Normal görünüm

Dün alınanlar — 8 Eylül 2026 Gazeteler

“Okula başlangıç maliyeti 52 bin liraya ulaşıyor”

Gülsever, her çocuk için ücretsiz okul öğünü, temiz içme suyu, eğitim desteği ve güvenli ulaşım sağlanması çağrısında bulundu. Yeni eğitim öğretim yılının öğrenciler, öğretmenler, eğitim emekçileri ve veliler için sağlık, huzur ve başarı getirmesini dileyen Gülsever, her çocuğun eşit, nitelikli ve çağdaş eğitim hakkına sahip olduğunu vurguladı. Gülsever, CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde ailelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik yükü değerlendirdi. Okula hazırlık için yapılan harcamaların özellikle dar gelirli ailelerin bütçesini zorladığını belirten Gülsever, artan maliyetlerin eğitim hakkına erişimde yeni güçlükler oluşturduğunu söyledi. OKULA HAZIRLIKTA EN BÜYÜK YÜK AİLE BÜTÇESİNEAnkara'daki devlet okullarında kırtasiye giderlerinin 4 bin 791 lira ile 7 bin 740 lira arasında değiştiğini belirten Gülsever, okul üniforması maliyetinin yaklaşık 2 bin 600 liraya ulaştığını ifade etti. Servis, ayakkabı, beslenme ve diğer okul ihtiyaçlarının da hesaba katılmasıyla okula başlangıç maliyetinin 52 bin liraya kadar yükseldiğini kaydeden Gülsever, bu tutarın 2026 net asgari ücretinin neredeyse iki katına denk geldiğine dikkati çekti. Gülsever, "Bu tablo, eğitim hakkının nasıl ağır bir ekonomik yüke dönüştürüldüğünü gösteriyor" diyerek, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan annelerin mutfak harcamalarından kısmak, borçlanmak, eski çantaları onarmak ve yedek kıyafetlerden vazgeçmek zorunda kaldığını söyledi. KANTİNDEKİ BİR ÖĞÜN BİLE BÜTÇEYİ ZORLUYOROkul çağındaki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesinin ailelerin sağlayabildiği günlük harçlığa bağlı hale geldiğini belirten Gülsever, simit ve ayrandan oluşan bir öğünün yaklaşık 50 lira, tost ve ayranın ise 85-100 lira arasında olduğunu bildirdi. Bu rakamların dengeli bir beslenmenin değil, yalnızca sınırlı bir kantin alışverişinin karşılığı olduğunu vurgulayan Gülsever, protein, süt ürünleri, meyve, sebze ve yeterli kaloriyi içeren sağlıklı bir öğünün maliyetinin çok daha yüksek olduğuna işaret etti. Türkiye'deki yaklaşık 64-65 bin devlet okulunun yalnızca 15 bininde kantin bulunduğunun ifade edildiğini hatırlatan Gülsever, kantini bulunmayan okullarda çocukların beslenme ihtiyacına yönelik kamusal bir çözüm bulunmadığını savundu. Gülsever, ücretsiz okul yemeği uygulamasının ülke genelinde hayata geçirilmesi çağrısını yineledi. SERVİS ÜCRETİ YILLIK 135 BİN LİRAYA KADAR ÇIKIYOREğitim giderlerinin kırtasiye ve beslenme masraflarıyla sınırlı olmadığını belirten Gülsever, okul servis ücretlerinin tek başına yıllık 135 bin liraya kadar çıkabildiğini söyledi. Bu miktarın 2026 net asgari ücretinin yaklaşık beş katına denk geldiğini ifade eden Gülsever, ailelerin çocuklarının okula güvenli şekilde ulaşabilmesi için bu bedeli ödemek zorunda kaldığını kaydetti. Köy okulları ve kırsal bölgelerde güvenli ve düzenli ulaşım imkanlarının yetersizliğine de dikkati çeken Gülsever, hiçbir ailenin çocuğunun güvenliği ve eğitim hakkıyla evinin geçimi arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaması gerektiğini vurguladı. CHP KADIN KOLLARI'NIN EĞİTİM İÇİN 8 TALEBİGülsever, CHP Kadın Kolları'nın eğitim öğretim yılına ilişkin taleplerini şöyle sıraladı: Her çocuğa okulda ücretsiz, sağlıklı ve dengeli bir öğün verilmesi,Okullarda temiz içme suyunun ücretsiz sunulması,Kırtasiye, okul kıyafeti, ayakkabı ve servis giderleri için ihtiyaç sahibi ailelere yeterli ve zamanında destek sağlanması,Öğrenciler için ücretsiz veya gelir durumuna göre desteklenen güvenli ulaşım sisteminin kurulması,İhtiyaç sahibi öğrencilere tablet, bilgisayar, internet ve teknik destek sağlanması,Devlet okullarının temel ihtiyaçlarının kamu bütçesinden karşılanması ve okul giderlerinin velilere yüklenmemesi,Tek ebeveynli ve birden fazla çocuğu eğitim gören ailelere özel destek uygulanması,Üniversite öğrencileri için ücretsiz veya erişilebilir yurt, ulaşım ve beslenme imkanlarının artırılması. "EĞİTİM BİR AYRICALIK DEĞİL, ANAYASAL BİR HAKTIR"Bir çocuğun okula aç gitmediği, annelerin ihtiyaç listeleri karşısında çaresiz bırakılmadığı ve gençlerin ekonomik nedenlerle üniversite tercihlerinden vazgeçmediği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Gülsever, eğitim hakkının ekonomik koşullara bağlı olmaması gerektiğini söyledi. Gülsever, "CHP Kadın Kolları olarak çocukların eğitim, beslenme ve dijital erişim hakkını savunmaya; annelerin omuzlarına yüklenen bu ağır ekonomik sorumluluğu kamuoyunun gündemine taşımaya devam edeceğiz. Eğitim bir ayrıcalık değil, anayasal bir haktır. Bu hakkın bedelini çocuklarımız ve annelerimiz ödememelidir." ifadelerini kullandı.

Dünden önceki gün alınanlar Gazeteler

CHP’li Diyar Kesebir’den TGB Kongresi’nde birlik çağrısı

CHP Gençlik Kolları Genel Sekreteri Diyar Kesebir, Türkiye Gençlik Birliği’nin (TGB) 7. Olağanüstü Kongresi’nde gençlere seslendi. Siyasetin kişisel hesapların değil, ülkenin geleceği için ortak mücadelenin alanı olması gerektiğini belirten Kesebir, farklı siyasi geleneklerden gelen gençlerin ortak değerler etrafında buluşması gerektiğini söyledi. "Siyaset Kişisel Hesapların Alanı Değildir"Salondakileri selamlayarak konuşmasına başlayan Kesebir, kongrelerin sadece yönetimlerin belirlendiği yerler değil, geçmişin değerlendirilip geleceğe yön verildiği ve yeni başlangıçların yapıldığı irade alanları olduğunu vurguladı. Konuşmasının ana eksenini "Arınmak" kavramı üzerine kuran Kesebir, şu ifadeleri kullandı:"Sözünü ettiğimiz arınma, birbirimizden uzaklaşmak değildir. Tam tersine; bizi birbirimizden koparan kırgınlıklardan, önyargılardan, kişisel hesaplardan, kısır döngülerden ve siyaseti daraltan anlayışlardan arınmaktır. Çünkü gençlik siyaseti; makamların, kişisel ikbal hesaplarının ya da birbirinin önüne geçme yarışının alanı değildir. Ülkesine, Cumhuriyetine ve geleceğine karşı sorumluluk duyan insanların omuz omuza verdiği bir mücadele alanıdır." ​CHP Genel Başkanı'nın Selamını İletti​Temiz siyasetin ve ilkeli mücadelenin önemine değinen Kesebir, konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamını salondaki gençlere iletti. Bu selamın önemli bir sorumluluk yüklediğini belirten Kesebir, siyasetin kişisel ikballer yerine halkın ve ortak değerlerin geleceği için yapılması gerektiğini ifade etti​ "Ayrışmaya Değil, Dayanışmaya İhtiyacımız Var"​Farklı siyasi geleneklerden gelinse dahi gençlerin ülkenin geleceğinde söz sahibi olması gerektiği konusunda birleşebileceklerini belirten Kesebir, dayanışma mesajı verdi: ​"Bugün hepimizin ihtiyacı olan şey daha fazla ayrışmak değil, ortak değerlerimiz etrafında yeniden buluşmaktır. Kırgınlıklardan, önyargılardan ve kişisel hesaplardan arınarak tüm enerjimizi memleketin meselelerine ve gençlerin geleceğine yöneltmeliyiz. Duvarları büyütmek yerine yolları, ayrışmayı değil dayanışmayı, umutsuzluğu değil örgütlü umudu büyütmeliyiz." ​"Cumhuriyetin İkinci Yüzyılını Gençler Kuracak"​Gençliğin Türkiye’nin geleceğini kuracak en güçlü iradelerden biri olduğunu ifade eden Kesebir, yeni seçilen yönetime başarılar dileyerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ​"Biz bu ülkenin geleceğini beklemiyoruz, o geleceği kurmak için buradayız. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın örgütlü gençlik ve gençliğin ortak mücadelesi, yaşasın tam bağımsız Türkiye!" Kaynak: Haber Merkezi

OVP’de büyüme ve enflasyon tahminleri değişti

Bölgedeki savaşın enerji ve emtia fiyatları ile dış talep üzerindeki etkileri nedeniyle 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak güncellenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4'e yükseltildi. Enerji ithalatı tahmini 71 milyar dolara, dış ticaret açığı beklentisi 105 milyar dolara çıkarıldı. Yılmaz, TL mevduatın toplam mevduattaki payının yüzde 61,5'e, brüt rezervlerin ise 188,2 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı. Programa ilişkin sunumda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da yer aldı. OVP'nin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının ortak çalışmasıyla hazırlandığını belirten Yılmaz, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de hazırlık sürecine yansıtıldığını söyledi. Gelecek üç yılın temel politika çerçevesini ortaya koyan programın makroekonomik hedef ve tahminler, gelir-gider ve borçlanma görünümü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanları ile reform gündemini içerdiğini belirten Yılmaz, küresel ekonomide artan belirsizliklere dikkati çekti. BRENT PETROL VARSAYIMI 89,3 DOLARA YÜKSELDİBölgedeki savaşın enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyondan büyüme beklentilerine kadar birçok alanda etkili olduğunu ifade eden Yılmaz, geçen yılki OVP'de kullanılan bazı varsayımların güncellendiğini açıkladı. Küresel büyüme tahmini yüzde 3,1'den yüzde 3'e, Türkiye'nin ticaret ortaklarının büyüme tahmini yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyüme beklentisi ise yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a geriledi. MENA ülkeleri için daha önce yüzde 3,4 olarak öngörülen büyüme de eksi yüzde 0,5'e kadar düştü. 2026 yılı için ortalama 64,3 dolar olarak varsayılan Brent petrol fiyatı 89,3 dolara yükselirken, enerji dışı emtia fiyatlarında daha önce yüzde 5,7 düşüş beklenmesine karşın yeni tahmin yüzde 18,6 artış oldu. Küresel enflasyon tahmini de yüzde 3,6'dan yüzde 4,7'ye çıktı. 2026 BÜYÜME TAHMİNİ YÜZDE 3,3'E GÜNCELLENDİEnerji ve emtia fiyatlarındaki arz yönlü baskılar ile Türkiye'nin başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın 2026 tahminlerine yansıdığını belirten Yılmaz, büyüme tahmininin yüzde 3,3 olarak güncellendiğini bildirdi. Sanayi büyümesi tahmini yüzde 2,3'e gerilerken yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4'e yükseltildi. Enerji ithalatı tahmini 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı beklentisi 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkarıldı. Cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahmin yüzde 2,6'ya güncellenirken turizm geliri beklentisi 68 milyar dolardan 65 milyar dolara indirildi. Yılmaz, söz konusu revizyonların programın ana çerçevesinde değişiklik anlamına gelmediğini, savaşın beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku ile dış talepteki zayıflamanın ekonomiler üzerinde ek yük oluşturduğunu ifade etti. 2027'DE DIŞ TALEPTE TOPARLANMA BEKLENİYORKüresel büyüme ve dünya ticaretinin 2026'da belirgin biçimde yavaşladığını belirten Yılmaz, 2027'de toparlanma beklendiğini söyledi. Küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın yüzde 4,3'e yükselmesi öngörülüyor. Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 96'sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarının ağırlıklı büyümesinin 2026'da yüzde 1,6'ya gerilemesi, 2027'de ise yüzde 2,8'e yükselmesi bekleniyor. Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünün gerçekleştirildiği Avrupa Birliği'nde büyümenin 2025'teki yüzde 1,6'dan 2026'da yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027'de yüzde 1,4'e çıkması öngörülüyor. İhracatın yüzde 22'sinin gerçekleştirildiği MENA bölgesinde ise 2026'da yüzde 0,5 daralma, 2027'de baz etkisinin de katkısıyla yüzde 7,3 büyüme bekleniyor. Yılmaz, AB ve MENA'nın toplam ihracatın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğunu belirterek yeni pazarlara erişimin artırılacağını ve ihracatın bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirileceğini söyledi. TL MEVDUATIN PAYI YÜZDE 61,5'E ÇIKTIYılmaz, uygulanan program kapsamında yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiğini ve büyümenin daha üretken bir yapıya yöneldiğini söyledi. 2026'da öngörülen yüzde 3,3'lük büyümenin 1,2 puanının Toplam Faktör Verimliliğinden kaynaklandığını belirtti. Finansal göstergelere de değinen Yılmaz, TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6'dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldiğini açıkladı. Kur korumalı mevduattan çıkışın sorunsuz tamamlandığını bildiren Yılmaz, brüt rezervlerin 89,7 milyar dolar artışla 188,2 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Türkiye'nin risk priminin de 700'lü seviyelerden 220'nin altına gerilediğini belirten Yılmaz, bu düşüşün kamu ve özel sektörün yabancı para cinsi borçlanmalarındaki faiz yükünü aşağı çektiğini ifade etti. YILLIKLANDIRILMIŞ İHRACAT 280 MİLYAR DOLARYılmaz, zorlu dış talep koşullarına rağmen yıllıklandırılmış ihracatın ağustos itibarıyla 280 milyar dolara ulaştığını açıkladı. İhracatın teknoloji yapısında da iyileşme yaşandığını belirten Yılmaz, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payının Ağustos 2024'teki yüzde 40 seviyesinden Ağustos 2026'da yüzde 44,1'e yükseldiğini bildirdi. Enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın dış dengede geçici baskı oluşturduğunu kaydeden Yılmaz, cari işlemler açığının milli gelire oranının Haziran 2024'te yüzde 1,8, Haziran 2025'te yüzde 1,6, Haziran 2026'da ise yüzde 2,3 olduğunu belirtti. Yılmaz, 2026'daki yükselişin 0,7 puanının savaşın etkisinden kaynaklandığını ifade ederek cari açığın mevcut seviyesinin 2000-2025 dönemindeki yüzde 3,2'lik uzun dönem ortalamasının altında bulunduğunu vurguladı.

Melih Gökçek İfadesini Verdi: İşte İfadenin Detayları!

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara Adliyesinde "şüpheli" sıfatıyla ifade verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin soruşturma başlatan Gökçek'in, avukatıyla geldiği Ankara Adliyesindeki ifade işlemleri tamamlandı.

Yaklaşık 2 saat ifade veren Gökçek, adliye çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Savcılığın yürüttüğü soruşturmanın tamamlanmasının ardından gerekli açıklamaları yapacağını belirten Gökçek, "İnşallah Allah kısmet ederse bu savcılığın yaptığı araştırma, soruşturma bitecek. Ondan sonra neticeyi alacağız. Ondan sonra merak etmeyin, hepinizle televizyonlarda bol bol konuşacağız. Melih Gökçek biliyorsunuz öyle konuşmayan adam değildir, çekinen adam da değildir." ifadelerini kullandı.

Hayatında ilk kez ifade vermediğini ve daha önce de çeşitli soruşturmalar geçirdiğini dile getiren Gökçek, belediye başkanlığı dönemlerini üç ayrı safhada değerlendirdi.

Gökçek, 1994'te ilk kez seçilmesini takip eden 9 yıllık muhalefet döneminde 500 civarında soruşturma ve inceleme geçirdiğini ifade ederek, bu incelemelerin tamamından takipsizlik kararı aldığını söyledi.

AK Parti ve Refah Partisi iktidarları döneminde de yaklaşık 100 soruşturma ve inceleme geçirdiğini kaydeden Gökçek, söz konusu ifadelerin İçişleri Bakanlığı ile savcılık arşivlerinde yer aldığını, bu dönemde de herhangi birşey çıkmadığını belirtti.

- "Şahsım adına herhangi bir endişem yok"

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dönemine ilişkin iddialara da değinen Gökçek, kendisi hakkında 100'e yakın soruşturma açıldığı yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını savundu.

Yavaş döneminde toplam 25 inceleme ve soruşturma geçirdiğini belirten Gökçek, şöyle devam etti:

"Bunun 21 tanesi bitti, 4 tanesinin neticesi bana gelmedi. Biten soruşturmaların bir kısmı İçişleri Bakanlığında, bir kısmı da savcılıklarda oldu. Bu soruşturmalar yapılırken bilirkişi raporları alındı. Hepsinde benim ifadem alındı. Mansur Yavaş, 'İfade vermeye bile gitmedi' diyerek yalan söylüyor. Yapılan incelemelerde ifadelerimiz alındı. Biten soruşturmaların hepsine istisnasız Mansur Yavaş itiraz ettirdi. İçişleri Bakanlığından gelenleri Danıştaya, savcılıklardan gelen kararlar için de bir üst mahkemeye itiraz ettiler. 21 dosya üst mahkeme ve Danıştayda da benim lehime onaylandı."

Gökçek, "Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde buranın kararı çıkacak. Ben de merakla bekliyorum. Adaletten Allah'ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Ben doğruları söyleyen bir insanım. Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım hiç endişeniz olmasın. Melih Gökçek'in hayatta televizyonlarda tartışmaktan çekindiği vaki midir? Hiç duydunuz mu, gördünüz mü?" ifadelerini kullandı.

Gökçek, açıklamasının ardından adliyeden ayrıldı.

- Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek ifadeye çağrıldı

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya ilişkin yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek'in şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış olup, soruşturma kapsamında Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmak üzere 7 Eylül Pazartesi günü saat 14.00'te Cumhuriyet Başsavcılığımızda hazır edilecektir."

Kaynak: AA

Melih Gökçek İfade Vermek İçin Adliyede! İşte o anlar ve detaylar...

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, yurt dışına usulsüz yollarla para transferi yapıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma çerçevesinde şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne ulaştı.

Resen Soruşturma Başlatılmıştı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, medyada yer alan ve Gökçek ailesinin yurt dışı kaynaklı şirketler üzerinden kayıt dışı mali hareketler gerçekleştirdiğini öne süren iddiaların ardından 29 Ağustos’ta resen inceleme başlatmıştı. Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen dosya kapsamında ilk olarak konuyu gündeme getiren gazeteci Murat Ağırel tanık olarak dinlenmişti.

Almanya'daki Şirket Mercek Altında

Savcılık sürecinde bilgisine başvurulan gazeteci Murat Ağırel, Melih Gökçek'in eşi Hülya Gökçek ile oğlu Ahmet Gökçek’in Almanya'nın Düsseldorf merkezli kurduğu öne sürülen "HAMAG" şirketine dair topladığı tüm evrak ve verileri adli makamlarla paylaştığını aktarmıştı.

Tüm bu gelişmelerin ardından hakkında inceleme yürütülen Melih Gökçek, isnat edilen iddialara karşı savunmasını vermek üzere savcılıktaki yerini aldı.

Muhabir: Anıl Budak

Berhan Şimşek'ten Şok Karar: O Görüntüler İstifayı Getirdi! İşte Detaylar...

Berhan Şimşek, hakkında yargıya intikal eden süreçler sonuçlanana kadar CHP Genel Başkan Yardımcılığından ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Şimşek, CHP Muğla İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, hakkındaki hukuki süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yargıya intikal eden süreçler sonuçlanana kadar başkan yardımcılığı görevini ve MYK üyeliğini sürdürmeme kararı aldığını belirten Şimşek, parti üyeliğinin ise devam edeceğini söyledi.

Şimşek, kararını şu sözlerle açıkladı:

"Ortada dökülüp saçılan bir durumun bulunması ve konunun yargıya intikal etmesi sebebiyle, bu davalar sonuçlanana kadar Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ediyorum. Bu kararımı Sayın Genel Başkanımızın şahsında bütün örgütümüze ve yol arkadaşlarıma ilan ediyorum. İlkelerimizden ve duruşumuzdan taviz vermeden yürüyüşümüz sürecek."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek ile Özlem Şanver arasında geçtiğimiz yıl yaşanan darp olayına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Görüntüler üzerine Berhan Şimşek istifa kararı aldı.

Kaynak: AA

İhracatta ağustos ve 8 aylık dönem rekoru

Bolat, Ticaret Bakanlığında düzenlediği toplantıda Ağustos 2026 ve Ocak-Ağustos 2026 dönemi dış ticaret verilerini kamuoyuyla paylaştı.Küresel ekonomide artan belirsizliklere, jeopolitik gerilimlere ve ticaretteki korumacı politikalara rağmen Türkiye'nin büyümeye, üretmeye ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirten Bolat, Türkiye Yüzyılı'nda ekonomi, üretim ve ihracat alanında yeni rekorlara imza atıldığını ifade etti.Ticaret Bakanlığının dış ticaret veri bültenine göre ağustosta ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolar, ithalat ise yüzde 10,5 artışla 28 milyar 706 milyon dolar oldu. Dış ticaret hacmi de yüzde 9,4 artarak 52 milyar 173 milyon dolara yükseldi.8 AYLIK İHRACAT 185 MİLYAR DOLARA ULAŞTIBolat, ocak-ağustos döneminde ihracatın yüzde 4 artışla 185 milyar 6 milyon dolara yükseldiğini ve rekor seviyeye ulaştığını belirtti.Aynı dönemde ithalat yüzde 5,3 artarak 250 milyar 791 milyon dolar, dış ticaret hacmi ise yüzde 4,7 artışla 435 milyar 798 milyon dolar oldu.2026'nın ilk 8 ayında Nisan, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ihracat rekoru kırıldığını aktaran Bolat, son 40 ayın 22'sinde aylık mal ihracat rekoruna ulaşıldığını, 29 ayında ise aylık ihracat artışı sağlandığını söyledi. Bolat, yıllıklandırılmış mal ihracatının 280,3 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını belirtti.Bakanlığın verilerine göre son 12 aylık dönemde ihracat yüzde 4,2 artarak 280 milyar 274 milyon dolar, ithalat ise yüzde 6 artışla 378 milyar 26 milyon dolar oldu. Yıllıklandırılmış dış ticaret hacmi 658 milyar 300 milyon dolara yükseldi.Bolat, yıllıklandırılmış ihracattaki artışın 11 milyar 235 milyon dolar olduğunu ifade etti.MAL VE HİZMET İHRACATI 405,3 MİLYAR DOLARA ULAŞTITürkiye'nin yıllıklandırılmış hizmetler ihracatının 125 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatının toplamının ise 405,3 milyar dolara ulaştığını açıklayan Bolat, hizmetler ihracatında da önemli bir mesafe katedildiğini vurguladı.Bolat, hizmetler ihracatının 2002'de 14 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 122,6 milyar dolara yükseldiğini ve 8,7 katına çıktığını belirterek, 2025 yılında hizmetler ihracatında 63,5 milyar dolarlık rekor fazla verildiğini bildirdi.Ağustosta ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 81,8 olarak gerçekleşti. Enerji verileri hariç tutulduğunda bu oran yüzde 98,8'e, enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise yüzde 95'e çıktı.Ağustos ayında dış ticaret dengesi 5 milyar 240 milyon dolar açık verirken, ocak-ağustos dönemindeki dış ticaret açığı 65 milyar 785 milyon dolar oldu.İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sıradaAğustosta Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler Almanya, ABD ve İngiltere oldu. Almanya'ya 1 milyar 759 milyon dolar, ABD'ye 1 milyar 734 milyon dolar ve İngiltere'ye 1 milyar 201 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.İthalatta ise ilk sırayı 4 milyar 710 milyon dolarla Çin aldı. Çin'i 2 milyar 70 milyon dolarla Almanya ve 1 milyar 873 milyon dolarla ABD izledi.Ülke grupları bakımından ağustosta en fazla ihracat 8 milyar 816 milyon dolarla Avrupa Birliği'ne yapılırken, ithalatta ilk sırayı 9 milyar 63 milyon dolarla Asya ülkeleri aldı. İHRACATIN YÜZDE 93,5'İ İMALAT SANAYİSİNDENSektörler itibarıyla ağustos ayında ihracatın yüzde 93,5'i imalat sanayisinden geldi. İmalat sanayisi 21 milyar 951 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün ihracatı 760 milyon dolar, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün ihracatı ise 539 milyon dolar oldu.Geniş Ekonomik Gruplar sınıflamasına göre ağustosta en fazla ihracat 13 milyar 154 milyon dolarla hammadde (ara malları) grubunda gerçekleştirildi. Bu grubu 7 milyar 41 milyon dolarla tüketim malları ve 2 milyar 978 milyon dolarla yatırım malları takip etti."HEDEFİMİZ KÜRESEL TİCARETTE DAHA ETKİN BİR TÜRKİYE"Bolat, Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü de belirterek, 2026'nın ikinci çeyreğinde ekonominin yüzde 2,3 büyüdüğünü ve üst üste 24 çeyrek, başka bir ifadeyle 6 yıl boyunca kesintisiz büyüme kaydettiğini ifade etti.Yıllıklandırılmış GSYH'nin 1 trilyon 706 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördüğünü aktaran Bolat, ihracattaki gelişmelerin Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesinin küresel ölçekte yaşanan zorluklara rağmen güçlenerek devam ettiğini gösterdiğini söyledi.Bolat, "Hedefimiz; daha güçlü, daha rekabetçi, daha üretken ve küresel ticarette çok daha etkin bir Türkiye'dir." ifadelerini kullandı.Türkiye Yüzyılı'nı güçlü bir ekonomik yükselişin yüzyılı yapacaklarını belirten Bolat, üreticiden ihracatçıya, esnaftan çiftçiye ve iş insanlarına kadar toplumun tüm kesimleriyle ekonomik hedeflere kararlılıkla ilerleyeceklerini kaydetti.

Polonya'da Hareketli Saatler... Rusya Büyükelçisi Bakanlığa Çağırıldı!

Polonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, "Rusya tarafından gerçekleştirilen devlet terörizmini kesin bir şekilde kınadıklarını ifade etmek" amacıyla Rusya'nın Varşova Büyükelçisi Georgy Mikhno'nun Dışişleri Bakanlığına çağrıldığını bildirdi.

Polonya'nın haber ajansı PAP'ın haberine göre, Sikorski, Almanya'nın Weimar kentinde, "Weimar Üçgeni" girişimi kapsamında Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile düzenledikleri ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Dünya düzeninin güvenliği açısından Rusya'nın "en ciddi tehditlerden biri" olmayı sürdürdüğünü ifade eden Sikorski, Moskova'nın uluslararası ilişkileri işbirliğine değil, hakimiyete dayandırmayı amaçladığını savundu.

Sikorski, sınırlarının cezasız bir şekilde test edilmesini ve topraklarındaki düşmanca eylemleri kabul etmediklerini belirterek, "Kundaklamalara, demir yoluna yönelik saldırılara, cinayetlere ve diğer provokasyonlara izin vermiyoruz. Polonya da Rusya Federasyonu'nun gerçekleştirdiği devlet terörizmini kesin bir şekilde kınadığımızı ifade etmek amacıyla Rusya Büyükelçisi'ni (Georgy Mikhno) çağırdı." ifadelerini kullandı.

Sikorski'den Avrupa Birliği ülkelerine biyometrik pasaport çağrısı

Sikorski ayrıca Rus diplomatların hareket özgürlüğünün akredite oldukları ülkelerle sınırlandırılması, Rus vatandaşlarına Schengen vizesi verilmesinin kısıtlanması, Avrupa Birliği'ne (AB) giriş yapan Ruslar için biyometrik pasaport zorunluluğu getirilmesi ve AB içinde görev yapan Rus diplomatların sayısına üst sınır getirilmesi çağrısında bulundu.

AB genelinde halen çok sayıda Rus diplomatın olduğuna işaret eden Sikorski, "Bunların 2 binden fazla olduğunu tahmin ediyoruz ve en az yüzde 40'ının diplomatik statüleriyle bağdaşmayan görevler yürüttüğünü değerlendiriyoruz." dedi.

Sikorski, söz konusu Rusların ülkelerinde terör faaliyetleri de yürüten istihbarat teşkilatlarına hizmet ettiğini belirterek, Almanya ile dayanışma içinde halkı korumak için gerekli tüm temel güvenlik önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Leipzig-Halle Havalimanı'nda İHA bulunmuştu

Almanya'daki Leipzig-Halle Havalimanı'nda 4 Ağustos'ta Ukrayna'ya ait nakliye uçağının yakınında patlayıcı düzenek içerdiği değerlendirilen insansız hava aracı (İHA) bulunmuştu.

ABD istihbaratı, bulunan patlayıcı yüklü İHA'nın özelliklerinin Rus askeri istihbaratına "özgü" olduğunu iddia etmişti.

Almanya, bu olay nedeniyle Rusya'yı suçlamış ve Bonn'daki Rus Başkonsolosluğunun 18 Eylül itibarıyla kapatılması ve Berlin'deki Rus Evi ile ilgili sözleşmenin feshedilmesi gibi tedbirler aldığını açıklamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Almanya’nın kararlarına karşılık olarak Goethe Enstitüsünün Rusya’daki şubelerini kapatacaklarını bildirmişti.

Kaynak: AA

Eski Başbakan Davutoğlu İfade Verecek: Günü Belli Oldu! İşte Detaylar...

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, TCK’nın 299/1. maddesi kapsamında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlattığı feshedilen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, 7 Eylül Pazartesi günü ifade vereceği öğrenildi.

Davutoğlu’nun saat 15.00’te Ankara Adliyesi’ne şüpheli sıfatıyla giderek ifade vereceği belirtildi.

Muhabir: Gizem Ekici

Bakan Kurum: COP31’de hedefimiz somut iklim eylemi

Kurum, Ankara’da bir otelde düzenlenen COP31 Başkanlığı Diplomatik Misyonlar İçin Bilgilendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin COP31 Başkanlığı sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının başında Girne-Mersin seferini gerçekleştirirken alabora olan gemide hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Kurum, kayıp vatandaşlara da bir an önce sağ salim ulaşılması temennisinde bulundu. Nepal'de meydana gelen sel felaketinin de herkesi derinden sarstığını ifade eden Kurum, yaşanan afetlerin iklim krizinin etkilerini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Doğanın dengesinin bozulması halinde ülkeler arasındaki sınırların anlamını yitirdiğini belirten Kurum, "Sel suları vize sormuyor, kasırgalar kontrolden geçmiyor, iklim öfkesi hiçbir diplomatik kuralı tanımıyor." ifadelerini kullandı. Kurum, iklim krizinin ülkelerin sınırlarını aşan bir niteliğe sahip olduğunu vurgulayarak, buna karşı mücadelenin de ortak bir iradeyle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. "Şayet bir kriz sınırları aşıyorsa, biz de sınırları aşan bir iradeyi hep birlikte göstermek zorundayız." diyen Kurum, iklim adaletinin bu süreçte temel yol gösterici olmaya devam edeceğini kaydetti. "KIRILGAN COĞRAFYALARIN EN GÜR SESİ OLACAĞIZ"Küresel iklim krizinde hiçbir sorumluluğu ve suçu olmayan Afrika ülkeleri ile küçük ada devletlerinin en ağır bedeli ödemesine göz yummayacaklarını belirten Kurum, COP31 kapsamında iklim adaletini merkeze alacaklarını söyledi. Kurum, COP31 masasında iklim krizinden en fazla etkilenen kesimlerin ve kırılgan coğrafyaların sesini duyuracaklarını vurguladı. COP31 Başkanlığını diyalog, uzlaşı ve aksiyon olmak üzere üç temel sütun üzerine inşa ettiklerini hatırlatan Kurum, artık yalnızca yeni hedeflerin belirlenmesinin yeterli olmadığını ifade etti. Dünyanın masa başında sürekli yeni hedefler belirlemeye değil, mevcut hedefleri hayata geçirecek güçlü bir iradeye ihtiyaç duyduğunu belirten Kurum, şöyle konuştu: "Çok açık ve net söylemeliyim ki artık sadece aksiyon almak zorundayız. Dünyanın masa başında sürekli yeni hedefler belirlemeye ihtiyacı yok. Dünyanın yegane ihtiyacı, o hedefleri tarlada, sanayide ve şehirlerde eyleme dönüştürecek sarsılmaz bir iradedir. Tarihe 'Uygulama COP'u' olarak geçmeye geliyoruz. Bütün diplomatik kapasitemizi, birikimimizi, tecrübemizi, uygulamadaki engelleri yırtıp atmak için kullanacağız." Kurum, iklim diplomasisinde yaşanan dönüşümü anlatırken 2015'te imzalanan Paris Anlaşması'na atıfta bulundu. Paris Anlaşması'nın imzalandığı gün yaşananları hatırlatan Kurum, anlaşmanın ilan edildiği sırada kullanılan tahta tokmağın, yalnızca diplomatik bir mutabakatı değil, aynı zamanda eylem döneminin başlangıcını simgelediğini söyledi. Kurum, o gün kağıda dökülen imzaların Antalya'da somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca devletler arası kararlarla yürütülemeyeceğine dikkati çekti. Diplomatik kararların toplumların gücüyle birleşmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, "Fakat bunu tek başımıza, izole bir şekilde yapamayız. Yukarıdan aşağıya inen diplomatik kararlar, tabanda halkın gücüyle birleşmek zorundadır." dedi. 2035'E KADAR 6 KÜRESEL ATILIM HEDEFLENİYORKurum, Türkiye'nin COP31 sürecini Avustralya ile yakın işbirliği içinde yürüttüğünü belirterek, iki ülkenin aynı hedef doğrultusunda çalıştığını ifade etti. Bu ortaklık çerçevesinde 2035'e kadar hayata geçirilmesi planlanan altı büyük küresel atılım bulunduğunu aktaran Kurum, ilk dönüşümün elektrifikasyon alanında gerçekleştirileceğini söyledi. Elektrifikasyonun küresel payının yüzde 35'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirten Kurum, ikinci büyük atılımın ise atık yönetimi ve temizlik alanında olacağını kaydetti. Kurum, küresel atık artışının yarı yarıya azaltılmasını hedeflediklerini belirterek, dünyanın giderek büyüyen bir atık sorunuyla karşı karşıya kalmaması için kapsamlı bir dönüşüm gerektiğini söyledi. Üçüncü atılımın şehirlerde gerçekleştirileceğini ifade eden Kurum, binalardaki enerji tüketiminin 2035'e kadar yüzde 25 azaltılmasının hedeflendiğini bildirdi. Dördüncü dönüşümün sanayi alanında gerçekleşeceğini belirten Kurum, sanayide döngüsel malzeme kullanımını yüzde 15 seviyesine çıkarmayı amaçladıklarını söyledi. Kurum, böylece üretimde doğadan alınan kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılmasının ve kaynakların daha verimli kullanılmasının önünün açılacağını ifade etti. Beşinci büyük dönüşümün eğitim alanında gerçekleşeceğini belirten Kurum, iklim okuryazarlığının yaygınlaştırılmasının önemine dikkati çekti. Kurum, iklim konusunda farkındalığın yalnızca karar vericiler ve uzmanlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, dünyanın en ücra noktalarında yaşayan çocukların dahi iklim değişikliği konusunda bilgi sahibi olmasını hedeflediklerini söyledi. Altıncı ve en büyük atılımın ise ülkeleri ve imkanları birbirine bağlayan bir İklim Uygulama Köprüsü oluşturmak olduğunu aktaran Kurum, ihtiyacı bulunan ülkelerle çözüm ve finansman imkanlarına sahip tarafları buluşturacak bir mekanizma kuracaklarını belirtti. ÖZEL SEKTÖRE "ELİNİ TAŞIN ALTINA KOY" ÇAĞRISIKüresel sermayeye ve özel sektöre de seslenen Kurum, trilyonlarca dolarlık kaynağı yöneten bankalar, yatırımcılar ve büyük şirketlerin iklim krizinin çözümünde daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. İklim krizinin yalnızca devletlerin sınırlı kamu kaynaklarıyla çözülemeyeceğine işaret eden Kurum, özel sektörün yeşil dönüşümün merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı. Kurum, kamu ile özel sektörün omuz omuza hareket etmesinin küresel iklim hedeflerine ulaşılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin COP31 Başkanlığı kapsamında yürüttüğü saha çalışmalarına da değinen Kurum, iklim diplomasisinin yalnızca uluslararası toplantılarla sınırlı kalmayacağını belirtti. İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'nde finansmanın doğru hedeflerle buluşturulacağını ifade eden Kurum, Türkiye'de yürütülecek çevre çalışmalarına ilişkin de bilgi verdi. Kurum, Emine Erdoğan ile gelecek hafta Fethiye Körfezi'nde kapsamlı bir temizlik çalışması başlatacaklarını belirterek, Türkiye'nin en kapsamlı dip çamuru temizliğinin gerçekleştirileceğini söyledi. Kurum, daha sonra Trabzon'da okyanusların ve denizlerin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekeceklerini belirterek, Türkiye'nin iklim ve çevre gündemini uluslararası platformlarda görünür kılmaya devam edeceklerini ifade etti. Kurum, bu kapsamda Bakü, New York, Londra ve Fiji'de de çalışmalar gerçekleştireceklerini belirterek, "Tüm bu duraklarda omuz omuza çalışıyoruz." dedi. "ANTALYA ÇÖZÜMÜN ADRESİ OLSUN"Dünya Liderler Zirvesi'nin iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin kapısını açacağını belirten Kurum, farklı kesimlerin aynı masa etrafında buluşturulacağını söyledi. Kurum, gençlerin, şehirlerin, iş dünyasının, çiftçilerin ve bilim insanlarının birlikte çalışacağı bir süreç oluşturacaklarını belirterek, büyükelçilere ülkelerinin beklenti ve kaygılarını COP31 masasına taşımaları çağrısında bulundu. Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: "Gençleri, şehirleri, iş dünyasını, çiftçileri ve bilimi aynı masada toplayıp, gerçek çözümleri sahici bir zeminde inşa edeceğiz. Antalya'daki bu tarihi inşa sürecinde, siz değerli büyükelçilerden talebim son derece nettir. Ülkelerinizin umutlarını da korkularını da o masaya getirmenizi istiyorum. Antalya, sorunları tekrar tekrar konuşmanın yeri olmasın, çözümün adresi olsun. Antalya'dan raflarda tozlanacak bir kağıt parçası beklemeyin. Antalya'dan, dünyayı temelinden sarsacak, tarihi baştan yazacak güçlü bir eylem planı çıkaracağız. Her birinizin bu büyük kurtuluş hikayesinin başrolünde olmasını istiyorum. Başaracağız. Diyalogla başlayacağız. Uzlaşıyla büyüyeceğiz. Aksiyonla hayat vereceğiz."

Türkiye, Artemis Anlaşmaları'na imza attı

Washington'daki ABD Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) genel merkezinde düzenlenen imza törenine Türkiye adına Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Türkiye Uzay Ajansı Başkanı (TUA) Yusuf Kıraç katılırken, ABD'yi NASA Direktörü Jared Isaacman ve ABD Dışişleri Bakanlığı Uzay ve Çevreden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Connor Tomlinson temsil etti. Türkiye'nin Artemis Anlaşmaları'na imza atan 71. ülke olduğunu belirten Bakan Kacır, "Türkiye, uzay yolculuğu alanında inanılmaz hedefler ve yeteneklerle yeni bir döneme giriyor. Amacımız, uzayda sürdürülebilir bir görünürlüğe sahip olmak ve tüm insanlığın yararı için uzayın barışçıl kullanımı konusunda adımlar atmaktır." dedi. ABD Başkanı Donald Trump'ın temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne bizzat katılmasının, her iki ülkenin uzay projelerinde işbirliği yapma planlarını güçlendirdiğini söyleyen Kacır, Türkiye'nin bu alanda çok güçlü planlamalar içinde olduğunu dile getirdi. "TÜRKİYE, ORTAYA CESUR BİR VİZYON KOYUYOR"NASA Direktörü Isaacman da Türkiye'nin Artemis Anlaşmaları'na imza atmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek, iki ülke arasındaki bağların güçlendiğinin altını çizdi. "Bugün önemli bir dönüm noktasıdır. Bu alanda Türkiye, ortaya cesur bir vizyon koyuyor." diyen Isaacman, ABD ile Türkiye'nin "astronotlarını Ay'ın yüzeyine geri gönderme vizyonunu" paylaştığını belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığından Tomlinson da Ankara'nın Artemis Anlaşmaları'na katılımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, uzay çalışmaları alanında iki ülke arasında bundan sonra işbirliğinin artarak devam edeceğine inandığını söyledi. Konuşmaların ardından Artemis Anlaşmaları'na imza atan Bakan Kacır, "Hayırlı olsun." diyerek anlaşmaya katılma konusundaki iyi dileğini ifade etti. İmza töreninin ardından töreni takip eden Türk basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, Türkiye'nin Artemis Anlaşmaları'na katılmasının, son yıllardaki uzay atılımının sadece bir halkası olduğunu belirtti. Kacır, 2027'nin ilk aylarında hibrit motora sahip bir uzay aracını Ay'a göndermeyi planladıklarını ifade ederek, "Bu vesileyle hem Ay yörüngesinden veri toplayacağız hem de Ay'a erişen ülkeler arasındaki yerimizi alacağız." diye konuştu. Türkiye'nin Somali'de bir uzay limanının inşasına başladığını dile getiren Kacır, bu uzay limanının Türkiye'nin uzay ekonomisinde daha güçlü şekilde yer almasını sağlayacağını ve uzay çalışmalarında daha bağımsız adımlar atabilmesini mümkün kılacağını söyledi. Artemis Anlaşmaları'na katılım konusunda uluslararası işbirliklerine işaret eden Bakan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı: "Artemis Anlaşmaları kapsamında özellikle Ay, Mars ve derin uzay alanında ülkelerin yürüttüğü çalışmalarda şeffaflık, veri paylaşımı ve birlikte çalışılabilirlik ilkelerinin benimsenmesi, bu alanda yürütülen çalışmalarda ülkelerin uyum içinde hareket etmesi konusunda iyi niyet çerçevesinde bir yaklaşım ortaya konuluyor. Türkiye olarak 2027 yılında gerçekleştirmeye hazırlandığımız Ay misyonu çerçevesinde Artemis Anlaşmaları'na imza atmak ve uluslararası işbirliğini bu anlamda daha ileri bir düzeye taşıyabilecek bir zemini oluşturmayı önemsiyoruz." NASA'DAN TÜRKİYE PAYLAŞIMINASA'nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Türkiye'nin Artemis Anlaşmaları'na imza atmasına ilişkin paylaşımda bulunuldu. Türkiye'nin, Artemis Anlaşmaları'nı imzalayarak uzayın barışçıl şekilde keşfedilmesi ve bu alanda refahın artırılması konusunda taahhütte bulunan diğer ülkelere katıldığı belirtilen paylaşımda, "Artemis Anlaşmaları'na hoş geldin, Türkiye." ifadesi kullanıldı. ARTEMİS ANLAŞMALARI1967 Dış Uzay Anlaşması'na dayanan Artemis Anlaşmaları, "uzayın sorumlu keşfinin yönetimini geliştirmek için çok taraflı, bağlayıcı olmayan bir ilke ve kurallar bildirgesi" olarak biliniyor. Artemis Anlaşmaları ilkeleri arasında uzay nesnelerinin kaydı, faaliyetlerin çakışmasının önlenmesi, bilimsel verilerin paylaşımı ve acil yardım sağlanması gibi maddeler yer alıyor. ABD, aynı anlaşma çerçevesinde Ay'da kalıcı bir üs kurulması ve Ay'ın hem Mars yolculuğu için bir durak olarak kullanılması hem de burada değerli madenlerin çıkarılmasını öngörüyor. 13 Ekim 2020'de ABD ile birlikte Kanada, Japonya, Avustralya, İtalya, Lüksemburg ve Birleşik Arap Emirlikleri, Artemis Anlaşmaları'na imza atan ilk ülkeler olmuştu. Kaynak: AA

Erdoğan: Mekke İttifakı barışa katkı sağlayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Irıs Ordo Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün genişletilmiş formatta gerçekleştirilen zirvesine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yaptığı konuşmasına Nepal'deki sel felaketinde vatandaşları hayatını kaybeden ülkelere başsağlığı dileyerek başladı. Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, Cumhurbaşkanı Saır Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum. Diyalog ortaklığına kabul edilen Laos'u tebrik ediyorum. Bu vesileyle Kırgızistan'a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 geçici üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "DÜZENİN VAZGEÇİLMEZ UNSURLARINDAN BİRİ HALİNE GELDİ"Erdoğan, "Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu‘yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz" dedi. "Çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyoruz"Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın her şeyden evvel Türkiye'nin bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikasıyla örtüşen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizde birlikte, tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyoruz"Erdoğan, "Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorları tesisi ile enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin teşkilat coğrafyasının batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik pistlerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız" diye konuştu. LİDERLERİ COP31 ZİRVESİ'NE DAVET ETTİErdoğan, "Adil düzen arayışımızın temel gayelerinden biri de hiç şüphesiz gelecek nesillere dahi istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileri ile mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Sözlerimin son verirken, teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünyanın inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyor, Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi. MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI VE İSRAİL VURGUSUErdoğan, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir" ifadelerini kullandı. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar dileyen Erdoğan, toplantılarının bölge ve ülkelerin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu. Kaynak: İHA

Aliyev: Ermenistan'la ticaret ve ulaşım artacak

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25. yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirilen toplantıya katılmak üzere geldiği Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki temaslarına devam ediyor. Zirvede yaptığı konuşmada bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce Azerbaycan ve Ermenistan'ın 30 yılı aşkın süren çatışmaya son vererek barış anlaşmasının metnini parafladıklarını belirten Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, "Böylelikle, uzun yıllar süren çatışmaların yaşandığı Güney Kafkasya bölgesi, bir barış bölgesine dönüşüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1993 yılında kabul ettiği dört karar, 30 yıl sonra, 3 yıl önce yerine getirildi. Azerbaycan artık Ermenistan'a petrol ürünleri tedarik ediyor ve üçüncü ülkelerin yüklerinin transit geçişini sağlıyor. Ermenistan ile birlikte karşılıklı ticaret hacminin artırılması, ticaretin ürün yelpazesinin genişletilmesi ve yeni kara ulaşım bağlantılarının oluşturulması konusunda çalışıyoruz" dedi. Birleşmiş Milletler'in (BM) barışın uygulanmasında hiçbir rol oynamadığını belirten Aliyev, "Azerbaycan, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen kendisi yeniden tesis etti. BM Güvenlik Konseyi kararlarının kısa süre içerisinde uygulanması, uygun mekanizmaların geliştirilmesini gerektiriyor. Bunun yapılması halinde, BM'nin itibarının ve örgütün çatışmaların çözümündeki rolünün güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Yakın zamana kadar 4 yıl boyunca Bağlantısızlar Hareketi'ne başkanlık eden Azerbaycan, bundan sonra da uluslararası ilişkilerde çok taraflılık ilkesinin güçlendirilmesine katkısını sürdürecektir" diye konuştu. Kaynak: İHA

“Terörsüz Türkiye için tarihi bir eşiğe ulaştık”

2026-2027 Adli Yıl, sabah saatlerinde gerçekleştirilen Anıtkabir ziyaretiyle başladı. Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez başkanlığındaki heyet, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Yargıtay üyeleri, tetkik hakimleri ve savcılarla Aslanlı Yol’dan yürüyerek Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi. Anıtkabir ziyaretinin ardından öğleden sonra Yargıtay’daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu’nda Adli Yıl Açılış Töreni düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra siyasi parti genel başkanları, bakanlar, milletvekilleri ve yargı mensupları katıldı. YILMAZ: YARGIDA HIZ VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMTörende konuşan Cevdet Yılmaz, yargı hizmetlerinin hızlandırılması ve vatandaşların adalete erişiminin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları anlattı. Hukuk davalarında duruşmalar arasındaki sürenin zorunlu haller dışında üç ayla sınırlandırıldığını belirten Yılmaz, makul sürede yargılanma hakkının güçlendirilmesi amacıyla hedef süre uygulamasının istinaf aşamasına da taşındığını söyledi. Uzun süren dava ve soruşturmaların nedenlerinin erken aşamada tespit edilmesi için “yargı hizmetlerinin etkinliği büroları” oluşturulduğunu aktaran Yılmaz, vatandaşların yargılamalardaki gecikmelere ilişkin başvurularını iletebileceği “Alo Adalet 135” sisteminin de hizmete alınacağını açıkladı. Yılmaz, UYAP’ın geliştirildiğini, e-duruşmanın kapsamının genişletildiğini ve e-avukat uygulamasının savunma hakkının etkin kullanımını kolaylaştırdığını belirtti. Yapay zeka destekli uygulamaların da devreye alındığını ifade eden Yılmaz, bu teknolojiden en üst düzeyde yararlanılırken olası olumsuz etkilerin en aza indirilmesi gerektiğini vurguladı. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” İÇİN TARİHİ EŞİKKonuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen Yılmaz, terörün yaklaşık yarım asır boyunca Türkiye’nin enerjisini tükettiğini ve kalkınmanın önünde ağır bir yük oluşturduğunu söyledi. Terörün ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirten Yılmaz, devletin mücadelesi, şehit ve gazilerin fedakarlıkları ile milletin desteği sayesinde tarihi bir eşiğe ulaşıldığını ifade etti. Sürecin hukuk devleti ilkeleri içerisinde yürütüleceğini vurgulayan Yılmaz, şehitlerin hatırasının ve gazilerin hukukunun gözetileceğini kaydetti. Süreci takip etmek üzere kendi başkanlığında ilgili kurumların yer aldığı bir kurul oluşturulduğunu belirten Yılmaz, ilk aşamanın silahların bırakılması ve örgütsel yapıların tasfiye edilmesinin tespit ve teyit edilmesi olduğunu, ardından hukuki süreçlerin gündeme geleceğini söyledi. KERKEZ: ADALET GÜÇLÜ OLANIN DEĞİL, HAKLININ YANINDAYargıtay Başkanı Ömer Kerkez, adaletin devletin gücü ve vatandaşın devlete duyduğu güven açısından önemine dikkati çekti. “Adalet güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olur” diyen Kerkez, hakimlerin karar verirken tarafların güçlü veya güçsüz olmasına bakmaması gerektiğini belirtti. Hakimin korku veya beklenti içinde olmadan, dosyadaki olay ve delillere dayanarak karar vermesi gerektiğini vurguladı.  “ADALETİN GÖZ BEBEĞİ İNSAN OLMALIDIR”Yargılamaların arkasında insanların hayatlarının bulunduğuna dikkati çeken Kerkez, “Adaletin göz bebeği insan olmalıdır” dedi. Hakimlerin doğru, gerekçeli, anlaşılır, makul sürede ve adil karar vermesi gerektiğini belirten Kerkez, yargının görevinin yalnızca hızlı değil, zamanında karar vermek olduğunu söyledi. Yapay zekanın yargı alanında kullanılmasına da değinen Kerkez, teknolojinin insanın yerine değil, insanın yanında olması gerektiğini vurguladı. Yapay zeka destekli sistemlerin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. SAĞKAN: HUKUK DEVLETİ VE YARGI BAĞIMSIZLIĞI VURGUSUTürkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, yeni adli yılın açılışında yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti vurgusu yaptı. Türkiye’nin terörün ülke gündeminden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması bakımından tarihi bir eşikte olduğunu belirten Sağkan, sürecin yalnızca silahların susması olarak değil, demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla sağlanması olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Hukukun üstünlüğünün devletin kendi koyduğu hukuka bağlı kalabilmesi anlamına geldiğini belirten Sağkan, bağımsız yargının kararlarına riayet edilmesinin bunun temel göstergelerinden biri olduğunu kaydetti. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının kamu makamları açısından bir tercih olmadığını ifade etti.  “SİLAHLAR SUSUYORSA KONUŞMA SIRASI HUKUKA GEÇMELİDİR”Tutuklama ve bazı adli kontrol tedbirlerinin ölçüsüz uygulanması, ceza soruşturmalarında gizlilik ilkesinin ihlal edilmesi ve ifade özgürlüğüne ilişkin yargı pratiklerine yönelik eleştirilerini dile getiren Sağkan, yargılamaların uzun sürmesinin de önemli bir sorun olduğunu söyledi. Avukatlara yönelik şiddetin de münferit olmaktan çıktığını belirten Sağkan, caydırıcı yaptırımlar ve önleyici mekanizmaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Konuşmasının sonunda hukuk devletinin ve adaletin önemine vurgu yapan Sağkan, “Silahlar susuyorsa konuşma sırası da artık hukuka geçmelidir” dedi. Kaynak: AA

Hilmi Tuna Kuriş'e aracını veren eski bakan mahkemeye sevk edildi

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadenin yaklaşık 3,5 saat sürdüğü ve 12 sayfa tuttuğu öğrenildi. Başsavcılığın, Şahin hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 220/7. maddesi kapsamında “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve 283/1. maddesi kapsamında “suçluyu kayırma” suçlarından, “yurt dışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep ettiği öğrenildi.

Kuriş suç örgütü yöneticisi Hilmi Tuna Kuriş'in kaçırılmasına aracılık ettiği tespit edilen aracın tahsis sahibi eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.

Muhabir: Anıl Burak

Cemal Enginyurt'un danışmanı Cem Tekinoğlu tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fuhuş ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında gözaltına alınan Yeni Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un danışmanı Cem Tekinoğlu, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Tekinoğlu’nun, “bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak, aracılık etmek veya yer temin etmek” ile “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak” suçlarından tutuklandığı bildirildi.

Muhabir: Anıl Burak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Lideri Putin'le Görüşme Gerçekleştirdi!

Şanghay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

Muhabir: Enes Dürüst

Büyükgümüş: Erken seçim gündemimizde yok

AK Parti, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında düzenlenecek “Kardeşlikle Kenetlenen, İstikrarla Güçlenen Türkiye” programının tanıtımını gerçekleştirdi. AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Büyükgümüş, Türkiye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirmeye, toplumsal dayanışmayı artırmaya ve istikrarı sürdürmeye yönelik çalışmaların devam edeceğini söyledi.Programın teşkilatlarla koordinasyon içerisinde hazırlandığını aktaran Büyükgümüş, Türkiye’nin farklı bölgelerinde vatandaşlarla bir araya geleceklerini, toplumun farklı kesimleriyle temaslarını artıracaklarını ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler yapılacağını belirten Büyükgümüş, şehit yakınları ve gazilerin de ziyaret edileceğini söyledi. “TÜRKİYE YENİ BİR KALKINMA DÖNEMİNE GİRECEK”“Terörsüz Türkiye” sürecinin Türkiye’yi daha güçlü bir konuma taşıyacağını dile getiren Büyükgümüş, oluşacak huzur ortamının ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına yeni imkanlar sağlayacağını belirtti. Büyükgümüş, “25 yılda olduğu gibi daha nice yıllar AK Partimizin Türkiye’de siyasete damgasını vurduğu, varlığıyla, duruşuyla ve sözüyle ana istikameti oluşturduğu bir geleceği inşa etmek istiyoruz” dedi.Türkiye’nin yeni bir kalkınma dönemine gireceğine ilişkin güçlü bir inanç taşıdıklarını ifade eden Büyükgümüş, bu doğrultuda hem hükümetin hem de AK Parti’nin hazırlıklarının bulunduğunu kaydetti. Büyükgümüş, güçlenen kardeşlik ikliminin Türkiye’nin büyümesi ve yeni imkanlarla buluşması açısından önemli bir döneme işaret edeceğini söyledi. “KONUŞUP ÇÖZEMEYECEĞİMİZ HİÇBİR MESELE YOK”“Terörsüz Türkiye” sürecine mesafeli duran kesimlerle de görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Büyükgümüş, sürece ilişkin farklı görüşlerin Meclis çatısı altında ele alınmasının önemine dikkati çekti.Meclis’te en sert eleştirileri yönelten isimlerle dahi görüşmeler yapıldığını anlatan Büyükgümüş, yasa teklifinin içeriğinin Meclis’e sunulmadan önce milletvekilleriyle paylaşıldığını ve görüşlerinin alındığını söyledi. “Çerçeve Yasa”nın TBMM’de 467 oyla kabul edilmesini de değerlendiren Büyükgümüş, “Demek ki ne kadar birbirimize zıt da olsak Türkiye’de konuşup çözemeyeceğimiz hiçbir meselemiz yok” ifadelerini kullandı. “SEÇİME VARMIŞ GİBİ ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”Erken seçim tartışmalarına da değinen Büyükgümüş, AK Parti’nin çalışmalarını seçim olup olmamasına göre şekillendirmediğini söyledi.Büyükgümüş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı konusunda ise teknik bir tarih düzenlemesinin gündeme gelebileceğini belirterek, “Cumhurbaşkanımızın adaylığı için bir teknik tarih düzenlemesi yapılabilir. Onun dışında şu an bizim gündemimizde erken seçim değil, milletimize daha fazla hizmet etmek var” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor

Malazgirt Milli Park Alanı’ndaki 955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı’nda konuşan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve siyasi parti genel başkanları ile katılımcıları selamladı. Anadolu’nun giriş kapısı Ahlat’taki etkinlik alanını ziyaret ettiğini, gençlerle bir araya geldiğini belirten Erdoğan, Kabine Toplantısı’nı da Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi’nde üçüncü kez gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü kutlayarak Sultan Alparslan, onun ordusu, şehit ve gazileri rahmet ve minnetle yad etti. Etkinlik alanını dolduran vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, özellikle gençlerin tarihine ve ecdadın mirasına sahip çıkmasının önemine işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda Milli Mücadele döneminde Anadolu’nun işgalden kurtarılması için başlatılan Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümünün idrak edildiğini belirterek, bağımsızlık mücadelesinde şehit ve gazilere Allah’tan rahmet diledi. “Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin bundan sonra da başı dik ve güçlü şekilde yoluna devam edeceğini ifade etti. “MİLLET OLARAK NE ZAMAN BİR OLDUYSAK ZAFERDEN ZAFERE KOŞTUK”Malazgirt’in yalnızca Anadolu’nun kapılarını açan bir zafer olmadığını belirten Erdoğan, Sultan Alparslan’ın zaferinin Selahaddin Eyyubi ile Kudüs’e, Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul’a ve Osmanlı Devleti ile üç kıtaya uzanan yolları açtığını söyledi. Erdoğan, tarihte millet olarak birlik ve beraberlik içinde hareket edildiğinde başarıdan başarıya koşulduğunu belirterek, “955 yıl önce Malazgirt destanını böyle yazdık. Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık.” ifadelerini kullandı. Tefrikaya düşüldüğünde ise ciddi tehlikeler yaşandığını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada güçlü ve birlik içinde olmaktan başka seçeneği bulunmadığını vurguladı. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa kadar tüm çalışmaların güçlü ve müreffeh bir Türkiye inşa etmek amacı taşıdığını belirten Erdoğan, “Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.” dedi. “TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA ETMEK İÇİN ATIMIZIN KUYRUĞUNU BAĞLADIK”Türkiye’nin tarihi bir gelenek olarak sefere çıkarken atının kuyruğunu bağladığını anlatan Erdoğan, bunun geri dönülmeyeceğinin ve hedefe kadar gidileceğinin göstergesi olduğunu söyledi. Erdoğan, “İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık.” ifadelerini kullandı. İçinde bulunulan coğrafyanın yeniden barış ve esenlik yurdu yapılması için çalıştıklarını belirten Erdoğan, terörün kardeşliğe vurduğu darbelerin ortadan kaldırılması konusunda kararlı olduklarını dile getirdi. “Dost düşman herkes şunu bilsin ve anlasın, bölgemizde tarih yeniden yazılıyor.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarla tarihe yön verdiğini söyledi. Türkiye’nin yürüyüşünü tahrik ve tuzaklarla durdurmak isteyenlerin hayal kırıklığına uğrayacağını ifade eden Erdoğan, “Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü kutlayarak, Anadolu’yu vatan yapan şehit ve gazilere Allah’tan rahmet diledi. Etkinliklere bu yıl 10. kez öncülük eden Okçular Vakfı’na da teşekkür etti. PROGRAMDAN NOTLARSaygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda şehitler için Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Birliği’nin seslendirdiği mehter marşlarına katılımcılar eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, alana girişinde ellerindeki Türk bayraklarıyla kendisini karşılayan binlerce vatandaşla selamlaştı. Erdoğan’ın konuşması sırasında kürsünün yanında, tarihteki Türk askerlerini ve savaşçılarını simgeleyen geleneksel zırh ve kıyafetler giymiş nöbetçiler yer aldı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun yanı sıra kabine üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi ve çok sayıda davetli katıldı. Program, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye hediye takdim edilmesi ve katılımcılarla aile fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi. Şarkıcı Sinan Akçıl da Erdoğan’ın konuşması öncesinde konser verdi. Kaynak: AA

Özel'den Malazgirt ve Büyük Taarruz mesajı

Özel, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Malazgirt Zaferi'ne ilişkin, "26 Ağustos 1071'de Anadolu'nun kapılarını Türklere açan Sultan Alparslan'ı ve tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümü kutlu olsun." mesajını paylaştı. Paylaşımında, Büyük Taarruz'un ise milletin bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğinin ilanı olduğunu belirten Özel, "Mücadeleyi zaferle taçlandıran Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum." ifadelerine yer verdi. Kaynak: AA

Kurtulmuş: Birliğimizi kimse bozamaz

Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: "955 sene evvel Anadolu'nun kapılarını milletimize açan Malazgirt Zaferi'mizin yıl dönümü kutlu olsun. Sultan Alparslan'ın Anadolu'yu vatan kılma iradesiyle başlayan bu kutlu zafer, asırlara uzanan bir komşuluğun, kardeşliğin temellerini atmış, birlikte yürüyeceğimiz hedefimizi tayin etmiştir. Aynı inanç ve azimle yürüdüğümüz bu yolda, birliğimizi ve beraberliğimizi diri tutmayı en büyük istikamet olarak görmeye devam edeceğiz. 955 sene sonra da Sultan Alparslan'ın ve Selahaddin-i Eyyubi'nin torunları olarak, gönül birliği ve sarsılmaz bir inançla yeniden bu topraklarda güçlü ve büyük Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz. Malazgirt Zaferi'mizden bu yana aynı vatanın evlatları, aynı medeniyetin varisleri, aynı geçmişin paydaşları, müşterek geleceğimizin kaderdaşlarıyız. Kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi kimsenin bozmasına izin vermeyeceğiz. Sultan Alparslan'ı ve bu toprakları vatan kılmak uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle ve dualarla yad ediyorum." Kaynak: AA

Üsküdar'ı meclis vekili yönetecek

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet" ve "irtikap" suçları nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 31 Temmuz 2026 tarihli, 2026/994 sorgu sayılı kararı ile tutuklanan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın yerine belediye başkan vekili seçimine ilişkin alınan 5 Ağustos 2026 tarihli, 76 Nolu meclis kararının İstanbul 2. İdare Mahkemesince "dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmü uyarınca" yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği hatırlatıldı. Açıklamada, "5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi hükümleri gereğince, Belediye Başkan Vekili seçilinceye kadar, aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca, Üsküdar İlçe Belediye Meclisinin birinci başkan vekili, bulunmaması halinde ikinci başkan vekili belediye başkanlığı görevini yürütmek üzere vekaleten görev yapacaktır." denildi. Kaynak: AA

“Malazgirt mazimiz Anadolu namusumuz”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Ağustos 1071 tarihinde kazanılan Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. Malazgirt Zaferi'nin tarihin seyrini yeniden biçimlendiren ve coğrafyaların istikametine yön veren kutlu bir kader anı olduğunu belirten Bahçeli, Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşünün birçok zafer ve fetihle şekillendiğini ifade etti.Malazgirt'e giden yolun bir günde açılmadığını kaydeden Bahçeli, 1040 Dandanakan Zaferi, Çağrı Bey'in Anadolu'ya yönelik keşif seferleri, 1048 Pasinler Zaferi, Tuğrul Bey dönemi ve Sultan Alparslan'ın 1064 yılında Ani'yi fethetmesiyle Anadolu'daki Türk hakimiyetinin adım adım güçlendiğini belirtti.Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine düzenlediği akınlarla Bizans'ın doğu'daki hakimiyetinin kırıldığını ifade eden Bahçeli, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan'ın ordusunun başında Malazgirt Ovası'na çıktığını aktardı.Sultan Alparslan'ın savaşa çıkarken beyaz şehadet elbisesini kuşandığını belirten Bahçeli, "Malazgirt'e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan'ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra'ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır. Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkâr edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkân yoktur. Malazgirt Ovası'nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan'ın mahir sevk ve idaresi altında Roma'nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans'ı güneşle beraber batıya sürmüş; Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir" açıklamasında bulundu.Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'da Türk varlığının kökleştiğine dikkat çekerek, "Zaferin ardından Anadolu'ya yayılan Türkmen varlığı, kurulan beylikler, yürütülen iskan ve imar hamleleri bu coğrafyada kök salmış; Selçuklu'dan Söğüt'e, Edirne'den İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya uzanan Anadolu'daki Türk varlığını ebedi kılan bu kesintisiz tarih hattında değişen tek şey başkentler olmuş; Türk milletinin Anadolu'ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesi değişmemiştir. Horasan'dan kopup Pasinler'de kuvvet bulan, Malazgirt'te büyük bir zaferle Anadolu'nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmü silinmeyecek; bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirterek, "Sultan Alparslan'ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini; Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun" dedi. Kaynak: İHA

“Suriye geçmişin acı sayfasını yırttı”

ABD hükümeti dün Suriye’yi "terörü destekleyen ülkeler" listesinden çıkarırken, artık "Terör Listesindeki Hükümetlere Yönelik Yaptırımlar Yönetmeliği" kapsamındaki yasaklara tabi olmadığını duyurdu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, ABD'nin kararının ardından halka hitap etti. Eş-Şara, ABD Başkanı Donald Trump’a, ABD yönetimine ve desteği olan tüm ülkelere teşekkür etti. Şara, "Suriye bugün geçmişin acı sayfasını yırtıp atarak kalkınma, inşa ve imar ufkuna doğru yola çıkmıştır. Üzerinizdeki yaptırımlar kaldırılmış, kısıtlamalar çözülmüştür" dedi. "İZLERİ SİLMEK İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Şeybani ise kararın 47 yıllık etiketi sona erdiren tarihi bir adım olduğunu vurgulayarak, uluslararası izolasyonun izlerini silmek için çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Bakanlık ayrıca, kararın ekonomik toparlanma, altyapının yeniden inşası ve diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesi için değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Kaynak: İHA

“Kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Ahlat Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'nde düzenlenen programda konuştu. Ahlat'ın Anadolu'nun giriş kapısı olduğunu belirten Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin hazırlıklarının ve Anadolu'nun fethine uzanan sürecin Ahlat'tan başladığını söyledi. Erdoğan, "Malazgirt'e giden yol Ahlat'tan açılmıştır. Anadolu'nun düğümü Ahlat'ta çözülmüştür" dedi. Ahlat'ın asırlar boyunca ilim, sanat ve medeniyet merkezi olduğunu ifade eden Erdoğan, ilçenin şehitlerin, gazilerin ve Anadolu'nun imarında önemli rol oynayan ecdadın mirasını taşıdığını belirtti. Ahlat'ın bu yönüyle milletin tarihindeki yerinin çok özel olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ahlat, bu toprakları imar, inşa ve ihya eden ecdadımızın Anadolu'ya giriş kapısıdır" diye konuştu. Erdoğan, Ahlat'ın tarihi mirasına sahip çıkılması gerektiğini belirterek, geçtiğimiz hafta alınan Cumhurbaşkanı kararıyla Ahlat, Tatvan ve Güroymak sınırları içerisinde bulunan Nemrut Kalderası'nın milli park ilan edildiğini hatırlattı. Tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bölgenin bundan sonra daha iyi korunacağını ifade eden Erdoğan, kararın hayırlı olmasını diledi. "BU ESERLER MİLLETİMİZİN TAPU SENETLERİDİR"Selçuklu Kabristanı'ndaki yaklaşık 10 bin mezar taşına dikkat çeken Erdoğan, bu eserlerin Anadolu'daki bin yıllık varlığın önemli şahitleri olduğunu söyledi. Mezar taşlarında yer alan ayet, kandil, mihrap ve hat süslemelerinin milletin ulaştığı sanat ve estetik seviyesini gösterdiğini belirten Erdoğan, "Bu kabirler, bu sandukalar, bu kitabeler milletimizin tapu senetleridir. Bizim milli hafızamız işte bu eserlere hem de silinmemek üzere kazınmıştır" dedi. Malazgirt Zaferi'nden İstanbul'un fethine, Çanakkale'den Milli Mücadele'ye ve terörle mücadeleden 15 Temmuz'a kadar vatan için hayatını kaybeden tüm şehitleri rahmetle anan Erdoğan, ecdadın hatırasına sahip çıkan ve birlik ve beraberliğe sarılan herkese teşekkür etti. "AHLAT, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN REMZİDİR" Özellikle gençlere seslenen Erdoğan, Ahlat'ın farklı kültür ve kimliklerin yüzyıllar boyunca barış ve huzur içerisinde yaşadığı bir merkez olduğunu söyledi. Ahlat'ın yalnızca orduların hareket üssü olmadığını, aynı zamanda ilim, kültür ve medeniyetin geliştiği, kalplerin ve zihinlerin buluştuğu bir merkez olduğunu ifade eden Erdoğan, "Ahlat millet olma bilincimizin, birlik ve beraberliğimizin remzidir, en güçlü işaretidir" dedi. Türkler, Kürtler ve Araplar başta olmak üzere farklı kimliklerin aynı vatan, bayrak ve gelecek etrafında buluştuğunu belirten Erdoğan, "Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Alevisiyle, Sünnisiyle omuz omuza verenler işte buradadır" ifadelerini kullandı. Erdoğan, 86 milyon vatandaşın kardeşlik bağını güçlendirmek için çalıştıklarını belirterek, "86 milyonun kardeşlik mürekkebini tek bir sayfada Ahlat'ta olduğu gibi tek bir tertipte birleştirmek için canla başla çalışıyoruz" diye konuştu. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI AÇACAK"Türkiye'nin geleceğine ilişkin mesajlar da veren Erdoğan, iki yıl önce Ahlat'tan işaretini verdikleri Terörsüz Türkiye sürecinin hedefine ulaşmasıyla milletin önünde yeni bir dönemin kapılarının açılacağını söyledi. Erdoğan, "Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek, refahımızla birlikte iç cephenin direnci de artacak. Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacak" dedi. Türkiye'nin ve Türk milletinin güçlenmesinin bölgedeki kardeş halkların da kazanması anlamına geleceğini belirten Erdoğan, süreci engellemek isteyen çevrelerin bulunduğunu söyledi. Erdoğan, "Ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşçe kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz" ifadelerini kullandı. "BİZİM DE BİR HESABIMIZ, BİR PLANIMIZ VAR"Türkiye'ye, millete ve kardeşliğe yönelik tehditleri bildiklerini ifade eden Erdoğan, "Herkesin bir hesabı varsa emin olun bizim de bir hesabımız, bir planımız var. Hepsinden önemlisi alemlerin rabbi olan Cenabı Allah'ın da bir hesabı var. O hesap eninde sonunda galip gelecek" dedi. Terör ve istikrarsızlıktan çıkar sağlayanların kaybedeceğini söyleyen Erdoğan, konuşmasını Türkiye'nin geleceğine ilişkin güçlü mesajlarla tamamladı. Erdoğan, "Kan tüccarları kaybedecek. Terörden nemalanan fırsatçılar kaybedecek. Coğrafyamızı istikrarsızlığa boğmak isteyen soykırımcılar kaybedecek. Kazanan insanlık cephesi olacak. Kardeşlik olacak. Barış ve istikrar olacak. Kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Kimsenin tereddüdü olmasın. Büyük ve güçlü Türkiye'nin şafakı sökmüştür. Türkiye Yüzyılı'nın inşası başlamıştır" diyerek, Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünün hayırlı olmasını diledi ve programda emeği geçenlere teşekkür etti. Kaynak: AA

Meriç'e bıçaklı saldırı: Siyasilerden tepki yağdı

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep Şahinbey ilçesi Akkent Mahallesi'nde bıçaklı saldırıya uğradı. Hastanede ameliyata alınan Meriç'in sağlık durumunun iyi olduğu açıklanırken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş saldırıyı kınayarak olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi için sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Saldırıya ilişkin farklı siyasi partilerden de kınama ve geçmiş olsun mesajları geldi. MERİÇ'İN SAĞLIK DURUMU İYİGaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Şehir Hastanesi'nde tedavisi süren Meriç'in sağlık durumuna ilişkin gazetecilere açıklama yaptı. Meriç'in ameliyat sonrası yoğun bakıma alındığını belirten Çeber, genel durumunun iyi olduğunu ve tepki vermeye başladığını söyledi. Uygun olması halinde doktorlar tarafından uyandırılacağını ifade eden Çeber, "Ameliyattan sonra bizi ve hekimlerimizi tereddüte düşürecek herhangi bir gelişme de olmadı. Süreç iyi gidiyor, inşallah çok kısa zamanda toparlayacak." dedi. Çeber, Meriç'in ameliyatının alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirildiğini belirterek ailesinin de daha moralli olduğunu söyledi. KURTULMUŞ SALDIRIYI KINADITBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Meriç'e yönelik saldırıyı kınayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Kurtulmuş, "Şiddetin hiçbir gerekçesi, mazereti ve meşruiyeti olamaz." ifadesini kullandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak her türlü şiddetin karşısında durmaya devam edeceklerini belirten Kurtulmuş, saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi için sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını kaydetti. TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Kurtulmuş, Meriç'in sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere Gaziantep Valisi Kemal Çeber ile telefonda görüştü. Kurtulmuş ayrıca Meriç'in ailesini telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. ŞÜPHELİ TESLİM OLDUVali Çeber, saldırının şüphelisinin İl Emniyet Müdürlüğünün koordineli çalışması sonucu yakalanarak teslim olduğunu bildirdi. Şüphelinin emniyette ifade verdiğini aktaran Çeber, saldırının taraflar arasındaki tartışmanın ardından gerçekleştiğini belirtti. Çeber'in verdiği bilgiye göre şüpheli, Meriç'in partisinden ayrılmasının ardından kendisinin de istifa ettiğini ve yeniden ilçe başkanı olmak istediğini ancak bu talebinin uygun görülmediğini ifade etti. Yaşanan tartışmaların ardından saldırının gerçekleştiği belirtildi. Şüphelinin olaydan önce evinde olduğunu, alkol aldığını ve Meriç'in bulunduğu sırada evden olayda kullanılan bıçağı alarak dışarı çıktığını söylediği aktarıldı. Çeber, bundan sonraki adli sürecin savcılar ve adli makamlar tarafından yürütüleceğini kaydetti. Meriç'in olaydan kısa süre önce şoförü ve korumasına izin verdiğini belirten Çeber, milletvekilinin mahalle ziyaretine tek başına devam ettiği sırada saldırının meydana geldiğini söyledi. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli S.A.K. ile 4 kişi gözaltına alınmıştı. SİYASİLERDEN KINAMA MESAJLARIÖmer Çelik: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Meriç'e yönelik saldırıyı lanetledi. Çelik, şiddetin her türlüsünün siyasi alanda da mahkum edilmesi gerektiğini belirterek Meriç'e şifa, ailesine ve partisine geçmiş olsun dileklerini iletti. Akın Gürlek: Adalet Bakanı Akın Gürlek, saldırıyı şiddetle kınayarak Meriç'e acil şifalar diledi. Gürlek, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi için adli soruşturma başlatıldığını ve sürecin yakından takip edildiğini bildirdi. Özgür Özel: Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meriç'e yönelik saldırıyı lanetledi. Meriç'in ameliyatının başarılı geçtiğini ve sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Özel, siyasetin üzerine şiddet, tehdit ve zorbalığın gölgesinin düşmesini kabul etmediklerini ifade ederek sorumluların cezalandırılmasını istedi. Efkan Ala: AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da Meriç'e yönelik saldırıyı lanetleyerek milletvekiline acil şifalar, yakınlarına geçmiş olsun dileklerini iletti. Kemal Memişoğlu: Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da Meriç'e yönelik saldırıyı kınayarak, ameliyat sonrası yoğun bakımda tedavisi süren milletvekilinin genel durumunun iyi olduğunu ve sağlık sürecini yakından takip ettiklerini bildirdi. Meriç'e acil şifalar diledi. Kaynak: AA

Yüksek Askeri Şura Cumhurbaşkanı Erdoğan Başkanlığında Toplandı

 YAŞ KARARLARI AÇIKLANDI, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE YENİ KOMUTA YAPISI BELİRLENDİTürk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesini doğrudan ilgilendiren 2026 yılı Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları açıklandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen toplantının ardından alınan kararlar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla kesinleşti. Kararlara göre 25 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltilirken, 69 albay general ve amiralliğe terfi etti. Görev süresi uzatmaları, emeklilik kararları ve kuvvet komutanlıklarındaki yeni görevlendirmeler de kamuoyuyla paylaşıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel planlamasında en önemli karar organlarından biri olan Yüksek Askeri Şura, her yıl general ve amirallerin terfi, görev süresi ve emeklilik işlemlerini değerlendiriyor. Aynı zamanda kuvvet komutanlıklarında yapılacak üst düzey görevlendirmeler de bu toplantılarda karara bağlanıyor. Bu yönüyle YAŞ kararları yalnızca personel hareketliliğini değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelecek dönem komuta yapısını da belirleyen en önemli süreçlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu yılki toplantı da devlet geleneği doğrultusunda Anıtkabir ziyaretiyle başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Şura üyeleri daha sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya gelerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst komuta kademesine ilişkin dosyaları görüştü. Toplantının ardından açıklanan kararlarla birlikte terfi edecek personel, görev süresi uzatılan komutanlar, emekliye ayrılacak isimler ve yeni görevlendirmeler netlik kazandı. YAŞ ÖNCESİ ANITKABİR ZİYARETİYüksek Askeri Şura toplantısı öncesindeki program, Anıtkabir'de düzenlenen törenle başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aslanlı Yol'un başındaki yerini almasının ardından başlayan törende devlet protokolü ve Şura üyeleri hazır bulundu. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ay yıldız motifli çelengin Atatürk'ün mozolesine bırakılmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Tören sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, mozolenin önünde hatıra fotoğrafı çektirdi. Anıtkabir ziyareti, uzun yıllardır Yüksek Askeri Şura toplantılarının başlangıç programı olarak gerçekleştiriliyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesini ilgilendiren kritik kararlar öncesinde gerçekleştirilen ziyaret, devlet geleneğinin önemli unsurlarından biri olarak görülüyor. ERDOĞAN'DAN ANITKABİR ÖZEL DEFTERİ'NE DİKKAT ÇEKEN MESAJTörenin ardından Misak-ı Millî Kulesi'ne geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere şunları yazdı: "Aziz Atatürk, 2026 yılı Yüksek Askeri Şura Toplantısı öncesinde Şura üyeleri olarak bugün bir kez daha huzurlarınızdayız. Zatıalinizle birlikte Malazgirt Zaferimizden bu yana yaklaşık bin yıldır vatanımız olan bu topraklarda şanlı bayrağımızın gururla dalgalanması ve milletimizin özgürce yaşaması için can veren tüm kahramanlarımızı rahmetle yâd ediyoruz. Bölgemizde çatışmaların ve gerilimlerin tırmandığı bir dönemde icra ettiğimiz Şura toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Yüksek disiplini, üstün görev bilinci, milli iradeye bağlılığı ve artan caydırıcılığıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinden geçtiğimiz zorlu konjonktürde milletimizin güven kaynağı olmayı sürdürmektedir. Ruhun şad olsun." TOPLANTIDA TERFİ VE EMEKLİLİK DOSYALARI GÖRÜŞÜLDÜAnıtkabir programının ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde başlayan Yüksek Askeri Şura toplantısında Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst düzey personeline ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Toplantının ana gündemini albaylıktan general ve amiralliğe yükselecek personelin dosyaları oluşturdu. Bunun yanında mevcut general ve amiraller arasından bir üst rütbeye terfi edecek isimler ile görev süreleri dolan komutanların durumları da ele alındı. Şurada ayrıca yaş haddi ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrılacak personelin dosyaları değerlendirilirken, kuvvet komutanlıklarında yapılabilecek görev değişiklikleri de toplantının önemli başlıkları arasında yer aldı. Türk Silahlı Kuvvetlerinde üst düzey atamalar yalnızca personel hareketliliği açısından değil, kurumun yönetim yapısının devamlılığı bakımından da önem taşıyor. Bu nedenle her yıl gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura toplantılarında alınan kararlar, önümüzdeki dönemin komuta yapısını belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. YAŞ KARARLARI CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN ONAYIYLA KESİNLEŞTİYüksek Askeri Şura toplantısının tamamlanmasının ardından alınan kararlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla kesinleşerek kamuoyuna duyuruldu. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan general, amiral ve albaylara ilişkin terfi, görev süresi uzatma ve emeklilik kararları 30 Ağustos 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Kararlara göre 25 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltilirken, 69 albay ise general ve amiralliğe terfi ettirildi. Böylece Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst komuta kademesinde önemli bir personel hareketliliği yaşanırken, yeni görev dağılımı da büyük ölçüde şekillendi. Şura kararları kapsamında 24 generalin görev süresi bir yıl uzatılırken, 530 albayın görev süresi ise iki yıl süreyle uzatıldı. Görev süresi uzatılan personelin, mevcut görevlerine belirlenen süre boyunca devam edeceği bildirildi. Emeklilik kararları da YAŞ gündeminin önemli başlıklarından biri oldu. İki general yaş haddi nedeniyle 1 Eylül 2026 tarihinden itibaren emekliye sevk edilirken, 61 general ve amiral ise kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2026 tarihinden geçerli olmak üzere emekliye ayrıldı. Hava Kuvvetleri Komutanlığında görev değişikliğiYüksek Askeri Şura kararlarının en dikkat çeken başlıklarından biri Hava Kuvvetleri Komutanlığındaki görev değişikliği oldu. Karara göre Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildi. Kadıoğlu'ndan boşalan göreve Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığında ise mevcut yönetim yapısının korunmasına karar verildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresi bir yıl uzatıldı. YAŞ kararları sonrasında Türk Silahlı Kuvvetlerindeki general ve amiral sayısında da artış yaşanacak. Hâlen 328 olan general ve amiral sayısı, 30 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla 334'e yükselecek. Türk Silahlı Kuvvetlerinde komuta kademesini doğrudan etkileyen bu kararların, önümüzdeki dönemde kuvvet komutanlıklarının sevk ve idaresi açısından yeni bir yapılanmayı da beraberinde getirmesi bekleniyor. ÜST RÜTBELERE YENİ TERFİLER YAPILDIŞura kararları kapsamında çok sayıda üst düzey personel bir üst rütbeye yükseltildi. Hava Kuvvetleri Komutanlığından Korgeneral Erdoğan Gür orgeneralliğe terfi ettirilirken, Kara Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneraller Burhan Aktaş, Ertan İnaltekin ve Alparslan Kılınç korgeneralliğe yükseltildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tümamiraller Ramazan Özoğul ile Erhan Aydın koramiralliğe terfi ederken, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneral Kemal Turan da korgeneral rütbesine yükseldi. Bir alt kademede ise Kara Kuvvetlerinden Tuğgeneraller Şükrü Bilir, Mustafa Büyükköroğlu, İsmail Özcan, Şener Kopal, Ahmet Aşık, Bülent Tanrıverdi, Mehmet Açık, Mustafa Yeter, Coşkun Çelik, Ömer Şahin Selvi, Yüksel Kolcu, İsmail Analı ve Hakan Durmazpınar tümgeneralliğe terfi ettirildi. Deniz Kuvvetlerinden Tuğamiraller Erhan Akbayrak, Yücel Darcan, Eren Günay ve Kenan Kaan Türkkan tümamiralliğe yükselirken, Hava Kuvvetlerinden Tuğgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik de tümgeneral rütbesine terfi etti. Terfi kararlarıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı kuvvet komutanlıklarında görev yapan çok sayıda üst düzey personelin yeni görev ve sorumluluk alanları da belirlenmiş oldu. YENİ KOMUTA YAPISI 30 AĞUSTOS'TA YÜRÜRLÜĞE GİRECEKYüksek Askeri Şura kararları doğrultusunda yapılan terfiler, görev süresi uzatmaları ve yeni atamaların büyük bölümü 30 Ağustos 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Yaş haddi nedeniyle emeklilik kararı verilen iki general ise 1 Eylül 2026 tarihi itibarıyla görevlerinden ayrılacak. 

Özgür Özel: Darbecilerden kurtulun, YENİ Partimize buyrun

Toplantıda partinin kuruluş süreci, yeni siyaset anlayışı, örgütlenme modeli, üyelik sistemi, siyasi etik, bağış kampanyası ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yapan Özel, konuşmasının farklı bölümlerinde vatandaşlara ve siyasetçilere çağrılarda bulundu.  "BİR KARAR VERMEMİZ GEREKİYORDU"Konuşmasının başlangıcında partinin kuruluş sürecini anlatan Özgür Özel, daha önce yaşanan gelişmelerin ardından nasıl bir yol izleneceğine karar vermeleri gerektiğini söyledi. Yaklaşık 60 gün boyunca 22 ili ziyaret ettiklerini belirten Özel, vatandaşlarla bir araya geldiklerini, önerilerini dinlediklerini ve yeni siyasi hareketin bu görüşmeler sonucunda şekillendiğini ifade etti. Özel, "Bu salonda son yaptığımız grup toplantısında nasıl bir yargı darbesine maruz kaldığımızı detaylarıyla anlatmıştım. Bu darbe pratiğine karşı verdiğimiz hukuki, siyasi, fiziki mücadeleye sizler tüm milletimizle birlikte en yakından şahitsiniz. Tüm bu saldırılardan sonra bir karar vermemiz gerekiyordu. Biz de istikameti egemenliğin gerçek sahiplerine; halkımıza, milletimize sorduk. 60 günde 22 il gezdik. Vatandaşlarımızla el ele tutuştuk." ifadelerini kullandı.  Vatandaşların yeni bir siyasi yol açılması yönündeki taleplerini aktaran Özel, bu çağrının ardından YENİ Parti'nin 24 Temmuz'da kurulduğunu söyledi.  "YENİ PARTİ'Yİ MİLLETİ İKTİDARA GETİRSİN DİYE KURDUK"Konuşmasının devamında partinin kuruluş amacını anlatan Özgür Özel, YENİ Parti'nin yalnızca yeni bir siyasi parti olmak için kurulmadığını söyledi. Özel, partinin ortak geleceği birlikte kurmak amacıyla oluşturulduğunu belirterek, "Biz YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık; biz YENİ Parti'yi iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk." dedi.  Partinin kuruluşunda vatandaşların belirleyici olduğunu ifade eden Özel, adın da bütçenin de millet tarafından belirlendiğini söyledi. "MİLLETE KARŞI TAM SORUMLULUK VE HESAP VERME VARDIR"Özel, YENİ Parti'nin bütçesinin vatandaşların bağışlarıyla oluşturulduğunu belirterek, demokrasi anlayışında bütçe hakkının önemine değindi. Partinin kuruluş talimatını, adını ve bütçesini milletin belirlediğini ifade eden Özel, bundan sonraki süreçte vatandaşlara karşı tam sorumluluk ve hesap verebilirlik anlayışıyla hareket edeceklerini söyledi.  "YENİ BİR ÖRGÜTLENME MODELİ KURUYORUZ"Konuşmasının devamında parti örgütlenmesine ilişkin bilgi veren Özel, eski nesil örgütlenme anlayışını değiştirecek yeni bir model oluşturacaklarını söyledi. Mahalle meclislerinden başlayacak yeni sistemde vatandaşların karar alma süreçlerine doğrudan katılacağını belirten Özel, örgütlenmenin temelini mahalle, ilçe ve il meclislerinin oluşturacağını ifade etti. Yeni modele ilişkin değerlendirmelerinde, her üyenin eşit söz hakkına sahip olacağını belirten Özel, siyasetin yalnızca yöneticiler tarafından değil, üyelerin katılımıyla şekilleneceğini dile getirdi.  "TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURAN 90 KAHRAMAN KURUCU…"Konuşmasının devamında partinin kuruluş sürecinde görev alan isimlere teşekkür eden Özgür Özel, 24 Temmuz'da 91 milletvekiliyle birlikte partinin teknik kuruluşunu gerçekleştirdiklerini söyledi. Kuruldukları gün ana muhalefet partisi olma görevini üstlendiklerini belirten Özel, resmi prosedürlerin kısa sürede tamamlandığını ifade etti. Kuruluş sürecinde görev alan milletvekillerine, Parti Meclisi üyelerine, il başkanlarına ve parti örgütüne teşekkür eden Özel, "Tarihin doğru tarafında duran, sokağın sesini duyan, milletin talebinden haberdar olan, milletten talimat alan ve aslında verilmesi en zor kararı bu millet için, bu parti için, bu ülke için, bu devlet için, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet için 'Doğru karar budur' diyen 90 kahraman kurucu arkadaşımı huzurlarınızda yürekten alkışlıyorum." dedi. "TÜM DEMOKRATLARI YENİ SİYASETE DAVET EDİYORUM"Özel, konuşmasının bu bölümünde vatandaşlara YENİ Parti'ye katılım çağrısında bulundu. Partinin teknik kuruluş sürecinin tamamlandığını belirten Özel, siyasi kuruluş sürecinin ise önümüzdeki yaklaşık üç aylık dönemde Anadolu ve Trakya'da vatandaşların katılımıyla tamamlanacağını söyledi. Mahallelerden başlayarak ilçe ve il örgütlenmelerinin oluşturulacağını ifade eden Özel, YENİ Parti'nin farklı siyasi görüşlerden tüm demokratlara açık olduğunu dile getirdi. Özel, "YENİ Parti'den umudu olan, eski nesil siyasetten bıkmış olan ya da siyaset yapmayı birtakım siyasi elitlerin elinde, tekelde görüp uzak duran; ama şimdi 'Ülkenin geleceğinde ben de olacağım' diyen herkesi YENİ Parti'ye, yeni siyasete davet ediyorum." ifadelerini kullandı. "700 BİNİ AŞAN İSTİFALARDAN HABERDARIZ"Konuşmasının ilerleyen bölümünde partiye yönelik katılım sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgür Özel, bugüne kadar hiçbir istifa çağrısı yapmadıklarını söyledi. Buna rağmen 700 bini aşan istifalardan haberdar olduklarını ifade eden Özel, geçmişte birlikte siyaset yaptığı isimlere de seslendi. Özel, "Şimdi artık vakittir. Geçmişte birlikte üye olmaktan onur ve gurur duyduğum tüm arkadaşlarımıza, bu yeni nesil siyasete, YENİ Parti'ye yaptığımız davetle birlikte şöyle sesleniyorum. Darbecilerden, butlancılardan, cuntacılardan kurtulun; YENİ Partimize buyrun." dedi. "GENEL BAŞKANIN KADERİ, MİLLETİN KADERİYLE BİR"Parti yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, YENİ Parti'de tüm yönetici makamları için dönem sınırı uygulanacağını söyledi. Genel başkan olarak kendi adına da bir kural koyduğunu belirten Özel, seçimlerde başarı elde edememesi halinde yeniden aday olmayacağını ifade etti. Siyasetin millet için yapıldığını belirten Özel, genel başkanın ve parti yöneticilerinin kaderinin milletin kaderiyle bir olduğunu dile getirdi. "HESAP VERİLEBİLİR BİR SİYASETİN PARTİSİ"Şeffaflık başlığı altında değerlendirmelerde bulunan Özgür Özel, YENİ Parti'nin hesap verebilir bir siyaset anlayışıyla hareket edeceğini söyledi. Avrupa Birliği sürecinde gündeme gelen vize serbestisi kriterlerini hatırlatan Özel, siyasi etik ve şeffaflığa ilişkin geçmişte yaşanan süreci anlattı. Konuşmasında eski Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde yürütülen çalışmalara da değinen Özel, Avrupa Birliği'nin talep ettiği kriterlerden biri olan Siyasi Etik Yasası'nın çıkarılamadığını savundu. Şeffaflık anlayışının yalnızca söylemden ibaret olmayacağını ifade eden Özel, hesap verebilir bir siyasi yapı oluşturacaklarını belirtti. "SİYASİ ETİK KANUNU, İLK TEKLİFLERİMİZDEN"Konuşmasının bu bölümünde Meclis'e sundukları kanun tekliflerine değinen Özgür Özel, YENİ Parti'nin ikinci kanun teklifinin Siyasi Etik Kanunu olduğunu açıkladı. GRECO kriterlerine uygun düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özel, siyasi etik, şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesini istediklerini söyledi. Türkiye'nin uzun yıllardır bu alandaki tavsiyeleri tam olarak yerine getiremediğini ifade eden Özel, iktidara Siyasi Etik Yasası konusunda çağrıda bulundu. "HARCANAN HER KURUŞU PAYLAŞACAĞIZ"Konuşmasının bir diğer bölümünde partiye yönelik bağış kampanyasına ilişkin bilgiler veren Özgür Özel, kuruluş sürecinde başlatılan kampanyanın vatandaşlardan yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Üyelikler başlamadan önce bağış kampanyasını başlattıklarını belirten Özel, vatandaşların ilan edilen IBAN numaraları üzerinden partiye destek verdiğini ifade etti. Beş gün içerisinde 113 bin bağışçı tarafından toplam 240 milyon lira bağış yapıldığını açıklayan Özel, bağışlarla ilgili tüm verilerin kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Özel, "Şeffaflığı, demokratik meşruiyet şartı olarak kabul ediyor; bağışlarla ilgili verileri düzenli olarak açıklıyoruz. Her akşam saat 20.00'de Genel Başkan Yardımcımız, Sayman Üyemiz, Genel Saymanımız bu bilgileri şeffaflıkla paylaşıyor. Bundan sonra da aldığımız her bağışı ve harcadığımız her kuruş parayı bağışı yapanlarla, kamu otoriteleriyle ve kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşmaya devam edeceğiz." dedi. "MİLLETİN PARTİSİNİ FETÖ'CÜLER KİRLETMEYE ÇALIŞIYOR"Konuşmasının ilerleyen bölümünde YENİ Parti'nin kuruluş sürecine ilişkin sosyal medyada yapılan paylaşımlara da değinen Özgür Özel, parti üzerinden algı oluşturulmaya çalışıldığını savundu. Firari FETÖ mensuplarının partiye yönelik paylaşımlar yaptığını söyleyen Özel, vatandaşları bu konuda dikkatli olmaya çağırdı. YENİ Parti'nin askeri darbelere, darbe girişimlerine ve postmodern darbelere karşı olduğunu belirten Özel, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Özel, "YENİ Parti askeri darbelere de darbe girişimlerine de postmodern darbelere de kendinden sonra gelecek iktidara darbe yapanlara da 12 Eylülcülere de 15 Temmuzculara da 19 Martçılara da karşı dimdik ayaktadır; bir ve beraberdir." ifadelerini kullandı. "GERİDE KALMIŞ, DAHA İYİSİNİ HAK EDENLERİN YENİ PARTİSİ…"Konuşmasının sonunda Türkiye'nin yeni bir siyasi anlayışa ihtiyaç duyduğunu ifade eden Özgür Özel, YENİ Parti'nin toplumun farklı kesimlerine hitap ettiğini söyledi. Emeklilerden işçilere, çiftçilerden gençlere kadar toplumun tüm kesimlerine seslenen Özel, ortak geleceğin birlikte inşa edileceğini belirtti. YENİ Parti'nin milletten aldığı talimat doğrultusunda yoluna devam edeceğini ifade eden Özel, vatandaşları parti çatısı altında buluşmaya davet ederek konuşmasını tamamladı.

NATO Zirvesi Ankara'ya diplomasi turizmi fırsatı sunacak

ATD Başkanı Berker Bülbüloğlu, NATO Zirvesi'nin Ankara'yı diplomasi ve kongre turizminin önemli merkezlerinden biri haline getirebileceğini belirterek, doğru stratejiyle kentin üç yılda 200-250 milyon dolar doğrudan gelir elde edebileceğini söyledi.NATO ZİRVESİ ANKARA EKONOMİSİ İÇİN YENİ BİR DÖNEMAnkara Turizm Derneği (ATD) Başkanı Berker Bülbüloğlu, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin yalnızca uluslararası diplomasi açısından değil, turizm ve kent ekonomisi bakımından da önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Zirvenin tek seferlik bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Bülbüloğlu, doğru planlama ve sürdürülebilir bir stratejiyle Ankara'nın diplomasi ve kongre turizminin önemli merkezlerinden biri haline gelebileceğini dile getirdi.Bülbüloğlu, başkentin sahip olduğu kamu kurumları, diplomatik temsilcilikler, ulaşım altyapısı ve konaklama kapasitesiyle uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirterek, NATO Zirvesi'nin bu potansiyelin dünyaya gösterilmesi açısından önemli bir vitrin görevi üstleneceğini ifade etti. "3 YILDA 250 MİLYON DOLARLIK EKONOMİK HAREKETLİLİK OLUŞTURABİLİR"Dünyada hızla büyüyen MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Etkinlik) sektörünün ekonomik büyüklüğünün 1 trilyon doların üzerine çıktığını hatırlatan Bülbüloğlu, diplomasi ve kongre turizminin klasik tatil turizmine göre çok daha yüksek katma değer ürettiğini söyledi.Ankara'nın NATO Zirvesi sonrasında düzenli olarak uluslararası zirvelere, kongrelere ve diplomatik toplantılara ev sahipliği yapması halinde önemli ekonomik kazanımlar elde edebileceğini belirten Bülbüloğlu, "Gerçekçi senaryoya göre Ankara'nın bu yeni turizm alanından üç yıl içinde 200 ila 250 milyon dolar arasında doğrudan gelir elde etmesi mümkün. Bugünkü kurla bu rakam yaklaşık 9,3 ila 11,6 milyar liralık ekonomik hareketliliğe karşılık geliyor. Bu hesap yalnızca konaklama, yeme-içme, ulaşım, organizasyon, salon kiralama, alışveriş ve hizmet sektöründeki harcamaları kapsıyor. Yeni yatırımlar, marka değerindeki artış ve uluslararası uçuşların sağlayacağı ekonomik katkılar ise bu rakamlara dahil değil" dedi.BAŞKENT DÜNYA DİPLOMASİSİNİN ODAĞI OLACAKBülbüloğlu, NATO Zirvesi'nin büyüklüğünün Ankara'nın uluslararası görünürlüğünü önemli ölçüde artıracağını belirterek, zirve kapsamında NATO'ya üye 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının başkentte bir araya geleceğini söyledi.Zirveye NATO Genel Sekreteri'nin yanı sıra yaklaşık 100 bakan, çok sayıda uluslararası kuruluş temsilcisi, üst düzey diplomat ve davetli ülke liderlerinin katılacağını ifade eden Bülbüloğlu, organizasyonu yaklaşık 3 bin uluslararası gazetecinin takip edeceğini, güvenliğin sağlanması için ise 56 bin 288 güvenlik personelinin görev yapacağını kaydetti. Bu tablonun Ankara'nın birkaç gün boyunca dünyanın en önemli diplomasi merkezlerinden biri haline geleceğini gösterdiğini belirten Bülbüloğlu, zirvenin uluslararası kamuoyunda oluşturacağı görünürlüğün ilerleyen yıllarda yeni organizasyonların önünü açabileceğini dile getirdi."DÜNYANIN ÖNDE GELEN DİPLOMASİ ŞEHİRLERİ BU MODELİ UYGULUYOR"Brüksel, Cenevre, Viyana, Washington ve Singapur gibi şehirlerin yıllardır diplomasi ve uluslararası toplantı turizminden önemli gelir elde ettiğini söyleyen Bülbüloğlu, bu kentlerin ortak özelliğinin yıl boyunca yüksek harcama yapan ziyaretçileri ağırlamaları olduğunu ifade etti.Uluslararası kuruluşların ve diplomatik organizasyonların düzenli olarak bu şehirlerde gerçekleştirilmesinin otellerden restoranlara, ulaşım sektöründen perakende ticarete kadar birçok alanda ekonomik canlılık oluşturduğunu belirten Bülbüloğlu, Ankara'nın da benzer bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.DİPLOMASİ TURİSTİ DAHA YÜKSEK KATMA DEĞER SAĞLIYORDiplomasi ve kongre amaçlı seyahat eden ziyaretçilerin tatil turistlerine kıyasla çok daha fazla harcama yaptığına dikkat çeken Bülbüloğlu, bu grubun kişi başına en yüksek ekonomik katkıyı sağlayan ziyaretçi profili arasında yer aldığını ifade etti.Türkiye'nin 2025 yılı turizm gelirinin 65,2 milyar dolar, turist başına gecelik ortalama harcamanın ise yaklaşık 100 dolar seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Bülbüloğlu, diplomasi ve kongre turizmine katılan ziyaretçilerin ise bunun iki ila dört katı harcama yapabildiğini belirtti.Türkiye'de diplomasi turizminin henüz stratejik bir sektör olarak ele alınmadığını ifade eden Bülbüloğlu, Ankara'nın sahip olduğu avantajların bugüne kadar yeterince ekonomik değere dönüştürülemediğini, NATO Zirvesi'nin ise bu anlayışı değiştirebilecek önemli bir başlangıç olabileceğini söyledi.ANKARA'NIN GÜÇLÜ ALTYAPISI AVANTAJ SAĞLIYORBaşkentin diplomasi turizmi açısından önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Bülbüloğlu, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve tüm bakanlıkların Ankara'da bulunmasının uluslararası temaslar açısından büyük kolaylık sağladığını ifade etti.Kentte 140'ın üzerinde diplomatik temsilciliğin faaliyet gösterdiğini belirten Bülbüloğlu, savunma sanayisinin merkezi konumunda bulunan Ankara'nın 20'den fazla üniversitesi, uluslararası standartlarda otelleri, kongre ve toplantı salonları, gelişmiş güvenlik altyapısı, Esenboğa Havalimanı ve yüksek hızlı tren bağlantılarıyla büyük ölçekli uluslararası organizasyonları rahatlıkla ağırlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu dile getirdi. Uluslararası zirvelerin düzenli olarak Ankara'da yapılmasının havayolu şirketlerinin yeni destinasyon planlamalarını da etkileyebileceğini söyleyen Bülbüloğlu, bunun yeni direkt uçuşların açılmasına ve başkentin uluslararası erişilebilirliğinin artmasına katkı sağlayacağını kaydetti."KALICI STRATEJİYLE ANKARA KAZANIR"NATO Zirvesi'nin Ankara için uzun vadeli bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bülbüloğlu, diplomasi turizminin stratejik biçimde geliştirilmesi halinde başkentin uluslararası görünürlüğünün güçleneceğini, yatırımcı ilgisinin artacağını ve kent ekonomisine yüz milyonlarca dolarlık doğrudan katkı sağlanabileceğini söyledi.Bülbüloğlu, "Ankara'nın sahip olduğu altyapı, diplomatik birikim ve kurumsal kapasite bu hedef için önemli avantajlar sunuyor. NATO Zirvesi bu potansiyeli harekete geçirecek tarihi bir başlangıç olabilir. Doğru planlama ve kararlı adımlarla Ankara, dünyanın önde gelen diplomasi ve kongre şehirlerinden biri haline gelebilir" değerlendirmesinde bulundu.

Dervişoğlu: Türkiye’nin ihtiyacı vitrin değil, üretimdir

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada eğitim politikaları, ekonomi, dış politika ve Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi hazırlıklarıyla ilgili konuştu. Dervişoğlu, Türkiye'nin gösteriş yerine üretime, hukuka ve liyakate ihtiyaç duyduğunu söyledi. "TANDOĞAN MİLLETİN ORTAK İRADESİNİ GÖSTERDİ"Konuşmasının başında geçtiğimiz günlerde Ankara Tandoğan Meydanı'nda gerçekleştirilen buluşmaya değinen Dervişoğlu, Türkiye'nin dört bir yanından vatandaşların meydanda bir araya geldiğini belirtti. Meydanda yükselen sesin hukuka, Cumhuriyet'e ve milli değerlere sahip çıkan vatandaşların ortak iradesini yansıttığını ifade eden Dervişoğlu, "Türk milleti buradadır, ayaktadır ve her şeyin farkındadır." değerlendirmesinde bulundu. Tandoğan'da ortaya çıkan tablonun geçici bir tepki olmadığını söyleyen Dervişoğlu, vatandaşların yaşanan gelişmelere sessiz kalmayacağını belirterek, meydandan yükselen sesin Türkiye'nin geleceğine yönelik güçlü bir mesaj taşıdığını dile getirdi. EĞİTİM SİSTEMİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLEREğitim-öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla öğrencileri, velileri ve öğretmenleri tebrik eden Dervişoğlu, asıl değerlendirilmesi gerekenin Türkiye'nin eğitim karnesi olduğunu söyledi. Çocuklara yalnızca diploma vermenin yeterli olmadığını ifade eden Dervişoğlu, gençlere umut, özgüven ve nitelikli bir gelecek sunulması gerektiğini kaydetti. Türkiye'de eğitimde fırsat eşitsizliğinin giderek büyüdüğünü savunan Dervişoğlu, birçok öğrencinin ekonomik sorunlar nedeniyle eğitim hayatını sürdürmekte zorlandığını belirtti. Milli eğitimin yalnızca ders programlarından ibaret olmadığını söyleyen Dervişoğlu, devlet okullarının güçlendirilmesi, öğretmenlerin itibarının korunması ve çağın gereklerine uygun bir eğitim sisteminin oluşturulması gerektiğini ifade etti. "GENÇLERİ KUTUPLAŞTIRMAYIN" ÇAĞRISIKonuşmasında gençlere ayrı bir bölüm ayıran Dervişoğlu, toplumda yıllardır farklı kimlikler üzerinden ayrışmalar oluşturulduğunu savundu. Gençlerin sosyal medya paylaşımları nedeniyle baskı altında bırakılmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, düşünce ve ifade özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi. Gençlerin özgürce konuşabildiği, fikirlerini rahatça ifade edebildiği bir Türkiye istediklerini söyleyen Dervişoğlu, "Gençler baskıyı değil; hürriyeti, adaleti ve eşitliği hak ediyor." ifadelerini kullandı. NATO ZİRVESİ HAZIRLIKLARI ELEŞTİRİLDİAnkara'da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne de değinen Dervişoğlu, Türkiye'nin böyle önemli organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kapasitede olduğunu ancak alınan tedbirlerin vatandaşları mağdur etmemesi gerektiğini söyledi. Başkentte yolların kapatılması, bazı kurumların faaliyetlerinin durdurulması ve günlük yaşamın olumsuz etkilenmesini eleştiren Dervişoğlu, hükümetin güvenlik gerekçesiyle vatandaşların yaşamını zorlaştırdığını savundu. İYİ Parti olarak bu süreçte mağduriyet yaşayan esnaf ve işletmeler için kanun teklifi hazırladıklarını açıklayan Dervişoğlu, zirve nedeniyle ekonomik kayıp yaşayan işletmelerin vergi ve sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanmasını önerdiklerini ifade etti. DIŞ POLİTİKADA 'SAVRULMA' İDDİASIDervişoğlu, Türkiye'nin son yıllarda dış politikada istikrarsız bir görüntü sergilediğini ileri sürdü. S-400 hava savunma sistemi alımı, F-35 programından çıkarılması ve NATO ile ilişkiler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, dış politikanın günlük siyasi hesaplarla değil, devlet politikası anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olmasına rağmen askeri hastanelerin kapatılmasını eleştiren Dervişoğlu, bu konuda daha önce verdikleri kanun tekliflerinin iktidar tarafından kabul edilmediğini de hatırlattı. EKONOMİDE ÜRETİM VURGUSUKonuşmasının önemli bölümünü ekonomiye ayıran Dervişoğlu, yüksek enflasyon, artan hayat pahalılığı ve üretimde yaşanan sorunların vatandaşın yaşamını her geçen gün daha da zorlaştırdığını söyledi. Yüksek faiz, finansmana erişim sorunu ve artan maliyetler nedeniyle sanayicilerin üretmekte zorlandığını belirten Dervişoğlu, ihracatta istenilen seviyeye ulaşılamadığını ve birçok fabrikanın faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini ifade etti. Tarım sektöründe de benzer sıkıntılar yaşandığını dile getiren Dervişoğlu, çiftçilerin artan girdi maliyetleri nedeniyle üretimden uzaklaştığını, gıda güvenliğinin ise milli güvenlik meselesi haline geldiğini söyledi. Enflasyonla mücadelenin yalnızca dar gelirli kesimin fedakârlığıyla yürütülemeyeceğini belirten Dervişoğlu, üretimin artırılması, hukukun güçlendirilmesi, öngörülebilir ekonomi politikalarının uygulanması ve kamu kaynaklarında israfın sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti. Gençlerin eğitim, barınma, istihdam ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya bulunduğunu belirten Dervişoğlu, Türkiye'nin gösteriş yerine üretime, liyakate ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.

Bahçeli: Askeri hastaneler yeniden açılmalı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'deki partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, askeri hastanelerin yeniden ordu bünyesine kazandırılması çağrısında bulundu. Askeri tıbbın sivil sağlık sisteminden farklı ve özel bir alan olduğuna dikkat çeken Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekât kabiliyetinin güçlendirilmesi için askeri hastanelerin yeniden açılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. “MIZRAK ARTIK ÇUVALA SIĞMAMAKTADIR” ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başlamasını değerlendiren Bahçeli, “Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir" dedi. “DENGELERİ DEĞİŞTİREN SİYASİ DEPREMLER KUZEY’İN YAKASINI BIRAKMAMAKTADIR” Gazze ve Beyrut’ta yaşanan sivil kayıplar ve insani dramın sürdüğünü belirten Bahçeli, “Gazze’nin yetim feryatları arşı titretirken, Beyrut’ta mazlumların ağıtları dinmemişken, Siyonist soykırım şebekesi mutabakatları kendi habis çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış; silahlara mühlet kazandırmak, diplomasi ise vahşeti hukuk kılıfıyla cilalamaktır. Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz’de sular durulmaktan uzaktır. Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma iklimi, aradan geçen zamana rağmen bölgesel istikrarın önündeki en büyük kırılma hattı olarak varlığını korumaktadır. Ne zaman tahıl sevkiyatları, esir değişimleri yahut diplomatik temaslarla bir esenlik kapısı aralansa dengeleri değiştiren siyasi depremler Kuzey’in yakasını bırakmamaktadır. İçinde bulunduğumuz bölgenin her yönüne hâkim olan bu sarmal, hamasi nutukların ötesinde, jeopolitik riskleri doğru okumayı ve milli menfaatlerimizi koruyacak rasyonel bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır” diye konuştu. “TÜRK ORDUSUNUN KARADAKİ KUDRETİNİN ÖZÜNDE; GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E UZANARAK MEHMETÇİĞİMİZE EMANET EDİLEN ÇELİKTEN BİR SİLSİLE VARDIR” Türk Kara Kuvvetleri'nin 2 bin 235'inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, "Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı miafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya'da milletin kötü kaderini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE, NATO'NUN YIKILMAZ KALESİ VAZİFESİNİ GÖRMÜŞTÜR" Ankara'da yapılacak olan NATO Zirvesi'yle ilgili konuşan Bahçeli, "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberlerinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır. Soğuk Savaş'ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir" dedi. "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, "Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekât kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması; Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren ifade ediyorum; milli beka meselesidir" diye konuştu.

Fuat Oktay'dan İsrail'in 1915 kararına sert tepki

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, İsrail hükümetinin 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıma kararına sert tepki gösterdi. Oktay, İsrail'in Gazze'deki uygulamalarına dikkat çekerek, Netanyahu hakkında karar alınmasının daha isabetli olacağını söyledi. İsrail Kabinesi 1915 Olaylarını "Soykırım" Olarak Tanıdıİsrail hükümeti, 1915 - 1916 yıllarında yaşanan Ermeni tehcirine yönelik hadiseleri oy birliğiyle ‘soykırım’ olarak tanıma kararı aldı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın sunduğu önerinin kabinede oy birliğiyle kabul edildiği bildirildi. Kararın yürürlüğe girmesi için parlamentoda onaylanması gerekiyor. Dışişleri Bakanı Sa’ar, karar sonrası “Kanımca artık İsrail’in bir Yahudi devleti olarak bunu resmen kabul etmesinin zamanı geldi. Doğru olanı yapmak için hiçbir zaman geç değildir” açıklamasında bulundu. Oktay'dan İsrail'e Net MesajBu skandal karara yönelik Ankara’dan yapılan sert tepkilerden biri de TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay tarafından verildi. X hesabından İsrail’in almış olduğu karara ilişkin sert ve imalı tepkiler içeren paylaşımda bulunan Oktay, İsrail’in Filistinlilere karşı halen büyük bir soykırım, zulüm ve işgal uyguladığını ve Uluslararası Adalet Divanı’nda "soykırım" ile yargılandığını hatırlatarak, 1915 olaylarına ilişkin ülkemiz aleyhinde karar alabilecek durumda olmadığını vurguladı. Oktay açıklamasında ayrıca İsrail parlamentosunun, ülkemizi yalan ithamlarla hedef alması yerine, hakkında uluslararası ceza mahkemesi tarafından tutuklanma kararı bulunan "soykırımcı" Başbakanları Netanyahu hakkında karar almasının daha isabetli olacağı yönünde bir öneride bulundu. Netanyahu'nun Açıklaması Kabine Kararına Dönüştüİsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen yıl verdiği bir röportajda, İsrail başbakanı olarak ilk kez 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıdığını beyan etmişti. Alınan bu son karar, İsrail hükümetince resmî kabine düzeyine oldu. İsrail parlamentosunda daha önce de bu yönde girişimler olmuş, ancak resmî oylamayla sonuçlanmamıştı. Filistinlilere karşı halen büyük bir soykırım, zulüm ve işgal uygulayan ve Uluslararası Adalet Divanı’nda "soykırım" ile yargılanan İsrail, 1915 olaylarına ilişkin ülkemiz aleyhinde karar alabilecek durumda değildir.   İsrail parlamentosunun, ülkemizi yalan ithamlarla hedef almak yerine, hakkında uluslararası ceza mahkemesi tarafından tutuklanma kararı bulunan "soykırımcı" Başbakanları Netanyahu hakkında karar alması daha isabetli olur.  Kaynak: Haber Merkezi

Erdoğan: Terörsüz Türkiye için yasal adım geliyor

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Muhalefette yaşanan tartışmalardan Meclis çalışmalarına, dış politikadan Terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok konuda açıklama yapan Erdoğan, Türkiye'nin önündeki hedeflere kararlılıkla ilerlediğini söyledi. ERDOĞAN: MUHALEFET CEPHESİNDE KAOS VE KARGAŞA HAKİMCumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın Türkiye'nin birlik ve beraberliği için çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek muhalefeti eleştirdi.AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak siyasete kazandırdıkları seviyenin özellikle son dönemde daha net görüldüğünü ifade eden Erdoğan, parti ve ittifaklarının ortaya koyduğu anlayış ile muhalefetin yaklaşımı arasındaki farkın giderek belirginleştiğini söyledi.Erdoğan, "İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz" dedi. Türkiye'nin tüm vatandaşlarını kucaklayan bir anlayışla hareket ettiklerini belirten Erdoğan, siyasi görüşü, kökeni veya yaşam tarzı ne olursa olsun herkesin sorumluluğunu taşıdıklarını söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.MECLİS ÇALIŞMALARINA VURGU YAPTITBMM'nin millet adına önemli bir görev üstlendiğini ifade eden Erdoğan, Meclis tatile girmeden önce tamamlanması gereken önemli düzenlemeler bulunduğunu dile getirdi.Erdoğan, milletvekillerinden çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürmelerini isteyerek, vatandaşların beklentilerine cevap verecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi için yoğun mesai yapılacağını söyledi. Özellikle 12. Yargı Paketi'nin yasalaşma sürecine dikkat çekti. AK PARTİ'NİN MÜCADELE ANLAYIŞINI ANLATTIBu hafta sonu Sapanca'da gerçekleştirilecek AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Kampı'na da değinen Erdoğan, partinin kuruluşundan bu yana birçok mücadele verdiğini belirtti. Erdoğan, "AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir" ifadelerini kullanarak, vesayet odaklarından terör örgütlerine kadar birçok yapıyla mücadele ettiklerini söyledi. İRAN KRİZİ ÜZERİNDEN DIŞ POLİTİKA MESAJLARI VERDİCumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bölümünü dış politika ve bölgesel gelişmelere ayırdı.Türkiye'nin son dönemde yaşanan uluslararası krizlerde etkin ve dengeli bir politika yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, özellikle İran krizi sırasında Türkiye'nin ortaya koyduğu diplomatik yaklaşımın dikkat çektiğini söyledi.Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel krizlerde çözüm üreten ve istikrar sağlayan bir aktör olarak öne çıktığını belirtti."En son İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik" diyen Erdoğan, Türkiye'nin bu süreçte soğukkanlı ve dengeli bir tavır sergilediğini kaydetti. İSRAİL'E SERT ELEŞTİRİLER YÖNELTTİOrtadoğu'daki gelişmelere de değinen Erdoğan, İsrail'in politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu.Bölgede kalıcı barışın sağlanmasının önemine işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin tüm diplomatik girişimlere destek vermeye devam edeceğini söyledi.Erdoğan, "Türkiye olarak, iğne ucu kadar bile olsa, barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara da destek vermeyi sürdüreceklerini belirtti.'BARIŞ İÇİN ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ'Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bölgede kalıcı barışın sağlanması için Türkiye'nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğini belirtti.Erdoğan, "Türkiye olarak, iğne ucu kadar bile olsa, barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız" dedi. Terörün Türkiye'nin kalkınmasının önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirten Erdoğan, güvenlik ortamının iyileşmesiyle birlikte bölgedeki ekonomik faaliyetlerin canlandığını söyledi.Turizm, tarım, yatırım ve istihdam alanlarında olumlu gelişmeler yaşandığını ifade eden Erdoğan, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yeni fırsatların ortaya çıktığını belirtti.Erdoğan, terörün tamamen sona ermesiyle birlikte Türkiye'nin yeni bir döneme gireceğini söyledi. TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN YASAL ADIM GELİYORCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir yasal adım atılacağını açıkladı. Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını belirten Erdoğan, hazırlanan yasal çerçevenin gerekli istişarelerin ardından TBMM'ye sunulacağını söyledi.Sürecin daha hızlı ilerlemesini istediklerini ancak bölgesel gelişmeler nedeniyle bazı konularda beklemek zorunda kaldıklarını ifade eden Erdoğan, yeni düzenlemenin Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda önemli bir aşama olacağını dile getirdi.Erdoğan, "Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis'in takdirine sunacağız" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin temel niteliklerinden ve milletin değerlerinden taviz vermeden bu sürecin başarıyla tamamlanacağına inandığını söyledi. Cumhur İttifakı'nın Meclis desteğiyle süreci tamamlamayı hedeflediğini belirten Erdoğan, siyasi partilere de destek çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından CHP'den AK Parti'ye katılan İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir'e parti rozetini taktı.

“Yılın Milletvekili” ödülü Fuat Oktay’a verildi

Başkent Millet Bahçesi Konferans Salonu’nda düzenlenen "Başkente Değer Ödülleri" töreninde TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay’a "Yılın Milletvekili Ödülü" takdim edildi. Törende konuşan Oktay, "Ankara milletvekili olmak bir ayrıcalık. Ankara için, 25 ilçesi için, hepsinin ötesinde Türkiye'nin başkenti için çalışmak bir ayrıcalık. Hep birlikte Ankara'yız. Tüm, ben burada bu ödülü sadece ekibim ve arkadaşlarım adına değil, tüm milletvekillerimiz adına, ama onun da ötesinde aslında biraz önce yine sanatından, kültüründen, sanayicisinden, üniversitesinden, eğitiminden, sivil toplum kuruluşlarından ama her alanda Türkiye'ye ama özellikle de Ankara'ya hizmet eden kardeşlerimiz adına bu ödülü almak istiyorum" diye konuştu. Ankara’nın medeniyet tarihinden bahseden Oktay, "Ankara evet bir başkent ama şunu biliyoruz ki Ankara bir medeniyetler kavşağı. Hititler'den, Frigler'den, Roma'dan, Bizans'tan, Selçuklu'dan, Osmanlı'dan gelen bir tarihi bugüne getiriyor. Tarihiyle gurur duyan, ama Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olarak da bugün onu geleceğe taşıyan ve taşıyacak olan bir Ankara'yı, hep birlikte inşa ediyoruz. Elimizden geldiği kadar, gücümüzün el verdiği kadar çalışıyoruz. Vizyon 2035 Ankara dedik, yola çıktık. Burada şu anda dünya başkentleri içerisinde 50. sırada olan Ankara'yı çok daha üst sıralara, diğer yerlerdeki hedeflerimiz gibi ilk 10'da, en kötü ihtimalle ilk 15'te yer alması için bu gayreti hep birlikte sürdürmek zorundayız" şeklinde konuştu. Kaynak: İHA

Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na yeni kurultay çağrısı

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada kurultay tartışmalarından ekonomik sorunlara, öğretmenlerin taleplerinden CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Salonda “Özgür gelecek, özgür Türkiye” sloganlarıyla karşılanan Özel, Türkiye'nin zor bir dönemden geçtiğini belirterek, baskılara rağmen mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. “Bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak” diyen Özel, konuşmasının önemli bölümünü CHP’de devam eden kurultay tartışmalarına ayırdı.  KILIÇDAROĞLU’NA DOĞRUDAN ÇAĞRI Geçen hafta 74 il başkanının, 81 ilden toplanan delege imzalarını CHP Genel Merkezi'ne teslim ettiğini belirten Özel, kurultay talep eden bin 4 delegenin imzasının parti yönetimine ulaştırıldığını söyledi. İmzaların ilçe seçim kuruluna bildirilmesinin bir yükümlülük olduğunu ifade eden Özel, sürecin çeşitli gerekçelerle uzatılmaya çalışıldığını savundu. Tedbir kararının kurultaya engel olmadığı yönünde çok sayıda hukukçunun görüş bildirdiğini kaydeden Özel, ilgili rapor ve mütalaaların da genel merkeze sunulduğunu anlattı.  Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, delegelerin iradesinin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kurultay talebinin yalnızca kendi görüşü olmadığını vurgulayan Özel, 6 Nisan'daki olağanüstü kurultayda bin 171 geçerli oyun tamamının mevcut yönetime destek verdiğini hatırlattı. Özel, “Bu ülkeye sandığı, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vadeden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurtulması lazımdır” ifadelerini kullanarak Kılıçdaroğlu'nu tarihi bir karar almaya davet etti.  “BEN BU KÜRSÜYE MİLLETTEN ALDIĞIM YETKİYLE GELDİM” Hafta sonu gerçekleştirdiği Ankara, Denizli ve Burdur ziyaretlerinden de söz eden Özel, CHP’ye yönelik desteğin sahada büyüdüğünü savundu. Sokakta vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını ifade eden Özel, seçilmiş siyasetçilerin görevlerini milletten aldığını belirterek, “Atanmışlar kendilerini atayanlardan talimat alırlar ama seçilmişler talimatı milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten aldığım yetkiyle geldim” dedi.  Denizli ve Burdur ziyaretlerinden örnekler veren Özel, vatandaşların değişim talebinin giderek büyüdüğünü söyledi. Yeşilova’da bir bankın üzerinde yaptığı konuşmayı hatırlatan CHP Grup Başkanı, “O bankın üstüne iktidar partisinin genel başkanı olarak çıkacağım” ifadelerini kullandı.  ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM ÇAĞRISI Ekonomi başlığında hükümete yüklenen Özel, beş aylık enflasyonun yüzde 16’ya ulaştığını, asgari ücretin alım gücünün önemli ölçüde düştüğünü söyledi. Asgari ücretin yıl başındaki değerini kaybettiğini savunan Özel, açlık sınırının 35 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 114 bin 500 liraya yükseldiğini belirtti. İşçilerin ve emeklilerin ağır geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Özel, hükümete ara zam çağrısında bulunarak asgari ücretin güncellenmesi gerektiğini söyledi.  EMEKLİLERİN DURUMUNA DİKKAT ÇEKTİ Denizli ve Burdur ziyaretlerinde karşılaştığı vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntıları aktaran Özel, özellikle emeklilerin ciddi sorunlarla mücadele ettiğini dile getirdi. Emekli örgütlerinin “insanca ücret” talebiyle meydanlara çıkmasını hatırlatan Özel, mevcut maaşların geçim için yeterli olmadığını savundu.  ÖĞRETMENLER VE MÜLAKAT SİSTEMİ Özel, özel okul öğretmenlerinin çalışma koşullarına ve atama bekleyen öğretmenlerin sorunlarına da değindi. 2014 yılında yapılan düzenlemenin ardından özel okullarda çalışan öğretmenlerin önemli hak kayıpları yaşadığını belirten Özel, bazı öğretmenlerin asgari ücretin altında gelirle çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Mülakat uygulamasını da eleştiren Özel, öğretmenlerin Ankara’da sürdürdüğü eylemlere destek verdiğini ifade etti.  CHP’Lİ BELEDİYELERE YÖNELİK OPERASYONLARA TEPKİ Konuşmasının son bölümünde CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalar ve tutuklamalara değinen Özel, bugüne kadar 33 CHP’li belediye başkanına operasyon düzenlendiğini söyledi. Bu isimlerden üçünün parti tarafından da savunulamayacak durumlar nedeniyle CHP ile yollarını ayırdığını belirten Özel, halen 24 belediye başkanının tutuklu bulunduğunu ifade etti. Soruşturmaların siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunan Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden CHP’li belediyeler ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na yönelik sistematik bir süreç işletildiğini öne sürdü. Belediye soruşturmalarının normal şartlarda belirli hukuki prosedürler çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirten Özel, mevcut uygulamalarda ise önce kişilerin hedef alındığını, ardından suçlama oluşturacak delil arayışına girildiğini iddia etti. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarda çifte standart uygulandığını savunan Özel, AK Partili belediyeler hakkında verilen soruşturma izinlerine rağmen benzer gözaltı ve tutuklama süreçlerinin işletilmediğini söyledi. Hukuki sürecin delilden suça ve failin tespitine dayanması gerektiğini vurgulayan Özel, CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların ise farklı bir yöntemle yürütüldüğünü ileri sürdü. İş insanlarının ve belediyelerle çalışan kişilerin baskı altına alındığını öne süren Özel, bazı isimlerin ifade vermeye zorlandığını ve belediye başkanları hakkında suçlama oluşturulmaya çalışıldığını savundu. CHP’li belediye başkanlarının tutuklu bulunmasının bu sürecin sonucu olduğunu dile getiren Özel, yeni soruşturma hazırlıkları yapıldığı yönündeki iddialarını da tekrarladı. Özel, yaşananların yalnızca CHP’li belediyelerle sınırlı olmadığını belirterek iş dünyası, sanatçılar, gazeteciler ve sosyal medya içerik üreticilerinin de baskı altında olduğunu savundu. TÜSİAD yöneticilerinden sanatçılara kadar farklı kesimlerin hükümete yönelik eleştirileri nedeniyle hedef alındığını ileri süren Özel, hukuk sisteminin muhalif kesimleri sindirme aracı olarak kullanıldığını iddia etti. İktidarın hukuku bir baskı mekanizmasına dönüştürdüğünü savunan Özel, muhalefetin yanı sıra öğretmenler, işçiler, gazeteciler ve aydınların da benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını söyledi. CHP’nin de bu süreçte hedef haline getirildiğini belirten Özel, partiye yönelik girişimlerin siyasi amaç taşıdığını ifade etti. Vatandaşlara birlik çağrısında bulunan Özel, hak arayan kesimlerin birbirine destek vermesi gerektiğini belirterek, “Millet bir olursa, birbirinin davasında yan yana durursa, hak arayanın arkasında durursa milletin karşısında dayanacak hiçbir güç yoktur” dedi. CHP’nin mücadelesini sürdüreceğini vurgulayan Özel, partinin iktidar hedefinden vazgeçmeyeceğini söyledi.  “YA BİR YOL BULACAĞIZ YA BİR YOL AÇACAĞIZ” Muhalefet partilerine de çağrıda bulunan Özel, yaşananların yalnızca CHP’nin meselesi olmadığını, demokrasi ve sandık meselesi olduğunu söyledi. Konuşmasını birlik ve mücadele vurgusuyla tamamlayan Özel, “Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız. Ama eninde sonunda iktidara kavuşacağız” dedi.

Bahçeli’den Avrupa Parlamentosu’na Sert Tepki

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında iç ve dış politikaya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik yaklaşımını eleştiren Bahçeli, son dönemde yaşanan gelişmelerin Batı dünyasının kendi içindeki çelişkileri açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. “PATRON BENİM” SÖZÜ BATI’NIN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTERDİ Fransa’da gerçekleştirilen G7 Zirvesi’ne değinen Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın kullandığı “patron benim” ifadesinin sıradan bir söz olmadığını belirterek bunun, Avrupa’nın güvenlik ve siyasi bağımlılığını gözler önüne seren bir itiraf niteliği taşıdığını söyledi. Avrupa’nın yıllardır stratejik özerklikten söz ettiğini ancak halen kendi savunma ve güvenlik mimarisini Washington’un gölgesinden çıkaramadığını kaydeden Bahçeli, buna rağmen Türkiye’ye demokrasi, hukuk ve dış politika alanlarında ders vermeye kalkışılmasını eleştirdi. Bahçeli, “Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır” ifadelerini kullandı. AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORUNA TEPKİ Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birini Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu oluşturdu. Raporu siyasi önyargılarla hazırlanmış bir metin olarak değerlendiren Bahçeli, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı yıllardır çifte standart uyguladığını söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin 1959’da başladığını hatırlatan Bahçeli, Ankara Anlaşması’ndan Gümrük Birliği’ne, adaylık statüsünden tam üyelik müzakerelerine kadar geçen süreçte Avrupa’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini savundu. Vize serbestisinin yıllardır bekletildiğini, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin ağırdan alındığını ve müzakere başlıklarının siyasi gerekçelerle bloke edildiğini belirten Bahçeli, buna rağmen Türkiye’ye hukuk ve reform konusunda ders verilmesini eleştirdi. Avrupa’nın kendi güvenlik, göç ve siyasi krizleriyle mücadele ederken Türkiye’ye yönelik ithamlarını sürdürdüğünü ifade eden Bahçeli, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik yaklaşımların kabul edilemez olduğunu söyledi. Avrupa’nın kendi sorunlarını görmezden geldiğini belirten Bahçeli, “Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır” ifadelerini kullandı. Avrupa Parlamentosu raporunun özellikle yargı alanındaki değerlendirmelerine de tepki gösteren Bahçeli, devam eden davaların siyasi saiklerle yorumlanmasının ve Türk mahkemelerinin kararlarının sorgulanmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Türk yargısının bağımsızlığına yönelik değerlendirmelerin Türkiye’nin egemenlik haklarına müdahale anlamına geldiğini belirten Bahçeli, dış aktörlerin Türk yargısını yönlendirmeye çalışmasının vesayet arayışından başka bir anlam taşımadığını söyledi. Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti; dış aktörlerin tehdit, telkin ve terbiye imalarıyla yüzü Batı’ya çevrilip hizaya getirilemez” diyerek Türkiye’nin egemenlik hakları ve milli çıkarları konusunda taviz vermeyeceğini vurguladı. ÜLKÜ OCAKLARI’NA YÖNELİK ELEŞTİRİLERE SERT ÇIKIŞ Bahçeli, Avrupa Parlamentosu raporunda Ülkü Ocakları hakkında yer alan değerlendirmelerin de eski husumetlerin yeni bir yansıması olduğunu söyledi. Geçmişte ABD’de de benzer girişimlerin yaşandığını hatırlatan Bahçeli, bugün Brüksel’de sürdürülen karalama faaliyetlerinin amacının Türk milliyetçiliğini kriminalize etmek ve Türk gençliğini milli değerlerinden uzaklaştırmak olduğunu öne sürdü. Ülkü Ocakları’nın Türk milletinin tarihi ve kültürel mirasını genç nesillere aktaran önemli bir kurum olduğunu vurgulayan Bahçeli, teşkilatın hedef alınmasını kabul etmeyeceklerini belirtti. KKTC VE MAVİ VATAN VURGUSU Bahçeli, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs ve Mavi Vatan konularındaki yaklaşımını da eleştirdi. Kıbrıs meselesinin tarihi arka planına değinen MHP Lideri, Enosis girişimleri, EOKA saldırıları ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sürecini hatırlatarak Türkiye’nin Ada’daki varlığının meşru ve tarihi temellere dayandığını söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitliğinin tartışma konusu yapılamayacağını ifade eden Bahçeli, iki devletli çözüm modelini savunduklarını belirtti. Bahçeli, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, büyük Türk milletinin deniz jeopolitiğinde ileri karakolu, milli güvenliğimizin güney cephesindeki kilit taşı, Mavi Vatan ufkumuzun ayrılmaz parçasıdır” dedi. ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ ABD ile İran arasında varıldığı belirtilen mutabakat ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Bahçeli, müzakere kanallarının açık tutulmasını ve deniz güvenliğinin sağlanmasına yönelik adımları olumlu bulduklarını söyledi. Ancak İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının süreci olumsuz etkileyebileceğini belirten Bahçeli, bölgede kalıcı ateşkesin sağlanması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin Ukrayna’dan Suriye’ye, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada etkin rol üstlendiğini vurgulayan Bahçeli, Ankara’nın bölgesel ve küresel gelişmelerde belirleyici bir aktör konumunda olduğunu kaydetti. MHP’DEN 800 SAYFALIK KALKINMA VİZYONU Bahçeli, konuşmasında Milliyetçi Hareket Partisi tarafından hazırlanan “İstikrar, Ahlak ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi”ni de kamuoyuna tanıttı. 55 araştırmacı, akademisyen ve bürokratın katkısıyla hazırlanan, 600’ün üzerinde kaynaktan yararlanılan ve 800 sayfadan oluşan çalışmanın Türkiye’nin kalkınma hedeflerine yönelik kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıdığını belirten Bahçeli, belgenin temelini istikrar, ahlak ve refah ilkelerinin oluşturduğunu söyledi. MHP’nin Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda ekonomik ve sosyal kalkınma perspektifini ortaya koyduğunu ifade eden Bahçeli, milli kaynak ve imkanların seferber edilmesi gerektiğini vurguladı. KAHRAMANMARAŞ’TAKİ OLAYDA HAYATINI KAYBEDENLERİ ANDI Konuşmasının sonunda Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olay nedeniyle hayatını kaybeden öğrencilere ve öğrencilerini korumak için yaşamını yitiren Ayla öğretmene rahmet dileyen Bahçeli, yaralı öğrencilere acil şifalar temennisinde bulundu. Karne heyecanı yaşayan öğrencilere de seslenen Bahçeli, gençlere dikkatli, bilinçli ve milli değerlerine bağlı olmaları çağrısında bulundu. Bahçeli konuşmasını, “Kendinize, milletimize, devletimize güveniniz” sözleriyle tamamladı.

Erdoğan: Türkiye’nin gündemi hizmet, diplomasi ve güvenlik

Erdoğan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde diplomasi, güvenlik ve uluslararası iş birlikleri açısından yoğun bir sürece gireceğini söyledi.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına parti teşkilatlarına ve milletvekillerine teşekkür ederek başlayan Erdoğan, Türkiye’nin hem iç politikada hem de dış ilişkilerde önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçtiğini belirtti.Toplantıda İYİ Parti’den ayrılan İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz da AK Parti saflarına katıldı. Erdoğan, Beyaz’a parti rozetini takarak yeni görevinde başarılar diledi.Türkiye’nin son dönemde birçok alanda önemli adımlar attığını ifade eden Erdoğan, hükümetin önceliğinin vatandaşların beklentilerine cevap verecek hizmetleri hayata geçirmek olduğunu söyledi. ARA SEÇİM SONUÇLARI DEĞERLENDİRİLDİKonuşmasında hafta sonu gerçekleştirilen ara seçimlere de değinen Erdoğan, Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat’taki beldelerde yapılan seçimlerin sonuçlarını değerlendirdi.Seçimlerde Cumhur İttifakı adaylarının önemli bir başarı elde ettiğini belirten Erdoğan, altı beldenin dördünde AK Parti adaylarının, birinde ise Milliyetçi Hareket Partisi adayının belediye başkanlığını kazandığını söyledi.Tokat Bağtaşı Beldesi’nde Mustafa Karadağ’ın, Tokat Yolüstü Beldesi’nde Mustafa Altın’ın, Gümüşhane Tekke Beldesi’nde Kemalettin Demirkıran’ın ve Nevşehir Mustafapaşa Beldesi’nde Mustafa Özer’in seçimleri kazandığını ifade eden Erdoğan, MHP’den Tokat Kuşçu Beldesi Belediye Başkanlığı’na seçilen Hikmet Temizel’i de tebrik etti. Sandığa giderek demokratik iradesini ortaya koyan vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, seçimlere gösterilen ilginin demokrasinin gücünü ortaya koyduğunu dile getirdi. Muhtarların yerel yönetimlerde üstlendiği role de dikkat çeken Erdoğan, muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde görev alan tüm isimlere başarılar diledi. Muhtarların vatandaş ile devlet arasında önemli bir köprü görevi gördüğünü belirten Erdoğan, yerel demokrasinin güçlenmesinde muhtarlık kurumunun önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. İÇ SİYASETTE HUKUK VE DEMOKRASİ VURGUSUCumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ilerleyen bölümünde iç siyasette yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Siyasi partiler arasındaki rekabetin demokratik kurallar çerçevesinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Erdoğan, toplumsal huzurun korunmasının tüm siyasi aktörlerin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.Siyasetin yapıcı bir zeminde sürdürülmesi gerektiğini belirten Erdoğan, demokratik kurumların itibarının korunmasının önemine işaret etti. Türkiye’nin enerjisini polemiklere değil hizmete ve kalkınmaya harcaması gerektiğini dile getiren Erdoğan, siyasi tartışmaların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde çözülmesinin önem taşıdığını söyledi.Meclis’in millet iradesinin tecelligâhı olduğunu ifade eden Erdoğan, siyasi görüş farklılıklarına rağmen tüm tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirtti.Türkiye’nin önünde çözüm bekleyen önemli başlıklar bulunduğunu kaydeden Erdoğan, siyaset kurumunun bu süreçte yapıcı bir rol üstlenmesinin ülke açısından değerli olduğunu söyledi.TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI TAKVİMİ YOĞUNLAŞIYORKonuşmasında Türkiye’nin uluslararası alandaki konumuna da geniş yer ayıran Erdoğan, 2026 yılının Türkiye açısından önemli organizasyonlara ev sahipliği yapılacak bir dönem olacağını ifade etti.Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi’nin hazırlıklarının sürdüğünü belirten Erdoğan, zirvenin Türkiye’nin diplomatik kapasitesini ve uluslararası görünürlüğünü daha da artıracağını söyledi.NATO Zirvesi’ne yönelik uluslararası ilginin yüksek olduğunu ifade eden Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılacağının açıklanmasının da toplantının önemini artırdığını dile getirdi.Türkiye’nin yalnızca siyasi ve diplomatik organizasyonlarda değil, bilimsel ve teknolojik alanlarda da uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapacağını belirten Erdoğan, 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nin de Türkiye’de düzenleneceğini hatırlattı.Uzay teknolojileri alanında gerçekleştirilecek organizasyonun Türkiye’nin teknoloji vizyonuna katkı sağlayacağını ifade eden Erdoğan, bu alandaki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi.Çevre ve iklim alanındaki çalışmaların da önem kazandığını belirten Erdoğan, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 zirvesinin küresel ölçekte dikkat çekecek bir organizasyon olacağını ifade etti. BÖLGESEL GELİŞMELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYORCumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri de Orta Doğu’daki gelişmeler oldu.Bölgede yaşanan çatışmaların yalnızca ilgili ülkeleri değil, geniş bir coğrafyayı etkilediğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin gelişmeleri yakından izlediğini söyledi.İsrail’in son dönemdeki askeri faaliyetlerine değinen Erdoğan, bölgedeki istikrarsızlığın derinleşmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi.Lübnan ve Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından da önem taşıdığını belirten Erdoğan, bölgesel barışın korunmasının tüm tarafların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.Türkiye’nin güvenlik politikalarını uzun vadeli bir perspektifle yürüttüğünü vurgulayan Erdoğan, ülkenin güvenliğini tehdit edecek hiçbir girişime kayıtsız kalınmayacağını söyledi.Bölgesel krizlerin daha büyük sorunlara dönüşmeden çözüme kavuşturulması gerektiğini belirten Erdoğan, diplomatik çabaların önemine dikkat çekti.CHP TARTIŞMALARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDUKonuşmasının ilerleyen bölümünde iç siyasette yaşanan gelişmelere de değinen Erdoğan, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin yargı süreci üzerinden devam eden tartışmaları değerlendirdi. Kurultaya ilişkin iddiaların ve dava sürecinin taraflarının CHP'liler olduğunu belirten Erdoğan, konunun siyasi değil hukuki bir süreç olarak ele alınması gerektiğini söyledi.Kurultayı gerçekleştirenlerin de kurultaya şaibe karıştığını öne sürenlerin de CHP mensubu olduğunu ifade eden Erdoğan, iddiaların yine CHP'liler tarafından yargıya taşındığını belirtti. Mahkemenin dosyayı değerlendirerek karar verdiğini kaydeden Erdoğan, yaşanan sürecin hukuk çerçevesinde ilerlediğini dile getirdi.Partisine yönelik eleştiriler ve suçlamalar karşısında tartışmaların dışında kalmayı tercih ettiklerini söyleyen Erdoğan, yargı süreciyle ilgili polemiklerin tarafı olmadıklarını ifade etti. AK Parti'nin konuya ilişkin tutumunun ilk günden bu yana değişmediğini belirten Erdoğan, yaşanan gelişmeleri mesafeli şekilde takip ettiklerini söyledi.CHP'de yaşanan gelişmelerin kendilerini doğrudan ilgilendirmediğini dile getiren Erdoğan, parti içindeki anlaşmazlıkların demokratik olgunluk ve hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydetti. Toplumsal huzur, kamu düzeni ve siyaset kurumunun itibarının korunmasının önemine işaret eden Erdoğan, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti."Biz bu tartışmaların tarafı değiliz ve olmayacağız" diyen Erdoğan, CHP'deki yönetim tartışmalarına ilişkin olarak da değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, siyasi partilerde yaşanan sorunların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde çözülmesinin demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından önemli olduğunu söyledi.Muhalefete yönelik eleştirilerde de bulunan Erdoğan, siyasetin hizmet ve proje üretme zemini üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'nin önünde çözüm bekleyen önemli meseleler bulunduğunu ifade eden Erdoğan, siyasi aktörlerin enerjilerini polemik yerine vatandaşların beklentilerine yönelik çalışmalara yöneltmeleri gerektiğini kaydetti.DOĞU AKDENİZ VE KIBRIS KONUSUNDA NET MESAJCumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.Bölgedeki hak ve menfaatlerin korunmasının Türkiye’nin temel önceliklerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının haklarının göz ardı edilmesine izin verilmeyeceğini söyledi.Doğu Akdeniz’de gerilim oluşturabilecek adımların kimseye fayda sağlamayacağını ifade eden Erdoğan, tüm tarafların sağduyulu davranması gerektiğini belirtti.Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kararlılıkla savunmaya devam edeceğini dile getiren Erdoğan, bölgede yeni kriz alanlarının oluşturulmaması gerektiğini söyledi.Kıbrıs meselesinde kalıcı çözümün adadaki gerçekler temelinde mümkün olabileceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerinin yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.“ÖNCELİĞİMİZ HİZMET ÜRETMEK”Konuşmasının sonunda hükümetin çalışmalarına değinen Erdoğan, ekonomik, sosyal ve diplomatik alanlarda yoğun bir çalışma temposu içerisinde olduklarını söyledi.Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşması için yatırımların sürdüğünü belirten Erdoğan, vatandaşların yaşam kalitesini artıracak projelerin hayata geçirilmeye devam edeceğini ifade etti.Hükümetin odağında hizmet, yatırım ve reform gündeminin bulunduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde uluslararası arenada daha görünür ve daha etkin bir ülke haline geleceğini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını birlik, beraberlik ve ortak hedefler vurgusuyla tamamladı.

Bahçeli: Terörsüz Türkiye artık tarihi zorunluluktur

İsrail'in bölgedeki politikalarını sert ifadelerle eleştiren Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca bir güvenlik projesi değil, Türkiye'nin geleceğini koruyacak stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada hem uluslararası gelişmeleri hem de Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik meselelerini değerlendirdi. Konuşmasının önemli bölümünü Orta Doğu'da giderek derinleşen çatışma ortamına ayıran Bahçeli, dünyanın yeni ve tehlikeli bir kırılma döneminden geçtiğini söyledi. BAHÇELİ'DEN BÖLGESEL KRİZ UYARISI Yakın coğrafyada yaşanan olayların yalnızca bölge ülkelerini değil tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Bahçeli, savaşların ve krizlerin artık sınır tanımadığını ifade etti. Bölgedeki her çatışmanın yeni göç hareketleri, ekonomik sarsıntılar ve güvenlik riskleri doğurduğunu dile getiren Bahçeli, uluslararası sistemin adalet üretmekte yetersiz kaldığını savundu. MHP lideri, dünyanın birçok bölgesinde güç dengelerinin değiştiğini ve küresel aktörlerin çıkar hesaplarının insan hayatının önüne geçtiğini öne sürerek, uluslararası hukukun etkisini kaybettiğini söyledi. Bölgesel gerilimlerin her geçen gün daha karmaşık hale geldiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin bu gelişmeleri dikkatle takip etmek zorunda olduğunu kaydetti. Bahçeli, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin yalnızca bugünün meseleleri olmadığını da vurguladı. Bölgedeki birçok sorunun geçmişte yapılan siyasi müdahalelerin sonucu olduğunu belirten MHP Genel Başkanı, cetvelle çizilen sınırların ve emperyal politikaların günümüzdeki krizlerin temelini oluşturduğunu ifade etti. İSRAİL'E SERT ELEŞTİRİLER Konuşmasında İsrail'in Gazze ve bölgedeki politikalarına da geniş yer veren Bahçeli, Tel Aviv yönetiminin yalnızca Filistin'i değil, Lübnan'dan Suriye'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyayı istikrarsızlığa sürüklediğini savundu. İsrail'in saldırgan politikalarının bölgesel barışa zarar verdiğini ifade eden Bahçeli, yaşananların artık yalnızca bir Filistin meselesi olmaktan çıktığını söyledi. Gazze'de yaşanan insani dramın dünya kamuoyunun gözü önünde gerçekleştiğini belirten Bahçeli, kadınların, çocukların ve sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. İsrail'in güvenlik gerekçesiyle yürüttüğü operasyonların bölgesel barışı daha da zora soktuğunu ifade eden Bahçeli, uluslararası toplumun yaşananlara karşı etkili bir tutum ortaya koyamadığını savundu. MHP lideri ayrıca ABD'nin İran'a yönelik baskı politikalarını da eleştirdi. Bir yandan diplomasi çağrıları yapılırken diğer yandan askeri tehditlerin gündemde tutulduğunu belirten Bahçeli, bu durumun bölgesel istikrarı güçlendirmek yerine daha da kırılgan hale getirdiğini söyledi. Bahçeli, Hürmüz Boğazı'ndan Doğu Akdeniz'e kadar uzanan geniş coğrafyada yaşanan gelişmelerin enerji güvenliğinden ticaret yollarına kadar birçok alanı etkilediğini belirterek, Türkiye'nin bu tablo karşısında hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. KONUŞMANIN MERKEZİNDE "TERÖRSÜZ TÜRKİYE" VARDI Bahçeli'nin konuşmasının en dikkat çeken bölümü ise "Terörsüz Türkiye" hedefi oldu. MHP lideri, bölgede yaşanan savaşların ve istikrarsızlıkların Türkiye'nin iç güvenliğini daha önemli hale getirdiğini belirterek, milli birlik ve beraberliğin korunmasının her zamankinden daha büyük önem taşıdığını ifade etti. Bahçeli, Türkiye'nin çevresindeki kriz kuşağının genişlediğine dikkat çekerek, dış kaynaklı tehditlerin ülke içindeki ayrılıkçı ve terör bağlantılı yapılara yeni fırsatlar sunabileceğini söyledi. Bu nedenle terörle mücadelenin yalnızca güvenlik güçlerinin görevi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, toplumsal dayanışmanın da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu dile getirdi. "Terörsüz Türkiye" hedefinin bir siyasi slogan değil, doğrudan milli güvenlikle ilgili stratejik bir yaklaşım olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin huzurunu bozmak isteyen çevrelerin bölgesel gelişmeleri kullanmaya çalıştığını öne sürdü. Türkiye'nin içeride birlik ve kardeşliği güçlendirmesi gerektiğini belirten Bahçeli, bu hedefin Cumhur İttifakı'nın temel öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Bahçeli, Türkiye'nin çevresinde yaşanan çatışmaların iç cepheyi daha da önemli hale getirdiğini belirterek, ülkenin ortak geleceğinin korunması için milli dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Terör örgütlerinin bölgesel krizlerden faydalanmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, devletin kararlılığının süreceğini kaydetti. "MİLLİ BEKA" VURGUSUNU HATIRLATTI Geçmiş yıllarda sıkça dile getirdikleri "milli beka" kavramına da değinen Bahçeli, yaşanan gelişmelerin bu kaygıları haklı çıkardığını savundu. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tehditlerin yalnızca sınır güvenliğiyle sınırlı olmadığını belirten Bahçeli, ekonomik, siyasi ve toplumsal boyutları bulunan çok yönlü bir mücadele yürütüldüğünü söyledi. Cumhur İttifakı'nın ortaya koyduğu politikaların bugün daha iyi anlaşıldığını ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin çevresindeki istikrarsızlığa rağmen güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini belirtti. Bahçeli, ülkenin geleceği açısından milli birlik anlayışının korunmasının önemine dikkat çekti. CHP'YE ELEŞTİRİLER Konuşmasının son bölümünde CHP'yi de eleştiren Bahçeli, parti içerisinde yaşanan tartışmaların ve hukuki süreçlerin siyasi kuruma zarar verdiğini savundu. CHP'li belediyeler etrafında gündeme gelen iddiaların kamuoyunda güven sorunu oluşturduğunu öne süren Bahçeli, yaşanan gelişmelerin parti yönetimine kadar uzandığını ifade etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e de çağrıda bulunan Bahçeli, parti içi meselelerin meydanlara taşınmaması gerektiğini söyledi. Hukuki süreçlerin sağduyu içerisinde yürütülmesi gerektiğini belirten Bahçeli, siyaset kurumunun itibarının korunmasının önemine işaret etti. Konuşmasını Türkiye'nin birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürümesi gerektiğini belirterek tamamlayan Bahçeli, bölgesel krizlerin arttığı bir dönemde güçlü devlet ve güçlü toplum anlayışının öneminin daha da arttığını vurguladı. MHP lideri, "Terörsüz Türkiye" hedefinin Türkiye Yüzyılı vizyonunun temel taşlarından biri olduğunu belirterek kararlılık mesajı verdi.

Özel’den yeni parti açıklaması: CHP’de mücadele sürecek

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Yönetim Kurulu toplantı salonunda gazetecilerle bir araya geldi ve gündemle ilgili sorularını cevapladı. Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaretlerine ilişkin soruya, "Ümit ediyorum, Devlet Bey bu meseleden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. Çünkü Devlet beyin değerlendirmelerini önemli buluyorum. Onun dışında Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı aynı gün değişmişlerdi. Ve eş zamanlı göreve başladılar. Sonra yaşadığımız sürece bakınca da o kabine değişikliğinin bize özel olduğunu anladık" ifadelerini kullandı. Özel, dokunulmazlığının kaldırılması konusuyla ilgili, "Ben yıllardır Meclisteyim. Böyle bazı gerilimli dönemler olur. O dönemlerde hep dokunulmazlıklar konuşulur. Meclisin bitmeyen, bayatlamayan haberi fezleke geldiği haberidir. Her zaman son dakikadır. Ondan sonra bu şekilde devam eder. O yüzden bir endişem yok. Zaten kendisiyle ilgili endişe duyan Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partinin Genel Başkanlığı'na soyunmaz. O yüzden kendimle ilgili herhangi bir endişem yok. Ama Türkiye'de çok partili yasal yaşamın geleceği açısından endişem var" şeklinde konuştu. Kamu hukuku açısından endişeleri olduğunu söyleyen Özel, "Dünya kadar kamu hukukçusu takip ediyorsunuz, açıklamalar yapıyorlar. Bunların hepsi CHP'li olamaz. Hepsi diyor ki bu sökük bu yırtık hemen kapanmadığı takdirde kamu düzeni ortadan kalkar. Sabah erken kalkanın seçilmişlere müdahale edebildiği bir düzen bu. Bunu bir Asli Hukuk Hakimi ya da o kabul etmezse bir İstinaf Mahkemesi Başkanı, İstinaf Mahkemesi heyetini ayarlayan istediği seçilmişi ve istediği seçimi yok hükmünde sayabilir. Çünkü biliyorsunuz ceza davasını da beklemediler. Yani deliller ve değerlendirme bilmem ne kesinleşen ceza olsa bile bu tarafı ne bağlar. Ama hukuk davasının ceza davasını beklememesi ve onun önünden, onun bir kararı varmış gibi karar vermesi tamamen bir hukuksuzluk. Ama benim endişem Türkiye demokrasisi açısından. Çok partili, yarışmalı, demokratik rejim açısından endişem var. Kendi açımdan bir şey yok. Onu içeriden de izlesem dışarıdan da izlesem zaten gönlüm katlanmaz" diye konuştu. "Kemal beyin toplaması lazım"Özel, delegelerin hepsine soruşturma açılması sebebiyle kurultayın yapılamayacağı ve nasıl bir yol izleyeceği konusunda, "Büyük bir sahtekarlıkta bir tutarlılık var. Hükümet diyor ki -benimle ne alakan var-. Bu mahkeme kararından doğru bir kesit aldığınızda her şeyi görürsünüz. Aynı iddialar aynı iddiasını ispatlayamayan tanıklar. İki tane dava bu davalardan bir tanesi İstanbul İl Kongresi 2023. Butlan ama tedbir yok. Bir tanesi bizimki butlan ama tedbir var. -Özgür Özel gitsin, Kemal Kılıçdaroğlu gelsin-. Butlan ama tedbir yok da orada Canan Başkan'ın siyasi yasağı var. Onu getiremez. 2020'de seçilmiş o yönetim. Butlan olsa ona dönecek. İstanbul İl Kongresi yönetimi yüzde 95 değişimci. Önce Canan Başkan'la seçilmişler ama seçim sonrası bizi tanıdıkça gördükçe hepsi değişimci. O yönetim içinden de birini seçse ya da dışarıdan da seçme hakkı var. Özgür Çelik'i seçerse diye korkup oraya tedbir koymuyorlar. Elinde kalem kalıp 2020'deki seçimin 2026'daki seçimlerin 2026'daki parti içi tercihlerine göre yazılan bir mahkeme kararı var. Dünya hukuk tarihi açısından olabilecek en problemli karar ondan sonra. Biz bunun için tüm yolları deneyeceğiz. Denemeye devam edeceğiz. Birincisi Anayasa Mahkemesi kararı var. 50 artı bir imza toplandığında esas iradedir. Önüne hiçbir yasak geçemez. İşte 11 sayfalık Anayasa Mahkemesi kararı var. Bu kararlara istinaden Kemal beyin toplaması lazım. Siz yapın da mahkeme engel olsun bakalım. Tut ki oldu Anayasa Mahkemesi yolu var. Çünkü Anayasa Mahkemesi kararı var. Biz bu yolların hepsini tüketiriz. Diğer taraftan Yargıtay'a başvurduk. Yargıtay ayağında tedbir kararına itirazın geri çekilmesinin bir hakkın kötüye kullanılması, tedbirin resen görüşülmesi ya da asli müdafi olmadığı için feri müdafilerin bunu görüşemediği, talep edemediği için asıldan davanın görüşülmesinin öne alınarak tedbir kararı ile birlikte görüşülmesinin, eş zamanlı görüşülmesinin bütün başvurularını yaptık. Bu konuyu takip ediyoruz. Bu konuda Yargıtay'ın bir an önce karar vermesini bekliyoruz. Zaten bu tıkanmışlık ancak Yargıtay'ın bir kararıyla açılabilir. Ondan sonrasındaki diğer kısımları zaten biz hallederiz" ifadelerini kullandı. "Sokağa rağmen bir şey olmaz"Sokağın sesinin önemine dikkat çeken Özel, "Bir şekilde bu seçimi kazanacağımıza inanıyorum demiştim. Bizim delegeyi berberi, alışveriş yaptığı esnaf, asansörde birlikte yukarı çıkarken apartmanında oturan bir genç ikna edecek. Kurultay salonuna girdik. Kurultay salonunda hep beraberdik. Ve ben böyle çok standart sloganlar da var biliyorsunuz. Ondan sonra yeni sloganlar var. Ve organik gelişen bir sloganın tutup tutmayacağını en iyi bilenlerden biriyim. Çokça slogan atan, attıran, otobüs üstünde şimdiye kadar 260 tane miting yapmış birisi var. Sokak kazanır. Sokağa rağmen bir şey olmaz. Orada oturursunuz. Bugünkü durum ortada. Yani sokakta 0.01'siniz. Yani böyle oy karşılığı olarak demiyorum" diye konuştu.Kurultay için en sert delegelerin ilk imza atanlar olduğuna dikkat çeken Özel, "Şimdi işte yanımıza gelen geçen kurultayda oyumuz nasip olmadı. Bu kurultayda sizinleyiz diyenlerin hepsi bugün buradaydı. Bu rüzgarın karşısında kimse duramaz. Duran kendi kaybeder. Biraz da partiye zaman ve oy kaybettirir. Sonrasında telafi ederiz" dedi. Kılıçdaroğlu'nun MYK listesini değerlendirdiCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK listesine ilişkin olarak Özel, "Normal yani beklenen belki yani 4-5 tane görev kabul etmeyen arkadaşı duydum, siz de duymuşsunuzdur. Onlar tarihi bir duruş göstermişler. Herkes ve onlar çok önemli şeyler söylemişler. Onun dışında belki bir ya da iki ismin görev kabul etmeyeceklerini daha önceden söylemişler veya daha doğrusu Kemal bey ile hareket etmeyeceklerini söylemişlerdi. Şimdi ben o listeyi gördüğümde liste bir çaresizliği çağrıştırıyor. Bizim gölge kabineye kalabalık partiyi öyle yönetemezsin deyip, 7 kişiyle bu partinin yönetilmesi lazım deyip, 7 kişilik MYK açıklayacağım diye yola çıkıp 19 kişilik MYK açıklıyorsan, MYK'ndaki insanları MYK üyesi yapmıyorsan yanında tutamıyorsun demektir. Uçak mühendisleri bilir her uçuştan önce bütün parçaları yoklayacağım. Kemal Bey her sabah parçaları yoklaması lazım" ifadelerini kullandı Yeni parti iddialarıYeni partiyi bir "felaket senaryosu" için düşündüklerini ifade eden Özel, "Butlan yaptı, baskın seçim yapıyor veya partinin iki dönem üst üste kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa büyük bir şok yaşarsınız. Yani hazırda bir şeyin olması lazım. İkinci bir parti daha hazır etmek lazım olabilir. Onda bir sorun yok. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'ni bırakıp bu partiye geçiyoruz diye bir kararlılığımız, bir başlangıcımız yok. Bunun adı Cumhuriyet Halk Partisi'ni aşan bir büyük yürüyüş iktidar yürüyüşü. Ama bu partiyi terk ederek değil, partide mücadele ederek yapacağız bunu. Aslında burada büyük bir fırsat var. Şu açıdan büyük bir fırsat var. Şu anda parti zaman kaybediyor. Çünkü seçim yaklaşıyor her geçen gün. Benim 182 bin tane sandık görevlisi atamışım. Seçimden 2,5 yıl önce seçime 2 yıl kala da sandığın programının eğitimini vermişim. Durmaması için hazırlık yapıyoruz da falan. Ama parti zaman kaybediyor. Ama şu anda zemin ve kan kaybetmiyor. Niye? Çünkü Özgür Özel ve arkadaşları bu kamuoyu desteğiyle birlikte partinin içindeler, grup toplantısı yapıyor, otobüsün üstünde, sokakta ve 'buradayız' diyor" şeklinde konuştu. Kaynak: İHA

Bahçeli: “Siyasi tartışmalar sokağa taşmamalı”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada iç politikadan dış gelişmelere, terörle mücadeleden Filistin meselesine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. CHP’de yaşanan gelişmelere değinen Bahçeli, siyasi rekabetin hukuk ve demokrasi zemininden uzaklaşmaması gerektiğini vurgulayarak, toplumsal huzuru bozabilecek söylem ve eylemlerden kaçınılması çağrısında bulundu. "SİYASİ TARTIŞMALAR HUKUK VE DEMOKRASİ ZEMİNİNDE KALMALI"CHP’de yaşanan gelişmelerle ilgili konuşan Bahçeli, "Manevi iklimiyle barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram; Cumhuriyet Halk Partisi açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekânları ve millî kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır" diye konuştu. "SİYASİ TARTIŞMALAR SOKAĞA TAŞMAMALI"Siyasi tartışmaların sokağa taşınmaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir. En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalı ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve terörsüz Türkiye sürecinde, ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ GENİŞ BİR COĞRAFYAYI KAPSIYOR"Türkiye'nin güvenliğinin sadece kendi sınırlarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Bahçeli, "Bu noktainazarıyla belirtmek isterim ki Türkiye'nin bir yönü doğuya, diğer yönü ise batıya bakan, gövdesi Maveraünnehir’den Anadolu’ya taşan Selçuklu Kartalı modelimizin dayandığı temel esas Türk ontolojik güvenliğidir. 20’nci yüzyıla sıkışmış güvenlik konseptini aşan, 21’inci yüzyılın imkân ve ihtiyaçlarına mütenasip yeni güvenlik paradigmamızdır. Küresel sistemde yaşanan çöküş ve bölgemizde yaşanan kaos bize bir kere daha göstermiştir ki Türkiye'nin güvenliği sadece siyasal egemenliğinin tecessüm ettiği coğrafyadan müteşekkil değildir. Türkiye'nin güvenliği kuzeyde Kırım'ı, güneyde Yemen’i, doğuda Doğu Türkistan’ı, batıda Bosna’yı, Kosova'yı ihtiva eden geniş ve büyük Türk-İslam coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın tarihi hakikati, kültür ve medeniyet birikimi, politik dinamiği, stratejik perspektifi Türk ontolojisinin güçlü ve sağlam zeminini teşkil etmektedir. Bugün Gazze’de, Kudüs’te, Filistin’in dört bir yanında yaşanan zulüm; sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin imtihanıdır. Bir kez daha, İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi, Müslüman feryadına son verilebilmesi, kalıcı barış ve istikrar için ‘Kudüs Paktı’ teklifimizin ciddiyetle ele alınması gerektiğini önemle hatırlatıyorum" dedi. "FİLİSTİN ÖZGÜRLEŞMELİ, KUTSAL TOPRAKLAR HUZURA KAVUŞMALI"Filistin'in özgür olması ve bölgede barışın sağlanması gerektiğini belirten Bahçeli, "Filistin özgürleşmeli, kutsal topraklar huzura kavuşmalı, İslam coğrafyasına düşen emperyalizmin gölgesi geri gelmemek üzere yok edilmelidir. Dikkatinizi çekmek isterim ki Birleşmiş Milletler can çekişmektedir. Avrupa Birliği ve NATO gibi birlikler her geçen gün kan kaybetmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen temelinden sarsılmaktadır. Batı’nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu’nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığı artmaktadır. Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken, İslam coğrafyasının bir ve beraber olup yeni bir güç merkezi olarak öne çıkması elbette ki mümkündür ve bir o kadar da elzemdir. Türkiye buna hazırdır. Türk milleti; Türk dünyasının ve İslam aleminin güçlü bir birlik oluşturmasından yanadır. Asırlar öncesinden bizlere seslenen Bilge Tonyukuk’un ‘Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi; bizde hepsini yakacak ateş idik’ sözlerinden mülhem diyorum ki; şayet hedefinde Türkiye olan varsa unutulmasın ki bu milletin imanla yoğrulmuş iradesi, her türlü kuşatmayı yarmaya, her türlü kirli hesabı bozmaya muktedirdir" ifadelerini kullandı. "BAŞKAN TRUMP’IN DENGELERİNİ VE AYARLARINI BOZMUŞ GÖRÜNMEKTEDİR"Trump'ın savaş nedeniyle sağlıklı ve dengeli karar veremediği ifade eden Bahçeli, "Başkan Trump’ın dengelerini ve ayarlarını bozmuş görünmektedir. ABD fena halde bocalamakta, Trump’ın konuşmalarından savaşın kesif tesiriyle muvazeneyi kaybetmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira boş tehditler savururken zaaflarını ortaya koymakta, hiddetlenirken de perde gerisinde yıkıcılık ve bölücülük için verdiği desteği ifşa etmektedir. Ne tuhaftır ki; siyasi hedefleri Netanyahu'nun belirlediği bir savaşı, Amerikan askerlerinin sürdürmesi ve kazanması beklenmektedir. Bu her şeyden önce akla mantığa aykırıdır. Nitekim Amerikan ordusunun farklı unsurlarından üst düzey komutanlar haklı olarak buna karşı çıkmaktadır. Ancak Trump, bunları dinlemek yerine itiraz edeni görevden almak yoluna gitmektedir. Trump; her geçen gün ABD halkının desteğini kaybederken, ABD askerleri savaş motivasyonunu yitirmektedir. ABD’nin inandırıcılığı ve müttefiklerinin ona olan saygıları ve bağlılıkları da her geçen gün zayıflamaktadır. ABD’nin bu kadar kayıpla kalıcı bir kazanım elde etmesi mümkün olmayacaktır" dedi. "İSLAM ÜLKELERİYLE KUDÜS PAKTI OLUŞTURULMALIDIR"İslam ülkelerinin birlikte hareket ederek bir Kudüs Paktı oluşturması gerektiğini söyleyen Bahçeli, "ABD İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır. İslam ülkeleriyle Kudüs Paktı oluşturulmalı, ekonomik, siyasi ve askeri yeni bir birlik kurulmalıdır. Doğu Akdeniz’in, Körfez’in ve Kafkasların siyasi ve ekonomik güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı, bölgesel gelişmeler ABD yahut başka bir ülkenin müdahalesine ve insafına terk edilmemelidir. Ukrayna-Rusya savaşı sonlandırılmalı; bunun için Türkiye ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni aktörler devreye girmelidir. Şüphe yok ki Türkiye tüm bu süreçlere ev sahipliği yapabilecektir. NATO’nun etkin üyesi aynı zamanda birçok doğu ittifakına üye olan Türkiye, diğer arabulucu ülkelerle birlikte, bölgesel dinamikleri dikkate alan bir politika ortaya koyabilme potansiyeline sahiptir. Türkiye, sözüne güvenilen itibar edilen, kudretli ve kabiliyetli bir ülkedir. O sebeple küresel barış ve huzur için atılacak her adımda, başlatılacak her girişimde Türkiye’nin etkin bir rol üstlenmemesi için hiçbir sebep yoktur. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanımız bölge ülkeleriyle birlikte savaşan tarafların inandığı ve güvendiği bir liderdir" diye konuştu. "TERÖRÜ BU TOPRAKLARDAN TAMAMEN ÇIKARMAK ÇABASINDAYIZ"Terörsüz Türkiye hedefi ile ilgili konuşan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye ile bu ilkelerimizi gelecek vizyonumuzla bütünleştirmek arzusundayız. Terörü bu topraklardan tamamen çıkarmak, bölgemize istikrar getirmek ve emperyalizmin hedeflerini çöpe atmak çabasındayız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşma yolunda birçok engeli aştık, mesafe aldık. Milletçe bir oldukça ulaşamayacağımız hiçbir hedef de kalmayacaktır. Nitekim milli birliğimizi güçlendirerek Türk ve Türkiye Yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz. Provokasyonlara aldırmadan Cumhur İttifakı birlikteliğinde Türkiye’yi ekonomik, askeri ve siyasi olarak milletler camiasında en üst sıraya taşıyacağız. Büyük bir inanmışlık ve adanmışlıkla Türkiye’yi süper güç ve lider ülke yapmak için azimle çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla sürdürüyoruz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada hem “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi hem de muhalefete sert eleştiriler yöneltti. Sürecin hızlandırılması için yeni yol ve yöntemlerin değerlendirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin terör sorununu tamamen geride bırakacak irade ve kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Gençlik politikaları üzerinden CHP’ye yüklenen Erdoğan, AK Parti’nin gençlerle güçlü bağ kurduğunu savunurken, Cumhur İttifakı’nın Türkiye’nin geleceği için kararlılıkla yoluna devam edeceğini ifade etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü “Terörsüz Türkiye” hedefi üzerine kuran Erdoğan, devletin ilgili kurumlarının süreci hızlandıracak yeni çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Cumhur İttifakı ortağı MHP ile birlikte çözüm sürecini daha güçlü hale getirecek yeni yöntemlerin değerlendirildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin yıllardır ağır bedeller ödediği terör sorununu artık tamamen geride bırakmak istediklerini ifade etti.Erdoğan, “En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi ortak akılla, samimiyetle ve sağduyuyla menziline ulaştırmakta kararlıyız” ifadelerini kullanırken, ilgili kurumların örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun şekilde çalıştığını dile getirdi. Sürecin geciktirilmeden sonuçlandırılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiğine inanıyoruz. Bu meseleyi bir an önce milletimizin gündeminden tamamen çıkarmakta kararlıyız” dedi. “TÜRKİYE BU SORUNU ÇÖZEBİLECEK GÜCE SAHİP”Türkiye’nin terörle mücadele sürecinde büyük ekonomik ve sosyal bedeller ödediğini belirten Erdoğan, sadece ekonomik maliyetin 2 trilyon doları aştığını söyledi. Buna rağmen Türkiye’nin bu sorunu kalıcı şekilde çözebilecek kapasiteye, birikime ve tecrübeye sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, en büyük güçlerinin millet desteği olduğunu kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her metrekaresinde huzurun, güvenliğin ve kardeşliğin hakim olduğu bir yapıyı inşa etmeyi hedeflediklerini vurguladı. Cumhur İttifakı’nın bu süreçte güçlü bir dayanışma sergilediğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin geleceği için ortak hareket etmeye devam edeceklerini dile getirdi. Erdoğan, geçmişte yaşanan sorunların tekrar etmemesi için devletin tüm imkanlarıyla mücadele yürütüldüğünü de söyledi.Konuşmasında birlik ve beraberlik mesajları veren Erdoğan, Türkiye’nin terör belasından tamamen kurtulmasının sadece güvenlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve toplumsal huzur açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. Terörün yıllarca ülkenin enerjisini tükettiğini belirten Erdoğan, artık Türkiye’nin enerjisini kalkınmaya, teknolojiye ve gençlere yönlendirmek istediklerini söyledi.GENÇLİK ŞÖLENİ ÜZERİNDEN MUHALEFETE ELEŞTİRİCumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının önemli bölümünü gençlik politikalarına ayırdı. AK Parti Gençlik Kolları tarafından Kocaeli’nde düzenlenen gençlik buluşmasına değinen Erdoğan, etkinliğe yaklaşık 100 bin gencin katıldığını belirterek organizasyonun büyük bir coşku içerisinde gerçekleştiğini söyledi. Stadyumun içi kadar dışının da dolu olduğunu ifade eden Erdoğan, farklı yaşam tarzlarından gençlerin aynı atmosferde bir araya geldiğini kaydetti.Muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, CHP’nin gençlerle sağlıklı bir bağ kuramadığını ileri sürdü. AK Parti’nin kuruluşundan bu yana gençlerin taleplerini anlamaya çalışan bir siyaset izlediğini belirten Erdoğan, gençleri yargılayan ve ötekileştiren bir anlayıştan uzak olduklarını söyledi. Erdoğan, “Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerin sorunlarına yine gençlerle birlikte çözüm üretmeye çalıştık” ifadelerini kullandı.AK Parti’nin gençlik politikalarının sadece eğitim veya sosyal faaliyetlerle sınırlı olmadığını belirten Erdoğan, başörtüsü nedeniyle eğitim hakkı engellenen gençlerden bağımlılıkla mücadele eden gençlere kadar toplumun her kesimiyle ilgilendiklerini söyledi. Erdoğan, gençler arasında ayrım yapmadıklarını vurgulayarak, “Biz hiçbir zaman gençleri kategorilere ayıran bir anlayışın temsilcisi olmadık” dedi.“GENÇLER GERÇEKLERİ GÖRÜYOR”Konuşmasında CHP Genel Başkanı’na da sert sözlerle yüklenen Erdoğan, muhalefetin gençlik şölenini küçümsemeye çalıştığını söyledi. CHP’nin artık salonları doldurmakta bile zorlandığını savunan Erdoğan, gençlerin yaşanan siyasi tartışmaları ve ortaya çıkan iddiaları yakından takip ettiğini ifade etti.CHP içinde yaşanan tartışmalar nedeniyle seçmenin rahatsız olduğunu ileri süren Erdoğan, gençlerin bu tabloyu net şekilde gördüğünü belirtti. Erdoğan, “Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu bu ülkenin gençleri görüyor” ifadelerini kullanırken, AK Parti’nin gençlere güvenmeye ve onların önünü açmaya devam edeceğini söyledi. TeknoFest gençliğinin Türkiye’nin geleceğinde önemli rol oynayacağını belirten Erdoğan, savunma sanayiinden teknolojiye kadar birçok alanda yetişen gençlerin Türkiye’nin yarınlarını şekillendireceğini ifade etti. Gençlerin bilim, teknoloji ve üretim alanlarında daha fazla söz sahibi olması için çalışmayı sürdüreceklerini kaydeden Erdoğan, Türkiye’nin geleceğini gençlerle birlikte inşa edeceklerini dile getirdi.“BU HAREKET BİR DAVA HAREKETİDİR”Konuşmasının ilerleyen bölümünde siyasi geçmişine ve AK Parti’nin kuruluş sürecine değinen Erdoğan, partinin yıllar boyunca birçok baskı ve müdahaleyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Türkiye’nin geçmişte darbeler, muhtıralar, siyasi yasaklar ve terör saldırılarıyla mücadele ettiğini hatırlatan Erdoğan, tüm bu süreçlerde geri adım atmadıklarını ifade etti.AK Parti hareketinin kişisel çıkar değil, büyük Türkiye hedefi doğrultusunda kurulduğunu belirten Erdoğan, “Bu hareket en başından beri bir dava hareketidir” dedi. Siyasi hayatı boyunca birçok ihanet ve zorluk yaşadığını söyleyen Erdoğan, buna rağmen mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmediklerini ifade etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte partilerine kapatma davaları açıldığını, siyasi baskılarla karşı karşıya kaldıklarını ancak millet desteği sayesinde yollarına devam ettiklerini söyledi. Türkiye’de vesayet anlayışına karşı mücadele verdiklerini belirten Erdoğan, “Kolayı değil zoru seçtik. Rahatımızı düşünmedik, mücadeleyi tercih ettik” ifadelerini kullandı. Siyasi mücadele boyunca birçok saldırıya maruz kaldıklarını söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin huzuru ve geleceği için fedakarlık yapmaktan çekinmediklerini dile getirdi. Erdoğan, “Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak binlerce kişi gelir” sözleriyle hareketlerinin kişilerle sınırlı olmadığını vurguladı.CUMHUR İTTİFAKI MESAJICumhur İttifakı’nın Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Erdoğan, MHP ile birlikte yeni dönemde de ortak hedefler doğrultusunda hareket edeceklerini söyledi. Türkiye’nin huzuru, güvenliği ve kardeşliği için mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirten Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın geçmişte olduğu gibi bundan sonra da önemli süreçlerde belirleyici rol oynayacağını kaydetti.Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını sürdürürken aynı zamanda güvenlik alanında da güçlü adımlar atmaya devam edeceğini ifade etti. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda gençlerin, kadınların ve toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil olacağını belirten Erdoğan, ülkenin geleceğini ortak akılla inşa edeceklerini söyledi.Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Erdoğan, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tüm sorunların millet desteğiyle aşılacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En güçlü dayanağımız millettir. Milletimizle birlikte yürüdüğümüz bu yolda tereddüt etmeden mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ecdadın mirasını geleceğe taşıyacağız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vakıflar Haftası dolayısıyla düzenlenen programa katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa çok sayıda vakıf temsilcisi, bürokrat ve davetli iştirak etti. Erdoğan, konuşmasının başında Vakıflar Haftası kapsamında vakıf camiasını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Vakıf kültürünün Türk milletinin tarih boyunca oluşturduğu en önemli değerlerden biri olduğunu ifade eden Erdoğan, hiçbir karşılık beklemeden insanlığa hizmet eden hayırseverlerin toplumsal hayatın en güçlü yapı taşlarından biri olduğunu söyledi. Bu yıl “Mimari ve Zarafette Vakıf Medeniyeti” temasıyla düzenlenen etkinliklerin kültürel mirasın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını belirten Erdoğan, mimari, zarafet, vakıf ve medeniyet kavramlarının birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin asırlar boyunca oluşan kültürel birikiminin yalnızca tarihi eserlerle sınırlı olmadığını belirterek, bu mirasın aynı zamanda toplumun dayanışma anlayışını, estetik yaklaşımını ve insan merkezli düşünce yapısını da yansıttığını dile getirdi. Vakıf anlayışının, yardımlaşmayı ve paylaşmayı kurumsal hale getiren önemli bir medeniyet mirası olduğuna dikkat çeken Erdoğan, geçmişten bugüne uzanan bu kültürün korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi. ÜÇ KITAYA YAYILAN VAKIF ESERLERİKonuşmasında Osmanlı’dan bugüne ulaşan vakıf eserlerine de değinen Erdoğan, camilerden medreselere, kütüphanelerden şifahanelere kadar pek çok yapının vakıf kültürünün somut örnekleri olduğunu ifade etti. Çeşmeler, köprüler, su kemerleri, hanlar ve kervansarayların da bu medeniyet anlayışının önemli parçaları olduğunu söyleyen Erdoğan, üç kıtaya yayılan eserlerin yüksek bir estetik anlayışıyla inşa edildiğini kaydetti. Bu eserlerin yalnızca mimari yapılar olmadığını vurgulayan Erdoğan, aynı zamanda adalet, ahlak ve topluma hizmet anlayışının birer yansıması olduğunu dile getirdi. Vakıf kültürünün merkezinde insanın yer aldığını belirten Erdoğan, geçmişte inşa edilen eserlerin toplumun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakıf kültürünün korunmasının gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, tarihi eserlerin restorasyonu ve yaşatılması için yürütülen çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 102 yıldır önemli bir görevi yerine getirdiğini belirten Erdoğan, kurumun kültürel mirasın korunması konusunda önemli çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi. 202 VAKIF ESERİ HİZMETE AÇILDIGeçtiğimiz yıl Vakıflar Haftası kapsamında 101 vakıf eserinin açılışının gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, bu yıl ise restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserinin toplu açılışının yapıldığını açıkladı. Açılışı yapılan eserler arasında Kahramanmaraş’taki Ulu Cami, Beyazıt Medresesi Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin bazı fakülte binaları ve Kuzey Makedonya’daki Hacı Mahmut Bey Camii’nin bulunduğunu belirtti. Program sırasında canlı bağlantılarla açılış törenlerinin gerçekleştirildiğini ifade eden Erdoğan, restorasyon çalışmalarında görev alan mimar, mühendis, işçi ve uzmanlara teşekkür etti. Tarihi eserlerin yeniden ayağa kaldırılmasının kültürel miras açısından büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, bu çalışmaların gelecek kuşaklara önemli bir miras bırakacağını söyledi. Restorasyonu tamamlanan eserlerin yalnızca fiziksel olarak yenilenmediğini dile getiren Erdoğan, aynı zamanda tarihi hafızanın da korunmuş olduğunu ifade etti. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve yurt dışında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının medeniyet mirasının yaşatılmasına katkı sunduğunu kaydetti. “HAYIR VE ZARAFET KÜLTÜRÜMÜZÜN TEMELİDİR”Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında vakıf kültürünün manevi yönüne dikkat çekti. Hayır, zarafet, nezaket ve kibarlığın Türk-İslam medeniyetinde önemli kavramlar olduğunu ifade eden Erdoğan, vakıf anlayışının bu değerlerle şekillendiğini söyledi. İnsanlara yardım etmenin ve toplumsal dayanışmanın vakıf kültürünün temelini oluşturduğunu dile getirdi. Vakıf eserlerinde estetik anlayışın da önemli bir yer tuttuğunu belirten Erdoğan, tarihi camilerden külliyelere kadar birçok yapının mimari açıdan büyük bir incelik taşıdığını kaydetti. Bu eserlerin sadece işlevsel yapılar olmadığını söyleyen Erdoğan, aynı zamanda medeniyet anlayışını yansıtan semboller olduğunu ifade etti. SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ ÖRNEĞİCumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Süleymaniye Külliyesi ile ilgili anlatılan bir rivayete de yer verdi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen külliyenin yapım sürecinde yaşanan bir olayın vakıf anlayışının özünü ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, cami inşaatında çalışan ustalara sıcak bir yaz gününde ayran dağıtan yaşlı bir kadının samimi davranışının önemli bir örnek olarak anlatıldığını söyledi. Erdoğan, rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman’ın gördüğü bir rüyada Süleymaniye Külliyesi ile işçilere ikram edilen bir bakraç ayranın terazide tartıldığını, samimiyetle yapılan küçük bir hayrın büyük eser kadar kıymetli görüldüğünün ifade edildiğini anlattı. Bu hikâyenin vakıf kültüründeki ihlas ve samimiyet anlayışını ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, yapılan işin büyüklüğünden çok niyetin önem taşıdığını dile getirdi. VAKIF SİSTEMİ TOPLUMUN HER ALANINDAYDIGeçmişte vakıf sisteminin toplumsal hayatın hemen her alanında etkili olduğunu belirten Erdoğan, Osmanlı döneminde insanların doğumdan ölüme kadar vakıf hizmetlerinden yararlandığını söyledi. Eğitim kurumlarından hastanelere, aşevlerinden köprülere kadar pek çok hizmetin vakıflar aracılığıyla sürdürüldüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakıf sisteminin yalnızca insanlara değil, doğaya ve hayvanlara yönelik hizmetleri de kapsadığını kaydetti. Göç eden leyleklerin korunmasından kimsesiz hastaların tedavisine kadar birçok alanda vakıfların faaliyet yürüttüğünü belirten Erdoğan, bu anlayışın toplumun dayanışma kültürünü güçlendirdiğini ifade etti. Öğrencilere mürekkep temin edilmesinden sahipsiz yapıların korunmasına kadar birçok alanda vakıfların görev üstlendiğini söyleyen Erdoğan, vakıf kültürünün kuşatıcı ve kapsayıcı bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi. GÜNÜMÜZDE DE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYORLARCumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde vakıf ve derneklerin sosyal yardımlaşma alanındaki faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti. Eğitimden sosyal dayanışmaya, yardım çalışmalarından kültürel faaliyetlere kadar pek çok alanda faaliyet gösteren vakıfların toplumsal hayat açısından önemli bir görev üstlendiğini ifade etti. Milli ve manevi değerlere bağlı nesillerin yetişmesine katkı sunan vakıfların çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, ihtiyaç sahiplerine yönelik faaliyetlerin toplumdaki dayanışma ruhunu güçlendirdiğini söyledi. Vakıfların farklı alanlarda hizmet vermeye devam ettiğini kaydeden Erdoğan, vakıf kültürünün gelecekte de yaşatılacağını ifade etti.

Fuat Oktay’dan Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa baskınına tepki

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskın, Türkiye’den sert tepki gördü. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Ben-Gvir’in adımını “provokatif eylem” olarak niteledi ve uluslararası topluma sessiz kalmama çağrısı yaptı. Dışişleri Bakanlığı da baskını “en güçlü biçimde” kınadı. Fuat Oktay paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Soykırımcı İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in, uluslararası hukuka aykırı olarak uzun süredir ibadete kapalı tuttukları Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskını şiddetle kınıyorum. Söz konusu bu provokatif eylem, Mescid-i Aksa’nın kutsiyetine yönelik bilinçli ve sistematik saldırıların bir parçasıdır. Uluslararası toplum buna kesinlikle sessiz kalmamalıdır. Mescid-i Aksa derhal ve koşulsuz olarak ibadete açılmalıdır. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanında olmayı sürdürecektir. ?? ??” Ben-Gvir’in baskını, bölgedeki gerilimin daha da arttığı bir dönemde gerçekleşti. Uluslararası ajans ve bölge kaynaklarına göre İsrailli bakan, güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa yerleşkesine girdi. Filistin tarafı ve bölgedeki bazı ülkeler bu ziyareti, kutsal mekânın statüsüne yönelik yeni bir ihlal ve açık bir provokasyon olarak değerlendirdi. Ankara’nın tepkisi de bu çizgide şekillendi. Hem Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması hem de Fuat Oktay’ın paylaşımı, Türkiye’nin Mescid-i Aksa’daki statü değişikliğine ve ibadeti engelleyen uygulamalara karşı sert itirazını bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: Haber Merkezi

Anadolu Ajansı’nın asırlık serüveni kitapla anlatıldı

Gazeteci-yazar Atakan Çelik’in kaleme aldığı “Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı’nın Asırlık Öyküsü” adlı eser, Nobel Yayınları tarafından yayımlandı. Dört yıla yayılan titiz bir çalışmanın ürünü olan kitap, ajansın kuruluşundan günümüze uzanan yolculuğunu bütüncül bir çerçevede inceliyor. MESLEKİ BİRİKİM ve AKADEMİK ÇALIŞMANIN BİRLEŞİMİ Eser, Atakan Çelik’in yaklaşık çeyrek asra yaklaşan gazetecilik deneyimi ile Sakarya Üniversitesi’nde hazırladığı yüksek lisans tezinin geliştirilerek kitaplaştırılmasıyla ortaya çıktı. Çelik, kitabın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, eserin hem sahada geçen meslek hayatının bir özeti hem de akademik bir çalışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Anadolu Ajansı’nın kendisi için yalnızca bir kurum değil, aynı zamanda bir okul ve hayat tecrübesi olduğunu dile getirdi. KURUCU RUH VE KÜRESEL DÖNÜŞÜMKitapta, Anadolu Ajansı’nın Milli Mücadele yıllarında ortaya çıkan kurucu ruhu ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Ajansın, bir milletin sesini dünyaya duyurmak ve dönemin dezenformasyonuna karşı hakikati ortaya koymak amacıyla kurulduğu vurgulanıyor. Eserde ayrıca ajansın zaman içinde geçirdiği dönüşüme de geniş yer veriliyor. Geyve’de bir telgraf hattında filizlenen bu yapının, çok dilli yayıncılıkla dünyanın dört bir yanına ulaşan küresel bir medya aktörüne dönüştüğü anlatılıyor. Bu sürecin yalnızca kurumsal büyüme değil, aynı zamanda bir zihniyet değişimi olduğu ifade ediliyor. SAHA TANIKLIKLARI VE KRİZ DÖNEMLERİKitapta, Atakan Çelik’in sahadan edindiği deneyimler de önemli bir yer tutuyor. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşananlar, Arap Baharı sürecinde bölgedeki gelişmeler, Pakistan’daki sel felaketi ve Bosna’daki saha gözlemleri, ajansın kriz anlarında üstlendiği rolü ortaya koyan örnekler arasında sıralanıyor. Bu olaylar üzerinden ajansın yalnızca haber aktaran değil, aynı zamanda sahada aktif rol alan bir yapı olduğu aktarılıyor. GAZZE BÖLÜMÜ VE BELGELEME ÇALIŞMALARIEserde Gazze’de yaşanan gelişmelere de özel bir bölüm ayrılıyor. Bu bölümde, Anadolu Ajansı tarafından yayımlanan “Tanık”, “Kanıt” ve “Sanık” adlı çalışmaların uluslararası kamuoyu ve hukuk açısından taşıdığı önem ele alınıyor. Gazze’de yaşananların yalnızca insani değil, aynı zamanda hakikatin hedef alındığı bir süreç olduğu vurgulanırken, ajansın bu süreçte yaptığı yayınlarla yaşananları kayıt altına aldığı belirtiliyor. İTHAF VE GENEL ÇERÇEVEAtakan Çelik, kitabını gazeteciler açısından zorlu bir dönem olarak nitelendirdiği İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında hayatını kaybeden meslektaşlarına ithaf etti. “Yüzyılın Tanığı”, Anadolu Ajansı’nın yalnızca bir haber ajansı olmadığını; aynı zamanda Türkiye’nin küresel iletişim gücünün, medya diplomasisinin ve hakikat mücadelesinin önemli bir temsilcisi olduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: Haber Merkezi

Kosova’da Siyasi Kriz: Meclis Feshedildi, Ülke Yeniden Sandığa Gidiyor

PRİŞTİNE – Kosova’da cumhurbaşkanlığı seçiminin Meclis’te sonuçsuz kalması üzerine siyasi kriz derinleşti. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, anayasal sürenin dolmasına rağmen yeni cumhurbaşkanının seçilememesi nedeniyle Kosova Meclisi’ni feshettiğini açıkladı. Ülkede erken genel seçim sürecinin başlaması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Osmani, düzenlediği basın toplantısında, Meclis’te dün gece gerçekleştirilen oturumda yeni cumhurbaşkanının seçilememesinin devlet açısından ciddi bir talihsizlik olduğunu söyledi. Anayasal sorumluluğunu yerine getirdiğini belirten Osmani, “Kosova Cumhuriyeti Anayasası’na uygun şekilde Meclisin feshedilmesine ilişkin kararı yayımladım” ifadelerini kullandı.

Osmani, milletvekillerinin siyasi uzlaşı sağlayamayarak ülkeyi yeniden seçim sürecine sürüklediğini vurgulayarak, bu tablonun önlenebilir olduğunu ancak Meclis’in temel anayasal sorumluluklarından birini yerine getirmekte başarısız kaldığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanının önümüzdeki günlerde siyasi parti liderleriyle görüşmeler gerçekleştirerek erken genel seçim tarihini açıklaması bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi çıkmaza girdi

Kosova’da mevcut cumhurbaşkanının görev süresi 4 Nisan’da sona erecek. Anayasaya göre yeni cumhurbaşkanının en geç 5 Mart’a kadar seçilmesi gerekiyordu. Ancak 120 sandalyeli Meclis’te gerekli çoğunluk sağlanamadı.

Başbakan Albin Kurti liderliğindeki Vetëvendosje, muhalefet partilerini kendi adayına destek vermeye ikna edemedi. Hükümet cephesi cumhurbaşkanlığı için Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Glauk Konjufca’yı aday gösterirken, muhalefet partileri ise geniş uzlaşıya dayalı bir aday talebinde bulundu.

Meclis Başkanı Albulena Haxhiu, gece yapılan oturumda yeterli çoğunluk sağlanamadığını belirterek oylamanın sürdürülemeyeceğini açıkladı. Haxhiu, oylama için en az 80 milletvekilinin hazır bulunması gerektiğini ancak salonda yalnızca 66 milletvekilinin bulunduğunu ifade etti.

Meclis Başkanlığı ayrıca cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin anayasal uygunluğunun değerlendirilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını ve karar çıkana kadar sürecin askıya alınmasına yönelik geçici tedbir talep ettiklerini duyurdu.

Anayasa değişikliği önerisi de destek bulmadı

Meclis’te aynı gece cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliği önerileri de gündeme geldi. Ancak bu girişim de milletvekillerinden gerekli desteği alamadı.

Kosova’da son dönemde siyasi takvim oldukça yoğun geçti. Ülkede 9 Şubat 2025’te genel seçim yapılmış, ardından 28 Aralık 2025’te erken seçim düzenlenmişti. Albin Kurti liderliğindeki hükümet ise 11 Şubat’ta Meclis’ten güvenoyu alarak göreve başlamıştı.

Meclisin feshedilmesiyle birlikte Kosova’da siyasi dengeleri yeniden şekillendirecek bir erken seçim süreci başlamış oldu. Cumhurbaşkanı Osmani’nin, parti liderleriyle yapacağı temasların ardından seçim takvimini netleştirmesi bekleniyor.

Arnavutluk’ta Kabine Revizyonu: Rama Yönetimi Kritik Bakanlıkları Yeniledi

Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama’nın liderliğinde gerçekleştirilen kapsamlı kabine revizyonu resmen yürürlüğe girdi. Hükümet, özellikle reform sürecini hızlandırmak, kamu yönetiminde verimliliği artırmak ve Avrupa Birliği’ne uyum başlıklarında daha etkin bir icra mekanizması oluşturmak amacıyla kritik bakanlıklarda değişikliğe gitti.

Parlamentonun onayıyla resmiyet kazanan yeni kabine düzenlemesi, iç güvenlikten adalete, enerjiden dış politikaya kadar geniş bir alanda yeni isimleri görev başına taşıdı.

Yeni Kabinede Öne Çıkan İsimler

Albana Koçiu, Başbakan Yardımcılığı görevine atandı. Koçiu’nun hükümetin stratejik reform programlarının koordinasyonunda aktif rol üstlenmesi bekleniyor. Özellikle kamu yönetimi reformu ve kurumsal yeniden yapılanma süreçlerinde etkili bir pozisyonda olacak.

Enea Karakaçi, Altyapı ve Enerji Bakanlığı görevini devraldı. Ülkenin enerji arz güvenliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve büyük ölçekli altyapı projelerinin Karakaçi’nin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor.

Besfort Lamallari, İçişleri Bakanı olarak görevlendirildi. Kamu güvenliğinin güçlendirilmesi, organize suç ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında yeni dönemin en kritik aktörlerinden biri olacak.

Toni Gogu, Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi ve yargı reformlarının sürdürülmesi Gogu’nun öncelikli sorumluluk alanı olarak öne çıkıyor. AB müzakere sürecinde adalet başlığının belirleyici rolü göz önünde bulundurulduğunda bu atama ayrı bir önem taşıyor.

Ferit Hoxha, Avrupa ve Dışişleri Bakanı olarak atandı. Hoxha, Arnavutluk’un diplomatik ilişkilerini yönetmenin yanı sıra Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde müzakere trafiğini yönetecek kilit isim olacak.

Ermal Nufi, Savunma Bakanlığı görevine getirildi. Ulusal güvenlik stratejilerinin güncellenmesi, NATO ile koordinasyon ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesi yeni dönemin ana başlıkları arasında.

Eriona Ismaili ise Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Bakan olarak görevlendirildi. Ismaili’nin temel sorumluluğu, yürütme ile yasama organı arasındaki koordinasyonu artırmak ve reform paketlerinin Meclis sürecini hızlandırmak olacak.

Reform ve AB Süreci Vurgusu

Kabine değişikliğinin arkasında üç temel hedef öne çıkıyor: yolsuzlukla mücadelede daha güçlü bir siyasi irade ortaya koymak, yapısal reformları hızlandırmak ve Avrupa Birliği üyelik sürecinde somut ilerleme sağlamak.

Siyasi kulislerde, bu revizyonun yalnızca isim değişikliğinden ibaret olmadığı; hükümetin ikinci faz reform programına geçişinin işareti olduğu yorumları yapılıyor. Özellikle adalet ve içişleri alanındaki atamalar, uluslararası çevreler tarafından da yakından izlenecek.

Yeni kabinenin performansı, Arnavutluk’un hem iç siyasi dengeleri hem de AB ile yürüttüğü müzakere süreci açısından belirleyici olacak.

Haber: Furkan Bostancı

Duran: “Türkiye insani çözümün kurucu ortağıdır”

Burhanettin Duran, Ankara’da gerçekleştirilen ve akademisyenler, diplomatlar, sivil toplum temsilcileri ile medya mensuplarının katıldığı panelde küresel siyasetin mevcut yönelimlerini ve Türkiye’nin bu süreçteki konumunu ayrıntılı biçimde ele aldı. Panelde özellikle son yıllarda artan savaşlar, bölgesel gerilimler, göç hareketleri, insani dramlar ve uluslararası sistemdeki temsil krizleri masaya yatırıldı. Duran, konuşmasının giriş bölümünde dünya siyasetinin tarihsel bir kırılma döneminden geçtiğini belirterek, mevcut küresel düzenin adalet üretme kapasitesinin ciddi şekilde sorgulandığını ifade etti. Uluslararası sistemin özellikle kriz anlarında etkili ve kapsayıcı çözümler üretmekte zorlandığını dile getiren Duran, bu durumun küresel ölçekte güven bunalımına yol açtığını söyledi. “TÜRKİYE EDİLGEN DEĞİL, YÖN VERİCİ BİR AKTÖRDÜR”Türkiye’nin dış politikadaki pozisyonuna geniş yer ayıran Duran, ülkenin artık yalnızca gelişmeleri takip eden bir aktör olmadığını, birçok alanda inisiyatif alan ve çözüm önerileri geliştiren bir ülke konumuna yükseldiğini ifade etti. Türkiye’nin kriz bölgelerinde yürüttüğü diplomatik temasların, arabuluculuk girişimlerinin ve insani yardım faaliyetlerinin uluslararası kamuoyunda dikkatle izlendiğini belirten Duran, “Türkiye sahada da masada da varlık gösteren bir ülkedir” mesajını verdi. Ankara’nın, bölgesel ve küresel meselelerde dengeli, çok boyutlu ve ilkesel bir dış politika yürüttüğünü kaydeden Duran, bu yaklaşımın temelinde insan odaklı bir perspektif bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin hem güvenlik kaygılarını gözettiğini hem de insani sorumluluklarını yerine getirdiğini belirtti. Panelde en çok öne çıkan başlıklardan biri, küresel sistemin yapısal sorunları oldu. Duran, mevcut uluslararası düzenin temsilde adalet üretmediğini ve özellikle kriz dönemlerinde çifte standartlı uygulamaların derinleştiğini ifade etti. Küresel yönetişim mekanizmalarının günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlandığını dile getiren Duran, daha kapsayıcı ve daha adil bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu noktada reform çağrılarını güçlü şekilde dile getirdiğini belirten Duran, uluslararası sistemin daha eşitlikçi bir yapıya kavuşmasının küresel barış açısından zorunlu olduğunu söyledi. Adalet ekseninin dış politika vizyonunun merkezinde yer aldığını kaydeden Duran, Türkiye’nin yalnızca kendi çıkarlarını değil, küresel istikrarı da gözeten bir anlayışla hareket ettiğini dile getirdi. STRATEJİK İLETİŞİM VE KAMU DİPLOMASİSİ VURGUSUKonuşmasında iletişim politikalarının artan önemine de değinen Duran, günümüz dünyasında bilgi akışının ve algı yönetiminin uluslararası ilişkilerde belirleyici bir rol oynadığını ifade etti. Hakikatin savunulmasının ve doğru bilginin küresel kamuoyuna ulaştırılmasının stratejik bir gereklilik haline geldiğini söyledi. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetlerine dikkat çeken Duran, dezenformasyonla mücadele, uluslararası medya çalışmaları ve stratejik iletişim projeleriyle Türkiye’nin tezlerinin dünya kamuoyuna anlatıldığını belirtti. Bilgi savaşlarının yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir anlatı inşa ettiğini ifade eden Duran, iletişim alanındaki çalışmaların dış politikanın tamamlayıcı unsuru olduğunu kaydetti. Duran, Türkiye’nin insani yardım performansına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Türkiye’nin uzun süredir dünyanın en fazla insani yardım sağlayan ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Duran, savaş ve afet bölgelerine yönelik yardım politikalarının sistematik ve sürdürülebilir bir anlayışla yürütüldüğünü söyledi. Türkiye’nin insani diplomasi anlayışının yalnızca maddi destekten ibaret olmadığını vurgulayan Duran, bunun aynı zamanda insan onurunu merkeze alan bir yaklaşım olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin kriz anlarında hızlı refleks gösteren bir ülke olduğunu belirten Duran, bu yaklaşımın uluslararası alanda güvenilirlik sağladığını ifade etti. İnsani yardımın Türkiye için bir dış politika enstrümanı değil, ahlaki bir sorumluluk olduğunu kaydeden Duran, bu perspektifin ülkenin küresel itibarını güçlendirdiğini söyledi. BÖLGESEL KRİZLER VE ÇOK KATMANLI YAKLAŞIMYakın coğrafyada yaşanan çatışmaların küresel dengeleri etkilediğini belirten Duran, Türkiye’nin bu süreçte çok katmanlı bir politika izlediğini aktardı. Güvenlik, diplomasi ve insani yardım boyutlarının birbirini tamamladığını ifade eden Duran, kalıcı barışın ancak siyasi diyalog ve kapsayıcı süreçlerle mümkün olabileceğini söyledi. Türkiye’nin bir yandan sınır güvenliğini sağlarken diğer yandan diplomatik kanalları açık tuttuğunu dile getiren Duran, krizlerin çözümünde askeri yöntemlerin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Bu kapsamda Türkiye’nin diyalog zeminini güçlendiren ve gerilimi azaltmaya dönük girişimlerde bulunduğunu ifade etti. Duran’ın konuşmasında en dikkat çeken kavramlardan biri “küresel vicdan” oldu. Türkiye’nin dış politika yaklaşımının değer temelli olduğunu belirten Duran, insani dramlar karşısında sessiz kalmanın kabul edilemez olduğunu söyledi. Uluslararası kamuoyunun bazı krizlerde yeterli duyarlılığı göstermediğini ifade eden Duran, Türkiye’nin bu noktada ilkesel bir duruş sergilediğini kaydetti. İnsan hayatını ve onurunu merkeze alan bir diplomasi anlayışının sürdürüldüğünü belirtti. Türkiye’nin hem bölgesel hem küresel meselelerde yapıcı bir rol üstlendiğini vurgulayan Duran, diyalog ve iş birliği zeminini güçlendirme çabalarının devam edeceğini söyledi. YENİ DÖNEMDE KARARLILIK MESAJIKonuşmasının sonunda Türkiye’nin çok boyutlu dış politika çizgisini sürdüreceğini belirten Duran, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin istikrar üreten bir aktör olmaya devam edeceğini ifade etti. Türkiye’nin krizlerin çözümünde sorumluluk almaktan kaçınmadığını dile getiren Duran, insani diplomasi, stratejik iletişim ve adalet eksenli yaklaşımın önümüzdeki süreçte de temel referans noktaları olacağını kaydetti. Ankara’daki panel, soru-cevap bölümünün ardından sona ererken, Türkiye’nin küresel sistemde üstlendiği rol ve değer temelli dış politika anlayışı katılımcılar tarafından kapsamlı biçimde değerlendirildi. Panelde verilen mesajlar, Türkiye’nin yalnızca bölgesel bir güç değil, aynı zamanda küresel ölçekte söz söyleyen ve insani çözüm arayışlarının aktif ortağı olan bir ülke konumunu pekiştirdi.

Fuat Oktay, Bakü’de Türk eğitim kurumlarını ziyaret etti

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Parlamentoları Dışişleri Komisyonları 10. Üçlü Toplantısı için Azerbaycan’da bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Fuat Oktay, beraberindeki heyetle Bakü’de faaliyet gösteren Türk eğitim kurumlarını ziyaret etti. Bakü Türk Anadolu Lisesi ile Azerbaycan Uluslararası Maarif Okulları Gençlik Kampüsü’nü gezen Oktay, öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya gelerek eğitim faaliyetleri hakkında bilgi aldı ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarının eğitim alanında daha da güçlendiğini vurguladı. İlk ziyaret Bakü Türk Anadolu Lisesi'ne yapıldıTürkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Parlamentoları Dışişleri Komisyonları 10. Üçlü Toplantısı için Azerbaycan’da bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Fuat Oktay, beraberindeki heyeti ile Bakü'deki Türk eğitim kurumlarını ziyaret etti. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığına bağlı “Bakü Türk Anadolu Lisesi”ni ziyaret eden Oktay, öğretmen ve öğrencilerle buluşarak sohbet etti. Sınıfları gezen Oktay'a okul yöneticileri tarafından eğitim faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Oktay, ziyaret sonrasında sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada “Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü kardeşlik bağlarının eğitim alanındaki somut yansımalarından biri olan bu kıymetli kurumda, gençlerimizin donanımlı bireyler olarak yetişmesine yönelik çalışmaları görmekten büyük mutluluk duyduk. Emeği geçen tüm eğitimcilerimize ve idarecilerimize teşekkür ediyor, öğrencilerimize başarılar diliyoruz.” ifadelerini kullandı. Azerbaycan Uluslararası Maarif Okulları Gençlik Kampüsü’nde projeler sunulduOktay ve beraberindeki TBMM Dışişleri Komisyonu Heyeti daha sonra “Azerbaycan Uluslararası Maarif Okulları” Gençlik kampüsünü de ziyaret ederek burada sınıfları gezdi. Öğrenciler tarafından coşkulu şekilde karşılanan heyete, robotik ve yapay zekâ projeleri ile kültür ve sanat performansları sunuldu. Ziyarette, Maarif Okullarının eğitim anlayışı ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirme yapıldı. Oktay, ziyaret sonrasında sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada; “Türkiye Maarif Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren bu kıymetli eğitim kurumu yerinde görmekten memnuniyet duyduk. Bu tür kurumların ortak geleceğimiz açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha vurguladık. Eğitim alanındaki iş birliğimizin, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarını daha da pekiştireceğine inanıyor; emeği geçen tüm eğitimcilerimize teşekkür ediyor, öğrencilerimize başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı. "Azerbaycan-Türkiye kardeşliği dünden bugüne çok daha ileridedir, bugünden de yarına çok daha ileride olacaktır"Ziyaretlerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Oktay, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Parlamentoları Dışişleri Komisyonları 10. Üçlü Toplantısı için bulundukları Azerbaycan’da yaptıkları görüşme ve toplantıları değerlendirdi. Oktay, Heyet olarak çok faydalı görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek "Şunu gördük ki Azerbaycan-Türkiye kardeşliği dimdik ayaktadır, dünden bugüne çok daha ileridedir, bugünden de yarına çok daha ileride olacaktır." dedi. Azerbaycan ve Türkiye'nin her geçen gün güçlendiğini belirten Oktay, "Bu iki güç bir araya geldiğinde bambaşka bir güç, kardeşlik ve dayanışma ortaya çıkıyor." diye konuştu. “Hem ikili hem de üçlü boyutta bölgenin gelişmesi ve kalkınmasıyla ilgili yapılabilecekleri ele aldık”Oktay, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Parlamentoları Dışişleri Komisyonları 10. Üçlü Toplantısı'nı yaptıklarını belirterek bu toplantıda hem ikili hem de üçlü boyutta bölgenin gelişmesi ve kalkınmasıyla ilgili yapılabilecekleri ele aldıklarını bildirdi. Görüşmelerde ulaşım hatları konusunun müzakere edildiğini belirten Oktay, Azerbaycan'ın ana karasını Nahçıvan'a bağlayacak, Zengezur Koridoru olarak da nitelendirilen Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası'nın (TRIPP) önemli olduğunu vurguladı. Oktay, "Zengezur Koridoru, hem bölge barışına hem de bölge kalkınmasına katkı verecek aynı zamanda da Türk dünyasını birleştirebilecek güçlü projedir." ifadesini kullandı. "Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ile doğrudan alakalıdır”Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin Türkiye'ye de yansıdığını ifade eden Oktay, "Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ile doğrudan alakalıdır. Umut ediyoruz ki bölgenin gündemi artık çatışmalarla değil artık barış, refah ve kalkınmayla belirlenir." dedi. Oktay'a ziyaretlerinde TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleri AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ve İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun ile Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün eşlik etti. Kaynak: Haber Merkezi

Dervişoğlu: Bu bir çözüm süreci değil, geçiş sürecidir

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sözlerine Balıkesir’de eğitim uçuşu sırasında şehit olan pilot için başsağlığı dileyerek başladı. Dervişoğlu, “Şehidimize Cenabı Hak’tan rahmet, kederli ailesine ve aziz milletimize baş sağlığı diliyorum.” dedi.Ramazan ayı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde vatandaşlarla bir araya geldiklerini belirten Dervişoğlu, sahada iki temel sorunun öne çıktığını söyledi. Dervişoğlu, “Vatandaşlarımız bir yandan ‘Perişanız, bu ekonomi ne olacak ne zaman feraha ereceğiz?’ diye soruyor. Diğer yandan ‘Bu katilbaşı ve diğer teröristler gerçekten aramızda mı dolaşacak? Bu bayrağın şerefi ne olacak?’ diye soruyor.” ifadelerini kullandı.Bu iki sorunun özünde aynı meseleye işaret ettiğini dile getiren Dervişoğlu, “Türkiye bir yanda açlıkla sınanıyor, diğer yanda korkuyla sindiriliyor.” dedi.“MESELE BU MİLLETİN HAYSİYETİDİR”Konuşmasında kimlik ve Cumhuriyet vurgusu yapan Dervişoğlu, “Sadece paramız değil, kimliğimiz de çalınıyor. O kimlikte Türklük vardır, örf vardır, ahlak vardır, tarih vardır. Cumhuriyetimiz vardır.” dedi.“Yani ikisi aslında tek bir meseledir: Mesele bu milletin haysiyetidir. Dava, haysiyet davasıdır. Hürriyet davasıdır. İstiklal davasıdır.” diyen Dervişoğlu, yaşanan sürecin yalnızca ekonomik bir kriz başlığı altında değerlendirilemeyeceğini söyledi.Konuşmasında “İmralı’nın statüsü” tartışmalarına da değinen Dervişoğlu, “İmralı’nın statüsü diye bir şey yoktur. İmralı, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümranlık sahasında bulunan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir cezaevidir. Nokta.” dedi.Abdullah Öcalan’ın Türk hukukuna göre ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “Ne siyasal özne olabilir ne müzakere tarafı olabilir ne de sembolik bir adres olabilir.” ifadelerini kullandı. “BU BİR ÇÖZÜM SÜRECİ DEĞİL, GEÇİŞ SÜRECİDİR”Dervişoğlu, geçmişte yürütülen süreçlere atıfta bulunarak, 2009’dan itibaren başlatılan adımların anayasa değişiklikleri ve sistem dönüşümleriyle birlikte ilerlediğini söyledi. 2010 referandumu ile yargı yapısında değişiklikler yapıldığını, 2013’te sürecin yeniden başlatıldığını, 2017’de ise başkanlık sistemine geçildiğini hatırlattı.Bugün yeniden benzer bir tablonun ortaya konulduğunu savunan Dervişoğlu, “Bu bir çözüm süreci değil, geçiş sürecidir.” dedi.“Ortaya atılan jeopolitik hikayelerin, demokratikleşme masallarının gizlemek istediği tek gerçek budur.” ifadelerini kullanan Dervişoğlu, Türkiye’nin bir sistem tartışmasının içine sürüklendiğini söyledi.Konuşmasında muhalefete de çağrıda bulunan Dervişoğlu, “Bu şantaja boyun eğmeyin.” dedi. Devletin ve Cumhuriyet’in temel niteliklerinin tartışmaya açılmasına karşı olduklarını belirten Dervişoğlu, “Devleti, devlet aklının iplerini çözmüşlerin elinden kurtarmaktan; Cumhuriyeti, onun ruhuyla kavga edenlerden kurtarmaktan geçer.” ifadelerini kullandı. “BÜYÜK VE MÜREFFEH TÜRKİYE’Yİ BİRLİKTE KURACAĞIZ”Konuşmasının sonunda Türkiye’nin adalet, üretim ve liyakat temelinde yeniden ayağa kalkacağını belirten Dervişoğlu, “Biz; bu toprakları yoksulluğun ve adaletsizliğin pençesinden çekip alacağız. Bunun sözünü Türk milletine veriyoruz.” dedi.“Üretimin bereketini, liyakatin onurunu, hürriyetin güvenini her bir hanemize sarsılmaz bir mühür gibi vuracağız.” ifadelerini kullanan Dervişoğlu, “Büyük ve müreffeh Türkiye’yi biz birlikte kuracağız.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Babacan: Kalıcı barış adaletle mümkündür

Sürecin ilk günlerinde “Barış savaştan iyidir. Diyalog çatışmadan iyidir.” dediklerini hatırlatan Babacan, “Yeter ki bu ülke bu sorunu çözsün; biz değil elimizi, gerekirse bedenimizi taşın altına koyarız.” ifadelerini kullandı.Aradan geçen süre boyunca sürece katkı sunacak her zeminde yer aldıklarını belirten Babacan, “Siyasetin, Meclis’in ve demokratik zeminin yanında durduk; durmaya da devam edeceğiz.” dedi. Komisyon raporunun yayımlandığını hatırlatan Babacan, “Silahların susması, terör örgütünün feshi, şiddetin tamamen devreden çıkması çok önemlidir ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek zorundayız: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz.” diye konuştu.Babacan, “Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz.” ifadelerini kullandı.“YARGIYI SİYASETİN GÖLGESİNDEN ÇIKARIN”Kayyım uygulamalarına değinen Babacan, “Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi yönünde raporda zikredilen iradeyi değerli buluyoruz. Ama sadece bir ifade yeterli değil. Bu konunun sağlam hukuki güvencelerle desteklenmesi gerekir.” dedi. İdari vesayeti azaltan ve demokratik meşruiyeti güçlendiren açık bir çerçeve oluşturulması gerektiğini belirten Babacan, yüksek yargı kararlarının uygulanmamasının hukuka olan güveni zedelediğini söyledi.“Yargıtay ve Danıştay denetiminden geçip haklarında takipsizlik veya beraat kararı verildiği halde hâlâ KHK mağduriyeti yaşayanlar varsa, sürece olan güveni pekiştiremezsiniz.” diyen Babacan, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını eleştirdi.Babacan, “Bir taraftan özgürlük deyip, diğer taraftan yargıyı ikna sopası olarak kullanmaya devam ederseniz, insanları bu sürece ikna edemezsiniz.” dedi. “Meseleyi kökünden çözmek mi istiyorsunuz? Yapılması gerekenler çok açık: Yargıyı siyasetin gölgesinden çıkarın. Özgürlükleri keyfi kararlarla daraltmayın. Demokrasiyi güçlendirin. Temel hak ve özgürlükleri sağlam güvencelere bağlayın.” ifadelerini kullandı.“TEK BİR KİŞİ, BÜTÜN SİSTEMİ KİLİTLEMİŞ DURUMDA”Babacan, Meclis’in yetkilerine işaret ederek, “Bu raporu hazırlayan siyasi partiler gerçekten sözlerinin arkasındaysa, gelin hep beraber raporda yazılanların gereğini bu yüce Meclis’in çatısı altında hemen yapalım.” dedi. Yasama yetkisinin Meclis’te olduğunu vurgulayan Babacan, uygulamanın yürütme erkine bağlı olduğunu söyledi.Konuşmasında kamuoyuna yansıyan “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına da değinen Babacan, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu isimlerin tutuklandığını hatırlattı. “Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat ve menfaat ilişkisine girdiğinin tespit edilmesi, yargı ve kolluk açısından çok vahim bir durumdur.” dedi.“Kamu görevi yürüten kişiler bir suç örgütünün hiyerarşisi içinde hareket etmişse, burada yalnızca bireysel bir yozlaşma yoktur; burada kurumsal bir güvenlik zafiyeti var demektir.” ifadelerini kullanan Babacan, devlet yönetiminin bu tür sızmaları kaldıramayacağını söyledi.“GENÇLER SİSTEMİN DIŞINDA”TÜİK verilerine atıfta bulunan Babacan, 15-34 yaş grubunda 6,5 milyon gencin ne eğitimde ne istihdamda yer aldığını belirtti. “Bu gençlerimiz ne üretiyor ne de öğreniyor. Sistemin tamamen dışında kalmış durumdalar.” dedi.Konuşmasının sonunda bir bakanın iftar ziyareti sırasında siyasi afiş kullanmasını eleştiren Babacan, “Devlet ile partiyi ayıramayan, kamuyu kişisel vitrine dönüştüren bir anlayışın temsiliydi o resim.” dedi.“Ailelerin sofrasına oturup arkaya reklam panosu asanlara söylüyorum: Biz, değerlerimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.” ifadelerini kullanan Babacan, “Bu ülke propagandayla değil, güvenle güçlenir.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sürecin yeni aşaması başlayacak

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Konuşmasının merkezine yürütülen süreci yerleştiren Erdoğan, gelinen aşamaya ilişkin net ifadeler kullandı.Erdoğan, “Sürecin yeni aşaması başlayacak.” diyerek bundan sonraki döneme işaret etti. Yeni aşamada daha dikkatli, daha kararlı ve daha yoğun bir çalışma yürütüleceğini belirten Erdoğan, “Bu süreçte Meclis’imiz önemli bir görev üstlenecek.” dedi.“MECLİS LOKOMOTİF ROL ÜSTLENECEK”TBMM’nin sürecin merkezinde yer alacağını vurgulayan Erdoğan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yeni dönemde lokomotif rol üstlenecektir.” ifadelerini kullandı. Meclis çatısı altında yürütülen çalışmaların önemine dikkat çeken Erdoğan, ortaya çıkan iradenin kıymetli olduğunu belirtti.Erdoğan, “Milli iradenin tecelligahı olan Meclis’imiz, bu süreçte sorumluluk bilinciyle hareket edecektir.” dedi. Komisyon çalışmalarına ve raporlara değinen Erdoğan, Meclis’te ortaya konan çabanın yeni aşamada daha da güçleneceğini ifade etti. “PARTİMİZİN VE İTTİFAKIMIZIN SORUMLULUĞU ARTIYOR”Konuşmasında ittifak vurgusu yapan Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın yeni aşamadaki rolüne dikkat çekti. Erdoğan, “Bu aşamada partimizin ve ittifakımızın sorumluluğu daha da artacaktır.” dedi.Sürecin sağlıklı ilerlemesi için dayanışma ve koordinasyonun önemine işaret eden Erdoğan, “Hep birlikte, omuz omuza vererek bu süreci başarıya ulaştıracağız.” ifadelerini kullandı. Erdoğan, birlik ve beraberlik mesajı vererek, “Biz milletimizle birlikte yol yürüyoruz.” dedi.“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZE YÜRÜYORUZ”Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında güvenlik başlığına da geniş yer ayırdı. “Terörsüz Türkiye hedefimize kararlılıkla yürüyoruz.” diyen Erdoğan, bu hedefin Türkiye’nin geleceği açısından hayati önemde olduğunu vurguladı.Erdoğan, “Türkiye’yi terör belasından tamamen kurtarmakta kararlıyız.” dedi. Bu mücadelenin sadece güvenlik boyutuyla değil, her alanda sürdürüldüğünü belirten Erdoğan, “Huzurun, güvenliğin ve istikrarın hakim olduğu bir Türkiye inşa edeceğiz.” ifadelerini kullandı.“Terörsüz Türkiye’yi başardıktan sonra hedefimiz terörsüz bir bölgedir.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin attığı adımların bölgesel etkilerine de dikkat çekti. “UZLAŞMA KÜLTÜRÜ ÖNEMLİDİR”Erdoğan konuşmasında Meclis’te oluşan uzlaşma zeminine de değindi. “Ortak akıl ve istişare kültürü bizim için önemlidir.” diyen Erdoğan, farklı görüşlerin bir araya gelmesinin demokratik hayat açısından değerli olduğunu ifade etti.“Türkiye’nin meselelerini konuşarak, müzakere ederek çözeceğiz.” diyen Erdoğan, yapıcı bir siyaset anlayışının önemine vurgu yaptı. Erdoğan, “Milli birlik ve kardeşlik ruhunu daha da güçlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.“TÜRKİYE YENİ BİR DÖNEME GİRİYOR”Konuşmasının ilerleyen bölümünde yeni aşamanın anlamına işaret eden Erdoğan, “Türkiye yeni bir döneme giriyor.” dedi. Bu dönemde daha fazla sorumluluk, daha fazla gayret ve daha fazla kararlılık gerektiğini belirten Erdoğan, “Milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.Erdoğan, “Hiçbir engel bizi yolumuzdan alıkoyamaz.” dedi. Türkiye’nin güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, “Bizim pusulamız milletimizin beklentileridir.” diye konuştu. “BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla sürdürdü. “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin hedeflerine ancak ortak iradeyle ulaşabileceğini söyledi.“Milletimizin duası ve desteğiyle bu süreci başarıyla tamamlayacağız.” diyen Erdoğan, yeni aşamada daha yoğun bir çalışma dönemine girileceğini ifade etti. Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı hedeflerimize adım adım ilerliyoruz.” dedi.“KARARLIYIZ”Konuşmasının sonunda kararlılık mesajı veren Erdoğan, “Biz kararlıyız.” dedi. Sürecin başarıya ulaşması için gereken her adımın atılacağını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin geleceği için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.“Sürecin yeni aşaması ülkemize hayırlı olsun.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini tamamladı.

Özel: “Mücadelemiz sürecek, bu düzen değişecek”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Konuşmasına geride kalan haftayı değerlendirerek başlayan Özel, İstanbul’daki miting ve demokrasi nöbeti sürecini anlattı. “Hep beraber yoğun bir haftayı geride bıraktık” diyen Özel, İstanbul’un 39 ilçesinde gerçekleştirilen mitingleri hatırlattı. İlçe mitinglerinin Saraçhane’deki 7 günlük zorunlu ikametle başladığını belirten Özel, bu sürecin tamamlandığını söyledi. “Burayı Ekrem Başkan’ı tutukladılar ama bir seçilmişe, belediye meclisi içinden seçilen bir Cumhuriyet Halk Partiliye emanet ediyoruz” ifadelerini kullanan Özel, mitinglerin farklı bölgelerde devam edeceğini dile getirdi. “HER ŞARTTA HALKLA BULUŞTUK”Özel, mitinglerin zor hava koşullarına rağmen sürdüğünü belirterek, “46 derecede yaptık, −4 derecede yaptık. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı. Bir miting sırasında 12 kişinin bayıldığı da oldu” dedi. Tüm bu şartlara rağmen sürecin tamamlandığını ifade eden Özel, “Biz İstanbullu seçtiğine ve seçme iradesine sahip çıkacağız” diye konuştu. CHP lideri, mitinglerin yalnızca siyasi bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda seçme ve seçilme hakkına sahip çıkma iradesinin göstergesi olduğunu söyledi. YARGI VE “SİYASİ OPERASYON” ELEŞTİRİSİKonuşmasında yargı tartışmalarına da değinen Özel, yürütme ile yargı arasındaki ilişkiye eleştiri getirdi. “Yargı erkini elinde bulunduranların yürütmenin emrine girmesiyle birlikte yapılan siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı. Bu bölümde, geçtiğimiz hafta mal varlığını açıklaması için bir hafta süre verdiği eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek konusuna da değinen Özel, verdiği sürenin dolduğunu hatırlattı. Özel, kamuoyunda tartışılan iddialara ilişkin açıklama yapılmadığını belirterek, daha önce söylediği sözleri yineledi. “Bir hafta süre vermiştim” diyen Özel, kamuoyunun bilgi alma hakkına vurgu yaptı. Konuya ilişkin önceki grup toplantısında yaptığı çağrıyı hatırlatan CHP lideri, açıklama yapılmaması halinde kendisinin konuşacağını ifade ettiğini belirtti. “MEYDANLARDAN KORKUYORLAR”Özel, konuşmasının ilerleyen bölümünde iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. “İktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor, karşıma çıkmaktan korkuyor” dedi. Belediyelere yönelik operasyonlara değinen Özel, “Belediyelerimize çöküyorlar. ‘Ne yapıyorsun?’ diyorum” ifadelerini kullandı. Özel, İstanbul’daki il örgütüne ve 39 ilçe başkanına teşekkür ederek, bölge mitinglerinin süreceğini söyledi. “Tarih bu mücadeleyi yazacak” dedi. VERGİ HAFTASI VE EKONOMİ ELEŞTİRİSİCHP lideri konuşmasında Vergi Haftası’na da değindi. Türkiye’de vergi yükünün adaletsiz dağıldığını savunan Özel, dolaylı vergilerin yüksekliğine dikkat çekti. “Elektrik yandı mı vergi, su aktı mı vergi, alışveriş yaptın mı vergi” diyerek vatandaşın üzerindeki yükü anlattı. Maaşlı çalışanların gelirlerinden doğrudan vergi kesildiğini belirten Özel, “Bu iki mavi yakalı ya da devlet memuru maaşından vergisini ödüyor. Geriye ne kalıyor?” diye sordu. Vergi sisteminin adil hale getirilmesi gerektiğini söyledi. İFTAR PROGRAMI VE DIŞ POLİTİKA MESAJIÖzel, konuşmasında düzenlenen iftar programına da değindi. İftarda kürsüde siyaset yapılmadığını, Gazze ve Filistin meselesinin ele alındığını ifade etti. “Türkiye’nin özlediği bu güzel masa” sözlerini aktaran Özel, farklı kesimlerin bir araya gelmesinin önemine vurgu yaptı. “MÜCADELE SÜRECEK”Grup toplantısının sonunda Özel, demokrasi ve hukuk mücadelesinin süreceğini belirtti. İstanbul’daki mitinglerin tamamlandığını ancak yeni bölge mitingleriyle devam edeceklerini ifade etti. Yargı tartışmalarına ve kamuoyunda gündem olan mal varlığı meselesine değinen Özel, önceki açıklamalarının arkasında olduğunu söyledi. Vergi adaletsizliği, belediyelere yönelik işlemler ve meydan çağrılarıyla birlikte konuşma, muhalefetin önümüzdeki döneme ilişkin mesajlarını da içerdi. Özel’in TBMM’deki grup toplantısında yaptığı bu açıklamalar hem yargı tartışmaları hem de ekonomik eleştiriler açısından dikkat çekti. CHP lideri, konuşmasını mücadele vurgusuyla tamamladı.

Devlet Bahçeli: “Türkiye, fırtınalı dünyada istikrarın kalesidir”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de düzenlenen haftalık grup toplantısında hem iç hem dış gündeme dair geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık iki saate yaklaşan konuşmasında küresel gelişmelerden terörle mücadeleye, iç siyasi tartışmalardan toplumsal meselelere kadar birçok başlıkta mesajlar veren Bahçeli, Türkiye’nin tarihi bir eşikten geçtiğini söyledi. Konuşmasına milletvekillerini, parti teşkilatlarını ve ekran başındaki vatandaşları selamlayarak başlayan Bahçeli, Ramazan ayının manevi atmosferine dikkat çekti. Bu mübarek zaman diliminin birlik, paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmesi temennisinde bulunan MHP lideri, toplumsal huzurun korunmasının her zamankinden daha önemli olduğunu ifade etti. “KÜRESEL SİSTEM ÇÖZÜLÜYOR”Dünyanın yeni bir kırılma dönemine girdiğini belirten Bahçeli, uluslararası sistemin siyasi, askeri ve ekonomik sarsıntılarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Bölgesel savaşlar, güç mücadeleleri ve enerji merkezli rekabetin küresel dengeleri altüst ettiğini ifade eden Bahçeli, mevcut düzenin adalet üretmekten uzaklaştığını dile getirdi. Küresel aktörlerin çıkar odaklı politikalarının çatışma riskini artırdığını kaydeden Bahçeli, Türkiye’nin bu karmaşık tabloda denge siyaseti izlediğini ve devlet ciddiyetiyle hareket ettiğini vurguladı. Türkiye’nin jeopolitik konumunun hem risk hem de fırsat barındırdığını belirten Bahçeli, “Türkiye istikrarın ve direncin merkezidir” değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli’ye göre Türkiye, krizlerin kuşattığı bir coğrafyada ayakta kalmayı başaran, siyasi istikrarını muhafaza eden ve devlet refleksini diri tutan bir ülkedir. Bu durumun tesadüf olmadığını, güçlü devlet geleneği ve milli şuur sayesinde sağlandığını ifade etti. TERÖRLE MÜCADELEDE NET TAVIRKonuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri terörle mücadele başlığı oldu. Türkiye’nin uzun yıllardır terör tehdidiyle mücadele ettiğini hatırlatan Bahçeli, güvenlik politikalarının tavizsiz şekilde sürdürüleceğini söyledi. Terör örgütleriyle mücadelede geri adım atılmayacağını vurgulayan Bahçeli, devletin bekasına yönelen her tehdidin karşılıksız bırakılmayacağını ifade etti. Güvenlik güçlerinin fedakârlıklarını hatırlatan MHP lideri, şehitlerin emanetine sahip çıkmanın milli bir görev olduğunu dile getirdi. Terörle müzakere anlayışını eleştiren Bahçeli, devletin terör karşısında kararlı ve net bir çizgide durması gerektiğini belirtti. Sınır ötesi operasyonların Türkiye’nin güvenliği açısından zorunlu olduğunu kaydeden Bahçeli, terörün tamamen tasfiyesi hedefinden sapılmayacağını söyledi. İÇ SİYASETTE “MİLLİ SORUMLULUK” VURGUSUBahçeli, konuşmasında muhalefet partilerine yönelik eleştirilerde de bulundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditler karşısında milli meselelerin günlük siyasi tartışmalara malzeme edilmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, sorumlu siyaset çağrısı yaptı. Devletin güvenliği, milletin birliği ve ülkenin geleceği söz konusu olduğunda daha dikkatli bir dil kullanılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, iç çekişmelerin Türkiye’nin elini zayıflatabileceğini söyledi. Muhalefetin bazı söylemlerini eleştiren Bahçeli, milli konularda ortak bir zeminde buluşmanın önemine dikkat çekti. Bahçeli Türkiye’nin tarihi bir süreçten geçmekte olduğunu ve bu süreçte ayrışma değil kenetlenmenin gerekli olduğuna dikkat çekerek, siyasi rekabetin meşru olduğunu ancak devletin bekasının bunun üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti. TOPLUMSAL DEĞERLER VE GENÇLİK MESAJIMHP lideri konuşmasının önemli bir bölümünde toplumsal yapıya ve kültürel değerlere de değindi. Aile kurumunun korunmasının önemine işaret eden Bahçeli, genç nesillerin milli ve manevi değerlerle yetiştirilmesi gerektiğini söyledi. Eğitim sisteminde milli bilincin güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Bahçeli, kültürel yozlaşmaya karşı uyanık olunması gerektiğini ifade etti. Türk milletinin binlerce yıllık tarihine ve medeniyet birikimine vurgu yapan Bahçeli, bu mirasın korunmasının geleceğin teminatı olduğunu dile getirdi. Toplumsal dayanışmanın artırılması gerektiğini belirten Bahçeli, sosyal politikaların da bu anlayışla şekillenmesi gerektiğini kaydetti. EKONOMİ VE İSTİKRAR MESAJIKonuşmasında ekonomik gelişmelere de yer veren Bahçeli, küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin üretim gücünü koruduğunu söyledi. Enflasyonla mücadele, mali disiplin ve yatırım ortamının güçlendirilmesinin önemine değinen Bahçeli, ekonomik bağımsızlığın milli egemenliğin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Üretim, istihdam ve ihracat odaklı politikaların devam etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, ekonomik istikrarın siyasi istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin güçlü bir ekonomik altyapıya sahip olduğunu savunan Bahçeli, sabır ve kararlılıkla hedeflere ulaşılacağını söyledi. “TÜRKİYE GÜÇLÜDÜR, DEVLET PAYİDARDIR”Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik çağrısını yineleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda karşı karşıya olduğu tüm sınamaları aşacak kudrete sahip olduğunu ifade etti. Devlet ile millet arasındaki bağın güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Bahçeli, milli hedeflere ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirtti. Türkiye’nin tarihi sorumlulukları bulunduğunu kaydeden Bahçeli, bu sorumlulukların bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. MHP liderinin TBMM grup toplantısında verdiği mesajlar, önümüzdeki dönemde güvenlik politikaları, milli birlik vurgusu ve siyasi tartışmaların ana eksenini oluşturacak nitelikte değerlendirildi. Bahçeli’nin özellikle küresel sistemdeki çözülmeye dikkat çekerek Türkiye’nin “istikrar ve direnç merkezi” olduğu yönündeki vurgusu, konuşmanın en güçlü mesajı olarak öne çıktı.

Devlet Bahçeli: Suriye’de yeni bir denklem oluşmuştur

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Bahçeli, yaptığı açıklamada hem iç politikaya hem de bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demokrasi anlayışının birlik ve ortak değerler üzerine kurulması gerektiğini belirten Bahçeli, Suriye’deki son gelişmelerden terörle mücadeleye, erken seçim tartışmalarından ABD’nin İran’a yönelik olası askeri hamlelerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken uyarılar ve mesajlar verdi. “ÇATIŞMAYI KÖRÜKLEYEN ANLAYIŞ DEMOKRASİYE DEĞİL, ANARŞİYE HİZMET EDER”Demokrasinin temelinin birlik, dayanışma ve ortak değerler olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır. Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır. Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir. Demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir. Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek; sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir. ‘Terörsüz Türkiye’ ile ‘Terörsüz Bölge’ hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır" ifadelerini kullandı. “SURİYE CUMHURİYETİ’NDE YENİ BİR DENKLEM, YENİ BİR PARADİGMA, YENİ BİR YAPI OLUŞMUŞTUR”Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’de Kürtler üzerinden provoke edilmesine karşı uyarıda bulunan Bahçeli, "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir. Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır. Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır" dedi. “TÜRKİYE’DE OLDUĞU GİBİ, SURİYE’DE DE PROVOKASYONLARIN YAŞANMASI MÜMKÜNDÜR”PKK’nın 27 Şubat 2025’ten itibaren verdiği sözleri tuttuğunu belirten Bahçeli, "Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım. PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir. Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır" şeklinde konuştu. "ERKEN SEÇİM DİYE BİR ŞEY ASLA GÜNDEMDE YER ALMAYACAKTIR"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye, YPG ve HTŞ konularındaki açıklamalarını samimiyetsiz bulduğunu dile getiren Bahçeli, "Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. ‘HTŞ’ye kravat takmakla olmaz’ demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et. CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" ifadelerini kullandı. "ABD’NİN İRAN’I VURMASI HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEZ BİR EMPERYALİST VANDALLIK OLACAKTIR"İran’a karşı ABD öncülüğünde gündeme gelebilecek bir askeri müdahalenin, İsrail’in etkisiyle küresel istikrarsızlığı derinleştireceğini ifade eden Bahçeli, "Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir" dedi. "EPSTEİN BELGELERİNİN ZAMANLAMA İTİBARIYLA MANİDAR BİR DÖNEMDE DEŞİFRE EDİLMESİ AKILLARI KARIŞTIRAN SORU İŞARETLERİYLE DOLUDUR"Epstein belgeleri hakkında konuşan Bahçeli, "Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür. İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır. Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır. Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır" ifadelerini kullandı. “BİZ SİYASETİ, ‘SİYASET OLSUN DİYE’ DEĞİL, MİLLETİMİZE VE ÜLKEMİZE HİZMET İÇİN YAPIYORUZ”Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti çıkar için değil millet ve ülke hizmeti için yaptığını vurgulayan Bahçeli, “Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir. Biz siyaseti, ‘siyaset olsun diye’ değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz. Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz. Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir. Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” dedi.

Eski Siyasetçi Ve Diplomat Beyta Novobirdaliya’nın Yeni Kitabı Tanıtıldı!

Kosova’nın önemli şahsiyetlerinden eski siyateçi, diplomatve yazar merhum Beyta Novobırdaliya’nın  “Novobırda, Deliller ve Efsaneler” adlı kitabının tanıtımı yapıldı.

Kızları Kosova’nın İstanbul Başkonsolosu Suzan Novobırdaliya ve Dr. Sevim Novobırdaliya’nın, babaları Beyta Novobırdaliya’nın vefat sonrası basılması ve yayınlanmasıyla ilgili vasiyetini yerine getirmek için tertipledikleri kitabın tanıtımı programı geniş katılımla gerçekleşti.

Novobırda’nın zengin tarihi ve kültürel mirasına ışık tutan kitapta, yazar Beyta Novobırdaliya’nın tutkunu olduğu Novobırda’nın zengin tarihi geçmişi, eşsiz gelenek ve göreneklerine heyecan verici bir yolculuğu yansıtıyor.

Arnavutça yayımlanan kitabın tanıtım programının açış konuşmasını yapan Suzan Novobırdaliya, bugün sadece bir kitabın tanıtımının yapılmadığını, yaşamın bir eserini ve bir emaneti hatırlamanın yapıldığını da belirterek, kitabın sadece delliler toplamı ve efsanelerin yer aldığı bir eser değil, kitabın geçmiş ve günümüz arasındaki köprü bağını da yansıttığını söyledi.

Kitabın tanıtım programında söz alan diğer konuşmacılar da, kitabın tarihi veriler ve deliller açısından yıllardır üzerinde durulmuş Novobırda gibi çok eski bir yerleşim yeri hakkında bilinmeyenlere de ışık tutuğunu dile getirdiler.

Kitabın tanıtım programına Kosova Cumhurbaşkaı Vjosa Osmani, görevdeki Başbakan Yardımcıları Besnik Bislimi ile Emilia Rexhepi, KDTP Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, devlet kurum ile kuruluş temsilcileri ile diğer davetliler katıldı.

Tanıtım programının bitiminde Kosovaport mikrofonuna konuşan Sevin Novobırdaliya, “Bizim için çok önemli bir an. Rahmetli babam bu kitap üzerinde  çok uzun yıllar çalıştı. Kitabın basılması onun emaneti idi. Ablam Suzan bu kitabın basılması için çok çalıştı. Okuyucular bu kitapla buluştuklarında eminim çok keyif alacaklar.Çünkü Novobırda çok eski bir yer, çok tarihi bir yer. Zamanında çok nüfuslu olan bir yerleşim yeri idi. Kitabın tanıtımı bizim için belki de hayatımızın en önemli anı. Babamın emanetini yerine getirdiğimiz için çok mutluyuz.” ifadelerinbi kullandı. /kosovaport/

"Ankara’ya su veremeyenlerin insafına bu milleti bırakmayacağız"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 2026 yılının ilk grup toplantısında konuşan Erdoğan, hem iç politika hem de küresel gelişmelere değinirken, muhalefeti hedef alarak özellikle Ankara’daki su sorununa dikkat çekti. “AK PARTİ VE CUMHUR İTTİFAKI OLARAK DAHA DA GÜÇLENEREK YOLA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”AK Parti’nin Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet isteyen herkese açık olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bundan sonra da saflarımızı sıklaştırarak, birbirimize kenetlenerek AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak daha da güçlenerek yola kararlılıkla devam edeceğiz. Üstat Necip Fazıl'ın siyasette pusulamız olan şu anlamlı sözlerini AK kadrolar olarak her daim aklımızda tutacağız. Ne diyordu o büyük şair; ‘Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak lazım.’ İşte biz de insanımıza olan şükran borcumuzu daha fazla çalışarak, hizmet ve eser üreterek ve koşturarak ödeyeceğiz. Nitekim bunu yapmanın samimi çabası içindeyiz. Geride bıraktığımız 2025 yılında son 23 yıldır olduğu gibi yine gece gündüz demeden milletimiz için ter döktük. Muhalefetin sokak nümayişlerinden başka icraatının olmadığı bir dönemde biz, ‘aşkla çalışan yorulmaz düsturuyla’ tüm Türkiye'ye aşkla hizmet ettik" dedi. “TÜRKİYE'NİN SELAMETİNİ, MİLLETİMİZİN GELECEĞİNİ HER ZAMAN ÖN PLANDA TUTTUK”2025 yılının bölgesel ve küresel gelişmeler açısından yoğun bir yıl olduğunu belirten Erdoğan, "Krizin, çatışmanın, savaşın, dünyanın birçok yerinde gerilimin eksik olmadığı 2025 yılında hamdolsun milletin emanetine en güzel şekilde biz sahip çıktık. Yönetmek zorunda kaldığımız hassas süreçlerin hiçbirinde Türkiye'nin çıkarlarına zerre miskal halel getirmedik. Beşinci yılına girecek Rusya-Ukrayna savaşından Gazze soykırımına, komşumuz İran'a düzenlenen saldırılardan Sudan'daki insani felakete, Amerika ve Avrupa'yla ilişkilerimizden Türk dünyasıyla güçlenen iş birliğimize, Katar'a yapılan operasyonda aldığımız tavra, terörsüz Türkiye çalışmalarından 19 Mart sonrası sokaklarımızın terörize edildiği nümayişlere kadar her alanda içeride ve dışarıda çok başarılı bir sınav verdik. Türkiye'nin selametini, milletimizin geleceğini her zaman ön planda tuttuk. Yıl boyunca karşılaştığımız onca sınamaya, onca sıkıntıya rağmen AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin başını yere eğdirmemek için her zaman Türkiye'nin, Türk milletinin büyüklüğüne, şanına, saygınlığına, itibarına uygun şekilde hareket ettik" ifadelerini kullandı. “ALLAH'A SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ BİZE DUYULAN GÜVENİ BOŞA ÇIKARMADIK”Deprem bölgesindeki kalan çalışmaların bu yılda sürdürüleceğini kaydeden Erdoğan, "455 bin afet konutunun kurasını yıl bitmeden çekerek depremzede kardeşlerimize verdiğimiz sözleri tutmanın kıvancını yaşadık. Allah'a sonsuz şükürler olsun ki bize duyulan güveni boşa çıkarmadık. Biz sadece ev, iş yeri, konut yapmadık. Deprem bölgesinde aynı zamanda umutları da inşa ettik. Teslim ettiğimiz yuvalarımız hak sahiplerine hayırlı uğurlu olsun diyorum. Deprem bölgesindeki kalan çalışmalarımızı yeni yılda da aynı tempoda sürdüreceğiz. Yine bu vesileyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde müzakere edilerek karara bağlanan, yılbaşı itibarıyla da yürürlüğe giren merkezi yönetim bütçemizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 2026 yılı bütçemizi, daha önceki bütçemiz gibi 86 milyonun refahını artırmayı amaçlayan, kalkınmayı önceleyen insan merkezli üretim ve ihracat ekonomisi eksenli bir tasavvurla hazırladık" açıklamasında bulundu “TÜRKİYE'Yİ SAHİL-İ SELAMETE ULAŞTIRACAK OLAN KADRO BELLİDİR”2026 yılının Türkiye için bir reform yılı olacağına ifade eden Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı Reform Programımızı Meclisimizin de desteğiyle inşallah hayata geçireceğiz. Bunun dışında çocuklarımızın dijital tehditlerden korunmasından sosyal yardım sistemimizin yeniden gözden geçirilmesine kadar geniş bir yelpazede insanımızın hayatına dokunan reformları milletimizle buluşturacağız. Dünyanın ve bölgemizin hangi ciddi tehditlerle yüzleştiğini hepimiz takip ediyoruz. Küresel ekonomi, değerli metaller üzerinden yürüyeceği ve çok can yakacağı anlaşılan yeni bir muharebenin hızla içine sürükleniyor. Enerji kaynaklarını elde etme uğruna. Ticaret yollarını elde etme uğruna yeni bir paylaşım rekabetinin hem de çok agresif bir şekilde yaşanacağı görülüyor. Batı dünyası yıllardır başka ülkeleri tehdit etmek için kullandığı tüm argümanlarını tek tek kaybediyor. Masada olmayanın menüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız. Dalga boyu artan bu küresel fırtınadan Türkiye'yi sahil-i selamete ulaştıracak olan kadro bellidir, bu kadronun adı da AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Güçlü Türkiye'nin güvencesi güçlü bir AK Parti, güçlü bir Cumhur İttifakı'dır. Emperyalist oyunları bozacak olan irade, tecrübe ve cesaret işte bu kadroda, bu ittifakta ziyadesiyle mevcuttur" diye konuştu. "MEYDANLARDA VAAT YAĞMURUNA TUTUP BUGÜN BAŞKENT ANKARA’YA SU BİLE VEREMEYEN BECERİKSİZLERİN İNSAFINA BU MİLLETİ BIRAKMAYACAĞIZ"Ankara’da günlerdir yaşanan su sorunu ile ilgili konuşan Erdoğan, "Bunu seçim zamanı meydanlarda vatandaşı vaat yağmuruna tutup bugün başkent Ankara'ya haftalardır su bile veremeyen beceriksizlerin insafına bu milleti bırakmamak için yapacağız. Bunu doymak bilmez ihtirasları için belediyeleri arpalığa çevirenlerin mağdur ettiği milyonlarca vatandaşımız için yapacağız. Bunu maaş ödeyemez hale getirdikleri belediye bütçeleriyle tropik adalarda keyif çatan aymazların bir daha şehirlerimize musallat olmaması için yapacağız. Bunu yabancılara ülkelerini şikayet etmeyi maharet zanneden kalitesi ve kalibresi düşük siyasetçileri tarihin tozlu raflarına göndermek için yapacağız. Bunu seviyesiz fotoğraflar üzerinden ağababaları adına güya bize mesaj verdiğini düşünen şuursuzları sandığa gömmek için yapacağız. Bunu aynı zamanda Türkiye'nin ismini duyunca gözleri umutla parlayan mazlum ve mağdurların huzuru, refahı, güvenliği için yapacağız. Bunu istikbalimizin teminatı olan sevgili gençlerimizin daha müreffeh ve muteber bir ülkede yaşamaları için yapacağız. Bunu 86 milyon için, yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimiz için, gönül ve kültür coğrafyamızdaki yüz milyonlarca dostumuz için yapacağız. Hepsinden öte bunu Türkiye yüzyılının tüm unsurlarıyla gerçeğe dönüşmesi için yapacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın tökezlemesini bekleyenleri yine hüsrana uğratacağız" dedi. "EKONOMİSİ EN HIZLI BÜYÜYEN ÜÇÜNCÜ OECD ÜLKESİYİZ"Türkiye’nin ekonomisi en hızlı büyüyen üçüncü OECD ülkesi olduğunu belirten Erdoğan, “Doğum ve çocuk destek sistemini güncelledik. İlk çocuk için 5 bin lira, yeni sisteme göre ikinci çocuk için her ay 1500 lira üçüncü ve sonraki çocuklar için her ay 5 bin lira veriyoruz. Kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın 51 bin 947'ye yükselttik. Sanayi ve teknolojide son 1 yılda yaklaşık 1,3 trilyon TL tutarında ilave istihdam sağladık. Emniyet birimlerimiz fedakarca çalışarak 24'ü uluslararası, 81'i ulusal olmak üzere toplam 651 organize suç örgütü çökertildi. Uyuşturucu ile mücadelede 43 bin 524 şahıs tutuklandı. 49,8 ton uyuşturucu madde ele geçirildi. Ekonomisi en hızlı büyüyen üçüncü OECD ülkesiyiz" ifadelerini kullandı. ÜÇ İSİM AKP'YE GEÇTİAK Part’nin bugün gerçekleştirilen grup toplantısında, DEVA Partisi’nden ayrılan İrfan Karatutlu, CHP’de kesin ihraç talebiyle Parti Meclisi’ne sevk edilmesinin ardından istifa eden Hasan Ufuk Çakır ile geçtiğimiz yaz Gelecek Partisi’nden ayrılarak bağımsız kalan İstanbul Milletvekili İsa Mesih Şahin partiye katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karatutlu, Çakır ve Şahin’e rozetlerini takarak yeni görevlerinin hayırlı olmasını temenni etti. MADURO AÇIKLAMASIABD'nin Venezeuela'ya düzenlediği saldırı sonucunda devlet başkanı Maduro esir alındı. ABD'de yargılanacak olan Maduro'ya operasyon yapılmadan önce kendisine 'Türkiye' teklifi yapıldığı iddia edilmişti. Bir gazetecinin “Maduro’ya Türkiye’ye gitmesi teklif edildi mi?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir şey yok. Bize gelen böyle bir haber yok” dedi.

AK Parti, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sundu

AA

TBMM (AA) – AA muhabirinin parti kaynaklarından aldığı bilgiye göre, AK Parti, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kurulan Komisyon çalışmaları kapsamında hazırladığı raporu tamamladı.

Yaklaşık 15 bölüm ve 50-55 sayfadan oluşan rapor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu. Erdoğan’ın görüşlerini alan parti yetkilileri, yarın raporu TBMM Başkanlığına iletecek.

Böylece komisyonda üyesi bulunan siyasi parti gruplarının tamamının komisyona raporları sunulmuş olacak.

Muhabir: Kemal Karadağ

Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

AA

TBMM (AA) – Genel Kurulda, bütçeler üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kendisini ispat etmiştir
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan: İstihdamı yıllık ortalama 842 bin kişi artırmayı hedefliyoruz

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığının eskiye göre daha fazla harcama yaptığı iddialarına tepki gösterdi.

Yılmaz, şöyle konuştu:

“Rakamlar sizi doğrulamıyor. Az önce söyledim. Binde 1,1 ya da 1,2 civarında harcama söz konusu. Eski sisteme göre daha düşük bir harcama. Kaldı ki şunu da söylemek zorundayım. Cumhur İttifakı’nın adayı olan Cumhurbaşkanımız değil de rakibi seçilmiş olsaydı, şimdi 6 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Kim bilir kaç tane bakan olacaktı; 90’lı yıllarda koalisyon hükümetleri dönemlerinde 35, 36’ları bulmuş. Muhtemelen 30’un üstünde de bakan olurdu. Asıl o zaman cumhurbaşkanlığı makamı israf noktasına dönüşürdü. Bir de resmi resmi ilan edilen cumhurbaşkanı yardımcılarının dışında da kimlere cumhurbaşkanı yardımcılığı sözü verildi onu da bilmiyoruz. Onları da eklerseniz çok daha fazla olur.”

Belediyelerin asli işinin vatandaşlara temiz ve sağlıklı içme suyunu ulaştırmak, trafik sorununu çözmek, yeşil alanları arttırmak ve daha yaşanabilir bir şehir ortamı oluşturmaktan geçtiğini vurgulayan Yılmaz, “‘Bu altyapıları bırakıp, bu önemli temel işleri bırakıp, başka işlerle uğraşıyor, doğru yapmıyorlar’ dedim. Siz bunu haklı buluyorsanız aynı anlayışla devam edin. Ben ısrarla aynı şeyi söylüyorum.” dedi.

Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin halka açık olmadığı yönündeki iddialarına da tepki gösteren Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bir defa orada bir cami var. Cuma dahil namazlar kılınıyor ve herkes geliyor. Kütüphane 7 gün 24 saat açık. Kongre Merkezi açık. Ayrıca, Külliye’nin daha resmi bölümlerini gezmek isteyenler için belki Ali Mahir (Başarır) Bey de gezmek isteyebilir. O yüzden adresi söyleyeyim: ziyaret.tccb.gov.tr/. Turist olsun, vatandaşımız olsun herkes bu siteye girebilir. ‘Gezmek istiyorum’ diyebilir ve bunlar belli bir sistem içinde gezdiriliyorlar. Yani ‘vatandaşa açık değil’ ifadeniz doğru değil. Lütfen gezmek istiyorsanız bu siteye girebilirsiniz veya benden randevu istersiniz ben gezdiririm.”

Örtülü ödeneğin tüm ülkelerde kullanılan devletin milli güvenliğine ilişkin, devletin ihtiyaçları için kullanılan bir mekanizma olduğunu ifade eden Yılmaz, bunun sınırsız bir mekanizma da olmadığını, kanunlarla sınır konulduğunu söyledi.

Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Nedir bu sınır? ‘Bütçe başlangıç ödeneğinin binde 5’ini geçemez’ demiş kanunlarımız. Geçen yıl itibarıyla, 2024 yılında, genel bütçe başlangıç ödeneğinin 10 binde beşini kullanmış Cumhurbaşkanımız. 10 kat daha altında limitin bir kullanım söz konusu. Bu yıl itibarıyla 10 binde üç civarında kullanım. Öyle ifade ettiğiniz gibi sanki bütçenin tamamı büyük bir kısmı bu işlere harcanıyormuş gibi ifadeler doğru değil ama ihtiyaç oldukça da elbette kullanılacak. Tüm ülkelerin kullandığı gibi.”

Cumhurbaşkanlığındaki taşıt sayılarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığında ihtiyaç çıkabilir, acil bir şey olabilir diye 20 taşıt koyuyoruz. Doğru. Ama 2024 yılında sadece 7 taşıt alınmış. 2025 yılında yine 20 taşıt koymuşuz. Şu ana kadar bir tane bile alınmamış. NATO zirvesi geliyor, belki onun için bir ihtiyaç olursa bir alım yapılabilir. Yapılmaz demiyorum ama genelde bu 20 taşıt konuyor. Bir ihtiyat ödeneği olarak konuyor. Acil bir ihtiyaç çıkar kullanılabilir diye konuyor. Ama geçmişe baktığınız zaman bunun pek de kullanılmadığını görüyoruz.” şeklinde konuştu.

Kadınlarla ilgili sorular sorulduğuna değinen Yılmaz, “Kadınlarla ilgili meseleyi sadece LGBT kontekstinde tartışıyorsanız kadınlara büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Birincisi bu. İkincisi küreselci söylemlerin etkisi altındasınız ve geçmişe bakarsak oryantalist bir bakış açısıyla kendi toplumunuza bakıyorsunuz. Bu uzun bir entelektüel tartışma. Ama bakış açınıza hiçbir şekilde katılmadığımı, Kürt halkının da sizin bu bakış açınıza en küçük bir prim vermeyeceğini de buradan ifade etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açlık yoksulluk sınırı ile ilgili de, Türkiye’nin en son mutlak yoksulluğu 2015’te ölçtüğünü hatırlatarak, resmi olarak artık mutlak yoksulluğun ölçülmediğini, göreli yoksulluğun ölçüldüğünü ifade etti.

Yılmaz, şunları kaydetti:

“Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırı dediğiniz TÜRK-İŞ’in yaptığı hesaplamalar. Yoksulluk olarak hesapladığı geçen ay gördüm televizyonlardan 97 bin lira. Yani neredeyse 2 bin 500 dolara yakın bir geliri olanı yoksul olarak tarif ediyor. Siz 5 bin dolar da dersiniz. Açık arttırmaya da çıkabilirsiniz. Tüm toplumu da yoksul ilan edebilirsiniz. Ama bir uluslararası ölçüte, istatistiğe dayalı bir yaklaşım değil bu. Sendikal olarak hazırlanmış muhtemelen sendikal taleplerine baz teşkil etmek üzere yapılan çalışmalar. Biz elbette en küçük yoksulluk oranıyla da mücadele etmeye devam edeceğiz. Güçlü bir sosyal politikayla yolumuza devam edeceğiz.”

“Milletimizin vicdanını yaralayacak hiçbir ihmale asla müsaade etmeyeceğiz”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçesinin 2026’da 7 trilyon 130 milyar lira olacağının öngörüldüğünü belirtti.

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği kozmetik fabrikasında çıkan yangını hatırlatan Işıkhan, bu konuda adli ve idari soruşturmanın sürdüğünü aktardı.

Işıkhan, elim facianın ilk anından itibaren ailelerin yanında durduğunu, devlet olarak kimseyi yalnız bırakmadıklarını dile getirdi.

Yargının yürüttüğü soruşturmayı titizlikle takip ettiklerini bildiren Işıkhan, idari açıdan üzerlerine düşen sorumluluğu gecikmeden yerine getirdiklerini vurguladı.

Işıkhan, yaşanan olaya ilişkin görevden alınanlarla ilgili bilgi vererek, “Hem adli hem de idari soruşturmalar eş zamanlı devam etmektedir. İhmali, kusuru, sorumluluğu kim varsa gözünün yaşına bakmadan gerekli işlemi yapacağız. Suçluların ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Milletimizin vicdanını yaralayacak hiçbir ihmale asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.

SMA tedavisinde kullanılan “Nusinersen” etkin maddeli ilacın bedelinin Tip-1 hastalar için 2017’den, Tip-2 ve Tip-3 hastalar için de 2019’dan itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılandığını bildiren Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan ödeme kriterlerin de yenidoğan SMA taraması kapsamında, tarama sonucu, genetik analizi pozitif hastalarda da ödenecek şekilde düzenleme yaptıklarını anlattı.

Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:

“SMA hastalarının tedavisinde kullanılan ve halihazırda geri ödeme kapsamında Nusinersen etkin maddeli ilaca alternatif oral yolla kullanılacak Risdiplam etkin maddeli ilaç 2025 yılında hastalarımızın erişimine sunulmuştur. SMA hastalarının ilaçlarının geri ödeme kapsamındaki düzenlemeleri gözden geçirdik. SGK tarafından SMA’lı hastalarımızın talepleri karşılanmaktadır.”

Özel hastanelere yapılan ödemelerinin tedavi harcamalarındaki payının geçen yılın sonunda yüzde 10,45’e düştüğünü belirten Işıkhan, bu oranın 2025’in ilk 7 ayında 6,78’e gerilediğini dile getirdi. Işıkhan, “Özel hastanelere aktarılan pay artıyor ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır.” dedi.

Görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yanı sıra Mesleki Yeterlilik Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, İletişim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2026 yılı bütçeleri kabul edildi.

Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşimi, yarın saat 11.00’de toplanmak üzere kapattı.

Muhabir: Kemal Karadağ,Oğuzhan Sarı,Özcan Yıldırım,Merve Yıldızalp Yormaz

Dervişoğlu: Terörist başını muhatap alanlarla yolumuz kesişmez

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında İmralı’da PKK elebaşı Abdullah Öcalan’la yapılan temasları sert bir dille eleştirdi. “Meclis'e getiremedikleri teröristin ayağına gittiler” diyen Dervişoğlu, Öcalan’ın doğrudan muhatap alınmasının devlet-millet bağını zedelediğini belirtti. “Terörist başı, 50 bin insanın katilini en ciddi muhatap kabul edenler, artık ne söylerlerse söylesinler bizim muhatabımız değildir. Yaşınızı başınızı almış olsanız da söyleyeceğim tek laf var: Az ötede oynayın” ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, 24 Kasım’ı “Türk devlet aklının sarsıldığı karanlık gün” olarak nitelendirerek, Türkiye’nin “yokuş aşağı frensiz sürüklendiğini” söyledi. Ziyaretin Türkiye’nin yönetim dengelerinde tehlikeli bir zemin oluşturduğunu vurgulayan İYİ Parti lideri, “Bu sürecin hedefi Türkiye’nin kabuğunu kırmak değil, çekirdeğini kırmaktır. Biz o çekirdeğin taneleriyiz, vatanımızı da ekmeğimizi de savunuruz” dedi. “DEVLET AKLINI AŞINDIRAN BİR SÜREÇ”İmralı temaslarının Türkiye’de vatandaşlık anlayışını dönüştürecek bir kırılma yaratacağını söyleyen Dervişoğlu, bunun “kimlik bazlı örgütlü pazarlıkların önünü açan tehlikeli bir düzen” olduğunu belirtti. “Bu milletin birliğiyle oynayan hiçbir projeye izin vermeyeceğiz. Bu modeli açıkça söylüyorum: Türkiye’yi Iraklaştırma ve Lübnanlaştırma planıdır” dedi. Öcalan’ın siyasi bir aktör gibi konumlandırılmasına tepki gösteren Dervişoğlu, “Devlet aklı gitmiş, yerine Öcalan’ı Kürtlerin ulusal lideri yapmaya çalışan bir anlayış gelmiştir” sözleriyle çıkışını sürdürdü. Sürecin devam etmesi halinde Türkiye’de “devlet-vatandaş ilişkisinin parçalanacağı bir sistem” doğacağını söyledi. “BU YOL YOL DEĞİL, TÜRKİYE’Yİ ATEŞE ATIYORLAR”Terörle mücadelenin en avantajlı dönemlerinden birinin yaşandığını hatırlatan İYİ Parti lideri, “Terör örgütü en zayıf dönemindeyken Gazi Meclisi Öcalan’ın ayağına götürmek aymazlıktır. Bu yol yol değildir, Türkiye’yi ateşe atıyorlar” dedi. Dervişoğlu, temasların uluslararası dengeyi de olumsuz etkilediğini belirterek, “Türkiye’siz bir Türk dünyasına, Türkiye’siz bir Orta Doğu’ya kapı aralıyorlar. Rusçuyu da Mollacıyı da Maocuyu da yüz metre öteden tanırız. Bu ülkeyi boş gösteren hiçbir lafa teslim olmayız” ifadelerini kullandı. “İHANETİN ZAMAN AŞIMI YOKTUR”Konuşmasını sert sözlerle bitiren Dervişoğlu, “Bizi bir orta oyunun figüranı yapamadılar. Meclis’e getiremedikleri teröristin ayağına gittiler, hem de gizli saklı gittiler. Çünkü içlerindeki son vicdan kırıntısı ‘durun’ diyordu. Ama ihanetin yaşı yoktur, zaman aşımı yoktur. Her geçen gün hesap vermeye bir gün daha yaklaşacaksınız” diyerek sözlerini tamamladı.

Çocukları örgütlü suçta araç olarak kullananlara verilecek cezalar artırılacak

AA

TBMM (AA) – AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, AK Parti milletvekilleri Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak bilinen “kanun teklifinin” çalışmalarını tamamladı.

Gelecek hafta TBMM Başkanlığına sunulması öngörülen kanun teklifine göre, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine verilecek ceza bir katına kadar artırılacak.

Teklifle, bilişim suçlarıyla mücadelede de düzenlemelere gidilecek. Ayrıca meskun mahalde ateş edenlere verilecek cezalar da yükseltilecek. Bu kapsamda da meskun mahalde silahla ateş edenlere verilen hapis cezasının 6 ay olan alt sınırı 1 yıla, 3 yıl olan üst sınırı ise 5 yıla çıkarılacak. Böylece meskun mahalde silahla ateş edenlere 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Kamuoyunda “kurusıkı” olarak bilinen ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş edenler 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Düğün, nişan, asker uğurlaması gibi yerlerde silahla ateş edilmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacak.

“Trafikte yol kesme” eylemi Türk Ceza Kanunu’nda müstakil suç olarak düzenlenecek. Hukuka aykırı davranışla bir aracı durduran veya hareket etmesini engelleyenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilecek. Araçları gitmekte olduğu yerden başka yere götürenlere de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.


Muhabir: Kemal Karadağ


AK Parti'de üç ilçe başkanı görevden alındı

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, Bağcılar İlçe Başkanı Muhammed Yavuz Gültepe, Büyükçekmece İlçe Başkanı Mahmut Yusuf ve Küçükçekmece İlçe Başkanı Nejat Öztürk’ü görevden aldı.

MUHAMMED YAVUZ GÜLTEPE KİMDİR?
Muhammed Yavuz Gültepe, 18 Ocak 2025 tarihinde yapılan kongrede AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı olarak göreve başlamıştı. 1992 yılında Van’da doğan Gültepe, uzun yıllar Bağcılar’da yaşamını sürdürdü. 2012 yılında AK Parti Gençlik Kolları’nda siyasete adım attı. İlçe ve il teşkilatlarında çeşitli görevlerde bulundu. 2024 yerel seçimleri sonrasında Bağcılar Belediye Meclis Üyesi ve Encümen olarak görev yaptı.

MAHMUT YUSUF KİMDİR?
Mahmut Yusuf, 12 Ocak 2025 tarihinde yapılan kongrede AK Parti Büyükçekmece İlçe Başkanı olarak göreve getirilmişti. 1976 yılında Trabzon’da doğan Yusuf, Uludağ Üniversitesi Maliye Bölümü mezunudur. Uzun yıllar özel sektörde muhasebe müdürlüğü yaptıktan sonra kendi mali müşavirlik ofisini kurdu. 2000’li yıllardan itibaren sivil toplum faaliyetlerinde aktif rol aldı ve partinin çeşitli kademelerinde görev üstlendi.

NEJAT ÖZTÜRK KİMDİR?
Nejat Öztürk, 18 Ocak 2025 tarihinde yapılan kongre sonucunda AK Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı seçilmişti. Uzun yıllardır ilçede aktif siyaset yürüten Öztürk, partide farklı birimlerde görev aldı. 2009–2014 yılları arasında İlçe Dış İlişkiler Birim Başkanlığı, 2014–2019 döneminde ise Belediye Meclis Üyeliği yaptı. İş hayatında muhasebe ve idari işler alanında faaliyet gösteren Öztürk, sivil toplum çalışmalarına da önem verdi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden dezenformasyona karşı suç duyurusu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), belediye, iştirakleri ve bürokratlar hakkında sosyal medyada yürütülen paylaşımlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu paylaşımların yalnızca yalan haber boyutunu aştığı ve artık kurumun işleyişini hedef alır hale geldiği belirtildi. Açıklamada, “Kamu kurumunu baskı altına almayı, çalışanlarımızı korkutmayı amaçlayan bu şantaj girişimleri artık yalnızca bir dezenformasyon değil, doğrudan bir suç teşebbüsüdür” denildi. Belediye, bazı kişilerin aracı kullanarak “kanunsuz taleplerinin karşılanmaması durumunda paylaşımlara devam edeceklerini” söylediklerini, bu kişilere karşı yasal süreç başlatıldığını bildirdi. “Ellerinde belge olanlar savcılığa başvursun”ABB açıklamasında, belediye hakkında iddialarda bulunanların “ellerinde gerçekten bilgi, belge veya kanıt varsa bunların yargı mercileri tarafından incelenmesini kendilerinin talep ettikleri” vurgulandı. Dilekçede, özellikle ANFA Ankara Altınpark Ltd. Şti. ile ilgili iddiaların araştırılmasını istediklerini belirten belediye, “Bir suç tespit edilirse yargı gereğini yapacaktır, ancak iddialar asılsızsa bu paylaşımları yapanlar hakkında kamu davası açılmalıdır” ifadesini kullandı. “Saldırılar çalışanları etkiliyor, hizmet aksıyor”Belediye, sistematik hale gelen saldırıların çalışanların motivasyonunu düşürdüğünü, karar süreçlerini yavaşlattığını ve bunun doğrudan kamu hizmetlerine zarar verdiğini belirtti. Açıklamada, “Bazı bürokratlarımız imza atmaktan çekinir hale geldi. Bu durum yalnız kurumlarımızı değil, doğrudan Ankara halkının aldığı hizmetleri de etkilemektedir” denildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi, elinde belge veya kanıt bulunan kişilerin doğrudan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/246444 numaralı dosyasına başvurmaları gerektiğini duyurdu. Belediye, aksi yönde hareket eden ve çalışanları ima yoluyla hedef alan kişiler hakkında da yasal işlem başlatılacağını bildirdi. Kaynak: Haber Merkezi

Kadın Dostu Kentler Projesi’nin 3. Fazı Tanıtıldı

Törene; TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, AB Türkiye Delegasyonu İşbirliği Bölümü Başkanı Maria Luisa Wyganowski ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan konuşmacı olarak katıldı. Lansmanda ayrıca TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, kamu kurumlarından üst düzey temsilciler ile çok sayıda ulusal ve uluslararası davetli yer aldı. SEÇER: “KADIN DOSTU KENTLER, GELECEĞİN GÜVENLİ ŞEHİRLERİNİ İNŞA EDİYOR”Törende konuşan TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Kadın Dostu Kentler Programı’nın yalnızca bir teknik proje değil, “herkesin güvenli, erişilebilir ve eşit haklara sahip olduğu kentler yaratma vizyonu” olduğunu söyledi. Seçer, TBB’nin bu programın yalnızca ortağı değil, aynı zamanda bu vizyonun yerelde yaygınlaşmasında öncü bir güç olduğunu vurguladı. “Kadınların güçlendiği kent, toplumun güçlendiği kenttir. Kadın dostu kentler, dayanışmanın, güvenliğin ve eşitliğin kök saldığı yaşam alanlarıdır.” Seçer, kadınların ve kırılgan grupların haklarını görünür kılmayı amaçlayan projenin, yerel yönetim anlayışını yeniden tanımladığını belirtti. “Bu program, kentlerimizin yaşam kalitesini artırıyor, toplumsal adaletin ve güvenliğin teminatı oluyor. Semtler yalnızca fiziksel alanlar değil, eşitliğin hüküm sürdüğü sosyal yaşam merkezleridir.” Başkan Seçer ayrıca, proje kapsamında protokol imzalayan 25 pilot belediyenin belgeleri bir formalite olarak değil, eşitliğe dayalı dönüşümün temeli olarak gördüğünü kaydetti. UNFPA TÜRKİYE TEMSİLCİSİ KHAN: “KADINLARIN GÜVENLİ VE GÜÇLÜ ŞEHİRLERDE YAŞAMASI, HEPİMİZİN SORUMLULUĞU”Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, projenin üçüncü fazında hedeflerinin çok daha kapsamlı olduğunu belirterek, UNFPA’in yerel yönetimlerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti. “Türkiye genelinde kadınlar ve kız çocukları için daha güvenli, daha güçlendirici kentlerin inşası yolunda ilerliyoruz. Bu çalışmalar, kadınların sosyal ve ekonomik yaşama güçlü katılımını teşvik ederken, kalıcı bir eşitlik ve kapsayıcılık modeline de katkı sunacaktır.” Khan, Kadın Dostu Kentler Programı’nın bugüne kadar önemli ilerlemeler sağladığını, ancak hâlâ yapılacak çok iş olduğunu vurguladı. Özellikle kadınların güvenli ulaşım, aydınlatılmış sokaklar ve erişilebilir alanlar konusunda beklentilerine dikkat çekti. “Kadınların ve çocukların kentlerde rahatça yürüyebildiği, güvenle toplu taşıma kullanabildiği şehirler inşa etmek; sürdürülebilir kalkınmanın da en güçlü göstergesidir.” WYGANOWSKİ: “KADINLARIN SESİ, KENTLERİN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR”AB Türkiye Delegasyonu İşbirliği Bölümü Başkanı Maria Luisa Wyganowski, Kadın Dostu Kentler Programı’nı “AB ile Türkiye arasında ortak bir geleceğe yatırım” olarak tanımladı. “Bu proje yalnızca bir sözleşme değil; kadınların güvenliği, onuru ve sesinin kentlerin şekillenmesinde yer aldığı bir geleceğin taahhüdüdür. Avrupa Birliği olarak Türkiye’nin bu konudaki çabalarına tam destek veriyoruz.” Wyganowski, yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları arasındaki diyaloğun kalıcı değişim için hayati öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Bu iş birliğiyle, hiç kimsenin geride bırakılmadığı bir kent yaşamı mümkün hale gelecek.” dedi. Konuşmasını Türk yazar Duygu Asena’nın şu sözleriyle tamamladı: “Güçlü olmalısınız, kendi gücünüze inanmalı ama gerçekten güçlü olmak için çabalamalısınız.” BÜLENT ÖZCAN: “PROJE, AYRIMCILIK VE ŞİDDETLE MÜCADELEDE GÜÇLÜ BİR ADIM”Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı, Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, projenin yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliğini değil, ayrımcılıkla mücadeleyi ve şiddetsiz yaşamı da hedeflediğini söyledi. Özcan, AB Delegasyonu ile yürütülen iş birliği kapsamında projenin finansmanının sürdürüleceğini belirterek, “Programın sahada etkili, verimli ve ölçülebilir sonuçlar üretmesi için tüm paydaşlarla yakın çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. “Kadın Dostu Kentler Projesi, sivil toplum, üniversiteler ve yerel yönetimlerin bir araya geldiği güçlü bir ağdır. Bu yapının sürdürülebilirliği, toplumsal barışın ve demokratik katılımın da teminatıdır.” 25 PİLOT BELEDİYE İLE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR2027 yılına kadar sürecek olan üçüncü fazda, 25 pilot belediye projeden doğrudan yararlanacak. Bu belediyelerde yeni Yerel Eşitlik Birimleri (YEB) kurulacak, mevcut birimler güçlendirilecek ve kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşama katılımını artıracak Yerel Eylem Planları uygulanacak. Projede, kadına yönelik şiddetle mücadele, kadın sağlığı, ekonomik güçlenme ve çocuk bakım hizmetleri gibi alanlarda çalışmalar yürütülecek. Ayrıca, kreşlerin yaygınlaştırılması, güvenli ulaşım ağlarının oluşturulması ve kamuya açık alanlarda erişilebilirliğin artırılması hedefleniyor. Yerel düzeyde sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla, eşitlikçi ve katılımcı yerel yönetişim anlayışının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje aynı zamanda, kadınlar ve kız çocukları başta olmak üzere herkesin şiddetten uzak bir yaşam kurmasına katkı sağlayacak. GEÇMİŞTEN BUGÜNE KADIN DOSTU KENTLERProgramın 2006–2010 ve 2011–2015 yıllarını kapsayan ilk iki fazında, kadınların hizmet ve haklara erişimini artırmak için 6 belediyede başlayan çalışmalar, daha sonra 12 belediyeye genişletildi. Bu süreçte kurulan Yerel Eşitlik Mekanizmaları (YEM), yerel düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının kurumsallaşmasını sağladı. Belediyeler, bu mekanizmalar aracılığıyla Yerel Eşitlik Eylem Planları (YEEP) hazırlayarak kadınların karar alma süreçlerine katılımını güçlendirdi. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliği artırılırken, yerelde toplumsal farkındalık da önemli ölçüde yükseldi. KADIN DOSTU KENTLER: EŞİTLİĞİN VE UMUDUN YEREL YÜZÜKadın Dostu Kentler Programı, sadece bir kalkınma projesi değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümün yerel teminatı olarak görülüyor. AB, UNFPA ve Türkiye’nin ortak inisiyatifiyle sürdürülen proje, her bir şehirde kadınların sesi, emeği ve kararlılığıyla şekillenmeye devam ediyor. Kadınların kamusal yaşamda daha görünür, daha güçlü ve daha güvende olduğu bir Türkiye hedefiyle yürütülen bu proje, geleceğin kentlerini eşitlik ve dayanışma ilkesiyle yeniden tanımlıyor.

HAK-İŞ’TEN 50. YILDA DÜNYAYA MESAJ: “ULUSLARARASI SENDİKAL HAREKET FİLİSTİN’İN YANINDA”

Toplantıya HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan başkanlık ederken, Genel Başkan Yardımcıları Devlet Sert, Mehmet Ali Kayabaşı, Genel Sekreter Yardımcısı Hamdi Abdullah Koçoğlu ve çok sayıda uluslararası sendikal temsilci ile basın mensubu da hazır bulundu. “HAK-İŞ, dünya sendikal hareketinin etkin bir aktörüdür”Toplantının açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in yalnızca Türkiye’de değil, dünya sendikal hareketinde de etkin bir güç olduğuna dikkat çekti. Arslan, “ITUC Başkan Yardımcılığı görevimizi sürdürürken, ETUC ve ITUC-AP gibi yapılar içinde de aktif roller üstleniyoruz. HAK-İŞ, küresel sendikal ailenin saygın ve güçlü bir üyesidir” dedi. “Mazlumların yanında, zalimlerin karşısındayız”HAK-İŞ’in tarihsel misyonuna değinen Arslan, konfederasyonun her zaman mazlum ve mağdurların yanında olduğunu vurguladı: “Hem Türkiye’de hem de dünyada olup bitenlere sessiz kalmıyoruz. Ülkemizin, bölgemizin ve insanlığın tüm mağdur halklarıyla dayanışma içindeyiz. Kimliği, ülkesi veya statüsü ne olursa olsun zalimlere karşı dik duruşumuzu her yerde olduğu gibi Filistin’de de kararlılıkla ortaya koyuyoruz.” Arslan, Filistin halkına yönelik desteğin yalnızca politik değil, insani ve vicdani bir sorumluluk olduğunu da belirterek şu ifadeleri kullandı: “Başkenti Kudüs olan özgür ve bağımsız bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Dün Bosna’da, Kosova’da nasıl mazlumların yanında olduysak; bugün de Filistin, Yemen, Suriye, Irak, Lübnan ve Libya’da aynı kararlılıktayız.” “Filistin halkının yanında olmak insanlık görevidir”İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını sert sözlerle eleştiren Arslan, “Siyonist İsrail’in, dünyanın gözü önünde Filistin halkına yönelik yürüttüğü soykırım girişimi kabul edilemez. Filistinli kardeşlerimizin yanında olmak yalnızca bir dayanışma değil, insanlık görevidir” dedi. Arslan, “Biz inanıyoruz ki haklı olanlar mutlaka kazanacaktır. Filistin halkı da bu haklı mücadelenin sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır. Yeter ki bizler dayanışma ruhumuzu koruyalım, onların sesi olalım” diye konuştu. Uluslararası sendikal dayanışma: “Bu mücadeleye güç veren herkese teşekkür”Konuşmasında, Filistin davasına destek veren uluslararası sendikal örgütlere teşekkür eden Arslan, “Bizimle dayanışma gösteren, kongrelerimize katılan ve mücadelemize katkı sunan tüm sendika liderlerine teşekkür ediyorum. HAK-İŞ, elindeki imkânları emek hareketinin geleceği için en verimli şekilde kullanmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Mezhoud: “Bu sadece bir çatışma değil, sömürgeci zihniyetin soykırım projesidir”Afrika Sendikalar Birliği Örgütü (OATUU) Genel Sekreteri Rezki Mezhoud, konuşmasında Filistin’de yaşananların bir “çatışma” olarak görülemeyeceğini vurguladı. Mezhoud, “Filistin halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için buradayız. Gazze’de yaşananlar, sömürgeci Siyonist zihniyetin sistematik bir soykırım projesidir” dedi. Filistin halkının haklı mücadelesine tam destek verdiklerini belirten Mezhoud, “Uluslararası işçi dayanışması, adaletin sesinin susturulamayacağını gösterecektir. Kötü niyetli propagandaları durdurmalı ve bu suçların faillerinin yargılanması için hep birlikte mücadele etmeliyiz” ifadelerini kullandı. Mezhoud, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’a cesur girişimlerinden dolayı teşekkür ederek, “Bu toplantı, sendikal dayanışmanın evrensel gücünü yeniden ortaya koymuştur” diye konuştu. 50. Yılda anlamlı mesaj: “Ankara Deklarasyonu” kabul edildiToplantının sonunda HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. yılı dolayısıyla hazırlanan “Uluslararası Sendikal Hareket Filistin’in Yanında – Ankara Deklarasyonu” kamuoyuyla paylaşıldı. Deklarasyonda, 22 ülkeden 45 sendikal temsilcinin imzasıyla, Filistin halkının adalet, özgürlük ve onur mücadelesine yönelik sarsılmaz destek bir kez daha vurgulandı. Deklarasyondan öne çıkan başlıklar “Filistin halkı 77 yıldır işgal ve abluka altında.”Siyonist İsrail’in Gazze’nin yüzde 85’ini yaşanmaz hale getirdiği belirtilen bildiride, 7 Ekim 2023’ten itibaren süregelen katliamların insanlık vicdanında derin yaralar açtığı ifade edildi.“Ateşkes umutları yeşertti.”9 Ekim 2025’te varılan insani ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiği vurgulanarak, taraflara anlaşmaya tam bağlılık çağrısı yapıldı.“Türkiye’nin diplomatik rolü takdirle karşılanıyor.”Bildiride, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın barışın tesisi için yürüttüğü kararlı diplomatik çabalar “belirleyici” olarak nitelendirildi. Mısır, Katar ve diğer garantör ülkelerin katkıları da takdirle anıldı.“Bağımsız Filistin Devleti derhal tanınmalı.”Başkenti Kudüs olan bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasının hızla desteklenmesi çağrısında bulunuldu.“Gazze’ye yönelik abluka kaldırılsın.”Bildiride, kapsamlı insani yardım koridorlarının açılması, sağlık, eğitim, altyapı ve konut alanlarında uluslararası iş birliği mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.“Savaş suçları cezasız kalmasın.”Filistin’de işlenen suçların Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı nezdinde yargılanması ve kararların uygulanmasının takip edilmesi istendi.“Filistinli emekçiler için küresel dayanışma”Deklarasyonda, Filistinli işçilerin insana yakışır iş, sosyal koruma ve yeniden inşa süreçlerine dahil edilmesinin önemine dikkat çekildi. “Gazze halkının sesi olmak, küresel sendikal hareketin ahlaki ve vicdani bir sorumluluğudur” denilerek, tüm dünya sendikalarına Filistinli emek örgütleriyle dayanışma çağrısı yapıldı. “Barışın, adaletin ve insan onurunun hâkim olduğu bir dünya için”HAK-İŞ Konfederasyonu, yayımladığı bildirinin sonunda şu ifadeleri paylaştı: “Bizler, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin kurulması yönündeki her girişimi desteklemeye devam edeceğiz. Filistin halkının sesi olmayı sürdüreceğiz. Bu program, emek hareketinin küresel dayanışma ruhunu güçlendiren bir dönüm noktasıdır.” Sonuç olarak, HAK-İŞ’in 50. yıl etkinliği, yalnızca sendikal bir buluşma değil, uluslararası vicdanın sesi haline gelen güçlü bir dayanışma mesajı olarak tarihe geçti. Ankara’dan yükselen bu ses, Filistin halkının özgürlük mücadelesine verilen desteği bir kez daha dünya kamuoyuna ilan etti: “Filistin’in yanındayız, adaletin yanındayız.”

Ali Babacan'dan CHP'ye sert karşılık: Erbakan gibi 'hadi oradan' diyorum!

TBMM'nin yeni yasama yılı açılışında Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın çok sayıda muhalefet partisinin liderleriyle bir araya geldiği buluşma CHP’yi rahatsız ediyor.

Günlerdir süren karalama kampanyasına, tarihi buluşmada yer alan Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’dan cevap geldi.

Babacan, partisine yönelik “CHP’ye borçlusunuz, CHP seçmeninin oylarıyla seçildiniz” çıkışlarına karşılık verdi.

Cüneyt Özdemir’in Youtube kanalında gazeteci Kenan Taş’a konuşan Ali Babacan şunları söyledi:

“CHP oylarıyla seçildiler diyene Erbakan gibi ‘hadi oradan’ diyoruz. CHP ‘Siz olmazsanız çoğunluğu sağlayamayız’ diye bize ısrar etti. CHP bir hayır kurumu mu, sebil çeşmesi mi ki sağa sola milletvekili dağıtacak? Beni daha fazla konuşturmasınlar. Deva seçmenini CHP’nin seçmeni yapıp, CHP’nin logosunun altına evet dedirtip sonra ‘vay bu CHP seçmeniydi’ deyip kimse oyun oynamasın. Hakkımızı kimseye gasp ettirmeyiz. Kimseye de borcumuz yok.”

7 belediye başkanı daha AK Parti'ye katıldı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantı, yoğun katılımla gerçekleşti.

7 BELEDİYE BAŞKANI DAHA AK PARTİ'DE: ROZETLERİNİ ERDOĞAN TAKTI

Toplantıda, farklı partilerden 7 belediye başkanının AK Parti’ye katıldığı duyuruldu. Yeni katılan başkanlara rozetlerini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.

Katılım töreninde AK Parti saflarına geçen isimler ve geldikleri partiler şöyle:

Gökhan Budak – Ardahan Göle Belediye Başkanı (CHP)

Abdulbaki Kara – Gümüşhane Şiran Belediye Başkanı (DP)

Abid Özdemir – Muş Bulanık Rüstem Gedik Beldesi Belediye Başkanı (DEVA)

Uşak Ataş – Muş Bulanık Sarıpınar Beldesi Belediye Başkanı (DEVA)

Eşref Varol – Bingöl Merkez Ilıcalar Beldesi Belediye Başkanı (YRP)

Soner Erkan – Giresun Ören Beldesi Belediye Başkanı (YRP)

Hayrettin Küçük – Bingöl Merkez Sancak Beldesi Belediye Başkanı (YRP)

Ted149

ERDOĞAN: "AK PARTİ, HİZMET SİYASETİ İLE BÜYÜDÜ"

Rozet takma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin hizmet siyasetiyle büyüdüğünü vurguladı. Erdoğan, “Partimize katılımlar güçlenerek devam ediyor. Halkımızın teveccühü, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

CHP Aksu Kadın Kolları Başkanı Menzil Çakmak görevinden istifa etti

Cumhuriyet Halk Partisi'nde istifa dalgası sürüyor...

Antalya'da Aksu Kadın Kolları Başkanı Menzil Çakmak, görevinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

İSTİFA GEREKÇESİNİ ANLATTI

Çakmak, yaptığı yazılı açıklamada, "Geçtiğimiz süreçte yaşanan ve partimizin büyüme çabalarını engelleyen uygulamalar nedeniyle görevimi sürdürmenin artık mümkün olmadığı kanaatine vardım." ifadelerini kullandı.

ÜYELİKLER ENGELLENDİ, EVRAKLAR PARÇALANDI

Çakmak, İlçe Başkanlığı tarafından partiye üye olmak isteyen vatandaşların başvurularının kasıtlı olarak engellendiğini ve bazı evrakların yok edildiğini öne sürdü.

Ayrıca, CHP Net sistemi üzerinden yapılan online üyeliklerin de çeşitli bahanelerle iptal edildiğini savundu.

FİZİKSEL SALDIRI VE ŞİDDET İDDİASI

Açıklamasında ilçe delege seçimleri sırasında yaşanan bir olaya da dikkat çeken Çakmak, İlçe Başkanı'nın yeğeni tarafından kendisi ve ailesine sözlü ve fiziksel saldırıda bulunulduğunu iddia etti.

Oğlunun darp edildiğini ve kendisinin de fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten Çakmak, bu olayların ailesi üzerinde derin etkiler bıraktığını söyledi.

"İL BAŞKANLIĞI SESSİZ KALDI"

Yaşanan olayları defalarca CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ve Kadın Kolları İl Başkanı Necla İnci Bayrak’a ilettiğini belirten Çakmak, buna rağmen herhangi bir destek alamadığını iddia etti.

Çakmak, partinin "koltuk koruma" anlayışıyla hareket ettiğini ve bu durumun örgüt içindeki çalışma azmini kırdığını ileri sürdü.

"DEĞERLERİMLE ÖRTÜŞMEYEN BİR YÖNETİM ANLAYIŞI"

Çakmak, "Tüm bu nedenlerle, üzerimdeki baskılar, yaşanan şiddet olayları ve partinin benim değerlerimle örtüşmeyen yönetim anlayışı nedeniyle CHP Aksu İlçe Kadın Kolları Başkanlığı görevimden istifa ediyorum." dedi.

Çakmak, açıklamasının sonunda partide emek veren yol arkadaşlarına teşekkür ederek, "gerçek anlamda halkın partisi olma" mücadelesini sürdüreceklere başarılar diledi.

Ran89-3

CHP'de Kılıçdaroğlu tasfiyesi: 300 isim görevden alındı

CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu tasfiyesi sürüyor...

Bir yandan şaibeli kurultay davası diğer yandan belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları ile mücadele eden CHP'de kazan kaynamaya devam ediyor.

KONGRELERE DEVAM ETTİLER

Para karşılığı oy kullandırma ve delege transferi gibi skandal iddiaların üzerine gidip iç soruşturma başlatmak yerine mahkemeyi sonuçsuz bırakabilmek için adımlar atan parti yönetimi, büyük tepkilere rağmen temmuz ayında kongreler takvimini de ilan etmişti.

DELEGE SİSTEMİNDE KÖKLÜ DEĞİŞİME GİTTİLER

Mahkeme kararını beklemeden harekete geçen CHP yönetimi, 13 Ağustos’ta başlayan mahalle seçimleriyle delege yapısında köklü değişiklikler yapmaya başladı.

Katılım oranının yüzde 25 civarında kalması ve genel merkez baskısı ile dikkat çeken seçimlerin ardından, ilçe kongreleri süreci hız kazandı.

300'E YAKIN İLÇE BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI

Geçen hafta tamamlanan ilçe kongrelerinde yaklaşık 300 ilçe başkanının değiştiği bildirildi.

Bu rakam, parti genelindeki ilçe başkanlarının neredeyse üçte birine denk geliyor.

Görevden alınan ilçe başkanlarının çoğunun, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminde atandığı ve Kılıçdaroğlu’na yakın isimler olduğu belirtiliyor.

Parti içi kaynaklar, genel merkezin müdahalesiyle bu isimlerin görevlerini kaybettiğini iddia ediyor.

İL BAŞKANLIKLARINDA DA DEĞİŞİM KAPIDA

İl kongrelerinde de benzer kapsamlı değişikliklerin yaşanması bekleniyor.

En az 25 ilin başkanının görev değişikliği yaşayacağı ve genel merkezin desteklediği adayların seçilmesi için hazırlık yapıldığı öğrenildi.

MUHALİFLER TASFİYE EDİLİYOR

Kongreler tamamlandığında, parti içinde Kılıçdaroğlu’na yakın muhalif grupların etkisinin tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor.

Parti yönetimi, bu adımla yeni dönemde kendi kontrolünü güçlendirmeyi planlıyor.

YENİ KURULTAY TARİHİ BUGÜN NETLEŞİYOR

Öte yandan, bugün yapılacak Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında 39. Olağan Kurultay tarihinin açıklanması bekleniyor.

Şaibeli kurultay davası nedeniyle belirsizlik devam ederken, parti yönetimi mahkeme kararını beklemeden olağan kurultayı gerçekleştirme kararı alarak süreci daha da karmaşık hale getiriyor.

“Türkiye’nin diğer illerine örnek olmalı” – Birlik Haber Ajansı

ADANA – BHA

‘Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik Buluşmaları’ kapsamında Adana’da düzenlenen programa katılan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, programın ardından Sarıçam’da geçtiğimiz 13 Eylül’de açılışı gerçekleştirilen Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesini ziyaret etti.

İlk olarak Sarıçam Belediyesi hizmet binasında Başkan Bilal Uludağ ile bir araya gelen Özdemir, ilçeye kazandırılan hizmet ve projeler hakkında bilgi aldı. Ardından Başkan Uludağ ile birlikte Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi’ni gezen Özdemir, müzedeki özel eşyaları, kıyafetleri, plak ve kasetleri inceledi; Nisan Yağmuru Müzik Kütüphanesi, Emmioğlu Yazlık Sineması ve Şekerci Çırağı Sanat Atölyesi gibi bölümlerde incelemelerde bulundu.

Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan İsmail Özdemir, Ferdi Tayfur’un sadece Adana’nın değil, Türk milletinin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi “Ferdi Tayfur, eserleri ve şahsiyetiyle yüzyıllar boyunca anılacak muazzam bir sanatçıdır. Böylesine büyük bir sanatçının memleketinde, böylesi anlamlı bir eseri görmekten büyük memnuniyet duydum.

Bu müze yalnızca Ferdi Tayfur’un sanatını ve kişiliğini yansıtmıyor; aynı zamanda Adana’nın sanat potansiyelini de geleceğe taşıyan bir kültür mirası niteliği taşıyor. Türkiye’de yalnızca Milliyetçiliğin değil aynı zamanda kültür ve sanatın yaşatılması konusunda da fikir önderi olan, aynı zamanda Ferdi Tayfur hayranlığı tüm kamuoyunca malum olan Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in talimatları doğrultusunda böylesine eşsiz bir çalışmayı ortaya koyan, üretken belediyeciliğin vizyonunu sanata ve kültüre yansıtan Sarıçam Belediye Başkanımız Sayın Bilal Uludağ’ı kutluyorum.”

Dünyanın farklı ülkelerinde birçok sanat merkezini gezme imkanı bulduğunu, ancak Ferdi Tayfur adına yapılan bu müzenin çok özel bir eser olduğunu dile getiren Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü “Henüz açılışının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen bu müze, estetiği, mimarisi ve içeriğiyle taşıdığı vizyonu açıkça ortaya koyuyor. İnanıyorum ki Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin en önemli sanat merkezlerinden biri haline gelecektir. Ayrıca akşam saatlerinde bile vatandaşlarımızın aileleriyle birlikte burayı ziyaret etmesi, çocuklarıyla güzel anılar biriktirmesi de bu eserin maksadına ulaştığını göstermektedir. Hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

BHA

MHP Adana “Büyük Buluşma”ya hazır! – Birlik Haber Ajansı

ADANA – BHA

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda başlatılan “Asırlık Birlik, Sonsuz Kardeşlik” temalı “Terörsüz Türkiye İçin Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları” kapsamında 27 Eylül Cumartesi günü Adana’da düzenlenecek olan büyük toplantıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, basın mensuplarıyla gerçekleştirilen sohbet programında, Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın’ın divan başkanlığında 27 Eylül Cumartesi günü saat 13.00’te Adnan Menderes Kapalı Spor Salonu’nda yapılacak toplantının, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine güçlü bir katkı sunmayı amaçladığını ifade etti.

Başkan Yusuf Kanlı, “Liderimiz Sayın Devlet Bahçe’nin çizdiği vizyon doğrultusunda; kardeşliği büyütmek, birliği pekiştirmek ve teröre karşı topyekûn duruşumuzu göstermek için bu buluşmaya herkesi davet ediyoruz.” diyerek; tüm Adanalıları ve Çukurova halkını bu anlamlı programa katılmaya çağırdı.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkan Vekili ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir’in misafir olarak katıldığı basınla sohbet toplantısında MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, MHP Adana’nın ev sahipliğinde yapılacak toplantıya Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Karaman, Kayseri, Mersin, Nevşehir, Niğde teşkilatlarının da iştirak edeceğini bildirdi.

BHA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Meclis’te birlik ve beraberlik mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) 28. Dönem 4. Yasama Yılı açılışına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Meclis'e gelişinde TBMM Başkanvekili Celal Adan resmi törenle karşıladı. Yeni yasama yılının açılışında konuşan Erdoğan, "Her Meclis açılışında, yeni yasama yılının ilk gününde, bundan 105 yıl önceki o heyecanı, o tarifsiz gururu hepimiz yaşıyoruz. Halkın doğrudan oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak ben de bu kürsüde, yani milletin kürsüsünde sizinle aynı heyecanı tadıyor; sizlerin gururuna ortak olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Meclisimizin yeni yasama yılının milletvekillerimiz, ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" diye konuştu."Kuruluşundan itibaren bu yüce çatı altında görev yapmış, ülkesine ve milletine samimiyetle hizmet etmiş, ama artık aramızda olmayan tüm milletvekillerimizi rahmetle anıyorum" diyen Erdoğan, "Bilhassa milletin emanetine leke sürdürmedikleri için canlarına kastedilen Ali Şükrü Bey'in, Adnan Menderes'in, Hasan Polatkan'ın, Fatin Rüştü Zorlu'nun aziz hatıralarını burada kemal-i hürmetle selamlıyorum. 1 Ekim 2024'te başlayan ve 21 Temmuz 2025'te sona eren 28. Dönem 3. Yasama Yılı ülkemizde, bölgemizde ve dünyada tarihi gelişmelerin vuku bulduğu bir dönemde yoğun bir çalışma takvimine sahne oldu. Meclisimiz gerek yasama ve komisyon, gerekse parlamenter diplomasi alanındaki faaliyetleriyle milletimizin iradesini en güzel şekilde temsil etti. Bunun için Gazi Meclisimizin tüm mensuplarına, bu çatı altında görev yapan tüm personele şahsım, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Aynı şekilde önümüzdeki yaklaşık 10 ay boyunca teklifleriyle, önergeleriyle, yapıcı tenkitleriyle, ufuk açıcı değerlendirmeleriyle, siyasetin kalitesini artıran fikirleriyle yasama faaliyetlerine katkı sunacak her bir parlamenterimize, siyasi parti ayrımı yapmaksızın şimdiden minnettarlığımızı iletiyorum" dedi.Milli egemenliğin temsil ve tecelli makamı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 4'üncü ve sonraki yasama yıllarında da aynı ruh, aynı kararlılıkla çalışacağına inandığını ifade eden Erdoğan, "Her zaman söylediğimiz gibi aslolan, milletin ve memleketin esenliğidir, huzurudur. Bu aziz millete hayırlı hizmetler ve eserler kazandırabilmektir. Aslolan, vatandaşı olmaktan şeref duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet mesut, muvaffak ve muzaffer kılabilmektir. Aslolan, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi kuvveden fiile çıkarmak için canla başla çalışmak, gecesini gündüzüne katabilmektir. Bu mücadele, iktidar ve ittifak olarak sadece bizim görevimiz değildir. Şu anda yüce Meclis'in Genel Kurul salonunda milletimizin tensipleriyle bulunan her bir milletvekilimizin de asli vazifesidir" şeklinde konuştu.Millete ve memlekete hizmet yolunda bir ve beraber olunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük ve güçlü Türkiye ülküsüne giden yolda hepimiz biriz, beraberiz. Milletimizin hak ve hukukunun savunulmasında hepimiz biriz, beraberiz. Uğruna nice bedeller ödediğimiz demokrasimizin yüceltilmesinde hepimiz biriz, beraberiz. Vatanımız, bayrağımız, mukaddes değerlerimizle birlikte Cumhuriyetimizin muhafaza ve müdafaasında aynı şekilde hepimiz biriz, beraberiz. Bu kader birlikteliğimiz top seslerinin Polatlı'dan yankılandığı günlerde de böyleydi; bugün de değişen hiçbir şey yoktur. Siyasetin farklı kulvarlarında rekabet halinde olsak da, söz konusu Türkiye olduğunda herkesin ortak bir paydada buluşma erdemi göstermesi, hem millete karşı sorumluluğumuzun hem de milli menfaatlerimizin gereğidir" açıklamasını yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis çalışmalarının milletin iradesini en güçlü şekilde yansıttığını vurguladı. Erdoğan, "Mesele Türkiye'yse gerisi teferruattır. Bu anlayışla hareket eden herkesin başımızın üstünde yeri olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Yeni yasama yılının aziz milletimizin iradesinin en parlak şekilde tebellür ettiği; intizam ve insicamın asla bozulmadığı; saygı, hoşgörü ve uzlaşının öne çıktığı verimli, bereketli ve başarılı bir yıl olmasını temenni ediyorum. Milletimizi temsil gibi ulvi bir vazifeyi ifa eden milletvekillerimize, siyasi partilerimize, Meclisimizin tüm birimlerine çalışmalarında Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum" dedi.Bu sene 105'inci yaşını idrak eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin Milli Mücadele'yi başarıyla sevk ve idare eden, Cumhuriyeti kuran irade olduğunu aktaran Erdoğan, "İstiklal Harbi'nin en zor günlerinde, en kritik kararları istikbal mücadelemizin karargâhı olarak hayati görev üstlenen bu çatı altında almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, evet, gazi bir Meclistir. Burası, 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' düsturuyla milli iradenin tecelligahı olmuştur. Yüce Meclis, Türkiye'nin toplumsal tabanı en geniş istişare mekanizması olarak aynı zamanda demokrasimizin merkez üssüdür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Mücadele'yi zaferle taçlandırarak milletimizi bağımsızlığına kavuştururken 105 sene boyunca da kalkınma ve demokratikleşme mücadelemizin mihmandarlığını yürütmüştür" dedi.105 yıldır "milli iradenin egemenliği" ilkesi başta olmak üzere milletini hak ve hürriyetler alanında elde ettiği sayısız kazanımların altında Meclisin üyelerinin imzası, emeği, alın teri ve mücadelesi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz gecesi, savaş uçaklarının sonik patlamalarına ve tepesine yağan bombalara rağmen milletin emanetine korkusuzca sahip çıkan Meclisimiz, ikinci defa gazilikle müşerref olmuştur. İstiklal Harbi'nde yedi düvele direnerek tarihe geçen bu yüce çatı, tam da kendisine yakışır bir cesaretle 15 Temmuz darbe girişimini püskürterek, adını dünya parlamentoları içinde müstesna bir yere onurla yazdırmıştır. Bugün burada milleti temsil görevini şanla, şerefle, büyük bir mesuliyet duygusuyla yerine getiren tüm milletvekillerimizin 15 Temmuz ruhunu her daim ihya edeceklerine inancım sonsuzdur. Bu vesileyle Malazgirt'teki ilk akınlardan İstanbul'un fethine, Kurtuluş Savaşı'ndan 15 Temmuz destanına, istiklal ve istikbalimiz uğruna canlarını feda eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. Hepsinin ruhları şâd, kabirleri nur, makamları cennet olsun diyorum" diye konuştu. "Bu yüce çatı, Gazze sınavını tarihimize ve milli seciyemize yaraşır biçimde, tam ve eksiksiz şekilde iftiharla vermiştir"Cumhurbaşkanı Erdoğan, meşruiyetini doğrudan doğruya milletten alan Türkiye Büyük Millet Meclisinin daima hakkın, haklının ve mazlumun yanında yer aldığını belirterek, Gazze konusunda Mecliste gösterilen hassasiyete dikkat çekti. Erdoğan, "İsrail yönetiminin Gazze'de ve Filistin'in diğer bölgelerinde iki yıldır sürdürdüğü soykırıma, bölgede estirdiği devlet terörüne en güçlü tepki, 86 milyon vatandaşımızın temsil edildiği bu koltuklardan yükseldi. Gazze'deki 'toplu kıyıma' karşı sergilediği tavizsiz tavırla milletimizin vicdanına tercüman olan Meclisimiz, yayımladığı 7 ortak bildiriyle farkını ortaya koymuştur. Özellikle Genel Kurul tarafından 29 Ağustos'ta kabul edilen 'İsrail'in Filistin Halkına Yaptığı Soykırım Hakkında Tezkere', zulme göz yumanlar ve gaflet çukurunda boğulanlar için çok güçlü bir mesaj teşkil etmiştir" değerlendirmesini yaptı.Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu bünyesindeki çalışmaların da Gazze ve Filistin diplomasisi bağlamında Meclisin bir diğer başarısı olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Hasılı bu yüce çatı, Gazze sınavını tarihimize ve milli seciyemize yaraşır biçimde, tam ve eksiksiz şekilde iftiharla vermiştir. Filistinli mazlumlarla dayanışma sergileyen siyasi partilerimize ve değerli milletvekillerimize kalpten teşekkür ediyorum. Rabbim hepinizden razı olsun. Biz de geçen hafta katıldığımız Birleşmiş Milletler 80'inci Genel Kurulu başta olmak üzere her platformda Filistin davasının gür sesi olduk. Şahsımızı, hükümetimizi ve ülkemizi hedef alan karalama kampanyaları karşısında izzetli duruşumuzu en güçlü şekilde muhafaza ettik. Dünyanın en modern silahlarıyla topraklarına saldıran işgal kuvvetlerine kahramanca direnen Gazze'nin yiğit evlatlarını asla yalnız bırakmadık. Gazze'ye 102 bin tonu aşan insani yardım ulaştırarak, İsrail'le ticareti bundan 1,5 yıl önce tamamen keserek, Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan soykırım davasına müdahil olarak, daha burada sayamayacağımız nice diplomatik, hukuki, ekonomik adımla Allah'a hamdolsun Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk. Türkiye'nin çabalarının en yakın şahidi Gazzeli kardeşlerimizdir" ifadelerini kullandı.Filistin halkının da Türkiye'nin samimi gayretlerini çok iyi bildiğini dile getiren Erdoğan, "Bizim kendileri için neler yaptığımızı, nasıl bir özveriyle gayret ettiğimizi çok ama çok iyi bilmektedir. Ancak buna rağmen ülkemizin ve hükümetimizin bu konuda sicili hiç de parlak olmayan çevrelerden gelen haksız ve hadsiz eleştirilere maruz kaldığını görüyor, bundan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Ne şahsımız ne de birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız, birileri gibi Filistin davasıyla 2 yıl önce tanışmadık; biz bu davaya ömrümüzü adadık. Allah izin verirse son nefesimize kadar da Filistin'in ve ilk kıblemiz Kudüs-ü Şerif'in hakkını korkusuzca savunmaya devam edeceğiz. Şundan hiçbir şüphe duymuyorum: İnşallah tarih, Gazze'deki bu omurgalı duruşumuz sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti'ni çağının vicdan abidesi olarak altın harflerle yazacaktır. Burada şunun da özellikle bilinmesini isterim: Amerikan Başkanı Sayın Trump'la gerçekleştirdiğimiz görüşmede de Gazze'de akan kanın durdurulması gündemimizin ilk sırasındaydı. Bu konuda tekliflerimizi yaptık, çıkış yollarını gösterdik, kalıcı barış için nelere ihtiyaç duyulduğunu çok net biçimde ortaya koyduk" şeklinde konuştu. "Hak ettikleri o kalıcı barış ortamıyla Filistinlileri buluşturmak, önce İslam dünyasının, sonra da uluslararası toplumun Gazze'ye borcudur""Savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmayacak" sözlerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistinli kardeşlerimiz onurlu mücadeleleriyle barışı ve huzuru dünyada en fazla hak eden millettir. Hak ettikleri o kalıcı barış ortamıyla Filistinlileri buluşturmak, önce İslam dünyasının, sonra da uluslararası toplumun Gazze'ye borcudur. Gazze kana, gözyaşına ve yıkıma artık doymuştur. Bu utanç bir an önce son bulmalıdır. Biz tek bir masumun daha hayattan kopartılmasını, tek bir çocuğun daha açlıktan ölmesini, Gazze'ye tek bir bombanın daha düşmesini istemiyoruz. Türkiye olarak bunun için çalışmaya tüm gücümüzle devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar inşallah mücadelemiz sürecek" dedi.Yaşanan onca acıya, oluk oluk akıtılan onca masum kanına rağmen umudun muhafaza edildiğini belirten Erdoğan, "Nasıl ki 14 yıllık karanlığın ardından Suriye'nin özgürlüğüne kavuştuğunu görmeyi Rabbim bizlere nasip ettiyse, inşallah 'nehirden denize' barışın, huzurun ve güvenliğin hâkim olduğu güzel günleri de göreceğimize tüm kalbimle inanıyorum. Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimize de buradan dayanışma mesajlarımızı gönderiyor; her zaman yanlarında olan Türkiye'nin inşallah bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğini önemle ifade ediyorum" diye konuştu. Bahçeli'ye ve DEM Parti'ye 'terörsüz Türkiye' teşekkürüMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'terörsüz Türkiye' çağrısını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçen yıl tam bu vakitte yeni yasama dönemi başlangıcında, bu kürsüde iç cephemizin tahkimine dikkat çekmiş; topluma örnek olacak şekilde Meclisimizin iktidar ve muhalefetiyle uyum, ittifak, uzlaşı, karşılıklı saygı çerçevesinde çalışması temennilerimi dile getirmiştim. Aynı gün Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, gerek Meclis Genel Kurulu'nda nazik tavrıyla, gerekse Meclis dışında yaptığı ufuk açıcı beyanatlarıyla, iktidar ve muhalefetiyle terörsüz bir Türkiye'nin inşası için düşüncelerini paylaştı" açıklamasını yaptı.Geride bırakılan 1 yıl içinde 'terörsüz Türkiye' hedefine yönelik tarihi nitelikte adımlar atıldığını, önemli mesafeler alındığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle engin siyasi tecrübesi, birikimi ve dirayetiyle terörsüz Türkiye idealimizin mimarlarından olan Sayın Devlet Bahçeli'ye bir kez de huzurlarınızda ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi ifade ediyorum. Aynı şekilde bu 1 yıllık süreçte yapıcı duruş ve çabalarıyla Türkiye'nin terörden arındırılması yolunda önemli katkılar vermiş olan DEM Parti heyetine ve yönetimine de şükranlarımı sunuyorum. Son nefesine kadar terör duvarının yıkılması, milletimizin her karışında barış ve kardeşliğin egemen olması için ter döken İstanbul Milletvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder'i de burada rahmetle anıyorum. Geride bıraktığımız 1 yıl içinde terör örgütü saldırılarını durdurmuş, kendisini feshettiğini açıklamış, sembolik bir törenle silahlarını yakmıştır. 1984'ten bu yana hem on binlerce can kaybına hem de 2 trilyon dolarlık ekonomik kayba yol açan terör belası böylece bitme noktasına gelmiştir. Sürecin son derece hassas olduğunun farkındayız ancak en başından itibaren olumlu bakıyoruz, olumlu bakmak için çaba sarf ediyoruz" diye konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hiçbir dünyevi güç karşısında diz çökmez, boyun eğmez, taviz vermez ve egemenliğini asla pazarlık konusu yapmaz""Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hiçbir dünyevi güç karşısında diz çökmez, boyun eğmez, taviz vermez ve egemenliğini asla pazarlık konusu yapmaz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu meyanda bazı muhalefet partilerinin tahrikleriyle zihinlerinde soru işareti oluşan vatandaşlarımız varsa hepsi müsterih olsunlar. Özellikle şehitlerimizin muhterem aileleri ve gazilerimiz bilsinler ki, onların aziz hatıralarına gölge düşürecek hiçbir adımın atılmasına ne hükümet olarak biz, ne Cumhur İttifakı'ndaki ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi, ne de bu yüce Meclis müsaade edecektir. Hedefimiz; terörün bitmesi, kardeşliğin kuvvetlendirilmesidir. Adımlarımızı sadece ve sadece bu hedefe yönelik atıyoruz. Terörsüz Türkiye idealimizin en önemli merkezi, hiç kuşku yok ki burası, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Meclis çatısı altında 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu', siyasi partilerimizin kahir ekseriyetinin temsilcileriyle çalışmalarına başlamış, şu ana kadar da 12 toplantı yapmıştır. Komisyon, çalışmalarını tamamladığında şüphesiz elimizde çok önemli doneler olacaktır. Komisyonda dile getirilen önerilerin istişare ve uzlaşma neticesinde hayata geçirilmesi bir sonraki aşamayı teşkil edecektir. Burada mühim olan, Türkiye'nin yerli, milli, çözüm odaklı siyasi partilerinin böyle hayati bir mesele için yük alması, aynı komisyon çatısı altında buluşması, konuşması, birbirini saygıyla dinlemesi, istişareler yapmasıdır. Bu, ülkemiz demokrasisi adına umutlarımızı büyüten çok müstesna bir kazanımdır. Bu komisyon da göstermiştir ki, silahla çözüm olmaz, sıkılı yumruklarla musafaha yapılmaz. Her şey saygı çerçevesinde konuşulabilir, tartışılabilir, istişare edilebilir. Komisyonun toplanıp, her konuyu açıklıkla ve açık yüreklilikle istişare etmesi, Türkiye'nin zararına değil, hiç tartışmasız yararınadır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz işte bu olgunluğu sergilemiş, Türkiye'nin de bu olgunluğa eriştiğinin en güzel delili olmuştur. Bu vesileyle komisyonumuzun değerli üyelerine, çalışanlarına da teşekkür ediyor, bundan sonraki oturumlarında başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.Türkiye'nin oluşan bu huzur ve güvenlik iklimini en güçlü şekilde muhafaza edeceğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "86 milyonun bir, beraber ve kardeş olduğu bir Türkiye, enerjisini terörle mücadele için değil, refah için seferber edecektir. Her alanda elde edilen başarılar, terörsüz Türkiye ortamında pekişecek, kuvvetlenecek, inşallah yeni atılımlara fırsat oluşturacaktır. Şu hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum: Türkiye'nin güvenliği ile yakından alakalı meselelerde atacağımız adımlar, oluşan huzur ve kardeşlik ikliminden tamamen ayrı tutulmalıdır. Türkiye, Türkiye içindeki Kürtlerin anavatanı olduğu kadar, Türkiye sınırları dışındaki Kürtlerin de en büyük, en samimi, en güvenilir hamisidir, kardeşidir; zor günlerde kapısı çalınan ilk sığınağıdır. Bu, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de, yarın da böyledir., İnşallah hiçbir zaman değişmeyecektir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:"Sınırlarımızın ötesindeki Kürt kardeşlerimizin birtakım terör örgütlerinin baskılarıyla Türk, Kürt, Arap, genel olarak Müslüman düşmanı birtakım ülke ve odaklar tarafından istismar edilmesine asla rıza göstermeyiz. En başından itibaren Suriye'nin toprak bütünlüğünü güçlü şekilde destekliyoruz. Bugün de Suriye'nin bölünme planlarının en güçlü şekilde karşısındayız. Gerek Suriye'nin toprak bütünlüğünü temin etmek, gerekse sınırlarımızın ötesinde herhangi bir terör oluşumunu engellemek amacıyla, diplomasinin tüm kanallarını devreye almış durumdayız. Bu kanalları kullanmayı sabırla, samimiyetle ve sağduyuyla sürdürüyoruz. Diplomatik girişimler cevapsız kalırsa Türkiye'nin pozisyonu da, politikası da bellidir." "Türkiye Suriye'de bir 'dejavu' yaşanmasına izin vermeyecektir"Türkiye'nin Suriye'de bir "dejavu" yaşanmasına izin vermeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ilkeli tavrımız, Kürt kardeşlerimiz dahil Suriye halkının aleyhine değil, tam tersine onların lehinedir; bölgemizi terör belasından kurtarmaya dönük bir tavırdır. Tekrar altını çizerek söylüyorum: Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, etnik köken, dil, mezhep ayrımı yapmadan hepimiz ortak bir geleceğin yolcularıyız. Bu yolculukta bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimiz, evelallah her türlü engeli aşacak kudrettedir. Aklı selimle hareket edildiğinde, bin yıllık ortak maziden beslenen bir gelecek tasavvuruyla yaklaşıldığında, evelallah her sorunu çözer, her oyunu bozarız. Biz, birbirimize bir duvarın tuğlaları gibi kenetlendiğimizde bölgedeki sıkıntılar tek tek çözülecek, bölge kalıcı barış ve huzura kavuşacaktır. Aramıza simsarların girmesine göz yumduğumuzda ise coğrafyamızda kan, gözyaşı, çatışma, zulüm eksik olmayacaktır. Nasıl ki Türk, Kürt, Arap; Sultan Alparslan'ın, Selahattin Eyyubi'nin, Sultan Fatih'in ordusunda omuz omuza verip zaferler kazandıysa, nasıl ki Çanakkale'de Türk, Kürt, Arap birlikte İslam toprağını kahramanca savunduysa inşallah yarın da, ebediyen de Türk, Kürt, Arap uttifakı coğrafyanın barışını, huzurunu, kalkınmasını, refahını birlikte temin ve tahkim edecektir. Buna tüm kalbimizle inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Bugüne kadar deprem bölgemiz için kamu olarak güncel rakamlarla 3,6 trilyon lira, yani yaklaşık 90 milyar dolarlık harcama yaptık"6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmaya devam ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayatını kaybeden ve her birini rahmetle andığımız vatandaşlarımızı geri getiremesek de afetin izlerini silmeyi hamdolsun başardık. Şu anda 3 bin 481 şantiyemizde on binlerce mimar, mühendis ve işçi kardeşimiz gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor. 6 Eylül tarihinde Malatya'da 304 bininci yuvamızın anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. İnşallah önümüzdeki ay 350 bininci konutumuzun kurasını çekiyoruz. Yıl başına kadar toplam 453 bin bağımsız bölümü hak sahibi ailelerimize teslim etmek için canla başla çalışıyoruz. Yeni evlerine kavuşan vatandaşlarımızın hanelerinde gönül huzuruyla, sağlık ve afiyetle oturmalarını temenni ediyorum. Aynı şekilde yeni iş yerlerini teslim ettiğimiz afetzede kardeşlerimize de Rabbimden hayırlı ve bereketli kazançlar niyaz ediyorum. Tam bir seferberlik ruhuyla yürüttüğümüz imar sürecinde yalnızca konut ve iş yerleriyle sınırlı kalmadık. Ecdat yadigarı emanetlerin her birinin üzerine titriyor; aslına uygun şekilde yaşatmak için azami gayret sarf ediyoruz. Bugüne kadar deprem bölgemiz için kamu olarak güncel rakamlarla 3,6 trilyon lira, yani yaklaşık 90 milyar dolarlık harcama yaptık. Burada ekonomiye dair bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Enflasyonu bu yılın sonunda yüzde 30'un altına, 2026 yılında ise yüzde 20'nin altına indirmeyi planlıyoruz"Önceliklerinin halkın hayat pahalılığı sorununu kalıcı olarak çözmek olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyon verilerini paylaşarak, "Ağustos ayında son 45 ayın en düşük enflasyonunu görerek, önemli bir dönüm noktasına ulaştık. Enflasyonu bu yılın sonunda yüzde 30'un altına, 2026 yılında ise yüzde 20'nin altına indirmeyi planlıyoruz. Bütçe açığımızın millî gelire oranını bu yıl yüzde 3,6'ya; 2026'da ise yüzde 3,5'e indirmeyi öngörüyoruz. İhracat tarafında da hamdolsun gayet iyi gidiyoruz. Ağustos ayında yıllık bazda ihracatımız 269 milyar doları aştı. Altın ithalatının yüksek düzeyde seyretmesine rağmen, dış dengemiz hızla iyileşti. 2025 yılını milli gelire oranla sadece yüzde 1,4'lük bir cari açıkla kapatmayı ümit ediyoruz. Dış kaynaklara erişim noktasında da çok ciddi kazanımlar elde ettik. Gerek bankacılık, gerekse reel sektörümüz için finansmana erişim hem kolaylaştı, hem de maliyetler belirgin şekilde geriledi. Dış borcumuzun milli gelire oranı son 14 yılın en düşük seviyesine indi. Öte yandan, rezerv yeterliliği noktasında da tarihi başarılara imza attık" dedi. "2026 senesi, Türkiye ekonomisinde adeta bir reform yılı olacak"Merkez Bankası rezervlerinin 179 milyar dolara ulaştığını ve giderek yükseldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Programımızın etkisiyle risk primimiz ve borçlanma maliyetlerimiz geriledi, Türk lirasına olan güven her geçen gün artmaya başladı. Küresel ekonomideki belirsizliklere, ticaret ortaklarımızdaki düşük büyüme oranlarına rağmen Türkiye ekonomisi hamdolsun büyümesini sürdürdü. 2025'in ilk yarısında yıllık büyümemiz yüzde 3,6 olarak gerçekleşirken, millî gelirimiz yıllıklandırılmış bazda 1,5 trilyon dolara yaklaştı. Üretim cephesinde ise zirau dona bağlı olarak daralan tarım sektörü hariç tüm sektörlerde katma değer artışı kaydettik. İmalat sanayimiz son 12 çeyreğin en yüksek performansını sergiledi. Tüketimle yatırım arasındaki denge korunurken, istihdam tarafında da son derece olumlu gelişmeler yaşandı. İşsizlik oranımız tam 28 aydır tek hanelerde seyrediyor. Bir başka güzel gelişmeyi, bir başka rekor seviyeyi turizmde gördük. 2025 yılında ilk 6 ayda 25,8 milyar dolar gelirle tüm zamanların ilk 6 aylık gelir rekorunu kırdık. 2025 yıl sonunda 64 milyar dolar turizm gelirine emin adımlarla ilerliyoruz. Aynı başarıyı hikaye itibariyla söylüyorum, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada, enerjide,sosyal politikalarda, tarımda, sanayide özellikle savunma sanayinde de görmek mümkündür. Türkiye bütün bu alanlarda kendisiyle yarışarak kısa sürede, çok büyük atılımlara imza atmıştır. İnşallah yakaladığımız bu güçlü ivmeyi hızlandırarak sürdüreceğiz. Son olarak, yapısal reform gündemimize de kısaca değinmek isterim: 2026 senesi, Türkiye ekonomisinde adeta bir reform yılı olacak. Sanayiden teknolojiye, tarımdan enerjiye, ekonomimizin tüm alanlarında büyük bir dönüşüm başlatıyoruz. Yerel yönetimlerde mali disiplini güçlendirecek adımları da devreye alarak kamuda şeffaflığı, hesap verebilirliği ve verimliliği daha da pekiştireceğiz. Ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için şimdiden hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu."Bizler, hepimiz burada, her seçimde sandıkları demokrasimizin bayram yerine çeviren on milyonların takdir ve teveccühüyle bulunuyoruz" diyen Erdoğan, "Türkiye'de tek bir meşruiyet kaynağı vardır; o da aziz milletimizin tertemiz iradesidir. Biz siyaset sahnesine ilk çıktığımızdan beri 'meşruiyetin kaynağı millettir' dedik ve millet egemenliğini en güçlü şekilde tesis etmeye çalıştık. Yarım asra yaklaşan siyasi hayatımız boyunca girdiğimiz tüm mücadeleleri daima sandıktan çıkan iradeden aldığımız icazet ve yetkiyle yürüttük. Bakınız, bu ülkede bir dönem egemenlik kağıt üzerinde millete ait olsa da hakikatte sermayenin, medyanın ve mütegallibenin tasallutu altındaydı. Vesayetin kılıcı, yıllarca milli iradenin tepesinde sallanmaya devam etti. Hakimiyeti, imtiyazlıların elinden aldık, asıl sahibi olan millete teslim ettik. Bunun için gerçekten çok çalıştık, çok mücadele verdik; çok ciddi bedeller ödedik, nice saldırıları göğüslemek zorunda kaldık. Ama sonuçta Türkiye'de milletin iradesini her alanda egemen kıldık" dedi.Türkiye'de gücünü halktan almayan ayrıcalıklara yer olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'de siyasette, hukukta, ekonomide, kamuda, sosyal ve gündelik hayatta milletin iradesine dayanmayan imtiyazlara yer yoktur. İnşallah hiçbir zaman da olmayacaktır. Egemenliğin kaynağı milletin iradesidir; millet de bu iradesini yürütmede seçilmiş cumhurbaşkanı, yasamada milletvekilleri aracılığıyla kullanır. Bazı muhalefet aktörlerinin belli periyotlarla, özellikle ortaya dökülen kimi skandalları perdelemek için gündeme getirdiği suni tartışmalar, milletimizin 14-28 Mayıs seçimlerinde ortaya koyduğu iradeye saygısızlıktır; milletin bizatihi kendisine yapılmış büyük bir hürmetsizliktir. Milletimiz, Cumhurbaşkanlığında şahsımıza, Meclis'te sizlere 5 yıllık yetki vermiştir. Aziz milletimizden sandıkta aldığımız bu yetkiyi inşallah sonuna kadar en güzel, en verimli şekilde kullanacağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sağladığı hızlı ve etkin karar alma, bunları uygulama imkanlarıyla Türkiye Yüzyılımızın inşasını sürdüreceğiz" diye konuştu. "Son 23 yılda sizlerin de destekleriyle alınan büyük mesafeyi, Türkiye Yüzyılı'na yakışacak ve Türkiye'ye dar gelmeyecek yeni bir anayasa ile taçlandırma arzumuza da sahip çıkacağınıza yürekten inanıyorum"Yasama organının üyelerinin sergileyeceği hassasiyetin yürütme olarak kendilerine çabalarında güç ve moral aşılayacağını belirten Erdoğan, "Son 23 yılda sizlerin de destekleriyle alınan büyük mesafeyi, Türkiye Yüzyılı'na yakışacak ve Türkiye'ye dar gelmeyecek yeni bir anayasa ile taçlandırma arzumuza da sahip çıkacağınıza yürekten inanıyorum. Şunu yüce Meclisin ve ekranları başında bizleri takip eden kardeşlerimizin bilmesini istirham ediyorum: Biz, Türkiye'nin imkanlarını, potansiyelini, zenginliklerini daha da artırmak için koşturuyoruz. Biz, Türkiye'nin kaynaklarını yine Türkiye'nin ihtiyaçları için, bu ülkenin 86 milyon vatandaşı için, gençleri ve geleceği için seferber ediyoruz. Türkiye merkezli düşünen, üreten, çalışan herkesi de bu mücadelede yol arkadaşı olarak görüyoruz. Bu millet için çalışan, çabalayan, söz söyleyen, siyaset yapan kim varsa, aynı hedefe doğru beraberce yol almaktan mutluluk duyarız. Ama öksüzün, yetimin, işçinin, çiftçinin, emeklinin, tüccarın, sanayicinin, esnafın hakkına el uzatana da zerre miskal merhamet göstermeyiz. Bu konudaki tavizsiz duruşumuzu muhafaza etmekte kararlıyız" açıklamasında bulundu.TBMM'nin 28. Dönem 4. Yasama Yılı açılışına katılmayan CHP'nin sıraları boş kaldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının ardından muhalefet sıralarına giderek Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin temsilcileriyle tokalaştı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, açılış toplantısının ardından Genel Kurul'dan ayrıldı. Bahçeli'nin çıkışı sırasında DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık yanına giderek selam verdi. Kaynak: İHA

Devlet Bahçeli: Gazi Meclis gelişigüzel protesto alanı değildir

MHP Genel Başkanı Bahçeli, CHP’nin TBMM’nin 28. Dönem 4. Yasama Yılı’nın açılış oturumunu protesto edeceğini duyurulmasına yönelik yazılı basın açıklamasında bulundu. "Sığ ve kısır söz düellolarıyla geçirilecek vakit yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, yeni yasama yılında ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin çözüme kavuşması temennisinde bulunarak şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28’inci Dönem 4. Yasama Yılı bugün özel gündemli oturumla açılacak, böylelikle komisyon ve genel kurul çalışmaları başlayacaktır. Sipariş gerginliklerle, sığ ve kısır söz düellolarıyla geçirilecek vakit yoktur. Türk milletinin hadim ve haysiyetli bir siyaset anlayışına, ahlaki temele dayanan yapıcı ve sorumlu yasama faaliyetlerine layık olduğu asla unutulmamalıdır." "Gazi Meclis gelişigüzel protesto alanı veya gafilce ikmal edilen siyasi pervasızlık sahası değildir"TBMM’nin millet iradesinin tecelli mekanı ve Milli Mücadele’nin temin yeri olduğunu belirten Bahçeli, "Bu hususiyet ve hüviyetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi devlet kuran, ordular idare eden, demokrasiye mana ve ruh veren muazzez ve müstesna bir niteliğe haiz ve havidir. Gazi Meclis gelişigüzel protesto alanı veya gafilce ikmal edilen siyasi pervasızlık sahası değildir. Taşımış olduğu tarihi saygınlığa bağlılık ve riayet herkesin, bilhassa Meclis çatısı altında görev yapan muhterem milletvekillerinin ortak mesuliyet ve mükellefiyetidir. Yapılan açıklamalar mucibince Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugünkü açılış oturumuna, hatta Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bulunacağı resepsiyona katılmayacağı anlaşılmaktadır. CHP’nin bu gayri ahlaki siyasi tavır ve tercihi yalnızca Sayın Cumhurbaşkanımıza saygısızlık değil; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihsel mehabet ve müktesebatına, aynı şekilde demokrasinin ilke ve esaslarıyla Türk milletinin iradesine kesif bir saldırıdır. Bu vahim durum bir hakkın kullanımı değil, var olan milli ve demokratik hakların kundaklanmasıdır. Nitekim yapılan fahiş yanlışlara bir yenisi daha eklenecektir. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve kuruluş temellerine karşı olduğunu belgelemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmaya peşinen tahammülsüzlük, üstelik Trump icazetli darbe iddialarının bizzat CHP Genel Başkanı ağzıyla telaffuzu siyasi aymazlık, daha ötesi demokrasiyi hiçe sayan totaliter ahlaksızlıktır. Yeni yasama yılının asılsız ve anlamsız meşruiyet tartışmalarının gölgesinde kalacak olması Cumhuriyet Halk Partisi’nin hapsolduğu kriz girdabının genişleyerek ilerlediğini göstermektedir. Meşruiyeti sorgulanan Sayın Cumhurbaşkanımız yüzde 52 oyla seçilmiş ve göreve gelmiştir. Bu seçimin sorgulanıp sulandırılma arayışı evvelemirde milletimize hakaret, devlete ve demokrasiye de başkaldırı teşebbüsüdür. Cumhuriyet Halk Partisi skandal yanlıştan dönecek cesaret, dirayet ve erdemi bilavasıta sergilemek durumundadır. Tam tersi bir ısrar ve inat bu partinin erimesini daha da hızlandıracaktır" ifadelerini kullandı. Kaynak: İHA

Gaziantep'in 10 yaşındaki bakır ustası

Gaziantep'in Şahinbey ilçesindeki tarihi Bakırcılar Çarşısı'nda bakırcı ustası babası Gökhan Bilici'nin yanında çalışan Yakup Can Bilici, bir ellerinde darbe kalemi, diğerinde de çekiçle ilmek ilmek bakıra şekil veriyor.

Bakır işlemeciliğinin patentini elinde bulunduran Gaziantep'te 27 yıllık bakır ustası babasının yanında çalışmaya başlayan Yakup Can Bilici, babasından aldığı eğitim sonucu kısa sürede bakıra şekil vermeyi öğrendi.

BAKIRA BABASIYLA BİRLİKTE ŞEKİL VERİYOR

Babasına ait iş yerinde severek çalışan Bilici, babasından öğrendiği mesleğinde kendini iyice geliştirdi. Küçük yaşına rağmen bakır işlemede gösterdiği yetenekle ve enerjisiyle dikkatleri üzerine çeken Bilici, babasıyla birlikte gün boyu bakıra şekil veriyor.

İlkokul 4'üncü sınıf öğrencisi olan ve tatil günlerinde babasına ait iş yerine düzenli olarak gidip gelen Bilici, kısa sürede çıraklıktan ustalığa giden yolda büyük bir adım attı. İş yerine gelenlerin gözleriyle aradığı Bilici, bakır işlemeciliğinde gösterdiği azim ve gayretle çevresindekilerin takdirini kazanıyor.

YILLARIN USTALARINA TAŞ ÇIKARTIYOR

Tatil günlerinde ve okula gittiği dönemlerde okul sonrasındaki çoğu zamanını da babasının yanında çalışarak geçiren Bilici, büyüyünce polis olmak istiyor. Müşteriler tarafından "Yakup Can Usta" olarak bilinen Bilici, mesleğinde olan yeteneğiyle yılların ustalarına taş çıkartıyor.

İlk kez görenlerin şaşkınlığını gizleyemediği tarihi Bakırcılar Çarşısı'nın Yakup Can Ustası, babasından öğrendiği mesleğinde kendini geliştirmeye devam ediyor.

Karşılarında küçük bakır ustasını görenler şaşkınlıklarını gizleyemezken Bilici, babasının mesleğinde kendisini daha da geliştirmek için çabalıyor. 7 yaşında babasına yardım ederek mesleğe heveslenen Bilici, iş yerinde olduğu gibi derslerinde de büyük başarı gösteriyor.

"BABAMIN MESLEĞİNİ SÜRDÜRMEK İSTİYORUM"

Babasının mesleğini aşkla yaptığını belirten küçük usta Yakup Can Bilici, "Daha önce bizim iş yerimiz evimizin altındaydı. Bakır sesleri hep benim ilgimi çekti. Annemden izin alıp sürekli babamın iş yerine iniyordum, babama yardım ediyordum. Üç yıldan beri babamın yanına gidip geliyorum.

Yaz tatilinde ve diğer tatil günlerinde babamın mesleğini yapmak bana zevk veriyor. Babamla birlikte bakır işleme yapıyoruz. Babamla birlikte bakır çalışmak benim için çok büyük bir başarıdır. Babamı sevindirmek ve gururlandırmak benim için gururdur.

İnşallah babamın mesleğini sürdürürüm. Okursam polis olmak istiyorum. Fakat eğer okuyamazsam babamın mesleğini sürdürmek istiyorum. Bakırcılık mesleğini daha da yükseltmeye çalışacağım. Bakırcılık mesleği çok güzel bir meslek. Mesleğimi de severek yapıyorum." dedi.

Oğlu Yakup Can ile gurur duyduğunu belirten ve Yakup Can'ın ileride iyi bir bakır ustası olacağına inandığını söyleyen baba Gökhan Bilici ise "Ben de mesleğe çocukken başladım. Bakır sesleri ilgimi ve dikkatimi çekti. Biz de çalışmaya başladık. İlkokul birinci sınıfı bitirdim, yaz tatilinde bakırcı mesleğine girdim. Çocukluğumdan beri çalışıyorum.

Oğlum Yakup Can, okul tatil olduğunda ve cumartesi günleri yanıma geliyor. Ben mesleği oğlum Yakup Can'a öğrettim. Yakup Can, mesleğimi öğrendi.

Aslında ben kendisinin okumasını istiyorum. Fakat eğer okumazsa elinde meslek olsun istiyorum. Bir mesleği olduğunda kendisi rahat eder. Bundan dolayı mesleği oğluma öğrettim.

Üç seneden beri yanımda çalışıyor. Çoğu kalfa ve ustanın yapamayacağı işleri yapabiliyor. Kendisi küçük ama yaptığı işler çok büyük. Oğlumla gurur duyuyorum." diye konuştu.

Cevdet Yılmaz: Alevi-Bektaşi toplumunun katkısı Türkiye için kıymetlidir

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda düzenlenen Alevi İnanç Önderleri ve Cemevi Başkanları İstişare Toplantısı'na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerinin başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti ve toplantının hayırlı olmasını diledi. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kuruluşunda Plan Bütçe Komisyonu Başkanı olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Benim başkanlık yaptığım dönemde Plan Bütçe Komisyonu'nda kanun çıkmış oldu. Başka bazı unsurlarla birlikte bu başkanlığın kuruluşu sağlandı. Şimdi o kanun çalışmalarından sonra ilk defa ben doğrusu bu binayı görmüş oldum. Bu başkanlığın böyle somut, güçlü bir kurum olarak hayata geçtiğini görmekten büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Doğu, batı, etnik köken ve inanç ayrımı yapmadan gölgesinde cem olduğumuz şanlı bayrağımızın dalgalandığı her yerde 86 milyon vatandaşımız için çalışıyoruz"İstişarenin önemine değinen Yılmaz, "Bugünkü tabirle ortak akıl, katılımcılık. Ne kadar istişare olursa hatalar o kadar az olur, işler o kadar bereketli olur. Dolayısıyla biz de her alanda sadece bu konuda değil, her alanda hükümet olarak istişareye büyük önem veriyoruz. Bir hadisenin tarafları kimse onlarla konuşarak, onlarla danışarak yol yürümek istiyoruz. 22 yıldır iktidarda kalabildiysek burada bu istişare kültürünün çok büyük bir rolü olduğunu, çok büyük bir payı olduğunu ifade etmek isterim. Bugün de yine aynı anlayışla devam ediyoruz. Çünkü bizim siyaset anlayışımızın odağında millet var. Milletin talebi, beklentisi neyse bizlerden, milletin değerleri neyse biz onu esas alıyoruz. Sizlerin bugün ifade edeceği görüşler, öneriler bu anlamda çok çok kıymetli. İnşallah başkanlığımız bu görüşleri toparlayacak, raporlaştıracak. Bizlere, ilgili tüm kurumlarımıza bunları iletmiş olacak. O bakımdan çok önemli bir çalışma olduğunu ifade etmek istiyorum. 23 yıldır kararlarımızı Anadolu'nun her bir köşesinden toplumun tüm kesimlerinden gelen seslere kulak vererek şekillendiriyoruz. Doğu, batı, etnik köken ve inanç ayrımı yapmadan gölgesinde cem olduğumuz şanlı bayrağımızın dalgalandığı her yerde 86 milyon vatandaşımız için çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Alevi-Bektaşi kültürünün, inancının içinde insan olduğunu söyleyen Yılmaz, "Ben öyle görüyorum. En temel hadise insan. İnsanı merkeze aldığınız sürece çözülmeyecek bir mesele yok. Bugün de hem bölgemizin hem dünyanın buna çok ihtiyacı var. Bu insanı merkeze alan, muhabbeti merkeze alan anlayışa çok ihtiyacımız var. Dolayısıyla ben bu çalışmaların sadece ülkemiz için değil, tüm insanlık için hayırlara vesile olacağına inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Kerbela'da yaşanan neyse aslında Gazze'de de bir benzeri yaşanıyor"Gazze'de yaşananlara dikkat çeken Yılmaz, "Bugün Gazze'de yaşananları hep birlikte görüyoruz. Kerbela'da yaşanan neyse aslında Gazze'de de bir benzeri yaşanıyor. Masum insanlar açlığa, susuzluğa mahkum edilerek katlediliyor. Bir soykırım uygulanıyor. Geçmişte Kerbela'da kimden yanaysak bugün de aynı taraftan yana olmak zorundayız. Mazlumun yanında zalimin karşısında olmak zorundayız. Ve bunu da hep birlikte yapacağız inşallah. Yapmaya devam edeceğiz" açıklamalarında bulundu. Alevi-Bektaşi inancı ve kültürünün bu medeniyetin en güçlü damarlarından biri olduğunun altını çizen Yılmaz, "Cemevlerimiz birlik, muhabbet ve kardeşlik mekanıdır. Ehl-i Beyt muhabbetiyle bu topraklarda kardeşliğimizi büyütüyor, cemlerimizde meydan gelenimizle niyazlaşıyoruz. Bizi biz yapan değerlerden biri de Ehl-i Beyt sevgisidir. Alevi'si, Sünni'si, Kürt'ü, Türk'ü, doğusu, batısı, bütün ülkemizde bu sevginin varlığını hep birlikte görüyoruz. Bu da birliğimizin, kardeşliğimizin en güçlü dayanaklarından biridir. Bu manada Allah Resulü'nün güzide Ehl-i Beyti'ni sevmek, onlara hürmet göstermek her Müslümanın görevidir. Necip milletimiz tarafından Ehl-i Beyt'in özellikleri, faziletleri, menkıbeleri ve maruz kaldıkları elem verici olayları konu edinen müstakil eserler yazılmış, nesilden nesile bu aktarılmıştır" dedi "Ekonomimizle, diğer politikalarımızla, teknolojimizle, savunma sanayimizle, bütün gücümüzle caydırıcı bir güç olacağız"Muharrem ayı vesilesiyle bir kez daha anılan Kerbela hadisesinin her çağda adaletin, vicdanın ve kardeşliğin ne denli kıymetli olduğunu hatırlattığını aktaran Yılmaz, "Özellikle bugünkü ortamda, bölgemizde, dünyada bunu çok daha net bir şekilde görüyoruz. Maalesef uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, kuralların, kurumların içinin boşaltıldığı bir dönemden geçiyoruz. Gücü, gücü yetene tabiri caizse. Ben güçlüysem haklıyım diyen bir zihniyet görüyoruz ve bu tehlikeli bir zihniyet. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 'hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız' diyoruz. Ekonomimizle, diğer politikalarımızla, teknolojimizle, savunma sanayimizle, bütün gücümüzle caydırıcı bir güç olacağız. Bir taraftan da barışı, diplomasiyi, kardeşliği ön plana çıkaracağız. İkisini bir arada yapmak durumundayız. Hem caydırıcı bir güç olacağız hem de barışı, hakkı, masumların hukukunu savunacağız. Ve ben inanıyorum ki bu mücadeleden her zaman olduğu gibi haklılar galip çıkacak. Er veya geç haklılar galip çıkacak. Biz de tarihin doğru tarafında konumlanarak, zalimden değil haklıdan yana olarak yolumuza devam edeceğiz. Bugün de benzer şekilde millet olarak içinden geçtiğimiz zamanlarda bu birlik ve kardeşlik değerlerine, bu insan hukukuna sarılmak, bunları yaşatmak bizlere, medeniyetimize en fazla yakışan tutumdur diye inanıyorum. Özellikle toplumun kanaat önderleri barış ve kardeşlik mesajlarını daha yüksek sesle dile getirmelidir" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye" sürecinin içinde olduklarını belirten Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız her ortamda söylüyor, 'bir olalım, iri olalım, diri olalım' diyor. Hacı Bektaş'tan ilhamla hep birlikte Türkiye olalım diyor. Doğusuyla, batısıyla, kuzeyle, güneyle bu ülkede kim yaşıyorsa kardeşlik olsun, huzur olsun, birlik olsun diyoruz. Yıllar yılı ülkemiz terörden çok çekti gerçekten. En büyük kayıp da tabii ki şehitlerimiz. Şehitlerimizi rahmetle anıyorum burada. Allah hepsinden razı olsun diyorum. Gazilerimizi minnetle anıyorum. Onlar sayesinde biz bugün bu huzur ortamı içindeyiz. Ancak kırk yılı aşkın bu terör belası bize çok şey kaybettirdi. İnsan kaybı zaten hesaba gelmez ama onun ötesinde de ülkemizin kalkınmasına, gelişmesine, demokrasimize zararlar verdi. Ben her zaman şunu ifade etmişimdir, şimdi de aynısını söylüyorum. Terör demokrasinin ve kalkınmanın düşmanıdır. Terörün olduğu yerde bir ülke gelişemez, kalkınamaz. Terörün olduğu yerde temel hak ve özgürlüklerinizi kamil bir şekilde yaşayamazsınız. Böyle bir ortam oluşmaz. Dolayısıyla terörün ortadan kalıcı bir şekilde kalktığı bir ortam hem kalkınmamıza, ülkemizin gelişmesine, refahına hem de demokrasimize, hak ve özgürlüklerimize büyük katkılarda bulunacaktır. Buna yürekten inanıyorum. Türkiye'nin ayağına yıllar yılı pranga olmuş bir sorundan bahsediyoruz. Bunun ortadan kalkmasıyla bugüne kadar olduğundan çok daha hızlı bir şekilde inşallah kalkınmamızı, gelişmemizi devam ettireceğiz" açıklamalarında bulundu. "Komisyonumuzun hedefi, terör örgütü kendisini feshetme kararı aldı biliyorsunuz. Bununla ilgili bir değerlendirmeler yapmak"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun kurulduğunu ifade eden Yılmaz, "Bir komisyon kuruldu biliyorsunuz bu konularla ilgili. Bütün partiler var. Bir grubu olan bir parti katılmadı sadece. Bugüne kadar da gayet olgun bir şekilde çalışmalarını yürütüyor komisyon. Ben katkıda bulunan bütün partilere, bütün siyasi görüşlere bir vatandaş olarak, bu ülkenin bir vatandaşı olarak şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bugüne kadar geldiği gibi bundan sonra da aynı olgunlukla devam eder. Bazı konular vardır ki bunları siyasetin üstünde görmemiz lazım. Siyasi polemiklere, kısa dönemli siyasi kazanımlara heba etmememiz lazım. İnşallah bütün partiler bu olgunluk içinde meclisimizdeki bu çalışmayı tamamlarlar. Bu komisyonumuzun hedefi terör örgütü kendisini feshetme kararı aldı biliyorsunuz. Bununla ilgili bir değerlendirmeler yapmak, milletimizin temsilcisi olarak, milli iradenin tecelligahı bir kurum olarak meclisimiz bu değerlendirmeleri yapıyor. Bütün kesimleri dinliyor. Bir düzenleme ihtiyacı varsa bu terör örgütünün tasfiyesiyle ilişkili bu konularda fikirlerini bu komisyon ortaya koymuş olacak. Verimli bir şekilde çalışmalarını tamamlayıp ülkemizin bu uzun yıllardır çektiği sıkıntıların ortadan kaldırılmasına vesile olmasını diliyoruz. Bu süreçlerde de yine insani değerleriyle, birliği öne çıkaran değerleriyle Alevi-Bektaşi toplumunun çok büyük katkılarda bulunacağına ben yürekten inanıyorum" diye konuştu. Kavgayla bir toplumun kazanacağı bir şey olmadığını ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Enerjimizi kendi içimizde harcamak yerine birlik içinde insanımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın geleceği için bu kaynaklarımızı, bu enerjimizi kullanmalıyız. Bizim amacımız bu. Bir taraftan da Orta Doğu'da bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tuzaklar kuran, oyunlar kuran güçlere en güçlü cevap, o güçlere karşı verilecek en güçlü cevap 'Terörsüz Türkiye' sürecidir. İç cephemizi, kendi birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirerek bölgemiz üzerinde oynanmaya çalışan oyunlara da en güçlü cevabı vereceğiz. Dolayısıyla 'Terörsüz Türkiye' sadece Türkiye için değil, tüm bölgemiz için aslında terörsüz bir bölge demek, daha istikrarlı bir bölge demek, daha müreffeh bir bölge demek, geleceğini daha sağlam temeller üzerinde kuran bir bölge demek. İnşallah bunu hep birlikte başaracağız. "Devletimizin iradesi açıktır. Hiçbir vatandaşımız inancı, kültürü veya kimliği nedeniyle ötekileştirilmeyecek"Bu buluşmanın ortak değerlerinin etrafından kenetlemenin ne kadar kıymetli olduğunun altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Devletimizin iradesi açıktır. Hiçbir vatandaşımız inancı, kültürü veya kimliği nedeniyle ötekileştirilmeyecek. Herkes eşitlik temelinde kucaklanacaktır. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığımız da bu iradenin kurumsal teminatıdır. Geçtiğimiz günlerde Hazreti Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'yi hep birlikte anarken de ifade ettim. Ne geçmişte yaşanan acılar ne de bugün karşılaşılan zorluklar bizi ortak geleceğimizden, kardeşlik iklimimizden alıkoyamaz. Cenab-ı Allah milletimizi cümle erenlerin, evliya ve enbiyanın mirasına müdrik eylesin. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim kılsın. Hep birlikte el ele vererek, farklılıklarımızı zenginlik görerek, ortak değerlerimizi büyüterek Türkiye'yi, ülkemizi daha müreffeh ve daha huzurlu yarınlara kavuşturacağız." Bakan Ersoy ise programda yaptığı konuşmasında, Bakanlık olarak, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışmaları sayesinde cemevlerinin kurumsal yapısının güçlenmesi, inanç önderlerinin fikir ve önerilerinin hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, "Çünkü biliyoruz ki, ortak akıl ve istişare ile yürütülen her çalışma, milletimizin birliğine ve geleceğine güç katmaktadır. Bu millet, Mevlana'dan, Yunus'tan, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinden öğrendi hayata sevgiyle, merhametle, adaletle bakmayı. Bizler bu öğretiyi gençlerimize, yeni nesillere yani geleceğimize doğru ve hak ettiği şekilde aktarabilmek istiyoruz. Bu istişare toplantısında ortaya koyacağınız fikirler, sadece bugünü değil, yarınlarımızı da şekillendirecek. Bizler, sizlerle birlikte, kültürel mirasımızı geleceğe taşıyacak, inanç ve kültür hayatımıza yeni ufuklar kazandıracak adımları atmaya kararlıyız" ifadelerini kullandı. Kaynak: İHA

Yavuz Ağıralioğlu: “Milletime mahcup olmadığım bir siyasi karnem var” – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Yalova’da düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, özellikle iktidar ve muhalefet kanadına yönelttiği eleştirilerle dikkat çekti.

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ağıralioğlu, Türkiye’deki artan kararsız seçmen sayısına değinerek, siyasi sistemin güven bunalımı yaşadığını söyledi.

“İktidar, her şeye muktedirken sorunları çözememek gibi ağır bir vebalin altına girdi. Muhalefet ise bu kadar soruna rağmen iktidar alternatifi olamamakla acziyet içinde,” diyen Ağıralioğlu, kararsız seçmenlerin bu iki kutba da mesafeli durduğunu belirtti.

“KARARSIZLAR BİRİNCİ PARTİ KONUMUNDA”

Ağıralioğlu, halkın önemli bir kısmının kimin çözüm üretemeyeceği konusunda netleştiğini, ancak kimin çözüm getireceği konusunda hala kararsız olduğunu vurguladı:

“Bugün kararsızlar birinci parti haline gelmiş durumda. İnsanlar artık kimin yapamayacağına karar vermiş, ama kimin yapacağına dair umutları tükenmiş.”

“HÜKÜMETİN EKSİĞİ KUDRETİ DEĞİL, İRADESİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da doğrudan eleştiriler yönelten Ağıralioğlu, hükümetin yetki ve imkan sıkıntısı yaşamadığını, ancak bu imkanları halkın sorunlarını çözmek için kullanmadığını savundu.

“25 yıldır iktidardasınız, millet size defalarca güvendi. Ama bu güvene karşılık ne verildi? Hangi kudretiniz eksik ki bu sorunlar hala çözülemiyor?” diye sordu.

“CHP’Yİ YENİYOR AMA SORUNLARI YENEMİYOR”

Muhalefetin özellikle CHP’nin, iktidarın sürekli hedefinde olduğunu belirten Ağıralioğlu, “Tayyip Bey CHP’yi yendikçe seçmeni konsolide edebiliyor ama sorunları yenemiyor. Artık çözülemeyen her sorunun üstüne ‘CHP’ yazalım, belki o zaman çözülür,” diyerek sistemin işleyişine dair hicivli bir eleştiride bulundu.

“SİYASİ KARNEMDE MAHCUBİYET YOK”

Ağıralioğlu, siyasetteki duruşunun net olduğunu ve yıllardır aynı çizgide kaldığını ifade ederek, “Ne zamandan beri siyaset yapıyorsam, o zamandan beri çizgim değişmedi. Milletime mahcup olmadığım bir siyasi karnem var,” dedi.

“Terörist teröristtir, bayrak bayraktır, devlet devlettir. Bizim üzerimize FETÖ’cü, dış mihrak yaftası yapışmaz,” sözleriyle çizgisini tanımladı.

Ağıralioğlu, iktidarın yıllar önceki vaatlerini bugün hâlâ tekrar ettiğini söyleyerek, “Ben Tayyip Bey’in 2002’de söyledikleriyle 2025’te parti kurdum. Eğer hâlâ aynı vaatleri konuşuyorsak, o zaman 25 yılda ne yapıldı?” dedi.

“KAHRAMANLARLA HAİNLERİN YER DEĞİŞTİRDİĞİ BİR DÖNEM YAŞIYORUZ”

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin söylemlerine de tepki gösteren Ağıralioğlu, Öcalan için “kurucu önder” benzetmesi yapan çevrelere sert çıktı:

“Terör örgütü kurmuş bir kişiye ‘kurucu önder’ denemez. 41 yıldır bu milletin bağrına hançer saplayan birine umut bağlanamaz. Hainlerle kahramanların yer değiştirdiği bir dönemden geçiyoruz.”

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET AMA TERÖRİSTE HAYIR”

Ağıralioğlu, teröre karşı net duruşunu yineleyerek, “Bu ülke terörsüz olsun istiyoruz ama bunun için teröriste taviz verilemez. Biz itiraz ediyoruz diye bize de terörist muamelesi yapılıyor. Bu adaletsizliktir,” dedi.

BHA

BASAM ve TİMBİR’den Ankara’da Yoğun Temas trafiği

Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı ve 24. Dönem İzmir Milletvekili Rifat Sait ile Türkiye İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, başkent Ankara’da önemli temaslarda bulundu.

Heyetin gündeminde; uzun süredir üzerinde çalışılan ve Cumhurbaşkanlığı’na sunulmak üzere hazırlanan Türk Dünyası Projesi, Ekim ayında İzmir’de ikincisi düzenlenecek olan Balkan Medya Forumu ve dijital medyanın talep ile sorunları yer aldı.

Bu çerçevede, BASAM Başkanı Rifat Sait ve TİMBİR Başkanı Dr. Süleyman Basa; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı A. Hadi Turus’u makamlarında ziyaret ederek istişarelerde bulundu.

Ziyaretlerde, hem Türk dünyasının ortak gelecek vizyonu hem de dijital medyanın gelişim sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.

Bahçeli’den İsrail-İran uyarısı: “İsrail barışın düşmanıdır” – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail ile İran arasında artan gerilime ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, savaşın derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bahçeli, “Bölgesel barış ve istikrarın temini her ülkenin çıkarınadır. Aksi takdirde bu kıvılcım, küresel bir yangına dönüşebilir ve hiçbir millet bunun altında kalkamaz” ifadelerini kullandı.

“ZİNCİRLEME ÇATIŞMALAR İNSANLARA ZARAR VERİYOR”

Açıklamasında, 13 Haziran’da İsrail’in İran’a yönelik saldırısını hatırlatan Bahçeli, bu adımın hem bölgeyi hem de dünyayı büyük bir endişeye sürüklediğini belirtti. Nükleer savaş ihtimalinin konuşulmasının dahi insanlık adına kaygı verici olduğunu vurgulayan Bahçeli, “İran-İsrail çatışmasının nükleer kaynaklı yeni bir savaşa zemin hazırladığı yönündeki iddialar gün geçtikçe daha ciddiyet kazanmaktadır” dedi.

“İSRAİL BARIŞIN DÜŞMANIDIR”

İsrail’in politikalarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, İsrail’i “küresel emperyalizmin kiralık katili” ve “barışın amansız muhalifi” olarak niteledi. Gazze’de akan kanın hâlâ kurumadığını ifade eden Bahçeli, “İsrail’in geçim kapısı savaş ve yıkımdır. Bu devletin barışa, diyaloga ve uzlaşmaya tamamen kapalı olduğu açıktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik girişimlerine destek verdiğini belirten MHP lideri, Türkiye’nin barış için insani ve vicdani sorumluluğunu yerine getirdiğini söyledi. Bahçeli ayrıca, ABD’nin barış konusunda net ve samimi bir tutum takınması gerektiğini vurguladı.

İsrail’in bölgesel hedeflerine ilişkin endişelerini dile getiren Bahçeli, 13 Haziran’daki saldırının Türkiye açısından da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Her an tedbirli ve teyakkuz halinde olmak bu coğrafyanın bize yüklediği bir sorumluluktur” diyen Bahçeli, millet olarak doğru değerlendirmeler yapılması gerektiğini belirtti.

Bahçeli açıklamasının sonunda, Türkiye’nin barıştan yana olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türk milleti barıştan yanadır. Coğrafyamızın etrafını bir barış kuşağıyla çevrelemek vazgeçilmez hedefimizdir. İsrail ile İran arasında bir an önce diyalog ortamı sağlanmalı, savaş tehlikesi ortadan kaldırılmalıdır. Aksi takdirde bu çatışmanın küresel boyuta ulaşması halinde sonuçları telafi edilemez olacaktır.”

BHA

Dervişoğlu: Bu ihanet projesini millete sorun

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısında yaptığı konuşmada hem iç politikadaki son gelişmeleri hem de terörle mücadelede hükümetin izlediği yeni stratejiyi kapsamlı biçimde değerlendirdi. “Terörsüz Türkiye” adıyla kamuoyuna duyurulan ve yeni anayasa ile birlikte hayata geçirilmesi planlanan süreçte, TBMM’de özel bir komisyon kurulmasına yönelik hazırlıkları “ihanet projesi” olarak nitelendiren Dervişoğlu, Cumhur İttifakı’na ve sürece destek veren tüm aktörlere sert ifadelerle yüklendi. “Gazeteciye kabadayılık yapıyorsunuz, siyasetçiye kabadayılık yapıyorsunuz. Hadi Türk milletine sorun bakalım, görelim kabadayılığınızı” diyen Dervişoğlu, sürecin halk oylamasına götürülmesi çağrısı yaptı: “Cesaretiniz varsa referanduma gidin, bu ihaneti onaylıyor musunuz diye millete sorun!”PKK İLE MÜCADELE YERİNE, İMRALI TELİFLİ KOMİSYON MU?İktidarın, TBMM bünyesinde yeni bir komisyon kurarak 2013’teki çözüm sürecinin farklı bir versiyonunu hayata geçirmeye çalıştığını iddia eden Dervişoğlu, bu girişimi “gayrimeşru bir plan” olarak tanımladı. “Bu, Türk milletine yapılmış en büyük ihanettir. Telifi İmralı canisine, senaryosu okyanus ötesine, yönetmeni Beştepe-Balgat hattına ait bir oyundur bu. Ve biz bu oyunun figüranı olmayacağız” sözleriyle tepkisini dile getirdi.“Bu komisyon aracılığıyla Meclis içinde paralel bir yapı oluşturuluyor. Amaç, sözde çözüm adı altında Türk devletini, PKK ile eşitlemek, Türk milletinin birliğini zedelemektir. Kimse bize bu ihaneti ‘barış’ ambalajıyla satamaz.”Dervişoğlu konuşmasında, geçtiğimiz günlerde Pençe-Kilit operasyon bölgesinde Türk askerine yönelik insansız hava araçlarıyla gerçekleştirildiği iddia edilen saldırıya da değindi. Yaralı askerlerin olduğu yönünde bilgi aldıklarını söyleyen İYİ Parti lideri, devletin hiçbir kurumunun olayla ilgili açıklama yapmamasını sorguladı.“Devletime milletim adına soruyorum: Askerimize yönelik bu hain saldırı doğru mudur? Eğer doğruysa neden kamuoyundan gizleniyor? Sessizliğinizin sebebi yeni bir çözüm sürecine zemin mi hazırlamak? Mehmetçikler yalnız mı bırakıldı?”Dervişoğlu, partisinin grup başkanvekillerinin GATA’ya giderek yaralı askerleri ziyaret ettiğini, ancak resmi bir açıklamanın hala yapılmadığını vurguladı: “Bir şeyleri saklamak uğruna, bu memleketin evlatlarını yok sayarsanız, nefesimiz ensenizde olacaktır.” “TEMMUZ AYLARI ATEŞLE GEÇİYOR: SİVAS, BAŞBAĞLAR VE ORMANLAR…”Konuşmasının bir bölümünde Sivas Katliamı ve Başbağlar’da yaşananları hatırlatan Dervişoğlu, Türkiye’nin Temmuz aylarını yıllardır “ateşle” geçirdiğini belirtti. Orman yangınlarından terör saldırılarına, toplumsal travmalardan faili meçhullere kadar birçok acının Temmuz ayına sığdığını vurguladı.“Bu toprakların her karışı acıyla yoğrulmuş. Sivas’ta yakılan canlarımızın ateşi daha sönmeden Başbağlar’da başka bir ateş tutuşturulmuştu. Bugünse yine Temmuz… Ormanlarımız yanıyor, ciğerlerimiz kül oluyor. Birileri yine bu yangınların dumanında fırsat kolluyor.”Dervişoğlu, iktidarın yaşanan her krizden siyasi ve ekonomik rant devşirme derdinde olduğunu savundu. Özellikle orman yangınları üzerinden çıkarılan düzenlemelerin “yangından mal kaçırmak” zihniyetiyle hareket edildiğini söyleyen Dervişoğlu, bu dönemlerde zeytinliklerin, kıyıların ve doğal alanların peşkeş çekildiğini ifade etti.“Artık sadece cüzdanlarımızı değil, kimliklerimizi yağmalıyorlar. Türk kimliğini, Cumhuriyet yurttaşlığını elimizden almaya çalışıyorlar. Komisyon dedikleri şey, bu yağmanın hukuki zemini haline getirilmek isteniyor.”Dervişoğlu’nun en dikkat çeken uyarılarından biri de, 2013 yılında PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın önerdiği sözde çözüm modelinin yeniden gündeme taşındığı yönündeki tespitiydi. Yeni kurulacak komisyonun, Öcalan’ın o dönem sunduğu “konfederasyon önerisinin” meşrulaştırılmasına hizmet ettiğini ileri sürdü.“Bugün Meclis’te kurulmak istenen komisyonun telifi Apo’ya aittir. Bu ihanetin maskesini düşürmek bizim boynumuzun borcudur. Millete sorulmadan atılan hiçbir adım meşru değildir. Bu vatanı pazarlayanlara, Türk kimliğini masaya koyanlara dur demek için buradayız.”“EY ERDOĞAN! ELİNİ TUTAN MI VAR?”Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da doğrudan seslenen Dervişoğlu, “Demokratik Türkiye istiyorsan buyur başla” çağrısı yaptı. Mevcut anayasa ve yasaların dahi uygulanmadığını, buna rağmen iktidarın yeni anayasa hazırlığı içerisinde olduğunu belirten Dervişoğlu, gazeteciler, siyasiler ve gençler üzerindeki baskının sona ermesi gerektiğini vurguladı.“Basını susturuyorsun, gazetecileri cezaevine gönderiyorsun. Siyasi partilere operasyon çekiyorsun. Gençleri azarlayıp gözaltına alıyorsun. Mevcut anayasayı çiğniyorsun, ama yeni anayasadan bahsediyorsun. Bu nasıl bir çelişkidir?”Dervişoğlu, Türkiye’nin kurtuluşunun ancak parlamenter sistemle mümkün olacağını söyledi. “Bu sistem olmadı, 86 milyon bunu gördü ama sen görmek istemiyorsun” diyen İYİ Parti lideri, “Yarın çalışmaya başlayalım. Kuvvetler ayrılığını yeniden tesis edelim. Denge-denetim mekanizmalarını kuralım. Sen hazır mısın?” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulundu.Konuşmasının sonunda diğer muhalefet partilerine seslenen Dervişoğlu, yeni kurulacak komisyona katılmamaları yönünde uyarıda bulundu. “İhanet projesine ortak olmayın. Türkiye’nin ihtiyacı sahte normalleşme oyunları değil, gerçek bir demokratik dönüşümdür” dedi.LEMAN DERGİSİ OLAYI: “BU MİLLET İKİ MUSTAFA’YA DOKUNDURTMAZ”Dervişoğlu grup konuşmasının ardından gazetecilerin soruları üzerine Leman dergisiyle ilgili tartışmalara da değindi. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e ve Atatürk’e yapılan hakaretlerin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu söyledi.“Bu millet iki Mustafa’ya dokundurtmaz. Birisi şanlı peygamberimiz, diğeri Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Her türlü provokasyonu reddediyoruz. Ancak hilafet bayrakları açılıp Atatürk’e hakaret ediliyorsa, bu bir oyundur. Türk milleti bu oyuna gelmeyecek kadar uyanıktır.”İYİ Parti lideri Dervişoğlu, konuşmasını tarihi bir manifesto niteliğinde tamamladı:“Biz kimlikçi ajandaların değil, şahsiyetli Cumhuriyet yurttaşlığının neferleriyiz. Vaad edilmiş toprakların değil, hak edilmiş vatanın evlatlarıyız. Ve bu topraklarda yolcu değil, hancıyız. Türk milletinin namusu, vatanı ve kimliği sahipsiz değildir. Biz Türkiye’yiz!”

MHP lideri Bahçeli: Erdoğan’ın yolundan caymaya hakkı yoktur

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylıkla ilgili açıklamasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki temaslarının ardından ülkeye dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı, "Yeni anayasayı kendimiz için değil, ülkemiz için istiyoruz. Benim tekrar seçilme veya tekrar aday olma gibi bir derdim yok" açıklamasına değinen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapacağı daha çok hizmetler olduğunu söyledi. Bahçeli, Türkiye Yüzyılı rotasında umutlarının diri, hedeflerinin büyük, coşku ve heyecanlarının ise sınırsız olduğunu belirterek, şu ifadelere yer verdi:"Bu kapsamda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hizmeti, geceyi gündüze katan fedakar ve haysiyetli mücadelesi samimiyetle ifade ederim ki, her türlü övgünün üstündedir. Türkiye Cumhuriyeti devleti ilk kez çok güçlü bir ivme kazanmıştır. Nevzuhur sorun alanlarına rağmen ufuk ötesine kilitlenen, milli ülküleri ekonomi-politik düzlemde kifayetle kavrayıp önümüzdeki yüzyılı doğru okuyan ve yorumlayan bir yönetim anlayışı çok şükür teşekkül etmiş vaziyettedir. Milletimizin özlemleri hayal olmaktan çıkmış haldedir. Geleceğin büyük ve süper güç Türkiye’sine kararlı, karakterli, kaliteli ve inançlı siyasi hamlelerle vasıl olmak için samimi, dürüst ve ilkeli siyasi duruş sahnelenmektedir. İstikbal, Türkiye’nin ve Türk milletinindir. İstiklal ise Cumhur İttifakının aziz milletimizden aldığı destek ve duayla muhafaza ve müdafaa edilecektir" ifadelerini kullandı. "Derdi vatan ve millet olan bir Cumhurbaşkanının yolundan caymaya hakkı yoktur"Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapacağı daha çok hizmetlerin olduğunu söyleyerek, ‘Tarihi geriye sarmak akıl dışılıktır. Tarihin gerisine düşmek izmihlalle eşdeğerdir. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın Macaristan ziyaretinin hitamında yaptığı açıklamalar arasında bulunan, ‘Benim tekrar aday olma derdim yok’ ifadesi bizim nazarımızda adil ve hakkaniyetli bir hal beyanı değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin, yeni yüzyılın yol haritasını çizen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çok ihtiyacı olduğu tartışmasız bir tarih ve hayat gerçeğidir. Derdi vatan ve millet olan bir Cumhurbaşkanının yolundan caymaya hakkı yoktur" şeklinde konuştu "Terörsüz Türkiye’de aşılacak nice merhale söz konusudur"Bu durum bugünkü şartlarda ne ülke ne de bölgesel ve küresel gelişmelerle uyumlu olmadığını sözlerine ekleyen Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’de aşılacak nice merhale söz konusudur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurum ve kurallarıyla kökleşmesi hususunda elbirliğiyle yapacağımız pek çok şey olduğu her türlü izahtan varestedir. Bulanık suda balık avlama merakında olan kriz ve kaos müellifi siyaset bezirganlarının el ovuşturmasına, bozgun heveslerinin azgınlaşmasına, yapılanı yıkmak için pusuya yatmalarına göz yumacak bir vicdan ve siyasi ahlak Milliyetçi Hareket Partisi’nde ve Cumhur İttifakı’nda olması baştan ayağa muhal bir hayaldir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sadağından çekilip fırlattığı ok menziline ulaşmalıdır. Bunun için zatı devletlerinin varlığı olmazsa olmaz değer ve önemdedir" dedi. Kaynak: İHA

Cumurbaşkanı Erdoğan: Benim tekrar aday olma gibi bir derdim yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Macaristan dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.Türki Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi'nin son derece verimli geçtiğini vurgulayan Erdoğan, "Zirvede, Budapeşte Bildirisi'nin yanı sıra liderler olarak 3 belgeyi de kabul ettik. Dışişleri Bakanlarımız da 4 belge üzerinde anlaştılar. Bu çerçevede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türk Dünyası'nın ayrılmaz parçası olarak çalışmalarımıza yaptığı katkıları memnuniyetle karşılayan, Türk Dünyası'nın Kıbrıs Türklerinin doğal eşit haklarının güvenceye alınmasında dayanışma ifade eden ve adadaki mevcut gerçekliklere dayalı çözüme ulaşılması ihtiyacını vurgulayan, Türk devletleri arasındaki birliğe zarar vermeyi amaçlayan her türlü girişimin engellenmesinin önemini teyit eden, üye ülkelerin Türk Devletleri Teşkilatı'nın bütünlüğüne kurumsal ve karar alma kapasitesine bağlılıklarını yineleyen ifadeler üzerinde mutabık kaldık. Bahse konu yazımların yanı sıra, ülkemiz açısından önem ve öncelik taşıyan Gazze başta olmak üzere Filistin, Suriye ve Afganistan'a bildiride değinilmesine öncülük ettik. Yine 21 Mart'taki çağrımız doğrultusunda Türk Dünyası'nın ortak bayramı olan Nevruz'a ilişkin anma ve kutlama etkinlikleri düzenlenmesi yönünde anlayış birliğine vardık. Zirve marjında Nobel ödüllü bilim insanımız Profesör Doktor Aziz Sancar'a Türk Dünyası'nın birliğine yapılan katkılara ilişkin Ali Şir Nevai ödülünü de tevdi ettik. Bugün ayrıca muhataplarımla ikili görüşmeler gerçekleştirmek suretiyle gündemdeki konuları ele aldık. Kıymetli basın mensupları, Teşkilatımız her geçen gün artan uluslararası itibarı ve giderek çeşitlenen iş birliği alanlarıyla tüm dünya için gurur kaynağı haline gelmiştir. Aile meclisimiz bünyesindeki kapsamlı iş birliğimizi daha da geliştirmek için tüm kurum ve kuruluşlarımızla çaba sarf etmeyi sürdüreceğiz. Bu düşüncelerle istişare ve temaslarımızın dost ve kardeş ülkelerimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Macaristan ile Türkiye'nin köklü bir dostluğa sahip olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Son yıllarda attığımız adımlarla Türkiye Macaristan arasındaki bağları kuvvetlendirme yolunda önemli mesafe aldık. Lider diplomasisi bağlamında ilişkilerimiz pozitif yönde ilerliyor. Avrupa Birliği üyesi olan Macaristan'ın teşkilatımızın gözlemci üyesi olması Teşkilatımız açısından bir zenginlik. İlk defa bir gözlemci üye ülkede böyle bir toplantı yapılıyor, bu çok çok önemli. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Macaristan'la birlikte bulunmaktan bizler de çok mutluyuz. Atılacak adımlarla, Türkiye-Macaristan arasındaki bu dayanışmanın güçlenerek devamı, inanıyorum ki bizi çok daha farklı bir yere taşıyacaktır. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda en önemli destekçilerinden biri de biliyorsunuz Macaristan. Ülkelerimiz arasındaki yakın ilişkilerin daha da çeşitlendirilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Şu anda mesela hayvancılıkta Macaristan ciddi bir sıçrama yapıyor. Macaristan'ın ovaları, yaylakları çok verimlidir. Macaristan ile NATO'da da beraberiz, savunma sanayii alanındaki iş birliğimizi somut projelerle derinleştiriyoruz ve bunda kararlıyız. Enerji, tarım, savunma sanayi, küçük ve orta ölçekli işletmeler konularında anlaşmalarımız mevcut, bu anlaşmaları daha da ileriye taşıyacak kararlığımız var" şeklinde konuştu. "EVLATLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS TERÖRSÜZ TÜRKİYE OLACAK"Terör örgütünün fesih kararı ve silah bırakma sürecine ilişkin soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sorun ortaya çıktığında doğan bebekler bugün 40 yaşın üzerinde. Birkaç nesil bu sorunun içine doğdu ve uzun yıllar boyunca çözümsüz kaldı. Biz ilk andan itibaren samimiyetle, çözüm perspektifi ile meseleye yaklaştık. Çünkü terörsüz Türkiye'nin ülkemizi nasıl şaha kaldıracağını biliyoruz. Evlatlarımıza bırakacağımız en önemli miras terörsüz Türkiye olacak. Yıllarca süren acıların, kayıpların ve mücadelelerin ardından bu noktaya gelmek, gerçekten umut verici. Şehit cenazelerinde hissettiğim tarifsiz acıların, yüreklerimizi dağlayan terör eylemlerinin gölgesinde, bugün bu başarıyı görmek benim için tarifsiz bir gurur kaynağı. Terörle mücadelenin kahramanları, güvenlik güçlerimizle gurur duyuyorum, şehit ailelerimizin metanetleri ile iftihar ediyorum. Her bir acının, her bir kaybın ardında güçlü bir dayanışma, sabır, dirayet ve kararlılık yatıyor. Diyarbakır annelerini bir kenara koyamayız. Diyarbakır annelerini ihmal edemeyiz. Diyarbakır annelerinin artık gözü yaşlı değil, onlar da artık mutluluğu tatsınlar, yaşasınlar istiyoruz. Yakında anneler evlatlarıyla kucaklaşacaklar. Bu müjdeleri de alacağımıza inanıyorum. Bu konuları rahmetli Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan ziyaretimize geldikleri zaman kendileriyle görüşmüştük. Milli İstihbarat Teşkilatımız, diğer kurumlarımızla iş birliği içinde, terörsüz Türkiye ile ilgili çalışmaları kontrollü bir şekilde devam ettiriyor. Başbakanlığım döneminde ben silahların gömülmesinden bahsetmiştim. Şimdi gelinen noktada bu ifade silahların bırakılmasına ve teslimine döndü. Bu adımlar atıldığında şehitlerimiz de inşallah huzura kavuşur. Diğer taraftan, silah vesayetinden kurtuldukça, DEM Parti de siyasi mücadelesini çok daha farklı bir şekilde sürdürme fırsatını yakalıyor. Mecliste 50'nin üzerinde milletvekilleri bulunuyor. Siyaseti çok daha güçlü bir şekilde sürdürebilmesi DEM'e yeni avantajlar sağlayacaktır. DEM'in de yeni dönemde farkını ortaya koyması hem kendi tabanları için, hem ülkemiz için hayırlı olacaktır" açıklamalarında bulundu. "TEKRAR SEÇİLME VEYA ADAY OLMA GİBİ BİR DERDİM YOK"Yeni anayasa konusunda tartışmaları değerlendiren Erdoğan, "Türkiye değişiyor, dünya değişiyor. Yeni bir çağda yaşıyoruz, daha yeni bir çağa doğru ilerliyoruz. Bu kadar hızlı değişen dünyada, eski Türkiye'nin üstelik de darbenin şartlarında hazırlanmış, ne kadar değişiklik yapılırsa yapılsın darbeci zihniyetin satırlarında gezindiği bir anayasa ile bir yere varmak mümkün müdür? Darbecilerin yazdığı anayasa ile toplumu birleştirmenin ne kadar zor olduğunu 40 yıldır yaşayarak görmüyor muyuz? Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde darbe anayasasının olduğunu bilmeyen var mı? Siyasi hayatım boyunca Türkiye'nin sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dile getirdim. Bugün de aynı noktadayım. Artık darbecilerin yazdığı, darbecilerin ortaya koyduğu bir anayasayla Türkiye geleceğe yürüyemez. Artık darbecilerin değil, sivillerin ortaya koyduğu bir anayasaya ihtiyacımız var. Bunun için de AK Parti olarak biz bir çalışma yapıyoruz. Bununla ilgili bazı arkadaşlarımıza görevler de verdik. Bütün mesele, acaba Cumhuriyet Halk Partisi de bizlerle ortak, müşterek bir sivil anayasa yapma yolculuğuna çıkar mı? Önemli olan bu. Diyoruz ki gelin el ele verelim. Komisyonlarımızı kuralım ve bu komisyonlarla beraber sivil anayasayı bir an önce oluşturalım ve milletimize takdim edelim. Hem milli olsun hem yerli olsun. Böyle bir anayasayı inşallah Türkiye görsün, yaşasın. Olmaması için hiçbir sebep yok. İlk dört madde ile ilgili herhangi bir sorun yok. Yani AK Parti olarak bizim böyle bir sorunumuz yok ve diğer siyasi partilerin de hemen hemen birçoğunun böyle bir sorunu yok. Ortada ilk dört madde ile ilgili bir sorun olmadığına göre, sadece yol haritasını belirleyeceğiz. Süratle heyetlerimizi oluşturabiliriz. Başbakanlığım döneminde böyle bir çalışmayı yapmıştık, yine yapabiliriz, fazla vaktimizi almaz. Yeni anayasayı kendimiz için değil, ülkemiz için istiyoruz. Benim tekrar seçilme veya tekrar aday olma gibi bir derdim yok. Atacağımız adımlarla ülkemizin itibarını nasıl yükseltiriz, derdimiz bu. Şu anda artık Türkiye'nin milli geliri hamdolsun güçlü bir konuma ulaştı. Göreve geldiğimizde rakamlar neydi, şu anda rakamlar nerede? İhracata bakıyorsun, ihracatta hamdolsun 265-270 milyar dolar seviyelerini yakaladık. Öbür tarafta kişi başı milli gelirimiz o yıllara göre tavan yapmaya başladı. Rezervimiz de tırmanmaya başladı. Döviz rezervi noktasında şu anda hazinemiz güçlü" dedi. "GEÇ DE OLSA AVRUPA ÜLKELERİNDE İSRAİL'E KARŞI BİR AYDINLANMA, HAREKETLİLİK YAŞANIYOR"Gazze'ye yönelik saldırılara değinen Erdoğan, "Gazze meselesi sadece bir insani kriz değil, aynı zamanda uluslararası sistemin samimiyet sınavı oldu. Batılı kuruluşlar maalesef Gazze sınavından geçebilmiş değildir. İnsan hakları, uluslararası hukuk ile ilgili kurdukları bütün cümleleri İsrail zulmü karşısındaki suskunlukları ile boşa çıkartmışlardır. Düşünün bebeklerin kurşunlarla, bombalarla ve şimdi de açlıktan öldüğü bir dünyada susulur mu? Gazze'deki zulme sessiz kalmak, oradan yükselen çığlıklara kulak tıkamaktan büyük körlük ve sağırlık olabilir mi? Tarih, Gazze sınavından geçemeyenleri yargılayacaktır. Türkiye olarak, insanlığın, insan onurunun yanında yer aldık, almaya devam edeceğiz. İmkanlarımızı geliştirerek, elimizden gelen her şeyi yaparak bölgeye gıda yardımını sürdüreceğiz. Gazze'ye insani yardımların girişini engelleyen İsrail, küresel düzeyde gittikçe yalnızlaşıyor. Geç de olsa Avrupa ülkelerinde İsrail'e karşı bir aydınlanma, hareketlilik yaşanıyor. Bizim tek derdimiz Gazze'deki, Filistin'deki bu gelişmeleri süratle olumlu bir şekle dönüştürmektir" diye konuştu. "RİYAD ZİRVESİ, ÜLKEMİZİN BU TÜR KRİTİK SÜREÇLERDE NE DENLİ KATKISI ARANAN BİR AKTÖR OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖSTERMİŞTİR"ABD Başkanı Trump ile görüşmesi ve ardından Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldırılması kararına ilişkin bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:"Trump'la telefon görüşmemizde çok odaklı olarak Suriye'deki yaptırımların kaldırılması konusuna değinmiştik. Daha sonra Sayın Trump Riyad'a gittiğinde, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara'nın oraya gelmesi söz konusu oldu. Biz de oradaki toplantıya çevrimiçi katıldık. Orada oluşturulan vizyonu Dışişleri Bakanlarımız yaptıkları görüşmeler neticesinde hayata geçirdi. ABD'nin deklarasyonundan sonra Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi de bir karar aldı. Onlar da yaptırımlarını kaldırdıklarını ilan ettiler. Bunlar Suriye'nin bölgede istikrara kavuşması için fevkalade önemli adımlar. Yürüttüğümüz yapıcı diplomasinin, çok katmanlı diplomasinin nasıl sonuç ürettiğini de gösteriyor. Riyad Zirvesi, ülkemizin bu tür kritik süreçlerde ne denli katkısı aranan bir aktör olduğunu bir kez daha göstermiştir. Diğer taraftan YPG konusunun birkaç bileşeni var. Bunlardan biri YPG'nin uzun zamandır elinde tuttuğu DEAŞ tutukluları meselesi Amerikalılarla, Suriye yönetimiyle ve Irak yönetimiyle oluşturduğumuz bir komite var. Bunlarla bir araya gelerek "DEAŞ'lı tutuklular ve kampta yaşayan siviller, özellikle kadın ve çocuklara ne olacak?" konusunu ele alıyoruz. Onlarla ilgili ayrıntılı bir çalışma devam ediyor. Diğer taraftan bir başka konu da YPG, Türkiye'de yapılan çağrıya mı cevap verecek? Yoksa Şam'da yapılan 8 Mart mutabakatına mı sadık kalacak? Yoksa her ikisini beraber mi yapacak? PKK'nın silah bırakma ve fesih süreci örgütün Suriye kolunu da kapsamaktadır. 8 Mart'taki mutabakatın Ankara'dan gelen çağrıyla, İran'dan gelen çağrıyla daha çok desteklendiğini düşünüyoruz. Onlar da şu anda böyle bir geçiş ve arayış içerisindeler. Önümüzdeki günlerin çok kritik olduğunu değerlendiriyoruz. İlgili kurumlarımız muhataplarıyla bütün silahlı grupların Suriye ordusuna dahil olma sürecini izliyor. Özellikle YPG ile ilgili konuyu çok ama çok yakından takip ediyoruz. Şam yönetiminin bu konudan dikkatini ayırmaması önemli. Çünkü şu anda konuşmaları gereken çok konu var. Onları bu konuya odaklandırmaya çalışıyoruz. Kamplar meselesinde Irak'ın odaklanması lazım. Özellikle El Hol kampındaki kadın ve çocukların büyük çoğunluğu Irak ve Suriye'ye ait. Onlar kendilerine düşeni almalılar. Bunlar çözüldükçe YPG'nin önemi azalacak ve entegrasyonu daha kolay olacak" dedi. "HER YENİLGİ SONRASI ERKEN SEÇİM BORAZANINI ÖTTÜRMEYE BAŞLIYORLAR"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP lideri Özgür Özel'in "Meclis'te boş sandalye sayısının 30'a yaklaşması durumunda anayasal çerçevede ara seçim kaçınılmaz olur" şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine "CHP'nin milletin verdiği ödevi yerine getirmek gibi bir niyeti hiç olmadı. Her seçim sonrası, onlar açısından bakarsak her yenilgi sonrası, aradan bir zaman geçtikten sonra erken seçim borazanını öttürmeye başlıyorlar. Fakat CHP budur. Hatırlayın, CHP'nin erken seçim olayı yeni bir tez değil. Yatıyorlar kalkıyorlar ‘erken seçim' diyorlar. Yani erken seçim olduğu zaman ne olacak? Bunlar iktidara mı gelecekler? Şu anda elindeki boş veya dolu sandalye sana yeter. Tepe tepe kullan. Erken seçim hesaplarıyla ile heba ettikleri vakitleri, millete hizmete harcasalar, belki milletin gönlüne girebilmenin bir yolunu bulabilirler. Kaldı ki Özgür Bey'in anlattığı erken seçim değil başka bir konu. Buna erken seçim denmez. Buna ara seçim denir. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir. Dahası şu anda TBMM'deki tabloya bakıldığında ara seçimi gerektiren bir durum da yoktur. Millet, bundan 2 sene önce vekilleri 5 yıl görev yapsınlar diye Meclis'e göndermiştir. Diğer yandan Sayın Özel'in anladığı manada erken seçimi bugüne kadar çok dillendirdiler. Türkiye'yi böyle bir badirenin içerisine sokmayız, sokamayız, buna gerek de yok. Türkiye şu anda tarihinin en istikrarlı, güçlü zamanlarını yaşıyor. Tam bir birliktelik ruhuyla terörü bitirmenin arifesindeyiz. Enflasyona karşı topyekûn mücadeleyi başarıyla yürütüyoruz. Dış politikada hamdolsun yıldızımız giderek parlıyor. Cumhur İttifakı olarak birilerinin keyfi için bunların zarar görmesine müsaade etmeyiz" ifadelerini kullandı. "TRUMP'IN TÜRKİYE'YE BAKIŞI ÇOK OLUMLU"Amerika'da yayınlanan Newsweek dergisinde hakkında yayımlanan makaleyi değerlendiren Erdoğan, "Türkiye güçleniyor, güçlendikçe de etkinliği artıyor. Bu değerlendirmeler, Türkiye'nin uluslararası arenadaki stratejik önemini ortaya koyuyor. Gelinen nokta, kuşkusuz siyasetteki istikrarın neticesi. 23 yılda ülkemizin ekonomi, siyaset, dış politika, ulaşım ve sağlık gibi alanlarda nereden nereye geldiğini hepimiz görüyoruz. Biz Türkiye'yi güçlendirmeye devam edeceğiz. İleriye doğru attığımız her adım ülkemizin de bizim de sözümüzü kuvvetlendiriyor. Sadece Trump ile değil birçok liderle iyi ilişkiler kurduk. Belki bir Amerika seyahatim olabilir. Trump'la yüz yüze görüşmemizi orada yapma şansımız olur diye düşünüyorum. Türkiye-Amerika ilişkileri birilerinin zannettiği gibi önemsiz değildir. Sayın Trump'ın Türkiye'ye bakışı çok olumlu. Bizim onlara bakışımız da aynı şekilde. Karşılıklı saygı ve samimiyete dayalı güçlü bir ilişkimiz var. Diğer konuya gelince biz bunları nazarı dikkate almıyoruz, çünkü milletimiz, kimin ne yaptığını ve kimin ne söylediğini çok iyi biliyor" şeklinde konuştu. "SADECE KARADENİZ DEĞİL, DÜNYANIN DEĞİŞİK YERLERİNDE ARAŞTIRMALAR YAPACAĞIZ"Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gazetecinin "Muhalefet, doğal gaz keşfini ve devletin sübvanse ettiği bu faturaları itibarsızlaştırmaya çalışırken kendi belediyelerinin yönetiminde son 6 yılda suya yüzde bin 65 oranında zam yaptıklarını gördük. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna şu yanıtı verdi:"Bunlar milleti kandırmayı adet haline getirdi. Millete seçim öncesi suyu bedava verecekleri vadedip, seçim sonrası zam üzerine zam yapıyorlar. Geçmişte milleti altın, traktör vadederek oy almaya çalışan, sonra bu sözleri sorulunca 'çarpıcı olsun diye söyledik' diyen Sayın Özel değil miydi? Biz milletimize ne vadettiysek onu yaptık. Yapamayacağımızı da vadetmedik. Biz söz vermenin sorumluluğunu idrak eden ve milletimize verdiğimiz sözü namus borcu kabul eden bir hareketiz. Allah bizi hiç mahcup etmedi. Enerji alanında devrim niteliğinde adımlar attık. Türkiye'nin her alanda olduğu gibi enerjide de bağımsızlığını kazanması için mücadele ediyoruz. Bu alanda çok ciddi yatırımlar yaptık. Bir yandan ülkemizin enerji köprüsü olma özelliğini güçlendirmeye çalışırken diğer taraftan da enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve enerji alanında kendi ihtiyacımızı karşılayacak seviyeye ulaşmaya çabalıyoruz. Akkuyu Nükleer Enerji santralini ülkemizi farklı bir lige taşıdık. Sakarya Gaz Sahası'ndaki keşfimiz milletimiz için bir dönüm noktası oldu. Biz diyoruz ki süratle daha fazla doğal gaz çıkaralım da buradan vatandaşımıza daha ucuz şartlarda doğal gazı verelim. Bunu da başaracağız. Hele hele şimdi sismik araştırma ve sondajlar için yeni gemiler alıyoruz. Bu aldığımız sismik sondaj gemileriyle sadece Karadeniz değil, dünyanın değişik yerlerinde araştırmalar yapacağız. Örneğin şu anda Oruç Reis nerede? Somali'de. Somali'de çalışmalarımız devam ediyor. Biz bunlarla da kalmayı düşünmüyoruz. Daha nerelere açılabiliriz bunun arayışı içindeyiz. Elinde sismik araştırma, sondaj yapabilen bu tür gemileri olmayan bir Türkiye'den, şu anda hamdolsun bu tür çalışmaları yapabilen 6-7 gemiye sahip bir Türkiye'ye ulaştık. Muhalefet ne kadar karamsarlık yayarsa yaysın. Biz milletimizle yol yürüyor, onlara hep doğruları söylüyoruz. CHP'nin görevi maalesef her ne olursa olsun eleştirmek, bizim görevimiz ise her şartta milletimize hakkıyla hizmet etmek"Ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren Erdoğan, Eximbank ve kredi garanti fonu konusunda yeni adımlar atılabileceğini belirterek, "Ekonomi programımızı kararlılıkla uyguluyoruz. Enflasyonda düşüş dikkat çekici biçimde görülüyor. Bu bir süreç ve devam ediyor. Kredi Garanti Fonunu ben de önemsiyorum. Yani bu noktada adım atıp Kredi Garanti Fonundan tulumbaya suyu dökmekte fayda var ki hareketlensin. İnşallah yeni dönemde çok daha farklı bir adımı atacağız. Bu konuyla ilgili olarak da ilgili arkadaşlarımıza gerekli uyarıları da yaptım. Şu anda bunun hazırlığı içerisindeyiz. Bu adımı atmaya mecburuz. Ekonomide uyguladığımız reçetenin olumlu sonuçlar vermesi doğru yolda olduğumuzun göstergesi. Enflasyondaki düşüş öngörülebilirliği artırıyor. Son 40 ayın en düşük seviyesini gördük. Bu gelişmeler yurtiçinde beklentilerin iyileşmesini sağlarken dış finansmana erişim açısından Türkiye'nin kredi notuna olumlu yansıyor. Bu olumlu tablonun devamı için fiyat istikrarına olduğu kadar finansal istikrar ve büyüme dinamiklerine de çok dikkat ediyoruz" dedi. Kaynak: İHA

Yavuz Ağıralioğlu, Trabzon’dan seslendi: Bitireceğim dediğiniz fakirliği yönetiyorsunuz – Birlik Haber Ajansı

ANKARA-BHA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, memleketi Trabzon’da konuştu. Ağıralioğlu, Trabzon Meydanında düzenlenen partisinin Halk Buluşmasına katıldı. Ağıralioğlu’na Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcıları, Trabzon İl Başkanı Hüseyin Cahit Köse ve diğer teşkilat mensupları eşlik etti. Vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılanan Ağıralioğlu, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

FAKİRLİĞİ BİTİRMEK İÇİN YOLA ÇIKTINIZ, FAKİRLİĞİ YÖNETİYORSUNUZ

“Memleketin geleceği zorda. Milliyetçilerimiz memleketi ayağa kaldırmak zorundaydılar. Hazineyi doldurmak zorundalardı. Pasaport’u güçlü bir ülke bulundurmak zorundaydılar. Bunların hiçbiri olmadı. Milliyetçiliğimiz zorda. Memlekette bu kadar sorun var. Bu kadar derdimiz varken muhalefet bu kadar sorunla iktidar durumda olamaz. Niçin yapmadınız? Neyiniz eksikti? Milletiniz size ne istediniz de vermedi? Siz neyiniz eksik olduğu için milleti zorda bıraktınız? Sınırlarımızın niçin beklemediniz. Paramızın niçin beklemediniz. Ekonomimiz niçin düzeltmediniz. Geldiğinizde iki buçuk milyon fakire bakıyordunuz. Şimdi yedi buçuk milyon fakire bakıyoruz diye konuşuyorsunuz. Fakirliği bitirmek için yola çıktınız. Şimdi fakirliği yönetiyorsunuz.

1-132

DOSTLARINI DÜZGÜN SEÇER MİSİN SAYIN CUMHURBAŞKANIM?

Sevip de sövdüğünüz sövüp de sevmediğiniz düşman olup dost olmadığınız dost olup düşman olmadığı kimse kalmadı. Bir milletinizle dost olamadınız. Bugün konuşuyorsunuz. Dün bir yerdeki konuşmasında Sayın Cumhurbaşkanı Trump’a dostum dedi. Daha önce kime dostum dediğini söylemeyeceğim. Ama şunu hatırlatmak zorundayım. Senin bu dostum dediğin adam, Gazze’deki zulme rağmen, oradaki soykırıma rağmen, orada yaşanan zulmü himaye olmasına rağmen, Gazzeliler oradan çıksın ben oraya otel yapacağım diyen adamdır. Dostlarını düzgün seçer misin Sayın Cumhurbaşkanım? Trump dostun. Daha önce Esed’e de dostum diyordun. Putin’in de dostun. Dostlarından bu milletin çektiklerini unutmayasın diye söylüyorum; Putin’e dostum diyorsun 36 evladımızı vurdu. Biden’a dostum diyordun memlekette başımıza ne kadar bela gelse o planlıyordu. Darbeyi de arkasında onlar vardı diyordun. Memlekette terör devletini başımıza bunları bela edecek diyordun. Suriye’deki terör devletini, terör koridorunu bunları planlıyor diyordun. Bunlara dostum demekten vazgeçip, milletinle dost olmayı dener misin? Seni milletine dost olarak görmek, seni milletinin dertleriyle uğraşırken görmek, seni milletinin dertlerini çözerken görmekti milletinin beklentisi. Millet senden sorunlarını çözesin diye bunca zamandır sabırla, ümitle derman bekledi, derman. Senden CHP’yi yenmeni beklemedi. CHP’yi yenmen için getirmedi seni. Memleketin sorunlarını yenmen için getirdi.

3-49

23 YILDIR CHP’Yİ YENMİŞSİNİZ MEMLEKETİN SORUNLARINI YENEMEMİŞSİNİZ

Her seçimde iktidarın hissesine Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniyoruz ya tesellisi düştü. Bir seçim CHP’yi yenmişsiniz. Memleketin fakirliğini yenememişsiniz. Sonra bir seçim CHP’yi bir daha yenmişsiniz. Enflasyonu yenememişsiniz. Sonra CHP’yi bir daha yenmişsiniz. Çocuklarımızın işsizliğini yenememişsiniz. Sonra CHP’yi bir daha yenmişsiniz. Emeklinin dar gelirlinin geçim sorunlarını yenememişsiniz. 23 yıldır CHP’yi devamlı yenmişsiniz, memleketin sorunlarını yenememişsiniz. Sizin vazifeniz CHP’yi yenmek değildi. Siz memleketin sorunlarını yenmek için tercih edildiniz. Yenemediğiniz sorunların halledemediğiniz sorunların çözemediğiniz sorunların bize yüklediği mesuliyetle meydanlardayız biz. Biz bu Anahtar Parti’yi siz memleketin dertlerine derman olamadınız diye kurduk. Biz bu Anahtar Parti’yi siz söz verdiniz, tutamadınız diye kurduk. Sınırlarımızı bekleyemediğiniz için kurduk. Sınırlarımız kevgire döndü o yüzden kurduk. İsminiz Adalet ve Kalkınma Partisi. Adaleti ve kalkınmayı başaramadınız diye kurduk.

ÜLKEMDE ÇOK PARTİ VAR, BİZİM PARTİ ANAHTAR

İsmail Türüt parça yapmış güzel bir parça olmuş. Kalbine, gönlüne sağlık. Ülkemde çok parti var. Bizim parti anahtar diye bir nakarat yapmış. El hak ülkemizde çok parti var. Bizim parti anahtar sözünün hakikatini ifade etmeliyim size. Biz adalet ve kalkınma partisiyiz. Biz memleketi adaletle kalkındıracak olanlarız. Biz cumhuriyeti halkla buluşturacak olanlarız. Biz milliyetçi hareket hassasiyetiyle koşuşturacak olanlarız. Biz memleketin dertleri deva bulsun diye mücadeleye başlayanlarız. Biz saadetle yeniden refahı milletin olmazsa olmazı saydığımız için alın teri döküp mücadele edenleriz. Biz iyilikle yola çıkıp zafer bu memleketin burçlarında dalgalansın diye anahtar partilileriz. O yüzden ülkemde çok parti var. Bizim parti anahtar. Bizim parti anahtar şu. Biz bir parti telaşının bir oy hevesinin biz ne olacak gailesinin değil Türk milletinin geleceğinin partisiyiz. Sizin söz verip de yapamadıklarınız için söz verip başaramadıklarınız için mücadeleye başlayanlarız. Siz adaletle ülkeyi kalkındırsaydınız. Siz hazineyi doldursaydınız. Siz zekât verilecek insanın kalmadığı zengin bir ülkeyi kursaydınız. Paramızı değerli, pasaportumuzu itibarlı yapsaydınız. Biz Anahtar Partiyi kurmayacaktık. Başaramadığınız için kurduk.

2-71

SEBEBİ SİYASETÇİLERDİR!

Adalet ve Kalkınma Partisi sadece bir parti değildir. Her partiden ümidin kesildiği bir zamanda Her partinin yapmayı deneyip de başaramadıklarını başarsın diye 23 yıldır milletin arkasında hamiyetle durup hissesine hüzün düşürmüş partinin hikayesidir. Şimdi 23 yıllık iktidarında ben huzurunuza çıkıyorum diyorum ki aziz milletim başınıza gelen her türlü sorunun sebebi siyasettir. Ben diyorum ki fakirlik var başınızda. Yüksek enflasyon var. Sebebi siyasetçilerdir. Bu memlekette Rakamlara, bakanlara değişiklik yaparak siyasetin önünü arkasını düzeltmeye çalışıyorsunuz. Soğan depolarını basıyorsunuz üretim yapmak yerine. Depocuları terörist ilan ediyorsunuz. Marketlere zabıta gönderiyorsunuz. Enflasyonu kontrol etmek için sebebi siyasetçilerdir.

İKTİDARA YENİ GELMEYE HAZIRLANAN MUHALEFET PARTİSİ LİDERİ GİBİ

Ben diyorum ki enflasyonsuz bir ülke mümkün. Tayyip Bey diyor ki bence de mümkün. Ben diyorum ki işsizlik bu memleketin kaderi değil. Bu çocuklarımız işsizlik yüzünden memleketi terk eder oldular. Bu memleketin işsizlik kaderi değil diyorum. Tayyip Bey diyor ki ben de senin gibi düşünüyorum. Ben diyorum ki memlekette yolsuzluk var. Bunların hepsi düzeltilir diyorum. Tayyip Bey diyor ki doğru söylüyor. Tayyip Bey’in konuşmalarına bizim yeni nesil çocuklarımız şöyle mukabele ediyorlar. Tayyip Bey iktidara yeni gelmeye hazırlanan bir muhalefet partisi lideri gibi konuşuyor ya diyorlar ki tam cumhurbaşkanı olacak adam. Ben diyorum ki, ben diyorum ki Sayın Cumhurbaşkanım, 2002’de hiçbir parti liderine güvenmediği kadar sana güvenen, sana destek olurken sorunları çözersin, bu memleketin dertlerinden kurtulmasına vesile olursun diye itimat eden milletin 23 yıldır senden bolluk bekliyor, bereket bekliyor, aş bekliyor, iş bekliyor, faizsiz bir ülke bekliyor. Bunların olmadığı bu memlekette sizin güzel sözlerle yürüyebileceğiniz yol bitti diye Anahtar Parti geliyor artık.

ADALETİ İHMAL EDEN BİR MEMLEKET AYAĞA KALKAMAZ

Siz adalet memleketi korusun diye değil adalete kendinizi koruttunuz diye memleket bu durumdadır. Bilin. Yargı Tayyip Bey’in dilindeki kadardır. Bir ülke ancak adaletle kalkınır diye ismini böyle koyduğu için adalet bir memleketin olmazsa olmazıdır. Bir ülke ancak adaletle kalkınacağı için bu ismi aldılar. Tayyip Bey şiir okudu, zindana girdi, itildi, kakıldı. İnancından dolayı örselendi. Partileri kapatıldı. Emine Hanım 2007 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne sokulmadı, örselendi. Bunun üzerine geldin sen iktidara. İktidara gelmişliğinin sana verdiği mesuliyet şuydu, unuttun sen. Sen zindan gördün, yönettiğin ülkede zindanlar boş olacaktı, kütüphaneler dolu olacaktı. Sen itildin, kakıldın. Senin yönettiğin ülkede kimse itilip kakılmayacaktı. Seni o yüzden iktidara davet etti bu millet. Sen fakirlik çektin. Senin yönettiğin ülkede kimse fakirlikten mustarip olmayacaktı. Bu yüzden iktidara davet edildin. Faize bu kadar para veren bir memleket ayağa kalkamaz. Adaleti ihmal eden bir memleket ayağa kalkamaz. Tasarruftan vazgeçmiş bir memleket ayağa kalkamaz. Eğitimi umursamamış bir memleket ayağa kalkamaz. Adaleti herkese eşit uygulayamayan bir memleket ayağa kalkamaz.

ÖLMEK İÇİN BİLE ADAM LAZIM

Başımızda milletin adamı var. Kürsülere çağrılırken milletin adamı diye kürsülere çağrılmak çok büyük bir kıymettir. Sayın Cumhurbaşkanı kürsülere şöyle çağrılıyor. Milletin adamı. El hak seni milletin adamı olasın diye 23 yıldır destekliyor bu ülke. Soracağımız soru şudur; Siz milletin adamıysanız Sayın Cumhurbaşkanı biz her işimizi yapmak için niçin adam arıyoruz? Sizi milletin adamı olarak başımıza getirdik. Siz milletin adamı olsaydınız biz şimdi kredi çekeceğiz, adam arıyoruz. Çocuklarımız işe girecek, adam arıyoruz. Tayinimiz var, adam arıyoruz. Birtakım dertlerimiz var, çözün diye adam arıyoruz. Borç ödeyeceğiz, adam arıyoruz, borç alacağız, adam arıyoruz. Hastaneye gideceğiz, adam arıyoruz, hapishaneye düşüyoruz, adam arıyoruz. Ölüyoruz, adam arıyoruz. Ölmek için bile adam lazım. 23 yıldır iktidarda kaldınız. Bize şimdi şöyle seslenmeliydiniz. Aziz milletim 23 yıldır beni desteklediniz. Böyle demeliydiniz şimdi. Ben size öyle bir memleket kurdum ki ağzına kadar hazinesi dolu demeliydiniz.

DİŞİMİZE GÖRE İKTİDAR BULDUK

23 yıllık başarısızlığı Cumhuriyet Halk Partisi’nin haline parmak gösterip bunlara memleket teslim edilmez diye siyaset yapabildiniz. Size artık CHP bizden daha kötü diyerek onlar gelirse endişesini büyüterek siyaset yapma imkanını bırakmayacağız. Artık Anahtar Parti var. Diyorsunuz ki oy verecek parti mi var? Oy verecek adam mı var? Siyaset pratiğinizi hep buraya getiriyorsunuz. Bu kadar soruna rağmen iktidar olamayan muhalefete dua da ediyorsunuz. Tayyip Bey’in muhalefete nezaket gösterdiği tek yer burasıdır. Cumhurbaşkanı bütün nezaketiyle muhalefeti biraz da böyle istihzayla tebessümle şöyle yad ediyor. Allah razı olsun bunlar olmasa diyor biz hayatta iktidarda kalamayız. Allah herkese bunlar gibi muhalefet nasip etsin diyorlar. Yalan dünyada da sonra diyor ki yalan dünyada da şöyle dişimize göre de bir muhalefet bulamadık. Biz dişimize göre bir iktidar bulduk Sayın Cumhurbaşkanım. Dişlerinizi kontrol edin. Bu ülke büyük bir memlekettir. Bu memleketi zengin etmenize gerek yok. Küçük beyin yeter. Bu memleket herkese yeter 850 milyona bakar 85 bin kişiye yetemez hale getirdiniz. Siz kendi partinizi bile kendi partinizin imkanlarını bile memleket yönetme kabiliyetiyle birleştiremediniz. Memleketin yüzde ellisiyle uzun yıllar siyasi kadroları dizayn edebildiniz. Bu yüzde ellinin bile en iyilerini seçemediniz. Bu yüzde ellinin bile en liyakatlilerini istihdam edemediniz. O yüzden bunlar başımıza geldi.

2028 SEÇİMLERİ İÇİN FIRSAT KOLLUYORSUNUZ

Bu ülke bundan daha zengin olabilir miydi? Bu ülke bundan daha güçlü olabilir miydi? Bu ülke bundan daha adil olabilir miydi? Bu memlekette insanlar daha huzurlu, daha mutlu, daha zengin, daha müreffeh olabilir miydi? İktidara soruyorum. Eğer olabilirdi ise niçin yapmadığınızın hesabını vereceksiniz? Neyiniz eksikti sizin? Bu millet size ne vermedi? 2028 seçimleri için niçin fırsat kolluyorsunuz? Sayın Cumhurbaşkanı önce İbrahim Tatlıses’e söyletti. Sonra Mehmet Uçum Bey’e söylettirdi. Baktı olacak gibi değil, Allah selamet versin bu makamlar kalıcı değil ölünce bırakacağız dedi. Biz cumhurbaşkanımızın ölünce bırakmayacağından korkuyorduk bizi rahatlattı yani. Allah sağlık, sıhhat versin hem Devlet beye versin hem sayın cumhurbaşkanımıza versin. Er meydanıdır bu kimle güreş tutuyorsak sağlıklı olsunlar biz öyle yaşlıyla hastayla güreş tutamayız, bayrak yarışındayız. Zaman zaman şöyle diyorlardı; Bu muhalefete memleketi bırakıp da nasıl gideceğiz? Yani bu memleketin hali ne olacak? Sizi de bu dertten kurtaracağız. Memlekette çok parti var. Bizim parti anahtar nakaratına sebep olan şey şu. Biz siyaseti düşmanlık görmüyoruz. Sizi hasım bellemiyoruz. Siz bizim hasmımız değilsiniz. Biz memleketin sorunlarının hasmıyız. Adaletle ülkeyi ayağa kaldıracağız.

DEVLET MİLLET DÜŞMANLARINA GÜLMEDİM

Trabzon 1203 şehidi olan bir şehirdir. 14 yaşında Eren’i de 45-50 yaşlarında şehadet şerbeti içenleri de vardır. Yaşı vatan deyince eşitlenen bir diyardır Trabzon. Vatan deyince yaşını eşitler. Memleket deyince cinsiyetini eşitler. Kadını da kahramandır. Erkekleri de kahramandır. Çocukları da kahramandır. Esnafı da iş adamı da kahramandır. Vatan deyince Trabzon’un hissesine şeref düşer, şan düşer. Bedel ödemek düşerse kan düşer. Ben bu Trabzon’a alnıma devletin milletin düşmanlarına tebessüm etmiş bir evlat olarak gelseydim bu meydanda bu Trabzon evladını böyle karşılamayacaktı. Gülmedim devlet millet düşmanlarıma. Devletin milletin düşmanlarından medet ummadım.

4-25

26 SENE KAYDETTİĞİMİZ EVLATLARIN HESABINI KİME SORACAĞIZ?

Diyorlar ki siz terörsüz Türkiye istemiyor musunuz? Biz terörsüz Türkiye olsun diye 1203 evladını şehit vermiş bir şehiriz. Elbette istiyoruz. Ama biz teröristlerle müzakere etmeyin istiyoruz. Teröristlere gülmeyin istiyoruz. Şöyle baskılıyorlar bizi bunlar terörsüz Türkiye istemiyorlar diye sitem ediyorlar. Madem bu yaptığınız işi çok seviyorsunuz yaptıklarınızı doğru buluyorsanız, Trabzon Meydanı’na gelip 2023 seçimlerinde şöyle diyecektiniz. Aziz Trabzonlular! Eren Bülbül’ün kahramanlık yaptığı bu şehrin yiğit evlatları, böyle konuşacaktınız. Bizi seçerseniz biz bu Öcalan’a heyet göndereceğiz diyecektiniz. O zaman gösterecekti size Trabzon. Diyecektiniz ki 2023 seçimlerinde bizi seçerseniz biz bu İmralı dediğimiz yere heyet göndereceğiz. Meclisteki kandilin uzantısı dediklerimize böyle bakmayın. Biz onları Öcalan’a temsilci edeceğiz. Öcalan’a umut hakkından bahsedeceğiz diyecektiniz. Vekaleti öyle alacaktınız. Öyle vekaleti devletin milletin düşmanlarına gülmedik diye alıp gelip Trabzon meydanında fakirliğe sebep olduk biraz. Biraz da enflasyon var ama aziz milletim devletin milletin makamlarını da devlet millet düşmanlarıyla kirletmedik demeyecektiniz. Öcalan’ı serbest bırakacak bu Kemal Kılıçdaroğlu’nu seçmeyin diye lütuflar atarak gezebildiniz şehirlerde. Meydan meydan gezdiniz, dediniz ki bu CHP’lileri seçerseniz bu CHP’liler Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakacak. Öcalan’ı da serbest bırakacak diye milletinizden oy istediniz. Şimdi sanki vekaletinizi böyle almamışsınız gibi evlatlarımızın katillerinden medet uman evlatlarımızın katilleriyle masaya oturan onlara umut hakları sunan bir siyasi paradigmaya milletinizden dua, alkış bekliyorsunuz. Haddinizi bilin. 26 sene kaydettiğimiz evlatların hesabını kime soracağız? Madem bu yaptığınız doğru, 26 yıldır şehitlerimizin hesabını kime vereceksiniz siz? Berat Mecit Day bir drone saldırısında PKK’lı köpeklerin saldırısıyla şehit oldu. Ne oldu size? Siz niçin evlatlarınızın katiline katil, niçin çocuklarınıza suikast eden köpeklere köpek diyemiyorsunuz? Siz hangi gerekçeyle bugün siyaseti, bugün memleketi, bugün Kürtleri, bugün devleti, bugün siyaseti Öcalan’a teslim ediyorsunuz?

GAZZE VE KIBRIS’TAKİ GELİŞMELER

Netenyahu denilen adam her gün sadece İsrail’de Gazze’deki mazlumları vurmuyor. Aslında Netenyahu denilen adam insanlıktan nasibi kesilmiş bu müsvedde her gün Gazze’deki mazlumları değil onlarla beraber Türk milletinin haysiyetini, şerefini, namusumuzu, bir gün vakarımızı, bir gün haysiyetimizi vuruyor. Her gün bizi vuruyor. Siz miting düzenliyorsunuz. Gazze’ye otel yapacağım diyen adama dostum diyorsunuz. Trump’a dostum diyorsunuz. Muhalefete kızar gibi kızın Trump’a. Aksakallılar Teşkilatımız var. Kıbrıs gözümüzün önünde bu durumda. Akdeniz’de bir oldu bitti durum var. Suriye’de bir PKK devleti var. Ege’de bir kıpırdanma var. Yunanistan’da bir askeri yığılma var. Başımızda büyük belalar var. Bu belalar varken siz diploma konuşuyorsunuz. Bu belalar varken siz siyasetin üzerinden bilek güreşi yapıyorsunuz. Teröre mesafesi olmayan hiç kimseye eyvallahımız yoktur. Trabzon terör sevmez. Terörü seveni sevmez. Teröre kırmızı çizgilerini, gevşeteni sevmez. İlkesiz, ölçüsüz siyaseti sevmez. Cumhurbaşkanlığı hesabı hevesi olanlar da dahil bu Trabzon meydanına teröre gülmüş adamlar olarak gelemezsiniz. Terörden medet umanlar olarak gelemezsiniz. HDP’yle kol kola gelemezsiniz. Adaletin üstüne yargı gölgesini yargının üstüne yargının üstüne siyaset gölgesini düşüremezsiniz.

H-2

PEYGAMBER KIZI FATIMA ÖLÇÜSÜ

Bir şeyler yapıyorsunuz. Yaptıklarınıza bakınca toplumsal beraberliğimiz güçlenmiyor. Devletin kurumları güçlenmiyor. Adalet güçlenmiyor. Uluslararası itibar güçlenmiyor. Ne yapıyorsanız bu yaptığınızdan AK Parti bile güçlenmiyor. Bir şey adaletliyse mutlaka adaletin sonucu devletin güçlenmesi, ekonominin güçlenmesi efendim itibarın güçlenmesi, devletin kurumlarının güçlenmesidir. Dolayısıyla yapıp ettiklerinize dikkat edeceksiniz. Biz adalet dostlara gösterilen değil siyasi rakiplerinize bile gösterebilmeyi başarabildiğinizdir. Peygamber kızı Fatıma ölçüsü o yüzdendir. Kendi arkadaşlarınıza gösterdiğiniz şeyin adı himayedir. Rakiplerinize gösterdiğiniz şeyin adı adalettir. Bizi imtiyazlı yapan şey, herkese adaleti, memleketin sığınacağı liman yapan şey, herkese objektif uygulanabilendir.

İBB’DEKİ YOLSUZLUK TARTIŞMALARI

Kendi belediye başkanlarınıza da yolsuzluk gerekçesiyle el çektirdiğiniz, kendi belediye başkanlarınıza da adalet mekanizmasının yolunu gösterseydiniz bugün hiç kimsesi de itiraz etmiyordu. 7 Büyükşehir Belediye Başkanı’nıza el çektirdiniz. Dediler ki bunlar bir takım münasebetsiz işler yaptılar. Bu FETÖ’cüleri kastederek bunlara imkanlar sundular. Bunlara sunulmuş imkanlarla bunların kuvveti oldular. Yedi büyükşehir belediye başkanına seçimden sonra el çektirip yönetimlerini değiştirip el koydular. Buraya kadar normal, anormal olanı söylüyorum. Eğer kendi belediye başkanlarınıza da adaletin yolunu gösterseydiniz. Kendi belediye başkanlarınızı da adaletin önünde hesap verecek hale getirseydiniz bugün hiç kimse size itiraz etmiyordu. Diyeceklerdi ki size adamlar kendi belediye başkanlarını da yargıladı. Dolayısıyla adaletten ayrılmıyorlar dedirtebilecektiniz. Ama siz şunu tercih ettiniz. Sizden yolsuzluğa bulaştığını iddia ettiklerinizi dinlendirdiniz, istirahat ettirdiniz, hatta ödüllendirdiniz. Ama muhalefetten bu ithamlarınıza konu olanları cezaevine gönderdiniz. Mahkeme kararı kesinleşene kadar masumiyet karinesi diye bir şey vardır. Mahkeme kararı gelene kadar insanlarına itibar suikastı yaparak devlet yönetilmez. Lekelenmeme hakkı diye bir şey vardır. Biz teröre mesafesi olan insanlarız. Müsamaha yok. Rüşvete müsamaha yok. Yolsuzluğa müsamaha yok. Para çalmaya müsamaha yok. Devletin bir kuruşuna müsamaha yok. AK Parti’ye de yok, CHP’ye de yok, anahtar partiye de yok. Kimseye yok. Herkese eşit uygulanacak. Adalet dediğiniz şey, herkese eşit uygulanınca sığınılacak bir limandır. Benim kabahat etmişlerime, benden olanlara himaye, rakiplerin canına okuma hevesi Türkiye’de, toplumsal beraberliği de devleti de iki paralık eder.

SEÇMEN SİZİN TAPULU MALINIZ DEĞİL

Memlekette siyasi avantaj kollamak için değil, derdi olanın derdini duyacaksınız. Biz devlete millete bağlılığı tartışılmaz insanlarız. Vatan millet sevdamızın üstüne bir terör gölgesi düşmedi Allah’a şükür. Benim 35 senelik siyasi mücadelemin gençlik yıllarından bu yaşıma kadar hiçbir evresinde teröre teröriste bir tebessüm düşmedi. Allah’a hamdolsun bu koordinatlardan sesleniyorum. Bu koordinatlardan ifade ediyorum. Sizin yapmak zorunda olduklarınızın başaramadıklarınızı çözmek zorunda olduğunuz halde çözemediklerinizin omuzumuza düşürdüğü sorumluluklarla meydanlardayız. Siz şimdi Neye sahip değilsiniz ki 2028’i kovalıyorsunuz? Şu anda neyiniz eksik sizin? Şimdi gücünüzün neyi eksik ki 2028 seçimlerini kovalıyorsunuz? Şu anda neyi yapamadığınız, hangi gücünüzün eksikliğini bahane yaptığınızda memleketiniz için gelecek seçimin telaşındasınız? Size 600 vekil versek şu anda yapamadığınız neyi yapacaksınız? Sizin probleminiz güç değil. Sizin probleminiz akıl. Sizin probleminiz ahlak. Sizin probleminiz yönetim mahareti. Sizin probleminiz milletinizi duymamak. Sizin probleminiz milletinizi unutmak, milletinizi anlamamak. Sizin probleminiz sizi seçenleri tapumu malınız saymak. Ne yaparsak yapalım bize nasıl olsa oy verecekler zannından dolayı sizin siyasetiniz böyle bozulmakla karşı karşıya kaldı. Seçmen sizin tapulu malınız değil.”

BHA

Ömer Çelik: “Terörsüz Türkiye hedefi için iç cepheyi güçlendirme çabamız sürecek” – Birlik Haber Ajansı


ANKARA-BHA

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Terörle mücadele, siyasi şiddet olayları ve demokrasiye yönelik mesajlar veren Çelik, “PKK’nın tüm şubeleri ve illegal unsurlarıyla silah bırakması, kendini feshetmesi dönüm noktası olacaktır” dedi.

Basın toplantısında ilk olarak TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in cenazesine değinen Çelik, “Görüşlerimiz farklı olabilir ancak cenazesinde ortaya çıkan tablo, onun farklı düşünceler arasında köprü kurma gayretinin takdir edildiğini gösterdi. Ailesine, Meclis’e ve DEM Parti’ye başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yapılan saldırıyı da kınayan Çelik, “Bu alçakça saldırıyı bir kez daha lanetliyoruz. Siyaset kurumu, geçmişte çeşitli şiddet olaylarına maruz kaldı. Bugün bu saldırıyı sadece bir lidere değil, demokrasiye ve tüm siyaset kurumuna yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Çelik, İmralı’dan gelen çağrının ardından terör örgütünün önümüzdeki günlerde silah bırakmasını ve kendisini feshetmesini beklediklerini söyledi.

Bu gelişmenin Türkiye için bir dönüm noktası olabileceğini vurgulayan Çelik, şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanımızın Meclis’ten yaptığı iç cepheyi güçlendirme çağrısı ve Sayın Bahçeli’nin tarihi stratejik açıklaması bu sürecin temel taşlarıdır. Terörsüz Türkiye hedefi, devlet politikasıdır. Terörün sona ermesiyle birlikte siyasi tansiyon da düşecek, demokrasi güç kazanacaktır. Her olumlu adım yeni bir olumlu gelişmenin önünü açacaktır.”

Açıklamasında siyasi polemiklere girmeyeceğini belirten Çelik, CHP’ye yönelik değerlendirmelerde bulunmadı. “Sayın Özel’in ‘Yapanın partisinin kökeni önemli değil’ demesi takdire şayandır. Bazı CHP’lilerin incitici açıklamaları oldu ancak bugün CHP’yi eleştirmeyeceğim. Mesajımız açıktır: Sayın Özgür Özel’e geçmiş olsun diyor, saldırıyı lanetliyoruz” dedi.



Source link

AK Parti Meclis Üyesi Ekrem Baki, muhalefete baskı olduğunu söyleyerek partisinden istifa etti – Birlik Haber Ajansı


ANKARA-BHA

Üsküdar Belediyesi Mayıs ayı 1. oturumunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Belediye Meclisi’nin AK Partili üyesi Ekrem Baki, meclis kürsüsünden yaptığı açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu. Baki, bundan sonraki sürece bağımsız meclis üyesi olarak devam edeceğini belirtti.

Meclis toplantısı, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş başkanlığında gerçekleştirildi. Gündem dışı söz alarak kürsüye çıkan Ekrem Baki, Türkiye’de muhalefete yönelik artan baskılara dikkat çekerek, bu ortamın kendi hukuk ve siyaset anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti. Baki, “Son günlerde ülkemizde yaşanan ve muhalefete karşı yürütülen ağır baskılar ile dozunun giderek artması, iyiye evrileceğine dair bir işaret görememem ve siyaset anlayışımın bu durumla bağdaşmaması nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa etmiş bulunuyorum.” sözleriyle kararını kamuoyuna açıkladı.

Baki’nin açıklamasının ardından salonda kısa süreli bir alkış tufanı koptu. CHP’li meclis üyeleri ayağa kalkarak Baki’yi tebrik etti. Yaşanan bu gelişme, oturumun en dikkat çeken anı oldu.



Source link

Meclis, 28. Devir 2. Yasama Yılı’nı tamamladı

AA

TBMM (AA) – 28. Periyot 2. Yasama Yılı çalışmalarına 1 Ekim 2023’te başlayan TBMM Genel Kurulu, bugünden itibaren 1 Ekim Salı gününe kadar tatile girdi. TBMM Genel Konseyinde bu yasama yılında 112 birleşim ve 547 oturum gerçekleşti.

AA muhabirinin derlediği bilgiye nazaran, TBMM Genel Şurasında bu yasama yılında, 50’si milletlerarası mutabakatların uygun bulunduğuna dair kanun teklifleri olmak üzere toplam 70 kanun teklifi kabul edilerek yasalaştırıldı.

Genel Heyette son olarak sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi ele alındı ve kabul edildi.

Bunun yanı sıra, en düşük emekli aylığının 12 bin 500 liraya çıkarılmasını da içeren Vergi Kanunları ile Kimi Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; kamuda tasarruf önlemlerine ait kanun teklifi; kripto varlıklara ait düzenlemeler içeren kanun teklifi; Türk Silahlı Kuvvetleri işçisine ait kanun teklifi; fahiş fiyat ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren kanun teklifi; emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin de yer aldığı 8. Yargı Paketi; çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren kanun teklifi; iktisada ait düzenlemeler içeren kanun teklifi; Aile ve Gençlik Fonu Kurulması Hakkında Kanun Teklifi; kentsel dönüşüme yönelik unsurlar içeren teklifin de ortalarında olduğu birçok değerli düzenleme, Genel Şurada kabul edilerek maddeleşti.

TBMM Genel Şurasında, 31 Ekim 2023 tarihinde 2024-2028 devrini kapsayan 12. Kalkınma Planı; 23 Ocak’ta da İsveç’in Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İştirakine Ait Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.

Öte yandan, Genel Konseyde görüşmelerine başlanan ve birtakım unsurları kabul edilen Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri yeni yasama yılına kaldı.

Komisyonlarda görüşmeleri tamamlanıp kabul edilen 9. Yargı Paketi ile Tüketicilerin Korunmasına Yönelik Kanun Teklifi’nin, Genel Heyette görüşmelerine başlanamadı. Fakat bu tekliflerin birtakım hususları, Genel Şuradaki görüşmeleri sırasında Vergi Kanunları ile Kimi Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne dercedildi.

Danışma Kurulu 118 kere toplandı

Milletvekilleri tarafından TBMM Başkanlığına 796 kanun teklifi verildi.

TBMM Genel Heyetinde 35 karar; 8 ortak bildiri kabul edildi.

Yasama Yılı’nda, TSK’nın hudut ötesinde vazife yapmasına imkan tanıyan 7 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi görüşülerek kabul edildi.

“Terörle uğraşta TBMM’nin odunsuz desteği”, “Fransa Ulusal Meclisinin 29 Nisan 2024 tarihli kararının kınanması”, “İsrail’in Refah katliamlarının lanetlenmesi”, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü” ve “İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ABD Kongresinde konuşması” bahisli 5 TBMM Başkanlığı tezkeresi de Genel Şurada kabul edilen kararlar arasında yer aldı.

Danışma Kurulu, bu yasama yılında 118 kere toplandı.

Bu yasama yılında 27 genel görüşme talebinden 7’si kabul edildi.

TBMM Genel Heyetinde, 11 Temmuz’da Srebrenitsa Soykırımı’nın unutturulmaması, Filistin halkına yönelik misal taarruzların ve bu çeşitten insan hakları ihlallerinin önlenmesine yönelik önlemlerin görüşülmesi hedefiyle genel görüşme yapıldı; 12 Ekim’de İsrail’in Filistin’e hücumlarına ait genel görüşme kapalı oturumda ele alındı.

4 bin 7 yazılı soru önergesi cevaplandı

Kabine üyeleri ve Meclis Başkanlığı tarafından cevaplanması talebiyle milletvekilleri tarafından 9 bin 437 yazılı soru önergesi verildi; bu önergelerin 4 bin 7’si cevaplandı.

Bu periyotta Erzincan’ın İliç ilçesindeki bir altın madeninde meydana gelen kazanın tüm taraflarıyla araştırılması ve emsal kazaların önlenmesine yönelik önlemlerin belirlenmesi emeliyle Meclis araştırması komitesi kuruldu.

Geçen yasama yılında, balıkçılık ve su eserleri bölümünde yaşanan meselelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi gayesiyle kurulan Meclis araştırması komitesi, bu devirde de çalışmalarını sürdürdü.

İhtisas ve Meclis araştırması komitelerinde 155 birleşim, 321 oturum gerçekleştirildi. Bu toplantılarda 823 saat 23 dakika çalışıldı; 27 bin 529 sayfa tutanak tutuldu.

Yasama Yılı’nda, 1’i vefat, 1’i “Anayasa’ya nazaran vekilliğin düşmesi”, 4’ü belediye başkanlığını tercih etme, 1’i de Bakan olarak atanma gerekçesiyle 7 kişinin milletvekilliği sona erdi.

Muhabir: Aynur Ekiz,Ahmet Buğra Olaç

The post Meclis, 28. Devir 2. Yasama Yılı’nı tamamladı appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

AK Parti’li Yenişehirlioğlu, siyasi parti kümelerini sahipsiz hayvanlar düzenlemesi hakkında bilgilendirdi

AA

TBMM (AA) – AK Parti TBMM Kümesi’nden yapılan bilgilendirmeye nazaran, TBMM Başkanlığına sunulması planlanan 5199 Sayılı Hayvanları Müdafaa Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ait kanun teklifiyle ilgili çalışmalar sürüyor.

Düzenlemeye yönelik çalışmaları kapsamında her bölümden fikir alan AK Parti Küme Başkanvekili Yenişehirlioğlu, bugün TBMM’de kümesi bulunan siyasi partilerin küme başkanvekillerini ziyaret ederek kanun teklifi hazırlıkları hakkında bilgi verdi.

Sürecin en sağlıklı, şeffaf ve sorun çözücü formda nihayete ermesini hedeflediklerini tabir eden Yenişehirlioğlu çalışmaların tıpkı hassasiyetle devam edeceğini belirtti.

Yenişehirlioğlu, bir müddettir üzerinde çalıştığı ve toplumun çeşitli kesitlerinden bilgi alarak hazırladığı raporu evvel Tarım, Orman ve Köyişleri Kurulu Lideri Vahit Kirişci ve AK Parti Küme Lideri Abdullah Güler’e, son olarak da bu hafta yapılan MYK toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunmuştu.

Muhabir: Aynur Ekiz

The post AK Parti’li Yenişehirlioğlu, siyasi parti kümelerini sahipsiz hayvanlar düzenlemesi hakkında bilgilendirdi appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Tütüncü: Antalya bilir, belediyecilik bizim işimizdir

Tütüncü: Antalya bilir, belediyecilik bizim işimizdir

ANTALYA- BHA

Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, Finike Seçim Koordinasyon Merkezi’nin(SKM) açılışına katıldı. AK Parti Antalya Milletvekilleri Atay Uslu, İbrahim Ethem Taş, MHP’nin Finike Belediye Başkan adayı Cenk Şimşek ve ilçe teşkilatlarının katıldığı SKM açılışı miting havasında büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Finike Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışında hemşehrilerine seslenen Tütüncü, “Finike’mizi Antalya’nın göz bebeği olan bir ilçe olarak, Türkiye’ye, bütün dünyaya takdim edeceğiz. Antalya bilir belediyecilik bizim işimizdir.” dedi. Finike Belediye Başkan adayı Cenk Şimşek’e destek istedi. Gün boyu ilçede sürdürdüğü seçim çalışmalarında kendisini sevgiyle
kucaklayan Finikelilere teşekkür etti.

FİNİKE’NİN ALTIN ÇAĞINI BAŞLATMAYA GELDİK
“Kalbimizdeki gönlümüzdeki sevgilerle, önümüzdeki 5 yıl için sizlerden yetki talep etmeye geldim.” diyerek sözlerini sürdüren Tütüncü, “Bugün buraya Antalya’nın altın çağını, Finike’nin altın çağını başlatmaya geldik. Finike sadece Antalya’nın değil Akdeniz’in en güzel şehirlerinden birisi… Cenab-ı Allah buraya her türlü güzellikleri bahşetmiş. Bir yanda masmavi deniz, diğer taraftan yemyeşil portakal bahçeleri, tepeleri karlı Beydağları, diğer taraftan dağların eteklerinde yaylalar, Akdeniz’in incisi bu güzel şehrin daha iyi hizmetleri hak ettiğini düşünüyoruz. Finike’nin güzel insanları eserlerinde hizmetlerinde en güzeline layıktır.

İşte biz bunu başarmaya geldik buraya… Bu güzel şehre bakıldığı zaman belediye hizmetlerinin aksak
olduğu bir Finike görüyoruz. Ziyaretlerimiz sırasında bir hemşehrimiz, Finike’ye sıcak asfaltı en son Menderes Türel’in büyükşehir belediye başkanlığı döneminde gördüğünü söyledi.Bizlerle Finike nice güzel hizmetler görecek. ”dedi.

FİNİKE’YE HİZMET GELECEK, HİZMET
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyecilikle ilgili bir sözünü hatırlatarak sözlerin devam eden Tütüncü, “Bir belediye başkanı o kentteki çöple, çukurla, çamurla mücadele edemiyorsa o belediye başkanlığını bırakıp gitsin diyor. İşte, en iyi hizmet için Antalya’da Hakan Tütüncü’yü, Finike’de Cenk Şimşek kardeşimi iş başına getireceksiniz. Biz sevdaların vakti diyerek yola çıkacağız. Başta yolu, kaldırımı, parkları, kütüphaneleri, destek eğitim kursları, sanayi siteleri, esnaf siteleri ve bir önceki dönem başlamış ancak bu 5 yıllık fetret devrinde yeterince hizmet alamamış büyükşehir tesislerini yeniden ihya etmek suretiyle Finike’mizi Antalya’nın bir göz bebeği olan bir ilçe halinde Türkiye’ye, bütün dünyaya takdim edeceğiz.

Finike dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip… İşte o sahil yolunu bir cennetbahçesine çevireceğiz, Kumluca’ya kadar orası Türkiye’nin güzel sahillerinden, sahil parklarından biri haline gelecek. Hiç endişeniz olmasın Cenk kardeşimle, bunu başaracağız. Bir şehir yeşilliği, ağacı, peyzajı, sahilleri, yolları ile size gülüveriyorsa, orada hemşehrilerine hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşan bir belediye başkanı ve onun ekibi var demektir.

Ancak, Finike girişte yüzünüze gülüvermiyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetleri ile, Cenk
kardeşimin Finike belediyesinde ortaya koyacağı performansla ilçeye gelenler bu kentin portakalıyla, sahiliyle bütünleşen daha nice güzellikleri görecekler. Finike’ye hizmet gelecek, hizmet.“diye konuştu.

FİNİKE’DE DE BAŞARACAĞIZ

“Belediye başkanlığı makamları vakit tüketilecek yerler değildir.” diyerek sözlerini sürdüren Tütüncü, “Belediye başkanlığı makamları, halkınız için, şehriniz için hizmet üretilecek yerlerdir. Kepez’de 15 yıl boyunca hemşehrilerimizin bize verdiği yetki ile Kepez’i nerede nereye getirdik. Bu belediyecilik hizmet trafiğini şimdi Antalya Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Finike’ye gelecek. Kepez’de yaptık, Kepez’de başardık. Finike’de yapacağız, Finike’de de başaracağız.

Finike, Türkiye’nin en güzel ilçesi olacak. Kaymak gibi yolları olacak, içme suyu götürülememiş bir tek yerleşim yerinin olmayacağı bir Finike olacak. Tarımsal sulama projeleri gerçekleştireceğiz ve turizmle birlikte yerel kalkınmaya bambaşka projelerle farklı bir enerji aktaracağız. Bunu Hakan Tütüncü ile çok tecrübeli ekipleri yapacak. Antalya bilir belediyecilik bizim işimizdir. Hep birlikte kol kola gönül gönüle gireceğiz, önce güçlerimizi birleştireceğiz.

Güçlü Finike’yi, güçlü Antalya’yı ve güçlü Türkiye’yi Cumhurbaşkanımız önderliğinde, Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin önderliğinde Cumhur İttifakı ruhu ile başaracağız, başaracağız.” dedi.
Tütüncü, Finike ziyareti sırasında yanında bulunan AK Parti Antalya Milletvekilleri Atay Uslu ve İbrahim Ethem Taş ile vatandaşın derdi ile dertlenen AK Parti’nin tüm Antalya milletvekillerine her zaman yanlarında oldukları için teşekkür etti.

The post Tütüncü: Antalya bilir, belediyecilik bizim işimizdir appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Başkan adayı doktordan kazazedeye acil müdahale

Başkan adayı doktordan kazazedeye acil müdahale

Serik İlçesi’nden belediye başkan adayı gösterilen Dr. Kadir Kumbul aday tanıtımına katılmak üzere Ankara’ya gitti. Karayolu ile giden Kumbul Konya’nın Beyşehir İlçesi yakınlarında bir gencin kaza yaptığını gördü. Kumbul ve beraberindeki CHP ekibi yaralanan motosikletinden düşen Kerem Suyabatmaz’ın yanına gittiler.
Ambulans gelinceye kadar yaralı gence CHP Serik Belediye Başkan Adayı Dr. Kadir Kumbul müdahale etti. Kumbul ambulans gelinceye kadar beklerken, “Doktorun mesaisi olmaz. Önce insan hayatı” dedi.

The post Başkan adayı doktordan kazazedeye acil müdahale appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Kurtulmuş: TBMM bütünüyle terörle meşru ve hukuki mücadelede Silahlı Kuvvetlerimizin yanındadır

TBMM (AA) – Kurtulmuş, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i ziyaret ederek, Pençe-Kilit Operasyon bölgesindeki şehitler için başsağlığı diledi.

Ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, kahraman askerlerin şehadeti üzerine milletçe derin üzüntü yaşadıklarını belirten Kurtulmuş, “Milletçe içimiz yanıyor, içimiz kan ağlıyor. Günler geçtikçe bu acımız daha da derinleşiyor. Milli iradenin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bütünüyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bu haklı ve meşru müdafaasında, bu mücadelesinde yanında olduğumuzu ifade etmek hem taziyelerimizi bildirmek hem de Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin desteğini ifade etmek için buradayız.” diye konuştu.

Kurtulmuş, “Aziz milletimiz, terör örgütlerine karşı verilen mücadelede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve güvenlik güçlerimizin yanındadır.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, hain bir çeteye, hain bir terör örgütüne ve sadece birkaç bin kişiden müteşekkil terör örgütüne değil, onlara lojistik, istihbari, askeri, siyasi her türlü desteği veren şer odaklarına karşı bir mücadele verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, bu mücadelede mutlaka ve mutlaka Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kazanacağını vurguladı.

Birlik beraberlik içerisinde, terör örgütü PKK/PYD başta olmak üzere bütün terör örgütlerine karşı amasız, fakatsız bir mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Bu mücadelede Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ordumuzun, güvenlik güçlerinin yanında olmak milli bir sorumluluktur, milli bir vazifedir. Bu anlamda milletimizi temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, bütünüyle bu meşru ve hukuki mücadele içerisinde Silahlı Kuvvetlerimizin yanındadır. Cenabıallah milletimize büyük sabırlar versin. Bu acıların dindirilmesi için milletçe, hep birlikte dayanışma içerisindeyiz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, sevenlerine, dostlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, güvenlik camiamıza başsağlığı ve derin sabırlar diliyorum. İnşallah bunların hepsinin üstesinden geleceğiz.”

“Bölgede oynanan oyunu fevkalade iyi biliyoruz”

Kurtulmuş, karşı karşıya kalınan bu saldırıların, basit bir saldırıdan ibaret olmadığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bölgede oynanan oyunu fevkalade iyi biliyoruz. Bu oyunun arkasında kimlerin olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Bir asır evvel koskoca Osmanlı Cihan Devleti’ni birkaç on yıl içerisinde paramparça ederek dağıtan ve ondan sonra emperyalist sömürü planlarını bu bölgede gerçekleştirenler bugün bu oyunun ikinci sahnesini ortaya koymak istiyorlar. Bu sahneyi ortaya koyarken de hain, kalleş terör örgütlerini kendi vekalet savaşlarının bir aracı, bir unsuru, kirli bir taşeron grubu olarak kullanıyorlar. Bu oynanan oyunun farkındayız.

Orta Doğu’daki gelişmeleri hep beraber görüyoruz. Bu bölgenin daha fazla dağılmasının, parçalanmasının, bölünmesinin senaryosu olan bu terör siyasetinin sona erdirilmesi için Türkiye olarak sonuna kadar mücadele edeceğiz ve Allah’ın izniyle mutlaka kazanacağız. Biz bu oyunu bozacağız; arkasında kim olursa olsun, bunlara kim silah, askeri, lojistik, istihbari destek sağlarsa sağlasın, sonunda kazanan Türk milleti olacaktır, devletimiz olacaktır. Allah’ın izniyle bu hainleri ve arkasındaki hain planları darmadağın ederek bu bölgenin sulh ve selamet içerisinde olmasını hep birlikte sağlayacağız. Milletçe bir ve beraberiz. Hep birlikte bu ortak milli hedef doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerimize, emniyet kuvvetlerimize sonsuz desteğimizi bir kere daha teyit etmek için buradayız. Başımız sağ olsun. Allah rahmet etsin. Bütün kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimize başsağlığı diliyorum.”

Muhabir: Ali Kemal Akan

AA

The post Kurtulmuş: TBMM bütünüyle terörle meşru ve hukuki mücadelede Silahlı Kuvvetlerimizin yanındadır appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

CHP Lideri Özel AYM önünde: Bir kalkışmayla karşı karşıyayız

CHP Lideri Özel AYM önünde: Bir kalkışmayla karşı karşıyayız

Yargıtay’ın, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay için verdiği ‘hak ihlali’ kararı ardından kararın uygulanmamasını hükmetmesi ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusundan bulunması nedeniyle tepkiler devam ediyor.

Cumhuriyet Halk Partililer (CHP), Yargıtay’ın kararına tepki göstermek amacıyla AYM önünde açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, burada yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde anayasal rejimin ortadan kaldırılması ve bir kalkışmayla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Özel, ”Cumhurbaşkanının dün uçakta kullandığı ve bugün sabah 10’a kadar ambargolu olan ifadeler bir yargı kriziydi. Ama bugün sabah 10’da Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını duyduktan sonra bunun Erdoğan liderliğinde anayasal rejimin ortadan kaldırılması ve bir kalkışmayla karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor.” diye konuştu.

The post CHP Lideri Özel AYM önünde: Bir kalkışmayla karşı karşıyayız appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Başkan Yıldız” Rotamız net, pusulamız millet!

Başkan Yıldız” Rotamız net, pusulamız millet!

Kayhan İNCEOĞLU – BHA / Malatya

Malatya genelinde çalışmalarına devam eden İyi Parti Malatya İl teşkilatı 2024 yerel seçimlere hazırlanıyor. Seçimlerde büyük sürpriz yapacağı kamuoyunda konuşulan İyi Parti Malatya’da önemli isimler ile de dirsek temasında.

İlçe ziyaretleri kapsamında Doğanşehir İlçe Teşkilatıyla buluşan İYİ Parti Malatya İl Başkanı Serdar Yıldız”  İYİ Parti Doğanşehir İlçe Başkanlığımızı ziyaret ederek İlçe Başkanımız Süheyla Kurnaz ve İlçe Teşkilat Üyelerimizle deprem sonrasında sürdürülen çalışmalar doğrultusunda Doğanşehir İlçemizde vatandaşlarımızın sorunlarını istişare ettik.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in belirlediği  “Hür ve Müstakil Politikalar” doğrultusunda tüm hemşerilerimizi ortak müştereklerde buluşturmaya devam edeceğiz.

Depremin acılarını saracak daha yaşanılabilir bir Doğanşehir için Yerel Seçim sürecinde güçlü kadrolarımızı oluşturmaya devam ediyoruz. Rotamız Net, Pusulamız Millet!”

The post Başkan Yıldız” Rotamız net, pusulamız millet! appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Muhasebeci Ve Mali Müşavirler Eğirdir’de Şenlikte Buluştu

Muhasebeci Ve Mali Müşavirler Eğirdir’de Şenlikte Buluştu

ISPARTA – BHA

Her yıl geleneksel hale gelen ‘Muhasebeci ve Mali Müşavirler Şenliği’nin bir yenisi bugün saat 10.00’de Eğirdir Rüya Park Kır Düğün Salonunda yapıldı.
Programa Eğirdir Belediye Başkanı Veli GÖK, SGK İl Müdürü Hüseyin Karagöz, İş Kur İl Müdürü Mustafa Höke, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Tufan Uysal, Burdur Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Gürhan Özveren, Isparta Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Hüseyin Karaca ve Yönetimi ile Isparta genelinde hizmet veren muhasebeci ve mali müşavirler ve aileleri katıldı.
Isparta Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Hüseyin Karaca; ‘Bu güzel ortamı bize önceden tertipleyen Eğirdir Belediye Başkanımız Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Veli Gök beye ne kadar teşekkür etsek azdır. Büyük bir stres altında çalışan meslektaşlarımız böyle bir ortamı özlemişler. Hepinize katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyoruz.’ dedi.
Eğirdir Belediye Başkanı Veli Gök; ‘Ekonominin bel kemiği maliyecilik veya mali müşavirliğin ülkemizde çok ayrı bir yeri var. Her yaptığımız işin mutlaka bir bütçesi var, bu bütçeyi tasarlamak, yönlendirmek, planlamak ve doğru planlamak biz mali müşavirlerin işi, sonuçta da hem ailenin hem işletmenin hem de devletin sağlam bütçeyle yürümesi konsun da en büyük emeği sizler veriyorsunuz. Böyle bir programın Eğirdir’de düzenlenmesinde öncülük eden oda başkanımıza ben gerçekten çok teşekkür ediyorum. Sizlerin her birinize hoş geldiniz diyor meslekte başarılar diliyorum.’ dedi.
Programa katılan İl ve İlçe daire müdürleri ve katılımcıların konuşmalarının ardından kahvaltı programı gerçekleşti. Davetliler arasında yapılan hediye çekilişi ve Eğirdir Gölü’nde tekne turuyla devam eden programda serbest muhasebeci ve mali müşavirler ve aileleri gönüllerince eğlendi.

The post Muhasebeci Ve Mali Müşavirler Eğirdir’de Şenlikte Buluştu appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Vekil İncesu’dan Vali Çiçek’e Hayırlı Olsun Ziyareti

Vekil İncesu’dan Vali Çiçek’e Hayırlı Olsun Ziyareti

ARDAHAN/Özkan KARAKAYA – BHA

Geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayınlanan Valiler Kararnamesi ile Gaziantep ili Şahinbey İlçe Kaymakamlığı görevinden ilimize Vali olarak atanan Hayrettin Çiçek’e hayırlı olsun ziyaretleri devam ediyor. Bu kapsamda chp İl Başkanı Yalçın Taştan ile birlikte Ardahan Valiliğine giden milletvekili Özgür Erdem İncesu, Ardahan’ın yeni valisi Hayrettin Çiçek’i makamında ziyaret edip, görevinde başarılar diledi. CHP Ardahan Milletvekili Özgür Erdem İncesu, ziyaret hakkında yaptığı açıklamada; “Memleketimizde görevine yeni başlayan Valimiz Hayrettin Çiçek’i makamında ziyaret ettik. Kendilerine yeni görevlerinde başarılar diledik, gösterdikleri misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

The post Vekil İncesu’dan Vali Çiçek’e Hayırlı Olsun Ziyareti appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

❌