siz adaletle ülkeyi kalkındırsaydınız. Siz hazineyi doldursaydınız. Siz zekât verilecek insanın kalmadığı zengin bir ülkeyi kursaydınız. Paramızı değerli, pasaportumuzu itibarlı yapsaydınız. Biz Anahtar Partiyi kurmayacaktık. Başaramadığınız için kurduk.

2-71

SEBEBİ SİYASETÇİLERDİR!

Adalet ve Kalkınma Partisi sadece bir parti değildir. Her partiden ümidin kesildiği bir zamanda Her partinin yapmayı deneyip de başaramadıklarını başarsın diye 23 yıldır milletin arkasında hamiyetle durup hissesine hüzün düşürmüş partinin hikayesidir. Şimdi 23 yıllık iktidarında ben huzurunuza çıkıyorum diyorum ki aziz milletim başınıza gelen her türlü sorunun sebebi siyasettir. Ben diyorum ki fakirlik var başınızda. Yüksek enflasyon var. Sebebi siyasetçilerdir. Bu memlekette Rakamlara, bakanlara değişiklik yaparak siyasetin önünü arkasını düzeltmeye çalışıyorsunuz. Soğan depolarını basıyorsunuz üretim yapmak yerine. Depocuları terörist ilan ediyorsunuz. Marketlere zabıta gönderiyorsunuz. Enflasyonu kontrol etmek için sebebi siyasetçilerdir.

İKTİDARA YENİ GELMEYE HAZIRLANAN MUHALEFET PARTİSİ LİDERİ GİBİ

Ben diyorum ki enflasyonsuz bir ülke mümkün. Tayyip Bey diyor ki bence de mümkün. Ben diyorum ki işsizlik bu memleketin kaderi değil. Bu çocuklarımız işsizlik yüzünden memleketi terk eder oldular. Bu memleketin işsizlik kaderi değil diyorum. Tayyip Bey diyor ki ben de senin gibi düşünüyorum. Ben diyorum ki memlekette yolsuzluk var. Bunların hepsi düzeltilir diyorum. Tayyip Bey diyor ki doğru söylüyor. Tayyip Bey’in konuşmalarına bizim yeni nesil çocuklarımız şöyle mukabele ediyorlar. Tayyip Bey iktidara yeni gelmeye hazırlanan bir muhalefet partisi lideri gibi konuşuyor ya diyorlar ki tam cumhurbaşkanı olacak adam. Ben diyorum ki, ben diyorum ki Sayın Cumhurbaşkanım, 2002’de hiçbir parti liderine güvenmediği kadar sana güvenen, sana destek olurken sorunları çözersin, bu memleketin dertlerinden kurtulmasına vesile olursun diye itimat eden milletin 23 yıldır senden bolluk bekliyor, bereket bekliyor, aş bekliyor, iş bekliyor, faizsiz bir ülke bekliyor. Bunların olmadığı bu memlekette sizin güzel sözlerle yürüyebileceğiniz yol bitti diye Anahtar Parti geliyor artık.

ADALETİ İHMAL EDEN BİR MEMLEKET AYAĞA KALKAMAZ

Siz adalet memleketi korusun diye değil adalete kendinizi koruttunuz diye memleket bu durumdadır. Bilin. Yargı Tayyip Bey’in dilindeki kadardır. Bir ülke ancak adaletle kalkınır diye ismini böyle koyduğu için adalet bir memleketin olmazsa olmazıdır. Bir ülke ancak adaletle kalkınacağı için bu ismi aldılar. Tayyip Bey şiir okudu, zindana girdi, itildi, kakıldı. İnancından dolayı örselendi. Partileri kapatıldı. Emine Hanım 2007 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne sokulmadı, örselendi. Bunun üzerine geldin sen iktidara. İktidara gelmişliğinin sana verdiği mesuliyet şuydu, unuttun sen. Sen zindan gördün, yönettiğin ülkede zindanlar boş olacaktı, kütüphaneler dolu olacaktı. Sen itildin, kakıldın. Senin yönettiğin ülkede kimse itilip kakılmayacaktı. Seni o yüzden iktidara davet etti bu millet. Sen fakirlik çektin. Senin yönettiğin ülkede kimse fakirlikten mustarip olmayacaktı. Bu yüzden iktidara davet edildin. Faize bu kadar para veren bir memleket ayağa kalkamaz. Adaleti ihmal eden bir memleket ayağa kalkamaz. Tasarruftan vazgeçmiş bir memleket ayağa kalkamaz. Eğitimi umursamamış bir memleket ayağa kalkamaz. Adaleti herkese eşit uygulayamayan bir memleket ayağa kalkamaz.

ÖLMEK İÇİN BİLE ADAM LAZIM

Başımızda milletin adamı var. Kürsülere çağrılırken milletin adamı diye kürsülere çağrılmak çok büyük bir kıymettir. Sayın Cumhurbaşkanı kürsülere şöyle çağrılıyor. Milletin adamı. El hak seni milletin adamı olasın diye 23 yıldır destekliyor bu ülke. Soracağımız soru şudur; Siz milletin adamıysanız Sayın Cumhurbaşkanı biz her işimizi yapmak için niçin adam arıyoruz? Sizi milletin adamı olarak başımıza getirdik. Siz milletin adamı olsaydınız biz şimdi kredi çekeceğiz, adam arıyoruz. Çocuklarımız işe girecek, adam arıyoruz. Tayinimiz var, adam arıyoruz. Birtakım dertlerimiz var, çözün diye adam arıyoruz. Borç ödeyeceğiz, adam arıyoruz, borç alacağız, adam arıyoruz. Hastaneye gideceğiz, adam arıyoruz, hapishaneye düşüyoruz, adam arıyoruz. Ölüyoruz, adam arıyoruz. Ölmek için bile adam lazım. 23 yıldır iktidarda kaldınız. Bize şimdi şöyle seslenmeliydiniz. Aziz milletim 23 yıldır beni desteklediniz. Böyle demeliydiniz şimdi. Ben size öyle bir memleket kurdum ki ağzına kadar hazinesi dolu demeliydiniz.

DİŞİMİZE GÖRE İKTİDAR BULDUK

23 yıllık başarısızlığı Cumhuriyet Halk Partisi’nin haline parmak gösterip bunlara memleket teslim edilmez diye siyaset yapabildiniz. Size artık CHP bizden daha kötü diyerek onlar gelirse endişesini büyüterek siyaset yapma imkanını bırakmayacağız. Artık Anahtar Parti var. Diyorsunuz ki oy verecek parti mi var? Oy verecek adam mı var? Siyaset pratiğinizi hep buraya getiriyorsunuz. Bu kadar soruna rağmen iktidar olamayan muhalefete dua da ediyorsunuz. Tayyip Bey’in muhalefete nezaket gösterdiği tek yer burasıdır. Cumhurbaşkanı bütün nezaketiyle muhalefeti biraz da böyle istihzayla tebessümle şöyle yad ediyor. Allah razı olsun bunlar olmasa diyor biz hayatta iktidarda kalamayız. Allah herkese bunlar gibi muhalefet nasip etsin diyorlar. Yalan dünyada da sonra diyor ki yalan dünyada da şöyle dişimize göre de bir muhalefet bulamadık. Biz dişimize göre bir iktidar bulduk Sayın Cumhurbaşkanım. Dişlerinizi kontrol edin. Bu ülke büyük bir memlekettir. Bu memleketi zengin etmenize gerek yok. Küçük beyin yeter. Bu memleket herkese yeter 850 milyona bakar 85 bin kişiye yetemez hale getirdiniz. Siz kendi partinizi bile kendi partinizin imkanlarını bile memleket yönetme kabiliyetiyle birleştiremediniz. Memleketin yüzde ellisiyle uzun yıllar siyasi kadroları dizayn edebildiniz. Bu yüzde ellinin bile en iyilerini seçemediniz. Bu yüzde ellinin bile en liyakatlilerini istihdam edemediniz. O yüzden bunlar başımıza geldi.

2028 SEÇİMLERİ İÇİN FIRSAT KOLLUYORSUNUZ

Bu ülke bundan daha zengin olabilir miydi? Bu ülke bundan daha güçlü olabilir miydi? Bu ülke bundan daha adil olabilir miydi? Bu memlekette insanlar daha huzurlu, daha mutlu, daha zengin, daha müreffeh olabilir miydi? İktidara soruyorum. Eğer olabilirdi ise niçin yapmadığınızın hesabını vereceksiniz? Neyiniz eksikti sizin? Bu millet size ne vermedi? 2028 seçimleri için niçin fırsat kolluyorsunuz? Sayın Cumhurbaşkanı önce İbrahim Tatlıses’e söyletti. Sonra Mehmet Uçum Bey’e söylettirdi. Baktı olacak gibi değil, Allah selamet versin bu makamlar kalıcı değil ölünce bırakacağız dedi. Biz cumhurbaşkanımızın ölünce bırakmayacağından korkuyorduk bizi rahatlattı yani. Allah sağlık, sıhhat versin hem Devlet beye versin hem sayın cumhurbaşkanımıza versin. Er meydanıdır bu kimle güreş tutuyorsak sağlıklı olsunlar biz öyle yaşlıyla hastayla güreş tutamayız, bayrak yarışındayız. Zaman zaman şöyle diyorlardı; Bu muhalefete memleketi bırakıp da nasıl gideceğiz? Yani bu memleketin hali ne olacak? Sizi de bu dertten kurtaracağız. Memlekette çok parti var. Bizim parti anahtar nakaratına sebep olan şey şu. Biz siyaseti düşmanlık görmüyoruz. Sizi hasım bellemiyoruz. Siz bizim hasmımız değilsiniz. Biz memleketin sorunlarının hasmıyız. Adaletle ülkeyi ayağa kaldıracağız.

DEVLET MİLLET DÜŞMANLARINA GÜLMEDİM

Trabzon 1203 şehidi olan bir şehirdir. 14 yaşında Eren’i de 45-50 yaşlarında şehadet şerbeti içenleri de vardır. Yaşı vatan deyince eşitlenen bir diyardır Trabzon. Vatan deyince yaşını eşitler. Memleket deyince cinsiyetini eşitler. Kadını da kahramandır. Erkekleri de kahramandır. Çocukları da kahramandır. Esnafı da iş adamı da kahramandır. Vatan deyince Trabzon’un hissesine şeref düşer, şan düşer. Bedel ödemek düşerse kan düşer. Ben bu Trabzon’a alnıma devletin milletin düşmanlarına tebessüm etmiş bir evlat olarak gelseydim bu meydanda bu Trabzon evladını böyle karşılamayacaktı. Gülmedim devlet millet düşmanlarıma. Devletin milletin düşmanlarından medet ummadım.

4-25

26 SENE KAYDETTİĞİMİZ EVLATLARIN HESABINI KİME SORACAĞIZ?

Diyorlar ki siz terörsüz Türkiye istemiyor musunuz? Biz terörsüz Türkiye olsun diye 1203 evladını şehit vermiş bir şehiriz. Elbette istiyoruz. Ama biz teröristlerle müzakere etmeyin istiyoruz. Teröristlere gülmeyin istiyoruz. Şöyle baskılıyorlar bizi bunlar terörsüz Türkiye istemiyorlar diye sitem ediyorlar. Madem bu yaptığınız işi çok seviyorsunuz yaptıklarınızı doğru buluyorsanız, Trabzon Meydanı’na gelip 2023 seçimlerinde şöyle diyecektiniz. Aziz Trabzonlular! Eren Bülbül’ün kahramanlık yaptığı bu şehrin yiğit evlatları, böyle konuşacaktınız. Bizi seçerseniz biz bu Öcalan’a heyet göndereceğiz diyecektiniz. O zaman gösterecekti size Trabzon. Diyecektiniz ki 2023 seçimlerinde bizi seçerseniz biz bu İmralı dediğimiz yere heyet göndereceğiz. Meclisteki kandilin uzantısı dediklerimize böyle bakmayın. Biz onları Öcalan’a temsilci edeceğiz. Öcalan’a umut hakkından bahsedeceğiz diyecektiniz. Vekaleti öyle alacaktınız. Öyle vekaleti devletin milletin düşmanlarına gülmedik diye alıp gelip Trabzon meydanında fakirliğe sebep olduk biraz. Biraz da enflasyon var ama aziz milletim devletin milletin makamlarını da devlet millet düşmanlarıyla kirletmedik demeyecektiniz. Öcalan’ı serbest bırakacak bu Kemal Kılıçdaroğlu’nu seçmeyin diye lütuflar atarak gezebildiniz şehirlerde. Meydan meydan gezdiniz, dediniz ki bu CHP’lileri seçerseniz bu CHP’liler Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakacak. Öcalan’ı da serbest bırakacak diye milletinizden oy istediniz. Şimdi sanki vekaletinizi böyle almamışsınız gibi evlatlarımızın katillerinden medet uman evlatlarımızın katilleriyle masaya oturan onlara umut hakları sunan bir siyasi paradigmaya milletinizden dua, alkış bekliyorsunuz. Haddinizi bilin. 26 sene kaydettiğimiz evlatların hesabını kime soracağız? Madem bu yaptığınız doğru, 26 yıldır şehitlerimizin hesabını kime vereceksiniz siz? Berat Mecit Day bir drone saldırısında PKK’lı köpeklerin saldırısıyla şehit oldu. Ne oldu size? Siz niçin evlatlarınızın katiline katil, niçin çocuklarınıza suikast eden köpeklere köpek diyemiyorsunuz? Siz hangi gerekçeyle bugün siyaseti, bugün memleketi, bugün Kürtleri, bugün devleti, bugün siyaseti Öcalan’a teslim ediyorsunuz?

GAZZE VE KIBRIS’TAKİ GELİŞMELER

Netenyahu denilen adam her gün sadece İsrail’de Gazze’deki mazlumları vurmuyor. Aslında Netenyahu denilen adam insanlıktan nasibi kesilmiş bu müsvedde her gün Gazze’deki mazlumları değil onlarla beraber Türk milletinin haysiyetini, şerefini, namusumuzu, bir gün vakarımızı, bir gün haysiyetimizi vuruyor. Her gün bizi vuruyor. Siz miting düzenliyorsunuz. Gazze’ye otel yapacağım diyen adama dostum diyorsunuz. Trump’a dostum diyorsunuz. Muhalefete kızar gibi kızın Trump’a. Aksakallılar Teşkilatımız var. Kıbrıs gözümüzün önünde bu durumda. Akdeniz’de bir oldu bitti durum var. Suriye’de bir PKK devleti var. Ege’de bir kıpırdanma var. Yunanistan’da bir askeri yığılma var. Başımızda büyük belalar var. Bu belalar varken siz diploma konuşuyorsunuz. Bu belalar varken siz siyasetin üzerinden bilek güreşi yapıyorsunuz. Teröre mesafesi olmayan hiç kimseye eyvallahımız yoktur. Trabzon terör sevmez. Terörü seveni sevmez. Teröre kırmızı çizgilerini, gevşeteni sevmez. İlkesiz, ölçüsüz siyaseti sevmez. Cumhurbaşkanlığı hesabı hevesi olanlar da dahil bu Trabzon meydanına teröre gülmüş adamlar olarak gelemezsiniz. Terörden medet umanlar olarak gelemezsiniz. HDP’yle kol kola gelemezsiniz. Adaletin üstüne yargı gölgesini yargının üstüne yargının üstüne siyaset gölgesini düşüremezsiniz.

H-2

PEYGAMBER KIZI FATIMA ÖLÇÜSÜ

Bir şeyler yapıyorsunuz. Yaptıklarınıza bakınca toplumsal beraberliğimiz güçlenmiyor. Devletin kurumları güçlenmiyor. Adalet güçlenmiyor. Uluslararası itibar güçlenmiyor. Ne yapıyorsanız bu yaptığınızdan AK Parti bile güçlenmiyor. Bir şey adaletliyse mutlaka adaletin sonucu devletin güçlenmesi, ekonominin güçlenmesi efendim itibarın güçlenmesi, devletin kurumlarının güçlenmesidir. Dolayısıyla yapıp ettiklerinize dikkat edeceksiniz. Biz adalet dostlara gösterilen değil siyasi rakiplerinize bile gösterebilmeyi başarabildiğinizdir. Peygamber kızı Fatıma ölçüsü o yüzdendir. Kendi arkadaşlarınıza gösterdiğiniz şeyin adı himayedir. Rakiplerinize gösterdiğiniz şeyin adı adalettir. Bizi imtiyazlı yapan şey, herkese adaleti, memleketin sığınacağı liman yapan şey, herkese objektif uygulanabilendir.

İBB’DEKİ YOLSUZLUK TARTIŞMALARI

Kendi belediye başkanlarınıza da yolsuzluk gerekçesiyle el çektirdiğiniz, kendi belediye başkanlarınıza da adalet mekanizmasının yolunu gösterseydiniz bugün hiç kimsesi de itiraz etmiyordu. 7 Büyükşehir Belediye Başkanı’nıza el çektirdiniz. Dediler ki bunlar bir takım münasebetsiz işler yaptılar. Bu FETÖ’cüleri kastederek bunlara imkanlar sundular. Bunlara sunulmuş imkanlarla bunların kuvveti oldular. Yedi büyükşehir belediye başkanına seçimden sonra el çektirip yönetimlerini değiştirip el koydular. Buraya kadar normal, anormal olanı söylüyorum. Eğer kendi belediye başkanlarınıza da adaletin yolunu gösterseydiniz. Kendi belediye başkanlarınızı da adaletin önünde hesap verecek hale getirseydiniz bugün hiç kimse size itiraz etmiyordu. Diyeceklerdi ki size adamlar kendi belediye başkanlarını da yargıladı. Dolayısıyla adaletten ayrılmıyorlar dedirtebilecektiniz. Ama siz şunu tercih ettiniz. Sizden yolsuzluğa bulaştığını iddia ettiklerinizi dinlendirdiniz, istirahat ettirdiniz, hatta ödüllendirdiniz. Ama muhalefetten bu ithamlarınıza konu olanları cezaevine gönderdiniz. Mahkeme kararı kesinleşene kadar masumiyet karinesi diye bir şey vardır. Mahkeme kararı gelene kadar insanlarına itibar suikastı yaparak devlet yönetilmez. Lekelenmeme hakkı diye bir şey vardır. Biz teröre mesafesi olan insanlarız. Müsamaha yok. Rüşvete müsamaha yok. Yolsuzluğa müsamaha yok. Para çalmaya müsamaha yok. Devletin bir kuruşuna müsamaha yok. AK Parti’ye de yok, CHP’ye de yok, anahtar partiye de yok. Kimseye yok. Herkese eşit uygulanacak. Adalet dediğiniz şey, herkese eşit uygulanınca sığınılacak bir limandır. Benim kabahat etmişlerime, benden olanlara himaye, rakiplerin canına okuma hevesi Türkiye’de, toplumsal beraberliği de devleti de iki paralık eder.

SEÇMEN SİZİN TAPULU MALINIZ DEĞİL

Memlekette siyasi avantaj kollamak için değil, derdi olanın derdini duyacaksınız. Biz devlete millete bağlılığı tartışılmaz insanlarız. Vatan millet sevdamızın üstüne bir terör gölgesi düşmedi Allah’a şükür. Benim 35 senelik siyasi mücadelemin gençlik yıllarından bu yaşıma kadar hiçbir evresinde teröre teröriste bir tebessüm düşmedi. Allah’a hamdolsun bu koordinatlardan sesleniyorum. Bu koordinatlardan ifade ediyorum. Sizin yapmak zorunda olduklarınızın başaramadıklarınızı çözmek zorunda olduğunuz halde çözemediklerinizin omuzumuza düşürdüğü sorumluluklarla meydanlardayız. Siz şimdi Neye sahip değilsiniz ki 2028’i kovalıyorsunuz? Şu anda neyiniz eksik sizin? Şimdi gücünüzün neyi eksik ki 2028 seçimlerini kovalıyorsunuz? Şu anda neyi yapamadığınız, hangi gücünüzün eksikliğini bahane yaptığınızda memleketiniz için gelecek seçimin telaşındasınız? Size 600 vekil versek şu anda yapamadığınız neyi yapacaksınız? Sizin probleminiz güç değil. Sizin probleminiz akıl. Sizin probleminiz ahlak. Sizin probleminiz yönetim mahareti. Sizin probleminiz milletinizi duymamak. Sizin probleminiz milletinizi unutmak, milletinizi anlamamak. Sizin probleminiz sizi seçenleri tapumu malınız saymak. Ne yaparsak yapalım bize nasıl olsa oy verecekler zannından dolayı sizin siyasetiniz böyle bozulmakla karşı karşıya kaldı. Seçmen sizin tapulu malınız değil.”

BHA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kendini devletten üstün görenlere göz açtırmayacağız – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 157. Kuruluş Yıl Dönümü vesilesiyle Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen törene katıldı. Konuşmasına, Danıştay ve idari yargı mensuplarının gününü tebrik ederek başlayan Erdoğan, bu önemli günün yargı camiası için hayırlı olmasını temenni etti.

10 Mayıs 1868’de Şura-yı Devlet adıyla kurulan Danıştay’ın adaletin tecellisinde 157 yıldır önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, “Mithat Paşa’nın riyasetinden bugüne Danıştay çatısı altında görev yapmış, artık aramızda olmayan tüm hakimlerimizi, savcılarımızı ve çalışanlarımızı rahmetle yad ediyorum. Görevlerini başarıyla tamamlayan mensuplara teşekkür ediyor, halen görevde olanlara üstün muvaffakiyetler diliyorum” dedi.

Erdoğan, konuşmasında Türk devlet geleneğinde “devlet ebed müddet” anlayışının önemine dikkat çekerek bu devamlılığın iki temel üzerine inşa edildiğini söyledi: “Birincisi, Eşref-i Mahlukat olan insana verilen değerdir. Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözü bu anlayışın özüdür. İkinci temel ise adalettir. Varlık, adalet üzere yaratılmıştır. En küçük bir adalet sapması telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.”

Vatandaşların haklarının korunmasının ve güçsüzlerin güçlüye ezdirilmemesinin hukuk devleti anlayışının temel taşı olduğunu ifade eden Erdoğan, “Atalarımızın dediği gibi, ‘Zor kapıdan girerse töre bacadan çıkar.’ Divanü Lügati’t-Türk’te de yer alan bu söz, toplumsal düzenin ve adaletin önemini gösterir. Adaletin tesis edilebilmesi ancak hukuk devleti ile mümkündür” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:

“Suç işleyenlerin, suçta kibirlenenlerin, kendini yasadan, devletten üstün görenlerin tepelerine binmeye devam edeceğiz.”

Törende yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelerine vurgu yapan Erdoğan, adalet sistemine duyulan güvenin korunmasının önemine de dikkat çekti.

BHA

Devlet Bahçeli: Kanlı sayfa kapanıyor, PKK tarihe karışıyor – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yazılı bir açıklama yaparak terör örgütü PKK’nın bu sabah saatlerinde silah bıraktığını ve örgütsel varlığını sona erdirdiğini duyurdu. Bahçeli açıklamasında, “PKK silahları bıraktığını, örgütsel varlığını feshettiğini bugün sabah saatlerinde açıklamıştır. Böylelikle PKK musibeti son bulacak, 47 yıldır ihanetle yazılan kanlı sayfa ümit ve temenni ediyorum ki, bir daha açılmamak üzere kapanacaktır.” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti açık talihiyle, ortak aklı çalıştıran milli birlik ve dayanışma tablosuyla, aynı zamanda mülkün temeli olan adalet tabanıyla, elbette asırlara sari ahlak müktesebatının tasarruf ve taahhüdüyle tarihi bir eşiktedir.

Türk vatanının her yöresine emek, sabır ve fedakârlıkla ekilen barış tohumları umutla sulanmış, nihayet tomurcuklanmış ve çiçek açmıştır.

Bugüne kadar çekilen çileler, katlanılan badireler, karşılaşılan belalar, ödenen bedeller, dökülen tertemiz şehit kanları milli yüreklere ateş gibi düşse de milli birlik ve kardeşliğimizi heba ve heder edecek siyasi ve sosyolojik kırılma hiç yaşanmamıştır.

Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e hürmet, muhabbet ve bağlılığı aziz Türk milleti varlığında tezahür ve temerküz etmiş, bununla mündemiç olmak suretiyle hiçbir kopma, parçalanma veya zayıflama emaresine tesadüf edilmemiştir.

Dünya çapında zincirleme reaksiyon gösteren savaş ve çatışmalar silsilesinin karanlık gölgesi beşeriyet ve coğrafyaları pek çok yönden tahakküm ve tesirine almışken, Türkiye Yüzyılı’nın barış ve huzur uyanışıyla tahkim, taltif ve tarifi muazzam bir atılımın, muhteşem bir tarihsel akışın tescilidir.

“Barış havası, güvenlik ortamı mutlak surette kalıcı ve gerçekçi olmalı”

27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesi Fis Köyü’nde kurulan, ilk silahlı eylemini 15 Ağustos 1984 akşamı Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerinde gerçekleştiren bölücü terör örgütü PKK, 12.Kongresi’ni 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde toplayarak 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir kararlar almıştır.

Bu kapsamda PKK silahları bıraktığını, örgütsel varlığını feshettiğini bugün sabah saatlerinde açıklamıştır.

Böylelikle PKK musibeti son bulacak, 47 yıldır ihanetle yazılan kanlı sayfa ümit ve temenni ediyorum ki, bir daha açılmamak üzere kapanacaktır.

Mevzu bahis tarihi gelişmenin kuşkusuz çok mühim ve münhasır sonuçları olacak, siyaset ve demokrasinin sivrilip serpilmesiyle miadı dolan silahlı çatışma dönemi acı hatıralarıyla ve alınmış ibretlik dersleriyle geride kalacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi 22 Ekim 2024 tarihinden itibaren terörsüz Türkiye hedefini kararlılıkla savunmuş, cesamet ve cüreti günbegün tahrik edilen istismar ortamının ve hamasi söylemlerin bubi tuzağına düşmemiştir.

Partimiz ve Cumhur İttifakı hiçbir şekilde geri adım atmamış, özellikle İmralı ile DEM Parti ülkemizi kapsamına alan risk ve tehditleri isabetle ve itinayla okumuşlardır.

El birliği, güç birliği, inanç birliği, eylem birliği ve ortak kader birliği mucibince; Türkiye’nin sırtında on yıllardır taşınması gittikçe ağırlaşan terör ve bölücülük kamburuna müdahale edilmiş ve hamd olsun sonuç alınmıştır.

Şahsen, milletine ve ülkesine feda edilmiş hayatımın en mümtaz ve müstesna anını iliklerime kadar hissetmenin müftehir ruh haliyle dolup taştığımı herkesin bilmesinde yarar görüyor, bundan sonrası için daha temkinli, daha dikkatli, daha serinkanlı ve sağduyulu hareket edilmesini vazgeçilmez önemde değerlendiriyorum.

Silahların ne zaman, nerelere, hangi şartlar dahilinde, hangi sınır ve ölçekte bırakılacağı,

Bunun zaman ve mekan parametrelerini analiz ederek teknik takip ve gözetiminin kimler tarafından ve nasıl sağlanacağı,

Feshedilen PKK’dan PYD/YPG’ye muhtemel geçiş ve intikallerin denetim ve kontrolünün eşzamanlı ve eşgüdüm halinde nasıl ve ne şekilde temin edilip edilmeyeceği,

Silah bırakan örgüt militanlarından suça bulaşmış ya da bulaşmamış olanların tasnif ve tefrikinin nasıl yapılacağı,

PKK terör örgütünün lider kadrosuyla ilgili alınacak tedbirlerin kapsam ve hududunun ne olacağı,

Siyasi ve hukuki reformlarla demokrasi ve sivil siyasetin güçlendirilmesinin yanı sıra bin yıllık kardeşliği ve birlikte yaşama iradesini pekiştirip ileriye taşıyacak stratejik ve yasal adımların çatı ve çerçevesinin nasıl belirleneceği ayrıca ele alınmalı, müştereken ve maşeri vicdana muvafık halde tatbik edilmelidir.

Barış havası, güvenlik ortamı mutlak surette kalıcı ve gerçekçi olmalıdır.

Önyargıların bataklığı kurutulmalı, uyduruk kayıkçı kavgaları sonlandırılmalı, ucuz polemiklerin sahne aldığı sipariş gerginlikler bitirilmeli, ideolojik, ilkesiz ve ilkel takıntıların parantezi kapatılmalıdır.

“Terörsüz Türkiye’nin meşalesi yakılmıştır”

Kararmış kalplerin, katılaşmış vicdanların, küçük hesapların, kötürüm heveslerin hoşgörü ve uzlaşma çabalarını boşa düşüreceği, barış ve kardeşlik fidelerini solduracağı unutulmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, hiçbir zaman inkar, imha, asimilasyon ve soykırım yanlışıyla hükmü şahsiyetine leke düşürmediği açıktır.

Türk milletinin hiçbir mensubu yaban ve yabancı addedilmediği de tarihi vakıa ve vesikalarla ortadadır.

Bu ülke hepimizindir, bu vatan üzerinde yaşayan herkesin namus ve şeref mevzuudur.

Türk ile Kürt ezelden ebede bir ve beraberdir.

Hiçbir iç ve dış melanet ve ihanet senaryo bu beraberliği bozamayacak, bunalım kapanına hapsedemeyecektir.

Kim ne derse desin, statükocu ve ezbere dayalı marjinal iddialara kimler bel bağlarsa bağlasın terörsüz Türkiye’nin meşalesi yakılmıştır.

Bugün kazanan barış ve kardeşliktir. Bugün kazanan siyaset ve demokrasidir. Bugün kazanan doğudan batıya, güneyden kuzeye Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti, hatta mücavir coğrafyalardaki dost ve kardeş halklardır.

Bilindiği üzere terörizm; Toplumu dönüştürecek veya bir yapıyı değiştirecek kadar köklü ve nihai sonuca ulaşmak için; Birden çok kişiye ve ortama tesir edebilmek amacıyla, Bu etkinin en yüksek olabileceği niyetiyle seçilmiş özel hedeflere yöneltilen, Saldıran ile saldırılan arasında doğrudan illiyetin olmadığı, Sürekli korku ve tahribat yaratma tehdidinin veya uygulamasının sistematiğidir.

Bu sistematik şiddetin uygulaması terör, uygulayıcısı terörist, mağduru ise insanlık ve insani değerlerdir.

Ve bu insanlık dışı kırım ve yıkım süreci ülkemizde inşallah son bulacaktır. Kırlarımızda çiçekler toplanacak, dağlarımızda kaderdaşlığın ve kardeşliğin hiç kesilmeyecek esintileri hakim olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü evresidir.

Terör örgütünün feshi ise yeni yüzyılın ulaşılan ve gerçekleşen ilk hedefidir.

Bundan sonra milli ülkülerimizin ve nihai hedefimizin peşinden el ele ve hep birlikte yürümek bölge ve dünya genelinde hayranlık uyandıracak müteyakkız ve muktedir hayat, siyaset ve milli varlık gerçeği olarak anılacaktır.

Bu vesileyle 3 Mayıs 2025’te hayata veda eden, terörsüz Türkiye gayesine samimiyetle hizmet eden merhum Sırrı Süreyya Önder’i rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyorum.

Terörsüz Türkiye hedefini bir devlet politikası haline getiren, özverili bir şekilde tavrını ve duruşunu gösteren Sayın Cumhurbaşkanımıza, partisinde ve devlet bürokrasinde mücadele edip terörsüz geleceğin mimarisine destek veren mesai arkadaşlarına, 27 Şubat barış ve demokratik toplum çağrısıyla tarihsel sorumluğu üzerine alan PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan’a, İmralı-DEM Parti-Kandil arasında temas ve görüşme trafiğini yürüten heyetlere, DEM Parti’nin eş genel başkanlarına, yönetici ve milletvekillerine,

Türk ve Kürt kardeşliğine sahip çıkan her vatan evladına,

Elbette Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesiyle hiyerarşik zincir içindeki tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum.

Aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum.

Büyük Türk milletini saygıyla selamlıyor, terörsüz Türkiye’yle ilgili tarihi gelişme ve kararların hayırlı olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum.

BHA

Dışişleri Bakanı Fidan: PKK’nın fesih kararının geleceğimiz için çok hayırlı olacağını düşünüyorum

AA

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Türkiye-Ürdün-Suriye Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

  • AK Parti Sözcüsü Çelik: PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması önemli bir aşamadır

Bakan Fidan, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:

“PKK’nın almış olduğu karar, bence tarihi ve önemli bir karar. Özellikle kalıcı barış ve istikrarın bölgemize hakim olması açısından ben bu kararı oldukça önemli görüyorum. Tabii bu kararın alınmasından sonra atılacak pratik adımlar var. Onları da yakından takip edeceğiz. Türkiye’de son 20 yıldır geliştirdiğimiz demokrasi, özgürlük, refah ve güvenlik alanının daha da genişlemesi, Türkiye’den taşıp bölgemizdeki diğer devletleri, halkları olumlu şekilde etkilemesi, bizim en büyük dileğimiz. Ben bu kararın samimi bir şekilde uygulanması ve diğer endişeleri de izale edici şekilde hayata geçirilmesi halinde gerçekten geleceğimiz için, vatandaşlarımız için, herkes için çok hayırlı bir karar olacağını düşünüyorum. Bu konuda Sayın (Devlet) Bahçeli’nin tarihi çağrısı olmuştu, Cumhurbaşkanımızın çok güçlü bir iradesi olmuştu. Örgütün bu konuda da şu anda olumlu bir cevabı var. DEM’in ortaya koyduğu çalışma var. Emeği geçen arkadaşlar var. Tabii ki bu tarihi sorumlulukta biz bu ülkenin evlatları olarak hep beraber kendi sorunumuzu kendi hikmetimizle, kendi sağduyumuzla, kendi aklımızla, kendi irademizle çözebileceğimizi gösteriyoruz.

“Suriye’ye her alanda desteğimiz tamdır”

Bakan Fidan, Suriye’nin mevcut sorunları, bölgenin karşı karşıya kaldığı problemler ve ne tür çözümler getirilebileceğini ele aldıklarını ifade ederek, kapsamlı görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

Suriye’de Baas rejiminin 8 Aralık 2024’te yıkılmasının ardından geçen süre zarfında çok yoğun bölgesel ve uluslararası diplomatik çabaların devam ettiğine dikkati çeken Fidan, “Biz de bölge ülkeleri olarak, Suriye’nin komşuları olarak, bölgesel sahiplenme bilinciyle var olan sorunları hep beraber nasıl çözeriz, onun arayışı içerisindeyiz. Suriye’ye her alanda desteğimiz tamdır.” dedi.

Fidan, Suriye’nin karşı karşıya olduğu birtakım cari problemlerin bulunduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Şu anda Suriye’nin karşı karşıya olduğu problemleri şöyle bir kısaca özetlediğimiz zaman İsrail yayılmacılığı söz konusu. Bu, gerçekten Suriye’nin istikrarını, güvenliğini, geleceğini tehdit eder bir boyuta ulaşmış durumda. Bizler bölge ülkeleri olarak bu yayılmacılığın, bu provokasyonun bir an önce son bulması gerektiği noktasında ortak fikir sahibiyiz.”

Fidan, Suriye’nin içinde bulunduğu durumdan terör örgütlerinin istifade etmemesinin ciddi öncelik taşıdığına dikkati çekerek, “Bu, bölgesel güvenliğimiz açısından da fevkalade önemli. Kuzeyde Türkiye, güneyde Suriye, bu konuları yakından takip ediyoruz. Özellikle DEAŞ’la mücadelenin bu konuda önemli olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Bu konuda bir süredir yürüttüğümüz beşli toplantı var. Bugün bu beşli grubun üç ülkesi olarak tekrar bir araya geldik.” dedi.

“Bu konudaki bütün gayretleri de destekliyoruz”

Topraklarının üçte birinin YPG’nin işgali altında bulunmasının yine Suriye’nin karşı karşıya bulunduğu bir tehdit olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

“Güvenlikle ilgili problemlerin yanı sıra Suriye’nin karşı karşıya olduğu uluslararası diplomatik birtakım yaptırımların kaldırılması, ekonomik sorunların aşılması konusunda da görüşmelerimiz, çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle Avrupa Birliği ve Amerika tarafından Esed dönemi rejiminde konulmuş yaptırımların kaldırılması konusunda neredeyiz? Çabalarımız ne üretti? Onu bir değerlendirme imkanımız oldu.”

Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin yeni kurulan hükümetin ülkede diğer alanlarda yaptığı çalışmaları da anlattığını belirterek, “Özellikle kurulacak olan yeni parlamentonun kompozisyonu, daha sonrasındaki anayasa çalışmaları, akabinde şu anda oluşturulmuş hükümetin, mevcut bakanlıkların ortaya koyduğu çalışmalar ki biliyorsunuz birçok konuyu sıfırdan yeni hükümet ele almıştı ve giderek kendisini daha da toparlıyor. Biz, bu konudaki bütün gayretleri de destekliyoruz.” dedi.

Suriye’ye dolaylı etkisi olan konuların da bulunduğunu söyleyen Fidan, “Bölgede bizim yakından takip ettiğimiz, özellikle Ürdün’le beraber Gazze’deki mesele ciddi bir gündem maddesiydi bizim için. Gazze’de devam eden insanlık dramının bir an önce son bulması konusunda neler yapabiliriz? O konuda tekrar görüşlerimizi paylaştık. Değerli kardeşim Eymen es-Safedi’nin bu konudaki kıymetli görüşleri benim için gerçekten çok değerli.” diye konuştu.

“Türkiye, bütün kurumlarıyla bu konuda üzerine düşen rolü oynamaya çalışıyor”

Fidan, Rusya ile Ukrayna’nın İstanbul’da 15 Mayıs’ta yeniden bir araya gelme kararı ve Türkiye’nin sürece katkılarına ilişkin soruyu da yanıtladı.

Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda sürekli ateşkes çağrısında bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Son birkaç aydır bunun artık hem Ruslar hem Ukraynalılar hem Avrupalılar hem Amerikalılar tarafından da benimsendiğini görüyoruz. Bu, güzel bir şey. Şimdi bu isteğin nasıl hayata geçeceği ve hangi modaliteyle, hangi sıralamayla hayata geçeceği konusunda tartışmalar var, uzlaştırma arayışları var. Türkiye, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün kurumlarıyla bu konuda üzerine düşen rolü oynamaya çalışıyor.”

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi liderlerle diplomasi ve telefon trafiğinde bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Bu konuda gerek kolaylaştırıcı vazifesi gerek ev sahipliği başta olmak üzere her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu bütün taraflar biliyor. Sayın Putin’in bu yönde bir teklifi oldu. Daha sonra Sayın Trump’ın bu noktada bir teşviki oldu. Daha sonra Sayın Zelenskiy’nin başka bir teklifi oldu. Giderek eşik yükselten bir durum ama olumlu şekilde evriliyor. Tabii bütün bunların merkezinde Türkiye’nin yer alıyor olması fevkalade önemli.”

Fidan, Türkiye’nin çabalarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “güçlü dünya liderliğinin ve diplomasideki ağırlığının göstergesi” olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye için bu, önemli bir değer ama dediğim gibi bizim için daha da önemli olan konu, bölgemizde barışın ve istikrarın hakim olması. Nasıl ki Suriye’deki istikrar için uğraşıyorsak, nasıl ki Irak’taki istikrar için uğraşıyorsak, nasıl ki PKK ile daha barışçıl bir yolla çözüm için uğraşıyorsak, nasıl ki Gazze için uğraşıyorsak, aynı şekilde hem Karadeniz’deki hem Balkanlar’daki hem Ege’deki bütün sorunların barışçıl şekilde çözümlenmesi için uğraşıyoruz. Kesintisiz mesai harcıyoruz.”

İlerleyen zamanda tarafların uzlaşma etrafında bir araya geleceklerini düşündüğünü belirten Fidan, “Ukraynalılar önce ateşkes, sonra konuşma; Ruslar önce konuşma, sonra ateşkes gibi bir modalitede. Olay şu anda geldi, kilitlendi. Her iki tarafın da gözettiği bir kamuoyu algısı var. Her iki tarafın da Amerika’nın mevcut desteğini yanına alma çabası var ama bütün bunlar normal. Bu olayın akışı içerisinde cereyan eden hadiseler ama bizim durduğumuz yer sabit. Tarafları bir an önce bir araya gelmeye ve ateşkesi başlatmaya davet ediyoruz.” dedi.

Ürdün Dışişleri Bakanı Safedi

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi de Suriye’nin desteklenmesi ve İsrail saldırılarının durdurulması için Suriye ve Türkiye ile görüş birliğinde olduklarını söyledi.

Safedi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da yapılan görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan’a üçlü toplantıya ev sahipliği yapmasından ötürü teşekkür eden Safedi, Ürdün’ün Suriye’nin güvenliği, istikrarı ve egemenliğini desteklediğini belirtti.

Birlikte çalışma yoluyla Suriyelilere yardım edeceklerini dile getiren Safedi, Suriye’nin uzun yıllar yıkım ve zor zamanlardan geçtiğini hatırlattı.

Safedi, “Suriye’nin güvenliğini tehdit eden ne varsa karşısındayız. Suriye halkı güvenli bir hayat sürme hakkına sahiptir ve tabii ki bizim için öncelikler arasındadır.” dedi.

Suriye’deki devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve kapasitelerinin artırılmasına vurgu yapan Safedi, toplantıda bu konuya ilişkin mekanizmaların görüşüldüğünü ifade etti.

Safedi, terör örgütleri ve DEAŞ ile mücadeleyi de görüştüklerini belirterek, “Terörün her çeşidine karşıyız, bu sadece Suriye’yi değil tüm bölgeyi tehdit etmektedir.” diye konuştu.

Suriye’de teröre karşı bölgeyi korumanın yollarını ele aldıklarını aktaran Safedi, Suriye’deki mevcut problemlerin “birlikte çalışma ve görüş birliğiyle” aşılabileceğini vurguladı.

Safedi, “Suriye’nin önündeki zorlukların başında İsrail saldırıları var. İsrail Suriye’nin içişlerine karışmaktadır, fitne yaymaktadır ve bölünmeyi amaçlamaktadır.” dedi.

İsrail’in Suriye’yi hedef alan saldırılarının tehlikesine dikkati çeken Safedi, İsrail’in saldırılarına son vermesi gerektiğinin altını çizdi.

“İsrail işgal ettiği tüm Suriye topraklarından çekilmeli”

Safedi, Suriye’nin güneyinin Ürdün’e yakın olduğunu belirterek, İsrail’in bu bölgedeki saldırıların “büyük bir tehlike” olduğunu söyledi.

Suriye ve diğer Arap ülkeleri ile koordinasyon içinde olduklarını belirten Safedi, “Suriye halkının tamamen haklarına kavuşması gerekmektedir, Suriye’de barışın ve birlikte yaşamanın egemen olmasını istiyoruz.” diye konuştu.

Ürdün Dışişleri Bakanı, “İsrail, işgal ettiği tüm Suriye topraklarından çekilmeli ve Suriye’nin içişlerine karışmamalıdır.” şeklinde konuştu.

Safedi, bölge ülkelerinin arasındaki koordinasyonun önemine dikkati çekerek, “İşbirliğimiz sonuç verecektir. Bu ruh ve ne istediğimizin bilinciyle bütün çabalarımız Suriye için olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in Filistin halkını ilaç, su ve gıdadan yoksun bırakma hakkı yok”

Safedi, İsrail saldırıları altındaki Gazze Şeridi ve Filistin meselesine değinerek, “İsrail, Filistin halkını ilaç, su ve gıdadan yoksun bırakamaz, buna hakkı yok. Gazze’de insanlık dramı yaşanmaktadır.” dedi.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarının tüm dünyada gerginliği artırdığını belirterek, “Ürdün olarak saldırıların durdurulması için çalışıyoruz. Gazze’de bir an önce ateşkes sağlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Safedi, Hamas’ın ABD-İsrail çifte vatandaşı Idan Alexander’i serbest bırakma kararını anımsatarak, “Bu, ateşkesin sağlanması ve ablukanın kaldırılması için önemli bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Ürdün’ün barış ve istikrarı öncelediğini vurgulayan Safedi, “Filistin halkı bağımsız devletini kurmalı ve egemenliğini kendi topraklarında somutlaştırmalıdır. İsrail de uluslararası kararlara saygı duyarak saldırılarına son vermelidir. Biz Suriye konusunda olsun, İsrail’in saldırılarının durdurulması ve işgalin sona ermesi konusunda olsun hem Türkiye ile hem Suriye ile görüş birliği içerisindeyiz.” şeklinde konuştu.

“Gazze artık uluslararası hukukun mezarlığı haline gelmiştir”

Ürdün Dışişleri Bakanı, İsrail ablukası ve saldırıları altındaki Gazze için “Gazze’de tanık olduğumuz şey, tüm ölçütlere göre bir insani felakettir ve Gazze artık uluslararası hukukun mezarlığı haline gelmiştir.” yorumunu yaptı.

Safedi, İsrail’in, Arap dünyasının barış önerilerine saldırılarını sürdürerek karşılık verdiğini belirtti.

İsrail’in Lübnan ile imzaladığı ateşkese uymayı reddettiğini ve bazı noktaları işgal altında tutmayı sürdürdüğünü aktaran Safedi, İsrail’i uluslararası hukuka saygı göstermeye zorlanması gerektiğinin altını çizdi.

Çatışmadan kimsenin fayda sağlayamayacağını dile getiren Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, “Güvenlik ve istikrarı destekliyoruz; PKK’nın kendini feshetme kararından dolayı kardeş Türkiye’yi tebrik ediyoruz.” dedi.

Muhabir: Ekip

Dünyaca ünlü isimler İstanbul’un yanı sıra çeşitli şehirlerde konserler verecek

AA

İSTANBUL (AA) – AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Guns N’ Roses’tan Morrissey’e, Wardruna’dan Sami Yusuf’a, Alessandro Safina’dan Robbie Williams’a, müzik dünyasının önemli isimleri Türkiye’de hayranlarıyla bir araya gelecek.

Gitarıyla müziğe yeni bir boyut kazandıran Polonyalı genç virtüöz Marcin Patrzałek, Piu Entertainment organizasyonuyla ilk defa Türkiye turnesine çıkacak.

Klasik, pop ve rock müziği ustalıkla harmanlayan, perküsyon teknikleriyle tek kişilik dev bir orkestraya dönüşen sanatçı, 14 Mayıs’ta Ankara’da Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi, 15 Mayıs’ta İzmir’de Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, 16 Mayıs’ta ise İstanbul’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hayranlarının karşısında olacak.

Latino ve flamenko müziğinin eşsiz sesi Yasmin Levy, 17 Mayıs’ta İstanbul Kongre Merkezi’nde sahne alacak.

Latin ve Sefarad müziğinden, Endülüs flamenkosuna, Türk müziğinden, Arap ezgilerine kadar birçok farklı müziği harmanlayan sanatçı, Sidney Opera House, Londra Barbican Center ve New York Carnegie Hall gibi dünyanın en prestijli salonlarında konserler verdi.

İme Georgian Eagles Dans Gösterisi ilk kez Türkiye’de

Gürcistan’ın en iyi dansçılarından oluşan İme Georgian Eagles, İstanbul, Ankara ve Antalya’da dans gösterileri sahneleyecek.

Türkiye’de ilk kez performans sergileyecek grupta 50 dansçı ile 12 müzisyen bulunuyor. Grup, 18 Mayıs’ta Antalya Açıkhava, 23 Mayıs’ta Ankara’da MEB Şura Salonu, 24 Mayıs’ta Bostancı Gösteri Merkezi, 25 Mayıs’ta ise Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde sahnede olacak.

Kings Of Convenience 28 Mayıs’ta konser verecek

Akustik indie pop’un öncü grubu Kings Of Convenience, 28 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta Epifoni ve URU organizasyonuyla müzikseverlerle buluşacak. Konser öncesi genç sanatçı Sena Şener sahnede olacak.

Akustik gitar, piyano, yaylılar, sakin ve pürüzsüz vokallerle yarattıkları bossa-nova etkileşimli naif ve melankolik pop ile türünün en başarılı örnekleri arasında gösterilen Norveçli topluluk, “Know How”, “Misread”, “I’d Rather Dance with You” ve “Mrs Cold” adlı şarkılarıyla hayranlarının gönlünde yer edindi.

Glass Beams, 29 Mayıs’ta sahnede

Müzikal ilhamını Hint mirasından alan Avustralyalı üçlü Glass Beams, 29 Mayıs’ta Epifoni Organizasyonu ve All Things Live Middle East iş birliğinde KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.

Maskeleriyle kimliklerini saklayan, mistik ve sakin bir sound’a sahip olan, döngüsel ve ritimsel melodilerle saykedelik müziği bir araya getirdikleri şarkılara imza atan topluluk, “Taurus”, “Kong” ve “Rattlesnake” adlı şarkılarıyla tanınıyor.

Guns N’ Roses 32 yıl sonra yeniden Türkiye’de

Rock müziğin efsane gruplarından Guns N’ Roses, Avrupa turnesi kapsamında, 32 yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da hayranlarıyla buluşacak. BKM organizasyonuyla gelecek grup 2 Haziran’da Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda konser verecek.

Vokal ve piyanoda Axl Rose, basta Duff McKagan ve lead gitar ile klavyede Slash’ten oluşan grup, konserde tam kadro sahne alacak.

Guns N’ Roses’ın hemen öncesinde Rival Sons grubu sahnede olacak.

Morrissey, Harbiye’de sahneye çıkacak

Yunanistan’ın sevilen sanatçılarından Konstantinos Argiros, 9 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşacak. Türkiye’deki ilk konserini verecek sanatçı, sevilen şarkılarını müzikseverler için seslendirecek.

The Smiths grubunun unutulmaz solisti, şarkıcı ve söz yazarı Morrissey, 12 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda konser verecek.

İngiliz müziğine katkılarıyla Ivor Novello Ödülü’ne layık görülen ve Britanya popunun önemli isimleri arasında yer alan sanatçı, çıkardığı albümlerle listelerde bir numaraya yükselen sayısız şarkıya imza attı.

The Smiths’in solisti olarak dört albümle müzik tarihinde yer edinen başarılı sanatçı, solo kariyeriyle ise müzikte son 40 yılın önemli isimleri arasına girdi.

Sanatçı, “This Charming Man”, “How Soon Is Now?”, “There Is A Light That Never Goes Out”, “Suedehead, Everyday Is Like Sunday” ve “First of the Gang to Die” ile efsaneleşmiş birçok şarkıya imza attı.

İrlandalı sanatçı Roisin Murphy 18 Temmuz’da sahnede

Dünyaca ünlü DJ ve prodüktör Martin Garrix, 10 yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da sahne alacak. Garrix, Bayhan Müzik organizasyonuyla 12 Temmuz’da Festival Park Yenikapı’da bir araya gelecek.

Elektronik, dans ve pop müziği harmanlayan İrlandalı sanatçı Roisin Murphy,19 Temmuz’da konser verecek. Özgün tarzı ve sahne performansıyla dikkati çeken sanatçı Atlantis Yapım ve Contrapol organizasyonuyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda izlenebilecek.

ABD’li şarkıcı Jennifer Lopez, “Jennifer Lopez Up All Night Live In” etkinliği kapsamında 23 Temmuz’da Belek Turizm Merkezi’ndeki Regnum Pearl Event Area’da konser verecek.

– Norveçli grup Wardruna, Viking çağını sahneye taşıyacak

Nordik folk müziğinin güçlü temsilcilerinden Wardruna, 9 Ağustos’ta Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak.

Norveçli topluluk, Epifoni ve Stagepass ortak organizasyonuyla müzikseverlerle buluşacak.

Viking çağının mistisizmini sahneye taşıyan Wardruna, “Vikings”, “Game of Thrones” ve “Assassin’s Creed: Valhalla” adlı yapımlardaki ezgileriyle tanınırlığını artırdı.

Sami Yusuf “Ecstasy”nin dünya prömiyerini yapacak

Sanatçı Sami Yusuf, 23 Ağustos’ta Yenikapı’da hayranlarıyla bir araya gelecek. Sahnede ilk kez yeni albümü “Ecstasy”yi seslendirecek sanatçı, eserin dünya prömiyerini yapacak.

İstanbul’a özel hazırlanan “Ecstasy: İki Deniz Arasında” konseptiyle sahneye çıkacak Yusuf’a, konserde 83 sanatçıdan oluşan kadrosu eşlik edecek.

Gitarda Mark Speer, davulda DJ Johnson ve bas gitarda Laura Lee’den oluşan Khruangbin, 26 ve 27 Ağustos’ta Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek.

Alessandro Safina konseri 5 Ekim’de gerçekleşecek

Belçikalı sanatçı Jasper Steverlinck, 19 Eylül’de Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.

Dünyaca ünlü İtalyan tenor Alessandro Safina, 5 Ekim’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek.

Klasik müziği pop ve rock dokunuşlarıyla harmanladığı eşsiz tarzıyla dünya çapında milyonların kalbine dokunan usta sanatçı, “Luna” ve “Incanto” adlı unutulmaz eserleriyle sevilen şarkıları yorumlayacak.

Robbie Williams turne kapsamında geliyor

İngiliz şarkıcı Robbie Williams, Live 2025 turnesi kapsamında 7 Ekim’de DBL Entertainment organizasyonuyla Festival Park Yenikapı’da müzikseverlerle buluşacak.

“Angels”, “Feel” ve “Let Me Entertain You” adlı şarkıların da arasında olduğu hit parçalarıyla müzik dünyasında başarı yakalayan sanatçı, 1997’de solo kariyerine adım attı ve “Angels”, “Feel” ve “Let Me Entertain You” gibi hit şarkılarıyla hayranlarının kalbini kazandı.

Muhabir: Hilal Uştuk

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ı ağırladı

NİSA NUR BACAK/ANKARA-BHA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile Anahtar Parti Genel Merkezinde bir araya geldi.

Yaklaşık bir saat süren görüşme, basına kapalı olarak gerçekleşti. İki genel başkan görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’na hayırlı olsun temennisinde bulundu ve teşekkürlerini iletti.

“İçerideki ve dışarıdaki gelişmeleri değerlendirdik”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Uzun ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. İçerideki ve dışarıdaki gelişmeleri, seçim sürecinde yapılabilecek çalışmaları değerlendik” ifadelerini kullandı.

“Memleketimiz için daha iyi bir gelecek hassasiyetimizi sürdürüyoruz”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve heyetine ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederek “Memleketimiz nazik zamanlardan geçiyor. Memleketimiz için daha iyi bir gelecek hassasiyetimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin etrafında, Türkiye’nin içerisinde yaşamak zorunda olduğu, bırakıldığı sorunlar da dahil önümüzdeki dönem memleket yükünü almaya karlı olan yeni bir siyasi iradeyi temsil ediyoruz. Memleketimize güçlü yarınları inşa edecek; daha iyi bir ülke mümkündür iddiamızı memleketin umutlarıyla buluşturacak, hassasiyetler için emek edeceğiz alın teri dökeceğiz. Nazik ziyaretler için çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönem milletimiz beraberliğimizden, iştişarelerimizden, siyasi gayretlerimizden inşallah umut bulsun, imkan bulsun.” dedi.

BHA

Ömer Çelik: “Terörsüz Türkiye hedefi için iç cepheyi güçlendirme çabamız sürecek” – Birlik Haber Ajansı


ANKARA-BHA

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Terörle mücadele, siyasi şiddet olayları ve demokrasiye yönelik mesajlar veren Çelik, “PKK’nın tüm şubeleri ve illegal unsurlarıyla silah bırakması, kendini feshetmesi dönüm noktası olacaktır” dedi.

Basın toplantısında ilk olarak TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in cenazesine değinen Çelik, “Görüşlerimiz farklı olabilir ancak cenazesinde ortaya çıkan tablo, onun farklı düşünceler arasında köprü kurma gayretinin takdir edildiğini gösterdi. Ailesine, Meclis’e ve DEM Parti’ye başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yapılan saldırıyı da kınayan Çelik, “Bu alçakça saldırıyı bir kez daha lanetliyoruz. Siyaset kurumu, geçmişte çeşitli şiddet olaylarına maruz kaldı. Bugün bu saldırıyı sadece bir lidere değil, demokrasiye ve tüm siyaset kurumuna yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Çelik, İmralı’dan gelen çağrının ardından terör örgütünün önümüzdeki günlerde silah bırakmasını ve kendisini feshetmesini beklediklerini söyledi.

Bu gelişmenin Türkiye için bir dönüm noktası olabileceğini vurgulayan Çelik, şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanımızın Meclis’ten yaptığı iç cepheyi güçlendirme çağrısı ve Sayın Bahçeli’nin tarihi stratejik açıklaması bu sürecin temel taşlarıdır. Terörsüz Türkiye hedefi, devlet politikasıdır. Terörün sona ermesiyle birlikte siyasi tansiyon da düşecek, demokrasi güç kazanacaktır. Her olumlu adım yeni bir olumlu gelişmenin önünü açacaktır.”

Açıklamasında siyasi polemiklere girmeyeceğini belirten Çelik, CHP’ye yönelik değerlendirmelerde bulunmadı. “Sayın Özel’in ‘Yapanın partisinin kökeni önemli değil’ demesi takdire şayandır. Bazı CHP’lilerin incitici açıklamaları oldu ancak bugün CHP’yi eleştirmeyeceğim. Mesajımız açıktır: Sayın Özgür Özel’e geçmiş olsun diyor, saldırıyı lanetliyoruz” dedi.



Source link

AK Parti Meclis Üyesi Ekrem Baki, muhalefete baskı olduğunu söyleyerek partisinden istifa etti – Birlik Haber Ajansı


ANKARA-BHA

Üsküdar Belediyesi Mayıs ayı 1. oturumunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Belediye Meclisi’nin AK Partili üyesi Ekrem Baki, meclis kürsüsünden yaptığı açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu. Baki, bundan sonraki sürece bağımsız meclis üyesi olarak devam edeceğini belirtti.

Meclis toplantısı, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş başkanlığında gerçekleştirildi. Gündem dışı söz alarak kürsüye çıkan Ekrem Baki, Türkiye’de muhalefete yönelik artan baskılara dikkat çekerek, bu ortamın kendi hukuk ve siyaset anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti. Baki, “Son günlerde ülkemizde yaşanan ve muhalefete karşı yürütülen ağır baskılar ile dozunun giderek artması, iyiye evrileceğine dair bir işaret görememem ve siyaset anlayışımın bu durumla bağdaşmaması nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa etmiş bulunuyorum.” sözleriyle kararını kamuoyuna açıkladı.

Baki’nin açıklamasının ardından salonda kısa süreli bir alkış tufanı koptu. CHP’li meclis üyeleri ayağa kalkarak Baki’yi tebrik etti. Yaşanan bu gelişme, oturumun en dikkat çeken anı oldu.



Source link

Bedensel engelli milli bilek güreşçi Ferhat Kurtoğlu’nun hedefi dünya şampiyonluğu

AA

ANTALYA (AA) – Ferhat, çocuk felci nedeniyle bir yaşından bu yana tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamını sürdürüyor.

Bilek güreşine ilgisi, 2002’de bir iftar çadırında izlediği gösteriyle başlayan Ferhat, çalışması ve azmiyle 2007’de Türkiye şampiyonu olarak dikkatleri üzerine çekti. Katıldığı Türkiye şampiyonalarında 16 kez birincilik elde eden Ferhat Kurtoğlu, Avrupa ve dünya şampiyonalarında da sağ ve sol kolda ikincilik ve üçüncülükler elde etti.

Başarılı sporcu, son olarak 2022’de Romanya’da 28 ülkenin katıldığı organizasyonda Avrupa şampiyonu oldu.

Ferhat Kurtoğlu, bu yıl ise Kayseri’de 65 kilogram kategorisinde sol kol müsabakasında altın, sağ kol müsabakasında ise gümüş madalya kazanarak Avrupa ve dünya bilek güreşi şampiyonalarına katılmaya hak kazandı.

Spor ve iş hayatını birlikte yürüten Ferhat, sabahın erken saatlerinde kalkarak simit tezgahın başına geçiyor. Akşam saatlerinde simitlerini bitirdikten spor salonunun yolunu tutan 49 yaşında sporcu, haftanın 6 günü açık olan salonda hedefine ulaşmak için çalışıyor.

Ferhat Kurtoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şimdiye kadar Avrupa ve dünya şampiyonalarında çok sayıda derece elde ettiğini söyledi.

En büyük hedefinin Bulgaristan’da ağustos ayında yapılacak Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanmak olduğunu dile getiren Ferhat, “Avrupa şampiyonluklarım var ama dünya şampiyonu hiç olamadım. 2007’de ve 2021’de dünya ikincisi oldum, 2019’da dünya üçüncülüğüm var. 2025’te dünya şampiyonluğu hedefime ulaşmak için yoğun bir antrenman sürecindeyim.” dedi.

Her gün en az bir saatlik antrenman programı uyguladığını anlatan Ferhat Kurtoğlu, dünya şampiyonu hedefini gerçekleştirdikten sonra yeni nesillere örnek olmak ve onları çalıştırmak istediğini kaydetti.

Geçimi sağlamak için çalışmak zorunda olduğunu, bu nedenle eğitim hayatına da devam edemediğini aktaran Ferhat, “Şimdilerde açık öğretimde liseyi bitirmek üzereyim. Bunun yanında simit satarak geçimimi sağlıyorum ve aynı zamanda şampiyonluklara hazırlanıyorum. Bir engelli olarak bunları başarıyorsam gençlerin neler yapabileceğini düşünemiyorum. Herkes sporcu olmak zorunda değil ama hangi işi yaparsanız yapın, emek, arzu ve istek olduğu sürece başarı mutlaka gelir.” ifadelerini kullandı.

Milli sporcu, daha önce “Çıkmaz” olan soyadını bir süre önce “Kurtoğlu” olarak değiştirdiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Mustafa Kurt

Yunanistan’da 2 yıl önce yaşanan tren kazasının sorumlularının bulunması için eylem yapıldı

AA

GÜMÜLCINE (AA) – Öğrenci gruplarının çağrısıyla yüzlerce gösterici, öğle saatlerinde Selanik’in merkezindeki Venizelos heykelinin önünde toplandı.

Ellerinde “Nefes Alamıyorum” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, yapılan konuşmaların ardından yürüyüşe geçti. Göstericiler, kazanın sorumlularının bulunmasını istedi.

Yaklaşık 2 saat süren gösteri, olaysız sona erdi.

Öte yandan, bugün saat 19.00’da sendikalar ve siyasi partilerin çağrısıyla başta başkent Atina ile Selanik olmak üzere ülkenin birçok kentinde yeni gösterilerin düzenlenmesi bekleniyor.

Yunanistan’ın Tesalya bölgesine bağlı Tempi kasabasında 23 Şubat 2023’te bir yolcu treni ile ticari tren çarpışmış, kazada 57 kişi hayatını kaybetmişti.

Kazaya ilişkin yapılan araştırma sonucu geçen günlerde hazırlanan raporda, kazanın insan hatası, personel eksikliği, demir yolu altyapısının eskimesi ve yetersiz eğitim nedeniyle meydana geldiği belirtilmişti.

Muhabir: Ayhan Mehmet

Balkanlarda İstihdam Büyümesinde Yabancı Yatırımların Rolü

Balkanlar, son yıllarda uluslararası yatırımcıların dikkatini çeken bir bölge haline gelmiştir. Stratejik konumu, nitelikli iş gücü ve ekonomik teşvikleri sayesinde, birçok yabancı şirket bu bölgeye yatırım yaparak üretim, finans ve teknoloji sektörlerinde istihdam yaratmaktadır.

Özellikle IT, finans ve üretim sektörlerinde yabancı yatırımların artması, Balkan ülkelerinde iş imkanlarının genişlemesine katkı sağlamaktadır. Uluslararası şirketler, yerel yetenekleri bünyelerine katarken, aynı zamanda offshore ruby on rails developers ve offshore asp.net development hizmetleri gibi yazılım çözümleriyle iş süreçlerini daha verimli hale getirmektedir. Bu da bölgenin istihdam yapısını dönüştürerek yeni kariyer fırsatları yaratmaktadır.

Yabancı Yatırımların Balkan Ekonomisine Katkısı

Balkanlar, Avrupa ve Asya arasındaki köprü konumuyla birçok yatırımcı için cazip bir merkezdir. Son yıllarda doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), bölgedeki ekonomik büyümeye önemli katkılar sağlamış ve birçok yeni iş alanı oluşturmuştur.

Yabancı yatırımcıların bölgeye ilgisinin artmasının başlıca nedenleri şunlardır:

  • Düşük İş Gücü Maliyetleri: Avrupa’nın batısına kıyasla daha uygun maliyetli ancak nitelikli iş gücüne erişim.
  • Devlet Teşvikleri: Vergi avantajları, yatırım teşvik programları ve destek fonları ile yatırımcıların teşvik edilmesi.
  • Stratejik Konum: Avrupa pazarlarına kolay erişim sağlayan bir coğrafi avantaja sahip olması.

Bu faktörler, Balkan ülkelerinde özellikle IT, finans ve üretim sektörlerinde büyük ölçekli yatırımları teşvik etmektedir.

Balkanlarda Öne Çıkan Sektörler ve İş Fırsatları

Yabancı yatırımların en yoğun olduğu sektörler arasında IT, finans ve üretim alanları öne çıkmaktadır.

1. IT Sektörü

Balkanlar, yazılım geliştirme, veri analitiği ve yapay zeka alanlarında hızla büyüyen bir pazar haline gelmiştir. Uluslararası şirketler, bölgedeki yetenekli yazılımcılarla çalışarak IT projelerini yürütmektedir.

2. Finans Sektörü

Balkan ülkeleri, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde de büyüme göstermektedir. Küresel finans şirketleri, operasyonlarını bölgeye genişleterek yerel iş gücünü işe almaktadır.

3. Üretim ve Sanayi

Otomotiv, tekstil ve elektronik üretimi gibi sektörler, Balkan ülkelerinde büyük yatırımlar çekmektedir. Yabancı üretim tesisleri, yerel iş gücüne geniş istihdam fırsatları sunmaktadır.

Offshore Ruby on Rails Developers ile IT Sektöründe İş Fırsatları

IT sektörü, Balkan ekonomisinin büyümesine en fazla katkı sağlayan alanlardan biridir. Yazılım çözümlerine olan talep arttıkça, şirketler küresel yazılım geliştirme ekipleriyle çalışmayı tercih etmektedir.

Özellikle offshore ruby on rails developers, web tabanlı uygulamalar geliştirme süreçlerinde büyük rol oynamaktadır. Ruby on Rails, hızlı ve esnek bir framework olduğu için, startup’lardan büyük kurumsal firmalara kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Balkan ülkelerindeki teknoloji şirketleri, Ruby on Rails geliştiricileriyle çalışarak dijital ürünlerini küresel pazara sunma fırsatı yakalamaktadır.

Offshore ASP.Net Development ile Kurumsal Çözümler

Finans ve üretim sektörlerinde dijitalleşme süreci hızlanırken, büyük ölçekli kurumsal çözümler için ASP.Net teknolojisi yaygın olarak kullanılmaktadır.

Özellikle offshore asp.net development hizmetleri, şirketlerin iş süreçlerini otomatikleştirmesine ve dijital altyapısını güçlendirmesine yardımcı olmaktadır. Büyük finans kuruluşları ve üretim şirketleri, ASP.Net tabanlı ERP sistemleri ve iş yönetim platformları sayesinde operasyonlarını daha verimli hale getirmektedir.

Balkan ülkelerinde faaliyet gösteren birçok yabancı şirket, bölgedeki IT uzmanlarını istihdam ederek yazılım projelerini yürütmekte ve aynı zamanda offshore yazılım geliştirme ekipleriyle iş birliği yaparak rekabet avantajı elde etmektedir.

Sonuç

Yabancı yatırımlar, Balkan ülkelerinde iş gücü piyasasını canlandırarak yeni istihdam fırsatları yaratmaktadır. IT, finans ve üretim sektörlerinde hızla büyüyen iş imkanları, yerel yeteneklerin uluslararası projelerde yer almasını sağlamaktadır.

Özellikle teknoloji alanında, offshore ruby on rails developers ve offshore asp.net development hizmetleri, şirketlerin dijital dönüşümünü hızlandırmakta ve bölgenin yazılım sektöründeki büyümesine katkıda bulunmaktadır.

Balkanlar, uygun iş gücü maliyetleri, yatırım teşvikleri ve stratejik konumu sayesinde uluslararası şirketler için cazip bir bölge olmaya devam edecek. Bu süreçte, hem yerel yetenekler için yeni iş fırsatları yaratılacak hem de bölge ekonomisi yabancı yatırımlarla güçlenecektir.

Avrupa basını, Baykar ile Leonardo’nun insansız teknolojilerde ortaklık anlaşmasına geniş yer verdi

AA

ROMA (AA) – İtalya’nın yüksek tirajlı gazetelerinden La Repubblica, “Leonardo ve Baykar, İHA pazarında 100 milyarlık bir avda” başlığıyla verdiği haberde Baykar ve Leonardo’nun artık resmen müttefik olduklarını ve İHA piyasasında 10 yılda 100 milyar dolar büyüklüğünde bir av başlattıklarını yazdı.

  • Leonardo-Baykar anlaşması: Türkiye’nin Avrupa savunma sanayisindeki rolü güçleniyor
  • Bayraktar KIZILELMA bir uçuş testini daha başarıyla tamamladı
  • İtalya Savunma Bakanı, Baykar ile Leonardo arasındaki anlaşmanın önemli bir fırsat olduğunu belirtti
  • Selçuk Bayraktar: Leonardo ile imzaladığımız ortaklık anlaşmasıyla ortak bir savunma ekosistemi oluşturduk
  • Baykar ve Leonardo, SİHA’lardan uzay ve yapay zekaya kadar pek çok alanda ortak çalışacak
  • Baykar ile Leonardo arasında insansız teknolojilerde ortaklık anlaşması imzalandı

Leonardo ile Baykar’ın bu işbirliği sayesinde deneyimlerini ortaya koyarak ortak üretecekleri İHA’lar için İtalya’dan hızlı şekilde alacakları sertifikalarla Avrupa ve diğer ülkelere satışlar gerçekleştirme hedefinde oldukları belirtildi.

Haberde, Baykar’ın iHA’larının 36 ülkeye satıldığına ve yıllık 2 milyar dolara yakın gelir elde edildiği vurgulanarak iki büyük firmanın 12-18 aylık dilimde bir prototip ortaya koyma hedefiyle dün itibarıyla “birlikte yürüyüşünün başladığı” kaydedildi.

Corriere della Sera gazetesi de “İHA’lar üzerine İtalyan teknolojisi, Leonardo’dan büyüme planı” başlığıyla okuyucularına Baykar-Leonardo işbirliğini duyurdu.

Haberde Leonardo Üst Yöneticisi (CEO) Roberto Cingolani’nin “Bedavaya barış yok ve savunulması gerekir.” dediği ve bu doğrultuda “Küresel Güvenlik Sistemi Projesi”ne yönelik çalıştığı belirtilerek, Leonardo’nun yakın zamanda Alman Rheinmetall ile tank gibi zırhlı muharebe araçları konusunda işbirliğine gittiği, şimdi de İHA sektöründe dünya lideri Türk Baykar grubu ile işbirliği yaptığı vurgulandı.

Baykar ve Leonardo’nun şimdilik bir iş modeli üzerinde çalıştıkları ve 6 aylık sürede, 10 yıl içinde 100 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilen bir Avrupa pazarına egemen olmak amacıyla gerekli teknolojilerini bir araya getirecekleri kaydedildi.

Il Messaggero gazetesi de “Leonardo-Baykar ekseni: İHA’larda hava hakimiyetini ele geçireceğiz” başlığıyla okuyucularına iki grup arasındaki işbirliğini aktardı.

Gazetenin haberinde de İtalyan-Türk ekseninde üretilecek ilk modelin gelecek yıl büyük bir İHA olmasının beklendiği ifade edildi.

Haberde, Leonardo CEO’su Cingolani’nin savunma sanayisinin İHA’lar, yapay zeka, 6. nesil savaş uçağı, siber güvenlik ve uzay gibi yeni sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirttiği ve tam bu nedenle teknolojik işbirliğinin acil ve gerekli olduğu görüşünü savunduğu aktarıldı.

İtalya’nın en önemli ekonomi gazetelerinden Il Sole 24 Ore de “Leonardo’dan Baykar ile ittifak: 100 milyar dolarlık bir ittifak” başlığını kullandı.

Gazete, Leonardo’nun yakın zamanda Alman Rheinmetall ile zırhlı muharebe araçlarının üretiminde ortaklaşa gittiği işbirliği modelinin bir benzerini İHA üretiminde Baykar’la yapmak için adım attığını yazdı.

Anlaşmanın 5 aylık yoğun çalışmanın ürünü olduğu belirtilen haberde, Leonardo ve Baykar’ın ortak girişimle bir yıl içinde ilk prototipi ortaya koyup pazara hızlı giriş yapma hedefinde oldukları ifade edildi.

Bu arada, İtalyan televizyonları da Leonardo’nun Baykar ile ortaklık anlaşması imzalamasına bültenlerinde geniş yer ayırdı.

Almanya

Frankfurter Allgemeine Zeitung, “Avrupa kendini silahlandırıyor: Türkiye’ye ait insansız hava aracı yaklaşıyor” başlığını kullandı.

Alman haber kanalı Ntv’nin internet sitesinde “Leonardo ile Baykar, birlikte dron üretmek istiyor” başlığıyla şu ifadeler kullanıldı:

“İtalya’dan Leonardo ve Türkiye’den Baykar savunma şirketleri, milyar dolarlık savaş uçağı işinde yakın bir şekilde birlikte çalışma konusunda anlaştı. İki şirket, aylar süren müzakerelerin ardından Roma’da insansız teknolojiler geliştirmek üzere anlaşma imzaladı. Leonardo CEO’su Cingolani, Avrupa’da insansız savaş uçakları, silahlı gözetleme İHA’ları ve savaş İHA’ları pazarının önümüzdeki on yıl içinde 100 milyar avroyu aşacağını tahmin ediyor. Leonardo, ayrıca Airbus ve Dassault ile birlikte Avrupa insansız hava aracı Eurodrone’un geliştirilmesinde de yer alıyor.”

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt da “Leonardo ve Baykar, birlikte dron üretmek istiyor” başlığıyla yayımladığı haberde Cingolani’nin açıklamalarına yer verdi.

Deutschlandfunk’ta “İtalya ile Türkiye’den silah şirketleri birlikte dron üretmek istiyor” başlığıyla yer alan haberde, “İtalya’dan Leonardo ve Türkiye’den Baykar silah şirketleri, savaş uçağı sektöründe birlikte çalışıyor. İki şirket, insansız teknolojiler geliştirmek üzere Roma’da anlaşma imzaladı. Leonardo CEO’su Cingolani, Avrupa’daki pazarın önümüzdeki 10 yıl içinde 100 milyar avronun üzerinde bir değere ulaşacağını tahmin ediyor.” ifadeleri kullanıldı.

Yunanistan

Yunanistan’da yayımlanan SLpress haber sitesi, Baykar ile Leonardo arasında imzalanan anlaşmayı İHA’ların gelişimi açısından önemli bir adım olarak nitelendirdi. Bu anlaşmayla Leonardo’nun radar, elektronik sistemler ve sensörlerinin Baykar’ın İHA’larına yerleştirileceğine işaret edilen haberde, amacın küresel İHA piyasasında 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmak olduğu belirtildi.

Naftemporiki gazetesi ise Avrupa Birliği’nin (AB), yeni koşullardaki güvenlik stratejisini değerlendirdiği haberinde, Türkiye’nin AB’nin güvenliği için artık aracı rolün ötesinde güvenlik sağlayıcı role büründüğüne işaret etti. Bu kapsamda, Baykar ile Leonardo arasında yapılan anlaşmanın tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Haberde, “Özellikle İHA’ların üretimi açısından savaş endüstrisinde gösterdiği gelişme göz önünde bulundurulursa Türkler, Avrupa’nın yeni katıldığı silahlanma yarışından fayda elde edebilir.” ifadesi yer aldı.

Fransa

Les Echos gazetesi, “Savaş İHA’ları: İtalyan Leonardo ve Türk Bayraktar, Avrupa’ya tedarik etmek için birleşiyor” başlıklı haberinde, iki grubun merkezi İtalya’da olacak yeni bir ortak şirket kurmak için güçlerini birleştirdiğini belirtti. Haberde, bu şirketin 2020’li yılların sonuna kadar 100 milyar avroya ulaşması beklenen Avrupa pazarına İHA üreteceği kaydedildi.

Le Figaro gazetesi ise “İtalyan Leonardo ve Türk Bayraktar İHA’larla birleşiyor” başlıklı haberinde iki yeni ortağın, büyük İHA konusundaki ilk prototiplerini 12-18 ay içinde geliştirmek istediklerini belirtti.

Haberde, Leonardo CEO’su Cingolani’nin şu ifadelerine yer verildi:

“En iyi teknolojileri ve mevcut üretimle geliştirme kapasitelerini birleştiren bu ittifaklar, savunma sanayii Avrupa’sını inşa etmenin en hızlı ve en etkili yoludur.”

İngiltere

İngiliz The Guardian gazetesi, İtalyan savunma grubu Leonardo’nun, Türk insansız hava aracı üreticisi Baykar ile Avrupa içinde Ukrayna için insansız silah üretimini hızla artırmaya yönelik anlaşma yaptığını duyurdu.

The Times gazetesi de 36 ülkeye insansız hava aracı satan Türk İHA üreticisi Baykar’ın, İHA’larını İtalyan radar ve elektronik sistemleriyle donatmak için İtalyan savunma firması Leonardo ile yeni bir anlaşma yaptığını aktardı. Haberde Leonardo’nun, 2035’te uçması planlanan ve İngiltere, İtalya ve Japonya’nın ortak geliştirdiği GCAP Savaş Uçağı Projesi’nin ortağı olduğu bildirildi.

Yıllık yaklaşık 2 milyar dolarlık cirosuyla Baykar’ın, küresel İHA pazarına hakim konumda olduğu ve TB2 modelinin, Ukrayna’nın Rus güçlerine karşı elde ettiği erken zaferlerde önemli rol oynadığı vurgulandı.

Belçika

Belçika’nın Flamanca yayımlanan gazetelerinden De Staandard’da yer alan haberde Bayraktarların Ukrayna’daki savaşın başında büyük önem kazandığına, Ukraynalıların buna dair şarkı dahi bestelediğine, halihazırda Baykar’ın Kiev’de bir tesis inşa ettiğine değinildi.

Türk Baykar ile yapılan ortak girişimin İtalyan Leonardo’nun güçlü olduğu teknoloji ile bir Türk İHA’sını optimize etmeyi mümkün kıldığı, bu ürünün Baykar’ın her türlü mühimmatı taşıyabilen 6 tonluk Akıncı modelinden yola çıktığı ifade edildi.

Haberde ortak girişim, “akıllıca hareket” olarak nitelendirildi.

Hollanda

Hollanda’da De Volkskrant gazetesinde “İtalyan ve Türk şirketler, insansız savaş uçakları için güçlerini birleştiriyor: Barış Bedava Değil” başlığıyla yayımlanan haberde iki şirketin ortak girişim yoluyla Avrupa pazarını ele geçirmeyi hedeflediği ve gelecek 10 yılda bu pazarın 100 milyar dolar değerinde olacağını öngördükleri belirtildi.

Gazete, Leonardo CEO’su Cingolani’nin Roma’da yapılan duyuru sırasında “Barış bedava değil” ifadesini vurguladığını aktarırken İtalyan savunma devi ve Türk dron üreticisi Baykar’ın birlikte insansız uçuş sistemleri üreteceklerini ve ilk teslimatların 1,5 yıl içinde yapılmasının planlandığını bildirdi.

Haberde, Baykar’ın Avrupa savunma pazarında tanınmış bir isim olduğu vurgulanarak şirketin Ukrayna’ya çok sayıda dron tedarik ettiği ve Kiev’de inşa edilen fabrikanın ağustos ayında tamamlanmasının beklendiği kaydedildi.

De NRC gazetesi ise “Avrupa savunmasına doğru yeni bir adım: İtalyanlar ve Türkler birlikte yüksek teknoloji dronlar üretecek” başlığıyla verdiği haberde, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin hemen ardından Türk Bayraktar dronlarının savaşta o kadar önemli hale geldiğini ve Ukraynalıların “Bayraktar” şarkısı bestelediklerini hatta Spotify’da hala farklı versiyonlarla bir listenin bulunduğunu belirtti.

Gazete, “Avrupa’nın ortasında sıkışıp kalmış durumda. Avrupa kıtasının acilen bir şeylerin değişmesi gerektiğini anlaması gerekiyor. Barış, bir bedelle gelir.” diyen Cingolani’nin sözlerini aktarırken Avrupa Birliği üyesi ülkelerin her biri için ayrı ayrı düşünmeye devam etmemeleri, kıtanın çıkarlarını ön planda tutmaları gerektiğini vurguladığını yazdı.

Türk-İtalyan ortak girişiminin, somut olarak Türk dronunun, Leonardo’nun güçlü olduğu elektronik ve yapay zeka gibi teknolojilerle optimize edilmesi anlamına geldiği belirtilen haberde, Türkler ve İtalyanların birlikte üretmek istedikleri ilk ürünün, Baykar’ın her türlü mühimmatı taşıyabilen 6 tonluk dronu olan Akıncı modelini temel alacağı kaydedildi.

Prototipinin bir yıl içinde hazır olması beklenen yeni dronun, ortak girişimi İtalya’da kurulurken hem İtalya’da hem de Türkiye’de üretileceği, İtalyanların AB için havacılık sertifikasyonu sürecini üstleneceği ve böylece Baykar’ın onaydan sonra dronlarını çok daha kolay ve daha geniş alanda satabileceği vurgulandı.

Muhabir: Mesut Zeyrek,Derya Gülnaz Özcan,Esra Taşkın,Zuhal Demirci,Selen Valente Rasquinho,Selman Aksünger,Barış Seçkin

Türkiye’nin dört bir yanında “Tenis Elçileri” aranıyor

AA

ANKARA (AA) – Müderrisgil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, organize ettikleri “Türkiye Tenis Hamlesi Çalıştayı” sonucunda ortaya çıkan yol haritası doğrultusunda hareket ettiklerini dile getirerek “Tüm paydaşlarımızı bir araya getirdik. Amacımız Türk tenisinin sorunlarını, fırsatlarını, tehditlerini, güçlü alanlarını konuşmaktı. Birçok konuda stratejiler kurgulayabilmemiz ve eylem planımızı gerçekleştirebilmemiz için bir altlık oldu. Çalıştay raporuna istinaden bir takım projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. Bunlardan biri de Tenis Elçileri Projesi.” dedi.

“Tenis Elçileri”nin, sporu tabana yayma amaçlarına yönelik projelerinden ilki olduğunu belirten Müderrisgil, “İl temsilcilerimiz ile seçeceğimiz tenis elçilerini eşleştirerek yerel düzeyde tenisin yaygınlaştırılmasını, tenis kültürünün yerleştirilmesini hedefliyoruz. 81 ilde tenis elçilerini seçmek üzere ilana çıkacağız. İnternet sitemiz ve sosyal medya kanallarımızda ilan edilecek. Tenis sporuyla ilgilenenler, bu konuda gönüllü olmak isteyenler, bu işi dert etmiş insanlar ilgi alanımıza giriyor. Özgeçmişlerini de toplayarak başvuruları değerlendireceğiz ve 18 Mart tarihinde de seçilen tenis elçileri açıklanacak. 7 Nisan haftasında il temsilcilerimizi ve tenis elçilerimizi bir araya getireceğimiz iki günlük bir seminerle yol haritamızı birlikte çizeceğiz. Tenis elçileriyle söz konusu ildeki herkesi mobilize etmeyi hedefliyoruz. Yerel yönetimler, okullar, işletmeler, iş insanları, kulüpler… Hepsini bir araya getirerek tenis alanındaki ihtiyaçları saptamak, gerekli aksiyonların alınmasını sağlamak, sponsorları bir araya getirmek, projeler ve özel turnuvalar yapmak istiyoruz. Tenis elçileri aslında birlikte çalışacağımız birer çözüm ortağı diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“Kız çocuklarını, eşit imkanlar ve temsil sağlayan tenise davet ediyorum”

Yelken branşını yöneten Özlem Akdurak ile beraber 64 ulusal spor federasyonundaki 2 kadın başkandan biri olan Müderrisgil, tenisin kadınların eşit temsili bakımından en etkin spor dallarından biri olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:

“İpek Soylu, Çağla Büyükakçay, Zeynep Sönmez, Pemra Özgen, İpek Öz, Berfu Cengiz, Ayla Aksu gibi tenisçilerimiz hem sportif başarılar elde ediyor hem davranışlarıyla genç nesillere, kız çocuklarına örnek oluyor. Hem de tenisin kadınlar için, kız çocukları için bir kariyer olabileceğini gösteriyor. Çok güzel örnekler var ülkemizde. Kadın voleybolcuların başarısı hepimizce malum. Sadece Türkiye değil aynı zamanda dünya markası oldular. Biz de neden teniste böyle bir kaldıraç etkisi yaratmayalım düşüncesindeyiz. Tüm kız çocuklarına seslenmek istiyorum. Onları tenise davet ediyorum. Tenis, eşit imkanlar ve temsil sağlayan bir spor. Daha çok kız çocuğunu teniste görmek istiyoruz. Bu vesileyle de Dünya Kadınlar Günü’nü de kutlamak istiyorum.”

Müderrisgil, kadınların federasyonun işleyişi konusunda da aktif rol almasını çok önemsediğini vurgulayarak “İdari anlamda baktığınızda ise Türkiye Tenis Federasyonu Yönetim Kurulu’nun yarısı kadınlardan oluşuyor. Bu bilinçli bir tercih. Çünkü karar verme mekanizmalarında yetkin kadınların yer alması bizim için önemli.” diye konuştu.

“Zeynep Sönmez’in Miami Açık’ta kortlara dönmesini bekliyoruz”

Son dönemdeki form grafiğiyle Türk tenisçiler arasında öne çıkan Zeynep Sönmez’in performansına da değinen Müderrisgil, “Zeynep Sönmez’in ilham verici kariyer yolculuğu devam ediyor. Biz de elimizden geldiğince ona destek olmaya çalışıyoruz. Kasım ayında Meksika’da, Merida’da çok büyük başarı elde etti ve (kadınlar dünya klasmanında) 91. sıraya yükseldi. Devam eden 3 ayda 14 basamak daha ilerleyerek 77. sıraya çıktı. Kendisiyle gurur duyuyoruz. Çok pozitif enerjisi var.” yorumunu yaptı.

Müderrisgil, son katıldığı turnuvadan sakatlığı nedeniyle çekilen 22 yaşındaki milli raketin durumuyla ilgili soruya ise “En son Indian Wells Turnuvası’nda bir sakatlık geçirdi. Sol dizinden sakatlandı. Sağlık durumu kontrol altında. Kendisiyle görüştüm. Zannediyorum önümüzdeki 2 haftayı biraz dinlenerek geçirecek. Miami’de (WTA 1000 düzeyindeki Miami Açık Turnuvası) tekrar kortlara çıkmasını bekliyoruz.” yanıtını verdi.

Davis Kupası’nda rakip Sırbistan

Müderrisgil, A Milli Erkek Tenis Takımı’nın Sırbistan ile oynayacağı Davis Kupası Dünya Grubu 1 eşleşmesine ilişkin “Kuralar çekildi. Türkiye, Sırbistan ile karşı karşıya gelecek. 13-15 Eylül tarihlerinde oynanacak bu turnuva. Zorlu bir rakip. Sırbistan 15’nci, Türkiye 33’üncü sırada. Kaptanımız Erhan Oral liderliğinde hazırlanıyoruz. Galip gelirsek ilk kez elemelere (Davis Kupası Finalleri öncesindeki son aşama) yükselme şansını elde edeceğiz. Takımımıza başarılar diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul’un, milli takımın Meksika’yı 5-0 yendiği Davis Kupası Dünya Grubu 1 play-off maçlarına başarılı bir ev sahipliği yaptığını hatırlatan Müderrisgil, Antalya’da ise 9 Mart’tan itibaren ay sonuna kadar uluslararası organizasyonların düzenleneceğini paylaştı.

Müderrisgil, Antalya’nın, 9-22 Mart tarihlerinde ITF Dünya Tenis Masterlar Turu Dünya Şampiyonası’na, 18-30 Mart tarihlerinde WTA 125 Megasaray Hotels Açık Kadınlar Turnuvası’na, 19-23 Mart tarihlerinde Tekerlekli Sandalye Dünya Takım Kupası Avrupa Elemeleri’ne, 19-22 Mart tarihlerinde de Avrupa Tenis Federasyonu Yıllık Genel Kurul Toplantısı’na ev sahipliği yapacağı bilgisini verdi.

Muhabir: Hüseyin Burak Demirer

Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta bazı bölgeler sanayi alanı olarak belirlendi

AA

ANKARA (AA) – Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, Hatay’daki bazı bölgeler, “Arsuz Alakop Sanayi”, “İskenderun Nardüzü Sanayi”, “Hassa Akbez Sanayi”, “Kırıkhan Sanayi”, “Antakya Mansurlu Sanayi” ve “Samandağ Uzunbağ Sanayi” alanları olarak belirlendi.

Ayrıca, Adıyaman’ın Merkez ilçesindeki bölgenin “Karadağ Sanayi Alanı”, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesindeki bölgenin de “Elbistan Sanayi Alanı” olmasına karar verildi.

Muhabir: Seda Tolmaç

Atıcılıkta heyecan Büyükler Avrupa Havalı Silahlar Şampiyonası ile sürecek

AA

ANKARA (AA) – Türkiye Atıcılık Federasyonunun açıklamasına göre Hırvatistan’ın Osijek kenti, gençler kategorisinin ardından büyüklerde Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak.

Yarın antrenman atışlarının yapılacağı organizasyonda müsabakalar, 9 Mart Pazar günü başlayacak.

Olimpiyat ikincisi Yusuf Dikeç ve Şevval İlayda Tarhan’ın da yer aldığı 12 milli sporcu, şampiyonada madalya mücadelesi verecek.

Türkiye’yi organizasyonda temsil edecek milli atıcılar ise şunlar:

10 metre havalı tabanca: Yusuf Dikeç, İsmail Keleş, Buğra Selimzade, Mustafa İnan, Adnan Efe Uçar, Şevval İlayda Tarhan, Şimal Yılmaz, Esra Bozabalı

10 metre havalı tüfek: Mert Nalbant, Damla Köse, Şule Nur Tekeli, Elif Berfin Altun

Şampiyonada müsabakalar, 12 Mart Çarşamba günü tamamlanacak.

Muhabir: Halil İbrahim Avşar

A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın, Avrupa Şampiyonası’ndaki rakipleri belli oluyor

AA

ANKARA (AA) – Yunanistan’ın başkenti Atina’da yer alan Stavros Niarchos Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek kura çekimi, TSİ 21.00’de başlayacak.

Bu yıl 40. kez düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda 16 ülke yer alacak. Şampiyona, Almanya’nın Hamburg, Çekya’nın Brno, İtalya’nın Bologna ve Yunanistan’n Pire kentlerinin ev sahipliğinde 18-29 Haziran’da yapılacak.

Milli takım 2. torbada

Elemelerde 6’da 6 yaparak grup lideri olup şampiyona vizesi alan Türkiye, kura çekimine 2. torbadan girecek.

Takımların yer aldığı torbalar şöyle:

1. Torba: İspanya, Fransa, Belçika, Sırbistan

2. Torba: Türkiye, İtalya, Almanya, Çekya

3. Torba: Büyük Britanya, Karadağ, Slovenya, Yunanistan

4. Torba: İsveç, Litvanya, Portekiz, İsviçre.

Türkiye, A Grubu’nda yer alacak

A Milli Kadın Basketbol Takımı, Avrupa Şampiyonası’nda A Grubu’nda yer alacak ve maçlarını Yunanistan’da oynayacak.

Türkiye, şampiyonanın diğer ev sahipleri İtalya, Almanya ve Çekya ile aynı torbada olduğu için bu takımlarla eşleşemeyecek. Milli takım A Grubu’nda Yunanistan ile aynı grupta olacak. Diğer rakipler ise 1. ve 4. torbadan gelecek.

Format

Toplam 16 ülkenin mücadele edeceği şampiyonada takımlar 4 gruba ayrılacak.

Gruplar 4’er takımdan oluşacak ve ilk 2’ye giren ekipler çeyrek finalist olacak. A Grubu maçları Pire, B Grubu maçları Bologna, C Grubu maçları Brno ve D Grubu maçları Hamburg’da oynanacak.

Çeyrek finalden itibaren maçlar, Yunanistan’ın Pire şehrindeki Barış ve Dostluk Salonu’nda gerçekleştirilecek. Çeyrek finaller 24-25 Haziran’da, yarı finaller 27 Haziran’da, final ise 28 Haziran’da yapılacak.

Üst üste 11. kez

A Milli Kadın Basketbol Takımı, üst üste ve toplamda 11. kez Avrupa Şampiyonası’nda yer alacak.

Ay-yıldızlı ekip, daha önce 10 kez bu şampiyonada yer aldı. 2005’ten bu yana bütün Avrupa şampiyonalarına katılan Türkiye, 2025’te de şampiyonada mücadele verecek. Milli takım, 2011’de gümüş, 2013’te ise bronz madalya kazandı.

Muhabir: Erkan Tiryaki

Konferans Ligi’nde son 16 turu ilk ayağı, 4 maçla sona erdi

AA

İSTANBUL (AA) – Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki üç numaralı organizasyonunun son 16 turunda, TSİ 23.00’te başlayan karşılaşmalar sona erdi.

Müsabakaların rövanşları, 13 Mart Perşembe günü oynanacak.

Alınan sonuçlar şöyle:

Jagiellonia (Polonya)-Cercle Brugge (Belçika): 3-0

Celje (Slovenya)-Lugano (İsviçre): 1-0

Borac (Bosna Hersek)-Rapid Wien (Avusturya): 1-1

Pafos (Kıbrıs Rum Kesimi)-Djurgarden (İsveç): 1-0

Muhabir: Mutlu Demirtaştan

Kurtulmuş: Yeni bir dünya kurulacak, Türkiye kendisine gösterilen yerde değil, kendisinin istediği yerde oturacaktır

AA

TBMM (AA) – Kurtulmuş, Meclis’te düzenlenen “Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle Türkiye’nin kalbi, milli iradenin tecelligahı TBMM’de, aynı iftar sofrasında bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bu iftar sofralarında, müşterek hedefleri gözden geçirme fırsatını bulmak için bir araya gelindiğini belirten Kurtulmuş, “Hedefimiz, hem ülkemizin, milletimizin daha ileriye gitmesi, daha güçlü bir şekilde Türkiye’nin ileriye doğru yol alması hem de insanlığın barış ve esenlik içerisinde yaşayacağı yeni bir dünyanın kurulabilmesi için bizlerin de çabalarıyla büyük bir mesafe almamızdır.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin tarihi bir dönemin başlangıcında olduğuna işaret eden Kurtulmuş, Türkiye Yüzyılı’nın, sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüzyılı olması için hep beraber gayret sarf ettiklerini vurguladı.

Hem kamu kuruluşlarının hem özel teşebbüsün hem de sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’nin bu ortak hedeflerine yürüme yolculuğunun ana aktörleri olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Onun için siz değerli sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yaptığı işin, Türkiye’nin ortak milli hedefini kolaylaştırmak için çok büyük gayretler içerdiğinin farkındayız. Allah çabalarınızda sizlere üstün başarılar versin. Her birinizin kendi alanında lider bir sivil toplum kuruluşu olmanızı yürekten temenni ediyorum.” diye konuştu.

Kurtulmuş, Türkiye’nin, bugün geldiği noktada sivil toplum bakımından önceki yıllarla kıyaslandığında önemli bir mesafe kat ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sivil toplum, aslında demokrasinin en gerçek, en yalın yüzüdür. Sivil toplum, bireyle devlet arasındaki köprüyü oluşturan en sağlam kuruluşlarımızdır. Burada üyeleri milyonlarla, 100 binlerle ifade edilen Türkiye’nin saygın sivil toplum kuruluşlarının başkanları, temsilcileri var. Aslında bu kuruluşlar, sadece bir kuruluş olmanın ötesinde, sağlam bir köprü ve sağlam bir aidiyet duygusunu toplumda oluşturacak önemli unsurlarımızdır. Bunun için diyoruz ki her birimizin yaptığı iş, kendi alanımızla ilgili uğraşlarımız farklı olabilir, her birimizin farklı birtakım öncelikleri olabilir, siyasi kanaatlerimiz, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ama hepimizin ortak hedefe yönelmesi, üzerimize düşen tarihi sorumluluğumuzdur. Böylesine önemli bir dönemde, Türkiye’nin hedeflerini hepimiz gerçekleştirmek için yan yana, omuz omuza ilerlemek mecburiyetindeyiz.”

“Bu yeni dönem, Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır”

Türkiye’nin güçlü olmasının her zamankinden daha önemli bir hal arz ettiğini, her zamankinden daha mümkün bir durumda olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları ifade etti:

“Bugün dünyanın, başta bölgemiz olmak üzere, yaşadığı geniş çalkantıları, çok derin türbülansları hep birlikte izliyoruz. Dünyanın nereye, ne şekilde evrileceğini birtakım öngörülerle anlamaya ve yolumuzu açmaya gayret ediyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye, içine kapanarak, kendi birtakım problemlerini büyüterek, bu dönemin şartlarından istifade edemez. Bu yeni dönem, Türkiye’ye altın tepsi içerisinde yeni fırsatlar sunmaktadır. Öncelikle şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki küresel ölçekte de yeni bir dönemin başındayız. Bu, çok merkezliliğin geçerli olacağı bir dönemdir. Artık dünya bir tek ülkenin belirleyeceği bir yer değildir ya da ülkelerin kendi aralarında taksim edeceği bir yer değildir. Bir ülkenin, bir bölgenin, bir kıtanın ya da bir paktın tek başına dünyayı yönetmesi mümkün değildir. Onun için önümüzdeki dönem, dünyanın her yerinde çok merkezlilik anlamında yepyeni bir dönemin başlangıcıdır.”

Kurtulmuş, Türkiye’nin elindeki imkanlarıyla bu yeni sürece, daha olgun, daha güçlü, daha diri bir şekilde geldiğini belirterek, “Meşhur bir söz vardır ya, yeni bir dünya kurulur ve o dünyada Türkiye de yerini aldı. Tam da öyle bir dönemdeyiz. Yeni bir dünya kurulacak, Türkiye, kendisine gösterilen yerde değil, kendisinin istediği yerde oturmayı Allah’ın izniyle başaracaktır. Bunun için hep beraber ortak hedeflere doğru yönelmemiz gerekiyor.” dedi.

“Sadece geçmişin reçeteleriyle önümüze bakamayız”

Çok merkezliliğin, çok kültürlülüğü de beraberinde getireceğine işaret eden Kurtulmuş, dünyanın her yerinde egemen olan küresel kültür yerine, özgün medeniyet değerleri ve kültürel yanları güçlü olan ülkelerin de adından sıkça bahsedileceği döneme girildiğini söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye’nin, tarihi kökleriyle, Anadolu’daki ve geniş gönül coğrafyasındaki medeniyet birikimiyle dünyada çok kültürlülüğe de namzet ender ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Daha büyük hedeflerle yol almaya çalışacaklarının altını çizen Kurtulmuş, şunları ifade etti:

“Artık biz, sadece geçmişin reçeteleriyle önümüze bakamayız. Geçmişin reçeteleri, geçmiş dönemde başarılı olsa bile bizim önümüze, önümüzdeki dönemi anlayacak, o dönemin gelişmelerine çözüm olacak yeni reçeteler sunmak, üretmek mecburiyetindeyiz. Bu vesileyle hep beraber çalışacağız. Üniversitelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, araştırma merkezlerimiz, siyasetimiz, Türkiye’nin bütün kurumları en etkin noktaya gelecek ve dünyada olan biteni anlayacak, gerçekten karar almakta gelecek perspektifini kullanacaktır.”

“Kökü mazide olan ati önemli bir gücümüzdür.” diyen Kurtulmuş, mazisinden kopan bir milletin geleceğinin olmayacağının altını çizdi.

Sadece geçmişte olanları anlatarak ya da günü analiz ederek, gelecek dönemlerden istifade edilemeyeceğini dile getiren Kurtulmuş, gelecek projeksiyonu en iyi şekilde yapanların güçlü olacağını ve ayakta kalacağını, hep birlikte mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

“Sivil toplum, demokrasinin güçlü olması için temel şartlardan birisidir”

Sivil toplum kuruluşlarının üzerine düşen sorumluluklar bulunduğuna işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz siyaset olarak, ‘sivil toplum kuruluşları sadece bizim gördüğümüz şeyleri görsün, sadece bizim duymak istediğimiz sözleri söylesinler’ diye sivil topluma önem vermiyoruz. Sivil toplum, demokrasinin güçlü olması için temel şartlardan birisidir. Ama sivil toplumdan da şunu bekliyoruz, her bir sivil toplum kuruluşumuz kendi alanının lider kuruluşu olsun, ana akım kuruluşları olsun ve artık bizim sivil toplum kuruluşlarımız sadece kendi arasında değil, küresel ölçekte sivil toplum kuruluşlarıyla mücadele edebilsin, rekabet edebilsin. Bunun için hem bilgi birikimimizi hem insan gücü birikimimizi sivil toplum kuruluşları olarak güçlü tutmak zorundayız ama en az bunun kadar önemli olan husus, kurumsal kapasitelerimizi de artırmak mecburiyetindeyiz.”

Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının, geçmişin kurumsal kapasiteleriyle, organizasyon şemalarıyla yarına ışık tutamayacağını kaydetti.

Küresel rekabetin, sivil toplum arasında da bir rekabet alanı olduğunu belirten Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının kurumsal alt yapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kurtulmuş, her bir sivil toplum kuruluşunun, uluslararası alanda mücadele edebilecek, yol gösterebilecek duruma geldiğinde işin daha kolay olacağını söyledi.

“Sivil toplum, küresel vicdanı da harekete geçiren merkez konumundadır”

Dünyanın geldiği yeni dönemde Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşeceğini ifade eden Kurtulmuş, sivil toplum alanında da büyük sorumlulukların olduğunu, Gazze’nin işgalinin ardından dünyanın her yerinde ortaya çıkan küresel vicdanın temsilinin gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getirdi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Ülkelerinin önlemesine, hükümetlerinin yasaklamasına ve büyük bir medya baskısına rağmen, başta Batı ülkeleri olmak üzere bu mücadelenin başından itibaren 1,5 yıldır dünyanın birçok yerinde 100 milyonlarca insanın Filistin davasına artan şekilde destek verdiğini görüyor ve bundaki en büyük payın da sivil toplumda olduğunu biliyoruz. Eğer Batı ülkelerinde bu insanlık vicdanını harekete geçiren sivil toplum kuruluşları olmasaydı, inanın ki ne Londra’da ne Paris’te ne Amerika’da ne dünyanın başka yerlerinde Filistin’i destekleyen gösteriler olur, halk hükümetlerine rağmen, hükümetlerinin istikametinin tersine giderek barıştan, haktan, adaletten yana dururdu. Onun için bir kere daha önümüze çok net şekilde çıkmıştır ki sivil toplum, küresel vicdanı da harekete geçiren merkez konumundadır.”

Sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden, dünyada muadilleri olan diğer sivil toplum kuruluşlarıyla, dünyada yeni bir düzenin kurulabilmesi, yeni bir küresel siyasi mimarinin, küresel ekonomik ve finansal mimarinin oluşabilmesi, insanlık vicdanının tahkim edilmesi için el birliğiyle çalışmalarını isteyen Kurtulmuş, “Eğer bunu yapabilirsek, Gazze meselesinin ilk gününden itibaren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, bizlerin, Türkiye’nin bütünüyle, devlet ve millet olarak müştereken ortaya koymuş olduğu bu kararlılığın, mazlumların ve haksızlığa uğrayan geniş kitlelerin yanında duran bu insani duruşun siz değerli sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla pekişeceğine, kuvvetleneceğine inanıyorum.” diye konuştu.

Herkesin hedefinin güçlü, büyük Türkiye’yi ve yeni, adil, hakkaniyetli dünya sistemini kurabilmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bunun için politik birtakım ittifakların, dostlukların ötesinde toplumları harekete geçirebilmek için sivil toplumun gücünden istifade edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kurtulmuş, sivil toplumun gücü kullanılarak yeryüzündeki insanlık cephesinin tahkim edileceğini söyledi.

“Türkiye, dünyada önemli ve güçlü ülke haline gelecek”

Hep birlikte iç kaleyi tahkim ederek yürümeye devam edeceklerini belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin ikinci yüzyılını, Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştireceklerini kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’nin sadece bölgesinde değil, dünyada da önemli ve güçlü ülke haline geleceğini vurguladı.

Programda, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Musa Kazım Arıcan, Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü İsmail Şanlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun, milletvekilleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yer aldı.

Muhabir: Ali Kemal Akan,Kemal Karadağ

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nde turu zora soktu

AA

İSTANBUL (AA) – UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Fenerbahçe ile İskoçya temsilcisi Rangers arasında oynanan maçın ilk yarısı, konuk takımın 2-1 üstünlüğüyle tamamlandı.

6. dakikada Rangers öne geçti. Ceza sahasının hemen dışında Szymanski’nin topu kaptırmasının ardından oluşan karambolde Skriniar’ın uzaklaştırmak istediği top Diomande’ye çarparak Dessers’in önünde kaldı. Bu oyuncunun, kaleci İrfan Can Eğribayat’ı geçtikten sonra ceza sahası içi sağ çaprazda dar açıdan şutunda, Çağlar Söyüncü’nün müdahalesi yeterli olmadı ve hakem Alejandro Hernandez, topun çizgiyi geçtiğine karar verdi: 0-1

19. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Kostic, son çizgiden topu içeriye çevirdi. En-Nesyri’nin bekletmeden yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

23. dakikada Fenerbahçe gole yaklaştı. Soldan Kostic’in ortasında penaltı noktasında En-Nesyri topu göğsüyle Dzeko’nun önüne bıraktı. Bosna Hersekli futbolcunun kaleyi cepheden gören noktadan çıkardığı şutta kaleci Butland, meşin yuvarlağı kornere çeldi.

30. dakikada sarı-lacivertli takım beraberliği yakaladı. Sağdan Szymanski’nin kullandığı kornerde ön tarafta Rangers savunmasının uzaklaştırmak istediği top, arka direğe yöneldi. Djiku’nun bu noktadan yaptığı şık vuruşta meşin yuvarlak filelerle buluştu: 1-1

42. dakikada Rangers skoru yeniden lehine çevirdi. Cerny, ceza sahası dışından pasını sağ çaprazdaki Dessers’e verdi. Bu oyuncu meşin yuvarlağı bekletmeden kale alanına yönelen Cerny ile buluşturdu. Cerny’nin arka direkte yerden yaptığı vuruşta top ağlara gitti: 1-2

Rangers, ilk devreyi 2-1 önde bitirdi.

İkinci yarı

66. dakikada Saint-Maximin’in sol çaprazdan ortasında En-Nesyri’nin ceza sahası içinde yaptığı kafa vuruşunda, top direğin yanından auta çıktı.

75. dakikada Tadic’in sağdan kullandığı kornerde ön direkte Djiku’nun kafa vuruşunda, meşin yuvarlak az farkla dışarı gitti.

81. dakikada Rangers farkı 2’ye çıkardı. Raskin’in kendi yarı sahasından uzun pasında savunmanın arkasına hareketlenen Cerny, sağ çaprazdan ceza sahasına girdikten sonra yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı kaleci İrfan Can’ın sağından ağlara gönderdi: 1-3

90+1. dakikada Dzeko’nun pasında Talisca’nın yayın solundan ceza sahasına girdikten sonra çıkardığı şutta kaleci Butland topu kornere çeldi.

Rangers, karşılaşmadan 3-1 galip ayrıldı.

Rövanş, 13 Mart Perşembe günü İskoçya’da oynanacak

Karşılaşmanın rövanşı, 13 Mart Perşembe günü İskoçya’da oynanacak.

Çağlar sakatlanarak çıktı

Fenerbahçe’nin milli stoperi Çağlar Söyüncü, maça devam edemedi.

Karşılaşmanın 14. dakikasında kendisini yere bırakan Çağlar, saha içinde tedavi edildi.

Oyuna devam edemeyen tecrübeli oyuncu, 16. dakikada yerini Alexander Djiku’ya bıraktı.

25 maç sonra kalesinde 3 gol gördü

Fenerbahçe, 25 resmi maçın ardından kalesinde 3 gol gördü.

Son dönemde savunmasıyla ön plana çıkan sarı-lacivertliler, son olarak yine UEFA Avrupa Ligi’nde deplasmanda AZ Alkmaar karşısında kalesinde 3 gole engel olamamıştı.

Rangers’ın 2 golü VAR’a takıldı

Rangers’ın skoru 3-1’e getiren 2 golü VAR müdahalesi sonucunda iptal edildi.

Maçın 51. ve 58. dakikalarında konuk ekip, Dessers ile topu 2 kez filelere gönderdi.

Mücadelenin hakemi 2 golde de orta noktayı gösterirken, VAR tarafından incelenen pozisyonlar ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.

Avrupa’da ilk kez evinde 3 gol yedi

Fenerbahçe, bu sezon Avrupa kupalarında ilk kez evinde 3 gole engel olamadı.

Bu sezon Avrupa’da evinde 2’si Şampiyonlar Ligi elemesi olmak üzere 8. müsabakaya çıkan sarı-lacivertliler, 2-0 kaybettiği Athletic Bilbao maçı dışında rakiplerine en fazla 1 gol şansı vermişti.

Fenerbahçe, ilk kez kalesinde 3 golü Rangers karşısında gördü.

Rangers’a ilk kez kaybetti

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda eşleştiği İskoçya temsilcisi Rangers’a ilk kez mağlup oldu.

Daha önce 2001-2002 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi 3. Eleme Turu’nda Rangers ile eşleşen sarı-lacivertliler, rakibiyle 23,5 yıl sonra yeniden karşı karşıya geldi.

Söz konusu sezon İskoçya’nın Glasgow kentinde 8 Ağustos 2001’de oynanan ilk maç golsüz beraberlikle tamamlanmış, 22 Ağustos 2001’de Kadıköy’deki rövanş karşılaşmasını Haim Revivo ve Serhat Akın’ın golleriyle sarı-lacivertliler 2-1 kazanarak “Devler Ligi”nde grup aşamasına yükselmişti.

Fenerbahçe, 3. kez karşılaştığı İskoç ekibine, ilk kez mağlup oldu.

Muhabir: Emre Doğan, Süha Gür

❌